Stres Gerçekten Sizi Öldürebilir mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
569 kelime 186 kel/dk

Video özeti: Kronik stresin bedene nasıl zarar verdiği ve sosyal bağların neden yardımcı olabileceği. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "about to" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olayı hemen öncesine yerleştirip ayı saldırısını yakın gösterir; yaklaşan plan, değişim veya tehlikeler için de kullanılır. 2. "Some evidence also suggests that" - Söylem, anlatı ve retorik: Olası bir bağlantıyı kanıtlanmış saymadan sunan temkinli çerçevedir; bilim haberleri ve resmî tartışmalarda yararlıdır. 3. "go it alone." - Deyimler ve mecazi ifadeler: Yalnız seyahati değil, baskıyla desteksiz yüzleşmeyi anlatır; yardım istemeyi veya zor bir yükü paylaşmayı önerirken kullanılır.

Bu derste

In a busy world with unending work and responsibilities piling up, Öbek fiiller

0:00

Bitmek bilmeyen işler ve giderek artan sorumluluklarla dolu yoğun bir dünyada,

stress can get to the best of us. Deyimler

0:03

stres en güçlülerimizi bile alt edebilir.

Öbek fiiller

piling up: başa çıkılması zorlaşana kadar birikmek

Bu cümlede piling up, miktar başa çıkılması zor hâle gelene kadar sürekli birikmek anlamındadır. Biriken şeyler iş ve sorumluluklardır; dolayısıyla yığın imgesi fiziksel değil, mecazidir. Pile up burada geçişsiz bir öbek fiildir: şeyler kendileri pile up olur. up parçacığı, gerçek anlamda yukarı doğru hareketi değil, giderek artan bir birikimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi pile up ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: While I was sick, unanswered messages were ____.

Cevabı göster

piling up

Deyimler

get to the best of us: en yetenekli insanları bile etkilemek

Bu cümlede get to, birini duygusal olarak etkilemek, soğukkanlılığını yıpratmak veya o kişi için başa çıkılması zor hâle gelmek anlamındadır. Bu etkiyi yaratan şey stress sözcüğüyle ifade edilen strestir. get to ifadesinin nesnesi the best of us'tır; bu da aramızdaki en güçlü veya yetenekli insanlar bile demektir. Dolayısıyla cümle herkesi kapsayan bir genelleme yapar: hiç kimse stresten tamamen etkilenmez değildir.

Alıştırma

Burada “stress can get to the best of us” ne anlama geliyor?

  1. Stres, çok yetenekli insanları bile duygusal olarak etkileyebilir.
  2. Stres fiziksel olarak yalnızca en yetenekli insanlara ulaşabilir.
  3. Stres en iyi insanları seçer ve onları ödüllendirir.
Cevabı göster

Stres, çok yetenekli insanları bile duygusal olarak etkileyebilir.

But how bad is it for you, really?

0:05

Peki, gerçekten ne kadar zararlı?

Can stress actually kill you? Anlatım akışı

0:08

Stres gerçekten sizi öldürebilir mi?

Anlatım akışı

Can stress actually kill you? ifadesini açılış kancası olarak kullanmak

Doğrudan sorulan bu evet-hayır sorusu bir açılış kancası işlevi görür: stresin ölümcül olup olamayacağını açıklamanın geri kalanında incelenecek temel mesele hâline getirir. Cevabı hemen vermek yerine izleyiciyi kanıtları görmek için devam etmeye çağırır. Actually beklentilere meydan okuyan bir vurgu katar. Burada “varsaydığımızın aksine bu gerçekten mümkün mü?” anlamındadır; “şu anda” şeklinde zamansal bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Bu açılış sorusu bilimsel bir açıklamada öncelikle ne yapar?

  1. Daha önce doğrulanmış bir ölüm olayını bildirir.
  2. Temel meseleyi ortaya koyar ve cevabın beklentilere meydan okuyabileceğini gösterir.
  3. İzleyiciden tıbbi tavsiye vermesini ister.
Cevabı göster

Temel meseleyi ortaya koyar ve cevabın beklentilere meydan okuyabileceğini gösterir.

From a biological perspective, Kalıp ifadeler

0:10

Biyolojik açıdan bakıldığında,

Kalıp ifadeler

Bakış açısı çerçevesi olarak From a biological perspective

From a biological perspective, cümlenin başında kullanılan ve dinleyiciye sonraki açıklamayı hangi analitik bakış açısının yönlendireceğini bildiren bir edat öbeğidir. İddianın kapsamını daraltır: sonraki nokta biyolojik açıdan ele alınır, ancak bunun mümkün olan tek bakış açısı olduğu söylenmez. Yeniden kullanılabilen kalıp From a/an + adjective + perspective şeklindedir; From a legal perspective buna bir örnektir. Virgül, ana cümleden önce çerçeveleyici ifadenin bittiğini gösterir.

Alıştırma

From a biological perspective ifadesinde kullanılan ismi yazarak bakış açısı kalıbını tamamlayın: From an economic ____, the plan is too risky.

Cevabı göster

perspective

stress makes perfect sense.

0:11

stres tepkisi son derece mantıklıdır.

If you're about to get chomped on by a bear, Dilbilgisi

0:13

Bir ayı tarafından parçalanmak üzereyseniz,

Dilbilgisi

Be about to + fiilin yalın hâli: bir şey olmak üzere

Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında, çoğu zaman birkaç dakika bile geçmeden gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Buradaki are about to get, ayının saldırmasını uzak bir ihtimal değil, anlık bir tehlike olarak sunar. About, sabit be about to yapısının bir parçasıdır; burada yaklaşık veya hakkında anlamına gelmez. Be, özneye ve zamana göre değişirken to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi birkaç dakika bile geçmeden anlamındaki sabit yapıyla tamamlayın: The doors are ____ close.

Cevabı göster

about to

your stress hormones better kick your butt into gear. Notlar

0:15

stres hormonlarınızın sizi hemen harekete geçirmesi gerekir.

Dilbilgisi

Better kick: resmî olmayan (had) better + fiilin yalın hâli

Better kick ifadesinde better, had better yapısının günlük konuşmadaki eksiltili biçimidir ve kick fiilin yalın hâlidir. Cümle stres hormonlarını kişileştirir: acilen çalışmaya başlayıp bedeni harekete geçirmek zorundadırlar. Ne kadar iyi tekme attıklarını anlatmaz. (Had) better güçlü bir öğüt, uyarı veya acil beklenti ifade eder ve eylem gerçekleşmezse kötü bir sonuç doğacağı imasını genellikle taşır. Should yapısından daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi had better yapısının resmî olmayan kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The road is flooding, so we ____ leave now.

Cevabı göster

better

Deyimler

kick your butt into gear: birini harekete geçmeye zorlamak

Burada kick your butt into gear, “vücudu uyanık hâle gelip hızla harekete hazır olmaya zorlamak” anlamına gelir. Stres hormonları, vücudu sertçe itiyormuş gibi kişileştirilir; gerçek anlamda tekme atmak söz konusu değildir. Bu ifade, “bir şeyi çalışmaya başlatmak” anlamındaki kick something into gear ile “harekete geçmek ya da çalışmaya başlamak” anlamındaki get your butt in gear kalıplarını yaratıcı biçimde birleştirir. Bu birleşim, etkinleşmeyi ani, güçlü ve mizahi gösterir.

Alıştırma

Şakacı kick ... into gear kalıbıyla cümleyi tamamlayın: One loud alarm should ____ before my early shift.

Cevabı göster

kick my butt into gear

But it turns out that your mortgage, Anlatım akışı

0:18

Ama konut kredinizin,

unemployment, and looming exam

0:20

işsizliğin ve yaklaşan bir sınavın da

all trigger the same stress response in your body. Kalıp ifadeler

0:22

vücudunuzda aynı stres tepkisini tetiklediği ortaya çıkıyor.

Anlatım akışı

it turns out that: yeni keşfedilen bir gerçeği tanıtmak

It turns out that, konuşanın kontrol ettikten, gözlemledikten veya sonucu gördükten sonra öğrendiği bir gerçeği tanıtan söylem kalıbıdır. Genellikle gerçeğin şaşırtıcı olduğunu veya önceki bir beklentiyi düzelttiğini gösterir. Baştaki it, göstermelik bir öznedir; ipoteğe veya başka bir isme gönderme yapmaz. Asıl bilgiyi that yan cümlesi taşır, dolayısıyla kalıp dinleyiciyi önceki düşünceden yeni belirlenmiş gerçeğe yönlendirir.

Alıştırma

Cümleyi it turns out that ile tamamlayın: We expected a long wait, but ____ the table is already ready.

Cevabı göster

it turns out that

Kalıp ifadeler

trigger the same stress response: farklı nedenlerden gelen aynı tepki

Burada trigger, neden olmak veya harekete geçirmek anlamında kullanılan bir fiildir. İpotek borcu, işsizlik ve yaklaşan sınav neden işlevi görürken the same stress response nesnedir. X triggers a response kalıbı, neden-sonuç ilişkilerini açıklamak için kullanışlıdır. Same, farklı girdilerin ortak bir tepki türüne yol açtığını gösterir; nedenlerin kendilerinin birbirine benzediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı stres tepkisine neden olmak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A false alarm and a real emergency can both ____ in the body.

Cevabı göster

trigger the same stress response

And unlike most animals,

0:24

Üstelik çoğu hayvanın aksine,

which eventually experience a major decrease in these hormones,

0:26

onlarda bu hormonların düzeyi eninde sonunda büyük ölçüde düşerken,

humans can't seem to find the off switch. Notlar

0:29

insanlar kapatma düğmesini bir türlü bulamıyor gibi görünüyor.

Dilbilgisi

can't seem to + fiilin yalın hâli: gözlemlenen sürekli bir zorluk

Can't seem to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi yapamıyor gibi göründüğünü belirtir. Bu cümlede insanlar stres tepkisini durdurmanın bir yolunu sürekli olarak bulamaz; seem, bir şeyi arama girişimini değil, konuşanın gözlemlere dayanan değerlendirmesini ifade eder. Doğrudan can't demeye kıyasla can't seem to daha az kesin ve serttir; genellikle süregelen bir zorluğu, şaşkınlığı veya hafif bir hayal kırıklığını aktarır.

Alıştırma

Zorluğu gözlemlenmiş ve hafif bir hayal kırıklığı içeriyormuş gibi gösteren hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: I've reset the router twice, but I ____ connect to Wi-Fi.

Cevabı göster

can't seem to

Deyimler

find the off switch: kapatma düğmesini bulmak

Bu cümlede find the off switch, makine kontrolüne dayanan bir mecazdır. Vücudun gerçek bir düğmesi yoktur; ifade, sürmekte olan stres tepkisini durdurmanın veya devre dışı bırakmanın yolunu bulmak anlamına gelir. can't seem to yapısıyla birlikte konuşan kişi, bu başarısızlığı basit bir reddetme olarak değil, zor ve can sıkıcı bir durum olarak sunar. Bu mecaz, çalışmaya devam ediyormuş gibi hissedilen düşüncelere, duygulara veya bedensel tepkilere de aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede find the off switch örnektekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. The technician opened the panel and found the off switch.
  2. After the exam, Maya kept worrying and couldn't find the off switch.
  3. Maya turned off the lamp before bed.
Cevabı göster

After the exam, Maya kept worrying and couldn't find the off switch.

Even though it's not life and death, Deyimler

0:31

Ortada ölüm kalım meselesi olmasa bile,

our psychological woes consistently bathe our bodies in these hormones, Deyimler

0:33

psikolojik sıkıntılarımız bedenimizi durmadan bu hormonlara maruz bırakıyor;

Deyimler

life and death: yaşam ve ölüm

Life and death, hayatta kalma ile ölme arasındaki karşıtlığı belirten kalıplaşmış bir ikili ifadedir; ayrıca mümkün olan en ciddi sonuçları taşıyan son derece acil bir durumu anlatır. Buradaki not life and death, psikolojik sorunların doğrudan hayatta kalma tehdidi olmadığını belirtir. Bu karşıtlık, stresin zararsız olduğu anlamına gelmez. Tetikleyicinin niteliğini vücudun uzun süren hormonal tepkisinden ayırır.

Alıştırma

Hangi durumda This is a matter of life and death demek en doğal olur?

  1. Birisi bu akşam ne izleyeceğine karar veriyor.
  2. Bir kurtarma görevlisi nefes alamayan birine ulaşmalıdır.
  3. Birisi bir defter için renk seçmelidir.
Cevabı göster

Bir kurtarma görevlisi nefes alamayan birine ulaşmalıdır.

making our heart pound, muscles tense, and stomach turn. Dilbilgisi

0:37

kalbimizin çarpmasına, kaslarımızın gerilmesine ve midemizin bulanmasına yol açıyor.

Deyimler

Mecaz olarak bathe our bodies in these hormones

Bu cümlede bathe our bodies in these hormones mecazi olarak kullanılır. Sürekli psikolojik sıkıntının bedeni, sanki bir sıvının içine batırılmış gibi, stres hormonlarına devamlı ve yoğun biçimde maruz bıraktığını anlatır. bathe + object + in + noun yapısı bir nesneyi madde, ışık veya her yere yayılan başka bir etkiyle kuşatmak, kaplamak ya da doldurmak anlamına gelebilir. Banyo yapmayı anlatmaz ve bedenin kendini hormonlarla yıkadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede bathe our bodies in these hormones ne anlama gelir?

  1. Bedenimizin hiç hormon üretmemesini sağlamak
  2. Bedenimizi temizlemek için hormonları kullanmak
  3. Bedenimizi bu hormonlara yoğun biçimde maruz bırakmak
  4. Bu hormonları bedenimizden yıkayıp temizlemek
Cevabı göster

Bedenimizi bu hormonlara yoğun biçimde maruz bırakmak

Dilbilgisi

making our heart pound, muscles tense, and stomach turn sonuç yapısı

-ing yan cümlesi making our heart pound, muscles tense, and stomach turn, önceki durumun fiziksel sonuçlarını belirtir. Sürekli maruziyetin üç tepkiye yol açtığını kısa ve yoğun bir sonuç ifadesiyle anlatır. Ettirgen make fiilinden sonra make + object + bare infinitive kullanılır. Açık biçimde düşünülen paralel yapı making our heart pound, making our muscles tense ve making our stomach turn şeklindedir; tekrarlanan making ve our sözcükleri atılmıştır. Pound, tense ve turn fiillerin yalın hâlidir. Burada stomach turn deyimsel olarak mide bulantısı veya yoğun huzursuzluk hissetmek anlamına gelir; midenin fiziksel olarak dönmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The sudden alarm made my heart ____. (pound)

Cevabı göster

pound

In Japan, they have the term karoshi, Kültür

0:40

Japonya'da karoshi diye bir terim vardır;

which literally translates to death from overwork.

0:42

sözcük anlamıyla aşırı çalışmaktan ölüm demektir.

Kültür

karoshi: aşırı çalışmayla bağlantılı ölüm

Karoshi, aşırı veya uzun süreli fazla çalışmayla ilişkili ölümü anlatmak için İngilizcede kullanılan Japonca kökenli bir alıntı sözcüktür. Ardından gelen yan cümle kelimenin gerçek anlamını verir: “aşırı çalışmadan ölüm”. Özellikle Japon çalışma kültürü ve çalışma koşulları tartışılırken kullanılan, toplumca tanınan bir olguyu adlandırır. Sıradan yorgunluk, yoğun bir hafta ya da tek başına fazla mesai anlamına gelmez.

Alıştırma

Karoshi terimi hangi durum için en uygundur?

  1. Bir çalışan stresi önlemek için kısa bir tatile çıkıyor.
  2. Bir haber, yıllarca süren aşırı çalışmayla bağlantılı bir ölümü anlatıyor.
  3. Bir çalışan olağan dışı uzun bir toplantıdan sonra yorgun hissediyor.
Cevabı göster

Bir haber, yıllarca süren aşırı çalışmayla bağlantılı bir ölümü anlatıyor.

In what is now deemed an overworking epidemic, Kelime

0:46

Günümüzde aşırı çalışma salgını olarak görülen bu durumda,

these individuals who are seemingly healthy and in their prime suddenly die. Deyimler

0:48

görünüşte sağlıklı ve hayatlarının baharındaki bu insanlar aniden ölüyor.

Kelime

deemed an overworking epidemic: be deemed + tümleç

what is now deemed an overworking epidemic yan cümlesindeki deemed, edilgen be deemed + isim veya sıfat tümleci yapısında kullanılan deem fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. “Resmen ... olarak kabul edilmek veya sınıflandırılmak” anlamına gelir. an overworking epidemic isim öbeği, duruma verilen sınıflandırmadır. Edilgen yapı, değerlendirmeyi yapan kişileri veya kurumları belirtmez ve bu etiketi kişisel bir tahmin değil, kamusal ya da yerleşmiş bir değerlendirme olarak sunar. Aynı kalıp was deemed unsafe ve was deemed a success örneklerinde de görülür.

Alıştırma

deem fiilini doğru biçimde kullanın: After the inspection, the bridge was ____ unsafe for heavy traffic.

Cevabı göster

deemed

Deyimler

in their prime: hayatının en iyi döneminde olmak

In their prime, bir kişinin hayatının en güçlü, en sağlıklı veya en yetenekli döneminde olduğunu belirten bir deyimdir. Sabit bir yaşı ifade etmez. Burada kişilerin son derece iyi durumda göründüğünü vurgular; bu da ani ölümlerini özellikle beklenmedik hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi ‘gücün veya yeteneğin en yüksek olduğu dönemde’ anlamına gelen deyimle tamamlayın: The pianist is eighty, but many recordings were made when she was ____.

Cevabı göster

in her prime

After being officially recognized and documented in Japan,

0:52

Bu durum Japonya'da resmen tanınıp kayıt altına alındıktan sonra,

these sudden heart attacks and strokes were quickly linked to stress. Kalıp ifadeler

0:56

bu ani kalp krizleri ve inmeler kısa sürede stresle ilişkilendirildi.

Kalıp ifadeler

be linked to: kanıtlanmış nedeni değil, ilişkiyi bildirmek

Be linked to, bir şeyin başka bir şeyle bağlantısı olduğunun gösterildiği veya düşünüldüğü anlamına gelir. Bu edilgen yapıda olay ya da durum be linked to'dan önce, ilişkili etken ise sonra gelir. Buradaki ifade, kalp krizleri ve inmeler ile stres arasında bir bağlantı bulunduğunu bildirir. Tek başına stresin tek veya doğrudan neden olduğunun kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bir rapor, kötü uyku ile baş ağrılarının birlikte görüldüğünü saptıyor ancak kötü uykunun baş ağrılarına doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor. Hangi cümle kanıtlara en uygun düşer?

  1. Frequent headaches were linked to poor sleep.
  2. Frequent headaches were caused by poor sleep.
Cevabı göster

Frequent headaches were linked to poor sleep.

But how does stress cause this?

0:59

Peki stres buna nasıl yol açıyor?

Cortisol is one of the main stress hormones,

1:02

Başlıca stres hormonlarından biri olan kortizol,

which helps divert energy to where you need it and away from non-essential functions of the body. Kalıp ifadeler

1:04

enerjinin ihtiyaç duyduğunuz yere aktarılmasına ve vücudun elzem olmayan işlevlerinden çekilmesine yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

A'yı B'ye ve C'den uzağa yönlendirmek: divert A to B and away from C

Bu cümlede divert energy to X, enerjiyi yeniden X'e yönlendirmek anlamına gelirken away from Y, daha az enerji alacak kaynağı veya kullanım alanını belirtir. to ve away from birlikte yeni hedef ile enerjinin çekildiği taraf arasında karşıtlık kurar: enerji yaratılmaz veya yok edilmez, yeniden dağıtılır. Aktarılabilir kalıp divert A to B and away from C şeklindedir. A bir kaynak veya akış, B öncelikli hedef, C ise daha düşük öncelikli kaynak ya da kullanım alanıdır. Bu kalıp para, dikkat ve trafik için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki eşleşmiş yön sözcükleriyle tamamlayın: During the emergency, the city diverted funds ____ hospital supplies and ____ nonessential projects.

Cevabı göster

to · away from

But with chronic stress exposure, Kalıp ifadeler

1:09

Ancak kronik olarak strese maruz kalındığında,

problems arise.

1:10

sorunlar baş gösterir.

Kalıp ifadeler

chronic stress exposure: şiddet değil, süre

Chronic stress exposure, uzun bir dönem boyunca strese tekrar tekrar veya sürekli maruz kalmayı ifade eden resmî bir isim grubudur. Chronic yalnızca yoğunluğu ya da ciddiyeti değil, süreyi ve kalıcılığı belirtir. Burada exposure, stress gibi soyut bir etkenle teması anlatabilir; araştırmalarda noise veya risk için exposure kullanılmasına benzer. Bu ifade, uzun süren bir durumu kısa süreli stres tepkisinden ayırır.

Alıştırma

Uzun süre strese maruz kalma anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The researchers tracked the health effects of ____ among emergency dispatchers.

Cevabı göster

chronic stress exposure

The immune system shuts down, Öbek fiiller

1:12

Bağışıklık sistemi devre dışı kalır,

Öbek fiiller

shuts down: bir sistem çalışmayı durdurur

“the immune system shuts down” ifadesinde shuts down, sistemin normal biçimde çalışmayı bırakması ya da işlevinin ciddi ölçüde baskılanması anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada fiziksel olarak bir şeyi kapatma eylemi değil, işlev azalmasını güçlü biçimde özetleyen bir ifadedir. Aktarılabilir kalıp özne + shut down şeklindedir: “the system shuts down”. Bir makine için çalışmanın durmasını; bir kurum, süreç veya kişi için etkinlik ya da tepkinin sona ermesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, “çalışmayı durdurmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: After overheating, the computer ____ automatically.

Cevabı göster

shut down

inflammation is inhibited,

1:13

iltihaplanma baskılanır,

white blood cells are reduced,

1:14

akyuvarların sayısı azalır

and susceptibility to disease increases. Kalıp ifadeler

1:16

ve hastalıklara yakalanma riski artar.

Kalıp ifadeler

susceptibility to disease: isim + to kalıbı

Susceptibility to disease, bir kişinin veya şeyin hastalıktan etkilenmeye ne kadar yatkın olduğunu ifade eder. Cümlede increases fiilinin öznesidir; dolayısıyla savunmasızlığın arttığı anlatılır. Susceptibility sözcüğünden sonra zararlı durumu veya etkiyi adlandırmak için normalde to + isim ya da -ing biçimi gelir: susceptibility to infection, pressure veya being misled. To, ismin tümleyicisinin parçasıdır; hastalığa doğru hareket anlamı vermez.

Alıştırma

Cümleyi gereken edatla tamamlayın: The report examines workers’ susceptibility ____ heat stress.

Cevabı göster

to

Some evidence also suggests that prolonged stress may be involved in the development of cancer. Notlar

1:18

Bazı bulgular, uzun süreli stresin kanser gelişiminde rol oynayabileceğini de gösteriyor.

Anlatım akışı

İhtiyatlı bir kanıt çerçevesi olarak “Some evidence also suggests that”

“Some evidence also suggests that”, kanıt sunmak için kullanılan bir çerçevedir. “Some evidence”, desteğin miktarını veya kapsamını sınırlar; “suggests that” ise kanıtın işaret ettiği sonucu kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak sunar. “Also”, önceki noktayla bağlantılı ek bir bulgunun sunulduğunu gösterir. Burada bu çerçevenin ardından “may” gelir ve iki katmanlı bir ihtiyat oluşturur: Kanıt sınırlıdır ve önerilen bağlantı kesin değil, yalnızca olasıdır.

Alıştırma

Başlangıçtaki “Some evidence also suggests that” ifadesi okuyucuya ne anlatır?

  1. Yazar, araştırmacıların ne yapması gerektiği konusunda kişisel tavsiye vermektedir.
  2. Sonraki iddia hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
  3. Sonraki iddia sınırlı kanıtlarla desteklenmektedir ve bir olasılık olarak değerlendirilmelidir.
Cevabı göster

Sonraki iddia sınırlı kanıtlarla desteklenmektedir ve bir olasılık olarak değerlendirilmelidir.

Kalıp ifadeler

İhtiyatlı yapı “may be involved in the development of”

Bu cümlede “may” belirsizliği gösterir; “be involved in” ise uzun süreli stresin karmaşık bir süreçte bir rolü olabileceğini belirtir. “The development of cancer”, kanserin oluştuğu veya ilerlediği süreci ifade eder. Buradaki “development” nötrdür; olumlu bir gelişme anlamına gelmez. İfade bir bütün olarak olası bir bağlantı sunar, ancak stresin tek veya doğrudan neden olduğunu ya da mekanizmanın bilindiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ihtiyatlı ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Genetic factors ____ the condition.

Cevabı göster

may be involved in the development of

When looking at the arteries of macaque monkeys,

1:23

Makak maymunlarının atardamarlarına bakıldığında,

those under significant stress have more clogged arteries. Kalıp ifadeler

1:26

yoğun stres altındakilerin damarlarında daha fazla tıkanıklık görülür.

Kalıp ifadeler

Sağlık haberlerinde “clogged arteries”

Bu cümlede clogged arteries, iç geçidi birikintiler nedeniyle daralmış veya tıkanmış ve bu yüzden kanın rahatça akamadığı atardamarlar anlamına gelir. Clogged, damarın mutlaka tamamen kapandığı anlamına gelmez. Clogged, bir geçidin biriken maddeler yüzünden tıkanmasını yaygın olarak anlatır. Sağlık haberlerinde arteries ile birlikte doğal ve halka yönelik bir tıbbi ifade oluşturur.

Alıştırma

Sağlık haberi cümlesini öğrendiğiniz iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: After years of plaque buildup, the scan showed ____.

Cevabı göster

clogged arteries

This prevents blood from getting to the heart quickly during stress Dilbilgisi

1:29

Bu durum, stres sırasında kanın kalbe hızla ulaşmasını engeller

and can ultimately lead to heart attacks. Kalıp ifadeler

1:32

ve sonunda kalp krizine yol açabilir.

Dilbilgisi

prevent + nesne + from + -ing

Bu cümlede prevent + object + from + -ing kalıbı kullanılır: prevents fiilinin nesnesi blood, engellenen eylem ise from getting to the heart bölümüdür. Prevent ve nesnesinden sonra, yaygın ve güvenli standart kalıpta from korunur ve to mastarı değil -ing biçimi kullanılır. Buradaki getting to, “ulaşmak” demektir; “almak” ya da “elde etmek” değildir.

Alıştırma

Cümleyi arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The heavy snow prevented the buses ____ on time.

Cevabı göster

from arriving

Kalıp ifadeler

ultimately lead to: nedenler zincirinin son noktası

Ultimately lead to, bir nedenler zincirinin sonunda ortaya çıkan sonucu belirtir. Burada kan akışının azalması ara etkidir; kalp krizleri ise olası nihai sonuçtur. Ultimately, sonucun hemen gerçekleştiği anlamına gelmez. Yapı ultimately lead to + isim veya -ing biçimidir. Can ile kullanıldığında sonuç bir kesinlik değil, olasılık olarak sunulur.

Alıştırma

Aşamalı bir sürecin nihai sonucunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Ignoring small leaks can ____ a complete system failure.

Cevabı göster

ultimately lead to

The brain also takes a toll.

1:34

Beyin de bundan zarar görür.

When looking at mice exposed to stress, Dilbilgisi

1:36

Strese maruz bırakılan farelere bakıldığında,

we see dramatically smaller brain cells with fewer branch extensions than normal mice.

1:37

beyin hücrelerinin normal farelerinkinden çok daha küçük ve daha az dallanmış olduğu görülür.

Dilbilgisi

mice exposed to stress: kısaltılmış edilgen cümlecik

Exposed to stress, mice sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen ilgi cümleciği mice that were exposed to stress daha kısa hâle getirilmiştir; yani maruz kalan farelerdir, maruz bırakma eylemini yapanlar değil. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı yapısı, ismin bir eylemden veya durumdan etkilendiği araştırma metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle farelerin stresli koşulu yaşadığını ifade eder?

  1. The study examined mice exposing other animals to stress.
  2. The study examined mice exposed to stress.
  3. The study examined stress caused by mice.
Cevabı göster

The study examined mice exposed to stress.

This is particularly prevalent in the areas associated with memory and learning,

1:42

Bu durum özellikle hafıza ve öğrenmeyle ilişkili bölgelerde yaygındır;

which may stir up some memories for you of those wonderful all-night study sessions. Notlar

1:46

size o “harika” gece boyu çalışma seanslarını hatırlatabilir.

Öbek fiiller

stir up some memories ifadesinin mecazi anlamı

Burada stir up some memories, zaten var olan anıların yeniden etkinleşmesine veya akla gelmesine neden olmak demektir. İmge mecazidir: karıştırmanın bir maddeyi hareket ettirmesi gibi, bir deneyim de durulmuş olan bir şeyi yeniden hareketlendirebilir; up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Yapı stir up + memories, feelings, or thoughts şeklindedir ve tetikleyici genellikle bir yer, ses, koku veya konudur. Bu, tetikleyicinin yeni anılar yarattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte stir up some memories ne anlama geliyor?

  1. Tamamen yeni anılar yaratmak.
  2. Zaten var olan anıları yeniden uyandırmak.
  3. Anıları zaman sırasına göre düzenlemek.
Cevabı göster

Zaten var olan anıları yeniden uyandırmak.

Ton ve niyet

wonderful all-night study sessions ifadesindeki ironik wonderful

Bu bağlamda wonderful içten bir övgü değildir. Çevredeki açıklama sabahlara kadar çalışmayı stres, uykusuzluk ve daha zayıf hafızayla ilişkilendirir; bu nedenle olumlu sıfat deneyimle bilinçli biçimde çelişir. Bu uyuşmazlık sözlü ironiyi gösterir: Konuşmacı sözde wonderful olan çalışma seanslarıyla hafifçe alay eder ve dinleyicilerin ortak bir tatsız anıyı fark etmesini bekler. Benzer ifadeleri yorumlarken sıfatı kelimesi kelimesine almak yerine olumlu sözcükleri durumla ve konuşmacının muhtemel tutumuyla karşılaştırın.

Alıştırma

Bu cümlede wonderful nasıl bir tutum aktarıyor?

  1. Wonderful keyifli bir deneyime yönelik içten bir övgü ifade eder.
  2. Wonderful çalışma seanslarının akademik açıdan başarılı olduğu anlamına gelir.
  3. Wonderful stresli ve tatsız bir deneyime ironik biçimde işaret eder.
Cevabı göster

Wonderful stresli ve tatsız bir deneyime ironik biçimde işaret eder.

The acute stress and sleep deprivation can make it increasingly difficult to remember the things we want to. Dilbilgisi

1:51

Akut stres ve uykusuzluk, hatırlamak istediğimiz şeyleri anımsamamızı giderek zorlaştırabilir.

Dilbilgisi

make it increasingly difficult to remember kalıbı

make + it + sıfat + to-mastar yapısında it biçimsel nesne olarak kullanılır. Bu cümlede acute stress and sleep deprivation neden, difficult ortaya çıkan sonucu, to remember ise zorlaşan eylemi belirtir. It daha önce sözü edilen belirli bir şeyi göstermez. Increasingly, difficult sözcüğünü niteler; dolayısıyla zorluk derecesi giderek artar. Aktarılabilir kalıp make it + sıfat + to + fiil şeklindedir: bir neden, bir eylemi gerçekleştirme koşulunu etkiler.

Alıştırma

Cümleyi make, biçimsel it, difficult ve mastar işaretleyicisini kullanarak tamamlayın: The poor connection can ____ understand the speaker.

Cevabı göster

make it difficult to

Dilbilgisi

we want to ifadesinde mastar eksiltisi

we want to ifadesinde mastar fiili remember, hemen önce geçtiği ve kolayca tamamlanabildiği için eksiltilmiştir: the things we want to remember. Geriye kalan to bir mastar işaretleyicisidir; edat değildir ve cümlenin yarım kaldığını göstermez. İngilizcede want gibi fiillerden sonra tekrarlanan mastar sık sık atılır ancak to korunur: I did not call, but I wanted to. Bu kullanım tekrarı önler, fakat yalnızca bağlam eksik eylemi açıkça gösterdiğinde işe yarar.

Alıştırma

Attend fiilinden daha önce söz edildi. Hangi cümle, tekrarı önlemek için mastar eksiltisini doğru kullanıyor?

  1. I cannot attend every workshop, but I go to the ones I want.
  2. I cannot attend every workshop, but I go to the ones I want to.
  3. I cannot attend every workshop, but I go to the ones I want to attend them.
Cevabı göster

I cannot attend every workshop, but I go to the ones I want to.

Perhaps the most telling story is in our DNA. Anlatım akışı

1:57

Belki de en çarpıcı kanıt DNA'mızdadır.

Anlatım akışı

Belki de en açıklayıcı hikâye DNA'mızdadır: temkinli vurgu

Burada story, kurmaca bir öyküyü değil, DNA'dan okunabilen kanıtları anlatan bir metafordur. Most telling, “gerçeği en çok açığa çıkaran” ya da “doğru olanı en iyi gösteren” demektir; böylece konuşmacı DNA'yı özellikle önemli bir kanıt olarak sunar. Perhaps, iddiayı kesinleştirmek yerine yumuşatır. Cümlenin bütünü açıklamayı da düzenler: dikkati daha derin bir biyolojik düzeye taşır ve sıradaki kanıtın en güçlü kanıt olabileceğini işaret eder.

Alıştırma

Bu cümle açıklamada ne yapıyor?

  1. DNA savla ilgisiz olduğu için konuyu değiştirir.
  2. DNA'nın kurmaca bir hikâye içerdiğini kesin olarak kanıtlar.
  3. DNA'yı özellikle açıklayıcı bir kanıt olarak temkinli biçimde tanıtır.
Cevabı göster

DNA'yı özellikle açıklayıcı bir kanıt olarak temkinli biçimde tanıtır.

We contain something called telomeres at the end of our chromosomes, Kelime

1:59

Kromozomlarımızın uçlarında telomer denen yapılar bulunur;

which decrease in size with our age.

2:03

bunlar yaşlandıkça kısalır.

Kelime

telomeres: kromozom uçlarındaki koruyucu yapılar

Telomeres, kromozomların uçlarında bulunan, tekrarlanan DNA ve proteinlerden oluşan koruyucu yapılardır. Hücreler bölünürken kromozom uçlarının korunmasına yardımcı olurlar. Telomeres çoğul biçimdir; tekili telomere şeklindedir. Cümlede something called bilimsel adı tanıtır, which decrease in size with our age ise telomerlerin insanlar yaşlandıkça genel olarak kısaldığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede telomeres nedir?

  1. Kromozomların uçlarındaki koruyucu yapılar
  2. Yaşlanma hızını kontrol eden hormonlar
  3. Bir hücrenin tüm DNA'sını taşıyan eksiksiz kromozomlar
Cevabı göster

Kromozomların uçlarındaki koruyucu yapılar

Our video on aging here explains this process.

2:05

Yaşlanmayla ilgili videomuz bu süreci açıklıyor.

Eventually, the telomeres run out, Öbek fiiller

2:08

En sonunda telomerler tükenir

at which point the cell stops duplicating and dies. Anlatım akışı

2:09

ve bu noktada hücre bölünmeyi bırakıp ölür.

Öbek fiiller

run out: tamamen tükenmek

Bu cümlede run out, 'tamamen tükenmek' anlamına gelir. Telomerler, hücrenin daha fazla bölünmesini destekleyecek kullanılabilir uzunluk kalmayıncaya kadar giderek kısalır; fiziksel olarak dışarı koştukları anlamına gelmez. Burada tükenen şey olan the telomeres öznedir; bu nedenle run out doğrudan nesne almadan kullanılır. Bu geçişsiz yapı, erzakın, zamanın, sabrın veya başka kaynakların sıfıra inmesini de anlatabilir.

Alıştırma

'Tamamen tükenmek' anlamındaki geçişsiz öbek fiille tamamlayın: The emergency oxygen has ____.

Cevabı göster

run out

Anlatım akışı

at which point: bir olayı sonraki sonucuna bağlamak

At which point, önceki yan cümlenin tamamındaki olaya, yani telomerlerin tükenmesine gönderme yapar ve 'bu olduğunda' veya 'o aşamada' anlamına gelir. Which burada bir yere gönderme yapmaz; point ise bir anı ya da aşamayı belirtir. [event], at which point [result] kalıbı, bir süreci önce olayın, ardından o aşamada geçerli hâle gelen ve çoğu zaman sonuç niteliği taşıyan durumun gelmesi şeklinde düzenler. İkinci yan cümleyi yalnızca başka bir gerçek olarak sıralamak yerine ilk olayın oluşturduğu aşamaya sıkıca bağlar.

Alıştırma

Önceki olaya gönderme yapıp sonraki sonucu başlatan bağlayıcıyla tamamlayın: The timer will beep, ____ you should remove the tray.

Cevabı göster

at which point

So, telomeres are directly related to aging and length of life.

2:12

Yani telomerler yaşlanma ve yaşam süresiyle doğrudan bağlantılıdır.

And it turns out stress may actually accelerate the shortening of these telomeres. Kalıp ifadeler

2:16

Üstelik stresin telomerlerin kısalmasını gerçekten hızlandırabileceği ortaya çıkıyor.

Kalıp ifadeler

accelerate the shortening of: mevcut bir süreci hızlandırmak

Bu cümlede accelerate the shortening of, “zaten devam eden bir kısalma sürecinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak” demektir. Accelerate hızdaki değişimi anlatır; tek başına stresin kısalmaya ilk başta neden olduğunu söylemez. Kalıp accelerate + the + süreç adı + of + etkilenen şey biçimindedir. Shortening süreci adlandırır, of these telomeres ise neyin kısaldığını belirtir. May, bilimsel iddiayı kesinlik yerine olasılık olarak sunarak temkinli tutar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî kalıpla tamamlayın: “Once degradation has begun, higher temperatures may ____ the polymer chains.”

Cevabı göster

accelerate the shortening of

But not all hope is lost for the perpetually stressed. Deyimler

2:20

Ama sürekli stres yaşayanlar için tüm umutlar tükenmiş değil.

Deyimler

not all hope is lost: hâlâ bir olasılık var

Not all hope is lost ifadesindeki not all, kısmi olumsuzluk oluşturur: Bir miktar umut hâlâ vardır. İfade, durumun zor olduğunu kabul ederken hiçbir iyileşme olasılığının bulunmadığı şeklindeki daha güçlü düşünceyi reddeder. Konuşanlar bunu çoğu zaman kötü bir haberden sonra geçiş yapmak için kullanır. Dinleyiciyi bir çözüme, cesaret verici bir kanıta veya hâlâ mevcut olan bir seçeneğe hazırlar.

Alıştırma

“The first plan failed, but not all hope is lost,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlatır?

  1. Durum zordur, ancak hâlâ işe yarayabilecek bir olasılık vardır.
  2. Başarısızlık kesindir ve hiçbir seçenek kalmamıştır.
  3. Konuşan kişi ilk planın ne olduğunu unutmuştur.
Cevabı göster

Durum zordur, ancak hâlâ işe yarayabilecek bir olasılık vardır.

Another hormone, oxytocin,

2:23

Bir diğer hormon olan oksitosinin,

has been shown to reduce this stress response. Kalıp ifadeler

2:25

bu stres tepkisini azalttığı gösterilmiştir.

Kalıp ifadeler

has been shown to: araştırma kanıtını aktarmak

Has been shown to, present perfect edilgen yapısıyla kullanılan bir kanıt çerçevesidir. Bu cümlede araştırmaların, oksitosinin stres tepkisini azalttığını destekleyen kanıtlar ortaya koyduğu aktarılır. Bu yapı araştırmacıları belirtmeden araştırma sonucuna odaklanır. Günümüze kadar kanıt biriktiğini gösterir; ancak tek başına iddianın her durumda kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersin kanıt çerçevesiyle resmî araştırma cümlesini tamamlayın: Regular exercise ____ improve sleep quality.

Cevabı göster

has been shown to

It helps your blood vessels relax and even regenerates the heart from stress-related damage.

2:27

Oksitosin, kan damarlarınızın gevşemesine yardımcı olur ve hatta kalbin strese bağlı hasarlardan sonra yenilenmesini sağlar.

So, how do we get more oxytocin? Anlatım akışı

2:32

Peki oksitosin düzeyimizi nasıl artırabiliriz?

Anlatım akışı

So, how do we...?: açıklamadan eyleme geçmek

So, bu soruyu az önce açıklanan yarara bağlar: oksitosin yardımcı olabileceği için konuşmacı artık uygulamadaki bir sonraki adımı sorar. How sorusu, anlatımı bir etkiyi açıklamaktan yöntem veya çözüm aramaya taşır. get more oxytocin ifadesindeki get, bağlama bağlı geniş bir anlam taşır: vücudun daha fazla oksitosine sahip olmasını veya salgılamasını sağlamak. Hormonu bir ürün olarak satın almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu, birçok öğrencinin yeni sözcükleri çabucak unuttuğunu açıkladı. Hangi cümle bu sorundan uygulamaya dönük bir çözüme en iyi geçişi sağlar?

  1. So, how do we remember new words for longer?
  2. However, students forgot the words yesterday.
  3. So, why is vocabulary part of language?
Cevabı göster

So, how do we remember new words for longer?

It's sometimes dubbed the cuddle hormone Kelime

2:35

Bazen “sarılma hormonu” olarak adlandırılır;

because it's released during positive social interactions and while caring for others.

2:37

çünkü olumlu sosyal etkileşimler sırasında ve başkalarıyla ilgilenirken salgılanır.

Kelime

dubbed the cuddle hormone: popüler bir lakap

Bu cümlede dubbed, “gayriresmî veya betimleyici bir ad verilmiş” anlamındadır. Edilgen be dubbed + label kalıbı, özellikle gazetecilikte ve halka yönelik açıklamalarda bir lakabı ya da kamuya mal olmuş etiketi tanıtır. Buradaki the cuddle hormone, hormonun olumlu sosyal etkileşimler ve başkalarıyla ilgilenmeyle bağlantısına dayanan, akılda kalıcı bir etikettir. Hormonun bütün işlevlerini kapsayan eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.

Alıştırma

“Reviewers dubbed the documentary a wake-up call” cümlesinde dubbed ne anlama gelir?

  1. Eleştirmenler eserin resmî bilimsel başlığını açıkladı.
  2. Eleştirmenler belgesele “a wake-up call” şeklinde betimleyici bir etiket verdi.
  3. Belgeselin konuşmaları başka bir dilde yeniden kaydedildi.
Cevabı göster

Eleştirmenler belgesele “a wake-up call” şeklinde betimleyici bir etiket verdi.

People who spend more time with others create a buffer or resilience to stress. Kalıp ifadeler

2:42

Başkalarıyla daha fazla vakit geçiren kişiler, strese karşı bir tampon ya da direnç geliştirir.

Kalıp ifadeler

resilience to stress: başa çıkma ve toparlanma

Resilience to stress, baskıya dayanma, uyum sağlama ve baskıdan etkilendikten sonra toparlanma kapasitesi demektir. Bir kişinin hiç stres hissetmediği anlamına gelmez. Kalıp resilience to + challenge or source of disruption şeklindedir. Tamamlayıcı, kişinin veya bir şeyin neyle başa çıkabildiğini belirtir; resilience to change, resilience to failure veya resilience to economic shocks örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü isim ve edat kalıbıyla tamamlayın: “Supportive friendships can build ____ stress during difficult periods.”

Cevabı göster

resilience to

So, when life gets the best of you, Deyimler

2:46

Bu yüzden hayat sizi alt ettiğinde,

just remember,

2:47

şunu unutmayın:

you don't have to go it alone. Notlar

2:48

bununla tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz.

Deyimler

life gets the best of you: hayatın baskısına yenilmek

get the best of someone, bir kişinin öz denetimini veya başa çıkma gücünü alt etmek anlamına gelen bir deyimdir. life gets the best of you ifadesinde life, üstünlük sağlayan bir rakip gibi kişileştirilir; yani baskılar veya sorunlar sizi bunaltır. Kalıp X gets/got the best of + person şeklindedir. Genellikle stres, korku, öfke veya başka bir gücün geçici olarak kişinin normal denetiminden daha güçlü hâle geldiği bir anı anlatır; birinin en iyi özelliklerini almak anlamına gelmez.

Alıştırma

“After three sleepless nights, fatigue got the best of him,” cümlesinde ne oldu?

  1. Yorgunluk onu bunalttı.
  2. Yorgunluğu tamamen yendi.
  3. En iyi özelliklerini herkese gösterdi.
Cevabı göster

Yorgunluk onu bunalttı.

Dilbilgisi

don't have to: zorunluluk yok, yasak değil

don't have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli veya zorunlu olmadığını belirtir. Dinleyici yine de o eylemi yapmayı seçebilir. Buradaki don't have to go it alone, sorunlarla tek başına yüzleşmenin tek seçenek olmadığını söyleyerek dinleyiciyi rahatlatır ve yardım kabul edebileceğini belirtir. Tek başına hareket etmenin yasak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“You don't have to bring a laptop” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Dizüstü bilgisayar getirmek isteğe bağlıdır.
  2. Dizüstü bilgisayar getirmek yasaktır.
  3. Dizüstü bilgisayar getirmek zorunludur.
Cevabı göster

Dizüstü bilgisayar getirmek isteğe bağlıdır.

Deyimler

Go it alone: bir işi destek almadan yürütmek

Bu cümlede “go it alone”, zor bir durumla yardım, destek veya ortak olmadan yüzleşmek ya da başa çıkmak anlamına gelir. “It” zamiri belirli bir nesneyi göstermez ve “go” da mutlaka yolculuk etmeyi anlatmaz. Bu ifade, sorumluluğu veya riski tek başına üstlenmeye odaklanır. İş, kararlar, projeler ve kişisel sorunlar hakkında sıkça kullanılır; bu nedenle yalnızca birinin be alone olduğunu söylemekten daha belirgin bir anlam taşır.

Alıştırma

“Go” ile başlayan ve “yardım almadan ilerlemek” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: Several firms offered to join the project, but the small studio decided to ____.

Cevabı göster

go it alone

Spend some time with those you love.

2:49

Sevdiklerinizle biraz vakit geçirin.

It may just save your life.

2:51

Bu, hayatınızı kurtarabilir.

Got a burning question you want answered? Deyimler

2:53

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

Burning question: yanıtını acilen öğrenmek istediğiniz bir soru

Burada “burning question”, acil hissettiren veya birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği bir soru demektir. “Burning” mecazidir; ifadeye yoğunluk katar ve sorunun gerçekten yandığı anlamına gelmez. Bu ifade, özellikle röportajlarda, tartışmalarda, başlıklarda veya izleyicilere yapılan çağrılarda merakın giderek arttığı bir konuyu tanıtmak için sıkça kullanılır. Ciddi ya da eğlenceli olabilir; buradaki aciliyet mutlaka tehlike, öfke veya tartışma anlamına gelmez.

Alıştırma

“Got a burning question you want answered?” cümlesindeki “burning question” ne anlama gelir?

  1. Öfkeli bir ses tonuyla sorulan bir soru
  2. Yanıtını çok güçlü biçimde veya acilen öğrenmek istediğiniz bir soru
  3. Yangın güvenliği hakkında bir soru
Cevabı göster

Yanıtını çok güçlü biçimde veya acilen öğrenmek istediğiniz bir soru

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

2:55

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden sorun.

And if you want the inside scoop on upcoming episode ideas and behind-the-scenes, Deyimler

2:57

Gelecek bölüm fikirlerini ve kamera arkasına dair ayrıntıları herkesten önce öğrenmek isterseniz,

check out our personal Instagram and Twitter handles. Kelime

3:01

kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.

Deyimler

inside scoop: özel veya önceden edinilmiş bilgi

Bu cümlede inside scoop, sıradan izleyicilerin henüz bilmeyebileceği özel veya önceden edinilmiş bilgi anlamına gelir. Burada, içerik üreticilerini takip ederek öğrenilebilecek yaklaşan bölüm fikirlerini ve kamera arkası ayrıntılarını ifade eder. Bu ifade deyimseldir: inside ayrıcalıklı erişimi, scoop ise değerli bir haberi anlatır; bir mutfak gerecini veya bir top dondurmayı anlatmaz. Yaygın kalıp the inside scoop on/about something şeklindedir.

Alıştırma

Özel erişim yoluyla edinilen özel bilgi anlamındaki iki sözcüklü hedef deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: An employee gave the reporter the ____ on the unannounced product.

Cevabı göster

inside scoop

Kelime

handles: sosyal medyadaki tanımlayıcı adlar

Buradaki handles, insanların Instagram ve Twitter'da kullandığı tanımlayıcı adlar anlamına gelir; bu adlar paylaşılırken veya bir etiketlemede kullanılırken genellikle @ ile yazılır. Platform adları, sosyal medya anlamını açıkça gösterir. Bir handle, başkalarının birini nasıl bulacağını, anacağını veya etiketleyeceğini gösterir; hesabın veya profil sayfasının tamamı olmak zorunda değildir. Tekil biçim handle, burada birden fazla platformdaki adlara gönderme yapan çoğul biçim ise handles şeklindedir.

Alıştırma

İngilizce Send me your Instagram handle so I can tag you cümlesinde handle ne anlama gelir?

  1. Bir nesnenin tutulmak üzere tasarlanmış fiziksel bir parçası
  2. Kullanıcının profil sayfasının ve tüm içeriğinin tamamı
  3. Kullanıcıyı bulmak veya etiketlemek için kullanılan herkese açık tanımlayıcı ad
Cevabı göster

Kullanıcıyı bulmak veya etiketlemek için kullanılan herkese açık tanımlayıcı ad

And subscribe for more weekly science videos.

3:04

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.