Neden alakasız yerlerimizde kıllar var? - Nina G. Jablonski: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, terleme yoluyla daha verimli serinlemenin insanların kalın kürkünü kaybetmesini nasıl teşvik etmiş olabileceğini; belirli bölgelerdeki kılların ısı düzenleme, koruma, iletişim, koku yayma, cilt onarımı ve dokunma duyusu için neden kaldığını ve aslında göründüğümüz kadar kılsız olmadığımızı açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. working hypotheses. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bu bilimsel terimi, kesinleşmiş sonuçlar olarak değil, mevcut kanıtlara dayanan ve sonraki araştırmalara yön veren geçici açıklamalar olarak anlayın; kanıtların eksik olduğu durumlarda uygun bilimsel ihtiyatı belirtmek için kullanın. 2. more pungent. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Keskin kokuyla ilişkili bir sıfatın apokrin bezleri ve kokulu salgılar konusuna esprili bir geçiş yaptığını fark edin. Buradaki söz oyunu yalnızca gerçek anlamlı bir karşılaştırma kurmaz, anlatının iki bölümünü birbirine bağlar. 3. despite all this talk of human nakedness, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu ödünleme ifadesinin videonun başındaki kılsız insan izlenimini yeniden hatırlatıp ardından insanların yoğun, ince vücut kıllarına sahip olduğu sonucuyla düzelttiğini görün; despite ve bir isim öbeği kullanarak önceki algıyı kabul edip daha incelikli bir sonuç sunun.
Bu derste
We have lots in common with our closest primate relatives, Kalıp ifadeler
0:07En yakın primat akrabalarımızla pek çok ortak noktamız var,
have lots in common with: birçok ortak noktaya sahip olmak
have lots in common with + bir kişi veya grup, “o kişi ya da grupla birçok ortak özellik, ilgi alanı veya niteliğe sahip olmak” demektir. Bu cümlede ifade, insanlarla en yakın primat akrabalarımız arasındaki benzerlikleri anlatmaya başlar. Özne + have/has + lots in common with + karşılaştırılan taraf yapısını kullanın. Burada common, “iki tarafın paylaştığı” anlamındadır; “sıradan” anlamında değildir.
Alıştırma
“Biriyle pek çok benzerliğe sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ my cousin; we both enjoy drawing and soccer.
Cevabı göster
have lots in common with
but comparatively humans seem a bit underdressed. Deyimler
0:10ancak kıyaslandığında insanlar biraz çıplak görünüyor.
a bit underdressed: daha az vücut kılı için mizahi bir benzetme
Underdressed genellikle çok az kıyafet giyen veya yeterince resmî giyinmeyen birini anlatır. Burada gerçek kıyafetlerden söz edilmiyor: Cümle, kürkü eğlenceli biçimde kıyafet gibi ele alıyor. Bu nedenle insanlar, diğer primatlara göre daha az görünür vücut kılına sahip oldukları için underdressed görünüyor. a bit, “biraz” demektir. Anlatımı yumuşatır ve karşılaştırmanın hafif, özellikle ölçülü söylenmiş bir şaka gibi duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede a bit underdressed ne anlama geliyor?
- İnsanlar daha sıcak tutan kıyafetler getirmeyi unuttu.
- İnsanlar bir etkinlik için fazla gündelik kıyafetler seçti.
- İnsanların vücudunu kaplayan kıllar diğer primatlara göre daha az görünüyor.
Cevabı göster
İnsanların vücudunu kaplayan kıllar diğer primatlara göre daha az görünüyor.
many of us mainly have hair on top of our heads and a few other places.
0:17çoğumuzun saçı esas olarak başımızın tepesinde ve diğer birkaç yerde bulunur.
Instead of thick fur covering: gerçekleşmeyen durumu önce sunmak
Instead of önce gerçekleşmeyen ya da seçilmeyen bir durumu sunar; ana cümle ise gerçek durumu verir. Zaman sırası değil, yerine geçme veya karşıtlık anlatır. instead of ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir. Burada thick fur, thick fur covering our bodies şeklindeki -ing yan cümlesinde covering fiilinin öznesidir; bu yan cümlenin tamamı, ana cümlede anlatılan gerçek tüy dağılımıyla karşılaştırılan durumdur.
Alıştırma
Bir eylemden önce instead of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Instead of driving, Mia took the train.
- Instead driving, Mia took the train.
- Instead of drive, Mia took the train.
Cevabı göster
Instead of driving, Mia took the train.
get so naked: vücut tüylerinin görece azalması
Get + sıfat hâle gelmek anlamına gelir; so ise dereceyi güçlendirir. Bu nedenle get so naked ifadesinin sözcüğü sözcüğüne anlamı bu kadar çıplak hâle gelmektir. Bu bilim bağlamında naked, diğer memelilere kıyasla çok az vücut tüyüne sahip olmak anlamında genişletilmiştir; kıyafetsiz olmak demek değildir. Bu kısa soru, gündelik ve biraz şaşırtıcı bir sözcüğü başlık gibi kullanır. Asıl amacı, insanların evrim sürecinde kalın vücut tüylerinin çoğunu nasıl kaybettiğini hafif mizahi bir tonla sormaktır.
Alıştırma
Bu bilim bağlamında get so naked ne anlama gelir?
- İnsanların neden kıyafet giymeyi bıraktığını sorar.
- İnsanların neden başlarının kelleştiğini sorar.
- İnsanların neden görece az vücut tüyüne sahip olacak şekilde evrimleştiğini sorar.
Cevabı göster
İnsanların neden görece az vücut tüyüne sahip olacak şekilde evrimleştiğini sorar.
And why do we have hair where we do? Dilbilgisi
0:24Ve neden sahip olduğumuz yerlerde kıllarımız var?
where we do: have hair yerine kullanılan do
where we do ifadesindeki do, daha önce geçen have hair fiil öbeğinin yerine kullanılır. Açık biçimi where we have hair olur; dolayısıyla do burada ayrı olarak bir eylem yapmak anlamına gelmez. İngilizcede do, does veya did, anlamı zaten açık olan bir fiil öbeğinin yerine sıkça kullanılır. Böylece anlam korunurken aynı sözcükler tekrarlanmaz.
Alıştırma
nest fiilini tekrarlamamak için where + zamir + do kullanın: Scientists still do not know why these birds nest ____.
Cevabı göster
where they do
Human hair and animal fur are made of the same stuff. Kalıp ifadeler
0:27İnsan saçı ve hayvan kürkü aynı maddeden yapılmıştır.
made of the same stuff: gündelik İngilizcede aynı malzeme
Be made of, bir şeyin hangi malzeme veya maddeden oluştuğunu belirtir. The same stuff aynı malzeme demektir; dolayısıyla cümle, insan saçı ile hayvan kürkünün aynı temel maddeyi paylaştığını söyler. Burada stuff, malzeme veya madde anlamında kullanılan gündelik ve sayılamayan bir isimdir. Bilimsel açıklamayı kolay ve sohbet havasında yapar; saç ile kürkün her açıdan aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki ipin aynı malzemeden yapıldığını gündelik bir dille söyler?
- The two ropes are made of the same stuff.
- The two ropes are made by the same stuff.
- The two ropes are made at the same stuff.
Cevabı göster
The two ropes are made of the same stuff.
Filaments of the protein keratin that grow out of organs known as follicles, Notlar
0:30Folikül olarak bilinen organlardan büyüyen protein keratin filamentleri,
Filaments of the protein keratin: ana ad ve kategori-ad yapısı
Bu söz öbeğinin ana adı Filaments sözcüğüdür ve bilimsel bir açıklamada ince, ipliksi yapılar anlamına gelir. of the protein keratin, bu yapıların neden oluştuğunu belirtir; burada filaments sıradan ipler değil, yapısal liflerdir. the protein keratin içinde protein kategoriyi, keratin ise özel adı verir. Bu zinciri ayrı nesneler olarak değil, “bir protein olan keratinden yapılmış lifler” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Filaments of the protein keratin ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Keratini yerinde tutmak için kullanılan sıradan iplerdir.
- Keratin adlı bir proteinden yapılmış ince, ipliksi yapılardır.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç protein üreten organlardır.
Cevabı göster
Keratin adlı bir proteinden yapılmış ince, ipliksi yapılardır.
grow out of: büyümenin kaynağını gösterme
Bu cümlede grow out of, “bir şeyin içinden veya belirli bir yerden büyüyerek çıkmak” anlamına gelir. İfade, büyümenin kaynağını gösterir: lifler foliküllerde başlar ve dışarı doğru uzar. Bir vücut bölümü, bitki bölümü veya başka bir fiziksel kaynaktan doğal büyümeyi anlatmak için X grows out of Y kalıbını kullanın. Başka bağlamlarda grow out of, büyüdükçe bir alışkanlığı bırakmak veya bir giysiye artık sığmamak anlamına gelebilir; ancak buradaki somut follicles adı fiziksel anlamı açıkça gösterir.
Alıştırma
Filizlerin nereden büyümeye başladığını gösteren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: New green shoots ____ the base of the plant every spring.
Cevabı göster
grow out of
known as follicles: bilimsel bir adı tanıtmak
Known as follicles, “follicles (foliküller) olarak adlandırılan” anlamına gelir. Known as, organs sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur ve bu organların adını verir. Bu yapı genellikle genel bir kategoriden belirli bir terime geçer: a kind of organ known as a follicle. “Nasıl yapılacağını bilmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel bir adı tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This process is ____ photosynthesis.
Cevabı göster
known as
which go through cycles of growth and shedding. Kalıp ifadeler
0:34büyüme ve dökülme döngülerinden geçerler.
go through cycles of growth and shedding: tekrarlanan değişim
Burada go through, bir yerin içinden geçmek değil, “deneyimlemek” veya “yaşamak” anlamındadır. Foliküller büyüme ve dökülmeyi tekrar tekrar yaşar. Aktarılabilir go through cycles of + isim veya -ing biçimi, belirli bir sırayla yeniden ortaya çıkan aşamaları ya da değişimleri anlatır. Shedding, shed fiilinin -ing biçimidir ve burada saçın ya da tüyün dökülmesini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi go through cycles of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The lake ____ rising and falling water levels.
Cevabı göster
goes through cycles of
hairs have been modified for numerous purposes ranging from the soft fluff covering rabbits Dilbilgisi
0:39kıllar, tavşanları kaplayan yumuşak tüylerden
to the rigid quills protecting porcupines.
0:44kirpileri koruyan sert dikenlere kadar çok sayıda amaç için modifiye edilmiştir.
Across mammalian species: geniş bir kapsam belirlemek
Across mammalian species, tüm ifadenin kapsamını belirlemek için cümlenin başında yer alır: ifade yalnızca tek bir türü değil, birçok memeli türünü ele alır. Daha sonra sözü edilen tavşanlar ve oklu kirpiler bu geniş kapsam içindeki örneklerdir. Burada across, fiziksel olarak bir taraftan diğer tarafa geçmek değil, “bir dizi grubun genelinde veya arasında” anlamına gelir. Across + çoğul bir grup ya da alan yapısı geniş bir karşılaştırmayı veya genel bir gözlemi başlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede across fiziksel hareketi anlatmak yerine geniş bir grubun kapsamını belirler?
- Across several countries, school calendars differ.
- The hikers walked across the bridge.
- The ball rolled across the floor.
Cevabı göster
Across several countries, school calendars differ.
ranging from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek
ranging from A to B kalıbı bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada tavşanların yumuşak kürkü ile oklu kirpilerin sert dikenleri, memeli tüylerindeki büyük çeşitliliği vurgulayan karşıt iki uçtur. -ing yapısı, daha önce belirtilen pek çok amaç hakkında ek ayrıntı verir. From ilk ucu, to ise ikinci ucu işaretler; burada bir yolculuk rotasını değil, kavramsal bir aralığı anlatırlar.
Alıştırma
Cümleyi ranging from ... to ... kullanarak tamamlayın: The festival features music ____ jazz ____ electronic dance music.
Cevabı göster
ranging from · to
hair grows in two layers consisting of a shorter undercoat of ground hairs covered by longer guard hairs. Notlar
0:48kıl, daha uzun koruyucu kıllarla kaplı daha kısa bir alt kürkten oluşan iki katman halinde büyür.
consisting of: bir bütünü oluşturan parçaları sıralama
Bu cümlede consisting of, two layers ifadesini oluşturan parçaları tanıtır. two layers ifadesini niteleyen bir present participle öbeğidir: two layers consisting of X, two layers that consist of X ile aynı ilişkiyi anlatır. Aktarılabilir kalıp A consists of B şeklindedir; A bütünü, B ise onun parçalarını gösterir. Bir isimden sonra consisting of B kullanarak yeni bir yan cümle kurmadan aynı bilgiyi ekleyebilirsin.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin standart etken biçimiyle tamamla: The emergency kit ____ water, food, and a flashlight.
Cevabı göster
consists of
undercoat, ground hairs ve guard hairs: hayvan kürkünün katmanları
Bu ifade, hayvan kürkünün katmanlı yapısını anlatır. Undercoat, deriye yakın olan daha kısa iç katmandır; ground hairs ise bu katmanı oluşturan yumuşak ve kısa tüylerdir. Daha uzun guard hairs bunların üzerinde bulunur ve kürkü korumaya yardımcı olur. Burada coat, tek bir tüyü değil, hayvanın vücudunu kaplayan tüylerin tamamını ifade eder. Guard, tüylerin koruyucu işlevini belirtir; nöbet tutan bir kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Üç hayvan kürkü terimini doğru eşleştiren açıklama hangisidir?
- undercoat = kürkün tamamı; ground hairs = daha uzun dış tüyler; guard hairs = deriye yakın kısa tüyler
- undercoat = kısa iç katman; ground hairs = bu katmandaki tüyler; guard hairs = daha uzun koruyucu dış tüyler
- undercoat = daha uzun koruyucu dış katman; ground hairs = onun üzerindeki kısa tüyler; guard hairs = kürkün tamamı
Cevabı göster
undercoat = kısa iç katman; ground hairs = bu katmandaki tüyler; guard hairs = daha uzun koruyucu dış tüyler
Together, they help insulate the animal's body and protect its skin.
0:56Birlikte, hayvanın vücudunu yalıtmaya ve derisini korumaya yardımcı olurlar.
Human hairs, on the other hand, are kind of a combination of these hair types. Notlar
1:00Öte yandan insan kılları, bu kıl türlerinin bir kombinasyonu gibidir.
on the other hand: karşıt olan diğer yönü sunmak
On the other hand, önceki bir düşünceden aynı konunun farklı bir yönüne geçildiğini gösteren bir söylem bağlacıdır. Burada birçok memelideki olağan kıl katmanlarından insan kılının farklı durumuna geçiş yapar. Önceki bilgiyi geçersiz kılmaz. Dinleyiciye yeni noktayı daha önce söylenenlerle karşılaştırması gerektiğini bildirir ve bakış açısındaki değişimi basit bir but sözcüğünden daha açık gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk gerçeği reddetmeden karşıt bir dezavantajı doğru biçimde ekler?
- The library is quiet. On the other hand, it closes early.
- The library is quiet. On the contrary, it closes early.
- The library is quiet. Therefore, it closes early.
Cevabı göster
The library is quiet. On the other hand, it closes early.
kind of a combination of: sınıflandırmayı yaklaşık hâle getirmek
Kind of a combination of ifadesinde a combination of, bir şeyin farklı parçaları veya özellikleri bir araya getirdiğini belirtir. Kind of sınıflandırmayı yumuşatır: Konuşan kişi bunun kesin bir teknik tanım olduğunu değil, kabaca bir birleşim olarak görülebileceğini söyler. Bu yumuşatma, bir şey tek bir kategoriye tam olarak uymadığında kullanışlıdır. Tamamen kesin veya mutlak konuşmadan anlaşılır bir karşılaştırma yapmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi kind of a combination of kullanarak tamamlayın: The after-school club is ____ a class and a game night.
Cevabı göster
kind of a combination of
Unfortunately, hair is rarely found in fossils,
1:05Ne yazık ki, kıllar fosillerde nadiren bulunur,
making it hard for researchers to pinpoint when and how our ancient ancestors lost their coats. Notlar
1:08bu da araştırmacıların eski atalarımızın kürklerini ne zaman ve nasıl kaybettiklerini belirlemelerini zorlaştırır.
making it hard for researchers to pinpoint: sonucu bildiren bir -ing öbeği
making it hard for researchers to pinpoint, önceki gerçeğin sonucunu bildiren -ing biçimli bir ortaç öbeğidir: kıllar fosillerde nadiren korunduğu için araştırmacılar cevabı kesin olarak belirlemekte zorlanır. Making burada yeni bir temel eylem başlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp make it + adjective + for someone + to do something biçimindedir. make it hard for researchers to pinpoint içinde it biçimsel bir nesnedir; asıl zor olan eylem to pinpoint ifadesidir ve burada “kesin olarak belirlemek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi -ing biçimli bir sonuç öbeğiyle tamamlamak için making, hard ve for sözcüklerini kullanın: The signs were covered by snow, ____ drivers to find the road.
Cevabı göster
making it hard for
lost their coats: hayvanın vücudunu kaplayan kürk anlamındaki coat
Bu hayvan ve evrim bağlamında coat, bir giysi değil, hayvanın vücudunu kaplayan kürk veya kıl tabakasıdır. Bu nedenle lost their coats, eski insan atalarının yoğun vücut kıllarının büyük bölümünü zamanla kaybettiği anlamına gelir. Lost, geçici olarak bir eşyanın yerini bulamadıkları anlamına gelmez. Evrim sürecinde kaybolan veya büyük ölçüde azalan biyolojik bir özelliği anlatır. Bu örtüye coat denmesi, kürkü doğal bir dış katman gibi gösteren basit bir imge oluşturur.
Alıştırma
İnsan evrimiyle ilgili bir konuşmada “Their ancestors lost their coats” ne anlama gelir?
- Ataları yoğun vücut kıllarının büyük bölümünü zamanla kaybetti.
- Ataları sıcak tutan giysiler yapmayı bıraktı.
- Ataları giydikleri paltoları kaybetti.
Cevabı göster
Ataları yoğun vücut kıllarının büyük bölümünü zamanla kaybetti.
But scientists have developed some working hypotheses. Kelime
1:14Ancak bilim insanları bazı çalışma hipotezleri geliştirdiler.
working hypotheses: araştırmaya yönelik geçici açıklamalar
Bir working hypothesis, araştırmacıların sorularını ve testlerini yönlendirmek için kullanabildiği geçici bir açıklamadır. Şu anda bilinenlerle uyumludur, ancak yeni kanıtlar ortaya çıktığında değiştirilebilir veya reddedilebilir. Burada working, 'çalışmakta olan' değil, 'şimdilik kullanılabilir' demektir. Hypotheses, hypothesis sözcüğünün çoğuludur; dolayısıyla cümle nihai bir sonuçtan değil, birkaç geçici açıklamadan söz eder.
Alıştırma
Bu cümlede working hypotheses ne anlama geliyor?
- Sonraki araştırmalara yön verebilen geçici açıklamalar.
- Önceden kanıtlanmış sonuçlar.
- Bilim insanlarının günlük çalışma programları.
Cevabı göster
Sonraki araştırmalara yön verebilen geçici açıklamalar.
It seems that millions of years ago in Africa, Ton ve niyet
1:18Görünüşe göre milyonlarca yıl önce Afrika'da,
early hominins first transitioned out of trees and adopted a more active lifestyle. Kalıp ifadeler
1:21ilk homininler ağaçlardan inip daha aktif bir yaşam tarzı benimsediler.
It seems that: dikkatli bir çıkarım yapmak
It seems that + yan cümle, eldeki kanıtların yan cümledeki düşünceyi desteklediğini belirtir. İfadenin tamamını kesin bir gerçek yerine bir çıkarım olarak sunar. Baştaki it herhangi bir kişi ya da nesneye gönderme yapmaz; that ile başlayan yan cümleyi tanıtır. Bilimsel yazılarda bu ifade, kanıtlar sınırlıyken dikkatli bir tutum gösterir. Konuşanın kafasının karışık olduğu anlamına gelmez; yeni kanıtların açıklamayı değiştirebilmesine yer bırakır.
Alıştırma
Dikkatli bir çıkarım yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Based on the fresh tracks, ____ a fox passed through the garden last night.
Cevabı göster
it seems that
transitioned out of trees: ağaçlardaki yaşamdan uzaklaşmak
Burada transitioned out of trees, çoğunlukla ağaçlarda sürdürülen yaşamdan zamanla uzaklaşmak anlamına gelir. Trees belirli bir ağacı değil, ağaçlarda yaşanan ortamı ifade eder. Transitioned, bir durumdan veya yaşam biçiminden diğerine geçişi vurgular. Değişimi tek bir fiziksel hareket olarak değil, daha geniş bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Dersi hedefleyen ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Over ten years, the city ____ coal power and expanded solar energy.
Cevabı göster
transitioned out of
adopted a more active lifestyle: kalıcı bir yaşam düzenine başlamak
Burada adopted, bir şeyi izlemeye veya uygulamaya başlamak anlamına gelir; bir çocuğu aileye evlat edinmek anlamında değildir. Nesnesi olan a more active lifestyle, uzun süreli bir günlük davranış düzenidir. More active, bu yeni düzeni öncekiyle karşılaştırır. İfade tek bir egzersizi veya yürüyüşü değil, alışkanlıklarda devam eden bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After her doctor recommended daily walks, Priya ____.
Cevabı göster
adopted a more active lifestyle
Keeping cool became increasingly important. Kalıp ifadeler
1:26Serin kalmak giderek daha önemli hale geldi.
Keeping cool: vücut sıcaklığı için keep + sıfat
Keeping cool, isim gibi kullanılan bir -ing öbeğidir ve cümlenin öznesidir. Burada vücudun fazla ısınmasını önlemek anlamına gelir. keep + sıfat, birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalması ya da tutulması demektir. Buradaki cool fiziksel sıcaklığı anlatır; şık veya duygusal olarak sakin olmak anlamına gelmez. Isı ve vücut sıcaklığıyla ilgili çevredeki bilgiler hangi anlamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede keep cool, “vücudun fazla ısınmasını önlemek” anlamındadır?
- Those silver sunglasses look cool.
- Even when the crowd shouted, the referee kept cool.
- On hot days, the rabbit rests in the shade to keep cool.
Cevabı göster
On hot days, the rabbit rests in the shade to keep cool.
which helped them lose heat by evaporating moisture through the skin. Kalıp ifadeler
1:33bu da nemi deri yoluyla buharlaştırarak ısı kaybetmelerine yardımcı oldu.
lose heat by evaporating moisture: yöntemi belirten by + -ing
Lose heat, ısının vücuttan ayrılması ve böylece vücudun serinlemesi demektir. by evaporating moisture through the skin fiziksel süreci açıklar: Derideki nem buhara dönüşür ve ısıyı uzaklaştırır. by + -ing, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini veya bir sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını anlatır. Burada “Ter bezleri ısı kaybetmelerine nasıl yardımcı oldu?” sorusunu yanıtlar. by bir edat olduğu için ardından -ing biçimi gelir: by evaporating.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için release sözcüğünün doğru biçimini kullanın: A radiator helps an engine lose heat by ____ heat into the surrounding air.
Cevabı göster
releasing
In fact, humans have 10 times more sweat glands than chimpanzees, for instance. Dilbilgisi
1:36Aslında, örneğin insanların şempanzelerden 10 kat daha fazla ter bezi vardır.
10 times more sweat glands than: miktarları karşılaştırma
Çarpan + more + çoğul sayılabilen isim + than + karşılaştırma hedefi yapısı miktarları karşılaştırır. Burada 10 times çarpandır, sweat glands ifadesi sayılan şeyi belirtir ve chimpanzees karşılaştırmanın temelini oluşturur. Genel bilim anlatımında ve medyada 10 times more ... than genellikle toplam miktarın temel miktarın on katı olduğu anlamında kullanılır. More, sweat glands isim grubuyla bağlantılıdır; than ise karşılaştırılan grubu tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, insanlardaki ter bezi sayısının şempanzelerdekinin on katı olduğunu en açık biçimde belirtir?
- Humans produce ten times as much sweat as chimpanzees.
- Humans have ten times as many sweat glands as chimpanzees.
- Humans have ten times more sweat glands than chimpanzees.
Cevabı göster
Humans have ten times as many sweat glands as chimpanzees.
But efficiently losing heat by sweating is harder to do when you're covered in fur. Kalıp ifadeler
1:41Ancak kürk ile kaplı olduğunuzda terleyerek verimli bir şekilde ısı kaybetmek daha zordur.
covered in fur: kaplı bir durumu anlatma
Be covered in + malzeme veya madde yapısı, bu malzemenin bir yüzeyin büyük bölümünü ya da tamamını kapladığı durumu anlatır. Burada you're covered in fur, kürkün vücudu kapladığı anlamına gelir. Covered, cover fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak bu yapıda birinin bir şeyi örtme eylemine değil, ortaya çıkan kaplı duruma odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için covered in yapısını ve snow kelimesini kullanın: Overnight, the cabin roof was ____.
Cevabı göster
covered in snow
Scientists believe that early humans lost much of their coat around this time to help their sweat evaporate faster. Dilbilgisi
1:46Bilim insanları, ilk insanların terlerinin daha hızlı buharlaşmasına yardımcı olmak için kürklerinin çoğunu bu dönemde kaybettiğine inanıyor.
help their sweat evaporate faster: help + nesne + fiilin yalın hâli
help fiilinden sonra their sweat nesnedir ve evaporate yalın fiil biçiminde kalır: help + nesne + fiilin yalın hâli. Their sweat aynı zamanda evaporate fiilinin anlamca öznesidir; buharlaşan şey terdir, early humans değildir. Bu kalıp, “birinin ya da bir şeyin bir eylemi daha kolay yapmasını sağlamak” veya “bu sonucun oluşmasına katkıda bulunmak” anlamına gelir. Help their sweat to evaporate yapısı da dilbilgisel olarak doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim genellikle daha yaygın ve daha kısadır.
Alıştırma
Cümleyi dry fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A small fan helps the paint ____ faster.
Cevabı göster
dry
However, if losing our hair was so advantageous, Anlatım akışı
1:53Ancak, kıllarımızı kaybetmek bu kadar avantajlıysa,
However, if ... was so advantageous: bir açıklamayı yeni bir soruyla sınamak
However, savın yönünün değiştiğini gösterir. if ile başlayan yan cümle, önceki iddiayı —vücut kıllarını kaybetmenin çok yararlı olduğu iddiasını— geçici olarak bir öncül kabul eder. Ardından gelen why sorusu, bu iddianın açıklayamadığı noktayı gösterir: neden hâlâ biraz vücut kılı kaldığını. However, if X was/is so ..., why ...? kalıbı X’i otomatik olarak reddetmez. Bir açıklamanın eksiksiz olup olmadığını sınar ve tartışmayı bir sonraki soruya taşır.
Alıştırma
However, if X was so ..., why ...? bir savda ne işe yarar?
- Önceki fikri bir öncül olarak kabul eder, ardından bu fikrin tam olarak açıklayamadığı bir sorunu ortaya koyar.
- Önceki fikrin tamamen yanlış olduğunu kanıtlar.
- Nihai bir sonuç verir ve konuyu kapatır.
Cevabı göster
Önceki fikri bir öncül olarak kabul eder, ardından bu fikrin tam olarak açıklayamadığı bir sorunu ortaya koyar.
any left at all: En küçük miktarın bile kaldığını vurgulamak
any left içinde any, daha önce sözü edilen şeyin miktarı ya da sayısı yerine kullanılır; left ise yön olarak “sol” değil, “kalan” anlamındadır. Bu cümlede any, daha önce sözü edilen tüyleri anlatır. at all eklendiğinde soru daha güçlü bir vurgu kazanır: neden çok küçük bir miktar bile kalmıştır? Bu, konuşanın kalan tüyleri şaşırtıcı bulduğunu veya bunun açıklanması gerektiğini düşündüğünü gösterir.
Alıştırma
Tek bir biletin bile kalıp kalmadığını en güçlü biçimde soran cümle hangisidir?
- Are there some tickets left?
- Did any tickets leave at all?
- Are there any tickets left at all?
Cevabı göster
Are there any tickets left at all?
It seems that there are unique uses for hair in different parts of our bodies.
1:58Vücudumuzun farklı bölgelerindeki kılların benzersiz kullanımları olduğu görülüyor.
temperature regulation likely played a part again, Kalıp ifadeler
2:05sıcaklık düzenlemesi muhtemelen yine bir rol oynadı,
When it comes to: Belirli bir konuyu ortaya koymak
When it comes to, sonraki ifadenin odaklanacağı konuyu tanıtır. “Hakkında konuşursak” veya “söz konusu olduğunda” anlamına gelir ve geniş bir tartışmayı tek bir alana indirgemeye yardımcı olur. Burada konu, genel olarak vücut tüylerinden başımızın üst kısmına geçer. Come, konu belirten bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz konu belirten ifadeyle tamamlayın: ____ choosing a laptop, battery life matters.
Cevabı göster
When it comes to
played a part: etkenlerden biri olarak katkıda bulunmak
Played a part, “bir sonuca katkıda bulundu” veya “etkenlerden biriydi” anlamına gelir. Burada sıcaklık düzenlemesi, saçın başta kalmasının olası nedenlerinden biri olarak sunulur; tek neden olduğu söylenmez. Likely, ifadenin kesin olmadığını gösterirken a part başka nedenlere de yer bırakır. Bu kullanım mecazidir; bir tiyatro oyununda rol almakla ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi “katkıda bulunan etkenlerden biriydi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Cost also ____ in our decision to move.
Cevabı göster
played a part
since early humans began venturing into the open, Kalıp ifadeler
2:08çünkü ilk insanlar açık alanlara çıkmaya başladığında,
their heads would have been exposed to the scorching sun. Dilbilgisi
2:10başları kavurucu güneşe maruz kalacaktı.
venturing into the open: açık ve belirsiz bir araziye girmek
Venture into, yabancı, belirsiz ya da riskli hissettiren bir yere veya alana girmek demektir. Nötr go into ifadesinde bulunmayan bir keşif duygusu katar. began venturing yapısında -ing biçimi başlayan eylemi belirtir; into ise hedefi gösterir. Burada the open, korunağın az olduğu açık ve güneşe maruz araziyi ifade eder. İfade, ilk insanların böyle alanlara doğru ilerlemesini anlatır; açılmış bir nesnenin içine girmelerini değil.
Alıştırma
Bu cümlede venturing into the open ne anlama geliyor?
- Özel bir vurgu olmadan tanıdık bir kapalı alanda yürümek
- Güneş ışığının içeri girmesi için bir kapıyı açmak
- Belirsizlik veya risk duygusuyla korumasız, açık bir alana ilerlemek
Cevabı göster
Belirsizlik veya risk duygusuyla korumasız, açık bir alana ilerlemek
would have been exposed to: geçmişteki edilgen bir sonucu çıkarmak
Would have been exposed to, would have + been + past participle kalıbını izler. Bu, tamamlanmışlık bildiren edilgen bir kiplik yapısıdır: heads maruz kalan ögedir ve yapı bu durumu geçmişe yerleştirir. Burada would, bilinen bir durumdan çıkarılan beklenen sonucu gösterir. İlk insanlar açık alanlara çıktığında başları doğal olarak güneşe maruz kalacaktı. Burada pişmanlık anlatmaz; would have yapısının çıkarım mı yoksa geçmişe ilişkin gerçek dışı bir sonuç mu anlattığını bağlam belirler.
Alıştırma
Bir arkeolog, eski bir deponun çatısı olmadığını biliyor ve geçmişteki olası sonucu çıkarıyor. Bu çıkarımı hangi cümle ifade eder?
- Given the lack of a roof, the stored tools would have been exposed to rain.
- Records show that the stored tools were exposed to rain.
- The stored tools might be exposed to rain tomorrow.
Cevabı göster
Given the lack of a roof, the stored tools would have been exposed to rain.
Thicker, longer growing hair protects our sensitive scalps and keeps our brains from overheating. Dilbilgisi
2:14Daha kalın, daha uzun uzayan saçlar hassas kafa derimizi korur ve beynimizin aşırı ısınmasını önler.
keeps ... from overheating: bir olayın gerçekleşmesini önlemek
Keep + nesne + from + -ing, nesnenin bir şey yapmasını veya bir olayın gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Keeps our brains from overheating ifadesinde our brains nesnedir, overheating ise önlenen sonuçtur. Burada from bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: from overheating denir, from overheat denmez.
Alıştırma
Cümleyi keep ... from doing ve enter kullanarak tamamlayın: The screen keeps insects ____ the room.
Cevabı göster
from entering
Dark, tightly curled hair is most effective at keeping solar radiation off of skin. Kalıp ifadeler
2:20Koyu, sıkı kıvırcık saçlar, güneş radyasyonunu deriden uzak tutmada en etkilidir.
effective at keeping X off (of) Y: X'in Y'ye temas etmesini etkili biçimde önlemek
Be effective at + -ing, «bir şeyi yapmakta etkili olmak» anlamına gelir. Bu cümlede at, keeping solar radiation off of skin etkinliğini tanıtır; most ise karşılaştırılan saç türleri arasında koyu renkli ve sıkı kıvırcık saçların bu işlevi en iyi yerine getirdiğini belirtir. Keep X off (of) Y, X'in Y'ye dokunmasını veya ulaşmasını önlemek demektir. Burada deriden düşen bir şeyi değil, koruyucu bir engeli anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be effective at doing something biçimindedir ve ardından neyin uzak tutulduğunu belirten bir ifade gelebilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcüklerle cümleyi tamamlayın ve gerektiğinde fiilin biçimini değiştirin: This mesh cover is ____. (effective at / keep / flies / off / the food)
Cevabı göster
effective at keeping flies off the food
Other kinds of head hair evolved as humans moved to different places. Dilbilgisi
2:26İnsanlar farklı yerlere taşındıkça diğer saç türleri evrimleşti.
as humans moved ...: gelişen bir süreci anlatan as
Burada as, «bir süreç ilerlerken» veya Türkçedeki «-dıkça» anlamındadır. Aynı dönemde gelişen iki değişimi birbirine bağlar: insanlar yeni yerlere taşındı ve başka saç türleri evrimleşti. as; moved, grew veya changed gibi değişim belirten bir eylemin bulunduğu yan cümleyi başlattığında, bir gelişmenin diğerine eşlik ettiğini gösterebilir. Bu bağlamda zaman ve süreci belirtir; «... olarak» ya da «... ile aynı biçimde» anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, «bir süreç gelişirken» anlamında kullanılmıştır?
- As a coach, Lena plans every practice.
- As the puppy grew, it became calmer.
- Arrange the cards as I showed you.
Cevabı göster
As the puppy grew, it became calmer.
Meanwhile, researchers think eyebrows are especially useful for communication Kalıp ifadeler
2:30Bu arada, araştırmacılar kaşların iletişim için özellikle yararlı olduğunu düşünüyor
because they sit atop active facial muscles that convey our feelings. Kalıp ifadeler
2:35çünkü duygularımızı ileten aktif yüz kaslarının üzerinde oturuyorlar.
useful for communication: useful for + isim veya -ing biçimi
useful for communication ifadesinde for, kaşların yardımcı olduğu amacı veya etkinliği tanıtır. Communication kullanım amacını belirtir; yardımı alan kişi ya da şey değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be useful for + isim veya -ing biçimidir. Bir şeyin ne yapmak için yararlı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi useful for ve explain fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A diagram is ____ complex ideas.
Cevabı göster
useful for explaining
convey our feelings: soyut içeriği aktarmak
Convey our feelings, duygularımızı yüz ifadesi, ses tonu veya sözcükler gibi araçlarla bilinir ya da anlaşılır hâle getirmek demektir. Bu cümlede feelings, iletilen soyut içeriktir; convey burada fiziksel olarak bir şeyi taşımak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp convey + soyut içeriktir. Örneğin convey a meaning, a message, an idea veya an impression denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede convey, convey our feelings ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- The pipe conveyed water to the fields.
- The elevator conveyed passengers between floors.
- Her expression conveyed her disappointment.
Cevabı göster
Her expression conveyed her disappointment.
Eyelashes have been shown to minimize airflow over our eyeballs, Kalıp ifadeler
2:39Kirpiklerin göz kürelerimiz üzerindeki hava akışını en aza indirdiği,
minimize airflow over our eyeballs: hava hareketini mümkün olduğunca azaltma
Burada minimize airflow, havanın hareketini makul ölçüde mümkün olan en düşük düzeye indirmek anlamına gelir. Yalnızca reduce demekten daha güçlüdür, ancak bütün hava akışının duracağını garanti etmez. Over our eyeballs, havanın nerede hareket ettiğini belirtir: gözlerin dışa açık yüzeyi boyunca. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp minimize + isim şeklindedir; örneğin minimize risk veya minimize noise.
Alıştırma
Hava akışının tamamen durduğunu iddia etmeden, uygulanabilir en düşük düzeye indirilmesi gerektiğini anlatan cümle hangisidir?
- The new seal is designed to reduce airflow around the window.
- The new seal is designed to eliminate airflow around the window.
- The new seal is designed to minimize airflow around the window.
Cevabı göster
The new seal is designed to minimize airflow around the window.
preventing them from drying out and catching debris. Öbek fiiller
2:42kurumalarını önlediği ve döküntüleri yakaladığı gösterilmiştir.
have been shown to: araştırma kanıtını aktarma
Bu cümlede have been shown to, “araştırmalar veya kanıtlar ... olduğunu göstermiştir” anlamına gelir. Minimize ile belirtilen kirpik işlevini kanıtlarla desteklenen bir etki olarak sunar; shown burada “sergilenmiş” demek değildir. X has/have been shown to + fiilin yalın hâli, present perfect edilgen bir yapıdır. X'i konu olarak tutar ve araştırmacıların veya çalışmaların adını belirtmez; böylece iddiaya kanıta dayalı bilimsel bir ton verir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için derste öğretilen present perfect edilgen kanıt yapısını aynen kullanın: Several methods ____ reduce waste.
Cevabı göster
have been shown to
drying out: nemini kaybedip kurumak
Drying out, dry out öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada prevent them from drying out, göz kürelerinin nemini kaybedip kurumasını engellemek demektir. Kalıp prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi şeklindedir. Buradaki out, dışarıya doğru hareketi değil, değişimin sonucunu belirtir. dry ile karşılaştırıldığında dry out, nem kaybının yol açtığı değişimi daha çok vurgular ve gözler, cilt, toprak, kil ve yiyeceklerle doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dry out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Keep the clay in a sealed bag to prevent it from ____.
Cevabı göster
drying out
And maybe facial hair proved helpful in distinguishing identity from a distance, Kalıp ifadeler
2:46Ve belki de sakallar, kimliği uzaktan ayırt etmede yararlı oldu,
from a distance: uzaktan görmek veya tanımak
Bu cümlede from a distance, “yakın olmayan bir yerden” anlamına gelir. Birinin kimliğini ayırt etme eyleminin hangi mesafeden yapıldığını belirtir: yüz kılları, kişi hâlâ uzaktayken onun kim olduğunu anlamaya yardımcı olmuş olabilir. Yaygın kalıp, a ile birlikte from a distance şeklindedir. Kesin bir mesafe belirtmez; yalnızca uzaktaki bir bakış noktasını yakından bakmayla karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle “yakın olmayan bir yerden” anlamındaki standart kalıbı kullanıyor?
- The sign can be recognized from distance.
- The sign can be recognized in the distance.
- The sign can be recognized from a distance.
Cevabı göster
The sign can be recognized from a distance.
proved helpful in distinguishing: ayırt etmede yararlı olduğunun görülmesi
proved helpful ifadesinde prove, bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve bir şeyin yararlı olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir. in distinguishing, ne yaparken yardımcı olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp prove helpful in + fiilin -ing biçimidir. Bu cümlede maybe ve but we really don't know, iddianın kesinliğini azaltır. Buradaki proved, kesin bir bilimsel kanıt bulunduğu anlamına gelmez; konuşan kişi olası bir pratik faydayı temkinli biçimde öne sürer.
Alıştırma
Cümleyi prove helpful in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The numbered labels ____ identifying the correct wires.
Cevabı göster
proved helpful in
Evidence is stubbly at best: zayıf kanıtları sakalla anlatan bir kelime oyunu
Stubbly normalde kısa ve sert kıllarla kaplı bir yüzü tanımlar. Burada evidence için yaratıcı biçimde kullanılarak kanıtların seyrek ve parça parça olduğu izlenimini verir. Bu sözcük seçimi yüz kılları konusuna gönderme yapar ve bir kelime oyunu oluşturur. At best pek etkileyici olmayan bir üst sınır koyar: en olumlu yorumla bile kanıtlar yalnızca “yeni çıkmış sakal kadar seyrektir”. Asıl mesaj, bu fikri destekleyen kanıtların çok sınırlı olduğudur.
Alıştırma
Evidence is stubbly at best burada ne anlama geliyor?
- Kanıtlar kısa yüz kıllarının en iyi seçim olduğunu gösterir.
- En olumlu yorumla bile kanıtlar seyrek ve zayıftır.
- Kanıtların kendisi fiziksel olarak kısa kıllarla kaplıdır.
Cevabı göster
En olumlu yorumla bile kanıtlar seyrek ve zayıftır.
Why we have hair in other regions is more pungent. Deyimler
2:55Diğer bölgelerde neden kıllarımızın olduğu ise daha "keskin kokulu" bir konu.
Kokuya dayalı bir kelime oyunu olarak more pungent
Pungent genellikle çok güçlü ve keskin bir koku ya da tadı anlatır. Bu cümlede more pungent, vücudun diğer bölgelerinde neden kıl çıktığı sorusuna uygulanarak soyut bir konuya bilinçli biçimde koku çağrışımı katıyor. Sonraki açıklama bezleri ve kokulu salgıları ele aldığı için bu ifade mizahi bir geçiş görevi görüyor. More important anlamına gelmiyor; asıl nokta, konunun birazdan gerçek anlamda daha kokulu hâle gelmesi.
Alıştırma
Bu cümlede more pungent ifadesinin temel işlevi nedir?
- Güçlü vücut kokularıyla ilgili bir konuya mizahi biçimde geçiş yapar.
- Bir sonraki sorunun bilimsel açıdan daha önemli olduğunu söyler.
- Bu bölgelerdeki kılların güçlü bir tadı olduğunu iddia eder.
Cevabı göster
Güçlü vücut kokularıyla ilgili bir konuya mizahi biçimde geçiş yapar.
Our armpits, nipples, and pubic areas are dotted with apocrine glands. Notlar
3:00Koltuk altlarımız, meme uçlarımız ve kasık bölgelerimiz apokrin bezlerle doludur.
be dotted with: bir yere dağılmış şeyler
place + be dotted with + things edilgen yapısında dotted with, çok sayıda küçük ve ayrı şeyin bir yere veya yüzeye dağılmış olduğunu belirtir. Burada bezler, sayılan vücut bölgelerine dağılmıştır; kimse gerçek anlamda noktalar çizmiyor. Bu ifade tek parça bir kütle yerine dağınık ögelerden oluşan görsel bir düzen sunar. Manzaraları, haritaları, gökyüzünü ve diğer fiziksel dağılımları anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dotted with ile tamamlayın: The night sky was ____ stars.
Cevabı göster
dotted with
apocrine glands: belirli bir ter bezi türü
Apokrin bezleri, özellikle koltuk altları, meme uçlarının çevresi ve kasık bölgesi gibi belirli vücut bölgelerinde bulunan özel bir ter bezi türüdür. Vücut kokusuna katkıda bulunabilen nispeten yoğun ve yağlı bir salgı bırakırlar. Bu isim grubunda apocrine, bezin türünü belirtir. Bu ter genel olarak bütün bezler ya da bütün vücut organları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede apocrine glands neyi ifade ediyor?
- vücudun belirli bölgelerinde bulunan özel bir ter bezi türü
- koltuk altlarında çıkan kıllar
- insan vücudunun içindeki bütün organlar
Cevabı göster
vücudun belirli bölgelerinde bulunan özel bir ter bezi türü
produce oily, smelly secretions: yağlı ve kötü kokulu salgılar üretmek
Bu yan cümlede They, apokrin bezlerini ifade eder ve produce, 'üretip salgılamak' anlamına gelir. Oily ve smelly sıfatlarının ikisi de secretions sözcüğünü niteler. Secretion, bir bez ya da hücre tarafından üretilip salınan maddedir. Buradaki secretions, yalnızca kokuyu değil, fiziksel maddenin kendisini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede secretions ne anlama geliyor?
- bezler veya hücreler tarafından üretilip salınan maddeler
- gizli bilgi parçaları
- fiziksel bir madde içermeyen kokular
Cevabı göster
bezler veya hücreler tarafından üretilip salınan maddeler
which the thick curly hair that often grows in these spots helps disperse. Kelime
3:06bu noktalarda sıklıkla büyüyen kalın kıvırcık kıllar bunların dağılmasına yardımcı olur.
helps disperse: bir şeyin dağılmasına yardımcı olmak
Bu cümlede helps disperse, “salgıların daha kolay yayılmasını sağlar” demektir. Disperse, bir maddenin yoğun olduğu bir alandan farklı yönlere yayılmasını anlatır; maddenin yok olması anlamına gelmez. Helps fiilinin öznesi the thick curly hair ifadesidir. İlgi zamiri which salgıları belirtir ve disperse fiilinin nesnesidir. İngilizcede help fiilinden sonra fiilin yalın hâli doğrudan kullanılabilir: helps disperses değil, helps disperse.
Alıştırma
Cümleyi help ve disperse kullanarak geniş zamanda tamamlayın; to kullanmayın: The diffuser ____ the scent throughout the room.
Cevabı göster
helps disperse
The secretions that waft off these hairy patches may be useful for identification. Kelime
3:11Bu kıllı bölgelerden yayılan salgılar kimlik tespiti için yararlı olabilir.
waft off: bir kaynaktan hafifçe uzaklaşmak
Waft off, “bir kaynaktan hava yoluyla yavaşça uzaklaşmak” demektir. Waft yavaş ve hafif bir hareket görüntüsü verir; off ise burada “kapalı” anlamına değil, kaynaktan uzaklaşmaya işaret eder. Buradaki ifade, salgıların taşıdığı kokunun kıllı bölgelerden uzaklaşıp havaya yayılmasını anlatır. Yalnızca come from demekten daha canlı ve belirgindir.
Alıştırma
Cümleyi waft off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A sweet smell ____ the warm cookies.
Cevabı göster
wafted off
For example, several studies have shown that people are able to identify their own armpit odors, Anlatım akışı
3:16Örneğin, birkaç çalışma, insanların kendi koltuk altı kokularını tanımlayabildiklerini göstermiştir,
For example, several studies have shown that: araştırma kanıtı sunmak
For example önceki genel iddiayı somut bir örneğe taşır. Buradaki örnek rastgele uydurulmuş bir örnek değil, araştırma sonuçlarına dayanan bir kanıttır. Several studies have shown that bir that yan cümlesi başlatır ve bulgunun birden fazla araştırmadan geldiğini belirtir. Have shown yapısındaki present perfect, geçmişteki bu araştırmaları güncel tartışmayla ilişkilendirir ve sonuçlarını hâlâ geçerli bir kanıt olarak sunar.
Alıştırma
Bu başlangıç, argümanda hangi işlevi yerine getiriyor?
- Önceki iddiayı destekleyen araştırma kanıtını bir örnek olarak sunar.
- Konuyu ilgisiz bir kişisel hikâyeye çevirir.
- Önceki iddianın çürütüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Önceki iddiayı destekleyen araştırma kanıtını bir örnek olarak sunar.
as well as those of people they're close with. Notlar
3:23aynı zamanda yakın oldukları insanlarınkini de.
as well as: ikinci bir paralel nesne eklemek
As well as ilk nesneye ikinci, onunla paralel bir nesne ekler: İnsanlar kendi koltuk altı kokularını ve yakın oldukları insanların kokularını da ayırt edebilir. Bu parçada those, those odors ifadesinin yerini tutar; böylece isim tekrarlanmaz. Burada as well as, equally well değil, and also anlamındadır. İkinci grubu birinci gruba bağlar ve onu ek bilgi olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede as well as ikinci bir paralel grup eklemek için kullanılmıştır?
- The library serves university students as well as local residents.
- The library serves university students as good as local residents.
- The library serves university students as local residents.
Cevabı göster
The library serves university students as well as local residents.
those of people they're close with: çoğul bir ismin yerine kullanılması
Burada those, daha önce geçen çoğul isim öbeği armpit odors yerine kullanılır. those of + kişi veya grup yapısı, o kişi ya da grupla ilişkili aynı türden çoğul şeyleri belirtir. Bu nedenle those of people ... o insanların koltuk altı kokularını anlatır; insanların kendilerini değil. people they're close with bölümünde bir ilgi zamiri düşürülmüştür: people (who/whom/that) they're close with. Be close with someone, biriyle yakın bir kişisel ilişkiye sahip olmak demektir; yalnızca fiziksel olarak yakın olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Science scores ifadesini tekrarlamamak için those sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The science scores in our class were higher than those of the other class.
- The science scores in our class were higher than those students in the other class.
- The science scores in our class were higher than them of the other class.
Cevabı göster
The science scores in our class were higher than those of the other class.
The final type of notable human hair is the vellus hair that covers our bodies. Kelime
3:26Dikkate değer son insan kılı türü, vücudumuzu kaplayan ince tüylerdir (vellus).
vellus hair: ince ve yumuşak vücut tüyleri
Vellus hair, vücudun büyük bölümünü kaplayan ince, kısa ve yumuşak tüylerdir. Genellikle az pigmentlidir ve görülmesi zor olabilir; bu yüzden tüysüz görünen deride bile vellus hair bulunabilir. Bu terimde hair, bu tür vücut örtüsünü topluca anlatan bir kütle adı olarak kullanılır. Bu ad belirli bir kıl türünü ifade eder; vücuttaki bütün kılları değil.
Alıştırma
Hangi açıklama vellus hair ile eşleşir?
- Yalnızca saç derisinde büyüyen kıllar
- Vücudun büyük bölümünü kaplayan ince, kısa, yumuşak ve genellikle açık renkli tüyler
- Sakal gibi kalın ve çoğunlukla daha koyu kıllar
Cevabı göster
Vücudun büyük bölümünü kaplayan ince, kısa, yumuşak ve genellikle açık renkli tüyler
We don't know if these hairs serve any purpose themselves, Kalıp ifadeler
3:31Bu tüylerin kendi başlarına herhangi bir amaca hizmet edip etmediğini bilmiyoruz,
serve any purpose: herhangi bir işlevi olmak
Serve a purpose, “yararlı bir işlevi olmak” ya da “bir rol üstlenmek” demektir. Serve any purpose ifadesindeki any, soru, olumsuzluk veya belirsizlik içeren bağlamlara uyar: konuşan kişi böyle bir işlevin var olup olmadığını bilmiyordur. Buradaki serve, “birine hizmet etmek veya yardım etmek” anlamına gelmez. themselves sözcüğü kılların kendisini vurgular ve onların olası işlevini foliküllerin bilinen işlevinden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi serve any purpose ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: No one knows whether this extra lever ____.
Cevabı göster
serves any purpose
but the follicles vellus hair grows from are essential banks of stem cells that repair damaged skin after injury. Deyimler
3:34ancak ince tüylerin büyüdüğü foliküller, yaralanmadan sonra hasarlı cildi onaran temel kök hücre bankalarıdır.
banks of stem cells: saklanan biyolojik kaynak
banks of stem cells ifadesinde bank, finans kurumu değil, değerli bir kaynağın saklanan stoğu ya da koleksiyonu demektir. Foliküller, kök hücreleri daha sonra kullanılmak üzere tutan yerler olarak betimlenir. Bu benzetme, bir kaynağı yedekte tutup gerektiğinde kullanma fikrini taşır. Bu cümlede depolanan kök hücreler, yaralanmadan sonra derinin onarılmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede banks of stem cells ne anlama gelir?
- Daha sonra kullanılmak üzere kök hücre stoğu saklayan yerler
- Kök hücre araştırmalarını finanse eden mali kuruluşlar
- Kök hücrelerin bulunduğu su yollarının kıyıları
Cevabı göster
Daha sonra kullanılmak üzere kök hücre stoğu saklayan yerler
They're also important sites of nerve endings that convey signals of gentle touch to the brain. Notlar
3:41Ayrıca hafif dokunuş sinyallerini beyne ileten sinir uçlarının önemli yerleridir.
nerve endings: sinir uçları
nerve endings sinir uçları anlamına gelir; sinir liflerinin uç kısmındaki yapıları ifade eder. Bu uçların bazıları dokunma gibi duyusal uyarıları alır. Bu cümlede terim, ilgili vücut bölgesinde bulunan sinir yapılarını adlandırır. Buradaki ending, bir vücut yapısının ucu anlamındadır; bir hikâyenin, filmin veya olayın sonu anlamında değildir. Çoğul nerve endings, bu uç yapılardan birden fazlasını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede nerve endings ne anlama geliyor?
- Duyusal uyarıları alabilen sinirlerin uç kısımları
- Bir hikâyenin son sahneleri
- Kıl üreten bezler
Cevabı göster
Duyusal uyarıları alabilen sinirlerin uç kısımları
convey signals of gentle touch ... to the brain: sinyalleri beyne iletmek
convey signals of gentle touch to the brain, hafif temasın oluşturduğu duyusal bilgiyi beyne iletmek anlamına gelir. Buradaki gentle touch, birinin isteyerek nazikçe veya dikkatlice dokunma biçimini değil, bir dokunma duyusu türünü belirtir. Yapı convey + signals veya information + to + alıcı şeklindedir. Bilimsel bir açıklamada bilginin izlediği yolu gösterir: sinir uçları kaynak, beyin ise alıcıdır.
Alıştırma
Cümleyi convey yapısını kullanarak tamamlayın: The camera ____ the monitor.
Cevabı göster
conveys the image to
although it's much finer: bir farkı kabul etmek
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce insan vücut kıllarının çok daha ince olduğunu kabul eder, ardından gelen ana düşünceye, yani başka bir özelliğin yine de benzer olduğuna hazırlık yapar. A'ya rağmen B doğru kalıyorsa veya A'dan sonra B şaşırtıcı görünüyorsa although A, B kullanılır. Burada it, insan vücut kıllarını ifade eder. Finer, fine sözcüğünün “çapı daha küçük” anlamındaki karşılaştırma biçimidir; much ise karşılaştırmayı güçlendirerek “çok daha ince” anlamı verir, “daha iyi” anlamı vermez. Bu altyazı parçası yalnızca baştaki yan cümledir; ana cümle daha sonra gelir.
Alıştırma
İpliğin çapının çok daha küçük olduğunu ancak yine de sağlam kaldığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Although the thread is much finer, it is still strong.
- Although the thread is much better, it is still strong.
- Although the thread is much finer, but it is still strong.
Cevabı göster
Although the thread is much finer, it is still strong.
humans have roughly the same density of body hair as apes of comparable sizes. Dilbilgisi
3:49insanlar benzer büyüklükteki maymunlarla kabaca aynı vücut kılı yoğunluğuna sahiptir.
the same density of body hair as: aynı yoğunluk ölçütünü karşılaştırmak
The same + isim + as kalıbı, iki şeyi adı belirtilen tek bir ölçüte göre karşılaştırır. Buradaki ölçüt density of body hair, yani derinin birim alanındaki kıl sayısıdır. İnsanlar benzer büyüklükteki insansı maymunlarla karşılaştırılır. Roughly, same ifadesini yumuşatarak “yaklaşık olarak eşit” anlamı verir; tamamen aynı demek değildir. Density, her bir kılın kalınlığını veya yalnızca toplam kıl sayısını anlatmaz. Same ... as ortak ölçütü karşılaştırılan gruba bağlar.
Alıştırma
Birim alan başına düşen ağaç sayısını özellikle karşılaştıran cümle hangisidir?
- The trees in this park are as thick as those in the park across town.
- This park has the same number of trees as the park across town.
- This park has the same density of trees as the park across town.
Cevabı göster
This park has the same density of trees as the park across town.
So despite all this talk of human nakedness, Anlatım akışı
3:54Yani insan çıplaklığı hakkındaki tüm bu konuşmalara rağmen,
we're not actually as hairless as we look. Dilbilgisi
3:57aslında göründüğümüz kadar kılsız değiliz.
despite all this talk of human nakedness: düzeltmeden önce ödünleme
Despite all this talk of human nakedness, daha önce ele alınmış bir konuya dönüp bakan, cümle başında kullanılan bir ödünleme ifadesidir. Önce, önceki anlatımın insanların tüysüz olduğu yönünde bir beklenti oluşturduğunu kabul eder. Ardından ana cümle bu beklentiyi düzeltir: despite önceki konuşmayı arka plan bilgisi yaparken, we're not actually... konuşmacının asıl sonucunu verir. Bu yapıda despite, «-e rağmen» anlamına gelir; «-den dolayı» anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlenin başındaki despite öbeği hangi işlevi görür?
- Önceki konuşmayı insanların tüysüz olmasının nedeni olarak sunar.
- Önceki konuşmayı kabul eder ve ardından onun görünürdeki çıkarımını düzelten bir sonuç sunar.
- İnsan çıplaklığının daha önce konuşulduğunu inkâr eder.
Cevabı göster
Önceki konuşmayı kabul eder ve ardından onun görünürdeki çıkarımını düzelten bir sonuç sunar.
as hairless as we look: gerçekle görünüşü karşılaştırma
as + sıfat + as yapısı iki derecenin eşit olup olmadığını karşılaştırır. as hairless as we look ifadesinde hairless ölçülen özelliktir; we look ise görünüşün gösterdiği dereceyi karşılaştırma ölçütü olarak verir. Buradaki look, «görünmek» anlamında bir bağ fiilidir. Yapının önündeki not actually, derecelerin eşit olduğunu reddeder: gerçekte tüysüzlük derecemiz göründüğünden daha düşüktür. Bu, insanların hiç tüysüz olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi not as ... as yapısı ve heavy sıfatıyla tamamlayın: The backpack looks heavy, but it is ____ it looks.
Cevabı göster
not as heavy as
Hair is far from the only evolutionary curiosity on the human body. Notlar
4:01Kıl, insan vücudundaki tek evrimsel merak konusu olmaktan uzaktır.
far from the only: tek olmadığını güçlü biçimde belirtmek
Far from the only, “kesinlikle tek değil” anlamına gelir. X is far from the only Y kalıbında X, daha büyük bir Y grubundaki örneklerden biridir. Far from burada tek olma durumundan derece bakımından çok uzak olmayı belirtir; fiziksel mesafe anlatmaz. Bu ifade not the only ifadesinden daha güçlüdür. Dinleyiciye başka örneklerin de geleceğini sık sık bildirir; bu cümlede de konu kıllardan başka evrimsel açıdan ilgi çekici özelliklere geçer.
Alıştırma
Maliyetin birçok kaygıdan yalnızca biri olduğunu güçlü biçimde vurgulamak için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Cost is ____ concern when choosing a home.
Cevabı göster
far from the only
evolutionary curiosity: ilgi çekici bir şey anlamındaki curiosity
Evolutionary curiosity, evrimsel açıdan sıra dışı görünen ve açıklama gerektiren bir özellik ya da olguyu anlatan bir isim öbeğidir. Evolutionary bakış açısını, curiosity ise incelenen şeyi belirtir. Burada curiosity, “ilgi çekici veya sıra dışı bir şey” anlamında sayılabilen bir isimdir; bilmek isteme duygusunu anlatan sayılamayan isim değildir. Kıllar böyle bir özellik olarak sunulur.
Alıştırma
Örnek cümlede evolutionary curiosity ne anlama gelir?
- Evrimsel açıdan ilgi çekici bir vücut özelliği
- Bir kişinin evrimin nasıl işlediğini öğrenme isteği
- Vücutta kıl çıkmasına neden olan bir duygu
Cevabı göster
Evrimsel açıdan ilgi çekici bir vücut özelliği
Why do we still have tailbones and appendices?
4:05Neden hala kuyruk sokumu kemiklerimiz ve apandisimiz var?
Check out this video to learn about our evolutionary leftovers. Deyimler
4:09Evrimsel kalıntılarımız hakkında bilgi edinmek için bu videoyu izleyin.
evolutionary leftovers: evrim tarihinden miras kalan özellikler
Bu cümlede evolutionary leftovers ifadesi, insanların evrimin daha önceki aşamalarından miras aldığı özellikler için kullanılan canlı bir mecazdır. Leftovers normalde başka bir şey sona erdikten sonra geriye kalan şeyler anlamına gelir; evolutionary ile birlikteyse yenmemiş yiyecekleri değil, evrimsel tarihin geride bıraktığı özellikleri anlatır. Bu ifade, karmaşık bir bilimsel düşünceyi kolay ve akılda kalıcı biçimde sunar. Bir özelliğin nereden geldiğini anlatır, ancak tek başına o özelliğin bugün hiçbir işlevi olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu popüler bilim bağlamında evolutionary leftovers ne anlama gelir?
- Evrim tarihinin daha önceki aşamalarından miras alınan özellikler.
- Biyoloji dersinden sonra saklanan yiyecekler.
- Bir bireyin yaşamı boyunca öğrendiği yeni özellikler.
Cevabı göster
Evrim tarihinin daha önceki aşamalarından miras alınan özellikler.
Or click this video to learn how humans are still evolving.
4:13Veya insanların hala nasıl evrimleştiğini öğrenmek için bu videoya tıklayın.