İyi bir vatandaş olmanın şartları nelerdir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Georgie, iyi bir vatandaşı neyin tanımladığını inceliyor; ayrıca kurumlara duyulan güven azalırken Portekizli öğrencilerin yerel iyileştirmeler önermesine, siyasetçilerle doğrudan görüşmesine ve demokratik katılımı deneyimlemesine imkân veren MyPolis’i anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what do you think makes — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir şeyi tanımlayan nitelikler veya koşullar hakkında karşı tarafın düşünülmüş görüşünü istemeyi öğrenin. Bu açık uçlu yapı, tek bir olgusal cevap aramak yerine gerçek bir tartışma başlatır ve konuştuğunuz kişinin değerlendirmesine önem verdiğinizi gösterir. 2. an erosion of — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: erosion sözcüğünün, halkın hükümetlere ve demokratik kurumlara güveninin aşamalı biçimde zayıflamasını mecazen nasıl anlattığını kavrayın. Resmî bağlamlara uygun bu ifade, ani bir kayıptan ziyade yavaş ve birikimli bir gerilemeyi anlatmanızı sağlar. 3. be hard to pin down. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun birini fiziksel olarak tutmak anlamına gelmediğini; kişinin planları veya niyetleri hakkında ondan açık, somut cevap almanın zor olduğunu anlayın. Siyasi röportajlarda, müzakerelerde ve iş görüşmelerinde biri belirsiz konuştuğunda ya da taahhütte bulunmaktan kaçındığında kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Georgie, what do you think makes a good citizen? Ton ve niyet
0:13Georgie, sence iyi bir vatandaşı ne oluşturur?
What do you think makes ...? ile birinin değerlendirmesini istemek
What do you think makes + isim öbeği? kalıbı, dinleyiciden hangi niteliklerin, davranışların veya koşulların makes fiilinden sonra belirtilen sonucu oluşturduğuna dair değerlendirme yapmasını ister. Burada Georgie’den birini iyi vatandaş yapan nitelikleri açıklaması beklenir; tek ve sabit bir olgusal cevap aranmaz. what makes a good citizen bölümünde what, makes fiilinin öznesidir. Bu nedenle iç içe soru düz cümle sırasını korur: What do you think makes ...? denir, What do you think does make ...? denmez.
Alıştırma
Hangi soru, iyi bir takım için gerekli nitelikler hakkında birinin görüşünü en açık biçimde sorar?
- Do you think the team is good?
- What do you think makes a good team?
- What makes you think the team is good?
Cevabı göster
What do you think makes a good team?
I think a good citizen is someone who doesn't break the law Kalıp ifadeler
0:19Bence iyi bir vatandaş kuralları çiğnemeyen
break the law: yasa dışı davranış için kullanılan kalıplaşmış eşdizim
Break the law, yasa dışı bir şey yapmak veya yasaya uymamak anlamına gelen kalıplaşmış bir eşdizimdir. Buradaki break mecazidir: Bir şeye fiziksel olarak zarar vermek değil, “ihlal etmek” anlamındadır. doesn't break the law ifadesindeki tekil the law, genel olarak hukuk sistemini veya yasaların bütününü belirtir. Belirli yasalar sayıldığında break laws da kullanılabilir; ancak genel anlamda “yasayı çiğnemek” için yaygın ifade break the law'dur.
Alıştırma
Cümleyi “yasa dışı davranır” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Someone who steals from a shop ____.
Cevabı göster
breaks the law
What about you?: aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek
What about you? mevcut konuyu veya soruyu karşı tarafa yöneltir. Genellikle “Peki senin cevabın, görüşün veya durumun ne?” anlamına gelir; “Senin hakkında ne oluyor?” anlamına gelmez. Tam olarak ne sorduğu önceki bağlama bağlıdır. Kendi cevabınızı verdikten sonra, sorunun tamamını tekrarlamadan karşı tarafın da aynı soruyu cevaplamasını sağlamak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
B'nin cevabını, aynı soruyu karşı tarafa yönelten bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A: How do you get to school? B: I take the bus. ____?
Cevabı göster
What about you
Any ideas?: fikir veya öneri istemek
Any ideas?, bazı sözcükleri atılmış kısa bir konuşma sorusudur; dil bilgisi açısından eksiltili bir sorudur. Do you have any ideas? anlamına gelir ve başkalarından açık biçimde düşünce, öneri veya olası çözüm ister. Buradaki any, her fikrin kabul edileceği anlamına gelmez. Konuşanın, dinleyicide bulunabilecek konuyla ilgili her türlü fikri duymaya hazır olduğunu gösterir.
Alıştırma
Gayriresmî bir tartışmada olası çözümleri doğal biçimde isteyen cümle hangisidir?
- The printer keeps going offline. Any decisions?
- The printer keeps going offline. Any details?
- The printer keeps going offline. Any ideas?
Cevabı göster
The printer keeps going offline. Any ideas?
but also maybe people who volunteer. Ton ve niyet
0:29ama belki aynı zamanda gönüllü olarak çalışan kişiler.
but also maybe: bir olasılığı yumuşakça eklemek
Burada but also, daha önce sözü edilen bir düşünceye başka bir grup ekler. Cümlenin but ile başlamasının nedeni, önceki bir listeyi veya karşıtlığı sürdürmesidir; tek başına yepyeni ve tamamlanmış bir konu başlatmaz. Maybe eklenen düşünceyi yumuşatır. People who volunteer ifadesini kesin bir sonuç olarak değil, olası bir ek olarak sunar. Böylece konuşan tamamen kararsız görünmek yerine tartışmaya açık bir ton kullanır.
Alıştırma
Cümlede but also maybe ne işe yarıyor?
- Gönüllülerin tek grup olduğunu söyler.
- Başka bir olası grubu yumuşak bir biçimde ekler.
- Daha önce sözü edilen bütün grupları reddeder.
Cevabı göster
Başka bir olası grubu yumuşak bir biçimde ekler.
So people who run clubs for children and that kind of thing. Kelime
0:32Yani çocuklar için kulüpler yöneten ve o tarz şeyler yapan insanlar.
run clubs for children: kulüpleri düzenlemek ve yönetmek
Run clubs for children ifadesinde run; kulüpleri düzenlemek, yönetmek ve işler durumda tutmak anlamına gelir. Fiziksel olarak koşmayı anlatmaz. Run fiilinin bu anlamı, kuruluşlar ve planlı etkinliklerle birlikte yaygındır: run a business, run a course, run an event veya run a club denebilir.
Alıştırma
"Leo runs a Saturday science club," cümlesinde runs ne anlama gelir?
- kulübü düzenleyip yönetiyor
- fiziksel olarak kulübe doğru koşuyor
- kulübün üyesi oluyor
Cevabı göster
kulübü düzenleyip yönetiyor
Now, being a citizen, a member of society who enjoys certain rights in return for having certain responsibilities, Notlar
0:38Şimdi, belirli sorumluluklara sahip olmanın karşılığında belirli haklardan yararlanan toplumun bir üyesi, bir vatandaş olmak,
being a citizen: haklar ve sorumluluklar içeren toplumsal bir rol
Burada being a citizen, toplumun bir üyesi olma rolünü üstlenmek anlamına gelir. Eş açıklama görevindeki a member of society, citizen sözcüğünü yalnızca bir milliyet veya pasaport etiketi olarak değil, bir topluluğa ait olma açısından açıklar. Bu yurttaşlık bağlamında rol, hem haklardan yararlanmayı hem de sorumlulukları kabul etmeyi içerir. Bu toplumsal anlam, vatandaşlıkla ilgili tartışmaları anlamaya yardımcı olur; ancak sözcük başka bağlamlarda daha kesin bir hukuki anlama sahip olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede being a citizen esas olarak neyi vurguluyor?
- Hak ve sorumlulukları içeren toplumsal bir role sahip olmak
- Herhangi bir yerde geçici olarak yaşamak
- Daha geniş bir toplumsal rol olmadan yalnızca pasaport sahibi olmak
Cevabı göster
Hak ve sorumlulukları içeren toplumsal bir role sahip olmak
in return for having...: bir değiş tokuşu belirtmek
In return for, bir değiş tokuşun diğer tarafını belirtir: bir taraf bir şey alırken başka bir şey verir, yapar veya kabul eder. Burada belirli haklar, belirli sorumlulukları üstlenmenin karşılığı olarak sunulur; bu, gerçek anlamda bir satın alma değil, geniş kapsamlı bir toplumsal dengedir. Bu ifadede for bir edattır; bu nedenle ardından isim veya having örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. Return burada bir yere geri dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, örnekteki “bir değiş tokuşun bir tarafı olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library gives volunteers free membership ____ helping at weekend events.
Cevabı göster
in return for
is an old idea that's been in the news a lot recently. Kalıp ifadeler
0:45son zamanlarda haberlerde çokça yer alan eski bir kavramdır.
that's been in the news: son dönemde medyanın ilgisini çekmek
Bu cümlede be in the news, haber medyasının ilgisini çekmek veya gazetecilerin haber yaptığı bir konu olmak anlamına gelir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. A lot recently, yakın dönemde haberlerin sık olduğunu gösterir. That's been, that has been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect yapısındaki has been, recently ile birlikte medya ilgisini günümüzle bağlantılı yakın tarihli bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle veri gizliliğinin son zamanlarda güncel bir konu olarak medyanın ilgisini gördüğünü belirtir?
- I read some news about data privacy last night.
- Data privacy has been in the news lately.
- Data privacy was discussed on the news last night.
Cevabı göster
Data privacy has been in the news lately.
presenter of BBC World Service program, People Fixing the World.
0:51BBC World Service programı, People Fixing the World sunucusu.
Is it someone who follows the laws of the land and pays their taxes? Kalıp ifadeler
0:59Ülkenin yasalarına uyan ve vergilerini ödeyen biri midir?
pays their taxes: vergi yükümlülüğünü yerine getirmek
Pay taxes, bir kişinin devlete borçlu olduğu vergi parasını ödemesini anlatan standart eşdizimdir. Their taxes ifadesindeki iyelik, yükümlülüğü kişiye bağlar: o kişinin borçlu olduğu vergiler. Pays, tekil someone ile özne-yüklem uyumu gösterir. Their da someone sözcüğüne gönderme yapar ve cinsiyet belirtmemek için tekil they kullanır; bu, modern İngilizcede standart bir kullanımdır.
Alıştırma
Hangi cümle her çalışanın geliri üzerinden devlete vergi ödemesi gerektiğini standart eşdizimle ifade eder?
- Every employee must pay taxes on their income.
- Every employee must make taxes on their income.
- Every employee must pay for taxes on their income.
Cevabı göster
Every employee must pay taxes on their income.
Well, some people might say it should go beyond that. Kalıp ifadeler
1:03Şey, bazıları bunun ötesine geçmesi gerektiğini söyleyebilir.
should go beyond that: temel bir standardı aşmak
Bu cümlede should go beyond that, az önce sözü edilen temel görevlerden daha fazlasının istenmesi veya kapsanması gerektiği anlamına gelir. That, yasalara uymaya ve vergi ödemeye gönderme yaparken should, standardın nasıl olması gerektiğine ilişkin bir görüş bildirir. Buradaki go fiziksel hareket anlamında değildir. Go beyond + bir sınır, kural veya fikir, onu aşmayı anlatan soyut bir kalıptır; go beyond that, savı asgari bir düzeyden daha yüksek bir beklentiye taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede go beyond that daha yüksek bir standardın gerekli olduğunu anlatır?
- Answering questions is a start, but good support should go beyond that.
- The guide should go beyond that bridge and turn left.
- The train should go beyond that station before it stops.
Cevabı göster
Answering questions is a start, but good support should go beyond that.
And a good citizen is one who tries to improve the place where they live. Dilbilgisi
1:06Ve iyi bir vatandaş, yaşadığı yeri iyileştirmeye çalışan kişidir.
one who tries to: bir insan türünü tanımlamak
Burada one, o türden bir kişi anlamına gelir: a good citizen ifadesine geri gönderme yapar ve 1 sayısını belirtmez. Who ile başlayan ilgi cümleciği, o kişiyi tanımlayan özelliği açıklar. A/An + kategori + is one who + fiil kalıbı, bir insan türünü kısa ve öz biçimde tanımlamanın yoludur. one who tries to improve... ifadesinde tries, tekil one ile uyumludur ve try to sonrasında fiilin yalın biçimi kullanılır.
Alıştırma
Tanımı, one ile başlayan ve “bir şeyi yapmak için çaba gösteren kişi” anlamına gelen bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: A good leader is ____ understand the team before making a decision.
Cevabı göster
one who tries to
a term for the set of rules and laws that exists in a country.
1:13bu, bir ülkede var olan kural ve kanunların bütünü için kullanılan bir terimdir.
the law of the land: bir ülkenin yürürlükteki hukuk sistemi
The law of the land, belirli bir ülkede veya yargı çevresinde yürürlükte olan hukuk bütününü ifade eder. Bu cümlede iyi bir vatandaşın uyması beklenen resmî kuralları anlatır; land burada toprak veya mülk değil, bu hukuk sisteminin geçerli olduğu ülke ya da bölgedir. Bu ifade, birçok ayrı yasayı yetkili tek bir hukuk düzeni olarak ele alır. Yalnızca laws demekten daha kurumsal ve vurguludur.
Alıştırma
Bir ülkede yürürlükte olan hukuk bütününü hangi ifade anlatır?
- land law
- the law of the land
- a plot of land
Cevabı göster
the law of the land
more to it than that: ilk açıklamadan daha karmaşık olmak
More to it than that, bir konunun az önce söylenenden başka yönleri, nedenleri, gereklilikleri veya karmaşıklığı bulunduğunu anlatır. Bir şeyin içinde fiziksel olarak daha fazla nesne bulunduğunu ifade etmez. Should there be more to it than that? cümlesinde it iyi bir vatandaş olmayı, that ise yasaya uymayı ifade eder. Soru, yasaya uymanın bütün cevap değil de yalnızca bir başlangıç noktası olup olmadığını sorarak daha derin bir tartışma başlatır.
Alıştırma
Yeni bir iş kolay görünüyor ancak görünmeyen birkaç gerekliliği var. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- There's more to it than that.
- There's nothing more to say.
- There's more of it than that.
Cevabı göster
There's more to it than that.
young people today are less likely to vote, Dilbilgisi
1:20bugün gençlerin oy kullanma ihtimali daha düşük,
less likely to vote: olasılıkları karşılaştırmak
Be less likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin başka bir grup, dönem veya duruma göre daha düşük olasılığa sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede gençlerin oy kullanma olasılığı, örtük bir karşılaştırma noktasından daha düşük olarak sunuluyor; bu karşılaştırma açıkça söylenmeden bağlamdan anlaşılabilir. Yapı özne + be + less likely + to-infinitive şeklindedir. Fiilden önceki to korunmalıdır: are less likely to vote.
Alıştırma
Cümleyi likely ile kurulan üç sözcüklü karşılaştırmalı olasılık yapısıyla tamamlayın: Compared with rested drivers, tired drivers are ____ react quickly.
Cevabı göster
less likely to
and many people aged 18 to 30 say they feel ignored by politicians. Notlar
1:23ve 18 ile 30 yaş arasındaki pek çok insan, politikacılar tarafından yok sayıldıklarını hissettiklerini söylüyor.
aged 18 to 30: yaş aralığı belirtmek
Aged 18 to 30, “18 ile 30 yaş arasında olan” anlamına gelir. people sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi belirli bir yaş grubuyla sınırlar. people who are aged 18 to 30 ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılabilir. Burada aged bir yaşı belirtir; “giderek yaşlanmak” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı isim + aged + tek bir yaş veya yaş aralığı şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, bir isimden sonra yaş aralığı getiren age biçimiyle tamamlayın: The program is for applicants ____ 16 to 19.
Cevabı göster
aged
feel ignored by politicians: sesinin duyulmadığını hissettiğini aktarmak
feel ignored yapısında feel fiilinden sonra geçmiş zaman ortacı ignored gelir ve öznenin yaşadığı durumu anlatır: kişiler görüşlerinin, ihtiyaçlarının veya içinde bulundukları durumun dikkate alınmadığını düşünür. by politicians, onları görmezden gelen taraf olarak siyasetçilerin görüldüğünü belirtir. Burada ignored; dinlenmemek, fark edilmemek veya ciddiye alınmamak anlamına gelir. disliked anlamına gelmez. say they feel... ise siyasetçilerin bunu bilerek yaptığını kanıtlamak yerine grubun algısını aktarır.
Alıştırma
Hangi cümle, yetkililerin insanları bilerek ihmal ettiğini öne sürmeden bölge sakinlerinin algısını en doğru şekilde aktarır?
- Residents feel ignored because officials rarely respond to their concerns.
- Residents feel disliked because officials rarely respond to their concerns.
- Officials deliberately ignore every resident's concern.
Cevabı göster
Residents feel ignored because officials rarely respond to their concerns.
So in this program, we'll be hearing about MyPolis, Anlatım akışı
1:28Bu yüzden bu programda MyPolis hakkında duyacağız,
in this program, we'll be hearing about ... ile program konusunu önceden tanıtmak
In this program, ardından gelecek içeriğin kapsamını belirler. Daha sonra we'll be hearing about, dinleyicinin programın bir sonraki bölümünde karşılaşacağı konuyu tanıtır; böylece bütün ifade giriş ile ana konu arasında bir yönlendirme işlevi görür. Burada will be hearing about, program içeriğine yönelik bir ön duyurudur; gelecekteki belirli bir anda sürmekte olan bir eylemi özellikle vurgulamaz. Sunucular, dinleyicileri planlanmış program akışı içinde yönlendirmek için gelecek zamanın sürekli biçimini sıkça bu şekilde kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle, yaklaşan bir podcast bölümünün konusunu en doğal şekilde önceden tanıtır?
- Did you hear the alarm outside the studio?
- In today's podcast, we'll be hearing about how cities reduce food waste.
- The podcast discussed food waste last week.
Cevabı göster
In today's podcast, we'll be hearing about how cities reduce food waste.
an exciting project helping young people in Portugal re-engage with their citizenship. Kelime
1:32Portekiz'deki gençlerin vatandaşlıklarıyla yeniden bağ kurmalarına yardımcı olan heyecan verici bir proje.
re-engage with their ...: yeniden katılmak
re-engage with their citizenship ifadesinde re- “yeniden” anlamına gelir; engage with ise bir şeye etkin biçimde ilgi göstermek veya katılmak demektir. Their, ardından gelen citizenship ismine işaret eder. Burada citizenship yalnızca yasal vatandaşlık veya pasaport anlamına gelmez. Kamusal konular, haklar ve sorumluluklar dâhil olmak üzere gençlerin yurttaşlık yaşamındaki rolleriyle yeniden bağ kurmasını anlatır. Re-engage, bu bağın veya katılımın daha önce zayıfladığını ya da kesildiğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede re-engage with, “yeniden katılmak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- After a year away, Lena wants to re-engage to local environmental work.
- After a year away, Lena wants to re-engage with local environmental work.
- Before joining for the first time, Lena wants to re-engage with local environmental work.
Cevabı göster
After a year away, Lena wants to re-engage with local environmental work.
And as usual, we'll be learning some useful new words and phrases,
1:37Ve her zamanki gibi, bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz,
all of which you'll find on our website, bbclearningenglish.com. Dilbilgisi
1:41bunların hepsini bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.
all of which: önceki grubun tamamına gönderme yapmak
All of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve önceki çoğul grup useful new words and phrases ifadesinin tamamına gönderme yapar. All, gruptaki her unsurun dâhil olduğunu belirtir; which yalnızca en yakındaki sözcüğü göstermez. Bu cümlede all of which, find fiilinin nesnesidir: bütün bu kelime ve ifadeleri internet sitesinde bulabilirsiniz. “İsim grubu, all of which + cümlecik” yapısı, hangi unsurların kastedildiğini belirlemek yerine virgülden sonra ek bilgi verir.
Alıştırma
Virgülün bütün atölyeler hakkında bilgi veren bir ilgi cümleciğini doğru biçimde başlattığı cümleyi seçin.
- The course includes six workshops, all of them are free.
- The course includes six workshops, all which of are free.
- The course includes six workshops, all of which are free.
Cevabı göster
The course includes six workshops, all of which are free.
But before that, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı
1:45Ama ondan önce sana bir sorum var, Neil.
But before that: sonraki konudan önce bir adım eklemek
“But before that”, beklenen akışa geçici olarak ara verildiğini gösterir. Konuşmacı daha önce sözü edilen veya sırada olduğu düşünülen bir konuya devam etmek üzeredir, ancak önce başka bir adım ekler: Neil’a bir soru sormak. Buradaki “that”, planlanan bir sonraki konuyu veya eylemi gösterir. “Before” konuşmanın sırasını düzenler; uzun bir zaman aralığına ya da uzak geçmişteki bir olaya işaret etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “But before that” ne işe yarıyor?
- Beklenen akışa ara verip önce bir soru ekler.
- Daha sonra gerçekleşmesi planlanan her şeyi iptal eder.
- Uzak geçmişte yaşanan bir olayı tanıtır.
Cevabı göster
Beklenen akışa ara verip önce bir soru ekler.
comes from the ancient Greek states such as Athens and Sparta, Notlar
1:51vatandaşlık fikrinin doğduğu Atina ve Sparta gibi
ancient Greek states: bağımsız şehir devletleri
Bu tarihsel bağlamda “ancient Greek states”, Atina ve Sparta gibi antik Yunan’daki ayrı siyasi toplulukları ifade eder. Her biri bir şehir merkezinde örgütlenmişti ve kendi yönetimiyle vatandaş topluluğuna sahipti. Buradaki “states”, ABD eyaletleri gibi modern bir ülkenin içindeki idari bölümler anlamına gelmez. Günümüz tarih yazımında bu antik Yunan topluluklarını anlatmak için “city-states”, yani şehir devletleri, genellikle daha açık bir ifadedir.
Alıştırma
Bu cümlede “ancient Greek states” ne anlama geliyor?
- Modern Yunanistan’ın idari bölgeleri.
- Atina ve Sparta gibi bağımsız şehir devletleri.
- Antik Amerika Birleşik Devletleri’nin parçası olan eyaletler.
Cevabı göster
Atina ve Sparta gibi bağımsız şehir devletleri.
such as Athens and Sparta: örnekler sunmak
Such as, öncesinde belirtilen kategoriye ait bir veya daha fazla örnek sunar. Burada Athens ve Sparta, ancient Greek states kategorisinin örnekleridir. Bu örnekler genellikle temsilidir ve tam bir liste oluşturmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp kategori + such as + örnekler şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “örneğin” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The library lends equipment ____ cameras and microphones.
Cevabı göster
such as
where the idea of citizenship was born: bir kökeni anlatmak
Where, önceki ancient Greek states ifadesine gönderme yapar ve bu yerler hakkında ek bilgi verir. the idea of citizenship was born ifadesinde was born mecazidir: fikir orada ortaya çıkmış veya ilk kez gelişmiştir. İngilizcede be born yalnızca canlıların dünyaya gelmesini değil; fikirlerin, hareketlerin, kuruluşların veya projelerin kökenini de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede where the idea of citizenship was born ne anlama gelir?
- Orada Vatandaşlık adında bir bebek doğdu.
- Bu devletler vatandaşların doğum günlerini kaydetmeye başladı.
- Fikir ilk kez bu antik Yunan devletlerinde gelişti.
Cevabı göster
Fikir ilk kez bu antik Yunan devletlerinde gelişti.
So, what is the meaning of the ancient Greek word polis? Kültür
1:57Peki, antik Yunan kelimesi polis'in anlamı nedir?
polis: Antik Yunancada şehir veya şehir devleti anlamına gelen kelime
Burada beklenen kısa cevap şehirdir. Antik Yunan tarihinde polis, şehir devleti anlamına da gelebilir: şehir ile onun çevresinde oluşan yurttaşlık ve siyaset topluluğunu birlikte ifade eder. ancient Greek word ifadesi, polis sözcüğünün sıradan bir modern İngilizce kelime değil, İngilizceye geçmiş tarihî bir terim olduğunu gösterir. Şehir ile yurttaş arasındaki bu bağ, MyPolis gibi bir adın neden polis sözcüğünü kullandığını da açıklar.
Alıştırma
Bu Antik Yunan bağlamında polis ne anlama gelir?
- Bir ada grubu
- Bir polis teşkilatı
- Bir şehir veya şehir devleti
Cevabı göster
Bir şehir veya şehir devleti
I'm going to guess: kesin olmayan bir cevap verme
I'm going to guess, bir yanıtı tahmin olarak sunar; dolayısıyla konuşan kişi emin olduğunu iddia etmeden cevap verir. Burada B seçimini daha az kesin hâle getirir ve cevabın yanlış olabileceğini gösterir. be going to + fiilin yalın hâli yapısında going to, planlanan veya hemen yapılacak bir eylemi belirtir. Buradaki eylem guess fiilidir; konuşan kişinin bir yere gittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kesin olmayan bir cevap vermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: '____ the 8:15 train leaves first.'
Cevabı göster
I'm going to guess
Okay, well I'll reveal the correct answer later in the program. Anlatım akışı
2:12Tamam, doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
I'll reveal the correct answer later: cevabı açıklamayı ertelemek
I'll reveal the correct answer later in the program yan cümlesi, cevabın şimdilik saklı tutulduğunu ancak daha sonra açıklanacağını dinleyiciye bildirir. Reveal burada daha önce bilinmeyen bir bilgiyi açıklamak demektir; bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. Geleceğe yönelik bu söz programın akışını düzenler: ileride yapılacak açıklamayı hazırlar ve o zamana kadar dinleyicinin ilgisini canlı tutar. I'll reveal X later kalıbı başka ortamlarda da bir duyuruyu ertelemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir programda I'll reveal the answer later demenin temel işlevi nedir?
- Cevabın hiçbir zaman verilmeyeceği anlamına gelir.
- Cevabın zaten bütünüyle açıklandığını söyler.
- Cevabı şimdilik bilinmez tutup daha sonra açıklamayı vaat eder.
Cevabı göster
Cevabı şimdilik bilinmez tutup daha sonra açıklamayı vaat eder.
MyPolis runs council assemblies where children can propose improvements to their local school community, Notlar
2:16MyPolis, çocukların yerel okul topluluklarında iyileştirmeler önerebilecekleri konsey meclisleri yürütüyor,
council assemblies: yurttaşlık konularını görüşmek için düzenlenen toplantılar
Council assemblies ifadesi, bir konseyle veya yurttaşların karar alma süreçleriyle bağlantılı, düzenli toplantıları adlandırır. Council temsil ve kamusal yönetişim fikrini taşır; assemblies ise insanların konuları birlikte görüşmek üzere bir araya geldiği toplantılardır. Bu cümlede toplantılar, çocuklara okul topluluklarında değişiklik önerebilecekleri yapılandırılmış bir ortam sağlar. Bu nedenle ifade, MyPolis'i yalnızca bir komitenin adı olarak değil, bir yurttaş katılımı faaliyeti olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede council assemblies nedir?
- Çocukların normal derslere girdiği binalar.
- Ortak bir kamusal amacı olmayan samimi sosyal buluşmalar.
- Katılımcıların topluluk sorunlarını ve önerilerini görüştüğü düzenli toplantılar.
Cevabı göster
Katılımcıların topluluk sorunlarını ve önerilerini görüştüğü düzenli toplantılar.
propose improvements to their local school: resmî olarak iyileştirme önermek
Propose improvements to something, bir şeyi daha iyi hâle getirmek için fikirleri resmî biçimde sunmak demektir. Bu yapıda to, öneriyi alan kişiyi değil, iyileştirilecek yeri, sistemi veya hizmeti gösterir. Cümlenin tamamında bu öge their local school community ifadesidir. Buradaki propose, “değerlendirilmesi için önermek” anlamındadır. “Birine evlenme teklif etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede propose improvements to, değişiklikleri resmî biçimde önermek anlamında doğal kullanılmıştır?
- The committee proposed the town library with improvements.
- The committee proposed to improvements the town library.
- The committee proposed improvements to the town library.
Cevabı göster
The committee proposed improvements to the town library.
anything from fixing broken water fountains to changing the curriculum. Dilbilgisi
2:23bozuk su sebillerinin tamir edilmesinden müfredatın değiştirilmesine kadar her şey.
anything from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek
Anything from A to B, birçok farklı olasılığın kapsandığı anlamına gelir. A ve B, aralığın ne kadar geniş olduğunu gösteren örneklerdir; from ve to burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. A ve B’yi dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde kullanın. Bu cümlede fixing broken water fountains ve changing the curriculum ifadelerinin ikisi de -ing yapısındadır.
Alıştırma
Eksik iki sözcüğü yazarak aralık yapısını tamamlayın: The workshop covers anything ____ basic drawing ____ digital animation.
Cevabı göster
from · to
listening to the children's ideas and responding by giving their support or explaining why not. Notlar
2:29çocukların fikirlerini dinliyor ve destek vererek ya da neden olamayacağını açıklayarak karşılık veriyorlar.
“responding by giving their support”: yöntemi belirten by + -ing
responding by giving their support ifadesinde responding ana eylemi belirtir; by giving their support ise bu karşılığın nasıl verildiğini açıklar. Buradaki by, “yanında” değil, “... yoluyla” anlamındadır. Ana eylemin hangi yöntemle yapıldığını belirtmek için eylem + by + -ing kalıbını kullanın. by'dan sonra -ing biçimi gelir: by giving doğrudur, by give değildir.
Alıştırma
by ve add fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The school responded to the safety concern ____ extra crossing guards.
Cevabı göster
by adding
“explaining why ... not”: olumsuz bir neden için eksilti
Bu cümlede explaining why, ardından gelen not ile tamamlanarak explaining why not ifadesini oluşturur. Bu, bir fikri neden desteklemediklerini açıklamak demektir. explaining why they do not support it gibi daha açık bir biçim bağlamdan anlaşılır. Bu bir eksiltidir: tekrarı önlemek için konuşmada zaten açık olan bilgi söylenmez. Eksiltilen kısım, dinleyenin bağlamdan çıkarabileceği olumsuz bir seçim veya eylem olmalıdır.
Alıştırma
“The board declined the request and explained why not,” cümlesinde explained why not ne anlama gelir?
- Talebi neden kabul etmediklerini açıkladılar.
- Birinin talebi kabul etmek isteyip istemediğini sordular.
- Talebi neden kabul ettiklerini açıkladılar.
Cevabı göster
Talebi neden kabul etmediklerini açıkladılar.
The project was started by founder Bernardo Gonçalves
2:35Proje, kurucusu Bernardo Gonçalves tarafından
when he was in his 20s because he was disappointed by interactions between political parties and young people. Kalıp ifadeler
2:3820'li yaşlarındayken, siyasi partilerle gençler arasındaki etkileşimden hayal kırıklığına uğradığı için başlatıldı.
was in his 20s: bir yaş aralığı
Was in his 20s, onun o sırada 20 ile 29 yaş arasında olduğunu belirtir. Tam olarak 20 yaşını değil, hayatın bir yaş dönemini anlatır. Kalıp be in + iyelik belirleyicisi + onluk yaş sayısı + s şeklindedir: am in my 20s, was in her 30s ve were in their 60s. be zamana, iyelik sözcüğü ise kişiye göre değişir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın 20 ile 29 yaşları arasındaki bir zamanda şef olduğunu söyler?
- Maya became a chef at 20.
- Maya was a chef for 20 years.
- Maya became a chef when she was in her 20s.
Cevabı göster
Maya became a chef when she was in her 20s.
disappointed by interactions between A and B: hayal kırıklığının nedeni ve iki taraf
Be disappointed by + neden, bir olayın, davranışın, sonucun veya durumun birinin hayal kırıklığına yol açtığını anlatır. Burada hayal kırıklığının nedeni interactions ifadesidir; bu duyguyu yaşayan kişi değildir. Interactions between A and B, iki kişi ya da grubun birbiriyle iletişim kurma veya birbirini etkileme biçimlerini anlatır. Tam cümlede A political parties, B ise young people'dır; between iki tarafı and ile eşleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle düşmanca etkileşimleri doğal biçimde hayal kırıklığının nedeni olarak sunar ve iki tarafı belirtir?
- They were disappointing by the hostile interactions among the two groups.
- They were disappointed in the two groups interacted.
- They were disappointed by the hostile interactions between the two groups.
Cevabı göster
They were disappointed by the hostile interactions between the two groups.
Here's Bernardo telling more to BBC World Service program,
2:45İşte BBC World Service programına daha fazlasını anlatan Bernardo,
We have seen a quick erosion in the trusts of the population on the democratic institutions Kelime
2:50Halkın demokratik kurumlara olan güveninde hızlı bir aşınma gördük
a quick erosion in the trusts: standart kalıp erosion of trust
Bu cümlede erosion mecaz anlamdadır: aşınan şey toprak ya da bir malzeme değil, güvendir. Bu nedenle a quick erosion, güvenin kısa sürede zayıfladığını anlatır. Özgün a quick erosion in the trusts ifadesi doğaçlama konuşma içinde anlaşılabilir, ancak örnek alınacak standart kalıp değildir. Düzenlenmiş İngilizcede a rapid erosion of trust kullanılır. Güvenilen kişi veya kurumu belirtmek için trust in something eklenir.
Alıştırma
Hangi cümle standart isim kalıbı erosion of trust yapısını kullanıyor?
- The repeated failures caused a rapid erosion of public trust.
- The repeated failures caused public trust to erode rapidly.
- The repeated failures rapidly reduced public trust.
Cevabı göster
The repeated failures caused a rapid erosion of public trust.
such as the national parliament, such as the government in office.
2:57ulusal parlamento gibi, görevdeki hükümet gibi.
We need to find new ways to connect children and young citizens to democratic institutions. Notlar
3:02Çocukları ve genç vatandaşları demokratik kurumlarla bağlamanın yeni yollarını bulmalıyız.
find new ways to connect A to B: bağlantı kurmanın yeni yollarını bulmak
Find new ways to + fiilin yalın hâli, bir hedefe ulaşmak için yeni yöntemler aramak demektir. Bu cümlede hedef connect children and young citizens to democratic institutions yapısıdır: A, children and young citizens; B ise democratic institutions bölümüdür. Connect A to B, A'nın B'ye erişmesini, onunla iletişim kurmasını, katılım göstermesini veya sürekli bir ilişki geliştirmesini sağlayabilir. Burada fiziksel değil, toplumsal ve yurttaşlıkla ilgili bir bağlantı söz konusudur.
Alıştırma
Cümleyi find new ways to connect A to B yapısıyla tamamlayın: We need to ____ parents to school resources.
Cevabı göster
find new ways to connect
democratic institutions: demokrasinin işleyişini sağlayan kurumlar
Burada democratic institutions, parlamentolar, seçimle işbaşına gelen hükümetler, seçim makamları ve yerel meclisler gibi demokrasinin işlemesini sağlayan yerleşik kurum ve düzenlemeleri ifade eder. Kesin örnekler ülkeye göre değişir. Buradaki institutions, okullar veya yardım kuruluşları anlamına gelmez. İfade, insanların yönetime ve kamusal kararlara katılmasını sağlayan örgütlü kamusal yapıları anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede democratic institutions ne anlama geliyor?
- Kamusal yaşamda hiçbir rolü olmayan özel kulüpler
- Seçim yapılan bir ülkedeki bütün okullar
- Demokratik bir sistemin işlemesine yardımcı olan kurum ve yerleşik düzenlemeler
Cevabı göster
Demokratik bir sistemin işlemesine yardımcı olan kurum ve yerleşik düzenlemeler
Otherwise, the gap will get bigger and bigger. Notlar
3:07Aksi takdirde, aradaki uçurum gittikçe büyüyecek.
Otherwise: bir şeyi yapmamanın sonucunu belirtmek
Bu cümlenin başında otherwise, “bu gerçekleşmezse” ya da “bunu yapmazsak” anlamına gelir. Önceki cümlede gerekli olduğu belirtilen eyleme gönderme yapar ve o eylem yapılmadığında ortaya çıkacak sonucu sunar. Böylece açık bir eylem-sonuç bağı kurar: gençleri demokratik kurumlarla buluşturacak yollar bulun; aksi halde aradaki uçurum büyür.
Alıştırma
Cümleyi “bunu yapmazsan” anlamındaki tek sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Follow the map carefully; ____, you may take the wrong road.
Cevabı göster
otherwise
get bigger and bigger: tekrarlanan karşılaştırmalarla sürekli değişim
Get bigger and bigger, bir şeyin zamanla sürekli büyümesi anlamına gelir. Get bir durum değişikliğini belirtirken bigger sözcüğünün tekrarlanması değişimin adım adım güçlendiğini gösterir; iki farklı bigger türünden söz edilmez. Başka durumlara uygulanabilen kalıp, comparative + and + aynı comparative biçimidir. Kısa sıfatlarda colder and colder gibi İngilizcedeki -er biçimleri; uzun sıfatlarda ise genellikle more and more + adjective kullanılır. Buna more and more difficult örnek verilebilir.
Alıştırma
dark sözcüğünü comparative + and + aynı comparative kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: As the sun set, the room grew ____.
Cevabı göster
darker and darker
a term for the gradual weakening of people's confidence in political and economic institutions
3:17insanların siyasi ve ekonomik kurumlara
and the government in office.
3:23ve görevdeki hükümete olan güveninin yavaş yavaş zayıflamasını anlatan bir terim.
an erosion of trust: güvenin kademeli olarak zayıflaması
An erosion of trust, güvenin kademeli olarak kaybolması veya zayıflaması anlamına gelir. Erosion sözcüğü gerçek anlamıyla bir maddenin yavaşça aşınmasını anlatır; burada ise kurumlara duyulan güvenin zamanla zayıflamasını ifade eden bir metafordur. An erosion of + soyut isim kalıbı, mutlaka ani veya tamamen gerçekleşen bir kayıptan çok biriken zarara odaklanır. Bu kalıpta confidence, rights, standards ve support gibi isimler sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi erosion of isim kalıbıyla tamamlayın: Years of broken promises led to an ____ public trust.
Cevabı göster
erosion of
A government in office means the government in power at the present time. Kelime
3:25Görevdeki hükümet (government in office), şu anda iktidarda olan hükümet anlamına gelir.
government in office: şu anda iktidarda olan hükümet
government in office ifadesindeki in office, “şu anda yönetim yetkisini elinde tutan” anlamına gelir. İfade, önceki bir hükümeti veya gelecekte iktidara gelebilecek bir hükümeti değil, şu anda ülkeyi yöneten hükümeti belirtir. Buradaki office, yetki içeren resmî bir görevi ifade eder. Bu, bir ofis binasının içinde bulunmayı değil, siyasi statüyü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede government in office ne anlama geliyor?
- İktidara gelmeye hazırlanan bir hükümet
- Şu anda iktidarda olan hükümet
- Bir iş yerinin içinde bulunan devlet çalışanları
Cevabı göster
Şu anda iktidarda olan hükümet
MyPolis mirrors the political activities that children will need as adult citizens, Notlar
3:30MyPolis, çocukların yetişkin vatandaşlar olarak ihtiyaç duyacakları siyasi faaliyetleri yansıtır,
mirrors the political activities: fiil olarak mirror
Buradaki mirrors, “bir şeyin temel özelliklerini yakından yansıtmak veya yeniden oluşturmak” anlamında kullanılan bir fiildir. MyPolis, siyasi faaliyetleri çocukların yetişkin vatandaşlar olarak katılabilecekleri faaliyetlerle örtüşecek şekilde tasarlanmıştır. Başka durumlara aktarılabilen A mirrors B yapısı, A’nın yapı, özellik veya süreç bakımından B’ye çok benzediğini belirtir. Gerçek bir aynaya bakmaktan söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi mirror fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The classroom election ____ the voting process used in national elections.
Cevabı göster
mirrors
as adult citizens: kimlik veya rol bildiren as
as adult citizens ifadesindeki as, “bir rol veya kimlik içinde” anlamına gelir. Çocukların gelecekte vatandaş rolündeyken bu faaliyetlere ihtiyaç duyacağını belirtir; burada as zaman bildirmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı as + rol veya kimliktir: as a parent, as team leader ya da as adult citizens. as sonrasındaki isim öbeği, kişinin hangi sıfatla hareket ettiğini veya sorumluluk taşıdığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi as + rol yapısıyla tamamlayın: ____ a volunteer, Noah helps new families find local services.
Cevabı göster
As
things like voting and holding politicians accountable. Kalıp ifadeler
3:35oy kullanmak ve politikacılardan hesap sormak gibi şeyleri.
holding politicians accountable: hold + kişi + accountable
Hold politicians accountable, siyasetçilerin kararları veya eylemleri için açıklama yapmasını ve sonuçların sorumluluğunu üstlenmesini istemek anlamına gelir. Accountable, “sorumlu ve hesap vermekle yükümlü” anlamındaki bir sıfattır; “sayılabilen” demek değildir. Yapı hold + kişi veya kuruluş + accountable şeklindedir. Sorumluluğun hangi konuyla ilgili olduğunu belirtmek için for + isim veya -ing biçimi ekleyin: hold officials accountable for their spending.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The committee must ____ the contractor ____ for the unsafe work.
Cevabı göster
hold · accountable
Reporter Alison Roberts visited schools around the Portuguese capital, Lisbon,
3:39Muhabir Alison Roberts, Portekiz'in başkenti Lizbon çevresindeki okulları ziyaret etti
was impressed by what she saw: doğrudan gözleme dayanan olumlu bir görüş
Was impressed by, gözlemlediği şeylerin onda güçlü ve olumlu bir görüş oluşturduğu anlamına gelir. Burada by, bu tepkiye yol açan kişiyi, şeyi veya deneyimi tanıtır. What she saw, “gördüğü şeyler veya durum” anlamında isim işlevi gören bir yan cümledir. İfade bir bütün olarak onun değerlendirmesinin doğrudan gözleme dayandığını gösterir.
Alıştırma
Bir toplum projesini ziyaret ettikten sonra Maya şöyle diyor: I was impressed by what I saw. Ne demek istiyor?
- Ziyareti çoktan unutmuştu.
- Gözlemlediği şeyler onda son derece olumlu bir görüş oluşturdu.
- Projeyi net bir şekilde göremedi.
Cevabı göster
Gözlemlediği şeyler onda son derece olumlu bir görüş oluşturdu.
presenter of BBC World Services People Fixing the World.
3:47BBC World Services'ten People Fixing the World programının sunucusu.
Another benefit is MyPolis has designed the program so it can be included as part of the national curriculum Notlar
3:52Bir diğer fayda da MyPolis'in programı ulusal müfredatın bir parçası olarak dahil edilebilecek şekilde tasarlaması
so it can be included as part of the national curriculum: hedeflenen sonucu ifade etmek
Burada so, tasarımın amacını ya da hedeflenen sonucunu tanıtır: program, ulusal müfredatın bileşenlerinden biri olarak dahil edilmesini mümkün kılacak biçimde tasarlanmıştır. So that aynı bağlantıyı daha açık hâle getirir. it can be included yan cümlesi, program dahil edilme eylemine maruz kaldığı için can be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik edilgen yapıyı kullanır. Daha genel olarak, kasıtlı bir eylemi anlatan fiilin ardından so (that) + yan cümle getirilerek bu eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığı açıklanabilir.
Alıştırma
So ifadesinin kasıtlı bir düzenlemenin amacını veya hedeflenen sonucunu tanıttığı cümleyi seçin.
- The timetable was arranged so every student could attend.
- We left early, so we avoided the traffic.
- The hall was so crowded that we waited outside.
Cevabı göster
The timetable was arranged so every student could attend.
as part of the national curriculum: ulusal müfredatın bir parçası olarak
Bu cümlede as part of the national curriculum, programın ülkenin resmî öğretim planına dâhil edilebileceği anlamına gelir. Part, büyük sistemin yanına konan ek bir şeyi değil, sistemin içindeki bir bileşeni ifade eder. Aktarılabilir as part of + isim öbeği yapısı, bir kişinin veya şeyin daha büyük bir bütüne ait olduğunu, o bütüne dâhil edildiğini ya da onun içinde işlev gördüğünü belirtir.
Alıştırma
“Daha büyük bir bütünün içinde yer alan” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop is offered ____ the training programme.
Cevabı göster
as part of
rather than as an add-on: ek bir unsur olarak değil
Bu parçada rather than, reddedilen rolü veya yaklaşımı belirtir. Tekrarlanan as, önceki as part of the national curriculum ifadesiyle paralellik kurar: program tamamlayıcı bir şey olarak değil, müfredatın bir parçası olarak görülmelidir. An add-on, ana sunumun dışındaki ek bir özellik, hizmet veya etkinliği adlandıran sayılabilir bir isimdir. Öge yararlı olabilse de bu sözcük çoğu zaman onun isteğe bağlı veya temel olmayan bir unsur olduğunu düşündürür.
Alıştırma
“Onu tamamlayıcı bir ek unsur olarak görmek yerine” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We treat accessibility as a core requirement ____.
Cevabı göster
rather than as an add-on
Well, it's good to know that this is happening in other places, Ton ve niyet
3:59Pekâlâ, bunun başka yerlerde de olduğunu bilmek güzel,
it's good to know (that)...: yeni bir bilgiye olumlu karşılık vermek
Burada it's good to know, bu bilgiyi öğrenmenin sevindirici, rahatlatıcı veya cesaret verici olduğu anlamına gelir. Konuşmacı, benzer bir çalışmanın başka yerlerde de yapılıyor olmasını olumlu değerlendirir; kendi bilme becerisini değerlendirmez. Yaygın yapı It's good to know (that) + yan cümledir. Yararlı veya olumlu bir bilgiyi sakin ve nazik biçimde karşılama imkânı verir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız binada yedek jeneratör olduğunu söylüyor. Hangi yanıt bu bilgiyi doğal biçimde olumlu değerlendirir?
- It's good to know that the building has a backup generator.
- I wonder why the building has a backup generator.
- It's difficult to know whether the generator will work.
Cevabı göster
It's good to know that the building has a backup generator.
but the thing that also really strikes me here is that politicians are actually listening to these kids and taking them seriously, Notlar
4:02ama burada beni gerçekten etkileyen bir başka şey de politikacıların bu çocukları gerçekten dinlemesi ve ciddiye alması,
really strikes me: güçlü bir kişisel izlenim ifade etmek
really strikes me ifadesinde strike mecazidir: Bir şey konuşmacının dikkatini güçlü biçimde çeker veya onda kuvvetli bir izlenim bırakır. Burada konuşmacının özellikle dikkat çekici bulduğu noktayı tanıtır. Daha geniş olan The thing that strikes me is that... yapısı, önce konuşmacının en güçlü gözlemini belirtip ardından içeriğini vererek yorumu düzenler. Really tepkiyi güçlendirir. Yalnızca I notice... demekten daha güçlü ve daha özneldir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ayrıntının güçlü bir izlenim bıraktığını, ancak mutlaka hayranlık uyandırdığını söylemeden ifade eder?
- What really impresses me is how quickly the plan changed.
- What really strikes me is how quickly the plan changed.
- I notice that the plan changed quickly.
Cevabı göster
What really strikes me is how quickly the plan changed.
politicians are actually listening to: beklenmedik bir gerçeği vurgulama
politicians are actually listening to... ifadesinde actually, dinleme eyleminin gerçekten gerçekleştiğini ve bunun dikkat çekici ya da beklenmedik olduğunu vurgular. Konuşmacı, siyasetçilerin çocukları dikkatle dinlemeyeceği yönündeki olası beklentiyle örtük bir karşıtlık kurar. Burada actually, are listening eyleminin tamamını niteler; yalnızca tarafsız bir “aslında” anlamına gelmez. Başka bağlamlarda bilgiyi düzeltebilir, ancak burada temel işlevi vurgu ve şaşkınlık katmaktır.
Alıştırma
“The manager actually read every suggestion.” cümlesinde actually en güçlü biçimde neyi ifade eder?
- Cümle, yöneticinin önerileri ne zaman okuduğunu belirtir.
- Yöneticinin her öneriyi okuduğu doğrudur ve bu biraz beklenmedik bir durumdur.
- Yönetici yalnızca önerileri okuyormuş gibi yapmıştır.
Cevabı göster
Yöneticinin her öneriyi okuduğu doğrudur ve bu biraz beklenmedik bir durumdur.
taking them seriously: birini ciddiye almak
Take someone seriously, bir kişiyi, onun görüşlerini veya kaygılarını göz ardı etmek yerine ilgi ve saygıya değer görmek anlamına gelir. Burada them, these kids ifadesine gönderme yapar. Yapı take + kişi veya şey + seriously biçimindedir. take the warning seriously örneğindeki gibi konular ve sorunlar için de kullanılabilir. Birini ciddiye almak, onunla mutlaka aynı fikirde olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Even though Mia is young, please ____ when she raises a safety concern.
Cevabı göster
take her seriously
giving them answers because politicians, as we know, can be hard to pin down. Deyimler
4:09onlara cevap vermesi, çünkü bildiğimiz gibi politikacılardan kesin yanıt almak zor olabilir.
be hard to pin down: birinden net bir yanıt almanın zor olması
Bu cümlede be hard to pin down, birinin net bir yanıt, tutum veya taahhüt vermesini sağlamanın zor olduğu anlamına gelir. Politikacıların fiziksel olarak sabitlenmesinden değil, belirsiz konuşmaya devam etmelerinden söz edilir. someone is hard to + fiil kalıbı, etkin biçimli bir mastar kullanmasına rağmen edilgene benzer bir anlam taşır: Başkalarının o kişiyi pin down etmesi zordur. Pin down ayrıca belirsiz bir gerçeği tam olarak belirlemek anlamına da gelebilir; dolayısıyla yeniden kullanılabilir temel fikir, belirsiz bir şeyi kesin hâle getirmektir.
Alıştırma
Bir röportajda 'The candidate was hard to pin down on tax policy' ne anlama gelir?
- Röportajı yapan kişi, adayın net bir tutum açıklamasını sağlayamadı.
- Röportajı yapan kişi, adayın nerede olduğunu bulamadı.
- Aday hemen ayrıntılı bir yanıt verdi.
Cevabı göster
Röportajı yapan kişi, adayın net bir tutum açıklamasını sağlayamadı.
The MyPolis program is designed as part of the whole school curriculum
4:14MyPolis programı, tüm okul müfredatının bir parçası olarak tasarlanmıştır
and not just an add-on, meaning something extra that is added later
4:17sadece bir eklenti olarak değil, ki bu da sonradan eklenen ekstra bir şey anlamına gelir
instead of being planned in from the start. Kalıp ifadeler
4:22başından itibaren planlanmış olmak yerine.
planned in from the start: ilk plana dâhil edilmiş
Planned in, bir planın veya tasarımın parçası olarak dâhil edilmiş demektir. Burada being planned in edilgen yapıdadır: adı belirtilmeyen özellik veya gereksinim, plana dâhil edilen unsurdur. From the start, bu kararın sürecin başlangıcında alındığını gösterir. İfade, bir şeyi ilk plana tasarım aşamasında yerleştirmekle daha sonra ek bir unsur olarak eklemek arasındaki karşıtlığı anlatır.
Alıştırma
'İlk plana dâhil edilmiş' anlamına gelen, derste vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular maintenance time was ____, not added later.
Cevabı göster
planned in from the start
Myra was impressed that local politicians take the school children seriously.
4:25Myra, yerel politikacıların okul çocuklarını ciddiye almasından etkilendi.
you think it's important and deserves attention.
4:32onun önemli olduğunu ve ilgiyi hak ettiğini düşünürsünüz.
To pin someone down means to force them to explain their plans and intentions in detail.
4:40Birinden kesin yanıt almak, onu planlarını ve niyetlerini ayrıntılı olarak açıklamaya zorlamak demektir.
It sounds like the program is really developing active citizens of the future in Portugal. Notlar
4:46Görünüşe göre program Portekiz'de gerçekten geleceğin aktif vatandaşlarını yetiştiriyor.
It sounds like: duyulan bilgilere dayanan ihtiyatlı bir sonuç
It sounds like + yan cümle, konuşmacının duyduklarına dayanan bir sonucu ifade eder. Burada konuşmacı programla ilgili bilgileri ihtiyatlı biçimde özetlemektedir; programın çıkardığı gerçek bir sesi anlatmamaktadır. Bu ifade, sonucu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, edinilen bir izlenim olarak sunar. Bu yapıda like sonrasında tam bir yan cümle gelir: the program is really developing active citizens.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızın yeni bir sistemi açıklamasını dinledikten sonra en doğal ihtiyatlı özeti hangi cümle verir?
- It looks like the new system will save time.
- It sounds like the new system will save time.
- The new system will definitely save time.
Cevabı göster
It sounds like the new system will save time.
developing active citizens of the future: geleceğin etkin yurttaşlarını yetiştirmek
Bu cümlede developing active citizens of the future, insanların gelecek yıllarda yurttaşlık yaşamına ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılmak için gereken bilgi, beceri ve alışkanlıkları geliştirmelerine yardımcı olmak anlamına gelir. Develop burada tasarlamak veya üretmek değil, zaman içinde yetiştirmek demektir. Active; bilgi sahibi olmak, topluma katkıda bulunmak ve görüşlerini sorumlu biçimde ifade etmek gibi katılım biçimlerini anlatır. Fiziksel olarak enerjik olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Yurttaşlık eğitimiyle ilgili bir tartışmada active citizens en yakın olarak ne anlama gelir?
- Her gün egzersiz yapan kişiler
- Kamusal yaşama ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılan kişiler
- Yalnızca devlet için çalışan kişiler
Cevabı göster
Kamusal yaşama ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılan kişiler
In fact, it's been so successful that similar programs have been started in Italy, Hungary, and Mozambique. Dilbilgisi
4:51Aslında o kadar başarılı oldu ki İtalya, Macaristan ve Mozambik'te de benzer programlar başlatıldı.
been so successful that: sonuç doğuran derece
Buradaki been so successful that, be so + sıfat + that yan cümlesi kalıbının bir parçasıdır. So, başarı derecesinin yüksek olduğunu gösterir; that yan cümlesi ise sonucu verir: bu başarı, başka yerlerde benzer programların başlatılmasına yol açmıştır. Tam fiil grubu has been so successful that şeklindedir. it's been içindeki it's, it has anlamına gelir. Bu yapı özne + be + so + sıfat + that + sonuç biçiminde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi so + sıfat + that kalıbıyla tamamlayın: The pilot scheme was ____ the council expanded it across the city.
Cevabı göster
so successful that
have been started: edilgen present perfect
Have been started, present perfect edilgen yapıdır: have + been + geçmiş zaman ortacı. similar programs ifadesi dilbilgisel öznedir ancak eylemden etkilenen taraftır; adı belirtilmeyen kişiler veya kuruluşlar programları başlatmıştır. Present perfect, daha önceki bir eylemi şimdiki durumla ilişkilendirir. Odak, programların tam olarak ne zaman başlatıldığı değil, şimdi var olmalarıdır. Been sözcüğünü çıkarmak yapıyı değiştirir ve edilgen anlamı ortadan kaldırır.
Alıştırma
Cümleyi start fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Several local projects ____ by the council since January.
Cevabı göster
have been started
Okay, Neil, I think I should reveal the answer to my question.
4:58Tamam, Neil, sanırım sorumun cevabını açıklamalıyım.
I asked you what is the meaning of the ancient Greek word polis,
5:02Sana antik Yunan kelimesi polis'in anlamının ne olduğunu sormuştum,
I'm afraid ile kötü haberi veya düzeltmeyi yumuşatmak
Burada I'm afraid, konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. which was the wrong answer düzeltmesine eklenen kibar bir yumuşatma ifadesidir ve olumsuz mesajın daha az sert duyulmasını sağlar. Bu kullanımda I'm afraid, I'm afraid that's the wrong answer örneğindeki gibi kötü haberden önce veya altyazıdaki gibi sonra gelebilir. Bunu, düzeltmenin doğru olup olmadığına dair bir tereddüt değil, istenmeyen bir bilginin iletildiğini gösteren bir işaret olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm afraid, korkuyu anlatmak yerine istenmeyen bir bilgiyi kibarca sunmak için kullanılmıştır?
- I'm afraid we can't offer a refund.
- I'm afraid of large dogs.
- I was afraid when I heard the noise.
Cevabı göster
I'm afraid we can't offer a refund.
Right, it's time to recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:16Pekâlâ, şimdi öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı,
it's time to recap ile tekrar bölümünü duyurmak
it's time to recap ifadesi, daha önce ele alınmış içeriğin kısa bir tekrarına geçildiğini bildirir. Altyazıda dinleyicilere öğretim bölümünün sona erdiğini ve kelime tekrarının başladığını gösterir. Yapı It's time to + fiilin yalın biçimidir. Burada recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek anlamına gelir; böylece ifade hem sıradaki eylemi belirtir hem de derste açık bir geçiş işareti oluşturur.
Alıştırma
Kısa bir tekrarı bildiren dört kelimelik hedef ifadeyle toplantı yöneticisinin cümlesini tamamlayın: We've discussed every proposal. Now ____ the key decisions before we finish.
Cevabı göster
it's time to recap
starting with: ilk öğeyi belirtmek
Starting with, sıralı bir liste, değerlendirme veya açıklamadaki ilk öğeyi tanıtır. Bu cümlede with ifadesinden sonra gelen öğe, ele alınacak ilk konudur. Starting with + isim veya isim öbeği yapısını kullanın. Buradaki with başlangıç öğesini gösterir; bir şeyi başka biriyle birlikte yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle better public transport seçeneğinin ilk olarak ele alınacak çözüm olduğunu açıkça gösterir?
- We'll discuss three solutions, starting with better public transport.
- We'll discuss three solutions, including better public transport.
- We'll discuss three solutions, ending with better public transport.
Cevabı göster
We'll discuss three solutions, starting with better public transport.
a term for the set of rules and laws that exists in a country.
5:21bir ülkede var olan kural ve kanunların bütünü için kullanılan bir terim.
An erosion of trust happens when people gradually lose confidence in political and economic institutions.
5:25İnsanların siyasi ve ekonomik kurumlara olan inançlarını yavaş yavaş kaybetmesi durumunda güven erozyonu (erosion of trust) gerçekleşir.
An add-on is an extra part that is added to something later,
5:35Eklenti (add-on), sonradan bir şeye ilave edilen ekstra bir kısımdır,
rather than being built in from the start. Kalıp ifadeler
5:38baştan itibaren içine dâhil edilmek yerine.
built in from the start: özgün tasarıma dahil edilmiş
Built in, bir şeyin sistemin, planın veya tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edildiğini belirtir. Being built in yapısında edilgen bir fiil biçimidir; fiziksel bir inşayı anlatmak zorunda değildir. From the start zamanı başlangıç noktasına yerleştirir. Built in from the start birlikte kullanıldığında, özelliğin veya ilkenin sonradan eklenmek yerine özgün tasarımın bir parçası olduğunu belirtir.
Alıştırma
Güvenlik kontrolünün özgün tasarımın bir parçası olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The safety check wasn't added later; it was ____.
Cevabı göster
built in from the start
you consider them important and worthy of your attention.
5:43onu önemli ve ilginizi hak eden biri olarak görüyorsunuzdur.
it's difficult to find out their specific plans and intentions.
5:49onun belirli planlarını ve niyetlerini öğrenmek zordur.
find it hard to: bir şeyi yapmayı zor bulmak
Find it hard to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın zor olduğunu hissetmek demektir. Buradaki find, “bulmak” değil, “hissetmek veya değerlendirmek” anlamındadır. Yapı find + it + sıfat + to mastarı şeklindedir. It biçimsel nesne görevi görür; zor gelen asıl eylemi ise to mastarı belirtir. Bu cümlede söz konusu eylem pinning someone down ifadesidir. Benzer yapılarda sıfat değişebilir: find it easy to veya find it impossible to gibi.
Alıştırma
Maya'nın odaklanmayı zor bulduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Maya ____ concentrate when people are talking nearby.
Cevabı göster
finds it hard to
to pin someone down: birinden net yanıt almak
Bu bağlamda to pin someone down mecazi bir ifadedir. Birinin belirsiz konuşmaya devam etmesi yerine net bir yanıt, tarih, plan, tutum veya taahhüt vermesini sağlamak anlamına gelir. Kişi pin ile down arasına yerleştirilir: pin someone down. Konuyu belirtmek için pin someone down on + konu yapısı kullanılır; örneğin pin her down on the delivery date. İfade, ısrarlı sorularla belirli bilgiler elde etme anlamı taşır.
Alıştırma
Müşteriye ulaşılabiliyor, ancak müşteri lansman tarihi hakkında kesin bir yanıt vermekten sürekli kaçınıyor. Proje yöneticisinin yapması gerekeni en iyi hangi cümle anlatır?
- We need to pin the client down on the exact launch date.
- We need to ask where the client wants to launch the product.
- We need to track the client down before discussing the launch date.
Cevabı göster
We need to pin the client down on the exact launch date.
but remember, you'll find a quiz and worksheet for this episode over on our website, bbclearningenglish.com.
5:55ama unutmayın, bu bölüm için bir test ve çalışma kağıdını bbclearningenglish.com adlı web sitemizde bulabilirsiniz.