Erkek arkadaş edinmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
921 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth, bazı erkeklerin yakın dostlukları sürdürmekte neden zorlandığını, yalnızlığın genç erkekleri de nasıl etkilediğini ve ev ile iş dışındaki sosyal ortamların önemini inceliyor. Programda aktarılan araştırmaya göre ruhsal esenlik için beş yakın dostun yanı sıra yaklaşık on kişilik daha geniş bir destek ağı gerekiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "A friend in need is a friend indeed." — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Bu yaygın atasözünü sadakate ilişkin bir yargı olarak anlayacaksınız: Gerçek dost, zor zamanlarınızda güvenilir olduğunu gösteren kişidir. Ayrıca in need ve indeed öğelerinin kalıplaşmış söz içindeki işlevini fark ederek ifadeyi sözcük sözcük çevirmenin yol açabileceği anlam kaybından kaçınabileceksiniz. 2. is a double-edged sword, something with unfavorable as well as favorable consequences. — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Aynı durumun hem yararlı hem de sakıncalı sonuçları olduğunu belirten bu mecazı tanıyacaksınız. Ardından gelen tanım, bir deyimin açık biçimde nasıl açıklanabileceğini de gösterir; böylece seçimleri, fırsatları, kamuya açık rolleri veya riskleri bütünüyle olumlu ya da olumsuz göstermeden dengeli biçimde ele alabilirsiniz. 3. we need a core circle of five close friends, plus a wider support network of about 10, — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi. Küçük ve samimi bir çekirdek arkadaş çevresiyle daha geniş bir destek ağını birbirinden ayıracaksınız. Bu ifadelerle yakınlık derecelerini anlatabilir; güvenilen birkaç dost ile destek sunan daha büyük bir tanıdık grubunun farklı sosyal ihtiyaçlara nasıl karşılık verdiğini açıklayabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English

0:08

Merhaba, ben Six Minute English'ten

from BBC Learning English.

0:10

BBC Learning English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:13

Ve ben Beth.

There's a famous English saying,

0:14

İngilizcede ünlü bir söz vardır,

"A friend in need is a friend indeed." Deyimler

0:16

"İyi dost kara günde belli olur."

Deyimler

A friend in need is a friend indeed: dost kara günde belli olur

Bu atasözü, gerçek bir arkadaşın zor durumda olduğunuzda ya da desteğe ihtiyaç duyduğunuzda yardım ederek dostluğunu gösterdiği anlamına gelir. Sadık dostluk hakkında bir yargıdır; bir şeye ihtiyacı olan arkadaşı kelimesi kelimesine anlatmaz. In need, “zor durumda veya yardıma muhtaç” demektir. Indeed ise “gerçekten” anlamını güçlendirir ve need ile kafiyelenerek sözü akılda kalıcı yapar.

Alıştırma

Kalıplaşmış atasözünü tamamlayın: A friend in need is ____.

Cevabı göster

a friend indeed

And it's true.

0:19

Ve bu doğrudur.

Everyone needs friends to share life's ups and downs. Deyimler

0:20

Herkes hayatın iniş ve çıkışlarını paylaşacak arkadaşlara ihtiyaç duyar.

Deyimler

share life's ups and downs: hayatın iniş çıkışlarını paylaşmak

Life's ups and downs, zaman içinde yaşanan iyi dönemler ile zor dönemler anlamına gelir. Burada ups and downs mecazidir; fiziksel olarak yukarı ve aşağı hareket etmeyi anlatmaz. To share life's ups and downs, birbirinin iyi ve zor zamanlarına ortak olmak, bunları birlikte yaşamak veya bunlar hakkında konuşmak demektir. Bu ifade, hayattaki pek çok değişimi tek bir düşüncede kısaca toplar.

Alıştırma

Şu cümlede ups and downs ne anlama gelir: "Good friends share life's ups and downs."?

  1. Yalnızca hayattaki en büyük sorunlar.
  2. Hayatın hem iyi hem de zor dönemleri.
  3. Daha yüksek ve daha alçak yerlere fiziksel hareket.
Cevabı göster

Hayatın hem iyi hem de zor dönemleri.

Do you have many friends, Neil?

0:24

Çok arkadaşın var mı, Neil?

Yes, I have some close friends,

0:26

Evet, bazı yakın arkadaşlarım var,

but maybe not as many as I'd like. Dilbilgisi

0:28

ama belki de istediğim kadar çok değil.

Dilbilgisi

not as many as I'd like: istenen sayıdan daha az

Not as many as I'd like, gerçek sayının konuşanın istediği sayıdan daha az olduğunu belirtir. Many, önceki sayılabilen çoğul close friends ifadesine gönderme yapar; yani burada konuşanın hangi arkadaşlarını sevdiği değil, kaç arkadaşı olduğu karşılaştırılır. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. Tam düşünce not as many close friends as I would like to have şeklindedir; tekrarlanan sözcükler bağlamdan anlaşılabildiği için çıkarılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, istediğimden daha az fırsatım olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. I don't have many as opportunities I'd like.
  2. I don't have as many opportunities as I'd like.
  3. I don't have as much opportunities as I'd like.
Cevabı göster

I don't have as many opportunities as I'd like.

That's interesting because

0:30

Bu ilginç çünkü

often it's women who have many friends, Dilbilgisi

0:32

genellikle çok arkadaşı olanlar kadınlardır,

while men find it harder to maintain strong friendships, Notlar

0:35

erkekler ise güçlü arkadaşlıklar kurmayı daha zor bulurlar,

especially as they get older.

0:39

özellikle yaşlandıkça.

Dilbilgisi

it's women who ... while men ...: vurgulu odak ve karşıtlık

It's women who have many friends bir it-cleft vurgu yapısıdır: It is + odak + who/that + mesajın geri kalanı. Buradaki it herhangi bir nesneyi göstermez. Yapı women sözcüğünü odağa yerleştirir; daha az vurgulu biçim Often, women have many friends olur. Ardından while, erkekler hakkında karşıt bir ifade sunar. Buradaki while, ‘oysa’ anlamındadır; ‘bir şey olurken’ anlamında değildir. Vurgu yapısı ile while birlikte cümleyi güçlü bir kadın-erkek karşıtlığı etrafında düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, problemi çözen kişinin Maya olduğunu vurgulamak için it-cleft yapısını kullanır?

  1. Maya solved the problem.
  2. It was Maya who solved the problem.
  3. The problem was difficult for Maya to solve.
Cevabı göster

It was Maya who solved the problem.

Dilbilgisi

find it harder to maintain ...: bir eylemi daha zor bulmak

find it harder to maintain strong friendships ifadesinde find, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya deneyimlemek” anlamına gelir. Yapı find + it + karşılaştırma sıfatı + to mastarı şeklindedir ve kişinin bir eylemi daha zor bulduğunu anlatır. Buradaki it, nesne yerini dolduran biçimsel bir nesnedir. Asıl eylem to maintain strong friendships bölümüdür. Harder karşılaştırma bildirdiği için zorluk, bağlamdaki başka bir grup, zaman veya durumla karşılaştırılarak anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede find it harder to do yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. After the long break, I found harder it to concentrate.
  2. After the long break, I found it harder to concentrate.
  3. After the long break, I found it to concentrate harder.
Cevabı göster

After the long break, I found it harder to concentrate.

Kalıp ifadeler

maintain strong friendships: güçlü arkadaşlıkları sürdürmek

Maintain strong friendships, yakın arkadaşlıkları zaman içinde sağlıklı ve istikrarlı tutmak anlamına gelir. Maintain yalnızca arkadaş sahibi olmayı değil, sürekli ilgi veya çaba göstermeyi anlatır. Strong, arkadaşların fiziksel olarak güçlü olduğunu değil, arkadaşlığın yakınlık ve sağlamlık gibi niteliklerini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle güvenin yakın ilişkileri zaman içinde sağlıklı tutmaya yardımcı olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. Trust helps people strong their friendships.
  2. Trust helps people maintain strongly friends.
  3. Trust helps people maintain strong friendships.
Cevabı göster

Trust helps people maintain strong friendships.

In fact, according to one recent survey, Kalıp ifadeler

0:41

Aslında yakın tarihli bir ankete göre,

only 27% of British men say they have at least six close friends.

0:44

İngiliz erkeklerinin sadece %27'si en az altı yakın arkadaşı olduğunu söylüyor.

Kalıp ifadeler

according to one recent survey, ...: bir anketin kaynağını belirtmek

according to one recent survey, ardından gelen bilginin kaynağını tanıtır: Britanyalı erkeklerle ilgili sayı yakın tarihli bir anketten gelmektedir. Bu ifade, istatistiği konuşanın kendi tahmini olarak değil, bildirilen bir kanıt olarak sunar. Yapı according to + kaynak şeklindedir. Burada one recent survey kaynaktır; ifade konuşanın ankete katıldığı anlamına gelmez. Aynı yapıdan sonra bir rapor, araştırma, belge veya kişi gelebilir.

Alıştırma

Bilgi kaynağını belirtmek için according to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. According with a recent report, air quality has improved.
  2. According to a recent report, air quality has improved.
  3. According to my agreement, air quality has improved.
Cevabı göster

According to a recent report, air quality has improved.

So, is it true that men find it difficult to make friends? Dilbilgisi

0:50

Peki, erkeklerin arkadaş edinmekte zorlandıkları doğru mu?

Dilbilgisi

find it difficult to make friends? ... find + it + adjective + to do

Find it difficult to make friends, erkeklerin arkadaş edinmeyi zor bulduğu anlamına gelir. Yapı find + it + adjective + to do şeklindedir: difficult eylemin zorluğunu anlatır, to make friends ise değerlendirilen eylemi belirtir. Buradaki it biçimsel nesnedir ve friends kelimesinin yerini tutmaz. Aynı kalıp find it easy to ... veya find it important to ... gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

find + it + adjective + to do yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Some children find it difficult to speak in front of a group.
  2. Some children find it difficulty to speak in front of a group.
  3. Some children find difficult it to speak in front of a group.
Cevabı göster

Some children find it difficult to speak in front of a group.

We'll be hearing from Max Dickens, Anlatım akışı

0:54

Billy No Mates adlı erkek arkadaşlığı üzerine bir kitabın yazarı olan

author of a book on male friendship called Billy No Mates.

0:56

Max Dickens'ı dinleyeceğiz.

Anlatım akışı

We'll be hearing from ... ile programdaki sonraki konuşmayı duyurmak

Bir programın girişinde We'll be hearing from + kişi, röportajı, görüşleri veya mesajı daha sonra yer alacak bir konuğu ya da konuşmacıyı önceden tanıtır. Buradaki hear from, yalnızca kişinin sesini duymak değil, onun söyleyeceklerini dinlemek anlamındadır. Gelecek zamanda devamlılık yapısı olan we'll be hearing, bu katkıyı planlanmış program akışının bir parçası olarak sunar. Devam eden bir eyleme odaklanmak yerine dinleyiciyi mevcut girişten ilerideki bölüme yönlendirir.

Alıştırma

Bir programın girişinde We'll be hearing from Dr Lee later genellikle neyi belirtir?

  1. Sunucu Dr Lee'yi net biçimde duyamıyor.
  2. Dr Lee katkısını çoktan tamamladı.
  3. Sunucu, Dr Lee'nin daha sonra yapacağı katkıyı önceden haber veriyor.
Cevabı göster

Sunucu, Dr Lee'nin daha sonra yapacağı katkıyı önceden haber veriyor.

And as usual, Anlatım akışı

1:00

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:01

biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Anlatım akışı

As usual ... as well ile rutin ve ek program içeriği

As usual, «her zamanki gibi» anlamına gelir ve kelime öğrenmenin programın tekrarlanan bir parçası olduğunu gösterir. Dinleyicilere bu bölümün tanıdık program düzenine ait olduğunu bildirir. Cümlenin sonunda as well, «de/da» anlamına gelir. Kelime öğrenmeyi daha önce belirtilen içeriğe ekler; And ise bu ek duyuruyu önceki duyuruya bağlar. Bu işaretler birlikte neyin rutin olduğunu ve neyin eklendiğini gösterir.

Alıştırma

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. cümlesi dinleyicilere program hakkında ne anlatır?

  1. Kelime öğrenme programın her zamanki içeriğinin yerini almaktadır.
  2. Kelime öğrenme programın düzenli bir parçasıdır ve diğer içeriğe eklenir.
  3. Programda ilk kez kelime öğrenilecektir.
Cevabı göster

Kelime öğrenme programın düzenli bir parçasıdır ve diğer içeriğe eklenir.

But first, I have a question for you.

1:04

Ama önce size bir sorum var.

We know that close friends are important,

1:07

Yakın arkadaşların önemli olduğunu biliyoruz,

not just for having fun, Dilbilgisi

1:10

sadece eğlenmek için değil,

but for good mental health as well.

1:12

iyi bir ruh sağlığı için de.

Dilbilgisi

not just for ... but for ... as well: ikinci bir yarar eklemek

not just for A, but for B as well kalıbı, bir şeyin birden fazla amacı veya yararı olduğunu anlatır. Önce A'yı verir, ardından B'yi ekler ve genellikle B'yi önemli yeni bilgi olarak vurgular. İki kısmı paralel tut. Örnekte for having fun ile for good mental health birbirine karşılık gelir. As well, ‘ayrıca’ anlamını tamamlar ve not just ile birlikte çalışır; cümle sonuna anlamsızca eklenen bir ifade değildir.

Alıştırma

Cümleyi not just for ... but for ... as well kalıbıyla tamamla: The library is ____ borrowing books, ____ studying with friends ____.

Cevabı göster

not just for · but for · as well

So, according to research by Oxford University's Institute of Cognitive Anthropology,

1:14

Peki, Oxford Üniversitesi Bilişsel Antropoloji Enstitüsü'nün araştırmasına göre,

how many close friends do we need for our mental well-being? Kelime

1:21

ruhsal esenliğimiz için kaç yakın arkadaşa ihtiyacımız var?

Kelime

mental well-being: genel psikolojik sağlık ve işlevsellik

Burada mental well-being, kişinin genel psikolojik durumunu ifade eder: duygusal olarak dengeli hissetmek, günlük stresle başa çıkmak ve genel olarak yaşamını iyi sürdürebilmek. Soru, yakın arkadaşlıkların bu durumu nasıl destekleyebileceğini soruyor. Bu kavram, kısa süreli bir mutluluk duygusundan daha geniştir. Sağlıkla ilgili bu bağlamda well-being, maddi veya ekonomik refah anlamına gelmez.

Alıştırma

Stresle başa çıkmayı ve yaşamı iyi sürdürebilmeyi içeren geniş ve olumlu bir psikolojik durumu en iyi hangi ifade anlatır?

  1. mental well-being
  2. momentary happiness
  3. financial welfare
Cevabı göster

mental well-being

Is it A, five?

1:25

A, beş mi?

B, 10?

1:28

B, 10 mu?

Or C, 20?

1:30

Yoksa C, 20 mi?

I'll say we need at least five close friends. Kalıp ifadeler

1:32

En az beş yakın arkadaşa ihtiyacımız olduğunu söyleyebilirim.

Kalıp ifadeler

at least five close friends: en düşük sayıyı belirlemek

At least five close friends, beşin en düşük sayı olduğu anlamına gelir: beş, altı veya daha büyük herhangi bir sayı koşulu karşılar. Tam olarak beş ya da en fazla beş anlamına gelmez. Bir tahminde at least, temkinli bir alt sınır belirtebilir. Konuşan kişi sayının beşten az olmadığından emindir ancak daha yüksek olma ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi at least ve verilen en düşük süreyi kullanarak tamamlayın: Please arrive ____ before the meeting. Belirtilen en düşük süre on dakikadır.

Cevabı göster

at least ten minutes

Okay, Neil.

1:35

Tamam, Neil.

I'll reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı

1:36

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer at the end of the program: cevabın daha sonra açıklanacağını belirtmek

Bu cümle programın akışını gösteren bir işarettir: dinleyicilere cevabın şimdilik saklandığını ve programın sonunda açıklanacağını bildirir. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyicilerin programın sırasını takip etmesine yardımcı olur. I'll reveal, geleceğe yönelik bir karar ya da sözü reveal ile birleştirir. Reveal, daha önce gizli olan bilgiyi bilinir hâle getirmek demektir. At the end of the program bunun hangi aşamada olacağını belirtir. Say the answer tek başına cevabın bilerek saklandığını düşündürmez.

Alıştırma

Gizli tutulan bir cevabın ders sona ererken açıklanacağını sınıfa doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?

  1. I'll know the answer at the end of the lesson.
  2. I'll reveal the answer at the end of the lesson.
  3. I'll repeat the question at the end of the lesson.
Cevabı göster

I'll reveal the answer at the end of the lesson.

Now, however many friends you have, Anlatım akışı

1:39

Şimdi, kaç arkadaşınız olursa olsun,

it's a stereotype that women are better than men Dilbilgisi

1:42

kadınların yakın arkadaş edinmede ve onları tutmada erkeklerden

at making and keeping close friends.

1:45

daha iyi olduğu basmakalıp bir inanıştır.

Anlatım akışı

Now, however many friends you have: bir ayrıntıyı bir kenara bırakmak

However many friends you have, “kaç arkadaşınız olursa olsun” anlamına gelir. However many taviz bildiren bir yan cümle başlatır: sayı değişebilir, ancak ardından gelen ana düşünce değişmez. Now konuşmayı ileri taşır. Bu giriş, bir kişinin kaç arkadaşı olduğuna ilişkin önceki soruyu devam ettirir, bu kişisel ayrıntıyı bir kenara bırakır ve tartışmayı genel bir iddiaya genişletir. Buradaki however, however many kalıbının parçasıdır; tek başına “ancak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, sayı değişse de geçerli kalan bir sonuç belirtmek için however many ifadesini doğru kullanır?

  1. However many we try routes, we still need to arrive before dark.
  2. However much routes we try, we still need to arrive before dark.
  3. However many routes we try, we still need to arrive before dark.
Cevabı göster

However many routes we try, we still need to arrive before dark.

Dilbilgisi

It's a stereotype that...: tam bir iddiayı değerlendirmek

Yapı It is + değerlendirme bildiren isim öbeği + that yan cümlesidir. It hazırlayıcı öznedir; that yan cümlesi değerlendirilen iddianın tamamını taşır. Burada konuşmacı, kadınlar ve yakın arkadaşlıklarla ilgili iddianın tamamını bir kalıp yargı olarak nitelendirir. That yan cümlesi kalıp yargının içeriğini verir. Women sözcüğünü nitelemez ve cümle, grupla ilgili bu iddiayı kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

It is + değerlendirme bildiren isim + that yan cümlesi yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. It's a myth what lightning never strikes the same place twice.
  2. It's that a myth lightning never strikes the same place twice.
  3. It's a myth that lightning never strikes the same place twice.
Cevabı göster

It's a myth that lightning never strikes the same place twice.

Here's Claudia Hammond outlining the problem Anlatım akışı

1:49

İşte Claudia Hammond sorunu özetliyor

for BBC Radio 4 program All in the Mind.

1:51

BBC Radio 4 programı All in the Mind için.

Anlatım akışı

Here's Claudia Hammond outlining the problem: sözü sıradaki konuşmacıya bırakmak

Here's Claudia Hammond outlining the problem, sunucunun sözü Claudia Hammond'a bıraktığını ve sırada onun sesi ya da kaydı olduğunu gösterir. Bu sunuş kullanımında Here's yalnızca kişinin fiziksel olarak burada olduğunu belirtmez; yaklaşık olarak “şimdi dinleyelim” veya “sırada” anlamına gelir. outlining the problem, bir sonraki bölümde onun ne yapacağını önceden bildiren bir -ing öbeğidir: sorunun şeklini çizmek değil, ana noktalarını anlatmak.

Alıştırma

Bir radyo programında Here's Lena explaining the new rule genellikle neyi bildirir?

  1. Sunucu, Lena'nın kuralın resmini çizdiğini söylüyor.
  2. Lena kuralı geçmişte bir zamanda açıkladı.
  3. Sunucu, Lena'nın birazdan yapacağı açıklamayı tanıtıyor.
Cevabı göster

Sunucu, Lena'nın birazdan yapacağı açıklamayı tanıtıyor.

Now, when times are tough, Deyimler

1:55

Zor zamanlarda,

friends are often the people who get us through, Öbek fiiller

1:56

bizi bu durumlardan çıkaran kişiler genellikle arkadaşlardır,

who are there to listen, Anlatım akışı

1:58

dinlemek için orada olanlar,

to reassure,

2:00

rahatlatmak için,

maybe to advise us if that's what we want.

2:01

belki de eğer istediğimiz buysa bize tavsiyede bulunmak için.

Deyimler

when times are tough: zor bir dönemde

when times are tough, “hayat veya koşullar zor olduğunda” anlamına gelir. Buradaki times, bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini değil, bir dönemi ve insanların karşılaştığı koşulları ifade eder. Tough, başa çıkması zor demektir. Bir when yan cümlesi olarak, zor dönemi cümlenin geri kalanında anlatılanların arka planı yapar. Belirli tek bir sorunu adlandırmadan maddi, işle ilgili, sağlıkla ilgili, ailevi veya duygusal zorlukları kapsayabilir.

Alıştırma

times ve tough sözcüklerini içeren ve “zor bir dönemde” anlamına gelen ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, asking for help can make a difference.

Cevabı göster

When times are tough

Öbek fiiller

get us through: birinin zor bir dönemi atlatmasına yardım etmek

who get us through ifadesindeki get someone through, “birinin zor bir döneme dayanmasına veya o dönemi atlatmasına yardım etmek” demektir. Nesne olan us, get ile through arasına gelir. Burada zorluğun ne olduğu bağlamdan anlaşılır, bu yüzden through sonrasında başka bir şey söylenmez. İfade mecazidir: arkadaşların desteği insanların devam etmesine yardımcı olur; onları fiziksel olarak bir yerden geçirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin desteğinin başka birinin zor bir döneme dayanmasına yardım ettiğini anlatır?

  1. I finally got through to the help desk.
  2. Her daily calls got me through a lonely winter.
  3. I got through all my emails before lunch.
Cevabı göster

Her daily calls got me through a lonely winter.

Anlatım akışı

are there to listen, to reassure, to advise: paralel bir destek listesi

Who are there to ... ifadesi, arkadaşların yalnızca bir yerde bulunduğunu anlatmaz. Burada be there to do, birini desteklemek için hazır ve istekli olmak anlamına gelir; ilgi cümleciği de arkadaşların nasıl yardım ettiğini açıklar. To listen, to reassure ve to advise us, to ile kurulan paralel mastar öbekleridir. to sözcüğünü tekrarlamak her eylemin kolayca takip edilmesini sağlar ve genel destek fikrini açık bir listeye dönüştürür. Maybe ve if that's what we want, son eylem olan advise us ifadesini yumuşatır ve sınırlar. Tavsiye vermenin isteğe bağlı olduğunu ve karşıdaki kişinin isteğine uyması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, birini destekleme yollarını sıralamak için be there to ve paralel bir mastar dizisi kullanır?

  1. A good coach is there to listen, to guide, and to encourage.
  2. A good coach is standing there beside the door.
  3. A good coach listens, gives guidance, and offers encouragement.
Cevabı göster

A good coach is there to listen, to guide, and to encourage.

So, why do we sometimes find it hard to make friends, Dilbilgisi

2:03

Öyleyse neden bazen arkadaş edinmekte zorlanırız,

or that the friends we used to have Öbek fiiller

2:06

ya da eskiden sahip olduğumuz arkadaşların

seemed to have somehow drifted away?

2:08

bir şekilde uzaklaştığını hissederiz?

Dilbilgisi

find it hard to make friends: find + it + sıfat + to-infinitive kalıbı

find it hard to make friends ifadesinde find, bir şeyi bulmak değil, onu belirli bir şekilde değerlendirmek veya öyle hissetmek anlamındadır. Kalıp find + it + sıfat + to-infinitive biçimindedir: hard zorluğu, to make friends ise zor gelen eylemi belirtir. Buradaki it yer tutucu bir nesnedir; belirli bir arkadaşa veya başka somut bir şeye gönderme yapmaz. Değerlendirilen asıl içeriği to-infinitive verir. Kalıbı koruyup sıfatı find it easy to remember veya find it difficult to explain örneklerindeki gibi değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: At community events, I ____ start conversations with strangers.

Cevabı göster

find it hard to

Öbek fiiller

used to have ... seemed to have drifted away: iki zaman katmanı

Bu bölümü iki parça halinde okuyun. seemed fiilinin tam öznesi the friends we used to have ifadesidir ve geçmişte görüştüğümüz arkadaşlar anlamına gelir. used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlık veya durumu şimdiden farklı olarak sunar; burada have fiilin yalın hâlidir. Ardından gelen seemed to have somehow drifted away, onların görünüşe göre çoktan daha az yakın hâle geldiğini anlatır. to have drifted yapısı, kademeli değişimi konuşanın değerlendirmesinden önceye yerleştirir. Drift away burada mecazidir; insanların yavaş yavaş iletişimi veya yakınlığı kaybetmesini anlatır. Somehow ise konuşanın bunun nasıl gerçekleştiğinden emin olmadığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümleye en uygun yorum hangisidir: The friends we used to have seemed to have drifted away?

  1. Geçmişteki arkadaşlar zamanla daha az yakın hâle gelmiş gibi görünüyordu.
  2. Konuşan kişi sık sık uzaklaşan arkadaşlara sahip olmaya alışkındı.
  3. Arkadaşların gelecekte daha yakın olması bekleniyordu.
Cevabı göster

Geçmişteki arkadaşlar zamanla daha az yakın hâle gelmiş gibi görünüyordu.

Now, there is an idea that women are much better at maintaining their friendships, Anlatım akışı

2:10

Şimdi, kadınların arkadaşlıklarını sürdürmekte çok daha iyi olduğuna dair bir fikir var,

and that men are more likely to hang out with whoever is around Notlar

2:15

ve erkeklerin bu ilişkileri beslemek yerine

Öbek fiiller

hang out with whoever is around: etrafta kim varsa onunla takılmak

Hang out with someone, biriyle rahat ve plansız biçimde vakit geçirmek anlamına gelen gündelik bir phrasal verb'dür. Burada hang, bir şeyi fiziksel olarak asmak anlamında kullanılmaz. Whoever is around, o sırada yakınlarda bulunan veya müsait olan herhangi biri demektir. İfade bir bütün olarak, sosyal çevre seçiminin yakınlığa ya da önceden yapılmış bir plana değil, kimin müsait olduğuna dayandığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede hang out with whoever is around ifadesi gündelik sosyalleşmeyi anlatacak şekilde doğru kullanılmıştır?

  1. After football practice, I usually hang whoever is around out.
  2. After football practice, I usually hang out whoever is around.
  3. After football practice, I usually hang out with whoever is around.
Cevabı göster

After football practice, I usually hang out with whoever is around.

rather than to nurture those relationships. Kelime

2:18

etraflarındaki herhangi biriyle takılmaya daha meyilli olduğuna dair.

Anlatım akışı

There is an idea that ... and that ...: bir iddiayı tartışmaya açmak

Now, konuşmayı bir iddiaya taşır. There is an idea that ... devamındaki içeriği konuşanın kanıtladığı bir gerçek olarak değil, insanların sahip olduğu bir görüş olarak sunar. Böylece iddia incelenmeye veya sorgulanmaya açık kalır. İki that yan cümlesi, görüşün eş görevli iki bölümünü verir: biri kadınlar, diğeri erkekler hakkındadır. İkinci yan cümlede rather than, öne sürülen iki eğilimi karşılaştırır. Yapının tamamı, toplumsal genellemeyle belirli bir mesafeyi korurken karşılaştırmayı açıkça düzenler.

Alıştırma

Örnekte There is an idea that ... yapısının temel söylem işlevi nedir?

  1. İddianın her kadın ve erkek hakkında kanıtlanmış bir gerçek olduğunu doğrular.
  2. Bir arkadaşlığın nasıl sürdürüleceğine dair talimat verir.
  3. Devamındaki toplumsal iddiayı tartışmaya açık bir görüş olarak sunar.
Cevabı göster

Devamındaki toplumsal iddiayı tartışmaya açık bir görüş olarak sunar.

Dilbilgisi

Be more likely to ... rather than to ... ile eğilimleri karşılaştırmak

Be more likely to do A rather than to do B, iki olası eylemi karşılaştırır ve A'nın gerçekleşme olasılığının daha yüksek ya da daha güçlü eğilim olduğunu belirtir. Bu, A'nın her zaman gerçekleştiği veya B'nin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Buradaki iki mastar paraleldir: to hang out ... ve to nurture .... Rather than sonrasında to sözcüğünü tekrarlamak dil bilgisi bakımından doğrudur ve uzun bir karşılaştırmayı izlemeyi kolaylaştırabilir; paralel yapı hâlâ açıksa ikinci to atılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be more likely to A rather than to B kalıbıyla tamamlayın: During exam week, Maya ____ study at the library ____ work in a noisy café.

Cevabı göster

is more likely to · rather than to

Kelime

rather than to nurture those relationships: bu ilişkileri geliştirmek yerine

Burada nurture, relationships ile birlikte mecaz anlamda kullanılır. Bir ilişkinin gelişip güçlü kalabilmesi için ona sürekli zaman, özen, ilgi ve iletişim ayırmak demektir. Rather than, bu eylemi seçilmeyen alternatif olarak gösterir. Nurture a relationship kalıbı etkin ve sürekli çabayı vurgular; yalnızca bir ilişkiye sahip olmak veya bir kez dostça davranmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Çalışma ilişkimizi zaman içinde geliştirmeyi sürdürmemiz gerektiğini hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. We need to nurture our partnership over time.
  2. We need to raise our partnership over time.
  3. We need to feed our partnership over time.
Cevabı göster

We need to nurture our partnership over time.

And we were wondering whether this was really true Anlatım akışı

2:21

Ve biz de bunun gerçekten doğru olup olmadığını merak ediyorduk

or is that just a stereotype?

2:23

yoksa bu sadece bir klişe mi?

Anlatım akışı

were wondering whether ... or is that just ...: bir iddiayı kibarca sorgulamak

We were wondering whether... soruyu daha dolaylı ve yumuşak hâle getirir. Konuşanlar önceki iddiayı reddetmek yerine onu kontrol etmek istedikleri bir konu olarak sunar ve karşı tarafı cevap vermeye davet eder. Whether this was really true ilk olasılığı sunar. Ardından konuşmacı, diğer olasılığı konuşmada daha belirgin kılmak için or is that just a stereotype? bölümünde doğrudan soru dizilimine geçer. Tamamen paralel bir biçim whether this was really true or whether it was just a stereotype olurdu.

Alıştırma

Bu röportajda vurgulanan sorunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciye bütün stereotipleri reddetmesini emreder.
  2. Önceki iddianın tamamen doğru olduğunu kanıtlar.
  3. Önceki iddiayı kibarca kontrol edilmesi gereken bir konuya dönüştürür.
Cevabı göster

Önceki iddiayı kibarca kontrol edilmesi gereken bir konuya dönüştürür.

Claudia uses the phrase times are tough to describe a situation of trouble, Anlatım akışı

2:25

Claudia, sıkıntılı, mutsuz ya da

unhappiness, or financial difficulty.

2:30

finansal bir zorluk durumunu tanımlamak için times are tough (zamanlar zor) ifadesini kullanıyor.

Anlatım akışı

use the phrase X to describe Y: bir ifadenin neyi anlattığını açıklamak

Use the phrase X to describe Y kalıbı, sözcükleri açıklamak için kullanılan yaygın bir yapıdır. X tanıtılan ifadedir; Y ise bu ifadenin belirtebildiği durum, kişi, duygu veya davranıştır. Burada times are tough X'tir; a situation of trouble, unhappiness, or financial difficulty ise Y'dir. Mastar yapısındaki to describe, ifadeyi kullanma amacını belirtir; ifadenin kendisini betimlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi use the phrase X to describe Y kalıbıyla tamamlayın: People ____ 'red flag' ____ a warning sign.

Cevabı göster

use the phrase · to describe

Friends help us get through these difficult periods of life. Öbek fiiller

2:34

Arkadaşlar hayatın bu zor dönemlerini atlatmamıza (get through) yardımcı olurlar.

Öbek fiiller

help someone get through difficult periods of life: birinin hayatın zor dönemlerini atlatmasına yardım etmek

help us get through... ifadesinde help + kişi + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır: us desteği alan kişileri gösterir ve get yalın hâlde kalır. Get through these difficult periods of life, bu zor zamanlarla baş edip sonuna kadar dayanmak anlamına gelir. these difficult periods of life, get through ifadesinin nesnesidir. Bu nedenle ifade bir yerden geçmeyi değil, zaman dönemlerini atlatmayı anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp help someone get through + zor bir dönem veya deneyim şeklindedir.

Alıştırma

Dersteki öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: A good friend can help you ____ a difficult time.

Cevabı göster

get through

The phrasal verb get through has several meanings, Anlatım akışı

2:37

Get through deyimsel fiilinin birkaç anlamı vardır,

but here it means managed to live through an unpleasant period of time. Kalıp ifadeler

2:40

ancak burada tatsız bir zaman diliminden sağ çıkmayı başarmak anlamına gelir.

Anlatım akışı

X has several meanings, but here it means Y: anlamı mevcut bağlamla sınırlandırmak

X has several meanings, but here it means Y kalıbı bir açıklamayı iki adımda düzenler. Önce X'in birden fazla anlama gelebileceğini söyler; ardından but here, açıklamayı mevcut cümle veya konuşmada seçilen anlamla sınırlar. Here, “bu bağlamda” demektir; “bu fiziksel yerde” anlamına gelmez. Böylece diğer sözlük anlamları ayrı tutulur ve bağlama ait tek bir anlam, ifadenin tek anlamıymış gibi gösterilmez.

Alıştırma

Bu açıklamada but here it means... ne işe yarar?

  1. İfadenin yalnızca tek bir olası anlamı olduğunu söyler.
  2. Konuşmacının yakınındaki fiziksel bir yeri belirtir.
  3. Açıklamayı mevcut bağlamda kullanılan anlamla sınırlar.
Cevabı göster

Açıklamayı mevcut bağlamda kullanılan anlamla sınırlar.

Kalıp ifadeler

managed to live through: zor bir dönemi atlatmayı başarmak

Managed to + fiil, çaba gerektiren veya zor olan bir şeyi başarmak anlamına gelir. Eylemin yalnızca denendiğini değil, tamamlandığını belirtir. Burada managed to live through, tatsız dönemin tamamına dayanıp onu atlatmayı başarmak demektir. Live through, zor bir dönemi yaşamaya ve sonuna ulaşmaya odaklanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, bu derste geçen ve “dayanıp atlatmayı başarmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: With help from her family, Lena ____ a very difficult year.

Cevabı göster

managed to live through

The problem may be that your friends have drifted away, Öbek fiiller

2:46

Sorun arkadaşlarınızın uzaklaşmış (drifted away) olması olabilir,

gradually moved further and further away until your connection with them has broken. Anlatım akışı

2:49

onlarla olan bağınız kopana kadar yavaş yavaş daha da uzağa gitmiş olmaları.

Öbek fiiller

your friends have drifted away: arkadaşlık ilişkisinin giderek zayıflaması

Arkadaşlar drift away olduğunda ilişkileri zamanla daha az yakın hâle gelir. Aralarındaki bağ zayıflayana ya da sona erene kadar daha az konuşabilir veya daha seyrek görüşebilirler. Bu mecazi bir kullanımdır; arkadaşların fiziksel olarak sürüklenip uzaklaşmasını anlatmaz. Have drifted away present perfect yapısındadır. Uzaklaşmanın zaman içinde gerçekleştiğini ve sonucunun şu anki ilişkiyi etkilediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümle, ani bir tartışma olduğunu söylemeden bir ilişkinin yavaşça daha az yakın hâle geldiğini anlatır?

  1. Over several quiet years, the two cousins gradually drifted away.
  2. After one fierce argument, the two cousins fell out that evening.
  3. The two cousins moved to seats farther apart.
Cevabı göster

Over several quiet years, the two cousins gradually drifted away.

Anlatım akışı

gradually ... further and further away ... until: aşamalı bir süreci ve son noktasını gösterme

Bu ifade, düşünceyi önce bir süreç, ardından bu sürecin ulaştığı son nokta şeklinde düzenler. gradually değişimin yavaşça gerçekleştiğini, further and further away ise karşılaştırma biçimi further sözcüğünü tekrarlayarak mesafenin zamanla sürekli arttığını gösterir. Buradaki away, mutlaka fiziksel bir hareketi değil, duygusal veya sosyal mesafenin büyümesini anlatır. until, bu aşamalı uzaklaşmanın ulaştığı sonucu, yani bağın kopmasını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle aşamalı bir değişimi ve ardından bu değişimin ulaştığı son noktayı aynı yapıyla gösterir?

  1. The sky became dark after the streetlights came on.
  2. The streetlights came on because the sky was dark.
  3. The sky grew darker and darker until the streetlights came on.
Cevabı göster

The sky grew darker and darker until the streetlights came on.

And it seems that's especially true for men.

2:54

Ve görünüşe göre bu özellikle erkekler için geçerli.

That's right.

2:58

Bu doğru.

When author Max Dickens was getting married, Dilbilgisi

2:58

Yazar Max Dickens evleneceği zaman,

he realized he didn't have any close male friends

3:01

sağdıcı olmasını isteyebileceği

he could ask to be his best man, Notlar

3:04

hiç yakın erkek arkadaşı olmadığını fark etti,

Dilbilgisi

ask someone to be + rol: birinden rol üstlenmesini istemek

Ask someone to be + rol, bir kişiden belirli bir rolü üstlenmesini istemek veya onu bu role davet etmek anlamına gelir. Burada yakın bir erkek arkadaşından best man, yani sağdıç olmasını isteyebilirdi. friends he could ask to be his best man ilgi cümleciğinde friends, ask fiilinin söylenmeyen nesnesini tamamlar. Her bir olası arkadaş için açık biçim he could ask that friend to be his best man olur. Rolü üstlenecek kişi arkadaş olurdu, he değil.

Alıştırma

Cümleyi ask someone to be + rol kalıbıyla tamamlayın: For the school play, Nina asked Sam ____ the narrator.

Cevabı göster

to be

the person who helps the groom at a wedding.

3:06

bir düğünde damada yardım eden kişi.

Dilbilgisi

When ... was getting married: geçmişte devam eden bir arka plan kurma

Baştaki when yan cümlesi, dinleyeni geçmişte devam eden bir durumun içine yerleştirmek için past progressive yapıdaki was getting married ifadesini kullanır. Ana cümle ise bu arka plan dönemi sırasında ortaya çıkan fark edişi anlatmak için simple past yapıdaki realized fiilini kullanır. Bu bağlamda was getting married, düğüne hazırlanma ve düğüne doğru ilerleme dönemini kapsayabilir; yalnızca törenin gerçekleştiği kesin anı belirtmek zorunda değildir. Bu yapı, geçmişteki ana olayı anlatmadan önce sahneyi kurmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak ve geçmişte devam eden bir arka plan oluşturmak için prepare fiilinin past progressive biçimini kullanın: When Lena ____ for her move, she found an old photograph.

Cevabı göster

was preparing

Kültür

best man: düğünde damada yardım eden kişi

Best man, düğünde damadı destekleyip ona yardım etmesi için seçilen kişinin üstlendiği geleneksel bir roldür. Bu kişi çoğunlukla güvenilen bir arkadaş veya akrabadır. Cümledeki the person who helps the groom at a wedding açıklayıcı ara sözü, burada gereken tanımı doğrudan verir. Best man sabit bir rol adıdır; kelimesi kelimesine en iyi erkek anlamına gelen bir niteleme değildir. Yakın bir erkek arkadaşın olmaması önemlidir, çünkü damat bu rol için çoğunlukla kendisine yakın birini seçer.

Alıştırma

Bir düğün bağlamında best man genellikle ne anlama gelir?

  1. evliliği yasal olarak gerçekleştiren kişi
  2. orada bulunan en iyi kişi olduğuna karar verilen erkek
  3. damadın başlıca refakatçisi ve destekçisi
Cevabı göster

damadın başlıca refakatçisi ve destekçisi

This led him to write the book Billy No Mates, Anlatım akışı

3:09

Bu onu Billy No Mates kitabını yazmaya yöneltti,

looking at why he didn't have any close male friends.

3:12

neden hiç yakın erkek arkadaşı olmadığına bakarak.

Anlatım akışı

This led him to write...: bir nedeni eyleme bağlamak

Bu cümlede This, düğününde sağdıç olmasını isteyebileceği yakın bir erkek arkadaşının olmadığını daha önce fark etmiş olmasına gönderme yapar. lead + kişi + to-infinitive yapısı, bir olayın birini harekete geçirdiğini veya o kişinin eylemini güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Burada led him to write, bu farkındalığı kitap yazma kararıyla bağlar. Bir hikâyede veya açıklamada neden ile eylem arasında zincir kurmak için neden + led + kişi + to + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Buradaki led, lead fiilinin geçmiş zamanıdır; birinin ona fiziksel olarak yol gösterdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir keşfin bir eyleme yol açtığını göstermek için lead + kişi + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The discovery led to her to change her research question.
  2. The discovery led her change her research question.
  3. The discovery led her to change her research question.
Cevabı göster

The discovery led her to change her research question.

Here's Claudia Hammond again talking with Max for BBC Radio 4 program All in the Mind.

3:15

İşte yine Claudia Hammond, BBC Radio 4 programı All in the Mind için Max ile konuşuyor.

And Max, it's interesting that you kind of went public on this, Kelime

3:21

Ve Max, bunu bir nevi halka açman ilginç,

if you like.

3:24

eğer istersen.

Kelime

kind of went public on this: kamuya açıklamayı yumuşatarak anlatmak

went public on this ifadesindeki go public, daha önce özel olan bir konu hakkında geniş bir kitleye açıkça konuşmak anlamına gelir. This, Max'in yakın erkek arkadaşlarının olmamasıyla ilgili deneyimine gönderme yapar. Halka açık bir yere gitmek anlamına gelmez ve bu bağlamda şirket ya da borsa anlamı da yoktur. Kind of, 'bir bakıma' veya 'bir ölçüde' anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. went public sözünü yumuşatır; böylece görüşmeyi yapan kişi açıklamanın tamamen kasıtlı veya kesin olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin kişisel bir konuyu geniş bir kitleye bir ölçüde açıkça anlattığını gösterir?

  1. She talked privately with one close friend about her anxiety.
  2. Her company went public on the stock exchange last year.
  3. She kind of went public about her anxiety in a podcast interview.
Cevabı göster

She kind of went public about her anxiety in a podcast interview.

You know, your book is even called Billy No Mates,

3:25

Biliyorsun, kitabının adı bile Billy No Mates,

the very thing that, Ton ve niyet

3:26

birçoğumuzun

you know, a lot of us would dread being.

3:28

olmaktan korkacağı o şey.

Ton ve niyet

the very thing ... would dread being: korkulan bir etiketi vurgulamak

the very thing ifadesindeki very, “aşırı derecede” değil, “tam olarak” veya “tam da” anlamına gelir. Bu isim öbeği Billy No Mates ifadesini, birçok kişinin kendisine yakıştırılmasından korktuğu türden bir etiket olarak yeniden tanımlar. that a lot of us would dread being ilgi cümleciği thing sözcüğünü açıklar. Dread being, yalnızca hoşlanmamayı değil, o tür bir kişi olmaya veya öyle görülmeye karşı güçlü bir korku ya da direnç hissetmeyi anlatır. You know konuşmadaki bir duraksama ifadesidir ve dil bilgisini değiştirmez.

Alıştırma

Vurgulanan bölümü en iyi hangi cümle yeniden ifade eder?

  1. Çoğumuz kendimiz için bu adı kullanmaktan hoşlanırdık.
  2. Çoğumuz arkadaşsız biri olmaktan veya öyle görülmekten çok korkardık.
  3. Çoğumuz biraz yalnız kalmayı hafifçe tercih ederdik.
Cevabı göster

Çoğumuz arkadaşsız biri olmaktan veya öyle görülmekten çok korkardık.

It can't have been easy to decide to say this publicly in a way. Ton ve niyet

3:29

Bunu bir şekilde açıkça söylemeye karar vermek kolay olmamış olmalı.

Ton ve niyet

It can't have been easy: geçmiş hakkında empatik bir çıkarım

Can't have been easy geçmişteki bir deneyim hakkında güçlü bir çıkarımdır: “Bunun zor olduğuna inanıyorum.” Burada, kamuya açık biçimde konuşmaya karar vermenin muhtemelen cesaret gerektirdiğini anlayışla kabul eder; bir şeyin şimdi kolay hâle gelememesiyle ilgili değildir. It bir biçimsel öznedir. Asıl değerlendirilen durum to decide to say this publicly bölümüdür. In a way, konuşanın diğer kişinin duygularını tamamen bildiğini iddia etmek yerine bunu deneyime bakmanın bir yolu olarak sunar ve yorumu yumuşatır.

Alıştırma

Geçmişteki bir deneyimin zor olduğunu empatik biçimde çıkaran dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Moving to a new country alone ____.

Cevabı göster

can't have been easy

No, it's a real double-edged sword Deyimler

3:33

Hayır, bu gerçekten iki ucu keskin bir kılıç

being the face of a book called Billy No Mates, I've got to say. Kelime

3:34

Billy No Mates adlı bir kitabın yüzü olmak, söylemeliyim ki.

Deyimler

a real double-edged sword: hem yararı hem bedeli olan bir durum

A double-edged sword, aynı şeyin hem bir avantaj hem de bir dezavantaj getirdiği durumu anlatan bir mecazdır. Burada real değerlendirmeyi güçlendirir: konuşan kişi fiziksel olarak gerçek bir kılıçtan değil, gerçekten iki yönlü bir durumdan söz eder. X is a double-edged sword yapısı, bir şeyin yararlı yönünün yanında bir bedel veya risk bulunduğunu göstererek onu değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle a double-edged sword ifadesini, hem yararı hem de dezavantajı olan tek bir durumu anlatmak için doğal biçimde kullanıyor?

  1. Being able to work anywhere is a double-edged sword: it gives me freedom, but I find it hard to switch off.
  2. Being able to work anywhere is a double-edged sword because it is completely harmful.
  3. I bought a double-edged sword to answer my emails.
Cevabı göster

Being able to work anywhere is a double-edged sword: it gives me freedom, but I find it hard to switch off.

Kelime

being the face of a book: kitabın kamu önündeki temsilcisi olmak

Being the face of a book, halkın kitapla en güçlü biçimde ilişkilendirdiği ve tanıtımda ya da tartışmalarda kitabı temsil eden kişi olmak demektir. Face burada soyut anlamdadır; kapakta resmedilmiş bir yüz anlamına gelmez. Being the face of a book called Billy No Mates şeklindeki -ing yan cümlesi, double-edged sword olarak değerlendirilen durumu adlandırır. Bu rolün resmî bir sözcülük görevi olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için boşluğa the face of ifadesini yerleştirin: Lena became ____ the charity's new campaign, so she handled most interviews.

Cevabı göster

the face of

Um I... but I think

3:37

Hımm ben... ama bence

so loneliness doesn't look like me. Kelime

3:40

yani yalnızlık bana benzemiyor.

Kelime

loneliness doesn't look like me: bir kalıp yargıya uymamak

Vurgulanan ifade, konuşanın insanların yalnız bir kişiye dair genellikle sahip olduğu imaja uymadığı anlamına gelir. Yalnızlık soyut bir kavramdır, ancak cümle onu sanki tanınabilir bir görünüşü varmış gibi kişileştirir. Burada look like me yalnızca yüz görünüşünü anlatmaz; me, “benim gibi biri” demektir. X doesn't look like me kalıbı, birinin X'in toplumdaki alışılmış imajına uymadığını ifade edebilir. Konuşan, yalnızlığın gerçekten farklı bir yüzü olduğunu söylemiyor; bir kalıp yargıya karşı çıkıyor.

Alıştırma

Burada loneliness doesn't look like me ne anlama geliyor?

  1. Konuşan, yalnız bir kişiye dair alışılmış imgeye uymadığını düşünüyor.
  2. Konuşan, kendisi gibi birinin yalnız hissetmesinin imkânsız olduğunu düşünüyor.
  3. Konuşan, yalnızlığın kendisininkinden farklı bir yüzü olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan, yalnız bir kişiye dair alışılmış imgeye uymadığını düşünüyor.

I'm in my early to mid-30s, Kelime

3:43

30'lu yaşlarımın başlarında veya ortalarındayım,

Kelime

my early to mid-30s: yaklaşık bir yaş aralığı

my early to mid-30s, otuzlu yaşların başlarından ortalarına kadar uzanan yaklaşık bir yaş aralığını ifade eder. 35 yaş gibi tek ve kesin bir yaşı belirtmez. Yapı be in + iyelik + yaş grubu şeklindedir: in my 30s, in her late 20s veya in their early 40s. 30s çoğul kullanılır, çünkü otuzlu yaşlardaki yılları ifade eder.

Alıştırma

Otuzlu yaşların başlarından ortalarına kadar olan yaklaşık aralığı hangi ifade anlatır?

  1. in my mid-30s
  2. in my early to mid-30s
  3. in my early 20s
Cevabı göster

in my early to mid-30s

I'm pretty outgoing,

3:46

oldukça dışa dönüğüm,

I'm quick to buy my round. Kelime

3:47

hemen herkese bir tur içki ısmarlarım.

Kelime

I'm quick to buy my round: kendi içecek sıramı almaya hazırım

İngiliz pub kültüründe a round, bir kişinin gruptaki herkes için aldığı içecek turudur; genellikle insanlar ödeme sırasını dönüşümlü olarak üstlenir. My round, içecekleri alma sırasının bana ait olduğunu anlatır; daire ya da bir oyunun turu anlamına gelmez. Burada be quick to do something yalnızca hızlı hareket etmek değil, bir şeyi yapmaya istekli ve hazır olmak demektir. I'm quick to buy my round ifadesi, konuşanın sosyal ilişkilere açık olduğunu ve sıra kendisine geldiğinde grup için içecek alacağını gösterir.

Alıştırma

Birlikte içecek alınan bir grup bağlamında I'm quick to buy my round ne anlama gelir?

  1. Sıra bana geldiğinde grubun içecek parasını ödemeye hazırım.
  2. Bir oyunun ilk turunu kazanmakta iyiyim.
  3. Hızlıca bir daire çizerim.
Cevabı göster

Sıra bana geldiğinde grubun içecek parasını ödemeye hazırım.

It shouldn't look like me, Anlatım akışı

3:49

Bana benzememeliydi,

but increasingly it does.

3:51

ama giderek daha fazla benziyor.

Anlatım akışı

It shouldn't look like me, but increasingly it does: beklenti ile giderek değişen gerçek

Burada it, önceki konuşmada sözü edilen loneliness kavramına gönderme yapar. It shouldn't look like me bir beklenti kurar: yalnızlığa dair yaygın imaja göre yalnızlık, konuşan kişi gibi birine benzememelidir. But increasingly ise değişen gerçeğe döner ve bunun giderek daha sık gerçekten böyle olduğunu söyler. Cümlenin sonundaki does, daha önceki look like me fiil grubunun yerine geçen bir yardımcı fiildir. Aynı ifadeyi tekrarlamadan beklenen durum ile giderek gerçeğe dönüşen durum arasındaki karşıtlığı korur.

Alıştırma

fail every morning ifadesinin yerine geçen yardımcı fiili yazın: The printer shouldn't fail every morning, but increasingly it ____.

Cevabı göster

does

So, loneliness isn't just the elderly anymore, Anlatım akışı

3:52

Yani, yalnızlık artık sadece yaşlılar için değil,

it's younger people.

3:55

gençler için de geçerli.

Anlatım akışı

isn't just the elderly anymore, it's younger people: etkilenen grubu genişletmek

isn't just A anymore, it's B kalıbı, kapsamı gereğinden dar olan bir düşünceyi düzeltir. A'nın hâlâ konuya dâhil olduğunu, ancak B'nin de eklenmesi gerektiğini belirtir. Burada loneliness ile the elderly ya da younger people sözcükleri kelimenin tam anlamıyla aynı şey olarak gösterilmez. Bu, yalnızlığın yalnızca yaşlıları değil gençleri de etkilediğini anlatan kısaltılmış bir konuşma biçimidir. So, bunun önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir; the elderly ise grup olarak yaşlı insanları ifade eder.

Alıştırma

Cümledeki isn't just ... it's ... yapısını hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Yalnızlık hem yaşlıları hem gençleri etkiler.
  2. Yalnızlık yaşlıları etkilemeyi bırakmıştır.
  3. Artık yalnızca gençler yalnızlık yaşar.
Cevabı göster

Yalnızlık hem yaşlıları hem gençleri etkiler.

Max called his book Billy No Mates, Kelime

3:57

Max kitabına Billy No Mates adını verdi,

slang for a person with no friends.

4:00

arkadaşı olmayan biri için argo bir tabir.

Kelime

Billy No Mates: arkadaşı olmayan biri için Britanya İngilizcesinde kullanılan argo

Billy No Mates, hiç arkadaşı olmadığı düşünülen biri için kullanılan, Britanya İngilizcesine özgü gayriresmî bir etikettir. Burada Billy'nin gerçek bir kişiyi belirtmesi gerekmez; ifadenin tamamı uydurma bir kişi adı gibi işlev görür. Cümlede slang for a person with no friends ifadesi kitap adının yanında yer alır ve onu doğrudan açıklar; bu, eş açıklayıcı bir yapıdır. Billy No Mates kitap adı olarak dikkat çekici ve kişinin kendisiyle alay ettiği bir tonda olabilir; ancak başka birine takılan etiket olarak kullanıldığında alaycı ya da aşağılayıcı gelebilir.

Alıştırma

Resmî bir iş yemeğinde, yeni bir iş arkadaşına yalnızca tek başına yemek yediği için Billy No Mates demek uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

It's a memorable book title,

4:03

Akılda kalıcı bir kitap başlığı,

but Max says being the public face of a book called Billy No Mates Kelime

4:05

ancak Max, Billy No Mates adlı bir kitabın kamuoyu yüzü olmanın

is a double-edged sword, Deyimler

4:09

iki ucu keskin bir kılıç (double-edged sword) olduğunu söylüyor,

Kelime

being the public face of a book: kitabın kamuoyundaki görünür temsilcisi olmak

The public face of something, kamuoyu ve medya önünde bir şeyle en görünür biçimde ilişkilendirilen kişidir. Burada Max, kitap ve kitabın adıyla açıkça ilişkilendiriliyor; face bir vücut bölümünü ifade etmiyor. Being the public face of ... bütünü, is yapısının öznesi olan bir -ing yan cümlesidir. Kamuya açık temsil rolünün tamamını, iki ucu keskin bir kılıç olarak değerlendirilen duruma dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi public ile başlayan ve ‘bir kuruluşla en görünür biçimde ilişkilendirilen kişi’ anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: As the ____ of the charity, Lena gives most media interviews.

Cevabı göster

public face

something with unfavorable as well as favorable consequences.

4:11

olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçları da olan bir şey.

Deyimler

a double-edged sword, something with ...: ardından tanım gelen bir deyim

Bu cümlede a double-edged sword, hem dezavantaj hem avantaj getiren bir durumu ifade eder. Bu mecazi bir kullanımdır: anlatılmak istenen gerçek bir kılıç değil, birbirine zıt iki tür sonuçtur. Virgülden sonra gelen something with unfavorable as well as favorable consequences, deyimi daha açık bir İngilizceyle yeniden adlandırır ve tanımlar. As well as iki sonuç türünü bağlar; dolayısıyla hem olumsuz hem olumlu sonuçlar kapsanır.

Alıştırma

Virgülden sonraki ifade bu cümlede ne yapıyor? The new schedule is a double-edged sword, something with costs as well as benefits.

  1. İlgisiz ikinci bir durum ortaya koyar.
  2. Deyimi daha açık bir İngilizceyle tanımlar.
  3. Yeni programın yalnızca yararları olduğunu söyler.
Cevabı göster

Deyimi daha açık bir İngilizceyle tanımlar.

In fact, Max doesn't look like someone with no friends. Kelime

4:16

Aslında Max arkadaşı olmayan birine benzemiyor.

Kelime

doesn't look like someone with no friends: kanıt değil, bir izlenim

look like someone with ... kalıbı, bir kişinin görünüşü, tavırları veya davranışlarıyla bıraktığı genel izlenimi anlatır. Burada doesn't look like someone with no friends, Max'in konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymadığı anlamına gelir. Bu yalnızca bir izlenimdir; Max'in gerçekte kaç arkadaşı olduğuna dair kanıt değildir. Daha genel olarak look like, yalnızca fiziksel benzerliği değil, algılanan bir toplumsal imgeyi de ifade edebilir.

Alıştırma

Max doesn't look like someone with no friends burada ne anlama geliyor?

  1. Konuşan, Max'in tam olarak kaç arkadaşı olduğunu doğruladı.
  2. Max, konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymuyor.
  3. Max'in yüzü, arkadaşı olmayan belirli bir kişinin yüzüne benzemiyor.
Cevabı göster

Max, konuşanın zihnindeki arkadaşsız insan imgesine uymuyor.

He's young, generous, and outgoing, Anlatım akışı

4:19

O genç, cömert ve outgoing,

an adjective describing someone who's friendly and enjoys meeting people.

4:22

arkadaş canlısı ve insanlarla tanışmaktan hoşlanan birini tanımlayan bir sıfat.

Anlatım akışı

outgoing, an adjective describing ...: önce kullan, sonra tanımla

Cümle, onu betimlemek için önce outgoing sözcüğünü young ve generous ile aynı listeye yerleştirir. Ardından virgülden sonraki an adjective describing someone ... ifadesi geriye dönerek outgoing sözcüğünü tanımlar. an adjective tekil olduğu ve outgoing sözcüğünün hemen ardından geldiği için tüm listeyi değil, son sözcüğü gösterir. Önce kullanıp sonra açıklayan bu düzen, dinleyicilerin sözcükle önce bağlam içinde karşılaşmasını, ardından anlamını doğrulamasını sağlar. Tanım, outgoing sözcüğünün burada arkadaş canlısı, dışa dönük ve insanlarla tanışmaktan hoşlanan anlamına geldiğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede an adjective describing someone who's friendly and enjoys meeting people ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Onun neden genç ve cömert olduğunu açıklar.
  2. outgoing listede kullanıldıktan sonra bu sözcüğü tanımlar.
  3. Onunla tanışan farklı bir kişiyi tanıtır.
Cevabı göster

outgoing listede kullanıldıktan sonra bu sözcüğü tanımlar.

But increasingly, loneliness is affecting younger men, Anlatım akışı

4:26

Fakat yalnızlık giderek genç erkekleri daha çok etkiliyor,

thanks partly to social media, Kalıp ifadeler

4:30

kısmen sosyal medya sayesinde,

Anlatım akışı

But increasingly ...: değişen bir eğilimi belirtmek

Increasingly, bir şeyin zamanla daha yaygın, daha güçlü veya daha belirgin hâle geldiğini anlatır. Burada yalnızlığın genç erkekler üzerindeki etkisini büyüyen bir eğilim olarak sunar; yalnızca bu etkinin şu anda çok güçlü olduğunu söylemez. But önceki düşünceyle bir karşıtlık kurarken increasingly dinleyicinin dikkatini yeni eğilime yöneltir. Bu, haberlerde ve tartışmalarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede increasingly bize ne anlatıyor?

  1. Genç erkekler üzerindeki etki zamanla daha yaygın veya daha belirgin hâle geliyor.
  2. Genç erkekler üzerindeki etki yalnızca bir kez gerçekleşti.
  3. Genç erkekler üzerindeki etki çok güçlü, ancak zaman içindeki değişim anlamı yok.
Cevabı göster

Genç erkekler üzerindeki etki zamanla daha yaygın veya daha belirgin hâle geliyor.

which can make it seem as though everyone is having a great time with their mates, Notlar

4:32

bu da sanki senin dışında herkesin dostlarıyla harika vakit geçirdiği izlenimini verebilir,

Kalıp ifadeler

thanks partly to social media: katkıda bulunan bir nedeni belirtmek

Thanks to, because of veya as a result of anlamında bir nedeni belirten ifadedir. Burada minnettarlık ifade etmez; sosyal medya olumsuz bir eğilimin nedenlerinden biri olarak gösterilir. Partly iddiayı sınırlar. Sosyal medyanın diğer nedenler arasındaki bir neden olduğunu, bütün veya tek neden olmadığını anlatır.

Alıştırma

Burada thanks partly to social media ne anlama geliyor?

  1. Sosyal medya tek nedendir.
  2. Sosyal medya nedenlerden biridir, ancak tek neden değildir.
  3. Konuşmacı sosyal medyaya minnettarlığını ifade ediyor.
Cevabı göster

Sosyal medya nedenlerden biridir, ancak tek neden değildir.

except you.

4:36

sen hariç.

Dilbilgisi

make it seem as though ...: bir izlenim oluşturmak

Make it seem as though + yan cümlecik, “bir durumun, devamındaki şey doğruymuş izlenimi vermesine yol açmak” demektir. Bu yapıda make bu etkiyi oluşturur; it belirli bir şeye gönderme yapmaz ve seem fiilinin öznesi olarak görev yapar. As though ile başlayan cümlecik, oluşan izlenimin ne olduğunu söyler. Buradaki izlenim, diğer herkesin arkadaşlarıyla eğlendiğidir. Seem ve as though bunu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, yalnızca öyle görünen bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir görüntünün doğrulanmış bir gerçek sunmadan izlenim oluşturduğunu söylüyor?

  1. The gardener enlarged the garden last year.
  2. The wide-angle photo makes it seem as though the garden is enormous.
  3. The measurements show that the garden is enormous.
Cevabı göster

The wide-angle photo makes it seem as though the garden is enormous.

Kalıp ifadeler

is having a great time with their mates: arkadaşlarla harika vakit geçirmek

Be having a great time with someone, o kişi veya grupla birlikte keyifli bir deneyim yaşamak demektir. Burada is having, eğlenmenin o sırada devam ettiğini gösterir; with their mates ise herkesin kiminle birlikte olduğunu belirtir. Gündelik İngiliz İngilizcesinde mates, “arkadaşlar” anlamına gelir. Bu nedenle tüm ifade, insanların arkadaşlarıyla iyi vakit geçirmesini anlatır; have a great time, kelimesi kelimesine bir süreyi “sahiplenmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi have a great time with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We laughed all evening and ____ our cousins.

Cevabı göster

had a great time with

Max thinks the answer is getting out and meeting people in third spaces, Notlar

4:38

Max çözümün dışarı çıkıp insanlarla üçüncü mekanlarda buluşmak olduğunu düşünüyor,

Kalıp ifadeler

getting out and meeting people in third spaces: dışarı çıkıp üçüncü mekânlarda insanlarla tanışmak

the answer is getting out and meeting people ifadesinde and ile bağlanan iki -ing yapısı önerilen eylemi adlandırır. Getting out, yalnız veya kapalı bir yaşam düzeninden çıkmak; meeting people ise insanlarla gerçekten sosyal bağ kurmak demektir. Bu ifade yalnızca kısa süreliğine dışarı çıkmayı anlatmaz. In third spaces, bu sosyal temasın ev ve iş yeri dışındaki ortamlarda gerçekleştiğini gösterir. İnsanların doğal olarak bir araya geldiği bir etkinliğe katılarak yalnızlığı kırma tavsiyelerinde de bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede getting out and meeting people in third spaces ne anlama geliyor?

  1. Kimseyle konuşmadan bir binadan hızla çıkmak
  2. Evde kalıp insanlarla yalnızca çevrim içi görüşmek
  3. Yalnız bir düzenden çıkıp ev ve iş yeri dışındaki yerlerde insanlarla sosyalleşmek
Cevabı göster

Yalnız bir düzenden çıkıp ev ve iş yeri dışındaki yerlerde insanlarla sosyalleşmek

places like sports clubs or reading groups,

4:44

spor kulüpleri veya okuma grupları gibi yerler,

which are separate from either home or work.

4:46

evden veya işten ayrı yerler.

Kültür

third spaces ... separate from either home or work: evden ve işten ayrı üçüncü mekânlar

Third spaces, hem evin hem de iş yerinin dışında insanların topluluk yaşamının bir parçası olarak buluşup etkileşim kurabildiği yerlerdir. Bu cümlede places like sports clubs or reading groups, somut örnekler veren bir açıklayıcı eş görevli yapıdır. which are separate from either home or work cümleciği kavramın tanımlayıcı sınırını ekler: burada either home or work, bu alanların iki seçenekten de ayrı olduğunu belirtir. Third, üçüncü bir oda ya da sıralamadaki üçüncülük demek değildir; alışılmış ev ve iş ortamlarının dışındaki sosyal konumu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede third spaces ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Evin ve iş yerinin dışında insanların buluşabildiği bir topluluk ortamı
  2. Bir evin içindeki üçüncü oda
  3. Evden ayrı olan ama ücretli iş için kullanılan bir yer
Cevabı göster

Evin ve iş yerinin dışında insanların buluşabildiği bir topluluk ortamı

All of which helps get closer to the magical number of friends Anlatım akışı

4:50

Bunların hepsi büyülü arkadaş sayısına yaklaşmaya yardımcı olur

needed for good mental health.

4:53

iyi bir ruh sağlığı için gerekli.

Anlatım akışı

All of which helps ...: önceki noktaları özetlemek

All of which yalnızca en yakındaki ögeye değil, daha önce belirtilen önerilerin tamamına gönderme yapar. Bu fikirleri tek bir grup hâlinde toplar ve ardından ortak sonuçlarını belirtir. Böylece cümle önceki konuşmayı özetler ve konuyu yeniden ana soruya bağlar: İyi bir ruh sağlığını desteklemek için kaç arkadaş gerekir? Magical number, aranan ideal sayıyı hafif ve eğlenceli bir şekilde anlatır; gerçek anlamda sihirli değildir.

Alıştırma

Örnekte All of which ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Yalnızca en son sözü edilen ögeye gönderme yapar.
  2. Önceki önerileri tek bir grupta toplar ve ortak etkilerini belirtir.
  3. Konuyla tamamen ilgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster

Önceki önerileri tek bir grupta toplar ve ortak etkilerini belirtir.

I think it's time you revealed the answer to your question, Beth. Anlatım akışı

4:55

Sanırım sorununun cevabını açıklama vaktin geldi, Beth.

Anlatım akışı

it's time you revealed ...: şimdi yapılması gereken eylem için geçmiş zaman biçimi

It's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi yapısında geçmiş biçim, bir eylemin şimdi yapılması gerektiğini anlatır. Revealed, Beth'in cevabı daha önce açıkladığı anlamına gelmez; konuşan kişi cevabı şimdi açıklaması gerektiğini düşünür. Burada I think, yönlendirmeyi biraz yumuşatırken yapı konuşmayı bir sonraki aşamaya taşır. Bu kalıp, eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişiyi de belirtir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kalıbın gerektirdiği biçimde kullanın: It's time she ____ the team the news. (tell)

Cevabı göster

told

Yes, I asked how many close friends we need for our mental well-being.

4:59

Evet, ruhsal esenliğimiz için kaç yakın arkadaşa ihtiyacımız olduğunu sormuştum.

You said it was five,

5:04

Sen beş demiştin,

which was the correct answer.

5:05

ki bu doğru cevaptı.

According to Oxford University's Professor Robin Dunbar, Kalıp ifadeler

5:08

Oxford Üniversitesi'nden Profesör Robin Dunbar'a göre,

we need a core circle of five close friends, Kelime

5:12

beş yakın arkadaştan oluşan çekirdek bir çevreye ihtiyacımız var,

Kalıp ifadeler

According to Oxford University's Professor Robin Dunbar: bilgi kaynağını belirtmek

According to + kaynak, ardından gelen bilginin nereden geldiğini gösterir. Burada Oxford University's Professor Robin Dunbar, yakın arkadaşlarla ilgili iddianın kaynağı olarak sunuluyor. Bu ifade yalnızca iddiayı o kaynağa bağlar; konuşanın iddiaya katılıp katılmadığını göstermez. Okurken veya dinlerken virgülden sonraki ifadeyi adı verilen kaynakla ilişkilendirin.

Alıştırma

According to Oxford University's Professor Robin Dunbar ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Profesör Robin Dunbar'a Oxford Üniversitesinin bir kuralına uymasını söyler.
  2. Konuşan kişiyle Profesör Robin Dunbar'ın kesinlikle aynı görüşü paylaştığını söyler.
  3. Profesör Robin Dunbar'ı iddianın kaynağı olarak gösterir, ancak konuşanın ona katılıp katılmadığını belirtmez.
Cevabı göster

Profesör Robin Dunbar'ı iddianın kaynağı olarak gösterir, ancak konuşanın ona katılıp katılmadığını belirtmez.

plus a wider support network of about 10,

5:16

buna ek olarak yaklaşık 10 kişilik daha geniş bir destek ağı,

Kelime

a core circle ... plus a wider support network: iki sosyal destek düzeyi

A core circle of five close friends, en yakın ilişkilere sahip beş kişilik küçük iç gruptur. A wider support network of about 10 ise duygusal veya pratik yardım sunabilen daha büyük bir insan grubudur; bu kişilerin hepsinin yakın arkadaş olması gerekmez. Buradaki circle ve network, insan gruplarını anlatan mecazi adlardır. Plus ikinci grubu birinci gruba ekler, about ise 10 sayısının yaklaşık olduğunu gösterir. Dolayısıyla cümle iki düzeyi anlatır: yakın iç gruptaki beş kişi ve daha geniş destek grubundaki yaklaşık on kişi daha.

Alıştırma

Dersteki iki ilişki ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Maya has a ____ of two close friends, plus a wider ____ of relatives and neighbors.

Cevabı göster

core circle · support network

making a total number of 15 friends for good mental health. Dilbilgisi

5:19

iyi bir ruh sağlığı için toplam 15 arkadaş ediyor.

Dilbilgisi

making a total number of 15 friends: toplama sonucunu belirtme

making ... ile başlayan -ing yan cümleciği, hemen önce belirtilen sayıların sonucunu ekler. Beş yakın arkadaş ile destek ağındaki yaklaşık on kişi, toplam on beş arkadaş eder. Burada making, “üretmek” değil, “sonucunda olmak” veya “toplamı ... sayısına çıkarmak” anlamındadır. Virgülden sonra gelen making + sonuç yapısı, önceki bilgilerin toplamını özetleyebilir.

Alıştırma

Sonuç yan cümleciğini tamamlamak için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The club has eight adult members and seven junior members, ____ a total of 15 members.

Cevabı göster

making

Okay, let's recap the vocabulary from the program, Anlatım akışı

5:24

Tamam, programdaki kelimeleri özetleyelim,

starting with the phrase times are tough,

5:27

times are tough ifadesiyle başlayarak,

Anlatım akışı

Okay, let's recap the vocabulary from the program: tekrar bölümünü başlatmak

Okay yeni bir aşamaya geçildiğini gösterir; let's recap ise dinleyicileri daha önce ele alınan içeriği kısaca gözden geçirmeye davet eder. The vocabulary from the program tam olarak neyin gözden geçirileceğini belirtir. Bu sözler birlikte programın akışını düzenler: ana tartışma sona ermekte ve kısa bir tekrar başlamaktadır. Recap, temel noktaları yeniden toplamak anlamına gelir; programın tamamını eksiksiz biçimde tekrarlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Okay, let's recap the vocabulary from the program neyin işaretidir?

  1. Ana tartışma sona eriyor ve daha önceki kelimelerin kısa bir tekrarı başlıyor.
  2. Konuşmacı konuyla ilgisiz kelimeleri ilk kez tanıtıyor.
  3. Şimdi programın tamamı baştan tekrar edilecek.
Cevabı göster

Ana tartışma sona eriyor ve daha önceki kelimelerin kısa bir tekrarı başlıyor.

which describes periods of trouble or difficulty in life.

5:30

hayattaki sıkıntılı veya zor dönemleri tanımlayan bir ifade.

If you get through something, Dilbilgisi

5:34

Eğer bir şeyi get through (atlatırsanız),

you manage to live through a difficult situation.

5:36

zor bir durumu sağ salim atlatmayı başarırsınız.

Dilbilgisi

Genel bir tanım kalıbı olarak If you get through something, ...

Burada If you get through something belirli bir gelecek olayını tahmin etmez. If yan cümlesi genel bir durum kurar; ana cümle de ardından ifadenin ne anlama geldiğini açıklar. Bu kalıpta you, o durumda bulunan herhangi bir kişiyi ifade eder. Get through something ise zor bir deneyimden sağ çıkmak veya bu deneyimin sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Yeniden kullanılabilen bilgi kalıbı şöyledir: If you + hedef ifade, you + tanım.

Alıştırma

Hangi cümle, if yan cümlesini belirli bir olayla ilgili tahmin olarak değil, genel bir tanım kalıbı olarak kullanır?

  1. If you get through something difficult, you successfully reach the end of it.
  2. If you get through tomorrow's interview, you will celebrate afterward.
  3. If you walk through this door, you will enter the kitchen.
Cevabı göster

If you get through something difficult, you successfully reach the end of it.

To drift away, it means to gradually move further apart Anlatım akışı

5:39

Drift away (uzaklaşmak), birinden kademeli olarak daha da uzaklaşmak anlamına gelir

from someone until your relationship with them eventually ends.

5:43

onunla ilişkiniz sonunda bitene kadar.

Anlatım akışı

To drift away, it means to...: önce konu, sonra tanım

Baştaki To drift away mastar öbeği, tanımlanacak ifadeyi adlandırır ve onu önce konu olarak sunar. Ardından it zamiri bu ifadeye gönderme yapar; means to ise tanımı başlatır. Bilgi sırası şöyledir: ifade → ifadeye geri gönderme → anlam. Bu cümlede drift away, iki kişinin giderek daha az yakın hâle gelmesini ve sonunda ilişkilerinin bitmesini anlatır. Özenli ve kısa İngilizcede aynı tanım genellikle To drift away means to... şeklinde düzenlenir; mastar öbeği doğrudan özne olur.

Alıştırma

Cümlede it neye gönderme yapar?

  1. ilişkinin kendisi
  2. ilişkideki bir kişi
  3. To drift away ifadesi
Cevabı göster

To drift away ifadesi

Billy No Mates is slang for someone who has no friends.

5:47

Billy No Mates, hiç arkadaşı olmayan biri için kullanılan argodur.

A double-edged sword describes something with unfavorable as well as favorable consequences. Kalıp ifadeler

5:51

İki ucu keskin kılıç (double-edged sword), olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçları da olan bir şeyi tanımlar.

Kalıp ifadeler

unfavorable as well as favorable consequences: iki sonuç türü de var

Bu tanımda unfavorable as well as favorable consequences, hem zararlı hem de yararlı olmak üzere iki tür sonucun da mümkün olduğu anlamına gelir. as well as ifadesi unfavorable ile favorable sözcüklerini bağlar ve iki sıfat da consequences sözcüğünü niteler. unfavorable sözcüğünün önce gelmesi olumsuz yönü göz önünde tutar. Bu denge, bir şeyin neden double-edged sword olarak adlandırılabildiğini açıklar: Yararlı olabilir ama sorunlara da yol açabilir.

Alıştırma

Cümleyi “-e ek olarak” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamlayın: The new policy may have unfavorable ____ favorable consequences.

Cevabı göster

as well as

And finally, the adjective outgoing describes someone who is very friendly and enjoys talking to people. Anlatım akışı

5:56

Ve son olarak, outgoing sıfatı çok arkadaş canlısı olan ve insanlarla konuşmaktan hoşlanan birini tanımlar.

Anlatım akışı

the adjective outgoing describes someone who...: bir tanım kalıbı

the adjective outgoing ifadesi önce outgoing sözcüğünün bir sıfat olduğunu belirtir. Ardından gelen describes someone who... bölümü, kişinin türünü ve tipik özelliklerini söyleyerek sözcüğü tanımlar. Bu kalıp bir tanımı “sözcük türü + hedef sözcük + açıklama” biçiminde düzenler. Burada hedef sözcük outgoing’dir; who is very friendly and enjoys talking to people bölümü de onu tanımlayan özellikleri verir. İnsan ve kişilik bağlamında outgoing, sosyal ve başkalarıyla konuşurken rahat olan anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı “sözcük türü + tanım” kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. A patient person describes an adjective who can wait calmly.
  2. The adjective patient describes someone who can wait calmly.
  3. The adjective patient explains someone to wait calmly.
Cevabı göster

The adjective patient describes someone who can wait calmly.

Once again, our six minutes are up. Kalıp ifadeler

6:03

Bir kez daha, altı dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesi, konuşanlara ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Burada be up, ayrılan bir sürenin sona erdiğini belirtir; up yukarı yönü anlatmaz. Bu cümlede our six minutes çoğul olduğu için are kullanılır. Once again, bu sona erişin bir kez daha gerçekleştiğini gösterir. time is up, our time is up ve your ten minutes are up yeniden kullanılabilecek kalıplardır.

Alıştırma

Duyuruyu be up kalıbıyla tamamlayın. Bir toplantı planlanan bitiş saatine ulaştı: Our time ____.

Cevabı göster

is up

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Güle güle.

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

6:07

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.