Ya Ay Bir Disko Topu Olsaydı?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video tanıtımı: Michael aynalarla kaplı bir Ay'ı inceliyor, yansıyan parlamaların neden seyrek olacağını açıklıyor, görsel için fiziği esnetiyor ve ay ışığını kavrayışla bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. `diffusely` / `specularly.` (sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): dağılan yansımayı ayna gibi yönlü yansımadan ayırmak ve iki teknik zarfı doğru kullanmak. 2. `Now we're talking.` (deyimler ve mecazlı anlatımlar): iyileşen bir öneriye coşkulu onay olarak anlamak, konuşmanın başladığı şeklinde yorumlamamak. 3. `illuminating in a different way` (deyimler ve mecazlı anlatımlar): illuminating sözcüğünün ışık üretmekten kavrayış sağlamaya geçişini ve sondaki kelime oyununu görmek.
Bu derste
If we turned the moon into a giant disco ball, Dilbilgisi
0:04Ay'ı dev bir disko topuna dönüştürseydik,
If we turned ... would not be: hayali bir koşul ve sonucu
"If we turned ..." yapısında turned fiilinin simple past biçimi, şu anda gerçek olmayan hayali bir koşul kurar. Buradaki geçmiş zaman, değişikliğin geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez. "Would not be", bu hayali durum içindeki beklenen sonucu verir. Yeniden kullanılabilen kalıp if + simple past, ... would + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek dışı, hayali bir sonucu doğru biçimde anlatır?
- If we lived on Mars, the sky will look different.
- If we would live on Mars, the sky looked different.
- If we lived on Mars, the sky would look different.
Cevabı göster
If we lived on Mars, the sky would look different.
a mirror-tiled moon would reflect specularly.
0:18aynalarla kaplı bir Ay, ışığı aynasal biçimde yansıtırdı.
Instead of diffusely reflecting: instead of + -ing yapısı
"instead of diffusely reflecting" ifadesinde sabit kalıp instead of, yerine başka bir şey yapılan veya karşılaştırılan eylemi tanıtır. instead of bir edat gibi işlediği için eylem bildiren reflecting sözcüğü -ing biçimini alır; diffusely ise yansımanın nasıl gerçekleştiğini anlatır. Bir eylemi başka bir eylemin yerine koymak veya gerçek ya da önerilen bir eylemi bir alternatifle karşılaştırmak için instead of + -ing kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle instead of + -ing yapısını doğru kullanır?
- Instead to drive, we walked to school.
- Instead of driving, we walked to school.
- Instead of drive, we walked to school.
Cevabı göster
Instead of driving, we walked to school.
diffusely ve specularly: Işığın iki yansıma biçimi
Burada diffusely, yansıyan ışığın birçok yöne dağıldığı anlamına gelir. Specularly ise ışığın pürüzsüz, ayna benzeri bir yüzeyden belirli ve düzenli bir yönde yansıtıldığını anlatır. Her iki sözcük de reflect fiilini niteleyen zarflardır. Yansımanın nasıl gerçekleştiğini belirtirler: dağınık yansıma ışığı yayarken aynasal yansıma dar bir yansıyan ışık demeti oluşturabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki teknik zarfla tamamlayın: A rough wall reflects light ____, but a polished mirror reflects it ____.
Cevabı göster
diffusely · specularly
You would be lucky to momentarily catch a single reflected beam of sunlight. Kalıp ifadeler
0:22Yansıyan tek bir Güneş ışığı demetini bir anlığına görebilmek için bile çok şanslı olmanız gerekirdi.
be lucky to: Talihli ama düşük olasılıklı bir sonuç
be lucky to + fiilin yalın biçimi yapısında lucky, olayın gerçekleşme olasılığını değerlendirir. Burada be lucky to momentarily catch, yansıyan tek bir ışık demetini bile yakalamanın nadir ve talihli bir durum olacağı anlamına gelir. Bu ifade, gerçekleşmiş iyi bir sonucu anlatabilir veya bir sonuca ulaşmanın zor olacağını öngörebilir. Odak, kişinin yalnızca mutlu olması değil, olasılığın düşük ya da elverişli olmasıdır.
Alıştırma
Yalnızca bir bilet kalmıştı ve Maya onu aldı. Hangi cümle bunun talihli ancak düşük olasılıklı bir sonuç olduğunu en iyi anlatır?
- Maya was lucky to get the ticket.
- Maya was glad to get the ticket.
- Maya happened to get the ticket.
Cevabı göster
Maya was lucky to get the ticket.
Now with the help of visuals by Nick from Yeti Dynamics, Kalıp ifadeler
0:28Şimdi, Yeti Dynamics'ten Nick'in hazırladığı görsellerin yardımıyla,
let's see what would occur if a disco ball moon actually happened. Anlatım akışı
0:34disko topu şeklindeki bir Ay gerçekten var olsaydı neler olurdu, görelim.
yardımıyla (with the help of)
With the help of, bir görevi kolaylaştıran veya mümkün kılan kişiyi, aracı ya da kaynağı tanıtır. Bu cümlede yardım, Nick’in hazırladığı görsellerden gelir. Kalıp with the help of + yardımcı kişi/kaynak şeklindedir. of’tan sonraki isim grubu yardımı alanı değil, yardımın kaynağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi ‘yardımıyla’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We found the campsite ____ a map.
Cevabı göster
with the help of
eğer … olsaydı ne olacağını görelim (let's see what would occur if)
Let's see, dinleyiciyi giriş bölümünden ortak bir araştırmaya geçirir; burada see yalnızca gözle görmek değil, gözlemlemek veya sonucu öğrenmek anlamındadır. What would occur if, açıklamanın inceleyeceği varsayımsal soruyu tanıtır. Kalıbın bütünü, sıradaki konunun hayal edilen bir koşulun olası sonucunu analiz etmek olduğunu bildirir.
Alıştırma
Hayal edilen bir sonucun birlikte araştırılmasını en iyi hangi cümle başlatır?
- Look at the town; cars are banned downtown.
- Let's see what would occur if the town banned cars downtown.
- Let's see what occurred because the town banned cars downtown.
Cevabı göster
Let's see what would occur if the town banned cars downtown.
Here's the Earth with an imaginary screen behind it,
0:39İşte arkasında hayali bir ekran bulunan Dünya,
so we can track the path of reflections from a disco ball moon. Dilbilgisi
0:42böylece disko topu şeklindeki Ay'dan gelen yansımaların izlediği yolu takip edebiliriz.
so we can track: amaç belirtme
“So we can track”, Dünya’nın arkasına hayali bir ekran yerleştirmenin amacını belirtir. Ekran, yansıyan ışığın izlenmesini mümkün kılan görsel bir yardımcıdır. Burada so, “bu amaçla” anlamındadır ve so that ifadesine yakındır. so + özne + can + fiil yapısı, bir eylemin veya düzenlemenin birinin ne yapabilmesini amaçladığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi can içeren amaç ifadesiyle tamamlayın: We use a map ____ find the playground.
Cevabı göster
so we can
Its 3,012 mirror tiles are 10 km thick Kalıp ifadeler
0:46Üzerindeki 3.012 ayna karosunun kalınlığı 10 km,
10 km thick ... between 100 and 150 km across: boyutları anlatma
“10 km thick”, bir yüzeyden karşı yüzeye olan derinliği belirtmek için ölçü + thick yapısını kullanır. “Between 100 and 150 km across” ise bir kenardan diğerine olan mesafeyi belirtmek için ölçüden sonra across kullanır. between + sayı + and + sayı kalıbı bir aralığı belirtir. Bu yapılar birlikte iki farklı boyut sorusunu yanıtlar: her karonun ne kadar kalın olduğu ve bir kenardan diğerine ne kadar büyük olduğu.
Alıştırma
Bir panelin 2 cm kalınlığında ve bir kenardan diğerine 80 ila 100 cm boyutunda olduğunu hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- The panel is 2 cm across and between 80 and 100 cm thick.
- The panel is 2 cm thick and between 80 and 100 cm across.
- The panel is thick 2 cm and between 80 to 100 cm across.
Cevabı göster
The panel is 2 cm thick and between 80 and 100 cm across.
would only intersect with Earth briefly and rarely. Kelime
0:57Dünya'yla yalnızca kısa süreliğine ve nadiren kesişirdi.
Görsel kanıta yönlendiren bir işaret olarak as you can see
Bu cümlede as you can see, dinleyicilerin dikkatini animasyonda veya şemada görülebilen kanıta yöneltir. Ardından gelen yargının orada gözlemlenebildiğini belirtir. Bu ifade bir söylem işaretidir: görsel bir yardımcı ile konuşanın vardığı sonucu birbirine bağlar. Dinleyicileri gerçekten görebildiklerini kanıtlamaya çağırmaz.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı “As you can see, the blue line drops sharply.” diyor. Bu ifade ne yapıyor?
- Dinleyicilerin görme yetisinin yeterince iyi olup olmadığını sormak
- Grafikte görülemeyen bilgileri sunmak
- Bir gözlemi belirtmeden önce dikkati görülebilen kanıta yöneltmek
Cevabı göster
Bir gözlemi belirtmeden önce dikkati görülebilen kanıta yöneltmek
Geometrik bir yol açıklamasında intersect with
Burada intersect with Earth, yansıtılan ışınların izlediği yolların Dünya ile kesişmesi veya Dünya ile aynı uzay bölgesinden geçmesi anlamına gelir. Bu örtüşme yalnızca kısa süreliğine ve nadiren gerçekleşirdi. Yapı A intersects with B şeklindedir; with ikinci yolu, nesneyi veya bölgeyi tanıtır. Teknik açıklamalarda intersect geometrik bir ilişkiyi anlatır; tek başına çarpışmak, durmak veya sosyal olarak buluşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi intersect ve vurgulanan yapıda kullanılan edatla tamamlayın: The projected flight path may ____ Earth's orbit.
Cevabı göster
intersect with
would race past at more than 20,000 km a second.
1:03saniyede 20.000 km'yi aşan bir hızla geçip giderdi.
every month or so: yaklaşık sıklık
or so, bir zaman aralığından veya miktardan sonra “yaklaşık” anlamına gelir. every month or so ifadesinde aralığı yaklaşık hâle getirir: bir şey kesin bir aylık programa göre değil, kabaca aylık aralıklarla gerçekleşir. Belirsizlik, bir ay civarındaki zaman aralığıyla ilgilidir. Burada or başka bir seçenek sunmaz ve so da “o şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaşık iki haftada bir” anlamına gelen hedef kalıpla tamamlayın: We check the backup system ____.
Cevabı göster
every two weeks or so
they'd just be tiny flashes in the sky,
1:08gökyüzünde yalnızca minicik parlamalar gibi görünürlerdi,
0.1% as bright as the regular sun, Dilbilgisi
1:11bildiğimiz Güneş'in %0,1'i kadar parlak olurlardı
and would last a fraction of a second. Kalıp ifadeler
1:14ve bir saniyenin yalnızca küçük bir bölümü kadar sürerlerdi.
0.1% as bright as the regular sun: yüzde + as ... as
N% as + sıfat + as kalıbı, bir referansa göre oran belirtir. Burada 0.1% as bright as the regular sun, parlamaların güneş parlaklığının %0,1’ine, yani binde birine sahip olduğu anlamına gelir. Bu, %0,1 daha sönük demek değildir. %0,1 daha sönük olmak, referans parlaklığının %99,9’unu korumak demektir; dolayısıyla sayısal anlam neredeyse tam tersi olur.
Alıştırma
A lamp is 25% as bright as a reference lamp. Bu ne anlama gelir?
- Referans lambadan yalnızca %25 daha sönüktür.
- Parlaklığı, referans lambanın parlaklığının dörtte biridir.
- Referans lambadan 25 kat daha parlaktır.
Cevabı göster
Parlaklığı, referans lambanın parlaklığının dörtte biridir.
last a fraction of a second: saniyenin küçük bir bölümü kadar sürmek
Burada last, “belirli bir süre devam etmek” anlamına gelen bir fiildir. Kalıp özne + last + süre şeklindedir. A fraction of a second, bir saniyenin küçük bir bölümü demektir; bu yüzden last a fraction of a second, olayın bir saniyeden kısa sürede bittiğini vurgular. Bu kalıpla herhangi bir olay, ne kadar sürdüğü belirtilerek anlatılabilir.
Alıştırma
“Bir saniyeden kısa süre devam etmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The brief interruption will ____.
Cevabı göster
last a fraction of a second
just aren't in ideal locations for disco ball effects.
1:17disko topu efektleri için ideal konumlarda değiller.
but less than 450 as far as the International Space Station does,
1:30Uluslararası Uzay İstasyonu gibi 450 km'den daha yakında dönseydi,
it would be torn apart by gravitational tidal forces. Notlar
1:35kütleçekimsel gelgit kuvvetleri yüzünden parçalanırdı.
be torn apart: parçalara ayrılmak
Torn, tear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Be torn apart yapısında be + torn edilgen çatıyı oluşturur; yani özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir. Tear apart, “bir şeyi yırtarak ya da çekerek ayrı parçalara ayırmak” demektir. Apart bu öbek fiilin bir parçasıdır; by ile başlayan bölüm ise yıkıma neden olan kuvveti belirtir.
Alıştırma
“Ayrı parçalara bölünecek şekilde yırtılmış” anlamındaki ifadeyle edilgen cümleyi tamamlayın: The old shed was ____ by the tornado.
Cevabı göster
torn apart
kütle çekimsel gelgit kuvvetleri
Kütle çekimsel gelgit kuvvetleri, kütle çekiminin bir cismin her bölümünü aynı güçte çekmemesinden doğar. Büyük kütleli bir gök cismine yakın taraf, uzak tarafa göre daha güçlü çekilir; bu yüzden cisim uzayabilir ya da parçalanabilir. Burada ifade, cismi parçalayacak etkiyi adlandırır. Tidal, okyanus suyunun cisme çarptığı anlamına gelmez; kütle çekimindeki farkı anlatır. Okyanus gelgitlerinin oluşmasına yardım eden temel etki de budur.
Alıştırma
Gravitational tidal forces ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir cismi uzatabilen veya parçalayabilen eşit olmayan kütle çekimleri
- Bir cismi eriten yıldız ısısı
- Bir cisme çarpan okyanus dalgaları
Cevabı göster
Bir cismi uzatabilen veya parçalayabilen eşit olmayan kütle çekimleri
Hafif bir ünlem olarak Shoot.
Bu tek kelimelik tepkide Shoot., kötü bir haber duyduktan sonra hafif bir hayal kırıklığı ya da sıkıntı gösteren bir ünlemdir. “Ne kötü” gibi bir anlam taşır; “Bir silahı ateşle” demek değildir. Anlamı çevredeki durum belirler: shoot bir soruna verilen anlık tepki olarak tek başına kullanıldığında çoğunlukla emir değil, duygu bildiren bir sözcük olur.
Alıştırma
Mia parkın kapalı olduğunu duyup “Shoot.” diyor. Ne demek istiyor?
- Birinin silah ateşlemesini istemektedir.
- Birinden fotoğraf çekmesini istemektedir.
- Biraz hayal kırıklığına uğramıştır.
Cevabı göster
Biraz hayal kırıklığına uğramıştır.
Also, the Moon doesn't really rotate from our perspective like a fun disco ball. Kalıp ifadeler
1:40Ayrıca Ay, bizim bakış açımızdan eğlenceli bir disko topu gibi kendi etrafında dönmüyor.
from our perspective: bir iddiayı belirli bir bakış açısıyla sınırlamak
From our perspective, “bulunduğumuz yerden görüldüğü veya değerlendirildiği şekliyle” demektir. Burada our, Dünya’daki gözlemcileri belirtir ve ifade, Ay’ın gerçekten dönmediği iddiasını belirli bir bakış açısıyla sınırlar. Ay uzayda gerçekten kendi ekseni etrafında döner, ancak dönüşü yörüngesiyle eş zamanlıdır; bu yüzden Dünya’ya yaklaşık olarak hep aynı yüzünü gösterir. Bu ifade, Dünya’dan görünen bir durumun mutlak bir gerçekle karıştırılmasını önler. Genel olarak görsel bir sonuç veya değerlendirme gözlemcinin konumuna ya da bakış açısına bağlıysa from someone’s perspective kullanılabilir.
Alıştırma
Gözlemi izleyicilerin bakış açısıyla sınırlayan, derste öğrendiğiniz üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The stage looks tiny ____, but it is actually very large.
Cevabı göster
from our perspective
but it's starting to look like instead of an awesome lunar party decoration,
1:46ama görünen o ki muhteşem bir Ay partisi süsü olmak yerine,
a disco ball moon would just be a lunar party pooper. Deyimler
1:51disko topu şeklindeki Ay yalnızca Ay partisinin tadını kaçırırdı.
librates: görünür bir sallanma hareketi
Librates, librate fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Astronomide bir cisim, olağan yönelimi çevresinde yavaşça ileri geri sallanıyor gibi göründüğünde librates denir. Bu hareket zamanla gözlemcinin kenara yakın, her zaman görünmeyen küçük bölgeleri görmesini sağlar. Buradaki It, Ay’ı belirtir. Fiil, Ay’ın hafif görünen sallanma hareketini disko topunun sürekli ve görünür dönüşünden ayırır. Librasyon hızlı titreşim değildir ve Ay’ın hiç dönmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı derste öğrendiğiniz kesin fiille tamamlayın: Viewed over several nights, the moon seems to rock slightly and reveal a little more near its edges; it ____.
Cevabı göster
librates
Party pooper: eğlenceyi bozmayı anlatan şakacı bir deyim
Bu cümlede party pooper, başkalarının eğlencesini veya heyecanını bozan kişi ya da şey anlamına gelir. Bu, kalıplaşmış ve gündelik bir deyimdir; pooper burada bedensel, gerçek anlamıyla kullanılmaz. Ay’a lunar party pooper denerek Ay, hayal edilen partiyi bozan kişi gibi gösterilir. party decoration ifadesinden sonra party sözcüğünün tekrarlanması ve lunar eklenmesi, hayal kırıklığının ciddi değil, şakacı duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Cümledeki party pooper ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Eğlenceyi bozan bir şey
- Partide kullanılan bir süs
- Partiden sonra temizlik yapan biri
Cevabı göster
Eğlenceyi bozan bir şey
let's allow this disco ball moon to not be torn apart
1:56disko topu şeklindeki bu Ay'ın parçalanmadığını varsayalım
For the sake of investigation: amaçlı bir varsayımı çerçevelemek
For the sake of investigation, “araştırmayı mümkün kılmak için” veya “araştırmayı sürdürme amacıyla” anlamına gelir. for edatı, ardından gelen varsayımın geçici olarak kabul edilme nedenini açıklar. Burada biraz resmî olan ifade, bilinçli bir basitleştirmeyi çerçeveler: konuşmacı, düşünce deneyi devam edebilsin diye dinleyiciden bir fizik sorununu görmezden gelmesini ister. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp for the sake of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
“Açıklık sağlamaya yardımcı olmak için” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, I'll show the steps one at a time.
Cevabı göster
For the sake of clarity
allow it to spin: allow + nesne + to’lu mastar
allow it to spin ifadesinde allow fiilini nesne olan it ve to’lu mastar olan to spin izler. It, izin verilen şeyi; to spin ise izin verilen eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Nesneyi veya fiili değiştirmek, eylemi kimin ya da neyin yapabileceğini değiştirir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan allow yapısıyla tamamlayın: The teacher will ____ the robot ____ on the table during the test.
Cevabı göster
allow · to spin
Now we're talking. ile coşkulu onay
Burada Now we're talking. bir konuşmanın başladığını bildiren basit bir cümle değil, kalıplaşmış bir tepkidir. Konuşmacı, değiştirilmiş fikrin sonunda ilgi çekici, kabul edilebilir veya istediğine yakın hâle geldiğini gösterir. Bu ifade olumlu bir tutum değişikliğini belirtir: önceki sürüm tatmin edici değildir, fakat yeni sürüm konuşmacıyı devam etmeye heveslendirir.
Alıştırma
Bu sahnede Now we're talking. ne anlatıyor?
- Konuşmacı herkesin tartışmayı bırakmasını istiyor.
- Değiştirilen fikir sonunda heyecan verici veya kabul edilebilir hâle geldi.
- Konuşmacı az önce yüksek sesle konuşmaya başladı.
Cevabı göster
Değiştirilen fikir sonunda heyecan verici veya kabul edilebilir hâle geldi.
Occasionally, we would get glittery reflections of a dimmer image of the Sun.
2:03Ara sıra Güneş'in daha soluk bir görüntüsünün pırıltılı yansımalarını görürdük.
You know, being able to see Earth reflected is almost cooler. Dilbilgisi
2:52Biliyor musunuz, Dünya'nın yansımasını görebilmek neredeyse daha da havalı.
being able to see Earth reflected ifadesinin özne olması
being able to see Earth reflected ifadesinin tamamı, is fiilinin öznesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir. İfadeyi being ile başlatmak, bu beceriyi veya deneyimi cümlenin konusu hâline getirir; cümlenin temel çekimli fiili reflected değil, is fiilidir. see Earth reflected yapısında Earth, see fiilinin nesnesidir; reflected ise Earth'ün nasıl göründüğünü anlatan geçmiş zaman ortacı biçiminde bir nesne tümlecidir. Konuşan kişi, Dünya'nın ayna benzeri bir yüzeyde yansımış görüntüsünü görmekten söz eder; Dünya'nın temel eylemi yaptığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı yapı kullanılmıştır: özne görevinde bir ulaç öbeği ve yansımış durumda görülen bir şey?
- We are able to see the mountains reflected in the lake, and it is unforgettable.
- Being able to see the lake reflect the mountains is unforgettable.
- Being able to see the mountains reflected in the lake is unforgettable.
Cevabı göster
Being able to see the mountains reflected in the lake is unforgettable.
It's like being a bacterium on a giant's face who's looking into a mirror. Anlatım akışı
2:56Bu, aynaya bakan bir devin yüzündeki bir bakteri olmaya benziyor.
It's like being ... ile benzetme sunmak
It's like being ... bir benzetme sunmak için kullanılan kalıptır. Mevcut durumu, hayalî bir kimlikte veya koşulda bulunmaya benzer şekilde gösterir; burada bakteri imgesi, soyut bir ölçek ve bakış açısı farkını dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir sahneye dönüştürür. Burada like, hoşlanmak değil benzer olmak anlamındadır. Like sonrasındaki being hayal edilen durumu sunar; being sonrasındaki sözcükler ise karşılaştırmada kullanılan rolü veya koşulu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın bir rolden hoşlandığını söylemek yerine bir benzetme sunar?
- It's like being the captain of a ship in a storm.
- I like being the captain of a ship in a storm.
- I'd like to be the captain of a ship in a storm.
Cevabı göster
It's like being the captain of a ship in a storm.
but not yourself ifadesinde eksiltme
Burada but not yourself, kısa bir eksiltili karşıtlıktır. Tam anlamı “but you cannot see yourself” şeklindedir: özne ve can see ile ifade edilen tekrarlı eylem ilk bölümden anlaşılır, not ise olumsuz karşıtlığı verir. Yourself, you sözcüğüne geri gönderme yapar ve örtük see fiilinin nesnesidir. “Kendin gibi davranmamak” anlamına gelmez. Dinlerken eksik içeriği cümlenin ilk bölümünden tamamlamak gerekir.
Alıştırma
Tekrarlanan fiil öbeğini düşüren kısa karşıtlıkla cümleyi tamamlayın: The security camera can record the hallway, ____ its own blind spot.
Cevabı göster
but not
kind of ile ifadeyi yumuşatma
Bu cümlede kind of, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır. İddiayı daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi etkinin tam veya kesin olduğunu söylemek yerine bir izlenimini anlatır.
Alıştırma
“I kind of miss the old place” cümlesinde kind of ne yapar?
- Oranın ne tür bir yer olduğunu sorar.
- İfadeyi “biraz” anlamına gelecek şekilde yumuşatır.
- İfadeyi tamamen kesin hâle getirir.
Cevabı göster
İfadeyi “biraz” anlamına gelecek şekilde yumuşatır.
makes you feel small: make + nesne + fiilin yalın hâli
Burada makes you feel small, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: makes + you + feel. Bir şeyin sizde belirli bir duyguya yol açtığını anlatır; feel, to feel biçiminde değil, yalın hâlde kalır. Small, ortaya çıkan duyguyu belirtir. Burada mecazidir: karşılaştırma, fiziksel olarak küçülmek yerine kendinizi çok küçük veya önemsiz hissetmenize neden olur.
Alıştırma
Cümleyi geniş zamanda make + nesne + feel yapısıyla tamamlayın: The huge waterfall ____ small.
Cevabı göster
makes me feel
but it would be a great way to take planetary selfies.
3:07ama gezegen özçekimleri yapmak için harika bir yöntem olurdu.
orbit as close as the ISS does. Dilbilgisi
3:13Dünya'ya ISS kadar yakın bir yörüngede dönmesini izleyelim.
as close as the ISS does: eşit derece ve does ile fiil yerine koyma
as close as kalıbı derece karşılaştırması yapar: aynanın yörüngesinin Dünya'ya ISS'nin yörüngesi kadar yakın olduğu düşünülür. Burada close, uzamsal mesafeyi belirtir. Karşılaştırma yan cümlesinde does, tekrarlanacak olan orbits fiilinin yerine geçer. Tam düşünce, aynanın Dünya'ya ISS'nin döndüğü kadar yakın bir yörüngede dönmesidir; does tekrarı önler ve “gerçekleştirmek” şeklinde sözlük anlamı taşımaz.
Alıştırma
Eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın ve orbits fiilini tekrarlamamak için does kullanın: This satellite orbits ____ Earth ____ the research station ____.
Cevabı göster
as close to · as · does
Parantez içi yan bilgi belirteci olarak by the way
by the way, parantez niteliğinde bir söylem belirtecidir. Burada ışıkların boyutuyla ilgili ifadeyi, açıklamanın bir sonraki ana adımı değil, kısa bir yan bilgi olarak işaretler. Özneden sonra cümleye girer ve iki yanındaki virgüller sınırlarını gösterir. Çıkarıldığında The strobe lights around the edge are 10 km across. temel cümlesi eksiksiz kalır. Genel olarak bir yorumun konuyla ilgili ama ikincil olduğunu belirtir.
Alıştırma
En uygun söylem belirtecini seçin: The theater seats 800 people and, ___, it was built in 1910.
- on the way
- by the way
- anyway
Cevabı göster
by the way
as a rotating disco ball from low orbit.
4:27alçak yörüngeden, dönen bir disko topu gibi nasıl göründüğüne bakalım.
İki parçalı geçiş işareti olarak Now, finally
Now, konuşmacının anlatımın bu noktasında yeni bir aşamaya geçtiğini gösterir. finally ise bu aşamayı daha önceki bakış açılarının veya adımların sonuna yerleştirir. Now, finally, birlikte iki parçalı bir yol işareti gibi çalışır: now mevcut geçişi belirtir, finally ise dinleyicilere genel sıralamada nerede olduklarını söyler. Buradaki finally, “son aşama olarak” anlamına gelir; mutlaka rahatlama, sabırsızlık veya gecikmiş bir başarı ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “bu noktada” ve “son aşama olarak” anlamlarına gelen iki işaretle tamamlayın: ____, ____, let's review the final result.
Cevabı göster
Now · finally
take a look at: bir şeye göz atmak
Take a look at + isim, genellikle kısa bir süre için “bir şeye bakmak veya onu incelemek” demektir. Burada dikkati Ay'a yöneltir; take kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve “alıp götürmek” anlamına gelmez. Let's ile kullanıldığında konuşmacı, daha keskin bir emir olan Look at... yerine izleyicileri birlikte bakmaya davet eder. Bu kalıp gösterilerde, kontrollerde ve konuşmalarda ortak dikkati yönlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Davet cümlesini dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Let's ____ the map together.”
Cevabı göster
take a look at
not ..., and likely never will be: değildir... ve büyük olasılıkla hiç olmayacaktır
İkinci bölümde will be gelecek zamanı ve bağ fiilini korurken, a disco ball ilk bölümden zaten açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Cümlenin açık hâli şöyledir: The Moon is not a disco ball, and likely never will be a disco ball. Likely geleceğe ilişkin yargının tamamını niteler. Never will be, “will never be a disco ball” anlamına gelir; Ay'ın varlığının sona ereceği anlamına gelmez. Bu tür eksiltme, be sonrasında değişmeyen bir tümleci tekrar etmeyi önler.
Alıştırma
a museum ifadesini tekrarlamadan cümleyi be fiilinin iki sözcüklü gelecek zaman biçimiyle tamamlayın: “This building is not a museum, and likely never ____.”
Cevabı göster
will be
to imagine what would occur if it actually happened.
5:37gerçekten öyle olsaydı neler yaşanacağını hayal etmektir.
illuminating in a different way: fiziksel ışıktan kavrayışa
Illuminating önce bir önceki cümledeki illumination sözcüğüne ve iki sözcüğün ışıkla olan gerçek anlamlı bağlantısına gönderme yapar. Hayal edilen olay ikinci bir fiziksel ışık türü üretmiyor. Burada illuminating, bir şeyi ortaya çıkarmak veya onu anlamamıza yardım etmek şeklindeki mecaz anlamına geçer. In a different way bu geçişi gösterir. Işıkla ilgili sözcüklerin tekrarı bir kelime oyunu yaratırken ne olacağını hayal etmenin içgörü sağlayabileceğini de anlatır.
Alıştırma
Burada illuminating in a different way ne anlama geliyor?
- Dağınık ışık kaynağını daha parlak hâle getirir.
- Olayı hayal etmek fikri daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
- Farklı türde bir fiziksel ışık yayar.
- Hayal edilen olayın gerçekten gerçekleştiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Olayı hayal etmek fikri daha iyi anlamamıza yardımcı olur.