Her Şeyin Başlangıcı -- Büyük Patlama: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bu animasyon evrenin genişlemesini, parçacıkları, atomları, Karanlık Çağ'ı ve yıldızları izlerken kesin başlangıcı açık bir soru olarak bırakıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the Big Bang — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Adın sözcüğü sözcüğüne okunduğunda neden yanılttığını anlayın; uzayın genişlemesini boşluktaki bir patlamadan ayırın. 2. making for — Öbek fiiller: İfadeyi “bir durum oluşturmak” ya da “ona yol açmak” olarak okuyup süreci sonucuna bağlayın. 3. what we do know is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Belirsizlikten kanıtlı sonuca geçmek için wh yan tümcesini vurgu yapan do ile kullanın; her şeyin bilindiğini ileri sürmeyin.
Bu derste
most scientists thought of the universe as infinite and ageless. Dilbilgisi
0:11çoğu bilim insanı evrenin sonsuz ve yaşsız olduğunu düşünüyordu.
think of A as B: A’yı B olarak görmek
think of A as B kalıbında A betimlenen kişi ya da şey, B ise ona yüklenen fikir, kategori ya da niteliktir. Burada bilim insanları evreni sonsuz ve ezelî olarak görüyordu. Geçmiş zaman biçimi thought, bunun onların önceki görüşü olduğunu gösterir. Ardından as B geldiğinde think of yalnızca “hatırlamak” değil, “belirli bir şekilde görmek veya hayal etmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: I ____ this room ____ a quiet place to read.
Cevabı göster
think of · as
Until Einstein's theory of relativity gave us a better understanding of gravity
0:16Ta ki Einstein'ın görelilik teorisi bize kütleçekimi hakkında daha iyi bir anlayış verene
and Edwin Hubble discovered that galaxies are moving apart Öbek fiiller
0:21ve Edwin Hubble galaksilerin birbirinden uzaklaştığını,
from one another in a way that fits previous predictions.
0:24önceki tahminlere uyan bir şekilde keşfedene kadar.
move apart: birbirinden uzaklaşmak
Move apart, “birbirinden daha uzağa gitmek” anlamına gelir. Burada çoğul özne galaxies ve from one another, galaksiler arasındaki mesafelerin arttığını gösterir; her galaksinin dışarıdaki tek bir noktaya yöneldiği anlamına gelmez. Are moving şimdiki zamanın devam biçimidir. Ayrılmayı sürmekte olan bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
İki dansçı yan yana başlar. Sonra her biri farklı bir yöne adım atar ve aralarındaki mesafe artar. Bunu en doğru biçimde hangi ifade anlatır?
- move around
- move away from the stage
- move apart
Cevabı göster
move apart
by accident: kazara/istemeden
By accident, 'istemeden' ya da 'planlamadan' demektir. Burada keşfin nasıl gerçekleştiğini açıklar: hiç kimse bu ışınımı keşfetmeyi amaçlamamıştı. Bu, zarf gibi işleyen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Virgüller onu ayırır; ancak temel cümle hâlâ cosmic background radiation was discovered bölümüdür.
Alıştırma
Leo did not mean to send the message. Leo sent it ___ cümlesini hangi ifade doğru tamamlar?
- because of an accident
- by accident
- on purpose
Cevabı göster
by accident
relic of the early universe: erken evrenden kalma iz
Relic, daha eski bir dönemden günümüze kalan bir şeydir. Bu bilimsel bağlamda kozmik arka plan ışınımına relic denir; çünkü bu, evrenin erken aşamalarından kalan gözlemlenebilir bir kanıttır, dinî bir nesne değildir. a relic of the early universe isim öbeği, ışınımı başka bir ifadeyle yeniden tanıtan bir eşlemedir. Buradaki of, basit bir sahiplikten çok onun hangi dönemden geldiğini gösterir.
Alıştırma
The custom is a relic of an earlier age cümlesinde relic ne anlama gelir?
- İbadette kullanılan kutsal bir nesne
- Gelecekle ilgili yeni bir fikir
- Geçmişten günümüze kalan bir şey
Cevabı göster
Geçmişten günümüze kalan bir şey
made the Big Bang the accepted theory in science.
0:38Büyük Patlama'yı bilimde kabul gören bir teori haline getirdi.
Since then, improved technology like the Hubble telescope
0:41O zamandan beri, Hubble teleskobu gibi gelişmiş teknolojiler
has given us a pretty good picture of the Big Bang and the structure of the cosmos. Deyimler
0:45bize Büyük Patlama'nın ve kozmosun yapısının oldukça iyi bir resmini verdi.
given us a pretty good picture of: oldukça net bir genel fikir vermek
Burada given us a pretty good picture of, “oldukça net bir genel anlayış edinmemizi sağladı” demektir. Picture mecaz anlamdadır; tek bir gerçek fotoğrafı değil, bilgilerden oluşturulan zihinsel bir resmi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı give someone a picture of something şeklindedir. Kanıtları veya bir açıklamayı, bir durumu anlamanın yolu olarak sunar. Burada pretty, “oldukça” anlamına gelir; dolayısıyla pretty good görsel güzelliği değil, anlama düzeyini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor? “The monthly reports have given us a pretty good picture of customer demand.”
- Müşteri talebi hakkındaki bilgilerin çoğunu gizlediler.
- Müşteri talebini gösteren güzel bir fotoğraf ürettiler.
- Müşteri talebini oldukça iyi anlamamıza yardımcı oldular.
Cevabı göster
Müşteri talebini oldukça iyi anlamamıza yardımcı oldular.
that the expansion of the universe is accelerating.
0:52evrenin genişlemesinin hızlandığını öne sürüyor gibi görünüyor.
seem to suggest: işaret ediyor gibi görünmek
Seem to suggest, gözlemlerin bir sonuca işaret ettiği ancak bu sonucun kesin olarak sunulmadığı anlamına gelir. Burada suggest, “tavsiye etmek” değil, “işaret etmek” demektir. Bu ifade iki kat temkin içerir: suggest, prove kadar güçlü değildir; seem to ise kanıtların daha sonra başka bir açıklaması olabileceği için ek bir mesafe yaratır. Kesinleşmiş bir olguyu değil, bir yorumu aktarırken kullanışlıdır.
Alıştırma
İlk kanıtlar bir sonuca işaret ediyor ancak başka bir açıklama da mümkün görünüyorsa hangi cümle en uygundur?
- The researchers suggest trying the treatment immediately.
- The early results seem to suggest that the treatment may help.
- The early results show conclusively that the treatment will help.
Cevabı göster
The early results seem to suggest that the treatment may help.
İlk önemli noktayı sunmak için First of all,
First of all, bir açıklamadaki ilk önemli noktayı sunar. Burada dinleyiciye, konuşmacının daha fazla ayrıntı vermeden önce temel bir yanlış anlamayı düzelterek başlayacağını bildirir. Numaralandırılmış bir liste olmasa bile fikirleri düzenlemek için kullanılabilir. Yine de ardından başka bir noktanın veya daha ayrıntılı bir açıklamanın geleceği beklentisini oluşturur.
Alıştırma
Bir açıklamaya başlıyor ve ilk önemli noktayı sunmak istiyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir?
- All at once,
- At first,
- First of all,
Cevabı göster
First of all,
Big Bang: sıradan bir patlama değil, uzayın genişlemesi
Big Bang, kozmolojide evrenin ilk sıcak ve yoğun evresi ile sonraki genişlemesini anlatan özel bir addır. bang sözcüğü genellikle bir patlamayı düşündürse de bu ad, maddenin tek bir merkezden dışarıdaki boş uzaya fırlaması olarak anlaşılmamalıdır. Bu cümlede sonraki açıklama gerekli görüntüyü verir: uzayın kendisi her yerde aynı anda genişler. Bu nedenle bang sözcüğünün günlük anlamı burada yanıltıcı olabilir.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada hangi görüntü Big Bang ile en iyi eşleşir?
- Yüksek bir sesin bunun dışında değişmeden kalan evrende ilerlemesi
- Uzayın kendisinin evrenin her yerinde genişlemesi
- Maddenin tek bir merkezden zaten var olan uzaya patlayarak yayılması
Cevabı göster
Uzayın kendisinin evrenin her yerinde genişlemesi
all at once: aynı anda gerçekleşme
Bu cümlede all at once, “aynı anda” demektir. all space ve everywhere ifadeleri, genişlemenin uzayın her yerinde eş zamanlı olduğunu gösterir. Bu ifade başka bağlamlarda “birdenbire” anlamına da gelebilir. Bu nedenle anlamı seçerken çevresindeki sözcükleri kullanın. Burada bir işin tek denemede tamamen bitirilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Altyazıdaki all at once ne anlama geliyor?
- Genişleme yalnızca bir yerde ve uyarı olmadan gerçekleşti.
- Uzayın her bölümü aynı anda genişliyordu.
- Uzay bütün genişlemesini tek denemede tamamladı.
Cevabı göster
Uzayın her bölümü aynı anda genişliyordu.
and quickly expanded to the size of a football. Kalıp ifadeler
1:24ve hızla bir futbol topu büyüklüğüne genişledi.
expanded to the size of: ulaşılan son boyutu belirtme
Expanded to the size of a football, evrenin büyüdükten sonra bir futbol topuyla karşılaştırılabilecek boyuta ulaştığı anlamına gelir. expand to + size/result kalıbında to, değişimin ulaştığı son noktayı gösterir. Futbol topu bir boyut karşılaştırmasıdır; gidilecek bir yer değildir. Aynı kalıp boyut, ölçek veya kapasite değişimlerini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve son boyutu belirten expand fiilinin geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: In the experiment, the foam ____ a basketball.
Cevabı göster
expanded to the size of
There is by definition no outside the universe. Anlatım akışı
1:38Tanım gereği evrenin dışı diye bir şey yoktur.
by definition: bir terimin anlamının zorunlu kıldığı sonuç
By definition, sonucun burada kullanılan universe sözcüğünün anlamından çıktığını belirtir: Evren var olan her şeyi kapsıyorsa onun dışında bir yer olamaz. Bu ifade, dayanağını belirterek savı düzenler. Sözü edilen yargıyı yeni bir gözlem, ölçüm ya da belirli bir sözlükten alıntı olarak değil, kavramın sınırlarının bir sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede by definition neyi belirtir?
- Sonuç, universe sözcüğünün anlamından çıkar.
- Sonuç, evren ölçülerek keşfedilmiştir.
- Konuşmacı belirli bir sözlükten alıntı yapmaktadır.
Cevabı göster
Sonuç, universe sözcüğünün anlamından çıkar.
energy manifested itself in particles Kelime
1:46enerji kendini sadece zamanın en küçük anlarında var olan
manifested itself in: soyut bir şeyin somutlaşması
Bu cümlede manifested itself in, “bir şey aracılığıyla görünür hâle geldi veya somut bir biçim aldı” anlamına gelir. Soyut özne energy, particles adlı somut biçim aracılığıyla ortaya çıkmış olarak sunulur. Dönüşlülük zamiri itself, manifest oneself in kalıbının bir parçasıdır ve özneyle uyum gösterir. Enerjinin bilinçli biçimde kendini gösterdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi manifest oneself in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her anxiety ____ constant checking.
Cevabı göster
manifested itself in
"tiniest glimpses of time" ifadesindeki mecaz
Burada glimpses of time, son derece kısa zaman aralıklarını betimleyen mecazlı bir anlatımdır. Glimpse normalde çok kısa bir bakış anlamına gelir; cümle, bir şeyin belirip neredeyse hemen kaybolması görüntüsünü zamana aktarır. Tiny sözcüğünün en üstünlük biçimi olan tiniest, bu zaman aralıklarını olabilecek en kısa hâliyle gösterir. İfade teknik değil, canlı ve betimleyicidir; ölçülmüş bir süre vermeden neredeyse anlık bir varoluşu anlatır.
Alıştırma
"the tiniest glimpses of time" ifadesinde "glimpses of time" neyi betimliyor?
- birkaç uzun çağ
- son derece kısa zaman aralıkları
- bir saate atılan hızlı bakışlar
Cevabı göster
son derece kısa zaman aralıkları
Karşılıklı eylem için one another
One another, çoğul bir öznenin üyelerinin aynı eylemi birbirlerine yaptığını gösterir. Bu bir karşılıklılık zamiridir. Burada kuarklar ilgisiz bir nesneyi yok etmez; çiftin her üyesi diğer üyeye etki eder. İfade genellikle help one another veya affect one another örneklerinde olduğu gibi nesne konumunda kullanılır. Bir grup eylemini iki yönlü veya karşılıklı bir ilişkiye dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümle iki komşunun da diğerine yardım ettiğini açıkça söylüyor?
- The two neighbors helped one another during the storm.
- One neighbor helped another during the storm.
- The two neighbors helped the visitor during the storm.
Cevabı göster
The two neighbors helped one another during the storm.
giving off: bir kaynaktan bir şey yaymak
Giving off, give off öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada “salmak” veya “yaymak” anlamındadır: daha fazla gluon salınmaktadır. Bir kaynak ısı, ışık, koku, gaz, enerji ya da parçacık yaydığında give off kullanılır. Off sözcüğü öbek fiilin anlamının bir parçasıdır; bu nedenle give tek başına aynı düşünceyi ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan öbek fiille tamamlayın: The metal cooled after ____ heat.
Cevabı göster
giving off
These found other short-lived quarks to interact with, Kelime
1:59Bunlar, etkileşime girmek için başka kısa ömürlü kuarklar buldular,
short-lived: yalnızca kısa süre var olan veya devam eden
Short-lived, “yalnızca kısa süre var olan veya devam eden” anlamına gelen bileşik bir sıfattır. Burada quarks sözcüğünü niteler ve kuarkların yalnızca kısa bir süre var olduğunu belirtir. Kısa çizgi, short ile lived sözcüklerini tek bir sıfatta birleştirir. Bu sözcük canlıları, parçacıkları, olayları, eğilimleri, başarıyı veya planları anlatabilir; yalnızca insanlar ya da hayvanlar için kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan bileşik sıfatla tamamlayın: The online craze disappeared after two days, so it was ____.
Cevabı göster
short-lived
forming new quark pairs and gluons again. Dilbilgisi
2:01tekrar yeni kuark çiftleri ve gluonlar oluşturdular.
forming ...: sonucu gösteren virgül + -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki -ing yapısı “forming new quark pairs and gluons again”, önceki etkileşimin sonucunu belirtir. Yapının mantıksal kaynağı yalnızca yakındaki “quarks” adı değil, başka kuarklar bulup onlarla etkileşime girme olayının tamamıdır. Ana cümle + virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, neden-sonuç dizisini daha kısa biçimde anlatır. Buradaki anlam “ve bunun sonucunda yeniden yeni kuark çiftleri ve gluonlar oluştu” şeklindedir; yalnızca aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylem değildir.
Alıştırma
Hangi son, ana olayın sonucunu göstermek için virgül + -ing yan cümlesi kullanır? The temperature dropped below freezing overnight, ...
- forming a layer of ice on the pond.
- while the children wore warm coats.
- the pond had a layer of ice yesterday.
Cevabı göster
forming a layer of ice on the pond.
Matter and energy were not just theoretically equivalent. Anlatım akışı
2:04Madde ve enerji sadece teorik olarak eşdeğer değildi.
It was so hot, they were practically the same stuff.
2:08O kadar sıcaktı ki, pratikte aynı şeydiler.
not just theoretically ... practically: pernyataanı cümleler arasında güçlendirmek
İlk cümle, madde ve enerjiyi teoride eşdeğer olarak sunar. “Not just”, bunun yalnızca başlangıç noktası olduğunu ve ardından daha güçlü bir iddia geleceğini belirtir. Aynı cümlede “but also” bulunmasa bile sonraki cümle bu daha güçlü noktayı tamamlar: aşırı sıcaklıkta aralarındaki ayrım pratikte neredeyse önemsizdi. “Theoretically”, teoriye göre demektir; buradaki “practically” ise gerçekte veya neredeyse anlamındadır. “They”, matter and energy ifadelerine gönderme yapar. “The same stuff” ise ikisinin neredeyse aynı tür şeylermiş gibi davrandığını anlatan gündelik bir ifadedir.
Alıştırma
Soyut bir iddiadan gerçek koşullar hakkında daha güçlü bir ifadeye geçişi en iyi hangi devam tamamlar? The designs are not just theoretically equivalent. ...
- Under normal use, they perform practically the same way.
- One design is blue, and the other is green.
- The theory was published in a long report.
Cevabı göster
Under normal use, they perform practically the same way.
Today, we're left with almost all matter Kalıp ifadeler
2:16Bugün, geriye neredeyse tamamen madde kaldı
We're left with: geriye kalan sonuç
we're left with + isim öbeği yapısında be left with, bir şey değiştikten, kaldırıldıktan veya karara bağlandıktan sonra geriye kalan sonucu anlatır. Burada, günümüzdeki sonucun neredeyse tamamen maddeden oluştuğu ve neredeyse hiç antimadde bulunmadığı anlamına gelir. Özne olan we, günümüz evrenindeki gözlemcileri genel olarak ifade eder. Edilgen görünümlü bu yapı, ortaya çıkan duruma odaklanır; birinin bizi fiziksel olarak bir nesneyle birlikte bir yerde bırakması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir süreç sonucunda geriye bir şey kaldığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After crossing out the impossible choices, ____ two options.
Cevabı göster
we're left with
Somehow, 1 billion and 1 matter particles
2:20Her nasılsa, her 1 milyar antimadde parçacığına karşılık
were formed for every 1 billion particles of antimatter. Dilbilgisi
2:231 milyar 1 madde parçacığı oluşmuştu.
For every: oran belirtmek
X for every Y kalıbı bir oran belirtir: her Y miktarı veya grubu için X miktarı karşılık gelir. Bu cümlede 1.000.000.001 madde parçacığı, her 1.000.000.000 antimadde parçacığıyla karşılaştırılır. for every ifadesinden önceki miktarı X, sonraki miktarı ise karşılaştırma temeli Y olarak okuyun. Burada for amaç veya süre bildirmez.
Alıştırma
Oranı burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic has three nurses ____ twenty patients.
Cevabı göster
for every
Instead of one massive ultimate force in the universe,
2:27Evrendeki tek bir devasa nihai kuvvet yerine,
By now, the universe has stretched to a billion kilometers in diameter,
2:35Şimdiye kadar, evrenin çapı bir milyar kilometreye kadar gerildi,
which leads to a decrease in temperature. Kalıp ifadeler
2:39bu da sıcaklığın düşmesine yol açıyor.
leads to a decrease in: neden ve azalma belirtme
Bu cümlede which, önceki olgunun tamamına gönderme yapar: Evren çok daha büyük bir boyuta kadar genişlemiştir. Leads to a decrease in temperature, bu değişikliğin sıcaklığın düşmesine neden olduğu anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, neden veya olay + lead to + a decrease in + ölçülen şey biçimindedir. Lead to içindeki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu veya -ing biçimi gelir, yalın fiil gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede lead to a decrease in doğru kullanılmıştır?
- The new policy led a decrease in waste.
- The new policy led to decrease waste.
- The new policy led to a decrease in waste.
Cevabı göster
The new policy led to a decrease in waste.
The cycle of quarks being born and converted back to energy suddenly stops. Dilbilgisi
2:42Kuarkların doğup tekrar enerjiye dönüşmesi döngüsü aniden durur.
being born and converted back to energy: being ortak kullanılan edilgen -ing yapısı
Being, quarkların başına ne geldiğini anlatan edilgen bir -ing yapısı başlatır. Koordineli iki geçmiş zaman ortacıyla birlikte çalışır: being born and (being) converted back to energy. Aynı quarklar her iki eyleme de maruz kaldığı için ikinci being söylenmez. Bu bölümün tamamı of sözcüğünden sonra gelir ve döngü içindeki tekrarlanan süreci anlatır. Cümlenin ana fiili değildir; ana fiil stops sözcüğüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede iki edilgen eylem tek bir being sözcüğünü doğru biçimde paylaşır?
- The process of the metal being heated and shaped takes several hours.
- The process of the metal being heated and shaping takes several hours.
- The process of the metal is being heated and shaped takes several hours.
Cevabı göster
The process of the metal being heated and shaped takes several hours.
From now on, we work with what we have. Kalıp ifadeler
2:46Şu andan itibaren, elimizdekilerle çalışıyoruz.
work with what we have: elimizdekilerle çalışmak
Bu cümlede work with, bir şeyi başlangıç malzemesi veya koşulu olarak kullanmak ya da ele almak anlamına gelir. Bir kişiyle birlikte çalışmak anlamına gelmez. What we have, şu anda kullanılabilen kaynakları veya koşulları ifade eder. İfadenin tamamı bir sınırlamayı kabul eder ve dikkati bundan sonra yapılabilecek şeylere yöneltir.
Alıştırma
'We cannot get more paint, so let's work with what we have,' cümlesinde work with what we have ne anlama gelir?
- Daha iyi malzemeler gelene kadar durmak.
- Görevi zaten burada bulunan insanlarla birlikte yapmak.
- Mevcut malzemeleri kullanıp devam etmek.
Cevabı göster
Mevcut malzemeleri kullanıp devam etmek.
There are many, many combinations of quarks that can form all sorts of hadrons, Kalıp ifadeler
2:54Her türlü hadronu oluşturabilen çok, çok sayıda kuark kombinasyonu vardır,
all sorts of: birçok farklı tür
All sorts of, bir şeyin birçok farklı türü anlamına gelir. Çeşitliliği vurgular; buradaki all genellikle anlamı güçlendirir, mümkün olan her türün eksiksiz biçimde dâhil edildiğini söylemez. Bu cümlede kuark birleşimlerinin oluşturabildiği geniş hadron çeşitliliğini anlatır. Kalıp all sorts of + isim şeklindedir. all sorts of questions örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerden ya da all sorts of music ve trouble örneklerindeki gibi sayılamayan ve soyut isimlerden önce gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “birçok farklı tür” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seçin: The club offers ___ activities, from chess to hiking.
- sort of
- a sort of
- all sorts of
Cevabı göster
all sorts of
but only very few are reasonably stable for any length of time. Kalıp ifadeler
2:58ancak sadece çok azı herhangi bir süre için makul ölçüde kararlıdır.
for any length of time: sınırlı süreyi vurgulamak
Bu cümlede for any length of time, “kayda değer veya kesintisiz bir süre boyunca” anlamına gelir. only very few ve stable ile birlikte, kısa bir aralıktan sonra da makul ölçüde kararlı kalan şeylerin çok az olduğunu belirtir. Olumsuz veya güçlü biçimde sınırlanmış bağlamlarda any, asgari bir sınırı vurgular: durumu bir süre korumak bile zordur. Burada konuşanın herhangi bir süreyi özgürce seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Sinyalin kayda değer bir süre bile kararlı kalamadığını vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The connection is too weak to stay stable ____.
Cevabı göster
for any length of time
only 1 second has passed since the beginning of everything. Dilbilgisi
3:05her şeyin başlangıcından bu yana sadece 1 saniyenin geçtiğini idrak etmek için bir an ayırın.
take a moment to appreciate that: dikkati bir gerçeğin önemine yönlendirmek
Please take a moment to appreciate that, dikkati nazikçe yönlendiren bir kalıptır. Dinleyicilerden zihinsel olarak durmalarını ve that yan cümlesindeki gerçeğin neden önemli veya şaşırtıcı olduğunu tam olarak anlamalarını ister. Burada appreciate, bir şeyi anlamak ve önemini kavramak demektir; birine teşekkür etmek anlamına gelmez. Please yönlendirmenin sertliğini azaltırken that, dinleyicilerin değerlendirmesi gereken tam gerçeği sunar.
Alıştırma
Bir konuşmacı, dinleyicilerin durup şaşırtıcı bir gerçeğin önemini anlamasını istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?
- Please take a moment to appreciate that this bridge was built without modern machines.
- Please take a moment to thank the engineers who built this bridge.
- Please check whether this bridge was built with modern machines.
Cevabı göster
Please take a moment to appreciate that this bridge was built without modern machines.
has passed since: başlangıç noktasından geçen zamanı ölçme
only 1 second has passed since the beginning of everything cümlesinde has passed, zaman çizelgesindeki mevcut noktaya kadar 1 saniyenin geçmiş olduğunu anlatır. 1 second tekil bir öznedir; bu nedenle has ve ardından pass fiilinin geçmiş zaman ortacı olan passed kullanılır. Since, süreyi değil başlangıç noktası olan the beginning of everything ifadesini tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp şöyledir: zaman miktarı + has/have passed + since + başlangıç noktası.
Alıştırma
Cümleyi has, pass ve since kullanarak tamamlayın: One minute ____ the timer started.
Cevabı göster
has passed since
The universe, which has grown to 100 billion kilometers, Dilbilgisi
3:11100 milyar kilometreye ulaşan evren,
into protons and form the first atom, hydrogen.
3:17protonlara dönüşmesine ve ilk atom olan hidrojeni oluşturmasına izin verecek kadar soğuktur.
which has grown to 100 billion kilometers: sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciği
Virgüller arasındaki which has grown to 100 billion kilometers yan cümleciği, The universe hakkında ek bilgi verir. İsim zaten belirli ve tek bir varlığa işaret ettiği için bu yan cümlecik hangi evrenin kastedildiğini seçmez. Yan cümlecik çıkarıldığında ana ifade hâlâ tamamdır: The universe is now cold enough. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; açıklayıcı metinlerde ana düşünceyi açık tutarken arka plan bilgisi eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, zaten belirlenmiş bir isim hakkında ek bilgi vermek için sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği kullanır?
- The library, which opened in 1920, is being renovated.
- The library that opened in 1920 is being renovated.
- The library opened in 1920 and is being renovated.
Cevabı göster
The library, which opened in 1920, is being renovated.
cold enough to allow ifadesinde sıfat + enough + to mastarı
Cold enough to allow, sıfat + enough + to mastarı kalıbını izler. Cold koşulu belirtir, enough sıcaklığın gerekli eşiğe ulaştığını gösterir ve to allow mümkün hâle gelen sonucu tanıtır. Enough bir sıfatla kullanıldığında sıfattan sonra gelir: cold enough doğrudur, enough cold değildir. Burada allow kendi nesnesi olan most of the neutrons ifadesini alır ve ardından to decay gelir: allow + nesne + to mastarı.
Alıştırma
Sıfat + enough + to mastarı yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The soup cool enough serving now.
- The soup is enough cool to serve now.
- The soup is cool enough to serve now.
Cevabı göster
The soup is cool enough to serve now.
decay into protons ifadesinde decay into + ürün yapısının bilimsel kullanımı
Bu fizik bağlamında decay into protons, kararsız nötronların parçacık bozunmasına uğrayıp proton üretmesi anlamına gelir. Buradaki decay, günlük çürüme anlamını değil, teknik bir süreci anlatır. Kalıp decay into + ortaya çıkan parçacık ya da parçacıklardır. Decay fiilinin öznesi sürece uğrayan şeyi, into sonrasındaki isim ise bir ürünü belirtir. Bu cümlede most of the neutrons, allow fiilinin nesnesi ve decay fiilinin anlamca öznesidir; protons ise bir sonucu belirtir.
Alıştırma
Parçacık bozunmasının ürünlerini doğal biçimde belirten cümleyi seçin.
- The unstable particle decays from two photons.
- The unstable particle decays two photons.
- The unstable particle decays into two photons.
Cevabı göster
The unstable particle decays into two photons.
Imagine the universe at this point as an extremely hot soup, Anlatım akışı
3:22Bu noktadaki evreni son derece sıcak bir çorba olarak hayal edin,
Imagine A as B: zihinsel bir model kurmak
Imagine A as B, dinleyiciden A’yı B modeli üzerinden gözünde canlandırmasını ister. Burada ilk evren gerçekten bir çorba değildir; çorba, çok sıcak ve çok sayıda parçacığın birbirine karıştığı bir şeyi basitçe hayal etmeyi sağlar. Bu kalıp açıklamayı da düzenler: önce tanıdık bir görüntü verir, ardından sıcaklık, parçacıklar ve enerji bu görüntüye ayrıntı ekler. Soyut bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Benzetmeyi Imagine A as B kalıbıyla tamamlayın: Imagine the network ____ a system of roads carrying messages.
Cevabı göster
as
things cooled and settled down very fast. Öbek fiiller
3:32her şey çok hızlı bir şekilde soğudu ve yatıştı.
settled down: istikrarlı hâle gelmek
Burada settled down, “daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi” demektir. Cooled ile birlikte kullanıldığı ve özne ilk evrendeki things olduğu için, sessizce oturan ya da aile kuran bir kişiyi değil, fiziksel koşulların dengelenmesini anlatır. Settle down ifadesinin anlamı bağlama göre değişir. Ortak fikir, hareketlilik, değişim veya düzensizlikten daha sakin ya da istikrarlı bir duruma geçiştir.
Alıştırma
“After several wild swings, the market settled down,” cümlesinde settled down ne anlama gelir?
- daha alçak bir konuma oturdu
- kalıcı bir eve taşındı
- daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi
- daha sıcak ve daha hızlı hâle geldi
Cevabı göster
daha az hareketli ve daha istikrarlı hâle geldi
making for a stable and electrically neutral environment. Öbek fiiller
3:38kararlı ve elektriksel olarak nötr bir ortam sağladı.
making for: bir olayı sonucuna bağlamak
Burada making for, ardından gelen sonucu “ortaya çıkarmak” veya “oluşmasına yardımcı olmak” anlamındadır. A stable and electrically neutral environment sonuçtur; bir kişi için yapılan bir şey değildir. Virgülden sonraki -ing yapısı, önceki olayın tamamına, yani atomların hadronlar ve elektronlardan oluşmasına gönderme yapar. Bu yapı, önceki olayın sonucunu eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede make for, “bir sonuca yol açmak veya sonucun oluşmasına yardımcı olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The clear map prevented delays, making for a smoother trip.
- We left early to make for the station.
- Leah made a snack for her brother.
Cevabı göster
The clear map prevented delays, making for a smoother trip.
because there were no stars and the hydrogen gas didn't allow visible light to move around.
3:44çünkü hiç yıldız yoktu ve hidrojen gazı görünür ışığın etrafta dolaşmasına izin vermiyordu.
kozmolojide the Dark Age
Bu cümlede the Dark Age, yıldızların var olmasından önceki erken evren döneminin adıdır. Yıldızların bulunmaması ve hidrojen gazının görünür ışığın serbestçe ilerlemesini engellemesi nedeniyle evren, because yan cümlesinde açıklanan anlamda karanlıktı. Buradaki ifade Avrupa tarihine gönderme yapmaz. stars, hydrogen gas ve visible light gibi ipuçları, anlamın kozmolojiyle ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Erken evreni anlatan bilimsel bir belgeselde the Dark Age büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Orta Çağ Avrupa tarihindeki bir dönem
- İlk yıldızlardan önce, görünür ışığın serbestçe ilerleyemediği dönem
- Elektrik ışığının olmadığı herhangi bir gece
Cevabı göster
İlk yıldızlardan önce, görünür ışığın serbestçe ilerleyemediği dönem
But what's the meaning of visible light anyway, Ton ve niyet
3:49Ama görünür ışığın ne anlamı var ki,
when there's nothing alive yet that could have eyes?
3:51henüz gözleri olabilecek canlı hiçbir şey yokken?
Soru sonunda anyway: kuşku bildiren bir söylem belirteci
Bu retorik soruda anyway, “iyice düşününce” ya da “sonuçta” anlamına yakındır. Konuyu temel meseleye geri getirir ve kuşku katar: görebilen hiçbir şey yoksa bu ışığa “görünür” demek sorgulanabilir görünür. Burada anyway bir söylem belirtecidir; “ne olursa olsun” şeklindeki düz anlamında değildir. Sonunda anyway bulunan bir soru çoğu zaman bir varsayımı sorgular veya bu meselenin en başta neden önemli olduğunu sorar.
Alıştırma
"Why are we still discussing this plan anyway?" cümlesinde anyway büyük olasılıkla neyi gösterir?
- Konuşan, ilgisiz bir konu açıyor.
- Konuşan, tartışmanın bir amacı olup olmadığını sorguluyor.
- Konuşan, bir soruna rağmen planı sürdürecek.
Cevabı göster
Konuşan, tartışmanın bir amacı olup olmadığını sorguluyor.
When the hydrogen gas clumped together after millions of years Öbek fiiller
3:55Hidrojen gazı milyonlarca yıl sonra topaklaştığında
and gravity put it under great pressure, Kalıp ifadeler
3:58ve kütleçekimi onu büyük bir baskı altına soktuğunda,
clumped together: düzensiz kümeler hâlinde toplanmak
Clumped together, çok sayıda küçük parçanın sıkı ve düzensiz kütleler ya da gruplar hâlinde toplanması demektir. Cümlede hidrojen gazı eşit biçimde dağılmış kalmak yerine belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır. Clump together fiil öbeği, toplanmanın biçimini veya yoğunluğunu vurgular. Bir şeylerin yalnızca came together olduğunu söylemekten daha güçlü ve görseldir.
Alıştırma
Islak toprağın küçük parçalarının birbirine yapışıp düzensiz topaklar oluşturmasını en iyi hangi ifade anlatır?
- drifted apart
- clumped together
- lined up
Cevabı göster
clumped together
onu büyük bir basınç altında bırakmak
Bu cümlede put it under great pressure, yer çekiminin hidrojen gazının güçlü bir fiziksel basınca maruz kalmasına neden olduğu anlamına gelir. it zamiri gazı gösterir ve gravity bu basıncın nedenidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp put + object + under pressure şeklindedir. Madde üzerindeki fiziksel basıncı veya son tarihler, talepler ve rekabetten kaynaklanan mecazi baskıyı anlatabilir.
Alıştırma
‘Ekibin baskı hissetmesine neden oldu’ anlamındaki kalıbı oluşturacak geçmiş zaman fiilini yazın: The sudden deadline ____ the whole team under pressure.
Cevabı göster
put
Their radiation dissolved the stable hydrogen gas into a plasma
4:03Onların radyasyonu kararlı hidrojen gazını plazmaya çözündürdü
Sonunda ışık vardı.
Finally, daha önce anlatılan uzun sürecin son noktasını gösterir. Cümlenin başına getirilmesi, sonucun geciktiğini ama artık tamamlandığını vurgular. There was light bir varlık bildiren yapıdır: light sözcüğünü artık var olan veya ortaya çıkan yeni bir bilgi olarak tanıtır; there burada yer bildiren bir sözcük değildir. Çok kısa olan bu yan cümle ek ayrıntıları kaldırır ve sonuca anlatının doruk noktası etkisini verir.
Alıştırma
Bir kurtarma ekibi saatler boyunca yalnızca parazit duymuştur. Hangi son cümle, sinyali uzun süredir beklenen doruk noktası olarak en güçlü biçimde sunar?
- The clear signal came from the north.
- There was a clear signal at noon.
- Finally, there was a clear signal.
Cevabı göster
Finally, there was a clear signal.
What about ...?: çözülmemiş bir konuya geri dönmek
Bu soruda what about, henüz ele alınmamış bir konuyu, yani dışarıda bırakılan kısmı gündeme getirir. Konuşan kişi eksik kısmın açıklanmasını ister; bir etkinlik önermiyordur. What about + isim veya isim öbeği? yapısını, gözden kaçmış olabilecek bir kişiye, şeye, soruna veya sonuca dikkat çekmek için kullanabilirsin. Ses tonuna göre tarafsız bir hatırlatma ya da bir itiraz olabilir.
Alıştırma
“But what about the cost we haven't discussed?” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Konuşmanın nerede gerçekleştiğini sormak
- Henüz çözülmemiş bir konuyu gündeme getirmek
- Herkesin bir şey satın almasını önermek
Cevabı göster
Henüz çözülmemiş bir konuyu gündeme getirmek
Right at the beginning: başlangıçtaki kesin anı vurgulamak
Burada right, anlamı güçlendiren bir zarftır. Right at the beginning, yalnızca erken bir aşamayı değil, en baştaki kesin anı göstererek “tam başlangıçta” anlamına gelir. Aynı yapı right now, right here, right after lunch ve right at the door gibi zaman ve yer ifadelerinde de görülür. Buradaki right, “doğru” veya “solun karşı yönü” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle alarmın gösterinin başladığı tam anda çaldığını en açık şekilde anlatır?
- The alarm rang near the beginning of the show.
- The alarm rang before the show.
- The alarm rang right at the beginning of the show.
Cevabı göster
The alarm rang right at the beginning of the show.
This part can be defined as the Big Bang. Kalıp ifadeler
4:21Bu kısım Büyük Patlama olarak tanımlanabilir.
can be defined as: kesin bir tanım vermek
Can be defined as, öznenin anlamını veya sınırını belirlemenin geçerli yollarından biri olarak kesin bir tanım sunar. Bu cümlede as, this part ifadesini the Big Bang adıyla bağlar; karşılaştırma bildirmez. Edilgen yapı “özne + can be defined as + tanım veya ad” şeklindedir. Can bir miktar seçenek payı bırakır: konuşan kişi bunun geçerli bir tanım olduğunu söyler, ancak tek mümkün tanım olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Tanımı, terimi tanımlamanın geçerli bir yolu olarak sunan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: 'A triangle ____ a closed shape with three straight sides.'
Cevabı göster
can be defined as
break down: etkili biçimde çalışmayı bırakmak
Burada break down, etkili biçimde çalışmayı bırakmak veya olanları açıklama yeteneğini kaybetmek anlamına gelir. Özne olan tools, fiziksel el aletlerini değil, teorileri ve matematiksel yöntemleri ifade eder. Bu kullanım geçişsizdir: our tools break down örneğinde olduğu gibi, başarısız olan şey özne konumundadır. Hiçbir şey parçalara ayrılmıyor veya analiz edilmiyor.
Alıştırma
'Without reliable data, the model may break down' cümlesinde break down ne anlama gelir?
- Etkili biçimde çalışamaz hâle gelmek
- Geçici bir sorundan sonra düzelmek
- Modeli daha basit parçalara ayırarak açıklamak
Cevabı göster
Etkili biçimde çalışamaz hâle gelmek
make sense: mantıklı veya anlaşılır olmak
Burada making sense, mantıklı veya anlaşılır olmak demektir. Cümle, yasaların artık açık ve tutarlı bir açıklama sunmadığını anlatır; sense bedensel bir duyu değildir, make de kelimesi kelimesine yaratmak anlamına gelmez. Burada stop, sona ermek anlamındadır; bu yüzden ardından -ing biçimi making gelir: stop making sense, artık mantıklı olmamak demektir. Bu kalıp bir açıklamanın, planın, kuralın, hikâyenin ya da durumun mantıklı olup olmadığını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi make sense ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Once the final step was removed, the instructions stopped ____.
Cevabı göster
making sense
wibbly-wobbly: dengesizliği eğlenceli biçimde anlatmak
Wibbly-wobbly, dengesiz, çarpılmış veya düzenli olarak düşünülmesi zor bir şeyi anlatan eğlenceli ve gündelik bir sıfattır. Burada zamanın tuhaf davranışını daha canlı ve daha az teknik gösterir. Becomes fiilinden sonra gelir ve time itself ifadesini niteler. Kesin tanımlı bir fizik terimi veya hassas bir ölçüm değildir; normal düzenin bozulmasını mizahi bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
“Time itself becomes wibbly-wobbly” cümlesinde wibbly-wobbly ne anlatır?
- Zamanın tuhaf ve dengesiz davrandığını eğlenceli bir dille anlatır.
- Zamanın gerçek anlamda sallanma sesi çıkarmaya başladığını anlatır.
- Zamanın yeni ve kesin bir bilimsel birimle ölçüldüğünü anlatır.
Cevabı göster
Zamanın tuhaf ve dengesiz davrandığını eğlenceli bir dille anlatır.
we need a theory that unifies Einstein's relativity
4:35Einstein'ın göreliliğini ve kuantum mekaniğini
something countless scientists are working on right now.
4:40sayısız bilim insanının şu an üzerinde çalıştığı bir şey.
But this leaves us with lots of unanswered questions. Kalıp ifadeler
4:44Ancak bu bizi cevaplanmamış pek çok soruyla baş başa bırakıyor.
leave someone with something: geriye kalan bir sonuç
leave someone with something kalıbı, bir durumun kişide daha sonra da devam eden bir sonuç bırakması anlamına gelir. Burada this leaves us with lots of unanswered questions, durumun hâlâ yanıtlanmamış pek çok soruyla sonuçlandığını anlatır. Özne nedeni, someone etkilenen kişiyi veya grubu, something ise geriye kalan sonucu gösterir: durum + leaves + kişi + with + sonuç. Bu sonuç bir soru, görev, seçenek, duygu veya izlenim olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki sonuç kalıbıyla tamamlayın: The train cancellation ____ no way to get home.
Cevabı göster
left us with
we never will: will ile atılan fiil öbeğinin yerini doldurmak
we never will ifadesinde will gelecek zaman anlamı taşır ve atılan know the answers fiil öbeğinin yerine geçer. Eksik sözcükler bağlamdan açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği söylenmeyebilir. Maybe ifadenin kesin olmadığını korurken never, “gelecekte hiçbir zaman” anlamını verir. Doğal ve tam biçim maybe we will never know şeklindedir; kısa biçim know sözcüğünün tekrarını önler.
Alıştırma
Cümleyi tekrarlanan fiil öbeğinin yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: No one knows why the stars dimmed, and perhaps we never ____.
Cevabı göster
will
But what we do know is that the universe as we know it started here Notlar
5:02Ancak bildiğimiz şey, bildiğimiz şekliyle evrenin burada başladığı
“What we do know is that”: kesinliği vurgulama
what we do know içinde what, “bildiğimiz şey” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; is sonrasındaki that yan cümlesi ise güvenilir sonucu açıklar. Buradaki do ayrı bir eylem değil, vurgu yardımcı fiilidir. Bu bilginin gerçekten bilindiğini vurgular. Belirsizliği kabul ettikten sonra bu kalıp, her şeyin bilindiğini öne sürmeden kesin bir iddiaya geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Doğrulanmış bir gerçeği belirsizlikten ayıran vurgulu kalıpla cümleyi tamamlayın: Although the cause is uncertain, ____ the safety system worked.
Cevabı göster
what we do know is that
“As we know it”: tanıdık mevcut biçim
Burada as we know it, the universe ifadesini niteler ve “şu anda bildiğimiz veya deneyimlediğimiz biçimiyle” anlamına gelir. it zamiri know fiilinin nesnesidir ve the universe ifadesine geri gönderimde bulunur. Bu ifade, iddiayı bir şeyin tanıdık veya şu anda anlaşılan biçimiyle sınırlar. Mevcut biçimin başlayabileceği, sona erebileceği veya değişebileceği durumlarda life, the world, society ya da a system gibi isimlerin ardından sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “tanıdık mevcut biçimiyle” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A permanent move online would change classroom learning ____.
Cevabı göster
as we know it
gave birth to ifadesinin mecazi anlamı
gave birth to ifadesi burada mecazidir. “Üretti” veya “var olmaya başlamasına yol açtı” demektir; evrenin kelimenin tam anlamıyla bir bebek doğurduğu anlamına gelmez. Özne kaynaktır; to’dan sonra gelen isim ise başlayan ya da yaratılan şeyi gösterir. Bu mecaz, bir kökeni veya nedeni canlı ve güçlü biçimde anlatır.
Alıştırma
“The invention gave birth to a new industry,” cümlesinde gave birth to ne anlama gelir?
- Gerçek anlamda bir bebek doğurdu.
- Endüstrinin ortaya çıkmasına neden oldu.
- Zaten var olan bir endüstriyi keşfetti.
- Endüstriyi ayrı tuttu.
Cevabı göster
Endüstrinin ortaya çıkmasına neden oldu.
Pekiştirilmiş özne olarak we ourselves
we ourselves yapısında ourselves, pekiştirme veya vurgu zamiridir. we sözcüğüne dönerek “özellikle biz” ya da “biz bile” anlamını ekler. are made yapısının nesnesi değildir. Cümle we are made of dead stars biçiminde de dil bilgisi açısından tamdır; ancak ourselves çıkarıldığında insanların da evrenin bir parçası olduğu yönündeki ek vurgu kaybolur.
Alıştırma
Hangi cümlede ourselves yalnızca we ourselves yapısındaki gibi özneyi vurgulamak için kullanılmıştır?
- We ourselves designed the poster.
- We introduced ourselves to the new coach.
- We blamed ourselves for the mistake.
Cevabı göster
We ourselves designed the poster.
be made of: bir şeyin neyden oluştuğunu söylemek
be made of + malzeme veya bileşen, bir şeyin neyden oluştuğunu belirtir; özellikle malzeme ya da parçalar hâlâ ayırt edilebiliyorsa kullanılır. Bu cümlede are made of dead stars, bilimsel bir düşüncenin mecazlı ve kısa bir anlatımıdır: İnsan bedeni, önceki yıldızlarda oluşup uzaya saçılan elementleri içerir. Bu, içimizde kelimenin tam anlamıyla bütün yıldız parçaları olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
BLANK yerine en uygun ifadeyi seçin: The necklace is BLANK silver, and the material is still clearly identifiable.
- made from
- made by
- made of
Cevabı göster
made of
You could even say that we are the universe's way of experiencing itself. Notlar
5:20Hatta bizim, evrenin kendini deneyimleme yolu olduğumuzu bile söyleyebilirsiniz.
You could even say that: daha iddialı bir görüşü temkinli biçimde sunmak
You could say that, ardından gelen düşünceyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, değerlendirmeye değer bir yorum olarak sunar. Bu kullanımda could iddiayı yumuşatır; geçmişteki bir yetenekten söz etmez. Even, yorumun daha önce belirtilen noktadan bir adım daha ileri gittiğini gösterir. You could even say that bir bütün olarak, konuşanın görüş ayrılığına yer bırakarak daha iddialı bir yorum eklemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle iddialı bir yorumu, önceki düşünceden daha ileri giden ama temkinli bir adım olarak en iyi biçimde sunar?
- People used to say that the city is a living museum.
- You could even say that the city is a living museum.
- The city is definitely a living museum.
Cevabı göster
You could even say that the city is a living museum.
the universe's way of experiencing itself: kişileştirme içeren bir metafor
Bu ifade, bilinçli yaşamı evrenin kendisini deneyimlemesinin bir yolu olarak sunar. İnsanlar evrenin bir parçası olduğu ve onu gözlemleyebildiği için bilincimiz, evrenin dikkatini yeniden kendisine çevirmesi gibi tasvir edilir. Bu bir kişileştirmedir: Evren, insana özgü bir deneyimleme yeteneği varmış gibi anlatılır. Evrenin maddesinden oluştuğumuza ilişkin önceki bilimsel düşünce üzerine kurulmuş felsefi bir yorumdur; evrenin gerçekten bilinçli bir kişi olduğu yönünde bilimsel bir iddia değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the universe's way of experiencing itself ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bilinçli varlıklar evrenin bir parçasıdır; bu nedenle onların deneyimi, evrenin kendisini deneyimlemesi olarak tasvir edilebilir.
- Evren gerçekten ayrı bir kişidir ve tüm bilinçli varlıkları kontrol eder.
- İnsanlar evreni ancak tüm bilimsel sorular yanıtlandıktan sonra deneyimleyebilir.
Cevabı göster
Bilinçli varlıklar evrenin bir parçasıdır; bu nedenle onların deneyimi, evrenin kendisini deneyimlemesi olarak tasvir edilebilir.
So, let's keep on experiencing it until there are no more questions to ask. Notlar
5:26Öyleyse, soracak başka soru kalmayana kadar onu deneyimlemeye devam edelim.
keep on experiencing: keep on + -ing yapısı
Keep on + fiilin -ing biçimi, bir eylemi yapmaya devam etmek anlamına gelir. Burada keep on experiencing, durmak yerine evreni deneyimlemeyi sürdürmek demektir. Bu ifade önceki cümledeki düşünceyi de ileri taşır. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar ve düşünceyi meraklı kalıp keşfetmeyi sürdürmeye yönelik ortak bir davete dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için keep on + try fiilinin -ing biçimini kullanın: Even if the puzzle is hard, ____ until you solve it.
Cevabı göster
keep on trying
no more questions to ask: no more + isim + to’lu mastar
no more questions to ask ifadesinde no more questions, hiç soru kalmadığı anlamına gelir. questions sözcüğünden sonra gelen to ask mastarı, bu sorularla ne yapılabileceğini gösterir: biri bu soruları sorabilir. Burada to ask, questions sözcüğünü niteler; keep on experiencing it eyleminin amacını belirtmez. no more + isim + to’lu mastar kalıbı, belirtilen eylem için o türden hiçbir şey kalmadığını kısa biçimde anlatır. Tam cümlede bu ifade, until sonrasındaki bitiş noktasını gösterir. Bu nokta bilerek geniş tutulmuştur: olası bütün sorular sorulana kadar deneyimlemeye ve soru sormaya devam etmek.
Alıştırma
Sorulabilecek hiçbir soru kalmadığını belirtmek için cümleyi tam olarak no more + isim + to’lu mastar kalıbıyla tamamlayın: After the final review, there were ____.
Cevabı göster
no more questions to ask