"Sağkol" (Wingman) Olması Gerçekten Randevu Almana Yardımcı Olur mu?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
568 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Video, havacılıktaki desteği hayvan iş birliği ve insanlarda çekicilik araştırmalarıyla ilişkilendirip sonunda dürüstlüğü öne çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wingman — kültür ve gerçek yaşam bağlamı: pilotu destekleyen rolü flörtte yardım eden arkadaşla ilişkilendirin; böylece onu gerçek bir pilot sanmazsınız. 2. team up in pairs — öbek fiil: team up iş birliği kurmayı, in pairs ikili grupları anlatır; bunları proje, oyun ve ortak gösteriler için kullanabilirsiniz. 3. “make them look good.” — dil bilgisi ve cümle kalıbı: make + nesne + yalın fiil bir izlenim oluşturur; itibarı anlatırken look önüne yanlışlıkla to getirmeyin.

Bu derste

On a night out while looking for love, Kalıp ifadeler

0:00

Aşkı ararken dışarı çıktığınız bir gecede,

Kalıp ifadeler

a night out: akşam yapılan sosyal bir gezi

Burada a night out, akşam evden çıkıp sosyalleşerek, yemek yiyerek, insanlarla buluşarak veya eğlenerek geçirilen zaman anlamına gelir. Hava karardıktan sonra yalnızca dışarıda bulunmayı ya da başka bir yerde gecelemeyi değil, eğlence amaçlı dışarı çıkılan bütün akşamı anlatır. Bu ifade tekil ve sayılabilir bir isim öbeğidir. On a night out, bir olayın bu sosyal akşam gezisi sırasında gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Akşam yapılan sosyal bir geziyi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the final exam, we're planning ____ with our classmates.

Cevabı göster

a night out

there's nothing like having the support of a friend, Dilbilgisi

0:01

bir arkadaşın desteğinden daha iyisi yoktur;

Dilbilgisi

there's nothing like having: bir deneyimi güçlü biçimde övmek

There's nothing like + isim veya -ing biçimi, bir deneyimin özellikle tatmin edici, değerli ya da eşsiz denecek kadar iyi olduğunu belirten güçlü bir değerlendirme kalıbıdır. Genellikle benzer hiçbir şey bulunmadığına dair gerçek anlamlı bir iddia değil, kişisel bir beğeni ifade eder. Bu cümlede having, övülen deneyimi başlatır; the support of a friend ise kişinin sahip olduğu şeyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp There's nothing like doing something biçimindedir.

Alıştırma

Deneyimi güçlü biçimde öven hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When you are far from home, ____ a friend nearby.

Cevabı göster

there's nothing like having

known sometimes as a wingman or wingwoman. Kültür

0:04

bazen bu arkadaşa wingman ya da wingwoman denir.

The term originates from fighter jet pilots

0:07

Bu terim savaş uçağı pilotlarından gelir;

where the wingman's job is to support and protect the leading pilot.

0:09

wingman’in görevi öndeki pilotu desteklemek ve korumaktır.

Kültür

wingman: kol uçuşu pilotundan sosyal yardımcıya

Wingman başlangıçta lider uçağın yanında uçarak onu destekleyen ve koruyan pilottur. Bu askerî görüntü, başka birinin yanında güvenilir bir yardımcı olma fikrini açıklar. Günümüzde resmî olmayan sosyal veya flört ortamlarında wingman, bir arkadaşının potansiyel bir romantik partnerle tanışmasına ya da konuşmasına yardımcı olur. Wingman yardım eden kişidir, arkadaşın flört etmeye çalıştığı kişi değildir; bir kadın için karşılık gelen terim wingwoman'dır.

Alıştırma

Maya, arkadaşının hoşlandığı biriyle konuşmaya başlamasına yardımcı oluyor. Resmî olmayan sosyal İngilizcede Maya hangi rolü üstleniyor?

  1. his date
  2. his wingman
  3. his matchmaker
Cevabı göster

his wingman

This same dynamic is applied when a friend needs support approaching potential partners.

0:13

Aynı dinamik, bir arkadaş potansiyel partnerlere yaklaşırken desteğe ihtiyaç duyduğunda da geçerlidir.

But what's the science behind this strategy, Kalıp ifadeler

0:17

Peki bu stratejinin ardındaki bilimsel açıklama nedir?

and do wingmen actually work?

0:19

Wingman’ler gerçekten işe yarar mı?

Kalıp ifadeler

What's the science behind ...?: mekanizma ve kanıt sormak

What's the science behind this strategy? kalıbı, bir uygulamayı açıklayan veya destekleyen bilimsel mekanizmayı ya da araştırma kanıtlarını sorar. Behind burada mecazidir: fiziksel olarak arkada olmayı değil, altta yatan unsuru anlatır. What's the science behind + isim veya isim öbeği? kalıbını, bir iddia, alışkanlık ya da stratejiyi betimlemekten onun nasıl işlediğini ve hangi kanıtlarla desteklendiğini sormaya geçmek için kullanın. Buradaki what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

Konuşan kişi özellikle bilimsel kanıt veya mekanizma istediğinde soruyu en iyi hangi ifade tamamlar? “_____ this memory technique?”

  1. What's the science behind
  2. What's the reason behind
  3. What's the schedule for
Cevabı göster

What's the science behind

First things first, Anlatım akışı

0:21

Her şeyden önce,

you look better in a group than you do on your own. Notlar

0:22

grup içindeyken yalnız olduğunuzdan daha iyi görünürsünüz.

Anlatım akışı

Öncelik işareti olarak First things first

First things first, ilk ve en acil ele alınması gereken noktayı bildiren kalıplaşmış bir söylem işaretidir. Burada, bir grubun içinde daha iyi görünme iddiasının, daha sonraki kanıt veya tavsiyelerden önce konuşmacının başlangıç noktası olduğunu gösterir. Bir açıklamayı, talimatlar dizisini veya tartışmayı düzenlerken öncelikli konuyu başa koymak için kullanılır; things burada kelimesi kelimesine tekrarlanmamaktadır.

Alıştırma

En yüksek öncelikli konuyu tanıtan kalıplaşmış ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, make sure the building is empty before you lock the doors.

Cevabı göster

First things first

Dilbilgisi

do ile fiil yerine koyulan look better ... than you do karşılaştırması

look better in X than you do in Y kalıbı, aynı kişinin iki durumdaki görünüşünü karşılaştırır. Better, daha yüksek dereceyi ilk duruma verir; than ise ikinci karşılaştırma ölçütünü getirir. than you do on your own bölümünde do, daha önce geçen look fiilinin yerine kullanılan bir yer tutucu fiildir ve böylece tekrar önlenir. Burada bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı runs fiilinin doğru yer tutucusuyla tamamlayın: This program runs more smoothly on a desktop than it ____ on a tablet.

Cevabı göster

does

Kalıp ifadeler

on your own: yanında kimse olmadan

Bu cümlede on your own, yalnız veya yanında başka insanlar olmadan demektir. Doğrudan in a group ile karşıtlık kurar ve birinin bir işi nasıl tamamladığını değil, fotoğrafta tek başına nasıl göründüğünü anlatır. Aynı ifade başka bağlamlarda yardım almadan anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini çevresindeki eyleme bakarak belirleyin: bir yerde on your own olmak veya bir yere on your own gitmek genellikle yanında kimse olmamasını, bir şeyi on your own yapmak veya çözmek ise yardım almamayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “yanında kimse olmadan” anlamındaki on + iyelik belirleyicisi + own yapısıyla tamamlayın: Everyone else came with friends, but Maya arrived ____.

Cevabı göster

on her own

One study had participants evaluate pictures of 300 people Dilbilgisi

0:25

Bir araştırma, katılımcılardan 300 kişinin fotoğraflarını değerlendirmelerini istedi

and found that faces were significantly more attractive

0:29

ve yüzlerin şu durumda belirgin ölçüde daha çekici bulunduğunu gösterdi:

when they were shown in a group photo

0:32

Bir grup fotoğrafında gösterildiklerinde,

compared to the same faces shown on their own.

0:33

aynı yüzlerin tek başına gösterildiği duruma kıyasla.

Dilbilgisi

had participants evaluate: have + kişi + fiilin yalın hâli

had participants evaluate ifadesinde had ettirgen işlevdedir: araştırma, değerlendirmeyi katılımcıların yapmasını sağlamıştır. Participants, had fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda evaluate eylemini yaptığı anlaşılan kişidir. Yapı have veya had + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yalın fiilden önce to gelmez; bu nedenle had participants evaluate doğrudur, had participants to evaluate ise bu ettirgen yapıya uymaz.

Alıştırma

Cümleyi ettirgen had sonrasında evaluate fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The researchers had the volunteers ____ both designs.

Cevabı göster

evaluate

Another good tactic a squad can use is that Dilbilgisi

0:36

Ekibinizin kullanabileceği bir başka iyi taktik de

of a wild turkey.

0:39

yabani hindilerin taktiğidir.

Dilbilgisi

Tekil bir adın yerine kullanılan that of

that of a wild turkey ifadesindeki that, daha önce geçen tekil tactic adının yerini tutar. Açık biçimi the tactic of a wild turkey şeklindedir; dolayısıyla buradaki that belirli bir hindiyi göstermez ve bir yan cümle başlatmaz. that of + ad öbeği kalıbı, daha önce söylenmiş tekil bir adın tekrarını önler. Yerine kullanılan ifadenin kendi of öbeği olduğunda özellikle karşılaştırmalarda ve resmî açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tekil bir adın yerini tutan iki sözcüklü öbekle tamamlayın: The roof of this house is newer than ____ the house next door.

Cevabı göster

that of

Wild turkeys attract mates in a coalition

0:40

Yabani hindiler bir koalisyon hâlinde eşlerini cezbeder;

where one turkey is dominant and

0:43

bu koalisyonda bir hindi baskındır,

the other turkeys are helpers.

0:45

diğer hindilerse yardımcıdır.

These helper turkeys wear less colorful plumage,

0:46

Bu yardımcı hindilerin tüyleri daha az renklidir,

making the dominant one look like a better catch. Notlar

0:49

böylece baskın olan daha cazip bir eş adayı gibi görünür.

Dilbilgisi

making the dominant one look: make + nesne + yalın fiil ile sonuç yan cümlesi

making the dominant one look like a better catch biçimindeki -ing yan cümlesi, yardımcı hindilerin daha az renkli tüylere sahip olmasının sonucunu anlatır. and this makes the dominant one look... ifadesinin daha kısa karşılığıdır; yani önceki durumun tamamı neden işlevi görür. Yan cümlenin içinde make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır. The dominant one, making fiilinin nesnesi ve look fiilinin anlamca öznesidir; to look değil, look kullanılır. Burada look like, öyle görünmek anlamına gelir.

Alıştırma

Daha anlaşılır etiketler eklemenin sonucunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The designer added clearer labels, making the controls look easier to use.
  2. The designer added clearer labels, made the controls look easier to use.
  3. The designer added clearer labels, making look the controls easier to use.
  4. The designer added clearer labels, making the controls to look easier to use.
Cevabı göster

The designer added clearer labels, making the controls look easier to use.

Deyimler

a better catch: daha çekici bir eş adayı

Bu cümlede a better catch, daha çekici veya daha çok arzu edilen bir eş adayı anlamına gelir. Buradaki catch, iyi bir romantik partner olarak görülen bir kişi için kullanılan gündelik bir isimdir; fiziksel olarak yakalanmış bir şeyi anlatmaz. Anlatıcı, insanların flört dilini hindilere mizahi biçimde uygular. a + karşılaştırma sıfatı + catch kalıbı, olası bir partnerin ne kadar arzu edilir göründüğünü karşılaştırır.

Alıştırma

“Everyone thinks Maya is a great catch.” cümlesinde a great catch ne anlama gelir?

  1. Romantik partner olarak çok arzu edilen biri
  2. Hayvanları ustalıkla yakalayan biri
  3. Birbiriyle uyumlu iki kişi
Cevabı göster

Romantik partner olarak çok arzu edilen biri

And this strategy almost doubles the reproductive success

0:51

Üstelik bu strateji üreme başarısını neredeyse ikiye katlar,

compared to those turkeys who ride solo. Deyimler

0:55

tek başına takılan hindilere kıyasla.

Deyimler

ride solo: ekip veya ortak olmadan hareket etmek

Burada ride solo, başkalarıyla iş birliği yapmak yerine tek başına hareket etmek anlamına gelir. Ride mecazidir: hindiler gerçekten bir şeye binmiyor ve solo, bir bireyin bu stratejiyi eş veya ekip olmadan uyguladığını vurguluyor. Bu ifade bağımsız harekete canlı ve gündelik bir hava katar. Başka bağlamlarda aynı sözcükler bisiklete, motosiklete veya ata tek başına binmeyi anlatabilir; bu nedenle anlamın mecazi mi yoksa gerçek mi olduğunu çevredeki durum belirler.

Alıştırma

“The other designers formed a group, but Leo chose to ride solo.” cümlesinde Leo ne yapmayı seçti?

  1. Gruba liderlik etmek
  2. Bağımsız çalışmak
  3. Bir araçla tek başına yolculuk etmek
Cevabı göster

Bağımsız çalışmak

Even male fireflies work together to attract ladies.

0:57

Erkek ateş böcekleri bile dişileri çekmek için birlikte çalışır.

Fireflies use bioluminescent flashes to signal a mate,

1:00

Ateş böcekleri eşlerine sinyal vermek için biyolüminesan ışık parlamaları kullanır

and when male fireflies synchronize their flashes,

1:03

ve erkek ateş böcekleri parlamalarını eş zamanlı hâle getirdiğinde,

females responded 82% of the time Dilbilgisi

1:06

dişiler %82 oranında karşılık verdi;

compared to 3% of the time with asynchronous flashes.

1:08

eş zamanlı olmayan parlamalarda ise bu oran %3’tü.

Dilbilgisi

Vakaların %82'si ile %3'ünün karşılaştırılması

X% of the time compared to Y% of the time kalıbı, bir olayın iki farklı koşulda ne sıklıkla gerçekleştiğini karşılaştırır. Burada dişiler, eşzamanlı parlamalarda vakaların %82'sinde, eşzamanlı olmayan parlamalarda ise %3'ünde karşılık verdi. Of the time, “fırsatların veya vakaların belirtilen yüzdesinde” demektir; “bir sürenin belirtilen yüzdesi boyunca” anlamına gelmez. Compared to, karşılaştırma noktası olarak ikinci sıklığı tanıtır.

Alıştırma

İstatistiksel karşılaştırmayı bu dersteki kalıpla tamamlayın: The new sensor worked 90% ____ 60% of the time for the old sensor.

Cevabı göster

of the time compared to

So maybe it's time for your squad to think of a coordinated dance, Dilbilgisi

1:12

Belki de ekibinizin uyumlu bir dans tasarlama zamanı gelmiştir,

especially if you're the wingman to a lance-tailed manakin.

1:15

özellikle de mızrak kuyruklu bir manakinin wingman’iyseniz.

Dilbilgisi

it's time for your squad to...: ekibinin ... yapma vakti geldi

it's time for + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli yapısı, o kişi veya grubun harekete geçmesi için uygun zamanın geldiğini belirtir. Bu cümlede for your squad sorumlu kişileri, to think ise yapılacak eylemi belirtir. Bu yapı genellikle öneri veya hatırlatma işlevi görür ve ses tonuna bağlı olarak kararlı duyulabilir. Saatin kaç olduğunu sormaz.

Alıştırma

Cümleyi it's time for + person + to + verb yapısıyla tamamlayın: The deadline is tomorrow, so ____ the team ____ review the final draft.

Cevabı göster

it's time for · to

Males of this species team up in pairs Öbek fiiller

1:19

Bu türün erkekleri ikili ekipler kurup

performing intricate dances,

1:21

karmaşık danslar sergiler,

including leaping over one another. Dilbilgisi

1:23

buna birbirlerinin üzerinden atlamak da dahildir.

Öbek fiiller

team up in pairs: ikişerli gruplar hâlinde iş birliği yapmak

Team up, ortak bir hedef için birlikte çalışmaya başlamak demektir. Kurulu veya kalıcı bir ekibe üye olmayı değil, iş birliğini anlatır. In pairs düzeni belirtir: katılımcılar ikişerli çalışır. Yeniden kullanılabilir kalıp team up in pairs to do something şeklindedir; birlikte çalışılan kişiyi belirtmek için team up with someone kullanılır.

Alıştırma

“The volunteers teamed up in pairs to check every room” cümlesinde teamed up in pairs ne anlama gelir?

  1. Tek bir kalıcı ekibin üyeleri oldular.
  2. İkişerli gruplar hâlinde iş birliği yapmaya başladılar.
  3. Tek başlarına çalışıp sonuçları daha sonra karşılaştırdılar.
Cevabı göster

İkişerli gruplar hâlinde iş birliği yapmaya başladılar.

Dilbilgisi

one another: birbirini veya birbirlerini

One another bir karşılıklılık zamiridir: bir grubun her üyesi eylemi diğer üyeye veya üyelere yöneltir. Burada her kuş eşinin üzerinden atladığı için eylem karşılıklıdır. Genellikle bir fiil veya edattan sonra nesne görevinde kullanılır ve They help one another ile They spoke to one another örneklerinde olduğu gibi çoğul ya da bağlı bir özneye gönderme yapar. One another ifadesini tek bir birim olarak değerlendirin; one ve another sözcüklerini ayrı göndermeler olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Hangi cümle iki takım arkadaşının da diğerini cesaretlendirdiğini söyler?

  1. The teammates encouraged one another.
  2. One teammate encouraged another.
  3. The teammates encouraged another player.
Cevabı göster

The teammates encouraged one another.

But within the group,

1:25

Ancak grubun içinde

there is an alpha and a beta,

1:25

bir alfa ve bir beta bulunur,

and the beta never gets lucky. Deyimler

1:27

ve beta asla çiftleşme şansı bulamaz.

Deyimler

Flört Örtmecesi Olarak “Never Gets Lucky”

Bu kur yapma ve çiftleşme bağlamında gets lucky, romantik veya cinsel açıdan başarı elde etmeyi anlatan gayriresmî bir örtmecedir. Never olumsuzluğu kesinleştirir: beta bu tür bir başarıyı hiçbir zaman elde etmez. İfadenin anlamı bağlama bağlıdır. İlgisiz bir durumda get lucky yalnızca şanslı bir şey yaşamak anlamına gelebilir; burada çekim, flört veya çiftleşmeyle ilgili ipuçları imalı yorumu oluşturur.

Alıştırma

Bir partide biri “Maybe Sam will get lucky tonight.” diyor. Kastedilen en olası anlam nedir?

  1. Sam romantik veya cinsel açıdan başarılı olabilir.
  2. Sam bütün hafta genel olarak şanslıydı.
  3. Sam kesinlikle bir ödül kazanacak.
Cevabı göster

Sam romantik veya cinsel açıdan başarılı olabilir.

So why be a wingman?

1:30

Öyleyse neden wingman olunur?

A study that tracked and analyzed DNA of 457 birds

1:32

457 kuşu izleyip DNA’larını analiz eden bir çalışma,

found that beta birds,

1:36

beta kuşların

after learning from the alphas, Dilbilgisi

1:37

alfalardan öğrendikten sonra

had a better chance of becoming an alpha the following year. Kalıp ifadeler

1:39

ertesi yıl alfa olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

Önceki Bir Eylem İçin “After Learning from the Alphas”

After learning from the alphas, indirgenmiş bir zaman yan cümlesidir. after the beta birds learned from the alphas ile temelde aynı zaman ilişkisini ifade eder: önce öğrenme gerçekleşir, ardından şans artar. Öğrenen taraf ana cümlenin öznesi olan beta birds olduğu için tekrarlanan özne atılabilir ve learned, learning biçimine dönüşerek after + -ing yapısını oluşturur. From, öğrenmenin kaynağını veya modelini belirtir; öğrenenler alphas değildir.

Alıştırma

Cümleyi after + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the report, Mia emailed it to her manager.

Cevabı göster

After reviewing

Kalıp ifadeler

have a better chance of + -ing: bir şeyi yapma olasılığının daha yüksek olması

Buradaki had a better chance of becoming, alfa kuşlardan öğrenmenin beta kuşların daha sonra alfa olma olasılığını artırdığı anlamına gelir. Better, önceki ya da normalde beklenen olasılıkla bir karşılaştırma yapar. have a better chance of + isim/-ing biçimi yapısında of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: a better chance of becoming. a better chance of become veya of to becoming denmez. Bu yapı, bir koşulun belirli bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırdığını söylemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi succeed fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: With more preparation, the team has a better chance of ____ this time.

Cevabı göster

succeeding

These strategies are often used among males,

1:42

Bu stratejiler erkekler arasında sıkça kullanılır,

but what about females? Anlatım akışı

1:44

peki ya dişiler?

Anlatım akışı

but what about ...? ile atlanan bir karşılaştırmayı gündeme getirmek

Buradaki but what about females? bir kadının görüşünü sormaz. Önceki tartışmada ele alınmamış olan dişileri bir karşılaştırma grubu olarak gündeme getirir. But bir karşıtlığa veya önceki ifadenin sınırlılığına işaret ederken what about + isim öbeği eksik bırakılmış tartışma kolunu açar. Bir sunumda veya savda bu yapı, ilgisiz bir konu başlatmak yerine yeni soruyu mevcut konuya bağlar.

Alıştırma

Burada but what about remote workers? hangi işlevi görüyor? The policy works well for office staff, but what about remote workers?

  1. Uzaktan çalışanlardan kişisel görüşlerini istemek
  2. Politika herkes için işe yaradığı için tartışmayı bitirmek
  3. Henüz ele alınmamış ilgili bir grubu tanıtmak
Cevabı göster

Henüz ele alınmamış ilgili bir grubu tanıtmak

Across cultures, Anlatım akışı

1:45

Farklı kültürlerde,

Anlatım akışı

Kapsam belirteci olarak Across cultures

Across cultures, cümlenin başında kullanılan bir kapsam belirtecidir. Dinleyiciye, ardından gelen genellemeyi yalnızca tek bir toplumla ilgili bir iddia olarak değil, birden fazla kültürel ortamla bağlantılı olarak yorumlaması gerektiğini bildirir. Bu ifade karşılaştırmanın kapsamını genişletir; ancak bütün kültürlerin aynı olduğu veya hiç istisna bulunmadığı anlamına gelmez. Konuşmacı bu ifadeyi kullandıktan sonra farklılıklara değinerek eğilimi sınırlandırabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Across cultures ifadesini farklılıklara izin veren geniş bir örüntüyü sunmak için kullanıyor?

  1. In all cultures, people follow exactly the same custom.
  2. Across cultures, people mark important life events, although the customs differ.
  3. Cross-cultural, people mark important life events, although the customs differ.
Cevabı göster

Across cultures, people mark important life events, although the customs differ.

human women tend to be more selective or choosy than men when it comes to partnerships, Notlar

1:46

partner seçimi söz konusu olduğunda kadınlar erkeklere göre daha seçici ya da titiz davranma eğilimindedir,

Dilbilgisi

Mutlak olmayan eğilimler için tend to be

tend to be yapısında tend to, tekrarlanan veya tipik bir örüntüyü belirtir; be ise özneyi bir tanımlamayla bağlar. Burada more selective or choosy, her bireyin istisnasız sahip olduğu mutlak bir özellik olarak değil, bir eğilim olarak sunulur. Bu yumuşatıcı yapı genellemenin gücünü azaltır ve farklılıklara ve istisnalara yer bırakır. Grup örüntülerini veya araştırma bulgularını ihtiyatlı biçimde özetlerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Evrensel bir kural yerine genel bir eğilim ifade etmek için cümleyi vurgulanan üç kelimelik yapıyla tamamlayın: Survey respondents ____ more patient when they receive clear instructions.

Cevabı göster

tend to be

Kelime

selective ile choosy arasındaki fark

Bu cümlede or, choosy sözcüğünü selective sözcüğünün daha konuşma diline özgü bir açıklaması olarak sunar. Her iki sözcük de kişinin daha yüksek ya da daha dar ölçütler kullandığı için daha az seçeneği kabul ettiğini anlatır. Selective daha tarafsız ve analitik bir seçimdir. Choosy ise çoğu zaman konuşanın tutumunu da yansıtır: kişi memnun edilmesi zor biri gibi görünebilir. Sözcüklerin temel anlamları örtüşür, ancak tonları tamamen aynı değildir.

Alıştırma

Eleştiri ima etmeden bu tarafsız ve resmî cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The survey suggests that applicants are ___ about which programs they choose.

  1. fussy
  2. selective
  3. choosy
Cevabı göster

selective

Kalıp ifadeler

Konuyu sınırlayan when it comes to partnerships

When it comes to partnerships ifadenin alanını sınırlar: iddia her türlü davranışa değil, özellikle partnerlik konusuna uygulanır. Bu kalıp fiziksel bir hareketi veya zamansal bir olayı değil, “partnerlik konusu düşünüldüğünde ya da tartışıldığında” anlamını taşır. Yapı when it comes to + isim, zamir, soru sözcüğüyle başlayan yan cümle veya -ing biçimidir. Geniş kapsamlı bir ifadeyi tek bir konuya veya boyuta daraltmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen, konuyu sınırlayan kalıpla tamamlayın: ____ choosing a laptop, battery life matters most to me.

Cevabı göster

When it comes to

though significant variation does exist among sexes. Dilbilgisi

1:51

ancak her iki cinsiyetin kendi içinde de önemli farklılıklar vardır.

Dilbilgisi

Though ... does exist: olumlu vurgu içeren ödünleme

Though bir ödünleme getirir ve daha geniş bir genellemeyi sınırlayan bir düzeltme ekler. Yazar burada genel eğilimin mutlak kabul edilmemesi gerektiğini belirtir. does exist ifadesindeki does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Farklılığın gerçekten var olduğunu vurgular; does sonrasında exist yalın hâlde kalır. Gerçek bir istisnayı vurgulayarak kabul etmek için though + özne + do/does/did + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

İstisnanın gerçekten var olduğunu doğrulayan iki sözcüklük vurgulu fiil biçimiyle cümleyi tamamlayın: The overall trend is stable, though some variation ____ between regions.

Cevabı göster

does exist

After all,

1:54

Sonuçta,

females expend more resources in pregnancy,

1:55

kadınlar hamilelikte daha fazla kaynak harcar,

making it important that they choose a partner more selectively. Dilbilgisi

1:58

bu da partnerlerini daha titizlikle seçmelerini önemli kılar.

Dilbilgisi

Making it important that ...: sonuç ve sona ertelenen içerik

-ing yan cümlesi making it important ..., önceki olgunun bir sonucunu gösterir: dişiler gebelikte daha fazla kaynak harcadığı için bu olgu, sonrasında açıklanan seçimin önemini yaratır. Making burada yeni bir bağımsız cümle başlatmaz. make it + sıfat + that yan cümlesi yapısında it, biçimsel veya önden kullanılan bir nesnedir. Önemli olarak değerlendirilen gerçek içerik that they choose a partner more selectively bölümüdür. that yan cümlesinin kendi öznesi they ve fiili choose olmalıdır. Bu kalıp, daha uzun bir düşüncenin sona yerleştirilmesini sağlar: X makes it important that + yan cümle.

Alıştırma

Cümleyi making ve important sözcüklerini kullanan sonuç kalıbıyla tamamlayın: The trail becomes icy after dark, ____ hikers wear proper boots.

Cevabı göster

making it important that

When asked to describe their courtship strategies, Dilbilgisi

2:01

Kur yapma stratejilerini anlatmaları istendiğinde,

interestingly,

2:03

ilginç bir şekilde,

women were actually more likely to use cooperative techniques than men, Dilbilgisi

2:04

kadınların iş birliğine dayalı yöntemlere başvurma olasılığı erkeklerden daha yüksekti,

Dilbilgisi

more likely to use ... than men: olasılık karşılaştırması

more likely to use ... than men kalıbı, iki grubun aynı eylemi yapma olasılığını karşılaştırır. Kadınların iş birliğine dayalı teknikleri kullanma eğiliminin veya olasılığının erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtir. Tekniklerin sayısını karşılaştırmaz. than men sonrasında ikinci grup için aynı eylem örtük olarak anlaşılır: erkeklerin iş birliğine dayalı teknikleri kullanma olasılığı daha düşüktü. Bu paralel anlam tamamlandığında women ve men karşılaştırılan gruplar, olasılık ise karşılaştırma ölçüsü olur.

Alıştırma

Bu cümlede ne karşılaştırılıyor? People who receive reminders are more likely to attend their appointments than people who receive no reminders.

  1. Her kişinin sahip olduğu randevu sayısı.
  2. İki grubun randevularına gitme olasılığı.
  3. Her gruba gönderilen hatırlatma sayısı.
Cevabı göster

İki grubun randevularına gitme olasılığı.

but these techniques were used to avoid partners where there was no romantic interest. Dilbilgisi

2:07

ancak bu yöntemler romantik ilgi duymadıkları kişilerden kaçınmak için kullanılıyordu.

Dilbilgisi

When asked to describe: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi

When asked to describe, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi when women were asked to describe şeklindedir. Women aynı zamanda ana cümlenin öznesi olduğu için yan cümledeki women öznesi ve be fiilinin were biçimi atılır. Talebi alan kişiler kadınlardır; their courtship strategies ise onlardan açıklamaları istenen şeydir. Bu kısaltma, aynı kişilerin ne yaptığını veya söylediğini aktarmadan önce durumu kısaca kurar.

Alıştırma

Eksik kelimeyi yazarak edilgen when yan cümlesini kısaltın: When Maya was asked to explain her decision, Maya answered calmly. → When ____ to explain her decision, Maya answered calmly.

Cevabı göster

asked

Dilbilgisi

were used to avoid: edilgen amaç, alışkanlık değil

were used to avoid ifadesinde were used, use fiilinin edilgen biçimidir; to avoid ise amaç bildiren bir mastardır. Teknikler, insanların belirli partnerlerden kaçınmak için kullandığı araçlardır; tekniklerin kendisi bilinçli olarak hareket etmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be used to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve “bir şey yapmak amacıyla kullanılmak” anlamına gelir. Burada to mastarı başlatır, bu nedenle avoid yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimi ve to ile tamamlayın: This filter ____ remove dust from the air.

Cevabı göster

is used to

Again,

2:12

Yine belirtelim ki,

this certainly varies from person to person, Kalıp ifadeler

2:12

bu durum elbette kişiden kişiye değişir

and these studies also only focused on heterosexual behavior.

2:14

ve bu çalışmalar yalnızca heteroseksüel davranışlara odaklanmıştır.

Kalıp ifadeler

varies from person to person: bireysel farklılığı belirtmek

varies from person to person ifadesinde varies, “farklıdır” anlamına gelir; from person to person ise farkın hangi boyutta olduğunu, yani bireyler arasında bulunduğunu belirtir. İfade, tek bir sonuç veya deneyimin herkes için geçerli olmadığını bildirerek genellemenin kapsamını sınırlar. Tekrarlanan from X to X kalıbı, from case to case veya from day to day örneklerinde olduğu gibi durumlar arasındaki değişimi gösterebilir. Hareketi ya da bir şeyin insanlar arasında aktarılmasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi vary fiilinin geniş zaman biçimi ve ardından from person to person ile tamamlayın: The ideal study schedule ____, so try several routines.

Cevabı göster

varies from person to person

How far will your squad go for you? Deyimler

2:17

Arkadaş grubunuz sizin için ne kadar ileri gider?

Are they willing to lie?

2:20

Yalan söylemeye razılar mı?

Deyimler

How far will your squad go for you?: ekibin senin için ne kadar ileri gider?

Burada how far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi sorar. Soru, “Grubun sana yardım etmek için hangi riskleri, fedakârlıkları veya kural ihlallerini göze alır?” anlamına gelir. how far + will/would + someone + go + for someone kalıbı, desteğin veya sadakatin sınırlarını sorgular. Bu bağlamda go for you, senin adına harekete geçmek demektir; seni seçmek veya sana saldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan soru bu bağlamda neyi soruyor?

  1. Grubun birine yardım etmek için ne kadar risk almaya veya ne yapmaya istekli olduğu
  2. Grubun ne kadar mesafe gitmeye istekli olduğu
  3. Grubun birini seçmeyi planlayıp planlamadığı
Cevabı göster

Grubun birine yardım etmek için ne kadar risk almaya veya ne yapmaya istekli olduğu

It turns out the closer relationship you have with someone, Notlar

2:21

Anlaşılan, biriyle ilişkiniz ne kadar yakınsa,

the more likely you are to lie to make them look good. Dilbilgisi

2:24

onu iyi göstermek için yalan söyleme olasılığınız da o kadar yüksek.

Anlatım akışı

It turns out: sonradan ortaya çıkmak

Burada It turns out, kanıtlarla ortaya çıkarılan bir sonucu sunar: Yakın ilişkilerde bu tür bir yalanın söylenme olasılığı daha yüksektir. İfade çoğu zaman sonucun açık veya beklenen bir şey olmadığına dair hafif bir anlam taşır. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciyi önceki bir soru ya da belirsizlikten yeni keşfedilen cevaba götürür. Ardından doğrudan bir yan cümle gelebilir veya that kullanılabilir: It turns out (that) the result was different.

Alıştırma

Yeni keşfedilen bir sonucu sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After we checked the records, ____ the payment had already arrived.

Cevabı göster

it turns out

Dilbilgisi

The closer ..., the more likely ...: bağlantılı değişimler

the + comparative ..., the + comparative ... şeklindeki eşleştirilmiş yapı, iki değişkenin birlikte değiştiğini gösterir. İlk yan cümle değişimin koşulunu veya ölçeğini belirler, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu ya da eğilimi verir. Burada ilişkinin yakınlığı arttıkça yalan söyleme olasılığının da arttığı belirtilir. More likely olasılık bildirir; dolayısıyla cümle bir eğilimi ifade eder, yakın ilişkisi olan herkesin yalan söylediğini iddia etmez ve yakınlığın yalana neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bağlantılı iki değişimi anlatmak için eşleştirilmiş karşılaştırmayı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Closer the deadline gets, the more carefully we plan.
  2. The closer the deadline gets, we plan more carefully.
  3. The closer the deadline gets, the more carefully we plan.
Cevabı göster

The closer the deadline gets, the more carefully we plan.

Dilbilgisi

Make them look good: make + nesne + to’suz yalın fiil

make + nesne + to’suz yalın fiil yapısında make, bir kişinin ya da şeyin sonraki sözcüklerin anlattığı eylemi yapmasına veya duruma gelmesine neden olmak anlamındadır. Them nesnedir, look ise to’suz yalın fiildir; bu nedenle standart İngilizcede make them to look değil, make them look denir. Look good, başkalarının gözünde olumlu görünmek anlamına gelir. Bu bağlamda yalan, başka bir kişinin imajını veya bıraktığı izlenimi iyileştirmeyi amaçlar; o kişinin görme yetisini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi ettirgen yapıyla tamamlamak için make, the website ve look sözcüklerini kullanın: The designer changed the colors to ____ more trustworthy.

Cevabı göster

make the website look

This is why going out with your best friends to the bar can help boost your image. Kalıp ifadeler

2:27

Bu yüzden en iyi arkadaşlarınızla bara gitmek imajınızı güçlendirebilir.

Kalıp ifadeler

imajını güçlendirmek

Bu cümlede boost your image, “başkalarının sizi görme biçimini iyileştirmek” anlamına gelir. Boost artırmak veya güçlendirmek demektir; image ise fotoğrafı değil, bir kişinin genel kamusal ya da sosyal izlenimini ifade eder. boost + iyelik belirleyicisi + image kalıbı, bir eylemin bir kişiyi veya kuruluşu daha çekici, güvenilir ya da başarılı göstermesini anlatmak için kullanılabilir. Odak noktası algıdır; kişinin veya kuruluşun gerçek niteliklerinin değiştiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

“A polished website can boost a small business's image,” cümlesinde “boost a small business's image” ne anlama gelir?

  1. İşletmeyi kamuoyunun dikkatinden saklamak
  2. İşletmenin binasını daha yükseğe kaldırmak
  3. İşletmenin bir fotoğrafını büyütmek
  4. İnsanların işletmeye daha olumlu bakmasını sağlamak
Cevabı göster

İnsanların işletmeye daha olumlu bakmasını sağlamak

Of course,

2:31

Elbette,

looking for love or a fling while in the company of friends is fun and often effective, Notlar

2:31

arkadaşlarınızla birlikteyken aşk ya da kısa süreli bir macera aramak eğlenceli ve çoğu zaman etkilidir,

Kelime

a fling: kısa süreli bir ilişki

Bu cümlede a fling, ciddi bir bağlılığa dönüşmesi beklenmeyen kısa ve gündelik bir romantik ya da cinsel ilişki anlamına gelir. Belirsiz tanımlık a, bunun bu türden tek bir ilişki olduğunu gösterir. Cümle, love ile a fling ifadelerini yan yana getirerek ciddi ve kalıcı olabilecek bir hedefi kısa vadeli bir hedefle karşılaştırır. Fling bu anlamda sayılabilen bir isimdir: a fling, their fling, several flings.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde a fling olarak tanımlanır?

  1. İki kişi, ciddi bir bağlılık planlamadan birkaç hafta boyunca gelişigüzel buluşur.
  2. İki arkadaş birbirleriyle hiç çıkmamaya karar verir.
  3. İki eş evliliklerinin yirminci yılını kutlar.
  4. İki iş arkadaşı resmî bir toplantıya katılır.
Cevabı göster

İki kişi, ciddi bir bağlılık planlamadan birkaç hafta boyunca gelişigüzel buluşur.

Kalıp ifadeler

Arkadaşların eşliğinde

Bu cümlede in the company of friends, “arkadaşlar yanındayken” veya “arkadaşlarla vakit geçirirken” anlamına gelir. Company burada bir işletmeyi değil, arkadaşlığı veya başka insanların yanında bulunmasını ifade eder. in the company of + kişi veya grup kalıbı, birinin o kişilerle birlikte ya da onların eşliğinde olduğunu anlatır. Basit with friends ifadesine göre genellikle daha özenli veya anlatısal bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi “birinin eşliğinde” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: She felt more relaxed ____ close friends.

Cevabı göster

in the company of

but just remember that finding romance doesn't need to be a strategic game where you have to trick someone.

2:35

ama aşkı bulmanın, birini kandırmanız gereken stratejik bir oyun olmak zorunda olmadığını unutmayın.

If you just be yourself, Ton ve niyet

2:40

Yalnızca kendiniz olursanız,

you're more likely to find someone who likes you for you. Deyimler

2:41

sizi siz olduğunuz için seven birini bulma olasılığınız artar.

Ton ve niyet

Kendin ol

Be yourself, onay görmek için sahte bir kişiliğe bürünmek yerine doğal davranmayı ve gerçek kişiliğini göstermeyi öğütler. Bu cümlede samimiyet, seni gerçekten seven birini bulmanın daha iyi yolu olarak sunulur. Bu ifade yaygın bir destekleyici yönlendirmedir. Tek başına teşvik amacıyla kullanılabilir veya try ve should gibi fiillerden sonra gelebilir: Try to be yourself; you should be yourself.

Alıştırma

Teşvik cümlesini “rol yapmak yerine doğal davranmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Don't try to impress everyone—just ____.

Cevabı göster

be yourself

Deyimler

likes you for you: seni sen olduğun için sevmek

likes you for you ifadesinde ilk you, likes fiilinin nesnesidir ve sevilen kişiyi belirtir. İkinci you, for sözcüğünden sonra gelir ve “gerçekte olduğun kişi nedeniyle” anlamını taşır. Bu tekrar, yaratılmış bir imajdan, statüden veya başarıdan bağımsız olan içten kabulü duygusal olarak vurgular. “Senin yararın için” anlamına gelmez. Aynı vurgulu kalıp love me for me ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “gerçek benliğim nedeniyle” anlamına gelen tekrarlı zamir ifadesiyle tamamlayın: I don't want to be valued only for my achievements; I want someone to like me ____.

Cevabı göster

for me

Special thanks to Audible for supporting this episode and giving you a free 30-day trial at audible.com/asap.

2:43

Bu bölüme destek verdiği ve audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz deneme sunduğu için Audible’a özel teşekkürler.

This week,

2:49

Bu hafta,

we wanted to recommend the book The Invention of Nature by Andrea Wulf,

2:49

Andrea Wulf’un The Invention of Nature adlı kitabını önermek istiyoruz;

which is a fascinating investigation of the relationship between environments around the world and their connectedness with humanity.

2:53

bu kitap, dünyanın dört bir yanındaki çevrelerin insanlıkla bağlantısını büyüleyici biçimde inceliyor.

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

2:59

audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz deneme alabilir

and choose from a massive selection.

3:03

ve devasa seçenekler arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

3:05

Sesli kitapları çok seviyoruz; çünkü hareket hâlindeyken harikalar.

Deyimler

on the go: meşgul veya hareket hâlinde

On the go; meşgul, evden uzakta, seyahatte veya farklı etkinlikler ve yerler arasında hareket hâlinde olmayı anlatan bir deyimdir. Burada sesli kitapların bu hareketli veya yoğun anlarda kullanıma elverişli olduğunu açıklar. İfade, süren bir durumu anlatır; hemen bir yere gitme emri değildir. Bağlama göre fiziksel hareketi, yoğun bir programı veya ikisini birden vurgulayabilir.

Alıştırma

Cümleyi “meşgul veya yerler arasında hareket hâlinde” anlamındaki deyimle tamamlayın: This lightweight charger is perfect for people who are always ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

3:07

Daha fazla haftalık bilim videosu için abone olun.