Acı yiyecekler, daha iyi bir sağlık mı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Sunucular acı yiyeceklerle sağlık arasında bağlantı kuran araştırmaları inceliyor, acılığın günlük beslenmede insanların sandığından daha yaygın olduğunu açıklıyor ve insanların umami dâhil beş temel tadı algılayabildiğini ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. been linked to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Araştırmalarda gözlenen bir ilişkiyi, doğrudan neden-sonuç bağı varmış gibi kesin bir iddiada bulunmadan anlatmayı öğrenin. Bu temkinli kullanım; yiyecekler, sağlık sonuçları, davranışlar veya bilimsel bulgular arasındaki olası bağlantılardan söz ederken özellikle yararlıdır. 2. on the tip of our tongue. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıp deyimi, bir kelime ya da bilginin neredeyse hatırlanacak gibi olduğu ancak o anda akla gelmediği durum olarak tanıyın. Böylece ifadeyi kelimesi kelimesine yorumlamaz ve yaygın bir anlık hafıza boşluğunu doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. we might be consuming more bitter food than we realize. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: might be consuming ile sürmekte olabilecek bir alışkanlığı kesinlik taşımadan belirtin; more ... than we realize ile gerçek miktar ve farkındalık arasındaki açığı gösterin. Kalıp, fark edilmeyen harcama, maruz kalma veya alışkanlıklar için de kullanılabilir.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English programındayız.
I'm going to start this episode with grapefruit. Kalıp ifadeler
0:14Bu bölüme greyfurt ile başlayacağım.
start ... with: bir şeyi ilk sıraya koymak
Neyin önce geldiğini söylemek için start + etkinlik veya olay + with + ilk öge yapısını kullanın. Bu cümlede this episode başlatılan şey, grapefruit ise açılıştaki konu veya ögedir. Bu kalıp bir programı, dersi, toplantıyı, yemeği veya günü düzenlemek için kullanılabilir. with sonrasındaki ifade ilk bölümü belirtir.
Alıştırma
Kısa bir şarkının önce gelmesi için start, lesson ve with sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We always ____ a short song.
Cevabı göster
start the lesson with
I've got: şimdiki zamanda sahiplik
I've got, I have got ifadesinin kısaltmasıdır. Burada I have anlamına gelir: konuşanın yakınında şu anda biraz greyfurt vardır. Bu kullanımda got, bir şeyi alma eylemini anlatmaz. Some, daha önce sözü edilen ismin yerini tutar; bu nedenle tam fikir I've got some grapefruit here şeklindedir. Şimdiki zamandaki sahipliği anlatmak için have/has got + şey kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
I've got some here cümlesinde I've got ne anlama gelir?
- Daha sonra biraz alacağım.
- Dün biraz aldım.
- Şu anda yanımda biraz var.
Cevabı göster
Şu anda yanımda biraz var.
not that keen on: bir şeyi sevmediğinizi yumuşak biçimde söylemek
Be keen on something, bir şeyi sevmek veya ona ilgi duymak demektir. not that keen on içinde that derece bildirir: “o kadar hevesli olmamak” anlamındadır; “şu şeye ilgi duymamak” demek değildir. Kalıbın bütünü, bir şeyi pek sevmediğinizi anlatır. Bu ifade hafif ve ölçülü bir olumsuz görüş bildirir; bu yüzden çoğu zaman I dislike it ifadesinden daha yumuşak duyulur. on sonrasında isim, zamir veya fiilin -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kamp yapmayı öneriyor. Hafif ve nazik bir isteksizlik göstermek için öğrendiğiniz ifadeyle yanıtı tamamlayın: I'm ____ camping.
Cevabı göster
not that keen on
too bitter for me: kabul edebileceğim sınırın ötesinde
Too + sıfat + for + kişi yapısı, derecenin o kişinin rahatça kabul edebileceği, kullanabileceği veya kaldırabileceği sınırı aştığını gösterir. Too bitter for me, tadın keyif alabileceğimden daha acı olduğu anlamına gelir. For me, değerlendirmenin kişisel olduğunu gösterir. Başka biri aynı yiyeceği fazla acı bulmayabilir.
Alıştırma
Çorbanın tuz oranının sınırınızı aştığını göstermek için cümleyi too + sıfat + for me kalıbıyla tamamlayın: This soup is ____.
Cevabı göster
too salty for me
that's a shame: hafif bir üzüntü ifade etmek
That's a shame, “Ne yazık” veya “Çok kötü olmuş” anlamına gelen yaygın bir karşılıktır. Burada, birinin bir şeyi sevmemesi karşısında hafif bir üzüntü veya anlayış gösterir. Bu kullanımda shame, suçluluk ya da utanç duygusunu değil, üzücü bir durumu anlatır. Bu yüzden ifade karşıdaki kişiyi suçlamaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I couldn't get a ticket for the concert.” diyor. Hangi karşılık nazikçe üzüntü veya anlayış gösterir?
- That's your shame.
- That's a shame. Maybe next time.
- You should be ashamed of yourself.
Cevabı göster
That's a shame. Maybe next time.
because this episode is all about bitter food. Kalıp ifadeler
0:25çünkü bu bölüm tamamen acı yiyeceklerle ilgili.
be all about + konu: ana konuyu belirtmek
be all about + konu yapısı, bir programın, kitabın, dersin veya konuşmanın esas olarak o konuya odaklandığını anlatır. Bu cümlede is all about bitter food, acı yiyecekleri bölümün ana konusu olarak gösterir. Buradaki all, tam veya güçlü bir odaklanma düşüncesini pekiştirir. Ancak her kelimenin ya da her ayrıntının mutlaka bu konuyla ilgili olması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Gezegenlerin dersin ana konusu olduğunu söylemek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: Today's lesson ____ planets.
Cevabı göster
is all about
It has actually been linked to a number of health benefits. Kalıp ifadeler
0:28Aslında bir dizi sağlık faydasıyla ilişkilendirilmiştir.
been linked to: bağlantı var, kanıtlanmış neden yok
Be linked to, “... ile bağlantılı olmak” demektir. has actually been linked to içindeki has been linked, present perfect edilgen yapısıdır: araştırma veya gözlemler, bugüne kadar onu sağlık yararlarıyla ilişkilendirmiştir. Bu ifade kanıtlanmış bir nedeni değil, bir bağlantıyı bildirir. Başka açıklamalar hâlâ mümkünken kanıtı dikkatli biçimde anlatmanın bir yoludur.
Alıştırma
Bir çalışma bağlantı bulmuş, ancak neden-sonuç ilişkisini kanıtlamamıştır. Hangi cümle bulguyu dikkatli biçimde aktarır?
- Daily walks have been linked to better sleep.
- Better sleep proves that people take daily walks.
- Daily walks cause better sleep for everyone.
Cevabı göster
Daily walks have been linked to better sleep.
a number of + çoğul isim
A number of, “birkaç” veya “çok sayıda” anlamına gelir. Ardından a number of health benefits örneğindeki gibi sayılabilen çoğul bir isim gelir. İfadenin tamamı özne olduğunda, birkaç kişiyi veya şeyi anlattığı için fiil normalde çoğul olur: A number of guests are waiting.
Alıştırma
“Several visitors have already arrived” cümlesini a number of kullanarak yeniden yazın: ____ visitors have already arrived.
Cevabı göster
A number of
So, maybe you should take my grapefruit. Ton ve niyet
0:32O yüzden, belki de benim greyfurtumu almalısın.
maybe you should: tavsiyeyi daha az doğrudan vermek
maybe you should... yapısında should, bir eylemi konuşanın tavsiyesi olarak sunar. Maybe tavsiyeyi yumuşatır; böylece söz doğrudan bir talimat gibi daha az duyulur. Yine de bu ifade, konuşanın o eylemi iyi bir fikir olarak gördüğünü gösterir; öneriyi tamamen tarafsız hâle getirmez.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle bu yumuşak tavsiyeyi tamamlayın: ____ check the weather before we leave.
Cevabı göster
Maybe you should
might not like it that much: hoşlanmamayı yumuşatarak söylemek
might not like it that much ifadesinde might yargıyı belirsizleştirir: konuşan, bundan hoşlanmamasının mümkün olduğunu söyler; kesin konuşmaz. Not ... that much dereceyi azaltır ve bundan o kadar da hoşlanmamak anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte temkinli ve hafif olumsuz bir görüş bildirir. Konuşanın bundan kesinlikle nefret ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
"I might not like it that much" nasıl bir tutum ifade eder?
- Güçlü ve kesin bir nefret
- Büyük bir coşku
- Hafif ve belirsiz bir olumsuz görüş
Cevabı göster
Hafif ve belirsiz bir olumsuz görüş
we'll be finding out how bitter foods can benefit our health. Notlar
0:38acı yiyeceklerin sağlığımıza nasıl fayda sağlayabileceğini öğreneceğiz.
finding out: bilinmeyen bilgiyi öğrenmek
Buradaki finding out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Acı yiyeceklerin sağlığa nasıl yardımcı olabileceğini araştırmayı anlatır; fiziksel olarak bir nesneyi bulmayı değil. Find out'tan sonra how, why veya what ile başlayan bir yan cümle, tam olarak hangi bilginin bilinmediğini gösterir. We'll be finding out içindeki will be + -ing, bunu programın birazdan inceleyeceği bir konu olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede find out, bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek anlamında kullanılmıştır?
- We need to find out why the lights went off.
- We need to find our seats before the show starts.
- We found the missing torch under the bed.
Cevabı göster
We need to find out why the lights went off.
can benefit our health: benefit + doğrudan nesne
Benefit burada, bir şey üzerinde olumlu etki yaratmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Can benefit our health ifadesinde our health doğrudan nesnedir; bu yüzden benefit'ten sonra bir edat gerekmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp X benefits Y şeklindedir: X, Y'ye fayda sağlar. Can, bu olumlu etkinin mümkün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi benefit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new reading programme will ____ every child in the school.
Cevabı göster
benefit
That should give you a taste of what's coming up. Deyimler
0:46Bu sana, ileride gelecek konular hakkında bir fikir verecektir.
give you a taste of what's coming up: sıradaki içeriğin kısa bir ön gösterimi
Burada taste gerçekten yiyecek tatmak anlamına gelmez. Bir şeyi ilk kez biraz deneyimlemek veya küçük bir bölümünü görmek anlamına gelir. Bu bir mecazdır: give someone a taste of something, birinin bir şeyi az da olsa deneyimlemesini sağlamak demektir. What's coming up, sırada gösterilecek içerik veya gerçekleşecek olaylar anlamına gelir. İfade bütünüyle, içeriğin tamamı yerine kısa bir ön gösterim sunar. Programda yiyeceklerden söz edildiği için taste aynı zamanda gerçek tadı çağrıştırır ve hafif bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede a taste of, kısa bir ön gösterim veya bir deneyimin küçük bir örneği anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The sample class gives families a taste of what the course offers.
- The sample class gives the course a flavor to families.
- The sample class makes families taste the course.
Cevabı göster
The sample class gives families a taste of what the course offers.
But before that: sıralamayı düzenleyen geçiş ifadesi
But before that, bilgilerin sırasını düzenlemek için kullanılan bir geçiş ifadesidir. That, az önce sözü edilen ana etkinliğe veya konuya gönderme yapar; before that ise dinleyiciye önce başka bir şeyin gerçekleşeceğini bildirir. But, duyurulan ana akıştan geçici olarak uzaklaşılacağını gösterir; bu akışın iptal edildiği anlamına gelmez. Dinleyici, araya eklenen adımın şimdi gerçekleşmesini ve ardından ana etkinliğe dönülmesini bekler.
Alıştırma
Hangi cümle önce ana etkinliği duyurup ardından But before that ile daha önce yapılacak bir adım ekler?
- We'll skip the game because the rules are difficult.
- We'll start the game soon. But before that, let's check the rules.
- We finished the game. After that, we checked the rules.
Cevabı göster
We'll start the game soon. But before that, let's check the rules.
if you want to learn vocabulary to talk about world events, Dilbilgisi
0:50dünya olayları hakkında konuşmak için kelime öğrenmek istersen,
If you want to learn ...: önerilen bir eylemi sunmak
“If you want to learn ...” dinleyicinin sahip olabileceği hedefi if yan cümlesine yerleştirir. Ana cümle daha sonra bu hedefe yardımcı olabilecek bir eylem verir; burada bu eylem podcast'i aramaktır. Kullanılabilir kalıp If you want to + fiilin yalın hâli, + önerilen eylem şeklindedir. Herkesin aynı hedefe sahip olduğunu varsaymak yerine seçim imkânı sunar.
Alıştırma
Hangi cümle önerilen bir eylemi sunmak için If you want to ... yapısını doğal biçimde kullanır?
- If you want to learn more, read the full guide.
- If you want to learn more, reading the full guide.
- If you want learning more, read the full guide.
Cevabı göster
If you want to learn more, read the full guide.
We look at vocabulary about a major news story every week.
0:57Her hafta önemli bir haber hikayesiyle ilgili kelimelere bakıyoruz.
But back to this episode: ana konuya dönmek
“But back to this episode” konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Back to, konuşmacının geri döndüğü konuyu belirtir; but ise araya giren konudan uzaklaşıldığını gösterir. Yeni bilgi eklemek yerine dinleyicinin dikkatini yönlendirir. Ardından normalde doğrudan bölümle ilgili bir sonraki cümle veya yan cümle gelir.
Alıştırma
Kısa bir ara yorumdan sonra dinleyicileri yeniden ders konusuna döndüren cümle hangisidir?
- After today's lesson, I'll go home.
- Before today's lesson, I ate breakfast.
- But back to today's lesson, let's look at the next example.
Cevabı göster
But back to today's lesson, let's look at the next example.
I have a question for you: soruya doğal bir giriş yapmak
I have a question for you, birine birazdan bir şey soracağınızı belirtmenin yaygın bir yoludur. Question for you içindeki for you, cevap vermesi beklenen kişiyi gösterir. Bu cümle soruya doğal bir giriş yapar ve asıl soru gelmeden önce dinleyenin dikkatini vermesine zaman tanır.
Alıştırma
Hangi cümle, birine birazdan soru soracağınızı doğal biçimde belirtir?
- I have you for a question.
- I have a question for you.
- I have a question to you.
Cevabı göster
I have a question for you.
I can think of bitter, sweet, salty, and sour. Kalıp ifadeler
1:17Acı, tatlı, tuzlu ve ekşi aklıma geliyor.
I can think of ...: akla gelenleri sıralamak
I can think of ..., bir veya daha fazla örnek, cevap ya da fikrin akla gelmesi anlamına gelir. Of sözcüğünden sonra, konuşanın hafızasından veya hayal gücünden çıkarabildiği şeyler gelir. Bu ifade genellikle bir listeyi başlatır ve listenin eksiksiz olduğunu söylemez; yalnızca konuşanın o anda aklına getirebildiği şeyleri sunar.
Alıştırma
Yağmurlu bir öğleden sonra için etkinlik düşünüyorsunuz. Hangi cümle şu anda üç fikir üretebildiğinizi söyler?
- I can think of three games we can play.
- I forgot how to play those games.
- I'm thinking about whether to play later.
Cevabı göster
I can think of three games we can play.
going to go with: bir seçenek seçmek
Bu cümlede be going to konuşanın planını, go with ise “seçmek” anlamını gösterir. Konuşan, mevcut cevaplar ya da seçenekler arasından dördü seçiyor. İki go biçiminin yan yana gelmesi doğrudur: going to planı, go with ise seçimi belirtir. Seçenekleri düşündükten sonra birini seçerken go with + seçenek yapısını kullanabilirsin. Burada “birlikte gitmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Mavi seçeneği seçmeye karar verdin. Cümleyi be going to + go with ile tamamla: I'm ____ the blue one.
Cevabı göster
going to go with
I'll reveal the correct answer later: cevabı daha sonra açıklamak
Bu cümle bilginin ne zaman verileceğini düzenler. I'll reveal, konuşanın doğru cevabı açıklayacağına söz verir; later ise bunun henüz gerçekleşmeyeceğini belirtir. Bu yönlendirme dinleyicilerin beklentisini yönetir ve merak yaratır: cevap şimdilik saklanır, fakat daha sonra verilecektir.
Alıştırma
Konuşan "I'll reveal the correct answer later" cümlesiyle neyi belirtir?
- Cevap zaten açıklandı.
- Cevap şimdilik saklanıyor ve daha sonra açıklanacak.
- Konuşan doğru bir cevap olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster
Cevap şimdilik saklanıyor ve daha sonra açıklanacak.
Leyla Kazim presents The Food Program on BBC Radio 4. Notlar
1:30Leyla Kazim, BBC Radio 4'te The Food Program'ı sunuyor.
presents: bir radyo programı sunmak
Burada presents, present fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Medya bağlamında “bir radyo programını sunar ve tanıtır” anlamına gelir; Leyla Kazim’in rolünü belirtir, bir şeyi hediye ettiğini söylemez. Present fiili programme, show veya broadcast gibi bir nesne aldığında genellikle içeriği dinleyiciye ya da izleyiciye aktaran sunucuyu anlatır.
Alıştırma
“Nora presents a weekly radio programme,” cümlesinde presents ne anlama gelir?
- programı birine hediye olarak verir
- programı evde dinler
- programı sunar ve tanıtır
Cevabı göster
programı sunar ve tanıtır
The Food Program on BBC Radio 4: program adı ve yayın istasyonu
Bu cümlede The Food Program radyo programının adıdır; on BBC Radio 4 ise onu yayınlayan istasyonu belirtir. Buradaki on, fiziksel olarak bir şeyin üzerinde olmak değil, “bir istasyonda yayınlanmak” veya “bir istasyon üzerinden dinlenebilmek” anlamına gelir. BBC Radio 4, Birleşik Krallık’taki bir radyo istasyonudur. Bu bilgi, kaynağın yemek konulu bir radyo programı olduğunu gösterir ve presents sözcüğünün burada neden “sunmak” anlamına geldiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“The Food Program on BBC Radio 4” hangi bilgiyi verir?
- Bir kitabın adı ve yazarının adı
- Bir restoranın adı ve sokak adresi
- Bir radyo programının adı ve onu yayınlayan istasyon
Cevabı göster
Bir radyo programının adı ve onu yayınlayan istasyon
Here she is talking about some of the possible benefits of bitter food. Anlatım akışı
1:36Burada acı yiyeceklerin olası bazı faydalarından bahsediyor.
Here she is talking about...: bir kesiti tanıtma
Bu cümlede Here she is talking about..., kadının konuyu ele aldığı program bölümünü tanıtır. Here, kadının fiziksel konumundan çok sunulan bu ana veya içerik parçasına işaret eder. Here + person + be + -ing kalıbı sunumun akışını düzenlemeye yardımcı olur: dinleyiciyi sunucunun girişinden bir örneğe, kesite veya alıntıya geçirir ve neye dikkat edilmesi gerektiğini önceden belirtir.
Alıştırma
Here she is talking about... bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Kadının konuyu ele aldığı kesiti tanıtır.
- Kadından konuyu değiştirmesini ister.
- Kadının tam olarak nerede durduğunu belirtir.
Cevabı göster
Kadının konuyu ele aldığı kesiti tanıtır.
New research has found a remarkable link between bitter foods and our health. Kalıp ifadeler
1:41Yeni araştırmalar acı yiyeceklerle sağlığımız arasında dikkat çekici bir bağlantı buldu.
a remarkable link between bitter foods and our health: iki şey arasındaki dikkat çekici bağlantı
a link between A and B kalıbı, iki şey arasındaki ilişki veya bağlantı anlamına gelir. Burada A bitter foods, B ise our health ifadesidir; remarkable, bağlantının özellikle dikkat çekici veya şaşırtıcı olduğunu belirtir. Link tek başına A'nın B'ye neden olduğu anlamına gelmez. Araştırma ve haberlerde, sebebi ya da etki yönünü kesinleştirmeden iki şeyin ilişkili olduğunu bildirebilir.
Alıştırma
a link between A and B sabit kalıbını tamamlayın: Researchers found a link ____ sleep and memory.
Cevabı göster
between
It seems they have an incredible ability to interact with our gut microbiome, Notlar
1:47Bağırsak mikrobiyomumuzla etkileşime girme gibi inanılmaz bir yetenekleri varmış gibi görünüyor,
It seems...: temkinli bir sonuç sunmak
It seems, ardından gelen önermenin tamamını temkinli biçimde sunar: bu, kesin bir gerçek değil, mevcut kanıtlara dayanan bir çıkarımdır. Bu cümlede onların söz konusu yeteneğe sahip olduğu iddiasını kanıtlarla destekleniyor gibi gösterir, ancak yeni bilgilere göre değişebilme payı bırakır. Kalıp It seems (that) + cümlecik şeklindedir. Burada that isteğe bağlıdır; dolayısıyla It seems they have... ile It seems that they have... aynı yapıyı kullanır. Bu yapı, bir haberde konuşanın kesinlik derecesini cümlecikteki bilgiden ayrı göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle ön bilimsel bir sonucu temkinli biçimde sunar?
- The new treatment definitely reduces recovery time in every case.
- No further evidence is needed because the new treatment works.
- It seems that the new treatment may reduce recovery time.
Cevabı göster
It seems that the new treatment may reduce recovery time.
ability to interact with...: yetenek ve etkileşimin diğer tarafı
Ability to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin ne yapabildiğini belirtir. ability to interact with yapısında interact, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır; with ise etkileşime katılan kişiyi, nesneyi veya sistemi tanıtır. Bilimsel ve teknik bağlamlarda interact with genellikle iki şeyin birbirini etkilemesi, birbirine tepki vermesi veya birbiriyle iletişim kurması anlamına gelir. Mutlaka insanlar arasındaki bir konuşmayı ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi ability, interact ve with sözcüklerinden oluşan tam ifadeyle tamamlayın: The app has the ____ smart home devices.
Cevabı göster
ability to interact with
our gut microbiome: bağırsaktaki mikroorganizma topluluğu
our gut microbiome, sindirim sistemimizde, özellikle bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalar topluluğu demektir. Burada gut sindirim sistemini ifade eder; microbiome ise bu ortamdaki mikroorganizmaları bir topluluk olarak ele alır. Bu ifade tek bir sindirim organını ya da tek bir bakteriyi değil, topluluğun tamamını anlatır. Bu cümlede they öznesinin etkileşime girebildiği şey budur.
Alıştırma
our gut microbiome neyi ifade eder?
- tek bir zararlı bakteri
- bağırsakta yaşayan mikroorganizmalar topluluğu
- tüm yiyecekleri sindiren tek bir organ
Cevabı göster
bağırsakta yaşayan mikroorganizmalar topluluğu
suppress feelings of hunger: açlık hissini zayıflatmak
suppress feelings of hunger, açlık hissini zayıflatmak veya daha az fark edilir hâle getirmek demektir. suppress fiilinin nesnesi feelings of hunger isim öbeğidir. Bu ifade hissin kontrol altına alınmasını veya azaltılmasını anlatır; tek başına vücudun yiyecek ihtiyacının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aynı kalıp soyut hisler, belirtiler veya tepkilerle de kullanılabilir.
Alıştırma
"The snack may suppress feelings of hunger" cümlesi ne anlama gelir?
- Vücudun yiyecek ihtiyacını kalıcı olarak ortadan kaldırır.
- Bir kişiyi yemek yiyemez hâle getirir.
- Açlık hissini zayıflatabilir.
Cevabı göster
Açlık hissini zayıflatabilir.
control glucose release: vücuttaki glikoz salınımını düzenlemek
Sağlık ve biyoloji bağlamlarında glucose release, glikozun vücudun kullanımına sunulduğu ve çoğu zaman kan dolaşımına geçtiği bedensel bir süreci ifade eder. Burada release, gündelik hayatta bir nesneyi bırakmak değil, bir süreci anlatan teknik bir sözcüktür. Control, bu sürecin zamanını, hızını veya miktarını düzenlemek demektir.
Alıştırma
Bir sağlık haberinde control glucose release büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Vücudun glikoz kullanmasını tamamen durdurmak
- Vücudun glikoz salma sürecini düzenlemek
- Kutudan bir paket şeker çıkarmak
Cevabı göster
Vücudun glikoz salma sürecini düzenlemek
and even counter chronic inflammation in the body. Kelime
1:57ve hatta vücuttaki kronik iltihaplanmaya karşı koyabilir.
counter chronic inflammation: uzun süreli iltihaplanmaya karşı koymak
Burada counter, bir şeye karşı harekete geçmek ve onun etkisini azaltmak anlamına gelen bir fiildir. Chronic inflammation, uzun süre devam eden iltihaplanmadır. Bu nedenle counter chronic inflammation, uzun süreli iltihaplanmaya karşı koymak veya onu azaltmak demektir.
Alıştırma
Burada counter chronic inflammation ne anlama gelir?
- İltihaplanmanın kaç kez oluştuğunu saymak
- Tüm iltihaplanmanın kalıcı olarak iyileşeceğini garanti etmek
- Uzun süreli iltihaplanmaya karşı koymak veya onu azaltmak
Cevabı göster
Uzun süreli iltihaplanmaya karşı koymak veya onu azaltmak
Could bitter be the answer at the tip of our taste buds? Deyimler
2:02Tat tomurcuklarımızın ucundaki cevap acı olabilir mi?
answer at the tip of our taste buds: tatla ilgili bir sözcük oyunu
answer at the tip of our taste buds ifadesi eğlenceli bir sözcük seçimidir. Bir kelimeyi ya da adı neredeyse hatırladığınızı ama bir türlü söyleyemediğinizi anlatan on the tip of my tongue deyimini çağrıştırır. Burada tongue yerine taste buds kullanılarak ifade acı tatla ilişkilendirilir. Cümlenin anlamı, bir cevabın gerçekten tat tomurcuklarının üzerinde durması değildir; acı tadı deneyimlemenin cevaba işaret edebileceğini eğlenceli biçimde düşündürür.
Alıştırma
Bu cümledeki temel sözcük oyununu ne oluşturur?
- Tat tomurcuklarının zarar gördüğünü belirten kalıplaşmış bir tıp ifadesi kullanır.
- Bir cevabın gerçekten tat tomurcuklarının yüzeyinde bulunduğunu söyler.
- on the tip of our tongue deyimini çağrıştırır ve acı tat konusuna uyması için tongue yerine taste buds kullanır.
Cevabı göster
on the tip of our tongue deyimini çağrıştırır ve acı tat konusuna uyması için tongue yerine taste buds kullanır.
Bitter foods can interact with our gut microbiome.
2:07Acı yiyecekler bağırsak mikrobiyomumuzla etkileşime girebilir.
A microbiome is a collection of microorganisms that can be found in a particular part of the body. Notlar
2:12Mikrobiyom, vücudun belirli bir bölümünde bulunabilen mikroorganizmalar topluluğudur.
microbiome is a collection of microorganisms: bir tanım kalıbı
Cümle yaygın bir tanım kalıbı kullanır: terim + is + kategori veya açıklama. Microbiome tanımlanan terimdir; a collection of microorganisms ise bunun ne tür bir şey olduğunu açıklar. a collection of ifadesi, bir mikrobiyomun yalnızca tek bir microorganism değil, bir grup içerdiğini gösterir. Bilimsel metinlerde X is a... gibi kalıplar çoğu zaman bir tanımın geleceğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir terimi tanımlamak için aynı “terim + is + kategori veya açıklama” kalıbını kullanır?
- The habitat may be beside the river.
- We studied the habitat after lunch.
- A habitat is the natural home of a plant or animal.
Cevabı göster
A habitat is the natural home of a plant or animal.
that can be found in ...: ismi tanımlayan bir ilgi cümleciği
that can be found in a particular part of the body ilgi cümleciği microorganisms sözcüğünü açıklar ve bu mikroorganizmaların nerede bulunduğunu belirtir. That, ilgi cümleciğinin öznesidir ve microorganisms sözcüğüne gönderme yapar. Can be found, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşur ve edilgendir. Tanımlarda ve bilimsel açıklamalarda can be found in çoğu zaman bir şeyin bir yerde var olduğunu veya bulunduğunu anlatır; birinin onu etkin olarak aradığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şeyin nerede bulunduğunu anlatmak için that can be found ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- These small frogs that can be find in rainforests are brightly coloured.
- These small frogs that can be found in rainforests are brightly coloured.
- These small frogs that can found in rainforests are brightly coloured.
Cevabı göster
These small frogs that can be found in rainforests are brightly coloured.
Microorganisms in our gut play an important role in the digestive process. Kalıp ifadeler
2:23Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar sindirim sürecinde önemli bir rol oynar.
play an important role in: … konusunda önemli bir rol oynamak
Play an important role in, bir süreçte, etkinlikte veya sonuçta önemli bir işleve ya da etkiye sahip olmak demektir. Burada bağırsak mikroorganizmalarının sindirim için önemli olduğu anlatılır; play burada bir gösteride rol yapmak anlamına gelmez. Kalıp play an important role in + isim veya -ing biçimidir. Fiil özneyle uyumlu olur: çoğul microorganisms ile play, tekil sleep ile plays kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi play an important role in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Daily exercise ____ keeping the heart healthy.
Cevabı göster
plays an important role in
then we stop it from happening or operating. Dilbilgisi
2:33o zaman onun gerçekleşmesini veya çalışmasını engelleriz.
suppress something: bir şeyi kontrol ederek bastırmak
To suppress something, bir şeyin kendini göstermesini, gelişmesini, gerçekleşmesini veya tam olarak çalışmasını kontrol yoluyla engellemek demektir. Çoğu zaman o şeyin zaten var olduğunu ya da ortaya çıkmaya başladığını ve baskı altında tutulduğunu düşündürür. Suppress geçişli bir fiildir; bu nedenle kontrol edilen şey doğrudan ardından gelir: suppress a cough, suppress an emotion veya suppress information. Örnekteki something, belirli bir isimle değiştirilebilen genel bir nesnedir.
Alıştırma
Hangi cümlede suppress doğal ve dil bilgisi bakımından doğru kullanılmıştır?
- The medicine may suppress with the body's immune response.
- The medicine may suppress the body's immune response.
- The medicine may suppress the lamp before bedtime.
Cevabı göster
The medicine may suppress the body's immune response.
stop it from happening or operating: stop + nesne + from + -ing
stop + nesne + from + fiilin -ing biçimi kalıbı, bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Burada it nesnedir; happening ve operating ise engellenen eylemleri adlandıran paralel iki -ing biçimidir. Eylemden önce from sözcüğünü koruyun ve -ing biçimini kullanın: stop it from happening doğrudur, stop it from happen değildir. Nesne, kimin veya neyin engellendiğini gösterir.
Alıştırma
From ve fall off fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety rail stops people ____ the platform.
Cevabı göster
from falling off
We heard that bitter foods can suppress hunger feelings.
2:36Acı yiyeceklerin açlık hissini bastırabileceğini duyduk.
This means that they stop people feeling hungry.
2:40Bu, insanların aç hissetmesini durdurdukları anlamına gelir.
Leyla asks if bitter foods are the answer at the tip of our taste buds.
2:47Leyla, tat tomurcuklarımızın ucundaki cevabın acı yiyecekler olup olmadığını soruyor.
we'd say that something we can't quite remember is on the tip of our tongue. Deyimler
2:54tam olarak hatırlayamadığımız bir şeyin dilimizin ucunda olduğunu söyleriz.
on the tip of our tongue: neredeyse hatırlanmış
On the tip of our tongue, bir sözcüğün, ismin veya yanıtın neredeyse hatırlanacak gibi olması ama henüz söylenememesi demektir. Bu bir deyimdir; dilin üzerindeki gerçek bir konumu anlatmaz. İyelik sözcüğü, hatırlamakta zorlanan kişiye göre değişir: on the tip of my tongue, on the tip of her tongue veya on the tip of our tongue. Burada our, bu deneyimi insanların ortak yaşadığı bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum “It's on the tip of my tongue” ifadesine en uygundur?
- Konuşurken dilim ağrıyor.
- Şarkıcının adını daha önce hiç duymadım.
- Bir şarkıcının adını neredeyse hatırlıyorum ama henüz söyleyemiyorum.
Cevabı göster
Bir şarkıcının adını neredeyse hatırlıyorum ama henüz söyleyemiyorum.
which are the receptors on our tongue and inside our mouths
3:01bunlar dilimizin üzerinde ve ağzımızın içindeki reseptörlerdir
taste buds: tatları algılayan yapılar
Taste buds, ağızda bulunan ve tatlılık ya da acılık gibi tatları algılamamıza yardımcı olan küçük duyu yapılarıdır. Cümlede receptors sözcüğü bu görevi basitçe açıklar. Taste bud tekildir; ancak ağızda bunlardan çok sayıda bulunduğu için genel olarak söz ederken çoğul taste buds kullanılır.
Alıştırma
Taste buds nedir?
- Yiyecekleri daha küçük parçalara ayıran dişler
- Ağızda tatları algılamaya yardımcı olan küçük duyu yapıları
- Dilin üzerinde duran yiyecek parçaları
Cevabı göster
Ağızda tatları algılamaya yardımcı olan küçük duyu yapıları
it seems that bitter foods could be very beneficial.
3:08görünüşe göre acı yiyecekler çok faydalı olabilir.
But they're not always the easiest foods to love. Dilbilgisi
3:11Ancak her zaman sevilmesi en kolay yiyecekler değillerdir.
not always the easiest foods to love: bir şeyi sevmenin zor olabileceğini yumuşak biçimde söylemek
not always the easiest foods to love ifadesinde kalıp not always the easiest + isim + to + fiil şeklindedir. to ile kurulan mastar, isimle ilgili hangi eylemin zor olduğunu açıklar; foods to love, “sevmesi kolay yiyecekler” demektir. not always yalnızca always sözcüğünü olumsuzlar; olasılığı bütünüyle ortadan kaldırmaz. Bu, olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır: Bu yiyecekleri bazı durumlarda sevmek zor olabilir, ancak bu onların hiçbir zaman sevilmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Öğrendiğiniz kalıpla cümleyi tamamlayın. Parantez içindeki tüm sözcükleri kullanın: This is ____. (not always / the easiest / rule / to understand)
Cevabı göster
not always the easiest rule to understand
presenter Leyla Kazim spoke to chef Alexina Anatole,
3:18sunucu Leyla Kazim, şef Alexina Anatole ile konuştu,
who points out that we might be consuming more bitter food than we realize. Notlar
3:22şef, fark ettiğimizden daha fazla acı yiyecek tüketiyor olabileceğimizi belirtiyor.
who points out that...: birinin dikkat çektiği bilgiyi aktarmak
who points out that... yapısında who, hemen önce sözü edilen kişiyi açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu kişi tekil olduğu için fiil, -s alarak points olur; out ise point out öbek fiilinin bir parçasıdır. Point out, önemli ya da gözden kaçması kolay bir gerçeği, fikri veya ayrıntıyı belirtmek ya da ona dikkat çekmek demektir. Ardından gelen that cümleciği, kişinin dikkat çektiği bilgiyi verir; bu yapı başka birinin görüşünü aktarırken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle bir gerçeği aktarmak için who points out kullanıyor?
- Leo, who points at the map, suggests another route.
- Leo, who points to the map, suggests another route.
- Leo, who points out that the map is old, suggests another route.
Cevabı göster
Leo, who points out that the map is old, suggests another route.
might be consuming more ... than we realize: fark ettiğimizden daha fazlası
Might be consuming, şu anda ya da belli bir süredir devam eden bir eylem hakkında temkinli bir tahmin bildirir. Konuşan kişi bunun mümkün olduğunu düşünür, kesin olduğunu söylemez. More bitter food than we realize, muhtemel gerçek miktarı fark ettiğimiz ya da bildiğimiz miktarla karşılaştırır. Yeniden kullanılabilen more ... than someone realizes kalıbı, gerçek ile kişinin farkındalığı arasındaki boşluğu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. check fiilini might be + -ing biçimine getirin ve ardından more often than we realize ifadesini aynen ekleyin: We ____ our phones ____.
Cevabı göster
might be checking · more often than we realize
I think it's a real perception issue with it. Kelime
3:28Bence bu gerçekten bununla ilgili bir algı meselesi.
a real perception issue with it: onun nasıl algılandığıyla ilgili gerçek bir sorun
Perception issue, asıl güçlüğün bir şeyin kendisindeki işlevsel bir kusurdan değil, insanların onu anlama, hissetme ya da değerlendirme biçiminden kaynaklandığını belirtir. Burada real vurgu yapar: konuşan kişi bu sorunun gerçekten var olduğunu ve önemli olduğunu düşünür. with it içindeki it, daha önce konuşulan şeye gönderme yapar. Bu nedenle ifade, sorunun insanların o şeye bakışında olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede perception issue, uygulamadaki bir arıza yerine insanların görüşüyle ilgili bir sorun anlamında kullanılmıştır?
- The app has a pricing issue because the subscription costs too much.
- The app is safe and works well, but it has a perception issue because people distrust it.
- The app has a battery issue because it shuts down after an hour.
Cevabı göster
The app is safe and works well, but it has a perception issue because people distrust it.
I think people are exposed to bitterness way more than they think they are. Notlar
3:30Bence insanlar acılığa düşündüklerinden çok daha fazla maruz kalıyor.
are exposed to bitterness: be exposed to + isim
Burada are exposed to bitterness, “acı tatla karşılaşmak veya onu deneyimlemek” anlamına gelir. Bu, acı tadın mutlaka tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Yapı be exposed to + isim veya -ing biçimidir. Özne bu teması yaşayan taraftır: people are exposed to something denir; temasa bir kişi ya da şey neden oluyorsa someone or something exposes people to it denir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. exposed to ile supposed to arasındaki farka odaklanın.
- We were supposed to learn a new language at school.
- We used a new language at school.
- We were exposed to a new language at school.
Cevabı göster
We were exposed to a new language at school.
way more than they think they are: güçlü karşılaştırma ve eksilti
Burada way, more sözcüğünü güçlü biçimde pekiştirir; bu yüzden way more than “çok daha fazla” anlamına gelir. Bu bağlamda more, daha sık veya daha yüksek ölçüde demektir. Sondaki they are, zaten açık olan exposed to bitterness bölümünü düşürür. Tam biçimi than they think they are exposed to bitterness olurdu. Yardımcı fiil are’ı korumak, edilgen ifadenin tamamını tekrarlamayı önler. Buna eksilti denir.
Alıştırma
Hangi cümle karşılaştırmayı güçlendirmek için way’i doğal biçimde kullanır ve sonda doğru yardımcı fiili korur?
- The task was very harder than I thought it would be.
- The task was way hard than I thought it did.
- The task was way harder than I thought it would be.
Cevabı göster
The task was way harder than I thought it would be.
But there's this perception of bitter and negativity,
3:34Ancak hem duygular hem de yiyecekler açısından
both in terms of A and B: iki değerlendirme açısı belirtmek
In terms of, bir şeyin hangi açıdan konuşulduğunu veya değerlendirildiğini gösterir. Burada emotions ve food iki ayrı alandır. Both ... and ..., ifadenin yalnızca birine değil iki alana da uygulandığını gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp both in terms of A and B şeklindedir. in terms of both A and B de denebilir.
Alıştırma
Cümleyi both in terms of A and B kalıbıyla tamamlayın: The new design is better ____.
Cevabı göster
both in terms of cost and safety
Cümle sonundaki right?: doğrulama veya onay isteme
Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, dinleyiciyi önceki sözü doğrulamaya veya kabul etmeye çağırır. Konuşan kişi genellikle ifadenin doğru olduğunu zaten düşünür; bu yüzden tamamen açık uçlu bir soru değildir. Ayrıca dinleyicinin açıklamayı takip edip etmediğini kontrol edebilir. Tonlamaya göre gerçek bir doğrulama isteği ya da kabul etmeye yönelik hafif bir yönlendirme gibi duyulabilir.
Alıştırma
The meeting starts at ten, right? cümlesinin sonundaki right? ne işe yarar?
- On sayısının doğru cevap olduğunu söyler.
- Dinleyiciye sağa dönmesini söyler.
- Dinleyiciden başlangıç saatini doğrulamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyiciden başlangıç saatini doğrulamasını ister.
Bitterness is generally an undesirable trait. Kelime
3:40Acılık genellikle istenmeyen bir özelliktir.
an undesirable trait: istenmeyen bir özellik
An undesirable trait, insanların genellikle istemediği bir özellik anlamına gelir. Undesirable oldukça resmî bir olumsuz değerlendirme bildirir; trait ise bir kişi veya şeyin ayırt edilebilir bir niteliğini belirtir. Bu cümlede trait, acılığı bir yiyecek veya içeceğin niteliği olarak anlatır. Başka bağlamlarda aynı ifade, bir kişinin kalıcı bir özelliğini de tanımlayabilir.
Alıştırma
Ürün incelemesini, bu notta geçen ve “insanların istemediği bir özellik” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: High power consumption is ____ for a portable speaker.
Cevabı göster
an undesirable trait
But there are so many very, very mainstream bitter things. Kelime
3:43Ancak çok, çok ana akım olan pek çok acı şey de var.
mainstream bitter things: yaygın olarak tüketilen acı yiyecek ve içecekler
Burada mainstream, toplumun geneli tarafından yaygın biçimde bilinen, kabul edilen veya tüketilen anlamına gelir. Bu nedenle mainstream bitter things, yalnızca uzmanların bildiği nadir şeyler değil, sıradan acı yiyecek ve içeceklerdir. Konuşmacı bu ifadeyi acılığın sıra dışı olduğu düşüncesine karşı çıkmak için kullanır: yaygın olarak bilinen ve tüketilen birçok şey acıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede mainstream, “toplumun geneli tarafından yaygın olarak kabul edilen veya kullanılan” anlamındadır?
- Video calls have become mainstream in many workplaces.
- Video calls are the main topic of today's meeting.
- The canoe stayed in the main stream of the river.
Cevabı göster
Video calls have become mainstream in many workplaces.
Such as?: somut örnek istemek
Such as?, “Bir örnek verebilir misin?” anlamına gelen kısa bir devam sorusudur. Karşıdaki kişiden az önce söylediği genel bir düşünceyi veya kategoriyi somut bir örnekle açıklamasını ister. Sorunun daha tam biçimi Such as what? şeklindedir. Konu zaten belliyse iki sözcüklük biçim doğal duyulur ve konuşmanın ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “There are several easy ways to save water.” diyor. Hangi kısa cevap örnek ister?
- How much?
- Since when?
- Such as?
Cevabı göster
Such as?
Sözlü söylem belirteci olarak you know
Burada you know, dinleyicinin ne bildiğini gerçekten soran bir soru değil, konuşmayı düzenlemeye yardımcı olan kısa bir sözlü ifadedir. Konuşmacıya bir sonraki düşünceyi planlamak ve konuşmayı akıcı biçimde sürdürmek için kısa bir an kazandırabilir. Ayrıca sonraki düşünceyi iki kişinin de bildiği veya kolayca anlayabileceği bir şey gibi sunabilir. Tam etkisi bağlama bağlıdır; bu yüzden çeviride her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine ifade atlanabilir.
Alıştırma
Bu cümlede you know esas olarak ne yapıyor? “You know, moving to a new place can feel difficult.”
- Dinleyicinin bir bilgiyi öğrenip öğrenmediğini sorar.
- Cümlenin hatırlanması için talimat verir.
- Sonraki düşünceyi tanıdık veya ortak bir şey gibi sunmaya yardımcı olur.
Cevabı göster
Sonraki düşünceyi tanıdık veya ortak bir şey gibi sunmaya yardımcı olur.
any alcohol has a degree of bitterness to it. Kalıp ifadeler
3:52herhangi bir alkolün bir dereceye kadar acılığı vardır.
has a degree of ... to it: bir özelliğin belli bir düzeyde bulunduğunu anlatmak
has a degree of bitterness to it ifadesi, acılığın alkollü içecekte bulunan özelliklerden biri olduğunu anlatır. A degree of, “bir miktar veya bir düzey” demektir; özelliğin var olduğunu belirtir ancak tam olarak ne kadar güçlü olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp something has a degree of + isim + to it şeklindedir. Buradaki to it, özelliği tarif edilen şeye bağlar; fiziksel bir yön belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir miktar” anlamındaki üç İngilizce sözcükle tamamlayın: The herbal tea has ____ bitterness to it.
Cevabı göster
a degree of
Alexina says that many people see bitterness as an undesirable trait. Dilbilgisi
3:54Alexina, birçok insanın acılığı istenmeyen bir özellik (undesirable trait) olarak gördüğünü söylüyor.
see X as Y: X’i Y olarak görmek
see bitterness as an undesirable trait ifadesindeki see, gözle fark etmek değil, “olarak görmek” veya “olarak düşünmek” anlamındadır. see X as Y kalıbı bir görüş ya da değerlendirme bildirir: X değerlendirilen şeydir, Y ise ona verilen tanım veya kategoridir. Burada X bitterness, Y ise an undesirable trait ifadesidir. Aynı kalıp, bir kişinin veya grubun bir nesneyi, eylemi, fikri ya da durumu nasıl anladığını anlatabilir.
Alıştırma
İki parçalı see X as Y kalıbını tamamlayın: Good coaches ____ mistakes ____ chances to learn.
Cevabı göster
see · as
an undesirable trait is a characteristic that people don't want.
4:02istenmeyen bir özellik, insanların istemediği bir niteliktir.
We also often use undesirable traits
4:11İnsanların kişiliklerinin olumsuz yönlerine atıfta bulunmak için
to refer to negative aspects of people's personalities. Kalıp ifadeler
4:15genellikle 'istenmeyen özellikler' ifadesini de kullanırız.
to refer to: bir terimin ne anlama geldiğini söylemek
Bu cümlede to refer to, “anlamına gelmek” veya “bir sözcük ya da ifadenin neyi anlattığını göstermek” demektir. Açıklanan ifadeyi insanların kişiliklerindeki olumsuz yönlerle ilişkilendirir. İlk to, to refer mastar yapısını başlatır. İkinci to ise refer to fiil öbeğinin bir parçasıdır ve nesneden önce kalmalıdır. Kullanışlı kalıp şöyledir: sözcük, etiket veya zamir + refers to + işaret ettiği kişi, şey veya fikir.
Alıştırma
Cümleyi refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this glossary, the term 'screen time' ____ time spent using digital devices.
Cevabı göster
refers to
then it means it's ordinary and part of what most people consume.
4:28o zaman sıradan olduğu ve çoğu insanın tükettiği şeyin bir parçası olduğu anlamına gelir.
She listed chocolate and coffee as mainstream things.
4:32Çikolata ve kahveyi ana akım şeyler olarak sıraladı.
We heard that it has a degree of bitterness.
4:39Belirli bir dereceye kadar (a degree of) acılığı olduğunu duyduk.
then it has at least a small but noticeable amount of it.
4:45o zaman en azından küçük ama fark edilebilir bir miktara sahip demektir.
I think it's time to hear the answer to your question. Anlatım akışı
4:51Sanırım sorunun cevabını duyma zamanı geldi.
it's time to hear the answer: cevabın açıklanacağını bildirmek
Burada it's time to hear the answer, dinleyicilere tartışmanın sona erdiğini ve cevabın sırada olduğunu bildirir. Tam bir saat belirtmek yerine bilgi akışını düzenler. Başka durumlarda da kullanılabilen It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir sonraki etkinliğe geçildiğini gösterir. I think geçişi biraz yumuşatırken hear the answer, cevabın açıklanmasını dinleyicinin bakış açısından anlatır.
Alıştırma
Bir sunucu tartışmayı bitirdi ve sırada cevabın açıklanacağını belirtmek istiyor. Bunu en açık biçimde hangi cümle anlatır?
- We have already discussed the answer.
- It's time to hear the answer.
- Maybe the answer was surprising.
Cevabı göster
It's time to hear the answer.
I asked how many basic flavors humans can taste.
4:55İnsanların kaç temel tat alabildiğini sormuştum.
Which, unfortunately, was not the right answer: bir cevabı nazikçe düzeltmek
Unfortunately konuşanın duygusunu ekler: sonuç üzücüdür. Burada yorum bildiren bir zarf gibi çalışır ve was not the right answer şeklindeki doğrudan düzeltmeyi yumuşatır. Cevabın yanlış olduğu hâlâ açıktır, ancak konuşan bundan memnun gibi duyulmaz. Which, hemen önce sözü edilen bir cevaba veya seçeneğe gönderme yapar. Which ... was not the right answer yapısının tamamı, önceki cevabı düzeltmeyle bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle Sam'e seçiminin yanlış olduğunu en nazik biçimde söyler?
- Sam chose blue because he clearly knows nothing.
- Sam chose blue, and that was a stupid answer.
- Sam chose blue, which, unfortunately, wasn't the right answer.
Cevabı göster
Sam chose blue, which, unfortunately, wasn't the right answer.
in fact: bir düzeltme veya daha güçlü bir gerçek sunmak
In fact bir bağlayıcı ifade, yani söylem belirtecidir. Dinleyiciye sonraki bilginin gerçek durumu vereceğini söyler ve çoğu zaman önceki bir düşünceyi düzeltir. Ayrıca önceki noktayı daha güçlü veya daha kesin yapan bir gerçeği de tanıtabilir. Bir yan cümlenin başında olduğunda, genellikle ardından virgül gelir: In fact, .... Dinleyici bundan sonra ilgisiz bir ayrıntı değil, bir düzeltme, açıklama veya daha güçlü bir gerçek bekler.
Alıştırma
Parçayı en iyi tamamlayan söylem belirtecini seçin: Mia thought the library closed at six. ____, it stays open until nine on Fridays.
- In fact
- Therefore
- For example
Cevabı göster
In fact
which comes from a Japanese word and refers to a savory flavor, Kalıp ifadeler
5:10Japonca bir kelimeden gelir ve iştah açıcı bir lezzeti ifade eder,
refers to a savory flavor: anlam tanımlama yapısı
“refers to a savory flavor” ifadesinde refers to, fiziksel bir nesneye doğru “işaret etmek” değil, “anlamına gelmek” veya “tanımlamak” demektir. Bu ifade umami kelimesinin neyi belirttiğini açıklar. “Terim + refers to + açıklama” kalıbı bir kelimeyi, sembolü veya fikri tanımlamak için kullanışlıdır. Burada ilgi cümlesinin öznesi which'tir: which ... refers to a savory flavor. A savory flavor, tatlı olmayan ve yoğun bir yemek lezzetidir. Bu cümlede umami için genel bir açıklama verir; her savory flavor'ın tam olarak umami olduğunu söylemez.
Alıştırma
Tanımı refer to + isim öbeği kalıbıyla tamamlayın: In this guide, the blue circle ____ the first-aid station.
Cevabı göster
refers to
umami: eksik olan tadın adı
Umami, özellikle ızgara et ve et suyu gibi yiyeceklerde bulunan, yoğun ve lezzetli olarak tanımlanan bir tadın adıdır. Bu cümlede belirli bir yemeğin ya da malzemenin adını değil, eksik olan tat kategorisini anlatır. Kelime Japoncadan gelir ve İngilizcede bu tadı ifade eden bir isim olarak kullanılır; genellikle tatlı, ekşi, tuzlu ve acıyla birlikte beş temel tattan biri olarak öğretilir.
Alıştırma
Hangi cümlede umami tuz miktarını değil, belirli bir tadı anlatıyor?
- The soup tastes very sour.
- The soup tastes very salty.
- The soup has a deep umami flavor.
Cevabı göster
The soup has a deep umami flavor.
Let's recap the vocabulary we've learnt: tekrara geçiş
Let's recap, daha önce ele alınmış bir konunun kısa bir tekrarını başlatır. Burada recap, ana noktaları yeniden gözden geçirmek anlamına gelir; gözden geçirilen içerik the vocabulary we've learnt ifadesidir. Bu cümle bir geçiş görevi görerek ana anlatımın sona erdiğini ve tekrar bölümünün başladığını dinleyenlere bildirir. Let's hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsadığı için birlikte tekrar yapma daveti gibi duyulur.
Alıştırma
‘Kısaca gözden geçirelim’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tekrar geçişini tamamlayın: ____ the key ideas we've covered.
Cevabı göster
Let's recap
the collection of microorganisms found in a specific part of the body.
5:24vücudun belirli bir bölümünde bulunan mikroorganizmalar topluluğudur.
Suppress means prevent from operating or happening.
5:28Bastırmak (suppress), çalışmasını veya gerçekleşmesini engellemek demektir.
found on the tongue and in the mouth that sense flavors.
5:33dilde ve ağızda bulunan reseptörlerdir.
a degree of something is a small but noticeable amount of something.
5:49bir şeyin derecesi (a degree of something), bir şeyin küçük ama fark edilebilir bir miktarıdır.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Özne olarak ayrılmış bir süre kullanıldığında be up, bu sürenin sona erdiği veya tamamen kullanıldığı anlamına gelir. Bu nedenle our 6 minutes are up, kullanılabilir altı dakikanın sona erdiğini anlatır; buradaki up yukarı yönü belirtmez. time sözcüğüyle Our time is up denir. Çoğul zaman birimleri özne olduğunda are kullanılır: Our six minutes are up.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini anlatmak için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The bell has rung, so our ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
for more topical discussion and useful vocabulary here at 6 Minute English. Kelime
5:59bir dahaki sefere 6 Minute English'te bize tekrar katılmayı unutmayın.
more topical discussion: güncel konuların tartışılması
Bu ifadede topical, discussion sözcüğünü niteler ve “şu anda önemli olan veya yaygın biçimde konuşulan konularla ilgili” anlamına gelir. Bu nedenle more topical discussion, güncel meseleler hakkında daha fazla tartışma demektir. Bu tanıtım bağlamında more, tartışma miktarının arttığını gösterir. Bir tartışmanın diğerinden “daha güncel” olduğu anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
“more topical discussion” ifadesinde topical ne anlama gelir?
- Şu anda önemli olan veya yaygın biçimde konuşulan konularla ilgili
- Küçük bir yerel alanla sınırlı
- Doğrudan vücudun yüzeyine uygulanan
Cevabı göster
Şu anda önemli olan veya yaygın biçimde konuşulan konularla ilgili
Goodbye for now: geçici bir veda
Goodbye for now. mevcut konuşmayı dostça bitirirken ayrılığın geçici olduğunu anlatan bir ifadedir. For now “şimdilik” anlamına gelir ve yeniden konuşma veya görüşme olasılığını açık bırakır. Bu ifade gelecekte kesin bir buluşma sözü vermez. Yalnızca vedanın daha az kesin duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bugünkü telefon görüşmesini bitiriyorsunuz ancak yarın yeniden konuşacaksınız. Dersi öğrendiğiniz veda ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____. I'll call you tomorrow.
Cevabı göster
Goodbye for now