Crack Kokain Etkisindeki Beyniniz: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
546 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım crack kokainin nasıl üretildiğini, dumanla alındığında neden hızla beyne ulaştığını, dopamin geri alımını nasıl engellediğini ve bağımlılık ile ciddi zararlara nasıl yol açabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as opposed to (kalıp ifade ve eşdizim): sigara yoluyla alma ile burundan çekmeyi kısaca karşılaştırın ve seçenekleri eşit ölçüde tercih edilir göstermeden ayırın. 2. build up (öbek fiil): dopamin birikimini anlayın; fiili giderek artan baskı, trafik, madde veya duygular için de kullanın. 3. in an effort to (amaç kalıbı): kaşıma ya da ısırmanın amacını belirleyin ve başarısı kesin olmayan bir girişimi daha resmî biçimde anlatın.

Bu derste

In the words of music legend Whitney Houston, Kalıp ifadeler

0:00

Müzik efsanesi Whitney Houston'ın sözleriyle,

Kalıp ifadeler

In the words of: bir alıntıyı kaynağına atfetmek

In the words of + kişi veya kaynak, o kaynağa atfedilen sözleri tanıtır. Burada virgülden hemen sonra gelen alıntının anlatıcının kendi ifadesi değil, Whitney Houston'ın akılda kalan sözleri olarak sunulduğunu belirtir. Bu kalıp, konuşan veya yazan kişinin alıntıyı vermeden önce sözü kimin söylediğini öne çıkarmasını sağlar: In the words of X, "..." Genellikle ifadeye retorik bir ağırlık katar, ancak konuşanın alıntıya katıldığı anlamına tek başına gelmez.

Alıştırma

Alıntıyı doğrudan bir kaynağa atfeden, dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our coach, "Stay calm and play your game."

Cevabı göster

In the words of

"Crack is whack." Kelime

0:03

“Crack berbat bir şey.”

Kelime

Crack is whack: “kötü” anlamındaki whack

Bu sloganda crack, crack kokainini ifade eder; whack ise çok kötü, saçma veya kabul edilemez anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Dolayısıyla cümle crack kullanımını kınar; whack burada vurmak anlamına gelmez. Crack ve whack arasındaki kısa kafiye, ifadeyi güçlü ve akılda kalıcı kılar. Sesin eğlenceli gelmesi konuyu zararsız yapmaz; bu, kasıtlı olarak açık sözlü ve medyada dikkat çekmeye uygun bir ifadedir.

Alıştırma

"Crack is whack," alıntısında whack ne anlama gelir?

  1. Kötü veya kabul edilemez
  2. Sessiz ve sıradan
  3. Güçlü bir vuruş
Cevabı göster

Kötü veya kabul edilemez

But with all the extra attention lately,

0:04

Ancak son zamanlarda gördüğü bunca ilginin ardından,

thanks to Toronto mayor Rob Ford, Notlar

0:06

ki bunu Toronto Belediye Başkanı Rob Ford'a borçluyuz,

Kalıp ifadeler

İronik suçlama içeren neden belirteci thanks to

Burada thanks to, “yüzünden” veya “sonucunda” anlamına gelir. Son dönemdeki ilave ilginin nedeni olarak Rob Ford'la ilgili haberleri gösterir; konuşmacı ona teşekkür etmemektedir. thanks to çoğu zaman olumlu bir sonucun nedenine pay verir, ancak bağlam ifadeyi ironik hâle getirebilir. Burada ilgi, utanç verici bir haberden kaynaklandığı için ifade içten bir minnettarlıktan çok hafif bir suçlama sezdirir.

Alıştırma

Altyazıda thanks to ne anlatıyor?

  1. Rob Ford'la ilgili haberler ilgiye neden olmuştur ve ton hafifçe ironik veya suçlayıcıdır.
  2. Konuşmacı kişisel yardımı için Rob Ford'a içtenlikle teşekkür etmektedir.
  3. Rob Ford'la ilgili haberlere rağmen ilgi devam etmiştir.
Cevabı göster

Rob Ford'la ilgili haberler ilgiye neden olmuştur ve ton hafifçe ironik veya suçlayıcıdır.

Kültür

Dönemin haberlerine gönderme olarak Toronto mayor Rob Ford

Toronto mayor, Rob Ford'un o dönemdeki kamu görevini belirtir: Toronto'nun belediye başkanıydı. Bu, bir kişinin adından önce gelen görev unvanıdır; adının bir parçası değildir. Bu gönderme, o dönemde Rob Ford ve crack kokain hakkında geniş çapta yayımlanan haberlere işaret eder. Söz konusu skandal konuya ilave kamu ilgisi çekmiştir; bu da konuşmacının neden onun adını verdiğini ve cümlenin neden ironik duyulduğunu açıklar.

Alıştırma

Toronto mayor Rob Ford göndermesi cümleye ne katıyor?

  1. Toronto mayor ifadesinin Rob Ford'un tam adının bir parçası olduğunu söyler.
  2. İlave ilgiyi açıklayan ve ironiyi destekleyen dönemin bir haber olayına işaret eder.
  3. Rob Ford'u videonun sunucusu olarak tanıtır.
Cevabı göster

İlave ilgiyi açıklayan ve ironiyi destekleyen dönemin bir haber olayına işaret eder.

what exactly is crack cocaine? Dilbilgisi

0:08

crack kokain tam olarak nedir?

Dilbilgisi

Kesin bir tanım istemek için What exactly is ...?

What exactly is X? yapısında exactly, what soru sözcüğünü güçlendirir ve X hakkında kesin ve açık bir açıklama ister; çoğu zaman genel bir betimleme yerine X’in tanımını, niteliğini veya sınırlarını sorar. Burada yapı, konuşmayı bir konudan yalnızca söz etmekten onu tanımlamaya taşır. Bu cümlede exactly, kesin bir yer veya zamanı belirtmez. Bu yapı öğretmenden, röportaj yapılan kişiden ya da açıklama yapan birinden bir kavramın gerçekten ne olduğunu netleştirmesini istemek için kullanılabilir. What is X? ile karşılaştırıldığında daha odaklıdır, ancak kendiliğinden çatışmacı bir ton taşımaz.

Alıştırma

Kesin bir tanım isteyen soruyu dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: "____ photosynthesis?"

Cevabı göster

What exactly is

Is it really as whack as it's portrayed to be? Dilbilgisi

0:10

Gerçekten anlatıldığı kadar berbat mıdır?

Dilbilgisi

as whack as it's portrayed to be?: anlatıldığı kadar kötü mü

as + adjective + as + clause yapısı eşit derecede karşılaştırma yapar. as whack as it's portrayed to be ifadesinde whack, kötü veya istenmeyen anlamında kullanılan gündelik bir argo sözcüktür; soru da gerçeğin tasvirlerin ima ettiği ölçüde kötü olup olmadığını sorar. Really vurgu ekler ve çoğu zaman şüpheci bir tutum gösterir. it's portrayed to be içinde it's, it is anlamına gelir ve portrayed edilgen yapıdadır. To be, to be whack yerine geçerek karşılaştırmayı tamamlar; amaç bildirmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp Is X really as + adjective + as it is said, reported, or portrayed to be? şeklindedir.

Alıştırma

Her iki boşluğa da as yazarak eşit derece karşılaştırmasını tamamlayın: "Is the hike really ____ dangerous ____ it's portrayed to be?"

Cevabı göster

as · as

Crack is simply another form of cocaine, Kalıp ifadeler

0:13

Crack, kokainin yalnızca başka bir biçimidir

Kalıp ifadeler

another form of: aynı şeyin farklı bir biçimi

Bu cümlede another form of, crack maddesini kokainle ilgisiz ayrı bir madde olarak değil, kokainin farklı bir fiziksel biçimi veya hazırlanış şekli olarak sunar. Burada form; durum, biçim, sürüm veya görünüm anlamına gelir, doldurulacak belge anlamına gelmez. another form of + isim kalıbı, altta yatan kimlik aynı kalırken görünüm, durum veya ortaya çıkış biçimi değiştiğinde tanım ve açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Aynı şeyin farklı bir görünümünü ifade eden vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: Steam is ____ water.

Cevabı göster

another form of

which comes from the leaves of a coca plant.

0:15

ve koka bitkisinin yapraklarından elde edilir.

After mixing powdered cocaine with a weak base such as baking soda, Notlar

0:17

Toz kokain, karbonat gibi zayıf bir bazla karıştırıldığında,

Kalıp ifadeler

Örnekleri tanıtan such as

Bu cümlede such as, daha geniş olan a weak base kategorisinin belirli bir üyesini, yani baking soda örneğini tanıtır. Bu örnek kategoriyi açıklar; baking soda ifadesinin mümkün olan tek zayıf baz olduğunu söylemez. Genel bir isim veya kategorinin bir ya da daha fazla örneğini vermek istediğinizde kategoriden sonra such as kullanın: kategori + such as + örnek veya örnekler.

Alıştırma

Cümleyi örnekler tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The course covers visual arts ____ painting and photography.

Cevabı göster

such as

it changes composition and a solid is produced, Dilbilgisi

0:21

bileşimi değişir ve katı bir madde oluşur;

Dilbilgisi

After mixing ... it changes composition: örtük özneyi ana cümlenin öznesiyle eşleştirme

Cümle başındaki after + -ing yan cümlesinin normalde örtük bir öznesi vardır ve okur bunun ana cümlenin öznesi olmasını bekler. Bu nedenle After mixing ..., it changes composition yapısı, dil bilgisel olarak karıştırma işini it yapmış gibi anlaşılır. Ancak burada amaçlanan eyleyen bu değildir. Dikkatli bir prosedür metninde eyleyeni belirtin—After a technician mixes ...—veya edilgen bir yan cümle kullanın—After powdered cocaine is mixed ..., its composition changes. Aktarılabilir kural, cümle başındaki -ing yan cümlesinin örtük eyleyeninin ana cümlenin öznesiyle eşleşip eşleşmediğini kontrol etmektir.

Alıştırma

Şu cümleyi değerlendirin: “After mixing the samples, their temperature was measured.” Karıştırma işini numuneler değil, bir teknisyen yaptı.

  1. Havada kalan niteleyici olasılığı var: ana cümlenin öznesi their temperature, mixing eyleminin eyleyeni değildir.
  2. Kabul edilebilir: mixing eyleminin örtük eyleyeni ana cümlenin öznesiyle eşleşiyor.
Cevabı göster

Havada kalan niteleyici olasılığı var: ana cümlenin öznesi their temperature, mixing eyleminin eyleyeni değildir.

Dilbilgisi

a solid is produced: sonuca odaklanan edilgen yapı

a solid is produced yan cümlesinde geniş zaman edilgen yapı kullanılır: özne + is + geçmiş zaman ortacı. Ortaya çıkan madde olan a solid dilbilgisel özne hâline gelir; eylemi yapan kişi veya mekanizma belirtilmez. Sonuca odaklanan bu yapı, eylemi kimin yaptığı değil ne olduğu önemli olduğunda süreç açıklamalarında yaygındır. Burada produced, film ya da program yapımı anlamında değil, oluşmuş veya üretilmiş anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi produce fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the liquid cools, a solid ____.

Cevabı göster

is produced

often referred to as rocks. Kalıp ifadeler

0:23

buna genellikle “taş” denir.

Kalıp ifadeler

often referred to as: bir şeyi adlandırmak

Be referred to as, “belirli bir adla anılmak veya bilinmek” demektir. X is/are referred to as Y yapısında X adlandırılan şey, Y ise verilen ad veya etikettir; often bu adlandırmanın yaygın olduğunu gösterir. Burada often referred to as rocks önceki yan cümlenin devamıdır; bu nedenle özne ve be fiilinin biçimi önceki yan cümleden anlaşılır. Yeniden kullanılabilir tam kalıp X is/are often referred to as Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “yaygın olarak adlandırılan” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: This neighborhood is often ____ Little Lisbon.

Cevabı göster

referred to as

This solid has a much lower melting point than cocaine, Dilbilgisi

0:25

Bu katının erime noktası kokainden çok daha düşüktür,

Dilbilgisi

much lower ... than: karşılaştırmayı güçlendirmek

much lower than ifadesinde lower, low sıfatının karşılaştırma biçimidir; much karşılaştırmayı güçlendirir, than ise karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Cümle, katının erime noktasının yalnızca mutlak anlamda düşük değil, önemli ölçüde daha düşük olduğunu söyler. Fark büyük olduğunda A is much + comparative adjective + than B kalıbını kullanın: much cheaper than, much faster than, much less stable than. Very genellikle very low örneğindeki gibi sıfatın temel biçimini niteler, karşılaştırma biçimini değil; very lower standart değildir.

Alıştırma

Hangi cümle büyük bir fiyat farkını doğru biçimde ifade eder?

  1. The new plan is very cheaper than the old one.
  2. The new plan is much cheap than the old one.
  3. The new plan is much cheaper than the old one.
Cevabı göster

The new plan is much cheaper than the old one.

allowing it to be smoked as opposed to snorted. Notlar

0:28

bu da burundan çekilmek yerine içilmesine olanak tanır.

Dilbilgisi

allowing it to be smoked: edilgen mastarlı sonuç yan cümlesi

-ing yan cümlesi allowing it to be smoked, daha önce açıklanan koşulun sonucunu verir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır: düşük erime noktası bu kullanım biçimini mümkün kılar. Kalıp allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Nesne eyleme maruz kaldığı için yapı edilgendir: onu birisi içer. Bu kısa sonuç yan cümlesi, bir koşulun belirli bir işlem veya süreci nasıl mümkün kıldığını gösterebilir.

Alıştırma

Hangi bitiş, sonucu doğru biçimde verir ve kabın eyleme maruz kaldığını belirtir? The protective coating prevents contamination, ...

  1. allowing to be reused it safely.
  2. allowing it to reuse safely.
  3. allowing it to be reused safely.
  4. allowing it being reused safely.
Cevabı göster

allowing it to be reused safely.

Kalıp ifadeler

as opposed to: doğrudan karşıtlık belirtme

As opposed to ifadesi iki seçenek arasında doğrudan karşıtlık kurar. Burada smoked ile snorted karşılaştırılır; dolayısıyla anlam “burundan çekilmek yerine içilmek”tir, birinin burundan çekmeye aktif olarak karşı çıkması değildir. Buradaki to, sabit bağlayıcı as opposed to ifadesinin parçasıdır; snorted sözcüğüne bağlı bir mastar işareti değildir. Smoked ve snorted paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır; ortak edilgen yapı tekrarlanmak yerine anlaşılır kabul edilir. Bu bağlayıcı, iki seçenekten hangisinin geçerli olduğunu açıkça belirtmek istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi seçenek, birinin karşı olduğunu söylemeden cümleyi örnekteki sabit karşıtlık bağlayıcısıyla tamamlar? The app stores the notes on your device, ___ in the cloud.

  1. against
  2. be opposed to
  3. opposes
  4. as opposed to
Cevabı göster

as opposed to

In fact,

0:30

Aslında,

it's called crack because of the sound it makes when heated. Dilbilgisi

0:31

ısıtıldığında çıkardığı çatırdama sesi yüzünden “crack” adını almıştır.

Dilbilgisi

be called X because of Y ile adlandırma nedenini açıklamak

be called X because of Y kalıbı bir adı, etiketi veya lakabı (X), o adın verilme nedeni (Y) ile bağlar. Bu cümlede crack addır ve the sound adlandırma nedenidir. Because of sonrasında bir isim öbeği getirir: because of the sound. Ardından gelen when heated, bu sesin hangi koşulda oluştuğunu belirtir; adın bir parçası değildir.

Alıştırma

Uygulamanın adını, bu adın nedenini belirten isim öbeğine doğru biçimde bağlayan seçeneği seçin: “The app is called Night Owl ___ its dark theme.”

  1. because of
  2. because
  3. so
Cevabı göster

because of

But why smoke it? Anlatım akışı

0:34

Peki neden içiliyor?

Anlatım akışı

Retorik geçiş olarak But why + fiilin yalın hâli...?

But why smoke it? retorik bir geçiştir; sahnedeki birinden cevap isteyen bir soru değildir. Konuşmacı maddenin ne olduğunu açıkladıktan sonra dinleyicilerin muhtemelen soracağı sonraki soruyu dile getirir ve ardından kendisi cevaplar. Baştaki But bir yön değişikliğini işaret eder. Kısa why + fiilin yalın hâli + nesne kalıbı, eylemi yapan kişiyi genel veya bağlamdan anlaşılır bırakır; böylece açıklamayı bir şeyin ne olduğundan insanların o eylemi neden yaptığına taşır.

Alıştırma

Bir ürünü betimlemekten onu kullanma nedenini açıklamaya en iyi retorik geçişi hangi cümle sağlar?

  1. But why use it?
  2. But who uses it?
  3. But when was it invented?
Cevabı göster

But why use it?

Well,

0:35

Şöyle ki,

the lungs are an extremely quick and effective way of getting something into the bloodstream. Dilbilgisi

0:35

akciğerler bir maddeyi kan dolaşımına sokmanın son derece hızlı ve etkili bir yoludur.

Dilbilgisi

a way of getting something into...: way of + -ing ile yöntem belirtmek

Burada a way of + -ing, bir eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini belirtir. Akciğerler gerçek anlamda bir yol olarak değil, ardından gelen eylemi gerçekleştiren bir güzergâh veya mekanizma olarak anlatılır. getting something into the bloodstream ifadesindeki get + nesne + into + yer yapısı, nesnenin o yerin içine girmesini sağlamak anlamına gelir. Bu yapılar birlikte yöntemi sonucuna bağlar: a way of getting X into Y.

Alıştırma

Cümleyi way of + -ing yapısı ve get fiiliyle tamamlayın: A loading dock provides a way ____ supplies into the building.

Cevabı göster

of getting

Those with asthma, for example,

0:40

Örneğin astımı olan kişiler,

use inhalers to quickly put a drug directly into their system.

0:41

ilacı doğrudan ve hızla vücutlarına almak için inhaler kullanır.

When smoke meets the large surface area in your lungs,

0:45

Duman, akciğerlerinizdeki geniş yüzey alanıyla buluştuğunda,

it too slips right through the membrane and heads straight to your brain in as little as 8 seconds. Notlar

0:47

o da zardan kolayca geçip yalnızca 8 saniye içinde doğruca beyninize gider.

Öbek fiiller

slips right through: kolayca ve doğrudan geçmek

Bu cümlede slip through, dengesini kaybetmek değil, bir engeli kolay ve hızlı biçimde geçmek anlamına gelir. Dumandaki maddenin akciğer zarından çok az dirençle geçtiğini anlatır. Right, through sözcüğünü güçlendirir: right through, durdurulmadan veya geciktirilmeden doğrudan ve tamamen geçmek demektir. İfade hem gerçek açıklıkları ve engelleri hem de mecazi filtreleri veya tarama sistemlerini anlatabilir.

Alıştırma

“The tiny particles slip right through the filter,” cümlesinde slip right through ne anlama gelir?

  1. Dengelerini kaybedip filtrenin yanına düşerler.
  2. Filtreye ulaşır ulaşmaz dururlar.
  3. Filtrenin dışından yavaşça dolaşırlar.
  4. Filtreden kolayca ve doğrudan geçerler.
Cevabı göster

Filtreden kolayca ve doğrudan geçerler.

Kelime

heads straight to + varış noktası

Burada heads, “hareket eder” veya “gider” anlamına gelen bir fiildir. Özne olan it dumandaki maddeyi ifade eder; to your brain ise varış yerini belirtir. Straight, hareketin dolambaçsız ve önemli bir gecikme olmadan doğrudan gerçekleştiğini ekler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp head straight to + yer veya varış noktasıdır.

Alıştırma

Cümleyi head straight to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting ended, Maya skipped the café and ____ the train station.

Cevabı göster

headed straight to

Kalıp ifadeler

in as little as + süre

in as little as + süre, bir işin şaşırtıcı derecede kısa bir zaman içinde tamamlanabileceğini belirtir. Burada sekiz saniye, mümkün olan en kısa süre veya en iyi koşullardaki süre olarak sunulur. Bu ifade yaklaşık sekiz saniye ya da her durumun tam olarak sekiz saniye sürdüğü anlamına gelmez. in sonuca ulaşmak için gereken süreyi belirtirken as little as bu sürenin ne kadar kısa olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bir hizmet, “Your file can be processed in as little as 8 seconds.” diyor. Hangi yorum doğrudur?

  1. Hizmet hiçbir zaman sekiz saniyeden uzun sürmez.
  2. Sekiz saniye özellikle kısa bir olası işleme süresidir, ancak bazı dosyalar daha uzun sürebilir.
  3. İşleme genellikle yaklaşık sekiz saniye sürer.
  4. Her dosyanın tam olarak sekiz saniye süreceği garanti edilir.
Cevabı göster

Sekiz saniye özellikle kısa bir olası işleme süresidir, ancak bazı dosyalar daha uzun sürebilir.

This is much faster and more intense than the effects of snorted cocaine, Dilbilgisi

0:52

Bu, burundan çekilen kokainin etkilerinden çok daha hızlı ve yoğundur;

Dilbilgisi

much faster and more intense than: much ile eşgüdümlü karşılaştırmaları güçlendirmek

Bu eşgüdümlü yapıda much, iki karşılaştırma ifadesini de güçlendirir: faster ve more intense. Cümle, hız ve yoğunluk olmak üzere iki boyutu karşılaştırır; than ise her ikisinin ortak karşılaştırma ölçütünü getirir. Karşılaştırma biçimleri faster ve more intense şeklindedir: kısa sıfat fast, -er alırken intense, more ile kullanılır; intenser denmez. Aktarılabilir kalıp much + karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir ve iki karşılaştırma boyutunu özlü biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, eşgüdümlü iki karşılaştırma ifadesini much ile doğru biçimde güçlendirip tek bir than karşılaştırmasına bağlar?

  1. The upgraded network is many faster and more stable than the old one.
  2. The upgraded network is much faster and more stable than the old one.
  3. The upgraded network is much fast and more stable than the old one.
  4. The upgraded network is much faster and most stable than the old one.
Cevabı göster

The upgraded network is much faster and more stable than the old one.

which generally takes around 10 minutes to reach the brain. Dilbilgisi

0:56

çünkü onun beyne ulaşması genellikle yaklaşık 10 dakika sürer.

Dilbilgisi

takes around 10 minutes to reach: yaklaşık tamamlanma süresini ifade etmek

Burada takes around 10 minutes to reach, take + süre + to-mastar yapısını izler; bir eylem veya sürecin son noktaya ulaşması için gereken zamanı belirtir. Around, 10 dakikanın kesin bir ölçüm değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Özne olan which, daha önce sözü edilen burundan çekilmiş kokainin etkilerine gönderme yapar. Aktarılabilir biçim özne + take + süre + to do şeklindedir. Özne, süresi ölçülen şeyi veya süreci; mastar ise tamamlanan ya da ulaşılan eylemi belirtir.

Alıştırma

take + süre + to do kalıbını ve yaklaşık değer bildiren around sözcüğünü kullanarak geniş zamandaki cümleyi tamamlayın: The update ____ 20 minutes ____.

Cevabı göster

takes around · to install

However,

0:59

Ancak,

once in the brain, Dilbilgisi

0:59

beyne girdikten sonra,

crack and cocaine are effectively identical. Kelime

1:00

crack ile kokain işlevsel olarak aynıdır.

Dilbilgisi

kısaltılmış zaman yan cümlesi olarak once in the brain

Bu cümlede once in the brain, once they are in the brain, yani ‘beyne girdikten sonra’ anlamındadır. Once, ana cümledeki ifadenin geçerli hâle geldiği zamanı veya aşamayı belirtir; burada ‘bir kez’ anlamına gelmez. they are sözcükleri atılmıştır çünkü anlaşılan özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olan crack and cocaine ifadesidir. Atılan be biçimi kolayca tamamlanabildiğinde once sonrasında bir edat öbeği, sıfat veya ortaç kullanılan bu kısa yapı yaygındır.

Alıştırma

Köşeli parantez içindeki yan cümleyi anlamını değiştirmeden kısaltın: [Once the samples are in the freezer], the samples can be stored for a month. Once ____, the samples can be stored for a month.

Cevabı göster

in the freezer

Kelime

effectively identical: tam aynılık değil, pratik eşdeğerlik

Burada effectively identical, bu karşılaştırmada önemli olan pratik etkinin aynı olduğu anlamına gelir. Crack ve kokainin biçim, kullanım yolu veya diğer her bakımdan tamamen aynı olduğunu ileri sürmez. Effectively, identical sözcüğünün kapsamını sınırlar: farklılıklar kalabilir, ancak ilgili sonucu değiştirmezler. Bu ifade, tam bir aynılık iddiasını abartmadan işlevsel eşdeğerliği belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

İki yedekleme yöntemi farklı yazılımlar kullanıyor, ancak aynı dosyaları aynı sürede geri yüklüyor. Her ayrıntının eşleştiğini ileri sürmeden pratik sonuçlarının aynı olduğunu en iyi hangi tanım belirtir?

  1. The methods are identical in every detail.
  2. The methods are merely similar in appearance.
  3. The methods are effectively identical.
Cevabı göster

The methods are effectively identical.

Initially,

1:02

Başlangıçta,

users feel energized,

1:03

kullanıcılar kendilerini enerjik hisseder,

alert, and much more aware of their senses.

1:04

tetikte olur ve duyularını çok daha yoğun algılar.

In the brain,

1:06

Beyinde,

crack acts on the ventral tegmental area, Notlar

1:07

crack, ventral tegmental alana etki ederek

Öbek fiiller

acts on: bir hedef üzerinde etki göstermek

Bilimsel açıklamalarda act on, bir hedef “üzerinde etki oluşturmak” anlamına gelir. Burada crack etki eden madde, ventral tegmental alan ise etkilenen beyin bölgesidir. X acts on Y yapısı, X’i bir madde, kuvvet veya mekanizma; Y’yi de onun hedefi olarak sunar. İfade tek başına etkinin yararlı mı zararlı mı, etkinleştirici mi engelleyici mi olduğunu belirtmez; bu ayrıntıyı bağlam sağlar.

Alıştırma

“Üzerinde etki oluşturur” anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyle cümleyi tamamlayın: The drug ____ a receptor involved in pain.

Cevabı göster

acts on

Kelime

ventral tegmental area: dopaminle ilişkili bir orta beyin bölgesi

The ventral tegmental area, orta beyinde yer alan ve genellikle VTA olarak kısaltılan özel adlı bir bölgedir. Bu cümlede crack maddesinin etkilediği beyin bölgesini belirtir. Bu bölge, dopamin üreten çok sayıda nöron içerir ve ödülle ilişkili yollarda önemli rol oynar. Üç sözcüğü, ventral, tegmental ve area sözcüklerinin gündelik anlamlarından hareketle ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir nöroanatomi adı olarak okuyun.

Alıştırma

İngilizce cümledeki standart nöroanatomi terimini tamamlayın: Many dopamine-producing neurons are located in the ventral ____ area.

Cevabı göster

tegmental

releasing large amounts of dopamine,

1:09

büyük miktarda dopamin salgılanmasına yol açar.

the chemical often associated with feelings of pleasure and euphoria. Kalıp ifadeler

1:11

Dopamin, genellikle haz ve coşku hisleriyle ilişkilendirilen bir kimyasaldır.

Kalıp ifadeler

often associated with: sık görülen bir bağlantı, neden değil

often associated with ifadesinde be associated with, “bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı associated, be fiilinden sonra gelir; with ise özneyle bağlantılı olan şeyi tanıtır. Often, iddiayı ihtiyatlı hâle getirir: bağlantı yaygındır ama her durumda geçerli değildir. Bu ifade bir ilişki bildirir ve tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi be associated with ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: Researchers found that regular exercise is often ____ better sleep, but the study did not prove causation.

Cevabı göster

associated with

This dopamine travels between brain cells called neurons Dilbilgisi

1:14

Bu dopamin, nöron adı verilen beyin hücreleri arasında dolaşır

Dilbilgisi

brain cells called neurons: kısaltılmış edilgen adlandırma yan cümlesi

brain cells called neurons ifadesinde called neurons, brain cells ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Açık biçimi brain cells that are called neurons şeklindedir: hücrelere neurons adı verilir. Burada called geçmiş zaman ortacı olduğu için ana fiil değildir ve “telefon etti” anlamına gelmez. noun + called + name kalıbı kısa bir tanım veya adlandırma sağlar.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen adlandırma yapısı oluşturmak için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum displays an instrument ____ an astrolabe.

Cevabı göster

called

and binds to receptors that trigger the good feelings. Kalıp ifadeler

1:18

ve haz duygusunu tetikleyen reseptörlere bağlanır.

Kalıp ifadeler

binds to receptors: reseptörlere bağlanmak

Bu cümlede binds to receptors, dopaminin belirli bir moleküler etkileşim yoluyla reseptör proteinlerine bağlanması anlamına gelir. Burada bind, bir şeyi fiziksel olarak bağlamak anlamında değildir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp madde + bind(s) to + reseptör veya hedef şeklindedir. to edatı moleküler hedefi belirtir ve tekil fiil binds, dopamine ile uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi bind fiilinin doğru biçimi ve onunla kullanılan normal edatla tamamlayın: At the cell surface, the hormone ____ a specific receptor.

Cevabı göster

binds to

Now,

1:20

Şimdi,

normally this dopamine would be reabsorbed back into the neuron by a dopamine transporter. Dilbilgisi

1:21

normalde bu dopamin, dopamin taşıyıcısı tarafından yeniden nöronun içine alınırdı.

Dilbilgisi

normally ... would be reabsorbed: normalde beklenen geri emilim

Normally temel alınan süreci, yani hiçbir şey müdahale etmediğinde gerçekleşmesi beklenen durumu kurar. Buradaki would, örtük biçimde anlaşılan bu normal koşul altında beklenen sonucu sunar; geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Would be reabsorbed, would + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik içeren edilgen bir yapıdır. Edilgen yapı this dopamine ifadesini konu olarak tutar ve transporter ifadesinin daha sonra bir by öbeğinde verilmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi would ve reabsorb fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Normally, most of the filtered water ____ by the kidneys, but this condition disrupts the process.

Cevabı göster

would be reabsorbed

However,

1:26

Ancak,

crack alters this process.

1:26

crack bu süreci değiştirir.

It attaches to the transporter and blocks the reabsorption,

1:28

Taşıyıcıya bağlanıp geri alımı engeller,

allowing dopamine to build up and continually stimulate the receptors. Öbek fiiller

1:31

böylece dopamin birikir ve reseptörleri sürekli uyarır.

Öbek fiiller

build up: kademeli birikme

Burada build up, “zamanla kademeli olarak birikmek” anlamına gelir. Dopamin normal şekilde ortadan kaldırılmadığı için miktarı artmaya devam eder ve böylece reseptörleri sürekli uyarır. Bu geçişsiz yapıda artan şey öznedir: dopamine builds up. up parçacığı miktar veya yoğunluktaki artışı belirtir; bir şey inşa etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Kademeli olarak birikmek” anlamındaki hedef öbek fiili tamamlayın: Without regular cleaning, dust can build ____ inside the vents.

Cevabı göster

up

As a result, Anlatım akışı

1:35

Sonuç olarak,

you feel, well, really good for about 10 minutes. Ton ve niyet

1:36

yaklaşık 10 dakika boyunca kendinizi, şey, gerçekten iyi hissedersiniz.

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu tanıtma

As a result, ardından gelen bilgiyi önceki bilginin sonucu olarak sunan bir cümle bağlayıcısıdır. Burada açıklamayı dopamin reseptörlerinin sürekli uyarılmasından bunun oluşturduğu kısa süreli duyguya geçirir. Açıklamayı neden-sonuç sırasına göre düzenler: neden zaten belirtilmiştir ve As a result sonrasındaki yan cümle sonucu verir. Virgül, giriş bağlayıcısını ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Bir sonucu tanıtan hedef bağlayıcıyı tamamlayın: The roads were icy. As a ____, the school opened late.

Cevabı göster

result

Ton ve niyet

you feel, well, really good ifadesinde tereddüt belirteci olarak well

Burada well, feel ile really good arasına yerleştirilmiş bir söylem belirtecidir. 'İyi bir şekilde' anlamına gelmez ve feel fiilini nitelemez. Konuşmacı basit ve ölçülü bir ifade seçmek için kısa süre duraklar. Bu, açıklamaya konuşma diline özgü ve biraz temkinli bir ton verir: well tereddüt belirtebilir, ardından gelen ifadeyi yumuşatabilir veya düşünceyi yeniden düzenlemek için zaman kazandırabilir.

Alıştırma

You feel, well, really good cümlesinde well sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Kişinin hissetme eylemini ustalıkla gerçekleştirdiği anlamına gelir.
  2. Konuşmacı sonraki sözcükleri seçerken kısa bir tereddüt yaşadığını gösterir.
  3. really good ifadesini resmî bir tıbbi tanıya dönüştürür.
Cevabı göster

Konuşmacı sonraki sözcükleri seçerken kısa bir tereddüt yaşadığını gösterir.

But soon after,

1:40

Fakat hemen ardından,

the dopamine levels in the brain plummet, Kalıp ifadeler

1:41

beyindeki dopamin seviyesi hızla düşer;

Kalıp ifadeler

dopamine levels plummet: hızlı ve büyük bir düşüş

Dopamine levels, ölçülebilen dopamin miktarını veya yoğunluğunu belirtir ve çoğul levels adı plummet fiilinin öznesidir. Plummet burada geçişsizdir: düşen şey seviyelerin kendisidir. Nötr fall veya decline fiillerinden farklı olarak plummet, düşüşü hızlı, çarpıcı ve genellikle büyük olarak sunar. Aktarılabilir kalıp, 'ölçülebilir miktar veya gösterge + plummet' biçimindedir.

Alıştırma

'Çok hızlı ve büyük miktarda düşmek' anlamındaki hedef fiilin geçmiş zaman biçimiyle raporu tamamlayın: After the announcement, ticket prices ____.

Cevabı göster

plummeted

causing an extreme low and often feelings of depression,

1:43

bu da aşırı bir ruhsal çöküşe ve çoğu zaman depresyon hissine yol açar.

which is why many users typically smoke more, Anlatım akışı

1:46

Bu yüzden birçok kullanıcı genellikle daha fazla crack içer,

Anlatım akışı

“which is why” ile belirtilen nedenden sonuca geçmek

Bu cümlede which, yalnızca depression ismine değil, önceki bölümde anlatılan durumun tamamına, yani aşırı çöküşe ve depresyon duygularına gönderme yapar. which is why bu durumu, ardından gelen sonucun nedeni olarak sunar. which is why ifadesinden sonra ortaya çıkan davranış verilir: birçok kullanıcı daha fazla içer. Bu yapı, nedeni because yan cümlesiyle tekrar etmeden, daha önce belirtilmiş bir nedenden yeni bir sonuca geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Belirtilmiş nedene gönderme yapıp onun sonucunu tanıtan üç kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ the school opened late.

Cevabı göster

which is why

hoping to reach that high again. Kelime

1:48

o hazzı yeniden yakalamayı umar.

Kelime

“reach that high again”: uyuşturucu kaynaklı bir durum olarak high

Burada high, bir uyuşturucunun oluşturduğu coşku veya sarhoşluk hâlini adlandıran bir isimdir. reach that high ifadesinde reach, fiziksel olarak yüksek bir yere varmak değil, bir duruma veya düzeye ulaşmak anlamına gelir. that daha önce belirtilen yoğun hazza gönderme yapar, again ise bunu yeniden yaşama girişimini gösterir. high sözcüğünü isim olarak tanımak, onu fiziksel yükseklik olarak yanlış yorumlamayı önler.

Alıştırma

“Some users take more of the drug to reach that high again,” cümlesinde “that high” ne anlama gelir?

  1. uyuşturucunun daha büyük bir miktarı
  2. fiziksel olarak yüksek bir yer
  3. daha resmî bir toplumsal konum
  4. uyuşturucunun oluşturduğu coşku hissi
Cevabı göster

uyuşturucunun oluşturduğu coşku hissi

Unfortunately,

1:50

Ne yazık ki,

these dopamine levels can take a long time to naturally replenish,

1:51

bu dopamin seviyelerinin doğal olarak yenilenmesi uzun zaman alabilir;

contributing to physical and psychological dependence or addiction, Kalıp ifadeler

1:54

bu da fiziksel ve psikolojik bağımlılığa katkıda bulunur,

Kalıp ifadeler

Temkinli bir neden-sonuç bağlantısı olarak contributing to

Burada contributing to, önceki durumun ortaya çıkmasına yardımcı olduğu bir sonucu tanıtır: dopamin seviyelerinin yavaş yenilenmesi, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açan etkenlerden biri olarak sunulur. Bunun tek veya doğrudan neden olduğu ileri sürülmez. to bir ilgeç olduğu için contribute to ifadesinden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. contributing to... şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin tamamının bir sonucunu da ekler.

Alıştırma

‘Sonucu meydana getiren etkenlerden biri olmak’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Several conditions may ____ poor sleep quality.

Cevabı göster

contribute to

as well as increased irritability, restlessness, and paranoia. Kalıp ifadeler

1:58

ayrıca sinirlilik, huzursuzluk ve paranoyayı artırır.

Kalıp ifadeler

İkincil bilgi eklemek için as well as

Bu devam bölümünde as well as, daha önce belirtilen sonuçlara artan sinirlilik, huzursuzluk ve paranoyayı ekler. Yeni listeyi ek bilgi olarak işaretlerken daha önce sözü edilen bağımlılığı ana nokta olarak korur. Kalıp X as well as Y şeklindedir ve ‘X ve ayrıca Y’ anlamına gelir. İki özneyi bağladığında, standart resmî İngilizcede yüklem genellikle as well as öncesindeki X öznesiyle uyumlu olur.

Alıştırma

Çalışan moralini ek bir değerlendirme olarak sunan üç sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: The report examines financial costs, ____ effects on staff morale.

Cevabı göster

as well as

In some cases,

2:02

Bazı durumlarda,

crack or cocaine abuse can lead to something called delusional parasitosis, Notlar

2:02

crack veya kokainin kötüye kullanılması, delüzyonel parazitoz denen bir duruma yol açabilir:

the feeling that bugs or insects are crawling under the skin.

2:07

bu, derinin altında böceklerin gezindiği hissidir.

Kelime

delusional parasitosis: parazit istilasına dair sanrısal inanç

Delusional parasitosis, kişinin derisinin üzerinde ya da altında parazitler veya böcekler olduğuna dair kanıta dayanmayan sabit bir inancı anlatan tıbbi bir terimdir. Bu cümlede sonraki ifade, deneyimi böceklerin gezindiği hissi olarak açıklar; gerçek bir parazit istilasını doğrulamaz. Delusional sıfatı inancın kanıtlarla desteklenmediğini, parasitosis ise parazitlerle ilgili bir durumu belirtir. Bu terim sıradan bir kaşıntıyı veya kısa süreli bir endişeyi değil, ciddi bir psikiyatrik belirtiyi ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede delusional parasitosis terimine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Testlerle deri altında parazit bulunduğu doğrulanan bir enfeksiyon
  2. Kokainin cilde temas etmesinden kaynaklanan geçici bir döküntü
  3. Deri üzerinde ya da altında böcekler veya parazitler olduğuna dair sabit ve yanlış bir inanç
Cevabı göster

Deri üzerinde ya da altında böcekler veya parazitler olduğuna dair sabit ve yanlış bir inanç

Dilbilgisi

delusional parasitosis, the feeling that ...: açıklayıcı eşlemeyle tanım

Virgülden sonraki the feeling that bugs or insects are crawling under the skin ad öbeği bir açıklayıcı eşleme, yani appositive işlevi görür. Delusional parasitosis terimini sade bir dille yeniden adlandırır; dolayısıyla ayrı bir belirti eklemek yerine terimi açıklar. Bu ad öbeğinin içindeki that yan cümlesi, hissin içeriğini, yani kişinin ne hissettiğini belirtir. Genel olarak teknik terim, virgül, sade ad öbeği kalıbı, bilinmeyen bir ifadeyi hemen tanımlamayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki teknik terim, virgül ve sade tanım kalıbını kullanır?

  1. The scan showed edema because the tissue was injured.
  2. The scan showed edema, swelling caused by fluid trapped in the tissues.
  3. The scan showed edema and swelling in two different places.
Cevabı göster

The scan showed edema, swelling caused by fluid trapped in the tissues.

This often leads to self-destructive behavior like scratching or biting Kalıp ifadeler

2:10

Bu durum çoğu zaman kendini kaşıma veya ısırma gibi kendine zarar verici davranışlara yol açar;

Kalıp ifadeler

often leads to + sık görülen bir sonuç

often leads to + isim öbeği kalıbı bir neden-sonuç ilişkisi sunar; often ise iddianın kapsamını sınırlar: sonuç yaygındır, ancak otomatik olarak gerçekleşmez. Burada This neden, self-destructive behavior ise sonuçtur. lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Self-destructive behavior, kişinin kendisine zarar veren eylemlerini analiz ederken kullanılan doğal bir ifadedir; scratching or biting ise somut örnekler verir.

Alıştırma

Mutlak bir iddiada bulunmadan “sık sık neden olur” anlamını veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Repeated sleep loss ____ serious concentration problems.

Cevabı göster

often leads to

in an effort to get rid of the imagined bugs. Notlar

2:14

amaç, hayalî böceklerden kurtulmaktır.

Kalıp ifadeler

in an effort to + fiilin yalın biçimi

In an effort to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin amacını belirtir ve onu bir girişim olarak çerçeveler. Bu cümlede tırmalama veya ısırmanın neden gerçekleştiğini açıklar: kişi yalnızca hayalinde var olan böceklerden kurtulmaya çalışmaktadır. Bu ifade, girişimin işe yaradığını söylemez. Sonucu belirsiz bırakırken motivasyonu açıklayan rapor ve anlatılarda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Eylemi garantili bir başarı değil, bir girişim olarak sunan resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hospital extended clinic hours ____ reduce waiting times.

Cevabı göster

in an effort to

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya ondan kurtulmak anlamına gelen, üç sözcükten oluşan kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Buradaki nesnesi “the imagined bugs” ifadesidir: bu kullanım, böceklerin gerçek olduğunu ileri sürmeden kişinin neyi ortadan kaldırmaya çalıştığını anlatır. Kalıp get rid of + isim veya zamir şeklindedir. of edatı ifadenin ayrılmaz bir parçasıdır ve atılamaz: get rid of it, get rid of a problem, get rid of an old habit.

Alıştırma

get ile başlayan ve “istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi tamamlayın: We need to ____ these duplicate files before the launch.

Cevabı göster

get rid of

In the most serious cases, Anlatım akışı

2:16

En ciddi vakalarda,

Anlatım akışı

In the most serious cases: aşırı bir sonucun kapsamını sınırlamak

In the most serious cases, ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlayan bir cümle başı çerçevesidir. Most serious en üstünlük derecesidir: vakaların çoğunu değil, ciddiyet düzeyi en yüksek vakaları belirtir. Bu çerçeve, genel etkilerden aşırı sonuçlara geçerek risk bilgilerini düzenler. Dinleyiciye sonraki sonuçları her vakaya uygulamaması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

“In the most serious cases,” ifadesi, okuyucuya ardından gelen açıklama hakkında ne anlatır?

  1. Sonraki sonucu ciddiyet düzeyi en yüksek vakalarla sınırlar.
  2. Sonucun vakaların çoğunda ortaya çıktığını söyler.
  3. Her vakanın eşit derecede ciddi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sonraki sonucu ciddiyet düzeyi en yüksek vakalarla sınırlar.

crack's impact on the heart can cause heart attacks,

2:18

crack'in kalp üzerindeki etkisi kalp krizlerine,

strokes, or even stop the heart altogether, Anlatım akışı

2:20

felçlere, hatta kalbin tamamen durmasına neden olabilir

Anlatım akışı

Daha uç bir son olasılığı sunmak için or even

“Or even”, sıradaki öğenin öncekilerden daha güçlü, daha uç veya daha şaşırtıcı olduğunu göstererek olasılıkların sıralanışını düzenler. “Or”, bunun alternatif bir olasılık olduğunu belirtirken “even” vurgu ekler. Burada kalp krizleri ve felçlerden sonra en ciddi sonuç gelir: kalbin tamamen durması. Bu ifade, şiddetin belirgin biçimde arttığı bir sıralama oluşturur. Buradaki “even”, «eşit» veya «düzgün biçimde» anlamına gelmez.

Alıştırma

Son olasılığın daha uç olduğunu gösteren ifadeyi seçin: “The trail may be slippery, dangerous, ___ impossible to cross after heavy rain.”

  1. or even
  2. or evenly
  3. even or
Cevabı göster

or even

leading to death.

2:22

ve ölümle sonuçlanabilir.

Simply put, Anlatım akışı

2:23

Kısacası,

Anlatım akışı

Sade bir yeniden ifade işareti olarak Simply put,

“Simply put,”, dinleyiciye karmaşık bir düşüncenin doğrudan ve anlaşılması kolay sözlerle yeniden ifade edileceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Genellikle daha ayrıntılı bir açıklamadan sonra ana noktayı veya pratik sonucu sunar. Bu ifadede “put”, «bir yere konmuş» değil, «ifade edilmiş» veya «söylenmiş» anlamına gelir. İfadenin bütünü «basitçe ifade edilirse» anlamına yakındır.

Alıştırma

Basit bir yeniden ifadeyi başlatan ve derste vurgulanan iki sözcüklük ifadeyi aynen yazarak cümleyi tamamlayın: “____, the new plan costs more than we can afford.”

Cevabı göster

Simply put

on the extreme end of things, Deyimler

2:24

işin en uç noktasında,

crack can get pretty whack. Anlatım akışı

2:25

crack gerçekten berbat bir hâl alabilir.

Deyimler

on the extreme end of things: iddiayı en uç durumla sınırlamak

On the extreme end of things, dikkati tüm olasılıklar yelpazesinden bu yelpazenin en ağır veya sıra dışı ucuna yöneltir. End burada fiziksel değil kavramsaldır; things ise tartışılan durumları veya sonuçları belirsiz biçimde ifade eder. İfadenin başa yerleştirilmesi, ardından gelen iddiayı sınırlar: konuşmacı her durumun bu kadar kötü olduğunu değil, bunun yalnızca uç durumlarda yaşanabileceğini söyler. Bu çerçeveleme, en kötü riskleri tipik sonuçlardan ayırmaya yarar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gündelik çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: Most outages are brief, but ____, a failure can shut down the network for hours.

Cevabı göster

on the extreme end of things

Anlatım akışı

crack can get pretty whack: kafiyeli bir açılış göndermesi

Burada pretty, fairly veya quite anlamına gelen bir derece zarfıdır; whack ise kötü, saçma veya kontrolden çıkmış anlamında kullanılan bir argo sözcüktür. Dolayısıyla bu yan cümle, ayrıntılı açıklamanın ardından gündelik bir olumsuz değerlendirme sunar. Cümle, açılıştaki Crack is whack alıntısında geçen whack sözcüğünü tekrarlayıp crack ile kafiyeli hâle getirerek sonucu düzenler. Bu geri gönderme, dinleyiciyi açılıştaki anahtar sözcüğe döndürür ve savı akılda kalıcı bir kapanışta özetler; temel işlevi kesin bir teknik iddiadan çok retorik bir sonuçlandırmadır.

Alıştırma

Bu bağlamda crack can get pretty whack son cümlesinin temel retorik işlevi nedir?

  1. Crack konusundan fiziksel güzelliği betimlemeye geçer.
  2. Konuşmacının daha sonra açıklayacağı yeni bir teknik tanım sunar.
  3. Açılıştaki bir anahtar sözcüğe döner ve sonucu akılda kalıcı yapmak için kafiye kullanır.
Cevabı göster

Açılıştaki bir anahtar sözcüğe döner ve sonucu akılda kalıcı yapmak için kafiye kullanır.

Thanks to audible.com for giving you a free audiobook of your choice at audible.com/asap.

2:27

Size audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı ücretsiz sunan Audible.com'a teşekkürler.

Audible is the leading provider of audiobooks with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.

2:33

Audible, edebiyatın her türünden indirilebilir 150.000'den fazla eseriyle lider sesli kitap sağlayıcısıdır.

One of our recent favorites is Sycamore Row,

2:39

Son zamanlardaki favorilerimizden biri Sycamore Row;

which is John Grisham's sequel to A Time to Kill.

2:41

bu kitap, John Grisham'ın A Time to Kill adlı eserinin devamıdır.

You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.

2:43

Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.

Then use Audible's free app to listen on your Apple, Windows, or Android device.

2:48

Ardından Audible'ın ücretsiz uygulamasıyla Apple, Windows veya Android cihazınızda dinleyebilirsiniz.

Special thanks to Audible for making these videos possible

2:52

Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı için Audible'a özellikle teşekkür ederiz

and for offering you a free audiobook of your choice at audible.com/asap.

2:54

ve audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı ücretsiz sunduğu için de minnettarız.

And subscribe for more weekly science videos.

2:59

Ve her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.