Kan Kartalı - İnsanlık Tarihindeki En Kötü Cezalar: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Video, sagalardan kan kartalını yeniden kuruyor ve geç kaynaklardaki belirsizliği inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “put yourself in this position” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: başka bir bakışı benimseyin ve öbeği varsayımsal durumlarda kullanın. 2. “skaldic poetry.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: terimi Eski Nors şiiri ve sonraki sagalarla ilişkilendirerek Viking tarihi kanıtlarının kökenini izleyin. 3. “lost in the translation” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel kaybı değil, anlamın çeviri veya yeniden anlatımda değişmesini ifade ettiğini kavrayın ve diller ya da dönemler arasında değişen kanıtlar için kullanın.
Bu derste
Try and put yourself in this position for a moment. Kalıp ifadeler
0:00Bir an için kendinizi bu duruma koymaya çalışın.
put yourself in this position: aynı durumla karşı karşıya olduğunuzu hayal etmek
Put yourself in this position, “aynı koşullarla karşı karşıya olduğunuzu hayal edin” anlamına gelir. Buradaki position; baskıları ve seçimleri de içeren bir durumu ifade eder, fiziksel bir yer, beden duruşu veya iş pozisyonu değildir. Bu ifade, dinleyiciyi varsayımsal bir bakış açısına taşır. Burada Try and daveti daha yönlendirici hâle getirir: devamını dinlemeden önce durup durumu içindeymişsiniz gibi hayal edin.
Alıştırma
Hangi cümle, birinden başka bir kişinin koşullarını hayal etmesini doğal biçimde ister?
- Before you blame Ava, stand in her location.
- Before you blame Ava, put her in your position.
- Before you blame Ava, put yourself in her position.
Cevabı göster
Before you blame Ava, put yourself in her position.
and you've been attacked and overrun by rather fearsome Viking hordes
0:05ve oldukça korkutucu Viking sürüleri tarafından saldırıya uğrayıp istila edildiniz,
who've made the trip to kill and pillage in that order. Ton ve niyet
0:09onlar tam da bu sırayla öldürmek ve yağmalamak için bu yolculuğa çıktılar.
in that order: az önce belirtilen sırayı izlemek
In that order, az önce sıralanan eylemlere gönderme yapar ve bunların sırasını kesinleştirir. Liste kill and pillage dediği için önce öldürmek, sonra yağmalamak anlamına gelir; eylemleri tersine çevirmek belirtilen sırayı değiştirir. Bu ifade normalde pratik bir açıklama sağlar. Burada vahşi eylemlerin sıradan bir kontrol listesindeki adımlarmış gibi aşırı titizlikle sıralanması kuru ve kara bir mizah oluşturur.
Alıştırma
Belirtilen sırayı doğrulamak için that kullanan üç sözcüklü ifadeyle talimatı tamamlayın: Save the document and close the app, ____.
Cevabı göster
in that order
play out: gelişip bir sonuca varmak
Burada play out, zaman içinde gelişip sonunda bir sonuca varmak demektir. Konuşan kişi durum devam ettikçe ne olacağını merak ediyor; rol yapmaktan veya oyun oynamaktan söz etmiyor. Nesne almayan bu öbek fiil sık sık how, see, watch veya wait ile kullanılır: how something plays out ya da see how it plays out. Özne, gelişim süreci devam eden durumdur.
Alıştırma
Hangi cümlede play out, ‘gelişip bir sonuca varmak’ anlamında kullanılmıştır?
- Let's wait and see how the negotiations play out.
- The actors will act out the final scene.
- Please carry out the safety check before takeoff.
Cevabı göster
Let's wait and see how the negotiations play out.
What usually happens on your home turf is offenders go to the chopping block. Deyimler
0:17Kendi topraklarınızda genellikle suçlular idam kütüğüne götürülür.
home turf: tanıdık ve avantajlı alan
Home turf, birine ait olan veya o kişinin özellikle iyi bildiği bir yeri, grubu ya da faaliyet alanını anlatan bir benzetmedir. Genellikle insanların tanıdık bir ortamda sahip olduğu güveni veya avantajı çağrıştırır; gerçek çim bulunması gerekmez. Bu cümlede your home turf, karşıdaki kişinin kendi bölgesini ve alışılmış yetki düzenini ifade eder. İfade, gerçek bir spor sahasını adlandırmak yerine orada normalde ne olduğunu anlatmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
‘Birinin iyi bildiği ve avantajlı olduğu alan’ anlamındaki, bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The visiting team is strong, but this stadium is our ____.
Cevabı göster
home turf
that'll be that: bir meseleyi tamamen kapatmak
“that'll be that” ifadesinde ilk that, gerçekleşmesi beklenen olayı veya eylemi belirtirken ikinci that kalıplaşmış bir kapanış ifadesinin parçasıdır. İfade bir bütün olarak meselenin o noktada biteceğini ve yapılacak başka bir şey kalmayacağını anlatır. Konuşan kişi gelecekteki o anı kesin bir son olarak sunar. Bağlama göre ifade sakin, kabullenmiş veya kararlı duyulabilir; iki that ayrı iki nesneyi göstermez.
Alıştırma
Maya, “Once I send the final payment, that'll be that.” diyor. Ne demek istiyor?
- Ödeme meseleyi tamamen çözecek.
- Daha sonra başka bir ödeme yapacak.
- Birbirinden ayrı iki şeyi gösteriyor.
Cevabı göster
Ödeme meseleyi tamamen çözecek.
But you underestimate the brutal creativity of your foes.
0:27Ancak düşmanlarınızın acımasız yaratıcılığını hafife alıyorsunuz.
You soon find out you're going to have your ribs and lungs
0:30Kısa süre sonra kaburgalarınızın ve akciğerlerinizin
to be turned into a kind of winged creature.
0:34kanatlı bir tür yaratığa dönüştürüleceğinizi öğreniyorsunuz.
in short: bir özeti sunmak
“In short”, az önce verilen veya kısaltılarak aktarılacak bilgilerin özlü bir özetini sunan bir söylem belirtecidir. Burada önceki açıklamayı kısa sürüm olarak işaretler. Ayrıntıları tek bir ana noktada toplayarak dinleyicinin dikkatini düzenler. Buradaki short fiziksel uzunluğu veya boyu değil, özetin kısalığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede özet sunmak için “in short” doğru kullanılmıştır?
- The train will arrive in short.
- In short, the proposal costs too much and takes too long.
- We call Professor Nakamura “Professor N” in short.
Cevabı göster
In short, the proposal costs too much and takes too long.
Perhaps if the victim hadn't been told what was going to happen, Dilbilgisi
0:49Belki de kurbana ne olacağı söylenmeseydi,
they might have thought they were going to lose their head,
0:52başını kaybedeceğini düşünebilirdi,
If the victim hadn't been told ... they might have thought ile geçmiş varsayım
if yan cümlesi geçmişte daha önceki bir koşulu hayal eder: kurban, ilgili andan önce bilgi almamıştır. Hadn't been told, past perfect edilgen yapıdır; dolayısıyla kurban söyleme eylemine maruz kalan kişidir. Kurbanın bilgiyi başka birine söylemediği anlamına gelmez. Sonuç cümlesi, kesin bir sonuç yerine geçmişte mümkün olan bir düşünceyi ifade etmek için might have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Perhaps ile birlikte bu kalıp, gerçek dışı veya belirsiz bir geçmiş koşul altında birinin neye inanmış olabileceğine dair temkinli bir varsayım kurar.
Alıştırma
Geçmişe ilişkin temkinli bir varsayım oluşturmak için yeni cümleyi vurgulanan iki fiil ifadesiyle tamamlayın: If Maya ____ about the venue change, she ____ the event was at the old address.
Cevabı göster
hadn't been told · might have thought
because there's no nothing in Viking literature that tells us so. Dilbilgisi
0:58çünkü Viking edebiyatında bize bunu söyleyen hiçbir şey yok.
Standart dışı çift olumsuzluk there's no nothing
Bu cümlede there's no nothing, Viking literatüründe bu görüşü destekleyen hiçbir ifade bulunmadığı anlamına gelir. Bu, konuşmada kullanılan bir çift olumsuzluktur ve anlık bir dil sürçmesi olabilir; mantıksal olarak bir şeyin gerçekten var olduğunu iddia etmez. Yaygın Standart İngilizcede there's nothing ... veya there isn't anything ... kullanılır. Olumsuzluk uyumu bulunan bir lehçede, tek bir olumsuz anlam için birden fazla olumsuz öğe kullanılabilir; ancak öğrenenler bu kalıbı tanırken buradaki tam ifadeyi genel bir standart model olarak görmemelidir.
Alıştırma
Kayıtların hiçbir kanıt sağlamadığı anlatılmak isteniyorsa en uygun Standart İngilizce düzeltme hangisidir?
- There's nothing in the records that supports the claim.
- There's no nothing in the records that supports the claim.
- There's something in the records that supports the claim.
- There are nothing in the records that supports the claim.
Cevabı göster
There's nothing in the records that supports the claim.
We also presume they were held down by a few people Öbek fiiller
1:01Ayrıca birkaç kişi tarafından tutulduklarını
held down ve tied down: güçle tutmak ya da bağlamak
Bu cümlede be held down, insanların ellerini, vücutlarını veya fiziksel güçlerini kullanarak birinin hareket etmesini engellemesi anlamına gelir. Be tied down ise ip, kayış veya başka bir bağ kullanılarak hareketin engellenmesi demektir. Bu iki edilgen ifade, birini hareketsiz bırakmanın alternatif yollarını gösterir. Presume, konuşanın doğrulanmış bir gerçeği aktarmadığını, yalnızca olasılıklar öne sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
İki koruma, bir adamın hareket etmesini engellemek için ellerini ve vücut ağırlıklarını kullandı. İp veya kayış kullanılmadı. Hangi cümle durumu en doğru biçimde anlatır?
- The guards tied the man down.
- The guards held the man down.
- The guards let the man down.
Cevabı göster
The guards held the man down.
so no doubt it would have happened in a special place
1:11bu yüzden şüphesiz özel bir yerde gerçekleşirdi
and would have been observed by a lot of Viking men.
1:14ve birçok Viking adamı tarafından izlenirdi.
The naked victim is then approached by an executioner
1:16Çıplak kurbana daha sonra bir cellat yaklaşır
he might have an eagle carved into his skin. Dilbilgisi
1:23derisine bir kartal kazınmış olabilirdi.
have an eagle carved: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Have an eagle carved ifadesinde have fiilini bir nesne olan an eagle ve geçmiş zaman ortacı carved izler. Nesne kazıma eylemine maruz kalır, ancak eylemi yapan kişi belirtilmez. Burada yapı, kartal figürünün başka biri tarafından onun derisine kazınmasını anlatır. Might sözcüğünden sonra have yalın hâldedir: might have an eagle carved. Burada present perfect yardımcı fiili olarak kullanılmaz. Başka bağlamlarda have + nesne + geçmiş zaman ortacı, telefon tamir ettirmek gibi bir hizmet ayarlamayı veya bir seyahatin iptal edilmesi gibi bir olay yaşamayı anlatabilir.
Alıştırma
Had, his laptop ve repaired ifadelerini doğru sıraya koyarak ikinci cümleyi tamamlayın: A technician repaired Noah's laptop. Noah ____ yesterday.
Cevabı göster
had his laptop repaired
an aperitif: küçük bir başlangıç için kullanılan mecaz
Bu cümlede an aperitif bir içecek değildir. Yemek sırasından yararlanan bir mecazla ilk eylemi, ardından gelecek çok daha acımasız bir şeyin yalnızca küçük bir ön tadımı olarak sunar ve olayları giderek artan şiddete göre düzenler. Merely, bilinçli küçümsemeyi güçlendirir: konuşmacı acımasız bir ilk adımı önemsizmiş gibi gösterir. Daha genel olarak, erken bir olay daha büyük bir ana olayın küçük bir ön gösterimi olarak çerçevelendiğinde ona an aperitif denebilir.
Alıştırma
Bu cümlede an aperitif ne anlama geliyor?
- Daha acımasız bir şeyden önceki küçük bir başlangıç olayı
- Olayın son ve en ağır bölümü
- Olay yerinde sunulan alkollü bir içecek
Cevabı göster
Daha acımasız bir şeyden önceki küçük bir başlangıç olayı
with so much power that he actually severs the ribs. Dilbilgisi
1:31o kadar büyük bir güçle yırtar ki kaburgaları fiilen keser.
so much power that: sonuca yol açan derece
so much + sayılamayan isim + that yan cümlesi kalıbı, aşırı bir miktar veya dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so much, sayılamayan power ismini niteler ve that sonucu başlatır: güç, kaburgaları kesecek kadar büyüktür. Bu kalıbı doğrudan bir derece-sonuç ilişkisi sunmak için kullanın: so much time that..., so much information that... veya so much pressure that....
Alıştırma
Cümleyi so much + sayılamayan isim + that sonuç kalıbı ve information ismiyle tamamlayın: The lecture contained ____ we could not finish taking notes.
Cevabı göster
so much information that
Those ribs are pulled and stretched outward like wings.
1:34O kaburgalar çekilir ve kanatlar gibi dışa doğru gerilir.
pièce de résistance: en çarpıcı veya doruk noktası olan bölüm
Pièce de résistance, İngilizceye Fransızcadan geçmiş bir ifadedir. Burada is sözcüğünden sonra gelen isim öbeği görevindedir ve daha büyük bir dizinin en çarpıcı ya da doruk noktası olan bölümünü ifade eder; bir direnme eylemi anlamına gelmez. Bu cümlede en korkunç son aşamaya pièce de résistance denmesi, onu bir gösterinin büyük cazibe noktasıymış gibi sunar. Bilerek seçilmiş zarif ve övücü ifade kara mizah yaratır. Daha genel kullanımlarda bir yemeğin, gösterinin, koleksiyonun, planın ya da başka bir bütünün merkezindeki en etkileyici unsur olabilir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifade hangisidir? The architect saved the building's most spectacular feature for last: the rooftop garden was the ___.
- pièce de résistance
- main course
- act of resistance
Cevabı göster
pièce de résistance
too bad to be true: bilinen bir deyimin tersine çevrilmesi
Too bad to be true, yerleşik too good to be true deyiminin yaratıcı biçimde tersine çevrilmiş hâlidir. Burada “gerçek olduğuna inanmayı zorlaştıracak kadar korkunç” anlamına gelir. Konuşmacı inanmazlığını ifade eder; kötü şeylerin mantıken gerçek olamayacağına dair bir kural öne sürmez. Etki, dinleyicinin tanıdık kalıbı fark etmesine ve good yerine bad kullanıldığını görmesine bağlıdır. Bu beklenmedik değişiklik, yerleşik bir uyarıyı korkunç bir şeye verilen kara mizah içerikli tepkiye dönüştürür.
Alıştırma
It sounds too bad to be true cümlesinde konuşmacı ne anlatıyor?
- Durum kötü, dolayısıyla mantık onu imkânsız kılıyor.
- Durum o kadar korkunç ki inanmak zor.
- Durum harika görünüyor ama şüpheli.
Cevabı göster
Durum o kadar korkunç ki inanmak zor.
So how do we know this actually happened? Anlatım akışı
1:51Peki bunun gerçekten yaşandığını nereden biliyoruz?
Kanıtlara geçiş olarak “So how do we know this actually happened?”
Bu soru esas olarak hemen evet ya da hayır cevabı istemez. Dinleyiciyi durup anlatıyı hangi kanıtların desteklediğini düşünmeye yöneltir. Söylem geçişi olarak So önceki anlatıyla bağlantı kurarken how do we know sonraki bölümü bir olayı betimlemekten kaynakları ve güvenilirliği incelemeye taşır. Bu kalıp, bir açıklama veya savda kanıt bölümünü başlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte vurgulanan soru hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Anlatıdan onu destekleyen kanıtları incelemeye geçer.
- Olayın kesinlikle gerçekleştiğini doğrular.
- İlgisiz bir olay sunar.
Cevabı göster
Anlatıdan onu destekleyen kanıtları incelemeye geçer.
they had poets as many old cultures did back then.
1:54o zamanki birçok eski kültürün yaptığı gibi şairleri vardı.
skaldic poetry: Eski Nors saray şiiri geleneği
Skaldic poetry, Eski Nors geleneğinde skaldlar tarafından yazılan ve çoğunlukla hükümdarlara veya seçkin dinleyicilere sunulan şiirler için kullanılan özel bir terimdir. Bu gelenek sıkı nazım yapısı, ayrıntılı imgeler ve övgü ya da anma temalarıyla bilinir. Burada bu ad, sonraki anlatıların arkasındaki bir kaynak geleneği türünü belirtir. Skald şiirleri, daha sonra yazılı anlatılarda görülen malzemeleri korumuş olabilir.
Alıştırma
Hangi ifade skaldic poetry terimini doğru kullanıyor?
- Skaldic, acımasız görünen her türlü cezayı niteler.
- Skaldic poetry, bütün düzyazı sagaların diğer adıdır.
- Skaldic poetry, skaldlarla ilişkili belirli bir Eski Nors nazım geleneğidir.
Cevabı göster
Skaldic poetry, skaldlarla ilişkili belirli bir Eski Nors nazım geleneğidir.
and this details the exploits of a guy named Harald the First Fairhair, Kelime
2:13ve bu hikaye Birinci Güzel Saçlı Harald adlı bir adamın kahramanlıklarını detaylandırıyor,
dikkat çekici eylemler ve maceralar anlamındaki exploits
Burada exploits, dikkat çekici ve çoğu zaman cesur eylemler ya da maceralar anlamına gelen çoğul bir isimdir. the exploits of Harald ifadesi, anlatıda Harald’ın hatırlanmasını sağlayan eylemleri tanıtır. the exploits of + kişi kalıbında exploits, o kişinin olağanüstü faaliyetleri olarak anlaşılmalıdır; haksız kullanım veya kötü muamele anlamına gelmez. Önündeki the belirleyicisi ve ardından gelen of grubu, burada sözcüğün isim olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The biography details the exploits of the explorer,” cümlesinde exploits ne anlama gelir?
- kâşifin mali kaynakları
- kâşifin dikkat çekici eylemleri ve maceraları
- kâşife yapılan haksız muamele
Cevabı göster
kâşifin dikkat çekici eylemleri ve maceraları
which is said to have been the first king of Norway. Dilbilgisi
2:17kendisinin Norveç'in ilk kralı olduğu söylenir.
geçmişe ilişkin aktarılan bir iddia için is said to have been
Is said to have been, edilgen bir aktarım yapısıdır: özne + is said + to have been + tümleç. Bir iddiayı, konuşanın şahsen doğruluğunu garanti ettiği bir bilgi olarak değil, kimliği belirtilmeyen kişilere veya kaynaklara atfedilen bir söz olarak sunar. Tamamlanmış mastar to have been, aktarılan durumu şimdiki aktarım bakış açısından daha önceki bir zamana yerleştirir. Buradaki iddia, kişinin geçmişte Norveç’in ilk kralı olduğudur; güncel olarak sunulan bir durum için is said to be ile karşılaştırın.
Alıştırma
Aktarımı is said + tamamlanmış mastar ile tamamlayın: The missing manuscript ____ destroyed during the war.
Cevabı göster
is said to have been
He is credited with being the ruler Kalıp ifadeler
2:19Vikingler Orkney ve Shetland Kuzey Adaları'nı ele geçirdiğinde
Is credited with being: resmî atıf
“Is credited with being” ifadesindeki be credited with + isim veya -ing biçimi, bir başarı, eylem ya da rolün özneye atfedildiğini belirten edilgen bir yapıdır. Burada hükümdar olma statüsü ona atfedilir. Bu ifade, birinin nasıl tanındığını veya betimlendiğini aktarır; iddianın kesin olduğunu tek başına kanıtlamaz. with bir edat olduğu için ardından -ing biçimindeki being gelir.
Alıştırma
Cümleyi be credited with yapısının şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The scientist ____ discovering the new element.
Cevabı göster
is credited with
when the Vikings took over the Northern Isles of Orkney and Shetland.
2:21hükümdar olma unvanı ona atfedilir.
Some scholars might question if what's written actually went down Öbek fiiller
2:38Bazı akademisyenler yazılanların gerçekten olup olmadığını sorgulayabilir
Went down: gerçekleşti anlamı
Bu cümlede went down, günlük dilde kullanılan go down öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “oldu” ya da “gerçekleşti” anlamına gelir. Yan cümle, yazıda anlatılan olayların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar. Bu olay anlamı özellikle What went down? gibi sorularda ve hikâye aktarımlarında yaygındır. Bağlam, bu anlamı aşağı inmek veya çalışmayı durdurmak gibi diğer go down anlamlarından ayırır.
Alıştırma
“No one knows exactly what went down at the meeting,” cümlesinde went down ne anlama gelir?
- ne olduğu
- neyin çalışmayı durdurduğu
- neyin daha aşağı bir yere hareket ettiği
Cevabı göster
ne olduğu
because the saga was written many years after King Harald was around. Kelime
2:41çünkü saga Kral Harald'ın yaşadığı dönemden yıllar sonra yazılmıştır.
Was around: o dönemde hayatta veya etkin olmak
Burada was around, “o dönemde hayattaydı veya etkindi” anlamına gelir. many years after ifadesindeki zaman karşılaştırması, around sözcüğüne mekânsal değil zamansal bir anlam kazandırır. Be around, bir kişinin, grubun veya şeyin belirli bir zamanda var olduğunu belirtebilir. Hayatta olmak, etkin olmak, ulaşılabilir olmak ya da hâlâ var olmak anlamlarından hangisini taşıdığını bağlam gösterir.
Alıştırma
"The manuscript was written centuries after the ruler was around." cümlesinde was around ne anlama gelir?
- Hükümdar ancak el yazması yazıldıktan sonra ünlü oldu.
- Hükümdar fiziksel olarak el yazmasının yakınındaydı.
- Hükümdar daha önceki dönemde hayattaydı veya etkindi.
Cevabı göster
Hükümdar daha önceki dönemde hayattaydı veya etkindi.
Word of mouth might have passed down the details. Notlar
2:49Detaylar kulaktan kulağa aktarılmış olabilir.
Word of mouth: kişiden kişiye aktarılan bilgi
Word of mouth, bilginin yazılı bir kayıt veya resmî yayın yerine konuşma ve kişisel iletişim yoluyla bir kişiden diğerine aktarılması anlamına gelir. Bu cümlede ifadenin tamamı, ayrıntıları zaman içinde taşımış olabilecek yöntemi adlandırır. Word burada tek bir sözcük anlamına gelmez; word of mouth sabit ve sayılamayan bir ifadedir.
Alıştırma
Kişiden kişiye sözlü önerileri anlatan üç sözcüklü ifadeyi kullanın: The café did not advertise; it became popular through ____.
Cevabı göster
word of mouth
pass down: bir şeyi sonraki kuşaklara aktarmak
Bu cümlede passed down, 'zaman içinde yaşlı kişilerden genç kuşaklara aktarmak' anlamına gelir. Nesne olan the details, kuşaklar boyunca korunan bilgidir; fiziksel olarak aşağıya taşınan bir şey değildir. Pass down, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir: pass something down veya pass down something denebilir. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: pass it down.
Alıştırma
Cümleyi pass down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Families often ____ treasured recipes to their children.
Cevabı göster
pass down
to cut a short story even shorter: deyimde eğlenceli bir değişiklik
Yaygın deyim to cut a long story short ifadesidir ve 'ayrıntıları atlayıp yalnızca ana noktayı söylemek' anlamına gelir. Burada konuşmacı long yerine short kullanıp even sözcüğünü ekleyerek to cut a short story even shorter ifadesini oluşturur. Bu bilinçli değişiklik hafif bir şaka yaratır. Anlatının zaten kısa olduğunu ancak temel sonuca geçmeden önce bir kez daha kısaltılacağını belirtir. Buradaki cut, bir şeyi fiziksel olarak kesmek değil, anlatımı kısaltmak anlamındadır.
Alıştırma
Bir sunucu çok kısa bir özet verdikten sonra "To cut a short story even shorter, the launch is canceled." diyor. Değiştirilmiş ifade neyi anlatır?
- Hiçbir eğlenceli değişiklik yapmadan standart deyimi kullanıyor.
- Hikâyenin fiziksel olarak devam edemeyecek kadar kısa olduğunu düşünüyor.
- Zaten kısaltılmış bir anlatıyı daha da kısaltıp ana sonuca geçecek.
Cevabı göster
Zaten kısaltılmış bir anlatıyı daha da kısaltıp ana sonuca geçecek.
one of Harald's warrior sons named Halfdan Long-leg
2:54Harald'ın Uzun Bacaklı Halfdan adlı savaşçı oğullarından biri
but the mastermind of the operation didn't get so lucky.
3:06ama operasyonun beyni o kadar şanslı değildi.
and demanded the blood eagle be performed on Halfdan Long-leg
3:11ve Uzun Bacaklı Halfdan'a tanrı Odin'e kurban olarak
a sacrifice to the god Odin: tanrı Odin’e sunulan bir kurban
Bu cümlede a sacrifice to the god Odin, infazı Odin’e sunulan törensel bir kurban olarak gösterir. to edatı, sunuyu alan veya sunuyla onurlandırılan tanrıyı belirtir. Bu, destanın olayı dinsel bir çerçeveye yerleştirme biçimidir; ayinin arkeoloji ya da dönemin kayıtlarıyla doğrulandığının kanıtı değildir. Buradaki sacrifice, gündelik bir kişisel ödün değil, törensel bir sunu anlamına gelir.
Alıştırma
Hayvanı deniz tanrısına yöneltilmiş bir sunu olarak gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The sailors offered the animal ____ the sea god.
Cevabı göster
as a sacrifice to
and cut the blood eagle on his back
3:20ve kılıcını omurgasının yanından göğsüne saplayacak şekilde
in the fashion that he thrust his sword into his chest by the backbone
3:22sırtında kan kartalını kesti
Case two involves a formidable Viking warrior named Ivar the Boneless,
3:32İkinci vaka, İskandinav kahramanı Ragnar Lodbrok'un oğlu olduğu söylenen
who's said to have been the son of the Norse hero Ragnar Lodbrok.
3:36Kemiksiz Ivar adlı korkutucu bir Viking savaşçısını içeriyor.
you might ask?: dinleyicinin sorusunu önceden tahmin etmek
You might ask, anlatıcının dinleyicilerin sorması muhtemel bir soruyu önceden tahmin edip bu varsayımsal soruya kısaca ses verdiği retorik bir ara sözdür. Why boneless? sorusunu lakaptan sonraki açıklamaya geçiş sağlayan bir köprüye dönüştürür. Buradaki might, dinleyicinin olası tepkisini belirtir. Soru sorma izni vermez ve konuşmacı mutlaka gerçek bir yanıt bekliyor değildir.
Alıştırma
Dinleyicinin sorması muhtemel soruyu önceden belirten anlatıcı ara sözünü tamamlayın: Why run the test again, ____? Because the first result was inconclusive.
Cevabı göster
you might ask
“What he lacked physically, he made up for in brains” cümlesindeki denge yapısı
“What he lacked physically” bölümünde what bir soru başlatmaz. “Fiziksel olarak eksikliğini çektiği şey veya özellikler” anlamına gelir; bu nedenle serbest ilgi tümcesinin tamamı bir ad öbeği gibi işlev görür. Tümce, telafi edilen eksikliği belirtmek için başa alınır; “he made up for ... in brains” ise bunu telafi eden güçlü yanı sunar. Yeniden kullanılabilir “What someone lacks in one area, they make up for in another” kalıbı, bir zayıflık ile onu telafi eden güçlü yan arasında kısa ve dengeli bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Hangi cümle what sözcüğünü “……olan şey veya özellikler” anlamında başa alınmış bir serbest ilgi öğesi olarak kullanır ve bir zayıflığı telafi edici bir güçlü yanla dengeler?
- Although Maya lacked speed, what did she gain?
- What did Maya lack in speed?
- What Maya lacked in speed, she made up for in accuracy.
Cevabı göster
What Maya lacked in speed, she made up for in accuracy.
Made up for: bir kaybı veya zayıflığı telafi etmek
Made up for, “telafi etti” veya “dengeledi” anlamına gelir. Burada zekâsı, fiziksel bir dezavantajı dengeleyen üstünlük olarak sunulur. Neyin telafi edildiğini belirtmek için make up for + ad veya zamir yapısını kullanın. Örneğin make up for lost time, make up for a mistake ya da make up for a lack of experience denebilir.
Alıştırma
“Telafi etti” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Lena arrived late, but she ____ the delay by staying to help clean up.
Cevabı göster
made up for
because it's said he was an outstanding tactician in battle.
3:51çünkü savaşta olağanüstü bir taktikçi olduğu söyleniyor.
This was a time when the Vikings were taking over large parts of Anglo-Saxon England
3:54Bu, Vikinglerin Anglo-Sakson İngiltere'sinin büyük kısımlarını ele geçirdiği bir zamandı
and it's detailed in the saga called the Tale of Ragnar's Sons.
3:58ve Ragnar'ın Oğullarının Hikayesi adlı sagada detaylandırılmıştır.
It depicts what went down with the 9th century king Aella of Northumbria.
4:019. yüzyıl Northumbria kralı Aella'ya ne olduğunu anlatır.
King Aella learns about an upcoming invasion by the great Ragnar Lodbrok.
4:07Kral Aella, büyük Ragnar Lodbrok tarafından yaklaşan bir işgal hakkında bilgi edinir.
There are different accounts of what he got up to and how he died,
4:11Neler yaptığına ve nasıl öldüğüne dair farklı anlatımlar var,
if you haven't finished watching the show Vikings,
4:16Eğer Vikings dizisini izlemeyi bitirmediyseniz,
Spoiler alert: olay örgüsünü açıklamadan önce uyarı
'Spoiler alert', konuşan kişinin önemli bir olay örgüsü ayrıntısını açıklamak üzere olduğunu bildiren yerleşik bir uyarıdır. Burada Vikings'i bitirmemiş kişilere, bir karakterin kaderi konuşulmadan önce dinlemeyi bırakmalarını söyler. Medya bağlamındaki bu anlamıyla spoiler, bir hikâyenin sürprizini bozabilecek bilgidir. Araba parçasını ya da bir şeyi bozan kişiyi ifade etmez.
Alıştırma
Olay örgüsü ayrıntısından önceki yerleşik uyarıyı tamamlayın: ____: the detective is the victim's brother.
Cevabı göster
Spoiler alert
Is he's captured by King Aella and thrown into a snake pit.
4:20Kral Aella tarafından yakalanıp yılan çukuruna atılmasıdır.
Ivar the Boneless is too clever to invade northern England
4:25Kemiksiz Ivar kuzey İngiltere'yi işgal edemeyecek kadar zekidir
Bides his time: bide one's time deyimi
Bide one's time, harekete geçmek için uygun bir an gelene kadar sabırla beklemek demektir. Bu nedenle He bides his time, yalnızca hiçbir şey yapmadığını değil, bilinçli bir özdenetimi ve stratejiyi anlatır. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır: I bide my time, she bides her time ve they bide their time. Buradaki fiil bide'dır; bid farklı bir fiildir.
Alıştırma
Deyimi kullanın ve iyelik sözcüğünü she ile uyumlu hâle getirin: She will ____ until a better job opens up.
Cevabı göster
bide her time
which is a kind of compensation for a man's life.
4:35bu bir insanın hayatı için bir tür tazminattır.
Wergild: bir yaşam için tazminat
Bu cümlede wergild, birini öldürmenin karşılığında ödenmesi gereken tazminattır. Genellikle ölen kişinin yakınlarına ödenirdi; bu nedenle bir insanın yaşamı için tazminat açıklaması, Ivar'ın isteğini maaş ya da sıradan bir alışverişten ziyade tanınan bir hak talebi gibi gösterir. Terim, erken Cermen hukuk kültürüne aittir. Bu tür ödemeler sorumluluğu çözüme bağlayabilir ve kan davasının büyümesini önlemeye yardımcı olabilirdi. Burada bu arka plan, isteği hukuki temeli olan sınırlı bir talep gibi gösterirken aynı zamanda bir planın ilk hamlesi olmasına imkân verir.
Alıştırma
Bu cümlede wergild ne anlama geliyor?
- Erken Cermen hukukunda ölen kişinin yakınlarına ödenen tazminat
- Kralın bir askere düzenli olarak ödediği maaş
- Yalnızca devlete ödenen modern bir ceza parası
Cevabı göster
Erken Cermen hukukunda ölen kişinin yakınlarına ödenen tazminat
All he wants is ...: istenen tek şeye odaklanma
all he wants is an ox's hide ifadesinde all he wants, onun istediği tek şey anlamına gelir. all sözcüğünden sonra ilgi sözcüğü that düşürülmüştür; all he wants ad öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir ve an ox's hide bu tek istenen şeyi belirtir. all + özne + want veya need + be + tümleç şeklindeki yeniden kullanılabilir kalıp, tek ve sınırlı bir gereksinime odaklanır. Hikâye anlatımında veya pazarlıkta bir isteği kasıtlı olarak mütevazı gösterebilir ve ardından gelenlerle karşıtlık yaratabilir.
Alıştırma
Onun istediği tek şey anlamındaki odaklama kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ a quiet room to study in.
Cevabı göster
All she wants is
and he'll only take the land that he can stretch the hide around.
4:42ve yalnızca deriyle çevreleyebileceği araziyi alacaktır.
In modern parlance: günümüzün deyişiyle
“In modern parlance”, “günümüzde insanların kullanacağı sözlerle” anlamına gelir. Anlatıcının eski bir kişinin muhtemel düşüncesini güncel ifadelerle yeniden aktarmasını sağlar. Burada “what an idiot” ifadesini Aella'nın tarihî sözlerinin birebir alıntısı olarak değil, esprili bir modernleştirme olarak sunar. “Parlance” genel olarak dil değil, bir döneme ya da gruba özgü söyleyiş biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle “in modern parlance” ifadesini birebir tarihî alıntı yerine güncel bir yeniden ifade belirtmek için kullanıyor?
- Modern parlance is a language spoken in every modern country.
- In modern parlance, the medieval official might be called a public-relations adviser.
- The medieval official wrote, in modern parlance, those exact English words in 1250.
Cevabı göster
In modern parlance, the medieval official might be called a public-relations adviser.
and that city is supposed to be York in northern England.
4:55ve o şehrin kuzey İngiltere’deki York olduğu söylenir.
Ivar proceeds to get all the chieftains in that region on his side. Deyimler
4:58Ivar daha sonra o bölgedeki tüm şefleri kendi tarafına çeker.
Get someone on your side: birini kendi tarafına çekmek
To get someone on your side, birini sizi, planınızı veya görüşünüzü desteklemeye ikna etmek demektir. “On your side” fiziksel konumu değil, kimin tarafında olunduğunu anlatır. Bu cümlede Ivar bölgedeki reislerin desteğini kazanır. Kalıp get + person + on + possessive + side şeklindedir; “get the voters on our side” buna bir örnektir.
Alıştırma
“The coach got the skeptical parents on her side” cümlesinde “on her side” ne anlama gelir?
- Veliler odada koçun bulunduğu tarafa geçti.
- Veliler koçu desteklemeye başladı.
- Veliler koçun yanında durdu.
Cevabı göster
Veliler koçu desteklemeye başladı.
and so decides it's time to attack the rest of England
5:03ve bu yüzden İngiltere'nin geri kalanına saldırma
and get revenge on Aella. Kalıp ifadeler
5:06ve Aella'dan intikam alma zamanının geldiğine karar verir.
get revenge on someone: birinden intikam almak
get revenge on Aella ifadesinde get revenge, geçmişte yapılan bir haksızlığa karşılık olarak intikam almak anlamına gelir. Revenge, get sözcüğünden sonra gelen bir isimdir; on ise intikamın hedefi olan kişiyi belirtir. get revenge on + kişi veya grup kalıbını kullanın. Hedefi doğrudan revenge sözcüğünün arkasına getirmeyin.
Alıştırma
İntikamın hedefini belirtmek için get revenge on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- She wanted to get revenge the person who betrayed her.
- She wanted to avenge on the person who betrayed her.
- She wanted to get revenge on the person who betrayed her.
Cevabı göster
She wanted to get revenge on the person who betrayed her.
Many of the northern English pledge allegiance to Ivar Kalıp ifadeler
5:07Kuzey İngilizlerin çoğu Ivar'a bağlılık sözü verir
pledge allegiance to someone or something: birine veya bir kuruluşa bağlılık yemini etmek
pledge allegiance to Ivar ifadesinde pledge ciddi, aleni veya resmî bir söz vermek; allegiance ise bir hükümdara, ülkeye ya da kuruluşa bağlılık göstermek anlamına gelir. To, bu bağlılığın yöneldiği kişiyi veya kurumu belirtir. Bu ifade yalnızca saygı, onay veya geçici destek değil, taahhüt içeren bir bağlılık ilişkisini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum pledge allegiance to ifadesine en doğal biçimde uyar?
- Bir müşterinin yeni bir kafenin kahvesinin iyi olduğunu söylemesi
- Bir izleyicinin bir komedinin eğlenceli olduğunu söylemesi
- Yeni vatandaşların bir törende ülkelerine resmen bağlılık yemini etmesi
Cevabı göster
Yeni vatandaşların bir törende ülkelerine resmen bağlılık yemini etmesi
and Ivar becoming the king of northeastern England.
5:15ve Ivar'ın kuzeydoğu İngiltere kralı olmasıyla sona erdi.
Ended with ... being captured and ... becoming: paralel nihai sonuçlar
Bu cümlede ended with, olaylar zincirinin sonunda ortaya çıkan sonuçları tanıtır. with sonrasında Aella ve Ivar, -ing yan cümlelerinin isim özneleridir: Aella being captured edilgen bir sonucu, Ivar becoming the king ise bir durum değişikliğini anlatır. İki -ing yan cümlesi and ile bağlanarak paralel nihai sonuçlar sunar. Bir hikâye, süreç veya çatışmanın nasıl bittiğini özetlerken end with + isim/zamir + -ing kalıbını kullanın; with sonrasında doğrudan Aella was captured gibi çekimli bir yan cümle getirmeyin.
Alıştırma
İki paralel nihai sonucu sunmak için end with yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The rescue mission ended with the hikers were found and the crew returned safely.
- The rescue mission ended that the hikers being found and the crew returning safely.
- The rescue mission ended with the hikers being found and the crew returning safely.
Cevabı göster
The rescue mission ended with the hikers being found and the crew returning safely.
rampaging in England and all over Europe.
5:20İngiltere'de ve tüm Avrupa'da ortalığı kasıp kavurarak.
is about to get the dreaded blood eagle treatment Ton ve niyet
5:24korkunç kan kartalı muamelesini görmek üzeredir
The dreaded blood eagle treatment: kara mizahlı bir örtmece olarak treatment
Burada treatment, tıbbi bakım değil, 'birine nasıl davranıldığı' anlamına gelir. İfadenin tamamı korkulan bir cezayı örtmeceli biçimde adlandırır; dreaded ise olumsuz anlamı açıkça belli eder. Acımasız bir şey için yumuşak ve tarafsız bir sözcük kullanmak kara mizah yaratır ve anlatıcının şiddetten dolaylı biçimde söz etmesini sağlar. Benzer ifadelerde treatment sözcüğünün bakım mı yoksa birini ele alma biçimi mi olduğunu anlamak için çevresindeki niteleyiciye ve duruma bakın.
Alıştırma
'The trainees are about to get the dreaded dawn-drill treatment,' cümlesinde treatment büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kursiyerlere hoş olmayan bir biçimde davranılması
- Kursiyerlere verilen özel bir ödül
- Kursiyerlerin iyileşmesine yardımcı olacak tıbbi bakım
Cevabı göster
Kursiyerlere hoş olmayan bir biçimde davranılması
That's a rather family-friendly description of events Ton ve niyet
5:35Bu olayların oldukça aile dostu bir tanımıdır
because we have another description too if your bloodlust wasn't satiated.
5:37çünkü kan susuzluğunuz doyurulmadıysa diye başka bir tanımımız daha var.
a rather family-friendly description ifadesindeki ironi
family-friendly normalde çocuklara ve genel izleyici kitlesine uygun içerikleri tanımlar. Burada bu olumlu etiket, anlatılan şiddet olaylarıyla açıkça çelişir; dolayısıyla konuşmacı ironi yapmaktadır. Bu anlatım yalnızca ardından gelecek olandan daha az ayrıntılı ve kanlıdır, gerçekten aile dostu değildir. Rather, oldukça veya biraz anlamı verir ve yoruma kuru, ölçülü bir ton katar. Olumlu bir tanımlama bağlamla açıkça çelişiyorsa bunu kelimesi kelimesine bir öneri olarak değil, dolaylı biçimde karşıt bir değerlendirme olarak anlayın.
Alıştırma
Konuşmacı bu cümlede a rather family-friendly description ile ne demek istiyor?
- Çocukların izlemesi için resmen onaylanmış bir versiyondur.
- Kasıtlı bir ironiyle daha hafif ve daha az kanlı olduğu belirtilen bir anlatımdır.
- Bir aile olayı hakkında gerçeklere dayalı bir anlatımdır.
Cevabı göster
Kasıtlı bir ironiyle daha hafif ve daha az kanlı olduğu belirtilen bir anlatımdır.
They caused the bloody eagle to be carved on the back of Aella
5:42Kanlı kartalın Aella'nın sırtına kazınmasına neden oldular
or not the truth can't really be sure either.
5:56veya gerçek olmadığını söyleyen hiçbir tarihçi de gerçekten emin olamaz.
and so weren't always literal.
6:05ve bu yüzden her zaman kelimesi kelimesine konuşmadıklarını söyler.
So there definitely seems to be a theme shared in those dark days.
6:13Yani o karanlık günlerde paylaşılan bir tema kesinlikle var gibi görünüyor.
take something a step further: bir şeyi bir aşama ileri götürmek
Take something a step further, bir şeyi mevcut aşamasının ötesinde geliştirmek, genişletmek veya yoğunlaştırmak anlamına gelir. Step burada mecazidir; gerçek bir fiziksel adım söz konusu değildir. Bu cümlede Vikingler mevcut ritüele başka bir eylem eklediği için ifade bir tırmanışı belirtir. Continue ifadesinden farklı olarak, sonraki eylemin yeni bir derece veya katman eklediğini anlatır.
Alıştırma
take + nesne + a step further kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: We have tested the plan in one neighborhood; now let's ____ and introduce it across the city.
Cevabı göster
take it a step further
and others seem to think that a lot has been lost in the translation over the years. Deyimler
6:23ve diğerleri yıllar boyunca çeviride çok şeyin kaybolduğunu düşünüyor gibi görünüyor.
lost in the translation: çeviride aktarılamayan anlam
“Lost in the translation”, bir metin diller veya farklı yorumlayıcı sürümler arasında aktarılırken özgün anlamın, nüansın ya da etkinin bir bölümünün zayıfladığı, değiştiği veya atlandığı anlamına gelir. Fiziksel bir nesne kaybolmuş değildir. Daha yaygın genel ifade “lost in translation”dır. Burada “the translation”, metinleri uzun yıllar boyunca çevirme ve yorumlama şeklindeki belirli sürece işaret eder; dolayısıyla ifade, metinlerin anlamının yıllar içinde değişmiş olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Örnekteki “lost in the translation” ne anlama geliyor?
- Birisi çeviri yaparken fiziksel bir nüshayı kaybetmiştir.
- Özgün anlamın bir bölümü belirli bir çeviri sürecinde zayıflamış, değişmiş veya atlanmış olabilir.
- Çeviri, eski anlatının doğru olduğunu kesin biçimde kanıtlamıştır.
Cevabı göster
Özgün anlamın bir bölümü belirli bir çeviri sürecinde zayıflamış, değişmiş veya atlanmış olabilir.
the writers of sagas wrote that stuff hundreds of years after the fact. Kalıp ifadeler
6:27saga yazarları bunları olaylardan yüzlerce yıl sonra yazdılar.
after the fact: olay zaten gerçekleştikten sonra
“After the fact”, ilgili olay zaten gerçekleştikten sonra anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir eylemi veya kaynağı yalnızca daha sonraki bir zamana yerleştirmek yerine, tamamlanmış bir olayla ilişkilendirir. Bu cümlede destanlar, anlattıkları olaylardan yüzyıllar sonra yazılmıştır. Buradaki “fact”, söz konusu olaya işaret eder; aktarılan her ayrıntının doğru olduğunu garanti etmez. Başka birçok bağlamda ifade, bilgi veya eylemin olayı değiştirmek ya da önlemek için fazla geç geldiğini de düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca ilgili olay zaten gerçekleştikten sonra” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “The investigators learned about the safety warning ____, when the accident was already over.”
Cevabı göster
after the fact
things tend to get exaggerated over the passage of time. Dilbilgisi
6:32Zaman geçtikçe olaylar abartılmaya meyillidir.
tend to get exaggerated: abartılma eğiliminde olmak
Burada tend to, her seferinde gerçekleşen bir kuralı değil, genel bir eğilimi belirtir. İstisnalara yer bırakırken olayların çoğu zaman bu yönde ilerlediğini söyler. Get exaggerated, abartmayı bir durum değişikliği olarak sunar: Olaylar zaman geçtikçe, genellikle tekrar tekrar anlatılmaları sonucunda daha abartılı hâle gelir. Bu ifade, olayların kendilerinin başka birini etkin biçimde abarttığını söylemez.
Alıştırma
Olayların her seferinde değil, genel olarak abartılı hâle gelme eğilimini hangi ifade anlatır?
- always get exaggerated
- tend to get exaggerated
- tend to exaggerate
- are exaggerating
Cevabı göster
tend to get exaggerated
What starts as some guy pushing another in a train station Dilbilgisi
6:35Tren istasyonunda bir adamın diğerini itmesi olarak başlayan bir şey
What starts as ... can ... be a bloody brawl: …… olarak başlayan şey kanlı bir kavgaya dönüşebilir
What starts as some guy pushing another in a train station, özne olarak kullanılan bağımsız bir ilgi cümleciğidir. Bir soru değil, “…… olarak başlayan şey veya olay” anlamına gelir. What starts as X can be Y kalıbı, küçük ya da sıradan bir başlangıçtan farklı bir sonuca doğru olası bir gelişimi sunar. Can sonucu açık bırakırken by the end of the week değişimin görülebileceği zaman noktasını belirler. Bloody brawl, sonraki anlatımı canlı ve ciddi hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve olası bir gelişimi gösteren ifade hangisidir? What starts as a quick chat ___ a two-hour meeting.
- always becomes
- can become
- became
- can becoming
Cevabı göster
can become
Did those stories of Viking violence get embellished
6:43Viking şiddetine dair o hikayeler süslendi mi
and so stretched the ferocity of the Vikings?
6:47ve böylece Vikinglerin vahşiliğini abarttılar mı?
But it's a fact that the blood eagle was talked about a bit.
6:52Ancak kan kartalı hakkında biraz konuşulduğu bir gerçek.
Scholars are still in disagreement today. Kalıp ifadeler
6:55Akademisyenler bugün hala anlaşmazlık içindeler.
Süren görüş ayrılığını resmî biçimde anlatan in disagreement
In disagreement, kişilerin veya grupların aynı konu hakkında farklı görüşlere sahip olması demektir. Burada henüz çözüme kavuşmamış akademik bir ayrılığı anlatır; kimsenin tartıştığını ya da taraflardan birinin haklı olduğunu belirtmez. Yapı be + in disagreement şeklindedir ve anlaşmazlık konusunu gösteren about, over veya on ile devam edebilir. Disagree fiiline kıyasla devam eden ayrılık durumunu öne çıkarır ve çoğu zaman daha resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi çözüme kavuşmamış görüş ayrılığını belirten resmî ifadeyle tamamlayın: The two research teams remain ____ over how to interpret the data.
Cevabı göster
in disagreement
we won't ask you to let the facts get in the way of a good tale. Öbek fiiller
6:59gerçeklerin iyi bir hikayenin önüne geçmesine izin vermenizi istemeyeceğiz.
Resmî bir gerekçe sunan in the interests of
In the interests of + isim öbeği, bir seçimi gerekçelendirmek için yararı veya amacı kullanılan kişi, ilke ya da projeyi belirtir. Buradaki isim öbeği this show ifadesidir ve interests, hobileri değil programın hedeflerini veya yararını ifade eder. Bu anlatım resmî ve saygın duyulur; ancak gerçeklerin güzel bir hikâyeyi bozmasına izin vermeme yönündeki şakacı kararı tanıtır. Bu uyumsuzluk, bahanenin kasıtlı biçimde gereğinden fazla ciddi duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Adaleti gerekçe olarak sunan cümleyi derste öğrenilen tam ve çoğul biçimli resmî ifadeyle tamamlayın: ____ fairness, every applicant will be interviewed under the same conditions.
Cevabı göster
In the interests of
get in the way of: gerçeklerin iyi bir hikâyeyi aksatmasına izin vermek
get in the way of bir şeyi engellemek ya da aksatmak anlamına gelir. let X get in the way of Y yapısında X, Y'yi zorlaştırabilecek veya başarısını azaltabilecek bir engel gibi sunulur; burada gerçekler iyi bir hikâyeyi aksatabilecek bir şey olarak gösteriliyor. Bu cümlede ifade mecazidir; fiziksel olarak bir yolu kapatmaktan söz edilmez. Konuşan kişi, gerçeklere sıkı sıkıya bağlı kalmanın hikâyenin eğlencesini bozabileceğini ironik biçimde söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve interfere with anlamına gelen ifadeyi seçin. Don't let a late train ___ your plans for the concert。
- catch up with
- look forward to
- take care of
- get in the way of
Cevabı göster
get in the way of
or head over here and click this totally incredible video instead.
7:06veya buraya gidin ve bunun yerine bu tamamen inanılmaz videoya tıklayın.