Uyuşturucuya Karşı Savaş Neden Büyük Bir Başarısızlık: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video Özeti: Arza odaklanan yasak talebi bitirmedi, şiddeti ve hapsetmeyi artırdı; İsviçre halk sağlığına dayalı bir yol sunuyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. “the numbers are in.” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: verilerin değerlendirmeye hazır olduğunu, bir konumu değil, bildirir. 2. “The more potent drugs you can store in as little space as possible, the more profit you'll make.” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: birlikte değişen iki sonucu the more ..., the more ... ile bağlayın. 3. “harm reduction.” — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: kullanım bitmeden aşırı doz, enfeksiyon ve zararı azaltmayı anlayın; bunu teşvik veya hemen yasallaştırma sanmayın.
Bu derste
starting an unprecedented global campaign, the War on Drugs.
0:05ve eşi görülmemiş küresel bir kampanya olan Uyuşturucuyla Savaş'ı başlattı.
public enemy number one: en büyük kamusal tehdit etiketi
Bu cümlede public enemy number one, bir sorunu toplumun karşı karşıya olduğu en büyük tehdit olarak sunan retorik bir etikettir. Enemy belirli bir kişiyi anlatmaz; number one ise olumsuz bir tehdit sıralamasında en üst sırayı belirtir. Bir şeye public enemy number one demek yalnızca onu tanımlamaz; konuyu acil ve tehlikeli olarak çerçeveler ve konuşanın güçlü kamusal önlemleri gerekçelendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede public enemy number one ne anlama geliyor?
- Toplum için en ciddi tehlike olarak sunulan tehdit
- Halk oylamasında birinci seçilen popüler kişi
- Hükümet için çalışan belirli bir düşman
Cevabı göster
Toplum için en ciddi tehlike olarak sunulan tehdit
The numbers are in: beklenen sonuçlar artık hazır
The numbers are in, beklenen rakamların veya sonuçların artık geldiği ve incelenmeye hazır olduğu anlamına gelir. Buradaki in, bir sonucun hazır olduğunu bildiren be in kalıbının parçasıdır; sayıların bir yerin içinde bulunduğunu anlatmaz. Konuşanlar bu cümleyi, verileri bekleme veya toplama aşamasından kanıtların ne gösterdiğini değerlendirme aşamasına geçildiğini belirtmek için sıkça kullanır.
Alıştırma
Beklenen rakamların artık hazır olduğunu belirten, numbers sözcüğünü içeren dört kelimelik ifadeyle güncellemeyi tamamlayın: After weeks of counting, ____.
Cevabı göster
the numbers are in
The War on Drugs is a huge failure with devastating unintended consequences. Kalıp ifadeler
0:12Uyuşturucuyla Savaş, yıkıcı ve öngörülemeyen sonuçları olan devasa bir başarısızlıktır.
devastating unintended consequences: amaçlanmamış ciddi sonuçlar
Unintended consequences, bir eylemin yol açtığı ancak o eylemin planının veya amacının parçası olmayan sonuçlardır. Unintended tek başına “öngörülemez” demek değildir; bir sonuç öngörülebilir olduğu hâlde amaçlanmamış olabilir. Devastating ifadeyi güçlendirir: amaçlanmamış sonuçların son derece ciddi zarara yol açtığını belirtir. Bu ifade hem niyetin bulunmamasını hem de zararın büyüklüğünü değerlendirir.
Alıştırma
Bir reformun amacı para tasarrufu sağlamaktı, ancak birkaç hayati kliniğin kapanması planın parçası değildi ve ciddi zarara yol açtı. Olanları en iyi hangi ifade açıklar?
- devastating unintended consequences
- minor unintended consequences
- devastating intended consequences
- planned benefits
Cevabı göster
devastating unintended consequences
mass incarceration: sistem genelinde kitlesel hapsedilme örüntüsü
Mass incarceration, çok büyük sayıda insanın hapsedilmesinin geniş kapsamlı ve kalıcı bir toplumsal ve kurumsal örüntü hâline gelmesini anlatan yerleşik bir ceza adaleti terimidir. Mass sistemin ölçeğini, incarceration ise gözaltı merkezinde veya cezaevinde tutulmayı belirtir. Bu cümlede ifade, tartışılan politikayla bağlantılı olarak ABD'deki yaygın hapsedilmeyi anlatır. Yalnızca tek bir olayda çok sayıda kişinin gözaltına alınması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi mass incarceration olarak tanımlanır?
- Ünlü bir dava sırasında kalabalık bir mahkeme salonu
- Nüfusun olağan dışı derecede büyük bir bölümünün hapsedildiği uzun süreli bir sistem
- Bir şüphelinin bir gece tutulup sonra serbest bırakılması
- Yeni bir yasaya karşı büyük bir halk protestosu
Cevabı göster
Nüfusun olağan dışı derecede büyük bir bölümünün hapsedildiği uzun süreli bir sistem
political destabilization and violence in Latin America,
0:20Latin Amerika'da siyasi istikrarsızlık ve şiddete,
to systemic human rights abuses across the world. Kelime
0:24ve dünya çapında sistematik insan hakları ihlallerine yol açtı.
systemic human rights abuses: sistemik insan hakları ihlalleri
Systemic, sorunun yalnızca tek ve bağımsız bir olay olmadığını; bir sistemin kurallarına, yapılarına veya olağan uygulamalarına yerleşmiş olduğunu belirtir. Burada kurumların genelinde gerçekleşen ya da kurumlar tarafından mümkün hâle getirilen ihlalleri tanımlar. Human rights abuses, insanların temel haklarını ihlal eden eylemler için kullanılan resmî bir ifadedir. systemic human rights abuses bir bütün olarak bu ihlalleri köklü bir kurumsal örüntü şeklinde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle ihlallerin kurumun daha geniş yapısına kök saldığını özellikle belirtir?
- The report uncovered systemic human rights abuses in the prison network.
- The report uncovered several unrelated rights complaints in the prison network.
- The report uncovered systematic human rights abuses in the prison network.
Cevabı göster
The report uncovered systemic human rights abuses in the prison network.
It negatively affected the lives of millions of people.
0:28Milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkiledi.
All of this while we waste billions of dollars every year,
0:31Tüm bunlar olurken her yıl milyarlarca doları israf ediyoruz,
only to create and fuel powerful drug cartels, Dilbilgisi
0:34sırf güçlü uyuşturucu kartelleri yaratmak ve onları beslemek için,
while the goal of the War on Drugs seems less achievable than ever.
0:37oysa Uyuşturucuyla Savaş'ın hedefi her zamankinden daha ulaşılamaz görünüyor.
only to create and fuel: sonuçta yaratıp beslemek
Only to + fiilin yalın hâli, ilk eylemden sonra ortaya çıkan ve genellikle beklenmedik, hayal kırıklığı yaratan ya da amaçlananın tersi olan bir sonucu anlatır. Burada para kartelleri yaratmak amacıyla harcanmamıştır; iddia, bunun zararlı sonuç olduğudur. Tek bir to, birbirine bağlanan iki fiili de yönetir: only to create and fuel. Create kartelleri ortaya çıkarmak, fuel ise ateşe yakıt ekler gibi onların güçlenmesine yardım etmek anlamına gelir.
Alıştırma
İstenmeyen sonucu anlatan cümleyi only to ile create ve fuel kullanarak tamamlayın: Officials introduced a poorly planned ban, ____ a black market.
Cevabı göster
only to create and fuel
The core strategy of the War on Drugs is no drugs,
0:54Uyuşturucuyla Savaş'ın temel stratejisi şudur: uyuşturucu yoksa,
So almost all of the efforts in the last few decades have been focused on eradicating the supply of drugs
0:58Bu yüzden son birkaç on yıldaki çabaların neredeyse tamamı uyuşturucu arzını yok etmeye
Piyasa güçleri: arz ve talep
Market forces, alıcılar ve satıcılar tarafından oluşturulan ve fiyatları ve işlem miktarını etkileyen ekonomik baskıları ifade eder. Burada forces, askerî güçler değil, etkiler anlamındadır. Supply and demand ifadesi, kastedilen iki temel gücü belirtmek için market forces ifadesinden sonra gelir. Supply satışa sunulan miktar, demand ise alıcıların satın almak istediği miktardır. Cümle, bu temel fiyat mekanizmasını dikkate almayan bir savın eksik olduğunu anlatır.
Alıştırma
The policy ignores market forces, especially supply and demand. cümlesinde supply and demand nasıl bir işlev görür?
- İki tür askerî gücü açıklar.
- Piyasayı düzenleyen iki devlet kurumunun adını verir.
- Söz konusu piyasa güçlerine belirli örnekler verir.
Cevabı göster
Söz konusu piyasa güçlerine belirli örnekler verir.
If you reduce the supply of anything without reducing the demand first, Dilbilgisi
1:11Eğer talebi azaltmadan herhangi bir şeyin arzını azaltırsanız,
... azaltmadan ... azaltırsanız fiyat yükselir
Bu, sıfır koşul cümlesi olarak da adlandırılan genel bir koşul yapısıdır. Hem if yan cümlesi hem de sonuç cümlesi, geçmişteki tek bir olayı değil, normalde geçerli olan bir mekanizmayı anlatmak için geniş zaman kullanır. You geneldir ve eylemi gerçekleştiren herhangi bir kişiyi ifade eder. Without + -ing, gerçekleşmeyen eş zamanlı bir koşul ekler. Without reducing the demand first, talep daha önce azaltılmamışken arzın azaltılması demektir; bu koşulda olağan sonuç fiyatın yükselmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle ilişkiyi iki cümlecikte de geniş zaman ve without + -ing kullanarak genel bir mekanizma şeklinde sunar?
- If a company cuts costs without improving efficiency, quality suffers.
- If a company cut costs without improving efficiency, quality would suffer.
- If a company cuts costs without improving efficiency, quality will suffer.
Cevabı göster
If a company cuts costs without improving efficiency, quality suffers.
Pazar analizinde price-sensitive
Ekonomi ve pazar analizinde price-sensitive, fiyat değiştiğinde talebin veya satın alma davranışının belirgin biçimde değişmesi demektir. Buradaki sensitive, duygusal olarak hassas olmayı değil, bir değişkene tepki vermeyi anlatır. Cümle, uyuşturucu pazarının price-sensitive olmadığını söylüyor: daha yüksek bir fiyatın bile tüketimi fazla azaltması beklenmiyor. Bu sıfat bir pazarı, alıcı grubunu veya talebin kendisini tanımlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, «fiyat değişikliklerinden güçlü biçimde etkilenen» anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: When fares rise even a little, these travelers book fewer flights, so they are very ____.
Cevabı göster
price-sensitive
Drugs will be consumed no matter what they cost. Dilbilgisi
1:24Uyuşturucu ne kadara mal olursa olsun tüketilecektir.
no matter what they cost yapısı
Burada no matter what bir ödünleme yan cümlesi başlatır: olası bütün fiyatları kapsar ve ana cümledeki sonucun değişmeden kalacağını belirtir. what they cost, how much they cost anlamına gelir; what bir şeyin kimliğine değil, para miktarına gönderme yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp ana cümle + no matter what + özne + fiil şeklindedir. Bilinmeyen bir değerin, olayın veya seçimin sonucu değiştiremeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no matter what ve ekipmanın fiyatıyla ilgili bir yan cümle kullanarak tamamlayın: They will buy the safety equipment ____.
Cevabı göster
no matter what it costs
So the effect is to encourage production of more drugs and recruitment of more traffickers,
1:26Dolayısıyla etkisi, daha fazla uyuşturucu üretimini ve daha fazla kaçakçının işe alınmasını teşvik etmek olur,
Bir politika metaforu olarak balon etkisi
Balon etkisi, bir sorunun yer değiştirmesini anlatan bir politika metaforudur: Bir yere uygulanan baskı, balonun bir kısmını sıkınca olduğu gibi sorunun başka bir yerde genişlemesine yol açar. Burada bir uyuşturucu üretim bölgesinin veya tedarik yolunun kapatılması, üretimin ya da kaçakçılığın başka bir yere taşınmasına neden olabilir. Terim, sorunun yok olmak yerine yer veya güzergâh değiştirdiğini vurgular.
Alıştırma
Bir şehir yasa dışı bir pazarı kapatıyor, ancak satışlar kısa sürede yakın bölgelere taşınıyor. Balon etkisini en iyi hangi ifade açıklar?
- Sorun fiziksel olarak bir balon gibi büyür.
- Müdahale sorunu kalıcı olarak ortadan kaldırır.
- Sorun yok olmak yerine başka bir yere kayar.
Cevabı göster
Sorun yok olmak yerine başka bir yere kayar.
Even if drug production or a major supply route is destroyed, Dilbilgisi
1:37Uyuşturucu üretimi veya büyük bir tedarik rotası yok edilse bile,
Even if ... is not reduced ödünleme yapısı
Even if bir ödünleme koşulu getirir: Koşulun gerçekleşip gerçekleşmemesinden bağımsız olarak ana cümledeki sonuç geçerliliğini korur. Bu cümlede, üretimin veya önemli bir güzergâhın yok edilmesi yine de kullanıcılara ulaşan arzı azaltmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp Even if + koşul, sonuç biçimindedir. Beklenen bir neden-sonuç ilişkisini reddetmek için kullanılır: Güçlü bir müdahale gerçekleşebilir, ancak belirtilen sonuç yine de ortaya çıkmaz.
Alıştırma
Cümleyi «olup olmamasından bağımsız olarak» anlamına gelen iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla tamamlayın: We will send the update on Friday ____ the final chart is not ready.
Cevabı göster
even if
by strictly regulating the sale of chemicals used to manufacture the drug.
1:48bunun için uyuşturucuyu üretmekte kullanılan kimyasalların satışını sıkı bir şekilde denetledi.
This forced big meth producers out of business, Kalıp ifadeler
1:53Bu, büyük meth üreticilerini işin dışına itti,
forced ... out of business: …ı faaliyetlerini durdurmaya zorladı
forced big meth producers out of business ifadesinde forced dışarıdan gelen nedeni, big meth producers etkilenen grubu ve out of business ortaya çıkan durumu gösterir: Artık faaliyetlerini sürdüremiyorlardı. force + kişi veya kuruluş + out of business kalıbı; kurallar, rekabet, maliyetler ya da başka bir baskı bir işletmecinin kapanmasına veya piyasadan çıkmasına yol açtığında kullanılır. Out of business, artık faaliyet göstermemek demektir; iş yerinin dışında olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Dükkânın artık faaliyet gösteremediğini belirten sabit sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Rising rent forced the neighborhood shop ____.
Cevabı göster
out of business
but the unintended consequences were that thousands of small-scale operations started all over the country,
1:55ancak öngörülemeyen sonuç, ülke genelinde binlerce küçük çaplı operasyonun başlaması oldu,
mostly in small towns and rural communities,
2:01çoğunlukla küçük kasabalarda ve kırsal topluluklarda,
some US states wanted to reduce the supply of homegrown meth by regulating even more chemicals, Kelime
2:07bazı ABD eyaletleri daha fazla kimyasalı düzenleyerek yerel meth arzını azaltmak istedi,
In response to this: buna karşılık
In response to this, sonraki eylemi bir «olay–tepki» zincirine yerleştirir. This, daha önce sözü edilen soruna veya gelişmeye gönderme yapar; ifade, okuyucuya bundan sonraki şeyin ona tepki olarak yapıldığını bildirir. Burada ifade, eyaletlerin önerdiği düzenlemeyi sözlü bir yanıt olarak değil, politik bir karşılık olarak sunar. Bir durumdan, o durum nedeniyle bilinçli olarak alınan bir önleme geçerken kullanışlı bir geçiş ifadesidir.
Alıştırma
Bilinçli bir tepkiyi en iyi gösteren geçiş ifadesini seçin: Residents reported dangerous traffic near the school. ____, the city installed a new crossing.
- As a result
- For example
- In response to this
- In contrast
Cevabı göster
In response to this
homegrown meth: evde yetiştirilmiş değil, ülke içinde üretilmiş
Homegrown meth ifadesinde homegrown, metamfetaminin ülke içinde veya yerel bölgede üretildiğini belirtir. ABD'deki yerel üretim ile yurt dışından sağlanan metamfetamin arasında karşıtlık kurar; uyuşturucunun bir bitki gibi yetiştirildiğini veya mutlaka bir evin içinde üretildiğini söylemez. Meth, methamphetamine sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır. Daha genel olarak homegrown, bir isimden önce kullanıldığında kişinin kendi ülkesinde, bölgesinde veya topluluğunda ortaya çıkan ya da gelişen bir şeyi anlatır. Kesin anlam sonraki isme bağlıdır: homegrown talent yerel olarak yetişen yeteneği, homegrown produce ise gerçek anlamda yerel olarak yetiştirilen tarım ürünlerini anlatabilir.
Alıştırma
"The report compares homegrown meth with drugs imported from abroad" İngilizce cümlesinde homegrown meth ne anlama gelir?
- Ülke içinde veya yerel bölgede üretilen metamfetamin
- Bir bitki gibi doğal olarak yetişen metamfetamin
- Yalnızca özel bir evin içinde üretilen metamfetamin
Cevabı göster
Ülke içinde veya yerel bölgede üretilen metamfetamin
which reduced small-scale meth production drastically.
2:12bu da küçük çaplı meth üretimini büyük ölçüde azalttı.
Mexican drug cartels immediately took over and opened big production operations. Öbek fiiller
2:18Meksikalı uyuşturucu kartelleri derhal devreye girdi ve büyük üretim tesisleri açtı.
took over: kontrolü ele almak ve önceki sorumlunun yerini almak
Burada took over, take over fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Küçük yerel üreticilerin yerini alarak piyasanın ve üretim rolünün kontrolünü ele geçirmek anlamına gelir. Kartellerin neyi kontrol altına aldığı bağlamdan açık olduğu için nesne söylenmemiştir. Take over; bir şirkette, görevde, bölgede, piyasada veya faaliyette kontrolün bir kişiye ya da gruba geçmesini anlatabilir. Temel fikir bir şeyi fiziksel olarak almak değil, kontrol eden veya sorumlu kişi hâline gelmektir.
Alıştırma
Cümleyi “kontrolü ele aldı ve yönetmeye başladı” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: After the owner retired, her daughter ____ the family business.
Cevabı göster
took over
and they had loads of experience in smuggling. Kalıp ifadeler
2:26ve kaçakçılık konusunda çok fazla deneyimleri vardı.
loads of experience in smuggling: kaçakçılık konusunda çok fazla deneyim
“Loads of”, “a lot of” yani “çok fazla” demenin gündelik bir yoludur. Burada “experience” sözcüğünü güçlendirir ve onların çok deneyimli olduğunu anlatır. “Experience in + -ing”, birinin beceriye veya pratik bilgiye sahip olduğu etkinliği ya da alanı belirtir. Bu anlamda “experience” normalde sayılamayan bir isimdir.
Alıştırma
“Çok fazla” anlamındaki gündelik ifadeyi ve experience in + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Nadia has ____ training rescue dogs.
Cevabı göster
loads of experience in
So all these efforts made meth production more professional, Dilbilgisi
2:28Yani tüm bu çabalar meth üretimini daha profesyonel,
made meth production more professional ... the drug more potent: iki nesnenin durumunu değiştirmek
Make + nesne + sıfat, “nesnenin o duruma gelmesine veya o durumda olmasına yol açmak” anlamına gelir. Burada çabalar metamfetamin üretimini daha düzenli ve sistematik, uyuşturucuyu ise daha güçlü hâle getirmiştir. Bu eleştirel bağlamda professional, hayranlık uyandıran bir şey anlamına gelmez. İkinci sonuçta tekrarlanan made fiili düşürülmüştür: made [meth production] [more professional], [the drug] [more potent]. Ortak fiil, aynı nedenin iki paralel sonucunu kısa ve yoğun biçimde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle made + nesne + sıfat yapısını kullanıp ikinci paralel sonuçtan önce made fiilini düşürür?
- The redesign made clearer and the checkout process faster.
- The redesign made the website to become clearer and the checkout process faster.
- The redesign made the website clearer and the checkout process faster.
Cevabı göster
The redesign made the website clearer and the checkout process faster.
on the supply side: arz tarafında
Burada on the supply side, piyasanın üretim, taşıma ve malları erişilebilir kılmayla ilgili kısmı demektir. Side fiziksel bir konumu değil, piyasa mekanizmasının bir yönünü anlatır. Bu ifade iddiayı arz tarafıyla sınırlar: talep aynı kalıyorsa yalnızca arza yönelik önlemler başarıya ulaşamaz. Daha genel olarak on the ... side, iki taraflı bir konunun hangi yönünün ele alındığını gösterir.
Alıştırma
Durumu okuyun ve piyasanın etkilenen tarafını seçin: A drought sharply reduces the wheat harvest, but shoppers still want to buy bread.
- on the demand side
- on the supply side
- on the sidelines
Cevabı göster
on the supply side
the US Drug Enforcement Agency has an efficiency rate of less than 1%
2:46ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin verimlilik oranı %1'den daha az,
when it comes to stopping the flow of drugs into the US and inside the US. Kalıp ifadeler
2:50konu uyuşturucu akışını ABD'ye ve ABD içinde durdurmaya geldiğinde.
when it comes to stopping: durdurma söz konusu olduğunda
When it comes to stopping, verimliliğin değerlendirildiği belirli alanı, yani uyuşturucu akışını durdurma görevini belirtir. Bu nedenle kurum hakkındaki geniş kapsamlı ifade bu görevle sınırlıdır. When it comes to, bir konu söz konusu olduğunda veya bir konuya gelince anlamına gelir. Bu yapıda to bir edattır; bu yüzden ardından isim veya -ing biçimi gelir: when it comes to stopping denir, when it comes to stop denmez.
Alıştırma
Cümleyi bu belirli alan söz konusu olduğunda anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: Leo is confident, but ____ speaking in public, he gets nervous.
Cevabı göster
when it comes to
it's as easy to get illegal drugs as alcohol. Dilbilgisi
2:56yasadışı uyuşturucu bulmak alkol bulmak kadar kolay.
as easy to get ... as alcohol: as + sıfat + as kalıbı
as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin bir özellik bakımından aynı derecede olduğunu gösterir. Buradaki özellik easy, değerlendirilen eylem ise to get illegal drugs mastar yapısıyla verilir. it biçimsel öznedir; asıl içerik to get illegal drugs tarafından taşınır. Karşılaştırma, yasa dışı uyuşturucu elde etmenin alkol elde etmek kadar kolay olduğu anlamına gelir; ikinci as'ten sonra tekrarlanan elde etme fikri söylenmez.
Alıştırma
İki haritanın da aynı derecede kolay okunduğunu as + sıfat + mastar + as ile ifade edin: The digital map is ____ the printed one.
Cevabı göster
as easy to read as
sonrasına işaret eden bir geçiş ifadesi olarak doesn't stop here
Doesn't stop here, sonrasında gelecek içeriğe işaret eden bir geçiş ifadesidir. Az önce sözü edilen noktanın hikâyenin tamamı olmadığını belirtir ve dinleyiciyi başka bir sonuç, örnek ya da daha geniş bir sorun için hazırlar. Here fiziksel bir yeri değil, tartışmanın mevcut aşamasını veya kapsamını ifade eder. But ile birlikte kullanıldığında, sonrasında gelecek noktanın daha ileri gideceği veya daha ciddi olacağı beklentisini de artırır.
Alıştırma
Şunu okuyun: The problem starts with delays, but it doesn't stop here. The final cost may also rise. it doesn't stop here neye işaret ediyor?
- Konuşmacı başka bir sonuç eklemek üzeredir.
- Gecikmeler bu konumda sona ermiştir.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
Cevabı göster
Konuşmacı başka bir sonuç eklemek üzeredir.
Prohibition may prevent a certain amount of people from taking drugs, Dilbilgisi
3:01Yasaklama, belirli sayıda insanın uyuşturucu almasını engelleyebilir,
prevent ... from taking drugs: birinin uyuşturucu kullanmasını engellemek
Prevent someone from doing something, bir kişinin veya grubun bir eylemi yapmasını engellemek ya da o eylemin gerçekleşme olasılığını azaltmak demektir. Burada prohibition engel oluşturan şey, people etkilenen grup, taking drugs ise engellenen eylemdir. Kalıp prevent + nesne + from + -ing şeklindedir. prevent people to take drugs değil, prevent people from taking drugs denir.
Alıştırma
run fiilini ve prevent + nesne + from + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety gate prevents children ____ onto the road.
Cevabı göster
from running
in the process: eylem sırasında ortaya çıkan sonuç
In the process, az önce söz edilen eyleme gönderme yapar ve o eylem gerçekleştirilirken olan başka bir şeyi anlatır. Bu cümlede, uyuşturucu kullanımını durdurmak için yasak uygulanırken toplum zarar görmektedir. Özellikle but ifadesinden sonra, istenmeyen bir yan etkiyi, bedeli veya tesadüfi sonucu vurgular. Yalnızca bir şeyin şu anda devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in the process, daha önceki bir eylem yapılırken ortaya çıkan sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- Leo cleaned the attic and, in the process, found his old guitar.
- The road repairs are in progress and should finish Friday.
- The recipe lists each step in the process.
Cevabı göster
Leo cleaned the attic and, in the process, found his old guitar.
Many of the problems we associate with drug use
3:09Uyuşturucu kullanımıyla ilişkilendirdiğimiz sorunların çoğu,
are actually caused by the war against them.
3:11aslında onlara karşı yürütülen savaştan kaynaklanmaktadır.
The more potent drugs you can store in as little space as possible, Dilbilgisi
3:17Mümkün olan en küçük alanda ne kadar güçlü uyuşturucu depolayabilirseniz,
the more ..., the more ... bağıntılı karşılaştırma yapısı
the + comparative ..., the + comparative ... bağıntılı karşılaştırma yapısı iki değişimin birbirine bağlı olduğunu gösterir: ilk cümlecikteki derece arttıkça veya azaldıkça ikinci cümlecikteki sonuç da onunla birlikte değişir. Burada more potent, daha güçlü uyuşturucuları tanımlar; as little space as possible ise mümkün olan en az alanı kullanma koşulunu ekler. Buna bağlı sonuç daha fazla kârdır. Her iki the de normal birer belirli tanımlık değil, bu bağıntıyı gösteren sabit işaretlerdir. Bu yapı more, less veya başka bir karşılaştırma biçimiyle kullanılabilir: The less you spend, the more you save.
Alıştırma
Cümleyi bağıntılı karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the project will run.
Cevabı göster
The more · the more
which led to an increased consumption of strong liquor over beer.
3:24bu da biradan ziyade sert içkilerin tüketiminde artışa yol açtı.
The prohibition of drugs also led to more violence and murders around the world.
3:27Uyuşturucunun yasaklanması dünya çapında daha fazla şiddete ve cinayete de yol açtı.
Gangs and cartels have no access to the legal system to settle disputes, Kalıp ifadeler
3:31Çetelerin ve kartellerin anlaşmazlıkları çözmek için yasal sisteme erişimleri yoktur,
settle disputes: anlaşmazlıkları çözmek
Settle a dispute, genellikle müzakere, anlaşma, arabuluculuk veya resmî bir kararla bir anlaşmazlığı ya da çatışmayı sona erdirmek demektir. Bu cümlede hukuk sistemi çatışmaları çözmeye yarayan bir mekanizmadır, ancak çeteler ve karteller bundan yararlanamaz. Settle, anlaşmazlığı nesne olarak alır: settle a dispute veya settle disputes. Bu bağlamda ‘bir yere yerleşmek’ ya da ‘bir hesabı ödemek’ anlamına gelmez.
Alıştırma
“The mediator helped the neighbors settle their dispute,” cümlesinde settle their dispute ne anlama gelir?
- Aralarındaki anlaşmazlığı sona erdirdiler.
- Yeni bir mahalleye taşındılar.
- Arabulucunun faturasını ödediler.
Cevabı göster
Aralarındaki anlaşmazlığı sona erdirdiler.
This led to an ever-increasing spiral of brutality. Deyimler
3:37Bu da giderek artan bir vahşet sarmalına yol açtı.
ever-increasing spiral of brutality ile anlatılan kötüleşme döngüsü
Bu cümlede spiral, giderek kötüleşen bir döngüyü anlatan mecazdır: bir vahşet eylemi diğerine yol açar ve tekrarlanan karşılıklar şiddeti daha da ağırlaştırır. Burada sarmal biçiminden veya bir defalık basit bir artıştan söz edilmez. Ever-increasing, döngünün sürekli büyüdüğünü göstererek mecazı güçlendirir. Bu kalıp borç, maliyet veya çatışma gibi kendi kendini besleyen başka sorunlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “an ever-increasing spiral of brutality” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Şiddetin sürekli kötüleştiği, kendi kendini güçlendiren bir döngü
- Fiziksel olarak sarmal biçimindeki bir yol
- Şiddetin kademeli olarak azalması
- Tek ve diğerlerinden bağımsız bir şiddet eylemi
Cevabı göster
Şiddetin sürekli kötüleştiği, kendi kendini güçlendiren bir döngü
the homicide rate in the US is 25 to 75% higher
3:41ABD'deki cinayet oranı %25 ila 75 daha yüksektir
According to some estimates ile tahmin kaynağını ihtiyatlı biçimde belirtme
According to some estimates, istatistikten önce kullanılan bir kaynak çerçevesidir. Okura, yüzde değerinin yazarın doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, tahminlerden alınarak sunulduğunu bildirir. Some sözcüğü kaynağı genel bırakır ve ihtiyat anlamı katar: tüm tahminler birbiriyle aynı olmayabilir. According to bilginin nereden geldiğini gösterir; tek başına yazarın tahmini doğru kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sayının doğrulanmış kayıtlardan değil, kaynağı belirtilmemiş tahminlerden geldiğini en iyi hangi giriş gösterir?
- The cost is exactly five million dollars, with no uncertainty.
- According to some estimates, the cost could exceed five million dollars.
- I would like the cost to be five million dollars.
- Official records confirm that the cost was exactly five million dollars.
Cevabı göster
According to some estimates, the cost could exceed five million dollars.
an estimated 164,000 have been murdered between 2007 and 2014.
3:502007 ile 2014 yılları arasında tahminen 164.000 kişi cinayete kurban gitti.
On the front line: bir krizle doğrudan yüzleşmek
On the front line aslında çatışmaya en yakın bölgeyi ifade eder. Burada mecazidir: Meksika, Uyuşturucuyla Savaş'ın yol açtığı en ağır şiddet ve baskılardan bazılarına doğrudan maruz kalmaktadır. Bu ifade, bir kişiyi, grubu veya yeri bir krizle ilk ve en doğrudan yüzleşen taraf olarak gösterir. Meksika'nın kelimenin gerçek anlamıyla bir savaş alanında olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Orijinal cümlede on the front line, Meksika hakkında neyi gösteriyor?
- Meksika, ülkeler arasındaki bir savaşın resmî olarak savaş alanındadır.
- Meksika, yeni uyuşturucu politikaları oluşturma konusunda dünyaya liderlik etmektedir.
- Meksika, çatışmanın en ağır etkilerine doğrudan maruz kalmaktadır.
Cevabı göster
Meksika, çatışmanın en ağır etkilerine doğrudan maruz kalmaktadır.
More people than in the war zones of Afghanistan and Iraq
3:56Afganistan ve Irak savaş bölgelerinde
But where the War on Drugs might do the most damage to society Dilbilgisi
4:00Ancak Uyuşturucuyla Savaş'ın topluma en çok zarar verebileceği yer,
is the incarceration of nonviolent drug offenders.
4:03şiddet içermeyen uyuşturucu suçlularının hapsedilmesidir.
Where ... is ...: soyut bir alanı odağa almak
Bu bildirme cümlesinde where, “hangi fiziksel yerde?” değil, “hangi alan, bölüm veya aşamada” anlamına gelir. Baştaki where yan cümlesi, konunun soyut bir alanını, yani Uyuşturucuyla Savaş'ın topluma en fazla zarar verebileceği noktayı ortaya koyar. Where yan cümlesinin tamamından sonra is gelir ve is sonrasındaki isim öbeği vurgulanan yanıtı verir: şiddet içermeyen uyuşturucu suçlularının hapsedilmesi. Bu yapı, konuşanın önce temel alanı belirleyip ana noktayı daha sonra açıklamasını sağlar; soru değil, bildirme cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi Where ... is ... odak yapısıyla tamamlayın: ____ the new app causes the most confusion ____ the payment screen.
Cevabı göster
Where · is
largely due to the harsh punishments and mandatory minimums. Kültür
4:16bunun büyük ölçüde nedeni ağır cezalar ve zorunlu asgari cezalardır.
Mandatory minimums: kanunen zorunlu ceza alt sınırları
Bu hukuk bağlamında mandatory minimums, mandatory minimum sentences veya penalties ifadelerinin kısaltılmış hâlidir. Yasa belirli bir suç için verilebilecek en düşük cezayı belirler ve yasal bir istisna uygulanmadıkça hâkim normalde daha hafif bir ceza veremez. Bu ifade, katı uyuşturucu yasalarının nasıl ağır hapis cezalarına yol açabildiğini açıklamaya yardımcı olur. Buradaki minimums; asgari ücret, asgari miktar veya genel bir tavsiye değil, zorunlu ceza alt sınırlarıdır.
Alıştırma
Bir yasaya göre belirli bir suçtan hüküm giyen kişi normalde en az beş yıl hapis cezası almak zorundadır. Bu beş yıllık süre nedir?
- A mandatory minimum
- A sentencing guideline
- A maximum sentence
Cevabı göster
A mandatory minimum
African-Americans make up 40% of all US prison inmates. Öbek fiiller
4:23Afrikalı-Amerikalılar ABD'deki tüm hapishane mahkumlarının %40'ını oluşturuyor.
Make up: bir bütünün bir bölümünü oluşturmak
Burada make up, “oluşturmak” anlamına gelir. Afrikalı Amerikalılar ABD’deki toplam cezaevi nüfusunun içindeki bir grup olarak sunulur ve 40% bu grubun bütün içindeki payını belirtir. Kullanışlı bir kalıp X makes up Y% of Z şeklindedir: X parça, Y oran, Z ise bütündür. Yüzde veya başka bir oran bulunması, make up ifadesinin “uydurmak” ya da “makyaj yapmak” yerine bu anlamda kullanıldığını sıklıkla gösterir.
Alıştırma
Cümleyi make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Renewable energy sources ____ nearly one-third of the country's electricity supply.
Cevabı göster
make up
And while white kids are more likely to abuse drugs, Dilbilgisi
4:27Ve beyaz çocukların uyuşturucu kullanma ihtimali daha yüksekken,
black kids are 10 times more likely to get arrested for drug offenses.
4:30siyah çocukların uyuşturucu suçlarından tutuklanma ihtimali 10 kat daha fazladır.
Karşıtlık bildiren while ... more likely to ... 10 times more likely to
Buradaki while, “bir şey olurken” anlamındaki zaman ifadesi değil, whereas veya but gibi “oysa, buna karşılık” anlamındadır. İki istatistiksel eğilimi yan yana getirir: beyaz çocukların uyuşturucuyu kötüye kullanma olasılığı daha yüksek, siyah çocukların ise uyuşturucu suçlarından tutuklanma olasılığı çok daha yüksek olarak sunulur. more likely to + fiil ve 10 times more likely to + fiil biçimleri olasılıkları karşılaştıran paralel yapılardır. Yaygın haber dilinde 10 times more likely yaklaşık olarak “olasılığı 10 kat” demektir: tutuklanma olasılığı, karşılaştırılan grubun olasılığının yaklaşık 10 katı olarak sunulur. Bu, birinin 10 kez tutuklandığı veya bir eylemi 10 kez daha yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek vurgulanan yan cümledeki karşıtlığı en iyi açıklar?
- Tutuklamaların yalnızca beyaz çocuklar uyuşturucu kullanırken gerçekleştiği söyleniyor.
- Beyaz çocukların uyuşturucuyu kötüye kullanma olasılığı daha yüksek, siyah çocukların ise uyuşturucu suçlarından tutuklanma olasılığı yaklaşık 10 kat daha yüksek olarak sunuluyor.
- Siyah çocukların beyaz çocuklara göre 10 kat daha sık uyuşturucu kullandığı söyleniyor.
Cevabı göster
Beyaz çocukların uyuşturucuyu kötüye kullanma olasılığı daha yüksek, siyah çocukların ise uyuşturucu suçlarından tutuklanma olasılığı yaklaşık 10 kat daha yüksek olarak sunuluyor.
but is there actually something different we could do?
4:35ama gerçekten yapabileceğimiz farklı bir şey var mı?
a way out of this mess: zor bir duruma çözüm
A way out of something, zor bir durumdan kurtulma yolu veya o duruma çözüm demektir. Buradaki this mess, kirli bir oda değil, karmaşık ve zararlı bir sorundur; way out da fiziksel bir çıkış anlamına gelmez. Konuşmacı Is there a way out...? diye sorarak neyin yanlış olduğunu anlatmaktan sorunun çözülüp çözülemeyeceğini sormaya geçer. Kalıp, Is there a way out of + sorun? veya We need to find a way out of + sorun biçimlerinde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Bir proje gecikti ve bütçeyi aştı. Hangi soru bir çözüm olup olmadığını doğal biçimde sorar?
- Is there an exit street from this mess?
- Is there a way out of this mess?
- Is there a way outside of this mess?
Cevabı göster
Is there a way out of this mess?
Switzerland experienced a public health crisis related to heroin use.
4:40İsviçre eroin kullanımıyla ilgili bir halk sağlığı krizi yaşadı.
hızlı ve çarpıcı bir artış için skyrocketed
Burada skyrocketed, bir şeyin çok kısa sürede ve büyük ölçüde arttığını anlatır. Fiil, yukarı doğru fırlayan bir roket görüntüsünü kullanarak artışı ani ve çarpıcı gösterir. Değişimin yönünü ve şiddetini belirtir, ancak kesin bir yüzde vermez. Haberlerde ve veri yorumlarında rates, prices, cases veya demand gibi sözcüklerle skyrocket kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede artışı hem çok hızlı hem de çok büyük gösteren bir fiil kullanılmıştır?
- Online orders remained steady after the celebrity mentioned the product.
- Online orders rose gradually after the celebrity mentioned the product.
- Online orders skyrocketed after the celebrity mentioned the product.
Cevabı göster
Online orders skyrocketed after the celebrity mentioned the product.
bir halk sağlığı stratejisi olarak harm reduction
Harm reduction, yani zarar azaltma, riskli bir davranış henüz sona ermemiş olsa bile bu davranışla bağlantılı ölüm, enfeksiyon ve diğer zararları azaltmaya çalışan bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Bu cümlede terim; tıbbi gözetim veya steril ekipman gibi önlemleri uyuşturucu kullanımını onaylamak olarak değil, riski azaltmak olarak çerçeveler. Tek başına uyuşturucu kullanımının yasal olduğu ya da kullanıcı sayısının hemen azalacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şehir, uyuşturucu kullanmaya devam edebilecek kişilerde enfeksiyonları azaltmak için steril ekipman ve tıbbi destek sunuyor. Bu yaklaşımı en iyi hangi terim tanımlar?
- harm reduction
- prevention
- legalization
Cevabı göster
harm reduction
They opened free heroin maintenance centers where addicts would be treated and stabilized. Kültür
4:52Bağımlıların tedavi edilip stabilize edileceği ücretsiz eroin bakım merkezleri açtılar.
heroin maintenance centers: tıbbi gözetim altında idame tedavisi merkezleri
Bu cümlede heroin maintenance centers, ağır opioid bağımlılığı olan ve gerekli koşulları karşılayan kişilerin profesyonel gözetim altında kontrollü dozlarda farmasötik eroin aldığı tıbbi tedavi merkezleridir. Amaç, zararı azaltıp kişileri daha kapsamlı bakıma yönlendirirken sağlıklarını ve günlük yaşamlarını istikrara kavuşturmaktır. Burada maintenance, istikrarı sürdüren devamlı tedavi anlamındadır. Bina bakımı, uyuşturucunun sınırsız satışı ya da bağımlılığın sürmesini onaylamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda heroin maintenance center ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Tek amacı tüm opioidlerin hemen bırakılmasını sağlamak olan kısa süreli bir detoks merkezi
- Herkesin tıbbi gözetim olmadan eroin satın alabildiği sıradan bir eczane
- Ağır bağımlılığı olan kişileri istikrara kavuşturmak için tıbbi gözetim altında kontrollü eroin tedavisi sunan bir merkez
Cevabı göster
Ağır bağımlılığı olan kişileri istikrara kavuşturmak için tıbbi gözetim altında kontrollü eroin tedavisi sunan bir merkez
people would be given free heroin of high quality,
4:57insanlara yüksek kalitede ücretsiz eroin verilecek,
Social workers helped them find housing and deal with other problems in their lives.
5:06Sosyal hizmet uzmanları onlara ev bulmalarında ve hayatlarındaki diğer sorunlarla başa çıkmalarında yardımcı oldu.
The results were a sharp drop in drug-related crime, Kalıp ifadeler
5:11Sonuçlar uyuşturucuyla ilgili suçlarda keskin bir düşüş oldu,
a sharp drop in + azalan ölçüt
A sharp drop in, bir şeyde büyük ve fark edilir bir azalma anlamına gelir. Sharp, değişimin ne kadar büyük veya hızlı olduğunu anlatır; crime sözcüğünü gerçek anlamda sivri ya da kesici olarak nitelemez. a sharp drop in + azalan ölçüt, faaliyet veya sorun yapısını kullanın. Örneğin a sharp drop in prices, attendance, or crime denebilir. Altyazıda azalan ölçüt drug-related crime ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük ve fark edilir bir azalma” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: After the new safety measures, the factory reported ____ workplace injuries.
Cevabı göster
a sharp drop in
and two-thirds of the people in the centers got regular jobs,
5:14ve merkezlerdeki insanların üçte ikisi düzenli işlere girdi,
because now they could focus on getting better Dilbilgisi
5:17çünkü artık bağımlılıklarını finanse etmek yerine
bağımlılığı finanse etmek yerine iyileşmeye odaklanmak
Focus on + -ing biçimi, dikkati, zamanı veya çabayı bir etkinliğe yöneltmek anlamına gelir. Burada focus on getting better, iyileşmeyi öncelik hâline getirmek demektir. On bir edattır; bu nedenle yalın fiil get yerine isim-fiil biçimi getting kullanılır. Instead of + -ing biçimi, ilk etkinliğin yerine geçen veya ilk etkinlik lehine reddedilen etkinliği belirtir. Paralel focus on doing A instead of doing B yapısı, çabanın bağımlılığı sürdürmek için para harcamak yerine iyileşmeye yöneldiğini gösterir. Burada financing their addiction, bir kurumu finanse etmek değil, bağımlılığın sürmesi için para bulmak veya sağlamak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için recover ve train fiillerinin doğru -ing biçimlerini kullanın: After her injury, Maya decided to focus on ____ safely instead of ____ too hard.
Cevabı göster
recovering · training
over 70% of all heroin addicts in Switzerland receive treatment.
5:22İsviçre'deki tüm eroin bağımlılarının %70'inden fazlası tedavi görüyor.
and drug-related street sex work and crime has been reduced enormously.
5:33ve uyuşturucuyla bağlantılı sokak seks işçiliği ile suç oranları muazzam ölçüde düştü.
So there are methods that are not only way cheaper, Dilbilgisi
5:37Yani sadece çok daha ucuz olmakla kalmayıp,
but also actually work instead of creating more problems.
5:40aynı zamanda daha fazla sorun yaratmak yerine gerçekten işe yarayan yöntemler var.
tidak hanya jauh lebih murah, tetapi juga benar-benar efektif
Not only X but also Y iki avantajı birleştirir ve ikincisine ek vurgu katar. Burada X way cheaper, Y ise actually work ifadesidir: yöntemlerin maliyeti çok daha düşüktür ve daha da önemlisi, gerçekten etkilidirler. Way cheaper içindeki way, much anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir; burada “yöntem” anlamına gelmez. İki bölüm tam olarak paralel olmasa da konuşmada anlam açıktır: way cheaper bir sıfat öbeği, actually work ise bir fiil öbeğidir. Özenli resmî yazıda biçimleri eşleştirin; örneğin not only much cheaper but also more effective veya not only cost much less but also actually work kullanın.
Alıştırma
Resmî yazıda iki avantajı en açık dil bilgisel paralellikle ifade eden düzeltme hangisidir?
- There are methods that are not only much cheaper but also more effective.
- There are methods that not only much cheaper but also more effective.
- There are methods that are not only much cheaper but also work effectively.
Cevabı göster
There are methods that are not only much cheaper but also more effective.
Drug prohibition led to a system that bulldozes human rights, Deyimler
5:44Uyuşturucu yasağı insan haklarını ezip geçen,
Güçlü bir mecaz olarak “bulldozes human rights”
Burada bulldozes mecaz anlamda kullanılır. Sistem, insan haklarını yolundaki engellermiş gibi ele alıyormuş biçimde anlatılır; dolayısıyla ifade, bu hakları sertçe çiğnediği veya yok saydığı anlamına gelir. Fiil son derece eleştirel bir tutum taşır. Zararı, dikkatli bir politika dengesi olarak değil, zorlayıcı ve sınırsız bir davranış olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede bulldozes human rights nasıl bir tutum aktarıyor?
- Sistem bu hakları zorla çiğniyor veya yok sayıyor.
- Sistem bu hakları oluşturmak için inşaat makineleri kullanıyor.
- Sistem bu hakları dikkatle koruyor.
Cevabı göster
Sistem bu hakları zorla çiğniyor veya yok sayıyor.
Çok büyük miktarlar için “vast sums of money”
Vast sums of money, son derece büyük miktarlarda para demektir. Burada sum, özellikle bir para miktarını ifade eder; sums bu eşdizimde kullanılan çoğul biçimdir ve matematiksel toplama işlemi anlamına gelmez. Bu ifade a lot of money ifadesinden daha resmî ve vurguludur. Bu yüzden kamu politikası, büyük projeler veya şirket harcamalarıyla ilgili tartışmalara uygundur.
Alıştırma
Cümleyi "son derece büyük para miktarları" anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The nationwide rail upgrade will require ____.
Cevabı göster
vast sums of money
and creates a lot of human misery,
5:49ve çok sayıda insanın sefaletine yol açan bir sisteme neden oldu,
all in pursuit of an unobtainable goal. Kalıp ifadeler
5:52ve bunların hepsi ulaşılamaz bir hedefin peşinden koşarken oldu.
in pursuit of an unobtainable goal: ulaşılamaz bir hedefin peşinde olmak
'In pursuit of', bir hedef doğrultusunda çalışmak veya onu gerçekleştirmeye uğraşmak anlamına gelir. Buradaki pursuit, fiziksel bir kovalamacayı değil, bir politika hedefine yönelik sürekli çabaları anlatır. Hedefi 'unobtainable' olarak nitelemek, ona ulaşılamayacağını söyler. İfade bir bütün olarak çabayı amaçlı ve uzun süreli, fakat sonuçta imkânsız gösterir; çoğu zaman bu çabaya yönelik bir eleştiri de ima eder.
Alıştırma
Cümleyi 'bir şeyi gerçekleştirmeye çalışırken' anlamındaki resmî üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The committee spent years ____ an unobtainable goal.
Cevabı göster
in pursuit of
It's time to + fiilin yalın hâli: artık harekete geçme zamanı
'It's time to + fiilin yalın hâli', bir eylemi gerçekleştirmenin vaktinin geldiğini söyler. It zamiri belirli bir şeyi göstermez; bu zaman ifadesinde kullanılan biçimsel bir öznedir. Bu cümlede finally, eylemin geciktiği veya daha önce gerçekleşmesi gerektiği değerlendirmesini ekler. Bu nedenle yapı, yalnızca zaman hakkında tarafsız bir açıklama değil, kararlı bir eylem çağrısı işlevi görür.
Alıştırma
Cümleyi, eylemin şimdi gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen üç kelimelik yapıyla tamamlayın: After months of delay, ____ make a decision.
Cevabı göster
it's time to
Move on to: sıradaki şeye başlamak
Move on to, o anda ele alınan konu, aşama veya etkinliği bırakıp sıradakine başlamak anlamına gelir. Bu cümlede mevcut yaklaşımı geride bırakıp daha iyi bir alternatife yönelmeyi anlatır; fiziksel bir hareketi ifade etmez. Buradaki to, sırada ne olduğunu tanıtan bir edattır. Ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelebilir: move on to the next issue; move on to discussing costs.
Alıştırma
Move on ifadesini doğru yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: We've covered the budget, so let's ____ the timeline.
Cevabı göster
move on to
and by viewer donations on Patreon.
6:05ve Patreon'daki izleyici bağışları tarafından desteklenmiştir.
If you want to learn more about how you can influence drug policy,
6:07Uyuşturucu politikasını nasıl etkileyebileceğiniz hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız,