LSD ve Asit Etkisindeki Beyniniz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: LSD'nin keşfi ve yasaklanmasından serotonin ile beyin ağları üzerindeki etkisine uzanan video, erken tedavi araştırmalarını belirsiz kanıtlar ve olası risklerle birlikte değerlendiriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "schedule one drug in the US" - Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: takvimi değil, ABD'deki yasal uyuşturucu sınıfını belirtir ve araştırmanın neden durduğunu açıklar. 2. "potentially explaining" - Söylem ve retorik: bulguyu yoruma bağlarken nedeni kanıtlanmış değil, yalnızca olası olarak işaretler. 3. "a trip you want to take." - Deyimler ve mecaz: psikedelik deneyim ile seçilen yolculuk arasındaki söz oyununu gösterir; might not uyarıyı yumuşatır.
Bu derste
also known as: alternatif bir ad tanıtmak
Bu cümlede also known as, acid sözcüğünü LSD'nin diğer adı olarak tanıtır. Known, LSD'yi niteleyen kısaltılmış bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesinin parçasıdır; as ise alternatif adı getirir. Buradaki as, biçim veya rol belirtmez. X, also known as Y kalıbı, X ile Y'nin aynı kişi, yer, kuruluş veya şeyin iki adı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bir kişinin başka bir adı olduğunu göstermek için cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The writer Samuel Clemens was ____ Mark Twain.
- also known as
- known to
- famous for
Cevabı göster
also known as
is a psychedelic drug famous for altering your perception and creating hallucinations. Kalıp ifadeler
0:02algınızı değiştirmesi ve halüsinasyonlara yol açmasıyla ünlü psikedelik bir maddedir.
famous for + isim veya -ing biçimi
Famous for, belirli bir özellik, başarı veya etkinlik nedeniyle yaygın biçimde tanınmak demektir. Burada for, uyuşturucunun ününün nedenini getirir; amaç belirtmez. Kalıp be famous for + isim veya -ing biçimidir. Altering ve creating, birbirine paralel iki -ing biçimidir ve ikisi de for tarafından yönetilir.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? Kyoto is ____ its historic temples.
- famous for
- famous as
- famous to
Cevabı göster
famous for
öncelik belirteci olarak more importantly
“More importantly”, ardından gelen bilginin önceliğini yükselten bir söylem belirtecidir. Burada dikkati vücut üzerindeki etkilerden konuşanın asıl önemsediği konuya, yani beyin üzerindeki etkilere kaydırır. Yalnızca “brain” ismini değil, ardından gelen düşüncenin tamamını değerlendirir. Y’nin X’ten daha fazla dikkati hak ettiğini belirtmek için X and, more importantly, Y yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“The app is affordable and, more importantly, it keeps user data private,” cümlesinde “more importantly” ne yapar?
- “Importantly” sözcüğünü “data” sözcüğünü niteleyen bir sıfata dönüştürür.
- Gizlilik ile fiyatın tam olarak eşit önceliğe sahip olduğunu söyler.
- Gizliliği fiyattan daha yüksek bir öncelik olarak sunar.
Cevabı göster
Gizliliği fiyattan daha yüksek bir öncelik olarak sunar.
Lysergic acid diethylamide was first synthesized in 1938 Dilbilgisi
0:12Liserjik asit dietilamid ilk kez 1938'de
was first synthesized: tarihsel bir ilki anlatan edilgen yapı
“Was first synthesized”, geçmiş zaman edilgen yapısı “was synthesized” ile “first” sözcüğünü birleştirir. Madde dil bilgisel öznedir ancak eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: birisi onu kimyasal bir süreçle üretmiştir. Bu edilgen yapı, dikkati bilim insanı yerine madde ve tarihsel dönüm noktası üzerinde tutar. Kişi veya grup önemliyse by ile başlayan bir ifade ekleyin: was first synthesized by a research team.
Alıştırma
Cümleyi “first synthesize” ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The new material ____ in a university laboratory in 2012.
Cevabı göster
was first synthesized
the inventor Albert Hofmann accidentally touched some to his mouth,
0:18mucidi Albert Hofmann yanlışlıkla bir miktarını ağzına değdirdi,
got high: uyuşturucuyla ilgili gündelik anlam
Burada got high, bir uyuşturucunun yol açtığı sarhoşluk ya da algı değişikliği durumuna girmek anlamına gelir. Got bu duruma geçişi belirtir; high ise fiziksel olarak yüksekte bulunma şeklindeki gerçek anlamıyla değil, uyuşturucuyla ilgili anlamıyla kullanılır. Farklı durumlarda kullanılabilen temel ifade get high, bunun geçmiş zaman biçimi ise got high şeklindedir. Kesin etkiler değişebileceği için bu ifade tek bir belirli duyguyu değil, genel bir uyuşturucu etkisi veya bilinç değişikliği durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “uyuşturucunun yol açtığı bilinç değişikliği durumuna girdi” anlamındaki iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: After taking the drug, he ____.
Cevabı göster
got high
and became the first person in the world to learn about the psychedelic properties of LSD. Dilbilgisi
0:22ve LSD'nin psikedelik özelliklerini keşfeden dünyadaki ilk kişi oldu.
the first person ... to learn: sıra bildiren ifadeden sonra mastar
the first person ... to learn yapısında to learn mastarı, the first person isim öbeğini niteler. Hofmann’ı “ilk” yapan başarının ne olduğunu belirtir: sözü edilen grup içinde bu eylemi ilk gerçekleştiren kişi odur. Kalıp the first/second/last + person or thing + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. in the world yalnızca karşılaştırma grubunu belirler. Burada to learn amaç bildirmez; onun bir şey öğrenmek amacıyla ilk kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede mastar amaç belirtmek yerine birini ilk yapan eylemi tanımlar?
- Maya was the first person to finish the puzzle.
- Maya stayed late to finish the puzzle.
- Maya went to the library to finish the puzzle.
Cevabı göster
Maya was the first person to finish the puzzle.
Research on the drug took place in the '50s and '60s, Kalıp ifadeler
0:27Bu madde üzerine 1950'li ve 60'lı yıllarda araştırmalar yapıldı,
took place: bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylemek
Took place, kalıplaşmış take place ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada araştırma faaliyetinin 1950’lerde ve 1960’larda gerçekleştiğini veya yürütüldüğünü belirtir. Bu ifade geçişsiz bir fiil gibi çalışır: The meeting took place on Monday. örneğinde olduğu gibi olayın kendisi öznedir. take ve place sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamayın.
Alıştırma
'Gerçekleşmek veya düzenlenmek' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The annual science fair will ____ in the school gym on Friday.
Cevabı göster
take place
but as recreational use began to spread,
0:29ancak eğlence amaçlı kullanım yaygınlaşmaya başlayınca
psychedelic drugs were made an illegal schedule one drug in the US Kültür
0:32psikedelik maddeler ABD'de yasa dışı 1. kategori uyuşturucular arasına alındı
schedule one drug in the US: Schedule I drug hukuk terimi
Bu cümlede schedule one drug in the US, ABD hukukunda normalde Schedule I drug biçiminde yazılan yasal sınıfı ifade eder. Burada schedule bir takvim değil, sınıflandırma listesi anlamındadır; one ise Roma rakamı I’in sözlü okunuşudur. Schedule I, ABD federal kontrollü maddeler hukukundaki en sıkı kategorilerden biridir. Anlatılan tarihsel bağlamda psikedelik maddelerin bu kategoriye alınması, olağan bulundurma ve kullanımı yasa dışı hâle getirdi ve araştırmaların önüne büyük yasal engeller çıkardı. Bu ifade yalnızca ABD hukukunu anlatır, her ülkenin sistemini değil.
Alıştırma
Cümlede schedule one drug in the US neyi ifade ediyor?
- Her ülkede yasa dışı olan bir madde
- Bir araştırma takviminde listelenen ilk madde
- ABD federal hukukuna göre son derece sıkı denetlenen bir kategorideki madde
Cevabı göster
ABD federal hukukuna göre son derece sıkı denetlenen bir kategorideki madde
a single dose of LSD is measured in 1/100,000 of a gram, Kalıp ifadeler
0:39tek bir LSD dozu gramın yüz binde biri cinsinden ölçülür;
be measured in + ölçü birimi
be measured in + unit yapısında measured edilgen biçimdedir ve in, bir miktarın ifade edildiği birimi belirtir. Burada is measured in ifadesinden sonra gramın çok küçük bir kesri gelir; dolayısıyla gram referans birimidir. Sayısal bir değerin hangi birimle verildiğini söylemek için quantity + be measured in + unit yapısını kullanın. Bu yapı ölçüm aracını ya da ölçümü yapan kişiyi değil, birimi belirtir.
Alıştırma
Bildirilen birimi göstermek için hedef be measured in yapısıyla cümleyi tamamlayın: “Battery capacity ____ watt-hours.”
Cevabı göster
is measured in
which is 1/10 the mass of a grain of sand. Dilbilgisi
0:43bu da bir kum tanesinin kütlesinin onda biridir.
1/10 the mass of + referans
1/10 the mass of + noun, öznenin referans alınan nesnenin kütlesinin onda biri kadar kütleye sahip olduğu anlamına gelir. Bu cümlede referans bir kum tanesidir; dolayısıyla dozun kütlesi kum tanesinin kütlesinin %10’udur. Aktarılabilir kalıp fraction + the + measurement noun + of + reference şeklindedir; one-third the size of, half the price of ve twice the speed of buna örnektir. Bu kalıp referans miktara göre bir oran verir; öznenin yalnızca onda bir daha az olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir örneğin kütlesi 20 gram, referans örneğin kütlesi ise 200 gramdır. Karşılaştırmayı hedef kesir yapısıyla tamamlayın: “The sample is ____ the mass of the reference sample.”
Cevabı göster
one tenth
LSD affects multiple brain receptors such as the dopamine receptors,
0:46LSD'nin etkilediği çok sayıdaki beyin reseptörü arasında dopamin reseptörleri,
but most research is on the stimulatory serotonin receptor 5-HT2A.
0:52ancak araştırmaların çoğu 5-HT2A adlı uyarıcı serotonin reseptörüne odaklanır.
causing it to fold: cause + nesne + to-infinitive
-ing yan cümlesi causing it to fold, önceki olayın sonucunu gösterir. Buradaki it, reseptörü ifade eder: LSD'nin alışılmadık bir açıyla teması, reseptörün LSD'nin üzerine katlanmasına neden olur. Bu sonuç yan cümlesinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını kullanır: cause it to fold. Bu yapı, bilimsel ve diğer neden-sonuç açıklamalarında bir mekanizmayı sonucu ile kısa ve yoğun biçimde bağlar.
Alıştırma
cause + nesne + to-infinitive kalıbını tamamlamak için fold kullanın: The heat caused the plastic ____ inward.
Cevabı göster
to fold
makes this receptor continually fire: make + nesne + yalın mastar
makes this receptor continually fire ifadesinde make, make + nesne + yalın mastar kalıbını izler. this receptor nesnedir, fire to almayan fiilin yalın biçimidir ve continually, etkinliğin devam ettiğini göstermek için fire fiilini niteler. Bu yapı, reseptörün tekrar tekrar ateşlenmesini önceki mekanizmanın doğrudan sonucu olarak sunar. Bir tetikleyiciyi onun ürettiği eylem veya tepkiyle kısa ve yoğun biçimde bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle make fiilini etken bir ettirgen yapıda doğru kullanıyor?
- The new setting makes the screen to refresh faster.
- The new setting makes the screen refresh faster.
- The new setting makes the screen refreshing faster.
Cevabı göster
The new setting makes the screen refresh faster.
sinirbilim bağlamında fire
Sinirbilimde fire, bir sinir sinyali üretmek veya iletmek anlamına gelir. Bilim insanları, bir nöron elektriksel dürtü gönderdiğinde sıkça a neuron fires der. Burada konuşmacı bu kısaltılmış kullanımı reseptöre ve onun sinyal yoluna da uygular: continually fire, yolun etkin kalıp sürekli sinyal göndermesi demektir. Yanmak veya silahla ateş etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“The pain neurons keep firing after the injury has healed” cümlesindeki “firing” ne anlama gelir?
- Silahla ateş etmek
- Alev almak
- Elektrik sinyalleri göndermek
Cevabı göster
Elektrik sinyalleri göndermek
Your body responds by sucking the 5-HT2A receptor into the cell in order to degrade the LSD,
1:07Vücudunuz, LSD'yi parçalamak için 5-HT2A reseptörünü hücrenin içine çekerek tepki verir,
but this can take up to 12 plus hours to happen,
1:13ancak bunun gerçekleşmesi 12 saatten uzun sürebilir;
which is why the high can last so long. Anlatım akışı
1:16işte etkinin bu kadar uzun sürmesinin nedeni budur.
which is why ile neden ve sonucu bağlamak
Which is why kendisinden önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar ve ardından gelen sonucu sunar. Kalıp şöyledir: cause, which is why result. Bu cümlede uzun süren süreç neden, etkinin uzun sürmesi ise sonuçtur. İçinde why bulunsa da which is why bir soru değil, düşünceleri birbirine bağlayan bir ifadedir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle neden-sonuç bağlantısını tamamla: The road was flooded, ____ the buses were delayed.
Cevabı göster
which is why
LSD research has seen a revival and using contemporary neuroimaging techniques, Deyimler
1:18LSD araştırmaları yeniden canlandı; modern nörogörüntüleme tekniklerini kullanan
has seen a revival: yeniden canlanma yaşamak
Has seen a revival ifadesindeki see, görmek anlamına gelmez. Cansız özne olan LSD research ile bu alanın bir süre yavaşladıktan sonra yeniden faaliyet ve ilgi kazandığı anlatılır. Özne + has/have seen + değişim bildiren isim kalıbı, eğilimleri kısa ve öz biçimde aktarmaya yarar: bir piyasa see growth, bir şehir see change, bir alan ise see a revival yaşayabilir.
Alıştırma
Yıllarca az faaliyet gösterdikten sonra bu alandaki araştırmalar _____ ve yeniden ilgi çekiyor. Cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar?
- has remained limited
- has suffered a setback
- has seen a revival
Cevabı göster
has seen a revival
researchers found that the drug causes parts of your brain to communicate in unique ways,
1:22araştırmacılar, bu maddenin beynin farklı bölümlerinin benzersiz biçimlerde iletişim kurmasını sağladığını keşfetti,
potentially explaining the vivid and complex hallucinations. Anlatım akışı
1:28bu da canlı ve karmaşık halüsinasyonları açıklayabilir.
potentially explaining: kanıtı olası bir nedene bağlamak
Potentially explaining, hemen önce belirtilen bulguya geri gönderme yapan ek bir -ing yan cümlesidir. Burada özellikle görsel korteksteki beyin bölgelerinin alışılmadık biçimde iletişim kurduğu bulgusunu, canlı ve karmaşık halüsinasyonlar için olası bir açıklama olarak sunar. Potentially, iddianın kesinliğini azaltır. Nedensellik iddiasını zayıflattığı için cümle, mekanizmanın kanıtlandığını veya tek neden olduğunu söylemek yerine makul bir bağlantı önerir.
Alıştırma
Bir okul, program değişikliğinden sonra öğrencilerin daha uzun uyuduğunu buluyor ancak devam oranının neden arttığını kanıtlamış değil. Bağlantıyı doğru kesinlik düzeyiyle ifade eden cümle hangisidir?
- Students slept longer, but this had no possible connection to morning attendance.
- Students slept longer, definitively proving why morning attendance improved.
- Students slept longer, potentially explaining the improvement in morning attendance.
Cevabı göster
Students slept longer, potentially explaining the improvement in morning attendance.
correlating to strong changes in consciousness,
1:35bu azalma, bilinçte güçlü değişimlerle bağlantılıdır.
described as a feeling where the boundary that separates you from the rest of the world dissolves.
1:40Bu, sizi dünyanın geri kalanından ayıran sınırın eridiği hissi olarak tarif edilir.
Nörobilim terimi olarak default mode network
default mode network, yani varsayılan mod ağı, birbiriyle bağlantılı beyin bölgelerinden oluşan ve dikkat dışarıdaki bir göreve yönelmemişken sıkça etkin olan bir ağdır. Dinlenme, zihnin gezinmesi ve kişinin kendisiyle ilgili düşünceler buna örnektir. Tek bir beyin bölgesi değildir. Bu cümlede, bu ağdaki kan akışının azalması güçlü bilinç değişimleriyle bağlantılı olarak sunulur. default mode nörobilimsel bir addır; cihaz ya da yazılımdaki varsayılan ayar değildir.
Alıştırma
Bu cümlede default mode network neyi ifade ediyor?
- Dinlenme ve kişinin kendisiyle ilgili düşünme gibi durumlarda rol alan, bağlantılı beyin bölgeleri sistemi
- Otomatik olarak başlayan bir cihaz ayarı
- Tüm bilinçli deneyimleri kontrol eden tek bir beyin bölgesi
Cevabı göster
Dinlenme ve kişinin kendisiyle ilgili düşünme gibi durumlarda rol alan, bağlantılı beyin bölgeleri sistemi
Benlik duygusundaki değişim olarak ego dissolution
Bu araştırma bağlamında ego, kibir değil, kişinin kendisini ayrı bir benlik olarak hissettiği olağan benlik duygusudur. ego dissolution, yani ego çözülmesi, bu benlik duygusunun ve özellikle benlikle dünya arasındaki sınırın zayıfladığı ya da yok olmuş gibi göründüğü öznel deneyimdir. Bu ifade, bedenin gerçekten çözülmesini değil, algı veya bilinçteki bir değişimi anlatır. Ardından gelen sınırın çözülmesi betimlemesi terimi açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda ego dissolution ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Kişiyle dış dünya arasında hissedilen sınır zayıflar veya yok olmuş gibi görünür
- Beden fiziksel olarak erir veya kaybolur
- Kişi eleştiri aldıktan sonra daha az övünmeye başlar
Cevabı göster
Kişiyle dış dünya arasında hissedilen sınır zayıflar veya yok olmuş gibi görünür
Many people report this feeling brings a sense of reconnection with themselves, Kalıp ifadeler
1:44Birçok kişi bu hissin kendileriyle,
others, and the natural world.
1:47başkalarıyla ve doğal dünyayla yeniden bağ kurma duygusu verdiğini söylüyor.
brings a sense of reconnection with: yeniden bağlantı hissini anlatmak
Bu cümlede brings a sense of reconnection with, bir deneyimin insanlara biriyle veya bir şeyle yeniden bağlantı kurmuş olduklarını hissettirmesi anlamına gelir. With, yenilenen bağlantının hedeflerini tanıtır: kişinin kendisi, başkaları ve doğal dünya. Bu ifade, bir ilişkinin veya durumun kesin olarak eski hâline geldiğini iddia etmek yerine yeniden bağlantı kurmayı öznel ve hissedilen bir etki olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp X brings a sense of reconnection with Y şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi yeniden bağlantılı olma hissi yaratmak anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A visit to your hometown ____ places from your childhood.
Cevabı göster
brings a sense of reconnection with
a study on 20 healthy volunteers receiving 75 micrograms of LSD Dilbilgisi
1:5075 mikrogram LSD verilen 20 sağlıklı gönüllü üzerinde yapılan bir araştırma
volunteers receiving ...: kısaltılmış bir ilgi cümleciği
Volunteers receiving 75 micrograms of LSD bir isim öbeğidir. -ing yan cümleciği olan receiving 75 micrograms of LSD, volunteers sözcüğünden sonra gelir ve çalışmada hangi gönüllülerin yer aldığını belirtir. Bu, volunteers who were receiving 75 micrograms of LSD anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Receiving fiilinin anlaşılan öznesi volunteers, aldıkları doz ise 75 micrograms of LSD ifadesidir.
Alıştırma
who were receiving ifadesini tek sözcüğe indirin: The researchers interviewed participants ____ weekly counseling.
Cevabı göster
receiving
they scored higher for the traits of optimism and openness
1:56katılımcıların iyimserlik ve deneyime açıklık özelliklerinde daha yüksek puan aldığını,
with increased creativity and imagination.
1:59yaratıcılıklarının ve hayal güçlerinin de arttığını gösterdi.
after being dosed: after + edilgen -ing biçimi
Burada after sözcüğünü being + geçmiş zaman ortacı dosed izler ve edilgen bir -ing yan cümlesi oluşturur. Örtük özne they ile aynıdır: Katılımcılar dozu alan taraftır; başkasına doz veren taraf değildir. after yan cümlesi daha önce gerçekleşen olayı gösterir: Önce doz verilir, özellikler ise iki hafta sonra ölçülür. Bu kısa yapı, bir süreçte bir kişinin veya nesnenin neye maruz kaldığını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dose fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ with the study medication, the participants waited for observation.
Cevabı göster
being dosed
as a therapy for patients with death anxiety and life-threatening illnesses. Kelime
2:03ölüm kaygısı yaşayan ve yaşamı tehdit eden hastalıkları bulunan hastalar için bir tedavi olarak değerlendirmeye yöneltti.
has led researchers to think: lead + kişi + to-infinitive
Has led researchers to think, lead + kişi + to-infinitive yapısını izler: Bir şey, kişinin bir düşünceyi veya eylemi değerlendirmesine neden olur ya da onu bu yönde etkiler. Burada this önceki bulgulara gönderme yapar; think about ise kesin bir sonuca varmak değil, değerlendirmek anlamındadır. Present perfect biçimindeki has led, önceki bulguları araştırmacıların bugünkü ilgisine bağlar. Devam eden bir sonucu gösterir ancak LSD’nin tedavi olarak hâlihazırda kanıtlandığını veya onaylandığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, tedavinin etkili olduğunun zaten kanıtlandığını söylemeden kanıtların araştırmacıları başka adımları değerlendirmeye yönelttiğini ifade eder?
- The evidence has convinced researchers that the treatment is effective.
- The evidence has led researchers to investigate the treatment further.
- The evidence has prevented researchers from investigating the treatment further.
Cevabı göster
The evidence has led researchers to investigate the treatment further.
death anxiety: ölümle ilgili kaygı
Bu cümlede death anxiety, özellikle bir hastalık bu endişeyi yakın ve acil hâle getirdiğinde, ölüm veya ölme düşüncesiyle ilgili kaygı anlamına gelir. Ölüme yol açan kaygı anlamına gelmez. Bu, isim + isim yapısında bir bileşik ifadedir: death, anxiety sözcüğünün konusunu belirtir. Aynı yapı health anxiety ve test anxiety ifadelerinde de görülür; ilk isim kaygının neyle ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede death anxiety ne anlama gelir: The clinic offers support for people with death anxiety.
- Ölüm veya ölmekle ilgili kaygı
- Başka birinin öfkesiyle ilgili kaygı
- Bir kişinin ölümüne neden olan kaygı
Cevabı göster
Ölüm veya ölmekle ilgili kaygı
patients reported a reduction in anxiety and a rise in quality of life Kalıp ifadeler
2:09hastaların kaygılarında azalma, yaşam kalitelerinde ise artış bildirdiğini tespit ettiler;
as the drug helped them restructure their habits and worldview.
2:13çünkü madde, hastaların alışkanlıklarını ve dünya görüşlerini yeniden yapılandırmalarına yardımcı olmuştu.
a reduction in anxiety ... a rise in quality of life: paralel değişim ifadeleri
Vurgulanan iki ifade, zıt yönlerdeki değişimleri bildiren paralel isim öbekleridir. A reduction azalmayı, a rise ise artışı belirtir; in, değişen ölçütü tanıtır: anxiety ve quality of life. Bu yapı sonuçları dengeli biçimde sunarken yaygın olarak kullanılır: a reduction in X and a rise in Y. Burada quality of life, yalnızca hayatın ne kadar lüks göründüğünü değil, kişinin genel esenliğini ve günlük işlevlerini yerine getirebilmesini ifade eder.
Alıştırma
Her boşluğu üç sözcüklü bir isim öbeğiyle tamamlayın. Belirsiz tanımlığı, reduction veya rise sözcüğünü ve değişen ölçütü tanıtan edatı kullanın: The survey showed ____ stress and ____ employee satisfaction.
Cevabı göster
a reduction in · a rise in
where a person takes 1/10 of a recreational dose of LSD,
2:19Bu yöntemde kişi, eğlence amaçlı bir LSD dozunun onda birini alır;
microdosing: çok küçük bir doz almak
Microdosing, alışılmış keyif amaçlı dozdan çok daha düşük bir doz alma uygulamasıdır. Bu cümlede, tam halüsinasyonlardan kaçınırken uyanıklık, enerji veya yaratıcılık gibi daha hafif etkiler elde etmek amacıyla keyif amaçlı LSD dozunun yaklaşık onda birini almak anlamına gelir. Bu sözcük, doz alma uygulamasını ve kullanıcının niyetini adlandırır. Beklenen etkilerin gerçek, güvenli veya bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Bir maddenin tam etkilerinden kaçınmak için çok küçük bir doz almayı ifade eden terimle cümleyi tamamlayın: Taking about one-tenth of a recreational dose is called ____.
Cevabı göster
microdosing
and researchers rate it as significantly less dangerous than other drugs like cocaine and heroin, Dilbilgisi
2:30ve araştırmacılar onu kokain ile eroin gibi diğer uyuşturuculardan çok daha az tehlikeli görse de
rate X as significantly less dangerous than Y: X’i Y’den önemli ölçüde daha az tehlikeli olarak değerlendirmek
“rate X as ...” yapısında rate “değerlendirmek veya sınıflandırmak” anlamına gelir; X değerlendirilen şeydir ve as sonrasındaki sıfat öbeği değerlendirme sonucunu verir. Burada basit bir etiket değil, göreli bir tehlike değerlendirmesi sunulur. “Significantly less dangerous than Y” tehlike düzeyini karşılaştırma ölçeği, Y’yi ise ölçüt olarak kullanır; significantly farkın kayda değer olduğunu vurgular. Less dangerous yalnızca göreli bir ifadedir: X hâlâ tehlikeli olabilir, dolayısıyla “safe” veya “not dangerous” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef değerlendirme kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The panel members ____ the new model ____ durable than its predecessor.
Cevabı göster
rate · as significantly less
there's still an extreme lack of scientific studies
2:35hâlâ ciddi bir bilimsel araştırma eksikliği var;
Although ... there's still ...: bir noktayı kabul edip ardından sınırlama sunmak
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Ana cümle, buna rağmen geçerli kalan bir noktayı sunmadan önce bir gerçeği kabul eder. Burada bağımlılık yapmadığına ve göreli tehlikesinin daha düşük olduğuna ilişkin ifadeler kabul edilir, ancak still bilimsel çalışma konusundaki ciddi eksikliğin sürdüğünü vurgular. Yeniden kullanılabilir yapı Although + kabul edilen yan cümle, still + süren sınırlama içeren ana cümle biçimindedir. İlk noktayı geçersiz kılmadan veya onu LSD'nin tamamen güvenli olduğunun kanıtı saymadan dengeli bir sav kurmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Dengeli savı dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: ____ the first test went well, ____ still a lack of long-term data.
Cevabı göster
Although · there's
producing irrational fears, paranoia, and panic attacks.
2:44ve bunun sonucunda mantıksız korkular, paranoya ve panik ataklar ortaya çıkabilir.
bad trips: halüsinojenlerin yol açtığı sıkıntı verici deneyimler
A bad trip, halüsinojen bir maddenin neden olduğu korkutucu veya sıkıntı verici bir deneyimi anlatan kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Bu cümlede bad trips çoğuldur; çünkü deneyimli kullanıcılar bile bu tür olayları yaşayabilir. Burada trip yolculuk değil, maddenin oluşturduğu değişmiş bilinç durumundaki deneyim anlamına gelir. Ardından sıralanan mantıksız korkular, paranoya ve panik ataklar, deneyimin neden “bad” olduğunu açıklar.
Alıştırma
“Even experienced users can have bad trips,” cümlesindeki “bad trips” ne anlama gelir?
- Yeterince planlanmadan yapılan yolculuklar
- Yolculuk gecikmeleriyle geçen tatsız tatiller
- Halüsinojenlerin neden olduğu korkutucu veya sıkıntı verici deneyimler
Cevabı göster
Halüsinojenlerin neden olduğu korkutucu veya sıkıntı verici deneyimler
where months after the drug has worn off, Öbek fiiller
2:49maddenin etkisi geçtikten aylar sonra bile
it can feel as though you're experiencing the effects of the high all over again. Notlar
2:51aynı etkileri baştan yaşıyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz.
has worn off: etki geçip gitmiş
Bu cümlede has worn off, uyuşturucunun etkilerinin yavaş yavaş azalıp sona erdiğini belirtir. the drug has worn off ifadesi, the effects of the drug have worn off ifadesinin yaygın bir kısaltmasıdır. Has worn off biçimindeki present perfect, etkinin daha sonraki geçmişe dönüşten önce sona ermiş olduğunu gösterir. Zamanla zayıflayıp kaybolan geçici bir etki, duygu veya his için wear off kullanılır.
Alıştırma
“Etkisini giderek kaybetmek” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: The local anesthetic has ____, so I can feel my lip again.
Cevabı göster
worn off
as though: öznel bir izlenimi anlatmak
feel as though + yan cümle yapısında as though, kişinin öznel deneyimiyle örtüşen bir durumu anlatır. Burada kişi etkileri yeniden hisseder, fakat ifade uyuşturucunun gerçekten yeniden etkin olduğunu ileri sürmez. Bir şey, gerçek olarak sunulmayan bir duruma benzer biçimde hissediliyor, görünüyor veya duyuluyorsa as though kullanılır. Ardından gelen yan cümle bu görünür durumu anlatır.
Alıştırma
“Maya felt as though the floor was moving” cümlesi ne anlama gelir?
- Maya, zemin hareket etmesine rağmen yürümeye devam etti.
- Zeminin hareket ettiği doğrulanmış bir gerçekti.
- Gerçekten hareket etsin ya da etmesin, Maya zeminin hareket ettiği hissine kapıldı.
Cevabı göster
Gerçekten hareket etsin ya da etmesin, Maya zeminin hareket ettiği hissine kapıldı.
all over again ile eksiksiz tekrar
Bu cümlede all over again, yalnızca küçük bir etkinin bir kez daha ortaya çıkmasını değil, bütün deneyimin geri dönüyor gibi hissedilmesini anlatır. Bir şeyi bütünüyle yeniden yaşamayı vurgular. All over again ifadesini tek bir zarf öbeği olarak düşünün. Bağlama göre bir süreci baştan yapmak veya aynı duyguyu yeniden tümüyle yaşamak anlamına gelebilir. Burada ikinci anlamdadır; all over bu kullanımda “her yerde” demek değildir.
Alıştırma
Bütün görevin yeniden yapılmasını vurgulayan bu dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The computer crashed before I saved, so I had to create the presentation ____.
Cevabı göster
all over again
halüsinojen kalıcı algı bozukluğu (HPPD)
Vurgulanan dört kelimelik ifade, genellikle HPPD olarak kısaltılan tıbbi bir durumun resmî adıdır. Dil bilgisi açısından hallucinogen ilgili madde sınıfını belirtirken persisting, perception disorder ifadesini niteler. Bu terim, bir halüsinojenin doğrudan etkileri bittikten sonra devam eden veya tekrarlayan görsel ya da diğer algısal bozuklukları ifade eder. Ardından gelen never-ending trip benzetmesi bu devamlılığa işaret eder.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Tek bir kısa görsel flashback yaşandıktan sonra kişinin HPPD'si olduğunu söylemek otomatik olarak doğrudur.
- Doğru değil
- Doğru
Cevabı göster
Doğru değil
Psikedelik deneyim benzetmesi olarak a never-ending trip
Buradaki trip, bir yolculuğu değil, psikedelik bir maddenin yol açtığı değişmiş duyusal ve zihinsel deneyimi ifade eder. A never-ending trip, devam eden veya tekrarlanan algı değişikliklerini canlı biçimde anlatan bir benzetmedir. Bu karşılaştırma karmaşık bir bozukluğu gözde canlandırmayı kolaylaştırır, ancak yalnızca basitleştirilmiş bir anlatımdır. Her belirtinin akut bir psikedelik deneyimle aynı olduğunu veya iyileşmenin imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede a never-ending trip ne anlatıyor?
- Planlanmış dönüş tarihi olmayan gerçek bir yolculuk
- Belirtilerin asla iyileşemeyeceğine dair tıbbi bir garanti
- Devam eden veya tekrarlanan bir psikedelik deneyime yönelik canlı bir benzetme
- İlaç kullanırken tekrar tekrar tatile çıkmak
Cevabı göster
Devam eden veya tekrarlanan bir psikedelik deneyime yönelik canlı bir benzetme
The 14% of participants in the US national survey
3:06ABD'de yapılan ulusal ankete katılanların %14'ü
Had done psychedelics: gayriresmî do ve past perfect
Had done psychedelics ifadesinde do, psikedelik bir madde kullanmak veya almak anlamına gelen gayriresmî bir fiildir. Psikedelik maddeleri üretmek ya da tamamlamak anlamına gelmez. Had done, past perfect yapısıdır: had + geçmiş zaman ortacı. Katılımcıların yaşamları boyunca psikedelik madde kullanmış olmalarını, geçmişteki anket veya risk değerlendirmesi çerçevesinden daha önce gerçekleşmiş olarak sunar. Aynı yapı, geçmişteki bir olayın başka bir geçmiş olaydan önce tamamlandığını gösterebilir.
Alıştırma
“Anketten önce psikedelik madde kullanmışlardı” anlamındaki gayriresmî past perfect ifadeyle cümleyi tamamlayın: The participants ____ before the survey.
Cevabı göster
had done psychedelics
Araştırma sonuçlarında had no increased risk of developing
Bu cümlede had no increased risk of developing, ankete katılan grupta sayılan sonuçların görülme riskinin ilgili karşılaştırma grubuna veya referans düzeye göre daha yüksek bulunmadığı anlamına gelir. Kalıp have/had no increased risk of + isim veya -ing biçimidir. No increased risk, no risk demek değildir: olağan referans düzeyinde bir miktar risk hâlâ bulunabilir. Ayrıca bu bir anket bulgusu olduğu için ifade gözlemlenen bir ilişkiyi bildirir; tek başına psikedelik kullanımının bu sonuçlara asla neden olamayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu anket raporunda had no increased risk of developing ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bu grubun söz konusu sonuçları yaşama ihtimali sıfırdı.
- Bu grubun riskinin karşılaştırma düzeyinden daha yüksek olduğu görülmedi.
- Anket, psikedelik maddelerin bu sonuçlara neden olamayacağını kanıtladı.
Cevabı göster
Bu grubun riskinin karşılaştırma düzeyinden daha yüksek olduğu görülmedi.
But the new research around LSD's potential positive effects is also very young, Deyimler
3:15Ancak LSD'nin olası olumlu etkileri üzerine yapılan yeni araştırmalar da henüz çok erken bir aşamada,
the new research ... is also very young: yeni araştırmanın henüz erken aşamada olması
Buradaki is also very young bir benzetmedir: araştırma alanı hâlâ erken bir aşamadadır. LSD'nin olası yararlarıyla ilgili kanıt tabanının henüz olgunlaşmadığını; dolayısıyla mevcut çalışma veya verilerin sınırlı olabileceğini ve önemli soruların yanıtsız kaldığını anlatır. young sözcüğünün nitelediği özne the new research ifadesidir. Araştırmacıların yaşını değil, çalışmaların gelişim aşamasını anlatır; new ve young birlikte kanıt tabanının ne kadar az gelişmiş olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir haber yazısında the research is still very young ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bulgular onlarca yıllık çalışmalarla zaten doğrulanmıştır.
- Araştırmacıların çoğu genç yetişkinlerdir.
- Kanıt tabanı hâlâ erken bir aşamadadır.
Cevabı göster
Kanıt tabanı hâlâ erken bir aşamadadır.
so this might not be a trip you want to take. Deyimler
3:19bu yüzden bu yolculuğa çıkmak istemeyebilirsiniz.
a trip you want to take ifadesinin çift anlamı
Burada trip iki anlamda kullanılır. Sıradan bir yolculuk anlamına gelebilir; ancak önceki bağlamda LSD’nin yol açtığı psikedelik bir deneyimi de ifade eder. take a trip ifadesi yolculuğa çıkmak anlamında doğal olduğu için, kapanış iki anlamı da bilinçli olarak aynı anda etkinleştirir. Bu söz oyunu konuyu temkinli bir sonuca bağlar: deneyim bir “yolculuk” olabilir, ancak seçmeye değer bir yolculuk olmayabilir. Önceki might not kesin bir iddiadan kaçınır ve uyarıyı kategorik değil, ölçülü hâle getirir.
Alıştırma
Bu bağlamda a trip you want to take neden etkili bir kapanıştır?
- Konuşmacının yolculuk sırasında yanlışlıkla tökezlediği anlamına gelir.
- Konuşmacının deneyimden sonra bir tatil planlamak istediğini söyler.
- Hem sıradan bir yolculuğa hem de psikedelik bir deneyime gönderme yaparak uyarıyı bir söz oyununa dönüştürür.
Cevabı göster
Hem sıradan bir yolculuğa hem de psikedelik bir deneyime gönderme yaparak uyarıyı bir söz oyununa dönüştürür.
Want to learn more about your brain on drugs?
3:21Uyuşturucuların beyninizi nasıl etkilediği hakkında daha fazlasını öğrenmek ister misiniz?
Check out our playlist that covers many other substances and how they affect you.
3:23Diğer pek çok maddeyi ve bunların sizi nasıl etkilediğini ele alan oynatma listemize göz atın.
And subscribe for more weekly science videos every Thursday.
3:27Her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.