Bir zombi kıyametinde nereye gideceğinize nasıl karar verirsiniz? - David Hunter: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
478 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, zombi kıyametini uygulamalı bir senaryo olarak kullanarak insanların, malların ve fikirlerin coğrafi hareketinin daha güvenli güzergâhları nasıl gösterebileceğini açıklıyor. Göç nedenlerini, ulaşım yollarını, araziyi ve yerler arasındaki ilişkileri, nereye kaçılacağını belirleyen üç aşamalı bir yöntemle birleştiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. movement. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Coğrafyada bu sözcüğün yalnızca fiziksel bir hareketi değil, insanların, malların, bilgilerin ve fikirlerin yerler arasındaki akışını anlattığını kavrayacaksınız. Bu alana özgü anlam, göç, bağlantılar, güzergâhlar ve bölgesel ilişkiler hakkındaki sonraki akıl yürütmeyi izlemenizi sağlar. 2. push and pull factors. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu coğrafya ve sosyal bilimler terim çiftini, insanları bir yerden ayrılmaya iten koşullarla başka bir yere çeken koşulları karşılaştıran bir çerçeve olarak tanıyacaksınız. Böylece göç kararlarını ve insanlarla zombilerin rollerinin mizahi biçimde tersine çevrilmesini düzenli biçimde açıklayabilirsiniz. 3. By comparing relationships between different places, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by sonrasında kullanılan gerund yapısının bir sonuca ulaşma yöntemini belirttiğini öğreneceksiniz. Bu kısa yapıyla, yerleri, rotaları veya bağlantıları karşılaştırmanın aralarındaki bağın gücünü ve hangi seçeneğin daha güvenli olabileceğini gösterdiğini analitik biçimde ifade edebilirsiniz.

Bu derste

Worst case scenario. Kalıp ifadeler

0:14

En kötü senaryo.

Kalıp ifadeler

Worst case scenario: mümkün olan en kötü sonucu sunmak

“Worst case scenario”, olasılıklar arasındaki gerçekleşmesi mümkün en kötü sonucu belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada tek başına bir çerçeveleme ifadesi olarak kullanılır: ne yapılacağını düşünmeden önce dinleyiciden en uç olumsuz durumu hayal etmesini ister. Bu ifade riskin üst sınırını belirler; sonucun gerçekleşeceğini öngörmez. Tam bir cümlede “In the worst-case scenario, ...” yaygındır. Bağımsız “Worst case scenario, ...” biçimi özellikle konuşma dilinde sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi mümkün olan en kötü sonucu çerçeveleyen üç kelimelik kalıpla tamamlayın: The roads may close. ____, we'll stay another night.

Cevabı göster

Worst case scenario

Zombie apocalypse.

0:15

Zombi kıyameti.

How will you survive?

0:18

Nasıl hayatta kalacaksın?

You might be surprised to find out how much geography skills Anlatım akışı

0:19

Coğrafya becerilerinin, felaketi savuşturmanda sana ne kadar

can help you fend off doom. Öbek fiiller

0:22

yardımcı olabileceğini öğrenmek seni şaşırtabilir.

Anlatım akışı

You might be surprised to find out: beklenmedik bilgiyi haber vermek

“You might be surprised to find out”, dinleyiciye sıradaki bilginin beklentileriyle çelişebileceğini bildirir. Bir ön gösterim veya söylem işareti görevi görür: asıl yeni bilgi find out ifadesinden sonra gelir. “Might”, dinleyicinin tepkisine ilişkin tahmini yumuşatır; bilginin kendisini belirsiz hâle getirmez. “Find out” ifadesinden sonra that ile başlayan bir yan cümle veya how much, why ya da what gibi sözcüklerle başlayan dolaylı soru cümlesi gelebilir.

Alıştırma

“You might be surprised to find out that this tiny device can power a laptop,” cümlesinde giriş kısmı temel olarak ne yapar?

  1. Konuşmacının cihazın çalışıp çalışmadığından şüphe ettiğini gösterir.
  2. Dinleyiciye şaşırdığını gizlemesini emreder.
  3. Dinleyiciyi beklenmedik olabilecek bir bilgiye hazırlar.
Cevabı göster

Dinleyiciyi beklenmedik olabilecek bir bilgiye hazırlar.

Öbek fiiller

fend off doom: felaket niteliğindeki bir sonucu savuşturmak

Fend off, bir tehdide ya da zararlı sonuca karşı koymak, onu savuşturmak veya önlemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu kullanımda off fiilin bir parçasıdır; fiziksel bir yön göstermez. you fend off doom ifadesinde doom, felaket niteliğindeki bir sonucu belirtir. Bu birleşim bilerek dramatiktir: beceriler “doom”u gerçekten uzağa itmek için değil, felaketten kaçınmak için yardımcı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “bir tehdide karşı koymak veya onu önlemek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Regular sleep can help your body ____ infection.

Cevabı göster

fend off

By geography, Anlatım akışı

0:25

Coğrafya ile,

I mean analyzing the world around you.

0:26

etrafındaki dünyayı analiz etmeyi kastediyorum.

Anlatım akışı

By geography, I mean ...: kastettiğiniz anlamı tanımlama

By X, I mean Y, konuşmacının mevcut konuşmada X ile neyi kastettiğini tanımlayan bir kalıptır. Burada X geography, Y ise analyzing the world around you ifadesidir; dolayısıyla by geography, “coğrafya aracılığıyla” anlamına gelmez. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce terimi belirtir, ardından ona verdiğiniz özel tanımı sunarsınız. Bir sözcük daha geniş veya farklı bir anlamda anlaşılabilecekse kullanışlıdır.

Alıştırma

Tanımı By X, I mean Y kalıbıyla tamamlayın: ____ the word urgent, ____ something that cannot wait until tomorrow.

Cevabı göster

By · I mean

One geographic concept that could really help you out Öbek fiiller

0:28

Bir zombi kıyametinde sana gerçekten yardımcı olabilecek

Öbek fiiller

could really help you out: zor bir durumda somut yardım

help someone out ifadesinde out, öbek fiilin bir parçasıdır ve bir yön belirtmez. Bu ifade, birinin sorunu olduğunda, yapacak işi çok fazla olduğunda ya da acil bir ihtiyacı bulunduğunda ona somut yardımda bulunmak anlamına gelir. Burada could really help you out, coğrafya kavramının zor bir durumla başa çıkarken çok yararlı olabileceğini anlatır. Sadece help you demeye göre daha konuşma diline özgüdür ve çoğu zaman belirli bir sorunu kolaylaştırmak için devreye girme anlamı taşır.

Alıştırma

İsteği help ... out ile tamamlayın: I can't carry all these boxes alone. Could you ____?

Cevabı göster

help me out

in a zombie apocalypse is movement. Kelime

0:31

coğrafi kavramlardan biri harekettir.

Kelime

movement: coğrafi bir kavram olarak hareket ve akış

Burada movement bir coğrafya kavramıdır: insanların, malların, bilgilerin ve fikirlerin bir yerden başka bir yere akışını anlatır. Tek bir fiziksel hareketten veya bir kişinin beden hareketinden daha geniş bir anlama sahiptir. Bu anlam; neyin hareket ettiği, nereden başlayıp nerede bittiği, neden hareket ettiği ve bu akışın yerleri nasıl birbirine bağladığı veya değiştirdiği gibi sorulara yöneltir.

Alıştırma

Bir coğrafya dersinde hangi cümle movement sözcüğünü aynı geniş anlamda kullanır?

  1. She practiced the movement of her left arm.
  2. The map shows the movement of people, goods, and information between cities.
  3. The watch's movement needs to be repaired.
Cevabı göster

The map shows the movement of people, goods, and information between cities.

So first,

0:33

Peki öncelikle,

what moves?

0:34

ne hareket eder?

People move,

0:36

İnsanlar hareket eder,

animals move,

0:37

hayvanlar hareket eder,

and while sometimes slowly,

0:38

ve bazen yavaş olsalar da,

Zombies move as well.

0:40

Zombiler de hareket eder.

But that's not all. Anlatım akışı

0:42

Ancak hepsi bu kadar değil.

Anlatım akışı

But that's not all: daha fazla bilginin geleceğini bildirme

But that's not all, önceki liste veya açıklamanın tamamlanmadığını dinleyiciye bildiren bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı ardından başka bir madde, neden ya da ayrıntı ekleyecektir. Buradaki that, belirli bir nesneyi değil, az önce söylenenleri genel olarak ifade eder. Dinlerken bu ifadeyi duyduğunuzda daha fazla bilginin geleceğini tahmin edebilirsiniz.

Alıştırma

But that's not all bir konuşma veya açıklamada genellikle neyi bildirir?

  1. Konuşmacı konuyu hemen bitirecektir.
  2. Konuşmacı bir telaffuz hatasını düzeltecektir.
  3. Konuşmacı daha fazla bilgi ekleyecektir.
Cevabı göster

Konuşmacı daha fazla bilgi ekleyecektir.

Goods move too.

0:44

Mallar da hareket eder.

Goods can be resources such as food supplies and weapons. Kalıp ifadeler

0:45

Mallar, gıda kaynakları ve silahlar gibi kaynaklar olabilir.

Kalıp ifadeler

such as food supplies and weapons: such as ile örnek verme

Such as, daha geniş bir kategoriden belirli örnekler verir. Burada food supplies ve weapons, resources kategorisinin örnekleridir; her kaynak türünü tanımlamazlar. Yaygın kalıp kategori + such as + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu cümlede such as sonrasında tam bir yan cümle değil, bir örnek listesi gelir.

Alıştırma

Kategori isminden hemen sonra örnek vermek için en uygun bağlayıcıyı seçin: The app offers security features, ___ two-factor authentication and login alerts.

  1. such as
  2. although
  3. because
Cevabı göster

such as

People or zombies tend to move these. Kalıp ifadeler

0:49

Bunları genelde insanlar veya zombiler taşır.

Kalıp ifadeler

tend to move: genel bir eğilimi ifade etmek

Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin her seferinde olduğunu söylemeden genellikle ya da sıkça gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede tend to move, eşyaların taşınmasını tek seferlik belirli bir eylem olarak değil, genel bir eğilim olarak sunar. Burada to'dan sonra move fiilinin yalın hâli gelir. Bu yapı, tend to + isim yapısından farklıdır; örneğin tend to the garden, “bahçeyle ilgilenmek” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Genellemeyi tamamlamak için tend to ve move fiilini kullanın: Crowds ____ slowly through narrow doorways.

Cevabı göster

tend to move

So if you see a big pile of zombie supplies where there wasn't one before,

0:52

Bu yüzden, daha önce olmayan bir yerde büyük bir zombi erzağı yığını görürsen,

you're probably on the trail. Deyimler

0:56

muhtemelen onların izindesin demektir.

Deyimler

on the trail: ipuçlarını izleyerek hedefi aramak

On the trail, bir kişinin bir insana, nesneye ya da yanıta götürebilecek ipuçlarını etkin biçimde takip ettiğini anlatan bir deyimdir. Burada yeni ortaya çıkan malzemeler kanıt sayılır; bu nedenle you're probably on the trail, gerçek bir patikada durduğunuzu değil, yararlı bir ipucu zincirini izliyor olabileceğinizi belirtir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The reporters are on the trail of the missing documents.

  1. Belgeleri aramayı bıraktılar.
  2. Belgelerin sahip olduğu bir patikada yürüyorlar.
  3. Kayıp belgeleri bulmak için ipuçlarını takip ediyorlar.
Cevabı göster

Kayıp belgeleri bulmak için ipuçlarını takip ediyorlar.

Ideas also move. Kelime

0:57

Fikirler de hareket eder.

Kelime

Ideas also move: yayılmak anlamındaki move

Burada move, soyut özne olan ideas ile kullanılır. Fikirlerin bir kişiden, gruptan, yerden veya iletişim ortamından diğerine yayılabileceği ya da dolaşıma girebileceği anlamına gelir; gerçek anlamda yürümeyi veya fiziksel hareketi anlatmaz. Also, hareket edebildiği konuşulan diğer şeylere ideas ögesini de ekler. Soyut şey + move kalıbı; bilgi, eğilim veya kültürün bir ağda ya da toplumda nasıl yayıldığını anlatabilir.

Alıştırma

“A strong idea can move from one community to another.” cümlesinde move ne anlama gelir?

  1. fiziksel bir nesneye dönüşmek
  2. bir insan gibi ayaklarıyla yürümek
  3. insanlar, gruplar veya yerler arasında yayılmak
Cevabı göster

insanlar, gruplar veya yerler arasında yayılmak

Ideas can include entertainment,

0:59

Fikirler arasında eğlence,

zombie movies,

1:01

zombi filmleri,

news and information,

1:03

haberler ve bilgiler,

about zombie attacks,

1:04

zombi saldırıları hakkında veriler,

and architecture,

1:07

ve mimari,

or how to build a safe shelter. Dilbilgisi

1:08

veya güvenli bir sığınağın nasıl inşa edileceği yer alabilir.

Dilbilgisi

how to build a safe shelter: how to + fiilin yalın hâli

How to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma yöntemini ifade eder. how to build a safe shelter ifadesinde build, to’dan sonra yalın hâlde kalır. How to öbeğinin tamamı know, learn, show veya explain gibi fiillerden sonra isim benzeri bir tümleç görevi görür. Doğrudan soru olmadığı için ayrıca bir özne eklenmez ve do/does kullanılmaz.

Alıştırma

Build kullanarak cümleyi how to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: The safety guide explains ____ a temporary shelter.

Cevabı göster

how to build

And second,

1:10

İkincisi,

why do people or zombies move?

1:11

insanlar veya zombiler neden hareket eder?

When people, animals or zombies move,

1:13

İnsanların, hayvanların veya zombilerin yer değiştirmesine

it's called migration. Kelime

1:16

göç denir.

Kelime

migration: bir yerden başka bir yere hareket

Migration, bir yerden veya bölgeden başka bir yere ya da bölgeye hareket etmektir. İnsanların yerleşim yerini değiştirmesini ve hayvanların mevsimsel hareketini anlatabilir; ülke sınırının aşılması şart değildir. Bu cümlede it's called migration, az önce sözü edilen hareket türüne bir ad verir. Zombi örneği şaka amaçlıdır, ancak temel fikir herhangi bir küçük fiziksel hareket değil, yerler arasındaki harekettir.

Alıştırma

Hangi durum migration sözcüğünün geniş anlamına en açık örnektir?

  1. Kış için güneye hareket eden kuşlar
  2. Harita açan bir turist
  3. Aynı odada yönünü değiştiren bir köpek
Cevabı göster

Kış için güneye hareket eden kuşlar

Two concepts that affect migration are push and pull factors. Kelime

1:17

Göçü etkileyen iki kavram, itici ve çekici faktörlerdir.

Kelime

göçte push and pull factors

Push and pull factors, göçü etkileyen iki tür nedendir. Push factor, savaş veya iş eksikliği gibi kişinin ayrıldığı yerde bulunan zor bir koşuldur. Pull factor ise güvenlik veya daha iyi iş gibi olası bir varış yerindeki çekici bir koşuldur. Buradaki push ve pull fiziksel eylemler değil, benzetmelerdir. Nedenin nerede bulunduğuna ve hangi yönde etkili olduğuna bakın: kişiyi çıkış yerinden uzaklaştırıyor mu, yoksa varış yerine doğru çekiyor mu?

Alıştırma

Cümleyi iki göç terimiyle tamamlayın: A dangerous conflict at home is a ____, while safety in another country is a ____.

Cevabı göster

push factor · pull factor

Push factors will make you want to leave somewhere. Dilbilgisi

1:21

İtici faktörler bir yeri terk etme isteği uyandırır.

Dilbilgisi

will make you want to leave: make + nesne + yalın fiil

will make you want to leave ifadesinde make ettirgen anlam taşır ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. You nesnedir, want ise önünde to bulunmayan yalın fiildir; bu nedenle make you to want denmez. İfadede ikinci bir fiil katmanı vardır: want + to-infinitive. To, want to leave yapısına aittir; will ise beklenen sonucu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X makes someone want to do something şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede want + to-infinitive yapısından önce make + nesne + yalın fiil doğru kullanılmıştır?

  1. The bad smell made us want to leave.
  2. The bad smell made us to want to leave.
  3. The bad smell made us want leave.
Cevabı göster

The bad smell made us want to leave.

Pull factors make you want to go to a place.

1:24

Çekici faktörler ise bir yere gitme isteği uyandırır.

A lack of resources, Kalıp ifadeler

1:27

Kaynak eksikliği,

Kalıp ifadeler

A lack of resources: a lack of + isim

a lack of + isim, bir şeyin yeterli miktarda olmadığını belirtir. Burada resources; kullanılabilir malzeme, para, personel veya başka destekleri ifade eder. Bu ifade mutlaka hiç kaynak olmadığı anlamına gelmez. Bu yapıda lack bir isimdir; bu nedenle eksik olan şeyi of ile kendisine bağlar: a lack of resources. İsim öbeğinin tamamı bir sorunu, nedeni veya kısıtlamayı adlandırabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede yetersiz bir kaynağı belirtmek için a lack of + isim doğru kullanılmıştır?

  1. A lacking of time delayed the project.
  2. A lack of time delayed the project.
  3. A lack time delayed the project.
Cevabı göster

A lack of time delayed the project.

unstable economy or high crime rate Kalıp ifadeler

1:28

istikrarsız bir ekonomi veya yüksek suç oranı,

Kalıp ifadeler

high crime rate: yüksek suç düzeyini anlatmak

High crime rate, bir yerde veya nüfus grubunda suçların nispeten yüksek bir oranda meydana geldiğini söylemek için kullanılan yerleşik bir ifadedir. Buradaki rate, ölçülen bir oranı veya sıklığı ifade eder; hız anlamına gelmez. Bir oranın düzeyini anlatmak için high veya low kullanılır. Bu ifade şehirler, mahalleler, kamu politikaları veya insanların bir bölgeden ayrılma nedenleri hakkında konuşurken kullanılabilir.

Alıştırma

'Nispeten yüksek suç sıklığı' anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The neighborhood has a ____, so the city is adding better street lighting.

Cevabı göster

high crime rate

might be push factors making people want to move.

1:31

insanların taşınmasını isteyen itici faktörler olabilir.

Nice weather,

1:33

Güzel hava,

a good economy or lots of resources

1:34

iyi bir ekonomi veya bol kaynak,

would be pull factors for lots of people,

1:37

birçok insan için çekici faktörler olur,

enticing them to move. Kelime

1:39

ve onları taşınmaya teşvik eder.

Kelime

enticing them to move: entice + nesne + to-infinitive yapısı

Entice someone to do something, çekici bir şey sunarak veya göstererek bir eylemi cazip hâle getirmek demektir. Bu cümlede olumlu pull factors insanları taşınmaya yönlendirir: onları zorlamak yerine taşınmayı istemeleri için bir neden sağlar. Enticing them to move, önceki pull factors ifadesinin yarattığı etkiyi ekleyen bir -ing ortaç yan tümcesidir. Them, lots of people ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle entice + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. The grant enticed the artist for apply to the program.
  2. The grant enticed the artist to apply for the program.
  3. The grant enticed the artist apply for the program.
Cevabı göster

The grant enticed the artist to apply for the program.

While zombies are definitely a push factor for humans, Dilbilgisi

1:41

Zombiler insanlar için kesinlikle itici bir faktör olsa da,

a city full of people would be a pull factor Kalıp ifadeler

1:43

insanlarla dolu bir şehir, insan yemek isteyen

Dilbilgisi

While ..., ... would be ... ile karşıtlık kurma

Burada While iki bakış açısı arasında karşıtlık kurar; “... sırasında” anlamına gelmez. İlk yan cümle zombileri insanları uzaklaştıran bir unsur olarak sunar, ana cümle ise bakış açısını değiştirerek insanlarla dolu bir şehrin zombileri neden çektiğini anlatır. While A, B would be C kalıbı önce bir değerlendirme ortaya koyar, sonra varsayımsal bir durumda bununla karşıtlık oluşturan başka bir değerlendirme verir. Would be geçmişteki bir olayı değil, bu varsayımsal sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, aynı anda gerçekleşen olayları anlatmak yerine iki farklı değerlendirmeyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. While the children slept, the rain continued.
  2. While the apartment is small, it would be easy to maintain.
  3. While I was cooking, the phone rang.
Cevabı göster

While the apartment is small, it would be easy to maintain.

Kalıp ifadeler

a city full of people: full of + isim

Full of + isim, bir yerde ya da şeyde çok sayıda insan veya nesne bulunduğunu belirtir. a city full of people ifadesinde full of people, city sözcüğünden sonra gelir ve nasıl bir şehir olduğunu açıklar. İsimden önce of kullanılmalıdır: full of people denir, full people denmez. Aynı kalıp a story full of surprises örneğinde olduğu gibi soyut içeriği de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi full of yapısını ve parantez içindeki ismi kullanarak tamamlayın: The waiting room was ____. (people)

Cevabı göster

full of people

for hungry zombies who want to eat humans.

1:46

aç zombiler için çekici bir faktör olacaktır.

There are some things that make movement easier for people or zombies. Dilbilgisi

1:50

İnsanların veya zombilerin hareketini kolaylaştıran bazı şeyler vardır.

Dilbilgisi

make movement easier for: bir etkinliği bir grup için kolaylaştırmak

Make + nesne + sıfat, nesnede oluşturulan bir değişimi veya sonucu anlatır. Burada movement nesnedir ve easier hareket etmenin zorluğundaki azalmayı anlatır. Kolay hâle gelen people or zombies değildir. For + kişi veya grup, değişimden kimin yararlandığını ya da durumun kimin açısından anlatıldığını gösterir. Yapıyı make + etkinlik veya şey + easier/harder/safer + for + kişi veya grup biçiminde yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle bir rampanın tekerlekli sandalye kullanıcılarının hareket etmesini kolaylaştırdığını doğru biçimde anlatır?

  1. A ramp makes wheelchair users easier for movement.
  2. A ramp makes easier movement for wheelchair users.
  3. A ramp makes movement easier for wheelchair users.
Cevabı göster

A ramp makes movement easier for wheelchair users.

Waterways and highways can make traveling faster.

1:54

Su yolları ve otoyollar seyahati hızlandırabilir.

Moving across clear open space is easier than a tough terrain. Dilbilgisi

1:57

Açık alanlarda hareket etmek, zorlu arazilerde ilerlemekten daha kolaydır.

Dilbilgisi

Moving across ... is easier than ...: etkinliklerin zorluğunu karşılaştırmak

Moving across clear open space bir gerund öbeğidir. Öbeğin tamamı bir etkinliği adlandırır ve is fiilinin tekil öznesi olarak görev yapar; moving burada şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Is easier than bir zorluk karşılaştırması başlatır. Amaçlanan karşılaştırma, açık alanda ilerlemek ile zorlu arazide ilerlemek arasındadır. Doing A is easier than doing B, açık ve yeniden kullanılabilir bir kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle özne olarak bir -ing öbeğini doğal biçimde kullanır ve paralel bir karşılaştırma yapar?

  1. Driving on the highway is easier than driving on a narrow mountain road.
  2. Drive on the highway is easier than driving on a narrow mountain road.
  3. Driving on the highway is easier than a narrow mountain road.
Cevabı göster

Driving on the highway is easier than driving on a narrow mountain road.

And just as landforms can create boundaries that affect movement, Dilbilgisi

2:01

Yeryüzü şekilleri hareketi etkileyen sınırlar oluşturabildiği gibi,

so can political boundaries, Kelime

2:05

siyasi sınırlar da bunu yapabilir,

Dilbilgisi

Just as ..., so can ... ile paralel karşılaştırma

just as A can ..., so can B kalıbı, B'nin de A ile aynı türden bir şeyi yapabildiğini ya da aynı türden bir etkiye yol açabildiğini belirtir. Bu cümlede yeryüzü şekilleri ile siyasi sınırlar paralel biçimde sunulur; çünkü ikisi de hareketi etkileyen sınırlar oluşturabilir veya böyle bir sınır işlevi görebilir. İkinci yan cümlede so + can + özne biçiminde devrik yapı kullanılır; so can political boundaries bunun örneğidir. Buradaki so, «bu nedenle» değil, «aynı şekilde o da» anlamındadır. İki yargıyı paralel tutmak için can kiplik fiili yeni özneden önce tekrarlanır.

Alıştırma

Resmî karşılaştırmayı tamamlayın: Just as regular stretching can improve flexibility, ____ a balanced warm-up.

Cevabı göster

so can

like a border gate for example.

2:06

örneğin bir sınır kapısı gibi.

Kelime

Political boundaries, like a border gate: kategori ve somut örnek

Political boundaries, hükûmetler ve idari birimler tarafından oluşturulan veya resmen tanınan ayırıcı çizgilerdir; ülke, eyalet ya da şehir sınırları buna örnektir. Buradaki political, kamu otoritesi ve toprakla bağlantılıdır; bir kişinin parti tercihi anlamına gelmez. like a border gate ifadesi, soyut düşünceyi kontrollü harekete ilişkin somut bir örneğe dönüştürür. Daha açık söylemek gerekirse border gate, siyasi sınır üzerinde bulunan bir geçiş tesisidir; sınırın tamamı değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek hem bir political boundary hem de üzerinden geçişi denetleyen bir tesisi gösterir?

  1. Erozyonla oluşmuş bir nehir yatağı
  2. Resmî kontrol noktası bulunan bir ülke sınırı
  3. İki vadiyi ayıran bir dağ sırtı
Cevabı göster

Resmî kontrol noktası bulunan bir ülke sınırı

So how can you analyze these movement factors to help your chance of survival? Kalıp ifadeler

2:08

Peki, hayatta kalma şansını artırmak için bu hareket faktörlerini nasıl analiz edebilirsin?

Kalıp ifadeler

chance of survival: hayatta kalma olasılığı

Burada your chance of survival, tehlikeli bir durumda hayatta kalma olasılığınız anlamına gelir. Chance burada bir şeye katılma fırsatını değil, olasılığı ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp someone's veya the chance of + isim ya da -ing biçimidir. the chance of recovery ve the chance of finding help buna örnektir.

Alıştırma

chance of + isim hedef yapısını survival ile kullanarak cümleyi tamamlayın: Clean drinking water can improve their ____.

Cevabı göster

chance of survival

There are three basic steps. Anlatım akışı

2:13

Üç temel adım vardır.

Anlatım akışı

There are three basic steps: bir süreci önceden belirtmek

There are three basic steps, açıklamanın yapısını gösteren bir yol haritası cümlesidir. Konuşmacı herhangi bir şeyi sıralamadan önce dinleyiciye üç bölümlü bir süreç beklemesini söyler ve açıklamanın takip edilmesini kolaylaştırır. Bu kalıpta There are var olan şeyi tanıtır, sayı listenin büyüklüğünü belirler ve basic önemsiz değil, temel veya ana anlamına gelir. Nedenleri, kuralları, seçenekleri ya da adımları önceden belirtmek için There are + sayı + sıfat + çoğul isim yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümle numaralı bir açıklamadan önce geldiğinde temel görevi nedir? There are three basic steps.

  1. Adımların önemli olmadığını söyler.
  2. Üç bölümlü bir süreci önceden belirtir.
  3. Sürecin nihai sonucunu verir.
Cevabı göster

Üç bölümlü bir süreci önceden belirtir.

One,

2:15

Bir,

identify the points or locations to analyze.

2:16

analiz edilecek noktaları veya yerleri belirle.

What are your options?

2:19

Seçeneklerin neler?

Two,

2:21

İki,

find what connects them.

2:22

onları birbirine neyin bağladığını bul.

Are there highways,

2:24

Otoyollar var mı,

waterways or open land?

2:24

su yolları veya açık alanlar?

And three,

2:27

Ve üç,

find the patterns of movement that happen over that connection. Kelime

2:28

bu bağlantı üzerinden gerçekleşen hareket modellerini bul.

Kelime

patterns of movement: hareketin tekrarlanan biçimleri

Bu cümlede patterns of movement, hareketin bir bağlantı üzerinden tekrarlanan veya düzenli biçimde gerçekleşmesini ifade eder. Bir örüntü; yaygın rotaları, yönü, sıklığı veya zamanı içerebilir. Burada pattern, süsleme amacıyla kullanılan bir desen anlamına gelmez. Bu çoğul ifade, tek bir yolculuğa ya da bir kişinin konumuna odaklanmak yerine birçok hareketi inceleyip ortak eğilimleri bulmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi bulgu bir hareket örüntüsü örneğidir?

  1. Bir bisiklet maviye boyanmıştır.
  2. Bir tren öğle vakti bir istasyondadır.
  3. Çoğu kişi sabah şehir merkezine gider ve akşam geri döner.
Cevabı göster

Çoğu kişi sabah şehir merkezine gider ve akşam geri döner.

Do people or goods move across it?

2:32

Oradan insanlar veya mallar geçiyor mu?

By comparing relationships between different places, Dilbilgisi

2:35

Farklı yerler arasındaki ilişkileri karşılaştırarak,

you can see what connections they have.

2:37

sahip oldukları bağlantıları görebilirsin.

Dilbilgisi

By comparing ...: yöntemi göstermek için by + -ing kullanımı

By comparing ... ifadesi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi by + gerund (-ing biçimi) ile belirtir. Burada ilişkileri karşılaştırmak, bağlantıları görmenin yoludur. Yaygın kalıp By doing X, you can Y şeklindedir. Buradaki by bir edat olduğu için ardından compare değil comparing gelir. Bu kullanımda by, “bir eylemi yaparak” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi by + compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the two schedules, you can find the faster route.

Cevabı göster

By comparing

For example,

2:40

Örneğin,

pick two cities,

2:41

iki şehir seç,

look at the highway connecting them. Dilbilgisi

2:42

onları birbirine bağlayan otoyola bak.

Dilbilgisi

highway connecting them: isimden sonra gelen -ing yan cümleciği

highway connecting them isim grubunda connecting them, highway sözcüğünden sonra gelen -ing’li bir ortaç yan cümleciğidir. Hangi otoyolun kastedildiğini belirtir: iki şehri birbirine bağlayan otoyol. Them bu şehirleri ifade eder. Tüm isim grubu, the highway that connects them yapısının daha kısa biçimidir. Connecting ikinci bir ana fiil değildir; emir cümlesinin ana fiili look sözcüğüdür.

Alıştırma

Kısa isim grubunu tamamlamak için connect fiilinin -ing biçimini kullanın: We followed the road ____ the two villages.

Cevabı göster

connecting

If people use that highway to commute to work, Kalıp ifadeler

2:44

Eğer insanlar bu otoyolu işe gidip gelmek için kullanıyorsa,

Kalıp ifadeler

commute to work: iş yerine düzenli gidip gelme

Commute to work, ev ile iş yeri arasında düzenli olarak gidip gelmek demektir. Bu cümlede insanlar otoyolu tek seferlik bir yolculuk için değil, tekrarlanan iş yolculukları için kullanır. Commute rutin yolculuğu adlandırır; to work hedefi veya amacı verir. Sıklık ya da ulaşım aracı eklenebilir: commute to work every day; commute to work by train.

Alıştırma

Hangi cümlede commute to work doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Leo commutes to a concert for fun tonight.
  2. Leo commutes on a one-time vacation tomorrow.
  3. Leo commutes to work by train every weekday.
Cevabı göster

Leo commutes to work by train every weekday.

those cities have a strong relationship. Kelime

2:46

bu şehirlerin güçlü bir ilişkisi vardır.

Kelime

have a strong relationship: şehirler arasında güçlü bir bağ

Burada have a strong relationship, şehirlerin işe gidip gelme hareketleri, ulaşım, ekonomik faaliyetler veya benzer örüntüler aracılığıyla birbirine sıkı biçimde bağlı olduğu anlamına gelir. Bu bağlamda relationship, insanlar arasındaki duyguları değil, yerler arasındaki bağlantıyı anlatır. Strong, bağlantının önemli derecede güçlü olduğunu gösterir. İfade bağlantının tam türünü belirtmez; bunu çevredeki bağlamdan çıkarmak gerekir.

Alıştırma

Bir kentsel ulaşım raporunda “The two cities have a strong relationship” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Seyahat ve faaliyetler aracılığıyla sıkı biçimde bağlantılıdırlar.
  2. Birbirlerine karşı romantik duygular beslerler.
  3. Tam olarak aynı konumdadırlar.
Cevabı göster

Seyahat ve faaliyetler aracılığıyla sıkı biçimde bağlantılıdırlar.

But this other city over here doesn't have a direct connection to the other cities. Kalıp ifadeler

2:49

Fakat buradaki bu diğer şehrin diğer şehirlerle doğrudan bir bağlantısı yok.

Kalıp ifadeler

have a direct connection to: ara adım olmadan bağlantı

have a direct connection to + isim kalıbı; bir yerin, cihazın, sistemin veya fikrin bir hedefe doğrudan bağlı olduğunu anlatır. Bu cümlede şehrin, başka bir yerden geçmek yerine diğer şehirlere doğrudan giden bir güzergâhı veya ulaşım bağlantısı olmadığı belirtilir. To edatı, a connection to the rail network örneğinde olduğu gibi varış noktasını veya bağlantı hedefini tanıtır. Direct, arada bir aşama olmamasını vurgular; bağlantının fiziksel, teknik veya daha soyut olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have a direct connection to kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The laboratory computer ____ the private server.

Cevabı göster

has a direct connection to

There's even a river in the way. Deyimler

2:53

Hatta arada bir nehir var.

Deyimler

in the way: yolu kapatmak veya engel olmak

Burada in the way, hareketi engelleyen veya bağlantı kurmayı zorlaştıran bir konumda bulunmak demektir. Nehir, yerler arasında bir engeldir; ifade kelimesi kelimesine “yolun içinde” anlamına gelmez. Bu ifade hem fiziksel hem de soyut bir engeli anlatabilir. get in the way of + isim yapısında bir şeyi önlemek veya ona engel olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “engel oluşturmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The large crate is ____, so we can't open the door.

Cevabı göster

in the way

It doesn't have as strong of a relationship. Dilbilgisi

2:55

O kadar da güçlü bir ilişkiye sahip değil.

Dilbilgisi

as strong of a relationship: gayriresmî karşılaştırma yapısı

It doesn't have as strong of a relationship cümlesinde not as strong, bağlamdan anlaşılan karşılaştırma ölçütünden daha düşük bir dereceyi belirtir. Bu ölçüt çevredeki bağlamdan anlaşılır, bu yüzden ikinci bir as yan cümlesi söylenmez. As + sıfat + of a + tekil isim, özellikle Kuzey Amerika konuşma dilinde duyulan gayriresmî bir biçimdir. Buradaki of, yapının tamamına aittir; iyelik bildirmez. Düzenlenmiş standart İngilizcede karşılık gelen yapı as + sıfat + a/an + tekil isim şeklindedir: as strong a relationship.

Alıştırma

Düzenlenmiş resmî İngilizce için en güvenli cümle hangisidir?

  1. It doesn't have as strong a relationship with the neighboring city.
  2. It doesn't have as strong of a relationship with the neighboring city.
  3. It doesn't have a relationship as strongly with the neighboring city.
Cevabı göster

It doesn't have as strong a relationship with the neighboring city.

If a zombie outbreak started here, Kelime

2:58

Eğer bir zombi salgını burada başlasaydı,

Kelime

zombie outbreak: ani bir kriz olayı için isim olarak outbreak

Zombie outbreak ifadesinde outbreak, tehlikeli bir olayın aniden başlamasını ve çoğu zaman yayılabilmesini anlatan sayılabilir bir isimdir. Zombie, bunun ne tür bir outbreak olduğunu belirtir. Aynı kalıp gerçek bağlamlarda da görülür: a disease outbreak ve an outbreak of violence. Outbreak kelimesini out ve break olarak ayrı ayrı değil, tek bir isim olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi ani bir başlangıç ve yayılma anlamına gelen isimle tamamlayın: Officials are investigating an ____ of food poisoning.

Cevabı göster

outbreak

which city would you rather start out in? Notlar

3:02

işe hangi şehirden başlamak isterdin?

Dilbilgisi

tercih sormak için would you rather + fiilin yalın hâli

Would you rather, birinin hangi seçeneği tercih ettiğini sorar ve genellikle varsayımsal seçimlerde kullanılır. Bu soruda which city, seçilecek şeyi belirtir. Yapı would + özne + rather + fiilin yalın hâlidir: would you rather start. Bu yapıda rather kelimesinden hemen sonra to veya -ing biçimi kullanmayın.

Alıştırma

Hangi cümle birinden iki etkinlik arasında doğru şekilde seçim yapmasını ister?

  1. Would you rather take the bus or walk?
  2. Would you rather to take the bus or walk?
  3. Would you rather taking the bus or walking?
Cevabı göster

Would you rather take the bus or walk?

Öbek fiiller

start out in: başlangıç yerini seçmek

Bu cümlede start out in, “belirli bir yerde başlamak” anlamına gelir. Şehri bir yolculuğun, planın veya deneyimin başladığı yer olarak gösterir; “dışarı çıkmaya başlamak” anlamına gelmez. Soruda which city başa taşındığı için in doğal olarak cümlenin sonunda kalır: Which city would you rather start out in? Aynı yapı what place veya where ile de kullanılabilir; ancak where kullanıldığında sondaki in çoğu zaman atılır: Where would you rather start out?

Alıştırma

Cümleyi start out in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ a small office before moving downtown.

Cevabı göster

started out in

Where would you flee to? Kelime

3:04

Nereye kaçardın?

Kelime

flee to: kaçılan güvenli yeri belirtmek

Bu soruda flee to, “tehlike nedeniyle bir hedefe kaçmak” anlamına gelir. Flee zaten bir tehditten uzaklaşma anlamını taşır; bu nedenle yalnızca go veya run demekten daha güçlüdür. Where cümlenin başına taşınırken to sonda kalır: Where would you flee to? To edatı hedefi gösterir; çıkış noktası veya tehlike ise normalde from sonrasında gelir.

Alıştırma

Cümleyi flee to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the evacuation order, the residents ____ higher ground.

Cevabı göster

fled to

So how do you decide where to go in a zombie apocalypse?

3:06

Peki bir zombi kıyametinde nereye gideceğine nasıl karar vereceksin?

Do you just run in a random direction?

3:10

Sadece rastgele bir yöne doğru mu koşacaksın?

Or do you use your geographic skills

3:12

Yoksa coğrafya becerilerini kullanarak

to lead your camp of survivors to safety? Kalıp ifadeler

3:14

hayatta kalanlar kampını güvenli bir yere mi götüreceksin?

Kalıp ifadeler

lead ... to safety: birini güvenli bir yere götürmek

Lead + bir kişi veya grup + to safety, onları tehlikeden uzaklaştırıp güvenli bir yere ya da duruma ulaşana kadar yönlendirmek demektir. Bu cümlede your camp of survivors, kamptaki hayatta kalanların tümünü bir grup olarak ifade edebilir. Bu kalıpta to safety, varış noktası belirten bir ifade gibi kullanılır ve normalde artikel almaz. Belirli bir yer söylenmese bile güvenliğe ulaşma sonucunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu notta “tehlikeden uzak, güvende” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The firefighters led the family ____.

Cevabı göster

to safety

If you want to stay alive, Dilbilgisi

3:17

Eğer hayatta kalmak istiyorsan,

it helps to understand how and why we move.

3:18

nasıl ve neden hareket ettiğimizi anlamak işine yarar.

Dilbilgisi

If you want to ..., it helps to ...: hedefi yararlı bir yöntemle bağlamak

If you want to + fiil bir hedef belirtir. Ardından it helps to + fiil, bu hedefe ulaşmak için yararlı olan bir eylemi söyler. Burada hedef hayatta kalmak, yararlı eylem ise hareketi anlamaktır. it helps to understand ifadesindeki it biçimsel bir öznedir; yardım sağlayan belirli bir şeyi göstermez. Bu kalıp emir vermek yerine yararlı bir yöntem sunar.

Alıştırma

Öğüt kalıbını bu nottaki iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: If you want to sleep better, ____ to turn off screens before bed.

Cevabı göster

it helps