Bu Kadarı Seni Öldürür: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
619 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Maddeler, oksijen eksikliği, yüksek ses ve uykusuzlukla ilgili tehlikeli dozları ve vücudun sınırlarını karşılaştırır. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. “stay away from” — Deyimsel fiiller: ifadeyi tehlikeli bir kişiden, yerden, maddeden ya da konudan kaçınmak olarak anlayın; stay ve away sözcüklerini ayrı çevirmeyin. 2. “it's at around 8,000 ft above sea level that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bölünmüş cümle yükseklik eşiğini odağa alır; aynı yapıyla zaman, yer, miktar ya da koşulu vurgulayın. 3. “directly linked to” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: sonucu neden ya da davranışla temkinli biçimde bağlar; her ilişkiyi kanıtlanmış nedensellik gibi sunmayın.

Bu derste

We all know to stay away from poisons like mercury Öbek fiiller

0:00

Cıva gibi zehirlerden uzak durmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz;

where ingesting a 200 milligram dose would kill you.

0:03

200 miligramlık bir dozu yutmak sizi öldürebilir.

Öbek fiiller

stay away from: temastan bilinçli olarak kaçınmak

Bu cümlede stay away from, tehlikeli bir maddeye bilerek yaklaşmamak veya onunla temas etmemek anlamına gelir. Stay burada olağan kalmak anlamıyla tek başına kullanılmaz; stay away from bir bütün olarak işlev görür ve ardından kaçınılması gereken kişi, yer, şey veya konu gelir. Kalıp stay away from + isim/zamir şeklindedir. Buradaki gibi fiziksel mesafeyi veya riskli bir kişi ya da konuyla ilgilenmemek gibi daha geniş bir kaçınmayı anlatabilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle güvenlik uyarısını tamamlayın: For your safety, ____ the damaged power line.

Cevabı göster

stay away from

Or polonium which only requires 1 gram of vaporized substance

0:06

Polonyumun ise buharlaştırılmış yalnızca 1 gramı

to wipe out 50 million people. Öbek fiiller

0:10

50 milyon insanı yok etmeye yeter.

Öbek fiiller

wipe out: tamamen yok etme veya kayıp

Bu cümlede wipe out, çok büyük ölçekte öldürmek veya yok etmek anlamına gelir. İfade, etkilenen kişiler ya da grup açısından sonucu yıkıcı ve tam olarak sunar; bir yüzeyi gerçek anlamda silmekten söz etmez. Wipe out, ayrılabilen geçişli bir phrasal verb'dür: wipe out a population ve wipe a population out mümkündür, ancak zamir ortada yer alır: wipe them out.

Alıştırma

Bu dersteki phrasal verb'ün geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: A single software error ____ all the records in the database.

Cevabı göster

wiped out

But did you know that 70 cups of coffee Notlar

0:13

Peki 70 fincan kahvede

contains enough caffeine to kill a 70 kilogram person? Dilbilgisi

0:15

70 kilogramlık bir insanı öldürmeye yetecek kadar kafein bulunduğunu biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

But did you know that: şaşırtıcı bir gerçeğe geçiş

But önceki bilgiyle karşıtlık kurarken did you know that eksiksiz bir önermeyi dikkat çekici yeni bilgi olarak sunar. Burada konuşmacı, bilinen zehir örneklerinden günlük bir içecekle ilgili beklenmedik bir gerçeğe geçiş yapar. Soru biçimindeki bu giriş esas olarak retoriktir: cevap beklemek için durmak yerine dinleyicinin ilgisini çeker ve sonraki tümceciği şaşırtıcı bilgi olarak çerçeveler. Yeniden kullanılabilir bilgi düzeni şöyledir: önceden belirtilen nokta → But did you know that + eksiksiz tümcecik?

Alıştırma

Bilinen bir gerçeği belirttikten sonra gerçekten açıklama veya görüş istemeden şaşırtıcı yeni bir gerçeğe en uygun biçimde hangi girişle geçilir? ____ octopuses have three hearts?

  1. Do you agree that
  2. Can you explain why
  3. Are you certain that
  4. But did you know that
Cevabı göster

But did you know that

Dilbilgisi

70 cups of coffee contain; contains değil

70 cups of coffee öznesinin baş sözcüğü cups'tır. cups çoğul olduğu için fiil, çoğul özneyle kullanılan contain biçiminde olmalıdır: 70 cups of coffee contain enough caffeine.... Tekil coffee adı of öbeğinin içindedir ve özne-fiil uyumunu belirlemez. Özgün ifadede geçen contains bir özne-fiil uyumu hatasıdır; bu nedenle örnek alınarak kullanılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi öznenin baş sözcüğüyle uyumlu fiil biçimiyle tamamlayın: Seventy cups of coffee ____ enough caffeine to keep the whole office awake.

Cevabı göster

contain

Dilbilgisi

enough caffeine to kill: enough + isim + to + fiil yapısı

enough caffeine to kill ifadesinde enough, caffeine ismini niteler. enough + isim + to + fiil yapısı, bir şeyin miktarının mastarın belirttiği sonucu doğuracak eşiğe ulaştığını anlatır. Buradaki to kill, kafeinin amacını değil, bu eşiğe ulaşıldığında ortaya çıkabilecek olası bir sonucu belirtir. Yapı tek başına birinin gerçekten öldüğünü söylemez.

Alıştırma

food ve feed sözcüklerini kullanarak cümleyi enough + isim + to + fiil yapısıyla tamamlayın: We brought ____ everyone at the picnic.

Cevabı göster

enough food to feed

This amount of caffeine can trigger heart palpitations

0:19

Bu miktarda kafein kalp çarpıntısını tetikleyebilir,

or even cardiac arrest. Kelime

0:22

hatta kalbin durmasına bile yol açabilir.

Kelime

cardiac arrest: kalbin etkili kan pompalama işlevini aniden kaybetmesi

Cardiac arrest, kalbin etkili biçimde kan pompalama işlevini aniden kaybetmesidir; bu durumda kan beyne ve diğer organlara normal şekilde ulaşamaz. Genellikle kalp masajını da içeren acil yardım gerektiren, yaşamı tehdit eden bir durumdur. Örnekte trigger cardiac arrest, bu acil durumun başlamasına neden olmak demektir; yalnızca hızlı, güçlü ya da düzensiz kalp atışına yol açmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir acil durum raporu, kişinin kalbinin aniden etkili biçimde kan pompalamayı bıraktığını söylüyor. En doğru terim hangisidir?

  1. cardiac arrest
  2. heart attack
  3. heart palpitations
Cevabı göster

cardiac arrest

Prefer alcohol as your beverage of choice? Kalıp ifadeler

0:24

Tercih ettiğiniz içecek alkol mü?

Kalıp ifadeler

Tercih edilen içecek anlamında “beverage of choice”

Bu soruda beverage of choice, bir kişinin genellikle tercih ettiği veya o durumda seçeceği içecek anlamına gelir. Yalnızca seçilebilen herhangi bir seçeneği değil, tercih edilen ya da alışılmış seçeneği belirtir. İsim + of choice kalıbı başka bağlamlara da aktarılabilir: isim bir kategoriyi belirtir, of choice ise bir kişinin veya grubun tercih ettiği ya da belirli bir bağlama özellikle uygun olan seçeneği gösterir. Burada alcohol, tercih edilen içecek rolündedir.

Alıştırma

Cümleyi “tercih edilen içecek” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: At long meetings, tea is Maya's ____.

Cevabı göster

beverage of choice

13 consecutive shots could be lethal too. Kelime

0:26

Arka arkaya 13 kadeh sert içki içmek de ölümcül olabilir.

Kelime

Sert içki porsiyonları anlamında “shots”

Bu içki bağlamında shots, a shot ifadesinin çoğuludur: genellikle küçük bir shot bardağında sunulan ve bazen tek seferde içilen az miktarda ölçülü sert içkiyi belirtir. Thirteen consecutive shots, bu tür on üç porsiyonun arka arkaya içilmesi demektir. Shot burada sayılabilen bir isimdir; dolayısıyla sayı genel olarak alkollü içecekleri değil, ayrı porsiyonları sayar. Çevresindeki consecutive ve lethal sözcükleri de alkolle ilgili anlamı açık hâle getirir.

Alıştırma

“They ordered two shots of whiskey,” cümlesinde shots ne anlama gelir?

  1. Bir hedefi vurma girişimleri
  2. Enjeksiyonla verilen dozlar
  3. Küçük sert içki porsiyonları
  4. Fotoğraflar
Cevabı göster

Küçük sert içki porsiyonları

Because alcohol is a depressant, Kelime

0:29

Çünkü alkol sinir sistemini baskılayan bir maddedir;

the area in the brain controlling basic life functions

0:31

beyinde temel yaşamsal işlevleri kontrol eden bölge,

like breathing and heart rate begin to shut down. Öbek fiiller

0:34

solunum ve kalp atışı gibi işlevlerle birlikte kapanmaya başlar.

Kelime

Farmakolojik Bir Terim Olarak Depressant

Burada depressant, merkezî sinir sisteminin etkinliğini azaltan bir maddeyi ifade eden farmakolojik bir isimdir. Alkol sinirsel etkinliği yavaşlatabilir ve böylece solunumu, kalp atış hızını ve diğer temel işlevleri sürdüren süreçleri bozabilir. Bu sözcük, bir kişiyi duygusal olarak depresif yapan bir şey anlamına gelmez. Solunum ve kalp atış hızına yapılan göndermeler, merkezî sinir sistemi baskılanmasının olası fizyolojik etkilerini açıklar.

Alıştırma

Cümlede depressant ne anlama geliyor?

  1. Kalp atış hızını her zaman artıran bir madde
  2. Merkezî sinir sistemi etkinliğini azaltan bir madde
  3. Depresyonu tedavi eden bir ilaç
  4. Birini üzgün hissettiren bir olay
Cevabı göster

Merkezî sinir sistemi etkinliğini azaltan bir madde

Öbek fiiller

Shut Down İfadesinin Geçişsiz Anlamı

Burada shut down geçişsizdir: Beyin bölgesi ve onun kontrol ettiği yaşamı destekleyici işlevler normal çalışmayı durdurmaya başlar. Bunları kasıtlı olarak kapatan bir kişi yoktur. Aynı öbek fiil, bir makinenin, sistemin, hizmetin, kuruluşun veya biyolojik sürecin çalışmayı bırakmasını da anlatabilir. begin to shut down yapısında begin, işlev kaybını mutlaka anlık bir duruş olarak değil, gelişmekte olan bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede shut down, örnektekiyle aynı geçişsiz anlamda kullanılmıştır?

  1. The technician shut down the factory's main computer.
  2. The factory slowed down production during the winter.
  3. The old conveyor belt broke down during the night.
  4. The factory shut down after the power failure.
Cevabı göster

The factory shut down after the power failure.

Too much liquid in general can be dangerous as well.

0:37

Genel olarak çok fazla sıvı tüketmek de tehlikeli olabilir.

Though it takes a lot,

0:40

Bunun için çok yüksek bir miktar gerekse de,

water intoxication from around 6 L Kelime

0:41

yaklaşık 6 litre suyun yol açtığı su zehirlenmesi

causes brain cells to swell

0:44

beyin hücrelerinin şişmesine,

Kelime

Water intoxication: kirli sudan değil, fazla sudan kaynaklanan hastalık

Water intoxication, özellikle kısa sürede vücudun güvenli biçimde işleyebileceğinden daha fazla su alınmasının yol açtığı tehlikeli durum için kullanılan tıbbi bir terimdir. Fazla su vücudun elektrolit dengesini bozar ve hücrelerin şişmesine neden olabilir. Bu cümlede ifade, beyin hücrelerinin şişmesine neden olan durumun adıdır. Buradaki intoxication, suyun kendisinde zehir bulunduğu anlamına gelmez ve bu durum su içtikten sonra hissedilen sıradan tokluk veya hafif rahatsızlıktan daha ciddidir.

Alıştırma

Hangi durum en doğru şekilde water intoxication olarak tanımlanır?

  1. Bir kişi kısa sürede aşırı miktarda su içtikten sonra tehlikeli derecede hastalanır.
  2. Bir kişi içme suyunda zararlı bakteriler bulunduğu için hastalanır.
  3. Bir kişi bir bardak daha su içtikten sonra kısa süreliğine tok hisseder.
Cevabı göster

Bir kişi kısa sürede aşırı miktarda su içtikten sonra tehlikeli derecede hastalanır.

leading to headaches, seizures, comas Dilbilgisi

0:45

baş ağrısı, nöbet ve komaya,

and even death in extreme cases.

0:47

aşırı durumlarda ise ölüme bile yol açar.

Dilbilgisi

Leading to: amaç değil, sonuç eklemek

Bu cümlede leading to, önceki olayın sonucunu belirtir: Beyin hücreleri şişer ve bu şişme daha sonra baş ağrılarına, nöbetlere, komalara ve aşırı durumlarda ölüme neden olur. Bu, şimdiki zaman ortacı leading ile kurulan bir sonuç ekidir. Genellikle bir cümlecikten sonra gelir ve to'dan sonra bir isim öbeği veya ulaç alır. Buradaki to, mastar işareti değil bir edattır; dolayısıyla ifade amaç değil sonuç bildirir.

Alıştırma

Olay raporunu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The sprinkler malfunctioned, ____ extensive damage to the equipment.

Cevabı göster

leading to

But if you stop drinking water

0:49

Ama su içmeyi bırakırsanız

or consume too much salt,

0:51

ya da çok fazla tuz tüketirseniz,

your cells will start to shrink

0:53

hücreleriniz küçülmeye başlar

leading to the condition known as hypernatremia.

0:54

ve hipernatremi denen durum ortaya çıkar.

48 teaspoons of your favorite seasoning at once

0:57

En sevdiğiniz çeşniden tek seferde 48 çay kaşığı tüketmek

is enough to trigger this reaction

1:00

bu tepkiyi başlatmaya yeter

also leading to seizures, coma or even death.

1:02

ve nöbet, koma, hatta ölüme yol açabilir.

Stick your head underwater or simply hold your breath Kalıp ifadeler

1:05

Başınızı suyun altında tutun ya da sadece nefesinizi tutun;

Kalıp ifadeler

hold your breath: nefesini tutmak

Hold your breath, kısa bir süre için bilinçli olarak nefes almayı durdurmak demektir. Yapı hold + iyelik bildiren sözcük + breath şeklindedir. Bu cümlede ifade gerçek anlamındadır: başı suyun altına sokmak yerine yapılabilecek fiziksel bir eylemi belirtir. İyelik bildiren sözcüğü kişiye göre değiştirin: I hold my breath, she holds her breath ve they hold their breath.

Alıştırma

Nefes almayı durdurmayı anlatan kalıplaşmış ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Before you go underwater, ____.

Cevabı göster

hold your breath

and it takes around 4 minutes without oxygen Dilbilgisi

1:08

oksijensiz yaklaşık 4 dakika geçirmek

to cause severe brain injury

1:10

ciddi beyin hasarına yol açarken,

Dilbilgisi

It takes around 4 minutes ... to cause: neden olması yaklaşık 4 dakika sürer

it takes + süre + to mastarı kalıbı, bir eylem veya sonuç için ne kadar zaman gerektiğini belirtir. Buradaki it biçimsel bir öznedir; oksijene veya başka bir şeye gönderme yapmaz. Bu cümlede around 4 minutes yaklaşık süreyi, without oxygen koşulu belirtir ve to cause bu sürenin ardından ortaya çıkabilecek sonucu tanıtır. Kalıp, zaman tahminini sonuçtan önce verir.

Alıştırma

Cümleyi it takes + time + to do kalıbının gerekli iki parçasıyla tamamlayın: ____ about twenty minutes ____ bake the bread.

Cevabı göster

It takes · to

and at 6 minutes you could die.

1:12

6 dakika sonra ölebilirsiniz.

However, in extreme cases

1:14

Ancak bazı sıra dışı durumlarda

some free divers have been able to hold their breath

1:15

kimi serbest dalışçılar nefeslerini

for over 20 minutes.

1:18

20 dakikadan uzun süre tutabilmiştir.

Cherries can also deprive you of oxygen. Kalıp ifadeler

1:19

Kirazlar da sizi oksijensiz bırakabilir.

Kalıp ifadeler

deprive you of oxygen: deprive someone of something yapısı

deprive you of oxygen ifadesinde deprive önce etkilenen kişi veya şeyi doğrudan nesne olarak alır; ardından of, kaybedilen ya da erişilemeyen şeyi belirtir: deprive + someone + of + something. İlişkinin tamamlanması için iki bölüm de gereklidir. Buradaki anlam, öznenin oksijeni kendisinin tüketmesi değil, sizin yeterli oksijene ulaşamamanıza neden olmasıdır. Bu yapı genellikle eksik kalan şeyi gerekli, değerli ya da normalde erişilebilir olması gereken bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi deprive fiilinin doğru biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: A blocked airway can ____ the brain ____ oxygen.

Cevabı göster

deprive · of

Say what? Ton ve niyet

1:22

Nasıl yani?

Ton ve niyet

Şaşkınlık tepkisi olarak Say what?

Say what?, şaşırtıcı veya inanılması zor görünen bir bilgiye verilen kalıplaşmış ve oldukça gayriresmî bir tepkidir. Bu cümlede yaklaşık olarak “Bunu gerçekten doğru mu duydum?” anlamına gelir ve tarafsız bir tekrar isteğinden çok inanamamayı gösterir. Ses tonuna bağlı olarak karşı tarafı açıklama yapmaya da yöneltebilir; ancak temel söylem işlevi, önceki ifadenin beklenmedik olduğunu belirtmektir.

Alıştırma

Bu altyazıda konuşmacı “Say what?” diyerek ne yapıyor?

  1. Şaşkınlık ve inanamamayı gayriresmî biçimde göstermek
  2. Sıradan bir tekrarı kibarca istemek
  3. Birine konuşma izni vermek
Cevabı göster

Şaşkınlık ve inanamamayı gayriresmî biçimde göstermek

If you ever swallow a cherry pit,

1:23

Bir kiraz çekirdeğini yanlışlıkla yutarsanız

you shouldn't worry too much.

1:25

çok fazla endişelenmenize gerek yok.

Just don't bite into one.

1:26

Yeter ki onu ısırmayın.

One or two ground cherry pits

1:28

Öğütülmüş bir veya iki kiraz çekirdeği

contains enough cyanide to take you down Öbek fiiller

1:29

sizi öldürmeye yetecek kadar siyanür içerir,

Öbek fiiller

take you down: etkisiz hâle getirmek veya ölümcül zarar vermek

Bu cümlede take you down, seni etkisiz hâle getirmek veya ölümüne yol açmak anlamındadır. Siyanür, bedeni alt edecek kadar güçlü gösterilir; down fiziksel bir varış yerini belirtmez. Daha genel olarak take someone or something down, nesne konumundaki kişiyi ya da şeyi yenmek, devre dışı bırakmak, yakalamak veya durdurmak anlamına gelir. Sonucun hastalık, yenilgi, tutuklanma ya da sistem arızası olduğunu özne ve durum belirler.

Alıştırma

Örnekte take you down ne anlama geliyor?

  1. Adını bir deftere yazmak
  2. Seni alt kata götürmek
  3. Seni ağır hasta etmek veya ölümüne yol açmak
Cevabı göster

Seni ağır hasta etmek veya ölümüne yol açmak

and these cyanide ions inhibit the enzyme cytochrome c oxidase

1:32

ve bu siyanür iyonları sitokrom c oksidaz enzimini engelleyerek

causing your cells to be unable to use oxygen.

1:36

hücrelerinizin oksijen kullanamamasına neden olur.

Speaking of a lack of oxygen, Anlatım akışı

1:39

Oksijen eksikliğinden söz etmişken,

Anlatım akışı

Speaking of X: konular arasında bağlantı kurma

Speaking of X bir söylem geçişidir: önceki konuşmada geçen X’i veya onunla yakından ilişkili bir fikri alır ve sonraki konuya geçmek için köprü olarak kullanır. Burada a lack of oxygen, önceki açıklamayı oksijen yetersizliğine ilişkin yeni tartışmaya bağlar. Bu ifade, konuşmacının resmî bir konuşma yaptığı anlamına gelmez. Nedenden çok bir çağrışım ilişkisi belirtir ve virgül, geçiş ifadesini ardından gelen yeni noktadan ayırır.

Alıştırma

İngilizce geçişi Speaking of + tekrarlanan konu ile tamamlayın: We were just discussing travel. ____, have you renewed your passport?

Cevabı göster

Speaking of travel

it's at around 8,000 ft above sea level Dilbilgisi

1:41

deniz seviyesinden yaklaşık 8.000 fit yüksekte

that our bodies can no longer acclimatize Kalıp ifadeler

1:43

vücudumuzun artık uyum sağlayamadığı

to the limited oxygen.

1:45

kadar az oksijen bulunur.

Dilbilgisi

It's at around 8,000 ft above sea level that: it-cleft ile odaklama

it is/it's + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı, it-cleft adı verilen bir vurgu yapısıdır. Burada odaklanan öge at around 8,000 ft above sea level ifadesidir; bu yüzden cümle, irtifadan yalnızca söz etmek yerine irtifa eşiğini vurgular. Tarafsız söz dizimini elde etmek için odaklanan ögeyi yeniden cümlenin içine yerleştirin: Our bodies can no longer acclimatize to the limited oxygen at around 8,000 ft above sea level. Bu vurgu yapısında it herhangi bir şeyi temsil etmez; that ise mesajın geri kalanını başlatır.

Alıştırma

Zamanı vurgulamak için cümleyi it-cleft kalıbıyla tamamlayın: ____ noon ____ the museum tour begins.

Cevabı göster

It's at · that

Kalıp ifadeler

Acclimatize to: yeni koşullara kademeli olarak uyum sağlamak

Acclimatize to, yeni bir iklime, ortama veya koşula zaman içinde alışmak anlamına gelir ve çoğu zaman fiziksel uyum içerir. Burada can no longer acclimatize, oksijen azaldıkça vücudun bu uyumu artık tamamlayamadığını belirtir. Kullanılan edat to'dur: acclimatize to + isim veya zamir biçimini kullanın; örneğin acclimatize to the heat. Ardından bir eylem gelirse to bir edat olduğu için -ing biçimi kullanılır: acclimatize to working at night.

Alıştırma

Cümleyi acclimatize ve gerektirdiği edatla tamamlayın: New staff need time to ____ working night shifts.

Cevabı göster

acclimatize to

This is known as the death zone in mountaineering. Kültür

1:47

Dağcılıkta burası ölüm bölgesi olarak bilinir.

Kültür

Dağcılık terimi death zone

Dağcılıkta death zone, oksijenin insan vücudunun tam olarak uyum sağlamasına ya da ciddi bir risk olmadan uzun süre kalmasına yetmeyecek kadar az olduğu aşırı yüksek irtifa bölgesidir. Bu terim genellikle yaklaşık 8.000 metrenin (26.000 fit) üzerindeki yüksekliklerle ilişkilendirilir. Bu, dağcılıkta kullanılan betimleyici bir terimdir; her yerde aynı sınıra sahip, resmen işaretlenmiş tek bir bölge değildir. Koşullar ve adlandırma değişebileceği için bunu aşırı yüksek irtifa tehlikesine karşı bir uyarı olarak anlayın.

Alıştırma

Bir dağcılık haberinde death zone büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. 8.000 fitin üzerindeki herhangi bir dağlık alan
  2. Vücudun tam olarak uyum sağlayamadığı veya ciddi risk olmadan uzun süre kalamadığı aşırı yüksek irtifa bölgesi
  3. Bir tırmanış rotasının yakınındaki mezarlık
Cevabı göster

Vücudun tam olarak uyum sağlayamadığı veya ciddi risk olmadan uzun süre kalamadığı aşırı yüksek irtifa bölgesi

Simply being too tall can also kill you. Dilbilgisi

1:50

Sadece aşırı uzun boylu olmak da sizi öldürebilir.

Dilbilgisi

Özne olarak being too tall

Being too tall bir -ing yan cümlesidir ve öğrenenlere yönelik dil bilgisinde sıkça isim-fiil öbeği de denir. Bu yapının tamamı can also kill you bölümünün öznesidir. be too tall durumunu hakkında konuşulan şeye dönüştürür. Burada being, sürekli zaman yapısı kuran bir yardımcı fiil değildir; çünkü önünde ayrı bir özne yoktur. Özne olan bir -ing yan cümlesi tek bir fikir olarak ele alınır ve fiil uyumu gösterdiğinde genellikle tekil uyum alır: Being late causes problems. Bu kalıp, bir eylemi veya durumu neden, risk ya da konu olarak adlandırmanızı sağlar.

Alıştırma

-ing yan cümlesini özne olarak kullanın. Cümleyi tamamlayın: ____ can make this seat uncomfortable. (be too tall)

Cevabı göster

Being too tall

In the 1930s,

1:53

1930'larda

Robert Pershing Wadlow reached 8 ft 11 in.

1:54

Robert Pershing Wadlow'un boyu 8 fit 11 inçe ulaştı.

This height put severe stress on his circulatory system Kalıp ifadeler

1:57

Bu boy, dolaşım sistemine ciddi yük bindirdi

and structural pressure on his bones

2:00

ve kemiklerine yapısal baskı uyguladı;

Kalıp ifadeler

put severe stress on: üzerine ciddi yük bindirmek

Put stress on something, bir şeyin bir yükü veya talebi taşımak zorunda kalması anlamına gelir. Bu cümlede aşırı boy, onun dolaşım sistemine olağan dışı derecede ağır bir yük bindirmiştir; severe, stress sözcüğünü güçlendirerek baskının çok büyük ve potansiyel olarak zararlı olduğunu gösterir. Kalıp put + stress derecesi veya türü + on + etkilenen hedef şeklindedir. Buradaki stress yalnızca duygusal kaygı değil, fiziksel veya işlevsel yük de olabilir.

Alıştırma

Yoğun talebin sunucuya ciddi bir yük bindirdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The traffic spike was severe stress about the server.
  2. The traffic spike put severe stress on the server.
  3. The traffic spike put severe stress to the server.
Cevabı göster

The traffic spike put severe stress on the server.

and he died at the young age of 22. Kalıp ifadeler

2:02

sonunda henüz 22 yaşındayken hayatını kaybetti.

Kalıp ifadeler

at the young age of: henüz … yaşındayken

At the young age of + sayı, bir olayın gerçekleştiği yaşı belirtirken bu yaşı dikkat çekici derecede erken olarak sunar. Burada yalnızca 22 yaşında olduğunu bildirmez; dinleyiciyi ölümün trajik biçimde erken olduğunu düşünmeye yönlendirir. İfadenin tamamı zaman belirten bir unsur olarak işlev görür: someone did something at the young age of 22. Young, konuşanın değerlendirmesini eklediği için ifade at the age of 22 kalıbından daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Maya'nın bu başarıya olağan dışı derecede erken bir yaşta ulaştığını doğal biçimde vurgulayan cümle hangisidir?

  1. Maya became a professor at the age of 24.
  2. Maya became a professor at the young age of 24.
  3. Maya became a professor at a young age of 24.
Cevabı göster

Maya became a professor at the young age of 24.

Researchers have hypothesized that every inch above 5 ft

2:04

Araştırmacılar, 5 fitin üzerindeki her bir inçin

takes 1.3 years off your life. Öbek fiiller

2:08

ömrü 1,3 yıl kısalttığını öne sürdü.

Öbek fiiller

take 1.3 years off your life: ömrü 1,3 yıl kısaltmak

Bu cümlede takes 1.3 years off your life, ömrünüzü 1,3 yıl kısaltır anlamına gelir. Sayı çıkarılan miktardır, your life ise etkilenen toplam süredir; take gerçek anlamda fiziksel bir alma eylemi değildir. Aktarılabilir kalıp take + miktar + off + toplam, etkinlik veya süredir. Bir şeyden ne kadar çıkarıldığını belirterek azalmayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi azalma bildiren take ... off kalıbıyla tamamlayın: The express train ____ twenty minutes ____ the journey.

Cevabı göster

takes · off

If you're worried about your pet's life,

2:10

Evcil hayvanınızın hayatından endişe ediyorsanız,

you may have heard not to give them chocolate.

2:12

ona çikolata vermemeniz gerektiğini duymuş olabilirsiniz.

The same chemical theobromine can kill us too.

2:14

Aynı kimyasal, yani teobromin, bizi de öldürebilir.

Our bodies metabolize theobromine more effectively though

2:17

Ancak vücudumuz teobromini daha etkili biçimde metabolize eder;

with 1,000 mg per kilogram being lethal to humans, Dilbilgisi

2:20

insanlar için ölümcül miktar kilogram başına 1.000 mg'dır,

Dilbilgisi

with 1,000 mg per kilogram being lethal to humans bağımsız yapısı

With 1,000 mg per kilogram being lethal to humans, with kullanılan bağımsız bir yapıdır. 1,000 mg per kilogram isim öbeği, çekimsiz being fiilinin öznesidir; lethal to humans ise onun tümlecidir. Yani bu doz insanlar için ölümcüldür. with öbeğinin tamamı, ana yüklem olmak yerine ana ifadeye bir arka plan durumu ekler. Burada though sonrasında sınırlayıcı bir gerçek verir: insanlar maddeyi daha etkili biçimde metabolize eder, ancak yeterince yüksek bir doz yine de ölümcüldür.

Alıştırma

Cümleyi with + noun phrase + being + complement kullanarak tamamlayın: The buses ran slowly, ____ the roads ____ icy after the storm.

Cevabı göster

with · being

which is the equivalent of 85 full-sized chocolate bars at once. Kalıp ifadeler

2:24

bu da tek seferde 85 tam boy çikolata barına eşdeğerdir.

Kalıp ifadeler

is the equivalent of: bir miktarı tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürmek

Bu cümlede is the equivalent of, which sözcüğünün gönderme yaptığı miktarı tanıdık bir karşılaştırmayla açıklar: bu miktar 85 normal boy çikolata barına karşılık gelir. be the equivalent of + isim öbeği kalıbı; soyut bir miktarı, değeri, etkiyi veya çabayı daha anlaşılır bir ölçeğe dönüştürür. İlgili açıdan eşit ya da karşılaştırılabilir olmayı anlatır; her yönden tamamen aynı olmayı değil.

Alıştırma

Cümleyi be the equivalent of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this rewards program, 1,000 points ____ a ten-dollar credit.

Cevabı göster

are the equivalent of

You may want that many chocolate bars

2:28

Bu kadar çok çikolatayı canınız çekebilir

after getting high. Kelime

2:30

özellikle kafanız güzelken.

Kelime

getting high: uyuşturucu etkisindeki bir duruma girmek

Burada getting high, esrar ya da başka bir psikoaktif madde nedeniyle sarhoş olmayı veya zihinsel durumun değişmesini anlatır. Burada after bir edat olduğu için ardından -ing biçimi gelir. Bu ifade deyimseldir: high; boy, rakım veya artan bir sayı anlamına gelmez. Bu bağlamda konuşan kişi, uyuşturucunun etkisiyle oluşan bir duruma girmekten söz ediyor.

Alıştırma

Şu cümlede get high kullanımının doğal olup olmadığına karar verin: After three glasses of wine, he got high.

  1. Bu bağlamda doğal değil
  2. Bu bağlamda doğal
Cevabı göster

Bu bağlamda doğal değil

However, you would need to eat 22 kg of marijuana

2:31

Ancak 22 kg marihuana yerseniz

to be at risk of death. Kalıp ifadeler

2:35

ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

be at risk of + isim veya -ing biçimi

be at risk of death ifadesindeki be at risk of, zararlı bir sonucun gerçekleşme ihtimali bulunan bir durumda olmak demektir. Death olası sonuçtur; dolayısıyla ifade kesinlik değil, tehlike bildirir. Aktarılabilir kalıp be at risk of + isim veya -ing biçimidir: at risk of death, at risk of injury ya da at risk of losing data. Buradaki would need to durumu varsayımsal hâle getirir ve bu riskin ortaya çıkmasından önce gereken aşırı miktarı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, zararlı bir sonucun kesin olduğunu söylemeden onun mümkün olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. The patient is at risk of developing complications.
  2. The patient is certain to develop complications.
  3. The patient is at risk to develop complications.
Cevabı göster

The patient is at risk of developing complications.

Smoke it and the amount required to overdose Dilbilgisi

2:36

Marihuanayı içerseniz aşırı doz için gereken miktar

is comically high. Deyimler

2:38

gülünç derecede yüksektir.

Dilbilgisi

Emir cümleciği + and + sonuç cümleciği

Smoke it and ... yapısı, bir emir cümleciğinin ardından and ve bir bildirme cümlesi getirir. Smoke it biçim olarak emir olsa da örtük bir koşul görevi görür: If you smoke it, the amount required to overdose is comically high. and sonrasındaki cümlecik sonucu verir. Bu kısa kalıp bir eylem veya durumu sonucuna bağlar. İlk cümleciğin öğüt, talimat, uyarı, tehdit ya da yalnızca varsayımsal bir başlangıç olarak mı işlediğini bağlam belirler; burada sigara gibi içmeye teşvik değil, koşullu bir karşılaştırma vardır.

Alıştırma

Kısa koşul-sonuç kalıbını tamamlayın: Check the address twice, ____ your package will reach the right place.

Cevabı göster

and

Deyimler

comically high ifadesinin çift anlamı

Burada high öncelikle aşırı doz için gereken miktarı niteler: miktar son derece büyüktür. Comically, sayının saçma ya da gülünç görünecek kadar yüksek olduğunu belirterek bu anlamı güçlendirir. Çevredeki bağlam esrar nedeniyle high olmayı ele aldığı için high, uyuşturucu etkisi altında olma anlamını da çağrıştırır. Bu iki anlamın örtüşmesi kelime oyununu oluşturur; cümle öncelikle miktarın uyuşmuş olduğunu ya da birinin neşeli hissettiğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte comically high ifadesini komik yapan nedir?

  1. Temel olarak gereken miktarın saçma derecede büyük olduğunu belirtirken high sözcüğünün uyuşturucu etkisi altında olma anlamını da çağrıştırır.
  2. Miktarın fiziksel olarak konuşmacının üzerinde olduğunu ifade eder.
  3. Yalnızca miktarın birini neşelendireceğini söyler.
Cevabı göster

Temel olarak gereken miktarın saçma derecede büyük olduğunu belirtirken high sözcüğünün uyuşturucu etkisi altında olma anlamını da çağrıştırır.

Approximately 680 kg of pot within 15 minutes Kelime

2:40

15 dakika içinde yaklaşık 680 kg marihuana içmek

would induce a lethal response,

2:44

ölümcül bir tepkiye neden olurdu;

Kelime

Esrar anlamındaki pot

Bu cümlede pot, marijuana veya cannabis, yani esrar anlamına gelen günlük ve gayriresmî bir isimdir. Sigara gibi içmekten ve aşırı dozdan söz eden bağlam, yaygın olan “yemek pişirme kabı” anlamı yerine uyuşturucu anlamını belirler. Başka durumlarda da konuya ve yakındaki fiillere bakarak birbiriyle ilgisiz bu anlamlar arasında seçim yapılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pot, esrar anlamında ve uygun bir üslupla doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The medical report recorded the patient's pot consumption in milligrams.
  2. Add the chopped onions to the pot.
  3. I could smell pot at the party, but I didn't know who was smoking it.
Cevabı göster

I could smell pot at the party, but I didn't know who was smoking it.

which may explain why there has never been Anlatım akışı

2:46

bu da neden bugüne kadar

a single documented death directly linked Kalıp ifadeler

2:48

aşırı marihuana tüketimiyle doğrudan bağlantılı tek bir ölümün bile

to consuming too much marijuana.

2:50

kayıtlara geçmediğini açıklayabilir.

Anlatım akışı

which may explain why: olası bir açıklamayı ihtiyatla bağlamak

Bu cümlede which may explain why, daha önce verilen olguyu ardından gelen gözlemle bağlar. İlgi zamiri which tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; explain why ise açıklanması gereken sonucu getirir. May, bağlantıyı kanıtlanmış veya tek neden olarak değil, makul bir çıkarım olarak sunar. Bu nedenle yapı, kanıtları ihtiyatlı biçimde düzenlemek için kullanışlıdır: önce bir ifade, ardından onun açıklayabileceği bir gözlem gelir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz ihtiyatlı bağlaçla tamamlayın: The app sent fewer notifications this week, ____ users reported fewer interruptions.

Cevabı göster

which may explain why

Kalıp ifadeler

directly linked to: kanıta dayalı doğrudan bir bağlantıyı anlatmak

Burada directly linked to, edilgen be linked to kalıbını tamamlar: belgelenmiş bir ölümün aşırı marihuana tüketimiyle belirli ve doğrudan bir bağlantısının bulunması gerekir. To bir edattır; bu nedenle linked to consuming örneğinde olduğu gibi ardından isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Directly, yalnızca dolaylı olan veya başka etkenler üzerinden kurulan bağlantıları dışlayarak iddia edilen ilişkinin kapsamını daraltır. Linked to, kanıtlarla desteklenen veya tartışılan bir bağlantıyı bildirir; ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The investigation found that the leak was ____ a cracked valve.

Cevabı göster

directly linked to

Blasting some amazing music may be fun as well. Kelime

2:52

Harika müzikleri son ses dinlemek de eğlenceli olabilir.

Kelime

Blasting some amazing music: blast çok yüksek sesle çalmak demektir

Blasting some amazing music ifadesinde blast, müziği çok yüksek sesle çalmak anlamına gelen bir fiildir. Blasting, -ing biçimidir ve -ing grubunun tamamı may be fun yapısının öznesidir. Müzik veya başka bir ses içeriğiyle kullanıldığında blast, radyo ya da hoparlörlerden çok yüksek ses çıkmasını anlatır; müziği bir patlamayla yok etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Blasting some amazing music ne anlama gelir?

  1. Yeni bir müzik parçası yazmak
  2. Müziği bir patlamayla yok etmek
  3. Harika bir müziği çok yüksek sesle çalmak
Cevabı göster

Harika bir müziği çok yüksek sesle çalmak

Just don't go above 185 decibels.

2:55

Yeter ki 185 desibeli aşmayın.

The amount of air pressure from this

2:58

Bunun oluşturduğu hava basıncı

could burst your lungs

2:59

akciğerlerinizi patlatabilir

or alternatively create an embolism that travels to your heart.

3:00

ya da kalbinize ulaşan bir emboliye yol açabilir.

It may also keep your neighbors up all night Öbek fiiller

3:04

Ayrıca komşularınızın bütün gece uyuyamamasına neden olabilir.

Öbek fiiller

keep your neighbors up: birinin uyumasını engellemek

Keep your neighbors up, komşularınızın uyanık kalmasına neden olmak veya uyumalarını engellemek demektir. keep + person + up yapısında kişi keep ile up arasına gelir: keep me up, keep the baby up. Bu yapı genellikle gürültü, ağrı, endişe veya kafein gibi nedeni önce belirtir. all night gibi bir zaman ifadesi kişinin ne kadar süre uyanık kaldığını gösterir.

Alıştırma

Uyumamı engelledi anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The loud party ____ last night.

Cevabı göster

kept me up

and while it's uncertain Dilbilgisi

3:06

Üstelik şu da kesin olarak bilinmiyor:

how long the body can survive without sleep,

3:07

Vücut uykusuz ne kadar süre hayatta kalabilir?

studies on rats who underwent continuous sleep deprivation Kalıp ifadeler

3:10

Sürekli uykusuz bırakılan sıçanlar üzerinde yapılan çalışmalarda

lasted around 2 weeks before dying.

3:13

hayvanlar ölmeden önce yaklaşık 2 hafta dayandı.

Dilbilgisi

it's uncertain how long ve dolaylı soru dizilişi

Bu cümlede it's uncertain how long, sürenin ne kadar olduğu konusunda kesin bir yanıt bulunmadığını belirtir. Kesin bir iddiada bulunmak yerine mevcut bilginin sınırını gösterir. how long the body can survive yan cümlesi, yanıtı belirsiz olan soruyu verir. Dolaylı sorularda düz cümle dizilişi kullanılır: how long + özne + kip yardımcısı + fiil; doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: Weather conditions keep changing, so ____ the evacuation will take.

Cevabı göster

it's uncertain how long

Kalıp ifadeler

Underwent continuous sleep deprivation: terus mengalami kekurangan tidur

Underwent, undergo fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada underwent continuous sleep deprivation, sıçanların uyumalarının engellendiği kesintisiz bir dönemden geçtiği anlamına gelir. Undergo özellikle araştırma, tıp ve diğer resmî anlatımlarda öznenin yaşadığı bir süreci veya durumu ifade eder. Continuous, yoksunluğun kesilmediğini gösterir; sleep deprivation ise yalnızca yorgun hissetmek değil, uzun süreli uyku eksikliği veya uyumanın engellenmesi demektir.

Alıştırma

Bu resmî araştırma cümlesini undergo fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: During the trial, the participants ____ continuous sleep deprivation for twenty-four hours.

Cevabı göster

underwent

The world record in humans is just over 11 days

3:15

İnsanlardaki dünya rekoru 11 günün biraz üzerindedir,

but surprisingly no long-term effects were documented Anlatım akışı

3:18

ama şaşırtıcı biçimde uzun vadeli hiçbir etki belgelenmemiştir;

after he caught up on his sleep. Öbek fiiller

3:21

rekor sahibi daha sonra uykusunu telafi etmiştir.

Anlatım akışı

No long-term effects were documented: edilgen kanıt bildirimi

No long-term effects were documented, kanıt bildiren edilgen bir ifadedir. Dilbilgisel özne no long-term effects ifadesidir; olayı gözlemleyen veya kaydeden kişilerden söz edilmez. Böylece bilgi odağı kayıt tutma işleminin sonucuna yerleşir. Buradaki önemli nokta, were documented ifadesinin “mevcut raporda veya kanıtlarda kayda geçirildi” anlamına gelmesidir. Cümle, kişi uykusunu telafi ettikten sonra böyle etkilerin kaydedilmediğini söyler; araştırmacıların uzun vadeli etkilerin imkânsız olduğunu veya hiçbir anlamda var olmadığını kanıtladığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade en dikkatli biçimde neyi ileri sürüyor?

  1. Mevcut belgelerde uzun vadeli hiçbir etki kaydedilmemiştir.
  2. Gözlemci, bilinen birkaç uzun vadeli etkiyi yazmayı unutmuştur.
  3. Uzun vadeli hiçbir etkinin meydana gelemeyeceği kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Mevcut belgelerde uzun vadeli hiçbir etki kaydedilmemiştir.

Öbek fiiller

caught up on his sleep: catch up on + isim

Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir. catch up on something yapısında catch up, kaçırılmış veya ertelenmiş bir miktarı telafi etmek için fazladan bir şey yapmayı ifade eder; on ise ilgilenilmesi gereken şeyi tanıtır. Burada caught up on his sleep, kişinin kaçırdığı uykuyu telafi etmek için daha fazla uyuduğu anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp catch up on + isim biçimindedir: catch up on work, reading, emails veya news. Yapıdaki on sözcüğünü koruyun; bu anlamda catch up sleep standart bir kullanım değildir.

Alıştırma

Cümleyi catch up on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a week offline, Mira ____ her unread messages.

Cevabı göster

caught up on

Got a burning question you want answered? Deyimler

3:23

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

A burning question: yanıtı çok merak edilen önemli bir soru

Bu cümlede a burning question, çok önemli görülen ve birinin yanıtını güçlü biçimde öğrenmek istediği soru anlamına gelir. Burning sözcüğü aciliyet ve yoğun merak katar; ortada gerçekten yanan bir şey yoktur. Bu ifade bir soruyu özellikle yanıt bekleyen, önemli bir mesele olarak öne çıkarır. Burada izleyicileri, konuşmacıların yanıtlamasını en çok istedikleri soruyu göndermeye davet eder.

Alıştırma

Hangi durumda bir soruyu a burning question diye tanımlamak en doğaldır?

  1. Biri sıradan bir toplantının saat kaçta başladığını soruyor.
  2. Bir araştırmacı deneyin neden başarısız olduğunu acilen öğrenmek istiyor.
  3. Biri önemsemediği bir soruyu okuyor.
Cevabı göster

Bir araştırmacı deneyin neden başarısız olduğunu acilen öğrenmek istiyor.

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

3:25

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da bize sorun.

And if you liked this video,

3:27

Bu videoyu beğendiyseniz,

check out our previous one called This is 200 calories

3:28

This is 200 calories adlı önceki videomuza göz atın;

where we break down and compare different foods and drinks Öbek fiiller

3:31

orada farklı yiyecek ve içecekleri inceleyip karşılaştırarak

Öbek fiiller

Break down information: bilgiyi parçalara ayırıp analiz etmek

Burada break down, karmaşık bilgileri daha küçük parçalara ayırıp bu parçaları açıklamak veya incelemek anlamına gelir. Nesne different foods and drinks olduğundan ifade, bunların ayrıntılarını daha kolay anlaşılır hâle getirmeyi anlatır. break down + nesne yapısında nesneye ve bağlama bakın. Nesne bir fikir, süreç, maliyet veya veri kümesiyse genellikle bu analiz anlamı kastedilir.

Alıştırma

Daha küçük parçalara ayırarak analiz etmek ve açıklamak anlamındaki öbek fiili yazın: The guide will ____ the application process step by step.

Cevabı göster

break down

to put things in perspective. Deyimler

3:34

her şeyi daha iyi anlamanızı sağlıyoruz.

Deyimler

put things in perspective: bağlamla doğru değerlendirmek

To put something in perspective, bir şeyin gerçek boyutunu, önemini veya ciddiyetini değerlendirebilmek için çoğunlukla karşılaştırma yoluyla yeterli bağlam sağlamak demektir. Bu cümlede farklı yiyecek ve içeceklerin karşılaştırılması, söz konusu miktarı anlamak için bir referans noktası sağlar. Kalıp put + nesne + in perspective şeklindedir. Nesne things, bir sayı, bir sorun veya bir durum olabilir. Bu ifade yalnızca “başka bir açıdan bakmak”tan daha özeldir; amaç daha dengeli ve orantılı bir değerlendirme yapmaktır.

Alıştırma

“Bağlam ekleyerek daha doğru değerlendirmek” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The chart compares this month's loss with our yearly revenue to ____.

Cevabı göster

put it in perspective

Be sure to like, share and subscribe

3:35

Mutlaka beğenin, paylaşın ve abone olun;

for more weekly science videos.

3:37

böylece her hafta yeni bilim videoları izleyebilirsiniz.