Peppa Pig, Süper Patates'in Hollywood Filminde! | Peppa Pig Resmi | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi Hollywood’a ulaşır, Vegetables in Space filminin çekimine katılır ve yaramaz havuçların yol açtığı film krizinin komik bir kurtarma sahnesine dönüşmesine yardım eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The stars aren't in the sky, they're on the ground. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. Gökyüzündeki yıldızlar ile Hollywood ünlülerini temsil eden yıldız biçimli yer plakaları arasındaki kelime oyununu anlayabilirsiniz. Bu kültürel ipucu, Miss Rabbit’ın yol tarifini doğru yorumlamanızı ve ailenin neden yukarı bakmak yerine yerde arama yaptığını kavramanızı sağlar. 2. dressed up as broccoli. — Deyimsel fiiller. dress up as kalıbının, bir karaktere, kişiye veya nesneye benzemek için kıyafet ya da kostüm giymeyi anlattığını öğrenirsiniz. Bu yapıyı filmlerdeki ve gösterilerdeki kostümleri, festivalleri, partileri ve çocukların hayalî oyunlarını anlatırken kullanabilirsiniz. 3. save the day. — Deyimler ve mecazi ifadeler. Bunun bir günü kelimesi kelimesine kurtarmak değil, kritik anda acil bir sorunu çözüp krizi veya başarısızlığı önlemek anlamına geldiğini ayırt edebilirsiniz. İfade, kahramanca kurtarışların yanı sıra zamanında gelen bir fikir ya da yardımın günlük bir çıkmazı çözdüğü durumlara da uygundur.
Bu derste
Peppa and her family are in America on their way to Hollywood. Kalıp ifadeler
0:05Peppa ve ailesi Amerika'da, Hollywood yolundalar.
on their way to Hollywood: bir hedefe giderken on one's way to kullanımı
Bu cümlede on their way to Hollywood, Peppa ve ailesinin Hollywood'a doğru yolculuğa başladığını ancak henüz varmadığını ifade eder. Bu kalıp onların o andaki yolculuk durumunu anlatır. Yapı be + on + iyelik belirleyicisi + way + to + hedef şeklindedir. Their, çoğul grup olan Peppa and her family ile uyumludur; özne değiştiğinde duruma göre my, your, his, her, our veya their kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi on one's way to ile tamamlayın. Mia havaalanına gitmek üzere çoktan yola çıktı: Mia is ____ the airport now.
Cevabı göster
on her way to
Are we nearly there yet?: hedefin yakın olup olmadığını sormak
Are we nearly there yet? yolculuk sırasında kullanılan doğal bir sorudur ve “Şimdi hedefe yaklaştık mı?” anlamına gelir. Nearly, yakın olmayı ancak henüz tamamlanmamış olmayı ifade eder; there ise konuşanların zaten bildiği hedefi gösterir. Yet, o ana kadar geçen yolculuğu göz önünde bulundurur ve artık beklenen noktaya yaklaşılıp yaklaşılmadığını sorar. Nearly ve yet birlikte kullanıldığında heyecan veya hafif sabırsızlık da gösterebilir.
Alıştırma
Trende bir saat geçirdikten sonra, henüz varmamış olsanız bile ortak hedefin yakın olup olmadığını hangi soruyla sorarsınız?
- Have we been there before?
- Are we nearly there yet?
- Are we there yet?
Cevabı göster
Are we nearly there yet?
Let's + fiilin yalın hâli: birlikte hareket etmeyi önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanı ve dinleyeni kapsayan bir öneri yapmak için kullanılır. Konuşan kişi, herkesin eylemi birlikte yapmasını önerir. Buradaki öneri önce durmak, sonra haritaya bakmaktır. stop ve look, and ile bağlanan iki yalın fiildir. Birlikte sırayla yapılacak iki eylemi belirtirler; bu nedenle let's sonrasında to veya -ing biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Ortak bir öneri ifade eden biçimle cümleyi tamamlayın: ____ stop and check the map.
Cevabı göster
Let's
So, what have we got here?: bir durumu incelemeye başlamak
So bir geçişi belirtir: konuşan kişi bir şey fark etmiş ve şimdi dikkatini ona çevirmiştir. What have we got here? orada ne bulunduğunu sorar; ancak çoğu zaman konuşanın onu incelemeye ve neler olduğunu anlamaya hazır olduğunu da gösterir. have we got yapısında have got, have anlamına gelir. Sorunun tamamı ses tonuna ve duruma göre meraklı, araştırmacı, şakacı veya kuşkucu gelebilir. Buradaki temel işlevi, mevcut durumu incelemeye ve değerlendirmeye başlamaktır.
Alıştırma
Bir tamirci aracın kaputunu açıp “So, what have we got here?” diyor. Tamirci büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Sorunun zaten çözüldüğünü doğrulamak
- Garajdaki bütün aletleri tarafsız biçimde listelemek
- Sorunu incelemeye başlamak
Cevabı göster
Sorunu incelemeye başlamak
Is everything alright?: durumu nazikçe kontrol etme
Is everything alright? kesinlikle bir sorun çıktığını varsaymadan birinin iyi olup olmadığını veya yardıma ihtiyaç duyup duymadığını kontrol eder. Burada konuşmayı başlatmanın nazik ve baskı yaratmayan bir yoludur. Miss Rabbit dinleyiciye doğrudan hitap eder. Sorudan sonra bir ad veya unvan kullanmak kiminle konuşulduğunu gösterir; bu bölüm tekrar kullanılabilen soru kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Bir görevli yardıma ihtiyacı olabilecek birini görüyor. Hangi başlangıç hem naziktir hem de bir sorun olduğunu varsaymaz?
- Is everything alright?
- Tell me what's wrong.
- Why did you cause a problem?
Cevabı göster
Is everything alright?
Sir, did you know that you may only stop on a freeway if it is an emergency? Notlar
0:27Efendim, otoyolda sadece acil bir durum varsa durabileceğinizi biliyor muydunuz?
did you know that: soru biçiminde nazik bir hatırlatma
Did you know that ... dil bilgisi bakımından dinleyicinin bir bilgiyi önceden bilip bilmediğini soran bir sorudur. Ancak burada asıl amaç, dinleyicinin ihlal ediyor olabileceği bir kuralı söylemektir; yani gerçek bir bilgi sınamasından çok nazik bir hatırlatma işlevi görür. Soru biçimi, düzeltmeyi You can't stop here demeye göre yumuşatır; yine de dinleyicinin davranışının uygun olmayabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede did you know that ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyiciden kuralı konuşmacıya açıklamasını ister.
- Konuşmacının kuralı unuttuğunu gösterir.
- Dinleyicinin ihlal etmiş olabileceği bir kuralı nazikçe tanıtır.
Cevabı göster
Dinleyicinin ihlal etmiş olabileceği bir kuralı nazikçe tanıtır.
may only ... if ...: gerekli bir koşula bağlı izin
Bu cümlede may, “belki” değil, “izinli olmak” anlamına gelir. may only + fiil + if + koşul kalıbı, eyleme yalnızca o koşul gerçekleştiğinde izin verildiğini anlatır. Burada yalnızca acil bir durumda durmaya izin vardır; acil durum yoksa durmaya izin verilmez. Bu yapı kurallarda ve resmî uyarılarda sık görülür.
Alıştırma
Kuralı may only ... if ... ile tamamlayın: Visitors ____ use this entrance ____ a member of staff unlocks it.
Cevabı göster
may only · if
freeway: Amerikan İngilizcesinde bir yol terimi
Amerikan İngilizcesinde freeway genellikle erişimi kontrollü, yüksek hızlı bir yol anlamına gelir. Sürücüler çoğunlukla bağlantı yollarından girip çıkar ve yolda normal hemzemin kavşaklar bulunmaz. Cümlede on a freeway, durma kısıtlamasının geçerli olduğu yeri belirtir. Freeway içindeki free yalnızca “ücretsiz” anlamına gelmez; sözcüğün tamamı bir yol türünü adlandırır.
Alıştırma
Amerikan yol bağlamında en doğal sözcüğü seçin: We got onto the ___ at the next entrance ramp.
- motorway
- freeway
- driveway
Cevabı göster
freeway
We've won tickets to be in Super Potato's new movie, Kalıp ifadeler
0:34Süper Patates'in yeni filminde yer almak için bilet kazandık,
won tickets to be in ...: katılma fırsatı kazanmak
We've won tickets ifadesinde won, win fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve biletlerin ödül olarak kazanıldığını belirtir. Ardından gelen to ile mastar yapısı, ödülün kazananlara ne yapma fırsatı verdiğini açıklar. Burada be in a movie, fiziksel olarak bir filmin içinde bulunmak değil, filmde görünmek veya rol almak demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen win tickets to + fiil kalıbı, ödülü onun sağladığı fırsata bağlar.
Alıştırma
won tickets to be in ile tamamlayın: Maya entered an online contest and ____ the studio audience for a live game show.
Cevabı göster
won tickets to be in
need to get to + yer: varmanın gerekli olduğunu söylemek
Need to, bir şeyin gerekli olduğunu gösterir. get to + yer yapısında get, varmak veya ulaşmak anlamına gelir; bu yüzden need to get to Hollywood, Hollywood'a varmanın gerekli olduğunu belirtir. Çoğu hedef yeri belirten isim ve özel addan önce to kullanın: get to the station, get to London. Ancak home, here ve there sözcüklerinden önce to kullanmadan get home, get here ve get there deyin.
Alıştırma
Cümleyi need to get to ile tamamlayın. Anlam, saat dokuzdan önce varmanın gerekli olmasıdır: We ____ the station before nine.
Cevabı göster
need to get to
in that case: yeni bilgiyi sonraki adıma bağlamak
In that case ifadesi az önce söylenen bir duruma, gerçeğe veya koşula gönderme yapar. Yeni bilginin, konuşanın bundan sonra söyleyeceği şeyi, vereceği kararı ya da yapacağı öneriyi değiştirdiğini anlatır; anlamı given that veya then ifadelerine yakındır. Bu ifade yeni durumu sonraki adımla bağlayarak konuşmayı düzenler. Bu kesitte virgül, kararın veya önerinin devamında geleceğini gösterir.
Alıştırma
Önceki yeni bilgiye uygun yanıtı tamamlayın: A: The early train has been cancelled. B: ____, let's take the later one.
Cevabı göster
In that case
just hang right and then you head straight on until you see the stars. Notlar
0:43sadece sağa yanaşın ve yıldızları görene kadar dümdüz gidin.
hang right: gayriresmî sağa dönme talimatı
Bu yol tarifinde hang right, sağ tarafa yönelmek veya sağa dönmek anlamına gelir ve yaklaşık olarak turn right ile eşdeğerdir. Burada hang kelimesi gerçek anlamında kullanılmaz; yön değiştirmeyi gayriresmî biçimde anlatan ifadenin bir parçasıdır. Bu ifade bir dizi yol tarifini başlatır: önce sağa gidilir, sonra bir sonraki işaret görülene kadar dümdüz devam edilir. Bu anlam hang kelimesinden tek başına değil, yol tarifi bağlamından kaynaklanır.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza gayriresmî yol tarifi veriyorsunuz. Bir sonraki kavşakta sadece sağda kalmak değil, sağa dönmek gerekiyor. En uygun cümleyi seçin.
- At the next junction, keep right and follow the river.
- At the next junction, turn left and follow the river.
- At the next junction, hang right and follow the river.
Cevabı göster
At the next junction, hang right and follow the river.
head straight on: dönmeden ileri devam etmek
Burada head, vücut bölümü olan “baş” anlamındaki isim değil, “belirli bir yönde hareket etmek” anlamındaki fiildir. Straight on, dönmeden aynı rota üzerinde ilerlemeye devam etmek demektir. Yol tarifinde head straight on, sırada ne yapılacağını söyler: belirtilen işarete veya durma noktasına kadar ileri doğru devam et.
Alıştırma
Hangi talimat özellikle dönmeden ileri doğru devam edilmesini söylüyor?
- Head to the bridge.
- Turn right at the bridge.
- Head straight on until you reach the bridge.
Cevabı göster
Head straight on until you reach the bridge.
Yıldızlar gökyüzünde değil, yerde: Hollywood kaldırımındaki kelime oyunu
İlk bölümdeki stars sözcüğü gece gökyüzündeki yıldızları düşündürür. İkinci bölümdeki on the ground ise bu düşünceyi düzeltir: Burada stars, Hollywood Şöhret Yolu'ndakilere benzer biçimde Hollywood'daki bir kaldırıma yerleştirilmiş yıldız şeklindeki işaretlerdir. İngilizce star sözcüğüyle yapılan bir kelime oyunu da vardır. Star hem yıldız şeklini hem de ünlü bir oyuncu veya sanatçıyı ifade edebilir; kaldırımdaki yıldızlar da ünlü kişilerle bağlantılıdır. Hem yol tarifi hem de şaka, gökyüzü anlamından Hollywood anlamına geçilmesine dayanır.
Alıştırma
Bu cümlede yerde bulunan stars nedir?
- Kaldırıma yerleştirilmiş yıldız biçimli işaretler
- Gökyüzünden düşmüş gerçek yıldızlar
- Sokağın üzerinde asılı duran lambalar
Cevabı göster
Kaldırıma yerleştirilmiş yıldız biçimli işaretler
We've got to + fiilin yalın hâli: şimdiki zorunluluk
We've got to, We have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. “Yapmak zorundayız” veya “yapmamız gerekiyor” anlamına gelir ve ardından fiilin yalın hâli gelir: We've got to look. Buradaki we, konuşan kişiyi ve en az bir başka kişiyi içerir. İfade, yıldızları aramayı grubun yapması gereken bir iş olarak gösterir.
Alıştırma
Grubun acele etmesi gerektiğini göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: ____ hurry, or we'll miss the train.
Cevabı göster
We've got to
There are lots of stars all over the ground. Kalıp ifadeler
1:06Yerin her yerinde bir sürü yıldız var.
all over the ground: bir yere geniş biçimde yayılma
All over + bir yer, “o yerin birçok kısmında” anlamına gelir. All over the ground, yıldızların tek bir noktada toplanmadığını, yerin farklı kısımlarına yayıldığını anlatır. All over genellikle geniş bir dağılımı vurgular; her bir kısmın tamamen kaplandığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Yaprakların yere dağılmış olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: After the storm, leaves were ____.
Cevabı göster
all over the ground
Am I a bird? Am I a plane? No, I'm a potato. ifadesinin Superman tanıtımına yaptığı parodi
Sorular, Superman'in ünlü tanıtım sözünü çağrıştırır: “It's a bird! It's a plane! It's Superman!” Bu kalıp, izleyicide bir süper kahramanın görkemli biçimde ortaya çıkacağı beklentisini yaratır. Burada birinci şahıs sorularına dönüştürülse de gönderme hâlâ espriyi yönlendirir. “No, I'm a potato”, beklenen süper kahramanın yerine sıradan ve komik bir patates cevabı verir. Kahramanca beklentiden bir anda “potato”ya düşülmesi komik bir ters köşe yaratır; dolayısıyla bunlar gerçek bir kimlik sorgusu değil, bir parodidir.
Alıştırma
Bu bölümdeki son cümle neden komiktir?
- Süper kahraman tarzı bir beklenti yaratır ve sonra kahramanın yerine bir patates koyar.
- Bir patatesin kuş mu yoksa uçak mı olduğunu ciddi biçimde sorar.
- Süper kahramanların genellikle sebzeye dönüştüğünü açıklar.
Cevabı göster
Süper kahraman tarzı bir beklenti yaratır ve sonra kahramanın yerine bir patates koyar.
We've got a movie to make: have got + ad + to-infinitive
We've got a movie to make cümlesinde have got, “sahip olmak/var” anlamındadır. a movie ad öbeği to make'ten önce gelir; mastar da bu adla ilgili yapılması gereken eylemi belirtir: yapmamız gereken bir film vardır. have got + ad + to-infinitive kalıbı, bir şeyi ilgilenilmeyi bekleyen mevcut bir görev olarak sunar. Sıklıkla amaç veya aciliyet hissi katar; yalnızca gelecekteki bir planı bildirmekten daha görev odaklıdır.
Alıştırma
a report ve finish sözcüklerini aynen kullanarak cümleyi have got + ad + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: We can't leave yet. We've got ____.
Cevabı göster
a report to finish
This is where + yan cümle: bir yerin işlevini açıklamak
This is where + özne + fiil kalıbı, orada ne yapıldığını söyleyerek bulunulan yerin işlevini açıklar. Bu cümlede where we make the movie, stüdyonun işlevini belirtir. Buradaki where bir soru başlatmaz. Yan cümle, we make şeklinde bildirme cümlesi dizilişini korur; do we make kullanılmaz. Bu kalıbı bir odayı, çalışma alanını veya sürecin bir aşamasını tanıtırken kullanabilirsin.
Alıştırma
This is where + yan cümle kalıbını tek kelimeyle tamamla: This is ____ we bake the bread.
Cevabı göster
where
it's like + yan cümle: gerçekmiş gibi gelen bir deneyimi anlatmak
it's like + yan cümle kalıbı, bir deneyimin belirli bir duruma benzediğini hissettirir; o durumun gerçekten doğru olduğunu iddia etmez. Burada gerçekçi dekor, konuşan kişiye gerçekten uzaydaymış gibi hissettirir. like sözcüğünden sonra gelen we're really in space, tam bir yan cümledir. Really, gerçeklik hissini güçlendirir; ancak cümle yine de bir gerçeği değil, bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Bir VR başlığı takarken, gerçekten su altında olduğunu iddia etmeden deneyimin su altındaymış gibi geldiğini hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- It's like we're really underwater.
- We like being underwater.
- We are definitely underwater.
Cevabı göster
It's like we're really underwater.
Sonraki eylemi bildiren Time to + fiilin yalın hâli
Time to + fiilin yalın hâli, It's time to + fiilin yalın hâli yapısının konuşma dilindeki kısa biçimidir. Örnekteki Time to put on, bu eyleme başlamanın doğru zamanının şimdi olduğunu belirtir. Bu kalıp, sıradaki eylemi bildirmek veya birini o eyleme yönlendirmek için kullanılır. Baştaki It's atıldığı için ifade, tam bir cümleden daha kısa ve doğrudan duyulur.
Alıştırma
Bu nottaki iki sözcüklü kalıpla ifadeyi tamamlayın: ____ leave for school.
Cevabı göster
Time to
Giyinme eylemini anlatan put on
Burada put on, bir giysiyi veya takılabilen başka bir eşyayı vücuda yerleştirmek anlamındaki ayrılabilir bir öbek fiildir. Eşyanın zaten üzerinizde olduğu duruma değil, giyinme eylemine odaklanır. Nesne bir isim olduğunda put on your coat ve put your coat on yapılarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda iki parçanın arasına gelir: put it on denir, put on it denmez.
Alıştırma
Leo'nun ceketi bir sandalyenin üzerinde. Leo ceketi alıp giymeye başlıyor. Şu anda gerçekleşen eylemi hangi cümle anlatır?
- Leo is putting on his coat.
- Leo is putting his coat.
- Leo is wearing his coat.
Cevabı göster
Leo is putting on his coat.
Peppa and her family are dressed up as broccoli. Öbek fiiller
1:51Peppa ve ailesi brokoli gibi giyindiler.
dressed up as broccoli: dress up as + kimlik
Be dressed up as + kişi, karakter, hayvan veya nesne, birinin o kimlik gibi görünmesini sağlayan bir kostüm giymesi demektir. Burada broccoli, kostümün yansıttığı görüntüyü belirtir; aile gerçekten brokoliye dönüşmemiştir. as sözcüğünden sonra gelen ifade, kişinin ne kılığına girdiğini veya neye benzemeye çalıştığını gösterir. Aynı yapı a pirate, a robot veya a dragon ile de kullanılabilir.
Alıştırma
“Benzemek için kostüm giydi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For the school play, Leo ____ a dragon.
Cevabı göster
dressed up as
So do you: “sen de” anlamında so + yardımcı fiil + özne
So do you, önceki olumlu betimlemenin dinleyen kişi için de geçerli olduğunu belirtir. Burada You look funny too yerine kullanılarak look funny ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu konuşmada aynı yorumun Peppa'ya geri yöneltilmesini de sağlar. Yapı so + yardımcı fiil, be biçimi veya kiplik fiili + özne şeklindedir. Önceki cümlede geniş zamanda ana fiil look kullanıldığı için zamanı do taşır: So do you. Yardımcı fiil özneden önce gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “You look tired.” diyor. Look tired ifadesini tekrarlamadan “You look tired too” anlamını veren cevap hangisidir?
- So do you.
- So you do.
- So are you.
Cevabı göster
So do you.
no talking on set: no + -ing ile yasak bildirme
no + fiilin -ing biçimi kısa bir yasak bildirir: no talking, konuşmaya izin verilmediği anlamına gelir. İnsanların konuşup konuşamadığını belirten bir ifade değil, kural veya emir işlevi görür. On set, bir film ya da programın çekildiği yerde anlamına gelir. Buradaki set bir yapım alanıdır; dolayısıyla tüm ifade çekim alanındaki insanlara konuşmamalarını söyler.
Alıştırma
Bu kısa stüdyo kuralını no + talk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ during the recording.
Cevabı göster
No talking
are about to start filming: çekimlerin başlamak üzere olması
Be about to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin çok yakında gerçekleşeceğini belirtir; genellikle o an neredeyse gelmiştir. Bu nedenle are about to start, çekimlerin başlamasını yalnızca geleceğe ait bir plan olarak değil, çok yakın bir olay olarak sunar. Start filming, çekim yapma etkinliğine başlamak demektir. Yapı we + are about to + start + filming şeklindedir: are, we ile uyumludur ve about to sonrasında start fiilin yalın biçiminde kullanılır.
Alıştırma
Harekete yalnızca birkaç saniye kaldı. Cümleyi be about to ile tamamlayın: The train ____ leave.
Cevabı göster
is about to
Çekimi başlatan işaret: Lights, camera, action!
“Lights, camera, action!”, çekimin başlangıcıyla ilişkilendirilen tanınmış kalıplaşmış sözdür. Lights ve camera teknik hazırlığa işaret ederken action oyunculara başlamalarını söyler. İfade, sıradan üç ismin listesi olarak değil, bir bütün olarak çekime başlama komutu şeklinde anlaşılmalıdır. Gerçek yapımlarda komutlar ayrı ayrı verilebilir; ancak bu tam ifade, hemen bir film seti havası yaratmak için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bilinen çekim kullanımında “Lights, camera, action!” neyin işaretidir?
- Çekimin ve oyunculuğun başlaması gerektiğini bildirir.
- Çekimin bittiğini duyurur.
- Herkesten ışıkları kapatmasını ister.
Cevabı göster
Çekimin ve oyunculuğun başlaması gerektiğini bildirir.
the galaxy is being taken over by a bunch of naughty carrots. Notlar
2:14galaksi bir grup yaramaz havuç tarafından ele geçiriliyor.
taken over by: kontrol değişimini anlatan edilgen biçim
Take over bir yerin, kuruluşun, sistemin veya durumun kontrolünü ele geçirmek anlamına gelir. Be taken over by yapısında taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; over öbeksi fiilin parçasıdır ve by yeni kontrol sahibini belirtir. Tam biçim olan is being taken over by, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır; yani kontrol değişimi sürmektedir. Cümlede galaksi havuçların kontrolüne geçmektedir, fiziksel olarak başka bir yere taşınmamaktadır.
Alıştırma
“Kontrolüne geçti” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the owners lost access, the website was ____ hackers.
Cevabı göster
taken over by
a bunch of naughty carrots: gündelik a bunch of + çoğul isim yapısı
a bunch of naughty carrots ifadesinde a bunch of, “bir grup” veya “birkaç” anlamına gelen gündelik bir miktar ifadesidir. Burada ardından çoğul sayılabilen isim carrots gelir; naughty sözcüğü havuçları niteler. Kesin sayı özellikle belirsiz bırakılmıştır. Havuçlara naughty denmesi, onları sorun çıkaran komik bir grup gibi kişileştirir ve tehdide eğlenceli bir hava katar.
Alıştırma
Cümleyi “gündelik ve kesin sayısı belli olmayan bir grup” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We invited ____ friends to dinner.
Cevabı göster
a bunch of
Not the carrots?: inanmazlık bildiren yankı sorusu
Not the carrots? eksiltili bir yankı sorusudur. Konuşan kişi tam bir cümleyi tekrarlamak yerine daha önce sözü geçen isim grubunu tekrarlar ve tepki göstermek için başına not getirir. Buradaki anlam “Surely not the carrots?” ifadesine yakındır. Asıl amaç nesnelerin havuç olup olmadığını sormak değil, özellikle o havuçların olaya karışmasına şaşkınlık, endişe veya hayal kırıklığıyla tepki vermektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “We're taking the 5 a.m. train.” diyor. Siz “Not the 5 a.m. train?” diye karşılık veriyorsunuz. Bu karşılık büyük olasılıkla ne yapar?
- Trenin beş kişi için tasarlanıp tasarlanmadığını sorar.
- Şaşırtıcı seçimi tekrarlar ve inanamadığını gösterir.
- Trenin sabah 5'te hareket etmediğini sakin biçimde doğrular.
Cevabı göster
Şaşırtıcı seçimi tekrarlar ve inanamadığını gösterir.
I, Super Potato, am here to save the day. Deyimler
2:24Ben, Süper Patates, günü kurtarmak için buradayım.
save the day: sorunu tam zamanında çözmek
Save the day, önemli bir sorunu tam zamanında çözüp başarısızlığı veya sıkıntıyı önlemek anlamına gelen bir deyimdir. Burada Süper Patates, herkesi sorundan kurtaracak kahraman olarak kendini tanıtıyor. Bu ifade, takvimdeki bir günü gerçekten kurtarmak anlamına gelmez. Day, içinde bulunulan durumu veya sonucu temsil eder; bu nedenle gerekli bir aracı getirmek gibi sıradan bir yardım da save the day olabilir.
Alıştırma
Yağmur bir pikniği mahvetmek üzereydi ama Ava büyük bir barınak getirdi. “Sorunu tam zamanında çözdü” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Ava's shelter ____.
Cevabı göster
saved the day
You have to cheer when we save the day. Dilbilgisi
2:38Biz günü kurtardığımızda tezahürat yapmalısınız.
have to cheer: have to + yalın fiille zorunluluk
Have to + fiilin yalın hâli, bir zorunluluk veya gereklilik ifade eder. Have to cheer yapısında cheer, have to sonrasında geldiği için yalın hâlde kalır. Burada konuşmacı, kurtarma gerçekleştiğinde dinleyenlerin yapması gereken şeyi söylüyor; onların kendiliğinden tezahürat etmek istediğini anlatmıyor.
Alıştırma
Bir sahne yönergesi, seyircilerin sevinç sesi çıkarmasını gerektiriyor. Have to ve cheer fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The audience members ____ when the hero appears.
Cevabı göster
have to cheer
How are you going to save the day, Super Potato? Dilbilgisi
2:43Günü nasıl kurtaracaksın, Süper Patates?
How are you going to ...? ile planlanan yöntemi sormak
How + be + özne + going to + fiilin yalın hâli? yapısı, birinin hangi planı veya yöntemi kullanmayı düşündüğünü sorar. Bu cümlede Super Potato'nun yardım edip etmeyeceği değil, bunu nasıl yapacağı soruluyor. Be going to, niyet edilen veya gerçekleşmesi beklenen gelecekteki bir eylemi gösterirken how odağı yönteme taşır. Be biçimi özneye göre değişir: How am I going to ...?, How is she going to ...?, How are they going to ...?
Alıştırma
Soruyu be going to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: How ____ carry all these books?
Cevabı göster
are you going to
we haven't thought of that yet: şu ana kadar hâlâ sonuç yok
Have/has not + geçmiş zaman ortacı + yet kalıbı, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini ancak daha sonra gerçekleşme olasılığının devam ettiğini anlatır. We ile haven't kullanılır; thought, think fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; yet genellikle olumsuz cümlenin sonunda yer alır. Burada think of, bir fikrin veya yanıtın akla gelmesi demektir. We haven't thought of that yet, grubun şu anda hâlâ bir yanıtı olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi think fiilinin olumsuz present perfect biçimiyle tamamlayın: We still need a solution. We ____ of one yet.
Cevabı göster
haven't thought
Oh no, the naughty carrots will destroy the universe.
2:51Oh hayır, yaramaz havuçlar evreni yok edecek.
If only there was some way of getting rid of them. Notlar
2:56Keşke onlardan kurtulmanın bir yolu olsaydı.
If only there was some way: şimdiki duruma ilişkin güçlü bir dilek
“If only”, şu anda gerçek olmayan ya da mümkün görünmeyen bir durumla ilgili güçlü bir dileği anlatır. Burada konuşmacı bir yolun var olmasını istiyor ve şu anda işe yarayacak bir yol bilinmediğini ima ediyor. Geçmiş biçim “was”, şimdiki gerçekliğe mesafe koyar; dileği geçmiş zamana taşımaz. “If only there were some way” de doğaldır ve daha resmî ya da geleneksel varsayım biçimidir; “there was” ise gündelik konuşmada yaygındır.
Alıştırma
“If only there was some way...” burada ne anlatıyor?
- Konuşmacı işe yarayacak bir yolun var olmasını çok istiyor, ancak şu anda böyle bir yol bilinmiyor.
- Konuşmacı işe yarayacak bir yolun zaten var olduğundan emin.
- Konuşmacı onları ortadan kaldırmak için gerekli bir koşulu belirtiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı işe yarayacak bir yolun var olmasını çok istiyor, ancak şu anda böyle bir yol bilinmiyor.
getting rid of them: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
“Get rid of + nesne”, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak ya da ondan kurtulmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede “them”, kaldırılmak istenen şeyleri belirtir. “a way of getting rid of them” içinde ilk “of”, “a way of doing something” yapısına aittir; bu yüzden “get”, -ing biçimi olan “getting” hâline gelir. İkinci “of” ise kalıplaşmış “get rid of” ifadesine aittir ve “them” nesnesini getirir.
Alıştırma
Cümleyi “get rid of” kalıbıyla tamamlayın: We should ____ these duplicate files.
Cevabı göster
get rid of
There are some fans here to see Hashbrown.
3:08Burada Hashbrown'u görmek için gelen bazı hayranlar var.
We decided to take the day off for a change. Kalıp ifadeler
3:20Değişiklik olsun diye bir gün izin almaya karar verdik.
take the day off: bir gün izin yapmak
Take the day off, belirli bir gün işe veya okula gitmemeyi seçmek ya da bunu ayarlamak demektir. Bu cümledeki decided to, konuşan kişilerin bu kararı kendilerinin verdiğini gösterir. Yapı take + the day + off şeklindedir. Buradaki off bir yön bildirmez; kalıplaşmış ifadenin parçasıdır. Henüz belirli bir gün belirtilmemişse take a day off kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Priya'nın belirli bir gün çalışmamayı seçtiğini doğal biçimde anlatır?
- Priya decided to take the day off on Friday.
- Priya decided to take off the day on Friday.
- Priya decided to take the day away on Friday.
Cevabı göster
Priya decided to take the day off on Friday.
for a change: bu kez alışılmıştan farklı bir şey yapmak
For a change, bu kez genellikle olandan farklı bir seçim yapmak anlamına gelir. Burada izin yapmanın neden sıra dışı olduğunu açıklar: konuşan kişilerin normal rutinine geçici olarak ara verilmiştir. Bu ifade çoğunlukla bir cümleciğin sonunda yer alır. Kalıcı bir değişikliği değil, bu seferki farklılığı anlatır.
Alıştırma
"Mina brought lunch from home for a change" en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Mina genellikle öğle yemeğini evden getirmez.
- Mina her zamankiyle tamamen aynı öğle yemeğini getirmiştir.
- Mina öğle yemeği satın almayı kalıcı olarak bırakmıştır.
Cevabı göster
Mina genellikle öğle yemeğini evden getirmez.
We couldn't miss Hashbrown. — güçlü ilgi anlatan couldn't miss
Bu cümlede couldn't miss, Hashbrown'ı görmenin konuşan kişiler için çok önemli olduğunu ve bu fırsatı kaçırmamak için özellikle çaba gösterdiklerini anlatır. Yetersizlik değil, güçlü bir ilgi ifade eder. Buradaki miss, birini görme veya bir etkinliğe katılma fırsatını kaçırmak anlamındadır. couldn't miss + kişi/etkinlik kalıbı, bir fırsatın kaçırılamayacak kadar önemli görüldüğünü anlatabilir.
Alıştırma
Etkinliğin kaçırılamayacak kadar önemli olduğunu belirten, bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our favorite band was playing its final show, so we ____.
Cevabı göster
couldn't miss it
He's our favorite potato starch-based movie star. Kelime
3:25O bizim en sevdiğimiz patates nişastası bazlı film yıldızı.
potato starch-based movie star: mizahi bir -based tanımı
Starch-based, X-based biçiminde bir birleşik sıfattır ve ana malzemenin ya da temelin nişasta olduğunu belirtir. Burada potato, nişastanın türünü gösterir; bu nedenle potato starch-based ifadesinin tamamı movie star sözünü niteler. İfade komiktir çünkü malzeme etiketi gibi görünen teknik bir tanım, normalde bir kişi için kullanılan movie star unvanına eklenmiştir. Yiyecekten yapılmış bir karakteri sıradan bir ünlü gibi tanıtır.
Alıştırma
potato starch-based movie star ifadesindeki mizahı oluşturan nedir?
- Ünlünün yalnızca patates çiftlikleri hakkında filmler yaptığını söyler.
- Bir ünlüyü patates nişastasından yapılmış gibi tarif eder.
- Movie star ifadesinin nişastanın başka bir adı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bir ünlüyü patates nişastasından yapılmış gibi tarif eder.
You're too kind.: iltifata kibar bir karşılık
“You're too kind.” bir iltifata veya nazik bir davranışa karşılık vermek için kullanılan kibar bir kalıptır. Burada karşıdaki kişinin sözlerinin ya da davranışının çok ince ve cömert olduğu anlatılır; nazik olmanın sorun olduğu söylenmez. Bu ifade, iyi niyeti kabul ederken alçakgönüllülük ve minnettarlık göstermeyi sağlar. too sözcüğü bilinçli bir abartıdır; normalde taşıdığı “gereğinden fazla” şeklindeki olumsuz anlamı burada yoktur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Your performance was wonderful.” diyor. İltifatı kibarca ve alçakgönüllülükle kabul eden cevap hangisidir?
- You're too kind.
- You're too late.
- You're very strict.
Cevabı göster
You're too kind.
Uh, could you help us save the universe? Ton ve niyet
3:32Ee, evreni kurtarmamıza yardım eder misiniz?
Could you help us ...?: kibarca yardım istemek
Could you help us save the universe? yardım istemek için Could you help + kişi + fiilin temel biçimi yapısını kullanır. Buradaki could, isteği daha yumuşak ve kibar yapar; geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. help us save ifadesinde us yardımı alan kişileri belirtir ve save temel fiil biçiminde kalır. Help sözcüğünden sonra to + fiil de gelebilir; ancak bu cümlede yaygın olan help + kişi + fiilin temel biçimi yapısı kullanılmıştır.
Alıştırma
İsteği Could you help + kişi + fiilin temel biçimi yapısıyla tamamlayın: “____ carry this box?”
Cevabı göster
Could you help me
Sure thing: samimi ve net bir onay
Sure thing, “Elbette” veya “Sorun değil” anlamına gelen kalıplaşmış ve günlük bir yanıttır. Bu cümlede hemen ve kendinden emin bir şekilde kabul etmeyi ifade eder. Yalnızca yes demeye göre genellikle yardım etmeye daha istekli bir hava verir. Bu iki sözcüğü tek bir yanıt olarak düşün; thing burada bir nesneyi anlatmaz.
Alıştırma
Yanıtı, thing ile biten ve samimi, kendinden emin bir kabul bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamla: "Could you help me carry this box?" "____!"
Cevabı göster
Sure thing
Save some for me: save sözcüğünün ayırmak anlamı
Save some for me. cümlesinde save, “kurtarmak” değil, “ayırmak” veya “saklamak” anlamındadır. Some, konuşmada ne olduğu zaten bilinen bir şeyin miktarını ya da bir kısmını temsil eder; for me ise bunun kimin için ayrıldığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı save + something + for + someone şeklindedir: hepsini kullanma veya dağıtma; bir kısmını o kişi için ayır.
Alıştırma
Hangi cümlede save, Save some for me. cümlesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- Please save the document before you close it.
- The lifeguard saved the swimmer.
- Please save a seat for Lena.
Cevabı göster
Please save a seat for Lena.
We did it: başarıyı kutlamak
“We did it”, ortak bir görev veya hedef tamamlandıktan sonra kullanılan yaygın bir kutlama ifadesidir. Burada yalnızca grubun bir eylem yaptığını değil, “Başardık” veya “Bunu yapmayı başardık” anlamını taşır. “it”, bağlamdan anlaşılan zorluğa veya hedefe gönderme yapar; “we” ise başarıyı grubun tamamına mal eder. Bir kişi tek başına başardığında aynı kalıp “I did it.” olur.
Alıştırma
Bir ekip başarılı olduktan sonraki kutlama ifadesini tamamlamak için do fiilinin geçmiş zaman biçimini ve ardından it sözcüğünü kullanın: We ____!
Cevabı göster
did it
The universe is saved: be + geçmiş zaman ortacı
The universe is saved, be + geçmiş zaman ortacı yapısını, yani is + saved biçimini kullanır. The universe kurtarma eylemine maruz kaldığı için edilgen cümlenin öznesidir. Bu zafer bağlamında cümle, kimin kurtardığından çok sonuca, yani evrenin artık güvende olmasına odaklanır. Eylemi yapan kişi by ile eklenebilir, ancak asıl önemli olan sonuçsa bunu belirtmek gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için save fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini kullanın: Yesterday, the lost dog ____ by a firefighter.
Cevabı göster
was saved
Thanks to: Bir sonucun başarısını birine veya bir şeye bağlamak
Thanks to + isim öbeği, bir sonuca neden olan kişiyi veya şeyi belirtir ve çoğu zaman olumlu sonuçtaki payı ona verir. Bu cümlede sonuç Peppa Pig'e bağlandığı için Thanks to, “Peppa Pig'in yardımı veya katkısı sayesinde” anlamına gelir. Buradaki thanks, tek başına “teşekkürler” demek değildir. Thanks to birlikte bir edat öbeği oluşturur ve ardından sonucun kaynağı gelir.
Alıştırma
Olumlu sonucu bir nedene bağlayıp ona pay veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ Mia's careful map, we reached the campsite before dark.”
Cevabı göster
Thanks to
Actually: Bir düzeltmeyi veya bilgi değişimini belirtmek
Bir yanıtın başındaki Actually, ardından gelen bilginin dinleyicinin o anki düşüncesini düzelttiğini veya değiştirdiğini gösterir. Önceki varsayımdan uzaklaşıldığını belirterek konuşmanın akışını düzenler. Bu cümlede konuşmacı, orada bulunmasının gerçek nedenini söylemeden önce Actually, kullanır. Bağlama göre “aslında”, “gerçekte” veya nazikçe söylenen “hayır, durum farklı” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız trenin dokuzda kalktığını söylüyor, ancak doğru saat on. Hangi yanıt düzeltmeyi doğal biçimde gösterir?
- Finally, the train leaves at ten.
- For example, the train leaves at ten.
- Actually, the train leaves at ten.
Cevabı göster
Actually, the train leaves at ten.
I'm here to ...: neden geldiğini belirtmek
“I'm here to + fiilin yalın biçimi”, konuşanın bir yere neden geldiğini açıklar. Bu cümlede “to take you home” amacı belirtir: Konuşan, karşısındaki kişiyi eve götürmek için gelmiştir. Buradaki here yalnızca yer bildiren bir sözcük değil, kullanışlı kalıbın bir parçasıdır. Yeni bir amaç belirtmek için take yerine başka bir fiilin yalın biçimi getirilebilir: “I'm here to help.”
Alıştırma
Ziyaretçinin geliş amacını belirtmek için cümleyi “I'm here to + fiilin yalın biçimi” kalıbıyla tamamlayın: I'm ____ collect the parcel.
Cevabı göster
here to
Already? ile şaşkınlık tepkisi
Tek başına kullanılan “Already?”, bir şeyin beklenenden daha erken veya daha hızlı gerçekleşmesine tepki verir. Bağlama göre “Is it time already?” ya da “Are you leaving already?” anlamına gelebilir. Durum neyin kastedildiğini açıkça gösterdiği için sorunun geri kalanı söylenmez. Konuşan yalnızca saati sormak yerine şaşkınlığını ifade eder; ayrıca hayal kırıklığına uğramış veya isteksiz de duyulabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız beklediğinizden iki saat önce “I'm leaving now.” diyor. Hangi tepki ve anlam duruma uygundur?
- Still? — kişinin hâlâ ayrılmamış olmasına şaşırma
- Already? — ayrılışın beklenenden erken olmasına şaşırma
- Yet? — kişinin şimdiye kadar ayrılıp ayrılmadığını sorma
Cevabı göster
Already? — ayrılışın beklenenden erken olmasına şaşırma
Bye. Have you had a good time in America, Peppa? Kalıp ifadeler
4:14Güle güle. Amerika'da iyi vakit geçirdin mi, Peppa?
had a good time: keyifli bir deneyim yaşamak
Have a good time, eğlenmek veya keyifli bir deneyim yaşamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. had a good time içinde had, have fiilinin past participle biçimidir ve ifadenin tamamı Peppa'nın deneyimini anlatır. Have you had ...? yapısında ilk Have yardımcı fiildir ve had ile birlikte present perfect yapısını kurar. had a good time ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin; buradaki time belirli bir saat anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have a good time ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ at the festival yesterday.
Cevabı göster
had a good time
it's been amazing: has been + sıfat
it's been amazing ifadesinde it's, it is değil it has anlamına gelir. Tam yapı it has been + adjective şeklindedir ve present perfect olan has been, deneyimin başlangıcından şu ana kadar harika olduğunu anlatır. Bu yapı hâlâ devam eden, yeni bitmiş veya şimdi de önemini koruyan bir deneyimi genel olarak değerlendirir. Geçmişte tamamlanmış tek bir ana odaklanmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın yolculuğu hâlâ devam ediyor. Deneyimin şu ana kadar harika olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It's been amazing.
- It will be amazing next summer.
- It was amazing when I visited last year.
Cevabı göster
It's been amazing.
the best bit?: en keyifli kısmı sorma
Bu soruda the best bit, bir deneyimin en keyifli, en heyecanlı ya da en ilginç kısmı anlamına gelir. Buradaki bit, küçük bir fiziksel parça değil; günlük ve resmî olmayan Britanya İngilizcesinde “kısım” veya “bölüm” anlamında kullanılır. Bu soru, karşıdaki kişinin bir gezide, filmde, etkinlikte veya hikâyede en çok sevdiği kısmı seçmesini ister. Günlük Britanya İngilizcesi konuşmalarında kullanılan doğal ve samimi bir ifadedir.
Alıştırma
Bu soruda the best bit ne anlama geliyor?
- the best bit = en çok hoşlandığın kısım
- the best bit = küçük bir fiziksel parça
- the best bit = dijital bilgi birimi
Cevabı göster
the best bit = en çok hoşlandığın kısım