İlk robot olan Talos'un Yunan miti - Adrienne Mayor: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Hephaistos’un Girit’i korumak için bronz otomat Talos’u nasıl yarattığını, Medea’nın onu yenmek için ölümsüzlük arzusundan nasıl yararlandığını ve bu mitin gerçek Antik Yunan otomatlarıyla birlikte yapay zekâ ile insan-makine sınırına ilişkin modern soruları nasıl önceden haber verdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. test his mettle — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin bir metali sınamak değil, kişinin cesaretini, yeteneğini veya karakterini zorlu koşullarda denemek anlamına geldiğini anlayın; bir rakip ya da güçlük kişinin gerçek kapasitesini ortaya çıkardığında kullanın. 2. according to historians, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Anlatı mitten tarihsel kanıtlara geçerken bu kaynak göstergesini tanıyın ve bir iddiayı dayanaksız gerçek gibi sunmak yerine kaynağına bağlamak için according to + kaynak yapısını kullanın. 3. is as much about his robotic heart as it is about his robotic brain. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki temanın eşit ölçüde önemli olduğunu anlatan bu dengeli yapıyı kullanın; burada Talos’un duyguları ve özlemleri, mekanik zekâsı kadar hikâyenin merkezindedir.
Bu derste
Hephaestus, god of technology, was hard at work on his most ingenious invention yet. Notlar
0:07Teknoloji tanrısı Hephaistos, bugüne kadarki en dahiyane icadı üzerinde harıl harıl çalışıyordu.
god of technology: kimliği belirten açıklayıcı ifade
god of technology, Hephaestus adından sonra gelerek onun kim olduğunu belirten bir isim öbeğidir. Virgüller bunun ayrı bir eylem değil, kimlikle ilgili ek bilgi veren bir açıklayıcı öge olduğunu gösterir. Buradaki technology; zanaat, metal işçiliği, üretim ve icadı kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Hephaistos'u yalnızca modern elektronikle değil, ustalık gerektiren üretimle ilişkilendirir.
Alıştırma
god of technology bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Hephaistos'un nerede çalıştığını söyler.
- Yaptığı icadın adını verir.
- Hephaistos'un kimliğini ve rolünü belirtir.
Cevabı göster
Hephaistos'un kimliğini ve rolünü belirtir.
hard at work on: bir işe tamamen yoğunlaşmış olmak
Be hard at work on something, bir şey üzerinde etkin ve büyük bir dikkatle çalışıyor olmak demektir. Cümlede Hephaistos icadına tamamen odaklanmıştır; hard, icadın ne kadar zor olduğunu değil, çalışmanın yoğunluğunu anlatır. Yapı be + hard at work on + proje, görev veya sorun şeklindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is hard at work on, was hard at work on veya are hard at work on.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bir işe tamamen yoğunlaşmış olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The design team is ____ a safer bike helmet.
Cevabı göster
hard at work on
most ingenious invention yet: o ana kadarki en dahice icat
his most ingenious invention yet ifadesinde most ingenious üstünlük derecesidir; bu icadı Hephaistos'un önceki tüm icatlarından üstün gösterir. Yet, öyküdeki karşılaştırmanın zaman sınırını “o ana kadar” olarak belirler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “üstünlük sıfatı + isim + yet” şeklindedir. Bir şeyi o zamana kadarki en güçlü sonuç olarak gösterirken, ileride daha iyisinin ortaya çıkma olasılığını da açık bırakır. Buradaki yet, so far anlamında bir zarftır; but anlamındaki bağlaç değildir.
Alıştırma
Cümleye “Bu, şimdiye kadarki en iyi tasarımımız” anlamını veren tek sözcüğü yazın: This is our best design ____.
Cevabı göster
yet
He was creating a new defense system for King Minos, Kalıp ifadeler
0:12Kral Minos için yeni bir savunma sistemi yaratıyordu,
new defense system for King...: for hedeflenen kullanıcıyı belirtir
a new defense system for King Minos ifadesinde for, sistemin korumak veya hizmet etmek üzere tasarlandığı kişiyi belirtir. He zamiri was creating yapısının öznesi olduğu için sistemi oluşturan kişiyi gösterir; Kral Minos sistemi yapan değil, sistemden yararlanan kişidir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “system for + kişi, kuruluş veya amaç” şeklindedir. Bir sistemin kimin ya da neyin kullanımına yönelik tasarlandığını belirtir; sistemi kimin oluşturduğunu göstermez.
Alıştırma
Hastaneyi hedeflenen kullanıcı olarak gösteren edatı yazın: The engineers built a new warning system ____ the hospital.
Cevabı göster
for
who wanted fewer intruders on his island kingdom of Crete. Kelime
0:15Kral, Girit adasındaki krallığında daha az davetsiz misafir istiyordu.
fewer intruders: sayılabilen miktar ve izinsiz giriş
“Fewer intruders”, izinsiz giren kişilerin sayısının daha az olduğunu ifade eder. Fewer, sayılabilen çoğul isim intruders'ı niteler; sayılamayan bir isimle İngilizcede normalde less kullanılır. Intruder, tarafsız bir ziyaretçi veya davetli bir misafir değildir. Bu sözcük, kişinin izinsiz olduğunu belirtir ve çoğu zaman bir güvenlik tehdidi anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, izinsiz giren kişilerin sayısının daha az olduğunu anlatmak için fewer intruders ifadesini doğru kullanıyor?
- Better locks made every invited guest an intruder.
- Better locks led to less intruders in the building.
- Better locks led to fewer intruders in the building.
Cevabı göster
Better locks led to fewer intruders in the building.
But mortal guards and ordinary weapons wouldn't suffice, Notlar
0:20Ancak ölümlü muhafızlar ve sıradan silahlar yeterli olmayacaktı,
mortal guards: tanrısal olmayan insan koruyucular
Bu mitolojik bağlamda “mortal guards”, tanrılara, ölümsüz varlıklara veya doğaüstü yaratımlara karşıt olarak insan ve tanrısal olmayan muhafızları ifade eder. Mortal, onların sınırlı insan statüsünü belirtir; o anda ölmekte olduklarını söylemez. “Ordinary weapons wouldn't suffice” ifadesiyle birlikte normal insan savunmasının yetersiz olduğunu gösterir ve dinleyiciyi olağanüstü bir koruyucunun gelişine hazırlar.
Alıştırma
Yargılayın: Fantastik bir öyküde mortal guards, insan muhafızları tanrılarla veya ölümsüz koruyucularla karşılaştırmak için kullanılabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
wouldn't suffice: “yeterli olmazdı” demenin resmî bir yolu
Bu cümlede wouldn't suffice, “ihtiyacı karşılamaya yetmezdi” anlamına gelir. Suffice bir fiildir; yetersiz bulunan ögeler mortal guards and ordinary weapons ifadesindekilerdir ve suffice önünde be kullanılmaz. Wouldn't, bu yetersizliği söz konusu durumda beklenen sonuç olarak sunar. Bu ifade wouldn't be enough kalıbından daha resmîdir ve bir kaynağın, yöntemin veya çözümün neden bir gereksinimi karşılamadığını açıklarken sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümle dil bilgisi bakımından doğrudur ve bir ilk yardım çantasının elli kişiye yetmeyeceği anlamına gelir?
- One first-aid kit wouldn't suffice for a group of fifty.
- One first-aid kit wouldn't be suffice for a group of fifty.
- One first-aid kit wouldn't sufficient for a group of fifty.
Cevabı göster
One first-aid kit wouldn't suffice for a group of fifty.
so the visionary god devised an indomitable new defender. Kalıp ifadeler
0:23bu yüzden vizyoner tanrı boyun eğmez yeni bir savunmacı tasarladı.
devised an indomitable new defender: yenilmesi zor bir koruyucu tasarlamak
Devised, “üzerinde düşünüp planladıktan sonra tasarladı veya yarattı” anlamına gelir. Burada tanrı yalnızca bir savunucu bulmamış, yeni tür bir koruyucu fikri geliştirmiştir. Indomitable, kolayca yenilemeyen, fethedilemeyen veya pes etmeye zorlanamayan kişi ya da şeyi anlatır. Strong sözcüğünden çok daha güçlüdür ve savunucuya yüce, kahramanca bir nitelik katar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kraliçenin yenmesi son derece zor bir koruyucu tasarladığını söyler?
- The queen used a small device to lock the gate.
- The queen discovered a tired guard resting by the gate.
- The queen devised an indomitable guardian to protect the gate.
Cevabı göster
The queen devised an indomitable guardian to protect the gate.
In the fires of his forge: metal işleme yeri anlamındaki forge
Burada forge bir isimdir: Bir metal ustasının metali ısıtıp şekillendirdiği fırını, ocağı veya atölyeyi ifade eder. In the fires of his forge ifadesi, eylemi sıcak bir metal işleme ortamına yerleştirir. Hephaistos burada bir yapıcı olarak gösterildiği için bu ifade, icadının metal işçiliğiyle üretildiğini anlamamızı sağlar. Forge burada “sahte bir kopya yapmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
In the fires of his forge ifadesinde forge ne anlama gelir?
- Sahte bir imza yapma eylemi
- Metali ısıtıp şekillendirmek için kullanılan bir fırın veya atölye
- Yemek pişirilen bir yer
Cevabı göster
Metali ısıtıp şekillendirmek için kullanılan bir fırın veya atölye
Hephaestus cast his invention in the shape of a giant man. Kelime
0:29Hephaistos icadını dev bir adam şeklinde döktü.
cast ... in the shape of ...: bir nesneyi kalıpla biçimlendirmek
Burada cast, cast fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “erimiş malzemeyi bir kalıba dökerek yaptı” anlamına gelir. cast something in the shape of ... kalıbı hem üretim sürecini hem de bitmiş nesnenin biçimini anlatır. Bu cümlede his invention üretilen nesnedir, a giant man ise nesnenin aldığı biçimdir. Metal işçiliği bağlamı ve shape sözcüğü, “fırlatmak” ve “bir oyuncu seçmek” anlamlarını eler.
Alıştırma
Hangi cümlede cast “malzemeyi bir kalıba dökerek yapmak” anlamında kullanılmıştır?
- The fisherman cast the line into the river.
- The director cast the artist in the leading role.
- The artist cast the door knocker in the shape of a lion's head.
Cevabı göster
The artist cast the door knocker in the shape of a lion's head.
Made of ..., endowed with ... ve powered by ...: paralel niteleyiciler
Made of gleaming bronze, endowed with superhuman strength ve powered by Ichor, past participle yapısındaki üç paralel öbektir. Üçü de daha sonra gelen automaton adını niteler ve onun malzemesini, yeteneğini ve güç kaynağını açıklar. Tekrarlanan yapı, anlatıcının ana cümleden önce birden fazla özelliği art arda vermesini sağlar. Her öbek aynı betimleme görevini üstlendiği için bunlar üç ayrı ifade değil, tek ve yoğun bir giriş oluşturur.
Alıştırma
Aynı robotu betimlemek için üç paralel past participle öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Built from steel. Equipped with cameras. Powered by batteries.
- Built from steel, equipping with cameras, and batteries powered it, the robot entered the tunnel.
- Built from steel, equipped with cameras, and powered by batteries, the robot entered the tunnel.
Cevabı göster
Built from steel, equipped with cameras, and powered by batteries, the robot entered the tunnel.
Ichor, the life fluid of the gods: açıklayıcı eş değer ad öbeği
Yunan mitolojisinde Ichor, tanrıların bedenlerinde akan ve kabaca onların kanına karşılık gelen bir maddedir. Ichor ifadesinin hemen ardından gelen the life fluid of the gods ad öbeği, onu başka sözlerle açıklar; bu, açıklayıcı bir eş değer ad öbeğidir. Bu açıklama gerekli anlamı hemen verdiği için okuyucu, önceden mitoloji bilgisine sahip olmasa da yabancı sözcüğü anlayabilir. Bu cümlede Ichor olağanüstü bir güç kaynağıdır; sıradan bir yakıtın adı değildir.
Alıştırma
the life fluid of the gods öbeği bu cümlede ne işe yarar?
- Otomatın kime ait olduğunu söyler.
- Ichor dışında ikinci bir yakıtın adını verir.
- Ichor ifadesini başka sözlerle belirtip açıklar.
Cevabı göster
Ichor ifadesini başka sözlerle belirtip açıklar.
this automaton was unlike anything Hephaestus had forged before. Notlar
0:40bu otomat, Hephaistos'un daha önce dövdüğü hiçbir şeye benzemiyordu.
automaton: kendi kendine hareket eden mekanik bir yapı
Automaton, kendi kendine hareket etmek veya eylemler gerçekleştirmek üzere yapılmış mekanik bir cihazı ya da figürü anlatır. Bu cümlede insan bir hizmetçiyi değil, Hephaistos'un ürettiği mekanik bir yaratımı adlandırır. Kelime çoğu zaman dişlileri, saat mekanizmalarını veya mitoloji ya da tarihteki yapay bir figürü çağrıştırır. Tek başına makinenin elektronik, zeki veya modern bir robot olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dişliler ve yaylarla hareket eden eski bir mekanik figürün resmî müze etiketinde hangi sözcük en uygun olur?
- automaton
- servant
- robot
Cevabı göster
automaton
unlike anything ... had forged before: daha önce benzeri olmadığını vurgulamak
Unlike anything Hephaestus had forged before, önceki yaratımlarının hiçbirinin buna benzemediği anlamına gelir. Bu karşılaştırma, automatonun tamamen yeni veya daha önce benzeri görülmemiş olduğunu vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp unlike anything + özne + had + geçmiş zaman ortacı + before biçimindedir. Had forged past perfect yapıdadır; çünkü önceki dövme işi, anlatılan geçmişteki yaratım olayından daha önce gerçekleşmiştir. Referans noktası şimdiki zamansa zaman değişebilir: This is unlike anything she has made before.
Alıştırma
Cümleyi unlike anything ... had ... before kalıbıyla tamamlayın: The new bridge was ____ the engineers ____.
Cevabı göster
unlike anything · had built before
named his creation Talos: name + nesne + ad
Named his creation Talos, name + object + name kalıbını izler. His creation ad verilen varlıktır; Talos ise ona verilen addır. Bir insana, hayvana, ürüne, projeye veya başka bir şeye ad verirken bu kalıbı kullanın: name fiilinden sonra nesneyi, ardından doğrudan seçilen adı getirin. Bu temel kalıpta nesneyi atlamayın ve seçilen adın önüne as ya da to eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi name + object + name kalıbıyla tamamlayın. Ekip yeni dronuna Scout adını verdi: The team ____.
Cevabı göster
named its new drone Scout
the first robot: Talos için anlatısal bir etiket
Bu cümlede the first robot, mitolojik bir figür olan Talos'u modern bir kategoriyle tanımlar. Dinleyicinin antik çağda hayal edilmiş yapay bir varlık ile günümüzdeki robot fikri arasında bağlantı kurmasına yardımcı olur. Buradaki first, erken dönemde hayal edilmiş bir örnek hakkındaki anlatısal bir iddiadır. Talos'un gerçek bir makine olduğuna veya modern bir teknik tanımı karşıladığına ilişkin belgeli bir mühendislik tarihi iddiası değildir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bir teknoloji tarihi raporunda mitolojik bir figür, herhangi bir niteleme veya kanıt olmadan the first robot olarak sunulabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Three times a day: günlük sıklığı üç kez olarak belirtmek
Three times a day, bir şeyin her gün içinde üç kez gerçekleştiğini ifade eder. Buradaki times, “olayların sayısı” anlamındadır; “tarihsel çağlar” anlamında değildir. Sıklık belirtmek için sayı + times + a + zaman dilimi yapısını kullanın. Four times a week ve five times a year buna örnektir. Bu yapıda bir ve iki kez için one time ve two times yerine genellikle once ve twice kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “her gün üç kez” anlamındaki hedef sıklık ifadesiyle tamamlayın: The coach checks the schedule ____.
Cevabı göster
three times a day
the bronze guardian marched around the island's perimeter, Kalıp ifadeler
0:50bronz muhafız adanın çevresinde yürüyüş yapıyor,
marched around the island's perimeter: dış sınırı takip etmek
Marched, march fiilinin geçmiş zaman biçimidir: sağlam, düzenli ve amaçlı adımlarla ilerlemek anlamına gelir. Around the island's perimeter güzergâhı belirtir; muhafız adanın içinden geçmek yerine dış kenarını takip etmiştir. Perimeter, bir alanı çevreleyen sınırdır ve bu sınırın çevresindeki toplam uzunluğu da ifade edebilir. Burada around the perimeter, sınır boyunca bir tur atmayı anlatır.
Alıştırma
marched around the island's perimeter ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- adanın ortasında rahatça yürümek
- adanın içindeki her bölümü ölçmek
- sağlam ve amaçlı adımlarla adanın dış sınırı boyunca ilerlemek
Cevabı göster
sağlam ve amaçlı adımlarla adanın dış sınırı boyunca ilerlemek
interlopers: izinsiz ve istenmeyen davetsiz kişiler
Burada interlopers, bulunmamaları gereken bir yere veya duruma giren kişileri ifade eder. Bu ifade, aranan kişileri izinsiz giren ve istenmeyen davetsiz kişiler olarak gösterir. Sözcük, konuşanın yargısını taşır: Bu kişiler oraya ait değildir veya müdahale etme hakları yoktur. Bu ek anlam çok önemlidir; sözcük yalnızca tanınmayan veya yeni gelmiş kişileri ifade etmez.
Alıştırma
Hangi kişi en uygun şekilde interloper olarak tanımlanabilir?
- Resmen davet edilmiş ancak ev sahibini iyi tanımayan bir misafir
- Onayla gruba katılan yeni bir üye
- Kısıtlı bir toplantıya izinsiz giren biri
Cevabı göster
Kısıtlı bir toplantıya izinsiz giren biri
When he identified ships approaching the coast, Dilbilgisi
0:55Kıyıya yaklaşan gemileri tespit ettiğinde,
When he identified ...: rutin bir tetikleyici olarak zaman yan cümlesi
When he identified ships approaching the coast, cümlenin başında yer alan bir zaman yan cümlesidir. Önce ana cümledeki eylemi tetikleyen olayı belirtir; cümlenin tamamlanması için virgülden sonra bir ana cümle gelmelidir. Tekrarlanan bir işlem anlatıldığı için burada when, her gerçekleştiğinde veya bu olur olmaz anlamındadır: yaklaşan gemilerin tespit edilmesi aynı sonraki eylemi başlatır. When + özne + fiil, ana cümle kalıbı rutinler ve otomatik tepkiler için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle yaklaşan bir aracın tespit edilmesini otomatik tepki için rutin bir tetikleyici olarak sunar?
- When the camera identifies a vehicle approaching the gate, it sends an alert.
- If the camera identified a vehicle approaching the gate, it might send an alert.
- After the camera identified one vehicle, it sent one alert.
Cevabı göster
When the camera identifies a vehicle approaching the gate, it sends an alert.
ships approaching the coast: kısaltılmış ilgi cümleciği
Burada approaching the coast, ships sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hangi gemileri tespit ettiğini belirtir: ships that were approaching the coast. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve isim öbeğini kısaltır. Approaching, ships sözcüğünü niteler; when ile başlayan yan cümlenin yüklemi değildir. O yan cümlenin yüklemi identified sözcüğüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede the hikers who were crossing the bridge anlamını vermek için bir isimden sonra şimdiki zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?
- The bridge crossed by the hikers was narrow.
- The hikers were crossing the bridge and waved to us.
- The hikers crossing the bridge waved to us.
Cevabı göster
The hikers crossing the bridge waved to us.
he hurled massive boulders into their path. Kalıp ifadeler
0:58yollarına devasa kayalar fırlatıyordu.
hurled massive boulders into their path: güç, yön ve engelleme
Hurled, “büyük bir güçle fırlattı” anlamına gelir. hurl something into someone’s path kalıbı, güçlü hareketi bir yönle birleştirir: nesne, bir kişinin ya da aracın ilerlediği güzergâha fırlatılır. Burada their path, yalnızca karadaki küçük bir patikayı değil, gemilerin rotasını ifade eder. Kayaları bu rotaya atmak gemileri engelleme, tehlikeye atma veya onlara saldırma anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, güçlü bir rüzgârın bir dalı bisikletlinin önündeki güzergâha şiddetle fırlattığını en iyi ifade eder?
- The wind hurled a branch into the cyclist's path.
- The cyclist carried a branch away from the road.
- The wind placed a branch beside the cyclist's path.
Cevabı göster
The wind hurled a branch into the cyclist's path.
If any survivors made it ashore: koşul belirtmek
If, ana cümlenin geçerli olması için karşılanması gereken bir koşul getirir. Bu yan cümle, hayatta kalan bir veya daha fazla kişi karaya ulaşmayı başardıysa sonraki eylemin ya da sonucun geçerli olduğunu anlatır. Bir koşulda any, “hangisi olduğu fark etmeksizin bir veya daha fazla” anlamına gelir; “hepsi” demek değildir. Geçmiş zaman biçimi made burada geçmişte geçen bir anlatıma uyar. Koşul yan cümlesi tek başına tam bir cümle değildir; ardından gelen ana cümle sonucu veya verilecek karşılığı belirtir.
Alıştırma
Tek bir yolcunun bile yardıma ihtiyacı olması durumunda sürücüye haber verilmesi gerektiğini doğal biçimde koşul olarak belirten cümle hangisidir?
- If all passengers need help, call the driver.
- If any passengers need help, call the driver.
- Any passengers need help, call the driver.
Cevabı göster
If any passengers need help, call the driver.
made it ashore: karaya ulaşmayı başarmak
Made it, make it ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Make it burada “bir şey yaratmak” değil, “bir yere ulaşmayı başarmak” anlamına gelir. Ashore, “kıyıya veya kıyıda” anlamına gelen bir zarftır; bu nedenle made it ashore, çoğunlukla tehlike, zorluk veya belirsizlikten sonra “karaya ulaşmayı başardı” demektir. Bu kalıp başka varış noktalarına ve sonuçlara da aktarılabilir: make it home, make it on time veya make it to the station. the station gibi bir ad öbeğinden önce to kullanılır, ancak ashore zarfından önce kullanılmaz.
Alıştırma
Karaya ulaşmanın zor olduğunu göstermek için cümleyi made it ashore ile tamamlayın: After three hours in the cold water, the swimmers finally ____.
Cevabı göster
made it ashore
he would heat his metal body red hot Dilbilgisi
1:03metal bedenini akkor haline gelene kadar ısıtıyor
heat ... red hot: nesne + sonuç sıfatı
Yapı heat + nesne + sonucu bildiren sıfat şeklindedir. His metal body ısıdan etkilenen şeydir; red hot ise ısıtmanın oluşturduğu durumu belirtir. İfade, “heat his metal body until it is red hot” şeklinde açılabilir. Red hot, metalin kırmızı parlayacak kadar sıcak olması demektir. Burada yalnızca bedenin rengini tarif etmez; ısıtmanın sonucunu bildirir.
Alıştırma
“Yoğun ısıdan dolayı kırmızı parlayan” anlamındaki iki kelimelik İngilizce sıfatla cümleyi tamamlayın: The blacksmith heated the metal ____.
Cevabı göster
red hot
crush victims to his chest: to son noktayı ve teması gösterir
Crush, birini çok büyük bir kuvvetle sıkıştırmak demektir ve bu kuvvet çoğu zaman canını yakacak kadar fazladır. Victims nesnedir; to his chest ise hareketin nerede bittiğini gösterir: Kurbanlar onun göğsüne doğru zorlanıp göğsüne bastırılır. Fiil + nesne + to + vücut bölümü yapısında to, hold a phone to your ear örneğindeki gibi son temas noktasına doğru yönü gösterebilir. Burada alıcıyı belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede to + vücut bölümü, hareketin son noktasını ve teması gösterir?
- She sent the folder to her colleague.
- She pressed the folder to her chest.
- She walked to the front desk.
Cevabı göster
She pressed the folder to her chest.
Talos was intended to fulfill his duties day after day Notlar
1:08Talos'un görevlerini her gün yerine getirmesi amaçlanmıştı
was intended to fulfill his duties: verilen bir amaç
was intended to, be intended to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Burada Talos'a görevlerini yerine getirme amacı verildiğini anlatır. Talos'un kendi başına bir plan yaptığını söylemez. fulfill his duties, rolünün gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek demektir. Cümle ona verilen amacı anlatır; bunu gerçekten tamamladığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir cihazın genç kullanıcıları korumak için tasarlandığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The device is intended to protect young users.
- The device intends to protect young users.
- The device is intention to protect young users.
Cevabı göster
The device is intended to protect young users.
day after day: günler boyunca süren tekrar
Day after day, aynı eylemin veya durumun birçok gün boyunca sürmesi ya da yeniden gerçekleşmesi demektir. Yalnızca günlük bir programı belirtmek yerine, tekrarın uzun, yorucu veya tekdüze olduğu hissini verebilir. Burada after, day after day kalıbının bir parçasıdır; “belirli bir günden sonra” anlamına gelmez. Aynı kalıp year after year örneğinde olduğu gibi başka zaman sözcükleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Aynı sesin birçok gün boyunca sürdüğünü vurgulamak için cümleyi day after day ile tamamlayın: The old clock made the same clicking sound ____.
Cevabı göster
day after day
with no variation: değişmeyen bir yapılış biçimi eklemek
With no variation, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlatan with + isim öbeği yapısıdır: eylem her seferinde tamamen aynı şekilde tekrarlanır. Buradaki variation, tekrarlar arasındaki fark veya değişiklik anlamına gelir; özellikle müzikteki varyasyon anlamında kullanılmaz. Tekrar kullanılabilen with + isim öbeği yapısı, with great care veya with no warning örneklerinde olduğu gibi bir yapılış biçimi ya da eşlik eden bir durum ekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “hiçbir değişiklik olmadan” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The robot repeated the movement ____.
Cevabı göster
with no variation
But despite his robotic behavior: despite + isim öbeği
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: önce onun robotik davranışını kabul eder, ardından gelen ana cümle ise bu davranış düşünüldüğünde beklenmeyen bir bilgi verir. But ayrıca bu karşıtlığı önceki ifadeye bağlar. Burada despite bir edattır; bu nedenle his robotic behavior bir isim öbeğidir. Robotic, mekanik veya tekrarlı görünen davranışları anlatır; onun gerçekten bir robot olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir ödünleme anlatmak için doğru kullanılmıştır?
- Despite of the heavy rain, the match continued.
- Despite it rained heavily, the match continued.
- Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the match continued.
he possessed an internal life his victims could scarcely imagine. Notlar
1:15kurbanlarının hayal bile edemeyeceği bir iç dünyası vardı.
an internal life: makine parçaları değil, düşünceler ve duygular
Burada an internal life, kişinin gizli düşünce, duygu, arzu ve farkındalık dünyasını anlatan bir mecazdır. Bir makinenin içindeki fiziksel parçalar anlamına gelmez. Life sözcüğü burada biyolojik yaşamın ötesine uzanan bir anlamda kullanılır. Bu ifade onu düşüncesiz bir mekanizmadan daha fazlası olarak gösterir: dışarıdan mekanik görünen bir varlık da içsel deneyimlere sahip olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede an internal life büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- bedeninin içindeki dişliler ve kablolar
- bedeninin çalışmaya devam edebileceği yıl sayısı
- onun özel düşünceleri, duyguları ve farkındalığı
Cevabı göster
onun özel düşünceleri, duyguları ve farkındalığı
could scarcely imagine: neredeyse hiç hayal edememek
could scarcely imagine ifadesi “neredeyse hiç hayal edememek” anlamına gelir. Scarcely, fiile olumsuza yakın bir anlam katar: bunu hayal etmek son derece zordu, fakat tamamen imkânsız olduğu söylenmiyor. Burada scarcely, bir şeyi ne sıklıkla hayal ettiklerini değil, hayal etme yetilerinin derecesini anlatır. Günlük konuşmada yaygın olan hardly sözcüğüne göre daha resmî ve edebî bir tona sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümlede scarcely “neredeyse hiç” anlamında kullanılmıştır?
- Mia listened to the speaker only on rare occasions.
- Even from the front row, Mia could scarcely hear the speaker.
- Mia heard every word with no difficulty.
Cevabı göster
Even from the front row, Mia could scarcely hear the speaker.
the behemoth would encounter a ship of invaders that would test his mettle Notlar
1:20bu devasa yaratık, cesaretini sınayacak bir işgalci gemisiyle karşılaşacaktı.
Talos için dramatik bir ad olarak the behemoth
The behemoth burada hâlâ Talos'u belirtir; başka bir yaratığı hikâyeye katmaz. Bu bağlamda betimleyici isim öbeği, daha önce sözü edilen kişiye geri gönderme yapar. Adı yerine behemoth kullanılması Talos'un devasa boyutunu, gücünü ve tehditkâr varlığını öne çıkarır. Anlatıcılar, bilinen bir karaktere farklı bir ad vererek dinleyicinin o karakteri nasıl gördüğünü etkileyebilir.
Alıştırma
Özgün cümlede the behemoth ne işlev görür?
- Talos'u, onun devasa ve tehditkâr varlığını vurgulayan dramatik bir adla belirtir.
- Talos'un sıradan bir denizci olduğunu söyler.
- Tamamen yeni bir canavarı hikâyeye katar.
Cevabı göster
Talos'u, onun devasa ve tehditkâr varlığını vurgulayan dramatik bir adla belirtir.
geçmişten görülen sonraki bir olay için would encounter
Would encounter, would + fiilin yalın hâli yapısını izler. Geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede karşılaşmayı, anlatının bakış aldığı geçmiş noktadan daha sonra olacak bir olay olarak sunar: Talos o gemiyle daha sonra karşılaşacaktı. Buradaki would isteklilik bildirmez ve bir koşulun parçası değildir. Anlatıcılar, hikâyenin zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleşecek bir olayı önceden göstermek için geçmişten görülen gelecek yapısını kullanır.
Alıştırma
Şu cümlede would become ne işlev görür: "In 1998, nobody knew that the small company would become a global brand."
- Şirketin küresel bir marka olmaya istekli olduğunu gösterir.
- Küresel bir marka olmayı 1998 bakış noktasından daha sonraki bir gelişme olarak sunar.
- Şirketin 1998'den önce tekrar tekrar yaptığı bir şeyi anlatır.
Cevabı göster
Küresel bir marka olmayı 1998 bakış noktasından daha sonraki bir gelişme olarak sunar.
test his mettle: cesaretini ve yeteneğini sınamak
Test someone's mettle, bir kişiyi cesaretini, yeteneğini, dayanıklılığını veya karakterini ortaya çıkaracak zor bir sınavdan geçirmek demektir. Bu cümlede işgalciler, dev yaratığı neler yapabildiğini kanıtlamak zorunda bırakacaktır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: test my, your, her veya their mettle. Mettle tek başına kullanılmaktan çok bunun gibi kalıplaşmış ifadelerde görülür.
Alıştırma
“Onun cesaretini ve yeteneğini ortaya çıkarmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The rescue mission will test her ____.
Cevabı göster
mettle
The bedraggled crew of Jason, Medea, and the Argonauts Notlar
1:24İason, Medeia ve Argonotların perişan haldeki mürettebatı,
The bedraggled crew: ıslak, kirli ve dağınık mürettebat
Bedraggled, genellikle kötü hava veya zorlu bir yolculuktan sonra ıslak, kirli, dağınık ve bitkin görünen birini anlatır. Gözde canlanan bir görüntü oluşturur; yalnızca tired demekten daha fazlasını ifade eder. The bedraggled crew ifadesinde sıfat crew sözcüğünü niteler ve bütün grubun yaşadıklarından sonra hırpalanmış ve dağınık göründüğünü anlatır.
Alıştırma
“After walking through the storm, the bedraggled hikers entered the café,” cümlesinde bedraggled nasıl bir durumu anlatır?
- Uykuları vardı ama düzgün görünüyorlardı.
- Yollarını kaybetmişlerdi.
- Islak, kirli ve dağınık görünüyorlardı.
Cevabı göster
Islak, kirli ve dağınık görünüyorlardı.
Jason, Medea ve Argonotlar: Altın Post seferi
Yunan mitolojisinde Jason, Argo gemisinin mürettebatı olan ve Argonotlar diye adlandırılan bir kahraman grubuna liderlik eder. Medea, Altın Post'u elde etme seferleri sırasında Jason'a yardım eden önemli bir kişidir. Burada Jason, Medea ve Argonotlar ifadesi aynı ünlü macerayla bağlantılı kişileri belirtir. Argonotlar, sıradan bir etnik grubun veya mesleğin değil, bu özel kahraman mürettebatın adıdır.
Alıştırma
Bu mitolojik bağlamda Jason, Medea ve Argonotlar kimdir?
- Altın Post'u elde etme seferiyle bağlantılı kişiler.
- Aynı deniz canavarının üç farklı adı.
- Denizciler için kullanılan eski bir Yunan mesleği.
Cevabı göster
Altın Post'u elde etme seferiyle bağlantılı kişiler.
were returning from their hard-won quest to retrieve the Golden Fleece. Kültür
1:28Altın Post'u geri almak için zorluklarla kazandıkları görevlerinden dönüyorlardı.
hard-won quest to retrieve the Golden Fleece: Altın Post'u geri getirme görevi
Altın Post, Jason ve Argonotların elde etmek için yola çıktığı mitolojik ödüldür. Fleece normalde koyunun yünlü postu anlamına gelir, ancak the Golden Fleece sıradan bir yünlü giysi değil, eşsiz bir efsanevi nesnenin özel adıdır. Hard-won, başarının ancak büyük zorluklardan sonra geldiğini anlatır. Quest önemli ve zorlu bir görevdir; retrieve ise bir şeyi elde edip geri getirmek anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte, onların dönüşünü zorlu bir mitolojik görevin sonu olarak gösterir.
Alıştırma
Burada hard-won quest to retrieve the Golden Fleece ne anlama geliyor?
- Sıradan bir yün palto almak için yapılan kolay bir alışveriş gezisi.
- Altın Post adlı bir gemi inşa etme planı.
- Altın Post'u elde edip geri getirmek için yapılan zorlu bir mitolojik görev.
Cevabı göster
Altın Post'u elde edip geri getirmek için yapılan zorlu bir mitolojik görev.
Their adventure had taken many dark turns, Deyimler
1:32Maceraları birçok karanlık dönemeçten geçmişti,
had taken many dark turns: tekrarlanan kaygı verici gelişmeler
Take a dark turn, olayların daha tehlikeli, rahatsız edici veya kötü bir hâl almasını anlatan bir benzetmedir. Burada had taken many dark turns, maceranın birkaç kez kötü yönde geliştiği anlamına gelir; dark bir rengi değil, olayların havasını ve yönünü anlatır. Çoğul turns, bu yön değişikliklerinin tekrarlandığını gösterir. Had taken ise bu değişiklikleri geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede take a dark turn, olayların daha kaygı verici hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?
- The sky turned dark just before the storm.
- Lena took a turn driving on the long trip.
- The mystery took a dark turn when the witness disappeared.
Cevabı göster
The mystery took a dark turn when the witness disappeared.
and the weary sailors were desperate to rest in a safe harbor. Kalıp ifadeler
1:35ve yorgun denizciler güvenli bir limanda dinlenmek için çaresizdiler.
were desperate to rest: dinlenmeye duyulan acil ihtiyaç
Be desperate to + fiilin yalın hâli, genellikle durum zor veya acil olduğu için bir şeyi yapmayı çok güçlü biçimde istemek ya da buna çok ihtiyaç duymak demektir. Were desperate to rest, dinlenmenin sıradan bir istek değil, acil bir ihtiyaç gibi hissedildiğini gösterir. Bu yapıda desperate, isteğin veya ihtiyacın şiddetini vurgular. Kişinin bütün umudunu kaybettiği anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi be desperate to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After hiking all day in the heat, we ____ find some shade.
Cevabı göster
were desperate to
safe harbor: dinlenmek için korunaklı bir yer
Bu cümlede safe harbor, bir teknenin durabileceği ve denizcilerin tehlikeden uzakta dinlenebileceği korunaklı bir limandır. Anlam gerçektir: gerçekten bir liman arıyorlar. Bu ifade, tehlike veya stres sırasında güvenlik sağlayan bir kişi ya da yer için mecaz olarak da kullanılabilir. İki kullanımda da safe harbor yalnızca rahatlığı değil, korunmayı anlatır.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the storm, the captain guided the boat into a ____.
Cevabı göster
safe harbor
They'd heard tales of Crete's invulnerable bronze colossus Notlar
1:39Girit'in yenilmez bronz devinin hikayelerini duymuşlardı
They'd heard tales of: daha önce duyulan hikâyeler ve efsaneler
They'd heard ifadesinde They'd, heard bir geçmiş zaman ortacı olduğu için They had anlamına gelir. Past perfect, duyma eyleminin hikâyedeki başka bir geçmiş noktadan önce gerçekleştiğini gösterir. Hear tales of something, bir şey hakkında hikâyeler veya efsaneler duymak demektir. Tales sözcüğü gizemli, efsanevi veya doğrulanmamış olabilecek bir hava katar; bu yüzden ifade tarafsız hear about ifadesinden daha öyküseldir.
Alıştırma
Bir hikâyede They'd heard tales of it ne anlama gelir?
- Onun hakkında daha önce hikâyeler veya efsaneler duymuşlardı.
- Onun hakkında doğrulanmış haberleri daha sonra alacaklardı.
- Orayı bizzat ziyaret etmiş ve var olduğunu kanıtlamışlardı.
Cevabı göster
Onun hakkında daha önce hikâyeler veya efsaneler duymuşlardı.
Crete's invulnerable bronze colossus: destansı bir betimleme
Öbeğin ana ismi colossus, sıradan bir heykeli değil, devasa bir heykeli ya da dev gibi bir figürü anlatır. Bronze malzemeyi belirtir; invulnerable ona zarar verilemeyeceğini veya onun yenilemeyeceğini söyler; Crete's ise onu Girit'le ilişkilendirir. Bu sözcükler birlikte resmî ve destansı bir görüntü oluşturur. Bu tür üst üste sıralanmış nitelemeler, figürün adı gelmeden önce yerle bağını, gücünü, malzemesini ve dev boyutunu verir.
Alıştırma
Bu cümlede Crete's invulnerable bronze colossus neyi betimliyor?
- korunması gereken sıradan bir bronz heykel
- Girit'te saklanan küçük bir yaratık
- zarar verilemeyen devasa bir bronz figür
Cevabı göster
zarar verilemeyen devasa bir bronz figür
made for a sheltered cove: make for + yer
Made for, make for öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir varış yerinden önce make for, “oraya gitmek veya yönelmek” anlamına gelir; burada “üretmek” demek değildir. A sheltered cove, kötü havadan korunan küçük bir koydur. İfade, daha güvenli bir yere doğru amaçlı bir hareketi gösterir.
Alıştırma
Bir varış yerine doğru hareketi göstermek için make for ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: When the storm began, we ____ the cabin.
Cevabı göster
made for
before they could even ...: sonraki olaydan önce fırsat bile bulamamak
Before they could even drop anchor, başka bir olayın önce gerçekleştiğini ve bu yüzden demir atma fırsatı bile bulamadıklarını anlatır. before + özne + could even + fiilin yalın hâli yapısında could bir şeyi yapma fırsatını, even ise eylemin o aşamaya bile gelemediğini vurgular. But hikâyede bir dönüşü işaret eder. Virgülle biten bu before yan cümlesi, ardından gelecek ana olayı hazırlar ve çoğu zaman ani bir kesinti hissi yaratır.
Alıştırma
Cümleyi reply ve could even + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Before I ____, the call ended.
Cevabı göster
could even reply
drop anchor: tekneyi durdurmak için demir atmak
Drop anchor, teknenin durması veya bulunduğu yerde kalması için çapayı suya indirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir denizcilik ifadesidir. Buradaki drop, bir şeyi yanlışlıkla düşürmeyi değil, bilinçli bir eylemi anlatır. Bu kalıplaşmış ifade genellikle artikelsiz kullanılır; belirli bir çapadan söz ederken drop the anchor da denebilir.
Alıştırma
Cümleyi, çapayı indirip tekneyi durdurmak anlamına gelen kalıplaşmış denizcilik ifadesiyle tamamlayın: The captain told the crew to ____ before sunset.
Cevabı göster
drop anchor
While the Argonauts cowered at the approach of the awesome automaton,
1:49Argonotlar bu korkutucu otomatın yaklaşması karşısında sinerken,
the sorceress Medea spotted a glinting bolt on the robot's ankle Kelime
1:53büyücü Medeia robotun ayak bileğindeki parıldayan bir cıvatayı fark etti
spotted a glinting bolt: spot sözcüğünün ‘fark etmek’ anlamı
spotted a glinting bolt ifadesindeki spotted, spot fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, sahnede göze çarpan bir şeyi fark etmek veya görmek anlamına gelir. a glinting bolt sözleri Medea'nın neyi fark ettiğini belirtir. Glinting, küçük ışık parıltıları yansıtmak demektir; bu da cıvatanın neden onun dikkatini çektiğini açıklar.
Alıştırma
“Maya spotted a tiny key beside the door,” cümlesinde spotted ne anlama gelir?
- anahtarı yanlışlıkla düşürdü
- anahtarı fark etti
- anahtarın üzerine noktalar çizdi
Cevabı göster
anahtarı fark etti
devised a clever gambit: stratejik bir hamle planlamak
devised a clever gambit ifadesindeki devised, düşünüp planlamak anlamına gelir. Fikrin tesadüfen ortaya çıkmadığını, dikkatli düşünme sonucunda oluşturulduğunu gösterir. Gambit, daha sonra avantaj kazanmak için yapılan stratejik bir hamledir ve bazen hesaplanmış bir risk almayı içerir. Bu nedenle ifade, sıradan bir iyi fikir veya şaka değil, akıllıca ve bilinçli biçimde planlanmış bir taktik anlatır.
Alıştırma
Şunu okuyun: “During the debate, Ana let the other team speak first so she could learn their argument.” Ana'nın seçimine neden gambit denebilir?
- Avantaj yaratmayı amaçlayan stratejik bir hamleydi.
- Sahnede kullanılan bir süs eşyasıydı.
- Hiçbir amacı olmayan kazara yapılmış bir hataydı.
Cevabı göster
Avantaj yaratmayı amaçlayan stratejik bir hamleydi.
offered Talos a bargain: offer + kişi + şey
offered Talos a bargain ifadesinde offer iki nesne alır: Talos teklifi alan kişidir, a bargain ise teklif edilen şeydir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp offer + someone + something şeklindedir. Bu yapı offer something to someone biçiminde de yazılabilir. Buradaki bargain, belirli koşulları olan bir anlaşma veya alışveriş önerisi anlamına gelir. Ucuza satılan bir ürün anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede offer + someone + something yapısı doğru kullanılmıştır?
- The museum offered to visitors a free map.
- The museum offered visitors with a free map.
- The museum offered visitors a free map.
Cevabı göster
The museum offered visitors a free map.
She claimed that she could make Talos immortal Dilbilgisi
2:03Talos'u ölümsüz yapabileceğini iddia etti
claimed that ... could make Talos immortal: Talos'u ölümsüz yapabileceğini iddia etti
Claimed that, onun söylediği içeriği aktarırken bunu kanıtlanmış bir gerçek değil, bir iddia olarak sunar. Claimed geçmiş zamanda olduğu için could, yeteneği geçmişteki o aktarım noktasından gösterir; tek başına bu yeteneğin gerçek olduğunu kanıtlamaz. That yan cümlesindeki make Talos immortal, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Talos etkilenen nesnedir, immortal ise ortaya çıkan durumu belirtir. Bu kalıp, birini veya bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede claimed that ve make + nesne + sıfat yapıları doğru kullanılmıştır?
- The coach claimed that the new routine could make stronger the team.
- The coach claimed that the new routine could make the team to be stronger.
- The coach claimed that the new routine could make the team stronger.
Cevabı göster
The coach claimed that the new routine could make the team stronger.
in exchange for removing the bolt: bir takasın koşulunu belirtmek
In exchange for, bir tarafın diğerinden bir şey almak için verdiği ya da yaptığı şeyi belirtir. Bu cümlede removing the bolt, yani cıvatayı çıkarmak, üzerinde anlaşılan karşılık veya koşuldur. for burada bir edat olduğu için ardından bir isim öbeği ya da bir eylemi anlatırken -ing biçimi gelir. in exchange for the key ve in exchange for helping us buna örnektir. Ardından doğrudan remove fiilinin yalın biçimi gelemez.
Alıştırma
Bir takası anlatırken in exchange for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Rina designed the poster in exchange to two free tickets.
- Rina designed the poster in exchange for two free tickets.
- Rina designed the poster in exchange for get two free tickets.
Cevabı göster
Rina designed the poster in exchange for two free tickets.
Medea's promise resonated deep within his core. Deyimler
2:08Medeia'nın vaadi onun iç dünyasında derin yankı uyandırdı.
resonated deep within his: derin kişisel etkiyi anlatan bir mecaz
Resonated deep within his, bu vaadin onun içindeki bir duygu, inanç veya arzu gibi kişisel bir şeyle güçlü biçimde bağ kurduğunu anlatır. Resonate burada mecaz anlamdadır; gerçekten yankılanan bir ses yoktur. Deep within, tepkinin güçlü ve içten olduğunu vurgular. Sondaki core sözcüğü çift anlam taşır. Mekanik bir varlık için fiziksel bir çekirdeği belirtebilir; mecaz olarak ise benliğin en derin kısmıdır. Bu ifade, onun makine bedenini insana benzer içsel bir özlemle birleştirir.
Alıştırma
Şu cümlenin en uygun anlamını seçin: Her promise resonated deep within him.
- Onun vaadi, adamın içindeki derin bir kişisel duyguya veya arzuya dokundu.
- Onun vaadi bir makinenin içinde yüksek bir ses çıkardı.
- Adam, onun ne vaat ettiğini hızla unuttu.
Cevabı göster
Onun vaadi, adamın içindeki derin bir kişisel duyguya veya arzuya dokundu.
Unaware of his own mechanical nature: cümle başı niteleyici
Unaware of, 'bilmemek' veya 'farkında olmamak' anlamına gelir. Burada his own mechanical nature, onun mekanik bir varlık olması gerçeğini anlatır; hareketlerinin katı ya da otomatik olduğu anlamına gelmez. Bu sıfat öbeği ana cümleden önce kullanıldığında önce karakterin durumunu verir ve neden o şekilde davrandığını da düşündürebilir. Örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan kişi veya karakterle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki Unaware of ... öbeği eylemi yapan kişiyi doğru biçimde anlatır?
- Unaware of the icy step, the door opened suddenly.
- Unaware of the icy step, there was a loud crash.
- Unaware of the icy step, Nina walked outside.
Cevabı göster
Unaware of the icy step, Nina walked outside.
and human enough to long for eternal life, Dilbilgisi
2:13ve sonsuz yaşama özlem duyacak kadar insan olan
human enough to long for eternal ...: adjective + enough + to yapısı
adjective + enough + to + fiilin yalın hâli yapısında enough, sıfattan sonra gelir. Bu yapı, bir niteliğin sonraki eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını belirtir: human enough to long ... ifadesi, sonsuz yaşamı arzulayacak kadar insani duyguya sahip olmak demektir. Long for, 'bir şeyi çok istemek' anlamına gelir. Bu nedenle long for eternal life, sonsuz yaşama yönelik güçlü bir arzuyu anlatır; uzunlukla ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi adjective + enough + to yapısıyla tamamlayın: Maya was calm ____ explain the problem clearly.
Cevabı göster
enough to
As Medea suspected: bir şüpheyi doğrulayan sonuca bağlamak
As Medea suspected, sonuçtan önce kullanılan kısa bir yorum yan cümlesidir. “Medea'nın doğru olabileceğini düşündüğü gibi” anlamına gelir ve okuyucuya sıradaki gerçeğin onun önceki şüphesini doğruladığını bildirir. Buradaki as, “olduğu gibi” anlamındadır; “olduğu zaman” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen As + kişi + suspected/expected kalıbı, önceki bir yargıdan onu doğrulayan sonuca geçiş sağlar.
Alıştırma
Cümleyi As Lena suspected ile tamamlayın: ____, the leak was under the sink.
Cevabı göster
As Lena suspected
the bolt was a weak point in Hephaestus's design. Kalıp ifadeler
2:24cıvata, Hephaistos'un tasarımındaki zayıf bir noktaydı.
a weak point in Hephaestus's design: savunmasız bir parçayı belirtmek
Bu cümlede a weak point in Hephaestus's design, tasarımın bir parçası olan cıvatanın bozulabileceğini veya bundan yararlanılabileceğini ve böylece tüm tasarımı daha güvensiz hâle getirebileceğini belirtir. Buradaki point, bir “görüş” değil, belirli bir parça veya noktadır. Yeniden kullanılabilen a weak point in + sistem/tasarım/plan/sav kalıbı, zayıflığı içeren daha büyük bütünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi a weak point in ile tamamlayın: The unsupported claim is ____ the argument.
Cevabı göster
a weak point in
flowed out: içeriden dışarıya hareket
Flowed out, bir sıvının iç bir alandan dışarı aktığını belirtir. Flowed, flow fiilinin geçmiş zaman biçimidir; out ise hareketin yönünü ve sonucunu gösterir. Out olmadan flow yalnızca sıvının sürekli hareket ettiğini söyler. Flow out yapısından sonra kaynağı gösteren of + yer gelebilir: Water flowed out of the pipe.
Alıştırma
İngilizce cümleyi flow out of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın. After the valve broke, water ____ the pipe.
Cevabı göster
flowed out of
like molten lead: ağır ve metalik bir akışı anlatan benzetme
Like + isim öbeği burada bir benzetme kurar. Sıvı, hareketini ve görünüşünü canlandırmak için molten lead ile, yani sıvı hâle gelene kadar ısıtılmış kurşunla karşılaştırılır. Bu karşılaştırma ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış düşündürür; sıvının gerçekten kurşun olduğunu söylemez. Bu ifadede lead, metali belirten isimdir; yönlendirmek anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümledeki like molten lead neyi düşündürür?
- Birinin sıvıyı yönlendiriyor olması.
- Ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış.
- Sıvının gerçekten kurşundan yapılmış olması.
Cevabı göster
Ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış.
draining Talos of his power source: drain X of Y yapısı
Burada drain + Talos + of + his power source, “güç kaynağını çekip alarak veya tüketerek Talos’un onu kaybetmesine neden olmak” anlamına gelir. drain X of Y yapısında X, bir şeyden yoksun kalan kişi veya nesnedir; Y ise alınan ya da tüketilen şeydir. draining ... biçimindeki -ing grubu, az önce sözü edilen eylemin sonucunu anlatır; ayrı bir ana cümle başlatmaz. Bu yapı energy, strength ve money gibi kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi drain + us + of + our energy yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The long climb ____.
Cevabı göster
drained us of our energy
The robot collapsed with a thunderous crash, Kalıp ifadeler
2:33Robot gök gürültüsüne benzer bir gürültüyle yere yığıldı,
collapsed with a thunderous crash: with + ses bildiren isim grubu
collapsed with a thunderous crash ifadesinde collapsed ana eylemi verirken with + isim grubu bu eyleme eşlik eden sesi ekler. Böylece başka bir tam yan cümle eklemeden eylem daha canlı anlatılır. Thunderous, “gök gürültüsü gibi son derece yüksek sesli” anlamına gelir. crash sesini niteler; o sırada gerçekten fırtına olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi with + a thunderous crash ile tamamlayın: After the final support broke, the old roof collapsed ____.
Cevabı göster
with a thunderous crash
and the Argonauts were free to travel home. Dilbilgisi
2:37ve Argonotlar evlerine dönmekte özgürdüler.
were free to travel home: izin veya bir kısıtlamanın kaldırılması
be + free + to-infinitive yapısı, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirme izni olduğunu veya artık o eylemi engelleyen bir kısıtlama kalmadığını belirtir. Buradaki were free to travel home, engelin ortadan kalktığını ve Argonotların evlerine dönebildiğini ifade eder. Burada free, özgürlüğü veya kısıtlama bulunmamasını anlatır; fiyatın ücretsiz olduğu anlamına gelmez. be free to do yapısının izin, bir yükümlülüğün sona ermesi veya bir engelin kaldırılması anlamlarından hangisini vurguladığını bağlam belirler.
Alıştırma
Kısıtlamanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be free to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the gates reopened, the visitors ____ enter the garden.
Cevabı göster
were free to
raises some familiar anxieties about artificial intelligence Kalıp ifadeler
2:44yapay zeka hakkında bazı tanıdık endişeleri gündeme getiriyor
first recorded in roughly 700 BCE: bilinen en eski kaydın yaklaşık tarihi
First recorded in roughly 700 BCE, This story ifadesini niteleyen ve virgüllerle ayrılan edilgen bir söz öbeğidir. Cümlenin ana iddiasından önce tarihsel arka plan verir: hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir. First recorded, günümüze ulaşmış veya bilinen kaydı ifade eder; hikâyenin yaratıldığı ya da ilk kez anlatıldığı zamanı belirtmek zorunda değildir. Roughly tarihin yaklaşık olduğunu, BCE ise Milattan Önce anlamını taşır.
Alıştırma
First recorded in roughly 700 BCE ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir.
- Hikâye kesin olarak tam MÖ 700 yılında yaratılmıştır.
- Hikâye MÖ 700 yılından bir süre sonra sesli olarak kaydedilmiştir.
Cevabı göster
Hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir.
yapay zekâ hakkında bilindik kaygıları gündeme getirmek
Buradaki raises, “bir duygu ya da konunun ortaya çıkmasına ve dikkat çekmesine neden olur” anlamındadır; fiziksel olarak “yukarı kaldırır” demek değildir. Özne, kaygıları gündeme getiren şeydir; anxieties about ise kaygıların konusunu belirtir. Some familiar anxieties, tekrar tekrar tartışıldığı için insanların zaten tanıdığı endişelerdir. Aktarılabilir raise anxieties/concerns/questions about something kalıbı, bu tepkilerin veya meselelerin ortaya çıkmasına neden olmak demektir.
Alıştırma
Yeni sistemin insanların gizlilik konusunda endişelenmesine neden olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The new system rises concerns about privacy.
- The new system raises concerns about privacy.
- The new system lifts concerns about privacy.
Cevabı göster
The new system raises concerns about privacy.
and even provides an ancient blueprint for science fiction. Deyimler
2:48ve hatta bilim kurgu için eski bir taslak sunuyor.
bilim kurgu için eski bir model sunmak
Blueprint sözcüğü gerçek anlamıyla ayrıntılı bir tasarım çizimidir. Burada ise erken bir model veya temel kalıp için kullanılan bir benzetmedir: eski bir eser, sonraki bilim kurgu çalışmalarının geliştirebileceği fikirler veya yapılar içerir. Aktarılabilir provide a blueprint for something ifadesi, “bir şeyin daha sonraki gelişimi için model veya çerçeve sunmak” demektir. Ancient, modelin eski olduğunu anlatır; gerçek bir eski inşaat planını ifade etmez.
Alıştırma
“The pilot program provides a blueprint for future schools.” cümlesinde blueprint ne anlama gelir?
- Gelecekteki okulların izleyebileceği temel bir model.
- Okulun kullandığı mavi bir kâğıt.
- Değiştirilemeyen tamamlanmış bir bina.
Cevabı göster
Gelecekteki okulların izleyebileceği temel bir model.
according to historians: bir iddiayı kaynağıyla çerçevelemek
According to historians bir kaynak ifadesidir: Ardından gelen iddianın tarihçilerin araştırmalarından veya görüşlerinden geldiğini belirtir; böylece iddia, konuşanın desteksiz kişisel görüşü olarak sunulmaz. Aktarılabilir kalıp according to + kaynak biçimindedir. Bu ifade iddiadan önce kullanıldığında bilgiyi baştan çerçeveler ve dinleyici iddianın kimin anlatımına veya kanıtına dayandığını anlar.
Alıştırma
Kaynağı belirtmek için boşluğu according to ile tamamlayın: ____ the museum guide, this statue is over two thousand years old.
Cevabı göster
According to
ancient robots were more than just myths. Kalıp ifadeler
2:54eski robotlar efsanelerden daha fazlasıydı.
more than just myths: aşırı dar bir tanımı reddetmek
more than just + isim, bu ismin tablonun yalnızca bir bölümünü anlattığını gösterir. Burada more than just myths, antik robotların yalnızca efsanelere ait olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder ve gerçek dünyada da bir dayanakları olduğunu düşündürür. Bu kalıpta more than miktarları karşılaştırmaz. Açıklamanın kapsamını genişletir: X is more than just Y, X'in Y dışında ek bir rolü, değeri, anlamı veya gerçek yönü de olduğunu belirtir.
Alıştırma
İlk açıklamanın fazla sınırlı olduğunu göstermek için cümleyi more than just ile tamamlayın: The community garden is ____ a place to grow food; it also brings neighbors together.
Cevabı göster
more than just
Greek engineers began making actual automatons, Kalıp ifadeler
2:58Yunan mühendisler gerçek otomatlar yapmaya başladılar,
By the 4th century BCE: En Geç O Tarihsel Dönemde
By the 4th century BCE, bu tarihsel dönemi bir zaman sınırı olarak belirler. Burada Yunan mühendislerin bu işe en geç o dönemde başlamış olduğu anlamına gelir; başlangıç daha önce de gerçekleşmiş olabilir. by bir zaman ifadesini tanıttığında “o noktada veya daha önce” anlamına gelir; “yanında” anlamına gelmez. began fiili, bu sınıra gelindiğinde gerçekleşmiş olan tarihsel değişimi belirtir.
Alıştırma
By the 4th century BCE ifadesindeki zaman ilişkisini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Bu ifade faaliyeti fiziksel olarak dördüncü yüzyılın yanına yerleştiriyor.
- Faaliyet tam olarak dört yüzyıl sürdü.
- Faaliyet en geç o dönemde başlamıştı.
Cevabı göster
Faaliyet en geç o dönemde başlamıştı.
began making actual automatons: Gerçek Makineler Yapmaya Başlamak
Began making, üretim faaliyetinin başlangıcını belirtir. Begin fiilinden sonra -ing biçimi gelebilir; bu nedenle began making, “yapmaya başladı” anlamına gelir. Actual, automatons sözcüğünü niteler ve “günümüzdeki makineler” değil, “gerçekten var olan makineler” anlamına gelir. Bir automaton, kendi kendine hareket etmek veya çalışmak üzere tasarlanmış bir makinedir. Burada actual, gerçekten yapılmış makineleri yalnızca hikâyelerde veya düşüncelerde var olanlardan ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle began making actual automatons ifadesini en iyi şekilde açıklar?
- Mühendisler şu anda var olmayan makineleri hayal ediyor.
- Mühendisler kendi kendine çalışabilen gerçek makineler yapmaya başladı.
- Mühendisler günümüzde kullanılan makineleri yapmayı bıraktı.
Cevabı göster
Mühendisler kendi kendine çalışabilen gerçek makineler yapmaya başladı.
including robotic servants and flying models of birds. Anlatım akışı
3:01bunların arasında robotik hizmetkarlar ve uçan kuş modelleri de vardı.
including robotic servants and flying models of birds: örnekler sunmak
Including ifadesi, daha önce sözü edilen daha geniş bir grubun belirli üyelerini tanıtır. Burada robotik hizmetkârlar ve uçan kuş modelleri, genel kategoriyi daha somut hâle getirir. Including ile verilen bir liste genellikle eksiksiz bir döküm değil, örnekler sunar. Sayılan ögeler gruba aittir, ancak başka üyeler de bulunabilir.
Alıştırma
Bu cümlede including okura ne anlatır? The club offers several activities, including chess and painting.
- Satranç ve resim kulübün etkinlikleri arasında değildir.
- Satranç ve resim örnektir; kulüp başka etkinlikler de sunabilir.
- Satranç ve resim kulübün tek etkinlikleridir.
Cevabı göster
Satranç ve resim örnektir; kulüp başka etkinlikler de sunabilir.
None of these creations were as famous as Talos, Dilbilgisi
3:06Bu icatların hiçbiri Talos kadar ünlü değildi;
were as famous as Talos: olumsuz özneyle as ... as karşılaştırması
as + adjective + as kalıbı iki kişiyi veya şeyi aynı derece bakımından karşılaştırır: was as famous as, referans alınan kişi veya şeyle aynı düzeyde ünlüydü anlamına gelir. Tam cümlecikte None of these creations olumsuz anlamı sağlar. Bu nedenle hiçbir yaratım Talos'un şöhret düzeyine ulaşmamıştır; hepsi Talos'tan daha az ünlüdür.
Alıştırma
Cümleyi as ... as kalıbı ve experienced sıfatıyla tamamlayın: No other player was ____ the captain.
Cevabı göster
as experienced as
public frescoes and in theatrical performances.
3:11halka açık fresklerde ve tiyatro oyunlarında yer aldı.
appeared on ... and in ...: farklı ortamlarda bir figür
Bu liste, figürün antik Yunan kültürünün çeşitli alanlarında tanındığını gösterir: sikkeler, çömlekler ve kamusal alanlardaki resimler ile canlı tiyatro. İnsanlar bu figürü yalnızca yazılı hikâyelerden değil, başka yerlerden de tanıyabiliyordu. Cümle, bu kanıtları kullanılan ortama göre düzenler. Görsel biçimleri appeared on ifadesinden sonra gruplandırır, ardından figürün gösterinin içeriğinin parçası olduğu theatrical performances için appeared in ifadesine geçer.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için on ve in ifadelerini birer kez kullanın: The hero's image appeared ____ a coin, and the hero appeared ____ a stage production.
Cevabı göster
on · in
Even 2,500 years ago: şaşırtıcı derecede erken bir zamanı vurgulamak
Bir zaman ifadesinden önce kullanılan even vurgu katar: söz konusu zaman, dinleyicinin bekleyebileceğinden daha uç bir noktadadır. Burada 2.500 yıl öncesini şaşırtıcı derecede erken bir zaman olarak sunar ve dinleyiciyi, sonraki bilginin o dönemde zaten doğru olduğu fikrine hazırlar. Buradaki even, vurgu belirten bir zarftır. Ortalama ya da eşit biçimde anlamına gelmez.
Alıştırma
Even 2,500 years ago ifadesindeki even ne anlatır?
- Konuşmacı dönemin ortalama uzunluğunu veriyor.
- Konuşmacı, durumun bu kadar uzun zaman önce zaten var olmasını şaşırtıcı buluyor.
- Konuşmacı durumun her 2.500 yılda bir gerçekleştiğini söylüyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, durumun bu kadar uzun zaman önce zaten var olmasını şaşırtıcı buluyor.
Greeks had already begun to investigate the uncertain line between human and machine. Notlar
3:17Yunanlılar insan ile makine arasındaki belirsiz sınırı araştırmaya başlamıştı.
had already begun to investigate: geçmişteki bir referans noktasından önceki başlangıç
Had begun, had + geçmiş zaman ortacı begun ile kurulan past perfect yapısıdır. Araştırmanın başlangıcını, anlatının sağladığı geçmişteki bir referans noktasından daha önceye yerleştirir. Already, başlangıcın o ana kadar gerçekleşmiş olduğunu vurgular ve beklenenden erken olduğunu da düşündürebilir. Begin to investigate, etkinliğin tamamlandığını değil başladığını gösterir. Cümle, geçmişteki daha sonraki noktaya gelindiğinde araştırmanın başlamış olduğunu söyler; bütün soruların cevaplandığını söylemez.
Alıştırma
Had already begun to investigate ifadesinin zaman anlamını en iyi hangi seçenek açıklar?
- Geçmişteki o noktaya kadar araştırma kesinlikle tamamen bitmişti.
- Geçmişteki o noktaya kadar araştırma henüz başlamamıştı.
- Geçmişteki daha sonraki bir noktaya gelindiğinde araştırma başlamıştı, ancak mutlaka bitmiş değildi.
Cevabı göster
Geçmişteki daha sonraki bir noktaya gelindiğinde araştırma başlamıştı, ancak mutlaka bitmiş değildi.
the uncertain line between human and machine: tanımlanması zor bir sınır
The line between A and B ifadesindeki line, iki kategori ya da düşünceyi ayıran bir sınırın benzetmesidir. Burada iki kategori human ve machine olduğundan, fiziksel bir çizgiden söz edilmez. Uncertain, bu sınırı tanımlamanın ya da tutarlı biçimde uygulamanın zor olduğunu belirtir. İfade, tek bir kategoriye açıkça uymayan durumlara işaret eder ve bu kalıp sınıflandırma, kimlik veya sorumlulukla ilgili başka tartışmalara da aktarılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the uncertain line between human and machine ne anlama gelir?
- Bir makineyi kullanmak için bekleyen insan sırası.
- Bir insan ile bir makine arasındaki zemine çizilmiş fiziksel bir işaret.
- İki kategori arasında tanımlanması zor olan kavramsal bir sınır.
Cevabı göster
İki kategori arasında tanımlanması zor olan kavramsal bir sınır.
And like many modern myths about artificial intelligence, Anlatım akışı
3:22Ve yapay zeka hakkındaki birçok modern efsane gibi,
like many modern myths about artificial intelligence: bir karşılaştırma çerçevesi kurmak
Baştaki like many modern myths about artificial intelligence edat öbeği, ana cümleden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Hikâyeyi modern yapay zekâ anlatılarıyla aynı geniş gruba yerleştirir ve dinleyiciye devamında ortak bir özelliğin açıklanacağını bildirir. Buradaki myths, yaygın biçimde tekrarlanan ve simgesel anlam taşıyan hikâye ya da anlatılar demektir; mutlaka yanlış inançlar anlamına gelmez. Like sözcüğünden sonra karşılaştırma grubunu veren isim öbeği gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede, ana cümlenin öznesini bir karşılaştırma grubuna yerleştirmek için cümle başında Like + isim öbeği doğru kullanılmıştır?
- As many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.
- Like many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.
- Like many science-fiction novels, readers often discuss this book.
Cevabı göster
Like many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.
is as much about A as it is about B: iki temaya eşit ağırlık vermek
be as much about A as it is about B kalıbı, A ve B’nin eşit derecede önemli konular olduğunu belirtir. Bu cümlede robotic heart ve robotic brain, hikâyenin eşit derecede merkezî iki yönü olarak sunulur; much fiziksel bir miktarı değil, konuya verilen ağırlığı ölçer. İlk as eşitlik kalıbını başlatır, ikinci as ise tamamlar. it is about ifadesinin tekrarlanması iki tarafı paralel ve açık hâle getirir. Daha kısa bir biçim de mümkündür: be as much about A as about B.
Alıştırma
Cümleyi as much about A as it is about B kalıbıyla tamamlayın: The documentary is ____ family relationships ____ it is about music.
Cevabı göster
as much about · as
his robotic heart ... his robotic brain: duygu ve zekâ
Bu cümlede heart ve brain simgesel olarak kullanılır. his robotic heart duygulara, şefkate ve insana benzer bir iç dünyaya; his robotic brain ise düşünmeye ve zekâya işaret eder. as much about X as it is about Y kalıbı iki düşünceye eşit önem verir. Hikâye yalnızca Talos'un ne kadar akıllıca çalıştığıyla değil, bir makinenin hissediyormuş gibi görünüp görünemeyeceğiyle de aynı ölçüde ilgilidir. Bu ifadeleri sıradan biyolojik organlar olarak düşünmek gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede his robotic heart ile his robotic brain arasındaki karşıtlık esas olarak neyi anlatır?
- Talos'un duygularının zekâsından daha az önemli olduğunu söyler.
- Maddi iki makine parçasının maliyetini karşılaştırır.
- Talos'un duygularına ve zekâsına eşit önem verir.
Cevabı göster
Talos'un duygularına ve zekâsına eşit önem verir.
Illustrating the demise of Talos on a vase of the 5th century BCE, Dilbilgisi
3:31MÖ 5. yüzyıldan kalma bir vazoda Talos'un ölümünü resmeden
Illustrating the demise of Talos ...: cümle başında bir -ing öbeği
Illustrating ... cümlenin başında kullanılan bir present participle, yani -ing öbeğidir. Ana cümleden önce eylemi ve görsel arka planı verir: bir ressam, MÖ 5. yüzyıla ait bir vazo üzerinde Talos'un ölümünü tasvir etmektedir. Illustrating ana fiil değildir. Örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; tam cümlede tasvir eden one painter, ana fiil ise captured'dır.
Alıştırma
Hangi cümlede virgülden sonraki özne, baştaki -ing eylemini de doğru biçimde gerçekleştirmektedir?
- Painting the landscape, Maya used warm colors.
- Painting the landscape, the colors looked warm to Maya.
- Painting the landscape, there were warm colors everywhere.
Cevabı göster
Painting the landscape, Maya used warm colors.
one painter captured the dying automaton's despair Kalıp ifadeler
3:36bir ressam, ölmekte olan otomatın umutsuzluğunu,
capture + duygu: captured the dying automaton's despair
Sanat ve medya betimlemelerinde capture + duygu, o duyguyu doğru ve canlı biçimde göstermek veya ifade etmek anlamına gelir. Burada ressam, otomatın umutsuzluğunu görüntüye yansıtır. Captured mecazidir; fiziksel olarak yakalamak veya tutuklamak anlamına gelmez. the dying automaton's ifadesindeki iyelik yapısı, umutsuzluğun kime ait olduğunu gösterir. Daha genel olarak capture, bir şey içsel bir durumu yansıttığında duygu, ruh hâli veya ifade gibi nesneler alabilir.
Alıştırma
Bir görüntünün bir duyguyu canlı biçimde gösterdiğini doğal olarak anlatan cümle hangisidir?
- The photograph arrested the child's excitement.
- The photograph captured the child's excitement.
- The photograph caught the child because she was excited.
Cevabı göster
The photograph captured the child's excitement.
with a tear rolling down his bronze cheek. Dilbilgisi
3:39bronz yanağından süzülen bir gözyaşı ile yakaladı.
with + isim + -ing: eş zamanlı bir hareket eklemek
With + isim + şimdiki zaman ortacı (-ing), ana durumla aynı anda gerçekleşen bir sahne veya eylem ekler. with a tear rolling down his bronze cheek ifadesinde a tear, rolling eylemini yapan isimdir; down his bronze cheek ise hareketin izlediği yolu gösterir. Bu with öbeği ek bilgi verir ve tek başına tam bir cümle değildir. Anlatıya veya görsel betimlemeye başka bir tam yan cümle başlatmadan hareketli bir ayrıntıyı kısa biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
with + isim + şimdiki zaman ortacı yapısını tamamlamak için run fiilinin -ing biçimini kullanın: She stood at the window with rain ____ down the glass.
Cevabı göster
running
Konuşma geçişi olarak But wait,
Burada But wait, anlatımın akışını kısa süreliğine keser. Ardından başka bir soru, istisna veya şaşırtıcı ayrıntı geleceğini bildirir ve dinleyiciden zihnen durup sonraki kısma dikkat etmesini ister. Buradaki but tam bir resmî tartışmadaki mantıksal karşıtlığı kurmaz; wait de hareket etmeyi bırakmaya yönelik gerçek bir emir değildir. Bu iki sözcük, yeni bilgiden önce hızlı bir dönüş yaratarak mesajı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede But wait, akışı kesip gözden kaçmış bir soruyu ortaya çıkarmak için en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The plan sounds simple. In conclusion, what if the road is closed?
- The plan sounds simple. For example, what if the road is closed?
- The plan sounds simple. But wait, what if the road is closed?
Cevabı göster
The plan sounds simple. But wait, what if the road is closed?
Learn more about Jason and the Argonauts' epic adventures with this video,
3:48Bu video ile İason ve Argonotların epik maceraları hakkında daha fazla bilgi edinin
or grapple with the burning questions surrounding AI with this video. Deyimler
3:53ya da bu video ile yapay zekayı çevreleyen yakıcı sorularla yüzleşin.
grapple with the burning questions surrounding AI: yapay zekâyla ilgili yakıcı sorularla uğraşmak
Grapple with, zor bir şeyi anlamak veya ele almak için büyük çaba göstermek anlamına gelen bir mecazdır. Etkin ve ciddi bir çabayı anlatır; fiziksel bir kavga değildir ve sorunun mutlaka başarıyla çözüldüğünü de göstermez. Burning questions, insanların yanıtını büyük bir istekle beklediği acil ve önemli sorulardır. Surrounding AI, yapay zekâyla ilgili demektir. İfade bütünüyle, yapay zekâ konularını zor ve acil meseleler olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, araştırmacıların acil bir sorunu çözmek için ciddi çaba gösterdiğini ancak onu çözdüklerini söylemediğini ifade eder?
- Researchers are grappling with the burning question of how to stop the disease from spreading.
- Researchers have settled the question of how to stop the disease from spreading.
- Researchers are avoiding the difficult question of how to stop the disease from spreading.
Cevabı göster
Researchers are grappling with the burning question of how to stop the disease from spreading.