Bu Çamaşırhane Çamaşır Yıkama Zahmetini Yemek, İçecek ve Harika Bir Ortamla Hafifletiyor: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Theo DuPree, teyzesinden esinlenen Brooklyn çamaşırhanesinde modern makineleri, yiyecekleri, içecekleri ve mahalle yaşamını birleştirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “laundrobar,” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: laundromat ile bar birleşimini ve bu sözcüğün karma işletmeyi nasıl adlandırdığını anlamak. 2. “a thing of the past.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bozuk parayla ödemenin eskide kaldığını, sözün geçmişteki nesneyi anlatmadığını kavrayıp eski ve yeni sistemi karşılaştırmak. 3. “At one point,” / “Now” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: zihindeki kavramın gerçek mekâna dönüşmesini izlemek ve zaman işaretleriyle öyküyü önce ve şimdi karşıtlığında düzenlemek.
Bu derste
boutique laundromat: hizmet işletmesini niteleyen boutique
Bu cümlede boutique, laundromat sözcüğünü niteler; ayrı bir perakende mağazasını adlandırmaz. Çamaşırhaneyi görece küçük, ayırt edici ve özenle tasarlanmış bir müşteri deneyimine dayanan bir işletme olarak sunar. Alkollü içecek servisi de bu konumlandırmayı destekleyen özelliklerden biridir. İsimden önce kullanılan bir niteleyici olarak boutique yalnızca giyim mağazalarıyla sınırlı değildir. Boutique hotel, boutique gym ve boutique agency gibi ifadelerin tümü, sıradan ve kitlesel bir işletme yerine uzmanlaşmış bir kimlik çağrıştırır. Bu sıfat kesin bir resmî kategori değil, bir marka konumlandırmasıdır.
Alıştırma
Boutique laundromat ifadesinde boutique en büyük olasılıkla ne anlatır?
- Çamaşırhanenin içinde bulunan bir giyim butiği
- Yalnızca pahalı kıyafetleri yıkayan bir çamaşırhane
- Özenle tasarlanmış bir deneyim sunan küçük ve ayırt edici bir çamaşırhane
- Alkollü içecek sunan işletmeler için yasal bir kategori
Cevabı göster
Özenle tasarlanmış bir deneyim sunan küçük ve ayırt edici bir çamaşırhane
laundry with libations: sloganda yan yana getirme ve aliterasyon
Slogan, laundry ile libations sözcüklerini yan yana getirerek işletme fikrini kısa biçimde özetler: müşteriler çamaşırlarını yıkarken alkollü içecek içebilir. Buradaki with, birlikte sunulan iki deneyimi bağlar; içeceklerin çamaşır yıkamak için araç olarak kullanıldığı anlamına gelmez. İfade akılda kalıcıdır çünkü laundry ve libations aynı /l/ sesiyle başlar. Bu aliterasyon ile zahmetli bir işin keyifli bir içecekle beklenmedik biçimde eşleştirilmesi, slogana kısa ve eğlenceli bir marka üslubu kazandırır.
Alıştırma
Laundry with libations ifadesinin temel marka etkisi nedir?
- Her tür içeceğin ücretsiz olduğunu belirtir.
- Çamaşırların alkol kullanılarak temizlendiğini söyler.
- İşletmenin iki deneyimini birleştirir ve tekrarlanan ilk /l/ sesleriyle bunları güçlendirir.
- Giysilerin nasıl yıkanacağını adım adım açıklar.
Cevabı göster
İşletmenin iki deneyimini birleştirir ve tekrarlanan ilk /l/ sesleriyle bunları güçlendirir.
Libations: alkollü içecekler için resmî veya mizahi bir ifade
Bu cümlede libations, alkollü içecekler anlamına gelir. Bağlamda beer, wine ve mixed drinks ifadelerinin geçmesi bu özel anlamı kesinleştirir; burada sıradan alkolsüz içeceklerden söz edilmez. Libation resmî, eski tarz veya bilerek gösterişli kullanılan bir kelimedir. İşletme, çamaşır yıkamayı sosyal bir etkinlik gibi göstermek için kelimeyi mizahi biçimde kullanır.
Alıştırma
Bir restoranda “Complimentary libations will be served at the reception” cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- Gösterişli veya resmî biçimde ifade edilen alkollü içecekler
- Yemek pişirmek için gereken herhangi bir sıvı
- Resepsiyonu deneyimlemek için daha fazla fırsat
Cevabı göster
Gösterişli veya resmî biçimde ifade edilen alkollü içecekler
Make It More of an Experience: bir şeyi daha kapsamlı bir deneyim hâline getirmek
Burada it, çamaşır yıkama işini belirtir. Makes it more of an experience, bira ve yiyeceğin bu işi yalnızca rutin bir görev olmaktan çıkarıp daha kapsamlı ve keyifli bir etkinlik gibi hissettirmesi anlamına gelir. make + object + more/less of + a noun kalıbı, nesnenin bir kategoriye ne ölçüde uyduğunu değiştirir: make X more of an experience, make X less of a burden. More of an experience, deneyim sayısının artmasını değil, etkinliğin niteliğini anlatır.
Alıştırma
“Rutin bir etkinliği özel bir olay gibi hissettirmek” anlamındaki kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: A simple dinner can feel ordinary, but soft lighting can ____ an occasion.
Cevabı göster
make it more of
and this is sort of my rebranding Ton ve niyet
0:32ve bu da bir bakıma kendimi yeniden tanımlayışım,
Resmî mesleği belirten by profession
Bu cümlede by profession, hemşireliğin konuşanın eğitim aldığı veya resmî olarak yaptığı meslek olduğunu belirtir. Bu mesleki geçmişi, konuşanın tarif ettiği yeni girişimci kimliğiyle karşılaştırır. be + a/an + meslek + by profession kalıbı, bir kişinin resmî mesleği mevcut rolünden, projesinden, kamuya dönük kimliğinden veya hobisinden farklı olduğunda kullanışlıdır. “Bu kişinin mesleği nedir?” sorusuna cevap verir; “Bu kişi şu anda ne yapıyor?” sorusuna değil.
Alıştırma
“Bir kişinin resmî mesleği olarak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lena is managing her family’s café this year, but she is an engineer ____.
Cevabı göster
by profession
Yumuşatma ifadesi olarak sort of
Buradaki sort of, rebranding ifadesini bir tür olarak sınıflandırmaz. Bu etiketi yumuşatır: Konuşan, rebranding sözünü pandemi sonrası değişimi için yararlı bir yaklaşık tanım olarak görür; kesin veya resmî bir tanım olarak değil. Konuşmada kullanılan bir yumuşatma ifadesi olarak sort of, bir iddiayı daha az kesin hâle getirmek için isim öbeği, sıfat veya fiil öbeğinden önce gelebilir. Bağlama göre çoğu zaman “bir bakıma”, “biraz” veya “yaklaşık olarak” anlamına gelir.
Alıştırma
“Calling the career change a rebranding is sort of accurate,” cümlesinde sort of ne yapar?
- Kariyer değişimini belirli bir rebranding türü olarak sınıflandırır.
- Tanımın profesyonel bir şekilde yapıldığını söyler.
- İddiayı daha az kesin ve daha az mutlak yapar.
Cevabı göster
İddiayı daha az kesin ve daha az mutlak yapar.
pushed me into early retirement: push someone into ile birini yeni bir duruma itmek
push someone into something kalıbında push mecazidir: güçlü bir dış koşul, bir kişinin bir duruma girmesine, karar vermesine ya da bir eylemde bulunmasına yol açar veya onu bunlara zorlar. Nesne etkilenen kişiyi, into ise ortaya çıkan durum ya da etkinliği belirtir. Burada COVID, konuşmacının planladığından daha erken emekli olmasında güçlü bir etkendir. İfade baskı ile istenmeyen veya plansız bir değişim sezdirir; ancak birinin doğrudan emir verdiği ya da onu fiziksel olarak emekli olmaya zorladığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi push someone into kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden rent increase ____ closing the café permanently.
Cevabı göster
pushed us into
incorporate my love of cooking into the business: incorporate A into B yapısı
Incorporate A into B, A’yı daha büyük bir planın, sistemin, tasarımın veya etkinliğin işlevsel bir parçası hâline getirmek demektir. İki şeyi yalnızca yan yana koymayı değil, bütünleştirmeyi anlatır. Bu cümlede konuşmacı, yemek yapmaya duyduğu ilginin, örneğin işletmenin sundukları aracılığıyla, işin kendisini şekillendirmesini istiyor. A, incorporate ile into arasına geldiği için yapı incorporate + unsur + into + daha büyük bütün şeklindedir. Burada incorporate, yasal olarak şirket kurmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi incorporate A into B kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Last week, the team ____ the final design.
Cevabı göster
incorporated customer feedback into
Yaratıcı bir kaynaşık sözcük olarak “laundrobar”
“Laundrobar”, laundromat ve bar sözcüklerinin kaynaştırılmasıyla türetilmiş yaratıcı bir sözcüktür. Bu cümlede müşterilerin çamaşır yıkarken içecek ve yiyecek satın alabildiği bir işletmeyi adlandırır; ardından gelen liste anlamı çıkarmaya yardımcı olan bağlam ipuçlarını verir. Bilmediğiniz yaratıcı bir adla karşılaştığınızda onu tanıdığınız parçalara ayırın ve tahmininizi yakındaki ayrıntılarla sınayın. Burada sözcük, her yerde kullanılan standart bir işletme kategorisi değil, kısa ve akılda kalıcı bir işletme adıdır.
Alıştırma
Bir tabela, müşterilerin çamaşır yıkayıp bira sipariş edebildiği bir “laundrobar”ı tanıtıyor. Laundrobar büyük olasılıkla ne demektir?
- Yalnızca bar çalışanlarına sunulan bir çamaşır hizmeti
- Çamaşırhane ile barı birleştiren bir işletme
- Yalnızca çamaşır makinesi satan bir mağaza
Cevabı göster
Çamaşırhane ile barı birleştiren bir işletme
“a homage to her”: resmî bir saygı ifadesi
Bu cümlede a homage to her, işletmenin o kadını onurlandırmak ve hatırasını yaşatmak amacıyla oluşturulduğu anlamına gelir. Homage genellikle bir ad, sanat eseri, etkinlik veya başka bir yaratım aracılığıyla saygılı bir takdiri ifade eder; sıradan bir teşekkürden daha törenseldir. be a homage to + kişi, grup, eser veya gelenek yapısı, kimin ya da neyin onurlandırıldığını belirtir. O kişinin söz konusu şeyin sahibi olduğu veya ödeme aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî bir anma anlamı vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The memorial garden is ___ the volunteers who rebuilt the library.
- a payment to
- a homage to
- under the ownership of
Cevabı göster
a homage to
Being that: bir neden belirtmek
Being that, ana düşüncenin nedenini açıklar. Burada “yeni bir işletme olduğumuz için” anlamındadır: işletmenin yeni olması, konuşanın henüz başlangıç aşamasında olduklarını söylemesinin nedenidir. Bu cümlede Being that ifadesini tek bir neden bağlayıcısı olarak ele alın; Being sözcüğünü tek başına şimdiki zaman yapısının bir parçası olarak düşünmeyin. Bu ifade genellikle sonuçtan veya ana düşünceden önce arka plan bilgisi verir.
Alıştırma
“Being that the deadline is close, we need to decide today.” cümlesinde Being that ne işe yarar?
- Son tarihin isteğe bağlı olduğu anlamına gelir.
- Kararın daha önce verildiğini gösterir.
- Bugün neden karar verilmesi gerektiğini açıklar.
Cevabı göster
Bugün neden karar verilmesi gerektiğini açıklar.
start out: başlangıç aşamasında olmak
Start out; bir etkinliğin, kariyerin, işletmenin, ilişkinin veya gelişmekte olan başka bir durumun başlangıcında olmak demektir. Burada we're just starting out, işletmenin hâlâ en erken aşamasında olduğunu ve az deneyime sahip olduğunu anlatır. Bu öbek fiil, bir yerden fiziksel olarak dışarı çıkmayı değil başlangıç aşamasını vurgular. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir; ayrıca start out as + bir rol, start out with + ilk kaynaklar veya koşullar ve start out + -ing yapılarında da görülebilir.
Alıştırma
Cümleyi “ilk bir görevde başladı” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: Maya eventually led the design team, but she ____ as an intern.
Cevabı göster
started out
way of doing things: alışılmış yöntemler ve rutinler
Bu cümlede their way of doing things, her işletmenin alışılmış yöntemlerini, rutinlerini ve süreçlerini anlatır. Things burada özellikle genel tutulmuştur: fiziksel nesneleri değil, işletmenin nasıl işlediğini ifade eder. someone's way of doing things kalıbı, tek seferlik bir eylemden ziyade genel bir çalışma tarzını anlatmaya veya karşılaştırmaya yarar.
Alıştırma
Cümleyi “alışılmış yöntemler ve rutinler” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Every workshop has its own ____.
Cevabı göster
way of doing things
Kaynaşık ilgi yan cümlesi olarak Whatever I saw that I liked
Whatever I saw that I liked, anything that I saw and liked anlamına gelir. Burada whatever, anything anlamını that gibi bir ilgi bağlantısıyla tek sözcükte birleştirir. Bu nedenle vurgulanan yan cümlenin tamamı iki koşulu da karşılayan şeyleri belirtir: konuşan kişi onları görmüş ve beğenmiştir. Bu yan cümle vurgu yapmak veya konuyu öne çıkarmak için ana cümleden önce yerleştirilmiştir, ancak yine de incorporated fiilinin nesnesidir: konuşan kişi bu koşulları karşılayan şeyleri uyarlamıştır. Whatever burada no matter what şeklinde bir ödünleme anlamı taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi anything that anlamındaki kaynaşık ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The museum kept ____ the experts considered historically important.
Cevabı göster
whatever
pick out: birkaç seçenek arasından seçmek
Burada pick out, “birkaç olasılığı değerlendirdikten sonra seçmek” anlamına gelir. Kaynaklar, konuşanın hangi POS sisteminin uygun olduğuna karar vermesine yardımcı olmuştur. Bu anlamda pick out, seçilen kişiyi veya nesneyi nesne olarak alır: pick out a system. Sistemi fiziksel olarak bir yerden dışarı çıkarmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç seçenek arasından seçmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: After comparing the jackets, Mia decided to ____ the warmest one.
Cevabı göster
pick out
POS system: kasa ve satışlar için satış noktası teknolojisi
POS, point of sale yani “satış noktası” ifadesinin kısaltmasıdır. POS system, bir işletmenin kasada satışları girmek, toplamları hesaplamak, ödeme almak ve işlem kayıtlarını tutmak için kullandığı donanım ve yazılım bütünüdür. System sözcüğü önemlidir: bu bütün; kasa veya dokunmatik ekran, kart okuyucu, fiş ekipmanı ve bağlantılı yazılım ya da uygulamaları içerebilir. Bu cümlede konuşan kişi yalnızca tek bir kartla ödeme cihazını değil, işletmenin kullandığı genel sistemi seçmiştir.
Alıştırma
Bir kafe; siparişleri giren, ödeme alan ve satış kayıtlarını tutan donanım ve yazılım istiyor. Bu düzenin tamamını en iyi adlandıran İngilizce terim hangisidir?
- a payment terminal
- a POS system
- a cash register
Cevabı göster
a POS system
a lot easier than what I expected: beklediğimden çok daha kolay
Burada a lot, karşılaştırma biçimi olan easier sözcüğünü güçlendirir. Çok daha kolay anlamına gelir; yani gerçek zorluk, konuşanın beklediği düzeyden belirgin biçimde daha düşüktür. Than what I expected karşılaştırma ölçütünü verir. What I expected, konuşanın beklediği zorluk düzeyini ifade eder; günlük konuşmada aynı temel anlama gelen daha kısa than I expected biçimi de sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi a lot ve doğru karşılaştırma sıfatıyla tamamlayın: The new app made bookkeeping ____ than I expected.
Cevabı göster
a lot easier
consulted with a firm: profesyonel bir firmaya danışmak
Bu cümlede consulted with a firm, tavsiye almak ve bir planı görüşmek için profesyonel bir şirketle konuşmak anlamına gelir. Consult, ask sözcüğünden daha resmîdir ve karşı taraf uzmanlık bilgisine sahip olduğunda sık kullanılır. With, konuşmayı iki taraf arasındaki bir görüşme olarak sunar. Bu ifade tavsiye arandığını belirtir; ancak tek başına firmanın işe alındığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, şirketin işe alındığını söylemeden ekibin profesyonel tavsiye aldığını açıkça belirtir?
- We hired an engineering firm to build the bridge.
- We contacted an engineering firm to confirm its address.
- We consulted with an engineering firm before choosing the design.
Cevabı göster
We consulted with an engineering firm before choosing the design.
build-out of the space: iç mekânı kullanıma hazırlama işi
Burada build-out of the space, planlanan veya boş bir ticari alanı kullanıma hazır bir yere dönüştüren iç mekân çalışmalarını ifade eder. Bölmelerin, altyapının, sabit donanımların ve yüzey kaplamalarının kurulması buna örnektir. Build-out, kısa çizgiyle yazılan sektörel bir isimdir; of the space ise hangi alanın hazırlandığını belirtir. design, construction ve build-out gibi bir sıralamada construction fiziksel işleri geniş anlamda ifade ederken build-out, iç mekânın işletmenin ihtiyaçlarına göre tamamlanıp donatılmasına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, bir alanı kullanıma hazır hâle getiren iç mekân çalışması anlamındaki kısa çizgili ticari gayrimenkul ismiyle tamamlayın: The lease includes an allowance for the ____ of the store.
Cevabı göster
build-out
state-of-the-art: günümüzün en ileri teknolojisi
Burada state-of-the-art, are fiilinden sonra kullanılan sabit bir birleşik sıfattır. Makinelerin kendi alanlarında şu anda mevcut olan en ileri teknolojiye veya tasarıma sahip olduğunu anlatır; yalnızca new ya da modern demekten daha güçlü bir iddiadır. Kısa çizgiler, sözcüklerin tek bir sıfat olarak işlev görmesini sağlar. İfade kelimesi kelimesine sanatla ilgili değildir ve ölçütü zamana bağlıdır: şu anda state-of-the-art olan bir şey daha sonra sıradan hâle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, şu anda mevcut olan en ileri teknolojiyi kullanmak anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The hospital installed ____ imaging equipment.
Cevabı göster
state-of-the-art
environmental friendly ifadesini environmentally friendly olarak düzeltmek
Buradaki environmental friendly, konuşma sırasında yapılmış bir sözcük biçimi hatasıdır. Standart İngilizcede environmentally friendly kullanılır; bu ifade, bir şeyin çevreye daha az zarar verecek şekilde tasarlandığını veya çalıştığını belirtir. Makineler hakkında anlatılmak istenen özellik budur. Friendly bir sıfattır; bu nedenle önündeki niteleyici, environmentally zarfı olmalıdır. Environmental da bir sıfattır ve normalde environmental impact örneğindeki gibi doğrudan bir ismi niteler. Yeniden kullanılabilecek kalıplar environmentally friendly + isim ve be + environmentally friendly şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi environmental sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Our school wants to buy ____ friendly cleaning products.
Cevabı göster
environmentally
less soap ... less water ... less time ile sayılamayan miktarlar
Bu sıralamada less, miktarın daha az olduğunu belirtir. Soap, water ve time burada sayılamayan miktarlar olarak ele alındığı için less her ismi doğru şekilde niteler. less + isim yapısının tekrarı üç paralel nokta oluşturur: daha az sabun, daha az su ve daha kısa kurutma süresi. Aynı kavramlar ancak anlam birimlere, türlere veya olay sayısına dönüştüğünde sayılabilir biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi less veya fewer ile tamamlayın: The faster process uses ____ water and has ____ steps than the old process.
Cevabı göster
less · fewer
Coins is: özne-fiil uyumu ve kavramsal tekil
Coins is, biçim bakımından çoğul olan sayılabilir isim öznesi coins ile tekil fiil is'i bir araya getirir. Standart yazılı İngilizcede sayı uyumu Coins are biçimini gerektirir. Konuşmacı madeni parayla ödemeyi tek bir genel yöntem olarak düşündüğünde özgün biçim doğaçlama konuşmada görülebilir; ancak bu kavramsal tekillik, yüzeydeki uyumu standart hâle getirmez. Tek bir kavram anlamını korurken standart uyumu sağlamak için etkinliğin kendisini özne yapın: Using coins is a thing of the past. Başka durumlara aktarılabilecek seçim, çoğul isim + are ya da tekil işlevli ulaç öbeği + is şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle standart İngilizcedir ve madeni parayla ödemeyi fiziksel paralardan ziyade bir uygulama olarak en açık biçimde sunar?
- Coins is a thing of the past.
- Using coins is a thing of the past.
- Coins are a thing of the past.
Cevabı göster
Using coins is a thing of the past.
a thing of the past: artık güncel veya yaygın olmayan şey
Burada a thing of the past, eskiden yaygın veya erişilebilir olan fakat artık eskimiş, seyrek rastlanan ya da kullanılmayan bir şeyi ifade eden bir deyimdir. Yalnızca daha önceki bir zamanda var olmuş bir şey anlamına gelmez. X is a thing of the past kalıbı, X hakkında bugünün bakış açısından bir yargı bildirir. Bu bağlamda madeni parayla ödemeyi başka bir sistemin yerini aldığı eski bir yöntem olarak sunar.
Alıştırma
Dijital geçiş belgelerinin kâğıt biletlerin yerini aldığı bu cümlede sabit deyimi tamamlayın: Paper tickets are ____.
Cevabı göster
a thing of the past
Lug around: ağır veya zahmetli bir şeyi güçlükle taşımak
Bu cümlede lug around, ağır, hantal veya taşınması zahmetli bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak anlamına gelir. Taşıma işinin fiziksel olarak zor ya da can sıkıcı olduğunu hissettirir. Buradaki around, öbek fiilin bir parçasıdır; nesneyi yanında tutmayı veya farklı yerlere götürmeyi anlatır, daire çizerek hareket etmeyi değil. Yapı lug around + nesne veya lug + nesne + around şeklinde olabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: On field trips, we no longer have to ____ a heavy camera bag all day.
Cevabı göster
lug around
A bag of quarters: bir torba 25 sentlik ABD madeni parası
Bu cümlede quarters, her biri 25 sent değerinde olan ayrı ayrı ABD madeni paralarını ifade eder. Bu nedenle a bag of quarters, bu paralardan çok sayıda içeren bir torbadır; zaman dilimlerini, kesirleri veya yaşam alanlarını ifade etmez. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki geleneksel self servis çamaşırhanelerde sıklıkla bozuk parayla çalışan makineler kullanılırdı ve quarters yaygın bir ödeme şekliydi. Bu ifade, parayı yanında taşımanın neden zahmetli olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“You don't have to lug around a bag of quarters anymore.” cümlesinde quarters nedir?
- 25 sentlik ABD madeni paraları
- Üç aylık dönemler
- Odalar veya yaşam alanları
Cevabı göster
25 sentlik ABD madeni paraları
draft beer: musluktan servis edilen bira
Bu cümlede draft beer, şişe veya kutuda sunulan bira yerine, bir fıçı ya da tanktan musluk aracılığıyla doldurulan bira anlamına gelir. Bir bar veya restoran menüsünde draft, biranın nasıl servis edildiğini anlatır. Burada “taslak”, “askere alma” veya “hava akımı” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi musluktan servis edilen birayı belirten menü terimiyle tamamlayın: The pub offers four kinds of ____.
Cevabı göster
draft beer
during our brunch menu ifadesini düzeltme: during brunch ve on our brunch menu
Vurgulanan ifade iki farklı yapıyı birbirine karıştırıyor. During bir zaman dilimini veya etkinliği başlatır; bu nedenle during brunch ya da during our brunch service, “brunch devam ederken” anlamına gelir. Menu bir listedir, normalde zaman dilimi değildir; bu yüzden during our brunch menu doğal gelmez. İçeceğin menüde listelendiğini veya menünün bir parçası olarak sunulduğunu belirtmek için on our brunch menu kullanılır. Konuşan kişi büyük olasılıkla ya brunch saatlerindeki uygunluğu ya da menüye dâhil olmayı anlatmak istedi.
Alıştırma
Hangi edat çifti cümleyi doğal biçimde tamamlar? We serve this cocktail ___ brunch, and it appears ___ our brunch menu.
- during; during
- on; during
- during; on
Cevabı göster
during; on
do croissant sandwiches: “servis etmek veya sunmak” anlamında do
Menüdeki ürünlerin sıralandığı bu bağlamda do, “hazırlayıp sunmak veya bulundurmak” anlamına gelir. Bu nedenle We also do croissant sandwiches, işletmenin kruvasan sandviç de servis ettiği veya sunduğu anlamındadır. Bu, kesin anlamını yiyecek-içecek bağlamından alan esnek ve konuşma diline özgü bir do kullanımıdır. do sonrasındaki nesne, mevcut olan ürünü belirtir: do + yiyecek veya içecek. Odak noktası işletmenin menüsüdür; bir görevi tamamlamak ya da genel bir eylem gerçekleştirmek değildir.
Alıştırma
Menü cümlesi We do fresh pasta on Fridays. içinde do ne anlama gelir?
- Çalışanlar taze makarnanın tamamını çoktan yemiştir.
- İşletme taze makarna servis eder veya sunar.
- İşletme müşterilere yalnızca makarna yapmayı öğretir.
Cevabı göster
İşletme taze makarna servis eder veya sunar.
establish ourselves in the community: toplumda sağlam bir yer edinmek
Burada establish ourselves in the community, yerel toplum içinde istikrarlı ve tanınan bir varlık oluşturmak, güven kazanmak ve bağlantılar kurmak anlamına gelir. Yeni bir işletme için yalnızca işletmeyi açmak veya yasal olarak kurmak değil, zaman içinde tanınırlık, ilişkiler ve itibar kazanmak demektir. establish oneself in + grup, alan, yer veya pazar kalıbı, orada tanınan bir konumu yavaş yavaş güvence altına almayı anlatır. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I establish myself, we establish ourselves ve they establish themselves.
Alıştırma
Cümleyi “tanınan ve istikrarlı bir varlık oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: As a new design studio, we need to ____ in the local market before expanding.
Cevabı göster
establish ourselves
within the next year or so: yaklaşık bir yıl içinde
Within the next year, şu andan başlayan bir zaman aralığı belirler: olay, yaklaşık bir yıllık dönem sona ermeden önce herhangi bir zamanda gerçekleşebilir. Tam olarak bir yıl sonra demek değildir. Or so, sürenin yaklaşık olduğunu ve bir yıldan biraz kısa ya da uzun olabileceğini gösterir. İfade bütünüyle kesin bir son tarih değil, esnek bir tahmin verir; hopefully de sonucun garanti değil, bir umut olduğunu gösterir.
Alıştırma
Yaklaşık bir yıllık esnek bir süre sınırı veren, within ile başlayıp or so ile biten altı sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We hope to open a second location ____.
Cevabı göster
within the next year or so
duplicate what we're doing here: burada yaptığımız modeli başka yerde tekrarlamak
Burada duplicate, aynı işletme düzenini, yöntemi veya iş modelini başka bir ortamda yeniden oluşturmak anlamına gelir. what we're doing here yan cümlesi duplicate fiilinin nesnesidir ve neyin yeniden oluşturulacağını belirtir. Konuşan kişi bir belgenin fotokopisini çekmekten veya sahte ürün yapmaktan söz etmiyor. Amaç, başarılı bir çalışma biçimini başka bir yerde tekrarlayarak benzer sonuçlar almaktır.
Alıştırma
We hope to duplicate what we're doing here cümlesinde duplicate what we're doing here ne anlama gelir?
- Aynı anda iki farklı türde iş yapmak.
- Aynı işletme modelini başka bir yerde yeniden oluşturmak.
- Burada kullanılan bütün belgelerin fotokopisini çekmek.
- Ürünlerin yasa dışı taklitlerini üretmek.
Cevabı göster
Aynı işletme modelini başka bir yerde yeniden oluşturmak.
At one point ... Now: geçmişten bugüne geçişi belirtmek
“At one point”, kavramı konuşanın hikâyesindeki daha önceki bir aşamaya yerleştirir: kavram bir süre yalnızca fikir olarak vardı. “Now” ise bu fikrin gerçeğe dönüştüğü, önceki aşamayla karşıtlık oluşturan şimdiki aşamayı başlatır. Bu iki zaman ifadesi birlikte değişimi takip etmeyi kolaylaştırır. Bu kalıp, kişisel bir anlatıyı önceki bir durumun ardından şimdiki sonucu vererek düzenleyebilir. Burada “at one point” fiziksel bir noktayı değil, zaman içindeki bir aşamayı anlatır.
Alıştırma
Hangi ikili, önceki bir durumu ve ondan farklı olan şimdiki sonucu en açık biçimde gösterir?
- At this point, the plan exists only on paper. Now the team is revising it.
- At some point, the plan may change. Now the team is discussing it.
- At one point, the plan existed only on paper. Now the building is open.
Cevabı göster
At one point, the plan existed only on paper. Now the building is open.
living in my head ... able to touch it: fikirden gerçeğe
“Living in my head”, kavramı konuşanın zihninde var olan bir şey gibi kişileştirir. Bu, işletmenin hayal edilmiş olduğunu ancak henüz fiziksel olarak gerçekleşmediğini anlatır; kavram gerçekten canlı değildir. “Now I’m able to touch it” ifadesi fiziksel bir imgeye geçer. “It”, kavramdan doğan ve artık açılmış olan gerçek yeri belirtir. “Touch” ise fikrin somut hâle geldiğini vurgular; konuşanın mutlaka küçük bir nesneye dokunduğu anlamına gelmez. Birbirini tamamlayan iki imge, zihindeki bir fikirden dış dünyadaki bir sonuca doğru hareket yaratır. Zihin ile fiziksel dünyayı karşılaştıran benzer bir dil, çoğu zaman bir planın gerçeğe dönüştüğünü gösterir.
Alıştırma
Konuşan, “this concept was living in my head” ve “Now I’m able to touch it” sözleriyle ne anlatıyor?
- Kavramı unuttu ve daha sonra onunla ilgisiz bir nesne buldu.
- Kavram onun zihninde gerçekten canlıydı ve elinde tutabileceği küçük bir nesneye dönüştü.
- Kavram, hayal edilen bir fikirden fiziksel olarak gerçek bir şeye dönüştü.
Cevabı göster
Kavram, hayal edilen bir fikirden fiziksel olarak gerçek bir şeye dönüştü.
bunun en heyecan verici yanı bu
Bu cümlede that's, that is; what's ise what is anlamına gelir. what is most exciting about it yan cümlesi en heyecan verici kısmı belirtir; doğrudan bir soru sormaz. That is what ... kalıbı daha önce sözü edilen bir düşünceye dönerek onu temel özellik olarak gösterir. Buradaki that önceki gelişmeye gönderme yapar; konuşan kişi de bu gelişmenin neden öne çıktığını vurgular.
Alıştırma
That's what's most exciting about it cümlesinde what's ne işe yarar?
- Hangi şeyin heyecan verici olduğunu doğrudan sorar.
- what has anlamına gelir ve tamamlanmış bir eylemi anlatır.
- the thing that is anlamındaki bir yan cümleyi başlatıp en heyecan verici kısmı belirtir.
Cevabı göster
the thing that is anlamındaki bir yan cümleyi başlatıp en heyecan verici kısmı belirtir.
ne tür zorluklar çıkmış olursa olsun
Despite bir ödünleme karşıtlığı kurar: zorluklar var olsa da sonuç gerçekleşmiştir. Whatever challenges there were, zorlukları tek tek saymadan veya sınırlamadan var olan her türlü zorluk anlamına gelir. Burada despite sözcüğünü, isim gibi işleyen bütün whatever yan cümlesi izler. There were bu birimin içinde bildirme cümlesi sırasını korur; bu bir soru değildir.
Alıştırma
Belirtilmemiş zorluklardan söz ederken despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite of whatever difficulties there were, the team finished the job.
- Despite whatever difficulties there were, the team finished the job.
- Despite there were several difficulties, the team finished the job.
Cevabı göster
Despite whatever difficulties there were, the team finished the job.