BeeeeeOOP! | Ev İşleri | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video açıklaması: Bluey ile Bingo ev işlerine odaklanmak yerine anne babalarının komik yürüyüşünü taklit eder. Yetişkinler çocukların “bip bup” yürüyüşünü öğrenir, ev işlerinin hâlâ bitmemiş olmasını kabullenir ve ardından normal biçimde yürüyüp yürümediklerini gülünç bir ciddiyetle kontrol eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hang on. — Öbek fiiller: Bu ifadenin bir yere tutunmak şeklindeki gerçek anlamdan ziyade, birinden beklemesini ya da kısa süre durmasını isteyen gündelik bir söz olduğunu anlamayı sağlar. Öğrenci düşünürken, bir şeyi kontrol ederken veya devam etmeye hazırlanırken etkinliği ya da konuşmayı kısa süreliğine kesmek için kullanabilir. 2. shouldn't you be — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz bir sorunun, karşıdaki kişiye o sırada yapması beklenen işi hatırlatabildiğini gösterir. Bağlama ve ses tonuna göre tarafsızca bilgi istemek yerine beklenti, hafif bir baskı veya yumuşak bir eleştiri iletebildiği ayırt edilebilir. 3. are nuts. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: nuts sözcüğünü yiyecek anlamıyla değil, insanların çılgın, saçma veya tuhaf davrandığını belirten samimi ve şakacı bir kullanım olarak yorumlamayı öğretir. Böylece çocukların finalde yetişkinlerin davranışına eğlenerek getirdiği değerlendirme de anlaşılır.
Bu derste
hang on: “biraz bekle” anlamında konuşma dili ifadesi
Bu cümlede Hang on, “biraz bekle” veya “kısa bir süre dur” anlamına gelen sözlü bir ricadır. Karşıdaki kişiden henüz devam etmemesini ister; bir şeyi asma eylemini anlatmaz. Devam etmeden, bir şeyi kontrol etmeden veya sırada ne olacağını açıklamadan önce kısa bir süreye ihtiyacınız olduğunda bu anlamı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu durumda “Hang on.” karşıdaki kişiden ne yapmasını istiyor?
- Kısa bir süre beklemek.
- Bir nesneyi kancaya asmak.
- Bir nesneyi sıkıca tutmak.
Cevabı göster
Kısa bir süre beklemek.
I've got it: anladığınızı veya nasıl yapılacağını bildiğinizi söylemek
Burada I've got it, “anladım” veya “artık nasıl yapılacağını biliyorum” anlamındadır. Got, bir nesneyi almak ya da ona sahip olmak anlamına gelmez. I think sözleri konuşanı biraz daha az kesin gösterir: kişi anladığına ve denemeye hazır olduğuna inanır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir dans adımını açıkladı. Hangi cevap, nasıl yapılacağını anladığınızı düşündüğünüzü gösterir?
- I think I left my shoes at home.
- I think I've got it. Let me try the step.
- I think I need more help. Please show me again.
Cevabı göster
I think I've got it. Let me try the step.
Zorunluluk bildiren got to
Bu cümlede got to gereklilik veya zorunluluk bildirir: “Gitmen gerekiyor” ya da “Gitmelisin.” Buradaki got, “aldın” anlamına gelmez. Bu anlamın tam ve standart biçimi have got to yapısıdır: You’ve got to go. You got to go çok gayriresmî bir konuşma biçimidir. Bazı İngilizce çeşitlerinde konuşanlar have/'ve kısmını düşürür; hızlı konuşmada bu bölümün duyulması da zor olabilir. Açık bir yazım için You’ve got to... veya You have to... kullanılır.
Alıştırma
“You got to go” cümlesindeki got to ne anlama gelir?
- Gitmek zorundasın.
- Ulaşmayı başardın.
- Götürmek üzere bir şey aldın.
Cevabı göster
Gitmek zorundasın.
while you're doing it: eş zamanlı eylemler
Burada while bir zaman yan cümlesi başlatır: while you're doing it, “sen onu yaparken” anlamına gelir. Başka bir eylemin yalnızca sonrasında değil, aynı zaman diliminde gerçekleştiğini gösterir. Buradaki anlam zamansaldır; “oysa” anlamındaki karşıtlık kullanımı değildir. You're doing şimdiki zamanın devam biçimidir ve eylemi sürmekte olan bir şey olarak sunar. It, daha önce sözü edilen eyleme gönderme yapar; zaman bakımından örtüşen eylemleri bağlamak için while + özne + fiil kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle konuşma ve yazmanın aynı anda gerçekleştiğini söyler?
- Talk to me after I write this down.
- Talk to me while I write this down.
- Talk to me before I write this down.
Cevabı göster
Talk to me while I write this down.
doesn't look like: görünüşe göre yargıda bulunmak
Bu cümlede doesn't look like, “öyleymiş gibi görünmüyor” anlamına gelir. Konuşan kişi gördüklerine göre bir yargıya varır; bu nedenle bu yargı kesin gerçek olmayabilir. it gibi üçüncü tekil bir özneyle subject + doesn't look like + noun or noun phrase yapısı kullanılır. Burada housework, görünüşün karşılaştırıldığı şeydir. Like burada “benzer” anlamındadır; “hoşlanmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The sky is bright and clear, so it ____ rain.
Cevabı göster
doesn't look like
What's going on?: mevcut durumu sormak
What's going on?, “Neler oluyor?” anlamına gelen kalıplaşmış bir günlük konuşma sorusudur. Özellikle bir şey tuhaf veya kafa karıştırıcı göründüğünde mevcut durumun açıklanmasını ister. go on öbek fiili burada “olmak” veya “gerçekleşmekte olmak” anlamına gelir; bir hedefe doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bir odaya giriyorsunuz ve herkesin aniden telaşla koşturduğunu görüyorsunuz. Durumu sormak için hangi soru doğaldır?
- What's going on?
- What are you looking at?
- Where are you going?
Cevabı göster
What's going on?
shouldn't you be tidying the blankets up? Notlar
0:29sizin battaniyeleri toplamanız gerekmiyor muydu?
Shouldn't you be...?: hatırlatma ve hafif eleştiri
Shouldn't you be + fiil-ing...? konuşanın, karşısındaki kişinin o anda bu eylemi yapıyor olması gerektiğini düşündüğünü gösteren olumsuz bir sorudur. Bu cümlede, battaniyeleri toplamanın çoktan yapılıyor olması gereken bir iş olduğunu hatırlatır. Çoğu zaman tarafsız biçimde bilgi istemek yerine karşıdaki kişiyi harekete geçirmeye yarar. Ses tonuna bağlı olarak 'Neden bunu yapmıyorsun?' anlamında hafif bir eleştiri de içerebilir.
Alıştırma
'Shouldn't you be studying?' cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Karşıdaki kişiye yapması beklenen bir işi hatırlatıyor.
- Karşıdaki kişinin nasıl ders çalışacağını bilip bilmediğini soruyor.
- Karşıdaki kişiye ders çalışmayı bırakma izni veriyor.
Cevabı göster
Karşıdaki kişiye yapması beklenen bir işi hatırlatıyor.
tidying the blankets up: tidy up ile sözcük dizilişi
tidy up, bir yeri veya bir grup eşyayı düzenli hâle getirmek anlamına gelen, ayrılabilen bir öbek fiildir. tidying the blankets up ifadesinde tidy, be sonrasında tidying biçimine girer ve isim nesnesi the blankets, tidy ile up arasına gelir. Buradaki up öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönünü belirtmez. İsim nesnesi iki konumdan birine gelebilir: tidy the blankets up veya tidy up the blankets. Zamir olan nesne ise ortaya gelmelidir: tidy them up denir, tidy up them denmez.
Alıştırma
tidy up ve them kullanarak cümleyi tamamlayın: The toys are all over the floor. Please ____.
Cevabı göster
tidy them up
haven't started: şu ana kadar hâlâ başlamadı
Have not + fiilin üçüncü hâli, present perfect'in olumsuz biçimini kurar. haven't started ifadesinde started fiilin üçüncü hâlidir ve haven't, have not ifadesinin kısaltmasıdır. Burada etkinliğin şu ana kadar başlamadığı anlamına gelir. Önemli olan şimdiki sonuçtur: yalnızca geçmişte başlamama kararı verilmiş değildir; etkinlik şu anda hâlâ başlamamıştır.
Alıştırma
Cümleyi start fiilinin olumsuz present perfect biçimiyle tamamlayın: The workshop was due to begin ten minutes ago, but we ____ yet.
Cevabı göster
haven't started
like you guys: you zamirinin gündelik çoğul biçimiyle karşılaştırma
Bu cümlede like, karşılaştırma yapılan grubu belirtir. ‘Aynı şekilde’ anlamına gelir; dolayısıyla like you guys, konuşanların kimin yürüme biçimini taklit etmeye çalıştığını gösterir. Buradaki like, ‘sevmek’ anlamına gelmez. You guys, konuşulan gruba hitap etmenin veya o gruptan söz etmenin gündelik ve samimi bir yoludur. Günlük İngilizcede erkekleri, kadınları veya karma bir grubu kapsayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede like bir eylemin yapılma biçimini karşılaştırır ve you guys taklit edilen grubu belirtir?
- We like the music you guys chose.
- We invited you guys to dance.
- We want to dance like you guys.
Cevabı göster
We want to dance like you guys.
Can you show us how you do the beep boop beep boop walk? Ton ve niyet
0:44Bize o bip bup bip bup yürüyüşünü nasıl yaptığınızı gösterebilir misiniz?
Can you show us how...?: Birinden göstermesini istemek
Can you show us how...? birinden bir şeyi göstermesini isteyen samimi bir rica kalıbıdır. show fiilinden sonra gelen us, yardımı alan kişileri belirtir; how ise gösterilmesi istenen hareketi veya yöntemi tanıtır. Örnekteki how you do ... tam bir yan cümledir. Yeniden kullanılabilen kalıplar Can you show + kişi + how + özne + fiil? ve Can you show + kişi + how to + fiil? şeklindedir. İkisi de yalnızca bir nesnenin gösterilmesini değil, bir yöntemin veya uygulamanın gösterilmesini ister.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızdan bir makinenin nasıl kullanıldığını göstermesini istiyorsunuz. Hangi rica doğaldır?
- Could you show me how to use this machine?
- Could you show me how this machine?
- Could you show how me to use this machine?
Cevabı göster
Could you show me how to use this machine?
Okay, you start with your feet out and then they go in. Notlar
0:52Tamam, ayakların dışarı dönük başlıyorsun sonra içeri dönüyor.
start with your feet out: Başlangıç konumunu belirtmek
start with your feet out dinleyiciye ilk olarak hangi konumu alması gerektiğini söyler. start with ilk adımı veya başlangıç durumunu tanıtır; your feet out ise ayakların o anda merkezden dışarı doğru açılmış olduğunu anlatır. Buradaki with, “birlikte” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı start with + nesne + konum/durum şeklindedir; start with your hands together buna bir örnektir. Hareket talimatlarında ve adım adım açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi talimat, iki el de dizlerin üzerindeyken başlanması gerektiğini doğal bir şekilde söyler?
- Start with your hands on your knees.
- Start by your hands on your knees.
- Start your hands with on your knees.
Cevabı göster
Start with your hands on your knees.
and then: sonraki adımı belirtmek
Bu cümlede and then, zaman içindeki iki konumu birbirine bağlar: ayaklar önce dışa dönüktür ve sonraki hareket içe gelmeleridir. Then sırayı açıkça gösterir; dolayısıyla burada and ile yalnızca iki hareket sıralanmamıştır. Yönergelerde, açıklamalarda veya hikâyelerde dinleyiciyi bir adımdan sonrakine yönlendirmek için and then kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede and then bir sonraki adımı açıkça göstermek için kullanılmıştır?
- Wash the apple because it is dirty.
- Wash the apple, but do not cut it into slices.
- Wash the apple, and then cut it into slices.
Cevabı göster
Wash the apple, and then cut it into slices.
a bit more: küçük bir ek ayar istemek
Burada a bit more, out ifadesini niteler ve aynı yönde küçük bir miktar daha ilerlemek anlamına gelir. More mevcut konumdan bir artış isterken a bit bu artışı küçük bir miktarla sınırlar. Bir hareket veya yönden sonra kullanıldığında, dinleyiciden aynı ayarı biraz daha sürdürmesini ister. Büyük değil, küçük bir değişikliği belirtir.
Alıştırma
Ekran neredeyse doğru konumda. Hangi cümle küçük bir ek ayar ister?
- Move the screen a bit more to the left.
- Move the screen exactly three centimetres to the left.
- Do not move the screen any further.
Cevabı göster
Move the screen a bit more to the left.
you got it: birinin doğru yaptığını onaylamak
Bu cümlede you got it olumlu bir geri bildirimdir. Dinleyenin yöntemi anladığını veya hareketi doğru yaptığını belirtir. it zamiri, konuşmada daha önce geçen görevi, fikri veya yöntemi temsil eder. Bu nedenle got burada fiziksel bir nesneyi almak ya da ona sahip olmak anlamına gelmez; ifadenin bütünü “Evet, doğru; nasıl yapılacağını anladın” gibi bir anlama gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşın sonunda dans hareketini doğru yapıyor. Başarısını en açık biçimde onaylayan cevap hangisidir?
- I've got it!
- You've got this!
- You got it!
Cevabı göster
You got it!
So are you: aynı be ifadesini dinleyen kişiye de uygulamak
So are you, az önce belirtilen olumlu durumun veya tanımın dinleyen kişi için de geçerli olduğu anlamına gelir. So önceki bilgiyi temsil eder ve be fiili özneden önce gelir: so + be + özne. Bu yapıdaki fiil, önceki cümlenin dil bilgisi biçimine uyar ve yeni özneyle de uyum sağlar. Önceki cümlede be kullanılmışsa, “Mia is ready.” “So are you.” örneğindeki gibi be fiilinin uygun biçimini kullan. Geniş zamanda sıradan bir fiil varsa bunun yerine do veya does kullan.
Alıştırma
Aynı ifadenin Ben için de geçerli olduğunu söylemek üzere cevabı so + be + özne yapısıyla tamamla: “Mia is ready, and ____.”
Cevabı göster
so are you
Birini desteklemek için Go + ad veya hitap
Bu cümlede Go + bir kişinin adı ya da hitap sözü, “Devam et!” veya “Yapabilirsin!” anlamına gelen kısa bir tezahürattır. Çocuk babasını destekliyor; ona gitmesini söylemiyor. Dad doğrudan hitap edilen kişi olduğu için, özenli İngilizce yazımda genellikle virgül ve ünlem işareti eklenir: Go, Dad! Aynı kalıp bir kişinin ya da takımın adıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Mia bir koşu yarışına katılıyor. Onu desteklemek için en doğal cümle hangisidir?
- Go, Mia!
- Mia is going.
- Leave, Mia!
Cevabı göster
Go, Mia!
still a mess: değişmeden süren bir durum
is still a mess yapısında still, istenmeyen aynı durumun zamana, çabaya veya düzelme beklentisine rağmen şimdiye kadar sürdüğünü belirtir. Normalde be fiilinden sonra gelir: the house is still a mess. Burada a mess, kirli veya düzensiz bir durum anlamındadır. Bu kalıp, hâlâ karışık ya da kötü düzenlenmiş bir program veya plan gibi soyut durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Yalnızca bir köşe temizlendi ve odanın geri kalanı hâlâ dağınık. Hangi cümle odanın şu anki durumunu en iyi anlatır?
- The room was a mess.
- The room is a mess again.
- The room is still a mess.
Cevabı göster
The room is still a mess.
None of the vacuuming's done: hiçbir şey tamamlanmadı ve 's, is kısaltmasıdır
None of the vacuuming's done, elektrikli süpürgeyle yapılan temizliğin hiçbir kısmının tamamlanmadığı anlamına gelir. Vacuuming bu ev işini adlandırır; none of the ise bu işin tamamlanan miktarının sıfır olduğunu belirtir. Burada vacuuming's, vacuuming is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; iyelik göstermez. Is done içinde done, işin tamamlanmış durumunu anlatır. Aktarılabilir kalıp None of the + sayılamayan iş veya etkinlik + is done şeklindedir.
Alıştırma
“None of the vacuuming's done” ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?
- 's iyelik gösterir ve done, vacuuming sözcüğüne ait bir isimdir.
- 's, is anlamına gelir ve elektrikli süpürgeyle yapılan temizliğin hiçbir kısmı tamamlanmamıştır.
- 's, has anlamına gelir ve elektrikli süpürgeyle yapılan temizlik bir şeyi tamamlamıştır.
Cevabı göster
's, is anlamına gelir ve elektrikli süpürgeyle yapılan temizliğin hiçbir kısmı tamamlanmamıştır.
but we can both now do the beep boop walk. Kalıp ifadeler
1:30ama artık ikimiz de bip bup yürüyüşünü yapabiliyoruz.
do the beep boop walk: do the + adı olan hareket
Do the beep boop walk ifadesinde do, adı olan bir hareketi yapmak anlamına gelir. The beep boop walk, konuşanların tanıyabildiği belirli bir yürüme biçimine verilmiş eğlenceli bir addır. Aktarılabilir kalıp do the + hareketin veya hareket dizisinin adı şeklindedir; do the moonwalk ve do the dance buna örnektir. İfadenin tanınan bir ada veya paylaşılan bir bağlama ihtiyacı vardır; do her etkinlik adıyla otomatik olarak kullanılamaz.
Alıştırma
Do the + adı olan hareket hedef kalıbını tamamlayın: Can you ____ the moonwalk?
Cevabı göster
do
I'm okay with that: bir sonucu kabul etmek
Bu cümlede I'm okay with that, az önce söz edilen sonucun ya da durumun konuşan kişi için kabul edilebilir olduğu anlamına gelir. Kabul etmeyi veya itiraz etmemeyi anlatır; konuşanın sağlık durumunu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be okay with + isim, zamir veya -ing biçimidir. with'ten sonraki bölüm, kabul edilen planı, kararı, sonucu ya da eylemi belirtir.
Alıştırma
that bir kararı ifade ettiğinde, “I'm okay with that” sözünün anlamına en uygun cümle hangisidir?
- Bu düzenlemeyi anlamadım.
- Bu düzenleme beni fiziksel olarak daha sağlıklı yaptı.
- Bu düzenleme benim için kabul edilebilir.
Cevabı göster
Bu düzenleme benim için kabul edilebilir.
Me too: kısa ve olumlu katılma
Me too. olumlu bir ifadeye verilen kalıplaşmış, kısa bir yanıttır. Aynı duygunun, deneyimin, tercihin veya tutumun konuşan kişi için de geçerli olduğunu belirtir; burada kişi, önceki konuşanın kabul edişini paylaşır. me bir özne zamiri olmasa da Me too. konuşmada tek başına kullanılan doğal yanıttır. I too. tek başına doğal değildir; I too genellikle I too agree. gibi daha tam ve resmî bir cümlenin içinde yer alır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I want to leave early.” diyor. Siz de erken ayrılmak istiyorsunuz. En doğal kısa katılma yanıtı hangisidir?
- Me neither.
- I too.
- Me too.
Cevabı göster
Me too.
finished our chores: günlük işleri bitirmek
Finished our chores, sorumlu olduğumuz düzenli işleri tamamladığımız anlamına gelir. Kalıp finish + iyelik belirleyicisi + chores şeklindedir: finish my chores, finish her chores vb. Burada finished eylemin tamamlandığını gösterir; our ise we ile uyumludur. Chores, bulaşık yıkamak veya bir odayı toplamak gibi çoğunlukla evde düzenli yapılan işleri ifade eder. Jobs ücretli işler veya meslekler anlamındayken chores ile aynı değildir.
Alıştırma
“Düzenli ev işlerimizi tamamladık” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ before lunch.
Cevabı göster
finished our chores
so: nedenden sonuca geçmek
Burada so iki yan cümleyi birbirine bağlar ve ilk yan cümlenin sonucunu açıklar. Ev işlerini bitirmek nedendir; oynamaya gitmek ise bunun sonucudur. Bilgi düzeni neden + so + sonuç şeklindedir. Bu so, dinleyiciyi bir neden veya durumdan onun sonucuna götürür; burada “o derece” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonucu getiren bağlacı seçin: The bus was late, ___ I missed the beginning.
- but
- so
- because
Cevabı göster
so
Go for it: birini harekete geçmesi için cesaretlendirmek veya ona izin vermek
Go for it, birinin yapmayı düşündüğü bir şeyi yapması için onu cesaretlendiren kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede ayrıca kızların başlamasına izin verir ve destekleyici bir “evet, yapın” tonu taşır. it zamiri genellikle fiziksel bir nesneyi değil, daha önce konuşulan eylemi, planı veya fırsatı belirtir. Sözcükleri tek tek çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Arkadaşınız bir yarışmaya katılmak istiyor ama gergin hissediyor. Bu dersteki üç sözcüklük teşvik ifadesini tamamlayın: Go ____!
Cevabı göster
for it
Well done: başarıyla yapılan bir işi övmek
Well done, birini bir işi başarıyla tamamladığı veya iyi çaba gösterdiği için övmek amacıyla kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Başarı zaten belliyse tek başına tam bir yanıt olabilir. Bu kullanımda done, övgü ifadesinin bir parçasıdır ve kişinin performansını değerlendirir. Bir yiyeceğin ne kadar piştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Bir takım arkadaşınız zor bir sunumu az önce başarıyla tamamladı. Bu dersteki iki sözcüklük övgü ifadesini tamamlayın: Well ____!
Cevabı göster
done
Is that okay?: kabul edilebilirliği kontrol etme
Is that okay?, az önce sözü edilen bir eylemin, planın, seçimin veya sonucun karşı taraf için kabul edilebilir olup olmadığını sorar. İzin istemek ya da karşı tarafın kabul ettiğini doğrulamak için kullanılabilir. That, daha önce belirtilen düşüncenin veya eylemin tamamına gönderme yapar. Burada okay, “kabul edilebilir” ya da “sorun değil” anlamındadır; soru yalnızca bir şeyin kaliteli olup olmadığını sormaz.
Alıştırma
'We can meet at three.' diye öneriyorsunuz. Karşı tarafın bu saati kabul edip etmediğini doğal biçimde hangi soru kontrol eder?
- Is that right?
- Are you okay?
- Is that okay?
Cevabı göster
Is that okay?
Noun + -ing hareket parçası olarak Arms swinging.
Arms swinging., hareket kontrol listesinde veya hızlı bir yönergede kullanılan bir parçadır. Arms vücut bölümünü adlandırır, swinging ise devam eden ya da sürdürülmesi gereken hareketi açıklar. Çekimli bir fiil içermez, ancak çevresindeki kontrol listesi eksik ilişkiyi tamamlar. Amaçlanan anlama göre tam cümle, gözlem için Your arms are swinging., yönerge içinse Keep your arms swinging. olabilir.
Alıştırma
Bir antrenörün hareket kontrol listesinde Arms swinging. ne işe yarar?
- Kolların birine ait olup olmadığını sorar.
- Geçmişte tamamlanmış bir eylemi bildirir.
- Kontrol edilecek hareketin kısaltılmış bir açıklamasını verir.
Cevabı göster
Kontrol edilecek hareketin kısaltılmış bir açıklamasını verir.
One foot in front of the other: adım adım ilerlemek
Bu hareket kontrolünde one foot in front of the other, yürürken bir ayağı diğer ayağın önüne koymayı anlatır. Sabit bir pozisyonda durmayı değil, adım adım ilerlemeyi ifade eder. in front of önde olma ilişkisini gösterir; the other ise iki ayaktan diğerini belirtir. Bir hareket listesinde veya sözlü yönergede bu parça, put gibi bir fiil anlaşılır olduğu için tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Yürüme yönergesini öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: To cross the narrow beam, put ____ and move slowly.
Cevabı göster
one foot in front of the other
Are we good?: gayriresmî genel durum kontrolü
Bu sahnede Are we good?, kontrolün sorunsuz tamamlanıp tamamlanmadığını ve grubun devam edip edemeyeceğini gayriresmî biçimde sorar. Buradaki good, insanların ahlaki karakterini değil, genel durumun kabul edilebilir, çözümlenmiş veya hazır olmasını anlatır. Kesin anlam, az önce neyin kontrol edildiğine veya konuşulduğuna bağlıdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınızdan özür dilediniz ve aranızdaki sorunun çözülüp çözülmediğini gayriresmî biçimde sormak istiyorsunuz. Bu anlama en uygun soru hangisidir?
- Is the food good?
- Are we good?
- Are we ready?
Cevabı göster
Are we good?
I think we're good: yumuşatılmış bir onay
Bu cümlede we're good, mevcut durumun hazır, tamamlanmış veya sorunsuz göründüğü anlamına gelir. İnsanların ahlaken iyi olduğu anlamına gelmez. I think, onayı yumuşatır. Konuşan kişi yine olumlu bir değerlendirme yapar, ancak bunu kendi görüşü olarak sunar ve başkasının düzeltme ya da ekleme yapmasına alan bırakır; bu kullanım mutlaka büyük bir kararsızlık göstermez.
Alıştırma
Çantaları kontrol ettiniz ve her şeyin hazır olduğuna inanıyorsunuz, ancak onayın daha az kesin duyulmasını istiyorsunuz. En iyi seçenek hangisidir?
- I don't think we're good.
- We're good.
- I think we're good.
Cevabı göster
I think we're good.
Grown-ups: yetişkinler için gayriresmî bir isim
Grown-ups, grown-up isminin çoğuludur ve yetişkinler anlamına gelir. Gayriresmîdir ve çoğu zaman konuşanın yetişkinlere bir çocuğun gözünden baktığı izlenimini verir; yetişkinler de şakacı bir ton oluşturmak için kullanabilir. İsimde kısa çizgi önemlidir: one grown-up, two grown-ups. Kısa çizgisiz grow up, büyüyüp yetişkin olmak anlamına gelen bir fiil öbeğidir; bu nedenle burada ismin yerine kullanılamaz.
Alıştırma
Bir çocuk, yetişkinlerin kuralları sürekli değiştirmesinden şakayla yakınıyor. Hangi cümle bu sese en iyi uyar?
- The adults keep changing the rules.
- I want to grow up and change the rules.
- The grown-ups keep changing the rules.
Cevabı göster
The grown-ups keep changing the rules.
are nuts: birinin deli ya da saçma göründüğünü söylemenin gayriresmî yolu
“Grown-ups are nuts.” cümlesinde nuts, are sözcüğünden sonra gelen gayriresmî bir sıfattır. Bu ifade yetişkinlerin deli, saçma veya anlaşılması çok zor göründüğünü belirtir; nuts burada yiyecek olan kuruyemiş anlamına gelmez. Bu söz, onların davranışlarıyla ilgili abartılı bir yakınmadır; mutlaka akıl hastalığı hakkında ciddi bir iddia değildir. Daha genel olarak be nuts, bir kişiyi, fikri veya durumu son derece mantıksız ya da tuhaf olarak tanımlamak için gayriresmî biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
“That plan is nuts” cümlesindeki “is nuts” ne anlama gelir?
- Birkaç çeşit kuruyemiş içerir.
- Dikkatle düzenlenmiştir.
- Son derece mantıksız veya çılgıncadır.
Cevabı göster
Son derece mantıksız veya çılgıncadır.