Tembeller için egzersiz ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
951 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Neil ve Sam, zamanı ya da motivasyonu az olan kişilerin daha kısa fakat yoğun egzersizler ve günlük hareketliliğe yönelik küçük değişikliklerle nasıl sağlıklı kalabileceğini inceliyor. Birleşik Krallık’ta günde 10.000 adım öneriliyor; ancak daha az adımı daha hızlı atmak da sağlık açısından yarar sağlayabiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what is the least amount of exercise someone can get away with doing while still staying healthy. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Dolaylı bir sorunun be asking ifadesinden sonra doğrudan soru söz dizimine dönmeden nasıl yer aldığını öğrenin. Böylece bir etkinliğin kabul edilebilir en düşük miktarıyla ilgili karmaşık bir konuyu sunabilirsiniz. 2. sedentary. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Sağlık ve iş ortamlarında, çok az fiziksel etkinlik içeren bir işi veya yaşam biçimini anlatan bu resmî sözcüğü tanıyın; sözcüğü yalnızca kişinin belirli bir anda oturması şeklinde yorumlamayın. 3. more bang for your buck. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Aynı zaman, para ya da emek yatırımıyla daha iyi sonuç elde etmeyi anlatan bu deyimi anlayıp kullanın; kısa fakat yoğun egzersizlerin verimliliğini açıklarken de bu ifadeden yararlanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikada İngilizce.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:13

Ve ben Sam.

Did you make any New Year's resolutions this year, Neil? Kalıp ifadeler

0:14

Bu yıl herhangi bir Yeni Yıl kararı aldın mı, Neil?

Kalıp ifadeler

make any New Year's resolutions: kişisel yeni yıl hedefleri belirlemek

Make a New Year's resolution, yeni yıl için kişisel bir söz veya hedef belirlerken kullanılan standart kelime birlikteliğidir. Buradaki make bir nesne üretmek değil, bir kararı oluşturmak veya dile getirmek anlamına gelir. Resolution ise resmî bir karar değil, kişisel bir taahhüttür. Bu evet-hayır sorusunda any sayıyı açık bırakır: Neil bir karar, birkaç karar veya hiç karar almamış olabilir.

Alıştırma

Öğrenilen yeni yıl ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This year, Maya will ____ to read for twenty minutes every day.

Cevabı göster

make a New Year's resolution

They're promises that you make to yourself Dilbilgisi

0:17

Bunlar gelecek yılda olumlu bir şey yapmak için

to do something positive in the coming year.

0:19

kendi kendine verdiğin sözlerdir.

Dilbilgisi

promises that you make to yourself to do ...: sözün kime verildiği ve neyin vaat edildiği

That you make to yourself sözleri, promises hakkında daha fazla bilgi verir. Dil bilgisinde buna ilgi cümleciği denir. That, promises sözcüğüne geri döner ve make fiilinin nesnesi olarak görev yapar: bu sözleri kendine verirsin. İki to bölümü farklı işler yapar. To yourself sözün kime verildiğini, to do something positive ise söz verilen eylemi belirtir. In the coming year bu eylemin ne zaman yapılmasının planlandığını gösterir.

Alıştırma

These goals are promises that you make to yourself to help someone each week cümlesinde iki to bölümü neyi gösterir?

  1. İki bölüm de sözün ne zaman gerçekleşeceğini gösterir.
  2. to yourself söz verilen eylemi, to help someone each week ise sözün verildiği kişiyi gösterir.
  3. to yourself sözün kime verildiğini, to help someone each week ise söz verilen eylemi gösterir.
Cevabı göster

to yourself sözün kime verildiğini, to help someone each week ise söz verilen eylemi gösterir.

And now that we're into February, Dilbilgisi

0:22

Ve artık Şubat ayına girdiğimize göre,

it's getting harder to keep those promises. Kalıp ifadeler

0:24

bu sözleri tutmak giderek zorlaşıyor.

Dilbilgisi

now that we're into February: yeni bir durumun gerekçe oluşturması

Now that + yan cümlecik, artık gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve onu sonraki ifadenin nedeni ya da arka planı olarak sunar. Burada şubat ayı başlamıştır; bu nedenle sözleri tutmanın zorlaştığı yönündeki sonraki ifade anlamlıdır. Now that ifadesini now ve that sözcüklerinin ayrı anlamlarıyla değil, tek bir bağlayıcı olarak anlayın. Genellikle durumun artık değiştiğini ve sonucun bu değişiklikten doğduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede now that, zaten gerçekleşmiş bir durumu sonrasındaki ifadenin nedeni olarak sunar?

  1. If that the bus has arrived, we can get on.
  2. Now the bus that has arrived, we can get on.
  3. Now that the bus has arrived, we can get on.
Cevabı göster

Now that the bus has arrived, we can get on.

Kalıp ifadeler

keep those promises: söz verdiğin şeyi yapmak

Keep a promise, söylediğiniz şeyi yapmak, yani verdiğiniz sözü tutmak anlamına gelen yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Buradaki keep, bir şeyi saklamak ya da depolamak değil, sözü yerine getirmek anlamındadır. Those promises ifadesi daha önce söz edilen vaatleri belirtir. Cümle, bu sözlere uygun davranmayı sürdürmenin giderek zorlaştığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en doğal sözcüğü seçin: I said I would help you, and I intend to ___ my promise.

  1. save
  2. keep
  3. make
Cevabı göster

keep

Yes, the same promises I make every year, Sam,

0:26

Evet, her yıl verdiğim aynı sözler, Sam,

to exercise more and get fit. Kalıp ifadeler

0:30

daha fazla egzersiz yapmak ve forma girmek.

Kalıp ifadeler

get fit: fiziksel kondisyonu geliştirmek

Get fit, genellikle düzenli egzersiz yaparak daha sağlıklı olmak ve fiziksel kondisyonu geliştirmek anlamına gelir. get + sıfat yapısında get, durum değişikliğini gösterir. Buradaki fit, fiziksel olarak sağlıklı ve güçlü demektir; uygun veya doğru bedende demek değildir.

Alıştırma

“Fiziksel kondisyonu geliştirmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lina started cycling after school to ____.

Cevabı göster

get fit

But I'm too lazy to go running on cold winter mornings. Dilbilgisi

0:33

Ama soğuk kış sabahlarında koşuya çıkamayacak kadar tembelim.

Dilbilgisi

too lazy to go: too ... to ... yapısı

too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir özelliğin veya durumun derecesinin sonraki eylem gerçekleşmeyecek kadar yüksek olduğunu anlatır. Buradaki too lazy to go, tembelliğin konuşanın koşuya gitmesini engellediği anlamına gelir. Bu yapıda too, ayrıca değil, kabul edilebilir veya mümkün olandan fazla demektir. Lazy ile kullanıldığında eylem mümkün olabilir, ancak kişi çaba göstermek istemez.

Alıştırma

Cümleyi too ... to ... yapısıyla tamamlayın: Ben is ____ tired ____ finish his homework.

Cevabı göster

too · to

I'd rather stay in bed. Dilbilgisi

0:36

Yatakta kalmayı tercih ederim.

Dilbilgisi

Tercih edilen seçeneği anlatmak için I'd rather + fiilin yalın hâli

I'd rather, I would rather ifadesinin kısaltmasıdır. Konuşanın daha çok istediği eylemi belirtir; bu cümlede yatakta kalmayı tercih eder. would rather + fiilin yalın hâli kullanılır; bu yüzden I'd rather stay denir, I'd rather to stay denmez. İki eylemi açıkça karşılaştırmak için would rather do A than do B kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Tercihi, I would prefer anlamındaki dersin kısaltılmış ifadesiyle tamamlayın: ____ take the train than drive.

Cevabı göster

I'd rather

Are you feeling out of shape after Christmas like Neil? Kalıp ifadeler

0:37

Siz de Neil gibi Noel'den sonra formdan düşmüş hissediyor musunuz?

Kalıp ifadeler

out of shape: fiziksel olarak formsuz olmak

Bir kişiyi tanımladığında out of shape, genellikle kişinin yakın zamanda egzersiz yapmaması nedeniyle fiziksel olarak formda olmadığını belirten bir deyimdir. Burada feeling out of shape, dayanıklılığın veya kondisyonun azaldığını hissetmek demektir. Kelimesi kelimesine bir şeklin dışında olmak anlamına gelmez ve kişinin mutlaka fazla kilolu göründüğünü de belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve out of shape ifadesinin anlamını seçin: After months without exercise, Maya felt out of shape.

  1. Fiziksel olarak formda değildi.
  2. Bir şeklin dışında duruyordu.
  3. Giysilerinin bedeni yanlıştı.
Cevabı göster

Fiziksel olarak formda değildi.

Maybe you want to be more active but can't find the time. Dilbilgisi

0:40

Belki daha aktif olmak istiyorsunuz ama zaman bulamıyorsunuz.

Dilbilgisi

want to ... but can't ...: Bir hedef ve gerçek bir engel

want to ... but can't ... kalıbı önce bir hedefi söyler, ardından but ile gerçek engeli belirtir. Bu cümlede be more active hedeftir; yeterli zamanın olmaması ise engeldir. Ana bilgi but'tan sonra gelir. Can't find the time, kayıp bir zamanı aramak değil, “yeterli zaman ayıramamak” demektir. Aynı kalıp zaman, beceri, para veya başka koşullardan kaynaklanan engelleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Tam olarak want to ... but can't ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ learn to swim, but I ____ go to the pool on weekdays.

Cevabı göster

want to · can't

If so, this program is for you. Anlatım akışı

0:44

Eğer öyleyse, bu program tam size göre.

Anlatım akışı

If so: Önceki durumun tamamına gönderme yapmak

If so, “durum buysa” demektir. Buradaki so, önceki cümlede anlatılan durumun tamamını, yani daha aktif olmak isteyip zaman bulamama durumunu karşılar. “Çok” anlamına gelmez ve bir derece belirtmez. Bu kısa bağlantı, koşulu yeniden söylemeyi önler. Daha önce belirtilen durumdan bir sonuca, öneriye veya sonraki konuya geçiş sağlar.

Alıştırma

Az önce “You may feel tired after school.” dediniz. Sonraki hangi cümle bu duruma gönderme yaparak bir öneri verir?

  1. If not, take a short break.
  2. For example, take a short break.
  3. If so, take a short break.
Cevabı göster

If so, take a short break.

Yes, in this lazy person's guide to exercise, Anlatım akışı

0:47

Evet, tembel insanların bu egzersiz rehberinde,

Anlatım akışı

in this lazy person's guide to exercise: konuyu bir rehber olarak çerçevelemek

Başlangıçtaki in this ... guide to exercise ifadesi, devamındaki içeriği belirli bir tür rehber olarak sunar. Başlığın hayal ettiği kitleyi, yani lazy person ifadesini, ve konuyu, yani exercise'ı, hemen belirtir. Yeniden kullanılabilecek başlık kalıbı “iyelik biçiminde hedef kitle ifadesi + guide to + konu” şeklindedir; burada to, mastar işareti değil, “hakkında” anlamındadır. lazy person's, içeriği hafif ve şakacı biçimde sunar. Basit ve az çaba gerektiren öneriler vaat eder, programa samimi bir ton verir; insanları gerçekten tembel olmaya teşvik etmez.

Alıştırma

Başlığı guide kalıbıyla tamamlayın: A beginner's ____ photography.

Cevabı göster

guide to

we'll be asking what is the least amount of exercise Dilbilgisi

0:50

sağlıklı kalmaya devam ederken,

someone can get away with doing Öbek fiiller

0:53

birisinin yapıp da paçayı kurtarabileceği

while still staying healthy.

0:55

en az egzersiz miktarının ne olduğunu soracağız.

Dilbilgisi

what is the least amount ...: asking sonrasında dolaylı soru

what ile başlayan yan cümlenin tamamı we'll be asking ifadesinin içeriğidir: Programın araştıracağı soruyu, yani bir kişinin sağlıklı kalırken yapabileceği en az egzersiz miktarını belirtir. Dolaylı soru normalde yan cümle söz dizimini kullanır ve do, does ya da did eklemez: ask how much exercise someone needs denir; ask how much exercise does someone need denmez. Orijinal cümlede what, is fiilinin öznesi olarak işlev görebilir. Bu nedenle what is the least amount ... daha büyük bir cümlenin içinde de dilbilgisi açısından doğrudur. Buradaki what is, doğrudan soru devrikliğinin fazladan kullanılması değildir.

Alıştırma

Doğrudan soru How much exercise does a child need? şeklindedir. Hangi cümle bunu We want to know ifadesinden sonra doğru biçimde kullanır?

  1. We want to know does a child need how much exercise.
  2. We want to know how much exercise does a child need.
  3. We want to know how much exercise a child needs.
Cevabı göster

We want to know how much exercise a child needs.

Öbek fiiller

get away with doing: beklenen sonuca katlanmadan bir şey yapmak

Get away with doing something, bir şeyi yapıp normalde beklenen ceza ya da başka olumsuz sonuçla karşılaşmamak demektir. Burada suçtan değil, şakacı bir fikirden söz ediliyor: Bir kişi ne kadar az egzersiz yapıp yine de sağlıklı kalabilir? İfade, gerçekten kaçmak yerine en azını yapıp yine de kabul edilebilir bir sonuç almak anlamını taşır.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin cezasından kaçmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: You won't ____ cheating in the exam.

Cevabı göster

get away with

And of course, we'll be learning some useful vocabulary as well.

0:57

Ve elbette, bazı faydalı kelimeler de öğreneceğiz.

Of course, any exercise is better than none.

1:01

Tabii ki, biraz egzersiz hiç yoktan iyidir.

Structured exercise activities like going to a fitness class

1:04

Bir fitness dersine gitmek veya yüzmek gibi

or swimming are great.

1:08

planlı egzersiz aktiviteleri harikadır.

But if that's not possible,

1:10

Ama eğer bu mümkün değilse,

we'll be hearing about small changes you can make

1:11

aynı zamanda yardımcı olacak yapabileceğiniz

that will help as well.

1:14

küçük değişiklikler hakkında da duyacaklarımız var.

Which is good news because fewer and fewer of us Notlar

1:15

Bu iyi bir haber çünkü giderek daha azımız

are doing what the UK government recommends, Kalıp ifadeler

1:18

İngiltere hükümetinin önerdiği şeyi yapıyor,

30 minutes of moderate exercise a day.

1:21

günde 30 dakika orta tempolu egzersiz.

Anlatım akışı

Which is good news because: önceki fikre dönmek ve neden vermek

Which, önceki cümledeki tek bir isme değil, cümlenin anlattığı fikrin tamamına gönderme yapar. Ardından is good news bu fikri değerlendirir ve because bu değerlendirmenin nedenini açıklar. Bu yapı, bilgileri önceki nokta, değerlendirme ve neden sırasıyla bağlı tutarken konuşmacının kısa bir yorum eklemesini sağlar. Altyazı Which ile başlasa da konuşmada önceki cümlenin devamı olarak işlev görür.

Alıştırma

Which is good news because... ifadesinde Which ve because hangi görevleri yapar?

  1. Which yalnızca en yakın isme gönderme yapar ve because bir karşıtlık sunar.
  2. Which önceki ifadenin tamamına gönderme yapar ve because bunun neden iyi haber sayıldığını açıklar.
  3. Which soru sorar ve because ilgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster

Which önceki ifadenin tamamına gönderme yapar ve because bunun neden iyi haber sayıldığını açıklar.

Dilbilgisi

fewer and fewer of us: aramızdaki kişi sayısının sürekli azalması

Fewer and fewer of us, grubumuzda bunu yapan insanların sayısının sürekli azaldığını belirtir. Fewer, sayılabilen insanları niteler; of us ise sayılan grubun “bizim aramızdaki kişiler” olduğunu gösterir. Fewer and fewer biçimindeki tekrarlı karşılaştırma yapısı, yalnızca belirli bir anda sayının az olduğunu değil, devam eden bir azalma eğilimini anlatır. Fewer and fewer people örneğinde olduğu gibi çoğul sayılabilen bir isimden önce de kullanılabilir.

Alıştırma

Sayılabilen bir sayının sürekli azaldığını belirten tekrarlı karşılaştırma yapısıyla cümleyi tamamlayın: As online booking grew, ____ customers called the office.

Cevabı göster

fewer and fewer

Kalıp ifadeler

doing what the UK government recommends: tavsiyeyi uygulamak

Doing what the UK government recommends yapısında what the UK government recommends, doing fiilinin nesnesidir. Burada what, “the thing that” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, hükümetin tavsiyesini uygulamak demektir. What zaten önerilen eylemi temsil eder ve recommends içinde nesne görevini üstlenir. Bu nedenle bu yapıda recommends sonrasına it eklenmez ve what öncesine to getirilmez. Ardından gelen 30 minutes of moderate exercise a day bölümü önerinin içeriğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi do what someone recommends yapısıyla tamamlayın: If you want the plan to work, ____ your coach recommends.

Cevabı göster

do what

In fact, the government recently downgraded its recommendation Kelime

1:25

Aslında, hükümet yakın zamanda bu önerisini düşürdü

because so few Brits were following it.

1:29

çünkü çok az İngiliz buna uyuyordu.

Kelime

downgraded its recommendation: resmî bir tavsiyenin düzeyini düşürmek

Burada downgraded its recommendation, hükümetin resmî tavsiyesindeki düzeyi veya hedefi düşürdüğü anlamına gelir. Tavsiye hâlâ geçerlidir ancak artık eskisine göre daha azını ister; tavsiyenin kötü olduğuna karar verilmemiş ve tavsiye kaldırılmamıştır. Downgrade; politika, derecelendirme, uyarı, hizmet veya beklentilerin daha düşük bir düzeye geçirilmesini anlatabilir. Nesne, neyin düşürüldüğünü gösterir.

Alıştırma

Bir kurum tavsiye edilen günlük egzersiz süresini 30 dakikadan 20 dakikaya indiriyor ancak tavsiyeyi yürürlükte tutuyor. Değişimi en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The agency upgraded its recommendation from 20 minutes to 30 minutes.
  2. The agency withdrew its recommendation and gave no new target.
  3. The agency downgraded its recommendation from 30 minutes to 20 minutes.
Cevabı göster

The agency downgraded its recommendation from 30 minutes to 20 minutes.

So, Sam, according to new government advice, Anlatım akışı

1:32

Peki Sam, yeni hükümet tavsiyesine göre,

what is the minimum number of steps

1:35

sağlıklı kalmak için her gün

we should walk every day to stay healthy?

1:38

yürümemiz gereken minimum adım sayısı nedir?

Anlatım akışı

So ... according to new government advice: arka plandan soruya geçmek

Bu soruda So, önceki açıklamadan sonraki etkinliğe geçildiğini gösterir; Sam ise cevap vermesi gereken kişiye doğrudan seslenir. According to new government advice, cevabın dayanması gereken bilgi kaynağını belirtir. Bu parçalar birlikte konuşmayı düzenler: önceki bilgiyle bağlantı kurar, cevaplayacak kişiyi belirler, kaynağı gösterir ve ardından soruyu sorar. According to, bir bilginin bir kaynak tarafından belirtildiğini veya gösterildiğini anlatır; konuşanın o bilgiye katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu hava durumu raporunu az önce okudu ve şimdi Leo'nun bu raporu kullanarak bir soruyu cevaplamasını istiyor. Geçişi en açık biçimde yapan cümle hangisidir?

  1. Leo, in my opinion, when will the rain begin?
  2. So, according to Leo, the weather report says it will rain.
  3. So, Leo, according to the weather report, when will the rain begin?
Cevabı göster

So, Leo, according to the weather report, when will the rain begin?

Is it A, 5,000 steps,

1:41

A, 5.000 adım mı,

B, 10,000 steps, or C, 20,000 steps?

1:43

B, 10.000 adım mı, yoksa C, 20.000 adım mı?

I'll say A, 5,000 steps per day.

1:48

Ben A diyeceğim, günde 5.000 adım.

Okay, Sam.

1:51

Tamam, Sam.

We'll find out the answer at the end of the program.

1:51

Cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Someone else who's interested in how little exercise he can do Dilbilgisi

1:55

Ne kadar az egzersiz yapabileceğiyle ilgilenen bir başka kişi de

is BBC reporter James Gallagher.

1:59

BBC muhabiri James Gallagher.

Dilbilgisi

Someone else who's interested in ...: bağlantılı başka bir kişiyi tanıtmak

Burada someone else, daha önce sözü edilen veya bağlamdan anlaşılan kişiye ek olarak “başka bir kişi daha” demektir. who's interested in ... ilgi cümleciği, yeni kişinin aynı konuyla neden bağlantılı olduğunu açıklar. Vurgulanan bölümün tamamı öznedir; ardından gelen is BBC reporter James Gallagher bölümü kişinin kimliğini sonunda açıklar. İlgi cümleciğindeki how little exercise he can do dolaylı sorudur; bu yüzden can he do değil, düz cümle dizilişi olan he can do kullanılır.

Alıştırma

Konuyla bağlantılı bir kişiyi daha doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Someone who's else interested in space is my cousin Mia.
  2. Someone else who interested in space is my cousin Mia.
  3. Someone else who's interested in space is my cousin Mia.
Cevabı göster

Someone else who's interested in space is my cousin Mia.

Here's James speaking with sports physiologist Dr. Zoe Saynor, Anlatım akışı

2:02

İşte James spor fizyoloğu Dr. Zoe Saynor ile konuşuyor,

after Zoe had been monitoring James's fitness

2:06

Zoe, BBC Radyo 4 programı Inside Science için

while running on a treadmill for BBC Radio 4 program Inside Science. Kalıp ifadeler

2:09

koşu bandında koşarken James'in zindeliğini izledikten sonra.

Anlatım akışı

Here's James speaking with ...: bir röportaj kaydını tanıtmak

Here's James speaking with ... sunucu tarzı bir giriştir ve sırada James'in sesinin ya da görüntüsünün olduğunu belirtir. Here's burada öncelikle fiziksel konum göstermez; dinleyiciyi anlatımdan kaydedilmiş konuşmaya geçirir. speaking with sports physiologist Dr. Zoe Saynor biçimindeki -ing öbeği James'in ne yaptığını ve kiminle konuştuğunu hızla bildirir. Ardından after cümleciği daha önce yapılan ölçümü arka plan olarak ekler; böylece önce kayıt tanıtılır, sonra bağlam verilir.

Alıştırma

İzleyicinin birazdan dinleyeceği bir röportaj kaydını doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. A local scientist is here, and Maya has a new project.
  2. Here's Maya speaking with a local scientist about the new project.
  3. Maya spoke with a local scientist about the new project last month.
Cevabı göster

Here's Maya speaking with a local scientist about the new project.

Kalıp ifadeler

while running on a treadmill: koşu bandında koşarken

Run on a treadmill, bu spor aletini kullanarak koşmayı anlatan doğal kelime birleşimidir. On, koşan kişinin aletin üzerinde egzersiz yaptığını gösterir; treadmill açık havadaki koşu pisti değildir. While running on a treadmill, koşmayı izlemeyle aynı anda gerçekleşen arka plan eylemi olarak sunar. Bu bağlamda koşan kişi James'tir.

Alıştırma

Hangi cümle Leah'nın spor salonunda koşmak için koşu bandı kullandığını doğal biçimde anlatır?

  1. Leah runs on a treadmill at the gym.
  2. Leah runs in a treadmill at the gym.
  3. Leah runs a treadmill at the gym.
Cevabı göster

Leah runs on a treadmill at the gym.

But I also know you do regularly try and do structured exercise. Kalıp ifadeler

2:15

Ama düzenli olarak planlı egzersiz yapmaya çalıştığınızı da biliyorum.

Kalıp ifadeler

do structured exercise: planlı egzersiz yapmak

Do structured exercise, genellikle belirli bir zamanı, etkinliği veya rutini olan planlı ve düzenli egzersize katılmak demektir. Evde dolaşmak gibi genel fiziksel etkinliklerden daha dar bir anlama sahiptir. Burada exercise genel olarak egzersiz etkinliğini adlandırdığı için önünde a kullanılmaz: do structured exercise. Do a structured exercise ise genellikle belirli bir egzersizi veya görevi yapmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle structured exercise kavramını en açık biçimde anlatır?

  1. Maya does structured exercise with a coach every Tuesday.
  2. Maya walks to the kitchen when she wants water.
  3. Maya stands up to open a window.
Cevabı göster

Maya does structured exercise with a coach every Tuesday.

So just so we're clear, Ton ve niyet

2:18

Yani açıkça belirtmek gerekirse,

Ton ve niyet

So just so we're clear: yanlış anlaşılmayı önlemek için açıklama

So just so we're clear, yanlış anlaşılmayı önlemek amacıyla bir açıklama yapılacağını bildirir. Burada konuşmacı, “planlı egzersiz” saydığı şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak üzere olduğunu gösterir. So, bu açıklamayı önceki konuşmaya bağlar. Just so we're clear tek bir bütün olarak kullanılır ve yaklaşık olarak “bunu aynı şekilde anladığımızdan emin olmak için” demektir; herkesin zaten konuyu anladığını söylemekle yetinmez.

Alıştırma

“So just so we're clear,” burada neyi bildiriyor?

  1. Konuşmacı tamamen ilgisiz bir konuya geçmektedir.
  2. Konuşmacı konuşmayı kibarca bitirmektedir.
  3. Konuşmacı, yanlış anlaşılmayı önlemek için bir şeyi açıklığa kavuşturmak üzeredir.
Cevabı göster

Konuşmacı, yanlış anlaşılmayı önlemek için bir şeyi açıklığa kavuşturmak üzeredir.

my structured exercise training is going for a swim once a week. Kalıp ifadeler

2:19

benim planlı egzersiz antrenmanım haftada bir kez yüzmeye gitmektir.

Kalıp ifadeler

going for a swim: tek bir yüzme seansı

Go for a swim, yüzmeyi tek bir etkinlik veya gezi olarak anlatır. Burada going for a swim, konuşmacının haftalık egzersizinin ne olduğunu belirtir. going sözcüğünün -ing biçiminde olması, tüm ifadenin is sonrasında etkinliğin adı olarak kullanılmasını sağlar. Bu yapıda swim, tek bir yüzme seansını anlatan bir isimdir; bu nedenle a gerekir: go for a swim denir, go for swim denmez.

Alıştırma

Vurgulanan -ing ifadesini kullanarak cümleyi tamamla: Mia's Saturday exercise is ____ at the pool.

Cevabı göster

going for a swim

Generally, that's fantastic.

2:22

Genel olarak bu harika.

I guess my question to you would be, Ton ve niyet

2:24

Sanırım sana sorum şu olurdu,

how hard do you push yourself when you go swimming? Kalıp ifadeler

2:26

yüzmeye gittiğinde kendini ne kadar zorluyorsun?

Ton ve niyet

I guess my question to you would be ...: soruyu daha yumuşak biçimde açmak

I guess my question to you would be ... asıl soruyu dikkatli ve daha az doğrudan bir biçimde açar. I guess, konuşanın bir düşünceyi sözlere döktüğünü gösterir; would be ise biraz mesafe katarak sorunun fazla ani duyulmasını önler. Burada would be, geçmişten bakılan geleceği anlatmaz. İfadeyi yumuşatır. Asıl soru daha sonra gelir: how hard do you push yourself ...?

Alıştırma

Bu cümlede I guess my question to you would be ... girişi ne işe yarar?

  1. Konuşanın yanıt istemediği anlamına gelir.
  2. Sorunun daha az doğrudan duyulmasını sağlar.
  3. Soruyu geçmiş zamana yerleştirir.
Cevabı göster

Sorunun daha az doğrudan duyulmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

push yourself: kendini daha fazla çalışmaya zorlamak

Bu soruda push yourself, kendini daha fazla çaba göstermeye zorlamak veya kolay gelen düzeyin ötesine geçmek anlamına gelir. Mecazidir; kişi kendi bedenini fiziksel olarak itmez. Dönüşlülük bildiren sözcük özneye göre değişir: I push myself, she pushes herself ve they push themselves. Hedefi belirtmek için ifadenin ardından push yourself to finish örneğindeki gibi sık sık to + fiil gelir.

Alıştırma

push yourself ifadesini, zamiri I öznesine uyacak biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: When training gets difficult, I ____ to finish one more lap.

Cevabı göster

push myself

Not as hard as the treadmill.

2:28

Koşu bandındaki kadar değil.

Well, I think the big thing if we come back to this question Anlatım akışı

2:29

Bence yapabileceğim en az şey nedir sorusuna

of what is the least I can do,

2:32

geri dönersek, buradaki en büyük şey şu,

Anlatım akışı

come back to this question: ana soruya geri dönmek

come back to this question, konuşmayı daha önce ortaya atılmış bir soruya geri döndürmek demektir. Buradaki dönüş, bir yerden başka bir yere değil, konuşmanın içinde gerçekleşir. Bu ifade, sırada gelecek bilgiyi düzenler: Konuşmacının yan bir konuyu bırakarak yeniden ana soruya odaklandığını gösterir. if we come back to this question of... yapısında if we geçişi daha iş birliğine açık gösterirken of sorunun içeriğini tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede come back to this question ne işe yarıyor?

  1. Birinin fiziksel olarak önceki bir yere döndüğünü anlatır.
  2. Tartışmayı daha önceki bir soruya döndürür.
  3. Tamamen yeni bir konu açar.
Cevabı göster

Tartışmayı daha önceki bir soruya döndürür.

there's clear evidence that if you want to do shorter exercise sessions, Dilbilgisi

2:35

daha kısa egzersiz seansları yapmak istiyorsanız,

they need to be of a higher intensity, right? Kelime

2:40

bunların daha yüksek yoğunlukta olması gerektiğine dair açık kanıtlar var, değil mi?

Dilbilgisi

if you want..., they need to...: bir seçimin getirdiği gereklilik

if ile başlayan bölüm bir seçim sunar: daha kısa egzersiz seansları yapmak. Ana bölüm, bu seçimin beraberinde getirdiği koşulu belirtir: Bu seanslar daha yoğun olmalıdır. If you want A, it/they need to be B kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz. Burada they insanları değil, shorter exercise sessions ifadesini belirtir. Be of a higher intensity, be more intense demenin daha resmî bir yoludur. Sondaki right? ise dinleyiciyi bu düşünceyi onaylamaya veya kabul etmeye davet eder.

Alıştırma

Hangi cümle If you want A, it/they need to be B kalıbını doğru kullanıyor?

  1. If you want to hold shorter meetings, they were focused yesterday.
  2. If you want to hold shorter meetings, the manager is more focused.
  3. If you want to hold shorter meetings, they need to be more focused.
Cevabı göster

If you want to hold shorter meetings, they need to be more focused.

Kelime

of a higher intensity: daha yüksek egzersiz yoğunluğu

Be of a higher intensity, daha yüksek bir yoğunluk düzeyine sahip olmak anlamına gelir. be of + isim yapısı bir niteliği anlatır; bu nedenle be of a higher intensity ile be more intense anlam bakımından birbirine yakındır. Bu egzersiz bağlamında intensity, vücudun ne kadar çok çalıştığını veya antrenmanın ne kadar zorlayıcı olduğunu gösterir. Buradaki anlam, kısa seansların daha fazla çaba gerektirmesidir; daha güçlü bir duygu değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki be of + isim yapısının aynısıyla tamamlayın: This shorter interval needs to be ____.

Cevabı göster

of a higher intensity

So there's a trade-off. Kelime

2:43

Yani burada bir takas (trade-off) var.

Kelime

trade-off: yarar ile bedel arasındaki denge

Trade-off, bir yarar elde etmek için bir bedeli kabul etmeyi veya başka bir yarardan vazgeçmeyi gerektiren durumdur. Burada yarar, daha kısa bir egzersiz seansıdır; bedel ise daha yüksek yoğunluğa ihtiyaç duyulmasıdır. Trade-off İngilizcede sayılabilen bir isimdir. Birbiriyle yarışan iki etkeni belirtmek için a trade-off between A and B kullanılır; ticari alışveriş anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve yarar-bedel ilişkisini belirten kısa çizgili isimle tamamlayın: There is a ____ between speed and accuracy.

Cevabı göster

trade-off

Zoe says that if you don't have much time to exercise,

2:46

Zoe, eğer egzersiz yapmak için fazla zamanınız yoksa,

it's okay to do shorter sessions Dilbilgisi

2:49

kendinizi zorladığınız sürece

as long as you push yourself.

2:51

daha kısa seanslar yapmanın sorun olmadığını söylüyor.

Dilbilgisi

it's okay to... as long as...: koşullu izin

It's okay to do shorter sessions, daha kısa egzersizlerin kabul edilebilir olduğunu belirtir. as long as you push yourself ise bu tavsiyeyi geçerli kılan koşulu ekler: kişi yine de gerçekten çaba göstermelidir. Burada as long as, provided that anlamındadır; süreyi belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp It's okay to do A as long as B şeklindedir: A, yalnızca B doğruysa izin verilen veya kabul edilebilir bir şeydir.

Alıştırma

Cümleyi koşullu izin vermek için kullanılan üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: You can borrow this book ____ you return it tomorrow.

Cevabı göster

as long as

Try harder and put more effort into what you're doing.

2:54

Daha fazla çabalayın ve yaptığınız şeye daha çok efor sarf edin.

If you can swim a length in 40 seconds, Anlatım akışı

2:57

Eğer havuzun bir ucundan diğerine 40 saniyede yüzebiliyorsanız,

push yourself to swim it in 35.

2:59

bunu 35 saniyede yüzmek için kendinizi zorlayın.

Anlatım akışı

If you can..., push yourself to...: başlangıç ölçütü ve gelişim hedefi

Önce If you can swim a length in 40 seconds, kişinin mevcut becerisini bir başlangıç ölçütü olarak belirler. Ardından push yourself to swim it in 35, biraz daha zor ve ölçülebilir bir hedef koyar. İki süre, genel push yourself tavsiyesini somut bir örneğe dönüştürür. Yüzmede a length, havuzun bir ucundan diğer ucuna tek yönlü mesafedir. it yeniden a length ifadesini gösterir; in 35 içinde ise tekrarlanan bilgi açık olduğu için seconds sözcüğü çıkarılmıştır. Cümle, daha fazla çabanın nasıl görünebileceğini örnekler; herkes için geçerli bir hız kuralı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı başlangıç ölçütü ve biraz daha yüksek hedef kalıbını kullanıyor?

  1. If you can walk two kilometres, push yourself to walk two and a half.
  2. If you can walk two kilometres, the park is nearby.
  3. Push yourself because walking is good.
Cevabı göster

If you can walk two kilometres, push yourself to walk two and a half.

That means exercising harder, of course,

3:02

Bu elbette daha sıkı egzersiz yapmak anlamına gelir,

but for a shorter time.

3:05

ancak daha kısa bir süre için.

In other words, there's a trade-off. Anlatım akışı

3:06

Başka bir deyişle, ortada bir ödünleşme, bir takas (trade-off) var.

You accept the disadvantages of something Dilbilgisi

3:08

Getirdiği faydayı elde etmek için

in order to get the benefit it brings.

3:10

bir şeyin dezavantajlarını kabul edersiniz.

Anlatım akışı

In other words: aynı fikri yeniden ifade etmek

In other words, konuşmacının önceki düşünceyi daha açık veya daha kısa bir şekilde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada there's a trade-off, dezavantajlar ile yararlar arasındaki dengeyi kısaca adlandırır. Bu ifade yeni bir neden eklemek yerine bilgiyi düzenler: kullanılan sözler değişir, ancak ana fikir aynı kalır.

Alıştırma

Burada In other words neyi gösteriyor?

  1. Konuşmacı önceki düşünceye bir örnek veriyor.
  2. Konuşmacı önceki düşünceyi daha açık bir şekilde yeniden ifade ediyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki düşünceyi daha açık bir şekilde yeniden ifade ediyor.

Dilbilgisi

accept the disadvantages ... in order to get the benefit: yarar için dezavantajları kabul etmek

accept the disadvantages of X in order to get Y kalıbı bir kazanç-kayıp dengesini anlatır: kişi istediği sonuca ulaşmak için bir seçimin kötü yanını kabul eder. In order to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir ve amacı açıkça belirtir. the benefit it brings ifadesinde it, something sözcüğüne gönderme yapar; yani yararı sağlayan şey, o şeyin kendisidir. Buradaki you genel anlamdadır ve yalnızca dinleyiciyi değil, bu durumdaki insanları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, öğrenilen kalıptaki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: We accepted a smaller room ____ pay less rent.

Cevabı göster

in order to

Another problem for many people is that their job is sedentary. Kelime

3:13

Pek çok insan için bir başka sorun da işlerinin hareketsiz (sedentary) olmasıdır.

It involves little exercise or physical activity.

3:17

Çok az egzersiz veya fiziksel aktivite içerir.

Kelime

sedentary: çok az fiziksel etkinlik içeren

Burada sedentary, uzun süre oturmayı ve çok az fiziksel etkinliği içeren bir işi anlatır. Yalnızca bir kişinin o anda oturmasını değil, işin olağan düzenini ifade eder. Bu sıfat genellikle bir işi, yaşam tarzını veya günlük düzeni anlatır. Sağlıkla ilgili konuşmalarda, az hareket etmenin sağlıksız olabileceğini de düşündürür.

Alıştırma

a sedentary job ne içerir?

  1. Sık sık koşmak ve yük kaldırmak
  2. Birkaç farklı yerde çalışmak
  3. Çok az fiziksel etkinlik
Cevabı göster

Çok az fiziksel etkinlik

Zoe thinks it's important that office workers

3:21

Zoe, bütün gün oturan ofis çalışanlarının

who sit down all day also find time to exercise. Kalıp ifadeler

3:23

egzersiz yapmak için zaman bulmalarının da önemli olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

sit down all day: günün büyük bölümünde oturmak

Burada sit down all day, günün büyük bölümünde oturur durumda kalmak anlamına gelir. All day ifadesi, söz öbeğinin ayakta durmaktan oturmaya geçme şeklindeki tek bir hareketi değil, devam eden bir durumu anlatmasını sağlar. sit down tek başına kullanıldığında, Please sit down örneğindeki gibi bu konum değişikliğini anlatır. İşte uzun süre oturmayı daha doğrudan ifade etmek için sit all day de yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

"The receptionists sit down all day," cümlesinde sit down all day ne anlama gelir?

  1. Ayakta durmaktan oturmaya tekrar tekrar geçerler.
  2. Günün sonunda bir kez otururlar.
  3. Günün büyük bölümünde oturur durumda kalırlar.
Cevabı göster

Günün büyük bölümünde oturur durumda kalırlar.

Here she shares her tips with BBC Radio 4 program Inside Health.

3:27

Burada ipuçlarını BBC Radyo 4 programı Inside Health ile paylaşıyor.

Especially people who have office jobs are sat down all day, Anlatım akışı

3:33

Özellikle ofis işleri olan ve bütün gün oturan insanlar için,

we then look at some of the easy wins. Kalıp ifadeler

3:37

bazı kolay kazanımlara (easy wins) bakarız.

Anlatım akışı

Especially people who... we then look at...: hedef gruptan olası çözümlere

Especially people who... ile başlayan ilk yan cümle, bütün gün oturan ofis çalışanlarını özellikle dikkat edilmesi gereken grup olarak öne çıkarır. We then look at... ise tartışmayı bu grubu ve sorunu belirleme aşamasından uygulanabilir çözümleri değerlendirme aşamasına taşır. Bu, konuşma dilinde bilgiyi düzenlemenin bir yoludur: önce “özellikle kim etkileniyor”, sonra “sırada ne değerlendirilecek”. Especially odağı, then ise bir sonraki adımı gösterir.

Alıştırma

Bu cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Önce çözümü sunar, etkilenen grubu ancak daha sonra belirtir.
  2. Ofis çalışanlarını birbiriyle ilgisiz birkaç grupla karşılaştırır.
  3. Önce bir sorun yaşayan grubu belirler, sonra olası çözümlere geçer.
Cevabı göster

Önce bir sorun yaşayan grubu belirler, sonra olası çözümlere geçer.

Kalıp ifadeler

easy wins: kolayca uygulanıp yararlı sonuç veren adımlar

Easy wins, uygulanması nispeten kolay olduğu hâlde yararlı bir sonuç getiren eylem veya değişikliklerdir. Bu cümlede some of the easy wins, büyük bir zorluk yaşamadan yapılabilecek bazı pratik iyileştirmeler anlamına gelir; bir spor karşılaşmasını kolayca kazanmakla ilgili değildir. İnsanlar iş, strateji ve sağlık konularında ilk olarak atılacak iyi adımları seçerken bu ifadeyi sıkça kullanır.

Alıştırma

Kolayca yapılabilen ve yararlı sonuçlar getiren eylemler anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team will start with a few ____.

Cevabı göster

easy wins

So active travel and even if that's parking a little bit further away. Notlar

3:39

Aktif ulaşım ve hatta bu biraz daha uzağa park etmek olsa bile.

Kelime

active travel: günlük yolculukta fiziksel hareket

Active travel, özellikle yürüyerek veya bisiklete binerek fiziksel hareketi günlük bir yolculuğun parçası hâline getirmek demektir. Buradaki travel, tatile çıkmak değil, bir yerden başka bir yere gitmek anlamındadır. Bu cümlede, varış noktasından daha uzağa park etmek yolculuğa kısa bir yürüyüş ekler. Temel fikir, yolculuğun tamamının veya bir bölümünün kişinin kendi fiziksel hareketiyle yapılmasıdır.

Alıştırma

Hangi seçenek active travel ifadesini en iyi açıklar?

  1. Yolculuğun tamamını arabayla yapmak
  2. Tatildeyken enerjik hissetmek
  3. Günlük bir yolculuğun parçası olarak yürümek veya bisiklete binmek
Cevabı göster

Günlük bir yolculuğun parçası olarak yürümek veya bisiklete binmek

Kalıp ifadeler

parking a little bit further away: arabayı biraz daha uzağa park etmek

Parking a little bit further away, arabayı varış noktasından biraz daha uzaktaki bir yere bırakmak demektir. Further away daha fazla mesafeyi anlatırken a little bit değişikliğin küçük ve kolay yapılabilir görünmesini sağlar. Konuşma örneğinde parking, that's (that is) ifadesinden sonra gelen -ing biçimidir ve olası bir eylemi adlandırır. Neye göre daha uzak olduğunu belirtmeniz gerektiğinde from + yer ekleyin: parking a little bit further away from the entrance.

Alıştırma

Arabayı varış noktasından biraz daha uzağa bırakma anlamı veren vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: To get a few more steps, try ____ from the shop entrance.

Cevabı göster

parking a little bit further away

One of the exciting areas in the literature that that's coming out at the moment Notlar

3:43

Şu anda literatürde ortaya çıkan heyecan verici alanlardan biri

is actually walking faster.

3:46

aslında daha hızlı yürümek.

Anlatım akışı

One of the ... areas in the literature ... is ...: araştırma odağını çerçevelemek

One of the ... areas in the literature ... is ... kalıbı, dinleyiciyi önce geniş bir araştırma alanının içine yerleştirir. Ardından belirli odağı is sonrasına kadar bekletip walking faster olarak açıklar. Böylece konuşmacı genel bir alandan özellikle vurgulanan tek bir düşünceye geçer. Buradaki literature, roman veya şiirleri değil, bir konu hakkında yayımlanmış araştırmaları ve akademik yazıları ifade eder. Tekrarlanan that that's, doğaçlama konuşmadaki bir yeniden başlama olarak anlaşılabilir; düzenlenmiş bir metinde bu bölüm normalde the literature that's coming out at the moment şeklinde yazılır.

Alıştırma

Örneğin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatıyor?

  1. Önce güncel araştırmalardaki bir alanı belirler, ardından is sonrasında belirli odağı adlandırır.
  2. Önce romanları ve şiirleri ele alır, ardından hızlı yürüyen biri hakkında hikâye anlatır.
  3. Önce belirli sonucu verir, ardından birbiriyle ilgisiz birkaç araştırma alanı sıralar.
Cevabı göster

Önce güncel araştırmalardaki bir alanı belirler, ardından is sonrasında belirli odağı adlandırır.

Kelime

coming out at the moment: araştırmaların şu anda yayımlanması

Bu araştırma bağlamında coming out, yayımlanmak veya herkesin erişimine açılmak anlamına gelir. İfade literature sözcüğünü açıkladığı için konuşmacı, yeni çalışmaların ortaya çıkmasından söz eder; bir şeyin fiziksel olarak bir yerden dışarı çıkmasından değil. At the moment, şimdi veya içinde bulunduğumuz dönem anlamına gelir. Birlikte coming out at the moment, şu anda yayımlanan ya da erişime açılan araştırmaları anlatır.

Alıştırma

New safety reports are coming out at the moment İngilizce cümlesinde coming out ne anlama gelir?

  1. Raporlar yayımlanıyor veya erişime açılıyor.
  2. Raporlar bir binadan yürüyerek çıkıyor.
  3. Raporlar güvenli olarak sınıflandırılıyor.
Cevabı göster

Raporlar yayımlanıyor veya erişime açılıyor.

So if you have no time to suddenly do 10,000 steps a day,

3:48

Yani eğer aniden günde 10.000 adım atacak zamanınız yoksa,

can we get you to do 5,000 steps faster? Ton ve niyet

3:54

size 5.000 adımı daha hızlı attırabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we get you to do ...?: uzlaşmaya dayalı bir öneri

Get someone to do something, birini bir eylemde bulunmaya ikna etmek, teşvik etmek veya bunu yapmasını sağlamak anlamına gelir. Yapı get + kişi + to + fiilin yalın hâlidir; dolayısıyla get you to do, sizi elde etmek değil, sizi bir şey yapmaya teşvik etmek demektir. Can we get you to ...? sorusunda eylem, üzerinde anlaşılabilecek bir plan olarak sunulur. Burada konuşan kişi doğrudan emir vermek yerine uygulanabilir bir seçenek, yani 5.000 adımı daha hızlı tempoda atmayı öneriyor.

Alıştırma

Öneriyi get + kişi + to + fiil yapısıyla tamamlayın: Could we ____ you ____ try a shorter route?

Cevabı göster

get · to

Will we see an improvement on your health?

3:57

Sağlığınızda bir iyileşme görecek miyiz?

Yes, we will see an improvement on your health Kalıp ifadeler

3:59

Evet, sağlığınızda bir iyileşme göreceğiz

especially over a longer period of time.

4:02

özellikle de uzun bir zaman dilimi içinde.

Kalıp ifadeler

see an improvement on your health: doğal kullanımda in gerekir

Burada see, yalnızca bir şeye gözle bakmak değil, zaman içinde bir sonucu fark etmek veya gözlemlemek anlamındadır. See an improvement, kanıtların veya deneyimin olumlu bir değişim gösterdiğini ifade eder. Altyazıdaki on your health anlaşılabilir, ancak standart İngilizcede genellikle an improvement in your health denir; çünkü değişimin gerçekleştiği alan health sözcüğüdür. Bu ifadeyi kendiniz kullanırken see an improvement in your health deyin.

Alıştırma

Cümleyi, bir alandaki olumlu değişimi gözlemlemek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After a month, we began to ____ her health.

Cevabı göster

see an improvement in

The big focus around short sharp exercise sessions Kalıp ifadeler

4:04

Kısa ve keskin egzersiz seanslarının etrafındaki en büyük odak noktası,

is you get more bang for your buck. Deyimler

4:08

harcadığınız paranın ya da emeğin karşılığını fazlasıyla almanızdır (more bang for your buck).

Kalıp ifadeler

“short sharp exercise sessions”: kısa ve yoğun egzersiz seansları

Bu ifadede short süreyi belirtirken sharp yoğunlaşmış enerji veya yüksek tempo anlamı katar. Birlikte kullanıldığında short sharp exercise sessions, kısa süren ancak amaçlı ve eforlu yapılan egzersiz dönemleri demektir; sharp burada “keskin” anlamına gelmez. Bu iki sıfat kesin bir antrenman kategorisi sunmak yerine kısa bir özet verir. İfade, tempolu ve zorlayıcı egzersizi anlatabilir; ancak tek başına yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman gibi belirli bir program anlamına gelmez.

Alıştırma

“short sharp exercise sessions” burada ne anlama geliyor?

  1. Kısa, odaklı ve enerjik egzersiz dönemleri
  2. Keskin ekipman kullanılan egzersiz seansları
  3. Uzun ve hafif egzersiz dönemleri
Cevabı göster

Kısa, odaklı ve enerjik egzersiz dönemleri

Deyimler

“get more bang for your buck”: aynı yatırımdan daha fazla değer elde etmek

Get more bang for your buck, aynı miktarda para, zaman veya emekle daha fazla değer, fayda ya da sonuç elde etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada yatırım, egzersiz için harcanan zaman ve enerjidir; karşılığı ise antrenmandan sağlanan faydadır. Buck günlük dilde bir dolar anlamına gelebilir, ancak deyimin tamamı yalnızca parayla sınırlı değildir. Bang for your buck ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; bang burada gerçek bir ses veya patlama değildir.

Alıştırma

Bang ve buck sözcüklerini kullanarak “aynı yatırımdan daha fazla değer elde etmek” anlamına gelen deyimi tamamlayın: This simple upgrade gives you more ____.

Cevabı göster

bang for your buck

Zoe's suggestions for active travel,

4:12

Zoe'nin aktif ulaşım konusundaki önerileri,

things like walking from the car and using the stairs instead of the lift, Kalıp ifadeler

4:14

arabadan yürümek ve asansör yerine merdiven kullanmak gibi şeyler,

Kalıp ifadeler

using the stairs instead of the lift: bir seçimi başka bir seçimle değiştirmek

Using A instead of B, B'yi değil A'yı seçmek veya yapmak anlamına gelir. Burada using the stairs seçilen eylem, using the lift ise onun yerine bırakılan eylemdir. Instead of ifadesinden sonra bir isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir. İki taraf da eylem anlatıyorsa mümkün olduğunca paralel yapılar kullanın: walking instead of driving.

Alıştırma

Cümleyi “yerine” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: For a little more activity, take the stairs ____ the lift.

Cevabı göster

instead of

are easy wins,

4:19

kolay kazanımlardır (easy wins),

tasks that are both easy to accomplish and bring benefits.

4:20

hem başarılması kolay hem de fayda sağlayan görevlerdir.

Easy wins like short but intensive bursts of exercise Anlatım akışı

4:24

Kısa ama yoğun egzersiz patlamaları gibi kolay kazanımlar

increase fitness and give you more bang for your buck,

4:28

zindeliği artırır ve size 'more bang for your buck' sağlar,

Anlatım akışı

Easy wins like ... increase ... and give ...: kategori, örnek ve sonuçlar

Cümle bilgiyi açık bir sırayla sunar: önce Easy wins adlı grubu belirtir, ardından short but intensive bursts of exercise ifadesini örnek olarak vermek için like kullanır. Buradaki like, “hoşlanmak” değil, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır. Özne, Easy wins like short but intensive bursts of exercise ifadesinin tamamıdır. Ardından paralel fiiller increase ve give iki sonucu belirtir: daha iyi kondisyon ve harcanan çabaya karşılık daha fazla yarar. Bu kategori + örnek + sonuçlar düzeni bir fikri, somut bir örneği ve yararlarını tek cümlede birleştirir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümlenin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklar?

  1. Bir soru sorar ve like ile kişisel beğeniyi gösterir.
  2. Birbirine karşıt iki fikir sunar ve ilkini reddeder.
  3. Bir kategori belirtir, like ile örnek verir ve iki sonucu ifade eder.
Cevabı göster

Bir kategori belirtir, like ile örnek verir ve iki sonucu ifade eder.

an idiom which means that you get better results Dilbilgisi

4:31

bu, aynı miktarda çaba karşılığında

for the same amount of effort you put in.

4:34

daha iyi sonuçlar elde ettiğiniz anlamına gelen bir deyimdir.

Dilbilgisi

which means that ...: önceki bir ifadeyi açıklamak

which means that ... ilgi yan tümcesi, an idiom isim öbeğini açıklar. Tam bağlamda which, yalnızca buck sözcüğüne değil, more bang for your buck deyiminin tamamına gönderme yapar. İsim veya ifade + which means that + tam yan tümce kalıbı tanım ve açıklama yaparken kullanışlıdır. that sonrasındaki tam yan tümce anlamı verir: aynı miktarda çaba göstererek daha iyi sonuçlar alırsınız.

Alıştırma

Bir sözcüğü açıklamak için which means that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. 'Nocturnal' is a word which means that an animal is active at night.
  2. 'Nocturnal' is a word which meaning that an animal is active at night.
  3. 'Nocturnal' is a word which mean that an animal is active at night.
Cevabı göster

'Nocturnal' is a word which means that an animal is active at night.

That's something everyone can appreciate, even you, Neil. Ton ve niyet

4:37

Bu herkesin, hatta senin bile takdir edebileceği bir şey, Neil.

Ton ve niyet

everyone can appreciate ..., even you, Neil: şakacı bir takılma

İlk bölüm genel bir iddiada bulunur: herkes bunun değerini görebilir. Eklenen even you, Neil ifadesi Neil'ı özellikle öne çıkarır ve konuşmacı onu şakayla, aynı fikirde olma veya bunun değerini görme ihtimali en düşük kişi gibi sunar. Even you sözcük anlamıyla Neil'ı da gruba katar, ancak onun belki de gruba dâhil olmasının beklenmediği imasını taşır. Arkadaşlar arasında bu ima şakacı bir takılma yaratabilir. Samimi bir ilişki veya ton yoksa küçümseyici duyulabilir.

Alıştırma

Değerlendirme: Yeni bir iş arkadaşına resmî geri bildirim sırasında “Even you can understand this” demek güvenli ve tarafsız mıdır?

  1. Evet. Tarafsız ve kibardır.
  2. Hayır. Beklentilerin düşük olduğunu ima ettiği için üstten bakan bir ifade gibi duyulabilir.
Cevabı göster

Hayır. Beklentilerin düşük olduğunu ima ettiği için üstten bakan bir ifade gibi duyulabilir.

Well, I'll definitely try to walk more, Ton ve niyet

4:40

Kesinlikle daha fazla yürümeye çalışacağım,

but remember, Sam, the body needs rest too.

4:42

ama unutma Sam, vücudun da dinlenmeye ihtiyacı var.

Ton ve niyet

Well, I'll definitely ..., but remember ...: önce kabul edip sonra sınır eklemek

Yanıt önce Well, I'll definitely try to... ifadesiyle öneriyi kabul eder ve harekete geçme konusunda güçlü bir niyet gösterir. Well yanıta doğal bir giriş sağlar, definitely ise deneme konusundaki kararlılığı güçlendirir. Ardından but remember... dikkate alınması gereken bir sınır ekler. Buradaki but önceki kabulü geçersiz kılmaz; vücudun dinlenmeye de ihtiyacı olduğunu ekleyerek önerinin mutlak anlaşılmasını önler. Bu yapı, bir koşulu veya kaygıyı korurken aynı zamanda kabul belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi yanıt önce bir planı kabul edip ardından bir sınır ekliyor?

  1. I agree with the plan, and there are no limits to consider.
  2. I disagree with the plan because it will take too long.
  3. I agree with the plan, but remember, we still need time to test it.
Cevabı göster

I agree with the plan, but remember, we still need time to test it.

And speaking of walking, Anlatım akışı

4:46

Ve yürümekten bahsetmişken,

isn't it time to reveal the answer to your question? Kalıp ifadeler

4:47

sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?

Anlatım akışı

speaking of walking: ilgili bir konuya geçmek

Speaking of + bir isim veya -ing biçimi, kısa süre önce söylenen bir şeyin konuşmacıya ilgili bir konuyu hatırlattığını belirtir. Burada konuşmacı önceki konuşmada geçen walking sözcüğünü alıp konuşmanın sonraki kısmına geçmek için bir köprü olarak kullanır. Bu, konu değiştirmeye yarayan bir söylem belirtecidir; birinin yürürken konuşmasını anlatmaz. Yeni konunun az önce söylenenlerle açık bir bağlantısı olmalıdır.

Alıştırma

Konu değiştirme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the meeting, have you sent the final agenda?

Cevabı göster

Speaking of

Kalıp ifadeler

reveal the answer to your question: sorunun cevabını açıklamak

Reveal the answer, daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bir cevabı açıklamak demektir. Burada reveal, dinleyenin cevabı beklediğini ve cevabın sonunda açıklanacağını hissettirir. the answer to your question ifadesinde to, cevabı onun yanıtladığı soruya bağlar. the answer to a question denir; the answer of a question denmez.

Alıştırma

Şimdiye kadar gizli tutulan bir cevabın artık açıklanacağını hangi cümle anlatır?

  1. The teacher will ask the question again now.
  2. The teacher will keep the answer secret for now.
  3. The teacher will reveal the answer to the question now.
Cevabı göster

The teacher will reveal the answer to the question now.

How many steps does the UK government recommend we should walk a day?

4:50

İngiltere hükümeti günde kaç adım yürümemizi tavsiye ediyor?

I guessed it was 5,000.

4:54

Ben 5.000 diye tahmin etmiştim.

So was I right?

4:56

Peki, haklı mıydım?

You were close, Sam. but in fact Ton ve niyet

4:57

Yaklaştın Sam. Ama aslında

the correct answer is 10,000 steps a day.

4:59

doğru cevap günde 10.000 adımdır.

Ton ve niyet

You were close, but in fact ...: yakın tahmini takdir edip sonra düzeltmek

Bir testte veya tahmin bağlamında You were close, cevabın neredeyse doğru olduğu anlamına gelir. Close, tahminin doğru cevaba yakınlığını anlatır; fiziksel mesafeyi anlatmaz. But in fact, bu teşvikten kesin bilgiye geçiş yapar. Bu kalıp önce iyi bir denemeyi takdir eder, ardından açıkça düzeltir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 18 diye tahmin ediyor, ancak doğru sayı 20. Hangi cevap hem nazik hem de doğrudur?

  1. You were exactly right; the correct answer is twenty.
  2. You were close, but in fact the correct answer is twenty.
  3. You were far off; the correct answer is twenty.
Cevabı göster

You were close, but in fact the correct answer is twenty.

Although as Zoe mentioned, Anlatım akışı

5:03

Zoe'nin de bahsettiği gibi,

walking fewer steps faster has benefits too.

5:04

daha az adımı daha hızlı yürümenin de faydaları var.

Anlatım akışı

Although as Zoe mentioned, ...: önceki cevabı reddetmeden bir sınırlama eklemek

Although, önceki cevabı iptal etmeden ona bir sınırlama getiren bilgi ekler; yani bir karşıtlığı kabul eder. Burada önceki cevap geçerli kalabilir, ama daha az adımı daha hızlı atmak da yararlı bir seçenek olarak sunulur. As Zoe mentioned, bilginin kaynağını hatırlatan bir ara ifadedir. Tek başına okunan özenli bir yazıda although ile başlayan yan cümle normalde açık bir ana cümleye bağlanır. Örneğin: The target may be 10,000 steps, although, as Zoe mentioned, walking fewer steps faster has benefits too.

Alıştırma

Örnekte although hangi işlevi görüyor?

  1. Önceki cevabı tamamen reddeder.
  2. Önceki cevabın geçerliliğini korurken ona bir sınırlama ekler.
  3. İlgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster

Önceki cevabın geçerliliğini korurken ona bir sınırlama ekler.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned Anlatım akışı

5:08

Tamam, tembel egzersiz rehberimizden

from our lazy guide to exercise

5:11

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir gözden geçirmeye geçmek

Let's recap ..., daha önce ele alınan bilgileri kısaca gözden geçirmek için dinleyiciyi davet eder. Burada ana konuşmadan kelime özetine geçildiğini gösterir; recap, her şeyi tekrar etmek değil, önemli noktaları seçip yeniden söylemek demektir. the vocabulary we've learned ifadesinde we've learned, hangi kelimelerin kastedildiğini açıklar. İlgi sözcüğü that çıkarılmıştır: the vocabulary that we've learned.

Alıştırma

Daveti let's recap ile tamamlayın: Before we finish, ____ the three safety rules.

Cevabı göster

let's recap

starting with New Year's resolution,

5:13

New Year's resolution (Yeni Yıl kararı) ile başlayarak,

a promise you make to yourself to do positive things Dilbilgisi

5:16

gelecek yıl olumlu şeyler yapmak için

in the coming year.

5:19

kendinize verdiğiniz bir söz.

Dilbilgisi

promise you make to yourself to do ...: bir sözü ve içeriğini tanımlama

you make to yourself sözleri, promise sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Yapı, a promise that you make to yourself biçiminde düşünülebilir. that, make fiilinin nesnesi olduğu için doğal olarak düşürülebilir. to do positive things mastar grubu, sözün içeriğini, yani ne yapmayı taahhüt ettiğini belirtir. in the coming year zaman aralığını ekler. Bu kalıp, önce isimle bağlantılı bir eylemi belirterek, sonra da amaçlanan eylemi açıklayarak bir ismi tanımlayabilir.

Alıştırma

Kişisel bir hedefi tanımlamak için aynı kalıbı doğal biçimde kullanan ifade hangisidir?

  1. a goal that set for yourself to improve your health
  2. a goal you set for yourself to improve your health
  3. a goal you set for yourself for improve your health
Cevabı göster

a goal you set for yourself to improve your health

When you push yourself,

5:21

Siz push yourself (kendinizi zorladığınızda),

you put more effort into what you're doing.

5:22

yaptığınız şeye daha fazla çaba harcarsınız.

In a trade-off,

5:25

Bir trade-off (takas/ödün) durumunda,

you accept the disadvantages of something Dilbilgisi

5:26

faydalarını da elde etmek için

in order to get the benefits as well.

5:28

bir şeyin dezavantajlarını kabul edersiniz.

Dilbilgisi

accept ... in order to get ...: bir ödünleşmede amaç belirtme

in order to get the benefits bölümü, dezavantajları kabul etmenin amacını belirtir. in order to ifadesinden sonra get fiilinin yalın biçimi gelir; dolayısıyla yapı ana eylem + in order to + amaç şeklindedir. As well burada ayrıca anlamına gelir. Aynı şeyin dezavantajlarla birlikte faydalar da getirdiğini gösterir; başka bir eylem eklemez. Bu nedenle cümle, ödünleşmeyi bir tarafı elde etmek için diğer tarafı kabul etmek olarak açıklar.

Alıştırma

Cümleyi tam amaç belirteci in order to ile tamamlayın: We accepted a later flight ____ save money.

Cevabı göster

in order to

Trade-off can also be used as a verb. Kelime

5:31

Trade-off fiil olarak da kullanılabilir.

Kelime

isim olarak trade-off, fiil olarak trade off

Bu cümlede Trade-off, ele alınan ifadenin adıdır. Normal yazımda isim genellikle kısa çizgiyle yazılır: a trade-off. Fiil ise genellikle iki ayrı kelime olarak yazılır: trade off. Fiil olarak trade off, bir yararı artırmak için başka bir yararın azalmasını kabul etmek demektir. Yaygın kalıp trade off A against B şeklindedir: We traded off speed against accuracy. Yalnızca alışveriş veya değiş tokuş yapmak anlamındaki trade ile aynı değildir.

Alıştırma

Cümleyi trade-off ifadesinin fiil biçimiyle tamamlayın: Because extra speed may reduce accuracy, we need to ____ speed against accuracy.

Cevabı göster

trade off

The adjective sedentary describes something

5:34

Sedentary (hareketsiz) sıfatı,

which involves little exercise or physical activity.

5:37

çok az egzersiz veya fiziksel aktivite içeren bir şeyi tanımlar.

An easy win is a task that is both easy to accomplish Dilbilgisi

5:40

Bir easy win (kolay kazanım), hem başarılması kolay

and brings positive results.

5:44

hem de olumlu sonuçlar getiren bir görevdir.

Dilbilgisi

both easy to accomplish and brings positive results: iki ölçüt ve paralel biçim

that ile başlayan yan cümlecik, görevi iki koşulla tanımlar: görevin kolayca tamamlanabilmesi ve olumlu sonuçlar getirmesi. Both ... and ... iki koşulun da birlikte geçerli olması gerektiğini gösterir. Anlam açıktır, ancak both sonrasındaki iki bölüm aynı dil bilgisi biçimine sahip değildir: easy to accomplish bir sıfat öbeğiyken brings positive results bir fiil öbeğidir. Daha dengeli bir cümle için a task that is easy to accomplish and brings positive results veya a task that is both easy to accomplish and likely to bring positive results yazılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede both ... and ... en açık paralel yapıyla kullanılmıştır?

  1. The plan is both simple to follow and likely to save time.
  2. The plan is both simple to follow and saves time.
  3. The plan both simple to follow and likely to save time.
Cevabı göster

The plan is both simple to follow and likely to save time.

And finally, the idiom more bang for your buck

5:46

Ve son olarak, more bang for your buck deyimi

means you get a better outcome for the same amount of effort Kalıp ifadeler

5:49

bir şeye koyduğunuz aynı miktarda çaba için

you put into something.

5:52

daha iyi bir sonuç elde ettiğiniz anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

for the same amount of effort you put into something: aynı miktarda çaba harcayarak

For the same amount of effort, karşılaştırma için sabit bir ölçüt belirler: harcanan çaba aynı kalırken sonuç daha iyi olur. Burada amount kullanılır, çünkü effort genel bir iş veya enerji miktarını anlatan sayılamayan bir isimdir. you put into something yan cümlesi effort sözcüğünü niteler. Put effort into something, bir şey üzerinde çalışmaya enerji harcamak demektir; buradaki put into, fiziksel bir nesneyi kabın içine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi put ... into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new tool gave us better results for the same amount of effort we ____ the task.

Cevabı göster

put into

We hope your New Year's resolutions have made it into February. Deyimler

5:54

Umuyoruz ki Yeni Yıl kararlarınız Şubat ayına kadar ulaşmıştır.

Deyimler

made it into February: şubat ayına kadar dayanmak

Made it into February, “başarıyla devam edip şubat ayına girdi” anlamına gelir. Make it çoğu zaman bir zorluğa rağmen bir zamana, yere veya aşamaya ulaşmayı anlatır; bu nedenle basitçe continue veya last demekten daha güçlü bir başarı duygusu taşır. Cümlenin öznesi New Year's resolutions ifadesidir. Kararlar sanki hayatta kalabilirmiş gibi anlatılır; yani henüz onlardan vazgeçilmemiştir. Present perfect yapıdaki have made, şubat ayına ulaşmayı şu anki durumla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi make it into ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: My new habit has ____ March, even though I nearly quit in February.

Cevabı göster

made it into

If there's just one you keep, Ton ve niyet

5:57

Sadece bir tanesini tutuyorsanız,

make it joining us again soon for more topical chat

5:59

o da daha fazla güncel sohbet için yakında tekrar bize katılmak olsun

Ton ve niyet

If there's just one you keep, make it...: en önemli öneriyi öne çıkarma

If there's just one you keep, make it... kalıbı, 'Tek bir sözünü ya da kararını yerine getireceksen bunu seç' anlamına gelir. Burada keep, kararın gereğini yapmak demektir. One ve it aynı karara gönderme yapar; joining us again soon ise konuşanın en çok önerdiği eylemdir. If there's just one thing you do/keep, make it + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir öneriyi diğerlerinin önüne çıkarır. Bu program kapanışında güncel konular üzerine daha fazla sohbet için geri dönme davetini hafif ve akılda kalıcı bir eylem çağrısına dönüştürür.

Alıştırma

Eylem çağrısını hedef ifadeyle tamamlayın: If there's just one thing you do before bed, ____ brushing your teeth.

Cevabı göster

make it

here at Six Minute English.

6:03

burada, Six Minute English'te.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Altı Dakikada İngilizce.