Rüyalarımızı Kaydedebilir miyiz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
724 kelime 196 kel/dk

Video özeti: Video, beyin dalgaları, fMRI ve görüntü arşivleriyle görülen ya da rüyada yaşanan sahnelerin yaklaşık nasıl oluşturulduğunu ve sonuçların sınırlarını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. brush them aside - Deyimsel fiiller: ifadeyi “önemsiz saymak veya göz ardı etmek” anlamında kavrayın ve zamir them'i brush ile aside arasına koyun. 2. inside which - Dil bilgisi: edatla başlayan resmî ilgi cümlesini çözün, which'i scanner'a bağlayın ve where ile yeniden kurun. 3. come that much closer to - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: belirgin ilerlemeyi anlatın, that much ile derece vurgusunu ve to'nun isim ya da -ing biçiminden önce gelen bir edat olduğunu ayırt edin.

Bu derste

Dreams are an amazing phenomenon and considering you spend roughly six years of your life dreaming, Dilbilgisi

0:00

Rüyalar inanılmaz bir olgudur ve hayatımızın yaklaşık altı yılını rüya görerek geçirdiğimiz düşünülürse,

it's quite curious that we often brush them aside to be quickly forgotten. Öbek fiiller

0:04

onları çoğu zaman bir kenara itip hemen unutmamız oldukça ilginçtir.

Dilbilgisi

“bu gerçek göz önüne alındığında” anlamında bağlaç considering

Burada considering, konuşmacının dinleyicinin hesaba katmasını istediği bir gerçeği sunar: insanlar hayatlarının yaklaşık altı yılını rüya görerek geçirir. Bu gerçek, ana cümledeki “it's quite curious...” değerlendirmesine dayanak sağlar. Bu kullanımda considering, “düşünüyor olmak” değil, “bu gerçek göz önüne alındığında” veya “hesaba katıldığında” anlamına gelir. considering + yan cümle yapısı, konuşmacının bir yargıda bulunmadan önce arka plan kanıtını sunmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bu gerçek göz önüne alındığında” anlamındaki bağlaçla tamamlayın: ____ how young the children are, the instructions should be simple.

Cevabı göster

Considering

Öbek fiiller

brush them aside: bir şeyi önemsememek ve zamiri ortaya yerleştirmek

Burada brush them aside, rüyaları önemsiz sayıp onlara ciddi biçimde dikkat etmemek anlamına gelir. İfade mecazidir; fiziksel olarak bir şey fırçalanıp kenara itilmez. Brush aside ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamir, fiille parçacığın arasına gelir: brush them aside, brush it aside. brush aside them denmez.

Alıştırma

Vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The warning was serious, but the manager chose to ____.

Cevabı göster

brush it aside

Night after night our brains go to work and bring us some of the most incredible, Kalıp ifadeler

0:08

Beynimiz her gece çalışmaya koyulur ve bize en akıl almaz,

Kalıp ifadeler

Tekrarlanan olaylar için Night after night

Night after night, “birçok gece boyunca, tekrar tekrar” demektir. Aynı tür olayın zaman içinde sürdüğünü gösterir; yalnızca iki geceden söz etmez. Yapı, tekil zaman sözcüğü + after + aynı sözcük biçimindedir. Burada beynimizin biz uyurken her gece tekrar tekrar çalışmaya başladığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “birçok gece boyunca, tekrar tekrar” anlamındaki tekrarlı zaman ifadesiyle tamamlayın: ____, Ava heard the owl outside.

Cevabı göster

Night after night

bizarre,

0:11

tuhaf,

and often seemingly random imagery and story lines.

0:12

ve çoğu zaman rastgeleymiş gibi görünen görüntüler ve hikâyeler sunar.

But what are dreams?

0:15

Peki rüyalar nedir?

And like the many science fiction stories or movies,

0:17

Pek çok bilim kurgu öyküsü ya da filmindeki gibi,

could we ever record and figure out what we're seeing while we're dreaming? Öbek fiiller

0:19

rüya görürken gördüklerimizi bir gün kaydedip çözümleyebilir miyiz?

Öbek fiiller

Figure out: düşünerek belirlemek

Figure out, düşünerek veya araştırarak bir şeyi anlamak, çözmek ya da keşfetmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede figure out what we're seeing, rüyadaki görüntülerin ne olduğunu belirlemek demektir. Ardından bir isim ya da what, why veya how ile başlayan bir yan cümle gelebilir: figure out the answer; figure out why it happened.

Alıştırma

“Mia studied the map to figure out the shortest route,” cümlesinde figure out ne anlama gelir?

  1. birine bir gerçeği söylemek
  2. bir şeyin resmini çizmek
  3. düşünerek anlamak veya belirlemek
Cevabı göster

düşünerek anlamak veya belirlemek

You may have heard people referring to brain waves before,

0:23

Daha önce insanların beyin dalgalarından söz ettiğini duymuş olabilirsiniz,

but have you ever stopped to think, Dilbilgisi

0:26

ama hiç durup şunu düşündünüz mü:

are these actual waves and do they carry information?

0:27

Bunlar gerçekten birer dalga mı ve bilgi taşıyorlar mı?

Dilbilgisi

stopped to think: stop to do ile stop doing arasındaki fark

stopped to think ifadesinde stopped, o anda yapılan işi bitirmeyi veya ona ara vermeyi anlatır; to think ise bu duraklamanın amacını gösterir. Burada konuşmacı, dinleyicinin devamındaki soruları düşünmek için hiç durup durmadığını soruyor. stop to + fiil kalıbı “başka bir işi, yeni bir şey yapmak için durdurmak” anlamına gelir. stop + -ing ise “o işi yapmayı bırakmak” demektir.

Alıştırma

“Lena stopped to think before answering,” cümlesinde ne oldu?

  1. Düşünmeyi bıraktı.
  2. Başka birine düşünmesini söyledi.
  3. Düşünebilmek için durakladı.
Cevabı göster

Düşünebilmek için durakladı.

Are brain waves similar to, say, radio waves? Anlatım akışı

0:31

Beyin dalgaları, örneğin radyo dalgalarına benzer mi?

Anlatım akışı

Parantez içi örnek işareti olarak say,

Burada say, “örneğin” veya “bir örnek alalım” anlamına gelen parantez içi bir örnek işaretidir. radio waves ifadesini olası bir karşılaştırma olarak sunar; “söylemek” anlamındaki fiil değildir. Bu kısa ara ifade, soruyu benzer dalgalarla ilgili genel fikirden somut bir örneğe taşıyarak bilgiyi düzenler. Bu kullanımdaki say çoğunlukla virgüllerle cümlenin geri kalanından ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen tek sözcüklük örnek işaretiyle tamamlayın: “Pick a simple instrument—____, a drum.”

Cevabı göster

say

The answer is yes.

0:34

Cevap evet.

Both brain and radio waves are forms of electromagnetic radiation,

0:35

Hem beyin dalgaları hem de radyo dalgaları birer elektromanyetik ışınım biçimidir;

waves that travel at the speed of light.

0:39

yani ışık hızında ilerleyen dalgalardır.

Every time you think,

0:41

Ne zaman düşünseniz,

thousands of neurons fire at the same frequency and generate a wave. Kelime

0:42

binlerce nöron aynı frekansta ateşlenerek bir dalga üretir.

Kelime

neurons fire ifadesinin bilimsel anlamı

Nörobilimde neurons fire, nöronların elektriksel olarak etkinleşip sinyal göndermesi anlamına gelir. Buradaki fire, nöronların yaptığı işi anlatır; yanmak ya da silahla ateş etmek anlamına gelmez. Neurons çoğul olduğu ve cümlede at the same frequency dendiği için, birçok nöronun bu etkinliği aynı hızda tekrarlaması anlatılır. Bunların eşgüdümlü etkinliği dalganın oluşmasına yardım eder; cümle tek bir nöronun eksiksiz bir beyin dalgası oluşturduğunu söylemez.

Alıştırma

“Thousands of neurons fire at the same frequency” cümlesinde fire ne anlama gelir?

  1. Nöronlar yanmaya başlar.
  2. Nöronlar elektriksel olarak etkinleşir ve sinyal gönderir.
  3. Nöronlar beynin dışına bir şey ateşler.
Cevabı göster

Nöronlar elektriksel olarak etkinleşir ve sinyal gönderir.

These waves oscillate at around 10 to 100 cycles per second.

0:46

Bu dalgalar saniyede yaklaşık 10 ila 100 kez salınır.

Radio waves, on the other hand, Anlatım akışı

0:50

Radyo dalgalarıysa,

oscillate at around 50 million to 1 billion times per second.

0:52

saniyede yaklaşık 50 milyon ila 1 milyar kez salınır.

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak on the other hand

On the other hand bir karşıtlık belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki gerçeğin daha önce sözü edilen farklı ya da karşıt bir gerçekle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirir. Burada konu, beyin dalgalarının çok daha düşük frekansından radyo dalgalarının çok daha yüksek frekansına geçer. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler; gerçek anlamda bir ele gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü karşıtlık belirteciyle tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to school.

Cevabı göster

On the other hand

Scientists have long used this phenomenon to measure brain activity and interface the brain to electronic devices. Kelime

0:56

Bilim insanları uzun zamandır bu olgudan beyin faaliyetlerini ölçmek ve beyni elektronik cihazlara bağlamak için yararlanıyor.

Kelime

interface the brain to electronic devices: beyni elektronik cihazlara bağlamak

Burada interface, teknik dilde kullanılan geçişli bir fiildir. interface the brain to electronic devices, sinyallerin veya bilgilerin aralarında aktarılabilmesi için beyni bu cihazlara bağlamak demektir. Kalıp interface X to Y şeklindedir: X bağlantısı kurulan şeydir, Y ise bağlandığı cihaz veya sistemdir. Bir yazılım ekranını ya da kullanıcı arayüzünü ifade etmez.

Alıştırma

Teknik cümleyi derste öğrendiğiniz fiille tamamlayın: A custom adapter can ____ the old camera to a modern computer.

Cevabı göster

interface

It allows us to see which parts of the brain are active for different activities,

1:02

Bu sayede farklı etkinlikler sırasında beynin hangi bölümlerinin aktif olduğunu,

and similarly, which parts of the brain are active during dreaming.

1:06

benzer şekilde rüya görürken hangi bölümlerinin aktif olduğunu görebiliyoruz.

Strange as it may seem, Dilbilgisi

1:09

Kulağa ne kadar tuhaf gelse de,

we still barely understand why we sleep,

1:10

neden uyuduğumuzu bile hâlâ doğru dürüst anlamıyoruz,

let alone why we dream. Kalıp ifadeler

1:12

hele neden rüya gördüğümüzü hiç bilmiyoruz.

Dilbilgisi

Strange as it may seem: kulağa tuhaf gelse de

Strange as it may seem, Although it may seem strange anlamına gelen ödünleyici bir devrik yapıdır. strange sıfatı başa alınır ve ardından as + özne + may + fiil gelir: strange + as + it + may + seem. Bu ifade, sonraki gerçeğin dinleyiciyi şaşırtabileceğini kısaca kabul eder; ardından ana cümle yine de bu gerçeği belirtir. Burada as, although anlamındadır. may ise bir şeyin nasıl görünebileceğini belirtir; izin ifade etmez.

Alıştırma

İlk yan cümleyi adjective + as + subject + may + verb ödünleyici devrik yapısıyla yeniden yazın: Although the plan may seem unusual, it could save time. ____, it could save time.

Cevabı göster

Unusual as the plan may seem

Kalıp ifadeler

let alone: gerçekleşmesi daha da güç bir durumu belirtmek

Let alone, ilk durumdan daha zor, daha düşük ihtimalli veya daha az mümkün olan ikinci bir durumu belirtir. Burada barely understand why we sleep olumsuz bir ölçek oluşturur ve why we dream daha da zor olan soru olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp, zayıf ya da olumsuz bir ilk ifadeden sonra let alone + daha uç bir durum getirmektir. Burada yaklaşık olarak kaldı ki anlamına gelir; bir şeyi yalnız bırakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha zor olan olasılığı belirten iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: I can barely lift this box, ____ carry it upstairs.

Cevabı göster

let alone

Michael from Vsauce does a fantastic job explaining the main theories for why we dream, Kalıp ifadeler

1:14

Vsauce'dan Michael, neden rüya gördüğümüze dair başlıca teorileri harika bir şekilde açıklıyor,

Kalıp ifadeler

does a fantastic job explaining: birinin açıklama becerisini övmek

Does a fantastic job explaining, birinin bir şeyi son derece iyi açıkladığı anlamına gelir. Burada job, Michael’ın mesleğini değil, gösterdiği performansın kalitesini değerlendirir. Yeniden kullanılabilir kalıp do a good/great/fantastic job + -ing şeklindedir. -ing öbeği iyi yapılan etkinliği belirtir; bu nedenle explaining burada şimdiki zamanın bir parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle Lena’nın oyunu ne kadar iyi açıkladığını doğal biçimde övüyor?

  1. Lena makes a fantastic job explaining the game.
  2. Lena does a fantastic job to explain the game.
  3. Lena does a fantastic job explaining the game.
Cevabı göster

Lena does a fantastic job explaining the game.

but there are so many theories because we can't really measure or know what people are dreaming about

1:18

ancak bu kadar çok teori olmasının nedeni, insanların rüyalarında ne gördüklerini gerçekten ölçemiyor ya da bilemiyor oluşumuzdur

without waking them up and asking them. Dilbilgisi

1:23

tabii onları uyandırıp sormadığımız sürece.

Dilbilgisi

without waking them up and asking them: without + paralel -ing biçimleri

Without, bir yöntemin veya koşulun eksik olduğunu belirtir. Without bir edat olduğu için wake ve ask fiilleri -ing biçimini alır: without waking ... and asking .... İki -ing öbeği paralel yapıdadır ve ikisi de without sözcüğüne bağlıdır. Bunlar bir anlatım elde etmek için gereken iki adımı belirtir: önce rüya gören kişileri uyandırmak, sonra onlara sormak. Bu yapı, tek bir without sonrasında birden fazla eylemi birleştirebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wake ve ask fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: You cannot learn what the sleepers remember without ____ them up and ____ them.

Cevabı göster

waking · asking

Of course, this is subject to forgetting or other errors. Kalıp ifadeler

1:25

Elbette bu yöntemde unutma veya başka hatalar devreye girebilir.

Kalıp ifadeler

subject to forgetting: be subject to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede is subject to forgetting, “unutmadan etkilenebilir” veya “unutmaya karşı savunmasızdır” anlamına gelir. Belleğe dayalı anlatımların bir sınırlamasını açıklar; subject burada bir okul dersini ifade etmez. Yapı be subject to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından forget değil, forgetting gelir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “insanlar unuttuğunda etkilenebilir” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: A report based only on memory is ____.

Cevabı göster

subject to forgetting

Unfortunately,

1:28

Ne yazık ki,

there is no device that exists that allows us to peer into the mind of a dreamer. Deyimler

1:29

rüya gören birinin zihnine bakmamızı sağlayan bir cihaz yok.

Deyimler

“peer into the mind” ifadesinin mecazi anlamı

Burada “peer into the mind”, normalde görülemeyen düşünceleri, rüyaları veya diğer içsel zihinsel etkinlikleri gözlemlemeyi anlatan bir mecazdır. Zihin, sanki birinin içine bakabileceği bir alanmış gibi ele alınır. Buradaki “peer”, “dikkatle veya güçlükle bakmak” anlamındaki fiildir; eşit konumdaki kişiyi belirten isim değildir. peer into + yer veya gizli alan kalıbı, özel ya da erişilmesi zor şeyler için mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlede “peer into the mind of a dreamer” ne anlama geliyor?

  1. Rüya gören kişinin başındaki fiziksel bir açıklıktan bakmak
  2. Rüya gören kişinin iç düşüncelerini veya deneyimlerini gözlemlemek
  3. Rüya gören kişiyle aynı sosyal konuma sahip biriyle tanışmak
Cevabı göster

Rüya gören kişinin iç düşüncelerini veya deneyimlerini gözlemlemek

Or is there? Anlatım akışı

1:33

Yoksa var mı?

Anlatım akışı

Merak uyandıran bir ters dönüş olarak “Or is there?”

“Or is there?”, önceki olumsuz varlık ifadesi olan “there is no device” sözünü tekrar ele alıp sorgular: Belki de böyle bir cihaz gerçekten vardır. “There”, varlık anlamını sürdürür; dolayısıyla bu kısa soru yeni bir yer belirtmez. Kendinden emin bir olumsuz iddianın hemen ardından kullanıldığında soru merak uyandırır ve bir ters köşe ya da şaşırtıcı kanıt geleceğini bildirir. Temel olarak bir hikâye anlatma aracıdır; dinleyiciden gerçekten bilgi isteyen bir soru değildir.

Alıştırma

“there is no device ...” ifadesinden sonra “Or is there?” ne işlev görür?

  1. Olumsuz iddiayı sorgular ve olası bir ters köşeyi bildirir.
  2. Cihazın nerede bulunduğunu sorar.
  3. Böyle bir cihazın var olamayacağını doğrular.
Cevabı göster

Olumsuz iddiayı sorgular ve olası bir ters köşeyi bildirir.

Crazy as it sounds,

1:35

Kulağa çılgınca gelse de,

scientists have created a technique to do just that. Kalıp ifadeler

1:36

bilim insanları tam da bunu yapan bir teknik geliştirdi.

Kalıp ifadeler

do just that: tam olarak bunu yapmak

do just that ifadesindeki that, daha önce sözü edilen eyleme gönderme yapar. İfade “tam olarak o eylemi yapmak” anlamına gelir; böylece düşüncenin tamamını yeniden söylemek gerekmez. Buradaki just vurgu katar: “az önce” ya da yalnızca “sadece” değil, “tam olarak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “az önce sözü edilen eylemi tam olarak yapmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo promised to turn off the lights, and he did ____.

Cevabı göster

just that

This mind-reading technology began with a functional MRI scanner, Kültür

1:39

Bu zihin okuma teknolojisi, işlevsel bir MRI tarayıcısıyla başladı;

inside which subjects were shown simple pictures made up of black and white pixels. Notlar

1:42

bu tarayıcının içinde deneklere siyah-beyaz piksellerden oluşan basit resimler gösterildi.

Kültür

functional MRI: işlevsel MRI

Genellikle fMRI olarak kısaltılan functional MRI, bir tür beyin taramasıdır. Kandaki oksijenle ilgili değişimleri izleyerek beynin hangi bölgelerinin daha etkin olduğunu tahmin eder. Bu cümlede tarayıcı, düşüncelerin veya rüyaların doğrudan fotoğrafını çekmedi. İnsanlar resimlere bakarken oluşan etkinlik örüntülerini kaydetti; ardından araştırmacılar ve yazılımlar bu örüntüleri resimlerle eşleştirebildi.

Alıştırma

Buradaki functional MRI ifadesini hangi açıklama doğru biçimde anlatır?

  1. Bir kişinin düşüncelerinin doğrudan fotoğrafını çeker.
  2. Beyin etkinliğini tahmin etmek için kandaki oksijenle ilgili değişimleri izler.
  3. Yalnızca beynin fiziksel şeklini gösterir.
Cevabı göster

Beyin etkinliğini tahmin etmek için kandaki oksijenle ilgili değişimleri izler.

Dilbilgisi

inside which: iç konumu belirten resmî bir ilgi yapısı

Inside which, işlevsel MR tarayıcısının içindeki bir konumu anlatan ilgi cümleciğini başlatır. Which, a functional MRI scanner ifadesine geri döner; inside ise mekânsal ilişkiyi belirtir: resimler deneklere tarayıcının içinde gösterilmiştir. Bu, edat + which yapısıdır. Edatı which sözcüğünden önce kullanmak özenli veya resmî açıklamalarda yaygındır; bu sıralama soru oluşturmaz ve which sözcüğünün subjects ya da pictures ifadelerine gönderme yapmasına yol açmaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘bölmenin içinde’ anlamına gelen iki sözcüklü resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: The capsule has a sealed chamber, ____ the sample is kept at a steady temperature.

Cevabı göster

inside which

Öbek fiiller

made up of: bir bütünün parçalarını anlatmak

Made up of, ‘listelenen parçalardan oluşan’ anlamına gelir. Burada simple pictures ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir: resimler siyah ve beyaz piksellerden oluşur. Be made up of + parçalar veya üyeler yapısında odak, bütünü oluşturan bileşenlerdedir. Buradaki make up, ‘uydurmak’, ‘makyaj yapmak’ ya da ‘barışmak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve ‘-den oluşur’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The emergency kit is ____ a flashlight, water, and bandages.

Cevabı göster

made up of

The software then finds patterns in the brain activity

1:47

Yazılım daha sonra beyin etkinliğindeki

that correspond to the specific images. Kalıp ifadeler

1:49

belirli görüntülere karşılık gelen örüntüleri bulur.

Kalıp ifadeler

correspond to: Bir Şeyi Başka Bir Şeyle Eşlemek

Bu cümlede correspond to, beyin aktivitesindeki örüntüler ile bu örüntülerle ilişkili belirli görüntüler arasında bağlantı kurar. “Eşleşmek”, “karşılık gelmek” veya “sistematik olarak ilişkili olmak” anlamındadır; “iletişim kurmak” anlamına gelmez. Yapı A corresponds to B şeklindedir. Bir ilişkiyi veya eşlemeyi anlatır; A ile B’nin fiziksel olarak tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"Each color corresponds to a route," İngilizce cümlesinde corresponds to nasıl bir ilişki anlatır?

  1. Her renk bir güzergâhla eşleşir veya onu temsil eder.
  2. Her renk bir güzergâha mesaj gönderir.
  3. Her renk fiziksel olarak bir güzergâhla tamamen aynıdır.
Cevabı göster

Her renk bir güzergâhla eşleşir veya onu temsil eder.

For example, if the letter T was shown,

1:51

Örneğin T harfi gösterildiğinde,

the software would record exactly how the brain reacted.

1:54

yazılım beynin tam olarak nasıl tepki verdiğini kaydederdi.

After sufficient data,

1:57

Yeterli veri toplandıktan sonra,

the subjects were shown completely different images,

1:58

deneklere tamamen farklı görüntüler gösterildi

and the software would predict and recreate what it thought the subjects were seeing. Dilbilgisi

2:01

ve yazılım, deneklerin gördüğünü sandığı şeyi tahmin edip yeniden oluşturdu.

Dilbilgisi

what it thought the subjects were seeing: İç İçe Bir Nesne Yan Cümlesi

What ile başlayan yan cümlenin tamamı, tahmin edilen ve yeniden oluşturulan içeriği verir; özellikle recreate fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Burada what, “... olan şey veya görüntü” anlamındadır: Yazılım, deneklerin gördüğüne inandığı şeyi yeniden oluşturuyordu. Yan cümle içindeki it, yazılımı ifade eder. İç içe yapıyı çözmek için önce what the subjects were seeing bölümünden başlanabilir, ardından bunun doğrulanmış bir gerçek değil yazılımın değerlendirmesi olduğunu göstermek üzere it thought eklenebilir. Burada what doğrudan soru başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede what yan cümlesi recreated fiilinin nesnesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The program recreated what did it think the user was drawing.
  2. The program recreated that it thought the user was drawing.
  3. The program recreated what it thought the user was drawing.
Cevabı göster

The program recreated what it thought the user was drawing.

After being shown the word neuron, Dilbilgisi

2:05

Deneklere “neuron” sözcüğü gösterildikten sonra,

these were the images the software generated.

2:06

yazılımın ürettiği görüntüler bunlardı.

Dilbilgisi

After being shown ... these were: boşa düşen niteleyiciyi düzeltme

Baştaki After being shown... yan cümlesinde, kendisine sözcük gösterilen ancak açıkça belirtilmeyen kişinin dilbilgisel olarak ardından gelen özne olması beklenir. Buradaki özne ise görüntülere gönderme yapan these olduğundan, cümle yanlışlıkla neuron sözcüğünün görüntülere gösterildiğini söyler. Amaçlanan sırayı anlatmak için giriş yan cümlesine kendi öznesini ekleyin: After the subjects were shown the word neuron, these were the images the software generated. Genel olarak, girişteki -ing veya -ed yapısının örtük öznesinin ana cümlenin öznesiyle aynı olup olmadığını kontrol edin; aynı değilse yapıyı yeniden yazın.

Alıştırma

Katılımcıların sözcüğü yazılım görüntüleri oluşturmadan önce gördüğünü doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. After being shown the word neuron, these were the images the software generated.
  2. After the subjects were shown the word neuron, these were the images the software generated.
  3. After generating the word neuron, the subjects were shown these images.
Cevabı göster

After the subjects were shown the word neuron, these were the images the software generated.

But it doesn't stop there. Anlatım akışı

2:09

Ama bununla da bitmiyor.

Anlatım akışı

doesn't stop there: daha fazlasının geleceğini belirtme

It doesn't stop there gerçek anlamda kullanılmayan bir geçiş ifadesidir. Az önce sözü edilen sonuç, hikâye veya başarı listesinin devam ettiğini, yani daha önemli bilgilerin geleceğini belirtir. Bu cümlede it genel olarak araştırmaya veya yazılımın yapabildiklerine gönderme yaparken there bir yeri belirtmez. İfade, bir aşamayı kapatıp genellikle daha etkileyici olan bir sonraki gelişmeye yönelik beklenti yaratarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı bir yararı sıraladıktan sonra But it doesn't stop there. diyor. Dinleyici bundan sonra ne beklemelidir?

  1. Fiziksel bir durma yerinin açıklaması
  2. Bağlantılı başka bir yarar veya gelişme
  3. Başka bilgi verilmeden konuşmanın sona ermesi
Cevabı göster

Bağlantılı başka bir yarar veya gelişme

Further studies began to use more complex visuals

2:10

Daha sonraki çalışmalar daha karmaşık görseller kullanmaya

and started monitoring the subjects in their sleep.

2:13

ve denekleri uykuları sırasında izlemeye başladı.

In this case,

2:15

Bu deneyde,

they first had the subjects fall asleep while in an fMRI Dilbilgisi

2:16

önce deneklerin bir fMRI cihazının içinde uykuya dalmasını sağladılar,

and would wake them up in the middle of dreaming, Öbek fiiller

2:19

rüya gördükleri sırada onları uyandırıp

quickly asking them what they were dreaming about.

2:21

hemen ne hakkında rüya gördüklerini sordular.

Dilbilgisi

had the subjects fall asleep içinde have + nesne + fiilin yalın hâli

had the subjects fall asleep ifadesinde had, have fiilinin ettirgen kullanımıdır: have + kişi + fiilin yalın hâli. Araştırmacılar deneklerin uykuya dalmasını sağladı veya bunu ayarladı. Fall, to almayan yalın mastardır; bu nedenle nesneden sonra to kullanılmaz. Asleep, ulaşılan durumu belirtir. Daha genel olarak bu kalıp, bir kişinin veya kuruluşun başka bir kişinin bir eylemi yapmasını ya da bir duruma ulaşmasını sağladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The lab supervisor had the interns ____ the sensors before the trial.

Cevabı göster

check

Öbek fiiller

wake them up içinde ayrılabilen wake someone up

wake them up ifadesinde wake up geçişlidir: onları uyumaktan çıkarmak, yani uyandırmak anlamına gelir. Uyandırma eylemini araştırmacılar yapar; denekler kendiliğinden uyanmaz. Wake up ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir olan nesne fiil ile parçacık arasına gelmelidir: wake them up. İsim olan nesne ise iki konumda da kullanılabilir: wake the subjects up veya wake up the subjects.

Alıştırma

wake, them ve up sözcüklerini tek doğal sırayla yerleştirin: The children are sleeping, so please don't ____.

Cevabı göster

wake them up

They then used thousands of images from the internet to get the best approximation

2:24

Ardından internetteki binlerce görüntüyü kullandılar.

of what the subject was seeing

2:28

Amaç, deneğin gördüğü şeye en yakın görüntüyü bulmaktı.

based on brain scans.

2:29

Bunun için beyin taramalarını temel aldılar.

After doing this nearly 200 times with each person

2:31

Bu işlem her kişiyle yaklaşık 200 kez tekrarlandıktan

and plugging the information into a learning algorithm,

2:33

ve bilgiler bir öğrenme algoritmasına aktarıldıktan sonra,

software was used to predict and generate their next dreams.

2:36

yazılım onların sonraki rüyalarını tahmin edip oluşturmak için kullanıldı.

Though by no means perfect, Kalıp ifadeler

2:39

Sistem hiçbir şekilde kusursuz olmasa da,

it was clear that the machine's predictions were better than chance, Kelime

2:41

makinenin tahminlerinin rastlantıdan daha başarılı olduğu açıktı

matching up with the dreamer's description. Öbek fiiller

2:43

ve bu tahminler rüya gören kişinin anlatımıyla örtüşüyordu.

Kalıp ifadeler

By no means: güçlü olumsuzluk

“by no means perfect” ifadesinde by no means olumsuzluğu güçlendirir: tahminler yalnızca biraz kusurlu değil, kusursuzluktan çok uzaktır. Burada means “yöntemler” veya “para” anlamına gelmez; üç sözcük birlikte kalıplaşmış bir zarf ifadesi oluşturur. İfade though sözcüğünden sonra gelerek bir ödünleme kurar: sistem umut verici bir sonuç vermiştir, ancak konuşmacı bunun ne kadar iyi olduğuna kesin bir sınır koyar. Aktarılabilir kalıplar “by no means + sıfat veya isim öbeği” ve “X is by no means ...” biçimindedir.

Alıştırma

“Kusursuzluktan çok uzak” anlamındaki kalıplaşmış güçlü ifadeyi tamamlayın: Though ____ perfect, the first version was still useful.

Cevabı göster

by no means

Kelime

Better than chance: rastgele tahminin üzerinde

Better than chance, makinenin tahminlerini rastgele tahminlerden oluşan bir referans düzeyiyle karşılaştırır. Burada tahminlerin, rüya gören kişinin betimlemesiyle rastgele tahminlerden beklenenden daha sık veya daha yakından eşleştiği anlamına gelir. Bu, saptanabilir bir performansa ilişkin temkinli bir iddiadır; tahminlerin doğru, kullanışlı, nedensel veya kusursuz olduğu iddiası değildir. Bir sonuç better than chance olabilir ve yine de birçok hata içerebilir.

Alıştırma

“The classifier performed better than chance,” cümlesinden çıkarılabilecek en doğru sonuç hangisidir?

  1. Kusursuz doğruluktaydı ve uygulamada kullanılmaya hazırdı.
  2. Rastgele tahmin referansını aştı, ancak yine de birçok hata yapabilir.
  3. Yalnızca şanslı olduğu için başarılı oldu.
Cevabı göster

Rastgele tahmin referansını aştı, ancak yine de birçok hata yapabilir.

Öbek fiiller

matching up with: başka bir anlatımla uyuşmak

Bu cümlede matching up with, ‘uyuşmak veya örtüşmek’ anlamına gelir. Makinenin tahminlerinde, rüya gören kişinin daha sonra anlattıklarıyla tutarlı ayrıntılar vardı; ifade iki nesneyi fiziksel olarak eşleştirmek anlamına gelmez. -ing yan cümlesi önceki iddiayı destekleyen bir kanıt ekler: Tahminlerin açıklamayla uyuşması, sonuçların şanstan daha iyi olduğunu gösterir. Bu yapı bir anlatımın, sonucun veya ayrıntı grubunun başka bir bilgiyle örtüştüğünü göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede ‘uyuşmak veya örtüşmek’ anlamına gelen ifadeyi seçin: The test results were ___ the teacher's notes.

  1. taking care of
  2. looking down on
  3. matching up with
  4. running out of
Cevabı göster

matching up with

Perhaps even more shocking is a study that used actual video footage. Dilbilgisi

2:46

Belki daha da şaşırtıcı olan, gerçek video kayıtlarının kullanıldığı bir çalışma.

Dilbilgisi

Perhaps even more shocking is a study yapısında öne alınmış değerlendirme

Perhaps even more shocking is a study, perhaps even more shocking değerlendirmesini be fiilinden önce getirir. Asıl dilbilgisel özne olan a study, is fiilinden sonra gelir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bu öne alınmış sıra değerlendirmeyi daha çok vurgular ve yeni, daha güçlü bir örneği tanıtmaya yardımcı olur. Perhaps iddiayı yumuşatırken even more bu çalışmayı daha önce şaşırtıcı olarak sunulan bir şeyle karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede öne alınmış bir değerlendirmeyi be ve arkadan gelen özne doğru biçimde izler?

  1. Is even more useful the map at the back of the book?
  2. Even more useful the map at the back of the book is.
  3. Even more useful is the map at the back of the book.
  4. The map at the back of the book is even more useful.
Cevabı göster

Even more useful is the map at the back of the book.

After showing subjects 2 hours of movie footage and analyzing their brain activity,

2:50

Deneklere iki saatlik film görüntüsü gösterilip beyin faaliyetleri analiz edildikten sonra,

they then used a library of 18 million 1-second YouTube clips to match the brain activity.

2:54

beyin faaliyetleriyle eşleştirme yapmak için bir saniyelik 18 milyon YouTube klibinden oluşan bir arşiv kullanıldı.

Here are the results.

2:59

İşte sonuçlar.

On the left are new unrelated clips that the subjects were later shown, Dilbilgisi

3:01

Solda, deneklere daha sonra gösterilen, birbiriyle ilgisiz yeni klipler var;

and on the right is what the software guessed they were seeing

3:04

sağdaysa yazılımın, onların gördüğünü tahmin ettiği görüntü var.

using a mashed-up combination of the YouTube clips as an approximation. Kelime

3:07

Yaklaşık bir görüntü oluşturmak için YouTube klipleri harmanlanıp birleştirildi.

Dilbilgisi

On the left are ... / on the right is ...: yer bildiren devrik yapı ve uyum

On the left ve on the right, cümlenin başına alınmış yer ifadeleridir. Bu betimleyici yapıda, her konumda ne bulunduğunu tanıtmak için be fiilinin bir biçimi özneden önce gelir. Ortaya çıkan cümle bir soru değil, bildirme cümlesidir. Uyum yine de sonradan gelen özneye göre belirlenir: new unrelated clips çoğul olduğu için are, what the software guessed they were seeing ise isim görevindeki tek bir what yan cümlesi olduğu için is kullanılır. Bu yapı bir ekranı, şemayı veya görsel sunumu anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Sunum cümlesini be fiilinin doğru biçimleriyle tamamlayın: On the first page ____ the survey results, and on the second ____ our recommendation.

Cevabı göster

are · is

Kelime

mashed-up combination: farklı kaynaklardan birleştirilen parçalar

Burada mashed-up, çeşitli kaynaklardan alınan parçaların karıştırılıp birleştirilerek tek bir sonuç hâline getirilmesi anlamına gelir. Bir şeyleri ezip birbirine karıştırma fikrinin genişletilmiş kullanımıdır; ancak bu medya bağlamında yiyecek ezmekten değil, klipleri düzenlemekten veya birleştirmekten söz eder. mashed-up, combination sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle kısa çizgiyle yazılır ve birleşimin türünü açıklar. İfade ayrıca tek bir özgün videodan alınmış görüntüler yerine kabaca veya yapay biçimde kurulmuş bir bileşim olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bir tasarımcı beş farklı videodan aldığı parçalarla kaba bir ön izleme oluşturuyor. Sonucu en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. a written list of video titles
  2. a mashed-up combination of several videos
  3. one untouched original video
Cevabı göster

a mashed-up combination of several videos

All of this based on their brain waves. Anlatım akışı

3:11

Tüm bunlar deneklerin beyin dalgalarına dayanıyordu.

Anlatım akışı

All of this based on...: sözlü anlatımı özetleyen bir parça

All of this, az önce açıklanan sonucun tamamına gönderme yapar. based on their brain waves ifadesi, bu sonucu hangi kanıtın desteklediğini belirtir. Tam cümle All of this is based on their brain waves. şeklindedir. Konuşmacı is sözcüğünü atarak dayanağı vurgulayan ve açıklamayı tamamlayan kısa bir konuşma parçası oluşturur.

Alıştırma

"All of this based on their brain waves." parçası açıklamada hangi işlevi görür?

  1. Beyin dalgalarının kendisinin yazılım tarafından oluşturulduğunu söyler.
  2. Önceki sonucu özetler ve beyin dalgalarının bu sonucun dayanağı olduğunu söyler.
  3. Araştırmacıların daha sonra yapacağı ayrı bir adımı tanıtır.
Cevabı göster

Önceki sonucu özetler ve beyin dalgalarının bu sonucun dayanağı olduğunu söyler.

As these software programs become more and more complex, Dilbilgisi

3:14

Bu yazılım programları giderek karmaşıklaştıkça,

we come that much closer to accurately visualizing and recording our thoughts and dreams, Kalıp ifadeler

3:17

düşüncelerimizi ve rüyalarımızı doğru biçimde görselleştirip kaydetmeye bir adım daha yaklaşıyoruz;

Dilbilgisi

Kademeli değişim için more and more + adjective

more and more + adjective yapısı, bir özelliğin zamanla sürekli ve kademeli olarak arttığını anlatır. Buradaki more and more complex, yazılım programlarının giderek karmaşıklaştığını belirtir. Bu yapı, iki sabit şey arasında karşılaştırma yapmak yerine değişen bir eğilimi anlatır; bu nedenle than almaz.

Alıştırma

more and more + adjective yapısını ve complex sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: As new clues appear, the mystery becomes ____.

Cevabı göster

more and more complex

Kalıp ifadeler

come that much closer to: bir hedefe o kadar daha yaklaşmak

Bu cümlede come that much closer to, “bir hedefe doğru fark edilir ölçüde ek ilerleme kaydetmek” anlamına gelir. Come bir duruma ya da hedefe yaklaşmayı, that much ise yazılımların karmaşıklaşmasının sağladığı ilerlemenin miktarını vurgular. Bu ifade hedefe henüz ulaşılmadığını gösterir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından accurately visualizing ve recording gibi eş görevli -ing biçimleri doğal olarak gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz hedef ifadeyle tamamlayın: With each successful safety test, the team ____ launching the device.

Cevabı göster

comes that much closer to

at which point perhaps we'll find a few more clues into why we dream in the first place. Notlar

3:21

belki o noktada, en başta neden rüya gördüğümüze dair birkaç ipucu daha buluruz.

Anlatım akışı

at which point: o aşamaya gelindiğinde

Bu cümlede at which point, daha önce hayal edilen aşamanın tamamına, yani düşünce ve rüyaları doğru biçimde görselleştirip kaydedebilir hâle gelme aşamasına gönderme yapar. Point fiziksel bir yer ya da sav değil, süreçteki bir aşama anlamındadır. Bu bağlayıcı, önce dönüm noktasını belirtip ardından o noktaya ulaşıldığında ortaya çıkabilecek olası sonucu ekleyerek cümledeki bilgiyi düzenler. Perhaps, daha fazla ipucu bulma sonucunun hâlâ yalnızca bir tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “o aşamaya ulaşıldığında” anlamındaki resmî bağlayıcıyla tamamlayın: The final inspection is scheduled for Friday, ____ the building can reopen.

Cevabı göster

at which point

Kalıp ifadeler

in the first place: temel nedeni sormak

why içeren yan cümlede in the first place, dikkati en temel soruya, yani en başta neden rüya gördüğümüze çeker. Rüyalarla ilgili başka bir ayrıntıyı değil, ilk veya temel nedeni sorarak why ifadesini güçlendirir. Buradaki first place gerçek bir yer değildir ve bir sıralamanın ilk adımını da tanıtmaz. Bu ifade, tartışmayı onu başlatan soruya veya nedene geri götürür.

Alıştırma

İlk ve temel nedeni vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Why did we start this project ____?

Cevabı göster

in the first place

And if you'd like to find out about some other amazing and unanswered scientific phenomenon,

3:26

Yanıtlanmamış başka şaşırtıcı bilimsel olguları da öğrenmek isterseniz,

head over to Alltime10s channel,

3:31

Alltime10s kanalına uğrayın;

where 10 fantastic science YouTubers have come together in an attempt to answer some burning questions. Deyimler

3:32

orada bilim alanında içerik üreten 10 harika YouTuber, merak uyandıran bazı soruları yanıtlamak için bir araya geldi.

Deyimler

burning questions: acil ve ilgi çekici sorular

Burning questions, acil, önemli veya son derece ilgi çekici görünen ve hâlâ yanıt bekleyen sorular için kullanılan mecazi bir ifadedir. Burada bilimsel gizemleri, birçok kişinin yanıtını çok istediği sorular olarak sunar. Burning, questions sözcüğüne duygusal güç katar; gerçekte yanan bir şey yoktur.

Alıştırma

Bu cümlede burning questions ne anlama gelir?

  1. Gerçekten yanmakta olan şeylerle ilgili sorular
  2. Bir tartışmada ilk sıralanan sorular
  3. İnsanların yanıtını istediği acil veya son derece ilgi çekici sorular
Cevabı göster

İnsanların yanıtını istediği acil veya son derece ilgi çekici sorular

It's a super collaboration of science.

3:38

Bu, bilim adına süper bir iş birliği.

And if you're new to AsapSCIENCE,

3:40

AsapSCIENCE'ı yeni keşfettiyseniz,

be sure to subscribe for more weekly science videos.

3:41

her hafta yayımlanan yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.

We've made a playlist of some of our favorite and most popular videos for your viewing pleasure.

3:44

Keyifle izlemeniz için en sevdiğimiz ve en popüler videolarımızdan bazılarını bir oynatma listesinde topladık.

Enjoy.

3:48

Keyifli seyirler.