Peppa Pig Masalları 🐉️‍ Doktorlar ve Hastalar! 🔥 YEPYENİ Peppa Pig Videoları: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
241 kelime 122 kel/dk

Video özeti: Peppa ile arkadaşları doktorculuk oynayarak doktor ve hasta rollerine girer. Rebecca alışılmadık yaratıkları nasıl tedavi edeceğini bilemeyince hayal gücüyle çözümler üretir; ardından hastalarla roller değişir ve onlar yorgun doktora bakar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It hurts when I talk. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hangi eylem ya da durumun ağrıya yol açtığını belirtmek için it hurts when + yan cümle yapısını öğrenin. Farklı belirtilere uyarlanabilen bu kalıp, yalnızca ağrınız olduğunu söylemek yerine belirtiyi ve onu tetikleyen koşulu doğal biçimde açıklamanızı sağlar. 2. come up with — Öbek fiiller: Bu yaygın ifadenin bir fikir, cevap veya çözüm düşünmek ya da üretmek anlamına geldiğini kavrayın. Sözcükleri tek tek gerçek anlamlarıyla yorumlamak yerine, birinin soruna yaratıcı biçimde nasıl karşılık verdiğini anlatırken ifadeyi kullanabilirsiniz. 3. This time, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifadeyi, mevcut durumu daha önce yaşananlarla karşılaştıran bir anlatı işareti olarak tanıyın. Rebecca’nın tedavi ettiği hastaların bu kez ona yardım etmesinde olduğu gibi, rol değişimini takip etmenize veya anlatmanıza yardımcı olur.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Let's jump in. Anlatım akışı

0:03

Hadi başlayalım.

Anlatım akışı

Let's jump in.: ana içeriğe doğrudan geçiş ifadesi

Burada “Let's jump in.” dinleyiciyi giriş bölümünden doğrudan ana içeriğe geçirir. Birinin fiziksel olarak zıplaması gerektiğini değil, “hemen başlayalım” anlamını taşır. Bir geçiş ifadesi olarak hazırlık bölümünün bittiğini ve konuşmacının konuya ya da etkinliğe başlamaya hazır olduğunu gösterir.

Alıştırma

Kısa bir girişten sonra söylenen “Let's jump in.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Durup ara verelim.
  2. Gerçekten bir yerin içine atlayalım.
  3. Ana konuya veya etkinliğe şimdi başlayalım.
Cevabı göster

Ana konuya veya etkinliğe şimdi başlayalım.

It hurts when I talk. Dilbilgisi

0:06

Konuşunca canım acıyor.

Dilbilgisi

It hurts when ... ile ağrıyı tetikleyen eylemi belirtme

“It hurts when I talk.” konuşmanın ağrıya yol açtığını ifade eder. when yan cümlesi ağrıyı tetikleyen eylemi veya durumu belirtir. Belirtileri anlatırken It hurts, vücudun belirli bir bölümünü söylemeden ağrı hissini genel olarak ifade edebilir. It hurts when + özne + fiil kalıbı başka durumlara uygulanabilir; ağrının yerini belirtmek gerektiğinde My throat hurts when I talk. örneğindeki gibi vücut bölümü söylenir.

Alıştırma

Bir eylemin ağrıya yol açtığını söyleyen iki kelimelik hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ when I swallow.

Cevabı göster

It hurts

Today, Peppa and her friends are playing doctors and patients.

0:09

Bugün, Peppa ve arkadaşları doktorculuk oynuyorlar.

Hmm, you have a very sore throat. Kalıp ifadeler

0:15

Hımm, boğazın çok ağrıyor.

Kalıp ifadeler

have a very sore throat: şiddetli boğaz ağrısını anlatmak

Have a sore throat, boğazın ağrıdığını veya tahriş olduğunu söylemek için kullanılan yaygın belirti kalıbıdır. Burada have bir kişinin bir belirti yaşadığını, sore ise ağrı veya iltihap kaynaklı rahatsızlığı anlatır; üzgün olmak anlamına gelmez. Very, sore sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu nedenle have a very sore throat, boğazın çok ağrıdığı anlamına gelir. Aynı have + belirti yapısı have a headache ve have a cough gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Bir muayene sırasında, boğazın ağrıdığını belirten dört sözcüklü İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: I ____.

Cevabı göster

have a sore throat

I know what will help. Dilbilgisi

0:19

Ne iyi gelir biliyorum.

Dilbilgisi

know what will help: know sonrasında wh yan cümlesi

Know what will help ifadesinde what will help, know fiilinin anlamını tamamlayan bir wh yan cümlesidir. Hangi şeyin veya eylemin durumu iyileştireceğini anlatır; dolayısıyla konuşan kişi cevabı ya da çözümü zaten bildiğini söyler. Burada what, help fiilinin öznesidir ve sıra what + will + help olur. Bu örnekte yan cümle doğrudan soru olarak değil, bir bildirme cümlesinin içinde kullanılmıştır. Bu yüzden cümle soru işaretiyle değil noktayla biter.

Alıştırma

Konuşan kişinin durumu neyin iyileştireceğini bildiğini doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. I know what help will.
  2. I know what will help?
  3. I know what will help.
Cevabı göster

I know what will help.

A warm scarf.

0:23

Sıcak bir atkı.

Thank you, Dr. Rebecca.

0:25

Teşekkürler, Doktor Rebecca.

I feel better already. Kalıp ifadeler

0:27

Şimdiden daha iyi hissediyorum.

Kalıp ifadeler

feel better already: beklenenden erken iyileşme

Feel better, fiziksel veya duygusal durumun öncesine göre iyileştiğini belirtir. Better karşılaştırma bildirdiği için kişinin tamamen iyileştiği anlamına gelmez. Already, iyileşmenin şu ana kadar gerçekleştiğini gösterir. Yakın zamanda yapılan bir şeyin ardından kullanıldığında, değişimin beklenenden erken olmasına ilişkin hafif bir şaşkınlık da katabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız on dakika dinlenip “I feel better already.” diyor. Bu cümle büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi uzun bir hastalıktan sonra tamamen iyileşmiştir.
  2. Konuşan kişinin durumu beklenenden daha erken iyileşmiştir.
  3. Konuşan kişi daha sonra kendini daha kötü hissetmeyi beklemektedir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin durumu beklenenden daha erken iyileşmiştir.

You're welcome.

0:29

Rica ederim.

Next, please. Ton ve niyet

0:30

Sıradaki, lütfen.

Ton ve niyet

Next, please: sıradaki kişiyi nazikçe çağırmak

Next, please. bir sıra, liste veya randevu düzenini yöneten kişinin sırada bekleyen bir sonraki kişiyi öne çağırmak için kullandığı kısa ve kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki Next, the next person anlamına gelir. Please talimatı yumuşatır, ancak cümle yine de o kişiye şimdi öne gelmesini söyler. Ayrıca önceki kişinin sırasının bittiğini gösterir.

Alıştırma

Bir görevli sıradaki başka bir müşteriye hizmet vermeye hazır ve “Next, please.” diyor. Bu kullanım uygun mudur?

  1. Hayır, uygun değildir.
  2. Evet, uygundur.
Cevabı göster

Evet, uygundur.

Doctor, my tummy's making bubbly noises. Kelime

0:32

Doktor, karnımdan gurul gurul sesler geliyor.

Kelime

my tummy's making bubbly noises: çocuk dilinde beden anlatımı

Buradaki tummy, karın veya mide bölgesinden söz etmenin çocuksu ve sevecen bir yoludur. tummy's making ifadesindeki 's, is anlamına gelir; bu nedenle yan cümlede my tummy is making... biçimindeki şimdiki zaman yapısı kullanılır. Make noises, “ses çıkarmak” demektir. Bubbly, karından gelen sesleri eğlenceli biçimde guruldama veya fokurdama gibi anlatır; gözle görülen gerçek baloncuklar olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “bir şey + be making + a noise/noises” biçimindedir.

Alıştırma

Karnın guruldadığını çocuk diline uygun ve doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. My tummy's making bubbly noises.
  2. My tummy has visible bubbles inside it.
  3. My abdomen is producing internal acoustic signals.
Cevabı göster

My tummy's making bubbly noises.

I'll get my listen-ma-jiggy. Kelime

0:36

"Dinleme zımbırtımı" alayım.

Kelime

listen-ma-jiggy: alet için eğlenceli biçimde uydurulmuş ad

Listen-ma-jiggy, standart bir tıp terimi değil, eğlenceli biçimde uydurulmuş bir sözcüktür. Listen, aletin ne yaptığını gösterirken -ma-jiggy, thingamajig veya thingamajiggy gibi adı tam bilinmeyen aletleri anlatan belirsiz sözcükleri çağrıştırır. Bu doktorculuk oyununda bağlam, sözcüğün stethoscope gibi vücudun içindeki sesleri dinlemeye yarayan bir alet anlamına geldiğini gösterir. Daha genel ipucu, sözcüğün kurulma biçimidir: Konuşan kişi bir işlevi komik, alet adı gibi bir sonla birleştirip nesneye geçici bir ad verir. Bu tür adları sabit sözlük sözcükleri olarak görmek yerine durumdan hareketle anlamlandırın.

Alıştırma

Doktorculuk oyununda listen-ma-jiggy büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Stetoskopun standart tıbbi adı
  2. Vücudu dinlemeye yarayan bir alet için eğlenceli biçimde uydurulmuş ad
  3. Birinin dinlemesini sağlayan bir ilaç
Cevabı göster

Vücudu dinlemeye yarayan bir alet için eğlenceli biçimde uydurulmuş ad

Aha, you're hungry.

0:39

Aha, senin karnın acıkmış.

Take two carrots twice a day. Kalıp ifadeler

0:41

Günde iki kere iki havuç ye.

Kalıp ifadeler

Take two carrots twice a day: Take + doz + sıklık

Bu cümle bir doktor talimatının sırasını taklit eder: Take + bir seferlik miktar + sıklık. Burada take, talimata göre yemek veya tüketmek anlamına gelir; two carrots her seferdeki miktarı, twice a day ise bunun gün içinde iki kez tekrarlanmasını belirtir. Havuçlarla take kullanılması eğlenceli gelir, çünkü havuçlara ilaç gibi davranılır. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, her seferdeki miktarın sıklıktan önce gelmesidir.

Alıştırma

Her seferinde bir tablet, günde iki kez anlamını standart talimat sırasıyla veren cümle hangisidir?

  1. Take one tablet twice a day.
  2. Take twice a day one tablet.
  3. Twice take one tablet a day.
Cevabı göster

Take one tablet twice a day.

Thank you, Dr. Rebecca.

0:45

Teşekkürler, Doktor Rebecca.

You're welcome.

0:47

Rica ederim.

Next, please.

0:48

Sıradaki, lütfen.

Rebecca loves playing doctor. Kalıp ifadeler

0:49

Rebecca doktorculuk oynamayı çok sever.

Kalıp ifadeler

playing doctor: hayalî oyunda play + rol

Play doctor, oyun sırasında doktor gibi davranmak anlamına gelir. Çocukların hayal oyunlarında play sözcüğünden sonra play doctor örneğindeki gibi bazı rol adları doğrudan gelebilir. Buradaki doctor oyundaki rolü belirtir; Rebecca'nın birlikte oynadığı bir kişi değildir. Rebecca loves playing doctor cümlesinde playing, loves sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir. İfadenin tamamı onun sevdiği etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Çocukların oyun sırasında doktor gibi davrandığını belirten cümle hangisidir?

  1. Leo is playing a doctor in the school show.
  2. The children are playing with a doctor.
  3. The children are playing doctor.
Cevabı göster

The children are playing doctor.

Uh, can you help me? Ton ve niyet

0:52

Şey, bana yardım edebilir misin?

Ton ve niyet

Can you help me? ile nazikçe yardım isteme

Can you help me?, birinden yardım istemenin doğrudan ve nazik bir yoludur. Buradaki can, öncelikle kişinin bunu yapabilecek durumda olup olmadığını sorgulamaz; soruyu bir rica hâline getirir. Uh, ricadan önce kısa bir tereddüt olduğunu gösterir. Nasıl bir yardım istediğinizi belirtmek için Can you help me with + isim veya Can you help me + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle ricayı tamamlayın: Excuse me, ____ find platform six?

Cevabı göster

can you help me

I've got a horrible cough. Kalıp ifadeler

0:54

Berbat bir öksürüğüm var.

Kalıp ifadeler

I've got a horrible cough: bir belirtiyi anlatma

I've got a horrible cough cümlesindeki I've got, I have ifadesinin konuşma dilindeki biçimidir ve konuşanın şu anda sahip olduğu bir belirtiyi anlatır. A cough belirtinin adıdır; horrible ise öksürüğün kişiye çok kötü hissettirdiğini gösteren güçlü ve gündelik bir sıfattır. have got yapısının bu kullanımı özellikle Britanya İngilizcesi konuşma dilinde yaygındır.

Alıştırma

Belirti ifadesini bu dersteki Britanya İngilizcesi konuşma dili kısaltmasıyla tamamlayın: ____ a horrible cough.

Cevabı göster

I've got

Um,

1:00

Iıı,

sorry, I don't know how to help a dragon. Dilbilgisi

1:01

üzgünüm, bir ejderhaya nasıl yardım edilir bilmiyorum.

Dilbilgisi

don't know how to help: how to + fiilin yalın hâli

don't know how to help ifadesinde how to help, “yardım etmenin yolu” anlamına gelir. how to + fiilin yalın hâli yapısının tamamı know fiilinin anlamını tamamlar; doğrudan bir soru değildir. Eksik olan şey bir yöntem veya nasıl hareket edileceği bilgisi olduğunda don't know how to + fiil kullanılır. Bu, konuşanın mutlaka yardım etmeyi reddettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın makineyi nasıl onaracağını bilmediğini doğru biçimde ifade eder?

  1. I don't know how do I fix this machine.
  2. I don't know how to fix this machine.
  3. I don't know how fix this machine.
Cevabı göster

I don't know how to fix this machine.

Maybe someone else should be the doctor now. Ton ve niyet

1:05

Belki de şimdi doktor başkası olmalı.

Ton ve niyet

Maybe someone else should...: yumuşatılmış bir öneri

Maybe someone else should be the doctor now, roldeki kişinin değiştirilmesini bir emir değil, öneri olarak sunar. Should konuşanın neyin daha iyi olacağını düşündüğünü belirtir; someone else ise başka bir kişi anlamına gelir. Burada maybe, bir gerçek hakkındaki belirsizliği göstermekten çok öneriyi yumuşatır. Cümle, mevcut düzenin değişmesi gerektiğini nazikçe belirtir.

Alıştırma

Bugünkü toplantıyı başka birinin yönetmesini nazikçe önermek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. Someone else must lead the meeting today.
  2. Maybe someone else led the meeting yesterday.
  3. Maybe someone else should lead the meeting today.
Cevabı göster

Maybe someone else should lead the meeting today.

You can do it, Rebecca. Ton ve niyet

1:07

Yapabilirsin, Rebecca.

Ton ve niyet

You can do it: can ile cesaret verme

You can do it, bir görev ya da zorlukla karşılaşan birini cesaretlendirmenin yaygın bir yoludur. Burada can yalnızca beceri bildirmez; konuşanın güvenini ve desteğini de gösterir. it, durumdan zaten anlaşılan zorluğa gönderme yapar, bu nedenle eylemi yeniden söylemeye gerek yoktur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir gösteriden önce gergin. Hangi cümle dostça cesaret verir?

  1. You have to do it.
  2. You can do it!
  3. Can you do it?
Cevabı göster

You can do it!

Just use your imagination. Kalıp ifadeler

1:09

Sadece hayal gücünü kullan.

Kalıp ifadeler

use your imagination: yaratıcı fikirlerden yararlanmak

use your imagination, zihninde etkin biçimde fikirler, görüntüler, hikâyeler veya olası çözümler oluşturmak demektir. Burada use, fiziksel bir aracı çalıştırmak değil, zihinsel bir beceriden yararlanmak anlamına gelir. Bu ifade, tek bir hazır cevabın olmadığı ve yaratıcılığın beklendiği durumlarda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

“Yaratıcı fikirlerinden yararlanmak” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Use your ____ to invent a new game.

Cevabı göster

imagination

Well, um,

1:14

Pekala, ııı,

let me look, Mrs. Dragon. Ton ve niyet

1:17

bir bakayım, Bayan Ejderha.

Ton ve niyet

let me look: bir şeyi kontrol etmeyi teklif etmek

Let me + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı teklif etmenin veya onu yapabilmek için karşı taraftan alan istemenin yaygın bir yoludur. Burada let me look, “bir bakayım” ya da “kontrol etmeme izin verin” anlamındadır; karşı tarafa sizi baktırmasını söyleyen bir emir değildir. Bakılacak şey bağlamdan belliyse look tek başına kullanılabilir. Nesneyi açıkça söylemek için Let me look at the screen. örneğindeki gibi look at + nesne kullanılır.

Alıştırma

Ekranı kontrol etmeyi teklif etmek için dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ at the screen.

Cevabı göster

Let me look

Now, Peppa and her friends are using their imagination to play.

1:20

Şimdi, Peppa ve arkadaşları oynamak için hayal güçlerini kullanıyorlar.

So, Dr. Rebecca uses her imagination to come up with creative ways to help. Öbek fiiller

1:41

Böylece Doktor Rebecca, yardım etmek için hayal gücüyle yaratıcı yollar buluyor.

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya çözüm düşünmek

Come up with; bir fikir, plan, cevap veya çözüm düşünmek ya da üretmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede creative ways to help, Rebecca'nın düşündüğü içeriktir. Yapı, come up with + zihinde üretilen şey şeklindedir. Zaman eki come üzerinde değişir: geçmiş zaman biçimi came up with şeklindedir. Buradaki sözcükler gerçek anlamda yukarı doğru bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘düşünmek’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ a safer plan.

Cevabı göster

come up with

Thank you, Dr. Rebecca.

1:50

Teşekkürler, Doktor Rebecca.

I've never had such a tiny patient before. Dilbilgisi

1:55

Daha önce hiç bu kadar minik bir hastam olmamıştı.

Dilbilgisi

I've never had such a tiny patient before: şu ana kadar hiç yaşanmamış bir deneyim

I've never had ... before, geçmişten şu ana kadar olan deneyimi anlatmak için present perfect kullanır. Never, bu süre içinde olayın hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir; before ise bunun ilk kez yaşanan bir deneyim olduğunu vurgular. Such a tiny patient, such a + sıfat + sayılabilen tekil isim yapısını izler. Buradaki had, sahip olmak değil, “hasta olarak kabul etmiş olmak” veya “tedavi etmiş olmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi such a + sıfat + tekil isim yapısıyla tamamlayın: I've never seen ____ before. Eksik sözcükler “bu kadar küçük bir tekne” anlamına gelmelidir.

Cevabı göster

such a small boat

Hmm.

2:00

Hımm.

There.

2:01

İşte oldu.

Thank you, Dr. Rebecca.

2:03

Teşekkürler, Doktor Rebecca.

Hmm, I don't know much about aliens, but I know about eyes. Dilbilgisi

2:08

Hımm, uzaylılar hakkında pek bir şey bilmem ama gözlerden anlarım.

Dilbilgisi

I don't know much about X, but I know about Y: yararlı bilgiye yönelmek

I don't know much about X, konuşanın bir konu hakkında az bilgi sahibi olduğunu kabul eder. But I know about Y ise dikkati aynı sorunla ilgili, konuşanın anlayabildiği veya ele alabildiği bir alana yönlendirir. Böylece yanıt, yalnızca I don't know demekten daha yapıcı olur. Know about + konu, “o konu hakkında bilgi veya anlayış sahibi olmak” demektir. Burada know about eyes, “gözlerle tanışık olmak” değil, gözlerle ilgili konuları anlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi yanıt, bilgi sınırını dürüstçe kabul edip ardından konuşmayı kişinin bildiği ilgili bir alana yönlendiriyor?

  1. I don't know much about engines, so let's talk about my favourite film.
  2. I don't know much about engines, but I know about batteries.
  3. I know everything about engines, but batteries are difficult.
Cevabı göster

I don't know much about engines, but I know about batteries.

Can you read these letters?

2:13

Şu harfleri okuyabilir misin?

Um, the blue globe.

2:15

Iıı, mavi küre.

Aha, you need glasses. Kelime

2:19

Aha, senin gözlüğe ihtiyacın var.

Kelime

need glasses: glasses “gözlük” anlamındadır

Burada need glasses, “daha iyi görmek için gözlük takmaya ya da gözlük edinmeye ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Bu bağlamda glasses gözlük demektir; içecek bardağı anlamına gelmez. glasses, gözlük anlamındayken tek bir gözlükten söz edilse bile normalde çoğul biçimdedir. need glasses denir; bir taneyi açıkça saymak için a pair of glasses kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, görme sorunu nedeniyle gözlüğe ihtiyacı olduğunu anlatır?

  1. She needs a glass.
  2. She needs glasses.
  3. She needs sunglasses.
Cevabı göster

She needs glasses.

Oh, thank you, Dr. Rebecca.

2:22

Oh, teşekkürler, Doktor Rebecca.

Phew, all done. Ton ve niyet

2:26

Oh, hepsi bitti.

Ton ve niyet

Phew, all done: rahatlama ve tamamlanma

Phew; çaba, endişe veya gerginlikten sonra hissedilen rahatlamayı gösteren bir ünlemdir. Dinleyene zor ya da can sıkıcı kısmın sona erdiğini bildirir. All done, her şeyin bittiğini söylemenin kısa ve konuşma diline özgü bir yoludur. Phew, all done. bir bütün olarak hem duygusal bir tepkiyi ifade eder hem de işi kapatır; all done burada tam bir edilgen yapı değil, kalıplaşmış bir konuşma ifadesi olarak kullanılır.

Alıştırma

Yorucu bir işi yeni bitirdiniz ve rahatladınız. Hangi yanıt hem rahatlamayı hem de tamamlanmayı en iyi şekilde ifade eder?

  1. Phew, all done.
  2. I'm still working on it.
  3. Everything is ready to begin.
Cevabı göster

Phew, all done.

Now I can...

2:28

Artık ben...

Oh no.

2:29

Oh hayır.

Do you need more help?

2:31

Daha fazla yardıma ihtiyacın var mı?

No.

2:34

Hayır.

This time, we're here to help you. Notlar

2:35

Bu sefer, sana yardım etmek için biz buradayız.

Anlatım akışı

This time: bu sefer ile daha önce olanlar arasındaki karşıtlık

Cümlenin başındaki This time, ardından gelen tüm bilgi için bir çerçeve kurar: konuşan kişi önceki alışılmış durumdan değil, şu anki seferden söz eder. Burada aynı zamanda karşıtlık bildirir. Roller değişmiştir; bu yüzden dinleyen kişi virgülden sonraki yeni bilginin daha önce olandan farklı olacağını bekler. Hikâye ve konuşmalarda cümle başındaki This time bu tür bir dönüşü fark etmeye yardım eder.

Alıştırma

Last time, Maya chose the game. Hangi devam cümlesi şu anki seferdeki değişimi en iyi gösterir?

  1. This time, Leo will choose.
  2. Every time, Leo chooses.
  3. Next time, Leo will choose.
Cevabı göster

This time, Leo will choose.

Ton ve niyet

we're here to help you: destekleyici bir amacı belirtmek

we're here to help you ifadesinde to help you mastarı burada bulunmanın amacını açıklar: konuşan kişiler yardım etmek için gelmiş veya orada bulunmaktadır. Önemli olan yalnızca nerede oldukları değil, orada bulunma nedenleridir. We're here to... ayrıca bir niyeti doğrudan belirtmenin yoludur. help ile kullanıldığında konuşan kişilerin sorun çıkarmak veya eleştirmek yerine destek vermek istediğini belirterek dinleyeni rahatlatır.

Alıştırma

Cümleyi here ve help içeren üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The support team has arrived. We're ____ you reset your account.

Cevabı göster

here to help

Now, everyone is using their imagination to help Dr. Rebecca.

2:38

Şimdi herkes Doktor Rebecca'ya yardım etmek için hayal gücünü kullanıyor.

Have a hot hot chocolate.

2:42

Bir sıcak çikolata iç.

Phew, and a nice sit down. Kelime

2:45

Oh, ve güzelce oturup dinlen.

Kelime

a nice sit down: günlük dilde bir isim öbeği

a nice sit down ifadesinde sit down bir etkinliğin adı olarak kullanılır: kısa süreliğine oturup dinlenme fırsatı. a artikeli ile nice sıfatı, tüm ifadenin oturma talimatı değil, bir isim öbeği olduğunu gösterir. nice, bu dinlenmenin hoş veya özellikle iyi karşılanan bir şey olacağı anlamını katar. Düzenlenmiş yazılarda bu isim genellikle kısa çizgiyle sit-down şeklinde yazılır.

Alıştırma

Hangi cümlede sit-down, hoş bir dinlenme fırsatı anlamında doğal biçimde isim olarak kullanılmıştır?

  1. After carrying the boxes, I need nice sit down.
  2. After carrying the boxes, I need a nice sit-down.
  3. After carrying the boxes, I nice sit down.
Cevabı göster

After carrying the boxes, I need a nice sit-down.

Peppa,

2:49

Peppa,

what's going on in here? Ton ve niyet

2:53

burada neler oluyor?

Ton ve niyet

What's going on in here?: burada ne olduğunu sormak

What's going on in here? konuşanın bulunduğu veya az önce girdiği yerde ne olduğunu sorar. Burada go on, happen anlamındadır; in here ise içinde bulunulan kapalı ya da sınırları belirgin yeri gösterir. Bu soru genellikle beklenmedik, kafa karıştırıcı veya endişe verici bir şey fark edildikten sonra sorulur. Yalnızca bir kişinin ne yaptığını değil, tüm durumu sorgular.

Alıştırma

Yüksek bir çarpma sesi duyduktan sonra bir odaya giriyorsunuz ve tek bir kişinin eylemini değil, tüm durumu sormak istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. What's going on in here?
  2. What are you doing in here?
  3. What's going on next week?
Cevabı göster

What's going on in here?

We're using our imaginations.

2:54

Hayal gücümüzü kullanıyoruz.

Everyone loves using their imagination.

2:58

Herkes hayal gücünü kullanmayı sever.

Sounds like fun. Ton ve niyet

3:02

Kulağa eğlenceli geliyor.

Ton ve niyet

Sounds like fun ile samimi ve olumlu bir tepki verme

Sounds like fun., “Az önce anlatılan etkinlik veya fikir eğlenceli gibi geliyor” anlamına gelir. Buradaki sounds, “benzer bir ses çıkarır” değil, “duyduğum bilgilere göre bu izlenimi verir” demektir. Bu, konuşma dilinde yaygın bir eksiltidir; that veya it öznesi söylenmez. Tam yanıt That sounds like fun. ya da It sounds like fun. şeklinde olabilir. Yeni duyduğunuz bir bilgiye kısa bir tepki vermek için Sounds like + isim öbeği kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “We're going to make our own pizzas tonight.” diyor. Bu dersteki ifadeyi kullanarak olumlu yanıtı tamamlayın: That ____.

Cevabı göster

sounds like fun