TETİKLENMEKTEN (Triggered) Sonsuza Dek Nasıl Kurtulunur?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Tetikleyiciler eski korkuyu canlandırıp geçmişle şimdiyi karıştırabilir; düşünmek bakış açısını ve seçimi geri getirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "One moment" / "the next" — söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bu kısa karşıtlık ani değişimi canlı gösterir. 2. "reverse engineering" — deyimler ve mecazlı ifadeler: teknik süreç, tepkiden gizli nedene geri gitmenin mecazına dönüşür. 3. "Were things ever to get as bad as they once were," — dil bilgisi ve cümle kalıpları: koşul devrikliğini if things were ever to get... diye çözümleyin; düşük olasılıklı geleceği kurup bugünkü kaynaklarla geçmişteki kırılganlığı karşılaştırın.
Bu derste
sits on top of a hugely important concept in psychological life,
0:09psikolojik yaşamda son derece önemli bir kavramın üzerine inşa edilmiştir,
which demands our respect, compassion, and attention.
0:13ve bu, saygımızı, şefkatimizi ve dikkatimizi hak eder.
though it may at times be overused: araya giren bir ödün ifadesi
Virgüllerle ayrılan though yan cümlesi, ana cümlenin içine yerleştirilmiş bir ödün bildirimidir. Ana cümlenin temel iskeleti The concept ... sits on top of ... şeklindedir; araya giren yan cümle, konuşmacı iddiasını sürdürmeden önce olası bir sınırlamayı kabul eder. Burada may kesinlik değil olasılık bildirir; at times ise “bazen” anlamına gelir. Böylece terim zaman zaman aşırı kullanılsa bile onun temelindeki psikolojik düşüncenin hâlâ ciddi ilgiyi hak ettiği anlatılır. Bu yapı, bir çekinceyi ana sonuç hâline getirmeden kabul etmenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, olası bir sınırlamayı kabul ederken ana iddiayı korumak için araya giren bir though yan cümlesi kullanır?
- The new rule, though it may seem strict at first, will make the process fairer.
- Because the new rule may seem strict at first, it will make the process fairer.
- Though the new rule will make the process fairer, it may seem strict at first.
Cevabı göster
The new rule, though it may seem strict at first, will make the process fairer.
which to other people may seem blameless and unconcerning.
0:26ki bu durum başka insanlara masum ve endişe verici olmayan bir şey gibi görünebilir.
To be triggered ... to respond: To X is to Y tanım kalıbı
Cümle, To X is to Y tanım kalıbını kullanır. İlk mastar öbeği To be triggered tanımlanan kavramı adlandırır; ikinci mastar to respond ise onu tanımlayan davranışı verir. Bağ fiili is iki düşünceyi birbirine eşitler. In its most basic form, is sözcüğünden sonra eklenen parantez niteliğinde bir sınırlayıcıdır. Tanım kalıbını bozmaz. Bu nedenle ikinci to, “-mek için” anlamında amaç bildirmez; burada tetiklenmenin ne anlama geldiğini tanımlayan tümleyiciyi başlatır.
Alıştırma
Tanımı To X is to Y kalıbıyla tamamlayın: To be a reliable teammate ____ keep your promises and communicate clearly.
Cevabı göster
is to
Mevcut gerçekliği anlatan “in the here and now”
Burada “in the here and now”, mevcut gerçekliğin içinde, yani bu zamanda ve bu durumda yaşanmakta olan şey anlamına gelir. Dikkati geçmiş deneyimlerden veya gelecekteki olasılıklardan uzaklaştırıp şimdiye yöneltir. Bu ifadede “the here and now”, “in”den sonra gelen bir isim öbeği olarak kullanılır. Cümlede, şu anki görünüşte zararsız durum ile geçmiş bir travmadan kaynaklanabilecek korku ve öfke karşı karşıya getirilir.
Alıştırma
Bu cümlede “in the here and now” neyi ifade eder?
- gerçekleşmekte olan mevcut durum
- kesinlikle gerçekleşecek gelecekteki bir olay
- fiziksel olarak yakın bir yer
Cevabı göster
gerçekleşmekte olan mevcut durum
the next we're catapulted into despair and terror. Deyimler
0:31bir sonraki an umutsuzluk ve dehşetin içine fırlatılırız.
Ani bir değişim için “One moment ... the next ...”
“One moment ... the next ...”, iki yan cümleyi kısa ve düzenli bir zaman sırasına yerleştirir. “One moment” ilk durumu tanıtır; “the next” ise “the next moment” anlamına gelir ve tekrarlanan “moment” sözcüğü düşürülür. Dengeli yapı, değişimin ani ve çarpıcı hissedilmesini sağlar. Burada sakin olma durumu ile birdenbire umutsuzluk ve dehşetin içine atılma durumu arasındaki karşıtlığı düzenler.
Alıştırma
Ani bir değişimi göstermek için eşleşmiş kalıbı tamamlayın: “One ____ Leo was joking; the ____ he became completely serious.”
Cevabı göster
moment · next
Umutsuzluğa ve dehşete fırlatılmak
Bu cümlede be catapulted into, duygusal durumda ani ve şiddetli bir değişimi anlatır. Bu bir benzetmedir; kimse fiziksel olarak fırlatılmaz. Bir olay, insanları sakinlikten umutsuzluk ve dehşete o kadar hızlı taşır ki değişim onların kontrolü dışında görünür. be catapulted into + durum veya koşul kalıbı, nedeni dışarıdan gelen bir güç gibi gösterir ve etkilenen kişi ya da grubu dil bilgisel olarak edilgen konuma yerleştirir. Yalnızca become distressed demekten daha güçlü ve canlıdır.
Alıştırma
Cümleyi catapult + into yapısının canlı edilgen biçimiyle tamamlayın: After the emergency call, we ____ panic.
Cevabı göster
were catapulted into
Now, only ruin and disaster seem to lie ahead. Öbek fiiller
0:37Şimdi ise sadece yıkım ve felaket bizi bekliyormuş gibi gelir.
Lie ahead: gelecekte var olmak veya beklemek
Burada lie ahead, gelecekte var olmak veya beklemek anlamına gelir. Yıkım ve felaket, zaman yolunun daha ilerisinde bulunan ve sonunda karşılaşılabilecek şeyler olarak canlandırılır. Bu kalıpta özne, onunla karşılaşacak kişi değil; gelecekteki olay, durum, fırsat veya zorluktur. Buradaki lie, yalan söylemek değil, bir yerde bulunmak anlamına gelir: challenges lie ahead ve an opportunity lies ahead.
Alıştırma
Cümleyi lie ahead ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Several difficult choices ____, so we need a plan.
Cevabı göster
lie ahead
would very much like to better hold on to calm and hope. Öbek fiiller
0:44sakinliğe ve umuda daha iyi tutunabilmeyi çok isteriz.
hold on to calm and hope: sakinliği ve umudu korumak
Bu cümlede hold on to calm and hope, insanın içindeki sakinliğin ve umudun azalmasına ya da kaybolmasına izin vermeden bunları koruması demektir. Kullanım mecazidir; fiziksel olarak bir şeyi tutmak söz konusu değildir. Kalıp hold on to + isim öbeği şeklindedir. Burada better, hold on to ifadesini niteler; yani konuşan kişi sakin ve umutlu kalma becerisini geliştirmek istemektedir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, korumak ve kaybetmemek anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even after the setback, she tried to ____ her confidence.
Cevabı göster
hold on to
It may be important to know how to be scared or angry
0:48Nasıl korkacağımızı veya öfkeleneceğimizi bilmek önemli olabilir
But, the triggered person typically feels after an episode,
0:54Ancak tetiklenen kişi genellikle bir krizin ardından,
it's also deeply counterproductive and just plain exhausting Kelime
0:57bunun aynı zamanda derinden verimsiz ve tek kelimeyle yorucu olduğunu hisseder:
just plain exhausting: düpedüz yorucu
just plain exhausting ifadesinde just plain, exhausting sıfatını güçlendirir. Bir şeyin basitçe ve tartışmasız biçimde yorucu olduğunu belirtir ve doğrudan, vurgulu bir değerlendirme verir. Buradaki plain, sıradan veya süssüz anlamına gelmez. Günlük dildeki just plain + sıfat kalıbında konuşanın yargısını güçlendiren bir sözcük olarak işlev görür.
Alıştırma
just plain ifadesinin basitçe ve tartışmasız anlamında, günlük dilde bir güçlendirici olarak kullanıldığı cümleyi seçin.
- The paperwork was just plain confusing.
- The room had just plain walls.
- She explained the rule plainly.
Cevabı göster
The paperwork was just plain confusing.
To be visited by powerful emotions: duyguları gelen ziyaretçiler gibi göstermek
Burada to be visited by powerful emotions, edilgen yapıda kullanılan mecazlı bir ifadedir. Duyguları gelip kişiyi etkileyen ziyaretçiler gibi gösterir; gerçekten birinin ziyarete gelmesi söz konusu değildir. Edilgen yapı kişiyi yaşanan durumun alıcısı konumuna yerleştirir. Bu nedenle duygular seçilmemiş ve kontrol edilmesi zor görünür. Visited, deneyimin hoş olduğu anlamına gelmez; temel fikir, duyguların kişiye gelmesidir.
Alıştırma
Maya was visited by a sudden fear cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Maya'yı aniden, kendi seçmediği bir korku kapladı.
- Bir ziyaretçi geldi ve Maya'yı korkuttu.
- Maya bilinçli olarak korkmaya karar verdi.
Cevabı göster
Maya'yı aniden, kendi seçmediği bir korku kapladı.
that aren't warranted by what lies before us Kelime
1:03ki bunlar önümüzde duran şeyle haklı çıkarılmaz
Warranted by: yeterli gerekçeye sahip olmak
be warranted by yapısında warranted, “haklı gerekçeye dayanan” veya “makul olduğu gösterilen” anlamına gelir. X is warranted by Y kalıbı, Y'nin X için yeterli gerekçe sağladığını belirtir. X çoğunlukla bir tepki, yargı veya eylemdir. Olumsuz aren't warranted by biçiminde konuşan kişi, önümüzdeki gerçeklerin bu duygular için yeterli neden sağlamadığını söyler. Bu ifade, tepkinin sağlam bir temeli olup olmadığını değerlendirir; yalnızca tepkiye neyin yol açtığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi warranted by ile tamamlayın: The criticism was not ____ the evidence in the report.
Cevabı göster
warranted by
and that fail to advance our interests in any way. Kalıp ifadeler
1:06ve çıkarlarımızı hiçbir şekilde ilerletmez.
advance our interests: yararlı hedefleri desteklemek
Advance our interests ifadesinde advance bir şeyin ilerlemesine yardımcı olmak, interests ise bir kişiye veya gruba yarar sağlayan hedefler, avantajlar ya da önemli konular demektir. Bu resmî ifade bir bütün olarak bizim için olumlu sonuçları desteklemek anlamına gelir. Çevresindeki fail to ... in any way yapısı olumsuz yargıyı güçlendirir: söz konusu şeyler bu hedeflere ulaşmaya hiçbir şekilde yardımcı olmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede advance our interests ifadesi bize yarar sağlayan hedeflere ulaşmamıza yardımcı olmak anlamında kullanılmıştır?
- That agreement could advance our meeting to Friday.
- That agreement could increase our interest in the region.
- That agreement could advance our interests in the region.
Cevabı göster
That agreement could advance our interests in the region.
The way out of being uncontrollably triggered
1:10Kontrolsüz bir şekilde tetiklenmekten kurtulmanın yolu
when it believes that it recognizes in the world around it
1:17etrafındaki dünyada tanıdığına inandığında
is going to be highly damaging and dangerous.
1:23son derece zarar verici ve tehlikeli olacak bir durumu.
Our triggers are a secret guide to our own private histories. Deyimler
1:26Tetikleyicilerimiz, kendi özel geçmişlerimize giden gizli bir rehberdir.
Gizli geçmişlere giden bir rehber olarak triggers
Bu cümle bir metafordur. Triggers, güçlü bir duygusal tepkiyi başlatan şeyler anlamına gelir ve bu tepkiyi şekillendiren daha eski deneyimlere işaret edebildikleri için bir guide ile karşılaştırılır. Secret ve private, bu kişisel geçmişlerin bizim için bile açık olmayabileceğini düşündürür. Cümlede gerçek bir rehberden söz edilmez; günümüzdeki tepkilerin geçmiş hakkında ipuçları verebileceği anlatılır.
Alıştırma
Bu metafor temel olarak neyi anlatır?
- Geçmişimiz okuyabileceğimiz gerçek bir rehbere kaydedilmiştir.
- Her güçlü tepki, ona hangi geçmiş olayın neden olduğunu kesin olarak kanıtlar.
- Güçlü duygusal tepkiler, geçmişteki kişisel deneyimler hakkında ipuçları sunabilir.
Cevabı göster
Güçlü duygusal tepkiler, geçmişteki kişisel deneyimler hakkında ipuçları sunabilir.
that will precisely fit into an analogous puzzle in the past.
1:38ki geçmişteki benzer bir bulmacaya tam olarak uyacaktır.
is like ... fit into an analogous puzzle: benzer bir yapboza uyan parça benzetmesi
Cümle, genişletilmiş bir yapboz benzetmesi kurar. The triggering element bir parça, geçmişteki bir deneyim ise bu parçanın uyabileceği farklı bir yapboz olarak sunulur. Böylece soyut bir psikolojik bağlantıyı gözde canlandırmak kolaylaşır. Analogous, biçim veya işlev bakımından benzer demektir; özdeş demek değildir. Buradaki ana fikir, şimdiki bir tetikleyicinin önceki acı verici bir deneyimin yapısıyla, iki durum gerçekte aynı olmasa bile tepkiyi harekete geçirecek kadar örtüşebilmesidir.
Alıştırma
Yapboz benzetmesi, şimdiki tetikleyiciyle geçmişteki deneyim arasındaki ilişki hakkında ne anlatıyor?
- Şimdiki tetikleyici, geçmişten gelen gerçek bir yapboz parçasıdır.
- Gerçekte tamamen aynı olmasalar da örtüşen bir yapıları vardır.
- Hiçbir fark olmadan tekrarlanan tamamen aynı olaydırlar.
Cevabı göster
Gerçekte tamamen aynı olmasalar da örtüşen bir yapıları vardır.
triggered now ... devastated by then: şimdiki tepki ve geçmişteki acı
Cümle, ana edilgen kalıp we are triggered now by X ile içteki edilgen kalıp we were devastated by X then arasında denge kurar. Kalıbın tekrarı, şimdiki bir tepkiyi geçmişteki acı kaynağına bağlarken now ve then zaman karşıtlığını açıkça gösterir. what we were devastated by then yapısında what, '... olan şey' anlamında bir isim cümleciği başlatır. Sondaki by, edilgen were devastated by kalıbına aittir; bu nedenle gereklidir ve fazladan bir tekrar değildir.
Alıştırma
Cümledeki iki by kullanımıyla ilgili hangi açıklama doğrudur?
- İkisi aynı sözcüğün gereksiz tekrarıdır; bu yüzden ikinci by silinmelidir.
- İkisi de 'en geç o zamana kadar' anlamındaki by then ifadesine aittir.
- İlk by şimdiki tepkinin nedenini gösterir; ikinci by ise what cümleciğinin içinde were devastated by kalıbını tamamlar.
Cevabı göster
İlk by şimdiki tepkinin nedenini gösterir; ikinci by ise what cümleciğinin içinde were devastated by kalıbını tamamlar.
Even if we don't remember too much about our past, Dilbilgisi
1:46Geçmişimiz hakkında çok fazla şey hatırlamasak bile,
from reverse engineering our triggers. Deyimler
1:51tetikleyicilerimize tersine mühendislik yaparak.
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, doğru olabilecek ya da gerçekleşebilecek bir koşul sunar. even, bu koşulu güçlü veya olumsuz bir uç durum olarak vurgular. Ana cümle, bu koşula rağmen sonucun geçerli kaldığını söyler. Burada geçmişi pek hatırlamamak, günümüzdeki tetikleyicilerden yine de yararlı sonuçlar çıkarılabileceği iddiasını engellemez.
Alıştırma
Olası bir engelin planı değiştirmeyeceğini belirten iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the road is busy tomorrow, we will leave at the same time.
Cevabı göster
Even if
reverse engineering: etkilerden nedenlere doğru ilerlemek
Reverse engineering normalde tamamlanmış bir ürün veya sistemi inceleyerek onun nasıl yapıldığını ya da nasıl çalıştığını keşfetmek anlamına gelir. Burada mecazi anlamda kullanılır: konuşan kişi günümüzdeki tetikleyicilerden başlayıp bunların arkasındaki geçmiş deneyimleri çıkarmak için geriye doğru ilerler. Bu, geçmişi yalnızca hatırlamak değil, görünür etkilerden gizli nedenlere doğru yapılan bir analizdir.
Alıştırma
Tamamlanmış bir sonucu inceleyerek onun nasıl üretildiğini çıkarmayı ifade eden iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: By ____ the final report, Maya figured out the formula used to calculate each score.
Cevabı göster
reverse engineering
If we're constantly afraid we're going to be excommunicated and mocked,
1:54Eğer sürekli olarak dışlanmaktan ve alay edilmekten korkuyorsak,
this will in some form be exactly what happened to us at some stage long ago.
1:58bu, çok uzun zaman önce bir aşamada başımıza gelenin tam olarak bir formudur.
and not listen to our no's, Ton ve niyet
2:06ve hayırlarımızı dinlemeyeceğinden dehşete düşüyorsak,
this is an almost sure echo of what we once experienced.
2:08bu, bir zamanlar deneyimlediğimiz şeyin neredeyse kesin bir yankısıdır.
not listen to our no's: retleri ve sınırları görmezden gelmek
Burada listen to, bir sesi fiziksel olarak duymaktan fazlasını ifade eder. Birinin ilettiği şeye dikkat etmek ve buna saygı göstermek demektir. our no's ifadesinde no, dile getirdiğimiz retleri veya sınırları anlatan çoğul bir isim olarak kullanılır. Bu nedenle not listen to our no's, özellikle rıza ve güç ilişkilerinin önemli olduğu bağlamlarda bu retleri görmezden gelmek ya da çiğnemek demektir.
Alıştırma
Rızayla ilgili bir konuşmada not listen to our no's ne anlama gelir?
- Kullandığımız sözcüğü tam olarak unutmak
- Retlerimizi görmezden gelmek veya sınırlarımızı çiğnemek
- Ne kadar yüksek sesle konuştuğumuzu duyamamak
Cevabı göster
Retlerimizi görmezden gelmek veya sınırlarımızı çiğnemek
The precise relationship between trigger and catalytic event
2:13Tetikleyici ve hızlandırıcı olay arasındaki kesin ilişki
There can be some displacement along the way. Kelime
2:19Yol boyunca biraz yer değiştirme olabilir.
psikolojik bağlamda displacement
Burada displacement fiziksel değil, psikolojik bir anlam taşır. Bir duygu, dürtü veya tepkinin asıl kaynağından başka bir hedefe yöneltilmesidir. There can be some displacement along the way, şimdiki tetikleyicinin veya tepkinin geçmişteki olayla bire bir aynı olmak zorunda olmadığını anlatır. Kişi, nesne ya da durum değişse de duygusal örüntü taşınabilir.
Alıştırma
Hangi durum psikolojik anlamda displacement örneğidir?
- Bir çalışan, kararın neden haksız olduğunu yöneticiye sakince anlatır.
- Bir çalışan yöneticiye kızar ama öfkesini bir arkadaşından çıkarır.
- Bir çalışan kendisi öfkeli olduğu için arkadaşının öfkeli olduğunu varsayar.
Cevabı göster
Bir çalışan yöneticiye kızar ama öfkesini bir arkadaşından çıkarır.
all the same: sonucu yeniden vurgulamak
Burada all the same, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Az önce kabul edilen duruma gönderme yapar ve ana sonucun hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Cümlenin sonunda kullanıldığında bir ödün verme ve karşıtlık anlamı katar: Bir şey değişmiş veya durumu karmaşıklaştırmış olabilir, ancak bağlantı yine de güçlü kalacaktır. Her bağlantının birbirinin aynısı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
But, the link will be strong all the same. cümlesinde all the same neyi belirtir?
- Az önce kabul edilen duruma rağmen bağlantı güçlü kalır.
- Olası bütün bağlantılar birbirinin aynısıdır.
- Konuşan kişi artık bir bağlantının var olduğundan emin değildir.
Cevabı göster
Az önce kabul edilen duruma rağmen bağlantı güçlü kalır.
The trigger contains and maps onto a traumatic event. Öbek fiiller
2:24Tetikleyici, travmatik bir olayı içerir ve onunla eşleşir.
map onto: yapısal bir karşılık göstermek
Bu cümlede maps onto, “anlamlı bir örüntü içinde karşılık gelir” demektir. Tetikleyici ile travmatik olay, aynı görünmeseler bile ortak ögeler veya ilişkiler yoluyla bağlantılıdır. Yapı A maps onto B şeklindedir. Bir sistem, örüntü veya öge kümesi ile başka bir sistem, örüntü ya da küme arasındaki bağlantıyı anlatır; bir şeyi fiziksel bir haritanın üzerine koymayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede map onto yapısal bir karşılık ilişkisini ifade eder?
- The symbols in the diagram map onto the stages of the process.
- She copied the route onto a paper map.
- We need to map out the stages before the meeting.
Cevabı göster
The symbols in the diagram map onto the stages of the process.
that is, thrown into powerful despair and self-loathing by images on social media
2:31yani, sosyal medyadaki görüntüler yüzünden güçlü bir umutsuzluğa ve kendinden nefret etmeye sürüklenmiş biri;
and remember all the reasons why they are fated to be a failure and unloved.
2:46ve neden başarısız ve sevilmeyen biri olmaya mahkum olduklarının tüm nedenlerini hatırlamaya başlarlar.
No sooner have they seen these than: devrik yapıyla hemen gerçekleşen sıra
Bir yan tümcenin başında kullanılan No sooner ... than, ikinci olayın ilk olaydan hemen sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada görüntüleri görmenin ardından hemen kendinden şüphe etme ve kendini küçümseme gelir; yapı, tepkinin ne kadar hızlı başladığını vurgular. Cümle başındaki No sooner olumsuz bir etki taşıdığı için yardımcı fiil özneden önce gelir: No sooner have they seen ... doğrudur; No sooner they have seen ... yanlıştır. Buradaki present perfect, tekrarlanan bir durumu anlatır. Geçmiş zaman anlatımında No sooner had + özne + past participle + than yaygındır.
Alıştırma
Resmî cümleyi No sooner ... than ve gerekli devrik yapıyla tamamlayın: ____ she made the announcement ____ reporters began calling.
Cevabı göster
No sooner had · than
not entirely nothing: temkinli bir kısmi olumsuzluk
Not entirely nothing, nothing sözcüğünün ifade ettiği mutlak yokluk fikrini reddeder. Tetikleyici unsurun gerçek bir dayanağı veya etkisi olduğunu, ancak bunun sınırlı kaldığını belirtir; unsurun güçlü ya da tamamen haklı olduğunu iddia etmez. Çifte olumsuzluk gibi görünen bu ifade, ölçülü bir ödün verme etkisi yaratır. Konuşan kişi küçük bir olumlu noktayı kabul ederken It is definitely something important gibi kesin bir ifadeden kaçınır.
Alıştırma
Konuşan kişi The evidence is not entirely nothing? derken büyük olasılıkla neyi kastediyor?
- Kesinlikle hiçbir dayanak veya etki yoktur.
- Dayanak veya etki güçlüdür ve tamamen kanıtlanmıştır.
- Bir miktar gerçek dayanak veya etki vardır, ancak konuşan kişi bunu sınırlı görmektedir.
Cevabı göster
Bir miktar gerçek dayanak veya etki vardır, ancak konuşan kişi bunu sınırlı görmektedir.
about the beauty parade on certain sorts of social media. Deyimler
2:55belirli türdeki sosyal medyalardaki güzellik geçitlerinde.
Eleştirel bir mecaz olarak beauty parade
Bu cümlede beauty parade, insanların ağırlıklı olarak dış görünüşleriyle art arda sergilenmesini ve izleyicilerin onları bir yarışmadaymış gibi karşılaştırmaya ya da sıralamaya çağrılmasını anlatan eleştirel bir mecazdır. Gerçek bir geçit törenini veya düzenlenmiş bir güzellik yarışmasını anlatmaz. Bu mecaz, dış görünüşe odaklanan sürekli gösterimi rekabetçi ve insanları nesneleştirici bir şey gibi sunarak konuşanın bunu neden moral bozucu bulduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümledeki beauty parade ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Modayı kutlamak için düzenlenen resmî bir açık hava geçidi
- Jürisi ve ödülleri olan resmî bir yarışma
- İnsanları dış görünüşlerine göre karşılaştırmaya ve yargılamaya yönelten bir sosyal medya gösterimi
Cevabı göster
İnsanları dış görünüşlerine göre karşılaştırmaya ve yargılamaya yönelten bir sosyal medya gösterimi
Resmî ifade the point at issue
The point at issue, o anda tartışılan, üzerinde anlaşmazlık bulunan veya karara bağlanacak belirli soru ya da konu anlamına gelir. Burada dikkat edilmesi gereken konu olarak çevredeki tüm ayrıntıları değil, tepkinin ölçeğini gösterir. Bu ifadede at issue, tartışılmakta veya ihtilaf konusu olmak demektir. Tartışmanın neye odaklanması gerektiğini belirleyen bir odaklama ifadesidir.
Alıştırma
Bir komite yeni bir kuralın adil olup olmadığını tartışıyor. Hangi cümle tartışılan kesin konuyu en resmî şekilde belirtir?
- The point at issue is whether the new rule is fair.
- The point is that I dislike long meetings.
- That question is beside the point.
Cevabı göster
The point at issue is whether the new rule is fair.
account for: bir şeyin neden olduğunu açıklamak
Burada account for, “bir şeyin neden gerçekleştiğini veya bir sonucun neden ortaya çıktığını açıklamak” anlamına gelir. it zamiri daha önce sözü edilen olağanüstü büyük tepkiye gönderme yapar; dolayısıyla cümle, bunun nedenini anlamak için geçmişe bakmak gerektiğini söyler. Aktarılabilir yapı account for + olay, olgu, sonuç veya fark şeklindedir. Seek to account for veya try to account for something, bir şeye tatmin edici bir açıklama getirmeye çalışmak demektir.
Alıştırma
“In seeking to account for the sudden change, we examined earlier events,” cümlesinde account for ne anlama gelir?
- Değişimin belirli bir yüzdesini oluşturmak
- Değişimi mali kayıtlara geçirmek
- Değişimin neden gerçekleştiğini açıklamak
Cevabı göster
Değişimin neden gerçekleştiğini açıklamak
because the contemporary event contains, in a garbled, disguised, and unconscious form,
3:08çünkü günümüzdeki olay, çarpık, kılık değiştirmiş ve bilinçdışı bir formda,
the essence of a profoundly traumatic dynamic in earlier life,
3:14erken yaşamdaki son derece travmatik bir dinamiğin özünü barındırır,
which lies mostly unknown and unexplored,
3:18ki bu durum çoğunlukla bilinmeyen ve keşfedilmemiş olarak yatar,
and thereby commands immense and unending power over the victim. Kalıp ifadeler
3:21ve dolayısıyla kurban üzerinde muazzam ve bitmeyen bir güç uygular.
commands ... power over the victim: güçlü ve baskın bir etki kurmak
Burada commands, “sahip olur ve uygular” anlamına gelir. Bilinmeyen ve keşfedilmemiş dinamik, mağdur üzerinde muazzam ve bitmeyen bir güce sahiptir; kişinin tepkilerini biçimlendirmeye veya kontrol etmeye devam eder. Bu, geçişli ve soyut bir kullanımdır: X commands power over Y. X’in Y’ye emir verdiği anlamına gelmez. Burada victim, bu güç tarafından zarar gören veya hüküm altına alınan kişidir; mutlaka bir hukuk davasındaki mağdur değildir.
Alıştırma
“Fear commands enormous power over him” cümlesinde commands ne anlama gelir?
- Ondan kibarca yardım ister
- Güçlü ve kontrol edici bir etkiye sahip olur ve bunu uygular
- Ona sözlü bir emir verir
Cevabı göster
Güçlü ve kontrol edici bir etkiye sahip olur ve bunu uygular
who favored their more ebullient younger sibling over them, Kalıp ifadeler
3:28ve o, daha coşkulu küçük kardeşini ona tercih ediyordu,
favor A over B: A'yı B'ye tercih etmek
favor A over B kalıbında A, daha çok tercih edilen veya daha iyi davranılan kişi ya da seçenektir; B ise ikinci planda kalır. Bu cümlede anne, daha neşeli ve enerjik olan küçük kardeşi bu kişiye tercih ediyor ve ona daha iyi davranıyordu. Geçmiş zamandaki favored fiili karşılaştırmayı taşır; over ise daha az tercih edilen kişiyi tanıtır. Ebullient, çok canlı ve coşkulu anlamına gelir. Bu nedenle more ebullient, younger sibling ifadesini niteler ve favor ... over ... kalıbını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi favor A over B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ experience ____ creativity when choosing the winner.
Cevabı göster
favored · over
and that their looks were part of what damned them to horrible neglect and emotional coldness.
3:32ve görünüşü onu korkunç bir ihmale ve duygusal soğukluğa mahkum eden şeyin bir parçasıydı.
take much to be returned back to this bleak place.
3:39bu kasvetli yere geri dönmek için çok fazla şey.
It doesn't ... take much to ...: çok küçük bir etkiyle kolayca...
It doesn't take much to + fiil kalıbı, bir olayın gerçekleşmesi için yalnızca az miktarda çaba, etki veya tetikleyici gerektiği anlamına gelir. It bir göstermelik öznedir: belirli bir şeye gönderme yapmaz; to ile kurulan mastar ise olayı belirtir. Araya giren in the circumstances ifadesi kalıbı böler ancak değiştirmez: It doesn't ... take much to be returned back.... Bu bağlamda küçük bir tetikleyicinin kişiyi zihinsel olarak kasvetli bir duygusal duruma geri götürebileceği anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümle çok küçük bir tetikleyicinin yeterli olduğu anlamına gelir?
- It doesn't take much to make the alarm go off.
- It doesn't take long to install the alarm.
- It doesn't take much time to test the alarm.
Cevabı göster
It doesn't take much to make the alarm go off.
be primed to + fiil
Be primed to + fiil, bir tepkinin hızlı ya da kolayca ortaya çıkacağı bir durumda olmak demektir. Bunun nedeni eğitim, deneyim, yakın zamandaki bir uyarıcı veya doğuştan gelen bir mekanizma olabilir. Burada are primed to, tetikte olmayı bilinçli bir hazırlanma kararı olarak değil, geçmişteki tehlikelerin şekillendirdiği otomatik bir eğilim olarak sunar. Bu yapı yararlı bir hazırlığı da istenmeyen bir önyargıyı da anlatabilir.
Alıştırma
Örnekteki are primed to ne anlama geliyor?
- Şimdiki bütün tehlikeleri zaten ortadan kaldırdık.
- Geçmiş deneyimler bizi en küçük uyarı işaretini bile fark etmeye koşullandırmıştır.
- Her tehlikeyi ne zaman arayacağımızı bilinçli olarak planladık.
- Arama sırasında mutlak en iyi performansımızı gösteriyoruz.
Cevabı göster
Geçmiş deneyimler bizi en küçük uyarı işaretini bile fark etmeye koşullandırmıştır.
sniff out: gizli bir şeyi ortaya çıkarmak
Sniff out, çoğunlukla küçük ipuçlarını izleyerek gizli, belirsiz veya fark edilmesi zor bir şeyi tespit etmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Bu cümlede hayvan imgesi, eski tehlikelerin küçük işaretlerini fark etmeyi mecazi bir koku takibine dönüştürür. Sniff out something veya sniff something out denebilir. Nesne bir zamirse onu fiille parçacığın arasına koyun: sniff it out doğrudur, sniff out it değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede sniff out, ipuçlarıyla gizli bir şeyi tespit etmek anlamında kullanılmıştır?
- The traveler found out the train time from the display.
- The auditor sniffed out the fraud by following small clues.
- The cook sniffed the milk to see whether it was fresh.
- The driver noticed the large stop sign immediately.
Cevabı göster
The auditor sniffed out the fraud by following small clues.
is that it fails to notice the differences between then and now,
3:51geçmişle şimdi arasındaki farklılıkları fark edememesidir,
and the relative innocence of the modern moment.
3:56modern anın göreceli masumiyeti arasındaki (farkı).
The tragedy ... is that ...: temel yargıdan paralel karşıtlığa
Cümle, temel yargısını baştan bildirmek için “The tragedy of triggering is that ...” yapısıyla açılır. Ardından gelen that yan cümlesi sorunu hemen tanımlar: tetiklenme, iki farklı zamanı aynıymış gibi ele alır. Daha sonra iki paralel “between ... and ...” çifti kullanılır. “Between then and now” soyut karşıtlığı verir; “between the awfulness ... and the relative innocence ...” ise aynı karşıtlığı daha somut biçimde yeniden ifade eder. “Relative innocence”, karşılaştırıldığında daha az zararlı demektir; tamamen zararsız demek değildir. Bu yapı, bir iddiadan katmanlı ve daha açık bir karşıtlığa ilerler.
Alıştırma
Cümlenin savını nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Ana bir iddia belirtmeden birbiriyle ilgisiz iki karşıtlığı sıralar.
- Uzak geçmişten günümüze uzanan bir olay dizisini anlatır.
- Önce temel bir yargı belirtir, ardından soyut bir karşıtlık verir ve bunu daha somut, paralel bir karşıtlıkla yeniden ifade eder.
- Günümüzün tamamen zararsız olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önce temel bir yargı belirtir, ardından soyut bir karşıtlık verir ve bunu daha somut, paralel bir karşıtlıkla yeniden ifade eder.
In so far as bad things do happen nowadays, Anlatım akışı
3:59Günümüzde ne kadar kötü şeyler olsa da,
In so far as: bir iddianın kapsamını sınırlamak
“In so far as” bir iddianın kapsamını sınırlar. “Olduğu ölçüde” veya “gerçekleştiği durumlarda” anlamına gelir. Konuşmacı günümüzde kötü şeylerin gerçekten olduğunu kabul eder, ancak daha geniş savını sürdürmeden önce bu kabulü belirli bir sınır içinde tutar. Burada ifade bir yan cümle başlatır ve virgül, ana cümlenin ardından geleceğini gösterir. Ayrı yazılan in so far as, tek sözcük olarak yazılan insofar as ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
“Olduğu ölçüde” anlamındaki dört sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the new rule protects privacy, it deserves support.
Cevabı göster
In so far as
triggering also fails to account for the way in which we're no longer children
4:02tetiklenme aynı zamanda artık çocuk olmadığımız gerçeğini de hesaba katmaz
and are therefore able to respond to the threats that do come our way with a lot more creativity, Deyimler
4:07ve bu nedenle yolumuza çıkan tehditlere çok daha fazla yaratıcılıkla yanıt verebileceğimizi,
come our way ifadesinin anlamı
Bu cümlede come our way, “bize ulaşmak” veya “hayatımızda karşımıza çıkmak” anlamındadır. Özne, karşılaşılan şeydir —burada threats—; bir kişinin gerçekten bir yol boyunca bize doğru gelmesi değildir. Bu ifade, tamamen kontrolümüz dışında karşımıza çıkan olumlu veya olumsuz deneyimleri anlatabilir. threats that do come our way içindeki vurgulu do, yetişkinler bunlarla başa çıkabilse de bazı tehditlerin gerçekten ortaya çıkabileceğini vurgular.
Alıştırma
“We will deal with any problems that come our way,” cümlesinde come our way ne anlama gelir?
- ortaya çıkıp bizi etkilemek
- yoldan bize doğru ilerlemek
- bize ulaşmadan önce kaybolmak
Cevabı göster
ortaya çıkıp bizi etkilemek
Were things ever to get as bad as they once were, Dilbilgisi
4:17İşler bir zamanlar olduğu kadar kötüye gitse bile,
and therefore so many reasons to feel less agitated and vulnerable.
4:22ve dolayısıyla daha az gergin ve savunmasız hissetmek için pek çok nedenimiz.
if yerine Were + özne + to-infinitive koşulu
Were things ever to get as bad as they once were, devrik yapıda kurulmuş resmî bir koşul cümleciğidir. If things were ever to get as bad as they once were ile aynı anlama gelir. were sözcüğü öznenin önüne taşınınca if kaldırılır; bu, cümleciği soru hâline getirmez. “were + özne + to-infinitive” yapısı, gelecekteki bir durumu varsayımsal ve gerçekleşme ihtimali nispeten düşük olarak sunar. Buradaki ever “herhangi bir zamanda” anlamına gelir; ardından gelen ana cümle ise sonucu veya verilecek karşılığı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi resmî Were + özne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: ____ the backup server ever ____ fail, we would switch to the reserve system.
Cevabı göster
Were · to
To be triggered is to lose our powers of discrimination. Kelime
4:27Tetiklenmek, ayırt etme gücümüzü kaybetmektir.
Lose our powers of discrimination: ayırt etme anlamındaki discrimination
Burada lose our powers of discrimination, önemli farklılıkları fark etme ve dikkatli değerlendirmeler yapma yetimizi geçici olarak kaybetmek demektir. Powers, yetkiyi değil zihinsel yetenekleri ifade eder. Discrimination burada resmî bir bilişsel anlamda, yani ince ayrımları görebilme anlamında kullanılmıştır. Bir toplumsal gruba haksız davranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
To be triggered is to lose our powers of discrimination. cümlesinde powers of discrimination ne anlama gelir?
- gruplara haksız davranma yetkisi
- farklılıkları fark etme ve dikkatli değerlendirmeler yapma yeteneği
- bütün farklılıkları görmezden gelme isteği
Cevabı göster
farklılıkları fark etme ve dikkatli değerlendirmeler yapma yeteneği
In the heat of the moment: yoğun duyguyla hareket etmek
In the heat of the moment, güçlü duygu veya baskının sakin düşünmeyi zorlaştırdığı kısa bir an anlamına gelir. Heat burada mecazidir; sıcaklıktan söz edilmez. İfade, birinin neden düşünmeden hareket ettiğini veya konuştuğunu açıklamak için sıkça kullanılır. Kişinin o andaki durumunu anlatır, ancak davranışı tek başına mazur göstermez.
Alıştırma
Cümleyi yoğun duyguyla hareket etmeyi anlatan kalıp ifadeyle tamamlayın: I said something cruel ____, but I regretted it immediately.
Cevabı göster
in the heat of the moment
So frightening is A that everything between it and Q is at heart another A. Dilbilgisi
4:34A o kadar korkutucudur ki, onunla Q arasındaki her şey özünde başka bir A'dır.
So frightening is A that ...: sonucu vurgulayan devrik yapı
Burada So frightening is A that ..., A is so frightening that ... cümlesinin vurgulu devrik biçimidir. so + sıfat başa alındığında is fiili, A öznesinden önce gelir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. so + sıfat + be + özne + that yan cümlesi kalıbı, aşırı bir dereceyi ve bunun sonucunu öne çıkarır. Bu cümlede A o kadar korkutucu görünür ki A ile Q arasındaki soyut ölçekte yer alan her şey özünde başka bir A olarak değerlendirilir.
Alıştırma
Vurgulu devrik yapıyla yeniden yazın. Kaynak cümle: The storm was so violent that the airport closed. Tamamlayın: So ____ the storm that the airport closed.
Cevabı göster
violent was
We can't tell that someone is not telling us that we're guilty,
4:40Birinin bize suçlu olduğumuzu söylemediğini anlayamayız,
that we haven't been told we're an idiot or a monster.
4:51bize aptal ya da canavar olduğumuzun söylenmediğini.
and looking fundamentally unacceptable,
4:57temelden kabul edilemez görünmek arasındaki farkı ayırt edemeyiz,
distinguish between looking ... and looking ...: iki paralel durumu ayırt etmek
Distinguish between A and B, iki şey arasındaki farkı anlamak demektir. Burada looking, görünmek anlamındadır: durumlardan biri looking a bit tired, diğeri ise looking fundamentally unacceptable şeklindedir. between sonrasında A ve B paralel yapıda olmalıdır. Burada iki taraf da looking + tamamlayıcı yapısını kullanır; bu da karşılaştırmayı açık ve dengeli hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle distinguish between yapısını paralel biçimlerle doğru kullanıyor?
- We need to distinguish between checking the facts from guessing the answer.
- We need to distinguish between checking the facts and to guess the answer.
- We need to distinguish between checking the facts and guessing the answer.
Cevabı göster
We need to distinguish between checking the facts and guessing the answer.
between something they've done that got them sent to prison Dilbilgisi
4:59hapse atılmalarına neden olan bir şey ile
and something that we've done that won't ever be noticed.
5:02bizim yaptığımız ve asla fark edilmeyecek bir şey arasındaki (farkı).
got them sent to prison: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
got them sent to prison ifadesinde got, bir şeyin yol açtığı sonucu belirtir: yaptıkları bir şey onların hapse gönderilmesine neden oldu. Them eylemden etkilenen nesnedir; sent ise sonucu belirten geçmiş zaman ortacıdır. Kalıp get + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Bu kalıp genellikle bir eylem ya da durumun bir sonuca yol açtığını vurgular; öznenin geçmiş zaman ortacındaki eylemi bizzat yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir hatanın Omar’ın takımdan çıkarılmasına neden olduğu anlamına gelir?
- The mistake got Omar removed from the team.
- Omar got the coach to remove a player from the team.
- The coach got Omar to remove a player from the team.
Cevabı göster
The mistake got Omar removed from the team.
So primed has our history made us to appalling scenarios,
5:06Geçmişimiz bizi dehşet verici senaryolara o kadar hazırlamıştır ki,
we have no ability not to refind them at every turn,
5:10onları her adımda yeniden bulmamak için hiçbir yeteneğimiz yoktur,
especially when we're a bit low or a bit tired. Kelime
5:14özellikle de biraz moralsiz ya da biraz yorgun olduğumuzda.
a bit low: hafif keyifsiz bir ruh hâli
a bit low ifadesinde low, duygusal olarak çökkün olmayı; biraz üzgün, isteksiz ya da moral bakımından iyi hissetmemeyi anlatır. A bit ifadeyi hafifletir, dolayısıyla konuşan kişi yoğun değil, hafif bir durumdan söz eder. Low, we're sonrasında kullanılan bir sıfattır ve a bit tired içindeki tired ile paraleldir. Birinin nasıl hissettiğini anlatan bağlam, konum, fiyat, miktar veya ses düzeyi anlamlarını değil, bu duygusal anlamı seçer.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit low hafif üzgün bir ruh hâlini anlatır?
- The battery level is a bit low.
- After the bad news, Nina felt a bit low.
- The ceiling is a bit low.
Cevabı göster
After the bad news, Nina felt a bit low.
Though we might assume that we'd want to escape our triggers,
5:18Tetikleyicilerimizden kaçmak isteyeceğimizi varsaysak da,
Be drawn to: istemsiz bir çekim hissetmek
be drawn to someone or something yapısında drawn, birine veya bir şeye doğru çekilmek ya da ilgi duymak anlamına gelir. Burada them, triggers sözcüğüne gönderme yapar: tanıdık tetikleyiciler, kişi onlardan kaçmak istese bile çekim yaratabilir. Bu ifade onaylamaya veya bilinçli bir seçime değil, çekimin kendisine odaklanır. Çekim hoş, tarafsız ya da zararlı olabilir; bu yüzden be drawn to yalnızca like anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi "be drawn to" ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even though crowded markets overwhelm Maya, she is often ____ them because they feel familiar.
Cevabı göster
drawn to
Calm and confidence aren't our resting places. Deyimler
5:27Sakinlik ve özgüven dinlenme yerlerimiz değildir.
Resting places: olağan duygusal durumlar için yer metaforu
Resting places bir metafordur: duygular, zihnin doğal olarak yerleştiği veya geri döndüğü yerler gibi sunulur. Cümle, sakinlik ve özgüvenin konuşanın alışık olduğu temel duygusal durumlar olmadığını söyler. Gerçek dinlenme yerlerinden söz etmez ve sakinlik ya da özgüvenin kötü olduğunu da söylemez. Asıl nokta, bu durumların kendiliğinden oluşan doğal hâller değil, yabancı hissettiren hâller olmasıdır.
Alıştırma
"After years of chaos, peace still isn't her resting place," cümlesinde resting place ne anlama gelir?
- Uyuduğu sessiz bir oda
- Doğal olarak yerleştiği bir durum
- Daha önce ulaştığı bir hedef
Cevabı göster
Doğal olarak yerleştiği bir durum
and are therefore worrying in their own way.
5:32ve bu nedenle kendi içlerinde endişe vericidirler.
It can feel right to put ourselves in environments
5:37Kendimizi böyle ortamlara sokmak doğru hissettirebilir
to look out for stories of disgrace or ruin, Öbek fiiller
5:42gözden düşme veya yıkım hikayeleri aramak,
look out for: bir şeye karşı tetikte olmak
Look out for + isim, o kişiyi, şeyi veya işareti fark etmek için tetikte ve dikkatli olmak demektir. for’dan sonraki nesne, neye dikkat edilmesi gerektiğini belirtir; ifade dışarı bakmak anlamına gelmez. Bu bağlamda nesne rezillik ya da yıkım hikâyeleridir. Bu nedenle ifade, şefkatli bir ilgiden çok olumsuz malzemeyi tekrar tekrar, neredeyse saplantılı biçimde aramayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede look out for, olası bir tehlikeyi fark etmek için tetikte olmak anlamında kullanılmıştır?
- Look out! A cyclist is coming.
- Look for your keys under the sofa.
- Look out for cyclists when you open the car door.
Cevabı göster
Look out for cyclists when you open the car door.
or to befriend people who are constantly on the edge of harming us.
5:44veya sürekli bize zarar vermenin eşiğinde olan insanlarla arkadaşlık etmek.
Love understood as a process of patiently holding someone Anlatım akışı
5:52Sabırla birini kucaklama süreci olarak anlaşılan sevgi
helping them to discriminate between black and white,
5:58siyahla beyazı ayırt etmelerine yardımcı olmak,
Love understood as a process...: anahtar bir terimi yeniden çerçevelemek
X understood as Y kalıbı önce tanıdık bir kavramı verir, ardından okuyucuya hangi yorumun kullanılması gerektiğini söyler. Burada sevgi yalnızca bir duygu değil, sabırlı duygusal desteğin sürekli bir süreci olarak yeniden tanımlanır. Holding someone yalnızca birine fiziksel olarak sarılmak değil, onu istikrarlı biçimde desteklemek ve yatıştırmak demektir. Dil bilgisi açısından understood, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: Love [which is] understood as a process.... Basit geçmiş zamandaki ana fiil değildir. Bu kısa yapı, analitik yazıda anahtar bir terime belirli bir tanım eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede understood, geçmiş zamandaki ana fiil yerine kısaltılmış bir ortaç öbeğinde kullanılmıştır?
- Leadership was understood as a legal duty.
- Everyone understood the rule.
- Leadership understood as a daily practice can change a team.
Cevabı göster
Leadership understood as a daily practice can change a team.
The cure lies, too, in learning how to work backwards from our current triggers Kalıp ifadeler
6:04Tedavi aynı zamanda, mevcut tetikleyicilerimizden geriye doğru çalışmayı öğrenmekte yatar
to understanding the dynamics that once created them.
6:09bir zamanlar onları yaratan dinamikleri anlamaya (doğru).
work backwards from X to Y: bir sonucu kaynağına doğru izlemek
Work backwards from X to Y, güncel bir sonuçtan, ipucundan veya tetikleyiciden (X) başlayıp daha önceki bir nedene, sürece ya da bunların anlaşılmasına (Y) ulaşana kadar adımları ters yönde izlemek demektir. Backwards fiziksel olarak geri gitmeyi değil, analizin yönünü anlatır. Bu cümlede current triggers başlangıçtaki kanıtlardır; understanding the dynamics that once created them ise analizin hedefidir. Buradaki to, from ile eşleşen bir edattır ve to understanding örneğinde olduğu gibi isim görevindeki bir -ing biçimini alabilir; mastar işaretleyicisi değildir.
Alıştırma
Cümleyi work backwards from X to Y kalıbıyla tamamlayın: To find the cause of the billing error, we need to ____ the incorrect total ____ the first entry that changed.
Cevabı göster
work backwards from · to
Rather than worrying yet again about the future, Dilbilgisi
6:12Gelecek hakkında bir kez daha endişelenmek yerine,
Rather than + -ing: bir eylemi başka bir eylemle değiştirmek
Rather than + -ing, reddedilen veya yerine başka bir şey konan eylemi tanıtır. Ardından ana cümle daha iyi olan seçeneği belirtir. Burada gelecek hakkında endişelenmek bir yana bırakılır ve kendimize soru sormak yapıcı bir alternatif olarak sunulur. Karşılaştırılan fiillerin biçimleri aynı olmak zorunda değildir: rather than worrying, we should ask içeren bir ana cümleyi tanıtabilir. Yet again, endişelenme eyleminin daha önce defalarca gerçekleştiği anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi Rather than + -ing başlangıcıyla tamamlayın: ____ about every possible delay, we should make a backup plan.
Cevabı göster
Rather than worrying
what will happen ... what did happen: gelecekten geçmişe yönelmek
Bu cümle, daha büyük tek bir sorunun içinde what ile başlayan iki paralel yan cümle içerir. what will happen, fear of ifadesinin nesnesidir ve gelecekte olabilecek olaylara işaret eder; what did happen ise about ifadesinin nesnesidir ve geçmişte gerçekten yaşanan olaylara döner. Bunlar birbirinden bağımsız iki soru değildir. Konuşan kişi what ... happen yapısını tekrarlayıp will yerine did kullanarak geleceğe dönük korkuyu geçmişi incelemek için bir ipucuna çevirir. Bu dengeli biçim, zaman yönündeki değişikliği fark etmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümlenin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Olası gelecek olaylara ilişkin korkuyu, geçmişteki gerçek olayları anlamak için bir ipucu olarak ele alır.
- Korkulan gelecek olayın zaten gerçekleştiğini iddia eder.
- Biri korku, diğeri özgüven hakkında olan birbiriyle ilgisiz iki soru sorar.
Cevabı göster
Olası gelecek olaylara ilişkin korkuyu, geçmişteki gerçek olayları anlamak için bir ipucu olarak ele alır.
should have been ours from the start: en başından beri bizim olmalıydı
should have been, kiplik bildiren should ile perfect yapıdaki have been ifadesini birleştirir. Geçmişteki bir durumu beklenen ya da hak edilmiş durumla karşılaştırır: güven ve heyecanlı merak bize ait olmalıydı, ancak bunlara tam anlamıyla sahip olamadık. Burada ours, ‘bize ait’ demektir; that ise confidence and excited curiosity ifadesine döner. from the start, gerçekleşmeyen bu beklentiyi en başa yerleştirir. Cümle, bu niteliklerden yoksun kalan kişileri suçlamaz; kayıp ya da üzüntü anlatır.
Alıştırma
Geçmişte gerçekleşmemiş bir hakkı anlatmak için cümleyi should + perfect yapısıyla tamamlayın: That chance ____ from the beginning.
Cevabı göster
should have been ours
And maturity could be defined as knowing what triggers us and why,
6:37Ve olgunluk, bizi neyin neden tetiklediğini bilmek olarak tanımlanabilir,
and a commitment to dampening our first responses Kalıp ifadeler
6:42ve ilk tepkilerimizi bastırmaya yönelik bir adanmışlık
a commitment to dampening our first responses: ilk tepkileri hafifletme kararlılığı
a commitment to dampening... yapısında to, kararlılığın neye yönelik olduğunu gösterir; isimleşmiş -ing biçimi dampening ise eylemi adlandırır. Bu cümlede a commitment to + isim veya -ing biçimi kalıbı kullanılmıştır. To dampen a response, bir tepkiyi ortadan kaldırmak değil, şiddetini azaltmak demektir. our first responses, sonradan düşünmeden önce ortaya çıkan ilk otomatik tepki dalgasını ifade eder.
Alıştırma
dampen fiiliyle zorunlu a commitment to + -ing kalıbını tamamlayın: She made a commitment to ____ her immediate reaction before speaking.
Cevabı göster
dampening
in the name of: belirtilen bir amaç veya ilke
Burada in the name of, eylemin hizmet etmesi amaçlanan hedefi veya ilkeyi, yani sabırlı araştırma ve anlayışı tanıtır. Bu bağlamda olumlu bir gerekçedir; herhangi bir kişinin gerçek adına gönderme yapmaz. Daha genel olarak bu kalıplaşmış edat öbeği, bir davayı, değeri veya hedefi eylemin belirtilen nedeni olarak sunar.
Alıştırma
"The coach shortened practice in the name of safety," cümlesinde in the name of ne anlama gelir?
- Koç antrenmanın adını değiştirdi.
- Güvenlik kesinlikle yalnızca bir bahaneydi.
- Kararı Safety adlı biri verdi.
- Güvenlik, kararın nedeni veya ilkesi olarak sunuldu.
Cevabı göster
Güvenlik, kararın nedeni veya ilkesi olarak sunuldu.