Peppa Pig ve George'un Yeni Arkadaşları - Mektup Arkadaşları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa, Fransız mektup arkadaşı Delphine ile yazışmaya başlar ve Delphine ziyarete geldiğinde Fransızca konuşmayı dener. İki aile birbirini anlamakta zorlansa da çocuklar çamurlu su birikintilerinde zıplayarak iletişim kurar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pen pal — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Mektuplaşarak arkadaşlık kurulan kişiyi belirten bu birleşik ismi anlayın. Sözcüğün hikâyedeki mektupları, telefon konuşmasını ve farklı ülkelerden iki çocuk arasındaki dostluğu nasıl birbirine bağladığını fark edin. 2. That's what I was going to say. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Başka biri doğru cevabı verdikten sonra konuşanın itibarını korumak için bu cümleyi nasıl kullandığını tanıyın. Daddy Pig’in Fransızcayı çeviremedikten hemen sonra bunu söylemesi, sözünü komik bir bahane hâline getirir. 3. does not understand Peppa. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: understand fiilinin, bir kişinin söylediklerini anlayabilmek anlamında doğrudan o kişiyi nesne alabildiğini öğrenin. Bu yapıyla farklı dilleri konuşan insanlar arasında iletişimin kurulup kurulamadığını anlatın.
Bu derste
my little brother: daha genç bir erkek kardeş
my little brother, konuşandan daha genç olan erkek kardeş anlamına gelir. Buradaki little, George'un boyunu veya vücut yapısını değil, yaş ilişkisini anlatır. Aile üyelerini tanıtırken my little brother + isim doğal bir yapıdır. Yaş karşılaştırmasını daha tarafsız ve açık biçimde ifade etmek için my younger brother kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “benden daha genç bir erkek kardeş” anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir? This is Leo, ____.
- my little brother
- my small brother
- my smaller brother
Cevabı göster
my little brother
Mummy Pig ... Daddy Pig: sevgi dolu aile adları
Bu cümlede Mummy ve Daddy, küçük çocukların ve ailelerin kullandığı sıcak dilde “anne” ve “baba” anlamına gelir. Mummy Pig ve Daddy Pig ifadelerinde her karakterin adının bir parçasıdırlar, bu yüzden büyük harfle başlarlar. Aile ve karakter adı bağlamı, buradaki Mummy sözcüğünün “anne” anlamına geldiğini gösterir; korunmuş bir bedeni, yani mumyayı ifade eden ilgisiz mummy ismi değildir.
Alıştırma
Britanyalı bir aile sahnesinde, küçük bir çocuğun iki ebeveyninden sevgiyle söz etmesine en doğal uyan cümle hangisidir?
- Mommy and Daddy are waiting outside.
- Mummy and Daddy are waiting outside.
- Mother and Father are waiting outside.
Cevabı göster
Mummy and Daddy are waiting outside.
Who would like ...?: kimin istekli olduğunu nazikçe sormak
Who would like + isim? bir grupta sözü edilen şeyi kimin istediğini sorar. Burada öğretmen, mektup arkadaşı isteyen çocukları cevap vermeye davet ediyor. Would like şu anki bir isteği nazikçe ifade eder; bu nedenle would soruyu geçmiş zamana taşımaz. Bir eylem için Who would like to + fiil? kalıbını kullanın.
Alıştırma
Öğretmenin bir gruba yönelttiği nazik soruyu, öğrenilen başlangıçla tamamlayın: ____ to hand out the papers?
Cevabı göster
Who would like
A pen pal is a boy or girl you can write letters to. Notlar
0:30Mektup arkadaşı, mektup yazabileceğiniz bir erkek veya kız arkadaş demektir.
A ... is a ...: temel bir tanım kalıbı
A + tekil sayılabilen isim + is + a/an + kategori ismi, bir terimi tanımlamanın temel yollarından biridir. is sözcüğünden önceki bölüm açıklanan şeyi adlandırır; is sözcüğünden sonraki kelimeler onun genel kategorisini verir. Bu cümlede a pen pal terim, a boy or girl ise kategoridir. Cümlenin geri kalanı, o kişiyi pen pal yapan özelliği açıklar. A boy or girl sabit bir ifade değildir; tanımladığınız terime uygun kategoriyle değiştirilmelidir.
Alıştırma
Tanımı, öğrenilen kalıptaki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: A thermometer ____ a device that measures temperature.
Cevabı göster
is
pen pal: mektuplaştığın bir arkadaş
Pen pal, mektuplaşarak tanıdığın ve iletişimde kaldığın bir arkadaşı anlatan birleşik bir isimdir. İki sözcük birlikte tek bir ad oluşturur; pen, arkadaşlığın mektup yazmaya dayandığını belirtir. Bu nedenle ifade, bir kaleme ait arkadaş anlamına gelmez. Çoğul biçimi pen pals şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede pen pal ne anlama geliyor?
- düzenli olarak mektuplaştığın bir arkadaş
- sana kalem ödünç veren bir arkadaş
- sınıfta yanında oturan bir öğrenci
Cevabı göster
düzenli olarak mektuplaştığın bir arkadaş
write letters to ...: alıcıyı to ile göstermek
write letters to someone kalıbı “birine mektup yazmak” demektir. letters yazılan şeyi adlandırır; to edatı ise alıcıyı gösterir. Buradaki to bir edattır, mastardan önce kullanılan işaret değildir. a boy or girl you can write letters to ifadesinde a boy or girl alıcıdır ve ilgi cümleciğinden önce gelir. Cümlecik içinde anlaşılan yeri to sözcüğünden sonradır; bu yüzden to doğal olarak sonda kalır.
Alıştırma
Alıcıyı gösteren edatla cümleyi tamamla: Maya writes letters ____ her cousin every month.
Cevabı göster
to
Can Delphine Donkey be my pen pal? Ton ve niyet
0:41Delphine Eşek benim mektup arkadaşım olabilir mi?
Can ... be my ...? ile izin istemek
Burada Can Delphine Donkey be my pen pal? sorusu, konuşan kişinin Delphine’i mektup arkadaşı olarak seçmesine izin verilip verilmediğini sorar. Can, Delphine’in yeteneğini değil, bu düzenleme için izin istemeyi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp Can + person + be my + role? şeklindedir. Belirli bir kişinin sizinle ilgili bir rolü üstlenmesine izin verilip verilmediğini sormak için kullanılır.
Alıştırma
Konuşan kişi “Can Delphine Donkey be my pen pal?” derken neyi kastediyor?
- Bu düzenlemeye izin verilip verilmediğini soruyor.
- Delphine’in yazı yazmayı bilip bilmediğini soruyor.
- Delphine’e mektup arkadaşı olmasını emrediyor.
Cevabı göster
Bu düzenlemeye izin verilip verilmediğini soruyor.
Of course ile sıcak ve istekli bir şekilde evet demek
Of course, Peppa cümlesinde Of course, isteğe açıkça ve gönüllü olarak evet demektir. Kabul etmenin kolay olduğunu ve hiçbir sorun bulunmadığını hissettirir. Dostça bir tonla söylendiğinde, yalnızca Yes demekten genellikle daha sıcak ve güven verici duyulur.
Alıştırma
Cevabı, derste öğrendiğiniz sıcak ve gönüllü bir evet anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “May I sit here?” “____.”
Cevabı göster
Of course
Mr. Zebra the postman is delivering a letter to Peppa's house. Kalıp ifadeler
0:52Postacı Bay Zebra, Peppa'nın evine bir mektup getiriyor.
deliver a letter to Peppa's house: Peppa'nın evine mektup teslim etmek
Burada deliver, bir eşyayı hedeflenen kişiye ya da yere götürüp teslim etmek anlamına gelir. Yapı deliver + eşya + to + varış yeri şeklindedir: a letter teslim edilen eşya, Peppa's house ise varış yeridir. is delivering sözleri şimdiki zamanın devam biçimini oluşturur; yani teslimat o anda gerçekleşmektedir. Bu posta bağlamında deliver bir eşyayı taşıyıp teslim etmek demektir, konuşma yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Teslimat yapısındaki eksik edatı tamamlayın: The courier delivered a parcel ____ the office.
Cevabı göster
to
Peppa and George love it when the post arrives. Notlar
0:57Peppa ve George posta geldiğinde bayılırlar.
love it when the post arrives: postanın gelmesine bayılmak
Love it when + cümlecik, bir durumdan ya da o durumun gerçekleşmesinden çok hoşlanmak anlamına gelir. Burada when the post arrives, Peppa ile George'un hoşlandığı durumu belirtir. it sözcüğü love fiilinden sonra nesne yerini doldurur; asıl durum ise when'li cümlecikle verilir. when'den sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I ____ my friends make me laugh.
Cevabı göster
love it when
the post arrives: Britanya İngilizcesinde “postanın gelmesi”
Bu Britanya İngilizcesi cümlesinde the post, posta yoluyla teslim edilen mektupları, kartları ve diğer gönderileri topluca ifade eder. when the post arrives, “bu postalar eve ulaştığında” demektir. Burada post, postaların tamamını anlatmak için the ile kullanılır; tek bir mektubu ifade etmez.
Alıştırma
'The post has arrived; there are two letters for you.' cümlesinde the post ne anlama gelir?
- Teslim edilen mektuplar ve diğer postalar.
- İnternette yayımlanan bir ileti.
- Ahşap bir direk veya destek.
Cevabı göster
Teslim edilen mektuplar ve diğer postalar.
be addressed to ...: alıcıyı belirtmek
Be addressed to + kişi veya kurum, bir mektup, paket ya da benzer bir gönderinin üzerinde o alıcının adının yazılı olduğunu belirtir. Örnekte to, hedeflenen alıcı olarak Miss Peppa Pig'i gösterir. Addressed, edilgen be addressed to yapısındaki address fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada address, gönderinin üzerine alıcı bilgilerini yazmak anlamındadır; birine konuşma yapmak anlamında değildir.
Alıştırma
Address fiilini doğru edilgen biçimi ve edatıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The parcel is ____ Mr Brown.
Cevabı göster
addressed to
Can you ... for me?: birinden yardım istemek
Can you + fiilin yalın hâli + nesne + for me? konuşanın işine yarayacak bir şeyi karşı taraftan istemenin yaygın bir yoludur. Buradaki can you read it for me? annenin mektubu sesli okumasını isteyen bir rica cümlesidir; annenin okuma becerisini sınayan bir soru değildir. For me, eylemden yararlanan kişinin konuşan olduğunu gösterir. Doğal çeviride çoğu zaman sözcüğü sözcüğüne “benim için” anlamından çok “bana yardım edip ...” anlamını verir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızdan kutuyu sizin için taşımasını istiyorsunuz. Hangi cümle doğal bir ricadır?
- Can I carry this box for you?
- Can you carry this box with me?
- Can you carry this box for me?
Cevabı göster
Can you carry this box for me?
It's from ...: gönderen kişiyi belirtmek
It's from + kişi, bir mektubu, mesajı, kartı, paketi veya hediyeyi kimin gönderdiğini ya da verdiğini belirtir. Örnekte it mektuba gönderme yapar ve gönderen kişi Delphine Donkey'dir. From bir yerin başlangıç noktasını veya kökeni de gösterebilir; ancak bu bağlamda bir kişi adından önce geldiğinde “o kişi tarafından gönderilmiş veya verilmiş” anlamındadır.
Alıştırma
Bir kart alıyorsunuz ve gönderen kişinin Nora olduğunu belirtiyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: It's ____ Nora.
Cevabı göster
from
What does she say?: onun söylediği veya yazdığı içeriği sormak
What does she say? bir kadının sözlü ya da yazılı olarak ilettiği içeriği sorar. Burada she mektubu yazan kişiyi gösterir; dolayısıyla say yalnızca “sesli konuşmak” değil, “mektupta iletmek” anlamındadır. Yapı What + does + özne + say? biçimindedir. Geniş zamanı ve üçüncü kişi uyumunu does taşır, bu yüzden say yalın biçimde kalır. Aynı kullanım mesajlar ve diğer yazılı metinler için de geçerlidir.
Alıştırma
Bir arkadaş Anna’nın mektubunu sesli okuyor. Hangi soru Anna’nın mesajını sorar ve Anna’yı özne yapar?
- What does Anna say?
- What did Anna hear?
- What does the letter say?
Cevabı göster
What does Anna say?
It means ...: anlamı veya çeviriyi açıklamak
It means ... daha önce sözü edilen bir şeyin anlamını veya çevirisini verir. Bir sözcüğü, cümleyi, tabelayı, simgeyi ya da hareketi açıklayabilir; it önceki ögeye gönderme yapar ve means sonrasındaki sözler onun anlamını verir. Burada mean fiili “niyet etmek” değil, “anlamına gelmek” demektir. It geniş zamanda üçüncü tekil kişi olduğu için kullanılan biçim means olur.
Alıştırma
Simgeyi açıklamak için mean fiilinin doğru biçimini kullanın: This symbol ____ 'danger'.
Cevabı göster
means
Daha fazla bilgi sormak için What else ...?
What else does she say? cümlesinde else, what sözcüğünden sonra gelir ve “başka, daha” anlamı katar. Soru, onun söylediklerinin bir kısmının zaten bilindiğini varsayar ve aynı konu hakkında daha fazla bilgi ister. Yeniden kullanılabilir kalıp What else + yardımcı fiil + özne + ana fiil? şeklindedir. Buradaki what else ek içerik veya şeyleri sorar; başka bir kişiyi ifade etmez.
Alıştırma
Bazı piknik malzemeleri zaten sıralandı. Hangi soru başka hangi şeylerin gerektiğini sorar?
- Who else is coming to the picnic?
- What else do we need for the picnic?
- Where else could we have the picnic?
Cevabı göster
What else do we need for the picnic?
Anında yardım teklif etmek için I'll help
I'll help, I will help ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, yardım gerektiği an verilen bir kararı gösterir: konuşan kişi yardım etmeyi gönüllü olarak teklif eder. Konuşmadaki kişiler kime ya da neye yardım edileceğini zaten biliyorsa nesne söylenmeyebilir. I'll ... bu kullanımda yalnızca uzak gelecekteki planları değil, o anda yapılan teklif ve kararları anlatır.
Alıştırma
Arkadaşın ağır bir kutuyu taşımakta zorlanıyor. I will ifadesinin kısaltmasını ve help fiilini kullanarak anlık teklifi tamamla: ____ you carry it.
Cevabı göster
I'll help
an expert at French: çok yüksek bir beceri düzeyini anlatmak
Bu cümlede an expert at French, Fransızcada son derece yüksek bir beceri düzeyine sahip olduğunu iddia eden birini anlatır. Expert tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için önünde an kullanılır; at ise değerlendirilen beceriyi belirtir. Bu ifade good at kalıbından çok daha güçlüdür ve çok yüksek bir yeterlilik düzeyi iddia eder. Rahat bir konuşmada kişinin kendisi hakkında böyle güçlü bir ifade kullanması özgüvenli veya biraz abartılı gelebilir.
Alıştırma
an expert at hedef kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Priya has repaired hundreds of clocks. She is ____ repairing them.
Cevabı göster
an expert at
Daddy Pig cleans his glasses so he can see the letter more clearly. Dilbilgisi
1:45Baba Pig mektubu daha net görebilmek için gözlüklerini temizler.
so he can see: so + can ile amaç belirtmek
Burada so he can see, ilk eylemin amacını belirtir: Daddy Pig, mektubu görebilmeyi mümkün kılmak için gözlüğünü temizler. Kalıp so + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir; so that he can see de aynı anlamda kullanılabilir. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez. Ayrımı yapmak için mantıksal ilişkiye bakın: amaç cümleciği bir eylemi harekete geçiren hedefi açıklar; sonuç cümleciği ise önceki bir durum yüzünden ne olduğunu bildirir.
Alıştırma
Amaç belirtmek için so + özne + can kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia moves closer ____ hear the speaker better.
Cevabı göster
so she can
It's no good: bir şeyin işe yaramayacağını söylemek
Burada It's no good, “Bu işe yaramayacak” veya “Bu kullanışlı değil” anlamına gelir. Bir yöntem ya da nesneyi, gereken sonucu sağlayıp sağlayamayacağına göre değerlendirir. Bu kullanımda no good ifadesini bir bütün olarak düşünün. Sözcüğü sözcüğüne “hiç iyi yok” anlamına gelmez ve bir şeyin kötü olduğunu söyleyen genel bir yorumdan daha belirgindir.
Alıştırma
Bir anahtar, birkaç kez denendikten sonra bile kapıyı açmıyor. Anahtarın bu amaç için işe yaramadığını en açık biçimde hangi cümle söyler?
- It's difficult.
- It's no good.
- It's not perfect.
Cevabı göster
It's no good.
It's nonsense: bir fikri güçlü biçimde reddetmek
It's nonsense. cümlesinde nonsense, saçma, anlamsız veya mantıksız sözleri ya da fikirleri belirten sayılamayan bir isimdir. Cümle, içeriğin kendisini güçlü biçimde reddeder. Yalnızca “Bunu anlamıyorum” demek değildir. Bir konuşmacı aslında anlamlı olan bir şeyi yanlış anlayabilir; bu yüzden nonsense kullanmak sorunu dinleyenden mesaja aktarır.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşınız size yabancı gelen bir açıklama yapıyor ve siz yalnızca henüz anlamamış durumdasınız. It's nonsense. demek uygun mudur?
- Uygun değil: Sınıf arkadaşının açıklamasını anlamsız diye küçümser.
- Uygun: Anlamadığınızı tarafsız biçimde söyler.
Cevabı göster
Uygun değil: Sınıf arkadaşının açıklamasını anlamsız diye küçümser.
It means "I like fairy princesses and playing with my friends."
1:53"Masal prenseslerini ve arkadaşlarımla oynamayı severim" anlamına geliyor.
That's what I was going to say: durumu mizahla kurtaran bir iddia
Bu cümle kelimesi kelimesine, diğer kişinin söylediklerinin konuşanın söylemeyi düşündüğü şeyle aynı olduğunu belirtir. Burada başka biri doğru cevabı verdikten hemen sonra söylenir. Bu yüzden 'Ben de biliyordum' anlamına gelen, kişinin durumu mizahla kurtarmaya çalıştığı bir iddia işlevi görür. Konuşan kişi bunu gerçekten söylemeyi planlamamış olabilir. Zamanlama ve ton, kendini savunan şakayı gösterir.
Alıştırma
Başka biri az önce doğru cevabı verdi. Konuşan kişi That's what I was going to say derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Diğer kişiden cevabı tekrar etmesini istiyor.
- Aynı cevabın kendisinde de olduğunu mizahla iddia ediyor.
- Hazırladığı bir konuşmayı duyuruyor.
Cevabı göster
Aynı cevabın kendisinde de olduğunu mizahla iddia ediyor.
Nazik bir öneri için Maybe you could + fiilin yalın hâli
Maybe you could + fiilin yalın hâli, nazikçe öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede talk, could sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği belirtmez. Maybe ile birlikte önerinin baskısını azaltır ve dinleyene fikri kabul etme ya da reddetme özgürlüğü bırakır.
Alıştırma
Nazik öneriyi hedeflenen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ ask your teacher for help after class.
Cevabı göster
Maybe you could
Bonjour. Est-il possible que Peppa parle à Delphine?
2:17Bonjour. Est-il possible que Peppa parle à Delphine?
Mummy Pig is asking if Peppa may speak to Delphine. Dilbilgisi
2:22Anne Pig, Peppa'nın Delphine ile konuşup konuşamayacağını soruyor.
asking if Peppa may ...: bir izin sorusunu aktarmak
asking if Peppa may speak to Delphine ifadesinde if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: sorulan şey Peppa'nın Delphine'le konuşma izni olup olmadığıdır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” anlamında değil, “olup olmadığı” anlamındadır. if sonrasında düz cümle söz dizimi kullanılır: may Peppa speak değil, Peppa may speak denir. ask if + özne + may + fiilin yalın hâli kalıbı, kibar bir izin sorusunu doğrudan alıntılamadan aktarmaya yarar.
Alıştırma
Leo, “May I use the phone?” diye soruyor. Onun izin sorusunu doğru biçimde aktaran cümle hangisidir?
- Leo is asking if may he use the phone.
- Leo is asking if he may use the phone.
- Leo is asking me to use the phone.
Cevabı göster
Leo is asking if he may use the phone.
What do I say next?: sıradaki söz için ipucu istemek
What do I say next?, daha önce söylediğiniz sözlerden sonra gelmesi gereken kelimeleri birinden söylemesini veya hatırlatmasını istemek için kullanılır. Bu cümlede Peppa selamlaşmayı biliyor, fakat sonra takılıp bir ipucu istiyor. Buradaki next, konuşma veya sıra içinde “bundan sonra” demektir. “Sıradaki kişi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yönetmenin elinde metin var ve selamlamanızdan sonra gelen kesin repliği unuttunuz. Ne sorarsınız?
- What do I say next?
- Who speaks next?
- What did I say yesterday?
Cevabı göster
What do I say next?
Bir yöntemi düzeltmek için That's not how you ...
That's not how + özne + fiil, birinin bir şeyi yapma biçiminin doğru olmadığını belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, George'un Fransızca konuşma biçimini düzeltiyor; soru sormuyor. Burada how, “bir şeyin yapılma biçimi” anlamındadır. Bir yöntemi düzeltmek için That's not how you + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız cihazı yeniden başlatmak için yanlış düğmelere basıyor. Hangi cümle yöntemi doğrudan düzeltir?
- That's not where you restart the device.
- You don't know how to restart the device.
- That's not how you restart the device.
Cevabı göster
That's not how you restart the device.
Mr. Zebra the postman is delivering letters to Peppa's house.
3:04Postacı Bay Zebra, Peppa'nın evine mektuplar getiriyor.
Can I have my letter from Delphine, please? Ton ve niyet
3:10Delphine'den gelen mektubumu alabilir miyim lütfen?
Bir nesne istemek için Can I have ..., please?
Can I have + isim, please? birinden bir nesneyi vermesini veya sağlamasını istemenin yaygın bir yoludur. Bu cümlede have yalnızca “sahip olmak” değil, “almak” veya “bir şeyin verilmesi” anlamındadır. Dil bilgisi bakımından bir sorudur, ancak günlük işlevi kibar bir istekte bulunmaktır. Sondaki please ifadeye nezaket katar.
Alıştırma
Kafedeki isteği Can I have ...? kalıbıyla tamamlayın: Can I ____ a glass of water, please?
Cevabı göster
have
Sorry, Peppa. There's no letter for you today. Ton ve niyet
3:13Üzgünüm, Peppa. Bugün senin için mektup yok.
There's no ... for you today: bugün senin için ... yok
There's no + tekil sayılabilen isim, o şeyden tek bir tane bile bulunmadığını veya sunulamadığını belirtir. Burada no letter, Peppa'ya teslim edilecek tek bir mektup bile olmadığı anlamına gelir; bir nesnenin “mektup olmadığı” anlamına gelmez. for you hedeflenen alıcıyı belirtir; today ise bildirimi bugünle sınırlar. Cümleye Sorry ile başlamak olumsuz haberi daha nazik hâle getirir.
Alıştırma
Görevlinin bildirimini There's no ... for you today kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: I'm sorry. ____ package ____ today.
Cevabı göster
There's no · for you
I wonder who that could be: onun kim olabileceğini merak etmek
I wonder ... soruyu konuşanın kendi düşüncesi olarak sunar. Burada tanınmayan bir kişinin kimliği hakkında nazik bir merak ifade eder; bu yüzden Who is that? sorusundan daha dolaylıdır ve mutlaka cevap beklemez. who that could be bir dolaylı sorudur, bu nedenle düz cümle sırasını korur: who + özne that + could be. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği değil, belirsizliği veya olasılığı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede I wonder sonrasında dolaylı soru doğru kullanılmıştır?
- I wonder who that could be.
- I wonder who could that be.
- Who could that be?
Cevabı göster
I wonder who that could be.
I have come to ...: ziyaret amacını belirtmek
Bu cümlede I have come to see Peppa., “Peppa’yı görmek istediğim için buradayım” anlamına gelir. Have come present perfect yapısındadır: have yardımcı fiil, come ise geçmiş zaman ortacıdır. Tamamlanmış olan gelişi, konuşanın şu anda burada bulunmasıyla ilişkilendirir. I have come to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir ziyaretin amacını belirtir. Buradaki to see Peppa amaç bildiren bir mastardır ve present perfect fiil yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Ziyaret amacını belirtmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: I ____ discuss the repair estimate.
Cevabı göster
have come to
Here are my maman and papa and my brother Didier. Kültür
3:31İşte benim maman ve papa ve kardeşim Didier.
İngilizce bir diyalogda Fransızca aile sözcükleri maman and papa
Burada maman, Fransızcada “anne” için kullanılan sevecen aile sözcüğüdür; papa ise Fransızcada “baba” demektir. Papa İngilizcede de kullanılabilir, ancak bu cümlede maman and papa çifti Fransızca aile dili olarak kullanılıyor. Bu sözcüklerin geri kalanı İngilizce olan bir cümleye yerleştirilmesi, diller arası geçiştir. Tanıtım aile ilişkisini açıkça belirtirken konuşanın Fransızca konuşulan aile geçmişini de görünür kılar.
Alıştırma
Bu cümlede maman and papa kimleri ifade ediyor?
- Fransa’daki iki kasabanın adıdır.
- Konuşanın annesi ve babası için kullanılan Fransızca aile sözcükleridir.
- Konuşanın büyükannesi ve büyükbabası anlamına gelirler.
Cevabı göster
Konuşanın annesi ve babası için kullanılan Fransızca aile sözcükleridir.
Here are my mummy and daddy and my little brother George. Kalıp ifadeler
3:36İşte benim annem ve babam ve küçük kardeşim George.
Here are my mummy and daddy: birden fazla kişiyi tanıtmak
Here are + çoğul isim öbeği kalıbı, orada bulunan veya gösterilen birden fazla kişi ya da şeyi işaret edip tanıtmanın doğal bir yoludur. Bu cümlede my mummy and daddy iki kişiyi belirtir, bu nedenle fiil are olur.
Alıştırma
Yanınızda duran iki arkadaşınızı tanıtıyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: Here ____ my friends, Ava and Ben.
Cevabı göster
are
Do you speak French?: dil yeteneğini sormak
Do you speak + dil adı? kalıbı, birinin o dili kullanma konusunda genel bir yeteneğe sahip olup olmadığını sorar. Burada Bay Pig'in Fransızca iletişim kurup kuramadığı sorulur; tam o anda Fransızca konuşup konuşmadığı değil. İngilizcede dil adları büyük harfle başlar ve bu kalıpta normalde artikel almaz: speak French, speak Spanish.
Alıştırma
İspanyolca konuşma yeteneğini sormak için Do you speak ...? kalıbını kullanın: ____ Spanish?
Cevabı göster
Do you speak
Delphine, we could jump up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:02Delphine, çamurlu su birikintilerinde zıplayabiliriz.
jump up and down: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak
Jump up and down, vücudun yükselip yeniden aşağı indiği tekrarlı dikey sıçramaları anlatır. Yalnızca jump demekten daha özeldir; jump tek bir sıçramayı veya başka bir yöne sıçramayı da anlatabilir. Up and down, jump fiilinden sonra tek bir yön ifadesi olarak çalışır. İki yön arasında tekrarlanan hareketi anlatırken up and down dizisinin tamamını bu sırayla kullanın.
Alıştırma
“Tekrar tekrar dikey sıçramak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children were very excited and began to ____.
Cevabı göster
jump up and down
muddy puddles: sıfat + isim sırası
Muddy puddles, suyu çamurla karışmış veya çevresi çamurlu küçük su birikintileridir. Muddy, bu birikintilerin çamur içerdiğini ya da çamurla kirlendiğini belirtir. Dizilim sıfat + isim şeklindedir: muddy, puddles sözcüğünden önce gelir ve birikintilerin durumunu anlatır. Bir eylem bildirmez.
Alıştırma
Çamurla karışmış küçük su birikintilerini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the rain, the path was covered with ____.
Cevabı göster
muddy puddles
does not understand Peppa içinde understand + kişi
Sözlü iletişim bağlamında understand + person, “o kişinin söylediklerini anlamak” anlamına gelebilir. Burada does not understand Peppa, Delphine'in Peppa'nın sözlerini takip edemediğini ve iletişimin başarısız olduğunu gösterir. İngilizcede understand fiilinden sonra kişi doğrudan nesne olarak gelir: understand Peppa denir, understand to Peppa denmez. Başka bir bağlamda understand someone, birinin düşünce veya duygularını anlamak anlamına da gelebilir; doğru anlamı durum belirler.
Alıştırma
Leo İtalyanca konuşuyor ama ben İtalyanca bilmiyorum. Cümleyi understand + Leo ile tamamlayın: I can't ____.
Cevabı göster
understand Leo
Everything's so different in French: so different ve in + dil
Everything's, Everything is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. So, different sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi Fransızca biçimin alışık olduğu ifadeden çok farklı olduğunu düşünür ve şaşkınlık ya da kafa karışıklığı hisseder. In French, “Fransızca ifade edildiğinde” anlamına gelir. Her şeyin Fransa adlı ülkede farklı hâle geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu sahnede Everything's so different in French ne anlama geliyor?
- Fransızca ifade, konuşan kişinin bildiği ifadeden çok farklı geliyor.
- Her şey Fransa'da gerçekleştiği için değişiyor.
- Fransızca yalnızca biraz farklı ve konuşan kişi şaşırmıyor.
Cevabı göster
Fransızca ifade, konuşan kişinin bildiği ifadeden çok farklı geliyor.
Come on: birini harekete geçmeye veya denemeye teşvik etmek
Bu cümlede Come on, Peppa'yı harekete geçmeye veya denemeye teşvik eden sözlü bir ifadedir. “Hadi” ya da “Bir dene” anlamına gelir; “bana doğru gel” anlamına gelmez. Aynı sözler birini acele ettirmek ya da hayal kırıklığı ve inanmama duygusu göstermek için de kullanılabilir. İşlevi bağlam ve ses tonu belirler; burada dostça bir teşvik vardır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir dansı denemekten çekiniyor. Yaklaşmasını istemeden onu sıcak bir şekilde denemeye teşvik eden cümle hangisidir?
- Come here, you can do it.
- Come back, you can do it.
- Come on, you can do it.
Cevabı göster
Come on, you can do it.
That's what ...: az önce olan şeyi önceki bir planla bağlamak
That's, az önce görülen eyleme veya içeriğe işaret eder. what I was going to show you ise aynı şeyi konuşanın daha önceki planında göstermek istediği içerik olarak tanımlar. Böylece cümle, şu anda olan şeyi konuşanın göstermeyi amaçladığı şeyle bağlar. That's what + özne + fiil kalıbında what, soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. what sonrasındaki yan cümle, what I wanted to explain örneğindeki gibi düz cümle sırasını kullanır.
Alıştırma
Az önce görülen özellik, göstermeyi planladığınız özelliğin aynısıdır. “the thing that” anlamındaki tek sözcüklük bağlayıcıyı kullanın: That's ____ I was going to show you.
Cevabı göster
what
We call it jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:31Biz buna çamurlu su birikintilerinde zıplamak diyoruz.
We call it ... ile bir etkinliği adlandırmak
Burada We call it ... “Bu etkinliğe bir ad veya açıklama veririz” anlamına gelir. call fiili “adlandırmak veya ... diye anmak” demektir; “telefon etmek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen yapı call + nesne + ad veya açıklama şeklindedir. Bu cümlede it, etkinliğe gönderme yapar; ardından gelen -ing öbeği de etkinlikte ne yapıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi adlandırma için kullanılan iki kelimelik call + nesne ifadesiyle tamamlayın: Our Friday activity has a special name. We ____ Family Game Night.
Cevabı göster
call it
Everyone in the whole world loves jumping up and down in muddy puddles. Notlar
4:41Dünyadaki herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
in the whole world: dünya çapında güçlü vurgu
In the whole world, kapsamı “dünyanın her yeri” olacak şekilde genişletir. Burada everyone sözcüğünden sonra gelir ve etkinliği gerçekten herkesin sevdiği düşüncesini güçlendirir. Heyecanlı günlük konuşmalarda bu kadar geniş bir kapsam, kanıta dayalı bir iddiadan çok abartı olabilir. İfade, the best ... in the whole world örneğinde olduğu gibi üstünlük derecesini de güçlendirebilir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: This is the best playground in the whole world. Günlük konuşmada hangi yorum daha doğrudur?
- Bu, dünyadaki her oyun alanının resmî olarak karşılaştırıldığını her zaman kanıtlar.
- Bu, ölçülmüş küresel bir gerçek değil, coşkulu bir abartı olabilir.
Cevabı göster
Bu, ölçülmüş küresel bir gerçek değil, coşkulu bir abartı olabilir.
loves jumping: Sevilen bir etkinliği anlatmak için love + -ing
love + fiil-ing yapısı, birinin bir etkinliği yapmayı çok sevdiğini anlatır. Bu cümlede jumping up and down in muddy puddles, Everyone’ın sevdiği etkinliktir. Buradaki jumping bir isim-fiildir; present continuous fiili değildir. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir, bu yüzden fiil loves olur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + love/loves + fiil-ing şeklindedir ve düzenli ya da genel bir tercihi anlatır.
Alıştırma
love + fiil-ing yapısını, draw fiilini ve doğru özne-fiil uyumunu kullanarak tamamlayın: Maya ____ after school.
Cevabı göster
loves drawing