Oturmak sizin için neden zararlıdır - Murat Dalkılınç: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
703 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu popüler bilim videosu insan bedeninin neden hareket etmek üzere yapılandığını; uzun süre oturmanın duruşu, yumuşak dokuları, dolaşımı, yağ metabolizmasını, odaklanmayı ve uzun vadeli sağlığı nasıl etkileyebildiğini anlatıyor. Daha dik oturmayı ve yaklaşık her yarım saatte bir hareket etmeyi uygulanabilir çözümler olarak sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sure, / But — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce kısa süre oturmanın dinlenmeye yardımcı olabileceğini kabul eden, ardından dikkati modern yaşamın aşırı oturmaya yol açtığı ana savına çeviren ödünleme–karşıtlık yapısını tanıyın. Bu kalıbı, temel iddianızı açık tutarken açıklamanın farklı yönlerini dengeli biçimde ele almak için kullanabilirsiniz. 2. breaks down fats — Öbek fiiller: break down ifadesinin burada bir şeye fiziksel olarak zarar vermek değil, bir maddeyi parçalamak veya işlemek anlamına geldiğini anlayın. Bu anlamı metabolizma ve sindirim bağlamında tanıyıp kullanabilir; kimyaya, veri analizine veya karmaşık bir problemi yönetilebilir parçalara ayırmaya da doğal biçimde aktarabilirsiniz. 3. It'll thank you later. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bedenin kişileştirildiğini anlayın; beden gerçekten teşekkür etmeyecek, ancak şimdi ayağa kalkmanın, esnemenin ve yürümenin yararını ileride görecektir. Bu hafif ve akılda kalıcı ifade, güncel bir davranışı gelecekteki yarara bağlayarak sağlık tavsiyesini tamamlamak için kullanılabilir.

Bu derste

Right now, you're probably sitting down to watch this video

0:06

Şu anda, muhtemelen bu videoyu izlemek için oturuyorsunuz

and staying seated for a few minutes to view it is probably okay. Kelime

0:10

ve izlemek için birkaç dakika oturmanızda muhtemelen bir sakınca yoktur.

Kelime

staying seated: oturur durumda kalmak

Staying seated, oturur durumda kalmaya devam etmek demektir. stay + sıfat/ortaç yapısında stay “o durumda kalmak” anlamına gelir; seated ise kişinin zaten oturuyor olduğu durumu anlatır. İfade, oturma eylemine değil bu durumu sürdürmeye odaklanır. Seated burada sıfat gibi işlev görür. Aynı stay + durum kalıbı stay calm ve stay quiet gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle yolculara oturur durumda kalmalarını doğal biçimde söyler?

  1. Please stay seated until the bus stops completely.
  2. Please stay sit until the bus stops completely.
  3. Please seat until the bus stops completely.
Cevabı göster

Please stay seated until the bus stops completely.

But the longer you stay put, Notlar

0:14

Ancak hareketsiz kaldığınız süre uzadıkça,

Kalıp ifadeler

stay put: aynı yerde kalmak

Stay put, “bulunduğun yerde kalıp oradan ayrılmamak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki you stay put, aynı konumda oturmaya devam ettiğini anlatır. Bu ifadede put, “bir şeyi bir yere koymak” anlamında bir eylem değildir. Bir insanın veya nesnenin bulunduğu yerde kalmasını anlatan stay put sözünü tek bir bütün olarak öğren.

Alıştırma

Bir çocuk parkta grubundan ayrılıyor. Hangi talimat ona bulunduğu noktada kalmasını en açık biçimde söyler?

  1. Stay put until a park worker finds you.
  2. Keep walking until a park worker finds you.
  3. Stay nearby until a park worker finds you.
Cevabı göster

Stay put until a park worker finds you.

the more agitated your body becomes.

0:16

bedeniniz daha da huzursuzlanır.

Dilbilgisi

the longer..., the more...: birbirine bağlı değişimler

The + comparative..., the + comparative... kalıbı değişen iki miktarı birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada longer, hareketsiz kalınan sürenin artmasını; more agitated ise huzursuzluk düzeyinin yükselmesini gösterir. Her the, sıradan bir tanımlık değil, ikili karşılaştırma yapısının bir parçasıdır. Kullanışlı kalıp şöyledir: The + comparative + subject + verb, the + comparative + subject + verb. Bu yapı bağlantılı bir eğilim sunar; tek başına her zaman kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

Alıştırma

much ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle ikili karşılaştırma cümlesini tamamlayın: The ____ you practice, the ____ the task becomes.

Cevabı göster

more · easier

It sits there counting down the moments Deyimler

0:18

Orada oturup anları geriye doğru sayar,

until you stand up again and take it for a walk. Deyimler

0:21

ta ki siz yeniden ayağa kalkıp onu yürüyüşe çıkarana dek.

Deyimler

counting down the moments until: kişileştirilmiş heyecanlı bekleyiş

Counting down the moments until ... sözünün gerçek anlamı, bir şey gerçekleşmeden önce kalan anları birer birer saymayı düşündürür. Bu cümlede gerçek bir zamanlayıcı yoktur. Beden, senin ayağa kalkmanı bekleyen sabırsız bir karaktermiş gibi kişileştirilir. Bu abartı, bedeninin hareket etmek istediği fikrini canlı ve eğlenceli hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede counting down the moments until temel olarak ne yapar?

  1. Bedeni, senin hareket etmeni sabırsızlıkla bekliyormuş gibi kişileştirir.
  2. Bir alarm çalana kadar bedenin çalışamayacağını söyler.
  3. Bedenin bir saatle kesin zamanı ölçtüğünü bildirir.
Cevabı göster

Bedeni, senin hareket etmeni sabırsızlıkla bekliyormuş gibi kişileştirir.

Deyimler

take it for a walk: bedeni evcil hayvan gibi göstermek

Take it for a walk normalde bir hayvanı, özellikle de bir köpeği, hareket etmesi için dışarı çıkarmak anlamına gelir. Burada it, daha önce sözü edilen bedeni ifade eder; bir evcil hayvanı ya da başka bir kişiyi değil. Konuşmacı, bedeni dışarı çıkarılıp hareket ettirilebilecek bir şey gibi göstererek mizahi bir kişileştirme yapar. Verilen asıl mesaj ayağa kalkıp yürümek ve bedeni hareket ettirmektir.

Alıştırma

Bu cümlede take it for a walk nasıl bir işlev görüyor?

  1. Bedeni, hareket etmesi için dışarı çıkarılabilecek bir şey gibi mizahi biçimde gösterir.
  2. Yürümek yerine bedeni bir yere taşımak anlamına gelir.
  3. Daha önce söz edilmeyen ve hareket etmesi gereken bir evcil hayvanı tanıtır.
Cevabı göster

Bedeni, hareket etmesi için dışarı çıkarılabilecek bir şey gibi mizahi biçimde gösterir.

That may sound ridiculous. Kalıp ifadeler

0:24

Bu kulağa saçma gelebilir.

Kalıp ifadeler

may sound ridiculous: sıra dışı bir iddiayı yumuşatmak

may sound ridiculous ifadesinde sound, dinleyene belli bir şekilde “görünmek ya da gelmek” anlamında bir bağ fiilidir; ridiculous ise fikrin yaratabileceği izlenimi anlatır. May yargıyı kesin olmaktan çıkarır: konuşmacı, fikrin gerçekten saçma olduğunu söylemez. Bu ifade, bir iddianın ilk başta garip gelebileceğini kabul eder. Şaşırtıcı bir fikri ortaya atmayı veya savunmayı kolaylaştırır ve ardından sık sık but ile bir açıklama gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir öneriyi sunmadan önce onun saçma gelebileceğini nazikçe kabul eder?

  1. This makes a ridiculous sound, so cover your ears.
  2. This suggestion is ridiculous, and nobody should try it.
  3. This may sound ridiculous, but drawing the problem can make it easier to solve.
Cevabı göster

This may sound ridiculous, but drawing the problem can make it easier to solve.

Our bodies love to sit, right?

0:26

Vücudumuz oturmayı sever, değil mi?

Not really.

0:29

Aslında pek sayılmaz.

Sure, sitting for brief periods can help us recover from stress Notlar

0:30

Elbette kısa süreli oturmak stresten kurtulmamıza

or recuperate from exercise. Kelime

0:34

veya egzersiz sonrası toparlanmamıza yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

recover from stress: recover from + olumsuz bir durum

Recover from stress, stres yaşadıktan sonra fiziksel veya duygusal olarak normal duruma dönmek anlamına gelir. recover from + isim yapısında from, geride bırakılan zor durumu veya deneyimi tanıtır. stress aşılmaya çalışılan durum olduğunda from korunur: recover from stress. Recover stress bu anlam için doğal bir yapı değildir. Recover, recover lost data örneğinde olduğu gibi farklı bir anlamda doğrudan nesne alabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, stresten sonra normale dönmek anlamında recover from yapısını doğru kullanıyor?

  1. After the busy week, Leo needed time to recover from stress.
  2. After the busy week, Leo needed time to recover to stress.
  3. After the busy week, Leo needed time to recover stress.
Cevabı göster

After the busy week, Leo needed time to recover from stress.

Kelime

recuperate from exercise: fiziksel toparlanmanın resmî ifadesi

recuperate from exercise ifadesinde recuperate, fiziksel efordan sonra dinlenip enerjiyi yavaş yavaş yeniden kazanmak demektir. recuperate from + isim yapısında from, etkilerinden toparlanılan etkinliği veya durumu belirtir; exercise, recuperate fiilinin anlamı değildir. Bu fiil genellikle sağlığın veya fiziksel gücün geri kazanılmasını anlatır ve günlük recover fiilinden daha resmî bir tona sahiptir.

Alıştırma

Bir sağlık yazısı, yarıştan sonraki fiziksel toparlanmayı resmî bir tonla anlatıyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. After the race, Lina needed a day to recover from the physical strain.
  2. After the race, Lina needed a day to retrieve the physical strain.
  3. After the race, Lina needed a day to recuperate from the physical strain.
Cevabı göster

After the race, Lina needed a day to recuperate from the physical strain.

But nowadays, our lifestyles make us sit much more than we move around, Dilbilgisi

0:36

Ancak günümüzde, yaşam tarzımız bizi hareket etmekten çok oturmaya mecbur kılıyor

Anlatım akışı

Sure, ... But ...: ana görüşten önce bir noktayı kabul etmek

Bu cümlede Sure, konuşmacının kabul ettiği sınırlı bir noktayı sunar: kısa süre oturmak toparlanmaya yardımcı olabilir. Ardından But, dikkati burada daha önemli olan iddiaya yöneltir: modern yaşam tarzı insanların gereğinden fazla oturmasına yol açar. Bu kalıp, bir savı önce ödün verme, ardından karşıtlık kurma yoluyla düzenler. Sure, ... But ... yapısını duyduğunuzda yalnızca ilk kabul kısmına odaklanmayın; But sonrasındaki ifade genellikle konuşmacının asıl görüşünü veya koyduğu sınırı taşır.

Alıştırma

Sure, ... But ... bu savda ne işe yarıyor?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği eşit önemle sunar.
  2. Sınırlı bir yararı kabul eder, ardından konuşmacının asıl kaygısına geçer.
  3. Konuşmacının iki iddianın da doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Sınırlı bir yararı kabul eder, ardından konuşmacının asıl kaygısına geçer.

and our bodies simply aren't built for such a sedentary existence. Kalıp ifadeler

0:42

ve bedenimiz böylesine hareketsiz bir yaşama uygun yaratılmamıştır.

Dilbilgisi

make us sit much more than...: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make us sit, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. Make ettirgen fiildir, us etkilenen kişiyi gösterir ve sit yalın hâlde kalır; bu etkin yapıda sit önünde to kullanılmaz. Much more than we move around, iki eylemin süresini veya sıklığını karşılaştırır. Much, more sözcüğünü güçlendirir; yani oturmak, hareket etmekten çok daha sık gerçekleşir veya çok daha uzun sürer.

Alıştırma

Make yapısını ve karşılaştırmayı tamamlayın. İlk boşlukta sit fiilinin yalın hâlini kullanın: Online lessons make us ____ much more ____ we walk around.

Cevabı göster

sit · than

Kalıp ifadeler

aren't built for such a sedentary existence: böylesine hareketsiz bir yaşama uygun olmamak

aren't built for... ifadesinde built for, “bir şey için tasarlanmış veya doğal olarak uygun” anlamına gelir. Konu beden olduğunda gerçek anlamda inşa edilmekten söz edilmez; bedenin yapısının ve işlevlerinin bir yaşam biçimine uygun olup olmadığını anlatır. Such a sedentary existence, uzun süre oturulan ve çok az fiziksel hareket içeren bir yaşam demektir. Simply olumsuzluğu güçlendirir: Konuşmacı bu yaşam biçiminin bedenlerimize temelden uygun olmadığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi be built for yapısının şimdiki zamanda üç sözcüklü olumsuz biçimiyle tamamlayın: This delicate camera ____ extreme heat.

Cevabı göster

isn't built for

In fact, just the opposite is true. Anlatım akışı

0:46

Aslında, tam tersi doğrudur.

Anlatım akışı

just the opposite is true: gerçek bunun tam tersidir

Just the opposite is true, daha önceki bir inancı veya varsayımı reddeder ve gerçeğin bütünüyle ters olduğunu söyler. Just, “tam olarak” veya “kesinlikle” anlamında vurgu ekler. Opposite fiziksel bir yönü değil, önceki düşünceyi anlatır. Bir söylem işareti olarak dinleyiciye önceki bilgiyi yeniden yorumlaması ve karşıt görüşü destekleyen kanıtlar beklemesi gerektiğini bildirir. In fact, düzeltmenin açık ve olgulara dayalı duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle gerçeğin önceki iddianın bütünüyle tersi olduğunu açıkça söylüyor?

  1. Some people say the new rule makes the process slower, and the evidence confirms that view.
  2. Some people say the new rule makes the process slower, but just the opposite is true.
  3. Some people say the new rule makes the process slower, but the evidence is still unclear.
Cevabı göster

Some people say the new rule makes the process slower, but just the opposite is true.

The human body is built to move, Kalıp ifadeler

0:48

İnsan vücudu hareket etmek için yaratılmıştır

and you can see evidence of that in the way it's structured. Anlatım akışı

0:51

ve bunun kanıtını yapısında görebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

is built to move: vücudun doğal işlevini anlatmak

Be built to + fiilin yalın hâli, bir eyleme uygun olmayı sağlayan tasarımı, yapıyı veya doğal işlevi anlatır. Bu cümlede is built to move, insan vücudunun hareket etmeye doğal olarak uygun bir yapıya sahip olduğu anlamına gelir; birinin vücudu kelimenin tam anlamıyla hareket etsin diye inşa ettiği anlamına gelmez. Buradaki move yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değil, genel olarak fiziksel etkinlik demektir. Bu ifade hareketi vücudun temel işlevlerinden biri olarak sunar.

Alıştırma

Be built to + yalın fiil kalıbını oluşturan kelimeyi yaz: This backpack is built ____ carry heavy loads.

Cevabı göster

to

Anlatım akışı

you can see evidence of that: bir iddiayı destekleyen kanıta bağlamak

You can see evidence of that, az önce ortaya konan bir iddiayı onu destekleyen gerçeklere bağlayan açıklama kalıbıdır. Burada that, insan vücudunun hareket etmek üzere tasarlandığı iddiasına gönderme yapar; in the way it's structured ise kanıtın nerede ortaya çıktığını belirtir. See evidence, gerçeklerde, örüntülerde veya yapılarda destekleyici kanıtı fark etmek anlamına gelir; evidence adlı bir nesneyi kelimenin tam anlamıyla görmeyi gerektirmez. Bu kalıp, açıklama yapan kişinin bir düşünceyi gözlemlenebilir bir dayanakla ilişkilendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir iddiayı onu destekleyen kanıtla bağlamak için bu kalıbı doğal biçimde kullanan cümleyi seç.

  1. The new schedule saves time, and that can see evidence in the shorter wait times.
  2. The new schedule saves time, and evidence sees that in the shorter wait times.
  3. The new schedule saves time, and you can see evidence of that in the shorter wait times.
Cevabı göster

The new schedule saves time, and you can see evidence of that in the shorter wait times.

Inside us are over 360 joints and about 700 skeletal muscles Dilbilgisi

0:54

İçimizde kolay, akıcı hareketi sağlayan 360'tan fazla eklem

that enable easy, fluid motion.

1:00

ve yaklaşık 700 iskelet kası bulunur.

Dilbilgisi

Inside us are ...: yer ifadesini öne alan devrik yapı

Inside us, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Ardından are gelir; gerçek özne olan over 360 joints and about 700 skeletal muscles ise fiilden sonra yer alır. Bu, yer ifadesini öne alan bir devrik yapıdır ve are biçimini kendisinden sonraki çoğul özne belirler. Nötr sıra Over 360 joints and about 700 skeletal muscles are inside us şeklindedir. Asıl cümle yere öncelik vererek önce vücudun içindeki ortamı kurar, ardından orada neler bulunduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir yerde ne bulunduğunu tanıtmak için yer ifadesini öne alan devrik yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. On the shelf is three old maps.
  2. On the shelf three old maps are.
  3. On the shelf are three old maps.
Cevabı göster

On the shelf are three old maps.

The body's unique physical structure gives us the ability to stand up straight Kalıp ifadeler

1:03

Vücudun benzersiz fiziksel yapısı, yerçekiminin çekimine karşı

against the pull of gravity. Kalıp ifadeler

1:07

dik durabilmemizi sağlar.

Kalıp ifadeler

gives us the ability to: give + kişi + the ability + to + fiil

give + kişi + the ability + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin kişiye bir eylemi yapma kapasitesi kazandırdığını anlatır. Bu cümlede us bu kapasiteyi kazanan kişileri, to stand up straight ise söz konusu beceriyi belirtir. give fiilinden önceki özne, bu kapasitenin kaynağını gösterir. Bu kalıp; fiziksel yapılar, eğitim, araçlar veya bir eylemi mümkün kılan koşullar için kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef give + person + the ability to kalıbını tamamlayın: Regular practice gives players ____ respond quickly during a match.

Cevabı göster

the ability to

Kalıp ifadeler

against the pull of gravity: bir kuvvete karşı koymak

Against the pull of gravity ifadesinde against, bir kuvvete “karşı” anlamına gelir. Yer çekimi aşağı doğru çekerken dik durmak, vücudun bu çekime direnmesini gerektirir. Bir hareket veya kuvvet başka bir kuvvet ya da basıncın ters yönünde işlediğinde against bu anlamda kullanılabilir. Burada lean against a wall ifadesindeki gibi fiziksel temas anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir kuvvete karşı” anlamına gelen edatla tamamlayın: The swimmer pushed forward ____ the strong current.

Cevabı göster

against

Our blood depends on us moving around Dilbilgisi

1:09

Kanımızın düzgün dolaşabilmesi

to be able to circulate properly.

1:12

bizim hareket etmemize bağlıdır.

Dilbilgisi

depends on us moving around: depend on + kişi + -ing yapısı

Depends on us moving around, düzgün dolaşım için hareket etmemiz gerektiği anlamına gelir. depend on ifadesinden sonra us moving around, isim gibi çalışan tek bir -ing yan cümleciğidir: us hareketi yapan kişileri, moving around ise eylemi belirtir. depend on + kişi + -ing kalıbı, kişinin eylemini bir sonucun koşulu hâline getirir. Us moving around bağımsız bir cümle değildir ve odak yalnızca kişilerde değil, yaptıkları eylemdedir.

Alıştırma

Hangi cümle sürücünün zamanında gelmesini programın işlemesi için bir koşul olarak sunar?

  1. We depend on the driver to arrive on time.
  2. The schedule depends on the driver arriving on time.
  3. The driver depends on the schedule staying the same.
Cevabı göster

The schedule depends on the driver arriving on time.

Our nerve cells benefit from movement, Kalıp ifadeler

1:14

Sinir hücrelerimiz de hareketten fayda sağlar,

Kalıp ifadeler

benefit from movement: yararın kaynağını belirtmek

Benefit from + isim veya -ing biçimi, “bir şey sayesinde avantaj elde etmek” anlamına gelir. Bu cümlede yararı alan our nerve cells, yararın kaynağı ise movement sözcüğüdür. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X benefits from Y şeklindedir: yararı alanı benefit sözcüğünden önce, kaynağı ise from sözcüğünden sonra kullanın.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp benefit from ile tamamlayın: Good readers ____ regular practice.

Cevabı göster

benefit from

and our skin is elastic,

1:16

ayrıca cildimiz elastiktir,

meaning it molds to our motions. Anlatım akışı

1:18

yani hareketlerimize uyum sağlar.

Anlatım akışı

meaning it molds to our motions: açıklama eklemek

Virgülün ardından gelen meaning + yan cümle, hemen önceki düşüncenin tamamını açıklar. Burada elastic şeklindeki genel özelliği somutlaştırır: cilt, vücudun hareketlerine uyacak biçimde şekil değiştirir. Buradaki meaning, mean fiilinin -ing biçimidir ve “which means” gibi çalışır; isim olan meaning değildir. Tam bir yan cümleyle which means (that) it molds to our motions şeklinde de söylenebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki gerçeğin sonucunu açıklamak için virgül + meaning yapısını doğru kullanır?

  1. The museum closes early today, means we need to leave now.
  2. The museum closes early today, meaning we need to leave now.
  3. The museum closes early today, meaning of we need to leave now.
Cevabı göster

The museum closes early today, meaning we need to leave now.

So if every inch of the body is ready and waiting for you to move, Kalıp ifadeler

1:21

Vücudunuzun her santimi sizin hareket etmenizi beklemeye hazırken,

what happens when you just don't? Anlatım akışı

1:25

hareket etmezseniz ne olur?

Kalıp ifadeler

ready and waiting for you to move: hazır olup hareket etmeni beklemek

Ready and waiting, tamamen hazır olma anlamını beklenen eylemi beklemeye devam etme anlamıyla birleştirir. Yeniden kullanılabilen kalıplar be ready and waiting for + isim ve be ready and waiting for + kişi + to + fiil şeklindedir. Burada for you to move hem beklenen kişiyi hem de eylemi belirtir. Beden burada kişileştirilmiştir; bilinçli olarak beklemez. Bu ifade, bedenin hareket için fiziksel olarak hazır olduğu anlamına gelir ve tek başına ready demekten daha canlı ve vurguludur.

Alıştırma

“Tamamen hazır ve harekete geçmenizi bekliyor” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The studio is ____ you to begin recording.

Cevabı göster

ready and waiting for

Anlatım akışı

what happens when you just don't?: sonuçlara geçiş yapan soru

Konuşmacı what happens when...? yapısını yönlendirici bir soru olarak kullanır. Bu soru, önceki durumu —bedenin hareket etmeye hazır olmasını— bir sonraki konuya, yani hareket etmemenin sonuçlarına dönüştürür. Dinleyiciden hemen yanıt vermesi beklenmez; yanıtı sonraki açıklama sunacaktır. Önceki yan tümcede move zaten açıkça belirtildiği için don't, don't move yerine geçer. Just, eylemi yapmama şeklindeki basit ve karşıt durumu vurgular; burada “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada what happens when you just don't? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Move sözcüğünün tanımını sorar.
  2. Önceki durumdan hareket etmemenin sonuçlarına geçiş yapar.
  3. Yeni bir konuya geçmeden açıklamayı bitirir.
Cevabı göster

Önceki durumdan hareket etmemenin sonuçlarına geçiş yapar.

Let's start with the backbone of the problem, literally. Notlar

1:28

Sorunun kelimenin tam anlamıyla omurgasından başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with ...: ilk konuyu tanıtmak

Let's start with + isim öbeği, bir açıklamada ele alınacak ilk konuyu, öğeyi veya adımı tanıtır; “Önce ... konusuna bakalım” anlamına gelir. Bu cümlede with, başlangıç konusu olarak backbone'u getirir. Let's, dinleyicileri konuşmacının planını izlemeye davet eder. Herkesin bir eylemi birlikte yapacağı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir sunuma başlıyorsunuz ve önce bütçeyi ele almak istiyorsunuz. Hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the budget.

Cevabı göster

Let's start with

Deyimler

backbone of the problem, literally: mecaz ve gerçek anlamlı kelime oyunu

Backbone hem omurga anlamına gelir hem de mecazen bir şeyin temel desteğini veya merkezî yapısını ifade edebilir. Bu cümlede the backbone of the problem ilk başta meselenin merkezî bir kısmını anlatan bir benzetme gibi duyulur. Literally, fiziksel anlamın da geçerli olduğunu belirtir: açıklama gerçekten omurga hakkındadır. Mecaz ve fiziksel anlamların örtüşmesi kelime oyununu oluşturur.

Alıştırma

backbone of the problem, literally ifadesindeki kelime oyununu ne oluşturur?

  1. Literally, backbone sözcüğünün fiziksel anlamını görmezden gelmemizi söyler.
  2. Backbone her sorunun gizli nedenini anlatan standart bir terimdir.
  3. Backbone merkezî bir bölümü düşündürürken aynı zamanda konuşulan gerçek omurgayı belirtir.
Cevabı göster

Backbone merkezî bir bölümü düşündürürken aynı zamanda konuşulan gerçek omurgayı belirtir.

Your spine is a long structure made of bones and the cartilage discs Dilbilgisi

1:31

Omurganız kemiklerden ve aralarında bulunan

that sit between them. Kelime

1:36

kıkırdak disklerden oluşan uzun bir yapıdır.

Dilbilgisi

made of bones and the cartilage discs: bileşenleri anlatma

made of bones and the cartilage discs edilgen ortaç öbeği, a long structure ifadesini niteler. that is made of... yapısının kısaltılmış hâlidir ve yapının nelerden oluştuğunu anlatır. Buradaki made of, bir üretim eylemini değil, malzemeleri veya ayırt edilebilen parçaları anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp noun + made of + material or parts şeklindedir.

Alıştırma

Ayırt edilebilir bileşenleri anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The frame is ____ several metal pieces.

Cevabı göster

made of

Kelime

that sit between them: bir yerde bulunmak anlamındaki sit

that sit between them ifadesinde sit, oturmak değil, bir yerde bulunmak anlamına gelir. Cansız varlıklar belirli bir yerde durduklarında sit fiilinin öznesi olabilir. that sit between them ilgi cümleciği cartilage discs ifadesini niteler. Them, bones sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla cümlecik disklerin bu kemikler arasındaki yerini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede sits ne anlama gelir? A small café sits across from the station.

  1. oturur
  2. konumlanmıştır
  3. yavaşça hareket eder
Cevabı göster

konumlanmıştır

Joints, muscles, and ligaments that are attached to the bones Kalıp ifadeler

1:37

Kemiklere tutunan eklemler, kaslar ve bağlar

hold it all together. Öbek fiiller

1:41

hepsini bir arada tutar.

Kalıp ifadeler

are attached to: fiziksel bir bağlantıyı anlatmak

Be attached to + isim, bir şeyin başka bir şeye bağlandığını, sabitlendiğini veya tutturulduğunu belirtir. That are attached to the bones, önündeki joints, muscles, and ligaments ögelerini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu vücut yapısı bağlamında duygusal bağlılığı değil, fiziksel bir bağlantıyı anlatır.

Alıştırma

“Fiziksel olarak bağlı” anlamını vermek için cümleyi be attached to kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety cable ____ the roof.

Cevabı göster

is attached to

Öbek fiiller

hold it all together: parçaları bir bütün olarak bir arada tutmak

Hold + nesne + together, nesnenin parçalarını birbirine bağlı, uyumlu veya tek bir bütün olarak işler durumda tutmak anlamına gelir. All, her parçanın buna dâhil olduğunu vurgular. Burada it, omurgayı ve omurgayla bağlantılı yapıları ifade eder. Dokular destek ve bağlantı sağladığı için hold, bir şeyi elle kavramak anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede hold ... together, “bir grubun tek bir bütün olarak işlemesini sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Her clear plan gave the volunteer group a deadline.
  2. Her clear plan held the volunteer group together.
  3. Her clear plan divided the volunteer group into two teams.
Cevabı göster

Her clear plan held the volunteer group together.

A common way of sitting is with a curved back and slumped shoulders, Notlar

1:43

Yaygın bir oturma şekli, kavisli bir sırt ve düşük omuzlarla durmaktır,

Dilbilgisi

A common way of sitting is with ...: yaygın bir duruşu anlatmak

A common way of + fiil-ing, bir şeyi yapmanın tipik bir yöntemini, alışkanlığını veya biçimini ifade eder. Burada A common way of sitting, yaygın bir oturma duruşu anlamına gelir. A common way of doing X is with Y kalıbında with + isim öbeği, eyleme veya duruşa eşlik eden bir özelliği açıklar. Burada with, oturmak için kullanılan bir aracı değil, a curved back and slumped shoulders şeklindeki beden duruşunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yaygın bir duruşu anlatmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. A common way of standing is with your arms crossed.
  2. A common way to standing is your arms with crossed.
  3. A common way of stand is crossing with your arms.
Cevabı göster

A common way of standing is with your arms crossed.

a position that puts uneven pressure on your spine. Kalıp ifadeler

1:47

bu omurganıza dengesiz basınç uygulayan bir pozisyondur.

Kelime

curved back and slumped shoulders: belirli bir duruşu anlatmak

A curved back, sırtın dik olmak yerine eğri veya yuvarlak durması anlamına gelir. Slumped shoulders, omuzların aşağı düşüp çoğu zaman öne doğru kapanması ve duruşun gevşek, desteksiz görünmesi demektir. Bu ifadeler birlikte kötü bir duruşun belirgin bir görüntüsünü verir. Slumped yalnızca düşük anlamına gelmez; bedenin dik tutulmadığını da düşündürür.

Alıştırma

Sırtı yuvarlaklaşmış ve omuzları öne doğru düşmüş bir kişiyi en doğal biçimde hangi ifade anlatır?

  1. a straight back and squared shoulders
  2. a low back and tall shoulders
  3. a curved back and slumped shoulders
Cevabı göster

a curved back and slumped shoulders

Kalıp ifadeler

puts uneven pressure on your spine: Omurgaya eşit olmayan baskıyı anlatmak

put pressure on, bir şeyin ya da birinin bir kuvvet veya baskı hissetmesine neden olmak demektir. Burada puts uneven pressure on your spine, pozisyonun kuvveti omurgaya eşit olmayan biçimde dağıttığını anlatır; put bir nesneyi yerleştirmek anlamında değildir. Put + sıfat + pressure on + nesne yapısı, baskıyı alan şeyi belirtir. Nesneye göre bu yapı fiziksel kuvveti veya mecazî bir yükü anlatabilir.

Alıştırma

Bir çantanın kişinin omuzlarına eşit olmayan bir kuvvet uyguladığını doğru anlatan cümleyi seçin.

  1. The heavy bag puts uneven pressure to the shoulders.
  2. The heavy bag puts uneven pressure on the shoulders.
  3. The heavy bag puts the shoulders on uneven pressure.
Cevabı göster

The heavy bag puts uneven pressure on the shoulders.

Over time, this causes wear and tear in your spinal discs, Notlar

1:51

Zamanla bu, omurga disklerinizde aşınma ve yıpranmaya neden olur,

Anlatım akışı

Over time: Uzun vadeli ve kademeli sonuçları çerçevelemek

Over time, zaman geçtikçe etkilerin yavaş yavaş birikmesi anlamına gelir. Belirli tek bir anı göstermez ve sürecin tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtmez. Bu cümlenin başında kullanıldığında uzun vadeli bir zaman çerçevesi kurar ve ardından yıpranmayı sonuç olarak sunar. Devam eden bir nedeni daha sonra ortaya çıkan bir sonuca bağlar.

Alıştırma

Bir gelişmenin zaman geçtikçe yavaş yavaş oluştuğunu gösteren ifadeyi seçin: With regular practice, your balance will improve ___.

  1. In time
  2. Over time
  3. On time
Cevabı göster

Over time

Deyimler

wear and tear: kullanımdan kaynaklanan kademeli aşınma

Wear and tear, normal kullanımın, tekrarlanan hareketlerin veya zamanın yol açtığı kademeli hasarı anlatan kalıplaşmış ve sayılamayan bir ifadedir. Burada ani ve tek bir yaralanmayı değil, omurlar arası disklerde biriken hasarı anlatır. Bu ifadede tear, gözyaşıyla değil, yırtılma veya hasarla ilgilidir. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Düzenli kullanımdan kaynaklanan kademeli hasar anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Years of daily use caused ____ on the machine.

Cevabı göster

wear and tear

overworks certain ligaments and joints,

1:55

belirli bağları ve eklemleri aşırı yorar

and puts strain on muscles Kalıp ifadeler

1:57

ve sırtınızın kavisli şekline uyum sağlamak için gerilen kaslara

that stretch to accommodate your back's curved position. Kelime

2:00

yük bindirir.

Kalıp ifadeler

put strain on muscles: kaslara fiziksel yük bindirmek

Put strain on something, bir şeye ağır veya zarar verme ihtimali olan bir yük taşıtmak anlamına gelir. Bu cümlede kavisli duruş bazı kasları gerili tuttuğu için kaslara fiziksel yük bindirir. Kalıp put strain on + isim şeklindedir. Artan talepler kaynakların, sistemlerin veya ilişkilerin sürdürülmesini zorlaştırdığında, bunlar üzerindeki fiziksel olmayan baskıyı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için put strain on ifadesini doğru biçimde kullanın: Carrying a heavy backpack ____ the muscles in your shoulders.

Cevabı göster

puts strain on

Kelime

to accommodate your back's curved position: bir koşula uyum sağlayacak şekilde ayarlamak

Bu cümlede accommodate, konaklama sağlamak değil, bir koşula uygun hâle gelmek için ayarlama yapmak anlamına gelir. Kaslar, eğri sırtın oluşturduğu konuma uyacak şekilde gerilir. to accommodate... mastar öbeği amaç bildirir: kasların neden gerildiğini açıklar. Bu kullanım, bir ihtiyaç veya koşulu karşılayacak şekilde ayarlanan nesneler, sistemler ve planlar için de geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümlede accommodate, bir şeyi bir ihtiyaç veya koşula uygun hâle getirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The software can enlarge the text to accommodate users with low vision.
  2. The hotel can accommodate fifty guests overnight.
  3. We accommodated at the hotel after midnight.
Cevabı göster

The software can enlarge the text to accommodate users with low vision.

This hunched shape also shrinks your chest cavity while you sit, Kelime

2:04

Bu kambur duruş ayrıca otururken göğüs boşluğunuzu daraltır,

meaning your lungs have less space to expand into when you breathe. Dilbilgisi

2:08

yani nefes aldığınızda akciğerlerinizin genişleyeceği daha az alan olur.

Kelime

This hunched shape: üst bedenin öne doğru büküldüğü bir duruş

Hunched, üst bedenin öne ve içe doğru çekildiği, sırtın yuvarlandığı ve omuzların çoğu zaman yükseldiği ya da öne itildiği bir duruşu anlatır. This hunched shape, hemen önce anlatılan çökmüş ve eğri oturma duruşuna gönderme yapar. Curved gibi genel bir sözcükle karşılaştırıldığında hunched, üst bedenini içe doğru büken bir kişi görüntüsü oluşturur. Duruşun biçimini anlatır, ancak bu duruşun nedenini belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

Omuzları ve sırtının üst kısmı öne doğru bükülmüş hâlde oturan birini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. a bent paper clip
  2. a hunched posture
  3. a curved tabletop
Cevabı göster

a hunched posture

Dilbilgisi

less space to expand into: mastar öbeğinde edatı korumak

less space to expand into ifadesinde to expand into mastar öbeği space sözcüğünü niteler; bu alanın ne için olduğunu gösterir. expand fiilinin örtük öznesi the lungs ifadesidir. Temel ilişki expand into a space biçimindedir. space mastardan önce geldiğinde into sonda kalır, çünkü expand ile o alan arasındaki bağı hâlâ kurar. Burada into, kullanılabilir alanın içinde genişlemeyi anlatır; gereksiz bir sözcük değildir.

Alıştırma

Toprağın, köklerin içine doğru yayılabileceği alan olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The roots need more soil to spread onto.
  2. The roots need to spread more soil into.
  3. The roots need more soil to spread into.
Cevabı göster

The roots need more soil to spread into.

That's a problem because it temporarily limits the amount of oxygen Anlatım akışı

2:13

Bu bir sorundur çünkü akciğerlerinizi dolduran ve kanınıza süzülen oksijen miktarını

that fills your lungs and filters into your blood. Kalıp ifadeler

2:17

geçici olarak sınırlar.

Anlatım akışı

That's a problem because...: sorunu belirtip nedenini açıklamak

That's, az önce açıklanan duruma gönderme yapar: kambur duruş akciğerler için daha az yer bırakır. A problem bu durumu önemli ve kaygı verici olarak değerlendirir; because ise bu değerlendirmenin nedenini sunar. Bu kalıp bilgiyi durum, değerlendirme ve neden sırasıyla düzenler. Bir olgudan onun zararlı veya önemli sonucunun açıklamasına geçmeyi sağlar; böylece neden, ilgisiz yeni bir bilgi gibi sunulmaz.

Alıştırma

Açıklamayı tam olarak "That's a problem because" kalıbıyla tamamlayın: The school gate opens onto a busy road. ____ drivers may not see children stepping out.

Cevabı göster

That's a problem because

Kalıp ifadeler

filters into your blood: kana yavaşça girmek

Bu cümlede filters into your blood, “kanına yavaşça girer” anlamına gelir. Özne oxygen’dır: oksijen akciğerlerden kan dolaşımına geçer ve into, varış yerini gösterir. Burada filter into, bir maddenin bir yere veya ortama yavaş yavaş geçmesini anlatır; bir filtrenin bir şeyi ayıklaması anlamına gelmez. Aynı yapı haberlerin, ışığın veya sesin bir gruba ya da alana yavaşça ulaşmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Bir şeyin bir yere yavaş yavaş ulaştığını anlatmak için filter into kullanılan cümle hangisidir?

  1. News of the decision slowly filtered into the community.
  2. The announcement left the community all at once.
  3. The air filter removed the dust from the room.
Cevabı göster

News of the decision slowly filtered into the community.

Around the skeleton are the muscles, nerves, arteries, and veins Dilbilgisi

2:21

İskeletin etrafında vücudun yumuşak doku katmanlarını oluşturan

that form the body's soft tissue layers. Kelime

2:25

kaslar, sinirler, arterler ve damarlar vardır.

Dilbilgisi

Around the skeleton are the muscles, nerves, arteries, and veins: yer bildiren devrik yapı

Around the skeleton cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Gerçek özne be fiilinden sonra gelir: the muscles, nerves, arteries, and veins. Bu özne çoğul olduğu için fiil are olur. Bu yer bildiren devrik yapı önce mekânı sunar, sonra orada bulunan şeyleri tanıtır. Tarafsız normal sıra The muscles, nerves, arteries, and veins are around the skeleton şeklindedir. Ardından gelen that cümleciği bu yapıların ne oluşturduğunu açıklar.

Alıştırma

Hedef cümledekiyle aynı yer bildiren devrik yapıyı kullanan cümle hangisidir?

  1. At the center of the room is a large table covered with maps.
  2. At the center of the room, people are walking.
  3. The large table is at the center of the room.
Cevabı göster

At the center of the room is a large table covered with maps.

Kelime

soft tissue layers: iskeleti çevreleyen yumuşak doku katmanları

Bu cümlede soft tissue layers, iskeletin çevresindeki kemik olmayan vücut dokusu katmanlarını ifade eder; kaslar, sinirler, atardamarlar ve toplardamarlar buna dahildir. Burada soft, iskeletle karşıtlık kuran anatomik bir kategoriyi belirtir; yalnızca dokunun dokunulduğunda nasıl hissedildiğini anlatmaz. Layers adı, bu dokuları tek bir malzeme olarak değil, iskeletin çevresinde katmanlar hâlinde düzenlenmiş yapılar olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede soft tissue layers ne anlama gelir?

  1. İskeletin çevresindeki kasların, sinirlerin ve kan damarlarının oluşturduğu doku katmanları
  2. Kemiklerin yüzeyindeki yumuşak alanlar
  3. Yalnızca derinin en dış katmanı
Cevabı göster

İskeletin çevresindeki kasların, sinirlerin ve kan damarlarının oluşturduğu doku katmanları

The very act of sitting squashes, pressurizes, and compresses, Notlar

2:28

Sadece oturma eylemi bile ezer, baskı yapar ve sıkıştırır,

and these more delicate tissues really feel the brunt. Deyimler

2:33

ve bu daha hassas dokular darbeyi asıl hissedenlerdir.

Dilbilgisi

The very act of sitting: eylemin kendisini vurgulamak

The very act of sitting ifadesinde very, act adının hemen önüne gelir ve oturma eyleminin tek başına sonucu doğurmaya yettiğini vurgular. Anlamı ‘oturma eyleminin kendisi’ ya da ‘sadece oturmak’tır; oturmanın derecesini anlatmaz. Başka durumlara da uygulanabilen the very act of + -ing kalıbı, dikkati eylemin kendisine çeker ve onu sonraki sonucun doğrudan nedeni ya da tetikleyicisi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede very, sonuca eylemin kendisinin neden olduğunu anlatır?

  1. Opening the door was very quiet.
  2. The baby was very sleepy before the door opened.
  3. The very act of opening the door woke the baby.
Cevabı göster

The very act of opening the door woke the baby.

Anlatım akışı

squashes, pressurizes, and compresses: paralel fiillerle biriken güç

Üç fiil, aynı özneye, yani The very act of sitting ifadesine bağlı eş görevli yüklemlerdir. Squashes yassılaşma veya şekil bozulmasını, pressurizes basınç uygulanmasını ya da basıncın artmasını, compresses ise dokunun daha az yer kaplayacak şekilde sıkıştırılmasını öne çıkarır. Anlamları örtüşür, ancak bu liste boş bir tekrar değildir ve katı bir olay sırası anlatmaz. Üçlü ritim fiziksel ayrıntıları üst üste ekler ve basıncı daha güçlü ve doğrudan hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede üç fiilin birden kullanılmasının temel etkisi nedir?

  1. Fiziksel ayrıntılardan kaçınarak anlatımı daha az canlı hâle getirirler.
  2. Basıncın birbiriyle bağlantılı yönlerini sunar ve ritmik bir güç oluştururlar.
  3. Birbiriyle ilgisiz üç eylemi tam gerçekleşme sırasıyla sunarlar.
Cevabı göster

Basıncın birbiriyle bağlantılı yönlerini sunar ve ritmik bir güç oluştururlar.

Deyimler

feel the brunt: en güçlü etkiyi yaşamak

Feel the brunt, zararlı bir güç veya etkinin en doğrudan ya da en şiddetli kısmını yaşamak demektir. Brunt bir vücut bölümü değil, darbenin ana gücüdür. Burada hassas dokular, basıncın en güçlü etkisini yaşayan yapılar olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp feel the brunt of + neden veya olay biçimindedir. Buradaki gibi neden bağlamdan zaten anlaşılıyorsa of ile başlayan bölüm atılabilir.

Alıştırma

Cümleyi feel the brunt ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the factory closed, nearby shops ____ of the economic impact.

Cevabı göster

felt the brunt

Have you ever experienced numbness and swelling in your limbs when you sit? Notlar

2:36

Oturduğunuzda uzuvlarınızda hiç uyuşma ve şişkinlik yaşadınız mı?

Dilbilgisi

Have you ever experienced ...?: bugüne kadarki deneyimleri sormak

Have you ever experienced ...? karşıdaki kişinin geçmişten bugüne herhangi bir zamanda bir şey yaşayıp yaşamadığını sorar. Have + özne + ever + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect yapısını kullanır; burada experienced geçmiş zaman ortacıdır ve ardından bir deneyim, his veya belirti gelir. Ever, “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Bu nedenle soru geçmişteki belirli bir olayı göstermez. Tam olarak ne zaman olduğunun önemli olmadığı durumlarda bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için Have, you, ever ve experience fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ motion sickness while traveling?

Cevabı göster

Have you ever experienced

Kelime

numbness and swelling: iki farklı belirti

Numbness, vücudun bir bölümündeki hissin azalması veya tamamen kaybolmasıdır. Swelling ise genellikle sıvı birikmesi nedeniyle bir bölgenin büyümesi veya şişmesidir. Cümlede and, uzuvları etkileyebilecek iki ayrı belirtiyi birbirine bağlar. İki kelime de isimdir; bu nedenle experience, notice, cause veya reduce gibi fiillerden sonra gelebilir. Hiçbiri ağrı anlamına gelmez: numbness hisle, swelling ise fiziksel büyümeyle ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi “his kaybı” ve “boyut artışı” anlamına gelen iki belirti ismiyle tamamlayın: After the long flight, he noticed ____ in his feet.

Cevabı göster

numbness and swelling

In areas that are the most compressed, Dilbilgisi

2:41

En çok sıkışan bölgelerde,

your nerves, arteries, and veins can become blocked, Dilbilgisi

2:43

sinirleriniz, arterleriniz ve damarlarınız tıkanabilir,

Dilbilgisi

In areas that are the most compressed: sonuçtan önce kapsamı belirlemek

In areas that are the most compressed, cümlenin başında kullanılan bir edat öbeğidir. Burada areas vücudun bölümlerini ifade eder; that are the most compressed ise hangi bölümlerin kastedildiğini, yani en fazla basınca maruz kalanları belirleyen bir ilgi tümcesidir. Bu öbeği başa koymak, ana cümle sonucu vermeden önce ifadenin geçerli olduğu kapsamı belirler. Bu düzen açıklamalarda kullanışlıdır: Belirli bir koşulu taşıyan bölgelerde belirli bir sonuç ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir alanı belirleyip ardından sonucu bildirmek için aynı yapıyı kullanıyor?

  1. Mold can grow quickly, and some rooms receive little sunlight.
  2. Rooms receive little sunlight that mold can grow quickly.
  3. In rooms that receive little sunlight, mold can grow quickly.
Cevabı göster

In rooms that receive little sunlight, mold can grow quickly.

Dilbilgisi

can become blocked: olası bir durum değişikliği

Can become blocked, bir şeyin açık veya çalışır durumdan tıkanmış duruma geçebileceğini ifade eder. Can olasılığı belirtir, become değişimi ortaya koyar ve blocked değişim sonucundaki durumu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapı, tıkanmaya kimin veya neyin yol açtığına değil, değişime ve sonucuna odaklanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp can become + geçmiş zaman ortacıdır; can become damaged ve can become disconnected buna örnektir.

Alıştırma

Durum değişimini göstermek için become + blocked kullanın: Without regular cleaning, the filter can ____.

Cevabı göster

become blocked

which limits nerve signaling, causing the numbness, Dilbilgisi

2:46

bu da sinir sinyallerini sınırlayarak uyuşmaya,

Dilbilgisi

which limits nerve signaling: önceki durumun tamamının sonucu

“..., which limits nerve signaling,” ifadesinde which, önceki durumun tamamına, yani sinirlerin, atardamarların ve toplardamarların tıkanmasına gönderme yapar. Yalnızca en yakın isim olan veins sözcüğünü karşılamaz. Virgülden sonra gelen which + fiil yapısı, önceki cümlenin tamamının sonucunu ekleyebilir. Burada neden-sonuç zincirini sürdürür: tıkanma → sinir sinyallerinin sınırlanması → uyuşma.

Alıştırma

Hangi cümlede virgül + which yapısı, önceki durumun tamamının sonucunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. The road was closed, which delayed the delivery.
  2. The road that was closed needed repairs.
  3. The driver knew which road was closed.
Cevabı göster

The road was closed, which delayed the delivery.

and reduces blood flow in your limbs, Kelime

2:50

ve uzuvlarınızdaki kan akışını azaltarak

causing them to swell.

2:52

şişmelerine neden olur.

Kelime

blood flow: kanın bir bölgede hareket etmesi

Blood flow, kanın vücutta veya belirli bir bölgede hareket etmesi anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bu cümlede flow bir isimdir ve blood onu niteler; öbeğin tamamı reduces fiilinin nesnesidir. Sağlık konularında reduce blood flow, improve blood flow ve restrict blood flow sık kullanılan birleşimlerdir. Kanın bir bölgede ne kadar rahat veya ne miktarda hareket ettiğine odaklanmak için blood flow kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, flow ile biten ve kanın hareketi anlamına gelen iki sözcüklü isim öbeğiyle tamamlayın: Regular movement can improve ____ to your legs.

Cevabı göster

blood flow

Sitting for long periods also temporarily deactivates lipoprotein lipase, Notlar

2:55

Uzun süre oturmak ayrıca lipoprotein lipazı da geçici olarak devre dışı bırakır,

a special enzyme in the walls of blood capillaries

3:00

bu kılcal kan damarlarının duvarlarında bulunan

that breaks down fats in the blood. Öbek fiiller

3:04

ve kandaki yağları parçalayan özel bir enzimdir.

Dilbilgisi

Cümlenin öznesi olarak Sitting for long periods

Sitting for long periods bir etkinliğe ad veren -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı deactivates fiilinin öznesidir; bu nedenle sitting burada oturma eylemini ifade eder ve şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Bir eylemi cümlenin konusu yapmak için -ing ile biten bir fiil, onu tamamlayan bilgilerle birlikte kullanılabilir. Tek bir etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığında öbek, burada deactivates örneğinde olduğu gibi genellikle tekil bir fiil alır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing öbeği genel bir ifadenin öznesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Working without breaks increases fatigue.
  2. Work without breaks are increasing fatigue.
  3. Working without breaks increase fatigue.
Cevabı göster

Working without breaks increases fatigue.

Kelime

lipoprotein lipase: Açıklayıcı ad öbeğiyle bir terimi anlama

Lipoprotein lipase bir enzimin teknik adıdır. Virgülden sonra gelen a special enzyme ad öbeği, İngilizcede appositive denilen açıklayıcı bir yapıdır: yabancı terimi daha basit sözlerle yeniden adlandırır. Bu ad öbeğinin geri kalanı enzimin nerede bulunduğunu ve ne yaptığını anlatır: enzim kan kılcallarının duvarlarındadır ve kandaki yağları parçalar. Bilimsel bir metinde yeni bir terimden sonra virgül ve daha açık bir ad öbeği olup olmadığına bakın; bu yapı çoğu zaman bütün teknik ayrıntıları öğrenmeden yeterli anlamı verir.

Alıştırma

Cümlede lipoprotein lipase teriminin ne olduğunu doğrudan hangi öbek açıklar?

  1. a special enzyme
  2. for long periods
  3. in the walls of blood capillaries
Cevabı göster

a special enzyme

Öbek fiiller

breaks down fats: break down ile 'parçalamak' anlamı

breaks down fats ifadesinde break down, bir maddeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Tek bir anlam birimi olarak okunur; bir şeyi fiziksel olarak kırıp aşağı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez. Burada fats nesnedir. Nesne öbek fiilden sonra ya da iki parçasının arasında olabilir: break down fats ve break fats down. Zamir kullanıldığında nesne araya gelmelidir: break them down. Geniş zamanda this enzyme gibi tekil bir özneyle break, breaks olur.

Alıştırma

Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This enzyme ____ starch into smaller sugars.

Cevabı göster

breaks down

So when you sit,

3:07

Dolayısıyla, oturduğunuzda,

you're not burning fat nearly as well as when you move around. Dilbilgisi

3:08

hareket ettiğiniz zamanki kadar iyi yağ yakamazsınız.

Dilbilgisi

not ... nearly as well as ...: güçlü bir olumsuz karşılaştırma

Not ... nearly as well as ... güçlü bir olumsuz karşılaştırmadır. İlk eylemin ikinci eyleme göre çok daha az başarılı veya etkili olduğunu belirtir. Bu cümlede otururken yağ yakma, hareket ederken olduğu kadar etkili olmaya yaklaşamaz. Nearly, not nearly as well as olumsuz kalıbının içinde kullanılır. Burada “neredeyse aynı derecede iyi” anlamına gelmez. Well, eylemin ne kadar etkili yapıldığını belirtir; as sonrasındaki yan cümle ise karşılaştırılan diğer durumu verir.

Alıştırma

Hangi cümle eski dizüstü bilgisayarın yenisine göre çok daha etkisiz çalıştığını belirtir?

  1. My old laptop runs almost as well as the new one.
  2. My old laptop doesn't run nearly as well as the new one.
  3. My old laptop doesn't run as often as the new one.
Cevabı göster

My old laptop doesn't run nearly as well as the new one.

What effect does all of this stasis have on the brain? Notlar

3:12

Tüm bu durgunluğun beyin üzerinde ne gibi etkileri vardır?

Anlatım akışı

What effect does ... have on ...?: etkiyi sormak ve etki analizine geçmek

What effect does X have on Y? kalıbı, X’in Y’yi nasıl değiştirdiğini veya etkilediğini sorar. X has an effect on Y cümlesinden gelir: soru cümlesinde what effect başa geçer, does soru yapısını kurar ve have yalın hâlde kalır. Bu soru, bir açıklama veya sunumda bilgileri düzenlemeye de yarar. Biraz önce ele alınan nedeni X olarak özetleyip dikkati bir sonraki inceleme konusu olan Y’ye yöneltebilir; burada konu, bedensel hareketsizlikten beyne geçer.

Alıştırma

What effect does ... have on ... kalıbını tamamlayın: What effect does lack of sleep ____ memory?

Cevabı göster

have on

Kelime

stasis: hareketin veya değişimin çok az olduğu resmî bir durum

Stasis, hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum anlamına gelir. all of this stasis ifadesinde bu isim, daha önce anlatılan uzun süre hareketsiz oturma durumunu tek bir genel koşul olarak özetler. Belirli bir oturma biçiminin adı değildir. Hareketsizliği veya durmuş hareketi anlatan resmî ve soyut bir ifadedir; bu nedenle bilimsel, tıbbi ve analitik bağlamlarda yaygındır.

Alıştırma

“What effect does all of this stasis have on the brain?” sorusundaki stasis ne anlama gelir?

  1. ani ve hızlı bir hareketlilik patlaması
  2. hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum
  3. belirli bir oturma biçimi
Cevabı göster

hareketin, akışın veya değişimin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir durum

Most of the time, you probably sit down to use your brain,

3:16

Çoğu zaman, beyninizi kullanmak için muhtemelen oturursunuz,

but ironically, lengthy periods of sitting actually run counter to this goal. Notlar

3:19

ama ironik bir şekilde, uzun süre oturmak aslında bu amaca ters düşer.

Anlatım akışı

but ironically: beklentinin tersine döndüğünü belirtmek

but, bilgiyi oturma nedeninden bu nedenle çelişen bir sonuca yönlendirir. ironically ise sonucu nasıl yorumlamanız gerektiğini gösterir: Sonuç, önceki amacın normalde düşündüreceği beklentinin tersidir. ironically sıradan bir karşıtlık bağlacından farklı olarak, konuşanın bu uyuşmazlığı çarpıcı bulduğu değerlendirmesini de ekler. Bu sözcüğü gördüğünüzde, sonraki ifadenin hangi beklentiyi veya amacı tersine çevirdiğini önceki bölümde arayın.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki amacı tersine çeviren bir sonucu but ironically ile sunuyor?

  1. The town opened a new road to shorten trips, and travel times fell as expected.
  2. The town opened a new road to shorten trips, but ironically, average travel times increased.
  3. The town opened a new road after months of construction.
Cevabı göster

The town opened a new road to shorten trips, but ironically, average travel times increased.

Kalıp ifadeler

run counter to this goal: bir hedefle çelişmek

run counter to this goal, “bu hedefle çelişmek” veya “hedefe ulaşılmasını engellemek” anlamına gelir. run counter to kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki run fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp run counter to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu cümlede lengthy periods of sitting öznedir ve zihni kullanma amacına ters düşen bir davranış olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi run counter to ifadesiyle tamamlayın. Yalnızca dil bilgisi gerektiriyorsa biçimini değiştirin: Cutting the training budget would ____ our goal of improving safety.

Cevabı göster

run counter to

Being stationary reduces blood flow and the amount of oxygen Dilbilgisi

3:24

Hareketsiz kalmak kan akışını ve akciğerleriniz yoluyla

entering your bloodstream through your lungs.

3:28

kan dolaşımınıza giren oksijen miktarını azaltır.

Dilbilgisi

Being stationary ifadesinin özne olması

Being stationary, hareket etmeden bir durumda bulunmak anlamına gelir. Burada Being + sıfat, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir -ing yan cümlesi oluşturur. Bu yapı, bir durumu tek bir fikir olarak ele alıp ardından etkisini anlatmayı sağlar. Öznenin tamamı tek bir durumu ifade ettiği için fiil tekil biçimde kullanılır: Being stationary reduces ... denir, reduce ... denmez.

Alıştırma

Hareketsiz bir durumu anlatmak için Being + sıfat yapısını özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Be stationary for hours can make your legs stiff.
  2. Being stationery for hours can make your legs stiff.
  3. Being stationary for hours can make your legs stiff.
Cevabı göster

Being stationary for hours can make your legs stiff.

Your brain requires both of those things to remain alert, Kalıp ifadeler

3:30

Beyniniz zinde kalmak için her ikisine de ihtiyaç duyar,

Kalıp ifadeler

remain alert: remain + sıfat

Remain alert, uyanık ve dikkatli olmaya, ayrıca olup biteni fark etmeye hazır kalmaya devam etmek anlamına gelir. Remain bir bağ fiilidir; bu nedenle alert, devam eden bir durumu tanımlayan sıfattır. Bu cümlede to remain alert, beynin kan akışı ve oksijen yardımıyla sürdürmesi gereken durumu açıklar. Kalıp remain + sıfat şeklindedir ve iki sözcüğün arasına be gelmez.

Alıştırma

Sürücülerin dikkatli kalmaya devam etmesi gerektiğini doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Drivers must remain alertness on long journeys.
  2. Drivers must remain to alert on long journeys.
  3. Drivers must remain alert on long journeys.
Cevabı göster

Drivers must remain alert on long journeys.

so your concentration levels will most likely dip Kelime

3:34

dolayısıyla beyin aktiviteniz yavaşladıkça

as your brain activity slows. Dilbilgisi

3:37

konsantrasyon seviyeniz büyük ihtimalle düşecektir.

Kelime

most likely dip: gerçekleşmesi olası bir düşüş

Bu cümlede dip, “azalmak” veya “daha düşük bir seviyeye inmek” anlamındadır. Özne concentration levels olduğu için bir miktar ya da derece değişimini anlatır; bir şeyi kısa süreliğine sıvıya batırma eylemini anlatmaz. Most likely, olasılığın yüksek olduğunu belirtir: konuşan kişi düşüşün gerçekleşmesini bekler ama bunun kesin olduğunu söylemez. Dip çoğu zaman fark edilir fakat sınırlı ya da geçici bir düşüşü düşündürür; ancak kesin miktarı ve süresi bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede dip, bir kişinin seviyesindeki veya durumundaki azalmayı anlatır?

  1. Energy levels may dip after a large lunch.
  2. She dipped the brush into the paint.
  3. The trail dips into the valley before climbing again.
Cevabı göster

Energy levels may dip after a large lunch.

Dilbilgisi

as your brain activity slows: eş zamanlı değişim ile nedeni bağlamak

Burada as bir bağlaçtır ve ardından your brain activity slows yan cümlesi gelir. Bu değişimi dip ile ilişkilendirir ve iki değişimi birlikte ilerleyen süreçler olarak sunar: beyin faaliyeti yavaşlarken konsantrasyon azalır. Bu bağlamda ilişki bir nedeni de düşündürür; ancak as, nedeni because kadar doğrudan belirtmek yerine eşlik eden değişime odaklanır. Burada “rolünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: Attendance dropped as the weather worsened. Burada as en doğal olarak hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Düşüş, havada herhangi bir değişiklik olmadan önce gerçekleşti.
  2. Havanın kötüleşmesi düşüşle aynı anda gerçekleşti ve düşüşü açıklamaya yardımcı olabilir.
  3. Katılım, hava durumunun rolünü üstleniyordu.
Cevabı göster

Havanın kötüleşmesi düşüşle aynı anda gerçekleşti ve düşüşü açıklamaya yardımcı olabilir.

Unfortunately,

3:40

Ne yazık ki,

the ill effects of being seated don't only exist in the short term. Notlar

3:41

oturmanın kötü etkileri yalnızca kısa vadede var olmaz.

Kelime

ill effects: zararlı sonuçları anlatan resmî bir ifade

ill effects, “zararlı veya olumsuz sonuçlar” anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada ill, effects sözcüğünü niteler ve “zararlı” anlamına gelir; hasta bir kişiyi anlatmaz. Cümlede bu ifade, oturur durumda kalmanın olumsuz sonuçlarını adlandırır. ill effects of X yapısı, zarara neyin yol açtığını belirtmek için başka bağlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Rapor bir tedavinin amaçlanmayan ikincil etkilerini değil, geniş anlamdaki zararlı sonuçları anlatıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The study examines ____ of air pollution.

  1. the side effects
  2. the ill effects
  3. the symptoms
Cevabı göster

the ill effects

Kalıp ifadeler

in the short term: yakın geleceğe ait zaman ölçeğini belirlemek

in the short term, “yakın gelecekte” veya “yakın gelecek dikkate alındığında” anlamına gelir. Bir ifadenin zaman ölçeğini belirler; burada term, bir sözcük ya da teknik terim değil, “süre” anlamındadır. don't only exist in the short term ifadesindeki don't only, “yalnızca bununla sınırlı değildir” demektir. Bu nedenle zararlı etkiler yalnızca yakın gelecekte görülmez; uzun vadede de sürebilir veya ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin ne kadar sürdüğünü söylemek yerine sonucu yakın geleceğe ait bir zaman ölçeğinde değerlendirir?

  1. The plan will reduce costs in the short term.
  2. The discount is available for a short time.
  3. The manual explains a technical term.
Cevabı göster

The plan will reduce costs in the short term.

Recent studies have found that sitting for long periods Anlatım akışı

3:45

Son araştırmalar uzun süre oturmanın

is linked with some types of cancers and heart disease, Kalıp ifadeler

3:48

bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarıyla bağlantılı olduğunu

Kalıp ifadeler

is linked with: İlişki, doğrudan nedensellik değil

Be linked with, “bir şeyle bağlantılı olmak” anlamına gelir. Burada edilgen A is linked with B kalıbı, uzun süre oturmak ile belirli hastalıklar arasında gözlemlenen bir ilişkiyi aktarır. Bu ifade tek başına A'nın B'ye doğrudan neden olduğunu, A'nın tek neden olduğunu veya ilişkinin nasıl işlediğini kanıtlamaz. Bu nedenle kanıtlar korelasyon gösterdiğinde ancak doğrudan nedensellik henüz belirlenmediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Bir raporda “X is linked with Y” deniyorsa X'in Y'ye doğrudan neden olduğu kanıtlanmıştır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

and can contribute to diabetes, Kalıp ifadeler

3:52

ve diyabet,

kidney, and liver problems.

3:54

böbrek ile karaciğer sorunlarına yol açabileceğini bulmuştur.

Anlatım akışı

Recent studies have found that...: Araştırma kanıtı sunmak

Recent studies have found that... bir sonucu araştırma kanıtı olarak sunan bir aktarım kalıbıdır. Recent studies bilgi kaynağını belirtir, that ile başlayan yan cümle ise araştırmaların vardığı sonucu açıklar. Böylece iddia, konuşanın kişisel görüşü değil araştırmaya dayalı bir bilgi olarak sunulur. Have found, present perfect yapısındadır. Bulguyu şu ana kadar ulaşılmış ve mevcut tartışma açısından hâlâ önemli olan bir sonuç olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin present perfect biçimi ve yan cümle belirteci that ile tamamlayın: Recent studies ____ regular sleep supports memory.

Cevabı göster

have found that

Kalıp ifadeler

can contribute to: olası kısmi nedeni belirtmek

can contribute to, “-e katkıda bulunabilir” ya da “bir sonuca yol açan etkenlerden biri olabilir” anlamına gelir. can olasılığı belirtir; contribute to ise bu etkenin nedenler zincirinin bir parçası olduğunu, tek neden olmadığını gösterir. Yapı can + fiilin yalın hâli contribute + edat to şeklindedir; to’dan sonra isim veya gerund gelir. Bu cümlede to’dan sonra sağlık sorunları listelenir.

Alıştırma

Birden fazla etkenin strese katkıda bulunabileceğini anlatmak için dersin hedef ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Several factors can ____ stress.

Cevabı göster

contribute to

In fact, researchers have worked out that worldwide, Öbek fiiller

3:57

Hatta araştırmacılar, hareketsizliğin dünya çapında

inactivity causes about 9% of premature deaths a year. Kelime

4:01

yılda yaklaşık %9 oranında erken ölüme neden olduğunu hesaplamışlardır.

Öbek fiiller

have worked out that ...: akıl yürüterek sonuca ulaşmak

have worked out that, bir sonuca ulaşmak için hesaplama veya akıl yürütme yapmak anlamına gelir. Araştırmacılar kanıtları ve analizleri kullanarak that cümleciğinde belirtilen sonuca ulaşmıştır; burada egzersiz yaptıkları anlatılmaz. have worked out, work out fiilinin present perfect biçimidir: have + past participle worked out. Önceden yapılan akıl yürütme sürecini, artık ortaya konmuş veya hâlâ geçerli olan bir sonuca bağlar.

Alıştırma

worked out that hangi cümlede bilgileri karşılaştırarak bir sonuca ulaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. They found out that the blue laptop was cheaper.
  2. They worked out at the gym before breakfast.
  3. After comparing the prices, they worked out that the blue laptop was cheaper.
Cevabı göster

After comparing the prices, they worked out that the blue laptop was cheaper.

Kelime

premature deaths: beklenenden erken ölümler

Premature deaths, normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler demektir. Bu cümlede çoğul ifade, yıllık bir istatistikte sayılabilen bir halk sağlığı sonucunu adlandırır. Premature, insanların olgunluğunu veya yaş grubunu değil, ölümlerin ne zaman gerçekleştiğini anlatır. Tekil biçim a premature death şeklindedir.

Alıştırma

Bir halk sağlığı raporunda premature deaths ne anlama gelir?

  1. Normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler
  2. Henüz resmî olarak doğrulanmamış ölümler
  3. Olgunlaşmamış şekilde davranan kişilerin ölümleri
Cevabı göster

Normalde beklenenden daha erken gerçekleşen ölümler

That's over 5 million people.

4:05

Bu 5 milyonun üzerinde insan demektir.

So what seems like such a harmless habit Anlatım akışı

4:08

Dolayısıyla bu kadar zararsız gibi görünen bir alışkanlık

actually has the power to change our health.

4:10

aslında sağlığımızı değiştirme gücüne sahiptir.

Anlatım akışı

what seems like ... actually ...: görünüş ile gerçek arasındaki karşıtlık

What seems like such a harmless habit ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Önce bir görünüş sunar: alışkanlık zararsız görünür, ancak seems like onun gerçekten zararsız olduğunu söylemez. Actually, ardından gelen beklenmedik gerçeği sunar: alışkanlık sağlığı etkileyebilir. What seems like ... actually ... kalıbı önce bir beklenti oluşturup sonra onu tersine çevirerek bilgiyi düzenler ve şaşırtıcı sonucu öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle görünüş ile gerçek arasındaki aynı karşıtlık kalıbını kullanır?

  1. The project seemed to be delayed after the team changed the schedule.
  2. What seems like a small delay can actually affect the entire project.
  3. A small delay affected the entire project, so the team changed the schedule.
Cevabı göster

What seems like a small delay can actually affect the entire project.

But luckily,

4:14

Neyse ki,

the solutions to this mounting threat are simple and intuitive. Kelime

4:15

giderek büyüyen bu tehdide karşı çözümler basit ve anlaşılırdır.

Kelime

mounting threat: giderek ciddileşen bir tehdit

mounting threat ifadesindeki mounting, boyut, ciddiyet veya aciliyet bakımından artmak anlamına gelir. Burada bir şeyi fiziksel olarak sabitleme ya da monte etme eylemini değil, daha ciddi hâle gelen bir tehlikeyi anlatır. Bu ifade, tehlikenin kötüleşmeye devam ettiğini göstererek kaygı ve aciliyet duygusunu güçlendirir.

Alıştırma

Giderek daha ciddi hâle gelen bir tehlike anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: As summers grow hotter and drier, wildfires are a ____ to nearby towns.

Cevabı göster

mounting threat

When you have no choice but to sit, Kalıp ifadeler

4:19

Oturmaktan başka çareniz kalmadığında,

try switching the slouch for a straighter spine. Kalıp ifadeler

4:21

kambur duruş yerine omurganızı daha dik tutmaya çalışın.

Kalıp ifadeler

have no choice but to + fiilin yalın hâli

Have no choice but to + fiilin yalın hâli, koşulların uygulanabilir tek bir eylem bıraktığı anlamına gelir. Bu cümlede oturmak bir tercih değil, zorunluluktur. Burada but, «-den başka» anlamındadır; bu nedenle standart yapı have no choice but to sit şeklindedir. she had no choice but to leave örneğinde olduğu gibi özne ve zaman değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi have no choice but to yapısıyla tamamlayın: Because the airport was closed, we had ____ stay overnight.

Cevabı göster

no choice but to

Kalıp ifadeler

switch X for Y: X'in yerine Y'yi koymak

switch X for Y yapısında X, vazgeçilen eski şey ya da alışkanlıktır; Y ise onun yerine gelen yeni seçimdir. Burada the slouch bırakılacak kambur duruşu, a straighter spine ise denenecek yeni duruşu anlatır. try fiilinden sonra, denenen eylemi adlandırmak için -ing biçimi switching gelir. Buradaki for, yeni seçeneği gösterir; “... nedeniyle” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi switch X for Y yapısıyla tamamlayın: To save money, try switching takeout meals ____ home-cooked lunches.

Cevabı göster

for

And when you don't have to be bound to your seat, Deyimler

4:25

Koltuğunuza bağlı kalmak zorunda olmadığınızda ise,

aim to move around much more, Kalıp ifadeler

4:27

çok daha fazla hareket etmeyi hedefleyin,

Deyimler

be bound to your seat: kesinlik değil, kısıtlanma

Bound, bind fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. be bound to your seat ifadesinde to'dan sonra your seat ad öbeği gelir; bu nedenle bir yere bağlanma veya o yerde kalmaya zorlanma görüntüsü oluşur. Bu cümlede anlam mecazidir: kişiyi oturmaya zorlayan şey gerçek ipler değil, koşullardır. Bu kullanım, bir şeyin gerçekleşmesinin çok olası veya kesin olduğunu belirten be bound to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır. to'dan sonraki biçim anlamı gösterir: ad veya yer bağlantı ya da kısıtlanma, fiilin yalın hâli ise beklenen kesinlik anlamını verir.

Alıştırma

"Back-to-back meetings left Noah bound to his desk until noon," cümlesinde bound to ne anlama gelir?

  1. Noah masayı başka bir şeye bağladı.
  2. Noah'ın bir masa satın alacağı kesindi.
  3. Toplantılar Noah'ı masasından ayrılamaz hâlde tuttu.
Cevabı göster

Toplantılar Noah'ı masasından ayrılamaz hâlde tuttu.

Kalıp ifadeler

aim to move around: hareket etmeyi bir eylem hedefi yapmak

aim to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi hedef hâline getirmek ve o hedef için çaba göstermeyi amaçlamak demektir. Burada aim to move around, “konum değiştirmek veya daha fazla yürümek için çaba göstermek” anlamındadır; “bir hedefe nişan almak” anlamında değildir. Aim to... emir yapısında kullanıldığında, konuşan kişi tavsiyeyi uygulanabilir bir hedefe dönüştürür. Aim niyet ve yön belirtir, ancak hedefin kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Tavsiyeyi bu dersteki hedef belirten ifadeyle tamamlayın: During long study sessions, ____ stand up and stretch once an hour.

Cevabı göster

aim to

perhaps by setting a reminder to yourself to get up every half hour. Kalıp ifadeler

4:30

belki de her yarım saatte bir kalkmak için kendinize bir hatırlatıcı ayarlayabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

by setting a reminder to yourself to get up: bir yöntemi açıklamak

by + -ing, önceki öneriyi uygulamak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by setting..., “Nasıl daha fazla hareket edebilirsin?” sorusuna cevap verir. İfadenin içinde set a reminder bir uyarı oluşturmak demektir. to yourself hatırlatıcının kimin için olduğunu, to get up ise hatırlatıcının hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir. Bu nedenle iki to ifadesinin görevleri farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın formu öğlen göndermek için kendisine bir uyarı oluşturduğunu söyler?

  1. Maya sent her coworker a reminder to send the form at noon.
  2. Maya set a reminder to herself to send the form at noon.
  3. Maya remembered that the form had already been sent at noon.
Cevabı göster

Maya set a reminder to herself to send the form at noon.

But mostly, just appreciate that bodies are built for motion, Anlatım akışı

4:35

Ama en çok da bedenlerin hareketsizlik için değil,

not for stillness.

4:39

hareket için yaratıldığının farkına varın.

Anlatım akışı

built for motion, not for stillness: açık bir amaç karşıtlığı

Bu cümlede be built for, “bir şeye doğal olarak uygun olmak” ya da “bir amaç için tasarlanmış olmak” demektir. Burada mecazi anlamdadır: bedenler harekete uygundur; birinin onları bu amaçla kelimenin tam anlamıyla ürettiği söylenmez. Birbirine paralel for motion ve not for stillness ifadeleri olumlu ve olumsuz bir karşıtlık kurar. İkinci ifadede tekrar edilecek bodies are built kısmı çıkarılmıştır; tam düşünce “bodies are built for motion, but bodies are not built for stillness” şeklindedir. Kısa X, not Y kalıbı sonucu daha güçlü kılar.

Alıştırma

Cümleyi be built for X, not for Y kalıbındaki karşıtlık sözleriyle tamamlayın: This lightweight tent is built for weekend camping, ____ winter expeditions.

Cevabı göster

not for

In fact, since the video's almost over, Dilbilgisi

4:40

Aslında, madem video bitmek üzere,

why not stand up and stretch right now? Ton ve niyet

4:43

neden hemen şimdi ayağa kalkıp gerinmiyorsunuz?

Dilbilgisi

since the video's almost over: neden bildiren since

Burada since, “çünkü” ya da “-dığına göre” anlamına gelir. since the video's almost over yan cümlesi, ardından gelen önerinin nedenini verir: şimdi ayağa kalkıp esnemek için uygun bir zamandır. Bu, neden bildiren since kullanımıdır; “geçmişteki bir başlangıç noktasından beri” anlamındaki zamansal since değildir. Yan cümle, bir kararı destekleyen mevcut bir gerçeği anlatır; devam eden bir durumun ne zaman başladığını belirtmez.

Alıştırma

“Since the store is closing soon, let's pay now,” cümlesinde since ne işe yarar?

  1. Mağazanın sürekli kapanmakta olduğu anlamına gelir.
  2. Şimdi ödeme yapmanın nedenini belirtir.
  3. Devam eden bir etkinliğin ne zaman başladığını gösterir.
Cevabı göster

Şimdi ödeme yapmanın nedenini belirtir.

Ton ve niyet

why not stand up and stretch: samimi bir öneri yapmak

Why not + fiilin yalın hâli, samimi bir öneri yapmak için kullanılan yaygın bir yapıdır. Burada why not stand up and stretch, izleyiciyi harekete geçmeye davet eder; bunu yapmamasının nedenini gerçekten soran bir soru değildir. stand up ve stretch eylemleri and ile bağlanmıştır. İkisi de why not sonrasında fiilin yalın hâlini kullanır; to veya -ing almaz.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde samimi bir öneri yapar?

  1. Why not taking a short break?
  2. Why not take a short break?
  3. Why not to take a short break?
Cevabı göster

Why not take a short break?

Treat your body to a walk. Kalıp ifadeler

4:45

Bedeninize bir yürüyüş hediye edin.

It'll thank you later. Deyimler

4:47

Daha sonra size teşekkür edecektir.

Kalıp ifadeler

Treat your body to a walk: treat X to Y kalıbı

Treat someone to something, birine ödül vermek veya hoş bir deneyim yaşatmak anlamına gelir. Kalıp treat + alan kişi veya şey + to + ödül ya da deneyim şeklindedir. Burada your body, a walk adlı bir hediye alan kişi gibi anlatılır. Bu kişileştirme, yürüyüşü bedene verilen güzel bir ödül gibi gösterir. Bu cümlede treat, tıbbi bakım sağlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Ödül ifadesini eksik sözcükle tamamlayın: After finishing the project, Lina treated herself ____ a concert ticket.

Cevabı göster

to

Deyimler

It'll thank you later: gelecekteki faydayı kişileştirmeyle anlatmak

Burada It, önceki cümledeki your body ifadesini gösterir. Konuşan kişi bedeni teşekkür edebilen bir insan gibi ele alır; ancak gerçek anlamda bir teşekkür söz konusu değildir. It'll thank you later, şimdi yürüyüş yapmanın gelecekte bedenine fayda sağlayacağı anlamına gelir. Daha genel olarak X will thank you later kalıbı, şimdi yapılan iyi bir seçimin ileride X'e yarar sağlayacağını hafif ve ikna edici biçimde anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda It'll thank you later ne anlama geliyor?

  1. Şimdi yürüyüş yapmak ileride bedenine fayda sağlayacak.
  2. Bedenin yürüyüşten sonra gerçekten konuşacak.
  3. Yürüyüş yaptığın için başka biri sana teşekkür edecek.
Cevabı göster

Şimdi yürüyüş yapmak ileride bedenine fayda sağlayacak.