Hayvan üreme organlarının evrimi - Menno Schilthuizen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
684 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu video, hayvanların üreme organlarının neden şaşırtıcı ölçüde çeşitli ve karmaşık biçimlere evrildiğini; kur yapma, dişilerin sperm seçimi, cinsel çatışma ve milyonlarca yıl süren karşılıklı uyum süreçleri üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. evolutionary tango — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Başlıktaki dans benzetmesini, erkek ve dişi uyumlarının birbirini sürekli etkilediği ve karşı hamleler doğurduğu uzun bir süreç olarak anlayın; bu imgenin videodaki evrimsel açıklamayı nasıl bir bütün hâline getirdiğini fark edin. 2. It's thought that — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler. Bilimsel bir varsayımı kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan aktarmak için bu temkinli kalıbı kullanın; özellikle hayvan davranışı ile üreme başarısı arasında olası bir ilişki açıklarken kesinlik derecesini doğru yansıtın. 3. Not to be outdone, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Dişilerin karşı uyumlarını tanıtırken kullanılan rekabetçi ve hafif esprili tonu ayırt edin; bir kişi ya da taraf, rakibinin avantajına aynı ölçüde güçlü bir hamleyle cevap verdiğinde bu ifadeyi kullanın.

Bu derste

The evolutionary tango of animal genitalia. Deyimler

0:07

Hayvan üreme organlarının evrimsel tangosu.

Deyimler

evolutionary tango: iki taraflı bir dans olarak evrim

Bu başlıkta evolutionary tango bir metafordur. Tango, iki dansçının birbirine karşılık verdiği eşli bir danstır; bu nedenle ifade, evrimi iki taraf arasındaki sürekli bir etkileşim olarak sunar. Burada erkek ve dişi üreme özelliklerindeki değişiklikler, diğer taraf üzerindeki evrimsel baskıları değiştirebilir ve buna karşılık yeni değişikliklere yol açabilir. Bu imge zaman içindeki karşılıklı etkiyi vurgular; gerçek bir dansı anlatmaz ve mutlaka uyum ya da iş birliği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu başlıktaki evolutionary tango esas olarak neyi anlatıyor?

  1. Erkek ve dişi özellikleri birbirlerinin evrimini etkilemeye devam eder.
  2. Hayvanlar evrim geçirirken gerçekten tango yapar.
  3. Bütün hayvan türleri tamamen aynı şekilde evrim geçirir.
Cevabı göster

Erkek ve dişi özellikleri birbirlerinin evrimini etkilemeye devam eder.

Can you guess what you're looking at? Anlatım akışı

0:12

Neye baktığınızı tahmin edebilir misiniz?

Anlatım akışı

Can you guess...?: yanıtı açıklamadan önce izleyiciyi katılıma çağırmak

Bu doğrudan soru bir açılış kancası görevi görür. İzleyicilere doğrudan seslenir, onlara bir gözlem görevi verir ve yanıtı geciktirerek açıklanacak şey hakkında merak uyandırır. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi düzeni şöyledir: bilinmeyen bir şey gösterin, izleyiciyi tahmin etmeye davet edin ve ardından açıklayın. Buradaki Can you guess...? öncelikle izleyicinin yeteneğini sınayan bir soru değil, katılım davetidir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamaya başlarken aynı tür açılış kancasını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Please ignore these unusual marks.
  2. Can you guess what made these unusual marks?
  3. These unusual marks were made by ice.
Cevabı göster

Can you guess what made these unusual marks?

If you answered duck vagina, you'd be right. Dilbilgisi

0:14

Ördek vajinası diye cevap verdiyseniz, haklısınız.

Dilbilgisi

If you answered ..., you'd be right: olası bir cevabı onaylamak

If you answered X, you'd be right, olası bir cevabın doğru olduğunu onaylamak için kullanılan koşullu bir kalıptır. Answered, varsayılan cevabı if yan cümlesine yerleştirir; you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır ve be right sonucu bildirir. Buradaki would gelecek zamanı göstermez. Konuşmacı herkesin bu cevabı verdiğini söylemez; bu cevabı veren kişinin doğru bilmiş olacağını belirtir. Bu dolaylı biçim, bir sunucunun cevabı izleyicilere açıklaması sırasında yaygındır.

Alıştırma

Cevap kontrolünü you would ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: If you answered 'photosynthesis,' ____ be right.

Cevabı göster

you'd

Although the bird's outward appearance may not strike you as especially odd, Kalıp ifadeler

0:18

Kuşun dış görünüşü size pek garip gelmese de,

Kalıp ifadeler

strike you as especially odd: özellikle tuhaf bir izlenim vermek

strike someone as + betimleme yapısında strike, “vurmak” değil, “birinde belirli bir izlenim yaratmak” anlamına gelir. Burada strike you as especially odd, “size özellikle tuhaf görünmek” demektir. Değerlendirilen şey özne olur, izlenimi edinen kişi strike sözcüğünden sonra gelir ve as izlenimi tanıtır: the appearance + may not + strike + you + as + especially odd. Bu ifade genellikle dikkatli bir değerlendirme sonucundan çok ilk tepkiyi anlatır.

Alıştırma

Dinleyiciye doğrudan hitap edin ve cümleyi strike ... as kullanarak tamamlayın: The new logo may ____ unusual at first.

Cevabı göster

strike you as

it uses this strange, intricate, corkscrew-shaped contraption to reproduce. Kelime

0:22

üremek için bu tuhaf, karmaşık, tirbuşon şeklindeki düzeneği kullanır.

Kelime

garip, karmaşık, tirbuşon biçimli düzenek

strange, intricate ve corkscrew-shaped sıfatları contraption sözcüğünden önce art arda gelerek betimlemeyi kurar. Strange genel izlenimi verir, intricate çok sayıda küçük ve karmaşık parça olduğunu belirtir, corkscrew-shaped ise belirli şekli gösterir. -shaped ile biten bir şekil ifadesi isimden önce geldiğinde normalde kısa çizgiyle yazılır. Contraption, tuhaf veya karmaşık görünen, özellikle de tam adı bilinmeyen ya da önemli olmayan bir aygıt veya mekanizma için kullanılan gündelik bir sözcüktür. Bir organa contraption denmesi, resmî bir anatomi adı vermek yerine eğlenceli ve hafif şaşkın bir ton yaratır.

Alıştırma

Hangi ifade doğal olarak “tuhaf, karmaşık ve tirbuşon biçimli bir aygıt” anlamına gelir?

  1. a strange, intricately, corkscrew shape contraption
  2. a strange, intricate, corkscrew-shaped contraption
  3. a formal, anatomical, corkscrew-shaped terminology
Cevabı göster

a strange, intricate, corkscrew-shaped contraption

We see similarly unbelievable genitalia in insects,

0:27

Böceklerde de benzer inanılmaz üreme organları görüyoruz,

mammals, reptiles, fish, spiders, and even snails.

0:31

memelilerde, sürüngenlerde, balıklarda, örümceklerde ve hatta salyangozlarda.

Apparently,

0:36

Görünüşe göre,

no organs evolve faster and into more variable shapes Dilbilgisi

0:37

hiçbir organ, üreme ile ilgili olanlardan daha hızlı

than those involved in procreation.

0:41

ve daha değişken şekillerde evrimleşmiyor.

Dilbilgisi

hiçbir organ üremede rol alan organlardan daha hızlı evrilmez

no + çoğul isim + karşılaştırma derecesi + than ... kalıbı, üstünlük derecesine benzer bir iddia kurmak için karşılaştırma biçimini kullanır. No organs evolve faster than this group, hiçbir organın evrim hızı bakımından bu grubu aşmadığı anlamına gelir; dolayısıyla grup en üst düzeyde gösterilir. Eşitlik ihtimali vardır; grubun tek başına en hızlı olması gerekmez. Burada evolve sözcüğünü iki eşgüdümlü fikir izler: faster evrimin hızını, into more variable shapes ise sonuçlarını anlatır. Those, organs yerine kullanılarak ismin tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Vurgulanan karşılaştırmaya en uygun anlam hangisidir?

  1. Bazı başka organlar onlardan daha hızlı ve daha değişken biçimlere doğru evriliyor olarak gösterilir.
  2. Üremede rol alan organlar hem evrim hızı hem de biçim çeşitliliği bakımından en yüksek düzeye ulaşıyor olarak gösterilir.
  3. Üremede rol alan organlar en yavaş evrilen ve biçimleri en az değişken organlar olarak gösterilir.
Cevabı göster

Üremede rol alan organlar hem evrim hızı hem de biçim çeşitliliği bakımından en yüksek düzeye ulaşıyor olarak gösterilir.

Superficially, it makes sense Anlatım akışı

0:43

Yüzeysel olarak bakıldığında, bu mantıklı

Anlatım akışı

Superficially, it makes sense ile karşıtlığa zemin hazırlama

Bu cümlede superficially, it makes sense yargısının kapsamını sınırlar: fikir yalnızca yüzeysel düzeyde bakıldığında mantıklı görünür. Fikrin tamamen doğru olduğunu söylemez. Bu başlangıç, daha sonra gelecek bir itiraz veya sınırlamadan önce ilk bakışta makul olan noktayı kabul eder. Bir tartışmada, daha ayrıntılı incelemenin yargıyı değiştirebileceğini gösterir.

Alıştırma

Bir tartışmada Superficially, it makes sense ifadesinin rolünü en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Fikrin ilk bakışta mantıklı göründüğünü kabul ederken daha ayrıntılı bir itiraza hazırlanır.
  2. Fikrin anlaşılmasının imkânsız olduğunu söyler.
  3. Fikri tamamen kanıtlanmış olarak sunar.
Cevabı göster

Fikrin ilk bakışta mantıklı göründüğünü kabul ederken daha ayrıntılı bir itiraza hazırlanır.

because evolution works by reproduction.

0:46

çünkü evrim üreme yoluyla işler.

If an animal leaves more offspring, Kalıp ifadeler

0:49

Eğer bir hayvan daha fazla yavru bırakırsa,

Kalıp ifadeler

Biyolojide leaves more offspring

Biyolojide leave offspring, üremek ve soy üretmek anlamına gelir. Buradaki leaves more offspring, bir hayvanın sonraki nesle daha fazla sayıda soy bırakması demektir; hayvanın yavrularını bir yere bırakıp gitmesi anlamına gelmez. Offspring bir veya birden fazla soy üyesini ifade edebilir ve çoğul olduğunda -s almaz: one offspring, many offspring.

Alıştırma

Biyoloji cümlesini leave offspring ve karşılaştırmalı miktar sözcüğü more ile tamamlayın: Animals that find reliable food may ____.

Cevabı göster

leave more offspring

his genes will spread. Kelime

0:51

genleri yayılacaktır.

Kelime

genes will spread: bir popülasyonda daha yaygın hâle gelmek

Bu bilimsel bağlamda his genes will spread, onun genlerinin yavrularına aktarılabileceği ve nesiller boyunca bir popülasyonda daha yaygın hâle gelebileceği anlamına gelir. Spread, dağılımın veya sıklığın artmasını anlatır; genlerin fiziksel olarak açılmasını ya da tek bir hayvanın vücudunda dolaşmasını değil. Bu ifade, üreme başarısını kısaca anlatır. Genler amaçlı biçimde hareket etmez; onları taşıyan canlılar hayatta kalan daha fazla yavru bıraktığında bu genler daha yaygın hâle gelir.

Alıştırma

Evrimle ilgili bir tartışmada “His genes will spread” ne anlama gelir?

  1. Onun genleri üreme yoluyla popülasyonda daha yaygın hâle gelebilir.
  2. Onun genleri bir yüzeye düz biçimde yayılacak.
  3. Onun genleri vücudunun farklı bölümlerine hareket edecek.
Cevabı göster

Onun genleri üreme yoluyla popülasyonda daha yaygın hâle gelebilir.

And since genitalia are an animal's tools for reproduction, Dilbilgisi

0:53

Ve üreme organları hayvanın üreme araçları olduğundan,

any improvement there will have an immediate effect.

0:57

oradaki herhangi bir gelişme anında etki gösterecektir.

Dilbilgisi

since genitalia are ...: since ile neden belirtmek

Burada since bir neden belirtir ve because anlamına gelir. Since yan cümlesi, üreme organlarının üreme için kullanıldığı öncülünü verir; ana cümle ise sonucu belirtir: bu alandaki bir iyileşme hemen etkili olabilir. Baştaki And, bu nedeni önceki savla ilişkilendirir. Since sözcüğünün neden mi yoksa zaman mı belirttiğine karar vermek için yan cümlenin “neden” sorusunu mu yanıtladığına, yoksa bir başlangıç zamanı mı verdiğine bakın; burada “neden” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümlede since bir neden belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Nothing has changed since yesterday.
  2. Since the road is icy, the school is closed.
  3. I have lived here since 2020.
Cevabı göster

Since the road is icy, the school is closed.

And yet, Anlatım akışı

1:01

Yine de,

Anlatım akışı

And yet: beklentiye aykırı bir dönüşü belirtmek

And yet, bir sonraki düşüncenin önceki bilgilerin oluşturduğu beklentiyle çeliştiğini gösterir. And savı ilerletirken yet şaşırtıcı dönüşü işaretler. Burada sorudan önce tek başına durarak kısa bir duraklama yaratır ve dinleyicinin dikkatini henüz çözülmemiş çelişkiye çeker. Bu kalıpla bir savı düzenleyebilirsiniz: önce makul bir beklenti oluşturun, sonra onu sorgulayan bir olgu ya da soru sunun.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, ilk cümlenin oluşturduğu beklentiye gerçekten aykırı bir sonucu And yet ile belirtir?

  1. The instructions looked simple. And yet, they were printed on white paper.
  2. The instructions looked simple. For example, the diagrams used clear labels.
  3. The instructions looked simple. And yet, nobody in the group could assemble the shelf.
Cevabı göster

The instructions looked simple. And yet, nobody in the group could assemble the shelf.

what's the point of having such decorative nether regions? Notlar

1:01

böylesine süslü alt bölgelere sahip olmanın amacı nedir?

Kalıp ifadeler

what's the point of having...?: amaç veya değeri sorgulamak

What's the point of + isim veya -ing biçimi, bir şeyin hangi amaca, yarara ya da pratik değere sahip olduğunu sorar. what's the point of having ifadesinde of bir edattır; bu nedenle have yalın biçimde değil, -ing alan having biçiminde kullanılır. Ton ve bağlama göre bu soru samimi bir açıklama isteği olabilir ya da ortada geçerli bir neden bulunmadığını ima eden retorik bir sorgulama işlevi görebilir. Bu cümlede böyle bir özelliğin neden var olduğu soruluyor.

Alıştırma

Soruyu dersteki sabit kalıpla tamamlayın: ____ a gym membership if you never use it?

Cevabı göster

What's the point of having

Kelime

decorative nether regions: mahrem bölgeler için mizahi bir örtmece

Nether regions kelime anlamıyla “aşağı bölgeler” demektir; ancak bir insanın bedeni için kullanıldığında vücudun alt kısmını, özellikle de cinsel organları veya diğer mahrem bölgeleri anlatan örtmeceli bir ifadedir. Decorative, bu bölgeleri süslü ya da gereksiz derecede karmaşıkmış gibi mizahi biçimde anlatır. Decorative nether regions birlikte kullanıldığında doğrudan bir anatomi teriminden kaçınır ve şakacı bir abartı ekler; sıradan bir alt bölgeyi veya gerçek bir süsü ifade etmez.

Alıştırma

Bu cümlede decorative nether regions ne anlama geliyor?

  1. vücudun altındaki mahrem bölgeler için abartılı ve mizahi bir örtmece
  2. daha alçak bir konumdaki coğrafi bölge
  3. tek bir organın kesin tıbbi adı
Cevabı göster

vücudun altındaki mahrem bölgeler için abartılı ve mizahi bir örtmece

After all, the function of genitalia seems simple. Anlatım akışı

1:05

Sonuçta, üreme organlarının işlevi basit görünüyor.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden sunmak

Cümle başındaki After all, hemen önce söylenen veya sorulan şeyi destekleyen bir neden sunar. Bu nedeni çoğu zaman zaten bilinen, açık veya dinleyicinin kolayca kabul edebileceği bir şey gibi gösterir. Burada, işlevin basit göründüğü iddiası önceki soruyu desteklemek için sunulmaktadır. After all, o soruya geri dönerek düşünceyi düzenler; “her şeyden sonra” anlamına gelmez ve zamanda bir sonraki olayı göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede After all önceki ifadeyi destekleyen bir neden sunuyor?

  1. We should bring umbrellas. After all, the forecast says it will rain.
  2. We decided not to bring umbrellas after all.
  3. After all the guests had arrived, we served dinner.
Cevabı göster

We should bring umbrellas. After all, the forecast says it will rain.

A penis deposits a bit of sperm Kalıp ifadeler

1:09

Bir penis bir miktar sperm bırakır

Kalıp ifadeler

deposits a bit of sperm: bir maddeyi bir yere yerleştirmek anlamında deposit

deposits a bit of sperm ifadesinde deposits, bir şeyin bir maddeyi belirli bir yere yerleştirdiğini veya bıraktığını anlatan geçişli bir fiildir. Nesnesi a bit of sperm ifadesidir; hedef yer bu cümlecikte söylenmez, çevresindeki açıklamadan anlaşılır. Deposit fiilinin madde yerleştirme anlamı bilimsel ve teknik süreç anlatımlarında yaygındır. Bilinen bankacılık anlamından farklıdır. A bit of, küçük ve kesin olmayan bir miktarı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede deposit bir maddeyi bir yere yerleştirmek veya bırakmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The butterfly deposits its eggs on a leaf.
  2. He deposits his paycheck into a savings account.
  3. The landlord returns the security deposit after inspection.
Cevabı göster

The butterfly deposits its eggs on a leaf.

and a vagina receives it and delivers it to the egg. Kalıp ifadeler

1:11

ve bir vajina onu alıp yumurtaya iletir.

Kalıp ifadeler

delivers it to the egg: deliver + nesne + to + hedef

delivers it to the egg ifadesi deliver + nesne + to + hedef yapısını kullanır. It nesnedir ve hemen önce sözü edilen sperm sözcüğüne gönderme yapar; to the egg ise varış noktasını belirtir. Burada deliver, doğum yapmak değil, bir şeyi hedefe taşımak veya iletmek anlamındadır. Aynı yapı paketlerin, ilaçların, enerjinin ya da verilerin bir alıcıya veya konuma taşınmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi deliver + nesne + to + hedef yapısıyla tamamlayın. Fiilin doğru biçimini ve power to sözcüklerini kullanın: The cable ____ the motor.

Cevabı göster

delivers power to

A pipette-like thingy on the male Kelime

1:14

Erkekte pipete benzer bir zımbırtı

Kelime

pipette-like thingy: -like ile biçim ve gündelik bir yer tutucu ad

Pipette-like, genellikle biçim bakımından pipete benzeyen demektir. Pipette adı, thingy sözcüğünün önünde kullanılan birleşik bir sıfat oluşturmak için -like ile birleşir; kısa çizgi bu niteleyiciyi bir arada tutar. Thingy, tam adı bilinmeyen, unutulan veya önemli olmayan bir nesne için kullanılan çok gündelik bir sözcüktür. Burada yapının tam adını vermek yerine rahat ve teknik olmayan bir betimleme oluşturur.

Alıştırma

Ad + -like ve thingy kullanarak cümleyi tamamlayın: I do not know this part's name, but it looks like a hook. Pass me the ____ beside the sink.

Cevabı göster

hook-like thingy

and a funnel-like gizmo on the female Kelime

1:17

ve dişide huniye benzer bir aygıt

Kelime

funnel-like gizmo: biçim ve cihaz için gündelik bir sözcük

Funnel-like, genellikle biçim bakımından huniye benzeyen demektir. Funnel, gizmo sözcüğünün önünde kullanılan kısa çizgili birleşik bir sıfat oluşturmak için -like ile birleşir. Gizmo, tam adı bilinmeyen veya önemli olmayan küçük bir alet ya da cihaz için kullanılan gündelik bir addır. Bir vücut yapısına gizmo demek açıklamayı eğlenceli ve teknik olmayan bir hâle getirir; bu, anatomik bir ad değildir.

Alıştırma

Huni biçimindeki küçük ve tanımadığınız bir cihazdan gündelik biçimde söz ediyorsunuz. Hangi ifade en uygundur?

  1. a funnel-like pattern
  2. a funnel-like opening
  3. a funnel-like gizmo
Cevabı göster

a funnel-like gizmo

should do just fine for any animal. Kalıp ifadeler

1:19

herhangi bir hayvan için gayet iş görmelidir.

Kalıp ifadeler

should do just fine: rahatlıkla yeterli olmalı

Should do just fine ifadesinde do, normalde kullanılan “yapmak” anlamında değil, “yeterli olmak veya amaca uygun şekilde işe yaramak” anlamındadır. Just fine, zar zor kabul edilebilir olmayı değil, tamamen tatmin edici biçimde yeterli olmayı anlatır. Should bunu bir garanti olarak değil, makul bir beklenti olarak sunar. İfade bir bütün olarak bir şeyin ihtiyacı sorunsuz şekilde karşılamasının beklendiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen yeterli olması bekleniyor” anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: For a short walk, this small umbrella ____.

Cevabı göster

should do just fine

And yet, that's not what we see.

1:22

Ancak bizim gördüğümüz bu değil.

The penis of a chicken flea, for example,

1:25

Örneğin, bir tavuk piresinin penisi

looks nothing like a pipette. Kalıp ifadeler

1:28

hiç de pipete benzemez.

Kalıp ifadeler

looks nothing like ...: görsel olarak hiç benzememek

look(s) nothing like + isim kalıbı, “o şeyle gözle görülür hiçbir benzerliği olmamak” anlamına gelir. Örnekte tekil özne The penis of a chicken flea olduğu için looks kullanılır; a pipette ise karşılaştırma hedefidir. Nothing, olumsuzluğu vurgulu hâle getirir. Konuşmacı yalnızca görünüşlerin tam olarak eşleşmediğini değil, birbirlerinden çok farklı olduklarını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanmış kostümün tasarım çizimine görsel olarak hiç benzemediğini en güçlü şekilde ifade eder?

  1. The finished costume doesn't look exactly like the design sketch.
  2. The finished costume looks nothing like the design sketch.
  3. The finished costume looks a lot like the design sketch.
Cevabı göster

The finished costume looks nothing like the design sketch.

More like an exploded grandfather clock. Anlatım akışı

1:30

Daha çok patlamış bir büyükbaba saatine benzer.

Anlatım akışı

More like ... ile konuşma sırasında önceki tanımı düzeltmek

More like ..., önceki bir tanımı konuşanın daha doğru bulduğu yeni bir tanımla değiştirir. It was more like ... yapısının eksiltili biçimidir; önceki bağlam neyin anlatıldığını zaten gösterdiği için özne ve be fiili söylenmez. Yeni benzetme bilinçli olarak daha güçlü veya daha canlı da olabilir. Burada an exploded grandfather clock imgesi benzetmeyi güçlendirir ve mizahi bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede more like, önceki tanımı daha güçlü bir benzetmeyle değiştirmek için kullanılmıştır?

  1. The train is more likely to arrive before noon.
  2. The office wasn't merely busy—more like a train station at rush hour.
  3. I like the train station more than the bus terminal.
Cevabı göster

The office wasn't merely busy—more like a train station at rush hour.

And the vagina of a feather-winged beetle

1:33

Ve bir tüy kanatlı böceğin vajinası

resembles something you'd find in a Dr. Seuss book. Notlar

1:35

Dr. Seuss'un kitabında bulabileceğiniz bir şeye benzer.

Kalıp ifadeler

resembles something you'd find in ... ile belirli bir tarza benzetmek

X resembles something you'd find in Y, “X, Y içinde görülebilecek türden bir şeye benziyor” anlamına gelir. Something belirli ve tam olarak eşleşen bir nesneyi adlandırmaz; Y ise tanıdık bir ortam, tür veya görsel tarz sağlar. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. (that) you'd find in Y ise something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir ve that atılmıştır. Böylece konuşan, tamamen aynı bir nesnenin varlığını iddia etmeden genel bir tarzı çağrıştırabilir.

Alıştırma

Vurgulanan benzetme kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The unusual tower ____ a fantasy film.

Cevabı göster

resembles something you'd find in

Kültür

Hayal ürünü bir görsel gönderme olarak a Dr. Seuss book

Dr. Seuss, kitapları hayal ürünü canlılar, abartılı kıvrımlar ve tuhaf biçimlerle tanınan Amerikalı bir çocuk kitabı yazarı ve çizeriydi. Bu cümlede a Dr. Seuss book belirli bir kitabı göstermez. Bu gönderme mizahi bir benzetme kurar: söz konusu vücut kısmı o kadar tuhaf, abartılı ve fantastik görünür ki böyle resimli bir dünyaya aitmiş gibidir.

Alıştırma

Burada a Dr. Seuss book göndermesi esas olarak neyi anlatır?

  1. Vücut kısmı sıradan bir ders kitabı biçimindedir.
  2. Dr. Seuss bu böceği bilimsel olarak belgelemiştir.
  3. Vücut kısmı tuhaf, abartılı ve fantastik görünür.
  4. Vücut kısmı Dr. Seuss'un belirli bir öyküsünde yer alır.
Cevabı göster

Vücut kısmı tuhaf, abartılı ve fantastik görünür.

Throughout the animal kingdom, Anlatım akışı

1:39

Hayvanlar alemi boyunca,

Anlatım akışı

Geniş kapsam belirteci olarak Throughout the animal kingdom

Throughout the animal kingdom, devamında söyleneceklerin kapsamını belirleyen, cümle başındaki bir edat öbeğidir. Throughout, belirtilen bir alanın ya da grubun her tarafında anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade sonraki yargıyı hayvan yaşamı için geniş ölçüde geçerli olarak sunar. Burada açıklamayı düzenleme görevi de görür: konuşmacı tek tek örneklerden genel bir düzene geçer. Bilimsel anlatımda bu tür geniş kapsam belirteçleri yaygın bir eğilimi anlatabilir, ancak her türün istisnasız aynı duruma uyduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Throughout the animal kingdom ifadesinin buradaki temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. Hayvanlar âlemi adlı bir yerde ilerlemeyi anlatır.
  2. Yargıyı tek bir hayvanla sınırlar.
  3. Kapsamı belirli hayvanlardan hayvanlar âleminin tamamına genişletir.
  4. Önceki ifadeyle karşıtlık kurar.
Cevabı göster

Kapsamı belirli hayvanlardan hayvanlar âleminin tamamına genişletir.

genitalia are very complex things,

1:40

üreme organları çok karmaşık şeylerdir,

much more complicated than seems necessary for what they're meant to do. Notlar

1:43

yapmaları gereken şey için gerekenden çok daha karmaşıktır.

Dilbilgisi

much more complicated than seems necessary: gerekli görünenden çok daha karmaşık

much more complicated than seems necessary karşılaştırma kalıbı, bir şeyin amacı için gerekenden çok daha karmaşık göründüğünü belirtir. Much, more complicated karşılaştırmasını güçlendirir; than seems necessary ise gerekli görünen düzeyi karşılaştırma noktası yapar. Seems eleştiriyi daha temkinli hâle getirir: konuşan kişi görünürdeki amaca veya mevcut bilgilere göre değerlendirme yapar ve her ek ayrıntının kesinlikle gereksiz olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi gerekli görünenden çok daha karmaşık anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: The online form is ____ for a simple address change.

Cevabı göster

much more complicated than seems necessary

Kalıp ifadeler

they're meant to do: amaçlanan işlev

They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır. what they're meant to do isim cümleciğinin tamamında be meant to do, amaçlanan bir görevi veya işlevi anlatır. What, onların gerçekleştirmesi amaçlanan şeyi veya işlevi temsil eder. Cümleciğin tamamı for sözcüğünden sonra gelir ve nesnelerin karmaşıklığını değerlendirmek için kullanılan amacı belirtir. Gerçekte olanı değil, tasarımı veya beklentiyi öne çıkarır.

Alıştırma

Bir kılavuzun, cihazın gözlemlenen davranışını değil amaçlanan işlevini belirtmesi gerekiyor. Hangi ifade uygundur?

  1. what they're meant to do
  2. what they have done
  3. what they do
Cevabı göster

what they're meant to do

That's because genitalia do more than just deposit and receive sperm. Dilbilgisi

1:47

Bunun nedeni üreme organlarının sadece sperm bırakıp almaktan fazlasını yapmasıdır.

Dilbilgisi

do more than just + fiilin yalın hâli: yalnızca yapmakla kalmamak

do more than just + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin belirtilen eylemi gerçekleştirdiğini ama başka işlevleri, etkileri veya katkıları da olduğunu anlatır. Bu cümlede sperm bırakıp almak, üreme organlarının yaptıklarının yalnızca bir bölümü olarak sunulur. Bu yapı, aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek için kullanışlıdır: önce temel eylemi kabul eder, ardından dikkate alınması gereken başka şeyler de bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Bir koçun teknik öğretmenin ötesinde başka rolleri de olduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: A good coach does ____ teach technique.

Cevabı göster

more than just

Many male animals also use the penis as a courtship device, Kalıp ifadeler

1:53

Birçok erkek hayvan penisi kur yapma aracı olarak da kullanır,

Kalıp ifadeler

use X as Y: X'in işlevini veya rolünü belirtmek

use X as Y yapısı, X'in Y ile belirtilen rolü veya işlevi üstlendiğini anlatır. Burada the penis X, a courtship device ise Y'dir; dolayısıyla bu vücut bölümü kur yapmada kullanılan bir şey olarak tanımlanır. Buradaki device sözcüğü araç, yöntem veya belirli bir işlevi olan şey anlamına gelir; elektronik bir makine olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle boş odanın kendisinin ofis işlevi gördüğünü anlatır?

  1. We use the spare room for video meetings.
  2. We use the spare room as a home office.
  3. We work in the home office beside the spare room.
Cevabı göster

We use the spare room as a home office.

like crane flies.

1:58

tıpkı bostansinekleri gibi.

In some South American species,

2:00

Bazı Güney Amerika türlerinde,

males have a tiny washboard and scraper on their penis,

2:02

erkeklerin penislerinde minik bir çamaşır tahtası ve kazıyıcı bulunur,

which produces a song

2:05

bu da

that reverberates throughout the female's body Kalıp ifadeler

2:07

çiftleştiklerinde dişinin vücudunda yankılanan

Kalıp ifadeler

reverberates throughout: sesin bütün bir alana yayılması

Bu cümlede that reverberates throughout the female's body, a song ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Reverberates, sesin veya titreşimin yankılanmayı ya da tınlamayı sürdürdüğünü; throughout ise bunun vücudun her yerine ulaştığını belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp “ses veya titreşim + reverberate throughout + yer ya da nesne” biçimindedir. Sesin yalnızca bir noktada duyulmasını değil, bütün alana yayılmasını canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi reverberate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve throughout ile tamamlayın: The bell's low tone ____ the stone tower.

Cevabı göster

reverberated throughout

when they mate.

2:09

bir şarkı üretir.

It's thought that if female crane flies enjoy this unusual serenade, Notlar

2:11

Eğer dişi bostansinekleri bu olağandışı serenattan hoşlanırsa,

Kalıp ifadeler

It's thought that: bir görüşü veya varsayımı temkinli biçimde aktarmak

It's thought that ... belirli bir kişiyi söylemeden bir görüşü aktaran kişisiz edilgen yapıdır. Ardından gelen fikrin insanlar, araştırmacılar veya uzmanlar tarafından doğru kabul edildiğini belirtir. Bu yapı, iddiayı doğrudan bir gerçek olarak sunmaktan daha temkinlidir. Bilimsel ve açıklayıcı metinlerde, henüz tamamen kanıtlanmamış güncel bir yorum ya da varsayıma işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümle kanıta dayanan bir açıklamayı olası ama tam olarak kesin olmayan biçimde en iyi sunar?

  1. It's thought that the lake formed after a volcanic eruption.
  2. I personally like the idea that the lake formed after a volcanic eruption.
  3. The lake definitely formed after a volcanic eruption.
Cevabı göster

It's thought that the lake formed after a volcanic eruption.

Deyimler

enjoy this unusual serenade: kur yapmayı anlatan müzikal bir benzetme

Serenade genellikle birisi için söylenen veya çalınan romantik bir şarkı ya da müzik parçası anlamına gelir. Burada this unusual serenade, erkek turna sineğinin kur yapma sinyalini anlatan müzikal bir benzetmedir; enjoy ise dişinin bu sinyale olumlu tepki verdiğini belirtir. Bu ifade böcekleri insanlaştırır ve bilimsel açıklamayı canlı ve hafif mizahi hâle getirir. Böceklerin gerçekten insan müziği çaldığı veya bundan zevk aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel anlatımda enjoy this unusual serenade ne anlama geliyor?

  1. Böcekler resmî bir konsere katılır.
  2. Dişi, erkeğin kur yapma sinyaline olumlu tepki verir.
  3. Erkek, insan dilinde sözleri olan bir şarkı söyler.
  4. Dişi, yazılı bir müzik notasını inceler.
Cevabı göster

Dişi, erkeğin kur yapma sinyaline olumlu tepki verir.

they'll allow the male to father their offspring. Kelime

2:15

erkeğin yavrularının babası olmasına izin verecekleri düşünülüyor.

Kelime

allow the male to father their offspring: fiil olarak father

Burada father geçişli bir fiildir. To father offspring, yavruları üreterek onların biyolojik babası olmak demektir; tek başına onlara bakmak veya onları büyütmek anlamına gelmez. Kalıp allow + someone + to + verb şeklindedir: allow the male to father their offspring. the male eylemi yapmasına izin verilen taraftır; father ise to sonrasında gelen eylemdir.

Alıştırma

Hangi cümlede father, “biyolojik babası olmak” anlamında doğru biçimde fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The stallion was father two foals.
  2. The stallion fathered to two foals.
  3. The stallion fathered two foals.
Cevabı göster

The stallion fathered two foals.

This way, Anlatım akışı

2:18

Bu şekilde,

Anlatım akışı

This way: önceki mekanizmayı sonucuna bağlamak

Cümlenin başında This way, az önce açıklanan yönteme veya mekanizmaya gönderme yapar ve onun ortaya çıkardığı sonucu tanıtır. Burada dinleyiciye, sonraki ifadenin yeni bir konu değil, önceki sürecin bir sonucu olduğunu gösterir. This, “önceki eylem veya süreç” anlamına gelir; way ise “biçim” demektir. Bu ifade açıklamayı düzenler, fiziksel bir yolu göstermez.

Alıştırma

Örnekte This way ne işe yarıyor?

  1. Önceki mekanizmayı ardından gelen sonuca bağlar.
  2. Dinleyicinin izlemesi gereken fiziksel bir yolu gösterir.
  3. Ana açıklamayla ilgisi olmayan yan bir yorumu belirtir.
Cevabı göster

Önceki mekanizmayı ardından gelen sonuca bağlar.

the genes of the most musical penises spread, Deyimler

2:19

en müzikal penislerin genleri yayılır,

Deyimler

the most musical penises: mizahi kişileştirme

the most musical penises ifadesinde musical, mizahi bir kişileştirmedir. Organların gerçek anlamda müzik yeteneği yoktur; ifade, özellikle etkili ya da çekici kur yapma sesleri çıkaran üreme yapılarını anlatır ve daha önceki serenat imgesini sürdürür. The most musical bir üstünlük yapısıdır; dolayısıyla bu yapıları ses çıkarma başarılarına göre şakacı bir biçimde sıralar. Ayrıca beden parçası, ona sahip olan hayvanları temsil eder: bu hayvanların genleri, üremede daha başarılı oldukları için yayılır.

Alıştırma

Bu cümlede the most musical penises ne anlama geliyor?

  1. İnsanlara ait çalgıları çalmayı öğrenmiş hayvanlar
  2. Gerçek anlamda müzik bilgisine sahip organlar
  3. Özellikle etkili kur yapma sesleri çıkaran üreme yapıları
Cevabı göster

Özellikle etkili kur yapma sesleri çıkaran üreme yapıları

leading to rapid evolution of the insects' phalluses. Dilbilgisi

2:22

böceklerin falluslarının hızlı evrimine yol açar.

Dilbilgisi

leading to ...: -ing yapısıyla sonuç eklemek

leading to ..., önceki olaya bağlanan ve bu olayın yol açtığı sonucu belirten bir şimdiki zaman ortacı yapısıdır. Burada to sözcüğünden sonra gelen rapid evolution of the insects' phalluses isim öbeği sonucu belirtir. Lead to ifadesinden sonra bir isim veya isim görevinde kullanılan -ing biçimi gelir. Virgülden sonra leading to ... kullanmak, “bir şey olur ve bu da ... sonucunu doğurur” ilişkisini tek cümlede toplar.

Alıştırma

Cümleyi lead to fiilinden oluşturulan -ing sonuç yapısıyla tamamlayın: Heavy snow blocked the highway, ____ long delays.

Cevabı göster

leading to

Similarly, Anlatım akışı

2:27

Benzer şekilde,

Anlatım akışı

Similarly: paralel bir örnek tanıtmak

Similarly, önceki örneğe veya düşünceye ilgili bir açıdan benzeyen yeni bir örnek ya da düşünceyi tanıtan, cümle düzeyinde bir bağlayıcıdır. Okuyucuya veya dinleyiciye iki durumu karşılaştırıp ortak özellik ya da işleyişi fark etmesini söyler. Genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Paralel kanıtları düzenler; iki durumun her ayrıntıda aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci cümlenin paralel bir örnek olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: Turning off unused lights reduces electricity use. ___, setting computers to sleep saves power.

  1. Similarly
  2. By contrast
  3. Therefore
Cevabı göster

Similarly

some beetles have two little drumsticks on either side of the penis. Notlar

2:28

bazı böceklerin penisinin her iki yanında iki küçük baget bulunur.

Deyimler

Biyolojik bir metafor olarak two little drumsticks

two little drumsticks ifadesi, böceğin bir çift küçük yapısını davul çubuklarına benzeten canlı bir metafordur. İnce ve çubuğa benzeyen biçimleriyle vurucu gibi çalışmaları, bu benzetmeyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Buradaki drumsticks, davula vurmak için kullanılan çubukları ifade eder; tavuk butlarını ya da böceklerin taşıdığı gerçek müzik aletlerini değil. Bilimsel anlatımda, bilinmeyen bir anatomik yapıyı tanıdık bir nesneye benzetmek onu zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede two little drumsticks ne anlama geliyor?

  1. Davul çubuklarına benzetilen bir çift böcek yapısı
  2. Pişmiş iki tavuk budu
  3. Böceklerin taşıdığı iki gerçek müzik aleti
Cevabı göster

Davul çubuklarına benzetilen bir çift böcek yapısı

Kalıp ifadeler

on either side of the penis: karşılıklı iki taraftaki konum

on either side of X ifadesi, bir şeyi X'in karşılıklı iki yanına yerleştirir ve çoğu zaman dengeli ya da simetrik bir düzeni anlatır. Burada küçük yapıların penisin iki yanı boyunca bulunduğunu belirtir. Bu ifade konumu anlatır; iki taraftan birini seçme talimatı değildir. a lamp on either side of the bed örneğindeki gibi konumlandırılan öğe tekilse, normalde her tarafta bir lamba olduğu anlamına gelir. Sayı içeren çoğul bir ifadeyle kullanıldığında ise her taraftaki kesin sayıyı belirlemek için bağlam gerekebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yatağın her iki tarafına birer lamba yerleştirildiği anlamına gelir?

  1. There are two lamps on one side of the bed.
  2. There is a lamp on either side of the bed.
  3. There is a lamp on one side of the bed.
Cevabı göster

There is a lamp on either side of the bed.

During mating,

2:32

Çiftleşme sırasında,

they'll rub, slap, or tap the female with these. Kalıp ifadeler

2:33

dişiyi bunlarla ovalar, tokatlar veya hafifçe vururlar.

Kalıp ifadeler

rub, slap veya tap: kesin bir temas fiili seçmek

Bu cümlede rub, slap ve tap üç farklı temas biçimini adlandırır. Rub, bir yüzeye temas sürerken yüzey üzerinde hareket etmek; slap, açık el ya da başka düz bir yüzeyle hızlı ve genellikle daha kuvvetli vurmak; tap ise hafif ve kısa biçimde dokunmak ya da vurmak demektir. Bu fiiller or ile bağlanan sıralı seçenekler oluşturur. Genel anlamlı touch yerine bunlardan birini seçmek hareketi daha kesin anlatır.

Alıştırma

Bir ekrana iki kez hafifçe ve kısa süreli dokunmayı en kesin biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Slap the screen twice.
  2. Tap the screen twice.
  3. Rub the screen twice.
Cevabı göster

Tap the screen twice.

And some hoofed mammals, like rams and bulls, Kelime

2:37

Ve koçlar ve boğalar gibi bazı toynaklı memeliler,

Kelime

hoofed mammals, like rams and bulls: kategori ve örnekler

Hoofed mammals, “toynakları olan memeliler” demektir. Burada hoofed, mammals sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Rams yetişkin erkek koyunları, bulls ise yetişkin erkek sığırları ifade eder. Virgüller arasındaki like rams and bulls ifadesi bu kategoriye ait örnekler verir. Buradaki like, such as anlamında bir edattır; “sevmek” anlamındaki like fiili değildir.

Alıştırma

hoofed mammals, like rams and bulls ifadesinde like rams and bulls ne işe yarar?

  1. Koçlarla boğaların büyüklüğünü karşılaştırır.
  2. Toynaklı memelilere örnekler verir.
  3. Toynaklı memelilerin koçları ve boğaları sevdiğini söyler.
Cevabı göster

Toynaklı memelilere örnekler verir.

use a whip-like extension on the penis's left side Kelime

2:40

çiftleşme sırasında bir his yaratmak için

Kelime

whip-like extension: şekli anlatmak için -like kullanımı

Whip-like, “kırbaç biçiminde” veya “kırbaca benzeyen” demektir. Extension sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; bu nedenle tüm ifade, uzamış bir vücut bölümünü görünüşüne göre adlandırır. İsim + -like yapısı, thread-like fibers örneğinde olduğu gibi bir benzetmeyi sıfata dönüştürür. Aynı şey olmayı değil, benzerliği anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “kırbaç biçiminde” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The robot has a ____ antenna that bends in every direction.

Cevabı göster

whip-like

to create a sensation during mating. Kalıp ifadeler

2:43

penisin sol tarafındaki kırbaç benzeri bir uzantıyı kullanırlar.

Kalıp ifadeler

create a sensation: fiziksel bir his oluşturmak

Bu cümlede create a sensation, fiziksel bir his veya uyarım oluşturmak demektir. Create, yapıyı ya da eylemi etkinin kaynağı olarak gösterirken sensation ortaya çıkan sonucu adlandırır. Sensation, cause a sensation örneğindeki gibi kamuoyunda büyük heyecan veya ilgi anlamına da gelebilir. Buradaki during mating ifadesi, fiziksel anlamın geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

“The textured surface can create a sensation on the skin,” cümlesinde create a sensation ne anlama gelir?

  1. fiziksel bir hissin ortaya çıkmasını sağlamak
  2. fiziksel bir hissi yaşamak
  3. kamuoyunun geniş ilgisini çekmek
Cevabı göster

fiziksel bir hissin ortaya çıkmasını sağlamak

But how can a female really choose between males Anlatım akışı

2:46

Peki ama dişi, erkeği ancak çiftleştikten sonra değerlendirebiliyorsa,

if she can only assess them after mating?

2:50

erkekler arasında nasıl gerçekten seçim yapabilir?

Anlatım akışı

How can ... if ...?: açıklanması gereken bir problem ortaya koymak

How can X ... if Y? bir yetiyi ya da sonucu, X, onu zor veya imkânsız gösteren bir koşulla, Y, karşı karşıya getirir. Burada erkekler arasında seçim yapmak, onları ancak çiftleşmeden sonra değerlendirebilme sınırlamasıyla karşılaştırılır. really, “bu gerçekte nasıl mümkün olabilir?” kuşkusunu güçlendirir. Konuşmacı yalnızca bir bilgi sormuyor. Bu soru, önceki bilgiyi açıklanması gereken bir probleme dönüştürür; böylece sonraki bölüm bu problemi çözen mekanizmayı tanıtabilir.

Alıştırma

Buradaki How can ... if ...? sorusunun bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerin cevabı zaten bildiğini doğrular.
  2. Sonraki açıklamanın çözeceği görünürde bir problem sunar.
  3. Dişilerin hiçbir seçim yapamayacağını hemen kanıtlar.
Cevabı göster

Sonraki açıklamanın çözeceği görünürde bir problem sunar.

This is where the power of female adaptation comes into play. Kalıp ifadeler

2:53

Dişi adaptasyonunun gücü işte burada devreye giriyor.

Kalıp ifadeler

This is where ... comes into play: etkili olmaya başlayan bir unsuru tanıtmak

This is where X comes into play, “X’in önem kazanmaya veya etkili olmaya başladığı nokta ya da durum budur” anlamına gelir. where yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı veya durumu da gösterebilir. Bu kalıp, hemen önce ortaya konan sorunu yanıtlayan etkeni tanıtır. Bu cümlede dişi adaptasyonunun gücü, artık önem kazanan mekanizma olarak sunulur.

Alıştırma

Öğrenilen kalıpla cümleyi tamamlayın: The basic setup is simple. This ____ careful planning ____ play.

Cevabı göster

is where · comes into

In fact,

2:57

Aslında,

insemination is different to conception, Kelime

2:58

tohumlanma gebelikten farklıdır,

Kelime

insemination is different to conception: iki farklı üreme aşaması

Insemination, spermin dişi üreme kanalına bırakılması veya aktarılmasıdır. Conception, gebe kalmayı ya da gebeliğin başlamasını anlatır ve döllenmeyle bağlantılı daha sonraki bir sonuçtur; kesin teknik sınırı kaynağa göre değişebilir. Cümle, bir süreci onun olası sonucundan ayırır: insemination gerçekleşip conception gerçekleşmeyebilir. Bu ayrım, inseminasyondan sonraki süreçlerin gebeliğin başlayıp başlamamasını hâlâ etkileyebildiği açıklamaları anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Sperm üreme kanalına bırakılmıştır, ancak gebeliğin başlayıp başlamadığı bilinmemektedir. Kesin olarak gerçekleşen olayı hangi terim adlandırır?

  1. insemination
  2. gestation
  3. conception
Cevabı göster

insemination

and the female genitalia exploit this distinction. Kalıp ifadeler

3:00

ve dişi üreme organları bu ayrımı kullanır.

Kalıp ifadeler

exploit this distinction: exploit fiilinin nötr teknik kullanımı

Burada exploit this distinction, bir etki oluşturmak için bu farkı kullanmak anlamına gelir. This distinction az önce belirtilen farka gönderme yapar; dolayısıyla cümle, insanların sömürülmesini değil, biyolojik bir mekanizmanın bu farktan nasıl yararlandığını anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen exploit a distinction kalıbı, iki şey arasındaki anlamlı bir farktan yararlanmak demektir.

Alıştırma

Exploit this distinction ifadesindeki exploit ne anlama gelir?

  1. farkın var olmadığını kanıtlamak
  2. kâr için birine haksız davranmak
  3. bir etki oluşturmak için farkı kullanmak
Cevabı göster

bir etki oluşturmak için farkı kullanmak

For instance, in some dung flies,

3:04

Örneğin, bazı tezek sineklerinde,

the vagina contains pockets for separating sperm from different males, Dilbilgisi

3:06

vajina, farklı erkeklerden gelen spermleri ne kadar çekici olduklarına bağlı olarak

Dilbilgisi

for separating ...: amacı anlatan for + -ing yapısı

for separating sperm from different males ifadesinde for + fiilin -ing biçimi, pockets isminin amacını, yani bu ceplerin ne için kullanıldığını açıklar. Burada for bir edattır; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli separate değil, separating gelir. Bu kalıp araç, parça, organ veya özellik bildiren isimlerden sonra sık kullanılır: isim + for + -ing.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için for sözcüğünden sonra separate fiilinin doğru biçimini kullanın: This filter is for ____ clean water from dirty water.

Cevabı göster

separating

depending on how appealing they were. Dilbilgisi

3:11

ayırmak için cepler içerir.

Dilbilgisi

depending on how appealing they were: koşul ve dolaylı soru söz dizimi

Depending on, bir sonucun değişmesine yol açan koşulu veya ölçütü belirtir. Burada depending on how appealing they were, önceki sonucun onların çekicilik derecesine göre değiştiği anlamına gelir. How appealing they were, derece bildiren dolaylı bir sorudur. Dolaylı sorularda how appealing they were gibi düz cümle söz dizimi kullanılır; how appealing were they şeklindeki doğrudan soru dizimi kullanılmaz.

Alıştırma

Programın ekibin ne kadar yoğun olduğuna göre değiştiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The schedule changes depending on how busy the team is.
  2. The schedule changes depending from how busy the team is.
  3. The schedule changes depending on how busy is the team.
Cevabı göster

The schedule changes depending on how busy the team is.

Males using their penises for courtship Dilbilgisi

3:14

Erkeklerin penislerini kur yapmak için kullanmaları

and females controlling their own sperm management

3:16

ve dişilerin kendi sperm yönetimlerini kontrol etmeleri,

are two reasons why genitalia evolve into such complex shapes.

3:19

üreme organlarının bu kadar karmaşık şekillere evrilmesinin iki nedenidir.

Dilbilgisi

Males using ... ve females controlling ... yapılarının bağlanmış -ing özneleri olması

Cümlenin başında iki -ing yan cümleciği bağlanır: Males using ... ve females controlling .... Her biri bütün bir davranışı adlandırır ve ikisi birlikte cümlenin öznesini oluşturur. Bu nedenle using ve controlling burada şimdiki zamanın devam biçimindeki fiiller değildir; önlerinde yardımcı be biçimi yoktur. İki özne yan cümleciği and ile bağlandığı için ana fiil çoğul are biçimindedir. X doing ... and Y doing ... are two reasons why ... kalıbı, iki karmaşık davranışı açık bir nedenler listesi hâlinde özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bağlanmış iki -ing yan cümleciğini are two ways ifadesinin öznesi olarak doğru kullanır?

  1. Using less plastic and recycling old containers is two ways to reduce waste.
  2. Using less plastic and recycling old containers are two ways to reduce waste.
  3. Use less plastic and recycle old containers are two ways to reduce waste.
Cevabı göster

Using less plastic and recycling old containers are two ways to reduce waste.

But there are others,

3:24

Ancak başkaları da var,

because genitalia are also where sexual conflict is played out. Notlar

3:25

çünkü üreme organları aynı zamanda cinsel çatışmanın yaşandığı yerdir.

Kelime

Evrimsel biyolojide sexual conflict

Evrimsel biyolojide sexual conflict, erkeklerin ve dişilerin farklı üreme çıkarlarına veya en uygun stratejilere sahip olabilmesi anlamına gelir. Bir eşeyin üreme başarısını artıran bir özellik ya da davranış, diğer eşeye bir bedel yükleyebilir. Bu cümlede ifade, üreme organlarının biçimi ve işlevi üzerinden ortaya çıkan evrimsel bir baskıyı anlatır. Cinsel partnerler arasında bilinçli bir tartışma anlamına gelmez.

Alıştırma

Evrimsel biyolojide sexual conflict en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. aynı eşeyden iki hayvan arasındaki her türlü rekabet
  2. romantik partnerler arasındaki sözlü tartışma
  3. eşeylerin üreme çıkarları arasındaki uyuşmazlık
Cevabı göster

eşeylerin üreme çıkarları arasındaki uyuşmazlık

Öbek fiiller

conflict is played ... out: bir çatışmanın nasıl geliştiği

sexual conflict is played out tam yan cümlesinde be played out, bir çatışmanın olaylar aracılığıyla gelişmesi veya belirli bir alanda görünür hâle gelmesi anlamına gelir. Edilgen yapı odağı çatışmada tutarken where bunun gerçekleştiği alanı belirtir. Burada play, gerçek anlamıyla “oynamak” değildir. Özne bir çatışma, mücadele veya drama olduğunda be played out, sürecin gelişmesini ya da sahnelenmesini anlatır; birinin çatışmayla oynadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi play out ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In the novel, the family conflict ____ across three generations.

Cevabı göster

is played out

A female's interests are best served if she fertilizes her eggs Kalıp ifadeler

3:30

Bir dişinin çıkarlarına en çok, yumurtalarını en iyi babaların spermleriyle döllerse

Kalıp ifadeler

interests are best served if ...: birine en çok fayda sağlayan koşul

X's interests are best served if ... kalıbında serve someone's interests, bir kişiye fayda sağlamak veya o kişi için en iyi olanı korumak anlamına gelir. Best, if yan cümlesindeki koşulun ilgili seçenekler arasında en elverişli sonucu verdiğini belirtir. Burada interests, hobiler değil; refah, ihtiyaçlar veya avantaj anlamındadır. Edilgen ifade nesnel ve analitik bir ton oluşturur: X'e doğrudan harekete geçmesini emretmek yerine bir stratejiyi veya sonucu değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi resmî interests are best served if kalıbıyla tamamlayın: The client's ____ the risks are explained clearly.

Cevabı göster

interests are best served if

with the sperm of the best fathers

3:34

ve yavruları arasında genetik değişkenlik yaratırsa

and creates genetic variability amongst her offspring. Kelime

3:36

hizmet edilmiş olur.

Kelime

creates genetic variability amongst her offspring: yavruları arasında genetik çeşitlilik yaratır

Bu cümlede creates genetic variability amongst her offspring, annenin yavrularının tamamen aynı genetik özellik birleşimini miras almadığı anlamına gelir. Genetic variability, tek bir yavrunun kendi genlerini tekrar tekrar değiştirmesini değil, grup içindeki farklılıkları anlatır. Amongst her offspring, bu farklılıkların görüldüğü grubu belirtir. Burada offspring, yavruların tümünü topluca ifade eder; creates ise üremenin bu çeşitliliğe yol açtığını veya onu artırdığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede genetic variability amongst her offspring ne anlama gelir?

  1. Bütün yavrular tamamen aynı genetik özellikleri miras alır.
  2. Tek bir yavru bütün genlerini sürekli değiştirir.
  3. Yavruları bazı genetik özellikler bakımından birbirinden farklıdır.
Cevabı göster

Yavruları bazı genetik özellikler bakımından birbirinden farklıdır.

For male,

3:41

Erkek içinse,

on the other hand, Anlatım akışı

3:41

diğer taraftan,

this is bad news. Deyimler

3:42

bu kötü haberdir.

Anlatım akışı

on the other hand: zıt bir bakış açısına geçiş

On the other hand, konuşanın bir karşılaştırmanın bir yönünden onunla zıtlık oluşturan diğer yönüne geçtiğini gösterir. Burada dikkat, dişiye yarar sağlayan noktadan aynı durumun erkek için nasıl kötü olduğuna yönelir. Bu ifade bilgiyi düzenler: Dinleyiciye yeni bakış açısını aynı yönde başka bir destek olarak görmek yerine, az önce sunulan bakış açısıyla karşılaştırmasını söyler.

Alıştırma

Zıtlığı hedef ifadeyle tamamlayın: The course is demanding. ____, I am learning a lot.

Cevabı göster

On the other hand

Deyimler

this is bad news: olumsuz bir durumu değerlendirmek

Bu cümlede this is bad news, az önce sözü edilen durumu zararlı, olumsuz veya sorun yaratabilecek bir durum olarak değerlendirir. This, durumun tamamına gönderme yapar; news ise mutlaka medyada yayımlanan bir haber anlamına gelmez. Etkilenen tarafı bad news for + kişi veya grup yapısıyla belirtebilirsiniz: This is bad news for small businesses. Bu ifade, bir gerçeği onun muhtemel etkisi hakkındaki değerlendirmeye dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümlede bad news, bir durumun olumsuz olduğunu belirtir?

  1. Please send me the latest news about the bridge.
  2. The bridge will remain closed for another month, which is bad news for local shops.
  3. The reporter read the bad news on the evening broadcast.
Cevabı göster

The bridge will remain closed for another month, which is bad news for local shops.

For him,

3:44

Onun için,

it would be best if a female used his sperm Dilbilgisi

3:45

bir dişinin tüm yumurtalarını döllemek için onun spermini kullanması

to fertilize all of her eggs.

3:47

en iyisi olurdu.

Dilbilgisi

It would be best if ...: varsayımsal ideal sonuç

It would be best if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi, tercih edilen bir sonucu varsayımsal olarak sunar: bu gerçekleşseydi ideal sonuç olurdu. Bu cümlede used geçmiş zaman biçimindedir, ancak eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; gerçekte olanla arasındaki mesafeyi gösterir. Best, belirli bir bakış açısından değerlendirilir. Burada konuşmacı, taraflardan birinin üreme çıkarlarına hizmet edecek sonucu anlatır; bu sonucun gerçekleşeceğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: To avoid traffic, ____ we left before seven.

Cevabı göster

it would be best if

So we see cycles of adaptation Kültür

3:51

Bu yüzden adaptasyon döngüleri

and an evolutionary arms race to retain control. Kalıp ifadeler

3:53

ve kontrolü elde tutmak için evrimsel bir silahlanma yarışı görüyoruz.

Kültür

Uyum döngüleri ve evrimsel silahlanma yarışı

cycles of adaptation ifadesi, bir taraftaki değişimin diğer tarafta karşılık verilmesini sağlayan bir baskı oluşturduğu tekrarlanan uyum süreçlerini anlatır. an evolutionary arms race ise nesiller boyunca devam eden bu karşılıklı tırmanışın mecazi adıdır. Bu ifade gerçek bir savaş veya bilinçli planlama anlamına gelmez. Seçilim baskısının yönlendirdiği karşılıklı evrimsel değişimleri anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi evolutionary arms race olarak tanımlanır?

  1. Bir konak popülasyonu direnç geliştirir ve daha sonra parazit popülasyonu bu direnci aşmanın bir yolını geliştirir.
  2. Bir hayvan genlerini bir gecede bilinçli olarak değiştirir.
  3. Bir türde bir özellik gelişir, ancak başka bir taraftan evrimsel bir karşılık gelmez.
Cevabı göster

Bir konak popülasyonu direnç geliştirir ve daha sonra parazit popülasyonu bu direnci aşmanın bir yolını geliştirir.

Kalıp ifadeler

to retain control: amaç ve kontrolü elde tutma

Burada to ile kurulan mastar amaç bildirir: Önceki silahlanma yarışının neyi sağlamaya hizmet ettiğini, yani kontrolün zaten ona sahip olan tarafta kalmasını açıklar. Retain, bir şeyi kaybetme baskısına veya riskine rağmen ona sahip olmaya devam etmek demektir. Retain control ifadesinde odak, kontrolün aynı ellerde kalmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi 'yetkiye sahip olmaya devam etmek için' anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The board already had decision-making power, so it changed the rules ____.

Cevabı göster

to retain control

Black Widow spiders have a disposable penis tip

3:57

Karadul örümceklerinin vajinanın içinde kopan

that breaks off inside the vagina, Öbek fiiller

4:01

tek kullanımlık bir penis ucu vardır,

Öbek fiiller

breaks off: bir parça daha büyük bir bütünden ayrılır

Bu cümlede breaks off, “kırılarak daha büyük bir bütünden ayrılır” anlamına gelir. Özne penis tip olduğu için ifade, ucun kendisinin ayrılmasını anlatır; buna neden olan bir kişi veya dış kuvvet belirtilmez. break off bu şekilde nesnesiz kullanılabilir: a piece, tip, or branch breaks off. Ayrılmaya bir kişi ya da başka bir etken neden oluyorsa She broke a piece off the bar. örneğindeki gibi geçişli break something off yapısı kullanılır.

Alıştırma

Nesnenin bir parçasının ayrıldığını göstermek için cümleyi break off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the move, one corner of the frame ____.

Cevabı göster

broke off

blocking the attempts of his rivals. Dilbilgisi

4:03

bu da rakiplerinin girişimlerini engeller.

Dilbilgisi

blocking the attempts of his rivals: sonuç bildiren bir -ing grubu

Blocking the attempts of his rivals, önceki cümleciğe bağlanan bir -ing grubudur. Önceki olayın sonucunu anlatır: gerçekleşen olay, rakiplerin girişimlerinin engellenmesine neden olur. Virgülden sonra gelen bir -ing grubu, çoğu zaman önceki cümleciğin tamamının sonucunu ekler. Bu grubun ayrıca belirtilmiş bir öznesi yoktur; anlamı az önce anlatılan olaydan çıkarılır. Burada block an attempt, bir girişimin başarılı olmasını engellemek demektir.

Alıştırma

Bu cümledeki -ing grubunun işlevi nedir? The pipe burst, flooding the kitchen.

  1. Borunun hangi amaçla patladığını belirtir.
  2. Borunun patlamasının sonucunu belirtir.
  3. Boru patlamadan önce tamamlanan bir eylemi belirtir.
Cevabı göster

Borunun patlamasının sonucunu belirtir.

And bedbug males bypass a female's genitalia altogether, Kalıp ifadeler

4:05

Ve erkek tahtakuruları dişinin üreme organlarını tamamen atlayarak,

Kalıp ifadeler

bypass ... altogether: normal yolu tamamen atlamak

Bypass geçişli bir fiildir; içinden geçilmeyen veya kullanılmayan şeyi nesne olarak alır. Bu cümlede erkekler, dişinin genital organlarını normal üreme yolu olarak kullanmaz. Altogether bu konumda tamamen anlamına gelir ve bypass fiilini güçlendirir. bypass + nesne + altogether kalıbı bir yolun, adımın veya sistemin bütünüyle atlanmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle acil durum borusunun ana filtreyi tamamen atladığını söylüyor?

  1. The emergency pipe bypasses the main filter altogether.
  2. The emergency pipe and the main filter operate all together.
  3. The emergency pipe passes through the main filter before the tank.
Cevabı göster

The emergency pipe bypasses the main filter altogether.

using a syringe-like penis Kelime

4:09

şırınga benzeri bir penis kullanarak

Kelime

a syringe-like penis: -like ile sıfat oluşturma

Bileşik sıfat syringe-like, syringe ismine -like eklenerek oluşturulur ve şırıngaya benzer anlamına gelir. penis isminden önce kullanıldığında şekil veya işlev benzerliği anlatır ve doğrudan enjekte etme fikrine hazırlık yapar. İsim + -like, benzerlik anlatmak için üretken bir kalıptır. Yeni oluşturulmuş bir bileşik sıfat isimden önce geldiğinde genellikle kısa çizgiyle yazılır: a needle-like tip, a claw-like hand.

Alıştırma

İngilizce cümleyi şırıngaya benzer anlamındaki isim + -like yapılı bir sıfatla tamamlayın: The tool has a ____ tip.

Cevabı göster

syringe-like

to inject sperm cells directly into her belly. Kalıp ifadeler

4:12

sperm hücrelerini doğrudan dişinin karnına enjekte ederler.

Kalıp ifadeler

inject something directly into a place: bir şeyi doğrudan bir yere enjekte etmek

inject A into B kalıbı, “A’yı enjeksiyon yoluyla B’nin içine vermek” anlamına gelir. Bu cümlede sperm cells enjekte edilen madde olan A, her belly ise hedef konum olan B’dir. Directly, enjeksiyonun ara bir yol izlemeyip doğrudan o konuma ulaştığını belirtir. Hedefin açık kalması için inject fiilini hem maddeyle hem de into öbeğiyle birlikte öğrenin.

Alıştırma

inject something into a place kalıbını tamamlayın: The technician injected the dye ____ the clear tube.

Cevabı göster

into

Not to be outdone, Deyimler

4:16

Altta kalmak istemeyen

Deyimler

Not to be outdone: geride kalmamak için karşılık vermek

Not to be outdone, bir kişinin veya tarafın başkasının kendisini geçmesini istemediğini ve bu nedenle kendi eylemiyle karşılık verdiğini anlatan kalıplaşmış bir cümle başı ifadesidir. Outdone, “birinden daha iyi yapmak, geçmek” anlamındaki outdo fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Cümlenin başında kullanıldığında, virgülden sonra gelen özneyi niteler. Açıklayıcı metinlerde biyolojik bir tepkiyi iki taraf yarışıyormuş gibi esprili biçimde sunabilir; ancak bilinçli bir karar verildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “geçilmek istemeyen” anlamındaki hedef giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, Leo added a second camera after his rival upgraded her studio.

Cevabı göster

Not to be outdone

females have evolved their own counter measures. Kelime

4:17

dişiler de kendi karşı önlemlerini geliştirmişlerdir.

Kelime

own counter measures: mevcut bir stratejiye yönelik karşılıklar

Countermeasures, belirli bir tehdidi, taktiği veya etkiyi azaltan ya da etkisizleştiren eylem, sistem veya uyum özellikleridir. Bu cümlede ifade, dişilerin mevcut bir stratejiye karşılık olarak uyum özellikleri geliştirdiği anlamına gelir. Own, bunların dişilere ait karşılık niteliğindeki uyumlar olduğunu vurgular. Evrim bağlamında bu, mecazi bir kısaltmadır: uyumlar bilinçli planlamayla değil, doğal seçilim yoluyla ortaya çıkmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede countermeasures doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The museum added countermeasures to make the gift shop more colorful.
  2. The bank introduced countermeasures against repeated phishing attacks.
  3. The artist selected countermeasures to make the poster brighter.
Cevabı göster

The bank introduced countermeasures against repeated phishing attacks.

In some bedbug species,

4:21

Bazı tahtakurusu türlerinde,

the females have evolved an entirely new set of genitalia Kalıp ifadeler

4:23

dişiler sağ yanlarında tamamen yeni bir üreme organı seti

Kalıp ifadeler

have evolved an entirely new set of ...: tamamen yeni bir sistem geliştirmek

Have evolved, evolve fiilinin present perfect biçimidir. Burada evolve geçişli kullanılır: dişiler yapıları evrim yoluyla geliştirmiş veya edinmiştir ve sonuç bugün de mevcuttur. İfade bilinçli bir seçim anlatmaz. An entirely new set of + isim, küçük bir değişiklik yerine birbiriyle bağlantılı yeni özelliklerin eksiksiz bir bütününü vurgular. Yeniden kullanılabilen yapı şöyledir: özne + have/has evolved + an entirely new set of + çoğul veya topluluk bildiren isim.

Alıştırma

Cümleyi evolve fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over many generations, these plants ____ an entirely new set of chemical defenses.

Cevabı göster

have evolved

on their right-hand flanks, Kelime

4:26

geliştirmişlerdir,

where the males usually pierce them.

4:28

erkekler genellikle onları buradan deler.

Kelime

right-hand flanks: vücudun sağ yanları

Flank, bir insanın veya hayvanın vücudunun yan tarafıdır. İnsanlarda ve birçok büyük hayvanda genellikle kaburgalar ile kalça arasındaki böğür bölgesini belirtir; diğer hayvanlarda vücudun yan tarafını daha genel olarak ifade edebilir. Burada right-hand flanks, her hayvanın vücudunun sağ tarafı anlamına gelir. Right-hand hangi taraf olduğunu belirtir; elle ilgili bir vücut bölümünü anlatmaz. Çoğul flanks ise birden fazla hayvana karşılık gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede flank bir hayvanın vücudunun yan tarafını belirtir?

  1. The soldiers protected the army's eastern flank.
  2. The vet examined the horse's injured left flank.
  3. The child drew a line along the edge of the paper.
Cevabı göster

The vet examined the horse's injured left flank.

That allows them to maintain the power Kalıp ifadeler

4:30

Bu onlara, istenmeyen spermleri üreme organlarıyla filtreleme

to filter out unwanted sperm with their genitalia. Öbek fiiller

4:32

gücünü koruma imkanı tanır.

Kalıp ifadeler

That allows them to maintain the power to ...: bir nedeni korunan kontrole bağlamak

That, önceki olguya veya özelliğe gönderme yapar. allow + nesne + to + fiil kalıbı, bu olgunun mümkün kıldığı sonucu, yani nesnenin bir şey yapabilmesini ifade eder. Maintain the power to + fiil, bir şeyi yapma yeteneğine, kontrolüne veya yetkisine sahip olmaya devam etmek demektir. Maintain, bu gücün yeni kazanılmak yerine korunduğu anlamını ekler; burada power “elektrik” anlamına gelmez. Bu cümlede korunan güç, istenmeyen spermleri filtreleme yeteneğidir.

Alıştırma

Parantez içinde verilen hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The charter ____ make final budget decisions. (allow + the committee + to maintain the power to)

Cevabı göster

allows the committee to maintain the power to

Öbek fiiller

filter out: istenmeyen öğeleri dışarıda bırakmak

Filter out, daha büyük bir küme veya akış içindeki istenmeyen bir bölümü belirleyip kaldırmak ya da engellemek anlamına gelir. Bu cümlede unwanted sperm, biyolojik bir filtreleme mekanizmasının dışarıda bıraktığı bölümdür. Nesne, filter out unwanted material örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra veya filter unwanted material out örneğindeki gibi filter ile out arasında gelebilir. Nesne bir zamirse ortada yer alır: filter it out denir, filter out it denmez.

Alıştırma

Belirleyip dışarıda bırakmak anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: The security system can ____ suspicious requests before they reach the server.

Cevabı göster

filter out

And duck vaginas are shaped like a clockwise spiral, Kalıp ifadeler

4:37

Ve ördek vajinaları saat yönünde bir spiral şeklindedir,

Kalıp ifadeler

are shaped like a clockwise spiral: biçimi ve yönü anlatmak

be shaped like + isim öbeği yapısında shaped, be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; like ise karşılaştırmada kullanılan şekli tanıtır. duck vaginas çoğul olduğu için cümlede are shaped like kullanılır: saat yönünde bir spirale benzeyen bir biçimleri vardır. Clockwise, sabit bir taraftan bakıldığında saatin kollarıyla aynı yönde dönen bir spirali anlatır. Clockwise yönü, spiral ise şekli belirtir.

Alıştırma

Biçim anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: From above, the lake ____ a heart.

Cevabı göster

is shaped like

so that when the male inflates his long, Kelime

4:41

böylece erkek, uzun,

counter-clockwise coiled penis into her

4:43

saat yönünün tersine sarmal penisini dişinin içine doğru şişirdiğinde

Kelime

long, counter-clockwise coiled penis: katmanlı biçim betimlemesi

Bu isim öbeğinde penis sözcüğünden önce iki betimleme üst üste kullanılır. Long uzunluğu belirtirken counter-clockwise nasıl kıvrıldığını, yani kıvrımın saat ibrelerinin hareket yönünün tersine gittiğini gösterir. Counter-clockwise, coiled ile birlikte tek bir betimleme birimi olarak çalışır. Kıvrımın yönünü belirtir; hızını veya organın nasıl şiştiğini değil.

Alıştırma

long, counter-clockwise coiled penis ifadesinde counter-clockwise neyi anlatır?

  1. Organın uzunluğunu
  2. Şişme hızını
  3. Kıvrımın yönünü
Cevabı göster

Kıvrımın yönünü

and she disapproves,

4:46

ve dişi bunu onaylamadığında,

all she needs to do is flex her vaginal muscles Kalıp ifadeler

4:48

tek yapması gereken vajinal kaslarını kasmaktır

Kalıp ifadeler

all she needs to do is: gereken tek eylem

Bu kalıp, “yapması gereken tek eylem ...” anlamına gelir. Bir eylemi yeterli olarak sunar; eylemin kendisi kolay olmasa bile çözümün veya talimatın basit görünmesini sağlayabilir. Yapı All + özne + need(s) to do + is + fiilin yalın hâli şeklindedir. Özne she olduğunda needs kullanılır; örnekte is sonrasında fiilin yalın hâli olan flex gelir.

Alıştırma

Tek bir kişiye hitap ederek cümleyi All ... need to do is kalıbıyla tamamlayın: ____ scan the code.

Cevabı göster

All you need to do is

and the penis just flubs out. Öbek fiiller

4:51

ve penis öylece dışarı kayıverir.

Öbek fiiller

just flubs out: dışarı kayma hareketini şakacı biçimde anlatmak

Bu cümlede flubs out, kayarak dışarı çıkmak ya da birden dışarı fırlamak anlamında, o anda üretilmiş ve son derece gündelik bir hareket ifadesidir. Bu yorum flub fiilinin yaygın sözlük anlamından değil, çevredeki fiziksel hareket betimlemesinden gelir. Just, sonucun anında ve kolayca gerçekleştiği izlenimini verir; böylece konuşmacı hareketi hafif ve mizahi bir tonda anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede flubs out ne anlama geliyor?

  1. Organ konuşurken hata yapar.
  2. Organ yerinde sıkıca kalır.
  3. Organ kayarak ya da birden dışarı çıkar.
Cevabı göster

Organ kayarak ya da birden dışarı çıkar.

genitalia differ so much,

4:55

üreme organları,

Anlatım akışı

So, genitalia differ so much: So ile bir sonuca geçmek

Cümlenin başındaki So bir söylem belirtecidir. Önceki örnekleri bir araya getirir ve konuşmacının ana soruyla ilgili bir sonuca veya açıklamaya geçtiğini gösterir. genitalia differ so much yan cümlesi temel olguyu yeniden dile getirir. Böylece konuşmanın sonraki bölümünde açıklanacak konu belirginleşir. Burada ilk So, savın düzenlenmesini sağlar; so much içindeki derece belirten so değildir.

Alıştırma

So, genitalia differ so much cümlesindeki ilk So sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Farkın ne kadar büyük olduğunu gösterir.
  2. Önceki örneklere dayanan bir sonucu gösterir.
  3. İlgisiz bir konuya giriş yapar.
Cevabı göster

Önceki örneklere dayanan bir sonucu gösterir.

not just to fascinate us, Dilbilgisi

4:57

sadece bizi büyülemek için değil,

but because in every species,

4:59

her türde, milyonlarca yıldır devam eden

Dilbilgisi

not just to..., but because...: görünürdeki bir amacı düzeltmek

Burada not just to fascinate us, yüzeyde görünen bir amacın önemini azaltır: az önce anlatılan özellikler yalnızca insan gözlemcileri etkilemek için var değildir. Ardından but because, konuşmacının vurgulamak istediği açıklamaya geçer. Karşıtlık, amacı belirten to-infinitive yapısından nedeni belirten because yan cümlesine bilinçli biçimde geçer; yalnızca iki paralel özelliği sıralamak yerine açıklamanın yönünü düzeltir.

Alıştırma

Hedef kalıp not just to..., but because... içindeki eksik iki sözcüklü bağlantıyı tamamlayın: The school closes the lab at night not just to save electricity, ____ some equipment can be dangerous without supervision.

Cevabı göster

but because

they're the result of a furious evolutionary tango of sex Deyimler

5:01

ve milyonlarca yıl daha devam edecek olan

Deyimler

they're the result of a furious evolutionary tango of sex: süreç mecazı

They're the result of, az önce sözü edilen özellikleri birbirinden bağımsız nitelikler olarak değil, uzun bir sürecin sonuçları olarak sunar. A furious evolutionary tango of sex, çiftleşme ve üremeyle bağlantılı yoğun ve karşılıklı evrimsel baskıyı anlatan canlı bir mecazdır. Tango yapan iki partner gibi iki taraf da birbirinin değişimlerine karşılık verir; furious gerçek bir öfkeyi değil, yoğunluğu ve çatışmayı artırır. Burada gerçek bir danstan söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede a furious evolutionary tango of sex ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir etkileşim içermeyen tek ve ani bir mutasyon.
  2. Dans mecazıyla anlatılan yoğun ve karşılıklı bir evrimsel etkileşim.
  3. Hayvanların evrim sırasında gerçekten yaptığı bir dans.
Cevabı göster

Dans mecazıyla anlatılan yoğun ve karşılıklı bir evrimsel etkileşim.

that has been going on for millions of years Dilbilgisi

5:05

öfkeli bir evrimsel seks tangosunun

and will continue for millions of years to come.

5:08

sonucu oldukları için bu kadar farklıdır.

Dilbilgisi

has been going on ... and will continue: geçmişten geleceğe uzanan bir zaman çizgisi

Has been going on, go on fiilinin present perfect continuous biçimidir. Geçmişte başlayan ve şu anda hâlâ sürmekte olan bir süreci anlatır; for millions of years bu sürecin ne kadar zamandır sürdüğünü belirtir. And will continue aynı süreci geleceğe taşır. For millions of years to come ifadesindeki to come, “gelecekteki” anlamına gelir. İki fiil yapısı birlikte geçmişten başlayıp şimdiki zamandan geçerek geleceğe uzanan tek bir zaman çizgisi oluşturur.

Alıştırma

İlk boşlukta go on fiilini present perfect continuous biçiminde, ikinci boşlukta ise continue fiilini will ile kullanın: The restoration project ____ since 2018 and ____ for two more years.

Cevabı göster

has been going on · will continue