Büyükbaba Domuz'un Küçük Treni! 🐷🚂 @PeppaPigOfficial - Altyazılı Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video açıklaması: Büyükbaba Pig, otomobil tekerlekleri takılmış minyatür lokomotif Gertrude’u tanıtır ve çocukları gezdirir. Okul otobüsü çamura saplanıp kurtarma kamyonu da onu çıkaramayınca Gertrude otobüsü başarıyla dışarı çeker ve sıradan bir oyuncaktan çok daha fazlası olduğunu kanıtlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have come to play — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının kişilerin olayın geçtiği yere ulaşmış ve hâlâ orada olduklarını, mastarın ise geliş amaçlarını belirttiğini anlayın. Bu birleşimi bir hikâyeye başlarken karakterlerin şu anda nerede bulunduğunu ve oraya ne yapmak için geldiklerini birlikte açıklamak üzere kullanabilirsiniz. 2. Maybe we should — Konuşma edimbilimi ve tutum: Emir veriyormuş gibi görünmeden plan değişikliği önermenin nazik bir yolunu tanıyın. Bu başlangıcı bir güzergâhı tartışırken, birlikte çözüm ararken veya daha güvenli bir seçenek sunarken kullanabilir; diğer kişilere öneriyi değerlendirme ve kabul etme alanı bırakabilirsiniz. 3. tow me out of the mud. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: tow + nesne + out of + yer biçimindeki kurtarma kalıbını öğrenin; burada tow, bir aracı zor bir konumdan çekerek çıkarmaktır. Böylece yol yardımını açıkça anlatabilir ve çekme işlemini taşıma ya da yalnızca başka bir aracı takip etme eyleminden ayırabilirsiniz.
Bu derste
Peppa and George have come to play in Granny and Grandpa's garden. Dilbilgisi
0:05Peppa ve George, Büyükanne ve Büyükbaba'nın bahçesinde oynamaya geldiler.
have come to play: bir amaçla gerçekleşmiş olan geliş
Burada have come, come fiilinin present perfect biçimidir. Gelme eylemi tamamlanmıştır ve sonucu şu an için önemlidir: Peppa ile George şimdi bahçededir. Bu yapı alışılmış veya tekrarlanan bir ziyareti anlatmaz. to play mastarı, geliş amaçlarını belirtir. Birinin bir şey yapmak amacıyla gelmiş olduğunu anlatmak için have/has come to + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
come fiilinin present perfect biçimini ve ardından amaç bildiren help fiilini kullanın: Nora and Sam ____ us move the chairs.
Cevabı göster
have come to help
That's perfect timing: tam doğru anda gerçekleşmesi
That's perfect timing, bir şeyin gerçekleştiği anı değerlendirir: o an mevcut duruma son derece uygundur. Birisi geldikten sonra söylendiğinde çoğu zaman “Size tam ihtiyaç duyulduğu anda geldiniz” anlamına gelir. Burada timing, bir olayın diğer olaylarla veya ihtiyaçlarla zaman bakımından nasıl örtüştüğünü anlatır; saatin gösterdiği zamanı anlatmaz.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız, bir kutuyu taşımak için yardıma ihtiyaç duyduğunuz anda geliyor. En doğal yanıt hangisidir?
- Take your time.
- It's about time.
- That's perfect timing.
Cevabı göster
That's perfect timing.
I've just finished making: have just finished + -ing yapısı
I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Have just finished, bir etkinliğin çok kısa süre önce bittiğini ve sonucunun şu anla ilgili olduğunu belirtir. Finish fiilinden sonra etkinliği adlandıran başka bir fiil gelirse bu fiil -ing biçimini alır: finished making. Yeniden kullanılabilecek kalıp have/has just finished + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Have just finished yapısını ve write fiilinin -ing biçimini kullanın: I ____ the report, so you can send it now.
Cevabı göster
have just finished writing
may we ask what it is?: nazik rica ve dolaylı soru
May we ask...?, bilgi istemeden önce kullanılan nazik bir giriş ifadesidir. Burada Can we ask...? veya doğrudan sorulan What is it? sorusundan daha resmî ve törensel duyulur. What it is, ask fiilinin nesnesi olan dolaylı sorudur. Wh- ile başlayan dolaylı sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır: what + özne + fiil. Bu yüzden what is it değil, what it is denir.
Alıştırma
Bir müzede grubunuz adına konuşuyorsunuz. Hangi cümle hem naziktir hem de dolaylı soru söz dizimini doğru kullanır?
- May we ask where is the exit?
- May we ask where the exit is?
- May we asking where the exit is?
Cevabı göster
May we ask where the exit is?
miniature locomotive: yalnızca oyuncak tren değil, küçük ölçekli bir lokomotif
Bu cümlede miniature, lokomotifin normal ve tam boyutlu bir örnekten daha küçük olduğunu anlatır. Locomotive, bir treni çeken veya iten motorlu demiryolu aracıdır; bu nedenle genel train sözcüğünden daha kesin bir terimdir. Bu ifade nesneyi boyutuna ve araç türüne göre adlandırır. Tek başına lokomotifin oyuncak olduğunu söylemez: miniature locomotive, gerçekten çalışan küçük ölçekli bir makine olabilir.
Alıştırma
Bir demiryolu müzesinde kendi rayında çalışan küçük ölçekli bir buharlı lokomotif var. Onu oyuncak olarak adlandırmadan en kesin biçimde hangi ifade tanımlar?
- toy train
- full-size locomotive
- miniature locomotive
Cevabı göster
miniature locomotive
But doesn't it need railway tracks to run on? Dilbilgisi
0:41Ama gitmesi için tren raylarına ihtiyacı yok mu?
Doesn't it need ... to run on?: olumlu cevap beklentisi ve sonda kalan on
Doesn't it need ...? olumsuz bir sorudur. Konuşan kişi cevabın olumlu olmasını zaten bekler —bu tür bir araç normalde raylara ihtiyaç duyar— ve soruyu tamamen tarafsız bilgi istemek yerine beklenmedik bir iddiaya karşı çıkmak veya açıklama istemek için kullanır. railway tracks to run on ifadesinde railway tracks, aracın üzerinde ilerlediği şeyi belirtir. İngilizcede on edatı bu to yapısının sonunda yaygın olarak bırakılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp need + şey + to run on şeklindedir; need railway tracks to run on bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Biri küçük bir raylı aracın her yerde ilerleyebileceğini söylüyor. Siz raylara ihtiyaç duymasını bekliyordunuz. Hangi yanıt hem bu beklentiyi gösterir hem de run on ilişkisini eksiksiz korur?
- Doesn't the cart needs rails to run on?
- Does the cart need rails to run?
- Doesn't the cart need rails to run on?
Cevabı göster
Doesn't the cart need rails to run on?
I fitted Gertrude with car wheels so she can go anywhere she likes. Notlar
0:45Gertrude'a araba tekerlekleri taktım, böylece istediği yere gidebilir.
fit X with Y: Y ekleyerek X'i donatmak
Fit X with Y, Y'yi X'e takmak ya da X'i Y ile donatmak demektir. Bu cümlede Gertrude, değiştirilen nesne olan X; car wheels ise eklenen donanım olan Y'dir. Geçmiş zaman biçimi fitted şeklindedir. Bu yapı özellikle araçların, makinelerin, odaların veya başka şeylerin donatılmasını ya da değiştirilmesini anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi fit fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve fit X with Y yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: The mechanic ____ the van ____ new seats.
Cevabı göster
fitted · with
so she can ... anywhere she likes: böylece istediği her yere gidebilir
Burada so, değişikliğin amacını veya değişiklik sayesinde mümkün olan sonucu anlatır: Gertrude'ün serbestçe hareket edebilmesi için bu değişiklik yapılmıştır. Eylem + so + özne + can + fiil yapısında so çoğu zaman “-ebilmesi için” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. Anywhere she likes, “onun seçtiği herhangi bir yere” demektir. Burada likes, bir şeyden hoşlanmayı değil, seçimi veya isteği ifade eder. She, Gertrude'ü belirtir; adı olan araç için she kullanılması araca insani bir özellik kazandırır.
Alıştırma
Cümleyi so + özne + can ve anywhere ... likes kullanarak tamamlayın: Maya got an all-day pass ____ she can travel ____.
Cevabı göster
so · anywhere she likes
ride in Gertrude: içine girilebilen bir araç için in kullanmak
Burada Gertrude, Büyükbaba'nın küçük treninin adıdır. Ride in Gertrude, onu yolcuların içine girebildiği bir alanı olan araç olarak ele alır. Gertrude özel ad olduğu için önünde a ya da the kullanılmaz. İlgeç, konuşanın yolcunun konumunu nasıl gördüğünü gösterir. In, yolcuyu aracın içinde gösterir; İngilizcede daha büyük toplu taşıma araçları ve üzerine oturularak ya da bacaklar iki yana açılarak binilen şeylerle sık sık on kullanılır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi in veya on ile tamamlayın: Maya climbed into the enclosed cart and rode ____ it around the garden.
Cevabı göster
in
Hop aboard: bir araca binmek için canlı bir davet
Hop aboard, birine bir araca binmesini söyleyen kısa ve canlı bir davettir. Hop sözcüğü kelime anlamıyla küçük bir sıçrama yapmak demektir; ancak burada asıl işlevi daveti hızlı ve neşeli göstermektir. Gerçekten sıçramak gerekmez. Aboard, bir trene, tekneye veya benzer bir araca binmek ya da o araçta bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede hangi araçtan söz edildiği durumdan belli olduğu için tek başına kullanılır.
Alıştırma
Bir gezi teknesi kalkmak üzere. Hangi cümle binmek için samimi ve canlı bir davettir?
- Stay ashore!
- Hop aboard!
- Move along!
Cevabı göster
Hop aboard!
Full steam ahead: tüm güçle ilerlemek
Full steam ahead başlangıçta bütün buhar gücünü kullanarak ileri gitmeyi anlatıyordu. Buharlı tren sahnesinde bu gerçek anlamlı görüntüyü korur ve enerjik bir komut işlevi görür. Daha sık olarak mecaz anlamda kullanılır: en yüksek çabayla ve gecikmeden ilerlemek. Bir planın, projenin veya hazırlığın devam etmesi için açıkça onay verildiğinde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede full steam ahead doğal biçimde kullanılmıştır?
- The budget is approved, so it's full steam ahead with the launch.
- We have no plan yet, so it's full steam ahead.
- The safety report is incomplete, so it's full steam ahead.
Cevabı göster
The budget is approved, so it's full steam ahead with the launch.
Peppa and George love Grandpa's little train.
1:01Peppa ve George, Büyükbaba'nın küçük trenini çok seviyor.
Grandpa's little train goes choo choo choo, Kelime
1:05Büyükbaba'nın küçük treni çuf çuf çuf yapar,
goes choo choo choo: go fiilinden sonra ses sözcüğü kullanmak
Burada goes, gitmek anlamına gelmez. go fiilinin hemen ardından bir sesi taklit eden sözcük geldiğinde, o sesi çıkarmak anlamına gelir. The train goes choo choo choo, trenin tekrar tekrar choo sesi çıkardığını anlatır. Grandpa's little train öznesi üçüncü tekil kişidir, bu yüzden geniş zamanda go, goes biçimine dönüşür. Aynı yapı başka makineleri, hayvanları veya ani sesleri de anlatabilir; özellikle şarkılarda, öykülerde ve canlı anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
‘Bu sesi çıkarır’ anlamını vermek için cümleyi go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every morning, the little alarm ____ beep, beep, beep.
Cevabı göster
goes
all day long: bütün gün boyunca
All day long, bir şeyin bir gün boyunca sürmesi veya tekrar tekrar olması demektir. Bu cümlede trenin günün uzun bir bölümünde ses çıkarmaya devam ettiğini anlatır; bunun her saniye aralıksız gerçekleşmesi gerekmez. Bu ifade genellikle anlattığı eylemden sonra gelir ve “Ne kadar süre?” sorusuna cevap verir. Long sözcüğü sürenin uzunluğunu vurgular.
Alıştırma
Havlamanın birçok farklı günde değil, tek bir günün büyük bölümünde veya tamamında sürdüğünü anlatan cümle hangisidir?
- The dog barked every day.
- The dog barked all day long.
- The dog barked one day.
Cevabı göster
The dog barked all day long.
see someone doing: devam eden bir eylemi görmek
see you playing toy trains ifadesinde you, see fiilinin nesnesidir; playing toy trains ise görüldüğün anda ne yaptığını anlatır. Yeniden kullanılabilecek yapı see + nesne + fiil-ing şeklindedir. Bu yapı bir eylemi devam ederken gösterir, bu yüzden gözlemleyen kişi eylemin yalnızca bir bölümünü görmüş olabilir. Bu yapıda fiilden önce to kullanılmaz: see someone doing denir, see someone to do denmez.
Alıştırma
Devam eden bir eylemi göstermek için cook fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: When I entered the kitchen, I saw Ben ____ dinner.
Cevabı göster
cooking
little lorry: Britanya İngilizcesinde “kamyon” ve hafif takılma tonu
Britanya İngilizcesinde lorry, büyük bir kara yolu aracını, özellikle yük taşımak için kullanılan bir aracı ifade eder; Amerikan İngilizcesinde genellikle truck kullanılır. Bu cümlede little boyutu anlatabilir, ancak kamyonu daha önemsiz gösteren bir etki de yaratabilir. Sahibi aracıyla gurur duyduğu için your little lorry tamamen tarafsız olmaktan çok hafifçe takılan bir ifade gibi duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede little lorry en olası olarak ne anlatıyor?
- Kesinlikle çok küçük olan oyuncak bir tren.
- Bir kamyon; little sözcüğü anlatımı hafifçe takılan bir tona sokabilir.
- Yeni onarılmış yeni bir kamyon.
Cevabı göster
Bir kamyon; little sözcüğü anlatımı hafifçe takılan bir tona sokabilir.
My breakdown truck is a proper work vehicle. Kelime
1:46Benim kurtarıcı çekicim düzgün bir iş aracıdır.
breakdown truck: yol yardım ve kurtarma aracı
Breakdown truck, başka bir araç arızalandığında yardıma gönderilen bir araçtır. Yol kenarında yardım sağlayabilir veya hareket edemeyen aracı çekebilir. Breakdown, kamyonun ilgilendiği sorun türünü belirtir. Kamyonun kendisinin arızalı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede breakdown truck doğru kullanılmıştır?
- A breakdown truck took twenty children to school.
- A breakdown truck came to tow our car after the engine stopped.
- A breakdown truck delivered fresh bread to the shop.
Cevabı göster
A breakdown truck came to tow our car after the engine stopped.
proper work vehicle: gerçek bir iş aracı
a proper work vehicle ifadesindeki proper, bir şeyin gerçek olduğunu veya o adı gerçekten hak ettiğini belirtir. Konuşan kişi, çekicinin yalnızca oyun ya da sergileme amacıyla kullanılan bir şey değil, gerçekten çalışmak için kullanılan bir araç olduğunu vurgular. Burada proper, aracın niteliğini ve konumunu güçlendirir. Bir kurala uyması bakımından doğru olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“My breakdown truck is a proper work vehicle,” cümlesinde konuşan kişi neyi vurguluyor?
- Yasal olarak yola çıkmasına izin verilen tek araçtır.
- Doğru yere park edilmiştir.
- İş için kullanılan gerçek bir araçtır.
Cevabı göster
İş için kullanılan gerçek bir araçtır.
It's your choice Danny, if you'd rather play trains. Notlar
1:55Seçim senin Danny, eğer trenle oynamayı tercih edersen.
It's your choice: kararı karşı tarafa bırakmak
It's your choice, diğer kişinin karar verebileceği anlamına gelir. Konuşan kişi, Danny'ye ne yapacağını doğrudan söylemek yerine kararın kontrolünü ona verir. Bu ifade izin verebilir veya bir öneriden sonra geri çekilerek öneriyi yumuşatabilir. Farklı durumlarda, olacakları diğer kişinin tercihinin belirleyeceğini göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın yürümesi veya otobüse binmesi sizin için uygundur. Hangi cümle kararı gerçekten arkadaşınıza bırakır?
- I've made the choice for you: you'll take the bus.
- You have no choice: you must take the bus.
- It's your choice: you can walk or take the bus.
Cevabı göster
It's your choice: you can walk or take the bus.
if you'd rather play trains: tercihi nazikçe ifade etmek
Bu cümlede if you'd rather play trains, “trenlerle oynamayı tercih edersen” anlamına gelir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; would rather ise mevcut veya bağlamdan anlaşılan seçeneklerden hangisinin tercih edildiğini belirtir. Would rather ifadesinden sonra fiilin yalın hâli doğrudan gelir: would rather play. Araya to konmaz. It's your choice ifadesinden sonra bir if yan cümlesinde kullanılması, karşıdaki kişinin tercihini kabul eder ve karar dayatmak yerine seçeneği nazikçe sunar.
Alıştırma
Dışarıda oynamanın tercih edildiğini belirtmek için cümleyi would rather + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: If you'd ____ outside, we can go to the park.
Cevabı göster
rather play
to our left we can see: manzaradan önce yönü belirtmek
To our left, yan cümlenin başına yerleştirilmiş bir yön ifadesidir. Önce dinleyicilere nereye bakmaları gerektiğini söyler; ardından we can see o yönde görülen şeyi tanıtır. Önce yönün, sonra görüntünün verildiği bu bilgi sırası; turlarda, rota tariflerinde ve canlı görsel anlatımlarda yaygındır. Yapı, To our right, we can see ... veya Ahead of us, we can see ... şeklinde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
“Sağımızda” anlamına gelen yön ifadesini başa getirerek tur rehberi cümlesini tamamlayın: ____, we can see the old bridge.
Cevabı göster
To our right
I'm giving the children an educational bus tour. Kalıp ifadeler
2:21Çocuklara eğitici bir otobüs turu yaptırıyorum.
giving the children an educational bus tour: give someone a tour yapısı
Give someone a tour, bir kişiye veya gruba çevreyi gezdirirken gördüklerini göstermek ve açıklamak anlamına gelir. Yapı give + kişi + a tour şeklindedir. Bu cümlede turu alan taraf the children ifadesidir. Educational ve bus sözcüklerinin ikisi de tour sözcüğünü niteler; turun amacını ve türünü belirtir. Aynı yapı bir binayı gezdirirken, yürüyüş turunda veya rehberli başka bir tanıtımda kullanılabilir.
Alıştırma
Give someone a tour yapısını ve Maya'yı karşılayan nesne zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: On her first day, Maya's manager offered to ____ of the office.
Cevabı göster
give her a tour
They certainly are: be ile güçlü katılma
They certainly are, be ile kurulmuş önceki bir ifadeye güçlü biçimde katılmanın bir yoludur. Certainly kesinliği artırır ve “Evet, kesinlikle” demeye benzer bir anlam verir. Are, daha önce söylenen be yapısının ve tamamlayıcısının yerini alarak tekrar yapılmasını önler. Burada they, trains sözcüğünü ifade eder. Be biçimi önceki fiil ve zamanla eşleşmelidir: önce trains are... kullanılmışsa kısa cevap They certainly are. olur.
Alıştırma
Biri “The trains are very useful.” diyor. “Very useful” ifadesini tekrarlamadan güçlü biçimde katılan cevap hangisidir?
- They certainly are.
- They certainly do.
- They certainly were.
Cevabı göster
They certainly are.
Hands up all those who ...: koşula uyanlardan ellerini kaldırmalarını istemek
Hands up, bir gruba yönelik kısa bir talimattır ve “ellerinizi kaldırın” anlamına gelir. All those who ... ise “…… yapan herkes” demektir; who ile başlayan yan cümle, kimlerin karşılık vermesi gerektiğini belirtir. Hands up all those who ... kalıbı, bir koşula uyan herkesin elini kaldırmasını ister. Bu, bir gruba verilen talimattır; soru değildir.
Alıştırma
Hedef kalıbı kullanarak talimatı tamamlayın: ____ who are ready to begin.
Cevabı göster
Hands up all those
And hands up all those who want to stay on the bus.
2:35Ve otobüste kalmak isteyen herkes elini kaldırsın.
You can all go on the train and I'll follow along behind. Öbek fiiller
2:42Hepiniz trene gidebilirsiniz, ben de arkadan takip edeceğim.
follow along behind: grubun arkasından birlikte ilerlemek
Bu cümlede follow along, diğerleriyle aynı yolculukta veya aynı rota üzerinde ilerlemek anlamına gelir. Behind, konuşanın konumunu belirtir: konuşan kişi diğerlerinin yanında veya önünde değil, arkasında ilerleyecektir. Burada along, follow along öbek fiilinin bir parçasıdır; along the road ifadesindeki gibi ayrı bir öge getirmez. Başka durumlara aktarılabilecek anlam, “grubun arkasında kalarak onunla birlikte ilerlemek”tir.
Alıştırma
“You carry the map up front, and I'll follow along behind,” cümlesinde konuşan kişi ne yapacak?
- Aynı rota üzerinde grubun arkasında ilerlemek.
- Grup geri gelene kadar bulunduğu yerde beklemek.
- Grubun önünde farklı bir rotaya girmek.
Cevabı göster
Aynı rota üzerinde grubun arkasında ilerlemek.
What a lot of + isim: anlık bir ünlem
What a lot of + isim, şaşırtıcı derecede büyük bir miktar veya sayıya tepki veren bir ünlem yapısıdır. Burada What bir soru başlatmaz. İsim, What a lot of mud! örneğindeki gibi sayılamayan bir isim ya da What a lot of cars! örneğindeki gibi çoğul ve sayılabilen bir isim olabilir. Her iki durumda da a lot of değişmeden kalır.
Alıştırma
Perdeleri açtığınızda her yerde kar görüyorsunuz. Ünlemi hedef kalıpla tamamlayın: ____ snow!
Cevabı göster
What a lot of
get stuck: sıkışmış veya ilerleyemez hâle gelmek
Get stuck, hareket edemediğiniz veya devam edemediğiniz bir duruma girmek anlamına gelir. Get durum değişikliğini, stuck ise ortaya çıkan sonucu belirtir. Sorun, bir arabanın çamura saplanması gibi fiziksel olabilir ya da bir soruyu çözememek gibi ilerlemeyle ilgili olabilir. We don't want to get stuck cümlesindeki don't want to, konuşanların bu sonucu önlemek istediğini gösterir.
Alıştırma
Hareket edemez hâle gelmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If the path gets too muddy, the delivery van may ____.
Cevabı göster
get stuck
Maybe we should + fiilin yalın hâli: nazik bir ortak öneri
Maybe we should + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylem hakkında öneride bulunur. Maybe, fikri tartışmaya açık biçimde sunarken should konuşanın bunu iyi bir fikir olarak gördüğünü belirtir. Bu cümlede yapı, emir gibi duyulmadan yolu değiştirmeyi önerir. Yalnızca belirsizlik bildirmez; gerçek bir öneri sunar.
Alıştırma
Siz ve bir arkadaşınız bundan sonra ne yapacağınızdan emin değilsiniz. Cümleyi nazik bir ortak öneri yapan, bu dersteki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ check the map first.
Cevabı göster
Maybe we should
It's only a patch of mud: sorunu küçük gösterme
It's only + isim öbeği, bir şeyin daha az ciddi ya da önemli görünmesini sağlayabilir. Burada only, çamuru küçük ve üstesinden gelinebilir bir sorun olarak sunar; ancak bu, güvenli olduğunun kanıtı değil, konuşan kişinin değerlendirmesidir. A patch of mud, çamurla kaplı küçük bir zemin alanı demektir. A patch of + sayılamayan madde adı, o maddeden oluşan sınırları belli küçük bir alanı anlatır; a patch of ice ve a patch of grass buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle hem bir sorunu küçültmek için It's only... yapısını hem de küçük bir alanı anlatmak için a patch of... ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Only this carpet has dirt on it.
- It's only a patch of dirt on the carpet.
- There is a lot of dirt all over the carpet.
Cevabı göster
It's only a patch of dirt on the carpet.
Come on, Gertrude: Come on ile cesaretlendirmek
Burada Come on bir cesaretlendirme sözüdür: konuşan kişi Gertrude’u denemeye devam edip başarılı olmaya teşvik eder. Gertrude küçük bir trendir, ancak ona adıyla seslenilir ve cesaretlendirmeye karşılık verebilen biri gibi davranılır. Come on ifadesinin işlevini bağlam ve ses tonu belirler. Birini cesaretlendirebilir veya acele ettirebilir; ayrıca inanmama ya da kızgınlık gösterebilir. Buradaki destekleyici bağlam, ifadeye konuşana doğru gelme emri değil, cesaretlendirme anlamı verir.
Alıştırma
Come on hangi seçenekte açıkça birini cesaretlendirmek için kullanılmıştır?
- Oh, come on! That excuse makes no sense.
- Come on, Leo! You're almost at the finish line!
- Come on, everyone—we're already late.
Cevabı göster
Come on, Leo! You're almost at the finish line!
You can make it: birinin başaracağına inanmak
Burada You can make it, “Başarabilirsin” veya “Bunun üstesinden gelebilirsin” anlamında bir cesaretlendirmedir. Make it bir bütün olarak kullanılır; bu bağlamda it genellikle dinleyenin üretebileceği bir nesneyi göstermez. Kesin hedef durumdan anlaşılır. Make it zor bir görevi tamamlamayı, zamanında varmayı veya güç bir deneyimi atlatmayı anlatabilir. Hepsindeki ortak fikir, gereken sonuca başarıyla ulaşmaktır.
Alıştırma
Cümleyi make ile başlayan ve “başarılı olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The climb is hard, but you can ____.
Cevabı göster
make it
Oh bother.: hafif rahatsızlığı anlatan Britanya ifadesi
Oh bother, bir şey ters gittiğinde veya küçük bir hayal kırıklığı yaşandığında kullanılan, hafif ve yumuşak bir ünlemdir. Buradaki bother “rahatsız etmek” veya “canını sıkmak” fiili değildir; hafif kızgınlığı bütün ifade verir. Bu ifade genellikle İngiliz İngilizcesiyle ilişkilendirilir ve eski moda, şakacı ya da çocuklara uygun duyulabilir. Konuşan kişi küfür etmeden hoşnutsuzluğunu gösterir.
Alıştırma
“Oh bother.” en çok hangi duruma uyar?
- Someone is in immediate danger, and the speaker is calling for urgent help.
- The speaker is making a formal apology for a serious mistake.
- The printer has run out of ink again, and the speaker is mildly annoyed.
Cevabı göster
The printer has run out of ink again, and the speaker is mildly annoyed.
a bit stuck.: bir zorluğu yumuşatarak anlatmak
I'm a bit stuck cümlesinde a bit, “bir ölçüde” veya “biraz” anlamına gelen bir derece belirtecidir. Stuck sözcüğünü yumuşatır; konuşan kişi sorunun ortadan kalktığını değil, zorluğu daha hafif bir dille anlattığını belirtir. Stuck, birinin gerçekten hareket edememesi anlamında kelimesi kelimesine kullanılabilir. Ayrıca bir işi nasıl sürdüreceğini bilememek anlamında mecazî de olabilir. Bu bir hafifseme örneğidir: ifade yumuşak olsa da sorun hâlâ önemli olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit stuck bir sorunla ilgili yardım isteğini yumuşatmak için kullanılmıştır?
- I've finished question five, so I don't need any help.
- I'm a bit stuck on question five. Could you give me a hint?
- Question five was easy, and I solved it immediately.
Cevabı göster
I'm a bit stuck on question five. Could you give me a hint?
strong enough: sıfat + enough
strong enough ifadesinde enough, strong sıfatından sonra gelir. Bu ifade, kamyonun bir iş için gereken güç düzeyine ulaşıp ulaşmadığını sorar. Yeterli bir dereceyi anlatmak için sıfat + enough dizilişi kullanılır: fast enough, careful enough. Görevi belirtmek için ifadenin arkasına to + fiil eklenebilir; strong enough to pull it buna örnektir.
Alıştırma
strong ve enough kelimelerini doğru sırayla yerleştirin: Is the shelf ____ to hold these books?
Cevabı göster
strong enough
Trust me: birinden kararınıza güvenmesini istemek
Trust me emir biçimindedir ve birinden konuşanın kararına, sözüne veya yeteneğine inanmasını istemek için kullanılır. Konuşma dilinde çoğu zaman kişinin ne yaptığını bildiği ya da endişelenmeye gerek olmadığı anlamına gelir. Etkisi ses tonuna ve bağlama göre değişir: Birini rahatlatabilir, ancak kanıt olmadan bir iddiayı kabul etmesi için baskı yapıyormuş gibi de gelebilir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Önemli bir güvenlik kararında neden belirtmeden yalnızca Trust me demek genellikle en iyi profesyonel yanıttır.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
vehicle with more power: isim + with + özellik
vehicle with more power ifadesinde with more power, vehicle sözcüğünden sonra gelir ve nasıl bir araca ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Burada with, birlikte değil, sahip olan anlamını verir; more ise aracın gücünü başka bir araçla veya mevcut seçenekle karşılaştırır. Bir kişiyi veya nesneyi sahip olduğu bir özelliğe göre belirtmek için isim + with + özellik yapısını kullanabilirsiniz. Örneğin: a laptop with more memory.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri ve isim + with + özellik yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: We need a laptop ____ for video editing. (more memory)
Cevabı göster
with more memory
Can I help in any way? — Ucu açık bir yardım teklifi
Can I help in any way?, diğer kişinin neye ihtiyacı olduğunu henüz bilmediğinizde yardım teklif etmek için kullanılan nazik bir sorudur. in any way, yardımın türünü açık bırakır ve kişiyi neye ihtiyacı olduğunu söylemeye davet eder. Bu soru, kelimenin tam anlamıyla her şeyi yapabileceğinize dair bir söz vermez. Can I help? ile karşılaştırıldığında yardım etme isteğinizi biraz daha açık gösterir; ancak her iki soru da naziktir.
Alıştırma
Bir çalışma arkadaşınız bunalmış görünüyor, ancak ne tür bir yardıma ihtiyacı olduğunu bilmiyorsunuz. En uygun ucu açık teklif hangisidir?
- I will do everything for you.
- Could you help me with this report?
- Can I help in any way?
Cevabı göster
Can I help in any way?
It's nothing that I can't deal with: I can handle it anlamını dolaylı olarak vermek
Bu cümlede nothing that I can't deal with, “başa çıkma gücümü aşan hiçbir sorun yok” anlamına gelir. İki olumsuzluk birlikte çalışır: nothing yokluk bildirir; can't ise var olmadığı söylenen sorun türünü tanımlayan yan cümlenin içindedir. Dolayısıyla cümlenin genel mesajı “Bununla başa çıkabilirim”dir. Bu dolaylı ifade, sorunu küçük gösterip karşı tarafa yardıma ihtiyaç olmadığını anlatabilir.
Alıştırma
“It's nothing that I can't deal with.” burada ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi, sorunu çözmenin mümkün olan hiçbir yolu olmadığına inanıyor.
- Konuşan kişi, sorunun sorumluluğunu başka birinin almasını istiyor.
- Konuşan kişi, sorunun kendi başa çıkma yeteneği içinde olduğuna inanıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, sorunun kendi başa çıkma yeteneği içinde olduğuna inanıyor.
Thanks anyway: yardım kullanılmadığında veya sonuç vermediğinde teşekkür etmek
Thanks anyway, “teklif kabul edilmemiş ya da yapılan deneme sorunu çözmemiş olsa da teşekkür ederim” anlamına gelir. Burada anyway, “yine de” fikrini ekler. Bu ifade, başarılı bir sonuç için değil, kişinin yardım teklif etmesi veya çaba göstermesi için teşekkür ederek konuşmayı kibarca bitirir.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi stoğu kontrol ediyor ancak aradığınız beden bulunmuyor. Hangi yanıt, denediği için ona doğal biçimde teşekkür eder?
- Thanks anyway.
- No, thanks.
- Thanks for fixing it.
Cevabı göster
Thanks anyway.
I've got an idea: yeni bir çözüm önermek
I've got an idea, “Bir fikrim var” anlamına gelir. I've, I have'in kısaltmasıdır ve burada have got şimdiki zamanda bir şeye sahip olmayı ifade eder; got geçmişte yapılan bir eylemi anlatmaz. Konuşmada bu cümle, konuşanın bir plan veya çözüm önermeye hazır olduğunu bildirir. Bu nedenle konuşmayı sık sık bir sonraki aşamaya taşır.
Alıştırma
Az önce bir çözüm buldunuz. Cümleyi have got içeren günlük konuşma ifadesiyle tamamlayın: ____: let's use the spare key.
Cevabı göster
I've got an idea
Grandpa Pig's train can tow me out of the mud. Kalıp ifadeler
3:52Büyükbaba Domuz'un treni beni çamurdan çekip çıkarabilir.
tow me out of the mud: tow + nesne + out of + yer
tow me out of the mud ifadesinde tow, konuşanı veya konuşanın içinde bulunduğu aracı başka bir araç, halat ya da çekme bağlantısıyla çekip kurtarmak anlamına gelir. Yapı tow + nesne + out of + yer şeklindedir: nesne, sıkıştığı konumdan o yerin dışına taşınır. Tow özellikle bir otomobil, tren veya tekneyi çekerek hareket ettirmek için kullanılır. Out of yalnızca çamurun içindeki konumu değil, oradan çıkış yönünü gösterir.
Alıştırma
Bir kurtarma aracı, hendeğe sıkışmış otomobili kabloyla çıkarıyor. En kesin cümle hangisidir?
- The rescue truck pushed the car into the ditch.
- The rescue truck towed the car out of the ditch.
- The rescue truck carried the car through the ditch.
Cevabı göster
The rescue truck towed the car out of the ditch.
Good thinking: birinin yerinde değerlendirmesini övmek
Good thinking, birini yerinde bir değerlendirme yaptığı veya işe yarar bir çözüm bulduğu için öven kısa bir karşılıktır. Bu cümlede konuşan kişi, Miss Rabbit'ın durumu ele alış biçimini onaylıyor. Genellikle kişinin iyi düşündüğü veya akıllıca bir seçim yaptığı anlamına gelir. Vurgu yalnızca fikirde değil, kişinin düşünme ve karar verme biçimindedir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, dosyayı değiştirmeden önce bir kopyasını kaydetmeyi öneriyor. Dikkatli düşünmesini en iyi hangi karşılık över?
- Well done!
- Good thinking!
- Good luck!
Cevabı göster
Good thinking!
Grandpa's little train is going to pull the bus out of the mud. Dilbilgisi
3:59Büyükbaba'nın küçük treni otobüsü çamurdan çekip çıkaracak.
is going to + fiilin yalın hâli: planlanmış sonraki eylem
be going to + fiilin yalın hâli, bir eylemi geleceğe yerleştirir. Burada is going to pull, önceden kararlaştırılmış bir sonraki eylemi bildiriyor: küçük tren otobüsü çekip çıkaracak. be biçimi özneyle uyum sağlar; bu nedenle tekil özne Grandpa's little train ile is kullanılır. Ana fiil pull yalın hâlde kalır. Bu yapı mevcut kanıtlara dayanan bir tahmini de anlatabilir, ancak burada yapılması amaçlanan bir eylemi ifade eder.
Alıştırma
Planlanmış gelecek eylemi be going to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We ____ visit Grandma on Saturday; the tickets are already booked.
Cevabı göster
are going to
Well done: tamamladıktan sonra övgü
Well done, biri bir görevi tamamladıktan veya başarılı bir performans gösterdikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Burada yalnızca bir şeyin bittiğini değil, “Bunu iyi yaptın” anlamını taşır. Tek başına tam bir yanıt olarak kullanılabilir. Başarıyı belirtmek için Well done on + isim veya -ing biçimi kullanılır: Well done on your presentation.
Alıştırma
Bir çocuk zor bir yapbozu yeni tamamladı. Tamamlanan sonucu en iyi öven yanıt hangisidir?
- You can do it!
- Good luck!
- Well done!
Cevabı göster
Well done!
It's amazing what can be done by a toy train. Dilbilgisi
4:13Bir oyuncak trenin yapabilecekleri şaşırtıcı.
It's amazing what can be done by ...: sonuçlara odaklanma
It's amazing what ... kalıbı önce amazing ile şaşkınlık tepkisini verir, ardından what yan cümlesiyle şaşırtıcı olan şeyi belirtir. What can be done, “yapılabilecek şeyler veya elde edilebilecek sonuçlar” anlamına gelir; bir soru değil, bildirme işlevindeki bir yan cümledir. Can be done yapısı, kiplik bildiren can + edilgen be + geçmiş zaman ortacı done biçimindedir. Edilgen yapı olası sonuçları odağa alır; by a toy train ise bu sonuçlardan sorumlu olan özneyi veya aracı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, sonuçları elde eden kişileri belirtmeden önce ulaşılabilecek sonuçları odağa almak için edilgen yapıyı kullanır?
- It's amazing what a small team can do.
- It's amazing what can be done by a small team.
- A small team does amazing work.
Cevabı göster
It's amazing what can be done by a small team.
Güçlü övgü için the very best ... in the whole world
the very best train ifadesinde best, good sözcüğünün en üstünlük biçimidir ve önüne normalde the gelir. Very, bu en üstünlük anlamını pekiştirir: yalnızca “çok iyi” değil, “hepsinin en iyisi” demektir. in the whole world mümkün olan en geniş karşılaştırma grubunu belirtir; whole ise vurguyu daha da artırır. the very best ... in the whole world bir arada sıcak ve coşkulu bir övgü ifade eder. Kanıtlanmış bir dünya sıralamasından çok, neşeli bir abartı olabilir.
Alıştırma
very kullanarak best sözcüğünü güçlendirin ve cümleyi tamamlayın: This is ____ cake in the whole world.
Cevabı göster
the very best