İspiyonculuk Yok | Yüzme Okulu | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
236 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Çocuklara yönelik bir yüzme dersinde başlangıç seviyesindeki öğrenciler yeni hareketler öğrenir. Dürtme ve arkadaşını öğretmene şikâyet etme konusundaki tartışma, öğretmenin kuralları açıklığa kavuşturmasına yol açar. Çocuklar bir “aile” gibi iş birliği yapar, son alıştırmayı tamamlar ve üst sınıfa geçer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. little fish and big fish. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Balıkların büyüklüğüne dayanan bu adların gerçek balıkları değil, çocuk yüzme programındaki seviyeleri belirttiğini anlayın. Böylece başlangıçtaki sınıf ayrımı açıklık kazanır ve finalde Big Fish’e ulaşmanın neden ilerleme anlamına geldiği görülür. 2. dobber — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Başkasını öğretmene ya da bir yetkiliye şikâyet eden kişi için kullanılan, Avustralya ve Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir sözcüğü tanıyın. Bölgesel ve eleştirel tonunu bilmek, davranışları bildirme tartışmasını izlemeyi ve gereksiz ispiyonculukla biri tehlikedeyken bir yetişkine haber vermeyi ayırmayı sağlar. 3. move up to Big Fish. — Phrasal Verbs: move up to kalıbının daha yüksek bir seviyeye veya konuma yükselmeyi anlattığını öğrenin. Bu yapıyı kurs, eğitim, iş ya da kuruluşlardaki ilerlemeler için kullanabilir ve çocukların daha ileri yüzme sınıfına geçme hakkını kazandığını anlayabilirsiniz.

Bu derste

So, there's two classes, Dilbilgisi

0:00

Yani iki sınıf var,

Dilbilgisi

there's two classes: konuşmada çoğul addan önce there's kullanımı

Gündelik konuşmada, ardından gelen ad öbeği çoğul olsa bile konuşanlar bir şeyi tanıtmak için there's ifadesini kalıplaşmış bir başlangıç gibi kullanabilir. Burada there's two classes, iki sınıf olduğu anlamına gelir; two classes yine çoğuldur. Standart dil bilgisinde, özellikle resmî veya gözden geçirilmiş yazılarda çoğul biçim olan there are kullanılır: There are two classes. Konuşmada there's + çoğul yapısını tanıyın, ancak resmî yazıda there are + çoğul yapısını tercih edin.

Alıştırma

Resmî bir okul duyurusu için en uygun cümleyi seçin.

  1. There are two classes this afternoon.
  2. There is two classes this afternoon.
  3. There's two classes this afternoon.
Cevabı göster

There are two classes this afternoon.

little fish and big fish. Kültür

0:01

küçük balıklar ve büyük balıklar.

Kültür

yüzme dersi seviye adları olarak little fish ve big fish

Burada little fish ve big fish, gerçek balıklardan değil, çocuklar için yüzme dersindeki iki seviyenin adlarından söz eder. Little Fish daha alt seviyedir; Big Fish ise ondan sonraki daha yüksek seviyedir. Boyut karşıtlığı, çocukların ilerlemeyi kolayca canlandırmasını sağlar. Derslerin, grupların veya seviyelerin ardından eğlenceli hayvan adları geldiğinde, bunları gerçek anlamlı betimlemeler olarak değil, ders bağlamındaki etiketler olarak yorumlayın.

Alıştırma

Bu cümlede little fish ve big fish neyi ifade ediyor?

  1. Çocuklar için bir yüzme kursundaki iki seviyenin adlarıdır.
  2. Fen dersinde incelenen iki türdür.
  3. Çocukların havuza getirdiği evcil hayvanlardır.
Cevabı göster

Çocuklar için bir yüzme kursundaki iki seviyenin adlarıdır.

Can I play?

0:03

Oynayabilir miyim?

Yeah.

0:04

Evet.

You have to pass little fish before you can go to big fish. Notlar

0:05

Büyük balıklara geçmeden önce küçük balıkları geçmelisin.

Dilbilgisi

have to: bir kural veya koşulun getirdiği zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede have to pass, öğrencinin üst seviyeye geçmeden önce alt seviyeyi tamamlamasının kurs kuralı olduğunu gösterir; öğrencinin ne yapmak istediğini anlatmaz. Temel yapı özne + have/has to + fiilin yalın hâlidir. Gereklilik çoğu zaman bir kuraldan, süreçten veya pratik koşuldan kaynaklanır.

Alıştırma

Laboratuvar kuralı gözlerin korunmasını zorunlu kılıyor. Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: You ____ wear safety glasses in the lab.

  1. have to
  2. get to
  3. want to
Cevabı göster

have to

Kelime

pass little fish: bir kurs seviyesini geçmek

Pass fiili nesne olarak bir sınavı, kursu, sınıfı veya seviyeyi aldığında, gerekli standardı başarıyla karşılamak anlamına gelir. Burada little fish alt bir kurs seviyesinin adıdır; bu nedenle pass little fish o seviyeyi başarıyla tamamlamak demektir. Pass fiilinin hemen ardından tamamlanan şey gelir: pass a test, pass a course, pass Level One. Bu cümlede bir balığın yanından geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya, Level One şartlarını karşıladı ve bir üst seviyeye geçebilir. Bunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya passed to Level One.
  2. Maya passed by Level One.
  3. Maya passed Level One.
Cevabı göster

Maya passed Level One.

Dilbilgisi

before you can: sonraki adımdan önce bir koşulu yerine getirmek

before you can ifadesi, sonraki eylemin ancak önceki bir koşul yerine getirildikten sonra mümkün veya izinli olduğunu gösterir. Burada little fish seviyesini geçmek koşuldur; big fish seviyesine geçmek daha sonra gelir. Bu nedenle can yalnızca fiziksel yeteneği değil, izin veya yeterliliği de anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: koşul + before you can + sonraki adım: You need to do A before you can do B. Önce koşul, ardından izin verilen sonraki adım söylenir.

Alıştırma

Cümleyi before you can ile tamamlayın: You need to show your ticket ____ enter the theatre.

Cevabı göster

before you can

Got it? Ton ve niyet

0:08

Anladın mı?

Ton ve niyet

Got it?: anlamayı hızlıca kontrol etmek

Got it? sorusu, birinin az önce verilen talimatı, kuralı veya planı anlayıp hatırladığını kontrol etmenin kısa ve konuşma diline özgü bir yoludur. Buradaki get, bir nesneyi almak veya elde etmek değil, anlamak demektir. Soru tonlamasıyla Got it? genellikle Do you understand? anlamına gelir. Düşen tonlamayla söylenen Got it. ifadesi ise genellikle I understand. anlamındadır. Amaçlanan anlamı bağlam ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Bir oyun kuralını açıkladıktan sonra konuşan kişi Got it? diye soruyor. Neyi kontrol ediyor?

  1. Dinleyenin fiziksel bir nesne alıp almadığını.
  2. Dinleyenin kuralı anlayıp anlamadığını.
  3. Konuşanın kuralı anlayıp anlamadığını.
Cevabı göster

Dinleyenin kuralı anlayıp anlamadığını.

Got it.

0:08

Anladım.

Okay children,

0:09

Tamam çocuklar,

time to meet your teacher. Kalıp ifadeler

0:10

öğretmeninizle tanışma zamanı.

Kalıp ifadeler

Başlama yönlendirmesi olarak time to + fiilin yalın hâli

time to meet ifadesinde time to'dan sonra fiilin yalın hâli olan meet gelir ve artık bir şeyi yapma zamanının geldiğini anlatır. Belirli bir saatten söz etmez. Tam biçimi It's time to meet your teacher. şeklindedir. Sözlü yönlendirmelerde It's sık sık atılır; böylece Time to..., bir sonraki etkinliği başlatmak için kısa ve doğal bir yönlendirme olur.

Alıştırma

“Artık başlama zamanı” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The bell has rung. It's ____ go home.

Cevabı göster

time to

Hello darlings.

0:13

Merhaba canlarım.

I'm Karen.

0:15

Ben Karen.

Hi Karen.

0:17

Merhaba Karen.

Oh, and you're all brothers and sisters. Ton ve niyet

0:18

Oh, ve hepiniz kardeşsiniz.

Ton ve niyet

Gerçek anlamlı olmayan bir grup tanımı olarak all brothers and sisters

Burada brothers and sisters, çocukların biyolojik olarak akraba olduğu anlamına gelmez. all sözcüğü bu tanımın her çocuğu kapsadığını gösterir; böylece öğretmen bütün sınıfı tek bir aileymiş gibi sunar. Aile terimleri bazen gerçek bir ilişkiyi bildirmek yerine sosyal bir ilişki kurmak için kullanılabilir. Bu cümledeki tanım yakınlığı, iş birliğini ve karşılıklı ilgiyi teşvik eder.

Alıştırma

Öğretmen çocuklara brothers and sisters diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Sınıfı birbirine yakın ve iş birliği yapan tek bir grup olarak sunmak.
  2. Bütün çocukların biyolojik olarak akraba olduğunu doğrulamak.
  3. Aile üyelerinin gerçek anlamdaki adlarını öğretmek.
Cevabı göster

Sınıfı birbirine yakın ve iş birliği yapan tek bir grup olarak sunmak.

Let's do kicking. Kalıp ifadeler

0:21

Hadi su çırpalım.

Kalıp ifadeler

Let's do + etkinlik adı

Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Let's do... grubun bir etkinliğe başlamasını veya katılmasını önerir; derste ayrıca yöneten kişinin verdiği samimi bir grup talimatı gibi de kullanılabilir. Burada kicking bir yüzme alıştırmasının adıdır. Bu nedenle do, belirsiz biçimde “bir şey yapmak” anlamına gelmek yerine etkinliği tanıtır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp Let's do + isim veya etkinlik adıdır; örneğin Let's do a quick warm-up.

Alıştırma

Bir antrenör tüm takımın ısınmaya başlamasını istiyor. Hangi cümle doğal ve Let's do yapısını doğru kullanıyor?

  1. Let's to do a quick warm-up.
  2. Let's doing a quick warm-up.
  3. Let's do a quick warm-up.
Cevabı göster

Let's do a quick warm-up.

Good kicking Bingo.

0:24

İyi çırpıyorsun Bingo.

No, no, my name's Meryfindor.

0:25

Hayır, hayır, benim adım Meryfindor.

Good kicking Meryfindor.

0:28

İyi çırpıyorsun Meryfindor.

Bevan.

0:29

Bevan.

Karen,

0:30

Karen,

Bevan isn't doing it properly.

0:31

Bevan doğru düzgün yapmıyor.

Bevan.

0:33

Bevan.

Is Bevan doing anything dangerous?

0:34

Bevan tehlikeli bir şey mi yapıyor?

Well, no.

0:37

Şey, hayır.

Then don't be a dobber sweetie. Notlar

0:38

O zaman ispiyoncu olma tatlım.

Kelime

dobber: ispiyoncu için kullanılan gündelik bir sözcük

Dobber, başka birinin yanlış bir şey yaptığını öğretmene, ebeveyne veya başka bir yetkiliye söyleyen kişi için kullanılan bölgesel ve gündelik bir isimdir. Telltale veya snitch sözcüklerine yakındır ve genellikle onaylamayan bir ton taşır. Bu cümlede konuşan kişi şikâyeti önemsiz bir ispiyonlama olarak görür ve çocuğa bunu söylememesini ister. Sözcük, bildirme eylemini değil kişiyi etiketler ve önemli bilgi veren birini tarafsız biçimde anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede dobber ne anlama geliyor?

  1. bir spor becerisi öğreten kişi
  2. ders sırasında herkesin güvende kalmasını sağlayan kişi
  3. başka birinin küçük bir kuralı çiğnediğini öğretmene söyleyen kişi
Cevabı göster

başka birinin küçük bir kuralı çiğnediğini öğretmene söyleyen kişi

Ton ve niyet

sweetie: düzeltmeyi yumuşatan sevgi dolu bir hitap

Sweetie, sevgi gösteren bir hitap biçimidir. Genellikle bir yetişkin bir çocuğa seslenirken veya yakın kişiler arasında kullanılır. Burada bir düzeltmenin ardından gelerek sözleri daha şefkatli ve rahatlatıcı gösterir. Don't be a dobber ifadesindeki eleştiriyi ortadan kaldırmaz. İlişkiye ve ses tonuna bağlı olarak yetişkinin otoritesini de gösterebilir veya üstten konuşuyormuş gibi duyulabilir.

Alıştırma

“Then don't be a dobber sweetie.” cümlesinde sweetie sözcüğünün temel etkisi nedir?

  1. Cümleyi yiyecekle ilgili bir soruya dönüştürür.
  2. Konuşanın düzeltmeden vazgeçtiğini gösterir.
  3. Düzeltmeyi ortadan kaldırmadan daha sevecen duyulmasını sağlar.
Cevabı göster

Düzeltmeyi ortadan kaldırmadan daha sevecen duyulmasını sağlar.

Sorry Karen.

0:40

Özür dilerim Karen.

That's okay.

0:41

Sorun değil.

Karen,

0:46

Karen,

Meryfindor just poked me.

0:47

Meryfindor beni dürttü.

Hands to yourself please young lady. Notlar

0:49

Ellerine hakim ol lütfen küçük hanım.

Kalıp ifadeler

Hands to yourself: başkalarına dokunmayı durduran kısa bir komut

Hands to yourself, Keep your hands to yourself ifadesine dayanan kısaltılmış bir komuttur. “Başkalarına dokunmayı bırak” veya “kimseye dokunma” anlamına gelir. Ellerini kendine vermeni isteyen, sözcüğü sözcüğüne bir talimat değildir. Kısa biçim hızlı ve nettir; bu nedenle yetişkinler bunu dürtme, itme, tutma ve benzeri davranışları durdurmak için sıkça kullanır.

Alıştırma

Öğretmenin komutunu bu dersteki kalıp ifadeyle tamamlayın: A child keeps poking classmates. The teacher says, “____, please.”

Cevabı göster

Hands to yourself

Ton ve niyet

Nazik ama otorite taşıyan bir hitap olarak young lady

Bu cümlede young lady, bir yetişkinin bir kız çocuğuna doğrudan hitap etme biçimidir. Yalnızca onun genç olduğunu belirtmez; uyarının ciddi ve kontrollü olduğunu da gösterir. please ile birlikte kullanıldığında talimat yüzeyde nazik kalır, ancak young lady yetişkinin otoritesini de vurgular. Ses tonuna göre nazik ama kararlı ya da hafifçe azarlayıcı gelebilir.

Alıştırma

Bir yetişkin bir kıza “Hands to yourself, young lady” dediğinde young lady nasıl bir ton ekler?

  1. Kızdan kaç yaşında olduğunu açıklamasını ister.
  2. Kıza yasal veya mesleki bir unvan verir.
  3. Uyarıyı nazik kılar ancak yetişkinin otoritesini açıkça hissettirir.
Cevabı göster

Uyarıyı nazik kılar ancak yetişkinin otoritesini açıkça hissettirir.

Yes Karen.

0:51

Evet Karen.

Hang on, Ton ve niyet

0:52

Bir dakika,

Ton ve niyet

İtirazdan önce duraklama işareti olarak Hang on

Burada Hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelen bir konuşma işaretidir. Konuşan kişi bir sorun fark ettiği ve az önce söyleneni sorgulamak, düzeltmek veya ona itiraz etmek istediği için konuşmayı kısa süreliğine durdurur. İfade burada gerçek anlamında kullanılmaz: Kimseye bir yerden sarkması veya bir şeye tutunması söylenmez. Tam işlevi ardından gelen sözlerden anlaşılır; sonrasında genellikle bir soru, çelişki veya yeni fark edilmiş bir bilgi gelir.

Alıştırma

Toplamın yanlış olduğunu fark ettiniz. Hangi cümle itirazdan önce konuşmayı doğal biçimde durdurur?

  1. Go ahead and read the next number.
  2. Hang your coat on the hook.
  3. Hang on, that total can't be right.
Cevabı göster

Hang on, that total can't be right.

shouldn't Bevan get in trouble for dobbing like I did? Notlar

0:53

benim ispiyonladığım gibi Bevan da ceza almamalı mı?

Dilbilgisi

shouldn't Bevan get in trouble: olumlu cevap beklemek ve adaleti sorgulamak

Shouldn't Bevan get in trouble...? should ile kurulan olumsuz bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi cevabın evet olmasını zaten bekler: Bevan da aynı sonuçla karşılaşmalıdır. Bu, tarafsız biçimde bilgi istemek yerine görünürdeki tutarsızlığa itiraz eden bir sorudur. Tekrar kullanılabilen Shouldn't + özne + fiilin yalın hâli...? yapısı, bir sonucu makul veya beklenen bir şey olarak sunar ve dinleyiciden bunu kabul etmesini ister.

Alıştırma

Bu cümledeki olumsuz soru temel olarak ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişinin hiçbir beklentisi yok ve yalnızca yeni bilgi istiyor.
  2. Konuşan kişi Bevan'ın kuraldan muaf tutulmasını istiyor.
  3. Konuşan kişi Bevan'ın da başının derde girmesini bekliyor ve eşit olmayan muameleye itiraz ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi Bevan'ın da başının derde girmesini bekliyor ve eşit olmayan muameleye itiraz ediyor.

Kalıp ifadeler

get in trouble: eleştiri veya cezayla karşılaşmak

Bu cümlede get in trouble, yapılan bir şey yüzünden eleştiri, ceza veya başka bir olumsuz sonuçla karşılaşmak anlamına gelir. Buradaki get, bu duruma geçişi belirtir; trouble bir yer değildir. Yaygın get in trouble for + isim veya -ing biçimi, nedeni belirtir: get in trouble for cheating. for kullanılmadığında neden bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘eleştiri veya cezayla karşılaşmak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: If you copy answers during the test, you may ____.

Cevabı göster

get in trouble

Oh yes,

0:56

Ah evet,

Bevan, no dobbing.

0:56

Bevan, ispiyonlamak yok.

Well, shouldn't Sharon get in trouble for dobbing on me Anlatım akışı

0:58

Peki Sharon beni ispiyonladığı için ceza almamalı mı?

about dobbing on Meryfindor?

1:01

Meryfindor'u ispiyonlamamla ilgili?

Anlatım akışı

dobbing on me about dobbing on Meryfindor: ispiyonlanan kişi ve bildirilen olay

dobbing on me önce Sharon'ın ispiyonladığı kişiyi, yani me sözcüğünün gösterdiği “beni” belirtir. about dobbing on Meryfindor daha sonra ihbarın içeriğini, yani benim Meryfindor'ı ispiyonladığımı belirtir. İlk on “Kim ispiyonlandı?” sorusunu, about ise “İhbar ne hakkındaydı?” sorusunu yanıtlar. Tekrarlanan yapı, bir ihbarı başka bir ihbarın içine yerleştirir. Böyle bir zinciri çözmek için önce on sözcüğünden sonraki kişiyi bulun, ardından about bölümünü bildirilen olay olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi seçenek cümledeki iki ihbarı doğru şekilde çözümler?

  1. Sharon, beni ispiyonladığı için Meryfindor'ı ispiyonladı.
  2. Sharon, Meryfindor'ı ispiyonladığım için beni ispiyonladı.
  3. Ben, Meryfindor'ı ispiyonladığı için Sharon'ı ispiyonladım.
Cevabı göster

Sharon, Meryfindor'ı ispiyonladığım için beni ispiyonladı.

Oh yes,

1:03

Ah evet,

bad Sharon, no dobbing.

1:03

kötü Sharon, ispiyonlamak yok.

But I...

1:05

Ama ben...

Okay class, two new rules.

1:07

Tamam sınıf, iki yeni kural.

First, no more poking. Notlar

1:09

Birincisi, artık dürtmek yok.

Dilbilgisi

no more poking: bir davranışı durdurmak için no more + -ing

Bir kural veya emirde no more + -ing biçimi, bir davranışın durması ve yeniden yapılmaması gerektiğini belirtir. Buradaki no more poking, insanlara başkalarını dürtmeyi bırakmalarını söyler; yalnızca miktarla ilgili bir ifade değildir. Bu kısa kalıp tek başına kesin bir talimat olarak kullanılabilir: No more shouting. No more pushing.

Alıştırma

Yönetmenin kesin kuralını no more + yell fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın. Herkes bağırırken prova devam edemiyor. Yönetmen şöyle diyor: "____."

Cevabı göster

No more yelling

Aw.

1:11

Yaa.

And second, no more dobbing.

1:12

Ve ikincisi, artık ispiyonlamak yok.

Anlatım akışı

First, ... And second, ...: iki noktayı sıraya koymak

First, ilk maddenin başladığını gösterir. And second, ikinci maddeye geçildiğini gösterir; böylece dinleyenler iki kuralı ayırabilir ve sıralarını takip edebilir. Buradaki and yalnızca iki fikri bağlamaz. Aw. araya girdikten sonra konuşmacıyı yeniden listeye döndürür ve second sözcüğünün aynı iki maddelik planı sürdürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Dersteki sıralama belirteçleriyle iki adımlı talimatı tamamlayın: ____, save the file. ____, close the program.

Cevabı göster

First · And second

Unless someone's in danger. Dilbilgisi

1:14

Biri tehlikede olmadığı sürece.

Dilbilgisi

Unless someone's in danger: bir kurala istisna eklemek

Unless, genel bir kuralın istisnası olan koşulu belirtir. Except if, yani “şu durum hariç” anlamına gelir. Burada başkalarını ispiyonlamaya yönelik önceki yasak normalde geçerlidir; ancak biri tehlikedeyse uygulanmaz ve bu durumda tehlikeyi bildirmek doğrudur. Unless someone's in danger, önceki kurala bağlı olan kısa bir tamamlayıcı ifadedir. Tam mantık No more dobbing unless someone's in danger şeklindedir. Unless, kuralı geçersiz kılan koşulu gösterir; because anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenlik kuralını except if anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: Keep the emergency exit closed ____ there is a fire.

Cevabı göster

unless

Unless that.

1:16

O hariç.

You are a family. Deyimler

1:17

Siz bir ailesiniz.

Deyimler

You are a family: yakın bir grubu anlatan family benzetmesi

Burada You are a family, çocukların akraba olduğu anlamına gelmez. Grubu tek bir aileymiş gibi göstererek yakınlığı, ortak sorumluluğu ve birbirini gözetmeyi vurgular. Bu benzetme dikkati çatışmadan birlik duygusuna çevirir: gruptaki kişilere birbirlerini desteklemeleri gerektiği hatırlatılır.

Alıştırma

Bu bağlamda You are a family büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Grup üyeleri birbirini gözetmeli ve desteklemelidir.
  2. Herkes aynı evde yaşamak zorundadır.
  3. Gruptaki herkesin anne ve babası aynıdır.
Cevabı göster

Grup üyeleri birbirini gözetmeli ve desteklemelidir.

You're right Karen.

1:19

Haklısın Karen.

Let's work together brothers and sisters. Ton ve niyet

1:21

Birlikte çalışalım kardeşlerim.

Ton ve niyet

Let's work together: herkesi kapsayan bir iş birliği çağrısı

Let's work together, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte çalışmaya davet eder. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından work fiilinin yalın hâli gelir; together ise eylemin birlikte yapıldığını gösterir. Bir anlaşmazlıktan sonra bu ifade, herkesin dikkatini çatışmadan ortak bir göreve veya hedefe çevirerek ortamı da yumuşatabilir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğrenilen iş birliği davetiyle tamamlayın: ____ to finish the poster before lunch.

Cevabı göster

Let's work together

Yeah.

1:23

Evet.

And doggy paddle. Kelime

1:24

Ve köpeklemeye geçin.

Kelime

doggy paddle: basit bir yüzme biçimi

Doggy paddle, basit bir yüzme biçiminin adıdır. Yüzen kişi bacaklarını çırparken elleri ve kollarıyla vücudunun önünde suyu iter; bu hareket bir köpeğin yüzüşüne benzer. Bu cümlede and, bunu başka bir yüzme alıştırması olarak ekler. Doggy paddle burada tek ve bütün bir addır; köpek için yapılmış bir kürek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yüzme dersinde doggy paddle neyin adıdır?

  1. Bir köpeğin yüzüşüne benzeyen basit bir yüzme biçimi.
  2. Yüzme havuzunun yanında oynanan bir oyun.
  3. Evcil bir köpek için yapılmış bir kürek.
Cevabı göster

Bir köpeğin yüzüşüne benzeyen basit bir yüzme biçimi.

You're doing well brother.

1:26

İyi gidiyorsun kardeşim.

Thanks sister.

1:28

Teşekkürler kardeşim.

How am I doing? Ton ve niyet

1:29

Nasıl gidiyorum?

Ton ve niyet

How am I doing?: mevcut performans hakkında geri bildirim istemek

How am I doing? başka birinden o ana kadarki performansınızı veya ilerlemenizi değerlendirmesini ister. Bu sahnede etkinlik hâlâ sürdüğü için konuşan kişi ne kadar iyi yüzdüğüne ilişkin geri bildirim ister. Burada doing, performans göstermek veya ilerlemek anlamındadır. Konuşan kişinin hangi hareketi yaptığını sormaz. Yapılan etkinlik bağlamdan belliyse aynı soru ders, alıştırma veya iş sırasında geri bildirim istemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Piyano dersinin yarısındasınız ve öğretmeninizin o ana kadarki performansınızı değerlendirmesini istiyorsunuz. Ne sormalısınız?

  1. How am I doing?
  2. How do I do this?
  3. How did I do?
Cevabı göster

How am I doing?

Great, little sis. Kelime

1:30

Harika, küçük kardeşim.

Kelime

little sis: samimi bir aile hitabı

“Sis”, “sister” sözcüğünün samimi ve kısaltılmış biçimidir. “Little sis”, küçük kız kardeşe veya sevgiyle kız kardeş gibi görülen birine hitap etmek için kullanılabilir. Burada “Great” sözünden sonra gelen doğrudan bir hitaptır; yalnızca bir betimleme değildir. “Little” genellikle fiziksel boyutu değil, ailede daha genç olan kız kardeş rolünü belirtir. Yakın kişiler aile sözcüklerini şakacı biçimde de kullanabilir; bu nedenle “little sis” tek başına biyolojik bir bağ olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“Great, little sis,” cümlesinde “little sis” büyük olasılıkla nasıl bir işlev görür?

  1. Bir kadın öğretmeni resmî olarak tanımlar.
  2. Küçük kız kardeşe veya kız kardeş gibi görülen birine samimi biçimde hitap eder.
  3. İki kişinin aynı anne babaya sahip olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Küçük kız kardeşe veya kız kardeş gibi görülen birine samimi biçimde hitap eder.

keep going. Kalıp ifadeler

1:31

devam et.

Kalıp ifadeler

keep going: birini durmadan devam etmeye teşvik etmek

“Keep going”, “yapmakta olduğun şeye devam et; durma” anlamına gelen kalıplaşmış ve günlük bir teşvik ifadesidir. Buradaki “going”, mutlaka bir yere doğru hareket etmeyi değil, sürmekte olan bir eylemi veya çabayı anlatır. “Keep + -ing” yapısı, “keep reading” veya “keep trying” örneklerinde olduğu gibi bir etkinliği sürdürmek anlamına gelir. “Keep going” kullanıldığında hangi etkinliğin sürdürüleceği bağlamdan anlaşılır ve ifade çoğu zaman yönergenin yanında destek de iletir.

Alıştırma

Teşvik cümlesini bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “____—you're almost there!”

Cevabı göster

Keep going

Very good Poppets. Kelime

1:32

Çok iyi tatlım.

Kelime

Poppets: çocuklara yönelik sevecen bir Britanya İngilizcesi hitabı

Poppets, poppet sözcüğünün çoğuludur. Burada doğrudan hitap olarak kullanılır: Yetişkin, çocuklara “canlarım” veya “miniklerim” gibi sıcak bir şekilde seslenir; oyuncak bebeklerden ya da başka nesnelerden söz etmez. Bu sevecen kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde ve çocuklara yönelik şefkatli konuşmalarda tanıdıktır. Övgüye nazik ve cesaretlendirici bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede Poppets ne anlama geliyor?

  1. Yüzme öğretmenleri için resmî bir unvan.
  2. Tasvir edilen bir oyuncak bebek grubu.
  3. Bir yetişkinin çocuklara sevecen biçimde hitap etmesi.
Cevabı göster

Bir yetişkinin çocuklara sevecen biçimde hitap etmesi.

Oh, you make Karen so proud. Dilbilgisi

1:34

Oh, Karen'ı çok gururlandırıyorsunuz.

Dilbilgisi

make Karen so proud: make + nesne + sıfat

make Karen so proud ifadesindeki make, “üretmek” değil, “birinin belirli bir duyguyu veya durumu yaşamasına neden olmak” demektir. Kalıp make + nesne + sıfat biçimindedir: Karen etkilenen kişidir ve proud ortaya çıkan duyguyu anlatır. So, proud sözcüğünün derecesini güçlendirir. Karen konuşan kişidir; yani kendisinden adıyla söz eder. Yetişkinler küçük çocuklarla konuşurken bazen bunu yapar. Sıradan konuşmada kullanılabilecek biçim genellikle You make me so proud. olur.

Alıştırma

Konuşanın gurur duyduğunu anlatmak için aşağıdaki geniş zaman cümlesini make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Your progress ____ me ____.

Cevabı göster

makes · proud

Excellent monkeying.

1:36

Harika maymun taklidi.

Oh, you'll be big fish in no time. Deyimler

1:38

Oh, kısa sürede büyük balıklar olacaksınız.

Deyimler

in no time: “çok yakında” anlamı

In no time, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen bir deyimdir. Bir olayın ya da sonucun hızla gerçekleşeceğini anlatır; kullanılabilir hiç zaman olmadığı anlamına gelmez. Bu cümlede tahmine cesaretlendirici bir hava katar: “big fish” olma değişiminin hızlı gerçekleşmesi beklenir. Bu ifade burada olduğu gibi çoğu zaman cümlenin sonuna yakın gelir.

Alıştırma

Cümleyi “çok yakında” anlamındaki üç kelimelik deyimle tamamlayın: The repair is simple, so your bike will be ready ____.

Cevabı göster

in no time

This is your final lesson.

1:41

Bu son dersiniz.

Ninja kicks.

1:43

Ninja tekmeleri.

Hiya.

1:44

Hiya.

Oh wow.

1:46

Oh vay canına.

Tada.

1:49

Tada.

Off you go. Ton ve niyet

1:51

Hadi bakalım.

Ton ve niyet

Off you go: başlamak veya ayrılmak için samimi bir işaret

Off you go, birine hareket etmesini veya bir etkinliğe başlamasını söyleyen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Kişinin ne yapmaya hazır olduğuna bağlı olarak “haydi”, “artık gidebilirsin” ya da “başla” anlamına gelebilir. Bu cümlede öğretmen, alıştırmaya başlama zamanının geldiğini belirtiyor. Burada off, “kapatmak” anlamına gelmez; bütün ifade tek bir samimi yönerge olarak kullanılır.

Alıştırma

Öğretmenin samimi başlama işaretini burada öğrenilen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Everyone is ready. ____—start with question one.

Cevabı göster

Off you go

Hiya.

1:52

Hiya.

Yah!

1:53

Yah!

Hiya.

1:54

Hiya.

Well done Poppets. Kalıp ifadeler

1:56

Aferin canlarım.

Kalıp ifadeler

Well done: başarıdan sonra kullanılan övgü

Well done, bir kişinin bir şeyi başarıyla tamamladığını veya iyi yaptığını belirten kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Tek başına kullanılabilir ya da Well done, Poppets. örneğinde olduğu gibi hitap edilen kişiyle devam edebilir. Burada done, bir işin başarıyla tamamlanmasını anlatır. Yemeğin ne kadar piştiğini belirtmez.

Alıştırma

Bir çocuk zor bir yapbozu az önce doğru şekilde tamamladı. Hangi yanıt doğal bir övgüdür?

  1. Well done! That was a difficult puzzle.
  2. Not yet! That was a difficult puzzle.
  3. Be careful! That was a difficult puzzle.
Cevabı göster

Well done! That was a difficult puzzle.

You all get to move up to Big Fish. Notlar

1:58

Büyük balıklara geçmeye hak kazandınız.

Dilbilgisi

get to + fiilin yalın hâli: zorunluluk değil, fırsat

get to + fiilin yalın hâli, bir kişinin bir şeyi yapma fırsatı veya izni olduğunu belirtir. Bu yapı genellikle eylemi iyi bir haber gibi sunar. Örnekteki get to move up, grubun bir sonraki seviyeye geçme fırsatını kazandığını gösterir. Bu yapı, get fiilinin varmak anlamına geldiği get to + yer yapısından farklıdır. Burada to’dan sonra yalın hâldeki move fiili gelir ve yapmalarına izin verilen eylemi belirtir.

Alıştırma

Okul, sınıfı bir geziyle ödüllendirdi. Hangi cümle geziyi heyecan verici bir fırsat olarak sunar?

  1. We get to the science museum at nine tomorrow.
  2. We have to visit the science museum tomorrow.
  3. We get to visit the science museum tomorrow.
Cevabı göster

We get to visit the science museum tomorrow.

Öbek fiiller

move up to Big Fish: daha yüksek bir seviyeye ilerlemek

move up to + bir seviye, sınıf, derece veya görev, daha alt bir aşamadan adı belirtilen daha üst bir aşamaya ilerlemek anlamına gelir. Burada Big Fish, bir sonraki yüzme dersi seviyesinin adıdır. Bu nedenle move up to Big Fish, bedeni yukarı hareket ettirmek değil, bu üst sınıfa geçmek demektir. Hedef seviye to sözcüğünden sonra gelir. Bir kursun, işin, yarışmanın veya kuruluşun belirgin bir seviye sırası olduğunda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “daha üst bir seviyeye ilerlemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After passing Level 2, Maya can ____ Level 3.

Cevabı göster

move up to