Kulakların Seni Yanıltacak mı? (İşitsel İllüzyonlar): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video açıklaması: Bağlam ve beklenti, piyano notalarını söz gibi duyurabilir, öksürüğün örttüğü heceyi tamamlatabilir ve ritmi durmadan hızlanıyormuş gibi hissettirebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make out | Öbek fiiller: make ve out sözcüklerini ayrı yorumlamak yerine, belirsiz konuşmayı ya da sesi seçmek anlamını öğrenin; ses duyulsa da içerik anlaşılmayabilir. 2. playing a role | Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir etkenin sonuca katkısını tek neden demeden anlatın; burada beklenti algıyı etkiler. 3. The thing is, | Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ilk izlenmeyi düzeltip Risset ritminin neden sürekli hızlanıyormuş gibi geldiğini açıklayan gerçeği tanıtın.
Bu derste
You may recognize this song being played as All Star by Smash Mouth,
0:01Çalan bu parçanın Smash Mouth'un All Star şarkısı olduğunu fark etmiş olabilirsiniz,
recognize this song yerine kullanılan if you do
if you do ifadesindeki do, daha önce geçen recognize this song fiil grubunun yerini tutar. Bu nedenle koşul, “bu şarkıyı tanıyorsanız” anlamındadır; “bir şey yapıyorsanız” anlamında değildir. İngilizcede sıradan bir fiil grubunu tekrarlamamak için sıkça do fiilinin uygun biçimi kullanılır. Biçim, özneye ve zamana uymalıdır: if she does, if they did.
Alıştırma
recognize the tune ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yardımcı fiille yanıtı tamamlayın: “I recognize the tune.” “If you ____, tell me its name.”
Cevabı göster
do
is about to happen içindeki be about to
is about to happen ifadesindeki be about to + fiilin yalın hâli, olayın hemen ileride olduğunu, yani çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. About burada “hakkında” anlamındaki edat değil, sabit gelecek ifadesinin bir parçasıdır. Bu sözler, vaat edilen olayın gerçekleşmek üzere olduğunu bildirerek beklenti yaratır. Durum bir sonraki değişime iyice yaklaşmışsa be about to + fiil kalıbını kullanın.
Alıştırma
Olayın birkaç dakika ya da an içinde gerçekleşeceğini gösteren sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The lights are dimming; the show ____ begin.
Cevabı göster
is about to
Even though only piano notes are being played, Dilbilgisi
0:13Yalnızca piyano notaları çalınıyor olsa da,
Bilinen bir olgu ve şaşırtıcı bir sonuç için Even though
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle gerçek veya kabul edilmiş bir olguyu belirtirken ana cümle, bu olguya rağmen şaşırtıcı görünen bir sonuç verir. Burada gerçekte yalnızca piyano notaları çalınmaktadır; ancak şarkıyı bilmek, dinleyicinin şarkıcıyı ve sözleri zihninde duymasını sağlayabilir. Aktarılabilir kalıp Even though + olgu, şaşırtıcı sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Bilinen bir olguyu şaşırtıcı bir sonuçla bağlamak için even though ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Even if the library closes early tomorrow, we will go in the morning.
- Even though the library was closing, we stayed to finish the last page.
- Even though did the library close, we stayed to finish the last page.
Cevabı göster
Even though the library was closing, we stayed to finish the last page.
Şimdiki zamanın edilgen yapısı olarak are being played
Are being played, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + geçmiş zaman ortacı (played). Piyano notalarının şu anda eyleme maruz kaldığını belirtir; notaları üreten kişi veya cihaz söylenmez. Bir eylem şu anda devam ederken eylemi yapan kişiden çok eyleme maruz kalan unsur önemliyse şu kalıbı kullanın: özne + am/is/are being + geçmiş zaman ortacı.
Alıştırma
Cümleyi prepare fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The tables ____ for tonight's dinner right now.
Cevabı göster
are being prepared
Güçlü güvence bildiren I swear
Burada I swear güçlü bir güvence ifadesidir: konuşan kişi az önce söylediği şaşırtıcı şeyin doğru olduğunu kuvvetle onaylar. Dinleyicinin olası şüphesine karşılık verir ve yaklaşık olarak “Gerçekten, bu doğru” anlamına gelir. swear ciddi bir yemin etmeyi de anlatabilir; ancak bu kısa ve günlük kullanım genellikle resmî bir yemin değildir. Hafif ama ısrarcı ton önemlidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız şaşırtıcı hikâyenizden şüphe ediyor. “The cat opened the cupboard by itself, I swear” cümlesindeki I swear en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bunun doğru olduğuna dair sana güçlü bir güvence veriyorum.
- Kaba bir söz kullandığımı kabul ediyorum.
- Resmî bir hukuki yemine başlıyorum.
Cevabı göster
Bunun doğru olduğuna dair sana güçlü bir güvence veriyorum.
What you're hearing is 100% digital piano Dilbilgisi
0:29Duyduğunuz şey tamamen dijital piyano sesinden ibaret;
simply matched to the frequency of the original song
0:31yalnızca orijinal şarkının frekanslarıyla eşleştirilmiş
Özne yan cümlesi kalıbı olarak What you're hearing is ...
What you're hearing, “duyduğunuz şey” anlamına gelen bir isim yan cümlesidir ve yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesi olur. Yan cümlenin içinde what, hearing fiilinin nesnesidir. Cümlenin geri kalanı bu sesin gerçekte ne olduğunu belirtir. Bu bir doğrudan soru değil, bildirme cümlesidir; bu nedenle what + özne + fiil biçimindeki bildirme sırasını korur: what you're hearing denir, what are you hearing? denmez. What + özne + fiil + is ... kalıbını dikkati bir şeye yöneltmek ve onun gerçek niteliğini açıklamak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hear ile kurulan özne yan cümlesi kalıbıyla tamamlayın: ____ is the air conditioner, not an alarm.
Cevabı göster
What you're hearing
Ses prodüksiyonunda mixed with real vocals
Ses prodüksiyonunda be mixed with, “son kayıtta başka bir ses veya parçayla birleştirilmek” anlamına gelir. Buradaki real vocals, gerçekten kaydedilmiş insan şarkısını veya konuşmasını ifade eder. Dolayısıyla not mixed with real vocals, dijital piyano sesine herhangi bir insan vokali parçası eklenmediğini belirtir. Edilgen be mixed with + sound/track yapısı, ana sesle neyin birleştirildiğini gösterir. Olumsuzluk bildiren not yalnızca bu birleştirmeyi reddeder; piyanonun orijinal şarkının frekansına uyarlandığı yönündeki önceki ifadeyi geçersiz kılmaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, ses prodüksiyonunda “başka bir parçayla birleştirilmiş” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The piano recording was ____ real vocals before release.
Cevabı göster
mixed with
Beklentiyi tersine çeviren bağlaç olarak And yet
And yet, önceki gerçeğe dönüp o gerçeğin oluşturduğu beklentiye aykırı bir sonuç sunan söylem bağlacıdır. “Gerçek vokaller yok” ifadesinden sonra dinleyiciler normalde sözcükleri duymamayı bekler; And yet ise şaşırtıcı biçimde bunun tersinin gerçekleştiğini bildirir. And yeni cümleyi önceki düşünceye bağlarken yet beklentiyi tersine çevirme gücünü taşır. Burada yet, “şimdiye kadar” veya “henüz değil” anlamına gelmez.
Alıştırma
İkinci sonucun birinci gerçekten sonra şaşırtıcı olduğunu en iyi hangi seçenek vurgular? The battery was fully charged. ___, the device shut down after five minutes.
- And yet
- As a result
- Not yet
Cevabı göster
And yet
This speaking piano shows a similar phenomenon.
0:39Bu konuşan piyano da benzer bir olguyu gösteriyor.
make out what it's saying: ne söylediğini ayırt etmek
Bu cümlede make out, net olmayan konuşmayı çaba göstererek duyup ne söylendiğini ayırt edebilmek anlamına gelir. Bir ses duyuluyor, ancak konuşanın ne söylediği henüz anlaşılmıyor; sorun sesin tamamen yok olması değil, içeriğin ayırt edilmesidir. Make out bir phrasal verb'dür ve ardından bir isim ya da wh yan cümlesi gelebilir; örneğin make out the words veya make out what someone is saying. Görülmesi zor bir ayrıntıyı seçebilmek anlamında da kullanılabilir, ancak bu cümledeki anlam işitmeyle ilgilidir.
Alıştırma
Duyulması zor bir konuşmayı ayırt edebilmek anlamındaki ifadeyi seçin. The recording is muffled, so I can barely ___ what the speaker is saying.
- hear
- make out
- understand
Cevabı göster
make out
as soon as words are on screen: ekranda kelimeler görünür görünmez
Bu cümlede as soon as, başka bir olayı neredeyse hiç gecikme olmadan başlatan olayı tanıtır. Ekranda kelimelerin görünmesi tetikleyici olaydır; hemen ardından onun konuştuğunu duymaya başlarsın. as soon as iki yan cümleyi bağlar ve olaylar arasındaki sıkı zaman ilişkisini vurgular: B olayı, A olayı gerçekleştiğinde veya hemen sonrasında başlar. Bu ifade nedeni ya da devam etmesi gereken bir koşulu değil, zamanı anlatır.
Alıştırma
İkinci olayın hemen gerçekleştiğini gösteren ifadeyi seçin: The gate will open ___ the scanner reads the ticket.
- when
- as soon as
- once
Cevabı göster
as soon as
hear it talking: hear + nesne + -ing
hear + nesne + -ing yapısında nesne, algılanan kişi veya şeyi belirtir; -ing biçimi ise o kişinin ya da şeyin eylemini zaten devam ediyormuş gibi sunar. Yapı, tamamlanmış bir olaydan çok sürmekte olan etkinliğe dikkat çeker. Buradaki it, konuşan piyanoyu ifade eder. Ekrandaki sözcükler, dinleyicinin piyano konuşuyormuş gibi devam eden, konuşmaya benzer bir etki algılamasını sağlar; enstrümanın gerçekten konuştuğu iddia edilmez.
Alıştırma
Eylemin devam etmekte olduğunu göstermek için cümleyi talk fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: From the hallway, I could hear the children ____ as I walked past.
Cevabı göster
talking
be all about: merkezî etkeni belirtmek
be all about + isim veya -ing biçiminde all, ifadeyi vurgulu hâle getirir: tümleç, merkezî nokta, kilit etken veya temel konu olarak sunulur. Bu yapı, ‘her konu hakkında’ anlamına gelmez. Hearing is all about perception cümlesinde konuşmacı, perception kavramını işitmenin temel dayanağı olarak ele alıp işitmeyi güçlü biçimde özetler.
Alıştırma
Hangi cümle etkili ekip çalışmasında trust kavramının merkezî etken olduğunu en açık biçimde belirtir?
- Effective teamwork is all about trust.
- Effective teamwork is not only about trust.
- Effective teamwork is sometimes about trust.
Cevabı göster
Effective teamwork is all about trust.
it's transformed into signals for your brain. Kalıp ifadeler
1:03beyninize iletilen sinyallere dönüştürülür.
be transformed into: bir biçimden başka bir biçime dönüşmek
Bu cümlede is transformed into, bir biçimden başka bir biçime geçişi anlatır: ses dalgası girdidir, beyne giden sinyaller ise sonuçtur. Into bir hareket yönünü değil, dönüşümün sonucunu tanıtır. Edilgen be + transformed + into yapısı, değişime uğrayan şeye ve onun neye dönüştüğüne odaklanır. Süreç veya dönüşümü gerçekleştiren unsur zaten anlaşılıyorsa ya da ana konu değilse belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: During photosynthesis, light energy is ____ chemical energy.
Cevabı göster
transformed into
But your brain gets so many external signals Dilbilgisi
1:05Ama beyniniz dışarıdan o kadar çok sinyal alır ki
all at once ifadesinin eş zamanlı anlamı
Bu cümlede all at once, aynı anda anlamına gelir: beyin o kadar çok dış sinyal alır ki bunların hepsini eş zamanlı olarak işleyemez. Process fiili ve çok sayıda sinyal, burada eş zamanlılık anlamının kastedildiğini açıkça gösterir. Başka bağlamlarda all at once bir şeyin aniden gerçekleşmesini de anlatabilir; bu nedenle anlamı seçerken çevredeki eyleme bakmak gerekir.
Alıştırma
Videodaki cümlede all at once ne anlama geliyor?
- Bir komuttan hemen sonra
- Hiç uyarı olmadan aniden
- Aynı anda
Cevabı göster
Aynı anda
and so it uses context to craft what you're hearing.
1:10bu yüzden duyduğunuz şeyi şekillendirmek için bağlamdan yararlanır.
so many ... that ...: miktarı bir sonuca bağlamak
so many + çoğul sayılabilen isim + that yan cümlesi kalıbı, çok yüksek bir sayıyı bunun sonucuna bağlar. Burada dış sinyallerin sayısı o kadar yüksektir ki beyin hepsini aynı anda işleyemez. That sonuç bildiren yan cümleyi başlatır; ilgi zamiri olarak signals sözcüğünü nitelemez. Signals çoğul ve sayılabilen bir isim olduğu için many kullanılır.
Alıştırma
Sonuç kalıbını eksik iki parçayla tamamlayın: The library received ____ book donations ____ it had to open a second storage room.
Cevabı göster
so many · that
You hear the lyrics because the brain uses information
1:12Şarkı sözlerini duyarsınız, çünkü beyniniz elindeki bilgileri
which is why if you've never heard the song, Anlatım akışı
1:18İşte bu yüzden şarkıyı daha önce hiç duymadıysanız
which is why ile nedeni sonuca bağlamak
Which is why önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar: beyin, duyduklarını anlamak için zaten sahip olduğu bilgileri kullanır. Ardından bu ifade bir sonuç sunar: tanıdık olmayan bir şarkı anlamsız gelebilir. Bu kalıp bilgiyi neden, which is why + sonuç biçiminde düzenler. Burada which önceki durumu özetler; en yakındaki ismi nitelemez.
Alıştırma
İlk yan cümleye gönderme yapan ve onun sonucunu sunan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The battery was empty, ____ the camera would not turn on.
Cevabı göster
which is why
sound like nonsense: işitsel bir izlenimi anlatmak
Bu cümlede sound bir bağlama fiili olarak kullanılır ve like sözcüğünden sonra nonsense ismi gelir. Yapı sound like + isim şeklindedir. İfade, dinleyicide bir şeyin anlamsız olduğu yönünde işitsel bir izlenim oluşturmak demektir. Şarkının gerçekten anlamsız olduğunu bir gerçek olarak öne sürmek yerine, şarkıyı bilmeyen birinin onu nasıl algılayabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi sound like ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Leo first heard the reversed message, it ____ nonsense to him.
Cevabı göster
sounded like
Take this jumping transmission tower, for example. Anlatım akışı
1:25Örneğin, şu zıplayan elektrik iletim kulesini ele alalım.
Take ..., for example: genel bir noktadan somut bir örneğe geçmek
Take this jumping transmission tower, for example, genel bir ifadeden sonra somut bir örnek sunan bir söylem kalıbıdır. Take, dinleyiciyi ardından gelen isim öbeğini değerlendirmeye çağırır; for example ise bu örneğin söylemdeki rolünü belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp Take + noun phrase, for example şeklindedir. Burada take, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya taşımak anlamına gelmez; kalıbın tamamı genel bir iddiadan onu destekleyen kanıta geçerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede dinleyiciyi destekleyici bir örneği değerlendirmeye çağırmak için Take ..., for example kullanılmıştır?
- Take a seat near the window.
- Take the library's seed-sharing program, for example.
- Take these books to the front desk.
Cevabı göster
Take the library's seed-sharing program, for example.
Around 20% of people will actually hear a thud
1:28İnsanların yaklaşık %20'si gerçekten bir çarpma sesi duyar,
in a phenomenon known as visually evoked auditory response. Dilbilgisi
1:33Bu olgu, görsel olarak uyarılmış işitsel tepki diye bilinir.
a phenomenon known as ...: known as ile adlandırma
a phenomenon known as visually evoked auditory response ifadesinde known as visually evoked auditory response, phenomenon sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Olgunun kabul edilmiş adını verir ve a phenomenon that is known as visually evoked auditory response biçiminde açılabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “isim + known as + ad” şeklindedir. known as sonrasındaki sözcükler ad veya etikettir; önceki ismin bir şeyi bildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen, adlandırma bildiren iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The fear of enclosed spaces is ____ claustrophobia.
Cevabı göster
known as
synesthesia: otomatik bir duyular arası deneyim
Synesthesia, bir duyunun uyarılmasının başka bir duyuda otomatik olarak ek bir deneyim oluşturduğu duyular arası bir yaşantı olan “sinestezi”dir. Bu cümlede inişi görmek, bir gümleme duymakla bağlantılıdır; dolayısıyla sözcük yalnızca bir düşünceyi veya şiirsel benzetmeyi değil, gerçekten algılanan bir duyusal tepkiyi belirtir. It's a type of synesthesia ifadesi, görsel olarak uyarılmış işitsel tepkiyi bu daha geniş olgunun bir biçimi olarak sınıflandırır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi synesthesia olarak tanımlanır?
- Bir kişi belirli bir müzik notasını her duyduğunda belirli bir rengi deneyimler.
- Bir kişi bir şiirde yüksek bir sesi gök gürültüsüne benzetir.
- Bir kişi eski bir fotoğraf gördükten sonra bir şarkıyı hatırlar.
Cevabı göster
Bir kişi belirli bir müzik notasını her duyduğunda belirli bir rengi deneyimler.
Bir terimi which is when ile açıklamak
Bu cümlede which, synesthesia sözcüğüne geri döner. which is when kalıbı, terimi tanımlayan durumu sunarak soyut bir etiketi gözde canlandırılması kolay bir açıklamaya dönüştürür. Bu, konuşma diline özgü bir tanım kalıbıdır: isim veya fikir, which is when + yan cümle. Buradaki when soru sormaz veya bir olayı belirli bir saate yerleştirmez; “... olduğu durumda” anlamına gelir.
Alıştırma
Konuşma dilindeki tanımı hedef kalıpla tamamlayın: Sleep paralysis is a temporary condition, ____ a person is awake but cannot move.
Cevabı göster
which is when
get crossed ifadesinin soyut anlamı
Burada get crossed, “karışmak veya yanlış şekilde bağlanmak” anlamına gelir. Duyular fiziksel olarak birbirinin üzerinden geçmez; beyindeki işlenişleri birbiriyle örtüşür. get + geçmiş zaman ortacı kalıbı, sonuçta oluşan bir duruma geçişi gösterir. Bu nedenle get crossed, birinin yolları etkin biçimde kesiştirmesinden çok, ayrı yolların sonunda örtüşmesini veya karışmasını vurgular.
Alıştırma
“The radio signals got crossed during the storm,” cümlesinde got crossed ne anlama gelir?
- Sinyaller karıştı veya birbirleriyle parazit oluşturdu.
- Sinyaller uzun bir mesafeyi başarıyla katetti.
- Sinyaller kasıtlı olarak kapatıldı.
Cevabı göster
Sinyaller karıştı veya birbirleriyle parazit oluşturdu.
Playing a role: bir sonuca katkıda bulunmak
Bu cümlede playing a role, gerçekleşen duruma etki etmek veya sonucun oluşmasına katkıda bulunmak demektir. Beklenti, etkili olan faktörlerden biridir. Bu ifade, birden fazla etkinin söz konusu olabileceği durumlarda kullanışlıdır: bir şeyin plays a role olduğunu söylemek, normalde onun tek neden olduğunu iddia etmez. Buradaki role, bir oyuncunun canlandırdığı karakter değil, işlev veya etki anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “etkili olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Several factors affected the result, and timing was ____.
Cevabı göster
playing a role
A 2006 study scanned the brains of participants
1:462006 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların beyinleri tarandı;
who were told they would eventually hear a sound. Dilbilgisi
1:49onlara eninde sonunda bir ses duyacakları söylenmişti.
Would eventually hear: geçmişten görülen gelecek
Would, duyma olayını geçmişteki bir referans noktasından sonraya yerleştirir. Katılımcılara geçmişte bir şey söylendi ve o anda sesi duymak onlar için hâlâ gelecekteydi. Doğrudan anlatımda mesaj “You will eventually hear a sound.” şeklinde olabilirdi. Bu mesaj told sonrasında aktarılırken will genellikle would biçimine kaydırılır. Buradaki would, geçmişten görülen geleceği belirtir; koşul ya da kibar rica anlamında değildir. Eventually, duyma olayının bir süre sonra gerçekleşeceğini ekler.
Alıştırma
Geçmiş bakış açısını koruyarak bu geçmiş sözü aktarın: Leo said, “I will send the file later.” → Leo said he ____ send the file later.
Cevabı göster
would
the auditory cortex was activated in the same way Dilbilgisi
1:55işitsel korteksleri de aynı şekilde etkinleşti,
in the same way as when ile oluş biçimini karşılaştırma
in the same way as when ifadesi, bir şeyin iki durumda nasıl gerçekleştiğini karşılaştırır. Burada, sessizlik içinde ses beklenirken işitsel korteksin etkinleşme biçiminin gerçek bir ses dinlenirkenki etkinleşme biçimiyle aynı olduğunu belirtir. As when, karşılaştırmada kullanılan durumu tanıtır. Bir neden bildirmez; dolayısıyla buradaki as, because anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey olduğundaki biçimle aynı şekilde” anlamına gelen tam karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The sensor reacted to the test signal ____ it reacts to a real emergency.
Cevabı göster
in the same way as when
filling in the gaps ile zihinsel tamamlama
filling in the gaps burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Beynin eksik veya gizlenmiş bilgiyi ipuçlarıyla tamamlaması anlamına gelir; bu nedenle bir sesin bir bölümü eksik olsa bile ses tamamlanmış gibi gelebilir. Bu tamamlama otomatik olarak gerçekleşebilir; boş alanlara bilinçli şekilde cevap yazmak anlamına gelmez. İfade daha genel olarak, eldeki kanıtlardan yararlanarak eksik ayrıntıları yeniden oluşturmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede filling in the gaps, eksik bilgiyi zihinde tamamlama anlamında kullanılmıştır?
- I filled in the gaps on the worksheet with a pencil.
- Even though two words were masked by noise, my brain kept filling in the gaps.
- The technician filled the gaps around the window with sealant.
Cevabı göster
Even though two words were masked by noise, my brain kept filling in the gaps.
The state governors met with their respective legislatures
2:07Eyalet valileri kendi yasama meclisleriyle bir araya geldi;
But now listen to it with the cough removed. Dilbilgisi
2:12Ama şimdi öksürük sesi çıkarılmış hâlini dinleyin.
with the cough removed: with + isim + past participle ile koşul
with the cough removed ifadesinde with, dinleme koşulunu tanıtır. cough, eylemden etkilenen isimdir; removed ise past participle biçimidir. Yani öksürük sesi zaten çıkarılmıştır, ancak bunu kimin veya hangi aracın yaptığı söylenmez. with + isim + past participle yapısı, başka bir eylem için tamamlanmış bir durumu arka plan olarak sunar. Burada konuşan kişi, düzenlenmiş durumdaki kaydı dinlemeyi ister; çıkarılmış öksürüğün hâlâ kayıtta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
with the cough removed dinleme koşulu hakkında ne anlatıyor?
- Dinleyen kişi öksürerek dinlemelidir.
- Öksürük kayda eklenmektedir.
- Öksürük sesi kayıttan zaten çıkarılmıştır.
Cevabı göster
Öksürük sesi kayıttan zaten çıkarılmıştır.
The state governors met with their respective legislatures
2:15Eyalet valileri kendi yasama meclisleriyle bir araya geldi;
tend to hear: yaygın bir dinleme eğilimini anlatmak
people tend to hear ifadesinde tend to + fiilin yalın hâli, yaygın veya genel bir eğilimi anlatır. İnsanların kelimenin tamamını çoğu zaman bu şekilde algıladığı anlamına gelir; herkesin bunu her seferinde yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade bir planı değil, gözlemlenen bir örüntüyü bildirir. Burada iddiayı yumuşatır: bir hece eksik olsa da öksürük sesi birçok dinleyicinin kelimenin tamamını duymasına neden olur.
Alıştırma
Bu cümlede tend to hear ne anlama geliyor?
- İnsanlar bunu böyle duymayı planlar.
- İnsanlar bunu genellikle böyle duyar, ama herkes duymaz.
- Herkes bunu her seferinde böyle duyar.
Cevabı göster
İnsanlar bunu genellikle böyle duyar, ama herkes duymaz.
The state governors met with their respective legislatures
2:24Eyalet valileri kendi yasama meclisleriyle bir araya geldi;
Your brain fills in information to make sense of the world. Kalıp ifadeler
2:31Beyniniz, dünyayı anlamlandırmak için eksik bilgileri tamamlar.
Zamansal indüksiyon: maskelenmiş bir sesi eksiksiz duyma
Bu cümlede temporal induction, algı bilimine ait teknik bir terimdir. Bir ses kısa süreliğine gürültü tarafından maskelendiğinde veya gürültüyle değiştirildiğinde, çevresindeki sesler güçlü bir örüntü oluşturduğu için sesin devam ediyormuş gibi duyulduğu işitsel bir yanılsamayı adlandırır. Bu etki, hiçbir ipucu olmadan bilinçli biçimde tahminde bulunmak değildir. Beyin, duyulanların en tutarlı biçimini oluşturmak için zamanlamayı ve bağlamı otomatik olarak kullanır.
Alıştırma
Bir işitme deneyinde gürültü bir sözcüğün bir bölümünü kısa süreliğine kapatıyor, ancak dinleyiciler sözcüğün tamamını duyduklarını söylüyor. temporal induction neyi açıklar?
- Beyin, maskelenen bölümü algısal olarak tamamlamak için çevredeki sesleri kullanır.
- Yeni bir çalışan başlangıç eğitimi alır.
- Dinleyici hiçbir ses ipucu olmadan kasıtlı olarak rastgele bir sözcük tahmin eder.
Cevabı göster
Beyin, maskelenen bölümü algısal olarak tamamlamak için çevredeki sesleri kullanır.
Make sense of: bir şeyi anlamak veya yorumlamak
make sense of yapısında of, anlaşılmaya çalışılan şeyi tanıtır. İfadenin tamamı zor, eksik veya kafa karıştırıcı bir şeyi anlamak ya da yorumlamak demektir. Bu cümlede eksik bilgilerin tamamlanması, beynin dünyaya ilişkin tutarlı bir yorum oluşturmasını sağlar. Daha genel olarak insanlar gerçekleri, deneyimleri, talimatları veya durumları make sense of edebilir.
Alıştırma
Bu notta öğretilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I couldn't ____ the confusing timetable.
Cevabı göster
make sense of
Sounds like it's getting faster, doesn't it? Ton ve niyet
2:42Giderek hızlanıyormuş gibi geliyor, değil mi?
Onay isteyen eklenti soru doesn't it?
Olumlu gözlem Sounds like it's getting faster ifadesini olumsuz eklenti soru doesn't it? izler. Bu eklenti soru, mutlaka konuşanın bilmediği bir bilgiyi sormaz; dinleyiciyi ortak bir izlenimi doğrulamaya davet eder. Konuşma dilindeki Sounds like... başlangıcında, bağlamdan anlaşılan It öznesi atılmıştır. Eklenti soruda it zamiri geri gelir ve sounds geniş zamanda kullanılan asıl fiil olduğu için does kullanılır. Bu kalıp başka cümlelere de aktarılabilir: sıradan bir fiille kurulan olumlu geniş zaman cümlesi normalde olumsuz do/does eklenti sorusu alır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi onay isteyen eklenti soruyla tamamlayın: The engine sounds quieter now, ____?
Cevabı göster
doesn't it
Önemli bir sınırlamayı tanıtan The thing is,
The thing is, bir “şey” hakkında gerçek anlamlı bir ifade değil, söylemi düzenleyen bir çerçevedir. Konuşanın, önceki fikrin nasıl anlaşılması gerektiğini değiştirecek temel gerçeği, sınırlamayı veya sorunu açıklamak üzere olduğunu bildirir. Bir geçiş noktası oluşturur: önce doğru gibi görünen şey kabul edilir, ardından dinleyicinin dikkati sıradaki önemli bilgiye yöneltilir. Konuşmada ayrıca söz sırasını kısa süre korur ve dinleyiciyi bir açıklamaya veya düzeltmeye hazırlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız şimdi ayrılabileceğinizi düşünüyor. “we still need to wait for Sam.” ifadesinden önce bu varsayımı değiştiren gerçeği doğal biçimde tanıtan başlangıcı seçin.
- For example,
- The thing is,
- By the way,
Cevabı göster
The thing is,
let it continue to play: let + nesne + fiilin yalın hâli
let it continue to play, “onun çalmaya devam etmesine izin vermek” anlamına gelir. Yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir: it, let fiilinin nesnesidir ve continue yalın hâlde doğrudan gelir. Bu ifadenin içinde continue to play, “çalmaya devam etmek” demektir. to, let fiiline değil continue to play ifadesine aittir. Bu nedenle cümle, çalmanın devam etmesine izin verme anlamı taşır.
Alıştırma
let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The music is relaxing, so I will ____ continue to play.
Cevabı göster
let it
speed up: bir vuruşun hızlanması
Speed up, daha hızlı hâle gelmek veya bir şeyi daha hızlı hâle getirmek anlamına gelir. Bu cümlede hızı değişen şey vuruşun kendisidir; bu yüzden speed up nesne almadan kullanılır: the beat starts to speed up. Burada anlatılan, temponun yavaş yavaş artmasıdır; bir kişiye daha hızlı davranmasını söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Hangi cümle speed up ifadesini bir şeyin daha hızlı hâle gelmesini anlatmak için kullanıyor?
- The elevator began to speed up after the doors closed.
- Please hurry up and enter the elevator.
- The elevator began to slow down near the top floor.
Cevabı göster
The elevator began to speed up after the doors closed.
beat two starts at exactly half the speed,
2:59ikinci vuruş, ilkinin tam yarısı kadar bir hızla başlar
Eventually, the faster one fades out Öbek fiiller
3:04Sonunda daha hızlı olanın sesi yavaşça kaybolurken
fades out ... fades in: zıt yönlü kademeli geçişler
Fade out ve fade in, zıt anlamlı iki öbek fiildir. Burada fades out, daha hızlı ritmin artık duyulmayana kadar giderek kısılması; fades in ise daha yavaş ritmin yavaş yavaş duyulur hâle gelip güçlenmesi anlamına gelir. Bu fiiller ani bir durma veya başlamayı değil, zaman içinde gerçekleşen bir geçişi anlatır. Aynı ikili ses, görüntü, ışık veya sahne efektleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi fade ile kurulan zıt anlamlı iki öbek fiille tamamlayın: To make the transition gradual, ____ the first track and ____ the second one.
Cevabı göster
fade out · fade in
But your brain can't pick up the subtlety, Öbek fiiller
3:09Ama beyniniz bu ince ayrıntıyı fark edemez
pick up: ince bir şeyi algılamak
Burada pick up, zayıf veya ince bir şeyi algılamak ya da fark etmek anlamına gelir. Beyin, değişen ritimler arasındaki küçük farkı kaydedemez. Bu anlamda özne bir kişi, duyu, beyin veya cihaz olabilir; nesne ise çoğunlukla sinyal, ses, ayrıntı, örüntü ya da ipucudur. Bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“The sensor can pick up tiny vibrations.” cümlesinde pick up ne anlama gelir?
- sensörü kaldırmak
- titreşimleri toplayıp götürmek
- çok küçük titreşimleri algılamak
Cevabı göster
çok küçük titreşimleri algılamak
as a result, ile sonucu belirtmek
Bu cümlede as a result, ardından gelen bilginin önceki durumun sonucu olduğunu gösterir: beyin ince değişimleri algılayamadığı için ses sürekli hızlanıyormuş gibi gelir. Neden ile sonuç arasındaki geçişi açıkça belirterek açıklamanın akışını düzenler. Bu ifade, sesin fiziksel olarak sonsuza kadar hızlandığı anlamına gelmez. Algıdaki sınırlılığı bunun sonucunda oluşan işitsel izlenime bağlar.
Alıştırma
Alarm çalmadı. Sonucu doğru biçimde tanıtan sonraki cümle hangisidir?
- As a result, I missed the early train.
- Because of, I missed the early train.
- As a result of, I missed the early train.
Cevabı göster
As a result, I missed the early train.
Love learning about amazing and interesting things in the world? Ton ve niyet
3:19Dünyadaki şaşırtıcı ve ilginç şeyleri öğrenmeyi seviyor musunuz?
Gayriresmî soru olarak Love learning about ...?
Love learning about amazing and interesting things in the world? konuşma dilinde kısaltılmış bir sorudur. Kastedilen tam biçim Do you love learning about amazing and interesting things in the world? şeklindedir. İngilizcede dinleyenin kim olduğu belliyse gayriresmî bir girişte do ve you atılabilir. Buradaki soru ayrıntılı bilgi istemekten çok dinleyiciyi bu ilgi alanıyla özdeşleşmeye davet eder. Konuşmacı daha fazla içerik sunmadan önce izleyicinin ilgisini çeker.
Alıştırma
Hangi cümle örnekteki kısaltılmış gayriresmî soru yapısını kullanıyor?
- You love discovering how animals communicate.
- Do you love discovering how animals communicate?
- Love discovering how animals communicate?
Cevabı göster
Love discovering how animals communicate?
We actually just started a brand new podcast called Sidenote,
3:22Aslında Sidenote adında yepyeni bir podcast başlattık;
Stumping us: bir cevap bulamamak
Burada stumping us, bir cevap bulamamamıza veya bir sorunu çözemememize neden olmak demektir. Araştırılan şeyler konuşanları zihinsel olarak zorluyor; onları fiziksel olarak yere düşürmüyor. Stump, something stumps someone kalıbında kullanılan geçişli bir fiildir. stumping us ifadesindeki us, cevabı henüz bulamayan kişileri gösterir.
Alıştırma
Örnekte “stumping us” ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak düşmemize neden olmak
- Bir şeyi ağaç kütüğüne çevirmek
- Bir cevap bulamamamıza neden olmak
Cevabı göster
Bir cevap bulamamamıza neden olmak
and then insert all the mind-blowing science behind it. Kelime
3:29ardından bunların arkasındaki akıllara durgunluk veren bilimi anlatıyoruz.
Mind-blowing: son derece şaşırtıcı veya etkileyici
Mind-blowing, son derece şaşırtıcı, etkileyici veya hayal etmesi zor anlamına gelen, resmî olmayan birleşik bir sıfattır. Mecazidir; zihin gerçekten patlamaz. mind-blowing science ifadesinde science sözcüğünü niteler ve ifadeye heyecanlı, tanıtım amaçlı bir ton verir. interesting sözcüğünden çok daha güçlü ve duygusaldır.
Alıştırma
Bir şeyi “mind-blowing” olarak tanımlamak en çok hangi durumda doğal olur?
- Duygusal vurgu gerektirmeyen tarafsız bir yönerge
- Son derece şaşırtıcı bir bilim programı hakkında heyecanlı bir konuşma
- Rutin bir ölçümü bildiren resmî bir araştırma makalesi
Cevabı göster
Son derece şaşırtıcı bir bilim programı hakkında heyecanlı bir konuşma
We'd love for you to: sıcak ve yumuşak bir davet
“We'd love for you to + fiil” bir rica veya daveti, konuşanın içtenlikle istediği bir şey olarak sunar. Burada dinleyiciyi bir eylemde bulunmaya teşvik eder; yalnızca konuşanın duygularını bildirmez. for sözcüğünden sonraki özne, eylemi kimin yapacağını belirtir: you. Bu nedenle davet, “Check it out.” gibi doğrudan bir emirden daha sıcak ve daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Cümleyi sıcak “for + kişi + to” davet kalıbıyla tamamlayın: Our library is hosting a free workshop, and we'd ____ join us.
Cevabı göster
love for you to
check it out: gündelik bir öneri
Bu cümlede “check it out”, önerilen bir şeye bakmak, onu dinlemek, denemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Yapılacak eylem, it sözcüğünün neyi gösterdiğine bağlıdır; burada dinleyici podcast'i keşfetmeye samimi bir dille davet edilir. “Check out” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: “check it out” denir, “check out it” denmez.
Alıştırma
Öneriyi “bir göz atmak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The museum posted a virtual tour. ____ when you have a minute.
Cevabı göster
Check it out
on iTunes or whichever podcast app you use. Dilbilgisi
3:33iTunes'da ya da kullandığınız herhangi bir podcast uygulamasında bulabilirsiniz.
whichever podcast app you use: açık bırakılan seçim
Whichever podcast app you use, serbest seçim bildiren bir isim öbeğidir. Whichever, podcast app ifadesini niteler ve “kullandığınız mevcut podcast uygulamalarından herhangi biri” anlamına gelir; konuşanın bunun tam olarak hangi uygulama olduğunu bilmesi gerekmez. iTunes’dan söz edildikten sonra bu ifade, yönergeyi dinleyicinin kullandığı uygulama ne olursa olsun geçerli olacak şekilde genişletir. Aktarılabilir kalıp whichever + tekil isim biçimindedir ve ilgili seçeneklerden herhangi biri aynı sonucu verdiğinde kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede whichever podcast app you use ne anlama geliyor?
- Başka hiçbir uygulama kabul edilmediği için yalnızca iTunes
- Dinleyicinin kullandığı herhangi bir podcast uygulaması
- Konuşanın dinleyiciden hangisi olduğunu belirtmesini istediği bir podcast uygulaması
Cevabı göster
Dinleyicinin kullandığı herhangi bir podcast uygulaması
means a ton to us: güçlü ve gündelik takdir
Means a ton to us, “bizim için son derece önemli veya değerli” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. A ton, gerçek fiziksel ağırlığı belirten bir ifade değil, çok büyük bir miktar için kullanılan benzetmedir. Bu ifade, konuşanların dinleyicilerin desteği için güçlü ve samimi bir takdir göstermesini sağlar. Aktarılabilir kalıp something means a ton to someone biçimindedir.
Alıştırma
“Son derece önemli” anlamına gelen, ağırlıkla ilgili gündelik benzetmeyi tamamlayın: Your encouragement ____ to me.
Cevabı göster
means a ton
as we slowly journey into exploring more science
3:37daha fazla bilimsel konuyu keşfetmek için yavaş yavaş yol alıyoruz,
a new medium: yeni bir içerik biçimi veya kanalı
a new medium ifadesinde medium, içerik oluşturmak, iletmek veya sunmak için kullanılan bir biçim ya da kanal anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Bu bağlamda ekip, videolar ürettikten sonra bilimi podcast aracılığıyla keşfetmeye başlıyor; dolayısıyla podcast yeni medium oluyor. A tanımlığı tek bir medium kastedildiğini gösterir. Yaygın çoğul biçimi media sözcüğüdür. Bu anlam, içeriğin nasıl sunulduğuyla ilgilidir; orta boy veya orta derece anlamına gelmez.
Alıştırma
“The museum is using virtual reality as a new medium for storytelling,” cümlesinde a new medium ne anlama gelir?
- bir bütün olarak haber sektörü
- orta büyüklükte bir şey
- içerik oluşturmak ve iletmek için yeni bir biçim ya da kanal
Cevabı göster
içerik oluşturmak ve iletmek için yeni bir biçim ya da kanal
so we're excited to know what you think.
3:43bu yüzden ne düşündüğünüzü öğrenmek için sabırsızlanıyoruz.
And subscribe for more weekly science videos
3:46Daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun;