Oyuncakçıda Sessiz Sinema 🦄 | Sessizlik Oyunu - 2. Sezon Özel Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
264 kelime 186 kel/dk

Video özeti: Bir baba, çocuklar sessiz kalmaya devam ederken oyuncak reyonundaki sayısız seçenek arasında Muffin’in istediği Ay Işığı Tekboynuzu’nu arar. Oyuncağın adını tahmin edip doğru çeşidi bulmaya çalıştıktan sonra, çocuklar fazla gürültü yaptığı için sessizlik oyununu kendisinin uydurduğunu açıklar. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. Good luck on your first day of work, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Good luck on ifadesinin ardından ilk iş günü, sınav veya mülakat gibi belirli bir olayın nasıl getirildiğini öğrenin. Böylece yalnızca Good luck demek yerine ne için başarı dilediğinizi açıkça belirtebilirsiniz. 2. where was I? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir kesintiden sonra kaldığınız yeri bulmak ve önceki hikâyeye, aramaya, açıklamaya ya da işe doğal biçimde dönmek için kişinin kendine yönelttiği bu soruyu tanıyıp kullanın. 3. made it up — Deyimsel fiiller: make up ifadesinin bir hikâye, bahane, ad veya kural uydurmak anlamına gelebileceğini kavrayın. Sözcükleri tek tek gerçek anlamıyla yorumlamak yerine, bir şeyin o anda yaratıldığını anlatabilirsiniz.

Bu derste

Hey, you kids want some ice cream? Ton ve niyet

0:00

Hey çocuklar, dondurma ister misiniz?

Ton ve niyet

you kids: bir grup çocuğa hitap etmek

you kids, birkaç çocuğa doğrudan hitap etmenin günlük ve konuşma diline ait bir yoludur. İngilizcede you bir kişiyi de birden fazla kişiyi de gösterebilir; kids sözcüğü ise grubun çocuklardan oluştuğunu açıkça belirtir. Bu soruda yetişkin, çocukların dikkatini sıcak ve gündelik bir şekilde çekmek için bu ifadeyi kullanır. İfade aynı zamanda yetişkinden çocuğa doğru bir ilişkiyi gösterir; kids resmî bir unvan değildir.

Alıştırma

Cümlede you kids ifadesinin en olası işlevi nedir?

  1. Yalnızca bir çocukla konuşur
  2. İki öğretmene resmî biçimde hitap eder
  3. Bir grup çocuğa günlük bir dille hitap eder
Cevabı göster

Bir grup çocuğa günlük bir dille hitap eder

Kids?

0:03

Çocuklar?

No?

0:04

İstemez misiniz?

Can't hear anything.

0:05

Hiçbir şey duyamıyorum.

All right,

0:06

Pekala,

well if you change your mind, Dilbilgisi

0:06

fikrinizi değiştirirseniz,

Dilbilgisi

if you change your mind: yeni bir karara yer bırakmak

if you change your mind, daha önce bir görüşün ya da seçimin varken sonradan farklı bir karar verirsen anlamına gelir. change your mind kalıplaşmış bir ifadedir; mind burada fiziksel beyin anlamında kullanılmaz. if yan cümlesi bir koşul kurar ve ardından genellikle daha sonra ne olabileceğini söyleyen bir ana cümle gelir: If you change your mind, let me know. Konuşmada bu yapı, karşıdaki kişiye baskı yapmak yerine yeniden seçim yapma özgürlüğü bırakır.

Alıştırma

Önceki bir seçimden farklı karar vermek anlamındaki, burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you ____, you can still come with us tomorrow.

Cevabı göster

change your mind

just speak up. Öbek fiiller

0:07

seslenmeniz yeterli.

Öbek fiiller

speak up: sessiz kalmayıp kendini ifade etmek

Bu cümlede speak up, sessiz kalmayı bırakıp ne düşündüğünü, istediğini veya neye ihtiyaç duyduğunu söylemek demektir. Burada önemli olan sesi yükseltmek değil, konuşup kendini ifade etmektir. Aynı fiil, biri sizi duyamadığında “daha yüksek sesle konuşmak” anlamına da gelebilir. Sorunun sessizlik mi yoksa sesin kısık olması mı olduğunu bağlamdan anlayın.

Alıştırma

Bir takım arkadaşının bir endişesi var ama hiçbir şey söylemedi. Please speak up burada büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Endişesini yazmak.
  2. Sessiz kalmak yerine endişesini dile getirmek.
  3. Endişesini daha yavaş tekrarlamak.
Cevabı göster

Sessiz kalmak yerine endişesini dile getirmek.

This is awesome.

0:10

Bu harika.

Good luck on your first day of work, Alfie. Kalıp ifadeler

0:11

İlk iş gününde bol şans Alfie.

Kalıp ifadeler

Good luck on...: belirli bir olay için başarı dilemek

Good luck on + isim öbeği, belirli bir etkinlikte veya önemli bir günde birine başarı dilemenin yaygın bir yoludur. Burada on your first day of work, iyi dileğin hangi durumla ilgili olduğunu belirtir. Bu yapıda on, Good luck ifadesini hedefteki olayla bağlar; fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Belirli bir olaydan önce kullanılan edatla dileği tamamlayın: Good luck ____ your driving test tomorrow.

Cevabı göster

on

You're going to do great. Ton ve niyet

0:14

Harika iş çıkaracaksın.

Ton ve niyet

You're going to do great.: güven veren cesaretlendirme

You're going to do great. birini zorlu bir durumdan önce sıcak ve güven veren bir şekilde cesaretlendirir. “Çok iyi performans göstereceğine inanıyorum” anlamına gelir; “harika bir şey yapacaksın” anlamına gelmez. Burada be going to, konuşanın emin olduğu bir tahmini sunar. Good luck ile karşılaştırıldığında bu cümle, kişinin yeteneğine duyulan güveni daha doğrudan vurgular.

Alıştırma

Cesaretlendirme cümlesini bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Your interview starts in five minutes. You're ____.

Cevabı göster

going to do great

Trust me. Ton ve niyet

0:15

Bana güven.

Ton ve niyet

Trust me.: mevcut bir yargıyı veya güvenceyi güçlendirmek

Trust me. dinleyiciden mevcut durumda konuşanın yargısını veya verdiği güvenceyi kabul etmesini ister. Burada cesaretlendirmeyi güçlendirir: “Söylediğime inan; bundan eminim.” Emir biçiminde olsa da mutlaka sert bir komut değildir ve “benimle uzun süreli bir güven ilişkisi kur” anlamına gelmez. Gücü büyük ölçüde ses tonuna ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Gergin bir arkadaşınıza "You'll handle the presentation well," dedikten sonra Trust me. esas olarak ne yapar?

  1. Arkadaşından konuşanın mevcut yargısını kabul etmesini ister.
  2. Para yönetimiyle ilgili yasal bir düzenlemeyi açıklar.
  3. Her zaman birbirlerine güvenip güvenmediklerini sorar.
Cevabı göster

Arkadaşından konuşanın mevcut yargısını kabul etmesini ister.

How do you know I won't mess it all up? Notlar

0:15

Her şeyi berbat etmeyeceğimi nereden biliyorsun?

Ton ve niyet

How do you know...?: endişeyle bir güvenceyi sorgulamak

How do you know...? gerçek anlamıyla birinin hangi kanıta sahip olduğunu sorabilir. Ancak burada bir güvenceye verilen yanıttır; bu yüzden yalnızca bilgi kaynağını sormak yerine karşıdaki kişinin bu kadar emin olmasını sorgular. I won't mess it all up bölümündeki korkulan sonuç, konuşanın hâlâ endişeli ve güvensiz olduğunu gösterir. Soru yaklaşık olarak şu anlama gelir: Neden bu kadar eminsin? Hâlâ başarısız olabileceğimi düşünüyorum.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 'You'll do great.' diyor. Siz de 'How do you know I won't panic?' diye karşılık veriyorsunuz. Yanıtınız büyük olasılıkla ne ifade ediyor?

  1. Sakin kalacağınızdan eminsiniz.
  2. Hâlâ endişelisiniz ve verilen güvenceye şüpheyle yaklaşıyorsunuz.
  3. Bilginin nereden geldiğine dair tarafsız bir açıklama istiyorsunuz.
Cevabı göster

Hâlâ endişelisiniz ve verilen güvenceye şüpheyle yaklaşıyorsunuz.

Öbek fiiller

mess it all up: bütün sonucu mahvetmek

Mess it all up, her şeyi berbat etmek veya genel sonucun kötü olmasına yol açmak anlamına gelir. Mess up, gündelik ve ayrılabilen bir öbek fiildir; all ise korkulan zararın küçük bir hatayla sınırlı olmadığını ve geniş bir alanı etkilediğini vurgular. Nesne it zamiri olduğunda mess ile up arasına gelir: mess it up. Mess it all up ifadesinde all, it zamirinden sonra gelir ve bütün durumun mahvolabileceği fikrini güçlendirir.

Alıştırma

Her şeyi mahvetmek anlamındaki dört kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I've prepared carefully, but I'm still worried I'll ____.

Cevabı göster

mess it all up

You won't.

0:17

Etmeyeceksin.

Just do your best and be as helpful as you can. Notlar

0:18

Sadece elinden gelenin en iyisini yap ve olabildiğince yardımcı ol.

Kalıp ifadeler

Just do your best: kusursuzluk beklemeden cesaretlendirme

Do your best, makul biçimde yapabileceğin en büyük çabayı göstermek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede just, tek beklentinin bu çaba olduğunu gösterir; başarı ya da kusursuzluk şart değildir. Bir tavsiye olarak Just do your best, dinleyeni hem cesaretlendirir hem de üzerindeki baskıyı azaltır. Burada just, “tek yapman gereken bu” anlamındadır; çabanın az ya da önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşın iş görüşmesinden önce gergin. Just do your best en doğal olarak ne anlatır?

  1. Yalnızca en kolay kısmı yap.
  2. Kusursuz bir performans göstermek zorundasın.
  3. Elinden gelenin en iyisini yap; kusursuz olman gerekmiyor.
Cevabı göster

Elinden gelenin en iyisini yap; kusursuz olman gerekmiyor.

Dilbilgisi

as helpful as you can: mümkün olan en yüksek dereceye ulaşmak

As helpful as you can, “senin için mümkün olan en yüksek ölçüde yardımcı” anlamına gelir. Kalıp as + sıfat/zarf + as + özne + can şeklindedir; as clearly as you can ve as quickly as you can buna örnektir. Be as helpful as you can ifadesinin sonunda bir be fiili anlaşılır: be as helpful as you can be. İkinci as, yapabileceklerinin belirlediği sınırı tanıtır; karşılaştırma için başka bir kişi ya da nesne belirtmez.

Alıştırma

“Mümkün olduğunca açık bir şekilde anlat” anlamını vermek için cümleyi as...as you can kalıbıyla tamamla: Please explain it ____.

Cevabı göster

as clearly as you can

Okay, Mum.

0:21

Tamam, anne.

All right, toy section. Kelime

0:24

Pekala, oyuncak reyonu.

Kelime

toy section: mağazadaki oyuncak bölümü

Toy section, bir mağazada oyuncakların sergilendiği veya satıldığı alan demektir. Buradaki section, daha büyük bir mağazanın ürün türüne göre düzenlenmiş bir bölümüdür. Başka bağlamlarda section bir kitabın veya belgenin bir kısmını anlatabilir; ancak mağaza bağlamında fiziksel bir satış alanını ifade eder.

Alıştırma

Daha büyük bir mağazadaki oyuncak alanının tamamını ifade eden, tek bir koridoru veya ayrı bir mağazayı anlatmayan ifade hangisidir?

  1. toy store
  2. toy aisle
  3. toy section
Cevabı göster

toy section

Uh what's this thing called again, kids? Notlar

0:26

Eee, bu şeyin adı neydi çocuklar?

Dilbilgisi

What's this thing called?: bir nesnenin adını sormak

What's this thing called? bir nesnenin adını sormak için kullanılır. Yapı What + be + object + called? şeklindedir; called burada 'belirli bir adla anılmak' demektir, 'telefonla aramak' değil. Adını bilmediğinizde veya hatırlayamadığınızda kullanın. Thing yerine daha belirli bir isim getirilebilir: What's this tool called?

Alıştırma

Tanımadığınız bir alet görüyorsunuz ve adını sormak istiyorsunuz. Hangi soru doğaldır?

  1. What does this tool call?
  2. What's this tool called?
  3. How is this tool calling?
Cevabı göster

What's this tool called?

Ton ve niyet

Unutulan bilgiyi yeniden sormak için soru sonunda again

Bu soruda again, “bana hatırlatın” anlamına gelir. Konuşanın bu adı daha önce duyduğunu veya bildiğini, ancak şimdi hatırlayamadığını gösterir. Again nesneye ad verme eylemiyle değil, bilgi isteme eylemiyle ilgilidir: nesneye ikinci kez ad verilmiyordur.

Alıştırma

“What was the door code again?” cümlesindeki again en doğal olarak neyi ima eder?

  1. Konuşan birinin kodu ikinci kez değiştirmesini istiyor.
  2. Konuşan kodu daha önce biliyordu veya duymuştu, ancak şimdi hatırlayamıyor.
  3. Konuşan daha önce hiçbir bağlam olmadan tamamen yeni bir kod soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kodu daha önce biliyordu veya duymuştu, ancak şimdi hatırlayamıyor.

Moonbeam something? Ton ve niyet

0:28

Ay ışığı bir şey mi?

Ton ve niyet

Unutulan bölüm için ad parçasından sonra something?

Burada something, bir adın eksik kalan bölümünün yerini tutar. Konuşan Moonbeam kısmını hatırlar, ancak gerisini hatırlamaz. Bu kısa soruda “Was it called Moonbeam something?” gibi tam bir yapı söylenmez. Soru tonlamasıyla dinleyiciden adı doğrulaması veya tamamlaması istenir.

Alıştırma

Biri bir kafenin tam adını hatırlamaya çalışırken “Green something?” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Ne olduğu bilinmeyen yeşil bir nesne arıyor.
  2. Adın içinde Green olduğunu hatırlıyor, ancak gerisini hatırlamıyor.
  3. Tam adın Green Something olduğundan emin.
Cevabı göster

Adın içinde Green olduğunu hatırlıyor, ancak gerisini hatırlamıyor.

Kids?

0:30

Çocuklar?

Oh, yeah.

0:32

Ah, evet.

You're still playing the quiet game. Kalıp ifadeler

0:33

Hala sessizlik oyunu oynuyorsunuz.

Kalıp ifadeler

playing the quiet game: play + game kalıbı

playing the quiet game ifadesinde play, kuralları olan bir etkinliğe “katılmak” anlamına gelir. İngilizcede genellikle play + a/the + game yapısı kullanılır: play a card game, play the guessing game. The quiet game, o anda herkesin bildiği belirli bir oyundur ve kuralı sessiz kalmaktır. Game yalnızca resmî bir spor, masa oyunu veya video oyunu değil, bir ailenin ya da grubun kendi oluşturduğu basit bir etkinlik de olabilir.

Alıştırma

play + game yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The children are ____ a guessing game.

Cevabı göster

playing

Okay.

0:35

Tamam.

I paused the game so you can tell me what toy Muffin wants. Notlar

0:36

Oyunu duraklattım ki Muffin'in hangi oyuncağı istediğini bana söyleyebilin.

Kelime

paused the game: bir etkinliğe geçici olarak ara vermek

paused the game ifadesinde pause geçişli bir fiildir ve the game onun nesnesidir. Başka bir şey yapılabilmesi için devam eden etkinliği kısa süreliğine durdurmak anlamına gelir. Pause yalnızca medya kontrolleri için kullanılmaz. Bir toplantı, görüşme, görev veya oyun pause ile geçici olarak durdurulabilir ve bu sözcük genellikle etkinliğin daha sonra devam edebileceğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin geçici olarak durup sonra devam edeceğini en açık biçimde anlatır?

  1. Let's end the meeting and start a different one next week.
  2. Let's pause the meeting and continue after lunch.
  3. Let's cancel the meeting because nobody can attend.
Cevabı göster

Let's pause the meeting and continue after lunch.

Dilbilgisi

so you can tell me: amaç belirtmek

Burada so you can tell me, oyunu duraklatmanın amacını belirtir: oyunu duraklatmak, dinleyicinin bilgiyi verebilmesine olanak sağlar. Tekrar kullanılabilen kalıp eylem + so + kişi + can + fiilin yalın hâlidir. İlk eylemin, sonraki eylemi mümkün kılmak için yapıldığını anlatır; so burada yalnızca sonuç bildiren “bu yüzden” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki amaç yapısıyla tamamlayın: I moved closer ____ see the screen.

Cevabı göster

so you can

Look, at least nod if I get it right. Notlar

0:40

Bakın, doğru bilirsem en azından başınızı sallayın.

Ton ve niyet

at least nod: isteği en aza indirmek

At least nod, isteği konuşanın kabul edeceği en küçük tepkiye indirir. Sözlü bir yanıt daha iyi olurdu, ancak doğru tahmini onaylamak için başını sallamak yeterlidir. Tekrar kullanılabilen kalıp at least + eylemdir. Burada at least, sayı veya miktar karşılaştırması değil, kabul edilebilir en düşük düzeydeki eylemi belirtir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizi arayamıyor. Hangi cümle isteği kabul edilebilir en düşük eyleme indirir?

  1. Could you send me every detail right now?
  2. You must call me immediately.
  3. Could you at least send me a short message?
Cevabı göster

Could you at least send me a short message?

Kalıp ifadeler

get it right: doğru cevap vermek veya doğru yapmak

get it right ifadesinde get belirli bir sonuca ulaşmak veya o sonucu ortaya çıkarmak, right ise doğru demektir. İfade bir bütün olarak doğru cevap vermek, doğru tahmin etmek veya bir şeyi doğru yapmak anlamına gelir; burada get, almak anlamında değildir. Nesne değişebilir: get the answer right, get the spelling right veya get both questions right. Altyazıda bu ifade, konuşanın tahmininin doğru olup olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “doğru cevap vermek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: There is only one correct answer, so try to ____.

Cevabı göster

get it right

Uh what about this? Ton ve niyet

0:43

Eee, peki ya bu?

Ton ve niyet

what about this?: bir aday seçenek sunmak

What about this? sorusu, this ile gösterilen nesneyi veya fikri karşıdaki kişinin değerlendirmesi ya da onaylaması için bir seçenek olarak sunar. Burada “Bu olabilir mi?” anlamındadır; “Bana bunun hakkında bilgi ver” anlamında değildir. Bu yapı alışverişte, plan yaparken veya sorun çözerken seçenekleri tek tek denemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir mağazada biri farklı bir ceketi kaldırıp “What about this?” diyor. Ne yapıyor?

  1. Ceketin zaten seçildiğini söylüyor.
  2. Ceketin bütün geçmişini soruyor.
  3. Ceketi başka bir seçenek olarak sunuyor.
Cevabı göster

Ceketi başka bir seçenek olarak sunuyor.

How about this one? Ton ve niyet

0:45

Buna ne dersiniz?

Ton ve niyet

How about this one?: başka bir seçenek sunmak

How about + isim öbeği? bir seçenek sunar ve dinleyiciden bu seçeneği değerlendirmesini veya ona tepki vermesini ister. this one ifadesindeki this one, konuşanın o anda gösterdiği nesneyi belirtir. Buradaki how, bir yöntem ya da yapılış biçimini sormaz. Sorunun tamamı bir öneri işlevi görür ve seçeneğin uygun olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Farklı bir şapka alıyor ve arkadaşının elindeki şapkayı değerlendirmesini istiyorsun. Soruyu How, about, this ve one sözcükleriyle tamamla: ____?

Cevabı göster

How about this one

Oh, give me a clue. Kalıp ifadeler

0:46

Ah, bana bir ipucu verin.

Kalıp ifadeler

give me a clue: ipucu istemek

Give someone a clue, bir kişinin cevabı kendi başına bulmasına yardımcı olacak bir bilgi vermek demektir. give me a clue ifadesinde me, ipucunu alan kişidir. Bir clue normalde cevabın tamamını açıklamak yerine kişinin akıl yürütmesine yardım eder. İpucunu alan kişi gerektiği gibi değiştirilebilir: give her a clue, give us a clue.

Alıştırma

Bir bilmeceyi çözemiyorsunuz ve cevabın tamamını değil, yardımcı olacak tek bir bilgi istiyorsunuz. İsteği give, me, a ve clue sözcükleriyle tamamlayın: Please ____.

Cevabı göster

give me a clue

Come on. Ton ve niyet

0:47

Hadi ama.

Ton ve niyet

Yanıt veya iş birliği istemek için Come on.

Burada Come on., karşı tarafı yanıt vermeye veya iş birliği yapmaya çağıran sözlü bir ifadedir. Ses tonuna göre 'Lütfen, bana yardım et' ya da 'Hadi, acele et' anlamına yaklaşır. Dinleyiciye kelimenin gerçek anlamıyla yaklaşmasını söylemez. Bu ifade teşvik, itiraz veya inanmama da bildirebilir; konuşanın niyetini anlamak için durum ve ses tonuna bakın.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede Come on., dinleyiciye fiziksel olarak yaklaşmasını söyler.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Uh okay, yeah.

0:50

Eee tamam, evet.

Moon.

0:52

Ay (Moon).

Yes, I knew that one.

0:52

Evet, bunu biliyordum.

Uh Moon roof?

0:54

Eee, Moon roof?

No, Moon ceiling.

0:56

Hayır, Moon ceiling.

Moon sprinkler?

0:57

Moon sprinkler?

Hey mate, Kelime

0:58

Hey dostum,

have you got a toy called a Moon sprinkler? Dilbilgisi

0:58

Moon sprinkler adında bir oyuncağınız var mı?

Kelime

Samimi ve gayriresmî bir hitap olarak mate

Burada mate, dinleyiciye doğrudan ve samimi biçimde hitap eden gayriresmî bir sözdür; bu kullanıma seslenme denir. Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde pal veya buddy gibi olabilir; kişiler yakın arkadaş olmasa da kullanılabilir. Hey'den sonra gelen mate, mağaza çalışanına yöneltilen ricayı rahat ve cana yakın gösterir. Mutlaka yakın bir ilişkiyi değil, konuşmanın tonunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede mate ne işe yarıyor?

  1. Mağaza çalışanına samimi ve gayriresmî biçimde hitap etme yolu.
  2. Konuşanların yakın arkadaş olduğunun kanıtı.
  3. Mağaza çalışanının resmî görev unvanı.
Cevabı göster

Mağaza çalışanına samimi ve gayriresmî biçimde hitap etme yolu.

Dilbilgisi

Have you got ...?: Şu anki sahipliği veya mevcutluğu sormak

Have you got ...? birinin şu anda bir şeye sahip olup olmadığını sorar. Bir mağazada you, görevlinin temsil ettiği işletmeyi ifade edebilir; bu yüzden soru bir ürünün stokta olup olmadığını da sorabilir. Burada have got bir bütün olarak şimdiki sahipliği veya mevcutluğu anlatır. Got, kişinin ürünü daha önce almış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Britanya İngilizcesindeki günlük soruyu have got yapısıyla tamamlayın: ____ this jacket in a smaller size?

Cevabı göster

Have you got

Dilbilgisi

a toy called ...: Bir ismin ardından adını belirtmek

a toy called a Moon sprinkler ifadesinde called a Moon sprinkler, toy sözcüğünden sonra gelir ve oyuncağın adını belirtir. Anlamı “Moon sprinkler adlı bir oyuncak”tır. Called, call fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapıda called + ad, isimden sonra gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; birinin oyuncağı telefonla aradığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Otelin adını eklemek için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: We stayed at a small hotel ____ The Lighthouse.

Cevabı göster

called

Uh I don't know.

1:00

Eee, bilmiyorum.

Sorry.

1:01

Üzgünüm.

It's my first day today. Ton ve niyet

1:02

Bugün benim ilk günüm.

Ton ve niyet

It's my first day today: yeni olduğunuzu nazikçe açıklamak

İş ortamında It's my first day today genellikle konuşanın o görevdeki veya iş yerindeki ilk günü olduğu anlamına gelir. Burada cümle yalnızca bir gerçeği bildirmez. Konuşanın bir şeyi neden henüz bilmediğini açıklar ve karşı taraftan nazikçe anlayış bekler. Özellikle ardından kontrol etmeyi veya birine sormayı teklif ederse belirsizliği daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

İşe yeni başlayan bir resepsiyon görevlisi, ziyaretçinin sorusunun cevabından emin değildir. Hangi yanıt belirsizliği nazikçe açıklarken yardım da teklif eder?

  1. Sorry, it's my first day today, but I'll check with my manager.
  2. It's my first day today, and that means I do not need to help.
  3. It's my first day today, so this building opened today.
Cevabı göster

Sorry, it's my first day today, but I'll check with my manager.

I can check out the back. Kalıp ifadeler

1:04

Arkaya bakabilirim.

Kalıp ifadeler

check out the back: mağazanın arka bölümünde kontrol etmek

Bu mağaza bağlamında check “bakmak” veya “kontrol etmek” anlamına gelir; out the back ise “mağazanın arka kısmında veya arka kısmına” anlamındaki gündelik bir Britanya İngilizcesi yer ifadesidir. Birlikte check out the back, çoğunlukla stok aramak için mağazanın arkasındaki personel alanına veya depoya gidip bakmak demektir. Burada out, out the back yer ifadesinin bir parçasıdır. Cümle kasada ödeme yapmakla ilgili değildir.

Alıştırma

Mağaza görevlisinin yanıtını dersteki gündelik Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: That colour isn't on display, but I can ____ for you.

Cevabı göster

check out the back

Thanks, mate. Ton ve niyet

1:05

Sağ ol dostum.

Ton ve niyet

Thanks, mate. ile samimi ve gündelik teşekkür

Thanks, mate. kısa bir teşekkür olan Thanks ile samimi bir hitap olan mate sözcüğünü birleştirir. Tonu sıcak, rahat ve gündeliktir. Burada mate, iki kişinin yakın arkadaş olduğu anlamına gelmez. Günlük bir etkileşimin rahat ve dostça sürmesini sağlar.

Alıştırma

Thanks, mate. hangi durumda en doğal olur?

  1. Resmî bir duruşmada hâkime hitap etmek
  2. Resmî bir iş teklifinin girişini yazmak
  3. Küçük bir yardım için birine samimi biçimde teşekkür etmek
Cevabı göster

Küçük bir yardım için birine samimi biçimde teşekkür etmek

Okay, where was I? Anlatım akışı

1:06

Tamam, nerede kalmıştım?

Anlatım akışı

where was I? ile kesintiden sonra devam etmek

Bir konuşma veya görev kesintiye uğradığında where was I? konuşanın hangi noktada kaldığını sorar. Önceki düşünce akışını bulup devam etmeye yardımcı olur. Burada where, gerçek bir yeri değil; bir hikâye, tartışma veya adımlar dizisindeki noktayı ifade eder.

Alıştırma

Bir hikâye anlatırken telefonunuz araya giriyor. Dersin ifadesiyle soruyu tamamlayın: Sorry, ____?

Cevabı göster

where was I

Moon.

1:09

Moon.

Moon truck?

1:11

Moon truck?

Moon headlight?

1:13

Moon headlight?

Moonlight?

1:14

Moonlight?

Moonlight!

1:16

Moonlight!

Ous!

1:17

İşte bu!

Um horse!

1:19

Hım, at!

No, not horse.

1:20

Hayır, at değil.

That's a horn. Kelime

1:21

O bir boynuz.

Kelime

horn: bir hayvanın başındaki sert ve sivri boynuz

Burada horn, bir hayvanın başındaki sert ve sivri boynuz anlamına gelir. Oyuncağın görünüşü bu anlamı açıkça gösterir; kelime burada araba kornası veya ses çıkaran başka bir araç anlamında değildir. Bir kelimenin birden fazla anlamı olabilir. Doğru anlamı seçmek için sözü edilen nesneye ve duruma bakın.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. horn ve horse kelimelerinin son seslerine odaklanın.

  1. That's a horn, not a horse.
  2. That's a horse, not a horn.
Cevabı göster

That's a horn, not a horse.

Horses don't have horns. Anlatım akışı

1:23

Atların boynuzları olmaz.

Anlatım akışı

Horses don't have horns: olumsuz bir gerçekle bir cevabı elemek

Horses don't have horns. basit bir olumsuz gerçeği gerekçe olarak sunar: Oyuncağın boynuzu varsa sıradan bir at olamaz. Konuşmada bu cümle bir cevabı eler ve akıl yürütmeyi daha iyi bir seçeneğe doğru ilerletir. Olumsuz bir gerçek, hangi ihtimalin ipucuna uymadığını göstererek bilgileri düzenleyebilir.

Alıştırma

Bu cümlenin akıl yürütmedeki temel görevi nedir?

  1. Konuyu değiştirip akıl yürütmeyle ilgisi olmayan bir hayvan bilgisi verir.
  2. Bilinen bir gerçeği kullanarak ipucuna uymayan bir cevabı eler.
  3. Birinden horn kelimesinin nasıl yazıldığını açıklamasını ister.
Cevabı göster

Bilinen bir gerçeği kullanarak ipucuna uymayan bir cevabı eler.

Wait!

1:24

Bekle!

Unicorn!

1:25

Tek boynuzlu at!

Moonlight Unicorn!

1:25

Moonlight Unicorn!

Boom! Ton ve niyet

1:26

Güm!

Ton ve niyet

Boom!: başarıyı coşkuyla bildiren ünlem

Buradaki Boom! gerçek bir patlama sesi değildir. Konuşmacının doğru cevabı bulduğu anda kullandığı eğlenceli bir ünlemdir; yaklaşık olarak “Buldum!” veya “İşte bu!” anlamına gelir. Ses efekti gibi bir kelime kullanmak, başarı anını ani ve etkileyici gösterir. Aynı kullanım hızlı bir sonucu, bir şeyin ortaya çıkışını veya yeni tamamlanan bir işi de vurgulayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Boom! başarıyı heyecanla duyurmak için kullanılmıştır?

  1. Boom! We solved the puzzle!
  2. The town is experiencing a tourism boom.
  3. We heard a boom from the construction site.
Cevabı göster

Boom! We solved the puzzle!

Okay.

1:28

Tamam.

Where are the Moonlight Unicorns?

1:29

Moonlight Unicorn'lar nerede?

There's thousands of them. Dilbilgisi

1:32

Onlardan binlerce var.

Dilbilgisi

thousands of them: belirtilmemiş büyük bir sayı

Thousands of them, daha önce sözü edilen şeylerden çok büyük sayıda bulunduğunu belirtir. Thousands of kesin bir sayıdan çok yaklaşık bir büyüklük verir; them ise çoğul ismin tekrar edilmesini önler. Gündelik konuşmada bu ifade abartı da olabilir: konuşmacı gerçekten birkaç bin tane sayıldığını değil, yalnızca “seçilemeyecek kadar çok” olduğunu anlatmak isteyebilir.

Alıştırma

Mavi defterler aradınız ve kesin olmayan çok büyük bir sayı buldunuz. Hangi cümle doğaldır?

  1. I found thousands of them online.
  2. I found thousand of them online.
  3. I found two thousands of them online.
Cevabı göster

I found thousands of them online.

And they're all different.

1:34

Ve hepsi birbirinden farklı.

Appledate, Pebbledasher.

1:36

Appledate, Pebbledasher.

Do you know which one Muffin wants? Dilbilgisi

1:38

Muffin'in hangisini istediğini biliyor musunuz?

Dilbilgisi

which one Muffin wants: gömülü soruda düz cümle dizilişi

which one Muffin wants, Do you know ifadesinden sonra gelen gömülü sorudur. Muffin'ın seçimini sorar, ancak tek başına bir soru değil, daha büyük bir sorunun parçasıdır. Gömülü sorunun içinde düz cümle dizilişi kullanılır: which one + özne + fiil; yani Muffin wants. Soru dizilişi yalnızca dıştaki Do you know...? bölümündedir. Bu yüzden içeriye yeniden does eklemeyin ve wants fiilini want biçimine çevirmeyin.

Alıştırma

Doğrudan soruyu gömülü soruya dönüştürün. Tamamlayın: Which one does Leo want? → Do you know ____?

Cevabı göster

which one Leo wants

Can you tell me?

1:40

Bana söyleyebilir misiniz?

No, you can't tell me.

1:41

Hayır, bana söyleyemezsiniz.

Can you point at it? Kalıp ifadeler

1:42

İşaret edebilir misiniz?

Kalıp ifadeler

point at it: belirli bir hedefi parmakla göstermek

Point at it, belirli bir şeyi parmakla göstermek demektir. point at something yapısında at gösterilen hedefi belirtir; it ise daha önce sözü edilen veya görülebilen bir nesnenin yerini tutar. Karşıdaki kişi nesnenin adını söylemeden hangi nesneyi kastettiğini hareketle gösterebiliyorsa Can you point at it? ifadesini kullanın.

Alıştırma

İkiniz de bir sıra oyuncağa bakıyorsunuz. Çocuk oyuncağın adını söyleyemiyor. İsteği point at it kullanarak tamamlayın: Can you ____?

Cevabı göster

point at it

Ah.

1:44

Ah.

Look, kids, you win the quiet game, okay? Ton ve niyet

1:44

Bakın çocuklar, sessizlik oyununu kazandınız, tamam mı?

Ton ve niyet

you win the quiet game: sonucu ilan ederek kuralı sona erdirmek

you win the quiet game ifadesinde win, tıpkı bir hakem kararı gibi sonucu o anda ilan etmek için kullanılır. İngilizcedeki geniş zaman biçimi ilanı doğrudan hâle getirir: bu söz söylendiğinde çocuklar kazanan olarak belirlenir. Bu, ciddi bir yarışma değil, gayriresmî bir oyundur. Konuşmacı kazananı ilan ederek çocukların sessiz kalmasını gerektiren kuralı sona erdirir ve konuşma ile iş birliğine geri döner.

Alıştırma

Bu cümlede you win the quiet game demenin temel işlevi nedir?

  1. Çocuklara gerçek bir madalya törenine kadar sessiz kalmalarını söyler.
  2. Çocukları kuralları çiğneyip kaybetmekle suçlar.
  3. Çocukları kazanan ilan ederek sessizlik kuralının sona ermesini sağlar.
Cevabı göster

Çocukları kazanan ilan ederek sessizlik kuralının sona ermesini sağlar.

Hooray!

1:47

Yaşasın!

Gold medal, gold medal. Kültür

1:48

Altın madalya, altın madalya.

Kültür

Gold medal, gold medal.: ödül töreni diliyle şakacı övgü

Altın madalya, birçok spor dalında birinciliğe verilen ödüldür. Burada konuşmacı ödül töreni dilini ödünç alır ve küçük bir oyunu kazanmanın en büyük ödülü hak ettiğini varsayar gibi konuşur. Gold medal, gold medal. tam bir cümle değil, tekrarlanan bir isim öbeğidir. Tekrar, heyecanlı ve esprili bir tezahürat gibi duyulur: gerçek bir madalya veya resmî yarışma olduğunu iddia etmeden çocukların başarısını şakacı biçimde kutlar ve oyunu bitirir.

Alıştırma

Gold medal! ifadesinin şakacı kullanımına en uygun durum hangisidir?

  1. Bir antrenör bunu maçın iptal edildiğini duyurmak için söyler.
  2. Bir görevli, sporcunun şampiyonada gerçek bir madalya aldığını resmî olarak kaydeder.
  3. Bir ebeveyn, ortada ödül olmasa da çocuk uydurma bir oyunu kazandıktan sonra bunu söyler.
Cevabı göster

Bir ebeveyn, ortada ödül olmasa da çocuk uydurma bir oyunu kazandıktan sonra bunu söyler.

You can talk now.

1:49

Artık konuşabilirsiniz.

Yeah!

1:51

Eveet!

Look, the quiet game isn't actually a real game. Anlatım akışı

1:52

Bakın, sessizlik oyunu aslında gerçek bir oyun değil.

Anlatım akışı

isn't actually a real game: önceki bir inancı düzeltmek

isn't actually a real game ifadesinde actually bir düzeltmeye işaret eder: dinleyen kişi sessizlik oyununun gerçek olduğuna inanabilir, ancak konuşan kişi şimdi bu düşüncenin gerçeklerle uyuşmadığını söyler. be + not + actually + tamamlayıcı kalıbı, genellikle bir varsayımın veya görünüşün ardından gerçek durumu sunar. Burada actually, mesajı önceki düşünceden gerçeğe taşır; yalnızca real sözcüğünü güçlendirmez.

Alıştırma

“The quiet game isn't actually a real game” cümlesinde actually sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Oyunun şu anda oynandığını gösterir.
  2. Hiçbir düşünceyi düzeltmeden yalnızca real sözcüğünü güçlendirir.
  3. Sessizlik oyununun gerçek olduğu düşüncesini düzeltir.
Cevabı göster

Sessizlik oyununun gerçek olduğu düşüncesini düzeltir.

I made it up because you kids were too noisy. Notlar

1:55

Çok gürültü yaptığınız için onu ben uydurdum.

Öbek fiiller

made it up: gerçek olmayan bir şeyi uydurmak

Made it up, make something up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada konuşan kişinin gerçek bir şeyi anlatmak yerine oyunu veya kuralı uydurduğu anlamına gelir. Make up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda, zamiri fiil ile up arasına koyun: make it up veya made it up denir; make up it denmez. Bu kalıp hikâyeler, bahaneler, isimler ve kurallar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make it up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rule wasn't real; I ____.

Cevabı göster

made it up

Dilbilgisi

too noisy: kabul edilebilir düzeyin üzerinde gürültülü

too noisy ifadesindeki too, kabul edilebilir veya uygun olandan daha fazla anlamına gelir. Gürültü bir sınırı aşmış ve sorun yaratmaktadır; too, very sözcüğünün yalnızca daha güçlü bir biçimi değildir. too + sıfat yapısı genellikle istenmeyen bir sonuca veya durumun değişmesi gerektiğine işaret eder. Burada çocukların aşırı gürültülü olması, konuşanın bir şey uydurmasının nedeni olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle gürültünün kabul edilebilir düzeyi aştığını ve sorun yarattığını açıkça belirtir?

  1. The room is not very noisy today.
  2. The room is very noisy, but we can still talk.
  3. The room is too noisy, so let's go somewhere quieter.
Cevabı göster

The room is too noisy, so let's go somewhere quieter.