Yanlışlıkla parmağınızı keserseniz ne yapmalısınız? - Jason Hoellwarth: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
697 kelime 130 kel/dk

Video özeti: Video, bir doktorun parmağını kopardığı ideal fakat nadir bir vakadan hareketle doku hasarı, kan dolaşımının kesilmesi, dar ameliyat süresi ve sinir onarımındaki güçlüklerin yeniden birleştirmeyi neden çoğu zaman engellediğini açıklar; ardından bazı kişilerin uyarlayıcı ekipmanları veya kalan uzuvlarını kullanmayı seçebileceğini de kabul ederek miyoelektrik ve kemiğe sabitlenen protezleri inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. and not just because — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifadenin tek ve aşırı basit bir nedeni reddederek bilimsel açıklamanın elverişli bir vakadan daha temel birkaç komplikasyona geçeceğini nasıl haber verdiğini öğrenin. 2. blood circulation is cut off, — Öbek fiiller: cut off ifadesinin bir kaynak akışının veya bağlantının kesilmesini anlattığını kavrayın; bunu kan akışının yanı sıra elektrik, ulaşım, finansman ya da iletişim için de doğal biçimde kullanın. 3. not everyone wants to replace or reattach a lost limb. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: not everyone ifadesinin bir genellemeyi nasıl sınırladığını, tıbbi teknolojiyi varsayılan tercih gibi sunmaktan kaçındığını ve farklı deneyimlerle kararlara saygılı biçimde yer açtığını fark edin.

Bu derste

After a long day helping patients in the emergency room, Kültür

0:07

Acil serviste hastalara yardım ettiği uzun bir günün ardından,

Kültür

the emergency room: hastanenin acil servis bölümü

The emergency room, ani bir hastalık veya ciddi bir yaralanma nedeniyle acil bakıma ihtiyaç duyan kişilerin tedavi edildiği hastane bölümüdür. Bu cümlede, gün boyunca hastalarla ilgilenilen tıbbi bölümü belirtir. Amerikan İngilizcesinde emergency room sık sık ER şeklinde kısaltılır. İfadede room sözcüğü bulunsa da genellikle bir hastanın kaldığı sıradan bir odayı değil, acil servis bölümünün tamamını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin hastanede hemen acil bakım sağlayan bölümde çalıştığını belirtir?

  1. She is recovering in a hospital room.
  2. She works in the emergency room.
  3. She works at an urgent care clinic.
Cevabı göster

She works in the emergency room.

Priya is prepping dinner

0:11

Priya akşam yemeği hazırlıyor

when her knife slips Dilbilgisi

0:12

bıçağı kaydığında

and neatly severs her finger. Kelime

0:14

ve parmağını düzgün bir şekilde kestiğinde.

Dilbilgisi

when her knife slips: devam eden bir eylem sırasında yaşanan ani olay

Bu anlatı yapısında is prepping, zaten devam etmekte olan arka plan eylemini verirken when her knife slips bu sırada gerçekleşen kısa olayı anlatır. Buradaki when, tam o anda anlamını taşır ve hikâyeyi arka plan eyleminden ani olaya geçirir. Hikâyelerde daha canlı bir anlatım için aynı yapı şimdiki zamanda kullanılabilir: Bir kişi bir şey yaparken başka bir olay gerçekleşir. Geçmiş zamanla anlatımda yaygın biçim was/were doing ... when ... happened yapısıdır.

Alıştırma

Hedef anlatı yapısını tek bir sözcükle tamamlayın: I was unlocking my bike ____ the alarm went off.

Cevabı göster

when

Kelime

neatly severs her finger: tamamen kesip ayırma

Bu cümlede severs her finger, parmağın baştan sona kesilerek tamamen ayrılması anlamına gelir. Sever, genel cut fiilinden daha güçlü ve daha belirgindir; tıbbi açıklamalarda, kaza haberlerinde veya teknik metinlerde sık görülür. Neatly, kesimin nasıl olduğunu anlatır: kesik pürüzlü değil, temiz ve düzgündür. Yaralanmayı övmez veya bunun iyi bir şey olduğunu ima etmez.

Alıştırma

Bir raporda "The machine severed the cable" ne anlatır?

  1. Kablonun yüzeyinde küçük bir kesik oluştu.
  2. Kablo tamamen kesildi ve iki parçaya ayrıldı.
  3. Kablo büküldü ancak kopmadı.
Cevabı göster

Kablo tamamen kesildi ve iki parçaya ayrıldı.

Fortunately,

0:17

Neyse ki,

being an ER doctor, Dilbilgisi

0:18

bir acil servis doktoru olduğu için,

she knows exactly what to do.

0:19

tam olarak ne yapması gerektiğini biliyor.

Dilbilgisi

being an ER doctor: kimliği neden olarak kullanma

Being an ER doctor, ana ifadenin nedenini veren, being ile kurulmuş bir participle öbeğidir: Acil servis doktoru olduğu için ne yapacağını bilir. Burada being, “bir rol veya durumda olmak” anlamına gelir; “olmaya başlamak” anlamına gelmez. Being yapısının örtük öznesi, ana cümlenin öznesi she ile aynıdır. Being + kimlik veya durum yapısı, o kişinin bir şeyi neden yaptığını ya da bildiğini kısaca açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi Being + parantezdeki kimlik (the club president) ile tamamlayın: ____, Elena introduced the guest speaker.

Cevabı göster

Being the club president

First,

0:22

İlk olarak,

she cleans the wound with a wet paper towel

0:23

yarayı ıslak bir kağıt havluyla temizler

and bandages her finger,

0:25

ve parmağını bandajlar,

careful not to wrap the wound too tightly. Dilbilgisi

0:27

yarayı çok sıkı sarmamaya dikkat ederek.

Dilbilgisi

careful not to wrap: riskli bir eylemden kaçınmak

Careful not to wrap the wound too tightly, ana eyleme bir önlem ekler: parmağını bandajlarken sargıyı çok sıkı yapmaktan kaçınır. not to wrap ifadesinde not, wrap eylemini olumsuz yapar; careful sözcüğünü olumsuz yapmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp be careful not to + fiilin yalın hâlidir. “Bunu yapmaktan kaçınmaya dikkat etmek” anlamına gelir. Ana cümleden sonra kullanılan kısa careful not to... biçimi, aynı kişinin eylemi nasıl dikkatli yaptığını anlatabilir.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını not to ve touch fiiliyle tamamlayın: Be careful ____ the hot pan.

Cevabı göster

not to touch

To manage the pain, Kalıp ifadeler

0:30

Ağrıyı yönetmek için,

she knows not to take ibuprofen, Dilbilgisi

0:32

ibuprofen almaması gerektiğini bilir,

Kalıp ifadeler

To manage the pain: amaç ve belirti kontrolü

To manage the pain, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin başında, daha sonraki seçim veya planın neden yapıldığını gösterir: amaç ağrıyı kontrol etmektir. Tıbbi bağlamlarda manage pain, uygun yöntemlerle ağrıyı azaltmak, kontrol etmek veya katlanılabilir bir düzeyde tutmak anlamına gelir. Ağrıyı düzenlemek anlamına gelmez ve ağrının tamamen yok olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Burada To manage the pain ne anlama geliyor?

  1. Ağrı hakkındaki bilgileri düzenlemek amacıyla
  2. Ağrıyı tamamen yok ettikten sonra
  3. Ağrıyı azaltmak ve kontrol etmek amacıyla
Cevabı göster

Ağrıyı azaltmak ve kontrol etmek amacıyla

Dilbilgisi

not to take ibuprofen: eylemden kaçınmak gerektiğini bilmek

knows not to take ibuprofen ifadesinde not, olumsuz mastar yapısı not to take’in parçasıdır. Kişi, ibuprofen almanın kaçınması gereken bir eylem olduğunu öğrenmiştir. Olumsuzluk knows sözcüğüne uygulanmaz. Eğer know olumsuz olsaydı, cümle bir bilgi eksikliğini anlatırdı. not sözcüğünün konumu cümlenin anlamını belirler.

Alıştırma

Hangi cümle, ibuprofen almaktan kaçınması gerektiğini bildiği anlamına gelir?

  1. She does not know whether to take ibuprofen.
  2. She does not know to take ibuprofen.
  3. She knows not to take ibuprofen.
Cevabı göster

She knows not to take ibuprofen.

which would prevent the wound from clotting, Kalıp ifadeler

0:34

çünkü bu yaranın pıhtılaşmasını önler,

Kalıp ifadeler

prevent the wound from clotting: prevent + nesne + from + -ing

prevent + object + from + verb-ing yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını veya yaşamasını engellemek anlamına gelir. Burada nesne the wound, eylem ise clotting olduğundan ilaç yaranın pıhtılaşma yeteneğini engellerdi. from sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: prevent the wound from clotting doğrudur; prevent the wound from clot denmez.

Alıştırma

Cümleyi prevent + object + from + -ing yapısını ve enter fiilini kullanarak tamamlayın: This sealed lid prevents rainwater ____ the storage box.

Cevabı göster

from entering

and instead opts for acetaminophen. Kalıp ifadeler

0:36

ve bunun yerine parasetamol tercih eder.

Kalıp ifadeler

opts for acetaminophen: bir seçeneği tercih etmek

Opt for + isim öbeği, mevcut seçenekler arasından belirli bir kişiyi, şeyi veya yolu seçmek anlamına gelir. Burada opts for acetaminophen, asetaminofenin tercih edilen seçenek olarak belirlendiğini anlatır; for bu yapının bir parçasıdır ve amaç bildirmez. Instead, başka bir seçenekten buna geçildiğini gösterir. Opt for, choose fiiline göre biraz daha bilinçli ve resmî duyulur; bu nedenle tedaviler, ürünler, hizmetler veya planlar karşılaştırılırken sık kullanılır. Acetaminophen, paracetamol olarak da bilinen ilacın Amerikan İngilizcesindeki yaygın adıdır.

Alıştırma

Cümleyi opt for ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the two plans, we ____ the cheaper one.

Cevabı göster

opted for

Then,

0:39

Ardından,

she rinses off the severed finger, Öbek fiiller

0:40

kopan parmağı durular,

Öbek fiiller

rinses off: dış yüzeyi suyla temizlemek

Rinse off, dış yüzeyi suyla hızlıca temizlemek veya yüzeydeki bir şeyi suyla gidermek anlamına gelir. Rinses off the severed finger ifadesinde temizlenen nesne kopmuş parmaktır; off, parmağın kendisinin ayrılmasını veya bir yeri değil, yüzeyden bir şeyin giderilmesini anlatır. Temizlenen nesne, rinse off the vegetables örneğinde olduğu gibi ifadenin ardından gelebilir. Rinse the soap off your hands örneğinde olduğu gibi giderilen madde de belirtilebilir. Temizlenen nesne için zamir kullanıldığında rinse it off denir.

Alıştırma

Hangi cümle dış yüzeydeki kiri suyla temizlemek anlamını doğal biçimde verir?

  1. Rinse off the muddy boots before coming inside.
  2. Wipe off the table with a dry cloth.
  3. Rinse out the bottle before recycling it.
Cevabı göster

Rinse off the muddy boots before coming inside.

wraps it in a clean, moist towel, Kalıp ifadeler

0:42

temiz, nemli bir havluya sarar

Kalıp ifadeler

wraps it in a clean, moist towel: wrap A in B kalıbı

wrap A in B kalıbı, “B kullanarak A’nın üzerini kapatmak veya A’yı sarmak” anlamına gelir. Burada it, kopmuş parmağı belirtir ve sarılan şeydir; a clean, moist towel ise sarma malzemesidir. Moist, bir miktar nem içeren, yani biraz ıslak olan fakat sırılsıklam veya su damlatan durumda olmayan anlamına gelir. Bu talimatta havlunun durumunu açıklar; ana kalıp ise neyin hangi malzemeyle sarıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi wrap A in B kalıbındaki edatla tamamlayın: Wrap the glass ____ a soft cloth before putting it in the box.

Cevabı göster

in

and puts it in a cooler

0:45

ve bir soğutucuya koyar

while avoiding direct contact with ice. Kalıp ifadeler

0:47

buzla doğrudan temastan kaçınarak.

Kalıp ifadeler

avoiding direct contact with ice: avoid direct contact with ifadesi

avoid direct contact with X ifadesi, “ilgili kişi veya nesnenin arada bir engel olmadan X’e değmemesini sağlamak” demektir. Avoid fiilinden sonra direct contact ad öbeği gelir; with ise doğrudan temas edilmemesi gereken şeyi belirtir. Burada buz kullanımı tamamen yasaklanmıyor. Talimat, kopmuş parmağın buza doğrudan değmemesini ve sarma malzemesinin ikisinin arasında kalmasını söylüyor.

Alıştırma

Güvenlik talimatını dersteki ifadeyle tamamlayın: Wear gloves to avoid ____ the cleaning solution.

Cevabı göster

direct contact with

Finally,

0:51

Sonunda,

she rushes to the hospital,

0:52

hastaneye koşar,

where luckily

0:53

burada şans eseri

a skilled hand surgeon is on staff. Kelime

0:54

yetenekli bir el cerrahı görevdedir.

Kelime

skilled hand surgeon: alanında yetkin bir el cerrahı

Hand surgeon, el yaralanmalarını ve hastalıklarını tedavi etme konusunda uzmanlaşmış bir cerrahtır. Bu birleşik meslek adında hand, uzmanlık alanı olan vücut bölümünü belirtir; cerrahın ellerinin becerikli olduğu anlamına gelmez. Skilled, hand surgeon meslek adının tamamını niteler. Bu nedenle a skilled hand surgeon, cerrahi becerisi övülen bir el cerrahı demektir. Vücut bölümü + surgeon kalıbı brain surgeon ve heart surgeon gibi adlarda da görülür; ancak gerçek uzmanlık adları yerleşik terimler olarak öğrenilmelidir.

Alıştırma

El konusunda uzmanlaşmış bir cerrahın meslek adıyla cümleyi tamamlayın: After the tendon injury, Leo was referred to a ____.

Cevabı göster

hand surgeon

Kelime

is on staff: bir kurumun personelinde yer almak

Is on staff, bir kişinin bir kuruluş tarafından istihdam edildiğini veya kuruluşun personelinin bir üyesi olduğunu belirtir. Bu cümlede kurumun personeli arasında yetkin bir el cerrahı bulunduğu ve kurumun bu uzmanın hizmetlerinden yararlanabildiği anlatılır. Bu ifade, uzmanı yalnızca tek bir vaka için çağrılan dışarıdan bir profesyonel olarak değil, kurum personelinin bir parçası olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, doktorun şu anda çalıştığını söylemeden bir kliniğin personeli arasında dermatolog bulunduğu anlamına gelir?

  1. The dermatologist is on duty tonight.
  2. The dermatologist is at work right now.
  3. The clinic has a dermatologist on staff.
Cevabı göster

The clinic has a dermatologist on staff.

Thanks to the clean cut and Priya's rapid response, Dilbilgisi

0:58

Temiz kesi ve Priya'nın hızlı tepkisi sayesinde,

the surgeon can get to work. Kalıp ifadeler

1:01

cerrah hemen işe koyulabilir.

Dilbilgisi

Thanks to: olumlu bir nedeni belirtmek

Thanks to + isim öbeği bir sonucun nedenini belirtir ve genellikle bu nedeni yararlı ya da olumlu olarak sunar. Burada temiz kesi ve Priya'nın hızlı müdahalesi, cerrahın başlayabilmesi için gerekli koşulları oluşturur. Bu yapıda Thanks, doğrudan teşekkür etme anlamına gelmez. İfadenin tamamını because of benzeri bir neden belirteci olarak düşünün; ancak Thanks to aynı zamanda olumlu bir değerlendirme taşır.

Alıştırma

Hangi cümle yararlı bir nedeni belirtmek için Thanks to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Thanks to the backup system prevented any data loss.
  2. The data was lost thanks the backup system.
  3. Thanks to the backup system, no data was lost.
Cevabı göster

Thanks to the backup system, no data was lost.

Kalıp ifadeler

can get to work: bir göreve başlamaya hazır olmak

Can get to work, bir görev üzerinde çalışmaya başlanabileceği anlamına gelir. Burada can, gerekli koşulların artık hazır olduğunu gösterir; get to work ise hazırlıktan eyleme geçişi belirtir. Bu ifade, özellikle hazırlıklar tamamlandıktan sonra veya Let's get to work içinde, doğrudan göreve geçme gibi pratik bir anlam taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede get to work bir göreve başlamak anlamındadır?

  1. The train gets me to work before nine.
  2. I get to work at eight every morning.
  3. Let's get to work on the report.
Cevabı göster

Let's get to work on the report.

They set the bones and fix them in place Notlar

1:03

Kemikleri yerleştirir ve sabitlerler

with wires

1:06

tellerle

Kelime

set the bones: kemikleri doğru konumuna getirmek

Tıp İngilizcesinde set the bones, kırılmış veya yerinden çıkmış kemikleri düzgün iyileşebilmeleri için doğru konumlarına geri getirmek demektir. Buradaki set, günlük dildeki “bir şeyi bir yere koymak” anlamında değil, uzmanlık alanına özgü “doğru hizaya getirmek” anlamındadır. Aynı anlam set a broken bone ve have a bone set ifadelerinde de görülür. Bu ifade yeniden konumlandırma aşamasını adlandırır; sonraki sözler ise kemiklerin tellerle sabit tutulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu tıbbi cümlede set the bones ne anlama gelir?

  1. Kırılmış veya yerinden çıkmış kemikleri doğru konumlarına geri getirmek.
  2. Kemiklere etiket takmak.
  3. Kemik modellerini bir vitrine koymak.
Cevabı göster

Kırılmış veya yerinden çıkmış kemikleri doğru konumlarına geri getirmek.

Kalıp ifadeler

fix them in place: hareket etmeyecek şekilde sabitlemek

Fix them in place, onları hareket edemeyecekleri şekilde amaçlanan konumda sabitlemek demektir. Them daha önce geçen kemikleri gösterir; with wires ise onları sabitlemek için ne kullanıldığını belirtir. fix A in place kalıbında fix, “onarmak” değil, “tutturmak veya sabitlemek” anlamındadır. Aynı kalıp, hareketsiz kalması gereken parçalar, kablolar, paneller ve başka nesneler için de kullanılır.

Alıştırma

Talimatı fix A in place ile tamamlayın: Use these clips to ____ so it cannot move.

Cevabı göster

fix the cable in place

before repairing the tendons, nerves, blood vessels, and finally the skin. Dilbilgisi

1:07

tendonları, sinirleri, kan damarlarını ve son olarak deriyi onarmadan önce.

Dilbilgisi

before repairing: sıralama için before + V-ing

before repairing ifadesi repairing eylemini daha sonra gerçekleşen eylem olarak gösterir: bu ifadenin bağlandığı ana eylem önce gerçekleşir. Burada repairing, before sonrasında kullanılan repair fiilinin -ing biçimidir. Bu kısaltılmış yapıda özne kullanılmaz çünkü onarımı kimin yaptığı çevredeki işlem sırasından anlaşılır. Eylemi yapan kişi zaten belliyse adımları kısa ve net biçimde sunmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İşlem sırasını tamamlamak için repair fiilinin doğru biçimini kullanın: The technician turned off the power before ____ the machine.

Cevabı göster

repairing

The entire incident is finished in about 8 hours,

1:13

Tüm olay yaklaşık 8 saatte tamamlanır,

and after a few months of occupational therapy, Kelime

1:17

ve birkaç aylık ergoterapi sonrasında,

Priya's hand is back in action. Deyimler

1:20

Priya'nın eli tekrar işlevsel hale gelir.

Kelime

occupational therapy: günlük etkinlikler için rehabilitasyon

Genellikle OT olarak kısaltılan occupational therapy, yani ergoterapi; giyinme, yemek yapma, yazı yazma, öğrenim görme veya çalışma gibi anlamlı günlük etkinlikler için gereken becerileri geri kazanmaya, geliştirmeye ya da uyarlamaya yardımcı olur. Bu el rehabilitasyonu bağlamında Priya'nın elini günlük yaşamda yeniden etkili biçimde kullanmasını sağlar. Bu terimde occupation yalnızca ücretli işi değil, kişinin günlük yaşamını dolduran etkinlikleri ifade eder. Occupational therapy bir rehabilitasyon türüdür; meslek eğitimi veya kariyer danışmanlığı değildir.

Alıştırma

Occupational therapy ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Yalnızca iş yerinde oluşan yaralanmalarla ilgilenen tedavi
  2. İnsanların meslek seçmesine ve iş başvurusu yapmasına yardımcı olan eğitim
  3. İnsanların günlük etkinlik becerilerini geri kazanmasına veya uyarlamasına yardımcı olan terapi
Cevabı göster

İnsanların günlük etkinlik becerilerini geri kazanmasına veya uyarlamasına yardımcı olan terapi

Deyimler

is back in action: yeniden etkin veya çalışır durumda

Burada is back in action, Priya'nın elinin bir süre kullanılamadıktan sonra yeniden kullanılabildiğini anlatır. Bir aksiyon sahnesini ya da action adlı bir yere doğru hareketi anlatmaz. be back in action kalıbı, bir kişinin, vücut bölümünün, makinenin, takımın veya hizmetin normal etkinliğine ya da işlevine dönmesini ifade eder.

Alıştırma

Onarımdan sonra yeniden çalışır durumda olmayı anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: After two days of repairs, the elevator is ____.

Cevabı göster

back in action

This is the ideal outcome Kalıp ifadeler

1:23

Bu ideal bir sonuçtur

for reattaching a body part. Kelime

1:25

bir vücut parçasını yeniden dikmek için.

Kalıp ifadeler

ideal outcome: mümkün olan en iyi nihai sonuç

ideal outcome ifadesinde ideal, sonucu umulan en iyi sonuç olarak değerlendirirken outcome bir süreç, tedavi veya olayın sonunda oluşan durumu belirtir. Burada ifade, bir vücut parçasının yeniden bağlanmasının en iyi sonucunu belirtir. Sonuca ideal denmesi, en iyi olasılık için bir ölçüt koyar; bu sonucun her zaman gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sürecin mümkün olan en iyi nihai sonucunu anlatmak için ideal outcome ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The generator's ideal output is 500 watts.
  2. The team followed an ideal outcome during treatment.
  3. The ideal outcome is a full recovery after treatment.
Cevabı göster

The ideal outcome is a full recovery after treatment.

Kelime

reattaching a body part: bir vücut parçasını yeniden bağlamak

Reattaching a body part, ayrılmış bir vücut parçasını yeniden vücuda bağlamak demektir. Reattach, ‘yeniden/geri’ anlamındaki re- ile ‘bağlamak/tutturmak’ anlamındaki attach sözcüklerini birleştirir; bu yüzden ayrılmadan sonra yeniden fiziksel bağlantı kurma eylemini anlatır. Burada reattaching, for edatından sonra kullanılan -ing biçimidir ve tüm ifade, bu sonucun ideal sayılacağı tıbbi işlemi adlandırır. Reattach yalnızca ‘iyileşmek’ veya ‘normale dönmek’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede reattach, ayrılan bir şeyi yeniden bağlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The technician restored the deleted file.
  2. The technician restarted the monitor after an update.
  3. The technician reattached the disconnected cable to the monitor.
Cevabı göster

The technician reattached the disconnected cable to the monitor.

Unfortunately,

1:27

Ne yazık ki,

it's also incredibly unlikely,

1:28

bu aynı zamanda inanılmaz derecede olası değildir,

and not just because Anlatım akışı

1:31

ve sadece bu yüzden değil

most people aren't as prepared as Priya. Dilbilgisi

1:32

çoğu insan Priya kadar hazırlıklı olmadığı için.

Anlatım akışı

and not just because: başka nedenler de olduğunu belirtmek

and not just because X kalıbında X gerçek bir neden olarak kabul edilir, ancak tek neden değildir. Burada çoğu insanın daha az hazırlıklı olması, sonucun olası olmamasının nedenlerinden biridir; ifade, başka nedenlerin de geleceğini belirtir. Baştaki and, bu düzeltmeyi önceki yargıya bağlar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyicinin tek ve kolay bir açıklamayla yetinmesini engeller ve onu daha kapsamlı bir açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

The job is difficult, and not just because the hours are long. cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Uzun çalışma saatleri hiçbir şekilde bir neden değildir.
  2. Uzun çalışma saatleri tek nedendir.
  3. Uzun çalışma saatleri nedenlerden biridir ve başka nedenler de vardır.
Cevabı göster

Uzun çalışma saatleri nedenlerden biridir ve başka nedenler de vardır.

Dilbilgisi

aren't as prepared as Priya: olumsuz as ... as karşılaştırması

as prepared as Priya ifadesi, hazırlık derecelerini karşılaştırmak için as + sıfat + as + karşılaştırılan kişi yapısını kullanır. Tek başına, birinin Priya ile aynı derecede hazırlıklı olduğunu belirtir. Tam cümlede aren't bu eşitliği olumsuz yapar. Çoğu insanın hazırlık düzeyi Priya'nınkinden düşüktür; yani onun kadar hazırlıklı değildir. Prepared burada be fiilinden sonra durumu betimleyen bir sıfattır, geçmiş zamandaki ana fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak as + prepared + as yapısıyla tamamlayın: Kai studied for one day, but Maya studied for a week. Kai wasn't ____ Maya for the exam.

Cevabı göster

as prepared as

In reality, Anlatım akışı

1:35

Gerçekte,

there are countless complications

1:36

sayısız komplikasyon vardır

that come up with most accidental amputations. Öbek fiiller

1:38

çoğu kazara amputasyonla ortaya çıkan.

Anlatım akışı

In reality: önceki bir izlenimi düzeltmek

In reality, cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Burada konuşmacının basitleştirilmiş ya da idealize edilmiş bir görünümü bırakıp daha karmaşık gerçekleri sunmaya başladığını belirtir. Bir zaman ya da yer bildirmez. Ardından gelen bilginin daha önce oluşan izlenimi düzelttiğini veya sınırlandırdığını haber vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

İlk izlenimi düzeltecek şekilde ikinci cümleyi başlatmak için en uygun bağlayıcı hangisidir? The trail looks short on the map. ___, it takes six hours to hike.

  1. For example
  2. As a result
  3. In reality
Cevabı göster

In reality

Öbek fiiller

come up: komplikasyonlar ortaya çıkar veya baş gösterir

Bu cümlede come up, “ortaya çıkmak” veya “baş göstermek” anlamındadır. Özne countless complications olduğundan, bu durumlarda ortaya çıkan şey komplikasyonlardır. Ardından gelen with most accidental amputations, bu komplikasyonların hangi durumlara eşlik ederek ortaya çıktığını belirtir. Burada come up with bütünü “bir şey düşünmek” anlamına gelmez; özne ve dil bilgisi, temel fiil öbeğinin come up olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “ortaya çıktı veya baş gösterdi” anlamındaki come up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A serious problem ____ during the software update.

Cevabı göster

came up

First,

1:42

İlk olarak,

there's the accident.

1:43

kaza var.

Unlike Priya's clean cut, Dilbilgisi

1:44

Priya'nın temiz kesiğinin aksine,

Dilbilgisi

Unlike Priya's clean cut: Unlike + isim öbeği

Unlike Priya's clean cut, karşılaştırmayı başlatan bir öbektir. Priya'nın düzgün kesiğini referans noktası olarak belirler; ardından gelen ana cümle başka bir durumun nasıl farklı olduğunu açıklar. Bu altyazı satırı tek başına tam bir cümle değildir. Burada unlike bir edattır ve ardından özne-fiil içeren tam bir cümlecik değil, Priya's clean cut isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Unlike + isim öbeği, + ana cümle biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede unlike sözcüğünden sonra isim öbeği doğru kullanılmış ve açık, paralel bir karşılaştırma yapılmıştır?

  1. Unlike was the old model, this printer runs quietly.
  2. Unlike the old model, this printer runs quietly.
  3. Unlike the old model was noisy, this printer runs quietly.
Cevabı göster

Unlike the old model, this printer runs quietly.

most traumatic amputations Kelime

1:46

çoğu travmatik amputasyon

Kelime

most traumatic amputations: fiziksel travma anlamı

Burada traumatic amputations ifadesi, kaza gibi ani fiziksel travmanın neden olduğu ampütasyonları anlatır. Traumatic, yaralanmanın fiziksel nedenini veya türünü belirtir; yalnızca yaşantının duygusal açıdan sarsıcı olduğu anlamına gelmez. Most, traumatic amputations çoğul ad öbeğinin tamamını niteler ve “bu vakaların çoğu” demektir. Burada “en sarsıcı veya en ağır” anlamındaki most traumatic üstünlük yapısı değildir.

Alıştırma

Bir tıbbi raporda traumatic amputation en doğrudan ne anlama gelir?

  1. yalnızca iyileşme zor olduğu için seçilen ampütasyon
  2. ağır bir fiziksel yaralanmanın neden olduğu ampütasyon
  3. sadece duygusal açıdan sarsıcı gelen ampütasyon
Cevabı göster

ağır bir fiziksel yaralanmanın neden olduğu ampütasyon

occur in car crashes Kelime

1:49

araba kazalarında

or industrial accidents

1:51

veya endüstriyel kazalarda meydana gelir

Kelime

occur in car crashes or industrial accidents: resmî olay bağlamı

Bu cümlede occur in, travmatik ampütasyonların meydana geldiği durum türlerini, yani araba kazalarını veya endüstriyel kazaları belirtir. Occur geçişsizdir; bu yüzden meydana gelen olay özne olur ve fiil, bir kişinin olayı etkin biçimde yaptığını anlatmaz. Occur, happen sözcüğünden daha resmidir ve tıp, haber, araştırma ve açıklayıcı metinlere uygundur. Yeniden kullanılabilen yapı occur in + yer, dönem, aşama, ortam veya olay türüdür.

Alıştırma

Resmî cümleyi occur ve olay ortamını belirten edatla tamamlayın: These injuries often ____ industrial accidents.

Cevabı göster

occur in

that cause extensive Kelime

1:53

bu da yaygın

uneven tissue damage

1:54

düzensiz doku hasarına neden olur

and dirty the wound in a way that prevents reattachment. Dilbilgisi

1:56

ve yarayı yeniden dikmeyi engelleyecek şekilde kirletir.

Kelime

cause extensive uneven tissue damage: geniş çaplı ve düzensiz doku hasarına yol açmak

Burada cause fiilinden sonra extensive uneven tissue damage ad öbeği gelir. Extensive, hasarın geniş bir alanı kapsadığını; uneven ise hasarın fiziksel biçiminin, yüzeyinin veya dağılımının düzensiz olduğunu belirtir. İki sıfat da tissue damage ifadesini niteler. Uneven burada fiziksel şekil ya da dağılımla ilgilidir; “haksız” anlamına gelmez. Niteleyicileri birlikte okuyunca yaralanmanın hem kapsamı hem de düzensiz biçimi anlaşılır.

Alıştırma

Bir patlamanın geniş çaplı ve fiziksel olarak düzensiz doku hasarına yol açtığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The blast caused intensive uneven tissue damage.
  2. The blast caused extensive uneven tissue damage.
  3. The blast caused extensive unfair tissue damage.
Cevabı göster

The blast caused extensive uneven tissue damage.

Dilbilgisi

in a way that prevents reattachment: yeniden birleştirmeyi engelleyecek biçimde

in a way that + yan cümle kalıbı, bir eylemin gerçekleştirilme biçimini anlatır. That ile başlayan yan cümle way sözcüğünü niteler ve bu biçimi, yol açtığı veya mümkün kıldığı sonuç üzerinden tanımlar. Burada that prevents reattachment, nasıl bir kirlenme olduğunu açıklar: yara, yeniden birleştirmeyi imkânsız kılacak biçimde kirlenmiştir. Bu ayrı bir olgu değildir ve yapı, yeniden birleştirmeyi engellemenin amaçlanan bir sonuç olduğunu düşündürmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir yöntemle” anlamındaki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: The folders were named ____ prevents confusion.

Cevabı göster

in a way that

Plus,

2:00

Ayrıca,

more than half of all limb amputations in the United States Dilbilgisi

2:01

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm uzuv amputasyonlarının yarısından fazlası

are due to disease, Kalıp ifadeler

2:05

hastalık kaynaklıdır,

Dilbilgisi

more than half of all ...: tüm grubun yarısından fazlası

more than half of all limb amputations ifadesi, sayılan tüm uzuv amputasyonları kümesinin yüzde 50'sinden fazlası anlamına gelir. More than half oranı belirtir; of all limb amputations ise payda olarak kullanılan tüm grubu gösterir. of'tan sonra gelen amputations çoğul sayılabilen bir isim olduğu için fiil burada çoğul grupla uyum sağlar ve are biçiminde kullanılır. Bu istatistik kalıbı başka konulara da aktarılabilir: more than half of all + çoğul sayılabilen isim.

Alıştırma

Hangi cümle, tüm başvuru sahiplerinin yüzde 50'sinden fazlasının formu gönderdiği anlamına gelir?

  1. All applicants submitted more than half of the form.
  2. Half of all applicants submitted more than one form.
  3. More than half of all applicants submitted the form.
Cevabı göster

More than half of all applicants submitted the form.

Kalıp ifadeler

due to disease: bir nedeni belirtmek

are due to disease ifadesinde be due to + isim öbeği, bir durumun veya sonucun nedenini belirtir. Burada amputasyonların nedeni disease sözcüğüyle ifade edilir; due to, “nedeniyle oluşan” veya “-e atfedilebilen” şeklinde anlaşılabilir. Bu, due to ifadesinin neden bildiren kullanımıdır. The train is due at six. örneğinde olduğu gibi due sözcüğünün “beklenen” veya “planlanan” anlamına geldiği farklı kullanım değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir nedeni belirtmek için due to, bir isim öbeğinden önce doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The equipment was due to arrive after the delay.
  2. The delay was due to equipment failure.
  3. The delay was due to the equipment failed.
Cevabı göster

The delay was due to equipment failure.

and limbs removed for medical reasons, Dilbilgisi

2:07

ve tıbbi nedenlerle alınan uzuvların,

obviously

2:09

açıkçası

aren't safe to reattach.

2:10

yeniden dikilmesi güvenli değildir.

Dilbilgisi

removed for medical reasons: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

removed for medical reasons, limbs sözcüğünden sonra gelir ve hangi uzuvların kastedildiğini belirtir. limbs that were removed for medical reasons yapısına eşdeğer, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. İlişki edilgendir: limbs, remove eylemine maruz kalır. Removed başka bir ana fiil değildir; tam özne limbs removed for medical reasons, ana fiil ise aren't şeklindedir.

Alıştırma

the samples that were collected yesterday yapısını doğru biçimde kısaltan cümle hangisidir?

  1. The samples were collected yesterday are ready for testing.
  2. The samples collected yesterday are ready for testing.
  3. The samples collected yesterday they are ready for testing.
Cevabı göster

The samples collected yesterday are ready for testing.

Then,

2:12

Ardından,

there's preserving the limb. Kelime

2:13

uzvu korumak var.

Kelime

there's preserving the limb: tıbbi bir konuyu daha eklemek

Then, there's preserving the limb, dikkate alınması gereken bir konuyu daha ekler. Preserving the limb, there's ifadesinden sonra isim öbeği gibi kullanılan bir -ing cümleciğidir. Bu tıbbi bağlamda preserve, yeniden dikme olasılığını koruyabilmek için kopmuş uzvun dokusunu uygun durumda tutmak anlamına gelir. Uzvu hatıra olarak toplamak veya sergilemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir tartışmada Then, there's preserving the limb ne anlama gelir?

  1. Dikkate alınması gereken başka bir konu, kopmuş uzvu hatıra olarak sergilemektir.
  2. Hastanın sağlıklı uzvu normal biçimde hareket ediyor.
  3. Dikkate alınması gereken başka bir konu, kopmuş uzvu uygun durumda tutmaktır.
Cevabı göster

Dikkate alınması gereken başka bir konu, kopmuş uzvu uygun durumda tutmaktır.

When a body part is severed, Dilbilgisi

2:15

Bir vücut parçası koptuğunda,

its blood circulation is cut off, Öbek fiiller

2:17

kan dolaşımı kesilir,

Öbek fiiller

blood circulation is cut off: kesintiye uğrayan akış

Burada cut off, “akışın ya da bağlantının kopması nedeniyle durmak” anlamına gelir. Kan artık dolaşamaz; ifade yalnızca bir şeyi bıçakla kesme eylemini anlatmaz. Edilgen is cut off yapısı, kesintiye neyin neden olduğundan çok, bundan etkilenen blood circulation öğesine odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede cut off, bir tedarikin veya bağlantının kesilmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. She cut the paper into four squares.
  2. He cut off a slice of bread.
  3. The storm cut off power to the island.
Cevabı göster

The storm cut off power to the island.

stopping the influx of oxygen and other nutrients. Kelime

2:19

oksijen ve diğer besinlerin akışını durdurur.

Dilbilgisi

When a body part is severed: genel bir kural için when kullanımı

Bu cümlede when, belirtilen sonuca düzenli olarak yol açan bir koşulu tanıtır. Buradaki anlamı yalnızca belirli bir olayın gerçekleştiği an değil, whenever ya da “bu gerçekleştiğinde” anlamıdır. Yan cümlede genel bir bilimsel süreci belirtmek için geniş zaman ve edilgen is severed yapısı kullanılır. When ile başlayan yan cümle, açıklamayı önce koşul, ardından öngörülebilir sonuç gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede when, örnekteki gibi genel bir kuralı tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. When I called Maya yesterday, she was cooking.
  2. When is the next train?
  3. When ice melts, it turns into water.
Cevabı göster

When ice melts, it turns into water.

Kelime

influx of oxygen and other nutrients: içeri doğru akış

influx of oxygen and other nutrients ifadesindeki influx, bir yerin ya da sistemin içine doğru hareketi anlatır. Burada ifade, oksijen ve besin maddelerinin dokuya akışını belirtir; yalnızca miktarlarının arttığını söylemez. an influx of + isim kalıbı, içeri giren şeyi belirtir. Cümlede stopping sözcüğünün nesnesi the influx of oxygen and other nutrients isim grubunun tamamıdır; dolayısıyla durdurulan şey içeri doğru olan bu akıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede influx, insanların bir yere girişini vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. The clinic remained closed all weekend.
  2. The clinic saw an influx of patients after the storm.
  3. The clinic reported an increase in operating costs.
Cevabı göster

The clinic saw an influx of patients after the storm.

Surprisingly,

2:24

Şaşırtıcı bir şekilde,

severed tissues can survive for a few hours without these resources,

2:25

kopan dokular bu kaynaklar olmadan birkaç saat hayatta kalabilir,

and keeping them cool Dilbilgisi

2:30

ve onları soğuk tutmak

further slows the rate of tissue death, Kalıp ifadeler

2:31

doku ölüm oranını daha da yavaşlatır,

Dilbilgisi

keeping them cool: özne olarak kullanılan -ing yan cümlesi

Keeping them cool, slows fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Eylemi cümlenin konusuna dönüştürür: dokuları serin tutma uygulaması doku ölümünü daha da yavaşlatır. Yan cümlenin tamamı tek bir fikir sayıldığı için fiil tekil biçimdedir: slows. Yan cümledeki keep + nesne + sıfat yapısı, nesnenin o durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Them, daha önce bahsedilen kopmuş dokuları ifade eder. Bu bir emir değildir; emir olsaydı Keep them cool ile başlardı.

Alıştırma

keeping + the medicine + cool ifadesini özne olarak kullanın: ____ helps it remain effective.

Cevabı göster

Keeping the medicine cool

Kalıp ifadeler

slows the rate of tissue death: doku ölüm hızını yavaşlatır

slow the rate of + isim kalıbı, bir sürecin daha yavaş gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede soğutma, doku ölümünün daha yavaş ilerlemesini sağlar; sürecin durduğu anlamına gelmez. Buradaki rate, bir şeyin gerçekleşme hızını ifade eder; puan, derece veya değerlendirme anlamında değildir. Bu kalıp bilimsel, tıbbi, ekonomik veya proje süreçlerindeki değişimleri anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle soğukta saklamanın küfün daha yavaş büyümesini sağladığını ifade eder?

  1. Cold storage lowers the rating of mold growth.
  2. Cold storage slows the rate of mold growth.
  3. Cold storage stops all mold growth immediately.
Cevabı göster

Cold storage slows the rate of mold growth.

generally giving surgeons Kalıp ifadeler

2:34

genellikle cerrahlara

a 6 to 12 hour window

2:36

6 ila 12 saatlik bir pencere verir

for reattachment.

2:38

yeniden dikim için.

Kalıp ifadeler

giving surgeons a 6 to 12 hour window: cerrahlara 6 ila 12 saatlik bir süre sağlamak

give + person + a time window yapısı, bir kişiye harekete geçebileceği sınırlı bir süre sağlamak anlamına gelir. Buradaki 6 ila 12 saatlik süre, cerrahların yeniden birleştirmeyi deneyebileceği fırsattır; window fiziksel bir pencere değildir. Süre, window kelimesinden önce gelir ve fırsatın ne kadar devam ettiğini belirtir. Yaygın uzantılar a window to + fiil ve a window for + isim biçimleridir.

Alıştırma

Hangi cümle doğru yazılmıştır ve window kelimesini harekete geçmek için sınırlı bir süre anlamında kullanır?

  1. The medicine gives doctors a two-hours window to begin treatment.
  2. The medicine gives doctors a two-hour window to begin treatment.
  3. The medicine gives doctors a glass window to begin treatment.
Cevabı göster

The medicine gives doctors a two-hour window to begin treatment.

But once the tissues die, Dilbilgisi

2:40

Ancak dokular bir kez öldüğünde,

reconnecting them won't bring them back to life. Deyimler

2:41

onları yeniden bağlamak onları hayata döndürmez.

Dilbilgisi

Once the tissues die: tetikleyici koşul olarak once + yan cümle

But once the tissues die ifadesindeki once, “bu koşul gerçekleştiğinde ve o andan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki sıklık sözcüğü değildir. Dokuların ölmesini tetikleyici eşik olarak gösterir ve sonraki sonucun o noktadan itibaren geçerli olduğunu anlatır. once gelecekteki bir koşulu tanıttığında, yan cümlede normalde geniş zaman kullanılır: Once the tissue dies, ... denir; Once the tissue will die, ... denmez.

Alıştırma

Standart once yan cümlesi kalıbını tamamlayın. Mührün bozulmasını tetikleyici koşul olarak gösteren biçimi kullanın: ____ the seal breaks, the package is no longer sterile.

Cevabı göster

Once

Deyimler

Bring them back to life: yaşamı, etkinliği veya canlılığı geri getirmek

Bring someone or something back to life, birini yeniden hayata döndürmek ya da bir şeyi yeniden etkin, canlı veya işler hâle getirmek demektir. Bu cümlede them ölü dokuları gösterir; dolayısıyla anlam neredeyse gerçektir: dokuları yeniden bağlamak onları tekrar canlı yapamaz. Kalıp bring + nesne + back to life biçimindedir. Ayrıca durmuş bir proje, boşalmış bir mahalle veya yeniden etkin ya da canlı hâle gelen eski bir hikâye için mecazi olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Standart bring something back to life ifadesini tamamlayın: The renovation brought the abandoned theater ____.

Cevabı göster

back to life

This tight timeline is especially challenging for surgeons. Deyimler

2:45

Bu sıkı zaman çizelgesi cerrahlar için özellikle zorludur.

Deyimler

This tight timeline: çok az zaman payı

This tight timeline ifadesinde tight mecazidir: takvimde çok az ek süre vardır ve gecikmeye neredeyse hiç yer yoktur. Timeline, fiziksel bir çizgiyi değil, işin tamamlanması için planlanan süreyi ifade eder. Bu ifade, zaman baskısını temel bir kısıt olarak sunar. a/this tight timeline kalıbı, hızla ilerlemesi gereken bir proje, işlem veya planı anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir projede çok az zaman payı olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. We have a flexible timeline, so the review can wait.
  2. We're working on a tight timeline, so we cannot delay the final review.
  3. We're looking at a timeline of ancient history.
Cevabı göster

We're working on a tight timeline, so we cannot delay the final review.

Due to the issues we've already mentioned, Dilbilgisi

2:49

Daha önce bahsettiğimiz sorunlar nedeniyle,

reattachment operations are fairly uncommon, Kelime

2:52

yeniden dikim operasyonları oldukça nadirdir,

Kelime

fairly uncommon: ölçülü bir derece yargısı

Bu cümlede fairly, uncommon sözcüğünü niteler. 'Fark edilir ama aşırı olmayan bir derecede' anlamına gelir; yani yeniden birleştirme ameliyatları nispeten nadirdir, ancak hiç yapılmadıkları söylenmez. Burada fairly, yargının gücünü ayarlar. İfadeyi very uncommon veya extremely uncommon seçeneklerine göre daha ölçülü yapar; 'adil ya da tarafsız bir biçimde' anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade fairly uncommon sözünün anlamını ve derecesini en iyi karşılar?

  1. Hiçbir koşulda asla gerçekleşmezler.
  2. Nispeten nadirdirler, ancak gerçekleşirler.
  3. Adil ve tarafsız bir biçimde yapılırlar.
Cevabı göster

Nispeten nadirdirler, ancak gerçekleşirler.

so most hospitals don't have the tools and expertise

2:55

bu yüzden çoğu hastanenin araçları ve uzmanlığı yoktur

required to tackle these time-sensitive procedures. Deyimler

3:00

bu zamana duyarlı prosedürlerin üstesinden gelmek için gereken.

Dilbilgisi

Due to the issues we've already mentioned: nedeni isim öbeğiyle belirtmek

Due to the issues we've already mentioned, ardından gelen açıklamanın nedenini belirtir. Aynı zamanda önceki bilgilere gönderme yaptığı için ilgisiz yeni bir konu başlatmak yerine daha resmî bir neden-sonuç geçişi işlevi görür. Dil bilgisi açısından due to ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir. Burada ana sözcük issues, we've already mentioned ise issues sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. due to + isim öbeği kullanın; due to + tam çekimli yan cümle kullanmayın.

Alıştırma

Hangi cümle bir nedeni belirtmek için due to ifadesini doğru kullanır?

  1. Due to a power outage, the lab closed early.
  2. Due to the power went out, the lab closed early.
  3. Due to it lost power, the lab closed early.
Cevabı göster

Due to a power outage, the lab closed early.

Deyimler

tackle these time-sensitive procedures: zor bir görevi üstlenmek

Burada tackle, zor bir işi üstlenip çözmek için çalışmak anlamına gelir. Doğrudan nesne alır: tackle these procedures denir, tackle with these procedures denmez. Bu kullanım, prosedürleri beceri ve eylem gerektiren zorlu görevler olarak sunar. Time-sensitive, zamanlamanın sonucu etkilediği ve bu nedenle prosedürlerin istenildiği gibi ertelenemeyeceği anlamına gelir. İfade bir bütün olarak zor prosedürleri sınırlı bir süre içinde etkin biçimde ele almayı vurgular.

Alıştırma

'Zor bir görevi üstlenip ele almak' anlamındaki ders fiiliyle cümleyi tamamlayın: The response team must ____ this time-sensitive problem before noon.

Cevabı göster

tackle

And even if they do, Dilbilgisi

3:03

Ve yapsalar bile,

Dilbilgisi

And even if they do: even if ile olasılığı kabul etme ve do ile yerine koyma

Even if, bir olasılığı kabul eden karşıtlık yapısı kurar: konuşan kişi koşulun doğru olabileceğini kabul eder, ancak bunun güçlüğü ortadan kaldırmadığını söyler. And, henüz tamamlanmamış bu yan cümleyi önceki cümleye bağlar; sonuç ardından gelir. Burada they, most hospitals ifadesini gösterir; do ise have the tools and expertise ifadesinin yerine geçer. Yardımcı fiilin bu şekilde kullanılması, bütün fiil grubunun tekrarını önler. do yeni bir eylem belirtmez.

Alıştırma

Bağlamı okuyun: We do not know whether the clinics have the right equipment. Hangi cümle bu olasılığı kabul ederken have the right equipment ifadesini tekrarlamaz?

  1. Even though they do, diagnosis can still be difficult.
  2. Even if they do, diagnosis can still be difficult.
  3. Even if they are, diagnosis can still be difficult.
Cevabı göster

Even if they do, diagnosis can still be difficult.

nerve repair is extremely tricky. Kelime

3:05

sinir onarımı son derece zordur.

Kelime

nerve repair: isim + isim yapısında bir tıp terimi

Nerve repair, hasar görmüş bir sinirin veya sinirlerin onarılması anlamına gelen isim + isim bileşiğidir. Ana isim repair sözcüğüdür; nerve ise neyin onarıldığını belirtir. Tıp İngilizcesinde repair yalnızca bir makineyi tamir etmek değil, hasar görmüş vücut dokusunu onarmak anlamına da gelebilir. Bu yapı tendon repair gibi teknik terimlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi hasar görmüş sinirlerin onarılması anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce tıp terimiyle tamamlayın: The surgeon specializes in ____ after hand injuries.

Cevabı göster

nerve repair

With perfectly clean cuts, Dilbilgisi

3:08

Mükemmel temiz kesiklerle,

surgeons can attempt to stitch nerves back together directly. Kalıp ifadeler

3:10

cerrahlar sinirleri doğrudan birbirine dikmeyi deneyebilir.

Dilbilgisi

With perfectly clean cuts: koşul belirten with + isim öbeği

Burada With perfectly clean cuts, cümlenin başında yer alan bir koşul öbeğidir. “Kesiler tamamen düzgünse” veya “bu koşul mevcutsa” anlamına gelir; with burada birliktelik bildirmez. with + isim öbeği yapısı, ana cümlenin geçerli olduğu koşulları belirleyebilir. Ardından gelen ana cümle, bu koşullarda neyin mümkün olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede with + isim öbeği, ana cümlenin tamamı için bir koşul belirtir?

  1. She spoke with her manager after lunch.
  2. He opened the box with a key.
  3. With enough time, we can test the system again.
Cevabı göster

With enough time, we can test the system again.

Kalıp ifadeler

stitch nerves back together: ayrılmış parçaları dikişle yeniden birleştirmek

stitch nerves back together ifadesinde stitch, kesilmiş sinir uçlarını dikişle birleştirmek anlamına gelir. Nerves nesnedir; back together ise sonuç öbeğidir: dikiş işlemi, ayrılmış uçların yeniden bağlanmasını sağlar. Back önceki bir duruma dönmeyi, together ise birleşmiş sonucu belirtir; ifade bir yere geri gitme hareketini anlatmaz. Directly, cerrahın doğrudan bir yeniden bağlantı kurmaya çalıştığını vurgular.

Alıştırma

İki parçanın yeniden birleştiğini belirten sonuç öbeğini tamamlayın: The tailor stitched the two torn pieces of fabric ____.

Cevabı göster

back together

And when a cut is ragged, Kelime

3:14

Ve bir kesik pürüzlü olduğunda,

they may try to create nerve conduits, Kelime

3:16

sinir yolları oluşturmaya çalışabilirler,

Kelime

when a cut is ragged: kesinin düzensiz kenarlı olması

Burada ragged, kesinin düzgün ve eşit bir kenar yerine düzensiz, yırtılmış gibi veya pürüzlü kenarlara sahip olduğunu belirtir. Hasarlı giysileri değil, kesinin durumunu anlatır. a cut is ragged yapısında ragged, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Kenarlarla ilgili bu anlam, yırtılmış kâğıt veya kumaş gibi şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ragged bir kesiyi anlatır?

  1. The wound had closed and healed.
  2. The wound had ragged, uneven edges.
  3. The wound had a clean, even edge.
Cevabı göster

The wound had ragged, uneven edges.

tunnels between nerve ends,

3:19

sinir uçları arasındaki tüneller,

Kelime

nerve conduits, tunnels between nerve ends: virgülden sonra terimi açıklama

Burada nerve conduits ifadesi teknik terimdir. Tunnels between nerve ends bu terimi hemen daha basit sözlerle yeniden açıklar: kanallar, birbirinden ayrılmış sinir uçları arasındaki boşluğu geçen tünel benzeri yapılardır; listede yer alan ikinci bir şey değildir. Bu yapı açıklayıcı eşleme, yani apposition yapısıdır: teknik terim, açıklayıcı isim öbeği. Bilimsel metinler, özel bir terimi açıklamak için çoğu zaman virgülden sonraki isim öbeğini kullanır ve iki öbek de aynı şeyi ifade eder.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The telescope has an aperture, an opening that lets light enter." Virgülden sonraki öbek ne yapıyor?

  1. Teleskobun ilgisiz ikinci bir parçasını tanıtır.
  2. Teleskobun daha sonra hangi eylemi yaptığını söyler.
  3. Teknik terim aperture sözcüğünü daha basit ifadelerle açıklar.
Cevabı göster

Teknik terim aperture sözcüğünü daha basit ifadelerle açıklar.

that can allow the nerves to reconnect

3:21

sinirlerin yeniden bağlanmasını sağlayabilen

over time.

3:23

zamanla.

But neither these nor any other surgical options Dilbilgisi

3:24

Ancak ne bunlar ne de başka cerrahi seçenekler

reliably restore movement and sensation. Kalıp ifadeler

3:28

hareket ve hissi güvenilir bir şekilde geri kazandırmaz.

Dilbilgisi

Neither these nor any other surgical options: iki grubu da olumsuzlama

Neither A nor B, A ile B'yi aynı olumsuzluk kapsamına alır: sonraki ifade ikisi için de geçerli değildir. Burada these daha önce söz edilen cerrahi yöntemlere gönderme yapar; any other surgical options ise kalan bütün cerrahi seçenekleri ikinci gruba katar. Neither ... nor ... yapısı olumsuzluğu zaten taşıdığı için fiile ayrıca not eklenmez. Bu cümlede bağlanan iki öğe de çoğul olduğundan restores değil restore kullanılır.

Alıştırma

Hem ilacın hem de ameliyatın iyileşmeyi garanti edemediğini doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Neither the medicine nor the operation does not guarantee recovery.
  2. Either the medicine or the operation guarantees recovery.
  3. Neither the medicine nor the operation guarantees recovery.
Cevabı göster

Neither the medicine nor the operation guarantees recovery.

Kalıp ifadeler

Reliably restore movement and sensation: tutarlı işlevsel iyileşme

Restore, kaybolmuş veya zarar görmüş bir şeyi geri getirmek anlamına gelir. Bu nedenle restore movement and sensation, hareket etme ve hissetme yetisini geri kazandırmak demektir; movement ve sensation, restore fiilinin iki nesnesidir. Reliably, bu iyileşmenin ne kadar tutarlı veya öngörülebilir gerçekleştiğini anlatır. Tam cümledeki neither ... nor ... olumsuzluğu altında, belirtilen seçeneklerin hiçbirinin bu sonuçları tutarlı biçimde sağlayamadığı söylenir. Her bir vakada iyileşmenin kesinlikle imkânsız olduğu ileri sürülmez.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: The procedure does not reliably restore sensation?

  1. Duyuyu her zaman geri getirir, ancak gecikmeli olarak.
  2. Her vakada duyunun geri gelmesini imkânsız hâle getirir.
  3. Duyuyu tutarlı veya öngörülebilir biçimde geri getirmez.
Cevabı göster

Duyuyu tutarlı veya öngörülebilir biçimde geri getirmez.

All these obstacles make it highly unlikely Dilbilgisi

3:32

Tüm bu engeller, kaybolan bir uzvun yeniden dikilebilmesini

that a lost limb can be reattached.

3:35

büyük ölçüde olanaksız hale getirir.

Dilbilgisi

make it highly unlikely that: biçimsel nesne it yapısı

obstacles make it highly unlikely that... ifadesinde make “bir sonuca yol açmak” anlamındadır; highly unlikely ise that yan cümlesindeki olayın gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğunu belirtir. Highly, unlikely sözcüğünün derecesini güçlendirir: olay çok düşük bir ihtimaldir, ancak kesinlikle imkânsız değildir. Yapı, isim öbeği + make + it + sıfat + that yan cümlesi şeklindedir. Buradaki it biçimsel nesnedir; bir uzva veya başka somut bir şeye gönderme yapmaz. Değerlendirilen asıl içerik that yan cümlesindedir. Bu yapı, uzun bir yan cümleyi sıfattan sonra yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi make it highly unlikely that ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The severe flooding ____ the outdoor concert can go ahead.

Cevabı göster

makes it highly unlikely that

However,

3:38

Ancak,

medical technology has developed another dependable solution

3:39

tıbbi teknoloji, amputasyon için

for amputation,

3:43

başka bir güvenilir çözüm geliştirdi,

prosthetics. Kelime

3:44

protezler.

Kelime

prosthetics: yapay uzuv alanı ve uygulaması

Burada prosthetics, yapay vücut parçalarının, özellikle yapay uzuvların tasarlanması, üretilmesi ve kişiye uygulanması alanını ve uygulamasını ifade eder. Cümle, prosthetics kavramını ampütasyondan sonra bir uzvun yerini almanın veya onu desteklemenin güvenilir bir yolu olarak sunar; ampütasyon işleminin kendisini ifade etmez. Bir alan adı olarak prosthetics, -s ile bitmesine rağmen genellikle tekil sayılamayan isim gibi kullanılır: Prosthetics is advancing rapidly.

Alıştırma

Hangi cümlede prosthetics bir veya daha fazla cihazı değil, alanı adlandırmak için kullanılmıştır?

  1. The clinic ordered three prostheses.
  2. Prosthetics is advancing rapidly.
  3. The technician adjusted a prosthesis.
Cevabı göster

Prosthetics is advancing rapidly.

Today,

3:46

Bugün,

prostheses come in countless forms Kalıp ifadeler

3:46

protezler sayısız biçimde gelir

to replace numerous body parts.

3:49

çok sayıda vücut parçasının yerini almak için.

Kalıp ifadeler

prostheses come in countless forms: come in + biçim, boyut veya renk

come in + biçim, boyut, renk veya tür kalıbı, bir şeyin hangi çeşitlerinin bulunduğunu ya da sunulduğunu belirtir. Burada prostheses come in countless forms, protezlerin çok geniş bir tasarım çeşitliliğine sahip olduğu anlamına gelir; come in, “içeri girmek” demek değildir. Countless kesin bir sayı değil, “çok fazla” anlamını vurgulayan bir sözcüktür. Prostheses, prosthesis sözcüğünün çoğuludur; dolayısıyla cümle birden fazla türü veya örneği anlatır.

Alıştırma

Ürün açıklamasını come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This helmet ____ three sizes.

Cevabı göster

comes in

Prosthetic legs are excellent for walking and running.

3:52

Protez bacaklar yürümek ve koşmak için mükemmeldir.

Prosthetic arms have historically struggled to replicate our hands' fine motor movements. Notlar

3:56

Protez kollar, tarihsel olarak ellerimizin ince motor hareketlerini taklit etmekte zorlanmıştır.

Kalıp ifadeler

have historically struggled to replicate: uzun süreli bir güçlüğü anlatmak

Have historically struggled to + fiil, geçmişte uzun bir dönem boyunca tekrar tekrar ya da genel olarak var olmuş ve çoğunlukla güncel tartışmayla da bağlantılı bir güçlüğü anlatır. Historically tek bir olaydan değil, gelişim sürecinin genelinden söz eder. Struggled to replicate ifadesindeki replicate, aynı yeteneği veya performansı yeniden üretmek anlamına gelir. Struggled ciddi bir güçlüğe işaret eder ancak tek başına her denemenin başarısız olduğunu ya da gelecekte başarının imkânsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, talepleri karşılamayı tam veya kalıcı bir başarısızlık iddiasında bulunmadan uzun süredir devam eden bir güçlük olarak sunuyor?

  1. Battery technology will never be able to meet these demands.
  2. Battery technology has historically struggled to meet these demands.
  3. Battery technology failed to meet these demands in one laboratory test.
Cevabı göster

Battery technology has historically struggled to meet these demands.

Kelime

fine motor movements: küçük ve hassas hareketler

Fine motor movements; sıkıştırma, yazı yazma veya düğme ilikleme gibi çoğunlukla el ve parmaklarla yapılan küçük ve kontrollü hareketlerdir. Buradaki fine, “iyi” veya “kabul edilebilir” değil, “küçük ve hassas” anlamındadır. Bu ifade fiziksel gelişim, rehabilitasyon ve elin ayrıntılı hareketler yapmasına yardımcı olan cihazlar hakkında konuşurken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, ağırlıklı olarak fine motor movements gerektiren bir etkinliği doğru anlatıyor?

  1. Jumping over a high bar mainly relies on fine motor movements.
  2. Running across a field mainly relies on fine motor movements.
  3. Picking up a tiny bead with two fingers mainly relies on fine motor movements.
Cevabı göster

Picking up a tiny bead with two fingers mainly relies on fine motor movements.

However,

4:01

Ancak,

new myoelectric prostheses Kelime

4:02

yeni miyoelektrik protezler

Kelime

new myoelectric prostheses: kas sinyalleriyle kontrol edilen yapay uzuvlar

Myoelectric prostheses, kaslar etkinleştiğinde üretilen elektrik sinyalleriyle kontrol edilen yapay uzuvlardır. myo- ön eki kasla ilgilidir; bu nedenle myoelectric, kontrol sinyalinin kaynağını açıklar. Prostheses, prosthesis sözcüğünün çoğuludur. new myoelectric prostheses ifadesinde new cihazları niteler, myoelectric nasıl kontrol edildiklerini açıklar ve çoğul isim birden fazla cihazı veya bu cihazları bir grup olarak ifade eder.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. myoelectric sözcüğüne ve prosthesis sözcüğünün tekil ya da çoğul biçimine dikkat edin.

  1. The clinic ordered two new myoelectric prostheses.
  2. The clinic ordered one new myoelectric prosthesis.
  3. The clinic ordered two new mechanical prostheses.
Cevabı göster

The clinic ordered two new myoelectric prostheses.

can detect electrical activity in nearby muscles Kelime

4:05

yakındaki kaslardaki elektriksel aktiviteyi algılayabilir

Kelime

detect electrical activity in nearby muscles: yakındaki kasların elektriksel aktivitesini algılamak

Bu cümlede detect electrical activity in nearby muscles, bir cihazın yakındaki kasların ürettiği küçük elektrik sinyallerini algılayabilmesi anlamına gelir. Buradaki activity, bir etkinlik veya uğraş değil, fizyolojik elektriksel aktivitedir. detect + activity/signal kalıbı tıbbi ve teknik açıklamalarda yaygındır. Detect, bir sinyalin varlığının belirlendiğini anlatır; tek başına kesin bir sayısal değerin ölçüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada detect electrical activity in nearby muscles ne anlama geliyor?

  1. Yakındaki kasların ürettiği elektrik sinyallerini algılayabilir.
  2. Yakındaki kaslara elektrik enerjisi verebilir.
  3. Yakındaki kasları çalıştıran fiziksel etkinlikler planlayabilir.
Cevabı göster

Yakındaki kasların ürettiği elektrik sinyallerini algılayabilir.

and then translate those signals into relatively precise movements. Kalıp ifadeler

4:09

ve ardından bu sinyalleri nispeten kesin hareketlere çevirebilir.

Kalıp ifadeler

translate those signals into ... movements: translate A into B ile dönüşüm anlatmak

Burada translate A into B, sözcükleri diller arasında çevirmek değil, A’yı B’ye dönüştürmek anlamına gelir. Those signals girdidir; relatively precise movements ise ortaya çıkan çıktıdır. Bu yapıda A bilgi, fikir veya başka bir girdiyi; B ise bunun ürettiği sonucu belirtir. Dil dışındaki bu kullanım, teknik açıklamalarda ve translate data into action gibi ifadelerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi translate A into B ile tamamlayın: The software can ____ sensor data ____ useful commands.

Cevabı göster

translate · into

But perhaps the most dramatic development in prosthetic technology is transcutaneous osseointegration. Kelime

4:14

Ancak protez teknolojisindeki belki de en çarpıcı gelişme transkütanöz osseointegrasyondur.

Kelime

transcutaneous osseointegration: ciltten geçen ve kemikle bütünleşen bir protez bağlantısı

Transcutaneous osseointegration, tıp ve protez mühendisliğinde yerleşik bir uzmanlık terimidir. Hastanın kemiğiyle bütünleşen, kemiğe sabitlenmiş bir implantın cilt üzerinden harici bir proteze bağlantı sağlamasını ifade eder. Bu cümlede ifadenin tamamı is sözcüğünden sonra gelen bir isim öbeğidir ve teknolojik gelişmenin adını verir. Transcutaneous, «cilt üzerinden geçen» anlamını; osseointegration ise «implantın kemikle bütünleşmesi» anlamını sağlar. Her iki unsur da gereklidir.

Alıştırma

Hangi açıklama transcutaneous osseointegration terimini doğru açıklar?

  1. Kemiğe sabitlenen ve harici protezi bağlamak için ciltten geçen bir bağlantıdır.
  2. Protez tasarlamak için kullanılan bir yazılım sürecidir.
  3. Protezi tutmak için cilt üzerine giyilen kumaş bir kılıftır.
Cevabı göster

Kemiğe sabitlenen ve harici protezi bağlamak için ciltten geçen bir bağlantıdır.

First successfully performed in 1990, Dilbilgisi

4:22

İlk olarak 1990'da başarıyla gerçekleştirilen,

Dilbilgisi

First successfully performed in 1990: başa getirilmiş edilgen ortaç öbeği

First successfully performed in 1990, cümlenin başına getirilmiş ve edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Tam biçimi This procedure was first successfully performed in 1990 cümlesine karşılık gelir. Procedure, performed eyleminden etkilenen ögedir; first ise özne değil zarftır. Ana cümleden önce kullanılan bu kısaltılmış öbek, tarihsel arka planı özlü biçimde verir. Öbeğin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu nedenle ana cümle, işlemi yapan kişilerle değil, işlem veya gerçekleştirilen başka bir şeyle başlamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi dört sözcüklü ve başa getirilmiş edilgen bir öbekle tamamlayın. first, test ve 2018 sözcüklerini kullanın: ____, the device is now used in schools.

Cevabı göster

First tested in 2018

this procedure surgically anchors a metal implant Kalıp ifadeler

4:25

bu prosedür, metal bir implantı cerrahi olarak sabitler

into the bone of the remaining limb. Kelime

4:29

kalan uzvun kemiğine.

Kalıp ifadeler

surgically anchors a metal implant into the bone: implantı kemiğe sağlam biçimde sabitlemek

Bu cümlede anchor, bir şeyi sabit ve sağlam kalacak biçimde tutturmak anlamına gelen bir fiildir. İşlem, metal implantı kemiğin içine sağlam biçimde sabitler; burada gemi çapası kastedilmez. anchor A into B kalıbı, A’nın destek malzemesi olan B’nin içine sağlam biçimde sabitlendiğini gösterir. Surgically, bu sabitlemenin nasıl yapıldığını belirtir: ameliyatla.

Alıştırma

Bu cümlede surgically anchors a metal implant into the bone ne anlama gelir?

  1. Metal bir implantı geçici olarak kemiğe dayar
  2. Metal bir implantı ameliyatla kemiğin içine sağlam biçimde sabitler
  3. Ameliyat sırasında metal bir implantı gemi çapası olarak kullanır
Cevabı göster

Metal bir implantı ameliyatla kemiğin içine sağlam biçimde sabitler

Kelime

the remaining limb: ampütasyondan sonra kalan uzuv

Burada the remaining limb, ampütasyondan sonra hâlâ mevcut olan kolu, bacağı ya da bunların bir bölümünü ifade eder. Remaining, hâlâ var olan bölümü tarafsız biçimde belirtir; limb ise bu tıbbi bağlamda kol veya bacak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Saygılı bir tıbbi açıklamada leftover limb, remaining limb yerine doğal biçimde kullanılabilir.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

The bone then grows into the crevices of the metal, Kalıp ifadeler

4:32

Kemik daha sonra metalin çatlaklarına doğru büyür,

Kalıp ifadeler

grow into the crevices of the metal: büyüyerek metaldeki küçük yarıkların içine girmek

Bu cümlede kemik, metalin tamamının içine bir bütün olarak hareket etmez. Yavaş yavaş metalin crevices denen, yüzeydeki dar yarık veya oluklarının içine doğru büyür. Burada grow into, büyümenin bir boşluğa girip onu doldurmasını anlatır. Into önemlidir: yalnızca metalin yanında büyümeyi değil, bu boşlukların içine nüfuz etmeyi gösterir; böylece kemik ile metal birleşebilir.

Alıştırma

“New roots grow into tiny cracks in the pavement,” cümlesinde grow into ne anlama gelir?

  1. Kökler büyümeyi bıraktıktan sonra çatlakların içine taşınır.
  2. Kökler çatlakların içine girmeden yanlarında büyür.
  3. Kökler büyürken çatlakların içine girer.
Cevabı göster

Kökler büyürken çatlakların içine girer.

creating a permanent connection. Dilbilgisi

4:35

kalıcı bir bağlantı yaratır.

Dilbilgisi

creating a permanent connection: sonucu gösteren bir -ing yapısı

Creating a permanent connection, önceki olayın sonucunu ekleyen bir “virgül + -ing” yapısıdır. and this creates a permanent connection ile aynı anlama gelir; adı belirtilmeyen bir kişinin ayrı bir eyleme başladığını göstermez. Creating ifadesinin mantıksal kaynağı önceki sürecin tamamıdır: kemik metaldeki yarıkların içine büyür ve bu süreç bağlantıyı oluşturur. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde neden ile sonucu tek cümlede birleştirir.

Alıştırma

“The temperature dropped below freezing, turning the wet road into ice.” cümlesinde turning the wet road into ice neyi gösterir?

  1. İki olay birbiriyle ilişkili değildir.
  2. Sıcaklığın düşmesi yolun buzlanmasına neden oldu.
  3. Buzlu yol sıcaklığın düşmesine neden oldu.
Cevabı göster

Sıcaklığın düşmesi yolun buzlanmasına neden oldu.

These implants extend through a portal in the skin Kelime

4:38

Bu implantlar derideki bir portaldan uzanır

Kelime

extend through a portal in the skin: derideki bir açıklıktan geçerek uzanmak

Burada extend through, implantların bir açıklığın içinden devam ettiğini ve her implantın bir bölümünün derinin bir tarafından diğer tarafına geçtiğini anlatır. İfade, implantın izlediği fiziksel yolu betimler. Bu tıbbi bağlamda portal, derideki bir erişim açıklığı veya kanal anlamına gelir. İnternet portalı ya da bilim kurgu geçidi anlamında değildir.

Alıştırma

Cümlede a portal in the skin ne anlama gelir?

  1. Başka bir yere açılan hayalî bir geçit.
  2. Tıbbi kayıtlara ulaşmak için kullanılan çevrimiçi bir hizmet.
  3. Deriden geçen fiziksel bir erişim açıklığı.
Cevabı göster

Deriden geçen fiziksel bir erişim açıklığı.

and can be attached to any prosthesis,

4:42

ve herhangi bir proteze takılabilir,

which solves a handful of common prosthetic issues. Deyimler

4:45

bu da birkaç yaygın protez sorununu çözer.

Deyimler

a handful of common prosthetic issues: protezlerle ilgili birkaç yaygın sorun

Burada a handful of, küçük ama kesin olmayan bir sayıyı belirten gündelik bir miktar ifadesidir. Çoğul ve sayılabilen issues ismini niteler; bu nedenle ifade, protezlerle ilgili birkaç yaygın sorun anlamına gelir. İfade mecazidir; sorunları elde tutmak anlamına gelmez. several ifadesine göre biraz daha konuşma diline özgü ve canlıdır, ayrıca kesin bir sayı vermez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve küçük, kesin olmayan bir sayı anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The library has only ____ copies of the book.

Cevabı göster

a handful of

Where traditional prosthetics can be heavy, Dilbilgisi

4:49

Geleneksel protezlerin ağır olabileceği durumlarda,

providing a direct skeletal connection Kelime

4:51

doğrudan bir iskelet bağlantısı sağlamak

makes their weight feel more natural. Dilbilgisi

4:54

ağırlıklarının daha doğal hissedilmesini sağlar.

Dilbilgisi

Where traditional prosthetics can be heavy: karşıtlık bildiren where

Buradaki Where bir yer sormaz veya belirtmez. Önce geleneksel protezlerin ağır gelebileceği durumu tanıtır, ardından bunu ana cümlede açıklanan yararla karşılaştırır. Karşıtlık bildiren Where A, B kalıbı, “A söz konusuyken B farklıdır” biçiminde anlaşılabilir. Önce mevcut bir sınırlamayı, sonra da onunla karşıtlık oluşturan sonucu vererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede where fiziksel bir yer yerine karşıt bir durumu tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Where is the nearest repair shop?
  2. The tools are stored where the floor is dry.
  3. Where the old process took a week, the new process takes one day.
Cevabı göster

Where the old process took a week, the new process takes one day.

Kelime

a direct skeletal connection: doğrudan kemiğe bağlanan bir bağlantı

a direct skeletal connection ifadesinde skeletal, “iskeletle veya kemiklerle ilgili” anlamına gelir. Bu ifade, kuvveti yalnızca cilt ve yumuşak dokunun çevresindeki bir arayüzden değil, doğrudan kemik üzerinden aktaran bir cihaz bağlantısını anlatır. Skeletal; anatomi, tıp ve mühendislikte yaygın olan resmî bir sıfattır. Burada “iskelete ait” teknik anlamındadır; “aşırı zayıf” şeklindeki betimleyici anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a direct skeletal connection ne anlama gelir: “The implant forms a direct skeletal connection with the device”?

  1. Cihazı olağan dışı derecede ince gösteren bir bağlantı
  2. Cihazı doğrudan kemiğe bağlayan bir bağlantı
  3. Dijital bir çerçeveye kablosuz bağlantı
Cevabı göster

Cihazı doğrudan kemiğe bağlayan bir bağlantı

Dilbilgisi

make ... feel: make + nesne + to almayan yalın fiil

makes their weight feel more natural ifadesinde make, make + nesne + to almayan yalın fiil yapısında kullanılan ettirgen bir fiildir. Their weight nesnedir, feel to olmadan yalın biçimde kullanılır ve more natural ortaya çıkan hissi açıklar. Bu yapı, bir özellik veya değişiklik bir kişinin bir nesneyi belirli bir şekilde algılamasını sağladığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + feel yapısındaki yalın fiille tamamlayın: The soft lining makes the helmet ____ more comfortable.

Cevabı göster

feel

Osseointegrated prosthetics are also less likely to irritate the skin where they attach, Dilbilgisi

4:57

Osseointegre protezlerin bağlandıkları deriyi tahriş etme olasılığı da daha düşüktür,

Dilbilgisi

less likely to irritate the skin: daha düşük göreli tahriş riski

Less likely to + yalın fiil, bir sonucun karşılaştırılan duruma göre gerçekleşme olasılığının daha düşük olduğunu belirtir. Burada irritate the skin; kızarıklık, kaşıntı, ağrı veya başka bir rahatsızlığa neden olmak anlamındadır. Cümle, bu protezlerde cilt tahrişinin daha düşük olasılıklı bir sonuç olduğunu anlatır. Karşılaştırılan unsur açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir: A is less likely to do X than B.

Alıştırma

Hangi cümle, riskin sıfır olduğunu iddia etmeden malzemenin cilt tahrişine yol açma olasılığının daha düşük olduğunu söyler?

  1. This material is guaranteed not to irritate sensitive skin.
  2. This material is likely to irritate sensitive skin.
  3. This material is less likely to irritate sensitive skin.
Cevabı göster

This material is less likely to irritate sensitive skin.

and they can offer more sensation Kalıp ifadeler

5:03

ve daha fazla his sunabilirler

by transmitting forces like vibration Kelime

5:05

titreşim gibi kuvvetleri ileterek

through the implant to the bone.

5:08

implant yoluyla kemiğe.

Kalıp ifadeler

can offer more sensation: daha zengin duyusal geri bildirim sağlamak

Bu cümlede can offer more sensation, “daha zengin fiziksel duyusal geri bildirim sağlayabilir” anlamındadır. Offer, teknolojinin kullanıcıya sunduğu bir özellik veya faydayı belirtir; sensation ise titreşim ya da basınç gibi bedensel olarak hissedilen girdiyi anlatır. More bir karşılaştırma kurar: tasarım, başka bir tasarıma veya normalde alınacak düzeye göre miktar ya da şiddet bakımından daha fazla duyusal geri bildirim sağlar. Bu kullanım, ürün ve teknoloji açıklamalarındaki offer + fayda veya özellik yapısına aktarılabilir.

Alıştırma

Yeni cümleyi hedef ifadenin tamamıyla doldurun: Compared with the basic model, this haptic glove ____ through stronger vibrations.

Cevabı göster

can offer more sensation

Kelime

transmitting forces like vibration: mekanik etkileri bir yol boyunca iletmek

Burada transmitting, fiziksel bir etkiyi bir yerden başka bir yere taşımak anlamındadır. Forces, silahlı kuvvetleri değil fizikteki kuvvetleri ifade eder; like vibration ise aktarılan mekanik etkilere örnek olarak titreşimi verir. Daha geniş yapı, yöntemi gösteren by + -ing yapısıdır ve burada bunu bir yol izler: transmit A through B to C. Cümle, ek duyumun nasıl oluştuğunu açıklar: mekanik etki implanttan geçerek kemiğe ulaşır.

Alıştırma

"The bracket transmits forces caused by vibration through the casing," cümlesinde transmits forces ne anlama gelir?

  1. bir grup askeri muhafazanın içinden gönderir
  2. forces sözcüğünü başka bir dile çevirir
  3. fiziksel kuvveti bir parça veya yerden başka bir parçaya ya da yere aktarır
Cevabı göster

fiziksel kuvveti bir parça veya yerden başka bir parçaya ya da yere aktarır

Even with all these new technologies, Anlatım akışı

5:11

Tüm bu yeni teknolojilerle bile,

not everyone wants to replace or reattach a lost limb. Anlatım akışı

5:14

herkes kaybolan bir uzvu değiştirmek veya yeniden dikmek istemez.

Anlatım akışı

Even with ...: karşıt beklenti bildiren bir giriş

Even with all these new technologies, karşıt beklenti bildiren bir giriştir. Önce yeni teknolojilerin kullanılabilir olması gibi önemli veya elverişli bir koşulu kabul eder, ardından beklenenle tamamen uyuşmayan bir sonuca geçiş yapar. Burada even with yalnızca “birlikte” değil, “olmasına rağmen” veya “olsa bile” anlamındadır. even with + isim öbeği kalıbı, mümkün olan şeylerden bir sınıra, istisnaya veya farklı bir seçime geçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi karşıt beklenti bildiren Even with ifadesiyle tamamlayın: ____ careful planning, unexpected problems can occur.

Cevabı göster

Even with

Anlatım akışı

not everyone wants to ...: kısmi olumsuzluk

Not everyone wants to ... kısmi olumsuzluk bildirir. Her kişinin aynı tercihe sahip olduğu iddiasını reddeder: bazı kişiler kaybettikleri bir uzvun yerine yenisini koydurmak veya onu yeniden diktirmek isteyebilirken başkaları istemeyebilir. Hiç kimsenin bunu istemediği anlamına gelmez. Bilgiyi düzenleyen bir seçim olarak not everyone, aşırı geniş bir sonucu sınırlar. Bu cümlede teknolojik bir olasılıkla her kişinin kendi kararını birbirinden ayırır.

Alıştırma

“Not everyone agreed with the plan” ne anlama gelir?

  1. Planı hiç kimse kabul etmedi.
  2. Bazı kişiler kabul etmiş olabilir, ancak en az bir kişi kabul etmemiştir.
  3. Herkes biraz tartıştıktan sonra kabul etti.
Cevabı göster

Bazı kişiler kabul etmiş olabilir, ancak en az bir kişi kabul etmemiştir.

After an amputation,

5:18

Bir amputasyondan sonra,

some people opt to rely on their remaining limbs, Kalıp ifadeler

5:19

bazı insanlar kalan uzuvlarına güvenmeyi tercih eder,

Kalıp ifadeler

opt to rely on: bir şeye dayanmayı bilinçli olarak seçmek

Opt to + fiilin yalın hâli, genellikle seçenekleri değerlendirdikten sonra belirli bir davranışı bilinçli olarak seçmek demektir. Bu cümlede opt to rely on, bir şeye dayanmanın yalnızca bir olasılık değil, bir seçim olduğunu gösterir. Rely on + kişi, şey veya yöntem, destek ya da işlev için o kaynağa dayanmak anlamına gelir. Burada their remaining limbs, on'dan sonra gelen nesnedir; dolayısıyla tam kalıp opt to rely on + nesne şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi opt to rely on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing several plans, we ____ solar power for the cabin.

Cevabı göster

opted to rely on

with or without the help of mobility aids and other adaptive equipment. Notlar

5:23

hareketlilik yardımcıları ve diğer uyarlanabilir ekipmanların yardımıyla veya bunlar olmadan.

Dilbilgisi

with or without the help of: iki koşulu da kapsamak

With or without the help of + kişi veya şey, o kaynaktan gelen yardımın olduğu ve olmadığı durumların ikisini de ifade eder. With or without, iki ayrı eylem değil, iki alternatif koşul oluşturur. Bu parçada hareket yardımcılarının veya uyarlanabilir ekipmanların kullanıldığı ve kullanılmadığı durumların ikisi de kapsanır. İfade, çevresindeki ana önermenin her iki koşulda da geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Her iki koşulu da kapsaması için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: You can explore the museum ____ an audio guide.

Cevabı göster

with or without the help of

Kelime

Hareket yardımcıları ve diğer uyarlanmış ekipmanlar

Hareket yardımcıları; baston, yürüteç ve tekerlekli sandalye gibi kişinin hareket etmesine, yürümesine veya dengesini korumasına doğrudan yardımcı olan araçlardır. Uyarlanmış ekipman daha geniş bir kategoridir: günlük etkinliklerin daha güvenli, kolay veya bağımsız yapılması için tasarlanır ya da değiştirilir. mobility aids and other adaptive equipment ifadesindeki other, hareket yardımcılarının uyarlanmış ekipmanın bir türü olarak ele alındığını ve başka görevler için kullanılan ekipmanların da kapsandığını gösterir. Buradaki küçük harfle yazılan aids, yardımcı araçlar anlamındaki çoğul bir cinstir; AIDS hastalığının adı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede mobility aid ve adaptive equipment doğru kullanılmıştır?

  1. A walker is a mobility aid, while an adapted spoon is adaptive equipment for eating.
  2. Adaptive equipment means only devices that help someone walk.
  3. An adapted spoon is a mobility aid because it helps with eating.
Cevabı göster

A walker is a mobility aid, while an adapted spoon is adaptive equipment for eating.

Do you ever feel like you don't know enough about your own body?

5:31

Hiç kendi vücudunuz hakkında yeterince şey bilmediğinizi hissettiğiniz oldu mu?

Subscribe to this channel to learn about everything

5:35

Her şeyi öğrenmek için bu kanala abone olun

from baldness to muscle growth

5:38

kellikten kas büyümesine

to why we have hair in such random places.

5:40

neden böyle rastgele yerlerde kıl çıktığına kadar.

Stay tuned and stay curious.

5:44

Bizi izlemeye devam edin ve meraklı kalın.