DNA'nız hasar gördüğünde ne olur? - Monica Menesini: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
618 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Bu video, DNA’nın çoğaltılma sırasında ve sonrasında nasıl hasar gördüğünü; özelleşmiş hücresel yolların yanlış eşleşmeleri, değişime uğramış bazları ve kopmuş zincirleri nasıl onardığını açıklar. Ayrıca bu onarımların kanseri ve erken yaşlanmayı önlemeye nasıl yardımcı olduğunu, buna karşın ara sıra ortaya çıkan yararlı mutasyonların evrimi mümkün kıldığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gets damaged — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: get ile kurulan edilgen yapıyı, bir durum değişikliğini veya bir şeyin zarara uğramasını anlatmanın doğal bir yolu olarak tanıyın. Bilimsel açıklamalarda bu biçim, süreci “is damaged” ifadesine göre daha hareketli gösterebilir ve odağı hasara yol açan etkenden çok DNA üzerinde tutar. 2. A team of proteins — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: team sözcüğünün birden fazla proteini, aynı onarım sürecinde farklı görevler üstlenen ve koordineli çalışan katılımcılar olarak mecazen sunduğunu anlayın. Böylece bilim iletişimindeki kişileştirmeyi yorumlayabilir ve karmaşık, mikroskobik bir mekanizmayı gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için benzer topluluk imgeleri kullanabilirsiniz. 3. isn't as accurate. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Olumsuz as…as karşılaştırmasının “daha az doğru” anlamına geldiğini ve önceki açıklama karşılaştırılan yöntemi belirginleştirdiği için ikinci öğenin söylenmediğini anlayın. Bu kalıpla ilk yöntemin adını gereksiz yere tekrarlamadan iki yöntemi kısa ve açık biçimde karşılaştırabilirsiniz.

Bu derste

The DNA in just one of your cells

0:06

Vücudunuzdaki sadece tek bir hücrenin DNA'sı

gets damaged tens of thousands of times per day. Notlar

0:08

günde on binlerce kez hasar görür.

Dilbilgisi

gets damaged: durum değişimini anlatan get'li edilgen yapı

Burada gets damaged, “hasar görür” veya “hasarlı hâle gelir” anlamındadır. Get, “elde etmek” anlamına gelmez; get + geçmiş zaman ortacı, get'li edilgen yapıyı oluşturur ve etkilenen şey DNA'dır. Get'li edilgen yapı, olayı çoğu zaman öznenin başına gelen bir değişim olarak sunar. Bu bilimsel açıklamada, yalnızca durağan bir hasarlı durumdan değil, hasarın tekrar tekrar meydana gelmesinden söz edildiğini canlandırır.

Alıştırma

Cümleyi damage fiilinin get'li edilgen biçimiyle tamamlayın: Without a protective case, the tablet often ____ in a crowded backpack.

Cevabı göster

gets damaged

Kalıp ifadeler

tens of thousands of times per day: yaklaşık ve çok yüksek bir sıklık

Tens of thousands, tam olarak on bin değil, on binler düzeyinde yaklaşık bir miktarı ifade eder. Times olayın kaç kez gerçekleştiğini sayar, per day ise zaman birimini gün olarak belirler. Tens of thousands of times per day ifadesinin tamamı, günlük sıklığın son derece yüksek olduğunu vurgular. Aynı kalıp büyük bir sayıyı per hour, per week veya per year ile birleştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir internet sitesinin her gün yaklaşık on binlerce ziyaret aldığını doğal biçimde anlatır?

  1. The website receives ten thousands of visits per day.
  2. The website receives tens of thousands of visits per day.
  3. The website receives tens of thousand visits per day.
Cevabı göster

The website receives tens of thousands of visits per day.

Multiply that by your body's 100 trillion or so cells Notlar

0:12

Bunu vücudunuzun yaklaşık 100 trilyon hücresiyle çarpın

and you've got a quintillion DNA errors every day. Kelime

0:16

ve her gün bir kentilyon DNA hatası elde edin.

Kalıp ifadeler

Multiply that by: önceki sayıyı daha büyük bir ölçeğe taşımak

Multiply A by B, “A'yı B ile çarpmak” demektir. Multiply that by... yapısında that, hemen önce söylenen sayı ya da miktarın yerini alır ve ifade sonraki çarpanı getirir. Burada hesap, tek bir hücredeki hasardan vücuttaki bütün hücrelerdeki toplam hasara genişletilir. Bu yapı, yerel ya da birim başına verilen bir sayıyı daha büyük bir toplam ölçeğine taşımak için kullanılır.

Alıştırma

Hesaplama yönergesini hedef ifadeyle tamamlayın: One row has twenty-four seats. ____ fifteen to find the total number of seats.

Cevabı göster

Multiply that by

Kelime

or so: bir sayının yaklaşık olduğunu belirtmek

Or so, bir sayının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. 100 trillion or so cells ifadesinde “yaklaşık 10^14 hücre” anlamına gelir; böylece hücre sayısının bir tahmin olduğu anlaşılır. Bu ifade, yaklaşık miktarı açık tutarken sayının kesinlik düzeyini azaltır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yaklaşıklaştırma ifadesiyle tamamlayın: The walk takes thirty minutes ____.

Cevabı göster

or so

Kelime

you've got: hesaplama sonucunu sunma

Bu cümlede you've got, kişisel sahiplik değil, “sonuç şudur” veya “böylece bunu elde edersiniz” anlamına gelir. You genel anlamda kullanılır; belirli bir sahibi göstermek yerine dinleyiciyi hesaplamanın içine katar. “Yönerge veya koşul + and you've got...” kalıbı, önceki adımdan çıkan sonucu sunar. Bir adımdan sonucuna geçmenin doğrudan ve konuşma diline özgü bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümlede you've got bir hesaplama sonucunu sunmak için kullanılmıştır?

  1. You've got to submit the form by Friday.
  2. Add the two scores, and you've got a total of eighty.
  3. You've got a new notebook in your bag.
Cevabı göster

Add the two scores, and you've got a total of eighty.

And because DNA provides the blueprint Deyimler

0:21

Ve DNA, hücrelerinizin işlev görmesi için

for the proteins your cells need to function,

0:23

ihtiyaç duyduğu proteinlerin planını sağladığından,

Deyimler

provides the blueprint for: yönlendirici bilgi benzetmesi

Blueprint sözcüğü gerçek anlamıyla bir şeyi inşa etmek veya üretmek için kullanılan ayrıntılı plan demektir. Burada bir benzetmedir: DNA, hücrelerin ihtiyaç duydukları proteinleri üretmesine rehberlik eden bilgiyi içerir. “Provide the blueprint for + isim” kalıbı, “bir şey için temel tasarımı, modeli veya yönlendirici bilgiyi sağlamak” anlamına gelir. Fiziksel bir kâğıdı değil, temel oluşturan planı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede blueprint, yönlendirici bir model anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The sponsor provided the funding for a nationwide rollout.
  2. The pilot program provided the blueprint for a nationwide rollout.
  3. The architect unfolded the blueprint for the new library.
Cevabı göster

The pilot program provided the blueprint for a nationwide rollout.

damage causes serious problems such as cancer. Kalıp ifadeler

0:26

hasar, kanser gibi ciddi sorunlara yol açar.

Kalıp ifadeler

such as cancer: örnek verme

Such as, daha geniş bir kategoriye ait bir veya daha fazla somut örneği tanıtır. Burada cancer, hasarın yol açabileceği ciddi sorunlardan biridir. Such as ifadesinden sonra gelen örnekler genellikle tam bir liste oluşturmaz. Bu nedenle cümle, başka ciddi sorunların da olabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede daha geniş bir kategorinin örneklerini tanıtmak için such as doğru kullanılmıştır?

  1. Some metals, such as iron and copper, conduct electricity well.
  2. Some metals, such like iron and copper, conduct electricity well.
  3. Some metals, as such iron and copper, conduct electricity well.
Cevabı göster

Some metals, such as iron and copper, conduct electricity well.

The errors come in different forms. Kalıp ifadeler

0:30

Hatalar farklı biçimlerde ortaya çıkar.

Kalıp ifadeler

come in different forms: farklı biçimleri anlatmak

come in different forms, bir şeyin farklı biçim veya türlerde var olduğunu ya da ortaya çıktığını ifade eder. Bu cümlede hataların hepsinin aynı olmadığı ve çeşitli biçimler alabileceği anlatılır. Buradaki come in, bir şeyin hangi biçim, boyut, renk, şekil veya sürümlerde var olduğunu ya da sunulduğunu açıklayan bir kalıbın parçasıdır. Fiziksel olarak bir yere girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle çevrim içi dolandırıcılıkların birçok türü olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. Online scams come at many forms.
  2. Online scams come into many forms.
  3. Online scams come in many forms.
Cevabı göster

Online scams come in many forms.

Sometimes nucleotides,

0:32

Bazen DNA'nın yapı taşları olan

DNA's building blocks, get damaged. Deyimler

0:34

nükleotitler hasar görür.

Deyimler

DNA's building blocks: temel birimler için bir mecaz

Building blocks, sözcük anlamıyla daha büyük bir şey yapmak için kullanılan küçük ve temel parçaları anlatır. Burada mecazdır: nükleotitler DNA'yı oluşturan temel birimlerdir; oyuncak bloklar değildir. DNA's building blocks, nucleotides sözcüğünden sonra gelen açıklayıcı bir ara ifadedir. Virgüller bunun ek tanımlayıcı bilgi olduğunu gösterir; başka bir öge eklemek yerine nükleotitlerin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede building blocks daha büyük bir sistemin temel parçaları anlamında kullanılmıştır?

  1. Clear goals and trust are building blocks of a strong team.
  2. The team moved into a building across the street.
  3. The child stacked the building blocks on the floor.
Cevabı göster

Clear goals and trust are building blocks of a strong team.

Other times nucleotides get matched up incorrectly, Öbek fiiller

0:37

Bazen de nükleotitler yanlış eşleşerek

Öbek fiiller

get matched up incorrectly: yanlış eşleştirilmek

Match up, bir ögeyi karşılık gelmesi gereken başka bir ögeyle eşleştirmek demektir. Incorrectly, bu eşleştirmenin yanlış olduğunu belirtir. Get matched up, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: nükleotitler etkin biçimde eş seçmek yerine eylemden etkilenir. Get matched up incorrectly bütünüyle, ögelerin yanlış karşılıklarla eşleşmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi match up fiilinin get ile kurulan geçmiş zaman edilgen biçimi ve incorrectly ile tamamlayın: During the import, the names ____ with the wrong photos.

Cevabı göster

got matched up incorrectly

causing mutations. Dilbilgisi

0:40

mutasyonlara neden olur.

Dilbilgisi

causing mutations: sonucu gösteren -ing yapısı

Burada causing mutations, hemen önce belirtilen olayın sonucunu veren -ing'li bir ortaç öbeğidir: bu olay mutasyonlara yol açar. Bu yapı genellikle tam bir cümlecikten sonra gelir: olay, causing + sonuç. Causing'in örtük öznesi önceki olayın tamamıdır; böylece yeni bir cümlecik başlatmadan neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cause fiilinin -ing biçimini kullanın: The software deleted the backup, ____ the team to lose a day of work.

Cevabı göster

causing

And nicks in one or both strands can interfere with DNA replication Notlar

0:42

Ve bir veya iki iplikteki çentikler DNA replikasyonuna müdahale edebilir

Kelime

nicks: DNA zincirlerindeki küçük kesikler

Burada nicks, nick isminin çoğuludur ve DNA zincirlerinden birinde veya ikisinde bulunan küçük kesikleri ya da kopuklukları ifade eder. Bu, yerel bir hasar türünün adıdır; Nick adlı bir kişiyi ifade etmez. Biyoloji dışında nick; bir bıçak ağzında, kabloda, yüzeyde veya deride bulunan küçük bir kesik ya da çentik anlamına da gelebilir. Ortak fikir, nesnenin tamamının yok olması değil, küçük ve sınırlı bir bölgenin hasar görmesidir.

Alıştırma

"The DNA strands had several nicks," cümlesinde nicks ne anlama gelir?

  1. Nick adlı kişiler
  2. DNA'nın eksiksiz kopyaları
  3. zincirlerdeki küçük ve yerel kesikler
Cevabı göster

zincirlerdeki küçük ve yerel kesikler

Kalıp ifadeler

can interfere with DNA replication: DNA replikasyonunu engelleyebilir

Interfere with, bir etkinliğin veya sürecin daha zor, daha az etkili ya da normal biçimde devam edemez hâle gelmesine neden olmak demektir. Burada küçük kesikler, normal DNA replikasyonu sürecini bozabilir. Can kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi gösterir. Cümle, her kesiğin replikasyonu tamamen durduracağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “bozmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Bright light can ____ sleep.

Cevabı göster

interfere with

or even cause sections of DNA to get mixed up. Öbek fiiller

0:48

veya hatta DNA bölümlerinin birbirine karışmasına neden olabilir.

Öbek fiiller

cause + nesne + to mastarı yapısında to get mixed up

Get mixed up; karışık, yanlış sıralanmış veya hatalı biçimde birleştirilmiş bir duruma gelmek demektir. Özne sections of DNA olduğu için burada DNA bölümlerinin yanlış biçimde yeniden sıralanması veya birleştirilmesi anlatılır; bir kişinin kafasının karışması değil. İfade cause + nesne + to mastarı yapısını izler: cause sections of DNA to get mixed up. Burada to, cause sonrasında kullanılan yapının bir parçasıdır; get ise karışık duruma geçişi vurgular.

Alıştırma

Get mixed up ifadesini cause + nesne sonrasında doğru biçime getirin: A labeling error caused the two samples ____.

Cevabı göster

to get mixed up

Fortunately,

0:52

Neyse ki,

your cells have ways of fixing most of these problems most of the time. Notlar

0:52

hücrelerinizin çoğu zaman bu sorunların çoğunu çözmenin yolları vardır.

Dilbilgisi

have ways of fixing: bir şeyi yapmak için yöntemlere veya mekanizmalara sahip olmak

have ways of + -ing kalıbı, birinin veya bir şeyin bir işi yapacak yöntemlere, mekanizmalara ya da araçlara sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede hücreler bilinçli olarak sorun çözmeye çalışmıyor; ifade biyolojik onarım mekanizmalarına gönderme yapıyor. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: ways of fixing. Bu kalıp, bir kişinin, kuruluşun veya sistemin ne yapabildiğini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ways of ve detect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The security system has ____ unusual activity.

Cevabı göster

ways of detecting

Kalıp ifadeler

most of these problems ... most of the time: kapsamı ve sıklığı sınırlama

most of these problems, these ile belirtilen belirli grubun içindeki sorunların çoğu demektir. Burada hücrelerin düzeltebildiği sorunların kapsamını sınırlar. most of the time ise çoğu durumda anlamına gelir ve düzeltmenin ne sıklıkla başarılı olduğunu sınırlar. most sözcüğünün iki kez kullanılması, iddiayı bilinçli biçimde temkinli kılar: Hücreler genellikle sorunların çoğunu düzeltir, ancak cümle her sorunun her seferinde düzeltildiğini söylemez.

Alıştırma

Programın belirtilen hataların çoğunu çoğu durumda düzelttiğini, ancak iki kısmı da mutlaklaştırmadığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. The program fixes most of these errors most of the time.
  2. The program fixes all of these errors most of the time.
  3. The program fixes most of these errors every time.
Cevabı göster

The program fixes most of these errors most of the time.

These repair pathways all rely on specialized enzymes. Notlar

0:57

Bu onarım yollarının tümü özel enzimlere dayanır.

Kelime

repair pathways: birbiriyle bağlantılı biyolojik onarım süreçleri

Burada repair pathways, hasarı tespit edip onaran düzenli biyolojik süreçler anlamına gelir. Pathway sözcüğü gerçek anlamda bir yol değildir; bir süreci birbirine bağlı adımların, tepkimelerin ve sürece katılan moleküllerin oluşturduğu bir rota gibi anlatır. Repair, bu yolların amacını belirtmek için pathways sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. Pathways sözcüğünün çoğul olması, birden fazla onarım sürecinin bulunabileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede repair pathways biyolojik onarım süreçleri anlamında kullanılmıştır?

  1. Researchers compared two repair pathways that fix damaged DNA.
  2. Workers repaired two pathways through the park.
  3. Hikers followed two pathways to the lake.
Cevabı göster

Researchers compared two repair pathways that fix damaged DNA.

Kalıp ifadeler

rely on specialized enzymes: belirli işlevleri olan enzimlere ihtiyaç duymak

Rely on, “ihtiyaç duymak veya bağlı olmak” demektir. Burada her onarım yolunun çalışabilmek için belirli enzimlere ihtiyaç duyduğu anlatılır. On, yolların bağlı olduğu şeyi tanıtır. Specialized, “belirli işlere uygun” anlamına gelir. Bu ifade, yolların rastgele herhangi bir enzimi değil, belirli işlevleri olan enzimleri gerektirdiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “depend on” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Emergency teams ____ clear radio communication during storms.

Cevabı göster

rely on

Different ones respond to different types of damage. Kalıp ifadeler

1:02

Farklı enzimler, farklı hasar türlerine yanıt verir.

Kalıp ifadeler

respond to different types of damage: farklı hasar türlerine tepki vermek

Respond to + isim, bir şeye “tepki vermek” veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Burada farklı mekanizmalar farklı hasar türlerine tepki verir; to, tepkiyi doğuran şeyi cümleye bağlar. Respond insanlar, hücreler, sistemler veya kuruluşlar için kullanılabilir. Her zaman sözlü ya da yazılı bir cevap vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tepki vermek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Some plants can ____ changes in daylight.

Cevabı göster

respond to

One common error is base mismatches. Kelime

1:05

Yaygın bir hata baz uyumsuzluklarıdır.

Kelime

base mismatches: DNA bazlarının yanlış eşleşmesi

DNA'da baz, başka bir bazla eşleşen kimyasal bir birimdir. Mismatch yanlış eşleşme demektir; dolayısıyla base mismatches, doğru eşleşmesi gereken bazların yanlış eşleştiği durumları anlatır. Biyoloji dışında da mismatch aynı temel düşünceyi korur: birbirine karşılık gelmesi beklenen iki şey uyuşmaz veya örtüşmez.

Alıştırma

Hangi ifade base mismatch terimini doğru açıklar?

  1. Her zaman DNA dizisindeki kalıcı bir değişikliktir.
  2. Onarılabilecek yanlış bir DNA bazı eşleşmesidir.
  3. Normal eşleşme kurallarına uyan bir DNA bazı eşleşmesidir.
Cevabı göster

Onarılabilecek yanlış bir DNA bazı eşleşmesidir.

Each nucleotide contains a base

1:08

Her nükleotit bir baz içerir

and during DNA replication

1:10

ve DNA replikasyonu sırasında

the enzyme DNA polymerase is supposed to bring in the right partner Notlar

1:12

DNA polimeraz enziminin, her şablon ipliğindeki her bazla eşleşmesi için

Dilbilgisi

is supposed to: normal koşullarda beklenen işleyiş

Bu cümlede is supposed to, enzimin normal işlevinin bir parçası olarak “yapması beklenir” anlamına gelir. DNA polimerazın normalde ne yapması gerektiğini anlatır; bunun her seferinde kesinlikle gerçekleşeceğini belirtmez. Yapı be supposed to + fiilin yalın hâlidir. Özne bir sistem, makine veya biyolojik süreç olduğunda genellikle normal koşullarda beklenen işleyişi ifade eder.

Alıştırma

“The filter is supposed to remove dust, but some gets through,” cümlesinde is supposed to ne anlama gelir?

  1. Normal koşullarda bunu yapması beklenir.
  2. Bunu yapması yasaktır.
  3. Bunu her seferinde kusursuz biçimde zaten yapmıştır.
Cevabı göster

Normal koşullarda bunu yapması beklenir.

Öbek fiiller

bring in the right partner: doğru eşleşen öğeyi sürece dahil etmek

Burada bring in, “bir şeyi katılabilmesi için bir sürecin içine getirmek veya dahil etmek” anlamına gelir. DNA polimeraz, doğru eşleşen birimi eşleşeceği konuma getirir. The right partner, doğru biçimde eşleşen öğeyi ifade eder. Partner burada bilimsel bir benzetmedir; yalnızca insanları değil, birbirine uyan, bağlanan veya eşleşen iki şeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede bring in, “birini devam eden bir etkinliğe dahil etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The lab took in the view from the roof.
  2. The lab brought the report to the office.
  3. The lab brought in an outside expert to check the results.
Cevabı göster

The lab brought in an outside expert to check the results.

to pair with every base on each template strand, Kalıp ifadeler

1:16

doğru ortağı getirmesi gerekir,

Kalıp ifadeler

pair with every base on each template strand: her kalıp zincirdeki her bazla eşleşmek

Pair with, “bir şeyle eşleşerek bir çift oluşturmak” anlamına gelir. Bu DNA açıklamasında, her kalıp zincir boyunca bulunan her bazın ona karşılık gelen bir eşi vardır. to pair with... mastar yapısı bir amacı ifade eder: uygun eş, bu çifti oluşturmak için vardır. Başka durumlara aktarılabilen A pairs with B kalıbı, A ile B’nin birbirine karşılık gelen iki eş olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi pair with ile tamamlayın: At camp, each child will ____ someone from another group.

Cevabı göster

pair with

adenine with thymine and guanine with cytosine. Kültür

1:20

adenin ile timin ve guanin ile sitozin.

Kültür

adenine with thymine and guanine with cytosine: adenin ile timin, guanin ile sitozin

DNA’da tamamlayıcı bazların sabit eşleri vardır: adenin (A) timinle (T), guanin (G) ise sitozinle (C) eşleşir. Bu satırda tekrar eden pairs fiili çıkarılmıştır. Tam anlamı adenine pairs with thymine and guanine pairs with cytosine şeklindedir. Bunlar, tamamlayıcı bir DNA zinciri oluşturulurken kullanılan doğru eşlerdir.

Alıştırma

Hangi cümle DNA’daki standart tamamlayıcı baz eşlerini verir?

  1. A pairs with T, and G pairs with C.
  2. A pairs with C, and T pairs with G.
  3. A pairs with G, and T pairs with C.
Cevabı göster

A pairs with T, and G pairs with C.

But about once every 100,000 additions Kalıp ifadeler

1:24

Ancak her 100.000 eklemeden yaklaşık birinde

Kalıp ifadeler

But about once every 100,000 additions: çok düşük bir sıklığı ifade etme

about once every 100,000 additions, yaklaşık her 100.000 eklemede bir gerçekleşme oranını anlatır; her 100.000'lik grupta tam olarak bir kez olacağını garanti etmez. once every + sayı + çoğul sayılabilen isim kalıbı, tekrarlanan olayları sayarak sıklık belirtir. once every six months örneğindeki gibi bir zaman aralığıyla da kullanılabilir. about, oranın yaklaşık olduğunu gösterir. But karşıtlık bildirir: konuşmacı genellikle olan bir durumdan nadir bir istisnaya geçmektedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü sıklık kalıbıyla tamamlayın: The filter needs to be changed ____ six months.

Cevabı göster

once every

it makes a mistake. Kalıp ifadeler

1:27

bir hata yapar.

Kalıp ifadeler

it makes a mistake: make a mistake kalıbı

Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmak veya bir hata üretmek anlamına gelen yerleşik fiil-isim kalıbıdır. Bu cümlede it öznedir, makes tekil it ile kullanılan geniş zaman biçimidir ve a mistake bir hata anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yerleşik kalıpla tamamlayın: Even a computer can ____ when its data is incomplete.

Cevabı göster

make a mistake

The enzyme catches most of these right away Kalıp ifadeler

1:28

Enzim bunların çoğunu hemen yakalar

Kalıp ifadeler

catches most of these right away: çoğunu hemen tespit etmek

Burada catches, fiziksel olarak “yakalamak” değil, “fark etmek veya tespit etmek” anlamına gelir. most of these, daha önce sözü edilen grubun çoğunu belirtir. right away, “hemen” veya “gecikmeden” demektir. catch ... right away birlikte kullanıldığında bir kişinin, aracın ya da sistemin bir şeyi çok hızlı tespit ettiğini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede catch “fark etmek veya tespit etmek”, right away ise “hemen” anlamında kullanılmıştır?

  1. The child drew a picture right away.
  2. The goalkeeper caught the ball right away.
  3. The editor caught the typo right away.
Cevabı göster

The editor caught the typo right away.

and cuts off a few nucleotides and replaces them with the correct ones. Notlar

1:31

ve birkaç nükleotiti kesip doğru olanlarla değiştirir.

Öbek fiiller

cuts off a few nucleotides: küçük bir parçayı keserek çıkarmak

Cut off, “bir şeyi keserek daha büyük bir bütünden ayırıp çıkarmak” anlamına gelen, ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada cuts off, enzimin birkaç nükleotidi daha büyük yapıdan ayırmasını anlatır; off ayrılma fikrini ekler. A few, “birkaç tane, ama çok değil” demektir. İsim olan nesne, cut off a few nucleotides örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. Ancak zamir genellikle iki parçanın arasına girer: cut them off denir, cut off them denmez.

Alıştırma

Cümleyi cut off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The gardener will ____ the dead tip of the branch.

Cevabı göster

cut off

Kalıp ifadeler

replaces them with the correct ones içindeki replace A with B sırası

Replace A with B, A'yı çıkarıp yerine B'yi koymak demektir. Bu cümlede them zamiri A'ya, the correct ones ifadesi ise B'ye karşılık gelir; yani with sözcüğünden sonra yeni öğeler gelir. Ones, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir çoğul bir ismin yerine geçer. Böylece correct sözcüğünden sonra aynı isim tekrarlanmaz.

Alıştırma

Hangi cümle “Eski pili çıkar ve yerine yeni bir pil koy” anlamını doğru verir?

  1. Keep the old battery and store the new one.
  2. Replace the new battery with the old one.
  3. Replace the old battery with a new one.
Cevabı göster

Replace the old battery with a new one.

And just in case it missed a few, Kalıp ifadeler

1:35

Ve birkaç tanesini kaçırması ihtimaline karşı,

Kalıp ifadeler

just in case it missed a few: belirsiz bir olasılığa karşı hazırlık

Just in case, mümkün ancak kesin olmayan bir duruma karşı alınan önlemi tanıtır. Burada it missed a few yalnızca bir olasılıktır; bir şeylerin kesinlikle gözden kaçtığını iddia etmez. Bu ifade, dinleyiciyi ek bir kontrol ya da güvenlik önlemine hazırlar. Missed geçmiş zamandadır çünkü olası gözden kaçırma daha önceki kontrol sırasında gerçekleşmiş olabilir. A few, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir şeylerin az bir kısmının yerini tutar.

Alıştırma

Telefonunun pilinin azalacağını bilmeden önce yanına bir şarj cihazı aldın. Bu önlemi hangi cümle ifade eder?

  1. I brought a charger just in case my phone battery ran low.
  2. I brought a charger because my phone battery had already run low.
  3. I would bring a charger if my phone battery ran low.
Cevabı göster

I brought a charger just in case my phone battery ran low.

a second set of proteins comes behind it to check. Anlatım akışı

1:37

ikinci bir protein seti kontrol etmek için arkasından gelir.

Anlatım akışı

a second set ... comes behind it to check: ikinci bir kontrol aşaması eklemek

a second set ifadesi, önceki bir gruptan sonra başka bir grubun sürece katıldığını gösterir. comes behind it sürecin sırasını anlatır: Bu grup önceki sistemden sonra çalışır; ifade, grubun gerçek anlamda onun arkasından yürüdüğünü söylemez. Amaç bildiren to check, ikinci grubun neden onu izlediğini açıklar. Bu parçalar birlikte açıklamayı ilk kontrolden sonra ikinci bir kontrol gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Bu cümle süreci açıklarken nasıl bir görev görür?

  1. Proteinlerin fiziksel olarak art arda dizildiğini açıklar.
  2. Önceki bir aşamadan sonra kontrol yapan ikinci bir grubu tanıtır.
  3. Bütün grupların kontrole tam olarak aynı anda başladığını söyler.
Cevabı göster

Önceki bir aşamadan sonra kontrol yapan ikinci bir grubu tanıtır.

If they find a mismatch, Dilbilgisi

1:41

Bir uyumsuzluk bulurlarsa,

they cut out the incorrect nucleotide and replace it. Öbek fiiller

1:42

yanlış nükleotiti kesip çıkarır ve değiştirirler.

Dilbilgisi

If they find ..., they cut out ... and replace it: genel bir koşul ve tepki

Bu bir if koşul cümlesidir: If they find a mismatch koşulu belirtir, they cut out ... and replace it ise bu koşul gerçekleştiğinde verilen tepkiyi anlatır. Cümle genel ve tekrarlanan bir onarım sürecini anlattığı için iki cümlecikte de geniş zaman kullanılır. Sonuç cümleciğinde cut out ve replace aynı öznenin yaptığı iki sıralı eylemdir; it ise incorrect nucleotide ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Bir sistemin genel ve tekrarlanan tepkisini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. If the sensor detects smoke, the alarm will sound.
  2. If the sensor detects smoke, the alarm sounds.
  3. If the sensor detected smoke, the alarm would sound.
Cevabı göster

If the sensor detects smoke, the alarm sounds.

Öbek fiiller

cut out the incorrect nucleotide: hatalı nükleotidi çıkarma

Bu cümlede cut out, daha büyük bir yapıdan belirli bir parçayı çıkarmak anlamına gelir. DNA zincirinden çıkarılan parça hatalı nükleotittir. Cut out, istenmeyen parçanın bulunduğu yerden alınmasına odaklanır. Ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle cut the nucleotide out da aynı anlama gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede cut out, daha büyük bir bütünden belirli ve istenmeyen bir parçayı çıkarmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The storm cut off electricity to the village.
  2. The editor cut out the repeated paragraph before publication.
  3. The cook cut off the end of the carrot.
Cevabı göster

The editor cut out the repeated paragraph before publication.

This is called mismatch repair. Kalıp ifadeler

1:46

Buna uyumsuzluk onarımı denir.

Kalıp ifadeler

This is called mismatch repair: bir süreci adlandırma

This is called + name, az önce açıklanan bir şeye ad vermek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Burada This önceki sürece gönderme yapar, mismatch repair ise sürecin bilimsel adını verir. Is called edilgen yapıdadır: süreç adlandırma işini yapmaz, kendisine bir ad verilir. This yerine belirli bir isim öbeği de kullanılabilir; böylece genel X is called Y kalıbı oluşur.

Alıştırma

Adlandırma cümlesini call fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: A shape with three sides ____ a triangle.

Cevabı göster

is called

Together these two systems Anlatım akışı

1:48

Bu iki sistem birlikte

Anlatım akışı

Together these two systems: ortak sonuçtan önce iki nedeni bir araya getirme

Baştaki Together, iki sistemi ortak bir neden olarak ele almanız gerektiğini gösterir. Ardından gelen sonuç, sistemlerden yalnızca birinden değil, ikisinin ortak etkisinden doğar. These two systems sözleri, daha önce tanıtılan iki sisteme gönderme yapar. Böylece ifade, ayrı mekanizmaları anlatmaktan onların birlikte ne başardığını özetlemeye geçiş yapar.

Alıştırma

Together these two systems bu açıklamada neyi gösterir?

  1. İki sistemin ayrı çalıştığını ve birbirine zıt sonuçlar ürettiğini söyler.
  2. Daha önce açıklanan iki sistemi, ardından gelen sonucun ortak nedeni olarak birleştirir.
  3. Önceki açıklamayla ilgisiz üçüncü bir sistemi tanıtır.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan iki sistemi, ardından gelen sonucun ortak nedeni olarak birleştirir.

reduce the number of base mismatch errors Kalıp ifadeler

1:49

baz uyumsuzluk hatalarının sayısını

to about one in 1 billion.

1:52

yaklaşık 1 milyarda bire düşürür.

Kalıp ifadeler

reduce the number of ... to ...: son düzeyi belirtme

reduce the number of X to + değer kalıbı, X'in miktarını veya görülme sıklığını belirtilen son düzeye ulaşana kadar azaltmak anlamına gelir. Burada X, base mismatch errors ifadesidir; about one in 1 billion ise azaltmadan sonra kalan hata sıklığıdır. Bu kalıpta to son noktayı, about ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir. One in 1 billion, yaklaşık her bir milyar fırsatta bir eşleşme hatası anlamına gelir; bir milyar hatanın ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Yılda bir kazanın yeni son düzey olduğunu söylemek için cümleyi tamamlayın: The safety changes reduced the number of minor accidents ____ one per year.

Cevabı göster

to

But DNA can get damaged after replication too. Anlatım akışı

1:55

Ancak DNA replikasyondan sonra da hasar görebilir.

Anlatım akışı

But ... after replication too ile geçiş

But önceki noktayla bir karşıtlık kurar ve açıklamayı farklı bir sorun türüne taşır. Önceki bilgiyi geçersiz kılmaz; başka bir önemli durumu ekler: hasar, replikasyondan sonra bile meydana gelebilir. Sondaki too “da/de” anlamına gelir. But ve too birlikte, dinleyiciye replikasyon sırasında oluşan sorunların konunun tamamı olmadığını gösterir ve açıklamayı bir durumdan diğerine yönlendirir.

Alıştırma

Bu cümle nasıl bir geçiş yapıyor?

  1. DNA'nın replikasyondan sonra da hasar görebileceğini ekler.
  2. DNA'nın replikasyon sırasında hasar görebileceği fikrini reddeder.
  3. Replikasyonun hasarlı DNA'yı her zaman onardığını söyler.
Cevabı göster

DNA'nın replikasyondan sonra da hasar görebileceğini ekler.

Lots of different molecules

1:59

Pek çok farklı molekül

can cause chemical changes to nucleotides. Kalıp ifadeler

2:00

nükleotitlerde kimyasal değişikliklere neden olabilir.

Kalıp ifadeler

cause chemical changes to nucleotides: nükleotitlerde kimyasal değişikliklere yol açmak

can cause chemical changes to nucleotides ifadesinde özne değişimin olası kaynağını belirtir, cause bu kaynağı bir etkiye bağlar, chemical changes sonucu adlandırır ve to nucleotides etkilenen şeyi gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp cause + changes to + etkilenen şey biçimindedir. Bu kalıpta to, bir isimden önce gelen edattır; to change yapısındaki mastar işaretleyicisi değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Strong sunlight can ____ the color of this fabric.

Cevabı göster

cause changes to

Some of these come from environmental exposure Kalıp ifadeler

2:03

Bunlardan bazıları, tütün dumanındaki belirli bileşikler gibi

Kalıp ifadeler

come from environmental exposure: kaynağı belirtmek

Bu cümlede come from, “kaynağı veya nedeni olmak” anlamındadır. Kalıp sonuç + come from + kaynak biçimindedir: daha önce sözü edilen şeylerin bazıları sonuç, environmental exposure ise bunların kaynağıdır. Environmental exposure; duman, radyasyon veya kimyasallar gibi kişinin çevresindeki dış etkenlerle temas anlamına gelir. Yalnızca açık havada bulunmak demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede come from, sonuçtan geriye doğru onun kaynağını göstermek için kullanılmıştır?

  1. Long-term sun exposure comes from some skin damage.
  2. Some skin damage leads to long-term sun exposure.
  3. Some skin damage comes from long-term sun exposure.
Cevabı göster

Some skin damage comes from long-term sun exposure.

like certain compounds in tobacco smoke. Kültür

2:06

çevresel maruziyetten kaynaklanır.

Kültür

like certain compounds in tobacco smoke: örnek vermek

Burada like bir örnek sunar. Bu parça, certain compounds in tobacco smoke ifadesini önceki satırda sözü edilen environmental exposure türlerinden belirli bir örnek olarak gösterir. Certain, “bazı belirli olanlar” demektir; “hepsi” anlamına gelmez. Tobacco smoke, tütün yandığında oluşan dumandır ve insanlar sigara içerken doğrudan ya da pasif içicilik yoluyla buna maruz kalabilir.

Alıştırma

Bu parçada like certain compounds in tobacco smoke ne işe yarar?

  1. environmental exposure için belirli bir örnek verir.
  2. tobacco smoke ifadesini environmental exposure ile eş anlamlı yapar.
  3. tobacco smoke içindeki her bileşiğin aynı etkiye sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

environmental exposure için belirli bir örnek verir.

But others are molecules that are found in cells naturally Dilbilgisi

2:09

Ancak diğerleri, hidrojen peroksit gibi

Dilbilgisi

others are molecules that are found in cells naturally: that ilgi cümleciğiyle bir grubu tanımlama

Bu cümlede others, aynı grupta daha önce sözü edilenlerle karşılaştırılan diğer üyeleri temsil eder. are molecules bu diğer üyeleri molekül olarak sınıflandırır. that are found in cells naturally, molecules sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Burada are found mutlaka “keşfedilir” değil, “bulunur” veya “var olur” anlamındadır. Cümlecik, dışarıdan getirilenleri değil, hücrelerde doğal olarak bulunan molekülleri tanımlar.

Alıştırma

“that are found in cells naturally” ilgi cümleciğinin cümledeki görevi nedir?

  1. Moleküllerin hücre aradığını söyler.
  2. Molekülleri hücrelerde doğal olarak bulunan moleküller olarak tanımlar.
  3. Bütün hücrelerin yalnızca bu moleküllerden oluştuğunu söyler.
Cevabı göster

Molekülleri hücrelerde doğal olarak bulunan moleküller olarak tanımlar.

like hydrogen peroxide. Kültür

2:12

hücrelerde doğal olarak bulunan moleküllerdir.

Kültür

hydrogen peroxide (hidrojen peroksit): hücrelerde doğal olarak oluşabilen bir molekül

Hydrogen peroxide, kimyasal formülü H2O2 olan “hidrojen peroksit”tir. Hücreler normal kimyasal tepkimeler sırasında küçük miktarlarda hidrojen peroksit üretebilir; bu yüzden burada hücrelerin içinde doğal olarak oluşabilen bir molekül örneğidir. Doğal olması zararsız olduğu anlamına gelmez. Hidrojen peroksit tepkimeye yatkındır ve fazlası hücre bileşenlerine zarar verebilir. Yani zarar verme olasılığı olan bir molekülün mutlaka hücrenin dışından gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Bu bağlamda hydrogen peroxide neyi gösterir?

  1. Tepkimeye yatkın bir molekül hücrelerde doğal olarak üretilebilir.
  2. Hydrogen peroxide hücreleri onaran bir enzimdir.
  3. Bir hücredeki her molekül dışarıdaki kirlilikten gelir.
Cevabı göster

Tepkimeye yatkın bir molekül hücrelerde doğal olarak üretilebilir.

Certain chemical changes are so common Dilbilgisi

2:14

Belirli kimyasal değişiklikler o kadar yaygındır ki,

that they have specific enzymes assigned to reverse the damage. Kelime

2:17

hasarı tersine çevirmekle görevli spesifik enzimleri vardır.

Dilbilgisi

are so common that: sonuca yol açan derece

be + so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada are so common that, kimyasal değişikliklerin çok sık gerçekleştiğini ve bunun sonucunda hasarı gidermekle görevli özel enzimlerin bulunduğunu anlatır. So yalnızca common sözcüğünü güçlendirmez. That ile birlikte derece-sonuç ilişkisi kurar ve başka sıfatlarla da kullanılabilir: so dark that, so difficult that veya so small that.

Alıştırma

Sonuç yapısını İngilizce tam olarak so heavy that sözleriyle tamamlayın: The box was ____ I couldn't lift it.

Cevabı göster

so heavy that

Kelime

assigned to reverse the damage: oluşmuş bir etkiyi tersine çevirme

enzymes assigned to reverse the damage ifadesinde assigned to + fiilin yalın hâli, enzimlerin belirli bir görevi veya amacı olduğunu anlatır. Görevleri reverse the damage eylemidir. Burada reverse, zararlı bir değişikliği etkisizleştirmek ve koşulları önceki bir duruma yaklaştırmak anlamına gelir. Fiziksel olarak geriye hareket etmek demek değildir ve her zaman tam iyileşme sözü vermez.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada reverse the damage büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Herhangi bir hasarı gerçekleşmeden önce engellemek
  2. Hasarlı nesneyi karşı yöne bakacak şekilde çevirmek
  3. Zaten oluşmuş hasarın etkilerini azaltmak veya geri almak
Cevabı göster

Zaten oluşmuş hasarın etkilerini azaltmak veya geri almak

But the cell also has more general repair pathways. Kelime

2:21

Ancak hücrenin daha genel onarım yolları da vardır.

Kelime

more general repair pathways: daha geniş uygulanabilirlik

Bu bilimsel bağlamda general, yalnızca belirli bir hasar türü için tasarlanmış olmak yerine daha geniş bir durum yelpazesinde geçerli olmak demektir. More general, bu yolları kapsamı daha dar ve daha özelleşmiş onarım sistemleriyle karşılaştırır. Bir onarım yolu, hücrenin hasarı tespit edip onarmasını sağlayan eş güdümlü hücresel adımlar dizisidir. Dolayısıyla ifade, belirsiz veya giriş niteliğinde bir onarım açıklamasını değil, daha geniş kapsamlı onarım mekanizmalarını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a more general repair pathway ne anlama gelir?

  1. Biyolojik işlevi olmayan basit bir onarım açıklaması
  2. Yalnızca çok belirli tek bir hasar türü için tasarlanmış bir yol
  3. Çeşitli hasar türleriyle ilgilenebilen bir onarım mekanizması
Cevabı göster

Çeşitli hasar türleriyle ilgilenebilen bir onarım mekanizması

If just one base is damaged, Dilbilgisi

2:25

Yalnızca bir baz hasar görürse,

it can usually be fixed by a process called base excision repair. Kültür

2:27

bu genellikle baz eksizyon onarımı adı verilen bir işlemle düzeltilebilir.

Dilbilgisi

If ... is damaged, it can usually be fixed by ...: koşul ve kiplik içeren edilgen yapı

if yan cümlesi, yalnızca bir bazın hasarlı olduğu koşulu belirtir. Burada just sayıyı birle sınırlar. Is damaged edilgendir çünkü baz hasar görür; it ise tekrar bu baza gönderme yapar. Ana cümlede can + be + geçmiş zaman ortacı, yani can usually be fixed yapısı kullanılır. Bu kiplik içeren edilgen yapı, bu koşulda onarımın genellikle mümkün olduğunu fakat her seferinde garanti edilmediğini anlatır. Sondaki by, onarım yöntemini veya sürecini belirtecek ifadeyi başlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede if koşulundan sonra can + be + geçmiş zaman ortacı yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. If one part damages, it can usually be replaced.
  2. If one part is damaged, it can usually be replaced.
  3. If one part is damaged, it can usually replace.
Cevabı göster

If one part is damaged, it can usually be replaced.

Kültür

process called base excision repair: baz eksizyon onarımı adı verilen süreç

Called base excision repair, process sözcüğünü niteler ve sürecin adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a process called base excision repair, a process that is called base excision repair anlamına gelir. Baz eksizyon onarımı, hasarlı bir bazı çıkarıp doğru bazla değiştirilmesini sağlayan bir DNA onarım mekanizmasıdır. Excision, keserek çıkarma anlamına gelir ve sonraki eylemi hazırlar: bir enzim hasarlı bazı snips out eder.

Alıştırma

Base excision repair ifadesinde excision hangi eylemi anlatır?

  1. hasarlı bir bazı çıkarmak
  2. iki hücreyi birleştirmek
  3. DNA molekülünün tamamını kopyalamak
Cevabı göster

hasarlı bir bazı çıkarmak

One enzyme snips out the damaged base Öbek fiiller

2:32

Bir enzim hasarlı bazı kesip çıkarır

Öbek fiiller

snips out the damaged base: hasarlı bazı kesip çıkarır

Snips out, küçük bir parçayı hassas ve kesmeye benzer bir hareketle çıkarmak demektir. Snip küçük ve hızlı bir kesişi çağrıştırırken out parçanın daha büyük bütünden çıkarıldığını gösterir. Burada canlı bir bilimsel benzetme kullanılır. Enzimin makası yoktur; hasarlı bazı kimyasal bir tepkimeyle çıkarır. Bu ifade, küçük ve hedefe yönelik çıkarma işlemini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Daha büyük bir bütünün içindeki küçük bir parçayı çıkarmak için snip out ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya snipped the coupon out of the sheet.
  2. Maya snipped off the loose end of the thread.
  3. Maya cut down the old tree.
Cevabı göster

Maya snipped the coupon out of the sheet.

and other enzymes come in to trim around the site and replace the nucleotides. Öbek fiiller

2:34

ve diğer enzimler gelip bölgenin etrafını kırpar ve nükleotitleri değiştirir.

Öbek fiiller

come in to trim around the site: sürece katılıp hasarlı bölgenin çevresini düzeltmek

Burada come in, mutlaka bir odaya girmek değil, devam eden bir sürece katılıp görev almak anlamına gelir. Diğer enzimler, önceki işlem başladıktan sonra onarım dizisine katılır. Mastar yapısındaki to trim, katılmalarının amacını belirtir. trim around the site, hasarlı konumun çevresindeki malzemeyi kaldırmak veya düzeltmek anlamına gelir; site ise moleküldeki belirli bir konumu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede come in, devam eden bir sürece katılıp sonraki görevi yapmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The statistician comes from Canada.
  2. The statistician comes into the building at nine.
  3. Once the researchers collect the data, a statistician comes in to analyze it.
Cevabı göster

Once the researchers collect the data, a statistician comes in to analyze it.

UV light can cause damage

2:41

UV ışığı, düzeltilmesi biraz daha zor olan

that's a little harder to fix. Dilbilgisi

2:43

hasarlara neden olabilir.

Dilbilgisi

that's a little harder to fix: onarılması biraz daha zor

That's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. that is a little harder to fix ilgi yan cümlesi damage sözcüğünü niteler ve UV ışığının ne tür bir hasara yol açabileceğini açıklar. A little, karşılaştırma biçimindeki harder sözcüğünü niteler; bu yüzden zorluktaki artış küçüktür ve ifade much harder kadar güçlü değildir. Harder to fix, onarılması daha zor demektir; neyle karşılaştırıldığı bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi a little + hard sözcüğünün karşılaştırma biçimi + to ile tamamlayın: This puzzle is ____ solve than the first one.

Cevabı göster

a little harder to

Sometimes it causes two adjacent nucleotides to stick together, Notlar

2:45

Bazen birbirine bitişik iki nükleotitin birbirine yapışmasına neden olarak

Kelime

two adjacent nucleotides: doğrudan komşuluğu anlatan adjacent

two adjacent nucleotides ifadesinde adjacent, iki nükleotidin dizilimde doğrudan yan yana olduğu ve aralarında başka bir nükleotid bulunmadığı anlamına gelir. Nucleotides sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Bu anlam başka sıralı veya fiziksel düzenler için de kullanılabilir: adjacent cells, seats veya pages doğrudan komşu olan öğelerdir.

Alıştırma

İki dolap, aralarında başka bir dolap olmadan doğrudan yan yanadır. Bunu en kesin biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The two lockers are nearby.
  2. The two lockers are far apart.
  3. The two lockers are adjacent.
Cevabı göster

The two lockers are adjacent.

Öbek fiiller

to stick together: birbirine yapışmak

Burada to stick together, ayrı kalmak yerine birbirine tutunmak veya yapışmak anlamına gelir. Stick yapışmayı, together ise bunun iki nükleotid arasında gerçekleştiğini gösterir. Bu ifade cause + object + to + verb kalıbında kullanılan bir mastardır: causes two adjacent nucleotides to stick together. Başka bağlamlarda stick together insanların birlik içinde kalmasını anlatabilir, ancak bu cümlede fiziksel anlam kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi stick together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the labels got wet, they ____ inside the box.

Cevabı göster

stuck together

distorting the DNA's double helix shape. Dilbilgisi

2:49

DNA'nın çift sarmal şeklini bozar.

Dilbilgisi

distorting the DNA's double helix shape: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

distorting ile başlayan bölüm, önceki ana cümleye bağlı bir -ing ortaç yan cümlesidir. Önceki olayın sonucunu gösterir: DNA çift sarmalı normal şeklini kaybeder. Yeni bir zaman ya da ilgisiz ayrı bir eylem eklemez. Buradaki “ana cümle, -ing yan cümlesi” kalıbını “ana olay gerçekleşir ve bunun sonucunda bu etki ortaya çıkar” diye okuyun.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olayın doğrudan sonucunu bir -ing yan cümlesiyle gösterir?

  1. The door slammed shut, waking the baby.
  2. The door slammed shut because the baby woke.
  3. The door slammed shut after the baby woke.
Cevabı göster

The door slammed shut, waking the baby.

Damage like this requires a more complex process Anlatım akışı

2:52

Bu tür bir hasar, nükleotit eksizyon onarımı adı verilen

Anlatım akışı

Damage like this ifadesinin önceki bilgiye gönderme yapması

Damage like this ifadesindeki this, hemen önce açıklanan hasar türüne geri gönderme yapar; burada komşu nükleotitlerin birbirine yapışıp DNA'yı bozduğu UV hasarıdır. Like this “bu tür” demektir; dolayısıyla ifade, konuşana fiziksel olarak yakın bir hasardan söz etmez. Bu ifade, önceki uzun açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar. Böylece bilimsel bir açıklama, bütün ayrıntıları tekrarlamadan aynı sorunu—sonra ne olduğunu veya nasıl onarıldığını—anlatmayı sürdürebilir.

Alıştırma

Şu iki İngilizce cümleyi okuyun: “The screen cracked when the phone fell. Damage like this can be expensive to repair.” Damage like this neyi ifade eder?

  1. Az önce açıklanan ekran hasarı türü
  2. Konuşana fiziksel olarak yakın bir hasar
  3. Bir telefonla ilgili olası bütün sorunlar
Cevabı göster

Az önce açıklanan ekran hasarı türü

called nucleotide excision repair. Kültür

2:55

daha karmaşık bir süreç gerektirir.

Kültür

called nucleotide excision repair: onarım yolunu adlandırma

Called nucleotide excision repair, az önce tanıtılan DNA onarım yolunun adını verir. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; ifadenin tam anlamı “nucleotide excision repair adı verilen bir yol”dur. Nükleotid eksizyon onarımı, hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır ve ardından eksik kısmı yeniden oluşturur. Bu bilgi, onu hasarlı bir bazı çıkarmakla başlayan baz eksizyon onarımından ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi açıklama nucleotide excision repair ile en iyi eşleşir?

  1. Hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır.
  2. Hasar olup olmadığını kontrol etmeden tüm kromozomu kopyalar.
  3. Hasarlı bazın kendisini çıkarmakla başlar.
Cevabı göster

Hasarı içeren kısa bir DNA bölümünü çıkarır.

A team of proteins removes a long strand Deyimler

2:58

Bir protein ekibi, yaklaşık 24 nükleotitten oluşan

Deyimler

A team of proteins: ekip çalışması mecazı

A team of proteins ifadesinde team, birkaç proteinin aynı biyolojik süreçte birlikte çalışmasını anlatan bir mecazdır. İnsanlardan oluşan bir ekibin üyeleri gibi farklı proteinler de farklı görevler yapabilir. Bu ifade, mikroskobik bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Proteinlerin düşündüğü, plan yaptığı veya gerçekten insanlara benzer bir ekip oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda A team of proteins ne anlama gelir?

  1. Tek bir protein bütün görevleri tek başına yapar.
  2. Birkaç protein aynı süreçte birlikte çalışır.
  3. Proteinler bir spor takımındaki insanlardır.
Cevabı göster

Birkaç protein aynı süreçte birlikte çalışır.

of 24 or so nucleotides Kelime

3:01

uzun bir ipliği çıkarır

Kelime

24 or so nucleotides: miktardan sonra or so kullanımı

Bir sayı veya miktardan sonra gelen or so, “yaklaşık olarak bu miktar” anlamına gelir. Burada 24 or so nucleotides, tam olarak 24 olması gerekmeyen yaklaşık 24 nükleotit demektir. Kalıp, miktar + or so biçimindedir; ten minutes or so ve a hundred pages or so buna örnektir. Kesin bir alt veya üst sınır belirtmeden tahmin verir.

Alıştırma

Tahmini ifadeyi or so kullanarak tamamlayın: The tour takes forty minutes ____.

Cevabı göster

or so

and replaces them with fresh ones. Kelime

3:04

ve onları yenileriyle değiştirir.

Kelime

replaces them with fresh ones: replace A with B kalıbı

replace A with B kalıbı, A’yı çıkarmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine B’yi koymak anlamına gelir. Burada them, A’yı yani çıkarılan nükleotitleri; fresh ones ise B’yi ifade eder. Ones, çoğul sayılabilen isim nucleotides yerine kullanılarak ismin tekrarlanmasını önler. Burada fresh, “yeni, hasarsız ve kullanıma hazır” anlamındadır. Yiyeceklerin tazeliğini anlatmaz; yerine konan nükleotitlerin hasarlı değil, kullanılabilir olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin hasarlı filtreleri çıkarıp yeni filtreler taktığı anlamına gelir?

  1. The crew replaced the damaged filters with fresh ones.
  2. The crew replaced the damaged filters from fresh ones.
  3. The crew replaced fresh filters with damaged ones.
Cevabı göster

The crew replaced the damaged filters with fresh ones.

Very high frequency radiation like gamma rays and X-rays Kalıp ifadeler

3:06

Gama ışınları ve X ışınları gibi çok yüksek frekanslı radyasyon

Kalıp ifadeler

Very high frequency radiation: ana ismi bulma

Bu isim grubunda ana isim radiation sözcüğüdür: grubun tamamı bir radyasyon türünü adlandırır. Frequency açıklanan özelliği belirtir, high frekansı niteler ve very high sözcüğünü güçlendirir. Grubu sağdan sola, frekansı çok yüksek olan radyasyon şeklinde çözümleyin. Very, radiation sözcüğünü değil high sözcüğünü niteler. Sağdan sola çözümleme yöntemi, yoğun bilimsel isim gruplarını anlamaya da yardımcı olur.

Alıştırma

Very high frequency radiation yapısına hangi anlam uyar?

  1. uzayda çok yüksekte bulunan radyasyon
  2. frekansı çok yüksek olan radyasyon
  3. çok yüksek radyasyon üreten bir frekans
Cevabı göster

frekansı çok yüksek olan radyasyon

Kalıp ifadeler

like gamma rays and X-rays: like ile örnek verme

Burada like, örnekleri tanıtan bir ilgeçtir. Gamma rays ve X-rays, söz konusu daha geniş sınıfın üyeleridir; bu nedenle like, örneğin veya gibi anlamına gelir. Bu kullanımı anlamak için like sözcüğünden sonra gelenlerin önceki sınıfın örnekleri olup olmadığına bakın. Buradaki like, hoşlanmak anlamındaki fiil değildir ve ışınların bu sınıfa yalnızca benzediğini de söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede like, daha geniş bir sınıfın örneğini tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Protective gear, like gloves and goggles, can reduce risk.
  2. Maya likes her new science book.
  3. The cloud looks like a dragon.
Cevabı göster

Protective gear, like gloves and goggles, can reduce risk.

cause a different kind of damage.

3:10

farklı türde bir hasara neden olur.

They can actually sever one or both strands Kelime

3:12

Aslında DNA omurgasının

of the DNA backbone. Kelime

3:16

bir veya iki ipliğini de koparabilirler.

Kelime

sever one or both strands: bağlantıyı tamamen koparmak

Sever, birbirine bağlı bir şeyi tamamen kesmek veya koparmak ve parçaları birbirinden ayırmak demektir. Burada, yalnızca yüzeyi etkilemekten farklı olarak, DNA'nın bir ipliğini ya da her iki ipliğini koparabilen hasarı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede sever en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The collision severed the power cable and cut off electricity.
  2. She severed a sheet of paper for her art project.
  3. He severed an apple into slices for a snack.
Cevabı göster

The collision severed the power cable and cut off electricity.

Kelime

the DNA backbone: DNA'nın yapısal zinciri

DNA backbone, her DNA ipliğinin dış tarafı boyunca uzanan ve tekrarlanan şeker ile fosfat gruplarından oluşan ana zincirdir. İpliğin kesintisiz yapısal çerçevesini oluşturur. Bu cümlede onu koparmak, bu kimyasal zinciri ipliklerden birinde veya her ikisinde kırmak demektir. Burada backbone, insan omurgası değil, ana destek yapısı anlamındaki bilimsel bir kullanımdır.

Alıştırma

Bu cümlede the DNA backbone ne anlama gelir?

  1. hücrenin içinde bulunan, omurga biçiminde küçük bir vücut bölümü
  2. DNA molekülünün tamamını çevreleyen koruyucu bir protein kabuğu
  3. her DNA ipliğinin yapısal çerçevesini oluşturan tekrarlı şeker-fosfat zinciri
Cevabı göster

her DNA ipliğinin yapısal çerçevesini oluşturan tekrarlı şeker-fosfat zinciri

Double strand breaks are the most dangerous. Kelime

3:18

Çift iplik kırıkları en tehlikeli olanlardır.

Kelime

Double strand breaks: DNA’nın iki zincirinde birden oluşan kırıklar

“Double strand breaks”, bir DNA molekülünün iki zincirinin aynı ya da birbirine yakın noktalarda koptuğu hasarı anlatan double-strand break bilimsel teriminin çoğuludur. Bu yüzden cümle bu kırıkları özellikle tehlikeli olarak sunar. Burada temel isim breaks, kırığın türünü belirten ifade ise double strand’dir. Düzenlenmiş bilimsel metinlerde bu birleşik niteleyici genellikle kısa çizgiyle yazılır: double-strand breaks.

Alıştırma

Bu cümlede double-strand breaks ne anlama geliyor?

  1. Bir DNA zincirini koparmadan büken kırıklar
  2. Aynı DNA molekülünün iki zincirini de koparan kırıklar
  3. İki DNA molekülünün birbirinden ayrılması
Cevabı göster

Aynı DNA molekülünün iki zincirini de koparan kırıklar

Even one can cause cell death. Dilbilgisi

3:21

Bir tanesi bile hücre ölümüne neden olabilir.

Dilbilgisi

Even one: bir tanesi bile

Even one ifadesinde even, one sayısını vurgular ve “bir tane kadar az” ya da “tek bir tanesi bile yeterli” anlamını verir. Böylece mümkün olan en düşük sayı şaşırtıcı veya endişe verici görünür. Burada one, bir çift zincir kırığının yerini tutar. Cümle, bir kırığın hücre ölümüne yol açabileceğini tarafsızca bildirmekle kalmaz; tehlikenin mümkün olan en düşük sayıdan başladığını vurgular.

Alıştırma

“Tek bir tanesi bile” anlamındaki ifadeyle uyarıyı tamamlayın: ____ missing page can make the instructions hard to follow.

Cevabı göster

Even one

The two most common pathways Anlatım akışı

3:23

Çift iplik kırıklarını onarmak için

for repairing double strand breaks

3:25

en yaygın iki yol,

are called homologous recombination and non-homologous end joining. Kültür

3:27

homolog rekombinasyon ve homolog olmayan uç birleşmesi olarak adlandırılır.

Anlatım akışı

The two most common: en yaygın iki kategoriyi önceden bildirmek

“The two most common” hem bir sayı hem de bir seçim ölçütü verir: ardından iki öğe gelecek ve bunlar en sık görülenler oldukları için seçilmiştir. Burada iki onarım yolunun adı verilmeden önce bir sınıflandırma çerçevesi kurar. Bu ifade yalnızca iki yolun var olduğu anlamına gelmez. Dinleyicinin sıradaki bilgileri düzenlemesine yardım eder: önce çerçeve, sonra iki ad.

Alıştırma

“the two most common pathways” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Yalnızca iki yol var olabilir.
  2. Konuşmacı alışılmadık tek bir yolu anlatmak üzeredir.
  3. İki yolun adı verilecek ve bunlar en sık görülen yollardır.
Cevabı göster

İki yolun adı verilecek ve bunlar en sık görülen yollardır.

Kültür

homologous recombination ... non-homologous end joining: iki DNA onarım yolu

Homologous recombination (homolog rekombinasyon) ve non-homologous end joining (homolog olmayan uç birleştirme), hücrelerin DNA’nın iki ipliğini de kesen bir kırığı onarmasının iki yoludur. Homolog rekombinasyon, onarım için kılavuz olarak eşleşen veya çok benzer bir DNA dizisi, çoğu zaman kardeş kopyayı kullanır. Homolog olmayan uç birleştirme bu tür eşleşen bir şablon kullanmaz. Kırık uçları işleyip doğrudan yeniden birleştirir. Bu cümleyi anlamak için temel karşıtlığı hatırlayın: şablon kılavuzlu onarım ve uçların doğrudan birleştirilmesi.

Alıştırma

Hangi ifade iki yolu doğru biçimde ayırır?

  1. Homologous recombination proteinleri birleştirirken non-homologous end joining RNA’yı kopyalar.
  2. Homologous recombination eşleşen bir DNA şablonu kullanır; non-homologous end joining kullanmaz.
  3. Her iki yol da her zaman eşleşen bir DNA şablonu kullanır.
Cevabı göster

Homologous recombination eşleşen bir DNA şablonu kullanır; non-homologous end joining kullanmaz.

Homologous recombination uses an undamaged section Kalıp ifadeler

3:33

Homolog rekombinasyon, benzer DNA'nın

of similar DNA as a template.

3:36

hasar görmemiş bir bölümünü şablon olarak kullanır.

Kalıp ifadeler

use A as B: A'yı B rolünde kullanmak

use A as B kalıbı, birinin veya bir şeyin A'yı B'nin belirttiği rol ya da işlevde kullanması anlamına gelir. Bu cümlede A, an undamaged section of similar DNA; B ise a template ifadesidir. Buradaki as, A'nın gerçekten yerine getirdiği görevi belirtir; yalnızca A'nın B'ye benzediğini söylemez. Bu kalıp, bir nesnenin, malzemenin veya bilginin bir süreçteki işlevini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Eksik kelimeyi yazarak use A as B kalıbını tamamlayın: The campers used a tarp ____ a roof.

Cevabı göster

as

Enzymes interlace the damaged and undamgaed strands, Kelime

3:39

Enzimler hasarlı ve hasarsız iplikleri birbirine bağlar,

Kelime

interlace the strands: zincirleri çaprazlayıp iç içe geçirmek

Interlace, birbirinden ayrı uzun veya dar parçaları dokunuyormuş gibi birbirlerinin altından ve üstünden geçirerek çaprazlamak anlamına gelir. Bu cümlede enzimler, iki DNA zincirini iç içe geçmiş bir düzende bir araya getirir. Bu fiil basit bir temastan fazlasını anlatır: parçalar birbirlerinin arasından veya üzerinden geçer.

Alıştırma

Hangi açıklama interlace the strands ifadesine en uygundur?

  1. Zincirleri çaprazlamadan yan yana koymak
  2. Zincirlerin tek bir noktada kısa süre dokunmasını sağlamak
  3. Zincirleri birbirlerinin arasından geçirip çaprazlamak
Cevabı göster

Zincirleri birbirlerinin arasından geçirip çaprazlamak

get them to exchange sequences of nucleotides, Dilbilgisi

3:43

nükleotit dizilerini değiştirmelerini sağlar

Dilbilgisi

get them to exchange ...: get + nesne + to + fiil

get them to exchange... ifadesinde get + nesne + to + fiil yapısı kullanılır. Them, etkilenen nesnedir; to exchange ise bu nesnelere yaptırılan eylemi belirtir. Burada get, “almak” veya “elde etmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamındadır. Bu yapı insanlar, makineler ve bilimsel süreçler için kullanılabilir. Nesne bir insan değilse ikna anlamı taşımaz; yalnızca bir sürecin başka bir eyleme yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Nedensel yapıyı parantezdeki fiille tamamlayın: The coach got the players ____ the drill again. (repeat)

Cevabı göster

to repeat

and finally fill in the missing gaps Öbek fiiller

3:46

ve son olarak eksik boşlukları doldurarak

Öbek fiiller

fill in the missing gaps: eksik olanı eklemek

Fill in the missing gaps, eksik parçaları ekleyerek bir şeyi tamamlamak anlamına gelir. Fill in bir phrasal verb yapısıdır; gaps ise malzeme veya bilginin eksik olduğu yerleri belirtir. Bu cümlede boşluklar nükleotit dizilerindedir. Aynı ifade boşluklar, eksik ayrıntılar veya eksik adımlar için de kullanılabilir. Bir kabı ağzına kadar doldurmayı değil, eksikleri tamamlamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi fill ve doğru parçacıkla tamamlayın: The researcher asked us to ____ the missing labels on the chart.

Cevabı göster

fill in

to end up with two complete double-stranded segments. Öbek fiiller

3:49

iki tam çift iplikli segment elde eder.

Öbek fiiller

end up with + isim: bir sürecin nihai sonucu

end up with + isim, bir süreç sona erdiğinde bir kişinin ya da şeyin o sonuca sahip olduğunu, o sonucu ürettiğini veya içerdiğini anlatır. Buradaki sonuç two complete double-stranded segments ifadesidir. Bu ifade, tek tek adımlara değil sürecin son noktasına odaklanır. Bazen planlanmamış bir sonucu düşündürebilir; ancak bunun gibi bilimsel bir açıklamada sürecin ne ürettiğini tarafsız biçimde de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After sorting all the pieces, we ____ three complete sets.

Cevabı göster

ended up with

Non-homologous end joining on the other hand Anlatım akışı

3:53

Diğer yandan homolog olmayan uç birleşmesi

doesn't rely on a template. Kalıp ifadeler

3:55

bir şablona dayanmaz.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt ikinci noktaya geçiş

on the other hand, dinleyiciye sıradaki noktayı daha önce belirtilen bir noktayla karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada, bir DNA onarım yolundan kalıba dayanmayan farklı bir yola geçiş yapar. Cümlenin başında bulunabilir veya tümce içinde ara bağlantı ifadesi olarak kullanılabilir. Özenli yazıda tümcenin içinde kullanıldığında normalde virgüllerle ayrılır: Non-homologous end joining, on the other hand, doesn't rely on a template.

Alıştırma

Boşlukta karşıtlığı açıkça belirten bağlantı ifadesini seçin: The first backpack is lighter. ___, the second one is more durable.

  1. For example
  2. In addition
  3. On the other hand
Cevabı göster

On the other hand

Kalıp ifadeler

doesn't rely on a template: bir koşulun gerekli olmadığını belirtmek

Rely on, çalışmak veya başarılı olmak için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya ona bağlı olmak demektir. Burada doesn't rely on a template, bir kalıbın bu onarım yöntemi için gerekli bir dayanak olmadığını belirtir. Yapı rely on + isim veya isim öbeğidir. Olumsuz do/does not rely on biçimi, iki yöntemi karşılaştırırken belirli bir kaynağın ya da koşulun gerekli olmadığını göstermek için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi rely on ile tamamlayın: This mechanical pencil doesn't ____ electricity.

Cevabı göster

rely on

Instead,

3:58

Bunun yerine,

a series of proteins trims off a few nucleotides Notlar

3:58

bir dizi protein birkaç nükleotiti kırpar

Kalıp ifadeler

a series of proteins: ilişkili öğeleri bir grup olarak ifade etmek

A series of + çoğul isim, bir grup veya sıra olarak görülen birbiriyle ilişkili birkaç öğe, olay ya da eylem anlamına gelir. Burada proteins, dizinin nelerden oluştuğunu belirtir. a series of proteins ifadesinin temel ismi tekil olan series sözcüğüdür. Standart özne-yüklem uyumunda proteins çoğul olsa da bu isim öbeği normalde tekil bir fiil alır.

Alıştırma

a series of yapısını ve standart özne-yüklem uyumunu doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. A series safety checks is required before launch.
  2. A series of safety checks are required before launch.
  3. A series of safety checks is required before launch.
Cevabı göster

A series of safety checks is required before launch.

Öbek fiiller

trim off a few nucleotides: dikkatli ve sınırlı çıkarma

Trim off, genellikle bir kenardan veya uçtan küçük bir miktarı keserek çıkarmak demektir. Burada trims off a few nucleotides, yalnızca az sayıda nükleotidin kontrollü biçimde çıkarıldığını anlatır. A few, birkaç tane olduğunu fakat sayının çok olmadığını belirtir. İfade bütünüyle büyük bir kesimden çok sınırlı ve hassas bir çıkarmayı vurgular.

Alıştırma

Bir şeyin kenarından küçük bir miktarın dikkatle çıkarılmasını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The tailor trimmed off a narrow strip of extra fabric.
  2. The tailor sewed an extra strip onto the fabric.
  3. The tailor cut the cloth in half.
Cevabı göster

The tailor trimmed off a narrow strip of extra fabric.

and then fuses the broken ends back together. Öbek fiiller

4:02

ve ardından kırık uçları tekrar birbirine kaynaştırır.

Öbek fiiller

fuses the broken ends back together: bağlantıyı yeniden kurmak

Fuse A back together, ayrılmış parçaları yeniden bağlantılı hâle gelecek şekilde birleştirmek demektir. Bu cümlede nesne the broken ends, yani kopmuş uçlardır. Back, önceki bağlantılı duruma dönüşü; together ise birleşmenin sonucunu gösterir. Uçlar yalnızca birbirine yaklaştırılmaz, yeniden birleştirilir.

Alıştırma

Cümleyi, özgün bağlantılı duruma dönüşü gösteren ifadeyle tamamlayın: The repair process fused the split plastic edges ____.

Cevabı göster

back together

This process isn't as accurate. Dilbilgisi

4:06

Bu süreç o kadar doğru değildir.

Dilbilgisi

isn't as accurate: hedefi söylenmeyen olumsuz karşılaştırma

Isn't as accurate, not as + adjective + as olumsuz karşılaştırma kalıbını kullanır. Burada “daha önce sözü edilen homolog rekombinasyon sürecinden daha az doğru” anlamına gelir. Bağlam karşılaştırılan hedefi zaten açıkça gösterdiği için sondaki as ve karşılaştırma hedefi söylenmemiştir. Bu göreceli bir değerlendirmedir. Sürecin doğruluk düzeyinin daha düşük olduğunu söyler; sürecin tamamen yanlış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Başka bir süreç az önce belirtilmişse “This method isn't as accurate” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Hiçbir doğru sonuç üretemez.
  2. Az önce sözü edilen süreçle tam olarak aynı doğruluktadır.
  3. Az önce sözü edilen süreçten daha az doğrudur, ancak yine de belli ölçüde doğru olabilir.
Cevabı göster

Az önce sözü edilen süreçten daha az doğrudur, ancak yine de belli ölçüde doğru olabilir.

It can cause genes to get mixed up or moved around,

4:08

Genlerin birbirine karışmasına veya hareket etmesine neden olabilir,

but it's useful when sister DNA isn't available. Notlar

4:12

ancak kardeş DNA mevcut olmadığında kullanışlıdır.

Dilbilgisi

but it's useful when...: bir sınırlamayı yararlı olduğu koşulla dengelemek

But, hemen önce belirtilen bir sınırlamadan olumlu bir noktaya geçiş yapar. It's useful olumlu değerlendirmeyi verir; when sister DNA isn't available ise bu değeri belirli bir koşulla sınırlar. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni sınırlama + but + yarar + when + koşul biçimindedir. Bu, dengeli bir değerlendirme oluşturur: sınırlama geçerliliğini korur, ancak yöntem o durumda yine de değerlidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir aracın dezavantajını, onu yararlı kılan koşulla en iyi biçimde dengeler?

  1. The camera is bulky because it's useful when we need a very stable image.
  2. The camera is bulky unless it's useful when we need a very stable image.
  3. The camera is bulky, but it's useful when we need a very stable image.
Cevabı göster

The camera is bulky, but it's useful when we need a very stable image.

Kültür

sister DNA: onarım şablonu olarak kullanılan eşleşen kopya

Bu cümlede sister DNA, DNA eşlendikten sonra kardeş kromatit üzerinde bulunan eşleşen DNA kopyasını ifade eder. Bu kopya zarar görmemişse hücre, hasarlı bir DNA molekülünü doğru biçimde onarmak için onun dizisini şablon olarak kullanabilir. Buradaki sister, hücre içindeki iki DNA kopyası arasındaki ilişkiyi anlatır. Bir kişinin kız kardeşinden alınan DNA anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede sister DNA neyi ifade eder?

  1. Hasarlı DNA'yı kesen bir protein
  2. Bir kişinin biyolojik kız kardeşinden alınan DNA
  3. Onarıma rehberlik edebilen eşleşen bir hücresel DNA kopyası
Cevabı göster

Onarıma rehberlik edebilen eşleşen bir hücresel DNA kopyası

Of course, Anlatım akışı

4:16

Tabii ki,

Anlatım akışı

Of course, ile beklenen bir ek veya ödünleme sunmak

Burada Of course, bir söylem belirteci olarak kullanılır. Ardından gelen bilgiyi dinleyicinin kolayca kabul edebileceği veya bekleyebileceği bir nokta olarak sunar; özellikle konuşmacı bir ödünleme, sınırlama ya da dengeleyici bir nokta eklediğinde görülür. Bu ifade, sonraki düşüncenin içeriğini tek başına vermez. Düşüncenin nasıl anlaşılacağını çerçeveler ve dinleyicinin önceki noktadan geçişi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunumcu şöyle diyor: “This method is fast. Of course, speed is not the only concern.” Of course burada ne yapar?

  1. İlk ifadeye beklenen bir sınırlama veya açıklama ekler.
  2. İlk ifadeyi tamamen reddeder.
  3. Olayları zaman sırasına dizer.
Cevabı göster

İlk ifadeye beklenen bir sınırlama veya açıklama ekler.

changes to DNA aren't always bad. Dilbilgisi

4:16

DNA'daki değişiklikler her zaman kötü değildir.

Dilbilgisi

“aren't always bad”: not always ile kısmi olumsuzluk

aren't always bad ifadesinde not, bad sözcüğünü tamamen olumsuz yapmak yerine always sözcüğünü olumsuzlar. Bu nedenle ifade, DNA değişikliklerinin her durumda kötü olmadığı anlamına gelir: bazıları zararlı olabilirken bazıları nötr veya yararlı olabilir. Bu, kısmi olumsuzluktur: not always istisnalara yer bırakır. İfadeyi mutlak bir iddia olan never bad şeklinde anlamayın.

Alıştırma

“Changes aren't always bad” ne anlama gelir?

  1. Bazı değişiklikler kötü olabilir, ancak diğerleri olmayabilir.
  2. Değişiklikler hiçbir zaman kötü değildir.
  3. Değişiklikler her seferinde kötüdür.
Cevabı göster

Bazı değişiklikler kötü olabilir, ancak diğerleri olmayabilir.

Beneficial mutations can allow a species to evolve, Dilbilgisi

4:19

Faydalı mutasyonlar bir türün evrimleşmesine izin verebilir,

Dilbilgisi

“allow a species to evolve”: allow + nesne + to infinitive

Temel kalıp allow + nesne + to infinitive şeklindedir. allow a species to evolve ifadesinde a species, allow fiilinin etkilediği nesnedir; to evolve ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Yararlı mutasyonlar evrim için koşullar oluşturabilir; can allow olasılık bildirir ve evrimin kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: This pass will ____ one guest ____ enter the museum.

Cevabı göster

allow · to

but most of the time we want DNA to stay the same. Kalıp ifadeler

4:23

ancak çoğu zaman DNA'nın aynı kalmasını isteriz.

Kalıp ifadeler

but most of the time we: olağan duruma dönmek

But önceki ifadeyle karşıtlık kurar; most of the time ise “her zaman” değil, “çoğu zaman” demektir. Bu ikisi, sonraki ifadenin olağan durum için geçerli olduğunu gösterirken istisnalara da yer bırakır. but + sıklık ifadesi + özne + fiil kalıbı, bir istisnadan genel duruma dönmeye yarar. Bu cümlede we, want fiilinin öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümle ara sıra gerçekleşen bir istisnadan olağan duruma doğal biçimde geçiyor?

  1. The library closed early yesterday because of a power cut.
  2. Once in a while the library closes early, but most of the time it stays open until six.
  3. The library stays open until six every single day.
Cevabı göster

Once in a while the library closes early, but most of the time it stays open until six.

Defects in DNA repair Kelime

4:27

DNA onarımındaki kusurlar,

Kelime

Defects in DNA repair: resmî defect in kalıbı

defects in DNA repair ifadesinde defects temel isimdir; in DNA repair ise kusurların bulunduğu süreci belirtir. İfade, DNA onarım mekanizmasının düzgün çalışmadığı anlamına gelir; DNA’daki kusurların onarıldığı anlamına gelmez. defect in + sistem, süreç veya tasarım kalıbı, yapısal ya da işlevsel bir sorunun bulunduğu alanı belirtir.

Alıştırma

Bir sistemin içindeki kusuru anlatan hedef isim ve edat kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The engineer found a ____ the cooling system.

Cevabı göster

defect in

are associated with premature aging Notlar

4:29

erken yaşlanma

Kalıp ifadeler

are associated with: neden ileri sürmeden ilişki bildirmek

Be associated with, “… ile bağlantılı olmak” veya “… ile birlikte görülmek” anlamına gelir. Araştırma dilinde are associated with, gözlemlenen ya da istatistiksel bir ilişki bildirir; tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Yapı be associated with + isim öbeğidir. Çoğul özneyle are, tekil özneyle is kullanılır.

Alıştırma

Bir çalışma ekran süresi ile daha kısa uyku arasında ilişki buldu, ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?

  1. Screen time causes shorter sleep.
  2. Shorter sleep is the same as screen time.
  3. Screen time is associated with shorter sleep.
Cevabı göster

Screen time is associated with shorter sleep.

Kelime

premature aging: beklenenden erken başlayan yaşlanma

Premature aging, yaşlanmanın normalde beklenenden daha erken başlaması veya görünür hâle gelmesi demektir. Premature, “normal, beklenen ya da uygun zamandan önce” anlamına gelir ve çoğu zaman bu erkenliğin istenmeyen bir durum olduğunu düşündürür. Bu isim öbeğinde premature, aging sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Zamanı normal veya beklenen bir ölçütle karşılaştırdığı için early sözcüğünden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi ifade normalde beklenenden daha erken başlayan yaşlanma anlamına gelir?

  1. healthy aging
  2. premature aging
  3. normal aging
Cevabı göster

premature aging

and many kinds of cancer.

4:31

ve birçok kanser türü ile ilişkilidir.

So if you're looking for a fountain of youth, Deyimler

4:34

Yani eğer bir gençlik pınarı arıyorsanız,

it's already operating in your cells Deyimler

4:36

o zaten hücrelerinizde çalışıyor,

billions and billions of times a day. Kalıp ifadeler

4:39

günde milyarlarca ve milyarlarca kez.

Deyimler

fountain of youth: gençliği ve canlılığı korumayı anlatan bir mecaz

Gençlik Pınarı, gençliği geri getirdiği söylenen efsanevi bir kaynaktır. Günlük İngilizcede a fountain of youth, insanların genç kalmasına, yaşlanmanın yavaşlamasına veya canlılığın geri kazanılmasına yardım ettiğine inanılan bir şeyi anlatan mecazdır. Burada hücrelerin içinde gerçek bir pınar yoktur. Konuşmacı bu tanıdık imgeyi hücrelerin DNA onarım faaliyeti için kullanır ve süregelen bu bakımı, yaşlanmayla bağlantılı hasara karşı vücutta hazır bulunan bir koruma kaynağı gibi sunar.

Alıştırma

Bu cümlede a fountain of youth ne anlama gelir? The article calls regular exercise a fountain of youth for the brain.

  1. Beynin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olduğu söylenen bir şey.
  2. Her türlü yaşlanmayı durduracağı garanti edilen bir şey.
  3. Beynin içinde bulunan gerçek bir pınar.
Cevabı göster

Beynin genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olduğu söylenen bir şey.

Deyimler

it's already operating in your cells: çalışan bir sistemi anlatmak

it's already operating in your cells ifadesinde operate, “işlemek” veya “çalışır durumda olmak” anlamına gelir. Özne olan it, önceki “gençlik pınarı” mecazına gönderme yapar; daha kesin olarak, anlatılan DNA onarım faaliyetini belirtir, gerçek bir nesneyi değil. Already, bu mekanizmayı başka bir yerde aramak gerekmediğini vurgular: mekanizma şu anda hücrelerin içinde aktiftir. Bunu operating sözcüğüyle anlatmak, görünmeyen biyolojik bir süreci sürekli çalışan bir sistem gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede operating, it's already operating in your cells ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The technician is operating the camera.
  2. The surgeon is operating on a patient.
  3. The backup system is operating normally.
Cevabı göster

The backup system is operating normally.

Kalıp ifadeler

billions and billions of times a day: vurgu için tekrar

Burada billions and billions of times a day, sürecin her gün şaşırtıcı derecede çok kez gerçekleştiğini anlatır. Billions sözcüğünü tekrarlamak sözbilimsel bir vurgudur; tam olarak iki milyar anlamına gelmez ve iki ayrı sayıyı toplamanızı istemez. “Büyük miktar + and + aynı büyük miktar” kalıbı, ölçeği daha büyük ve çarpıcı hissettirir. Özellikle sözlü açıklamalarda etkilidir; çünkü tekrar, vurguya ek olarak ritim de katar.

Alıştırma

İfadenin doğru olup olmadığına karar verin. İngilizce cümle: “The machine runs billions and billions of times a day.” Bu tekrar, makinenin tam olarak iki milyar kez çalıştığını belirtir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış