Mahkumlar ve kutular bilmecesini çözebilir misiniz? - Yossi Elran: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Düzensiz bir müzik grubu, konserini kurtarmak için kutu ve enstrüman bilmecesini çözmek zorundadır. Video, döngüleri izleme stratejisini açıklıyor, bunun rastgele tahminden neden üstün olduğunu hesaplıyor ve grup büyüdükçe başarı olasılığının yaklaşık %30’a yaklaştığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. don't be fooled by the pictures. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi, görünüşlerin, etiketlerin veya resimlerin gerçekle uyuşmayabileceğine dair doğrudan bir uyarı olarak tanıyın. Kuralları, reklamları, ambalajları ya da görsel kanıtları açıklarken birini yanıltıcı ilk izlenime kapılmaması için uyarmakta kullanabilirsiniz. 2. starts with the box whose outside matches their instrument and ends with — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Birbirine bağlı bir sürecin iki sınırını belirten starts with... and ends with... paralel yapısını öğrenin. Bu yapı, bir algoritmanın, rotanın, mantık zincirinin veya hikâyenin nerede başlayıp nerede bittiğini kesin biçimde anlatmanızı sağlar. 3. Not a guarantee, but — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir stratejinin kesin olmadığını kabul edip ardından temkinli biçimde olumlu bir sonuca geçmek için bu ödünleme ve karşıtlık girişini kullanın. Böylece olasılıklar, planlar veya kanıtlar hakkında sonucun güvenilirliğini abartmadan dengeli değerlendirmeler yapabilirsiniz.
Bu derste
Your favorite band is great at playing music, Kalıp ifadeler
0:06En sevdiğiniz grup müzik yapmada harikadır,
be great at + -ing ... not so great at + -ing: güçlü ve zayıf yönleri karşılaştırma
Be great at + isim veya -ing biçimi, bir konuda çok becerikli olmak demektir. at bir edat olduğu için ardından bir eylem geldiğinde play değil, playing gibi -ing biçimi kullanılır. Being organized, işleri düzenli tutma durumunu veya becerisini anlatır. Not so great at, bad at ifadesinden daha yumuşak bir olumsuz değerlendirmedir. but sonrasında tekrarlanan is düşürülmüştür; tam düşünce but is not so great at being organized şeklindedir. Bu kalıp güçlü olunan yön ile zayıf olunan yönü açıkça karşılaştırır.
Alıştırma
İpuçlarını -ing biçimine getirerek karşılaştırmayı tamamla: Nina is great at ____, but not so great at ____. İpuçları: draw cartoons; be organized.
Cevabı göster
drawing cartoons · being organized
They keep misplacing their instruments on tour, Notlar
0:13Turdayken enstrümanlarını sürekli bir yerlerde unutuyorlar,
keep misplacing: tekrarlanan eylemler için keep + -ing
Keep + -ing, bir eylemin devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Buradaki keep misplacing, grubun enstrümanlarını sürekli yanlış yere koyup sonra bulamadığını söyler; keep burada “tutmak” veya “saklamak” anlamına gelmez. Misplace genellikle istemeden yapılan bir hatayı anlatır. Bir şeyi bilerek saklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili kullanarak cümleyi tamamla: My brother keeps ____ his water bottle at school. (misplace)
Cevabı göster
misplacing
on tour: bir dizi gösteri için turnede
Bu cümlede on tour, planlanmış bir dizi gösteri için bir yerden başka bir yere gitmek demektir. Bu ifade, enstrümanların ne zaman ve hangi durumda yanlış yere konduğunu belirtir: grubun turne programı sırasında. on tour çoğu zaman The band is on tour. örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelir. Buradaki gibi bir eylemden sonra da kullanılarak olayın turne sırasında gerçekleştiğini gösterebilir.
Alıştırma
“Bir dizi gösteri için seyahat etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The band has concerts in ten cities this month, so it is ____.
Cevabı göster
on tour
drive someone mad: birini aşırı derecede rahatsız etmek
Burada it's driving their manager mad, tekrarlanan sorunun menajeri son derece sinirlendirip bunalttığı anlamına gelir. Bu, abartılı bir deyimdir: drive araç sürmek anlamında değildir ve mad de burada genellikle gerçek bir ruhsal hastalık olduğunu söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp drive + kişi + mad şeklindedir. Süreklilik bildiren driving, sinirlendirici etkinin şu anda devam ettiğini veya arttığını gösterir.
Alıştırma
Kendi tepkinizi anlatıyorsunuz. Cümleyi drive someone mad kullanarak tamamlayın: The neighbor's alarm is ____ right now.
Cevabı göster
driving me mad
the band wakes up to find themselves tied up Dilbilgisi
0:20grup üyeleri uyandıklarında kendilerini
in a windowless, soundproof practice room.
0:22penceresiz, ses yalıtımlı bir prova odasında bağlı bulurlar.
wake up to find oneself + geçmiş zaman ortacı
Wake up to find... bir durumun uyanıldıktan sonra fark edildiğini ve çoğu zaman beklenmedik bir sonuç olduğunu anlatır. Bu cümlede to find amaç bildirmez; grup bir şeyi araştırmak için uyanmamıştır. Find themselves tied up, find + dönüşlülük zamiri + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Kişiler, birinin kendilerini bağlamış olduğu edilgen bir durumda bulunduklarını fark ederler. Bu yapı find oneself locked out veya find oneself surrounded örneklerinde olduğu gibi ani bir durumu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi wake up to find oneself yapısıyla tamamlayın: After a night in the remote cabin, we ____ locked inside.
Cevabı göster
woke up to find ourselves
but don't be fooled by the pictures. Ton ve niyet
0:34ama kutuların üzerindeki resimlere aldanmayın.
Don't be fooled by...: yanıltıcı görünüşlere karşı uyarı
Don't be fooled by... bir resmin, etiketin, fiyatın veya görünüşün yanlış bir inanç oluşturmasına izin vermemesi için kişiyi uyarır. Be fooled by edilgen bir yapıdır; by sonrasındaki şey, kişiyi yanıltabilecek ipucudur. Burada resimler, içeride gerçekte ne bulunduğuna dair güvenilir kanıt değildir. Bu söz hafif bir şaka değil, ciddi bir uyarıdır.
Alıştırma
Uyarıyı Don't be fooled by ile tamamlayın: ____ the bright packaging; check the ingredients first.
Cevabı göster
Don't be fooled by
They've been randomly placed: present perfect edilgen yapı
They've, They have ifadesinin kısaltılmış hâlidir. have/has been + fiilin üçüncü hâli, present perfect edilgen yapıyı oluşturur; burada üçüncü hâl placed sözcüğüdür. Yerleştirme eyleminin şu andan önce gerçekleştiğini ve ortaya çıkan düzenin şimdiki durum açısından önemli olduğunu gösterir. Burada they, enstrümanları ifade eder. Randomly, placed sözcüğünü niteler ve enstrümanlar eyleme maruz kalır: biri onları rastgele seçilen konumlara yerleştirmiştir; kendi kendilerine yerleşmemişlerdir.
Alıştırma
Cümleyi assign fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The seats ____ randomly. (assign)
Cevabı göster
have been assigned
let you out: birinin kapalı bir yerden çıkmasına izin vermek
Let someone out, bir kişinin bir odadan, araçtan ya da başka bir kapalı veya çıkışı kısıtlı yerden ayrılmasına izin vermek ya da yardım etmek anlamına gelir. Bu cümlede you, sırayla dışarı çıkmalarına izin verilecek grup üyelerini ifade eder. Yapı let + kişi + out şeklindedir. Nesne bir zamirse let ile out arasına gelir: let me out, let them out. Bu yapıda let sözcüğünden sonra to eklenmez.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın kilitli bir odadan çıkmasına izin verilmesini doğal biçimde ister?
- Please let me to out of this locked room.
- Please let out me of this locked room.
- Please let me out of this locked room.
Cevabı göster
Please let me out of this locked room.
one at a time: her turda bir kişi sınırı
Bu cümlede one at a time, her turda yalnızca bir üyenin dışarı çıkmasına izin verildiğini ve diğerlerinin beklemesi gerektiğini belirtir. Yalnızca eylemlerin sırasını değil, aynı anda kaç kişinin hareket edebileceğine ilişkin sınırı vurgular. Kalıp sayı + at a time biçiminde de kullanılabilir. Örneğin two at a time, her turda en fazla iki kişiye izin verildiği anlamına gelir.
Alıştırma
Tek kişi sınırını vurgulayan dört sözcüklük ifadeyle güvenlik kuralını tamamlayın: Please enter the lab ____.
Cevabı göster
one at a time
you can look inside any five boxes Kelime
0:43güvenliğin sizi tur otobüsüne geri götürmesinden önce
any five boxes: sayı sabit, seçim serbest
any five boxes ifadesinde five, izin verilen seçimin büyüklüğünü belirler; any ise hangi kutuların seçileceğini serbest bırakır. Daha büyük bir gruptan istediğin beş kutuluk grubu seçebilirsin. Buradaki any sınırsız sayıda kutu anlamına gelmez ve ifade önceden belirlenmiş beş kutuyu da göstermez.
Alıştırma
On dolap var ve bunlardan üç tanesini özgürce seçebilirsin. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?
- You may open all ten lockers.
- You may open any three lockers.
- You may open any of the three lockers.
Cevabı göster
You may open any three lockers.
before security takes you back to the tour bus. Kalıp ifadeler
0:46istediğiniz beş kutunun içine bakabilirsiniz.
While you're outside: zaman aralığını belirlemek
While you're outside, zaman bildiren bağımlı bir yan cümledir. Burada while, “... olduğu süre boyunca” anlamına gelir. Ana cümledeki iznin geçerli olduğu zaman aralığını belirler. Bir durum veya eylem başka bir eylemin zaman çerçevesini oluşturduğunda while + özne + fiil kullanılır. while yan cümlesi önce geldiğinde, onu ana cümleden genellikle virgül ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle, While you're outside örneğindeki gibi bir zaman aralığı belirlemek için while kullanıyor?
- While the room is small, it is comfortable.
- I haven't seen her in a while.
- While you're waiting, you can read this guide.
Cevabı göster
While you're waiting, you can read this guide.
takes you back to...: birini bir yere geri götürmek
Take someone back to + yer, bir kişiye eşlik ederek, onu araçla götürerek veya ona refakat ederek daha önce bulunduğu ya da dönmesi beklenen bir yere ulaştırmak anlamına gelir. Kalıp take + kişi + back to + yer şeklindedir. Bu cümlede back, tur otobüsünün dönüş noktası olduğunu gösterir. Özne security olduğu için eylem gözetim altında gerçekleşiyormuş gibi gelebilir; ancak ifade tek başına zorlama anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take us back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: After our appointment, the driver ____ the hotel.
Cevabı göster
took us back to
or in any way communicate what you find to the others. Kalıp ifadeler
0:51veya bulduğunuz şeyi diğerlerine hiçbir şekilde söyleyemezsiniz.
in any way communicate X to Y: X'i Y'ye her yolla iletmek
Bu olumsuz kuralda in any way, bilgi aktarmanın bütün yollarını yasağın kapsamına alır. Buna yalnızca konuşmak değil, yazmak, el hareketleri ve işaretler de dahildir. communicate X to Y, X'i Y'ye iletmek demektir. Burada what you find, yani aktarılan bilgi X; the others ise bilgiyi alan kişilerdir.
Alıştırma
Hangi kural, sonucu takım arkadaşlarına aktarmanın her yolunu yasaklıyor?
- Do not say the result aloud to your teammates.
- Do not ask your teammates about the result.
- Do not in any way communicate the result to your teammates.
Cevabı göster
Do not in any way communicate the result to your teammates.
No + -ing ... nothing: sert ve istisnasız bir yasak
No + fiilin -ing biçimi, “Bunu yapmayın” anlamına gelen kısaltılmış bir kural yapısıdır. Burada No hem marking the boxes hem de shouting için geçerlidir; dolayısıyla iki eylem de yasaktır. Sondaki nothing, konuşmada kullanılan vurgulu bir ektir. Bu bağlamda ipucu göndermenin diğer olası yollarını da kapatır: hiçbir istisna ve başka hiçbir işaret kabul edilmez.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin kısa No + -ing biçimini kullanarak tabelayı tamamlayın: No ____ near the pool. (run)
Cevabı göster
running
If each one of you can find your own instrument, Dilbilgisi
0:59Eğer her biriniz kendi enstrümanını bulabilirse,
If..., then...: izin sağlayan bir koşul
If koşulu belirtir: gruptaki herkes kendi enstrümanını bulmalıdır. Each one of you, şartın yalnızca genel olarak gruba değil, gruptaki her bir kişiye uygulandığını vurgular. Then sonucu belirtir. Burada can play yalnızca “çalma becerisine sahip olmak” değil, “sahneye çıkma iznine sahip olmak” anlamına gelir. If + koşul, then + sonuç kalıbı bir kuralı veya sonucu açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bisiklet etkinliğine katılma izni için kask takmanın bir koşul olduğunu açıkça belirtir?
- Everyone wears a helmet, and they can join the bike ride.
- Everyone can wear a helmet during the bike ride.
- If everyone wears a helmet, then they can join the bike ride.
Cevabı göster
If everyone wears a helmet, then they can join the bike ride.
Otherwise, the label is dropping you. Kültür
1:03Aksi takdirde, plak şirketi sizinle olan sözleşmesini feshedecek.
The label is dropping you: plak şirketinin anlaşmayı bitirmesi
Müzik sektöründe label, sanatçılarla sözleşme yapan ve müziklerini yayımlayan veya tanıtan şirket anlamındaki record label ifadesinin kısa biçimidir. Bu cümlede you, grubun veya müzik topluluğunun tamamını ifade edebilir. Drop an artist or band, çoğu zaman bir sözleşmeyi sona erdirerek ya da yenilemeyerek ticari ilişkiyi bitirmek anlamına gelir. Is dropping, tehdit edilen sonucun kesin ve yakın olduğu izlenimini verir. Bu nedenle bu, drop sözcüğünün fiziksel anlamı değil, ciddi bir mesleki uyarıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede label ve drop müzik sektöründeki anlamlarıyla kullanılmıştır?
- The singer dropped a label onto the desk.
- The label fell off the singer's suitcase.
- The label dropped the singer after her first album sold poorly.
Cevabı göster
The label dropped the singer after her first album sold poorly.
in despair: neredeyse hiç umut kalmadığını hissetmek
In despair, bir durum çok az umut veriyor ya da hiç umut vermiyor gibi göründüğü için yoğun bir mutsuzluk içinde olmak demektir. Burada grup yalnızca üzgün ya da hayal kırıklığına uğramış değildir; neredeyse hiç umut kalmadığını düşünmektedir. be + in despair kalıbı birinin duygusal durumunu anlatır. Despair, in despair edat öbeğinin içindeki bir isimdir.
Alıştırma
Hangi cümlede in despair gerçekten ciddi bir durum için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The hikers were in despair when one shoelace came loose.
- The hikers were in despair because lunch was ten minutes late.
- After every rescue route was blocked, the hikers were in despair.
Cevabı göster
After every rescue route was blocked, the hikers were in despair.
each musician only has a 50% chance Kalıp ifadeler
1:12her müzisyenin beş rastgele kutu seçerek kendi enstrümanını bulma
After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden sunmak
After all, az önce söylenen ya da ima edilen bir düşünceyi destekleyen nedeni sunan bir söylem belirtecidir. “Aşağıdaki gerçeği hatırladığınızda önceki düşünce anlamlı hâle gelir” sinyalini verir. Burada %50 olasılık, grubun neden umutsuzluk içinde olduğunun gerekçesi olarak sunulur. After all bu kullanımda daha sonraki bir zamanı ya da nihai sonucu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede After all önceki ifadeyi destekleyen bir neden sunmak için kullanılmıştır?
- After all the meetings, I went home.
- We waited for hours. In the end, the bus arrived.
- We should take umbrellas. After all, the forecast says it will rain.
Cevabı göster
We should take umbrellas. After all, the forecast says it will rain.
has a 50% chance of finding: olasılık belirtme
have/has a percentage chance of + -ing kalıbı, bir eylemin ya da olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Burada has a 50% chance of finding, aynı deneme tekrarlandığında her müzisyenin denemelerin yaklaşık yarısında enstrümanı bulmasının beklendiğini ifade eder. Each musician dil bilgisel olarak tekildir, bu nedenle fiil has olur. Their, cinsiyeti belirtilmeyen tek bir kişiye doğal biçimde gönderme yapar; only ise %50’yi yüksek değil, sınırlı bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi chance of ve win fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team has a 70% ____ the championship game. (win)
Cevabı göster
chance of winning
by picking five random boxes: yöntemi gösterme
by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Bu cümlede by picking five random boxes, her müzisyenin aramayı nasıl yaptığını açıklar ve belirtilen olasılıkla bağlantılı yöntemi gösterir. Burada by bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: by picking doğrudur; by pick veya by to pick değildir. Bu yapıda by, “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes by ____ the date. (check)
Cevabı göster
checking
And the chances that all 10 will succeed are even lower, Dilbilgisi
1:19Ve 10'unun birden başarma şansı daha da düşüktür,
The chances that ... are even lower: daha da düşük bir olasılık
Burada chances, bir şeyi yapmak için birden fazla “fırsat” değil, “olasılık” anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle değerlendirilen olayı belirtir: 10 kişinin tamamı başarılı olacak. the chances that + tam cümlecik + are + olasılık açıklaması kalıbını kullanabilirsiniz. Chances çoğul olduğu için are ile kullanılır; even lower bu olasılığı daha önce belirtilen bir olasılıkla karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi the chances that ... are kalıbıyla tamamlayın: The ____ the package will arrive today are very low.
Cevabı göster
chances that
one in 1,024 ile olasılık belirtme
One in 1,024, olasılığı bir oranla ifade eder. Burada eşit olasılığa sahip 1.024 ihtimalden birinin başarılı sonuç olması, yani olasılığın 1/1.024 olması demektir. Sayı + in + toplam kalıbı, one in five örneğinde olduğu gibi istatistiklerde ve risk açıklamalarında yaygındır. Genellikle bir oranı anlatır ve her grupta tam olarak o sayıda vaka bulunacağını garanti etmez; in burada konum veya sıra numarası değil, “içinden” anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede one in 500 ne anlama gelir? A side effect occurs in one in 500 patients.
- 500 numaralı hastada bu yan etki kesinlikle görülür.
- Yaklaşık her 500 hastadan birinde bu yan etki görülür.
- Her hastada bu yan etki 500 kez görülür.
Cevabı göster
Yaklaşık her 500 hastadan birinde bu yan etki görülür.
But suddenly, the drummer comes up with a valid strategy Öbek fiiller
1:25Ancak aniden davulcunun aklına geçerli bir strateji gelir
that has a better than 35% chance of working. Kalıp ifadeler
1:28ve bunun işe yaraması %35'ten daha yüksek bir ihtimaldir.
comes up with a valid strategy: kullanılabilir bir plan düşünmek
Bu cümlede comes up with a valid strategy, “kullanılabilecek kadar makul bir strateji düşünür” anlamına gelir. Come up with; fikir, plan, cevap veya çözüm üretmeyi anlatan çok sözcüklü bir fiil ifadesidir ve yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Özne olan the drummer tekildir, bu nedenle geniş zamandaki biçim comes up with olur. Düşünülen şey with'ten sonra gelir: come up with + idea/plan/solution. Burada valid, stratejinin o durumda kabul edilebilir veya mantıklı olduğunu belirtir; başarıyı garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After discussing the problem, we ____ a practical plan.
Cevabı göster
came up with
a better than 35% chance of working: %35'in üzerinde başarı olasılığı
Burada a better than 35% chance of working, stratejinin işe yarama olasılığının %35'ten yüksek olduğunu belirtir. Better than sayısal olasılığı niteler; stratejinin kalitesini anlatmaz. Kalıp a better than + yüzde + chance of + -ing biçimindedir. chance of working içinde working, “başarılı olmak” veya “amaçlanan etkiyi göstermek” demektir.
Alıştırma
Hangi cümle yöntemin işe yarama olasılığının %60'tan yüksek olduğunu belirtir?
- The method has a 60% chance of working.
- The method has a better than 60% chance of working.
- The method has a 60% better chance of working than the old method.
Cevabı göster
The method has a better than 60% chance of working.
figure out: düşünerek çözmek veya anlamak
Figure out, bir şeyi üzerinde düşünerek çözmek, bir cevaba ulaşmak veya anlamak demektir. Bu soruda konuşan kişi, dinleyenin gizli stratejinin ne olduğunu çıkarıp çıkaramayacağını soruyor. Figure out ifadesinden sonra bir isim öbeği ya da what, how veya why gibi bir sözcükle başlayan dolaylı soru yan cümlesi gelebilir. Buradaki what it was, doğrudan soru dizilişini değil, düz cümle sözcük dizilişini kullanır.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After studying the clues, Nina finally ____ how to open the lock.
Cevabı göster
figured out
first + emir cümlesi: ilk adımı belirtmek
Burada first, emir kipiyle kullanılan open fiilinden önce gelir ve kutuyu açmanın ilk adım olduğunu gösterir. Kutuyu tanımlamaz ve “ilk kutu” anlamına gelmez. Everyone, yönergenin grubun tamamına verildiğini gösterir. Yönerge bilgiyi sırayla verir: önce sıra, sonra eylem ve ardından nesneyi belirleyen ayrıntı. Yani yapı, first + emir eylemi + nesneyi tanıtan ayrıntı şeklindedir. with ile başlayan öbek, doğru kutunun her kişinin kendi enstrümanının resmini taşıyan kutu olduğunu belirtir. Bu düzen, çok adımlı yönergeleri açık hâle getirir.
Alıştırma
Hangi yönerge, sıradaki ilk yeşil kutuyu seçmek yerine yeşil kutuyu açmanın ilk adım olduğunu söyler?
- Open the first green box.
- The first green box is open.
- First, open the green box.
Cevabı göster
First, open the green box.
If your instrument is inside, you're done. Kelime
1:52Kendi enstrümanınız içindeyse, işiniz bitti demektir.
you're done: bir görevi tamamlamak
Bu kuralda you're done, “görevi tamamladın ve devam etmene gerek yok” anlamına gelir. if yan cümlesi görevin hangi koşulda biteceğini belirtir. Done burada tamamlanmış bir durumu anlatır. Tehditkâr ya da öfkeli bir bağlamda You're done! birinin mahvolduğu, işten çıkarıldığı veya ciddi biçimde başının belada olduğu anlamına gelebilir; anlamı bağlam ve ton belirler.
Alıştırma
“After you save the file, you're done.” cümlesinde you're done ne anlama gelir?
- Başarısız oldun ve baştan başlamalısın.
- Süreci tamamladın ve durabilirsin.
- Dosyayı silmek üzeresin.
Cevabı göster
Süreci tamamladın ve durabilirsin.
and then open the box with that picture on it. Kalıp ifadeler
1:57ve ardından üzerindeki o resmin olduğu kutuyu açın.
whatever's in there: bilinmeyen içeriğe gönderme yapmak
Whatever's, whatever is ifadesinin kısaltmasıdır. whatever's in there içindeki whatever, “ne olduklarına bakılmaksızın içeride bulunan şey ya da şeyler” demektir. İçerik henüz bilinmez, ama incelenecek gerçek ve belirli bir içeriğe gönderme yapar. Buradaki whatever, konuşanın umursamadığı anlamına gelmez. Bilinmeyen içerik, sırada hangi resimli kutunun açılacağını belirler; bu ifade içeriğin adını söylemeden ona gönderme yapmayı sağlar.
Alıştırma
“Open the drawer and use whatever's in there,” cümlesinde whatever's in there neye gönderme yapar?
- Konuşanın çekmecenin boş olup olmadığını umursamaması.
- Konum önemli olmadığı için herhangi bir yerdeki herhangi bir şey.
- Henüz tanımlanmamış olsa da çekmecenin içindeki şey ya da şeyler.
Cevabı göster
Henüz tanımlanmamış olsa da çekmecenin içindeki şey ya da şeyler.
with that picture on it: bir nesneyi yüzeyindeki işaretle belirleme
with that picture on it ifadesi hangi kutunun açılacağını belirtir: söz konusu resim kutunun dış yüzeyinde görünür. It, the box sözünü karşılar; on it ise resmin nerede olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp “isim + with + işaret, resim veya yazı + on it” şeklindedir: a folder with your name on it. Nesneler çoğulsa on them kullanılır: folders with stars on them.
Alıştırma
Hangi cümle, kişiden üzerinde adı yazılı olan klasörü seçmesini ister?
- Choose the folder with your name in it.
- Choose the folder next to your name.
- Choose the folder with your name on it.
Cevabı göster
Choose the folder with your name on it.
Keep going that way until you find your instrument." Kalıp ifadeler
2:00Enstrümanınızı bulana kadar bu şekilde devam edin."
Keep going that way until...: aynı yöntemi bir bitiş noktasına kadar sürdürme
Keep going that way, “az önce açıklanan yöntemi kullanmaya devam et” demektir. Burada way, yol veya yön değil, biçim ya da yöntem anlamındadır. Until bitiş noktasını belirtir: hedefe ulaşılmadan önce süreç tekrarlanır; enstrüman bulunduğunda devam etmeye gerek kalmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp “Keep + -ing alan fiil + that way + until + sonuç” şeklindedir.
Alıştırma
Bu talimat kişiden ne yapmasını istiyor? Keep sorting the cards that way until every pile has ten cards.
- Her destede on kart olana kadar aynı ayırma yöntemini kullanmaya devam etmek.
- On kart destesi görene kadar o yöne doğru yürümek.
- Herhangi bir deste on karta ulaşmadan önce ayırmayı bırakmak.
Cevabı göster
Her destede on kart olana kadar aynı ayırma yöntemini kullanmaya devam etmek.
but amazingly enough, they all find what they need. Anlatım akışı
2:04ama şaşırtıcı bir şekilde hepsi ihtiyaç duydukları şeyi bulurlar.
amazingly enough: şaşırtıcı ama gerçek bir sonucu tanıtmak
amazingly enough, “şaşırtıcı bir şekilde” anlamına gelen bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen sonucun beklenmedik ama gerçek olduğunu bildirir. Burada enough, “gerektiği kadar” anlamına gelmez. Kalıplaşmış belirleyicinin bir parçasıdır. Bu ifade ardından gelen yan cümlenin tamamını yorumlar ve genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
"Amazingly enough, the old battery still worked," cümlesinde baştaki belirleyici ne işe yarar?
- Pilin hâlâ çalışmasını şaşırtıcı ama gerçek bir sonuç olarak sunar.
- Sonucu sıradan ve beklenen bir durum olarak sunar.
- Pilin yeterli miktarda enerjiye sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
Pilin hâlâ çalışmasını şaşırtıcı ama gerçek bir sonuç olarak sunar.
they're playing to thousands of adoring fans. Kalıp ifadeler
2:09binlerce hayranlarına müzik çalarlar.
playing to thousands of adoring fans: play to + audience kalıbı
Bu performans bağlamında play to + audience, “to'dan sonra belirtilen kişiler için performans sergilemek” demektir. to edatı performansı izleyen veya dinleyen kişileri gösterir; onlara doğru hareketi anlatmaz. Thousands of seyircinin çok kalabalık olduğunu gösterir; adoring fans ise sanatçılara güçlü sevgi ve hayranlık gösteren hayranlardır. Tüm ifade, çok büyük ve coşkulu bir kalabalığa verilen performansı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi play to + audience kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the festival, the band ____ a crowd of 5,000.
Cevabı göster
played to
So why did the drummer's strategy work? Anlatım akışı
2:12Peki davulcunun stratejisi neden işe yaradı?
So why did ... work?: sonuçtan nedene geçmek
Bu soruda So, dinleyicinin az önce gördüğü sonuca bağlanır; why ise bu sonucun nedenini veya mekanizmasını açıklamaya geçiş yapar. Konuşmacı şaşkınlığını dile getirmiyor ya da bağlamdan kopuk bir soru sormuyor; bu soru açıklamanın sonraki bölümünü düzenliyor. Tekrar kullanılabilen So why did X work? kalıbı, “X başarılı olduğuna göre, onu başarılı kılan neydi?” anlamına gelir. Buradaki work, “çalışmak” değil, “işe yaramak” demektir. Şimdiki veya genel bir sonuç için does kullanılır: So why does X work?
Alıştırma
“So why did the drummer's strategy work?” açıklamada nasıl bir işlev görür?
- Konuşmacının stratejinin başarılı olup olmadığını bilmediğini gösterir.
- Davulcuya yeni bir talimat verir.
- Bilinen bir sonuçtan, bu sonucun nedeninin açıklamasına geçer.
Cevabı göster
Bilinen bir sonuçtan, bu sonucun nedeninin açıklamasına geçer.
that starts with the box whose outside matches their instrument Dilbilgisi
2:17bu sıra kendi enstrümanıyla dışarıdan eşleşen kutudan başlar
whose outside ...: nesneler için whose kullanımı
whose outside matches their instrument sözleri, hangi kutunun kastedildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. whose bir aitlik ilişkisi kurar: dış yüzey kutunun bir parçası ya da özelliğidir. whose insanlara olduğu kadar nesnelere de gönderme yapabilir. whose outside örneğinde olduğu gibi doğrudan bir isimden önce gelir. Nesneler için the outside of which gibi bir yapı da dil bilgisi açısından doğru olabilir, ancak burada whose genellikle daha kısa ve doğaldır.
Alıştırma
Bir nesneyi anlatırken whose kelimesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The library who's windows face the park stays cool in summer.
- The library whose windows face the park stays cool in summer.
- The library which windows face the park stays cool in summer.
Cevabı göster
The library whose windows face the park stays cool in summer.
follows a linked sequence: sıralı bir zincirin izini sürmek
Follow a linked sequence, her öğenin bağlantısını kullanarak bir sonraki öğeyi belirlemek ve sıralı bir zincir boyunca ilerlemek anlamına gelir. Linked sosyal bir ilişkiyi değil, yapısal bir bağlantıyı anlatır; follow ise bir kişiyi takip etmek yerine zincirin izini sürmek demektir. Bu cümlede ilk kutunun dış yüzü başlangıç noktasını gösterir ve her bağlantı, müzisyen enstrümanı içeren kutuya ulaşana kadar bir sonraki adıma götürür. Bu ifade algoritmaları, ipuçlarını, veri yapılarını ve bir adımın sonrakini belirlediği yolları açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir algoritma açıklamasında follow a linked sequence ne anlama gelir?
- Her öğenin bir sonrakine götürdüğü sıralı bir zincir boyunca ilerlemek.
- Birbirini tanıyan bir grup insanı takip etmek.
- Birbiriyle ilgisiz öğeleri herhangi bir sırayla seçmek.
Cevabı göster
Her öğenin bir sonrakine götürdüğü sıralı bir zincir boyunca ilerlemek.
starts with ... and ends with ...: bir dizinin başlangıç ve bitiş sınırlarını belirtmek
starts with ... and ends with ... bir dizinin iki sınırını, yani ilk ve son noktasını belirten paralel bir kalıptır. Bu cümlede iki sınır da zamandaki anlar değil, bağlantılı bir yol üzerindeki kutulardır. with’ten sonra gelen isimler veya söz grupları etkinlikleri, yerleri, nesneleri ya da bölümleri belirtebilir. İki uç nokta aynı şekilde sunulduğunda her iki bölümde de with kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi starts with ... and ends with ... kalıbını kullanarak tamamlayın: The school day ____ math ____ art class.
Cevabı göster
starts with · and ends with
Note that...: önemli bir gerçeği vurgulamak
Burada Note that, “ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat edin” demektir. Koşul ve sonucu açıklama açısından önemli olarak işaretler; note burada bir şeyi yazma talimatı değildir. Note that + yan cümle kalıbı, dinleyicinin açıklamanın sonraki adımını izlemek için ihtiyaç duyduğu bir gerçeği veya koşulu öne çıkararak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir açıklamada Note that dinleyiciye ne yapmasını söyler?
- Cümlenin tamamını bir deftere yazmak.
- Koşulu daha sonraya kadar görmezden gelmek.
- Ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat etmek.
Cevabı göster
Ardından gelen gerçeğe özellikle dikkat etmek.
lead them back to the start: rotanın başladığı yere dönmek
Lead them back to the start, “onların rotanın başladığı yere geri dönmesini sağlamak ya da onları oraya yönlendirmek” demektir. Kalıp lead + kişi + back to + yer şeklindedir; back geri dönüşü, to ise varış noktasını gösterir. Özne insan olmak zorunda değildir. Bir yol, işaret, ipucu veya akıl yürütme kişiyi bir yere ya da önceki bir fikre geri götürebilir. Burada yalnızca bir adım geriye gitmek değil, rotayı tamamlayıp yeniden başlangıca ulaşmak anlatılır.
Alıştırma
İşaretlerin bizi başladığımız yere yönlendirdiği anlamına gelen doğal cümleyi seçin.
- The signs lead us back to the starting point.
- The signs lead us back at the starting point.
- The signs lead back us to the starting point.
Cevabı göster
The signs lead us back to the starting point.
this is a loop: başlangıç noktasına dönen bir yol
Burada loop, birbirine bağlı öğeler boyunca ilerleyen kapalı bir yoldur: bir öğeden başlanır, bağlantılar izlenir ve sonunda başlangıçtaki öğeye dönülür. Bu cümlede loop, bu geri dönüşün oluşturduğu yapının adıdır. Yalnızca bir eylemi tekrar tekrar yapmak anlamına gelmez ve ipten yapılmış fiziksel bir halka değildir.
Alıştırma
Birbirine bağlı kutularla ilgili bu açıklamada loop ne anlama geliyor?
- Farklı bir noktada sona eren düz bir yol.
- Gevşek bir daire biçiminde bükülmüş bir ip.
- Bağlantıları izleyen ve sonunda başlangıç noktasına dönen bir yol.
Cevabı göster
Bağlantıları izleyen ve sonunda başlangıç noktasına dönen bir yol.
For example, if the boxes are arranged like so, Kalıp ifadeler
2:29Örneğin, kutular böyle dizilmiş olsaydı,
are arranged like so: gösterilen bir düzene işaret etmek
are arranged edilgen bir yapıdır: kutuların belirli bir sıraya veya düzene yerleştirildiğini anlatır. like so “bu şekilde” anlamına gelir ve konuşanın gösterdiği düzene işaret eder. Bu ifade düzenin nasıl olduğunu tek başına açıklamaz. Dinleyenin so sözcüğünün neye gönderme yaptığını anlaması için bir resim, hareket, nesne veya hemen öncesinde yapılmış bir gösterim gerekir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Herhangi bir resim, hareket veya önceki açıklama yoktur. Buna rağmen "The wires are arranged like so." cümlesi tam düzeni dinleyene açıkça anlatır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
the singer would open the first box to find the drums,
2:32şarkıcı ilk kutuyu açıp davulları bulacaktı,
would point back to the first: önceki bir öğeyi yeniden işaret etmek
Burada point, görüş anlamındaki isim değil, bir şeyi işaret etmek veya bir yöne yönlendirmek anlamındaki fiildir. Back, bağlantının daha önce sözü edilen ya da gösterilen bir şeye döndüğünü belirtir. Bu nedenle point back to the first, mevcut bilginin yeniden ilk öğeye yönlendirmesi demektir. Would, bunu konuşulan durumda beklenen sonuç olarak sunar. The first ifadesinde, box veya item gibi bağlamdan zaten anlaşılan bir isim kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bir akış şemasındaki son ok 1 numaralı kutuya dönüyor. Bunu en iyi hangi cümle anlatır?
- The last arrow points to the first box.
- The last arrow points back to the first box.
- The last arrow refers back to the first box.
Cevabı göster
The last arrow points back to the first box.
This works much better than random guessing, Dilbilgisi
2:43Bu rastgele tahminde bulunmaktan çok daha iyi işler,
works much better than random guessing: büyük bir fark göstermek
Burada works, bir işi yapmak değil, etkili olmak veya amaçlanan sonucu vermek anlamındadır. Better than, bu yöntem ile rastgele tahmin etme yönteminin ne kadar etkili olduğunu karşılaştırır. Much, farkın büyük olduğunu göstermek için karşılaştırma biçimi better'dan önce gelir. Tekrar kullanılabilen A works much better than B kalıbı, A'nın B'den çok daha etkili olduğunu belirtir. Random guessing, bir strateji olmadan seçim yapmak demektir.
Alıştırma
Kontrol listesinin çok daha etkili olduğunu göstermek için cümleyi works much better than ile tamamlayın: This checklist ____ relying on memory.
Cevabı göster
works much better than
because by starting with the box with the picture of their instrument, Dilbilgisi
2:46çünkü kendi enstrümanlarının resmi olan kutuyla başlayarak,
because by starting with...: Bir sonucu kullanılan yöntemle açıklama
Because, sonucun nedenini belirtir. Bu neden yan cümlesinin içinde by starting with... sonucu ortaya çıkaran yöntemi açıklar: o kutudan başlamak, her müzisyenin araması gereken alanı daraltır. Kalıp because + by + fiilin -ing biçimi, özne + fiil şeklindedir. Because ve by farklı görevler üstlenir; tek bir birleşik bağlaç değildir. By sözcüğünden sonra by checking veya by sorting örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Nedeni because ile, yöntemi ise by + fiilin -ing biçimiyle doğru şekilde anlatan cümleyi seçin.
- The trip was easier because checking by the map first, we avoided unnecessary turns.
- The trip was easier because by check the map first, we avoided unnecessary turns.
- The trip was easier because by checking the map first, we avoided unnecessary turns.
Cevabı göster
The trip was easier because by checking the map first, we avoided unnecessary turns.
restrict their search to...: Arama kapsamını sınırlama
Restricts their search to the loop, “aradıkları alanı yalnızca o döngüyü kapsayacak şekilde sınırlar” demektir. Restricts fiilinin nesnesi their search'tür; to the loop ise geriye kalan kapsamı belirtir. Burada to amaç değil, kapsam sınırı bildirir. Aktarılabilir kalıp restrict + bir arama/inceleme/seçim + to + belirli bir küme, yer, zaman aralığı veya başka bir kapsam şeklindedir.
Alıştırma
Filtrenin aramayı yalnızca yakın tarihli makaleleri içerecek şekilde sınırladığını doğru anlatan cümle hangisidir?
- The filter restricts recent articles for the search.
- The filter restricts to search recent articles.
- The filter restricts the search to recent articles.
Cevabı göster
The filter restricts the search to recent articles.
that all of the loops will be of length five or less. Kelime
2:57ki tüm döngüler beş veya daha kısa uzunlukta olacaktır.
there are decent odds: oldukça iyi bir ihtimal
Bu cümlede there are decent odds that ... bir olayın gerçekleşme ihtimalinin oldukça iyi ya da ciddiye alınmaya değer olduğunu belirtir. Burada odds ihtimal anlamındadır; decent ise olumlu fakat ölçülü bir değerlendirme yapar. Ahlaki anlamda saygın demek değildir. Araya eklenen about 35% gerçek tahmini verir. Bu, decent değerlendirmesinin beklentilere bağlı olduğunu ve olayın gerçekleşme ihtimalinin %50’den fazla olduğunu garanti etmediğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı there are decent odds that + yan cümledir.
Alıştırma
Bir hava tahmini kar yağma ihtimalini %35 olarak veriyor. Hangi cümle bu ihtimali kesin göstermeden, ölçülü biçimde umut verici olarak sunar?
- There is a decent odd that it will snow tonight.
- It is certain that it will snow tonight.
- There are decent odds that it will snow tonight.
Cevabı göster
There are decent odds that it will snow tonight.
of length five or less: beşi içeren bir üst sınır
Be of length + number, uzunluğu bir özellik olarak belirtmenin kısa bir yoludur. Burada all of the loops will be of length five or less, her döngünün uzunluğunun beşten büyük olmadığı anlamına gelir. Five or less ifadesine beş de dahildir. Matematik veya algoritma bağlamında length fiziksel mesafe yerine öğe ya da adım sayısını belirtebilir; birimi bağlam sağlar.
Alıştırma
Bir sistem en fazla sekiz karakterli erişim kodlarına izin veriyor. Teknik kuralı of length ... or less kalıbıyla tamamlayın: Every access code must be ____.
Cevabı göster
of length eight or less
For the sake of simplicity: daha basit bir yaklaşımı bildirmek
For the sake of simplicity, “karmaşıklığın bir kısmını geçici olarak dışarıda bırakarak bir açıklamayı veya işi kolaylaştırmak için” demektir. Burada, sorunun tamamı ele alınmadan önce daha küçük ve basit bir model kullanılacağını bildirir. for the sake of + isim yapısı, bir eylemin amacını veya arkasındaki düşünceyi belirtir. Buradaki sake “amaç” ya da “neden” anlamındadır ve ifade bir bütün olarak anlaşılmalıdır; Japon içkisini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “açıklamayı kolaylaştırmak için” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: ____, we'll compare only the two main options.
Cevabı göster
For the sake of simplicity
and no more than two guesses allowed for each musician. Kalıp ifadeler
3:08ve her bir müzisyen için en fazla iki tahmine izin verilmektedir.
a simplified case: açıklama için indirgenmiş bir model
a simplified case ifadesinde case, incelenmek üzere seçilen bir durum veya model anlamına gelir; hukuki bir dava ya da eşya kabı değildir. Simplified, ana fikrin daha kolay görülmesi için bazı değişkenlerin, nesnelerin veya koşulların azaltıldığını gösterir. Yararlı bir simplified case, açıklanan temel ilişkiyi korur. Ölçeği küçültür veya ayrıntıları kaldırır ama sorunun tamamının ortadan kalktığını öne sürmez.
Alıştırma
Hangi cümlede case, bir fikri açıklamak veya sınamak için bilinçli olarak küçültülen bir durum anlamındadır?
- Let's test the formula on a simplified case with only two variables.
- The court reopened the criminal case after new evidence appeared.
- She put the tablet in a protective case before traveling.
Cevabı göster
Let's test the formula on a simplified case with only two variables.
no more than two guesses allowed for each musician: kesin bir üst sınır koymak
no more than two guesses allowed ifadesinde no more than two kesin bir üst sınır koyar: iki tahmine ve daha azına izin verilir, ancak üç tahmine izin verilmez. ‘Yaklaşık iki’ anlamına gelmez. For each musician, bu sınırın bütün müzisyenler arasında paylaşılan iki tahmin olarak değil, her müzisyen için ayrı ayrı uygulandığını gösterir. Bu kural ifadesinde guesses allowed, kuralların izin verdiği tahminleri belirtir.
Alıştırma
Hangi kural üç dosyaya izin verildiğini, ancak dört dosyaya izin verilmediğini söyler?
- No more than three files are allowed per upload.
- Less than three files are allowed per upload.
- No less than three files are allowed per upload.
Cevabı göster
No more than three files are allowed per upload.
Let's start by finding the odds of failure, Notlar
3:13Başarısızlık olasılıklarını bularak başlayalım,
Let's start by finding...: ilk adımı tanıtmak
Let's start by + -ing, bir açıklama veya süreçteki ilk eylemi bildirir. Burada finding the odds of failure ilk sıraya konur; konuşmacı daha sonra akıl yürütmenin sonraki kısmına geçer. Let's, yönlendirmeye ‘bunu önce birlikte yapalım’ gibi iş birliğine dayalı bir ton verir. by sözcüğünden sonra start by finding, checking veya listing örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Bu kalıp, bilgi sırasını takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
İlk adımı tanıtmak için Let's start by + -ing kullanın. Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Let's start by ____ the totals.
Cevabı göster
checking
the chance that someone will need to open three or four boxes Dilbilgisi
3:16birinin üç veya dört kutu açması gerekme ihtimali,
odds of failure: başarısızlığın gerçekleşme ihtimali
Bu cümlede odds of failure, başarısızlığın gerçekleşme ihtimali anlamına gelir. Virgülden sonraki the chance that... ifadesi aynı fikri yeniden açıklar ve burada neyin başarısızlık sayıldığını netleştirir: çalgıyı bulmadan önce üç ya da dört kutu açmak zorunda kalmak. odds of + sonuç kalıbı, hangi sonucun gerçekleşme ihtimalinin ele alındığını belirtir; odds of success ve odds of rain buna örnektir. Buradaki odds olasılıkla ilgilidir; tek sayılar ya da garip bir şey anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte odds of failure ne anlama geliyor?
- başarısızlığın gerçekleşme ihtimali
- başarısızlığın garip olduğu düşüncesi
- tek numaralı başarısızlıkların kümesi
Cevabı göster
başarısızlığın gerçekleşme ihtimali
will need to ... before ...: daha sonraki bir sonuçtan önce gereken eylem
Will need to + fiilin yalın hâli, gerekli olacağı öngörülen bir eylemi anlatır: biri kutuları açmak zorunda kalacaktır. before yan cümlesi daha sonraki sonucu, yani çalgının bulunmasını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen someone will need to do X before they do or can do Y kalıbı, X'in önce gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir. Gelecek zamandan söz edilse bile İngilizcede before sonrasında normalde geniş zaman kullanılır. Bu nedenle before they find denir, before they will find denmez. Bu bulmacada üç ya da dört kutu açmak izin verilen sayıyı aştığı için başarısızlık sayılır; before tek başına yalnızca olayların sırasını gösterir.
Alıştırma
verify fiilini ve will need to ... before ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: You ____ your email ____ you can sign in.
Cevabı göster
will need to verify · before
distinct four-box loops: tekrarları saymadan hesaplama
Bu sayma bağlamında distinct, “birbirinden farklı ve yinelenmeyen” anlamına gelir. six distinct four-box loops, dört kutudan oluşan birbirinden farklı altı döngüyü anlatır; dolayısıyla aynı döngü iki kez sayılmaz. Burada distinct, döngülerin sayılırken nasıl birbirinden ayrıldığını belirtir. Döngülerin özellikle belirgin veya kolay fark edilir olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir matematik probleminde four distinct solutions ne anlama gelir?
- Aynı çözümün dört kopyası.
- Kolayca görülebilen dört çözüm.
- Birbirinden farklı, tekrar içermeyen dört çözüm.
Cevabı göster
Birbirinden farklı, tekrar içermeyen dört çözüm.
One fun way to count them is to make a square. Dilbilgisi
3:24Onları saymanın eğlenceli bir yolu bir kare çizmektir.
One ... way to ... is to ...: bir yöntem sunma
One + adjective + way to A + is to B kalıbı bir yöntem sunmak için kullanılır. İlk to'lu mastar hedefi veya görevi, ikinci to'lu mastar ise bunu gerçekleştirecek eylemi belirtir. One, yöntemi tek yöntem olarak değil seçeneklerden biri olarak sunar. Bu cümlede hedef count them, yöntem ise make a square ifadesidir. fun sıfatı, konuşanın yöntem hakkındaki olumlu görüşünü ekler ve zorunlu değildir. One way to count them is to make a square aynı temel yapıyı ve yöntemi korur.
Alıştırma
One ... way to ... is to ... kalıbını ve draw fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: One simple way to remember the rule ____ a picture.
Cevabı göster
is to draw
Put an instrument at each corner and draw the diagonals.
3:27Her köşeye bir enstrüman koyun ve köşegenleri çizin.
And keep in mind that these two are considered the same. Notlar
3:34Ve bu ikisinin aynı kabul edildiğini unutmayın.
keep in mind that: önemli bir hatırlatmayı belirtmek
Keep in mind that, dinleyicinin açıklamayı takip ederken hatırlaması gereken bir bilgiyi sunar. Burada iki durumun aynı sayıldığı kuralını belirtir. That sözcüğünden sonra tam bir yan cümle gelir. Bu ifade, önemli bir koşula dikkat çekerek bilgiyi düzenler; kelimesi kelimesine bir şeyi zihnin içine koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hatırlatmayı bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ the museum closes at five.
Cevabı göster
Keep in mind that
are considered the same: eş değer olarak sınıflandırılmak
Are considered the same, consider fiilinin edilgen biçimidir. Bir kuralın, sistemin veya grubun iki şeyi aynı kategoriye ait ya da eş değer olarak değerlendirdiğini belirtir. Cümle, değerlendirmeyi kimin yaptığına değil, sınıflandırma sonucuna odaklanır. Bu ifade, iki şeyin görünen her ayrıntıda tamamen aynı olduğunu mutlaka iddia etmez. Biçimleri farklı olabilir ama ilgili ölçüte göre yine de aynı sayılabilirler.
Alıştırma
İki çözüm farklı adımlar kullanıyor, ancak değerlendirme kuralı bunları eş değer tek bir yöntem olarak kabul ediyor. Bu düşünceyi en doğru hangi cümle ifade eder?
- They are the same in every detail.
- They are considered the same under the grading rule.
- They look the same on the page.
Cevabı göster
They are considered the same under the grading rule.
We can visualize the eight distinct three-box loops Kalıp ifadeler
3:42Sekiz farklı üç kutu döngüsünü
visualize X using Y: Y kullanarak X'i görselleştirmek
visualize X using Y yapısında X, gösterilen bilgi veya yapıdır; Y ise bunu göstermek için kullanılan görsel biçim, araç ya da yöntemdir. Burada loops X, triangles ise Y'dir. Matematik, bilim ve veri açıklamalarında visualize çoğu zaman bir şeyi yalnızca zihinde canlandırmak değil, örüntüsü açıkça görülebilecek biçimde göstermek anlamına gelir.
Alıştırma
Verileri bir grafikle göstermeyi anlatmak için visualize X using Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We can visualize using the survey results a bar chart.
- We can visualize the survey results using a bar chart.
- We can visualize a bar chart using the survey results.
Cevabı göster
We can visualize the survey results using a bar chart.
depending on which ... you leave out: hangi öğenin çıkarıldığına bağlı olarak
depending on which ... sonucu belirleyen seçimi açıklar. Sonuç bu ifadeden önce gelir; which instrument you leave out ise değişebilen seçeneği belirtir. Burada leave out, bir şeyi fiziksel olarak dışarıya koymak değil, dahil etmemek veya çıkarmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, olası üçgenin hangi enstrümanın çıkarıldığına göre değiştiğini anlatır.
Alıştırma
depending on which ... you leave out yapısını feature ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The final price changes ____.
Cevabı göster
depending on which feature you leave out
Of the 24 possible combinations of boxes: toplamın içindeki bir alt grubu belirtmek
Of the 24 possible combinations of boxes, “24 olası kutu kombinasyonunun oluşturduğu toplam küme içinde” anlamına gelir. Buradaki of, sayılan grubun tamamını belirtir; aitlik bildirmez. Toplam grup belirtildikten sonra cümle bunu iki alt kümeye ayırır: başarısızlığa yol açan 14 kombinasyon ve başarıyla sonuçlanan 10 kombinasyon. Of the + toplam grup, ... kalıbı, o grubun kaç üyesinin belirli bir sonuca sahip olduğunu söylemenizi sağlar.
Alıştırma
Thirty people voted. İngilizce cümleyi Of the ile başlayan ve toplam grubu belirten bir yapıyla tamamlayın: ____, 18 chose the blue design.
Cevabı göster
Of the 30 voters
Lead to failure: bir şeyin olumsuz bir sonuca neden olduğunu belirtmek
Lead to failure, “başarısız bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Özne, sonucu oluşturan koşulu, seçimi veya süreci belirtir; bu cümlede 14 kombinasyon başarısızlıkla bağlantılı etkenlerdir. lead to + sonuç yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından failure gibi bir isim grubu veya fiilin -ing biçimi gelir. Bu kullanım neden-sonuç ilişkisi anlatır; birine fiziksel olarak yol göstermek anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. lead ile led sözcüklerindeki ünlü seslere odaklanın.
- Repeated mistakes lead to failure.
- Repeated mistakes led to failure.
Cevabı göster
Repeated mistakes lead to failure.
result in success: başarıyla sonuçlanmak
Result in, “belirli bir sonuca neden olmak veya o sonucu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Result in success ifadesinde result fiildir ve success ortaya çıkan sonucu belirtir. Tekrar kullanılabilecek yapı “neden veya eylem + result(s) in + sonuç” şeklindedir. in sonrasındaki isim ne olduğunu gösterir. Bir yöntem, süreç veya seçimin ürettiği sonucu anlatırken bu kullanım make success ifadesinden daha doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi result ve sonucu gösteren edatla tamamlayın: Careful testing can ____ fewer errors.
Cevabı göster
result in
works for any even number of musicians. Kelime
4:05herhangi bir çift sayıdaki müzisyen için çalışır.
any even number of musicians: herhangi bir çift sayıdaki müzisyen
Any even number of musicians, 2, 4, 6 veya 10 gibi 2'ye tam bölünebilen herhangi bir sayıda müzisyen anlamına gelir. Buradaki even, “tek olmayan, çift” anlamındaki matematiksel bir sıfattır. Any, ifadeyi genelleştirir: strateji yalnızca belirli bir grup büyüklüğünde değil, hangi çift sayı seçilirse seçilsin işe yarar.
Alıştırma
Any even number of musicians ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Strateji hem tek hem de çift sayıdaki müzisyenlerle işe yarar.
- Strateji, mümkün olan her çift sayıdaki müzisyenle işe yarar.
- Strateji yalnızca tam olarak on müzisyenle işe yarar.
Cevabı göster
Strateji, mümkün olan her çift sayıdaki müzisyenle işe yarar.
if you want a shortcut: daha basit bir yöntem sunmak
Bu cümlede if you want a shortcut, hesabı yapmanın isteğe bağlı ve daha kolay bir yolunu tanıtır. Buradaki shortcut, fiziksel olarak daha kısa bir yol değil, daha hızlı veya daha basit bir yöntem demektir. If yan cümlesi açıklamayı düzenler: ayrıntılı işlemden sonra kısa bir denkleme geçileceğini belirtir. If you want... bu geçişi bir seçenek olarak sunduğu için doğrudan bir talimattan daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Bir öğretmen az önce uzun bir hesaplama gösterdi. If you want a shortcut... bundan sonra neyin geleceğini belirtir?
- Ayrıntılı yöntemin yanlış olduğunu söyler.
- Dinleyiciden daha kısa bir yol bulmasını ister.
- Daha basit bir yöntemi isteğe bağlı sonraki adım olarak sunar.
Cevabı göster
Daha basit bir yöntemi isteğe bağlı sonraki adım olarak sunar.
generalizes to a handy equation: belirli bir durumdan genel bir biçime
Burada it, az önce açıklanan hesaplama yöntemini ifade eder. Generalizes to, yöntemin belirli bir durumun ötesine genişletilebileceğini ve daha genel biçimde çalışan bir yapıyla ifade edilebileceğini anlatır. A handy equation, kullanımı kolay ve yararlı bir denklemdir. İfadenin tamamı, belirli bir duruma ait fikrin kullanışlı bir genel denkleme dönüşebileceğini söyler; generalizes yalnızca summarizes, yani özetler anlamına gelmez.
Alıştırma
Belirli bir durumdan daha geniş bir duruma uzanmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This pattern ____ a formula that works for every grid size.
Cevabı göster
generalizes to
Plug in 10 musicians: hesaplamada bir değeri yerine koymak
Matematik bağlamında plug in, sonucu hesaplayabilmek için bilinen bir değeri bir denkleme veya formüle yerleştirmek anlamına gelir. Burada 10 musicians, müzisyen sayısını temsil eden değişken için 10 değerini verir; herhangi bir şeyi elektriğe bağlamak anlamına gelmez. Plug in X, and ... kalıbı iki adım sunar: önce X değerini yerine koyarsınız, ardından sonucu hesaplar veya gözlemlersiniz.
Alıştırma
“Plug in 25 for x, and then calculate the total,” cümlesinde plug in 25 ne anlama gelir?
- Hesaplamadaki her sayıya 25 eklemek.
- x'i bir elektrik prizine bağlamak.
- Hesaplamada x'in değeri olarak 25'i kullanmak.
Cevabı göster
Hesaplamada x'in değeri olarak 25'i kullanmak.
What if there were ...?: hayalî bir durum ortaya koymak
What if there were ...? hayalî bir durum ortaya koyar ve bu durumun sonucunu düşünmeye yöneltir. Burada konuşmacı sayıyı bine çıkararak bu varsayım altında ne olacağını sınar. Were geçmiş zaman biçimi gibi görünür, ancak bu kalıpta geçmişte olmuş bir gerçeği bildirmek yerine varsayımsal bir durumu işaretler. Yeniden kullanılabilen kalıp What if there were + isim öbeği? şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle daha fazla akıl yürütmek için hayalî bir durum ortaya koyar?
- Were there no lights in the city last night?
- There were no lights in the city last night.
- What if there were no lights in the city for one night?
Cevabı göster
What if there were no lights in the city for one night?
As n increases: değişen iki eğilimi bağlamak
Burada n müzisyen sayısını gösterir ve As n increases, “n büyüdükçe” veya “n'deki her artışla birlikte” anlamına gelir. Önce değişen bir miktarı tanıtır, sonra bu değişimi ana cümledeki eğilimle ilişkilendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen As A changes, B changes kalıbı, birlikte gelişen iki değişimi anlatır. Bu cümlede as, “değişim olurken veya değiştikçe” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Cümle bir eğilim ilişkisi gösterir, ancak ilk değişimin ikinciye neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
"As the crowd grows, the room gets noisier," cümlesinde As neyi gösterir?
- Kalabalık başka bir şeyin rolünü üstlenmektedir.
- Kalabalığın büyümesi yalnızca geçmişteki bir neden olarak sunulur.
- Bir değişim diğeriyle birlikte gelişir.
Cevabı göster
Bir değişim diğeriyle birlikte gelişir.
the odds approach about 30%: yaklaşık bir sayısal düzeye yaklaşmak
Burada the odds, başarı olasılığı anlamındadır. The odds approach about 30%, n arttıkça bu olasılığın yaklaşık %30 düzeyine giderek yaklaştığını belirtir. Approach burada uzayda fiziksel bir yaklaşmayı değil, sayısal bir yaklaşmayı anlatır. Sayısal açıklamalarda A approaches B, A'nın B'ye doğru yönelen bir eğilim gösterdiğini ifade eder. A'nın B'ye ulaştığını veya B'ye eşit olduğunu söylemez. About sözcüğü de %30'un yaklaşık bir değer olduğunu gösterir; yani hedef düzey de kesin olarak sunulmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, değişen bir tahminin %30'a yaklaştığını ancak oraya ulaştığını iddia etmediğini söyler?
- The estimated probability is about 30% in this sample.
- As the sample grows, the estimated probability approaches 30%.
- The estimated probability reaches 30% after ten trials.
Cevabı göster
As the sample grows, the estimated probability approaches 30%.
Not a guarantee, but...: olumlu bir dönüşten önce iddiayı sınırlamak
Not a guarantee, It is not a guarantee ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Önce iddianın gücünü sınırlar: başarı mümkündür ama kesin değildir. Ardından but daha umutlu bir değerlendirme getirir. Not a guarantee, but... kalıbı, belirsizliği kabul ettikten sonra bir fikrin neden hâlâ değerli olabileceğini göstererek dengeli bir anlatım kurar.
Alıştırma
Bu cümlede Not a guarantee, but... neyi gösteriyor?
- Fikri reddeder ve ilgisiz bir konuya geçer.
- Belirsizliği kabul eder, ardından daha umutlu bir nokta sunar.
- Planın kesinlikle başarılı olacağını vaat eder.
Cevabı göster
Belirsizliği kabul eder, ardından daha umutlu bir nokta sunar.
It's far from hopeless: temkinli iyimserlik
Burada far from + sıfat, o sıfatın anlattığı durumda “hiç olmamak” ya da “ondan çok farklı olmak” anlamına gelir; fiziksel mesafe belirtmez. Dolayısıyla it's far from hopeless, durumun hâlâ gerçek bir başarı ihtimali taşıdığını anlatır. Konuşmacı hopeless şeklindeki olumsuz nitelemeyi reddederek temkinli bir iyimserlik gösterir. Not a guarantee ifadesi yargıyı sınırlar: başarı mümkündür ama kesin değildir.
Alıştırma
Burada It's far from hopeless ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Başarı tamamen garanti.
- Hâlâ anlamlı bir başarı ihtimali var.
- Gerçekçi hiçbir başarı ihtimali yok.
Cevabı göster
Hâlâ anlamlı bir başarı ihtimali var.
with a bit of musician's luck: bağlama özgü, esprili bir uyarlama
With a bit of ... luck, az miktarda iyi şansı umut edilen sonuca ulaşmaya yardımcı olabilecek bir etken olarak sunar. Burada with bu yararlı koşulu belirtir, ancak sonuç hâlâ kesin değildir. Musician's luck yerleşik bir terim değildir. Müzik bağlamına uyması için with a bit of luck ifadesinden türetilmiş, tek seferlik ve esprili bir uyarlamadır. İyelik biçimi musician's, sıradan şansı özellikle müzisyenlerle bağlantılıymış gibi gösterir.
Alıştırma
Burada musician's luck ne anlama geliyor?
- Müzisyenlerin diğer insanlardan her zaman daha şanslı olduğu iddiası.
- Her müzisyenin öğrendiği bir becerinin resmî adı.
- Müzisyenlerle bağlantılı biraz şansı anlatan, bağlama özgü ve esprili bir ifade.
Cevabı göster
Müzisyenlerle bağlantılı biraz şansı anlatan, bağlama özgü ve esprili bir ifade.