Öldüğünüzde Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Ölüm sonrası yaşam anketleri; klinik ve biyolojik ölüm, bedendeki değişimler, çürüme ve ruh, reenkarnasyon, cennet ile yaşamın anlamı hakkındaki sorulara uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “kick the bucket,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gündelik ölüm örtmecesini tanımak; “so to speak” mecaz anlamını işaret eder. 2. “livor mortis” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: ölümden sonra kanın çökmesini anlatan tıp terimini cilt rengindeki değişimin yalın açıklamasıyla ilişkilendirmek. 3. “took our minds off” — Phrasal verb'ler: take one's mind off something yapısını rahatsız edici bir düşünceden geçici uzaklaşmak için kullanmak; zaman ve iyeliği doğru değiştirmek.
Bu derste
What happens when you finally kick the bucket, so to speak? Notlar
0:00Tabiri caizse, sonunda nalları diktiğinizde ne olur?
kick the bucket: ölmek anlamında gayriresmî bir deyim
Bu cümlede kick the bucket, “ölmek” anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Gerçek anlamlı değildir; kimse fiziksel olarak bir kovayı tekmelememektedir. Bu ifade ciddi bir konuyu rahat gösterir ve kara mizah yaratabilir. Ardından gelen so to speak, konuşanın mecazlı bir ifade kullandığının farkında olduğunu belirtir.
Alıştırma
Örnekte kick the bucket ne anlama geliyor?
- Aniden ayrılmak
- Öfkelenmek
- Ölmek
Cevabı göster
Ölmek
so to speak: mecazlı ifadeyi işaretlemek
So to speak, az önce kullanılan ifadeyi yorumlayan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye önceki ifadenin kesin gerçek anlamıyla değil, mecazlı, yaklaşık veya belli bir mesafeyle anlaşılması gerektiğini bildirir. Burada kick the bucket ifadesine gönderme yapar. Ölümden söz edildiğini inkâr etmez; yalnızca düşüncenin nasıl ifade edildiğini belirtir.
Alıştırma
On thin ice ifadesinin mecazlı olduğunu gösteren üç sözcüklü belirteçle cümleyi tamamlayın: After three delays, the project was on thin ice, ____.
Cevabı göster
so to speak
Despite our mostly science-grounded views on death these days, Dilbilgisi
0:02Günümüzde ölüm hakkındaki görüşlerimiz çoğunlukla bilime dayalı olsa da,
it seems many of us believe in life after it.
0:06görünüşe göre birçoğumuz ölümden sonraki yaşama inanıyoruz.
Despite + isim öbeği
Despite karşıtlık bildiren bir arka plan sunar: günümüzde ölüm hakkındaki görüşlerimiz çoğunlukla bilime dayanır. Ana cümle daha sonra görünüşte şaşırtıcı bir karşıtlık verir: birçok insan ölümden sonra yaşama hâlâ inanıyor gibidir. Burada Despite bir edattır; bu nedenle ardından çekimli fiilli bir yan cümle değil, our mostly science-grounded views on death these days isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp despite + isim öbeği, + ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite of the heavy rain, the match continued.
- Despite the heavy rain, the match continued.
- Despite it was raining heavily, the match continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the match continued.
In 2014, UK citizens were polled by The Telegraph
0:082014 yılında İngiltere vatandaşları The Telegraph tarafından bir ankete tabi tutuldu
and just under 60% of respondents said they believed some part of us lives on. Notlar
0:12ve katılımcıların %60'ının biraz altı, içimizden bir parçanın yaşamaya devam ettiğine inandığını söyledi.
just under 60%: %60'ın biraz altında
Just under 60%, %60'ın biraz altında bir değer anlamına gelir. Under, %60'ı üst sınır olarak belirlerken just aradaki farkın küçük olduğunu gösterir. Sonuç tam olarak %60 değildir ve %60'ın çok altında da değildir. Yeniden kullanılabilir just under + sayı, miktar, yaş veya süre kalıbı, belirtilen değerden biraz daha az anlamına gelir.
Alıştırma
Bir anketin sonucu %59'dur. Hangi ifade bu sonucu en doğal şekilde anlatır?
- just under 60%
- exactly 60%
- well under 60%
Cevabı göster
just under 60%
live on: ölümden veya ortadan kaybolmadan sonra varlığını sürdürmek
Bu cümlede lives on, “ölümden sonra varlığını sürdürür” anlamına gelir. İfade, kişinin bir yerde ikamet etmesini değil, o kişiden bir parçanın kalmasını anlatır. Daha genel olarak live on; bir anının, etkinin, geleneğin, ismin veya eserin, onu ortaya çıkaran kişi ya da ilk biçim ortadan kalktıktan sonra da devam ettiğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “varlığını veya hatırlanmayı sürdürmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Years after the poet's death, her words still ____ in classrooms around the world.
Cevabı göster
live on
Pew Research in 2015 asked people what happened after you die.
0:192015'te Pew Research insanlara ölünce ne olacağını sordu.
The survey found that 72% of Americans believed you go to heaven,
0:23Araştırma, Amerikalıların %72'sinin cennete gideceğinize inandığını buldu;
which was described as a place where people who have led good lives are eternally rewarded. Kalıp ifadeler
0:26burası, iyi bir yaşam süren insanların sonsuza dek ödüllendirildiği bir yer olarak tanımlanıyordu.
lead good lives: ahlaken iyi bir hayat sürmek
Led good lives, lead a good life ifadesinin geçmiş zamanda ve çoğul biçimidir. Burada lead, “hayatını geçirmek veya sürdürmek” anlamına gelir; good ise cümle bu hayatları sonsuz ödülle ilişkilendirdiği için onların ahlaken değerli olduğunu belirtir. Lead a/an + sıfat + life kalıbı, bir kişinin zaman içinde nasıl bir hayat sürdüğünü anlatmanın yaygın bir yoludur: lead a quiet life, lead an active life veya lead a meaningful life. Özne çoğul olduğunda life, lives olur.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin geçmiş biçimini kullanan üç sözcüklü eşdizimle tamamlayın: The volunteers were remembered as people who had ____ by serving others.
Cevabı göster
led good lives
54% of US adults replied that they believed in hell,
0:31ABD'li yetişkinlerin %54'ü cehenneme inandıklarını yanıtladı;
which was described as a place where people who have led bad lives
0:34burası da, kötü bir yaşam sürmüş
and die without being sorry are eternally punished. Dilbilgisi
0:38ve pişmanlık duymadan ölen insanların sonsuza dek cezalandırıldığı bir yer olarak tanımlandı.
without being sorry: without + -ing yapısı
Burada without being sorry, birinin hangi durumda öldüğünü anlatır: kişi pişmanlık duymadan ölür. Bu dinî yargılama bağlamında sorry, yalnızca nezaketen “I’m sorry.” demek değil, pişman veya tövbekâr olmak anlamındadır. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır. without + fiil-ing kalıbı, ana olay gerçekleşirken bir eylemin ya da durumun bulunmadığını anlatır; die without being sorry buna örnektir. Burada yalın biçim olan be, without sözcüğünden hemen sonra gelemez.
Alıştırma
Cümleyi without + be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: He admitted the harm he had caused ____ about it.
Cevabı göster
without being sorry
With that in mind, welcome to this episode of The Infographics Show, Anlatım akışı
0:41Bunu aklımızda tutarak, The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz:
With that in mind: önceki bilgiden sonraki konuya geçiş
With that in mind, dinleyicilere daha önce belirtilen anket sonuçlarını akılda tutmalarını söyler. That, bu sonuçlara gönderme yapar; ifade, fiziksel olarak zihnin içine bir şey koymak anlamına gelmez. Burada bir geçiş işlevi görür: konuşmacı, önceki arka plan bilgisini bölümün konusuna geçmek için temel alır. Yeniden kullanılabilen kalıp With + önceden belirtilen bir gerçek veya husus + in mind biçimindedir ve ardından bir sonraki adım, sonuç ya da karar gelir.
Alıştırma
Planın hava tahminine dayandığını gösteren geçiş ifadesini seçin: The forecast warns of ice after dark. ____, we’ll leave before sunset.
- By the way
- That said
- With that in mind
Cevabı göster
With that in mind
Don't forget to subscribe and click the bell button so that you can be part of our notification squad.
0:45Abone olmayı ve bildirim ekibimizin bir parçası olmak için zil düğmesine tıklamayı unutmayın.
It seems a lot of people do believe that after death
0:49Görünüşe göre pek çok insan, ölümden sonra
we might be ensconced in some cloud-strewn paradise or conversely, Notlar
0:51bulutlarla kaplı bir cennete yerleşeceğimize veya tam tersine,
Be ensconced in: rahat veya güvenli biçimde yerleşmiş olmak
Burada be ensconced in, bir yere rahat ve güvenli biçimde yerleşmiş ya da konumlandırılmış olmak demektir. Edilgen yapı, kişileri hayal edilen cennette yalnızca bulunan değil, oraya çoktan yerleşmiş olarak sunar. Bu ifade çoğu zaman korunaklı, rahat ya da sağlam biçimde yerleşmiş olma duygusu ekler. Başka bağlamlarda da onu be in ifadesinin resmî bir eş değeri saymak yerine bu ek çağrışımı koruyun.
Alıştırma
Cümleyi ensconced in kullanarak tamamlayın: By the time the rain started, the hikers were ____ a dry mountain hut.
Cevabı göster
ensconced in
if we haven't adhered to the ethics prescribed to us by our chosen religion Kalıp ifadeler
0:55eğer seçtiğimiz dinin veya
or denomination of that religion,
0:59o dinin mezhebinin bize emrettiği ahlak kurallarına uymadıysak,
Adhered to: kurallara veya ilkelere resmî biçimde uymak
Bu cümlede adhered to, “uydu ve bağlı kaldı” anlamına gelir. Nesnesi bir din tarafından belirlenen etik kurallardır; dolayısıyla ifade fiziksel olarak bir yüzeye yapışmayı değil, ahlaki kurallara uymayı anlatır. Kalıp adhere to + kural, ilke, standart, plan veya inanç şeklindedir. Burada adhered, present perfect yapısında haven't sonrasında geldiği için geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi nottaki “uymayı sürdürdü” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. The laboratory ____ the published safety standards throughout the study.
Cevabı göster
adhered to
we might be faced with eternal hellfire Kalıp ifadeler
1:01sonsuz cehennem ateşiyle yüzleşebileceğimize
Conversely: ters yönlü ilişkiyi belirtmek
Conversely, okuyucuya sıradaki olasılığın az önce anlatılanın tersi yönde ilerlediğini bildiren, cümleleri birbirine bağlayan bir zarftır. Burada hayal edilen cennet ödülünden bunun karşıtı olan sonsuz cezaya geçiş yapar. İki sonucu aynı karşıtlık ekseni üzerinde düzenler. Yalnızca bir çekince eklemekten fazlasını yapar: okuyucuya karşılaştırmanın yönünü tersine çevirmesini söyler ve yeni yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Hangi geçiş sözcüğü ters yönlü bir ilişkiyi açıkça belirtir? One formula converts Celsius to Fahrenheit. ____, the inverse formula converts Fahrenheit to Celsius.
- However
- Conversely
- In addition
Cevabı göster
Conversely
Be faced with: bir durumla yüzleşmek zorunda kalmak
Be faced with, “bir şeyle yüzleşmeniz veya başa çıkmanız gereken bir durumda bulunmak” anlamına gelir. Burada karşılaşılan şey ebedi ceza ihtimalidir; konuşanların fiziksel bir nesneye doğru baktığı anlamına gelmez. Yapı özne + be fiilinin bir biçimi + faced with + isim veya -ing biçimi şeklindedir. Zamanı be fiili taşır; we are faced with a choice ve we were faced with a delay buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi be faced with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After the supplier canceled, we ____ the possibility of a week-long delay.
Cevabı göster
were faced with
and the prospect of groveling to a bearded red man who hardly ever puts down his pitchfork.
1:03ve tırmığını elinden neredeyse hiç bırakmayan sakallı kırmızı bir adama yalvarmak zorunda kalabileceğimize inanıyor.
and what actually happens to the body when we die.
1:10ve öldüğümüzde vücudumuza gerçekte ne olduğuyla başlayalım.
Konu açan bir geçiş olarak “Let’s start with”
Bu cümlede let’s start with, planlı bir sıranın ilk konusunu duyurur: konuşmacı diğer düşüncelere geçmeden önce ampirik gerçekçiliği ve bedensel süreçleri ele alacaktır. With, ilk ele alınacak konuyu tanıtır. Buradaki let’s, dinleyicileri söylemsel olarak kapsar ve herkesin dikkatini tartışmaya yöneltir. Konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte fiziksel bir eylem gerçekleştireceği anlamına gelmez. Bu kalıp açıklamaları, toplantıları ve sunumları düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz konu açma ifadesiyle tamamlayın: Before we compare the proposals, ____ their costs.
Cevabı göster
let's start with
Physicians know you're dead because the heart stops beating
1:13Doktorlar öldüğünüzü bilirler, çünkü kalp atmayı bırakır
and there is no longer any electrical activity in your brain.
1:16ve beyninizde artık hiçbir elektriksel aktivite yoktur.
although machines can keep you going a little bit longer. Kalıp ifadeler
1:21makineler sizi biraz daha uzun süre çalışır durumda tutabilse de.
İşleyişini sürdürmek anlamında “Keep you going”
Bu cümlede keep you going, bedeninin çalışmaya devam etmesini sağlamak veya seni biraz daha uzun süre hayatta tutmak anlamına gelir. Going bir yere gitmeyi anlatmaz; yaşamı veya işleyişi devam eden bir süreç olarak sunar. Aktarılabilir keep + kişi ya da şey + going kalıbı, o kişi ya da şeyin devam etmesi için gereken desteği sağlamak anlamına gelir. Bağlama göre enerji, motivasyon, para, makinelerin çalışması veya fiziksel hayatta kalma anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “devam etmen için yeterli enerjiyi vermek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: This bowl of soup should ____ until dinner.
Cevabı göster
keep you going
You can also have what's called a cardiac death, Kalıp ifadeler
1:23Ayrıca kardiyak ölüm (kalp ölümü) denen şeyi de yaşayabilirsiniz;
and blood no longer flows through your body.
1:28ve kanın artık vücudunuzda akmaması anlamına gelir.
what's called ile bir terim tanıtmak
have what's called a cardiac death yapısında what's called, a cardiac death olgusunun adını tanıtır. Bu ifade what is called yapısının kısaltılmış biçimidir ve what's called a cardiac death isim öbeğinin tamamı have fiilinin nesnesidir. what ile başlamasına rağmen bu gömülü yapı doğrudan bir soru değildir. Bir açıklamayı kabul görmüş veya yararlı bir adla ilişkilendirirken isim öbeğinden önce what's called kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi what is called anlamındaki tarafsız ifadeyle tamamlayın: The software has ____ a recovery mode.
Cevabı göster
what's called
have said they were aware of what was going on around them. Öbek fiiller
1:35etraflarında olup bitenlerin farkında olduklarını söylemişlerdir.
Ettirgen brought back to life ifadesi
have been brought back to life yapısındaki brought back to life, bring someone back to life ifadesinin edilgen biçimidir. Burada, kalp durduktan sonra tıbbi müdahalenin yaşam belirtilerini geri getirdiği anlamına gelir; geri döndürülemez biyolojik ölümün tersine çevrildiği iddiasını zorunlu kılmaz. İfade ettirgendir: iyileşmeyi bir kişi veya eylem meydana getirir. Mecazi olarak da bir yere, projeye, anıya veya esere etkinlik, enerji, canlılık ya da ilgi kazandırmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi yeniden canlı ve belirgin hâle getirmek anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After years in storage, the faded painting was ____ by careful restoration.
Cevabı göster
brought back to life
“gerçekleşmek” anlamındaki going on
Burada go on, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. what was going on around them yan cümlesi, yakınlarında gerçekleşmekte olan olayları ya da etkinliği belirtir; farkında oldukları şey budur. Geçmişte devam eden zamanı gösteren was going on, bu olayları ilgili geçmiş anda zaten sürmekte olan bir durum olarak sunar. Bu kullanım, bir etkinliğe devam etmekten değil, gelişmekte olan bir durumdan söz eder.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmekte olmak” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The lights suddenly went out, and nobody knew what was ____.
Cevabı göster
going on
Others have talked about walking towards a light in such a near-death experience. Kelime
1:38Başkaları ise, böyle bir ölüme yakın deneyimde bir ışığa doğru yürümekten bahsetmişlerdir.
near-death experience: ölüme yakınken bildirilen deneyim
near-death experience ifadesinde near-death, experience kelimesini niteleyen birleşik bir sıfattır. Bu yerleşik terim, ölümün eşiğindeyken veya yaşamı tehdit eden tıbbi bir durumdayken kişinin bildirdiği öznel algıları ya da hisleri ifade eder. Bu adlandırma, geri döndürülemez ölümün gerçekleştiği anlamına gelmez ve anlatıyla ilgili hiçbir açıklamayı doğrulamaz. Cümlede ışığa doğru yürümek, insanların bildirdiği bir durum olarak sunulur; kesinleşmiş bir kanıt olarak değil.
Alıştırma
Hangi durum en iyi near-death experience olarak tanımlanır?
- Hayata döndürüldükten sonra bir kişi, sahneyi kendi bedeninin dışından izlediğini bildirir.
- Bir kişi kendisine bisiklet çarpmadan hemen önce geri çekilir ve olağandışı bir algı bildirmez.
- Bir kişi sıradan bir antrenmandan sonra kendini bitkin hisseder.
Cevabı göster
Hayata döndürüldükten sonra bir kişi, sahneyi kendi bedeninin dışından izlediğini bildirir.
You can be brought back from what we call clinical death, Kelime
1:42Klinik ölüm dediğimiz durumdan geri getirilebilirsiniz,
Klinik ölüm: geri döndürülebilir olabilecek bir durum
Bu cümlede clinical death, solunumun ve kan dolaşımının durduğu, dolayısıyla kişinin olağan yaşam belirtilerini göstermediği anlamına gelir. Clinical sıfatı ölümü gözlemlenebilir hayati işlevler açısından tanımlar; mutlaka geri döndürülemez nihai ölüm anlamına gelmez. Hızlı canlandırma bazen dolaşımı ve solunumu yeniden sağlayabildiği için ifade burada geri döndürülebilme ihtimali olan bir evreyi anlatır. Bu ihtimal nedene, geçen süreye ve tedaviye bağlıdır; ifade iyileşmeyi garanti etmez.
Alıştırma
Cümlede clinical death büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Solunumun veya dolaşımın geçici olarak durduğu ve hâlâ geri döndürülebilecek bir durum
- Hayati işlevlerde kesinti olmayan hafif bir hastalık
- Canlandırmanın artık mümkün olmadığı geri döndürülemez son evre
Cevabı göster
Solunumun veya dolaşımın geçici olarak durduğu ve hâlâ geri döndürülebilecek bir durum
but you only have a grace period of about 4 to 6 minutes. Kelime
1:44ancak sadece yaklaşık 4 ila 6 dakikalık bir süreniz vardır.
Ek süre: sonuçlardan önce tanınan zaman
Burada grace period, iyileşmenin hâlâ mümkün olabileceği kısa bir ek zaman aralığı anlamına gelir. İdari bağlamdaki yaygın anlamının mecazi bir uzantısıdır: bir son tarihten sonra, ceza veya sonuç yürürlüğe girmeden önce tanınan ek süre. Bu ifade dört ila altı dakikalık aralığı sınırlı bir fırsat olarak sunar; kurtarmanın garanti edildiği veya kesin olarak sabit bir süre olarak değil.
Alıştırma
Vade tarihinden sonraki ek süreyi anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The invoice was due Monday, but the contract gives us a ten-day ____ before late fees begin.
Cevabı göster
grace period
But let's say you get to the light and pass through. Ton ve niyet
1:47Ama diyelim ki ışığa ulaştınız ve içinden geçtiniz.
Konuşmada varsayım sunmak için let's say
Burada let's say, kimseden gerçekten bir şey söylemesini istemez. Dinleyiciyi geçici bir varsayımı kabul etmeye çağırır: ışığa ulaşıp içinden geçtiğinizi hayal ettirerek açıklamanın o noktadan sürmesini sağlar. Let's say + cümle kalıbı; örnek, tahmin veya hayalî bir koşul sunmanın konuşma dilindeki bir yoludur. Bir şeyin gerçekten yaşandığını iddia etmeden, şimdilik doğru kabul edilip ardından ne geleceğinin düşünülmesini belirtir.
Alıştırma
Dinleyiciden geçici bir varsayımı kabul etmesini isteyen konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ our budget is cut by twenty percent. What should we postpone?
Cevabı göster
Let's say
Geri döndürülemez son nokta olarak biyolojik ölüm
Bu cümlede biological death, videodaki basitleştirilmiş açıklamanın son ve geri döndürülemez aşamasını adlandırır: beden, yeniden canlandırmanın artık mümkün olmadığı ölçüde hasar görmüştür. Biological sıfatı, death sözcüğünü organizmanın yaşam işlevlerinin geri döndürülemez biçimde kaybıyla sınırlar. Bunu eksiksiz ve evrensel bir tıbbi veya hukuki tanım olarak değil, bu bölümün açıklama terimi olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu bölümde kullanılan terminolojiye göre, geri döndürülemez ve yeniden canlandırmanın artık mümkün olmadığı aşamayı hangi ifade adlandırır?
- biological death
- clinical death
- a near-death experience
Cevabı göster
biological death
Geri döndürülemez bir son metaforu olarak Game over
Game over, oyunun sona erdiğini ve artık başka şans kalmadığını bildiren oyun ifadesinden gelir. Bu cümlede ölümün kesin ve geri döndürülemez olduğunu anlatan bir metafor olarak kullanılır. Ardından gelen the final whistle ve dead as a dodo imgeleri aynı mutlak sona erme duygusunu daha da güçlendirir. Daha genel olarak game over, bir planın, fırsatın, kariyerin veya durumun artık devam edemeyeceğini ya da kurtarılamayacağını belirtebilir.
Alıştırma
“The investor pulled out, and without new funding, it's game over for the project,” cümlesinde game over ne anlama gelir?
- Ekip kısa bir mola veriyordur.
- Projenin devam etmesi için gerçekçi bir yol kalmamıştır.
- Proje bir video oyununa dönüşmüştür.
Cevabı göster
Projenin devam etmesi için gerçekçi bir yol kalmamıştır.
Kesin bir son metaforu olarak The final whistle
The final whistle, bir spor karşılaşmasının sona erdiğini bildiren işarettir. Bu cümlede gerçek bir karşılaşmadan söz edilmez; ifade, hayatın nihai bitiş noktasını mecazi olarak belirtir. Game over ve dead as a dodo ile birlikte kullanılarak mutlak son fikrini güçlendirir. Bu imge, kesin sona ulaşıldığında ve başka bir eylem mümkün olmadığında bir kampanyaya, kariyere, anlaşmazlığa veya başka bir sürece de aktarılabilir.
Alıştırma
“The court's rejection of the last appeal was the final whistle for the campaign,” cümlesinde the final whistle ne anlama gelir?
- Kampanya devam etmeden önce kısa süreliğine durdu.
- Kampanya kesin bir sona ulaşmıştı.
- Bir hakem bir karşılaşmayı başlatmak üzereydi.
Cevabı göster
Kampanya kesin bir sona ulaşmıştı.
“dead as a dodo”: Tamamen Yok Olmuş
Dead as a dodo, tamamen ölü, yok olmuş, işlevsiz veya artık önemsiz anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu parçada son düdüğün ifade ettiği kesin bitişi güçlendirir: her şey geri dönülmez biçimde sona ermiştir ve devam etme ihtimali yoktur. Bu imge, nesli tükenmiş bir kuş olan dododan gelir. Bu kültürel gönderme dead sözcüğünün derecesini güçlendirir. Sistemler, ürünler, gelenekler veya fikirler için kullanıldığında genellikle gerçekten öldüklerini değil, ortadan kalktıklarını ya da tamamen eskidiklerini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamen işlevsiz veya eskimiş anlamındaki deyimle tamamlayın: “By 2010, that once-popular format was ____.”
Cevabı göster
dead as a dodo
Ölüm Örtmecesi Olarak “no longer with us”
Bu bağlamda no longer with us, “öldü” anlamına gelen bir örtmecedir. Ölümü doğrudan adlandırmak yerine kişiyi artık yaşayanların arasında bulunmuyor diye anlatır ve böylece daha nazik ve saygılı bir ton oluşturur. İfade bağlama göre yorumlanır. Bir ölüm ilanında, anma töreninde veya birinin ölümünün konuşulduğu ortamda genellikle ölümü bildirir; iş yeri ya da takım bağlamında ise yalnızca kişinin gruptan ayrıldığı anlamına gelebilir. Bu cümlede definitely, geçici bir yokluk yorumunu elemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir anma konuşmasında “She is no longer with us” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Geçici olarak dışarı çıktı.
- O öldü.
- Artık bizimle aynı fikirde değil.
Cevabı göster
O öldü.
and this means your sphincter will too,
2:01ve bu, sfinkterinizin (büzücü kasınızın) de gevşeyeceği anlamına gelir;
meaning that triple Whopper and large fries you had for lunch will spill out of you.
2:03yani öğle yemeğinde yediğiniz o üçlü Whopper ve büyük boy patates kızartması sizden dökülüverecektir.
The gas you have in you may also leak out and cause a stink.
2:07İçinizdeki gaz da dışarı sızabilir ve kötü bir kokuya neden olabilir.
The same goes for the pee you've got in your bladder. Kalıp ifadeler
2:10Aynı şey mesanenizdeki çiş için de geçerlidir.
The same goes for: önceki ifadeyi yeni bir unsura genişletmek
The same goes for + isim öbeği, az önce söylenen bir ifadenin, kuralın veya sonucun yeni bir kişi ya da şey için de geçerli olduğunu belirtir. Burada önceki sonuç, bütün açıklama tekrarlanmadan mesanedeki idrara da uygulanır. Bu ifadede goes hareket etmeyi anlatmaz. Bütün kalıbı önceki düşünceye bağlanan bir ifade olarak anlayın: aynı şey başka bir durum için de geçerlidir.
Alıştırma
Önceki kuralın kafe için de geçerli olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library is closed on Sundays, and ____ the café next door.
Cevabı göster
the same goes for
So dying, not surprisingly, is a bit of a messy affair.
2:13Yani ölmek, hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde, biraz pis bir iştir.
As for women: konu değişimini belirtmek
As for + isim öbeği, söz konusu kişiyi, grubu veya şeyi sıradaki konu olarak öne çıkarır. As for women ifadesinde konuşmacı, daha önce ele alınan gruptan kadınlara geçer ve ayrı bir noktanın geleceğini belirtir. Bu ifade bilgiyi düzenler; bir neden açıklamaz. Genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir.
Alıştırma
Akşam dersini sıradaki konu olarak tanıtan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the evening class, it meets in Room 4.
Cevabı göster
As for
you may give birth after you have died if you were pregnant,
2:20eğer hamileyseniz öldükten sonra doğum yapabilirsiniz,
Coffin birth: tabut doğumu
Bu cümlede coffin birth, postmortem fetal extrusion yani ölüm sonrası fetüsün dışarı atılması için kullanılan teknik olmayan bir terimdir. Hamile kişi öldükten sonra, çürüme sırasında oluşan gazların basıncı fetüsü vücudun dışına itebilir. Bu ad, nadir görülen bir ölüm sonrası süreci belirtir; tabutun içinde gerçekleşen normal bir doğumu anlatmaz. Bilimsel veya adli tıp içeriklerinde bu birleşik adı, çevresindeki bağlamda açıklanan mekanizmanın adı olarak yorumlayın.
Alıştırma
Bu cümlede coffin birth ne anlama geliyor?
- Tabutun içinde gerçekleşen normal bir doğum
- Çürüme basıncının bir fetüsü dışarı attığı nadir bir ölüm sonrası süreç
- Bir bebeğin tabutun yakınına konduğu cenaze geleneği
Cevabı göster
Çürüme basıncının bir fetüsü dışarı attığı nadir bir ölüm sonrası süreç
it's the gases in the abdomen that squeeze the newborn into the world.
2:27yeni doğanı dünyaya iten şey karındaki gazlardır.
Instead of + -ing yapısı
Instead of, gerçekleşmeyen veya gerçek mekanizmayı oluşturmayan eylemi belirtir. of sözcüğü bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of pushing. Burada pushing, doğum sırasında normalde beklenen eylemdir; gerçek neden olarak ise karındaki gazların basıncı gösterilir. instead of + isim/-ing kalıbı, beklenen bir seçeneğin, eylemin veya açıklamanın yerine gerçekte olanı koymaya yarar.
Alıştırma
Evde yemek yapmanın yemek sipariş etmenin yerini aldığını gösteren biçimle cümleyi tamamlayın: “____, we cooked at home.”
Cevabı göster
Instead of ordering food
As the body gets rid of what is trapped inside, Öbek fiiller
2:31Vücut içeride hapsolmuş olanlardan kurtulurken,
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya atmak anlamına gelen üç parçalı bir fiil ifadesidir. Burada gets, tekil özne the body ile uyumludur; what is trapped inside ise dışarı atılan maddeyi belirtir. Kalıp get rid of + isim veya zamirdir. Get rid of ifadesini tek bir bütün olarak ele alın: bu yapıda rid, sıradan bir fiil gibi tek başına tüm ifadenin yerini normalde tutmaz.
Alıştırma
Cümleyi “ortadan kaldırmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.
Cevabı göster
get rid of
noises may be emitted from your mouth as air escapes.
2:33hava kaçtıkça ağzınızdan sesler çıkabilir.
Nurses and people working close to dead bodies
2:37Hemşireler ve cesetlerin yakınında çalışan kişiler,
have regularly reported hearing very alive-sounding moans and groans coming from dead bodies.
2:39ölü bedenlerden oldukça canlı gibi gelen inleme ve inilti sesleri duyduklarını düzenli olarak bildirmişlerdir.
You could also soon get an erection if you died lying on your stomach and the blood flowed down there.
2:49Ayrıca, yüzükoyun yatarken ölürseniz ve kan oraya doğru akarsa kısa süre içinde ereksiyon olabilirsiniz.
All your blood will pool to a certain area of your body.
2:54Tüm kanınız vücudunuzun belirli bir bölgesinde toplanacaktır.
livor mortis: ölüm sonrası kan birikmesi ve renk değişimi
Livor mortis, ölümden sonra kanın yer çekimiyle vücudun en alt kısımlarına çökmesi sonucu deride oluşan morumsu renk değişiminin resmî adli tıp terimidir. Bu cümlede This, hemen önce anlatılan sürece ad verir. Bu terim, ölüm sonrası kan birikmesini ifade eder; bir yaralanmayı veya yaşayan bir bedende süren kan dolaşımını ifade etmez.
Alıştırma
Hangi açıklama livor mortis terimini doğru tanımlar?
- Ölümden sonra kanın çökmesiyle oluşan morumsu renk değişimi
- Ölümden sonra kasların sertleşmesi
- Ölümden önce alınan bir darbenin oluşturduğu morluk
Cevabı göster
Ölümden sonra kanın çökmesiyle oluşan morumsu renk değişimi
and it's the reason parts of you will have that dark purple color you have seen on TV.
2:58ve bazı kısımlarınızın televizyonda gördüğünüz o koyu mor renge bürünmesinin nedeni budur.
These are the lovely things that can happen quite shortly after you go.
3:02İşte bunlar, siz gittikten çok kısa bir süre sonra olabilecek "sevimli" şeylerdir.
it will begin to cool down, known as algor mortis or simply death chill. Kelime
3:07beden soğumaya başlayacaktır, ki bu algor mortis veya kısaca ölüm soğukluğu olarak bilinir.
algor mortis: ölüm sonrası bedenin soğuması
Algor mortis, ölümden sonra bir bedenin sıcaklığının çevre sıcaklığına yaklaşırken kademeli olarak düşmesini ifade eden resmi tıp ve adli tıp terimidir. Hayatta olan bir kişinin hissettiği sıradan üşüme anlamına gelmez. Bu cümlede known as teknik adı tanıtırken or simply death chill daha sade bir açıklama verir. Bu yapı, bilimsel bir metnin süreci önce kesin biçimde adlandırmasını, ardından anlaşılır hâle getirmesini sağlar.
Alıştırma
Adli tıp açıklamasını teknik terimle tamamlayın: After death, the body's temperature gradually falls toward the surrounding temperature, a process called ____.
Cevabı göster
algor mortis
It will keep cooling until it is the same temperature as your surroundings.
3:12Çevrenizle aynı sıcaklığa gelene kadar soğumaya devam edecektir.
rigor mortis: ölüm sonrası kas katılığı
Rigor mortis, ölümden sonra kasların katılaşması sürecini ifade eden yerleşik tıp ve adli tıp terimidir. Kas hücrelerindeki kimyasal değişiklikler kasların gevşemesini engellediği için genellikle ölümden sonraki birkaç saat içinde başlar. and this we call rigor mortis ifadesinde this, daha önce açıklanan katılaşma sürecine gönderme yapar; we call ise bu sürecin kabul edilmiş adını tanıtır. Rigor tek başına katılık veya sertlik anlamına gelebilir, ancak tam ifade ölüm sonrasına ilişkin bu özel anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi adli tıp terimiyle tamamlayın: Several hours after death, the muscles began to stiffen as ____ developed.
Cevabı göster
rigor mortis
This is because calcium is getting into your muscle cells.
3:20Bunun nedeni, kalsiyumun kas hücrelerinize girmesidir.
and this leads to bacteria growth and that's why you start to decompose. Kalıp ifadeler
3:25ve bu da bakteri üremesine yol açar; işte bu yüzden çürümeye başlarsınız.
leads to: Bir nedeni sonucuna bağlama
Bu cümlede this, kan akışı olmadığında hücrelerin parçalanması sürecine gönderme yapar. Leads to, bakteri çoğalmasını bu sürecin sonucu olarak sunar ve açık bir neden-sonuç bağı kurar. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp neden + lead(s) to + sonuç şeklindedir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle sonuç leads to bacteria growth örneğindeki gibi bir ad öbeği veya leads to feeling tired örneğindeki gibi -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: A lack of sleep ____ slower reaction times.
Cevabı göster
leads to
You may look like your hair or your nails have grown,
3:28Saçlarınız veya tırnaklarınız uzamış gibi görünebilir,
that isn't the case: Yanlış bir varsayımı düzeltme
That, saçın veya tırnakların gerçekten uzadığı düşüncesine gönderme yapar. Isn't the case, bu düşüncenin doğru olmadığını, yani görünümün başka bir açıklaması bulunduğunu belirtir. Bu ifade, odağı gerçeklerde tutarak bir varsayımı veya iddiayı düzeltmeye yarayan bir söylem aracıdır. Buradaki case, gerçek durum anlamındadır; kutu, hukuki dava veya dil bilgisel hâl anlamına gelmez.
Alıştırma
Düzeltmeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Some people think the museum is closed on Mondays, but ____; it is open every day.
Cevabı göster
that isn't the case
giving the impression of: gerçek değil, izlenim
give the impression of ifadesi, bir şeyin belli bir şekilde görünmesini veya algılanmasını sağlamak anlamına gelir. Doğrulanmış bir olguyu değil, özellikle bir izlenimi anlatır. Bu cümlede derinin geri çekilmesi, uzama oluyormuş gibi görünmesine yol açar. giving the impression of, önceki durumun sonucunu sunan bir -ing ortaç yan cümlesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp give the impression of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi give the impression of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The polished website ____ a large company, but only two people worked there.
Cevabı göster
gave the impression of
putrefaction: çürümenin teknik bir aşaması
Putrefaction, büyük ölçüde bakteriler ve diğer mikroorganizmaların yol açtığı organik doku çürümesini anlatan resmî ve teknik bir isimdir. Burada ölüm sonrası beden ayrışmasının bir sonraki aşamasını adlandırır. Anlamı decomposition sürecinin tamamından daha dardır: cümle putrefaction sözcüğünü ölümden sonraki bütün değişikliklerin adı olarak kullanmak yerine çürümeyle ilgili tek bir aşamayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bakterilerin yol açtığı çürüme aşamasını belirten teknik isimle tamamlayın: In the forensic report, bacterial activity marked the onset of ____.
Cevabı göster
putrefaction
when bacteria and microorganisms start feasting on you.
3:41yani bakteri ve mikroorganizmaların sizinle ziyafet çekmeye başladığı zamandır.
You'll soon start to stink as bad as anything you could have imagined while you were alive. Dilbilgisi
3:45Çok geçmeden, hayattayken hayal edebileceğiniz herhangi bir şey kadar kötü kokmaya başlayacaksınız.
as bad as anything you could have imagined ile aşırı derece vurgusu
Burada as bad as anything you could have imagined, kötülük derecesini dinleyicinin hayal edebileceği tüm durumlarla karşılaştırmak için as + sıfat + as kalıbını kullanır. Anything, ölçütü hayal edilebilecek en uç duruma kadar genişletir; bu nedenle ifade “son derece kötü” anlamına gelir. Bu, vurgu sağlayan ve kesin olmayan bir karşılaştırmadır. Bu cümlede bad, kokunun ne kadar rahatsız edici olacağını belirtir; konuşmacı hayal edilmiş belirli bir şeyi işaret etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “as bad as anything you could have imagined” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Hayal edebileceğin sınıra varacak kadar son derece kötü
- Özellikle adı verilen tek bir şeyle tamamen aynı biçimde kötü
- Beklenenden yalnızca biraz daha kötü
Cevabı göster
Hayal edebileceğin sınıra varacak kadar son derece kötü
and a used toilet left out for a month times 1,000.
3:52ve bir ay boyunca temizlenmemiş kullanılmış bir tuvaletin 1.000 katı olarak tanımladı.
with things like bones, cartilage, and hair remaining strong.
4:00kemikler, kıkırdak ve saç gibi şeyler ise sağlam kalır.
You're already well on your way to decomposing by the time you are being put in the ground, Notlar
4:03Toprağa verildiğinizde zaten çürüme yolunda epey ilerlemiş olursunuz,
well on your way to decomposing ile önemli ilerleme
Be well on one's way to + isim veya ulaç, bir sonuca doğru ilerlemenin ya da bir sürecin zaten önemli ölçüde ilerlemiş olduğunu belirtir. Well, on one's way ifadesinin ilerleme derecesini güçlendirir; dolayısıyla ifade yalnızca “başlamış olmak”tan daha fazlasını anlatır. Buradaki hareket fiziksel değil, mecazi olabilir. Bu yapıda to bir edattır ve decomposing onun ulaç biçimindeki tamamlayıcısıdır; ifade, gömülmeden önce çürümenin zaten fark edilir biçimde ilerlemekte olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be well on one's way to + gerund kalıbını kullanın: After passing three advanced exams, Lena is ____ becoming a licensed engineer.
Cevabı göster
well on her way to
Zaman sınırı belirteci olarak by the time
By the time + yan cümle, referans alınan bir bitiş noktası belirler. Ana cümle, bu noktadan önce gerçekleşmiş veya ilerlemiş bir şeyi anlatır; already çoğu zaman bu önceki ilerlemeyi açıkça gösterir. Burada gömme işlemi bitiş noktasıdır ve o zamana gelindiğinde çürüme çoktan epey ilerlemiştir. Bu ifade yalnızca gömme sırasında anlamına gelmez; iki gelişmeyi önceki ilerleme ve daha sonraki zaman sınırı olarak düzenler.
Alıştırma
Sağlık görevlilerinin varışını bitiş noktası yapan üç sözcüklü zaman bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ the paramedics arrived, the driver had already called for help.
Cevabı göster
By the time
but if embalmed and buried, decomposition could be a slow process. Dilbilgisi
4:07ancak mumyalanıp (ilaçlanıp) gömülürseniz, çürüme yavaş bir süreç olabilir.
If embalmed and buried: kısaltılmış edilgen koşul
If embalmed and buried, edilgen bir koşul cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if the body is embalmed and buried şeklindedir: if korunur; anlamca tamamlanan özne the body ile be fiilinin biçimi atılır, embalmed ve buried ise birbirine bağlanmış geçmiş zaman ortaçları olarak kalır. Koşul decomposition için değil, beden için geçerlidir. Eksik özne kolayca anlaşılabildiğinde bu tür kısaltma açıklayıcı metinlerde bilgiyi sıkıştırır; ancak okuyucunun edilgen cümleciği zihninde tamamlaması gerekir.
Alıştırma
if ile upload fiilinin edilgen ortacını kullanıp the documents are bölümünü atın: ____ to the shared folder, the documents can be accessed by the whole team.
Cevabı göster
If uploaded
you'll be a liquefied mess within about a month,
4:12yaklaşık bir ay içinde sıvılaşmış bir yığına dönüşürsünüz;
feasted on by insects, maggots, plants, and animals.
4:14böcekler, kurtçuklar, bitkiler ve hayvanlar için bir ziyafet olursunuz.
before you are reduced to nothing but a skeleton. Kalıp ifadeler
4:208 ila 12 yıl sürebileceğini söylüyor.
“Reduced to Nothing but a Skeleton”: geriye yalnızca bir iskelet kalması
“Be reduced to + isim öbeği” yapısında reduced, daha az, daha kötü veya daha basit bir son duruma gelmeyi anlatır. Buradaki “you are reduced to”, bedenin çürüme sonunda bir iskelete dönüşmesi ya da geriye yalnızca iskeletin kalması demektir. “Nothing but”, “yalnızca” anlamına gelir ve geriye ne kadar az şey kaldığını vurgular. İki ifade birlikte iskeleti geriye kalan nihai ve tek şey olarak sunar; buradaki but, “ama” anlamında bir karşıtlık başlatmaz.
Alıştırma
Yalnızca kül ve birkaç çivinin kaldığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After the fire, the wooden shed was ____ ashes and a few nails.
Cevabı göster
reduced to nothing but
even your bones will become part of the Earth.
4:24kemikleriniz bile Dünya'nın bir parçası haline gelecektir.
We should add the rate of decomposition depends on all manner of factors, Kalıp ifadeler
4:26Çürüme hızının her türlü faktöre bağlı olduğunu eklemeliyiz,
“All Manner of Factors”: her türlü etken
“All manner of + isim”, “pek çok farklı türde + isim” anlamına gelir. “All manner of factors” ifadesinde ilgili etkenlerin çok sayıda ve çeşitli olduğu vurgulanır; bu da neden tek bir ayrışma hızının bulunmadığını açıklamaya yardımcı olur. Bu kalıplaşmış bir ifade olduğu için manner tekildir; burada nezaket veya belirli bir yöntem anlamına gelmez. Ardından genellikle factors gibi çoğul sayılabilir bir isim ya da sayılamayan bir isim gelir.
Alıştırma
“Pek çok farklı türde” anlamına gelen hedef ifadeyi kullanın: The museum receives ____ visitors, from school groups to researchers.
Cevabı göster
all manner of
you get the picture: genel durumu anlamak
“You get the picture”, “şimdiye kadar söylenenlerden genel durumu ya da ana fikri anlıyorsun” anlamına gelen bir deyimdir. Picture burada mecazidir; fiziksel bir resim değil, durumun zihindeki genel görünümünü ifade eder. Bu cümlede konuşmacı, uzun bir listeyi daha fazla uzatmamak için bu ifadeyi kullanır. Yeterince örnek verildiğini ve dinleyicinin geri kalanını çıkarabileceğini belirtir.
Alıştırma
Dinleyicinin genel durumu çıkarabileceği anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: Every train was delayed, the station was packed, and no one knew when service would resume—you ____.
Cevabı göster
get the picture
While some people report that their near-death experience was a scene to behold, Deyimler
4:32Bazı insanlar ölüme yakın deneyimlerinin görülmeye değer bir manzara olduğunu söylese de,
a scene to behold: görülmeye değer etkileyici bir manzara
“A scene to behold”, dikkat çekmeyi hak edecek kadar çarpıcı, etkileyici veya olağanüstü bir görüntüyü anlatır. Behold, “görmek” veya “seyretmek” anlamına gelen resmî ya da edebî bir fiildir; bu nedenle ifade sıradan see fiilinden daha dramatik bir etkiye sahiptir. Burada bazı insanların bildirdiği ölüme yakın deneyimleri görsel olarak harika veya hayranlık uyandırıcı biçimde sunar. Sözcük seçimi onların olumlu ya da şaşkınlık dolu betimlemesini aktarır; bu tür her deneyimin hoş olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
“After the storm passed, the coastline was a scene to behold,” cümlesinde vurgulanan ifade büyük olasılıkla ne anlatır?
- Sahil şeridi çarpıcı görünüyordu ve görülmeye değerdi.
- Birisi sahil şeridinin fotoğrafının çekilmesini emretmişti.
- Sahil şeridini görmek imkânsızdı.
Cevabı göster
Sahil şeridi çarpıcı görünüyordu ve görülmeye değerdi.
One person writing on Reddit said his experience was as follows: Kalıp ifadeler
4:37Reddit'te yazan bir kişi deneyimini şöyle anlatmıştı:
as follows: hemen ardından gelen ayrıntıları sunmak
Bu cümlede as follows, tam ifadenin veya ayrıntıların hemen ardından geleceğini belirtir. İki nokta, ilerideki içeriğe işaret eden bu işlevi güçlendirir: Reddit kullanıcısının anlatımı hemen sonra başlar. As follows kalıplaşmış bir ifadedir. Önündeki özne çoğul olsa bile follows biçimi değişmez; örneğin The reasons are as follows. denir.
Alıştırma
Ayrıntıların hemen ardından geleceğini belirten kalıplaşmış resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The updated office hours are ____: Monday to Thursday, 9 a.m. to 5 p.m.
Cevabı göster
as follows
French philosopher René Descartes believed the soul was separate from the body,
4:45Fransız filozof René Descartes, ruhun bedenden ayrı olduğuna inanıyordu;
lingers on: beklenen bitişten sonra da sürmek
Burada lingers on, bir şeyin bitmesi beklenen noktadan sonra da var olmaya devam etmesi anlamına gelir. Bilerek belirsiz bırakılan something öznesi, ölümden sonra devam eden şeyin bir ruh mu yoksa başka bir varoluş biçimi mi olduğunu açık bırakır. Daha genel olarak linger on geçişsizdir ve çoğu zaman yavaşça silinme ya da çözümsüz biçimde sürme hissi verir. Bir koku, anı, şüphe, etki veya duygu, kaynağı ortadan kalktıktan çok sonra bile linger on edebilir.
Alıştırma
Beklenenden daha uzun süre devam etmek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Even after the meeting ended, the tension seemed to ____ for hours.
Cevabı göster
linger on
Friedrich Nietzsche talked about the concept of eternal recurrence or eternal return, Kültür
4:54Friedrich Nietzsche, bengi dönüş veya ebedi dönüş kavramından bahsetmişti;
Nietzsche’de ebedî tekerrür / ebedî dönüş
Burada Nietzsche’yle ilişkilendirilen “ebedî tekerrür”, diğer adıyla “ebedî dönüş”, varoluşun ve olayların nihai bir son olmadan yeniden meydana gelmesi düşüncesidir. Bu cümlede iki terim iki farklı seçenek değil, aynı kavramın adıdır. Bu adlandırma, dinleyiciyi daha sonra gelecek olan aynı hayatı tekrar tekrar yaşama fikrine hazırlar. Burada felsefi göndermeyi tanımak yeterlidir; kavram, yeniden doğuşla ilgili dinî öğretilerle otomatik olarak özdeş sayılmamalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “eternal recurrence or eternal return” neyi ifade ediyor?
- Tarihî bir kişinin yalnızca bir kez ikinci bir hayata dönmesi
- Varoluşun nihai bir son olmadan tekrar tekrar yinelendiği fikri
- Enerjinin hiçbir zaman biçim değiştiremeyeceğini söyleyen bilimsel bir yasa
Cevabı göster
Varoluşun nihai bir son olmadan tekrar tekrar yinelendiği fikri
meaning all existence or energy in the universe has forever
4:58bu, evrendeki tüm varoluşun veya enerjinin sonsuz olduğu
and will forever keep repeating itself ad infinitum. Kelime
5:01ve sonsuza dek kendini tekrar edeceği anlamına gelir.
Ad infinitum: sonu olmadan sürmek
Ad infinitum, “sonu olmadan” veya “süresiz olarak” anlamına gelen, Latinceden alınmış bir ifadedir. Zarf işlevi görür: burada keep repeating itself ifadesini niteler ve tekrarın hiçbir zaman bir bitiş noktasına ulaşmadığını belirtir. İngilizcede bu ifade, resmî, akademik veya çözümleyici yazılarda endlessly yerine sıkça tercih edilir. Bağlama göre bir sürecin yorucu, anlamsız veya gülünç derecede uzun olduğunu da ima edebilir; ancak bu olumsuz tutum anlamın zorunlu bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi “sonu olmadan” anlamına gelen hedef Latince ifadeyle tamamlayın: If nobody sets a deadline, the discussion could continue ____.
Cevabı göster
ad infinitum
You live the same life again and again forever.
5:05Aynı hayatı sonsuza dek tekrar tekrar yaşarsınız.
Now, doesn't that make you want to live well? Ton ve niyet
5:08Bu size iyi yaşama isteği vermiyor mu?
Doesn't that make you want to live well?: onay bekleyen bir soru
Doesn't that make you want to live well? retorik bir olumsuz sorudur. Burada that, aynı hayatı sonsuza dek yeniden yaşamak zorunda olma düşüncesine gönderme yapar ve konuşmacı iyi yaşamayı bu düşüncenin doğal sonucu olarak sunar. Doesn't that make you want to + fiil...? kalıbı, dinleyiciyi beklenen bir tepkiye katılmaya davet eder. Tarafsızca bilgi istemekten çok Surely that makes you want to...? anlamına yakındır.
Alıştırma
Doesn't that make you want to live well? cümlesinde konuşmacı esas olarak ne yapıyor?
- Beklenen bir sonuca katılmaya davet etmek
- İyi yaşamak için doğrudan emir vermek
- Tarafsız bir evet-hayır yanıtı istemek
Cevabı göster
Beklenen bir sonuca katılmaya davet etmek
Here we can make similarities to the Buddhist belief of the wheel of samsara, Notlar
5:09Burada, Budistlerin samsara çarkı inancıyla benzerlikler kurabiliriz;
make similarities to: bu eşdizim neden doğal değil
Bu cümlede make similarities to, bir düşünceyi başka bir düşünceyle karşılaştırma anlamında kullanılmıştır. Anlam tahmin edilebilir, ancak standart İngilizcede make ile similarities normalde bu şekilde birleştirilmez. İki şeyin benzer örüntülere sahip olduğunu söylemek için draw parallels between X and Y veya draw parallels with Y kullanın. Diğer doğal seçenekler make comparisons between X and Y ve find similarities between X and Y ifadeleridir. similarities ile sık kullanılan fiiller arasında find, see, notice ve share bulunur.
Alıştırma
Cümleyi draw parallels ifadesinin doğru biçimi ve uygun edatla tamamlayın: The essay ____ the two creation myths.
Cevabı göster
draws parallels between
where in all souls or lives will begin a cycle again after death,
5:13bu inanca göre tüm ruhlar veya yaşamlar ölümden sonra tekrar bir döngüye başlayacaktır,
Samsara çarkı
Samsara çarkı, samsarayı doğum, ölüm ve yeniden doğumun süregelen döngüsü olarak anlatan dinî bir imgedir. Bu cümlede, yaşamın ölümden sonra yeni bir döngüye başlaması fikrine arka plan sağlar. Bu, Budist öğretisinin eksiksiz açıklaması değil, basitleştirilmiş bir benzetmedir. Samsara tek başına, tamamen aynı hayatın her ayrıntısıyla tekrarlandığı anlamına gelmez; daha geniş anlamda, kurtuluş aranan döngüsel varoluşu ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede the wheel of samsara neyi ifade ediyor?
- Bir kişinin hayatının tamamen aynı ayrıntılarla tekrarlanması
- Budist törenlerinde kullanılan fiziksel bir çark
- Doğum, ölüm ve yeniden doğumun tekrar eden döngüsü
Cevabı göster
Doğum, ölüm ve yeniden doğumun tekrar eden döngüsü
which some people say is connected to what we sometimes call déjà vu.
5:21ve bazıları bunun, zaman zaman déjà vu dediğimiz şeyle bağlantılı olduğunu söylüyor.
Buddhists believe we can end this vicious cycle Deyimler
5:25Budistler, eğer gerçekten aydınlanabilirsek
Kısır döngü
Vicious cycle, bir sorunun sonuçlar doğurduğu ve bu sonuçların asıl soruna geri dönerek onu sürdürdüğü veya kötüleştirdiği bir zincirdir. Burada ifade, tekrarlanan varoluşu sona erdirilebilecek zararlı bir süreç olarak sunar. Bu ifade başka durumlara da uygulanabilen bir neden-sonuç modelini anlatır: A, B'yi kötüleştirir; ardından B de A'yı kötüleştirir. Vicious burada şiddet yanlısı veya acımasız bir kişiyi değil, döngünün zararlı niteliğini tanımlar.
Alıştırma
Zararlı ve kendi kendini güçlendiren bir modeli anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lack of sleep raises stress, and stress makes sleep harder, creating a ____.
Cevabı göster
vicious cycle
Or do we make our way to heaven after our body stop working, Kalıp ifadeler
5:31Yoksa bedenimiz çalışmayı bıraktıktan sonra cennete doğru yola çıkıp,
make our way to: yolculuk sürecini vurgulamak
make our way to heaven ifadesindeki make our way to, “bir hedefe doğru ilerleyip sonunda oraya ulaşmak” anlamına gelir. Yalnızca varışı bildirmek yerine yolculuğu bir süreç olarak sunar. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve we make our way. Soru, hayal edilen bir olasılığı ortaya koyar; bu yolculuğun gerçekten gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the concert, we slowly ____ the exit through the crowd.
Cevabı göster
made our way to
tipping our cap to Saint Peter at the pearly gates, Notlar
5:33inci kapılarda Aziz Petrus'a şapkamızı çıkararak selam verir,
tipping our cap to: eski usul bir saygı göstergesi
tipping our cap to Saint Peter ifadesindeki tip our cap to, selamlamak veya saygı göstermek için şapkayı hafifçe kaldırmak ya da ona dokunmak anlamına gelir. Tip fiildir, our cap onun nesnesidir ve to hareketin yöneltildiği kişiyi tanıtır. İfade mecazi olarak da kullanılabilir: tip one's cap to someone, birini takdir etmek veya övmek anlamına gelir. Burada cennetin kapılarında Aziz Petrus'u kibarca selamlayan eski moda ve eğlenceli bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi tip one's cap to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In his speech, the coach ____ the volunteers for their hard work.
Cevabı göster
tipped his cap to
pearly gates: cennetin girişi imgesi
Bu cümlede the pearly gates, yalnızca fiziksel olarak inciden yapılmış kapıları değil, Hristiyan geleneğinde tasavvur edilen cennet girişini ifade eder. Aziz Petrus geleneksel olarak orada durup kimin girebileceğine karar verirken betimlenir. Filmlerde, çizgi filmlerde ve şakalarda bu imge cennete varmayı veya ölümden sonra yargılanmayı temsil edebilir. Burada mizahi bir öte dünya sahnesi kurar.
Alıştırma
Bu bağlamda the pearly gates neyi temsil ediyor?
- bir kraliyet sarayının mücevherli girişi
- Aziz Petrus'un dünyadaki evinin girişi
- hayal edilen cennet girişi
Cevabı göster
hayal edilen cennet girişi
hoping he won't deny us entrance for stealing that candy bar when we went on a school trip to Niagara Falls?
5:36Niagara Şelalesi'ne okul gezisine gittiğimizde o çikolatayı çaldığımız için içeri girmemizi engellemeyeceğini mi umarız?
replete with: bolluğa resmî vurgu
Replete with, bir şeyle dolu olmak veya bir şeyi büyük miktarda içermek anlamına gelir. a place replete with excellent foods ifadesinde, yerin bu yiyeceklerle bolca donatılmış olduğunu vurgular. Yaygın kalıp replete with + isim veya isim öbeğidir. Replete bir sıfattır ve with, tarif edilen şeyin ne içerdiğini belirtir.
Alıştırma
Dersin iki sözcüklü ifadesiyle resmî betimlemeyi tamamlayın: The database is ____ errors.
Cevabı göster
replete with
and gorgeous maidens that make your dead knees go weak? Deyimler
5:44ve ölü dizlerinizin bağını çözen muhteşem bakirelerle dolu bir yere?
Knees go weak: insanı güçsüz bırakan yoğun bir tepki
someone's knees go weak kalıbı, kişinin korku, heyecan, şok veya çekim yüzünden bacakları bedenini taşıyamıyormuş gibi birden güçsüz ve dengesiz hissetmesini anlatır. Burada göz kamaştırıcı genç kızların karşı konulmaz bir çekim yarattığı hayal ediliyor. Dead sözcüğü görüntüyü absürt hâle getirir: zaten ölmüş birine ait dizler, yaşayan bir insanın fiziksel tepkisini anlatan bir deyimle betimlenir. Bu, dizlerle ilgili tıbbi bir ifade değil, bir kelime oyunudur.
Alıştırma
Çekimin onu birden güçsüz ve dengesiz hissettirdiğini belirten deyimi tamamlayın: When the singer looked his way, his knees ____.
Cevabı göster
went weak
and the feeling of futility that we sometimes experience here on terra firma? Kelime
5:53bazen deneyimlediğimiz nafilelik hissinden aklımızı uzaklaştıran dünyevi bir fanteziden başka bir şey değil mi?
Nothing more than: küçümseyici bir sınırlama
X is nothing more than Y kalıbında nothing more than, yalnızca veya sadece anlamına gelir. X'in daha yüce bir konumu olduğu düşüncesini ortadan kaldırır ve Y'yi bütün açıklama olarak sunar. Burada souls, kozmik bir gerçeklik olarak görülmek yerine a worldly fancy düzeyine indirgeniyor. Cümle bir soru olduğu için konuşmacı kuşkucu bir olasılık ortaya atıyor; ruhların var olmadığını doğrudan kanıtlamıyor veya ileri sürmüyor.
Alıştırma
Dersteki küçümseyici sınırlama ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Their grand plan was ____ a copied idea.
Cevabı göster
nothing more than
took our minds off: kaygı veren düşüncelerden geçici olarak uzaklaşmak
Bu cümlede took our minds off, dikkatimizi kozmik önemsizliğimizden ve beyhudelik duygusundan geçici olarak uzaklaştırdı anlamına gelir. Bu, söz konusu düşüncelerin yok olduğu veya temeldeki kaygıların çözüldüğü anlamına gelmez. Yapı take + iyelik belirleyicisi + mind veya minds + off + nesne şeklindedir. İyelik belirleyicisi ve mind sözcüğünün tekil ya da çoğul biçimi, etkilenen kişiye göre değişir: my mind, your mind, our minds.
Alıştırma
Kendinizden söz ediyorsunuz. Cümleyi take kullanılan hedef yapıyla tamamlayın: A quiet walk might ____ tomorrow's interview.
Cevabı göster
take my mind off
terra firma: sağlam kara için resmî veya mizahi bir terim
Terra firma, İngilizcede özellikle deniz veya havayla karşıtlık kurarken sağlam ve kuru kara anlamında kullanılan Latince bir ifadedir. Bu cümlede here on terra firma, kozmik veya hayal edilen öteki âlemlerin karşısında, aşağıda yeryüzündeki insan yaşamını çağrıştırır. Bu, on veya back on sonrasında yaygın olarak kullanılan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bir yer adı değildir ve kendiliğinden bütün Dünya gezegeni anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlam kara anlamına gelen, Latince kökenli ve belirgin üsluplu ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a week at sea, the sailors were relieved to be back on ____.
Cevabı göster
terra firma
pretty grim: gündelik derece ve kasvetli değerlendirme
Burada pretty, oldukça veya epey anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır; güzellik belirtmez. Grim sözcüğünün derecesini artırır, ancak very kadar kesin ve güçlü duyulmayabilir. Grim, videonun konusunu karanlık, rahatsız edici veya iç karartıcı olarak değerlendirir. İfadenin tamamı, ciddi ve huzursuz edici içeriği konuşma dilinde özetler.
Alıştırma
The documentary was pretty grim cümlesinde pretty grim ne anlama gelir?
- Tamamen sıradan ve zararsız
- Oldukça karanlık ve rahatsız edici
- Görsel olarak güzel ama ciddi
Cevabı göster
Oldukça karanlık ve rahatsız edici
Let's for a second step away and think about your life now Öbek fiiller
5:58Bir saniyeliğine buradan uzaklaşalım ve şimdiki hayatınız
and how you can make it better.
6:01ve onu nasıl daha iyi hale getirebileceğiniz hakkında düşünelim.
step away: ara vermek ve bakış açısını değiştirmek
Bu cümlede step away mecazidir: Konuşmacı fiziksel olarak başka bir yere yürümeyi değil, önceki konudan geçici olarak uzaklaşmayı önerir. Bir konudan, görevden veya durumdan step away etmek, duraklamak, toparlanmak ya da farklı bir bakış açısını değerlendirmek için zihinsel veya uygulamalı bir mesafe yaratır. Burada tartışmayı sonsuza dek bırakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir toplantı gerginleşiyor ve başkan devam etmeden önce beş dakikalık ara vermek istiyor. Şu İngilizce cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar: Let's ___ and come back to this after a short break.
- walk away
- step down
- step away
Cevabı göster
step away
If you are one of the many living people who are running a business or thinking of starting one, Kalıp ifadeler
6:03Eğer bir işletme yöneten veya kurmayı düşünen pek çok yaşayan insandan biriyseniz,
run a business: bir şirketi yönetmek ve işletmek
Bu cümlede running a business, bir şirketi ya da ticari faaliyeti yönetip işletmek anlamına gelir. Buradaki run, fiziksel olarak koşmayı değil, yönetme ve işletme eylemini anlatır. Kalıp run + a/the/iyelik belirleyicisi + business biçimindedir: run a business, run the business, run her own business. İşletmenin nasıl çalıştığından sorumlu olmayı öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu run a business biçimiyle tamamlayın: After working for other people for years, Lena now ____ from her kitchen.
Cevabı göster
runs a business
But since we all have limited time on Earth,
6:09Ancak hepimizin dünyadaki zamanı kısıtlı olduğundan,
you don't want to spend too much time figuring out Öbek fiiller
6:10kafa yorarak çok fazla zaman harcamak istemezsiniz:
figuring out: düşünerek veya araştırarak cevaba ulaşmak
Figuring out, düşünme, araştırma veya deneme yanılma yoluyla bir şeyi anlamak ya da çözüme ulaşmak demektir. Burada ardından gelen how yan cümlesi sorunu belirtir: kişi her şeyi kurma sürecini anlamaya çalışmaktadır. Figure out bir isim öbeği veya wh-yan cümlesi alabilir: figure out the problem, figure out what happened ya da figure out how to begin. Burada spend time ifadesinden sonra geldiği için fiil, spend time figuring out a solution örneğindeki gibi -ing biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The printer would not connect, but after checking the settings, I ____ what was wrong.
Cevabı göster
figured out
set everything up: bir şeyi kullanıma hazırlamak
Set something up, bir şeyi kullanıma hazır hâle getirmek için kurmak, yapılandırmak, düzenlemek ya da oluşturmak demektir. Bu cümlede set everything up, internet sitesi için gereken tüm ayarları tamamlamayı anlatır. Set up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne tam bir isim öbeğiyse hem set the system up hem de set up the system kullanılabilir. Nesne bir şahıs zamiriyse fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: set it up; set up it denmez. Burada everything öğesinin set ile up arasına gelmesi doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi 'onu kullanıma hazırlamak' anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: I bought a new router, but I don't know how to ____.
Cevabı göster
set it up
and then keep on worrying about maintenance. Dilbilgisi
6:13ve sonrasında bakımla ilgili sürekli endişelenmeye.
keep on worrying: süren bir eylemi vurgulamak
Keep on + -ing, bir eylemi sürdürmek veya tekrar tekrar yapmak demektir. Buradaki keep on worrying, bakım konusundaki endişenin sona ermek yerine devam ettiğini anlatır. Daha nötr olan keep worrying ile karşılaştırıldığında keep on worrying genellikle sürekliliğe daha fazla vurgu yapar. Bağlama göre hayal kırıklığı ya da davranışı durdurmanın zor olduğu hissini verebilir. on sözcüğünden sonra -ing biçimi gelmelidir: keep on worrying denir, keep on worried denmez.
Alıştırma
keep on ve worry sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Last night, even after the doctor reassured him, he ____ about the test results until dawn.
Cevabı göster
kept on worrying
We share that mentality and that's why we love using Squarespace.
6:16Biz de aynı zihniyeti paylaşıyoruz ve işte bu yüzden Squarespace kullanmayı seviyoruz.
Squarespace has a huge library of beautiful designer templates
6:19Squarespace, devasa bir güzel tasarım şablonları kütüphanesine sahiptir,
so that you can be up and running within minutes. Deyimler
6:22böylece dakikalar içinde hazır ve çalışır durumda olabilirsiniz.
up and running: tamamen çalışır durumda
Burada up and running, bir şeyin tamamen kurulmuş, kullanılabilir ve normal şekilde çalışıyor olması demektir. Verilen vaat, sitenin birkaç dakika içinde kullanılabilir duruma gelmesidir; bir kişinin gerçekten ayağa kalkıp koşması kastedilmez. Bu ifade çoğunlukla be, get veya have fiillerinden sonra gelir: bir sistem is up and running ya da gets up and running olabilir; bir kişi de has it up and running diyebilir.
Alıştırma
Cümleyi «tam olarak çalışır durumda» anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the update, the booking system was ____ again.
Cevabı göster
up and running
You will never again have to install, patch, or upgrade
6:25Web sitenizdeki hiçbir bileşeni bir daha asla
any components on your website ever again.
6:27yüklemek, yamamak veya yükseltmek zorunda kalmayacaksınız.
If you already have your domain and are hesitating about switching to Squarespace because of that, Dilbilgisi
6:30Eğer zaten kendi alan adınız varsa ve bu yüzden Squarespace'e geçmekte tereddüt ediyorsanız,
hesitating about switching: about + -ing
Burada hesitating about switching, platform değiştirmenin doğru seçim olup olmadığı konusunda emin olmamak demektir. hesitate about + eylem yapısında about bir edattır; bu nedenle eylem -ing biçimiyle ifade edilir: switching. Bu yapı, bir eylemi değerlendirilmekte olan bir seçenek olarak sunar: hesitate about doing something. Burada about sonrasında yalın fiil kullanılamaz; dolayısıyla hesitate about switch dilbilgisi açısından yanlıştır.
Alıştırma
Cümleyi apply fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She's hesitating about ____ for the promotion.
Cevabı göster
applying
nothing to worry about: endişelenecek bir şey yok
nothing to worry about ifadesinde nothing, “hiçbir sorun veya durum yok” anlamına gelir; to worry about mastar yapısı ise nasıl bir şeyin olmadığını, yani endişelenmeye değecek bir şeyi belirtir. there’s nothing to worry about cümleciğinin tamamı, ilgili bir sorun bulunmadığını söyleyerek dinleyeni rahatlatır. Edatın sonda kalmasının nedeni temel ilişkinin worry about something olmasıdır. İngilizcede something to talk about, a person to speak to ve nothing to worry about gibi yapılar doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi, endişelenmeye değer bir sorun olmadığını anlatan hedef rahatlatma ifadesiyle tamamlayın: “The technician fixed the issue, so there’s ____.”
Cevabı göster
nothing to worry about
You can now transfer your third-party domains to Squarespace.
6:35Artık üçüncü taraf alan adlarınızı Squarespace'e aktarabilirsiniz.
Instead of working with multiple vendors to maintain your online presence,
6:38Çevrimiçi varlığınızı sürdürmek için birden fazla tedarikçiyle çalışmak yerine,
and take advantage of their easy-to-use DNS interface. Kalıp ifadeler
6:46ve kullanımı kolay DNS arayüzlerinden yararlanabilirsiniz.
take advantage of: yararlanmak
Burada take advantage of, yararlı bir şeyi etkili biçimde kullanmak anlamına gelir. Nesnesi their easy-to-use DNS interface olduğundan ifade, arayüzü dinleyicinin kullanabileceği faydalı bir özellik olarak sunar. Aynı ifadenin tonu, nesnesine ve bağlama göre değişir. Bir fırsat, kaynak veya özellik için take advantage of kullanmak genellikle olumlu ya da tarafsızdır; bir kişi, o kişinin güveni veya zayıflığı için kullanmak ise çoğunlukla onu haksız biçimde sömürmek anlamına gelir.
Alıştırma
“You should take advantage of the free training sessions,” cümlesinde take advantage of ne anlama gelir?
- Onlardan iyi biçimde yararlanmak
- Eğitmenleri haksız biçimde sömürmek
- Başlamadan önce onları iptal etmek
Cevabı göster
Onlardan iyi biçimde yararlanmak
and it says you need a new website.
6:50ve size yeni bir web sitesine ihtiyacınız olduğunu söylüyor.
That’s destiny calling: kaderi kişileştirmek
“That’s X calling” kalıbı, X ögesini telefon eden ya da sizi çağıran bir kişi gibi hayal ettirir. Burada destiny kişileştirilir; dolayısıyla “That’s destiny calling”, o anın dinleyiciyi harekete geçmeye çağıran bir kader işareti olarak sunulduğu anlamına gelir. Önceki “Do you hear that?” sorusu, hayali aramaya zemin hazırlar. Reklamda bu söz, gerçek bir telefon araması ya da kaderin gerçekten konuştuğuna dair nesnel bir iddia değil, şakacı bir ikna yöntemidir.
Alıştırma
Bu reklamda “That’s destiny calling” ne işe yarıyor?
- Web sitesi önerisini şakacı biçimde kaderden gelen bir çağrı olarak sunar.
- Destiny adında bir kişinin telefon ettiğini söyler.
- Kaderin bu web sitesini nesnel olarak seçtiğini garanti eder.
Cevabı göster
Web sitesi önerisini şakacı biçimde kaderden gelen bir çağrı olarak sunar.
Check out squarespace.com for a free trial Öbek fiiller
6:54Ücretsiz deneme için squarespace.com adresini ziyaret edin
Check out a website: bir web sitesini ziyaret etmek veya incelemek
Bu emir cümlesinde check out; ziyaret etmek, bakmak veya incelemek anlamına gelir. squarespace.com nesnesi amaçlanan anlamı netleştirir: konuşmacı, dinleyicileri hizmet hakkında bilgi edinmek ve ücretsiz denemeyi başlatmak için web sitesine yönlendirir. Bir eylem çağrısı olarak check out, visit veya explore sözcüklerinden daha konuşma diline özgüdür. Çevresindeki nesne ve edatlar anlamını belirler; bu sözcükler her zaman mağazada ödeme yapmak veya otelden ayrılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Ziyaret etmek veya incelemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tavsiye cümlesini tamamlayın: You should ____ Maya's new design portfolio.
Cevabı göster
check out
to save 10% off your first purchase of a website or domain.
6:59ilk web sitesi veya alan adı satın alımınızda %10 indirim kazanın.