Şu anda ne kadar hızlı hareket ediyorsun? - Tucker Hiatt: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, bir insanın ne kadar hızlı hareket ettiği sorusundan yola çıkarak hızın ve durgunluğun neden seçilmiş bir referans çerçevesi gerektirdiğini açıklıyor. Ardından göreli sabit hareketi ölçülebilen hız değişimi ve dönmeden ayırıyor; böylece gündelik hareket algılarımızı neden dikkatle incelememiz gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. seems to have been — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: seem ile perfect infinitive kullanarak geçmişteki bir olay hakkında temkinli bir yargı bildirmeyi öğrenin. Bu yapı, kanıtların bir sonucu desteklediği ancak was ile doğrudan kesinlik belirtmeye yetmediği bilimsel veya tarihsel anlatımlarda kullanılabilir. 2. move between two points in space, / can't move through space. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Belirli iki konum arasında hareket etmekle maddi bir ortamın içinden geçmek arasındaki farkı ayırt edin. Bu karşıtlık, Dünya’dan Mars’a gidilebilse de uzayın içinden geçilen bir madde olmadığı yönündeki savı anlamayı sağlar. 3. Some motions have only relative meaning, but some motions have absolute meaning, are absolutely real. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tekrarlanan paralel cümleciklerin ve but bağlacının, bütün hareketleri göreli saymak yerine önceki iddiayı nasıl sınırlandırdığını fark edin. Bu karşıtlıkla sabit hızın bir referans çerçevesine bağlı olduğunu, hız değişimi ile dönmenin ise keyfî bir ölçüt olmadan hissedilip ölçülebildiğini açıklayabilirsiniz.
Bu derste
How fast are you moving?: mevcut hızı sormak
How fast are you moving? şu anda gerçekleşen bir hareketin hızını sorar. How fast hızla ilgili bilgi ister, are you moving ise İngilizcedeki şimdiki zaman yapısını kullanır. Tekrar kullanılabilen kalıp How fast + be + özne + fiil-ing? şeklindedir. be, özneye göre değiştirilir: How fast is the train moving? Right now zamanın şu an olduğunu vurgular, ancak temel soru kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Trenin şu anki hızını soran cümleyi tamamlayın: ____ is the train moving?
Cevabı göster
How fast
The first tempting answer is, "I'm not moving." Anlatım akışı
0:13İlk cazip cevap şudur: "Hareket etmiyorum."
first tempting answer: sonraki bir düzeltmeye zemin hazırlamak
First bu cevabı bir dizinin ilk adımı olarak numaralandırır; böylece dinleyiciyi daha sonra gelecek başka bir cevaba veya düzeltmeye hazırlar. Burada tempting, ahlaki anlamda ayartıcı değil, ilk bakışta çekici veya kolayca kabul edilebilir demektir. The first tempting answer is ... sezgisel bir cevabı sunarken bunun eksik ya da nihai olmayan bir cevap olabileceğine de işaret eder.
Alıştırma
Bir tartışmada first tempting answer genellikle ne işe yarar?
- İlk bakışta çekici görünen ve daha sonra düzeltilebilecek bir cevap sunar.
- Tek ve nihai cevabı ilan eder.
- Birini kural çiğnemeye çağıran bir cevabı anlatır.
Cevabı göster
İlk bakışta çekici görünen ve daha sonra düzeltilebilecek bir cevap sunar.
Upon further reflection: daha fazla düşündükten sonra görüşü düzeltmek
Upon further reflection, “daha dikkatli düşündükten sonra” anlamına gelir. Sonraki düşüncenin önceki bir fikrin yeniden değerlendirilmesinden doğduğunu gösterir; bu nedenle çoğu zaman bir düzeltme, netleştirme veya değişen kararı tanıtır. Burada upon + isim öbeği, bir olayın ya da sürecin “ardından” anlamına gelir. İfadenin cümle başında virgülle kullanılması, ilk görüşten daha dikkatle düşünülmüş bir görüşe geçildiğini göstererek mesajı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, yeniden gözden geçirilmiş bir kararı tanıtmak için Upon further reflection ifadesini en doğal biçimde kullanıyor?
- Upon further reflection, the bus arrives at eight every weekday.
- Upon further reflection, I decided to wait until Monday.
- Upon further reflection, please hand me the blue pencil.
Cevabı göster
Upon further reflection, I decided to wait until Monday.
you realize that maybe the Earth's motion counts. Kelime
0:18belki Dünya'nın hareketinin de sayılabileceğini fark edersiniz.
the Earth's motion counts: count fiilinin “hesaba katılmak” anlamı
Bu cümlede counts, “ilgili bir unsur olarak hesaba katılır” veya “cevabı etkiler” anlamına gelir. Buradaki düşünce, bir şeyin ne kadar hızlı hareket ettiğine karar verirken Dünya'nın hareketini de hesaba katmak gerekebileceğidir. Bu kullanım X counts kalıbını izler: X geçerli bir etkendir ve göz ardı edilmemelidir. Hareketin sayıları saydığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Every correct answer counts cümlesinde counts ne anlama gelir?
- Her doğru cevap bir sayı olarak yazılır.
- Her doğru cevap hesaba katılır ve sonucu etkiler.
- Birisi doğru cevapların numaralarını sırayla söyler.
Cevabı göster
Her doğru cevap hesaba katılır ve sonucu etkiler.
So, a second tempting answer is 19 miles per second around the Sun. Kalıp ifadeler
0:21Böylece, ikinci bir cazip cevap Güneş'in etrafında saniyede 19 mil olmaktadır.
19 miles per second: per ile hız belirtmek
“19 miles per second” bir hız belirtir: Her saniyede 19 mil yol alınır. Hız ve oran ifadelerinde per, “her bir” anlamına gelir. Kullanılabilir kalıp sayı + ölçülen birim + per + zaman birimidir. per sonrasındaki birim genellikle tekil olur: per second, per minute veya per hour.
Alıştırma
Cümlenin “her saniye” anlamına gelmesi için per kullanarak tamamlayın: The drone travels ten miles ____.
Cevabı göster
per second
But then you recall learning that the Sun moves around the center of the Milky Way galaxy, Dilbilgisi
0:25Ancak daha sonra Güneş'in Samanyolu galaksisinin merkezi etrafında hareket ettiğini öğrendiğinizi hatırlarsınız,
recall learning that: geçmişteki bir öğrenme deneyimini hatırlamak
“Recall learning that ...”, ardından gelen gerçeği geçmişte öğrenmiş olma deneyimini hatırlamak anlamına gelir. Recall, nesne olarak -ing biçimindeki learning sözcüğünü alır; that yan cümlesi ise öğrenilen içeriği verir. -ing biçimi tamamlanmış bir öğrenme deneyimine işaret eder; öğrenmenin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Daha genel olarak recall + -ing, geçmişteki bir eylemi veya deneyimi hatırlamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın bir gerçeği geçmişte öğrenmiş olma deneyimini hatırladığını açıkça belirtir?
- I am learning that bees communicate through movement.
- I recall learning that bees communicate through movement.
- I recall that bees communicate through movement.
Cevabı göster
I recall learning that bees communicate through movement.
and the Milky Way moves within the Local Group of galaxies, Kültür
0:30ve Samanyolu da Yerel Galaksi Grubu içinde hareket eder,
the Local Group of galaxies: Samanyolu’nu içeren galaksi grubu
Local Group, Samanyolu’nu da içeren yakın galaksiler grubunun astronomideki özel adıdır. Local Group ifadesindeki büyük harfler, bunun herhangi bir yerel topluluk değil, adı konmuş belirli bir grup olduğunu gösterir. Bu cümlede within the Local Group of galaxies ifadesi, referans çerçevesini Samanyolu’nun kendisinden daha büyük bir ölçeğe taşır. Hareketin, iç içe geçmiş çeşitli kozmik ölçeklerde tanımlanabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Local Group neyi ifade eder?
- Samanyolu’nu içeren yakın galaksiler grubu
- Dünya’dan galaksileri gözlemleyen bir ekip
- Samanyolu’nun içindeki bir yıldız kümesi
Cevabı göster
Samanyolu’nu içeren yakın galaksiler grubu
and the Local Group moves within the Virgo Cluster,
0:33ve Yerel Grup da Başak Kümesi içinde hareket eder,
How fast are you moving is not an easy question. Dilbilgisi
0:39Ne kadar hızlı hareket ediyorsunuz, kolay bir soru değildir.
“How fast are you moving?” ifadesinin cümle öznesi olması
Burada How fast are you moving, eksiksiz bir doğrudan sorunun tam ifadesi olarak ele alınır. Sorunun tamamı özne görevindedir; is not an easy question bölümü ise bu soruyu yanıtlamanın zor olduğunu belirtir. Konuşmacı doğrudan sorunun kendisinden söz ettiği için soru sözcük dizilişi korunur: are you moving. Daha açık bir yazımda tırnak işaretleri ve soru işareti bunu gösterir: “How fast are you moving?” is not an easy question. Gömülü bir soru ise düz cümle dizilişini kullanır: how fast you are moving.
Alıştırma
Hangi cümle doğrudan bir sorunun tam ifadesini cümlenin öznesi olarak kullanır?
- Everyone keeps asking where we are going.
- Where we are going remains uncertain.
- “Where are we going?” is the question everyone keeps asking.
Cevabı göster
“Where are we going?” is the question everyone keeps asking.
When Mission Control tells astronauts how fast they're going, Notlar
0:42Görev Kontrol Merkezi astronotlara ne kadar hızlı gittiklerini söylediğinde,
Mission Control: yerdeki uzay uçuşu kontrol merkezi
Mission Control, bir uzay uçuşunu yerden izleyen, mürettebatla iletişim kuran ve görevin yönlendirilmesine yardımcı olan kontrol merkezi ile ekibi ifade eder. Bu cümlede bu ad, konunun astronotlar ve uzay uçuşu olduğunu gösterir; sıradan anlamıyla “bir görevi kontrol etmek” eylemini ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede Mission Control neyi ifade ediyor?
- Bir uzay uçuşunu yerden izleyip yönlendiren merkez ve ekip
- Herhangi bir işi düzenli tutmaya yönelik genel eylem
- Bir astronot kıyafetinin içindeki kontrol düğmesi
Cevabı göster
Bir uzay uçuşunu yerden izleyip yönlendiren merkez ve ekip
how fast they're going: dolaylı soruda düz cümle söz dizimi
how fast they're going, tells fiilinden sonra cümleye yerleştirilen soru içeriğidir. Mission Control'ün astronotlara verdiği bilgiyi, yani onların hızını belirtir. Dolaylı bir soruda soru ifadesinden sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: how fast + they + are going. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır. Bu cümlede tells astronauts ifadesinden sonra doğrudan soru söz dizimi olan How fast are they going? kullanılmaz.
Alıştırma
“How fast is the boat going?” sorusunun how fast ile başlayan dolaylı soru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Do you know ____?
Cevabı göster
how fast the boat is going
there is always an assumed standard of rest. Kelime
0:45her zaman varsayılan bir durma/dinlenme standardı vardır.
assumed standard of rest: seçilip hareketsiz kabul edilen bir referans
An assumed standard of rest, hareket ve hızın ona göre açıklanabilmesi için seçilen ve hareketsiz kabul edilen bir referanstır. Assumed, bu durumun açıklama amacıyla benimsendiğini gösterir; referansın bütün referans sistemlerinde kesinlikle hareketsiz olduğu anlamına gelmez. Burada rest, dinlenme veya uyku değil, hareket etmeme durumudur. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, belirtilen hızın neyin hareketsiz referans olarak seçildiğine bağlı olmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede assumed standard of rest ne anlama geliyor?
- Mümkün olan her referans sisteminde kesinlikle hareketsiz bir nesne
- Hareketi açıklamak için seçilen ve hareketsiz kabul edilen bir referans
- Hızı ölçmeden önce zorunlu olan bir dinlenme süresi
Cevabı göster
Hareketi açıklamak için seçilen ve hareketsiz kabul edilen bir referans
speeds are given relative to the launch pad, Kalıp ifadeler
0:49hızlar fırlatma rampasına göre verilir,
relative to the launch pad: referansı belirtmek
Relative to the launch pad, “fırlatma rampasını referans alarak” anlamına gelir. Belirtilen hızlar, fırlatma rampası hareketsiz kabul edildiğinde bir şeyin ne kadar hızlı hareket ettiğini açıklar. relative to + isim kalıbı bir ölçümün, konumun, değişimin veya karşılaştırmanın dayandığı referansı belirtir. Bir değeri mutlak olarak anlatmak yerine “neye göre?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi “Dünya'yı referans alarak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The satellite's speed is measured ____ Earth.
Cevabı göster
relative to
when the launch pad is just one more arbitrary place Kelime
0:52fırlatma rampası, Dünya'nın dönen yüzeyinde
just one more arbitrary place: benzersiz bir ayrıcalığı olmayan yer
Burada just, “yalnızca” anlamına gelir; one more ise fırlatma rampasını eşsiz ve özel bir yer olarak değil, olası birçok yerden biri olarak gösterir. Arbitrary, yerin doğa tarafından sabitlenmek yerine bir uzlaşma veya seçimle belirlendiği anlamına gelir. Bu nedenle ifade, fırlatma rampasının referans noktası olarak doğuştan gelen ayrıcalıklı bir konumu olmadığını anlatır.
Alıştırma
Teknik bir açıklamada “The starting point is arbitrary” cümlesindeki arbitrary büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Rastgele bir çekilişle seçildi.
- Doğa tarafından tek seçenek olarak zorunlu kılınmadan seçildi.
- Yanlış konumlandırıldı.
Cevabı göster
Doğa tarafından tek seçenek olarak zorunlu kılınmadan seçildi.
speeds are given relative to the idealized non-spinning pinpoint center of Earth. Kelime
0:57hızlar, Dünya'nın idealleştirilmiş, dönmeyen tam merkezine göre verilir.
idealized non-spinning pinpoint center of Earth: ana isim center
Ana isim center sözcüğüdür. Önce center of Earth ifadesini “Dünya'nın merkezi” olarak okuyun, ardından sola doğru ilerleyin: pinpoint merkezi tek ve kesin bir nokta olarak sunar, non-spinning modelin dönüşü hesaba katmadığını belirtir, idealized ise bunun analiz amacıyla bilinçli biçimde basitleştirilmiş bir model olduğunu gösterir. Bilimsel İngilizcede ana isimden önce birden fazla niteleyici sıkça üst üste gelir. Önce öbeğin temel kimliğini veren ismi bulun, ardından her niteleyiciyi ona bağlayın; bu ifade, pinpoint adlı fiziksel bir nesneyi değil, modeldeki bir merkezi anlatır.
Alıştırma
“idealized non-spinning pinpoint center of Earth” ifadesindeki ana isim hangisidir?
- center
- pinpoint
- Earth
Cevabı göster
center
Apollo astronauts had a hard time answering the question, Kalıp ifadeler
1:04Apollo astronotları şu soruyu yanıtlamakta zorlandılar:
had a hard time answering: have a hard time + fiil-ing
Had a hard time answering, astronotların yanıt vermekte zorlandığı anlamına gelir. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have a hard time + fiil-ing şeklindedir. -ing bölümü zor olan etkinliği belirtir; ifade kelimesi kelimesine zor bir zaman dilimine sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için understand fiilinin doğru biçimini kullanın: I had a hard time ____ the instructions.
Cevabı göster
understanding
was one thing ... was quite another: önemli bir karşıtlığı belirtmek
A was one thing, and B was quite another kalıbı, birbiriyle ilişkili iki düşünceyi yan yana koyar ve bunların aynı kabul edilmemesi gerektiğini belirtir. One thing ile another burada nesne saymaz; karşıtlığı düzenler. Quite, another ifadesini güçlendirir; bu yüzden ikinci bölüm “çok farklı bir mesele” anlamına gelir. Aynı kalıp, şimdiki veya genel durumlarda is ile kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: Understanding the rule is ____, but using it under pressure is ____.
Cevabı göster
one thing · quite another
That's because the Earth and the Moon move relative to one another. Kalıp ifadeler
1:14Çünkü Dünya ve Ay birbirlerine göre hareket etmektedir.
move relative to one another: karşılıklı göreli hareketi anlatmak
move relative to one another, iki veya daha fazla şeyin hareketini birbirleriyle olan ilişkileri içinde açıklamak demektir. Burada iki cisim Dünya ve Ay'dır; one another ise referans ilişkisinin karşılıklı olduğunu gösterir. Bu ifade, her bakış açısından aynı şekilde tanımlanan mutlak bir hareketi değil, göreli hareketi anlatır. Ayrıca Dünya ile Ay'ın birbirlerine yaklaştıklarını söylemez.
Alıştırma
İki cismin birbirine yaklaştığını söylemeden karşılıklı göreli hareketi anlatan seçenek hangisidir?
- move relative to one another — hareketi birbirleriyle ilişkili olarak açıklamak
- stay in the same position relative to one another — göreli hareket olmadığını söylemek
- move toward one another — cisimlerin birbirlerine yaklaştığını söylemek
Cevabı göster
move relative to one another — hareketi birbirleriyle ilişkili olarak açıklamak
a relative quantity: bir referansa bağlı ölçülebilir değer
a relative quantity, seçilen bir referansa veya karşılaştırmaya bağlı olan ölçülebilir bir değeri ifade eder. Bu cümlede speed, yalnızca büyük ya da küçük bir miktar olarak değil, bilimsel bir nicelik olarak ele alınır. Bir relative quantity ifadesini anlamak için neye göre ölçüldüğünü belirlemek gerekir. Aynı cismin yola göre hızı ile hareket eden başka bir cisme göre hızı farklı olabilir.
Alıştırma
Bir fen dersi bağlamında a relative quantity neyi ifade eder?
- Çok sayıda cismin sayısı
- Seçilen bir referansla ilişki içinde anlaşılan ölçülebilir bir değer
- Her referans sisteminde aynı olmak zorunda olan bir değer
Cevabı göster
Seçilen bir referansla ilişki içinde anlaşılan ölçülebilir bir değer
When Captain Kirk asks Lieutenant Sulu if the Starship Enterprise has reached a speed of warp seven, Kültür
1:22Kaptan Kirk, Teğmen Sulu'ya Yıldız Gemisi Atılgan'ın warp yedi hızına ulaşıp ulaşmadığını sorduğunda,
warp seven: Star Trek'teki kurgusal bir hız seviyesi
Warp seven, Star Trek'teki kurgusal bir hız seviyesidir. Warp, hikâyede hayal edilen ışıktan hızlı yolculuğu anlatır; seven ise hikâyenin warp ölçeğindeki bir seviyeyi belirtir. Kaptan Kirk, Teğmen Sulu ve Yıldız Gemisi Enterprise, Star Trek'e aittir. Yazar, hızı belirtirken bir referans noktasının açıklanması gerekip gerekmediği sorusunu tanıtmak için popüler kültürdeki bu bilim kurgu ortamını kullanır.
Alıştırma
Gerçek dünyaya ait bir havacılık ve uzay raporundaki şu kullanımı değerlendirin: "The probe reached warp seven during the test."
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
“Relative to what, Captain?”: eksik referans noktasını sormak
Relative to what?, bazı bölümleri atılmış bir takip sorusudur. Burada “Bu hız hangi referans noktasına göre ölçülüyor?” anlamına gelir. Önceki konuşma hız konusunu zaten verdiği için konuşmacı bunu tekrar etmez. Soru yalnızca başka bir sayı istemez; asıl soruda gerekli bir referansın eksik olduğunu gösterir. Captain, dinleyiciye doğrudan hitap eder ve bu nedenle önüne virgül konur.
Alıştırma
Bir raporda “Productivity improved by fifteen percent,” deniyor ancak karşılaştırma dönemi verilmiyor. Eksik bilgiyi en doğrudan belirleyen takip sorusu hangisidir?
- Relative to what period?
- Who calculated the percentage?
- Can productivity improve again?
Cevabı göster
Relative to what period?
Such a sassy reply may get subordinate Starfleet officers in trouble, Notlar
1:31Böyle ukalaca bir yanıt ast Yıldız Filosu subaylarının başını derde sokabilir,
sassy reply: cesur ama biraz saygısız bir cevap
Bu cümlede sassy reply, cesur ve canlı ama biraz saygısız duyulan bir cevaptır. Sassy yalnızca “zekice” anlamına gelmez; karşılık vermeyi veya meydan okuyan bir tavır göstermeyi de düşündürür. Rütbe farkının bulunduğu bu ortamda ifade, yalnızca komik bir cevabı değil, otoriteye olası bir meydan okumayı anlatır.
Alıştırma
Bir yöneticiyle konuşurken sassy reply büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Biraz saygısız bir tavır taşıyan cesur bir cevap
- Dikkatle araştırılmış ve çok resmî bir cevap
- Fikir belirtmekten kaçınan sessiz bir cevap
Cevabı göster
Biraz saygısız bir tavır taşıyan cesur bir cevap
get subordinate Starfleet officers in trouble: get someone in trouble kalıbı
Get someone in trouble, “birinin sorun, suçlama veya cezayla karşılaşmasına neden olmak” demektir. Bu cümlede subordinate Starfleet officers ifadesi someone konumuna gelir; dolayısıyla sonuçtan zarar görebilecek kişiler bu subaylardır. Yeniden kullanılabilen kalıp get + kişi + in trouble biçimindedir. Kişi bölümü gerektiği gibi değiştirilebilir: get me in trouble, get him in trouble veya get the team in trouble. Burada get, “almak” değil, “bir duruma sokmak” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi get someone in trouble kalıbıyla tamamlayın ve etkilenen kişi için me kullanın: Don't share my password—it could ____.
Cevabı göster
get me in trouble
basic relativity talking: işleyen bir ilkeyi kişileştirmek
Bu cümlede basic relativity talking, soyut bir ilkeyi kişileştirir: görelilik sanki konuşabiliyormuş gibi anlatılır. Kastedilen, temel göreliliğin bu etkiye yol açması ya da onu açıklamasıdır; gerçekten konuşması değildir. Başka durumlara da uygulanabilen This is X talking kalıbı, X adlı gücün, özelliğin, duygunun veya deneyimin bir sonuç üzerinden kendini gösterdiğini belirtir. Bağlama uygun olduğunda That's X talking veya That was X talking da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede basic relativity talking ne anlama geliyor?
- Temel görelilik bu etkiye yol açıyor veya onu açıklıyor.
- Görelilik gerçekten konuşma yeteneğine sahip.
- Birisi görelilik ders kitabını sesli okuyor.
Cevabı göster
Temel görelilik bu etkiye yol açıyor veya onu açıklıyor.
but good old-fashioned and still correct Galilean relativity. Kültür
1:43bildiğimiz eski moda ve hala doğru olan Galilean göreliliğidir.
Not fancy ... but good old-fashioned ...: bir çerçeveyi reddedip odağı değiştirmek
Not A, but B bilgiyi iki adımda düzenler: önce olası ama yanlış çerçeve olan A'yı reddeder, ardından asıl odağı B'ye taşır. Burada Not fancy Einsteinian relativity, dinleyicilerin ileri düzey modern fizik beklemesini önler; but good old-fashioned ... Galilean relativity ise konuşmacının kastettiği daha temel konuyu belirler. Bu bağlamda fancy, çekici değil, gelişmiş veya karmaşık demektir. good old-fashioned eski fikre tanıdık ve güvenilir bir ton verirken still correct, old-fashioned ifadesinin geçersiz veya yanlış anlamına gelmediğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Düzeltmeyi not ... but ... ile tamamlayın: The answer is ____ a complicated formula, ____ a simple comparison.
Cevabı göster
not · but
Galilean relativity: eski ama hâlâ işe yarayan bir çerçeve
Galilean relativity, birbirlerine göre sabit hızla hareket eden eylemsiz referans çerçevelerinde mekanik yasalarının aynı olduğunu söyleyen klasik ilkedir. Einstein'ın kuramlarından daha eskidir ve özel ya da genel göreliliğin başka bir adı değildir. Burada old-fashioned onun eski oluşuna, still correct ise ışık hızının çok altındaki gündelik hareketlerde hâlâ doğru sonuç vermesine işaret eder. Geçerliliği bu sınırlı aralık için anlatılmaktadır.
Alıştırma
Cümlede Galilean relativity ifadesinin hem old-fashioned hem de still correct olarak nitelenmesini en iyi hangi yorum açıklar?
- Işık hızının çok altındaki sıradan hareketler için doğruluğunu koruyan daha eski, klasik bir ilkedir.
- Einstein'ın genel görelilik kuramının başka bir adıdır.
- Her cismin tüm gözlemcilerin aynı ölçtüğü mutlak bir hızı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Işık hızının çok altındaki sıradan hareketler için doğruluğunu koruyan daha eski, klasik bir ilkedir.
seems to have been: geçmiş hakkında temkinli bir değerlendirme
Seems to have been, seem fiilini perfect infinitive olan to have been ile birleştirir. Seem, ifadeyi kesin bir gerçek yerine kanıtlara dayalı bir sonuç olarak sunar; perfect infinitive ise ilk kişi olma durumunu şu anki değerlendirmeden daha önceye yerleştirir. Bu yüzden Galileo seems to have been, Galileo was ifadesinden daha temkinlidir. Bu yapı, tam bir kesinlik iddia etmeden geçmişteki olaylardan veya durumlardan söz etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Geçmiş hakkında temkinli bir değerlendirme yapmak için cümleyi seem fiilinin şimdiki zaman biçimi ve be fiilinin perfect infinitive biçimiyle tamamlayın: According to the records, Maya ____ the first person to arrive.
Cevabı göster
seems to have been
that there is no such thing as an absolute speed. Dilbilgisi
1:50mutlak hız diye bir şeyin olmadığını fark eden ilk kişiydi.
there is no such thing as ...: bir kategorinin varlığını reddetmek
There is no such thing as ... kalıbı, bir şey ya da fikir türünün bütünüyle var olmadığını belirtir. Bu cümlede yalnızca belirli bir hızın bulunamadığı değil, an absolute speed kavramının tamamı reddedilir. Yapı there is + no such thing + as + ad öbeği biçimindedir. as sonrasındaki ad öbeği, varlığı reddedilen kategoriyi veya fikri belirtir.
Alıştırma
İfadeyi hedef kalıpla tamamlayın: There is ____ a completely risk-free choice.
Cevabı göster
no such thing as
when they are referred to a reference frame. Kelime
1:58bir referans sistemine atıfta bulunulduğunda anlamlı olduğu anlamına gelir.
referred to a reference frame: bir referans çerçevesine göre tanımlanmak
Fizikte be referred to a reference frame, ilgili referans çerçevesine göre tanımlanmak veya ifade edilmek anlamına gelir. Edilgen are referred to yapısı, ele alınan niceliklerin seçilmiş bir karşılaştırma temeline bağlandığını gösterir; bahsedilmek anlamına gelmez. Reference frame, konumu ve hareketi belirtmek için kullanılan koordinat ve gözlemci düzenidir. Bir sürat ya da hız, ancak ölçüldüğü veya tanımlandığı referans çerçevesi belirtildiğinde tam anlam kazanır.
Alıştırma
Bu fizik cümlesinde they are referred to a reference frame ne anlama gelir?
- Seçilmiş bir referans çerçevesine göre tanımlanırlar.
- Bir çerçeve tartışılırken onlardan kısaca bahsedilir.
- Onay için bir çerçeveye gönderilirler.
Cevabı göster
Seçilmiş bir referans çerçevesine göre tanımlanırlar.
Presumably, that reference frame is itself at rest. Kelime
2:01Muhtemelen o referans sistemi de kendisi durmaktadır.
at rest: fizikte hareketsiz olma anlamı
Buradaki at rest, “seçilen bir referans çerçevesine göre hareket etmemek” anlamına gelen bir fizik terimidir. “Dinlenmek” anlamına gelmez. Bu bağlamda hareketsizlik genellikle mutlak değildir: bir nesne bir referans çerçevesine göre hareketsizken başka bir çerçeveye göre hareket ediyor olabilir.
Alıştırma
Bir fizik dersinde “The cart is at rest relative to the table.” cümlesi ne anlama gelir?
- Araba evrendeki hiçbir şeye göre hareket etmiyor.
- Araba masaya göre hareket etmiyor.
- Araba masanın yanında dinleniyor.
Cevabı göster
Araba masaya göre hareket etmiyor.
At rest relative to what?: eksik referans çerçevesini sormak
At rest relative to what? hareketi değerlendirmek için hangi nesnenin ya da referans çerçevesinin kullanıldığını sorar. Bir yolcu trene göre hareketsizken yere göre hareket ediyor olabilir. Bir itiraz sorusu olarak relative to what? gizli bir karşılaştırmayı ortaya çıkarır. Referans belirtilmediği sürece ilk ifadenin eksik olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bilimsel bir tartışmada “At rest relative to what?” sorusu ne işe yarar?
- Birinin ne kadar süredir dinlendiğini sorar.
- Hareketi değerlendirmek için gereken eksik referansı sorar.
- Nesnenin hiçbir referans çerçevesinde hareket edemeyeceğini iddia eder.
Cevabı göster
Hareketi değerlendirmek için gereken eksik referansı sorar.
Because even the concept of rest has lost any hint of absolute meaning. Deyimler
2:09Çünkü durma kavramı bile mutlak anlama dair herhangi bir ipucunu kaybetmiştir.
has lost any hint of absolute meaning: mutlak anlamdan hiçbir iz kalmaması
Bu cümlede has lost any hint of absolute meaning, bağlamdan bağımsız mutlak bir anlamdan hiçbir iz kalmadığını belirtir. A hint of çok küçük bir işaret ya da miktar demektir. Lost sözcüğünden sonra kullanılan any, olumsuz düşünceyi güçlendirir: en küçük miktar bile kalmamıştır. Has lost, present perfect yapısındadır. Geçmişte gerçekleşen bir değişikliği ve bu değişikliğin sonucunun şimdi de geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, odanın eski sıcaklığından en küçük bir iz bile kalmadığı anlamına gelir?
- The room has gained a hint of its former warmth.
- The room has lost any hint of its former warmth.
- The room still has a hint of its former warmth.
Cevabı göster
The room has lost any hint of its former warmth.
Earth's speed is 19 miles per second relative to the Sun.
2:17Dünya'nın hızı Güneş'e göre saniyede 19 mildir.
The Enterprise's speed is warp seven relative to the center of the Milky Way galaxy.
2:21Atılgan'ın hızı Samanyolu galaksisinin merkezine göre warp yedidir.
depending on where you sit: cümle başında koşul belirtme
Depending on where you sit bir koşul belirtir: ana cümledeki sonuç bulunduğunuz konuma göre değişebilir. Bu cümlede sit gerçek bir fiziksel konumu anlatır; başka bağlamlarda aynı yapı bir bakış açısını veya değişen başka bir etkeni belirtebilir. Where you sit, on sözcüğünden sonra gelen dolaylı sorudur ve bu nedenle düz cümle sırasını kullanır: where you sit denir, where do you sit denmez. Depending on ... cümle başında kullanılan bir niteleyici olduğu için virgülden sonra genellikle bir ana cümle gerekir.
Alıştırma
İfadeyi cümle başında koşul olarak doğru kullanan cümleyi seçin.
- Depending on where do you sit, the stage may look very different.
- Depending on where you sit, the stage may look very different.
- It depending on where you sit, the stage may look very different.
Cevabı göster
Depending on where you sit, the stage may look very different.
it is hundreds of miles per hour relative to Earth's center.
2:31Dünya'nın merkezine göre saatte yüzlerce mildir.
we furrow a brow: şaşkınlık veya düşünme belirtisi olarak kaş çatmak
Bu cümlede we furrow a brow, kaşların çevresini kasarak kaşların arasında çizgiler oluşturmak anlamına gelir. Gözle görülen bu ifade, kişi soru sorarken şaşkınlık, kaygı veya yoğun düşünme hâlinde olduğunu gösterir. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp furrow one's brow şeklindedir. Belirli bir özneyle kullanıldığında iyelik sözcüğü genellikle özneyle uyumlu olur: she furrowed her brow; we furrowed our brows. Özgün cümledeki a brow, hareketi gözde canlandıran genel ve retorik bir kullanımdır.
Alıştırma
Cümleyi furrow one's brow kalıbının geçmiş zaman biçimi ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: Maya looked puzzled by the riddle and ____.
Cevabı göster
furrowed her brow
"But how fast is Earth really moving?"
2:37"Peki Dünya gerçekten ne kadar hızlı hareket ediyor?" diye sorduğumuzda,
we imagine Spaceship Earth plowing through the ocean of space Deyimler
2:40Uzay Gemisi Dünya'nın Güneş'in etrafında dönerken
Gezegen için bir metafor olarak Spaceship Earth
Bu cümlede Spaceship Earth, bütün gezegeni herkesi uzayda taşıyan bir uzay aracıymış gibi ele alan bir metafordur. Büyük harflerle yazılması, bu hayalî aracın adıymış gibi görünmesini sağlar; ancak ifade gerçek bir uzay aracını anlatmaz. Metafor, Dünya'nın hareketiyle ilgili soyut bir düşünceyi okyanusu geçen bir geminin tanıdık görüntüsüne dönüştürür. Bu bir zihinsel modeldir; Dünya'nın veya uzayın gerçek anlamda betimlenmesi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Spaceship Earth ne anlama gelir?
- Dünya'nın daha büyük bir uzay aracının içinde olduğu anlamına gelir.
- Dünya'yı bizi uzayda taşıyan bir araçmış gibi sunar.
- Dünya'da yapılmış gerçek bir uzay aracının adıdır.
Cevabı göster
Dünya'yı bizi uzayda taşıyan bir araçmış gibi sunar.
plowing through the ocean of space: güçlü hareketi anlatan bir mecaz
Bu cümlede plowing through, bir dirence karşı güçlü ve kararlı biçimde ilerlemeyi anlatır. The ocean of space, uzayı mecazi bir okyanusa dönüştürür; böylece Uzay Gemisi Dünya, suyu yararak ilerleyen bir gemi gibi canlandırılır. Burada tarla sürmekten söz edilmez. Bu görüntü, uzayı maddi bir ortam gibi gösterir. Bir sonraki cümle bu modeli reddeder; bu yüzden ifade, uzayın neden oluştuğuna ilişkin gerçek anlamlı bir iddia değil, sezgisel bir görüntü olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede plow through, “bir şeyin içinden güçlü biçimde geçmek” anlamında kullanılmıştır?
- The rescue boat floated quietly beside the dock.
- The rescue boat plowed through the high waves.
- The farmer plowed the field before planting corn.
Cevabı göster
The rescue boat plowed through the high waves.
as water does: tekrarlanan fiil öbeğinin yerini alan does
as water does ifadesinde as, bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır. Does, daha önce geçen has substance fiil öbeğinin yerine kullanılır; böylece bu sözcükleri tekrarlamak gerekmez. Yani as water does, as water has substance anlamına gelir. Olumsuzluk bildiren no, suyu değil uzayı anlatır: uzayın maddi bir yapısı yoktur, ancak suyun vardır. Tekrarlanan yüklem sıradan bir fiil içerdiğinde do, does veya did bu şekilde kullanılabilir; does, tekil water ile uyumludur ve şimdiki zamana karşılık gelir.
Alıştırma
Tekrarlanan fiil öbeğinin yerine doğru yardımcı fiili yazın: Nora enjoys astronomy, as her brother ____.
Cevabı göster
does
Space is not a thing ... nothing ... no thing: bir fikri güçlendiren tekrar
Bu üç cümle, küçük değişikliklerle aynı iddiayı tekrarlayarak tek bir düşünceyi geliştirir. Space is not a thing önce uzayın bir nesne olduğunu reddeder. Space is nothing bu olumsuzlamayı nothing sözcüğünde toplar. Space is no thing ise no ile thing sözcüklerini bilinçli biçimde ayırıp dikkati yeniden thing üzerine çeker. Bunlar birbiriyle ilgisiz üç tanım değildir. Bu ilerleyiş, sıradan bir olumsuzlamayı özellikle dikkat çekici bir kelime oyununa dönüştürür ve konuşmacının uzayın fiziksel bir nesne olmadığı yönündeki iddiasını güçlendirir.
Alıştırma
Bilgi ilerledikçe bu cümle dizisi nasıl bir işlev görür?
- İfade not a thing biçiminden nothing ve ardından no thing biçimine geçerek odağı giderek thing üzerine toplar.
- Her cümle ayrı bir bilimsel tanım verir.
- Son cümle ilk cümledeki dil bilgisi hatasını düzeltir.
Cevabı göster
İfade not a thing biçiminden nothing ve ardından no thing biçimine geçerek odağı giderek thing üzerine toplar.
move between two points in space ... can't move through space: uç noktalar ve geçilen bölge
Move between two points in space hareketi iki uç noktaya göre tanımlar. Move through space ise uzayı güzergâh boyunca geçilen bölge olarak sunar. but ile kurulan karşıtlık, hareketi ifade etmenin bu iki yolunu öne çıkarır. Konuşmacının bu bölümdeki savına göre, konumlar arasındaki hareket kabul edilirken uzayın kendisini bir şey ya da ortam olarak görmemek için uzayın içinden hareket etme fikri reddedilir. Bu, bu parçaya özgü kavramsal bir iddiadır; İngilizcenin genel bir kuralı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, belirtilen bir uç noktadan diğerine hareket etmeye odaklanır?
- The shuttle waited outside the airport.
- The shuttle moved between the north station and the airport.
- The shuttle moved through a long tunnel.
Cevabı göster
The shuttle moved between the north station and the airport.
It's like trying to say how much a hole weighs. Anlatım akışı
3:03Bu, bir deliğin ağırlığını söylemeye çalışmak gibidir.
It's like trying to say how much a hole weighs: bir varsayımı benzetmeyle ortaya çıkarmak
Konuşmacı soyut bir düşünceyi somut bir görüntüye dönüştürüyor: bir deliğin ne kadar ağır olduğunu sormak saçma gelir, çünkü delik kendi ağırlığı olan maddi bir nesne değil, bir şeyin bulunmadığı yerdir. It's like ... karşılaştırmayı belirtir. Bu benzetme gerçek bir ölçüm sorusu değildir; boşluğu fiziksel bir şeymiş gibi ele alan yanlış varsayımı ortaya çıkarır.
Alıştırma
Bu benzetmede how much a hole weighs sorusunun temel işlevi nedir?
- İnşaatla ilgili ayrı bir konuya geçer.
- Bir deliğin nasıl ölçüleceğini anlatır.
- Somut ve saçma bir örnekle yanlış bir varsayımın fark edilmesini kolaylaştırır.
Cevabı göster
Somut ve saçma bir örnekle yanlış bir varsayımın fark edilmesini kolaylaştırır.
and so is space: so + be + özne yapısı
and so is space ifadesinde so, daha önceki a void tanımının yerini tutar. Bu ifade, tanımın tamamını tekrarlamadan space is a void too anlamını verir. be içeren olumlu bir ifadeden sonra, yeni bir öznenin de aynı özelliğe sahip olduğunu söylemek için so + be + özne kullanılır. Fiil yeni özneden önce gelir ve biçimi zamana ve özneye uymalıdır; burada tekil space ile is kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi so kullanılan devrik katılma yapısıyla tamamlayın: The first room is quiet, and ____ the second room.
Cevabı göster
so is
To move relative to nothing is meaningless. Dilbilgisi
3:12Hiçbir şeye göre hareket etmek anlamsızdır.
To move relative to nothing mastar yan cümlesinin özne olması
To move relative to nothing, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir mastar yan cümlesidir. Hareket etme eylemini değerlendirilen bir fikir olarak sunar; is meaningless bu değerlendirmeyi bildirir. Yan cümlenin tamamı tek bir özne sayıldığı için fiil tekil biçimdedir: are değil, is. To + fiilin yalın hâli ... + tekil yüklem kalıbı, bir eylem hakkında genel bir yargı belirtmek için kullanışlıdır. Buradaki to mastarı işaretler; “-mek için” anlamında amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi check the facts ifadesinin mastar biçimiyle tamamlayın: ____ is essential before publishing.
Cevabı göster
To check the facts
The concepts of speed and of rest have only relative meaning.
3:15Hız ve durma kavramları sadece göreceli anlam taşır.
They mean something only with respect to arbitrarily chosen artificial frames of reference. Kalıp ifadeler
3:22Sadece rastgele seçilmiş yapay referans sistemlerine göre bir anlam ifade ederler.
with respect to ... frames of reference ile referans temeli belirtme
With respect to ... frames of reference burada “...e göre” ya da “...i referans temeli olarak kullanarak” anlamına gelir. Bu edat öbeği, they mean something ifadesinin kapsamını sınırlar: anlam mutlak olarak değil, yalnızca seçilmiş bir referans çerçevesi içinde vardır. Arbitrarily chosen, artificial frames of reference ifadesini niteler. Buradaki arbitrarily, mevcut seçenekler arasından uzlaşıyla seçilmiş demektir; mutlaka dikkatsizce seçilmiş anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî ve teknik bir bağlamda ölçümün seçilmiş bir taban çizgisine göre yorumlandığını en doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The measurement must be interpreted with respect to the chosen baseline.
- The measurement must be interpreted with respect for the chosen baseline.
- The measurement must be interpreted about the chosen baseline.
Cevabı göster
The measurement must be interpreted with respect to the chosen baseline.
If some day you are buckled into your spaceship Kalıp ifadeler
3:28Eğer bir gün uzay geminize bağlanırsanız
are buckled into: uzay gemisinin içinde emniyet kemeriyle sabitlenmek
are buckled into, buckle someone into something yapısının edilgen biçimidir. Emniyet kemeri veya emniyet koşum takımı bir kişiyi belirli bir koltuğa ya da araca sabitlemiş demektir; burada uzay gemisinin içinde sabitlenmiş olmayı anlatır, yalnızca gemiye girmiş olmayı değil. Yapı be + buckled + into + koltuk veya araç şeklindedir. Cümlenin devamındaki eylemden önce kişinin zaten güvenli bir şekilde sabitlenmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi buckle + into fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the roller-coaster started, Maya ____ her seat。
Cevabı göster
was buckled into
a space station whizz by at constant speed, Öbek fiiller
3:33sabit hızla vızıldayarak geçen bir uzay istasyonunu görürseniz,
whizz by: çok hızlı geçip gitmek
whizz by, bir kişinin ya da yerin yanından çok hızlı geçmek anlamına gelen bir phrasal verbdür. Bu cümlede hareket eden şey uzay istasyonudur ve konuşan kişi onu yan pencereden hızla geçerken görür; by burada bir referans noktasının yanından geçmeyi gösterir, yöntemi göstermez. Pass by ile karşılaştırıldığında whizz by, hareketi daha hızlı ve canlı hissettirir. Sadece istasyonun geçtiğini bildirmez; hareketli bir sahneyi canlandırır.
Alıştırma
Bir şeyin çok hızlı geçtiğini göstermek için whizz by kullanılan cümle hangisidir?
- A skateboarder walked slowly past me.
- A skateboarder waited beside me before I said hello.
- A skateboarder whizzed by me before I could say hello.
Cevabı göster
A skateboarder whizzed by me before I could say hello.
there is no way to know which of you is really moving. Dilbilgisi
3:35hanginizin gerçekten hareket ettiğini bilmenin bir yolu yoktur.
there is no way to know: bir cevabın belirlenemeyeceğini söylemek
There is no way to know, cevabı belirlemeyi sağlayacak hiçbir yöntem veya kanıt bulunmadığını ifade eder. Burada way fiziksel bir “yol” değil, “yöntem” anlamındadır. Kalıp there is no way to + fiilin yalın hâli biçimindedir. know’dan sonra which of you is really moving gibi bir yan cümle gelerek bilinmeyen bilgiyi gösterebilir. Bu kalıp, we do not know ifadesine göre mevcut koşullarda cevabın bulunamayacağını daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi there is no way to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: With both name tags missing, ____ tell which backpack is Mia's.
Cevabı göster
there is no way to
Neither of you is: neither of sonrasında tekil uyum
Neither of you, iki kişiden ne birinin ne de diğerinin eylemi yaptığını belirtir. you iki kişiyi gösterse de öznenin temel sözcüğü neither’dır. Standart resmî İngilizcede neither tekil kabul edilir; bu nedenle cümlede tekil fiil is kullanılır. Aynı uyum neither of us ve neither of the answers yapılarında da görülür.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin standart resmî biçimiyle tamamlayın: Neither of these two batteries ____ charged.
Cevabı göster
is
because there is no deep reality about constant speed. Kelime
3:40çünkü sabit hız hakkında derin bir gerçeklik yoktur.
Sabit süratin derin bir gerçekliği yoktur
Burada no deep reality about constant speed, sabit süratin imkânsız ya da gerçek dışı olduğu anlamına gelmez. Bir cismin sabit süratinin gözlemciden bağımsız, mutlak bir olgu olmadığını anlatır: belirtilen sürat, seçilen referans çerçevesine bağlıdır. Deep reality, popüler bilimde kullanılan felsefi bir ifadedir. Buradaki deep, fiziksel olarak aşağıda bulunmak değil, “temel” veya “doğanın yapısında bulunan” demektir.
Alıştırma
Bu cümlede no deep reality about constant speed ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Sabit süratin kendi başına gözlemciden bağımsız, mutlak bir konumu yoktur.
- Cisimler sabit süratle hareket edemez.
- Sabit sürat hiçbir zaman doğru biçimde ölçülemez.
Cevabı göster
Sabit süratin kendi başına gözlemciden bağımsız, mutlak bir konumu yoktur.
Constant speed in a straight line has only relative meaning, Kelime
3:43Düz bir çizgide sabit hızın sadece göreceli bir anlamı vardır,
Düz bir çizgide sabit sürat
Constant speed in a straight line, iki koşulu karşılayan hareketi anlatan bir isim öbeğidir: sürat aynı kalır ve cisim düz bir yol boyunca tek yönde hareket etmeyi sürdürür. Fizikte speed tek başına yalnızca cismin ne kadar hızlı hareket ettiğini belirtir. in a straight line eklendiğinde dönüşler dışarıda bırakılır; böylece hareketin hızı sabit olur. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi hareket constant speed in a straight line örneğidir?
- A cart moves at 2 m/s along a straight track without turning.
- A car moves at 2 m/s around a circular track.
- A bicycle speeds up from 2 m/s to 4 m/s on a straight road.
Cevabı göster
A cart moves at 2 m/s along a straight track without turning.
Does this mean that all motion is relative? Anlatım akışı
3:49Bu, tüm hareketlerin göreceli olduğu anlamına mı gelir?
Does this mean that...? ile bir çıkarımı öngörüp düzeltme
Burada Does this mean that...? yalnızca bilgi istemek için kullanılan bir soru değildir. Konuşmacı, dinleyicilerin önceki açıklamadan çıkarabileceği bir sonucu dile getirir ve ardından No diyerek bu sonucu reddeder. Bu soru ve düzeltme kalıbı, savın akışını düzenler: olası bir aşırı genellemeyi açıkça ortaya koyar ve dinleyiciyi daha sınırlı, daha doğru bir iddiaya hazırlar. Bu soruyu duyduğunuzda ardından bir sınırlandırma, düzeltme veya istisna gelmesini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir aşırı genellemeyi ortaya atıp hemen düzeltir?
- The medicine works for everyone, and that proves it is perfect.
- Does this mean that the medicine works for everyone? No, it helps many people, but not all.
- What is the name of the medicine? I forgot.
Cevabı göster
Does this mean that the medicine works for everyone? No, it helps many people, but not all.
Some motions have only relative meaning, Anlatım akışı
3:52Bazı hareketlerin sadece göreceli anlamı vardır,
Some... but some... ile bir iddianın kapsamını sınırlama
Some motions..., but some motions... daha geniş hareket kategorisini birbiriyle karşılaştırılan alt gruplara ayırır. Only ile daha da sınırlandırılan ilk some, iddianın kategorinin yalnızca bir bölümü için geçerli olduğunu gösterir; ikinci some ise karşıt özelliğe sahip başka bir bölümü tanıtır. Bu kalıp, iki alt grubun her durumu mutlaka kapsadığını söylemeden ya hep ya hiç türündeki bir sonucu düzeltir. Son bölümdeki are absolutely real, konuşmacının have absolute meaning ile ne kastettiğini başka sözlerle tekrarlayıp vurgular.
Alıştırma
Karşıtlığı Some ... but some ... ile tamamlayın: ____ explanations work well for beginners, ____ explanations are better for experts.
Cevabı göster
Some · but some
means that arbitrary standards are not used in its measurement.
4:06ölçümünde rastgele standartların kullanılmadığı anlamına gelir.
Bilimde bir şeyi mutlak olarak adlandırmak şu anlama gelir:...
Calling something absolute in science, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir gerundiyum öbeğidir. İçindeki call + nesne + sıfat yapısı, bir şeye etiket veya açıklama vermek anlamına gelir: call something absolute. means that... ise bu etiketin bu alandaki anlamını açıklar. Kullanılabilir kalıp Calling X Y means that Z şeklindedir; bir etiketin anlamını veya sonucunu tanımlamak için kullanılır.
Alıştırma
Tanım cümlesini call + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: ____ means that rain cannot easily pass through it.
Cevabı göster
Calling a jacket waterproof
unambiguously measurable: belirsizlik olmadan ölçülebilir
unambiguously measurable bir sıfat öbeğidir. measurable bir şeyin ölçülebileceğini söyler; unambiguously ise onu niteleyerek hem ölçülen şeyin hem de sonucun nasıl değerlendirileceğinin açık olduğunu ve çelişen yorumlara yer bırakmadığını belirtir. Bu ifade otomatik olarak tamamen doğru, son derece hassas veya deneysel hatadan arınmış anlamına gelmez. Temel fikir, ölçüm standardının açık olmasıdır; hata payının sıfır olması değil.
Alıştırma
Mükemmel doğruluk vaat etmeden özelliğin ve ölçüm standardının açık olduğunu söyleyen cümle hangisidir?
- The property can be measured accurately, even though the standard is unclear.
- The property is unambiguously measurable.
- The property can be judged only by personal opinion.
Cevabı göster
The property is unambiguously measurable.
is beyond doubt: güçlü kesinlik ifade etmek
your change in speed is beyond doubt cümlesindeki is beyond doubt, değişimin kesin olduğu ve makul bir şekilde sorgulanamayacağı anlamına gelir. Burada beyond mecazidir: gerçek, fiziksel olarak bir şeyin ötesinde değil, makul şüphenin ulaşamayacağı bir noktadadır. be beyond doubt kalıbı bir iddiayı kesinleşmiş bir gerçek olarak sunar. Değişimin mümkün veya muhtemel olduğunu söylemekten çok daha güçlü bir kesinlik ifade eder.
Alıştırma
Bu açıklamadaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the fingerprint match, his identity was ____.
Cevabı göster
beyond doubt
the passing space station may seem to be changing speed, Dilbilgisi
4:22geçen uzay istasyonu hız değiştiriyormuş gibi görünebilir,
may seem to be changing: görünüş ve gerçeklik
may seem to be changing speed ifadesinde may olasılığı belirtir, seem bir gerçek yerine görünüşü sunar ve to be changing sürmekte olan bir değişimi gösterir. Bu yapı bir bütün olarak gözlemcinin hızın değiştiği izlenimine kapılabileceği anlamına gelir. Hızın gerçekten değiştiğini ileri sürmez ve böylece farklı bir açıklamaya yer bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle, sürmekte olan bir değişimin doğrulanmış bir gerçek değil, yalnızca olası bir görünüş olduğunu söylüyor?
- The tower is leaning, and the measurements confirm it.
- The tower may seem to be leaning when seen from this angle.
- The tower may be leaning because its base has shifted.
Cevabı göster
The tower may seem to be leaning when seen from this angle.
but the beings inside the station will not feel it,
4:26ancak istasyonun içindeki varlıklar bunu hissetmeyecektir,
There's something absolutely real about changes in speed. Anlatım akışı
4:34Hız değişimleri hakkında kesinlikle gerçek olan bir şey vardır.
There's something absolutely real about ...: genel bir sonuca varmak
There's something + sıfat + about X yapısı, X'i konuşanın vurgulamak istediği bir niteliğe sahipmiş gibi sunar. Buradaki something ayrı bir nesne anlamına gelmez; absolutely real, hızdaki değişimlerde gerçek ve nesnel bir nitelik bulunduğunu anlatır. Söylemi düzenleme açısından cümle, önceki gözlemleri daha genel bir sonuçta toplar. There's something ... girişi önce bir niteliğin varlığını bildirir; önemli değerlendirme olan absolutely real daha sonra gelir ve böylece vurgulanır.
Alıştırma
Cümlenin bir argümandaki rolünü en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- something adlı fiziksel bir nesneyi tanıtır.
- Her hız değişiminin aynı büyüklükte olduğunu söyler.
- Önceki gözlemleri, hızdaki değişimlerin gerçekliği hakkında genel bir iddiaya dönüştürür.
Cevabı göster
Önceki gözlemleri, hızdaki değişimlerin gerçekliği hakkında genel bir iddiaya dönüştürür.
The same goes for ...: önceki bir noktayı başka bir konuya genişletmek
The same goes for + isim, az önce belirtilen bir noktanın, kuralın veya sonucun o isim için de geçerli olduğu anlamına gelir. Burada önceki akıl yürütme rotation konusuna genişletilir. Bu, kısa bir geçiş ifadesidir: konuşan, açıklamanın tamamını tekrarlamak yerine rotation konusunu paralel bir durum olarak işaretler. Goes for kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi The same goes for ifadesiyle tamamlayın: Everyone must wear a badge, and ____ visitors.
Cevabı göster
the same goes for
The space station outside may seem to be going around you,
4:44Dışarıdaki uzay istasyonu etrafınızda dönüyormuş gibi görünebilir,
It is you who...: it ile kurulan vurgu yapısında kişiyi öne çıkarma
but sözcüğü dikkati görünürdeki hareketten bu duyguyu gerçekten yaşayan kişiye çevirir. It is you who feels queasy, it ile kurulan bir vurgu yapısıdır: it is + odaklanan kişi + who yan cümlesi. Burada odak you üzerindedir. Bu vurgu yapısı olmadan temel ifade You feel queasy olur. Yapı, bilgiyi “başkası değil, siz” biçiminde düzenler; bu nedenle olayın tam olarak kiminle ilgili olduğunu düzeltirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Robotu Ben’in değil Aisha’nın tamir ettiğini doğal biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- It was Aisha which fixed the robot, not Ben.
- Aisha was who fixed the robot, not Ben.
- It was Aisha who fixed the robot, not Ben.
Cevabı göster
It was Aisha who fixed the robot, not Ben.
There's something absolutely real about rotation.
4:54Dönme hakkında kesinlikle gerçek olan bir şey vardır.
So are rotations: devrik yapıyla ikinci bir özne eklemek
So are rotations, olumlu bir ifadeye katılmayı gösteren devrik yapıyı kullanır: so + önceki cümleye uyan be biçimi, yardımcı fiil ya da kip belirteci + yeni özne. Burada so, önceki deeply real tanımının yerini alır; rotations ise yeni öznedir. Önceki yan cümlede are kullanıldığı için devamında da are kullanılır. Açık hâli Rotations are deeply real too biçimindedir. Buradaki so, “de/da” veya “aynısı geçerli” anlamına gelir; “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü so katılma biçimiyle tamamlayın: The new sensors are reliable, and ____ the older models.
Cevabı göster
so are
We have to be thoughtful in our analysis of everyday experience
5:06Neyin derinden gerçek olduğunu belirlemek için
in order to identify what is deeply real. Dilbilgisi
5:09günlük deneyimlerimizin analizinde düşünceli olmalıyız.
in order to identify: amacı açıkça belirtmek
in order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada in order to identify, önceki eylemin neden yapıldığını açıklar: amaç, derin anlamda neyin gerçek olduğunu belirlemektir. Identify, to’dan sonra yalın hâlde kalır; what is deeply real ise identify fiilinin nesnesidir. Amaç bildiren ifadenin tamamı “Hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi in ile başlayan ve amacı açıkça belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The lab repeated the measurement ____ identify the source of the error.
Cevabı göster
in order to
Since we can be fooled by perceptions as basic as speed, Dilbilgisi
5:12Hız gibi temel bir algı tarafından bile kandırılabileceğimize göre,
Since we can be fooled...: bir sonuca gerekçe sunmak
Cümleciğin başındaki Since, ardından gelen ana sonucu destekleyen bir neden sunar. Burada “çünkü” veya “... olduğuna göre” anlamındadır: algılarımız bizi yanıltabilir, bu nedenle konuşmacı bu gerçekten bir sonuç çıkaracaktır. Can be fooled edilgen yapıdadır: yanıltıcı algılardan etkilenen kişiler biziz. Perceptions as basic as speed, hız kadar temel bir şeye ilişkin algıları bile kapsar; as basic as, örneğin ne kadar temel göründüğünü vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden sunmak için kullanılmıştır?
- We have lived here since 2020.
- She has felt better since the treatment began.
- Since the roads are icy, the buses are running late.
Cevabı göster
Since the roads are icy, the buses are running late.
maybe every perception deserves careful scrutiny. Kalıp ifadeler
5:15belki de her algı dikkatli bir incelemeyi hak ediyordur.
deserves careful scrutiny: dikkatle incelenmeyi hak etmek
every perception deserves careful scrutiny ifadesinde deserve fiilinden sonra bir isim öbeği gelir ve “belirli bir muameleyi görmeye değer olmak” anlamını taşır. Careful scrutiny ciddi ve ayrıntılı inceleme demektir; dolayısıyla cümle, her algının doğrudan kabul edilmek yerine incelenmesi gerektiğini söyler. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp X deserves careful scrutiny şeklindedir. Bir düşüncenin, iddianın, kararın veya kanıtın yakından incelenmesi gerektiğini belirten resmî bir değerlendirmedir.
Alıştırma
Cümleyi deserves careful scrutiny ile tamamlayın: The safety proposal has several unexplained gaps, so it ____ before approval.
Cevabı göster
deserves careful scrutiny
This is what inspired Einstein to his incredible insights Dilbilgisi
5:18Einstein'a ışık hızı ve geleceğe zaman yolculuğu konusundaki
This is what inspired ...: ilham veren şey tam olarak buydu
This is what inspired Einstein to his incredible insights cümlesinde this, daha önce belirtilen bir düşünceye veya düşünme biçimine gönderme yapar. What, “the thing that” anlamına gelir ve what inspired Einstein to his incredible insights yan cümlesini başlatır. This is what + yan cümle kalıbı, daha önce belirtilen şeyi kesin neden veya temel etken olarak tanımlar. Bu bağlantıyı daha düz olan This inspired Einstein to his incredible insights cümlesinden daha fazla vurgular.
Alıştırma
İkinci cümlenin önceki deneyimi neden olarak göstermesi için boşluğa tek bir kelime yazın: Aisha saw Saturn through a telescope. This is ____ inspired her to study astronomy.
Cevabı göster
what
about the speed of light and forward time travel. Kültür
5:21inanılmaz içgörüleri konusunda ilham veren de buydu.
görelilikte forward time travel
Görelilikte forward time travel, sizin için başkalarına göre daha az zaman geçmişken onların geleceğinde daha ilerideki bir noktaya ulaşmak demektir. Zaman genişlemesi nedeniyle çok hızlı hareket eden bir yolcu, ayrılış ile yeniden buluşma arasında geride kalanlara göre daha az yaşlanabilir. Burada bu ifade, ışık hızını Einstein'ın zaman açıklamasıyla ilişkilendirir. Forward, geleceğe doğru hareketi belirtir; geçmişe dönüp geçmişi değiştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Görelilikle ilgili bir konuşmada hangi durum forward time travel kavramını en iyi gösterir?
- Çok hızlı hareket eden bir yolcu geri döndüğünde geride kalan insanlardan daha az yaşlanmıştır.
- Bir yolcu geçmişe gider ve daha önceki bir olayı değiştirir.
- Bir yolcu hiç zaman geçmeden seçtiği herhangi bir yılda anında belirir.
Cevabı göster
Çok hızlı hareket eden bir yolcu geri döndüğünde geride kalan insanlardan daha az yaşlanmıştır.
Knowing how to identify what is deeply real Dilbilgisi
5:24Neyin derinden gerçek olduğunu nasıl tanımlayacağınızı bilmek
Knowing how to identify ...: özne görevindeki gerund öbeği
Knowing how to identify what is deeply real cümlenin öznesidir. Bu bir gerund öbeğidir: Knowing, know fiilinin -ing biçimidir ve öbeğin tamamı tek bir beceri ya da etkinliği adlandırır. Öznenin tamamı tekil sayıldığı için cümlede is kullanılır. Öbeğin içinde how to identify ... hangi tür bilginin kastedildiğini gösterir; what is deeply real ise belirlenecek şeyi adlandırır. Bir beceriyi cümlenin konusu yapmak için Knowing how to + fiilin yalın hâli + ... + tekil fiil kalıbını yeniden kullanabilirsin.
Alıştırma
Knowing how to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak ask good questions ifadesini özne yap: ____ takes practice.
Cevabı göster
Knowing how to ask good questions
If a police officer ever pulls you over for speeding and asks, Öbek fiiller
5:30Bir gün bir polis memuru hız yaptığınız için sizi kenara çeker ve sorarsa,
pulls you over for speeding: hız nedeniyle kenara çektirilmek
Pull someone over, bir polisin veya başka bir kolluk görevlisinin sürücüye yol kenarında durmasını emretmesi demektir. Pulls you over ifadesinde durmayı sağlayan kişi görevlidir; you ise pull ile over arasında bulunan nesnedir. For speeding, trafik durdurmasının nedenini açıklar. İfadenin tamamı, fazla hızlı sürdüğünüz için görevlinin sizi durdurduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi pull someone over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A police officer may ____ for speeding.
Cevabı göster
pull you over
An insightful, though perhaps unwise, reply: araya giren karşıt değerlendirme
Temel yapı An insightful reply would be ... şeklindedir. Araya giren though perhaps unwise, karşıt bir ek değerlendirmedir: yanıtın akıllıca olmayabileceğini söyler, ancak insightful değerlendirmesini geçersiz kılmaz. Bu yorum though it is perhaps unwise veya although it may be unwise şeklinde açılabilir. İki virgül araya giren bölümü gösterir; bu bölüm çıkarıldığında temel yapı kalır. Would be olası veya varsayımsal bir yanıtı tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle perhaps impractical şeklindeki temkinli yorumu though ile doğal biçimde araya ekler?
- A creative though, perhaps impractical plan, could still work.
- A creative, though perhaps impractical, plan could still work.
- A creative, but though perhaps impractical, plan could still work.
Cevabı göster
A creative, though perhaps impractical, plan could still work.
Relative to what?: bağlama göre etkisi değişen bir önceye gönderme
Relative to what? bir karşılaştırmanın dayandığı ölçütü, nesneyi veya referans çerçevesini sorar. Burada, daha önce uzay örneğinde kullanılan bir soruyu tekrar eder; böylece önceki noktaya gönderme yapar ve finalde aynı görelilik fikrini yeni bir sahneye taşır. Bilimsel bir tartışmada bu soru gerekli bir kesinlik ister. Ancak polis birini hız yaptığı için durdurduğunda, aracın hızını ölçmekte kullanılan yola bağlı referans çerçevesi zaten bellidir. Bu yüzden aynı kesinlik taşıyan soru, küstahça tartışmaya çalışma gibi duyulur. Tekrarlanan ifade sahneleri birbirine bağlar ve bilimsel temayı finaldeki espriye dönüştürür.
Alıştırma
Polis sahnesinin sonunda Relative to what? sorusunun tekrarlanmasının temel işlevi nedir?
- Polisten yalnızca ölçülen hızı tekrar etmesini ister.
- Önceki tartışmayla ilgisi olmayan yeni bir bilimsel konu başlatır.
- Önceki görelilik tartışmasını hatırlatır ve onu final esprisine dönüştürür.
Cevabı göster
Önceki görelilik tartışmasını hatırlatır ve onu final esprisine dönüştürür.
And then, as you sit in the back seat of the police car
5:41Ve ardından, polis arabasının arka koltuğunda otururken
But some things are absolute.: fikri sınırlayıp tamamlayan bir sonuç
But, daha önce göreliliğe yapılan vurgudan farklı bir yöne dönüşü gösterir. some things iddianın kapsamını dikkatle sınırlar: Konuşmacı her şeyin mutlak olduğunu değil, görelilik fikrinin her olguya aynı şekilde uygulanmadığını söyler. Sondaki bu kısa cümle relative/absolute karşıtlığını yeniden gündeme getirir ve tartışmayı kapatır. Hızın bir referans çerçevesine bağlı olduğu yönündeki önceki noktayı geçersiz kılmaz; dinleyicinin bu noktayı aşırı genellemesini önler ve kısa, etkili bir final esprisi oluşturur.
Alıştırma
Görelilikle ilgili birkaç noktadan sonra But some things are absolute. cümlesinin temel düzenleme işlevi nedir?
- Önceki fikri sınırlar, relative/absolute karşıtlığını yeniden kurar ve tartışmayı kapatır.
- Göreli hız hakkındaki önceki tüm ifadeleri reddeder.
- Yönü değiştirmeden konuyla ilgisiz bir örnek ekler.
Cevabı göster
Önceki fikri sınırlar, relative/absolute karşıtlığını yeniden kurar ve tartışmayı kapatır.