İlk robot olan Talos'un Yunan miti - Adrienne Mayor: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
539 kelime 148 kel/dk

Video açıklaması: Video, Hephaistos’un Girit’i korumak için bronz otomat Talos’u nasıl yarattığını, Medea’nın onu yenmek için ölümsüzlük arzusundan nasıl yararlandığını ve bu mitin gerçek Antik Yunan otomatlarıyla birlikte yapay zekâ ile insan-makine sınırına ilişkin modern soruları nasıl önceden haber verdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. test his mettle — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin bir metali sınamak değil, kişinin cesaretini, yeteneğini veya karakterini zorlu koşullarda denemek anlamına geldiğini anlayın; bir rakip ya da güçlük kişinin gerçek kapasitesini ortaya çıkardığında kullanın. 2. according to historians, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Anlatı mitten tarihsel kanıtlara geçerken bu kaynak göstergesini tanıyın ve bir iddiayı dayanaksız gerçek gibi sunmak yerine kaynağına bağlamak için according to + kaynak yapısını kullanın. 3. is as much about his robotic heart as it is about his robotic brain. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki temanın eşit ölçüde önemli olduğunu anlatan bu dengeli yapıyı kullanın; burada Talos’un duyguları ve özlemleri, mekanik zekâsı kadar hikâyenin merkezindedir.

Bu derste

Hephaestus, god of technology, was hard at work on his most ingenious invention yet. Notlar

0:07

Teknoloji tanrısı Hephaistos, bugüne kadarki en dahiyane icadı üzerinde harıl harıl çalışıyordu.

Kültür

god of technology: kimliği belirten açıklayıcı ifade

god of technology, Hephaestus adından sonra gelerek onun kim olduğunu belirten bir isim öbeğidir. Virgüller bunun ayrı bir eylem değil, kimlikle ilgili ek bilgi veren bir açıklayıcı öge olduğunu gösterir. Buradaki technology; zanaat, metal işçiliği, üretim ve icadı kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Hephaistos'u yalnızca modern elektronikle değil, ustalık gerektiren üretimle ilişkilendirir.

Alıştırma

god of technology bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Hephaistos'un nerede çalıştığını söyler.
  2. Yaptığı icadın adını verir.
  3. Hephaistos'un kimliğini ve rolünü belirtir.
Cevabı göster

Hephaistos'un kimliğini ve rolünü belirtir.

Kalıp ifadeler

hard at work on: bir işe tamamen yoğunlaşmış olmak

Be hard at work on something, bir şey üzerinde etkin ve büyük bir dikkatle çalışıyor olmak demektir. Cümlede Hephaistos icadına tamamen odaklanmıştır; hard, icadın ne kadar zor olduğunu değil, çalışmanın yoğunluğunu anlatır. Yapı be + hard at work on + proje, görev veya sorun şeklindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is hard at work on, was hard at work on veya are hard at work on.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir işe tamamen yoğunlaşmış olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The design team is ____ a safer bike helmet.

Cevabı göster

hard at work on

Dilbilgisi

most ingenious invention yet: o ana kadarki en dahice icat

his most ingenious invention yet ifadesinde most ingenious üstünlük derecesidir; bu icadı Hephaistos'un önceki tüm icatlarından üstün gösterir. Yet, öyküdeki karşılaştırmanın zaman sınırını “o ana kadar” olarak belirler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “üstünlük sıfatı + isim + yet” şeklindedir. Bir şeyi o zamana kadarki en güçlü sonuç olarak gösterirken, ileride daha iyisinin ortaya çıkma olasılığını da açık bırakır. Buradaki yet, so far anlamında bir zarftır; but anlamındaki bağlaç değildir.

Alıştırma

Cümleye “Bu, şimdiye kadarki en iyi tasarımımız” anlamını veren tek sözcüğü yazın: This is our best design ____.

Cevabı göster

yet

He was creating a new defense system for King Minos, Kalıp ifadeler

0:12

Kral Minos için yeni bir savunma sistemi yaratıyordu,

Kalıp ifadeler

new defense system for King...: for hedeflenen kullanıcıyı belirtir

a new defense system for King Minos ifadesinde for, sistemin korumak veya hizmet etmek üzere tasarlandığı kişiyi belirtir. He zamiri was creating yapısının öznesi olduğu için sistemi oluşturan kişiyi gösterir; Kral Minos sistemi yapan değil, sistemden yararlanan kişidir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “system for + kişi, kuruluş veya amaç” şeklindedir. Bir sistemin kimin ya da neyin kullanımına yönelik tasarlandığını belirtir; sistemi kimin oluşturduğunu göstermez.

Alıştırma

Hastaneyi hedeflenen kullanıcı olarak gösteren edatı yazın: The engineers built a new warning system ____ the hospital.

Cevabı göster

for

who wanted fewer intruders on his island kingdom of Crete. Kelime

0:15

Kral, Girit adasındaki krallığında daha az davetsiz misafir istiyordu.

Kelime

fewer intruders: sayılabilen miktar ve izinsiz giriş

“Fewer intruders”, izinsiz giren kişilerin sayısının daha az olduğunu ifade eder. Fewer, sayılabilen çoğul isim intruders'ı niteler; sayılamayan bir isimle İngilizcede normalde less kullanılır. Intruder, tarafsız bir ziyaretçi veya davetli bir misafir değildir. Bu sözcük, kişinin izinsiz olduğunu belirtir ve çoğu zaman bir güvenlik tehdidi anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, izinsiz giren kişilerin sayısının daha az olduğunu anlatmak için fewer intruders ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Better locks made every invited guest an intruder.
  2. Better locks led to less intruders in the building.
  3. Better locks led to fewer intruders in the building.
Cevabı göster

Better locks led to fewer intruders in the building.

But mortal guards and ordinary weapons wouldn't suffice, Notlar

0:20

Ancak ölümlü muhafızlar ve sıradan silahlar yeterli olmayacaktı,

Kültür

mortal guards: tanrısal olmayan insan koruyucular

Bu mitolojik bağlamda “mortal guards”, tanrılara, ölümsüz varlıklara veya doğaüstü yaratımlara karşıt olarak insan ve tanrısal olmayan muhafızları ifade eder. Mortal, onların sınırlı insan statüsünü belirtir; o anda ölmekte olduklarını söylemez. “Ordinary weapons wouldn't suffice” ifadesiyle birlikte normal insan savunmasının yetersiz olduğunu gösterir ve dinleyiciyi olağanüstü bir koruyucunun gelişine hazırlar.

Alıştırma

Yargılayın: Fantastik bir öyküde mortal guards, insan muhafızları tanrılarla veya ölümsüz koruyucularla karşılaştırmak için kullanılabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Kelime

wouldn't suffice: “yeterli olmazdı” demenin resmî bir yolu

Bu cümlede wouldn't suffice, “ihtiyacı karşılamaya yetmezdi” anlamına gelir. Suffice bir fiildir; yetersiz bulunan ögeler mortal guards and ordinary weapons ifadesindekilerdir ve suffice önünde be kullanılmaz. Wouldn't, bu yetersizliği söz konusu durumda beklenen sonuç olarak sunar. Bu ifade wouldn't be enough kalıbından daha resmîdir ve bir kaynağın, yöntemin veya çözümün neden bir gereksinimi karşılamadığını açıklarken sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi bakımından doğrudur ve bir ilk yardım çantasının elli kişiye yetmeyeceği anlamına gelir?

  1. One first-aid kit wouldn't suffice for a group of fifty.
  2. One first-aid kit wouldn't be suffice for a group of fifty.
  3. One first-aid kit wouldn't sufficient for a group of fifty.
Cevabı göster

One first-aid kit wouldn't suffice for a group of fifty.

so the visionary god devised an indomitable new defender. Kalıp ifadeler

0:23

bu yüzden vizyoner tanrı boyun eğmez yeni bir savunmacı tasarladı.

Kalıp ifadeler

devised an indomitable new defender: yenilmesi zor bir koruyucu tasarlamak

Devised, “üzerinde düşünüp planladıktan sonra tasarladı veya yarattı” anlamına gelir. Burada tanrı yalnızca bir savunucu bulmamış, yeni tür bir koruyucu fikri geliştirmiştir. Indomitable, kolayca yenilemeyen, fethedilemeyen veya pes etmeye zorlanamayan kişi ya da şeyi anlatır. Strong sözcüğünden çok daha güçlüdür ve savunucuya yüce, kahramanca bir nitelik katar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kraliçenin yenmesi son derece zor bir koruyucu tasarladığını söyler?

  1. The queen used a small device to lock the gate.
  2. The queen discovered a tired guard resting by the gate.
  3. The queen devised an indomitable guardian to protect the gate.
Cevabı göster

The queen devised an indomitable guardian to protect the gate.

In the fires of his forge, Kültür

0:27

Ocağının ateşinde,

Kültür

In the fires of his forge: metal işleme yeri anlamındaki forge

Burada forge bir isimdir: Bir metal ustasının metali ısıtıp şekillendirdiği fırını, ocağı veya atölyeyi ifade eder. In the fires of his forge ifadesi, eylemi sıcak bir metal işleme ortamına yerleştirir. Hephaistos burada bir yapıcı olarak gösterildiği için bu ifade, icadının metal işçiliğiyle üretildiğini anlamamızı sağlar. Forge burada “sahte bir kopya yapmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

In the fires of his forge ifadesinde forge ne anlama gelir?

  1. Sahte bir imza yapma eylemi
  2. Metali ısıtıp şekillendirmek için kullanılan bir fırın veya atölye
  3. Yemek pişirilen bir yer
Cevabı göster

Metali ısıtıp şekillendirmek için kullanılan bir fırın veya atölye

Hephaestus cast his invention in the shape of a giant man. Kelime

0:29

Hephaistos icadını dev bir adam şeklinde döktü.

Kelime

cast ... in the shape of ...: bir nesneyi kalıpla biçimlendirmek

Burada cast, cast fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “erimiş malzemeyi bir kalıba dökerek yaptı” anlamına gelir. cast something in the shape of ... kalıbı hem üretim sürecini hem de bitmiş nesnenin biçimini anlatır. Bu cümlede his invention üretilen nesnedir, a giant man ise nesnenin aldığı biçimdir. Metal işçiliği bağlamı ve shape sözcüğü, “fırlatmak” ve “bir oyuncu seçmek” anlamlarını eler.

Alıştırma

Hangi cümlede cast “malzemeyi bir kalıba dökerek yapmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The fisherman cast the line into the river.
  2. The director cast the artist in the leading role.
  3. The artist cast the door knocker in the shape of a lion's head.
Cevabı göster

The artist cast the door knocker in the shape of a lion's head.

Made of gleaming bronze, Dilbilgisi

0:33

Pırıl pırıl parlayan bronzdan yapılmış,

endowed with superhuman strength,

0:35

insanüstü bir güçle donatılmış

and powered by Ichor, Kültür

0:37

ve tanrıların yaşam sıvısı olan

Dilbilgisi

Made of ..., endowed with ... ve powered by ...: paralel niteleyiciler

Made of gleaming bronze, endowed with superhuman strength ve powered by Ichor, past participle yapısındaki üç paralel öbektir. Üçü de daha sonra gelen automaton adını niteler ve onun malzemesini, yeteneğini ve güç kaynağını açıklar. Tekrarlanan yapı, anlatıcının ana cümleden önce birden fazla özelliği art arda vermesini sağlar. Her öbek aynı betimleme görevini üstlendiği için bunlar üç ayrı ifade değil, tek ve yoğun bir giriş oluşturur.

Alıştırma

Aynı robotu betimlemek için üç paralel past participle öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Built from steel. Equipped with cameras. Powered by batteries.
  2. Built from steel, equipping with cameras, and batteries powered it, the robot entered the tunnel.
  3. Built from steel, equipped with cameras, and powered by batteries, the robot entered the tunnel.
Cevabı göster

Built from steel, equipped with cameras, and powered by batteries, the robot entered the tunnel.

the life fluid of the gods,

0:38

İkor'dan güç alan

Kültür

Ichor, the life fluid of the gods: açıklayıcı eş değer ad öbeği

Yunan mitolojisinde Ichor, tanrıların bedenlerinde akan ve kabaca onların kanına karşılık gelen bir maddedir. Ichor ifadesinin hemen ardından gelen the life fluid of the gods ad öbeği, onu başka sözlerle açıklar; bu, açıklayıcı bir eş değer ad öbeğidir. Bu açıklama gerekli anlamı hemen verdiği için okuyucu, önceden mitoloji bilgisine sahip olmasa da yabancı sözcüğü anlayabilir. Bu cümlede Ichor olağanüstü bir güç kaynağıdır; sıradan bir yakıtın adı değildir.

Alıştırma

the life fluid of the gods öbeği bu cümlede ne işe yarar?

  1. Otomatın kime ait olduğunu söyler.
  2. Ichor dışında ikinci bir yakıtın adını verir.
  3. Ichor ifadesini başka sözlerle belirtip açıklar.
Cevabı göster

Ichor ifadesini başka sözlerle belirtip açıklar.

this automaton was unlike anything Hephaestus had forged before. Notlar

0:40

bu otomat, Hephaistos'un daha önce dövdüğü hiçbir şeye benzemiyordu.

Kelime

automaton: kendi kendine hareket eden mekanik bir yapı

Automaton, kendi kendine hareket etmek veya eylemler gerçekleştirmek üzere yapılmış mekanik bir cihazı ya da figürü anlatır. Bu cümlede insan bir hizmetçiyi değil, Hephaistos'un ürettiği mekanik bir yaratımı adlandırır. Kelime çoğu zaman dişlileri, saat mekanizmalarını veya mitoloji ya da tarihteki yapay bir figürü çağrıştırır. Tek başına makinenin elektronik, zeki veya modern bir robot olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Dişliler ve yaylarla hareket eden eski bir mekanik figürün resmî müze etiketinde hangi sözcük en uygun olur?

  1. automaton
  2. servant
  3. robot
Cevabı göster

automaton

Dilbilgisi

unlike anything ... had forged before: daha önce benzeri olmadığını vurgulamak

Unlike anything Hephaestus had forged before, önceki yaratımlarının hiçbirinin buna benzemediği anlamına gelir. Bu karşılaştırma, automatonun tamamen yeni veya daha önce benzeri görülmemiş olduğunu vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp unlike anything + özne + had + geçmiş zaman ortacı + before biçimindedir. Had forged past perfect yapıdadır; çünkü önceki dövme işi, anlatılan geçmişteki yaratım olayından daha önce gerçekleşmiştir. Referans noktası şimdiki zamansa zaman değişebilir: This is unlike anything she has made before.

Alıştırma

Cümleyi unlike anything ... had ... before kalıbıyla tamamlayın: The new bridge was ____ the engineers ____.

Cevabı göster

unlike anything · had built before

The god named his creation Talos, Kalıp ifadeler

0:44

Tanrı, yarattığı şeye Talos adını verdi,

Kalıp ifadeler

named his creation Talos: name + nesne + ad

Named his creation Talos, name + object + name kalıbını izler. His creation ad verilen varlıktır; Talos ise ona verilen addır. Bir insana, hayvana, ürüne, projeye veya başka bir şeye ad verirken bu kalıbı kullanın: name fiilinden sonra nesneyi, ardından doğrudan seçilen adı getirin. Bu temel kalıpta nesneyi atlamayın ve seçilen adın önüne as ya da to eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi name + object + name kalıbıyla tamamlayın. Ekip yeni dronuna Scout adını verdi: The team ____.

Cevabı göster

named its new drone Scout

the first robot. Kültür

0:47

ilk robota.

Kültür

the first robot: Talos için anlatısal bir etiket

Bu cümlede the first robot, mitolojik bir figür olan Talos'u modern bir kategoriyle tanımlar. Dinleyicinin antik çağda hayal edilmiş yapay bir varlık ile günümüzdeki robot fikri arasında bağlantı kurmasına yardımcı olur. Buradaki first, erken dönemde hayal edilmiş bir örnek hakkındaki anlatısal bir iddiadır. Talos'un gerçek bir makine olduğuna veya modern bir teknik tanımı karşıladığına ilişkin belgeli bir mühendislik tarihi iddiası değildir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir teknoloji tarihi raporunda mitolojik bir figür, herhangi bir niteleme veya kanıt olmadan the first robot olarak sunulabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Three times a day, Kalıp ifadeler

0:49

Günde üç kez,

Kalıp ifadeler

Three times a day: günlük sıklığı üç kez olarak belirtmek

Three times a day, bir şeyin her gün içinde üç kez gerçekleştiğini ifade eder. Buradaki times, “olayların sayısı” anlamındadır; “tarihsel çağlar” anlamında değildir. Sıklık belirtmek için sayı + times + a + zaman dilimi yapısını kullanın. Four times a week ve five times a year buna örnektir. Bu yapıda bir ve iki kez için one time ve two times yerine genellikle once ve twice kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “her gün üç kez” anlamındaki hedef sıklık ifadesiyle tamamlayın: The coach checks the schedule ____.

Cevabı göster

three times a day

the bronze guardian marched around the island's perimeter, Kalıp ifadeler

0:50

bronz muhafız adanın çevresinde yürüyüş yapıyor,

Kalıp ifadeler

marched around the island's perimeter: dış sınırı takip etmek

Marched, march fiilinin geçmiş zaman biçimidir: sağlam, düzenli ve amaçlı adımlarla ilerlemek anlamına gelir. Around the island's perimeter güzergâhı belirtir; muhafız adanın içinden geçmek yerine dış kenarını takip etmiştir. Perimeter, bir alanı çevreleyen sınırdır ve bu sınırın çevresindeki toplam uzunluğu da ifade edebilir. Burada around the perimeter, sınır boyunca bir tur atmayı anlatır.

Alıştırma

marched around the island's perimeter ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. adanın ortasında rahatça yürümek
  2. adanın içindeki her bölümü ölçmek
  3. sağlam ve amaçlı adımlarla adanın dış sınırı boyunca ilerlemek
Cevabı göster

sağlam ve amaçlı adımlarla adanın dış sınırı boyunca ilerlemek

searching for interlopers. Kelime

0:53

davetsiz misafirleri arıyordu.

Kelime

interlopers: izinsiz ve istenmeyen davetsiz kişiler

Burada interlopers, bulunmamaları gereken bir yere veya duruma giren kişileri ifade eder. Bu ifade, aranan kişileri izinsiz giren ve istenmeyen davetsiz kişiler olarak gösterir. Sözcük, konuşanın yargısını taşır: Bu kişiler oraya ait değildir veya müdahale etme hakları yoktur. Bu ek anlam çok önemlidir; sözcük yalnızca tanınmayan veya yeni gelmiş kişileri ifade etmez.

Alıştırma

Hangi kişi en uygun şekilde interloper olarak tanımlanabilir?

  1. Resmen davet edilmiş ancak ev sahibini iyi tanımayan bir misafir
  2. Onayla gruba katılan yeni bir üye
  3. Kısıtlı bir toplantıya izinsiz giren biri
Cevabı göster

Kısıtlı bir toplantıya izinsiz giren biri

When he identified ships approaching the coast, Dilbilgisi

0:55

Kıyıya yaklaşan gemileri tespit ettiğinde,

Dilbilgisi

When he identified ...: rutin bir tetikleyici olarak zaman yan cümlesi

When he identified ships approaching the coast, cümlenin başında yer alan bir zaman yan cümlesidir. Önce ana cümledeki eylemi tetikleyen olayı belirtir; cümlenin tamamlanması için virgülden sonra bir ana cümle gelmelidir. Tekrarlanan bir işlem anlatıldığı için burada when, her gerçekleştiğinde veya bu olur olmaz anlamındadır: yaklaşan gemilerin tespit edilmesi aynı sonraki eylemi başlatır. When + özne + fiil, ana cümle kalıbı rutinler ve otomatik tepkiler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşan bir aracın tespit edilmesini otomatik tepki için rutin bir tetikleyici olarak sunar?

  1. When the camera identifies a vehicle approaching the gate, it sends an alert.
  2. If the camera identified a vehicle approaching the gate, it might send an alert.
  3. After the camera identified one vehicle, it sent one alert.
Cevabı göster

When the camera identifies a vehicle approaching the gate, it sends an alert.

Dilbilgisi

ships approaching the coast: kısaltılmış ilgi cümleciği

Burada approaching the coast, ships sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hangi gemileri tespit ettiğini belirtir: ships that were approaching the coast. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve isim öbeğini kısaltır. Approaching, ships sözcüğünü niteler; when ile başlayan yan cümlenin yüklemi değildir. O yan cümlenin yüklemi identified sözcüğüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede the hikers who were crossing the bridge anlamını vermek için bir isimden sonra şimdiki zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?

  1. The bridge crossed by the hikers was narrow.
  2. The hikers were crossing the bridge and waved to us.
  3. The hikers crossing the bridge waved to us.
Cevabı göster

The hikers crossing the bridge waved to us.

he hurled massive boulders into their path. Kalıp ifadeler

0:58

yollarına devasa kayalar fırlatıyordu.

Kalıp ifadeler

hurled massive boulders into their path: güç, yön ve engelleme

Hurled, “büyük bir güçle fırlattı” anlamına gelir. hurl something into someone’s path kalıbı, güçlü hareketi bir yönle birleştirir: nesne, bir kişinin ya da aracın ilerlediği güzergâha fırlatılır. Burada their path, yalnızca karadaki küçük bir patikayı değil, gemilerin rotasını ifade eder. Kayaları bu rotaya atmak gemileri engelleme, tehlikeye atma veya onlara saldırma anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü bir rüzgârın bir dalı bisikletlinin önündeki güzergâha şiddetle fırlattığını en iyi ifade eder?

  1. The wind hurled a branch into the cyclist's path.
  2. The cyclist carried a branch away from the road.
  3. The wind placed a branch beside the cyclist's path.
Cevabı göster

The wind hurled a branch into the cyclist's path.

If any survivors made it ashore, Notlar

1:00

Eğer karaya çıkmayı başaranlar olursa,

Dilbilgisi

If any survivors made it ashore: koşul belirtmek

If, ana cümlenin geçerli olması için karşılanması gereken bir koşul getirir. Bu yan cümle, hayatta kalan bir veya daha fazla kişi karaya ulaşmayı başardıysa sonraki eylemin ya da sonucun geçerli olduğunu anlatır. Bir koşulda any, “hangisi olduğu fark etmeksizin bir veya daha fazla” anlamına gelir; “hepsi” demek değildir. Geçmiş zaman biçimi made burada geçmişte geçen bir anlatıma uyar. Koşul yan cümlesi tek başına tam bir cümle değildir; ardından gelen ana cümle sonucu veya verilecek karşılığı belirtir.

Alıştırma

Tek bir yolcunun bile yardıma ihtiyacı olması durumunda sürücüye haber verilmesi gerektiğini doğal biçimde koşul olarak belirten cümle hangisidir?

  1. If all passengers need help, call the driver.
  2. If any passengers need help, call the driver.
  3. Any passengers need help, call the driver.
Cevabı göster

If any passengers need help, call the driver.

Kalıp ifadeler

made it ashore: karaya ulaşmayı başarmak

Made it, make it ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Make it burada “bir şey yaratmak” değil, “bir yere ulaşmayı başarmak” anlamına gelir. Ashore, “kıyıya veya kıyıda” anlamına gelen bir zarftır; bu nedenle made it ashore, çoğunlukla tehlike, zorluk veya belirsizlikten sonra “karaya ulaşmayı başardı” demektir. Bu kalıp başka varış noktalarına ve sonuçlara da aktarılabilir: make it home, make it on time veya make it to the station. the station gibi bir ad öbeğinden önce to kullanılır, ancak ashore zarfından önce kullanılmaz.

Alıştırma

Karaya ulaşmanın zor olduğunu göstermek için cümleyi made it ashore ile tamamlayın: After three hours in the cold water, the swimmers finally ____.

Cevabı göster

made it ashore

he would heat his metal body red hot Dilbilgisi

1:03

metal bedenini akkor haline gelene kadar ısıtıyor

Dilbilgisi

heat ... red hot: nesne + sonuç sıfatı

Yapı heat + nesne + sonucu bildiren sıfat şeklindedir. His metal body ısıdan etkilenen şeydir; red hot ise ısıtmanın oluşturduğu durumu belirtir. İfade, “heat his metal body until it is red hot” şeklinde açılabilir. Red hot, metalin kırmızı parlayacak kadar sıcak olması demektir. Burada yalnızca bedenin rengini tarif etmez; ısıtmanın sonucunu bildirir.

Alıştırma

“Yoğun ısıdan dolayı kırmızı parlayan” anlamındaki iki kelimelik İngilizce sıfatla cümleyi tamamlayın: The blacksmith heated the metal ____.

Cevabı göster

red hot

and crush victims to his chest. Kalıp ifadeler

1:05

ve kurbanları göğsünde ezerek öldürüyordu.

Kalıp ifadeler

crush victims to his chest: to son noktayı ve teması gösterir

Crush, birini çok büyük bir kuvvetle sıkıştırmak demektir ve bu kuvvet çoğu zaman canını yakacak kadar fazladır. Victims nesnedir; to his chest ise hareketin nerede bittiğini gösterir: Kurbanlar onun göğsüne doğru zorlanıp göğsüne bastırılır. Fiil + nesne + to + vücut bölümü yapısında to, hold a phone to your ear örneğindeki gibi son temas noktasına doğru yönü gösterebilir. Burada alıcıyı belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede to + vücut bölümü, hareketin son noktasını ve teması gösterir?

  1. She sent the folder to her colleague.
  2. She pressed the folder to her chest.
  3. She walked to the front desk.
Cevabı göster

She pressed the folder to her chest.

Talos was intended to fulfill his duties day after day Notlar

1:08

Talos'un görevlerini her gün yerine getirmesi amaçlanmıştı

Dilbilgisi

was intended to fulfill his duties: verilen bir amaç

was intended to, be intended to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Burada Talos'a görevlerini yerine getirme amacı verildiğini anlatır. Talos'un kendi başına bir plan yaptığını söylemez. fulfill his duties, rolünün gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek demektir. Cümle ona verilen amacı anlatır; bunu gerçekten tamamladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir cihazın genç kullanıcıları korumak için tasarlandığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The device is intended to protect young users.
  2. The device intends to protect young users.
  3. The device is intention to protect young users.
Cevabı göster

The device is intended to protect young users.

Kalıp ifadeler

day after day: günler boyunca süren tekrar

Day after day, aynı eylemin veya durumun birçok gün boyunca sürmesi ya da yeniden gerçekleşmesi demektir. Yalnızca günlük bir programı belirtmek yerine, tekrarın uzun, yorucu veya tekdüze olduğu hissini verebilir. Burada after, day after day kalıbının bir parçasıdır; “belirli bir günden sonra” anlamına gelmez. Aynı kalıp year after year örneğinde olduğu gibi başka zaman sözcükleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Aynı sesin birçok gün boyunca sürdüğünü vurgulamak için cümleyi day after day ile tamamlayın: The old clock made the same clicking sound ____.

Cevabı göster

day after day

with no variation. Kalıp ifadeler

1:11

hiçbir değişiklik olmadan.

Kalıp ifadeler

with no variation: değişmeyen bir yapılış biçimi eklemek

With no variation, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlatan with + isim öbeği yapısıdır: eylem her seferinde tamamen aynı şekilde tekrarlanır. Buradaki variation, tekrarlar arasındaki fark veya değişiklik anlamına gelir; özellikle müzikteki varyasyon anlamında kullanılmaz. Tekrar kullanılabilen with + isim öbeği yapısı, with great care veya with no warning örneklerinde olduğu gibi bir yapılış biçimi ya da eşlik eden bir durum ekleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “hiçbir değişiklik olmadan” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The robot repeated the movement ____.

Cevabı göster

with no variation

But despite his robotic behavior, Dilbilgisi

1:13

Ancak robotik davranışlarına rağmen,

Dilbilgisi

But despite his robotic behavior: despite + isim öbeği

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: önce onun robotik davranışını kabul eder, ardından gelen ana cümle ise bu davranış düşünüldüğünde beklenmeyen bir bilgi verir. But ayrıca bu karşıtlığı önceki ifadeye bağlar. Burada despite bir edattır; bu nedenle his robotic behavior bir isim öbeğidir. Robotic, mekanik veya tekrarlı görünen davranışları anlatır; onun gerçekten bir robot olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede despite bir ödünleme anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Despite of the heavy rain, the match continued.
  2. Despite it rained heavily, the match continued.
  3. Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

he possessed an internal life his victims could scarcely imagine. Notlar

1:15

kurbanlarının hayal bile edemeyeceği bir iç dünyası vardı.

Deyimler

an internal life: makine parçaları değil, düşünceler ve duygular

Burada an internal life, kişinin gizli düşünce, duygu, arzu ve farkındalık dünyasını anlatan bir mecazdır. Bir makinenin içindeki fiziksel parçalar anlamına gelmez. Life sözcüğü burada biyolojik yaşamın ötesine uzanan bir anlamda kullanılır. Bu ifade onu düşüncesiz bir mekanizmadan daha fazlası olarak gösterir: dışarıdan mekanik görünen bir varlık da içsel deneyimlere sahip olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede an internal life büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. bedeninin içindeki dişliler ve kablolar
  2. bedeninin çalışmaya devam edebileceği yıl sayısı
  3. onun özel düşünceleri, duyguları ve farkındalığı
Cevabı göster

onun özel düşünceleri, duyguları ve farkındalığı

Kelime

could scarcely imagine: neredeyse hiç hayal edememek

could scarcely imagine ifadesi “neredeyse hiç hayal edememek” anlamına gelir. Scarcely, fiile olumsuza yakın bir anlam katar: bunu hayal etmek son derece zordu, fakat tamamen imkânsız olduğu söylenmiyor. Burada scarcely, bir şeyi ne sıklıkla hayal ettiklerini değil, hayal etme yetilerinin derecesini anlatır. Günlük konuşmada yaygın olan hardly sözcüğüne göre daha resmî ve edebî bir tona sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümlede scarcely “neredeyse hiç” anlamında kullanılmıştır?

  1. Mia listened to the speaker only on rare occasions.
  2. Even from the front row, Mia could scarcely hear the speaker.
  3. Mia heard every word with no difficulty.
Cevabı göster

Even from the front row, Mia could scarcely hear the speaker.

And soon,

1:19

Ve çok geçmeden,

the behemoth would encounter a ship of invaders that would test his mettle Notlar

1:20

bu devasa yaratık, cesaretini sınayacak bir işgalci gemisiyle karşılaşacaktı.

Kelime

Talos için dramatik bir ad olarak the behemoth

The behemoth burada hâlâ Talos'u belirtir; başka bir yaratığı hikâyeye katmaz. Bu bağlamda betimleyici isim öbeği, daha önce sözü edilen kişiye geri gönderme yapar. Adı yerine behemoth kullanılması Talos'un devasa boyutunu, gücünü ve tehditkâr varlığını öne çıkarır. Anlatıcılar, bilinen bir karaktere farklı bir ad vererek dinleyicinin o karakteri nasıl gördüğünü etkileyebilir.

Alıştırma

Özgün cümlede the behemoth ne işlev görür?

  1. Talos'u, onun devasa ve tehditkâr varlığını vurgulayan dramatik bir adla belirtir.
  2. Talos'un sıradan bir denizci olduğunu söyler.
  3. Tamamen yeni bir canavarı hikâyeye katar.
Cevabı göster

Talos'u, onun devasa ve tehditkâr varlığını vurgulayan dramatik bir adla belirtir.

Dilbilgisi

geçmişten görülen sonraki bir olay için would encounter

Would encounter, would + fiilin yalın hâli yapısını izler. Geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede karşılaşmayı, anlatının bakış aldığı geçmiş noktadan daha sonra olacak bir olay olarak sunar: Talos o gemiyle daha sonra karşılaşacaktı. Buradaki would isteklilik bildirmez ve bir koşulun parçası değildir. Anlatıcılar, hikâyenin zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleşecek bir olayı önceden göstermek için geçmişten görülen gelecek yapısını kullanır.

Alıştırma

Şu cümlede would become ne işlev görür: "In 1998, nobody knew that the small company would become a global brand."

  1. Şirketin küresel bir marka olmaya istekli olduğunu gösterir.
  2. Küresel bir marka olmayı 1998 bakış noktasından daha sonraki bir gelişme olarak sunar.
  3. Şirketin 1998'den önce tekrar tekrar yaptığı bir şeyi anlatır.
Cevabı göster

Küresel bir marka olmayı 1998 bakış noktasından daha sonraki bir gelişme olarak sunar.

Deyimler

test his mettle: cesaretini ve yeteneğini sınamak

Test someone's mettle, bir kişiyi cesaretini, yeteneğini, dayanıklılığını veya karakterini ortaya çıkaracak zor bir sınavdan geçirmek demektir. Bu cümlede işgalciler, dev yaratığı neler yapabildiğini kanıtlamak zorunda bırakacaktır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: test my, your, her veya their mettle. Mettle tek başına kullanılmaktan çok bunun gibi kalıplaşmış ifadelerde görülür.

Alıştırma

“Onun cesaretini ve yeteneğini ortaya çıkarmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The rescue mission will test her ____.

Cevabı göster

mettle

The bedraggled crew of Jason, Medea, and the Argonauts Notlar

1:24

İason, Medeia ve Argonotların perişan haldeki mürettebatı,

Kelime

The bedraggled crew: ıslak, kirli ve dağınık mürettebat

Bedraggled, genellikle kötü hava veya zorlu bir yolculuktan sonra ıslak, kirli, dağınık ve bitkin görünen birini anlatır. Gözde canlanan bir görüntü oluşturur; yalnızca tired demekten daha fazlasını ifade eder. The bedraggled crew ifadesinde sıfat crew sözcüğünü niteler ve bütün grubun yaşadıklarından sonra hırpalanmış ve dağınık göründüğünü anlatır.

Alıştırma

“After walking through the storm, the bedraggled hikers entered the café,” cümlesinde bedraggled nasıl bir durumu anlatır?

  1. Uykuları vardı ama düzgün görünüyorlardı.
  2. Yollarını kaybetmişlerdi.
  3. Islak, kirli ve dağınık görünüyorlardı.
Cevabı göster

Islak, kirli ve dağınık görünüyorlardı.

Kültür

Jason, Medea ve Argonotlar: Altın Post seferi

Yunan mitolojisinde Jason, Argo gemisinin mürettebatı olan ve Argonotlar diye adlandırılan bir kahraman grubuna liderlik eder. Medea, Altın Post'u elde etme seferleri sırasında Jason'a yardım eden önemli bir kişidir. Burada Jason, Medea ve Argonotlar ifadesi aynı ünlü macerayla bağlantılı kişileri belirtir. Argonotlar, sıradan bir etnik grubun veya mesleğin değil, bu özel kahraman mürettebatın adıdır.

Alıştırma

Bu mitolojik bağlamda Jason, Medea ve Argonotlar kimdir?

  1. Altın Post'u elde etme seferiyle bağlantılı kişiler.
  2. Aynı deniz canavarının üç farklı adı.
  3. Denizciler için kullanılan eski bir Yunan mesleği.
Cevabı göster

Altın Post'u elde etme seferiyle bağlantılı kişiler.

were returning from their hard-won quest to retrieve the Golden Fleece. Kültür

1:28

Altın Post'u geri almak için zorluklarla kazandıkları görevlerinden dönüyorlardı.

Kültür

hard-won quest to retrieve the Golden Fleece: Altın Post'u geri getirme görevi

Altın Post, Jason ve Argonotların elde etmek için yola çıktığı mitolojik ödüldür. Fleece normalde koyunun yünlü postu anlamına gelir, ancak the Golden Fleece sıradan bir yünlü giysi değil, eşsiz bir efsanevi nesnenin özel adıdır. Hard-won, başarının ancak büyük zorluklardan sonra geldiğini anlatır. Quest önemli ve zorlu bir görevdir; retrieve ise bir şeyi elde edip geri getirmek anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte, onların dönüşünü zorlu bir mitolojik görevin sonu olarak gösterir.

Alıştırma

Burada hard-won quest to retrieve the Golden Fleece ne anlama geliyor?

  1. Sıradan bir yün palto almak için yapılan kolay bir alışveriş gezisi.
  2. Altın Post adlı bir gemi inşa etme planı.
  3. Altın Post'u elde edip geri getirmek için yapılan zorlu bir mitolojik görev.
Cevabı göster

Altın Post'u elde edip geri getirmek için yapılan zorlu bir mitolojik görev.

Their adventure had taken many dark turns, Deyimler

1:32

Maceraları birçok karanlık dönemeçten geçmişti,

Deyimler

had taken many dark turns: tekrarlanan kaygı verici gelişmeler

Take a dark turn, olayların daha tehlikeli, rahatsız edici veya kötü bir hâl almasını anlatan bir benzetmedir. Burada had taken many dark turns, maceranın birkaç kez kötü yönde geliştiği anlamına gelir; dark bir rengi değil, olayların havasını ve yönünü anlatır. Çoğul turns, bu yön değişikliklerinin tekrarlandığını gösterir. Had taken ise bu değişiklikleri geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede take a dark turn, olayların daha kaygı verici hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The sky turned dark just before the storm.
  2. Lena took a turn driving on the long trip.
  3. The mystery took a dark turn when the witness disappeared.
Cevabı göster

The mystery took a dark turn when the witness disappeared.

and the weary sailors were desperate to rest in a safe harbor. Kalıp ifadeler

1:35

ve yorgun denizciler güvenli bir limanda dinlenmek için çaresizdiler.

Kalıp ifadeler

were desperate to rest: dinlenmeye duyulan acil ihtiyaç

Be desperate to + fiilin yalın hâli, genellikle durum zor veya acil olduğu için bir şeyi yapmayı çok güçlü biçimde istemek ya da buna çok ihtiyaç duymak demektir. Were desperate to rest, dinlenmenin sıradan bir istek değil, acil bir ihtiyaç gibi hissedildiğini gösterir. Bu yapıda desperate, isteğin veya ihtiyacın şiddetini vurgular. Kişinin bütün umudunu kaybettiği anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi be desperate to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After hiking all day in the heat, we ____ find some shade.

Cevabı göster

were desperate to

Kalıp ifadeler

safe harbor: dinlenmek için korunaklı bir yer

Bu cümlede safe harbor, bir teknenin durabileceği ve denizcilerin tehlikeden uzakta dinlenebileceği korunaklı bir limandır. Anlam gerçektir: gerçekten bir liman arıyorlar. Bu ifade, tehlike veya stres sırasında güvenlik sağlayan bir kişi ya da yer için mecaz olarak da kullanılabilir. İki kullanımda da safe harbor yalnızca rahatlığı değil, korunmayı anlatır.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the storm, the captain guided the boat into a ____.

Cevabı göster

safe harbor

They'd heard tales of Crete's invulnerable bronze colossus Notlar

1:39

Girit'in yenilmez bronz devinin hikayelerini duymuşlardı

Kalıp ifadeler

They'd heard tales of: daha önce duyulan hikâyeler ve efsaneler

They'd heard ifadesinde They'd, heard bir geçmiş zaman ortacı olduğu için They had anlamına gelir. Past perfect, duyma eyleminin hikâyedeki başka bir geçmiş noktadan önce gerçekleştiğini gösterir. Hear tales of something, bir şey hakkında hikâyeler veya efsaneler duymak demektir. Tales sözcüğü gizemli, efsanevi veya doğrulanmamış olabilecek bir hava katar; bu yüzden ifade tarafsız hear about ifadesinden daha öyküseldir.

Alıştırma

Bir hikâyede They'd heard tales of it ne anlama gelir?

  1. Onun hakkında daha önce hikâyeler veya efsaneler duymuşlardı.
  2. Onun hakkında doğrulanmış haberleri daha sonra alacaklardı.
  3. Orayı bizzat ziyaret etmiş ve var olduğunu kanıtlamışlardı.
Cevabı göster

Onun hakkında daha önce hikâyeler veya efsaneler duymuşlardı.

Kelime

Crete's invulnerable bronze colossus: destansı bir betimleme

Öbeğin ana ismi colossus, sıradan bir heykeli değil, devasa bir heykeli ya da dev gibi bir figürü anlatır. Bronze malzemeyi belirtir; invulnerable ona zarar verilemeyeceğini veya onun yenilemeyeceğini söyler; Crete's ise onu Girit'le ilişkilendirir. Bu sözcükler birlikte resmî ve destansı bir görüntü oluşturur. Bu tür üst üste sıralanmış nitelemeler, figürün adı gelmeden önce yerle bağını, gücünü, malzemesini ve dev boyutunu verir.

Alıştırma

Bu cümlede Crete's invulnerable bronze colossus neyi betimliyor?

  1. korunması gereken sıradan bir bronz heykel
  2. Girit'te saklanan küçük bir yaratık
  3. zarar verilemeyen devasa bir bronz figür
Cevabı göster

zarar verilemeyen devasa bir bronz figür

and made for a sheltered cove. Öbek fiiller

1:42

ve korunaklı bir koya yöneldiler.

Öbek fiiller

made for a sheltered cove: make for + yer

Made for, make for öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir varış yerinden önce make for, “oraya gitmek veya yönelmek” anlamına gelir; burada “üretmek” demek değildir. A sheltered cove, kötü havadan korunan küçük bir koydur. İfade, daha güvenli bir yere doğru amaçlı bir hareketi gösterir.

Alıştırma

Bir varış yerine doğru hareketi göstermek için make for ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: When the storm began, we ____ the cabin.

Cevabı göster

made for

But before they could even drop anchor, Notlar

1:44

Fakat daha demir atamadan,

Dilbilgisi

before they could even ...: sonraki olaydan önce fırsat bile bulamamak

Before they could even drop anchor, başka bir olayın önce gerçekleştiğini ve bu yüzden demir atma fırsatı bile bulamadıklarını anlatır. before + özne + could even + fiilin yalın hâli yapısında could bir şeyi yapma fırsatını, even ise eylemin o aşamaya bile gelemediğini vurgular. But hikâyede bir dönüşü işaret eder. Virgülle biten bu before yan cümlesi, ardından gelecek ana olayı hazırlar ve çoğu zaman ani bir kesinti hissi yaratır.

Alıştırma

Cümleyi reply ve could even + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Before I ____, the call ended.

Cevabı göster

could even reply

Kalıp ifadeler

drop anchor: tekneyi durdurmak için demir atmak

Drop anchor, teknenin durması veya bulunduğu yerde kalması için çapayı suya indirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir denizcilik ifadesidir. Buradaki drop, bir şeyi yanlışlıkla düşürmeyi değil, bilinçli bir eylemi anlatır. Bu kalıplaşmış ifade genellikle artikelsiz kullanılır; belirli bir çapadan söz ederken drop the anchor da denebilir.

Alıştırma

Cümleyi, çapayı indirip tekneyi durdurmak anlamına gelen kalıplaşmış denizcilik ifadesiyle tamamlayın: The captain told the crew to ____ before sunset.

Cevabı göster

drop anchor

Talos spotted them.

1:47

Talos onları fark etti.

While the Argonauts cowered at the approach of the awesome automaton,

1:49

Argonotlar bu korkutucu otomatın yaklaşması karşısında sinerken,

the sorceress Medea spotted a glinting bolt on the robot's ankle Kelime

1:53

büyücü Medeia robotun ayak bileğindeki parıldayan bir cıvatayı fark etti

Kelime

spotted a glinting bolt: spot sözcüğünün ‘fark etmek’ anlamı

spotted a glinting bolt ifadesindeki spotted, spot fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, sahnede göze çarpan bir şeyi fark etmek veya görmek anlamına gelir. a glinting bolt sözleri Medea'nın neyi fark ettiğini belirtir. Glinting, küçük ışık parıltıları yansıtmak demektir; bu da cıvatanın neden onun dikkatini çektiğini açıklar.

Alıştırma

“Maya spotted a tiny key beside the door,” cümlesinde spotted ne anlama gelir?

  1. anahtarı yanlışlıkla düşürdü
  2. anahtarı fark etti
  3. anahtarın üzerine noktalar çizdi
Cevabı göster

anahtarı fark etti

and devised a clever gambit. Kalıp ifadeler

1:58

ve zekice bir hile tasarladı.

Kalıp ifadeler

devised a clever gambit: stratejik bir hamle planlamak

devised a clever gambit ifadesindeki devised, düşünüp planlamak anlamına gelir. Fikrin tesadüfen ortaya çıkmadığını, dikkatli düşünme sonucunda oluşturulduğunu gösterir. Gambit, daha sonra avantaj kazanmak için yapılan stratejik bir hamledir ve bazen hesaplanmış bir risk almayı içerir. Bu nedenle ifade, sıradan bir iyi fikir veya şaka değil, akıllıca ve bilinçli biçimde planlanmış bir taktik anlatır.

Alıştırma

Şunu okuyun: “During the debate, Ana let the other team speak first so she could learn their argument.” Ana'nın seçimine neden gambit denebilir?

  1. Avantaj yaratmayı amaçlayan stratejik bir hamleydi.
  2. Sahnede kullanılan bir süs eşyasıydı.
  3. Hiçbir amacı olmayan kazara yapılmış bir hataydı.
Cevabı göster

Avantaj yaratmayı amaçlayan stratejik bir hamleydi.

Medea offered Talos a bargain. Kalıp ifadeler

2:00

Medeia Talos'a bir anlaşma teklif etti.

Kalıp ifadeler

offered Talos a bargain: offer + kişi + şey

offered Talos a bargain ifadesinde offer iki nesne alır: Talos teklifi alan kişidir, a bargain ise teklif edilen şeydir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp offer + someone + something şeklindedir. Bu yapı offer something to someone biçiminde de yazılabilir. Buradaki bargain, belirli koşulları olan bir anlaşma veya alışveriş önerisi anlamına gelir. Ucuza satılan bir ürün anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede offer + someone + something yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The museum offered to visitors a free map.
  2. The museum offered visitors with a free map.
  3. The museum offered visitors a free map.
Cevabı göster

The museum offered visitors a free map.

She claimed that she could make Talos immortal Dilbilgisi

2:03

Talos'u ölümsüz yapabileceğini iddia etti

Dilbilgisi

claimed that ... could make Talos immortal: Talos'u ölümsüz yapabileceğini iddia etti

Claimed that, onun söylediği içeriği aktarırken bunu kanıtlanmış bir gerçek değil, bir iddia olarak sunar. Claimed geçmiş zamanda olduğu için could, yeteneği geçmişteki o aktarım noktasından gösterir; tek başına bu yeteneğin gerçek olduğunu kanıtlamaz. That yan cümlesindeki make Talos immortal, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Talos etkilenen nesnedir, immortal ise ortaya çıkan durumu belirtir. Bu kalıp, birini veya bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede claimed that ve make + nesne + sıfat yapıları doğru kullanılmıştır?

  1. The coach claimed that the new routine could make stronger the team.
  2. The coach claimed that the new routine could make the team to be stronger.
  3. The coach claimed that the new routine could make the team stronger.
Cevabı göster

The coach claimed that the new routine could make the team stronger.

in exchange for removing the bolt. Kalıp ifadeler

2:05

cıvatayı çıkarması karşılığında.

Kalıp ifadeler

in exchange for removing the bolt: bir takasın koşulunu belirtmek

In exchange for, bir tarafın diğerinden bir şey almak için verdiği ya da yaptığı şeyi belirtir. Bu cümlede removing the bolt, yani cıvatayı çıkarmak, üzerinde anlaşılan karşılık veya koşuldur. for burada bir edat olduğu için ardından bir isim öbeği ya da bir eylemi anlatırken -ing biçimi gelir. in exchange for the key ve in exchange for helping us buna örnektir. Ardından doğrudan remove fiilinin yalın biçimi gelemez.

Alıştırma

Bir takası anlatırken in exchange for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Rina designed the poster in exchange to two free tickets.
  2. Rina designed the poster in exchange for two free tickets.
  3. Rina designed the poster in exchange for get two free tickets.
Cevabı göster

Rina designed the poster in exchange for two free tickets.

Medea's promise resonated deep within his core. Deyimler

2:08

Medeia'nın vaadi onun iç dünyasında derin yankı uyandırdı.

Deyimler

resonated deep within his: derin kişisel etkiyi anlatan bir mecaz

Resonated deep within his, bu vaadin onun içindeki bir duygu, inanç veya arzu gibi kişisel bir şeyle güçlü biçimde bağ kurduğunu anlatır. Resonate burada mecaz anlamdadır; gerçekten yankılanan bir ses yoktur. Deep within, tepkinin güçlü ve içten olduğunu vurgular. Sondaki core sözcüğü çift anlam taşır. Mekanik bir varlık için fiziksel bir çekirdeği belirtebilir; mecaz olarak ise benliğin en derin kısmıdır. Bu ifade, onun makine bedenini insana benzer içsel bir özlemle birleştirir.

Alıştırma

Şu cümlenin en uygun anlamını seçin: Her promise resonated deep within him.

  1. Onun vaadi, adamın içindeki derin bir kişisel duyguya veya arzuya dokundu.
  2. Onun vaadi bir makinenin içinde yüksek bir ses çıkardı.
  3. Adam, onun ne vaat ettiğini hızla unuttu.
Cevabı göster

Onun vaadi, adamın içindeki derin bir kişisel duyguya veya arzuya dokundu.

Unaware of his own mechanical nature Dilbilgisi

2:11

Kendi mekanik doğasının farkında olmayan

Dilbilgisi

Unaware of his own mechanical nature: cümle başı niteleyici

Unaware of, 'bilmemek' veya 'farkında olmamak' anlamına gelir. Burada his own mechanical nature, onun mekanik bir varlık olması gerçeğini anlatır; hareketlerinin katı ya da otomatik olduğu anlamına gelmez. Bu sıfat öbeği ana cümleden önce kullanıldığında önce karakterin durumunu verir ve neden o şekilde davrandığını da düşündürebilir. Örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan kişi veya karakterle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki Unaware of ... öbeği eylemi yapan kişiyi doğru biçimde anlatır?

  1. Unaware of the icy step, the door opened suddenly.
  2. Unaware of the icy step, there was a loud crash.
  3. Unaware of the icy step, Nina walked outside.
Cevabı göster

Unaware of the icy step, Nina walked outside.

and human enough to long for eternal life, Dilbilgisi

2:13

ve sonsuz yaşama özlem duyacak kadar insan olan

Dilbilgisi

human enough to long for eternal ...: adjective + enough + to yapısı

adjective + enough + to + fiilin yalın hâli yapısında enough, sıfattan sonra gelir. Bu yapı, bir niteliğin sonraki eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını belirtir: human enough to long ... ifadesi, sonsuz yaşamı arzulayacak kadar insani duyguya sahip olmak demektir. Long for, 'bir şeyi çok istemek' anlamına gelir. Bu nedenle long for eternal life, sonsuz yaşama yönelik güçlü bir arzuyu anlatır; uzunlukla ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi adjective + enough + to yapısıyla tamamlayın: Maya was calm ____ explain the problem clearly.

Cevabı göster

enough to

Talos agreed.

2:16

Talos kabul etti.

While Medea muttered incantations,

2:18

Medeia büyülü sözler mırıldanırken,

Jason removed the bolt.

2:20

İason cıvatayı çıkardı.

As Medea suspected, Anlatım akışı

2:23

Medeia'nın şüphelendiği gibi,

Anlatım akışı

As Medea suspected: bir şüpheyi doğrulayan sonuca bağlamak

As Medea suspected, sonuçtan önce kullanılan kısa bir yorum yan cümlesidir. “Medea'nın doğru olabileceğini düşündüğü gibi” anlamına gelir ve okuyucuya sıradaki gerçeğin onun önceki şüphesini doğruladığını bildirir. Buradaki as, “olduğu gibi” anlamındadır; “olduğu zaman” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen As + kişi + suspected/expected kalıbı, önceki bir yargıdan onu doğrulayan sonuca geçiş sağlar.

Alıştırma

Cümleyi As Lena suspected ile tamamlayın: ____, the leak was under the sink.

Cevabı göster

As Lena suspected

the bolt was a weak point in Hephaestus's design. Kalıp ifadeler

2:24

cıvata, Hephaistos'un tasarımındaki zayıf bir noktaydı.

Kalıp ifadeler

a weak point in Hephaestus's design: savunmasız bir parçayı belirtmek

Bu cümlede a weak point in Hephaestus's design, tasarımın bir parçası olan cıvatanın bozulabileceğini veya bundan yararlanılabileceğini ve böylece tüm tasarımı daha güvensiz hâle getirebileceğini belirtir. Buradaki point, bir “görüş” değil, belirli bir parça veya noktadır. Yeniden kullanılabilen a weak point in + sistem/tasarım/plan/sav kalıbı, zayıflığı içeren daha büyük bütünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi a weak point in ile tamamlayın: The unsupported claim is ____ the argument.

Cevabı göster

a weak point in

The Ichor flowed out like molten lead, Notlar

2:27

İkor, erimiş kurşun gibi dışarı aktı,

Öbek fiiller

flowed out: içeriden dışarıya hareket

Flowed out, bir sıvının iç bir alandan dışarı aktığını belirtir. Flowed, flow fiilinin geçmiş zaman biçimidir; out ise hareketin yönünü ve sonucunu gösterir. Out olmadan flow yalnızca sıvının sürekli hareket ettiğini söyler. Flow out yapısından sonra kaynağı gösteren of + yer gelebilir: Water flowed out of the pipe.

Alıştırma

İngilizce cümleyi flow out of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın. After the valve broke, water ____ the pipe.

Cevabı göster

flowed out of

Deyimler

like molten lead: ağır ve metalik bir akışı anlatan benzetme

Like + isim öbeği burada bir benzetme kurar. Sıvı, hareketini ve görünüşünü canlandırmak için molten lead ile, yani sıvı hâle gelene kadar ısıtılmış kurşunla karşılaştırılır. Bu karşılaştırma ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış düşündürür; sıvının gerçekten kurşun olduğunu söylemez. Bu ifadede lead, metali belirten isimdir; yönlendirmek anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümledeki like molten lead neyi düşündürür?

  1. Birinin sıvıyı yönlendiriyor olması.
  2. Ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış.
  3. Sıvının gerçekten kurşundan yapılmış olması.
Cevabı göster

Ağır, sıcak ve metalik görünümlü bir akış.

draining Talos of his power source. Dilbilgisi

2:30

Talos'u güç kaynağından mahrum bıraktı.

Dilbilgisi

draining Talos of his power source: drain X of Y yapısı

Burada drain + Talos + of + his power source, “güç kaynağını çekip alarak veya tüketerek Talos’un onu kaybetmesine neden olmak” anlamına gelir. drain X of Y yapısında X, bir şeyden yoksun kalan kişi veya nesnedir; Y ise alınan ya da tüketilen şeydir. draining ... biçimindeki -ing grubu, az önce sözü edilen eylemin sonucunu anlatır; ayrı bir ana cümle başlatmaz. Bu yapı energy, strength ve money gibi kaynaklarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi drain + us + of + our energy yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The long climb ____.

Cevabı göster

drained us of our energy

The robot collapsed with a thunderous crash, Kalıp ifadeler

2:33

Robot gök gürültüsüne benzer bir gürültüyle yere yığıldı,

Kalıp ifadeler

collapsed with a thunderous crash: with + ses bildiren isim grubu

collapsed with a thunderous crash ifadesinde collapsed ana eylemi verirken with + isim grubu bu eyleme eşlik eden sesi ekler. Böylece başka bir tam yan cümle eklemeden eylem daha canlı anlatılır. Thunderous, “gök gürültüsü gibi son derece yüksek sesli” anlamına gelir. crash sesini niteler; o sırada gerçekten fırtına olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi with + a thunderous crash ile tamamlayın: After the final support broke, the old roof collapsed ____.

Cevabı göster

with a thunderous crash

and the Argonauts were free to travel home. Dilbilgisi

2:37

ve Argonotlar evlerine dönmekte özgürdüler.

Dilbilgisi

were free to travel home: izin veya bir kısıtlamanın kaldırılması

be + free + to-infinitive yapısı, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirme izni olduğunu veya artık o eylemi engelleyen bir kısıtlama kalmadığını belirtir. Buradaki were free to travel home, engelin ortadan kalktığını ve Argonotların evlerine dönebildiğini ifade eder. Burada free, özgürlüğü veya kısıtlama bulunmamasını anlatır; fiyatın ücretsiz olduğu anlamına gelmez. be free to do yapısının izin, bir yükümlülüğün sona ermesi veya bir engelin kaldırılması anlamlarından hangisini vurguladığını bağlam belirler.

Alıştırma

Kısıtlamanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be free to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the gates reopened, the visitors ____ enter the garden.

Cevabı göster

were free to

This story,

2:40

Bu hikaye,

first recorded in roughly 700 BCE, Kültür

2:41

ilk olarak yaklaşık MÖ 700 yılında kaydedilmiş olup,

raises some familiar anxieties about artificial intelligence Kalıp ifadeler

2:44

yapay zeka hakkında bazı tanıdık endişeleri gündeme getiriyor

Kültür

first recorded in roughly 700 BCE: bilinen en eski kaydın yaklaşık tarihi

First recorded in roughly 700 BCE, This story ifadesini niteleyen ve virgüllerle ayrılan edilgen bir söz öbeğidir. Cümlenin ana iddiasından önce tarihsel arka plan verir: hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir. First recorded, günümüze ulaşmış veya bilinen kaydı ifade eder; hikâyenin yaratıldığı ya da ilk kez anlatıldığı zamanı belirtmek zorunda değildir. Roughly tarihin yaklaşık olduğunu, BCE ise Milattan Önce anlamını taşır.

Alıştırma

First recorded in roughly 700 BCE ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir.
  2. Hikâye kesin olarak tam MÖ 700 yılında yaratılmıştır.
  3. Hikâye MÖ 700 yılından bir süre sonra sesli olarak kaydedilmiştir.
Cevabı göster

Hikâyenin bilinen en eski kaydı yaklaşık MÖ 700 yılına aittir.

Kalıp ifadeler

yapay zekâ hakkında bilindik kaygıları gündeme getirmek

Buradaki raises, “bir duygu ya da konunun ortaya çıkmasına ve dikkat çekmesine neden olur” anlamındadır; fiziksel olarak “yukarı kaldırır” demek değildir. Özne, kaygıları gündeme getiren şeydir; anxieties about ise kaygıların konusunu belirtir. Some familiar anxieties, tekrar tekrar tartışıldığı için insanların zaten tanıdığı endişelerdir. Aktarılabilir raise anxieties/concerns/questions about something kalıbı, bu tepkilerin veya meselelerin ortaya çıkmasına neden olmak demektir.

Alıştırma

Yeni sistemin insanların gizlilik konusunda endişelenmesine neden olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new system rises concerns about privacy.
  2. The new system raises concerns about privacy.
  3. The new system lifts concerns about privacy.
Cevabı göster

The new system raises concerns about privacy.

and even provides an ancient blueprint for science fiction. Deyimler

2:48

ve hatta bilim kurgu için eski bir taslak sunuyor.

Deyimler

bilim kurgu için eski bir model sunmak

Blueprint sözcüğü gerçek anlamıyla ayrıntılı bir tasarım çizimidir. Burada ise erken bir model veya temel kalıp için kullanılan bir benzetmedir: eski bir eser, sonraki bilim kurgu çalışmalarının geliştirebileceği fikirler veya yapılar içerir. Aktarılabilir provide a blueprint for something ifadesi, “bir şeyin daha sonraki gelişimi için model veya çerçeve sunmak” demektir. Ancient, modelin eski olduğunu anlatır; gerçek bir eski inşaat planını ifade etmez.

Alıştırma

“The pilot program provides a blueprint for future schools.” cümlesinde blueprint ne anlama gelir?

  1. Gelecekteki okulların izleyebileceği temel bir model.
  2. Okulun kullandığı mavi bir kâğıt.
  3. Değiştirilemeyen tamamlanmış bir bina.
Cevabı göster

Gelecekteki okulların izleyebileceği temel bir model.

But according to historians, Anlatım akışı

2:52

Ancak tarihçilere göre,

Anlatım akışı

according to historians: bir iddiayı kaynağıyla çerçevelemek

According to historians bir kaynak ifadesidir: Ardından gelen iddianın tarihçilerin araştırmalarından veya görüşlerinden geldiğini belirtir; böylece iddia, konuşanın desteksiz kişisel görüşü olarak sunulmaz. Aktarılabilir kalıp according to + kaynak biçimindedir. Bu ifade iddiadan önce kullanıldığında bilgiyi baştan çerçeveler ve dinleyici iddianın kimin anlatımına veya kanıtına dayandığını anlar.

Alıştırma

Kaynağı belirtmek için boşluğu according to ile tamamlayın: ____ the museum guide, this statue is over two thousand years old.

Cevabı göster

According to

ancient robots were more than just myths. Kalıp ifadeler

2:54

eski robotlar efsanelerden daha fazlasıydı.

Kalıp ifadeler

more than just myths: aşırı dar bir tanımı reddetmek

more than just + isim, bu ismin tablonun yalnızca bir bölümünü anlattığını gösterir. Burada more than just myths, antik robotların yalnızca efsanelere ait olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder ve gerçek dünyada da bir dayanakları olduğunu düşündürür. Bu kalıpta more than miktarları karşılaştırmaz. Açıklamanın kapsamını genişletir: X is more than just Y, X'in Y dışında ek bir rolü, değeri, anlamı veya gerçek yönü de olduğunu belirtir.

Alıştırma

İlk açıklamanın fazla sınırlı olduğunu göstermek için cümleyi more than just ile tamamlayın: The community garden is ____ a place to grow food; it also brings neighbors together.

Cevabı göster

more than just

By the 4th century BCE, Dilbilgisi

2:56

MÖ 4. yüzyıla gelindiğinde,

Greek engineers began making actual automatons, Kalıp ifadeler

2:58

Yunan mühendisler gerçek otomatlar yapmaya başladılar,

Dilbilgisi

By the 4th century BCE: En Geç O Tarihsel Dönemde

By the 4th century BCE, bu tarihsel dönemi bir zaman sınırı olarak belirler. Burada Yunan mühendislerin bu işe en geç o dönemde başlamış olduğu anlamına gelir; başlangıç daha önce de gerçekleşmiş olabilir. by bir zaman ifadesini tanıttığında “o noktada veya daha önce” anlamına gelir; “yanında” anlamına gelmez. began fiili, bu sınıra gelindiğinde gerçekleşmiş olan tarihsel değişimi belirtir.

Alıştırma

By the 4th century BCE ifadesindeki zaman ilişkisini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bu ifade faaliyeti fiziksel olarak dördüncü yüzyılın yanına yerleştiriyor.
  2. Faaliyet tam olarak dört yüzyıl sürdü.
  3. Faaliyet en geç o dönemde başlamıştı.
Cevabı göster

Faaliyet en geç o dönemde başlamıştı.

Kalıp ifadeler

began making actual automatons: Gerçek Makineler Yapmaya Başlamak

Began making, üretim faaliyetinin başlangıcını belirtir. Begin fiilinden sonra -ing biçimi gelebilir; bu nedenle began making, “yapmaya başladı” anlamına gelir. Actual, automatons sözcüğünü niteler ve “günümüzdeki makineler” değil, “gerçekten var olan makineler” anlamına gelir. Bir automaton, kendi kendine hareket etmek veya çalışmak üzere tasarlanmış bir makinedir. Burada actual, gerçekten yapılmış makineleri yalnızca hikâyelerde veya düşüncelerde var olanlardan ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle began making actual automatons ifadesini en iyi şekilde açıklar?

  1. Mühendisler şu anda var olmayan makineleri hayal ediyor.
  2. Mühendisler kendi kendine çalışabilen gerçek makineler yapmaya başladı.
  3. Mühendisler günümüzde kullanılan makineleri yapmayı bıraktı.
Cevabı göster

Mühendisler kendi kendine çalışabilen gerçek makineler yapmaya başladı.

including robotic servants and flying models of birds. Anlatım akışı

3:01

bunların arasında robotik hizmetkarlar ve uçan kuş modelleri de vardı.

Anlatım akışı

including robotic servants and flying models of birds: örnekler sunmak

Including ifadesi, daha önce sözü edilen daha geniş bir grubun belirli üyelerini tanıtır. Burada robotik hizmetkârlar ve uçan kuş modelleri, genel kategoriyi daha somut hâle getirir. Including ile verilen bir liste genellikle eksiksiz bir döküm değil, örnekler sunar. Sayılan ögeler gruba aittir, ancak başka üyeler de bulunabilir.

Alıştırma

Bu cümlede including okura ne anlatır? The club offers several activities, including chess and painting.

  1. Satranç ve resim kulübün etkinlikleri arasında değildir.
  2. Satranç ve resim örnektir; kulüp başka etkinlikler de sunabilir.
  3. Satranç ve resim kulübün tek etkinlikleridir.
Cevabı göster

Satranç ve resim örnektir; kulüp başka etkinlikler de sunabilir.

None of these creations were as famous as Talos, Dilbilgisi

3:06

Bu icatların hiçbiri Talos kadar ünlü değildi;

Dilbilgisi

were as famous as Talos: olumsuz özneyle as ... as karşılaştırması

as + adjective + as kalıbı iki kişiyi veya şeyi aynı derece bakımından karşılaştırır: was as famous as, referans alınan kişi veya şeyle aynı düzeyde ünlüydü anlamına gelir. Tam cümlecikte None of these creations olumsuz anlamı sağlar. Bu nedenle hiçbir yaratım Talos'un şöhret düzeyine ulaşmamıştır; hepsi Talos'tan daha az ünlüdür.

Alıştırma

Cümleyi as ... as kalıbı ve experienced sıfatıyla tamamlayın: No other player was ____ the captain.

Cevabı göster

as experienced as

who appeared on Greek coins, Kültür

3:08

o, Yunan sikkelerinde,

vase paintings,

3:10

vazo resimlerinde,

public frescoes and in theatrical performances.

3:11

halka açık fresklerde ve tiyatro oyunlarında yer aldı.

Kültür

appeared on ... and in ...: farklı ortamlarda bir figür

Bu liste, figürün antik Yunan kültürünün çeşitli alanlarında tanındığını gösterir: sikkeler, çömlekler ve kamusal alanlardaki resimler ile canlı tiyatro. İnsanlar bu figürü yalnızca yazılı hikâyelerden değil, başka yerlerden de tanıyabiliyordu. Cümle, bu kanıtları kullanılan ortama göre düzenler. Görsel biçimleri appeared on ifadesinden sonra gruplandırır, ardından figürün gösterinin içeriğinin parçası olduğu theatrical performances için appeared in ifadesine geçer.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için on ve in ifadelerini birer kez kullanın: The hero's image appeared ____ a coin, and the hero appeared ____ a stage production.

Cevabı göster

on · in

Even 2,500 years ago, Anlatım akışı

3:14

2.500 yıl önce bile,

Anlatım akışı

Even 2,500 years ago: şaşırtıcı derecede erken bir zamanı vurgulamak

Bir zaman ifadesinden önce kullanılan even vurgu katar: söz konusu zaman, dinleyicinin bekleyebileceğinden daha uç bir noktadadır. Burada 2.500 yıl öncesini şaşırtıcı derecede erken bir zaman olarak sunar ve dinleyiciyi, sonraki bilginin o dönemde zaten doğru olduğu fikrine hazırlar. Buradaki even, vurgu belirten bir zarftır. Ortalama ya da eşit biçimde anlamına gelmez.

Alıştırma

Even 2,500 years ago ifadesindeki even ne anlatır?

  1. Konuşmacı dönemin ortalama uzunluğunu veriyor.
  2. Konuşmacı, durumun bu kadar uzun zaman önce zaten var olmasını şaşırtıcı buluyor.
  3. Konuşmacı durumun her 2.500 yılda bir gerçekleştiğini söylüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, durumun bu kadar uzun zaman önce zaten var olmasını şaşırtıcı buluyor.

Greeks had already begun to investigate the uncertain line between human and machine. Notlar

3:17

Yunanlılar insan ile makine arasındaki belirsiz sınırı araştırmaya başlamıştı.

Dilbilgisi

had already begun to investigate: geçmişteki bir referans noktasından önceki başlangıç

Had begun, had + geçmiş zaman ortacı begun ile kurulan past perfect yapısıdır. Araştırmanın başlangıcını, anlatının sağladığı geçmişteki bir referans noktasından daha önceye yerleştirir. Already, başlangıcın o ana kadar gerçekleşmiş olduğunu vurgular ve beklenenden erken olduğunu da düşündürebilir. Begin to investigate, etkinliğin tamamlandığını değil başladığını gösterir. Cümle, geçmişteki daha sonraki noktaya gelindiğinde araştırmanın başlamış olduğunu söyler; bütün soruların cevaplandığını söylemez.

Alıştırma

Had already begun to investigate ifadesinin zaman anlamını en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Geçmişteki o noktaya kadar araştırma kesinlikle tamamen bitmişti.
  2. Geçmişteki o noktaya kadar araştırma henüz başlamamıştı.
  3. Geçmişteki daha sonraki bir noktaya gelindiğinde araştırma başlamıştı, ancak mutlaka bitmiş değildi.
Cevabı göster

Geçmişteki daha sonraki bir noktaya gelindiğinde araştırma başlamıştı, ancak mutlaka bitmiş değildi.

Deyimler

the uncertain line between human and machine: tanımlanması zor bir sınır

The line between A and B ifadesindeki line, iki kategori ya da düşünceyi ayıran bir sınırın benzetmesidir. Burada iki kategori human ve machine olduğundan, fiziksel bir çizgiden söz edilmez. Uncertain, bu sınırı tanımlamanın ya da tutarlı biçimde uygulamanın zor olduğunu belirtir. İfade, tek bir kategoriye açıkça uymayan durumlara işaret eder ve bu kalıp sınıflandırma, kimlik veya sorumlulukla ilgili başka tartışmalara da aktarılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the uncertain line between human and machine ne anlama gelir?

  1. Bir makineyi kullanmak için bekleyen insan sırası.
  2. Bir insan ile bir makine arasındaki zemine çizilmiş fiziksel bir işaret.
  3. İki kategori arasında tanımlanması zor olan kavramsal bir sınır.
Cevabı göster

İki kategori arasında tanımlanması zor olan kavramsal bir sınır.

And like many modern myths about artificial intelligence, Anlatım akışı

3:22

Ve yapay zeka hakkındaki birçok modern efsane gibi,

Anlatım akışı

like many modern myths about artificial intelligence: bir karşılaştırma çerçevesi kurmak

Baştaki like many modern myths about artificial intelligence edat öbeği, ana cümleden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Hikâyeyi modern yapay zekâ anlatılarıyla aynı geniş gruba yerleştirir ve dinleyiciye devamında ortak bir özelliğin açıklanacağını bildirir. Buradaki myths, yaygın biçimde tekrarlanan ve simgesel anlam taşıyan hikâye ya da anlatılar demektir; mutlaka yanlış inançlar anlamına gelmez. Like sözcüğünden sonra karşılaştırma grubunu veren isim öbeği gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede, ana cümlenin öznesini bir karşılaştırma grubuna yerleştirmek için cümle başında Like + isim öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. As many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.
  2. Like many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.
  3. Like many science-fiction novels, readers often discuss this book.
Cevabı göster

Like many science-fiction novels, this book questions the limits of technology.

Talos's tale is as much about his robotic heart Notlar

3:25

Talos'un hikayesi de robotik beyni kadar

as it is about his robotic brain.

3:29

robotik kalbiyle de ilgilidir.

Dilbilgisi

is as much about A as it is about B: iki temaya eşit ağırlık vermek

be as much about A as it is about B kalıbı, A ve B’nin eşit derecede önemli konular olduğunu belirtir. Bu cümlede robotic heart ve robotic brain, hikâyenin eşit derecede merkezî iki yönü olarak sunulur; much fiziksel bir miktarı değil, konuya verilen ağırlığı ölçer. İlk as eşitlik kalıbını başlatır, ikinci as ise tamamlar. it is about ifadesinin tekrarlanması iki tarafı paralel ve açık hâle getirir. Daha kısa bir biçim de mümkündür: be as much about A as about B.

Alıştırma

Cümleyi as much about A as it is about B kalıbıyla tamamlayın: The documentary is ____ family relationships ____ it is about music.

Cevabı göster

as much about · as

Deyimler

his robotic heart ... his robotic brain: duygu ve zekâ

Bu cümlede heart ve brain simgesel olarak kullanılır. his robotic heart duygulara, şefkate ve insana benzer bir iç dünyaya; his robotic brain ise düşünmeye ve zekâya işaret eder. as much about X as it is about Y kalıbı iki düşünceye eşit önem verir. Hikâye yalnızca Talos'un ne kadar akıllıca çalıştığıyla değil, bir makinenin hissediyormuş gibi görünüp görünemeyeceğiyle de aynı ölçüde ilgilidir. Bu ifadeleri sıradan biyolojik organlar olarak düşünmek gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede his robotic heart ile his robotic brain arasındaki karşıtlık esas olarak neyi anlatır?

  1. Talos'un duygularının zekâsından daha az önemli olduğunu söyler.
  2. Maddi iki makine parçasının maliyetini karşılaştırır.
  3. Talos'un duygularına ve zekâsına eşit önem verir.
Cevabı göster

Talos'un duygularına ve zekâsına eşit önem verir.

Illustrating the demise of Talos on a vase of the 5th century BCE, Dilbilgisi

3:31

MÖ 5. yüzyıldan kalma bir vazoda Talos'un ölümünü resmeden

Dilbilgisi

Illustrating the demise of Talos ...: cümle başında bir -ing öbeği

Illustrating ... cümlenin başında kullanılan bir present participle, yani -ing öbeğidir. Ana cümleden önce eylemi ve görsel arka planı verir: bir ressam, MÖ 5. yüzyıla ait bir vazo üzerinde Talos'un ölümünü tasvir etmektedir. Illustrating ana fiil değildir. Örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; tam cümlede tasvir eden one painter, ana fiil ise captured'dır.

Alıştırma

Hangi cümlede virgülden sonraki özne, baştaki -ing eylemini de doğru biçimde gerçekleştirmektedir?

  1. Painting the landscape, Maya used warm colors.
  2. Painting the landscape, the colors looked warm to Maya.
  3. Painting the landscape, there were warm colors everywhere.
Cevabı göster

Painting the landscape, Maya used warm colors.

one painter captured the dying automaton's despair Kalıp ifadeler

3:36

bir ressam, ölmekte olan otomatın umutsuzluğunu,

Kalıp ifadeler

capture + duygu: captured the dying automaton's despair

Sanat ve medya betimlemelerinde capture + duygu, o duyguyu doğru ve canlı biçimde göstermek veya ifade etmek anlamına gelir. Burada ressam, otomatın umutsuzluğunu görüntüye yansıtır. Captured mecazidir; fiziksel olarak yakalamak veya tutuklamak anlamına gelmez. the dying automaton's ifadesindeki iyelik yapısı, umutsuzluğun kime ait olduğunu gösterir. Daha genel olarak capture, bir şey içsel bir durumu yansıttığında duygu, ruh hâli veya ifade gibi nesneler alabilir.

Alıştırma

Bir görüntünün bir duyguyu canlı biçimde gösterdiğini doğal olarak anlatan cümle hangisidir?

  1. The photograph arrested the child's excitement.
  2. The photograph captured the child's excitement.
  3. The photograph caught the child because she was excited.
Cevabı göster

The photograph captured the child's excitement.

with a tear rolling down his bronze cheek. Dilbilgisi

3:39

bronz yanağından süzülen bir gözyaşı ile yakaladı.

Dilbilgisi

with + isim + -ing: eş zamanlı bir hareket eklemek

With + isim + şimdiki zaman ortacı (-ing), ana durumla aynı anda gerçekleşen bir sahne veya eylem ekler. with a tear rolling down his bronze cheek ifadesinde a tear, rolling eylemini yapan isimdir; down his bronze cheek ise hareketin izlediği yolu gösterir. Bu with öbeği ek bilgi verir ve tek başına tam bir cümle değildir. Anlatıya veya görsel betimlemeye başka bir tam yan cümle başlatmadan hareketli bir ayrıntıyı kısa biçimde eklemeyi sağlar.

Alıştırma

with + isim + şimdiki zaman ortacı yapısını tamamlamak için run fiilinin -ing biçimini kullanın: She stood at the window with rain ____ down the glass.

Cevabı göster

running

But wait, Anlatım akışı

3:43

Ama bekleyin,

Anlatım akışı

Konuşma geçişi olarak But wait,

Burada But wait, anlatımın akışını kısa süreliğine keser. Ardından başka bir soru, istisna veya şaşırtıcı ayrıntı geleceğini bildirir ve dinleyiciden zihnen durup sonraki kısma dikkat etmesini ister. Buradaki but tam bir resmî tartışmadaki mantıksal karşıtlığı kurmaz; wait de hareket etmeyi bırakmaya yönelik gerçek bir emir değildir. Bu iki sözcük, yeni bilgiden önce hızlı bir dönüş yaratarak mesajı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede But wait, akışı kesip gözden kaçmış bir soruyu ortaya çıkarmak için en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The plan sounds simple. In conclusion, what if the road is closed?
  2. The plan sounds simple. For example, what if the road is closed?
  3. The plan sounds simple. But wait, what if the road is closed?
Cevabı göster

The plan sounds simple. But wait, what if the road is closed?

who are these bedraggled sailors,

3:44

bu perişan haldeki denizciler kim

and what is a Golden Fleece?

3:46

ve Altın Post nedir?

Learn more about Jason and the Argonauts' epic adventures with this video,

3:48

Bu video ile İason ve Argonotların epik maceraları hakkında daha fazla bilgi edinin

or grapple with the burning questions surrounding AI with this video. Deyimler

3:53

ya da bu video ile yapay zekayı çevreleyen yakıcı sorularla yüzleşin.

Deyimler

grapple with the burning questions surrounding AI: yapay zekâyla ilgili yakıcı sorularla uğraşmak

Grapple with, zor bir şeyi anlamak veya ele almak için büyük çaba göstermek anlamına gelen bir mecazdır. Etkin ve ciddi bir çabayı anlatır; fiziksel bir kavga değildir ve sorunun mutlaka başarıyla çözüldüğünü de göstermez. Burning questions, insanların yanıtını büyük bir istekle beklediği acil ve önemli sorulardır. Surrounding AI, yapay zekâyla ilgili demektir. İfade bütünüyle, yapay zekâ konularını zor ve acil meseleler olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, araştırmacıların acil bir sorunu çözmek için ciddi çaba gösterdiğini ancak onu çözdüklerini söylemediğini ifade eder?

  1. Researchers are grappling with the burning question of how to stop the disease from spreading.
  2. Researchers have settled the question of how to stop the disease from spreading.
  3. Researchers are avoiding the difficult question of how to stop the disease from spreading.
Cevabı göster

Researchers are grappling with the burning question of how to stop the disease from spreading.