Zihnini Sessiz Bir Yabancıyla Paylaşıyorsun: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
812 kelime 174 kel/dk

Video Özeti: Bölünmüş beyin deneyleri bilgi paylaşamayan iki yarım küreyi gösteriyor; çelişkili tepkiler tek insanda iki zihin olup olmadığını sorgulatıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. “split in twain.” — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: twain, “iki” anlamında eski bir sözcüktür; şakacı etkisini anlayın, ancak bugün tarafsız bir sözcük gibi kullanmayın. 2. “make up” — Öbeksi Fiiller: konuşan yarım küre inandırıcı bir neden uydurur; ifadeyi uydurma hikâye veya mazeretler için kullanın. 3. “Who is you? You is two.” — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: kasıtlı özne-yüklem uyumsuzluğu kimlik hakkında felsefi vurgu yaratır, ancak standart biçim “Who are you?” olur.

Bu derste

Your brain is two brains,

0:00

Beyniniz aslında iki beyindir,

two hemispheres,

0:01

iki yarımküredir,

each doing half the work of being you.

0:03

ve her biri siz olmanın getirdiği işin yarısını yapar.

Half your vision goes to each and half your movement directed by each.

0:05

Görme duyunuzun yarısı her birine gider ve hareketlerinizin yarısı da her biri tarafından yönetilir.

Right controls left and left controls right.

0:09

Sağ taraf solu kontrol eder ve sol taraf da sağı kontrol eder.

Your two brains coordinate through a wire of nerves,

0:11

İki beyniniz bir sinir ağı aracılığıyla koordine olur,

but this wire can be cut and was for a time used as an epilepsy treatment. Kültür

0:14

ancak bu ağ kesilebilir ve bir zamanlar epilepsi tedavisi olarak kullanılmıştı.

Kültür

was for a time used as an epilepsy treatment: bir dönem epilepsi tedavisi olarak kullanıldı

Bu ifade, tedaviyi tıp tarihi bağlamına yerleştirir. Geçmişte bir dönem, beynin iki yarısı arasındaki sinir bağlantısını kesme işleminin epilepsisi olan kişilerde nöbetleri kontrol etmeye yardımcı olmak için kullanıldığı anlamına gelir. Beynin bir yarısının çıkarıldığı anlamına gelmez. Burada was used as, “... olarak kullanıldı” ya da “... işlevi gördü” demektir. For a time, geçmişte süresi belirtilmeyen bir dönemi gösterir ve çoğu zaman uygulamanın kalıcı olmadığını veya artık standart sayılmadığını düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişte bir dönem epilepsi tedavisi olarak hizmet etti” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the historical account, the operation ____.

Cevabı göster

was for a time used as an epilepsy treatment

After the cut,

0:20

Kesimden sonra,

people seemed the same,

0:20

insanlar aynı gibi göründüler,

though their brain was split in twain. Kelime

0:22

beyinleri ikiye bölünmüş olmasına rağmen.

Kelime

split in twain: ikiye ayrılmış

In twain, “iki parçaya” veya “ikiye” demektir; dolayısıyla split in twain, iki taraf arasındaki bağlantı kesildiği için beyni iki parçaya ayrılmış gibi anlatır. Twain, two anlamındaki eski bir sözcüktür; tıbbi bir terim veya split ile zorunlu olarak kullanılan bir sözcük değildir. İfade özellikle eski moda bir tınıya sahiptir. Bu dizede twain, brain ile kafiyeli olduğu için bilimsel açıklamaya eğlenceli ve öykümsü bir hava da verir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: modern bir teknik raporda 'The cable was split in twain' tarafsız ve standart bir seçimdir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Except some post-split patients described that while selecting their morning outfit with right hand,

0:25

Yalnızca, beyni ikiye ayrılmış bazı hastalar sağ elleriyle sabah kıyafetlerini seçerken,

left might come along to disagree. Öbek fiiller

0:30

sol elin gelip buna itiraz edebileceğini anlattılar.

Öbek fiiller

Come along: sonradan ortaya çıkıp katılmak

Burada come along, bir şey zaten sürerken sonradan ortaya çıkmak veya katılmak anlamına gelir. Sağ el kıyafet seçerken sol el de sonradan işe karışır. Bu ifade belirli bir yönde hareket etmeyi anlatmaz. to disagree ile birlikte cümle, sol eli duruma katılıp itiraz eden başka bir kişiymiş gibi kişileştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede come along, bir etkinlik başladıktan sonra ortaya çıkmak veya katılmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Would you like to come along to the museum?
  2. The repairs are coming along well.
  3. We had begun cleaning when Leo came along and offered to help.
Cevabı göster

We had begun cleaning when Leo came along and offered to help.

Actually, left hand might quite often disagree,

0:32

Aslında sol el oldukça sık itiraz edebiliyordu,

which these split brain patients found frustrating.

0:35

ve bu ayrık beyinli hastalar için sinir bozucu oluyordu.

What's happening?

0:38

Neler oluyor?

To investigate,

0:39

Bunu araştırmak için,

remember right brain sees and controls one half

0:40

sağ beynin bir yarıyı gördüğünü ve kontrol ettiğini,

while left brain controls and sees the other,

0:43

sol beynin ise diğer yarıyı kontrol edip gördüğünü hatırlayın,

but only left brain can speak.

0:45

ancak yalnızca sol beyin konuşabilir.

Hello.

0:47

Merhaba.

Because that's where the speech center is located. Dilbilgisi

0:48

Çünkü konuşma merkezi burada yer almaktadır.

Dilbilgisi

That's where ... is located: bir şeyin yerini açıklamak

That's, that is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. That's where + özne + fiil kalıbı, daha önce sözü edilen veya gösterilen bir yerin bir şeyin bulunduğu yer olduğunu belirtir. Burada that daha önce konuşulan yere gönderme yapar, where ise the speech center is located yan cümlesini başlatır. where sonrasındaki sözcükler düz cümle sırasını korur: önce özne, sonra fiil gelir. Bu, yeri açıklayan bir ifadedir; doğrudan soru olan Where is the speech center located? değildir.

Alıştırma

Cümleyi that's where + özne + be located kalıbıyla tamamlayın: The medical supplies are kept in the locked cabinet; ____ the emergency kit ____.

Cevabı göster

that's where · is located

Right brain without this is mute.

0:51

Konuşma merkezi olmayan sağ beyin ise dilsizdir.

In normal brains,

0:53

Normal beyinlerde,

this doesn't matter because each half communicates across the wire with the other.

0:54

bu önemli değildir çünkü her iki yarı ağ aracılığıyla diğeriyle iletişim kurar.

But split brains can't and thus you can show just the right brain a word, Dilbilgisi

0:58

Ancak ayrık beyinler bunu yapamaz ve bu yüzden yalnızca sağ beyne bir kelime gösterebilirsiniz,

Dilbilgisi

“split brains can't” ifadesindeki eksilti

“split brains can't” ifadesinde can't, daha uzun olan “communicate across the wire with the other half” eylem öbeğinin yerini tutar. Eksik sözcükler önceki yan cümleden anlaşılır; bu yüzden cümle yarıda kesilmiş değil, tamamlanmıştır. İngilizcede can, can't, will veya have gibi kiplik ya da yardımcı fiillerden sonra, bağlam açık olduğunda tekrarlanan eylem öbeği söylenmeyebilir. Bu eksilti, karşıtlığı kısa ve doğal tutar.

Alıştırma

“reach the top shelf” ifadesini tekrarlamamak için karşıtlığı kısaltılmış kiplik fiille tamamlayın: Ava can reach the top shelf, but Ben ____.

Cevabı göster

can't

ask the person,

1:03

kişiye sorarsınız,

"What did you see?"

1:04

"Ne gördün?"

and you'll hear nothing.

1:05

ve hiçbir şey duymazsınız.

Because left speaking brain saw nothing.

1:06

Çünkü konuşan sol beyin hiçbir şey görmemiştir.

Meanwhile,

1:09

Bu arada,

right brain will use its hand to pick the object out of a pile Öbek fiiller

1:09

sağ beyin, elini kullanarak sol beyinden gizlenmiş bir yığının içinden

hidden from left brain.

1:13

nesneyi seçecektir.

Öbek fiiller

“pick the object out of a pile”: bir gruptan seçmek

“pick the object out of a pile” ifadesinde pick ... out of ..., daha büyük bir gruptan bir şeyi tanımak veya seçmek anlamına gelir. “The object” seçilen nesnedir; “a pile” ise nesnenin seçildiği kaynaktır. Bu yapı, bir şeyi yalnızca dışarı çekmeyi değil, seçenekler arasından doğru olanı seçmeyi vurgular. Görme, dokunma veya başka bir ipucuyla yapılan seçimleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi pick ... out of ... yapısının eksik iki bölümüyle tamamlayın: For the poster, Maya ____ the brightest picture ____ the stack.

Cevabı göster

picked · out of

This is deeply creepy.

1:14

Bu derinden ürkütücü bir şey.

Ask,

1:16

Eğer,

"Why are you holding the object and speaking?"

1:17

"Neden o nesneyi tutuyorsun ve konuşuyorsun?"

left brain will make up a plausible sounding but totally wrong reason. Öbek fiiller

1:19

sol beyin kulağa mantıklı gelen ama tamamen yanlış bir neden uyduracaktır.

Öbek fiiller

make up a reason: bir açıklama uydurmak

Burada make up, “uydurmak” veya “gerçek olmayan bir şey oluşturmak” anlamına gelir. Nesnesi kulağa makul gelen ama yanlış olan bir nedendir; dolayısıyla ifade, gerçek sebebi bilmeden bir açıklama üretmeyi anlatır. Bu kullanım sık sık story, reason, excuse veya detail gibi nesnelerle görülür. İfade tek başına uydurmanın şaka amaçlı mı, yanlışlıkla mı yoksa kasıtlı bir aldatma mı olduğunu göstermez; bunu geniş bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi “uydurmak” anlamındaki iki kelimelik phrasal verb ile tamamlayın: She had no explanation, so she ____ an excuse.

Cevabı göster

made up

I always wanted to learn how to solve one of these.

1:23

Hep bunlardan birini nasıl çözeceğimi öğrenmek istemişimdir.

Left brain isn't lying.

1:25

Sol beyin yalan söylemiyor.

It's just doing what brains do,

1:26

Sadece beyinlerin yaptığı şeyi yapıyor,

creating a story that explains its past actions to its current self, Dilbilgisi

1:28

geçmişteki eylemlerini şimdiki benliğine açıklayan bir hikaye yaratıyor,

Dilbilgisi

creating a story ...: ek bilgi veren bir -ing yan cümlesi

Virgül, ek bilgi veren -ing yan cümlesi creating a story that explains its past actions to its current self ifadesini başlatır. Bu yan cümle, eylemi adlandırarak doing what brains do biçimindeki genel açıklamayı daha belirgin hâle getirir. creating fiilinin örtük öznesi yeni bir özne değil, yine Left brain ifadesidir. Bu yan cümlenin içinde that explains its past actions to its current self, story sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Bu katmanlı yapı genel bir iddiadan belirli bir eyleme, ardından oluşturulan hikâyenin türüne geçer. Buradaki -ing biçimi açıklama ekler; tek başına eylemin yalnızca şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede creating a story that explains its past actions to its current self ifadesi ne işlev görür?

  1. Eylemin yalnızca konuşma anında gerçekleşebileceğini gösterir.
  2. Hikâyeyi oluşturan farklı bir özne getirir.
  3. Sol beynin ne yaptığını daha belirgin biçimde açıklar.
Cevabı göster

Sol beynin ne yaptığını daha belirgin biçimde açıklar.

a behavior which does rather cast doubt onto the notion of free will, Kalıp ifadeler

1:32

bu da özgür irade kavramına epeyce gölge düşüren bir davranıştır,

Kalıp ifadeler

cast doubt onto ... ve standart cast doubt on kalıbı

cast doubt on something, bir şeyin daha az kesin, güvenilir veya ikna edici görünmesine yol açmak demektir. Bir iddiayı sorgular; o iddianın yanlışlığının kanıtlandığını söylemez. Örnekte onto kullanılıyor, ancak yerleşik kalıp cast doubt on şeklindedir. Burada davranış, özgür irade kavramını tamamen reddetmeden onu şüpheli hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi standart edatla tamamlayın: The new evidence casts doubt ____ his claim.

Cevabı göster

on

but that's a story for another time. Kalıp ifadeler

1:36

ancak bu başka bir zamanın hikayesi.

Kalıp ifadeler

that's a story for another time: bu konu başka zamana

That's a story for another time, “bu konu açıklanmaya değer, ama şimdi değil” anlamına gelir. Story yalnızca kurgusal bir hikâyeyi değil, bütün bir konuyu veya anlatıyı da ifade edebilir. Bu ifade, konu dışına çıkılan bölümü kapatır: konuşmacı yan konuyu kabul eder, sonraya bırakır ve dikkati yeniden ana konuya yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilginç bir yan konuyu ilgisiz saymadan en doğal biçimde sonraya bırakır?

  1. That's beside the point.
  2. That's a story for another time.
  3. That's another story.
Cevabı göster

That's a story for another time.

Creating reasons for why it does things is just something left brains do.

1:38

Bir şeyleri neden yaptığına dair sebepler uydurmak sol beyinlerin yaptığı bir şeydir.

It happens in normal healthy humans all the time,

1:42

Bu normal, sağlıklı insanlarda her zaman olur,

and if you think about it closely, Anlatım akışı

1:44

ve eğer dikkatlice düşünürseniz,

you know you've done this.

1:46

bunu sizin de yaptığınızı bilirsiniz.

Anlatım akışı

if you think about it closely: düşünmeye davet

Burada if you think about it closely, sonraki ifadenin doğru olup olmadığını belirleyen gerçek bir koşul değildir. Dinleyiciyi durup kendi deneyimini incelemeye çağırır. Baştaki yan cümle, düşünceyi genel bir fikirden kişisel kanıta taşıyarak savı düzenler: dinleyicinin düşündükten sonra kendisinin de bunu yaptığını fark etmesi beklenir. Bu kalıp, konuşmacının dinleyicilerin kendi başlarına keşfetmesini istediği bir sonucu sunabilir.

Alıştırma

Örnekteki if you think about it closely ifadesinin temel söylem görevi nedir?

  1. İddianın doğru olabilmesi için önce karşılanması gereken bir koşulu belirtmek
  2. Dinleyiciyi iddiayı kabul etmeden önce kişisel deneyimini incelemeye çağırmak
  3. Konuyu kişisel deneyimden deneylere geçirmek
Cevabı göster

Dinleyiciyi iddiayı kabul etmeden önce kişisel deneyimini incelemeye çağırmak

Back to experiments. Anlatım akışı

1:47

Deneylere dönelim.

Anlatım akışı

Back to experiments: ana konuya dönüş

Back to experiments, kısaltılmış bir sözlü geçiş ifadesidir. Tam düşünce Let's go back to the topic of experiments şeklindedir; ancak konuşmanın yönü açık olduğu için özne ve fiil atılmıştır. Bu ifade, konudan sapılan kısa bir yorumu kapatır ve konuşmacının ana çizgiye döndüğünü gösterir. Yeniden kullanılabilen Back to + konu kalıbında back, fiziksel olarak geriye gitmeyi değil, konuşmada önceki konuya dönmeyi anlatır.

Alıştırma

Konu dışı bir yorumu bitirdiniz ve bütçe görüşmesine dönmek istiyorsunuz. Kısa geçişi tamamlayın: ____ the budget.

Cevabı göster

Back to

Give right brain an object,

1:48

Sağ beyne bir nesne verin,

ask the person,

1:50

kişiye sorun,

"What's in your hand?"

1:51

"Elinde ne var?"

and they won't be able to say.

1:52

ve söyleyemeyeceklerdir.

I'm not holding anything.

1:54

Hiçbir şey tutmuyorum.

And when asked to draw, Dilbilgisi

1:55

Ve çizim yapmaları istendiğinde,

Dilbilgisi

when asked to draw kısaltılmış edilgen yan cümlesi

When asked to draw, zaman bildiren kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Burada “ayrık beyinli bir hastadan çizim yapması istendiğinde” anlamına gelir. Hasta isteği alan taraftır; asked, hastanın başka birinden bir şey istediği anlamına gelmez. Tam yapı when + özne + be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: when a split-brain patient is asked to draw. Gizli özne açıkça anlaşılabiliyor ve ana cümlenin öznesiyle aynı kişiyi ya da varlığı gösteriyorsa İngilizce, cümleyi daha kısa yapmak için özneyi ve be fiilini atabilir.

Alıştırma

Cümleyi “when Omar was asked to speak” anlamındaki kısaltılmış edilgen yan cümleyle tamamlayın: When ____, Omar took a deep breath.

Cevabı göster

asked to speak

a split brain can draw two separate objects simultaneously

1:56

ayrık bir beyin eşzamanlı olarak iki farklı nesneyi

with each hand in a way unsplit brains find challenging. Dilbilgisi

2:00

her iki eliyle, ayrılmamış beyinlerin zorlandığı bir şekilde çizebilir.

Dilbilgisi

in a way unsplit brains find challenging yapısında düşürülen ilgi zamiri

In a way, çizimin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Unsplit brains find challenging sözleri, way sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Daha açık biçimi in a way that unsplit brains find challenging şeklindedir. İlgi yan cümlesinde unsplit brains, find fiilinin öznesidir; düşürülen ilgi zamiri ise nesnedir: unsplit brains find that way challenging. Challenging, that way nesnesini niteleyen nesne tamamlayıcısıdır. That nesne olduğu için İngilizcede atılabilir.

Alıştırma

We chose a route most drivers find confusing cümlesinde atılan ilgi zamirini hangi cümle doğru biçimde geri getirir?

  1. We chose a route that most drivers find confusing.
  2. We chose a route most drivers that find confusing.
  3. We chose a route that finds most drivers confusing.
Cevabı göster

We chose a route that most drivers find confusing.

These experiments on split brain patients are deeply unsettling

2:04

Ayrık beyin hastalarındaki bu deneyler son derece rahatsız edicidir

because they really point in the direction of a mute separate intelligence, Deyimler

2:07

çünkü dilsiz, ayrı bir zekanın,

something living in the skull.

2:13

kafatasının içinde yaşayan bir şeyin yönüne gerçekten de işaret ediyorlar.

Deyimler

point in the direction of: temkinli bir çıkarım

Burada point in the direction of, “belirli bir açıklamanın olası görünmesini sağlayan kanıtlar sunmak” anlamına gelir. Deneyler, konuşamayan ayrı bir zekânın varlığını düşündürür; fiziksel bir yönü gerçek anlamda göstermez. Bu ifade temkinli bir çıkarım kurar. Kanıtların hangi sonuca doğru götürdüğünü gösterir, ancak o sonucun kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Birkaç küçük ipucu bir açıklamayı destekliyor, ancak kanıtlar kesin değil. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The results point in the direction of a hidden wiring problem.
  2. The technician points in the direction of the wiring cabinet.
  3. The results prove beyond doubt that there is a hidden wiring problem.
Cevabı göster

The results point in the direction of a hidden wiring problem.

You can even ask questions of a split brain

2:15

Hatta ayrık bir beyne soru sorabilir

and get disagreement on the answer.

2:17

ve cevapta uyuşmazlık elde edebilirsiniz.

So,

2:20

Yani,

if your brain is split,

2:20

beyniniz bölünmüşse,

who is the you in this situation? Kelime

2:22

bu durumdaki "siz" kimsiniz?

Kelime

the you: you sözcüğünü bir kimlik kavramına dönüştürmek

Burada the tanımlığı, you sözcüğünün isim benzeri bir kimlik etiketi olarak işlev görmesini sağlar. the you, “kişi olarak kabul edilen sizin belirli hâliniz veya kavramsal biçiminiz” anlamına gelir. Soru yalnızca kiminle konuşulduğunu değil, hangi parçanın benlik sayılması gerektiğini sorar. Bu söz sanatı, the old me veya the real you örneklerinde olduğu gibi, bir kişinin farklı hâllerini tanımlamayı ya da karşılaştırmayı sağlar. Bu, kimliği tartışmak için kullanılan özel bir yapıdır; sıradan ikinci kişi dil bilgisi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede the you, birinin kimliğinin belirli bir hâli anlamında kullanılmıştır?

  1. You are waiting by the door.
  2. Which is the real you: the quiet one at home or the bold one onstage?
  3. You made the costume yourself.
Cevabı göster

Which is the real you: the quiet one at home or the bold one onstage?

From the outside,

2:24

Dışarıdan bakıldığında,

it's tempting to think of the part of the brain that's speaking as the person. Dilbilgisi

2:25

beynin konuşan kısmını kişi olarak düşünmek caziptir.

Dilbilgisi

It's tempting to think of X as Y kalıbı

Bu cümlede It's tempting to think of X as Y, “ilk bakışta X'i Y olarak görmek insana doğal gelir” demektir. Tempting burada çekici veya kolayca kabul edilebilir bir fikri anlatır; birinin yanlış bir şey yapmaya ayartılmasını değil. Bu kalıp çoğu zaman bir ödünleme kurar: Konuşan kişi önce makul görünen ilk izlenimi kabul eder, ardından bunun fazla basit olabileceğini ve birazdan sınırlandırılacağını ya da düzeltileceğini belirtir. Think of X as Y, “X'i Y olarak görmek veya anlamak” demektir.

Alıştırma

Çekici ama fazla basitleştirilmiş bir ilk izlenimi hedef kalıpla ifade edin: It's ____ a high price as proof of quality, but expensive products can still fail.

Cevabı göster

tempting to think of

But something is hearing and answering questions,

2:29

Ama bir şey duyuyor ve sorulara cevap veriyor,

and though right brain can't speak, Dilbilgisi

2:33

ve sağ beyin konuşamasa da,

it does understand faces,

2:35

yüzleri anlayabilir,

which left brain can't.

2:37

ki sol beyin bunu yapamaz.

Dilbilgisi

Though ... can't ..., it does ..., which ... can't kalıbı

Though bir ödünleme anlatır: Konuşamamak, anlama yetisinin de sınırlı olduğunu düşündürebilir; ancak sonraki yan cümle bununla karşıtlık oluşturan bir yeteneği gösterir. it does understand faces ifadesinde does, vurgu yapan yardımcı fiildir. Olumlu understand fiiline ek güç verir ve onu can't speak ile karşılaştırır; does sonrasında understand yalın hâlde kalır. Burada which, faces sözcüğüne geri gönderimde bulunur. which left brain can't ifadesindeki can't, can't understand faces anlamındadır. Tekrarlanan fiil öbeği zaten açık olduğundan İngilizcede atılır ve böylece iki taraf kısa biçimde karşılaştırılır.

Alıştırma

Vurgulanan cümlenin yapısını hangi açıklama doğru biçimde anlatıyor?

  1. Though bir soru başlatır, does understand yerine geçer ve sondaki can't sonrasında atılmış hiçbir sözcük yoktur.
  2. Though bir neden sunar, does geçmiş zamanı belirtir ve sondaki can't, can't speak anlamına gelir.
  3. Though bir ödünleme anlatır, does olumlu fiili vurgular ve sondaki can't, can't understand faces yerine kullanılır.
Cevabı göster

Though bir ödünleme anlatır, does olumlu fiili vurgular ve sondaki can't, can't understand faces yerine kullanılır.

If this is you,

2:38

Eğer bu siz olsaydınız,

you don't know who your friends and family are in a crowd.

2:40

kalabalıkta arkadaşlarınızın ve ailenizin kim olduğunu bilemezdiniz.

This act of cutting exposes two minds in one head, Deyimler

2:43

Bu kesme eylemi, bir kafada iki zihni ortaya çıkarır,

Deyimler

two minds in one head ifadesindeki kap metaforu

Burada two minds in one head, fiziksel olarak iki beyin bulunduğunu söyleyen bir iddia değil, bir metafordur. one head ortak bir kap gibi düşünülürken two minds, deneyin işaret ettiği birbirinden ayrı iki farkındalık sistemini temsil eder. Bu imge, beynin iki tarafının neler yapabildiği konusundan kimlikle ilgili daha büyük bir soruya geçer: tek bir kişi, aynı bilgiyi paylaşmayan tepkiler barındırabilir.

Alıştırma

Bu cümlede two minds in one head neyi anlatıyor?

  1. Bir odayı gizlice paylaşan iki kişi
  2. Tek bir kafatasının içinde iki fiziksel beyin
  3. Tek bir kişinin içinde kısmen bağımsız iki farkındalık sistemi
Cevabı göster

Tek bir kişinin içinde kısmen bağımsız iki farkındalık sistemi

and the talking mind doesn't know there's someone else in the house. Deyimler

2:47

ve konuşan zihin evde başka birinin olduğunu bilmez.

Deyimler

someone else in the house ile sürdürülen metafor

Someone else in the house, önceki kap metaforunu sürdürür. Ev aynı baştır; someone else ise konuşamayan diğer farkındalık sistemi, yani tepki verebilen fakat bunu konuşarak bildiremeyen beyin yarım küresidir. Cümle, konuşan zihnin bu diğer sakini bilmediğini söyleyerek ortak bilgi eksikliğini tanıdık bir sahneye dönüştürür: aynı yerde bulunan ama birbirinden habersiz iki sakin.

Alıştırma

Bu bağlamda someone else in the house ifadesini metafor yapan nedir?

  1. İfade, tanımadıkları bir kişinin gerçek bir eve girdiğini söyler.
  2. house bir laboratuvarı temsil eder, someone else ise başka bir araştırmacıdır.
  3. house başı temsil eder, someone else ise tepki verebilen diğer beyin yarım küresini temsil eder.
Cevabı göster

house başı temsil eder, someone else ise tepki verebilen diğer beyin yarım küresini temsil eder.

The left brain can describe the situation it's in,

2:52

Sol beyin içinde bulunduğu durumu tanımlayabilir,

but nonetheless will constantly be surprised by right brain's actions

2:54

ancak yine de sağ beynin eylemlerine sürekli şaşıracak

and explain them away. Öbek fiiller

2:58

ve onlara bahaneler bulacaktır.

Öbek fiiller

Explain Them Away: bir sorunu açıklamayla önemsiz göstermek

Explain something away, tuhaf bir gerçeği, sorunu veya şüpheli bir davranışı zararsız ya da önemsiz gösterecek gerekçeler sunmak demektir. Çoğu zaman açıklamanın işine geldiğini, ancak tam olarak ikna edici olmadığını ima eder. Bu cümlede them, sağ beynin şaşırtıcı eylemlerini ifade eder. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: explain them away doğrudur; explain away them denmez.

Alıştırma

Cümleyi explain ... away ifadesinin iki bölümüyle tamamlayın: The scratches on the door looked new, but he tried to ____ them ____ as old damage.

Cevabı göster

explain · away

There's a question to be asked here. Anlatım akışı

3:00

Burada sorulması gereken bir soru var.

Anlatım akışı

There's a Question to Be Asked Here: sıradaki konuyu tanıtmak

There's a question to be asked here, henüz asıl soruyu sormaz. Önceki gerçeklerin üzerinde durulması gereken önemli bir konuya yol açtığını bildirir. There's biçimindeki varlık yapısı ve edilgen mastar to be asked, odağı soruyu soran kişide değil sorunun kendisinde tutar. Bu nedenle cümle, bir savın sonraki bölümüne nesnel ve biraz resmî bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir sunucu, kanıtlardan tartışılmayı hak eden bir konuya kişiden bağımsız ve biraz resmî bir geçiş yapmak istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. There's a question to be asked here.
  2. Can I ask a question?
  3. Someone asked a question here.
Cevabı göster

There's a question to be asked here.

Why,

3:02

Neden,

after separation,

3:02

ayrıldıktan sonra,

does right brain not totally freak out, Öbek fiiller

3:03

sağ beyin tamamen çıldırmıyor,

but instead plays along helpfully answering questions Öbek fiiller

3:06

bunun yerine oyuna katılıp soruları faydalı bir şekilde yanıtlıyor

and listening to left brain's dumb stories about what's happening?

3:09

ve sol beynin neler olduğuna dair aptal hikayelerini dinliyor?

Öbek fiiller

Freak out: güçlü bir duygu yüzünden sakinliğini kaybetmek

Freak out; korku, kaygı, şaşkınlık ya da üzüntü yüzünden birdenbire çok yoğun bir tepki verip her zamanki sakinliğini kaybetmek demektir. Buradaki not totally freak out, sağ beynin ayrılmadan sonra ezici bir korkuyla tepki vermediğini anlatır. Bu, günlük dilde kullanılan bir öbek fiildir. Güçlü bir duygusal tepkiyi anlatır ancak otomatik olarak tıbbi anlamda panik atak demek değildir.

Alıştırma

Burada freaked out ne anlama gelir: I freaked out when I saw smoke in the kitchen.?

  1. Durumu sakince araştırdım.
  2. Birdenbire aşırı derecede telaşlandım.
  3. Duygusuz ama tuhaf biçimde davrandım.
Cevabı göster

Birdenbire aşırı derecede telaşlandım.

Öbek fiiller

Play along: bütünüyle katılmadan duruma uyum sağlamak

Play along, bir duruma, hikâyeye veya plana bütünüyle katılmasanız ya da inanmasanız bile uyum sağlayıp iş birliği yapmak demektir. Buradaki plays along, sağ beynin deneye ve sol beynin açıklamalarına direnmek yerine yardım ederek karşılık vermeye devam ettiğini gösterir. Bu ifade çoğu zaman geçici ya da görünürde bir uyumu anlatır: çatışmadan kaçınmak, bir oyunu sürdürmek veya ne olacağını görmek için şimdilik duruma ayak uydurursunuz.

Alıştırma

Cümleyi play along ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo knew the story was false, but he ____ until the joke was over.

Cevabı göster

played along

It's the best pony.

3:12

O en iyi midilli.

I don't know.

3:13

Bilmiyorum.

Speculation time.

3:14

Spekülasyon zamanı.

But one answer is the cutting doesn't make right brain a separate intelligence, Dilbilgisi

3:15

Ancak bir cevap, kesmenin sağ beyni ayrı bir zekaya,

consciousness,

3:21

bilince,

person,

3:22

kişiye dönüştürmediği,

but rather it has always been.

3:23

zaten her zaman öyle olduğudur.

Dilbilgisi

doesn't make X Y, but rather it has always been yapısı

doesn't make X Y, but rather ... kalıbı, bir olayın X'i Y hâline getirdiği düşüncesini reddeder ve ardından bunun yerine daha doğru bir açıklama getirir. Burada kesmenin ayrı bir sağ beyin zihni yarattığı söylenmez; daha önce de var olan ayrılığı ortaya çıkardığı ileri sürülür. make right brain a separate intelligence, consciousness, person bölümünde make, make + nesne + nesne tümleci yapısındadır. it has always been ifadesinde önceki tümleç söylenmeden anlaşılır: sağ beyin bu anlamda her zaman ayrı olmuştur. one answer ifadesi, bunun deneyin doğrudan kanıtladığı bir gerçek değil, olası bir açıklama olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, tıbbi bir testin mevcut bir sorunu yaratmak yerine ortaya çıkardığını anlatmak için aynı düzeltme kalıbını kullanır?

  1. The test made the patient ill and then showed where the illness was.
  2. The test showed that the patient had never been ill.
  3. The test did not make the patient ill, but rather showed that the illness was already present.
Cevabı göster

The test did not make the patient ill, but rather showed that the illness was already present.

In normal people,

3:26

Normal insanlarda,

perhaps right brain grows up as a companion without a choice,

3:27

belki de sağ beyin seçeneği olmayan bir yoldaş olarak büyür,

feeling at first somewhat equal partners,

3:30

ilk başta bir şekilde eşit ortaklar gibi hisseder,

but then as speech develops that it can't participate in,

3:32

ancak daha sonra katılamayacağı konuşma geliştikçe

that increasingly becomes the central point of life,

3:35

ve bu hayatın giderek merkez noktası oldukça,

it resigns to mutely coordinate with left brain. Dilbilgisi

3:37

dilsiz bir şekilde sol beyinle koordineli olmaya razı olur.

Dilbilgisi

resign oneself to + -ing, bukan resign to do

Burada sağ beyin kişileştiriliyor. resigns to mutely coordinate ifadesi, sağ beynin sınırlı rolünü kabullenip sol beyinle sessizce eş güdüm sağladığını anlatmak istiyor; bir işten ya da görevden istifa ettiği anlamına gelmiyor. İstenmeyen bir durumu kabullenme anlamında standart İngilizce resign oneself to + isim veya -ing yapısını kullanır: it resigns itself to coordinating silently with the left brain. be resigned to + isim veya -ing de yaygın bir biçimdir. Bu deyimdeki to bir edattır; bu nedenle mastar coordinate yerine coordinating kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi resign oneself to ifadesinin standart biçimiyle tamamlayın: When the library was closed, Maya ____ returning the next day.

Cevabı göster

resigned herself to

At this moment in your normal head,

3:41

Şu anda, normal kafanızın içinde,

there are two of you watching this video.

3:43

bu videoyu izleyen iki tane "siz" var.

One having a mind equals blown moment Kültür

3:46

Biri aklı başından giden bir aydınlanma anı yaşıyor,

Kültür

İnternet memi tarzındaki mind equals blown moment ifadesi

Mind equals blown, internetteki mind = blown kalıbında eşittir işaretinin equals diye seslendirilmiş hâlidir. Burada bir fikrin kişiyi çok şaşırttığı veya bir şeyi anlama biçimini bir anda değiştirdiği anı anlatır. Blown burada gerçek anlamda patlamak ya da uçup gitmek değildir. Mizah, eşittir işaretini sesli okumaktan ve bu internet tepkisini a mind equals blown moment isim grubuna yerleştirmekten gelir.

Alıştırma

Samimi bir paylaşımda “That was a mind equals blown moment” ne anlama gelir?

  1. Konuşanın yakınında gerçekten bir şey patladı.
  2. Konuşan az önce olanları unuttu.
  3. Konuşanı çok şaşırttı veya onun bir şeyi anlama biçimini değiştirdi.
Cevabı göster

Konuşanı çok şaşırttı veya onun bir şeyi anlama biçimini değiştirdi.

and the other mentally rolling its eye at the obviousness of it all. Deyimler

3:48

ve diğeri de tüm bunların aşikarlığına zihninde gözlerini deviriyor.

Deyimler

rolling its eye ifadesinin temelindeki deyim

Rolling its eye, yaygın roll one's eyes deyiminin uyarlanmış hâlidir. Bu hareket inanmamayı, rahatsızlığı, sabırsızlığı veya bir şeyin ciddi bir yanıtı hak etmeyecek kadar bariz ya da saçma olduğu düşüncesini gösterir. Its eye ifadesindeki tekil kullanım bilinçlidir, çünkü burada nesnenin tek gözü olduğu hayal edilir. Mentally, gerçek bir hareketin görülmediğini, tutumun zihinde canlandırıldığını belirtir. Bir insan için yaygın biçim, eyes sözcüğünün çoğul olduğu roll one's eyes kalıbıdır.

Alıştırma

“Nina rolled her eyes at the excuse” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Birden başı döndü.
  2. Rahatsızlığını veya inanmadığını gösterdi.
  3. Bahaneyi çok dikkatli okudu.
Cevabı göster

Rahatsızlığını veya inanmadığını gösterdi.

In split brains,

3:52

Ayrık beyinlerde,

right doesn't freak out because not a whole lot has really changed.

3:53

sağ beyin çıldırmaz çünkü aslında pek bir şey değişmemiştir.

You might not agree and may be arguing right now why it can't be possible,

3:58

Buna katılmayabilir ve şu anda neden mümkün olamayacağını tartışıyor olabilirsiniz,

exactly as we would expect talking left brain to do. Dilbilgisi

4:02

tam da konuşan sol beynin yapmasını beklediğimiz gibi.

Dilbilgisi

exactly as we would expect ... to do ile beklenen davranışı anlatmak

exactly as we would expect X to do yan cümlesi, az önce belirtilen davranışın X hakkındaki öngörüyle uyuştuğunu anlatır. Burada X, talking left brain ifadesidir ve dinleyicinin itiraz etmesi beklenen davranış olarak sunulur. Do, be arguing ifadesinin yerine geçen bir yardımcı fiildir; böylece uzun eylem yeniden söylenmez. Would, konuşanın modeline veya varsayımına dayalı beklentiyi bildirir; burada geçmişten bakılan bir gelecek anlamı taşımaz.

Alıştırma

sounded sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi yerine geçen fiille tamamlayın: The alarm sounded as soon as the door opened, exactly as we would expect it to ____.

Cevabı göster

do

Speculation aside, Anlatım akışı

4:06

Spekülasyonlar bir yana,

Anlatım akışı

Speculation aside ile tahminlerden uzaklaşan bir geçiş yapmak

Speculation aside, isim + aside biçimindeki kısaltılmış bir geçiş ifadesidir. Tahminleri geçici olarak bir kenara koymak anlamına gelir ve kanıtlanmamış bu fikirlerin sonraki noktanın dayanağı yapılmayacağını dinleyiciye bildirir. Belirsiz bir bölümü kapatıp dikkati daha sağlam gözlemlere, kanıtlara veya sonuçlara yönelterek savı düzenler. Aynı kalıp Cost concerns aside veya Jokes aside gibi başka isim öbekleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşanın ölçüm sonuçlarını vermeden önce kanıtlanmamış fikirleri bir kenara koyduğunu en iyi gösteren başlangıç hangisidir?

  1. Besides speculation, the measurements stayed stable for six hours.
  2. Speculation aside, the measurements stayed stable for six hours.
  3. Aside from speculation, the measurements stayed stable for six hours.
Cevabı göster

Speculation aside, the measurements stayed stable for six hours.

split brain patients show at the very least that in the mind, Anlatım akışı

4:07

ayrık beyin hastaları, zihinde en azından

there is a separate something that can hear and understand and respond

4:11

doğru koşullar sağlandığında duyabilen, anlayabilen ve tepki verebilen ayrı bir şeyin

given the right circumstances. Kalıp ifadeler

4:16

var olduğunu göstermektedir.

Anlatım akışı

at the very least: temkinli bir asgari sonucu belirtmek

At the very least, konuşanın savunmaya hazır olduğu en düşük düzeydeki sonucu belirtir. Daha güçlü fikirler mümkün olabilir, ancak kanıtlar en azından bu sonucu açıkça destekler. Buradaki very, alt sınırı güçlendirir. Sonucun zayıf veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, güvenli bir iddiayı daha güçlü varsayımlardan ayırarak düşünce akışını düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

‘The study shows, at the very least, that sleep affects memory.’ cümlesinde bu ifade ne işe yarar?

  1. Konuşanın, kanıtların güvenle desteklediğinden emin olduğu asgari sonucu belirtir.
  2. Sonucun önemsiz olduğunu söyler.
  3. Sonucun çok geç ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster

Konuşanın, kanıtların güvenle desteklediğinden emin olduğu asgari sonucu belirtir.

Kalıp ifadeler

given the right circumstances: uygun koşullar altında

Given the right circumstances, ‘koşullar uygunsa’ demektir. Given koşulu bir varsayım olarak sunar; ‘birine verilmiş’ anlamına gelmez ve right burada yön olarak ‘sağ’ değil, ‘uygun’ demektir. Bu ifade iddiayı sınırlar: Yetenek veya sonuç yalnızca bu elverişli koşullar mevcut olduğunda mümkündür. Koşulların şu anda mevcut olduğunu söylemez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, given ile başlayan ve ‘koşullar uygunsa’ anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This plant can grow indoors ____.

Cevabı göster

given the right circumstances

Your brain isn't entirely yours.

4:18

Beyniniz tamamen size ait değil.

Who is you? Anlatım akışı

4:21

Siz kimsiniz?

You is two.

4:23

Siz ikisiniz.

Anlatım akışı

Who is you? You is two. cümlesindeki bilinçli dil bilgisi sapması

Standart İngilizcede you, are ile kullanılır; bu nedenle normal soru Who are you? şeklindedir. Bu cümle Who is you? ve You is two. bölümlerinde is sözcüğünü bilinçli olarak tekrarlar. Bu uyum bozukluğu, iki bölümü kısa bir soru ve cevap gibi birbirine eşler. Burada you, normal dil bilgisine bağlı sıradan bir zamirden çok bir kişinin kimliğini gösteren bir etiket gibi ele alınır. Two, iki beden değil, tek bir kişinin içindeki iki zihin ya da benlik anlamına gelir. Dil bilgisi kuralının bozulması, kimlik fikrini çarpıcı bir sonuca dönüştüren söz sanatıdır; yeni bir dil bilgisi kuralı değildir.

Alıştırma

Alıntılanan cümledeki dil bilgisini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Normal uyumu bilinçli olarak bozup kimlik iddiasını kısa ve çarpıcı bir sonuç gibi duyurur.
  2. İki ayrı bedenin konuştuğunu söyler.
  3. you sözcüğünün normalde is ile kullanıldığını öğretir.
Cevabı göster

Normal uyumu bilinçli olarak bozup kimlik iddiasını kısa ve çarpıcı bir sonuç gibi duyurur.

But we can go deeper.

4:26

Ama daha derine inebiliriz.

You are many.

4:27

Siz çoksunuz.

The pile of meat that is your body Deyimler

4:29

Bedeniniz olan et yığını,

Deyimler

İnsanlıktan uzaklaştırıcı pile of meat mecazı

Pile of meat, insan bedenini yalnızca çiğ etten ibaretmiş gibi anlatır. Pile düzensiz bir yığını çağrıştırırken meat yalnızca fiziksel malzemeye odaklanır. Bu, kişinin kimliğini ve onurunu ortadan kaldıran indirgemeci bir mecazdır. Bu cümledeki sert görüntü daha büyük bir fikre hazırlık yapar: tek bir bütün gibi görünen insan, çok sayıda küçük ve canlı parçadan oluşur. Bu ifade body sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı değildir; sarsıcı ve insanlıktan uzaklaştırıcı tutum da anlamın bir parçasıdır.

Alıştırma

Örnekteki pile of meat ifadesinin etkisini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bir öğün için özenle düzenlenmiş yiyecekleri anlatır.
  2. Bedeni ham biyolojik maddeye indirger ve bilinçli olarak insanlıktan uzaklaştırıcı bir sarsıntı yaratır.
  3. İnsan bedeni için kullanılan kibar ve tarafsız bir tıp terimidir.
Cevabı göster

Bedeni ham biyolojik maddeye indirger ve bilinçli olarak insanlıktan uzaklaştırıcı bir sarsıntı yaratır.

is made up of trillions of tiny individuals that have a life of their own. Notlar

4:30

kendilerine ait bir yaşamı olan trilyonlarca küçük bireyden oluşur.

Öbek fiiller

is made up of: bütün ve parçalar

Be made up of, “...-den oluşmak” anlamına gelir. Özneyi bütün, of sonrasındaki isim öbeğini ise bu bütünü oluşturan parçalar olarak sunar. Bu cümlede your body bütündür; trillions of tiny individuals ise bileşenlerdir. Kalıp bütün + be + made up of + parçalar şeklindedir. Be fiili zamana ve özne uyumuna göre değişir: is made up of, was made up of veya are made up of.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan yapının doğru biçimiyle tamamlayın: The school band ____ thirty young musicians.

Cevabı göster

is made up of

Deyimler

have a life of their own: bağımsız bir varoluş

Burada have a life of their own, küçük bireylerin daha büyük bedenin içinde var olup belirli ölçüde bağımsız hareket ettikleri anlamına gelir. Yalnızca “canlı olmak”tan daha fazlasını anlatır: of their own, etkinliklerinin bütün tarafından tamamen kontrol edilmediğini vurgular. Bu ifade mecaz anlamda da yaygındır. Fikirler, öyküler, projeler ve gelenekler, onları başlatan kişilerden bağımsız biçimde gelişmeye, yayılmaya veya olayları etkilemeye başladığında have a life of their own denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bağımsız bir varoluş” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The puppets seem to have ____, moving even when no one touches them.

Cevabı göster

a life of their own

So,

4:35

Peki,

at which point do the many become one? Dilbilgisi

4:35

çok olanlar hangi noktada bir olur?

Dilbilgisi

“At which point do ... become ...?” soru yapısı

At which point, sorulan aşamayı veya sınırı cümlenin başına taşır. Buradaki point, bir süreç içindeki kavramsal konumdur; kesin bir an olmak zorunda değildir. Konuşan kişi, “çok”tan “bir”e geçişin nerede gerçekleştiğinin düşünülmesi gerektiğini sorar. Başa alınmış bu edat öbeğinden sonra gelen geniş zamanlı doğrudan soruda, çoğul özne the many’den önce yardımcı fiil do, ardından da fiilin yalın biçimi become kullanılır: at which point + do + özne + fiilin yalın biçimi. Bu nedenle do the many become doğrudur; the many become değildir.

Alıştırma

Bir süreçteki geçişi sormak için at which point ifadesini doğru kullanan soru hangisidir?

  1. At which point does the separate signals become one clear message?
  2. At which point the separate signals become one clear message?
  3. At which point do the separate signals become one clear message?
Cevabı göster

At which point do the separate signals become one clear message?

What makes lots of tiny things you?

4:37

Birçok küçük şeyi "siz" yapan nedir?

Click here to go to our channel and watch the next part.

4:40

Kanalımıza gitmek ve bir sonraki bölümü izlemek için buraya tıklayın.

Seriously,

4:45

Cidden,

if you haven't checked out Kurzgesagt,

4:45

Kurzgesagt'a göz atmadıysanız,

then you don't know what you're missing.

4:46

neleri kaçırdığınızı bilmiyorsunuz demektir.

Kurgaset?

4:49

Kurgaset?

Kurtzgaset?

4:50

Kurtzgaset?

I never know.

4:52

Asla bilemiyorum.