Hayat anlamsız mı? Ve diğer absürt sorular - Nina Medvinskaya: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; savaşın, sömürge çatışmasının, hastalığın ve kişisel kayıpların Albert Camus’nün absürt felsefesini nasıl biçimlendirdiğini anlatıyor. Yabancı, Sisifos miti ve başkaldırı döngüsü üzerinden anlamsız bir dünyaya verdiği yanıtı açıklıyor: intiharı ve yıkıcı devrimi reddetmek, yaşamı özgürce seçmek ve ortak insan doğasını doğrulamak. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fundamentally absurd. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: absurd sözcüğünü yalnızca gündelik dildeki “saçma” anlamıyla değil, insanın anlam arayışı ile kayıtsız evren arasındaki uzlaştırılamaz çatışmayı belirten Camus’ye özgü felsefi bir terim olarak anlayabilirsiniz. Ayrıca fundamentally sözcüğünü resmî sıfatlarla kullanarak temel bir niteliği ifade edebilirsiniz. 2. one must imagine Sisyphus happy. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: happy sözcüğünün Sisifos’a atfedilen durumu belirttiği imagine + nesne + sıfat yapısını tanıyabilirsiniz. Bu nesne tamamlayıcısı kalıbıyla, özellikle edebî çözümleme ve resmî tartışmalarda, birinin nasıl hayal edildiğini, bulunduğunu veya değerlendirildiğini anlatabilirsiniz. 3. inverting power dynamics — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: İfadenin, toplumsal bir ilişkide ya da siyasi sistemde etki veya denetimi elinde tutan tarafı tersine çevirmek olduğunu anlayabilirsiniz. Bu eşdizimi toplumsal analizde kullanabilir ve Camus’nün yönetenlerle yönetilenlerin yerini değiştirmenin şiddeti çözmek yerine sürdürebileceği savını izleyebilirsiniz.
Bu derste
Albert Camus grew up surrounded by violence. Öbek fiiller
0:07Albert Camus şiddetle çevrili bir ortamda büyüdü.
grew up: bir kişinin çocukluk ortamını anlatmak
Grow up, “çocukluktan yetişkinliğe doğru büyümek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Grew up bunun geçmiş zaman biçimidir. Buradaki up fiziksel olarak yukarı yönü göstermez; grow up tek bir anlam birimi olarak kullanılır. Grew up ifadesinden sonra çocukluk yerini veya çevresini anlatan bir ifade gelebilir: grew up in a village, grew up around music ya da grew up surrounded by violence. Odak, kişinin ilk yıllarını biçimlendiren ortamdır.
Alıştırma
Cümleyi grow up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ in a small mountain town.
Cevabı göster
grew up
between native Algerians and colonizing French Europeans. Kültür
0:14yerli Cezayirliler ve sömürgeci Fransız Avrupalılar arasında.
was mired in conflict: ciddi ve uzun süren bir soruna saplanmak
Be mired in, çamura saplanıp kalma görüntüsünü kullanarak “zor bir durumun içinde derinden sıkışıp kalmak” anlamına gelir. Was mired in conflict ifadesi burada mecazidir: Cezayir ciddi bir çatışmanın içinde kalmış ve bundan kolayca çıkamamıştı. Bu ifade, yalnızca be in conflict demekten daha fazlasını anlatır. Sorunun uzun sürdüğünü, karmaşık olduğunu ve çözülmesinin zor olduğunu belirtir; debt, controversy, disputes veya scandal gibi durumlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be mired in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of court battles, the project ____ legal disputes.
Cevabı göster
was mired in
native Algerians ... colonizing French Europeans: sömürge çatışmasının iki tarafı
Bu tarihsel anlatımda native Algerians, Cezayir'in yerli halkını; colonizing French Europeans ise Avrupalı yerleşimcileri ve Fransız sömürge yönetimiyle bağlantılı diğer grupları ifade eder. Colonizing, ikinci grubu sömürgeci güç yapısında rol alan taraf olarak sunar. Bu iki ifade birlikte sömürge çatışmasının karşıt taraflarını belirler. Buradaki French Europeans sıradan Fransız turistler ya da yalnızca Fransa'dan gelen herkes anlamına gelmez; sömürge ilişkisi anlamın temelidir.
Alıştırma
İki grubun tarihsel rolüne en uygun yorum hangisidir?
- Cezayir'in yerel halkı ile Fransız sömürge yönetimine bağlı Avrupalı gruplar
- Aralarında sömürge ilişkisi olmadan rekabet eden iki Avrupalı topluluk
- Yerel bir anlaşmazlığa karışan Cezayirli ve Fransız turistler
Cevabı göster
Cezayir'in yerel halkı ile Fransız sömürge yönetimine bağlı Avrupalı gruplar
and was deemed unfit to fight in the Second. Kelime
0:21ve İkinci Dünya Savaşı'nda savaşmak için elverişsiz bulundu.
was deemed unfit to fight: uygunluğa ilişkin resmî hüküm
Edilgen be deemed + sıfat yapısı, birinin ya da bir şeyin belirli bir durumda olduğuna resmî olarak hükmedilmesi veya bu şekilde sınıflandırılması anlamına gelir. was deemed unfit to fight ifadesinde kararı veren kişi belirtilmese de karar bir makamdan ya da resmî süreçten geliyormuş gibi sunulur. Buradaki unfit to fight, savaşmak için gereken fiziksel veya tıbbi koşulları karşılamamak anlamındadır. Kişinin yalnızca savaşmak istemediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Deem ve unfit kullanarak resmî değerlendirmeyi edilgen yapıyla tamamlayın: After the medical exam, she was ____ return to active duty.
Cevabı göster
deemed unfit to
Arka plan veren cümle başı -ing öbekleri olarak Battling ... and confronting ...
Cümlenin başındaki Battling ... ve confronting ..., birbirine bağlanmış iki -ing öbeğidir. Cümlenin temel zamanını bunlar taşımaz; ana cümle Camus grew despondent bölümüdür. Bu öbekler, ana ifade gelmeden önce Camus'nün yaşadıklarını kısaltarak aktarır ve güçlü bir arka plan-neden ilişkisi kurar. Her iki -ing öbeğinin de örtük öznesi, virgülden sonra gelen ana cümlenin öznesi Camus'dür. Bu yapı, biyografi ve anlatılarda bağlantılı deneyimlerin önce, temel sonuç ya da değişimin ise sonra verilmesini sağlar.
Alıştırma
Baştaki -ing eylemini yapan kişiyi ana cümlenin öznesi olarak doğru biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Battling heavy traffic, there was a delay for Lena.
- Battling heavy traffic, Lena arrived late to the meeting.
- Battling heavy traffic, the meeting began without Lena.
Cevabı göster
Battling heavy traffic, Lena arrived late to the meeting.
Savaş bağlamında a resistance journalist
İkinci Dünya Savaşı bağlamında resistance, işgale veya faşist yönetime karşı savaşan örgütlü bir hareketi ifade eder. Bu nedenle a resistance journalist, yalnızca isteksizlik hisseden ya da gazetecilere karşı çıkan biri değil, böyle bir hareketle bağlantılı bir gazeteci demektir. Burada as a resistance journalist, Camus'nün savaşın yıkımıyla hangi sıfatla yüzleştiğini belirtir. İfadeyi anlamak için gereken temel bağlam, resistance sözcüğünün bu tarihsel anlamıdır.
Alıştırma
Bu İkinci Dünya Savaşı bağlamında a resistance journalist ifadesinin en olası anlamı nedir?
- savaş dönemindeki örgütlü bir direniş hareketiyle bağlantılı gazeteci
- elektrik direnci hakkında haber yapan gazeteci
- haber yazmayı reddeden gazeteci
Cevabı göster
savaş dönemindeki örgütlü bir direniş hareketiyle bağlantılı gazeteci
grow + sıfat: grew despondent
Burada grow, ardından sıfat gelen bir bağ fiilidir. Grew despondent, Camus'nün giderek derin bir yılgınlığa kapıldığı ve umudunu kaybetmeye başladığı anlamına gelir; fiziksel büyümeyi anlatmaz. grow + sıfat kalıbı, grow worried, grow silent veya grow impatient örneklerinde olduğu gibi, bir durumun zaman içinde geliştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin geçmiş zaman biçimi ve despondent sıfatıyla tamamlayın: After months of unanswered applications, Lina ____.
Cevabı göster
grew despondent
behind all this endless bloodshed and suffering. Kalıp ifadeler
0:35tüm bu bitmek bilmeyen kan dökülmesinin ve acının ardındaki.
couldn't fathom any meaning: hiçbir anlam çıkaramamak
Fathom, özellikle açıklaması veya kabullenmesi zor bir şeyi derinlemesine düşünerek anlamak demektir. Couldn't fathom any meaning, kan dökme ve acıda hiçbir amaç göremediği veya bunları anlamlandıramadığı anlamına gelir; yalnızca bilmediğini söylemekten daha güçlüdür. Olumsuz bir cümlede any meaning, hiçbir anlam bulamadığını vurgular. Bir şey derinden anlaşılmaz kalıyorsa can't/couldn't fathom + soyut nesne ya da why/how yan cümlesi kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede couldn't fathom ne anlama gelir? I couldn't fathom why the warning was ignored.
- nedeni anlayamamak veya anlamlandıramamak
- tam ifadeyi hatırlayamamak
- sözcükleri açıkça duyamamak
Cevabı göster
nedeni anlayamamak veya anlamlandıramamak
endless bloodshed and suffering: şiddetin insani bedeli
Bu cümlede bloodshed, kanın kendisini değil, şiddet veya silahlı çatışmanın yol açtığı ölüm ve yaralanmaları anlatır. Suffering ise anlamı fiziksel ve duygusal acıyı da kapsayacak şekilde genişletir. Bloodshed and suffering ikilisi, çatışmanın insani bedelini kısa bir ifadeyle özetler. Endless her iki ögeyi de niteler ve bu bedelin görünürde sonu olmadan sürdüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle ciddi bir çatışmanın sonuçlarını bloodshed and suffering ile doğal biçimde özetliyor?
- The peace talks aimed to prevent further bloodshed and suffering.
- The quiet library prevented bloodshed and suffering during study time.
- The bandage prevented bloodshed and suffering from a paper cut.
Cevabı göster
The peace talks aimed to prevent further bloodshed and suffering.
could our individual lives still hold value? Kalıp ifadeler
0:42bireysel hayatlarımız hala bir değer taşıyabilir mi?
If ..., could ... still ...?: varsayımsal bir öncül altında bir düşünceyi sınamak
Burada if the world was meaningless bir düşünce deneyinin öncülünü kurar: Dünyanın genel bir anlamı olmadığını geçici olarak varsayarız. Bu ifade, dünyanın anlamsız olup olmadığını sormaz. Asıl soru olan could our individual lives still hold value?, bu öncül altında neyin hâlâ geçerli kalabileceğini sınar. Still, “buna rağmen hâlâ” düşüncesini taşır; bu nedenle If ..., could/would ... still ...? kalıbı, olumsuz bir varsayım altında bir şeyin geçerliliğini koruyup korumadığını sormaya yarar.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir öncülün ardından neyin yine de geçerli kalacağını soran doğrudan bir soruyu doğru biçimde kullanıyor?
- If success were impossible, whether the effort would still matter.
- If success would be impossible, the effort still mattered?
- If success were impossible, would the effort still matter?
Cevabı göster
If success were impossible, would the effort still matter?
hold value: anlam veya önem taşımak
Burada hold value, "anlam, önem veya değer taşımak" demektir. Hold fiziksel olarak bir şeyi taşımak anlamına gelmez; value da bir fiyat değildir. Soru, dünyanın kendiliğinden bir anlamı olmasa bile bireysel bir yaşamın hâlâ önemli olup olamayacağını sorar. Hayat, fikir, deneyim veya ilke gibi soyut bir özneyle kullanılan hold value, değeri öznenin sahip olduğu bir nitelik olarak sunar. Still, kuşkuya veya değişen koşullara rağmen bu değerin devam edebileceğini vurgular.
Alıştırma
Örnekte could our individual lives still hold value ne anlama geliyor?
- Bireysel yaşamlarımız fiziksel olarak değerli bir şey taşımaya devam edebilir mi?
- Bireysel yaşamlarımız aynı piyasa fiyatını koruyabilir mi?
- Bireysel yaşamlarımız hâlâ anlam ve önem taşıyabilir mi?
Cevabı göster
Bireysel yaşamlarımız hâlâ anlam ve önem taşıyabilir mi?
Many of Camus's contemporaries were exploring similar questions
0:46Camus'nün çağdaşlarının birçoğu benzer soruları araştırıyordu
under the banner of a new philosophy called existentialism. Deyimler
0:51varoluşçuluk adlı yeni bir felsefenin sancağı altında.
under the banner of: ortak bir dava veya ad altında birleşmek
Under the banner of, bayrak üzerinden kurulan bir mecazdır ve "ortak bir ad, dava, hareket veya fikirler bütünü altında" anlamına gelir. Burada Camus'nün çağdaşları, varoluşçuluk adı verilen yeni felsefenin parçası olarak ilgili soruları inceliyordu; gerçek bir bayrak söz konusu değildir. Bu ifade, bir adın veya davanın farklı insanları, grupları ya da faaliyetleri nasıl bir araya getirdiğini sık sık gösterir. Bu nedenle hem sınıflandırma hem de ortak kimlik anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi under the banner of ile tamamlayın: Several community groups united ____ safer streets.
Cevabı göster
under the banner of
each responsible for creating their life's meaning Kalıp ifadeler
0:59her birinin kendi hayatının anlamını yaratmaktan sorumlu olduğuna
blank slates: henüz biçimlenmemiş bir başlangıç noktası mecazı
A blank slate, önceden üzerine herhangi bir içerik veya anlam yazılmamış bir başlangıç noktasını anlatan mecazdır. Bu cümlede insanlar blank slates ile karşılaştırılır: yaşamlarının anlamı doğduklarında belirlenmiş değildir ve bunu daha sonra kendileri oluşturmalıdır. Bu mecaz, insanların gerçekten yazı tahtası olduğunu veya mutlaka hiçbir doğuştan özelliğe sahip olmadığını söylemez. Bağlamda henüz belirlenmemiş olan şeyin ne olduğuna bakmak gerekir; burada bu, yaşamın anlamıdır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The designers were given a blank slate. a blank slate ne anlama gelir?
- Belirlenmiş planlar olmadan başlama fırsatı.
- Geçmişteki hataların affedildiğini gösteren bir kayıt.
- Üzerine yazmaları gereken fiziksel bir tahta.
Cevabı göster
Belirlenmiş planlar olmadan başlama fırsatı.
responsible for creating: responsible for + -ing
Be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir eylem ya da sonuç için sorumluluk taşımak anlamına gelir. Burada responsible for creating, her kişinin kendi yaşamının anlamını yaratma görevi olduğunu belirtir. Bu kalıpta for bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: responsible for creating doğrudur; responsible for create ve responsible for to create doğru değildir. Kısaltılmış each responsible ... yapısı each person is responsible ... anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi -ing biçiminden önce doğru kullanılan responsible yapısıyla tamamlayın: Maya is ____ updating the website every Friday.
Cevabı göster
responsible for
But Camus rejected their school of thought. Kalıp ifadeler
1:04Ancak Camus onların düşünce okulunu reddetti.
school of thought: ortak bir düşünce geleneği
Bu cümlede school of thought, bir grubun paylaştığı düzenli bir düşünce geleneği veya fikir sistemi anlamına gelir. School burada mecazidir; insanların eğitim gördüğü bir bina ya da kurum değil, düşünsel bir ekol demektir. Their school of thought ifadesi varoluşçuluğa gönderme yapar. Camus'nün bunu reddetmesi, bu düşünce çerçevesini kabul etmediği anlamına gelir. Daha genel olarak bu ifade, düşünürleri tanınabilir ortak inançlarına göre gruplandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede school of thought, düzenli bir fikir sistemi anlamında kullanılmıştır?
- Researchers debate two schools of thought about language learning.
- I had a school of thought while waiting for the bus.
- The school of thought closes at three o'clock.
Cevabı göster
Researchers debate two schools of thought about language learning.
He argued all people were born with a shared human nature Kalıp ifadeler
1:07Tüm insanların ortak bir insan doğasıyla doğduğunu savundu
born with a shared human nature: herkeste ortak olan doğuştan bir nitelik
Born with + isim, bir şeye doğuştan sahip olmak anlamına gelir. Burada a shared human nature, bütün insanlarda ortak olduğu düşünülen temel insan doğasını ifade eder. Shared, bir kişiden diğerine önceden aktarılmış değil, ortaklaşa sahip olunan demektir. He argued ifadesi, bunun tartışmasız bir gerçek değil, Camus'nün felsefi iddiası olduğunu gösterir. Yapı, be born with a talent, an instinct veya a medical condition örneklerinde olduğu gibi doğuştan gelen özellikleri, kapasiteleri ya da durumları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi doğuştan gelen bir niteliği belirten edatla tamamlayın: The theory says every person is born ____ a basic capacity for empathy.
Cevabı göster
with
seek out meaning: bilinçli bir arayışta bulunmak
Seek out, bir kişiyi veya şeyi bulmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir; özellikle de hedefe hemen ulaşılamadığında kullanılır. seek out meaning ifadesinde anlam, insanların tesadüfen keşfettiği değil, etkin biçimde peşinden gittiği bir şey olarak sunulur. Out, öbek fiilin bir parçasıdır; dışarı doğru hareketi anlatmaz. Aynı yapı seek out an expert, seek out reliable information ve seek out opportunities örneklerinde olduğu gibi somut veya soyut nesnelerle kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, ulaşılması zor bir yardım kaynağını bulmak için gösterilen bilinçli çabayı en iyi anlatır?
- After several failed repairs, Leo avoided speaking to any technicians.
- After several failed repairs, Leo sought out a technician who specialized in antique radios.
- After several failed repairs, Leo happened to meet a technician at the bus stop.
Cevabı göster
After several failed repairs, Leo sought out a technician who specialized in antique radios.
despite + isim öbeği: despite the world's arbitrary cruelty
Despite, ana eylemi engelleyebilecek olmasına rağmen bunu yapmamış bir gerçeği veya koşulu tanıtan bir edattır. Burada despite the world's arbitrary cruelty, dünya adil veya öngörülebilir bir neden olmadan acımasız olabilse bile insanların anlam aramaya devam ettiğini belirtir. Despite bir edat olduğu için burada tam bir cümlecik değil, the world's arbitrary cruelty isim öbeği gelir. Tam bir cümlecik için although the world can be cruel without reason örneğindeki gibi bir bağlaç gerekir.
Alıştırma
Hangi cümlede ödünleme yapısı doğru kullanılmıştır?
- Although the heavy rain, the match continued.
- Despite the heavy rain, the match continued.
- Despite of the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the match continued.
and considered trying to fit them together Öbek fiiller
1:31ve onları birbirine uydurmaya çalışmayı
two incompatible puzzle pieces: çatışmayı anlatan bir yapboz metaforu
two incompatible puzzle pieces ifadesi, iki soyut gerçeği şekilleri birbiriyle uyuşmayan yapboz parçalarına benzetir. Parçalardan biri insanlığın anlam arzusunu, diğeri ise evrenin sessizliğini ve kayıtsızlığını temsil eder. Parçalar uyumsuz olduğu için tutarlı tek bir resim oluşturamaz. Bu imge, felsefi bir çatışmayı somutlaştırır; gerçek bir yapbozdan söz etmez.
Alıştırma
Bu cümlede two incompatible puzzle pieces ne anlama geliyor?
- Tutarlı bir bütün oluşturamayan iki düşüncedir.
- Birbiriyle uyuşan ve birbirini güçlendiren iki düşüncedir.
- Birinin onarmaya çalıştığı iki gerçek nesnedir.
Cevabı göster
Tutarlı bir bütün oluşturamayan iki düşüncedir.
fit them together: parçaları veya düşünceleri birbirine uydurmak
fit them together ifadesinde fit geçişli bir fiildir: biri birkaç parçayı birbirine uydurmaya çalışır ve them, metafor olarak kullanılan iki yapboz parçasını belirtir. Burada, insanlığın anlam arzusu ile evrenin kayıtsızlığını tutarlı tek bir açıklama hâline getirmeye çalışmak anlamına gelir. Fit ... together yalnızca fiziksel parçalar için kullanılmaz. İpuçlarını, gerçekleri veya düşünceleri mantıksal olarak ilişkilendirirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi üç kelimeyle tamamlayın. Lina’nın bölümleri birbirine uydurduğunu göstermek için fit ... together kalıbını ve them zamirini kullanın: The model came in three sections, and Lina managed to ____.
Cevabı göster
fit them together
Camus felsefesinde fundamentally absurd
Bu cümlede absurd, ciddi bir felsefe terimidir. İnsanlar evrenin kendilerine anlam sunmasını ister, ancak evren sessiz ve kayıtsız kalır; bu talep ile yanıt yokluğu arasındaki çatışma absürdü oluşturur. Fundamentally, bu çatışmanın insanlarla dünya arasındaki temel ilişkiye dayandığını gösterir. Burada yalnızca rastlantısal bir olaydan, aptalca bir fikirden veya eğlenceli bir şeyden söz edilmez.
Alıştırma
Bu felsefi bağlamda absurd ne anlama gelir?
- İnsanın anlam arayışı ile yanıt vermeyen bir evren arasındaki çatışmayı anlatır.
- Yapboz parçalarını birleştirmenin fiziksel olarak imkânsız olduğu anlamına gelir.
- Evrenin komik ve eğlenceli olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
İnsanın anlam arayışı ile yanıt vermeyen bir evren arasındaki çatışmayı anlatır.
which argued that life is inherently futile. Kelime
1:42bu felsefe hayatın doğası gereği beyhude olduğunu savundu.
became the heart of: merkezî hâle gelmek
The heart of, bir şeyin merkezini veya en önemli bölümünü anlatan bir mecazdır. Burada became the heart of, bu gerilimin Camus'nün felsefesini düzenleyen ana fikir hâline geldiğini söyler; bir organa veya duyguya dönüştüğünü anlatmaz. X becomes veya became the heart of Y kalıbı, bir teori, tartışma, proje ya da ilişkinin merkezî konusu hâline gelen şeyi belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersin hedef ifadesiyle tamamlayın: After the first customer survey, simplicity ____ the redesign.
Cevabı göster
became the heart of
Camus'nün absürt felsefesi
Burada the absurd, insanların açık bir anlam arayışı ile nihai bir yanıt sunmayan sessiz ve kayıtsız dünya arasındaki çatışmayı anlatan Camus'ye özgü felsefi bir terimdir. Camus's philosophy of the absurd, insanların bu çatışmayla nasıl yüzleştiğine odaklanan düşüncenin adıdır. Aptalca ya da komik bir felsefe anlamına gelmez; normalde sıfat olan absurd, the absurd ad öbeğinde belirli bir felsefi anlam kazanır.
Alıştırma
Camus'nün felsefesinde the absurd neyi ifade eder?
- Her zor sorunun çözülmesinin imkânsız olduğu düşüncesi.
- İnsanın anlam arayışı ile nihai bir yanıt vermeyen dünya arasındaki çatışma.
- Saçma kazalar üzerine kurulu bir komedi tarzı.
Cevabı göster
İnsanın anlam arayışı ile nihai bir yanıt vermeyen dünya arasındaki çatışma.
inherently futile: doğası gereği sonuçsuz
Inherently, bir özelliğin geçici koşullardan değil, bir şeyin temel doğasından kaynaklandığını belirtir. Futile ise insanlar denemeyi sürdürse bile amaçlanan ya da anlamlı bir sonuç üretemeyecek bir çabayı veya arayışı anlatır. Inherently futile birlikte kullanıldığında güçlü ve soyut bir yargı bildirir: yararlı bir sonucun ortaya çıkmaması, şeyin kendi yapısında vardır. Bu cümlede sonuçsuzluk yalnızca zorluk, yorgunluk veya geçici bir aksilik değil, yaşamın temel bir koşulu olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle inherently futile ifadesini en doğru biçimde kullanıyor?
- Trying to charge a phone with a cable that cannot carry electricity is inherently futile.
- The phone was inherently futile because its case was green.
- Charging the phone was inherently futile because it took longer than expected, but it reached 100 percent.
Cevabı göster
Trying to charge a phone with a cable that cannot carry electricity is inherently futile.
became the guiding question behind Camus's early work, Kalıp ifadeler
1:49Camus'nün ilk dönem eserlerinin ardındaki yol gösterici soru oldu,
Exploring how to live without meaning: karmaşık özne
Exploring how to live without meaning ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Burada Exploring bir etkinliği adlandıran gerund yapısıdır; şimdiki zamanın ana fiili değildir. Ana fiil became sözcüğüdür. Öznenin içindeki how to live, soru sözcüğü + to'lu mastar yapısındadır ve “yaşama biçimi” ya da “bir insanın nasıl yaşayabileceği” anlamına gelir. İngilizcede bu yapıyı içeren bir gerund öbeği, tek bir karmaşık ve soyut özne olarak kullanılabilir.
Alıştırma
“Exploring how to reduce waste became our main goal.” cümlesinde eksiksiz özneyi hangi sözcükler oluşturur?
- became
- our main goal
- Exploring how to reduce waste
Cevabı göster
Exploring how to reduce waste
guiding question behind: bir projeyi yönlendiren temel soru
Bir guiding question, araştırmanın, yaratıcı bir çalışmanın ya da projenin yönünü sürekli biçimlendiren temel sorudur. the guiding question behind + isim kalıbında behind, fiziksel bir konumu değil, çalışmayı düzenleyen veya harekete geçiren temel düşünceyi gösterir. Burada ifade, Camus'nün erken dönem çalışmalarını şekillendiren temel soru anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Whether machines can be creative was the ____ the exhibition.
Cevabı göster
guiding question behind
cycle of the absurd: ortak bir temayla bağlanan eserler grubu
Bu cümlede cycle, ortak bir tema ya da tasarıyla birbirine bağlanan edebî eserler grubunu anlatır. Camus, absürt sorununa odaklanan bir grup ilk dönem eserini cycle of the absurd diye adlandırmıştır. Buradaki cycle, durmadan tekrarlanan bir olay süreci anlamına gelmez. Edebiyat ve sanat bağlamında birden fazla bağlantılı eseri aynı yaratıcı dönem ya da tematik dizi içinde toplayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede cycle of the absurd neyi ifade ediyor?
- sürekli tekrarlanan bir olay örüntüsü
- absürt temasıyla birbirine bağlanan bir eser grubu
- olay örgüsü başladığı yere dönen tek bir roman
Cevabı göster
absürt temasıyla birbirine bağlanan bir eser grubu
The star of this cycle: dizinin öne çıkan eseri
The star of this cycle ifadesinde star, gruptaki en öne çıkan ya da en temsilî eser için kullanılan bir benzetmedir. Gökteki bir yıldızı ya da romandaki bir oyuncuyu anlatmaz. the star of X kalıbı, X içinde en çok dikkat çeken kişiyi, eseri, ürünü ya da özelliği anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede star, The star of this cycle ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The new sculpture is the star of the exhibition.
- At night, one bright star appeared above the exhibition hall.
- The actor is the star of a new television drama.
Cevabı göster
The new sculpture is the star of the exhibition.
offers a rather bleak response: karamsar bir yanıt sunmak
Burada offer a response, “bir soruya yanıt ya da onu ele alma biçimi sunmak” demektir. Özne bir roman, sav, teori veya kanıt bütünü olabilir; offer fiziksel bir nesneyi birine uzatmak anlamında değildir. Bleak, umut vermeyen ya da kötü bir görünüm sunan anlamına gelir. Rather burada “oldukça” derecesini katar; bu nedenle a rather bleak response, ölçülü bir değerlendirme tonuyla ifade edilen belirgin biçimde karamsar bir yanıttır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The climate report ____ to the question of whether current efforts are enough.
Cevabı göster
offers a rather bleak response
who doesn't attribute much meaning to anything. Kalıp ifadeler
2:08hiçbir şeye pek bir anlam yüklemeyen.
The Stranger follows Meursault: konu özetinde follow
Konu özetlerinde bir hikâye, roman, film, belgesel veya dizi bir kişiyi ya da grubu follow edebilir. Bu kullanım, anlatının o kişilere odaklandığını ve zaman içindeki deneyimlerini gösterdiğini anlatır. The Stranger follows Meursault cümlesi Meursault'yu merkezî karakter olarak tanıtır; kitabın fiziksel olarak onun arkasından ilerlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz konu özeti fiilini kullanın: The podcast ____ three chefs as they prepare for a national competition.
Cevabı göster
follows
emotionally detached: duygusal katılımdan uzak durmak
Emotionally detached, duygularla veya duygusal bağlarla arasında belirgin bir mesafe tutmak anlamına gelir. Burada Meursault'yu duygusal olarak kolayca dahil olmayan ve fazla empati göstermeyen biri olarak betimler. Detached burada fiziksel bir ayrılığı anlatmaz. Emotionally zarfı, mesafenin psikolojik veya ilişkisel olduğunu gösterir; ifade hem kalıcı bir özelliği hem de belirli bir durumdaki hâli anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle emotionally detached olan birini en iyi anlatır?
- The label became detached from the bottle.
- She stayed emotionally detached and showed little reaction to the argument.
- She felt deeply involved and shared everyone's excitement.
Cevabı göster
She stayed emotionally detached and showed little reaction to the argument.
attribute meaning to something: bir şeye anlam yüklemek
Attribute meaning to something, bir şeyi anlamlı kabul etmek veya yorumlarken ona önem yüklemek demektir. Kalıp attribute + meaning, significance veya value + to + bu anlamı alan kişi, nesne ya da olay şeklindedir. doesn't attribute much meaning to anything ifadesinde olumsuz doesn't, much ve anything ile birleşerek onun hiçbir şeyde fazla anlam görmediğini belirtir. Bu, kesinlikle hiçbir anlam görmediği demek olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi attribute + special meaning + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Many families ____ old holiday traditions.
Cevabı göster
attribute special meaning to
He supports his neighbor's scheme to humiliate a woman.
2:15Komşusunun bir kadını aşağılama planını destekler.
feels no remorse: ahlaki suçluluk veya vicdan azabı duymamak
Remorse, ahlaken yanlış veya zarar verici bir şey yaptıktan sonra duyulan derin suçluluk ve üzüntüdür. Bu cümlede feels no remorse, Meursault’nun eyleminden sonra bu tür bir ahlaki suçluluk hiç hissetmediği anlamına gelir. Bu kalıpta remorse genellikle sayılamayan bir isimdir: feel remorse, feel no remorse veya show remorse. Bu ifade, yalnızca bir sonuçtan duyulan hayal kırıklığını değil, kişinin ciddi bir yanlışa verdiği tepkiyi anlatmak için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Ciddi bir zarara yol açtığı hâlde ahlaki suçluluk hissetmeyen bir kişiyi en iyi hangi cümle anlatır?
- He feels no remorse for the harm he caused.
- He is worried that someone may blame him.
- He regrets that the picnic was canceled.
Cevabı göster
He feels no remorse for the harm he caused.
moral judgment has no place in it: X has no place in Y kalıbı
X has no place in Y mecazi bir ifadedir. X’in Y içinde uygun veya kabul edilebilir olmadığını ya da meşru bir rolünün bulunmadığını anlatır; place fiziksel bir konumu ifade etmez. Burada it, Meursault’nun dünyayı nasıl gördüğüne gönderme yapar. Cümle, onun anlamsız dünya görüşü içinde ahlaki yargının geçerli bir rolü veya konumu olmadığını söyler.
Alıştırma
Sınıf kuralını “içinde kabul edilemez” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Bullying ____ our classroom.
Cevabı göster
has no place in
between Meursault and the orderly society he inhabits,
2:33Meursault ile içinde yaşadığı düzenli toplum arasında,
slowly increasing ... until ...: doruk noktasına giden tırmanışı özetlemek
Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi slowly increasing his alienation, ana cümlede anlatılan düşmanlığın devam eden sonucunu gösterir. Nedeni ve giderek gelişen sonucu ayrı bir olay başlatmadan aynı cümlede birleştirir. until the novel's explosive climax bu gelişimin son noktasını belirtir. Böylece bilgi düşmanlıktan artan yabancılaşmaya, oradan da hikâyenin yoğun anlatısal doruk noktasına ilerler; climax burada olay örgüsünün en yüksek noktasını ifade eder.
Alıştırma
slowly increasing his alienation until the novel's explosive climax ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Düşmanlıktan önce gerçekleşmiş ilgisiz bir olayı başlatır.
- Romanın doruk noktasından doğrudan bir alıntı verir.
- Gelişen bir sonucu ve onun son noktasını aynı cümlede özetler.
Cevabı göster
Gelişen bir sonucu ve onun son noktasını aynı cümlede özetler.
catapulted him to fame: bir anda üne kavuşturmak
Burada catapult gerçek bir fırlatmayı değil, mecazı ifade eder. catapulted him to fame, Yabancı'nın onu çok kısa sürede geniş kitlelerce tanınır hâle getirdiğini ve statüsünde büyük, çarpıcı bir değişim yarattığını anlatır. Tekrar kullanılabilecek kalıp catapult + kişi veya şey + to + yeni konum ya da durum şeklindedir. Bu kalıp genellikle fame, stardom ve prominence ile tamamlanır.
Alıştırma
Cümleyi catapult fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A viral cooking video ____ Maya to fame.
Cevabı göster
catapulted
that explored the value of life amidst absurdity,
2:54absürtlük ortasında hayatın değerini araştıran,
many of which circled back to the same philosophical question. Öbek fiiller
2:58birçoğu aynı felsefi soruya geri döndü.
circled back to: önceki bir konuya geri dönmek
Burada circled back to, “daha önce ele alınan bir konuya veya soruya geri döndü” anlamına gelir. Camus'nün eserleri farklı fikirleri inceler, ancak bunların birçoğu aynı felsefi soruya geri döner. İfade mecazidir; kimse fiziksel olarak bir daire çizerek hareket etmez. Başka bağlamlarda kullanılabilecek yapı circle back to + konu, soru veya görev şeklindedir; circled geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi “daha önceki bir konuya geri dönmek” anlamındaki hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After discussing the new evidence, the team ____ its original question.
Cevabı göster
circled back to
If ..., is ... the only rational response?: bir sonucu sınamak
if yan cümlesi geçici olarak bir öncül kurar: hayatın gerçekten anlamsız olduğunu varsayalım. Ana cümle daha sonra soru düzenini kullanarak bu öncülün zorunlu olarak tek bir aşırı sonuca yol açıp açmadığını sınar. Cümle bir iddiada bulunmak yerine soru sorduğu için intiharın akılcı veya kaçınılmaz olduğunu söylemez. If + öncül yapısının ardından soru kullanmak, önerilen bir sonucu incelemeyi veya sorgulamayı sağlar. Only bu sonucu özellikle mutlak hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümle tartışmada hangi işlevi yerine getiriyor?
- Bir kişinin daha önce intihar ettiğini bildirir.
- İntiharın tek akılcı seçim olduğunun kanıtlandığını ilan eder.
- Hayatın anlamsız olduğunu geçici olarak varsayar ve intiharın bundan zorunlu olarak tek akılcı tepki şeklinde çıkıp çıkmadığını sorar.
Cevabı göster
Hayatın anlamsız olduğunu geçici olarak varsayar ve intiharın bundan zorunlu olarak tek akılcı tepki şeklinde çıkıp çıkmadığını sorar.
an emphatic no: kesin ve açık bir ret
an emphatic no ifadesinde emphatic, olumsuz yanıtın kesin, açık ve güçlü biçimde verildiğini belirtir. Sözcük mutlaka yüksek sesle konuşmayı değil, tutumun kesinliğini anlatır. Burada no, “olumsuz yanıt” anlamında bir isim olarak kullanılır. İngilizcede yes ve no sözcüklerinin önüne a clear yes veya an emphatic no örneklerindeki gibi artikel ve sıfat getirilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle kesin ve açık bir reddi bildirir?
- The committee gave a hesitant maybe to the proposal.
- The committee gave a qualified yes to the proposal.
- The committee gave an emphatic no to the proposal.
Cevabı göster
The committee gave an emphatic no to the proposal.
There may not be any explanation for our unjust world,
3:13Adaletsiz dünyamızın herhangi bir açıklaması olmayabilir,
is the deepest expression of our genuine freedom. Kalıp ifadeler
3:19gerçek özgürlüğümüzün en derin ifadesidir.
choosing to live regardless: eylemi özne yapmak ve ödünleme anlamı katmak
choosing to live regardless ifadesinin tamamı is fiilinin öznesidir. Choosing bir gerund, yani isim görevindeki -ing biçimidir; choose to live eylemini, bir şeymiş gibi ele alınabilecek bir düşünceye dönüştürür. Regardless burada “az önce söylenen şeye rağmen” veya “yine de” anlamında tek başına kullanılan bir zarftır. Dünyanın adaletsiz ve açıklamasız olabileceği ihtimaline gönderme yapar ve bu zorluğa rağmen bilinçli biçimde devam etme anlamı katar.
Alıştırma
Hangi cümle, her şeye rağmen devam etme eylemini dil bilgisel özne olarak doğru kullanır?
- Choosing to continue regardless took courage.
- Choosing to continue regardless of took courage.
- Choose to continue regardless took courage.
Cevabı göster
Choosing to continue regardless took courage.
the deepest expression of our genuine freedom: gerçek özgürlüğümüzün en derin ifadesi
Buradaki expression, yüz ifadesini değil, soyut bir niteliğin bir eylem aracılığıyla görünür hâle gelmesini anlatır. Yaşamaya devam etme seçimi, gerçek özgürlüğü göstermenin en güçlü yolu olarak sunulur. an expression of + soyut ad kalıbı; bir eylemi, kararı veya eseri onun yansıttığı değer, tutum ya da duyguyla ilişkilendirir. Deepest, eylemin bu değeri ne kadar güçlü gösterdiğini vurgular; genuine ise özgürlüğün yalnızca görünüşte değil, gerçekten var olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede expression, vurgulanan ifadeyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- Her expression changed when she heard the news.
- Refusing the bribe was an expression of integrity.
- Please simplify the expression before solving the equation.
Cevabı göster
Refusing the bribe was an expression of integrity.
Camus explained this in one of his most famous essays,
3:23Camus bunu en ünlü denemelerinden birinde açıkladı,
centers on: ana konuyu belirtmek
Center on, “bir şeyi ana konu veya odak olarak ele almak” anlamına gelir. Bu cümlede which, essay sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla centers on, Sisifos hakkındaki Yunan mitinin denemenin ana konusu olduğunu belirtir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu yapı kitap, film, araştırma, ders veya tartışmaların ana içeriğini tanıtırken sık kullanılır. Geniş zamanda essay gibi tekil bir özne centers on biçimini alır.
Alıştırma
Center on ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: The documentary ____ the daily lives of volunteer firefighters.
Cevabı göster
centers on
the Greek myth of Sisyphus: Sisifos'un Yunan miti ve bitmeyen görev
Sisifos, antik Yunan mitolojisinde yer alan bir kraldır; Camus'nün yarattığı bir karakter değildir. Ceza olarak dev bir kayayı tekrar tekrar bir tepenin yukarısına itmek zorundadır; kaya her seferinde yeniden aşağı yuvarlanır. Camus denemesini bu mitin etrafında kurar, çünkü tekrarlanan görev, sonuca ulaşmayan bitmek bilmez bir çabayı simgeler. Bu arka planı bilmek, Sisifos'a yapılan göndermelerin ne ima ettiğini anlamayı sağlar.
Alıştırma
Bu göndermeyi anlamak için gereken arka planı hangi açıklama verir?
- Yunan mitolojisinde, bir kayayı tekrar tekrar tepeye itmekle cezalandırılan bir kraldır.
- Cümlede sözü edilen denemenin Yunan yazarıdır.
- Camus'nün denemesini açıklamak için yarattığı bir filozoftur.
Cevabı göster
Yunan mitolojisinde, bir kayayı tekrar tekrar tepeye itmekle cezalandırılan bir kraldır.
to endlessly roll a boulder up a hill.
3:34sonsuza dek bir kayayı bir tepenin yukarısına yuvarlamaya.
was condemned to endlessly roll: be condemned to + fiil
Be condemned to do something, bir şeyi yapmaya mahkûm edilmek, o şeyle cezalandırılmak veya onu yapmaya yazgılı olmak anlamına gelir. Bu edilgen yapıda eylem kişinin özgür seçimi değildir; kişiye dayatılır. Burada Sisifos'un cezası, kayayı sonsuza dek yuvarlamaktır. Kalıp be + condemned + to + fiilin yalın hâlidir. Endlessly, roll fiilini niteler ve zorunlu eylemin hiç bitmediğini vurgular. Buradaki condemned yalnızca ağır biçimde eleştirilmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için condemn fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini ve remain mastarını kullanın: After the trial, the ruler ____ in exile for the rest of his life.
Cevabı göster
was condemned to remain
lies in its singular futility: temel kaynağı belirtmek
Bu cümlede lies in, fiziksel olarak bir yerde uzanmak ya da bir şeyin içinde bulunmak değil, 'temel kaynağı ... olmak' veya '... ile açıklanmak' anlamına gelir. Cümle, cezayı acımasız kılan özelliğin onun çarpıcı ya da sıra dışı derecedeki sonuçsuzluğu olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + lie/lies in + isim veya -ing biçimidir: The difficulty lies in choosing. Bir şeyin temel nedenini, esas niteliğini veya başlıca zorluğunu belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi lie in ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The real value of the program ____ the support it gives new teachers.
Cevabı göster
lies in
But Camus argues all of humanity is in the same position, Kalıp ifadeler
3:42Ancak Camus tüm insanlığın aynı durumda olduğunu savunur,
in the same position: aynı koşullarla karşı karşıya olmak
In the same position, 'aynı ilgili koşullar, sınırlamalar veya sorunla karşı karşıya olmak' anlamına gelir. Burada position soyuttur; bedensel duruş, yer veya iş unvanı değildir. Camus, Sisifos'un durumunu tüm insanlığa genişletir. Genel yapı be in the same position biçimindedir. Karşılaştırılan taraf bağlamdan açık değilse çoğunlukla as + kişi veya grup eklenir: I'm in the same position as you. İnsanların hayatındaki her ayrıntının aynı olması gerekmez; yalnızca konuşulan koşul ortaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede in the same position, iki kişinin aynı ilgili koşullarla karşı karşıya olduğunu anlatır?
- Although their jobs are different, both parents are in the same position: neither can work late.
- The two dancers are in the same position, with one arm raised.
- Mina and Paolo have the same position at the company.
Cevabı göster
Although their jobs are different, both parents are in the same position: neither can work late.
and only when we accept the meaninglessness of our lives, Dilbilgisi
3:47ve ancak hayatlarımızın anlamsızlığını kabul ettiğimizde,
can we face the absurd with our heads held high. Deyimler
3:51absürtle başımız dik bir şekilde yüzleşebiliriz.
Only when ... can we ...: başa alınan koşul ve devrik yapı
only when ile kurulan koşul başa geldiğinde, ardından gelen ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: only when + özne + fiil, yardımcı fiil veya kiplik fiil + özne + ana fiil. Buradaki can we face bir soru değil, bildirimdir; devrik sıra, anlamsızlığı kabul etmenin gerekli koşul olduğunu vurgular. when yan cümlesi normal sözcük dizilişini korur: we accept; do we accept olmaz. Yalnızca ana cümle devrikleşir.
Alıştırma
Başa alınmış bir only when koşulundan sonra devrikliği doğru kullanan cümle hangisidir?
- Only when is the evidence complete can we reach a conclusion.
- Only when the evidence is complete we can reach a conclusion.
- Only when the evidence is complete can we reach a conclusion.
Cevabı göster
Only when the evidence is complete can we reach a conclusion.
With our heads held high: zorluklarla başı dik yüzleşmek
With our heads held high, zor bir durumla onurlu ve özgüvenli biçimde, yenilmişlik veya utanç duymadan yüzleşmek anlamına gelir. Bu cümlede insanlar absürt karşısında duygusal olarak ezilmeden durabilir; asıl vurgu gerçek bir beden duruşuna değil, tutuma yapılır. Kalıp with + iyelik + head + held high biçimindedir. Held, başın yukarıda tutulduğu durumu anlatan geçmiş zaman ortacıdır. Biçimi kişiye veya gruba göre ayarlayın: with her head held high, ancak with their heads held high.
Alıştırma
Cümleyi, bir yenilgiden sonra onurlu kalmayı anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: Although Maya lost the final, she walked off the court with ____.
Cevabı göster
her head held high
when the king chooses to begin his relentless task once more,
3:56kral amansız görevine bir kez daha başlamayı seçtiğinde,
imagine Sisyphus happy: nesne ve sıfat tamamlayıcısı
imagine Sisyphus happy yapısında Sisyphus, imagine fiilinin nesnesidir; happy ise nesneyi tamamlayan sıfattır. Bu sıfat, Sisyphus'un hayal edilen durumunu belirtir; imagine fiilini nitelemez. Yeniden kullanılabilen kalıp imagine + nesne + sıfat şeklindedir; imagine the house empty ve imagine the children safe buna örnektir. find ve consider gibi fiiller de bu nesne-tamamlama yapısını kullanabilir, ancak her fiilin anlamı farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede imagine + nesne + sıfat tamamlayıcısı yapısı kullanılmıştır?
- I imagined the house empty after midnight.
- I imagined the house as an abandoned hotel.
- I imagined that the house was empty after midnight.
Cevabı göster
I imagined the house empty after midnight.
Camus's contemporaries weren't so accepting of futility. Kalıp ifadeler
4:03Camus'nün çağdaşları beyhudeliği o kadar da kabullenici değillerdi.
accepting of futility: beyhudeliği kabullenme tutumu
Accepting of, bir şeyi kabul etmeye, hoş görmeye veya ona yer açmaya istekli olmayı anlatan bir sıfat öbeğidir. weren't so accepting of futility ifadesinde of futility, Camus'nün çağdaşlarının Camus'ye göre daha az kabul gösterdiği düşünceyi veya gerçeği belirtir. Bu ifade bir tutumu anlatır; bir şeyi teslim alma eylemini değil. Bir düşünceye karşı accepting of olmak, onu mutlaka onaylamak veya desteklemek anlamına gelmez; yalnızca varlığını kabul etmeye ya da onunla yaşamaya istekli olmayı gösterebilir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: “Mina is accepting of different viewpoints”, Mina'nın her birine katılmasa bile farklı görüşlere açık olduğu anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Many existentialists advocated for violent revolution Kalıp ifadeler
4:08Birçok varoluşçu şiddetli devrimi savundu
advocated for violent revolution: şiddet içeren devrime açık ve net destek
Advocate for + isim öbeği, bir fikri, politikayı veya eylemi açıkça desteklemek ya da onun lehinde görüş bildirmek anlamına gelir. Advocated geçmiş zaman biçimidir. Burada violent revolution, destekledikleri eylemi adlandırır. İfade, sıradan bir öneri veya yalnızca bir değinme değil, açık bir tutum bildirir.
Alıştırma
Cümleyi advocate for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the public hearing, local doctors ____ stricter safety rules.
Cevabı göster
advocated for
upend systems: yerleşik bir yapıyı kökten altüst etmek
Upend, fiziksel bir nesneyle kullanıldığında onu devirmek veya ters çevirmek anlamına gelebilir. Systems ile kullanıldığında mecazidir: upend systems, sistemlerin yerleşik yapısını ve işleyiş biçimini kökten bozmak ya da altüst etmek demektir. Bu fiil temel ve geniş çaplı bir değişime işaret eder. Birinin sistemi yalnızca değiştirdiğini söylemekten çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Yeni bir yasa eski yapıyı ortadan kaldıracak ve her kurumun işleyişini kökten bozacaktır. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The new law could change one minor procedure in the system.
- The new law could reform the system while keeping its basic structure.
- The new law could upend the entire system.
Cevabı göster
The new law could upend the entire system.
they believed were depriving people of agency and purpose. Kalıp ifadeler
4:12insanları iradeden ve amaçtan yoksun bıraktığına inandıkları.
depriving people of agency and purpose: deprive someone of something kalıbı
deprive someone of something kalıbı, birinin önemli bir şeyini elinden almak veya ona erişmesini engellemek anlamına gelir. Bu yan cümlede people etkilenen kişileri, agency and purpose ise kaybettikleri şeyleri gösterir. Burada agency, hizmet sunan bir kurum değil, kişinin kendi seçimlerini yapıp kendi başına harekete geçebilme gücüdür. Purpose yön veya anlam duygusudur. İfade bir bütün olarak insanların hem eylemleri üzerindeki denetimi hem de onlara yön veren amacı kaybettiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi deprive someone of something kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The new rule deprived residents ____ a meaningful choice.
Cevabı göster
of
cycle of revolt: ortak bir temayla bağlantılı eserler grubu
Bu cümlede the cycle of revolt, Camus'nün başkaldırı temasıyla bağlantılı ikinci eser grubuna verilen addır. Burada revolt; absürde, adaletsizliğe veya baskıya karşı direniş anlamına gelir; yalnızca öfke veya belirli bir ayaklanma değildir. Cycle, anlatımı bir yaratım dönemi veya birbiriyle ilişkili eserler dizisi olarak düzenler. Tarihin sürekli bir döngü içinde tekrarlandığı anlamına gelmez. Bu ad, önceki cycle of the absurd odağından insanların başkaldırı yoluyla nasıl karşılık verdiği sorusuna geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede cycle of revolt ne anlama gelir?
- sürekli tekrarlanan tarihsel bir ayaklanmalar dizisi
- ani bir öfke patlamasını anlatan tek bir eser
- Camus'nün başkaldırı temasıyla bağlantılı bir grup eseri
Cevabı göster
Camus'nün başkaldırı temasıyla bağlantılı bir grup eseri
rebellion as a creative act rather than a destructive one: başkaldırıyı yıkıcı değil yaratıcı bir eylem olarak tanımlamak
as A rather than B yapısında as, konuşanın benimsenmesini istediği A yorumunu sunar; rather than ise bununla yarışan B yorumunu reddeder. Burada rebellion, destructive act olarak değil creative act olarak tanımlanır. İki yorum eşit derecede geçerli seçenekler olarak sunulmaz. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp explore, describe, frame veya present X as A rather than B şeklindedir. A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Cümlede one, act sözcüğünün yerini alır; dolayısıyla a destructive one, a destructive act anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi as ve rather than ile tamamlayın: The coach described the setback ____ useful feedback ____ a final defeat.
Cevabı göster
as · rather than
Camus believed that inverting power dynamics Kalıp ifadeler
4:28Camus, güç dinamiklerini tersine çevirmenin
only led to an endless cycle of violence. Kalıp ifadeler
4:31sadece sonsuz bir şiddet döngüsüne yol açtığına inandı.
inverting power dynamics: gücü elinde tutan tarafı tersine çevirmek
Invert power dynamics, bir ilişkide hangi kişi ya da grubun daha fazla etki, denetim veya yetkiye sahip olduğunu tersine çevirmek demektir. Burada daha önce zayıf veya baskı altında olan bir grup güçlü konuma geçer ve daha önce iktidarı elinde tutan gruba hükmedebilir. Güç ilişkisi ortadan kalkmamıştır; roller yer değiştirmiştir. Power dynamics, insanlar veya gruplar arasındaki gücün dağılımını ve işleyişini ifade eder; fiziksel enerji anlamına gelmez. -ing yapısındaki inverting power dynamics, that yan cümlesinde led fiilinin dil bilgisel öznesidir: şiddet döngüsüne yol açan şey bu tersine dönüşün kendisidir.
Alıştırma
Hangi durum inverting power dynamics ifadesine en iyi uyar?
- Daha önce yetkisiz olan bir komite yetki kazanır ve bir zamanlar kendisini denetleyen görevlileri yönetmeye başlar.
- Hiçbir grubun diğerini denetleyememesi için karar verme yetkisi olan tüm görevler kaldırılır.
- Her iki grup da aynı yetki ve sorumlulukları korur.
Cevabı göster
Daha önce yetkisiz olan bir komite yetki kazanır ve bir zamanlar kendisini denetleyen görevlileri yönetmeye başlar.
led to an endless cycle of violence: neden ve tekrarlanan sonuç
Lead to, “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir ve ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir. Led bunun geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede inverting power dynamics neden, an endless cycle of violence ise sonuçtur. An endless cycle of violence, bir şiddet eyleminin başka bir şiddet eylemini tetiklediği ve sürecin sürekli tekrarlandığı bir düzeni anlatır. Bu nedenle cycle burada tekrarlanan bir süreçtir; kitap, film veya başka eserlerden oluşan bir seri değildir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Poor planning ____ months of delay.
Cevabı göster
led to
Instead, the way to avoid needless bloodshed Dilbilgisi
4:35Bunun yerine, gereksiz kan dökülmesini önlemenin yolu
is to establish a public understanding of our shared human nature. Kalıp ifadeler
4:38ortak insan doğamızın toplumsal bir anlayışını oluşturmaktır.
the way to ... is to ...: bir çözüm sunmak
the way to + fiil ... is to + fiil ... kalıbı önce bir hedefi, sonra da bu hedefe ulaşma yöntemini sunar. Bu cümlede to avoid needless bloodshed hedefi, to establish a public understanding ise yöntemi belirtir. Her iki to da mastar yapısını başlatır. Burada way fiziksel bir yol değil, “yöntem” anlamındadır. Bu kalıp bir öneriyi “neye ulaşmak istiyorsunuz → ne yapmalısınız” sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Parantez içindeki fiillerin mastar biçimleriyle kalıbı tamamlayın: The best way ____ energy is ____ devices off when not in use. (save, turn)
Cevabı göster
to save · to turn
our shared human nature: bir savdaki ortak zemin
our shared human nature ifadesinde shared, “hepimizin ortak olarak sahip olduğu” anlamına gelir. Bir kişinin insan doğasını başka birine vermesini veya onunla paylaşmasını anlatmaz. Human nature, insan olmakla bağlantılı temel nitelik ve ihtiyaçları geniş anlamda ifade eder. Burada bu ifade, savın ana fikrine geri döner: insanlar ortak yönlerini fark ederek şiddetten kaçınabilir. Bu anahtar fikrin tekrarlanması, akıl yürütmeye açık bir temel sağlar ve önerilen çözümü ana temaya yeniden bağlar.
Alıştırma
Tekrarlanan our shared human nature ifadesi bu savda temel olarak hangi işlevi görür?
- Ortak insanlığı şiddetten kaçınmanın temeli olarak sunar.
- Bir kişinin insan doğasını başka birine vermesi gerektiğini söyler.
- İnsan doğasını yazarlar ve filozoflarla sınırlar.
Cevabı göster
Ortak insanlığı şiddetten kaçınmanın temeli olarak sunar.
Ironically, it was this cycle of relatively peaceful ideas Dilbilgisi
4:43İronik bir şekilde, nispeten barışçıl fikirlerden oluşan bu döngü
that triggered his fallout with many fellow writers and philosophers. Kelime
4:48birçok yazar ve filozof meslektaşıyla arasının açılmasını tetikledi.
It was ... that triggered ...: beklenmedik bir nedeni odağa almak
It was X that ... kalıbı bir it-cleft vurgu yapısıdır. Burada X, this cycle of relatively peaceful ideas ifadesidir; cümlenin kalan kısmı ise that triggered his fallout with many fellow writers and philosophers şeklindedir. Yapı X’i odağa alır: çatışmayı başka bir neden değil, bu fikirler tetiklemiştir. It burada bir nesneye gönderme yapan zamir değil, yapısal bir taşıyıcıdır. Temel cümle This cycle of relatively peaceful ideas triggered his fallout ... biçimindedir; it-cleft ise odağı belirginleştirir. Ayrıca Ironically ile uyumlu biçimde beklenmedik karşıtlığı öne çıkarır: barışçıl fikirler bir kopuşa neden olmuştur.
Alıştırma
the final report ifadesini vurgulamak için tam olarak It was + X + that kalıbını kullanın: ____ changed their minds.
Cevabı göster
It was the final report that
fallout with: bir ilişkide ciddi kopuş
his fallout with many fellow writers and philosophers ifadesindeki fallout with, ciddi bir anlaşmazlık yüzünden bir ilişkinin bozulmasını anlatır. Yalnızca iki tarafın farklı görüşlere sahip olduğunu söylemez; mesleki veya kişisel bağlarının zarar gördüğünü de ifade eder. Yapı fallout with + kişi veya grup şeklindedir. his fallout with many writers örneğinde olduğu gibi, iyelik yapısı taraflardan birini gösterebilir. Buradaki fallout, bir ilişkide ortaya çıkan soyut bir sonuçtur; fiziksel olarak düşen bir şey değildir.
Alıştırma
Ciddi bir ilişki kopuşunu anlatan bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After months of conflict, Dana's ____ her co-founder ended their partnership.
Cevabı göster
fallout with
Camus began work on his most lengthy and personal novel yet, Kalıp ifadeler
4:54Camus şimdiye kadarki en uzun ve kişisel romanı üzerinde çalışmaya başladı,
Despite the controversy: ana olaydan önce ödünleme arka planı sunmak
Despite the controversy, cümle başında kullanılan bir ödünleme ifadesidir. Tartışmayı olumsuz bir arka plan olarak kabul eder ve ardından dikkati ana cümleye yöneltir: Buna rağmen Camus roman üzerinde çalışmaya başlamıştır. Bilgiyi düzenleme kalıbı Despite + isim öbeği, ana cümle şeklindedir. Buradaki the controversy daha önce sözü edilen tartışmaya gönderme yapar; önceki çatışmayı sonraki olaya bağlarken anlatıyı ilerletir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- Despite there was a power outage, the science fair continued as planned.
- Despite of the power outage, the science fair continued as planned.
- Despite the power outage, the science fair continued as planned.
Cevabı göster
Despite the power outage, the science fair continued as planned.
began work on: bir proje üzerinde çalışmaya başlamak
To begin work on something, zaman alacak bir projeyi yapmaya veya bir eser oluşturmaya başlamak demektir. Burada began work on, Camus’nün yazmaya başladığı romanı tanıtır. Bu yapıda work bir isimdir ve on, üzerinde çalışılan projeyi getirir. Fiil zamana göre begin work on, began work on veya has begun work on biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi begin work on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After receiving approval, the engineers ____ the new bridge project.
Cevabı göster
began work on
an autobiographical work entitled The First Man: eser başlığını tanıtmak
an autobiographical work entitled The First Man ifadesinde entitled, “başlığı ... olan” veya “adlı” anlamına gelir. work isminden sonra gelir ve The First Man başlığını doğrudan tanıtır. Bu ifade, an autobiographical work that was entitled The First Man yapısının kısaltılmış hâlidir. Bu kısa yapı kitap, makale, film ve sanat eserlerinin adlarını tanıtmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede entitled bir eserin başlığını tanıtmak için kullanılmıştır?
- She was entitled to paid leave.
- She published an essay entitled A New Beginning.
- The ticket entitled her to enter the museum.
Cevabı göster
She published an essay entitled A New Beginning.
The novel was intended to be the first piece in a hopeful new direction, Dilbilgisi
5:03Roman, umut verici yeni bir yönün ilk parçası olmayı amaçlıyordu,
was intended to be ...: planlanan rol, nihai sonuç değil
Was intended to be + bir rol veya sonuç, öznenin başlangıçta ne olması için planlandığını ya da tasarlandığını belirtir. Burada roman için planlanan rol, umut verici yeni bir yönün ilk eseri olmaktır. Edilgen yapı, planı yapan kişiden çok planın kendisine odaklanır. Planın tamamlandığını veya romanın gerçekten bu yönü oluşturduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “olması planlanmıştı” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The old station ____ a community center, but the project was canceled.
Cevabı göster
was intended to be
that can only be described as meaningless and absurd. Dilbilgisi
5:14sadece anlamsız ve absürt olarak tanımlanabilecek.
can only be described as ...: bir yargıyı tek uygun tanım olarak sunmak
Can only be described as + bir sıfat veya isim öbeği, bir yargıyı bir şeyi nitelemenin tek uygun ya da açık ara en belirgin yolu olarak sunar. Bu cümlede meaningless ve absurd sıfatları, anlatıcının kazayla ilgili güçlü değerlendirmesini verir. Only, kazanın nasıl gerçekleştiğini değil, kabul edilebilir tanımı sınırlar. Bu, başka hiçbir sözcüğün var olmadığını kelimesi kelimesine iddia etmekten ziyade çok güçlü bir tutumu gösteren retorik bir vurgudur.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu değerlendirme için kullanılan tam kalıpla tamamlayın: The decision ignored every safety warning and ____ reckless.
Cevabı göster
can only be described as
While the world never saw his cycle of love, Dilbilgisi
5:19Dünya onun aşk döngüsünü hiçbir zaman göremese de,
continue to resonate with readers today. Kalıp ifadeler
5:24bugünün okurlarında yankı uyandırmaya devam ediyor.
While ..., ... continue: ana fikirden önce ödünleme
Burada While, “-dığı sırada” değil, “-mesine rağmen” anlamına gelir. while yan cümlesi önce üzücü bir gerçeği kabul eder: Dünya planlanan dizilerden birini görememiştir. Ana cümle daha sonra kalıcı olan şeye yönelir. Ödünleme bildiren While A, B yapısında A arka plandaki sınırlamayı veya üzüntüyü, B ise yazarın asıl vurgusunu verir. Bir sonuç bölümünde bu yapı, kaybı kalıcı bir mirasla dengeleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, önce bir sınırlamayı kabul edip ardından ana sonucu vurguluyor?
- While the first experiment failed, the later trials produced reliable results.
- While the researchers ran the experiment, the lights went out.
- The first experiment failed because the later trials produced reliable results.
Cevabı göster
While the first experiment failed, the later trials produced reliable results.
continue to resonate with readers: kalıcı ve anlamlı bir bağ
Resonate with readers mecaz anlamda kullanılır: Bir eser, düşünce veya tema okurlarda güçlü bir duygusal ya da düşünsel tepki oluşturur. Bu, okurların onu yalnızca bildiği veya popüler bulduğu değil, kişisel olarak anlamlı ya da kendileriyle ilgili bulduğu anlamına gelir. Continue to süreklilik anlamı ekler: Tepki geçmişte başlamış ve bugün de gücünü korumaktadır. Yapı something resonates with someone şeklindedir; eser veya mesaj özne olur, etkilenen kişi ya da topluluk ise with’ten sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “duygusal ya da düşünsel bir bağ kurmak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The documentary continues to ____ viewers around the world.
Cevabı göster
resonate with
has become a part of world literature, Kalıp ifadeler
5:29dünya edebiyatının bir parçası haline geldi,
become a part of world literature: daha geniş bir kültürel alanın parçası hâline gelmek
Has become a part of, fikrin daha geniş bir alana girdiğini ve artık o alanın unsurlarından biri olarak kabul edildiğini anlatır. Burada part of soyut anlamdadır: dünya edebiyatı fiziksel bir nesne değil, kültürel bir gelenektir. Has become biçimindeki present perfect, zaman içinde gerçekleşen ve sonucu bugün de önemini koruyan bir değişimi gösterir. Bu kalıp, fikirlerin, eserlerin veya alışkanlıkların daha geniş bir kültür ya da sistem içinde yer edinmesini anlatabilir.
Alıştırma
Daha büyük bir bütünün unsurlarından biri olmayı ifade eden dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over time, street art has ____ the city's cultural identity.
Cevabı göster
become a part of
Camus remains a trusted guide for moments of uncertainty. Deyimler
5:38Camus belirsizlik anları için güvenilir bir rehber olmaya devam ediyor.
remains a trusted guide for moments of uncertainty: belirsizlikte güvenilir bir rehber olmayı sürdürmek
A trusted guide, güvenilir bir yön kaynağını anlatan bir benzetmedir. Camus burada gerçek anlamda yol gösteren bir rehber olarak tanımlanmaz; yazıları ve fikirleri, hayat belirsiz göründüğünde okurların düşünmesine yardımcı olabilir. Remains, bu rolün günümüzde de sürdüğünü belirtir. For moments of uncertainty ise bu rehberliğin özellikle yararlı olduğu durumları gösterir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? Her essays remain a trusted guide for people facing difficult choices.
- Onun denemeleri hâlâ güvenilir bir düşünsel yön sunuyor.
- Onun denemeleri profesyonel turist rehberlerinin güncel bir listesidir.
- Onun denemeleri çoktan bitmiş tek bir yolculuğu anlatıyor.
Cevabı göster
Onun denemeleri hâlâ güvenilir bir düşünsel yön sunuyor.
His ideas defiantly imbuing a senseless world Kalıp ifadeler
5:42Fikirleri anlamsız bir dünyaya meydan okurcasına nüfuz ediyor
imbue ... with ...: anlamsız bir dünyaya ilham aşılamak
Imbue A with B, A’nın genellikle soyut bir nitelik, duygu veya anlam olan B ile derinden dolmasını ya da B’den etkilenmesini sağlamak demektir. Burada a senseless world A, inspiration ise B’dir: fikirler, dünyanın ilham taşımasını sağlayan bir güç olarak sunulur. Yapı imbue + nesne + with + nitelik şeklindedir. Imbuing, -ing biçimidir. Give ile karşılaştırıldığında imbue daha resmîdir ve bir şeyin yalnızca teslim edilmesini değil, niteliğin nesneye yayılmasını veya onu şekillendirmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi imbue ... with yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The designer ____ the room ____ a sense of calm.
Cevabı göster
imbued · with
rather than defeat: yenilgi değil, ilham
Rather than, iki seçeneği karşılaştırırken “ve ... değil” ya da “... yerine” anlamına gelir. Bu cümlede inspiration sonucu vurgulanırken defeat reddedilir; buradaki defeat, daha sonra gerçekleşen bir olay değil, başarısızlık hissi veya başarısızlıkla sonuçlanma anlamındadır. İki taraftaki ögeler normalde paraleldir. Burada inspiration ve defeat sözcüklerinin ikisi de isimdir. Dil bilgisel görevleri eşleştiği sürece yapı fiilleri, sıfatları veya daha uzun ifadeleri de karşılaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi rather than ile tamamlayın: The committee chose to revise the plan ____ cancel it.
Cevabı göster
rather than
handle life's challenges: zorluklarla başa çıkmak
handle life's challenges ifadesinde handle, bir şeyi elle tutmak değil, zorlukları yönetmek veya onlarla başa çıkmak anlamına gelir. life's challenges, handle fiilinin doğrudan nesnesidir. handle + challenge/problem/situation kalıbı, birinin harekete geçip zor bir durumu yönettiğini anlatır. Zorluğun tamamen çözüldüğü anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede handle doğal biçimde “zor bir durumu yönetmek” anlamında kullanılmıştır?
- Leah handled the customer complaint calmly.
- Leah handled with the customer complaint calmly.
- Leah solved the customer complaint calmly.
Cevabı göster
Leah handled the customer complaint calmly.
as a Stoic or a Cynic: felsefi etiketler
Burada büyük harfle başlayan Stoic ve Cynic isimleri, iki Antik Yunan felsefe geleneğiyle ilişkili kişileri veya bakış açılarını adlandırır. Stoacılık akla, erdeme, öz denetime ve kişinin kendi kontrolündeki şeylere odaklanmasına önem verir. Antik Kinik felsefesi ise erdem, bağımsızlık ve sade yaşam adına toplumsal geleneklere, statüye ve maddi arzuya karşı çıkmıştır. as a Stoic or a Cynic ifadesindeki as, “... tarzında veya rolünde” anlamına gelir. Soru, kapsamlı iki geleneği kişinin kendini değerlendirmesi için karşıt yaklaşımlar hâline getirerek basitleştirir; iki felsefeden herhangi birinin eksiksiz tanımı değildir.
Alıştırma
Antik felsefe üzerine bir tartışmada büyük harfle yazılan a Cynic ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Sürekli şikâyet eden ve en kötüsünü bekleyen biri
- Antik Kinik felsefesinin takipçisi veya onun ilkelerini benimseyen biri
- Hiçbir zaman herhangi bir duygu hissetmeyen biri
Cevabı göster
Antik Kinik felsefesinin takipçisi veya onun ilkelerini benimseyen biri