Crack Kokain Etkisindeki Beyniniz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu anlatım crack kokainin nasıl üretildiğini, dumanla alındığında neden hızla beyne ulaştığını, dopamin geri alımını nasıl engellediğini ve bağımlılık ile ciddi zararlara nasıl yol açabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as opposed to (kalıp ifade ve eşdizim): sigara yoluyla alma ile burundan çekmeyi kısaca karşılaştırın ve seçenekleri eşit ölçüde tercih edilir göstermeden ayırın. 2. build up (öbek fiil): dopamin birikimini anlayın; fiili giderek artan baskı, trafik, madde veya duygular için de kullanın. 3. in an effort to (amaç kalıbı): kaşıma ya da ısırmanın amacını belirleyin ve başarısı kesin olmayan bir girişimi daha resmî biçimde anlatın.
Bu derste
In the words of music legend Whitney Houston, Kalıp ifadeler
0:00Müzik efsanesi Whitney Houston'ın sözleriyle,
In the words of: bir alıntıyı kaynağına atfetmek
In the words of + kişi veya kaynak, o kaynağa atfedilen sözleri tanıtır. Burada virgülden hemen sonra gelen alıntının anlatıcının kendi ifadesi değil, Whitney Houston'ın akılda kalan sözleri olarak sunulduğunu belirtir. Bu kalıp, konuşan veya yazan kişinin alıntıyı vermeden önce sözü kimin söylediğini öne çıkarmasını sağlar: In the words of X, "..." Genellikle ifadeye retorik bir ağırlık katar, ancak konuşanın alıntıya katıldığı anlamına tek başına gelmez.
Alıştırma
Alıntıyı doğrudan bir kaynağa atfeden, dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our coach, "Stay calm and play your game."
Cevabı göster
In the words of
Crack is whack: “kötü” anlamındaki whack
Bu sloganda crack, crack kokainini ifade eder; whack ise çok kötü, saçma veya kabul edilemez anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Dolayısıyla cümle crack kullanımını kınar; whack burada vurmak anlamına gelmez. Crack ve whack arasındaki kısa kafiye, ifadeyi güçlü ve akılda kalıcı kılar. Sesin eğlenceli gelmesi konuyu zararsız yapmaz; bu, kasıtlı olarak açık sözlü ve medyada dikkat çekmeye uygun bir ifadedir.
Alıştırma
"Crack is whack," alıntısında whack ne anlama gelir?
- Kötü veya kabul edilemez
- Sessiz ve sıradan
- Güçlü bir vuruş
Cevabı göster
Kötü veya kabul edilemez
thanks to Toronto mayor Rob Ford, Notlar
0:06ki bunu Toronto Belediye Başkanı Rob Ford'a borçluyuz,
İronik suçlama içeren neden belirteci thanks to
Burada thanks to, “yüzünden” veya “sonucunda” anlamına gelir. Son dönemdeki ilave ilginin nedeni olarak Rob Ford'la ilgili haberleri gösterir; konuşmacı ona teşekkür etmemektedir. thanks to çoğu zaman olumlu bir sonucun nedenine pay verir, ancak bağlam ifadeyi ironik hâle getirebilir. Burada ilgi, utanç verici bir haberden kaynaklandığı için ifade içten bir minnettarlıktan çok hafif bir suçlama sezdirir.
Alıştırma
Altyazıda thanks to ne anlatıyor?
- Rob Ford'la ilgili haberler ilgiye neden olmuştur ve ton hafifçe ironik veya suçlayıcıdır.
- Konuşmacı kişisel yardımı için Rob Ford'a içtenlikle teşekkür etmektedir.
- Rob Ford'la ilgili haberlere rağmen ilgi devam etmiştir.
Cevabı göster
Rob Ford'la ilgili haberler ilgiye neden olmuştur ve ton hafifçe ironik veya suçlayıcıdır.
Dönemin haberlerine gönderme olarak Toronto mayor Rob Ford
Toronto mayor, Rob Ford'un o dönemdeki kamu görevini belirtir: Toronto'nun belediye başkanıydı. Bu, bir kişinin adından önce gelen görev unvanıdır; adının bir parçası değildir. Bu gönderme, o dönemde Rob Ford ve crack kokain hakkında geniş çapta yayımlanan haberlere işaret eder. Söz konusu skandal konuya ilave kamu ilgisi çekmiştir; bu da konuşmacının neden onun adını verdiğini ve cümlenin neden ironik duyulduğunu açıklar.
Alıştırma
Toronto mayor Rob Ford göndermesi cümleye ne katıyor?
- Toronto mayor ifadesinin Rob Ford'un tam adının bir parçası olduğunu söyler.
- İlave ilgiyi açıklayan ve ironiyi destekleyen dönemin bir haber olayına işaret eder.
- Rob Ford'u videonun sunucusu olarak tanıtır.
Cevabı göster
İlave ilgiyi açıklayan ve ironiyi destekleyen dönemin bir haber olayına işaret eder.
Kesin bir tanım istemek için What exactly is ...?
What exactly is X? yapısında exactly, what soru sözcüğünü güçlendirir ve X hakkında kesin ve açık bir açıklama ister; çoğu zaman genel bir betimleme yerine X’in tanımını, niteliğini veya sınırlarını sorar. Burada yapı, konuşmayı bir konudan yalnızca söz etmekten onu tanımlamaya taşır. Bu cümlede exactly, kesin bir yer veya zamanı belirtmez. Bu yapı öğretmenden, röportaj yapılan kişiden ya da açıklama yapan birinden bir kavramın gerçekten ne olduğunu netleştirmesini istemek için kullanılabilir. What is X? ile karşılaştırıldığında daha odaklıdır, ancak kendiliğinden çatışmacı bir ton taşımaz.
Alıştırma
Kesin bir tanım isteyen soruyu dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: "____ photosynthesis?"
Cevabı göster
What exactly is
Is it really as whack as it's portrayed to be? Dilbilgisi
0:10Gerçekten anlatıldığı kadar berbat mıdır?
as whack as it's portrayed to be?: anlatıldığı kadar kötü mü
as + adjective + as + clause yapısı eşit derecede karşılaştırma yapar. as whack as it's portrayed to be ifadesinde whack, kötü veya istenmeyen anlamında kullanılan gündelik bir argo sözcüktür; soru da gerçeğin tasvirlerin ima ettiği ölçüde kötü olup olmadığını sorar. Really vurgu ekler ve çoğu zaman şüpheci bir tutum gösterir. it's portrayed to be içinde it's, it is anlamına gelir ve portrayed edilgen yapıdadır. To be, to be whack yerine geçerek karşılaştırmayı tamamlar; amaç bildirmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp Is X really as + adjective + as it is said, reported, or portrayed to be? şeklindedir.
Alıştırma
Her iki boşluğa da as yazarak eşit derece karşılaştırmasını tamamlayın: "Is the hike really ____ dangerous ____ it's portrayed to be?"
Cevabı göster
as · as
Crack is simply another form of cocaine, Kalıp ifadeler
0:13Crack, kokainin yalnızca başka bir biçimidir
another form of: aynı şeyin farklı bir biçimi
Bu cümlede another form of, crack maddesini kokainle ilgisiz ayrı bir madde olarak değil, kokainin farklı bir fiziksel biçimi veya hazırlanış şekli olarak sunar. Burada form; durum, biçim, sürüm veya görünüm anlamına gelir, doldurulacak belge anlamına gelmez. another form of + isim kalıbı, altta yatan kimlik aynı kalırken görünüm, durum veya ortaya çıkış biçimi değiştiğinde tanım ve açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Aynı şeyin farklı bir görünümünü ifade eden vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: Steam is ____ water.
Cevabı göster
another form of
After mixing powdered cocaine with a weak base such as baking soda, Notlar
0:17Toz kokain, karbonat gibi zayıf bir bazla karıştırıldığında,
Örnekleri tanıtan such as
Bu cümlede such as, daha geniş olan a weak base kategorisinin belirli bir üyesini, yani baking soda örneğini tanıtır. Bu örnek kategoriyi açıklar; baking soda ifadesinin mümkün olan tek zayıf baz olduğunu söylemez. Genel bir isim veya kategorinin bir ya da daha fazla örneğini vermek istediğinizde kategoriden sonra such as kullanın: kategori + such as + örnek veya örnekler.
Alıştırma
Cümleyi örnekler tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The course covers visual arts ____ painting and photography.
Cevabı göster
such as
it changes composition and a solid is produced, Dilbilgisi
0:21bileşimi değişir ve katı bir madde oluşur;
After mixing ... it changes composition: örtük özneyi ana cümlenin öznesiyle eşleştirme
Cümle başındaki after + -ing yan cümlesinin normalde örtük bir öznesi vardır ve okur bunun ana cümlenin öznesi olmasını bekler. Bu nedenle After mixing ..., it changes composition yapısı, dil bilgisel olarak karıştırma işini it yapmış gibi anlaşılır. Ancak burada amaçlanan eyleyen bu değildir. Dikkatli bir prosedür metninde eyleyeni belirtin—After a technician mixes ...—veya edilgen bir yan cümle kullanın—After powdered cocaine is mixed ..., its composition changes. Aktarılabilir kural, cümle başındaki -ing yan cümlesinin örtük eyleyeninin ana cümlenin öznesiyle eşleşip eşleşmediğini kontrol etmektir.
Alıştırma
Şu cümleyi değerlendirin: “After mixing the samples, their temperature was measured.” Karıştırma işini numuneler değil, bir teknisyen yaptı.
- Havada kalan niteleyici olasılığı var: ana cümlenin öznesi their temperature, mixing eyleminin eyleyeni değildir.
- Kabul edilebilir: mixing eyleminin örtük eyleyeni ana cümlenin öznesiyle eşleşiyor.
Cevabı göster
Havada kalan niteleyici olasılığı var: ana cümlenin öznesi their temperature, mixing eyleminin eyleyeni değildir.
a solid is produced: sonuca odaklanan edilgen yapı
a solid is produced yan cümlesinde geniş zaman edilgen yapı kullanılır: özne + is + geçmiş zaman ortacı. Ortaya çıkan madde olan a solid dilbilgisel özne hâline gelir; eylemi yapan kişi veya mekanizma belirtilmez. Sonuca odaklanan bu yapı, eylemi kimin yaptığı değil ne olduğu önemli olduğunda süreç açıklamalarında yaygındır. Burada produced, film ya da program yapımı anlamında değil, oluşmuş veya üretilmiş anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi produce fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the liquid cools, a solid ____.
Cevabı göster
is produced
often referred to as: bir şeyi adlandırmak
Be referred to as, “belirli bir adla anılmak veya bilinmek” demektir. X is/are referred to as Y yapısında X adlandırılan şey, Y ise verilen ad veya etikettir; often bu adlandırmanın yaygın olduğunu gösterir. Burada often referred to as rocks önceki yan cümlenin devamıdır; bu nedenle özne ve be fiilinin biçimi önceki yan cümleden anlaşılır. Yeniden kullanılabilir tam kalıp X is/are often referred to as Y şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “yaygın olarak adlandırılan” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: This neighborhood is often ____ Little Lisbon.
Cevabı göster
referred to as
This solid has a much lower melting point than cocaine, Dilbilgisi
0:25Bu katının erime noktası kokainden çok daha düşüktür,
much lower ... than: karşılaştırmayı güçlendirmek
much lower than ifadesinde lower, low sıfatının karşılaştırma biçimidir; much karşılaştırmayı güçlendirir, than ise karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Cümle, katının erime noktasının yalnızca mutlak anlamda düşük değil, önemli ölçüde daha düşük olduğunu söyler. Fark büyük olduğunda A is much + comparative adjective + than B kalıbını kullanın: much cheaper than, much faster than, much less stable than. Very genellikle very low örneğindeki gibi sıfatın temel biçimini niteler, karşılaştırma biçimini değil; very lower standart değildir.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir fiyat farkını doğru biçimde ifade eder?
- The new plan is very cheaper than the old one.
- The new plan is much cheap than the old one.
- The new plan is much cheaper than the old one.
Cevabı göster
The new plan is much cheaper than the old one.
allowing it to be smoked as opposed to snorted. Notlar
0:28bu da burundan çekilmek yerine içilmesine olanak tanır.
allowing it to be smoked: edilgen mastarlı sonuç yan cümlesi
-ing yan cümlesi allowing it to be smoked, daha önce açıklanan koşulun sonucunu verir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır: düşük erime noktası bu kullanım biçimini mümkün kılar. Kalıp allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Nesne eyleme maruz kaldığı için yapı edilgendir: onu birisi içer. Bu kısa sonuç yan cümlesi, bir koşulun belirli bir işlem veya süreci nasıl mümkün kıldığını gösterebilir.
Alıştırma
Hangi bitiş, sonucu doğru biçimde verir ve kabın eyleme maruz kaldığını belirtir? The protective coating prevents contamination, ...
- allowing to be reused it safely.
- allowing it to reuse safely.
- allowing it to be reused safely.
- allowing it being reused safely.
Cevabı göster
allowing it to be reused safely.
as opposed to: doğrudan karşıtlık belirtme
As opposed to ifadesi iki seçenek arasında doğrudan karşıtlık kurar. Burada smoked ile snorted karşılaştırılır; dolayısıyla anlam “burundan çekilmek yerine içilmek”tir, birinin burundan çekmeye aktif olarak karşı çıkması değildir. Buradaki to, sabit bağlayıcı as opposed to ifadesinin parçasıdır; snorted sözcüğüne bağlı bir mastar işareti değildir. Smoked ve snorted paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır; ortak edilgen yapı tekrarlanmak yerine anlaşılır kabul edilir. Bu bağlayıcı, iki seçenekten hangisinin geçerli olduğunu açıkça belirtmek istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi seçenek, birinin karşı olduğunu söylemeden cümleyi örnekteki sabit karşıtlık bağlayıcısıyla tamamlar? The app stores the notes on your device, ___ in the cloud.
- against
- be opposed to
- opposes
- as opposed to
Cevabı göster
as opposed to
it's called crack because of the sound it makes when heated. Dilbilgisi
0:31ısıtıldığında çıkardığı çatırdama sesi yüzünden “crack” adını almıştır.
be called X because of Y ile adlandırma nedenini açıklamak
be called X because of Y kalıbı bir adı, etiketi veya lakabı (X), o adın verilme nedeni (Y) ile bağlar. Bu cümlede crack addır ve the sound adlandırma nedenidir. Because of sonrasında bir isim öbeği getirir: because of the sound. Ardından gelen when heated, bu sesin hangi koşulda oluştuğunu belirtir; adın bir parçası değildir.
Alıştırma
Uygulamanın adını, bu adın nedenini belirten isim öbeğine doğru biçimde bağlayan seçeneği seçin: “The app is called Night Owl ___ its dark theme.”
- because of
- because
- so
Cevabı göster
because of
Retorik geçiş olarak But why + fiilin yalın hâli...?
But why smoke it? retorik bir geçiştir; sahnedeki birinden cevap isteyen bir soru değildir. Konuşmacı maddenin ne olduğunu açıkladıktan sonra dinleyicilerin muhtemelen soracağı sonraki soruyu dile getirir ve ardından kendisi cevaplar. Baştaki But bir yön değişikliğini işaret eder. Kısa why + fiilin yalın hâli + nesne kalıbı, eylemi yapan kişiyi genel veya bağlamdan anlaşılır bırakır; böylece açıklamayı bir şeyin ne olduğundan insanların o eylemi neden yaptığına taşır.
Alıştırma
Bir ürünü betimlemekten onu kullanma nedenini açıklamaya en iyi retorik geçişi hangi cümle sağlar?
- But why use it?
- But who uses it?
- But when was it invented?
Cevabı göster
But why use it?
the lungs are an extremely quick and effective way of getting something into the bloodstream. Dilbilgisi
0:35akciğerler bir maddeyi kan dolaşımına sokmanın son derece hızlı ve etkili bir yoludur.
a way of getting something into...: way of + -ing ile yöntem belirtmek
Burada a way of + -ing, bir eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini belirtir. Akciğerler gerçek anlamda bir yol olarak değil, ardından gelen eylemi gerçekleştiren bir güzergâh veya mekanizma olarak anlatılır. getting something into the bloodstream ifadesindeki get + nesne + into + yer yapısı, nesnenin o yerin içine girmesini sağlamak anlamına gelir. Bu yapılar birlikte yöntemi sonucuna bağlar: a way of getting X into Y.
Alıştırma
Cümleyi way of + -ing yapısı ve get fiiliyle tamamlayın: A loading dock provides a way ____ supplies into the building.
Cevabı göster
of getting
use inhalers to quickly put a drug directly into their system.
0:41ilacı doğrudan ve hızla vücutlarına almak için inhaler kullanır.
When smoke meets the large surface area in your lungs,
0:45Duman, akciğerlerinizdeki geniş yüzey alanıyla buluştuğunda,
it too slips right through the membrane and heads straight to your brain in as little as 8 seconds. Notlar
0:47o da zardan kolayca geçip yalnızca 8 saniye içinde doğruca beyninize gider.
slips right through: kolayca ve doğrudan geçmek
Bu cümlede slip through, dengesini kaybetmek değil, bir engeli kolay ve hızlı biçimde geçmek anlamına gelir. Dumandaki maddenin akciğer zarından çok az dirençle geçtiğini anlatır. Right, through sözcüğünü güçlendirir: right through, durdurulmadan veya geciktirilmeden doğrudan ve tamamen geçmek demektir. İfade hem gerçek açıklıkları ve engelleri hem de mecazi filtreleri veya tarama sistemlerini anlatabilir.
Alıştırma
“The tiny particles slip right through the filter,” cümlesinde slip right through ne anlama gelir?
- Dengelerini kaybedip filtrenin yanına düşerler.
- Filtreye ulaşır ulaşmaz dururlar.
- Filtrenin dışından yavaşça dolaşırlar.
- Filtreden kolayca ve doğrudan geçerler.
Cevabı göster
Filtreden kolayca ve doğrudan geçerler.
heads straight to + varış noktası
Burada heads, “hareket eder” veya “gider” anlamına gelen bir fiildir. Özne olan it dumandaki maddeyi ifade eder; to your brain ise varış yerini belirtir. Straight, hareketin dolambaçsız ve önemli bir gecikme olmadan doğrudan gerçekleştiğini ekler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp head straight to + yer veya varış noktasıdır.
Alıştırma
Cümleyi head straight to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting ended, Maya skipped the café and ____ the train station.
Cevabı göster
headed straight to
in as little as + süre
in as little as + süre, bir işin şaşırtıcı derecede kısa bir zaman içinde tamamlanabileceğini belirtir. Burada sekiz saniye, mümkün olan en kısa süre veya en iyi koşullardaki süre olarak sunulur. Bu ifade yaklaşık sekiz saniye ya da her durumun tam olarak sekiz saniye sürdüğü anlamına gelmez. in sonuca ulaşmak için gereken süreyi belirtirken as little as bu sürenin ne kadar kısa olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Bir hizmet, “Your file can be processed in as little as 8 seconds.” diyor. Hangi yorum doğrudur?
- Hizmet hiçbir zaman sekiz saniyeden uzun sürmez.
- Sekiz saniye özellikle kısa bir olası işleme süresidir, ancak bazı dosyalar daha uzun sürebilir.
- İşleme genellikle yaklaşık sekiz saniye sürer.
- Her dosyanın tam olarak sekiz saniye süreceği garanti edilir.
Cevabı göster
Sekiz saniye özellikle kısa bir olası işleme süresidir, ancak bazı dosyalar daha uzun sürebilir.
This is much faster and more intense than the effects of snorted cocaine, Dilbilgisi
0:52Bu, burundan çekilen kokainin etkilerinden çok daha hızlı ve yoğundur;
much faster and more intense than: much ile eşgüdümlü karşılaştırmaları güçlendirmek
Bu eşgüdümlü yapıda much, iki karşılaştırma ifadesini de güçlendirir: faster ve more intense. Cümle, hız ve yoğunluk olmak üzere iki boyutu karşılaştırır; than ise her ikisinin ortak karşılaştırma ölçütünü getirir. Karşılaştırma biçimleri faster ve more intense şeklindedir: kısa sıfat fast, -er alırken intense, more ile kullanılır; intenser denmez. Aktarılabilir kalıp much + karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir ve iki karşılaştırma boyutunu özlü biçimde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, eşgüdümlü iki karşılaştırma ifadesini much ile doğru biçimde güçlendirip tek bir than karşılaştırmasına bağlar?
- The upgraded network is many faster and more stable than the old one.
- The upgraded network is much faster and more stable than the old one.
- The upgraded network is much fast and more stable than the old one.
- The upgraded network is much faster and most stable than the old one.
Cevabı göster
The upgraded network is much faster and more stable than the old one.
which generally takes around 10 minutes to reach the brain. Dilbilgisi
0:56çünkü onun beyne ulaşması genellikle yaklaşık 10 dakika sürer.
takes around 10 minutes to reach: yaklaşık tamamlanma süresini ifade etmek
Burada takes around 10 minutes to reach, take + süre + to-mastar yapısını izler; bir eylem veya sürecin son noktaya ulaşması için gereken zamanı belirtir. Around, 10 dakikanın kesin bir ölçüm değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Özne olan which, daha önce sözü edilen burundan çekilmiş kokainin etkilerine gönderme yapar. Aktarılabilir biçim özne + take + süre + to do şeklindedir. Özne, süresi ölçülen şeyi veya süreci; mastar ise tamamlanan ya da ulaşılan eylemi belirtir.
Alıştırma
take + süre + to do kalıbını ve yaklaşık değer bildiren around sözcüğünü kullanarak geniş zamandaki cümleyi tamamlayın: The update ____ 20 minutes ____.
Cevabı göster
takes around · to install
kısaltılmış zaman yan cümlesi olarak once in the brain
Bu cümlede once in the brain, once they are in the brain, yani ‘beyne girdikten sonra’ anlamındadır. Once, ana cümledeki ifadenin geçerli hâle geldiği zamanı veya aşamayı belirtir; burada ‘bir kez’ anlamına gelmez. they are sözcükleri atılmıştır çünkü anlaşılan özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olan crack and cocaine ifadesidir. Atılan be biçimi kolayca tamamlanabildiğinde once sonrasında bir edat öbeği, sıfat veya ortaç kullanılan bu kısa yapı yaygındır.
Alıştırma
Köşeli parantez içindeki yan cümleyi anlamını değiştirmeden kısaltın: [Once the samples are in the freezer], the samples can be stored for a month. Once ____, the samples can be stored for a month.
Cevabı göster
in the freezer
effectively identical: tam aynılık değil, pratik eşdeğerlik
Burada effectively identical, bu karşılaştırmada önemli olan pratik etkinin aynı olduğu anlamına gelir. Crack ve kokainin biçim, kullanım yolu veya diğer her bakımdan tamamen aynı olduğunu ileri sürmez. Effectively, identical sözcüğünün kapsamını sınırlar: farklılıklar kalabilir, ancak ilgili sonucu değiştirmezler. Bu ifade, tam bir aynılık iddiasını abartmadan işlevsel eşdeğerliği belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
İki yedekleme yöntemi farklı yazılımlar kullanıyor, ancak aynı dosyaları aynı sürede geri yüklüyor. Her ayrıntının eşleştiğini ileri sürmeden pratik sonuçlarının aynı olduğunu en iyi hangi tanım belirtir?
- The methods are identical in every detail.
- The methods are merely similar in appearance.
- The methods are effectively identical.
Cevabı göster
The methods are effectively identical.
acts on: bir hedef üzerinde etki göstermek
Bilimsel açıklamalarda act on, bir hedef “üzerinde etki oluşturmak” anlamına gelir. Burada crack etki eden madde, ventral tegmental alan ise etkilenen beyin bölgesidir. X acts on Y yapısı, X’i bir madde, kuvvet veya mekanizma; Y’yi de onun hedefi olarak sunar. İfade tek başına etkinin yararlı mı zararlı mı, etkinleştirici mi engelleyici mi olduğunu belirtmez; bu ayrıntıyı bağlam sağlar.
Alıştırma
“Üzerinde etki oluşturur” anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyle cümleyi tamamlayın: The drug ____ a receptor involved in pain.
Cevabı göster
acts on
ventral tegmental area: dopaminle ilişkili bir orta beyin bölgesi
The ventral tegmental area, orta beyinde yer alan ve genellikle VTA olarak kısaltılan özel adlı bir bölgedir. Bu cümlede crack maddesinin etkilediği beyin bölgesini belirtir. Bu bölge, dopamin üreten çok sayıda nöron içerir ve ödülle ilişkili yollarda önemli rol oynar. Üç sözcüğü, ventral, tegmental ve area sözcüklerinin gündelik anlamlarından hareketle ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir nöroanatomi adı olarak okuyun.
Alıştırma
İngilizce cümledeki standart nöroanatomi terimini tamamlayın: Many dopamine-producing neurons are located in the ventral ____ area.
Cevabı göster
tegmental
the chemical often associated with feelings of pleasure and euphoria. Kalıp ifadeler
1:11Dopamin, genellikle haz ve coşku hisleriyle ilişkilendirilen bir kimyasaldır.
often associated with: sık görülen bir bağlantı, neden değil
often associated with ifadesinde be associated with, “bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı associated, be fiilinden sonra gelir; with ise özneyle bağlantılı olan şeyi tanıtır. Often, iddiayı ihtiyatlı hâle getirir: bağlantı yaygındır ama her durumda geçerli değildir. Bu ifade bir ilişki bildirir ve tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi be associated with ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: Researchers found that regular exercise is often ____ better sleep, but the study did not prove causation.
Cevabı göster
associated with
This dopamine travels between brain cells called neurons Dilbilgisi
1:14Bu dopamin, nöron adı verilen beyin hücreleri arasında dolaşır
brain cells called neurons: kısaltılmış edilgen adlandırma yan cümlesi
brain cells called neurons ifadesinde called neurons, brain cells ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Açık biçimi brain cells that are called neurons şeklindedir: hücrelere neurons adı verilir. Burada called geçmiş zaman ortacı olduğu için ana fiil değildir ve “telefon etti” anlamına gelmez. noun + called + name kalıbı kısa bir tanım veya adlandırma sağlar.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen adlandırma yapısı oluşturmak için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum displays an instrument ____ an astrolabe.
Cevabı göster
called
and binds to receptors that trigger the good feelings. Kalıp ifadeler
1:18ve haz duygusunu tetikleyen reseptörlere bağlanır.
binds to receptors: reseptörlere bağlanmak
Bu cümlede binds to receptors, dopaminin belirli bir moleküler etkileşim yoluyla reseptör proteinlerine bağlanması anlamına gelir. Burada bind, bir şeyi fiziksel olarak bağlamak anlamında değildir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp madde + bind(s) to + reseptör veya hedef şeklindedir. to edatı moleküler hedefi belirtir ve tekil fiil binds, dopamine ile uyumludur.
Alıştırma
Cümleyi bind fiilinin doğru biçimi ve onunla kullanılan normal edatla tamamlayın: At the cell surface, the hormone ____ a specific receptor.
Cevabı göster
binds to
normally this dopamine would be reabsorbed back into the neuron by a dopamine transporter. Dilbilgisi
1:21normalde bu dopamin, dopamin taşıyıcısı tarafından yeniden nöronun içine alınırdı.
normally ... would be reabsorbed: normalde beklenen geri emilim
Normally temel alınan süreci, yani hiçbir şey müdahale etmediğinde gerçekleşmesi beklenen durumu kurar. Buradaki would, örtük biçimde anlaşılan bu normal koşul altında beklenen sonucu sunar; geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Would be reabsorbed, would + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik içeren edilgen bir yapıdır. Edilgen yapı this dopamine ifadesini konu olarak tutar ve transporter ifadesinin daha sonra bir by öbeğinde verilmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi would ve reabsorb fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Normally, most of the filtered water ____ by the kidneys, but this condition disrupts the process.
Cevabı göster
would be reabsorbed
It attaches to the transporter and blocks the reabsorption,
1:28Taşıyıcıya bağlanıp geri alımı engeller,
allowing dopamine to build up and continually stimulate the receptors. Öbek fiiller
1:31böylece dopamin birikir ve reseptörleri sürekli uyarır.
build up: kademeli birikme
Burada build up, “zamanla kademeli olarak birikmek” anlamına gelir. Dopamin normal şekilde ortadan kaldırılmadığı için miktarı artmaya devam eder ve böylece reseptörleri sürekli uyarır. Bu geçişsiz yapıda artan şey öznedir: dopamine builds up. up parçacığı miktar veya yoğunluktaki artışı belirtir; bir şey inşa etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Kademeli olarak birikmek” anlamındaki hedef öbek fiili tamamlayın: Without regular cleaning, dust can build ____ inside the vents.
Cevabı göster
up
you feel, well, really good for about 10 minutes. Ton ve niyet
1:36yaklaşık 10 dakika boyunca kendinizi, şey, gerçekten iyi hissedersiniz.
As a result: bir sonucu tanıtma
As a result, ardından gelen bilgiyi önceki bilginin sonucu olarak sunan bir cümle bağlayıcısıdır. Burada açıklamayı dopamin reseptörlerinin sürekli uyarılmasından bunun oluşturduğu kısa süreli duyguya geçirir. Açıklamayı neden-sonuç sırasına göre düzenler: neden zaten belirtilmiştir ve As a result sonrasındaki yan cümle sonucu verir. Virgül, giriş bağlayıcısını ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Bir sonucu tanıtan hedef bağlayıcıyı tamamlayın: The roads were icy. As a ____, the school opened late.
Cevabı göster
result
you feel, well, really good ifadesinde tereddüt belirteci olarak well
Burada well, feel ile really good arasına yerleştirilmiş bir söylem belirtecidir. 'İyi bir şekilde' anlamına gelmez ve feel fiilini nitelemez. Konuşmacı basit ve ölçülü bir ifade seçmek için kısa süre duraklar. Bu, açıklamaya konuşma diline özgü ve biraz temkinli bir ton verir: well tereddüt belirtebilir, ardından gelen ifadeyi yumuşatabilir veya düşünceyi yeniden düzenlemek için zaman kazandırabilir.
Alıştırma
You feel, well, really good cümlesinde well sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Kişinin hissetme eylemini ustalıkla gerçekleştirdiği anlamına gelir.
- Konuşmacı sonraki sözcükleri seçerken kısa bir tereddüt yaşadığını gösterir.
- really good ifadesini resmî bir tıbbi tanıya dönüştürür.
Cevabı göster
Konuşmacı sonraki sözcükleri seçerken kısa bir tereddüt yaşadığını gösterir.
the dopamine levels in the brain plummet, Kalıp ifadeler
1:41beyindeki dopamin seviyesi hızla düşer;
dopamine levels plummet: hızlı ve büyük bir düşüş
Dopamine levels, ölçülebilen dopamin miktarını veya yoğunluğunu belirtir ve çoğul levels adı plummet fiilinin öznesidir. Plummet burada geçişsizdir: düşen şey seviyelerin kendisidir. Nötr fall veya decline fiillerinden farklı olarak plummet, düşüşü hızlı, çarpıcı ve genellikle büyük olarak sunar. Aktarılabilir kalıp, 'ölçülebilir miktar veya gösterge + plummet' biçimindedir.
Alıştırma
'Çok hızlı ve büyük miktarda düşmek' anlamındaki hedef fiilin geçmiş zaman biçimiyle raporu tamamlayın: After the announcement, ticket prices ____.
Cevabı göster
plummeted
causing an extreme low and often feelings of depression,
1:43bu da aşırı bir ruhsal çöküşe ve çoğu zaman depresyon hissine yol açar.
which is why many users typically smoke more, Anlatım akışı
1:46Bu yüzden birçok kullanıcı genellikle daha fazla crack içer,
“which is why” ile belirtilen nedenden sonuca geçmek
Bu cümlede which, yalnızca depression ismine değil, önceki bölümde anlatılan durumun tamamına, yani aşırı çöküşe ve depresyon duygularına gönderme yapar. which is why bu durumu, ardından gelen sonucun nedeni olarak sunar. which is why ifadesinden sonra ortaya çıkan davranış verilir: birçok kullanıcı daha fazla içer. Bu yapı, nedeni because yan cümlesiyle tekrar etmeden, daha önce belirtilmiş bir nedenden yeni bir sonuca geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Belirtilmiş nedene gönderme yapıp onun sonucunu tanıtan üç kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ the school opened late.
Cevabı göster
which is why
“reach that high again”: uyuşturucu kaynaklı bir durum olarak high
Burada high, bir uyuşturucunun oluşturduğu coşku veya sarhoşluk hâlini adlandıran bir isimdir. reach that high ifadesinde reach, fiziksel olarak yüksek bir yere varmak değil, bir duruma veya düzeye ulaşmak anlamına gelir. that daha önce belirtilen yoğun hazza gönderme yapar, again ise bunu yeniden yaşama girişimini gösterir. high sözcüğünü isim olarak tanımak, onu fiziksel yükseklik olarak yanlış yorumlamayı önler.
Alıştırma
“Some users take more of the drug to reach that high again,” cümlesinde “that high” ne anlama gelir?
- uyuşturucunun daha büyük bir miktarı
- fiziksel olarak yüksek bir yer
- daha resmî bir toplumsal konum
- uyuşturucunun oluşturduğu coşku hissi
Cevabı göster
uyuşturucunun oluşturduğu coşku hissi
these dopamine levels can take a long time to naturally replenish,
1:51bu dopamin seviyelerinin doğal olarak yenilenmesi uzun zaman alabilir;
contributing to physical and psychological dependence or addiction, Kalıp ifadeler
1:54bu da fiziksel ve psikolojik bağımlılığa katkıda bulunur,
Temkinli bir neden-sonuç bağlantısı olarak contributing to
Burada contributing to, önceki durumun ortaya çıkmasına yardımcı olduğu bir sonucu tanıtır: dopamin seviyelerinin yavaş yenilenmesi, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açan etkenlerden biri olarak sunulur. Bunun tek veya doğrudan neden olduğu ileri sürülmez. to bir ilgeç olduğu için contribute to ifadesinden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. contributing to... şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin tamamının bir sonucunu da ekler.
Alıştırma
‘Sonucu meydana getiren etkenlerden biri olmak’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Several conditions may ____ poor sleep quality.
Cevabı göster
contribute to
as well as increased irritability, restlessness, and paranoia. Kalıp ifadeler
1:58ayrıca sinirlilik, huzursuzluk ve paranoyayı artırır.
İkincil bilgi eklemek için as well as
Bu devam bölümünde as well as, daha önce belirtilen sonuçlara artan sinirlilik, huzursuzluk ve paranoyayı ekler. Yeni listeyi ek bilgi olarak işaretlerken daha önce sözü edilen bağımlılığı ana nokta olarak korur. Kalıp X as well as Y şeklindedir ve ‘X ve ayrıca Y’ anlamına gelir. İki özneyi bağladığında, standart resmî İngilizcede yüklem genellikle as well as öncesindeki X öznesiyle uyumlu olur.
Alıştırma
Çalışan moralini ek bir değerlendirme olarak sunan üç sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: The report examines financial costs, ____ effects on staff morale.
Cevabı göster
as well as
the feeling that bugs or insects are crawling under the skin.
2:07bu, derinin altında böceklerin gezindiği hissidir.
delusional parasitosis: parazit istilasına dair sanrısal inanç
Delusional parasitosis, kişinin derisinin üzerinde ya da altında parazitler veya böcekler olduğuna dair kanıta dayanmayan sabit bir inancı anlatan tıbbi bir terimdir. Bu cümlede sonraki ifade, deneyimi böceklerin gezindiği hissi olarak açıklar; gerçek bir parazit istilasını doğrulamaz. Delusional sıfatı inancın kanıtlarla desteklenmediğini, parasitosis ise parazitlerle ilgili bir durumu belirtir. Bu terim sıradan bir kaşıntıyı veya kısa süreli bir endişeyi değil, ciddi bir psikiyatrik belirtiyi ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede delusional parasitosis terimine en uygun açıklama hangisidir?
- Testlerle deri altında parazit bulunduğu doğrulanan bir enfeksiyon
- Kokainin cilde temas etmesinden kaynaklanan geçici bir döküntü
- Deri üzerinde ya da altında böcekler veya parazitler olduğuna dair sabit ve yanlış bir inanç
Cevabı göster
Deri üzerinde ya da altında böcekler veya parazitler olduğuna dair sabit ve yanlış bir inanç
delusional parasitosis, the feeling that ...: açıklayıcı eşlemeyle tanım
Virgülden sonraki the feeling that bugs or insects are crawling under the skin ad öbeği bir açıklayıcı eşleme, yani appositive işlevi görür. Delusional parasitosis terimini sade bir dille yeniden adlandırır; dolayısıyla ayrı bir belirti eklemek yerine terimi açıklar. Bu ad öbeğinin içindeki that yan cümlesi, hissin içeriğini, yani kişinin ne hissettiğini belirtir. Genel olarak teknik terim, virgül, sade ad öbeği kalıbı, bilinmeyen bir ifadeyi hemen tanımlamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle örnekteki teknik terim, virgül ve sade tanım kalıbını kullanır?
- The scan showed edema because the tissue was injured.
- The scan showed edema, swelling caused by fluid trapped in the tissues.
- The scan showed edema and swelling in two different places.
Cevabı göster
The scan showed edema, swelling caused by fluid trapped in the tissues.
This often leads to self-destructive behavior like scratching or biting Kalıp ifadeler
2:10Bu durum çoğu zaman kendini kaşıma veya ısırma gibi kendine zarar verici davranışlara yol açar;
often leads to + sık görülen bir sonuç
often leads to + isim öbeği kalıbı bir neden-sonuç ilişkisi sunar; often ise iddianın kapsamını sınırlar: sonuç yaygındır, ancak otomatik olarak gerçekleşmez. Burada This neden, self-destructive behavior ise sonuçtur. lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Self-destructive behavior, kişinin kendisine zarar veren eylemlerini analiz ederken kullanılan doğal bir ifadedir; scratching or biting ise somut örnekler verir.
Alıştırma
Mutlak bir iddiada bulunmadan “sık sık neden olur” anlamını veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Repeated sleep loss ____ serious concentration problems.
Cevabı göster
often leads to
in an effort to + fiilin yalın biçimi
In an effort to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin amacını belirtir ve onu bir girişim olarak çerçeveler. Bu cümlede tırmalama veya ısırmanın neden gerçekleştiğini açıklar: kişi yalnızca hayalinde var olan böceklerden kurtulmaya çalışmaktadır. Bu ifade, girişimin işe yaradığını söylemez. Sonucu belirsiz bırakırken motivasyonu açıklayan rapor ve anlatılarda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Eylemi garantili bir başarı değil, bir girişim olarak sunan resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hospital extended clinic hours ____ reduce waiting times.
Cevabı göster
in an effort to
get rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya ondan kurtulmak anlamına gelen, üç sözcükten oluşan kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Buradaki nesnesi “the imagined bugs” ifadesidir: bu kullanım, böceklerin gerçek olduğunu ileri sürmeden kişinin neyi ortadan kaldırmaya çalıştığını anlatır. Kalıp get rid of + isim veya zamir şeklindedir. of edatı ifadenin ayrılmaz bir parçasıdır ve atılamaz: get rid of it, get rid of a problem, get rid of an old habit.
Alıştırma
get ile başlayan ve “istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi tamamlayın: We need to ____ these duplicate files before the launch.
Cevabı göster
get rid of
In the most serious cases: aşırı bir sonucun kapsamını sınırlamak
In the most serious cases, ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlayan bir cümle başı çerçevesidir. Most serious en üstünlük derecesidir: vakaların çoğunu değil, ciddiyet düzeyi en yüksek vakaları belirtir. Bu çerçeve, genel etkilerden aşırı sonuçlara geçerek risk bilgilerini düzenler. Dinleyiciye sonraki sonuçları her vakaya uygulamaması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
“In the most serious cases,” ifadesi, okuyucuya ardından gelen açıklama hakkında ne anlatır?
- Sonraki sonucu ciddiyet düzeyi en yüksek vakalarla sınırlar.
- Sonucun vakaların çoğunda ortaya çıktığını söyler.
- Her vakanın eşit derecede ciddi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sonraki sonucu ciddiyet düzeyi en yüksek vakalarla sınırlar.
crack's impact on the heart can cause heart attacks,
2:18crack'in kalp üzerindeki etkisi kalp krizlerine,
strokes, or even stop the heart altogether, Anlatım akışı
2:20felçlere, hatta kalbin tamamen durmasına neden olabilir
Daha uç bir son olasılığı sunmak için or even
“Or even”, sıradaki öğenin öncekilerden daha güçlü, daha uç veya daha şaşırtıcı olduğunu göstererek olasılıkların sıralanışını düzenler. “Or”, bunun alternatif bir olasılık olduğunu belirtirken “even” vurgu ekler. Burada kalp krizleri ve felçlerden sonra en ciddi sonuç gelir: kalbin tamamen durması. Bu ifade, şiddetin belirgin biçimde arttığı bir sıralama oluşturur. Buradaki “even”, «eşit» veya «düzgün biçimde» anlamına gelmez.
Alıştırma
Son olasılığın daha uç olduğunu gösteren ifadeyi seçin: “The trail may be slippery, dangerous, ___ impossible to cross after heavy rain.”
- or even
- or evenly
- even or
Cevabı göster
or even
Sade bir yeniden ifade işareti olarak Simply put,
“Simply put,”, dinleyiciye karmaşık bir düşüncenin doğrudan ve anlaşılması kolay sözlerle yeniden ifade edileceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Genellikle daha ayrıntılı bir açıklamadan sonra ana noktayı veya pratik sonucu sunar. Bu ifadede “put”, «bir yere konmuş» değil, «ifade edilmiş» veya «söylenmiş» anlamına gelir. İfadenin bütünü «basitçe ifade edilirse» anlamına yakındır.
Alıştırma
Basit bir yeniden ifadeyi başlatan ve derste vurgulanan iki sözcüklük ifadeyi aynen yazarak cümleyi tamamlayın: “____, the new plan costs more than we can afford.”
Cevabı göster
Simply put
on the extreme end of things: iddiayı en uç durumla sınırlamak
On the extreme end of things, dikkati tüm olasılıklar yelpazesinden bu yelpazenin en ağır veya sıra dışı ucuna yöneltir. End burada fiziksel değil kavramsaldır; things ise tartışılan durumları veya sonuçları belirsiz biçimde ifade eder. İfadenin başa yerleştirilmesi, ardından gelen iddiayı sınırlar: konuşmacı her durumun bu kadar kötü olduğunu değil, bunun yalnızca uç durumlarda yaşanabileceğini söyler. Bu çerçeveleme, en kötü riskleri tipik sonuçlardan ayırmaya yarar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gündelik çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: Most outages are brief, but ____, a failure can shut down the network for hours.
Cevabı göster
on the extreme end of things
crack can get pretty whack: kafiyeli bir açılış göndermesi
Burada pretty, fairly veya quite anlamına gelen bir derece zarfıdır; whack ise kötü, saçma veya kontrolden çıkmış anlamında kullanılan bir argo sözcüktür. Dolayısıyla bu yan cümle, ayrıntılı açıklamanın ardından gündelik bir olumsuz değerlendirme sunar. Cümle, açılıştaki Crack is whack alıntısında geçen whack sözcüğünü tekrarlayıp crack ile kafiyeli hâle getirerek sonucu düzenler. Bu geri gönderme, dinleyiciyi açılıştaki anahtar sözcüğe döndürür ve savı akılda kalıcı bir kapanışta özetler; temel işlevi kesin bir teknik iddiadan çok retorik bir sonuçlandırmadır.
Alıştırma
Bu bağlamda crack can get pretty whack son cümlesinin temel retorik işlevi nedir?
- Crack konusundan fiziksel güzelliği betimlemeye geçer.
- Konuşmacının daha sonra açıklayacağı yeni bir teknik tanım sunar.
- Açılıştaki bir anahtar sözcüğe döner ve sonucu akılda kalıcı yapmak için kafiye kullanır.
Cevabı göster
Açılıştaki bir anahtar sözcüğe döner ve sonucu akılda kalıcı yapmak için kafiye kullanır.
Thanks to audible.com for giving you a free audiobook of your choice at audible.com/asap.
2:27Size audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı ücretsiz sunan Audible.com'a teşekkürler.
Audible is the leading provider of audiobooks with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
2:33Audible, edebiyatın her türünden indirilebilir 150.000'den fazla eseriyle lider sesli kitap sağlayıcısıdır.
One of our recent favorites is Sycamore Row,
2:39Son zamanlardaki favorilerimizden biri Sycamore Row;
which is John Grisham's sequel to A Time to Kill.
2:41bu kitap, John Grisham'ın A Time to Kill adlı eserinin devamıdır.
You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.
2:43Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.
Then use Audible's free app to listen on your Apple, Windows, or Android device.
2:48Ardından Audible'ın ücretsiz uygulamasıyla Apple, Windows veya Android cihazınızda dinleyebilirsiniz.
Special thanks to Audible for making these videos possible
2:52Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı için Audible'a özellikle teşekkür ederiz
and for offering you a free audiobook of your choice at audible.com/asap.
2:54ve audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı ücretsiz sunduğu için de minnettarız.
And subscribe for more weekly science videos.
2:59Ve her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.