Kargalar ne kadar zekidir? - Katharina Brecht: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; kargagillerin problem çözme, yüzleri hatırlama, yiyecek saklama, alet kullanma, oyun oynama ve iş birliği yapma becerilerini inceliyor, ardından farklı bir evrimsel yol izleyen beyinlerinin gelişmiş bilişi nasıl desteklediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. crow after crow ve stone after stone — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Tekrarlanan X after X kalıbının çok sayıda varlığı veya peş peşe gerçekleşen eylemi nasıl anlattığını kavrayın. Anlatı ve açıklamalarda birikimi ve tekrarı vurgulamak için bunu person after person ya da day after day biçiminde uyarlayabilirsiniz. 2. demonstrate an impressive proclivity for reasoning and tool use. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: proclivity for ifadesini güçlü bir eğilim veya yatkınlığı anlatan resmî bir kullanım olarak tanıyın. Bu ifadeyi akademik ya da araştırma odaklı metinlerde ayırt edici davranışları, tercihleri ve becerileri betimlemek için kullanabilirsiniz. 3. Just maybe don't give it a bad reason to remember you. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Just maybe don't yapısının bir uyarıyı yumuşatırken ona mizahi bir hava kattığını fark edin. Öğüt, ihtiyat ve şakacı tutumun sert bir emir yerine bilinçli olarak birleştirildiği durumlarda bu ifadeyi yorumlayabilir veya kullanabilirsiniz.
Bu derste
Kültürel bir çerçeve olarak Ezop'un 2.500 yıllık fablları
Aesop's fables, hayvanların yer aldığı kısa hikâyelerle ders veren Antik Yunan geleneğine ilişkin tanıdık bir kültürel göndermedir. Burada bu ifade, karganın su arayışını iyi bilinen eski bir fablın parçası olarak hızla çerçeveler; Ezop'un yaşam öyküsünü anlatmaz. 2,500-year-old, fables'tan önce gelen birleşik bir sıfattır. Fablların yaklaşık 2.500 yıllık olduğunu belirtir ve bu yapıda year tekil kalır. Yaş bilgisi Ezop'u ya da kargayı değil, fables'ı niteler.
Alıştırma
Bu cümlede Aesop's 2,500-year-old fables ne anlatıyor?
- Ezop 2.500 yıl yaşadı
- Karga 2.500 yıldır hayatta
- Bu fabllar yaklaşık 2.500 yıllık
Cevabı göster
Bu fabllar yaklaşık 2.500 yıllık
It spies a pitcher and discovers liquid inside. Kelime
0:12Bir sürahi fark eder ve içinde sıvı olduğunu keşfeder.
spies a pitcher: fark etmeyi anlatan fiil kullanımı
Buradaki spies, spy fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve ardından doğrudan nesne olan a pitcher gelir. Bu hikâye anlatımı bağlamında spy something, bir şeyi fark etmek veya göz ucuyla görmek anlamına gelir; çoğu zaman hafif bir keşif duygusu taşır. Özne It olduğu için fiil -s'li spies biçimindedir. Burada spies, gizli ajanlar anlamındaki çoğul isim değil, fiildir. Anlamı belirleyen yapı spies a pitcher, yani fiil + nesnedir.
Alıştırma
Hangi cümlede spied, bir şeyi fark etmek veya görmek anlamında kullanılmıştır?
- From the hill, Lena spied a sail on the lake.
- Lena became a spy near the lake.
- Lena spied on the sailors for two hours.
Cevabı göster
From the hill, Lena spied a sail on the lake.
it's beyond reach: ulaşmak için fazla uzakta veya erişilemez
Bu cümlede it's beyond reach, suyun karganın dokunamayacağı ya da erişemeyeceği kadar uzakta olduğunu anlatır. beyond reach ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine tek bir kalıp olarak düşünün. Aynı ifade, para, beceri veya fırsat gibi sınırlamalar yüzünden elde edilemeyen ya da başarılamayan şeyler için de kullanılır. Sınırın kim için geçerli olduğunu belirtmek için beyond someone's reach kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bisikletin iyi olduğunu ancak onu satın almaya gücünüzün yetmediğini doğal biçimde anlatır?
- The bicycle is perfect, but I am beyond its price.
- The bicycle is perfect, but its price is beyond my reach.
- The bicycle is perfect, but its price reaches beyond me.
Cevabı göster
The bicycle is perfect, but its price is beyond my reach.
the crow begins dropping pebbles into the pitcher. Dilbilgisi
0:19karga sürahinin içine çakıl taşları atmaya başlar.
begins dropping ... into ...: başlayan bir eylem için begin + -ing
Begins dropping, bir etkinliğin başladığını göstermek için begin + fiilin -ing biçimini kullanır. Begins, tekil özne the crow ile uyumludur; dropping pebbles into the pitcher ise başlayan etkinliğin ne olduğunu belirtir. Begin birçok bağlamda to + fiil de alabilir, ancak bu cümlede etkinliği başlama süreci içinde göstermek için -ing kalıbı kullanılmıştır. Burada drop something into a container, bir şeyi bilerek kabın içine düşürmek anlamına gelir. Drop başka bağlamlarda kazara düşürmeyi anlatabilir; ancak buradaki nesne, hedef ve hikâye bağlamı eylemin bilinçli ve tekrarlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Begin fiilinin üçüncü tekil kişi biçimini ve ardından drop fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When the game starts, the machine ____ balls into the basket.
Cevabı göster
begins dropping
One by one: sıralı bir süreci anlatmak
One by one, bir grubun üyelerinin aynı anda değil, ayrı ayrı ve sırayla hareket ettiğini ya da etkilendiğini belirtir. Bu cümlede her nesne sırayla bir miktar suyun yerini değiştirir. İfade burada olduğu gibi bir cümlenin başında ya da daha ileriki bir yerinde kullanılabilir. Başta olduğunda genellikle ana cümleden virgülle ayrılır. Bir sıralamayı anlatır; 'bir çarpı bir' işlemi değildir.
Alıştırma
'Ayrı ayrı ve sırayla' anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The dancers walked onto the stage ____.
Cevabı göster
one by one
quenches its thirst: quench one's thirst kullanımı
Quench one's thirst, bir şey içerek susuzluğu gidermek anlamına gelen yerleşik bir kelime birlikteliğidir. İyelik sözcüğü kişiye veya hayvana göre değişir: I quench my thirst, she quenches her thirst ve the crow quenches its thirst. Örnekte its, the crow ifadesine gönderme yapar. Quench ayrıca 'yangını söndürmek' anlamına gelebilir; ancak thirst ile kullanıldığında bir şeyi gerçek anlamda söndürmek değil, susuzluk hissini gidermek demektir.
Alıştırma
Quench one's thirst ifadesini kullanın ve iyelik sözcüğünü Daniel'a göre değiştirin: After the long hike, Daniel drank water to ____.
Cevabı göster
quench his thirst
this fable turns out to be pretty accurate. Öbek fiiller
0:28bu masalın oldukça doğru olduğu ortaya çıkmıştır.
turns out to be: sonradan ortaya çıkan bir sonucu bildirme
turn out to be, kontrol etme, gözlemleme veya beklemenin ardından öğrenilen bir sonucu bildirir. Bu cümlede ulaşılan sonuç, fablın oldukça doğru olmasıdır; turns burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Kalıp subject + turn out to be + complement şeklindedir. Tamamlayıcı bir sıfat veya isim öbeği olabilir; zaman, turn fiilinde değişir: turns out to be, turned out to be.
Alıştırma
Cümleyi turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the inspection, the old bridge ____ completely safe.
Cevabı göster
turned out to be
scientists placed a food reward in a tube partially filled with water Dilbilgisi
0:32bilim insanları kısmen su dolu bir tüpün içine yiyecek ödülü yerleştirdiler
partially filled with water: isimden sonra gelen kısaltılmış niteleyici
partially filled with water, tube sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. a tube that was partially filled with water anlamına gelir ve tüpün o sıradaki durumunu anlatır. Ana fiil placed sözcüğüdür. Filled ikinci bir ana eylem değildir; kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. İsim + geçmiş ortaç öbeği biçimindeki bu kısa yapı, ekipmanları, malzemeleri ve koşulları tanımlarken yaygındır.
Alıştırma
Köşeli parantez içindeki ilgi cümleciğini geçmiş ortaç öbeğine indirgeyin: The samples were kept in a container [that was partially filled with ice]. The samples were kept in a container ____.
Cevabı göster
partially filled with ice
crow after crow ... stone after stone: X after X kalıbı
crow after crow ve stone after stone ifadelerinde aynı tekil sayılabilen isim, after sözcüğünün iki yanında da kullanılır. Bu kalıp, aynı türden bir üyenin ardından bir başkasının geldiğini anlatır: bir karganın ardından başka bir karga ve bir taşın ardından başka bir taş. X after X süren bir diziyi vurgular ve çoğu zaman sayının çokluğunu ya da eylemin tekrarlandığını düşündürür. Buradaki after, tekrar kalıbının bir parçasıdır; yalnızca belirli bir karga veya taşın diğerinden sonra geldiğini söylemez.
Alıştırma
Birçok müşterinin art arda soru sorduğunu göstermek için cümleyi customer sözcüğünün X after X biçimiyle tamamlayın: ____ asked the same question.
Cevabı göster
Customer after customer
until the food was in beak snatching distance. Kalıp ifadeler
0:40ta ki yiyecek gaganın uzanabileceği mesafeye gelene kadar.
in beak snatching distance: eyleme dayalı canlı bir mesafe ifadesi
Bu bağlamda in beak snatching distance, yiyeceğin bir kuşun gagasıyla kapabileceği kadar yakın olduğu anlamına gelir. beak snatching grubu distance sözcüğünü niteler ve yiyeceğin ne kadar yakın olduğunu olası bir eylemle ölçer. Beak snatching distance bu sahne için oluşturulmuş canlı bir ifadedir; yerleşik bir teknik terim değildir. İngilizcede bağlama bağlı benzer mesafe ifadeleri kurulabilir, ancak eylemin ne olduğu ve bunu kimin yapabileceği açık olmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede rope-throwing distance büyük olasılıkla ne anlama gelir? The rescue boat came within rope-throwing distance.
- Yalnızca iple ölçülen sabit bir mesafe.
- Diğer kişiye ip atılabilecek kadar yakın.
- Diğer kişinin hiç görülemeyeceği kadar uzak.
Cevabı göster
Diğer kişiye ip atılabilecek kadar yakın.
This is just one of many fascinating displays of intelligence from corvids, Notlar
0:43Bu, kargagillerin büyüleyici zeka göstergelerinden sadece biridir,
This is just one of many: tek bir örnekten daha geniş bir örüntüye
This, hemen önce anlatılan örneğe gönderme yapar. This is just one of many + çoğul ad öbeği kalıbında tek bir örnek, daha büyük bir grubun içine yerleştirilir. Burada bu ifade yalnızca sayı belirtmez. Belirli örneği tamamlar ve tartışmayı kargagillerin zekâsına ilişkin daha geniş bir örüntüye taşır. Açıklamalarda ve sunumlarda, örneğin tek başına kalan bir durum olmadığını dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
This is just one of many bu cümlede temel olarak ne yapıyor?
- İlgisiz bir konu açar.
- Önceki örneği daha geniş bir örüntünün parçası olarak sunar.
- Konuşmacının yalnızca bir örnek bildiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki örneği daha geniş bir örüntünün parçası olarak sunar.
that includes crows, ravens, jays, and magpies.
0:49içinde kargalar, kuzgunlar, alakargalar ve saksağanları barındırır.
corvids, the bold brainy family of songbirds: açıklayıcı eşlemeyle tanım
Corvids tek bir türü değil, bir kuş ailesini adlandırır. Bu cümlede gruba kargalar, kuzgunlar, alakargalar ve saksağanlar dahildir. Virgülden sonraki the bold brainy family of songbirds ad öbeği açıklayıcı bir eşleme ifadesidir. Corvids ile aynı gruba gönderme yapar ve bilinmeyen terimi daha kolay, daha betimleyici sözlerle açıklar. Bilgilendirici yazılarda terim, açıklayıcı ad öbeği biçimindeki bir yapı, yeni bir terimin anlamını bağlamdan çıkarmanızı sağlar.
Alıştırma
corvids ile the bold brainy family of songbirds arasında nasıl bir ilişki vardır?
- İkinci ifade, corvids sözcüğünü açıklayan bir eşleme ifadesidir.
- İkinci ifade corvids kuşlarının nereye uçtuğunu anlatır.
- İkinci ifade ayrı bir kuş grubunun adıdır.
Cevabı göster
İkinci ifade, corvids sözcüğünü açıklayan bir eşleme ifadesidir.
corvids are strategic when it comes to their food. Kalıp ifadeler
0:55kargagiller yiyecekleri söz konusu olduğunda stratejiktirler.
İlk noktayı bildiren To start
Cümlenin başında To start, “ilk olarak” veya “başlangıç noktası olarak” anlamına gelen bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye, konuşmacının ilk nedeni, olguyu ya da açıklamanın ilk bölümünü sunmak üzere olduğunu bildirir. Burada ardından gelen bilgileri düzenler; kargagillerin bir eyleme başladığını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede To start bir açıklamanın ilk noktasını tanıtmak için kullanılmıştır?
- To start, we need to understand the main cause.
- The race is about to start.
- At first, the room looked empty.
Cevabı göster
To start, we need to understand the main cause.
Konu alanını belirten when it comes to ...
when it comes to + isim veya -ing biçimi, “konu ... olduğunda” ya da “... alanında” anlamına gelir. Konuyu belirtir veya bir ifadeyi belirli bir alanla sınırlar. Bu cümlede their food, kargagillerin stratejik olduğu alandır. Burada comes to fiziksel hareketi anlatmaz ve ifadenin tamamı gerçek anlamda bir zaman yan cümlesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it comes to ____ a team, Mia listens before making a decision.
Cevabı göster
leading
They ransack trash bins and snatch bites from under other birds' beaks. Notlar
0:58Çöp kutularını talan ederler ve diğer kuşların gagalarının altından lokmalarını kaparlar.
ransack trash bins: hoyratça ve baştan sona aramak
Bu cümlede ransack, çöp kutularını baştan sona ve hoyratça arayıp genellikle içindekileri dağıtmak anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle trash bins aradıkları şey değil, aradıkları yerdir. Ransack, search veya look through fiillerinden çok daha güçlüdür. Eyleme dağınık, zorlayıcı veya yıkıcı bir hava katarak kuşların yiyecek arayışını canlı biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede ransack doğal biçimde kullanılmıştır?
- The nurse ransacked the bandage gently onto the cut.
- Elena ransacked one word in the dictionary.
- The burglars ransacked the office while looking for cash.
Cevabı göster
The burglars ransacked the office while looking for cash.
snatch bites from under other birds' beaks: çok yakından aniden kapmak
Snatch, bir şeyi aniden ve hızla yakalamak ya da almak anlamına gelir. Buradaki yapı snatch + object + from under + location şeklindedir: bites alınan küçük yiyecek parçalarıdır, other birds' beaks ise bunların alındığı yeri belirtir. From under other birds' beaks yalnızca kesin bir konum bildirmez. Yiyeceğin diğer kuşlara son derece yakın olduğunu gösterir; bu nedenle hareket cesur görünür ve neredeyse yiyeceği doğrudan ağızlarından çalmak gibidir.
Alıştırma
Cümleyi snatch something from somewhere yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The gull ____ the child's hand before anyone could react.
Cevabı göster
snatched the sandwich from
hoard and cache: yiyecek biriktirmek ve gizlemek
Her iki fiil de yiyeceği daha sonrası için tutmayı anlatır, ancak davranışın farklı yönlerine odaklanır. Hoard, bir miktar yiyeceği toplayıp biriktirmek; cache ise yiyeceği daha sonra geri almak üzere bir veya daha fazla yerde gizlemek demektir. Birlikte kullanıldıklarında biriktirme ile planlı biçimde gizleyip saklamayı bağlantılı hayvan davranışları olarak sunarlar. Burada cache bir fiildir. Anlamı bilgisayar alanıyla sınırlı değildir: to cache food, yiyeceği daha sonra kullanmak üzere gizli bir yere koymak demektir.
Alıştırma
“The animal hoards and caches food” cümlesinin en kesin anlamı nedir?
- Hayvan bulduğu yiyeceğin tamamını hemen yer.
- Hayvan bir miktar yiyecek biriktirir ve daha sonra geri almak üzere gizler.
- Hayvan yiyeceği taşır ama daha sonrası için saklamaz.
Cevabı göster
Hayvan bir miktar yiyecek biriktirir ve daha sonra geri almak üzere gizler.
is thought to scatter some 30,000 pine nuts across more than 2,000 cache sites, Notlar
1:08yaklaşık 30.000 çam fıstığını 2.000'den fazla saklama alanına dağıttığı düşünülmektedir,
is thought to scatter: edilgen aktarım yapısı
is thought to scatter ifadesindeki kalıp özne + be + thought + to'lu mastardır. Araştırmacıların ya da insanların genel olarak kuşun çam tohumlarını dağıttığına inandığını belirtir, ancak bu görüşü kimin taşıdığını söylemez. Bu edilgen aktarım yapısı bir iddiayı temkinli ve kişisiz biçimde sunar. Dilbilgisel özne, hakkında bilgi verilen unsurdur; düşünen kişi değildir.
Alıştırma
be thought to kullanarak yeniden yazın: Researchers think that this bird scatters seeds widely. → This bird ____ seeds widely.
Cevabı göster
is thought to scatter
some 30,000: bir sayının önünde “yaklaşık” anlamındaki some
some belirli bir sayının hemen önünde kullanıldığında “yaklaşık” anlamına gelebilir. Burada some 30,000, about 30,000 demektir; some belirsiz bir alt grubu değil, sayının tamamını niteler. Bu kalıp haberlerde, tarih anlatılarında ve bilimsel açıklamalarda genellikle büyük sayılarla görülür. Sayının kesin bir sonuç değil, tahmin olduğunu gösterir.
Alıştırma
"The museum welcomed some 12,000 visitors last year" ne anlama gelir?
- Müze geçen yıl tam olarak 12.000 ziyaretçi ağırladı.
- Müze geçen yıl yaklaşık 12.000 ziyaretçi ağırladı.
- Müze geçen yıl 12.000 kişilik bir gruptan birkaç ziyaretçi ağırladı.
Cevabı göster
Müze geçen yıl yaklaşık 12.000 ziyaretçi ağırladı.
which it can recover more than nine months later. Dilbilgisi
1:13ki dokuz aydan uzun bir süre sonra bile bunları geri bulabilir.
which it can recover ... later: which ile daha sonraki bir sonucu eklemek
Virgül ve which soru başlatmaz; ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Amaçlanan anlamda which, recover fiilinin nesnesidir ve saklanan çam fıstıklarını gösterir. it ise öznedir ve Clark's nutcracker adlı kuşu gösterir. Bu cümlecik, önceki saklama bilgisini daha sonraki bir sonuca bağlar: kuş, dokuz aydan uzun bir süre sonra fıstıkları yeniden bulabilir. Uzun bir cümlede önce which sözcüğünün neyi gösterdiğini bulun, sonra geri kalan kısmı onunla ilgili ek bilgi olarak okuyun.
Alıştırma
Virgülden sonra ek bilgi başlatan ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Maya saved the files, ____ she could retrieve the next day.
Cevabı göster
which
scrub jays given waxworms and peanuts Dilbilgisi
1:18balmumu kurdu ve yer fıstığı verilen çalı alakargalarının,
and left the peanuts for later. Kalıp ifadeler
1:23ve yer fıstıklarını sonraya bıraktıkları gözlemlenmiştir.
given waxworms and peanuts: kısaltılmış edilgen koşul
given waxworms and peanuts, scrub jays ifadesine bağlanan, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş edilgen bir yan cümledir. Deney koşulunu kısa biçimde sunar ve when they were given waxworms and peanuts şeklinde açılabilir. Yemi alan taraf alakargalardır; given cümlenin ana fiili değildir. Ana fiiller cached, retrieved ve left sözcükleridir. Bu tür kısaltılmış edilgen yan cümleler, deney ve gözlemlerin kısa anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
given two kinds of food ifadesindeki kısaltılmış edilgen koşulu doğru biçimde açan cümle hangisidir?
- When they gave two kinds of food, the birds chose the worms first.
- The birds gave two kinds of food before choosing the worms first.
- When they were given two kinds of food, the birds chose the worms first.
Cevabı göster
When they were given two kinds of food, the birds chose the worms first.
perishable worms: çabuk bozulan larvalar
Perishable, bir şey kısa sürede kullanılmaz veya uygun biçimde saklanmazsa bozulmaya ya da çürümeye yatkın demektir. Genellikle yiyecekleri ve saklama ömrü sınırlı diğer ürünleri niteler; bu nedenle perishable worms uzun süre taze tutulamayan larvalar anlamına gelir. Burada sıfat, larvaların neden yer fıstıklarından önce geri alındığını açıklar. Yalnızca kaybolabilen anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede perishable doğal biçimde kullanılmıştır?
- She wrote a perishable number on the whiteboard.
- The restaurant stores perishable ingredients in a refrigerator.
- The mechanic stores perishable wrenches in a toolbox.
Cevabı göster
The restaurant stores perishable ingredients in a refrigerator.
left the peanuts for later: bir şeyi sonraya bırakmak
leave something for later, bir şeyi şimdi kullanmamak veya ele almamak ve daha sonraki bir zamana ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede left the peanuts for later, yer fıstıklarından fiziksel olarak uzaklaşmak değil, başka bir şeyi önceleyip yer fıstıklarıyla daha sonra ilgilenmek demektir. leave + nesne + for later yapısı yiyecekler, görevler, sorular ve daha sonra kullanılacak veya ele alınacak başka şeylerle kullanılabilir.
Alıştırma
Vaktin az ve ödevdeki bir soruyu sonraya bırakmak istiyorsun. Hangi cümle leave ... for later yapısını doğru kullanıyor?
- I'll leave the last problem for later.
- I'll leave the last problem to later.
- I'll leave the last problem behind.
Cevabı göster
I'll leave the last problem for later.
It seemed that jays not only recalled where they buried things, Dilbilgisi
1:26Görünüşe göre alakargalar sadece bir şeyleri nereye gömdüklerini değil,
but also what they buried and when.
1:29ne gömdüklerini ve ne zaman gömdüklerini de hatırlıyorlardı.
not only recalled ... but also: ikinci bir bilgiyi eklemek
not only ... but also ... birbiriyle bağlantılı iki noktayı birleştirir ve ikinci noktayı ek, dikkate değer bir bilgi olarak öne çıkarır. Anlamı yalnızca A değil, B de şeklindedir ve ikinci noktaya ek vurgu verir. Burada not only recalled, alakargaların eşyaları nereye gömdüklerini hatırladığını belirtir. But also ise ne gömdüklerini ve ne zaman gömdüklerini de hatırladıklarını ekler; recalled fiili bu ayrıntılar için de geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also çiftiyle tamamlayın: The robot can ____ swim ____ dive.
Cevabı göster
not only · but also
where they buried things ... what they buried and when dolaylı soru yapıları olarak
where ve what ile başlayan yan cümleler ile kısaltılmış when, alakargaların hatırladığı bilgileri belirtir. Birlikte recalled fiilinin nesnesi olarak görev yaparlar; üç ayrı soru değildirler. Bunlar dolaylı soru yapıları olduğu için where they buried things ve what they buried örneklerindeki gibi düz cümle söz dizimini kullanır. Sondaki when, tekrarlanan sözcükleri düşürür ve when they buried the things anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede remember fiilinden sonra dolaylı soru yapısı doğru kullanılmıştır?
- Do you remember where she put the key?
- Where did she put the key?
- Do you remember where did she put the key?
Cevabı göster
Do you remember where she put the key?
experiments show that scrub jays will bury food
1:32deneyler, çalı alakargalarının ertesi gün yiyecek
What's more ile destekleyici bir nokta daha eklemek
What's more, başka bir nokta ekleyen ve bunun önceki düşünceyi veya savı daha da güçlendirdiğini belirten bir bağlayıcı ifadedir. Bilgi akışını basit bir and sözcüğünden daha açık biçimde düzenler. Burada, kuşların hafızasıyla ilgili kanıtlardan başka bir deney bulgusuna geçiş sağlar. Biçimi bir soruyu andırsa da düz bir cümlenin başındaki What's more, cevap istemez.
Alıştırma
Hangi metin, önceki düşünceyi destekleyen başka bir avantaj eklemek için What's more ifadesini kullanıyor?
- The museum is free. What's more, it stays open late on Fridays.
- What's more? Please repeat the question.
- The museum is free. However, it closes early on Fridays.
Cevabı göster
The museum is free. What's more, it stays open late on Fridays.
when they know it won't be available the next day, Dilbilgisi
1:35bulamayacaklarını bildiklerinde yiyecek gömdüklerini,
suggesting they can plan for future events, too. Anlatım akışı
1:37bunun da gelecekteki olaylar için plan yapabildiklerini gösterdiğini ortaya koyuyor.
when they know ...: bilinen bir durumu eylemin arka planı olarak kullanmak
when yan cümlesi, kuşların yiyeceği hangi durumda gömdüğünü açıklar: yiyeceğin ertesi gün bulunmayacağını bildiklerinde onu gömerler. Burada it, food sözcüğüne gönderme yapar. Bu tür genel bir ifadede when, “her ... olduğunda” veya “... olan durumlarda” anlamına gelebilir. Bu nedenle yalnızca takvimdeki bir zamanı belirtmez; bir gerçeğin bilinmesiyle ardından gelen eylemi birbirine bağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede when they know ... ne işe yarar?
- Kuşların bildiği şeyi, gömme eyleminin gerçekleştiği durum olarak sunar.
- Kuşların yiyeceği gömmeden önce ertesi günün bitmesini beklediğini söyler.
- Her kuşun yiyeceği gömdüğü kesin takvim tarihini verir.
Cevabı göster
Kuşların bildiği şeyi, gömme eyleminin gerçekleştiği durum olarak sunar.
suggesting they can plan ...: kanıttan çıkarıma geçmek
suggesting they can plan for future events biçimindeki -ing yan cümlesi, kendisinden önce gelen sonucun tamamı hakkında yorum yapar. Okuyucuyu gözlemlenen davranıştan bir çıkarıma götürür: çalı alakargaları geleceği önceden planlayabiliyor olabilir. Burada suggest, “belirtmek” veya “bir sonuca kanıt sağlamak” anlamına gelir; “tavsiye vermek” anlamına gelmez. Temkinli bir ifadedir: davranış sonucu destekler, ancak onu kanıtladığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede suggesting ne anlama gelir? The ground is wet, suggesting that it rained overnight.
- Birisi yağmura gece yağmasını tavsiye etti.
- Islak zemin, her gece mutlaka yağmur yağması gerektiğini kanıtlar.
- Islak zemin, gece muhtemelen yağmur yağdığının bir kanıtıdır.
Cevabı göster
Islak zemin, gece muhtemelen yağmur yağdığının bir kanıtıdır.
And corvid abilities extend beyond meal prepping. Kalıp ifadeler
1:40Ve kargagillerin yetenekleri sadece yemek hazırlamanın ötesine uzanır.
extend beyond meal prepping: tek bir alanla sınırlı olmamak
extend beyond X, X'ten daha fazlasını kapsamak veya X ile sınırlı olmamak demektir. Burada beyond fiziksel bir yeri değil, kapsamın sınırını gösterir. Bu cümlede meal prepping, kargagillerin yetenek alanlarından birini adlandırır. İfade, konuyu yiyecek hazırlama veya saklamadan diğer yeteneklere taşır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + extend(s) beyond + isim ya da -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi extend beyond ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum's work ____ displaying art; it also supports local schools.
Cevabı göster
extends beyond
a masked person trapped and released a wild crow.
1:45maskeli bir kişi vahşi bir kargayı yakalayıp serbest bıraktı.
dive-bombed them: birine hızla dalış yaparak saldırmak
Fiil olarak dive-bomb, genellikle bir hedefe saldırmak, onu korkutmak veya uzaklaştırmak için hedefe doğru dik ve hızlı biçimde aşağı uçmak demektir. Burada dive-bombed them, kargaların maskeli kişiye doğru hızla dalış yaptığını belirtir; them o kişiyi gösterir. Sözcük askerî bir dalış bombardımanı görüntüsü oluşturur, ancak kuşlar için kullanıldığında gerçekten bomba atıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. dive-bombed sonundaki kısa /d/ sesine odaklanın.
- The gulls may dive-bomb us near the beach.
- The gulls dive-bomb us near the beach.
- The gulls dive-bombed us near the beach.
Cevabı göster
The gulls dive-bombed us near the beach.
If ..., however, ... were ignored: koşul ve karşıt sonuç
if yan cümlesi farklı bir koşul belirler: insanlar farklı bir maske takar. Ana cümle, bu koşuldaki sonucu verir: insanlar görmezden gelinir. However, bu sonucun hemen önce belirtilen sonuç veya beklentiyle karşıtlık oluşturduğunu gösterir. However sözcüğünü ana cümlenin içine yerleştirmek, koşulu ve karşıt sonucu aynı cümlede birleştirir; edilgen were ignored yapısı ise odağı insanların ve yaşadıkları sonucun üzerinde tutar.
Alıştırma
Hangi cümle, karşıt bir sonuç göstermek için if koşulunu ve however sözcüğünü kullanıyor?
- Most packages were delivered. If an address was incomplete, therefore, the package was returned.
- Most packages were delivered. If an address was incomplete, however, the package was returned.
- Most packages were delivered because, if an address was incomplete, the package was returned.
Cevabı göster
Most packages were delivered. If an address was incomplete, however, the package was returned.
suggesting that corvids can distinguish between Kalıp ifadeler
1:58bu da kargagillerin farklı insan yüz özelliklerini
and remember different human facial characteristics.
2:00ayırt edip hatırlayabildiklerini gösteriyor.
distinguish between: farklı özellikleri birbirinden ayırmak
Distinguish between, insanlar, nesneler, özellikler veya kategoriler arasındaki farkları görmek ya da belirlemek anlamına gelir. Burada farklı insan yüz özelliklerini birbirinden ayırmayı ifade eder. Different human facial characteristics isim grubu hem distinguish between hem de remember yapısını tamamlar: kargagiller bu özellikleri birbirinden ayırabilir ve ayrıca hatırlayabilir. Bu nedenle between ilk fiil grubunun bir parçasıdır; nesnesiz kalmış bir sözcük değildir.
Alıştırma
Cümleyi distinguish between ile tamamlayın: Careful readers can ____ a fact and an opinion.
Cevabı göster
distinguish between
Crows also tend to gather around the bodies of their dead companions Kalıp ifadeler
2:05Kargalar ayrıca ölü arkadaşlarının bedenleri etrafında toplanma
tend to gather around: yaygın bir eğilimi anlatmak
Tend to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin sık gerçekleştiğini veya genel olarak gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu anlatır ve istisnalara yer bırakır. Tend to gather around ifadesinde gather fiilin yalın biçimidir; gather around ise birinin ya da bir şeyin çevresinde toplanmak demektir. Burada ifade, kargalarda gözlemlenen genel bir davranış örüntüsünü anlatır. Her karganın her seferinde orada toplandığını iddia etmez.
Alıştırma
Genel gözlemi tend to ile tamamlayın: During winter, people ____ spend more time indoors.
Cevabı göster
tend to
a behavior sometimes likened to a funeral. Kalıp ifadeler
2:09bazen bir cenaze törenine benzetilen bir davranış.
likened to a funeral: resmî bir edilgen benzetme
Likened to, oldukça resmî bir biçimde “benzetilmek” anlamına gelir. A is likened to B edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır: insanlar bir benzerlik fark ettikleri için A’yı B’ye benzetir. a behavior sometimes likened to a funeral ifadesinde likened to a funeral, behavior sözcüğünü niteler. Daha açık biçimi a behavior that is sometimes likened to a funeral şeklindedir. Bu yalnızca bir benzetmedir; kargaların gerçekten insanlara özgü bir cenaze töreni düzenlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi liken A to B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The brain is often ____ a powerful computer.
Cevabı göster
likened to
And one study showed that crows were slower to return to an area Dilbilgisi
2:13Ve bir çalışma, kargaların ölü bir arkadaşlarını gördükleri
suggesting they associated it with risk. Kalıp ifadeler
2:18bu durumun da o bölgeyi tehlike ile ilişkilendirdiklerini gösterdi.
slower to return to an area: bir bölgeye daha geç veya daha tereddütlü dönmek
Be slower to do something, bir eylemin normalden veya karşılaştırılan başka bir duruma göre daha geç gerçekleşmesi anlamına gelir. Bu cümlede geciken eylem to return to an area ifadesidir: kargalar ölü bir arkadaşlarını gördükten sonra o bölgeye dönmek için daha uzun süre beklemiş ya da dönmekte daha çok tereddüt etmişlerdir. Bu yapı, kargaların dönmeye başladıktan sonra fiziksel olarak daha yavaş uçtuğunu tek başına göstermez. Karşılaştırma, dönüşün zamanlaması veya dönmeye hazır olma durumu üzerindedir.
Alıştırma
Bu cümlede “were slower to return to the area” ne anlama geliyor?
- Her zamankinden daha erken döndüler.
- Bölgeye dönmeleri daha uzun sürdü veya dönmekte daha çok tereddüt ettiler.
- Dönmeye karar verdikten sonra daha düşük bir fiziksel hızla hareket ettiler.
Cevabı göster
Bölgeye dönmeleri daha uzun sürdü veya dönmekte daha çok tereddüt ettiler.
associated it with risk: onu riskle ilişkilendirdiler
Associate A with B, A ile B'yi zihinde, bellekte veya bir değerlendirmede birbirine bağlamak anlamına gelir. Bu cümlede it, bölgeyi veya o bölgeyle bağlantılı deneyimi ifade eder; kargalar onu zihinsel olarak riskle ilişkilendirmiştir. Burada anlatılan şey sosyal ilişki değil, öğrenilmiş bir uyarı veya beklentidir. Kargaların bunu mutlaka kelimelerle düşündüğü söylenmez; daha geç dönmeleri, riskle böyle bir bağlantı kurduklarını gösterir.
Alıştırma
associate ... with ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Many people ____ the smell of pine ____ winter holidays。
Cevabı göster
associate · with
also demonstrate an impressive proclivity for reasoning and tool use. Kelime
2:27akıl yürütme ve alet kullanma konusunda da etkileyici bir eğilim gösterirler.
New Caledonian crows: bir karga türünün adı
New Caledonian crows, Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır. New Caledonian, tür adının bir parçası olarak crows sözcüğünü niteler; yalnızca o yerde bulunan herhangi bir kargayı ifade etmez. Bu kargalar, alet yapıp kullanmalarıyla hayvan bilişi araştırmalarında iyi bilinir. Bu bilgi, cümlenin onları kargagillerde akıl yürütme ve alet kullanımına örnek olarak neden seçtiğini açıklar.
Alıştırma
Cümlede New Caledonian crows ne anlama geliyor?
- Yeni Kaledonya’dan gelen bir insan grubunun adıdır.
- Yeni keşfedilmiş bir yerde tesadüfen bulunan herhangi bir kargayı ifade eder.
- Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır.
Cevabı göster
Yeni Kaledonya’ya özgü bir karga türünün adıdır.
demonstrate an impressive proclivity for ...: belirgin bir ... eğilimi göstermek
Demonstrate, davranış veya kanıt yoluyla göstermek anlamına gelir. A proclivity for something, bir etkinliğe yönelik belirgin ve oldukça kalıcı bir eğilimdir. Burada reasoning ve tool use, for aracılığıyla proclivity sözcüğüne bağlanan iki etkinliktir. Cümle, kuşların bu davranış eğilimini tekrar tekrar gösterdiğini belirtir. Proclivity yalnızca ability anlamına gelmez; sadece ne yapılabildiğine değil, ne yapma eğilimi olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi proclivity ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The report describes the species' strong ____ exploring new objects.
Cevabı göster
proclivity for
they fashion sticks into hook-shaped probes for food. Kelime
2:34yiyecek bulmak için çubukları kanca şekline getirip sonda olarak kullanırlar.
Even in the wild: beklenmedik bir ortamı vurgulamak
Even in the wild ortam bilgisini cümlenin başına taşır ve even bu ortamın şaşırtıcı olduğunu ya da daha güçlü bir kanıt sunduğunu belirtir. Önemli olan yalnızca aletleri nerede yaptıkları değil, bu davranışın kontrollü koşulların dışında da gerçekleşmesidir. even olmadan in the wild yalnızca tarafsız bir yer bilgisidir. even eklendiğinde giriş, laboratuvar gibi daha beklenen bir ortamla karşıtlık kurar ve ardından gelen iddiayı güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin beklenmedik bir koşulda da geçerli kaldığını göstermek için even kullanır?
- The outdoor pool usually closes for winter.
- The outdoor pool remains open during winter.
- Even in winter, the outdoor pool remains open.
Cevabı göster
Even in winter, the outdoor pool remains open.
fashion sticks into hook-shaped probes: malzemeye yeni bir biçim vermek
fashion X into Y yapısında fashion, yapmak veya biçim vermek anlamında bir fiildir. X başlangıçtaki malzemeyi, Y ise ortaya çıkan nesneyi ya da biçimi belirtir. Burada çubuklar kanca biçimli sondalara dönüşür. For food sondaların amacını, yani yiyecek elde etmek için kullanıldıklarını belirtir. Daha genel olarak fashion A into B, bir malzemenin bilinçli biçimde kullanışlı bir şekle dönüştürülmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fashion fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Yesterday, the craftsperson ____ a strip of metal ____ a key.
Cevabı göster
fashioned · into
Some Japanese crows have been observed placing nuts on the road, Dilbilgisi
2:37Bazı Japon kargalarının fındıkları yola koyduğu,
then retrieving the rewards once passing cars have cracked them open. Notlar
2:41ve sonra geçen arabalar onları kırıp açınca ödüllerini aldıkları gözlemlenmiştir.
have been observed placing: kaydedilmiş bir davranışı bildirmek
Have been observed placing, insanların bazı kargaların yemişleri yerleştirdiğini görüp kaydettiği anlamına gelir. Özne Some Japanese crows gözlemlenen taraftır; placing ise kargaların yaptığı eylemi belirtir. Gözlemciler belirtilmez. Edilgen present perfect yapısı have been observed, bunu bugüne kadar toplanmış kayıtlara dayanan bir gözlem olarak sunar; kargaların gözlem yaptığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp have/has been observed + -ing biçimindedir.
Alıştırma
Raporu have been observed ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Sea otters ____ rocks to open shells.
Cevabı göster
have been observed using
once passing cars have cracked them open: sonraki adımı başlatan tamamlanmış koşul
Burada once bir zaman koşulu başlatır: Yoldan geçen arabalar yemişleri kırıp açar açmaz kargalar onları alır. Alma eylemi gerçekleşmeden önce kırıp açma eyleminin tamamlanması gerekir. Bağlaç olarak once, “bir koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Present perfect have cracked, sonraki adımın mümkün olduğu noktadan tamamlanmış eyleme geriye doğru bakar.
Alıştırma
Hangi cümlede once, tamamlanan bir koşulun sonraki adımı mümkün kıldığını göstermek için bağlaç olarak kullanılmıştır?
- If the paint has dried, you can add a second coat.
- Once the paint has dried, you can add a second coat.
- The paint dried once, so you can add a second coat.
Cevabı göster
Once the paint has dried, you can add a second coat.
have cracked them open: crack + nesne + open
Have cracked them open, crack + nesne + open yapısını kullanır. Crack kabuğu kıran eylemi anlatırken open sonuç tümlecidir: yemişler yalnızca çatlamaz, sonunda açık duruma gelir. Buradaki them, daha önce sözü edilen yemişleri belirtir. Nesne bir zamir olduğunda fiille sonuç sözcüğünün arasına gelir: crack it open, crack them open.
Alıştırma
Cümleyi şu doğal sıradaki üç sözcükle tamamlayın: crack fiilinin geçmiş zamanı + it + open. The shell was tough, so Leo ____ with a small hammer.
Cevabı göster
cracked it open
Corvids also do things that are harder to explain. Dilbilgisi
2:45Kargagiller açıklaması daha zor olan şeyler de yaparlar.
harder to explain: karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive
Harder to explain, daha zor açıklanabilir anlamına gelir. Karşılaştırmalı sıfat + to-infinitive yapısını kullanır: harder + to explain. Mastar biçim olarak etken olsa da things, anlam bakımından birinin açıklaması gereken şeyleri belirtir. To explain, hangi eylemin zor olduğunu gösterir; amaç bildirmez. Karşılaştırma noktası bağlamdan anlaşılabilir veya than ile açıkça belirtilebilir: harder to explain than the first case.
Alıştırma
Cümleyi şu sıradaki üç sözcükle tamamlayın: hard sözcüğünün karşılaştırmalı biçimi + to + explain. This result is ____ than the first one.
Cevabı göster
harder to explain
which might help them practice caching
2:51bu onların saklama pratiği yapmalarına yardımcı olabilir
or serve as gifts to their partners. Kalıp ifadeler
2:53ya da partnerlerine hediye olarak hizmet edebilir.
tote trinkets around: küçük eşyaları oradan oraya taşımak
Burada tote trinkets around, küçük eşyaları bir yerden başka bir yere taşımak veya hareket ederken yakında tutmak anlamına gelir. Yapı tote + nesne + around şeklindedir. Bu kullanımda around, “farklı yerlere” anlamına gelir; daire çizerek hareket etmeyi anlatmaz. Genel carry fiiline kıyasla tote, bir eşyayı yanında taşıma eylemini daha canlı gösterir ve bazen belirgin bir çaba harcandığını düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi tote ... around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo ____ his binoculars ____ on every hike.
Cevabı göster
totes · around
serve as gifts to their partners: eşlerine hediye işlevi görmek
serve as + isim yapısında serve, “belirli bir rolü veya işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Küçük eşyalar hediye işlevi görebilir; bu, onların bir hizmet sunduğu anlamına gelmez. to their partners ifadesi hediyeleri kimin alacağını belirtir. Alıcıyı gösteren bu ifade serve as yapısından ayrıdır: Bir şey serve as a gift to someone yapısında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the flood, the gym ____ a temporary shelter.
Cevabı göster
served as
And they've been spotted repeatedly sledding down roofs on plastic lids. Dilbilgisi
2:56Ayrıca defalarca plastik kapakların üzerinde çatılardan kayarken görülmüşlerdir.
spotted repeatedly sledding down: tekrar tekrar gözlemlenen bir eylemi bildirmek
be spotted doing yapısında spotted, bir gözlemi bildiren fiildir: Birisi, bir insanı ya da hayvanı bir eylemin ortasındayken fark eder. Edilgen yapıda gözlemlenen insan ya da hayvan özne olur ve gözlemci belirtilmeyebilir. They've been, they have been ifadesinin kısaltmasıdır; have been spotted ise present perfect zamanındaki edilgen bir yapıdır. Repeatedly birden fazla gözlem olduğunu, sledding down ise gözlemlenen eylemi belirtir. Burada spotted, görülen veya fark edilen anlamındadır; benekli anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrar tekrar gözlemlenen bir eylemi anlatan ders ifadesiyle raporu tamamlayın: The raccoons have ____ opening these bins.
Cevabı göster
been spotted repeatedly
Play activities like this are relatively common in corvids, Kalıp ifadeler
3:00Bu gibi oyun aktiviteleri kargagillerde,
relatively common: sıklık hakkında temkinli bir iddia ortaya koymak
Relatively common, ilgili bir ölçüt veya grupla karşılaştırıldığında yaygın anlamına gelir. Relatively, common sözcüğünü sınırlar; böylece ifade mutlak değil, ölçülü bir iddia ortaya koyar. Buradaki grup kargagiller, özellikle genç bireylerdir. Cümle bu tür oyunların söz konusu grupta oldukça sık görüldüğünü söyler; ancak her kargagilin bunu yaptığını iddia etmez.
Alıştırma
İlgili bir karşılaştırmada yaygın fakat evrensel olmayan anlamındaki ders ifadesiyle temkinli cümleyi tamamlayın: Minor delays are ____ during the rainy season.
Cevabı göster
relatively common
Corvids have a longer developmental period than other songbirds, Dilbilgisi
3:06Kargagillerin gelişim dönemi diğer ötücü kuşlardan daha uzundur
have a longer developmental period than...: süreyi karşılaştırma
Bu yan cümlede have, kargagillerin sahip olduğu bir özelliği belirtir; longer ise developmental period ifadesinin süre bakımından daha uzun olduğunu gösterir. than other songbirds karşılaştırma grubunu verir: kargagillerin gelişim dönemi, bu kuşlarınkinden daha uzun sürer. Kullanılabilir kalıp özne + have/has + a + karşılaştırma sıfatı + isim + than + karşılaştırma ögesi biçimindedir. Karşılaştırma ölçütü bağlamdan zaten belli değilse than bölümünü kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle have + karşılaştırmalı isim öbeği + than yapısını doğru kullanıyor?
- Ravens have a longer than developmental period many other birds.
- Ravens have a more long developmental period from many other birds.
- Ravens have a longer developmental period than many other birds.
Cevabı göster
Ravens have a longer developmental period than many other birds.
and lays a strong foundation for their intelligent behavior. Kalıp ifadeler
3:12ve zeki davranışları için güçlü bir temel oluşturduğu düşünülmektedir.
it's thought that: kaynağı belirtilmeyen bir görüşü aktarma
it's thought that, kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. it biçimsel öznedir; bu nedenle play sözcüğüne ya da başka bir isme gönderme yapmaz. that yan cümlesi, insanların veya araştırmacıların olası ya da doğru kabul ettiği düşünceyi içerir. Bu yapı, düşüncenin kime ait olduğunu belirtmez ve iddiaya temkinli bir aktarım tonu verir. Bir inancı veya güncel görüşü sunar; tek başına iddianın kanıtlandığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin tam kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ regular sleep improves memory.
Cevabı göster
It's thought that
lay a strong foundation for: gelecekteki gelişim için sağlam bir temel oluşturmak
Lay a strong foundation for, sonraki gelişimi destekleyen güçlü başlangıç koşulları oluşturmak demektir. Bu cümlede play fiziksel bir şey inşa etmez; oyun, zeki davranışların daha sonra gelişmesine yardımcı olur. Kalıp lay a strong foundation for + isim veya -ing biçimidir. Özne play tekil olduğundan lay, lays olur.
Alıştırma
Cümleyi lay a strong foundation for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular reading ____ future learning.
Cevabı göster
lays a strong foundation for
Some researchers think cleverness is crucial to the highly social lives of corvids. Kalıp ifadeler
3:16Bazı araştırmacılar, zekanın kargagillerin oldukça sosyal yaşamları için çok önemli olduğunu düşünüyor.
be crucial to: bir sistem veya süreç için vazgeçilmez olmak
Be crucial to, bir şeyin başarısı, işleyişi veya gelişimi için son derece önemli olmak demektir. Burada cleverness, kargagillerin son derece sosyal yaşamında kilit bir unsur olarak sunulur. Be crucial to + isim veya -ing biçiminde to bir edattır. Crucial to survival veya crucial to maintaining trust örneklerinde olduğu gibi, önemli unsurun etkilediği alanı ya da süreci belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be crucial to ve maintain sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Clear communication ____ ____ trust.
Cevabı göster
is crucial to · maintaining
live and communicate in large dynamic groups,
3:22büyük ve dinamik gruplar halinde yaşar ve iletişim kurarlar,
breed ..., live and communicate ..., share ... ve mob ...: paralel bir eylem listesi
Tek özne olan They, dört paralel eylem grubuna bağlanır: breed cooperatively; live and communicate in large dynamic groups; share food; ve mob predators together. İkinci grubun içinde live and communicate daha küçük bir ikili oluşturur. Virgüller kanıtları hızlıca art arda sıralar ve sondaki and son öğeyi bildirir. Bütün fiillerde tek özne kullanılması, bu davranışların ayrı ifadeler değil, aynı bilgi grubunun parçaları olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede tek bir özneyle paralel bir eylem listesi kullanılmıştır?
- After collecting samples, the research team found that the data was useful.
- The research team collects samples, records the results, checks the data, and shares its findings.
- The research team collects samples because the results were checked by others.
Cevabı göster
The research team collects samples, records the results, checks the data, and shares its findings.
mob predators together: yırtıcıları grup hâlinde taciz etmek
Burada mob, nesne alan bir fiildir. mob predators, çok sayıda hayvanın yırtıcıları çevrelemesi, kovalaması, ses çıkararak taciz etmesi veya birlikte saldırması anlamına gelir; amaç genellikle tehdidi uzaklaştırmaktır. Predators, grup eyleminin yöneldiği nesnedir ve together iş birliğini vurgular. Bu ifade yalnızca toplanmak anlamına gelmez. Buradaki mob, “tehditkâr kalabalık” anlamındaki isim de değildir.
Alıştırma
Bir hayvan davranışı raporunda “The smaller birds mob the owl” ne anlama gelir?
- Küçük kuşlar baykuşun grubuna barışçıl biçimde katılır.
- Küçük kuşlar baykuşu uzaktan sakince izler.
- Küçük kuşlar grup hâlinde baykuşu çevreleyip taciz eder.
Cevabı göster
Küçük kuşlar grup hâlinde baykuşu çevreleyip taciz eder.
Some have lifelong partnerships, Kalıp ifadeler
3:28Bazılarının yaşam boyu süren birliktelikleri vardır,
where they recognize their companions and track, Anlatım akışı
3:30arkadaşlarını tanıyıp takip ettikleri,
and even predict each other's behaviors and desires.
3:33ve hatta birbirlerinin davranışlarını ve arzularını öngördükleri.
lifelong partnerships: yaşam boyu süren eş ilişkileri
“Lifelong partnerships”, eşlerin yaşamları boyunca devam eden istikrarlı eş ilişkileri demektir. Lifelong, partnerships sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve yalnızca uzun bir süreyi değil, bütün bir ömrü anlatır. Burada partnerships, bazı kuşların uzun süreli eş veya yoldaş bağlarını ifade eder. Hayvan davranışları bağlamı bu anlamı açıkça gösterir; burada ticari ortaklık ya da yasal bir şirket kastedilmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two cranes stayed together for life, forming a ____.
Cevabı göster
lifelong partnership
track, respond to, and even predict: en güçlü noktaya doğru ilerleme
Üç fiil paralel bir liste oluşturur ve artan yetenek sırasına göre düzenlenir: track bir şeyi zaman içinde izlemek, respond to ona tepki vermek, predict ise gerçekleşmeden önce ne olabileceğini çıkarmak demektir. Predict sözcüğünden önceki even, son eylemin en şaşırtıcı veya etkileyici eylem olduğunu gösterir. Anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir; dinleyiciye son öğeyi en güçlü kanıt olarak değerlendirmesini söyler. each other's behaviors and desires ifadesi üç fiilin de neyle ilgili olduğunu gösterirken respond gerekli olan to edatını korur.
Alıştırma
Hangi cümle, öngörmeyi en ileri ve en şaşırtıcı yetenek olarak sunmak için paralel bir liste kullanıyor?
- The assistant can even track requests, respond to changes, and predict future needs.
- The assistant can track requests, even respond to changes, and predict future needs.
- The assistant can track requests, respond to changes, and even predict future needs.
Cevabı göster
The assistant can track requests, respond to changes, and even predict future needs.
Scientists today consider corvids among the smartest animals, Dilbilgisi
3:37Bugün bilim insanları kargagilleri en zeki hayvanlar arasında sayıyor,
consider corvids among the smartest animals: kargagilleri en zeki hayvanlar arasında görmek
consider X among Y yapısında X değerlendirilen kişi veya şey, Y ise X'in yerleştirildiği gruptur. Burada bilim insanları corvids türlerini the smartest animals grubuna yerleştiriyor. Among, kargagillerin bu üst sıralardaki grubun üyeleri olduğunu gösterir; onların tek başına en zeki hayvanlar olduğunu söylemez. Sözcük sırası consider + X + among + Y şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi consider X among Y ile tamamlayın: Many critics ____ the novel ____ the year's best books.
Cevabı göster
consider · among
a big step from where consensus used to be. Deyimler
3:41bu, eskiden kabul edilen görüşten oldukça büyük bir adım.
a big step from where consensus used to be: önceki ortak görüşten büyük bir değişim
Burada a big step fiziksel bir hareket değil, büyük bir değişim metaforudur. From where consensus used to be bugünkü görüşü bilim çevresinin daha önce paylaştığı görüşle karşılaştırır. Where, bir düşünce durumunu hayali bir ölçekteki konum gibi gösterir. Used to be ise o eski konumun artık güncel olmadığını belirtir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The new policy is a big step from where the organization used to be.
- Yeni politika bir yerden fiziksel olarak büyük bir adım uzaklaşmayı gerektirir.
- Yeni politika kuruluşun önceki konumundan çok farklıdır.
- Yeni politika kuruluşu önceki konumuna tam olarak geri döndürür.
Cevabı göster
Yeni politika kuruluşun önceki konumundan çok farklıdır.
and interpreted the crow's brain structure as primitive, Kalıp ifadeler
3:50ve karganın beyin yapısını ilkel olarak yorumlayarak,
interpreted the crow's brain structure as primitive: interpret X as Y yapısı
interpret X as Y, X'i Y niteliğine veya anlamına sahip olarak anlamak, açıklamak ya da değerlendirmek demektir. Burada X, the crow's brain structure; Y ise primitive sözcüğüdür. as, nesneyi onun hakkında yapılan değerlendirmeye bağlar. Bu kalıp, birinin kanıtı nasıl yorumladığını aktarır; yorumun kesinleşmiş bir gerçek olduğunu göstermez. Verilerin, davranışların veya olayların nasıl anlaşıldığını açıklamak için kullanılır ve edilgen biçimde de görülebilir: X was interpreted as Y.
Alıştırma
Cümleyi interpret X as Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ a sign of public support.
Cevabı göster
interpreted the vote as
dismissing their cognitive abilities: sonuç bildiren bir -ing grubu
dismissing their cognitive abilities, ana cümleyle aynı örtük özneye, yani Ludwig Edinger'a sahip bir -ing ortaç grubudur. Bu grup, onun yorumunun sonucunu veya bu yoruma eşlik eden tutumu ekler: beyin yapısını ilkel olarak adlandırmak, kargaların bilişsel yeteneklerini ciddi biçimde ele alınmaya değmez görmek anlamına da gelmiştir. Burada dismiss, birini işten çıkarmak değil; reddetmek, göz ardı etmek veya ciddiye almamak demektir. cognitive abilities gibi soyut bir nesne bu anlamı gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümlede hangi işlevi görüyor?
- Edinger'ın yorumunun kargaların yeteneklerini de göz ardı ettiğini ekler.
- Kargaların daha sonra yaptığı ayrı bir eylemi anlatır.
- Kargaların Edinger'ı işinden çıkardığını söyler.
Cevabı göster
Edinger'ın yorumunun kargaların yeteneklerini de göz ardı ettiğini ekler.
This was a misinterpretation: önceki bir açıklamayı reddetme
Burada This, kuzgunun beyniyle ilgili önceki açıklamaya gönderme yapar; misinterpretation ise bu açıklamanın kanıtları yanlış yorumladığını belirtir. Cümle önceki görüşü reddeder; ilgisiz yeni bir olgu sunmaz. Kısa bir değerlendirme cümlesi olarak argümanda bir dönüşü işaretler. Okura eski açıklamayı artık kabul etmemesi ve sırada bir düzeltme ya da yeni kanıt beklemesi gerektiğini bildirir.
Alıştırma
This was a misinterpretation. cümlesi argümanda nasıl bir işlev görür?
- Önceki yorumu reddeder ve ardından bir düzeltme geleceğini bildirir.
- Önceki iddiayla bağlantısı olmayan ayrı bir olgu sunar.
- Önceki yorumun doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Önceki yorumu reddeder ve ardından bir düzeltme geleceğini bildirir.
Amerikan İngilizcesinde quite different than
Bu cümlede quite different than, bir şeyden çok ya da belirgin biçimde farklı olmak anlamına gelir. Quite farkın derecesini güçlendirir; than ise kuzgunun beyniyle karşılaştırılan şeyi tanıtır. a capuchin monkey's ifadesinde tekrarlanan brain adı atılmıştır; ifadenin tam anlamı a capuchin monkey's brain şeklindedir. Buradaki than bir karşılaştırma sözcüğüdür, zamana gönderme yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle burada öğretilen Amerikan İngilizcesi karşılaştırma kalıbını doğal biçimde kullanır?
- The new schedule is quite different of the old one.
- The new schedule is quite different than the old one.
- The new schedule is quite different then the old one.
Cevabı göster
The new schedule is quite different than the old one.
about a third of the size: yaklaşık üçte birlik büyüklük oranı
About a third of the size, bir nesnenin karşılaştırılan nesnenin yaklaşık üçte biri büyüklüğünde olduğunu anlatır. A third 1/3 kesridir, of the size bu kesri bağlamdan anlaşılan nesnenin büyüklüğüne uygular ve about değerin yaklaşık olduğunu gösterir. Karşılaştırılan nesne bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa yeniden söylenmeyebilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp fraction + of the size (of ...) biçimindedir; büyüklükleri karşılaştırır ve size adlı ayrı bir nesneyi anlatmaz.
Alıştırma
Büyük bir model 90 santimetre, küçük bir model ise yaklaşık 30 santimetre boyundadır. Hangi cümle göreli büyüklüklerini en iyi açıklar?
- The small model is about a third of the size of the large one.
- The small model is about three times the size of the large one.
- The small model is about a third smaller than the large one.
Cevabı göster
The small model is about a third of the size of the large one.
But both animals have a similar number of neurons
4:04Ancak her iki hayvan da benzer sayıda nörona sahiptir
a brain region that's associated with cognition. Kalıp ifadeler
4:08bilişle ilişkilendirilen bir beyin bölgesi.
that's associated with cognition: neden değil, ilişki belirtmek
That's associated with cognition, a brain region ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; that's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Be associated with bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. Bu nedenle cümle, bu beyin bölgesinin düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçleri olan bilişle ilişkisi bulunduğunu söyler. Bilimsel ve resmî açıklamalarda bu ifade, bir şeyin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden aralarındaki ilişkiyi bildirir. Tek başına bu beyin bölgesinin bilişin tek kaynağı veya doğrudan nedeni olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir çalışma egzersiz ile uyku arasında bağlantı buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Hangi cümle sonucu doğru biçimde aktarır?
- Better sleep is impossible without regular exercise.
- Regular exercise causes better sleep in everyone.
- Regular exercise is associated with better sleep.
Cevabı göster
Regular exercise is associated with better sleep.
it was still one that brought them sophisticated cognition.
4:16bu yolculuk yine de onlara gelişmiş bir bilişsel yetenek kazandıran bir yolculuktu.
So while ..., it was still ...: farkı kabul ederken sonucu korumak
So, önceki açıklamadan çıkarılan bir sonucu belirtir. Burada while, “aynı sırada” anlamına değil although, yani “-e rağmen” anlamına gelir. While yan cümlesi önemli bir farkı kabul eder: kargagillerin ve primatların beyinleri farklı evrimsel yollar izlemiştir. Ana cümle ise bu karşıtlığa rağmen sonucu korur. Still, “buna rağmen yine de” anlamındadır. It, evolutionary path ifadesine gönderme yapar; one ise a path yerine kullanılır. Yani bu farklı yol yine de gelişmiş bilişsel yetiler üretmiştir. Yeniden kullanılabilir kalıp while A is true, B is still true şeklindedir: “A doğru olsa da B yine de doğrudur.”
Alıştırma
Hangi cümle while ile bir farkı kabul ederken ana sonucu yine de koruyor?
- While the mechanic checked the machine, I waited outside.
- While the two machines look different, they still perform the same task.
- Because the two machines look different, they perform the same task.
Cevabı göster
While the two machines look different, they still perform the same task.
traveled a very different evolutionary path: gelişimi bir yolculuk olarak anlatmak
Traveled a very different evolutionary path, gelişimi bir yolculuğa benzeten bir mecazdır. Beyinler gerçekten bir yerden başka bir yere gitmemiştir; farklı bir evrimsel değişim dizisi içinde gelişmiştir. İngilizce, zaman içindeki değişimi çoğu zaman bir yol boyunca ilerleme olarak sunar. Travel a path kalıbında path gelişimin izlediği süreci adlandırır, evolutionary ise bunun hangi tür gelişim olduğunu belirtir.
Alıştırma
'The two musical traditions traveled different historical paths,' cümlesindeki traveled different historical paths mecazı ne anlama gelir?
- Zaman içinde birbirinden çok farklı şekillerde geliştiler.
- Farklı zamanlarda ortadan kayboldular.
- Farklı ülkelerdeki yollarda icra edildiler.
Cevabı göster
Zaman içinde birbirinden çok farklı şekillerde geliştiler.
The next time you spot a crow: geleceğe yönelik bir zaman yan cümlesi
The next time you spot a crow, “bir kargayı bir sonraki görüşünde” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. The next time ifadesinden sonra doğrudan bir özne ve fiil gelir; yan cümlenin tamamı ana cümlenin zamanını belirler. Gelecekten söz etse de bu tür zaman yan cümlelerinde normalde you spot örneğindeki gibi simple present kullanılır; will spot kullanılmaz. Sonuç, plan, tavsiye veya emir ana cümlede ifade edilir.
Alıştırma
Hangi cümle, gelecekteki bir zaman yan cümlesini The next time ile doğal biçimde başlatır?
- The next time you will visit, bring your camera.
- The next time you visit, bring your camera.
- The next time when you visit, bring your camera.
Cevabı göster
The next time you visit, bring your camera.
can be assured of its smarts: gerekçeli kesinlik ifade etme
Can be assured of its smarts, “onun zeki olduğundan emin olunabilir” demektir. be assured of + isim öbeği yapısında özne güvence alan konumdadır; of its smarts, kesinliğin ne hakkında olduğunu belirtir. Buradaki smarts, intelligence veya cleverness anlamına gelen, çoğul biçimli ve gündelik bir isimdir. Cümle, karganın zekâsına dair gerekçeli bir güven ifade eder; birine “smarts” adlı bir nesnenin verilmesini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi assure + of ile oluşturulan edilgen ifadeyle tamamla: With this written guarantee, you can ____ a full refund.
Cevabı göster
be assured of
Just maybe don't give it a bad reason to remember you. Ton ve niyet
4:24Sadece, belki de sizi hatırlaması için ona kötü bir neden vermeyin.
Just maybe don't ...: yumuşatılmış, şakacı bir uyarı
Just maybe don't ..., olumsuz emir don't ... ifadesini yumuşatır. Just ve maybe, uyarının daha az sert duyulmasını sağlar; ifade kesin bir emirden çok gündelik bir öneri gibi gelir. Burada give it a bad reason to remember you, karganın sizi kötü bir olay yüzünden hatırlamasına yol açacak bir şey yapmamak demektir. Uyarı gerçektir, ancak karganın kendisine kötü davranan birini hatırlayabileceği fikri şakacı bir tehdit havası da katar.
Alıştırma
Bir arkadaş, kutlanan kişinin de bulunduğu gündelik bir grup sohbetinde sürpriz partiyi açıklamak üzere. Aşağıdaki şakacı uyarı uygun mudur?
- Uygun: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.
- Uygun değil: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.
Cevabı göster
Uygun: Just maybe don't mention the surprise party in this chat.
find yourself thinking: plansız bir düşünceyi fark etmek
find yourself thinking ifadesinde find, aramak değil, farkına varmak anlamındadır. find + dönüşlü zamir + fiil-ing kalıbı, çoğu zaman önceden planlamadan, zaten bir şey yapmakta olduğunuzu fark etmenizi anlatır. Burada If olası bir durumu başlatır ve virgülden sonraki sözler koşulu tamamlar; çoğu zaman düşüncenin kendisini verir. If you think ile karşılaştırıldığında If you find yourself thinking, o düşünceye sahip olduğunuzu bir anda fark ettiğiniz anı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi find oneself + verb-ing kalıbıyla tamamlayın. find fiilini geçmiş zamana, think fiilini -ing biçimine getirin: After reading the letter, I ____ about my childhood.
Cevabı göster
found myself thinking
"I want to be as smart as those corvids," Dilbilgisi
4:30"O kargagiller kadar zeki olmak istiyorum,"
as smart as those corvids: as ... as eşitlik karşılaştırması
as smart as those corvids ifadesindeki as + sıfat + as + karşılaştırma öğesi kalıbı, iki tarafın bir niteliğe aynı derecede sahip olduğunu anlatır. Smart karşılaştırılan niteliği, those corvids ise karşılaştırma öğesini belirtir. İki as de gereklidir: ilki sıfattan önce gelir, ikincisi karşılaştırma öğesini başlatır. Aynı kalıbı as fast as veya as careful as gibi başka sıfatlarla da kullanabilirsin.
Alıştırma
patient kullanarak eşitlik karşılaştırmasını tamamla: Maya is ____ her teacher.
Cevabı göster
as patient as
give Brilliant a try: baskısız bir deneme önerisi
Give Brilliant a try, “Brilliant'ı dene ve ne düşündüğüne bak” anlamına gelir. Kalıp give + nesne + a try şeklindedir ve Brilliant denenen nesnedir. Bu ifade, eylemi uzun süreli bir taahhüt değil, küçük bir ilk adım gibi gösterir. Söz konusu şey daha önce belirtilmişse give it a try diyebilirsin.
Alıştırma
Cümleyi give ... a try kullanarak tamamla: My friend recommended this puzzle game, so I'll ____.
Cevabı göster
give it a try
build critical thinking skills and knowledge Kalıp ifadeler
4:35eleştirel düşünme becerileri ve bilgi inşa etmesine yardımcı olur
“learners at all levels” içindeki at all levels: tüm beceri düzeyleri
“learners at all levels” ifadesindeki at all levels, başlangıçtan ileri düzeye kadar beceri, deneyim veya öğrenme aşamalarının tamamını kapsar. Öğrencilerin programın hedef kitlesi olduğunu belirtir; bulundukları fiziksel yeri anlatmaz. Burada level, yeterlik ya da gelişim ölçeğindeki bir dereceyi ifade eder. Cümle, Brilliant’ı kullanmak için belirli bir seviyede olmanın gerekmediğini anlatır.
Alıştırma
“learners at all levels” ifadesinde at all levels neyi anlatır?
- Öğrencilerin beceri veya deneyim aralığı
- Öğrencilerin bulunduğu binanın her katı
- Yalnızca en yüksek düzeydeki öğrenciler
Cevabı göster
Öğrencilerin beceri veya deneyim aralığı
build critical thinking skills and knowledge: eleştirel düşünme becerileri ve bilgi geliştirmek
“build critical thinking skills and knowledge” ifadesinde build mecaz anlamda kullanılır: öğrenme, pratik ve deneyim yoluyla bu becerileri zamanla geliştirmek ve bilgi biriktirmek demektir. Fiziksel bir nesne inşa etmek anlamına gelmez. build + skills/knowledge yapısı, becerilerin ve bilginin zaman içinde geliştiğini gösterir. helps learners build ... yapısında help fiilinden sonra yalın hâlde build gelir; bu nedenle to kullanılmaz.
Alıştırma
“build critical thinking skills and knowledge” ifadesinde build ne anlama gelir?
- Fiziksel bir nesne inşa etmek
- Her şeyi bir anda elde etmek
- Öğrenme ve pratik yoluyla zamanla geliştirmek
Cevabı göster
Öğrenme ve pratik yoluyla zamanla geliştirmek
in just minutes a day: günlük zaman ihtiyacının az olduğunu vurgulamak
In just minutes a day, bir şeyin her gün yalnızca kısa bir süre ayırarak yapılabileceği anlamına gelir. Burada minutes kesin bir sayı vermez; just ile birlikte yalnızca birkaç dakikayı ifade eder. A day, “günde” demektir. Tanıtım dilinde bu ifade, etkinliği günlük rutine eklemenin kolay olduğu izlenimini verir. Bütün bir günün yalnızca birkaç dakikadan oluştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Uygulama reklamını, “her gün yalnızca kısa bir süre ayırarak” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle tamamlayın: With this app, you can make progress ____.
Cevabı göster
in just minutes a day
for 30 days free: 30 günlük ücretsiz tanıtım dönemi
For 30 days free, tanıtılan deneme sürümünün veya hizmetin 30 günlük bir süre boyunca hiçbir ücrete tabi olmadığını anlatan kısa bir reklam ifadesidir. For 30 days süreyi belirtir, free ise bu süre içinde “ücretsiz” anlamına gelir. Bu satır kısa bir eylem çağrısı olduğu için reklam, ziyaretçinin deneyebileceği ya da kullanabileceği hizmeti söylemez ve çevredeki teklif bilgisine dayanır. Tam bir cümlede try it free for 30 days veya get 30 days free genellikle daha açıktır.
Alıştırma
Tanıtım cümlesini bu dersteki kısa teklif ifadesiyle tamamlayın: Sign up today and get ____.
Cevabı göster
30 days free
20% off a yearly subscription: yıllık abonelikte %20 indirim
Bu cümlede 20% off a yearly subscription, yıllık planın normal fiyatından %20 düşüldüğü anlamına gelir. Yearly subscription indirimin uygulandığı şeydir ve off burada fiyat indirimi bildirir; kapalı olma anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı yüzde + off + ürün, hizmet veya fiyat şeklindedir. %20 indirimden sonra asıl fiyatın %80'i ödenir.
Alıştırma
Hangi cümle üyelerin normal fiyatın %80'ini ödediği anlamına gelir?
- Members pay 20% more than the regular price.
- Members pay 20% of the regular price.
- Members get 20% off the regular price.
Cevabı göster
Members get 20% off the regular price.