Kargalar ne kadar zekidir? - Katharina Brecht: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
666 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Video; kargagillerin problem çözme, yüzleri hatırlama, yiyecek saklama, alet kullanma, oyun oynama ve iş birliği yapma becerilerini inceliyor, ardından farklı bir evrimsel yol izleyen beyinlerinin gelişmiş bilişi nasıl desteklediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. crow after crow ve stone after stone — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Tekrarlanan X after X kalıbının çok sayıda varlığı veya peş peşe gerçekleşen eylemi nasıl anlattığını kavrayın. Anlatı ve açıklamalarda birikimi ve tekrarı vurgulamak için bunu person after person ya da day after day biçiminde uyarlayabilirsiniz. 2. demonstrate an impressive proclivity for reasoning and tool use. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: proclivity for ifadesini güçlü bir eğilim veya yatkınlığı anlatan resmî bir kullanım olarak tanıyın. Bu ifadeyi akademik ya da araştırma odaklı metinlerde ayırt edici davranışları, tercihleri ve becerileri betimlemek için kullanabilirsiniz. 3. Just maybe don't give it a bad reason to remember you. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Just maybe don't yapısının bir uyarıyı yumuşatırken ona mizahi bir hava kattığını fark edin. Öğüt, ihtiyat ve şakacı tutumun sert bir emir yerine bilinçli olarak birleştirildiği durumlarda bu ifadeyi yorumlayabilir veya kullanabilirsiniz.

Bu derste

In one of Aesop's 2,500-year-old fables, Kültür

0:06

Ezop'un 2.500 yıllık masallarının birinde,

a crow is searching for water.

0:09

bir karga su aramaktadır.

Kültür

Kültürel bir çerçeve olarak Ezop'un 2.500 yıllık fablları

Aesop's fables, hayvanların yer aldığı kısa hikâyelerle ders veren Antik Yunan geleneğine ilişkin tanıdık bir kültürel göndermedir. Burada bu ifade, karganın su arayışını iyi bilinen eski bir fablın parçası olarak hızla çerçeveler; Ezop'un yaşam öyküsünü anlatmaz. 2,500-year-old, fables'tan önce gelen birleşik bir sıfattır. Fablların yaklaşık 2.500 yıllık olduğunu belirtir ve bu yapıda year tekil kalır. Yaş bilgisi Ezop'u ya da kargayı değil, fables'ı niteler.

Alıştırma

Bu cümlede Aesop's 2,500-year-old fables ne anlatıyor?

  1. Ezop 2.500 yıl yaşadı
  2. Karga 2.500 yıldır hayatta
  3. Bu fabllar yaklaşık 2.500 yıllık
Cevabı göster

Bu fabllar yaklaşık 2.500 yıllık

It spies a pitcher and discovers liquid inside. Kelime

0:12

Bir sürahi fark eder ve içinde sıvı olduğunu keşfeder.

Kelime

spies a pitcher: fark etmeyi anlatan fiil kullanımı

Buradaki spies, spy fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve ardından doğrudan nesne olan a pitcher gelir. Bu hikâye anlatımı bağlamında spy something, bir şeyi fark etmek veya göz ucuyla görmek anlamına gelir; çoğu zaman hafif bir keşif duygusu taşır. Özne It olduğu için fiil -s'li spies biçimindedir. Burada spies, gizli ajanlar anlamındaki çoğul isim değil, fiildir. Anlamı belirleyen yapı spies a pitcher, yani fiil + nesnedir.

Alıştırma

Hangi cümlede spied, bir şeyi fark etmek veya görmek anlamında kullanılmıştır?

  1. From the hill, Lena spied a sail on the lake.
  2. Lena became a spy near the lake.
  3. Lena spied on the sailors for two hours.
Cevabı göster

From the hill, Lena spied a sail on the lake.

But it's beyond reach. Kalıp ifadeler

0:16

Fakat ona ulaşamaz.

Kalıp ifadeler

it's beyond reach: ulaşmak için fazla uzakta veya erişilemez

Bu cümlede it's beyond reach, suyun karganın dokunamayacağı ya da erişemeyeceği kadar uzakta olduğunu anlatır. beyond reach ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine tek bir kalıp olarak düşünün. Aynı ifade, para, beceri veya fırsat gibi sınırlamalar yüzünden elde edilemeyen ya da başarılamayan şeyler için de kullanılır. Sınırın kim için geçerli olduğunu belirtmek için beyond someone's reach kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bisikletin iyi olduğunu ancak onu satın almaya gücünüzün yetmediğini doğal biçimde anlatır?

  1. The bicycle is perfect, but I am beyond its price.
  2. The bicycle is perfect, but its price is beyond my reach.
  3. The bicycle is perfect, but its price reaches beyond me.
Cevabı göster

The bicycle is perfect, but its price is beyond my reach.

Soon,

0:18

Kısa bir süre sonra,

the crow begins dropping pebbles into the pitcher. Dilbilgisi

0:19

karga sürahinin içine çakıl taşları atmaya başlar.

Dilbilgisi

begins dropping ... into ...: başlayan bir eylem için begin + -ing

Begins dropping, bir etkinliğin başladığını göstermek için begin + fiilin -ing biçimini kullanır. Begins, tekil özne the crow ile uyumludur; dropping pebbles into the pitcher ise başlayan etkinliğin ne olduğunu belirtir. Begin birçok bağlamda to + fiil de alabilir, ancak bu cümlede etkinliği başlama süreci içinde göstermek için -ing kalıbı kullanılmıştır. Burada drop something into a container, bir şeyi bilerek kabın içine düşürmek anlamına gelir. Drop başka bağlamlarda kazara düşürmeyi anlatabilir; ancak buradaki nesne, hedef ve hikâye bağlamı eylemin bilinçli ve tekrarlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Begin fiilinin üçüncü tekil kişi biçimini ve ardından drop fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When the game starts, the machine ____ balls into the basket.

Cevabı göster

begins dropping

One by one, Kalıp ifadeler

0:22

Birer birer,

they displace the water

0:23

taşlar suyun yerini alır

Kalıp ifadeler

One by one: sıralı bir süreci anlatmak

One by one, bir grubun üyelerinin aynı anda değil, ayrı ayrı ve sırayla hareket ettiğini ya da etkilendiğini belirtir. Bu cümlede her nesne sırayla bir miktar suyun yerini değiştirir. İfade burada olduğu gibi bir cümlenin başında ya da daha ileriki bir yerinde kullanılabilir. Başta olduğunda genellikle ana cümleden virgülle ayrılır. Bir sıralamayı anlatır; 'bir çarpı bir' işlemi değildir.

Alıştırma

'Ayrı ayrı ve sırayla' anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The dancers walked onto the stage ____.

Cevabı göster

one by one

and the crow quenches its thirst. Kalıp ifadeler

0:24

ve karga susuzluğunu giderir.

Kalıp ifadeler

quenches its thirst: quench one's thirst kullanımı

Quench one's thirst, bir şey içerek susuzluğu gidermek anlamına gelen yerleşik bir kelime birlikteliğidir. İyelik sözcüğü kişiye veya hayvana göre değişir: I quench my thirst, she quenches her thirst ve the crow quenches its thirst. Örnekte its, the crow ifadesine gönderme yapar. Quench ayrıca 'yangını söndürmek' anlamına gelebilir; ancak thirst ile kullanıldığında bir şeyi gerçek anlamda söndürmek değil, susuzluk hissini gidermek demektir.

Alıştırma

Quench one's thirst ifadesini kullanın ve iyelik sözcüğünü Daniel'a göre değiştirin: After the long hike, Daniel drank water to ____.

Cevabı göster

quench his thirst

Interestingly,

0:27

İlginç bir şekilde,

this fable turns out to be pretty accurate. Öbek fiiller

0:28

bu masalın oldukça doğru olduğu ortaya çıkmıştır.

Öbek fiiller

turns out to be: sonradan ortaya çıkan bir sonucu bildirme

turn out to be, kontrol etme, gözlemleme veya beklemenin ardından öğrenilen bir sonucu bildirir. Bu cümlede ulaşılan sonuç, fablın oldukça doğru olmasıdır; turns burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Kalıp subject + turn out to be + complement şeklindedir. Tamamlayıcı bir sıfat veya isim öbeği olabilir; zaman, turn fiilinde değişir: turns out to be, turned out to be.

Alıştırma

Cümleyi turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the inspection, the old bridge ____ completely safe.

Cevabı göster

turned out to be

In a 2014 experiment,

0:30

2014 yılında yapılan bir deneyde,

scientists placed a food reward in a tube partially filled with water Dilbilgisi

0:32

bilim insanları kısmen su dolu bir tüpün içine yiyecek ödülü yerleştirdiler

Dilbilgisi

partially filled with water: isimden sonra gelen kısaltılmış niteleyici

partially filled with water, tube sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. a tube that was partially filled with water anlamına gelir ve tüpün o sıradaki durumunu anlatır. Ana fiil placed sözcüğüdür. Filled ikinci bir ana eylem değildir; kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. İsim + geçmiş ortaç öbeği biçimindeki bu kısa yapı, ekipmanları, malzemeleri ve koşulları tanımlarken yaygındır.

Alıştırma

Köşeli parantez içindeki ilgi cümleciğini geçmiş ortaç öbeğine indirgeyin: The samples were kept in a container [that was partially filled with ice]. The samples were kept in a container ____.

Cevabı göster

partially filled with ice

and watched as crow after crow Kalıp ifadeler

0:36

ve bir karganın ardından diğerinin

dropped stone after stone in

0:38

içine taş üstüne taş atışını izlediler,

Kalıp ifadeler

crow after crow ... stone after stone: X after X kalıbı

crow after crow ve stone after stone ifadelerinde aynı tekil sayılabilen isim, after sözcüğünün iki yanında da kullanılır. Bu kalıp, aynı türden bir üyenin ardından bir başkasının geldiğini anlatır: bir karganın ardından başka bir karga ve bir taşın ardından başka bir taş. X after X süren bir diziyi vurgular ve çoğu zaman sayının çokluğunu ya da eylemin tekrarlandığını düşündürür. Buradaki after, tekrar kalıbının bir parçasıdır; yalnızca belirli bir karga veya taşın diğerinden sonra geldiğini söylemez.

Alıştırma

Birçok müşterinin art arda soru sorduğunu göstermek için cümleyi customer sözcüğünün X after X biçimiyle tamamlayın: ____ asked the same question.

Cevabı göster

Customer after customer

until the food was in beak snatching distance. Kalıp ifadeler

0:40

ta ki yiyecek gaganın uzanabileceği mesafeye gelene kadar.

Kalıp ifadeler

in beak snatching distance: eyleme dayalı canlı bir mesafe ifadesi

Bu bağlamda in beak snatching distance, yiyeceğin bir kuşun gagasıyla kapabileceği kadar yakın olduğu anlamına gelir. beak snatching grubu distance sözcüğünü niteler ve yiyeceğin ne kadar yakın olduğunu olası bir eylemle ölçer. Beak snatching distance bu sahne için oluşturulmuş canlı bir ifadedir; yerleşik bir teknik terim değildir. İngilizcede bağlama bağlı benzer mesafe ifadeleri kurulabilir, ancak eylemin ne olduğu ve bunu kimin yapabileceği açık olmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede rope-throwing distance büyük olasılıkla ne anlama gelir? The rescue boat came within rope-throwing distance.

  1. Yalnızca iple ölçülen sabit bir mesafe.
  2. Diğer kişiye ip atılabilecek kadar yakın.
  3. Diğer kişinin hiç görülemeyeceği kadar uzak.
Cevabı göster

Diğer kişiye ip atılabilecek kadar yakın.

This is just one of many fascinating displays of intelligence from corvids, Notlar

0:43

Bu, kargagillerin büyüleyici zeka göstergelerinden sadece biridir,

Anlatım akışı

This is just one of many: tek bir örnekten daha geniş bir örüntüye

This, hemen önce anlatılan örneğe gönderme yapar. This is just one of many + çoğul ad öbeği kalıbında tek bir örnek, daha büyük bir grubun içine yerleştirilir. Burada bu ifade yalnızca sayı belirtmez. Belirli örneği tamamlar ve tartışmayı kargagillerin zekâsına ilişkin daha geniş bir örüntüye taşır. Açıklamalarda ve sunumlarda, örneğin tek başına kalan bir durum olmadığını dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

This is just one of many bu cümlede temel olarak ne yapıyor?

  1. İlgisiz bir konu açar.
  2. Önceki örneği daha geniş bir örüntünün parçası olarak sunar.
  3. Konuşmacının yalnızca bir örnek bildiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki örneği daha geniş bir örüntünün parçası olarak sunar.

the bold brainy family of songbirds

0:47

ötücü kuşların cesur ve zeki ailesi,

that includes crows, ravens, jays, and magpies.

0:49

içinde kargalar, kuzgunlar, alakargalar ve saksağanları barındırır.

Kültür

corvids, the bold brainy family of songbirds: açıklayıcı eşlemeyle tanım

Corvids tek bir türü değil, bir kuş ailesini adlandırır. Bu cümlede gruba kargalar, kuzgunlar, alakargalar ve saksağanlar dahildir. Virgülden sonraki the bold brainy family of songbirds ad öbeği açıklayıcı bir eşleme ifadesidir. Corvids ile aynı gruba gönderme yapar ve bilinmeyen terimi daha kolay, daha betimleyici sözlerle açıklar. Bilgilendirici yazılarda terim, açıklayıcı ad öbeği biçimindeki bir yapı, yeni bir terimin anlamını bağlamdan çıkarmanızı sağlar.

Alıştırma

corvids ile the bold brainy family of songbirds arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. İkinci ifade, corvids sözcüğünü açıklayan bir eşleme ifadesidir.
  2. İkinci ifade corvids kuşlarının nereye uçtuğunu anlatır.
  3. İkinci ifade ayrı bir kuş grubunun adıdır.
Cevabı göster

İkinci ifade, corvids sözcüğünü açıklayan bir eşleme ifadesidir.

To start, Anlatım akışı

0:54

Başlamak gerekirse,

corvids are strategic when it comes to their food. Kalıp ifadeler

0:55

kargagiller yiyecekleri söz konusu olduğunda stratejiktirler.

Anlatım akışı

İlk noktayı bildiren To start

Cümlenin başında To start, “ilk olarak” veya “başlangıç noktası olarak” anlamına gelen bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye, konuşmacının ilk nedeni, olguyu ya da açıklamanın ilk bölümünü sunmak üzere olduğunu bildirir. Burada ardından gelen bilgileri düzenler; kargagillerin bir eyleme başladığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede To start bir açıklamanın ilk noktasını tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. To start, we need to understand the main cause.
  2. The race is about to start.
  3. At first, the room looked empty.
Cevabı göster

To start, we need to understand the main cause.

Kalıp ifadeler

Konu alanını belirten when it comes to ...

when it comes to + isim veya -ing biçimi, “konu ... olduğunda” ya da “... alanında” anlamına gelir. Konuyu belirtir veya bir ifadeyi belirli bir alanla sınırlar. Bu cümlede their food, kargagillerin stratejik olduğu alandır. Burada comes to fiziksel hareketi anlatmaz ve ifadenin tamamı gerçek anlamda bir zaman yan cümlesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it comes to ____ a team, Mia listens before making a decision.

Cevabı göster

leading

They ransack trash bins and snatch bites from under other birds' beaks. Notlar

0:58

Çöp kutularını talan ederler ve diğer kuşların gagalarının altından lokmalarını kaparlar.

Kelime

ransack trash bins: hoyratça ve baştan sona aramak

Bu cümlede ransack, çöp kutularını baştan sona ve hoyratça arayıp genellikle içindekileri dağıtmak anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle trash bins aradıkları şey değil, aradıkları yerdir. Ransack, search veya look through fiillerinden çok daha güçlüdür. Eyleme dağınık, zorlayıcı veya yıkıcı bir hava katarak kuşların yiyecek arayışını canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede ransack doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The nurse ransacked the bandage gently onto the cut.
  2. Elena ransacked one word in the dictionary.
  3. The burglars ransacked the office while looking for cash.
Cevabı göster

The burglars ransacked the office while looking for cash.

Kalıp ifadeler

snatch bites from under other birds' beaks: çok yakından aniden kapmak

Snatch, bir şeyi aniden ve hızla yakalamak ya da almak anlamına gelir. Buradaki yapı snatch + object + from under + location şeklindedir: bites alınan küçük yiyecek parçalarıdır, other birds' beaks ise bunların alındığı yeri belirtir. From under other birds' beaks yalnızca kesin bir konum bildirmez. Yiyeceğin diğer kuşlara son derece yakın olduğunu gösterir; bu nedenle hareket cesur görünür ve neredeyse yiyeceği doğrudan ağızlarından çalmak gibidir.

Alıştırma

Cümleyi snatch something from somewhere yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The gull ____ the child's hand before anyone could react.

Cevabı göster

snatched the sandwich from

They also hoard and cache their food. Kelime

1:03

Ayrıca yiyeceklerini biriktirip saklarlar.

Kelime

hoard and cache: yiyecek biriktirmek ve gizlemek

Her iki fiil de yiyeceği daha sonrası için tutmayı anlatır, ancak davranışın farklı yönlerine odaklanır. Hoard, bir miktar yiyeceği toplayıp biriktirmek; cache ise yiyeceği daha sonra geri almak üzere bir veya daha fazla yerde gizlemek demektir. Birlikte kullanıldıklarında biriktirme ile planlı biçimde gizleyip saklamayı bağlantılı hayvan davranışları olarak sunarlar. Burada cache bir fiildir. Anlamı bilgisayar alanıyla sınırlı değildir: to cache food, yiyeceği daha sonra kullanmak üzere gizli bir yere koymak demektir.

Alıştırma

“The animal hoards and caches food” cümlesinin en kesin anlamı nedir?

  1. Hayvan bulduğu yiyeceğin tamamını hemen yer.
  2. Hayvan bir miktar yiyecek biriktirir ve daha sonra geri almak üzere gizler.
  3. Hayvan yiyeceği taşır ama daha sonrası için saklamaz.
Cevabı göster

Hayvan bir miktar yiyecek biriktirir ve daha sonra geri almak üzere gizler.

A single Clark's nutcracker,

1:05

Tek bir Clark cevizkıranının,

for instance,

1:07

örneğin,

is thought to scatter some 30,000 pine nuts across more than 2,000 cache sites, Notlar

1:08

yaklaşık 30.000 çam fıstığını 2.000'den fazla saklama alanına dağıttığı düşünülmektedir,

Dilbilgisi

is thought to scatter: edilgen aktarım yapısı

is thought to scatter ifadesindeki kalıp özne + be + thought + to'lu mastardır. Araştırmacıların ya da insanların genel olarak kuşun çam tohumlarını dağıttığına inandığını belirtir, ancak bu görüşü kimin taşıdığını söylemez. Bu edilgen aktarım yapısı bir iddiayı temkinli ve kişisiz biçimde sunar. Dilbilgisel özne, hakkında bilgi verilen unsurdur; düşünen kişi değildir.

Alıştırma

be thought to kullanarak yeniden yazın: Researchers think that this bird scatters seeds widely. → This bird ____ seeds widely.

Cevabı göster

is thought to scatter

Kelime

some 30,000: bir sayının önünde “yaklaşık” anlamındaki some

some belirli bir sayının hemen önünde kullanıldığında “yaklaşık” anlamına gelebilir. Burada some 30,000, about 30,000 demektir; some belirsiz bir alt grubu değil, sayının tamamını niteler. Bu kalıp haberlerde, tarih anlatılarında ve bilimsel açıklamalarda genellikle büyük sayılarla görülür. Sayının kesin bir sonuç değil, tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

"The museum welcomed some 12,000 visitors last year" ne anlama gelir?

  1. Müze geçen yıl tam olarak 12.000 ziyaretçi ağırladı.
  2. Müze geçen yıl yaklaşık 12.000 ziyaretçi ağırladı.
  3. Müze geçen yıl 12.000 kişilik bir gruptan birkaç ziyaretçi ağırladı.
Cevabı göster

Müze geçen yıl yaklaşık 12.000 ziyaretçi ağırladı.

which it can recover more than nine months later. Dilbilgisi

1:13

ki dokuz aydan uzun bir süre sonra bile bunları geri bulabilir.

Dilbilgisi

which it can recover ... later: which ile daha sonraki bir sonucu eklemek

Virgül ve which soru başlatmaz; ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Amaçlanan anlamda which, recover fiilinin nesnesidir ve saklanan çam fıstıklarını gösterir. it ise öznedir ve Clark's nutcracker adlı kuşu gösterir. Bu cümlecik, önceki saklama bilgisini daha sonraki bir sonuca bağlar: kuş, dokuz aydan uzun bir süre sonra fıstıkları yeniden bulabilir. Uzun bir cümlede önce which sözcüğünün neyi gösterdiğini bulun, sonra geri kalan kısmı onunla ilgili ek bilgi olarak okuyun.

Alıştırma

Virgülden sonra ek bilgi başlatan ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Maya saved the files, ____ she could retrieve the next day.

Cevabı göster

which

And in one experiment,

1:17

Ve bir deneyde,

scrub jays given waxworms and peanuts Dilbilgisi

1:18

balmumu kurdu ve yer fıstığı verilen çalı alakargalarının,

cached and retrieved the perishable worms first Kelime

1:20

önce kolay bozulabilen kurtçukları saklayıp yedikleri

and left the peanuts for later. Kalıp ifadeler

1:23

ve yer fıstıklarını sonraya bıraktıkları gözlemlenmiştir.

Dilbilgisi

given waxworms and peanuts: kısaltılmış edilgen koşul

given waxworms and peanuts, scrub jays ifadesine bağlanan, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş edilgen bir yan cümledir. Deney koşulunu kısa biçimde sunar ve when they were given waxworms and peanuts şeklinde açılabilir. Yemi alan taraf alakargalardır; given cümlenin ana fiili değildir. Ana fiiller cached, retrieved ve left sözcükleridir. Bu tür kısaltılmış edilgen yan cümleler, deney ve gözlemlerin kısa anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

given two kinds of food ifadesindeki kısaltılmış edilgen koşulu doğru biçimde açan cümle hangisidir?

  1. When they gave two kinds of food, the birds chose the worms first.
  2. The birds gave two kinds of food before choosing the worms first.
  3. When they were given two kinds of food, the birds chose the worms first.
Cevabı göster

When they were given two kinds of food, the birds chose the worms first.

Kelime

perishable worms: çabuk bozulan larvalar

Perishable, bir şey kısa sürede kullanılmaz veya uygun biçimde saklanmazsa bozulmaya ya da çürümeye yatkın demektir. Genellikle yiyecekleri ve saklama ömrü sınırlı diğer ürünleri niteler; bu nedenle perishable worms uzun süre taze tutulamayan larvalar anlamına gelir. Burada sıfat, larvaların neden yer fıstıklarından önce geri alındığını açıklar. Yalnızca kaybolabilen anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede perishable doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She wrote a perishable number on the whiteboard.
  2. The restaurant stores perishable ingredients in a refrigerator.
  3. The mechanic stores perishable wrenches in a toolbox.
Cevabı göster

The restaurant stores perishable ingredients in a refrigerator.

Kalıp ifadeler

left the peanuts for later: bir şeyi sonraya bırakmak

leave something for later, bir şeyi şimdi kullanmamak veya ele almamak ve daha sonraki bir zamana ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede left the peanuts for later, yer fıstıklarından fiziksel olarak uzaklaşmak değil, başka bir şeyi önceleyip yer fıstıklarıyla daha sonra ilgilenmek demektir. leave + nesne + for later yapısı yiyecekler, görevler, sorular ve daha sonra kullanılacak veya ele alınacak başka şeylerle kullanılabilir.

Alıştırma

Vaktin az ve ödevdeki bir soruyu sonraya bırakmak istiyorsun. Hangi cümle leave ... for later yapısını doğru kullanıyor?

  1. I'll leave the last problem for later.
  2. I'll leave the last problem to later.
  3. I'll leave the last problem behind.
Cevabı göster

I'll leave the last problem for later.

It seemed that jays not only recalled where they buried things, Dilbilgisi

1:26

Görünüşe göre alakargalar sadece bir şeyleri nereye gömdüklerini değil,

but also what they buried and when.

1:29

ne gömdüklerini ve ne zaman gömdüklerini de hatırlıyorlardı.

Dilbilgisi

not only recalled ... but also: ikinci bir bilgiyi eklemek

not only ... but also ... birbiriyle bağlantılı iki noktayı birleştirir ve ikinci noktayı ek, dikkate değer bir bilgi olarak öne çıkarır. Anlamı yalnızca A değil, B de şeklindedir ve ikinci noktaya ek vurgu verir. Burada not only recalled, alakargaların eşyaları nereye gömdüklerini hatırladığını belirtir. But also ise ne gömdüklerini ve ne zaman gömdüklerini de hatırladıklarını ekler; recalled fiili bu ayrıntılar için de geçerlidir.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also çiftiyle tamamlayın: The robot can ____ swim ____ dive.

Cevabı göster

not only · but also

Dilbilgisi

where they buried things ... what they buried and when dolaylı soru yapıları olarak

where ve what ile başlayan yan cümleler ile kısaltılmış when, alakargaların hatırladığı bilgileri belirtir. Birlikte recalled fiilinin nesnesi olarak görev yaparlar; üç ayrı soru değildirler. Bunlar dolaylı soru yapıları olduğu için where they buried things ve what they buried örneklerindeki gibi düz cümle söz dizimini kullanır. Sondaki when, tekrarlanan sözcükleri düşürür ve when they buried the things anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede remember fiilinden sonra dolaylı soru yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Do you remember where she put the key?
  2. Where did she put the key?
  3. Do you remember where did she put the key?
Cevabı göster

Do you remember where she put the key?

What's more, Anlatım akışı

1:31

Dahası,

experiments show that scrub jays will bury food

1:32

deneyler, çalı alakargalarının ertesi gün yiyecek

Anlatım akışı

What's more ile destekleyici bir nokta daha eklemek

What's more, başka bir nokta ekleyen ve bunun önceki düşünceyi veya savı daha da güçlendirdiğini belirten bir bağlayıcı ifadedir. Bilgi akışını basit bir and sözcüğünden daha açık biçimde düzenler. Burada, kuşların hafızasıyla ilgili kanıtlardan başka bir deney bulgusuna geçiş sağlar. Biçimi bir soruyu andırsa da düz bir cümlenin başındaki What's more, cevap istemez.

Alıştırma

Hangi metin, önceki düşünceyi destekleyen başka bir avantaj eklemek için What's more ifadesini kullanıyor?

  1. The museum is free. What's more, it stays open late on Fridays.
  2. What's more? Please repeat the question.
  3. The museum is free. However, it closes early on Fridays.
Cevabı göster

The museum is free. What's more, it stays open late on Fridays.

when they know it won't be available the next day, Dilbilgisi

1:35

bulamayacaklarını bildiklerinde yiyecek gömdüklerini,

suggesting they can plan for future events, too. Anlatım akışı

1:37

bunun da gelecekteki olaylar için plan yapabildiklerini gösterdiğini ortaya koyuyor.

Dilbilgisi

when they know ...: bilinen bir durumu eylemin arka planı olarak kullanmak

when yan cümlesi, kuşların yiyeceği hangi durumda gömdüğünü açıklar: yiyeceğin ertesi gün bulunmayacağını bildiklerinde onu gömerler. Burada it, food sözcüğüne gönderme yapar. Bu tür genel bir ifadede when, “her ... olduğunda” veya “... olan durumlarda” anlamına gelebilir. Bu nedenle yalnızca takvimdeki bir zamanı belirtmez; bir gerçeğin bilinmesiyle ardından gelen eylemi birbirine bağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede when they know ... ne işe yarar?

  1. Kuşların bildiği şeyi, gömme eyleminin gerçekleştiği durum olarak sunar.
  2. Kuşların yiyeceği gömmeden önce ertesi günün bitmesini beklediğini söyler.
  3. Her kuşun yiyeceği gömdüğü kesin takvim tarihini verir.
Cevabı göster

Kuşların bildiği şeyi, gömme eyleminin gerçekleştiği durum olarak sunar.

Anlatım akışı

suggesting they can plan ...: kanıttan çıkarıma geçmek

suggesting they can plan for future events biçimindeki -ing yan cümlesi, kendisinden önce gelen sonucun tamamı hakkında yorum yapar. Okuyucuyu gözlemlenen davranıştan bir çıkarıma götürür: çalı alakargaları geleceği önceden planlayabiliyor olabilir. Burada suggest, “belirtmek” veya “bir sonuca kanıt sağlamak” anlamına gelir; “tavsiye vermek” anlamına gelmez. Temkinli bir ifadedir: davranış sonucu destekler, ancak onu kanıtladığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede suggesting ne anlama gelir? The ground is wet, suggesting that it rained overnight.

  1. Birisi yağmura gece yağmasını tavsiye etti.
  2. Islak zemin, her gece mutlaka yağmur yağması gerektiğini kanıtlar.
  3. Islak zemin, gece muhtemelen yağmur yağdığının bir kanıtıdır.
Cevabı göster

Islak zemin, gece muhtemelen yağmur yağdığının bir kanıtıdır.

And corvid abilities extend beyond meal prepping. Kalıp ifadeler

1:40

Ve kargagillerin yetenekleri sadece yemek hazırlamanın ötesine uzanır.

Kalıp ifadeler

extend beyond meal prepping: tek bir alanla sınırlı olmamak

extend beyond X, X'ten daha fazlasını kapsamak veya X ile sınırlı olmamak demektir. Burada beyond fiziksel bir yeri değil, kapsamın sınırını gösterir. Bu cümlede meal prepping, kargagillerin yetenek alanlarından birini adlandırır. İfade, konuyu yiyecek hazırlama veya saklamadan diğer yeteneklere taşır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + extend(s) beyond + isim ya da -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi extend beyond ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum's work ____ displaying art; it also supports local schools.

Cevabı göster

extends beyond

In one experiment,

1:44

Bir deneyde,

a masked person trapped and released a wild crow.

1:45

maskeli bir kişi vahşi bir kargayı yakalayıp serbest bıraktı.

When the masked person returned,

1:49

Maskeli kişi geri döndüğünde,

crows dive-bombed them. Kelime

1:51

kargalar ona pike yaparak saldırdı.

Kelime

dive-bombed them: birine hızla dalış yaparak saldırmak

Fiil olarak dive-bomb, genellikle bir hedefe saldırmak, onu korkutmak veya uzaklaştırmak için hedefe doğru dik ve hızlı biçimde aşağı uçmak demektir. Burada dive-bombed them, kargaların maskeli kişiye doğru hızla dalış yaptığını belirtir; them o kişiyi gösterir. Sözcük askerî bir dalış bombardımanı görüntüsü oluşturur, ancak kuşlar için kullanıldığında gerçekten bomba atıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. dive-bombed sonundaki kısa /d/ sesine odaklanın.

  1. The gulls may dive-bomb us near the beach.
  2. The gulls dive-bomb us near the beach.
  3. The gulls dive-bombed us near the beach.
Cevabı göster

The gulls dive-bombed us near the beach.

If they wore a different mask, Dilbilgisi

1:54

Eğer farklı bir maske takmışlarsa,

however,

1:56

ancak,

they were ignored,

1:56

görmezden geliniyorlardı,

Dilbilgisi

If ..., however, ... were ignored: koşul ve karşıt sonuç

if yan cümlesi farklı bir koşul belirler: insanlar farklı bir maske takar. Ana cümle, bu koşuldaki sonucu verir: insanlar görmezden gelinir. However, bu sonucun hemen önce belirtilen sonuç veya beklentiyle karşıtlık oluşturduğunu gösterir. However sözcüğünü ana cümlenin içine yerleştirmek, koşulu ve karşıt sonucu aynı cümlede birleştirir; edilgen were ignored yapısı ise odağı insanların ve yaşadıkları sonucun üzerinde tutar.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıt bir sonuç göstermek için if koşulunu ve however sözcüğünü kullanıyor?

  1. Most packages were delivered. If an address was incomplete, therefore, the package was returned.
  2. Most packages were delivered. If an address was incomplete, however, the package was returned.
  3. Most packages were delivered because, if an address was incomplete, the package was returned.
Cevabı göster

Most packages were delivered. If an address was incomplete, however, the package was returned.

suggesting that corvids can distinguish between Kalıp ifadeler

1:58

bu da kargagillerin farklı insan yüz özelliklerini

and remember different human facial characteristics.

2:00

ayırt edip hatırlayabildiklerini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

distinguish between: farklı özellikleri birbirinden ayırmak

Distinguish between, insanlar, nesneler, özellikler veya kategoriler arasındaki farkları görmek ya da belirlemek anlamına gelir. Burada farklı insan yüz özelliklerini birbirinden ayırmayı ifade eder. Different human facial characteristics isim grubu hem distinguish between hem de remember yapısını tamamlar: kargagiller bu özellikleri birbirinden ayırabilir ve ayrıca hatırlayabilir. Bu nedenle between ilk fiil grubunun bir parçasıdır; nesnesiz kalmış bir sözcük değildir.

Alıştırma

Cümleyi distinguish between ile tamamlayın: Careful readers can ____ a fact and an opinion.

Cevabı göster

distinguish between

Crows also tend to gather around the bodies of their dead companions Kalıp ifadeler

2:05

Kargalar ayrıca ölü arkadaşlarının bedenleri etrafında toplanma

and caw—

2:08

ve gaklama eğilimindedir—

Kalıp ifadeler

tend to gather around: yaygın bir eğilimi anlatmak

Tend to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin sık gerçekleştiğini veya genel olarak gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu anlatır ve istisnalara yer bırakır. Tend to gather around ifadesinde gather fiilin yalın biçimidir; gather around ise birinin ya da bir şeyin çevresinde toplanmak demektir. Burada ifade, kargalarda gözlemlenen genel bir davranış örüntüsünü anlatır. Her karganın her seferinde orada toplandığını iddia etmez.

Alıştırma

Genel gözlemi tend to ile tamamlayın: During winter, people ____ spend more time indoors.

Cevabı göster

tend to

a behavior sometimes likened to a funeral. Kalıp ifadeler

2:09

bazen bir cenaze törenine benzetilen bir davranış.

Kalıp ifadeler

likened to a funeral: resmî bir edilgen benzetme

Likened to, oldukça resmî bir biçimde “benzetilmek” anlamına gelir. A is likened to B edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır: insanlar bir benzerlik fark ettikleri için A’yı B’ye benzetir. a behavior sometimes likened to a funeral ifadesinde likened to a funeral, behavior sözcüğünü niteler. Daha açık biçimi a behavior that is sometimes likened to a funeral şeklindedir. Bu yalnızca bir benzetmedir; kargaların gerçekten insanlara özgü bir cenaze töreni düzenlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi liken A to B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The brain is often ____ a powerful computer.

Cevabı göster

likened to

And one study showed that crows were slower to return to an area Dilbilgisi

2:13

Ve bir çalışma, kargaların ölü bir arkadaşlarını gördükleri

where they'd seen a dead companion,

2:16

bir bölgeye geri dönmekte daha yavaş olduklarını,

suggesting they associated it with risk. Kalıp ifadeler

2:18

bu durumun da o bölgeyi tehlike ile ilişkilendirdiklerini gösterdi.

Dilbilgisi

slower to return to an area: bir bölgeye daha geç veya daha tereddütlü dönmek

Be slower to do something, bir eylemin normalden veya karşılaştırılan başka bir duruma göre daha geç gerçekleşmesi anlamına gelir. Bu cümlede geciken eylem to return to an area ifadesidir: kargalar ölü bir arkadaşlarını gördükten sonra o bölgeye dönmek için daha uzun süre beklemiş ya da dönmekte daha çok tereddüt etmişlerdir. Bu yapı, kargaların dönmeye başladıktan sonra fiziksel olarak daha yavaş uçtuğunu tek başına göstermez. Karşılaştırma, dönüşün zamanlaması veya dönmeye hazır olma durumu üzerindedir.

Alıştırma

Bu cümlede “were slower to return to the area” ne anlama geliyor?

  1. Her zamankinden daha erken döndüler.
  2. Bölgeye dönmeleri daha uzun sürdü veya dönmekte daha çok tereddüt ettiler.
  3. Dönmeye karar verdikten sonra daha düşük bir fiziksel hızla hareket ettiler.
Cevabı göster

Bölgeye dönmeleri daha uzun sürdü veya dönmekte daha çok tereddüt ettiler.

Kalıp ifadeler

associated it with risk: onu riskle ilişkilendirdiler

Associate A with B, A ile B'yi zihinde, bellekte veya bir değerlendirmede birbirine bağlamak anlamına gelir. Bu cümlede it, bölgeyi veya o bölgeyle bağlantılı deneyimi ifade eder; kargalar onu zihinsel olarak riskle ilişkilendirmiştir. Burada anlatılan şey sosyal ilişki değil, öğrenilmiş bir uyarı veya beklentidir. Kargaların bunu mutlaka kelimelerle düşündüğü söylenmez; daha geç dönmeleri, riskle böyle bir bağlantı kurduklarını gösterir.

Alıştırma

associate ... with ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Many people ____ the smell of pine ____ winter holidays。

Cevabı göster

associate · with

Corvids, like New Caledonian crows, Kültür

2:24

Yeni Kaledonya kargaları gibi kargagiller,

also demonstrate an impressive proclivity for reasoning and tool use. Kelime

2:27

akıl yürütme ve alet kullanma konusunda da etkileyici bir eğilim gösterirler.

Kültür

New Caledonian crows: bir karga türünün adı

New Caledonian crows, Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır. New Caledonian, tür adının bir parçası olarak crows sözcüğünü niteler; yalnızca o yerde bulunan herhangi bir kargayı ifade etmez. Bu kargalar, alet yapıp kullanmalarıyla hayvan bilişi araştırmalarında iyi bilinir. Bu bilgi, cümlenin onları kargagillerde akıl yürütme ve alet kullanımına örnek olarak neden seçtiğini açıklar.

Alıştırma

Cümlede New Caledonian crows ne anlama geliyor?

  1. Yeni Kaledonya’dan gelen bir insan grubunun adıdır.
  2. Yeni keşfedilmiş bir yerde tesadüfen bulunan herhangi bir kargayı ifade eder.
  3. Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır.
Cevabı göster

Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır.

Kelime

demonstrate an impressive proclivity for ...: belirgin bir ... eğilimi göstermek

Demonstrate, davranış veya kanıt yoluyla göstermek anlamına gelir. A proclivity for something, bir etkinliğe yönelik belirgin ve oldukça kalıcı bir eğilimdir. Burada reasoning ve tool use, for aracılığıyla proclivity sözcüğüne bağlanan iki etkinliktir. Cümle, kuşların bu davranış eğilimini tekrar tekrar gösterdiğini belirtir. Proclivity yalnızca ability anlamına gelmez; sadece ne yapılabildiğine değil, ne yapma eğilimi olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi proclivity ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The report describes the species' strong ____ exploring new objects.

Cevabı göster

proclivity for

Even in the wild, Anlatım akışı

2:32

Doğada bile,

they fashion sticks into hook-shaped probes for food. Kelime

2:34

yiyecek bulmak için çubukları kanca şekline getirip sonda olarak kullanırlar.

Anlatım akışı

Even in the wild: beklenmedik bir ortamı vurgulamak

Even in the wild ortam bilgisini cümlenin başına taşır ve even bu ortamın şaşırtıcı olduğunu ya da daha güçlü bir kanıt sunduğunu belirtir. Önemli olan yalnızca aletleri nerede yaptıkları değil, bu davranışın kontrollü koşulların dışında da gerçekleşmesidir. even olmadan in the wild yalnızca tarafsız bir yer bilgisidir. even eklendiğinde giriş, laboratuvar gibi daha beklenen bir ortamla karşıtlık kurar ve ardından gelen iddiayı güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin beklenmedik bir koşulda da geçerli kaldığını göstermek için even kullanır?

  1. The outdoor pool usually closes for winter.
  2. The outdoor pool remains open during winter.
  3. Even in winter, the outdoor pool remains open.
Cevabı göster

Even in winter, the outdoor pool remains open.

Kelime

fashion sticks into hook-shaped probes: malzemeye yeni bir biçim vermek

fashion X into Y yapısında fashion, yapmak veya biçim vermek anlamında bir fiildir. X başlangıçtaki malzemeyi, Y ise ortaya çıkan nesneyi ya da biçimi belirtir. Burada çubuklar kanca biçimli sondalara dönüşür. For food sondaların amacını, yani yiyecek elde etmek için kullanıldıklarını belirtir. Daha genel olarak fashion A into B, bir malzemenin bilinçli biçimde kullanışlı bir şekle dönüştürülmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi fashion fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Yesterday, the craftsperson ____ a strip of metal ____ a key.

Cevabı göster

fashioned · into

Some Japanese crows have been observed placing nuts on the road, Dilbilgisi

2:37

Bazı Japon kargalarının fındıkları yola koyduğu,

waiting nearby,

2:40

yakınlarda beklediği,

then retrieving the rewards once passing cars have cracked them open. Notlar

2:41

ve sonra geçen arabalar onları kırıp açınca ödüllerini aldıkları gözlemlenmiştir.

Dilbilgisi

have been observed placing: kaydedilmiş bir davranışı bildirmek

Have been observed placing, insanların bazı kargaların yemişleri yerleştirdiğini görüp kaydettiği anlamına gelir. Özne Some Japanese crows gözlemlenen taraftır; placing ise kargaların yaptığı eylemi belirtir. Gözlemciler belirtilmez. Edilgen present perfect yapısı have been observed, bunu bugüne kadar toplanmış kayıtlara dayanan bir gözlem olarak sunar; kargaların gözlem yaptığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp have/has been observed + -ing biçimindedir.

Alıştırma

Raporu have been observed ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Sea otters ____ rocks to open shells.

Cevabı göster

have been observed using

Dilbilgisi

once passing cars have cracked them open: sonraki adımı başlatan tamamlanmış koşul

Burada once bir zaman koşulu başlatır: Yoldan geçen arabalar yemişleri kırıp açar açmaz kargalar onları alır. Alma eylemi gerçekleşmeden önce kırıp açma eyleminin tamamlanması gerekir. Bağlaç olarak once, “bir koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Present perfect have cracked, sonraki adımın mümkün olduğu noktadan tamamlanmış eyleme geriye doğru bakar.

Alıştırma

Hangi cümlede once, tamamlanan bir koşulun sonraki adımı mümkün kıldığını göstermek için bağlaç olarak kullanılmıştır?

  1. If the paint has dried, you can add a second coat.
  2. Once the paint has dried, you can add a second coat.
  3. The paint dried once, so you can add a second coat.
Cevabı göster

Once the paint has dried, you can add a second coat.

Öbek fiiller

have cracked them open: crack + nesne + open

Have cracked them open, crack + nesne + open yapısını kullanır. Crack kabuğu kıran eylemi anlatırken open sonuç tümlecidir: yemişler yalnızca çatlamaz, sonunda açık duruma gelir. Buradaki them, daha önce sözü edilen yemişleri belirtir. Nesne bir zamir olduğunda fiille sonuç sözcüğünün arasına gelir: crack it open, crack them open.

Alıştırma

Cümleyi şu doğal sıradaki üç sözcükle tamamlayın: crack fiilinin geçmiş zamanı + it + open. The shell was tough, so Leo ____ with a small hammer.

Cevabı göster

cracked it open

Corvids also do things that are harder to explain. Dilbilgisi

2:45

Kargagiller açıklaması daha zor olan şeyler de yaparlar.

Dilbilgisi

harder to explain: karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive

Harder to explain, daha zor açıklanabilir anlamına gelir. Karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive yapısını kullanır: harder + to explain. Mastar biçim olarak etken olsa da things, anlam bakımından birinin açıklaması gereken şeyleri belirtir. To explain, hangi eylemin zor olduğunu gösterir; amaç bildirmez. Karşılaştırma noktası bağlamdan anlaşılabilir veya than ile açıkça belirtilebilir: harder to explain than the first case.

Alıştırma

Cümleyi şu sıradaki üç sözcükle tamamlayın: hard sözcüğünün karşılaştırmalı biçimi + to + explain. This result is ____ than the first one.

Cevabı göster

harder to explain

They sometimes tote trinkets around, Öbek fiiller

2:48

Bazen etrafta incik boncuk taşıyabilirler,

which might help them practice caching

2:51

bu onların saklama pratiği yapmalarına yardımcı olabilir

or serve as gifts to their partners. Kalıp ifadeler

2:53

ya da partnerlerine hediye olarak hizmet edebilir.

Öbek fiiller

tote trinkets around: küçük eşyaları oradan oraya taşımak

Burada tote trinkets around, küçük eşyaları bir yerden başka bir yere taşımak veya hareket ederken yakında tutmak anlamına gelir. Yapı tote + nesne + around şeklindedir. Bu kullanımda around, “farklı yerlere” anlamına gelir; daire çizerek hareket etmeyi anlatmaz. Genel carry fiiline kıyasla tote, bir eşyayı yanında taşıma eylemini daha canlı gösterir ve bazen belirgin bir çaba harcandığını düşündürebilir.

Alıştırma

Cümleyi tote ... around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo ____ his binoculars ____ on every hike.

Cevabı göster

totes · around

Kalıp ifadeler

serve as gifts to their partners: eşlerine hediye işlevi görmek

serve as + isim yapısında serve, “belirli bir rolü veya işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Küçük eşyalar hediye işlevi görebilir; bu, onların bir hizmet sunduğu anlamına gelmez. to their partners ifadesi hediyeleri kimin alacağını belirtir. Alıcıyı gösteren bu ifade serve as yapısından ayrıdır: Bir şey serve as a gift to someone yapısında kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the flood, the gym ____ a temporary shelter.

Cevabı göster

served as

And they've been spotted repeatedly sledding down roofs on plastic lids. Dilbilgisi

2:56

Ayrıca defalarca plastik kapakların üzerinde çatılardan kayarken görülmüşlerdir.

Dilbilgisi

spotted repeatedly sledding down: tekrar tekrar gözlemlenen bir eylemi bildirmek

be spotted doing yapısında spotted, bir gözlemi bildiren fiildir: Birisi, bir insanı ya da hayvanı bir eylemin ortasındayken fark eder. Edilgen yapıda gözlemlenen insan ya da hayvan özne olur ve gözlemci belirtilmeyebilir. They've been, they have been ifadesinin kısaltmasıdır; have been spotted ise present perfect zamanındaki edilgen bir yapıdır. Repeatedly birden fazla gözlem olduğunu, sledding down ise gözlemlenen eylemi belirtir. Burada spotted, görülen veya fark edilen anlamındadır; benekli anlamına gelmez.

Alıştırma

Tekrar tekrar gözlemlenen bir eylemi anlatan ders ifadesiyle raporu tamamlayın: The raccoons have ____ opening these bins.

Cevabı göster

been spotted repeatedly

Play activities like this are relatively common in corvids, Kalıp ifadeler

3:00

Bu gibi oyun aktiviteleri kargagillerde,

especially juveniles.

3:04

özellikle de yavrularında nispeten yaygındır.

Kalıp ifadeler

relatively common: sıklık hakkında temkinli bir iddia ortaya koymak

Relatively common, ilgili bir ölçüt veya grupla karşılaştırıldığında yaygın anlamına gelir. Relatively, common sözcüğünü sınırlar; böylece ifade mutlak değil, ölçülü bir iddia ortaya koyar. Buradaki grup kargagiller, özellikle genç bireylerdir. Cümle bu tür oyunların söz konusu grupta oldukça sık görüldüğünü söyler; ancak her kargagilin bunu yaptığını iddia etmez.

Alıştırma

İlgili bir karşılaştırmada yaygın fakat evrensel olmayan anlamındaki ders ifadesiyle temkinli cümleyi tamamlayın: Minor delays are ____ during the rainy season.

Cevabı göster

relatively common

Corvids have a longer developmental period than other songbirds, Dilbilgisi

3:06

Kargagillerin gelişim dönemi diğer ötücü kuşlardan daha uzundur

Dilbilgisi

have a longer developmental period than...: süreyi karşılaştırma

Bu yan cümlede have, kargagillerin sahip olduğu bir özelliği belirtir; longer ise developmental period ifadesinin süre bakımından daha uzun olduğunu gösterir. than other songbirds karşılaştırma grubunu verir: kargagillerin gelişim dönemi, bu kuşlarınkinden daha uzun sürer. Kullanılabilir kalıp özne + have/has + a + karşılaştırma sıfatı + isim + than + karşılaştırma ögesi biçimindedir. Karşılaştırma ölçütü bağlamdan zaten belli değilse than bölümünü kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle have + karşılaştırmalı isim öbeği + than yapısını doğru kullanıyor?

  1. Ravens have a longer than developmental period many other birds.
  2. Ravens have a more long developmental period from many other birds.
  3. Ravens have a longer developmental period than many other birds.
Cevabı göster

Ravens have a longer developmental period than many other birds.

and it's thought that play encourages learning Dilbilgisi

3:09

ve oyunun öğrenmeyi teşvik ettiği

and lays a strong foundation for their intelligent behavior. Kalıp ifadeler

3:12

ve zeki davranışları için güçlü bir temel oluşturduğu düşünülmektedir.

Dilbilgisi

it's thought that: kaynağı belirtilmeyen bir görüşü aktarma

it's thought that, kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. it biçimsel öznedir; bu nedenle play sözcüğüne ya da başka bir isme gönderme yapmaz. that yan cümlesi, insanların veya araştırmacıların olası ya da doğru kabul ettiği düşünceyi içerir. Bu yapı, düşüncenin kime ait olduğunu belirtmez ve iddiaya temkinli bir aktarım tonu verir. Bir inancı veya güncel görüşü sunar; tek başına iddianın kanıtlandığını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin tam kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ regular sleep improves memory.

Cevabı göster

It's thought that

Kalıp ifadeler

lay a strong foundation for: gelecekteki gelişim için sağlam bir temel oluşturmak

Lay a strong foundation for, sonraki gelişimi destekleyen güçlü başlangıç koşulları oluşturmak demektir. Bu cümlede play fiziksel bir şey inşa etmez; oyun, zeki davranışların daha sonra gelişmesine yardımcı olur. Kalıp lay a strong foundation for + isim veya -ing biçimidir. Özne play tekil olduğundan lay, lays olur.

Alıştırma

Cümleyi lay a strong foundation for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular reading ____ future learning.

Cevabı göster

lays a strong foundation for

Some researchers think cleverness is crucial to the highly social lives of corvids. Kalıp ifadeler

3:16

Bazı araştırmacılar, zekanın kargagillerin oldukça sosyal yaşamları için çok önemli olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

be crucial to: bir sistem veya süreç için vazgeçilmez olmak

Be crucial to, bir şeyin başarısı, işleyişi veya gelişimi için son derece önemli olmak demektir. Burada cleverness, kargagillerin son derece sosyal yaşamında kilit bir unsur olarak sunulur. Be crucial to + isim veya -ing biçiminde to bir edattır. Crucial to survival veya crucial to maintaining trust örneklerinde olduğu gibi, önemli unsurun etkilediği alanı ya da süreci belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be crucial to ve maintain sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Clear communication ____ ____ trust.

Cevabı göster

is crucial to · maintaining

They breed cooperatively, Anlatım akışı

3:21

İş birliği içinde ürerler,

live and communicate in large dynamic groups,

3:22

büyük ve dinamik gruplar halinde yaşar ve iletişim kurarlar,

share food,

3:25

yiyecek paylaşırlar,

and mob predators together. Kelime

3:25

ve yırtıcılara birlikte saldırırlar.

Anlatım akışı

breed ..., live and communicate ..., share ... ve mob ...: paralel bir eylem listesi

Tek özne olan They, dört paralel eylem grubuna bağlanır: breed cooperatively; live and communicate in large dynamic groups; share food; ve mob predators together. İkinci grubun içinde live and communicate daha küçük bir ikili oluşturur. Virgüller kanıtları hızlıca art arda sıralar ve sondaki and son öğeyi bildirir. Bütün fiillerde tek özne kullanılması, bu davranışların ayrı ifadeler değil, aynı bilgi grubunun parçaları olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede tek bir özneyle paralel bir eylem listesi kullanılmıştır?

  1. After collecting samples, the research team found that the data was useful.
  2. The research team collects samples, records the results, checks the data, and shares its findings.
  3. The research team collects samples because the results were checked by others.
Cevabı göster

The research team collects samples, records the results, checks the data, and shares its findings.

Kelime

mob predators together: yırtıcıları grup hâlinde taciz etmek

Burada mob, nesne alan bir fiildir. mob predators, çok sayıda hayvanın yırtıcıları çevrelemesi, kovalaması, ses çıkararak taciz etmesi veya birlikte saldırması anlamına gelir; amaç genellikle tehdidi uzaklaştırmaktır. Predators, grup eyleminin yöneldiği nesnedir ve together iş birliğini vurgular. Bu ifade yalnızca toplanmak anlamına gelmez. Buradaki mob, “tehditkâr kalabalık” anlamındaki isim de değildir.

Alıştırma

Bir hayvan davranışı raporunda “The smaller birds mob the owl” ne anlama gelir?

  1. Küçük kuşlar baykuşun grubuna barışçıl biçimde katılır.
  2. Küçük kuşlar baykuşu uzaktan sakince izler.
  3. Küçük kuşlar grup hâlinde baykuşu çevreleyip taciz eder.
Cevabı göster

Küçük kuşlar grup hâlinde baykuşu çevreleyip taciz eder.

Some have lifelong partnerships, Kalıp ifadeler

3:28

Bazılarının yaşam boyu süren birliktelikleri vardır,

where they recognize their companions and track, Anlatım akışı

3:30

arkadaşlarını tanıyıp takip ettikleri,

respond to,

3:32

tepki verdikleri,

and even predict each other's behaviors and desires.

3:33

ve hatta birbirlerinin davranışlarını ve arzularını öngördükleri.

Kalıp ifadeler

lifelong partnerships: yaşam boyu süren eş ilişkileri

“Lifelong partnerships”, eşlerin yaşamları boyunca devam eden istikrarlı eş ilişkileri demektir. Lifelong, partnerships sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve yalnızca uzun bir süreyi değil, bütün bir ömrü anlatır. Burada partnerships, bazı kuşların uzun süreli eş veya yoldaş bağlarını ifade eder. Hayvan davranışları bağlamı bu anlamı açıkça gösterir; burada ticari ortaklık ya da yasal bir şirket kastedilmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two cranes stayed together for life, forming a ____.

Cevabı göster

lifelong partnership

Anlatım akışı

track, respond to, and even predict: en güçlü noktaya doğru ilerleme

Üç fiil paralel bir liste oluşturur ve artan yetenek sırasına göre düzenlenir: track bir şeyi zaman içinde izlemek, respond to ona tepki vermek, predict ise gerçekleşmeden önce ne olabileceğini çıkarmak demektir. Predict sözcüğünden önceki even, son eylemin en şaşırtıcı veya etkileyici eylem olduğunu gösterir. Anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir; dinleyiciye son öğeyi en güçlü kanıt olarak değerlendirmesini söyler. each other's behaviors and desires ifadesi üç fiilin de neyle ilgili olduğunu gösterirken respond gerekli olan to edatını korur.

Alıştırma

Hangi cümle, öngörmeyi en ileri ve en şaşırtıcı yetenek olarak sunmak için paralel bir liste kullanıyor?

  1. The assistant can even track requests, respond to changes, and predict future needs.
  2. The assistant can track requests, even respond to changes, and predict future needs.
  3. The assistant can track requests, respond to changes, and even predict future needs.
Cevabı göster

The assistant can track requests, respond to changes, and even predict future needs.

Scientists today consider corvids among the smartest animals, Dilbilgisi

3:37

Bugün bilim insanları kargagilleri en zeki hayvanlar arasında sayıyor,

Dilbilgisi

consider corvids among the smartest animals: kargagilleri en zeki hayvanlar arasında görmek

consider X among Y yapısında X değerlendirilen kişi veya şey, Y ise X'in yerleştirildiği gruptur. Burada bilim insanları corvids türlerini the smartest animals grubuna yerleştiriyor. Among, kargagillerin bu üst sıralardaki grubun üyeleri olduğunu gösterir; onların tek başına en zeki hayvanlar olduğunu söylemez. Sözcük sırası consider + X + among + Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi consider X among Y ile tamamlayın: Many critics ____ the novel ____ the year's best books.

Cevabı göster

consider · among

a big step from where consensus used to be. Deyimler

3:41

bu, eskiden kabul edilen görüşten oldukça büyük bir adım.

Deyimler

a big step from where consensus used to be: önceki ortak görüşten büyük bir değişim

Burada a big step fiziksel bir hareket değil, büyük bir değişim metaforudur. From where consensus used to be bugünkü görüşü bilim çevresinin daha önce paylaştığı görüşle karşılaştırır. Where, bir düşünce durumunu hayali bir ölçekteki konum gibi gösterir. Used to be ise o eski konumun artık güncel olmadığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The new policy is a big step from where the organization used to be.

  1. Yeni politika bir yerden fiziksel olarak büyük bir adım uzaklaşmayı gerektirir.
  2. Yeni politika kuruluşun önceki konumundan çok farklıdır.
  3. Yeni politika kuruluşu önceki konumuna tam olarak geri döndürür.
Cevabı göster

Yeni politika kuruluşun önceki konumundan çok farklıdır.

In the late 1800s,

3:43

1800'lerin sonlarında,

German scientist Ludwig Edinger

3:45

Alman bilim insanı Ludwig Edinger

compared primate and crow brains

3:47

primat ve karga beyinlerini karşılaştırdı

and interpreted the crow's brain structure as primitive, Kalıp ifadeler

3:50

ve karganın beyin yapısını ilkel olarak yorumlayarak,

dismissing their cognitive abilities. Dilbilgisi

3:52

onların bilişsel yeteneklerini göz ardı etti.

Kalıp ifadeler

interpreted the crow's brain structure as primitive: interpret X as Y yapısı

interpret X as Y, X'i Y niteliğine veya anlamına sahip olarak anlamak, açıklamak ya da değerlendirmek demektir. Burada X, the crow's brain structure; Y ise primitive sözcüğüdür. as, nesneyi onun hakkında yapılan değerlendirmeye bağlar. Bu kalıp, birinin kanıtı nasıl yorumladığını aktarır; yorumun kesinleşmiş bir gerçek olduğunu göstermez. Verilerin, davranışların veya olayların nasıl anlaşıldığını açıklamak için kullanılır ve edilgen biçimde de görülebilir: X was interpreted as Y.

Alıştırma

Cümleyi interpret X as Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ a sign of public support.

Cevabı göster

interpreted the vote as

Dilbilgisi

dismissing their cognitive abilities: sonuç bildiren bir -ing grubu

dismissing their cognitive abilities, ana cümleyle aynı örtük özneye, yani Ludwig Edinger'a sahip bir -ing ortaç grubudur. Bu grup, onun yorumunun sonucunu veya bu yoruma eşlik eden tutumu ekler: beyin yapısını ilkel olarak adlandırmak, kargaların bilişsel yeteneklerini ciddi biçimde ele alınmaya değmez görmek anlamına da gelmiştir. Burada dismiss, birini işten çıkarmak değil; reddetmek, göz ardı etmek veya ciddiye almamak demektir. cognitive abilities gibi soyut bir nesne bu anlamı gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Edinger'ın yorumunun kargaların yeteneklerini de göz ardı ettiğini ekler.
  2. Kargaların daha sonra yaptığı ayrı bir eylemi anlatır.
  3. Kargaların Edinger'ı işinden çıkardığını söyler.
Cevabı göster

Edinger'ın yorumunun kargaların yeteneklerini de göz ardı ettiğini ekler.

This was a misinterpretation. Anlatım akışı

3:55

Bu bir yanlış yorumlamaydı.

Anlatım akışı

This was a misinterpretation: önceki bir açıklamayı reddetme

Burada This, kuzgunun beyniyle ilgili önceki açıklamaya gönderme yapar; misinterpretation ise bu açıklamanın kanıtları yanlış yorumladığını belirtir. Cümle önceki görüşü reddeder; ilgisiz yeni bir olgu sunmaz. Kısa bir değerlendirme cümlesi olarak argümanda bir dönüşü işaretler. Okura eski açıklamayı artık kabul etmemesi ve sırada bir düzeltme ya da yeni kanıt beklemesi gerektiğini bildirir.

Alıştırma

This was a misinterpretation. cümlesi argümanda nasıl bir işlev görür?

  1. Önceki yorumu reddeder ve ardından bir düzeltme geleceğini bildirir.
  2. Önceki iddiayla bağlantısı olmayan ayrı bir olgu sunar.
  3. Önceki yorumun doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster

Önceki yorumu reddeder ve ardından bir düzeltme geleceğini bildirir.

A raven,

3:57

Bir kuzgunun,

for example,

3:58

örneğin,

has a brain that looks quite different Kelime

3:58

oldukça farklı görünen bir beyni vardır

than a capuchin monkey's,

4:00

bir kapuçin maymununkinden,

Kelime

Amerikan İngilizcesinde quite different than

Bu cümlede quite different than, bir şeyden çok ya da belirgin biçimde farklı olmak anlamına gelir. Quite farkın derecesini güçlendirir; than ise kuzgunun beyniyle karşılaştırılan şeyi tanıtır. a capuchin monkey's ifadesinde tekrarlanan brain adı atılmıştır; ifadenin tam anlamı a capuchin monkey's brain şeklindedir. Buradaki than bir karşılaştırma sözcüğüdür, zamana gönderme yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümle burada öğretilen Amerikan İngilizcesi karşılaştırma kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. The new schedule is quite different of the old one.
  2. The new schedule is quite different than the old one.
  3. The new schedule is quite different then the old one.
Cevabı göster

The new schedule is quite different than the old one.

and is about a third of the size. Kalıp ifadeler

4:02

ve boyutunun yaklaşık üçte biri kadardır.

Kalıp ifadeler

about a third of the size: yaklaşık üçte birlik büyüklük oranı

About a third of the size, bir nesnenin karşılaştırılan nesnenin yaklaşık üçte biri büyüklüğünde olduğunu anlatır. A third 1/3 kesridir, of the size bu kesri bağlamdan anlaşılan nesnenin büyüklüğüne uygular ve about değerin yaklaşık olduğunu gösterir. Karşılaştırılan nesne bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa yeniden söylenmeyebilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp fraction + of the size (of ...) biçimindedir; büyüklükleri karşılaştırır ve size adlı ayrı bir nesneyi anlatmaz.

Alıştırma

Büyük bir model 90 santimetre, küçük bir model ise yaklaşık 30 santimetre boyundadır. Hangi cümle göreli büyüklüklerini en iyi açıklar?

  1. The small model is about a third of the size of the large one.
  2. The small model is about three times the size of the large one.
  3. The small model is about a third smaller than the large one.
Cevabı göster

The small model is about a third of the size of the large one.

But both animals have a similar number of neurons

4:04

Ancak her iki hayvan da benzer sayıda nörona sahiptir

in their pallium,

4:07

kendi pallium'larında,

a brain region that's associated with cognition. Kalıp ifadeler

4:08

bilişle ilişkilendirilen bir beyin bölgesi.

Kalıp ifadeler

that's associated with cognition: neden değil, ilişki belirtmek

That's associated with cognition, a brain region ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; that's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Be associated with bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. Bu nedenle cümle, bu beyin bölgesinin düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçleri olan bilişle ilişkisi bulunduğunu söyler. Bilimsel ve resmî açıklamalarda bu ifade, bir şeyin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden aralarındaki ilişkiyi bildirir. Tek başına bu beyin bölgesinin bilişin tek kaynağı veya doğrudan nedeni olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir çalışma egzersiz ile uyku arasında bağlantı buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Hangi cümle sonucu doğru biçimde aktarır?

  1. Better sleep is impossible without regular exercise.
  2. Regular exercise causes better sleep in everyone.
  3. Regular exercise is associated with better sleep.
Cevabı göster

Regular exercise is associated with better sleep.

So while corvid brains traveled a very different evolutionary path Notlar

4:11

Yani kargagillerin beyinleri primatların beyinlerinden

than primate brains,

4:14

çok farklı bir evrimsel yolculuk geçirmiş olsa da,

it was still one that brought them sophisticated cognition.

4:16

bu yolculuk yine de onlara gelişmiş bir bilişsel yetenek kazandıran bir yolculuktu.

Dilbilgisi

So while ..., it was still ...: farkı kabul ederken sonucu korumak

So, önceki açıklamadan çıkarılan bir sonucu belirtir. Burada while, “aynı sırada” anlamına değil although, yani “-e rağmen” anlamına gelir. While yan cümlesi önemli bir farkı kabul eder: kargagillerin ve primatların beyinleri farklı evrimsel yollar izlemiştir. Ana cümle ise bu karşıtlığa rağmen sonucu korur. Still, “buna rağmen yine de” anlamındadır. It, evolutionary path ifadesine gönderme yapar; one ise a path yerine kullanılır. Yani bu farklı yol yine de gelişmiş bilişsel yetiler üretmiştir. Yeniden kullanılabilir kalıp while A is true, B is still true şeklindedir: “A doğru olsa da B yine de doğrudur.”

Alıştırma

Hangi cümle while ile bir farkı kabul ederken ana sonucu yine de koruyor?

  1. While the mechanic checked the machine, I waited outside.
  2. While the two machines look different, they still perform the same task.
  3. Because the two machines look different, they perform the same task.
Cevabı göster

While the two machines look different, they still perform the same task.

Deyimler

traveled a very different evolutionary path: gelişimi bir yolculuk olarak anlatmak

Traveled a very different evolutionary path, gelişimi bir yolculuğa benzeten bir mecazdır. Beyinler gerçekten bir yerden başka bir yere gitmemiştir; farklı bir evrimsel değişim dizisi içinde gelişmiştir. İngilizce, zaman içindeki değişimi çoğu zaman bir yol boyunca ilerleme olarak sunar. Travel a path kalıbında path gelişimin izlediği süreci adlandırır, evolutionary ise bunun hangi tür gelişim olduğunu belirtir.

Alıştırma

'The two musical traditions traveled different historical paths,' cümlesindeki traveled different historical paths mecazı ne anlama gelir?

  1. Zaman içinde birbirinden çok farklı şekillerde geliştiler.
  2. Farklı zamanlarda ortadan kayboldular.
  3. Farklı ülkelerdeki yollarda icra edildiler.
Cevabı göster

Zaman içinde birbirinden çok farklı şekillerde geliştiler.

The next time you spot a crow, Dilbilgisi

4:20

Bir dahaki sefere bir karga gördüğünüzde,

you can be assured of its smarts. Kalıp ifadeler

4:21

onun zekasından emin olabilirsiniz.

Dilbilgisi

The next time you spot a crow: geleceğe yönelik bir zaman yan cümlesi

The next time you spot a crow, “bir kargayı bir sonraki görüşünde” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. The next time ifadesinden sonra doğrudan bir özne ve fiil gelir; yan cümlenin tamamı ana cümlenin zamanını belirler. Gelecekten söz etse de bu tür zaman yan cümlelerinde normalde you spot örneğindeki gibi simple present kullanılır; will spot kullanılmaz. Sonuç, plan, tavsiye veya emir ana cümlede ifade edilir.

Alıştırma

Hangi cümle, gelecekteki bir zaman yan cümlesini The next time ile doğal biçimde başlatır?

  1. The next time you will visit, bring your camera.
  2. The next time you visit, bring your camera.
  3. The next time when you visit, bring your camera.
Cevabı göster

The next time you visit, bring your camera.

Kalıp ifadeler

can be assured of its smarts: gerekçeli kesinlik ifade etme

Can be assured of its smarts, “onun zeki olduğundan emin olunabilir” demektir. be assured of + isim öbeği yapısında özne güvence alan konumdadır; of its smarts, kesinliğin ne hakkında olduğunu belirtir. Buradaki smarts, intelligence veya cleverness anlamına gelen, çoğul biçimli ve gündelik bir isimdir. Cümle, karganın zekâsına dair gerekçeli bir güven ifade eder; birine “smarts” adlı bir nesnenin verilmesini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi assure + of ile oluşturulan edilgen ifadeyle tamamla: With this written guarantee, you can ____ a full refund.

Cevabı göster

be assured of

Just maybe don't give it a bad reason to remember you. Ton ve niyet

4:24

Sadece, belki de sizi hatırlaması için ona kötü bir neden vermeyin.

Ton ve niyet

Just maybe don't ...: yumuşatılmış, şakacı bir uyarı

Just maybe don't ..., olumsuz emir don't ... ifadesini yumuşatır. Just ve maybe, uyarının daha az sert duyulmasını sağlar; ifade kesin bir emirden çok gündelik bir öneri gibi gelir. Burada give it a bad reason to remember you, karganın sizi kötü bir olay yüzünden hatırlamasına yol açacak bir şey yapmamak demektir. Uyarı gerçektir, ancak karganın kendisine kötü davranan birini hatırlayabileceği fikri şakacı bir tehdit havası da katar.

Alıştırma

Bir arkadaş, kutlanan kişinin de bulunduğu gündelik bir grup sohbetinde sürpriz partiyi açıklamak üzere. Aşağıdaki şakacı uyarı uygun mudur?

  1. Uygun: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.
  2. Uygun değil: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.
Cevabı göster

Uygun: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.

If you find yourself thinking, Kalıp ifadeler

4:28

Eğer kendinizi şöyle düşünürken bulursanız,

Kalıp ifadeler

find yourself thinking: plansız bir düşünceyi fark etmek

find yourself thinking ifadesinde find, aramak değil, farkına varmak anlamındadır. find + dönüşlü zamir + fiil-ing kalıbı, çoğu zaman önceden planlamadan, zaten bir şey yapmakta olduğunuzu fark etmenizi anlatır. Burada If olası bir durumu başlatır ve virgülden sonraki sözler koşulu tamamlar; çoğu zaman düşüncenin kendisini verir. If you think ile karşılaştırıldığında If you find yourself thinking, o düşünceye sahip olduğunuzu bir anda fark ettiğiniz anı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi find oneself + verb-ing kalıbıyla tamamlayın. find fiilini geçmiş zamana, think fiilini -ing biçimine getirin: After reading the letter, I ____ about my childhood.

Cevabı göster

found myself thinking

"I want to be as smart as those corvids," Dilbilgisi

4:30

"O kargagiller kadar zeki olmak istiyorum,"

Dilbilgisi

as smart as those corvids: as ... as eşitlik karşılaştırması

as smart as those corvids ifadesindeki as + sıfat + as + karşılaştırma öğesi kalıbı, iki tarafın bir niteliğe aynı derecede sahip olduğunu anlatır. Smart karşılaştırılan niteliği, those corvids ise karşılaştırma öğesini belirtir. İki as de gereklidir: ilki sıfattan önce gelir, ikincisi karşılaştırma öğesini başlatır. Aynı kalıbı as fast as veya as careful as gibi başka sıfatlarla da kullanabilirsin.

Alıştırma

patient kullanarak eşitlik karşılaştırmasını tamamla: Maya is ____ her teacher.

Cevabı göster

as patient as

then you should give Brilliant a try. Kalıp ifadeler

4:32

o zaman Brilliant'ı denemelisiniz.

Kalıp ifadeler

give Brilliant a try: baskısız bir deneme önerisi

Give Brilliant a try, “Brilliant'ı dene ve ne düşündüğüne bak” anlamına gelir. Kalıp give + nesne + a try şeklindedir ve Brilliant denenen nesnedir. Bu ifade, eylemi uzun süreli bir taahhüt değil, küçük bir ilk adım gibi gösterir. Söz konusu şey daha önce belirtilmişse give it a try diyebilirsin.

Alıştırma

Cümleyi give ... a try kullanarak tamamla: My friend recommended this puzzle game, so I'll ____.

Cevabı göster

give it a try

Brilliant helps learners at all levels Kalıp ifadeler

4:34

Brilliant her seviyeden öğrencinin

build critical thinking skills and knowledge Kalıp ifadeler

4:35

eleştirel düşünme becerileri ve bilgi inşa etmesine yardımcı olur

Kalıp ifadeler

“learners at all levels” içindeki at all levels: tüm beceri düzeyleri

“learners at all levels” ifadesindeki at all levels, başlangıçtan ileri düzeye kadar beceri, deneyim veya öğrenme aşamalarının tamamını kapsar. Öğrencilerin programın hedef kitlesi olduğunu belirtir; bulundukları fiziksel yeri anlatmaz. Burada level, yeterlik ya da gelişim ölçeğindeki bir dereceyi ifade eder. Cümle, Brilliant’ı kullanmak için belirli bir seviyede olmanın gerekmediğini anlatır.

Alıştırma

“learners at all levels” ifadesinde at all levels neyi anlatır?

  1. Öğrencilerin beceri veya deneyim aralığı
  2. Öğrencilerin bulunduğu binanın her katı
  3. Yalnızca en yüksek düzeydeki öğrenciler
Cevabı göster

Öğrencilerin beceri veya deneyim aralığı

Kalıp ifadeler

build critical thinking skills and knowledge: eleştirel düşünme becerileri ve bilgi geliştirmek

“build critical thinking skills and knowledge” ifadesinde build mecaz anlamda kullanılır: öğrenme, pratik ve deneyim yoluyla bu becerileri zamanla geliştirmek ve bilgi biriktirmek demektir. Fiziksel bir nesne inşa etmek anlamına gelmez. build + skills/knowledge yapısı, becerilerin ve bilginin zaman içinde geliştiğini gösterir. helps learners build ... yapısında help fiilinden sonra yalın hâlde build gelir; bu nedenle to kullanılmaz.

Alıştırma

“build critical thinking skills and knowledge” ifadesinde build ne anlama gelir?

  1. Fiziksel bir nesne inşa etmek
  2. Her şeyi bir anda elde etmek
  3. Öğrenme ve pratik yoluyla zamanla geliştirmek
Cevabı göster

Öğrenme ve pratik yoluyla zamanla geliştirmek

through interactive and engaging lessons

4:37

etkileşimli ve ilgi çekici dersler aracılığıyla

in just minutes a day. Kalıp ifadeler

4:39

günde sadece birkaç dakika içinde.

Kalıp ifadeler

in just minutes a day: günlük zaman ihtiyacının az olduğunu vurgulamak

In just minutes a day, bir şeyin her gün yalnızca kısa bir süre ayırarak yapılabileceği anlamına gelir. Burada minutes kesin bir sayı vermez; just ile birlikte yalnızca birkaç dakikayı ifade eder. A day, “günde” demektir. Tanıtım dilinde bu ifade, etkinliği günlük rutine eklemenin kolay olduğu izlenimini verir. Bütün bir günün yalnızca birkaç dakikadan oluştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Uygulama reklamını, “her gün yalnızca kısa bir süre ayırarak” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle tamamlayın: With this app, you can make progress ____.

Cevabı göster

in just minutes a day

Visit brilliant.org/teded

4:41

brilliant.org/teded adresini ziyaret edin

for 30 days free Kelime

4:43

30 gün ücretsiz deneme

Kelime

for 30 days free: 30 günlük ücretsiz tanıtım dönemi

For 30 days free, tanıtılan deneme sürümünün veya hizmetin 30 günlük bir süre boyunca hiçbir ücrete tabi olmadığını anlatan kısa bir reklam ifadesidir. For 30 days süreyi belirtir, free ise bu süre içinde “ücretsiz” anlamına gelir. Bu satır kısa bir eylem çağrısı olduğu için reklam, ziyaretçinin deneyebileceği ya da kullanabileceği hizmeti söylemez ve çevredeki teklif bilgisine dayanır. Tam bir cümlede try it free for 30 days veya get 30 days free genellikle daha açıktır.

Alıştırma

Tanıtım cümlesini bu dersteki kısa teklif ifadesiyle tamamlayın: Sign up today and get ____.

Cevabı göster

30 days free

and 20% off a yearly subscription. Kelime

4:44

ve yıllık abonelikte %20 indirim için.

Kelime

20% off a yearly subscription: yıllık abonelikte %20 indirim

Bu cümlede 20% off a yearly subscription, yıllık planın normal fiyatından %20 düşüldüğü anlamına gelir. Yearly subscription indirimin uygulandığı şeydir ve off burada fiyat indirimi bildirir; kapalı olma anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı yüzde + off + ürün, hizmet veya fiyat şeklindedir. %20 indirimden sonra asıl fiyatın %80'i ödenir.

Alıştırma

Hangi cümle üyelerin normal fiyatın %80'ini ödediği anlamına gelir?

  1. Members pay 20% more than the regular price.
  2. Members pay 20% of the regular price.
  3. Members get 20% off the regular price.
Cevabı göster

Members get 20% off the regular price.