Her Şeyin Başlangıcı -- Büyük Patlama: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
800 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon evrenin genişlemesini, parçacıkları, atomları, Karanlık Çağ'ı ve yıldızları izlerken kesin başlangıcı açık bir soru olarak bırakıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the Big Bang — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Adın sözcüğü sözcüğüne okunduğunda neden yanılttığını anlayın; uzayın genişlemesini boşluktaki bir patlamadan ayırın. 2. making for — Öbek fiiller: İfadeyi “bir durum oluşturmak” ya da “ona yol açmak” olarak okuyup süreci sonucuna bağlayın. 3. what we do know is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Belirsizlikten kanıtlı sonuca geçmek için wh yan tümcesini vurgu yapan do ile kullanın; her şeyin bilindiğini ileri sürmeyin.

Bu derste

The beginning of everything,

0:00

Her şeyin başlangıcı,

the Big Bang.

0:02

Büyük Patlama.

The idea that the universe was suddenly born

0:04

Evrenin aniden doğduğu

and is not infinite.

0:07

ve sonsuz olmadığı fikri.

Up to the middle of the 20th century,

0:09

20. yüzyılın ortalarına kadar,

most scientists thought of the universe as infinite and ageless. Dilbilgisi

0:11

çoğu bilim insanı evrenin sonsuz ve yaşsız olduğunu düşünüyordu.

Dilbilgisi

think of A as B: A’yı B olarak görmek

think of A as B kalıbında A betimlenen kişi ya da şey, B ise ona yüklenen fikir, kategori ya da niteliktir. Burada bilim insanları evreni sonsuz ve ezelî olarak görüyordu. Geçmiş zaman biçimi thought, bunun onların önceki görüşü olduğunu gösterir. Ardından as B geldiğinde think of yalnızca “hatırlamak” değil, “belirli bir şekilde görmek veya hayal etmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi think of A as B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: I ____ this room ____ a quiet place to read.

Cevabı göster

think of · as

Until Einstein's theory of relativity gave us a better understanding of gravity

0:16

Ta ki Einstein'ın görelilik teorisi bize kütleçekimi hakkında daha iyi bir anlayış verene

and Edwin Hubble discovered that galaxies are moving apart Öbek fiiller

0:21

ve Edwin Hubble galaksilerin birbirinden uzaklaştığını,

from one another in a way that fits previous predictions.

0:24

önceki tahminlere uyan bir şekilde keşfedene kadar.

Öbek fiiller

move apart: birbirinden uzaklaşmak

Move apart, “birbirinden daha uzağa gitmek” anlamına gelir. Burada çoğul özne galaxies ve from one another, galaksiler arasındaki mesafelerin arttığını gösterir; her galaksinin dışarıdaki tek bir noktaya yöneldiği anlamına gelmez. Are moving şimdiki zamanın devam biçimidir. Ayrılmayı sürmekte olan bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

İki dansçı yan yana başlar. Sonra her biri farklı bir yöne adım atar ve aralarındaki mesafe artar. Bunu en doğru biçimde hangi ifade anlatır?

  1. move around
  2. move away from the stage
  3. move apart
Cevabı göster

move apart

In 1964, by accident, Kalıp ifadeler

0:29

1964 yılında tesadüfen,

cosmic background radiation was discovered,

0:31

kozmik arka plan ışıması keşfedildi,

Kalıp ifadeler

by accident: kazara/istemeden

By accident, 'istemeden' ya da 'planlamadan' demektir. Burada keşfin nasıl gerçekleştiğini açıklar: hiç kimse bu ışınımı keşfetmeyi amaçlamamıştı. Bu, zarf gibi işleyen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Virgüller onu ayırır; ancak temel cümle hâlâ cosmic background radiation was discovered bölümüdür.

Alıştırma

Leo did not mean to send the message. Leo sent it ___ cümlesini hangi ifade doğru tamamlar?

  1. because of an accident
  2. by accident
  3. on purpose
Cevabı göster

by accident

a relic of the early universe, Kelime

0:33

erken evrenin bir kalıntısı,

Kelime

relic of the early universe: erken evrenden kalma iz

Relic, daha eski bir dönemden günümüze kalan bir şeydir. Bu bilimsel bağlamda kozmik arka plan ışınımına relic denir; çünkü bu, evrenin erken aşamalarından kalan gözlemlenebilir bir kanıttır, dinî bir nesne değildir. a relic of the early universe isim öbeği, ışınımı başka bir ifadeyle yeniden tanıtan bir eşlemedir. Buradaki of, basit bir sahiplikten çok onun hangi dönemden geldiğini gösterir.

Alıştırma

The custom is a relic of an earlier age cümlesinde relic ne anlama gelir?

  1. İbadette kullanılan kutsal bir nesne
  2. Gelecekle ilgili yeni bir fikir
  3. Geçmişten günümüze kalan bir şey
Cevabı göster

Geçmişten günümüze kalan bir şey

which together with other observational evidence,

0:35

ki bu, diğer gözlemsel kanıtlarla birlikte,

made the Big Bang the accepted theory in science.

0:38

Büyük Patlama'yı bilimde kabul gören bir teori haline getirdi.

Since then, improved technology like the Hubble telescope

0:41

O zamandan beri, Hubble teleskobu gibi gelişmiş teknolojiler

has given us a pretty good picture of the Big Bang and the structure of the cosmos. Deyimler

0:45

bize Büyük Patlama'nın ve kozmosun yapısının oldukça iyi bir resmini verdi.

Deyimler

given us a pretty good picture of: oldukça net bir genel fikir vermek

Burada given us a pretty good picture of, “oldukça net bir genel anlayış edinmemizi sağladı” demektir. Picture mecaz anlamdadır; tek bir gerçek fotoğrafı değil, bilgilerden oluşturulan zihinsel bir resmi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı give someone a picture of something şeklindedir. Kanıtları veya bir açıklamayı, bir durumu anlamanın yolu olarak sunar. Burada pretty, “oldukça” anlamına gelir; dolayısıyla pretty good görsel güzelliği değil, anlama düzeyini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor? “The monthly reports have given us a pretty good picture of customer demand.”

  1. Müşteri talebi hakkındaki bilgilerin çoğunu gizlediler.
  2. Müşteri talebini gösteren güzel bir fotoğraf ürettiler.
  3. Müşteri talebini oldukça iyi anlamamıza yardımcı oldular.
Cevabı göster

Müşteri talebini oldukça iyi anlamamıza yardımcı oldular.

Recent observations even seem to suggest Kalıp ifadeler

0:50

Hatta son gözlemler,

that the expansion of the universe is accelerating.

0:52

evrenin genişlemesinin hızlandığını öne sürüyor gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

seem to suggest: işaret ediyor gibi görünmek

Seem to suggest, gözlemlerin bir sonuca işaret ettiği ancak bu sonucun kesin olarak sunulmadığı anlamına gelir. Burada suggest, “tavsiye etmek” değil, “işaret etmek” demektir. Bu ifade iki kat temkin içerir: suggest, prove kadar güçlü değildir; seem to ise kanıtların daha sonra başka bir açıklaması olabileceği için ek bir mesafe yaratır. Kesinleşmiş bir olguyu değil, bir yorumu aktarırken kullanışlıdır.

Alıştırma

İlk kanıtlar bir sonuca işaret ediyor ancak başka bir açıklama da mümkün görünüyorsa hangi cümle en uygundur?

  1. The researchers suggest trying the treatment immediately.
  2. The early results seem to suggest that the treatment may help.
  3. The early results show conclusively that the treatment will help.
Cevabı göster

The early results seem to suggest that the treatment may help.

But how did this Big Bang work?

0:55

Peki bu Büyük Patlama nasıl gerçekleşti?

How can something come from nothing?

0:58

Hiçlikten bir şey nasıl var olabilir?

Let's explore what we know.

1:01

Bildiklerimizi keşfedelim.

We can ignore the beginning part for now.

1:10

Şimdilik başlangıç kısmını es geçebiliriz.

First of all, Anlatım akışı

1:13

Her şeyden önce,

the Big Bang was not an explosion. Kültür

1:14

Büyük Patlama bir patlama değildi.

Anlatım akışı

İlk önemli noktayı sunmak için First of all,

First of all, bir açıklamadaki ilk önemli noktayı sunar. Burada dinleyiciye, konuşmacının daha fazla ayrıntı vermeden önce temel bir yanlış anlamayı düzelterek başlayacağını bildirir. Numaralandırılmış bir liste olmasa bile fikirleri düzenlemek için kullanılabilir. Yine de ardından başka bir noktanın veya daha ayrıntılı bir açıklamanın geleceği beklentisini oluşturur.

Alıştırma

Bir açıklamaya başlıyor ve ilk önemli noktayı sunmak istiyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir?

  1. All at once,
  2. At first,
  3. First of all,
Cevabı göster

First of all,

It was all space stretching everywhere

1:17

Bütün uzayın her yere

all at once. Kalıp ifadeler

1:19

aynı anda gerilmesiydi.

Kültür

Big Bang: sıradan bir patlama değil, uzayın genişlemesi

Big Bang, kozmolojide evrenin ilk sıcak ve yoğun evresi ile sonraki genişlemesini anlatan özel bir addır. bang sözcüğü genellikle bir patlamayı düşündürse de bu ad, maddenin tek bir merkezden dışarıdaki boş uzaya fırlaması olarak anlaşılmamalıdır. Bu cümlede sonraki açıklama gerekli görüntüyü verir: uzayın kendisi her yerde aynı anda genişler. Bu nedenle bang sözcüğünün günlük anlamı burada yanıltıcı olabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada hangi görüntü Big Bang ile en iyi eşleşir?

  1. Yüksek bir sesin bunun dışında değişmeden kalan evrende ilerlemesi
  2. Uzayın kendisinin evrenin her yerinde genişlemesi
  3. Maddenin tek bir merkezden zaten var olan uzaya patlayarak yayılması
Cevabı göster

Uzayın kendisinin evrenin her yerinde genişlemesi

Kalıp ifadeler

all at once: aynı anda gerçekleşme

Bu cümlede all at once, “aynı anda” demektir. all space ve everywhere ifadeleri, genişlemenin uzayın her yerinde eş zamanlı olduğunu gösterir. Bu ifade başka bağlamlarda “birdenbire” anlamına da gelebilir. Bu nedenle anlamı seçerken çevresindeki sözcükleri kullanın. Burada bir işin tek denemede tamamen bitirilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Altyazıdaki all at once ne anlama geliyor?

  1. Genişleme yalnızca bir yerde ve uyarı olmadan gerçekleşti.
  2. Uzayın her bölümü aynı anda genişliyordu.
  3. Uzay bütün genişlemesini tek denemede tamamladı.
Cevabı göster

Uzayın her bölümü aynı anda genişliyordu.

The universe started very, very, very small

1:21

Evren çok, çok, çok küçük başladı

and quickly expanded to the size of a football. Kalıp ifadeler

1:24

ve hızla bir futbol topu büyüklüğüne genişledi.

Kalıp ifadeler

expanded to the size of: ulaşılan son boyutu belirtme

Expanded to the size of a football, evrenin büyüdükten sonra bir futbol topuyla karşılaştırılabilecek boyuta ulaştığı anlamına gelir. expand to + size/result kalıbında to, değişimin ulaştığı son noktayı gösterir. Futbol topu bir boyut karşılaştırmasıdır; gidilecek bir yer değildir. Aynı kalıp boyut, ölçek veya kapasite değişimlerini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve son boyutu belirten expand fiilinin geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: In the experiment, the foam ____ a basketball.

Cevabı göster

expanded to the size of

The universe didn't expand into anything.

1:27

Evren herhangi bir şeyin içine doğru genişlemedi.

Space was just expanding into itself.

1:30

Uzay sadece kendi içine genişliyordu.

The universe cannot expand into anything

1:33

Evren hiçbir şeyin içine genişleyemez

because the universe has no borders.

1:35

çünkü evrenin sınırları yoktur.

There is by definition no outside the universe. Anlatım akışı

1:38

Tanım gereği evrenin dışı diye bir şey yoktur.

Anlatım akışı

by definition: bir terimin anlamının zorunlu kıldığı sonuç

By definition, sonucun burada kullanılan universe sözcüğünün anlamından çıktığını belirtir: Evren var olan her şeyi kapsıyorsa onun dışında bir yer olamaz. Bu ifade, dayanağını belirterek savı düzenler. Sözü edilen yargıyı yeni bir gözlem, ölçüm ya da belirli bir sözlükten alıntı olarak değil, kavramın sınırlarının bir sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede by definition neyi belirtir?

  1. Sonuç, universe sözcüğünün anlamından çıkar.
  2. Sonuç, evren ölçülerek keşfedilmiştir.
  3. Konuşmacı belirli bir sözlükten alıntı yapmaktadır.
Cevabı göster

Sonuç, universe sözcüğünün anlamından çıkar.

The universe is all there is.

1:41

Evren var olan her şeydir.

In this hot, dense environment,

1:44

Bu sıcak, yoğun ortamda,

energy manifested itself in particles Kelime

1:46

enerji kendini sadece zamanın en küçük anlarında var olan

Kelime

manifested itself in: soyut bir şeyin somutlaşması

Bu cümlede manifested itself in, “bir şey aracılığıyla görünür hâle geldi veya somut bir biçim aldı” anlamına gelir. Soyut özne energy, particles adlı somut biçim aracılığıyla ortaya çıkmış olarak sunulur. Dönüşlülük zamiri itself, manifest oneself in kalıbının bir parçasıdır ve özneyle uyum gösterir. Enerjinin bilinçli biçimde kendini gösterdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi manifest oneself in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her anxiety ____ constant checking.

Cevabı göster

manifested itself in

that existed only for the tiniest glimpses of time. Deyimler

1:48

parçacıklar şeklinde gösterdi.

Deyimler

"tiniest glimpses of time" ifadesindeki mecaz

Burada glimpses of time, son derece kısa zaman aralıklarını betimleyen mecazlı bir anlatımdır. Glimpse normalde çok kısa bir bakış anlamına gelir; cümle, bir şeyin belirip neredeyse hemen kaybolması görüntüsünü zamana aktarır. Tiny sözcüğünün en üstünlük biçimi olan tiniest, bu zaman aralıklarını olabilecek en kısa hâliyle gösterir. İfade teknik değil, canlı ve betimleyicidir; ölçülmüş bir süre vermeden neredeyse anlık bir varoluşu anlatır.

Alıştırma

"the tiniest glimpses of time" ifadesinde "glimpses of time" neyi betimliyor?

  1. birkaç uzun çağ
  2. son derece kısa zaman aralıkları
  3. bir saate atılan hızlı bakışlar
Cevabı göster

son derece kısa zaman aralıkları

From gluons, pairs of quarks were created,

1:52

Gluonlardan, kuark çiftleri yaratıldı,

which destroyed one another, Dilbilgisi

1:55

bunlar birbirlerini yok ettiler,

Dilbilgisi

Karşılıklı eylem için one another

One another, çoğul bir öznenin üyelerinin aynı eylemi birbirlerine yaptığını gösterir. Bu bir karşılıklılık zamiridir. Burada kuarklar ilgisiz bir nesneyi yok etmez; çiftin her üyesi diğer üyeye etki eder. İfade genellikle help one another veya affect one another örneklerinde olduğu gibi nesne konumunda kullanılır. Bir grup eylemini iki yönlü veya karşılıklı bir ilişkiye dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle iki komşunun da diğerine yardım ettiğini açıkça söylüyor?

  1. The two neighbors helped one another during the storm.
  2. One neighbor helped another during the storm.
  3. The two neighbors helped the visitor during the storm.
Cevabı göster

The two neighbors helped one another during the storm.

perhaps after giving off more gluons. Öbek fiiller

1:56

belki de daha fazla gluon yaydıktan sonra.

Öbek fiiller

giving off: bir kaynaktan bir şey yaymak

Giving off, give off öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada “salmak” veya “yaymak” anlamındadır: daha fazla gluon salınmaktadır. Bir kaynak ısı, ışık, koku, gaz, enerji ya da parçacık yaydığında give off kullanılır. Off sözcüğü öbek fiilin anlamının bir parçasıdır; bu nedenle give tek başına aynı düşünceyi ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan öbek fiille tamamlayın: The metal cooled after ____ heat.

Cevabı göster

giving off

These found other short-lived quarks to interact with, Kelime

1:59

Bunlar, etkileşime girmek için başka kısa ömürlü kuarklar buldular,

Kelime

short-lived: yalnızca kısa süre var olan veya devam eden

Short-lived, “yalnızca kısa süre var olan veya devam eden” anlamına gelen bileşik bir sıfattır. Burada quarks sözcüğünü niteler ve kuarkların yalnızca kısa bir süre var olduğunu belirtir. Kısa çizgi, short ile lived sözcüklerini tek bir sıfatta birleştirir. Bu sözcük canlıları, parçacıkları, olayları, eğilimleri, başarıyı veya planları anlatabilir; yalnızca insanlar ya da hayvanlar için kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan bileşik sıfatla tamamlayın: The online craze disappeared after two days, so it was ____.

Cevabı göster

short-lived

forming new quark pairs and gluons again. Dilbilgisi

2:01

tekrar yeni kuark çiftleri ve gluonlar oluşturdular.

Dilbilgisi

forming ...: sonucu gösteren virgül + -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki -ing yapısı “forming new quark pairs and gluons again”, önceki etkileşimin sonucunu belirtir. Yapının mantıksal kaynağı yalnızca yakındaki “quarks” adı değil, başka kuarklar bulup onlarla etkileşime girme olayının tamamıdır. Ana cümle + virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, neden-sonuç dizisini daha kısa biçimde anlatır. Buradaki anlam “ve bunun sonucunda yeniden yeni kuark çiftleri ve gluonlar oluştu” şeklindedir; yalnızca aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylem değildir.

Alıştırma

Hangi son, ana olayın sonucunu göstermek için virgül + -ing yan cümlesi kullanır? The temperature dropped below freezing overnight, ...

  1. forming a layer of ice on the pond.
  2. while the children wore warm coats.
  3. the pond had a layer of ice yesterday.
Cevabı göster

forming a layer of ice on the pond.

Matter and energy were not just theoretically equivalent. Anlatım akışı

2:04

Madde ve enerji sadece teorik olarak eşdeğer değildi.

It was so hot, they were practically the same stuff.

2:08

O kadar sıcaktı ki, pratikte aynı şeydiler.

Anlatım akışı

not just theoretically ... practically: pernyataanı cümleler arasında güçlendirmek

İlk cümle, madde ve enerjiyi teoride eşdeğer olarak sunar. “Not just”, bunun yalnızca başlangıç noktası olduğunu ve ardından daha güçlü bir iddia geleceğini belirtir. Aynı cümlede “but also” bulunmasa bile sonraki cümle bu daha güçlü noktayı tamamlar: aşırı sıcaklıkta aralarındaki ayrım pratikte neredeyse önemsizdi. “Theoretically”, teoriye göre demektir; buradaki “practically” ise gerçekte veya neredeyse anlamındadır. “They”, matter and energy ifadelerine gönderme yapar. “The same stuff” ise ikisinin neredeyse aynı tür şeylermiş gibi davrandığını anlatan gündelik bir ifadedir.

Alıştırma

Soyut bir iddiadan gerçek koşullar hakkında daha güçlü bir ifadeye geçişi en iyi hangi devam tamamlar? The designs are not just theoretically equivalent. ...

  1. Under normal use, they perform practically the same way.
  2. One design is blue, and the other is green.
  3. The theory was published in a long report.
Cevabı göster

Under normal use, they perform practically the same way.

Somewhere around this time,

2:12

Bu zaman dilimi civarında bir yerlerde,

matter won over antimatter.

2:13

madde, antimaddeye galip geldi.

Today, we're left with almost all matter Kalıp ifadeler

2:16

Bugün, geriye neredeyse tamamen madde kaldı

and nearly no antimatter at all.

2:18

ve antimaddeden neredeyse hiç kalmadı.

Kalıp ifadeler

We're left with: geriye kalan sonuç

we're left with + isim öbeği yapısında be left with, bir şey değiştikten, kaldırıldıktan veya karara bağlandıktan sonra geriye kalan sonucu anlatır. Burada, günümüzdeki sonucun neredeyse tamamen maddeden oluştuğu ve neredeyse hiç antimadde bulunmadığı anlamına gelir. Özne olan we, günümüz evrenindeki gözlemcileri genel olarak ifade eder. Edilgen görünümlü bu yapı, ortaya çıkan duruma odaklanır; birinin bizi fiziksel olarak bir nesneyle birlikte bir yerde bırakması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir süreç sonucunda geriye bir şey kaldığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After crossing out the impossible choices, ____ two options.

Cevabı göster

we're left with

Somehow, 1 billion and 1 matter particles

2:20

Her nasılsa, her 1 milyar antimadde parçacığına karşılık

were formed for every 1 billion particles of antimatter. Dilbilgisi

2:23

1 milyar 1 madde parçacığı oluşmuştu.

Dilbilgisi

For every: oran belirtmek

X for every Y kalıbı bir oran belirtir: her Y miktarı veya grubu için X miktarı karşılık gelir. Bu cümlede 1.000.000.001 madde parçacığı, her 1.000.000.000 antimadde parçacığıyla karşılaştırılır. for every ifadesinden önceki miktarı X, sonraki miktarı ise karşılaştırma temeli Y olarak okuyun. Burada for amaç veya süre bildirmez.

Alıştırma

Oranı burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic has three nurses ____ twenty patients.

Cevabı göster

for every

Instead of one massive ultimate force in the universe,

2:27

Evrendeki tek bir devasa nihai kuvvet yerine,

there were now several refined versions of it

2:30

artık farklı kurallar altında hareket eden

acting under different rules.

2:33

onun birkaç rafine versiyonu vardı.

By now, the universe has stretched to a billion kilometers in diameter,

2:35

Şimdiye kadar, evrenin çapı bir milyar kilometreye kadar gerildi,

which leads to a decrease in temperature. Kalıp ifadeler

2:39

bu da sıcaklığın düşmesine yol açıyor.

Kalıp ifadeler

leads to a decrease in: neden ve azalma belirtme

Bu cümlede which, önceki olgunun tamamına gönderme yapar: Evren çok daha büyük bir boyuta kadar genişlemiştir. Leads to a decrease in temperature, bu değişikliğin sıcaklığın düşmesine neden olduğu anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, neden veya olay + lead to + a decrease in + ölçülen şey biçimindedir. Lead to içindeki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu veya -ing biçimi gelir, yalın fiil gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede lead to a decrease in doğru kullanılmıştır?

  1. The new policy led a decrease in waste.
  2. The new policy led to decrease waste.
  3. The new policy led to a decrease in waste.
Cevabı göster

The new policy led to a decrease in waste.

The cycle of quarks being born and converted back to energy suddenly stops. Dilbilgisi

2:42

Kuarkların doğup tekrar enerjiye dönüşmesi döngüsü aniden durur.

Dilbilgisi

being born and converted back to energy: being ortak kullanılan edilgen -ing yapısı

Being, quarkların başına ne geldiğini anlatan edilgen bir -ing yapısı başlatır. Koordineli iki geçmiş zaman ortacıyla birlikte çalışır: being born and (being) converted back to energy. Aynı quarklar her iki eyleme de maruz kaldığı için ikinci being söylenmez. Bu bölümün tamamı of sözcüğünden sonra gelir ve döngü içindeki tekrarlanan süreci anlatır. Cümlenin ana fiili değildir; ana fiil stops sözcüğüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede iki edilgen eylem tek bir being sözcüğünü doğru biçimde paylaşır?

  1. The process of the metal being heated and shaped takes several hours.
  2. The process of the metal being heated and shaping takes several hours.
  3. The process of the metal is being heated and shaped takes several hours.
Cevabı göster

The process of the metal being heated and shaped takes several hours.

From now on, we work with what we have. Kalıp ifadeler

2:46

Şu andan itibaren, elimizdekilerle çalışıyoruz.

Kalıp ifadeler

work with what we have: elimizdekilerle çalışmak

Bu cümlede work with, bir şeyi başlangıç malzemesi veya koşulu olarak kullanmak ya da ele almak anlamına gelir. Bir kişiyle birlikte çalışmak anlamına gelmez. What we have, şu anda kullanılabilen kaynakları veya koşulları ifade eder. İfadenin tamamı bir sınırlamayı kabul eder ve dikkati bundan sonra yapılabilecek şeylere yöneltir.

Alıştırma

'We cannot get more paint, so let's work with what we have,' cümlesinde work with what we have ne anlama gelir?

  1. Daha iyi malzemeler gelene kadar durmak.
  2. Görevi zaten burada bulunan insanlarla birlikte yapmak.
  3. Mevcut malzemeleri kullanıp devam etmek.
Cevabı göster

Mevcut malzemeleri kullanıp devam etmek.

Quarks begin forming new particles,

2:49

Kuarklar yeni parçacıklar oluşturmaya başlar,

hadrons, like protons and neutrons.

2:51

protonlar ve nötronlar gibi hadronları.

There are many, many combinations of quarks that can form all sorts of hadrons, Kalıp ifadeler

2:54

Her türlü hadronu oluşturabilen çok, çok sayıda kuark kombinasyonu vardır,

Kalıp ifadeler

all sorts of: birçok farklı tür

All sorts of, bir şeyin birçok farklı türü anlamına gelir. Çeşitliliği vurgular; buradaki all genellikle anlamı güçlendirir, mümkün olan her türün eksiksiz biçimde dâhil edildiğini söylemez. Bu cümlede kuark birleşimlerinin oluşturabildiği geniş hadron çeşitliliğini anlatır. Kalıp all sorts of + isim şeklindedir. all sorts of questions örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerden ya da all sorts of music ve trouble örneklerindeki gibi sayılamayan ve soyut isimlerden önce gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “birçok farklı tür” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seçin: The club offers ___ activities, from chess to hiking.

  1. sort of
  2. a sort of
  3. all sorts of
Cevabı göster

all sorts of

but only very few are reasonably stable for any length of time. Kalıp ifadeler

2:58

ancak sadece çok azı herhangi bir süre için makul ölçüde kararlıdır.

Kalıp ifadeler

for any length of time: sınırlı süreyi vurgulamak

Bu cümlede for any length of time, “kayda değer veya kesintisiz bir süre boyunca” anlamına gelir. only very few ve stable ile birlikte, kısa bir aralıktan sonra da makul ölçüde kararlı kalan şeylerin çok az olduğunu belirtir. Olumsuz veya güçlü biçimde sınırlanmış bağlamlarda any, asgari bir sınırı vurgular: durumu bir süre korumak bile zordur. Burada konuşanın herhangi bir süreyi özgürce seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Sinyalin kayda değer bir süre bile kararlı kalamadığını vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The connection is too weak to stay stable ____.

Cevabı göster

for any length of time

Please take a moment to appreciate that by now, Ton ve niyet

3:03

Lütfen şu ana kadar

only 1 second has passed since the beginning of everything. Dilbilgisi

3:05

her şeyin başlangıcından bu yana sadece 1 saniyenin geçtiğini idrak etmek için bir an ayırın.

Ton ve niyet

take a moment to appreciate that: dikkati bir gerçeğin önemine yönlendirmek

Please take a moment to appreciate that, dikkati nazikçe yönlendiren bir kalıptır. Dinleyicilerden zihinsel olarak durmalarını ve that yan cümlesindeki gerçeğin neden önemli veya şaşırtıcı olduğunu tam olarak anlamalarını ister. Burada appreciate, bir şeyi anlamak ve önemini kavramak demektir; birine teşekkür etmek anlamına gelmez. Please yönlendirmenin sertliğini azaltırken that, dinleyicilerin değerlendirmesi gereken tam gerçeği sunar.

Alıştırma

Bir konuşmacı, dinleyicilerin durup şaşırtıcı bir gerçeğin önemini anlamasını istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. Please take a moment to appreciate that this bridge was built without modern machines.
  2. Please take a moment to thank the engineers who built this bridge.
  3. Please check whether this bridge was built with modern machines.
Cevabı göster

Please take a moment to appreciate that this bridge was built without modern machines.

Dilbilgisi

has passed since: başlangıç noktasından geçen zamanı ölçme

only 1 second has passed since the beginning of everything cümlesinde has passed, zaman çizelgesindeki mevcut noktaya kadar 1 saniyenin geçmiş olduğunu anlatır. 1 second tekil bir öznedir; bu nedenle has ve ardından pass fiilinin geçmiş zaman ortacı olan passed kullanılır. Since, süreyi değil başlangıç noktası olan the beginning of everything ifadesini tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp şöyledir: zaman miktarı + has/have passed + since + başlangıç noktası.

Alıştırma

Cümleyi has, pass ve since kullanarak tamamlayın: One minute ____ the timer started.

Cevabı göster

has passed since

The universe, which has grown to 100 billion kilometers, Dilbilgisi

3:11

100 milyar kilometreye ulaşan evren,

is now cold enough to allow most of the neutrons to decay Notlar

3:14

şimdi çoğu nötronun bozunarak

into protons and form the first atom, hydrogen.

3:17

protonlara dönüşmesine ve ilk atom olan hidrojeni oluşturmasına izin verecek kadar soğuktur.

Dilbilgisi

which has grown to 100 billion kilometers: sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciği

Virgüller arasındaki which has grown to 100 billion kilometers yan cümleciği, The universe hakkında ek bilgi verir. İsim zaten belirli ve tek bir varlığa işaret ettiği için bu yan cümlecik hangi evrenin kastedildiğini seçmez. Yan cümlecik çıkarıldığında ana ifade hâlâ tamamdır: The universe is now cold enough. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; açıklayıcı metinlerde ana düşünceyi açık tutarken arka plan bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, zaten belirlenmiş bir isim hakkında ek bilgi vermek için sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği kullanır?

  1. The library, which opened in 1920, is being renovated.
  2. The library that opened in 1920 is being renovated.
  3. The library opened in 1920 and is being renovated.
Cevabı göster

The library, which opened in 1920, is being renovated.

Dilbilgisi

cold enough to allow ifadesinde sıfat + enough + to mastarı

Cold enough to allow, sıfat + enough + to mastarı kalıbını izler. Cold koşulu belirtir, enough sıcaklığın gerekli eşiğe ulaştığını gösterir ve to allow mümkün hâle gelen sonucu tanıtır. Enough bir sıfatla kullanıldığında sıfattan sonra gelir: cold enough doğrudur, enough cold değildir. Burada allow kendi nesnesi olan most of the neutrons ifadesini alır ve ardından to decay gelir: allow + nesne + to mastarı.

Alıştırma

Sıfat + enough + to mastarı yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The soup cool enough serving now.
  2. The soup is enough cool to serve now.
  3. The soup is cool enough to serve now.
Cevabı göster

The soup is cool enough to serve now.

Kelime

decay into protons ifadesinde decay into + ürün yapısının bilimsel kullanımı

Bu fizik bağlamında decay into protons, kararsız nötronların parçacık bozunmasına uğrayıp proton üretmesi anlamına gelir. Buradaki decay, günlük çürüme anlamını değil, teknik bir süreci anlatır. Kalıp decay into + ortaya çıkan parçacık ya da parçacıklardır. Decay fiilinin öznesi sürece uğrayan şeyi, into sonrasındaki isim ise bir ürünü belirtir. Bu cümlede most of the neutrons, allow fiilinin nesnesi ve decay fiilinin anlamca öznesidir; protons ise bir sonucu belirtir.

Alıştırma

Parçacık bozunmasının ürünlerini doğal biçimde belirten cümleyi seçin.

  1. The unstable particle decays from two photons.
  2. The unstable particle decays two photons.
  3. The unstable particle decays into two photons.
Cevabı göster

The unstable particle decays into two photons.

Imagine the universe at this point as an extremely hot soup, Anlatım akışı

3:22

Bu noktadaki evreni son derece sıcak bir çorba olarak hayal edin,

10 billion degrees Celsius,

3:25

10 milyar santigrat derece,

filled with countless particles and energy.

3:28

sayısız parçacık ve enerji ile dolu.

Anlatım akışı

Imagine A as B: zihinsel bir model kurmak

Imagine A as B, dinleyiciden A’yı B modeli üzerinden gözünde canlandırmasını ister. Burada ilk evren gerçekten bir çorba değildir; çorba, çok sıcak ve çok sayıda parçacığın birbirine karıştığı bir şeyi basitçe hayal etmeyi sağlar. Bu kalıp açıklamayı da düzenler: önce tanıdık bir görüntü verir, ardından sıcaklık, parçacıklar ve enerji bu görüntüye ayrıntı ekler. Soyut bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Benzetmeyi Imagine A as B kalıbıyla tamamlayın: Imagine the network ____ a system of roads carrying messages.

Cevabı göster

as

Over the next few minutes,

3:31

Sonraki birkaç dakika içinde,

things cooled and settled down very fast. Öbek fiiller

3:32

her şey çok hızlı bir şekilde soğudu ve yatıştı.

Öbek fiiller

settled down: istikrarlı hâle gelmek

Burada settled down, “daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi” demektir. Cooled ile birlikte kullanıldığı ve özne ilk evrendeki things olduğu için, sessizce oturan ya da aile kuran bir kişiyi değil, fiziksel koşulların dengelenmesini anlatır. Settle down ifadesinin anlamı bağlama göre değişir. Ortak fikir, hareketlilik, değişim veya düzensizlikten daha sakin ya da istikrarlı bir duruma geçiştir.

Alıştırma

“After several wild swings, the market settled down,” cümlesinde settled down ne anlama gelir?

  1. daha alçak bir konuma oturdu
  2. kalıcı bir eve taşındı
  3. daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi
  4. daha sıcak ve daha hızlı hâle geldi
Cevabı göster

daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi

Atoms formed out of hadrons and electrons,

3:36

Atomlar hadronlardan ve elektronlardan oluştu,

making for a stable and electrically neutral environment. Öbek fiiller

3:38

kararlı ve elektriksel olarak nötr bir ortam sağladı.

Öbek fiiller

making for: bir olayı sonucuna bağlamak

Burada making for, ardından gelen sonucu “ortaya çıkarmak” veya “oluşmasına yardımcı olmak” anlamındadır. A stable and electrically neutral environment sonuçtur; bir kişi için yapılan bir şey değildir. Virgülden sonraki -ing yapısı, önceki olayın tamamına, yani atomların hadronlar ve elektronlardan oluşmasına gönderme yapar. Bu yapı, önceki olayın sonucunu eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede make for, “bir sonuca yol açmak veya sonucun oluşmasına yardımcı olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The clear map prevented delays, making for a smoother trip.
  2. We left early to make for the station.
  3. Leah made a snack for her brother.
Cevabı göster

The clear map prevented delays, making for a smoother trip.

Some call this period the Dark Age Kültür

3:42

Bazıları bu döneme Karanlık Çağ der

because there were no stars and the hydrogen gas didn't allow visible light to move around.

3:44

çünkü hiç yıldız yoktu ve hidrojen gazı görünür ışığın etrafta dolaşmasına izin vermiyordu.

Kültür

kozmolojide the Dark Age

Bu cümlede the Dark Age, yıldızların var olmasından önceki erken evren döneminin adıdır. Yıldızların bulunmaması ve hidrojen gazının görünür ışığın serbestçe ilerlemesini engellemesi nedeniyle evren, because yan cümlesinde açıklanan anlamda karanlıktı. Buradaki ifade Avrupa tarihine gönderme yapmaz. stars, hydrogen gas ve visible light gibi ipuçları, anlamın kozmolojiyle ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Erken evreni anlatan bilimsel bir belgeselde the Dark Age büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Orta Çağ Avrupa tarihindeki bir dönem
  2. İlk yıldızlardan önce, görünür ışığın serbestçe ilerleyemediği dönem
  3. Elektrik ışığının olmadığı herhangi bir gece
Cevabı göster

İlk yıldızlardan önce, görünür ışığın serbestçe ilerleyemediği dönem

But what's the meaning of visible light anyway, Ton ve niyet

3:49

Ama görünür ışığın ne anlamı var ki,

when there's nothing alive yet that could have eyes?

3:51

henüz gözleri olabilecek canlı hiçbir şey yokken?

Ton ve niyet

Soru sonunda anyway: kuşku bildiren bir söylem belirteci

Bu retorik soruda anyway, “iyice düşününce” ya da “sonuçta” anlamına yakındır. Konuyu temel meseleye geri getirir ve kuşku katar: görebilen hiçbir şey yoksa bu ışığa “görünür” demek sorgulanabilir görünür. Burada anyway bir söylem belirtecidir; “ne olursa olsun” şeklindeki düz anlamında değildir. Sonunda anyway bulunan bir soru çoğu zaman bir varsayımı sorgular veya bu meselenin en başta neden önemli olduğunu sorar.

Alıştırma

"Why are we still discussing this plan anyway?" cümlesinde anyway büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Konuşan, ilgisiz bir konu açıyor.
  2. Konuşan, tartışmanın bir amacı olup olmadığını sorguluyor.
  3. Konuşan, bir soruna rağmen planı sürdürecek.
Cevabı göster

Konuşan, tartışmanın bir amacı olup olmadığını sorguluyor.

When the hydrogen gas clumped together after millions of years Öbek fiiller

3:55

Hidrojen gazı milyonlarca yıl sonra topaklaştığında

and gravity put it under great pressure, Kalıp ifadeler

3:58

ve kütleçekimi onu büyük bir baskı altına soktuğunda,

stars and galaxies began to form.

4:00

yıldızlar ve galaksiler oluşmaya başladı.

Öbek fiiller

clumped together: düzensiz kümeler hâlinde toplanmak

Clumped together, çok sayıda küçük parçanın sıkı ve düzensiz kütleler ya da gruplar hâlinde toplanması demektir. Cümlede hidrojen gazı eşit biçimde dağılmış kalmak yerine belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır. Clump together fiil öbeği, toplanmanın biçimini veya yoğunluğunu vurgular. Bir şeylerin yalnızca came together olduğunu söylemekten daha güçlü ve görseldir.

Alıştırma

Islak toprağın küçük parçalarının birbirine yapışıp düzensiz topaklar oluşturmasını en iyi hangi ifade anlatır?

  1. drifted apart
  2. clumped together
  3. lined up
Cevabı göster

clumped together

Kalıp ifadeler

onu büyük bir basınç altında bırakmak

Bu cümlede put it under great pressure, yer çekiminin hidrojen gazının güçlü bir fiziksel basınca maruz kalmasına neden olduğu anlamına gelir. it zamiri gazı gösterir ve gravity bu basıncın nedenidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp put + object + under pressure şeklindedir. Madde üzerindeki fiziksel basıncı veya son tarihler, talepler ve rekabetten kaynaklanan mecazi baskıyı anlatabilir.

Alıştırma

‘Ekibin baskı hissetmesine neden oldu’ anlamındaki kalıbı oluşturacak geçmiş zaman fiilini yazın: The sudden deadline ____ the whole team under pressure.

Cevabı göster

put

Their radiation dissolved the stable hydrogen gas into a plasma

4:03

Onların radyasyonu kararlı hidrojen gazını plazmaya çözündürdü

that still permeates the universe today

4:06

ki bu plazma bugün hala evrene nüfuz etmektedir

and allows visible light to pass.

4:09

ve görünür ışığın geçmesine izin vermektedir.

Finally, Anlatım akışı

4:12

Sonunda,

there was light.

4:13

ışık var oldu.

Anlatım akışı

Sonunda ışık vardı.

Finally, daha önce anlatılan uzun sürecin son noktasını gösterir. Cümlenin başına getirilmesi, sonucun geciktiğini ama artık tamamlandığını vurgular. There was light bir varlık bildiren yapıdır: light sözcüğünü artık var olan veya ortaya çıkan yeni bir bilgi olarak tanıtır; there burada yer bildiren bir sözcük değildir. Çok kısa olan bu yan cümle ek ayrıntıları kaldırır ve sonuca anlatının doruk noktası etkisini verir.

Alıştırma

Bir kurtarma ekibi saatler boyunca yalnızca parazit duymuştur. Hangi son cümle, sinyali uzun süredir beklenen doruk noktası olarak en güçlü biçimde sunar?

  1. The clear signal came from the north.
  2. There was a clear signal at noon.
  3. Finally, there was a clear signal.
Cevabı göster

Finally, there was a clear signal.

Okay,

4:15

Tamam,

but what about the part we didn't talk about? Ton ve niyet

4:16

ama konuşmadığımız kısım ne olacak?

Ton ve niyet

What about ...?: çözülmemiş bir konuya geri dönmek

Bu soruda what about, henüz ele alınmamış bir konuyu, yani dışarıda bırakılan kısmı gündeme getirir. Konuşan kişi eksik kısmın açıklanmasını ister; bir etkinlik önermiyordur. What about + isim veya isim öbeği? yapısını, gözden kaçmış olabilecek bir kişiye, şeye, soruna veya sonuca dikkat çekmek için kullanabilirsin. Ses tonuna göre tarafsız bir hatırlatma ya da bir itiraz olabilir.

Alıştırma

“But what about the cost we haven't discussed?” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Konuşmanın nerede gerçekleştiğini sormak
  2. Henüz çözülmemiş bir konuyu gündeme getirmek
  3. Herkesin bir şey satın almasını önermek
Cevabı göster

Henüz çözülmemiş bir konuyu gündeme getirmek

What happened right at the beginning? Kelime

4:18

Tam olarak başlangıçta ne oldu?

Kelime

Right at the beginning: başlangıçtaki kesin anı vurgulamak

Burada right, anlamı güçlendiren bir zarftır. Right at the beginning, yalnızca erken bir aşamayı değil, en baştaki kesin anı göstererek “tam başlangıçta” anlamına gelir. Aynı yapı right now, right here, right after lunch ve right at the door gibi zaman ve yer ifadelerinde de görülür. Buradaki right, “doğru” veya “solun karşı yönü” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle alarmın gösterinin başladığı tam anda çaldığını en açık şekilde anlatır?

  1. The alarm rang near the beginning of the show.
  2. The alarm rang before the show.
  3. The alarm rang right at the beginning of the show.
Cevabı göster

The alarm rang right at the beginning of the show.

This part can be defined as the Big Bang. Kalıp ifadeler

4:21

Bu kısım Büyük Patlama olarak tanımlanabilir.

Kalıp ifadeler

can be defined as: kesin bir tanım vermek

Can be defined as, öznenin anlamını veya sınırını belirlemenin geçerli yollarından biri olarak kesin bir tanım sunar. Bu cümlede as, this part ifadesini the Big Bang adıyla bağlar; karşılaştırma bildirmez. Edilgen yapı “özne + can be defined as + tanım veya ad” şeklindedir. Can bir miktar seçenek payı bırakır: konuşan kişi bunun geçerli bir tanım olduğunu söyler, ancak tek mümkün tanım olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Tanımı, terimi tanımlamanın geçerli bir yolu olarak sunan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: 'A triangle ____ a closed shape with three straight sides.'

Cevabı göster

can be defined as

We don't know at all what happened here.

4:24

Burada ne olduğunu hiç bilmiyoruz.

At this point,

4:26

Bu noktada,

our tools break down. Öbek fiiller

4:27

araçlarımız bozuluyor.

Öbek fiiller

break down: etkili biçimde çalışmayı bırakmak

Burada break down, etkili biçimde çalışmayı bırakmak veya olanları açıklama yeteneğini kaybetmek anlamına gelir. Özne olan tools, fiziksel el aletlerini değil, teorileri ve matematiksel yöntemleri ifade eder. Bu kullanım geçişsizdir: our tools break down örneğinde olduğu gibi, başarısız olan şey özne konumundadır. Hiçbir şey parçalara ayrılmıyor veya analiz edilmiyor.

Alıştırma

'Without reliable data, the model may break down' cümlesinde break down ne anlama gelir?

  1. Etkili biçimde çalışamaz hâle gelmek
  2. Geçici bir sorundan sonra düzelmek
  3. Modeli daha basit parçalara ayırarak açıklamak
Cevabı göster

Etkili biçimde çalışamaz hâle gelmek

Natural laws stop making sense. Kalıp ifadeler

4:29

Doğa yasaları anlamsızlaşıyor.

Kalıp ifadeler

make sense: mantıklı veya anlaşılır olmak

Burada making sense, mantıklı veya anlaşılır olmak demektir. Cümle, yasaların artık açık ve tutarlı bir açıklama sunmadığını anlatır; sense bedensel bir duyu değildir, make de kelimesi kelimesine yaratmak anlamına gelmez. Burada stop, sona ermek anlamındadır; bu yüzden ardından -ing biçimi making gelir: stop making sense, artık mantıklı olmamak demektir. Bu kalıp bir açıklamanın, planın, kuralın, hikâyenin ya da durumun mantıklı olup olmadığını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi make sense ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Once the final step was removed, the instructions stopped ____.

Cevabı göster

making sense

Time itself becomes wibbly-wobbly. Kelime

4:31

Zamanın kendisi karmakarışık hale geliyor.

Kelime

wibbly-wobbly: dengesizliği eğlenceli biçimde anlatmak

Wibbly-wobbly, dengesiz, çarpılmış veya düzenli olarak düşünülmesi zor bir şeyi anlatan eğlenceli ve gündelik bir sıfattır. Burada zamanın tuhaf davranışını daha canlı ve daha az teknik gösterir. Becomes fiilinden sonra gelir ve time itself ifadesini niteler. Kesin tanımlı bir fizik terimi veya hassas bir ölçüm değildir; normal düzenin bozulmasını mizahi bir görüntüyle anlatır.

Alıştırma

“Time itself becomes wibbly-wobbly” cümlesinde wibbly-wobbly ne anlatır?

  1. Zamanın tuhaf ve dengesiz davrandığını eğlenceli bir dille anlatır.
  2. Zamanın gerçek anlamda sallanma sesi çıkarmaya başladığını anlatır.
  3. Zamanın yeni ve kesin bir bilimsel birimle ölçüldüğünü anlatır.
Cevabı göster

Zamanın tuhaf ve dengesiz davrandığını eğlenceli bir dille anlatır.

To understand what happened here,

4:34

Burada ne olduğunu anlamak için,

we need a theory that unifies Einstein's relativity

4:35

Einstein'ın göreliliğini ve kuantum mekaniğini

and quantum mechanics,

4:38

birleştiren bir teoriye ihtiyacımız var,

something countless scientists are working on right now.

4:40

sayısız bilim insanının şu an üzerinde çalıştığı bir şey.

But this leaves us with lots of unanswered questions. Kalıp ifadeler

4:44

Ancak bu bizi cevaplanmamış pek çok soruyla baş başa bırakıyor.

Kalıp ifadeler

leave someone with something: geriye kalan bir sonuç

leave someone with something kalıbı, bir durumun kişide daha sonra da devam eden bir sonuç bırakması anlamına gelir. Burada this leaves us with lots of unanswered questions, durumun hâlâ yanıtlanmamış pek çok soruyla sonuçlandığını anlatır. Özne nedeni, someone etkilenen kişiyi veya grubu, something ise geriye kalan sonucu gösterir: durum + leaves + kişi + with + sonuç. Bu sonuç bir soru, görev, seçenek, duygu veya izlenim olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç kalıbıyla tamamlayın: The train cancellation ____ no way to get home.

Cevabı göster

left us with

Were there universes before our own?

4:47

Bizimkinden önce başka evrenler var mıydı?

Is this the first and only universe?

4:50

Bu ilk ve tek evren mi?

What started the Big Bang,

4:52

Büyük Patlama'yı ne başlattı,

or did it just occur naturally

4:54

yoksa sadece doğal olarak,

based on laws we don't understand yet?

4:56

henüz anlamadığımız yasalara dayanarak mı gerçekleşti?

We don't know,

4:59

Bilmiyoruz,

and maybe we never will. Dilbilgisi

5:00

ve belki de hiçbir zaman bilmeyeceğiz.

Dilbilgisi

we never will: will ile atılan fiil öbeğinin yerini doldurmak

we never will ifadesinde will gelecek zaman anlamı taşır ve atılan know the answers fiil öbeğinin yerine geçer. Eksik sözcükler bağlamdan açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği söylenmeyebilir. Maybe ifadenin kesin olmadığını korurken never, “gelecekte hiçbir zaman” anlamını verir. Doğal ve tam biçim maybe we will never know şeklindedir; kısa biçim know sözcüğünün tekrarını önler.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan fiil öbeğinin yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: No one knows why the stars dimmed, and perhaps we never ____.

Cevabı göster

will

But what we do know is that the universe as we know it started here Notlar

5:02

Ancak bildiğimiz şey, bildiğimiz şekliyle evrenin burada başladığı

Dilbilgisi

“What we do know is that”: kesinliği vurgulama

what we do know içinde what, “bildiğimiz şey” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; is sonrasındaki that yan cümlesi ise güvenilir sonucu açıklar. Buradaki do ayrı bir eylem değil, vurgu yardımcı fiilidir. Bu bilginin gerçekten bilindiğini vurgular. Belirsizliği kabul ettikten sonra bu kalıp, her şeyin bilindiğini öne sürmeden kesin bir iddiaya geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Doğrulanmış bir gerçeği belirsizlikten ayıran vurgulu kalıpla cümleyi tamamlayın: Although the cause is uncertain, ____ the safety system worked.

Cevabı göster

what we do know is that

Kalıp ifadeler

“As we know it”: tanıdık mevcut biçim

Burada as we know it, the universe ifadesini niteler ve “şu anda bildiğimiz veya deneyimlediğimiz biçimiyle” anlamına gelir. it zamiri know fiilinin nesnesidir ve the universe ifadesine geri gönderimde bulunur. Bu ifade, iddiayı bir şeyin tanıdık veya şu anda anlaşılan biçimiyle sınırlar. Mevcut biçimin başlayabileceği, sona erebileceği veya değişebileceği durumlarda life, the world, society ya da a system gibi isimlerin ardından sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “tanıdık mevcut biçimiyle” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A permanent move online would change classroom learning ____.

Cevabı göster

as we know it

and gave birth to particles, Deyimler

5:07

ve parçacıkları,

galaxies, stars, the Earth, and you.

5:09

galaksileri, yıldızları, Dünya'yı ve seni doğurduğudur.

Deyimler

gave birth to ifadesinin mecazi anlamı

gave birth to ifadesi burada mecazidir. “Üretti” veya “var olmaya başlamasına yol açtı” demektir; evrenin kelimenin tam anlamıyla bir bebek doğurduğu anlamına gelmez. Özne kaynaktır; to’dan sonra gelen isim ise başlayan ya da yaratılan şeyi gösterir. Bu mecaz, bir kökeni veya nedeni canlı ve güçlü biçimde anlatır.

Alıştırma

“The invention gave birth to a new industry,” cümlesinde gave birth to ne anlama gelir?

  1. Gerçek anlamda bir bebek doğurdu.
  2. Endüstrinin ortaya çıkmasına neden oldu.
  3. Zaten var olan bir endüstriyi keşfetti.
  4. Endüstriyi ayrı tuttu.
Cevabı göster

Endüstrinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Since we ourselves are made of dead stars, Notlar

5:14

Biz kendimiz de ölü yıldızlardan oluştuğumuza göre,

we are not separate from the universe.

5:16

evrenden ayrı değiliz.

Dilbilgisi

Pekiştirilmiş özne olarak we ourselves

we ourselves yapısında ourselves, pekiştirme veya vurgu zamiridir. we sözcüğüne dönerek “özellikle biz” ya da “biz bile” anlamını ekler. are made yapısının nesnesi değildir. Cümle we are made of dead stars biçiminde de dil bilgisi açısından tamdır; ancak ourselves çıkarıldığında insanların da evrenin bir parçası olduğu yönündeki ek vurgu kaybolur.

Alıştırma

Hangi cümlede ourselves yalnızca we ourselves yapısındaki gibi özneyi vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. We ourselves designed the poster.
  2. We introduced ourselves to the new coach.
  3. We blamed ourselves for the mistake.
Cevabı göster

We ourselves designed the poster.

Kalıp ifadeler

be made of: bir şeyin neyden oluştuğunu söylemek

be made of + malzeme veya bileşen, bir şeyin neyden oluştuğunu belirtir; özellikle malzeme ya da parçalar hâlâ ayırt edilebiliyorsa kullanılır. Bu cümlede are made of dead stars, bilimsel bir düşüncenin mecazlı ve kısa bir anlatımıdır: İnsan bedeni, önceki yıldızlarda oluşup uzaya saçılan elementleri içerir. Bu, içimizde kelimenin tam anlamıyla bütün yıldız parçaları olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

BLANK yerine en uygun ifadeyi seçin: The necklace is BLANK silver, and the material is still clearly identifiable.

  1. made from
  2. made by
  3. made of
Cevabı göster

made of

We are part of it.

5:19

Onun bir parçasıyız.

You could even say that we are the universe's way of experiencing itself. Notlar

5:20

Hatta bizim, evrenin kendini deneyimleme yolu olduğumuzu bile söyleyebilirsiniz.

Ton ve niyet

You could even say that: daha iddialı bir görüşü temkinli biçimde sunmak

You could say that, ardından gelen düşünceyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, değerlendirmeye değer bir yorum olarak sunar. Bu kullanımda could iddiayı yumuşatır; geçmişteki bir yetenekten söz etmez. Even, yorumun daha önce belirtilen noktadan bir adım daha ileri gittiğini gösterir. You could even say that bir bütün olarak, konuşanın görüş ayrılığına yer bırakarak daha iddialı bir yorum eklemesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle iddialı bir yorumu, önceki düşünceden daha ileri giden ama temkinli bir adım olarak en iyi biçimde sunar?

  1. People used to say that the city is a living museum.
  2. You could even say that the city is a living museum.
  3. The city is definitely a living museum.
Cevabı göster

You could even say that the city is a living museum.

Deyimler

the universe's way of experiencing itself: kişileştirme içeren bir metafor

Bu ifade, bilinçli yaşamı evrenin kendisini deneyimlemesinin bir yolu olarak sunar. İnsanlar evrenin bir parçası olduğu ve onu gözlemleyebildiği için bilincimiz, evrenin dikkatini yeniden kendisine çevirmesi gibi tasvir edilir. Bu bir kişileştirmedir: Evren, insana özgü bir deneyimleme yeteneği varmış gibi anlatılır. Evrenin maddesinden oluştuğumuza ilişkin önceki bilimsel düşünce üzerine kurulmuş felsefi bir yorumdur; evrenin gerçekten bilinçli bir kişi olduğu yönünde bilimsel bir iddia değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the universe's way of experiencing itself ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bilinçli varlıklar evrenin bir parçasıdır; bu nedenle onların deneyimi, evrenin kendisini deneyimlemesi olarak tasvir edilebilir.
  2. Evren gerçekten ayrı bir kişidir ve tüm bilinçli varlıkları kontrol eder.
  3. İnsanlar evreni ancak tüm bilimsel sorular yanıtlandıktan sonra deneyimleyebilir.
Cevabı göster

Bilinçli varlıklar evrenin bir parçasıdır; bu nedenle onların deneyimi, evrenin kendisini deneyimlemesi olarak tasvir edilebilir.

So, let's keep on experiencing it until there are no more questions to ask. Notlar

5:26

Öyleyse, soracak başka soru kalmayana kadar onu deneyimlemeye devam edelim.

Öbek fiiller

keep on experiencing: keep on + -ing yapısı

Keep on + fiilin -ing biçimi, bir eylemi yapmaya devam etmek anlamına gelir. Burada keep on experiencing, durmak yerine evreni deneyimlemeyi sürdürmek demektir. Bu ifade önceki cümledeki düşünceyi de ileri taşır. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar ve düşünceyi meraklı kalıp keşfetmeyi sürdürmeye yönelik ortak bir davete dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için keep on + try fiilinin -ing biçimini kullanın: Even if the puzzle is hard, ____ until you solve it.

Cevabı göster

keep on trying

Dilbilgisi

no more questions to ask: no more + isim + to’lu mastar

no more questions to ask ifadesinde no more questions, hiç soru kalmadığı anlamına gelir. questions sözcüğünden sonra gelen to ask mastarı, bu sorularla ne yapılabileceğini gösterir: biri bu soruları sorabilir. Burada to ask, questions sözcüğünü niteler; keep on experiencing it eyleminin amacını belirtmez. no more + isim + to’lu mastar kalıbı, belirtilen eylem için o türden hiçbir şey kalmadığını kısa biçimde anlatır. Tam cümlede bu ifade, until sonrasındaki bitiş noktasını gösterir. Bu nokta bilerek geniş tutulmuştur: olası bütün sorular sorulana kadar deneyimlemeye ve soru sormaya devam etmek.

Alıştırma

Sorulabilecek hiçbir soru kalmadığını belirtmek için cümleyi tam olarak no more + isim + to’lu mastar kalıbıyla tamamlayın: After the final review, there were ____.

Cevabı göster

no more questions to ask