Moğol İmparatorluğu'nun yükselişi ve çöküşü - Anne F. Broadbridge: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tarih anlatısı, Temuçin’in bozkır halklarını nasıl birleştirdiğini, Moğol fetihlerinin yönetim, uzman emeği ve ticaret yoluyla Avrasya’nın büyük bölümünü nasıl birbirine bağladığını ve veraset çekişmelerinin imparatorluğu bölerken ardıl devletlerin sonraki kültürleri ve güçleri nasıl etkilediğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. largest contiguous land empire — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: contiguous sözcüğünün dağınık kolonileri veya denizaşırı üsleri değil, kesintisiz biçimde birbirine bağlı tek bir kara parçasını anlattığını kavramak; ifadeyi tarih, coğrafya veya siyaset metinlerinde imparatorlukları karşılaştırırken doğru kullanmak. 2. With much of Eurasia politically unified, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Başka bir gelişmenin siyasi koşulunu kısa yoldan veren with + isim + sıfat/ortaç arka plan yapısını tanımak; ayrı bir tam cümle kurmadan Avrasya’nın siyasi birliğiyle İpek Yolu ticaretinin gelişmesi arasında bağlantı kurmak. 3. grew into a major world power. — Phrasal verb’ler: grow into ile zaman içinde gerçekleşen aşamalı dönüşümü anlatmak ve ifadenin Moskova Knezliği’nin bir ticaret merkezinden etkili bir devlete dönüşmesini nasıl sunduğunu anlamak; kalıbı kişilerin, şehirlerin, kuruluşların veya ülkelerin gelişimine uygulamak.
Bu derste
It was the largest contiguous land empire in history, Kelime
0:09Tarihin en büyük bitişik kara imparatorluğuydu;
largest contiguous land empire: toprakları bağlantılı en büyük kara imparatorluğu
Burada contiguous, imparatorluğun topraklarının karada tek ve bağlantılı bir alan oluşturduğu anlamına gelir. largest contiguous land empire ifadesinde largest, bu bağlantılı coğrafi yapıya sahip imparatorlukların büyüklüğünü karşılaştırır; contiguous yalnızca çok büyük demek değildir. Bu ifade, birbirine bağlı bir kıta imparatorluğunu çoğunlukla uzak kolonilerden, adalardan veya denizaşırı ileri karakollardan oluşan bir imparatorluktan ayırır.
Alıştırma
contiguous, largest contiguous land empire ifadesine hangi anlamı ekler?
- Toprakları karada tek ve bağlantılı bir alan oluşturur.
- Birbirinden ayrı çok sayıda denizaşırı ileri karakolu vardır.
- Diğer bütün imparatorluklardan daha uzun sürmüştür.
Cevabı göster
Toprakları karada tek ve bağlantılı bir alan oluşturur.
stretching from Korea to Ukraine and from Siberia to southern China Dilbilgisi
0:12Kore'den Ukrayna'ya, Sibirya'dan güney Çin'e kadar uzanıyor
stretching from ... to ...: sıfat-fiil grubuyla coğrafi kapsam ekleme
Cümle önce imparatorluğu belirtir, ardından stretching... sıfat-fiil grubu onun coğrafi uzanımını ekler. Stretching bir present participle biçimidir ve örtük öznesi imparatorluktur; bu nedenle bu bölüm yeni ve bağımsız bir cümle başlatmak yerine önceki yan cümleye bağlıdır. from A to B kalıbı, iki coğrafi sınırı kısa biçimde sunmak için iki kez tekrarlanır: Kore'den Ukrayna'ya ve Sibirya'dan Çin'in güneyine.
Alıştırma
stretching grubu bu cümlede ne yapar?
- İmparatorluğun daha sonra neden ortadan kalktığını açıklar.
- Önceki açıklamaya imparatorluğun coğrafi kapsamını ekler.
- Kore hakkında yeni ve bağımsız bir cümle başlatır.
Cevabı göster
Önceki açıklamaya imparatorluğun coğrafi kapsamını ekler.
was forged: baskı ve deneyimlerle şekillenmek
was forged ifadesinde forge mecaz anlamda kullanılır: Bir şeyin güçlü etkiler, zorluklar, çatışmalar veya ortak deneyimler sonucunda oluştuğunu ya da yaratıldığını belirtir. Bu cümlede sıcak metale şekil vermek anlamına gelmez. Edilgen was forged yapısı, kimin yaptığına değil, ortaya çıkan şeye ve onu şekillendiren sürece odaklanır. Bu kullanım tarihî veya resmî anlatılarda genellikle ittifakları, ulusları, kimlikleri ve ilişkileri betimler.
Alıştırma
Hangi cümlede forged, ‘baskı veya ortak deneyimler sonucunda oluşmak’ anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- The blacksmith forged a blade from steel.
- A strong alliance was forged through years of negotiation.
- The signed agreement was stored in a locked drawer.
Cevabı göster
A strong alliance was forged through years of negotiation.
the East Asian steppe was home to scattered groups of Mongol and Turkic pastoral nomads Notlar
0:24Doğu Asya bozkırları, hanlar tarafından yönetilen,
was home to: bir yerde neyin yaşadığını veya bulunduğunu belirtmek
yer + be home to + isim kalıbında home; insanların, hayvanların, bitkilerin, kurumların veya başka şeylerin yaşadığı, bulunduğu ya da merkezinin olduğu yeri belirtir. Burada özel bir ev anlamına gelmez. Was geçmişteki bir durumu gösterir: Bozkır, bu grupların yaşadığı bölgeydi. Şimdiki bir durum için is home to kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: For many years, the old warehouse ____ several small studios.
Cevabı göster
was home to
Mongol and Turkic pastoral nomads: hayvancılıkla geçinen Moğol ve Türk göçebeleri
Bu ifadede Mongol and Turkic, bozkır halklarının geniş Moğol ve Türk gruplarını belirtirken pastoral nomads, hayvan yetiştirmeye ve otlakla su bulmak için sürülerle birlikte hareket etmeye dayalı bir yaşam biçimini anlatır. Burada pastoral, hayvancılıkla ilgili demektir. Kırsal ve huzurlu anlamına gelmez, pastoral edebiyatı da anlatmaz. Bu kısa arka plan, daha sonra geçen göç, sürüler ve atlı savaş arasındaki bağlantıyı anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede pastoral nomads ne anlama gelir?
- Temel olarak hayvan yetiştirerek yaşayan göçebe topluluklar
- İdeal bir kırsal yaşam hakkında yazan yazarlar
- Göç etmeden şehirde hayvan alıp satan tüccarlar
Cevabı göster
Temel olarak hayvan yetiştirerek yaşayan göçebe topluluklar
led by khans: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Led by khans, önceki groups adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. groups that were led by khans biçiminde açılabilir ve böylece bu grupların kimin yönetiminde olduğunu belirtir. Led burada edilgen anlam taşır: gruplar yönetilen taraftır. Grupların birini yönettiği anlamına gelen etkin yapıdaki basit geçmiş zaman ana fiili değildir. Khan, bozkır toplumlarında siyasi ya da askerî bir hükümdarın unvanıdır.
Alıştırma
Edilgen ilgi cümleciğini led by kullanarak kısaltın: The science club, ____ Ms. Patel, won the regional prize.
Cevabı göster
led by
The people herded sheep, cattle, yaks, and camels.
0:31İnsanlar koyun, sığır, yak ve deve sürüsü güdüyordu.
They lived in felt tents and moved between summer and winter campsites. Kalıp ifadeler
0:35Keçe çadırlarda yaşıyor, yazlık ve kışlık kamplar arasında yer değiştiriyorlardı.
moved between summer and winter campsites: yaz ve kış kampları arasında gidip gelmek
Moved between summer and winter campsites, geçmiş zaman yapısı olan move between A and B kalıbını kullanır. Bu ifade grubun iki kamp türü arasında tekrar tekrar hareket ettiğini veya gidip geldiğini anlatır; yalnızca bir yerden başka bir yere bir kez taşındıklarını anlatmaz. Burada summer campsites ve winter campsites hareketin iki uç noktasını gösterir. Göçebe yaşam bağlamında ifade, mevsimlere bağlı olarak tekrarlanan bir göçü anlatır; belirsiz biçimde bir şeyin “ortasında” hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Düzenli hareket yapısını tamamlayın: During the school year, Maya ____ the city campus ____ the rural campus.
Cevabı göster
moves between · and
Nomadic women held significant authority, Kalıp ifadeler
0:40Göçebe kadınların büyük bir otoritesi vardı;
held significant authority: önemli ölçüde yetkiye sahipti
Held significant authority ifadesinde hold soyut anlamda kullanılır: güç, etki veya karar verme yetkisine sahip olmak ya da bunları kullanmak. Held geçmiş zamandır; significant ise dikkate değer, oldukça büyük bir dereceyi belirtir. Bu nedenle cümle, göçebe kadınların topluluklarındaki kararlar üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu söyler. Bu, toplumsal veya kurumsal gücü anlatan resmî ve kısa bir ifadedir. Buradaki held fiziksel olarak bir şeyi tutmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hold significant authority ifadesinin önemli karar verme gücüne sahip olmak anlamına geldiği cümleyi seçin.
- The committee holds significant authority over funding decisions.
- The committee is an authority on medieval architecture.
- The committee holds a folder of funding reports.
Cevabı göster
The committee holds significant authority over funding decisions.
managing...: sıralı sorumluluklar ekleyen -ing yapısı
Managing ile başlayan ek bilgi veren -ing yapısı, önceki cümledeki nomadic women ifadesine bağlanır. Örtük özne bu kadınlardır ve yapı, onların yetkisinin hangi sorumlulukları kapsadığını açıklar. Bu parça tek başına tam bir cümle değildir. Manage fiili üç eş görevli nesne alır: these migrations, many of the flocks ve trade. Virgüller ile and, üçünü tek bir liste hâlinde düzenler; bu yüzden son iki öge de managing fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin yapısını hangi açıklama doğru biçimde anlatıyor?
- Managing üç eş görevli nesne alır: these migrations, many of the flocks ve trade.
- Managing fiilinin nesnesi yalnızca these migrations ifadesidir; diğer ögeler ayrı eylemlerdir.
- Trade, managing fiilinin örtük öznesidir.
Cevabı göster
Managing üç eş görevli nesne alır: these migrations, many of the flocks ve trade.
Meanwhile, men specialized in mounted warfare. Kalıp ifadeler
0:46Bu arada erkekler atlı savaş konusunda uzmanlaştılar.
specialized in mounted warfare: bir uzmanlık alanını belirtme
Specialized in, uzmanlığın veya faaliyetin belirli bir alana odaklandığını belirtir. Yapı, specialize in ifadesinden sonra bir isim, isim öbeği ya da -ing biçimi getirilerek kurulur. Burada geçmiş zamandaki specialized fiili, erkeklerin uzmanlık alanını gösterir. Bu bağlamda mounted, “ata binmiş” anlamındadır; dolayısıyla mounted warfare at üzerinde gerçekleştirilen savaştır. Kurulmuş veya monte edilmiş ekipmanı ifade etmez.
Alıştırma
Tekil özneye uygun Amerikan İngilizcesi geniş zaman specialize in biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This small firm ____ designing accessible websites.
Cevabı göster
specializes in
These nomadic groups often fought each other.
0:50Bu göçebe gruplar genellikle birbirleriyle savaşırlardı.
was to change: daha sonraki tarihsel sonucu önceden haber verme
Bu cümlede was to change, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar: az önce anlatılan durum devam etmemiş ve daha sonra Temuçin döneminde değişmiştir. Anlatıcı sonucu zaten bilir ve bir dönüm noktasını haber verir. Bu, be to + fiil yapısının geçmiş zaman biçiminin geriye dönük kullanımıdır. Tarihsel anlatıda daha sonraki bir olayı yalnızca belirsiz bir tahmin olarak değil, bilinen ve önemli bir gelişme olarak sunabilir.
Alıştırma
Özgün tarihsel anlatıda was to change büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- Durumun daha sonra değiştiğini belirtir ve bu sonucu önceden haber verir.
- Durumun belirli bir saatte değişmesini gerektiren bir emri bildirir.
- Değişimin yalnızca mümkün olduğunu ve sonucun bilinmediğini söyler.
Cevabı göster
Durumun daha sonra değiştiğini belirtir ve bu sonucu önceden haber verir.
born into: doğuştan gelen aile veya toplumsal geçmiş
Be born into + aile, sınıf veya toplumsal çevre, kişinin doğduğu andan itibaren bu geçmişe sahip olması demektir. Buradaki an aristocratic Mongol family bir doğum yerini değil, doğuştan gelen aile ve sınıf geçmişini belirtir. Sonraki isim kişinin doğarak içine girdiği koşulları veya grubu anlatıyorsa into kullanın. Örnek olarak a wealthy family, poverty veya a religious community verilebilir.
Alıştırma
Aile geçmişini göstermek için born into kullanın: Nadia was ____ a family of professional musicians.
Cevabı göster
born into
Despite losing his father at an early age and growing up in poverty, Dilbilgisi
0:58Babasını küçük yaşta kaybetmesine ve yoksulluk içinde büyümesine rağmen,
Despite losing ... and growing ...: despite + -ing ile ödünleme anlatımı
Despite, normalde ana cümledeki sonucu pek olası göstermeyecek bir bilgiyi sunar. Bu cümlede iki zorluğu, ardından gelen ana cümle için ödünleyici bir arka plan olarak verir. Despite bir edattır; bu yüzden burada losing his father at an early age ve growing up in poverty şeklindeki paralel iki -ing öbeği gelir. Ardından doğrudan özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelemez; bu yapı için although ya da despite the fact that kullanılır.
Alıştırma
Despite sözcüğünün doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- Despite of growing up in poverty, she completed her education.
- Despite she grew up in poverty, she completed her education.
- Despite growing up in poverty, she completed her education.
Cevabı göster
Despite growing up in poverty, she completed her education.
he quickly rose to power by forging strategic alliances with other leaders. Notlar
1:02diğer liderlerle stratejik ittifaklar kurarak hızla güç kazandı.
rose to power: önemli bir liderlik veya kontrol konumuna yükselmek
Rise to power, özellikle siyasi veya tarihsel bağlamlarda önemli bir liderlik ya da kontrol konumuna gelmek anlamına gelen yerleşik bir ifadedir. Rose, rise fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Buradaki rise mecazidir: fiziksel olarak ayağa kalkmayı değil, statü ve etkinin artmasını anlatır. Quickly ise bu iktidara yükselişin kısa sürede gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Tarihî cümleyi rise to power ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of building support, the reformer ____.
Cevabı göster
rose to power
by forging strategic alliances: yöntemi anlatan by + -ing
by forging strategic alliances ifadesi, onun iktidara nasıl yükseldiğini açıklar: Bunu diğer liderlerle dikkatle seçilmiş ortaklıklar kurarak yaptı. Burada by yöntemi belirtir; forging ise edattan sonra kullanılan -ing biçimidir. Bir sonucu, o sonucu mümkün kılan eyleme bağlamak için by + -ing kullanılır. Bu bağlamda forge an alliance, metal dövmek değil, “ittifak kurmak veya oluşturmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemi açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanır?
- The team reduced delays by using a shared calendar.
- The team reduced delays by to use a shared calendar.
- The team reduced delays by used a shared calendar.
Cevabı göster
The team reduced delays by using a shared calendar.
Temujin promoted soldiers based on merit Kalıp ifadeler
1:09Temuçin askerleri liyakate göre terfi ettiriyor
Cümle başında karşıtlık kuran Unlike those khans,
Unlike those khans, ana yargıdan önce bir karşılaştırma kurar. Dinleyiciye Temuçin’in politikasını daha önce sözü edilen hanların politikalarından farklı olarak yorumlaması gerektiğini gösterir; böylece askerleri liyakate göre terfi ettirme bilgisi öne çıkar. Unlike burada bir edat gibi işlev görür ve ardından tam bir cümlecik değil, those khans isim öbeği gelir. Those, çevredeki bağlamda daha önce tanıtılmış bir gruba gönderme yapar.
Alıştırma
Hangi cümle iki politika arasında cümle başında karşıtlık kurmak için unlike kullanır?
- I dislike the old policy because it is confusing.
- The old policy is unlikely to change soon.
- Unlike the old policy, the new policy rewards teamwork.
Cevabı göster
Unlike the old policy, the new policy rewards teamwork.
based on merit: yetenek ve başarıyı ölçüt olarak kullanmak
Based on merit, bir kararda ölçüt olarak yetenek, performans veya başarının kullanıldığını ifade eder. Burada askerler aile kökenleri ya da kişisel bağlantıları nedeniyle değil, gösterdikleri yetenek veya elde ettikleri başarılar nedeniyle terfi ettirilir. based on + ölçüt kalıbı, bir seçimde kullanılan nedeni veya standardı belirtir. Bu kullanımda merit yalnızca olumlu bir özellik değildir; seçilmeyi ya da ödüllendirilmeyi haklı çıkaran, kanıtlanmış yetenek veya başarıdır.
Alıştırma
Kanıtlanmış yetenek veya başarıya göre anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fellowship is awarded ____, not according to family connections.
Cevabı göster
based on merit
and distributed spoils evenly among them. Kalıp ifadeler
1:12ve ganimetleri aralarında eşit olarak paylaştırıyordu.
distributed ... evenly among ...: bir gruba eşit paylar dağıtmak
Bu yan tümce, savaşta ele geçirilen malları gruptaki kişilerin eşit ya da yaklaşık eşit pay alacağı biçimde böldüğünü anlatır. Buradaki spoils, askeri zaferden sonra ele geçirilen değerli şeyler anlamındaki çoğul bir isimdir; spoils fiili değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp distribute + şey + among + grup şeklindedir. Among birden fazla alıcıyı belirtir, evenly ise payların eşit veya dengeli olduğunu ekler.
Alıştırma
Distribute fiilinin geçmiş zamanını ve distribute something among a group kalıbındaki edatı kullanın: The coordinator ____ the extra tickets evenly ____ the volunteers.
Cevabı göster
distributed · among
His most brilliant move was to scatter the nomads he conquered among his own soldiers, Notlar
1:15En zekice hamlesi, fethettiği göçebeleri kendi askerlerinin arasına dağıtmak oldu;
His most brilliant move was to ...: önemli bir stratejiyi öne çıkarmak
His most brilliant move was to ... önce bir kararı değerlendirir, ardından to mastarıyla bu kararın ne olduğunu belirtir. Buradaki move, fiziksel hareket değil, stratejik bir eylem veya seçim anlamına gelir. Bu kalıp, to sonrasındaki eylemi anlatıcının en güçlü stratejik seçimi olarak işaretleyip anlatıdaki bilgiyi düzenler. Aynı kalıp Her smartest move was to ... gibi başka değerlendirmelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
His most brilliant move was to ... kalıbı cümlede ne yapar?
- Önce bir stratejiyi değerlendirir, ardından eylemin ne olduğunu belirtir.
- Değerlendirme yapmadan eşit önemde birkaç olay tanıtır.
- Birinin fiziksel olarak nasıl hareket ettiğini anlatır.
Cevabı göster
Önce bir stratejiyi değerlendirir, ardından eylemin ne olduğunu belirtir.
scatter ... among ...: insanları gruplara dağıtmak
scatter the nomads he conquered among his own soldiers ifadesinde scatter X among Y, X'i bir arada tutmak yerine ayırıp üyelerini Y'nin içine dağıtmak anlamına gelir. X nesnesi the nomads he conquered bölümüdür; among his own soldiers ise bu kişilerin içine dağıtıldığı daha büyük grubu belirtir. scatter düzensiz bir dağılmayı da anlatabilir, ancak burada bağlam bunun planlı bir yeniden örgütleme olduğunu gösterir. Üyeleri farklı gruplara yaymak asıl nokta olduğunda personel veya takım düzenlemeleri için de bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi scatter fiilinin geçmiş zamanı ve scatter ... among ... kalıbındaki edatla tamamlayın: To keep the groups balanced, the coach ____ the experienced players ____ the new teams.
Cevabı göster
scattered · among
so they couldn't...: bir eylemi amaçlanan sonuca bağlamak
Bu cümlede so, daha önceki bir eylemin sonucunu anlatır: o eylem nedeniyle ona karşı güçlerini birleştiremediler. Bağlamda bu sonuç, eylemle ulaşılmak istenen önleyici etkidir. Buradaki so, önceki eylemi doğrudan o eylemle engellenmek istenen duruma bağlar. Ayrı bir sonuç cümlesi başlatan so yerine, that sözcüğünün atıldığı konuşma dilindeki so that gibi anlaşılabilir.
Alıştırma
so they couldn't join together against him ifadesinde so ne işe yarar?
- Yeni ve ilgisiz bir konu başlatır.
- Daha önceki bir eylemin sonucunu veya hedeflenen etkisini anlatır.
- Neden güçlerini birleştirmek istediklerini açıklar.
Cevabı göster
Daha önceki bir eylemin sonucunu veya hedeflenen etkisini anlatır.
made him unstoppable: make + nesne + sıfat
made him unstoppable, make + nesne + sıfat yapısını izler. Him, değişimden etkilenen nesnedir; unstoppable ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Bu yapıyı, bir şeyin bir kişiyi ya da nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatmak için kullanın. Sıfat doğrudan nesneden sonra gelir; bu yapıda to be kullanılmaz.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlamak için made, the road ve safer ifadelerini doğru sırayla kullanın: Better lighting ____ at night.
Cevabı göster
made the road safer
he had united the people of the felt-walled tents Kültür
1:27keçe duvarlı çadırların halklarını birleştirmiş
by 1206, he had united: geçmişteki bir son tarih ve past perfect
Burada by 1206, “en geç 1206 yılına kadar” anlamına gelir ve bu yılı geçmişteki bir son tarih yapar. Had united past perfect yapısındadır; dolayısıyla birleşme, zaman çizelgesi bu noktaya ulaştığında zaten tamamlanmış olarak sunulur. Yeniden kullanılabilecek kalıp by + geçmişteki bir zaman noktası + past perfect biçimindedir. Tarihsel bir zaman çizelgesinin ya da geçmişteki başka bir olay dizisinin belirli bir aşamasına kadar nelerin başarılmış olduğunu özetlerken sık kullanılır.
Alıştırma
check fiilinin past perfect biçimini kullanın: By the time the doors opened, the staff ____ every seat.
Cevabı göster
had checked
felt-walled tents: bir gruba gönderme yapan kültürel ifade
Keçe, hayvansal liflerin sıkıştırılmasıyla yapılan yoğun bir malzemedir. Felt-walled tents, keçeyle kaplı taşınabilir konutlardır ve bu bağlamda İç Asya bozkırlarındaki hayvancılığa dayalı yaşamla güçlü biçimde ilişkilidir. The people of the felt-walled tents ifadesinde konut, bu tür evlerde yaşayan toplulukları temsil eder. Bu nedenle ifade yalnızca çadır yapısının bir ayrıntısı değil, söz konusu göçebe gruplar için betimleyici bir kültürel addır.
Alıştırma
The people of the felt-walled tents ifadesinde felt-walled tents nasıl bir işlev görür?
- Belirli bir ordunun resmî adını verir.
- Karakteristik bir konut aracılığıyla, bu yaşam biçimiyle ilişkili topluluklara gönderme yapar.
- Çadırların savunma duvarlarıyla çevrili olduğunu söyler.
Cevabı göster
Karakteristik bir konut aracılığıyla, bu yaşam biçimiyle ilişkili topluluklara gönderme yapar.
were shamanists: tarihsel bir inanç kimliği
Bu cümlede were shamanists ifadesi, söz konusu Moğolları dini inançlarına göre tanımlar: Şamanizme inanıyor veya onu uyguluyorlardı. Shamanists bir dini ya da inanç kimliğini anlatır; etnik grup adı değildir. Bu ifade, daha sonra doğa ruhlarına, atalara ve ilahi otoriteye yapılacak göndermeler için arka plan sağlar. Bu düşünceler, söz konusu dünya görüşünün parçaları olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede shamanists ne tür bir kimliği belirtir?
- Özel bir askeri sınıftaki askerler
- Bir tür dini inançla ilişkili kişiler
- Belirli bir etnik grubun üyeleri
Cevabı göster
Bir tür dini inançla ilişkili kişiler
believing that the spirits of nature and their ancestors inhabited the world around them. Kelime
1:34doğanın ve atalarının ruhlarının çevrelerindeki dünyada yaşadığına inanıyorlardı.
inhabited the world around them: resmi ve geçişli inhabit kullanımı
Burada inhabited the world around them, ruhların çevredeki dünyada bulunduğuna veya bu dünyanın her yanında yaşadığına inanıldığını anlatır. Dilbilgisel özne the spirits of nature and their ancestors ifadesidir; dolayısıyla inhabited insan sakinleri değil, ruhları tanımlar. Inhabit resmi bir geçişli fiildir: a person, animal, or spirit inhabits a place. Yer, in kullanılmadan doğrudan fiilden sonra gelir. Bu kullanım tarihsel, ekolojik ve dini anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede inhabit doğru kullanılmıştır?
- Several rare animals inhabit in the island.
- Several rare animals inhabit the island.
- Several rare animals are inhabit the island.
Cevabı göster
Several rare animals inhabit the island.
Over all arched...: yer ifadesini başa alan edebî devrik yapı
Over all, kapsam bildiren ve cümlenin başına taşınmış bir öbektir. Ardından arched fiili gelir; gerçek özne olan the sky god, Tenggeri ise fiilden sonra yer alır. Daha tarafsız bir söz dizimi The sky god, Tenggeri, arched over all. biçimindedir. Bu devrik yapı önce mekânı sunar, ardından onun üzerinde uzanan varlığı açıklar ve böylece görkemli, edebî bir görüntü oluşturur. Yer veya kapsamı vurgulayan bir anlatı kalıbıdır; Over all özne değildir.
Alıştırma
Hangi cümle özgün cümlenin tarafsız söz dizimine en yakın biçimidir?
- The sky god, Tenggeri, arched over all.
- Over all did the sky god, Tenggeri, arch.
- The sky god placed an arch over everyone.
Cevabı göster
The sky god, Tenggeri, arched over all.
Chinggis Khan believed that Tenggeri wanted him to conquer the entire world in his name. Notlar
1:43Cengiz Han, Tengri'nin kendisinden onun adına tüm dünyayı fethetmesini istediğine inanıyordu.
wanted him to conquer: want + nesne + to-infinitive
Bu ifade want + nesne + to-infinitive yapısını izler: wanted + him + to conquer. Tenggeri'nin fethetme eylemini başka bir kişinin gerçekleştirmesini istediği anlamına gelir. Bu yapıda want fiilinin nesnesi, mastarın örtük eyleyeni de olur. Burada him, wanted fiilinin nesnesi ve conquer eylemini gerçekleştirecek kişidir; isteyen kişi değildir.
Alıştırma
Cümleyi, öğretmenin makaleyi kendisinin değil Maya'nın gözden geçirmesini istediği anlamına gelecek şekilde tamamlayın. want + nesne + to-infinitive yapısını kullanın: The teacher ____ the essay.
Cevabı göster
wanted Maya to revise
in his name: birinin yetkisini öne sürmek
In his name, “onun temsilcisi olarak ya da onun yetkisine dayanıldığını ileri sürerek” demektir. Buradaki his, Tenggeri'yi gösterir; dolayısıyla ifade fethi Tenggeri'nin yetkisi altında veya onun iradesini gerçekleştirmek için yapılan bir eylem olarak sunar. Buradaki in, herhangi bir şeyin gerçekten bir adın içinde olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen in someone's name kalıbı, bir eylemde kimin yetkisinin, kimliğinin veya davasının öne sürüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? “The decree was issued in the queen's name.”
- Ferman, kraliçenin adı altında alfabetik olarak dosyalandı.
- Ferman, kraliçeye kişisel bir işinde yardım etmek için yayımlandı.
- Ferman, kraliçenin yetkisi öne sürülerek yayımlandı.
Cevabı göster
Ferman, kraliçenin yetkisi öne sürülerek yayımlandı.
With the nomads of the Mongolian plain united, Dilbilgisi
1:48Moğol düzlüğündeki göçebelerin birleşmesiyle,
With the nomads ... united: with + isim + geçmiş zaman ortacı
Başlangıçtaki ifade with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. The nomads of the Mongolian plain isim öbeğidir; united ise onların ulaştığı sonuç durumunu anlatır. İfade, “göçebeler artık birleşmiş durumdayken” veya “onlar birleşmiş olduğundan” anlamına gelir. With öbeğinin tamamı, this seemed within reach ana cümlesi için bir arka plan koşulu sağlar. United, zaman taşıyan ikinci bir fiil değildir; ana cümledeki çekimli fiil seemed'dir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take fiilinin doğru biçimini kullanın: With every seat ____, late guests had to stand.
Cevabı göster
taken
within reach: gerçekleştirilmesi mümkün
Burada within reach mecaz anlamda kullanılır: this sözcüğünün işaret ettiği hedef artık gerçekleştirilebilir durumdadır. İfade, bir şeyin kişinin eline olan fiziksel uzaklığını anlatmaz. Seemed belirsizliği korur; within reach de hedefin tamamlandığı anlamına gelmez. Seemed within reach bir bütün olarak başarının gerçekçi biçimde mümkün göründüğünü ifade eder.
Alıştırma
“Gerçekleştirilmesi mümkün” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After months of steady progress, the goal was finally ____.
Cevabı göster
within reach
Anyone who resisted the Mongols was resisting Tenggeri's will, Dilbilgisi
1:54Moğollara direnen herkes Tengri'nin iradesine direnmiş oluyordu
Anyone who...: koşulu karşılayan herkes
Anyone who + fiil, bir koşulu karşılayan herkes anlamına gelir. Örnekte who resisted the Mongols, anyone sözcüğünü niteler; ana cümle ise bu kişilerin tümüne uygulanan yargıyı belirtir. Anyone dilbilgisel olarak tekil olduğu için cümlede was kullanılır. İki resist biçiminin nesneleri farklıdır: ilki Moğollara siyasi veya askerî olarak karşı çıkmak anlamına gelir; ikincisi ise bu eylemi Tenggeri'nin iradesine karşı gelmek olarak yeniden tanımlar. Yapı, istisnasız ve kapsamlı bir iddia oluşturur ve siyasi yargıya dinî bir güç kazandırır.
Alıştırma
Anyone who misses the deadline must contact the office cümlesi ne anlama gelir?
- Yalnızca bir kişi son tarihi kaçırdı ve ofisle iletişime geçti.
- İnsanlar son tarihten önce ofisle iletişime geçebilir.
- Son tarihi kaçıran herkes ofisle iletişime geçmelidir.
Cevabı göster
Son tarihi kaçıran herkes ofisle iletişime geçmelidir.
insubordination: otoriteye karşı resmî itaatsizlik
Insubordination, ast konumdaki bir kişinin üstünün emrine veya kabul edilen otoritesine uymayı reddetmesidir. Kabalık ya da fikir ayrılığından daha özel bir anlam taşır, çünkü bir güç ve hiyerarşi ilişkisini gerektirir. Bu cümlede isim, davranışı cezayı hak eden ciddi bir suç olarak nitelendirir. Daha alt konumdaki biri bir kurum içinde emri veya otoriteyi reddettiğinde, insubordination bu disiplin ihlalini adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum en doğru biçimde insubordination olarak tanımlanır?
- Bir müşteri kibarca soru sorar.
- Bir çalışan, yöneticisinin doğrudan emrine açıkça uymayı reddeder.
- Bir arkadaş farklı bir filmi tercih eder.
Cevabı göster
Bir çalışan, yöneticisinin doğrudan emrine açıkça uymayı reddeder.
subdued Northern China ...: fethetti ve denetim altına aldı
Burada subdued, geçişli subdue fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Direnişin aşıldığını ve bölgelerin denetim altına alındığını anlatır. and ile bağlanan iki eş görevli nesnesi Northern China ve the Eastern Islamic lands ifadeleridir. Sözcük, tek bir savaşta kazanılan zaferden daha fazlasını ifade eder. Resmî tarih anlatımında bu toprakların boyun eğmeye zorlandığını ve Moğol hâkimiyeti altına alındığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kuvvetin direnişi aşarak bir bölgeyi denetim altına aldığını özellikle belirtir?
- The army defeated the defending force in a single battle.
- The army subdued the region after months of resistance.
- The army occupied the empty fort without resistance.
Cevabı göster
The army subdued the region after months of resistance.
divine mandate: yönetmek için öne sürülen ilahi yetki
Bu cümlede divine mandate, bir tanrıdan ya da başka bir ilahi güçten geldiğine inanılan; yönetme, fethetme veya bir görevi yerine getirme yetkisi demektir. Buradaki mandate sıradan bir görev ya da kontrol listesi değil, yetki veren bir onaydır. Bu yetkinin ailesine geçtiğinin söylenmesi, veraseti dinî bir meşruiyet taşıyormuş gibi sunar. Tarihî bir metinde, kaynak bunu açıkça benimsemiyorsa bu ifadeyi bir inanç veya iddia olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede divine mandate ne anlama geliyor?
- Bir çalışana verilen görevler listesi
- Bir tanrıdan geldiği iddia edilen yönetme veya hareket etme yetkisi
- Modern bir hükümet tarafından çıkarılan yasal emir
Cevabı göster
Bir tanrıdan geldiği iddia edilen yönetme veya hareket etme yetkisi
or the golden lineage: açıklayıcı or
Burada virgülden sonra gelen or yapısı bir apposition, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır: the golden lineage, his family için ikinci bir ad veya tanım verir. Anlamı ailesi, yani altın soy şeklindedir; iki grup arasında seçim bildirmez. Tarih anlatılarında bu yapı, bilinen bir isim grubunun hemen ardından unvan, diğer ad veya daha açık bir tanım eklemek için sıkça kullanılır. Bu anlatıda golden lineage, o aileye verilen ad olarak görev yapar.
Alıştırma
Hangi cümlede or aynı şey için ikinci bir ad vermek amacıyla kullanılmıştır?
- Kakapo, yani owl parrot, Yeni Zelanda'ya özgüdür.
- Kahvaltıda tea or coffee içebilirsin.
- Salı veya çarşamba günü buluşabiliriz.
Cevabı göster
Kakapo, yani owl parrot, Yeni Zelanda'ya özgüdür.
Chinggis Khan's sons and daughters conquered the Turks of Central Asia
2:15Cengiz Han'ın oğulları ve kızları Orta Asya Türklerini
the Mongols seized Islamic territory as far as Baghdad, Kalıp ifadeler
2:26Moğollar Bağdat'a kadar olan İslam topraklarını ele geçirirken,
as far as Baghdad: en uzak sınırı belirtmek
Bu cümlede as far as Baghdad, Bağdat'ı Moğolların ele geçirdiği toprakların en dış coğrafi sınırı olarak gösterir. Yani bu topraklar Bağdat'a kadar uzanmıştır. as far as + yer kalıbı bir yolculuğun, bölgenin, hizmetin veya etkinin ulaştığı en uzak noktayı gösterebilir. Burada as far as, Bağdat'ın uzaklığını başka bir uzaklıkla karşılaştırmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as far as, kıyıyı demiryolunun ulaştığı son nokta olarak gösterir?
- The railway extends as far as the coast.
- The coast is as far from here as the airport is.
- The railway runs far from the coast.
Cevabı göster
The railway extends as far as the coast.
while in the east their grasp reached Southern China by 1279. Anlatım akışı
2:30doğuda hakimiyetleri 1279'a kadar Güney Çin'e ulaştı.
while in the east: paralel bir bölgesel anlatıma geçmek
Burada while in the east, dinleyicinin dikkatini az önce anlatılan bölgeden doğudaki paralel bir gelişmeye taşır. İki bölgesel anlatımı yan yana getirir ve “öte yandan doğuda” ya da “bu sırada doğuda” şeklinde anlaşılabilir. in the east yer ifadesi, ardından gelen ve ana ifadesi their grasp reached Southern China olan cümlenin konumunu belirler. Burada while karşıtlık kurar; “…… olduğu süre boyunca” anlamına gelmez ve herhangi bir şeyin ne kadar sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
'Costs rose in the north, while in the south they stayed stable.' cümlesinde while sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Güneydeki sonucun uzun süre devam ettiğini söyler.
- Güneydeki sonucu kuzeydeki sonuçla karşılaştırır.
- İnsanlar güneye yolculuk ederken maliyetlerin yükseldiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Güneydeki sonucu kuzeydeki sonuçla karşılaştırır.
Life within the Mongol Empire wasn't just war, Anlatım akışı
2:35Moğol İmparatorluğu'nda hayat sadece savaş,
wasn't just: eksik bir bakış açısını düzeltmek
wasn't just X yapısında geçmiş zamandaki be fiili was olumsuzlaştırılır; just ise “yalnızca” anlamına gelir. Yapı, X'in gerçeğin bir parçası olduğunu ama gerçeğin tamamı olmadığını söyler. Bu cümlede ifade, bilinen savaş, yağma ve yıkım tablosunu kabul edip dinleyiciyi imparatorluktaki yaşamın başka yönlerine hazırlayan düzeltici bir geçiş kurar. Bu olayların yaşandığını inkâr etmez.
Alıştırma
Cümlede wasn't just neyi gösteriyor?
- Bunlar gerçekti, ancak hikâyenin tamamı değildi.
- Bunlar hiçbir zaman yaşanmadı.
- Savaş, yağma ve yıkım hikâyenin tamamıydı.
Cevabı göster
Bunlar gerçekti, ancak hikâyenin tamamı değildi.
Once + yan cümle: önce gerçekleşen adımı belirtmek
Burada once, “olur olmaz” veya “-dikten sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır. Once ile başlayan yan cümle önce gerçekleşen olayı, ana cümle ise ardından ne olduğunu belirtir. Bu geçmiş zaman anlatımında Once the Mongols conquered... tekrarlanan bir sıralamayı anlatır: her fetihten sonra genellikle bölgenin iç siyasetine karışmazlardı. Buradaki once, “bir kez” anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk adımın, sonraki adım başlamadan önce tamamlanması gerektiğini en açık biçimde anlatan bağlacı seçin: _____ the paint is dry, you can move the table back.
- Once
- If
- When
Cevabı göster
Once
leave its internal politics alone: müdahale etmemek
leave + nesne + alone yapısı, nesneyi rahatsız etmemek, değiştirmemek, kontrol etmemek veya ona müdahale etmemek anlamına gelir. Burada left geçmiş zamandır, its internal politics nesnedir ve alone yapıyı tamamlar. Bu cümlede yöneticilerin bölgenin kendi siyasi işlerine müdahale etmediği anlatılır. Siyaseti fiziksel olarak bir yerde bıraktıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle "They left its internal politics alone" ifadesini en doğru biçimde yeniden anlatır?
- They did not interfere with its internal politics.
- They removed its political system completely.
- They took its politicians away.
Cevabı göster
They did not interfere with its internal politics.
and used local administrators to govern for them. Kalıp ifadeler
2:45ve kendi adlarına yönetmeleri için yerel yöneticileri kullanırlardı.
used local administrators to govern for ...: use someone to do something yapısı
use + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişiyi bir görevi yapması için kullanmak veya görevlendirmek anlamına gelir. Burada local administrators, used fiilinin nesnesidir; to govern ise görevi belirtir. Tam ifadede for them, "onlar adına" demektir: yerel yöneticiler hükümdarların temsilcileri olarak yönetim sağladı. Yönetimin yerel yöneticilere yarar sağladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan ifadeyle aynı yapıyı ve anlamı kullanır?
- The local guide used the visitors to book the tickets.
- The visitors used a local guide to book the tickets for them.
- The visitors used to book tickets with a local guide.
Cevabı göster
The visitors used a local guide to book the tickets for them.
The Mongols let all religions flourish, Dilbilgisi
2:47Moğollar, liderleri kendileri için dua ettiği sürece
let all religions flourish: let + nesne + fiilin yalın hâli
let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, birinin bir kişinin ya da şeyin hareket etmesine veya gelişmesine izin verdiğini anlatır. Burada all religions nesnedir ve flourish “gelişip başarılı olmak” anlamına gelir. let sonrasında to kullanılmadan fiilin yalın hâli gelir: let all religions flourish doğrudur; let all religions to flourish denmez.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: The open-entry policy let young designers ____ without unnecessary restrictions. (experiment)
Cevabı göster
experiment
as long as the leaders prayed for: koşul bildiren as long as
Burada as long as bir koşul getirir ve provided that, yani “şu koşulla ki” anlamına gelir. Dinlerin gelişmesine verilen izin, liderlerinin Moğollar için dua etmesine bağlıydı. Bu ifade duaların ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Bu kullanımda as long as, ana cümledeki durumu mümkün kılan şartı belirler.
Alıştırma
'You can use the studio as long as you clean up afterward,' cümlesinde as long as neyi ifade eder?
- temizlik için harcanan süre
- stüdyoyu kullanmanın bir koşulu
- stüdyonun kapalı olmasının nedeni
Cevabı göster
stüdyoyu kullanmanın bir koşulu
Although they routinely captured artisans, scholars, and engineers, Dilbilgisi
2:53Zanaatkarları, bilginleri ve mühendisleri rutin olarak esir alsalar da,
Although + yan cümle: ödünleme ilişkisi kurmak
Although, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır: önce gerçek bir durumu sunar, ardından ana cümlede beklenenle karşıt bir sonuç geleceğini bildirir. Buradaki ilk gerçek, onların yetenekli kişileri düzenli olarak esir almasıdır; sonraki ana cümle ise buna rağmen bu kişilerin yeteneklerine değer verdiklerini söyler. Virgül, ana cümlenin henüz gelmediğini gösterir. Vurgulanan yan cümle yazarın ana sonucu değil, arka plan bilgisidir ve normalde tek başına tam bir cümle olamaz.
Alıştırma
Sonucun beklenmedik olduğunu en iyi gösteren sözcüğü seçin: ___ the road was icy, the bus arrived on time.
- Because
- Although
- Despite
Cevabı göster
Although
they appreciated what the specialists could do Dilbilgisi
2:57bu uzmanların neler yapabileceğini takdir ediyor
appreciated what the specialists could do: gömülü bir what yan cümlesi
what the specialists could do sözcükleri, gömülü bir wh yan cümlesi oluşturur. Yan cümlenin tamamı appreciated fiilinin nesnesidir: Değer verdikleri şey, uzmanların yetenekleri ya da çalışmalarıdır. Bu bir doğrudan soru olmadığı için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: what + the specialists + could do. What could the specialists do? örneğindeki gibi özneyle kiplik fiilini ters çevirmeyin.
Alıştırma
Hangi cümle, gömülü bir what yan cümlesini understood fiilinin nesnesi olarak doğru kullanıyor?
- We understood what did the engineer fix.
- We understood what could the engineer fix.
- We understood what the engineer could fix.
Cevabı göster
We understood what the engineer could fix.
forcibly settled them across Asia: Asya'ya zorla yerleştirmek
settle someone somewhere geçişli bir yapıdır ve insanları yaşamaları için bir yere yerleştirmek anlamına gelir. Buradaki them, daha önce sözü edilen esir alınmış zanaatkârları, bilginleri ve mühendisleri ifade eder; across Asia ise yerleştirmenin Asya'nın birçok bölgesine yayıldığını gösterir. Forcibly, bu yerleştirmenin kişilerin kendi seçimi olmadığını ve zorla yapıldığını belirtir. Dolayısıyla cümle, bu kişilerin gönüllü olarak yerleştiğini veya yalnızca seyahat ettiğini değil, yeni yerlerde çalışmalarını sürdürmeye zorlandığını anlatır.
Alıştırma
forcibly settled them across Asia ifadesi taşınma hakkında ne anlatıyor?
- İnsanlar Asya'da nerede yaşayacaklarını kendileri seçti.
- İnsanlar iş için birçok Asya ülkesini ziyaret etti.
- Yetkililer, insanların isteği dışında onları Asya'nın farklı bölgelerine yerleştirdi.
Cevabı göster
Yetkililer, insanların isteği dışında onları Asya'nın farklı bölgelerine yerleştirdi.
The most valuable produce in the empire was gold brocade, Kültür
3:03İmparatorluktaki en değerli ürün altın sırmalı kumaştı;
gold brocade: lüks altın işlemeli kumaş
Gold brocade, altın iplikle veya metalik altın süslemeyle yapılmış, zengin desenli dokuma bir kumaştır. Brocade kabartılı bir dekoratif desene sahip olur; bu nedenle ifade yalnızca sarı veya parlak olan herhangi bir kumaşı anlatmaz. Bu cümlede gold brocade, çok değerli bir lüks ürün olarak sunuluyor. İfade bir kumaş türünü ve onun değerini belirtir; altın saklamak için kullanılan bir kabı ya da altından yapılmış bir nesneyi belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede gold brocade neyi ifade ediyor?
- Yalnızca sarıya boyanmış düz bir kumaş
- Altın iplikle veya altın renkli süslemeyle yapılmış, zengin desenli bir dokuma kumaş
- Altın taşımak için kullanılan küçük bir kap
Cevabı göster
Altın iplikle veya altın renkli süslemeyle yapılmış, zengin desenli bir dokuma kumaş
which took silk from China, gold from Tibet, and weavers from Baghdad: kaynakları paralel bir listede vermek
which ile başlayan ilgi cümleciği, hemen önce sözü edilen ürün hakkında ek bilgi verir. took fiilinden sonra gelen silk from China, gold from Tibet ve weavers from Baghdad şeklindeki üç paralel isim öbeği, her kaynağı geldiği yerle eşleştirir. Burada took, ürünün yapımında bu malzemelerden ve uzman dokumacılardan yararlanıldığını anlatır; “alıp götürdü” anlamına gelmez. Paralel liste, farklı bölgeleri kapsayan bir üretim ağını tek ve açık bir cümlede özetler.
Alıştırma
Bu cümledeki paralel liste temel olarak neyi gösteriyor?
- Ürün, üç farklı bölgeden gelen malzemelerden ve uzman çalışanlardan yararlandı.
- Yalnızca Çin'deki ipek üretim yöntemi açıklanıyor.
- Üç malzemenin tamamı Bağdat'tan başka bir yere taşındı.
Cevabı göster
Ürün, üç farklı bölgeden gelen malzemelerden ve uzman çalışanlardan yararlandı.
Gold brocade clothed the Mongol rulers, Anlatım akışı
3:11Altın sırmalı kumaş Moğol hükümdarlarını giydiriyor,
clothed ..., covered ... ve lined ...: paralel bir fiil dizisi
Clothed, covered ve lined, Gold brocade öznesini paylaşan geçmiş zamandaki üç paralel fiildir. Her fiilin kendi nesnesi vardır; bu nedenle fiil dizisi kumaşın üç kullanımını açık ve ritmik bir sırayla sunar. lined their tents ifadesindeki lined, “çadırların içini bir malzeme katmanıyla kapladı” anlamına gelir. Çadırların sıra hâlinde durduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı özneyi paylaşan geçmiş zaman fiilleri açık bir paralel dizi oluşturuyor?
- The fabric decorated the walls, covering the seats, and it lines the boxes yesterday.
- The fabric to decorate the walls, covered the seats, and lining the boxes.
- The fabric decorated the walls, covered the seats, and lined the boxes.
Cevabı göster
The fabric decorated the walls, covered the seats, and lined the boxes.
The Mongols particularly prized gunpowder technicians from China. Kelime
3:17Moğollar özellikle Çin'den gelen barut teknisyenlerine büyük değer veriyordu.
prized gunpowder technicians: prize fiilinin ‘çok değer vermek’ anlamı
Burada prized, prize fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve birine ya da bir şeye çok değer vermek anlamına gelir. The Mongols öznedir, gunpowder technicians from China ise doğrudan nesnedir; dolayısıyla cümle Moğolların bu uzmanları özellikle değerli gördüğünü anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen özne + prize + nesne kalıbında prize, öznenin bir kişiye ya da şeye çok yüksek değer vermesini ifade eder.
Alıştırma
Cümlede prized gunpowder technicians ne anlama gelir?
- Barut teknisyenleri ödüller kazanmıştı.
- Barut teknisyenlerine yarışma ödülleri verdiler.
- Barut teknisyenlerini çok değerli görüyorlardı.
Cevabı göster
Barut teknisyenlerini çok değerli görüyorlardı.
With much of Eurasia politically unified, Dilbilgisi
3:22Avrasya'nın büyük bir kısmının siyasi olarak birleşmesiyle,
trade flourished along the Silk Road, Kültür
3:25geniş bir atlı ulak ve menzil istasyonları sisteminin de yardımıyla
With much of Eurasia politically unified: arka plan veren with yapısı
Baştaki ifade with + isim öbeği + tamamlayıcı yapısını izler. much of Eurasia isim öbeğidir; politically unified ise onun durumunu anlatan geçmiş zaman ortacı tamamlayıcısıdır: Avrasya'nın büyük bir bölümü siyasi olarak zaten birleşmiş durumdaydı. With ile başlayan ifadenin tamamı, trade flourished along the Silk Road ana cümlesinin arka plan koşullarını verir. Bu ifade ana yüklem değildir; çekimli ana fiil flourished sözcüğüdür. Bu yapı önce bir durumu sunup ardından o ortamda ne olduğunu söylemenizi sağlar.
Alıştırma
Kapıların önceden kilitlenmiş olduğunu göstermek için lock fiilinin doğru biçimini kullanın: With the doors ____, the staff began the meeting.
Cevabı göster
locked
trade flourished along the Silk Road: bir ticaret yolları ağı olarak İpek Yolu
İpek Yolu tek bir yol değildi. Doğu Asya’yı Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolları ağıydı; ipek ise bu ağ üzerinden taşınan çok sayıdaki üründen yalnızca biriydi. trade flourished along the Silk Road ifadesinde flourished, “güçlenip canlandı” anlamına gelir. Cümlenin başındaki bölüm, bu gelişmeyi Avrasya’nın büyük kısmının siyasi olarak birleşmesine bağlar; bu birleşme ağ üzerindeki hareketi ve alışverişi kolaylaştırmıştır.
Alıştırma
Cümlede the Silk Road neyi ifade eder?
- Tümüyle Çin sınırları içinde bulunan modern bir otoyol
- Avrasya boyunca birbirine bağlanan ticaret yolları ağı
- Yalnızca ipek taşımak için kullanılan tek bir döşeli yol
Cevabı göster
Avrasya boyunca birbirine bağlanan ticaret yolları ağı
helped by an extensive system of horse messengers and relay posts. Kültür
3:27İpek Yolu boyunca ticaret canlandı.
horse messengers and relay posts: uzun mesafeli bir iletişim ağı
An extensive system of horse messengers and relay posts ifadesi, geniş bir alana yayılan düzenli bir iletişim ağını anlatır. Atlı haberciler bilgileri at sırtında taşırdı; relay posts ise ulakların at değiştirebildiği, dinlenebildiği, erzak alabildiği veya mesajı bir sonraki biniciye verebildiği istasyonlardı. Burada relay zincirin bir aşamasını, posts ise çevrim içi gönderileri değil, fiziksel istasyonları ifade eder. Bu ağ, uzun mesafeli iletişimi daha hızlı ve güvenilir hâle getirerek yönetimi, yolculuğu ve ticareti desteklerdi.
Alıştırma
Bu tarihî bağlamda relay posts nedir?
- Atlıların yazdığı çevrim içi gönderiler
- Atların çevresini kapatmak için kullanılan ahşap direkler
- Habercilerin at değiştirebildiği veya mesajları ileriye aktarabildiği istasyonlar
Cevabı göster
Habercilerin at değiştirebildiği veya mesajları ileriye aktarabildiği istasyonlar
blue and white porcelain: yerleşik bir porselen türü adı
Burada blue and white porcelain, beyaz zemin üzerine mavi bezemeli porselenin yerleşik adıdır. blue and white sözleri porselen türünü birlikte belirtir; iki ayrı sevkiyatı ya da yalnızca tesadüfen iki rengi de taşıyan herhangi bir nesneyi anlatmaz. Bu tarihsel anlatıda sonraki yan cümle, Çin’den gelen beyaz seramik malzemeyi İran’dan gelen mavi renklendiriciyle ilişkilendirir. Böylece bu eşya, bölgeler arası ticaretin malları ve malzemeleri nasıl birbirine bağladığını gösterir.
Alıştırma
Örnekte blue and white porcelain ne anlama geliyor?
- Beyaz zemin üzerinde mavi bezemeleri olan yerleşik bir porselen türü
- Biri mavi, diğeri beyaz olan iki ayrı porselen ürünü
- Tesadüfen hem mavi hem beyaz renk kullanan herhangi bir porselen eşya
Cevabı göster
Beyaz zemin üzerinde mavi bezemeleri olan yerleşik bir porselen türü
which combined white pottery from Mongol China Kalıp ifadeler
3:37bu porselen, Moğol Çini'nin beyaz seramiğini
combine A with B: iki unsuru birleştirmek
Combine A with B, iki unsuru bir araya getirmek anlamına gelir. Bu yan cümlede A, white pottery from Mongol China ifadesidir; with ise B’yi, yani blue dye from Mongol Iran ifadesini tanıtır. Bu kalıp yalnızca fiziksel malzemelerle sınırlı değildir. Yöntemleri, fikirleri, tarzları veya etkinlikleri birleştirmeyi de anlatabilir; bu nedenle with sözcüğünden önceki ilk unsuru ve sonrasındaki ikinci unsuru belirleyin.
Alıştırma
Tam combine A with B kalıbını tamamlayın: The workshop combines short lectures ____ hands-on practice.
Cevabı göster
with
But this was not to last: anlatıda yön değişimi
Was not to last, geçmişe sonradan bakarak kullanılan bir anlatı yapısıdır: durumun daha sonra sona erdiğini veya sonuçta devam etmediğini anlatır. Buradaki be to, sonucu anlatıcının daha sonraki bakış açısından sunar; birinin durumun devam etmesini yasakladığı anlamına gelmez. Cümle başındaki But, hikâyenin yönünü değiştirir. Cümle önceki dönemi kapatır ve yaklaşan bir değişikliği ya da sorunu önceden haber verir.
Alıştırma
But this was not to last bir anlatıda esas olarak ne işe yarar?
- Daha önce anlatılan durumun yakında sona ereceğini belirtir.
- Birinin durumun devam etmesini resmen yasakladığını bildirir.
- Durumun hiç başlamadığını söyler.
Cevabı göster
Daha önce anlatılan durumun yakında sona ereceğini belirtir.
Succession to the Great Khan didn't automatically go to the eldest son, Kelime
3:44Büyük Han'ın varisliği otomatik olarak en büyük oğla geçmezdi;
Succession to the Great Khan: bir makamın devri
Succession to the Great Khan, Büyük Han unvanı ve yetkisinin yeni bir kişiye geçmesini belirleyen süreç ve kuralları anlatır. succession to + unvan veya makam yapısında to, devralınan makamı gösterir. Buradaki succession, “bir görevi devralmak” anlamındaki succeed ile ilişkilidir; “başarı” anlamındaki success değildir. Didn't automatically go to the eldest son, en büyük oğlun makamı alma konusunda garanti edilmiş bir hakkı olmadığını belirtir. Buradaki go to, “birine verilmek” veya “birine geçmek” demektir.
Alıştırma
'The nobles argued over succession to the throne,' cümlesinde succession ne anlama gelir?
- En büyük çocuğun otomatik hakkı.
- Makamı kimin devralacağına karar verme süreci.
- Hükümdarın görevdeyken elde ettiği kişisel başarı.
Cevabı göster
Makamı kimin devralacağına karar verme süreci.
but rather allowed brothers, uncles, and cousins to vie for leadership Notlar
3:48aksine erkek kardeşlerin, amcaların ve kuzenlerin liderlik için rekabet etmesine izin verilirdi
but rather: A'yı B ile düzeltme
But rather bir düzeltme getirir. Önceki bir olasılığı reddeder ve daha doğru seçeneği sunar; yaygın not A, but rather B kalıbında bilgi odağı B'dedir. Bu altyazı parçası but rather ile başlar çünkü reddedilen düşünce önceki bağlamda yer alır. İfade gerçek düzenlemeyi, yani erkek kardeşlerin, amcaların, dayıların ve kuzenlerin liderlik için yarışabildiğini anlatır. Buradaki rather, “oldukça” gibi bir derece anlamı taşımaz.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyla not A ... B düzeltme yapısını tamamlayın: The new schedule did not give us more time ____ made every deadline tighter.
Cevabı göster
but rather
vie for leadership: lider olmak için yarışmak
Vie for + isim, bir mevki, ödül, kontrol veya ilgi gibi herkesin elde edemeyeceği bir şeyi kazanmak için başkalarıyla yarışmak anlamına gelir. Vie for leadership, liderlik konumu veya lider olarak kontrol sahibi olmak için yarışmak demektir. Bu fiil rekabeti anlatır; mutlaka fiziksel kavga anlamına gelmez. Bu cümlede akrabalar liderlik için yarışan rakip adaylardır.
Alıştırma
Vie fiilini doğru biçimde ve gerektirdiği edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: Several teams will ____ the final playoff spot.
Cevabı göster
vie for
with senior widows acting as regents for their sons. Kültür
3:53ve kıdemli dullar oğulları adına naip olarak görev yapardı.
acting as regents for their sons: oğulları adına naiplik yapmak
Regent, hükümdar yönetemeyecek kadar genç olduğunda, bulunmadığında ya da hükmedemediğinde onun adına ülkeyi yöneten kişidir. Burada yüksek konumdaki dul kadınlar oğulları adına yönetim gücünü kullanıyordu; for their sons, kimin adına hareket ettiklerini belirtir. with + isim + -ing yapısı ana ifadeye eşlik eden bir durumu ekler. Acting as, bir oyunda rol yapmak değil, bir görev üstlenmek demektir.
Alıştırma
Bu cümlede with senior widows acting as regents for their sons ne anlama geliyor?
- Yüksek konumdaki dul kadınlar oğullarına oyunculuk öğretiyordu.
- Yüksek konumdaki dul kadınlar oğulları adına ülkeyi yönetiyordu.
- Yüksek konumdaki dul kadınlar oğulları için tiyatro oyunlarında rol alıyordu.
Cevabı göster
Yüksek konumdaki dul kadınlar oğulları adına ülkeyi yönetiyordu.
Chinggis Khan's grandsons were in a full-blown civil war over inheritance Kelime
3:57Cengiz Han'ın torunları miras yüzünden tam anlamıyla bir iç savaşa girmiş
a full-blown civil war over inheritance: miras meselesi yüzünden tam kapsamlı bir iç savaş
Full-blown, bir durumun tamamen geliştiğini ve temel özellikleriyle ciddiyetinin artık açıkça ortaya çıktığını belirtir. Bu nedenle a full-blown civil war, sınırlı bir anlaşmazlıktan ya da yeni başlayan huzursuzluktan daha ileri düzeyde, tam kapsamlı bir iç savaştır. Çatışma dilinde over, kavganın nedeni veya konusu olan meseleyi belirtir. Burada over inheritance, torunların yalnızca özel mallar için değil, yönetimi veya siyasi yetkiyi kimin devralacağı konusunda savaştığını anlatır.
Alıştırma
Miras konusunda tamamen gelişmiş bir iç savaş anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The succession dispute became a ____ inheritance.
Cevabı göster
full-blown civil war over
and fragmented the realm into four separate empires. Kelime
4:02ve diyarı dört ayrı imparatorluğa bölmüşlerdi.
fragmented the realm into...: bir bütünü parçalara ayırmak
Fragment A into B, bir güç veya olayın tek bir bütün olan A’yı B ile belirtilen ayrı parçalara ayırması demektir. Bu cümlede the realm başlangıçtaki siyasi bölgeyi, four separate empires ise ortaya çıkan siyasi birimleri ifade eder. Fragment, önceki birliğin kaybolduğunu vurgular. Tarihî metinlerde realm, bir hükümdarın yönettiği krallık veya toprak anlamına gelir; mutlaka fantastik bir dünya değildir.
Alıştırma
Cümleyi fragment fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Years of infighting ____ the party ____ three rival factions.
Cevabı göster
fragmented · into
Kublai Khan's Yuan Dynasty is remembered as a golden age of science and culture. Notlar
4:07Kubilay Han'ın Yuan Hanedanı bilim ve kültürün altın çağı olarak hatırlanır.
is remembered as: sonraki kuşakların tarihî değerlendirmesi
Be remembered as + isim öbeği, sonraki kuşakların bir kişiye, döneme veya kuruma yüklediği kimliği, rolü ya da genel değerlendirmeyi ifade eder. Cümlede a golden age of science and culture, Yuan Hanedanı’na yüklenen tarihî değerlendirmedir. Edilgen yapı önemlidir: özne başkaları tarafından hatırlanmaktadır. Özne kendi başına hatırlama eylemini gerçekleştirmemektedir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın tarihî kimliğinin “a courageous reformer” olduğunu söyler?
- Maya remembers as a courageous reformer.
- Maya is remembered as a courageous reformer.
- Maya is remembered for a courageous reformer.
Cevabı göster
Maya is remembered as a courageous reformer.
golden age: olağanüstü başarı dönemi
Bu cümlede a golden age, bilim ve kültürün gelişip özellikle yüksek bir başarı düzeyine ulaştığı dönemi ifade eder. Bu mecazi bir ifadedir; kelimesi kelimesine “altın renkli yaş” anlamına gelmez. Yaygın a/the golden age of + alan yapısı, hangi alanın zirvede olduğunu gösterir. A golden age dönemi olası birkaç zirveden biri olarak sunar; the golden age ise en çok bilinen veya en belirleyici zirveyi ima edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, olağanüstü başarı dönemini anlatan ve yukarıda vurgulanan iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Many critics consider the 1970s a ____ of cinema.
Cevabı göster
golden age
the Ilkhanate inaugurated the development of new monumental architecture and Persian miniature painting. Notlar
4:13İlhanlılar yeni anıtsal mimarinin ve Fars minyatür sanatının gelişimini başlattı.
inaugurated the development of: bir süreci resmen başlattı
Burada inaugurated, bir şeyi resmen başlatmak veya harekete geçirmek anlamına gelir. inaugurated the development of ifadesi, İlhanlı Devleti’ni mimari ve resim alanındaki daha uzun bir gelişim sürecinin başlangıç noktası olarak sunar. Inaugurate yalnızca bir kişiyi göreve başlatmak veya bir binayı resmen açmak anlamına gelmez. the development of... gibi bir nesneyle kullanıldığında, sonraki dönemleri etkileyen yeni bir aşamanın veya eğilimin başlangıcını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, “gelişimini başlattı” anlamına gelen ve yukarıda vurgulanan tam resmî ifadeyle tamamlayın: The reform ____ a national school system.
Cevabı göster
inaugurated the development of
Pers minyatür resmi: geleneksel bir Pers sanat biçimi
Persian miniature painting, ayrıntılı ve ince işlenmiş görüntüleriyle tanınan geleneksel bir Pers sanatıdır; çoğu zaman el yazmaları veya tek tek sayfalar için yapılır. Bu cümlede ifade, anıtsal mimariyle birlikte gelişen bir kültürel başarıyı adlandırır; yalnızca küçük boyutlu herhangi bir resmin tanımı değildir. Buradaki miniature, sanat biçiminin adının bir parçasıdır. miniature sözcüğünü yalnızca sıradan “küçük” sıfatı olarak değil, ifadenin tamamını tek bir terim olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede "Persian miniature painting" neyi ifade ediyor?
- minyatür oyuncakları boyamak için modern bir tarz
- fiziksel olarak küçük olan herhangi bir Pers resmi
- küçük ve çok ayrıntılı görüntülere sahip geleneksel bir Pers sanat biçimi
Cevabı göster
küçük ve çok ayrıntılı görüntülere sahip geleneksel bir Pers sanat biçimi
the Chagatai Khanate brought forth leaders like Timur and his descendant Babur, Öbek fiiller
4:21Çağatay Hanlığı, Timur ve soyundan gelip
brought forth leaders: tarihî kişiler ortaya çıkarmak
brought forth leaders ifadesinde brought forth, burada “liderler yetiştirdi veya ortaya çıkardı” anlamına gelir. Özne, bu kişilerin ortaya çıkmasına katkıda bulunan tarihsel kaynak ya da ortam olarak sunulur; dolayısıyla liderleri fiziksel olarak bir yerden dışarı taşımak söz konusu değildir. Brought forth, bring forth fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Nesne insanlar olduğunda bir toplumu, hareketi veya dönemi önemli kişileri ortaya çıkaran bir kaynak olarak gösterir; tarihsel etkiyi anlatan resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan ve “üretti veya ortaya çıkardı” anlamına gelen ifadeyi seçin: The reform movement ____ a new generation of leaders.
- brought forth
- brought back
- brought forward
- brought along
Cevabı göster
brought forth
who founded the Mughal Empire in India. Kültür
4:26Hindistan'da Babür İmparatorluğu'nu kuran Babür gibi liderleri ortaya çıkardı.
founded the Mughal Empire: Babür İmparatorluğu'nu kurdu
founded, devlet, kuruluş veya kurum kurmak anlamındaki found fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada founded the Mughal Empire, Babür İmparatorluğu’nu kurdu demektir; onu keşfetti demek değildir. Babür İmparatorluğu, Babur’un 1526’da Güney Asya’da kurduğu erken modern dönem imparatorluğuydu. Bu arka plan, adın Orta Asya ve Hindistan tarihiyle bağlantılı gerçek bir siyasi imparatorluğu belirttiğini gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuzu seçin. İki heceli founded ile tek heceli found arasındaki farka odaklanın.
- The leader found a new kingdom near the coast.
- The leader founded a new kingdom near the coast.
Cevabı göster
The leader founded a new kingdom near the coast.
the Golden Horde: tarihî bir Moğol siyasi yapısı
The Golden Horde, Moğol İmparatorluğu’nun batı kısmından ortaya çıkan tarihî bir siyasi yapının geleneksel İngilizce adıdır. Batı Avrasya bozkırlarının büyük bölümünü yönetmiş ve Rus knezlikleri üzerinde uzun süre güç kullanmıştır. Bu cümlede Golden Horde ifadesini sıradan golden ve horde sözcüklerinin birleşimi olarak değil, tek bir özel ad olarak anlayın. İfade, yönetici devleti belirtir; altın renkli bir kalabalığı betimlemez.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede the Golden Horde neyi ifade eder?
- herhangi bir büyük Moğol ordusunun genel adı
- Batı Avrasya bozkırlarında bulunan tarihî bir Moğol ardıl siyasi yapısı
- Babur’un 1526’da kurduğu Güney Asya imparatorluğu
Cevabı göster
Batı Avrasya bozkırlarında bulunan tarihî bir Moğol ardıl siyasi yapısı
until a trading post named Muscovy grew into a major world power. Notlar
4:33ta ki Muskovi adlı bir ticaret karakolu büyüyüp büyük bir dünya gücü olana kadar.
a trading post named Muscovy: tarihî ad Muscovy
a trading post named Muscovy ifadesinde named Muscovy, that was named Muscovy yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir ve “Muscovy adlı” demektir. Cümle, Muscovy’yi başlangıçtaki küçük yerleşimin adı olarak sunar. Tarihsel olarak Muscovy, Moskova merkezli prenslik ya da devlet için kullanılan İngilizce bir tarihî addır; şehir olan Moscow’un günümüzdeki sıradan bir yazım biçimi değildir. Bu kısa tanım, mütevazı başlangıç ile daha sonraki siyasi güç arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Bu cümlede Muscovy ne anlama geliyor?
- Herhangi bir ticaret merkezi için kullanılan genel bir İngilizce sözcüktür.
- Moskova merkezli prenslik ya da devletle ilişkili tarihî bir addır.
- Moscow şehrinin günümüzdeki sıradan İngilizce yazımıdır.
Cevabı göster
Moskova merkezli prenslik ya da devletle ilişkili tarihî bir addır.
grew into a major world power: grow into ile kademeli değişim
Grow into + isim öbeği, zamanla gelişip into sözcüğünden sonra belirtilen şey, rol veya duruma dönüşmek demektir. Buradaki grew into a major world power, küçük bir yerel oluşumun geniş uluslararası etkiye sahip bir ülkeye uzun sürede dönüşmesini anlatır. Bu yapıda into, bir şeyin fiziksel olarak içine girmeyi değil, değişimin sonucunu gösterir. İnsanlar, yerler, kuruluşlar veya ülkeler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi grow into yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over twenty years, the small workshop ____ an international design company.
Cevabı göster
grew into
Even though the empire lasted only a short while, Dilbilgisi
4:38İmparatorluk sadece kısa bir süre varlığını sürdürse de,
Even though the empire lasted only a short while: gerçek bir durumu kabul eden karşıtlık
Yapı even though + özne + fiil şeklindedir. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ana cümledeki sonucu beklenmedik gösterebilecek bir gerçeği önce sunar. Burada imparatorluğun kısa sürdüğü gerçek olarak kabul edilir; ardından ana cümle, etkisinin yine de dikkate değer olduğunu açıklar. Only a short while, sürenin ne kadar kısa olduğunu vurgulayarak bu sınırlamayı güçlendirir. Virgül, baştaki bu bağımlı cümlenin düşünceyi tamamlamak için bir ana cümleye ihtiyaç duyduğunu gösterir.
Alıştırma
Konuşan yolun kapalı olduğunu biliyor ancak yolculuğun devam edeceğini söylüyor. Hangi cümle kapanmayı bir gerçek olarak sunar?
- Even though the road is closed, we will continue the trip.
- Even if the road is closed, we will continue the trip.
- Because the road is closed, we will continue the trip.
Cevabı göster
Even though the road is closed, we will continue the trip.
the Mongols left a legacy of world domination Kalıp ifadeler
4:42Moğolların bıraktığı dünya hakimiyeti mirası
left a legacy of world domination: kalıcı tarihsel etkiyi anlatmak
Left a legacy of, leave a legacy of + isim yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir kişi veya şeyin, ilk dönemi sona erdikten sonra da önemini koruyan ya da hatırlanan bir etki oluşturduğunu anlatır. Burada legacy, vasiyetle devredilen mal değil, kalıcı tarihsel etki anlamındadır. World domination, dünyanın geniş bölgeleri üzerindeki denetimi anlatan çok güçlü bir ifadedir. Bu cümlede bütün ifade, Moğol fetihlerini kalıcı ve olağanüstü geniş kapsamlı bir tarihsel iz olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi leave a legacy of yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The mayor ____ open government and stronger public libraries.
Cevabı göster
left a legacy of
that remains unmatched today: bugüne dek rakipsiz kalmak
that remains unmatched today ilgi cümleciğindeki that, a legacy of world domination ifadesine gönderme yapar. Remains, özneyi unmatched sıfatına bağlar ve bu durumun günümüze kadar sürdüğünü gösterir: buna denk başka hiçbir miras aynı seviyeye ulaşmamıştır. Burada unmatched, “bir şeyle eşleştirilmemiş” değil, “eşi olmayan” veya “rakipsiz” demektir. remain + adjective kalıbı, remain relevant ya da remain unchanged örneklerinde olduğu gibi devam eden durumları anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Rekorun şimdi de geçilemediğini belirten hedef ifadenin tamamını yazın: The record set two decades ago ____.
Cevabı göster
remains unmatched today
Trace the rise and fall of other powerful empires with this playlist.
4:47Diğer güçlü imparatorlukların yükselişini ve çöküşünü bu oynatma listesiyle takip edin.