DNA'nız hasar gördüğünde ne olur? - Monica Menesini: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, DNA’nın çoğaltılma sırasında ve sonrasında nasıl hasar gördüğünü; özelleşmiş hücresel yolların yanlış eşleşmeleri, değişime uğramış bazları ve kopmuş zincirleri nasıl onardığını açıklar. Ayrıca bu onarımların kanseri ve erken yaşlanmayı önlemeye nasıl yardımcı olduğunu, buna karşın ara sıra ortaya çıkan yararlı mutasyonların evrimi mümkün kıldığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gets damaged — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: get ile kurulan edilgen yapıyı, bir durum değişikliğini veya bir şeyin zarara uğramasını anlatmanın doğal bir yolu olarak tanıyın. Bilimsel açıklamalarda bu biçim, süreci “is damaged” ifadesine göre daha hareketli gösterebilir ve odağı hasara yol açan etkenden çok DNA üzerinde tutar. 2. A team of proteins — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: team sözcüğünün birden fazla proteini, aynı onarım sürecinde farklı görevler üstlenen ve koordineli çalışan katılımcılar olarak mecazen sunduğunu anlayın. Böylece bilim iletişimindeki kişileştirmeyi yorumlayabilir ve karmaşık, mikroskobik bir mekanizmayı gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için benzer topluluk imgeleri kullanabilirsiniz. 3. isn't as accurate. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Olumsuz as…as karşılaştırmasının “daha az doğru” anlamına geldiğini ve önceki açıklama karşılaştırılan yöntemi belirginleştirdiği için ikinci öğenin söylenmediğini anlayın. Bu kalıpla ilk yöntemin adını gereksiz yere tekrarlamadan iki yöntemi kısa ve açık biçimde karşılaştırabilirsiniz.
Bu derste
gets damaged: durum değişimini anlatan get'li edilgen yapı
Burada gets damaged, “hasar görür” veya “hasarlı hâle gelir” anlamındadır. Get, “elde etmek” anlamına gelmez; get + geçmiş zaman ortacı, get'li edilgen yapıyı oluşturur ve etkilenen şey DNA'dır. Get'li edilgen yapı, olayı çoğu zaman öznenin başına gelen bir değişim olarak sunar. Bu bilimsel açıklamada, yalnızca durağan bir hasarlı durumdan değil, hasarın tekrar tekrar meydana gelmesinden söz edildiğini canlandırır.
Alıştırma
Cümleyi damage fiilinin get'li edilgen biçimiyle tamamlayın: Without a protective case, the tablet often ____ in a crowded backpack.
Cevabı göster
gets damaged
tens of thousands of times per day: yaklaşık ve çok yüksek bir sıklık
Tens of thousands, tam olarak on bin değil, on binler düzeyinde yaklaşık bir miktarı ifade eder. Times olayın kaç kez gerçekleştiğini sayar, per day ise zaman birimini gün olarak belirler. Tens of thousands of times per day ifadesinin tamamı, günlük sıklığın son derece yüksek olduğunu vurgular. Aynı kalıp büyük bir sayıyı per hour, per week veya per year ile birleştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir internet sitesinin her gün yaklaşık on binlerce ziyaret aldığını doğal biçimde anlatır?
- The website receives ten thousands of visits per day.
- The website receives tens of thousands of visits per day.
- The website receives tens of thousand visits per day.
Cevabı göster
The website receives tens of thousands of visits per day.
and you've got a quintillion DNA errors every day. Kelime
0:16ve her gün bir kentilyon DNA hatası elde edin.
Multiply that by: önceki sayıyı daha büyük bir ölçeğe taşımak
Multiply A by B, “A'yı B ile çarpmak” demektir. Multiply that by... yapısında that, hemen önce söylenen sayı ya da miktarın yerini alır ve ifade sonraki çarpanı getirir. Burada hesap, tek bir hücredeki hasardan vücuttaki bütün hücrelerdeki toplam hasara genişletilir. Bu yapı, yerel ya da birim başına verilen bir sayıyı daha büyük bir toplam ölçeğine taşımak için kullanılır.
Alıştırma
Hesaplama yönergesini hedef ifadeyle tamamlayın: One row has twenty-four seats. ____ fifteen to find the total number of seats.
Cevabı göster
Multiply that by
or so: bir sayının yaklaşık olduğunu belirtmek
Or so, bir sayının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. 100 trillion or so cells ifadesinde “yaklaşık 10^14 hücre” anlamına gelir; böylece hücre sayısının bir tahmin olduğu anlaşılır. Bu ifade, yaklaşık miktarı açık tutarken sayının kesinlik düzeyini azaltır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yaklaşıklaştırma ifadesiyle tamamlayın: The walk takes thirty minutes ____.
Cevabı göster
or so
you've got: hesaplama sonucunu sunma
Bu cümlede you've got, kişisel sahiplik değil, “sonuç şudur” veya “böylece bunu elde edersiniz” anlamına gelir. You genel anlamda kullanılır; belirli bir sahibi göstermek yerine dinleyiciyi hesaplamanın içine katar. “Yönerge veya koşul + and you've got...” kalıbı, önceki adımdan çıkan sonucu sunar. Bir adımdan sonucuna geçmenin doğrudan ve konuşma diline özgü bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümlede you've got bir hesaplama sonucunu sunmak için kullanılmıştır?
- You've got to submit the form by Friday.
- Add the two scores, and you've got a total of eighty.
- You've got a new notebook in your bag.
Cevabı göster
Add the two scores, and you've got a total of eighty.
for the proteins your cells need to function,
0:23ihtiyaç duyduğu proteinlerin planını sağladığından,
provides the blueprint for: yönlendirici bilgi benzetmesi
Blueprint sözcüğü gerçek anlamıyla bir şeyi inşa etmek veya üretmek için kullanılan ayrıntılı plan demektir. Burada bir benzetmedir: DNA, hücrelerin ihtiyaç duydukları proteinleri üretmesine rehberlik eden bilgiyi içerir. “Provide the blueprint for + isim” kalıbı, “bir şey için temel tasarımı, modeli veya yönlendirici bilgiyi sağlamak” anlamına gelir. Fiziksel bir kâğıdı değil, temel oluşturan planı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede blueprint, yönlendirici bir model anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- The sponsor provided the funding for a nationwide rollout.
- The pilot program provided the blueprint for a nationwide rollout.
- The architect unfolded the blueprint for the new library.
Cevabı göster
The pilot program provided the blueprint for a nationwide rollout.
damage causes serious problems such as cancer. Kalıp ifadeler
0:26hasar, kanser gibi ciddi sorunlara yol açar.
such as cancer: örnek verme
Such as, daha geniş bir kategoriye ait bir veya daha fazla somut örneği tanıtır. Burada cancer, hasarın yol açabileceği ciddi sorunlardan biridir. Such as ifadesinden sonra gelen örnekler genellikle tam bir liste oluşturmaz. Bu nedenle cümle, başka ciddi sorunların da olabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
Hangi cümlede daha geniş bir kategorinin örneklerini tanıtmak için such as doğru kullanılmıştır?
- Some metals, such as iron and copper, conduct electricity well.
- Some metals, such like iron and copper, conduct electricity well.
- Some metals, as such iron and copper, conduct electricity well.
Cevabı göster
Some metals, such as iron and copper, conduct electricity well.
come in different forms: farklı biçimleri anlatmak
come in different forms, bir şeyin farklı biçim veya türlerde var olduğunu ya da ortaya çıktığını ifade eder. Bu cümlede hataların hepsinin aynı olmadığı ve çeşitli biçimler alabileceği anlatılır. Buradaki come in, bir şeyin hangi biçim, boyut, renk, şekil veya sürümlerde var olduğunu ya da sunulduğunu açıklayan bir kalıbın parçasıdır. Fiziksel olarak bir yere girmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle çevrim içi dolandırıcılıkların birçok türü olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- Online scams come at many forms.
- Online scams come into many forms.
- Online scams come in many forms.
Cevabı göster
Online scams come in many forms.
DNA's building blocks: temel birimler için bir mecaz
Building blocks, sözcük anlamıyla daha büyük bir şey yapmak için kullanılan küçük ve temel parçaları anlatır. Burada mecazdır: nükleotitler DNA'yı oluşturan temel birimlerdir; oyuncak bloklar değildir. DNA's building blocks, nucleotides sözcüğünden sonra gelen açıklayıcı bir ara ifadedir. Virgüller bunun ek tanımlayıcı bilgi olduğunu gösterir; başka bir öge eklemek yerine nükleotitlerin ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede building blocks daha büyük bir sistemin temel parçaları anlamında kullanılmıştır?
- Clear goals and trust are building blocks of a strong team.
- The team moved into a building across the street.
- The child stacked the building blocks on the floor.
Cevabı göster
Clear goals and trust are building blocks of a strong team.
Other times nucleotides get matched up incorrectly, Öbek fiiller
0:37Bazen de nükleotitler yanlış eşleşerek
get matched up incorrectly: yanlış eşleştirilmek
Match up, bir ögeyi karşılık gelmesi gereken başka bir ögeyle eşleştirmek demektir. Incorrectly, bu eşleştirmenin yanlış olduğunu belirtir. Get matched up, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: nükleotitler etkin biçimde eş seçmek yerine eylemden etkilenir. Get matched up incorrectly bütünüyle, ögelerin yanlış karşılıklarla eşleşmesi anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi match up fiilinin get ile kurulan geçmiş zaman edilgen biçimi ve incorrectly ile tamamlayın: During the import, the names ____ with the wrong photos.
Cevabı göster
got matched up incorrectly
causing mutations: sonucu gösteren -ing yapısı
Burada causing mutations, hemen önce belirtilen olayın sonucunu veren -ing'li bir ortaç öbeğidir: bu olay mutasyonlara yol açar. Bu yapı genellikle tam bir cümlecikten sonra gelir: olay, causing + sonuç. Causing'in örtük öznesi önceki olayın tamamıdır; böylece yeni bir cümlecik başlatmadan neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cause fiilinin -ing biçimini kullanın: The software deleted the backup, ____ the team to lose a day of work.
Cevabı göster
causing
And nicks in one or both strands can interfere with DNA replication Notlar
0:42Ve bir veya iki iplikteki çentikler DNA replikasyonuna müdahale edebilir
nicks: DNA zincirlerindeki küçük kesikler
Burada nicks, nick isminin çoğuludur ve DNA zincirlerinden birinde veya ikisinde bulunan küçük kesikleri ya da kopuklukları ifade eder. Bu, yerel bir hasar türünün adıdır; Nick adlı bir kişiyi ifade etmez. Biyoloji dışında nick; bir bıçak ağzında, kabloda, yüzeyde veya deride bulunan küçük bir kesik ya da çentik anlamına da gelebilir. Ortak fikir, nesnenin tamamının yok olması değil, küçük ve sınırlı bir bölgenin hasar görmesidir.
Alıştırma
"The DNA strands had several nicks," cümlesinde nicks ne anlama gelir?
- Nick adlı kişiler
- DNA'nın eksiksiz kopyaları
- zincirlerdeki küçük ve yerel kesikler
Cevabı göster
zincirlerdeki küçük ve yerel kesikler
can interfere with DNA replication: DNA replikasyonunu engelleyebilir
Interfere with, bir etkinliğin veya sürecin daha zor, daha az etkili ya da normal biçimde devam edemez hâle gelmesine neden olmak demektir. Burada küçük kesikler, normal DNA replikasyonu sürecini bozabilir. Can kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi gösterir. Cümle, her kesiğin replikasyonu tamamen durduracağını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “bozmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Bright light can ____ sleep.
Cevabı göster
interfere with
or even cause sections of DNA to get mixed up. Öbek fiiller
0:48veya hatta DNA bölümlerinin birbirine karışmasına neden olabilir.
cause + nesne + to mastarı yapısında to get mixed up
Get mixed up; karışık, yanlış sıralanmış veya hatalı biçimde birleştirilmiş bir duruma gelmek demektir. Özne sections of DNA olduğu için burada DNA bölümlerinin yanlış biçimde yeniden sıralanması veya birleştirilmesi anlatılır; bir kişinin kafasının karışması değil. İfade cause + nesne + to mastarı yapısını izler: cause sections of DNA to get mixed up. Burada to, cause sonrasında kullanılan yapının bir parçasıdır; get ise karışık duruma geçişi vurgular.
Alıştırma
Get mixed up ifadesini cause + nesne sonrasında doğru biçime getirin: A labeling error caused the two samples ____.
Cevabı göster
to get mixed up
your cells have ways of fixing most of these problems most of the time. Notlar
0:52hücrelerinizin çoğu zaman bu sorunların çoğunu çözmenin yolları vardır.
have ways of fixing: bir şeyi yapmak için yöntemlere veya mekanizmalara sahip olmak
have ways of + -ing kalıbı, birinin veya bir şeyin bir işi yapacak yöntemlere, mekanizmalara ya da araçlara sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede hücreler bilinçli olarak sorun çözmeye çalışmıyor; ifade biyolojik onarım mekanizmalarına gönderme yapıyor. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: ways of fixing. Bu kalıp, bir kişinin, kuruluşun veya sistemin ne yapabildiğini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ways of ve detect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The security system has ____ unusual activity.
Cevabı göster
ways of detecting
most of these problems ... most of the time: kapsamı ve sıklığı sınırlama
most of these problems, these ile belirtilen belirli grubun içindeki sorunların çoğu demektir. Burada hücrelerin düzeltebildiği sorunların kapsamını sınırlar. most of the time ise çoğu durumda anlamına gelir ve düzeltmenin ne sıklıkla başarılı olduğunu sınırlar. most sözcüğünün iki kez kullanılması, iddiayı bilinçli biçimde temkinli kılar: Hücreler genellikle sorunların çoğunu düzeltir, ancak cümle her sorunun her seferinde düzeltildiğini söylemez.
Alıştırma
Programın belirtilen hataların çoğunu çoğu durumda düzelttiğini, ancak iki kısmı da mutlaklaştırmadığını söyleyen cümle hangisidir?
- The program fixes most of these errors most of the time.
- The program fixes all of these errors most of the time.
- The program fixes most of these errors every time.
Cevabı göster
The program fixes most of these errors most of the time.
These repair pathways all rely on specialized enzymes. Notlar
0:57Bu onarım yollarının tümü özel enzimlere dayanır.
repair pathways: birbiriyle bağlantılı biyolojik onarım süreçleri
Burada repair pathways, hasarı tespit edip onaran düzenli biyolojik süreçler anlamına gelir. Pathway sözcüğü gerçek anlamda bir yol değildir; bir süreci birbirine bağlı adımların, tepkimelerin ve sürece katılan moleküllerin oluşturduğu bir rota gibi anlatır. Repair, bu yolların amacını belirtmek için pathways sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. Pathways sözcüğünün çoğul olması, birden fazla onarım sürecinin bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede repair pathways biyolojik onarım süreçleri anlamında kullanılmıştır?
- Researchers compared two repair pathways that fix damaged DNA.
- Workers repaired two pathways through the park.
- Hikers followed two pathways to the lake.
Cevabı göster
Researchers compared two repair pathways that fix damaged DNA.
rely on specialized enzymes: belirli işlevleri olan enzimlere ihtiyaç duymak
Rely on, “ihtiyaç duymak veya bağlı olmak” demektir. Burada her onarım yolunun çalışabilmek için belirli enzimlere ihtiyaç duyduğu anlatılır. On, yolların bağlı olduğu şeyi tanıtır. Specialized, “belirli işlere uygun” anlamına gelir. Bu ifade, yolların rastgele herhangi bir enzimi değil, belirli işlevleri olan enzimleri gerektirdiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “depend on” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Emergency teams ____ clear radio communication during storms.
Cevabı göster
rely on
Different ones respond to different types of damage. Kalıp ifadeler
1:02Farklı enzimler, farklı hasar türlerine yanıt verir.
respond to different types of damage: farklı hasar türlerine tepki vermek
Respond to + isim, bir şeye “tepki vermek” veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Burada farklı mekanizmalar farklı hasar türlerine tepki verir; to, tepkiyi doğuran şeyi cümleye bağlar. Respond insanlar, hücreler, sistemler veya kuruluşlar için kullanılabilir. Her zaman sözlü ya da yazılı bir cevap vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “tepki vermek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Some plants can ____ changes in daylight.
Cevabı göster
respond to
base mismatches: DNA bazlarının yanlış eşleşmesi
DNA'da baz, başka bir bazla eşleşen kimyasal bir birimdir. Mismatch yanlış eşleşme demektir; dolayısıyla base mismatches, doğru eşleşmesi gereken bazların yanlış eşleştiği durumları anlatır. Biyoloji dışında da mismatch aynı temel düşünceyi korur: birbirine karşılık gelmesi beklenen iki şey uyuşmaz veya örtüşmez.
Alıştırma
Hangi ifade base mismatch terimini doğru açıklar?
- Her zaman DNA dizisindeki kalıcı bir değişikliktir.
- Onarılabilecek yanlış bir DNA bazı eşleşmesidir.
- Normal eşleşme kurallarına uyan bir DNA bazı eşleşmesidir.
Cevabı göster
Onarılabilecek yanlış bir DNA bazı eşleşmesidir.
the enzyme DNA polymerase is supposed to bring in the right partner Notlar
1:12DNA polimeraz enziminin, her şablon ipliğindeki her bazla eşleşmesi için
is supposed to: normal koşullarda beklenen işleyiş
Bu cümlede is supposed to, enzimin normal işlevinin bir parçası olarak “yapması beklenir” anlamına gelir. DNA polimerazın normalde ne yapması gerektiğini anlatır; bunun her seferinde kesinlikle gerçekleşeceğini belirtmez. Yapı be supposed to + fiilin yalın hâlidir. Özne bir sistem, makine veya biyolojik süreç olduğunda genellikle normal koşullarda beklenen işleyişi ifade eder.
Alıştırma
“The filter is supposed to remove dust, but some gets through,” cümlesinde is supposed to ne anlama gelir?
- Normal koşullarda bunu yapması beklenir.
- Bunu yapması yasaktır.
- Bunu her seferinde kusursuz biçimde zaten yapmıştır.
Cevabı göster
Normal koşullarda bunu yapması beklenir.
bring in the right partner: doğru eşleşen öğeyi sürece dahil etmek
Burada bring in, “bir şeyi katılabilmesi için bir sürecin içine getirmek veya dahil etmek” anlamına gelir. DNA polimeraz, doğru eşleşen birimi eşleşeceği konuma getirir. The right partner, doğru biçimde eşleşen öğeyi ifade eder. Partner burada bilimsel bir benzetmedir; yalnızca insanları değil, birbirine uyan, bağlanan veya eşleşen iki şeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede bring in, “birini devam eden bir etkinliğe dahil etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The lab took in the view from the roof.
- The lab brought the report to the office.
- The lab brought in an outside expert to check the results.
Cevabı göster
The lab brought in an outside expert to check the results.
to pair with every base on each template strand, Kalıp ifadeler
1:16doğru ortağı getirmesi gerekir,
pair with every base on each template strand: her kalıp zincirdeki her bazla eşleşmek
Pair with, “bir şeyle eşleşerek bir çift oluşturmak” anlamına gelir. Bu DNA açıklamasında, her kalıp zincir boyunca bulunan her bazın ona karşılık gelen bir eşi vardır. to pair with... mastar yapısı bir amacı ifade eder: uygun eş, bu çifti oluşturmak için vardır. Başka durumlara aktarılabilen A pairs with B kalıbı, A ile B’nin birbirine karşılık gelen iki eş olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi pair with ile tamamlayın: At camp, each child will ____ someone from another group.
Cevabı göster
pair with
adenine with thymine and guanine with cytosine: adenin ile timin, guanin ile sitozin
DNA’da tamamlayıcı bazların sabit eşleri vardır: adenin (A) timinle (T), guanin (G) ise sitozinle (C) eşleşir. Bu satırda tekrar eden pairs fiili çıkarılmıştır. Tam anlamı adenine pairs with thymine and guanine pairs with cytosine şeklindedir. Bunlar, tamamlayıcı bir DNA zinciri oluşturulurken kullanılan doğru eşlerdir.
Alıştırma
Hangi cümle DNA’daki standart tamamlayıcı baz eşlerini verir?
- A pairs with T, and G pairs with C.
- A pairs with C, and T pairs with G.
- A pairs with G, and T pairs with C.
Cevabı göster
A pairs with T, and G pairs with C.
But about once every 100,000 additions Kalıp ifadeler
1:24Ancak her 100.000 eklemeden yaklaşık birinde
But about once every 100,000 additions: çok düşük bir sıklığı ifade etme
about once every 100,000 additions, yaklaşık her 100.000 eklemede bir gerçekleşme oranını anlatır; her 100.000'lik grupta tam olarak bir kez olacağını garanti etmez. once every + sayı + çoğul sayılabilen isim kalıbı, tekrarlanan olayları sayarak sıklık belirtir. once every six months örneğindeki gibi bir zaman aralığıyla da kullanılabilir. about, oranın yaklaşık olduğunu gösterir. But karşıtlık bildirir: konuşmacı genellikle olan bir durumdan nadir bir istisnaya geçmektedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü sıklık kalıbıyla tamamlayın: The filter needs to be changed ____ six months.
Cevabı göster
once every
it makes a mistake: make a mistake kalıbı
Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmak veya bir hata üretmek anlamına gelen yerleşik fiil-isim kalıbıdır. Bu cümlede it öznedir, makes tekil it ile kullanılan geniş zaman biçimidir ve a mistake bir hata anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yerleşik kalıpla tamamlayın: Even a computer can ____ when its data is incomplete.
Cevabı göster
make a mistake
catches most of these right away: çoğunu hemen tespit etmek
Burada catches, fiziksel olarak “yakalamak” değil, “fark etmek veya tespit etmek” anlamına gelir. most of these, daha önce sözü edilen grubun çoğunu belirtir. right away, “hemen” veya “gecikmeden” demektir. catch ... right away birlikte kullanıldığında bir kişinin, aracın ya da sistemin bir şeyi çok hızlı tespit ettiğini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede catch “fark etmek veya tespit etmek”, right away ise “hemen” anlamında kullanılmıştır?
- The child drew a picture right away.
- The goalkeeper caught the ball right away.
- The editor caught the typo right away.
Cevabı göster
The editor caught the typo right away.
and cuts off a few nucleotides and replaces them with the correct ones. Notlar
1:31ve birkaç nükleotiti kesip doğru olanlarla değiştirir.
cuts off a few nucleotides: küçük bir parçayı keserek çıkarmak
Cut off, “bir şeyi keserek daha büyük bir bütünden ayırıp çıkarmak” anlamına gelen, ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada cuts off, enzimin birkaç nükleotidi daha büyük yapıdan ayırmasını anlatır; off ayrılma fikrini ekler. A few, “birkaç tane, ama çok değil” demektir. İsim olan nesne, cut off a few nucleotides örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. Ancak zamir genellikle iki parçanın arasına girer: cut them off denir, cut off them denmez.
Alıştırma
Cümleyi cut off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The gardener will ____ the dead tip of the branch.
Cevabı göster
cut off
replaces them with the correct ones içindeki replace A with B sırası
Replace A with B, A'yı çıkarıp yerine B'yi koymak demektir. Bu cümlede them zamiri A'ya, the correct ones ifadesi ise B'ye karşılık gelir; yani with sözcüğünden sonra yeni öğeler gelir. Ones, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir çoğul bir ismin yerine geçer. Böylece correct sözcüğünden sonra aynı isim tekrarlanmaz.
Alıştırma
Hangi cümle “Eski pili çıkar ve yerine yeni bir pil koy” anlamını doğru verir?
- Keep the old battery and store the new one.
- Replace the new battery with the old one.
- Replace the old battery with a new one.
Cevabı göster
Replace the old battery with a new one.
And just in case it missed a few, Kalıp ifadeler
1:35Ve birkaç tanesini kaçırması ihtimaline karşı,
just in case it missed a few: belirsiz bir olasılığa karşı hazırlık
Just in case, mümkün ancak kesin olmayan bir duruma karşı alınan önlemi tanıtır. Burada it missed a few yalnızca bir olasılıktır; bir şeylerin kesinlikle gözden kaçtığını iddia etmez. Bu ifade, dinleyiciyi ek bir kontrol ya da güvenlik önlemine hazırlar. Missed geçmiş zamandadır çünkü olası gözden kaçırma daha önceki kontrol sırasında gerçekleşmiş olabilir. A few, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir şeylerin az bir kısmının yerini tutar.
Alıştırma
Telefonunun pilinin azalacağını bilmeden önce yanına bir şarj cihazı aldın. Bu önlemi hangi cümle ifade eder?
- I brought a charger just in case my phone battery ran low.
- I brought a charger because my phone battery had already run low.
- I would bring a charger if my phone battery ran low.
Cevabı göster
I brought a charger just in case my phone battery ran low.
a second set of proteins comes behind it to check. Anlatım akışı
1:37ikinci bir protein seti kontrol etmek için arkasından gelir.
a second set ... comes behind it to check: ikinci bir kontrol aşaması eklemek
a second set ifadesi, önceki bir gruptan sonra başka bir grubun sürece katıldığını gösterir. comes behind it sürecin sırasını anlatır: Bu grup önceki sistemden sonra çalışır; ifade, grubun gerçek anlamda onun arkasından yürüdüğünü söylemez. Amaç bildiren to check, ikinci grubun neden onu izlediğini açıklar. Bu parçalar birlikte açıklamayı ilk kontrolden sonra ikinci bir kontrol gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
Bu cümle süreci açıklarken nasıl bir görev görür?
- Proteinlerin fiziksel olarak art arda dizildiğini açıklar.
- Önceki bir aşamadan sonra kontrol yapan ikinci bir grubu tanıtır.
- Bütün grupların kontrole tam olarak aynı anda başladığını söyler.
Cevabı göster
Önceki bir aşamadan sonra kontrol yapan ikinci bir grubu tanıtır.
they cut out the incorrect nucleotide and replace it. Öbek fiiller
1:42yanlış nükleotiti kesip çıkarır ve değiştirirler.
If they find ..., they cut out ... and replace it: genel bir koşul ve tepki
Bu bir if koşul cümlesidir: If they find a mismatch koşulu belirtir, they cut out ... and replace it ise bu koşul gerçekleştiğinde verilen tepkiyi anlatır. Cümle genel ve tekrarlanan bir onarım sürecini anlattığı için iki cümlecikte de geniş zaman kullanılır. Sonuç cümleciğinde cut out ve replace aynı öznenin yaptığı iki sıralı eylemdir; it ise incorrect nucleotide ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Bir sistemin genel ve tekrarlanan tepkisini en iyi hangi cümle anlatır?
- If the sensor detects smoke, the alarm will sound.
- If the sensor detects smoke, the alarm sounds.
- If the sensor detected smoke, the alarm would sound.
Cevabı göster
If the sensor detects smoke, the alarm sounds.
cut out the incorrect nucleotide: hatalı nükleotidi çıkarma
Bu cümlede cut out, daha büyük bir yapıdan belirli bir parçayı çıkarmak anlamına gelir. DNA zincirinden çıkarılan parça hatalı nükleotittir. Cut out, istenmeyen parçanın bulunduğu yerden alınmasına odaklanır. Ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle cut the nucleotide out da aynı anlama gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede cut out, daha büyük bir bütünden belirli ve istenmeyen bir parçayı çıkarmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The storm cut off electricity to the village.
- The editor cut out the repeated paragraph before publication.
- The cook cut off the end of the carrot.
Cevabı göster
The editor cut out the repeated paragraph before publication.
This is called mismatch repair: bir süreci adlandırma
This is called + name, az önce açıklanan bir şeye ad vermek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Burada This önceki sürece gönderme yapar, mismatch repair ise sürecin bilimsel adını verir. Is called edilgen yapıdadır: süreç adlandırma işini yapmaz, kendisine bir ad verilir. This yerine belirli bir isim öbeği de kullanılabilir; böylece genel X is called Y kalıbı oluşur.
Alıştırma
Adlandırma cümlesini call fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: A shape with three sides ____ a triangle.
Cevabı göster
is called
Together these two systems: ortak sonuçtan önce iki nedeni bir araya getirme
Baştaki Together, iki sistemi ortak bir neden olarak ele almanız gerektiğini gösterir. Ardından gelen sonuç, sistemlerden yalnızca birinden değil, ikisinin ortak etkisinden doğar. These two systems sözleri, daha önce tanıtılan iki sisteme gönderme yapar. Böylece ifade, ayrı mekanizmaları anlatmaktan onların birlikte ne başardığını özetlemeye geçiş yapar.
Alıştırma
Together these two systems bu açıklamada neyi gösterir?
- İki sistemin ayrı çalıştığını ve birbirine zıt sonuçlar ürettiğini söyler.
- Daha önce açıklanan iki sistemi, ardından gelen sonucun ortak nedeni olarak birleştirir.
- Önceki açıklamayla ilgisiz üçüncü bir sistemi tanıtır.
Cevabı göster
Daha önce açıklanan iki sistemi, ardından gelen sonucun ortak nedeni olarak birleştirir.
reduce the number of ... to ...: son düzeyi belirtme
reduce the number of X to + değer kalıbı, X'in miktarını veya görülme sıklığını belirtilen son düzeye ulaşana kadar azaltmak anlamına gelir. Burada X, base mismatch errors ifadesidir; about one in 1 billion ise azaltmadan sonra kalan hata sıklığıdır. Bu kalıpta to son noktayı, about ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir. One in 1 billion, yaklaşık her bir milyar fırsatta bir eşleşme hatası anlamına gelir; bir milyar hatanın ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Yılda bir kazanın yeni son düzey olduğunu söylemek için cümleyi tamamlayın: The safety changes reduced the number of minor accidents ____ one per year.
Cevabı göster
to
But DNA can get damaged after replication too. Anlatım akışı
1:55Ancak DNA replikasyondan sonra da hasar görebilir.
But ... after replication too ile geçiş
But önceki noktayla bir karşıtlık kurar ve açıklamayı farklı bir sorun türüne taşır. Önceki bilgiyi geçersiz kılmaz; başka bir önemli durumu ekler: hasar, replikasyondan sonra bile meydana gelebilir. Sondaki too “da/de” anlamına gelir. But ve too birlikte, dinleyiciye replikasyon sırasında oluşan sorunların konunun tamamı olmadığını gösterir ve açıklamayı bir durumdan diğerine yönlendirir.
Alıştırma
Bu cümle nasıl bir geçiş yapıyor?
- DNA'nın replikasyondan sonra da hasar görebileceğini ekler.
- DNA'nın replikasyon sırasında hasar görebileceği fikrini reddeder.
- Replikasyonun hasarlı DNA'yı her zaman onardığını söyler.
Cevabı göster
DNA'nın replikasyondan sonra da hasar görebileceğini ekler.
can cause chemical changes to nucleotides. Kalıp ifadeler
2:00nükleotitlerde kimyasal değişikliklere neden olabilir.
cause chemical changes to nucleotides: nükleotitlerde kimyasal değişikliklere yol açmak
can cause chemical changes to nucleotides ifadesinde özne değişimin olası kaynağını belirtir, cause bu kaynağı bir etkiye bağlar, chemical changes sonucu adlandırır ve to nucleotides etkilenen şeyi gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp cause + changes to + etkilenen şey biçimindedir. Bu kalıpta to, bir isimden önce gelen edattır; to change yapısındaki mastar işaretleyicisi değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Strong sunlight can ____ the color of this fabric.
Cevabı göster
cause changes to
Some of these come from environmental exposure Kalıp ifadeler
2:03Bunlardan bazıları, tütün dumanındaki belirli bileşikler gibi
come from environmental exposure: kaynağı belirtmek
Bu cümlede come from, “kaynağı veya nedeni olmak” anlamındadır. Kalıp sonuç + come from + kaynak biçimindedir: daha önce sözü edilen şeylerin bazıları sonuç, environmental exposure ise bunların kaynağıdır. Environmental exposure; duman, radyasyon veya kimyasallar gibi kişinin çevresindeki dış etkenlerle temas anlamına gelir. Yalnızca açık havada bulunmak demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede come from, sonuçtan geriye doğru onun kaynağını göstermek için kullanılmıştır?
- Long-term sun exposure comes from some skin damage.
- Some skin damage leads to long-term sun exposure.
- Some skin damage comes from long-term sun exposure.
Cevabı göster
Some skin damage comes from long-term sun exposure.
like certain compounds in tobacco smoke: örnek vermek
Burada like bir örnek sunar. Bu parça, certain compounds in tobacco smoke ifadesini önceki satırda sözü edilen environmental exposure türlerinden belirli bir örnek olarak gösterir. Certain, “bazı belirli olanlar” demektir; “hepsi” anlamına gelmez. Tobacco smoke, tütün yandığında oluşan dumandır ve insanlar sigara içerken doğrudan ya da pasif içicilik yoluyla buna maruz kalabilir.
Alıştırma
Bu parçada like certain compounds in tobacco smoke ne işe yarar?
- environmental exposure için belirli bir örnek verir.
- tobacco smoke ifadesini environmental exposure ile eş anlamlı yapar.
- tobacco smoke içindeki her bileşiğin aynı etkiye sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
environmental exposure için belirli bir örnek verir.
But others are molecules that are found in cells naturally Dilbilgisi
2:09Ancak diğerleri, hidrojen peroksit gibi
others are molecules that are found in cells naturally: that ilgi cümleciğiyle bir grubu tanımlama
Bu cümlede others, aynı grupta daha önce sözü edilenlerle karşılaştırılan diğer üyeleri temsil eder. are molecules bu diğer üyeleri molekül olarak sınıflandırır. that are found in cells naturally, molecules sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Burada are found mutlaka “keşfedilir” değil, “bulunur” veya “var olur” anlamındadır. Cümlecik, dışarıdan getirilenleri değil, hücrelerde doğal olarak bulunan molekülleri tanımlar.
Alıştırma
“that are found in cells naturally” ilgi cümleciğinin cümledeki görevi nedir?
- Moleküllerin hücre aradığını söyler.
- Molekülleri hücrelerde doğal olarak bulunan moleküller olarak tanımlar.
- Bütün hücrelerin yalnızca bu moleküllerden oluştuğunu söyler.
Cevabı göster
Molekülleri hücrelerde doğal olarak bulunan moleküller olarak tanımlar.
hydrogen peroxide (hidrojen peroksit): hücrelerde doğal olarak oluşabilen bir molekül
Hydrogen peroxide, kimyasal formülü H2O2 olan “hidrojen peroksit”tir. Hücreler normal kimyasal tepkimeler sırasında küçük miktarlarda hidrojen peroksit üretebilir; bu yüzden burada hücrelerin içinde doğal olarak oluşabilen bir molekül örneğidir. Doğal olması zararsız olduğu anlamına gelmez. Hidrojen peroksit tepkimeye yatkındır ve fazlası hücre bileşenlerine zarar verebilir. Yani zarar verme olasılığı olan bir molekülün mutlaka hücrenin dışından gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Bu bağlamda hydrogen peroxide neyi gösterir?
- Tepkimeye yatkın bir molekül hücrelerde doğal olarak üretilebilir.
- Hydrogen peroxide hücreleri onaran bir enzimdir.
- Bir hücredeki her molekül dışarıdaki kirlilikten gelir.
Cevabı göster
Tepkimeye yatkın bir molekül hücrelerde doğal olarak üretilebilir.
Certain chemical changes are so common Dilbilgisi
2:14Belirli kimyasal değişiklikler o kadar yaygındır ki,
that they have specific enzymes assigned to reverse the damage. Kelime
2:17hasarı tersine çevirmekle görevli spesifik enzimleri vardır.
are so common that: sonuca yol açan derece
be + so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada are so common that, kimyasal değişikliklerin çok sık gerçekleştiğini ve bunun sonucunda hasarı gidermekle görevli özel enzimlerin bulunduğunu anlatır. So yalnızca common sözcüğünü güçlendirmez. That ile birlikte derece-sonuç ilişkisi kurar ve başka sıfatlarla da kullanılabilir: so dark that, so difficult that veya so small that.
Alıştırma
Sonuç yapısını İngilizce tam olarak so heavy that sözleriyle tamamlayın: The box was ____ I couldn't lift it.
Cevabı göster
so heavy that
assigned to reverse the damage: oluşmuş bir etkiyi tersine çevirme
enzymes assigned to reverse the damage ifadesinde assigned to + fiilin yalın hâli, enzimlerin belirli bir görevi veya amacı olduğunu anlatır. Görevleri reverse the damage eylemidir. Burada reverse, zararlı bir değişikliği etkisizleştirmek ve koşulları önceki bir duruma yaklaştırmak anlamına gelir. Fiziksel olarak geriye hareket etmek demek değildir ve her zaman tam iyileşme sözü vermez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada reverse the damage büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Herhangi bir hasarı gerçekleşmeden önce engellemek
- Hasarlı nesneyi karşı yöne bakacak şekilde çevirmek
- Zaten oluşmuş hasarın etkilerini azaltmak veya geri almak
Cevabı göster
Zaten oluşmuş hasarın etkilerini azaltmak veya geri almak
But the cell also has more general repair pathways. Kelime
2:21Ancak hücrenin daha genel onarım yolları da vardır.
more general repair pathways: daha geniş uygulanabilirlik
Bu bilimsel bağlamda general, yalnızca belirli bir hasar türü için tasarlanmış olmak yerine daha geniş bir durum yelpazesinde geçerli olmak demektir. More general, bu yolları kapsamı daha dar ve daha özelleşmiş onarım sistemleriyle karşılaştırır. Bir onarım yolu, hücrenin hasarı tespit edip onarmasını sağlayan eş güdümlü hücresel adımlar dizisidir. Dolayısıyla ifade, belirsiz veya giriş niteliğinde bir onarım açıklamasını değil, daha geniş kapsamlı onarım mekanizmalarını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a more general repair pathway ne anlama gelir?
- Biyolojik işlevi olmayan basit bir onarım açıklaması
- Yalnızca çok belirli tek bir hasar türü için tasarlanmış bir yol
- Çeşitli hasar türleriyle ilgilenebilen bir onarım mekanizması
Cevabı göster
Çeşitli hasar türleriyle ilgilenebilen bir onarım mekanizması
it can usually be fixed by a process called base excision repair. Kültür
2:27bu genellikle baz eksizyon onarımı adı verilen bir işlemle düzeltilebilir.
If ... is damaged, it can usually be fixed by ...: koşul ve kiplik içeren edilgen yapı
if yan cümlesi, yalnızca bir bazın hasarlı olduğu koşulu belirtir. Burada just sayıyı birle sınırlar. Is damaged edilgendir çünkü baz hasar görür; it ise tekrar bu baza gönderme yapar. Ana cümlede can + be + geçmiş zaman ortacı, yani can usually be fixed yapısı kullanılır. Bu kiplik içeren edilgen yapı, bu koşulda onarımın genellikle mümkün olduğunu fakat her seferinde garanti edilmediğini anlatır. Sondaki by, onarım yöntemini veya sürecini belirtecek ifadeyi başlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede if koşulundan sonra can + be + geçmiş zaman ortacı yapısı doğru kullanılmıştır?
- If one part damages, it can usually be replaced.
- If one part is damaged, it can usually be replaced.
- If one part is damaged, it can usually replace.
Cevabı göster
If one part is damaged, it can usually be replaced.
process called base excision repair: baz eksizyon onarımı adı verilen süreç
Called base excision repair, process sözcüğünü niteler ve sürecin adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a process called base excision repair, a process that is called base excision repair anlamına gelir. Baz eksizyon onarımı, hasarlı bir bazı çıkarıp doğru bazla değiştirilmesini sağlayan bir DNA onarım mekanizmasıdır. Excision, keserek çıkarma anlamına gelir ve sonraki eylemi hazırlar: bir enzim hasarlı bazı snips out eder.
Alıştırma
Base excision repair ifadesinde excision hangi eylemi anlatır?
- hasarlı bir bazı çıkarmak
- iki hücreyi birleştirmek
- DNA molekülünün tamamını kopyalamak
Cevabı göster
hasarlı bir bazı çıkarmak
snips out the damaged base: hasarlı bazı kesip çıkarır
Snips out, küçük bir parçayı hassas ve kesmeye benzer bir hareketle çıkarmak demektir. Snip küçük ve hızlı bir kesişi çağrıştırırken out parçanın daha büyük bütünden çıkarıldığını gösterir. Burada canlı bir bilimsel benzetme kullanılır. Enzimin makası yoktur; hasarlı bazı kimyasal bir tepkimeyle çıkarır. Bu ifade, küçük ve hedefe yönelik çıkarma işlemini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Daha büyük bir bütünün içindeki küçük bir parçayı çıkarmak için snip out ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?
- Maya snipped the coupon out of the sheet.
- Maya snipped off the loose end of the thread.
- Maya cut down the old tree.
Cevabı göster
Maya snipped the coupon out of the sheet.
and other enzymes come in to trim around the site and replace the nucleotides. Öbek fiiller
2:34ve diğer enzimler gelip bölgenin etrafını kırpar ve nükleotitleri değiştirir.
come in to trim around the site: sürece katılıp hasarlı bölgenin çevresini düzeltmek
Burada come in, mutlaka bir odaya girmek değil, devam eden bir sürece katılıp görev almak anlamına gelir. Diğer enzimler, önceki işlem başladıktan sonra onarım dizisine katılır. Mastar yapısındaki to trim, katılmalarının amacını belirtir. trim around the site, hasarlı konumun çevresindeki malzemeyi kaldırmak veya düzeltmek anlamına gelir; site ise moleküldeki belirli bir konumu ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede come in, devam eden bir sürece katılıp sonraki görevi yapmak anlamında kullanılmıştır?
- The statistician comes from Canada.
- The statistician comes into the building at nine.
- Once the researchers collect the data, a statistician comes in to analyze it.
Cevabı göster
Once the researchers collect the data, a statistician comes in to analyze it.
that's a little harder to fix: onarılması biraz daha zor
That's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. that is a little harder to fix ilgi yan cümlesi damage sözcüğünü niteler ve UV ışığının ne tür bir hasara yol açabileceğini açıklar. A little, karşılaştırma biçimindeki harder sözcüğünü niteler; bu yüzden zorluktaki artış küçüktür ve ifade much harder kadar güçlü değildir. Harder to fix, onarılması daha zor demektir; neyle karşılaştırıldığı bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi a little + hard sözcüğünün karşılaştırma biçimi + to ile tamamlayın: This puzzle is ____ solve than the first one.
Cevabı göster
a little harder to
Sometimes it causes two adjacent nucleotides to stick together, Notlar
2:45Bazen birbirine bitişik iki nükleotitin birbirine yapışmasına neden olarak
two adjacent nucleotides: doğrudan komşuluğu anlatan adjacent
two adjacent nucleotides ifadesinde adjacent, iki nükleotidin dizilimde doğrudan yan yana olduğu ve aralarında başka bir nükleotid bulunmadığı anlamına gelir. Nucleotides sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Bu anlam başka sıralı veya fiziksel düzenler için de kullanılabilir: adjacent cells, seats veya pages doğrudan komşu olan öğelerdir.
Alıştırma
İki dolap, aralarında başka bir dolap olmadan doğrudan yan yanadır. Bunu en kesin biçimde hangi cümle anlatır?
- The two lockers are nearby.
- The two lockers are far apart.
- The two lockers are adjacent.
Cevabı göster
The two lockers are adjacent.
to stick together: birbirine yapışmak
Burada to stick together, ayrı kalmak yerine birbirine tutunmak veya yapışmak anlamına gelir. Stick yapışmayı, together ise bunun iki nükleotid arasında gerçekleştiğini gösterir. Bu ifade cause + object + to + verb kalıbında kullanılan bir mastardır: causes two adjacent nucleotides to stick together. Başka bağlamlarda stick together insanların birlik içinde kalmasını anlatabilir, ancak bu cümlede fiziksel anlam kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi stick together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the labels got wet, they ____ inside the box.
Cevabı göster
stuck together
distorting the DNA's double helix shape: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
distorting ile başlayan bölüm, önceki ana cümleye bağlı bir -ing ortaç yan cümlesidir. Önceki olayın sonucunu gösterir: DNA çift sarmalı normal şeklini kaybeder. Yeni bir zaman ya da ilgisiz ayrı bir eylem eklemez. Buradaki “ana cümle, -ing yan cümlesi” kalıbını “ana olay gerçekleşir ve bunun sonucunda bu etki ortaya çıkar” diye okuyun.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki olayın doğrudan sonucunu bir -ing yan cümlesiyle gösterir?
- The door slammed shut, waking the baby.
- The door slammed shut because the baby woke.
- The door slammed shut after the baby woke.
Cevabı göster
The door slammed shut, waking the baby.
Damage like this requires a more complex process Anlatım akışı
2:52Bu tür bir hasar, nükleotit eksizyon onarımı adı verilen
Damage like this ifadesinin önceki bilgiye gönderme yapması
Damage like this ifadesindeki this, hemen önce açıklanan hasar türüne geri gönderme yapar; burada komşu nükleotitlerin birbirine yapışıp DNA'yı bozduğu UV hasarıdır. Like this “bu tür” demektir; dolayısıyla ifade, konuşana fiziksel olarak yakın bir hasardan söz etmez. Bu ifade, önceki uzun açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar. Böylece bilimsel bir açıklama, bütün ayrıntıları tekrarlamadan aynı sorunu—sonra ne olduğunu veya nasıl onarıldığını—anlatmayı sürdürebilir.
Alıştırma
Şu iki İngilizce cümleyi okuyun: “The screen cracked when the phone fell. Damage like this can be expensive to repair.” Damage like this neyi ifade eder?
- Az önce açıklanan ekran hasarı türü
- Konuşana fiziksel olarak yakın bir hasar
- Bir telefonla ilgili olası bütün sorunlar
Cevabı göster
Az önce açıklanan ekran hasarı türü
called nucleotide excision repair: onarım yolunu adlandırma
Called nucleotide excision repair, az önce tanıtılan DNA onarım yolunun adını verir. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; ifadenin tam anlamı “nucleotide excision repair adı verilen bir yol”dur. Nükleotid eksizyon onarımı, hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır ve ardından eksik kısmı yeniden oluşturur. Bu bilgi, onu hasarlı bir bazı çıkarmakla başlayan baz eksizyon onarımından ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi açıklama nucleotide excision repair ile en iyi eşleşir?
- Hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır.
- Hasar olup olmadığını kontrol etmeden tüm kromozomu kopyalar.
- Hasarlı bazın kendisini çıkarmakla başlar.
Cevabı göster
Hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır.
A team of proteins removes a long strand Deyimler
2:58Bir protein ekibi, yaklaşık 24 nükleotitten oluşan
A team of proteins: ekip çalışması mecazı
A team of proteins ifadesinde team, birkaç proteinin aynı biyolojik süreçte birlikte çalışmasını anlatan bir mecazdır. İnsanlardan oluşan bir ekibin üyeleri gibi farklı proteinler de farklı görevler yapabilir. Bu ifade, mikroskobik bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Proteinlerin düşündüğü, plan yaptığı veya gerçekten insanlara benzer bir ekip oluşturduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda A team of proteins ne anlama gelir?
- Tek bir protein bütün görevleri tek başına yapar.
- Birkaç protein aynı süreçte birlikte çalışır.
- Proteinler bir spor takımındaki insanlardır.
Cevabı göster
Birkaç protein aynı süreçte birlikte çalışır.
24 or so nucleotides: miktardan sonra or so kullanımı
Bir sayı veya miktardan sonra gelen or so, “yaklaşık olarak bu miktar” anlamına gelir. Burada 24 or so nucleotides, tam olarak 24 olması gerekmeyen yaklaşık 24 nükleotit demektir. Kalıp, miktar + or so biçimindedir; ten minutes or so ve a hundred pages or so buna örnektir. Kesin bir alt veya üst sınır belirtmeden tahmin verir.
Alıştırma
Tahmini ifadeyi or so kullanarak tamamlayın: The tour takes forty minutes ____.
Cevabı göster
or so
replaces them with fresh ones: replace A with B kalıbı
replace A with B kalıbı, A’yı çıkarmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine B’yi koymak anlamına gelir. Burada them, A’yı yani çıkarılan nükleotitleri; fresh ones ise B’yi ifade eder. Ones, çoğul sayılabilen isim nucleotides yerine kullanılarak ismin tekrarlanmasını önler. Burada fresh, “yeni, hasarsız ve kullanıma hazır” anlamındadır. Yiyeceklerin tazeliğini anlatmaz; yerine konan nükleotitlerin hasarlı değil, kullanılabilir olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin hasarlı filtreleri çıkarıp yeni filtreler taktığı anlamına gelir?
- The crew replaced the damaged filters with fresh ones.
- The crew replaced the damaged filters from fresh ones.
- The crew replaced fresh filters with damaged ones.
Cevabı göster
The crew replaced the damaged filters with fresh ones.
Very high frequency radiation like gamma rays and X-rays Kalıp ifadeler
3:06Gama ışınları ve X ışınları gibi çok yüksek frekanslı radyasyon
Very high frequency radiation: ana ismi bulma
Bu isim grubunda ana isim radiation sözcüğüdür: grubun tamamı bir radyasyon türünü adlandırır. Frequency açıklanan özelliği belirtir, high frekansı niteler ve very high sözcüğünü güçlendirir. Grubu sağdan sola, frekansı çok yüksek olan radyasyon şeklinde çözümleyin. Very, radiation sözcüğünü değil high sözcüğünü niteler. Sağdan sola çözümleme yöntemi, yoğun bilimsel isim gruplarını anlamaya da yardımcı olur.
Alıştırma
Very high frequency radiation yapısına hangi anlam uyar?
- uzayda çok yüksekte bulunan radyasyon
- frekansı çok yüksek olan radyasyon
- çok yüksek radyasyon üreten bir frekans
Cevabı göster
frekansı çok yüksek olan radyasyon
like gamma rays and X-rays: like ile örnek verme
Burada like, örnekleri tanıtan bir ilgeçtir. Gamma rays ve X-rays, söz konusu daha geniş sınıfın üyeleridir; bu nedenle like, örneğin veya gibi anlamına gelir. Bu kullanımı anlamak için like sözcüğünden sonra gelenlerin önceki sınıfın örnekleri olup olmadığına bakın. Buradaki like, hoşlanmak anlamındaki fiil değildir ve ışınların bu sınıfa yalnızca benzediğini de söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede like, daha geniş bir sınıfın örneğini tanıtmak için kullanılmıştır?
- Protective gear, like gloves and goggles, can reduce risk.
- Maya likes her new science book.
- The cloud looks like a dragon.
Cevabı göster
Protective gear, like gloves and goggles, can reduce risk.
sever one or both strands: bağlantıyı tamamen koparmak
Sever, birbirine bağlı bir şeyi tamamen kesmek veya koparmak ve parçaları birbirinden ayırmak demektir. Burada, yalnızca yüzeyi etkilemekten farklı olarak, DNA'nın bir ipliğini ya da her iki ipliğini koparabilen hasarı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede sever en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The collision severed the power cable and cut off electricity.
- She severed a sheet of paper for her art project.
- He severed an apple into slices for a snack.
Cevabı göster
The collision severed the power cable and cut off electricity.
the DNA backbone: DNA'nın yapısal zinciri
DNA backbone, her DNA ipliğinin dış tarafı boyunca uzanan ve tekrarlanan şeker ile fosfat gruplarından oluşan ana zincirdir. İpliğin kesintisiz yapısal çerçevesini oluşturur. Bu cümlede onu koparmak, bu kimyasal zinciri ipliklerden birinde veya her ikisinde kırmak demektir. Burada backbone, insan omurgası değil, ana destek yapısı anlamındaki bilimsel bir kullanımdır.
Alıştırma
Bu cümlede the DNA backbone ne anlama gelir?
- hücrenin içinde bulunan, omurga biçiminde küçük bir vücut bölümü
- DNA molekülünün tamamını çevreleyen koruyucu bir protein kabuğu
- her DNA ipliğinin yapısal çerçevesini oluşturan tekrarlı şeker-fosfat zinciri
Cevabı göster
her DNA ipliğinin yapısal çerçevesini oluşturan tekrarlı şeker-fosfat zinciri
Double strand breaks are the most dangerous. Kelime
3:18Çift iplik kırıkları en tehlikeli olanlardır.
Double strand breaks: DNA’nın iki zincirinde birden oluşan kırıklar
“Double strand breaks”, bir DNA molekülünün iki zincirinin aynı ya da birbirine yakın noktalarda koptuğu hasarı anlatan double-strand break bilimsel teriminin çoğuludur. Bu yüzden cümle bu kırıkları özellikle tehlikeli olarak sunar. Burada temel isim breaks, kırığın türünü belirten ifade ise double strand’dir. Düzenlenmiş bilimsel metinlerde bu birleşik niteleyici genellikle kısa çizgiyle yazılır: double-strand breaks.
Alıştırma
Bu cümlede double-strand breaks ne anlama geliyor?
- Bir DNA zincirini koparmadan büken kırıklar
- Aynı DNA molekülünün iki zincirini de koparan kırıklar
- İki DNA molekülünün birbirinden ayrılması
Cevabı göster
Aynı DNA molekülünün iki zincirini de koparan kırıklar
Even one: bir tanesi bile
Even one ifadesinde even, one sayısını vurgular ve “bir tane kadar az” ya da “tek bir tanesi bile yeterli” anlamını verir. Böylece mümkün olan en düşük sayı şaşırtıcı veya endişe verici görünür. Burada one, bir çift zincir kırığının yerini tutar. Cümle, bir kırığın hücre ölümüne yol açabileceğini tarafsızca bildirmekle kalmaz; tehlikenin mümkün olan en düşük sayıdan başladığını vurgular.
Alıştırma
“Tek bir tanesi bile” anlamındaki ifadeyle uyarıyı tamamlayın: ____ missing page can make the instructions hard to follow.
Cevabı göster
Even one
are called homologous recombination and non-homologous end joining. Kültür
3:27homolog rekombinasyon ve homolog olmayan uç birleşmesi olarak adlandırılır.
The two most common: en yaygın iki kategoriyi önceden bildirmek
“The two most common” hem bir sayı hem de bir seçim ölçütü verir: ardından iki öğe gelecek ve bunlar en sık görülenler oldukları için seçilmiştir. Burada iki onarım yolunun adı verilmeden önce bir sınıflandırma çerçevesi kurar. Bu ifade yalnızca iki yolun var olduğu anlamına gelmez. Dinleyicinin sıradaki bilgileri düzenlemesine yardım eder: önce çerçeve, sonra iki ad.
Alıştırma
“the two most common pathways” dinleyiciye ne anlatır?
- Yalnızca iki yol var olabilir.
- Konuşmacı alışılmadık tek bir yolu anlatmak üzeredir.
- İki yolun adı verilecek ve bunlar en sık görülen yollardır.
Cevabı göster
İki yolun adı verilecek ve bunlar en sık görülen yollardır.
homologous recombination ... non-homologous end joining: iki DNA onarım yolu
Homologous recombination (homolog rekombinasyon) ve non-homologous end joining (homolog olmayan uç birleştirme), hücrelerin DNA’nın iki ipliğini de kesen bir kırığı onarmasının iki yoludur. Homolog rekombinasyon, onarım için kılavuz olarak eşleşen veya çok benzer bir DNA dizisi, çoğu zaman kardeş kopyayı kullanır. Homolog olmayan uç birleştirme bu tür eşleşen bir şablon kullanmaz. Kırık uçları işleyip doğrudan yeniden birleştirir. Bu cümleyi anlamak için temel karşıtlığı hatırlayın: şablon kılavuzlu onarım ve uçların doğrudan birleştirilmesi.
Alıştırma
Hangi ifade iki yolu doğru biçimde ayırır?
- Homologous recombination proteinleri birleştirirken non-homologous end joining RNA’yı kopyalar.
- Homologous recombination eşleşen bir DNA şablonu kullanır; non-homologous end joining kullanmaz.
- Her iki yol da her zaman eşleşen bir DNA şablonu kullanır.
Cevabı göster
Homologous recombination eşleşen bir DNA şablonu kullanır; non-homologous end joining kullanmaz.
Homologous recombination uses an undamaged section Kalıp ifadeler
3:33Homolog rekombinasyon, benzer DNA'nın
use A as B: A'yı B rolünde kullanmak
use A as B kalıbı, birinin veya bir şeyin A'yı B'nin belirttiği rol ya da işlevde kullanması anlamına gelir. Bu cümlede A, an undamaged section of similar DNA; B ise a template ifadesidir. Buradaki as, A'nın gerçekten yerine getirdiği görevi belirtir; yalnızca A'nın B'ye benzediğini söylemez. Bu kalıp, bir nesnenin, malzemenin veya bilginin bir süreçteki işlevini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Eksik kelimeyi yazarak use A as B kalıbını tamamlayın: The campers used a tarp ____ a roof.
Cevabı göster
as
Enzymes interlace the damaged and undamgaed strands, Kelime
3:39Enzimler hasarlı ve hasarsız iplikleri birbirine bağlar,
interlace the strands: zincirleri çaprazlayıp iç içe geçirmek
Interlace, birbirinden ayrı uzun veya dar parçaları dokunuyormuş gibi birbirlerinin altından ve üstünden geçirerek çaprazlamak anlamına gelir. Bu cümlede enzimler, iki DNA zincirini iç içe geçmiş bir düzende bir araya getirir. Bu fiil basit bir temastan fazlasını anlatır: parçalar birbirlerinin arasından veya üzerinden geçer.
Alıştırma
Hangi açıklama interlace the strands ifadesine en uygundur?
- Zincirleri çaprazlamadan yan yana koymak
- Zincirlerin tek bir noktada kısa süre dokunmasını sağlamak
- Zincirleri birbirlerinin arasından geçirip çaprazlamak
Cevabı göster
Zincirleri birbirlerinin arasından geçirip çaprazlamak
get them to exchange sequences of nucleotides, Dilbilgisi
3:43nükleotit dizilerini değiştirmelerini sağlar
get them to exchange ...: get + nesne + to + fiil
get them to exchange... ifadesinde get + nesne + to + fiil yapısı kullanılır. Them, etkilenen nesnedir; to exchange ise bu nesnelere yaptırılan eylemi belirtir. Burada get, “almak” veya “elde etmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamındadır. Bu yapı insanlar, makineler ve bilimsel süreçler için kullanılabilir. Nesne bir insan değilse ikna anlamı taşımaz; yalnızca bir sürecin başka bir eyleme yol açtığını gösterir.
Alıştırma
Nedensel yapıyı parantezdeki fiille tamamlayın: The coach got the players ____ the drill again. (repeat)
Cevabı göster
to repeat
fill in the missing gaps: eksik olanı eklemek
Fill in the missing gaps, eksik parçaları ekleyerek bir şeyi tamamlamak anlamına gelir. Fill in bir phrasal verb yapısıdır; gaps ise malzeme veya bilginin eksik olduğu yerleri belirtir. Bu cümlede boşluklar nükleotit dizilerindedir. Aynı ifade boşluklar, eksik ayrıntılar veya eksik adımlar için de kullanılabilir. Bir kabı ağzına kadar doldurmayı değil, eksikleri tamamlamayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fill ve doğru parçacıkla tamamlayın: The researcher asked us to ____ the missing labels on the chart.
Cevabı göster
fill in
to end up with two complete double-stranded segments. Öbek fiiller
3:49iki tam çift iplikli segment elde eder.
end up with + isim: bir sürecin nihai sonucu
end up with + isim, bir süreç sona erdiğinde bir kişinin ya da şeyin o sonuca sahip olduğunu, o sonucu ürettiğini veya içerdiğini anlatır. Buradaki sonuç two complete double-stranded segments ifadesidir. Bu ifade, tek tek adımlara değil sürecin son noktasına odaklanır. Bazen planlanmamış bir sonucu düşündürebilir; ancak bunun gibi bilimsel bir açıklamada sürecin ne ürettiğini tarafsız biçimde de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After sorting all the pieces, we ____ three complete sets.
Cevabı göster
ended up with
Non-homologous end joining on the other hand Anlatım akışı
3:53Diğer yandan homolog olmayan uç birleşmesi
on the other hand: karşıt ikinci noktaya geçiş
on the other hand, dinleyiciye sıradaki noktayı daha önce belirtilen bir noktayla karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada, bir DNA onarım yolundan kalıba dayanmayan farklı bir yola geçiş yapar. Cümlenin başında bulunabilir veya tümce içinde ara bağlantı ifadesi olarak kullanılabilir. Özenli yazıda tümcenin içinde kullanıldığında normalde virgüllerle ayrılır: Non-homologous end joining, on the other hand, doesn't rely on a template.
Alıştırma
Boşlukta karşıtlığı açıkça belirten bağlantı ifadesini seçin: The first backpack is lighter. ___, the second one is more durable.
- For example
- In addition
- On the other hand
Cevabı göster
On the other hand
doesn't rely on a template: bir koşulun gerekli olmadığını belirtmek
Rely on, çalışmak veya başarılı olmak için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya ona bağlı olmak demektir. Burada doesn't rely on a template, bir kalıbın bu onarım yöntemi için gerekli bir dayanak olmadığını belirtir. Yapı rely on + isim veya isim öbeğidir. Olumsuz do/does not rely on biçimi, iki yöntemi karşılaştırırken belirli bir kaynağın ya da koşulun gerekli olmadığını göstermek için sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi rely on ile tamamlayın: This mechanical pencil doesn't ____ electricity.
Cevabı göster
rely on
a series of proteins trims off a few nucleotides Notlar
3:58bir dizi protein birkaç nükleotiti kırpar
a series of proteins: ilişkili öğeleri bir grup olarak ifade etmek
A series of + çoğul isim, bir grup veya sıra olarak görülen birbiriyle ilişkili birkaç öğe, olay ya da eylem anlamına gelir. Burada proteins, dizinin nelerden oluştuğunu belirtir. a series of proteins ifadesinin temel ismi tekil olan series sözcüğüdür. Standart özne-yüklem uyumunda proteins çoğul olsa da bu isim öbeği normalde tekil bir fiil alır.
Alıştırma
a series of yapısını ve standart özne-yüklem uyumunu doğru kullanan cümleyi seçin.
- A series safety checks is required before launch.
- A series of safety checks are required before launch.
- A series of safety checks is required before launch.
Cevabı göster
A series of safety checks is required before launch.
trim off a few nucleotides: dikkatli ve sınırlı çıkarma
Trim off, genellikle bir kenardan veya uçtan küçük bir miktarı keserek çıkarmak demektir. Burada trims off a few nucleotides, yalnızca az sayıda nükleotidin kontrollü biçimde çıkarıldığını anlatır. A few, birkaç tane olduğunu fakat sayının çok olmadığını belirtir. İfade bütünüyle büyük bir kesimden çok sınırlı ve hassas bir çıkarmayı vurgular.
Alıştırma
Bir şeyin kenarından küçük bir miktarın dikkatle çıkarılmasını en iyi hangi cümle anlatır?
- The tailor trimmed off a narrow strip of extra fabric.
- The tailor sewed an extra strip onto the fabric.
- The tailor cut the cloth in half.
Cevabı göster
The tailor trimmed off a narrow strip of extra fabric.
and then fuses the broken ends back together. Öbek fiiller
4:02ve ardından kırık uçları tekrar birbirine kaynaştırır.
fuses the broken ends back together: bağlantıyı yeniden kurmak
Fuse A back together, ayrılmış parçaları yeniden bağlantılı hâle gelecek şekilde birleştirmek demektir. Bu cümlede nesne the broken ends, yani kopmuş uçlardır. Back, önceki bağlantılı duruma dönüşü; together ise birleşmenin sonucunu gösterir. Uçlar yalnızca birbirine yaklaştırılmaz, yeniden birleştirilir.
Alıştırma
Cümleyi, özgün bağlantılı duruma dönüşü gösteren ifadeyle tamamlayın: The repair process fused the split plastic edges ____.
Cevabı göster
back together
isn't as accurate: hedefi söylenmeyen olumsuz karşılaştırma
Isn't as accurate, not as + adjective + as olumsuz karşılaştırma kalıbını kullanır. Burada “daha önce sözü edilen homolog rekombinasyon sürecinden daha az doğru” anlamına gelir. Bağlam karşılaştırılan hedefi zaten açıkça gösterdiği için sondaki as ve karşılaştırma hedefi söylenmemiştir. Bu göreceli bir değerlendirmedir. Sürecin doğruluk düzeyinin daha düşük olduğunu söyler; sürecin tamamen yanlış olduğunu söylemez.
Alıştırma
Başka bir süreç az önce belirtilmişse “This method isn't as accurate” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Hiçbir doğru sonuç üretemez.
- Az önce sözü edilen süreçle tam olarak aynı doğruluktadır.
- Az önce sözü edilen süreçten daha az doğrudur, ancak yine de belli ölçüde doğru olabilir.
Cevabı göster
Az önce sözü edilen süreçten daha az doğrudur, ancak yine de belli ölçüde doğru olabilir.
It can cause genes to get mixed up or moved around,
4:08Genlerin birbirine karışmasına veya hareket etmesine neden olabilir,
but it's useful when sister DNA isn't available. Notlar
4:12ancak kardeş DNA mevcut olmadığında kullanışlıdır.
but it's useful when...: bir sınırlamayı yararlı olduğu koşulla dengelemek
But, hemen önce belirtilen bir sınırlamadan olumlu bir noktaya geçiş yapar. It's useful olumlu değerlendirmeyi verir; when sister DNA isn't available ise bu değeri belirli bir koşulla sınırlar. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni sınırlama + but + yarar + when + koşul biçimindedir. Bu, dengeli bir değerlendirme oluşturur: sınırlama geçerliliğini korur, ancak yöntem o durumda yine de değerlidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir aracın dezavantajını, onu yararlı kılan koşulla en iyi biçimde dengeler?
- The camera is bulky because it's useful when we need a very stable image.
- The camera is bulky unless it's useful when we need a very stable image.
- The camera is bulky, but it's useful when we need a very stable image.
Cevabı göster
The camera is bulky, but it's useful when we need a very stable image.
sister DNA: onarım şablonu olarak kullanılan eşleşen kopya
Bu cümlede sister DNA, DNA eşlendikten sonra kardeş kromatit üzerinde bulunan eşleşen DNA kopyasını ifade eder. Bu kopya zarar görmemişse hücre, hasarlı bir DNA molekülünü doğru biçimde onarmak için onun dizisini şablon olarak kullanabilir. Buradaki sister, hücre içindeki iki DNA kopyası arasındaki ilişkiyi anlatır. Bir kişinin kız kardeşinden alınan DNA anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede sister DNA neyi ifade eder?
- Hasarlı DNA'yı kesen bir protein
- Bir kişinin biyolojik kız kardeşinden alınan DNA
- Onarıma rehberlik edebilen eşleşen bir hücresel DNA kopyası
Cevabı göster
Onarıma rehberlik edebilen eşleşen bir hücresel DNA kopyası
Of course, ile beklenen bir ek veya ödünleme sunmak
Burada Of course, bir söylem belirteci olarak kullanılır. Ardından gelen bilgiyi dinleyicinin kolayca kabul edebileceği veya bekleyebileceği bir nokta olarak sunar; özellikle konuşmacı bir ödünleme, sınırlama ya da dengeleyici bir nokta eklediğinde görülür. Bu ifade, sonraki düşüncenin içeriğini tek başına vermez. Düşüncenin nasıl anlaşılacağını çerçeveler ve dinleyicinin önceki noktadan geçişi takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunumcu şöyle diyor: “This method is fast. Of course, speed is not the only concern.” Of course burada ne yapar?
- İlk ifadeye beklenen bir sınırlama veya açıklama ekler.
- İlk ifadeyi tamamen reddeder.
- Olayları zaman sırasına dizer.
Cevabı göster
İlk ifadeye beklenen bir sınırlama veya açıklama ekler.
“aren't always bad”: not always ile kısmi olumsuzluk
aren't always bad ifadesinde not, bad sözcüğünü tamamen olumsuz yapmak yerine always sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle ifade, DNA değişikliklerinin her durumda kötü olmadığı anlamına gelir: bazıları zararlı olabilirken bazıları nötr veya yararlı olabilir. Bu, kısmi olumsuzluktur: not always istisnalara yer bırakır. İfadeyi mutlak bir iddia olan never bad şeklinde anlamayın.
Alıştırma
“Changes aren't always bad” ne anlama gelir?
- Bazı değişiklikler kötü olabilir, ancak diğerleri olmayabilir.
- Değişiklikler hiçbir zaman kötü değildir.
- Değişiklikler her seferinde kötüdür.
Cevabı göster
Bazı değişiklikler kötü olabilir, ancak diğerleri olmayabilir.
Beneficial mutations can allow a species to evolve, Dilbilgisi
4:19Faydalı mutasyonlar bir türün evrimleşmesine izin verebilir,
“allow a species to evolve”: allow + nesne + to infinitive
Temel kalıp allow + nesne + to infinitive şeklindedir. allow a species to evolve ifadesinde a species, allow fiilinin etkilediği nesnedir; to evolve ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Yararlı mutasyonlar evrim için koşullar oluşturabilir; can allow olasılık bildirir ve evrimin kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: This pass will ____ one guest ____ enter the museum.
Cevabı göster
allow · to
but most of the time we want DNA to stay the same. Kalıp ifadeler
4:23ancak çoğu zaman DNA'nın aynı kalmasını isteriz.
but most of the time we: olağan duruma dönmek
But önceki ifadeyle karşıtlık kurar; most of the time ise “her zaman” değil, “çoğu zaman” demektir. Bu ikisi, sonraki ifadenin olağan durum için geçerli olduğunu gösterirken istisnalara da yer bırakır. but + sıklık ifadesi + özne + fiil kalıbı, bir istisnadan genel duruma dönmeye yarar. Bu cümlede we, want fiilinin öznesidir.
Alıştırma
Hangi cümle ara sıra gerçekleşen bir istisnadan olağan duruma doğal biçimde geçiyor?
- The library closed early yesterday because of a power cut.
- Once in a while the library closes early, but most of the time it stays open until six.
- The library stays open until six every single day.
Cevabı göster
Once in a while the library closes early, but most of the time it stays open until six.
Defects in DNA repair: resmî defect in kalıbı
defects in DNA repair ifadesinde defects temel isimdir; in DNA repair ise kusurların bulunduğu süreci belirtir. İfade, DNA onarım mekanizmasının düzgün çalışmadığı anlamına gelir; DNA’daki kusurların onarıldığı anlamına gelmez. defect in + sistem, süreç veya tasarım kalıbı, yapısal ya da işlevsel bir sorunun bulunduğu alanı belirtir.
Alıştırma
Bir sistemin içindeki kusuru anlatan hedef isim ve edat kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The engineer found a ____ the cooling system.
Cevabı göster
defect in
are associated with: neden ileri sürmeden ilişki bildirmek
Be associated with, “… ile bağlantılı olmak” veya “… ile birlikte görülmek” anlamına gelir. Araştırma dilinde are associated with, gözlemlenen ya da istatistiksel bir ilişki bildirir; tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Yapı be associated with + isim öbeğidir. Çoğul özneyle are, tekil özneyle is kullanılır.
Alıştırma
Bir çalışma ekran süresi ile daha kısa uyku arasında ilişki buldu, ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?
- Screen time causes shorter sleep.
- Shorter sleep is the same as screen time.
- Screen time is associated with shorter sleep.
Cevabı göster
Screen time is associated with shorter sleep.
premature aging: beklenenden erken başlayan yaşlanma
Premature aging, yaşlanmanın normalde beklenenden daha erken başlaması veya görünür hâle gelmesi demektir. Premature, “normal, beklenen ya da uygun zamandan önce” anlamına gelir ve çoğu zaman bu erkenliğin istenmeyen bir durum olduğunu düşündürür. Bu isim öbeğinde premature, aging sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Zamanı normal veya beklenen bir ölçütle karşılaştırdığı için early sözcüğünden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi ifade normalde beklenenden daha erken başlayan yaşlanma anlamına gelir?
- healthy aging
- premature aging
- normal aging
Cevabı göster
premature aging
fountain of youth: gençliği ve canlılığı korumayı anlatan bir mecaz
Gençlik Pınarı, gençliği geri getirdiği söylenen efsanevi bir kaynaktır. Günlük İngilizcede a fountain of youth, insanların genç kalmasına, yaşlanmanın yavaşlamasına veya canlılığın geri kazanılmasına yardım ettiğine inanılan bir şeyi anlatan mecazdır. Burada hücrelerin içinde gerçek bir pınar yoktur. Konuşmacı bu tanıdık imgeyi hücrelerin DNA onarım faaliyeti için kullanır ve süregelen bu bakımı, yaşlanmayla bağlantılı hasara karşı vücutta hazır bulunan bir koruma kaynağı gibi sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a fountain of youth ne anlama gelir? The article calls regular exercise a fountain of youth for the brain.
- Beynin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olduğu söylenen bir şey.
- Her türlü yaşlanmayı durduracağı garanti edilen bir şey.
- Beynin içinde bulunan gerçek bir pınar.
Cevabı göster
Beynin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olduğu söylenen bir şey.
it's already operating in your cells: çalışan bir sistemi anlatmak
it's already operating in your cells ifadesinde operate, “işlemek” veya “çalışır durumda olmak” anlamına gelir. Özne olan it, önceki “gençlik pınarı” mecazına gönderme yapar; daha kesin olarak, anlatılan DNA onarım faaliyetini belirtir, gerçek bir nesneyi değil. Already, bu mekanizmayı başka bir yerde aramak gerekmediğini vurgular: mekanizma şu anda hücrelerin içinde aktiftir. Bunu operating sözcüğüyle anlatmak, görünmeyen biyolojik bir süreci sürekli çalışan bir sistem gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede operating, it's already operating in your cells ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The technician is operating the camera.
- The surgeon is operating on a patient.
- The backup system is operating normally.
Cevabı göster
The backup system is operating normally.
billions and billions of times a day: vurgu için tekrar
Burada billions and billions of times a day, sürecin her gün şaşırtıcı derecede çok kez gerçekleştiğini anlatır. Billions sözcüğünü tekrarlamak sözbilimsel bir vurgudur; tam olarak iki milyar anlamına gelmez ve iki ayrı sayıyı toplamanızı istemez. “Büyük miktar + and + aynı büyük miktar” kalıbı, ölçeği daha büyük ve çarpıcı hissettirir. Özellikle sözlü açıklamalarda etkilidir; çünkü tekrar, vurguya ek olarak ritim de katar.
Alıştırma
İfadenin doğru olup olmadığına karar verin. İngilizce cümle: “The machine runs billions and billions of times a day.” Bu tekrar, makinenin tam olarak iki milyar kez çalıştığını belirtir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış