Peppa Pig ve George'un Yeni Arkadaşları - Mektup Arkadaşları: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
481 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Peppa, Fransız mektup arkadaşı Delphine ile yazışmaya başlar ve Delphine ziyarete geldiğinde Fransızca konuşmayı dener. İki aile birbirini anlamakta zorlansa da çocuklar çamurlu su birikintilerinde zıplayarak iletişim kurar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pen pal — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Mektuplaşarak arkadaşlık kurulan kişiyi belirten bu birleşik ismi anlayın. Sözcüğün hikâyedeki mektupları, telefon konuşmasını ve farklı ülkelerden iki çocuk arasındaki dostluğu nasıl birbirine bağladığını fark edin. 2. That's what I was going to say. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Başka biri doğru cevabı verdikten sonra konuşanın itibarını korumak için bu cümleyi nasıl kullandığını tanıyın. Daddy Pig’in Fransızcayı çeviremedikten hemen sonra bunu söylemesi, sözünü komik bir bahane hâline getirir. 3. does not understand Peppa. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: understand fiilinin, bir kişinin söylediklerini anlayabilmek anlamında doğrudan o kişiyi nesne alabildiğini öğrenin. Bu yapıyla farklı dilleri konuşan insanlar arasında iletişimin kurulup kurulamadığını anlatın.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George. Kalıp ifadeler

0:06

Bu benim küçük erkek kardeşim George.

Kalıp ifadeler

my little brother: daha genç bir erkek kardeş

my little brother, konuşandan daha genç olan erkek kardeş anlamına gelir. Buradaki little, George'un boyunu veya vücut yapısını değil, yaş ilişkisini anlatır. Aile üyelerini tanıtırken my little brother + isim doğal bir yapıdır. Yaş karşılaştırmasını daha tarafsız ve açık biçimde ifade etmek için my younger brother kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “benden daha genç bir erkek kardeş” anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir? This is Leo, ____.

  1. my little brother
  2. my small brother
  3. my smaller brother
Cevabı göster

my little brother

This is Mummy Pig Kelime

0:08

Bu Anne Pig

and this is Daddy Pig.

0:11

ve bu da Baba Pig.

Kelime

Mummy Pig ... Daddy Pig: sevgi dolu aile adları

Bu cümlede Mummy ve Daddy, küçük çocukların ve ailelerin kullandığı sıcak dilde “anne” ve “baba” anlamına gelir. Mummy Pig ve Daddy Pig ifadelerinde her karakterin adının bir parçasıdırlar, bu yüzden büyük harfle başlarlar. Aile ve karakter adı bağlamı, buradaki Mummy sözcüğünün “anne” anlamına geldiğini gösterir; korunmuş bir bedeni, yani mumyayı ifade eden ilgisiz mummy ismi değildir.

Alıştırma

Britanyalı bir aile sahnesinde, küçük bir çocuğun iki ebeveyninden sevgiyle söz etmesine en doğal uyan cümle hangisidir?

  1. Mommy and Daddy are waiting outside.
  2. Mummy and Daddy are waiting outside.
  3. Mother and Father are waiting outside.
Cevabı göster

Mummy and Daddy are waiting outside.

Peppa Pig

0:15

Peppa Pig

Pen Pal

0:18

Mektup Arkadaşı

Peppa and her friends are at their playgroup.

0:20

Peppa ve arkadaşları oyun grubundalar.

Children, who would like a pen pal? Ton ve niyet

0:22

Çocuklar, kim bir mektup arkadaşı ister?

Ton ve niyet

Who would like ...?: kimin istekli olduğunu nazikçe sormak

Who would like + isim? bir grupta sözü edilen şeyi kimin istediğini sorar. Burada öğretmen, mektup arkadaşı isteyen çocukları cevap vermeye davet ediyor. Would like şu anki bir isteği nazikçe ifade eder; bu nedenle would soruyu geçmiş zamana taşımaz. Bir eylem için Who would like to + fiil? kalıbını kullanın.

Alıştırma

Öğretmenin bir gruba yönelttiği nazik soruyu, öğrenilen başlangıçla tamamlayın: ____ to hand out the papers?

Cevabı göster

Who would like

Me!

0:26

Ben!

Me!

0:27

Ben!

What's a pen pal?

0:29

Mektup arkadaşı nedir?

A pen pal is a boy or girl you can write letters to. Notlar

0:30

Mektup arkadaşı, mektup yazabileceğiniz bir erkek veya kız arkadaş demektir.

Dilbilgisi

A ... is a ...: temel bir tanım kalıbı

A + tekil sayılabilen isim + is + a/an + kategori ismi, bir terimi tanımlamanın temel yollarından biridir. is sözcüğünden önceki bölüm açıklanan şeyi adlandırır; is sözcüğünden sonraki kelimeler onun genel kategorisini verir. Bu cümlede a pen pal terim, a boy or girl ise kategoridir. Cümlenin geri kalanı, o kişiyi pen pal yapan özelliği açıklar. A boy or girl sabit bir ifade değildir; tanımladığınız terime uygun kategoriyle değiştirilmelidir.

Alıştırma

Tanımı, öğrenilen kalıptaki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: A thermometer ____ a device that measures temperature.

Cevabı göster

is

Kelime

pen pal: mektuplaştığın bir arkadaş

Pen pal, mektuplaşarak tanıdığın ve iletişimde kaldığın bir arkadaşı anlatan birleşik bir isimdir. İki sözcük birlikte tek bir ad oluşturur; pen, arkadaşlığın mektup yazmaya dayandığını belirtir. Bu nedenle ifade, bir kaleme ait arkadaş anlamına gelmez. Çoğul biçimi pen pals şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede pen pal ne anlama geliyor?

  1. düzenli olarak mektuplaştığın bir arkadaş
  2. sana kalem ödünç veren bir arkadaş
  3. sınıfta yanında oturan bir öğrenci
Cevabı göster

düzenli olarak mektuplaştığın bir arkadaş

Kalıp ifadeler

write letters to ...: alıcıyı to ile göstermek

write letters to someone kalıbı “birine mektup yazmak” demektir. letters yazılan şeyi adlandırır; to edatı ise alıcıyı gösterir. Buradaki to bir edattır, mastardan önce kullanılan işaret değildir. a boy or girl you can write letters to ifadesinde a boy or girl alıcıdır ve ilgi cümleciğinden önce gelir. Cümlecik içinde anlaşılan yeri to sözcüğünden sonradır; bu yüzden to doğal olarak sonda kalır.

Alıştırma

Alıcıyı gösteren edatla cümleyi tamamla: Maya writes letters ____ her cousin every month.

Cevabı göster

to

This little girl lives in France.

0:35

Bu küçük kız Fransa'da yaşıyor.

Her name is Delphine Donkey.

0:38

Adı Delphine Eşek.

Can Delphine Donkey be my pen pal? Ton ve niyet

0:41

Delphine Eşek benim mektup arkadaşım olabilir mi?

Ton ve niyet

Can ... be my ...? ile izin istemek

Burada Can Delphine Donkey be my pen pal? sorusu, konuşan kişinin Delphine’i mektup arkadaşı olarak seçmesine izin verilip verilmediğini sorar. Can, Delphine’in yeteneğini değil, bu düzenleme için izin istemeyi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp Can + person + be my + role? şeklindedir. Belirli bir kişinin sizinle ilgili bir rolü üstlenmesine izin verilip verilmediğini sormak için kullanılır.

Alıştırma

Konuşan kişi “Can Delphine Donkey be my pen pal?” derken neyi kastediyor?

  1. Bu düzenlemeye izin verilip verilmediğini soruyor.
  2. Delphine’in yazı yazmayı bilip bilmediğini soruyor.
  3. Delphine’e mektup arkadaşı olmasını emrediyor.
Cevabı göster

Bu düzenlemeye izin verilip verilmediğini soruyor.

Of course, Peppa. Ton ve niyet

0:44

Tabii ki, Peppa.

Ton ve niyet

Of course ile sıcak ve istekli bir şekilde evet demek

Of course, Peppa cümlesinde Of course, isteğe açıkça ve gönüllü olarak evet demektir. Kabul etmenin kolay olduğunu ve hiçbir sorun bulunmadığını hissettirir. Dostça bir tonla söylendiğinde, yalnızca Yes demekten genellikle daha sıcak ve güven verici duyulur.

Alıştırma

Cevabı, derste öğrendiğiniz sıcak ve gönüllü bir evet anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “May I sit here?” “____.”

Cevabı göster

Of course

Hooray!

0:45

Yaşasın!

It is early morning.

0:51

Sabahın erken saatleri.

Mr. Zebra the postman is delivering a letter to Peppa's house. Kalıp ifadeler

0:52

Postacı Bay Zebra, Peppa'nın evine bir mektup getiriyor.

Kalıp ifadeler

deliver a letter to Peppa's house: Peppa'nın evine mektup teslim etmek

Burada deliver, bir eşyayı hedeflenen kişiye ya da yere götürüp teslim etmek anlamına gelir. Yapı deliver + eşya + to + varış yeri şeklindedir: a letter teslim edilen eşya, Peppa's house ise varış yeridir. is delivering sözleri şimdiki zamanın devam biçimini oluşturur; yani teslimat o anda gerçekleşmektedir. Bu posta bağlamında deliver bir eşyayı taşıyıp teslim etmek demektir, konuşma yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Teslimat yapısındaki eksik edatı tamamlayın: The courier delivered a parcel ____ the office.

Cevabı göster

to

Post!

0:56

Posta!

Peppa and George love it when the post arrives. Notlar

0:57

Peppa ve George posta geldiğinde bayılırlar.

Dilbilgisi

love it when the post arrives: postanın gelmesine bayılmak

Love it when + cümlecik, bir durumdan ya da o durumun gerçekleşmesinden çok hoşlanmak anlamına gelir. Burada when the post arrives, Peppa ile George'un hoşlandığı durumu belirtir. it sözcüğü love fiilinden sonra nesne yerini doldurur; asıl durum ise when'li cümlecikle verilir. when'den sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I ____ my friends make me laugh.

Cevabı göster

love it when

Kelime

the post arrives: Britanya İngilizcesinde “postanın gelmesi”

Bu Britanya İngilizcesi cümlesinde the post, posta yoluyla teslim edilen mektupları, kartları ve diğer gönderileri topluca ifade eder. when the post arrives, “bu postalar eve ulaştığında” demektir. Burada post, postaların tamamını anlatmak için the ile kullanılır; tek bir mektubu ifade etmez.

Alıştırma

'The post has arrived; there are two letters for you.' cümlesinde the post ne anlama gelir?

  1. Teslim edilen mektuplar ve diğer postalar.
  2. İnternette yayımlanan bir ileti.
  3. Ahşap bir direk veya destek.
Cevabı göster

Teslim edilen mektuplar ve diğer postalar.

It's addressed to Miss Peppa Pig. Kalıp ifadeler

1:00

Bayan Peppa Pig'e hitaben yazılmış.

Kalıp ifadeler

be addressed to ...: alıcıyı belirtmek

Be addressed to + kişi veya kurum, bir mektup, paket ya da benzer bir gönderinin üzerinde o alıcının adının yazılı olduğunu belirtir. Örnekte to, hedeflenen alıcı olarak Miss Peppa Pig'i gösterir. Addressed, edilgen be addressed to yapısındaki address fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada address, gönderinin üzerine alıcı bilgilerini yazmak anlamındadır; birine konuşma yapmak anlamında değildir.

Alıştırma

Address fiilini doğru edilgen biçimi ve edatıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The parcel is ____ Mr Brown.

Cevabı göster

addressed to

That's me!

1:03

O benim!

Mummy, can you read it for me? Ton ve niyet

1:04

Anneciğim, benim için okur musun?

Ton ve niyet

Can you ... for me?: birinden yardım istemek

Can you + fiilin yalın hâli + nesne + for me? konuşanın işine yarayacak bir şeyi karşı taraftan istemenin yaygın bir yoludur. Buradaki can you read it for me? annenin mektubu sesli okumasını isteyen bir rica cümlesidir; annenin okuma becerisini sınayan bir soru değildir. For me, eylemden yararlanan kişinin konuşan olduğunu gösterir. Doğal çeviride çoğu zaman sözcüğü sözcüğüne “benim için” anlamından çok “bana yardım edip ...” anlamını verir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızdan kutuyu sizin için taşımasını istiyorsunuz. Hangi cümle doğal bir ricadır?

  1. Can I carry this box for you?
  2. Can you carry this box with me?
  3. Can you carry this box for me?
Cevabı göster

Can you carry this box for me?

Of course.

1:07

Tabii ki.

It's from Delphine Donkey. Kalıp ifadeler

1:08

Delphine Eşek'ten gelmiş.

Kalıp ifadeler

It's from ...: gönderen kişiyi belirtmek

It's from + kişi, bir mektubu, mesajı, kartı, paketi veya hediyeyi kimin gönderdiğini ya da verdiğini belirtir. Örnekte it mektuba gönderme yapar ve gönderen kişi Delphine Donkey'dir. From bir yerin başlangıç noktasını veya kökeni de gösterebilir; ancak bu bağlamda bir kişi adından önce geldiğinde “o kişi tarafından gönderilmiş veya verilmiş” anlamındadır.

Alıştırma

Bir kart alıyorsunuz ve gönderen kişinin Nora olduğunu belirtiyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: It's ____ Nora.

Cevabı göster

from

My pen pal!

1:11

Mektup arkadaşım!

What does she say? Ton ve niyet

1:13

Ne diyor?

Ton ve niyet

What does she say?: onun söylediği veya yazdığı içeriği sormak

What does she say? bir kadının sözlü ya da yazılı olarak ilettiği içeriği sorar. Burada she mektubu yazan kişiyi gösterir; dolayısıyla say yalnızca “sesli konuşmak” değil, “mektupta iletmek” anlamındadır. Yapı What + does + özne + say? biçimindedir. Geniş zamanı ve üçüncü kişi uyumunu does taşır, bu yüzden say yalın biçimde kalır. Aynı kullanım mesajlar ve diğer yazılı metinler için de geçerlidir.

Alıştırma

Bir arkadaş Anna’nın mektubunu sesli okuyor. Hangi soru Anna’nın mesajını sorar ve Anna’yı özne yapar?

  1. What does Anna say?
  2. What did Anna hear?
  3. What does the letter say?
Cevabı göster

What does Anna say?

Bonjour,

1:14

Bonjour,

Peppa.

1:15

Peppa.

Comment ça va?

1:16

Comment ça va?

Mummy, why are you saying those funny words?

1:19

Anne, neden o komik kelimeleri söylüyorsun?

It's French, Peppa.

1:23

Bu Fransızca, Peppa.

It means "Hello, how are you?" Kalıp ifadeler

1:24

"Merhaba, nasılsın?" anlamına geliyor.

Kalıp ifadeler

It means ...: anlamı veya çeviriyi açıklamak

It means ... daha önce sözü edilen bir şeyin anlamını veya çevirisini verir. Bir sözcüğü, cümleyi, tabelayı, simgeyi ya da hareketi açıklayabilir; it önceki ögeye gönderme yapar ve means sonrasındaki sözler onun anlamını verir. Burada mean fiili “niyet etmek” değil, “anlamına gelmek” demektir. It geniş zamanda üçüncü tekil kişi olduğu için kullanılan biçim means olur.

Alıştırma

Simgeyi açıklamak için mean fiilinin doğru biçimini kullanın: This symbol ____ 'danger'.

Cevabı göster

means

What else does she say? Anlatım akışı

1:26

Başka ne diyor?

Anlatım akışı

Daha fazla bilgi sormak için What else ...?

What else does she say? cümlesinde else, what sözcüğünden sonra gelir ve “başka, daha” anlamı katar. Soru, onun söylediklerinin bir kısmının zaten bilindiğini varsayar ve aynı konu hakkında daha fazla bilgi ister. Yeniden kullanılabilir kalıp What else + yardımcı fiil + özne + ana fiil? şeklindedir. Buradaki what else ek içerik veya şeyleri sorar; başka bir kişiyi ifade etmez.

Alıştırma

Bazı piknik malzemeleri zaten sıralandı. Hangi soru başka hangi şeylerin gerektiğini sorar?

  1. Who else is coming to the picnic?
  2. What else do we need for the picnic?
  3. Where else could we have the picnic?
Cevabı göster

What else do we need for the picnic?

Hmm.

1:28

Hımm.

I'll help Ton ve niyet

1:29

Ben yardım edeyim.

Ton ve niyet

Anında yardım teklif etmek için I'll help

I'll help, I will help ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, yardım gerektiği an verilen bir kararı gösterir: konuşan kişi yardım etmeyi gönüllü olarak teklif eder. Konuşmadaki kişiler kime ya da neye yardım edileceğini zaten biliyorsa nesne söylenmeyebilir. I'll ... bu kullanımda yalnızca uzak gelecekteki planları değil, o anda yapılan teklif ve kararları anlatır.

Alıştırma

Arkadaşın ağır bir kutuyu taşımakta zorlanıyor. I will ifadesinin kısaltmasını ve help fiilini kullanarak anlık teklifi tamamla: ____ you carry it.

Cevabı göster

I'll help

J'aime les princesses et jouer avec mes amies.

1:30

J'aime les princesses et jouer avec mes amies.

Clever Daddy!

1:37

Zeki Baba!

I am an expert at French. Kalıp ifadeler

1:39

Ben bir Fransızca uzmanıyım.

Kalıp ifadeler

an expert at French: çok yüksek bir beceri düzeyini anlatmak

Bu cümlede an expert at French, Fransızcada son derece yüksek bir beceri düzeyine sahip olduğunu iddia eden birini anlatır. Expert tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için önünde an kullanılır; at ise değerlendirilen beceriyi belirtir. Bu ifade good at kalıbından çok daha güçlüdür ve çok yüksek bir yeterlilik düzeyi iddia eder. Rahat bir konuşmada kişinin kendisi hakkında böyle güçlü bir ifade kullanması özgüvenli veya biraz abartılı gelebilir.

Alıştırma

an expert at hedef kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Priya has repaired hundreds of clocks. She is ____ repairing them.

Cevabı göster

an expert at

What does it mean?

1:41

Ne anlama geliyor?

Um...

1:43

Şey...

Daddy Pig cleans his glasses so he can see the letter more clearly. Dilbilgisi

1:45

Baba Pig mektubu daha net görebilmek için gözlüklerini temizler.

Dilbilgisi

so he can see: so + can ile amaç belirtmek

Burada so he can see, ilk eylemin amacını belirtir: Daddy Pig, mektubu görebilmeyi mümkün kılmak için gözlüğünü temizler. Kalıp so + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir; so that he can see de aynı anlamda kullanılabilir. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez. Ayrımı yapmak için mantıksal ilişkiye bakın: amaç cümleciği bir eylemi harekete geçiren hedefi açıklar; sonuç cümleciği ise önceki bir durum yüzünden ne olduğunu bildirir.

Alıştırma

Amaç belirtmek için so + özne + can kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia moves closer ____ hear the speaker better.

Cevabı göster

so she can

Hmm. It's no good. Deyimler

1:49

Hımm. Hiç iyi değil.

Deyimler

It's no good: bir şeyin işe yaramayacağını söylemek

Burada It's no good, “Bu işe yaramayacak” veya “Bu kullanışlı değil” anlamına gelir. Bir yöntem ya da nesneyi, gereken sonucu sağlayıp sağlayamayacağına göre değerlendirir. Bu kullanımda no good ifadesini bir bütün olarak düşünün. Sözcüğü sözcüğüne “hiç iyi yok” anlamına gelmez ve bir şeyin kötü olduğunu söyleyen genel bir yorumdan daha belirgindir.

Alıştırma

Bir anahtar, birkaç kez denendikten sonra bile kapıyı açmıyor. Anahtarın bu amaç için işe yaramadığını en açık biçimde hangi cümle söyler?

  1. It's difficult.
  2. It's no good.
  3. It's not perfect.
Cevabı göster

It's no good.

It's nonsense. Kelime

1:52

Bu saçmalık.

Kelime

It's nonsense: bir fikri güçlü biçimde reddetmek

It's nonsense. cümlesinde nonsense, saçma, anlamsız veya mantıksız sözleri ya da fikirleri belirten sayılamayan bir isimdir. Cümle, içeriğin kendisini güçlü biçimde reddeder. Yalnızca “Bunu anlamıyorum” demek değildir. Bir konuşmacı aslında anlamlı olan bir şeyi yanlış anlayabilir; bu yüzden nonsense kullanmak sorunu dinleyenden mesaja aktarır.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşınız size yabancı gelen bir açıklama yapıyor ve siz yalnızca henüz anlamamış durumdasınız. It's nonsense. demek uygun mudur?

  1. Uygun değil: Sınıf arkadaşının açıklamasını anlamsız diye küçümser.
  2. Uygun: Anlamadığınızı tarafsız biçimde söyler.
Cevabı göster

Uygun değil: Sınıf arkadaşının açıklamasını anlamsız diye küçümser.

It means "I like fairy princesses and playing with my friends."

1:53

"Masal prenseslerini ve arkadaşlarımla oynamayı severim" anlamına geliyor.

That's what I was going to say. Ton ve niyet

1:59

Ben de tam onu diyecektim.

Ton ve niyet

That's what I was going to say: durumu mizahla kurtaran bir iddia

Bu cümle kelimesi kelimesine, diğer kişinin söylediklerinin konuşanın söylemeyi düşündüğü şeyle aynı olduğunu belirtir. Burada başka biri doğru cevabı verdikten hemen sonra söylenir. Bu yüzden 'Ben de biliyordum' anlamına gelen, kişinin durumu mizahla kurtarmaya çalıştığı bir iddia işlevi görür. Konuşan kişi bunu gerçekten söylemeyi planlamamış olabilir. Zamanlama ve ton, kendini savunan şakayı gösterir.

Alıştırma

Başka biri az önce doğru cevabı verdi. Konuşan kişi That's what I was going to say derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Diğer kişiden cevabı tekrar etmesini istiyor.
  2. Aynı cevabın kendisinde de olduğunu mizahla iddia ediyor.
  3. Hazırladığı bir konuşmayı duyuruyor.
Cevabı göster

Aynı cevabın kendisinde de olduğunu mizahla iddia ediyor.

I want to talk French.

2:02

Fransızca konuşmak istiyorum.

Maybe you could talk to Delphine Donkey. Ton ve niyet

2:05

Belki Delphine Eşek ile konuşabilirsin.

Ton ve niyet

Nazik bir öneri için Maybe you could + fiilin yalın hâli

Maybe you could + fiilin yalın hâli, nazikçe öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede talk, could sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği belirtmez. Maybe ile birlikte önerinin baskısını azaltır ve dinleyene fikri kabul etme ya da reddetme özgürlüğü bırakır.

Alıştırma

Nazik öneriyi hedeflenen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ ask your teacher for help after class.

Cevabı göster

Maybe you could

How? Her phone number is on this letter.

2:07

Nasıl? Telefon numarası bu mektupta yazıyor.

Yippee!

2:11

Oley!

Bonjour. Est-il possible que Peppa parle à Delphine?

2:17

Bonjour. Est-il possible que Peppa parle à Delphine?

Mummy Pig is asking if Peppa may speak to Delphine. Dilbilgisi

2:22

Anne Pig, Peppa'nın Delphine ile konuşup konuşamayacağını soruyor.

Dilbilgisi

asking if Peppa may ...: bir izin sorusunu aktarmak

asking if Peppa may speak to Delphine ifadesinde if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: sorulan şey Peppa'nın Delphine'le konuşma izni olup olmadığıdır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” anlamında değil, “olup olmadığı” anlamındadır. if sonrasında düz cümle söz dizimi kullanılır: may Peppa speak değil, Peppa may speak denir. ask if + özne + may + fiilin yalın hâli kalıbı, kibar bir izin sorusunu doğrudan alıntılamadan aktarmaya yarar.

Alıştırma

Leo, “May I use the phone?” diye soruyor. Onun izin sorusunu doğru biçimde aktaran cümle hangisidir?

  1. Leo is asking if may he use the phone.
  2. Leo is asking if he may use the phone.
  3. Leo is asking me to use the phone.
Cevabı göster

Leo is asking if he may use the phone.

Hello.

2:26

Alo.

Bonjour.

2:27

Bonjour.

Bonjour, um what do I say next? Ton ve niyet

2:28

Bonjour, şey sırada ne diyeceğim?

Ton ve niyet

What do I say next?: sıradaki söz için ipucu istemek

What do I say next?, daha önce söylediğiniz sözlerden sonra gelmesi gereken kelimeleri birinden söylemesini veya hatırlatmasını istemek için kullanılır. Bu cümlede Peppa selamlaşmayı biliyor, fakat sonra takılıp bir ipucu istiyor. Buradaki next, konuşma veya sıra içinde “bundan sonra” demektir. “Sıradaki kişi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yönetmenin elinde metin var ve selamlamanızdan sonra gelen kesin repliği unuttunuz. Ne sorarsınız?

  1. What do I say next?
  2. Who speaks next?
  3. What did I say yesterday?
Cevabı göster

What do I say next?

Comment ça va?

2:33

Comment ça va?

Comment ça va?

2:35

Comment ça va?

Bye-bye.

2:38

Bay bay.

Au revoir.

2:39

Au revoir.

Au revoir.

2:40

Au revoir.

What did she say?

2:42

Ne dedi?

She spoke French.

2:43

Fransızca konuştu.

Bonjour, George.

2:46

Bonjour, George.

Comment ça va?

2:48

Comment ça va?

Peppa is saying "How are you?" in French.

2:50

Peppa Fransızca "Nasılsın?" diyor.

Dinosaur.

2:53

Dinozor.

No, George.

2:55

Hayır, George.

That's not how you speak French. Ton ve niyet

2:57

Fransızca öyle konuşulmaz.

Ton ve niyet

Bir yöntemi düzeltmek için That's not how you ...

That's not how + özne + fiil, birinin bir şeyi yapma biçiminin doğru olmadığını belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, George'un Fransızca konuşma biçimini düzeltiyor; soru sormuyor. Burada how, “bir şeyin yapılma biçimi” anlamındadır. Bir yöntemi düzeltmek için That's not how you + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız cihazı yeniden başlatmak için yanlış düğmelere basıyor. Hangi cümle yöntemi doğrudan düzeltir?

  1. That's not where you restart the device.
  2. You don't know how to restart the device.
  3. That's not how you restart the device.
Cevabı göster

That's not how you restart the device.

It is morning.

3:03

Sabah oldu.

Mr. Zebra the postman is delivering letters to Peppa's house.

3:04

Postacı Bay Zebra, Peppa'nın evine mektuplar getiriyor.

Post!

3:08

Posta!

Can I have my letter from Delphine, please? Ton ve niyet

3:10

Delphine'den gelen mektubumu alabilir miyim lütfen?

Ton ve niyet

Bir nesne istemek için Can I have ..., please?

Can I have + isim, please? birinden bir nesneyi vermesini veya sağlamasını istemenin yaygın bir yoludur. Bu cümlede have yalnızca “sahip olmak” değil, “almak” veya “bir şeyin verilmesi” anlamındadır. Dil bilgisi bakımından bir sorudur, ancak günlük işlevi kibar bir istekte bulunmaktır. Sondaki please ifadeye nezaket katar.

Alıştırma

Kafedeki isteği Can I have ...? kalıbıyla tamamlayın: Can I ____ a glass of water, please?

Cevabı göster

have

Sorry, Peppa. There's no letter for you today. Ton ve niyet

3:13

Üzgünüm, Peppa. Bugün senin için mektup yok.

Ton ve niyet

There's no ... for you today: bugün senin için ... yok

There's no + tekil sayılabilen isim, o şeyden tek bir tane bile bulunmadığını veya sunulamadığını belirtir. Burada no letter, Peppa'ya teslim edilecek tek bir mektup bile olmadığı anlamına gelir; bir nesnenin “mektup olmadığı” anlamına gelmez. for you hedeflenen alıcıyı belirtir; today ise bildirimi bugünle sınırlar. Cümleye Sorry ile başlamak olumsuz haberi daha nazik hâle getirir.

Alıştırma

Görevlinin bildirimini There's no ... for you today kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: I'm sorry. ____ package ____ today.

Cevabı göster

There's no · for you

Oh.

3:16

Oh.

I wonder who that could be. Ton ve niyet

3:18

Kimin olabileceğini merak ediyorum.

Ton ve niyet

I wonder who that could be: onun kim olabileceğini merak etmek

I wonder ... soruyu konuşanın kendi düşüncesi olarak sunar. Burada tanınmayan bir kişinin kimliği hakkında nazik bir merak ifade eder; bu yüzden Who is that? sorusundan daha dolaylıdır ve mutlaka cevap beklemez. who that could be bir dolaylı sorudur, bu nedenle düz cümle sırasını korur: who + özne that + could be. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği değil, belirsizliği veya olasılığı ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder sonrasında dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. I wonder who that could be.
  2. I wonder who could that be.
  3. Who could that be?
Cevabı göster

I wonder who that could be.

Bonjour.

3:20

Bonjour.

I am Delphine Donkey.

3:21

Ben Delphine Eşek.

I have come to see Peppa. Dilbilgisi

3:23

Peppa'yı görmeye geldim.

Dilbilgisi

I have come to ...: ziyaret amacını belirtmek

Bu cümlede I have come to see Peppa., “Peppa’yı görmek istediğim için buradayım” anlamına gelir. Have come present perfect yapısındadır: have yardımcı fiil, come ise geçmiş zaman ortacıdır. Tamamlanmış olan gelişi, konuşanın şu anda burada bulunmasıyla ilişkilendirir. I have come to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir ziyaretin amacını belirtir. Buradaki to see Peppa amaç bildiren bir mastardır ve present perfect fiil yapısının parçası değildir.

Alıştırma

Ziyaret amacını belirtmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: I ____ discuss the repair estimate.

Cevabı göster

have come to

It's Delphine!

3:25

Bu Delphine!

Bonjour!

3:27

Bonjour!

Bonjour, Peppa.

3:29

Bonjour, Peppa.

Here are my maman and papa and my brother Didier. Kültür

3:31

İşte benim maman ve papa ve kardeşim Didier.

Kültür

İngilizce bir diyalogda Fransızca aile sözcükleri maman and papa

Burada maman, Fransızcada “anne” için kullanılan sevecen aile sözcüğüdür; papa ise Fransızcada “baba” demektir. Papa İngilizcede de kullanılabilir, ancak bu cümlede maman and papa çifti Fransızca aile dili olarak kullanılıyor. Bu sözcüklerin geri kalanı İngilizce olan bir cümleye yerleştirilmesi, diller arası geçiştir. Tanıtım aile ilişkisini açıkça belirtirken konuşanın Fransızca konuşulan aile geçmişini de görünür kılar.

Alıştırma

Bu cümlede maman and papa kimleri ifade ediyor?

  1. Fransa’daki iki kasabanın adıdır.
  2. Konuşanın annesi ve babası için kullanılan Fransızca aile sözcükleridir.
  3. Konuşanın büyükannesi ve büyükbabası anlamına gelirler.
Cevabı göster

Konuşanın annesi ve babası için kullanılan Fransızca aile sözcükleridir.

Bonjour.

3:34

Bonjour.

Here are my mummy and daddy and my little brother George. Kalıp ifadeler

3:36

İşte benim annem ve babam ve küçük kardeşim George.

Kalıp ifadeler

Here are my mummy and daddy: birden fazla kişiyi tanıtmak

Here are + çoğul isim öbeği kalıbı, orada bulunan veya gösterilen birden fazla kişi ya da şeyi işaret edip tanıtmanın doğal bir yoludur. Bu cümlede my mummy and daddy iki kişiyi belirtir, bu nedenle fiil are olur.

Alıştırma

Yanınızda duran iki arkadaşınızı tanıtıyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: Here ____ my friends, Ava and Ben.

Cevabı göster

are

Hello.

3:40

Merhaba.

Dinosaur.

3:42

Dinozor.

Dragon.

3:44

Ejderha.

Do you speak French, Mr. Pig? Ton ve niyet

3:49

Fransızca konuşuyor musunuz, Bay Pig?

Ton ve niyet

Do you speak French?: dil yeteneğini sormak

Do you speak + dil adı? kalıbı, birinin o dili kullanma konusunda genel bir yeteneğe sahip olup olmadığını sorar. Burada Bay Pig'in Fransızca iletişim kurup kuramadığı sorulur; tam o anda Fransızca konuşup konuşmadığı değil. İngilizcede dil adları büyük harfle başlar ve bu kalıpta normalde artikel almaz: speak French, speak Spanish.

Alıştırma

İspanyolca konuşma yeteneğini sormak için Do you speak ...? kalıbını kullanın: ____ Spanish?

Cevabı göster

Do you speak

I'm an expert at French.

3:51

Ben bir Fransızca uzmanıyım.

Ah, parle sport.

3:53

Ah, parle sport.

J'adore l'équipe de foot de Paris.

3:55

J'adore l'équipe de foot de Paris.

Quelle est votre équipe de foot préférée?

3:56

Quelle est votre équipe de foot préférée?

Uh...

3:58

Ee...

Yes.

3:59

Evet.

Delphine, we could jump up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:02

Delphine, çamurlu su birikintilerinde zıplayabiliriz.

Kalıp ifadeler

jump up and down: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak

Jump up and down, vücudun yükselip yeniden aşağı indiği tekrarlı dikey sıçramaları anlatır. Yalnızca jump demekten daha özeldir; jump tek bir sıçramayı veya başka bir yöne sıçramayı da anlatabilir. Up and down, jump fiilinden sonra tek bir yön ifadesi olarak çalışır. İki yön arasında tekrarlanan hareketi anlatırken up and down dizisinin tamamını bu sırayla kullanın.

Alıştırma

“Tekrar tekrar dikey sıçramak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children were very excited and began to ____.

Cevabı göster

jump up and down

Kalıp ifadeler

muddy puddles: sıfat + isim sırası

Muddy puddles, suyu çamurla karışmış veya çevresi çamurlu küçük su birikintileridir. Muddy, bu birikintilerin çamur içerdiğini ya da çamurla kirlendiğini belirtir. Dizilim sıfat + isim şeklindedir: muddy, puddles sözcüğünden önce gelir ve birikintilerin durumunu anlatır. Bir eylem bildirmez.

Alıştırma

Çamurla karışmış küçük su birikintilerini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the rain, the path was covered with ____.

Cevabı göster

muddy puddles

Delphine does not understand Peppa. Kalıp ifadeler

4:08

Delphine Peppa'yı anlamıyor.

Kalıp ifadeler

does not understand Peppa içinde understand + kişi

Sözlü iletişim bağlamında understand + person, “o kişinin söylediklerini anlamak” anlamına gelebilir. Burada does not understand Peppa, Delphine'in Peppa'nın sözlerini takip edemediğini ve iletişimin başarısız olduğunu gösterir. İngilizcede understand fiilinden sonra kişi doğrudan nesne olarak gelir: understand Peppa denir, understand to Peppa denmez. Başka bir bağlamda understand someone, birinin düşünce veya duygularını anlamak anlamına da gelebilir; doğru anlamı durum belirler.

Alıştırma

Leo İtalyanca konuşuyor ama ben İtalyanca bilmiyorum. Cümleyi understand + Leo ile tamamlayın: I can't ____.

Cevabı göster

understand Leo

J'adore sauter dans les flaques de boue.

4:10

J'adore sauter dans les flaques de boue.

Peppa does not understand Delphine.

4:13

Peppa Delphine'i anlamıyor.

Everything's so different in French, Daddy. Ton ve niyet

4:15

Fransızcada her şey çok farklı, Baba.

Ton ve niyet

Everything's so different in French: so different ve in + dil

Everything's, Everything is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. So, different sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi Fransızca biçimin alışık olduğu ifadeden çok farklı olduğunu düşünür ve şaşkınlık ya da kafa karışıklığı hisseder. In French, “Fransızca ifade edildiğinde” anlamına gelir. Her şeyin Fransa adlı ülkede farklı hâle geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu sahnede Everything's so different in French ne anlama geliyor?

  1. Fransızca ifade, konuşan kişinin bildiği ifadeden çok farklı geliyor.
  2. Her şey Fransa'da gerçekleştiği için değişiyor.
  3. Fransızca yalnızca biraz farklı ve konuşan kişi şaşırmıyor.
Cevabı göster

Fransızca ifade, konuşan kişinin bildiği ifadeden çok farklı geliyor.

Come on, Peppa. Ton ve niyet

4:20

Hadi, Peppa.

Ton ve niyet

Come on: birini harekete geçmeye veya denemeye teşvik etmek

Bu cümlede Come on, Peppa'yı harekete geçmeye veya denemeye teşvik eden sözlü bir ifadedir. “Hadi” ya da “Bir dene” anlamına gelir; “bana doğru gel” anlamına gelmez. Aynı sözler birini acele ettirmek ya da hayal kırıklığı ve inanmama duygusu göstermek için de kullanılabilir. İşlevi bağlam ve ses tonu belirler; burada dostça bir teşvik vardır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yeni bir dansı denemekten çekiniyor. Yaklaşmasını istemeden onu sıcak bir şekilde denemeye teşvik eden cümle hangisidir?

  1. Come here, you can do it.
  2. Come back, you can do it.
  3. Come on, you can do it.
Cevabı göster

Come on, you can do it.

J'adore sauter dans les flaques de boue.

4:25

J'adore sauter dans les flaques de boue.

Ah.

4:27

Ah.

That's what I was going to show you. Anlatım akışı

4:29

Ben de size bunu gösterecektim.

Anlatım akışı

That's what ...: az önce olan şeyi önceki bir planla bağlamak

That's, az önce görülen eyleme veya içeriğe işaret eder. what I was going to show you ise aynı şeyi konuşanın daha önceki planında göstermek istediği içerik olarak tanımlar. Böylece cümle, şu anda olan şeyi konuşanın göstermeyi amaçladığı şeyle bağlar. That's what + özne + fiil kalıbında what, soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. what sonrasındaki yan cümle, what I wanted to explain örneğindeki gibi düz cümle sırasını kullanır.

Alıştırma

Az önce görülen özellik, göstermeyi planladığınız özelliğin aynısıdır. “the thing that” anlamındaki tek sözcüklük bağlayıcıyı kullanın: That's ____ I was going to show you.

Cevabı göster

what

We call it jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:31

Biz buna çamurlu su birikintilerinde zıplamak diyoruz.

Kalıp ifadeler

We call it ... ile bir etkinliği adlandırmak

Burada We call it ... “Bu etkinliğe bir ad veya açıklama veririz” anlamına gelir. call fiili “adlandırmak veya ... diye anmak” demektir; “telefon etmek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen yapı call + nesne + ad veya açıklama şeklindedir. Bu cümlede it, etkinliğe gönderme yapar; ardından gelen -ing öbeği de etkinlikte ne yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi adlandırma için kullanılan iki kelimelik call + nesne ifadesiyle tamamlayın: Our Friday activity has a special name. We ____ Family Game Night.

Cevabı göster

call it

J'adore jumping up and down in muddy puddles.

4:37

J'adore jumping up and down in muddy puddles.

Everyone in the whole world loves jumping up and down in muddy puddles. Notlar

4:41

Dünyadaki herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Kalıp ifadeler

in the whole world: dünya çapında güçlü vurgu

In the whole world, kapsamı “dünyanın her yeri” olacak şekilde genişletir. Burada everyone sözcüğünden sonra gelir ve etkinliği gerçekten herkesin sevdiği düşüncesini güçlendirir. Heyecanlı günlük konuşmalarda bu kadar geniş bir kapsam, kanıta dayalı bir iddiadan çok abartı olabilir. İfade, the best ... in the whole world örneğinde olduğu gibi üstünlük derecesini de güçlendirebilir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: This is the best playground in the whole world. Günlük konuşmada hangi yorum daha doğrudur?

  1. Bu, dünyadaki her oyun alanının resmî olarak karşılaştırıldığını her zaman kanıtlar.
  2. Bu, ölçülmüş küresel bir gerçek değil, coşkulu bir abartı olabilir.
Cevabı göster

Bu, ölçülmüş küresel bir gerçek değil, coşkulu bir abartı olabilir.

Dilbilgisi

loves jumping: Sevilen bir etkinliği anlatmak için love + -ing

love + fiil-ing yapısı, birinin bir etkinliği yapmayı çok sevdiğini anlatır. Bu cümlede jumping up and down in muddy puddles, Everyone’ın sevdiği etkinliktir. Buradaki jumping bir isim-fiildir; present continuous fiili değildir. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir, bu yüzden fiil loves olur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + love/loves + fiil-ing şeklindedir ve düzenli ya da genel bir tercihi anlatır.

Alıştırma

love + fiil-ing yapısını, draw fiilini ve doğru özne-fiil uyumunu kullanarak tamamlayın: Maya ____ after school.

Cevabı göster

loves drawing