Birinden Hoşlandığımızda Ağırdan Mı Almalıyız?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video Özeti: Bu deneme, romantik ilişkinin başındaki heyecanın neden bağımlılıkla karıştırıldığını açıklıyor ve açık ilginin özgüven ve bağımsızlıkla birlikte var olabileceğini savunuyor. Temel İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. coming across as — Deyimsel Fiiller: Davranışınız niyetinizden farklı bir izlenim yarattığında bu izlenimi anlatın. 2. on the one hand, / on the other, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Karşıt iki yönü aralarındaki ilişki açık olacak biçimde düzenleyin. 3. play it cool — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Flörtte veya başka bir sosyal durumda daha az ilgili görünmek için heyecanı bilerek gizlemeyi anlatın.
Bu derste
Dating game benzetmesi
Dating game ifadesindeki game, flört etmenin sosyal sürecini anlatan bir benzetmedir: insanlar seçim yapar, işaretleri yorumlar ve yazılı olmayan beklentilerle başa çıkar. Gerçek bir yarışmayı ya da belirli bir oyunu anlatmaz. Bu ifade, flört sürecinde strateji ve belirsizlik bulunduğunu düşündürebilir. Süreci anlatır; mutlaka birini dürüst olmayan biçimde başkalarını yönlendirmekle suçlamaz.
Alıştırma
Many people find the dating game confusing cümlesinde dating game ne anlama gelir?
- Başka birini kasıtlı olarak kontrol etme girişimi
- Buluşmalarda oynanan gerçek bir yarışma
- Yazılı olmayan kurallar ve seçimler içeren bir sosyal süreç olarak flört
Cevabı göster
Yazılı olmayan kurallar ve seçimler içeren bir sosyal süreç olarak flört
by coming across as enthusiastic at an early stage, Öbek fiiller
0:04erken bir aşamada çok hevesli görünerek,
coming across as: başkalarının edindiği izlenim
Coming across as, başkalarına belirli bir şekilde görünmek anlamına gelir. Kişinin niyetinden çok, davranışlarının oluşturduğu izlenime odaklanır; bu izlenim kişinin amaçladığından farklı olabilir. Yapı come across as + sıfat veya isim öbeğidir: come across as enthusiastic; come across as a good listener. Burada enthusiastic, erken aşamada oluşan izlenimi anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu izlenimi verdi anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Leo did not mean to sound rude, but he ____ rude during the call.
Cevabı göster
came across as
if we're open about how attractive we find them,
0:09onları ne kadar çekici bulduğumuzu açıkça belirtirsek,
putting ourselves at a high risk of: kendimizi yüksek bir riske atmak
Putting ourselves at a high risk of, kendi eylemlerimiz yüzünden istenmeyen bir sonuçla karşılaşma olasılığımızı yükseltmek anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: put myself, yourself, ourselves veya themselves at risk. Kalıp put + dönüşlülük zamiri + at (a) high risk of + isim ya da -ing biçimidir. Burada disgusting, of sonrasında kullanılan -ing biçimidir. a tanımlığı kullanılabilir, ancak genel ifadelerde daha kısa olan at high risk of daha yaygındır.
Alıştırma
Kendimizi zararlı bir sonuca maruz bırakmayı anlatan yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?
- By skipping backups, we put ourselves at a high risk to lose our files.
- By skipping backups, we put ourselves at a high risk of losing our files.
- By skipping backups, we put ourselves in a high risk of losing our files.
Cevabı göster
By skipping backups, we put ourselves at a high risk of losing our files.
the very person: tam olarak o kişi
the very person ifadesinde very, belirleyiciye benzeyen bir vurgu niteleyicisidir ve “tam olarak o kişi” ya da “özellikle o kişi” anlamına gelir. Burada “son derece” anlamına gelmez. Belirli tanımlık the belirli bir kişiyi gösterir, very ise bu göndermeyi daha keskin hâle getirir. Bu cümlede karşıtlığı vurgular: etkilenen kişi, konuşanın en çok ilişki kurmak istediği kişinin ta kendisidir.
Alıştırma
“That is the very key we lost yesterday,” cümlesinde very ne anlama gelir?
- Son derece iyi bir anahtar
- Tam olarak o anahtar
- Yakındaki bir anahtar
Cevabı göster
Tam olarak o anahtar
to adopt a facade of cool and indifference. Deyimler
0:30soğuk ve kayıtsız bir görünüm benimsememiz öğretilir.
a facade of cool and indifference: soğukkanlı ve kayıtsız görünme perdesi
Facade sözcüğü kelimenin gerçek anlamıyla bir binanın ön yüzünü belirtir; ancak a facade of + nitelik yapısı mecazidir. Birinin gerçekte ne hissettiğini gizleyebilen dış görünüşü anlatır. Burada cool sakin bir özdenetimi, indifference ise umursamıyor gibi görünmeyi ifade eder. Bu facade’ı benimsemek, bilinçli olarak sakin ve kayıtsız görünmektir; bu duyguların gerçek olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya gergin ama sakin görünmek istiyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- She feels genuine indifference.
- She adopts a facade of calm.
- She examines the facade of the building.
Cevabı göster
She adopts a facade of calm.
or treating our dates in a carefully off-hand manner, Kelime
0:39veya buluştuğumuz kişilere dikkatlice umursamaz bir şekilde davranma,
off-hand manner: umursamaz ve baştan savma tavır
Off-hand rahat, kısa ve pek ilgilenmiyormuş gibi görünen bir tavrı anlatır. Sosyal ilişkilerde yalnızca rahat değil, küçümseyici veya baştan savma gelebilir. Günümüzde tek sözcük olarak yazılan offhand daha yaygındır; off-hand ise alternatif bir yazımdır. Carefully bilinçli bir karşıtlık yaratır: davranış yalnızca kendiliğinden ve umursamaz görünür, fakat aslında planlanmıştır. Bu nedenle ifade gerçek kayıtsızlıktan çok sergilenen bir tavrı anlatır.
Alıştırma
Bir ev sahibi konuğuna yalnızca hızlıca omuz silkip kısa bir yanıt veriyor ve konuğun kendisini önemsiz hissetmesine yol açıyor. En doğru tanım hangisidir?
- The host responds in an off-hand manner.
- The host responds in a casual but attentive manner.
- The host gives an off-the-cuff speech.
Cevabı göster
The host responds in an off-hand manner.
if we never cross their paths again. Deyimler
0:45bunu çok da umursamıyormuş gibi ustaca rol yapma konusunda.
cross their paths: yeniden tesadüfen karşılaşmak
Bu cümlede cross their paths, “onlarla yeniden tesadüfen karşılaşmak ya da tekrar temas kurmak” demektir. Buradaki imge, insanların yaşam yollarının kesişmesidir; gerçek anlamda bir yolu karşıdan karşıya geçmek değildir. Kalıp cross + someone's path/paths biçimindedir. Burada their karşılaşılan kişileri, again ise gelecekte yeniden karşılaşmayı gösterir. İfade genellikle planlı bir buluşmadan çok tesadüfü anlatır.
Alıştırma
“if we never cross their paths again” cümlesinde cross their paths ne anlama gelir?
- Onların yolunu kapatmak
- Onlarla yeniden tesadüfen karşılaşmak
- Onlarla belirlenmiş bir saatte buluşmak
Cevabı göster
Onlarla yeniden tesadüfen karşılaşmak
We are told that the only way to get them Dilbilgisi
0:47Bize onların bizi umursamasını sağlamanın tek yolunun,
the only way to ... is to ...: tek yöntemi belirtmek
the only way to + hedef + is to + eylem kalıbı, ikinci eylemi hedefe ulaşmanın tek yöntemi olarak sunar. Bu cümlede to get them to care about us hedeftir; to pretend not to care for them ise tek olduğu ileri sürülen yöntemdir. Only, iddiayı diğer seçenekleri dışlayan bir hâle getirir. Yapıyı şöyle yeniden kullanabilirsiniz: The only way to do X is to do Y.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp the only way to ... is to ... ile tamamlayın: ____ open this locked file ____ enter the correct password.
Cevabı göster
The only way to · is to
Ek bir sonucu bağlayan in the process
Burada in the process, 'bunu yaparken' anlamına gelir. İfade, daha önce sözü edilen davranışa geri döner ve o davranış sırasında olan bir şeyi ekler: çok fazla zaman kaybedilir. Bir söylem bağlayıcısı olarak önceki eylemi tekrarlamadan yan etki veya ek sonuç belirtmeyi sağlar. Bu sonuç olumsuz da olumlu da olabilir.
Alıştırma
'Bunu yaparken' anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Elena reorganized the shared folder and deleted an important file ____.
Cevabı göster
in the process
and we have to suffer the indignity Kalıp ifadeler
1:00ve şu haksız utanca katlanmak zorunda kalırız:
suffer the indignity of + isim veya -ing biçimi
Suffer the indignity of, 'kişinin küçük düşürücü veya onuruna aykırı gelen bir deneyime katlanmak zorunda kalması' demektir. Bu cümlede küçük düşürücü deneyim, bir arzuyu inkâr etmek zorunda kalmaktır. Yapı suffer the indignity of + isim veya -ing biçimidir. of ile başlayan bölüm aşağılayıcı deneyimi adlandırır; indignity öfke ya da sıradan bir rahatsızlık değil, aşağılanma veya onur kaybı anlamına gelir.
Alıştırma
'Aşağılanmasına katlanmak' anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: After leading the team for ten years, Marcus had to ____ being removed from the project.
Cevabı göster
suffer the indignity of
that should never have been associated with shame Dilbilgisi
1:04ki bu arzu hiçbir zaman utançla ilişkilendirilmemeliydi
should never have been associated with shame: modal perfect edilgen yapı
should + never + have been + geçmiş zaman ortacı kalıbı, modal perfect yapısında bir edilgen çatıdır. Geçmişte kurulmuş bir bağlantıya dönüp onun yanlış olduğunu belirtir: utanç gerçekten arzuyla ilişkilendirilmiştir, ancak konuşan kişi bu bağlantının hiçbir zaman haklı olmadığına inanır. Özne eylemi alan taraf olduğu için edilgen yapı, ilişkiyi kimin kurduğundan çok neyin ilişkilendirildiğine odaklanır. Bu, geleceğe yönelik bir tavsiye değil, geçmişteki bir duruma yönelik eleştiridir.
Alıştırma
Geçmişte utançla kurulan bağlantıyı eleştiren modal perfect edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her ambition ____.
Cevabı göster
should never have been associated with shame
in the first place: başlangıç noktasına dönmek
Burada in the first place, en başından beri veya her şeyden önce değil, başlangıçta anlamına gelir. Dinleyiciyi sorunun kaynağına götürür: utançla kurulan bağlantı, oluşturulduğu anda zaten yanlıştı. Cümlenin sonunda kullanıldığında geçmişe yönelik güçlü bir eleştiri ekler. Bir listedeki ilk maddeyi tanıtmaz.
Alıştırma
İlk kararı sorgulayan cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Why did we agree to this ____?
- first of all
- in the first place
- at first
Cevabı göster
in the first place
But we can find a way out of the conundrum Kalıp ifadeler
1:09Ancak, aşırı hevesli olmanın belirgin tehlikelerini
find a way out of: bir zorluktan çıkmak veya onu çözmek
Bu cümlede find a way out of the conundrum, zor ikilemden çıkmak veya onu çözmek için uygulanabilir bir yöntem bulmak anlamına gelir. Buradaki way out mecazidir; fiziksel bir çıkış değildir. Kalıp find a way out of + zor durum şeklindedir. Durumu sizi sıkıştıran veya engelleyen bir şey gibi gösterdiği için sıradan bir işi yapmanın yolunu bulmaktan daha güçlü bir anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki find ile başlayan ve kaçış ya da çözüm yöntemi bulmak anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We must ____ this mess before it gets worse.
Cevabı göster
find a way out of
drilling deeper into: bir konuyu daha yakından incelemek
Drilling deeper into, bir konuyu daha ayrıntılı incelemeyi anlatan bir mecazdır. Yüzeyin altına doğru delme görüntüsünü kullanır; bu nedenle deeper, açık görünen bir açıklamanın ötesine geçip alttaki düşüncelere veya nedenlere ulaşmayı ifade eder. Burada drilling, by sonrasında kullanılan -ing biçimidir; into ise incelenen konuyu tanıtır: drill deeper into + konu. Bu ifade, sıradaki adım hızlıca bakmak değil dikkatli bir analiz yapmak olduğunda özellikle uygundur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki drilling ile başlayan ve bir konuyu daha yakından incelemek anlamına gelen üç sözcüklü -ing ifadesiyle tamamlayın: The researchers are ____ the unexpected results.
Cevabı göster
drilling deeper into
Sosyal beklenti bildiren not meant to
Bu soruda not meant to, “yapılması beklenmemek” veya “yapılmaması gerekir” anlamındadır. Konuşmacı, neden çok erken aramanın yanlış olduğunu söyleyen bir sosyal kural bulunduğunu soruyor. be + not meant to + fiilin yalın hâli yapısı, kuralı kimin koyduğunu belirtmeden bir kuralı veya ortak beklentiyi ifade edebilir. Burada eylem imkânsız değil, sosyal açıdan uygun görülmeyen bir davranış olarak sunulur.
Alıştırma
“Guests are not meant to enter through this door,” İngilizce cümlesinde not meant to en doğal olarak neyi ifade eder?
- Misafirlerin içeri girmeyi amaçlamadığı iddiası
- Misafirlerin henüz içeri girmediğini belirten bir ifade
- Misafirlerin içeri giremediğini belirten bir ifade
- Misafirlerin bunu yapmaması gerektiğine dair bir kural veya beklenti
Cevabı göster
Misafirlerin bunu yapmaması gerektiğine dair bir kural veya beklenti
are generally not recommended for one central reason,
1:28genelde tek bir temel nedenden dolayı önerilmez,
İki şeyi eş değer sayan equated with
Equated with, equate A with B yapısının edilgen biçimidir. Bir şeyin başka bir şeye eşit ya da özünde onunla aynı kabul edildiğini belirtir. Cümlede yüksek coşku, manik bağımlılıkmış gibi sınıflandırılmıştır. Bu ifade yalnızca bir benzerliği fark etmekten daha güçlüdür. İki şeyin eş değer olduğu yargısının sorgulanmasına veya eleştirilmesine çoğu zaman açık kapı bırakır.
Alıştırma
Yazar “aynı şeymiş gibi davranır” anlamını vermek istiyorsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The report ___ popularity with quality.
- compares
- associates
- equates
- separates
Cevabı göster
equates
Yeniden ifade etme belirteci olarak “In other words,”
In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki düşünceyi daha açık, daha doğrudan veya farklı bir açıdan yeniden anlattığını bildirir. Burada “weakness, desperation...” biçimindeki olumsuz nitelikler, önceki toplumsal yargının ne anlama geldiğini açıklar. Bu ifade aynı noktanın iki farklı anlatımını birbirine bağlar; ayrı bir iddia veya örnek sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir düşünceyi yeniden ifade etmek için In other words kullanıyor?
- The route is impassable. In other words, we cannot use it.
- The route is impassable. However, we can still arrive on time.
- The route is impassable. For example, the north bridge is closed.
Cevabı göster
The route is impassable. In other words, we cannot use it.
is to ensure that they're never alone
1:54birilerinin varlığıyla asla yalnız kalmamayı garantiye almaktır.
“what is ultimately the problem is X, not Y” ile sorunu yeniden tanımlamak
what is ultimately the problem biçimindeki what yan cümlesinin tamamı ana cümlenin öznesidir. Bu yan cümlede ilk is, what ile the problem ifadelerini birbirine bağlar; ikinci is ise ana cümlenin bağ fiilidir ve yanıtı verir: manic dependence. Sondaki X, not Y, yanlış bir teşhisi düzeltir. Bu yapı önce asıl sorunun ne olduğu sorusunu çerçeveler, ardından amaçlanan yanıtı belirtip diğer seçeneği reddeder.
Alıştırma
Hangi cümle soruna lack of effort değil, poor planning neden oluyor anlamını en açık biçimde verir?
- What is really causing the problem is lack of effort, not poor planning.
- Poor planning and lack of effort are equally important causes of the problem.
- What is really causing the problem is poor planning, not lack of effort.
Cevabı göster
What is really causing the problem is poor planning, not lack of effort.
glued these two elements together ifadesinin mecaz anlamı
Burada glued these two elements together mecazdır. Kültürel anlatılar gerçek bir yapıştırıcı kullanmamıştır; iki fikri doğal olarak birbirine aitmiş gibi tekrar tekrar sunmuştur. Güçlü ve yerinden oynamayan yapıştırıcı imgesi, bu bağlantının ayrılmasını zor gösterir. Unfairly zarfı, konuşanın bu ilişkilendirmeyi doğru kabul etmek yerine reddettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede glued these two elements together ne anlama gelir?
- Anlatılar kırılmış iki fiziksel nesneyi yapıştırıcıyla onardı.
- Anlatılar iki fikrin aslında tamamen aynı olduğunu dikkatle kanıtladı.
- Anlatılar iki fikrin sağlam ve neredeyse ayrılmaz biçimde bağlantılı görünmesini sağladı.
Cevabı göster
Anlatılar iki fikrin sağlam ve neredeyse ayrılmaz biçimde bağlantılı görünmesini sağladı.
not thereby to imply manic dependence.
2:28bunun manik bağımlılık anlamına gelmemesini sağlayacak bir seçenek olmalıdır.
at once very keen and very sane: aynı anda geçerli özellikler
at once very keen and very sane ifadesinde at once, “aynı anda” veya “ikisinin de aynı zamanda geçerli olması” anlamına gelir. Keen ve sane, bir kişinin birlikte taşıyabileceği iki özellik olarak sunulur; birbiri ardına gerçekleşen aşamalar değildir. at once + sıfat + and + sıfat kalıbı, özellikle birbiriyle çeliştiği düşünülebilecek iki özelliği kısa biçimde eşleştirir. Başka bağlamlarda at once “hemen” anlamına da gelebilir; burada anlamı belirleyen unsur eş görevli sıfatlardır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve “aynı anda” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The new manager seemed ____ calm and intensely ambitious.
Cevabı göster
at once
to which ... have recourse yapısı
Have recourse to something, “özellikle diğer seçenekler sınırlıyken yardım için bir şeye başvurmak veya onu kullanmak” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Burada recourse bir isimdir ve to, sabit have recourse to kalıbının parçasıdır. İlgi cümleciğinde edat which sözcüğünün önüne geçer: to which we seldom have recourse. Which, a little-known emotional art ifadesine gönderme yapar. Öne alınan to hem have recourse to hem de introduction to yapısını tamamlar; yalnızca introduction sözcüğüne bağlı değildir.
Alıştırma
Have recourse to kalıbını tamamlayan iki sözcüklü resmî bağlantıyı boşluğa yazın: The backup plan, ____ we had recourse during the outage, kept the service running.
Cevabı göster
to which
Çelişkili etiket strong vulnerability
Strong vulnerability, bu videoda bilinçli olarak kullanılan çelişkili bir etikettir. Vulnerability, bir ihtiyacı ya da kişiyi incinmeye açık bırakan bir duyguyu açıkça göstermek anlamına gelir; strong ise bu açıklığı cesaret, özdenetim ve bağımsızlığı korumakla bağdaşan bir özellik olarak yeniden çerçeveler. Bu, yazarın tanımladığı bir fikirdir; standart bir klinik terim veya fiziksel güçle ilgili bir iddia değildir. İfade, her türlü vulnerability durumunu weakness ile bir tutmamayı ister.
Alıştırma
Bu cümlede strong vulnerability büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Duygusal zayıflık için standart bir klinik tanı kullanmak
- Hiç yardıma ihtiyaç duymayacak kadar fiziksel olarak güçlü olmak
- Bağımsızlık duygusunu korurken bir ihtiyacı açıkça kabul etmek
Cevabı göster
Bağımsızlık duygusunu korurken bir ihtiyacı açıkça kabul etmek
duyguların diplomatı
Bu cümlede a diplomat of the emotions, farklı yönlere çeken duyguları ve kişisel özellikleri dikkatle yöneten birini anlatan mecazdır. Bir diplomatın hassas ilişkileri yönetmesi gibi bu kişi de özgüven ve bağımsızlığı yakınlık ve dürüstlükle bir araya getirir. Burada gerçek anlamda bir devlet diplomatından söz edilmez. of the emotions, mecazi diplomasinin gerçekleştiği alanı, yani duygusal yaşamı ve ilişkileri belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede a diplomat of the emotions ne anlama geliyor?
- Bütün duygularını diğer insanlardan gizleyen biri
- Hükümetler arasında anlaşmalar müzakere eden bir görevli
- Çatışan duyguları ve özellikleri dikkatle yöneten biri
Cevabı göster
Çatışan duyguları ve özellikleri dikkatle yöneten biri
on the one hand ... on the other: bir yandan... öte yandan...
On the one hand ... on the other, bilgiyi iki taraf hâlinde düzenleyen eşleşmiş bir kalıptır. Bir düşünce grubunu ilk tarafa, onunla karşıtlık oluşturan grubu ikinci tarafa yerleştirerek aralarındaki ilişkinin kolayca izlenmesini sağlar. Bu cümlede özgüven ve bağımsızlık ilk tarafı; yakınlık, kendini açma ve dürüstlük ise ikinci tarafı oluşturur. Kalıp, kişinin iki özellik grubunu da birleştirdiğini gösterir; aralarında seçim yapmayı gerektirmez. on the other içinde hand, ilk işaretten anlaşıldığı için söylenmemiştir.
Alıştırma
Dersteki kısaltılmış eşleşmiş kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the apartment is affordable; ____, it is far from school.
Cevabı göster
On the one hand · on the other
a balancing act: çatışan talepleri dengelemek
Burada a balancing act, iki farklı yöne çeken talebi yönetmeyi anlatan bir mecazdır. Birine fazla ağırlık vermek diğerine zarar verebilir; bu yüzden dengeyi sürekli ayarlamak gerekir. Yalnızca yoğun ya da zor bir işi değil, hassas bir ödünleşimi anlatır. a balancing act between X and Y kalıbıyla a balancing act between honesty and tact örneğindeki gibi iki taraf belirtilebilir.
Alıştırma
Bir yönetici yararlı bilgileri paylaşmak istiyor, ancak özel ayrıntıları da korumalı. Bu gerilimi en iyi hangi cümle ifade eder?
- It is a balancing act.
- It is a simple routine.
- It is a juggling act.
Cevabı göster
It is a balancing act.
The strongly vulnerable know how to confess
3:06Güçlü bir şekilde savunmasız olanlar, küçük hissetme duygusunu
for us while simultaneously leaving us under the impression Kalıp ifadeler
3:30ve eşzamanlı olarak bizde şu izlenimi bırakarak:
leaving us under the impression that: bize … izlenimini vermek
leave someone under the impression that + yan cümle yapısında leave bir sonuç bildirir: “birinden ayrılmak” yerine birinin belirli bir duruma gelmesine yol açmak anlamındadır. Kalıbın tamamı, bir kişinin sözlerinin veya davranışlarının çoğu zaman doğrudan söylemeden başka birine belirli bir inanç verdiğini anlatır. Burada tavırları, açık bir reddedilmeyle başa çıkabileceklerini düşünmemize yol açar. İfade oluşan izlenimi aktarır; bu nedenle inanç eksik veya yanlış olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıbın doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: His vague reply ____ the meeting had been canceled.
Cevabı göster
left me under the impression that
They would love to build a life with us,
3:36Bizimle bir hayat kurmayı çok istediklerini ima ederler,
if that didn't sound much like fun from our side: yumuşatılmış bir ret
Bu if yan cümlesinde that, önerilen ortak yaşamı ifade eder. Didn't sound much like fun, fikrin karşı tarafa çekici gelmeyebileceğini söylemenin yumuşak bir yoludur. Konuşan kişi doğrudan no demek yerine, karşı tarafa öneriyi mahcup olmadan reddetme ve başka bir şey seçme alanı bırakır. From our side, değerlendirmeyi mutlak bir yargı olarak değil, olası düzenlemenin taraflarından birinin bakış açısına yerleştirir. Genel olarak sound like + isim öbeği, bir seçeneğin gerçekleşmeden önce verdiği izlenimi anlatır; not much ise olumsuz tepkiyi yumuşatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “We can watch something else if a three-hour documentary doesn't sound like much fun to you.” diyor. Arkadaşınız ne yapıyor?
- Karşı tarafın fikri reddetmesine nazikçe izin veriyor.
- Belgeselin ne kadar sürdüğünü soruyor.
- Belgeselin eğlenceli olacağında ısrar ediyor.
Cevabı göster
Karşı tarafın fikri reddetmesine nazikçe izin veriyor.
In the way that the strongly vulnerable speak
3:46Güçlü bir şekilde savunmasız olanların arzularından
play it cool: ilgiyi gizlemek için bilinçli sakinlik
Play it cool, güçlü ilgi, heyecan veya gerginliği gizlerken sakin ve kontrollü davranmak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Kişi gerçekten bir şey oynamaz; başkalarında bıraktığı izlenimi yönetir. They don't need to play it cool cümlesinde anlatılmak istenen, bu stratejik ölçülülüğe ihtiyaç duymadıklarıdır. Bu, yalnızca doğaları gereği sakin oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “sakin davranıp heyecanını gizlemek” anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Mia was thrilled about the invitation, but she tried to ____ so she would not seem too eager.
Cevabı göster
play it cool
carry off: Cesur Bir Tarzı veya Tavrı Başarıyla Taşımak
Bu cümlede carry off, “zor veya dikkat çekici bir şeyi başarıyla sergilemek” anlamındadır. Çok güçlü bir coşkuyu, beceriksiz ya da onay bekleyen biri gibi görünmeden, kendinden emin ve çekici biçimde gösterebilirler. Kalıp carry off + nesne şeklindedir. Nesne bir görünüm, tarz, rol, performans veya tavır olabilir; bir şeyi carry it off yapabiliyorsanız onu inandırıcı biçimde sergileyebiliyorsunuz demektir.
Alıştırma
Cümlede “cesur bir tarzı başarıyla taşımak” anlamına gelen ifadeyi seçin: Maya can ___ that bright silver suit.
- carry away
- carry on
- carry off
Cevabı göster
carry off
and nefariously been associated with.
4:04kötü bir biçimde ilişkilendirildiği tehlikelerden kaçınarak sergilerler.
What is off-putting is ... that ...: Düzeltme Yapan Bir What-Cleft Yapısı
Burada What is off-putting is ... that ... bir what-cleft, yani sözde bölünmüş cümle yapısıdır. Baştaki what yan cümlesi “rahatsız edici olan şey” anlamına gelir; sonraki that yan cümlesi ise öne sürülen içeriği verir: birinin bizi sevmesi. Bu that yan cümlesi bir içerik yan cümlesidir; bir ismi niteleyen ilgi yan cümlesi değildir. never, in fact öne sürülen bu açıklamayı reddeder. Cümle bir düzeltmeye zemin hazırlar: birinin bizi sevmesi gerçek sorun değildir ve ardından başka bir açıklamanın gelmesi beklenir. Bu yapı, konuşanın önce meseleyi tanımlayıp sonra yanlış bir düşünceyi düzeltmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir açıklamayı reddedip yerine başka bir açıklama koymak için what-cleft yapısını kullanıyor?
- It concerns me because the task is hard and the instructions are unclear.
- What concerns me is not that the task is hard; it is that the instructions are unclear.
- What task is hard, and which instructions are unclear?
Cevabı göster
What concerns me is not that the task is hard; it is that the instructions are unclear.
Off-putting: hoşnutsuzluk veya ilgi kaybı yaratmak
Bu cümlede off-putting, birinin çekimini, rahatlığını veya ilgisini azaltan bir şey anlamına gelir. Yazar, birinin bizi sevmesinin tek başına bu uzaklaşma tepkisini yaratmadığını söylüyor. Bu, put someone off fiilinin “birinin ilgisini kaybetmesine veya hoşnutsuzluk duymasına yol açmak” anlamından türemiş bir sıfattır. Burada bir zamanı ya da etkinliği ertelemekle ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi “hoşnutsuzluk veya ilgi kaybına yol açan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The speaker's smug tone was ____.
Cevabı göster
off-putting
no options other than: ... dışında hiçbir seçenek yok
Burada no options other than us, geriye kalan tek seçeneğin us olduğunu belirtir. no + çoğul isim + other than + isim, zamir veya ulaç yapısı, other than ifadesinden sonra gelen seçenek dışındaki bütün olasılıkları eler. Bu yapıyı çok sınırlı veya zorunlu bir seçim sunmak için kullanın. Bu cümlede, başka hiç kimseye yönelemiyor gibi görünmeleri, onların bağımlılığını kaygı verici hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “hariç” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The road was closed, so we had no options ____ waiting until morning.
Cevabı göster
other than
Seem in danger of: görünürdeki bir riski belirtmek
Seem in danger of yapısında seem, yargının doğrulanmış bir gerçek değil, bir izlenim olduğunu gösterir. In danger of ise ciddi ve olumsuz bir sonucu, zaten gerçekleşmiş bir olay olarak değil, risk olarak sunar. Yapı seem + in danger of + isim veya -ing biçimidir. Burada having ve not being, -ing biçimleridir; “tehlike” ise duygusal bağımlılıktır ve mutlaka fiziksel bir tehlike değildir.
Alıştırma
Hangi cümle gerçekleşmiş veya kesin bir sonuç yerine bir riski ihtiyatlı biçimde bildirir?
- The hikers will definitely run out of water.
- The hikers have run out of water.
- The hikers seem in danger of running out of water.
Cevabı göster
The hikers seem in danger of running out of water.
Sorun her zaman Y değil, X’tir
X, not Y bir düzeltme oluşturur: manic dependence ifadesini asıl sorun olarak gösterir ve enthusiasm ifadesini yanlış açıklama olarak reddeder. Virgüller not enthusiasm bölümünün araya eklenmiş bir karşıtlık olduğunu gösterir. Only ever sınırlamayı güçlendirir: bu iddiaya göre sorun her zaman X’tir, hiçbir zaman Y değildir; bu, zamanı adım adım anlatan bir ifade değildir. Bu yapı bir savı kesin bir sonuca indirger. Amaçlanan nedeni veya odağı X’e, reddedilen yorumu not Y bölümüne koyun ve ardından sonucu belirtin. Only ever bu sonucun özellikle kesin ve mutlak görünmesini sağlar.
Alıştırma
Düzeltmeyi X, not Y yapısıyla tamamlayın. Nedenin router olmadığını göstermek için router kullanın: The broken cable, ____, is the cause of the outage.
Cevabı göster
not the router
that we're really extremely keen to see them again,
4:29onları tekrar görmeyi gerçekten çok istediğimizi,
Akıl yürütme geçişi olarak With this distinction in mind
With this distinction in mind, daha önce açıklanmış bir farka gönderme yapar ve dinleyiciden sonraki kısmı değerlendirirken bu farkı aklında tutmasını ister. Buradaki ayrım, coşkunun zorlayıcı bir bağımlılıkla aynı şey olmadığıdır. Bu ifade, sonraki yan cümleyi söz konusu ayrıma dayanan pratik bir sonuç olarak çerçeveler. Söylemi analizden tavsiyeye taşır; kendi başına yeni bir karşıtlık ortaya koymaz.
Alıştırma
Daha önce açıklanmış bir ayrımın, sonraki tavsiye değerlendirilirken akılda tutulması gerektiğini belirten geçiş ifadesi hangisidir?
- That said
- With this distinction in mind
- In contrast
Cevabı göster
With this distinction in mind
while simultaneously leaving them in no doubt Kalıp ifadeler
4:35ve aynı zamanda onlarda hiçbir şüphe bırakmayarak
that we could, if the answer were a no, Dilbilgisi
4:38cevabın hayır olması durumunda şunu yapabileceğimizi:
leave someone in no doubt that: birini tamamen emin kılmak
leaving them in no doubt that ifadesindeki leave, birinden uzaklaşmak değil, birini belirli bir durumda bırakmak anlamına gelir. Yapı leave + kişi + in no doubt + that yan cümlesidir: kişi, that yan cümlesindeki olgudan tamamen emin hâle gelir. Burada leaving, while sözcüğünden sonra geldiği ve eş zamanlı bir iletişim amacını anlattığı için -ing biçimindedir. İfade, dinleyicide oluşan sonuca odaklanır: mesaj hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi sabit ifade leave someone in no doubt that ile tamamlayın; geçmiş zamanı ve kişi olarak her sözcüğünü kullanın: The clear evidence ____ the plan would work.
Cevabı göster
left her in no doubt that
if the answer were a no: varsayımsal were ve sayılabilen a no
if the answer were a no ifadesinde were, tekil özne the answer ile kullanılan be fiilinin gerçek dışı varsayım biçimidir. Olası reddi varsayımsal bir mesafeyle sunar; reddin geçmişte gerçekleştiğini söylemez. Bu if yan cümlesi would, could ya da might içeren bir sonuç bölümüne bağlanabilir. Burada no sayılabilen bir addır. A no, tek bir olumsuz cevap ya da ret anlamına gelir ve a tanımlığı bu ad öbeğinin parçasıdır.
Alıştırma
Varsayımsal were kullanan ve no sözcüğünü olası tek bir cevap olarak ele alan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the answer ____, we would respect the decision.
Cevabı göster
were a no
try our book on How to Find Love,
4:57Aşkı Nasıl Bulursunuz (How to Find Love) adlı kitabımıza göz atın,