Gelmiş Geçmiş En Çılgın 6 Yok Oluş: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video beş kitlesel yok oluşu izler, sonra insan kaynaklı değişimlerin altıncıyı doğurup doğuramayacağını sorar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. wiped out - Deyimsel fiiller: edilgen be wiped out yapısının bilimsel anlatıda bir türü ya da nüfusu tümüyle yok etmeyi anlattığını, yüzey silmekten farklı olduğunu kavrayın. 2. what is now - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmişteki bir yerin bugünkü adını belirtmek ve anlatıyı kesmeden açık tutmak için bu yan cümleyi kullanın. 3. setting the stage for history to repeat itself - Deyimler ve mecazlı ifadeler: bugünkü koşulların eski bir felaketi yeniden mümkün kılabileceği uyarısını veren sahne ve tarih metaforlarını tanıyın.
Bu derste
Over 99% of the animal species that have ever lived are now extinct. Dilbilgisi
0:00Bugüne kadar yaşamış hayvan türlerinin %99'undan fazlasının nesli artık tükenmiş durumda.
that have ever lived: geçmişten bugüne tüm zamanı kapsayan bir ilgi cümleciği
that have ever lived, animal species ifadesini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Sayılan grubu, hayal edilebilecek bütün türler olarak değil, herhangi bir zamanda yaşamış hayvan türleri olarak belirler. have lived present perfect yapıdadır ve geçmişteki varoluşu günümüzdeki istatistiğe bağlar. ever, “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” demektir; zaman aralığını genişletir ve “her zaman” anlamına gelmez.
Alıştırma
that, have lived ve ever ifadelerini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The list covers all animal species ____ on Earth.
Cevabı göster
that have ever lived
And sometimes an event occurs causing changes so drastic Dilbilgisi
0:04Bazen de öyle büyük değişimlere yol açan bir olay meydana gelir ki
that most species are completely wiped out within a short period of time. Öbek fiiller
0:08çoğu tür kısa sürede tamamen yok olur.
so drastic that: aşırı bir derece ve onun sonucu
so drastic that, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so, drastic sıfatının derecesini güçlendirir; that ile başlayan cümlecik ise değişiklikler bu dereceye ulaştığı için ne olduğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat veya zarf + that + sonuç cümleciği biçimindedir. Buradaki that bir sonuç cümleciğini başlatır; changes sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki derece ve sonuç kalıbıyla tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I could not lift it.
Cevabı göster
so · that
wiped out: edilgen yapıda tamamen yok olma
Bu cümlede are completely wiped out, türlerin tamamen yok edildiği veya neslinin tükendiği anlamına gelir. Wipe out bir öbek fiildir; burada bir yüzeyi silip temizlemek anlamında değildir. be + wiped out edilgen yapısı, türleri sonuca maruz kalan konuma yerleştirir. Olay neden olarak anlaşılırken cümle, türlerin hayatta kalmadığını vurgular.
Alıştırma
İngilizce cümleyi wipe out fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the chemical spill, the lake's entire fish population was ____ within days.
Cevabı göster
wiped out
So here are the five most incredible mass extinctions ever to occur
0:11İşte şimdiye kadar yaşanmış en inanılmaz beş kitlesel yok oluş
and a look at whether the sixth might be happening right now. Dilbilgisi
0:15ve altıncısının şu anda gerçekleşip gerçekleşmediğine bir bakış.
whether ... might be happening: sürmekte olan belirsiz bir olasılık
Whether, a look at ifadesinden sonra dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır. Buradaki soru, olası altıncı kitlesel yok oluşun gerçekleşmekte olup olmadığıdır. Dolaylı sorular düz cümle sözcük dizimini koruduğundan whether the sixth might be... denir; whether might the sixth be... denmez. Might belirsizlik ifade eder; be happening ise olayı devam eden bir süreç olarak sunmak için sürerlik yapısını kullanır. Birlikte might be happening right now, bunun şu anda bir olasılık olduğunu, kanıtlanmış bir gerçek olmadığını belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, yanıtı açık bir evet-hayır meselesi ortaya koyacak ve devam eden bir süreci temkinli biçimde anlatacak şekilde tamamlayın. whether ile happen fiilinin doğru might + be + -ing biçimini kullanın: The report offers a closer look at ____ the same change ____ already.
Cevabı göster
whether · might be happening
440 million years ago was the Ordovician extinction.
0:18440 milyon yıl önce Ordovisiyen yok oluşu yaşandı.
At that time most creatures swam or crawled in shallow seas.
0:22O dönemde canlıların çoğu sığ denizlerde yüzüyor ya da sürünüyordu.
As newly created volcanic rock was worn down by water and wind, Öbek fiiller
0:25Yeni oluşmuş volkanik kayaçlar su ve rüzgârla aşındıkça
worn down: edilgen yapıda kademeli aşınma
Bu cümlede worn down, kayanın su ve rüzgârın tekrarlanan etkisiyle yavaş yavaş aşınması veya küçülmesi anlamına gelir. Kayanın yorulmasını değil, fiziksel bir süreci anlatır. was worn down by ... yapısı edilgendir: worn, wear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; down, wear down öbek fiilinin parçasıdır ve by ile başlayan bölüm değişime neden olan kuvveti belirtir. Aynı fiil, güç, sabır veya direncin zamanla azalmasını anlatacak şekilde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi wear down öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: Over thousands of years, the cliff was ____ by waves until its surface became smooth.
Cevabı göster
worn down
As a result, carbon dioxide levels dropped, Anlatım akışı
0:31Bunun sonucunda karbondioksit seviyeleri düştü,
As a result, sonucu belirtir
Cümlenin başındaki As a result, dinleyiciye sonraki yan cümlenin daha önce belirtilen nedenin bir sonucu olduğunu gösterir. Burada karbondioksitin daha önce emilmiş olması, seviyelerinin düşmesinin nedeni olarak sunulur. Bu, cümle düzeyinde bir bağlayıcıdır: Bir olayın başka bir olaydan sonra gerçekleştiğini anlatmak yerine fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler. Başta kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Parçayı bir sonucu açıkça belirten üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The overnight temperature fell below freezing. ____, the roads were covered in ice by morning.
Cevabı göster
As a result
temperatures fell and water got locked away as ice.
0:34sıcaklıklar azaldı ve su, buz hâlinde hapsoldu.
This caused ocean levels to drop and shallow seas to drain Dilbilgisi
0:37Bu da okyanus seviyelerinin düşmesine ve sığ denizlerin kurumasına yol açtı
Caused X to drop and Y to drain: paralel sonuçlar
caused ocean levels to drop yapısında cause, ocean levels nesnesini ve ardından to drop mastar yapısını alır. Nesne, ortaya çıkan değişimi yaşayan ögedir ve anlam bakımından drop fiilinin öznesidir. Bağlama, ikinci bir paralel sonuç ekler: [caused] shallow seas to drain. Ocean levels, to drop ile; shallow seas ise to drain ile eşleşir. Bu kalıp, tek bir koşulun bir veya daha fazla sonuca nasıl yol açtığını göstermeye yarar.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri ve paralel cause + object + to-infinitive yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The cold snap caused river levels ____ and small ponds ____. (fall; freeze)
Cevabı göster
to fall · to freeze
and after several cycles of growing and shrinking glaciers,
0:40ve buzulların büyüyüp küçüldüğü birkaç döngünün ardından
Then over millions of years the oceans slowly repopulated with fish
0:46Sonraki milyonlarca yıl boyunca okyanuslar yavaş yavaş yeniden balıklarla doldu
Colonized: yeni bir yaşam alanında popülasyon kurmak
Burada colonized ekolojik bir anlam taşır: İlk bitkiler karalara yayıldı ve orada yaşayabilen ve çoğalabilen popülasyonlar oluşturdu. İnsanların siyasi egemenliğini anlatmaz. Edilgen the land was colonized by early plants yapısı, karayı yeni yaşam alanı, early plants ögesini ise oraya yayılan canlılar olarak sunar. Ekolojide colonize, canlıların daha önce bulunmadıkları veya yeni kullanılabilir hâle gelen bir yere yerleşmesini sıkça anlatır.
Alıştırma
“After the glacier melted, mosses colonized the bare ground,” cümlesinde colonized ne anlama gelir?
- Toprağı tamamen boş hâle getirdiler.
- Bölgeye yayıldılar ve orada popülasyonlar kurdular.
- Bölgede kalmadan oradan geçtiler.
- Bölgeyi bir insan hükûmeti gibi yönettiler.
Cevabı göster
Bölgeye yayıldılar ve orada popülasyonlar kurdular.
These plants were then eaten by the first crawling and flying insects.
0:52Ardından bu bitkileri, ilk sürünen ve uçan böcekler yemeye başladı.
these new plants contributed to the next mass extinction. Kalıp ifadeler
0:58bu yeni bitkiler, bir sonraki kitlesel yok oluşa katkıda bulundu.
contributed to: bir sonucun oluşmasındaki etkenlerden biri
Bu cümlede contributed to, bir sonraki kitlesel yok oluşun “meydana gelmesine katkıda bulundu” veya “nedenlerinden biri oldu” anlamındadır. Yeni bitkileri nedenler zincirinin bir parçası olarak gösterir; onların mutlaka tek neden olduğunu söylemez. Yapı contribute to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır ve the next mass extinction isim öbeği sonucu belirtir.
Alıştırma
contribute to ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Lack of sleep ____ his poor concentration.
Cevabı göster
contributed to
The plants absorbed enough carbon dioxide to create another round of global cooling.
1:01Bitkiler, küresel çapta yeni bir soğuma dönemini başlatacak kadar karbondioksit emdi.
They changed soil causing nutrients to wash into the ocean
1:06Toprağın yapısını değiştirerek besin maddelerinin okyanusa taşınmasına neden oldular
creating enormous amounts of algae which sucked up oxygen. Öbek fiiller
1:09ve böylece oksijeni tüketen devasa miktarda alg oluştu.
sucked up: büyük miktarda emdi veya kullandı
Buradaki sucked up, “büyük miktarda emdi veya tüketti” anlamına gelir. Algler sudaki oksijeni çekerek kullanılabilir oksijen miktarını azalttı. Daha genel olarak suck up; sıvı, enerji, zaman, para veya alan gibi bir kaynağı hızlı ya da büyük miktarda içine alma veya kullanma anlamına gelen günlük bir öbek fiildir. sucked up içinde sucked geçmiş zamanı belirtirken up, kapsamlı veya yüksek miktardaki tüketim fikrini güçlendirir.
Alıştırma
suck up ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The video files ____ all the remaining storage space.
Cevabı göster
sucked up
More than half of the ocean species essentially choked to death.
1:12Okyanustaki türlerin yarısından fazlası adeta boğularak öldü.
Although somewhere in the world a small family of fish with foot-like fins and lungs managed to scrape by. Öbek fiiller
1:16Yine de dünyanın bir yerinde, ayağa benzeyen yüzgeçleri ve akciğerleri olan küçük bir balık grubu zar zor hayatta kalmayı başardı.
scrape by: zar zor hayatta kalmak
Bu cümlede scrape by, “kaynaklar veya elverişli koşullar ancak yetecek düzeydeyken hayatta kalmayı başarmak” anlamına gelir. Balık ailesinin rahat ve güvenli biçimde değil, büyük zorlukla ve çok küçük bir farkla hayatta kaldığını anlatır. Bu öbek fiil, maddi açıdan zar zor geçinmeyi, asgari bir standardı ancak karşılamayı veya bir sınavı kıl payı geçmeyi de anlatabilir. Genel fikir, neredeyse hiç pay kalmadan başarılı olmak veya devam edebilmektir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi scrape ile kurulan ve “zar zor hayatta kalmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During the storm, the campers had very little food, but they managed to ____.
Cevabı göster
scrape by
Over the next 100 million years these creatures would evolve into amphibians, Dilbilgisi
1:22Sonraki 100 milyon yıl içinde bu canlılar amfibilere,
reptiles, and nearly all modern land animals.
1:26sürüngenlere ve günümüzdeki kara hayvanlarının neredeyse tamamına evrilecekti.
would evolve into: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Bu tarihsel anlatıda would, geçmişteki geleceği gösterir: Bu canlıların var olduğu zamandan bakıldığında, daha sonraki hayvan gruplarına evrilmeleri henüz gelecekteydi. Anlatıcı bu sonraki sonucun gerçekleştiğini zaten bilir; bu nedenle would zaman çizelgesinin bir sonraki aşamasını önceden gösterir. Evolve into, yavaş yavaş gelişilerek ulaşılan biçimi veya türü belirtir. would evolve into birlikte “daha sonra gelişerek dönüşecekti” ya da “sonradan dönüşmesi kaçınılmazdı” anlamına gelir; varsayım, istek veya tekrarlanan geçmiş alışkanlık anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmiş bakış açısından tarihsel bir anlatıyı sürdürürken daha sonraki bir evrim sonucunu en iyi şekilde önceden gösterir?
- These creatures are evolving into many land-dwelling forms.
- These creatures would evolve into many land-dwelling forms.
- These creatures had evolved into many land-dwelling forms.
Cevabı göster
These creatures would evolve into many land-dwelling forms.
250 million years ago is the Permian extinction.
1:29250 milyon yıl önce Permiyen yok oluşu yaşandı.
The single worst mass extinction in history,
1:33Bu, tarihteki açık ara en kötü kitlesel yok oluştu:
70% of life on land and over 95% of life in the oceans was wiped out.
1:35karadaki yaşamın %70'i, okyanuslardaki yaşamın ise %95'inden fazlası yok oldu.
Billions of tons of volcanic gases destroyed the ozone layer
1:40Milyarlarca ton volkanik gaz ozon tabakasını yok etti
hit 40 degrees Celsius: hit + sayı
Burada hit, “çarpmak” değil, “ulaşmak” anlamına gelir. Ortalama okyanus sıcaklığı yükselerek 40 santigrat dereceye ulaştı. hit + sayı veya seviye yapısı, ölçülen bir değerin dikkat çekici, önemli ya da aşırı bir noktaya ulaştığını anlatır. Özne bir sıcaklık, fiyat, hız, toplam veya rekor olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede hit, “sayısal bir seviyeye ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?
- Maya hit the drum three times.
- The ball hit the window during the game.
- Ticket sales hit one million in June.
Cevabı göster
Ticket sales hit one million in June.
Acid rain fell all over the planet devastating life on land.
1:49Gezegenin her yerine asit yağmurları yağarak karadaki yaşamı harap etti.
Life had only 50 million years to recover until the fourth mass extinction came.
1:53Dördüncü kitlesel yok oluş gelene dek yaşamın toparlanmak için yalnızca 50 milyon yılı vardı.
At this time early small dinosaurs roamed the land.
1:58Bu dönemde küçük, ilkel dinozorlar karada dolaşıyordu.
A huge volcanic rift opened in the middle of the planet
2:01Gezegenin ortasında devasa bir volkanik yarık açıldı
eventually splitting the Americas from Europe and Africa and forming the Atlantic Ocean.
2:04ve sonunda Amerika kıtalarını Avrupa ile Afrika'dan ayırıp Atlas Okyanusu'nu oluşturdu.
The volcanoes spewed out carbon dioxide increasing temperatures Öbek fiiller
2:09Volkanlar karbondioksit püskürterek sıcaklıkları yükseltti
and killing about 80% of the species around at that time.
2:12ve o dönemde yaşayan türlerin yaklaşık %80'ini öldürdü.
spewed out: büyük miktarda ve güçlü biçimde dışarı çıkarmak
Bu cümlede spewed out, “büyük bir miktarı şiddetle dışarı çıkardı” anlamına gelir. Karbondioksitin sakin ve kontrollü biçimde salınmasından çok, volkanlardan güçlü biçimde fışkırdığı canlı bir görüntü oluşturur. Spew out ayrılabilen bir öbek fiildir: hem spew something out hem de spew out something kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: spew it out.
Alıştırma
Bir fabrikanın yoğun siyah duman çıkarmasını en canlı biçimde anlatan ifadeyi seçin: The factory chimney _____ thick black smoke.
- emitted
- spewed out
- stored
Cevabı göster
spewed out
Yet in this newly emptied world dinosaurs did extremely well
2:15Yine de dinozorlar, artık boşalmış olan bu yeni dünyada son derece başarılı oldu
they grew to become some of the largest land animals
2:22büyüyüp en büyük kara hayvanlarından bazılarına dönüştüler;
the world had ever seen: geçmişteki bir referans noktasından önceki rekor
the world had ever seen ilgi cümleciğinde had seen, had ile geçmiş zaman ortacı seen’den oluşan past perfect yapısıdır. Ever, karşılaştırmayı geçmişteki bir referans noktasından önceki bütün zamana yayar. Böylece iki geçmiş katmanı oluşur: dinozorların devleştiği dönem ve dünyanın o zamandan önce gördüğü her şey. Bu cümlecik largest üstünlük derecesiyle kullanıldığında, boyutlarını o geçmiş noktaya kadarki bir rekor olarak sunar; bu rekorun bugüne kadar sürmesi gerekmez. Karşılaştırma bugüne kadar uzanıyorsa has ever seen kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi build ve ever sözcüklerini past perfect yapısında kullanarak tamamlayın: By 2010, it was the tallest bridge the country ____.
Cevabı göster
had ever built
All good things must come to an end: her güzel şeyin bir sonu vardır
All good things must come to an end, güzel, başarılı veya keyifli durumların sonsuza kadar sürmeyeceğini anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Must, bitişi kaçınılmaz olarak gösterir ve genellikle bir emirden çok, üzüntüyle kabullenme anlamı taşır. Bir hikâyede veya sunumda geçiş görevi görebilir: olumlu bir dönemi özetler ve ardından bir son, aksilik ya da tersine dönüş geleceğinin işaretini verir.
Alıştırma
Bir sunucu 'We've had a fantastic week together, but all good things must come to an end.' diyor. Sunucu ne yapıyor?
- Her güzel etkinliği bitirmek için katı bir emir vermek
- Keyifli bir dönemin sona erdiğini kabul etmek
- Güzel günlerin devam edeceğine söz vermek
Cevabı göster
Keyifli bir dönemin sona erdiğini kabul etmek
Many scientists believe that the extinction of dinosaurs
2:29Birçok bilim insanı, dinozorların yok oluşuna
crashing into what is now Mexico's Yucatan Peninsula. Dilbilgisi
2:34bugün Meksika'nın Yucatán Yarımadası olan yere çarptı.
Kısa bir büyüklük karşılaştırması olarak the size of a small town
the size of a small town ifadesi asteroid sözcüğünün hemen ardından gelir ve onu sonradan niteler. that was the size of a small town yapısının kısa biçimidir; dolayısıyla asteroit ile küçük kasabanın genel büyüklüklerini karşılaştırır. Burada of, sahiplik veya köken bildirmez. Karşılaştırma, soyut bir büyüklüğü dinleyicinin hızla gözünde canlandırabileceği bir görüntüye dönüştürür ve genellikle kesin değil, yaklaşık bir ölçü verir.
Alıştırma
Cümleyi yaklaşık olarak bir ev kadar büyük anlamına gelen kısa bir karşılaştırmayla tamamlayın: The new telescope uses a mirror ____.
Cevabı göster
the size of a house
Günümüzdeki yer adını belirten what is now + yer
into what is now Mexico's Yucatan Peninsula yapısında what bir soru değil, kaynaşmış bir ilgi cümleciği başlatır. Cümleciğin tamamı bugün Meksika'nın Yucatán Yarımadası olan yer veya bölge anlamına gelir ve into edatının nesnesi olarak görev yapar. what is now + isim öbeği kalıbı, tarihsel bir anlatının geçmişteki bir olayı günümüzdeki bir ad veya kimlikle konumlandırmasını sağlar. Çoğu zaman modern adın, sınırın veya kullanımın geçmişte geçerli olmayabileceğini belirtir.
Alıştırma
Eski yeri günümüzdeki kimliğiyle tanımlayan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The old fort stood near ____ the city's main library.
Cevabı göster
what is now
The impact shot millions of tons of dust into the atmosphere
2:37Çarpışma milyonlarca ton tozu atmosfere savurdu;
blocking out sunlight and spelling an end to all large dinosaurs. Kalıp ifadeler
2:41bu tozlar güneş ışığını engelleyerek tüm büyük dinozorların sonunu getirdi.
spelling an end to: bir şeyi sona götürmek
Bu cümlede spelling an end to, bir şeyin sona ermesine yol açmak veya bu sonu fiilen kaçınılmaz hâle getirmek anlamındadır. Toz güneş ışığını engeller ve bunun sonucunda tüm büyük dinozorlar ortadan kaybolur; spell burada bir sözcüğün harflerini söylemek anlamına gelmez. Spelling, blocking ile eş görevli bir -ing ortacıdır. Her iki ortaç da çarpmanın sonuçlarını anlatır: Güneş ışığını engelledi ve dinozorların sonunu getirdi. Başka durumlara aktarılabilen kalıp spell an end to + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “sona yol açmak veya sonu göstermek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Losing its main sponsor could ____ the festival.
Cevabı göster
spell an end to
The small ones that survived evolved into birds.
2:44Hayatta kalan küçük dinozorlar ise kuşlara evrildi.
primed for: bir sonucu destekleyen koşullar
Primed for, bir şeyin ortaya çıkması, gerçekleşmesi veya başarılı olması için koşulların hazır ya da elverişli olduğu anlamına gelir. Burada büyük dinozorlar ortadan kaybolduktan sonra kullanılabilir ekolojik alan, dünyayı küçük bir memeli atasının yükselişi için elverişli hâle getirir. Dünya bilinçli biçimde eğitilmiş veya astarla kaplanmış değildir. be primed for + isim veya isim öbeği kalıbında özne, sonraki sonucu özellikle muhtemel kılan bir durumdadır. İfade yalnızca bir plan veya istekten değil, çoğunlukla önceki olayların oluşturduğu hazırlıktan söz eder.
Alıştırma
Hangi cümle mevcut koşulların hızlı büyümeyi muhtemel kıldığını en açık biçimde ifade eder?
- The market is ready for rapid growth.
- The market is prepared for rapid growth.
- The market is primed for rapid growth.
Cevabı göster
The market is primed for rapid growth.
from wildebeest and whales to horses and us humans
2:55gnu antiloplarından ve balinalardan atlara ve biz insanlara kadar,
nearly every available environment on Earth.
3:01Dünya'daki neredeyse her yaşanabilir ortama hükmetti.
So where does that leave us now 65 million years later? Anlatım akışı
3:04Peki 65 milyon yıl sonra, bugün bu bizi nasıl bir noktaya getiriyor?
Where does that leave us now? ile ortaya çıkan durumu sormak
Where does that leave us now? ifadesinde where mecazi anlamda kullanılır. Kimsenin fiziksel konumunu değil, az önce sunulan gerçeklerden hangi durumun veya sonucun ortaya çıktığını sorar. Burada soru, önceki bilgileri bir araya getirir ve tartışmayı bunların günümüzdeki etkilerine yöneltir. Yeniden kullanılabilen Where does that leave + kişi veya grup? kalıbı, bir gerçek, karar veya değişiklikten sonra birinin nasıl bir durumda kaldığını sorar.
Alıştırma
“So where does that leave us now 65 million years later?” cümlesinde where does that leave us now ne işe yarar?
- Önceki gerçeklerden hangi mevcut durumun veya sonucun çıktığını sorar.
- Grubun ayakta durduğu fiziksel yeri sorar.
- Önceki olayların başladığı tarihi sorar.
Cevabı göster
Önceki gerçeklerden hangi mevcut durumun veya sonucun çıktığını sorar.
Well, human dominance of Earth has led to big changes too
3:07İnsanların Dünya'ya hükmetmesi de büyük değişimlere yol açtı
except the changes of today are happening over decades not millennia. Anlatım akışı
3:11ama bugünkü değişimler binyıllar değil, onlarca yıl içinde gerçekleşiyor.
Over decades, not millennia: sıkıştırılmış bir zaman ölçeği karşıtlığı
Over decades, not millennia, daha eksiksiz olan over decades, not over millennia karşıtlığını kısaltır. Paralel yapı sayesinde kolayca tamamlanabildiği için tekrarlanan edat ve cümlenin geri kalanı çıkarılmıştır. Kısa zaman ölçeğini not öncesine, çok daha uzun ölçeği ise sonrasına yerleştirmek günümüzdeki değişimin hızını öne çıkarır. Bu ifade, değişimin gerçekleştiği zaman ölçeğini belirtir; etkilerin binyıllar boyunca süremeyeceğini iddia etmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi karşıtlık oluşturan zaman birimleriyle tamamlayın. İlk boşluk on yıllık dönemleri, ikinci boşluk bin yıllık dönemleri ifade eder: The change took place over ____, not ____.
Cevabı göster
decades · millennia
Implicated in: katılımı veya nedenselliği temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede implicated in, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğinin parçasıdır: carbon dioxide levels that are implicated in past extinctions. Karbondioksit seviyelerinin bu yok oluşlarla bağlantılı olduğunun veya bunlara katkıda bulunduğunun belirlendiğini ifade eder. Bu, temkinli bir anlatımdır. Bir katılım ya da nedensel bağlantıya ilişkin kanıt bulunduğunu gösterir, ancak bütün yok oluşların tek nedeninin karbondioksit olduğunu ileri sürmez. Bu resmî kullanım bilimsel, hukuki ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “zararlı sonuca katkıda bulunduğu belirlenen” anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Several safety failures were ____ the accident.
Cevabı göster
implicated in
In geological terms: değerlendirme ölçeğini belirlemek
In geological terms, almost no time değerlendirmesinin çerçevesini belirler. Buradaki terms, “bakış açısından” veya “ölçeğine göre” anlamına gelir; dolayısıyla elli yıl, Dünya’nın çok daha uzun tarihiyle karşılaştırılır. Aktarılabilir in + alan veya sıfat + terms kalıbı, dinleyiciye bir değerlendirmeyi hangi ölçütün yönlendirmesi gerektiğini bildirir: in practical terms, in financial terms ve in legal terms. Referans ölçeğini değiştirerek değerlendirmeyi çoğu zaman daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, elli yılı Dünya’nın tarihine göre değerlendiren tam üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Fifty years is a very short period ____.
Cevabı göster
in geological terms
In addition to climate change we've exterminated hundreds of species
3:24İklim değişikliğinin yanı sıra yüzlerce türü de yok ettik;
by hunting, fishing, habitat destruction, and pollution.
3:27avlanma, balıkçılık, yaşam alanlarını yok etme ve kirlilik yoluyla.
It's been estimated that the current species extinction rates Dilbilgisi
3:31Günümüzde türlerin yok olma hızının
are between 100 and 1,000 times higher Dilbilgisi
3:34100 ila 1.000 kat daha yüksek olduğu tahmin ediliyor;
It's been estimated that: present perfect edilgen yapıyla tahmin bildirme
It's been estimated that, daha önce bir tahmin yapıldığını ve bu tahminin şimdiki tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu bildirir. Buradaki it biçimsel öznedir; belirli bir şeye gönderme yapmaz. Yapı it + has + been + geçmiş zaman ortacı + that yan cümlesidir. Edilgen yapı tahmini yapan kişiyi arka planda bırakırken estimated, sayının kesin bir sayım değil, dayanaklı bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. Böylece bilimsel veya resmî anlatıma nesnel bir mesafe kazandırır.
Alıştırma
Tahmini yapanları belirtmeyen present perfect edilgen bildirim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ the lake has lost nearly a third of its water since 2000.
Cevabı göster
It's been estimated that
between 100 and 1,000 times higher than the natural background rate: aralık ve karşılaştırma temeli
Between 100 and 1,000, bir aralığın alt ve üst sınırlarını gösterir. Aralık içinde değişen unsur çarpandır: mevcut yok olma oranının kıyaslama değerinin üzerindeki bu çok geniş bandın bir noktasında bulunduğu bildirilmektedir. Than the natural background rate karşılaştırma temelini, yani günümüzdeki yoğun insan baskıları olmadan beklenen yok olma oranını belirtir. Sayıları kesin bir sayım değil, bildirilen yaklaşık bir aralık olarak okuyun ve alıntılarken ya da özetlerken kaynağın sayılarını ve karşılaştırma ifadesini koruyun.
Alıştırma
Hangi cümle çarpan aralığı vermek için between ... and ... yapısını ve karşılaştırma temelini belirtmek için than sözcüğünü doğru kullanır?
- The rate was from three and five times higher than the baseline.
- The rate was between three to five times higher than the baseline.
- The rate was between three and five times higher than the baseline.
- The rate was between three and five times higher the baseline.
Cevabı göster
The rate was between three and five times higher than the baseline.
and that if all the species that are currently threatened
3:39Ayrıca şu anda tehdit altında olan tüm türler,
by declining populations actually do go extinct, Dilbilgisi
3:41azalan popülasyonları yüzünden gerçekten yok olursa
actually do go extinct: olumlu cümlede vurgulu do
If yan cümlesinde go extinct, “bir tür olarak varlığını yitirmek” anlamına gelir. Yardımcı fiil do, bu sonucun gerçekten meydana gelebileceğini vurgulamak için olumlu bir cümlede kullanılır; asıl fiil değildir. Actually de aynı odağı güçlendirir ve yaklaşık olarak “gerçekten yok olurlarsa” anlamı verir. Vurgulu do yapısı do/does/did + fiilin yalın hâli biçimindedir. Cümlenin olumluluk veya olumsuzluğunu değil, vurgu derecesini değiştirir. Burası hâlâ bir if koşul cümlesi olduğundan, yok oluşun zaten gerçekleştiğini iddia etmez; dinleyiciden bu olasılığı ciddiye almasını ister.
Alıştırma
Uyarıyı vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: If the last breeding groups really ____ disappear, the species will not recover.
Cevabı göster
do
And while all the mass extinctions of the past have had some survivors,
3:49Geçmişteki tüm kitlesel yok oluşlardan sağ kurtulanlar olsa da
it's worth remembering that: önemli bir gerçeği öne çıkarmak
It’s worth remembering that yapısında it’s, it is anlamına gelir ve kişisel olmayan bir ifade çerçevesi oluşturur. Worth sözcüğünden sonra -ing biçimindeki remembering gelir; that ise akılda tutulması gereken gerçeği başlatır: it’s worth + -ing + that cümleciği. Üstsöylem işleviyle bu ifade, anlatımı kısa süreliğine durdurur ve sonraki bilgiyi dinleyicinin değerlendirmesi açısından önemli olarak işaretler. Doğrudan emir vermek yerine nazikçe hatırlattığı için konuşmacının bir kabulden uyarıya veya temel bir sonuca geçmesine yardımcı olabilir.
Alıştırma
Nazik hatırlatmayı remember sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: It's worth ____ that a single test cannot answer every question.
Cevabı göster
remembering
Besin zincirinin tepesinde
At the top of the food chain ifadesi, kelime anlamıyla bir ekosistemdeki en yüksek trofik düzeyde bulunan canlıları anlatır. Bu canlılar alt düzeylerdeki canlıları yiyerek enerji elde eder ve genellikle üstlerinde çok az yırtıcı bulunur ya da hiç bulunmaz. Bu cümlede ifade, söz konusu en üst ekolojik konumu işgal eden canlıları belirtir; onların zarardan korunduğu anlamına gelmez. Mecazi olarak ise bir sistem içinde baskın güce veya statüye sahip bir kişiyi, grubu ya da kuruluşu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi en yüksek beslenme düzeyi anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: In this isolated lake, the adult pike are ____.
Cevabı göster
at the top of the food chain
and for some small unexpected organism to replace us
4:01ve küçük, beklenmedik bir organizma bizim yerimizi alarak
Tarihin tekerrür etmesine zemin hazırlamak
Set the stage for something, bir şeyin gerçekleşmesini mümkün kılan veya teşvik eden koşulları oluşturmak demektir. Bu anlatım mecazidir; kelimenin gerçek anlamıyla bir tiyatro sahnesi kurulmaz. Kalıp set the stage for + isim veya for history to repeat itself örneğindeki gibi set the stage for + isim + to-mastar biçimindedir. History repeats itself, geçmişteki tanınabilir bir örüntünün yeniden gerçekleşmesi anlamına gelir; her ayrıntının aynen kopyalanması demek değildir. Vurgulanan ifade may ile kullanıldığında, mevcut eylemlerin benzer bir sonucu mümkün kılabileceği konusunda uyarır ancak bunun kesin olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Uyarıyı bir şey için gerekli koşulları oluşturmak anlamındaki ifadeyle tamamlayın: By ignoring the same safety warnings as before, the factory may be ____ history to repeat itself.
Cevabı göster
setting the stage for
Curious about the coolest animals that existed during these mass extinctions?
4:06Bu kitlesel yok oluşlar sırasında yaşamış en havalı hayvanları merak ediyor musunuz?
Five Insane Creatures we wish still existed Dilbilgisi
4:11“Keşke Hâlâ Var Olsalardı Dediğimiz Beş Çılgın Canlı”
wish ... still existed: gerçek dışı bir şimdiki zaman isteği
we wish they still existed ifadesinde wish, şimdiki gerçeklikle çelişen bir isteği anlatır. Bu canlılar artık yoktur, ancak konuşan kişi bunun tersinin doğru olmasını ister. existed geçmiş zaman biçiminde olsa da burada yalnızca geçmişteki bir olayı değil, gerçek dışı bir şimdiki durumu anlatır. Başlıkta creatures, ilgi cümleciğinde eksik olan özneyi sağlar: creatures [that] we wish still existed. Tam ve bağımsız bir cümlede bu, We wish they still existed olur. Aktarılabilir kalıp, üzüldüğünüz veya farklı olmasını istediğiniz mevcut bir durum için wish + özne + simple past yapısıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, şimdiki gerçeklere aykırı bir durumdan duyulan üzüntüyü ifade eder?
- We wish these creatures still existed.
- We know these creatures once existed.
- We hope these creatures still exist.
- We wished these creatures existed.
Cevabı göster
We wish these creatures still existed.
which explores some of the neatest and most absurd creatures
4:16Bu video, en ilginç ve en tuhaf canlılardan bazılarını inceliyor;
through history that are no longer with us. Deyimler
4:19tarih boyunca yaşamış ama artık aramızda olmayan canlıları.
örtmece olarak no longer with us
Burada no longer with us bir örtmecedir: Tarihte yaşamış bu canlıların nesli tükenmiştir ve bugün artık yoklardır. Bu ifade, geçici olarak başka bir yerde oldukları anlamına gelmez. İnsanlar için kullanıldığında aynı ifade genellikle birinin öldüğünü daha yumuşak ve dolaylı bir şekilde anlatır. Daha geniş anlamda kalıcı bir kaybı, paylaştığımız grupta ya da dünyada artık bulunmama biçiminde sunar.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bir anma töreninde biri, “Ms. Lee is no longer with us.” diyor. Bu, onun geçici olarak uzakta olduğu anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış