Zekayı Genetik Olarak Geliştirebilir miyiz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
576 kelime 197 kel/dk

Video özeti: Video, genom dizileme ile zekâ genlerini ve embriyo tarama olasılığını bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “is made up of” — Öbek fiiller: Bir şeyin küçük parçalardan oluştuğunu doğal biçimde söyleyin; bileşimi malzeme dönüşümüyle karıştırmayın. 2. “the more” ve“the more” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir etkendeki artışı diğerindeki orantılı değişime bağlayın; daha çok genom ile karşılaştırılabilir veri ilişkisini izleyin. 3. “without actually changing the genetic information, but rather screening it,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “without ... but rather ...”yapısının genetik değişiklik yorumunu reddedip daha kesin tarama fikrini seçmesini görün.

Bu derste

Whether you have an IQ of 50 or 150, Dilbilgisi

0:00

IQ'nuz ister 50 ister 150 olsun,

we all like to feel smart.

0:02

hepimiz kendimizi zeki hissetmek isteriz.

Dilbilgisi

Whether you have an IQ of 50 or 150, ...: whether A or B kalıbı

Whether you have an IQ of 50 or 150 yan cümlesi, birbirine zıt iki olasılığı koşul olarak sunar. Burada düşük ve yüksek sayılar aralarındaki tüm aralığı temsil eder; dolayısıyla amaçlanan anlam IQ'nuz ne olursa olsun şeklindedir. Ardından gelen ana cümle iki durumda da geçerlidir: herkes kendini zeki hissetmekten hoşlanır. Aktarılabilir whether A or B, + ana cümle kalıbı, hangi seçenek geçerli olursa olsun sonucun değişmediğini gösterir.

Alıştırma

Kuralın iki ödeme yöntemine de uygulandığını açıkça gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you pay in cash ____ by card, you must keep the receipt.

Cevabı göster

Whether · or

After all, the minds of intelligent people like Einstein, Anlatım akışı

0:04

Ne de olsa Einstein,

Tesla,

0:06

Tesla,

or Stephen Hawking have no doubt helped shape the world we live in. Notlar

0:07

ya da Stephen Hawking gibi zeki insanların zihinleri, yaşadığımız dünyayı şekillendirmeye kuşkusuz katkıda bulunmuştur.

Anlatım akışı

Destekleyici neden belirteci olarak After all,

Cümlenin başındaki After all önceki düşünceye döner: insanların kendilerini zeki hissetmekten hoşlandığı yönündeki önceki fikri destekleyen bir neden sunar. Ünlü düşünürlere yapılan gönderme, dinleyicinin kolayca kabul edebileceği bir kanıt olarak verilir. Bir söylem belirteci olarak After all, kabaca bu ilgili nedeni hatırlayın anlamına gelir. Bir iddiayı destekleyici bir nedenin izlediği bir sav düzeni kurar; bir şeyin diğer tüm olaylardan sonra gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

İkinci cümleyi destekleyici bir neden olarak en iyi şekilde başlatan ifadeyi seçin: We should reserve a table now. ___, the restaurant is usually full on Saturdays.

  1. In the end
  2. At first
  3. After all
Cevabı göster

After all

Kalıp ifadeler

Güçlü kesinlik belirteci olarak no doubt

Bu cümlede no doubt, “hiç şüphesiz” veya “çok güçlü bir güvenle” anlamına gelir. Konuşanın, bu insanların zihinlerinin dünyayı şekillendirmeye yardımcı olduğundan çok emin olduğunu gösterir; gerçek bir soru ya da belirsizlik ifade etmez. No doubt, temel iddiayı değiştirmeden konuşanın tutumunu ekleyen, isteğe bağlı bir tutum belirtecidir. Burada present perfect fiil öbeğinin içinde, have ile helped arasına yerleştirilmiştir: have no doubt helped.

Alıştırma

“Their discovery has no doubt changed modern medicine.” cümlesinde no doubt ne ifade eder?

  1. Konuşan, bunun modern tıbbı muhtemelen değiştirmediğini düşünüyor.
  2. Konuşan, bunun modern tıbbı değiştirdiğinden çok emindir.
  3. Konuşan, bunun modern tıbbı değiştirip değiştirmediğini soruyor.
Cevabı göster

Konuşan, bunun modern tıbbı değiştirdiğinden çok emindir.

Deyimler

Derin etki metaforu olarak shape the world

Burada shape the world mecazi bir ifadedir. Shape, “bir şeyin gelişme biçimini güçlü şekilde etkilemek” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, gezegenin fiziksel biçimini değiştirmeyi değil; toplum, bilgi, teknoloji veya günlük yaşam üzerinde derin bir etki oluşturmayı anlatır. Bu kullanım bir etkileme sürecine odaklanır. Helped shape ifadesi ayrıca bu insanların modern dünyayı tek başlarına yarattığını iddia etmekten kaçınır; onların fikirleri başka etkenlerle birlikte önemli güçler olmuştur.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A breakthrough in clean energy could ____ for future generations.

Cevabı göster

shape the world

So, is it feasible that we could genetically improve the intelligence of our entire species? Dilbilgisi

0:10

Peki, tüm türümüzün zekâsını genetik yolla artırmamız mümkün mü?

Dilbilgisi

Is it feasible that we could ...? kalıbı

"Is it feasible that we could + fiilin yalın hâli ...?" kalıbı, önerilen bir eylemin gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanamayacağını sorar. Feasible, eyleme izin verilip verilmediğine, eylemin etik olup olmadığına veya yapılmaya değer olup olmadığına değil, pratikte gerçekleştirilebilirliğine odaklanır. Could, öneriyi varsayımsal ve geçici bir olasılık olarak tutar. Doğrudan sorulan "Can we ...?" ile karşılaştırıldığında bu tam kalıp daha temkinli ve çözümleyici bir soru oluşturur; plan, teknoloji ve politika tartışmalarına uygundur.

Alıştırma

Soruyu hedef uygulanabilirlik kalıbıyla tamamlayın: Given the budget and schedule, ____ launch the service nationwide next month?

Cevabı göster

is it feasible that we could

DNA is the basic code of life found in every living organism. Deyimler

0:14

DNA, her canlı organizmada bulunan yaşamın temel kodudur.

Deyimler

DNA için bir benzetme olarak code of life

Bu cümlede "code of life", DNA’yı canlı organizmaların gelişmesine ve işleyişine yardımcı olan depolanmış bilgi veya temel talimatlar olarak sunan bir benzetmedir. Bu imge bilgisayar kodundan yararlanır; böylece genel izleyici DNA’yı okunup kullanılabilen bilgi olarak düşünebilir. Burada code, parola veya yasalar bütünü anlamına gelmez; bu benzetme de DNA’yı kelimenin tam anlamıyla yazılıma ya da basit bir programa dönüştürmez. Popüler bilim anlatımında bu ifade, her biyolojik sürecin kesin tanımı değil, geniş bir açıklama çerçevesidir.

Alıştırma

Popüler bilim yazısında "DNA is the code of life" cümlesi en doğrudan ne anlatır?

  1. DNA, her hücreyi koruyan bir paroladır.
  2. DNA, tüm canlıların uyması gereken yasal bir kuraldır.
  3. DNA, organizmaların gelişmesine ve işleyişine yardımcı olan bilgiler taşır.
Cevabı göster

DNA, organizmaların gelişmesine ve işleyişine yardımcı olan bilgiler taşır.

And this DNA is made up of genes, Öbek fiiller

0:18

Bu DNA da genlerden oluşur,

which in turn are made up of four smaller parts called nucleobases represented by the letters A, T, G, and C. Anlatım akışı

0:19

genler de A, T, G ve C harfleriyle gösterilen ve nükleobaz adı verilen dört küçük parçadan meydana gelir.

Öbek fiiller

is made up of: bileşimi anlatmak

Burada is made up of, bir bütünü oluşturan parçaları belirtir: genler DNA’nın bileşenleri olarak sunulur. Kalıp bütün + be made up of + parçalar şeklindedir ve be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre değişir. Ana nokta üyelik veya bileşim olduğunda bu kalıbı kullanın; parçalar insanlar, bölümler ya da daha küçük birimler olabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee ____ five teachers and two parents.

Cevabı göster

is made up of

Anlatım akışı

in turn: sonraki bağlantılı seviyeye geçmek

In turn, genler hakkındaki ifadeyi önceki DNA ifadesine bağlar ve açıklamayı bir seviye daha derine taşır: DNA’nın genlerden oluştuğu, genlerin de nükleobazlardan oluştuğu anlatılır. X ..., which in turn ... kalıbında bu ifade, bir hiyerarşi, süreç veya zincirdeki sonraki bağlantılı aşamayı işaretler. Burada bilgiyi düzenler; insanların ya da şeylerin sırayla hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte in turn ne işe yarıyor?

  1. DNA’nın bileşenlerinden sonraki bağlantılı seviyeye, yani genlerin bileşenlerine geçer.
  2. Genlerin birer birer hareket ettiğini söyler.
  3. DNA ile genlerin aynı şeyin iki farklı adı olduğunu gösterir.
Cevabı göster

DNA’nın bileşenlerinden sonraki bağlantılı seviyeye, yani genlerin bileşenlerine geçer.

In humans,

0:26

İnsanlarda,

these bases are arranged as 3 billion pairs,

0:26

bu bazlar 3 milyar çift hâlinde dizilir

which essentially act as a blueprint for everything the cells in your body need to do. Deyimler

0:29

ve temelde vücudunuzdaki hücrelerin yapması gereken her şey için bir plan görevi görür.

Deyimler

act as a blueprint for: bir şey için plan işlevi görmek

Burada act as, “işlevini görmek” veya “rolünü üstlenmek” anlamındadır; “oynamak” ya da “öyleymiş gibi davranmak” anlamına gelmez. Bazların bir plan işlevi gördüğü söylenir: dizilişleri, hücre faaliyetleri için temel bir talimat sistemi sağlar. act as a blueprint for + isim kalıbındaki isim, bu çerçevenin yön verdiği sistemi, süreci veya faaliyeti belirtir. Buradaki blueprint mecazidir; gerçek bir çizimin var olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan seçeneği belirleyin: During the outage, the library ___ a temporary shelter.

  1. performed as
  2. acted as
  3. acted like
Cevabı göster

acted as

Literally all that you are, Dilbilgisi

0:33

Kelimenin tam anlamıyla sizi siz yapan her şey,

from the way you look and act,

0:34

görünüşünüzden davranışlarınıza kadar,

is defined by the organization of these four biological compounds.

0:35

bu dört biyolojik bileşiğin dizilişiyle belirlenir.

Dilbilgisi

all that you are: olduğunuz her şey

all that you are ifadesinde all, “kimliğinizin veya özelliklerinizin bütünü” anlamına gelen baş ögedir; that you are ise all’un kapsamını sınırlayan bir ilgi yan tümcesidir. İfadenin tamamı tek bir isim öbeği gibi çalışır: “sizi siz yapan her şey”. from the way you look and act bölümü örnekler eklese de cümlenin ana yapısı All that you are is defined by ... olarak kalır. Tekil is fiili bu toplamı tek bir bütün olarak ele alır; that you are bir neden yan tümcesi değildir.

Alıştırma

Cümlede all that you are ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. Kişinin neden var olduğunu açıklayan bir neden yan tümcesidir.
  2. “Biyolojik bileşikler” ifadesini, bunların ne olduğunu anlatarak niteler.
  3. Tam öznedir ve kişinin kimliğinin ve özelliklerinin bütününü ifade eder.
Cevabı göster

Tam öznedir ve kişinin kimliğinin ve özelliklerinin bütününü ifade eder.

And scientists have been able to find connections between the way genes are organized and certain traits you exhibit, Kalıp ifadeler

0:39

Bilim insanları, genlerin diziliş biçimiyle sergilediğiniz belirli özellikler arasında bağlantılar bulmayı başardılar;

from your sex to your eye color,

0:45

cinsiyetinizden göz renginize kadar,

and even diseases you may develop.

0:46

hatta yakalanabileceğiniz hastalıklar da buna dâhil.

Kalıp ifadeler

find connections between: …arasında bağlantılar bulmak

find connections between X and Y, X ile Y'nin bir şekilde ilişkili olduğunu gösteren kanıtlar bulmak demektir. Kalıp, find connections between + iki kişi, şey, veri kümesi veya olgu biçimindedir. Bu cümlede iki taraf, genlerin düzenlenme biçimi ile bir kişide görülen özelliklerdir. İfade bir bağlantı bildirir; tek başına bir tarafın diğerine neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik tam ifadeyle tamamlayın. The survey helped researchers ____ screen time and sleep quality.

Cevabı göster

find connections between

It was actually the Human Genome Project, Kültür

0:49

Aslında İnsan Genomu Projesi,

which first began to analyze and map all the genes in the human body.

0:51

insan vücudundaki tüm genleri analiz edip haritalandırmaya başlayan ilk projeydi.

Kültür

the Human Genome Project: İnsan Genomu Projesi

the Human Genome Project, insan genomunu haritalandırmak ve dizilemek için yürütülen büyük bir uluslararası bilimsel çalışmanın resmî adıdır. Bu cümlede bu adın verilmesi, insan genomunun sistemli biçimde analiz edilmesinin tarihsel başlangıç noktasını açıklar. Bu bir özel ad olduğu için Project de adın bir parçasıdır. İnsan genleriyle ilgili herhangi bir proje anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede the Human Genome Project neyi ifade ediyor?

  1. Tek bir insan genini inceleyen herhangi bir küçük araştırma projesi.
  2. İnsan genomunu haritalandırmaya ve dizilemeye yönelik büyük bir uluslararası çalışmanın resmî adı.
  3. Bir kişinin göz rengini değiştirme yöntemi.
Cevabı göster

İnsan genomunu haritalandırmaya ve dizilemeye yönelik büyük bir uluslararası çalışmanın resmî adı.

The initial project took over a decade and $3 billion to complete, Dilbilgisi

0:54

İlk projenin tamamlanması on yıldan uzun sürdü ve 3 milyar dolara mal oldu;

with teams across the entire globe working together. Dilbilgisi

0:58

dünyanın dört bir yanındaki ekipler birlikte çalıştı.

Dilbilgisi

took over a decade and $3 billion to complete: gereken zaman ve maliyeti belirtmek

Burada took, “alıp götürdü” değil, “gerektirdi” veya “tüketti” anlamındadır. Özne the initial project, gereken kaynaklar ise over a decade ve $3 billion ifadeleridir. Kullanılabilir kalıp özne + take + zaman ve/veya para miktarı + to + fiil şeklindedir. Bir eylemi tamamlamak için ne kadar zaman veya para gerektiğini belirtir. Burada over “-den fazla” demektir; to complete ise iki miktarı da projenin tamamlanmasına bağlar.

Alıştırma

Parçaları verilen sırayla kullanın: took / three years / and / 20 million dollars. Cümleyi tamamlayın: The bridge ____ to complete.

Cevabı göster

took three years and 20 million dollars

Dilbilgisi

with teams ... working together: with + isim + -ing yapısı

With, ana olaya eşlik eden bütün bir durumu tanıtır. Teams bu durumun içindeki isimdir ve working eylemini yapan ögedir; working bir -ing ortaçtır, ana fiil değildir. Kullanılabilir kalıp ana cümle, with + isim + -ing şeklindedir. İkinci bir tam cümle başlatmadan arka plan, gerçekleşme biçimi veya eş zamanlı bir eylem ekler. Burada across the entire globe ekiplerin nerede bulunduğunu, working together ise ne yaptıklarını belirtir.

Alıştırma

Eşlik eden durumu doğru biçimde ekleyen ifadeyi seçin: The museum reopened on time, ____.

  1. with staff were working through the weekend
  2. with staff working through the weekend
  3. with staff worked through the weekend
Cevabı göster

with staff working through the weekend

Today,

1:01

Günümüzde,

with a much smaller team,

1:01

çok daha küçük bir ekiple,

the same could be accomplished in a few days for only $4,000.

1:02

aynısı yalnızca 4.000 dolara birkaç gün içinde yapılabilir.

And the more sequenced genomes we accumulate, Dilbilgisi

1:06

Dizilimi çıkarılmış genomlar biriktikçe,

whether it be from plants or microbes, Dilbilgisi

1:09

ister bitkilerden ya da mikroplardan,

or humans,

1:11

ister insanlardan gelsin,

the more we have to compare and contrast the traits we see on the outside Kalıp ifadeler

1:12

dışarıdan gördüğümüz özellikleri

with the gene combinations we find on the inside.

1:16

içeride bulduğumuz gen kombinasyonlarıyla karşılaştırmak için elimizde o kadar fazla veri olur.

Dilbilgisi

the more ..., the more ... yapısı

The more X ..., the more Y ... bağıntılı karşılaştırma yapısıdır: ilk ölçekteki bir değişim, ikinci ölçekteki karşılık gelen değişimle eşleştirilir. Burada daha fazla dizilenmiş genom biriktirmek, araştırmacılara görünür özelliklerle gen kombinasyonlarını karşılaştırabilecekleri daha fazla malzeme sağlar. Bu yapıda iki the de sıradan belirli tanımlıklar değil, yapının dil bilgisel işaretleridir. Yapı çoğunlukla bir eğilim veya yakın ilişki anlatır; tek başına ilk değişimin ikinci değişimin tek nedeni olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Daha fazla alıştırmayı daha fazla özgüvenle ilişkilendiren bağıntılı karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Dilbilgisi

whether it be from ... kullanımı

Whether it be from A, B, or C, A, B veya C'den hangisinden gelirse gelsin anlamına gelen resmî bir ödünleme yapısıdır. Yan cümle, ana iddiayı değiştirmeden olası kaynakları ekler: listelenen her kaynaktan gelen genomlar karşılaştırmaya katkıda bulunur. Buradaki be, şimdiki zaman dilek kipidir. Tekil özne it ile bile be olarak kalır; dolayısıyla bu, özne-yüklem uyumu hatası değil, bilinçli bir kullanımdır.

Alıştırma

Cümleyi, nereden geldiğine bakılmaksızın anlamını veren resmî ödünleme ifadesiyle tamamlayın: The policy applies to every application, ____ from a student, a teacher, or a parent.

Cevabı göster

whether it be

Kalıp ifadeler

compare and contrast: benzerlikler ve farklılıklar

Compare and contrast, iki parçalı akademik bir yönergedir: compare ilgili benzerlikleri bulmanızı, contrast ise farklılıkları belirlemenizi ister. Bu cümledeki iki veri grubu, dışarıdan görülen özellikler ile içerideki gen kombinasyonlarıdır. Bu eşleşme, istenen analizin tamamını belirtir. Gereksiz bir tekrar değildir: yalnızca benzerliklerden veya yalnızca farklılıklardan söz eden bir yanıt eksik kalır.

Alıştırma

Hem benzerlikleri hem de farklılıkları açıkça isteyen ifadeyle ödevi tamamlayın: “____ the two ecosystems.”

Cevabı göster

Compare and contrast

And that's exactly what the Cognitive Genomics Project hopes to achieve. Anlatım akışı

1:19

Bilişsel Genomik Projesi'nin ulaşmayı umduğu şey de tam olarak bu.

Anlatım akışı

that's exactly what ... hopes to achieve: önceki fikri bir hedefe bağlamak

that's exactly what ... hopes to achieve yan cümlesi, hemen önce açıklanan yöntemin tamamına gönderme yapar. What, önceki fikri “o şey” veya “o hedef” olarak bir araya getirir; exactly ise bunun projenin hedefiyle tam olarak örtüştüğünü belirtir. Bu, özetleme ve bağlantı kurma yapısıdır: önce bir plan veya sonuç belirtilir, ardından that's exactly what + özne + hopes/aims/wants + to-mastar yapısıyla bu fikir belirli bir kişinin ya da kuruluşun hedefine bağlanır. Hopes to achieve, tamamlanmış değil, amaçlanan bir sonucu ifade eder.

Alıştırma

Konuşmacı, görünür özelliklerle gen verilerini karşılaştırma planını anlattıktan sonra “That's exactly what the Cognitive Genomics Project hopes to achieve.” diyor. Bu cümle ne yapıyor?

  1. Projenin hedefi zaten tamamladığını söyler.
  2. Daha önce söz edilmemiş farklı bir hedefi tanıtır.
  3. Daha önce açıklanan planı projenin tam hedefi olarak tanımlar.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan planı projenin tam hedefi olarak tanımlar.

By using over 2,000 people with IQs over 150 and plans to bring on 20,000 more subjects, Öbek fiiller

1:24

IQ'su 150'nin üzerinde olan 2.000'den fazla kişiyi inceleyen ve 20.000 katılımcıyı daha dâhil etmeyi planlayan

researchers at the BGI Institute in China are looking at the genetic basis for intelligence. Kalıp ifadeler

1:29

Çin'deki BGI Enstitüsünde çalışan araştırmacılar, zekânın genetik temelini inceliyor.

Öbek fiiller

bring on: insanları işe almak veya bir projeye katmak

Bu cümlede bring on 20,000 more subjects, araştırma projesine 20.000 kişiyi daha almak, kaydetmek veya eklemek anlamına gelir. Subjects nesnesi araştırma katılımcılarını ifade ettiği için bring on, katılımcı grubunun genişletilmesini anlatır. Bring someone on kalıbı çoğu zaman bir kişiyi ekibe, çalışan kadrosuna veya projeye katmak anlamına gelir. Anlam, insan belirten nesneden ve işe alım bağlamından gelir; burada bir şeye neden olmak anlamında değildir.

Alıştırma

The museum plans to bring on three more guides this summer. Bring on ne anlama geliyor?

  1. Üç rehberi işe almak veya kadrosuna eklemek.
  2. Üç rehberden bir günlük ziyarete gelmelerini istemek.
  3. Rehberlerin yorulmasına neden olmak.
Cevabı göster

Üç rehberi işe almak veya kadrosuna eklemek.

Kalıp ifadeler

the genetic basis for intelligence: akademik bir araştırma ifadesi

The genetic basis for intelligence isim öbeği, zekâdaki farklılıkları açıklamaya yardımcı olabilecek genleri, genetik varyantları ve biyolojik mekanizmaları ifade eder. Basis for, bir şeyi açıklamakta kullanılan altta yatan temel veya katkıda bulunan etkenler bütünü demektir. Araştırma dilinde bu ifade, kanıtlanmış tek bir nedeni duyurmak yerine araştırılacak bir konuyu çerçeveler. Tek bir zekâ geninin bulunduğu veya zekâyı yalnızca genlerin belirlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “altta yatan genetik etkenler” anlamındaki akademik ifadeyle tamamlayın: Scientists are investigating ____ drought resistance in wheat.

Cevabı göster

the genetic basis for

In other words, Anlatım akışı

1:34

Başka bir deyişle,

they're scanning through the DNA of thousands of intelligent people to look for patterns Öbek fiiller

1:34

binlerce zeki insanın DNA'sını tarayarak bazı örüntüler arıyorlar;

Anlatım akışı

Yeniden ifade etmek için In other words,

“In other words”, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı düşünceyi daha açık bir şekilde yeniden anlattığını gösterir. Burada daha önce sözü edilen soyut düşünceyi, DNA’yı tarayıp örüntüler arama şeklindeki somut bir açıklamaya dönüştürür. Yeni kanıt, örnek veya karşıtlık eklemek yerine daha önce verilen bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Yeniden ifade sunan söylem belirtecini seçin: The fee is nonrefundable. ___, you cannot get the money back.

  1. For example
  2. However
  3. In other words
Cevabı göster

In other words

Öbek fiiller

Çok miktarda bilgiyi gözden geçirmek için scanning through

Burada “scanning through”, örüntüler bulmak için çok miktarda DNA bilgisini oldukça hızlı ve sistemli biçimde incelemek anlamına gelir. Tıbbi bir görüntü elde etmeyi anlatmaz. “Through”, bilgiyi baştan sona gözden geçirilen bir malzeme bütünü olarak sunar; scanning through files, data veya a list kullanımlarında da böyledir.

Alıştırma

Cümleyi “scan through” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the meeting, I ____ the long report for any mention of safety.

Cevabı göster

scanned through

that may be responsible for making them smart in the first place. Notlar

1:38

bu örüntüler, onları en başta zeki yapan şey olabilir.

Kelime

Be responsible for making: neden bildirme

Bu cümlede be responsible for, “bir şeye bakmakla yükümlü olmak” değil, “bir şeyin nedeni olmak” anlamına gelir. Söz konusu DNA örüntüsü, bu insanların zeki olması sonucuna yol açıyor olabilir. Kalıp be responsible for + isim veya -ing biçimidir. Burada making, for edatından sonra gelen bir ulaçtır; making them smart ise ortaya çıkmış olabilecek sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “nedeni olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The chemical may ____ damaging the outer layer.

Cevabı göster

be responsible for

Deyimler

In the first place: ilk nedene dönmek

In the first place, “başlangıçta”, “en başta” veya “durumun kökeninde” anlamına gelen bir deyimdir. Burada bir araştırmanın ilk adımını anlatmak yerine, onları en başta neyin zeki yaptığını sorgular. Bu ifade genellikle bir şeyin neden başladığını veya neden en başından beri doğru olduğunu soran ya da açıklayan bir yan cümleden sonra gelir. Bu kullanımda place fiziksel bir yer değildir.

Alıştırma

Soruyu “başlangıçta” veya “en başta” anlamındaki deyimle tamamlayın: Why did they cancel the trip ____?

Cevabı göster

in the first place

Of course,

1:41

Elbette,

this is a much more complicated task than looking for, Dilbilgisi

1:42

bu iş şunu aramaktan çok daha karmaşıktır:

say, Ton ve niyet

1:44

örneğin,

a disease pattern.

1:45

bir hastalık örüntüsü.

Dilbilgisi

a much more complicated task than: güçlendirilmiş karşılaştırma

Bu isim öbeği a + much + more + sıfat + isim + than kalıbını izler. More complicated karşılaştırmayı kurar; much ise farkın büyük olduğunu göstermek için karşılaştırmayı güçlendirir. Burada than, karşılaştırma ölçütü olan looking for a disease pattern etkinliğini getirir. Daha genel olarak than sonrasında karşılaştırmanın diğer tarafını belirten bir isim öbeği, zamir veya -ing yan cümlesi gelebilir.

Alıştırma

Güçlü bir karşılaştırma kuran doğal tamamlamayı seçin: Analyzing the full data set is ___ checking one total.

  1. much more complicated than
  2. much complicated than
  3. very more complicated than
Cevabı göster

much more complicated than

Ton ve niyet

Örnek veren ara söz say,

Bu cümlede ara söz olarak kullanılan say, “örneğin” veya “diyelim ki” anlamına gelir. a disease pattern ifadesini tek olasılık olarak değil, temsili bir karşılaştırma örneği olarak sunar. say duraklamalar arasına yerleştirildiği ve belirtilmiş bir muhatabı ya da nesnesi olmadığı için konuşma talimatı değildir. Bu kullanım, bir düşünce açıklanırken hızlıca somut bir örnek eklemeyi sağlar.

Alıştırma

“We could meet on a weekday—say, Tuesday,” cümlesinde say ne yapar?

  1. Tuesday sözcüğünü olası bir örnek olarak sunar.
  2. Birine Tuesday sözcüğünü telaffuz etmesini emreder.
  3. Birinin Tuesday hakkında söylediklerini aktarır.
Cevabı göster

Tuesday sözcüğünü olası bir örnek olarak sunar.

Tay-Sachs and Huntington's disease are both caused by a single gene mutation Kültür

1:46

Tay-Sachs ve Huntington hastalıklarının ikisi de tek bir gen mutasyonundan kaynaklanır

and are easily recognized.

1:50

ve kolayca tanınır.

Kültür

Tek genli hastalık örnekleri olarak Tay-Sachs and Huntington's disease

Tay-Sachs ve Huntington's disease, iki tıbbi durumun özel adlarıdır. Bu cümlede Tay-Sachs bir kişinin değil, bir hastalığın adıdır; Huntington's disease içindeki iyelik biçimi de yerleşik hastalık adının bir parçasıdır. and ile bağlanan iki ad, are both caused ifadesinin birleşik öznesini oluşturur. Burada bunlar yalnızca konuşmacının genetik açıdan daha karmaşık özelliklerle karşılaştırdığı hastalık örnekleri olarak kullanılır. Cümle, her birini tek bir gendeki mutasyonla ilişkili olarak sunar. Bu nedenle işlevleri, daha sonra gelen tek gen ile çok sayıda gen karşılaştırmasının kolayca izlenmesini sağlamaktır; daha fazla tıbbi ayrıntı ima edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede Tay-Sachs and Huntington's disease nasıl bir işlev görüyor?

  1. Genetik karşılaştırmayı yapan bilim insanlarını belirtirler.
  2. Tek bir gen mutasyonuyla ilişkili olduğu sunulan hastalıklara örnek verirler.
  3. Etkileşim hâlindeki birçok genin kontrol ettiği görünür özellikleri anlatırlar.
Cevabı göster

Tek bir gen mutasyonuyla ilişkili olduğu sunulan hastalıklara örnek verirler.

Hair and eye color,

1:51

Saç ve göz rengi,

on the other hand, Anlatım akışı

1:52

öte yandan,

depend on multiple genes interacting,

1:53

birden fazla genin etkileşimine bağlıdır;

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak on the other hand

Bu cümlede on the other hand, konuşmacının karşılaştırmanın bir tarafından karşıt olan diğer tarafına geçtiğini gösterir: önceki hastalıklar tek bir genle ilişkili olarak sunulurken saç ve göz rengi etkileşim hâlindeki birden fazla genle ilişkilidir. İfade, savlar arasındaki ilişkiyi düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Bu bağlayıcı, ilk noktanın yanlış olduğunu söylemeden farklı bir değerlendirme sunabilir. Yaygın bir kalıp “One option has X. On the other hand, the other option has Y.” şeklindedir. Burada cümlenin içinde ara söz olarak yer alır ve virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Karşıtlık için en uygun bağlayıcıyı seçin: “The city apartment is close to work. ____, the country house offers more space and quiet.”

  1. On the contrary
  2. In addition
  3. On the other hand
Cevabı göster

On the other hand

though with proper analysis, Anlatım akışı

1:55

ancak doğru bir analizle

it can still be predicted.

1:56

yine de tahmin edilebilir.

Anlatım akışı

though with proper analysis: ödünleme ve koşul

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: özellik, birkaç genin etkileşimine bağlıdır; ancak bu karmaşıklık tahmini imkânsız hâle getirmez. Ardından gelen yan cümle karşıt noktayı sunar ve still bu karşıtlığı güçlendirir. Bu ödünleme cümlesinin içinde with proper analysis, “analiz doğru yapılırsa” veya “uygun bir analiz kullanılarak” anlamına gelen, başa alınmış bir edat öbeğidir. Tahminin koşulunu ya da yöntemini belirtir; genetik karmaşıklığın nedenini açıklamaz.

Alıştırma

Örnekteki “though with proper analysis” ifadesinin işlevi nedir?

  1. Birkaç genin neden etkileştiğini açıklar.
  2. Karmaşıklığı kabul eder, ardından tahminin yine de mümkün olduğu koşulu sunar.
  3. Uygun bir analizin birkaç genin etkileşimini durdurduğunu söyler.
Cevabı göster

Karmaşıklığı kabul eder, ardından tahminin yine de mümkün olduğu koşulu sunar.

But traits like personality or intelligence are almost certainly the result of thousands of genes interacting in unique ways, Kalıp ifadeler

1:57

Ancak kişilik ya da zekâ gibi özellikler neredeyse kesin olarak binlerce genin kendine özgü biçimlerde etkileşmesinin sonucudur;

a pattern which scientists have yet to discover. Dilbilgisi

2:04

bilim insanlarıysa bu örüntüyü henüz keşfetmediler.

Kalıp ifadeler

almost certainly the result of: güçlü ama ihtiyatlı bir neden iddiası

Almost certainly çok yüksek bir güven düzeyi belirtirken küçük bir yanılma olasılığını açık bırakır. Probably ifadesinden daha güçlüdür, ancak mutlak kesinlik ya da kanıtlanmışlık iddiasında bulunmaz. The result of bir neden ya da kaynak belirtir. Almost certainly the result of birlikte kullanıldığında kanıta dayalı bir neden yargısı sunar: kesin örüntü henüz bilinmese de konuşan kişi, binlerce genin etkileşiminin bu özellikleri ortaya çıkardığına güçlü biçimde inanır.

Alıştırma

Cümleyi “büyük olasılıkla şundan kaynaklanan” anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Based on the inspection, the cracks were ____ repeated temperature changes.

Cevabı göster

almost certainly the result of

Dilbilgisi

have yet to discover: henüz keşfetmemiş olmak

have yet to discover ifadesinde have yet to + fiilin yalın hâli, bir şeyin şu ana kadar hâlâ keşfedilmediğini belirtir. Buradaki ilgi zamiri which genetik örüntüyü gösterir; yani bilim insanları bu örüntüyü henüz bulmamıştır. Bu yapı keşfin imkânsız olduğunu değil, henüz gerçekleşmediğini ve ileride gerçekleşebileceğini anlatır. Günümüzdeki bir bilgi boşluğunu gösterirken gelecekte ilerleme olasılığını açık bıraktığı için araştırma ve haber dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi have yet to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Scientists ____ explain why the signal repeats.

Cevabı göster

have yet to

And the truth is,

2:06

Gerçek şu ki,

they may never find one.

2:07

bunu hiçbir zaman bulamayabilirler.

But what happens if they do? Dilbilgisi

2:08

Peki ya bulurlarsa ne olur?

Dilbilgisi

What happens if they do?: önceki eylemin yerine kullanılan do

if they do ifadesinde they bilim insanlarını gösterir, do ise discover the pattern eyleminin yerine geçer. İngilizcede daha önce açıkça belirtilen bir eylemi tekrarlamamak için do bu şekilde kullanılır. Sorunun açık hâli What happens if they discover the pattern? olur. Bu soru, konuyu şimdiki belirsizlikten gelecekteki olası bir sonuca taşır. Bu açık koşulda şimdiki zaman biçimleri happens ve do gelecekteki olasılığa gönderme yapar; bu tarafsız anlam için if yan cümlesinde normalde will kullanılmaz.

Alıştırma

“The team may cancel the trip, but what happens if they do?” cümlesinde do neyin yerine geçer?

  1. Belirtilmemiş bir görevi yapmak anlamına gelir.
  2. happen ifadesinin yerine geçer.
  3. cancel the trip ifadesinin yerine geçer.
Cevabı göster

cancel the trip ifadesinin yerine geçer.

I mean,

2:10

Yani,

it could mean a future of genius babies.

2:10

bu, dâhi bebeklerle dolu bir gelecek anlamına gelebilir.

With the advent of in vitro fertilization, Notlar

2:14

Tüp bebek yönteminin ortaya çıkmasıyla,

you might be able to create multiple embryos and scan their DNA. Dilbilgisi

2:16

birden fazla embriyo oluşturup DNA'larını tarayabilir hâle gelebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

With the advent of: yeni bir gelişmenin ortaya çıkışını anlatmak

With the advent of, “önemli ve yeni bir şey ortaya çıktığında veya yaygın biçimde kullanılmaya başlandığında” anlamına gelir. Burada tüp bebek yöntemini, daha sonra sözü edilen olasılığa zemin hazırlayan yeni bir gelişme olarak sunar. with the advent of + isim öbeği kalıbı, koşullardaki bir değişimi ortaya koymanın resmî bir yoludur. Bir sonuç için arka plan sağlar; ancak tek başına bu gelişmenin tek doğrudan neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Yeni bir teknolojiyi değişimin arka planı olarak sunan resmî ifadeyi en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. With the advantage of cloud storage, teams could share files more easily.
  2. With the advent of cloud storage, teams could share files more easily.
  3. With the event of cloud storage, teams could share files more easily.
Cevabı göster

With the advent of cloud storage, teams could share files more easily.

Kültür

in vitro fertilization (IVF): vücut dışında döllenme

In vitro fertilization, vücut dışında döllenme anlamına gelir. Bir yumurtanın spermle vücut dışında, genellikle laboratuvarda döllendiği tıbbi bir işlemdir. Yaygın kısaltması IVF’dir. Bu cümlede IVF, daha sonra incelenebilecek embriyoların oluşmasını sağlayabilen arka plan aşamasıdır. Terim, döllenmenin nasıl gerçekleştiğini belirtir; daha sonra hangi testlerin yapılacağını belirtmez.

Alıştırma

Hangi açıklama in vitro fertilization (IVF) ile doğru şekilde eşleşir?

  1. Genetik bir durumu belirlemek için embriyonun DNA’sını test etmek
  2. Seçilmiş bir özellik eklemek için embriyonun DNA’sını değiştirmek
  3. Yumurtayı vücut dışında döllemek ve daha sonra embriyoyu rahme aktarmak
Cevabı göster

Yumurtayı vücut dışında döllemek ve daha sonra embriyoyu rahme aktarmak

Dilbilgisi

might be able to: belirsiz yetenek

might be able to, belirsiz bir olasılık bildiren might ile bir şeyi yapabilme gücünü ya da pratikte mümkün olmasını bildiren be able to yapısını birleştirir. Kalıp might be able to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu cümlede konuşmacı, embriyo oluşturup DNA'larını taramanın gelecekte mümkün hâle gelebileceğini temkinli biçimde söylüyor. Bu yeteneğin şu anda var olduğunu söylemiyor.

Alıştırma

Belirsizlik ile yapabilmeyi birleştiren ve might ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair is going well, so we ____ use the computer tonight.

Cevabı göster

might be able to

Scientists would then be able to identify which traits are most likely in each embryo Dilbilgisi

2:20

Bilim insanları daha sonra her embriyoda görülmesi en olası özellikleri

based on their genes,

2:25

genlerine bakarak belirleyebilir,

Dilbilgisi

which traits are most likely: gömülü soru sözcük dizilişi

which traits are most likely sözleri, identify fiilinin nesnesi olan gömülü bir soru yan cümlesi oluşturur. Bilim insanlarının belirleyeceği bilgiyi, yani hangi özelliklerin olasılığının en yüksek olduğunu belirtir. Gömülü bir sorunun içinde doğrudan sorudaki devrik diziliş yerine normal yan cümle dizilişi kullanılır. Burada which traits öznedir, bu nedenle hemen ardından are gelir: which traits are most likely. they gibi ikinci bir özne eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle identify fiilinden sonra soruyu doğru biçimde gömülü olarak kullanıyor?

  1. Researchers can identify which traits are they most likely to appear in the next generation.
  2. Researchers can identify are which traits most likely to appear in the next generation.
  3. Researchers can identify which traits are most likely to appear in the next generation.
Cevabı göster

Researchers can identify which traits are most likely to appear in the next generation.

allowing parents to essentially choose which baby they most desire. Dilbilgisi

2:26

böylece ebeveynler esasen en çok istedikleri bebeği seçebilir.

Dilbilgisi

allowing parents to essentially choose: sonuç bildiren bir yan tümce

Virgülden sonra gelen allowing parents to essentially choose, şimdiki zaman ortacıyla kurulmuş bir sonuç yan tümcesidir. Daha önce sözü edilen olası özellikleri belirleme becerisinin neyi mümkün kılacağını açıklar: ebeveynler böylece bir seçim yapabilecektir. Burada parents, allowing fiilinin nesnesi ve aynı zamanda choose fiilinin örtük öznesidir. Yeniden kullanılabilir kalıp ana cümle, allowing + kişi veya şey + to + fiil şeklindedir; bir nedeni ya da mümkün kılan koşulu doğrudan sonucuna bağlar.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin sonuç bildiren biçimiyle tamamlayın: The update automates routine reports, ____ analysts ____ focus on unusual cases.

Cevabı göster

allowing · to

For example,

2:31

Örneğin,

this embryo has a 50% chance of being exceptionally musical, Kalıp ifadeler

2:31

bu embriyonun olağanüstü bir müzik yeteneğine sahip olma ihtimali %50,

Kalıp ifadeler

has a 50% chance of being: sayısal olasılık

Has a 50% chance of being sayısal bir olasılık ifade eder. Embriyonun olağanüstü bir müzik yeteneğine sahip olma olasılığının iki ihtimalden biri olduğu öngörülür; chance burada sunulan bir fırsat anlamına gelmez. Özne + have + a percentage chance of + isim veya -ing biçimi yapısını kullanın. Musical bir sıfat olduğu için be gerekir ve of edatından sonra being biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi have a ... chance of + -ing yapısı ve seventy percent sözleriyle tamamlayın: This treatment ____ effective.

Cevabı göster

has a seventy percent chance of being

or this one has a 58% chance of having an IQ over 150.

2:34

diğerinin IQ'sunun 150'yi aşma ihtimaliyse %58'dir.

In this way, Anlatım akışı

2:39

Bu şekilde,

without actually changing the genetic information, Dilbilgisi

2:39

genetik bilgiyi gerçekten değiştirmeden,

but rather screening it,

2:42

yalnızca tarayıp seçerek,

we may actually be able to increase the intelligence of future generations.

2:43

gelecek nesillerin zekâsını gerçekten artırabiliriz.

Anlatım akışı

Yöntem ile sonucu bağlayan In this way

In this way, az önce anlatılan sürece gönderme yapar: birden fazla embriyo oluşturmak, DNA'larını analiz etmek ve bu bilgilere göre seçim yapmak. Yeni bir yöntem sunmaz. Ardından bu yöntemi olası sonucuna bağlar. Açıklamalarda bu ifade, kullanılan yöntemden yöntemin sonucunda neler olabileceğine geçiş yapmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede In this way bir yöntem ile onun sonucunu bağlamak için kullanılmıştır?

  1. By the way, this pencil belongs to Maya.
  2. Please come this way; the office is upstairs.
  3. Check each answer before you submit the form. In this way, you can catch simple mistakes.
Cevabı göster

Check each answer before you submit the form. In this way, you can catch simple mistakes.

Dilbilgisi

without ... but rather ...: ekleme değil, düzeltme

without X, but rather Y yapısı önce X'i dışlar, ardından Y'yi daha doğru açıklama olarak sunar. Bu cümlede genetik bilgiyi değiştirmek dışlanır; bilgiyi tarayıp seçmek onun yerine geçen açıklamadır, ek bir eylem değildir. it zamiri genetic information ifadesine gönderme yapar. Bu bağlamda screening, DNA'yı yeniden yazmak değil, mevcut genetik bilgiyi seçim amacıyla incelemek demektir.

Alıştırma

Bir okul, okul gününü kısaltarak değil, otobüs saatlerini değiştirerek devam oranını yükseltti. Hangi cümle bu düzeltmeyi ifade eder?

  1. The school improved attendance without shortening the school day, but rather by changing the bus schedule.
  2. The school improved attendance not only by shortening the school day, but also by changing the bus schedule.
  3. The school improved attendance without shortening the school day or changing the bus schedule.
Cevabı göster

The school improved attendance without shortening the school day, but rather by changing the bus schedule.

But what about you?

2:46

Peki ya siz?

Could you ever change your genetic makeup to make you smarter, Notlar

2:48

Genetik yapınızı değiştirerek hemen şimdi daha zeki,

faster,

2:51

daha hızlı,

or stronger right now?

2:51

ya da daha güçlü olabilir misiniz?

Kalıp ifadeler

genetic makeup: bir kişinin miras aldığı genetik yapı

Burada genetic makeup, bir kişinin miras aldığı genetik bilgilerin tamamı ve bunların genel birleşimi anlamına gelir. Makeup, makyaj malzemesi değil, bileşim veya yapı anlamındadır. Bu ifade özellikler, sağlık, kalıtım ya da insanların genleri nedeniyle farklı tepkiler verebilmesi konuşulurken yaygın olarak kullanılır. Tek bir geni değil, kişinin genlerinin bütününü anlatır.

Alıştırma

Bir kişinin miras aldığı genel genetik yapıyı anlatan doğal iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A person's ____ can affect how they respond to some medicines.

Cevabı göster

genetic makeup

Dilbilgisi

to make you smarter, faster, or stronger: amaç ve make + nesne + karşılaştırma sıfatı

Baştaki to amaç bildirir: Birinin genetic makeup yapısını neden değiştirebileceğini açıklar. Bu amaç ifadesinin içinde make, make + object + adjective kalıbını kullanır. You nesnedir; smarter, faster ve stronger ise ortaya çıkan değişimi anlatan karşılaştırma sıfatlarıdır. Üç sıfat da make you bölümünü paylaştığı için bu bölüm tekrarlanmaz. Baştaki to amaç mastarına aittir; make sözcüğünden sonra gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Boşluğa to ile başlayın ve make, herself ile strong sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: She follows a training plan ____.

Cevabı göster

to make herself stronger

Follow us over to Jake's channel,

2:54

Bizimle Jake'in kanalı

Vsauce3,

2:55

Vsauce3'e geçin;

where we explain how it might be possible.

2:56

orada bunun nasıl mümkün olabileceğini açıklıyoruz.

Click here or use the link in the description

2:58

Buraya tıklayın veya açıklamadaki bağlantıyı kullanın

and subscribe for more weekly science videos.

3:00

ve her hafta yayınlanan bilim videoları için abone olun.

Seriously,

3:04

Cidden,

click the link.

3:05

bağlantıya tıklayın.