Oturmak sizin için neden zararlıdır - Murat Dalkılınç: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu popüler bilim videosu insan bedeninin neden hareket etmek üzere yapılandığını; uzun süre oturmanın duruşu, yumuşak dokuları, dolaşımı, yağ metabolizmasını, odaklanmayı ve uzun vadeli sağlığı nasıl etkileyebildiğini anlatıyor. Daha dik oturmayı ve yaklaşık her yarım saatte bir hareket etmeyi uygulanabilir çözümler olarak sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sure, / But — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce kısa süre oturmanın dinlenmeye yardımcı olabileceğini kabul eden, ardından dikkati modern yaşamın aşırı oturmaya yol açtığı ana savına çeviren ödünleme–karşıtlık yapısını tanıyın. Bu kalıbı, temel iddianızı açık tutarken açıklamanın farklı yönlerini dengeli biçimde ele almak için kullanabilirsiniz. 2. breaks down fats — Öbek fiiller: break down ifadesinin burada bir şeye fiziksel olarak zarar vermek değil, bir maddeyi parçalamak veya işlemek anlamına geldiğini anlayın. Bu anlamı metabolizma ve sindirim bağlamında tanıyıp kullanabilir; kimyaya, veri analizine veya karmaşık bir problemi yönetilebilir parçalara ayırmaya da doğal biçimde aktarabilirsiniz. 3. It'll thank you later. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bedenin kişileştirildiğini anlayın; beden gerçekten teşekkür etmeyecek, ancak şimdi ayağa kalkmanın, esnemenin ve yürümenin yararını ileride görecektir. Bu hafif ve akılda kalıcı ifade, güncel bir davranışı gelecekteki yarara bağlayarak sağlık tavsiyesini tamamlamak için kullanılabilir.
Bu derste
Right now, you're probably sitting down to watch this video
0:06Şu anda, muhtemelen bu videoyu izlemek için oturuyorsunuz
and staying seated for a few minutes to view it is probably okay. Kelime
0:10ve izlemek için birkaç dakika oturmanızda muhtemelen bir sakınca yoktur.
staying seated: oturur durumda kalmak
Staying seated, oturur durumda kalmaya devam etmek demektir. stay + sıfat/ortaç yapısında stay “o durumda kalmak” anlamına gelir; seated ise kişinin zaten oturuyor olduğu durumu anlatır. İfade, oturma eylemine değil bu durumu sürdürmeye odaklanır. Seated burada sıfat gibi işlev görür. Aynı stay + durum kalıbı stay calm ve stay quiet gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümle yolculara oturur durumda kalmalarını doğal biçimde söyler?
- Please stay seated until the bus stops completely.
- Please stay sit until the bus stops completely.
- Please seat until the bus stops completely.
Cevabı göster
Please stay seated until the bus stops completely.
stay put: aynı yerde kalmak
Stay put, “bulunduğun yerde kalıp oradan ayrılmamak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki you stay put, aynı konumda oturmaya devam ettiğini anlatır. Bu ifadede put, “bir şeyi bir yere koymak” anlamında bir eylem değildir. Bir insanın veya nesnenin bulunduğu yerde kalmasını anlatan stay put sözünü tek bir bütün olarak öğren.
Alıştırma
Bir çocuk parkta grubundan ayrılıyor. Hangi talimat ona bulunduğu noktada kalmasını en açık biçimde söyler?
- Stay put until a park worker finds you.
- Keep walking until a park worker finds you.
- Stay nearby until a park worker finds you.
Cevabı göster
Stay put until a park worker finds you.
the longer..., the more...: birbirine bağlı değişimler
The + comparative..., the + comparative... kalıbı değişen iki miktarı birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada longer, hareketsiz kalınan sürenin artmasını; more agitated ise huzursuzluk düzeyinin yükselmesini gösterir. Her the, sıradan bir tanımlık değil, ikili karşılaştırma yapısının bir parçasıdır. Kullanışlı kalıp şöyledir: The + comparative + subject + verb, the + comparative + subject + verb. Bu yapı bağlantılı bir eğilim sunar; tek başına her zaman kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
much ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle ikili karşılaştırma cümlesini tamamlayın: The ____ you practice, the ____ the task becomes.
Cevabı göster
more · easier
until you stand up again and take it for a walk. Deyimler
0:21ta ki siz yeniden ayağa kalkıp onu yürüyüşe çıkarana dek.
counting down the moments until: kişileştirilmiş heyecanlı bekleyiş
Counting down the moments until ... sözünün gerçek anlamı, bir şey gerçekleşmeden önce kalan anları birer birer saymayı düşündürür. Bu cümlede gerçek bir zamanlayıcı yoktur. Beden, senin ayağa kalkmanı bekleyen sabırsız bir karaktermiş gibi kişileştirilir. Bu abartı, bedeninin hareket etmek istediği fikrini canlı ve eğlenceli hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede counting down the moments until temel olarak ne yapar?
- Bedeni, senin hareket etmeni sabırsızlıkla bekliyormuş gibi kişileştirir.
- Bir alarm çalana kadar bedenin çalışamayacağını söyler.
- Bedenin bir saatle kesin zamanı ölçtüğünü bildirir.
Cevabı göster
Bedeni, senin hareket etmeni sabırsızlıkla bekliyormuş gibi kişileştirir.
take it for a walk: bedeni evcil hayvan gibi göstermek
Take it for a walk normalde bir hayvanı, özellikle de bir köpeği, hareket etmesi için dışarı çıkarmak anlamına gelir. Burada it, daha önce sözü edilen bedeni ifade eder; bir evcil hayvanı ya da başka bir kişiyi değil. Konuşmacı, bedeni dışarı çıkarılıp hareket ettirilebilecek bir şey gibi göstererek mizahi bir kişileştirme yapar. Verilen asıl mesaj ayağa kalkıp yürümek ve bedeni hareket ettirmektir.
Alıştırma
Bu cümlede take it for a walk nasıl bir işlev görüyor?
- Bedeni, hareket etmesi için dışarı çıkarılabilecek bir şey gibi mizahi biçimde gösterir.
- Yürümek yerine bedeni bir yere taşımak anlamına gelir.
- Daha önce söz edilmeyen ve hareket etmesi gereken bir evcil hayvanı tanıtır.
Cevabı göster
Bedeni, hareket etmesi için dışarı çıkarılabilecek bir şey gibi mizahi biçimde gösterir.
may sound ridiculous: sıra dışı bir iddiayı yumuşatmak
may sound ridiculous ifadesinde sound, dinleyene belli bir şekilde “görünmek ya da gelmek” anlamında bir bağ fiilidir; ridiculous ise fikrin yaratabileceği izlenimi anlatır. May yargıyı kesin olmaktan çıkarır: konuşmacı, fikrin gerçekten saçma olduğunu söylemez. Bu ifade, bir iddianın ilk başta garip gelebileceğini kabul eder. Şaşırtıcı bir fikri ortaya atmayı veya savunmayı kolaylaştırır ve ardından sık sık but ile bir açıklama gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir öneriyi sunmadan önce onun saçma gelebileceğini nazikçe kabul eder?
- This makes a ridiculous sound, so cover your ears.
- This suggestion is ridiculous, and nobody should try it.
- This may sound ridiculous, but drawing the problem can make it easier to solve.
Cevabı göster
This may sound ridiculous, but drawing the problem can make it easier to solve.
recover from stress: recover from + olumsuz bir durum
Recover from stress, stres yaşadıktan sonra fiziksel veya duygusal olarak normal duruma dönmek anlamına gelir. recover from + isim yapısında from, geride bırakılan zor durumu veya deneyimi tanıtır. stress aşılmaya çalışılan durum olduğunda from korunur: recover from stress. Recover stress bu anlam için doğal bir yapı değildir. Recover, recover lost data örneğinde olduğu gibi farklı bir anlamda doğrudan nesne alabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, stresten sonra normale dönmek anlamında recover from yapısını doğru kullanıyor?
- After the busy week, Leo needed time to recover from stress.
- After the busy week, Leo needed time to recover to stress.
- After the busy week, Leo needed time to recover stress.
Cevabı göster
After the busy week, Leo needed time to recover from stress.
recuperate from exercise: fiziksel toparlanmanın resmî ifadesi
recuperate from exercise ifadesinde recuperate, fiziksel efordan sonra dinlenip enerjiyi yavaş yavaş yeniden kazanmak demektir. recuperate from + isim yapısında from, etkilerinden toparlanılan etkinliği veya durumu belirtir; exercise, recuperate fiilinin anlamı değildir. Bu fiil genellikle sağlığın veya fiziksel gücün geri kazanılmasını anlatır ve günlük recover fiilinden daha resmî bir tona sahiptir.
Alıştırma
Bir sağlık yazısı, yarıştan sonraki fiziksel toparlanmayı resmî bir tonla anlatıyor. En uygun cümle hangisidir?
- After the race, Lina needed a day to recover from the physical strain.
- After the race, Lina needed a day to retrieve the physical strain.
- After the race, Lina needed a day to recuperate from the physical strain.
Cevabı göster
After the race, Lina needed a day to recuperate from the physical strain.
But nowadays, our lifestyles make us sit much more than we move around, Dilbilgisi
0:36Ancak günümüzde, yaşam tarzımız bizi hareket etmekten çok oturmaya mecbur kılıyor
Sure, ... But ...: ana görüşten önce bir noktayı kabul etmek
Bu cümlede Sure, konuşmacının kabul ettiği sınırlı bir noktayı sunar: kısa süre oturmak toparlanmaya yardımcı olabilir. Ardından But, dikkati burada daha önemli olan iddiaya yöneltir: modern yaşam tarzı insanların gereğinden fazla oturmasına yol açar. Bu kalıp, bir savı önce ödün verme, ardından karşıtlık kurma yoluyla düzenler. Sure, ... But ... yapısını duyduğunuzda yalnızca ilk kabul kısmına odaklanmayın; But sonrasındaki ifade genellikle konuşmacının asıl görüşünü veya koyduğu sınırı taşır.
Alıştırma
Sure, ... But ... bu savda ne işe yarıyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği eşit önemle sunar.
- Sınırlı bir yararı kabul eder, ardından konuşmacının asıl kaygısına geçer.
- Konuşmacının iki iddianın da doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Sınırlı bir yararı kabul eder, ardından konuşmacının asıl kaygısına geçer.
and our bodies simply aren't built for such a sedentary existence. Kalıp ifadeler
0:42ve bedenimiz böylesine hareketsiz bir yaşama uygun yaratılmamıştır.
make us sit much more than...: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make us sit, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. Make ettirgen fiildir, us etkilenen kişiyi gösterir ve sit yalın hâlde kalır; bu etkin yapıda sit önünde to kullanılmaz. Much more than we move around, iki eylemin süresini veya sıklığını karşılaştırır. Much, more sözcüğünü güçlendirir; yani oturmak, hareket etmekten çok daha sık gerçekleşir veya çok daha uzun sürer.
Alıştırma
Make yapısını ve karşılaştırmayı tamamlayın. İlk boşlukta sit fiilinin yalın hâlini kullanın: Online lessons make us ____ much more ____ we walk around.
Cevabı göster
sit · than
aren't built for such a sedentary existence: böylesine hareketsiz bir yaşama uygun olmamak
aren't built for... ifadesinde built for, “bir şey için tasarlanmış veya doğal olarak uygun” anlamına gelir. Konu beden olduğunda gerçek anlamda inşa edilmekten söz edilmez; bedenin yapısının ve işlevlerinin bir yaşam biçimine uygun olup olmadığını anlatır. Such a sedentary existence, uzun süre oturulan ve çok az fiziksel hareket içeren bir yaşam demektir. Simply olumsuzluğu güçlendirir: Konuşmacı bu yaşam biçiminin bedenlerimize temelden uygun olmadığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi be built for yapısının şimdiki zamanda üç sözcüklü olumsuz biçimiyle tamamlayın: This delicate camera ____ extreme heat.
Cevabı göster
isn't built for
just the opposite is true: gerçek bunun tam tersidir
Just the opposite is true, daha önceki bir inancı veya varsayımı reddeder ve gerçeğin bütünüyle ters olduğunu söyler. Just, “tam olarak” veya “kesinlikle” anlamında vurgu ekler. Opposite fiziksel bir yönü değil, önceki düşünceyi anlatır. Bir söylem işareti olarak dinleyiciye önceki bilgiyi yeniden yorumlaması ve karşıt görüşü destekleyen kanıtlar beklemesi gerektiğini bildirir. In fact, düzeltmenin açık ve olgulara dayalı duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle gerçeğin önceki iddianın bütünüyle tersi olduğunu açıkça söylüyor?
- Some people say the new rule makes the process slower, and the evidence confirms that view.
- Some people say the new rule makes the process slower, but just the opposite is true.
- Some people say the new rule makes the process slower, but the evidence is still unclear.
Cevabı göster
Some people say the new rule makes the process slower, but just the opposite is true.
and you can see evidence of that in the way it's structured. Anlatım akışı
0:51ve bunun kanıtını yapısında görebilirsiniz.
is built to move: vücudun doğal işlevini anlatmak
Be built to + fiilin yalın hâli, bir eyleme uygun olmayı sağlayan tasarımı, yapıyı veya doğal işlevi anlatır. Bu cümlede is built to move, insan vücudunun hareket etmeye doğal olarak uygun bir yapıya sahip olduğu anlamına gelir; birinin vücudu kelimenin tam anlamıyla hareket etsin diye inşa ettiği anlamına gelmez. Buradaki move yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değil, genel olarak fiziksel etkinlik demektir. Bu ifade hareketi vücudun temel işlevlerinden biri olarak sunar.
Alıştırma
Be built to + yalın fiil kalıbını oluşturan kelimeyi yaz: This backpack is built ____ carry heavy loads.
Cevabı göster
to
you can see evidence of that: bir iddiayı destekleyen kanıta bağlamak
You can see evidence of that, az önce ortaya konan bir iddiayı onu destekleyen gerçeklere bağlayan açıklama kalıbıdır. Burada that, insan vücudunun hareket etmek üzere tasarlandığı iddiasına gönderme yapar; in the way it's structured ise kanıtın nerede ortaya çıktığını belirtir. See evidence, gerçeklerde, örüntülerde veya yapılarda destekleyici kanıtı fark etmek anlamına gelir; evidence adlı bir nesneyi kelimenin tam anlamıyla görmeyi gerektirmez. Bu kalıp, açıklama yapan kişinin bir düşünceyi gözlemlenebilir bir dayanakla ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir iddiayı onu destekleyen kanıtla bağlamak için bu kalıbı doğal biçimde kullanan cümleyi seç.
- The new schedule saves time, and that can see evidence in the shorter wait times.
- The new schedule saves time, and evidence sees that in the shorter wait times.
- The new schedule saves time, and you can see evidence of that in the shorter wait times.
Cevabı göster
The new schedule saves time, and you can see evidence of that in the shorter wait times.
Inside us are over 360 joints and about 700 skeletal muscles Dilbilgisi
0:54İçimizde kolay, akıcı hareketi sağlayan 360'tan fazla eklem
Inside us are ...: yer ifadesini öne alan devrik yapı
Inside us, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Ardından are gelir; gerçek özne olan over 360 joints and about 700 skeletal muscles ise fiilden sonra yer alır. Bu, yer ifadesini öne alan bir devrik yapıdır ve are biçimini kendisinden sonraki çoğul özne belirler. Nötr sıra Over 360 joints and about 700 skeletal muscles are inside us şeklindedir. Asıl cümle yere öncelik vererek önce vücudun içindeki ortamı kurar, ardından orada neler bulunduğunu açıklar.
Alıştırma
Bir yerde ne bulunduğunu tanıtmak için yer ifadesini öne alan devrik yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?
- On the shelf is three old maps.
- On the shelf three old maps are.
- On the shelf are three old maps.
Cevabı göster
On the shelf are three old maps.
The body's unique physical structure gives us the ability to stand up straight Kalıp ifadeler
1:03Vücudun benzersiz fiziksel yapısı, yerçekiminin çekimine karşı
gives us the ability to: give + kişi + the ability + to + fiil
give + kişi + the ability + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin kişiye bir eylemi yapma kapasitesi kazandırdığını anlatır. Bu cümlede us bu kapasiteyi kazanan kişileri, to stand up straight ise söz konusu beceriyi belirtir. give fiilinden önceki özne, bu kapasitenin kaynağını gösterir. Bu kalıp; fiziksel yapılar, eğitim, araçlar veya bir eylemi mümkün kılan koşullar için kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef give + person + the ability to kalıbını tamamlayın: Regular practice gives players ____ respond quickly during a match.
Cevabı göster
the ability to
against the pull of gravity: bir kuvvete karşı koymak
Against the pull of gravity ifadesinde against, bir kuvvete “karşı” anlamına gelir. Yer çekimi aşağı doğru çekerken dik durmak, vücudun bu çekime direnmesini gerektirir. Bir hareket veya kuvvet başka bir kuvvet ya da basıncın ters yönünde işlediğinde against bu anlamda kullanılabilir. Burada lean against a wall ifadesindeki gibi fiziksel temas anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir kuvvete karşı” anlamına gelen edatla tamamlayın: The swimmer pushed forward ____ the strong current.
Cevabı göster
against
depends on us moving around: depend on + kişi + -ing yapısı
Depends on us moving around, düzgün dolaşım için hareket etmemiz gerektiği anlamına gelir. depend on ifadesinden sonra us moving around, isim gibi çalışan tek bir -ing yan cümleciğidir: us hareketi yapan kişileri, moving around ise eylemi belirtir. depend on + kişi + -ing kalıbı, kişinin eylemini bir sonucun koşulu hâline getirir. Us moving around bağımsız bir cümle değildir ve odak yalnızca kişilerde değil, yaptıkları eylemdedir.
Alıştırma
Hangi cümle sürücünün zamanında gelmesini programın işlemesi için bir koşul olarak sunar?
- We depend on the driver to arrive on time.
- The schedule depends on the driver arriving on time.
- The driver depends on the schedule staying the same.
Cevabı göster
The schedule depends on the driver arriving on time.
Our nerve cells benefit from movement, Kalıp ifadeler
1:14Sinir hücrelerimiz de hareketten fayda sağlar,
benefit from movement: yararın kaynağını belirtmek
Benefit from + isim veya -ing biçimi, “bir şey sayesinde avantaj elde etmek” anlamına gelir. Bu cümlede yararı alan our nerve cells, yararın kaynağı ise movement sözcüğüdür. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X benefits from Y şeklindedir: yararı alanı benefit sözcüğünden önce, kaynağı ise from sözcüğünden sonra kullanın.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp benefit from ile tamamlayın: Good readers ____ regular practice.
Cevabı göster
benefit from
meaning it molds to our motions: açıklama eklemek
Virgülün ardından gelen meaning + yan cümle, hemen önceki düşüncenin tamamını açıklar. Burada elastic şeklindeki genel özelliği somutlaştırır: cilt, vücudun hareketlerine uyacak biçimde şekil değiştirir. Buradaki meaning, mean fiilinin -ing biçimidir ve “which means” gibi çalışır; isim olan meaning değildir. Tam bir yan cümleyle which means (that) it molds to our motions şeklinde de söylenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki gerçeğin sonucunu açıklamak için virgül + meaning yapısını doğru kullanır?
- The museum closes early today, means we need to leave now.
- The museum closes early today, meaning we need to leave now.
- The museum closes early today, meaning of we need to leave now.
Cevabı göster
The museum closes early today, meaning we need to leave now.
So if every inch of the body is ready and waiting for you to move, Kalıp ifadeler
1:21Vücudunuzun her santimi sizin hareket etmenizi beklemeye hazırken,
ready and waiting for you to move: hazır olup hareket etmeni beklemek
Ready and waiting, tamamen hazır olma anlamını beklenen eylemi beklemeye devam etme anlamıyla birleştirir. Yeniden kullanılabilen kalıplar be ready and waiting for + isim ve be ready and waiting for + kişi + to + fiil şeklindedir. Burada for you to move hem beklenen kişiyi hem de eylemi belirtir. Beden burada kişileştirilmiştir; bilinçli olarak beklemez. Bu ifade, bedenin hareket için fiziksel olarak hazır olduğu anlamına gelir ve tek başına ready demekten daha canlı ve vurguludur.
Alıştırma
“Tamamen hazır ve harekete geçmenizi bekliyor” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The studio is ____ you to begin recording.
Cevabı göster
ready and waiting for
what happens when you just don't?: sonuçlara geçiş yapan soru
Konuşmacı what happens when...? yapısını yönlendirici bir soru olarak kullanır. Bu soru, önceki durumu —bedenin hareket etmeye hazır olmasını— bir sonraki konuya, yani hareket etmemenin sonuçlarına dönüştürür. Dinleyiciden hemen yanıt vermesi beklenmez; yanıtı sonraki açıklama sunacaktır. Önceki yan tümcede move zaten açıkça belirtildiği için don't, don't move yerine geçer. Just, eylemi yapmama şeklindeki basit ve karşıt durumu vurgular; burada “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada what happens when you just don't? sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Move sözcüğünün tanımını sorar.
- Önceki durumdan hareket etmemenin sonuçlarına geçiş yapar.
- Yeni bir konuya geçmeden açıklamayı bitirir.
Cevabı göster
Önceki durumdan hareket etmemenin sonuçlarına geçiş yapar.
Let's start with the backbone of the problem, literally. Notlar
1:28Sorunun kelimenin tam anlamıyla omurgasından başlayalım.
Let's start with ...: ilk konuyu tanıtmak
Let's start with + isim öbeği, bir açıklamada ele alınacak ilk konuyu, öğeyi veya adımı tanıtır; “Önce ... konusuna bakalım” anlamına gelir. Bu cümlede with, başlangıç konusu olarak backbone'u getirir. Let's, dinleyicileri konuşmacının planını izlemeye davet eder. Herkesin bir eylemi birlikte yapacağı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir sunuma başlıyorsunuz ve önce bütçeyi ele almak istiyorsunuz. Hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the budget.
Cevabı göster
Let's start with
backbone of the problem, literally: mecaz ve gerçek anlamlı kelime oyunu
Backbone hem omurga anlamına gelir hem de mecazen bir şeyin temel desteğini veya merkezî yapısını ifade edebilir. Bu cümlede the backbone of the problem ilk başta meselenin merkezî bir kısmını anlatan bir benzetme gibi duyulur. Literally, fiziksel anlamın da geçerli olduğunu belirtir: açıklama gerçekten omurga hakkındadır. Mecaz ve fiziksel anlamların örtüşmesi kelime oyununu oluşturur.
Alıştırma
backbone of the problem, literally ifadesindeki kelime oyununu ne oluşturur?
- Literally, backbone sözcüğünün fiziksel anlamını görmezden gelmemizi söyler.
- Backbone her sorunun gizli nedenini anlatan standart bir terimdir.
- Backbone merkezî bir bölümü düşündürürken aynı zamanda konuşulan gerçek omurgayı belirtir.
Cevabı göster
Backbone merkezî bir bölümü düşündürürken aynı zamanda konuşulan gerçek omurgayı belirtir.
Your spine is a long structure made of bones and the cartilage discs Dilbilgisi
1:31Omurganız kemiklerden ve aralarında bulunan
made of bones and the cartilage discs: bileşenleri anlatma
made of bones and the cartilage discs edilgen ortaç öbeği, a long structure ifadesini niteler. that is made of... yapısının kısaltılmış hâlidir ve yapının nelerden oluştuğunu anlatır. Buradaki made of, bir üretim eylemini değil, malzemeleri veya ayırt edilebilen parçaları anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp noun + made of + material or parts şeklindedir.
Alıştırma
Ayırt edilebilir bileşenleri anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The frame is ____ several metal pieces.
Cevabı göster
made of
that sit between them: bir yerde bulunmak anlamındaki sit
that sit between them ifadesinde sit, oturmak değil, bir yerde bulunmak anlamına gelir. Cansız varlıklar belirli bir yerde durduklarında sit fiilinin öznesi olabilir. that sit between them ilgi cümleciği cartilage discs ifadesini niteler. Them, bones sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla cümlecik disklerin bu kemikler arasındaki yerini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede sits ne anlama gelir? A small café sits across from the station.
- oturur
- konumlanmıştır
- yavaşça hareket eder
Cevabı göster
konumlanmıştır
Joints, muscles, and ligaments that are attached to the bones Kalıp ifadeler
1:37Kemiklere tutunan eklemler, kaslar ve bağlar
are attached to: fiziksel bir bağlantıyı anlatmak
Be attached to + isim, bir şeyin başka bir şeye bağlandığını, sabitlendiğini veya tutturulduğunu belirtir. That are attached to the bones, önündeki joints, muscles, and ligaments ögelerini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu vücut yapısı bağlamında duygusal bağlılığı değil, fiziksel bir bağlantıyı anlatır.
Alıştırma
“Fiziksel olarak bağlı” anlamını vermek için cümleyi be attached to kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety cable ____ the roof.
Cevabı göster
is attached to
hold it all together: parçaları bir bütün olarak bir arada tutmak
Hold + nesne + together, nesnenin parçalarını birbirine bağlı, uyumlu veya tek bir bütün olarak işler durumda tutmak anlamına gelir. All, her parçanın buna dâhil olduğunu vurgular. Burada it, omurgayı ve omurgayla bağlantılı yapıları ifade eder. Dokular destek ve bağlantı sağladığı için hold, bir şeyi elle kavramak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede hold ... together, “bir grubun tek bir bütün olarak işlemesini sağlamak” anlamında kullanılmıştır?
- Her clear plan gave the volunteer group a deadline.
- Her clear plan held the volunteer group together.
- Her clear plan divided the volunteer group into two teams.
Cevabı göster
Her clear plan held the volunteer group together.
A common way of sitting is with a curved back and slumped shoulders, Notlar
1:43Yaygın bir oturma şekli, kavisli bir sırt ve düşük omuzlarla durmaktır,
A common way of sitting is with ...: yaygın bir duruşu anlatmak
A common way of + fiil-ing, bir şeyi yapmanın tipik bir yöntemini, alışkanlığını veya biçimini ifade eder. Burada A common way of sitting, yaygın bir oturma duruşu anlamına gelir. A common way of doing X is with Y kalıbında with + isim öbeği, eyleme veya duruşa eşlik eden bir özelliği açıklar. Burada with, oturmak için kullanılan bir aracı değil, a curved back and slumped shoulders şeklindeki beden duruşunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yaygın bir duruşu anlatmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?
- A common way of standing is with your arms crossed.
- A common way to standing is your arms with crossed.
- A common way of stand is crossing with your arms.
Cevabı göster
A common way of standing is with your arms crossed.
a position that puts uneven pressure on your spine. Kalıp ifadeler
1:47bu omurganıza dengesiz basınç uygulayan bir pozisyondur.
curved back and slumped shoulders: belirli bir duruşu anlatmak
A curved back, sırtın dik olmak yerine eğri veya yuvarlak durması anlamına gelir. Slumped shoulders, omuzların aşağı düşüp çoğu zaman öne doğru kapanması ve duruşun gevşek, desteksiz görünmesi demektir. Bu ifadeler birlikte kötü bir duruşun belirgin bir görüntüsünü verir. Slumped yalnızca düşük anlamına gelmez; bedenin dik tutulmadığını da düşündürür.
Alıştırma
Sırtı yuvarlaklaşmış ve omuzları öne doğru düşmüş bir kişiyi en doğal biçimde hangi ifade anlatır?
- a straight back and squared shoulders
- a low back and tall shoulders
- a curved back and slumped shoulders
Cevabı göster
a curved back and slumped shoulders
puts uneven pressure on your spine: Omurgaya eşit olmayan baskıyı anlatmak
put pressure on, bir şeyin ya da birinin bir kuvvet veya baskı hissetmesine neden olmak demektir. Burada puts uneven pressure on your spine, pozisyonun kuvveti omurgaya eşit olmayan biçimde dağıttığını anlatır; put bir nesneyi yerleştirmek anlamında değildir. Put + sıfat + pressure on + nesne yapısı, baskıyı alan şeyi belirtir. Nesneye göre bu yapı fiziksel kuvveti veya mecazî bir yükü anlatabilir.
Alıştırma
Bir çantanın kişinin omuzlarına eşit olmayan bir kuvvet uyguladığını doğru anlatan cümleyi seçin.
- The heavy bag puts uneven pressure to the shoulders.
- The heavy bag puts uneven pressure on the shoulders.
- The heavy bag puts the shoulders on uneven pressure.
Cevabı göster
The heavy bag puts uneven pressure on the shoulders.
Over time, this causes wear and tear in your spinal discs, Notlar
1:51Zamanla bu, omurga disklerinizde aşınma ve yıpranmaya neden olur,
Over time: Uzun vadeli ve kademeli sonuçları çerçevelemek
Over time, zaman geçtikçe etkilerin yavaş yavaş birikmesi anlamına gelir. Belirli tek bir anı göstermez ve sürecin tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtmez. Bu cümlenin başında kullanıldığında uzun vadeli bir zaman çerçevesi kurar ve ardından yıpranmayı sonuç olarak sunar. Devam eden bir nedeni daha sonra ortaya çıkan bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Bir gelişmenin zaman geçtikçe yavaş yavaş oluştuğunu gösteren ifadeyi seçin: With regular practice, your balance will improve ___.
- In time
- Over time
- On time
Cevabı göster
Over time
wear and tear: kullanımdan kaynaklanan kademeli aşınma
Wear and tear, normal kullanımın, tekrarlanan hareketlerin veya zamanın yol açtığı kademeli hasarı anlatan kalıplaşmış ve sayılamayan bir ifadedir. Burada ani ve tek bir yaralanmayı değil, omurlar arası disklerde biriken hasarı anlatır. Bu ifadede tear, gözyaşıyla değil, yırtılma veya hasarla ilgilidir. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Düzenli kullanımdan kaynaklanan kademeli hasar anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Years of daily use caused ____ on the machine.
Cevabı göster
wear and tear
and puts strain on muscles Kalıp ifadeler
1:57ve sırtınızın kavisli şekline uyum sağlamak için gerilen kaslara
put strain on muscles: kaslara fiziksel yük bindirmek
Put strain on something, bir şeye ağır veya zarar verme ihtimali olan bir yük taşıtmak anlamına gelir. Bu cümlede kavisli duruş bazı kasları gerili tuttuğu için kaslara fiziksel yük bindirir. Kalıp put strain on + isim şeklindedir. Artan talepler kaynakların, sistemlerin veya ilişkilerin sürdürülmesini zorlaştırdığında, bunlar üzerindeki fiziksel olmayan baskıyı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için put strain on ifadesini doğru biçimde kullanın: Carrying a heavy backpack ____ the muscles in your shoulders.
Cevabı göster
puts strain on
to accommodate your back's curved position: bir koşula uyum sağlayacak şekilde ayarlamak
Bu cümlede accommodate, konaklama sağlamak değil, bir koşula uygun hâle gelmek için ayarlama yapmak anlamına gelir. Kaslar, eğri sırtın oluşturduğu konuma uyacak şekilde gerilir. to accommodate... mastar öbeği amaç bildirir: kasların neden gerildiğini açıklar. Bu kullanım, bir ihtiyaç veya koşulu karşılayacak şekilde ayarlanan nesneler, sistemler ve planlar için de geçerlidir.
Alıştırma
Hangi cümlede accommodate, bir şeyi bir ihtiyaç veya koşula uygun hâle getirmek anlamında kullanılmıştır?
- The software can enlarge the text to accommodate users with low vision.
- The hotel can accommodate fifty guests overnight.
- We accommodated at the hotel after midnight.
Cevabı göster
The software can enlarge the text to accommodate users with low vision.
meaning your lungs have less space to expand into when you breathe. Dilbilgisi
2:08yani nefes aldığınızda akciğerlerinizin genişleyeceği daha az alan olur.
This hunched shape: üst bedenin öne doğru büküldüğü bir duruş
Hunched, üst bedenin öne ve içe doğru çekildiği, sırtın yuvarlandığı ve omuzların çoğu zaman yükseldiği ya da öne itildiği bir duruşu anlatır. This hunched shape, hemen önce anlatılan çökmüş ve eğri oturma duruşuna gönderme yapar. Curved gibi genel bir sözcükle karşılaştırıldığında hunched, üst bedenini içe doğru büken bir kişi görüntüsü oluşturur. Duruşun biçimini anlatır, ancak bu duruşun nedenini belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
Omuzları ve sırtının üst kısmı öne doğru bükülmüş hâlde oturan birini en iyi hangi ifade anlatır?
- a bent paper clip
- a hunched posture
- a curved tabletop
Cevabı göster
a hunched posture
less space to expand into: mastar öbeğinde edatı korumak
less space to expand into ifadesinde to expand into mastar öbeği space sözcüğünü niteler; bu alanın ne için olduğunu gösterir. expand fiilinin örtük öznesi the lungs ifadesidir. Temel ilişki expand into a space biçimindedir. space mastardan önce geldiğinde into sonda kalır, çünkü expand ile o alan arasındaki bağı hâlâ kurar. Burada into, kullanılabilir alanın içinde genişlemeyi anlatır; gereksiz bir sözcük değildir.
Alıştırma
Toprağın, köklerin içine doğru yayılabileceği alan olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The roots need more soil to spread onto.
- The roots need to spread more soil into.
- The roots need more soil to spread into.
Cevabı göster
The roots need more soil to spread into.
That's a problem because it temporarily limits the amount of oxygen Anlatım akışı
2:13Bu bir sorundur çünkü akciğerlerinizi dolduran ve kanınıza süzülen oksijen miktarını
That's a problem because...: sorunu belirtip nedenini açıklamak
That's, az önce açıklanan duruma gönderme yapar: kambur duruş akciğerler için daha az yer bırakır. A problem bu durumu önemli ve kaygı verici olarak değerlendirir; because ise bu değerlendirmenin nedenini sunar. Bu kalıp bilgiyi durum, değerlendirme ve neden sırasıyla düzenler. Bir olgudan onun zararlı veya önemli sonucunun açıklamasına geçmeyi sağlar; böylece neden, ilgisiz yeni bir bilgi gibi sunulmaz.
Alıştırma
Açıklamayı tam olarak "That's a problem because" kalıbıyla tamamlayın: The school gate opens onto a busy road. ____ drivers may not see children stepping out.
Cevabı göster
That's a problem because
filters into your blood: kana yavaşça girmek
Bu cümlede filters into your blood, “kanına yavaşça girer” anlamına gelir. Özne oxygen’dır: oksijen akciğerlerden kan dolaşımına geçer ve into, varış yerini gösterir. Burada filter into, bir maddenin bir yere veya ortama yavaş yavaş geçmesini anlatır; bir filtrenin bir şeyi ayıklaması anlamına gelmez. Aynı yapı haberlerin, ışığın veya sesin bir gruba ya da alana yavaşça ulaşmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Bir şeyin bir yere yavaş yavaş ulaştığını anlatmak için filter into kullanılan cümle hangisidir?
- News of the decision slowly filtered into the community.
- The announcement left the community all at once.
- The air filter removed the dust from the room.
Cevabı göster
News of the decision slowly filtered into the community.
Around the skeleton are the muscles, nerves, arteries, and veins Dilbilgisi
2:21İskeletin etrafında vücudun yumuşak doku katmanlarını oluşturan
Around the skeleton are the muscles, nerves, arteries, and veins: yer bildiren devrik yapı
Around the skeleton cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Gerçek özne be fiilinden sonra gelir: the muscles, nerves, arteries, and veins. Bu özne çoğul olduğu için fiil are olur. Bu yer bildiren devrik yapı önce mekânı sunar, sonra orada bulunan şeyleri tanıtır. Tarafsız normal sıra The muscles, nerves, arteries, and veins are around the skeleton şeklindedir. Ardından gelen that cümleciği bu yapıların ne oluşturduğunu açıklar.
Alıştırma
Hedef cümledekiyle aynı yer bildiren devrik yapıyı kullanan cümle hangisidir?
- At the center of the room is a large table covered with maps.
- At the center of the room, people are walking.
- The large table is at the center of the room.
Cevabı göster
At the center of the room is a large table covered with maps.
soft tissue layers: iskeleti çevreleyen yumuşak doku katmanları
Bu cümlede soft tissue layers, iskeletin çevresindeki kemik olmayan vücut dokusu katmanlarını ifade eder; kaslar, sinirler, atardamarlar ve toplardamarlar buna dahildir. Burada soft, iskeletle karşıtlık kuran anatomik bir kategoriyi belirtir; yalnızca dokunun dokunulduğunda nasıl hissedildiğini anlatmaz. Layers adı, bu dokuları tek bir malzeme olarak değil, iskeletin çevresinde katmanlar hâlinde düzenlenmiş yapılar olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede soft tissue layers ne anlama gelir?
- İskeletin çevresindeki kasların, sinirlerin ve kan damarlarının oluşturduğu doku katmanları
- Kemiklerin yüzeyindeki yumuşak alanlar
- Yalnızca derinin en dış katmanı
Cevabı göster
İskeletin çevresindeki kasların, sinirlerin ve kan damarlarının oluşturduğu doku katmanları
and these more delicate tissues really feel the brunt. Deyimler
2:33ve bu daha hassas dokular darbeyi asıl hissedenlerdir.
The very act of sitting: eylemin kendisini vurgulamak
The very act of sitting ifadesinde very, act adının hemen önüne gelir ve oturma eyleminin tek başına sonucu doğurmaya yettiğini vurgular. Anlamı ‘oturma eyleminin kendisi’ ya da ‘sadece oturmak’tır; oturmanın derecesini anlatmaz. Başka durumlara da uygulanabilen the very act of + -ing kalıbı, dikkati eylemin kendisine çeker ve onu sonraki sonucun doğrudan nedeni ya da tetikleyicisi olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede very, sonuca eylemin kendisinin neden olduğunu anlatır?
- Opening the door was very quiet.
- The baby was very sleepy before the door opened.
- The very act of opening the door woke the baby.
Cevabı göster
The very act of opening the door woke the baby.
squashes, pressurizes, and compresses: paralel fiillerle biriken güç
Üç fiil, aynı özneye, yani The very act of sitting ifadesine bağlı eş görevli yüklemlerdir. Squashes yassılaşma veya şekil bozulmasını, pressurizes basınç uygulanmasını ya da basıncın artmasını, compresses ise dokunun daha az yer kaplayacak şekilde sıkıştırılmasını öne çıkarır. Anlamları örtüşür, ancak bu liste boş bir tekrar değildir ve katı bir olay sırası anlatmaz. Üçlü ritim fiziksel ayrıntıları üst üste ekler ve basıncı daha güçlü ve doğrudan hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede üç fiilin birden kullanılmasının temel etkisi nedir?
- Fiziksel ayrıntılardan kaçınarak anlatımı daha az canlı hâle getirirler.
- Basıncın birbiriyle bağlantılı yönlerini sunar ve ritmik bir güç oluştururlar.
- Birbiriyle ilgisiz üç eylemi tam gerçekleşme sırasıyla sunarlar.
Cevabı göster
Basıncın birbiriyle bağlantılı yönlerini sunar ve ritmik bir güç oluştururlar.
feel the brunt: en güçlü etkiyi yaşamak
Feel the brunt, zararlı bir güç veya etkinin en doğrudan ya da en şiddetli kısmını yaşamak demektir. Brunt bir vücut bölümü değil, darbenin ana gücüdür. Burada hassas dokular, basıncın en güçlü etkisini yaşayan yapılar olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp feel the brunt of + neden veya olay biçimindedir. Buradaki gibi neden bağlamdan zaten anlaşılıyorsa of ile başlayan bölüm atılabilir.
Alıştırma
Cümleyi feel the brunt ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the factory closed, nearby shops ____ of the economic impact.
Cevabı göster
felt the brunt
Have you ever experienced numbness and swelling in your limbs when you sit? Notlar
2:36Oturduğunuzda uzuvlarınızda hiç uyuşma ve şişkinlik yaşadınız mı?
Have you ever experienced ...?: bugüne kadarki deneyimleri sormak
Have you ever experienced ...? karşıdaki kişinin geçmişten bugüne herhangi bir zamanda bir şey yaşayıp yaşamadığını sorar. Have + özne + ever + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect yapısını kullanır; burada experienced geçmiş zaman ortacıdır ve ardından bir deneyim, his veya belirti gelir. Ever, “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Bu nedenle soru geçmişteki belirli bir olayı göstermez. Tam olarak ne zaman olduğunun önemli olmadığı durumlarda bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için Have, you, ever ve experience fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ motion sickness while traveling?
Cevabı göster
Have you ever experienced
numbness and swelling: iki farklı belirti
Numbness, vücudun bir bölümündeki hissin azalması veya tamamen kaybolmasıdır. Swelling ise genellikle sıvı birikmesi nedeniyle bir bölgenin büyümesi veya şişmesidir. Cümlede and, uzuvları etkileyebilecek iki ayrı belirtiyi birbirine bağlar. İki kelime de isimdir; bu nedenle experience, notice, cause veya reduce gibi fiillerden sonra gelebilir. Hiçbiri ağrı anlamına gelmez: numbness hisle, swelling ise fiziksel büyümeyle ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi “his kaybı” ve “boyut artışı” anlamına gelen iki belirti ismiyle tamamlayın: After the long flight, he noticed ____ in his feet.
Cevabı göster
numbness and swelling
your nerves, arteries, and veins can become blocked, Dilbilgisi
2:43sinirleriniz, arterleriniz ve damarlarınız tıkanabilir,
In areas that are the most compressed: sonuçtan önce kapsamı belirlemek
In areas that are the most compressed, cümlenin başında kullanılan bir edat öbeğidir. Burada areas vücudun bölümlerini ifade eder; that are the most compressed ise hangi bölümlerin kastedildiğini, yani en fazla basınca maruz kalanları belirleyen bir ilgi tümcesidir. Bu öbeği başa koymak, ana cümle sonucu vermeden önce ifadenin geçerli olduğu kapsamı belirler. Bu düzen açıklamalarda kullanışlıdır: Belirli bir koşulu taşıyan bölgelerde belirli bir sonuç ortaya çıkabilir.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir alanı belirleyip ardından sonucu bildirmek için aynı yapıyı kullanıyor?
- Mold can grow quickly, and some rooms receive little sunlight.
- Rooms receive little sunlight that mold can grow quickly.
- In rooms that receive little sunlight, mold can grow quickly.
Cevabı göster
In rooms that receive little sunlight, mold can grow quickly.
can become blocked: olası bir durum değişikliği
Can become blocked, bir şeyin açık veya çalışır durumdan tıkanmış duruma geçebileceğini ifade eder. Can olasılığı belirtir, become değişimi ortaya koyar ve blocked değişim sonucundaki durumu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapı, tıkanmaya kimin veya neyin yol açtığına değil, değişime ve sonucuna odaklanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp can become + geçmiş zaman ortacıdır; can become damaged ve can become disconnected buna örnektir.
Alıştırma
Durum değişimini göstermek için become + blocked kullanın: Without regular cleaning, the filter can ____.
Cevabı göster
become blocked
which limits nerve signaling, causing the numbness, Dilbilgisi
2:46bu da sinir sinyallerini sınırlayarak uyuşmaya,
which limits nerve signaling: önceki durumun tamamının sonucu
“..., which limits nerve signaling,” ifadesinde which, önceki durumun tamamına, yani sinirlerin, atardamarların ve toplardamarların tıkanmasına gönderme yapar. Yalnızca en yakın isim olan veins sözcüğünü karşılamaz. Virgülden sonra gelen which + fiil yapısı, önceki cümlenin tamamının sonucunu ekleyebilir. Burada neden-sonuç zincirini sürdürür: tıkanma → sinir sinyallerinin sınırlanması → uyuşma.
Alıştırma
Hangi cümlede virgül + which yapısı, önceki durumun tamamının sonucunu göstermek için kullanılmıştır?
- The road was closed, which delayed the delivery.
- The road that was closed needed repairs.
- The driver knew which road was closed.
Cevabı göster
The road was closed, which delayed the delivery.
blood flow: kanın bir bölgede hareket etmesi
Blood flow, kanın vücutta veya belirli bir bölgede hareket etmesi anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bu cümlede flow bir isimdir ve blood onu niteler; öbeğin tamamı reduces fiilinin nesnesidir. Sağlık konularında reduce blood flow, improve blood flow ve restrict blood flow sık kullanılan birleşimlerdir. Kanın bir bölgede ne kadar rahat veya ne miktarda hareket ettiğine odaklanmak için blood flow kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, flow ile biten ve kanın hareketi anlamına gelen iki sözcüklü isim öbeğiyle tamamlayın: Regular movement can improve ____ to your legs.
Cevabı göster
blood flow
a special enzyme in the walls of blood capillaries
3:00bu kılcal kan damarlarının duvarlarında bulunan
that breaks down fats in the blood. Öbek fiiller
3:04ve kandaki yağları parçalayan özel bir enzimdir.
Cümlenin öznesi olarak Sitting for long periods
Sitting for long periods bir etkinliğe ad veren -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı deactivates fiilinin öznesidir; bu nedenle sitting burada oturma eylemini ifade eder ve şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Bir eylemi cümlenin konusu yapmak için -ing ile biten bir fiil, onu tamamlayan bilgilerle birlikte kullanılabilir. Tek bir etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığında öbek, burada deactivates örneğinde olduğu gibi genellikle tekil bir fiil alır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing öbeği genel bir ifadenin öznesi olarak doğru kullanılmıştır?
- Working without breaks increases fatigue.
- Work without breaks are increasing fatigue.
- Working without breaks increase fatigue.
Cevabı göster
Working without breaks increases fatigue.
lipoprotein lipase: Açıklayıcı ad öbeğiyle bir terimi anlama
Lipoprotein lipase bir enzimin teknik adıdır. Virgülden sonra gelen a special enzyme ad öbeği, İngilizcede appositive denilen açıklayıcı bir yapıdır: yabancı terimi daha basit sözlerle yeniden adlandırır. Bu ad öbeğinin geri kalanı enzimin nerede bulunduğunu ve ne yaptığını anlatır: enzim kan kılcallarının duvarlarındadır ve kandaki yağları parçalar. Bilimsel bir metinde yeni bir terimden sonra virgül ve daha açık bir ad öbeği olup olmadığına bakın; bu yapı çoğu zaman bütün teknik ayrıntıları öğrenmeden yeterli anlamı verir.
Alıştırma
Cümlede lipoprotein lipase teriminin ne olduğunu doğrudan hangi öbek açıklar?
- a special enzyme
- for long periods
- in the walls of blood capillaries
Cevabı göster
a special enzyme
breaks down fats: break down ile 'parçalamak' anlamı
breaks down fats ifadesinde break down, bir maddeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Tek bir anlam birimi olarak okunur; bir şeyi fiziksel olarak kırıp aşağı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez. Burada fats nesnedir. Nesne öbek fiilden sonra ya da iki parçasının arasında olabilir: break down fats ve break fats down. Zamir kullanıldığında nesne araya gelmelidir: break them down. Geniş zamanda this enzyme gibi tekil bir özneyle break, breaks olur.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This enzyme ____ starch into smaller sugars.
Cevabı göster
breaks down
you're not burning fat nearly as well as when you move around. Dilbilgisi
3:08hareket ettiğiniz zamanki kadar iyi yağ yakamazsınız.
not ... nearly as well as ...: güçlü bir olumsuz karşılaştırma
Not ... nearly as well as ... güçlü bir olumsuz karşılaştırmadır. İlk eylemin ikinci eyleme göre çok daha az başarılı veya etkili olduğunu belirtir. Bu cümlede otururken yağ yakma, hareket ederken olduğu kadar etkili olmaya yaklaşamaz. Nearly, not nearly as well as olumsuz kalıbının içinde kullanılır. Burada “neredeyse aynı derecede iyi” anlamına gelmez. Well, eylemin ne kadar etkili yapıldığını belirtir; as sonrasındaki yan cümle ise karşılaştırılan diğer durumu verir.
Alıştırma
Hangi cümle eski dizüstü bilgisayarın yenisine göre çok daha etkisiz çalıştığını belirtir?
- My old laptop runs almost as well as the new one.
- My old laptop doesn't run nearly as well as the new one.
- My old laptop doesn't run as often as the new one.
Cevabı göster
My old laptop doesn't run nearly as well as the new one.
What effect does all of this stasis have on the brain? Notlar
3:12Tüm bu durgunluğun beyin üzerinde ne gibi etkileri vardır?
What effect does ... have on ...?: etkiyi sormak ve etki analizine geçmek
What effect does X have on Y? kalıbı, X’in Y’yi nasıl değiştirdiğini veya etkilediğini sorar. X has an effect on Y cümlesinden gelir: soru cümlesinde what effect başa geçer, does soru yapısını kurar ve have yalın hâlde kalır. Bu soru, bir açıklama veya sunumda bilgileri düzenlemeye de yarar. Biraz önce ele alınan nedeni X olarak özetleyip dikkati bir sonraki inceleme konusu olan Y’ye yöneltebilir; burada konu, bedensel hareketsizlikten beyne geçer.
Alıştırma
What effect does ... have on ... kalıbını tamamlayın: What effect does lack of sleep ____ memory?
Cevabı göster
have on
stasis: hareketin veya değişimin çok az olduğu resmî bir durum
Stasis, hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum anlamına gelir. all of this stasis ifadesinde bu isim, daha önce anlatılan uzun süre hareketsiz oturma durumunu tek bir genel koşul olarak özetler. Belirli bir oturma biçiminin adı değildir. Hareketsizliği veya durmuş hareketi anlatan resmî ve soyut bir ifadedir; bu nedenle bilimsel, tıbbi ve analitik bağlamlarda yaygındır.
Alıştırma
“What effect does all of this stasis have on the brain?” sorusundaki stasis ne anlama gelir?
- ani ve hızlı bir hareketlilik patlaması
- hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum
- belirli bir oturma biçimi
Cevabı göster
hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum
Most of the time, you probably sit down to use your brain,
3:16Çoğu zaman, beyninizi kullanmak için muhtemelen oturursunuz,
but ironically, lengthy periods of sitting actually run counter to this goal. Notlar
3:19ama ironik bir şekilde, uzun süre oturmak aslında bu amaca ters düşer.
but ironically: beklentinin tersine döndüğünü belirtmek
but, bilgiyi oturma nedeninden bu nedenle çelişen bir sonuca yönlendirir. ironically ise sonucu nasıl yorumlamanız gerektiğini gösterir: Sonuç, önceki amacın normalde düşündüreceği beklentinin tersidir. ironically sıradan bir karşıtlık bağlacından farklı olarak, konuşanın bu uyuşmazlığı çarpıcı bulduğu değerlendirmesini de ekler. Bu sözcüğü gördüğünüzde, sonraki ifadenin hangi beklentiyi veya amacı tersine çevirdiğini önceki bölümde arayın.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki amacı tersine çeviren bir sonucu but ironically ile sunuyor?
- The town opened a new road to shorten trips, and travel times fell as expected.
- The town opened a new road to shorten trips, but ironically, average travel times increased.
- The town opened a new road after months of construction.
Cevabı göster
The town opened a new road to shorten trips, but ironically, average travel times increased.
run counter to this goal: bir hedefle çelişmek
run counter to this goal, “bu hedefle çelişmek” veya “hedefe ulaşılmasını engellemek” anlamına gelir. run counter to kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki run fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp run counter to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu cümlede lengthy periods of sitting öznedir ve zihni kullanma amacına ters düşen bir davranış olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi run counter to ifadesiyle tamamlayın. Yalnızca dil bilgisi gerektiriyorsa biçimini değiştirin: Cutting the training budget would ____ our goal of improving safety.
Cevabı göster
run counter to
Being stationary reduces blood flow and the amount of oxygen Dilbilgisi
3:24Hareketsiz kalmak kan akışını ve akciğerleriniz yoluyla
entering your bloodstream through your lungs.
3:28kan dolaşımınıza giren oksijen miktarını azaltır.
Being stationary ifadesinin özne olması
Being stationary, hareket etmeden bir durumda bulunmak anlamına gelir. Burada Being + sıfat, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir -ing yan cümlesi oluşturur. Bu yapı, bir durumu tek bir fikir olarak ele alıp ardından etkisini anlatmayı sağlar. Öznenin tamamı tek bir durumu ifade ettiği için fiil tekil biçimde kullanılır: Being stationary reduces ... denir, reduce ... denmez.
Alıştırma
Hareketsiz bir durumu anlatmak için Being + sıfat yapısını özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- Be stationary for hours can make your legs stiff.
- Being stationery for hours can make your legs stiff.
- Being stationary for hours can make your legs stiff.
Cevabı göster
Being stationary for hours can make your legs stiff.
Your brain requires both of those things to remain alert, Kalıp ifadeler
3:30Beyniniz zinde kalmak için her ikisine de ihtiyaç duyar,
remain alert: remain + sıfat
Remain alert, uyanık ve dikkatli olmaya, ayrıca olup biteni fark etmeye hazır kalmaya devam etmek anlamına gelir. Remain bir bağ fiilidir; bu nedenle alert, devam eden bir durumu tanımlayan sıfattır. Bu cümlede to remain alert, beynin kan akışı ve oksijen yardımıyla sürdürmesi gereken durumu açıklar. Kalıp remain + sıfat şeklindedir ve iki sözcüğün arasına be gelmez.
Alıştırma
Sürücülerin dikkatli kalmaya devam etmesi gerektiğini doğru ifade eden cümle hangisidir?
- Drivers must remain alertness on long journeys.
- Drivers must remain to alert on long journeys.
- Drivers must remain alert on long journeys.
Cevabı göster
Drivers must remain alert on long journeys.
most likely dip: gerçekleşmesi olası bir düşüş
Bu cümlede dip, “azalmak” veya “daha düşük bir seviyeye inmek” anlamındadır. Özne concentration levels olduğu için bir miktar ya da derece değişimini anlatır; bir şeyi kısa süreliğine sıvıya batırma eylemini anlatmaz. Most likely, olasılığın yüksek olduğunu belirtir: konuşan kişi düşüşün gerçekleşmesini bekler ama bunun kesin olduğunu söylemez. Dip çoğu zaman fark edilir fakat sınırlı ya da geçici bir düşüşü düşündürür; ancak kesin miktarı ve süresi bağlama bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede dip, bir kişinin seviyesindeki veya durumundaki azalmayı anlatır?
- Energy levels may dip after a large lunch.
- She dipped the brush into the paint.
- The trail dips into the valley before climbing again.
Cevabı göster
Energy levels may dip after a large lunch.
as your brain activity slows: eş zamanlı değişim ile nedeni bağlamak
Burada as bir bağlaçtır ve ardından your brain activity slows yan cümlesi gelir. Bu değişimi dip ile ilişkilendirir ve iki değişimi birlikte ilerleyen süreçler olarak sunar: beyin faaliyeti yavaşlarken konsantrasyon azalır. Bu bağlamda ilişki bir nedeni de düşündürür; ancak as, nedeni because kadar doğrudan belirtmek yerine eşlik eden değişime odaklanır. Burada “rolünde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Attendance dropped as the weather worsened. Burada as en doğal olarak hangi ilişkiyi ifade eder?
- Düşüş, havada herhangi bir değişiklik olmadan önce gerçekleşti.
- Havanın kötüleşmesi düşüşle aynı anda gerçekleşti ve düşüşü açıklamaya yardımcı olabilir.
- Katılım, hava durumunun rolünü üstleniyordu.
Cevabı göster
Havanın kötüleşmesi düşüşle aynı anda gerçekleşti ve düşüşü açıklamaya yardımcı olabilir.
the ill effects of being seated don't only exist in the short term. Notlar
3:41oturmanın kötü etkileri yalnızca kısa vadede var olmaz.
ill effects: zararlı sonuçları anlatan resmî bir ifade
ill effects, “zararlı veya olumsuz sonuçlar” anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada ill, effects sözcüğünü niteler ve “zararlı” anlamına gelir; hasta bir kişiyi anlatmaz. Cümlede bu ifade, oturur durumda kalmanın olumsuz sonuçlarını adlandırır. ill effects of X yapısı, zarara neyin yol açtığını belirtmek için başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Rapor bir tedavinin amaçlanmayan ikincil etkilerini değil, geniş anlamdaki zararlı sonuçları anlatıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The study examines ____ of air pollution.
- the side effects
- the ill effects
- the symptoms
Cevabı göster
the ill effects
in the short term: yakın geleceğe ait zaman ölçeğini belirlemek
in the short term, “yakın gelecekte” veya “yakın gelecek dikkate alındığında” anlamına gelir. Bir ifadenin zaman ölçeğini belirler; burada term, bir sözcük ya da teknik terim değil, “süre” anlamındadır. don't only exist in the short term ifadesindeki don't only, “yalnızca bununla sınırlı değildir” demektir. Bu nedenle zararlı etkiler yalnızca yakın gelecekte görülmez; uzun vadede de sürebilir veya ortaya çıkabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin ne kadar sürdüğünü söylemek yerine sonucu yakın geleceğe ait bir zaman ölçeğinde değerlendirir?
- The plan will reduce costs in the short term.
- The discount is available for a short time.
- The manual explains a technical term.
Cevabı göster
The plan will reduce costs in the short term.
Recent studies have found that sitting for long periods Anlatım akışı
3:45Son araştırmalar uzun süre oturmanın
is linked with some types of cancers and heart disease, Kalıp ifadeler
3:48bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarıyla bağlantılı olduğunu
is linked with: İlişki, doğrudan nedensellik değil
Be linked with, “bir şeyle bağlantılı olmak” anlamına gelir. Burada edilgen A is linked with B kalıbı, uzun süre oturmak ile belirli hastalıklar arasında gözlemlenen bir ilişkiyi aktarır. Bu ifade tek başına A'nın B'ye doğrudan neden olduğunu, A'nın tek neden olduğunu veya ilişkinin nasıl işlediğini kanıtlamaz. Bu nedenle kanıtlar korelasyon gösterdiğinde ancak doğrudan nedensellik henüz belirlenmediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Bir raporda “X is linked with Y” deniyorsa X'in Y'ye doğrudan neden olduğu kanıtlanmıştır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Recent studies have found that...: Araştırma kanıtı sunmak
Recent studies have found that... bir sonucu araştırma kanıtı olarak sunan bir aktarım kalıbıdır. Recent studies bilgi kaynağını belirtir, that ile başlayan yan cümle ise araştırmaların vardığı sonucu açıklar. Böylece iddia, konuşanın kişisel görüşü değil araştırmaya dayalı bir bilgi olarak sunulur. Have found, present perfect yapısındadır. Bulguyu şu ana kadar ulaşılmış ve mevcut tartışma açısından hâlâ önemli olan bir sonuç olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin present perfect biçimi ve yan cümle belirteci that ile tamamlayın: Recent studies ____ regular sleep supports memory.
Cevabı göster
have found that
can contribute to: olası kısmi nedeni belirtmek
can contribute to, “-e katkıda bulunabilir” ya da “bir sonuca yol açan etkenlerden biri olabilir” anlamına gelir. can olasılığı belirtir; contribute to ise bu etkenin nedenler zincirinin bir parçası olduğunu, tek neden olmadığını gösterir. Yapı can + fiilin yalın hâli contribute + edat to şeklindedir; to’dan sonra isim veya gerund gelir. Bu cümlede to’dan sonra sağlık sorunları listelenir.
Alıştırma
Birden fazla etkenin strese katkıda bulunabileceğini anlatmak için dersin hedef ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Several factors can ____ stress.
Cevabı göster
contribute to
In fact, researchers have worked out that worldwide, Öbek fiiller
3:57Hatta araştırmacılar, hareketsizliğin dünya çapında
inactivity causes about 9% of premature deaths a year. Kelime
4:01yılda yaklaşık %9 oranında erken ölüme neden olduğunu hesaplamışlardır.
have worked out that ...: akıl yürüterek sonuca ulaşmak
have worked out that, bir sonuca ulaşmak için hesaplama veya akıl yürütme yapmak anlamına gelir. Araştırmacılar kanıtları ve analizleri kullanarak that cümleciğinde belirtilen sonuca ulaşmıştır; burada egzersiz yaptıkları anlatılmaz. have worked out, work out fiilinin present perfect biçimidir: have + past participle worked out. Önceden yapılan akıl yürütme sürecini, artık ortaya konmuş veya hâlâ geçerli olan bir sonuca bağlar.
Alıştırma
worked out that hangi cümlede bilgileri karşılaştırarak bir sonuca ulaşmak anlamında kullanılmıştır?
- They found out that the blue laptop was cheaper.
- They worked out at the gym before breakfast.
- After comparing the prices, they worked out that the blue laptop was cheaper.
Cevabı göster
After comparing the prices, they worked out that the blue laptop was cheaper.
premature deaths: beklenenden erken ölümler
Premature deaths, normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler demektir. Bu cümlede çoğul ifade, yıllık bir istatistikte sayılabilen bir halk sağlığı sonucunu adlandırır. Premature, insanların olgunluğunu veya yaş grubunu değil, ölümlerin ne zaman gerçekleştiğini anlatır. Tekil biçim a premature death şeklindedir.
Alıştırma
Bir halk sağlığı raporunda premature deaths ne anlama gelir?
- Normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler
- Henüz resmî olarak doğrulanmamış ölümler
- Olgunlaşmamış şekilde davranan kişilerin ölümleri
Cevabı göster
Normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler
So what seems like such a harmless habit Anlatım akışı
4:08Dolayısıyla bu kadar zararsız gibi görünen bir alışkanlık
what seems like ... actually ...: görünüş ile gerçek arasındaki karşıtlık
What seems like such a harmless habit ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Önce bir görünüş sunar: alışkanlık zararsız görünür, ancak seems like onun gerçekten zararsız olduğunu söylemez. Actually, ardından gelen beklenmedik gerçeği sunar: alışkanlık sağlığı etkileyebilir. What seems like ... actually ... kalıbı önce bir beklenti oluşturup sonra onu tersine çevirerek bilgiyi düzenler ve şaşırtıcı sonucu öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümle görünüş ile gerçek arasındaki aynı karşıtlık kalıbını kullanır?
- The project seemed to be delayed after the team changed the schedule.
- What seems like a small delay can actually affect the entire project.
- A small delay affected the entire project, so the team changed the schedule.
Cevabı göster
What seems like a small delay can actually affect the entire project.
the solutions to this mounting threat are simple and intuitive. Kelime
4:15giderek büyüyen bu tehdide karşı çözümler basit ve anlaşılırdır.
mounting threat: giderek ciddileşen bir tehdit
mounting threat ifadesindeki mounting, boyut, ciddiyet veya aciliyet bakımından artmak anlamına gelir. Burada bir şeyi fiziksel olarak sabitleme ya da monte etme eylemini değil, daha ciddi hâle gelen bir tehlikeyi anlatır. Bu ifade, tehlikenin kötüleşmeye devam ettiğini göstererek kaygı ve aciliyet duygusunu güçlendirir.
Alıştırma
Giderek daha ciddi hâle gelen bir tehlike anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: As summers grow hotter and drier, wildfires are a ____ to nearby towns.
Cevabı göster
mounting threat
try switching the slouch for a straighter spine. Kalıp ifadeler
4:21kambur duruş yerine omurganızı daha dik tutmaya çalışın.
have no choice but to + fiilin yalın hâli
Have no choice but to + fiilin yalın hâli, koşulların uygulanabilir tek bir eylem bıraktığı anlamına gelir. Bu cümlede oturmak bir tercih değil, zorunluluktur. Burada but, «-den başka» anlamındadır; bu nedenle standart yapı have no choice but to sit şeklindedir. she had no choice but to leave örneğinde olduğu gibi özne ve zaman değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi have no choice but to yapısıyla tamamlayın: Because the airport was closed, we had ____ stay overnight.
Cevabı göster
no choice but to
switch X for Y: X'in yerine Y'yi koymak
switch X for Y yapısında X, vazgeçilen eski şey ya da alışkanlıktır; Y ise onun yerine gelen yeni seçimdir. Burada the slouch bırakılacak kambur duruşu, a straighter spine ise denenecek yeni duruşu anlatır. try fiilinden sonra, denenen eylemi adlandırmak için -ing biçimi switching gelir. Buradaki for, yeni seçeneği gösterir; “... nedeniyle” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi switch X for Y yapısıyla tamamlayın: To save money, try switching takeout meals ____ home-cooked lunches.
Cevabı göster
for
be bound to your seat: kesinlik değil, kısıtlanma
Bound, bind fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. be bound to your seat ifadesinde to'dan sonra your seat ad öbeği gelir; bu nedenle bir yere bağlanma veya o yerde kalmaya zorlanma görüntüsü oluşur. Bu cümlede anlam mecazidir: kişiyi oturmaya zorlayan şey gerçek ipler değil, koşullardır. Bu kullanım, bir şeyin gerçekleşmesinin çok olası veya kesin olduğunu belirten be bound to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır. to'dan sonraki biçim anlamı gösterir: ad veya yer bağlantı ya da kısıtlanma, fiilin yalın hâli ise beklenen kesinlik anlamını verir.
Alıştırma
"Back-to-back meetings left Noah bound to his desk until noon," cümlesinde bound to ne anlama gelir?
- Noah masayı başka bir şeye bağladı.
- Noah'ın bir masa satın alacağı kesindi.
- Toplantılar Noah'ı masasından ayrılamaz hâlde tuttu.
Cevabı göster
Toplantılar Noah'ı masasından ayrılamaz hâlde tuttu.
aim to move around: hareket etmeyi bir eylem hedefi yapmak
aim to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi hedef hâline getirmek ve o hedef için çaba göstermeyi amaçlamak demektir. Burada aim to move around, “konum değiştirmek veya daha fazla yürümek için çaba göstermek” anlamındadır; “bir hedefe nişan almak” anlamında değildir. Aim to... emir yapısında kullanıldığında, konuşan kişi tavsiyeyi uygulanabilir bir hedefe dönüştürür. Aim niyet ve yön belirtir, ancak hedefin kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.
Alıştırma
Tavsiyeyi bu dersteki hedef belirten ifadeyle tamamlayın: During long study sessions, ____ stand up and stretch once an hour.
Cevabı göster
aim to
perhaps by setting a reminder to yourself to get up every half hour. Kalıp ifadeler
4:30belki de her yarım saatte bir kalkmak için kendinize bir hatırlatıcı ayarlayabilirsiniz.
by setting a reminder to yourself to get up: bir yöntemi açıklamak
by + -ing, önceki öneriyi uygulamak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by setting..., “Nasıl daha fazla hareket edebilirsin?” sorusuna cevap verir. İfadenin içinde set a reminder bir uyarı oluşturmak demektir. to yourself hatırlatıcının kimin için olduğunu, to get up ise hatırlatıcının hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir. Bu nedenle iki to ifadesinin görevleri farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın formu öğlen göndermek için kendisine bir uyarı oluşturduğunu söyler?
- Maya sent her coworker a reminder to send the form at noon.
- Maya set a reminder to herself to send the form at noon.
- Maya remembered that the form had already been sent at noon.
Cevabı göster
Maya set a reminder to herself to send the form at noon.
But mostly, just appreciate that bodies are built for motion, Anlatım akışı
4:35Ama en çok da bedenlerin hareketsizlik için değil,
built for motion, not for stillness: açık bir amaç karşıtlığı
Bu cümlede be built for, “bir şeye doğal olarak uygun olmak” ya da “bir amaç için tasarlanmış olmak” demektir. Burada mecazi anlamdadır: bedenler harekete uygundur; birinin onları bu amaçla kelimenin tam anlamıyla ürettiği söylenmez. Birbirine paralel for motion ve not for stillness ifadeleri olumlu ve olumsuz bir karşıtlık kurar. İkinci ifadede tekrar edilecek bodies are built kısmı çıkarılmıştır; tam düşünce “bodies are built for motion, but bodies are not built for stillness” şeklindedir. Kısa X, not Y kalıbı sonucu daha güçlü kılar.
Alıştırma
Cümleyi be built for X, not for Y kalıbındaki karşıtlık sözleriyle tamamlayın: This lightweight tent is built for weekend camping, ____ winter expeditions.
Cevabı göster
not for
why not stand up and stretch right now? Ton ve niyet
4:43neden hemen şimdi ayağa kalkıp gerinmiyorsunuz?
since the video's almost over: neden bildiren since
Burada since, “çünkü” ya da “-dığına göre” anlamına gelir. since the video's almost over yan cümlesi, ardından gelen önerinin nedenini verir: şimdi ayağa kalkıp esnemek için uygun bir zamandır. Bu, neden bildiren since kullanımıdır; “geçmişteki bir başlangıç noktasından beri” anlamındaki zamansal since değildir. Yan cümle, bir kararı destekleyen mevcut bir gerçeği anlatır; devam eden bir durumun ne zaman başladığını belirtmez.
Alıştırma
“Since the store is closing soon, let's pay now,” cümlesinde since ne işe yarar?
- Mağazanın sürekli kapanmakta olduğu anlamına gelir.
- Şimdi ödeme yapmanın nedenini belirtir.
- Devam eden bir etkinliğin ne zaman başladığını gösterir.
Cevabı göster
Şimdi ödeme yapmanın nedenini belirtir.
why not stand up and stretch: samimi bir öneri yapmak
Why not + fiilin yalın hâli, samimi bir öneri yapmak için kullanılan yaygın bir yapıdır. Burada why not stand up and stretch, izleyiciyi harekete geçmeye davet eder; bunu yapmamasının nedenini gerçekten soran bir soru değildir. stand up ve stretch eylemleri and ile bağlanmıştır. İkisi de why not sonrasında fiilin yalın hâlini kullanır; to veya -ing almaz.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde samimi bir öneri yapar?
- Why not taking a short break?
- Why not take a short break?
- Why not to take a short break?
Cevabı göster
Why not take a short break?
Treat your body to a walk: treat X to Y kalıbı
Treat someone to something, birine ödül vermek veya hoş bir deneyim yaşatmak anlamına gelir. Kalıp treat + alan kişi veya şey + to + ödül ya da deneyim şeklindedir. Burada your body, a walk adlı bir hediye alan kişi gibi anlatılır. Bu kişileştirme, yürüyüşü bedene verilen güzel bir ödül gibi gösterir. Bu cümlede treat, tıbbi bakım sağlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Ödül ifadesini eksik sözcükle tamamlayın: After finishing the project, Lina treated herself ____ a concert ticket.
Cevabı göster
to
It'll thank you later: gelecekteki faydayı kişileştirmeyle anlatmak
Burada It, önceki cümledeki your body ifadesini gösterir. Konuşan kişi bedeni teşekkür edebilen bir insan gibi ele alır; ancak gerçek anlamda bir teşekkür söz konusu değildir. It'll thank you later, şimdi yürüyüş yapmanın gelecekte bedenine fayda sağlayacağı anlamına gelir. Daha genel olarak X will thank you later kalıbı, şimdi yapılan iyi bir seçimin ileride X'e yarar sağlayacağını hafif ve ikna edici biçimde anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda It'll thank you later ne anlama geliyor?
- Şimdi yürüyüş yapmak ileride bedenine fayda sağlayacak.
- Bedenin yürüyüşten sonra gerçekten konuşacak.
- Yürüyüş yaptığın için başka biri sana teşekkür edecek.
Cevabı göster
Şimdi yürüyüş yapmak ileride bedenine fayda sağlayacak.