Erkek arkadaş edinmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Beth, bazı erkeklerin yakın dostlukları sürdürmekte neden zorlandığını, yalnızlığın genç erkekleri de nasıl etkilediğini ve ev ile iş dışındaki sosyal ortamların önemini inceliyor. Programda aktarılan araştırmaya göre ruhsal esenlik için beş yakın dostun yanı sıra yaklaşık on kişilik daha geniş bir destek ağı gerekiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "A friend in need is a friend indeed." — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Bu yaygın atasözünü sadakate ilişkin bir yargı olarak anlayacaksınız: Gerçek dost, zor zamanlarınızda güvenilir olduğunu gösteren kişidir. Ayrıca in need ve indeed öğelerinin kalıplaşmış söz içindeki işlevini fark ederek ifadeyi sözcük sözcük çevirmenin yol açabileceği anlam kaybından kaçınabileceksiniz. 2. is a double-edged sword, something with unfavorable as well as favorable consequences. — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Aynı durumun hem yararlı hem de sakıncalı sonuçları olduğunu belirten bu mecazı tanıyacaksınız. Ardından gelen tanım, bir deyimin açık biçimde nasıl açıklanabileceğini de gösterir; böylece seçimleri, fırsatları, kamuya açık rolleri veya riskleri bütünüyle olumlu ya da olumsuz göstermeden dengeli biçimde ele alabilirsiniz. 3. we need a core circle of five close friends, plus a wider support network of about 10, — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi. Küçük ve samimi bir çekirdek arkadaş çevresiyle daha geniş bir destek ağını birbirinden ayıracaksınız. Bu ifadelerle yakınlık derecelerini anlatabilir; güvenilen birkaç dost ile destek sunan daha büyük bir tanıdık grubunun farklı sosyal ihtiyaçlara nasıl karşılık verdiğini açıklayabilirsiniz.
Bu derste
A friend in need is a friend indeed: dost kara günde belli olur
Bu atasözü, gerçek bir arkadaşın zor durumda olduğunuzda ya da desteğe ihtiyaç duyduğunuzda yardım ederek dostluğunu gösterdiği anlamına gelir. Sadık dostluk hakkında bir yargıdır; bir şeye ihtiyacı olan arkadaşı kelimesi kelimesine anlatmaz. In need, “zor durumda veya yardıma muhtaç” demektir. Indeed ise “gerçekten” anlamını güçlendirir ve need ile kafiyelenerek sözü akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Kalıplaşmış atasözünü tamamlayın: A friend in need is ____.
Cevabı göster
a friend indeed
Everyone needs friends to share life's ups and downs. Deyimler
0:20Herkes hayatın iniş ve çıkışlarını paylaşacak arkadaşlara ihtiyaç duyar.
share life's ups and downs: hayatın iniş çıkışlarını paylaşmak
Life's ups and downs, zaman içinde yaşanan iyi dönemler ile zor dönemler anlamına gelir. Burada ups and downs mecazidir; fiziksel olarak yukarı ve aşağı hareket etmeyi anlatmaz. To share life's ups and downs, birbirinin iyi ve zor zamanlarına ortak olmak, bunları birlikte yaşamak veya bunlar hakkında konuşmak demektir. Bu ifade, hayattaki pek çok değişimi tek bir düşüncede kısaca toplar.
Alıştırma
Şu cümlede ups and downs ne anlama gelir: "Good friends share life's ups and downs."?
- Yalnızca hayattaki en büyük sorunlar.
- Hayatın hem iyi hem de zor dönemleri.
- Daha yüksek ve daha alçak yerlere fiziksel hareket.
Cevabı göster
Hayatın hem iyi hem de zor dönemleri.
not as many as I'd like: istenen sayıdan daha az
Not as many as I'd like, gerçek sayının konuşanın istediği sayıdan daha az olduğunu belirtir. Many, önceki sayılabilen çoğul close friends ifadesine gönderme yapar; yani burada konuşanın hangi arkadaşlarını sevdiği değil, kaç arkadaşı olduğu karşılaştırılır. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. Tam düşünce not as many close friends as I would like to have şeklindedir; tekrarlanan sözcükler bağlamdan anlaşılabildiği için çıkarılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, istediğimden daha az fırsatım olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- I don't have many as opportunities I'd like.
- I don't have as many opportunities as I'd like.
- I don't have as much opportunities as I'd like.
Cevabı göster
I don't have as many opportunities as I'd like.
often it's women who have many friends, Dilbilgisi
0:32genellikle çok arkadaşı olanlar kadınlardır,
it's women who ... while men ...: vurgulu odak ve karşıtlık
It's women who have many friends bir it-cleft vurgu yapısıdır: It is + odak + who/that + mesajın geri kalanı. Buradaki it herhangi bir nesneyi göstermez. Yapı women sözcüğünü odağa yerleştirir; daha az vurgulu biçim Often, women have many friends olur. Ardından while, erkekler hakkında karşıt bir ifade sunar. Buradaki while, ‘oysa’ anlamındadır; ‘bir şey olurken’ anlamında değildir. Vurgu yapısı ile while birlikte cümleyi güçlü bir kadın-erkek karşıtlığı etrafında düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, problemi çözen kişinin Maya olduğunu vurgulamak için it-cleft yapısını kullanır?
- Maya solved the problem.
- It was Maya who solved the problem.
- The problem was difficult for Maya to solve.
Cevabı göster
It was Maya who solved the problem.
find it harder to maintain ...: bir eylemi daha zor bulmak
find it harder to maintain strong friendships ifadesinde find, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya deneyimlemek” anlamına gelir. Yapı find + it + karşılaştırma sıfatı + to mastarı şeklindedir ve kişinin bir eylemi daha zor bulduğunu anlatır. Buradaki it, nesne yerini dolduran biçimsel bir nesnedir. Asıl eylem to maintain strong friendships bölümüdür. Harder karşılaştırma bildirdiği için zorluk, bağlamdaki başka bir grup, zaman veya durumla karşılaştırılarak anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede find it harder to do yapısı doğru kullanılmıştır?
- After the long break, I found harder it to concentrate.
- After the long break, I found it harder to concentrate.
- After the long break, I found it to concentrate harder.
Cevabı göster
After the long break, I found it harder to concentrate.
maintain strong friendships: güçlü arkadaşlıkları sürdürmek
Maintain strong friendships, yakın arkadaşlıkları zaman içinde sağlıklı ve istikrarlı tutmak anlamına gelir. Maintain yalnızca arkadaş sahibi olmayı değil, sürekli ilgi veya çaba göstermeyi anlatır. Strong, arkadaşların fiziksel olarak güçlü olduğunu değil, arkadaşlığın yakınlık ve sağlamlık gibi niteliklerini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle güvenin yakın ilişkileri zaman içinde sağlıklı tutmaya yardımcı olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- Trust helps people strong their friendships.
- Trust helps people maintain strongly friends.
- Trust helps people maintain strong friendships.
Cevabı göster
Trust helps people maintain strong friendships.
only 27% of British men say they have at least six close friends.
0:44İngiliz erkeklerinin sadece %27'si en az altı yakın arkadaşı olduğunu söylüyor.
according to one recent survey, ...: bir anketin kaynağını belirtmek
according to one recent survey, ardından gelen bilginin kaynağını tanıtır: Britanyalı erkeklerle ilgili sayı yakın tarihli bir anketten gelmektedir. Bu ifade, istatistiği konuşanın kendi tahmini olarak değil, bildirilen bir kanıt olarak sunar. Yapı according to + kaynak şeklindedir. Burada one recent survey kaynaktır; ifade konuşanın ankete katıldığı anlamına gelmez. Aynı yapıdan sonra bir rapor, araştırma, belge veya kişi gelebilir.
Alıştırma
Bilgi kaynağını belirtmek için according to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- According with a recent report, air quality has improved.
- According to a recent report, air quality has improved.
- According to my agreement, air quality has improved.
Cevabı göster
According to a recent report, air quality has improved.
So, is it true that men find it difficult to make friends? Dilbilgisi
0:50Peki, erkeklerin arkadaş edinmekte zorlandıkları doğru mu?
find it difficult to make friends? ... find + it + adjective + to do
Find it difficult to make friends, erkeklerin arkadaş edinmeyi zor bulduğu anlamına gelir. Yapı find + it + adjective + to do şeklindedir: difficult eylemin zorluğunu anlatır, to make friends ise değerlendirilen eylemi belirtir. Buradaki it biçimsel nesnedir ve friends kelimesinin yerini tutmaz. Aynı kalıp find it easy to ... veya find it important to ... gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
find + it + adjective + to do yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Some children find it difficult to speak in front of a group.
- Some children find it difficulty to speak in front of a group.
- Some children find difficult it to speak in front of a group.
Cevabı göster
Some children find it difficult to speak in front of a group.
We'll be hearing from Max Dickens, Anlatım akışı
0:54Billy No Mates adlı erkek arkadaşlığı üzerine bir kitabın yazarı olan
We'll be hearing from ... ile programdaki sonraki konuşmayı duyurmak
Bir programın girişinde We'll be hearing from + kişi, röportajı, görüşleri veya mesajı daha sonra yer alacak bir konuğu ya da konuşmacıyı önceden tanıtır. Buradaki hear from, yalnızca kişinin sesini duymak değil, onun söyleyeceklerini dinlemek anlamındadır. Gelecek zamanda devamlılık yapısı olan we'll be hearing, bu katkıyı planlanmış program akışının bir parçası olarak sunar. Devam eden bir eyleme odaklanmak yerine dinleyiciyi mevcut girişten ilerideki bölüme yönlendirir.
Alıştırma
Bir programın girişinde We'll be hearing from Dr Lee later genellikle neyi belirtir?
- Sunucu Dr Lee'yi net biçimde duyamıyor.
- Dr Lee katkısını çoktan tamamladı.
- Sunucu, Dr Lee'nin daha sonra yapacağı katkıyı önceden haber veriyor.
Cevabı göster
Sunucu, Dr Lee'nin daha sonra yapacağı katkıyı önceden haber veriyor.
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:01biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.
As usual ... as well ile rutin ve ek program içeriği
As usual, «her zamanki gibi» anlamına gelir ve kelime öğrenmenin programın tekrarlanan bir parçası olduğunu gösterir. Dinleyicilere bu bölümün tanıdık program düzenine ait olduğunu bildirir. Cümlenin sonunda as well, «de/da» anlamına gelir. Kelime öğrenmeyi daha önce belirtilen içeriğe ekler; And ise bu ek duyuruyu önceki duyuruya bağlar. Bu işaretler birlikte neyin rutin olduğunu ve neyin eklendiğini gösterir.
Alıştırma
And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. cümlesi dinleyicilere program hakkında ne anlatır?
- Kelime öğrenme programın her zamanki içeriğinin yerini almaktadır.
- Kelime öğrenme programın düzenli bir parçasıdır ve diğer içeriğe eklenir.
- Programda ilk kez kelime öğrenilecektir.
Cevabı göster
Kelime öğrenme programın düzenli bir parçasıdır ve diğer içeriğe eklenir.
not just for ... but for ... as well: ikinci bir yarar eklemek
not just for A, but for B as well kalıbı, bir şeyin birden fazla amacı veya yararı olduğunu anlatır. Önce A'yı verir, ardından B'yi ekler ve genellikle B'yi önemli yeni bilgi olarak vurgular. İki kısmı paralel tut. Örnekte for having fun ile for good mental health birbirine karşılık gelir. As well, ‘ayrıca’ anlamını tamamlar ve not just ile birlikte çalışır; cümle sonuna anlamsızca eklenen bir ifade değildir.
Alıştırma
Cümleyi not just for ... but for ... as well kalıbıyla tamamla: The library is ____ borrowing books, ____ studying with friends ____.
Cevabı göster
not just for · but for · as well
So, according to research by Oxford University's Institute of Cognitive Anthropology,
1:14Peki, Oxford Üniversitesi Bilişsel Antropoloji Enstitüsü'nün araştırmasına göre,
how many close friends do we need for our mental well-being? Kelime
1:21ruhsal esenliğimiz için kaç yakın arkadaşa ihtiyacımız var?
mental well-being: genel psikolojik sağlık ve işlevsellik
Burada mental well-being, kişinin genel psikolojik durumunu ifade eder: duygusal olarak dengeli hissetmek, günlük stresle başa çıkmak ve genel olarak yaşamını iyi sürdürebilmek. Soru, yakın arkadaşlıkların bu durumu nasıl destekleyebileceğini soruyor. Bu kavram, kısa süreli bir mutluluk duygusundan daha geniştir. Sağlıkla ilgili bu bağlamda well-being, maddi veya ekonomik refah anlamına gelmez.
Alıştırma
Stresle başa çıkmayı ve yaşamı iyi sürdürebilmeyi içeren geniş ve olumlu bir psikolojik durumu en iyi hangi ifade anlatır?
- mental well-being
- momentary happiness
- financial welfare
Cevabı göster
mental well-being
I'll say we need at least five close friends. Kalıp ifadeler
1:32En az beş yakın arkadaşa ihtiyacımız olduğunu söyleyebilirim.
at least five close friends: en düşük sayıyı belirlemek
At least five close friends, beşin en düşük sayı olduğu anlamına gelir: beş, altı veya daha büyük herhangi bir sayı koşulu karşılar. Tam olarak beş ya da en fazla beş anlamına gelmez. Bir tahminde at least, temkinli bir alt sınır belirtebilir. Konuşan kişi sayının beşten az olmadığından emindir ancak daha yüksek olma ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi at least ve verilen en düşük süreyi kullanarak tamamlayın: Please arrive ____ before the meeting. Belirtilen en düşük süre on dakikadır.
Cevabı göster
at least ten minutes
I'll reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı
1:36Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
I'll reveal the answer at the end of the program: cevabın daha sonra açıklanacağını belirtmek
Bu cümle programın akışını gösteren bir işarettir: dinleyicilere cevabın şimdilik saklandığını ve programın sonunda açıklanacağını bildirir. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyicilerin programın sırasını takip etmesine yardımcı olur. I'll reveal, geleceğe yönelik bir karar ya da sözü reveal ile birleştirir. Reveal, daha önce gizli olan bilgiyi bilinir hâle getirmek demektir. At the end of the program bunun hangi aşamada olacağını belirtir. Say the answer tek başına cevabın bilerek saklandığını düşündürmez.
Alıştırma
Gizli tutulan bir cevabın ders sona ererken açıklanacağını sınıfa doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?
- I'll know the answer at the end of the lesson.
- I'll reveal the answer at the end of the lesson.
- I'll repeat the question at the end of the lesson.
Cevabı göster
I'll reveal the answer at the end of the lesson.
it's a stereotype that women are better than men Dilbilgisi
1:42kadınların yakın arkadaş edinmede ve onları tutmada erkeklerden
Now, however many friends you have: bir ayrıntıyı bir kenara bırakmak
However many friends you have, “kaç arkadaşınız olursa olsun” anlamına gelir. However many taviz bildiren bir yan cümle başlatır: sayı değişebilir, ancak ardından gelen ana düşünce değişmez. Now konuşmayı ileri taşır. Bu giriş, bir kişinin kaç arkadaşı olduğuna ilişkin önceki soruyu devam ettirir, bu kişisel ayrıntıyı bir kenara bırakır ve tartışmayı genel bir iddiaya genişletir. Buradaki however, however many kalıbının parçasıdır; tek başına “ancak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, sayı değişse de geçerli kalan bir sonuç belirtmek için however many ifadesini doğru kullanır?
- However many we try routes, we still need to arrive before dark.
- However much routes we try, we still need to arrive before dark.
- However many routes we try, we still need to arrive before dark.
Cevabı göster
However many routes we try, we still need to arrive before dark.
It's a stereotype that...: tam bir iddiayı değerlendirmek
Yapı It is + değerlendirme bildiren isim öbeği + that yan cümlesidir. It hazırlayıcı öznedir; that yan cümlesi değerlendirilen iddianın tamamını taşır. Burada konuşmacı, kadınlar ve yakın arkadaşlıklarla ilgili iddianın tamamını bir kalıp yargı olarak nitelendirir. That yan cümlesi kalıp yargının içeriğini verir. Women sözcüğünü nitelemez ve cümle, grupla ilgili bu iddiayı kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
It is + değerlendirme bildiren isim + that yan cümlesi yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- It's a myth what lightning never strikes the same place twice.
- It's that a myth lightning never strikes the same place twice.
- It's a myth that lightning never strikes the same place twice.
Cevabı göster
It's a myth that lightning never strikes the same place twice.
Here's Claudia Hammond outlining the problem Anlatım akışı
1:49İşte Claudia Hammond sorunu özetliyor
Here's Claudia Hammond outlining the problem: sözü sıradaki konuşmacıya bırakmak
Here's Claudia Hammond outlining the problem, sunucunun sözü Claudia Hammond'a bıraktığını ve sırada onun sesi ya da kaydı olduğunu gösterir. Bu sunuş kullanımında Here's yalnızca kişinin fiziksel olarak burada olduğunu belirtmez; yaklaşık olarak “şimdi dinleyelim” veya “sırada” anlamına gelir. outlining the problem, bir sonraki bölümde onun ne yapacağını önceden bildiren bir -ing öbeğidir: sorunun şeklini çizmek değil, ana noktalarını anlatmak.
Alıştırma
Bir radyo programında Here's Lena explaining the new rule genellikle neyi bildirir?
- Sunucu, Lena'nın kuralın resmini çizdiğini söylüyor.
- Lena kuralı geçmişte bir zamanda açıkladı.
- Sunucu, Lena'nın birazdan yapacağı açıklamayı tanıtıyor.
Cevabı göster
Sunucu, Lena'nın birazdan yapacağı açıklamayı tanıtıyor.
friends are often the people who get us through, Öbek fiiller
1:56bizi bu durumlardan çıkaran kişiler genellikle arkadaşlardır,
maybe to advise us if that's what we want.
2:01belki de eğer istediğimiz buysa bize tavsiyede bulunmak için.
when times are tough: zor bir dönemde
when times are tough, “hayat veya koşullar zor olduğunda” anlamına gelir. Buradaki times, bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini değil, bir dönemi ve insanların karşılaştığı koşulları ifade eder. Tough, başa çıkması zor demektir. Bir when yan cümlesi olarak, zor dönemi cümlenin geri kalanında anlatılanların arka planı yapar. Belirli tek bir sorunu adlandırmadan maddi, işle ilgili, sağlıkla ilgili, ailevi veya duygusal zorlukları kapsayabilir.
Alıştırma
times ve tough sözcüklerini içeren ve “zor bir dönemde” anlamına gelen ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, asking for help can make a difference.
Cevabı göster
When times are tough
get us through: birinin zor bir dönemi atlatmasına yardım etmek
who get us through ifadesindeki get someone through, “birinin zor bir döneme dayanmasına veya o dönemi atlatmasına yardım etmek” demektir. Nesne olan us, get ile through arasına gelir. Burada zorluğun ne olduğu bağlamdan anlaşılır, bu yüzden through sonrasında başka bir şey söylenmez. İfade mecazidir: arkadaşların desteği insanların devam etmesine yardımcı olur; onları fiziksel olarak bir yerden geçirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin desteğinin başka birinin zor bir döneme dayanmasına yardım ettiğini anlatır?
- I finally got through to the help desk.
- Her daily calls got me through a lonely winter.
- I got through all my emails before lunch.
Cevabı göster
Her daily calls got me through a lonely winter.
are there to listen, to reassure, to advise: paralel bir destek listesi
Who are there to ... ifadesi, arkadaşların yalnızca bir yerde bulunduğunu anlatmaz. Burada be there to do, birini desteklemek için hazır ve istekli olmak anlamına gelir; ilgi cümleciği de arkadaşların nasıl yardım ettiğini açıklar. To listen, to reassure ve to advise us, to ile kurulan paralel mastar öbekleridir. to sözcüğünü tekrarlamak her eylemin kolayca takip edilmesini sağlar ve genel destek fikrini açık bir listeye dönüştürür. Maybe ve if that's what we want, son eylem olan advise us ifadesini yumuşatır ve sınırlar. Tavsiye vermenin isteğe bağlı olduğunu ve karşıdaki kişinin isteğine uyması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, birini destekleme yollarını sıralamak için be there to ve paralel bir mastar dizisi kullanır?
- A good coach is there to listen, to guide, and to encourage.
- A good coach is standing there beside the door.
- A good coach listens, gives guidance, and offers encouragement.
Cevabı göster
A good coach is there to listen, to guide, and to encourage.
So, why do we sometimes find it hard to make friends, Dilbilgisi
2:03Öyleyse neden bazen arkadaş edinmekte zorlanırız,
find it hard to make friends: find + it + sıfat + to-infinitive kalıbı
find it hard to make friends ifadesinde find, bir şeyi bulmak değil, onu belirli bir şekilde değerlendirmek veya öyle hissetmek anlamındadır. Kalıp find + it + sıfat + to-infinitive biçimindedir: hard zorluğu, to make friends ise zor gelen eylemi belirtir. Buradaki it yer tutucu bir nesnedir; belirli bir arkadaşa veya başka somut bir şeye gönderme yapmaz. Değerlendirilen asıl içeriği to-infinitive verir. Kalıbı koruyup sıfatı find it easy to remember veya find it difficult to explain örneklerindeki gibi değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: At community events, I ____ start conversations with strangers.
Cevabı göster
find it hard to
used to have ... seemed to have drifted away: iki zaman katmanı
Bu bölümü iki parça halinde okuyun. seemed fiilinin tam öznesi the friends we used to have ifadesidir ve geçmişte görüştüğümüz arkadaşlar anlamına gelir. used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlık veya durumu şimdiden farklı olarak sunar; burada have fiilin yalın hâlidir. Ardından gelen seemed to have somehow drifted away, onların görünüşe göre çoktan daha az yakın hâle geldiğini anlatır. to have drifted yapısı, kademeli değişimi konuşanın değerlendirmesinden önceye yerleştirir. Drift away burada mecazidir; insanların yavaş yavaş iletişimi veya yakınlığı kaybetmesini anlatır. Somehow ise konuşanın bunun nasıl gerçekleştiğinden emin olmadığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümleye en uygun yorum hangisidir: The friends we used to have seemed to have drifted away?
- Geçmişteki arkadaşlar zamanla daha az yakın hâle gelmiş gibi görünüyordu.
- Konuşan kişi sık sık uzaklaşan arkadaşlara sahip olmaya alışkındı.
- Arkadaşların gelecekte daha yakın olması bekleniyordu.
Cevabı göster
Geçmişteki arkadaşlar zamanla daha az yakın hâle gelmiş gibi görünüyordu.
Now, there is an idea that women are much better at maintaining their friendships, Anlatım akışı
2:10Şimdi, kadınların arkadaşlıklarını sürdürmekte çok daha iyi olduğuna dair bir fikir var,
and that men are more likely to hang out with whoever is around Notlar
2:15ve erkeklerin bu ilişkileri beslemek yerine
hang out with whoever is around: etrafta kim varsa onunla takılmak
Hang out with someone, biriyle rahat ve plansız biçimde vakit geçirmek anlamına gelen gündelik bir phrasal verb'dür. Burada hang, bir şeyi fiziksel olarak asmak anlamında kullanılmaz. Whoever is around, o sırada yakınlarda bulunan veya müsait olan herhangi biri demektir. İfade bir bütün olarak, sosyal çevre seçiminin yakınlığa ya da önceden yapılmış bir plana değil, kimin müsait olduğuna dayandığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede hang out with whoever is around ifadesi gündelik sosyalleşmeyi anlatacak şekilde doğru kullanılmıştır?
- After football practice, I usually hang whoever is around out.
- After football practice, I usually hang out whoever is around.
- After football practice, I usually hang out with whoever is around.
Cevabı göster
After football practice, I usually hang out with whoever is around.
rather than to nurture those relationships. Kelime
2:18etraflarındaki herhangi biriyle takılmaya daha meyilli olduğuna dair.
There is an idea that ... and that ...: bir iddiayı tartışmaya açmak
Now, konuşmayı bir iddiaya taşır. There is an idea that ... devamındaki içeriği konuşanın kanıtladığı bir gerçek olarak değil, insanların sahip olduğu bir görüş olarak sunar. Böylece iddia incelenmeye veya sorgulanmaya açık kalır. İki that yan cümlesi, görüşün eş görevli iki bölümünü verir: biri kadınlar, diğeri erkekler hakkındadır. İkinci yan cümlede rather than, öne sürülen iki eğilimi karşılaştırır. Yapının tamamı, toplumsal genellemeyle belirli bir mesafeyi korurken karşılaştırmayı açıkça düzenler.
Alıştırma
Örnekte There is an idea that ... yapısının temel söylem işlevi nedir?
- İddianın her kadın ve erkek hakkında kanıtlanmış bir gerçek olduğunu doğrular.
- Bir arkadaşlığın nasıl sürdürüleceğine dair talimat verir.
- Devamındaki toplumsal iddiayı tartışmaya açık bir görüş olarak sunar.
Cevabı göster
Devamındaki toplumsal iddiayı tartışmaya açık bir görüş olarak sunar.
Be more likely to ... rather than to ... ile eğilimleri karşılaştırmak
Be more likely to do A rather than to do B, iki olası eylemi karşılaştırır ve A'nın gerçekleşme olasılığının daha yüksek ya da daha güçlü eğilim olduğunu belirtir. Bu, A'nın her zaman gerçekleştiği veya B'nin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Buradaki iki mastar paraleldir: to hang out ... ve to nurture .... Rather than sonrasında to sözcüğünü tekrarlamak dil bilgisi bakımından doğrudur ve uzun bir karşılaştırmayı izlemeyi kolaylaştırabilir; paralel yapı hâlâ açıksa ikinci to atılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be more likely to A rather than to B kalıbıyla tamamlayın: During exam week, Maya ____ study at the library ____ work in a noisy café.
Cevabı göster
is more likely to · rather than to
rather than to nurture those relationships: bu ilişkileri geliştirmek yerine
Burada nurture, relationships ile birlikte mecaz anlamda kullanılır. Bir ilişkinin gelişip güçlü kalabilmesi için ona sürekli zaman, özen, ilgi ve iletişim ayırmak demektir. Rather than, bu eylemi seçilmeyen alternatif olarak gösterir. Nurture a relationship kalıbı etkin ve sürekli çabayı vurgular; yalnızca bir ilişkiye sahip olmak veya bir kez dostça davranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Çalışma ilişkimizi zaman içinde geliştirmeyi sürdürmemiz gerektiğini hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- We need to nurture our partnership over time.
- We need to raise our partnership over time.
- We need to feed our partnership over time.
Cevabı göster
We need to nurture our partnership over time.
And we were wondering whether this was really true Anlatım akışı
2:21Ve biz de bunun gerçekten doğru olup olmadığını merak ediyorduk
were wondering whether ... or is that just ...: bir iddiayı kibarca sorgulamak
We were wondering whether... soruyu daha dolaylı ve yumuşak hâle getirir. Konuşanlar önceki iddiayı reddetmek yerine onu kontrol etmek istedikleri bir konu olarak sunar ve karşı tarafı cevap vermeye davet eder. Whether this was really true ilk olasılığı sunar. Ardından konuşmacı, diğer olasılığı konuşmada daha belirgin kılmak için or is that just a stereotype? bölümünde doğrudan soru dizilimine geçer. Tamamen paralel bir biçim whether this was really true or whether it was just a stereotype olurdu.
Alıştırma
Bu röportajda vurgulanan sorunun temel işlevi nedir?
- Dinleyiciye bütün stereotipleri reddetmesini emreder.
- Önceki iddianın tamamen doğru olduğunu kanıtlar.
- Önceki iddiayı kibarca kontrol edilmesi gereken bir konuya dönüştürür.
Cevabı göster
Önceki iddiayı kibarca kontrol edilmesi gereken bir konuya dönüştürür.
Claudia uses the phrase times are tough to describe a situation of trouble, Anlatım akışı
2:25Claudia, sıkıntılı, mutsuz ya da
unhappiness, or financial difficulty.
2:30finansal bir zorluk durumunu tanımlamak için times are tough (zamanlar zor) ifadesini kullanıyor.
use the phrase X to describe Y: bir ifadenin neyi anlattığını açıklamak
Use the phrase X to describe Y kalıbı, sözcükleri açıklamak için kullanılan yaygın bir yapıdır. X tanıtılan ifadedir; Y ise bu ifadenin belirtebildiği durum, kişi, duygu veya davranıştır. Burada times are tough X'tir; a situation of trouble, unhappiness, or financial difficulty ise Y'dir. Mastar yapısındaki to describe, ifadeyi kullanma amacını belirtir; ifadenin kendisini betimlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi use the phrase X to describe Y kalıbıyla tamamlayın: People ____ 'red flag' ____ a warning sign.
Cevabı göster
use the phrase · to describe
Friends help us get through these difficult periods of life. Öbek fiiller
2:34Arkadaşlar hayatın bu zor dönemlerini atlatmamıza (get through) yardımcı olurlar.
help someone get through difficult periods of life: birinin hayatın zor dönemlerini atlatmasına yardım etmek
help us get through... ifadesinde help + kişi + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır: us desteği alan kişileri gösterir ve get yalın hâlde kalır. Get through these difficult periods of life, bu zor zamanlarla baş edip sonuna kadar dayanmak anlamına gelir. these difficult periods of life, get through ifadesinin nesnesidir. Bu nedenle ifade bir yerden geçmeyi değil, zaman dönemlerini atlatmayı anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp help someone get through + zor bir dönem veya deneyim şeklindedir.
Alıştırma
Dersteki öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: A good friend can help you ____ a difficult time.
Cevabı göster
get through
The phrasal verb get through has several meanings, Anlatım akışı
2:37Get through deyimsel fiilinin birkaç anlamı vardır,
but here it means managed to live through an unpleasant period of time. Kalıp ifadeler
2:40ancak burada tatsız bir zaman diliminden sağ çıkmayı başarmak anlamına gelir.
X has several meanings, but here it means Y: anlamı mevcut bağlamla sınırlandırmak
X has several meanings, but here it means Y kalıbı bir açıklamayı iki adımda düzenler. Önce X'in birden fazla anlama gelebileceğini söyler; ardından but here, açıklamayı mevcut cümle veya konuşmada seçilen anlamla sınırlar. Here, “bu bağlamda” demektir; “bu fiziksel yerde” anlamına gelmez. Böylece diğer sözlük anlamları ayrı tutulur ve bağlama ait tek bir anlam, ifadenin tek anlamıymış gibi gösterilmez.
Alıştırma
Bu açıklamada but here it means... ne işe yarar?
- İfadenin yalnızca tek bir olası anlamı olduğunu söyler.
- Konuşmacının yakınındaki fiziksel bir yeri belirtir.
- Açıklamayı mevcut bağlamda kullanılan anlamla sınırlar.
Cevabı göster
Açıklamayı mevcut bağlamda kullanılan anlamla sınırlar.
managed to live through: zor bir dönemi atlatmayı başarmak
Managed to + fiil, çaba gerektiren veya zor olan bir şeyi başarmak anlamına gelir. Eylemin yalnızca denendiğini değil, tamamlandığını belirtir. Burada managed to live through, tatsız dönemin tamamına dayanıp onu atlatmayı başarmak demektir. Live through, zor bir dönemi yaşamaya ve sonuna ulaşmaya odaklanır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, bu derste geçen ve “dayanıp atlatmayı başarmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: With help from her family, Lena ____ a very difficult year.
Cevabı göster
managed to live through
The problem may be that your friends have drifted away, Öbek fiiller
2:46Sorun arkadaşlarınızın uzaklaşmış (drifted away) olması olabilir,
gradually moved further and further away until your connection with them has broken. Anlatım akışı
2:49onlarla olan bağınız kopana kadar yavaş yavaş daha da uzağa gitmiş olmaları.
your friends have drifted away: arkadaşlık ilişkisinin giderek zayıflaması
Arkadaşlar drift away olduğunda ilişkileri zamanla daha az yakın hâle gelir. Aralarındaki bağ zayıflayana ya da sona erene kadar daha az konuşabilir veya daha seyrek görüşebilirler. Bu mecazi bir kullanımdır; arkadaşların fiziksel olarak sürüklenip uzaklaşmasını anlatmaz. Have drifted away present perfect yapısındadır. Uzaklaşmanın zaman içinde gerçekleştiğini ve sonucunun şu anki ilişkiyi etkilediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi İngilizce cümle, ani bir tartışma olduğunu söylemeden bir ilişkinin yavaşça daha az yakın hâle geldiğini anlatır?
- Over several quiet years, the two cousins gradually drifted away.
- After one fierce argument, the two cousins fell out that evening.
- The two cousins moved to seats farther apart.
Cevabı göster
Over several quiet years, the two cousins gradually drifted away.
gradually ... further and further away ... until: aşamalı bir süreci ve son noktasını gösterme
Bu ifade, düşünceyi önce bir süreç, ardından bu sürecin ulaştığı son nokta şeklinde düzenler. gradually değişimin yavaşça gerçekleştiğini, further and further away ise karşılaştırma biçimi further sözcüğünü tekrarlayarak mesafenin zamanla sürekli arttığını gösterir. Buradaki away, mutlaka fiziksel bir hareketi değil, duygusal veya sosyal mesafenin büyümesini anlatır. until, bu aşamalı uzaklaşmanın ulaştığı sonucu, yani bağın kopmasını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle aşamalı bir değişimi ve ardından bu değişimin ulaştığı son noktayı aynı yapıyla gösterir?
- The sky became dark after the streetlights came on.
- The streetlights came on because the sky was dark.
- The sky grew darker and darker until the streetlights came on.
Cevabı göster
The sky grew darker and darker until the streetlights came on.
And it seems that's especially true for men.
2:54Ve görünüşe göre bu özellikle erkekler için geçerli.
ask someone to be + rol: birinden rol üstlenmesini istemek
Ask someone to be + rol, bir kişiden belirli bir rolü üstlenmesini istemek veya onu bu role davet etmek anlamına gelir. Burada yakın bir erkek arkadaşından best man, yani sağdıç olmasını isteyebilirdi. friends he could ask to be his best man ilgi cümleciğinde friends, ask fiilinin söylenmeyen nesnesini tamamlar. Her bir olası arkadaş için açık biçim he could ask that friend to be his best man olur. Rolü üstlenecek kişi arkadaş olurdu, he değil.
Alıştırma
Cümleyi ask someone to be + rol kalıbıyla tamamlayın: For the school play, Nina asked Sam ____ the narrator.
Cevabı göster
to be
When ... was getting married: geçmişte devam eden bir arka plan kurma
Baştaki when yan cümlesi, dinleyeni geçmişte devam eden bir durumun içine yerleştirmek için past progressive yapıdaki was getting married ifadesini kullanır. Ana cümle ise bu arka plan dönemi sırasında ortaya çıkan fark edişi anlatmak için simple past yapıdaki realized fiilini kullanır. Bu bağlamda was getting married, düğüne hazırlanma ve düğüne doğru ilerleme dönemini kapsayabilir; yalnızca törenin gerçekleştiği kesin anı belirtmek zorunda değildir. Bu yapı, geçmişteki ana olayı anlatmadan önce sahneyi kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve geçmişte devam eden bir arka plan oluşturmak için prepare fiilinin past progressive biçimini kullanın: When Lena ____ for her move, she found an old photograph.
Cevabı göster
was preparing
best man: düğünde damada yardım eden kişi
Best man, düğünde damadı destekleyip ona yardım etmesi için seçilen kişinin üstlendiği geleneksel bir roldür. Bu kişi çoğunlukla güvenilen bir arkadaş veya akrabadır. Cümledeki the person who helps the groom at a wedding açıklayıcı ara sözü, burada gereken tanımı doğrudan verir. Best man sabit bir rol adıdır; kelimesi kelimesine en iyi erkek anlamına gelen bir niteleme değildir. Yakın bir erkek arkadaşın olmaması önemlidir, çünkü damat bu rol için çoğunlukla kendisine yakın birini seçer.
Alıştırma
Bir düğün bağlamında best man genellikle ne anlama gelir?
- evliliği yasal olarak gerçekleştiren kişi
- orada bulunan en iyi kişi olduğuna karar verilen erkek
- damadın başlıca refakatçisi ve destekçisi
Cevabı göster
damadın başlıca refakatçisi ve destekçisi
This led him to write the book Billy No Mates, Anlatım akışı
3:09Bu onu Billy No Mates kitabını yazmaya yöneltti,
looking at why he didn't have any close male friends.
3:12neden hiç yakın erkek arkadaşı olmadığına bakarak.
This led him to write...: bir nedeni eyleme bağlamak
Bu cümlede This, düğününde sağdıç olmasını isteyebileceği yakın bir erkek arkadaşının olmadığını daha önce fark etmiş olmasına gönderme yapar. lead + kişi + to-infinitive yapısı, bir olayın birini harekete geçirdiğini veya o kişinin eylemini güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Burada led him to write, bu farkındalığı kitap yazma kararıyla bağlar. Bir hikâyede veya açıklamada neden ile eylem arasında zincir kurmak için neden + led + kişi + to + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Buradaki led, lead fiilinin geçmiş zamanıdır; birinin ona fiziksel olarak yol gösterdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir keşfin bir eyleme yol açtığını göstermek için lead + kişi + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The discovery led to her to change her research question.
- The discovery led her change her research question.
- The discovery led her to change her research question.
Cevabı göster
The discovery led her to change her research question.
Here's Claudia Hammond again talking with Max for BBC Radio 4 program All in the Mind.
3:15İşte yine Claudia Hammond, BBC Radio 4 programı All in the Mind için Max ile konuşuyor.
kind of went public on this: kamuya açıklamayı yumuşatarak anlatmak
went public on this ifadesindeki go public, daha önce özel olan bir konu hakkında geniş bir kitleye açıkça konuşmak anlamına gelir. This, Max'in yakın erkek arkadaşlarının olmamasıyla ilgili deneyimine gönderme yapar. Halka açık bir yere gitmek anlamına gelmez ve bu bağlamda şirket ya da borsa anlamı da yoktur. Kind of, 'bir bakıma' veya 'bir ölçüde' anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. went public sözünü yumuşatır; böylece görüşmeyi yapan kişi açıklamanın tamamen kasıtlı veya kesin olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin kişisel bir konuyu geniş bir kitleye bir ölçüde açıkça anlattığını gösterir?
- She talked privately with one close friend about her anxiety.
- Her company went public on the stock exchange last year.
- She kind of went public about her anxiety in a podcast interview.
Cevabı göster
She kind of went public about her anxiety in a podcast interview.
You know, your book is even called Billy No Mates,
3:25Biliyorsun, kitabının adı bile Billy No Mates,
the very thing ... would dread being: korkulan bir etiketi vurgulamak
the very thing ifadesindeki very, “aşırı derecede” değil, “tam olarak” veya “tam da” anlamına gelir. Bu isim öbeği Billy No Mates ifadesini, birçok kişinin kendisine yakıştırılmasından korktuğu türden bir etiket olarak yeniden tanımlar. that a lot of us would dread being ilgi cümleciği thing sözcüğünü açıklar. Dread being, yalnızca hoşlanmamayı değil, o tür bir kişi olmaya veya öyle görülmeye karşı güçlü bir korku ya da direnç hissetmeyi anlatır. You know konuşmadaki bir duraksama ifadesidir ve dil bilgisini değiştirmez.
Alıştırma
Vurgulanan bölümü en iyi hangi cümle yeniden ifade eder?
- Çoğumuz kendimiz için bu adı kullanmaktan hoşlanırdık.
- Çoğumuz arkadaşsız biri olmaktan veya öyle görülmekten çok korkardık.
- Çoğumuz biraz yalnız kalmayı hafifçe tercih ederdik.
Cevabı göster
Çoğumuz arkadaşsız biri olmaktan veya öyle görülmekten çok korkardık.
It can't have been easy to decide to say this publicly in a way. Ton ve niyet
3:29Bunu bir şekilde açıkça söylemeye karar vermek kolay olmamış olmalı.
It can't have been easy: geçmiş hakkında empatik bir çıkarım
Can't have been easy geçmişteki bir deneyim hakkında güçlü bir çıkarımdır: “Bunun zor olduğuna inanıyorum.” Burada, kamuya açık biçimde konuşmaya karar vermenin muhtemelen cesaret gerektirdiğini anlayışla kabul eder; bir şeyin şimdi kolay hâle gelememesiyle ilgili değildir. It bir biçimsel öznedir. Asıl değerlendirilen durum to decide to say this publicly bölümüdür. In a way, konuşanın diğer kişinin duygularını tamamen bildiğini iddia etmek yerine bunu deneyime bakmanın bir yolu olarak sunar ve yorumu yumuşatır.
Alıştırma
Geçmişteki bir deneyimin zor olduğunu empatik biçimde çıkaran dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Moving to a new country alone ____.
Cevabı göster
can't have been easy
being the face of a book called Billy No Mates, I've got to say. Kelime
3:34Billy No Mates adlı bir kitabın yüzü olmak, söylemeliyim ki.
a real double-edged sword: hem yararı hem bedeli olan bir durum
A double-edged sword, aynı şeyin hem bir avantaj hem de bir dezavantaj getirdiği durumu anlatan bir mecazdır. Burada real değerlendirmeyi güçlendirir: konuşan kişi fiziksel olarak gerçek bir kılıçtan değil, gerçekten iki yönlü bir durumdan söz eder. X is a double-edged sword yapısı, bir şeyin yararlı yönünün yanında bir bedel veya risk bulunduğunu göstererek onu değerlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle a double-edged sword ifadesini, hem yararı hem de dezavantajı olan tek bir durumu anlatmak için doğal biçimde kullanıyor?
- Being able to work anywhere is a double-edged sword: it gives me freedom, but I find it hard to switch off.
- Being able to work anywhere is a double-edged sword because it is completely harmful.
- I bought a double-edged sword to answer my emails.
Cevabı göster
Being able to work anywhere is a double-edged sword: it gives me freedom, but I find it hard to switch off.
being the face of a book: kitabın kamu önündeki temsilcisi olmak
Being the face of a book, halkın kitapla en güçlü biçimde ilişkilendirdiği ve tanıtımda ya da tartışmalarda kitabı temsil eden kişi olmak demektir. Face burada soyut anlamdadır; kapakta resmedilmiş bir yüz anlamına gelmez. Being the face of a book called Billy No Mates şeklindeki -ing yan cümlesi, double-edged sword olarak değerlendirilen durumu adlandırır. Bu rolün resmî bir sözcülük görevi olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için boşluğa the face of ifadesini yerleştirin: Lena became ____ the charity's new campaign, so she handled most interviews.
Cevabı göster
the face of
loneliness doesn't look like me: bir kalıp yargıya uymamak
Vurgulanan ifade, konuşanın insanların yalnız bir kişiye dair genellikle sahip olduğu imaja uymadığı anlamına gelir. Yalnızlık soyut bir kavramdır, ancak cümle onu sanki tanınabilir bir görünüşü varmış gibi kişileştirir. Burada look like me yalnızca yüz görünüşünü anlatmaz; me, “benim gibi biri” demektir. X doesn't look like me kalıbı, birinin X'in toplumdaki alışılmış imajına uymadığını ifade edebilir. Konuşan, yalnızlığın gerçekten farklı bir yüzü olduğunu söylemiyor; bir kalıp yargıya karşı çıkıyor.
Alıştırma
Burada loneliness doesn't look like me ne anlama geliyor?
- Konuşan, yalnız bir kişiye dair alışılmış imgeye uymadığını düşünüyor.
- Konuşan, kendisi gibi birinin yalnız hissetmesinin imkânsız olduğunu düşünüyor.
- Konuşan, yalnızlığın kendisininkinden farklı bir yüzü olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan, yalnız bir kişiye dair alışılmış imgeye uymadığını düşünüyor.
my early to mid-30s: yaklaşık bir yaş aralığı
my early to mid-30s, otuzlu yaşların başlarından ortalarına kadar uzanan yaklaşık bir yaş aralığını ifade eder. 35 yaş gibi tek ve kesin bir yaşı belirtmez. Yapı be in + iyelik + yaş grubu şeklindedir: in my 30s, in her late 20s veya in their early 40s. 30s çoğul kullanılır, çünkü otuzlu yaşlardaki yılları ifade eder.
Alıştırma
Otuzlu yaşların başlarından ortalarına kadar olan yaklaşık aralığı hangi ifade anlatır?
- in my mid-30s
- in my early to mid-30s
- in my early 20s
Cevabı göster
in my early to mid-30s
I'm quick to buy my round: kendi içecek sıramı almaya hazırım
İngiliz pub kültüründe a round, bir kişinin gruptaki herkes için aldığı içecek turudur; genellikle insanlar ödeme sırasını dönüşümlü olarak üstlenir. My round, içecekleri alma sırasının bana ait olduğunu anlatır; daire ya da bir oyunun turu anlamına gelmez. Burada be quick to do something yalnızca hızlı hareket etmek değil, bir şeyi yapmaya istekli ve hazır olmak demektir. I'm quick to buy my round ifadesi, konuşanın sosyal ilişkilere açık olduğunu ve sıra kendisine geldiğinde grup için içecek alacağını gösterir.
Alıştırma
Birlikte içecek alınan bir grup bağlamında I'm quick to buy my round ne anlama gelir?
- Sıra bana geldiğinde grubun içecek parasını ödemeye hazırım.
- Bir oyunun ilk turunu kazanmakta iyiyim.
- Hızlıca bir daire çizerim.
Cevabı göster
Sıra bana geldiğinde grubun içecek parasını ödemeye hazırım.
It shouldn't look like me, but increasingly it does: beklenti ile giderek değişen gerçek
Burada it, önceki konuşmada sözü edilen loneliness kavramına gönderme yapar. It shouldn't look like me bir beklenti kurar: yalnızlığa dair yaygın imaja göre yalnızlık, konuşan kişi gibi birine benzememelidir. But increasingly ise değişen gerçeğe döner ve bunun giderek daha sık gerçekten böyle olduğunu söyler. Cümlenin sonundaki does, daha önceki look like me fiil grubunun yerine geçen bir yardımcı fiildir. Aynı ifadeyi tekrarlamadan beklenen durum ile giderek gerçeğe dönüşen durum arasındaki karşıtlığı korur.
Alıştırma
fail every morning ifadesinin yerine geçen yardımcı fiili yazın: The printer shouldn't fail every morning, but increasingly it ____.
Cevabı göster
does
So, loneliness isn't just the elderly anymore, Anlatım akışı
3:52Yani, yalnızlık artık sadece yaşlılar için değil,
isn't just the elderly anymore, it's younger people: etkilenen grubu genişletmek
isn't just A anymore, it's B kalıbı, kapsamı gereğinden dar olan bir düşünceyi düzeltir. A'nın hâlâ konuya dâhil olduğunu, ancak B'nin de eklenmesi gerektiğini belirtir. Burada loneliness ile the elderly ya da younger people sözcükleri kelimenin tam anlamıyla aynı şey olarak gösterilmez. Bu, yalnızlığın yalnızca yaşlıları değil gençleri de etkilediğini anlatan kısaltılmış bir konuşma biçimidir. So, bunun önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir; the elderly ise grup olarak yaşlı insanları ifade eder.
Alıştırma
Cümledeki isn't just ... it's ... yapısını hangi seçenek doğru açıklar?
- Yalnızlık hem yaşlıları hem gençleri etkiler.
- Yalnızlık yaşlıları etkilemeyi bırakmıştır.
- Artık yalnızca gençler yalnızlık yaşar.
Cevabı göster
Yalnızlık hem yaşlıları hem gençleri etkiler.
Billy No Mates: arkadaşı olmayan biri için Britanya İngilizcesinde kullanılan argo
Billy No Mates, hiç arkadaşı olmadığı düşünülen biri için kullanılan, Britanya İngilizcesine özgü gayriresmî bir etikettir. Burada Billy'nin gerçek bir kişiyi belirtmesi gerekmez; ifadenin tamamı uydurma bir kişi adı gibi işlev görür. Cümlede slang for a person with no friends ifadesi kitap adının yanında yer alır ve onu doğrudan açıklar; bu, eş açıklayıcı bir yapıdır. Billy No Mates kitap adı olarak dikkat çekici ve kişinin kendisiyle alay ettiği bir tonda olabilir; ancak başka birine takılan etiket olarak kullanıldığında alaycı ya da aşağılayıcı gelebilir.
Alıştırma
Resmî bir iş yemeğinde, yeni bir iş arkadaşına yalnızca tek başına yemek yediği için Billy No Mates demek uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
is a double-edged sword, Deyimler
4:09iki ucu keskin bir kılıç (double-edged sword) olduğunu söylüyor,
being the public face of a book: kitabın kamuoyundaki görünür temsilcisi olmak
The public face of something, kamuoyu ve medya önünde bir şeyle en görünür biçimde ilişkilendirilen kişidir. Burada Max, kitap ve kitabın adıyla açıkça ilişkilendiriliyor; face bir vücut bölümünü ifade etmiyor. Being the public face of ... bütünü, is yapısının öznesi olan bir -ing yan cümlesidir. Kamuya açık temsil rolünün tamamını, iki ucu keskin bir kılıç olarak değerlendirilen duruma dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi public ile başlayan ve ‘bir kuruluşla en görünür biçimde ilişkilendirilen kişi’ anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: As the ____ of the charity, Lena gives most media interviews.
Cevabı göster
public face
something with unfavorable as well as favorable consequences.
4:11olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçları da olan bir şey.
a double-edged sword, something with ...: ardından tanım gelen bir deyim
Bu cümlede a double-edged sword, hem dezavantaj hem avantaj getiren bir durumu ifade eder. Bu mecazi bir kullanımdır: anlatılmak istenen gerçek bir kılıç değil, birbirine zıt iki tür sonuçtur. Virgülden sonra gelen something with unfavorable as well as favorable consequences, deyimi daha açık bir İngilizceyle yeniden adlandırır ve tanımlar. As well as iki sonuç türünü bağlar; dolayısıyla hem olumsuz hem olumlu sonuçlar kapsanır.
Alıştırma
Virgülden sonraki ifade bu cümlede ne yapıyor? The new schedule is a double-edged sword, something with costs as well as benefits.
- İlgisiz ikinci bir durum ortaya koyar.
- Deyimi daha açık bir İngilizceyle tanımlar.
- Yeni programın yalnızca yararları olduğunu söyler.
Cevabı göster
Deyimi daha açık bir İngilizceyle tanımlar.
In fact, Max doesn't look like someone with no friends. Kelime
4:16Aslında Max arkadaşı olmayan birine benzemiyor.
doesn't look like someone with no friends: kanıt değil, bir izlenim
look like someone with ... kalıbı, bir kişinin görünüşü, tavırları veya davranışlarıyla bıraktığı genel izlenimi anlatır. Burada doesn't look like someone with no friends, Max'in konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymadığı anlamına gelir. Bu yalnızca bir izlenimdir; Max'in gerçekte kaç arkadaşı olduğuna dair kanıt değildir. Daha genel olarak look like, yalnızca fiziksel benzerliği değil, algılanan bir toplumsal imgeyi de ifade edebilir.
Alıştırma
Max doesn't look like someone with no friends burada ne anlama geliyor?
- Konuşan, Max'in tam olarak kaç arkadaşı olduğunu doğruladı.
- Max, konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymuyor.
- Max'in yüzü, arkadaşı olmayan belirli bir kişinin yüzüne benzemiyor.
Cevabı göster
Max, konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymuyor.
an adjective describing someone who's friendly and enjoys meeting people.
4:22arkadaş canlısı ve insanlarla tanışmaktan hoşlanan birini tanımlayan bir sıfat.
outgoing, an adjective describing ...: önce kullan, sonra tanımla
Cümle, onu betimlemek için önce outgoing sözcüğünü young ve generous ile aynı listeye yerleştirir. Ardından virgülden sonraki an adjective describing someone ... ifadesi geriye dönerek outgoing sözcüğünü tanımlar. an adjective tekil olduğu ve outgoing sözcüğünün hemen ardından geldiği için tüm listeyi değil, son sözcüğü gösterir. Önce kullanıp sonra açıklayan bu düzen, dinleyicilerin sözcükle önce bağlam içinde karşılaşmasını, ardından anlamını doğrulamasını sağlar. Tanım, outgoing sözcüğünün burada arkadaş canlısı, dışa dönük ve insanlarla tanışmaktan hoşlanan anlamına geldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümlede an adjective describing someone who's friendly and enjoys meeting people ifadesinin temel görevi nedir?
- Onun neden genç ve cömert olduğunu açıklar.
- outgoing listede kullanıldıktan sonra bu sözcüğü tanımlar.
- Onunla tanışan farklı bir kişiyi tanıtır.
Cevabı göster
outgoing listede kullanıldıktan sonra bu sözcüğü tanımlar.
But increasingly, loneliness is affecting younger men, Anlatım akışı
4:26Fakat yalnızlık giderek genç erkekleri daha çok etkiliyor,
But increasingly ...: değişen bir eğilimi belirtmek
Increasingly, bir şeyin zamanla daha yaygın, daha güçlü veya daha belirgin hâle geldiğini anlatır. Burada yalnızlığın genç erkekler üzerindeki etkisini büyüyen bir eğilim olarak sunar; yalnızca bu etkinin şu anda çok güçlü olduğunu söylemez. But önceki düşünceyle bir karşıtlık kurarken increasingly dinleyicinin dikkatini yeni eğilime yöneltir. Bu, haberlerde ve tartışmalarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede increasingly bize ne anlatıyor?
- Genç erkekler üzerindeki etki zamanla daha yaygın veya daha belirgin hâle geliyor.
- Genç erkekler üzerindeki etki yalnızca bir kez gerçekleşti.
- Genç erkekler üzerindeki etki çok güçlü, ancak zaman içindeki değişim anlamı yok.
Cevabı göster
Genç erkekler üzerindeki etki zamanla daha yaygın veya daha belirgin hâle geliyor.
which can make it seem as though everyone is having a great time with their mates, Notlar
4:32bu da sanki senin dışında herkesin dostlarıyla harika vakit geçirdiği izlenimini verebilir,
thanks partly to social media: katkıda bulunan bir nedeni belirtmek
Thanks to, because of veya as a result of anlamında bir nedeni belirten ifadedir. Burada minnettarlık ifade etmez; sosyal medya olumsuz bir eğilimin nedenlerinden biri olarak gösterilir. Partly iddiayı sınırlar. Sosyal medyanın diğer nedenler arasındaki bir neden olduğunu, bütün veya tek neden olmadığını anlatır.
Alıştırma
Burada thanks partly to social media ne anlama geliyor?
- Sosyal medya tek nedendir.
- Sosyal medya nedenlerden biridir, ancak tek neden değildir.
- Konuşmacı sosyal medyaya minnettarlığını ifade ediyor.
Cevabı göster
Sosyal medya nedenlerden biridir, ancak tek neden değildir.
make it seem as though ...: bir izlenim oluşturmak
Make it seem as though + yan cümlecik, “bir durumun, devamındaki şey doğruymuş izlenimi vermesine yol açmak” demektir. Bu yapıda make bu etkiyi oluşturur; it belirli bir şeye gönderme yapmaz ve seem fiilinin öznesi olarak görev yapar. As though ile başlayan cümlecik, oluşan izlenimin ne olduğunu söyler. Buradaki izlenim, diğer herkesin arkadaşlarıyla eğlendiğidir. Seem ve as though bunu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, yalnızca öyle görünen bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir görüntünün doğrulanmış bir gerçek sunmadan izlenim oluşturduğunu söylüyor?
- The gardener enlarged the garden last year.
- The wide-angle photo makes it seem as though the garden is enormous.
- The measurements show that the garden is enormous.
Cevabı göster
The wide-angle photo makes it seem as though the garden is enormous.
is having a great time with their mates: arkadaşlarla harika vakit geçirmek
Be having a great time with someone, o kişi veya grupla birlikte keyifli bir deneyim yaşamak demektir. Burada is having, eğlenmenin o sırada devam ettiğini gösterir; with their mates ise herkesin kiminle birlikte olduğunu belirtir. Gündelik İngiliz İngilizcesinde mates, “arkadaşlar” anlamına gelir. Bu nedenle tüm ifade, insanların arkadaşlarıyla iyi vakit geçirmesini anlatır; have a great time, kelimesi kelimesine bir süreyi “sahiplenmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have a great time with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We laughed all evening and ____ our cousins.
Cevabı göster
had a great time with
Max thinks the answer is getting out and meeting people in third spaces, Notlar
4:38Max çözümün dışarı çıkıp insanlarla üçüncü mekanlarda buluşmak olduğunu düşünüyor,
getting out and meeting people in third spaces: dışarı çıkıp üçüncü mekânlarda insanlarla tanışmak
the answer is getting out and meeting people ifadesinde and ile bağlanan iki -ing yapısı önerilen eylemi adlandırır. Getting out, yalnız veya kapalı bir yaşam düzeninden çıkmak; meeting people ise insanlarla gerçekten sosyal bağ kurmak demektir. Bu ifade yalnızca kısa süreliğine dışarı çıkmayı anlatmaz. In third spaces, bu sosyal temasın ev ve iş yeri dışındaki ortamlarda gerçekleştiğini gösterir. İnsanların doğal olarak bir araya geldiği bir etkinliğe katılarak yalnızlığı kırma tavsiyelerinde de bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede getting out and meeting people in third spaces ne anlama geliyor?
- Kimseyle konuşmadan bir binadan hızla çıkmak
- Evde kalıp insanlarla yalnızca çevrim içi görüşmek
- Yalnız bir düzenden çıkıp ev ve iş yeri dışındaki yerlerde insanlarla sosyalleşmek
Cevabı göster
Yalnız bir düzenden çıkıp ev ve iş yeri dışındaki yerlerde insanlarla sosyalleşmek
third spaces ... separate from either home or work: evden ve işten ayrı üçüncü mekânlar
Third spaces, hem evin hem de iş yerinin dışında insanların topluluk yaşamının bir parçası olarak buluşup etkileşim kurabildiği yerlerdir. Bu cümlede places like sports clubs or reading groups, somut örnekler veren bir açıklayıcı eş görevli yapıdır. which are separate from either home or work cümleciği kavramın tanımlayıcı sınırını ekler: burada either home or work, bu alanların iki seçenekten de ayrı olduğunu belirtir. Third, üçüncü bir oda ya da sıralamadaki üçüncülük demek değildir; alışılmış ev ve iş ortamlarının dışındaki sosyal konumu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede third spaces ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Evin ve iş yerinin dışında insanların buluşabildiği bir topluluk ortamı
- Bir evin içindeki üçüncü oda
- Evden ayrı olan ama ücretli iş için kullanılan bir yer
Cevabı göster
Evin ve iş yerinin dışında insanların buluşabildiği bir topluluk ortamı
All of which helps get closer to the magical number of friends Anlatım akışı
4:50Bunların hepsi büyülü arkadaş sayısına yaklaşmaya yardımcı olur
All of which helps ...: önceki noktaları özetlemek
All of which yalnızca en yakındaki ögeye değil, daha önce belirtilen önerilerin tamamına gönderme yapar. Bu fikirleri tek bir grup hâlinde toplar ve ardından ortak sonuçlarını belirtir. Böylece cümle önceki konuşmayı özetler ve konuyu yeniden ana soruya bağlar: İyi bir ruh sağlığını desteklemek için kaç arkadaş gerekir? Magical number, aranan ideal sayıyı hafif ve eğlenceli bir şekilde anlatır; gerçek anlamda sihirli değildir.
Alıştırma
Örnekte All of which ifadesinin temel işlevi nedir?
- Yalnızca en son sözü edilen ögeye gönderme yapar.
- Önceki önerileri tek bir grupta toplar ve ortak etkilerini belirtir.
- Konuyla tamamen ilgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki önerileri tek bir grupta toplar ve ortak etkilerini belirtir.
I think it's time you revealed the answer to your question, Beth. Anlatım akışı
4:55Sanırım sorununun cevabını açıklama vaktin geldi, Beth.
it's time you revealed ...: şimdi yapılması gereken eylem için geçmiş zaman biçimi
It's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi yapısında geçmiş biçim, bir eylemin şimdi yapılması gerektiğini anlatır. Revealed, Beth'in cevabı daha önce açıkladığı anlamına gelmez; konuşan kişi cevabı şimdi açıklaması gerektiğini düşünür. Burada I think, yönlendirmeyi biraz yumuşatırken yapı konuşmayı bir sonraki aşamaya taşır. Bu kalıp, eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişiyi de belirtir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili kalıbın gerektirdiği biçimde kullanın: It's time she ____ the team the news. (tell)
Cevabı göster
told
Yes, I asked how many close friends we need for our mental well-being.
4:59Evet, ruhsal esenliğimiz için kaç yakın arkadaşa ihtiyacımız olduğunu sormuştum.
According to Oxford University's Professor Robin Dunbar, Kalıp ifadeler
5:08Oxford Üniversitesi'nden Profesör Robin Dunbar'a göre,
we need a core circle of five close friends, Kelime
5:12beş yakın arkadaştan oluşan çekirdek bir çevreye ihtiyacımız var,
According to Oxford University's Professor Robin Dunbar: bilgi kaynağını belirtmek
According to + kaynak, ardından gelen bilginin nereden geldiğini gösterir. Burada Oxford University's Professor Robin Dunbar, yakın arkadaşlarla ilgili iddianın kaynağı olarak sunuluyor. Bu ifade yalnızca iddiayı o kaynağa bağlar; konuşanın iddiaya katılıp katılmadığını göstermez. Okurken veya dinlerken virgülden sonraki ifadeyi adı verilen kaynakla ilişkilendirin.
Alıştırma
According to Oxford University's Professor Robin Dunbar ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Profesör Robin Dunbar'a Oxford Üniversitesinin bir kuralına uymasını söyler.
- Konuşan kişiyle Profesör Robin Dunbar'ın kesinlikle aynı görüşü paylaştığını söyler.
- Profesör Robin Dunbar'ı iddianın kaynağı olarak gösterir, ancak konuşanın ona katılıp katılmadığını belirtmez.
Cevabı göster
Profesör Robin Dunbar'ı iddianın kaynağı olarak gösterir, ancak konuşanın ona katılıp katılmadığını belirtmez.
plus a wider support network of about 10,
5:16buna ek olarak yaklaşık 10 kişilik daha geniş bir destek ağı,
a core circle ... plus a wider support network: iki sosyal destek düzeyi
A core circle of five close friends, en yakın ilişkilere sahip beş kişilik küçük iç gruptur. A wider support network of about 10 ise duygusal veya pratik yardım sunabilen daha büyük bir insan grubudur; bu kişilerin hepsinin yakın arkadaş olması gerekmez. Buradaki circle ve network, insan gruplarını anlatan mecazi adlardır. Plus ikinci grubu birinci gruba ekler, about ise 10 sayısının yaklaşık olduğunu gösterir. Dolayısıyla cümle iki düzeyi anlatır: yakın iç gruptaki beş kişi ve daha geniş destek grubundaki yaklaşık on kişi daha.
Alıştırma
Dersteki iki ilişki ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Maya has a ____ of two close friends, plus a wider ____ of relatives and neighbors.
Cevabı göster
core circle · support network
making a total number of 15 friends for good mental health. Dilbilgisi
5:19iyi bir ruh sağlığı için toplam 15 arkadaş ediyor.
making a total number of 15 friends: toplama sonucunu belirtme
making ... ile başlayan -ing yan cümleciği, hemen önce belirtilen sayıların sonucunu ekler. Beş yakın arkadaş ile destek ağındaki yaklaşık on kişi, toplam on beş arkadaş eder. Burada making, “üretmek” değil, “sonucunda olmak” veya “toplamı ... sayısına çıkarmak” anlamındadır. Virgülden sonra gelen making + sonuç yapısı, önceki bilgilerin toplamını özetleyebilir.
Alıştırma
Sonuç yan cümleciğini tamamlamak için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The club has eight adult members and seven junior members, ____ a total of 15 members.
Cevabı göster
making
Okay, let's recap the vocabulary from the program, Anlatım akışı
5:24Tamam, programdaki kelimeleri özetleyelim,
Okay, let's recap the vocabulary from the program: tekrar bölümünü başlatmak
Okay yeni bir aşamaya geçildiğini gösterir; let's recap ise dinleyicileri daha önce ele alınan içeriği kısaca gözden geçirmeye davet eder. The vocabulary from the program tam olarak neyin gözden geçirileceğini belirtir. Bu sözler birlikte programın akışını düzenler: ana tartışma sona ermekte ve kısa bir tekrar başlamaktadır. Recap, temel noktaları yeniden toplamak anlamına gelir; programın tamamını eksiksiz biçimde tekrarlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Okay, let's recap the vocabulary from the program neyin işaretidir?
- Ana tartışma sona eriyor ve daha önceki kelimelerin kısa bir tekrarı başlıyor.
- Konuşmacı konuyla ilgisiz kelimeleri ilk kez tanıtıyor.
- Şimdi programın tamamı baştan tekrar edilecek.
Cevabı göster
Ana tartışma sona eriyor ve daha önceki kelimelerin kısa bir tekrarı başlıyor.
which describes periods of trouble or difficulty in life.
5:30hayattaki sıkıntılı veya zor dönemleri tanımlayan bir ifade.
you manage to live through a difficult situation.
5:36zor bir durumu sağ salim atlatmayı başarırsınız.
Genel bir tanım kalıbı olarak If you get through something, ...
Burada If you get through something belirli bir gelecek olayını tahmin etmez. If yan cümlesi genel bir durum kurar; ana cümle de ardından ifadenin ne anlama geldiğini açıklar. Bu kalıpta you, o durumda bulunan herhangi bir kişiyi ifade eder. Get through something ise zor bir deneyimden sağ çıkmak veya bu deneyimin sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Yeniden kullanılabilen bilgi kalıbı şöyledir: If you + hedef ifade, you + tanım.
Alıştırma
Hangi cümle, if yan cümlesini belirli bir olayla ilgili tahmin olarak değil, genel bir tanım kalıbı olarak kullanır?
- If you get through something difficult, you successfully reach the end of it.
- If you get through tomorrow's interview, you will celebrate afterward.
- If you walk through this door, you will enter the kitchen.
Cevabı göster
If you get through something difficult, you successfully reach the end of it.
To drift away, it means to gradually move further apart Anlatım akışı
5:39Drift away (uzaklaşmak), birinden kademeli olarak daha da uzaklaşmak anlamına gelir
from someone until your relationship with them eventually ends.
5:43onunla ilişkiniz sonunda bitene kadar.
To drift away, it means to...: önce konu, sonra tanım
Baştaki To drift away mastar öbeği, tanımlanacak ifadeyi adlandırır ve onu önce konu olarak sunar. Ardından it zamiri bu ifadeye gönderme yapar; means to ise tanımı başlatır. Bilgi sırası şöyledir: ifade → ifadeye geri gönderme → anlam. Bu cümlede drift away, iki kişinin giderek daha az yakın hâle gelmesini ve sonunda ilişkilerinin bitmesini anlatır. Özenli ve kısa İngilizcede aynı tanım genellikle To drift away means to... şeklinde düzenlenir; mastar öbeği doğrudan özne olur.
Alıştırma
Cümlede it neye gönderme yapar?
- ilişkinin kendisi
- ilişkideki bir kişi
- To drift away ifadesi
Cevabı göster
To drift away ifadesi
Billy No Mates is slang for someone who has no friends.
5:47Billy No Mates, hiç arkadaşı olmayan biri için kullanılan argodur.
A double-edged sword describes something with unfavorable as well as favorable consequences. Kalıp ifadeler
5:51İki ucu keskin kılıç (double-edged sword), olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçları da olan bir şeyi tanımlar.
unfavorable as well as favorable consequences: iki sonuç türü de var
Bu tanımda unfavorable as well as favorable consequences, hem zararlı hem de yararlı olmak üzere iki tür sonucun da mümkün olduğu anlamına gelir. as well as ifadesi unfavorable ile favorable sözcüklerini bağlar ve iki sıfat da consequences sözcüğünü niteler. unfavorable sözcüğünün önce gelmesi olumsuz yönü göz önünde tutar. Bu denge, bir şeyin neden double-edged sword olarak adlandırılabildiğini açıklar: Yararlı olabilir ama sorunlara da yol açabilir.
Alıştırma
Cümleyi “-e ek olarak” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamlayın: The new policy may have unfavorable ____ favorable consequences.
Cevabı göster
as well as
And finally, the adjective outgoing describes someone who is very friendly and enjoys talking to people. Anlatım akışı
5:56Ve son olarak, outgoing sıfatı çok arkadaş canlısı olan ve insanlarla konuşmaktan hoşlanan birini tanımlar.
the adjective outgoing describes someone who...: bir tanım kalıbı
the adjective outgoing ifadesi önce outgoing sözcüğünün bir sıfat olduğunu belirtir. Ardından gelen describes someone who... bölümü, kişinin türünü ve tipik özelliklerini söyleyerek sözcüğü tanımlar. Bu kalıp bir tanımı “sözcük türü + hedef sözcük + açıklama” biçiminde düzenler. Burada hedef sözcük outgoing’dir; who is very friendly and enjoys talking to people bölümü de onu tanımlayan özellikleri verir. İnsan ve kişilik bağlamında outgoing, sosyal ve başkalarıyla konuşurken rahat olan anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı “sözcük türü + tanım” kalıbını doğal biçimde kullanır?
- A patient person describes an adjective who can wait calmly.
- The adjective patient describes someone who can wait calmly.
- The adjective patient explains someone to wait calmly.
Cevabı göster
The adjective patient describes someone who can wait calmly.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our six minutes are up ifadesi, konuşanlara ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Burada be up, ayrılan bir sürenin sona erdiğini belirtir; up yukarı yönü anlatmaz. Bu cümlede our six minutes çoğul olduğu için are kullanılır. Once again, bu sona erişin bir kez daha gerçekleştiğini gösterir. time is up, our time is up ve your ten minutes are up yeniden kullanılabilecek kalıplardır.
Alıştırma
Duyuruyu be up kalıbıyla tamamlayın. Bir toplantı planlanan bitiş saatine ulaştı: Our time ____.
Cevabı göster
is up