Ya Ay Bir Disko Topu Olsaydı?: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
442 kelime 156 kel/dk

Video tanıtımı: Michael aynalarla kaplı bir Ay'ı inceliyor, yansıyan parlamaların neden seyrek olacağını açıklıyor, görsel için fiziği esnetiyor ve ay ışığını kavrayışla bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. `diffusely` / `specularly.` (sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): dağılan yansımayı ayna gibi yönlü yansımadan ayırmak ve iki teknik zarfı doğru kullanmak. 2. `Now we're talking.` (deyimler ve mecazlı anlatımlar): iyileşen bir öneriye coşkulu onay olarak anlamak, konuşmanın başladığı şeklinde yorumlamamak. 3. `illuminating in a different way` (deyimler ve mecazlı anlatımlar): illuminating sözcüğünün ışık üretmekten kavrayış sağlamaya geçişini ve sondaki kelime oyununu görmek.

Bu derste

Hey, Vsauce.

0:02

Selam, Vsauce.

Michael here.

0:03

Michael burada.

If we turned the moon into a giant disco ball, Dilbilgisi

0:04

Ay'ı dev bir disko topuna dönüştürseydik,

day and night would

0:09

gece de gündüz de

not be a disco party.

0:11

bir disko partisine dönüşmezdi.

Dilbilgisi

If we turned ... would not be: hayali bir koşul ve sonucu

"If we turned ..." yapısında turned fiilinin simple past biçimi, şu anda gerçek olmayan hayali bir koşul kurar. Buradaki geçmiş zaman, değişikliğin geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez. "Would not be", bu hayali durum içindeki beklenen sonucu verir. Yeniden kullanılabilen kalıp if + simple past, ... would + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle gerçek dışı, hayali bir sonucu doğru biçimde anlatır?

  1. If we lived on Mars, the sky will look different.
  2. If we would live on Mars, the sky looked different.
  3. If we lived on Mars, the sky would look different.
Cevabı göster

If we lived on Mars, the sky would look different.

Instead of diffusely reflecting sunlight onto all of us, Notlar

0:14

Güneş ışığını dağınık biçimde hepimizin üzerine yansıtmak yerine,

a mirror-tiled moon would reflect specularly.

0:18

aynalarla kaplı bir Ay, ışığı aynasal biçimde yansıtırdı.

Dilbilgisi

Instead of diffusely reflecting: instead of + -ing yapısı

"instead of diffusely reflecting" ifadesinde sabit kalıp instead of, yerine başka bir şey yapılan veya karşılaştırılan eylemi tanıtır. instead of bir edat gibi işlediği için eylem bildiren reflecting sözcüğü -ing biçimini alır; diffusely ise yansımanın nasıl gerçekleştiğini anlatır. Bir eylemi başka bir eylemin yerine koymak veya gerçek ya da önerilen bir eylemi bir alternatifle karşılaştırmak için instead of + -ing kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle instead of + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. Instead to drive, we walked to school.
  2. Instead of driving, we walked to school.
  3. Instead of drive, we walked to school.
Cevabı göster

Instead of driving, we walked to school.

Kelime

diffusely ve specularly: Işığın iki yansıma biçimi

Burada diffusely, yansıyan ışığın birçok yöne dağıldığı anlamına gelir. Specularly ise ışığın pürüzsüz, ayna benzeri bir yüzeyden belirli ve düzenli bir yönde yansıtıldığını anlatır. Her iki sözcük de reflect fiilini niteleyen zarflardır. Yansımanın nasıl gerçekleştiğini belirtirler: dağınık yansıma ışığı yayarken aynasal yansıma dar bir yansıyan ışık demeti oluşturabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki teknik zarfla tamamlayın: A rough wall reflects light ____, but a polished mirror reflects it ____.

Cevabı göster

diffusely · specularly

You would be lucky to momentarily catch a single reflected beam of sunlight. Kalıp ifadeler

0:22

Yansıyan tek bir Güneş ışığı demetini bir anlığına görebilmek için bile çok şanslı olmanız gerekirdi.

Kalıp ifadeler

be lucky to: Talihli ama düşük olasılıklı bir sonuç

be lucky to + fiilin yalın biçimi yapısında lucky, olayın gerçekleşme olasılığını değerlendirir. Burada be lucky to momentarily catch, yansıyan tek bir ışık demetini bile yakalamanın nadir ve talihli bir durum olacağı anlamına gelir. Bu ifade, gerçekleşmiş iyi bir sonucu anlatabilir veya bir sonuca ulaşmanın zor olacağını öngörebilir. Odak, kişinin yalnızca mutlu olması değil, olasılığın düşük ya da elverişli olmasıdır.

Alıştırma

Yalnızca bir bilet kalmıştı ve Maya onu aldı. Hangi cümle bunun talihli ancak düşük olasılıklı bir sonuç olduğunu en iyi anlatır?

  1. Maya was lucky to get the ticket.
  2. Maya was glad to get the ticket.
  3. Maya happened to get the ticket.
Cevabı göster

Maya was lucky to get the ticket.

Now with the help of visuals by Nick from Yeti Dynamics, Kalıp ifadeler

0:28

Şimdi, Yeti Dynamics'ten Nick'in hazırladığı görsellerin yardımıyla,

who you should subscribe to immediately,

0:32

kendisine de hemen abone olmalısınız,

let's see what would occur if a disco ball moon actually happened. Anlatım akışı

0:34

disko topu şeklindeki bir Ay gerçekten var olsaydı neler olurdu, görelim.

Kalıp ifadeler

yardımıyla (with the help of)

With the help of, bir görevi kolaylaştıran veya mümkün kılan kişiyi, aracı ya da kaynağı tanıtır. Bu cümlede yardım, Nick’in hazırladığı görsellerden gelir. Kalıp with the help of + yardımcı kişi/kaynak şeklindedir. of’tan sonraki isim grubu yardımı alanı değil, yardımın kaynağını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ‘yardımıyla’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We found the campsite ____ a map.

Cevabı göster

with the help of

Anlatım akışı

eğer … olsaydı ne olacağını görelim (let's see what would occur if)

Let's see, dinleyiciyi giriş bölümünden ortak bir araştırmaya geçirir; burada see yalnızca gözle görmek değil, gözlemlemek veya sonucu öğrenmek anlamındadır. What would occur if, açıklamanın inceleyeceği varsayımsal soruyu tanıtır. Kalıbın bütünü, sıradaki konunun hayal edilen bir koşulun olası sonucunu analiz etmek olduğunu bildirir.

Alıştırma

Hayal edilen bir sonucun birlikte araştırılmasını en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Look at the town; cars are banned downtown.
  2. Let's see what would occur if the town banned cars downtown.
  3. Let's see what occurred because the town banned cars downtown.
Cevabı göster

Let's see what would occur if the town banned cars downtown.

Here's the Earth with an imaginary screen behind it,

0:39

İşte arkasında hayali bir ekran bulunan Dünya,

so we can track the path of reflections from a disco ball moon. Dilbilgisi

0:42

böylece disko topu şeklindeki Ay'dan gelen yansımaların izlediği yolu takip edebiliriz.

Dilbilgisi

so we can track: amaç belirtme

“So we can track”, Dünya’nın arkasına hayali bir ekran yerleştirmenin amacını belirtir. Ekran, yansıyan ışığın izlenmesini mümkün kılan görsel bir yardımcıdır. Burada so, “bu amaçla” anlamındadır ve so that ifadesine yakındır. so + özne + can + fiil yapısı, bir eylemin veya düzenlemenin birinin ne yapabilmesini amaçladığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi can içeren amaç ifadesiyle tamamlayın: We use a map ____ find the playground.

Cevabı göster

so we can

Its 3,012 mirror tiles are 10 km thick Kalıp ifadeler

0:46

Üzerindeki 3.012 ayna karosunun kalınlığı 10 km,

and between 100 and 150 km across.

0:49

genişliği ise 100 ila 150 km arasında.

Kalıp ifadeler

10 km thick ... between 100 and 150 km across: boyutları anlatma

“10 km thick”, bir yüzeyden karşı yüzeye olan derinliği belirtmek için ölçü + thick yapısını kullanır. “Between 100 and 150 km across” ise bir kenardan diğerine olan mesafeyi belirtmek için ölçüden sonra across kullanır. between + sayı + and + sayı kalıbı bir aralığı belirtir. Bu yapılar birlikte iki farklı boyut sorusunu yanıtlar: her karonun ne kadar kalın olduğu ve bir kenardan diğerine ne kadar büyük olduğu.

Alıştırma

Bir panelin 2 cm kalınlığında ve bir kenardan diğerine 80 ila 100 cm boyutunda olduğunu hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. The panel is 2 cm across and between 80 and 100 cm thick.
  2. The panel is 2 cm thick and between 80 and 100 cm across.
  3. The panel is thick 2 cm and between 80 to 100 cm across.
Cevabı göster

The panel is 2 cm thick and between 80 and 100 cm across.

And as you can see, Anlatım akışı

0:54

Gördüğünüz gibi,

the beams of sunlight they reflect

0:55

bu karoların yansıttığı Güneş ışığı demetleri

would only intersect with Earth briefly and rarely. Kelime

0:57

Dünya'yla yalnızca kısa süreliğine ve nadiren kesişirdi.

Anlatım akışı

Görsel kanıta yönlendiren bir işaret olarak as you can see

Bu cümlede as you can see, dinleyicilerin dikkatini animasyonda veya şemada görülebilen kanıta yöneltir. Ardından gelen yargının orada gözlemlenebildiğini belirtir. Bu ifade bir söylem işaretidir: görsel bir yardımcı ile konuşanın vardığı sonucu birbirine bağlar. Dinleyicileri gerçekten görebildiklerini kanıtlamaya çağırmaz.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı “As you can see, the blue line drops sharply.” diyor. Bu ifade ne yapıyor?

  1. Dinleyicilerin görme yetisinin yeterince iyi olup olmadığını sormak
  2. Grafikte görülemeyen bilgileri sunmak
  3. Bir gözlemi belirtmeden önce dikkati görülebilen kanıta yöneltmek
Cevabı göster

Bir gözlemi belirtmeden önce dikkati görülebilen kanıta yöneltmek

Kelime

Geometrik bir yol açıklamasında intersect with

Burada intersect with Earth, yansıtılan ışınların izlediği yolların Dünya ile kesişmesi veya Dünya ile aynı uzay bölgesinden geçmesi anlamına gelir. Bu örtüşme yalnızca kısa süreliğine ve nadiren gerçekleşirdi. Yapı A intersects with B şeklindedir; with ikinci yolu, nesneyi veya bölgeyi tanıtır. Teknik açıklamalarda intersect geometrik bir ilişkiyi anlatır; tek başına çarpışmak, durmak veya sosyal olarak buluşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi intersect ve vurgulanan yapıda kullanılan edatla tamamlayın: The projected flight path may ____ Earth's orbit.

Cevabı göster

intersect with

A few every month or so Kalıp ifadeler

1:01

Aşağı yukarı her ay birkaç tanesi

would race past at more than 20,000 km a second.

1:03

saniyede 20.000 km'yi aşan bir hızla geçip giderdi.

Kalıp ifadeler

every month or so: yaklaşık sıklık

or so, bir zaman aralığından veya miktardan sonra “yaklaşık” anlamına gelir. every month or so ifadesinde aralığı yaklaşık hâle getirir: bir şey kesin bir aylık programa göre değil, kabaca aylık aralıklarla gerçekleşir. Belirsizlik, bir ay civarındaki zaman aralığıyla ilgilidir. Burada or başka bir seçenek sunmaz ve so da “o şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yaklaşık iki haftada bir” anlamına gelen hedef kalıpla tamamlayın: We check the backup system ____.

Cevabı göster

every two weeks or so

From the surface of Earth,

1:06

Dünya'nın yüzeyinden bakıldığında,

they'd just be tiny flashes in the sky,

1:08

gökyüzünde yalnızca minicik parlamalar gibi görünürlerdi,

0.1% as bright as the regular sun, Dilbilgisi

1:11

bildiğimiz Güneş'in %0,1'i kadar parlak olurlardı

and would last a fraction of a second. Kalıp ifadeler

1:14

ve bir saniyenin yalnızca küçük bir bölümü kadar sürerlerdi.

Dilbilgisi

0.1% as bright as the regular sun: yüzde + as ... as

N% as + sıfat + as kalıbı, bir referansa göre oran belirtir. Burada 0.1% as bright as the regular sun, parlamaların güneş parlaklığının %0,1’ine, yani binde birine sahip olduğu anlamına gelir. Bu, %0,1 daha sönük demek değildir. %0,1 daha sönük olmak, referans parlaklığının %99,9’unu korumak demektir; dolayısıyla sayısal anlam neredeyse tam tersi olur.

Alıştırma

A lamp is 25% as bright as a reference lamp. Bu ne anlama gelir?

  1. Referans lambadan yalnızca %25 daha sönüktür.
  2. Parlaklığı, referans lambanın parlaklığının dörtte biridir.
  3. Referans lambadan 25 kat daha parlaktır.
Cevabı göster

Parlaklığı, referans lambanın parlaklığının dörtte biridir.

Kalıp ifadeler

last a fraction of a second: saniyenin küçük bir bölümü kadar sürmek

Burada last, “belirli bir süre devam etmek” anlamına gelen bir fiildir. Kalıp özne + last + süre şeklindedir. A fraction of a second, bir saniyenin küçük bir bölümü demektir; bu yüzden last a fraction of a second, olayın bir saniyeden kısa sürede bittiğini vurgular. Bu kalıpla herhangi bir olay, ne kadar sürdüğü belirtilerek anlatılabilir.

Alıştırma

“Bir saniyeden kısa süre devam etmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The brief interruption will ____.

Cevabı göster

last a fraction of a second

The Earth, Sun, and Moon

1:16

Dünya, Güneş ve Ay

just aren't in ideal locations for disco ball effects.

1:17

disko topu efektleri için ideal konumlarda değiller.

But if our disco ball moon was closer

1:22

Ama disko topu şeklindeki Ay'ımız daha yakında olsaydı

and orbited Earth not 384,000 km away,

1:26

ve Dünya'nın çevresinde 384.000 km uzakta değil de

but less than 450 as far as the International Space Station does,

1:30

Uluslararası Uzay İstasyonu gibi 450 km'den daha yakında dönseydi,

it would be torn apart by gravitational tidal forces. Notlar

1:35

kütleçekimsel gelgit kuvvetleri yüzünden parçalanırdı.

Öbek fiiller

be torn apart: parçalara ayrılmak

Torn, tear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Be torn apart yapısında be + torn edilgen çatıyı oluşturur; yani özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir. Tear apart, “bir şeyi yırtarak ya da çekerek ayrı parçalara ayırmak” demektir. Apart bu öbek fiilin bir parçasıdır; by ile başlayan bölüm ise yıkıma neden olan kuvveti belirtir.

Alıştırma

“Ayrı parçalara bölünecek şekilde yırtılmış” anlamındaki ifadeyle edilgen cümleyi tamamlayın: The old shed was ____ by the tornado.

Cevabı göster

torn apart

Kelime

kütle çekimsel gelgit kuvvetleri

Kütle çekimsel gelgit kuvvetleri, kütle çekiminin bir cismin her bölümünü aynı güçte çekmemesinden doğar. Büyük kütleli bir gök cismine yakın taraf, uzak tarafa göre daha güçlü çekilir; bu yüzden cisim uzayabilir ya da parçalanabilir. Burada ifade, cismi parçalayacak etkiyi adlandırır. Tidal, okyanus suyunun cisme çarptığı anlamına gelmez; kütle çekimindeki farkı anlatır. Okyanus gelgitlerinin oluşmasına yardım eden temel etki de budur.

Alıştırma

Gravitational tidal forces ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir cismi uzatabilen veya parçalayabilen eşit olmayan kütle çekimleri
  2. Bir cismi eriten yıldız ısısı
  3. Bir cisme çarpan okyanus dalgaları
Cevabı göster

Bir cismi uzatabilen veya parçalayabilen eşit olmayan kütle çekimleri

Shoot. Ton ve niyet

1:40

Tüh.

Ton ve niyet

Hafif bir ünlem olarak Shoot.

Bu tek kelimelik tepkide Shoot., kötü bir haber duyduktan sonra hafif bir hayal kırıklığı ya da sıkıntı gösteren bir ünlemdir. “Ne kötü” gibi bir anlam taşır; “Bir silahı ateşle” demek değildir. Anlamı çevredeki durum belirler: shoot bir soruna verilen anlık tepki olarak tek başına kullanıldığında çoğunlukla emir değil, duygu bildiren bir sözcük olur.

Alıştırma

Mia parkın kapalı olduğunu duyup “Shoot.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Birinin silah ateşlemesini istemektedir.
  2. Birinden fotoğraf çekmesini istemektedir.
  3. Biraz hayal kırıklığına uğramıştır.
Cevabı göster

Biraz hayal kırıklığına uğramıştır.

Also, the Moon doesn't really rotate from our perspective like a fun disco ball. Kalıp ifadeler

1:40

Ayrıca Ay, bizim bakış açımızdan eğlenceli bir disko topu gibi kendi etrafında dönmüyor.

Kalıp ifadeler

from our perspective: bir iddiayı belirli bir bakış açısıyla sınırlamak

From our perspective, “bulunduğumuz yerden görüldüğü veya değerlendirildiği şekliyle” demektir. Burada our, Dünya’daki gözlemcileri belirtir ve ifade, Ay’ın gerçekten dönmediği iddiasını belirli bir bakış açısıyla sınırlar. Ay uzayda gerçekten kendi ekseni etrafında döner, ancak dönüşü yörüngesiyle eş zamanlıdır; bu yüzden Dünya’ya yaklaşık olarak hep aynı yüzünü gösterir. Bu ifade, Dünya’dan görünen bir durumun mutlak bir gerçekle karıştırılmasını önler. Genel olarak görsel bir sonuç veya değerlendirme gözlemcinin konumuna ya da bakış açısına bağlıysa from someone’s perspective kullanılabilir.

Alıştırma

Gözlemi izleyicilerin bakış açısıyla sınırlayan, derste öğrendiğiniz üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The stage looks tiny ____, but it is actually very large.

Cevabı göster

from our perspective

It librates, Kelime

1:45

Hafifçe salınıyor,

but it's starting to look like instead of an awesome lunar party decoration,

1:46

ama görünen o ki muhteşem bir Ay partisi süsü olmak yerine,

a disco ball moon would just be a lunar party pooper. Deyimler

1:51

disko topu şeklindeki Ay yalnızca Ay partisinin tadını kaçırırdı.

Kelime

librates: görünür bir sallanma hareketi

Librates, librate fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Astronomide bir cisim, olağan yönelimi çevresinde yavaşça ileri geri sallanıyor gibi göründüğünde librates denir. Bu hareket zamanla gözlemcinin kenara yakın, her zaman görünmeyen küçük bölgeleri görmesini sağlar. Buradaki It, Ay’ı belirtir. Fiil, Ay’ın hafif görünen sallanma hareketini disko topunun sürekli ve görünür dönüşünden ayırır. Librasyon hızlı titreşim değildir ve Ay’ın hiç dönmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı derste öğrendiğiniz kesin fiille tamamlayın: Viewed over several nights, the moon seems to rock slightly and reveal a little more near its edges; it ____.

Cevabı göster

librates

Deyimler

Party pooper: eğlenceyi bozmayı anlatan şakacı bir deyim

Bu cümlede party pooper, başkalarının eğlencesini veya heyecanını bozan kişi ya da şey anlamına gelir. Bu, kalıplaşmış ve gündelik bir deyimdir; pooper burada bedensel, gerçek anlamıyla kullanılmaz. Ay’a lunar party pooper denerek Ay, hayal edilen partiyi bozan kişi gibi gösterilir. party decoration ifadesinden sonra party sözcüğünün tekrarlanması ve lunar eklenmesi, hayal kırıklığının ciddi değil, şakacı duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümledeki party pooper ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Eğlenceyi bozan bir şey
  2. Partide kullanılan bir süs
  3. Partiden sonra temizlik yapan biri
Cevabı göster

Eğlenceyi bozan bir şey

So, for the sake of investigation, Kalıp ifadeler

1:55

O hâlde, araştırmamız uğruna,

let's allow this disco ball moon to not be torn apart

1:56

disko topu şeklindeki bu Ay'ın parçalanmadığını varsayalım

and allow it to spin in the sky. Dilbilgisi

1:59

ve gökyüzünde dönmesine izin verelim.

Kalıp ifadeler

For the sake of investigation: amaçlı bir varsayımı çerçevelemek

For the sake of investigation, “araştırmayı mümkün kılmak için” veya “araştırmayı sürdürme amacıyla” anlamına gelir. for edatı, ardından gelen varsayımın geçici olarak kabul edilme nedenini açıklar. Burada biraz resmî olan ifade, bilinçli bir basitleştirmeyi çerçeveler: konuşmacı, düşünce deneyi devam edebilsin diye dinleyiciden bir fizik sorununu görmezden gelmesini ister. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp for the sake of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

“Açıklık sağlamaya yardımcı olmak için” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, I'll show the steps one at a time.

Cevabı göster

For the sake of clarity

Dilbilgisi

allow it to spin: allow + nesne + to’lu mastar

allow it to spin ifadesinde allow fiilini nesne olan it ve to’lu mastar olan to spin izler. It, izin verilen şeyi; to spin ise izin verilen eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Nesneyi veya fiili değiştirmek, eylemi kimin ya da neyin yapabileceğini değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan allow yapısıyla tamamlayın: The teacher will ____ the robot ____ on the table during the test.

Cevabı göster

allow · to spin

Now we're talking. Deyimler

2:02

İşte şimdi oldu.

Deyimler

Now we're talking. ile coşkulu onay

Burada Now we're talking. bir konuşmanın başladığını bildiren basit bir cümle değil, kalıplaşmış bir tepkidir. Konuşmacı, değiştirilmiş fikrin sonunda ilgi çekici, kabul edilebilir veya istediğine yakın hâle geldiğini gösterir. Bu ifade olumlu bir tutum değişikliğini belirtir: önceki sürüm tatmin edici değildir, fakat yeni sürüm konuşmacıyı devam etmeye heveslendirir.

Alıştırma

Bu sahnede Now we're talking. ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı herkesin tartışmayı bırakmasını istiyor.
  2. Değiştirilen fikir sonunda heyecan verici veya kabul edilebilir hâle geldi.
  3. Konuşmacı az önce yüksek sesle konuşmaya başladı.
Cevabı göster

Değiştirilen fikir sonunda heyecan verici veya kabul edilebilir hâle geldi.

Occasionally, we would get glittery reflections of a dimmer image of the Sun.

2:03

Ara sıra Güneş'in daha soluk bir görüntüsünün pırıltılı yansımalarını görürdük.

From the surface of Earth,

2:09

Dünya'nın yüzeyinden

this is what we would see.

2:11

göreceğimiz şey bu olurdu.

You know, being able to see Earth reflected is almost cooler. Dilbilgisi

2:52

Biliyor musunuz, Dünya'nın yansımasını görebilmek neredeyse daha da havalı.

Dilbilgisi

being able to see Earth reflected ifadesinin özne olması

being able to see Earth reflected ifadesinin tamamı, is fiilinin öznesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir. İfadeyi being ile başlatmak, bu beceriyi veya deneyimi cümlenin konusu hâline getirir; cümlenin temel çekimli fiili reflected değil, is fiilidir. see Earth reflected yapısında Earth, see fiilinin nesnesidir; reflected ise Earth'ün nasıl göründüğünü anlatan geçmiş zaman ortacı biçiminde bir nesne tümlecidir. Konuşan kişi, Dünya'nın ayna benzeri bir yüzeyde yansımış görüntüsünü görmekten söz eder; Dünya'nın temel eylemi yaptığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı yapı kullanılmıştır: özne görevinde bir ulaç öbeği ve yansımış durumda görülen bir şey?

  1. We are able to see the mountains reflected in the lake, and it is unforgettable.
  2. Being able to see the lake reflect the mountains is unforgettable.
  3. Being able to see the mountains reflected in the lake is unforgettable.
Cevabı göster

Being able to see the mountains reflected in the lake is unforgettable.

It's like being a bacterium on a giant's face who's looking into a mirror. Anlatım akışı

2:56

Bu, aynaya bakan bir devin yüzündeki bir bakteri olmaya benziyor.

Anlatım akışı

It's like being ... ile benzetme sunmak

It's like being ... bir benzetme sunmak için kullanılan kalıptır. Mevcut durumu, hayalî bir kimlikte veya koşulda bulunmaya benzer şekilde gösterir; burada bakteri imgesi, soyut bir ölçek ve bakış açısı farkını dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir sahneye dönüştürür. Burada like, hoşlanmak değil benzer olmak anlamındadır. Like sonrasındaki being hayal edilen durumu sunar; being sonrasındaki sözcükler ise karşılaştırmada kullanılan rolü veya koşulu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın bir rolden hoşlandığını söylemek yerine bir benzetme sunar?

  1. It's like being the captain of a ship in a storm.
  2. I like being the captain of a ship in a storm.
  3. I'd like to be the captain of a ship in a storm.
Cevabı göster

It's like being the captain of a ship in a storm.

You can see the giant,

3:01

Devi görebiliyorsunuz

but not yourself. Dilbilgisi

3:03

ama kendinizi göremiyorsunuz.

Dilbilgisi

but not yourself ifadesinde eksiltme

Burada but not yourself, kısa bir eksiltili karşıtlıktır. Tam anlamı “but you cannot see yourself” şeklindedir: özne ve can see ile ifade edilen tekrarlı eylem ilk bölümden anlaşılır, not ise olumsuz karşıtlığı verir. Yourself, you sözcüğüne geri gönderme yapar ve örtük see fiilinin nesnesidir. “Kendin gibi davranmamak” anlamına gelmez. Dinlerken eksik içeriği cümlenin ilk bölümünden tamamlamak gerekir.

Alıştırma

Tekrarlanan fiil öbeğini düşüren kısa karşıtlıkla cümleyi tamamlayın: The security camera can record the hallway, ____ its own blind spot.

Cevabı göster

but not

It kind of makes you feel small, Notlar

3:05

İnsana kendini biraz küçük hissettiriyor

Ton ve niyet

kind of ile ifadeyi yumuşatma

Bu cümlede kind of, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır. İddiayı daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi etkinin tam veya kesin olduğunu söylemek yerine bir izlenimini anlatır.

Alıştırma

“I kind of miss the old place” cümlesinde kind of ne yapar?

  1. Oranın ne tür bir yer olduğunu sorar.
  2. İfadeyi “biraz” anlamına gelecek şekilde yumuşatır.
  3. İfadeyi tamamen kesin hâle getirir.
Cevabı göster

İfadeyi “biraz” anlamına gelecek şekilde yumuşatır.

Dilbilgisi

makes you feel small: make + nesne + fiilin yalın hâli

Burada makes you feel small, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: makes + you + feel. Bir şeyin sizde belirli bir duyguya yol açtığını anlatır; feel, to feel biçiminde değil, yalın hâlde kalır. Small, ortaya çıkan duyguyu belirtir. Burada mecazidir: karşılaştırma, fiziksel olarak küçülmek yerine kendinizi çok küçük veya önemsiz hissetmenize neden olur.

Alıştırma

Cümleyi geniş zamanda make + nesne + feel yapısıyla tamamlayın: The huge waterfall ____ small.

Cevabı göster

makes me feel

but it would be a great way to take planetary selfies.

3:07

ama gezegen özçekimleri yapmak için harika bir yöntem olurdu.

So, let's watch a mirror the width of the Moon

3:11

Öyleyse Ay kadar geniş bir aynanın

orbit as close as the ISS does. Dilbilgisi

3:13

Dünya'ya ISS kadar yakın bir yörüngede dönmesini izleyelim.

Dilbilgisi

as close as the ISS does: eşit derece ve does ile fiil yerine koyma

as close as kalıbı derece karşılaştırması yapar: aynanın yörüngesinin Dünya'ya ISS'nin yörüngesi kadar yakın olduğu düşünülür. Burada close, uzamsal mesafeyi belirtir. Karşılaştırma yan cümlesinde does, tekrarlanacak olan orbits fiilinin yerine geçer. Tam düşünce, aynanın Dünya'ya ISS'nin döndüğü kadar yakın bir yörüngede dönmesidir; does tekrarı önler ve “gerçekleştirmek” şeklinde sözlük anlamı taşımaz.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın ve orbits fiilini tekrarlamamak için does kullanın: This satellite orbits ____ Earth ____ the research station ____.

Cevabı göster

as close to · as · does

From the surface of Earth,

3:16

Dünya'nın yüzeyinden

it would look like this.

3:18

böyle görünürdü.

The strobe lights around the edge,

3:22

Kenarlardaki stroboskop ışıklarıysa,

by the way, Anlatım akışı

3:23

bu arada,

are 10 km across.

3:23

10 km genişliğinde.

Anlatım akışı

Parantez içi yan bilgi belirteci olarak by the way

by the way, parantez niteliğinde bir söylem belirtecidir. Burada ışıkların boyutuyla ilgili ifadeyi, açıklamanın bir sonraki ana adımı değil, kısa bir yan bilgi olarak işaretler. Özneden sonra cümleye girer ve iki yanındaki virgüller sınırlarını gösterir. Çıkarıldığında The strobe lights around the edge are 10 km across. temel cümlesi eksiksiz kalır. Genel olarak bir yorumun konuyla ilgili ama ikincil olduğunu belirtir.

Alıştırma

En uygun söylem belirtecini seçin: The theater seats 800 people and, ___, it was built in 1910.

  1. on the way
  2. by the way
  3. anyway
Cevabı göster

by the way

Pretty cool.

4:23

Oldukça havalı.

Now, finally, let's take a look at the Moon Notlar

4:25

Şimdi son olarak Ay'ın

as a rotating disco ball from low orbit.

4:27

alçak yörüngeden, dönen bir disko topu gibi nasıl göründüğüne bakalım.

Anlatım akışı

İki parçalı geçiş işareti olarak Now, finally

Now, konuşmacının anlatımın bu noktasında yeni bir aşamaya geçtiğini gösterir. finally ise bu aşamayı daha önceki bakış açılarının veya adımların sonuna yerleştirir. Now, finally, birlikte iki parçalı bir yol işareti gibi çalışır: now mevcut geçişi belirtir, finally ise dinleyicilere genel sıralamada nerede olduklarını söyler. Buradaki finally, “son aşama olarak” anlamına gelir; mutlaka rahatlama, sabırsızlık veya gecikmiş bir başarı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “bu noktada” ve “son aşama olarak” anlamlarına gelen iki işaretle tamamlayın: ____, ____, let's review the final result.

Cevabı göster

Now · finally

Kalıp ifadeler

take a look at: bir şeye göz atmak

Take a look at + isim, genellikle kısa bir süre için “bir şeye bakmak veya onu incelemek” demektir. Burada dikkati Ay'a yöneltir; take kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve “alıp götürmek” anlamına gelmez. Let's ile kullanıldığında konuşmacı, daha keskin bir emir olan Look at... yerine izleyicileri birlikte bakmaya davet eder. Bu kalıp gösterilerde, kontrollerde ve konuşmalarda ortak dikkati yönlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Davet cümlesini dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Let's ____ the map together.”

Cevabı göster

take a look at

The Moon is not a disco ball, Dilbilgisi

5:26

Ay bir disko topu değil,

and likely never will be.

5:29

ve muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak.

Dilbilgisi

not ..., and likely never will be: değildir... ve büyük olasılıkla hiç olmayacaktır

İkinci bölümde will be gelecek zamanı ve bağ fiilini korurken, a disco ball ilk bölümden zaten açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Cümlenin açık hâli şöyledir: The Moon is not a disco ball, and likely never will be a disco ball. Likely geleceğe ilişkin yargının tamamını niteler. Never will be, “will never be a disco ball” anlamına gelir; Ay'ın varlığının sona ereceği anlamına gelmez. Bu tür eksiltme, be sonrasında değişmeyen bir tümleci tekrar etmeyi önler.

Alıştırma

a museum ifadesini tekrarlamadan cümleyi be fiilinin iki sözcüklü gelecek zaman biçimiyle tamamlayın: “This building is not a museum, and likely never ____.”

Cevabı göster

will be

It's just a diffuse source of illumination.

5:31

O yalnızca ışığı dağınık yansıtan bir kaynak.

But it's illuminating in a different way Deyimler

5:34

Ama farklı bir açıdan aydınlatıcı olan şey,

to imagine what would occur if it actually happened.

5:37

gerçekten öyle olsaydı neler yaşanacağını hayal etmektir.

Deyimler

illuminating in a different way: fiziksel ışıktan kavrayışa

Illuminating önce bir önceki cümledeki illumination sözcüğüne ve iki sözcüğün ışıkla olan gerçek anlamlı bağlantısına gönderme yapar. Hayal edilen olay ikinci bir fiziksel ışık türü üretmiyor. Burada illuminating, bir şeyi ortaya çıkarmak veya onu anlamamıza yardım etmek şeklindeki mecaz anlamına geçer. In a different way bu geçişi gösterir. Işıkla ilgili sözcüklerin tekrarı bir kelime oyunu yaratırken ne olacağını hayal etmenin içgörü sağlayabileceğini de anlatır.

Alıştırma

Burada illuminating in a different way ne anlama geliyor?

  1. Dağınık ışık kaynağını daha parlak hâle getirir.
  2. Olayı hayal etmek fikri daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
  3. Farklı türde bir fiziksel ışık yayar.
  4. Hayal edilen olayın gerçekten gerçekleştiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Olayı hayal etmek fikri daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Woah.

5:43

Vay canına.

And as always,

5:44

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

5:45

izlediğiniz için teşekkürler.