İyi bir vatandaş olmanın şartları nelerdir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
922 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Neil ve Georgie, iyi bir vatandaşı neyin tanımladığını inceliyor; ayrıca kurumlara duyulan güven azalırken Portekizli öğrencilerin yerel iyileştirmeler önermesine, siyasetçilerle doğrudan görüşmesine ve demokratik katılımı deneyimlemesine imkân veren MyPolis’i anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what do you think makes — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir şeyi tanımlayan nitelikler veya koşullar hakkında karşı tarafın düşünülmüş görüşünü istemeyi öğrenin. Bu açık uçlu yapı, tek bir olgusal cevap aramak yerine gerçek bir tartışma başlatır ve konuştuğunuz kişinin değerlendirmesine önem verdiğinizi gösterir. 2. an erosion of — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: erosion sözcüğünün, halkın hükümetlere ve demokratik kurumlara güveninin aşamalı biçimde zayıflamasını mecazen nasıl anlattığını kavrayın. Resmî bağlamlara uygun bu ifade, ani bir kayıptan ziyade yavaş ve birikimli bir gerilemeyi anlatmanızı sağlar. 3. be hard to pin down. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun birini fiziksel olarak tutmak anlamına gelmediğini; kişinin planları veya niyetleri hakkında ondan açık, somut cevap almanın zor olduğunu anlayın. Siyasi röportajlarda, müzakerelerde ve iş görüşmelerinde biri belirsiz konuştuğunda ya da taahhütte bulunmaktan kaçındığında kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

Georgie, what do you think makes a good citizen? Ton ve niyet

0:13

Georgie, sence iyi bir vatandaşı ne oluşturur?

Ton ve niyet

What do you think makes ...? ile birinin değerlendirmesini istemek

What do you think makes + isim öbeği? kalıbı, dinleyiciden hangi niteliklerin, davranışların veya koşulların makes fiilinden sonra belirtilen sonucu oluşturduğuna dair değerlendirme yapmasını ister. Burada Georgie’den birini iyi vatandaş yapan nitelikleri açıklaması beklenir; tek ve sabit bir olgusal cevap aranmaz. what makes a good citizen bölümünde what, makes fiilinin öznesidir. Bu nedenle iç içe soru düz cümle sırasını korur: What do you think makes ...? denir, What do you think does make ...? denmez.

Alıştırma

Hangi soru, iyi bir takım için gerekli nitelikler hakkında birinin görüşünü en açık biçimde sorar?

  1. Do you think the team is good?
  2. What do you think makes a good team?
  3. What makes you think the team is good?
Cevabı göster

What do you think makes a good team?

Ooh, interesting question.

0:17

Ooh, ilginç bir soru.

I think a good citizen is someone who doesn't break the law Kalıp ifadeler

0:19

Bence iyi bir vatandaş kuralları çiğnemeyen

and is generally kind to other people.

0:23

ve genelde diğer insanlara nazik olan kişidir.

Kalıp ifadeler

break the law: yasa dışı davranış için kullanılan kalıplaşmış eşdizim

Break the law, yasa dışı bir şey yapmak veya yasaya uymamak anlamına gelen kalıplaşmış bir eşdizimdir. Buradaki break mecazidir: Bir şeye fiziksel olarak zarar vermek değil, “ihlal etmek” anlamındadır. doesn't break the law ifadesindeki tekil the law, genel olarak hukuk sistemini veya yasaların bütününü belirtir. Belirli yasalar sayıldığında break laws da kullanılabilir; ancak genel anlamda “yasayı çiğnemek” için yaygın ifade break the law'dur.

Alıştırma

Cümleyi “yasa dışı davranır” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Someone who steals from a shop ____.

Cevabı göster

breaks the law

What about you? Ton ve niyet

0:26

Peki ya sen?

Ton ve niyet

What about you?: aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek

What about you? mevcut konuyu veya soruyu karşı tarafa yöneltir. Genellikle “Peki senin cevabın, görüşün veya durumun ne?” anlamına gelir; “Senin hakkında ne oluyor?” anlamına gelmez. Tam olarak ne sorduğu önceki bağlama bağlıdır. Kendi cevabınızı verdikten sonra, sorunun tamamını tekrarlamadan karşı tarafın da aynı soruyu cevaplamasını sağlamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

B'nin cevabını, aynı soruyu karşı tarafa yönelten bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A: How do you get to school? B: I take the bus. ____?

Cevabı göster

What about you

Any ideas? Ton ve niyet

0:27

Bir fikrin var mı?

Ton ve niyet

Any ideas?: fikir veya öneri istemek

Any ideas?, bazı sözcükleri atılmış kısa bir konuşma sorusudur; dil bilgisi açısından eksiltili bir sorudur. Do you have any ideas? anlamına gelir ve başkalarından açık biçimde düşünce, öneri veya olası çözüm ister. Buradaki any, her fikrin kabul edileceği anlamına gelmez. Konuşanın, dinleyicide bulunabilecek konuyla ilgili her türlü fikri duymaya hazır olduğunu gösterir.

Alıştırma

Gayriresmî bir tartışmada olası çözümleri doğal biçimde isteyen cümle hangisidir?

  1. The printer keeps going offline. Any decisions?
  2. The printer keeps going offline. Any details?
  3. The printer keeps going offline. Any ideas?
Cevabı göster

The printer keeps going offline. Any ideas?

Yeah, I agree.

0:28

Evet, katılıyorum.

but also maybe people who volunteer. Ton ve niyet

0:29

ama belki aynı zamanda gönüllü olarak çalışan kişiler.

Ton ve niyet

but also maybe: bir olasılığı yumuşakça eklemek

Burada but also, daha önce sözü edilen bir düşünceye başka bir grup ekler. Cümlenin but ile başlamasının nedeni, önceki bir listeyi veya karşıtlığı sürdürmesidir; tek başına yepyeni ve tamamlanmış bir konu başlatmaz. Maybe eklenen düşünceyi yumuşatır. People who volunteer ifadesini kesin bir sonuç olarak değil, olası bir ek olarak sunar. Böylece konuşan tamamen kararsız görünmek yerine tartışmaya açık bir ton kullanır.

Alıştırma

Cümlede but also maybe ne işe yarıyor?

  1. Gönüllülerin tek grup olduğunu söyler.
  2. Başka bir olası grubu yumuşak bir biçimde ekler.
  3. Daha önce sözü edilen bütün grupları reddeder.
Cevabı göster

Başka bir olası grubu yumuşak bir biçimde ekler.

So people who run clubs for children and that kind of thing. Kelime

0:32

Yani çocuklar için kulüpler yöneten ve o tarz şeyler yapan insanlar.

Kelime

run clubs for children: kulüpleri düzenlemek ve yönetmek

Run clubs for children ifadesinde run; kulüpleri düzenlemek, yönetmek ve işler durumda tutmak anlamına gelir. Fiziksel olarak koşmayı anlatmaz. Run fiilinin bu anlamı, kuruluşlar ve planlı etkinliklerle birlikte yaygındır: run a business, run a course, run an event veya run a club denebilir.

Alıştırma

"Leo runs a Saturday science club," cümlesinde runs ne anlama gelir?

  1. kulübü düzenleyip yönetiyor
  2. fiziksel olarak kulübe doğru koşuyor
  3. kulübün üyesi oluyor
Cevabı göster

kulübü düzenleyip yönetiyor

I think they're good citizens.

0:36

Bence onlar iyi vatandaşlar.

Now, being a citizen, a member of society who enjoys certain rights in return for having certain responsibilities, Notlar

0:38

Şimdi, belirli sorumluluklara sahip olmanın karşılığında belirli haklardan yararlanan toplumun bir üyesi, bir vatandaş olmak,

Kültür

being a citizen: haklar ve sorumluluklar içeren toplumsal bir rol

Burada being a citizen, toplumun bir üyesi olma rolünü üstlenmek anlamına gelir. Eş açıklama görevindeki a member of society, citizen sözcüğünü yalnızca bir milliyet veya pasaport etiketi olarak değil, bir topluluğa ait olma açısından açıklar. Bu yurttaşlık bağlamında rol, hem haklardan yararlanmayı hem de sorumlulukları kabul etmeyi içerir. Bu toplumsal anlam, vatandaşlıkla ilgili tartışmaları anlamaya yardımcı olur; ancak sözcük başka bağlamlarda daha kesin bir hukuki anlama sahip olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede being a citizen esas olarak neyi vurguluyor?

  1. Hak ve sorumlulukları içeren toplumsal bir role sahip olmak
  2. Herhangi bir yerde geçici olarak yaşamak
  3. Daha geniş bir toplumsal rol olmadan yalnızca pasaport sahibi olmak
Cevabı göster

Hak ve sorumlulukları içeren toplumsal bir role sahip olmak

Kalıp ifadeler

in return for having...: bir değiş tokuşu belirtmek

In return for, bir değiş tokuşun diğer tarafını belirtir: bir taraf bir şey alırken başka bir şey verir, yapar veya kabul eder. Burada belirli haklar, belirli sorumlulukları üstlenmenin karşılığı olarak sunulur; bu, gerçek anlamda bir satın alma değil, geniş kapsamlı bir toplumsal dengedir. Bu ifadede for bir edattır; bu nedenle ardından isim veya having örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. Return burada bir yere geri dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki “bir değiş tokuşun bir tarafı olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library gives volunteers free membership ____ helping at weekend events.

Cevabı göster

in return for

is an old idea that's been in the news a lot recently. Kalıp ifadeler

0:45

son zamanlarda haberlerde çokça yer alan eski bir kavramdır.

Kalıp ifadeler

that's been in the news: son dönemde medyanın ilgisini çekmek

Bu cümlede be in the news, haber medyasının ilgisini çekmek veya gazetecilerin haber yaptığı bir konu olmak anlamına gelir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. A lot recently, yakın dönemde haberlerin sık olduğunu gösterir. That's been, that has been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect yapısındaki has been, recently ile birlikte medya ilgisini günümüzle bağlantılı yakın tarihli bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle veri gizliliğinin son zamanlarda güncel bir konu olarak medyanın ilgisini gördüğünü belirtir?

  1. I read some news about data privacy last night.
  2. Data privacy has been in the news lately.
  3. Data privacy was discussed on the news last night.
Cevabı göster

Data privacy has been in the news lately.

It's something that interests Myra Anubi,

0:49

Bu, Myra Anubi'nin ilgisini çeken bir konu,

presenter of BBC World Service program, People Fixing the World.

0:51

BBC World Service programı, People Fixing the World sunucusu.

What do you think makes a good citizen?

0:57

Sizce iyi bir vatandaşı iyi yapan nedir?

Is it someone who follows the laws of the land and pays their taxes? Kalıp ifadeler

0:59

Ülkenin yasalarına uyan ve vergilerini ödeyen biri midir?

Kalıp ifadeler

pays their taxes: vergi yükümlülüğünü yerine getirmek

Pay taxes, bir kişinin devlete borçlu olduğu vergi parasını ödemesini anlatan standart eşdizimdir. Their taxes ifadesindeki iyelik, yükümlülüğü kişiye bağlar: o kişinin borçlu olduğu vergiler. Pays, tekil someone ile özne-yüklem uyumu gösterir. Their da someone sözcüğüne gönderme yapar ve cinsiyet belirtmemek için tekil they kullanır; bu, modern İngilizcede standart bir kullanımdır.

Alıştırma

Hangi cümle her çalışanın geliri üzerinden devlete vergi ödemesi gerektiğini standart eşdizimle ifade eder?

  1. Every employee must pay taxes on their income.
  2. Every employee must make taxes on their income.
  3. Every employee must pay for taxes on their income.
Cevabı göster

Every employee must pay taxes on their income.

Well, some people might say it should go beyond that. Kalıp ifadeler

1:03

Şey, bazıları bunun ötesine geçmesi gerektiğini söyleyebilir.

Kalıp ifadeler

should go beyond that: temel bir standardı aşmak

Bu cümlede should go beyond that, az önce sözü edilen temel görevlerden daha fazlasının istenmesi veya kapsanması gerektiği anlamına gelir. That, yasalara uymaya ve vergi ödemeye gönderme yaparken should, standardın nasıl olması gerektiğine ilişkin bir görüş bildirir. Buradaki go fiziksel hareket anlamında değildir. Go beyond + bir sınır, kural veya fikir, onu aşmayı anlatan soyut bir kalıptır; go beyond that, savı asgari bir düzeyden daha yüksek bir beklentiye taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede go beyond that daha yüksek bir standardın gerekli olduğunu anlatır?

  1. Answering questions is a start, but good support should go beyond that.
  2. The guide should go beyond that bridge and turn left.
  3. The train should go beyond that station before it stops.
Cevabı göster

Answering questions is a start, but good support should go beyond that.

And a good citizen is one who tries to improve the place where they live. Dilbilgisi

1:06

Ve iyi bir vatandaş, yaşadığı yeri iyileştirmeye çalışan kişidir.

Dilbilgisi

one who tries to: bir insan türünü tanımlamak

Burada one, o türden bir kişi anlamına gelir: a good citizen ifadesine geri gönderme yapar ve 1 sayısını belirtmez. Who ile başlayan ilgi cümleciği, o kişiyi tanımlayan özelliği açıklar. A/An + kategori + is one who + fiil kalıbı, bir insan türünü kısa ve öz biçimde tanımlamanın yoludur. one who tries to improve... ifadesinde tries, tekil one ile uyumludur ve try to sonrasında fiilin yalın biçimi kullanılır.

Alıştırma

Tanımı, one ile başlayan ve “bir şeyi yapmak için çaba gösteren kişi” anlamına gelen bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: A good leader is ____ understand the team before making a decision.

Cevabı göster

one who tries to

A good citizen obeys the law of the land, Kelime

1:10

İyi bir vatandaş, 'ülkenin yasalarına' uyar,

a term for the set of rules and laws that exists in a country.

1:13

bu, bir ülkede var olan kural ve kanunların bütünü için kullanılan bir terimdir.

Kelime

the law of the land: bir ülkenin yürürlükteki hukuk sistemi

The law of the land, belirli bir ülkede veya yargı çevresinde yürürlükte olan hukuk bütününü ifade eder. Bu cümlede iyi bir vatandaşın uyması beklenen resmî kuralları anlatır; land burada toprak veya mülk değil, bu hukuk sisteminin geçerli olduğu ülke ya da bölgedir. Bu ifade, birçok ayrı yasayı yetkili tek bir hukuk düzeni olarak ele alır. Yalnızca laws demekten daha kurumsal ve vurguludur.

Alıştırma

Bir ülkede yürürlükte olan hukuk bütününü hangi ifade anlatır?

  1. land law
  2. the law of the land
  3. a plot of land
Cevabı göster

the law of the land

But should there be more to it than that? Kalıp ifadeler

1:17

Ancak bundan daha fazlası olmalı mı?

Kalıp ifadeler

more to it than that: ilk açıklamadan daha karmaşık olmak

More to it than that, bir konunun az önce söylenenden başka yönleri, nedenleri, gereklilikleri veya karmaşıklığı bulunduğunu anlatır. Bir şeyin içinde fiziksel olarak daha fazla nesne bulunduğunu ifade etmez. Should there be more to it than that? cümlesinde it iyi bir vatandaş olmayı, that ise yasaya uymayı ifade eder. Soru, yasaya uymanın bütün cevap değil de yalnızca bir başlangıç noktası olup olmadığını sorarak daha derin bir tartışma başlatır.

Alıştırma

Yeni bir iş kolay görünüyor ancak görünmeyen birkaç gerekliliği var. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. There's more to it than that.
  2. There's nothing more to say.
  3. There's more of it than that.
Cevabı göster

There's more to it than that.

Around the world,

1:19

Dünya çapında,

young people today are less likely to vote, Dilbilgisi

1:20

bugün gençlerin oy kullanma ihtimali daha düşük,

Dilbilgisi

less likely to vote: olasılıkları karşılaştırmak

Be less likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin başka bir grup, dönem veya duruma göre daha düşük olasılığa sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede gençlerin oy kullanma olasılığı, örtük bir karşılaştırma noktasından daha düşük olarak sunuluyor; bu karşılaştırma açıkça söylenmeden bağlamdan anlaşılabilir. Yapı özne + be + less likely + to-infinitive şeklindedir. Fiilden önceki to korunmalıdır: are less likely to vote.

Alıştırma

Cümleyi likely ile kurulan üç sözcüklü karşılaştırmalı olasılık yapısıyla tamamlayın: Compared with rested drivers, tired drivers are ____ react quickly.

Cevabı göster

less likely to

and many people aged 18 to 30 say they feel ignored by politicians. Notlar

1:23

ve 18 ile 30 yaş arasındaki pek çok insan, politikacılar tarafından yok sayıldıklarını hissettiklerini söylüyor.

Kalıp ifadeler

aged 18 to 30: yaş aralığı belirtmek

Aged 18 to 30, “18 ile 30 yaş arasında olan” anlamına gelir. people sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi belirli bir yaş grubuyla sınırlar. people who are aged 18 to 30 ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılabilir. Burada aged bir yaşı belirtir; “giderek yaşlanmak” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı isim + aged + tek bir yaş veya yaş aralığı şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, bir isimden sonra yaş aralığı getiren age biçimiyle tamamlayın: The program is for applicants ____ 16 to 19.

Cevabı göster

aged

Ton ve niyet

feel ignored by politicians: sesinin duyulmadığını hissettiğini aktarmak

feel ignored yapısında feel fiilinden sonra geçmiş zaman ortacı ignored gelir ve öznenin yaşadığı durumu anlatır: kişiler görüşlerinin, ihtiyaçlarının veya içinde bulundukları durumun dikkate alınmadığını düşünür. by politicians, onları görmezden gelen taraf olarak siyasetçilerin görüldüğünü belirtir. Burada ignored; dinlenmemek, fark edilmemek veya ciddiye alınmamak anlamına gelir. disliked anlamına gelmez. say they feel... ise siyasetçilerin bunu bilerek yaptığını kanıtlamak yerine grubun algısını aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle, yetkililerin insanları bilerek ihmal ettiğini öne sürmeden bölge sakinlerinin algısını en doğru şekilde aktarır?

  1. Residents feel ignored because officials rarely respond to their concerns.
  2. Residents feel disliked because officials rarely respond to their concerns.
  3. Officials deliberately ignore every resident's concern.
Cevabı göster

Residents feel ignored because officials rarely respond to their concerns.

So in this program, we'll be hearing about MyPolis, Anlatım akışı

1:28

Bu yüzden bu programda MyPolis hakkında duyacağız,

Anlatım akışı

in this program, we'll be hearing about ... ile program konusunu önceden tanıtmak

In this program, ardından gelecek içeriğin kapsamını belirler. Daha sonra we'll be hearing about, dinleyicinin programın bir sonraki bölümünde karşılaşacağı konuyu tanıtır; böylece bütün ifade giriş ile ana konu arasında bir yönlendirme işlevi görür. Burada will be hearing about, program içeriğine yönelik bir ön duyurudur; gelecekteki belirli bir anda sürmekte olan bir eylemi özellikle vurgulamaz. Sunucular, dinleyicileri planlanmış program akışı içinde yönlendirmek için gelecek zamanın sürekli biçimini sıkça bu şekilde kullanır.

Alıştırma

Hangi cümle, yaklaşan bir podcast bölümünün konusunu en doğal şekilde önceden tanıtır?

  1. Did you hear the alarm outside the studio?
  2. In today's podcast, we'll be hearing about how cities reduce food waste.
  3. The podcast discussed food waste last week.
Cevabı göster

In today's podcast, we'll be hearing about how cities reduce food waste.

an exciting project helping young people in Portugal re-engage with their citizenship. Kelime

1:32

Portekiz'deki gençlerin vatandaşlıklarıyla yeniden bağ kurmalarına yardımcı olan heyecan verici bir proje.

Kelime

re-engage with their ...: yeniden katılmak

re-engage with their citizenship ifadesinde re- “yeniden” anlamına gelir; engage with ise bir şeye etkin biçimde ilgi göstermek veya katılmak demektir. Their, ardından gelen citizenship ismine işaret eder. Burada citizenship yalnızca yasal vatandaşlık veya pasaport anlamına gelmez. Kamusal konular, haklar ve sorumluluklar dâhil olmak üzere gençlerin yurttaşlık yaşamındaki rolleriyle yeniden bağ kurmasını anlatır. Re-engage, bu bağın veya katılımın daha önce zayıfladığını ya da kesildiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede re-engage with, “yeniden katılmak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After a year away, Lena wants to re-engage to local environmental work.
  2. After a year away, Lena wants to re-engage with local environmental work.
  3. Before joining for the first time, Lena wants to re-engage with local environmental work.
Cevabı göster

After a year away, Lena wants to re-engage with local environmental work.

And as usual, we'll be learning some useful new words and phrases,

1:37

Ve her zamanki gibi, bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz,

all of which you'll find on our website, bbclearningenglish.com. Dilbilgisi

1:41

bunların hepsini bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.

Dilbilgisi

all of which: önceki grubun tamamına gönderme yapmak

All of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve önceki çoğul grup useful new words and phrases ifadesinin tamamına gönderme yapar. All, gruptaki her unsurun dâhil olduğunu belirtir; which yalnızca en yakındaki sözcüğü göstermez. Bu cümlede all of which, find fiilinin nesnesidir: bütün bu kelime ve ifadeleri internet sitesinde bulabilirsiniz. “İsim grubu, all of which + cümlecik” yapısı, hangi unsurların kastedildiğini belirlemek yerine virgülden sonra ek bilgi verir.

Alıştırma

Virgülün bütün atölyeler hakkında bilgi veren bir ilgi cümleciğini doğru biçimde başlattığı cümleyi seçin.

  1. The course includes six workshops, all of them are free.
  2. The course includes six workshops, all which of are free.
  3. The course includes six workshops, all of which are free.
Cevabı göster

The course includes six workshops, all of which are free.

But before that, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

1:45

Ama ondan önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

But before that: sonraki konudan önce bir adım eklemek

“But before that”, beklenen akışa geçici olarak ara verildiğini gösterir. Konuşmacı daha önce sözü edilen veya sırada olduğu düşünülen bir konuya devam etmek üzeredir, ancak önce başka bir adım ekler: Neil’a bir soru sormak. Buradaki “that”, planlanan bir sonraki konuyu veya eylemi gösterir. “Before” konuşmanın sırasını düzenler; uzun bir zaman aralığına ya da uzak geçmişteki bir olaya işaret etmez.

Alıştırma

Bu cümlede “But before that” ne işe yarıyor?

  1. Beklenen akışa ara verip önce bir soru ekler.
  2. Daha sonra gerçekleşmesi planlanan her şeyi iptal eder.
  3. Uzak geçmişte yaşanan bir olayı tanıtır.
Cevabı göster

Beklenen akışa ara verip önce bir soru ekler.

The project's name, MyPolis,

1:49

Projenin adı, MyPolis,

comes from the ancient Greek states such as Athens and Sparta, Notlar

1:51

vatandaşlık fikrinin doğduğu Atina ve Sparta gibi

Kültür

ancient Greek states: bağımsız şehir devletleri

Bu tarihsel bağlamda “ancient Greek states”, Atina ve Sparta gibi antik Yunan’daki ayrı siyasi toplulukları ifade eder. Her biri bir şehir merkezinde örgütlenmişti ve kendi yönetimiyle vatandaş topluluğuna sahipti. Buradaki “states”, ABD eyaletleri gibi modern bir ülkenin içindeki idari bölümler anlamına gelmez. Günümüz tarih yazımında bu antik Yunan topluluklarını anlatmak için “city-states”, yani şehir devletleri, genellikle daha açık bir ifadedir.

Alıştırma

Bu cümlede “ancient Greek states” ne anlama geliyor?

  1. Modern Yunanistan’ın idari bölgeleri.
  2. Atina ve Sparta gibi bağımsız şehir devletleri.
  3. Antik Amerika Birleşik Devletleri’nin parçası olan eyaletler.
Cevabı göster

Atina ve Sparta gibi bağımsız şehir devletleri.

Kalıp ifadeler

such as Athens and Sparta: örnekler sunmak

Such as, öncesinde belirtilen kategoriye ait bir veya daha fazla örnek sunar. Burada Athens ve Sparta, ancient Greek states kategorisinin örnekleridir. Bu örnekler genellikle temsilidir ve tam bir liste oluşturmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp kategori + such as + örnekler şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “örneğin” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The library lends equipment ____ cameras and microphones.

Cevabı göster

such as

where the idea of citizenship was born. Deyimler

1:55

antik Yunan şehir devletlerinden gelmektedir.

Deyimler

where the idea of citizenship was born: bir kökeni anlatmak

Where, önceki ancient Greek states ifadesine gönderme yapar ve bu yerler hakkında ek bilgi verir. the idea of citizenship was born ifadesinde was born mecazidir: fikir orada ortaya çıkmış veya ilk kez gelişmiştir. İngilizcede be born yalnızca canlıların dünyaya gelmesini değil; fikirlerin, hareketlerin, kuruluşların veya projelerin kökenini de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede where the idea of citizenship was born ne anlama gelir?

  1. Orada Vatandaşlık adında bir bebek doğdu.
  2. Bu devletler vatandaşların doğum günlerini kaydetmeye başladı.
  3. Fikir ilk kez bu antik Yunan devletlerinde gelişti.
Cevabı göster

Fikir ilk kez bu antik Yunan devletlerinde gelişti.

So, what is the meaning of the ancient Greek word polis? Kültür

1:57

Peki, antik Yunan kelimesi polis'in anlamı nedir?

Kültür

polis: Antik Yunancada şehir veya şehir devleti anlamına gelen kelime

Burada beklenen kısa cevap şehirdir. Antik Yunan tarihinde polis, şehir devleti anlamına da gelebilir: şehir ile onun çevresinde oluşan yurttaşlık ve siyaset topluluğunu birlikte ifade eder. ancient Greek word ifadesi, polis sözcüğünün sıradan bir modern İngilizce kelime değil, İngilizceye geçmiş tarihî bir terim olduğunu gösterir. Şehir ile yurttaş arasındaki bu bağ, MyPolis gibi bir adın neden polis sözcüğünü kullandığını da açıklar.

Alıştırma

Bu Antik Yunan bağlamında polis ne anlama gelir?

  1. Bir ada grubu
  2. Bir polis teşkilatı
  3. Bir şehir veya şehir devleti
Cevabı göster

Bir şehir veya şehir devleti

Is it A, vote, B, people, or C, city?

2:02

A mı, oy, B mi, halk, yoksa C mi, şehir?

Hmm, that's a good question.

2:07

Hmm, bu iyi bir soru.

I'm going to guess B, people. Ton ve niyet

2:09

Ben B, halk diye tahmin edeceğim.

Ton ve niyet

I'm going to guess: kesin olmayan bir cevap verme

I'm going to guess, bir yanıtı tahmin olarak sunar; dolayısıyla konuşan kişi emin olduğunu iddia etmeden cevap verir. Burada B seçimini daha az kesin hâle getirir ve cevabın yanlış olabileceğini gösterir. be going to + fiilin yalın hâli yapısında going to, planlanan veya hemen yapılacak bir eylemi belirtir. Buradaki eylem guess fiilidir; konuşan kişinin bir yere gittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kesin olmayan bir cevap vermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: '____ the 8:15 train leaves first.'

Cevabı göster

I'm going to guess

Okay, well I'll reveal the correct answer later in the program. Anlatım akışı

2:12

Tamam, doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the correct answer later: cevabı açıklamayı ertelemek

I'll reveal the correct answer later in the program yan cümlesi, cevabın şimdilik saklı tutulduğunu ancak daha sonra açıklanacağını dinleyiciye bildirir. Reveal burada daha önce bilinmeyen bir bilgiyi açıklamak demektir; bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. Geleceğe yönelik bu söz programın akışını düzenler: ileride yapılacak açıklamayı hazırlar ve o zamana kadar dinleyicinin ilgisini canlı tutar. I'll reveal X later kalıbı başka ortamlarda da bir duyuruyu ertelemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir programda I'll reveal the answer later demenin temel işlevi nedir?

  1. Cevabın hiçbir zaman verilmeyeceği anlamına gelir.
  2. Cevabın zaten bütünüyle açıklandığını söyler.
  3. Cevabı şimdilik bilinmez tutup daha sonra açıklamayı vaat eder.
Cevabı göster

Cevabı şimdilik bilinmez tutup daha sonra açıklamayı vaat eder.

MyPolis runs council assemblies where children can propose improvements to their local school community, Notlar

2:16

MyPolis, çocukların yerel okul topluluklarında iyileştirmeler önerebilecekleri konsey meclisleri yürütüyor,

Kültür

council assemblies: yurttaşlık konularını görüşmek için düzenlenen toplantılar

Council assemblies ifadesi, bir konseyle veya yurttaşların karar alma süreçleriyle bağlantılı, düzenli toplantıları adlandırır. Council temsil ve kamusal yönetişim fikrini taşır; assemblies ise insanların konuları birlikte görüşmek üzere bir araya geldiği toplantılardır. Bu cümlede toplantılar, çocuklara okul topluluklarında değişiklik önerebilecekleri yapılandırılmış bir ortam sağlar. Bu nedenle ifade, MyPolis'i yalnızca bir komitenin adı olarak değil, bir yurttaş katılımı faaliyeti olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede council assemblies nedir?

  1. Çocukların normal derslere girdiği binalar.
  2. Ortak bir kamusal amacı olmayan samimi sosyal buluşmalar.
  3. Katılımcıların topluluk sorunlarını ve önerilerini görüştüğü düzenli toplantılar.
Cevabı göster

Katılımcıların topluluk sorunlarını ve önerilerini görüştüğü düzenli toplantılar.

Kalıp ifadeler

propose improvements to their local school: resmî olarak iyileştirme önermek

Propose improvements to something, bir şeyi daha iyi hâle getirmek için fikirleri resmî biçimde sunmak demektir. Bu yapıda to, öneriyi alan kişiyi değil, iyileştirilecek yeri, sistemi veya hizmeti gösterir. Cümlenin tamamında bu öge their local school community ifadesidir. Buradaki propose, “değerlendirilmesi için önermek” anlamındadır. “Birine evlenme teklif etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede propose improvements to, değişiklikleri resmî biçimde önermek anlamında doğal kullanılmıştır?

  1. The committee proposed the town library with improvements.
  2. The committee proposed to improvements the town library.
  3. The committee proposed improvements to the town library.
Cevabı göster

The committee proposed improvements to the town library.

anything from fixing broken water fountains to changing the curriculum. Dilbilgisi

2:23

bozuk su sebillerinin tamir edilmesinden müfredatın değiştirilmesine kadar her şey.

Dilbilgisi

anything from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek

Anything from A to B, birçok farklı olasılığın kapsandığı anlamına gelir. A ve B, aralığın ne kadar geniş olduğunu gösteren örneklerdir; from ve to burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. A ve B’yi dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde kullanın. Bu cümlede fixing broken water fountains ve changing the curriculum ifadelerinin ikisi de -ing yapısındadır.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak aralık yapısını tamamlayın: The workshop covers anything ____ basic drawing ____ digital animation.

Cevabı göster

from · to

Local politicians also attend,

2:27

Yerel politikacılar da katılıyor,

listening to the children's ideas and responding by giving their support or explaining why not. Notlar

2:29

çocukların fikirlerini dinliyor ve destek vererek ya da neden olamayacağını açıklayarak karşılık veriyorlar.

Dilbilgisi

“responding by giving their support”: yöntemi belirten by + -ing

responding by giving their support ifadesinde responding ana eylemi belirtir; by giving their support ise bu karşılığın nasıl verildiğini açıklar. Buradaki by, “yanında” değil, “... yoluyla” anlamındadır. Ana eylemin hangi yöntemle yapıldığını belirtmek için eylem + by + -ing kalıbını kullanın. by'dan sonra -ing biçimi gelir: by giving doğrudur, by give değildir.

Alıştırma

by ve add fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The school responded to the safety concern ____ extra crossing guards.

Cevabı göster

by adding

Ton ve niyet

“explaining why ... not”: olumsuz bir neden için eksilti

Bu cümlede explaining why, ardından gelen not ile tamamlanarak explaining why not ifadesini oluşturur. Bu, bir fikri neden desteklemediklerini açıklamak demektir. explaining why they do not support it gibi daha açık bir biçim bağlamdan anlaşılır. Bu bir eksiltidir: tekrarı önlemek için konuşmada zaten açık olan bilgi söylenmez. Eksiltilen kısım, dinleyenin bağlamdan çıkarabileceği olumsuz bir seçim veya eylem olmalıdır.

Alıştırma

“The board declined the request and explained why not,” cümlesinde explained why not ne anlama gelir?

  1. Talebi neden kabul etmediklerini açıkladılar.
  2. Birinin talebi kabul etmek isteyip istemediğini sordular.
  3. Talebi neden kabul ettiklerini açıkladılar.
Cevabı göster

Talebi neden kabul etmediklerini açıkladılar.

The project was started by founder Bernardo Gonçalves

2:35

Proje, kurucusu Bernardo Gonçalves tarafından

when he was in his 20s because he was disappointed by interactions between political parties and young people. Kalıp ifadeler

2:38

20'li yaşlarındayken, siyasi partilerle gençler arasındaki etkileşimden hayal kırıklığına uğradığı için başlatıldı.

Kalıp ifadeler

was in his 20s: bir yaş aralığı

Was in his 20s, onun o sırada 20 ile 29 yaş arasında olduğunu belirtir. Tam olarak 20 yaşını değil, hayatın bir yaş dönemini anlatır. Kalıp be in + iyelik belirleyicisi + onluk yaş sayısı + s şeklindedir: am in my 20s, was in her 30s ve were in their 60s. be zamana, iyelik sözcüğü ise kişiye göre değişir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın 20 ile 29 yaşları arasındaki bir zamanda şef olduğunu söyler?

  1. Maya became a chef at 20.
  2. Maya was a chef for 20 years.
  3. Maya became a chef when she was in her 20s.
Cevabı göster

Maya became a chef when she was in her 20s.

Kalıp ifadeler

disappointed by interactions between A and B: hayal kırıklığının nedeni ve iki taraf

Be disappointed by + neden, bir olayın, davranışın, sonucun veya durumun birinin hayal kırıklığına yol açtığını anlatır. Burada hayal kırıklığının nedeni interactions ifadesidir; bu duyguyu yaşayan kişi değildir. Interactions between A and B, iki kişi ya da grubun birbiriyle iletişim kurma veya birbirini etkileme biçimlerini anlatır. Tam cümlede A political parties, B ise young people'dır; between iki tarafı and ile eşleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle düşmanca etkileşimleri doğal biçimde hayal kırıklığının nedeni olarak sunar ve iki tarafı belirtir?

  1. They were disappointing by the hostile interactions among the two groups.
  2. They were disappointed in the two groups interacted.
  3. They were disappointed by the hostile interactions between the two groups.
Cevabı göster

They were disappointed by the hostile interactions between the two groups.

Here's Bernardo telling more to BBC World Service program,

2:45

İşte BBC World Service programına daha fazlasını anlatan Bernardo,

People Fixing the World.

2:48

People Fixing the World.

We have seen a quick erosion in the trusts of the population on the democratic institutions Kelime

2:50

Halkın demokratik kurumlara olan güveninde hızlı bir aşınma gördük

Kelime

a quick erosion in the trusts: standart kalıp erosion of trust

Bu cümlede erosion mecaz anlamdadır: aşınan şey toprak ya da bir malzeme değil, güvendir. Bu nedenle a quick erosion, güvenin kısa sürede zayıfladığını anlatır. Özgün a quick erosion in the trusts ifadesi doğaçlama konuşma içinde anlaşılabilir, ancak örnek alınacak standart kalıp değildir. Düzenlenmiş İngilizcede a rapid erosion of trust kullanılır. Güvenilen kişi veya kurumu belirtmek için trust in something eklenir.

Alıştırma

Hangi cümle standart isim kalıbı erosion of trust yapısını kullanıyor?

  1. The repeated failures caused a rapid erosion of public trust.
  2. The repeated failures caused public trust to erode rapidly.
  3. The repeated failures rapidly reduced public trust.
Cevabı göster

The repeated failures caused a rapid erosion of public trust.

such as the national parliament, such as the government in office.

2:57

ulusal parlamento gibi, görevdeki hükümet gibi.

We need to find new ways to connect children and young citizens to democratic institutions. Notlar

3:02

Çocukları ve genç vatandaşları demokratik kurumlarla bağlamanın yeni yollarını bulmalıyız.

Kalıp ifadeler

find new ways to connect A to B: bağlantı kurmanın yeni yollarını bulmak

Find new ways to + fiilin yalın hâli, bir hedefe ulaşmak için yeni yöntemler aramak demektir. Bu cümlede hedef connect children and young citizens to democratic institutions yapısıdır: A, children and young citizens; B ise democratic institutions bölümüdür. Connect A to B, A'nın B'ye erişmesini, onunla iletişim kurmasını, katılım göstermesini veya sürekli bir ilişki geliştirmesini sağlayabilir. Burada fiziksel değil, toplumsal ve yurttaşlıkla ilgili bir bağlantı söz konusudur.

Alıştırma

Cümleyi find new ways to connect A to B yapısıyla tamamlayın: We need to ____ parents to school resources.

Cevabı göster

find new ways to connect

Kültür

democratic institutions: demokrasinin işleyişini sağlayan kurumlar

Burada democratic institutions, parlamentolar, seçimle işbaşına gelen hükümetler, seçim makamları ve yerel meclisler gibi demokrasinin işlemesini sağlayan yerleşik kurum ve düzenlemeleri ifade eder. Kesin örnekler ülkeye göre değişir. Buradaki institutions, okullar veya yardım kuruluşları anlamına gelmez. İfade, insanların yönetime ve kamusal kararlara katılmasını sağlayan örgütlü kamusal yapıları anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede democratic institutions ne anlama geliyor?

  1. Kamusal yaşamda hiçbir rolü olmayan özel kulüpler
  2. Seçim yapılan bir ülkedeki bütün okullar
  3. Demokratik bir sistemin işlemesine yardımcı olan kurum ve yerleşik düzenlemeler
Cevabı göster

Demokratik bir sistemin işlemesine yardımcı olan kurum ve yerleşik düzenlemeler

Otherwise, the gap will get bigger and bigger. Notlar

3:07

Aksi takdirde, aradaki uçurum gittikçe büyüyecek.

Anlatım akışı

Otherwise: bir şeyi yapmamanın sonucunu belirtmek

Bu cümlenin başında otherwise, “bu gerçekleşmezse” ya da “bunu yapmazsak” anlamına gelir. Önceki cümlede gerekli olduğu belirtilen eyleme gönderme yapar ve o eylem yapılmadığında ortaya çıkacak sonucu sunar. Böylece açık bir eylem-sonuç bağı kurar: gençleri demokratik kurumlarla buluşturacak yollar bulun; aksi halde aradaki uçurum büyür.

Alıştırma

Cümleyi “bunu yapmazsan” anlamındaki tek sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Follow the map carefully; ____, you may take the wrong road.

Cevabı göster

otherwise

Kalıp ifadeler

get bigger and bigger: tekrarlanan karşılaştırmalarla sürekli değişim

Get bigger and bigger, bir şeyin zamanla sürekli büyümesi anlamına gelir. Get bir durum değişikliğini belirtirken bigger sözcüğünün tekrarlanması değişimin adım adım güçlendiğini gösterir; iki farklı bigger türünden söz edilmez. Başka durumlara uygulanabilen kalıp, comparative + and + aynı comparative biçimidir. Kısa sıfatlarda colder and colder gibi İngilizcedeki -er biçimleri; uzun sıfatlarda ise genellikle more and more + adjective kullanılır. Buna more and more difficult örnek verilebilir.

Alıştırma

dark sözcüğünü comparative + and + aynı comparative kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: As the sun set, the room grew ____.

Cevabı göster

darker and darker

This is very dangerous for democracy.

3:11

Bu, demokrasi için çok tehlikeli.

Bernardo thinks Portugal has seen an erosion of trust, Kelime

3:13

Bernardo, Portekiz'in bir güven erozyonu gördüğünü düşünüyor,

a term for the gradual weakening of people's confidence in political and economic institutions

3:17

insanların siyasi ve ekonomik kurumlara

and the government in office.

3:23

ve görevdeki hükümete olan güveninin yavaş yavaş zayıflamasını anlatan bir terim.

Kelime

an erosion of trust: güvenin kademeli olarak zayıflaması

An erosion of trust, güvenin kademeli olarak kaybolması veya zayıflaması anlamına gelir. Erosion sözcüğü gerçek anlamıyla bir maddenin yavaşça aşınmasını anlatır; burada ise kurumlara duyulan güvenin zamanla zayıflamasını ifade eden bir metafordur. An erosion of + soyut isim kalıbı, mutlaka ani veya tamamen gerçekleşen bir kayıptan çok biriken zarara odaklanır. Bu kalıpta confidence, rights, standards ve support gibi isimler sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi erosion of isim kalıbıyla tamamlayın: Years of broken promises led to an ____ public trust.

Cevabı göster

erosion of

A government in office means the government in power at the present time. Kelime

3:25

Görevdeki hükümet (government in office), şu anda iktidarda olan hükümet anlamına gelir.

Kelime

government in office: şu anda iktidarda olan hükümet

government in office ifadesindeki in office, “şu anda yönetim yetkisini elinde tutan” anlamına gelir. İfade, önceki bir hükümeti veya gelecekte iktidara gelebilecek bir hükümeti değil, şu anda ülkeyi yöneten hükümeti belirtir. Buradaki office, yetki içeren resmî bir görevi ifade eder. Bu, bir ofis binasının içinde bulunmayı değil, siyasi statüyü anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede government in office ne anlama geliyor?

  1. İktidara gelmeye hazırlanan bir hükümet
  2. Şu anda iktidarda olan hükümet
  3. Bir iş yerinin içinde bulunan devlet çalışanları
Cevabı göster

Şu anda iktidarda olan hükümet

MyPolis mirrors the political activities that children will need as adult citizens, Notlar

3:30

MyPolis, çocukların yetişkin vatandaşlar olarak ihtiyaç duyacakları siyasi faaliyetleri yansıtır,

Kelime

mirrors the political activities: fiil olarak mirror

Buradaki mirrors, “bir şeyin temel özelliklerini yakından yansıtmak veya yeniden oluşturmak” anlamında kullanılan bir fiildir. MyPolis, siyasi faaliyetleri çocukların yetişkin vatandaşlar olarak katılabilecekleri faaliyetlerle örtüşecek şekilde tasarlanmıştır. Başka durumlara aktarılabilen A mirrors B yapısı, A’nın yapı, özellik veya süreç bakımından B’ye çok benzediğini belirtir. Gerçek bir aynaya bakmaktan söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi mirror fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The classroom election ____ the voting process used in national elections.

Cevabı göster

mirrors

Dilbilgisi

as adult citizens: kimlik veya rol bildiren as

as adult citizens ifadesindeki as, “bir rol veya kimlik içinde” anlamına gelir. Çocukların gelecekte vatandaş rolündeyken bu faaliyetlere ihtiyaç duyacağını belirtir; burada as zaman bildirmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı as + rol veya kimliktir: as a parent, as team leader ya da as adult citizens. as sonrasındaki isim öbeği, kişinin hangi sıfatla hareket ettiğini veya sorumluluk taşıdığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi as + rol yapısıyla tamamlayın: ____ a volunteer, Noah helps new families find local services.

Cevabı göster

As

things like voting and holding politicians accountable. Kalıp ifadeler

3:35

oy kullanmak ve politikacılardan hesap sormak gibi şeyleri.

Kalıp ifadeler

holding politicians accountable: hold + kişi + accountable

Hold politicians accountable, siyasetçilerin kararları veya eylemleri için açıklama yapmasını ve sonuçların sorumluluğunu üstlenmesini istemek anlamına gelir. Accountable, “sorumlu ve hesap vermekle yükümlü” anlamındaki bir sıfattır; “sayılabilen” demek değildir. Yapı hold + kişi veya kuruluş + accountable şeklindedir. Sorumluluğun hangi konuyla ilgili olduğunu belirtmek için for + isim veya -ing biçimi ekleyin: hold officials accountable for their spending.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The committee must ____ the contractor ____ for the unsafe work.

Cevabı göster

hold · accountable

Reporter Alison Roberts visited schools around the Portuguese capital, Lisbon,

3:39

Muhabir Alison Roberts, Portekiz'in başkenti Lizbon çevresindeki okulları ziyaret etti

and was impressed by what she saw, Kalıp ifadeler

3:43

ve gördüklerinden etkilendi,

Kalıp ifadeler

was impressed by what she saw: doğrudan gözleme dayanan olumlu bir görüş

Was impressed by, gözlemlediği şeylerin onda güçlü ve olumlu bir görüş oluşturduğu anlamına gelir. Burada by, bu tepkiye yol açan kişiyi, şeyi veya deneyimi tanıtır. What she saw, “gördüğü şeyler veya durum” anlamında isim işlevi gören bir yan cümledir. İfade bir bütün olarak onun değerlendirmesinin doğrudan gözleme dayandığını gösterir.

Alıştırma

Bir toplum projesini ziyaret ettikten sonra Maya şöyle diyor: I was impressed by what I saw. Ne demek istiyor?

  1. Ziyareti çoktan unutmuştu.
  2. Gözlemlediği şeyler onda son derece olumlu bir görüş oluşturdu.
  3. Projeyi net bir şekilde göremedi.
Cevabı göster

Gözlemlediği şeyler onda son derece olumlu bir görüş oluşturdu.

as she explains here to Myra Anubi,

3:45

işte burada Myra Anubi'ye açıkladığı gibi,

presenter of BBC World Services People Fixing the World.

3:47

BBC World Services'ten People Fixing the World programının sunucusu.

Another benefit is MyPolis has designed the program so it can be included as part of the national curriculum Notlar

3:52

Bir diğer fayda da MyPolis'in programı ulusal müfredatın bir parçası olarak dahil edilebilecek şekilde tasarlaması

Dilbilgisi

so it can be included as part of the national curriculum: hedeflenen sonucu ifade etmek

Burada so, tasarımın amacını ya da hedeflenen sonucunu tanıtır: program, ulusal müfredatın bileşenlerinden biri olarak dahil edilmesini mümkün kılacak biçimde tasarlanmıştır. So that aynı bağlantıyı daha açık hâle getirir. it can be included yan cümlesi, program dahil edilme eylemine maruz kaldığı için can be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik edilgen yapıyı kullanır. Daha genel olarak, kasıtlı bir eylemi anlatan fiilin ardından so (that) + yan cümle getirilerek bu eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığı açıklanabilir.

Alıştırma

So ifadesinin kasıtlı bir düzenlemenin amacını veya hedeflenen sonucunu tanıttığı cümleyi seçin.

  1. The timetable was arranged so every student could attend.
  2. We left early, so we avoided the traffic.
  3. The hall was so crowded that we waited outside.
Cevabı göster

The timetable was arranged so every student could attend.

Kalıp ifadeler

as part of the national curriculum: ulusal müfredatın bir parçası olarak

Bu cümlede as part of the national curriculum, programın ülkenin resmî öğretim planına dâhil edilebileceği anlamına gelir. Part, büyük sistemin yanına konan ek bir şeyi değil, sistemin içindeki bir bileşeni ifade eder. Aktarılabilir as part of + isim öbeği yapısı, bir kişinin veya şeyin daha büyük bir bütüne ait olduğunu, o bütüne dâhil edildiğini ya da onun içinde işlev gördüğünü belirtir.

Alıştırma

“Daha büyük bir bütünün içinde yer alan” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop is offered ____ the training programme.

Cevabı göster

as part of

rather than as an add-on. Kelime

3:58

sonradan eklenen bir şey olmaktan ziyade.

Kelime

rather than as an add-on: ek bir unsur olarak değil

Bu parçada rather than, reddedilen rolü veya yaklaşımı belirtir. Tekrarlanan as, önceki as part of the national curriculum ifadesiyle paralellik kurar: program tamamlayıcı bir şey olarak değil, müfredatın bir parçası olarak görülmelidir. An add-on, ana sunumun dışındaki ek bir özellik, hizmet veya etkinliği adlandıran sayılabilir bir isimdir. Öge yararlı olabilse de bu sözcük çoğu zaman onun isteğe bağlı veya temel olmayan bir unsur olduğunu düşündürür.

Alıştırma

“Onu tamamlayıcı bir ek unsur olarak görmek yerine” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We treat accessibility as a core requirement ____.

Cevabı göster

rather than as an add-on

Well, it's good to know that this is happening in other places, Ton ve niyet

3:59

Pekâlâ, bunun başka yerlerde de olduğunu bilmek güzel,

Ton ve niyet

it's good to know (that)...: yeni bir bilgiye olumlu karşılık vermek

Burada it's good to know, bu bilgiyi öğrenmenin sevindirici, rahatlatıcı veya cesaret verici olduğu anlamına gelir. Konuşmacı, benzer bir çalışmanın başka yerlerde de yapılıyor olmasını olumlu değerlendirir; kendi bilme becerisini değerlendirmez. Yaygın yapı It's good to know (that) + yan cümledir. Yararlı veya olumlu bir bilgiyi sakin ve nazik biçimde karşılama imkânı verir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız binada yedek jeneratör olduğunu söylüyor. Hangi yanıt bu bilgiyi doğal biçimde olumlu değerlendirir?

  1. It's good to know that the building has a backup generator.
  2. I wonder why the building has a backup generator.
  3. It's difficult to know whether the generator will work.
Cevabı göster

It's good to know that the building has a backup generator.

but the thing that also really strikes me here is that politicians are actually listening to these kids and taking them seriously, Notlar

4:02

ama burada beni gerçekten etkileyen bir başka şey de politikacıların bu çocukları gerçekten dinlemesi ve ciddiye alması,

Kelime

really strikes me: güçlü bir kişisel izlenim ifade etmek

really strikes me ifadesinde strike mecazidir: Bir şey konuşmacının dikkatini güçlü biçimde çeker veya onda kuvvetli bir izlenim bırakır. Burada konuşmacının özellikle dikkat çekici bulduğu noktayı tanıtır. Daha geniş olan The thing that strikes me is that... yapısı, önce konuşmacının en güçlü gözlemini belirtip ardından içeriğini vererek yorumu düzenler. Really tepkiyi güçlendirir. Yalnızca I notice... demekten daha güçlü ve daha özneldir.

Alıştırma

Hangi cümle bir ayrıntının güçlü bir izlenim bıraktığını, ancak mutlaka hayranlık uyandırdığını söylemeden ifade eder?

  1. What really impresses me is how quickly the plan changed.
  2. What really strikes me is how quickly the plan changed.
  3. I notice that the plan changed quickly.
Cevabı göster

What really strikes me is how quickly the plan changed.

Ton ve niyet

politicians are actually listening to: beklenmedik bir gerçeği vurgulama

politicians are actually listening to... ifadesinde actually, dinleme eyleminin gerçekten gerçekleştiğini ve bunun dikkat çekici ya da beklenmedik olduğunu vurgular. Konuşmacı, siyasetçilerin çocukları dikkatle dinlemeyeceği yönündeki olası beklentiyle örtük bir karşıtlık kurar. Burada actually, are listening eyleminin tamamını niteler; yalnızca tarafsız bir “aslında” anlamına gelmez. Başka bağlamlarda bilgiyi düzeltebilir, ancak burada temel işlevi vurgu ve şaşkınlık katmaktır.

Alıştırma

“The manager actually read every suggestion.” cümlesinde actually en güçlü biçimde neyi ifade eder?

  1. Cümle, yöneticinin önerileri ne zaman okuduğunu belirtir.
  2. Yöneticinin her öneriyi okuduğu doğrudur ve bu biraz beklenmedik bir durumdur.
  3. Yönetici yalnızca önerileri okuyormuş gibi yapmıştır.
Cevabı göster

Yöneticinin her öneriyi okuduğu doğrudur ve bu biraz beklenmedik bir durumdur.

Kalıp ifadeler

taking them seriously: birini ciddiye almak

Take someone seriously, bir kişiyi, onun görüşlerini veya kaygılarını göz ardı etmek yerine ilgi ve saygıya değer görmek anlamına gelir. Burada them, these kids ifadesine gönderme yapar. Yapı take + kişi veya şey + seriously biçimindedir. take the warning seriously örneğindeki gibi konular ve sorunlar için de kullanılabilir. Birini ciddiye almak, onunla mutlaka aynı fikirde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Even though Mia is young, please ____ when she raises a safety concern.

Cevabı göster

take her seriously

giving them answers because politicians, as we know, can be hard to pin down. Deyimler

4:09

onlara cevap vermesi, çünkü bildiğimiz gibi politikacılardan kesin yanıt almak zor olabilir.

Deyimler

be hard to pin down: birinden net bir yanıt almanın zor olması

Bu cümlede be hard to pin down, birinin net bir yanıt, tutum veya taahhüt vermesini sağlamanın zor olduğu anlamına gelir. Politikacıların fiziksel olarak sabitlenmesinden değil, belirsiz konuşmaya devam etmelerinden söz edilir. someone is hard to + fiil kalıbı, etkin biçimli bir mastar kullanmasına rağmen edilgene benzer bir anlam taşır: Başkalarının o kişiyi pin down etmesi zordur. Pin down ayrıca belirsiz bir gerçeği tam olarak belirlemek anlamına da gelebilir; dolayısıyla yeniden kullanılabilir temel fikir, belirsiz bir şeyi kesin hâle getirmektir.

Alıştırma

Bir röportajda 'The candidate was hard to pin down on tax policy' ne anlama gelir?

  1. Röportajı yapan kişi, adayın net bir tutum açıklamasını sağlayamadı.
  2. Röportajı yapan kişi, adayın nerede olduğunu bulamadı.
  3. Aday hemen ayrıntılı bir yanıt verdi.
Cevabı göster

Röportajı yapan kişi, adayın net bir tutum açıklamasını sağlayamadı.

The MyPolis program is designed as part of the whole school curriculum

4:14

MyPolis programı, tüm okul müfredatının bir parçası olarak tasarlanmıştır

and not just an add-on, meaning something extra that is added later

4:17

sadece bir eklenti olarak değil, ki bu da sonradan eklenen ekstra bir şey anlamına gelir

instead of being planned in from the start. Kalıp ifadeler

4:22

başından itibaren planlanmış olmak yerine.

Kalıp ifadeler

planned in from the start: ilk plana dâhil edilmiş

Planned in, bir planın veya tasarımın parçası olarak dâhil edilmiş demektir. Burada being planned in edilgen yapıdadır: adı belirtilmeyen özellik veya gereksinim, plana dâhil edilen unsurdur. From the start, bu kararın sürecin başlangıcında alındığını gösterir. İfade, bir şeyi ilk plana tasarım aşamasında yerleştirmekle daha sonra ek bir unsur olarak eklemek arasındaki karşıtlığı anlatır.

Alıştırma

'İlk plana dâhil edilmiş' anlamına gelen, derste vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular maintenance time was ____, not added later.

Cevabı göster

planned in from the start

Myra was impressed that local politicians take the school children seriously.

4:25

Myra, yerel politikacıların okul çocuklarını ciddiye almasından etkilendi.

If you take someone or something seriously,

4:29

Eğer birini veya bir şeyi ciddiye alırsanız,

you think it's important and deserves attention.

4:32

onun önemli olduğunu ve ilgiyi hak ettiğini düşünürsünüz.

And that's good because as everyone knows,

4:35

Ve bu iyi bir şey çünkü herkesin bildiği gibi,

politicians can be hard to pin down.

4:37

politikacılardan net cevap almak zor olabilir.

To pin someone down means to force them to explain their plans and intentions in detail.

4:40

Birinden kesin yanıt almak, onu planlarını ve niyetlerini ayrıntılı olarak açıklamaya zorlamak demektir.

It sounds like the program is really developing active citizens of the future in Portugal. Notlar

4:46

Görünüşe göre program Portekiz'de gerçekten geleceğin aktif vatandaşlarını yetiştiriyor.

Ton ve niyet

It sounds like: duyulan bilgilere dayanan ihtiyatlı bir sonuç

It sounds like + yan cümle, konuşmacının duyduklarına dayanan bir sonucu ifade eder. Burada konuşmacı programla ilgili bilgileri ihtiyatlı biçimde özetlemektedir; programın çıkardığı gerçek bir sesi anlatmamaktadır. Bu ifade, sonucu tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, edinilen bir izlenim olarak sunar. Bu yapıda like sonrasında tam bir yan cümle gelir: the program is really developing active citizens.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınızın yeni bir sistemi açıklamasını dinledikten sonra en doğal ihtiyatlı özeti hangi cümle verir?

  1. It looks like the new system will save time.
  2. It sounds like the new system will save time.
  3. The new system will definitely save time.
Cevabı göster

It sounds like the new system will save time.

Kalıp ifadeler

developing active citizens of the future: geleceğin etkin yurttaşlarını yetiştirmek

Bu cümlede developing active citizens of the future, insanların gelecek yıllarda yurttaşlık yaşamına ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılmak için gereken bilgi, beceri ve alışkanlıkları geliştirmelerine yardımcı olmak anlamına gelir. Develop burada tasarlamak veya üretmek değil, zaman içinde yetiştirmek demektir. Active; bilgi sahibi olmak, topluma katkıda bulunmak ve görüşlerini sorumlu biçimde ifade etmek gibi katılım biçimlerini anlatır. Fiziksel olarak enerjik olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Yurttaşlık eğitimiyle ilgili bir tartışmada active citizens en yakın olarak ne anlama gelir?

  1. Her gün egzersiz yapan kişiler
  2. Kamusal yaşama ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılan kişiler
  3. Yalnızca devlet için çalışan kişiler
Cevabı göster

Kamusal yaşama ve toplum hayatına sorumlu biçimde katılan kişiler

In fact, it's been so successful that similar programs have been started in Italy, Hungary, and Mozambique. Dilbilgisi

4:51

Aslında o kadar başarılı oldu ki İtalya, Macaristan ve Mozambik'te de benzer programlar başlatıldı.

Dilbilgisi

been so successful that: sonuç doğuran derece

Buradaki been so successful that, be so + sıfat + that yan cümlesi kalıbının bir parçasıdır. So, başarı derecesinin yüksek olduğunu gösterir; that yan cümlesi ise sonucu verir: bu başarı, başka yerlerde benzer programların başlatılmasına yol açmıştır. Tam fiil grubu has been so successful that şeklindedir. it's been içindeki it's, it has anlamına gelir. Bu yapı özne + be + so + sıfat + that + sonuç biçiminde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi so + sıfat + that kalıbıyla tamamlayın: The pilot scheme was ____ the council expanded it across the city.

Cevabı göster

so successful that

Dilbilgisi

have been started: edilgen present perfect

Have been started, present perfect edilgen yapıdır: have + been + geçmiş zaman ortacı. similar programs ifadesi dilbilgisel öznedir ancak eylemden etkilenen taraftır; adı belirtilmeyen kişiler veya kuruluşlar programları başlatmıştır. Present perfect, daha önceki bir eylemi şimdiki durumla ilişkilendirir. Odak, programların tam olarak ne zaman başlatıldığı değil, şimdi var olmalarıdır. Been sözcüğünü çıkarmak yapıyı değiştirir ve edilgen anlamı ortadan kaldırır.

Alıştırma

Cümleyi start fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Several local projects ____ by the council since January.

Cevabı göster

have been started

Okay, Neil, I think I should reveal the answer to my question.

4:58

Tamam, Neil, sanırım sorumun cevabını açıklamalıyım.

I asked you what is the meaning of the ancient Greek word polis,

5:02

Sana antik Yunan kelimesi polis'in anlamının ne olduğunu sormuştum,

and you said people,

5:07

ve sen de halk demiştin,

which was the wrong answer, I'm afraid. Ton ve niyet

5:09

korkarım ki bu yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

I'm afraid ile kötü haberi veya düzeltmeyi yumuşatmak

Burada I'm afraid, konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. which was the wrong answer düzeltmesine eklenen kibar bir yumuşatma ifadesidir ve olumsuz mesajın daha az sert duyulmasını sağlar. Bu kullanımda I'm afraid, I'm afraid that's the wrong answer örneğindeki gibi kötü haberden önce veya altyazıdaki gibi sonra gelebilir. Bunu, düzeltmenin doğru olup olmadığına dair bir tereddüt değil, istenmeyen bir bilginin iletildiğini gösteren bir işaret olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid, korkuyu anlatmak yerine istenmeyen bir bilgiyi kibarca sunmak için kullanılmıştır?

  1. I'm afraid we can't offer a refund.
  2. I'm afraid of large dogs.
  3. I was afraid when I heard the noise.
Cevabı göster

I'm afraid we can't offer a refund.

The right answer was C, city.

5:12

Doğru cevap C, şehir idi.

Ah, no.

5:14

Ah, hayır.

Right, it's time to recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:16

Pekâlâ, şimdi öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı,

Anlatım akışı

it's time to recap ile tekrar bölümünü duyurmak

it's time to recap ifadesi, daha önce ele alınmış içeriğin kısa bir tekrarına geçildiğini bildirir. Altyazıda dinleyicilere öğretim bölümünün sona erdiğini ve kelime tekrarının başladığını gösterir. Yapı It's time to + fiilin yalın biçimidir. Burada recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek anlamına gelir; böylece ifade hem sıradaki eylemi belirtir hem de derste açık bir geçiş işareti oluşturur.

Alıştırma

Kısa bir tekrarı bildiren dört kelimelik hedef ifadeyle toplantı yöneticisinin cümlesini tamamlayın: We've discussed every proposal. Now ____ the key decisions before we finish.

Cevabı göster

it's time to recap

starting with the law of the land, Anlatım akışı

5:19

law of the land ile başlayalım,

Anlatım akışı

starting with: ilk öğeyi belirtmek

Starting with, sıralı bir liste, değerlendirme veya açıklamadaki ilk öğeyi tanıtır. Bu cümlede with ifadesinden sonra gelen öğe, ele alınacak ilk konudur. Starting with + isim veya isim öbeği yapısını kullanın. Buradaki with başlangıç öğesini gösterir; bir şeyi başka biriyle birlikte yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle better public transport seçeneğinin ilk olarak ele alınacak çözüm olduğunu açıkça gösterir?

  1. We'll discuss three solutions, starting with better public transport.
  2. We'll discuss three solutions, including better public transport.
  3. We'll discuss three solutions, ending with better public transport.
Cevabı göster

We'll discuss three solutions, starting with better public transport.

a term for the set of rules and laws that exists in a country.

5:21

bir ülkede var olan kural ve kanunların bütünü için kullanılan bir terim.

An erosion of trust happens when people gradually lose confidence in political and economic institutions.

5:25

İnsanların siyasi ve ekonomik kurumlara olan inançlarını yavaş yavaş kaybetmesi durumunda güven erozyonu (erosion of trust) gerçekleşir.

If a government is in office,

5:31

Eğer bir hükümet 'in office' ise,

it means they are currently in power.

5:33

bu onların şu anda iktidarda olduğu anlamına gelir.

An add-on is an extra part that is added to something later,

5:35

Eklenti (add-on), sonradan bir şeye ilave edilen ekstra bir kısımdır,

rather than being built in from the start. Kalıp ifadeler

5:38

baştan itibaren içine dâhil edilmek yerine.

Kalıp ifadeler

built in from the start: özgün tasarıma dahil edilmiş

Built in, bir şeyin sistemin, planın veya tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edildiğini belirtir. Being built in yapısında edilgen bir fiil biçimidir; fiziksel bir inşayı anlatmak zorunda değildir. From the start zamanı başlangıç noktasına yerleştirir. Built in from the start birlikte kullanıldığında, özelliğin veya ilkenin sonradan eklenmek yerine özgün tasarımın bir parçası olduğunu belirtir.

Alıştırma

Güvenlik kontrolünün özgün tasarımın bir parçası olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The safety check wasn't added later; it was ____.

Cevabı göster

built in from the start

If you take someone seriously,

5:41

Eğer birini ciddiye alıyorsanız (take someone seriously),

you consider them important and worthy of your attention.

5:43

onu önemli ve ilginizi hak eden biri olarak görüyorsunuzdur.

And finally, if you find it hard to pin someone down, Notlar

5:46

Ve son olarak, eğer birini net konuşmaya zorlamakta (pin someone down) zorlanıyorsanız,

it's difficult to find out their specific plans and intentions.

5:49

onun belirli planlarını ve niyetlerini öğrenmek zordur.

Dilbilgisi

find it hard to: bir şeyi yapmayı zor bulmak

Find it hard to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın zor olduğunu hissetmek demektir. Buradaki find, “bulmak” değil, “hissetmek veya değerlendirmek” anlamındadır. Yapı find + it + sıfat + to mastarı şeklindedir. It biçimsel nesne görevi görür; zor gelen asıl eylemi ise to mastarı belirtir. Bu cümlede söz konusu eylem pinning someone down ifadesidir. Benzer yapılarda sıfat değişebilir: find it easy to veya find it impossible to gibi.

Alıştırma

Maya'nın odaklanmayı zor bulduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Maya ____ concentrate when people are talking nearby.

Cevabı göster

finds it hard to

Deyimler

to pin someone down: birinden net yanıt almak

Bu bağlamda to pin someone down mecazi bir ifadedir. Birinin belirsiz konuşmaya devam etmesi yerine net bir yanıt, tarih, plan, tutum veya taahhüt vermesini sağlamak anlamına gelir. Kişi pin ile down arasına yerleştirilir: pin someone down. Konuyu belirtmek için pin someone down on + konu yapısı kullanılır; örneğin pin her down on the delivery date. İfade, ısrarlı sorularla belirli bilgiler elde etme anlamı taşır.

Alıştırma

Müşteriye ulaşılabiliyor, ancak müşteri lansman tarihi hakkında kesin bir yanıt vermekten sürekli kaçınıyor. Proje yöneticisinin yapması gerekeni en iyi hangi cümle anlatır?

  1. We need to pin the client down on the exact launch date.
  2. We need to ask where the client wants to launch the product.
  3. We need to track the client down before discussing the launch date.
Cevabı göster

We need to pin the client down on the exact launch date.

Once again, our 6 minutes are up,

5:53

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu,

but remember, you'll find a quiz and worksheet for this episode over on our website, bbclearningenglish.com.

5:55

ama unutmayın, bu bölüm için bir test ve çalışma kağıdını bbclearningenglish.com adlı web sitemizde bulabilirsiniz.

See you there soon.

6:02

Yakında orada görüşmek üzere.

Bye.

6:03

Hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.