Tarihteki en tartışmalı tıbbi müdahalelerden biri - Jenell Johnson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
715 kelime 122 kel/dk

Video özeti: Bu video, lobotominin varsayımlara dayalı bir tedaviden yaygın biçimde uygulanan ve büyük zarar veren bir işleme dönüşmesini, ardından bilimde şeffaflık ve etik konusunda bir uyarı hâline gelmesini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it was this therapeutic intention that led to — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Tedavi amacını belirleyici neden olarak öne çıkaran it was...that... vurgu yapısını tanıyın. İyi niyetli bir düşüncenin tartışmalı bir sonuca nasıl yol açtığını açıklarken belirli bir nedeni vurgulamak için bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. was against making such a consequential surgery quick, dirty, and accessible to amateurs. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: be against doing kalıbını açık bir karşı çıkış olarak anlayın; quick, dirty, and accessible to amateurs sözlerinin taşıdığı sert eleştiriyi fark edin. Büyük sonuçları olan bir uygulamanın özensizleştirilmesine veya yetkin olmayan kişilerin kolayca yapabileceği hâle getirilmesine itiraz edebilirsiniz. 3. serves as a chilling reminder that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Lobotomi tarihini günümüze yönelik bir derse dönüştüren sonuç çerçevesini tanıyın. serve as a reminder that... kalıbıyla geçmişteki zararı şeffaf araştırma ve açık etik standartların gerekliliğine bağlayarak açıklamanızı tamamlayabilirsiniz.

Bu derste

In 1935, neurophysiologist John Farquhar Fulton Kelime

0:07

1935 yılında, nörofizyolog John Farquhar Fulton

presented some shocking new research.

0:12

şok edici yeni bir araştırma sundu.

Kelime

neurophysiologist John Farquhar Fulton: bilimsel uzmanlık alanı

Neurophysiologist, sinir sistemiyle ilgili neuro- ile canlı sistemlerin ve onların parçalarının nasıl işlediğini inceleyen bilim insanını belirten physiologist sözcüğünden oluşur. Sözcüğün tamamı, sinir sisteminin işlevi ve etkinliği konusunda uzmanlaşmış bir bilim insanını ifade eder. Fulton’ın adından önce kullanılan mesleki unvan olarak araştırmasının dayandığı uzmanlığı gösterir. Yalnızca “doktor” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki neurophysiologist sözcüğüne en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bitki kimyası alanında uzmanlaşmış bir bilim insanı.
  2. Sinir sisteminin nasıl işlediğini inceleyen bir bilim insanı.
  3. Unvanı özellikle sinir sistemi hastalıklarını teşhis ve tedavi etmek anlamına gelen bir klinik uzman.
Cevabı göster

Sinir sisteminin nasıl işlediğini inceleyen bir bilim insanı.

After removing the frontal lobes of two chimps, Notlar

0:15

İki şempanzenin ön loblarını çıkardıktan sonra,

Kelime

frontal lobes: beynin ön kısmındaki frontal loblar

Burada frontal lobes, alnın arkasında, beynin ön kısmında bulunan bölgeleri anlatan bir anatomi terimidir. Anatomi bağlamında lobe, bir organın ayırt edilebilir bir bölümü demektir; dolayısıyla lobes burada bitki yaprakları anlamına gelmez. Çoğul biçim, her beyin yarım küresinde bir tane bulunan sol ve sağ frontal lobları ifade eder. Bu cümlede çıkarılan beyin bölgeleri bunlardır.

Alıştırma

Bu anatomi cümlesinde frontal lobes ne anlama geliyor?

  1. Beynin ön kısmındaki bölgeler
  2. Bacakların ön kısmındaki kaslar
  3. Bir bitkinin yaprakları
Cevabı göster

Beynin ön kısmındaki bölgeler

he found they no longer experienced frustration or anxiety. Kalıp ifadeler

0:18

onların artık hüsran veya kaygı yaşamadıklarını buldu.

Dilbilgisi

After removing: önceki bir eylem için After + V-ing kullanımı

After removing..., after + V-ing yapısında bir zaman ifadesidir. Çıkarma eylemini ana cümledeki bulgudan önceye yerleştirir: önce ön lobları çıkardı, ardından sonucu fark etti. Bu ifade ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle değildir. Belirtilmeyen öznesi normalde ana cümlenin öznesidir; dolayısıyla burada removing eylemini yapan kişinin he olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin -ing biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: After ____ the measurements, Elena saved the file. (check)

Cevabı göster

checking

Kalıp ifadeler

no longer experienced: eskiden var olan fakat sonra biten bir durum

no longer experienced ifadesinde no longer, daha önce var olan bir durumun sonradan sona erdiğini gösterir. Cümle, şempanzelerin önceden hayal kırıklığı veya kaygı yaşadığını, ancak değişimden sonra bu duyguların sürmediğini anlatır. Sıradan bir fiille no longer genellikle fiilden önce gelir: they no longer experienced anxiety. be ile kullanıldığında ise genellikle be'den sonra gelir: the treatment is no longer necessary.

Alıştırma

Cümleyi no longer ve experience fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the treatment, Mia ____ chest pain.

Cevabı göster

no longer experienced

As his research associate noted,

0:24

Araştırma görevlisinin belirttiği gibi,

it was as if they'd joined a happiness cult. Notlar

0:26

sanki bir mutluluk tarikatına katılmışlar gibiydi.

Dilbilgisi

it was as if: bir gerçeği değil, izlenimi aktarmak

it was as if, tüm durumun nasıl göründüğüne dayanan bir benzetme başlatır: bir şey doğruymuş gibi görünür. as if'ten sonraki yan cümle, doğrulanmış bir olayı değil, edinilen izlenimi anlatır. Buradaki it genel olarak bütün duruma gönderme yapar. they'd joined, they had joined ifadesinin kısaltılmış biçimidir; past perfect, hayali katılma eylemini o anda zaten tamamlanmış gibi sunar.

Alıştırma

Bir gerçeği değil, izlenimi anlatmak için cümleyi tam olarak it was as if kalıbıyla tamamlayın: After the power cut, ____ the whole building had fallen asleep.

Cevabı göster

it was as if

Deyimler

happiness cult: doğal görünmeyen mutluluğa yönelik alaycı bir mecaz

Bu cümlede happiness cult, gerçek bir grubun adı değil, uydurulmuş ve alaycı bir mecazdır. Cult; aşırı bağlılık, kontrol ve normal toplumsal yaşamın dışında olma düşünceleriyle ilişkilendirilir. Bu yüzden happiness ile birlikte kullanıldığında sakin veya neşeli davranışın aşırı ve rahatsız edici görünmesini sağlar. Dolayısıyla bu ifade, çok mutlu demekten daha fazlasını anlatır. Duygusal değişimi, insanların aşırılıkçı bir gruba çekilmesini andıracak kadar doğal dışı gösterir.

Alıştırma

Örnekteki happiness cult neyi düşündürüyor?

  1. Aşırı ve doğal dışı görünen mutluluğu anlatan abartılı, alaycı bir imge.
  2. Bir araştırma kuruluşunun resmî adı.
  3. İnsanların neşeli etkinlikler yaptığı tarafsız bir kulüp.
Cevabı göster

Aşırı ve doğal dışı görünen mutluluğu anlatan abartılı, alaycı bir imge.

Admittedly, Anlatım akışı

0:30

Kabul etmek gerekir ki,

the surgery had cost Fulton's chimps some cognitive functions. Kalıp ifadeler

0:31

ameliyat, Fulton'un şempanzelerinin bazı bilişsel işlevlerine mal olmuştu.

Anlatım akışı

Ödünleme belirteci olarak Admittedly

Admittedly bir ödünleme sunar: konuşan kişi, ardından gelecek görüşü zayıflatabilecek bir gerçeği açıkça kabul eder. Burada bilişsel işlev kaybını gerçek bir olumsuzluk olarak işaretler. Ayrıca savın düzenlenmesini sağlar. Admittedly sonrasında, çoğu zaman but veya however ile bir karşıtlık, sınırlama ya da dengeleyici değerlendirme gelmesi beklenir. Sözcük kendi başına zaman veya duygu belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede admittedly ne işe yarar?

  1. Konuşanın ameliyatın gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin olmadığını gösterir.
  2. Bir olumsuzluğu kabul eder ve sonraki karşıtlığa zemin hazırlar.
  3. Ameliyatın ne zaman gerçekleştiğini bildirir.
Cevabı göster

Bir olumsuzluğu kabul eder ve sonraki karşıtlığa zemin hazırlar.

Kalıp ifadeler

cost someone something: birinin bir şeyi kaybetmesine yol açmak

cost someone something kalıbında cost, “fiyatı olmak” değil, “birinin bir şeyi kaybetmesine neden olmak” anlamına gelir. Fulton's chimps zararı yaşayan taraftır; some cognitive functions ise kaybettikleri şeydir. Kalıp cost + etkilenen kişi ya da grup + kaybedilen şey şeklindedir. Cost düzensizdir: yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı cost biçimindedir; bu yüzden buradaki had cost past perfect yapısıdır.

Alıştırma

cost fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın ve para dışındaki bir kaybı ifade edin: One careless email ____ him a valuable client.

Cevabı göster

cost

But to Portuguese neurologist Egas Moniz, Anlatım akışı

0:35

Fakat Portekizli nörolog Egas Moniz'e göre,

this was a small sacrifice for what seemed to be eternal happiness. Notlar

0:39

bu, sonsuz bir mutluluk gibi görünen şey için küçük bir fedakarlıktı.

Anlatım akışı

But to Portuguese neurologist Egas Moniz: bakış açısının sahibini belirtmek

Cümle başındaki to Portuguese neurologist Egas Moniz ifadesi, ardından gelen değerlendirmenin kime ait olduğunu gösterir ve “Egas Moniz’in görüşüne göre” anlamına gelir. Buradaki to hareket yönü ya da bir alıcı belirtmez. But bu bakış açısını önceki anlatımla karşıtlık içinde bağlar. Bu çerçeve, “this was a small sacrifice” değerlendirmesini nesnel bir yargı olarak sunmak yerine Moniz’in bakış açısına bağlar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp To + kişi veya grup, + değerlendirme cümlesidir.

Alıştırma

“To Maya, the extra week was essential” cümlesinin başındaki ifade ne anlama gelir?

  1. Ek haftanın Maya’ya gönderildiğini söyler.
  2. Ardından gelen değerlendirmenin Maya’ya ait olduğunu belirtir.
  3. Maya’nın ek haftaya doğru hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen değerlendirmenin Maya’ya ait olduğunu belirtir.

Kalıp ifadeler

a small sacrifice for: bir bedeli kabul edilebilir göstermek

a small sacrifice for... ifadesinde sacrifice, for sonrasında belirtilen sonuca ulaşmak için katlanılan bedel, kayıp veya vazgeçilen şey anlamına gelir; bu cümlede dinî bir adak ya da kurban değildir. Buna small denmesi, söz konusu bedeli umulan yararla karşılaştırıldığında küçük ve kabul edilebilir gösterir. Bu, nesnel bir ölçüm değil, bir kişinin değer yargısıdır. Bu nedenle bedeli kimin ödediğine ve ona kimin small dediğine dikkat edilmelidir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Bir yönetici, çalışanların hafta sonu ücretsiz çalışmasını “a small sacrifice for the launch” diye adlandırıyor. Bu sözler, çalışanların kendilerinin ödediği bedeli küçümseyebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Dilbilgisi

what seemed to be: “…… gibi görünen şey”

what seemed to be + ad öbeği, “…… gibi görünen şey veya durum” anlamına gelir. what hem “şey” anlamını hem de yan cümleyle bağlantıyı içerdiğinden, tüm ifade cümlede bir adın yerini alabilir. Bu cümlede seemed to be, kanıtlanmış bir gerçeği değil, görünüşe dayalı bir yargıyı belirtir. eternal happiness kesin bir gerçek olarak değil, öyle görünen bir sonuç olarak sunulur.

Alıştırma

“…… gibi görünen şey” anlamındaki hedef yapıyı tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: During the dive, we found ____ an entrance beneath the rocks.

Cevabı göster

what seemed to be

Moniz believed that replicating this procedure in humans Kalıp ifadeler

0:44

Moniz, bu prosedürü insanlarda tekrarlamanın

could cure mental illness, Kelime

0:48

akıl hastalıklarını iyileştirebileceğine inanıyordu

Kalıp ifadeler

replicating this procedure in humans: bir araştırma prosedürünü insanlar üzerinde tekrarlamak

Araştırma ve tıp dilinde replicate a procedure, aynı yöntemi tekrarlamak veya ona çok yakın biçimde yeniden uygulamak demektir. Burada replicating this procedure in humans, bir belgeyi ya da nesneyi kopyalamak değil, önceki prosedürü insan katılımcılarla uygulamak anlamına gelir. -ing ile başlayan yan cümlenin tamamı could cure ifadesinin öznesidir. in humans, prosedürün deneneceği grubun insanlar olduğunu belirtir; prosedürün güvenli, etik veya etkili olduğunu ya da başarıyla tekrarlandığını göstermez.

Alıştırma

Bu araştırma bağlamında replicating this procedure in humans ne anlama gelir?

  1. Aynı araştırma yöntemini insan katılımcılarla uygulamak.
  2. Prosedürü uygulamadan insanlara açıklamak.
  3. Prosedür belgesinin dijital bir kopyasını oluşturmak.
Cevabı göster

Aynı araştırma yöntemini insan katılımcılarla uygulamak.

Kelime

cure mental illness: iyileşme sonucuna dair güçlü bir iddia

cure mental illness ifadesindeki cure, yalnızca tedavi uygulamak veya belirtileri azaltmak değil, hastalığı ortadan kaldırmak ya da kişiyi sağlığına kavuşturmak anlamına gelir. Bu nedenle tıbbi bakımın sonucu hakkında güçlü bir iddiadır. Bu iddia Moniz believed that... yapısının içinde yer alır; dolayısıyla cümle Moniz'in o dönemdeki inancını aktarır. İyileşmeyi kanıtlanmış bir tıbbi gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Bir terapi belirtileri azaltıyor ancak rahatsızlık hâlâ sürekli bakım gerektiriyor. Sonucu en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The therapy cures the condition.
  2. The therapy helps manage the condition.
  3. The therapy has eliminated the condition completely.
Cevabı göster

The therapy helps manage the condition.

and it was this therapeutic intention Dilbilgisi

0:50

ve işte bu terapötik niyetti

that led to one of the most controversial and destructive medical treatments Kelime

0:53

en tartışmalı ve yıkıcı tıbbi tedavilerden birine yol açan,

Dilbilgisi

it was this therapeutic intention that led to: belirli nedeni öne çıkarma

Cümle, it was + odaklanan öge + that + yan tümcenin geri kalanı şeklindeki ayrık cümle yapısını kullanır. this therapeutic intention ifadesini belirli neden olarak öne çıkarır. Vurgu yapısı kaldırıldığında temel sıralama This therapeutic intention led to what followed. olur. Buradaki it, dilbilgisel yapının bir parçasıdır ve daha önce sözü edilen bir nesneye gönderme yapmaz. Yapı, dikkati başka olası bir neden yerine bu güdüye yöneltir; bağlamda anlatıcı, sonraki sonucun kaynağı olarak kötü niyeti değil, tedavi amacını gösterir.

Alıştırma

Tam olarak the smoke odak ifadesini kullanarak cümleyi it was ... that yapısıyla tamamlayın: ____ triggered the alarm.

Cevabı göster

It was the smoke that

of the 20th century,

0:58

20. yüzyılın,

the lobotomy. Kelime

0:59

yani lobotomiye.

Kelime

controversial and destructive medical treatments: iki farklı değerlendirme

Bu cümlede controversial, tedavilerin büyük anlaşmazlıklara veya tartışmalara yol açtığını; destructive ise ciddi zarara neden olduğunu belirtir. İkinci sıfat eleştiriyi güçlendirir: bir şeyin tartışmalı olması, tek başına onun zararlı olduğunu kanıtlamaz. Birbirine bağlanan bu iki sıfat, tedavinin adı the lobotomy olarak verilmeden önce eleştirel bir değerlendirme oluşturur. Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: değerlendirme bildiren niteleyiciler, belirli bir terim veya örnek sunulmadan önce dinleyicinin yorumunu yönlendirir.

Alıştırma

controversial and destructive medical treatments ifadesindeki iki sıfatı da koruyan yorum hangisidir?

  1. İnsanlar bu konuda ciddi biçimde anlaşamıyor ve bu aynı zamanda ciddi zarara da neden oluyor.
  2. İnsanlar bu konuda anlaşamıyor, dolayısıyla bu mutlaka ciddi zarara neden oluyor.
  3. Bu zarar veriyor, ancak cümle anlaşmazlıktan hiç söz etmiyor.
Cevabı göster

İnsanlar bu konuda ciddi biçimde anlaşamıyor ve bu aynı zamanda ciddi zarara da neden oluyor.

Kelime

the lobotomy: tarihsel olarak tartışmalı bir beyin ameliyatı

Lobotomi, ciddi ruhsal hastalıkları tedavi etmek amacıyla frontal loblarla bağlantılı sinir yollarını kesen veya bunlara zarar veren tarihî bir psikocerrahi ameliyattır. Genellikle frontal lobun tamamının çıkarılması anlamına gelmezdi. Burada belirli tanımlık the, lobotomy sözcüğünün önceki açıklamada tanıtılan belirli tedaviyi ifade ettiğini gösterir. Modern tarih tartışmalarında bu terim, geri döndürülemez zararları, ciddi yan etkileri ve büyük etik tartışmaları güçlü biçimde çağrıştırır.

Alıştırma

Bu bağlamda lobotomiyi en doğru biçimde tanımlayan açıklama hangisidir?

  1. Beynin görüntülerini oluşturan rutin bir modern tarama
  2. Frontal loblarla bağlantılı yolları kesen veya zedeleyen tarihî bir beyin ameliyatı
  3. Hafızayı geliştiren bir konuşma terapisi biçimi
Cevabı göster

Frontal loblarla bağlantılı yolları kesen veya zedeleyen tarihî bir beyin ameliyatı

Today,

1:01

Bugün,

we know mental illness comes in many forms Kalıp ifadeler

1:02

akıl hastalıklarının pek çok farklı biçimde ortaya çıktığını

and emerges for many reasons.

1:05

ve birçok nedenden kaynaklandığını biliyoruz.

Kalıp ifadeler

comes in many forms ... emerges for many reasons: biçim ve neden çeşitliliği

comes in many forms, bir şeyin çeşitli türleri veya ortaya çıkma biçimleri olduğu anlamına gelir. emerges for many reasons ise birçok farklı nedenden dolayı gelişebileceği veya fark edilir hâle gelebileceği anlamındadır; emerges mutlaka aniden ortaya çıkmayı ifade etmez. İki ifade and ile paralel bir yapıda bağlanır. İlki biçim çeşitliliğini, ikincisi neden çeşitliliğini anlatır; böylece cümle karmaşık bir olguyu iki açıdan sunar.

Alıştırma

Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: Online harassment ____ and ____.

Cevabı göster

comes in many forms · emerges for many reasons

But in the early 20th century,

1:07

Fakat 20. yüzyılın başlarında,

these complex conditions weren't clearly delineated, Kelime

1:10

bu karmaşık durumlar net bir şekilde tanımlanmamıştı,

and researchers had various theories about their origins.

1:14

ve araştırmacıların bunların kökenleri hakkında çeşitli teorileri vardı.

Kelime

weren't clearly delineated: sınırlar kesin biçimde tanımlanmamış

weren't clearly delineated edilgen bir yapıdır ve durumlar arasındaki sınırların veya ayrımların kesin biçimde tanımlanmadığını belirtir. clearly, hiçbir açıklama bulunmamasını değil, kesin bir ayrımın bulunmamasını vurgular. delineate sözcüğü kelime anlamıyla bir dış hat çizmeyle ilişkili olabilir; ancak resmî ve soyut kullanımda bir şeyin kapsamını, kategorisini, rolünü veya sınırını belirlemek demektir. Burada fiziksel çizgiler çizmekten değil, sınıflandırmanın durumundan söz edilir.

Alıştırma

Hangi cümlede delineate doğal biçimde “kapsamı veya sınırları açıkça belirlemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The policy clearly delineates the responsibilities of each department.
  2. The policy delineates happily about each department.
  3. The policy delineates that every department exists.
Cevabı göster

The policy clearly delineates the responsibilities of each department.

Moniz believed the symptoms of what we now call depression, Dilbilgisi

1:18

Moniz, bugün depresyon olarak adlandırdığımız rahatsızlığın,

OCD, and bipolar disorder stemmed from negative ideas Kalıp ifadeler

1:22

OKB'nin ve bipolar bozukluğun semptomlarının, negatif düşüncelerin

Dilbilgisi

what we now call...: geçmişteki kavramlar için günümüzdeki adları kullanmak

What we now call X, “bugün X adı verilen şey veya kategori” anlamına gelir. Burada anlatıcı, geçmişte ele alınan belirtileri günümüzde kullanılan depression, OCD ve bipolar disorder adlarıyla açıklar. what we now call ... yan cümleciği of edatının tümlecidir. What, “... olan şey veya şeyler” anlamına gelir; now ise günümüz terminolojisiyle geçmişte kullanılan terminolojiyi karşılaştırır. Bu ifade, geçmişte aynı tanı adlarının veya kategori sınırlarının var olduğunu ileri sürmeden kavramı tanımamızı sağlar.

Alıştırma

Günümüzdeki adı tanıtan yapıyı tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: The ancient text may describe symptoms of ____ malaria.

Cevabı göster

what we now call

getting fixed in the neural fibers, Dilbilgisi

1:27

sinir liflerine sabitlenmesinden kaynaklandığına inanıyordu,

Kalıp ifadeler

stemmed from: sonuçtan nedene geri gitmek

Stemmed from, “kaynaklandı” veya “... yüzünden oluştu” anlamına gelir. Burada stem, bitkinin “gövdesi” anlamındaki isim değil, bir fiildir. Bu bölümde belirtiler sonuç, negative ideas getting fixed in the neural fibers ise öne sürülen nedendir. Kalıp sonuç + stem from + neden şeklindedir. Anlatıcı Moniz’in inancını aktardığı için geçmiş zaman biçimi stemmed kullanılır. Bu anlamıyla stem from, come from ifadesinden biraz daha resmî ve analitiktir.

Alıştırma

Gecikmeye bir yazılım hatası neden oldu. Hangi cümle stemmed from kullanarak bu nedensellik yönünü korur?

  1. The software error stemmed from the delay.
  2. The delay led to a software error.
  3. The delay stemmed from a software error.
Cevabı göster

The delay stemmed from a software error.

Dilbilgisi

getting fixed in the neural fibers: sabit bir duruma geçmek

get + past participle kalıbı yeni bir duruma geçişi anlatabilir. Burada getting fixed, olumsuz düşüncelerin sinir liflerine iyice yerleştiğini veya takılı kaldığını ve bu nedenle değiştirilmesi zor şeyler olarak düşünüldüğünü belirtir. Bu bağlamda fixed, onarılmış anlamına gelmez. İfade, düşünceleri videoda anlatılan tarihsel teorinin bir parçası olarak mekanik ve fiziksel bir biçimde sunar; modern bir tıbbi sonuç bildirmez.

Alıştırma

Özgün cümlede getting fixed in the neural fibers ne anlama geliyor?

  1. Düşünceler doğru biçimde kaydediliyordu.
  2. Düşünceler başarıyla onarılıyordu.
  3. Düşünceler iyice yerleşiyor ve değiştirilmesi zorlaşıyordu.
Cevabı göster

Düşünceler iyice yerleşiyor ve değiştirilmesi zorlaşıyordu.

which connect different parts of the brain.

1:30

ki bu lifler beynin farklı bölümlerini birbirine bağlar.

Specifically,

1:33

Özellikle de,

the thalamus and frontal lobes, Kelime

1:34

talamus ve ön lobları,

which regulate emotion and sensation.

1:36

yani duygu ve duyumu düzenleyen kısımları.

Kelime

the thalamus and frontal lobes, which regulate emotion and sensation: beyin bölgeleri ve düzenleyici işlevleri

the thalamus and frontal lobes ifadesi iki beyin bölgesini adlandırır. Virgül ve which, cümlede bu bölgelere atfedilen işlevi ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğini başlatır: duygu ve duyumu düzenlerler. Biyolojik bağlamlarda regulate, bir sürecin işleyişini kontrol etmek, ayarlamak veya koordine etmek anlamına gelir. Resmî kurallar koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu biyolojik bağlamda regulate emotion and sensation ne anlama gelir?

  1. Duyguların ve duyumların adlarını listelemek
  2. Duygu ve duyumu kontrol etmeye veya koordine etmeye yardımcı olmak
  3. Duygu ve duyum hakkında resmî kurallar koymak
Cevabı göster

Duygu ve duyumu kontrol etmeye veya koordine etmeye yardımcı olmak

He proposed that severing these fibers could eliminate the associated conditions, Kelime

1:40

Bu liflerin kesilmesinin ilgili rahatsızlıkları ortadan kaldırabileceğini öne sürdü,

Kelime

severing these fibers could eliminate...: lifleri kesmek ilişkili rahatsızlıkları ortadan kaldırabilir

that ile başlayan yan cümlede severing these fibers ulaç grubu özne görevindedir. Farklı beyin bölgelerini bağlayan sinir liflerini tamamen kesmek anlamına gelir. Sever, cut fiilinden daha resmîdir ve bağlantının koparıldığını daha güçlü biçimde anlatır. Could eliminate the associated conditions, Moniz'in ortaya çıkabileceğini düşündüğü sonucu ifade eder. Could öne sürülen bir olasılığı belirtirken eliminate bu liflerle bağlantılı rahatsızlıkların tamamen ortadan kalkacağını iddia eder. Cümle, kanıtlanmış modern bir tıbbi sonucu değil, tarihsel bir varsayımı aktarır.

Alıştırma

Hangi açıklama, özgün iddiadaki hem eylemi hem de kesinlik derecesini en iyi korur?

  1. Lifleri kesmenin rahatsızlıkları her zaman iyileştirdiğini kanıtlamıştı.
  2. Liflerin güçlenip bazı belirtileri azaltabileceğini öne sürdü.
  3. Lifleri tamamen kesmenin bağlantılı rahatsızlıkları ortadan kaldırabileceğini öne sürdü.
Cevabı göster

Lifleri tamamen kesmenin bağlantılı rahatsızlıkları ortadan kaldırabileceğini öne sürdü.

which led him to invent the prefrontal lobotomy. Dilbilgisi

1:46

ki bu da onu prefrontal lobotomiyi icat etmeye yöneltti.

Dilbilgisi

which led him to invent...: bu da onu icat etmeye yöneltti

Lead someone to do something, bir olayın, düşüncenin ya da durumun bir kişinin harekete geçmesine neden olması veya onu buna yöneltmesi anlamına gelir. Buradaki led him to invent, önceki varsayımın onu bu işlemi geliştirmeye yönelttiğini anlatır; onu fiziksel olarak bir yere götürmekten söz etmez. Sınırlayıcı olmayan which yan cümlesi önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar ve onun sonucunu ekler. Bu yapı, daha önce belirtilen nedeni ardından gelen eyleme bağlar.

Alıştırma

Lead someone to do yapısının geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety report ____ the factory managers ____ replace the old equipment.

Cevabı göster

led · to

In this procedure,

1:50

Bu prosedürde,

a surgeon would drill into the skull Kelime

1:51

bir cerrah kafatasını deler

Kelime

would drill: geçmişteki bir işlemin tipik adımı

Burada would + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir işlemin belirli bir aşamasında tipik olarak ne yapıldığını anlatır. Bu nedenle would drill, kafatasına delik açmanın olağan veya beklenen bir adım olduğu anlamına gelir; nazik bir rica ya da cerrahın isteğini belirtmez. Bu kullanım için geçmiş zaman bağlamının önceden kurulmuş olması gerekir. Bu bağlam netleştiğinde would, tekrarlanan veya o sürece özgü eylemleri sırayla anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede would drill ne anlama gelir?

  1. Cerrahtan kafatasına delik açmasını nazikçe rica eder.
  2. Geçmişteki bir işlemin tipik bir adımını anlatır.
  3. Cerrahın kafatasına delik açmak istediğini söyler.
Cevabı göster

Geçmişteki bir işlemin tipik bir adımını anlatır.

and cut the white matter connecting the prefrontal cortex Kelime

1:53

ve prefrontal korteksi bağlayan beyaz maddeyi keserdi

to the rest of the brain.

1:58

beynin geri kalanına.

Kelime

prefrontal korteksi beynin geri kalanına bağlayan beyaz madde

White matter, büyük ölçüde beyin bölgeleri arasında sinyal taşıyan sinir liflerinden oluşan beyaz maddedir; prefrontal cortex ise frontal lobların ön kısmındaki kortekstir. Bu cümlede cut, sıradan beyaz renkli bir maddeyi kesmek değil, bu dokunun oluşturduğu bağlantıları koparmak anlamına gelir. connecting the prefrontal cortex to the rest of the brain şeklindeki -ing yan tümcesi white matter ifadesini niteler ve hangi dokunun kesildiğini belirtir. Yapı connect A to B biçimindedir: A prefrontal korteks, B ise beynin geri kalanıdır.

Alıştırma

Cümlenin vurgulanan bölümünü en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Cerrah, prefrontal korteksi beynin geri kalanına bağlar.
  2. Cerrah, beynin dışında bulunan beyaz renkli bir nesneyi keser.
  3. Cerrah, prefrontal korteksi diğer beyin bölgelerine bağlayan beyaz madde yollarını keser.
Cevabı göster

Cerrah, prefrontal korteksi diğer beyin bölgelerine bağlayan beyaz madde yollarını keser.

Initially,

2:00

Başlangıçta,

his peers were skeptical. Ton ve niyet

2:01

meslektaşları şüpheciydi.

Ton ve niyet

his peers were skeptical: daha güçlü kanıt olmadan ikna olmamış olmak

Bu cümlede peers, aynı meslek alanındaki veya benzer mesleki konumdaki kişileri ifade eder. His peers were skeptical, bu meslektaşların onun yaklaşımına henüz ikna olmadığını anlatır. Skeptical, bir iddianın, yöntemin, sonucun veya değerlendirmenin güvenilir olup olmadığına ilişkin şüpheyi vurgular. Çoğu zaman daha güçlü kanıtların kişinin fikrini değiştirebileceğini düşündürür; yalnızca bir şeyden hoşlanmamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda his peers were skeptical ne anlama gelir?

  1. Yönteminin güvenli ve etkili olduğundan emindiler.
  2. Ondan kişisel olarak hoşlanmıyorlardı.
  3. İkna olmamışlardı ve daha güçlü kanıt istiyorlardı.
Cevabı göster

İkna olmamışlardı ve daha güçlü kanıt istiyorlardı.

Moniz's fundamental theory was already controversial,

2:03

Moniz'in temel teorisi zaten tartışmalıydı

and psychiatrists advocating for treatments like psychoanalysis Kalıp ifadeler

2:07

ve psikanaliz gibi tedavileri savunan psikiyatristler

criticized this invasive surgical solution. Kelime

2:11

bu invaziv cerrahi çözümü eleştirdi.

Kalıp ifadeler

advocating for treatments like psychoanalysis: etkin desteği ifade etmek

Advocate for + isim öbeği, bir davayı, politikayı veya yaklaşımı açıkça ya da etkin biçimde desteklemek ve teşvik etmek anlamına gelir. Burada advocating for treatments like psychoanalysis, psikanaliz gibi tedavileri destekleyen psikiyatristleri tanımlar. Advocating for ... şeklindeki -ing öbeği psychiatrists sözcüğünü niteler ve psychiatrists who advocated for ... biçiminde açılabilir. Like, psychoanalysis sözcüğünü bir örnek olarak sunar; bunun destekledikleri tek tedavi olduğu anlamına gelmez. Advocate burada fiildir, destekçi veya temsilci anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi advocate for ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The medical association is ____ wider access to preventive care.

Cevabı göster

advocating for

Kelime

invasive surgical solution: vücudun içine giren cerrahi yöntem

Bu tıbbi ifadede invasive, genellikle bir kesi veya alet yoluyla vücudun içine giren ameliyatı niteler. surgical solution ifadesini nitelediği için bütün ifade, bir sorunu vücuda fiziksel olarak ameliyat uygulayarak çözme önerisi anlamına gelir. Sözcük, yalnızca işlemin ne kadar tehlikeli, pahalı ya da rahatsız edici olduğunu değil, yöntemi anlatır. Burada çözümün neden eleştirilebildiğini de gösterir: ciddi bir fiziksel müdahale gerektiriyordu.

Alıştırma

Hangi cümlede invasive, örnektekiyle aynı tıbbi anlamda kullanılmıştır?

  1. The interviewer asked an invasive question about her marriage.
  2. The patient asked whether a less invasive procedure was available.
  3. The vines became invasive and covered the fence.
Cevabı göster

The patient asked whether a less invasive procedure was available.

But Moniz was undeterred.

2:15

Ancak Moniz yılmadı.

He lobotomized 38 individuals with conditions Kelime

2:17

Çeşitli rahatsızlıkları olan 38 kişiye lobotomi uyguladı,

including anxiety, schizophrenia, and depression.

2:20

bunların arasında anksiyete, şizofreni ve depresyon vardı.

Kelime

lobotomized: lobotomi uyguladı

Lobotomized, lobotomize fiilinin geçmiş zaman biçimidir. lobotomize someone yapısı, o kişiye lobotomi uygulamak anlamına gelir; lobotomi, frontal loblarla ilgili bağlantıları kesmek veya bozmak üzere tasarlanmış bir beyin ameliyatıdır. 38 individuals doğrudan nesnesi, ameliyatı geçiren kişileri belirtir. Bu, tıp tarihinde kullanılan kesin bir fiildir; treated veya operated on sözcüklerinin genel bir eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle "He lobotomized the patients" ifadesini en doğru biçimde açıklar?

  1. He prescribed medication to the patients.
  2. He performed lobotomies on the patients.
  3. He diagnosed the patients with brain disorders.
Cevabı göster

He performed lobotomies on the patients.

And his hastily written results reported Kelime

2:24

Ve aceleyle yazılmış sonuçlarında şunu bildiriyordu:

Kelime

hastily written results: aceleyle ve muhtemelen özensizce yazılmış sonuçlar

hastily written ifadesinde hastily, written sözcüğünü niteler. Sonuçların aceleyle ve yeterli zaman ya da özen gösterilmeden yazıya geçirildiğini anlatır. Burada hastily yalnızca hızı belirtmez, eleştirel bir değerlendirme de ekler. İfade, raporun dikkatle kontrol edilmemiş olabileceğini ve bu nedenle güvenilirliğinin kuşkulu olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede hastily written results neyi ima ediyor?

  1. Birkaç dikkatli incelemenin ardından yavaşça yazılmışlar.
  2. Aceleyle kaydedilmiş ve dikkatle kontrol edilmemiş olabilirler.
  3. Hızlı yazılmışlar, ancak bu yalnızca kapsamlı bir kontrolden sonra yapılmış.
Cevabı göster

Aceleyle kaydedilmiş ve dikkatle kontrol edilmemiş olabilirler.

that two-thirds of these patients

2:27

bu hastaların üçte ikisinin

had become tranquil, amicable,

2:29

sakin, dost canlısı hale geldiğini

and free from distressing hallucinations. Kalıp ifadeler

2:31

ve sıkıntı veren halüsinasyonlardan kurtulduğunu.

Kalıp ifadeler

free from distressing hallucinations: sıkıntı verici halüsinasyonlardan artık etkilenmemek

Free from + isim, bir şeyi yaşamamak veya ondan etkilenmemek anlamına gelir. Burada hastaların artık sıkıntı veren halüsinasyonlardan mustarip olmadığını belirtir; free, 'ücretsiz' anlamında değildir. Distressing, hallucinations sözcüğünü niteler ve halüsinasyonların etkisini açıklar. had become ile birlikte free from, halüsinasyonların yokluğunu yeni bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After testing, the water was ____ harmful bacteria.

Cevabı göster

free from

At the time, Anlatım akışı

2:34

O dönemde,

psychiatrists saw calm behavior Dilbilgisi

2:35

psikiyatristler sakin davranışları

as a sign of recovery.

2:38

bir iyileşme belirtisi olarak görüyorlardı.

Anlatım akışı

At the time: bir yargıyı geçmişteki bağlamına yerleştirmek

At the time, ardından gelen yargının tamamı için bir zaman çerçevesi kurar. Burada psikiyatristlerin bu görüşe söz edilen geçmiş dönemde sahip olduğunu anlatır. İfadenin cümlenin başında yer alması, bu yargıyı günümüz tıbbi görüşü olarak değil, o dönemin bağlamı içinde anlamamız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

At the time bu cümlede hangi işlevi görür?

  1. Yargıyı güncel tıbbi görüş birliği olarak sunar.
  2. Yargıyı söz edilen geçmiş dönemle sınırlar.
  3. Tedavinin tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtir.
Cevabı göster

Yargıyı söz edilen geçmiş dönemle sınırlar.

Dilbilgisi

saw calm behavior as ...: see X as Y kalıbı

see X as Y kalıbı, X’i Y olarak görmek veya yorumlamak anlamına gelir. Bu cümlede saw, see fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve fiziksel görmeyi değil bir yargıyı ifade eder. Calm behavior yorumlanan X, a sign of recovery ise ona yüklenen Y anlamıdır. Bu kalıp değerlendirme, sınıflandırma veya yorum ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi see X as Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ the delay ____ a warning sign.

Cevabı göster

saw · as

So when Moniz brashly declared the treatment a success, Kalıp ifadeler

2:40

Bu yüzden Moniz tedavinin başarılı olduğunu küstahça ilan ettiğinde,

his peers agreed.

2:44

meslektaşları da ona katıldı.

Kalıp ifadeler

brashly declared the treatment a success: eleştirel ton ve declare X a success yapısı

declare X a success yapısında X değerlendirilen şeydir; a success ise nesne tümlecidir. Konuşan kişi, X’in başarılı olduğuna açıkça veya kesin bir biçimde hükmeder. Bu yapıda as kullanılmaz. Brashly eleştirel bir anlam katar. Moniz’in iddiayı yalnızca cesurca değil, düşüncesiz ve kendinden aşırı emin bir doğrudanlıkla ortaya attığını belirtir. Bu cümlede duyurunun yeterince temkinli olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tam brashly declared X a success yapısıyla tamamlayın: Before reviewing all the evidence, the chair ____ the trial ____.

Cevabı göster

brashly declared · a success

Newspapers celebrated the surgery.

2:46

Gazeteler ameliyatı kutladı.

Moniz was awarded the Nobel Prize, Kalıp ifadeler

2:48

Moniz Nobel Ödülü'ne layık görüldü

Kalıp ifadeler

was awarded the Nobel Prize: edilgen be awarded + prize yapısı

Be awarded + a prize, award someone a prize yapısının edilgen biçimidir. Moniz ödülü alan kişidir ve the Nobel Prize verilen ödüldür; bu nedenle was awarded, bir ödül kurumunun bu ödülü ona resmen verdiği anlamına gelir. Edilgen yapı, ödülü alan kişiyi ve ödülü öne çıkarır; ödülü veren kurumun belirtilmemesine imkân tanır. Bu kullanım haberlerde, biyografilerde ve diğer resmî anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi award fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: For her discovery, the scientist ____ the national research prize.

Cevabı göster

was awarded

and his procedure became especially popular in the US,

2:51

ve onun bu prosedürü özellikle ABD'de popüler hale geldi,

thanks to neurologist Walter Freeman Anlatım akışı

2:55

nörolog Walter Freeman

and neurosurgeon James Watts.

2:57

ve beyin cerrahı James Watts sayesinde.

Anlatım akışı

thanks to Walter Freeman and James Watts: sonucu onların katkısına bağlamak

Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedeni olarak sunulan kişi veya şeyi belirtir. Burada yöntemin ABD'deki popülerliği Walter Freeman ve James Watts'a bağlanır; bu, onlara doğrudan teşekkür etme eylemi değildir. Thanks sözcüğü ifadeye çoğu zaman bir pay veya başarı atfetme anlamı katar, ancak tutumu bağlam belirler. Kaygı verici bir sonuçla kullanıldığında thanks to tarafsız bir neden belirtme işlevi görebilir ya da onaylayıcı olmak yerine ironik veya suçlayıcı duyulabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede thanks to ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. İki doktorun yöntemin yayılmasını durdurmaya çalıştığını söyler.
  2. İki doktora doğrudan kişisel minnettarlık ifade eder.
  3. İki doktoru yöntemin popülerliğinin önemli nedenleri olarak gösterir.
Cevabı göster

İki doktoru yöntemin popülerliğinin önemli nedenleri olarak gösterir.

As a country that had institutionalized Kelime

3:00

Kurumlara kapatmış bir ülke olarak,

nearly half a million people for mental health reasons,

3:02

akıl sağlığı nedenleriyle neredeyse yarım milyon insanı,

Kelime

institutionalized nearly half a million people: yaklaşık yarım milyon insanı kurumlara yerleştirmek

Ruh sağlığı tarihine ilişkin bu bağlamda institutionalize people, insanları bakım, kontrol veya kapatma amacıyla psikiyatri hastaneleri gibi yatılı kurumlara yerleştirmek ya da orada tutmak anlamına gelir. Genellikle yalnızca kısa bir hastane yatışını değil, kurum içinde yaşamayı ve yönetilmeyi ima eder. Nearly half a million, 500.000'e yakın ama bu sayıdan düşük bir miktarı ifade eder. Bu nedenle ifade, bu tür kurumlara yerleştirilen insan sayısının çok büyük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Yetkililerin çok sayıda insanı uzun süreli yatılı ruh sağlığı kurumlarına yerleştirmesini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. Authorities hospitalized thousands of people overnight for routine tests.
  2. Authorities institutionalized thousands of people in long-term mental health facilities.
  3. Authorities standardized mental health forms across the country.
Cevabı göster

Authorities institutionalized thousands of people in long-term mental health facilities.

many hoped the new treatment would

3:06

çoğu kişi bu yeni tedavinin

allow this population to live relatively normal lives. Dilbilgisi

3:08

bu kitlenin nispeten normal bir yaşam sürmesini sağlayacağını umuyordu.

Dilbilgisi

allow this population to live: allow + nesne + to-infinitive

allow + nesne + to-infinitive yapısında nesne, izin, yetenek veya fırsat elde eden kişiyi ya da grubu; mastar ise eylemi belirtir. Burada this population nesnedir ve to live relatively normal lives, tedavinin mümkün kılmasının umulduğu eylemdir. Bu cümlede allow, mutlaka “resmî izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Population istatistiksel nüfus toplamını değil, belirli bir insan grubunu ifade eder. Relatively, normal ifadesini daha az kesin hâle getirir: umut edilen, kusursuz biçimde normal değil, sıradan yaşama daha yakın bir hayattır.

Alıştırma

allow + nesne + to do yapısının gerektirdiği eksik sözcüğü tamamlayın: The new ramp allows wheelchair users ____ enter the building independently.

Cevabı göster

to

But from the beginning, Anlatım akışı

3:12

Fakat başından beri,

there were problems.

3:14

sorunlar vardı.

Anlatım akışı

But from the beginning: umuttan sorunlara geçiş

But paragrafın yönünü tersine çevirir: önceki umutlardan sonra konuşmacı artık bu iyimser görüşe karşı kanıt sunmaya başlar. From the beginning, sorunların daha sonra ortaya çıkmadığını, en başından beri var olduğunu belirtir. There were problems tam bir açıklama vermek yerine ön bildirim görevi görür. Dinleyiciye sırada bir güçlükler listesi olduğunu haber verir; böylece tüm cümle savı düzenler ve yeni bir bölümün başladığını gösterir.

Alıştırma

Bu kısa parçayı okuyun: The app attracted a lot of early excitement. But from the beginning, there were problems. İkinci cümle neyin sinyalini veriyor?

  1. Konuşmacı, güçlüklerin ancak çok daha sonra ortaya çıktığını söylüyor.
  2. Konuşmacı, başlangıçtaki heyecandan en başından beri var olan güçlüklere geçiyor.
  3. Konuşmacı, uygulamanın heyecanı hak etmesine ilişkin başka bir neden ekliyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, başlangıçtaki heyecandan en başından beri var olan güçlüklere geçiyor.

First, the notion of a normal life Kelime

3:16

Birincisi, normal bir yaşam kavramı

was determined by this period's restrictive social mores, Kelime

3:18

bu dönemin kısıtlayıcı sosyal kurallarıyla belirleniyordu,

Kelime

the notion of a normal life: sabit bir ölçüt değil, bir fikir

The notion of a normal life, “neyin normal bir yaşam sayıldığına ilişkin fikir” demektir. Notion bir inancı veya düşünme biçimini adlandırır; bu nedenle ifade, normal yaşamı nesnel ve kalıcı bir ölçüt olarak sunmaz. the notion of + isim öbeği yapısı soyut fikirleri tartışmak için kullanışlıdır. Buradaki was determined by..., “normal” fikrinin o dönemin toplumsal ölçütleri tarafından şekillendirildiğini gösterir.

Alıştırma

Özgün cümlede the notion of a normal life ne anlama geliyor?

  1. Bir toplumun neyin normal yaşam sayıldığına ilişkin fikri.
  2. Sıradan bir günün ayrıntılı programı.
  3. Günlük yaşam için yasayla sabitlenmiş bir kural.
Cevabı göster

Bir toplumun neyin normal yaşam sayıldığına ilişkin fikri.

Kelime

restrictive social mores: sınırlayıcı ortak toplumsal standartlar

Social mores, bir toplumun veya grubun uygun davranış ölçütleri olarak gördüğü yerleşik gelenekleri ve ahlaki beklentileri ifade eder. Restrictive, bu ölçütlerin hangi seçimlerin veya yaşam biçimlerinin kabul edildiğini sınırladığını belirtir. Bu cümlede ifade, dönemin ortak beklentilerinin neyin “normal” sayıldığını belirlemeye yardımcı olduğunu gösterir. Mores çoğul bir isimdir ve more sözcüğünden farklıdır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Mores sözcüğünün iki heceli telaffuzuna odaklanın.

  1. The documentary examines social morals in the 1950s.
  2. The documentary examines social norms in the 1950s.
  3. The documentary examines social mores in the 1950s.
Cevabı göster

The documentary examines social mores in the 1950s.

which had led huge numbers of people Dilbilgisi

3:22

ki bu da çok sayıda insanın

to be institutionalized simply because they didn't conform. Kelime

3:25

sırf uyum sağlamadıkları için kurumlara kapatılmasına yol açmıştı.

Dilbilgisi

led huge numbers of people to be institutionalized: lead + nesne + edilgen mastar

led huge numbers of people to be institutionalized ifadesinde led bir neden-sonuç ilişkisi kurar: önceki bir durum, büyük bir insan grubunun belirli bir sonucu yaşamasına neden olmuştur. Huge numbers of people, led fiilinin nesnesidir. Yapı lead + nesne + to-infinitive şeklindedir. İnsanlar eyleme maruz kaldığı için mastar edilgendir: to be + geçmiş zaman ortacı; burada to be institutionalized kullanılmıştır. Bu cümlede led, insanları fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, neden olunan bir sonucu anlatmak için lead + nesne + edilgen mastar yapısını doğru kullanır?

  1. Severe flooding led to hundreds of residents being evacuated.
  2. Severe flooding led hundreds of residents to be evacuated.
  3. Emergency workers led hundreds of residents to the evacuation center.
Cevabı göster

Severe flooding led hundreds of residents to be evacuated.

Kelime

didn't conform: toplumsal normlara uymamak

Burada didn't conform, bu kişilerin toplumun beklediği şekilde davranmadığı veya yaşamadığı anlamına gelir. İlgili normlar, çevredeki bağlamdan anlaşılabildiği için açıkça belirtilmemiştir. Conform; davranış, görünüş veya yaşam tarzını kabul edilmiş bir standarda ya da grup beklentisine uydurmayı anlatır. Yalnızca bir görüşe katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın davranışlarını toplumun beklentilerine uydurma baskısı hissettiğini özellikle belirtir?

  1. Maya tried to fit in with her new teammates.
  2. Maya felt pressure to conform to social expectations.
  3. Maya felt pressure to comply with a direct safety order.
Cevabı göster

Maya felt pressure to conform to social expectations.

So, while many people in these facilities Dilbilgisi

3:29

Yani, bu tesislerdeki pek çok kişinin

did need medical help,

3:31

gerçekten tıbbi yardıma ihtiyacı varken,

some lobotomy recipients

3:33

lobotomi uygulanan bazı kişilerin

had no mental illness whatsoever. Kalıp ifadeler

3:35

hiçbir akıl hastalığı yoktu.

Dilbilgisi

while ... did need: vurgulu did ile ödünleme

Burada while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Bu yan cümle, kurumlardaki birçok kişinin gerçekten tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu kabul eder ve ardından bazı alıcılarla ilgili karşıt bir gerçeğe zemin hazırlar. did need ifadesinde did, vurgu yardımcı fiilidir. Geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede did + fiilin yalın hâli, ifadenin gerçekten doğru olduğunu doğrular; need yalın hâlde kalır. while ... did need birlikte dengeli bir değerlendirme kurar: genel tabloyu sınırlamadan önce bir gerçek açıkça kabul edilir.

Alıştırma

Bu cümlede while ... did need ne işe yarar?

  1. İki tıbbi olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Birçok kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunu kabul ettikten sonra karşıt bir gerçek sunar.
  3. Kurumlardaki hiç kimsenin tıbbi yardıma ihtiyaç duymadığını söyler.
Cevabı göster

Birçok kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunu kabul ettikten sonra karşıt bir gerçek sunar.

Kalıp ifadeler

no ... whatsoever: kesin bir olumsuzluk

no mental illness whatsoever ifadesinde whatsoever, olumsuz isim öbeğinden sonra gelir ve no sözcüğünü güçlendirir. Hiçbir istisna veya çekince olmadan kesinlikle hiçbir ruhsal hastalık bulunmadığını ifade eder. Tekrar kullanılabilecek kalıp no + isim + whatsoever şeklindedir. Bununla ilişkili bir kalıp da not ... any + isim + whatsoever biçimindedir. Burada whatsoever olumsuz bir ifade içindeki pekiştiricidir; whatever anlamına gelmez ve bir nesnenin adı değildir.

Alıştırma

Olumsuzluğu whatsoever ile güçlendirin: The search found no evidence ____ of forced entry.

Cevabı göster

whatsoever

Second, the details and timeline of the surgeries' results Kelime

3:38

İkincisi, ameliyat sonuçlarının detayları ve zaman çizelgesi

were unpredictable and inconsistent.

3:42

öngörülemez ve tutarsızdı.

Kelime

Ayrıntılar ve zaman içindeki seyir öngörülemez ve tutarsızdı

Cümlenin öznesi the details and timeline of the surgeries' results ifadesidir. Details, sonuçların somut olarak nasıl olduğunu; timeline ise etkilerin ne zaman ortaya çıktığını ve zaman içinde nasıl geliştiğini anlatır. Burada önceden planlanmış bir ameliyat takvimi kastedilmez. Unpredictable, bu özelliklerin önceden güvenilir biçimde tahmin edilemediğini belirtir. Inconsistent ise farklı vakalar veya zamanlar arasında istikrarlı bir örüntü bulunmadığını belirtir. İki sıfat birlikte, sonuçların yalnızca kötü olduğunu değil, hem öngörülebilirlik hem de tekrarlanabilirlik bakımından sorunlu olduğunu anlatır.

Alıştırma

Sonuçlarla ilgili iddiayı en iyi biçimde yeniden ifade eden cümle hangisidir?

  1. The outcomes varied across cases, and their nature and timing could not be reliably forecast.
  2. The outcomes were always harmful, but they appeared on a fixed schedule.
  3. Every patient had the same outcome, although the operation dates differed.
Cevabı göster

The outcomes varied across cases, and their nature and timing could not be reliably forecast.

In 1941,

3:45

1941'de,

when future US president John F. Kennedy's sister Rosemary

3:47

gelecekteki ABD başkanı John F. Kennedy'nin kız kardeşi Rosemary

underwent a prefrontal lobotomy, Kalıp ifadeler

3:51

prefrontal lobotomi geçirdiğinde,

it permanently impaired Kelime

3:53

bu operasyon kalıcı olarak bozdu:

her ability to speak and walk.

3:55

onun konuşma ve yürüme yeteneğini.

Kalıp ifadeler

underwent a prefrontal lobotomy: undergo + işlem

Underwent, undergo fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Undergo + a procedure yapısında özne, işlemi alan veya yaşayan kişidir ve işlemi belirten ad öbeği doğrudan fiilden sonra gelir. Burada Rosemary hastadır ve a prefrontal lobotomy ameliyatın adıdır. Bu yapı ameliyat, test, tedavi veya başka önemli bir süreci resmi ve kısa biçimde bildirmek için kullanılır. Undergo mekânsal bir hareket anlatmaz; altından geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi undergo fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Before joining the study, each volunteer ____ a medical examination.

Cevabı göster

underwent

Kelime

permanently impaired her ability to...: bir beceride kalıcı hasar

Impair someone's ability to do something, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirme kapasitesine zarar vermek veya bu kapasiteyi zayıflatmak demektir. Burada ameliyat, onun konuşma ve yürüme becerilerinde kalıcı hasara yol açmıştır; impair tek başına bu becerilerin tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Permanently, bozulmanın geçici değil kalıcı olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp impair + iyelik ifadesi + ability to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için impaired, the driver's ability ve to ifadelerini doğru sıraya koyun: The injury permanently ____ drive safely.

Cevabı göster

impaired the driver's ability to

And even when the surgery did help patients Dilbilgisi

3:58

Ve ameliyat gerçekten de hastalara yardımcı olduğunda bile

manage overwhelming emotions and hallucinations, Kalıp ifadeler

4:00

yoğun duygularla ve halüsinasyonlarla başa çıkmalarında,

Kalıp ifadeler

manage overwhelming emotions and hallucinations: bunaltıcı duyguları ve halüsinasyonları kontrol etmek veya bunlarla başa çıkmak

Burada manage, başa çıkılması zor ruh sağlığı deneyimlerini daha kontrol edilebilir hâle getirmek veya bunların etkileriyle başa çıkmak demektir. İnsanları yönetmek anlamına gelmez ve sorunun iyileştiğini de iddia etmez. overwhelming, emotions sözcüğünü niteler ve kolayca başa çıkılamayacak kadar güçlü duyguları anlatır. overwhelming emotions ve hallucinations, manage fiilinin nesneleridir; dolayısıyla bu ifade onları kişinin başa çıkmayı öğrenebileceği veya etkisini azaltabileceği deneyimler olarak sunar.

Alıştırma

manage overwhelming emotions and hallucinations ifadesindeki manage ne anlama gelir?

  1. Bütün belirtileri kalıcı olarak ortadan kaldırmak
  2. Bu deneyimleri inceleyen çalışanları yönetmek
  3. Bu deneyimleri daha iyi kontrol etmek veya etkileriyle başa çıkmak
Cevabı göster

Bu deneyimleri daha iyi kontrol etmek veya etkileriyle başa çıkmak

they often experienced significant side effects. Kelime

4:03

sıklıkla ciddi yan etkiler yaşadılar.

Dilbilgisi

even when ... did help: gerçek bir yararı kabul edip ardından sınırlamayı belirtmek

Bu cümlede even when, gerçekten yaşanmış durumları, yani ameliyatın olumlu etki gösterdiği vakaları belirtir. Ana cümle, bu olumlu vakalarda bile olumsuz sonucun yine ortaya çıktığını söyler. Even, tek başına when ifadesinde bulunmayan “buna rağmen” ödünleme ilişkisini ekler. Did help, vurgulu do kullanımıdır. Did, yardımın gerçekten gerçekleştiğini doğrular; geçmiş zamanı did taşıdığı için help yalın hâlde kalır. Bu genel yapı, bir sınırlamayı belirtmeden önce en güçlü olumlu kanıtı kabul etmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle ilacın ağrıyı gerçekten azalttığını kabul ederken ciddi bir sorunun devam ettiğini belirtir?

  1. When the medication reduced the pain, the drowsiness disappeared.
  2. Even when the medication did reduce the pain, it caused severe drowsiness.
  3. Even if the medication reduced the pain, the doctor still could not predict its side effects.
Cevabı göster

Even when the medication did reduce the pain, it caused severe drowsiness.

Kelime

significant side effects: kayda değer etkisi olan yan etkiler

significant side effects, bir tedavinin fark edilecek veya önem taşıyacak kadar belirgin etkisi olan ek ve genellikle istenmeyen sonuçlarıdır. Bu tıbbi cümlede significant, pratik etkisi önemsenmeye değer demektir; özel bir anlamı ya da sembolik değeri olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yan etkiler günlük yaşamı fark edilir biçimde etkiledi, ancak cümlede istatistiksel test yok ve etkilerin aşırı şiddetli olduğu da söylenmiyor. Hangi cümle en doğrudur?

  1. The medication caused significant side effects.
  2. The medication caused severe side effects.
  3. The study found statistically significant effects.
Cevabı göster

The medication caused significant side effects.

These included apathy, abrupt personality changes,

4:06

Bunlar arasında apati, ani kişilik değişiklikleri,

and cognitive impairment. Kelime

4:10

ve bilişsel bozukluklar vardı.

Kelime

cognitive impairment: bilişsel işlev azalmasını anlatan resmî terim

Cognitive impairment; bellek, dikkat, akıl yürütme, öğrenme veya planlama gibi bilişsel işlevlerde azalmayı ifade eden resmî bir klinik terimdir. Bu cümlede, listelenen olumsuz etkilerden birini adlandırır. Impairment, bir işlevin yalnızca bir defa zor gelmesini değil, azalmasını veya bozulmasını ifade eder. Bu ifade işlev kaybını betimler; tek başına nedeni, tanıyı veya şiddeti belirlemez.

Alıştırma

Cognitive impairment ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Bellek veya dikkat gibi bilişsel işlevlerde azalma ya da bozulma
  2. Herkesin yaşayabileceği kısa bir dalgınlık anı
  3. Belirli tek bir hastalığın adı
Cevabı göster

Bellek veya dikkat gibi bilişsel işlevlerde azalma ya da bozulma

Tragically,

4:13

Trajik bir şekilde,

the stigma around mental illness kept people Notlar

4:14

akıl hastalığı etrafındaki damgalama, insanları alıkoydu:

from discussing their negative experiences,

4:17

olumsuz deneyimlerini tartışmaktan,

Dilbilgisi

kept people from discussing: keep + nesne + from + fiil-ing

keep + nesne + from + fiil-ing kalıbı, bir şeyin nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini engellediğini ifade eder. Burada people nesne görevindedir; discussing their negative experiences ise damgalamanın engellediği eylemdir. Kept, keep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu kalıpta from sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle discuss veya to discuss değil, discussing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The locked gate kept us from ____ the park.

Cevabı göster

entering

so the procedure kept happening. Kalıp ifadeler

4:19

bu yüzden de prosedür uygulanmaya devam etti.

Kelime

the stigma around mental illness: toplumsal utanç ve önyargı

The stigma around mental illness, ruh sağlığı sorunları ve bunları yaşayan insanlarla bağlantılı toplumsal utanç, olumsuz etiketler ve önyargı anlamına gelir. Stigma bir hastalık belirtisi değildir; toplumsal tutum ve baskılardan kaynaklanır. Stigma around X yapısında around, bu tutumların çevrelediği konuyu belirtir. Burada bu baskı, insanların zararlı deneyimlerini açıkça konuşmasını engelledi.

Alıştırma

Hangi cümlede the stigma around mental illness doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The doctor prescribed the stigma around mental illness.
  2. Fatigue is the stigma around mental illness.
  3. Public education can help reduce the stigma around mental illness.
Cevabı göster

Public education can help reduce the stigma around mental illness.

Kalıp ifadeler

the procedure kept happening: keep + fiil-ing

Keep + fiil-ing, bir eylemin veya durumun devam ettiğini ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini ifade eder. Bu cümlede prosedür durmadı; zaman içinde uygulanmaya devam etti. Yapının kendisi tarafsızdır; olumlu, olumsuz veya sıradan bir devamlılığı anlatabilir. Burada çevresindeki anlatım, prosedürün devam etmesini çözülmemiş bir sorun gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş biçimi ve flash fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Even after the repair, the warning light ____.

Cevabı göster

kept flashing

But prefrontal lobotomies required a team of surgeons Kalıp ifadeler

4:22

Fakat prefrontal lobotomiler bir cerrah ekibi gerektiriyordu

and specialized equipment,

4:26

ve özel ekipmanlar,

making them out of reach Deyimler

4:28

bu da onları ulaşılamaz kılıyordu

for most patients,

4:29

çoğu hasta için,

Kalıp ifadeler

required a team of surgeons and specialized equipment: profesyonel kaynaklara nesnel olarak ihtiyaç duyma

Bu cümlede required, “emir veya talimat aldı” değil, “yapılabilmesi için ihtiyaç duydu” anlamına gelir. Özne işlemdir; a team of surgeons ve specialized equipment ise işlemin ihtiyaç duyduğu kaynaklardır. Genellenebilir kalıp, şey veya görev + require + kişi, kaynak, zaman ya da koşul şeklindedir. Bir sürecin veya projenin nesnel olarak neye ihtiyaç duyduğunu açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir kurtarma operasyonunun nesnel olarak eğitimli personele ve ekipmana ihtiyaç duyduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The rescue required of trained divers and specialized equipments.
  2. The rescue was required trained divers and specialized equipment.
  3. The rescue required trained divers and specialized equipment.
Cevabı göster

The rescue required trained divers and specialized equipment.

Deyimler

out of reach for most patients: çoğu hastanın erişemeyeceği durumda

Burada out of reach mecaz anlamdadır. Gerekli personel ve ekipman engel oluşturduğu için çoğu hastanın operasyonlara gerçekçi olarak erişemediği anlamına gelir. Bu ifade, birinin erişemediği, maddi olarak karşılayamadığı veya başaramadığı hizmetleri, fiyatları, fırsatları, kaynakları ya da hedefleri anlatabilir. For ile başlayan bölüm, engelle karşılaşan kişiyi veya grubu belirtir.

Alıştırma

Bir öğrenci, ücreti bütçesini çok aştığı için bir kursa katılamıyor. Hedef ifadeyi kullanarak bu engeli en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The course is out of reach for her without financial aid.
  2. The course is physically beyond her arm's reach.
  3. The course is unavailable because every seat is filled.
Cevabı göster

The course is out of reach for her without financial aid.

at least until 1945,

4:30

en azından 1945'e kadar,

when Freeman began developing a simpler

4:33

ta ki Freeman daha basit

and cheaper alternative.

4:36

ve daha ucuz bir alternatif geliştirmeye başlayana dek.

In his new transorbital lobotomy, Kelime

4:38

Yeni transorbital lobotomisinde,

Kelime

transorbital lobotomy: göz çukuru üzerinden giriş

Transorbital lobotomy, sinir bağlantılarını kesmek amacıyla göz çukuru üzerinden beynin ön lob bölgesine ulaşılan tarihî bir beyin ameliyatının adıdır. Burada transorbital, işlemin sonucunu değil, kullanılan giriş yolunu belirtir. Sözcük, “içinden” veya “bir yandan diğer yana” anlamındaki trans- ile anatomide “göz çukuruyla ilgili” anlamına gelen orbital parçalarından oluşur. Bu tıbbi bağlamda orbital, bir gezegenin çevresindeki yörüngeyi ifade etmez.

Alıştırma

transorbital lobotomy tıbbi teriminde transorbital neyi belirtir?

  1. Dünya çevresindeki bir yörüngede yapılan işlem
  2. Beyin yerine gözün üzerinde yapılan bir ameliyat
  3. Göz çukuru üzerinden bir giriş yolu
Cevabı göster

Göz çukuru üzerinden bir giriş yolu

the patient was first rendered unconscious Kelime

4:40

hasta önce bilinçsiz hale getiriliyordu

via electroshock therapy. Kelime

4:43

elektroşok tedavisiyle.

Kelime

rendered unconscious: render + nesne + sıfat

Render + nesne + sıfat, “birinin veya bir şeyin o duruma gelmesine neden olmak” anlamına gelir. rendered unconscious ifadesinde unconscious, hastanın girdiği sonuç durumunu belirtir. Cümlede edilgen be rendered + sıfat kalıbı kullanılır: the patient was rendered unconscious. Bu resmî anlatım, eylemi yapan kişiyi belirtmek yerine sonuca odaklanır; via electroshock therapy ise kullanılan yöntemi açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle render + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanır?

  1. The power surge rendered the security system to be uselessly.
  2. The power surge rendered useless to the security system.
  3. The power surge rendered the security system useless.
Cevabı göster

The power surge rendered the security system useless.

Kelime

via electroshock therapy: yöntem belirtmek için via

Bu cümlede via electroshock therapy, “elektroşok tedavisi yoluyla” anlamına gelir. Via, hastayı bilinçsiz hâle getirmek için kullanılan yöntemi belirtir; bir yolculuk güzergâhını anlatmaz. Burada electroshock therapy, elektrik akımıyla nöbet oluşturulan bir tedavi için kullanılan tarihsel veya teknik olmayan bir terimdir. Günümüz klinik dilinde electroconvulsive therapy (ECT, elektrokonvülsif terapi) genellikle daha kesin bir terimdir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve bir kanalı belirten resmî edatla tamamlayın: According to the instructions, applications must be submitted ____ the official website.

Cevabı göster

via

Then, an ice pick-like instrument was pushed Kelime

4:45

Ardından, buz kıracağına benzer bir alet itiliyordu

through the thin bone of their eye socket

4:49

göz çukurunun ince kemiğinden içeriye

Kelime

ice pick-like instrument: benzerliği anlatmak için -like kullanımı

An ice pick-like instrument, şekli veya görünümü buz kıracağına benzeyen bir alet demektir. Bu ifade benzerliği anlatır; nesnenin gerçekten evde kullanılan bir buz kıracağı olduğunu söylemez. Kalıp [noun or noun phrase] + -like + noun biçimindedir. Burada -like, ice pick ifadesine eklenir ve ice pick-like, instrument sözcüğünden önce birleşik sıfat olarak görev yapar. Like önündeki kısa çizgi, bu sözcüklerin tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

“İğne biçiminde” anlamını vermek için cümleyi bu dersteki noun + -like kalıbıyla tamamlayın: The technician selected a ____ probe for the narrow opening.

Cevabı göster

needle-like

and manipulated to sever the fibers Kelime

4:51

ve lifleri kesmek için hareket ettiriliyordu

between the thalamus and frontal lobes.

4:54

talamus ile ön loblar arasındaki.

Kelime

sever the fibers between...: bir bağlantıyı tamamen koparmak

Sever the fibers between A and B, A ile B'yi birbirine bağlayan lifleri tamamen kesip ayırmak anlamına gelir. Sever geçişli bir fiildir ve the fibers onun nesnesidir; between... bağlantının iki ucunu belirtir. Bu tıbbi açıklamada sever, genel cut fiilinden daha resmî ve daha kesindir. Yalnızca etkilenme veya hasar görme durumuna değil, bağlantının bütünüyle kopması sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, "tamamen kesmek" anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The blade ____ the nerve fibers.

Cevabı göster

severed

Transorbital lobotomy was intended to be performed Dilbilgisi

4:57

Transorbital lobotominin uygulanması amaçlanmıştı

by physicians without surgical training

5:00

cerrahi eğitimi olmayan hekimler tarafından

in under 10 minutes. Kalıp ifadeler

5:03

10 dakikanın altında bir sürede.

Dilbilgisi

be intended to be performed by...: tasarım amacı ve uygulayıcı

Was intended to be performed, “gerçekleştirilmek üzere tasarlanmış veya planlanmıştı” anlamına gelir. Was intended to ile edilgen mastar be performed yapısını birleştirir. İşlem, kendi başına başka bir şey gerçekleştirmek yerine insanlar tarafından gerçekleştirildiği için kalıp X was intended to be + geçmiş zaman ortacıdır. By physicians without surgical training, planlanan uygulayıcıları belirtir. Cümle garanti edilmiş bir sonucu değil, bir tasarım hedefini bildirir. Intended tek başına konuşanın planı güvenli veya mantıklı bulduğunu da göstermez.

Alıştırma

Cümleyi, inspect kullanarak be intended to be done yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This safety valve ____ by a qualified technician once a year.

Cevabı göster

is intended to be inspected

Kalıp ifadeler

in under 10 minutes: tamamlama süresi üst sınırının altında

In + bir süre, bir eylemi tamamlamanın ne kadar sürdüğünü belirtir. Under, ulaşılmayan bir üst sınır koyar; bu nedenle in under 10 minutes, işlemin on dakikadan kısa sürede tamamlanabildiği anlamına gelir. Buradaki under fiziksel bir konumu değil, bir miktarı anlatır. İfade, işlemin alışılmadık derecede hızlı yapılmasının amaçlandığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle onarımın tamamlandığını ve on dakikadan kısa sürdüğünü söylüyor?

  1. The mechanic will look at the problem within ten minutes.
  2. The mechanic worked on the problem for under ten minutes.
  3. The mechanic fixed the problem in under ten minutes.
Cevabı göster

The mechanic fixed the problem in under ten minutes.

And Freeman proved his procedure's efficiency

5:05

Ve Freeman prosedürünün verimliliğini kanıtladı

during a hospital visit where he performed Kalıp ifadeler

5:08

gerçekleştirdiği bir hastane ziyaretinde,

the surgery 228 times in just 12 days.

5:10

sadece 12 günde 228 kez ameliyat yaparak.

Kalıp ifadeler

performed the surgery 228 times in just 12 days: işlem ve hız

Perform surgery, ameliyat gerçekleştirmek anlamına gelen standart bir tıbbi eşdizimdir. Bu cümlede the surgery belirli bir işlem türünü, 228 times ise onun bu işlemi kaç kez gerçekleştirdiğini belirtir; perform burada seyirci önünde gösteri yapmak anlamına gelmez. In just 12 days, 228 vakanın tamamını çok kısa bir döneme yerleştirir. Just, on iki günü şaşırtıcı derecede az bir süre olarak sunar ve böylece aşırı hızı ve sıklığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bir sağlık ekibinin şaşırtıcı derecede kısa bir dönemde çok sayıda ameliyat gerçekleştirdiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The medical team performed on 18 surgeries in just three days.
  2. The medical team operated 18 surgeries in just three days.
  3. The medical team performed 18 surgeries in just three days.
Cevabı göster

The medical team performed 18 surgeries in just three days.

Transorbital lobotomy

5:16

Transorbital lobotomi

was immediately controversial.

5:17

hemen tartışma konusu oldu.

Even Freeman's longtime collaborator James Watts

5:20

Freeman'in uzun süreli iş arkadaşı James Watts bile

was against making such a consequential surgery Ton ve niyet

5:24

böylesine önemli sonuçları olan bir ameliyatın bu kadar

quick, dirty, and accessible to amateurs.

5:27

hızlı, özensiz ve amatörlerin erişimine açık hale getirilmesine karşıydı.

Ton ve niyet

was against making...: bir ameliyatı hızlı, özensiz ve amatörlere açık hâle getirmeye karşı olmak

Was against making, bir eyleme karşı çıkmayı belirtmek için be against + -ing yapısını kullanır. Ardından making, make + nesne + sıfat veya tümleç yapısına uyar: nesne such a consequential surgery ifadesidir; quick, dirty ve accessible to amateurs ise Watts'ın oluşturulmasına karşı çıktığı durumu anlatır. Burada dirty değerlendirme bildiren bir sözcüktür; ameliyatın fiziksel olarak kirli olduğu anlamına gelmez. Özensiz, dikkatsiz veya yeterince titiz olmayan bir yaklaşımı anlatır. Quick ve accessible to amateurs ile birlikte, yüksek riskli ve uzmanlık gerektiren bir işlemin aceleye getirilen ve eğitimsiz kişilerin kolayca yapabileceği bir şeye dönüştürülmesini eleştirir.

Alıştırma

Cümleyi be against doing yapısının gerektirdiği eksik sözcükle tamamlayın: The lab director was ____ allowing untrained staff to approve the results.

Cevabı göster

against

But the procedure remained popular throughout the Western world Kalıp ifadeler

5:30

Ancak prosedür Batı dünyasında popülerliğini sürdürdü

until the 1950s,

5:33

1950'li yıllara kadar,

when tranquilizers began offering Kelime

5:35

ki bu dönemde sakinleştiriciler sunmaya başladı:

a less permanent and more predictable alternative. Dilbilgisi

5:37

daha az kalıcı ve daha öngörülebilir bir alternatif.

Kalıp ifadeler

remained popular throughout the Western world: Batı dünyasının tamamında popülerliğini korudu

Remained popular ifadesinde remain bağ fiil olarak kullanılır ve ardından popular sıfatı gelir. Bu yapı, zaten var olan bir durumun devam ettiğini belirtir; yöntemin sonradan yeniden popüler olduğu anlamına gelmez. Throughout the Western world coğrafi kapsamı belirtir. Throughout + yer, tüm alan boyunca veya alanın birçok bölümünde demektir; dolayısıyla cümle popülerliğin hem yaygın hem de devamlı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin geçmiş zamanı ve throughout ile tamamlayın: The festival ____ popular ____ the region for decades.

Cevabı göster

remained · throughout

Kelime

tranquilizers: hastaları sakinleştirmek için kullanılan ilaçlar

Bu cümlede çoğul isim tranquilizers, hastaları sakinleştirmek veya kaygı ve ajitasyonu azaltmak için kullanılan ilaçları ifade eder. Belirli bir ürünü ya da genel olarak bütün ilaçları değil, bu ilaç kategorisini anlatır. Tarihsel karşılaştırmada bu ilaçlar, belirtileri kontrol etmek için cerrahi olmayan bir yol sundu. Sözcük, nasıl bir alternatifin ortaya çıktığını belirtir; sakinleştiricilerin bütün ruhsal hastalıkları iyileştirdiğini iddia etmez.

Alıştırma

Bu tarihsel tıp bağlamında tranquilizers neyi ifade eder?

  1. Beyin ameliyatında kullanılan bir alet
  2. Her tür reçeteli ilaç
  3. Temel olarak hastaları sakinleştirmek veya ajitasyonu azaltmak için kullanılan bir ilaç kategorisi
Cevabı göster

Temel olarak hastaları sakinleştirmek veya ajitasyonu azaltmak için kullanılan bir ilaç kategorisi

Dilbilgisi

a less permanent and more predictable alternative: paralel bir karşılaştırma

less permanent ve more predictable karşılaştırma ifadeleri paralel biçimde çalışır ve ikisi de alternative sözcüğünü niteler. Less + sıfat, bir özelliğin daha düşük derecede olduğunu; more + sıfat ise başka bir özelliğin daha yüksek derecede olduğunu belirtir. Alternative yalnızca kullanılabilir başka bir seçenek demektir; otomatik olarak daha iyi bir seçenek anlamına gelmez. Burada olumlu değerlendirmeyi karşılaştırma ifadeleri sağlar: etkiler o kadar kalıcı değildir ve sonuçları tahmin etmek daha kolaydır.

Alıştırma

Yeni tasarımın daha az maliyetli ve daha güvenilir olduğunu anlatacak şekilde paralel karşılaştırmayı tamamlayın: Compared with the old model, this design is ____ expensive and ____ reliable.

Cevabı göster

less · more

By the mid-60s,

5:41

60'ların ortalarına gelindiğinde,

lobotomies were most often found

5:42

lobotomilere en çok şu yerlerde rastlanıyordu:

in science fiction and horror films, Kültür

5:44

bilimkurgu ve korku filmlerinde,

where they became a potent metaphor Deyimler

5:47

orada güçlü bir metafora dönüştüler:

Kültür

Tür adları olarak science fiction and horror films

Science fiction and horror films ifadesi iki film türünü adlandırır. Bilim kurgu; bilim, teknoloji veya toplumdaki gelişmeleri hayal ederken korku türü korku ya da tedirginlik yaratmayı amaçlar. Cümle, lobotomileri bu türlerin içine yerleştirerek işlemin esas olarak tıbbi bir tartışma konusu olmaktan çıkıp sembolik anlam taşıyabildiği popüler kültüre geçtiğini gösterir. İfade, lobotomilerin temsil edildiği kültürel ortamları belirtir; tedavi türlerini adlandırmaz.

Alıştırma

Bu cümlede science fiction and horror films neyi göstermeye yardımcı olur?

  1. Lobotomilerin kültürel sembollere dönüştüğü iki film türünü belirtirler.
  2. Lobotomileri yaygın olarak kullanan iki tıbbi uzmanlık alanını belirtirler.
  3. Filmlerin fiziksel olarak bir hastanede bulunduğunu söylerler.
Cevabı göster

Lobotomilerin kültürel sembollere dönüştüğü iki film türünü belirtirler.

for brutally controlling those who don't fit the norm. Deyimler

5:49

normlara uymayanları vahşice kontrol etmenin.

Deyimler

Güçlü ve kınayıcı bir metafor olarak a potent metaphor for brutally controlling ...

A potent metaphor for X, X'i güçlü bir etkiyle temsil eden bir imge veya semboldür. Potent burada tıbbi açıdan güçlü değil, etkili veya çarpıcı anlamına gelir. metaphor for + isim öbeği ya da -ing yapısı, temsil edilen düşünceyi veya eylemi belirtir. Brutally, controlling sözcüğünü niteler ve açık bir kınama ekler: Bu kontrol acımasız, şiddetli veya ağır biçimde baskıcıdır. Bu cümlede işlem yalnızca gerçek anlamıyla değil, normların dışında görülen insanları kontrol etmenin güçlü bir sembolü olarak da sunulur.

Alıştırma

İnceleme cümlesini, dersteki 'acımasız kontrolün güçlü bir sembolü' anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The surveillance screen becomes ____ how citizens behave.

Cevabı göster

a potent metaphor for brutally controlling

Deyimler

don't fit the norm: ana akım beklentilere uymamak

don't fit the norm ifadesinde fit, doğru bedende olmak değil, uymak veya örtüşmek anlamına gelir. The norm, bir grubun olağan ya da beklenen kabul ettiği kalıp veya davranıştır. Those who don't fit the norm, bu beklentilerin dışında kalan insanları ifade eder. Bu cümlede onlar acımasızca kontrol edilen kişilerdir; ifade, normu desteklemez veya bu kişilerin yanlış ya da aşağı olduğunu söylemez.

Alıştırma

"The film follows teenagers who don't fit the norm," cümlesinde don't fit the norm ne anlama gelir?

  1. Yanlış bedende kıyafetler giyiyorlar.
  2. Toplumun genel beklentilerine uymazlar.
  3. Açıkça belirlenmiş bir kalite standardına ulaşmadılar.
Cevabı göster

Toplumun genel beklentilerine uymazlar.

Today,

5:53

Bugün,

lobotomy serves as a chilling reminder Anlatım akışı

5:54

lobotomi tüyler ürpertici bir şekilde şunu hatırlatıyor:

that scientific progress requires transparency Kalıp ifadeler

5:57

bilimsel ilerlemenin şeffaflık gerektirdiğini

and clear ethical standards,

6:00

ve net etik standartlara ihtiyaç duyduğunu,

Anlatım akışı

serves as a chilling reminder that: örnekten uyarıya geçmek

X serves as a reminder that Y, bir düşünceyi sonuçlandırmak için kullanılan bir kalıptır. Önce X'i uyarı işlevi taşıyan bir olay veya örnek olarak sunar, ardından that yan cümlesiyle Y dersini ifade eder. Böylece belirli bir olaydan daha genel bir sonuca geçilir. Chilling burada düşük sıcaklığa gönderme yapmaz. Korkutucu veya derinden rahatsız edici anlamına gelir; bu yüzden sonuç, tarafsız bir özet yerine ciddi bir uyarıya dönüşür.

Alıştırma

Sonucu bu dersteki kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The bridge collapse ____ maintenance warnings cannot be ignored.

Cevabı göster

serves as a chilling reminder that

Kalıp ifadeler

scientific progress requires...: gerekli koşulları belirtmek

Bu cümlede scientific progress, ele alınan gelişmeyi ifade eder. Requires, transparency ile clear ethical standards ögelerini yalnızca yararlı fikirler olarak değil, iki gerekli koşul olarak sunar. Transparency, süreçlerin, kararların ve sonuçların açıkça incelenebilmesi anlamına gelir. Ethical standards, davranışları değerlendirmeye yarayan ilke veya kurallardır. Tekrar kullanılabilen resmî X requires Y kalıbı, bir gelişmenin, hedefin ya da sürecin onsuz başarılı olamayacağı şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle hem açıklığın hem de etik kuralların sorumlu inovasyon için gerekli olduğunu belirtir?

  1. Responsible innovation requires transparency and clear ethical standards.
  2. Responsible innovation benefits from transparency and clear ethical standards.
  3. Responsible innovation may include transparency and clear ethical standards.
Cevabı göster

Responsible innovation requires transparency and clear ethical standards.

because without honest reflection, Dilbilgisi

6:02

çünkü dürüst bir değerlendirme olmadan,

even efforts to alleviate human suffering Kalıp ifadeler

6:04

insanların acılarını hafifletme çabaları bile

can cause serious harm.

6:07

ciddi zararlara neden olabilir.

Dilbilgisi

without honest reflection: isim öbeğiyle olumsuz koşul

Without honest reflection, “dürüst bir değerlendirme yoksa” anlamına gelir. Without burada bir edattır; bu nedenle ardından özne ve fiil içeren tam bir yan cümle değil, honest reflection isim öbeği gelir. Cümlenin başındaki without + isim öbeği, sonrasında gelen sonuç için olumsuz bir koşul oluşturur. Bu kısa kalıp, gerekli bir koşul eksik olduğunda neler olabileceğine dair uyarı ve sonuç ifadelerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle eksik bir koşulu belirtmek için without + isim öbeğini doğru kullanır?

  1. Without we review carefully, the policy may create new problems.
  2. Without careful review, the policy may create new problems.
  3. Without to review carefully, the policy may create new problems.
Cevabı göster

Without careful review, the policy may create new problems.

Kalıp ifadeler

insanların çektiği acıları hafifletme çabaları

Bu ifade efforts to + fiilin yalın biçimi yapısını izler: mastar, çabaların neyi başarmayı amaçladığını açıklar. Burada alleviate human suffering, insanların acısını, sıkıntısını veya yaşadığı zorlukları daha az şiddetli hâle getirmek demektir. Alleviate azalmayı anlatır; tamamen iyileştirme ya da ortadan kaldırma anlamına gelmez. Cümlenin bütünü, acıyı azaltmayı amaçlayan iyi niyetli eylemlerin bile ciddi zarar verebileceğini söyler.

Alıştırma

Hangi ifade efforts to alleviate human suffering söz öbeğini en iyi açıklar?

  1. Belirli bir hastalığı zaten iyileştirmiş bir tedavi
  2. Acının tüm nedenlerini tamamen ortadan kaldırmayı garanti eden eylemler
  3. İnsanların acısını veya yaşadığı zorlukları hafifletmeyi amaçlayan eylemler
Cevabı göster

İnsanların acısını veya yaşadığı zorlukları hafifletmeyi amaçlayan eylemler

If you enjoy learning about history,

6:12

Eğer tarih hakkında yeni şeyler öğrenmek hoşunuza gidiyorsa,

subscribe to this channel

6:14

bu kanala abone olun,

because the lessons of yesterday

6:16

çünkü dünün dersleri

can help us face the challenges of today.

6:18

bugünün zorluklarıyla yüzleşmemize yardımcı olabilir.