İpek Yolu: Antik dünyayı ticaretle bağlamak - Shannon Harris Castelo: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
778 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Video, küreselleşmenin tarihini antik İpek Yolu’ndan malların, bilginin, teknolojilerin ve inançların günümüzdeki hızlı dolaşımına kadar izliyor. Ayrı Avrasya güzergâhlarının nasıl bağlantılı bir ağa dönüştüğünü, uzak toplumları değiştirdiğini ve modern küresel alışverişin temelini oluşturduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. reaching back over 2,000 years — Öbek fiiller: reach back ifadesini bir ticaret ağının, kurumun, geleneğin veya düşüncenin kökenini uzak geçmişe yerleştirmek için kullanmayı öğrenin. go back ifadesinden daha resmî ve tarihsel bir tona sahiptir; uzun bir kronolojiyi tanıtırken özellikle kullanışlıdır. 2. success led to its own demise, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İpek Yolu’nun başarısının, uzun kara yollarını sonunda geçersiz kılan denizcilik teknolojilerinin yayılmasına yardım etmesindeki neden-sonuç tersine dönüşünü fark edin. Bu kalıpla bir şeyin kendi gerilemesinin koşullarını yaratabileceği paradoksunu açıklayabilirsiniz. 3. none of it would have been possible without the pioneering cultures, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu karşıolgusal yapıyı, sonraki küresel bağlantıların öncü kültürlere ve onların çabalarına bağlı olduğu iddiası olarak anlayın. Geçmişteki vazgeçilmez bir katkıyı, o olmasaydı ortaya çıkacak karşıt sonucu hayal ederek vurgulamak için kullanın.

Bu derste

A banker in London sends the latest stock info to his colleagues in Hong Kong in less than a second. Kalıp ifadeler

0:06

Londra'daki bir bankacı, en son borsa bilgilerini Hong Kong'daki meslektaşlarına bir saniyeden kısa sürede gönderiyor.

Kalıp ifadeler

in less than a second: son derece hızlı tamamlanmayı anlatma

in less than a second ifadesi gönderme işleminin ne kadar hızlı tamamlandığını, yani bir saniyeden kısa sürdüğünü belirtir. Bu cümlede sıradan bir miktar karşılaştırmasından çok, iletişimin neredeyse anında gerçekleştiğini vurgular. Bir eylemden sonra in + less than + zaman aralığı kullanılarak o eylemi tamamlamak için gereken süre anlatılır. Aynı yapı yükleme, arama, ödeme ve diğer hızlı işlemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Yüklemenin bir saniyeden kısa sürede tamamlandığını vurgulayan cümle hangisidir?

  1. The file was available for less than a second.
  2. The file uploaded in less than a second.
  3. The file was uploaded less than a second ago.
Cevabı göster

The file uploaded in less than a second.

With a single click, a customer in New York orders electronics made in Beijing, Notlar

0:12

New York'taki bir müşteri tek bir tıklamayla Pekin'de üretilmiş elektronik aletler sipariş ediyor,

transported across the ocean within days by cargo plane or container ship.

0:16

ve bu ürünler kargo uçağı veya konteyner gemisi ile günler içinde okyanusun ötesine taşınıyor.

Kalıp ifadeler

With a single click: bir eylemin nasıl yapıldığını tanıtma

Cümlenin başındaki With a single click, ardından gelen eylemin hangi yolla yapıldığını belirtir: müşteri tek bir tıklamayla sipariş verir. Buradaki with, kullanarak veya aracılığıyla anlamındadır; başka biriyle birlikte anlamında değildir. With + a single veya one + eylem ya da araç kalıbı, bir şeyin nasıl yapıldığını kısaca tanıtmanın yoludur. Teknoloji, hizmet ve ürün açıklamalarında yaygındır; single gereken çabanın çok az olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle cümle başındaki with ifadesiyle eylemin nasıl yapıldığını gösterir?

  1. After a single click, you can save the document.
  2. With a single click, you can save the document.
  3. With your teammate, you can save the document.
Cevabı göster

With a single click, you can save the document.

Dilbilgisi

made in Beijing, transported across the ocean within days: geçmiş zaman ortacıyla kurulan niteleyiciler

made in Beijing ve transported across the ocean within days ifadelerinin ikisi de electronics sözcüğünü niteler. Edilgen bilgi verirler: elektronik ürünler bir yerde üretilir ve kısa süre içinde okyanusun ötesine taşınır. Dil bilgisi bakımından ikisi de geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu öbekler electronics that are made ... and that are transported ... gibi edilgen ilgi cümleciklerinin kısaltılmış biçimleridir. Ortaçlar isim öbeği içinde niteleyici görevindedir; müşterinin gerçekleştirdiği başka ana eylemler değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede lamps sözcüğünü nitelemek için iki geçmiş zaman ortacı öbeği doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The shop sells lamps designed in Sweden and assembled in Poland.
  2. The shop designed sells lamps in Sweden and assembled in Poland.
  3. The shop sells designed lamps Sweden and assembled Poland.
Cevabı göster

The shop sells lamps designed in Sweden and assembled in Poland.

The speed and volume at which goods and information move across the world today is unprecedented in history. Notlar

0:21

Bugün dünya çapında mal ve bilginin hareket hızı ve hacmi tarihte görülmemiş boyutlarda.

Dilbilgisi

at which goods and information move: edat + ilgi zamiri

at which goods and information move, the speed and volume hakkında ek bilgi verir. Bu bir ilgi cümleciğidir: which bu ölçülere gönderimde bulunurken goods and information ifadesi move fiilinin öznesidir. Which, malları ve bilgiyi göstermez. At edatı ölçülen bir hızı, oranı ya da düzeyi belirtir; goods move at this speed ile karşılaştırın. Resmî İngilizcede edat çoğunlukla the rate at which something happens örneğindeki gibi which sözcüğünden önce gelir. Bu yapı, bir isim öbeğinin eylemin ölçüsünü kısa ve öz biçimde belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Resmî ifadeyi bir edat ve ilgi zamiriyle tamamlayın: Scientists measured the rate ____ the river was rising.

Cevabı göster

at which

Kelime

unprecedented in history: karşılaştırılabilir eski bir örneğin olmaması

Unprecedented in history, söz konusu tarihsel dönemin tamamında karşılaştırılabilir hiçbir şeyin daha önce yaşanmadığı anlamına gelir. Bu cümlede günümüzdeki küresel hareketin hızı ve hacmi, tarihte bir benzeri bulunmayan bir durum olarak güçlü biçimde değerlendiriliyor. Unprecedented, new sözcüğünden çok daha güçlüdür: Bir şey yeni olsa da geçmişteki şeylere benzeyebilir. in history ifadesi karşılaştırmanın kapsamını özellikle genişletir.

Alıştırma

Hangi cümlede unprecedented en doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. I bought a new notebook today, so the notebook is unprecedented in history.
  2. The café closed ten minutes early, which was unprecedented simply because I did not expect it.
  3. Two hundred years of records show no storm this powerful, so its strength was unprecedented in the region's history.
Cevabı göster

Two hundred years of records show no storm this powerful, so its strength was unprecedented in the region's history.

But global exchange itself is older than we think, Kalıp ifadeler

0:27

Ancak küresel değişimin kendisi düşündüğümüzden çok daha eskidir,

Kalıp ifadeler

is older than we think: yaşla ilgili bir beklentiyi düzeltmek

older than we think karşılaştırma yapısı, gerçek yaşın daha büyük veya gerçek başlangıç noktasının insanların genellikle beklediğinden daha erken olduğunu belirtir. Bu cümlede küresel alışverişin görece yeni olduğu yönündeki yaygın düşünceyi düzeltir. Buradaki we kapsayıcı ve geneldir; belirli bir grubu değil, konuşanı, dinleyicileri veya genel olarak insanları ifade eder. Tam mantık older than we think it is biçimindedir ve it is söylenmeden anlaşılır.

Alıştırma

The tradition is older than we think cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. The tradition has existed longer than every living person.
  2. The tradition began earlier than people generally expect.
  3. We know the tradition's exact starting date.
Cevabı göster

The tradition began earlier than people generally expect.

reaching back over 2,000 years along a 5,000 mile stretch known as the Silk Road. Notlar

0:30

ve İpek Yolu olarak bilinen 5.000 millik bir hat boyunca 2.000 yıldan daha öncesine uzanmaktadır.

Öbek fiiller

reaching back over 2,000 years: 2.000 yıldan daha eskiye uzanmak

Bu cümlede reaching back over 2,000 years, geçmişte 2.000 yıldan daha geriye uzanmak anlamına gelir. Bir şeyin ne kadar eski veya tarihsel olarak köklü olduğunu anlatır; fiziksel olarak geriye uzanmak anlamına gelmez. Reach back ifadesinden sonra reaches back three centuries örneğindeki gibi bir süre ya da reaches back to the 1600s örneğindeki gibi to ile geçmişteki bir zaman noktası gelebilir. Buradaki over, “-den fazla” demektir.

Alıştırma

Bu cümlenin doğru anlamını seçin: The tradition reaches back more than five centuries.

  1. Gelenek beş yüzyıl daha devam edecektir.
  2. İnsanlar bu gelenek sırasında kollarını geriye uzatır.
  3. Gelenek beş yüzyıldan daha uzun süre önce başladı.
Cevabı göster

Gelenek beş yüzyıldan daha uzun süre önce başladı.

Kalıp ifadeler

known as the Silk Road: bir adı tanıtmak

Known as the Silk Road, “İpek Yolu olarak bilinen” anlamına gelir. Known bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade stretch sözcüğünü niteler ve a stretch that is known as the Silk Road yapısının kısaltılmış biçimidir. Bir kişi veya şeyin hangi adla anıldığını söylemek için be known as ifadesinden sonra bir ad, unvan, etiket veya kimlik kullanın. Bu yapı yalnızca insanların bir gerçeği bildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, known sözcüğünü içeren ve “olarak bilinen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This process is ____ photosynthesis.

Cevabı göster

known as

The Silk Road wasn't actually a single road, Anlatım akışı

0:35

İpek Yolu aslında tek bir yol değildi,

but a network of multiple routes that gradually emerged over centuries, Kalıp ifadeler

0:39

yüzyıllar boyunca yavaş yavaş ortaya çıkan çoklu yollardan oluşan bir ağdı,

Anlatım akışı

wasn't actually A, but B: bir düşünceyi düzeltip yerine doğrusunu koyma

wasn't actually A, but B kalıbı önce A'yı doğru olmayan bir tanım olarak reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. Bu cümlede a single road yanlış izlenimdir; a network of multiple routes ise daha doğru tanımdır. Actually, birinin varsayabileceği bir düşüncenin düzeltildiğini gösterir. But'tan sonraki bilgi ana yeni iddiadır; A'ya eklenen bir ayrıntı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle yanlış bir sınıflandırmanın yerine doğrusunu koymak için not actually A, but B yapısını kullanıyor?

  1. The bright object is not only visible, but also easy to photograph.
  2. The bright object isn't actually a star, but a planet.
  3. The bright object isn't visible because thick clouds cover it.
Cevabı göster

The bright object isn't actually a star, but a planet.

Kalıp ifadeler

gradually emerged over centuries: zaman içinde yavaş gelişim

Gradually emerged over centuries, ağın çok uzun bir süre boyunca yavaş yavaş şekillendiğini anlatır. Gradually ve over centuries ifadelerinin ikisi de ani bir ortaya çıkışı dışlar. Emerged burada geçişsizdir: ağın gelişip yerleşik hâle geldiğini belirtir, ancak tek bir yapımcıdan veya planlanmış tek bir inşa sürecinden söz etmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir geleneğin birçok kuşak boyunca yavaş yavaş gelişmesini en doğal biçimde anlatıyor?

  1. The custom appeared suddenly overnight.
  2. The custom gradually emerged over generations.
  3. The custom was officially announced at one meeting.
Cevabı göster

The custom gradually emerged over generations.

connecting to various settlements and to each other, Kalıp ifadeler

0:43

çeşitli yerleşim yerlerini ve birbirlerini

Kalıp ifadeler

connect to ... and to each other: bir ağdaki karşılıklı bağlantılar

Burada connecting, bir ağın nasıl kurulduğunu anlatmaya devam eder: ağdaki yollar veya bağlantılar çeşitli yerleşimlere ulaşır ve aynı zamanda birbirlerine bağlanır. Each other karşılıklı bir ilişkiyi gösterir; yani gruptaki yollar veya düğümler aynı gruptaki diğer öğelerle bağlantılıdır. to sözcüğünün tekrarı, connect fiilinin ardından gelen iki paralel tamamlayıcıyı belirginleştirir: to various settlements ve to each other. Birden fazla şeyin karşılıklı bağlantı kurduğunu anlatmak için yalnızca connect each other değil, connect to each other veya connect with each other kullanılır.

Alıştırma

Yerel yolların nehir yakınında birbirine bağlı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The local paths connect to each other near the river.
  2. The local paths connect the river to each other.
  3. The local paths connect each other near the river.
Cevabı göster

The local paths connect to each other near the river.

thread by thread. Deyimler

0:45

ilmek ilmek birbirine bağlıyordu.

Deyimler

thread by thread: aşamalı oluşumu anlatan dokuma benzetmesi

Thread by thread sözü, kelime anlamıyla bir ipliğin ardından diğerinin eklenmesi görüntüsünü oluşturur. Bu cümlede thread bir benzetmedir: yollar ve bağlantılar bir ağa dokunan iplikler gibi düşünülür; böylece ağın birçok küçük bağlantıdan yavaş yavaş oluştuğu anlatılır. İsim + by + aynı isim biçimindeki tekrarlı kalıp, brick by brick örneğinde olduğu gibi çoğu zaman bir işlemin küçük birimlerle ilerlediğini belirtir. Thread by thread yalnızca yavaşça demekle kalmaz, dokuma görüntüsünü de ekler.

Alıştırma

“The team rebuilt trust thread by thread,” cümlesinde thread by thread ne anlama gelir?

  1. Tek bir tamamlanmış eylemle hemen.
  2. Gerçek iplikle dikiş dikerek.
  3. Birçok küçük bağlantı aracılığıyla yavaş yavaş.
Cevabı göster

Birçok küçük bağlantı aracılığıyla yavaş yavaş.

The first agricultural civilizations were isolated places in fertile river valleys, Kelime

0:47

İlk tarım medeniyetleri verimli nehir vadilerinde yer alan izole yerlerdi,

Kelime

fertile river valleys: tarıma elverişli verimli nehir vadileri

fertile river valleys ifadesinde fertile, sağlıklı ürünlerin yetişebildiği toprağı anlatır. İfade, toprağı verimli ve tarıma elverişli olan nehir vadileri anlamına gelir. Burada fertile, insanların veya hayvanların üreme yeteneğiyle ilgili değildir. Land, soil, fields ya da valleys sözcüklerini nitelediğinde toprağın zengin ve bitki yetiştirmeye uygun olduğunu anlatır.

Alıştırma

fertile river valleys ifadesinde fertile ne anlama gelir?

  1. Arazide ürünlerin büyümesini destekleyen zengin bir toprak vardır.
  2. Nehir, insanların geçemeyeceği kadar tehlikelidir.
  3. Vadi insan veya hayvan yavruları dünyaya getirebilir.
Cevabı göster

Arazide ürünlerin büyümesini destekleyen zengin bir toprak vardır.

their travel impeded by surrounding geography and fear of the unknown. Dilbilgisi

0:52

çevreleyen coğrafya ve bilinmeyene duyulan korku onların seyahat etmesini engelliyordu.

Dilbilgisi

their travel impeded by ...: bağımsız bir yapı

their travel impeded by ... kalıbı bir absolute construction, yani bağımsız yapıdır: their travel ad öbeğini impeded geçmiş zaman ortacı izler. Travel eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle was düşürülmüş olsa da örtük ilişki their travel was impeded by ... biçimindedir. Bu öbek yeni bir ana cümle başlatmak yerine önceki ifadeye sıkıştırılmış bir neden veya arka plan bilgisi ekler. Açık biçimde yazıldığında because their travel was impeded by ... gibi bir bağlantı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan vermek için ad artı geçmiş zaman ortacından oluşan bağımsız yapıyı doğru kullanır?

  1. The road was blocked by a fallen tree, the bus turned around.
  2. Blocking the road with a fallen tree, the bus turned around.
  3. The road blocked by a fallen tree, the bus turned around.
Cevabı göster

The road blocked by a fallen tree, the bus turned around.

But as they grew,

0:56

Ancak büyüdükçe,

they found that the arid deserts and steps on their borders were inhabited not by the demons of folklore, Dilbilgisi

0:57

sınırlarındaki kurak çöllerde ve bozkırlarda folklorik şeytanların değil,

but nomadic tribes on horseback. Kültür

1:02

at sırtında göçebe kabilelerin yaşadığını keşfettiler.

Dilbilgisi

were inhabited not by A, but (by) B: edilgen cümlede faili düzeltme kalıbı

Edilgen were inhabited fiili, by ile başlayan bir öbek aracılığıyla bir yerde kimin yaşadığını belirtir. not by A, but (by) B kalıbı önce beklenen faili reddeder, ardından gerçek faili verir. Burada iblisler elenir ve yaşayanların göçebe kabileler olduğu belirtilir. but sonrasında ikinci by söylenmese de anlaşılır: ... not by the demons ..., but by nomadic tribes. by sözcüğünü tekrarlamak paralel yapıyı özellikle belirgin hâle getirir ve yanlış bilinen bir faili, nedeni veya kaynağı düzeltmek için güvenilir bir kalıp sunar.

Alıştırma

Cümleyi tam paralel bağlayıcıyla tamamlayın: The mural was painted not by the owner, ____ a local artist.

Cevabı göster

but by

Kültür

nomadic tribes on horseback: atla yolculuk eden hareketli topluluklar

Nomadic tribes, tek bir yerleşimde kalıcı olarak yaşamak yerine farklı yerler arasında hareket etmeyi içeren bir yaşam biçimine sahip toplulukları belirtir; bu yaşam biçimi çoğu zaman hayvan otlatmayla bağlantılıdır. On horseback, ata binerek yolculuk etmek demektir. Bu tarihî bozkır bağlamında atlar, geniş ve açık alanlarda uzun mesafeli hareketi hızlandırıyordu. Bu hareketlilik, söz konusu grupların ticaret, alışveriş, göç veya çatışma amacıyla uzaktaki toplumlara ulaşmasına yardımcı oluyordu. İfade, onların hayalî varlıklar olduğunu veya belli bir düzen olmadan hareket ettiklerini anlatmaz.

Alıştırma

Bu tarihî bağlamda nomadic tribes on horseback ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yalnızca geleneksel hikâyelerde adı geçen hayalî varlıklardı.
  2. Bölgeler arasında hareket eden ve çoğu zaman atla yolculuk yapan topluluklardı.
  3. Şehirlerde yerleşik yaşayan ve genellikle deniz yoluyla seyahat eden insanlardı.
Cevabı göster

Bölgeler arasında hareket eden ve çoğu zaman atla yolculuk yapan topluluklardı.

The Scythians, who ranged from Hungary to Mongolia, Kelime

1:04

Macaristan'dan Moğolistan'a kadar uzanan İskitler,

Kelime

who ranged from Hungary to Mongolia: coğrafi yayılımı belirten range from A to B

who ranged from Hungary to Mongolia yan cümlesi İskitler hakkında ek bilgi verir. Burada ranged, bir grubun geniş bir alanda “bulunduğunu veya etkin olduğunu” belirten bir fiildir; from Hungary to Mongolia bu alanın iki ucunu gösterir. Bu ifade İskitlerin sıra hâlinde durduğunu veya her İskitin Macaristan’dan Moğolistan’a tek bir yolculuk yaptığını anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen range from A to B kalıbı, bir grubun, türün veya özelliğin ne kadar geniş bir alana yayıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B kalıbıyla tamamlayın: This butterfly species ____ southern Canada ____ central Mexico.

Cevabı göster

ranges from · to

had come in contact with the civilizations of Greece, Egypt, India, and China. Kalıp ifadeler

1:07

Yunan, Mısır, Hint ve Çin medeniyetleriyle temas kurmuşlardı.

Kalıp ifadeler

had come in contact with: geçmişteki bir referans noktasından önce gerçekleşen karşılaşma

Come in contact with, bir kişi, grup, kültür veya şeyle karşılaşmak ve bir tür etkileşim yaşamak anlamına gelir. Bu tarihî cümlede buluşma, ticaret, çatışma veya kültürel alışverişi kapsayabilir; contact özellikle telefon görüşmesi veya mesaj anlamına gelmez. Had come past perfect yapısındadır. Teması anlatıdaki başka bir geçmiş zamanın veya olayın öncesine yerleştirir. Bu nedenle tüm ifade, etkileşimin o zamana kadar zaten gerçekleşmiş olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, karşılaşmanın kâşifler raporlarını yazmadan önce gerçekleştiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Before they wrote their report, the explorers had come contact with a remote community.
  2. Before they wrote their report, the explorers had come in contact with a remote community.
  3. Before they wrote their report, the explorers had contacted with a remote community.
Cevabı göster

Before they wrote their report, the explorers had come in contact with a remote community.

These encounters were often less than peaceful. Deyimler

1:12

Bu karşılaşmalar çoğu zaman hiç de barışçıl değildi.

Deyimler

often less than peaceful ifadesindeki hafifletme

Bu cümlede less than peaceful, bilinçli olarak hafifletilmiş bir anlatımdır. Sözcük anlamıyla karşılaşmaların barışçıl olmadığını söyler; ancak dolaylı biçimde gerçek çatışmalara, baskınlara veya şiddete işaret eder. often, bunun her karşılaşmada değil ama birçok kez yaşandığını gösterir. Yazarlar daha güçlü bir olumsuz sözcükten kaçınmak ve resmî, ölçülü bir ton korumak için less than + olumlu sıfat yapısını kullanır. Gerçek durum, bu yumuşak ifadenin çağrıştırdığından çok daha ciddi olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede often less than peaceful neyi ima ediyor?

  1. Yazar barışçıllığın kesin bir ölçümünü veriyor.
  2. Neredeyse bütün karşılaşmalar sakin ve dostçaydı.
  3. Birçok karşılaşmada gerçek çatışma veya şiddet yaşandı.
Cevabı göster

Birçok karşılaşmada gerçek çatışma veya şiddet yaşandı.

But even through raids and warfare, Anlatım akışı

1:15

Fakat baskınlar ve savaşlar sayesinde bile,

as well as trade and protection of traveling merchants in exchange for tariffs, Kalıp ifadeler

1:17

ayrıca gümrük vergileri karşılığında yapılan ticaret ve gezgin tüccarların korunması sayesinde,

Anlatım akışı

even through ... as well as ... ile karşıt yolları bağlama

Bu ifade, iki karşıt temas yolunu tek bir genel düşünce altında düzenler. even through raids and warfare, şaşırtıcı ve olumsuz yolu önce verir: temas çatışma sırasında da gelişebilir. Burada through, bir yerin içinden geçmek değil, “aracılığıyla” veya “süreci içinde” anlamına gelir. as well as trade daha sonra ticareti başka bir yol olarak ekler. İşlevi ekleme yapmaktır, karşıtlık kurmak değil; ifade, birinin diğerinin yerini aldığını söylemek yerine çatışma ile alışverişi bir arada tutar.

Alıştırma

even through raids and warfare, as well as trade cümlede ne yapıyor?

  1. through sözcüğünü fiziksel bir yerin içinden geçme hareketini anlatmak için kullanır.
  2. Çatışmayı beklenmedik bir temas yolu olarak sunar, ardından ticareti başka bir yol olarak ekler.
  3. Ticaretin baskınlar ve savaşların tamamen yerini aldığını söyler.
Cevabı göster

Çatışmayı beklenmedik bir temas yolu olarak sunar, ardından ticareti başka bir yol olarak ekler.

Kalıp ifadeler

in exchange for tariffs: gümrük vergileri karşılığında

Bu cümlede in exchange for tariffs, bir anlaşmada karşılık olarak alınan şeyi gösterir: ticaret olanağı ve koruma sağlanır, karşılığında gümrük vergileri alınır. Kalıp in exchange for + isim veya isim grubu şeklindedir. for edatı ifadenin bir parçasıdır ve karşılık olarak alınan şeyi, hizmeti ya da yararı getirir.

Alıştırma

Burada öğretilen üç kelimelik ifadeyi tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: The library gave us extra study time ____ our help.

Cevabı göster

in exchange for

the nomads began to spread goods, ideas, and technologies between cultures with no direct contact. Kalıp ifadeler

1:21

göçebeler malları, fikirleri ve teknolojileri doğrudan temasın olmadığı kültürler arasında yaymaya başladılar.

Kalıp ifadeler

between cultures with no direct contact: doğrudan bağlantısı olmayan kültürler arasında

Between cultures, hareketin nerede gerçekleştiğini, yani bir kültürden diğerine olduğunu gösterir. With no direct contact ise bu kültürlerin durumunu açıklar: birbirleriyle doğrudan etkileşim kurmazlar. Burada with ek bir ortağı değil, bir durumu belirtir. İfadenin bütünü, iki taraf hiç karşılaşmasa veya doğrudan iletişim kurmasa bile aktarımın aracılar yoluyla dolaylı biçimde gerçekleşebileceğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The design spread between communities with no direct contact.

  1. Tasarım tek bir topluluğun içinde kaldı.
  2. Topluluklar doğrudan karşılaşmadı, ancak tasarım yine de birinden diğerine geçti.
  3. Topluluklar tasarımı paylaşmadan önce yüz yüze görüştü.
Cevabı göster

Topluluklar doğrudan karşılaşmadı, ancak tasarım yine de birinden diğerine geçti.

One of the most important strands of this growing web was the Persian Royal Road, Deyimler

1:28

Giderek büyüyen bu ağın en önemli uzantılarından biri Pers Kraliyet Yolu'ydu,

Deyimler

most important strands of this growing web: güzergâh ağı metaforu

strands ve web sözcükleri tek bir metafor oluşturur. Bir web, birbirine bağlı strands ögelerinden oluşur; bu yüzden strand burada gerçek bir ipliği değil, daha geniş bir ticaret ve iletişim sistemi içindeki bir güzergâhı anlatır. one of the most important, Pers Kraliyet Yolu'nun bu sistemin önemli bir parçası olduğunu ama tek güzergâh olmadığını gösterir. Bu görüntü, İpek Yolu'nu tek bir yol yerine birbirine bağlı güzergâhlardan oluşan ve büyüyen bir ağ olarak sunar.

Alıştırma

Pers Kraliyet Yolu'na büyüyen bir web içindeki strands ögelerinden biri denmesi ne anlama gelir?

  1. Her yeri doğrudan birbirine bağlayan tek yoldu.
  2. Yolun içine gerçekten dokunmuş bir iplikti.
  3. Daha büyük ve bağlantılı bir ağ içindeki önemli bir güzergâhtı.
Cevabı göster

Daha büyük ve bağlantılı bir ağ içindeki önemli bir güzergâhtı.

completed by Darius the First in the 5th century BCE. Kültür

1:33

ve MÖ 5. yüzyılda Birinci Darius tarafından tamamlanmıştı.

Kültür

Darius the First ve the 5th century BCE

Darius the First bir hükümdarın adı ve unvanıdır. The First, onun kendi hanedanında Darius adını taşıyan ilk kral olduğunu belirtir; ilk kişi anlamına gelmez. Tarih metinlerinde aynı ad çoğu zaman Darius I diye yazılır. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve milattan önce anlamına gelir. The 5th century BCE, MÖ 500'den MÖ 401'e kadar olan dönemdir; dolayısıyla ifade yolun tamamlanmasını antik çağa yerleştirir.

Alıştırma

Darius the First in the 5th century BCE ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Darius adlı ilk kişiyi ve milattan sonra 5. yüzyıldaki bir zamanı anlatır.
  2. Hükümdar Darius I'i ve milattan önce 5. yüzyıldaki bir zamanı anlatır.
  3. Darius'un yolu MÖ 5 yılında tamamladığını söyler.
Cevabı göster

Hükümdar Darius I'i ve milattan önce 5. yüzyıldaki bir zamanı anlatır.

Stretching nearly 2,000 miles from the Tigris River to the Aegean Sea, Dilbilgisi

1:36

Dicle Nehri'nden Ege Denizi'ne kadar yaklaşık 2.000 mil uzanan

Dilbilgisi

Stretching nearly 2,000 miles from ... to ...: cümle başı ortaç öbeği

Stretching nearly 2,000 miles from the Tigris River to the Aegean Sea, cümle başında kullanılan bir present participle öbeğidir. Ana ifadeden önce yolun uzunluğunu ve başlangıç-bitiş noktalarını arka plan bilgisi olarak verir. Stretching çekimli ana fiil değildir. Devamındaki bölümde its regular relay points öznedir, allowed ise ana fiildir. Normalde cümle başındaki -ing öbeği hemen ardından gelen özneyi doğrudan niteler. Burada kastedilen yol olduğu için, özenli ve resmî bir yeniden yazımda öbekten hemen sonra the road getirilir.

Alıştırma

Başlangıçtaki Stretching öbeğini ardından gelen özneyi nitelemek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Stretching across the valley, the railway connects three villages.
  2. Stretching across the valley, there are three stations on the railway.
  3. Stretching across the valley and the railway connects three villages.
Cevabı göster

Stretching across the valley, the railway connects three villages.

its regular relay points allowed goods and messages to travel in nearly 1/10 the time it would take a single traveler. Notlar

1:41

bu yolun düzenli aktarma noktaları, malların ve mesajların tek bir gezginin alacağı sürenin neredeyse onda biri kadar bir sürede seyahat etmesini sağlıyordu.

Kelime

regular relay points: sabit devir teslim istasyonları

Relay points, bir taşıyıcının, binicinin, hayvanın veya aracın malları ya da mesajları bir sonrakine devrettiği aktarma istasyonlarıdır. Aktarma sistemi uzun bir yolculuğu daha kısa aşamalara böler; böylece tek bir yolcunun tüm güzergâhı katetmesi gerekmez. Burada regular, istasyonların yalnızca “normal” veya “sıradan” olduğunu değil, genellikle planlı aralıklarla sistemli biçimde kurulduğunu belirtir. Relay, spor yarışını değil, yükün bir sonraki aşamaya devredilmesini ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede regular relay points nedir? 'The couriers exchanged packages at regular relay points along the route.'

  1. Her paketin kalıcı olarak tutulduğu yerler
  2. Yalnızca bayrak yarışlarında kullanılan pistler
  3. Bir taşıyıcının eşyaları bir sonrakine devrettiği istasyonlar
Cevabı göster

Bir taşıyıcının eşyaları bir sonrakine devrettiği istasyonlar

Dilbilgisi

allowed goods and messages to travel: allow + nesne + to-infinitive

allow + nesne + to-infinitive yapısı, birinin izin verdiğini veya bir şeyin bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Burada goods and messages nesnedir; to travel ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Özne relay points olduğu için allowed, mallara resmî izin verildiği anlamına gelmez. Aktarma sisteminin etkisini anlatır: sistem, malların ve mesajların daha hızlı ilerlemesini mümkün kılmıştır.

Alıştırma

cross fiilini allow yapısına göre tamamlayın: The new bridge allowed buses ____ the river safely.

Cevabı göster

to cross

Kalıp ifadeler

in nearly 1/10 the time: asıl sürenin bir kesrini belirtmek

in nearly 1/10 the time ifadesi, karşılaştırılan sürenin yaklaşık onda birini kullanmak demektir. Karşılaştırma noktası the time it would take a single traveler ifadesidir. Tek bir yolcu 10 günde gidiyorsa aktarma sistemi yaklaşık 1 gün sürer. Kesir, ne kadar sürenin tasarruf edildiğini değil, gerçekte ne kadar süre kullanıldığını gösterir. One tenth the time, asıl sürenin yaklaşık %10'udur; on kat uzun sürmek veya yalnızca %10 daha hızlı olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yolculuk normalde 20 gün sürüyor. Yeni bir sistem yolculuğu in nearly 1/10 the time tamamlıyorsa yaklaşık ne kadar sürer?

  1. Yaklaşık 2 gün
  2. Yaklaşık 18 gün
  3. Yaklaşık 200 gün
Cevabı göster

Yaklaşık 2 gün

With Alexander the Great's conquest of Persia and expansion into Central Asia through capturing cities like Samarkand Notlar

1:47

Büyük İskender'in Pers imparatorluğunu fethetmesi ve Semerkant gibi şehirleri ele geçirerek Orta Asya'ya yayılması

and establishing new ones like Alexandria Eschate,

1:54

ve Alexandria Eschate (Uzak İskenderiye) gibi yenilerini kurmasıyla,

Kültür

like Samarkand ... new ones like Alexandria: ele geçirilen ve yeni kurulan şehirlere örnekler

Samarkand, ele geçirilen mevcut bir şehrin örneği olarak; Alexandria Eschate ise yeni kurulan bir şehrin örneği olarak sunulur. Bu iki yer adı, Orta Asya'ya doğru yayılmayı somutlaştırır. Her iki like da “örneğin” anlamındadır ve such as ifadesine benzer; “beğenmek” anlamını taşımaz. new ones içindeki ones, cities sözcüğünün yerine geçer; dolayısıyla new ones “yeni şehirler” demektir.

Alıştırma

Cümleye göre Samarkand ve Alexandria Eschate neyi örneklendiriyor?

  1. Bunlar İskender'in kişisel olarak beğendiği şehirlerdir.
  2. Bunlar aynı şehrin iki farklı adıdır.
  3. Samarkand ele geçirilen bir şehrin, Alexandria Eschate ise yeni kurulan bir şehrin örneğidir.
Cevabı göster

Samarkand ele geçirilen bir şehrin, Alexandria Eschate ise yeni kurulan bir şehrin örneğidir.

the network of Greek Egyptian, Persian, and Indian culture and trade extended farther east than ever before, Kalıp ifadeler

1:57

Yunan Mısır, Pers ve Hint kültürü ile ticaret ağı daha önce hiç olmadığı kadar doğuya uzandı

Kalıp ifadeler

farther east than ever before: doğuda şimdiye kadarki en uzak noktaya ulaşmak

Extended farther east, ağın doğuda daha uzak yerlere ulaştığını anlatır. Burada farther, coğrafi mesafeyi veya erişim alanını karşılaştırır. Than ever before, bu erişim alanını önceki bütün dönemlerle karşılaştırır ve yeni bir en yüksek düzeye ulaşıldığını vurgular. Bu nedenle ifade yalnızca daha uzağa değil, geçmişteki herhangi bir zamandan daha doğuya anlamına gelir.

Alıştırma

Bunun güzergâhın tarihinde doğuya doğru ulaştığı en geniş alan olduğunu göstermek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: The route now extends ____.

Cevabı göster

farther east than ever before

laying the foundations for a bridge between China and the West. Deyimler

2:03

ve Çin ile Batı arasında bir köprünün temellerini attı.

Anlatım akışı

With Alexander the Great's conquest ...: ana cümleden önce arka planı vermek

Cümlenin başındaki With + isim öbeği, İskender'in fetih ve yayılmasını ana cümlede anlatılan gelişmenin arka planı olarak sunar. Buradaki with, “bu durumla birlikte” veya “bunlar olurken” anlamındadır; “İskender'le beraber” anlamına gelmez. Uzun cümleyi takip etmek için virgüle kadar olan başlangıç öbeğini geçici olarak bir kenara bırakıp ana cümleyi bulun: the network ... extended. Arka plan öbeğinin içindeki through capturing ... and establishing ... ise yayılmanın nasıl gerçekleştiğini açıklar.

Alıştırma

“With the bridge's completion, travel between the villages became easier,” cümlesindeki ana mesaj nedir?

  1. Köprü köylerle birlikte yolculuk yaptı.
  2. Köprü henüz inşa edilmemişti.
  3. Köyler arasında yolculuk yapmak kolaylaştı.
Cevabı göster

Köyler arasında yolculuk yapmak kolaylaştı.

Deyimler

laying the foundations for a bridge: A ile B arasında bağlantı kurulmasının temelini atmak

Lay the foundations for X, kelime anlamıyla bir binanın temelini oluşturmayı anlatır. Mecazi olarak ise X’in daha sonra gelişmesini sağlayacak temel koşulları oluşturmak demektir; X’in zaten tamamlandığı anlamına gelmez. Burada a bridge between China and the West de mecazidir: fiziksel bir köprüyü değil, temas ve alışverişi mümkün kılan bir bağlantıyı ifade eder. -ing yapısındaki yan cümle, bu bağlantıya yönelik hazırlığı önceki gelişmenin mümkün kıldığı bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “temel koşulları oluşturdu” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The early talks did not produce a final agreement, but they ____ a lasting partnership.

Cevabı göster

laid the foundations for

This was realized in the 2nd century BCE,

2:07

Bu durum MÖ 2. yüzyılda,

when an ambassador named Zhang Qian, Kültür

2:11

Zhang Qian adlı bir elçinin

Kültür

ambassador named Zhang Qian: görev ve ad

Burada ambassador, başka gruplarla ilişkileri veya müzakereleri yürütmesi için bir hükümdar ya da saray tarafından gönderilen elçiyi anlatır. Bu tarihsel bağlamda sözcük, mutlaka bir elçilikte sürekli görev yapan modern bir yetkili anlamına gelmez. Named Zhang Qian sözleri ambassador sözcüğünden sonra gelerek elçinin adını belirtir. Whose name was Zhang Qian ile aynı anlamdadır; named cümledeki ayrı bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Bu cümlede an ambassador named Zhang Qian ne anlama gelir?

  1. Elçiler için yeni bir unvan yaratan kişi
  2. Başka birine Zhang Qian adını veren bir diplomat
  3. Adı Zhang Qian olan diplomatik bir elçi
Cevabı göster

Adı Zhang Qian olan diplomatik bir elçi

sent to negotiate with nomads in the west, Dilbilgisi

2:12

batıdaki göçebelerle müzakere etmesi için gönderilmesi

Dilbilgisi

sent to negotiate with: kısaltılmış edilgen yan tümce

Sent to negotiate with ... daha önce sözü edilen Zhang Qian'ı niteler. Bu, who was sent to negotiate with ... yapısına eş değer olan kısaltılmış edilgen bir ilgi yan tümcesidir. Bu nedenle sent, daha geniş cümlenin ana fiili değildir. Edilgen sent biçimi, görevin ona başka bir kişi veya yetkili tarafından verildiğini gösterirken to negotiate görevin amacını belirtir. Bu kalıp, bir kişiye verilen görevi kısa biçimde ekler.

Alıştırma

Sent, negotiate ve with sözcüklerini kullanarak kısaltılmış edilgen yan tümceyi tamamlayın: The lawyer, ____ the landlord, brought the lease.

Cevabı göster

sent to negotiate with

returned to the Han emperor with tales of sophisticated civilizations, Kalıp ifadeler

2:15

ve Han imparatoruna gelişmiş medeniyetlerin,

Kalıp ifadeler

returned ... with tales of: anlatılarla geri dönmek

return to someone with tales of something kalıbı, birinin yanına bir şey hakkında hikâyeler, gözlemler ya da haberlerle geri dönmek demektir. Burada with, fiziksel bir nesneyi değil, geri getirilen bilgiyi belirtir. Bu tarihsel cümlede tales, uzak uygarlıklar hakkındaki anlatılar anlamındadır; bunların uydurma olduğunu göstermez. Bu kalıp özellikle seyahat, keşif ve tarih anlatılarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede returned with tales of, birinin bir şey hakkında anlatılarla geri döndüğünü belirtir?

  1. The explorers returned the city map to the guide.
  2. The explorers returned with tales of a city beyond the mountains.
  3. The explorers returned because the tale had ended.
Cevabı göster

The explorers returned with tales of a city beyond the mountains.

prosperous trade, and exotic goods beyond the western borders. Kalıp ifadeler

2:19

batı sınırlarının ötesindeki refah dolu ticaretin ve egzotik malların hikayeleriyle dönmesiyle gerçekleşti.

Kalıp ifadeler

sophisticated civilizations, prosperous trade, and exotic goods: paralel bir liste

Vurgulanan listedeki her bölüm aynı sıfat + isim kalıbını izler: sophisticated civilizations, prosperous trade ve exotic goods. Bu paralel yapı, üç bilgi türünün kolayca takip edilmesini sağlar ve hepsine eşit ağırlık verir. Burada sophisticated son derece gelişmiş ve karmaşık, prosperous başarılı ve gelişen, exotic goods ise Han bakış açısından yabancı, uzak veya alışılmadık görülen ürünler demektir.

Alıştırma

Hangi seçenek üç bölümün tamamında aynı sıfat + isim kalıbını korur?

  1. advanced tools, markets prospered, and rare spices
  2. advanced tools, busy markets, and rare spices
  3. tools that were advanced, busy markets, and rare spices
Cevabı göster

advanced tools, busy markets, and rare spices

Kalıp ifadeler

beyond the western borders: bir sınırın ötesinde

Beyond + bir sınır, o sınırın daha uzak tarafında veya dışında olmayı anlatır. Burada beyond the western borders, egzotik malları batı sınırının dışındaki bölgelere yerleştirir. Beyond burada zaman değil, mekân bildirir; after ile aynı anlamda değildir. Aynı yapı fiziksel sınırları, siyasi sınırları veya bağlamdan anlaşılan başka sınırları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle köyün kuzey sınırının dışında olduğunu söyler?

  1. The village lies directly on the northern border.
  2. The village lies beyond the northern border.
  3. The village was founded after the northern border was drawn.
Cevabı göster

The village lies beyond the northern border.

Ambassadors and merchants were sent towards Persia and India to trade silk and jade for horses and cotton, Kalıp ifadeler

2:23

Elçiler ve tüccarlar, at ve pamuk karşılığında ipek ve yeşim taşı takas etmek üzere Pers ve Hindistan'a gönderildiler,

Kalıp ifadeler

to trade silk and jade for horses and cotton: A'yı verip B'yi almak

Trade A for B, bir takasta A'yı verip B'yi almak anlamına gelir. Burada silk and jade verilirken horses and cotton alınır. Bu takas kalıbında for, alınan şeyi gösterir; yalnızca bir amaç uğruna anlamına gelmez. A ile B'nin yerini değiştirmek, takasın yönünü de değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi takası gösteren edatla tamamlayın. Nora eski kitabını verdi ve bir yapboz aldı: Nora traded her old book ____ a puzzle.

Cevabı göster

for

along with armies to secure their passage. Kelime

2:29

yanlarında güvenliklerini sağlamak üzere ordular da vardı.

Kelime

to secure their passage: fiil olarak secure

to secure their passage ifadesinde secure, “birinin güvenli biçimde geçebilmesini sağlamak” anlamına gelen bir fiildir. Burada passage, bir yerden geçme eylemini veya geçebilme imkânını belirtir. to ile kurulan mastar amacı gösterir: orduların eşlik etme amacı yolcuları korumak ve bölgeden geçmelerini mümkün kılmaktır. İfade, güvenliğin bir eylem sonucunda sağlandığını anlatır; secure burada “güvenli” anlamındaki bir sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi secure ve passage kullanılan resmî ifadeyle tamamlayın: The guards traveled with the delegation ____.

Cevabı göster

to secure their passage

Eastern and western routes gradually linked together into an integrated system spanning Eurasia, Notlar

2:32

Doğu ve batı rotaları kademeli olarak Avrasya'yı kapsayan entegre bir sisteme bağlandı

Kalıp ifadeler

gradually linked together into an integrated system: zamanla bütünleşik bir sisteme bağlanmak

Linked together into hem süreci hem de sonucunu gösterir: ayrı olan doğu ve batı güzergâhları birbirine bağlanmış ve bu bağlantılar daha büyük bir sistem oluşturmuştur. Gradually, bunun bir anda değil, zaman içinde adım adım gerçekleştiğini belirtir. Integrated, parçaların yalnızca yan yana konmasından daha fazlasını ifade eder. Güzergâhlar tek bir bütünün bağlantılı parçaları olarak işlemeye başlamış ve daha geniş ağ boyunca hareketi mümkün kılmıştır. Bu yapı; ağların, hizmetlerin, kuruluşların veya altyapıların eşgüdümlü tek bir sisteme dönüşmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ayrı parçaların zamanla eşgüdümlü tek bir sistem oluşturduğunu gösterir?

  1. Several local networks gradually linked together into one integrated system.
  2. One network was divided into several independent systems.
  3. Several local networks stayed separate but used the same logo.
Cevabı göster

Several local networks gradually linked together into one integrated system.

Kelime

spanning Eurasia: span ile coğrafi kapsam belirtme

Burada spanning Eurasia, an integrated system ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Sistemin Avrasya boyunca uzandığını veya Avrasya'yı kapsadığını anlatır. span fiili mesafe, alan ya da zaman aralığı anlatabilir. Buradaki nesne bir yer adı olan Eurasia olduğu için ifade süreyi değil, coğrafi kapsamı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için span fiilini -ing ortaç biçiminde kullanın: The report describes a rail network ____ three countries.

Cevabı göster

spanning

enabling cultural and commercial exchange farther than ever before. Notlar

2:37

ve kültürel ile ticari alışverişin her zamankinden daha uzağa ulaşmasını sağladı.

Dilbilgisi

enabling cultural and commercial exchange: -ing yan cümlesiyle sonucu gösterme

Enabling cultural and commercial exchange, önceki durumun sonucunu veren bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: Birbirine bağlanan sistem, kültürel ve ticari alışverişi mümkün kılmıştır. Bağımsız bir ana cümle değildir. ana cümle, enabling + isim öbeği kalıbında enable “mümkün kılmak” anlamına gelir. Kısa -ing yan cümlesi, bir nedeni onun oluşturduğu olanak veya sonuçla bağlar.

Alıştırma

Sonucu göstermek için enable fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: The new scheduling app reduced delays, ____ quicker responses.

Cevabı göster

enabling

Kalıp ifadeler

farther than ever before: önceki herhangi bir zamandan daha uzağa

Farther, far sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Farther than ever before, “önceki herhangi bir zamandan daha uzak bir fiziksel mesafeye” anlamına gelir. Karşılaştırma yalnızca geçmişteki tek bir anla değil, önceki bütün zamanlarla yapılır. Burada ifade, kültürel ve ticari alışverişin ne kadar uzağa yayılabildiğini anlatır. Karşılaştırma biçimi + than ever before kalıbı, faster than ever before örneğindeki gibi bir ölçünün önceki tüm düzeyleri aştığını gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki herhangi bir zamandan daha uzak bir mesafeye” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: With the new antenna, the radio signal can travel ____.

Cevabı göster

farther than ever before

Chinese goods made their way to Rome, Öbek fiiller

2:41

Çin malları Roma'ya kadar ulaştı,

Öbek fiiller

made their way to Rome: bir süreç içinde varış noktasına ulaşmak

Made their way to Rome, make one's way to + yer yapısının geçmiş zamandaki kullanımıdır. Malların bir süreç veya rota izleyerek sonunda Roma'ya ulaştığını belirtir; made their way çoğu zaman kademeli ilerleme, hareket veya yayılma anlamı katar. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: the goods made their way, ancak an idea made its way denir. Öznenin kendi başına hareket edebilmesi gerekmez; dolayısıyla burada malların gerçekten kendilerine yol yaptığı anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi make one's way to yapısının geçmiş zamanı ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: Within a year, the new dance style ____ clubs across the country.

Cevabı göster

made its way to

causing an outflow of gold that led to a ban on silk, Notlar

2:44

bu durum ipeğin yasaklanmasına yol açan bir altın çıkışına neden oldu,

Kelime

an outflow of gold: dışarı yönlü hareketi anlatan resmî ifade

An outflow of gold, altının bir ülkeden veya ekonomiden dışarı doğru hareket etmesini ya da dışarı çıkan miktarı ifade eder. Burada outflow bir isimdir ve of gold neyin dışarı çıktığını belirtir. an outflow of + isim kalıbı, resmî ekonomi ve finans açıklamalarında yaygındır. Dışarı yönlü hareketi daha sonraki etkileri doğurabilecek bir olay veya eğilim olarak sunar.

Alıştırma

Yatırımcıların parasının ülkeden çıktığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After confidence fell, the country experienced ___.

  1. a buildup of capital
  2. an outflow of capital
  3. an inflow of capital
Cevabı göster

an outflow of capital

Kalıp ifadeler

that led to a ban on silk: bir nedeni yasağa bağlamak

that led to a ban on silk ifadesinde that bir ilgi cümleciği başlatır ve önceki an outflow of gold ifadesine gönderme yapar. Bu cümlecik, altın çıkışının sonraki sonuca neden olduğunu belirtir. Led to, lead to + sonuç yapısının geçmiş zaman biçimidir. a ban on + isim veya -ing biçiminde on, yasaklanan şeyi ya da faaliyeti belirtir; dolayısıyla a ban on silk, ipekle ilgili bir yasak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi led to a ban on ile tamamlayın: Repeated safety violations ____ indoor fireworks.

Cevabı göster

led to a ban on

while Roman glassware was highly prized in China. Kelime

2:47

oysa Roma cam ürünleri Çin'de oldukça değerliydi.

Kelime

was highly prized: çok değerli görülmek

was highly prized ifadesindeki prized, “değer vermek” veya “çok kıymetli bulmak” anlamındaki prize fiilinin geçmiş zaman sıfat-fiil biçimidir. Edilgen yapı, Çin’deki insanların Roma cam eşyalarını çok değerli gördüğünü belirtir; highly ise bu değerlendirmenin derecesini güçlendirir. Burada prized, “ödül kazandı” anlamına gelmez. Bir şeye ne kadar değer verildiğini anlatır, o şeyin aldığı bir ödülü değil.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği belirleyin. Prized ve priced sözcüklerinin son seslerine odaklanın.

  1. The antique vase was highly prized by the dealer.
  2. The antique vase was highly priced by the dealer.
Cevabı göster

The antique vase was highly prized by the dealer.

Military expeditions in Central Asia also saw encounters between Chinese and Roman soldiers, Kelime

2:50

Orta Asya'daki askeri seferler de Çinli ve Romalı askerler arasındaki karşılaşmalara sahne oldu,

Kelime

also saw encounters between: gerçekleşen olayları belirtmek

Resmî anlatımda bir dönem, yer veya olay saw fiilinin öznesi olabilir. Bu durumda saw, kelimesi kelimesine “baktı” değil, “yaşadı, içerdi veya ... ile belirginleşti” anlamına gelir. Burada askerî seferler, Çinli ve Romalı askerlerin temas ettiği durumları içeriyordu. Encounters between A and B, A ile B tarafları arasındaki karşılaşma veya temasları anlatır. Also bunun anlatıdaki ek bir sonuç veya özellik olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi saw fiilinin resmî anlatı anlamıyla tamamlayın: The early 2000s ____ rapid growth in online shopping.

Cevabı göster

saw

possibly even transmitting crossbow technology to the Western world. Dilbilgisi

2:56

hatta muhtemelen tatar yayı teknolojisinin Batı dünyasına aktarılmasını sağladı.

Dilbilgisi

possibly even transmitting ... to: kesin olmayan ek bir sonuç belirtmek

Possibly, arbalet teknolojisinin aktarılmasını kesinleşmiş bir gerçek değil, yalnızca bir olasılık olarak sunar. Even ise bunu ek ve belki daha şaşırtıcı bir sonuç olarak öne çıkarır. Transmitting ... to ... burada önceki düşünceye olası bir sonuç ekleyen -ing yapılı bir öbektir. Tarih veya araştırma yazılarında bu kalıp, kanıtların kesinlik düzeyini açık tutarken anlamlı bir varsayımdan söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

"possibly even transmitting crossbow technology to the Western world" okuyucuya ne anlatır?

  1. Cümle, teknolojinin kesinlikle tek bir yerde kaldığını söylüyor.
  2. Teknolojinin aktarılması doğrulanmış bir gerçek değil, ek bir olasılık olarak sunuluyor.
  3. Teknolojinin aktarılması kesin ve zaten kanıtlanmış olarak anlatılıyor.
Cevabı göster

Teknolojinin aktarılması doğrulanmış bir gerçek değil, ek bir olasılık olarak sunuluyor.

Demand for exotic and foreign goods and the profits they brought kept the strands of the Silk Road intact, Kalıp ifadeler

3:00

Egzotik ve yabancı mallara olan talep ve bunların getirdiği kârlar, İpek Yolu'nun bağlarını sağlam tuttu,

Kalıp ifadeler

Demand for ... goods: pazar ihtiyacını anlatan isim yapısı

Demand for + isim, bir ürün, hizmet veya kaynağa yönelik pazar ihtiyacı ya da isteği anlamına gelir. Bu isim öbeğinde exotic and foreign goods, insanların satın almak istediği şeylerdir. Demand, want sözcüğünden daha resmîdir ve pazara daha fazla odaklanır. Tek bir kişinin o anki isteği yerine tüm bir grubun veya pazarın talebini anlatabilir.

Alıştırma

Demand ismini doğru edatıyla kullanın: There is growing ____ affordable housing in the city.

Cevabı göster

demand for

Kalıp ifadeler

keep + nesne + intact: kept the strands of the Silk Road intact

keep + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin o durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada kept, keep fiilinin geçmiş zaman biçimidir; the strands of the Silk Road nesnedir ve intact onun durumunu açıklayan sıfattır. Intact, “bütün, hasar görmemiş veya parçalara ayrılmamış” demektir. Bu bağlamda talep ve kâr, siyasi değişimlere rağmen İpek Yolu'nun birbirine bağlı güzergâhlarının varlığını sürdürmesini sağlamıştır; intact “içeride” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep ... intact kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The waterproof case ____ the map ____ during the storm.

Cevabı göster

kept · intact

even as the Roman Empire disintegrated and Chinese dynasties rose and fell. Notlar

3:08

Roma İmparatorluğu dağılırken ve Çin hanedanları yükselip çökerken bile.

Dilbilgisi

even as ... disintegrated: eş zamanlılık ve beklenmedik karşıtlık

Even as, ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan olayını anlatırken beklenmedik bir karşıtlığa da işaret eder. Çoğu zaman “tam … olurken, buna rağmen” anlamına gelir. Burada imparatorluklar ve hanedanlar parçalanıyor veya değişiyordu; buna karşın önceki ifade İpek Yolu güzergâhlarının sağlam kaldığını söylüyor. even as ifadesini yalnızca “… olduğunda” diye anlamak, “buna rağmen” anlamını kaçırmaya yol açar.

Alıştırma

Hem eş zamanlılığı hem de beklenmedik karşıtlığı gösteren bağlacı seçin: The rescue team continued working ___ the wind became stronger.

  1. because
  2. before
  3. even as
Cevabı göster

even as

Deyimler

Chinese dynasties rose and fell: tarihsel yükseliş ve gerileme

Rose and fell, rise and fall ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Tarih anlatımında hanedanların güçlendiğini veya geliştiğini, ardından zayıfladığını ya da sona erdiğini belirtir. Buradaki hareket mecazidir: rose fiziksel olarak yukarı çıkmak, fell ise gerçekten düşmek anlamına gelmez. Bu iki fiil, büyüme ve gerilemeden oluşan tam bir döngüyü özetler.

Alıştırma

Cümleyi rise ve fall fiillerinin geçmiş biçimleriyle tamamlayın: Over several centuries, the empire ____ and ____.

Cevabı göster

rose · fell

Even Mongolian hordes,

3:12

Hatta yıkım ve yağmalarıyla bilinen

known for pillage and plunder, Kalıp ifadeler

3:14

Moğol orduları bile

Kalıp ifadeler

known for pillage and plunder: ünün nedeni ve cümledeki görevi

Be known for + isim veya -ing biçimi, bir özellik ya da eylem nedeniyle belirli bir üne sahip olmak demektir. Burada pillage ve plunder, baskın veya savaş sırasında yapılan şiddet içeren yağmayı anlatan iki isimdir; dolayısıyla ifade gruba olumsuz bir ün verir. Known for pillage and plunder, kısaltılmış bir betimleme ifadesidir: ana fiil olarak görev yapmak yerine Mongolian hordes ifadesini niteler. Virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The coastal town is ___ its colorful boats.

  1. known as
  2. known to
  3. known for
Cevabı göster

known for

actively protected the trade routes rather than disrupting them. Kalıp ifadeler

3:15

ticaret yollarını bozmak yerine aktif olarak korudular.

Kalıp ifadeler

rather than disrupting them: alternatif bir eylemi elemek

Rather than, seçilmeyen veya gerçekleşmeyen eylemi belirtir. Bu cümlede gerçekleşen eylem actively protected the trade routes, elenen alternatif ise disrupting them ifadesidir. Them, the trade routes ifadesine gönderme yapar. İki taraf aynı öznenin yaptığı eylemleri karşılaştırır. Karşılaştırılan fikirleri dengeli tut ve eylemi yapan kişiyi ya da göndermeyi açıkça belirt. Burada protected ... rather than disrupting ... örneğindeki did one thing rather than doing another kalıbı doğaldır; başka cümle yapılarında iki yalın fiil kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Noah’nın bir eylemi seçip diğerini elediğini, eylemleri de uygun biçimde eşleştirerek en açık şekilde anlatır?

  1. Noah saved the file rather than deleting it.
  2. Noah saved rather than the file deleting it.
  3. Noah saved the file because he deleted it.
Cevabı göster

Noah saved the file rather than deleting it.

But along with commodities, Kalıp ifadeler

3:19

Fakat ticari mallarla birlikte,

Kalıp ifadeler

But along with commodities, ...: birlikte hareket edenleri eklemek

Along with, “birlikte” veya “-e ek olarak” anlamına gelir. Bu giriş ifadesinde mallar, ticaret yolları boyunca hareket eden şeylerden biridir ve konuşmacı mallarla birlikte hareket eden başka bir şeyi eklemeye hazırlanmaktadır. Malların yanında ya da uzunluğu boyunca hareket etmek anlamına gelmez. But bir karşıtlığa veya odak değişikliğine işaret eder. But along with commodities, bir bütün olarak dinleyiciye sıradaki bilginin malların ötesine geçtiğini ancak aynı hareket veya alışverişle bağlantılı kaldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede along with, bir şeyin başka bir şeyle birlikte dâhil edildiği anlamında kullanılmıştır?

  1. Along with the maps, the box contained two notebooks.
  2. We walked along the river after lunch.
  3. The box contained maps, but no notebooks.
Cevabı göster

Along with the maps, the box contained two notebooks.

these routes also enabled the movement of traditions, innovations, ideologies, and languages. Kalıp ifadeler

3:21

bu rotalar aynı zamanda geleneklerin, yeniliklerin, ideolojilerin ve dillerin taşınmasını da sağladı.

Kalıp ifadeler

also enabled the movement of: dolaşımı veya yayılmayı mümkün kılmak

Enabled the movement of, “… hareket etmesini veya yayılmasını mümkün kıldı” anlamına gelir. Yapı enable + the movement of + isim öbeği şeklindedir. Also, bunun güzergâhların yarattığı ek bir etki olduğunu gösterir. Movement fiziksel hareketi anlatabilir; ancak bu cümlede gelenekler, yenilikler, ideolojiler ve dillerle ilgilidir. Bu nedenle burada esas olarak fikirlerin ve kültürel uygulamaların yerler ve topluluklar arasında yayılmasını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “malların akışını mümkün kılmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Efficient ports ____ goods between countries.

Cevabı göster

enable the movement of

Originating in India, Dilbilgisi

3:26

Hindistan'da ortaya çıkan

Buddhism migrated to China and Japan to become the dominant religion there. Dilbilgisi

3:28

Budizm Çin ve Japonya'ya göç ederek buralarda baskın din haline geldi.

Dilbilgisi

Originating in India, ...: cümle başındaki -ing öbeğiyle köken belirtmek

Originating in India, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Ana cümle daha sonra ne olduğunu anlatmadan önce Buddhism sözcüğünün kökenini belirtir. Zamanı taşıyan ana fiil originating değil, migrated sözcüğüdür. originating sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen ana cümle öznesiyle aynı olmalıdır. Burada hem Hindistan’da ortaya çıkan hem de Çin ile Japonya’ya yayılan Buddhism sözcüğüdür. Bu yapı, Buddhism originated in India and later migrated to China and Japan şeklinde yazılabilecek arka plan bilgisini kısaltır.

Alıştırma

Hangi cümle, geleneğin köyde başladığını anlatmak için cümle başındaki öbeği doğru kullanır?

  1. Originated in the village, the custom later spread across the region.
  2. Originating in the village, travelers later spread the custom across the region.
  3. Originating in the village, the custom later spread across the region.
Cevabı göster

Originating in the village, the custom later spread across the region.

Dilbilgisi

migrated to ... to become ...: varış yeri ve sonraki sonuç

migrated to China and Japan ifadesinde migrate, bir dinin yeni bölgelere yayılmasını anlatmak için mecazi anlamda kullanılır. İlk to, ulaşılan yerleri belirtir. to become the dominant religion there ifadesindeki mastar, bu yayılmanın sonucu olarak daha sonra ne olduğunu açıklar. Başka bir varış yerini göstermez ve Budizmin bilinçli bir amacı olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Örnekte to become the dominant religion there neyi tanıtıyor?

  1. Yayılmanın daha sonraki bir sonucu
  2. Budizmin bilinçli olarak oluşturduğu bir seyahat planı
  3. Çin ve Japonya'dan sonraki başka bir varış yeri
Cevabı göster

Yayılmanın daha sonraki bir sonucu

Islam spread from the Arabian Penninsula into South Asia, Kalıp ifadeler

3:32

İslam, Arap Yarımadası'ndan Güney Asya'ya yayıldı,

Kalıp ifadeler

spread from ... into ...: kaynak ve yeni bir bölgeye yayılma

Spread from A into B bir yayılma yolunu gösterir. From kaynağı belirtirken into, B'yi dinin, fikrin, uygulamanın veya başka bir etkinin girip etkili olmaya başladığı yeni bölge olarak sunar. Bu cümlede özne Islam olduğu için spread, tek bir nesnenin fiziksel hareketini değil, dinî etkinin genişlemesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi spread from A into B kalıbındaki edatlarla tamamlayın: The custom spread ____ coastal villages ____ inland towns.

Cevabı göster

from · into

blending with native beliefs and leading to new faiths like Sikhism. Dilbilgisi

3:36

yerli inançlarla harmanlandı ve Sihizm gibi yeni inançlara yol açtı.

Dilbilgisi

blending with ... and leading to ... ile sonuçları paralel biçimde verme

Tam cümlede blending with native beliefs ve leading to new faiths like Sikhism, and ile birbirine bağlanan iki -ing ortaç öbeğidir. İkisi de önceki olay olan İslam'ın yayılmasına bağlanır ve bunun sonucunda ortaya çıkan iki gelişmeyi ekler: İslam yerel inançlarla kaynaşmış ve yeni inançların oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu öbekler önceki yan cümleye bağlı olduğu için blending ve leading ayrı cümlelerin ana fiilleri değildir. clause, -ing ... and -ing ... kalıbı, birbiriyle ilişkili sonuçlar zincirini tek bir cümlede toplar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki tek bir olayın sonuçlarını and ile bağlanan iki -ing öbeğiyle anlatır?

  1. The storm hit the coast after residents had moved inland.
  2. The storm hit the coast, damaging homes and cutting off power.
  3. The storm hit the coast, and emergency crews arrived.
Cevabı göster

The storm hit the coast, damaging homes and cutting off power.

And gunpowder made its way from China to the Middle East, Öbek fiiller

3:39

Ve barut Çin'den Orta Doğu'ya ulaştı,

Öbek fiiller

made its way from ... to ... ile kademeli yayılmayı anlatma

Made its way from A to B, bir şeyin bir yerden başka bir yere zaman içinde ilerlediğini, ulaştığını veya yayıldığını anlatır. Buradaki its, tekil gunpowder sözcüğüne gönderme yapar ve ifade barutun Çin'den Orta Doğu'ya tarihsel yayılışını anlatır. Özne bir nesne, teknoloji, yiyecek veya fikir olduğunda make its way mecazidir; o şeyin kendi rotasını seçtiği anlamına gelmez. Özne bir kişi olduğunda ise aynı ifade genellikle fiziksel olarak bir yere gitmek veya bir yere doğru ilerlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi make its way from A to B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over several decades, the dance style ____ Brazil ____ cities around the world.

Cevabı göster

made its way from · to

forging the futures of the Ottoman, Safavid, and Mughal Empires. Deyimler

3:43

Osmanlı, Safevi ve Babür İmparatorluklarının geleceğini şekillendirdi.

Deyimler

forging the futures of: geleceği güçlü ve kalıcı biçimde şekillendirmek

forging the futures of ... ifadesindeki forge, gelecekte olacakları güçlü ve kalıcı bir şekilde biçimlendirmek anlamında kullanılan bir benzetmedir. Bu imge, metale ısı ve kuvvetle şekil vermekten gelir; bu nedenle fiil, influence sözcüğünden daha güçlü bir etki anlatır. Burada forge, 'sahte bir şey üretmek' anlamına gelmez. futures sözcüğünün çoğul olması, üç imparatorluğun ayrı tarihsel yollara sahip olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede forge, 'geleceği güçlü ve kalıcı biçimde şekillendirmek' anlamında benzetme olarak kullanılmıştır?

  1. Blacksmiths forge the hot metal into tools.
  2. The new constitution helped forge the future of the country.
  3. Someone tried to forge the governor's signature.
Cevabı göster

The new constitution helped forge the future of the country.

In a way, Anlatım akışı

3:47

Bir bakıma,

Anlatım akışı

In a way: bir yargıyı tek bir bakış açısıyla sınırlamak

In a way, 'bir açıdan' veya 'bir anlamda' demektir. Bir yargıdan önce kullanıldığında o yargının kapsamını sınırlar: fikir belirli bir açıdan doğru olabilir, ancak her açıdan doğru olmayabilir. Bir söylem belirteci olarak dinleyiciye sonraki düşünceyi nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir ve geniş kapsamlı bir yargının daha az kesin duyulmasını sağlar. Bir şeyin hangi somut yöntemle yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, iki planın yalnızca belirli bir bakış açısından benzer olduğunu söyler?

  1. In a way, the two plans are alike because both save time.
  2. In this way, the two plans are alike because both save time.
  3. By the way, the two plans are alike because both save time.
Cevabı göster

In a way, the two plans are alike because both save time.

the Silk Road's success led to its own demise, Deyimler

3:48

İpek Yolu'nun başarısı kendi sonunu hazırladı,

Deyimler

success led to its own demise: başarı kendi sonunu getirdi

Bu cümlede success led to its own demise, İpek Yolu'nun başarısının sonunda yine İpek Yolu'nun gerilemesine ve sona ermesine katkıda bulunduğu anlamına gelir. İfade ironik bir tersine dönüş sunar: olumlu bir sonuç, olumsuz bir sonucun koşullarını yaratır. Led to neden-sonuç ilişkisini gösterir; its own ise başarıya ulaşan aynı şeyi işaret eder. Demise resmî bir sözcüktür ve bir rota, sistem ya da kurum için kullanıldığında bir insanın ölümünü değil, onun sona ermesini veya ortadan kalkmasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, başarının kendisinin bir şeyin sona ermesine katkıda bulunduğunu gösterir?

  1. The app remained successful because its team handled growth well.
  2. The app shut down before it attracted any users.
  3. The app grew too fast to support its users, so its success led to its own demise.
Cevabı göster

The app grew too fast to support its users, so its success led to its own demise.

as new maritime technologies like the magnetic compass found their way to Europe, Notlar

3:51

çünkü manyetik pusula gibi yeni denizcilik teknolojileri Avrupa'ya ulaşarak

Kelime

new maritime technologies: deniz yolculuğu ve taşımacılığı için yeni teknolojiler

New maritime technologies, deniz yolculuğu, deniz taşımacılığı ve seyirle bağlantılı yeni araç ve yöntemler demektir. Manyetik pusula, uzun yolculuklarda gemilerin yön bulmasına yardımcı olduğu için maritime technology kapsamındadır. Maritime, technologies sözcüğünün kapsamını denizdeki etkinliklerle sınırlayan resmî bir sıfattır; yalnızca suyla ilgili herhangi bir şey anlamına gelmez.

Alıştırma

A navigation system is designed for civilian cargo ships and commercial sea routes. Bu sistem için en uygun adlandırma hangisidir?

  1. naval technology
  2. marine technology
  3. maritime technology
Cevabı göster

maritime technology

Öbek fiiller

found their way to Europe: sonunda Avrupa'ya ulaştı veya yayıldı

Bu cümlede cansız özne new maritime technologies ile kullanılan found their way to Europe, teknolojilerin bir aktarım sürecinin sonunda Avrupa'ya ulaştığını veya yayıldığını anlatır. Kullanım mecazidir; teknolojiler gerçekten yol aramamıştır. Their, çoğul technologies ismiyle uyumludur. Yeniden kullanılabilen kalıp find one's way to + varış yeridir; tekil bir şey için its, çoğul şeyler için their kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi find one's way to kalıbının basit geçmiş biçimiyle tamamla. Burada “zamanla ulaştı” anlamındadır: By 1900, the custom ____ neighboring islands.

Cevabı göster

found its way to

making long land routes obsolete. Dilbilgisi

3:55

uzun kara yollarını modası geçmiş hale getirdi.

Dilbilgisi

making long land routes obsolete: bir sonucu ifade etmek

-ing yapısındaki making long land routes obsolete yan cümlesi, önceki gelişmenin sonucunu ekler. Yapının içinde make + nesne + sıfat düzeni vardır: long land routes nesnedir; obsolete ise nesnede oluşan durumu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. Obsolete, daha yeni bir yöntem veya teknoloji onun yerini aldığı için bir şeyin artık yararlı ya da gerekli olmadığını belirtir. Yalnızca old demekten daha güçlü ve özeldir.

Alıştırma

Cümleyi making ve obsolete kullanan dört kelimelik tam sonuç ifadesiyle tamamla: The city introduced digital passes, ____.

Cevabı göster

making paper tickets obsolete

Meanwhile, Anlatım akışı

3:57

Bu sırada,

Anlatım akışı

Meanwhile: eş zamanlı bir anlatı çizgisine geçiş

Meanwhile, anlatının aynı dönemde gerçekleşen başka bir olaya geçtiğini gösterir. Burada bir geçiş sözcüğü olarak bir tarihsel akışı geçici olarak durdurur ve dikkati paralel ilerleyen başka bir akışa yöneltir. Temel görevi karşıtlık veya anlaşmazlık göstermek değil, zamanı düzenlemektir. Olayların tarihsel bir dönem içinde genel olarak örtüşmesi yeterlidir; tam olarak aynı anda gerçekleşmeleri gerekmez.

Alıştırma

Aynı dönemde gerçekleşen başka bir olaya geçmek için en uygun geçişi kullanan cümle hangisidir?

  1. The engineers tested the bridge. Therefore, the city prepared new safety rules.
  2. The engineers tested the bridge. Meanwhile, the city prepared new safety rules.
  3. The engineers tested the bridge. However, the city prepared new safety rules.
Cevabı göster

The engineers tested the bridge. Meanwhile, the city prepared new safety rules.

the collapse of Mongol rule was followed by China's withdrawal from international trade. Notlar

3:59

Moğol egemenliğinin çöküşünü Çin'in uluslararası ticaretten çekilmesi izledi.

Kalıp ifadeler

A was followed by B: olayların sırasını gösterme

A was followed by B kalıbı, önce A'nın, ardından B'nin gerçekleştiği anlamına gelir. Burada A, the collapse of Mongol rule; B ise China's withdrawal from international trade bölümüdür. Bu, olay sırasını gösteren edilgen bir kalıptır. Etken biçimi B followed A şeklindedir ve sıra değişmez: A → B. followed by ifadesini fiziksel olarak birinin arkasından gitmek şeklinde okumayın; burada olayları zamana göre sıralar.

Alıştırma

Konuşmanın önce, filmin sonra geldiğini belirten edilgen sıralama kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The opening speech ____ a short film.

Cevabı göster

was followed by

Kelime

withdrawal from international trade: bir sistemden veya faaliyetten ayrılma

Bu cümlede withdrawal, withdraw fiilinin isim biçimidir. China's, çekilen tarafın ülke olduğunu; from international trade ise ayrıldığı faaliyet veya sistemi gösterir. Bu ifade, bankadan para çekmeyi değil, ulusal düzeyde bir politika değişikliğini anlatır. someone's withdrawal from something biçimindeki adlaştırılmış yapı, resmî tarih ve politika metinlerinde yaygındır. Fiilli daha doğrudan biçim şöyledir: China withdrew from international trade.

Alıştırma

Hangi cümlede withdrawal from, bir anlaşma veya sistemden ayrılmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The country's withdrawal from the treaty changed regional politics.
  2. The clerk approved a cash withdrawal from my account.
  3. The doctor treated the athlete's withdrawal symptoms.
Cevabı göster

The country's withdrawal from the treaty changed regional politics.

But even though the old routes and networks did not last, Dilbilgisi

4:03

Ancak eski rotalar ve ağlar devam etmese de,

Dilbilgisi

But even though ...: karşıt bir sonuçtan önce bir gerçeği kabul etmek

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: eski güzergâhların ve ağların kalıcı olmamasını kabul edilmiş bir gerçek olarak sunar; ardından gelen ana cümle ise bu gerçeğe rağmen geçerli olan bir sonuç veya iddia verir. Böylece ileti “A olsa da B” biçiminde düzenlenir ve ana nokta B olur. Baştaki But, cümleyi önceki anlatıma bağlar. Cümlenin içinde even though ile eşleşen bir sözcük değildir. Tam kalıp But even though A, B biçimindedir; vurgulanan bölüm virgülde bittiği için düşünceyi tamamlamak üzere hâlâ bir ana cümle gerekir.

Alıştırma

Hangi seçenek But even though yapısını önceki cümleye bağlanıp ödünlemeyi tamamlayacak biçimde doğru kullanır?

  1. We had expected the event to be canceled. Even though it rained, but the concert continued indoors.
  2. We had expected the event to be canceled. But even though it rained, the concert continued indoors.
  3. We had expected the event to be canceled. But even though the rain, the concert continued indoors.
Cevabı göster

We had expected the event to be canceled. But even though it rained, the concert continued indoors.

they had changed the world forever,

4:06

dünyayı sonsuza dek değiştirmişlerdi

and there was no going back. Deyimler

4:08

ve artık geri dönüş yoktu.

Deyimler

there was no going back: geri döndürülemez bir durum

There was no going back, olayların önceki duruma dönmenin ve seçim ya da değişikliği geri almanın artık mümkün olmadığı bir noktaya ulaştığını anlatır. Buradaki kullanım mecazidir; birinin bir yere geri dönememesi anlamına gelmez. Yapı there was no + going back biçimindedir. Geçmiş zaman was, geçmişteki anlatıma uyar; and ise bu geri döndürülemez sonucu anlatının bir sonraki çıkarımı olarak sunar.

Alıştırma

Sonucun geri alınamayacağını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Once the final agreement was signed, there was ____.

Cevabı göster

no going back

Europeans seeking new maritime routes to the riches they knew awaited in East Asia Dilbilgisi

4:10

Doğu Asya'da kendilerini beklediğini bildikleri zenginliklere ulaşmak için yeni deniz yolları arayan Avrupalılar,

Dilbilgisi

Europeans seeking new maritime routes: -ing öbeğiyle nitelenen bir isim

Europeans ana isimdir; seeking new maritime routes ise ondan sonra gelen, hangi Avrupalıların kastedildiğini ve amaçlarının ne olduğunu anlatan bir -ing öbeğidir. Europeans who were seeking new maritime routes biçiminde açılabilir. Seeking burada yeni bir cümlenin ana fiili değildir. Daha büyük cümleyi okurken bu grubun tamamını eylemi yapan grup olarak birlikte değerlendirin ve ileride grubun ne yaptığını anlatan zaman çekimli fiili arayın.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing öbeği insanları doğru biçimde nitelerken ayrı bir ana fiil de korunmuştur?

  1. Scientists searching for clean energy developed a new battery.
  2. Scientists searched for clean energy developed a new battery.
  3. Scientists searching for clean energy developing a new battery.
Cevabı göster

Scientists searching for clean energy developed a new battery.

Dilbilgisi

riches they knew awaited in: iç içe geçmiş ilgi tümcesinde düşürülen that

riches they knew awaited in East Asia ifadesinde riches adından sonra iç içe geçmiş bir ilgi tümcesi gelir. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür; geri getirildiğinde ifade riches that they knew awaited in East Asia olur. Anlamı, onların zenginliklerin Doğu Asya'da beklediğini ya da orada bulunabileceğini bilmeleridir. Yapıyı görmek için they knew bölümünü geçici olarak çıkarın: riches awaited in East Asia. Riches, awaited fiilinin mantıksal öznesidir; they ise knew fiilinin öznesidir. Aynı yapı, bir inanç çerçevesinin adı niteleyen bölümün içine yerleştirildiği the challenges we believed lay ahead ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle riches they knew awaited in East Asia ile aynı iç içe niteleme yapısını kullanır ve challenges sözcüğünü awaited fiilinin öznesi yapar?

  1. The challenges she learned about overseas did not change her decision.
  2. The challenges she knew awaited her overseas did not change her decision.
  3. She knew that challenges awaited her overseas, but her decision did not change.
Cevabı göster

The challenges she knew awaited her overseas did not change her decision.

led to the Age of Exploration and expansion into Africa and the Americas. Kültür

4:15

Keşifler Çağı'nın başlamasına ve Afrika ile Amerika'ya doğru genişlemeye yol açtı.

Kültür

the Age of Exploration: adlandırılmış bir tarihsel çağ

The Age of Exploration, yaklaşık on beşinci yüzyıldan on yedinci yüzyıla kadar süren tarihsel dönemin yaygın adıdır. Bu dönemde Avrupalı güçler uzun mesafeli okyanus yolculukları yaptı, yeni deniz yolları kurdu ve başka bölgelere yayıldı. Bu cümlede ifade, Doğu Asya'ya giden yolların aranmasını Avrupa'nın denizaşırı keşif ve genişlemesiyle ilişkilendirir. Buradaki Age, bir kişinin yaşı değil, tarihsel bir çağ anlamına gelir.

Alıştırma

Cümlede the Age of Exploration neyi ifade eder?

  1. Avrupalı denizcilerin ortalama yaşı
  2. Avrupa'nın uzun mesafeli deniz keşifleri ve denizaşırı genişlemesiyle tanımlanan tarihsel bir dönem
  3. Bir deniz yolunu keşfetmek için gereken süre
Cevabı göster

Avrupa'nın uzun mesafeli deniz keşifleri ve denizaşırı genişlemesiyle tanımlanan tarihsel bir dönem

Today,

4:19

Bugün,

global interconnectedness shapes our lives like never before. Kalıp ifadeler

4:20

küresel bağlantılılık hayatımızı daha önce hiç olmadığı kadar şekillendiriyor.

Kalıp ifadeler

like never before: daha önce görülmemiş bir ölçüde

Like never before, “geçmişte hiç olmadığı bir ölçüde veya biçimde” anlamına gelir. Cümlenin sonunda yer alarak bugünü geçmişteki bütün dönemlerle karşılaştırır ve küresel bağlantılılığın hayatlarımızı şekillendirdiği iddiasını güçlendirir. Geçmişteki belirli bir olaya işaret etmez. Geniş kapsamlı bir vurgu yapar: hayat üzerindeki etki artık eskisinden daha güçlü veya daha kapsamlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “daha önce görülmemiş bir ölçüde” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: With real-time translation, people can communicate across languages ____.

Cevabı göster

like never before

Canadian shoppers buy T-shirts made in Bangladesh,

4:24

Kanadalı alışveriş yapanlar Bangladeş'te üretilmiş tişörtler satın alıyor,

Japanese audiences watch British television shows,

4:27

Japon izleyiciler İngiliz televizyon programlarını izliyor,

and Tunisians use American software to launch a revolution. Kelime

4:30

ve Tunuslular bir devrim başlatmak için Amerikan yazılımlarını kullanıyor.

Kelime

to launch a revolution: büyük ve örgütlü bir eylem başlatmak

Launch a revolution ifadesinde launch, büyük ve örgütlü bir eylemi resmî biçimde başlatmak veya harekete geçirmek anlamına gelir. Revolution nesnedir; dolayısıyla başlatılan eylem devrimdir, software ise yalnızca bunu yapmak için kullanılan araçtır. To launch mastar yapısı use eyleminin amacını belirtir: yazılımı devrimi başlatmak için kullanırlar. Aynı anlam launch a campaign, launch an investigation ve launch a project ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede launch, “büyük ve örgütlü bir girişimi resmî olarak başlatmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The charity launched a nationwide campaign to provide clean water.
  2. The app launched when I tapped the icon.
  3. The child launched a paper airplane across the room.
Cevabı göster

The charity launched a nationwide campaign to provide clean water.

The impact of globalization on culture and economy is indisputable, Kalıp ifadeler

4:33

Küreselleşmenin kültür ve ekonomi üzerindeki etkisi tartışılmazdır,

Kalıp ifadeler

the impact of A on B: kaynak ve etkilenen hedef

the impact of A on B isim kalıbı, 'A’nın B üzerindeki etkisi' anlamına gelir. of sonrasındaki A, etkinin kaynağını veya nedenini; on sonrasındaki B ise etkilenen kişiyi, grubu ya da alanı belirtir. Burada globalization kaynaktır; culture and economy ise etkilenen alanlardır. Bu kalıp, önce kaynağı sonra hedefi belirterek bilgiyi düzenler. Cümlenin geri kalanında bu etki değerlendirilirken veya tartışılırken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi the impact of A on B kalıbındaki iki edatla tamamlayın: The report examines the impact ____ tourism ____ local communities.

Cevabı göster

of · on

but whatever its benefits and drawbacks, Dilbilgisi

4:38

ancak faydaları ve zararları ne olursa olsun,

Dilbilgisi

but whatever its benefits and drawbacks: ödünleme ifadesi

Burada whatever, 'faydaları ve sakıncaları ne olursa olsun' anlamında bir ödünleme düşüncesi getirir. Hangi fayda ve sakıncaların var olduğunu sormaz. Bu ifade, olumlu ve olumsuz yönleri kısaca kabul eder ve ardından yine de geçerli olan ana düşünceye yer açar. but, bu ödünlemeyi önceki ifadeye bağlar; virgül ise ardından bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir. Genişletilmiş biçim whatever its benefits and drawbacks may be şeklindedir ve may be atılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonuca geçmeden önce olası fayda ve sakıncaları kabul etmek için whatever sözcüğünü doğru kullanır?

  1. The policy will affect everyone because its benefits are whatever.
  2. Whatever its benefits and drawbacks, the policy will affect everyone.
  3. Whatever are its benefits and drawbacks, but the policy will affect everyone.
Cevabı göster

Whatever its benefits and drawbacks, the policy will affect everyone.

it is far from a new phenomenon. Kalıp ifadeler

4:40

yeni bir fenomen olmaktan çok uzaktır.

Kalıp ifadeler

far from a new phenomenon: mekânsal olmayan güçlü olumsuzluk

Burada far from fiziksel mesafeyi değil, dereceyi ifade eder. “Hiç de” veya “kesinlikle ... değil” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, bu olgunun uzun zamandır var olduğunu ve yeni olmadığını söyler. Yalnızca it is not new demeye kıyasla far from a new phenomenon, bunun yeni olduğu düşüncesini daha güçlü biçimde düzeltir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı be far from + isim veya sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümlede far from fiziksel mesafeyi değil, bir tanımı güçlü biçimde reddetmeyi ifade eder?

  1. The plan is far from perfect; several major problems remain.
  2. The cabin is far from the nearest town, so the drive takes two hours.
  3. She moved the chair far from the heater to keep it cool.
Cevabı göster

The plan is far from perfect; several major problems remain.

And though the mountains, deserts, and oceans that once separated us Dilbilgisi

4:42

Ve bir zamanlar bizi ayıran dağlar, çöller ve okyanuslar

are now circumvented through supersonic vehicles,

4:46

artık aylarca yolculuk eden kervanlar yerine

cross-continental communication cables, Kelime

4:48

süpersonik araçlar,

Kelime

cross-continental communication cables ifadesini anlamak

cross-continental communication cables, birden fazla katmandan oluşan bir isim öbeğidir. Ana isim cables olduğu için öbek bir kablo türünü adlandırır. Communication kabloların kullanım amacını, cross-continental ise coğrafi kapsamını belirtir: kıta ölçeğindeki mesafeleri aşarlar veya birbirinden uzak kıtasal bölgeleri bağlarlar. Bu tür teknik isim dizilerini sağdan sola okuyun: önce cables, sonra communication cables, en son cross-continental communication cables. Kısa çizgi, cross ve continental sözcüklerini isim öbeğinin önünde kullanılan tek bir birleşik sıfatta birleştirir.

Alıştırma

cross-continental communication cables isim öbeğinde asıl nesneyi adlandıran ana isim hangisidir?

  1. cross-continental
  2. cables
  3. communication
Cevabı göster

cables

and signals beamed through space, Dilbilgisi

4:51

kıtalararası iletişim kabloları

Dilbilgisi

that once ... are now circumvented through ...: geçmişten bugüne karşıtlık

that once separated us, çoğul isim grubu mountains, deserts, and oceans'ı niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. That, separated fiilinin öznesidir; once ise bu ayrılma durumunu geçmişe yerleştirir. Bu isim grubunun temel fiili, engellerin artık aşıldığını belirten edilgen are now circumvented yapısıdır. Once ve now geçmişle şimdi arasında karşıtlık kurarken through, engelleri aşmak için kullanılan araçları tanıtır. Baştaki though, bu fikrin tamamını sonrasında gelen karşıt ana cümle için bir ödünleme arka planına dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle aynı yapıyı kullanır: that once ... ile nitelenen çoğul bir isim ve ardından edilgen are now ...?

  1. A new tunnel now passes through the barriers that once isolated the village.
  2. The village that was once isolated now uses a new tunnel through the barriers.
  3. The barriers that once isolated the village are now circumvented through a new tunnel.
Cevabı göster

The barriers that once isolated the village are now circumvented through a new tunnel.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen niteleyici olarak signals beamed through space

beamed through space, signals sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: signals beamed through space, signals that are beamed through space ile aynı anlama gelir. Sinyaller eyleme maruz kalır; başka bir şey onları iletir. Burada beam, “radyo dalgaları veya başka bir yönlendirilmiş ışın aracılığıyla göndermek ya da iletmek” anlamında bir fiildir. “Gülümsemek” anlamına gelmez. İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı, edilgen bir açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen niteleyiciyi tamamlamak için beam fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The station receives signals ____ through space.

Cevabı göster

beamed

rather than caravans traveling for months, Anlatım akışı

4:53

ve uzaydan yayınlanan sinyaller aracılığıyla aşılıyor olsa da,

Anlatım akışı

rather than caravans traveling for months: yerini başka bir yöntemin aldığı eski yöntemi tanıtmak

Burada rather than, daha önce sözü edilen modern yöntemle karşılaştırılan eski yöntemi tanıtır. Yeni bir olay başlatmaz; modern yöntemi yolculukları aylar süren kervanlarla yan yana getirerek düşünceyi eski ve yeni arasındaki karşıtlıkla tamamlar. caravans traveling for months ifadesinde caravans bir isimdir; traveling for months ise bu ismi niteleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. İsim öbeğinin tamamı rather than ile tanıtılan ikinci seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi, tercih edilmeyen seçeneği tanıtan dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The archive used email ____ couriers carrying documents between cities.

Cevabı göster

rather than

none of it would have been possible without the pioneering cultures, Notlar

4:56

İpek Yolu'nu yaratan

Kelime

the pioneering cultures: yol gösteren uygarlıklar

Burada pioneering, “önemli bir şeyi başkalarından önce yaparak veya geliştirerek yol göstermek” anlamına gelen bir sıfattır. Sonraki toplumların izleyebileceği bir yol açtıkları için bu kültürleri olumlu biçimde değerlendirir. Cultures burada ortak yaşam biçimlerine ve tarihsel geleneklere sahip toplumları veya uygarlıkları anlatır; sanat etkinliklerini ya da derslerini anlatmaz. Bu nedenle the pioneering cultures, erken dönemde öncü ve yol açıcı bir rol oynayan toplumlar demektir.

Alıştırma

Bu cümlede the pioneering cultures ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Etkili uygulamalar geliştirerek yol gösteren toplumlar
  2. Yalnızca çok eski olarak tanımlanan toplumlar
  3. Kâşifler için düzenlenen sanat ve müzik etkinlikleri
Cevabı göster

Etkili uygulamalar geliştirerek yol gösteren toplumlar

whose efforts created the Silk Road, Dilbilgisi

4:59

ve tarihin ilk dünya çapındaki ağını kuran o öncü kültürlerin

Dilbilgisi

whose efforts created: aitlik bildiren whose

Whose, aitlik bildiren bir ilgi sözcüğüdür. whose efforts created ... yapısında whose, önceki the pioneering cultures ifadesine döner ve bu kültürlerle efforts arasında bağ kurar: çabalar bu kültürlere aittir. Efforts, created fiilinin öznesidir. Yapı, öncül + whose + isim + fiil şeklindedir. Whose yalnızca bir kişiye değil, gruplara, kuruluşlara, ülkelere ve nesnelere de gönderme yapabilir. Buradaki virgül, hangi kültürlerden söz edildiğini belirlemek yerine kültürler hakkında ek bilgi başlatır.

Alıştırma

Aitlik bildiren ilgi sözcüğünü yazın: The organization, ____ volunteers rebuilt the school, received an award.

Cevabı göster

whose

history's first worldwide web. Deyimler

5:01

çabaları olmasaydı bunların hiçbiri mümkün olmazdı.

Dilbilgisi

none of it would have been possible without ...: geçmişteki sonuca ilişkin gerçek dışı varsayım

None of it would have been possible without ... geçmişte gerçekten gerçekleşmiş bir sonuca bakar ve bunun karşıtı olan koşulu hayal eder. Başarılar gerçekten gerçekleşmiştir; ancak konuşan kişi, öncü kültürler katkıda bulunmasaydı bu başarıların gerçekleşemeyeceğini söyler. Would have been possible, hayal edilen sonucu geçmişe yerleştirir. Without the pioneering cultures, eksik olduğu varsayılan gerekli koşulu belirtir; none of it ise olumsuzluğun kapsamını az önce sözü edilen her şeye genişletir.

Alıştırma

Toplum merkezi geçen yıl başarıyla tamamlandı. Merkezin tamamlanmasının hibeye bağlı olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The community center would not have been possible without the grant.
  2. The community center will not be possible without the grant.
  3. The community center would not be possible without the grant.
Cevabı göster

The community center would not have been possible without the grant.

Deyimler

İpek Yolu metaforu olarak history's first worldwide web

Burada history's first worldwide web, İpek Yolu için kullanılan mecazi bir adlandırmadır. İpek Yolu'nun güzergâhlarını ve topluluklarını, uzak bölgeleri birbirine bağlayan ve malları, bilgiyi ve kültürü taşıyan bir ağa benzetir. Bu ifade, eski bir sistemi tanıdık hâle getirmek için modern World Wide Web fikrini ödünç alır. Canlı bir söz sanatı özetidir; İpek Yolu'nun dijital internet olduğu ya da kelimenin tam anlamıyla tarihteki ilk ağ olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

İpek Yolu'nu anlatan bir metinde history's first worldwide web ne anlama gelir?

  1. İpek Yolu'ndaki insanların modern interneti kullandığını söyler.
  2. İpek Yolu'nu uzak bölgeleri birbirine bağlayan bir ağa benzetir.
  3. İpek Yolu'nun üzerine yayılmış devasa, fiziksel bir ağı anlatır.
Cevabı göster

İpek Yolu'nu uzak bölgeleri birbirine bağlayan bir ağa benzetir.