Mahkumlar ve kutular bilmecesini çözebilir misiniz? - Yossi Elran: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
647 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Düzensiz bir müzik grubu, konserini kurtarmak için kutu ve enstrüman bilmecesini çözmek zorundadır. Video, döngüleri izleme stratejisini açıklıyor, bunun rastgele tahminden neden üstün olduğunu hesaplıyor ve grup büyüdükçe başarı olasılığının yaklaşık %30’a yaklaştığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. don't be fooled by the pictures. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi, görünüşlerin, etiketlerin veya resimlerin gerçekle uyuşmayabileceğine dair doğrudan bir uyarı olarak tanıyın. Kuralları, reklamları, ambalajları ya da görsel kanıtları açıklarken birini yanıltıcı ilk izlenime kapılmaması için uyarmakta kullanabilirsiniz. 2. starts with the box whose outside matches their instrument and ends with — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Birbirine bağlı bir sürecin iki sınırını belirten starts with... and ends with... paralel yapısını öğrenin. Bu yapı, bir algoritmanın, rotanın, mantık zincirinin veya hikâyenin nerede başlayıp nerede bittiğini kesin biçimde anlatmanızı sağlar. 3. Not a guarantee, but — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir stratejinin kesin olmadığını kabul edip ardından temkinli biçimde olumlu bir sonuca geçmek için bu ödünleme ve karşıtlık girişini kullanın. Böylece olasılıklar, planlar veya kanıtlar hakkında sonucun güvenilirliğini abartmadan dengeli değerlendirmeler yapabilirsiniz.

Bu derste

Your favorite band is great at playing music, Kalıp ifadeler

0:06

En sevdiğiniz grup müzik yapmada harikadır,

but not so great at being organized.

0:10

ancak organize olmada pek de iyi değiller.

Kalıp ifadeler

be great at + -ing ... not so great at + -ing: güçlü ve zayıf yönleri karşılaştırma

Be great at + isim veya -ing biçimi, bir konuda çok becerikli olmak demektir. at bir edat olduğu için ardından bir eylem geldiğinde play değil, playing gibi -ing biçimi kullanılır. Being organized, işleri düzenli tutma durumunu veya becerisini anlatır. Not so great at, bad at ifadesinden daha yumuşak bir olumsuz değerlendirmedir. but sonrasında tekrarlanan is düşürülmüştür; tam düşünce but is not so great at being organized şeklindedir. Bu kalıp güçlü olunan yön ile zayıf olunan yönü açıkça karşılaştırır.

Alıştırma

İpuçlarını -ing biçimine getirerek karşılaştırmayı tamamla: Nina is great at ____, but not so great at ____. İpuçları: draw cartoons; be organized.

Cevabı göster

drawing cartoons · being organized

They keep misplacing their instruments on tour, Notlar

0:13

Turdayken enstrümanlarını sürekli bir yerlerde unutuyorlar,

Dilbilgisi

keep misplacing: tekrarlanan eylemler için keep + -ing

Keep + -ing, bir eylemin devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Buradaki keep misplacing, grubun enstrümanlarını sürekli yanlış yere koyup sonra bulamadığını söyler; keep burada “tutmak” veya “saklamak” anlamına gelmez. Misplace genellikle istemeden yapılan bir hatayı anlatır. Bir şeyi bilerek saklamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kullanarak cümleyi tamamla: My brother keeps ____ his water bottle at school. (misplace)

Cevabı göster

misplacing

Kelime

on tour: bir dizi gösteri için turnede

Bu cümlede on tour, planlanmış bir dizi gösteri için bir yerden başka bir yere gitmek demektir. Bu ifade, enstrümanların ne zaman ve hangi durumda yanlış yere konduğunu belirtir: grubun turne programı sırasında. on tour çoğu zaman The band is on tour. örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelir. Buradaki gibi bir eylemden sonra da kullanılarak olayın turne sırasında gerçekleştiğini gösterebilir.

Alıştırma

“Bir dizi gösteri için seyahat etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The band has concerts in ten cities this month, so it is ____.

Cevabı göster

on tour

and it's driving their manager mad. Deyimler

0:16

ve bu da menajerlerini çileden çıkarıyor.

Deyimler

drive someone mad: birini aşırı derecede rahatsız etmek

Burada it's driving their manager mad, tekrarlanan sorunun menajeri son derece sinirlendirip bunalttığı anlamına gelir. Bu, abartılı bir deyimdir: drive araç sürmek anlamında değildir ve mad de burada genellikle gerçek bir ruhsal hastalık olduğunu söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp drive + kişi + mad şeklindedir. Süreklilik bildiren driving, sinirlendirici etkinin şu anda devam ettiğini veya arttığını gösterir.

Alıştırma

Kendi tepkinizi anlatıyorsunuz. Cümleyi drive someone mad kullanarak tamamlayın: The neighbor's alarm is ____ right now.

Cevabı göster

driving me mad

On the day of the big concert,

0:18

Büyük konserin olacağı gün,

the band wakes up to find themselves tied up Dilbilgisi

0:20

grup üyeleri uyandıklarında kendilerini

in a windowless, soundproof practice room.

0:22

penceresiz, ses yalıtımlı bir prova odasında bağlı bulurlar.

Dilbilgisi

wake up to find oneself + geçmiş zaman ortacı

Wake up to find... bir durumun uyanıldıktan sonra fark edildiğini ve çoğu zaman beklenmedik bir sonuç olduğunu anlatır. Bu cümlede to find amaç bildirmez; grup bir şeyi araştırmak için uyanmamıştır. Find themselves tied up, find + dönüşlülük zamiri + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Kişiler, birinin kendilerini bağlamış olduğu edilgen bir durumda bulunduklarını fark ederler. Bu yapı find oneself locked out veya find oneself surrounded örneklerinde olduğu gibi ani bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi wake up to find oneself yapısıyla tamamlayın: After a night in the remote cabin, we ____ locked inside.

Cevabı göster

woke up to find ourselves

Their manager explains what's happening.

0:26

Menajerleri onlara ne olduğunu açıklar.

"Outside, there are 10 large boxes.

0:29

"Dışarıda 10 büyük kutu var.

Each contains one of your instruments,

0:31

Her birinde enstrümanlarınızdan biri bulunuyor,

but don't be fooled by the pictures. Ton ve niyet

0:34

ama kutuların üzerindeki resimlere aldanmayın.

Ton ve niyet

Don't be fooled by...: yanıltıcı görünüşlere karşı uyarı

Don't be fooled by... bir resmin, etiketin, fiyatın veya görünüşün yanlış bir inanç oluşturmasına izin vermemesi için kişiyi uyarır. Be fooled by edilgen bir yapıdır; by sonrasındaki şey, kişiyi yanıltabilecek ipucudur. Burada resimler, içeride gerçekte ne bulunduğuna dair güvenilir kanıt değildir. Bu söz hafif bir şaka değil, ciddi bir uyarıdır.

Alıştırma

Uyarıyı Don't be fooled by ile tamamlayın: ____ the bright packaging; check the ingredients first.

Cevabı göster

Don't be fooled by

They've been randomly placed. Dilbilgisi

0:37

İçine rastgele yerleştirildiler.

Dilbilgisi

They've been randomly placed: present perfect edilgen yapı

They've, They have ifadesinin kısaltılmış hâlidir. have/has been + fiilin üçüncü hâli, present perfect edilgen yapıyı oluşturur; burada üçüncü hâl placed sözcüğüdür. Yerleştirme eyleminin şu andan önce gerçekleştiğini ve ortaya çıkan düzenin şimdiki durum açısından önemli olduğunu gösterir. Burada they, enstrümanları ifade eder. Randomly, placed sözcüğünü niteler ve enstrümanlar eyleme maruz kalır: biri onları rastgele seçilen konumlara yerleştirmiştir; kendi kendilerine yerleşmemişlerdir.

Alıştırma

Cümleyi assign fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The seats ____ randomly. (assign)

Cevabı göster

have been assigned

I'm going to let you out one at a time. Notlar

0:39

Sizi teker teker dışarı çıkaracağım.

Öbek fiiller

let you out: birinin kapalı bir yerden çıkmasına izin vermek

Let someone out, bir kişinin bir odadan, araçtan ya da başka bir kapalı veya çıkışı kısıtlı yerden ayrılmasına izin vermek ya da yardım etmek anlamına gelir. Bu cümlede you, sırayla dışarı çıkmalarına izin verilecek grup üyelerini ifade eder. Yapı let + kişi + out şeklindedir. Nesne bir zamirse let ile out arasına gelir: let me out, let them out. Bu yapıda let sözcüğünden sonra to eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kilitli bir odadan çıkmasına izin verilmesini doğal biçimde ister?

  1. Please let me to out of this locked room.
  2. Please let out me of this locked room.
  3. Please let me out of this locked room.
Cevabı göster

Please let me out of this locked room.

Kalıp ifadeler

one at a time: her turda bir kişi sınırı

Bu cümlede one at a time, her turda yalnızca bir üyenin dışarı çıkmasına izin verildiğini ve diğerlerinin beklemesi gerektiğini belirtir. Yalnızca eylemlerin sırasını değil, aynı anda kaç kişinin hareket edebileceğine ilişkin sınırı vurgular. Kalıp sayı + at a time biçiminde de kullanılabilir. Örneğin two at a time, her turda en fazla iki kişiye izin verildiği anlamına gelir.

Alıştırma

Tek kişi sınırını vurgulayan dört sözcüklük ifadeyle güvenlik kuralını tamamlayın: Please enter the lab ____.

Cevabı göster

one at a time

While you're outside, Dilbilgisi

0:42

Dışarıdayken,

you can look inside any five boxes Kelime

0:43

güvenliğin sizi tur otobüsüne geri götürmesinden önce

Kelime

any five boxes: sayı sabit, seçim serbest

any five boxes ifadesinde five, izin verilen seçimin büyüklüğünü belirler; any ise hangi kutuların seçileceğini serbest bırakır. Daha büyük bir gruptan istediğin beş kutuluk grubu seçebilirsin. Buradaki any sınırsız sayıda kutu anlamına gelmez ve ifade önceden belirlenmiş beş kutuyu da göstermez.

Alıştırma

On dolap var ve bunlardan üç tanesini özgürce seçebilirsin. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. You may open all ten lockers.
  2. You may open any three lockers.
  3. You may open any of the three lockers.
Cevabı göster

You may open any three lockers.

before security takes you back to the tour bus. Kalıp ifadeler

0:46

istediğiniz beş kutunun içine bakabilirsiniz.

Dilbilgisi

While you're outside: zaman aralığını belirlemek

While you're outside, zaman bildiren bağımlı bir yan cümledir. Burada while, “... olduğu süre boyunca” anlamına gelir. Ana cümledeki iznin geçerli olduğu zaman aralığını belirler. Bir durum veya eylem başka bir eylemin zaman çerçevesini oluşturduğunda while + özne + fiil kullanılır. while yan cümlesi önce geldiğinde, onu ana cümleden genellikle virgül ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, While you're outside örneğindeki gibi bir zaman aralığı belirlemek için while kullanıyor?

  1. While the room is small, it is comfortable.
  2. I haven't seen her in a while.
  3. While you're waiting, you can read this guide.
Cevabı göster

While you're waiting, you can read this guide.

Kalıp ifadeler

takes you back to...: birini bir yere geri götürmek

Take someone back to + yer, bir kişiye eşlik ederek, onu araçla götürerek veya ona refakat ederek daha önce bulunduğu ya da dönmesi beklenen bir yere ulaştırmak anlamına gelir. Kalıp take + kişi + back to + yer şeklindedir. Bu cümlede back, tur otobüsünün dönüş noktası olduğunu gösterir. Özne security olduğu için eylem gözetim altında gerçekleşiyormuş gibi gelebilir; ancak ifade tek başına zorlama anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take us back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: After our appointment, the driver ____ the hotel.

Cevabı göster

took us back to

You can't touch the instruments

0:50

Enstrümanlara dokunamazsınız

or in any way communicate what you find to the others. Kalıp ifadeler

0:51

veya bulduğunuz şeyi diğerlerine hiçbir şekilde söyleyemezsiniz.

Kalıp ifadeler

in any way communicate X to Y: X'i Y'ye her yolla iletmek

Bu olumsuz kuralda in any way, bilgi aktarmanın bütün yollarını yasağın kapsamına alır. Buna yalnızca konuşmak değil, yazmak, el hareketleri ve işaretler de dahildir. communicate X to Y, X'i Y'ye iletmek demektir. Burada what you find, yani aktarılan bilgi X; the others ise bilgiyi alan kişilerdir.

Alıştırma

Hangi kural, sonucu takım arkadaşlarına aktarmanın her yolunu yasaklıyor?

  1. Do not say the result aloud to your teammates.
  2. Do not ask your teammates about the result.
  3. Do not in any way communicate the result to your teammates.
Cevabı göster

Do not in any way communicate the result to your teammates.

No marking the boxes, Ton ve niyet

0:55

Kutuları işaretlemek,

shouting, nothing.

0:57

bağırmak veya başka bir şey yapmak yok.

Ton ve niyet

No + -ing ... nothing: sert ve istisnasız bir yasak

No + fiilin -ing biçimi, “Bunu yapmayın” anlamına gelen kısaltılmış bir kural yapısıdır. Burada No hem marking the boxes hem de shouting için geçerlidir; dolayısıyla iki eylem de yasaktır. Sondaki nothing, konuşmada kullanılan vurgulu bir ektir. Bu bağlamda ipucu göndermenin diğer olası yollarını da kapatır: hiçbir istisna ve başka hiçbir işaret kabul edilmez.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin kısa No + -ing biçimini kullanarak tabelayı tamamlayın: No ____ near the pool. (run)

Cevabı göster

running

If each one of you can find your own instrument, Dilbilgisi

0:59

Eğer her biriniz kendi enstrümanını bulabilirse,

then you can play tonight.

1:02

o zaman bu gece sahneye çıkabilirsiniz.

Dilbilgisi

If..., then...: izin sağlayan bir koşul

If koşulu belirtir: gruptaki herkes kendi enstrümanını bulmalıdır. Each one of you, şartın yalnızca genel olarak gruba değil, gruptaki her bir kişiye uygulandığını vurgular. Then sonucu belirtir. Burada can play yalnızca “çalma becerisine sahip olmak” değil, “sahneye çıkma iznine sahip olmak” anlamına gelir. If + koşul, then + sonuç kalıbı bir kuralı veya sonucu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bisiklet etkinliğine katılma izni için kask takmanın bir koşul olduğunu açıkça belirtir?

  1. Everyone wears a helmet, and they can join the bike ride.
  2. Everyone can wear a helmet during the bike ride.
  3. If everyone wears a helmet, then they can join the bike ride.
Cevabı göster

If everyone wears a helmet, then they can join the bike ride.

Otherwise, the label is dropping you. Kültür

1:03

Aksi takdirde, plak şirketi sizinle olan sözleşmesini feshedecek.

Kültür

The label is dropping you: plak şirketinin anlaşmayı bitirmesi

Müzik sektöründe label, sanatçılarla sözleşme yapan ve müziklerini yayımlayan veya tanıtan şirket anlamındaki record label ifadesinin kısa biçimidir. Bu cümlede you, grubun veya müzik topluluğunun tamamını ifade edebilir. Drop an artist or band, çoğu zaman bir sözleşmeyi sona erdirerek ya da yenilemeyerek ticari ilişkiyi bitirmek anlamına gelir. Is dropping, tehdit edilen sonucun kesin ve yakın olduğu izlenimini verir. Bu nedenle bu, drop sözcüğünün fiziksel anlamı değil, ciddi bir mesleki uyarıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede label ve drop müzik sektöründeki anlamlarıyla kullanılmıştır?

  1. The singer dropped a label onto the desk.
  2. The label fell off the singer's suitcase.
  3. The label dropped the singer after her first album sold poorly.
Cevabı göster

The label dropped the singer after her first album sold poorly.

You have 3 minutes to think about it

1:06

Başlamadan önce

before we start."

1:08

bunu düşünmek için 3 dakikanız var."

The band is in despair. Kelime

1:10

Grup çaresizlik içindedir.

Kelime

in despair: neredeyse hiç umut kalmadığını hissetmek

In despair, bir durum çok az umut veriyor ya da hiç umut vermiyor gibi göründüğü için yoğun bir mutsuzluk içinde olmak demektir. Burada grup yalnızca üzgün ya da hayal kırıklığına uğramış değildir; neredeyse hiç umut kalmadığını düşünmektedir. be + in despair kalıbı birinin duygusal durumunu anlatır. Despair, in despair edat öbeğinin içindeki bir isimdir.

Alıştırma

Hangi cümlede in despair gerçekten ciddi bir durum için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The hikers were in despair when one shoelace came loose.
  2. The hikers were in despair because lunch was ten minutes late.
  3. After every rescue route was blocked, the hikers were in despair.
Cevabı göster

After every rescue route was blocked, the hikers were in despair.

After all, Anlatım akışı

1:12

Ne de olsa,

each musician only has a 50% chance Kalıp ifadeler

1:12

her müzisyenin beş rastgele kutu seçerek kendi enstrümanını bulma

of finding their instrument by picking five random boxes. Dilbilgisi

1:15

şansı sadece %50'dir.

Anlatım akışı

After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden sunmak

After all, az önce söylenen ya da ima edilen bir düşünceyi destekleyen nedeni sunan bir söylem belirtecidir. “Aşağıdaki gerçeği hatırladığınızda önceki düşünce anlamlı hâle gelir” sinyalini verir. Burada %50 olasılık, grubun neden umutsuzluk içinde olduğunun gerekçesi olarak sunulur. After all bu kullanımda daha sonraki bir zamanı ya da nihai sonucu göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede After all önceki ifadeyi destekleyen bir neden sunmak için kullanılmıştır?

  1. After all the meetings, I went home.
  2. We waited for hours. In the end, the bus arrived.
  3. We should take umbrellas. After all, the forecast says it will rain.
Cevabı göster

We should take umbrellas. After all, the forecast says it will rain.

Kalıp ifadeler

has a 50% chance of finding: olasılık belirtme

have/has a percentage chance of + -ing kalıbı, bir eylemin ya da olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Burada has a 50% chance of finding, aynı deneme tekrarlandığında her müzisyenin denemelerin yaklaşık yarısında enstrümanı bulmasının beklendiğini ifade eder. Each musician dil bilgisel olarak tekildir, bu nedenle fiil has olur. Their, cinsiyeti belirtilmeyen tek bir kişiye doğal biçimde gönderme yapar; only ise %50’yi yüksek değil, sınırlı bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi chance of ve win fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team has a 70% ____ the championship game. (win)

Cevabı göster

chance of winning

Dilbilgisi

by picking five random boxes: yöntemi gösterme

by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Bu cümlede by picking five random boxes, her müzisyenin aramayı nasıl yaptığını açıklar ve belirtilen olasılıkla bağlantılı yöntemi gösterir. Burada by bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: by picking doğrudur; by pick veya by to pick değildir. Bu yapıda by, “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes by ____ the date. (check)

Cevabı göster

checking

And the chances that all 10 will succeed are even lower, Dilbilgisi

1:19

Ve 10'unun birden başarma şansı daha da düşüktür,

just one in 1,024. Kelime

1:22

sadece 1.024'te birdir.

Dilbilgisi

The chances that ... are even lower: daha da düşük bir olasılık

Burada chances, bir şeyi yapmak için birden fazla “fırsat” değil, “olasılık” anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle değerlendirilen olayı belirtir: 10 kişinin tamamı başarılı olacak. the chances that + tam cümlecik + are + olasılık açıklaması kalıbını kullanabilirsiniz. Chances çoğul olduğu için are ile kullanılır; even lower bu olasılığı daha önce belirtilen bir olasılıkla karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi the chances that ... are kalıbıyla tamamlayın: The ____ the package will arrive today are very low.

Cevabı göster

chances that

Kelime

one in 1,024 ile olasılık belirtme

One in 1,024, olasılığı bir oranla ifade eder. Burada eşit olasılığa sahip 1.024 ihtimalden birinin başarılı sonuç olması, yani olasılığın 1/1.024 olması demektir. Sayı + in + toplam kalıbı, one in five örneğinde olduğu gibi istatistiklerde ve risk açıklamalarında yaygındır. Genellikle bir oranı anlatır ve her grupta tam olarak o sayıda vaka bulunacağını garanti etmez; in burada konum veya sıra numarası değil, “içinden” anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede one in 500 ne anlama gelir? A side effect occurs in one in 500 patients.

  1. 500 numaralı hastada bu yan etki kesinlikle görülür.
  2. Yaklaşık her 500 hastadan birinde bu yan etki görülür.
  3. Her hastada bu yan etki 500 kez görülür.
Cevabı göster

Yaklaşık her 500 hastadan birinde bu yan etki görülür.

But suddenly, the drummer comes up with a valid strategy Öbek fiiller

1:25

Ancak aniden davulcunun aklına geçerli bir strateji gelir

that has a better than 35% chance of working. Kalıp ifadeler

1:28

ve bunun işe yaraması %35'ten daha yüksek bir ihtimaldir.

Öbek fiiller

comes up with a valid strategy: kullanılabilir bir plan düşünmek

Bu cümlede comes up with a valid strategy, “kullanılabilecek kadar makul bir strateji düşünür” anlamına gelir. Come up with; fikir, plan, cevap veya çözüm üretmeyi anlatan çok sözcüklü bir fiil ifadesidir ve yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Özne olan the drummer tekildir, bu nedenle geniş zamandaki biçim comes up with olur. Düşünülen şey with'ten sonra gelir: come up with + idea/plan/solution. Burada valid, stratejinin o durumda kabul edilebilir veya mantıklı olduğunu belirtir; başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After discussing the problem, we ____ a practical plan.

Cevabı göster

came up with

Kalıp ifadeler

a better than 35% chance of working: %35'in üzerinde başarı olasılığı

Burada a better than 35% chance of working, stratejinin işe yarama olasılığının %35'ten yüksek olduğunu belirtir. Better than sayısal olasılığı niteler; stratejinin kalitesini anlatmaz. Kalıp a better than + yüzde + chance of + -ing biçimindedir. chance of working içinde working, “başarılı olmak” veya “amaçlanan etkiyi göstermek” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle yöntemin işe yarama olasılığının %60'tan yüksek olduğunu belirtir?

  1. The method has a 60% chance of working.
  2. The method has a better than 60% chance of working.
  3. The method has a 60% better chance of working than the old method.
Cevabı göster

The method has a better than 60% chance of working.

Can you figure out what it was? Öbek fiiller

1:32

Bunun ne olduğunu bulabilir misin?

Öbek fiiller

figure out: düşünerek çözmek veya anlamak

Figure out, bir şeyi üzerinde düşünerek çözmek, bir cevaba ulaşmak veya anlamak demektir. Bu soruda konuşan kişi, dinleyenin gizli stratejinin ne olduğunu çıkarıp çıkaramayacağını soruyor. Figure out ifadesinden sonra bir isim öbeği ya da what, how veya why gibi bir sözcükle başlayan dolaylı soru yan cümlesi gelebilir. Buradaki what it was, doğrudan soru dizilişini değil, düz cümle sözcük dizilişini kullanır.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After studying the clues, Nina finally ____ how to open the lock.

Cevabı göster

figured out

Here's what the drummer said.

1:47

Davulcunun söylediği şey şudur:

"Everyone first open the box Anlatım akışı

1:49

"Öncelikle herkes,

with the picture of your instrument.

1:50

kendi enstrümanının resminin olduğu kutuyu açsın.

Anlatım akışı

first + emir cümlesi: ilk adımı belirtmek

Burada first, emir kipiyle kullanılan open fiilinden önce gelir ve kutuyu açmanın ilk adım olduğunu gösterir. Kutuyu tanımlamaz ve “ilk kutu” anlamına gelmez. Everyone, yönergenin grubun tamamına verildiğini gösterir. Yönerge bilgiyi sırayla verir: önce sıra, sonra eylem ve ardından nesneyi belirleyen ayrıntı. Yani yapı, first + emir eylemi + nesneyi tanıtan ayrıntı şeklindedir. with ile başlayan öbek, doğru kutunun her kişinin kendi enstrümanının resmini taşıyan kutu olduğunu belirtir. Bu düzen, çok adımlı yönergeleri açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi yönerge, sıradaki ilk yeşil kutuyu seçmek yerine yeşil kutuyu açmanın ilk adım olduğunu söyler?

  1. Open the first green box.
  2. The first green box is open.
  3. First, open the green box.
Cevabı göster

First, open the green box.

If your instrument is inside, you're done. Kelime

1:52

Kendi enstrümanınız içindeyse, işiniz bitti demektir.

Kelime

you're done: bir görevi tamamlamak

Bu kuralda you're done, “görevi tamamladın ve devam etmene gerek yok” anlamına gelir. if yan cümlesi görevin hangi koşulda biteceğini belirtir. Done burada tamamlanmış bir durumu anlatır. Tehditkâr ya da öfkeli bir bağlamda You're done! birinin mahvolduğu, işten çıkarıldığı veya ciddi biçimde başının belada olduğu anlamına gelebilir; anlamı bağlam ve ton belirler.

Alıştırma

“After you save the file, you're done.” cümlesinde you're done ne anlama gelir?

  1. Başarısız oldun ve baştan başlamalısın.
  2. Süreci tamamladın ve durabilirsin.
  3. Dosyayı silmek üzeresin.
Cevabı göster

Süreci tamamladın ve durabilirsin.

Otherwise, look at whatever's in there, Dilbilgisi

1:55

Yoksa, içinde ne olduğuna bakın,

and then open the box with that picture on it. Kalıp ifadeler

1:57

ve ardından üzerindeki o resmin olduğu kutuyu açın.

Dilbilgisi

whatever's in there: bilinmeyen içeriğe gönderme yapmak

Whatever's, whatever is ifadesinin kısaltmasıdır. whatever's in there içindeki whatever, “ne olduklarına bakılmaksızın içeride bulunan şey ya da şeyler” demektir. İçerik henüz bilinmez, ama incelenecek gerçek ve belirli bir içeriğe gönderme yapar. Buradaki whatever, konuşanın umursamadığı anlamına gelmez. Bilinmeyen içerik, sırada hangi resimli kutunun açılacağını belirler; bu ifade içeriğin adını söylemeden ona gönderme yapmayı sağlar.

Alıştırma

“Open the drawer and use whatever's in there,” cümlesinde whatever's in there neye gönderme yapar?

  1. Konuşanın çekmecenin boş olup olmadığını umursamaması.
  2. Konum önemli olmadığı için herhangi bir yerdeki herhangi bir şey.
  3. Henüz tanımlanmamış olsa da çekmecenin içindeki şey ya da şeyler.
Cevabı göster

Henüz tanımlanmamış olsa da çekmecenin içindeki şey ya da şeyler.

Kalıp ifadeler

with that picture on it: bir nesneyi yüzeyindeki işaretle belirleme

with that picture on it ifadesi hangi kutunun açılacağını belirtir: söz konusu resim kutunun dış yüzeyinde görünür. It, the box sözünü karşılar; on it ise resmin nerede olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp “isim + with + işaret, resim veya yazı + on it” şeklindedir: a folder with your name on it. Nesneler çoğulsa on them kullanılır: folders with stars on them.

Alıştırma

Hangi cümle, kişiden üzerinde adı yazılı olan klasörü seçmesini ister?

  1. Choose the folder with your name in it.
  2. Choose the folder next to your name.
  3. Choose the folder with your name on it.
Cevabı göster

Choose the folder with your name on it.

Keep going that way until you find your instrument." Kalıp ifadeler

2:00

Enstrümanınızı bulana kadar bu şekilde devam edin."

Kalıp ifadeler

Keep going that way until...: aynı yöntemi bir bitiş noktasına kadar sürdürme

Keep going that way, “az önce açıklanan yöntemi kullanmaya devam et” demektir. Burada way, yol veya yön değil, biçim ya da yöntem anlamındadır. Until bitiş noktasını belirtir: hedefe ulaşılmadan önce süreç tekrarlanır; enstrüman bulunduğunda devam etmeye gerek kalmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp “Keep + -ing alan fiil + that way + until + sonuç” şeklindedir.

Alıştırma

Bu talimat kişiden ne yapmasını istiyor? Keep sorting the cards that way until every pile has ten cards.

  1. Her destede on kart olana kadar aynı ayırma yöntemini kullanmaya devam etmek.
  2. On kart destesi görene kadar o yöne doğru yürümek.
  3. Herhangi bir deste on karta ulaşmadan önce ayırmayı bırakmak.
Cevabı göster

Her destede on kart olana kadar aynı ayırma yöntemini kullanmaya devam etmek.

The bandmates are skeptical,

2:03

Grup üyeleri şüphelidir,

but amazingly enough, they all find what they need. Anlatım akışı

2:04

ama şaşırtıcı bir şekilde hepsi ihtiyaç duydukları şeyi bulurlar.

Anlatım akışı

amazingly enough: şaşırtıcı ama gerçek bir sonucu tanıtmak

amazingly enough, “şaşırtıcı bir şekilde” anlamına gelen bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen sonucun beklenmedik ama gerçek olduğunu bildirir. Burada enough, “gerektiği kadar” anlamına gelmez. Kalıplaşmış belirleyicinin bir parçasıdır. Bu ifade ardından gelen yan cümlenin tamamını yorumlar ve genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

"Amazingly enough, the old battery still worked," cümlesinde baştaki belirleyici ne işe yarar?

  1. Pilin hâlâ çalışmasını şaşırtıcı ama gerçek bir sonuç olarak sunar.
  2. Sonucu sıradan ve beklenen bir durum olarak sunar.
  3. Pilin yeterli miktarda enerjiye sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

Pilin hâlâ çalışmasını şaşırtıcı ama gerçek bir sonuç olarak sunar.

And a few hours later,

2:08

Ve birkaç saat sonra,

they're playing to thousands of adoring fans. Kalıp ifadeler

2:09

binlerce hayranlarına müzik çalarlar.

Kalıp ifadeler

playing to thousands of adoring fans: play to + audience kalıbı

Bu performans bağlamında play to + audience, “to'dan sonra belirtilen kişiler için performans sergilemek” demektir. to edatı performansı izleyen veya dinleyen kişileri gösterir; onlara doğru hareketi anlatmaz. Thousands of seyircinin çok kalabalık olduğunu gösterir; adoring fans ise sanatçılara güçlü sevgi ve hayranlık gösteren hayranlardır. Tüm ifade, çok büyük ve coşkulu bir kalabalığa verilen performansı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi play to + audience kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the festival, the band ____ a crowd of 5,000.

Cevabı göster

played to

So why did the drummer's strategy work? Anlatım akışı

2:12

Peki davulcunun stratejisi neden işe yaradı?

Anlatım akışı

So why did ... work?: sonuçtan nedene geçmek

Bu soruda So, dinleyicinin az önce gördüğü sonuca bağlanır; why ise bu sonucun nedenini veya mekanizmasını açıklamaya geçiş yapar. Konuşmacı şaşkınlığını dile getirmiyor ya da bağlamdan kopuk bir soru sormuyor; bu soru açıklamanın sonraki bölümünü düzenliyor. Tekrar kullanılabilen So why did X work? kalıbı, “X başarılı olduğuna göre, onu başarılı kılan neydi?” anlamına gelir. Buradaki work, “çalışmak” değil, “işe yaramak” demektir. Şimdiki veya genel bir sonuç için does kullanılır: So why does X work?

Alıştırma

“So why did the drummer's strategy work?” açıklamada nasıl bir işlev görür?

  1. Konuşmacının stratejinin başarılı olup olmadığını bilmediğini gösterir.
  2. Davulcuya yeni bir talimat verir.
  3. Bilinen bir sonuçtan, bu sonucun nedeninin açıklamasına geçer.
Cevabı göster

Bilinen bir sonuçtan, bu sonucun nedeninin açıklamasına geçer.

Each musician follows a linked sequence Kelime

2:14

Her bir müzisyen birbirine bağlı bir sırayı takip eder;

that starts with the box whose outside matches their instrument Dilbilgisi

2:17

bu sıra kendi enstrümanıyla dışarıdan eşleşen kutudan başlar

Dilbilgisi

whose outside ...: nesneler için whose kullanımı

whose outside matches their instrument sözleri, hangi kutunun kastedildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. whose bir aitlik ilişkisi kurar: dış yüzey kutunun bir parçası ya da özelliğidir. whose insanlara olduğu kadar nesnelere de gönderme yapabilir. whose outside örneğinde olduğu gibi doğrudan bir isimden önce gelir. Nesneler için the outside of which gibi bir yapı da dil bilgisi açısından doğru olabilir, ancak burada whose genellikle daha kısa ve doğaldır.

Alıştırma

Bir nesneyi anlatırken whose kelimesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The library who's windows face the park stays cool in summer.
  2. The library whose windows face the park stays cool in summer.
  3. The library which windows face the park stays cool in summer.
Cevabı göster

The library whose windows face the park stays cool in summer.

and ends with the box actually containing it.

2:21

ve onu gerçekten içeren kutuda son bulur.

Kelime

follows a linked sequence: sıralı bir zincirin izini sürmek

Follow a linked sequence, her öğenin bağlantısını kullanarak bir sonraki öğeyi belirlemek ve sıralı bir zincir boyunca ilerlemek anlamına gelir. Linked sosyal bir ilişkiyi değil, yapısal bir bağlantıyı anlatır; follow ise bir kişiyi takip etmek yerine zincirin izini sürmek demektir. Bu cümlede ilk kutunun dış yüzü başlangıç noktasını gösterir ve her bağlantı, müzisyen enstrümanı içeren kutuya ulaşana kadar bir sonraki adıma götürür. Bu ifade algoritmaları, ipuçlarını, veri yapılarını ve bir adımın sonrakini belirlediği yolları açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir algoritma açıklamasında follow a linked sequence ne anlama gelir?

  1. Her öğenin bir sonrakine götürdüğü sıralı bir zincir boyunca ilerlemek.
  2. Birbirini tanıyan bir grup insanı takip etmek.
  3. Birbiriyle ilgisiz öğeleri herhangi bir sırayla seçmek.
Cevabı göster

Her öğenin bir sonrakine götürdüğü sıralı bir zincir boyunca ilerlemek.

Dilbilgisi

starts with ... and ends with ...: bir dizinin başlangıç ve bitiş sınırlarını belirtmek

starts with ... and ends with ... bir dizinin iki sınırını, yani ilk ve son noktasını belirten paralel bir kalıptır. Bu cümlede iki sınır da zamandaki anlar değil, bağlantılı bir yol üzerindeki kutulardır. with’ten sonra gelen isimler veya söz grupları etkinlikleri, yerleri, nesneleri ya da bölümleri belirtebilir. İki uç nokta aynı şekilde sunulduğunda her iki bölümde de with kullanılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi starts with ... and ends with ... kalıbını kullanarak tamamlayın: The school day ____ math ____ art class.

Cevabı göster

starts with · and ends with

Note that if they kept going, Anlatım akışı

2:24

Unutmayın, eğer devam etselerdi,

that would lead them back to the start. Kalıp ifadeler

2:26

bu onları başa döndürürdü.

Anlatım akışı

Note that...: önemli bir gerçeği vurgulamak

Burada Note that, “ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat edin” demektir. Koşul ve sonucu açıklama açısından önemli olarak işaretler; note burada bir şeyi yazma talimatı değildir. Note that + yan cümle kalıbı, dinleyicinin açıklamanın sonraki adımını izlemek için ihtiyaç duyduğu bir gerçeği veya koşulu öne çıkararak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir açıklamada Note that dinleyiciye ne yapmasını söyler?

  1. Cümlenin tamamını bir deftere yazmak.
  2. Koşulu daha sonraya kadar görmezden gelmek.
  3. Ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat etmek.
Cevabı göster

Ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat etmek.

Kalıp ifadeler

lead them back to the start: rotanın başladığı yere dönmek

Lead them back to the start, “onların rotanın başladığı yere geri dönmesini sağlamak ya da onları oraya yönlendirmek” demektir. Kalıp lead + kişi + back to + yer şeklindedir; back geri dönüşü, to ise varış noktasını gösterir. Özne insan olmak zorunda değildir. Bir yol, işaret, ipucu veya akıl yürütme kişiyi bir yere ya da önceki bir fikre geri götürebilir. Burada yalnızca bir adım geriye gitmek değil, rotayı tamamlayıp yeniden başlangıca ulaşmak anlatılır.

Alıştırma

İşaretlerin bizi başladığımız yere yönlendirdiği anlamına gelen doğal cümleyi seçin.

  1. The signs lead us back to the starting point.
  2. The signs lead us back at the starting point.
  3. The signs lead back us to the starting point.
Cevabı göster

The signs lead us back to the starting point.

So this is a loop. Kelime

2:28

Yani bu bir döngüdür.

Kelime

this is a loop: başlangıç noktasına dönen bir yol

Burada loop, birbirine bağlı öğeler boyunca ilerleyen kapalı bir yoldur: bir öğeden başlanır, bağlantılar izlenir ve sonunda başlangıçtaki öğeye dönülür. Bu cümlede loop, bu geri dönüşün oluşturduğu yapının adıdır. Yalnızca bir eylemi tekrar tekrar yapmak anlamına gelmez ve ipten yapılmış fiziksel bir halka değildir.

Alıştırma

Birbirine bağlı kutularla ilgili bu açıklamada loop ne anlama geliyor?

  1. Farklı bir noktada sona eren düz bir yol.
  2. Gevşek bir daire biçiminde bükülmüş bir ip.
  3. Bağlantıları izleyen ve sonunda başlangıç noktasına dönen bir yol.
Cevabı göster

Bağlantıları izleyen ve sonunda başlangıç noktasına dönen bir yol.

For example, if the boxes are arranged like so, Kalıp ifadeler

2:29

Örneğin, kutular böyle dizilmiş olsaydı,

Kalıp ifadeler

are arranged like so: gösterilen bir düzene işaret etmek

are arranged edilgen bir yapıdır: kutuların belirli bir sıraya veya düzene yerleştirildiğini anlatır. like so “bu şekilde” anlamına gelir ve konuşanın gösterdiği düzene işaret eder. Bu ifade düzenin nasıl olduğunu tek başına açıklamaz. Dinleyenin so sözcüğünün neye gönderme yaptığını anlaması için bir resim, hareket, nesne veya hemen öncesinde yapılmış bir gösterim gerekir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Herhangi bir resim, hareket veya önceki açıklama yoktur. Buna rağmen "The wires are arranged like so." cümlesi tam düzeni dinleyene açıkça anlatır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

the singer would open the first box to find the drums,

2:32

şarkıcı ilk kutuyu açıp davulları bulacaktı,

go to the eighth box to find the bass,

2:35

ardından bası bulmak için sekizinci kutuya gidecekti,

and find her microphone in the third box,

2:38

ve üçüncü kutuda kendi mikrofonunu bulacaktı,

which would point back to the first. Kalıp ifadeler

2:40

bu da tekrar ilk kutuyu işaret edecekti.

Kalıp ifadeler

would point back to the first: önceki bir öğeyi yeniden işaret etmek

Burada point, görüş anlamındaki isim değil, bir şeyi işaret etmek veya bir yöne yönlendirmek anlamındaki fiildir. Back, bağlantının daha önce sözü edilen ya da gösterilen bir şeye döndüğünü belirtir. Bu nedenle point back to the first, mevcut bilginin yeniden ilk öğeye yönlendirmesi demektir. Would, bunu konuşulan durumda beklenen sonuç olarak sunar. The first ifadesinde, box veya item gibi bağlamdan zaten anlaşılan bir isim kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bir akış şemasındaki son ok 1 numaralı kutuya dönüyor. Bunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The last arrow points to the first box.
  2. The last arrow points back to the first box.
  3. The last arrow refers back to the first box.
Cevabı göster

The last arrow points back to the first box.

This works much better than random guessing, Dilbilgisi

2:43

Bu rastgele tahminde bulunmaktan çok daha iyi işler,

Dilbilgisi

works much better than random guessing: büyük bir fark göstermek

Burada works, bir işi yapmak değil, etkili olmak veya amaçlanan sonucu vermek anlamındadır. Better than, bu yöntem ile rastgele tahmin etme yönteminin ne kadar etkili olduğunu karşılaştırır. Much, farkın büyük olduğunu göstermek için karşılaştırma biçimi better'dan önce gelir. Tekrar kullanılabilen A works much better than B kalıbı, A'nın B'den çok daha etkili olduğunu belirtir. Random guessing, bir strateji olmadan seçim yapmak demektir.

Alıştırma

Kontrol listesinin çok daha etkili olduğunu göstermek için cümleyi works much better than ile tamamlayın: This checklist ____ relying on memory.

Cevabı göster

works much better than

because by starting with the box with the picture of their instrument, Dilbilgisi

2:46

çünkü kendi enstrümanlarının resmi olan kutuyla başlayarak,

each musician restricts their search Kalıp ifadeler

2:49

her bir müzisyen kendi aramasını

to the loop that contains their instrument.

2:52

kendi enstrümanlarını içeren döngüye sınırlar.

Dilbilgisi

because by starting with...: Bir sonucu kullanılan yöntemle açıklama

Because, sonucun nedenini belirtir. Bu neden yan cümlesinin içinde by starting with... sonucu ortaya çıkaran yöntemi açıklar: o kutudan başlamak, her müzisyenin araması gereken alanı daraltır. Kalıp because + by + fiilin -ing biçimi, özne + fiil şeklindedir. Because ve by farklı görevler üstlenir; tek bir birleşik bağlaç değildir. By sözcüğünden sonra by checking veya by sorting örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Nedeni because ile, yöntemi ise by + fiilin -ing biçimiyle doğru şekilde anlatan cümleyi seçin.

  1. The trip was easier because checking by the map first, we avoided unnecessary turns.
  2. The trip was easier because by check the map first, we avoided unnecessary turns.
  3. The trip was easier because by checking the map first, we avoided unnecessary turns.
Cevabı göster

The trip was easier because by checking the map first, we avoided unnecessary turns.

Kalıp ifadeler

restrict their search to...: Arama kapsamını sınırlama

Restricts their search to the loop, “aradıkları alanı yalnızca o döngüyü kapsayacak şekilde sınırlar” demektir. Restricts fiilinin nesnesi their search'tür; to the loop ise geriye kalan kapsamı belirtir. Burada to amaç değil, kapsam sınırı bildirir. Aktarılabilir kalıp restrict + bir arama/inceleme/seçim + to + belirli bir küme, yer, zaman aralığı veya başka bir kapsam şeklindedir.

Alıştırma

Filtrenin aramayı yalnızca yakın tarihli makaleleri içerecek şekilde sınırladığını doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The filter restricts recent articles for the search.
  2. The filter restricts to search recent articles.
  3. The filter restricts the search to recent articles.
Cevabı göster

The filter restricts the search to recent articles.

And there are decent odds, Kalıp ifadeler

2:54

Ve iyi bir ihtimal vardır,

about 35%,

2:56

yaklaşık %35 civarında,

that all of the loops will be of length five or less. Kelime

2:57

ki tüm döngüler beş veya daha kısa uzunlukta olacaktır.

Kalıp ifadeler

there are decent odds: oldukça iyi bir ihtimal

Bu cümlede there are decent odds that ... bir olayın gerçekleşme ihtimalinin oldukça iyi ya da ciddiye alınmaya değer olduğunu belirtir. Burada odds ihtimal anlamındadır; decent ise olumlu fakat ölçülü bir değerlendirme yapar. Ahlaki anlamda saygın demek değildir. Araya eklenen about 35% gerçek tahmini verir. Bu, decent değerlendirmesinin beklentilere bağlı olduğunu ve olayın gerçekleşme ihtimalinin %50’den fazla olduğunu garanti etmediğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı there are decent odds that + yan cümledir.

Alıştırma

Bir hava tahmini kar yağma ihtimalini %35 olarak veriyor. Hangi cümle bu ihtimali kesin göstermeden, ölçülü biçimde umut verici olarak sunar?

  1. There is a decent odd that it will snow tonight.
  2. It is certain that it will snow tonight.
  3. There are decent odds that it will snow tonight.
Cevabı göster

There are decent odds that it will snow tonight.

Kelime

of length five or less: beşi içeren bir üst sınır

Be of length + number, uzunluğu bir özellik olarak belirtmenin kısa bir yoludur. Burada all of the loops will be of length five or less, her döngünün uzunluğunun beşten büyük olmadığı anlamına gelir. Five or less ifadesine beş de dahildir. Matematik veya algoritma bağlamında length fiziksel mesafe yerine öğe ya da adım sayısını belirtebilir; birimi bağlam sağlar.

Alıştırma

Bir sistem en fazla sekiz karakterli erişim kodlarına izin veriyor. Teknik kuralı of length ... or less kalıbıyla tamamlayın: Every access code must be ____.

Cevabı göster

of length eight or less

How do we calculate those odds?

3:02

Bu olasılıkları nasıl hesaplarız?

For the sake of simplicity, Kalıp ifadeler

3:03

Basitlik adına,

Kalıp ifadeler

For the sake of simplicity: daha basit bir yaklaşımı bildirmek

For the sake of simplicity, “karmaşıklığın bir kısmını geçici olarak dışarıda bırakarak bir açıklamayı veya işi kolaylaştırmak için” demektir. Burada, sorunun tamamı ele alınmadan önce daha küçük ve basit bir model kullanılacağını bildirir. for the sake of + isim yapısı, bir eylemin amacını veya arkasındaki düşünceyi belirtir. Buradaki sake “amaç” ya da “neden” anlamındadır ve ifade bir bütün olarak anlaşılmalıdır; Japon içkisini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “açıklamayı kolaylaştırmak için” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: ____, we'll compare only the two main options.

Cevabı göster

For the sake of simplicity

we'll demonstrate with a simplified case, Kelime

3:05

bu durumu basitleştirilmiş bir örnekle göstereceğiz:

four instruments,

3:07

dört enstrüman,

and no more than two guesses allowed for each musician. Kalıp ifadeler

3:08

ve her bir müzisyen için en fazla iki tahmine izin verilmektedir.

Kelime

a simplified case: açıklama için indirgenmiş bir model

a simplified case ifadesinde case, incelenmek üzere seçilen bir durum veya model anlamına gelir; hukuki bir dava ya da eşya kabı değildir. Simplified, ana fikrin daha kolay görülmesi için bazı değişkenlerin, nesnelerin veya koşulların azaltıldığını gösterir. Yararlı bir simplified case, açıklanan temel ilişkiyi korur. Ölçeği küçültür veya ayrıntıları kaldırır ama sorunun tamamının ortadan kalktığını öne sürmez.

Alıştırma

Hangi cümlede case, bir fikri açıklamak veya sınamak için bilinçli olarak küçültülen bir durum anlamındadır?

  1. Let's test the formula on a simplified case with only two variables.
  2. The court reopened the criminal case after new evidence appeared.
  3. She put the tablet in a protective case before traveling.
Cevabı göster

Let's test the formula on a simplified case with only two variables.

Kalıp ifadeler

no more than two guesses allowed for each musician: kesin bir üst sınır koymak

no more than two guesses allowed ifadesinde no more than two kesin bir üst sınır koyar: iki tahmine ve daha azına izin verilir, ancak üç tahmine izin verilmez. ‘Yaklaşık iki’ anlamına gelmez. For each musician, bu sınırın bütün müzisyenler arasında paylaşılan iki tahmin olarak değil, her müzisyen için ayrı ayrı uygulandığını gösterir. Bu kural ifadesinde guesses allowed, kuralların izin verdiği tahminleri belirtir.

Alıştırma

Hangi kural üç dosyaya izin verildiğini, ancak dört dosyaya izin verilmediğini söyler?

  1. No more than three files are allowed per upload.
  2. Less than three files are allowed per upload.
  3. No less than three files are allowed per upload.
Cevabı göster

No more than three files are allowed per upload.

Let's start by finding the odds of failure, Notlar

3:13

Başarısızlık olasılıklarını bularak başlayalım,

Anlatım akışı

Let's start by finding...: ilk adımı tanıtmak

Let's start by + -ing, bir açıklama veya süreçteki ilk eylemi bildirir. Burada finding the odds of failure ilk sıraya konur; konuşmacı daha sonra akıl yürütmenin sonraki kısmına geçer. Let's, yönlendirmeye ‘bunu önce birlikte yapalım’ gibi iş birliğine dayalı bir ton verir. by sözcüğünden sonra start by finding, checking veya listing örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Bu kalıp, bilgi sırasını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

İlk adımı tanıtmak için Let's start by + -ing kullanın. Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Let's start by ____ the totals.

Cevabı göster

checking

the chance that someone will need to open three or four boxes Dilbilgisi

3:16

birinin üç veya dört kutu açması gerekme ihtimali,

before they find their instrument.

3:19

kendi enstrümanını bulmadan önce.

Kelime

odds of failure: başarısızlığın gerçekleşme ihtimali

Bu cümlede odds of failure, başarısızlığın gerçekleşme ihtimali anlamına gelir. Virgülden sonraki the chance that... ifadesi aynı fikri yeniden açıklar ve burada neyin başarısızlık sayıldığını netleştirir: çalgıyı bulmadan önce üç ya da dört kutu açmak zorunda kalmak. odds of + sonuç kalıbı, hangi sonucun gerçekleşme ihtimalinin ele alındığını belirtir; odds of success ve odds of rain buna örnektir. Buradaki odds olasılıkla ilgilidir; tek sayılar ya da garip bir şey anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte odds of failure ne anlama geliyor?

  1. başarısızlığın gerçekleşme ihtimali
  2. başarısızlığın garip olduğu düşüncesi
  3. tek numaralı başarısızlıkların kümesi
Cevabı göster

başarısızlığın gerçekleşme ihtimali

Dilbilgisi

will need to ... before ...: daha sonraki bir sonuçtan önce gereken eylem

Will need to + fiilin yalın hâli, gerekli olacağı öngörülen bir eylemi anlatır: biri kutuları açmak zorunda kalacaktır. before yan cümlesi daha sonraki sonucu, yani çalgının bulunmasını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen someone will need to do X before they do or can do Y kalıbı, X'in önce gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir. Gelecek zamandan söz edilse bile İngilizcede before sonrasında normalde geniş zaman kullanılır. Bu nedenle before they find denir, before they will find denmez. Bu bulmacada üç ya da dört kutu açmak izin verilen sayıyı aştığı için başarısızlık sayılır; before tek başına yalnızca olayların sırasını gösterir.

Alıştırma

verify fiilini ve will need to ... before ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: You ____ your email ____ you can sign in.

Cevabı göster

will need to verify · before

There are six distinct four-box loops. Kelime

3:21

Altı farklı dört kutu döngüsü var.

Kelime

distinct four-box loops: tekrarları saymadan hesaplama

Bu sayma bağlamında distinct, “birbirinden farklı ve yinelenmeyen” anlamına gelir. six distinct four-box loops, dört kutudan oluşan birbirinden farklı altı döngüyü anlatır; dolayısıyla aynı döngü iki kez sayılmaz. Burada distinct, döngülerin sayılırken nasıl birbirinden ayrıldığını belirtir. Döngülerin özellikle belirgin veya kolay fark edilir olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir matematik probleminde four distinct solutions ne anlama gelir?

  1. Aynı çözümün dört kopyası.
  2. Kolayca görülebilen dört çözüm.
  3. Birbirinden farklı, tekrar içermeyen dört çözüm.
Cevabı göster

Birbirinden farklı, tekrar içermeyen dört çözüm.

One fun way to count them is to make a square. Dilbilgisi

3:24

Onları saymanın eğlenceli bir yolu bir kare çizmektir.

Dilbilgisi

One ... way to ... is to ...: bir yöntem sunma

One + adjective + way to A + is to B kalıbı bir yöntem sunmak için kullanılır. İlk to'lu mastar hedefi veya görevi, ikinci to'lu mastar ise bunu gerçekleştirecek eylemi belirtir. One, yöntemi tek yöntem olarak değil seçeneklerden biri olarak sunar. Bu cümlede hedef count them, yöntem ise make a square ifadesidir. fun sıfatı, konuşanın yöntem hakkındaki olumlu görüşünü ekler ve zorunlu değildir. One way to count them is to make a square aynı temel yapıyı ve yöntemi korur.

Alıştırma

One ... way to ... is to ... kalıbını ve draw fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: One simple way to remember the rule ____ a picture.

Cevabı göster

is to draw

Put an instrument at each corner and draw the diagonals.

3:27

Her köşeye bir enstrüman koyun ve köşegenleri çizin.

See how many unique loops you can find.

3:31

Ne kadar benzersiz döngü bulabileceğinize bakın.

And keep in mind that these two are considered the same. Notlar

3:34

Ve bu ikisinin aynı kabul edildiğini unutmayın.

Anlatım akışı

keep in mind that: önemli bir hatırlatmayı belirtmek

Keep in mind that, dinleyicinin açıklamayı takip ederken hatırlaması gereken bir bilgiyi sunar. Burada iki durumun aynı sayıldığı kuralını belirtir. That sözcüğünden sonra tam bir yan cümle gelir. Bu ifade, önemli bir koşula dikkat çekerek bilgiyi düzenler; kelimesi kelimesine bir şeyi zihnin içine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hatırlatmayı bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ the museum closes at five.

Cevabı göster

Keep in mind that

Kelime

are considered the same: eş değer olarak sınıflandırılmak

Are considered the same, consider fiilinin edilgen biçimidir. Bir kuralın, sistemin veya grubun iki şeyi aynı kategoriye ait ya da eş değer olarak değerlendirdiğini belirtir. Cümle, değerlendirmeyi kimin yaptığına değil, sınıflandırma sonucuna odaklanır. Bu ifade, iki şeyin görünen her ayrıntıda tamamen aynı olduğunu mutlaka iddia etmez. Biçimleri farklı olabilir ama ilgili ölçüte göre yine de aynı sayılabilirler.

Alıştırma

İki çözüm farklı adımlar kullanıyor, ancak değerlendirme kuralı bunları eş değer tek bir yöntem olarak kabul ediyor. Bu düşünceyi en doğru hangi cümle ifade eder?

  1. They are the same in every detail.
  2. They are considered the same under the grading rule.
  3. They look the same on the page.
Cevabı göster

They are considered the same under the grading rule.

They just start at different points.

3:37

Sadece farklı noktalardan başlıyorlar.

These two, however, are different.

3:39

Ancak bu ikisi birbirinden farklı.

We can visualize the eight distinct three-box loops Kalıp ifadeler

3:42

Sekiz farklı üç kutu döngüsünü

using triangles.

3:45

üçgenleri kullanarak görselleştirebiliriz.

Kalıp ifadeler

visualize X using Y: Y kullanarak X'i görselleştirmek

visualize X using Y yapısında X, gösterilen bilgi veya yapıdır; Y ise bunu göstermek için kullanılan görsel biçim, araç ya da yöntemdir. Burada loops X, triangles ise Y'dir. Matematik, bilim ve veri açıklamalarında visualize çoğu zaman bir şeyi yalnızca zihinde canlandırmak değil, örüntüsü açıkça görülebilecek biçimde göstermek anlamına gelir.

Alıştırma

Verileri bir grafikle göstermeyi anlatmak için visualize X using Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We can visualize using the survey results a bar chart.
  2. We can visualize the survey results using a bar chart.
  3. We can visualize a bar chart using the survey results.
Cevabı göster

We can visualize the survey results using a bar chart.

You'll find four possible triangles,

3:47

Hangi enstrümanı dışarıda bıraktığınıza bağlı olarak

depending on which instrument you leave out, Dilbilgisi

3:49

dört olası üçgen bulacaksınız,

Dilbilgisi

depending on which ... you leave out: hangi öğenin çıkarıldığına bağlı olarak

depending on which ... sonucu belirleyen seçimi açıklar. Sonuç bu ifadeden önce gelir; which instrument you leave out ise değişebilen seçeneği belirtir. Burada leave out, bir şeyi fiziksel olarak dışarıya koymak değil, dahil etmemek veya çıkarmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, olası üçgenin hangi enstrümanın çıkarıldığına göre değiştiğini anlatır.

Alıştırma

depending on which ... you leave out yapısını feature ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The final price changes ____.

Cevabı göster

depending on which feature you leave out

and two distinct paths on each.

3:51

ve her birinde iki farklı yol vardır.

So of the 24 possible combinations of boxes, Kelime

3:55

Dolayısıyla, 24 olası kutu kombinasyonundan,

there are 14 that lead to failure Kalıp ifadeler

3:58

14'ü başarısızlığa

and 10 that result in success. Kalıp ifadeler

4:00

ve 10'u başarıya götürür.

Kelime

Of the 24 possible combinations of boxes: toplamın içindeki bir alt grubu belirtmek

Of the 24 possible combinations of boxes, “24 olası kutu kombinasyonunun oluşturduğu toplam küme içinde” anlamına gelir. Buradaki of, sayılan grubun tamamını belirtir; aitlik bildirmez. Toplam grup belirtildikten sonra cümle bunu iki alt kümeye ayırır: başarısızlığa yol açan 14 kombinasyon ve başarıyla sonuçlanan 10 kombinasyon. Of the + toplam grup, ... kalıbı, o grubun kaç üyesinin belirli bir sonuca sahip olduğunu söylemenizi sağlar.

Alıştırma

Thirty people voted. İngilizce cümleyi Of the ile başlayan ve toplam grubu belirten bir yapıyla tamamlayın: ____, 18 chose the blue design.

Cevabı göster

Of the 30 voters

Kalıp ifadeler

Lead to failure: bir şeyin olumsuz bir sonuca neden olduğunu belirtmek

Lead to failure, “başarısız bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Özne, sonucu oluşturan koşulu, seçimi veya süreci belirtir; bu cümlede 14 kombinasyon başarısızlıkla bağlantılı etkenlerdir. lead to + sonuç yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından failure gibi bir isim grubu veya fiilin -ing biçimi gelir. Bu kullanım neden-sonuç ilişkisi anlatır; birine fiziksel olarak yol göstermek anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. lead ile led sözcüklerindeki ünlü seslere odaklanın.

  1. Repeated mistakes lead to failure.
  2. Repeated mistakes led to failure.
Cevabı göster

Repeated mistakes lead to failure.

Kalıp ifadeler

result in success: başarıyla sonuçlanmak

Result in, “belirli bir sonuca neden olmak veya o sonucu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Result in success ifadesinde result fiildir ve success ortaya çıkan sonucu belirtir. Tekrar kullanılabilecek yapı “neden veya eylem + result(s) in + sonuç” şeklindedir. in sonrasındaki isim ne olduğunu gösterir. Bir yöntem, süreç veya seçimin ürettiği sonucu anlatırken bu kullanım make success ifadesinden daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi result ve sonucu gösteren edatla tamamlayın: Careful testing can ____ fewer errors.

Cevabı göster

result in

That computational strategy

4:04

Bu hesaplama stratejisi

works for any even number of musicians. Kelime

4:05

herhangi bir çift sayıdaki müzisyen için çalışır.

Kelime

any even number of musicians: herhangi bir çift sayıdaki müzisyen

Any even number of musicians, 2, 4, 6 veya 10 gibi 2'ye tam bölünebilen herhangi bir sayıda müzisyen anlamına gelir. Buradaki even, “tek olmayan, çift” anlamındaki matematiksel bir sıfattır. Any, ifadeyi genelleştirir: strateji yalnızca belirli bir grup büyüklüğünde değil, hangi çift sayı seçilirse seçilsin işe yarar.

Alıştırma

Any even number of musicians ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Strateji hem tek hem de çift sayıdaki müzisyenlerle işe yarar.
  2. Strateji, mümkün olan her çift sayıdaki müzisyenle işe yarar.
  3. Strateji yalnızca tam olarak on müzisyenle işe yarar.
Cevabı göster

Strateji, mümkün olan her çift sayıdaki müzisyenle işe yarar.

But if you want a shortcut, Anlatım akışı

4:08

Ama eğer kestirmeden gitmek isterseniz,

it generalizes to a handy equation. Kelime

4:09

pratik bir denkleme genellenebilir.

Anlatım akışı

if you want a shortcut: daha basit bir yöntem sunmak

Bu cümlede if you want a shortcut, hesabı yapmanın isteğe bağlı ve daha kolay bir yolunu tanıtır. Buradaki shortcut, fiziksel olarak daha kısa bir yol değil, daha hızlı veya daha basit bir yöntem demektir. If yan cümlesi açıklamayı düzenler: ayrıntılı işlemden sonra kısa bir denkleme geçileceğini belirtir. If you want... bu geçişi bir seçenek olarak sunduğu için doğrudan bir talimattan daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Bir öğretmen az önce uzun bir hesaplama gösterdi. If you want a shortcut... bundan sonra neyin geleceğini belirtir?

  1. Ayrıntılı yöntemin yanlış olduğunu söyler.
  2. Dinleyiciden daha kısa bir yol bulmasını ister.
  3. Daha basit bir yöntemi isteğe bağlı sonraki adım olarak sunar.
Cevabı göster

Daha basit bir yöntemi isteğe bağlı sonraki adım olarak sunar.

Kelime

generalizes to a handy equation: belirli bir durumdan genel bir biçime

Burada it, az önce açıklanan hesaplama yöntemini ifade eder. Generalizes to, yöntemin belirli bir durumun ötesine genişletilebileceğini ve daha genel biçimde çalışan bir yapıyla ifade edilebileceğini anlatır. A handy equation, kullanımı kolay ve yararlı bir denklemdir. İfadenin tamamı, belirli bir duruma ait fikrin kullanışlı bir genel denkleme dönüşebileceğini söyler; generalizes yalnızca summarizes, yani özetler anlamına gelmez.

Alıştırma

Belirli bir durumdan daha geniş bir duruma uzanmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This pattern ____ a formula that works for every grid size.

Cevabı göster

generalizes to

Plug in 10 musicians, Kelime

4:13

Denklemde müzisyen sayısı olarak 10'u yerine koyun,

and we get odds of about 35%.

4:15

ve yaklaşık %35 olasılık elde ederiz.

Kelime

Plug in 10 musicians: hesaplamada bir değeri yerine koymak

Matematik bağlamında plug in, sonucu hesaplayabilmek için bilinen bir değeri bir denkleme veya formüle yerleştirmek anlamına gelir. Burada 10 musicians, müzisyen sayısını temsil eden değişken için 10 değerini verir; herhangi bir şeyi elektriğe bağlamak anlamına gelmez. Plug in X, and ... kalıbı iki adım sunar: önce X değerini yerine koyarsınız, ardından sonucu hesaplar veya gözlemlersiniz.

Alıştırma

“Plug in 25 for x, and then calculate the total,” cümlesinde plug in 25 ne anlama gelir?

  1. Hesaplamadaki her sayıya 25 eklemek.
  2. x'i bir elektrik prizine bağlamak.
  3. Hesaplamada x'in değeri olarak 25'i kullanmak.
Cevabı göster

Hesaplamada x'in değeri olarak 25'i kullanmak.

What if there were a thousand musicians? Dilbilgisi

4:18

Peki ya bin müzisyen olsaydı?

Dilbilgisi

What if there were ...?: hayalî bir durum ortaya koymak

What if there were ...? hayalî bir durum ortaya koyar ve bu durumun sonucunu düşünmeye yöneltir. Burada konuşmacı sayıyı bine çıkararak bu varsayım altında ne olacağını sınar. Were geçmiş zaman biçimi gibi görünür, ancak bu kalıpta geçmişte olmuş bir gerçeği bildirmek yerine varsayımsal bir durumu işaretler. Yeniden kullanılabilen kalıp What if there were + isim öbeği? şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle daha fazla akıl yürütmek için hayalî bir durum ortaya koyar?

  1. Were there no lights in the city last night?
  2. There were no lights in the city last night.
  3. What if there were no lights in the city for one night?
Cevabı göster

What if there were no lights in the city for one night?

A million?

4:20

Bir milyon?

As n increases, Dilbilgisi

4:21

n arttıkça,

the odds approach about 30%. Kelime

4:23

olasılık yaklaşık %30'a yaklaşır.

Dilbilgisi

As n increases: değişen iki eğilimi bağlamak

Burada n müzisyen sayısını gösterir ve As n increases, “n büyüdükçe” veya “n'deki her artışla birlikte” anlamına gelir. Önce değişen bir miktarı tanıtır, sonra bu değişimi ana cümledeki eğilimle ilişkilendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen As A changes, B changes kalıbı, birlikte gelişen iki değişimi anlatır. Bu cümlede as, “değişim olurken veya değiştikçe” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Cümle bir eğilim ilişkisi gösterir, ancak ilk değişimin ikinciye neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

"As the crowd grows, the room gets noisier," cümlesinde As neyi gösterir?

  1. Kalabalık başka bir şeyin rolünü üstlenmektedir.
  2. Kalabalığın büyümesi yalnızca geçmişteki bir neden olarak sunulur.
  3. Bir değişim diğeriyle birlikte gelişir.
Cevabı göster

Bir değişim diğeriyle birlikte gelişir.

Kelime

the odds approach about 30%: yaklaşık bir sayısal düzeye yaklaşmak

Burada the odds, başarı olasılığı anlamındadır. The odds approach about 30%, n arttıkça bu olasılığın yaklaşık %30 düzeyine giderek yaklaştığını belirtir. Approach burada uzayda fiziksel bir yaklaşmayı değil, sayısal bir yaklaşmayı anlatır. Sayısal açıklamalarda A approaches B, A'nın B'ye doğru yönelen bir eğilim gösterdiğini ifade eder. A'nın B'ye ulaştığını veya B'ye eşit olduğunu söylemez. About sözcüğü de %30'un yaklaşık bir değer olduğunu gösterir; yani hedef düzey de kesin olarak sunulmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, değişen bir tahminin %30'a yaklaştığını ancak oraya ulaştığını iddia etmediğini söyler?

  1. The estimated probability is about 30% in this sample.
  2. As the sample grows, the estimated probability approaches 30%.
  3. The estimated probability reaches 30% after ten trials.
Cevabı göster

As the sample grows, the estimated probability approaches 30%.

Not a guarantee, Anlatım akışı

4:26

Tam bir garanti değil,

but with a bit of musician's luck, Deyimler

4:27

ancak biraz müzisyen şansıyla,

it's far from hopeless. Deyimler

4:29

umutsuz olmaktan çok uzaktır.

Anlatım akışı

Not a guarantee, but...: olumlu bir dönüşten önce iddiayı sınırlamak

Not a guarantee, It is not a guarantee ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Önce iddianın gücünü sınırlar: başarı mümkündür ama kesin değildir. Ardından but daha umutlu bir değerlendirme getirir. Not a guarantee, but... kalıbı, belirsizliği kabul ettikten sonra bir fikrin neden hâlâ değerli olabileceğini göstererek dengeli bir anlatım kurar.

Alıştırma

Bu cümlede Not a guarantee, but... neyi gösteriyor?

  1. Fikri reddeder ve ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Belirsizliği kabul eder, ardından daha umutlu bir nokta sunar.
  3. Planın kesinlikle başarılı olacağını vaat eder.
Cevabı göster

Belirsizliği kabul eder, ardından daha umutlu bir nokta sunar.

Deyimler

It's far from hopeless: temkinli iyimserlik

Burada far from + sıfat, o sıfatın anlattığı durumda “hiç olmamak” ya da “ondan çok farklı olmak” anlamına gelir; fiziksel mesafe belirtmez. Dolayısıyla it's far from hopeless, durumun hâlâ gerçek bir başarı ihtimali taşıdığını anlatır. Konuşmacı hopeless şeklindeki olumsuz nitelemeyi reddederek temkinli bir iyimserlik gösterir. Not a guarantee ifadesi yargıyı sınırlar: başarı mümkündür ama kesin değildir.

Alıştırma

Burada It's far from hopeless ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Başarı tamamen garanti.
  2. Hâlâ anlamlı bir başarı ihtimali var.
  3. Gerçekçi hiçbir başarı ihtimali yok.
Cevabı göster

Hâlâ anlamlı bir başarı ihtimali var.

Deyimler

with a bit of musician's luck: bağlama özgü, esprili bir uyarlama

With a bit of ... luck, az miktarda iyi şansı umut edilen sonuca ulaşmaya yardımcı olabilecek bir etken olarak sunar. Burada with bu yararlı koşulu belirtir, ancak sonuç hâlâ kesin değildir. Musician's luck yerleşik bir terim değildir. Müzik bağlamına uyması için with a bit of luck ifadesinden türetilmiş, tek seferlik ve esprili bir uyarlamadır. İyelik biçimi musician's, sıradan şansı özellikle müzisyenlerle bağlantılıymış gibi gösterir.

Alıştırma

Burada musician's luck ne anlama geliyor?

  1. Müzisyenlerin diğer insanlardan her zaman daha şanslı olduğu iddiası.
  2. Her müzisyenin öğrendiği bir becerinin resmî adı.
  3. Müzisyenlerle bağlantılı biraz şansı anlatan, bağlama özgü ve esprili bir ifade.
Cevabı göster

Müzisyenlerle bağlantılı biraz şansı anlatan, bağlama özgü ve esprili bir ifade.

Hi, everybody.

4:32

Merhaba herkese.

If you liked this riddle,

4:32

Eğer bu bulmacayı sevdiyseniz,

try solving these two.

4:34

bu ikisini çözmeyi deneyin.