Hiç balina gördün mü? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, insanların balinalarla değişen ilişkisini; endüstriyel balina avcılığı ve nüfusların çöküşünden çevre aktivizmine, küresel moratoryuma ve kirlilik ile okyanus asitlenmesinden kaynaklanan güncel tehditlere kadar ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Although ve there's no doubt — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kesin bir sonuç belirtmeden önce bir istisnayı ya da karşıt gerçeği kabul etmeyi öğrenin. Bu yapı, politikaları, kanıtları ve tartışmalı konuları dengeli biçimde ele alırken kullanışlıdır. 2. a turning point — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir durumun önemli ölçüde değişmeye başladığı anı anlatan bu ifadeyi tanıyıp kullanın; özellikle tarihî olayları, yaşam öykülerini veya bir icadın sonuçlarını açıklarken işinize yarar. 3. to convey their message to the public. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Kuruluşların televizyon, gazete, görüntü veya kampanyalardan yararlanarak fikirlerini geniş kitlelere iletmesini kesin ve resmî bir dille anlatmayı öğrenin.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Encountering an animal in its natural habitat is a magical experience. Notlar
0:14Doğal ortamında bir hayvanla karşılaşmak büyülü bir deneyimdir.
Encountering ... is: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Encountering an animal in its natural habitat, ad görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı bir deneyimi adlandırır ve is fiilinin öznesi olur; encountering burada progressive yapının parçası değildir. Bu şekilde kullanılan bir -ing öbeği tek bir etkinlik veya deneyim olarak değerlendirilir ve bu nedenle genellikle tekil fiil alır: Doing something is.... Bu yapı, bir etkinliği doğrudan değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing öbeği tekil özne olarak doğru kullanılmıştır?
- Meeting new people are an important part of travelling.
- Meeting new people is an important part of travelling.
- Meet new people is an important part of travelling.
Cevabı göster
Meeting new people is an important part of travelling.
in its natural habitat: doğal olarak yaşadığı ortamda
in its natural habitat, hayvanın doğal olarak yaşadığı ve ihtiyaçlarını karşıladığı ortamda bulunduğu anlamına gelir. Habitat yalnızca yuva, in veya “ev” değil, daha geniş yaşam ortamıdır. Bu ifade hayvanı normal yaşam ortamıyla ilişkilendirdiği için yaban hayatı, doğa koruma, belgesel ve araştırma bağlamlarında kesin bir anlatım sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “bu türün doğal olarak yaşadığı ortamda” anlamına gelen kesin ifadeyle tamamlayın: The researchers observed the bird ____.
Cevabı göster
in its natural habitat
Have you ever seen an animal in the wild, Georgie? Notlar
0:18Hiç vahşi doğada bir hayvan gördün mü, Georgie?
Have you ever seen ...?: şimdiye kadarki deneyimleri sormak
Have you ever seen ...? present perfect yapısını kullanır: have + özne + ever + fiilin past participle biçimi. Seen, see fiilinin past participle biçimidir. Soru, bu deneyimin geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Ever, “şimdiye kadar herhangi bir zamanda” anlamı katar. Zaman aralığını şimdiden önceki herhangi bir noktaya açar; önemli olan deneyimin olup olmadığıdır, tam olarak ne zaman olduğu değil.
Alıştırma
Başka bir kişiye bu deneyimi yaşayıp yaşamadığını sorun. Ever ve see fiilinin present perfect biçimini kullanarak soruyu tamamlayın: ____ a whale?
Cevabı göster
Have you ever seen
in the wild: doğal ve esaret altında olmayan bir ortamda
In the wild, bir hayvanın veya bitkinin esaret altında ya da insanlar tarafından kontrol edilen başka koşullarda değil, doğal ortamında yaşadığını veya görüldüğünü belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede hayvanın bir hayvanat bahçesi veya kapalı alan yerine doğada özgürken görülüp görülmediği sorulur. Burada wild, doğal ve evcilleştirilmemiş bir durumu ifade eder. İfadenin tamamı yalnızca “açık havada” demekten daha özel bir anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi “doğal, esaret altında olmayan bir ortamda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The camera recorded a snow leopard ____.
Cevabı göster
in the wild
I was on a walk and we saw a baby badger. Kalıp ifadeler
0:23Yürüyüşteydim ve bir yavru porsuk gördük.
was on a walk: geçmişteki bir olaya arka plan oluşturmak
Bu cümlede was on a walk, “dışarıda yürüyüş yapıyordum” veya “yürüyüşteydim” anlamına gelir. be on a walk kalıbı, yürüyüşü o sırada zaten devam eden bir etkinlik olarak sunar. Yürüyüş sırasında olan başka bir olaya doğal biçimde arka plan sağlar. I was during walking gibi doğal olmayan biçimler yerine I was on a walk when... kullanılır.
Alıştırma
Konuşanın kayıp köpeği yürüyüş yaparken bulduğunu en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I was in a walk when I found the lost dog.
- I was on a walk when I found the lost dog.
- I was during walking when I found the lost dog.
Cevabı göster
I was on a walk when I found the lost dog.
It was on its own and it was really cute. Kalıp ifadeler
0:26Tek başınaydı ve gerçekten çok sevimliydi.
on its own: bu bağlamda yalnız olmak
Burada on its own “yalnız” demektir: yavru porsuğun yanında bir eşlikçi veya ona bakan biri yoktu. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: on my own, on her own, on its own, on their own. Bu ifade, birinin bir şey yaptığını anlatırken “yardım almadan” anlamına da gelebilir. Ancak It was on its own yalnızca hayvanın durumunu anlatır; onun kendi başına bir şey başardığını söylemez.
Alıştırma
“The puppy was on its own in the garden.” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Yavru köpek bütün bahçenin sahibiydi.
- Yavru köpek bahçede yalnızdı.
- Yavru köpek bahçeyi yardım almadan yaptı.
Cevabı göster
Yavru köpek bahçede yalnızdı.
Ooh, the most impressive one I've ever seen is actually a whale. Dilbilgisi
0:30Oh, şu ana kadar gördüğüm en etkileyici olanı aslında bir balinaydı.
the most impressive one I've ever seen: kişisel deneyim içindeki üstünlük derecesi
the most impressive one I've ever seen ifadesinde the most impressive, bir grup içindeki en yüksek dereceyi gösterir; I've ever seen ise bu grubu konuşanın şimdiye kadar gördüğü her şeyle sınırlar. One, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer; burada daha önce sözü edilen animal yerine kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilen kalıp the + superlative + noun/one + subject + have/has ever + past participle şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bu romanın konuşanın şimdiye kadar okuduğu tüm romanlar arasında en komiği olduğunu belirtir?
- This is the funnier of the two novels.
- This is the funniest novel I've ever read.
- This is a funny novel I read last year.
Cevabı göster
This is the funniest novel I've ever read.
I was driving by the coast in Patagonia and you could see them in the sea. Kelime
0:33Patagonya sahilinde arabayla gidiyordum ve onları denizde görebiliyordunuz.
driving by the coast: bir yerin yakınını anlatan konumsal by
driving by the coast ifadesinde by, yanında veya yakınında anlamına gelen bir yer edatıdır. İfade, sürüşün kıyıya yakın bir yerde olduğunu belirtir; by car örneğindeki gibi ulaşım aracını gösteren by değildir. Bu kullanım kesin bir rota değil, yakınlık bildirir. Araba denize yakın bir yolda ilerleyebilir ama yolculuğun tamamında kıyı çizgisini takip etmeyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir rotanın kıyı çizgisini takip ettiğini söylemeden yalnızca kafenin kıyıya yakın olduğunu belirtir?
- We stopped at a small café by the coast.
- We followed the road along the coast.
- We drove away from the coast before stopping.
Cevabı göster
We stopped at a small café by the coast.
Well, that sounds amazing and funny you say that Ton ve niyet
0:38Vay canına, bu kulağa harika geliyor ve bunu söylemen çok ilginç
because whale watching has become popular in many coastal parts of the world. Notlar
0:40çünkü balina gözlemciliği dünyanın birçok kıyı bölgesinde popüler hale geldi.
funny you say that: bir sözü ilgili bilgiye bağlamak
Bu cümlede funny you say that, “bundan söz etmen ilginç bir tesadüf” anlamına gelir. Funny, diğer kişinin sözlerinin komik olduğunu değil, zamanlamayı veya konular arasındaki bağlantıyı anlatır. Bu ifade, diğer konuşmacının açtığı konuyu alıp ilgili bilgiyi doğal biçimde tanıtır. Burada because, yorumun neden tam zamanında geldiğini açıklamaya başlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir fırından söz ediyor ve siz de tam orada bir ders için yer ayırttığınızı söylemek üzereydiniz. Hangi yanıt iki düşünceyi doğal biçimde bağlar?
- Funny you say that—I just booked a class there.
- That bakery sounds good, but I have not heard any related news.
- I would rather change to a completely different subject.
Cevabı göster
Funny you say that—I just booked a class there.
whale watching: bir etkinliğin adı
Whale watching, balinaları arayıp gözlemleme etkinliğini veya turistik gezisini adlandıran bir birleşik isimdir. Whale, izlenen şeyi belirtir ve watching’i nitelerken tekil kalır. İfadenin tamamı Whale watching is popular örneğindeki gibi isim olarak kullanılabilir veya We went whale watching örneğindeki gibi go fiilinden sonra gelebilir. Balinaların gözlem yapan taraf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi balinaları gözlemleme etkinliğinin iki kelimelik sabit adıyla tamamlayın: On our island trip, we went ____ and saw two humpback whales.
Cevabı göster
whale watching
has become popular: şimdiki sonucu olan bir değişim
Has become popular, present perfect yapısındadır: has + become fiilinin past participle biçimi + popular sıfatı. Become fiilinin yalın hâli ile past participle biçimi aynıdır. Bu yapı, şimdiden önce gerçekleşen ve sonucu şu anda görülen bir değişimi anlatır: balina gözlemciliği önceden daha az popülerdi, ancak şimdi popülerdir. Odak yalnızca mevcut durumda değil, bu duruma yol açan değişimdedir.
Alıştırma
Cümleyi become fiilinin doğru biçimi ve popular sözcüğüyle tamamlayın: Over the last few years, this sport ____ with teenagers.
Cevabı göster
has become popular
But watching whales is very different from what humans used to do, Dilbilgisi
0:45Ancak balinaları izlemek, insanların eskiden yaptığından,
watching whales is very different from what humans used to ...: şimdiki ve geçmişteki eylemleri karşılaştırma
Watching whales, is fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Bir etkinlik bu şekilde özne konumunda yer alabilir: Watching whales is very different ... different from ifadesinden sonra gelen what humans used to do, insanların geçmişte düzenli olarak yaptıkları şeyler anlamında bir isim yan cümlesidir. Bu altyazı bölümündeki used to, devamında gelen yalın fiil do ile tamamlanır. Yeniden kullanılabilen tam kalıp Doing A is different from what someone used to do. şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir -ing öbeğini özne olarak ve what ... used to do yapısını kullanarak şimdiki bir etkinlikle geçmiştekini doğru biçimde karşılaştırır?
- Work from home is very different with what I used to do.
- Working from home is very different from what I used to do.
- Working from home is very different from what I am used to do.
Cevabı göster
Working from home is very different from what I used to do.
hunt and kill them for their oil and meat,
0:49yağları ve etleri için onları avlayıp öldürmekten çok farklıdır;
used to + fiilin yalın hâli: geçmiş alışkanlık veya durum
used to + fiilin yalın hâli, geçmişte düzenli olarak gerçekleşen bir eylemi veya o zamanlar geçerli olan bir durumu anlatır. Genellikle şimdiki durumun farklı olduğunu ima eder. Bu cümlede humans used to do, ardından açıklanan eski uygulamaya, yani yağ ve et elde etmek için balinaları avlayıp öldürmeye gönderme yapar. used to sonrasındaki yalın fiil do'dur.
Alıştırma
Geçmişteki bir alışkanlığı anlatmak için cümleyi used to ve write fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before messaging apps, people ____ letters more often.
Cevabı göster
used to write
known as whaling: bir faaliyetin adını tanıtmak
known as whaling, “whaling olarak adlandırılan” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı içeren known as whaling grubu activity sözcüğünden sonra gelir ve adını belirtir; an activity that is known as whaling yapısının kısaltılmış biçimidir. Kabul edilmiş bir adı, etiketi veya kimliği tanıtmak için be known as kullanılır. Burada balinaları avlama ve öldürme faaliyetine ad verir; faaliyetin neden ünlü olduğunu açıklamaz.
Alıştırma
Hangi cümle photosynthesis sözcüğünü bir sürecin adı olarak doğru biçimde tanıtır?
- This process is known as photosynthesis.
- This process is known for photosynthesis.
- This process knows as photosynthesis.
Cevabı göster
This process is known as photosynthesis.
Last year marked the 40th anniversary of the International Whaling Commission's global moratorium. Notlar
0:55Geçen yıl, Uluslararası Balinacılık Kurulu'nun küresel moratoryumunun 40. yıldönümüydü.
marked the 40th anniversary: bir yıl dönümünü önemli bir dönüm noktası olarak sunmak
Bu cümlede marked the 40th anniversary, geçen yılın moratoryumun başlamasından itibaren kırk yılın dolduğu nokta olduğu anlamına gelir. Burada mark, görünür bir işaret koymak anlamında değildir; bir zamanı veya olayı önemli bir dönüm noktası olarak sunar. Kullanılabilecek kalıp ‘zaman veya olay + mark(s)/marked + the + sıra sayısı + anniversary of + bir şey’ biçimindedir. Last year marked the 40th anniversary örneğinde olduğu gibi zaman veya olay dil bilgisel öznedir.
Alıştırma
Hangi cümlede mark, bir yılı önemli bir yıl dönümü olarak sunmak için doğru kullanılmıştır?
- 2025 marked the library's 75th anniversary.
- 2025 marked on the library's 75th anniversary.
- 2025 drew the library's 75th anniversary.
Cevabı göster
2025 marked the library's 75th anniversary.
global moratorium: dünya çapında resmî bir durdurma
Bu cümlede global moratorium, bir faaliyetin dünya çapında resmen ilan edilmiş biçimde durdurulması anlamına gelir. Çevredeki bağlam, faaliyetin ticari amaçla balina öldürmek olduğunu belirtir; dolayısıyla ifade ticari balina avcılığının uluslararası düzeyde durdurulmasını anlatır. Moratorium bir politika veya hukuk terimidir, sıradan bir gecikme değildir. Kurallar incelenirken ya da sonraki bir karar beklenirken uygulanan geçici durdurmayı sıkça anlatır. Global amaçlanan kapsamın dünya çapında olduğunu gösterir; tek başına her ülkenin önleme uyduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Uluslararası bir makam, kuralları incelerken derin deniz madenciliğini resmen iki yıllığına durduruyor. Hangi cümle bunu en kesin şekilde ifade eder?
- The authority announced a permanent ban on every kind of mining.
- The authority announced a two-year moratorium on deep-sea mining.
- The authority announced that deep-sea mining was two years behind schedule.
Cevabı göster
The authority announced a two-year moratorium on deep-sea mining.
That's a temporary ban on the commercial killing of whales. Kalıp ifadeler
1:01Bu, balinaların ticari amaçla öldürülmesine getirilen geçici bir yasaktır.
a temporary ban on ...: yasaklanan faaliyeti belirtme
a temporary ban on the commercial killing ifadesinde ban sayılabilir bir isimdir. Resmî olarak yasaklanan veya kısıtlanan faaliyeti belirtmek için a ban on + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Burada on, commercial killing ifadesini getirir; temporary ise yasağın kalıcı olmadığını gösterir. Commercial killing, hayvanları ticaret veya kâr amacıyla öldürmek demektir. Yasak, her türlü öldürmeyi değil, ticari amaçla yapılan öldürmeyi kapsar.
Alıştırma
Cümleyi ban on isim yapısıyla tamamlayın: The city introduced a temporary ____ selling fireworks near schools.
Cevabı göster
ban on
Although Japan, Iceland, and Norway continue to hunt whales, Anlatım akışı
1:04Japonya, İzlanda ve Norveç balina avlamaya devam etse de,
there's no doubt the ban has saved many whale species from extinction. Kalıp ifadeler
1:09bu yasağın birçok balina türünü yok olmaktan kurtardığına şüphe yok.
Although ... there's no doubt ...: ana sonuçtan önce ödünleme yapma
Although önce durumu karmaşıklaştıran veya konuşanın görüşünü zayıflatıyor gibi görünen bir gerçeği kabul eder. Buna ödünleme denir ve ana iddia yerine arka plan bilgisi verir. Ana cümle daha sonra çok güçlü bir sonuç belirtmek için there's no doubt (that) ... yapısını kullanır. Bu kalıp kabaca “Bu karmaşık durumu kabul ediyorum, ama sıradaki noktadan hâlâ eminim” anlamına gelir. Burada avlanmanın sürdüğü kabul edilirken yasağın türleri kurtardığı iddiası vurgulanır.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir zorluğu doğru biçimde kabul edip ardından kesinliği çok güçlü bir ana sonuç sunar?
- Although the experiment was difficult, there's no doubt the team learned a great deal.
- Although the experiment was difficult, but there's no doubt the team learned a great deal.
- There's no doubt the experiment was difficult, although the team learned a great deal.
Cevabı göster
Although the experiment was difficult, there's no doubt the team learned a great deal.
save ... from ...: “yasak birçok balina türünü yok olmaktan kurtardı”
save A from B yapısında A korunan kişi ya da şey, B ise önlenen tehlike veya zararlı sonuçtur. Burada yasak many whale species ifadesindeki türleri korur; extinction ise kaçınılan sonuçtur. Buradaki from bir yerden uzaklaşma hareketi göstermez. save fiilini önlenen tehlikeye bağlar: save + nesne + from + isim veya -ing biçimi.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak save ... from ... yapısını tamamlayın: Strong laws can save endangered birds ____ extinction.
Cevabı göster
from
we'll discuss our past and present relationship with these giants of the ocean. Anlatım akışı
1:14okyanusun bu devleriyle geçmişteki ve şimdiki ilişkimizi tartışacağız.
past and present relationship: geçmiş ile bugün arasındaki karşılaştırmayı haber vermek
Eşleşen past and present sözcükleri konuyu iki zaman dönemine göre düzenler. Bir konuşmanın başında kullanıldığında, dinleyiciye insanların balinalarla geçmişte nasıl etkileşim kurduğu ile bugün nasıl etkileşim kurduğunun karşılaştırılacağını bildirir. Burada relationship, insanların ve balinaların birbirini etkilediği veya birbiriyle ilişki kurduğu geniş ve süreklilik taşıyan biçimi anlatır. Özel ya da romantik bir ilişki değildir.
Alıştırma
Bir girişte “The documentary explores our past and present relationship with forests.” cümlesi dinleyiciye neyi bildirir?
- Belgesel yalnızca günümüzde var olan ağaç türlerini ele alacak.
- Belgesel, insanların ormanlarla geçmişte nasıl etkileşim kurduğunu ve bugün nasıl etkileşim kurduğunu karşılaştıracak.
- Belgesel iki kişinin özel aşk hikâyesini anlatacak.
Cevabı göster
Belgesel, insanların ormanlarla geçmişte nasıl etkileşim kurduğunu ve bugün nasıl etkileşim kurduğunu karşılaştıracak.
we'll learn some useful new words and phrases too.
1:20bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler de öğreneceğiz.
along with a quiz and worksheet on our website, bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler
1:26web sitemiz bbclearningenglish.com'da bir test ve çalışma kağıdıyla birlikte bulabilirsiniz.
along with a quiz and worksheet: ek öğeler belirtmek
Bu cümlede along with, “ile birlikte” veya “yanı sıra” anlamına gelir. Ana kaynak olan all the vocabulary ifadesine bir sınav ve çalışma kâğıdı ekler. Yaygın bir yapı A, along with B şeklindedir: A ana öğe olarak sunulur, B ise ek bir öğedir. Bu kullanımda ifade hareketi veya bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “ek bir öğe olarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum ticket includes an audio guide, ____ a map.
Cevabı göster
along with
But first: önce yapılacak bir adımı tanıtmak
But first, sıralamayı gösteren bir geçiş ifadesidir: beklenen sonraki konuyu kısa süreliğine durdurur ve ondan önce yapılacak bir şeyi tanıtır. Burada konuşmacı, Georgie'ye bir soru sormak için ana içeriği erteler. Buradaki But bir anlaşmazlık göstermez. Sıralamayı değiştirir; first ise yeni adımı hemen yapılması gereken öncelik olarak işaretler. Bu kullanım sunuculukta, sunumlarda, derslerde ve yönergelerde yaygındır.
Alıştırma
Ekipman kontrolünü yürüyüşten önceye yerleştirmek için cümleyi bu dersteki iki kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____, let's check our equipment before we start the hike.
Cevabı göster
But first
You probably know that the world's largest whale is the blue whale,
1:35Muhtemelen dünyanın en büyük balinasının mavi balina olduğunu biliyorsundur,
growing up to 30 m long: azami değeri belirten up to
growing up to 30 m long ifadesinde up to, ulaşılabilecek en büyük uzunluğu belirtir: hayvan 30 metreye ulaşabilir, ancak bazı bireyler daha kısa olabilir. Bu, her birinin tam olarak 30 metreye ulaştığı anlamına gelmez. Buradaki growing, şu anda gerçekleşen bir eylemi vurgulamak yerine hayvanın gelişirken belli bir boyuta ulaşmasını anlatır. grow up to + sayı + birim + long/tall kalıbı azami boyutu; up to + sayı ise kapasite, hız, fiyat veya miktar üst sınırını anlatabilir.
Alıştırma
Azami kapasiteyi göstermek için up sözcüğüne bir sözcük daha ekleyerek cümleyi tamamlayın: This lift can carry ____ eight people.
Cevabı göster
up to
Well, pygmy makes me think small, Dilbilgisi
1:54Şey, 'cüce' (pygmy) kelimesi bana küçüklüğü düşündürtüyor,
pygmy makes me think: make + nesne + yalın fiil
pygmy makes me think ifadesinde make, «bir tepkiye neden olmak» anlamındadır. Yapı make + nesne + yalın fiildir: pygmy tepkiye neden olan şeydir, me nesnedir ve think, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. Bu bağlamda think small, pygmy sözcüğünü küçük bir şey fikriyle ilişkilendirmek demektir. Akla gelen kişiyi, yeri veya şeyi belirtmek için yapı genellikle X makes me think of Y biçiminde genişletilir.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + yalın fiil yapısı doğru kullanılmıştır?
- The bright colours make the room to feel cheerful.
- The bright colours makes the room feel cheerful.
- The bright colours make the room feel cheerful.
Cevabı göster
The bright colours make the room feel cheerful.
so I'm going to go with C, the pygmy right whale. Kalıp ifadeler
1:56bu yüzden C'yi, cüce gerçek balinayı seçeceğim.
I'm going to go with: bir seçim yapmak
Bu cümlede I'm going to konuşmacının o anda verdiği kararı gösterir; go with ise “seçmek” demektir. Dolayısıyla I'm going to go with C, “C'yi seçeceğim” anlamına gelir. Yanıtlar, yemekler, tasarımlar ya da planlar arasından karar verirken go with + seçenek kalıbını kullanabilirsin. Buradaki go fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Kararı hedef ifadeyle tamamla: After comparing the two designs, ____ the simpler one.
Cevabı göster
I'm going to go with
Okay, we'll find out later in the program. Öbek fiiller
1:59Tamam, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out: yeni bilgi öğrenmek
Burada find out, “yanıtı öğrenmek ya da ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Yanıt şu anda bilinmiyor; programın ilerleyen bölümündeki yeni bilgiler yanıtı ortaya çıkaracak. Find out, bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Hangi bilginin eksik olduğu bağlamdan belliyse bu cümledeki gibi nesne olmadan da kullanılabilir.
Alıştırma
Sonuçlar henüz açıklanmadı. Hangi cümle sonuçları yarın öğreneceğini söylüyor?
- We need to understand the results.
- We'll find out the results tomorrow.
- We already know the results.
Cevabı göster
We'll find out the results tomorrow.
Humans have hunted whales for at least a thousand years, Kalıp ifadeler
2:03İnsanlar en az bin yıldır balinaları avlıyorlar,
for at least a thousand years: süre ve alt sınır
for bir süreyi belirtir: a thousand years, etkinliğin ne kadar zamandır gerçekleştiğini gösterir. at least bir alt sınır koyar; bu yüzden gerçek süre daha uzun olabilir ama daha kısa olamaz. have hunted ile birlikte bu ifade, tekrarlanan avlanma etkinliğini geçmişten günümüzdeki tarihsel bakış açısına uzanan bir döneme yerleştirir. Her insanın durmaksızın avlandığını değil, etkinliğin kapsadığı süreyi anlatır.
Alıştırma
Üç kuşağın asgari süre olduğunu gösteren iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: This family has lived in the village ____ three generations.
Cevabı göster
for at least
starting with small groups of hunters in slow moving wooden boats. Anlatım akışı
2:07başlangıçta yavaş hareket eden ahşap teknelerdeki küçük avcı gruplarıyla başladılar.
starting with small groups of hunters: ilk aşamayı belirtme
starting with small groups of hunters, daha uzun bir tarihin en erken aşamasını gösterir. Sonraki aşamalar anlatılmadan önce dinleyiciye anlatının nereden başladığını bildirir. Kalıp, genel bir süreç veya listeyi belirttikten sonra starting with + ilk aşama ya da ilk öğe yapısını eklemektir. Buradaki -ing öbeği önceki ana cümleye bağlıdır; bilgiyi sıralar ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz.
Alıştırma
İlk öğeyi tanıtan, bu nottaki iki kelimelik İngilizce -ing öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The tour visits three rooms, ____ the main hall.
Cevabı göster
starting with
Catching whales like this was often unsuccessful,
2:12Balinaları bu şekilde yakalamak çoğu zaman başarısız olurdu,
especially big whales like blue and humpback whales,
2:15özellikle mavi ve kambur balinalar gibi büyük balinaları,
But all that changed in the late 1800s Anlatım akışı
2:21Ancak tüm bunlar 1800'lerin sonlarında değişti
But all that changed: anlatıda bir dönüm noktasını işaret etmek
But önceki anlatımla bir karşıtlık kurarken all that daha önce anlatılan durumun tamamını tek bir fikir altında toplar. Burada balina avcılığının çoğu zaman başarısız olması durumunu belirtir. Changed ise bu eski düzenin artık devam etmediğini söyler. Tarihî anlatılarda But all that changed, yeni bir dönemi başlatan olayın veya gelişmenin geleceğini haber verir. in the late 1800s zaman ifadesi de bu dönüm noktasının ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Bu parçada But all that changed ne işe yarıyor? For years, the school had no sports hall. But all that changed when a new building opened.
- Eski durumun devam ettiğini gösteren başka bir ayrıntı ekler.
- Yeni binanın hiçbir şeyi değiştirmediğini açıklar.
- Eski durumun anlatımını bitirir ve bir dönüm noktası sunar.
Cevabı göster
Eski durumun anlatımını bitirir ve bir dönüm noktası sunar.
as Jayne Pierce of the South Georgia Heritage Trust
2:24South Georgia Miras Vakfı'ndan Jayne Pierce'ın
a chap called Svend Foyn, who was a whaler, Kelime
2:36balinacı olan Svend Foyn adında bir adam (chap),
a chap: erkek anlamında gündelik bir Britanya İngilizcesi sözcüğü
Gündelik Britanya İngilizcesinde a chap, «bir adam» anlamına gelir. Burada a chap called Svend Foyn, erkek bir tarihî kişiyi adıyla birlikte rahat bir üslupla tanıtır. Chap onun mesleği değildir; who was a whaler ifadesi mesleğinin balina avcılığı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Resmî bir iş başvurusunda şu cümle yer alıyor: I am a reliable chap who works well in a team. Chap bu bağlamda uygun mu?
- Bu resmî bağlama uygun
- Bu resmî bağlama uygun değil
Cevabı göster
Bu resmî bağlama uygun değil
he invented what we now know as the exploding harpoon. Notlar
2:38bugün patlayan zıpkın olarak bildiğimiz şeyi icat etti.
what we now know as: geçmişteki bir şeye günümüzdeki adını verme
What we now know as X, “bugün insanların X adıyla bildiği şey” anlamına gelir. Cümlede what ile başlayan yan cümlenin tamamı invented fiilinin nesnesidir; as ise günümüzde kullanılan adı, yani the exploding harpoon ifadesini getirir. Bu ifade zaman karşıtlığı kurar: şey geçmişte zaten vardı veya gelişmeye başlamıştı, fakat konuşan kişi ona bugünün bakış açısından tanıdık adını verir. Bir adın ya da kavramın sonradan yerleştiği tarihsel açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce yapılan çalışmaların sonucuna günümüzdeki adını doğru biçimde verir?
- These experiments laid the foundations for what we now call as modern genetics.
- These experiments laid the foundations for what we now know modern genetics.
- These experiments laid the foundations for what we now know as modern genetics.
Cevabı göster
These experiments laid the foundations for what we now know as modern genetics.
exploding harpoon: balina avı tarihindeki patlayıcı silah
Exploding harpoon, patlayıcı bir yük taşıyan ve tarihsel olarak balina avında kullanılan bir zıpkındır. Harpoon, büyük bir deniz hayvanına saplanıp onu tutmak için tasarlanmış dikenli bir silahtır; exploding, silahın başlığının hedefe girdikten sonra patlamak üzere tasarlandığını belirtir. Bu terim bir silahın adıdır; bir balina türünün veya teknenin adı değildir. Bu bağlamda, 19. yüzyılda balina avının nasıl daha hızlı ve ölümcül hâle geldiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
19. yüzyıl balina avını anlatan bir metinde exploding harpoon nedir?
- Patlayıcı yük taşıyan bir balina avı zıpkını.
- Bir balinanın uzunluğunu ölçmeye yarayan cihaz.
- Balinaları kovalamak için kullanılan buharlı bir tekne.
Cevabı göster
Patlayıcı yük taşıyan bir balina avı zıpkını.
And that was a turning point for the for the whale. Deyimler
2:43Ve bu balinalar için bir dönüm noktası (turning point) oldu.
a turning point: sonrasında olacakları değiştiren dönüm noktası
A turning point, bir durumun sonrasında belirgin biçimde farklı bir yönde gelişmeye başladığı anı veya olayı anlatır. Değişim olumlu da olumsuz da olabilir; hangisi olduğunu bağlam gösterir. Burada that, daha önce sözü edilen yeniliğe, yani patlayıcı zıpkına gönderme yapar. Bunun balina için a turning point olarak adlandırılması, balinanın durumunu keskin biçimde kötüleştirdiği anlamına gelir.
Alıştırma
‘Bundan sonra olacakları değiştiren bir an’ anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Losing its biggest customer was ____ for the company.
Cevabı göster
a turning point
The whale couldn't stand a chance. Deyimler
2:45Balinaların hiçbir şansı kalmamıştı (couldn't stand a chance).
couldn't stand a chance: gerçekçi hiçbir başarı ihtimali olmaması
Stand a chance, başarılı olmak, kazanmak, hayatta kalmak veya kaçmak için gerçek bir ihtimale sahip olmak demektir. Couldn't ile birlikte tüm ifade, gerçekçi hiçbir ihtimal bulunmadığını anlatır; birinin ayakta duramadığı anlamına gelmez. Bu cümlede balina, yeni silah karşısında öylesine dezavantajlıydı ki kaçması veya hayatta kalması neredeyse imkânsız olarak sunuluyor.
Alıştırma
The whale couldn't stand a chance? cümlesini en iyi hangisi açıklar?
- Balinanın kaçmak için makul bir ihtimali vardı.
- Balina ayakta kalamıyordu.
- Balinanın kaçmak veya hayatta kalmak için neredeyse hiçbir ihtimali yoktu.
Cevabı göster
Balinanın kaçmak veya hayatta kalmak için neredeyse hiçbir ihtimali yoktu.
In 1870, a chap, that's an informal word for a man,
2:471870'te, bir adam için gayri resmi bir kelime olan bir 'chap',
called Svend Foyn, invented the exploding harpoon,
2:51Svend Foyn adında biri, patlayan zıpkını icat etti,
The phrase turning point means a time when a situation starts to change,
2:59Dönüm noktası (turning point) ifadesi, bir durumun değişmeye başladığı zaman anlamına gelir,
although sadly not in this case: üzücü bir istisnayı belirtme
Although, daha önce söylenen genel düşünceye bir sınırlama getirir: bir dönüm noktası olumlu olabilir. Not in this case, mevcut örneğin istisna olduğunu gösterir; eksiltilen 'not positive' anlamı önceki sözlerden anlaşılır. Sadly, konuşanın üzüntüsünü gösteren bir tutum zarfıdır. İfadenin tamamı hem önceki genellemenin kapsamını sınırlar hem de konuşanın bu istisna hakkındaki duygusunu gösterir.
Alıştırma
Konuşan, 'although sadly not in this case' ifadesiyle ne yapıyor?
- Önceki genel ifadeye üzücü bir istisna ekler.
- Her durumda aynı olumlu sonucun bulunduğunu söyler.
- Sonucun ana nedenini tanıtır.
Cevabı göster
Önceki genel ifadeye üzücü bir istisna ekler.
After this, the whales didn't stand a chance,
3:08Bundan sonra balinalar 'didn't stand a chance' oldu,
meaning they had no chance of successfully avoiding the hunters.
3:12yani avcılardan başarılı bir şekilde kaçma şansları kalmamıştı.
added to the invention of faster steam-powered boats, Anlatım akışı
3:18daha hızlı buhar gücüyle çalışan teknelerin icadıyla birleşince,
increased whaling massively throughout the 20th century,
3:2220. yüzyıl boyunca balinacılığı muazzam bir şekilde artırdı,
added to the invention of...: iki nedeni birleştirmek
Virgüller arasındaki sözler ikinci bir neden ekler: daha hızlı buharlı tekneler. Cümlenin temel yapısı Foyn's exploding harpoon increased whaling şeklindedir; added to... ise zıpkının teknelerle birlikte etkili olduğunu gösterir. Burada added to, gerçek anlamda aritmetik toplama değil, 'birleştiğinde' veya 'ile birlikte' anlamına gelir. Bu yapı, açıklamayı etkileri birbirine eklenen bir nedenler zinciri olarak düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve 'ile birleşen' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Extra tutoring, ____ regular practice, helped Mia pass the exam.
Cevabı göster
added to
to the point where over 3 million whales had been killed Anlatım akışı
3:25öyle ki 3 milyondan fazla balina öldürülmüştü
and many species faced extinction. Kalıp ifadeler
3:29ve birçok tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
to the point where: dereceyi gösteren bir sonuç tanıtmak
To the point where, bir değişimin veya durumun ne kadar ileri gittiğini gösteren bir sonucu tanıtır. Burada balina avcılığındaki büyük artışı, üç milyondan fazla balinanın öldürülmesi ve birçok türün yok olma tehlikesine girmesi gibi ağır sonuçlara bağlar. Buradaki where gerçek bir yeri belirtmez. Kalıp durum + to the point where + tam sonuç cümleciği şeklindedir; bu nedenle where sonrasındaki bölümün kendi öznesi ve fiili vardır.
Alıştırma
Tam sonuç cümleciğinden önce hedef bağlayıcıyı yazarak cümleyi tamamlayın: The river rose ____ nearby roads had to close.
Cevabı göster
to the point where
many species faced extinction: face + soyut bir tehdit
Many species faced extinction ifadesinde faced, tehdit altında olmak veya tehlikesiyle karşı karşıya olmak anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiildir. Extinction bu türlerin karşı karşıya olduğu tehlikedir; cümle her türün gerçekten yok olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + face + isim öbeği şeklindedir: face extinction, face danger veya face a shortage. Face fiilinden sonra isim öbeği doğrudan gelir; to kullanılmaz.
Alıştırma
“Yok olma tehlikesi altında olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Several island birds ____ as sea levels rise.
Cevabı göster
face extinction
By the 1970s: bir on yılı zaman sınırı olarak kullanmak
By the 1970s, ardından gelen ifade için 1970'leri bir zaman sınırı olarak belirler. Bu döneme gelindiğinde çok az sayıda büyük balinanın kalmış olduğu durumun zaten oluştuğunu anlatır. Tarihsel anlatımda by + zaman noktası, bu sınırdan önceki değişime dönüp o andaki sonucu sunar. Değişimin yalnızca 1970'ler boyunca gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle 1990'ları zaman sınırı olarak kullanıp sonucun o zamana kadar gerçekleşmiş olduğunu söyler?
- During the 1990s, the city doubled in size.
- Since the 1990s, the city has continued to grow.
- By the 1990s, the city had doubled in size.
Cevabı göster
By the 1990s, the city had doubled in size.
only a few great whales ... left: geriye kalanı anlatmak
there were only a few great whales left ifadesinde only a few great whales az olan miktarı verir; left ise bu isim öbeğinden sonra gelerek “kalan” anlamını taşır. İfadenin tamamı hâlâ var olan büyük balinaların çok az olduğunu söyler. İsimden sonra gelen bu kullanım, there is/are + quantity + noun + left ve have + quantity + noun + left gibi yapılarda görülür. Burada left kalan bir durumu anlatır; “ayrıldı” anlamındaki geçmiş zaman fiili değildir.
Alıştırma
“Kalan” anlamını vermek için cümleyi örnekteki aynı sözcükle tamamlayın: There are only two seats ____ on the bus.
Cevabı göster
left
and environmental groups like Greenpeace started the Save the Whales campaign Kültür
3:35ve Greenpeace gibi çevre grupları 'Balinaları Kurtarın' kampanyasını başlattılar
the Save the Whales campaign: balinaları korumaya yönelik bir halk hareketi
The Save the Whales campaign, özellikle ticari balina avcılığı gibi tehditlere karşı balinaları korumayı amaçlayan yirminci yüzyıldaki bir halk hareketinin adıdır. Kampanya adındaki Save the Whales bir slogan gibi işlev görür: save, belirli bir balinayı kurtarmaktan ziyade bu hayvanları zarardan korumak anlamına gelir. Bu cümlede ad, Greenpeace gibi çevre örgütlerinin başlattığı çalışmayı tanımlar. Bunun bir kampanya adı olduğunu anlamak, bu örgütlerin eylemlerini halkın balina avcılığına ilişkin farkındalığını ve tutumunu değiştirme çabalarıyla ilişkilendirmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede the Save the Whales campaign ne anlama geliyor?
- Balina seslerini kaydetme projesi
- Balinaların korunması çağrısında bulunan bir halk hareketi
- Tek bir balinayı kurtarma planı
Cevabı göster
Balinaların korunması çağrısında bulunan bir halk hareketi
to make people aware of devastation in whale populations Kalıp ifadeler
3:40insanları balina nüfuslarındaki yıkımın
to make people aware of: amaç ve farkındalık ifade etmek
To make people aware of something, insanların bir şeyi fark etmesini ve anlamasını sağlamak demektir. Yapı make + kişi veya grup + aware of + konu şeklindedir; aware, kişinin farkındalık durumunu anlatan bir sıfattır. Burada to make mastarı amaç bildirir: Kampanya, balina popülasyonlarının uğradığı zarara dikkat çekmek amacıyla başlatılmıştır. Bu yapı eğitimde, kamu bilgilendirmelerinde ve uyarılarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi to make + hikers + aware of yapısıyla tamamlayın: The park uses warning signs ____ the risk of wildfires.
Cevabı göster
to make hikers aware of
the song of the whale: balina iletişimi için kullanılan bir benzetme
the song of the whale ifadesindeki song, balinaların iletişim kurmak için çıkardığı seslere verilen mecazi ve beğeni içeren bir addır. İnsanlara özgü, sözleri olan bir şarkı anlamına gelmez. Virgülden sonraki recordings of whales communicating at sea isim öbeği, insanların ne dinlediğini doğrudan açıklar. Bu seslere song denmesi, onları müzikal ve dinlemeye değer gösterir; böylece balinalara daha hayranlık dolu bir bakışı destekler.
Alıştırma
Bu cümlede the song of the whale neyi ifade ediyor?
- Bir tekneden balinalara çalınan müzik
- İnsanların balinalar hakkında yazdığı bir şarkı
- Balinaların denizde iletişim kurarken çıkardığı seslerin kayıtları
Cevabı göster
Balinaların denizde iletişim kurarken çıkardığı seslerin kayıtları
Here's marine biologist Joe Roman discussing the Save the Whales campaign with BBC Radio 4's Rare Earth.
4:03İşte deniz biyoloğu Joe Roman, BBC Radio 4'un Rare Earth programında Balinaları Kurtarın kampanyasını tartışıyor.
People started thinking about whales in different ways. Kalıp ifadeler
4:10İnsanlar balinalar hakkında farklı şekillerde düşünmeye başladılar.
started thinking about ... in different ways: bakış açısında değişim
Started thinking about whales in different ways, insanların balinalara yönelik görüşlerinin değişmeye başladığı anlamına gelir. Started thinking bir sürecin başlangıcını belirtirken about konuyu, yani whales sözcüğünü, cümleye bağlar. In different ways, yeni veya çeşitli bakış açılarından demektir. Herkesin aynı görüşe vardığını söylemez; balinaları görmenin eski biçiminin artık tek bakış açısı olmadığını anlatır. Bu kalıp, herhangi bir konuyu anlama veya değerlendirme biçimindeki değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın. started, think fiilinin -ing biçimi ve bir konudan önce kullanılan edatı kullanın: After the debate, the class ____ the problem in different ways.
Cevabı göster
started thinking about
And then we have to give a shout out to activist groups like Greenpeace, Deyimler
4:13Ve sonra Greenpeace gibi aktivist gruplara teşekkür etmeliyiz (give a shout out),
to give a shout out to: herkesin önünde övmek veya teşekkür etmek
To give a shout out to, bir kişiyi veya grubu övmek, ona teşekkür etmek ya da katkısını takdir etmek amacıyla herkesin önünde anmak demektir. Burada konuşmacı, Greenpeace gibi aktivist grupların çalışmalarını kamuoyu önünde takdir ediyor; onlara gerçekten bağırmaktan söz etmiyor. Yaygın kalıp give a shout-out to + kişi veya grup şeklindedir. Burada shout-out bir isimdir ve genellikle kısa çizgiyle yazılır; ancak samimi altyazı ve paylaşımlarda shout out yazımı da sık görülür.
Alıştırma
Bu nottaki gayriresmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın. Okul podcast'inin sonunda Mia şöyle diyor: “Before we finish, I'd like ____ the sound crew.”
Cevabı göster
to give a shout-out to
they put their Zodiacs in between Soviet hunting vessels and sperm whales,
4:19Zodiac botlarını Sovyet avcı gemileri ile ispermeçet balinaları arasına soktular
put their RIB boats ... in between Soviet hunting vessels and sperm whales: penghalang fisik
Konuşmacı denizde gerçekleştirilen doğrudan eylem türünde bir protestoyu anlatıyor. Aktivistler küçük botlarını Sovyet balina avı gemileriyle ispermeçet balinaları arasındaki gerçek alana götürerek avı zorlaştırmayı amaçlayan bir engel oluşturdular. Bu bağlamda hunting vessels, balina avında kullanılan gemiler demektir. RIB, rigid inflatable boat ifadesinin kısaltmasıdır ve sert tabanlı şişme bot anlamına gelir. Zodiac ise şişme bot üreten bir markadır; burada Zodiacs aktivistlerin küçük botlarını ifade eder. Konuşmacı, botları daha açık belirtmek için cümleye “put their RIB boats, they put their Zodiacs” şeklinde yeniden başlar. Buradaki in between soyut bir orta yolu değil, gerçek bir fiziksel konumu anlatır.
Alıştırma
Cümle hangi fiziksel eylemi anlatıyor?
- Küçük botları balinaları av gemilerine doğru taşımak için kullandılar.
- Avı engellemek için küçük botları balina avı gemileriyle balinaların arasına götürdüler.
- Balina avına ilişkin iki farklı planı karşılaştırdılar.
Cevabı göster
Avı engellemek için küçük botları balina avı gemileriyle balinaların arasına götürdüler.
very good at media: haber ve iletişim kanallarını kullanma becerisi
Be good at + isim ya da -ing biçimi, o etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. Burada very dereceyi güçlendirir; media ise haber kuruluşları ve iletişim kanallarıyla çalışmayı anlatan, bağlama bağlı ve geniş kapsamlı bir ifadedir. Bu cümlede televizyon ve gazete gibi kuruluşlarda haber olmayı ve bu kanalları etkili biçimde kullanmayı biliyorlardı. İfade özellikle medya içeriği üretmekte becerikli oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda 'They were very good at media' ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Televizyon ve kamera tamirinde becerikliydiler.
- Haber kapsamını ve medya kuruluşlarını etkili biçimde kullanmayı biliyorlardı.
- Birçok eğlence türünü izlemekten hoşlanıyorlardı.
Cevabı göster
Haber kapsamını ve medya kuruluşlarını etkili biçimde kullanmayı biliyorlardı.
Joe gives a shout-out to Greenpeace activists for protecting whales.
4:27Joe, balinaları korudukları için Greenpeace aktivistlerine teşekkür ediyor (gives a shout-out).
To give a shout-out to someone means to praise them in public.
4:31Birine 'shout-out' vermek, onları toplum önünde övmek anlamına gelir.
Videos and photos taken by Greenpeace changed public opinion about whaling. Kalıp ifadeler
4:35Greenpeace tarafından çekilen videolar ve fotoğraflar, balinacılıkla ilgili kamuoyunu değiştirdi.
changed public opinion about: bir konu hakkındaki kamuoyunu değiştirmek
Change public opinion about + konu, halkın o konuya yönelik genel görüşünü veya tutumunu değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede video ve fotoğraflar, balina avcılığına yönelik tutumlardaki değişimin nedeni olarak sunulur. Public opinion, toplumun genel görüşü anlamına geldiğinde genellikle sayılamayan bir topluluk ismi olarak kullanılır. About, halkın değerlendirdiği veya tartıştığı konuyu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The documentary ____ single-use plastics.
Cevabı göster
changed public opinion about
to convey their message to the public. Kalıp ifadeler
4:48mesajlarını halka ilettiklerini kastediyor.
media outlets: bilgi yayımlayan medya kuruluşları veya kanalları
Media outlets, halka haberleri ve diğer bilgileri yayımlayan veya aktaran kuruluşlar ya da kanallardır. Televizyon kanalları, gazeteler, radyo istasyonları ve haber siteleri media outlets olabilir. Burada TV and newspapers, bu genel kategorinin örnekleridir. Outlet, bilginin kitleye ulaştığı bir çıkış noktası veya kanal anlamına gelir; elektrik prizi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek bir media outlet örneğidir?
- Bir televizyon haber kanalı
- Özel bir not defteri
- Ev tipi bir elektrik prizi
Cevabı göster
Bir televizyon haber kanalı
convey their message to the public: mesajlarını halka iletmek
To convey their message to the public, düşüncelerini veya görüşlerini halka ulaştırıp anlaşılabilecek şekilde iletmek demektir. Convey yalnızca konuşmayı değil, içeriği bir kitleye aktarmayı vurgular. Kalıp convey + message/idea/information + to + receiver şeklindedir. Burada their message aktarılan içerik, the public ise bu içeriğin alıcısıdır.
Alıştırma
Cümleyi convey + message + to + receiver kalıbıyla tamamlayın: The charity used a short film to ____ the public.
Cevabı göster
convey its message to
still endangered: tehdit altındaki durumun sürmesi
still endangered ifadesi, tehdit altındaki durumun şu anda da sürdüğünü ve türlerin henüz bu durumdan çıkmadığını anlatır. Endangered, are sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır. Bir tür için kullanıldığında neslinin tükenme riski altında olduğu anlamına gelir; yani tehdide maruz kalan tarafı tanımlar.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. danger- bölümünden sonraki sona odaklanın.
- Many sea turtles are still endangered.
- Many sea turtles are still dangerous.
Cevabı göster
Many sea turtles are still endangered.
and all whales still face danger from ocean acidification and plastic pollution. Kalıp ifadeler
4:53ve tüm balinalar okyanus asitlenmesi ve plastik kirliliği tehlikesiyle hala karşı karşıya.
face danger from ...: tehdidin kaynağını belirtmek
face danger from ... yapısında face, bir şeye doğru dönme eylemi değil, 'bir şeyle uğraşmak zorunda olmak' anlamına gelen bir fiildir. Danger öznenin karşılaştığı tehlikedir; from ise bu tehlikenin kaynağını belirtir. Bu cümlede ocean acidification ve plastic pollution iki tehlike kaynağıdır. Bu yapı çevre, sağlık veya güvenlikle ilgili tehditlerin kaynağını belirtebilir: Bir kişi, yer veya grup face danger from something yapısıyla anlatılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için face, danger ve from sözcüklerini doğru sırayla kullanın: In dry summers, young trees ____ wildfires.
Cevabı göster
face danger from
But the moratorium, that means the temporary suspension on hunting them,
4:58Ancak moratoryum (moratorium), yani avlanmalarının geçici olarak askıya alınması,
and hopefully will help protect whales for decades more. Kalıp ifadeler
5:04ve umarım balinaları daha on yıllarca korumaya yardımcı olur.
has lasted 40 years: geçmişten bugüne devam eden bir süre
has lasted 40 years ifadesi, moratoryumun geçmişte başladığını, 40 yıl boyunca devam ettiğini ve hâlâ yürürlükte olduğunu anlatır. Fiil present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı lasted. Geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlamak için present perfect ile bir süre ifadesi kullanılır. Özne the moratorium tekil olduğu için yardımcı fiil have değil has olur.
Alıştırma
Cümleyi last fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The agreement ____ for twenty years and remains in force.
Cevabı göster
has lasted
for decades more: gelecekte onlarca yıl daha
for decades more ifadesinde for bir süreyi belirtir. Bu kullanımda more, decades sözcüğünden sonra gelir ve ek, ilave anlamını taşır; dolayısıyla ifade, ulaşılmış olan sürenin ötesinde onlarca yıl daha demektir. Burada will help protect ifadesinden sonra geldiği için geleceğe yöneliktir: konuşan kişi korumanın bugünden itibaren uzun yıllar devam etmesini umar. Geçmiş olan 40 yılı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle korumanın bugünden itibaren onlarca yıl daha devam edebileceği anlamına gelir?
- The wetland remained protected for decades in the past.
- The wetland may remain protected for decades more.
- The wetland may become protected decades from now.
Cevabı göster
The wetland may remain protected for decades more.
Okay, Phil, isn't it time you revealed the answer to your question? Ton ve niyet
5:07Tamam Phil, sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
isn't it time you revealed ...: şimdi harekete geçmeye yönlendirmek
Isn't it time + özne + simple past? bir eylemin artık yapılması gerektiğini anlatan retorik bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi Phil'i cevabı açıklamaya ve konuşmayı bir sonraki aşamaya taşımaya yönlendiriyor. revealed geçmiş zaman biçiminde olsa da eylemi geçmişe yerleştirmez. it is time veya isn't it time sonrasında geçmiş biçim, eylemin yapılma vaktinin geldiğini ya da çoktan beklendiğini gösterir. Soru biçimi Reveal the answer emrinden daha yumuşak duyulur, ancak yine de bir miktar baskı taşır.
Alıştırma
Cümleyi share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Isn't it time you ____ the results?
Cevabı göster
shared
Okay, I asked you which was the smallest species of whale. Dilbilgisi
5:11Tamam, sana en küçük balina türünün hangisi olduğunu sormuştum.
asked you which was ...: gömülü sorularda sözcük dizimi
Asked you which ... yapısı gömülü bir soru içerir. which ile başlayan yan cümle neyin sorulduğunu açıklar; bu nedenle cümlenin tamamı soruyu doğrudan sormak yerine daha önceki bir soruyu aktarır. which was the smallest species of whale bölümünde which öznedir, was ise onun fiilidir. Gömülü sorular düz cümle sözcük dizimini kullanır: do, does veya did eklenmez ve özneyle yardımcı fiil ters çevrilmez. wh- sözcüğünün özne olduğu sorular görünüşte değişmeyebilir: Which was the smallest species of whale? yapısı I asked you which was the smallest species of whale. olur. Nesnenin sorulduğu bir cümlede değişiklik görülebilir: Which route did they choose? yapısı I asked which route they chose. olur.
Alıştırma
Gömülü soru sözcük dizimi doğru olan cümleyi seçin.
- The guide asked us which did we prefer route.
- The guide asked us which route did we prefer.
- The guide asked us which route we preferred.
Cevabı göster
The guide asked us which route we preferred.
And I said the pygmy right whale, didn't I? Ton ve niyet
5:15Ve ben de cüce gerçek balina demiştim, değil mi?
whale, didn't I?: geçmişteki bir ifadeyi doğrulama
Didn't I?, olumlu I said the pygmy right whale cümlesine eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. Konuşan kişi ne söylediğini doğru hatırlayıp hatırlamadığını kontrol eder ve karşı taraftan kısa bir yanıt bekler. Soru eklentisinin zamanı ve öznesi ana cümleyle uyumlu olmalıdır. said basit geçmiş zamanda olduğu için did yardımcı fiilinin olumsuz kısaltması didn't kullanılır; özne ise I olur. Olumlu bir cümlenin ardından genellikle olumsuz bir soru eklentisi gelir: I said ..., didn't I?
Alıştırma
Soru eklentisini tamamlayın: I locked the door, ____?
Cevabı göster
didn't I
Unfortunately, the answer is actually the vaquita whale, Ton ve niyet
5:19Ne yazık ki, cevap aslında vaquita balinası,
Unfortunately, the answer is actually ...: bir düzeltmeyi yumuşatarak sunmak
Unfortunately, sıradaki bilginin hayal kırıklığı yarattığını veya istenmeyen bir durum olduğunu belirtir. Burada gerçek cevap verilmeden önce düzeltmenin sertliğini azaltır. The answer is actually ... daha önceki tahmin veya beklentiden farklı bir gerçeği sunar. Bu kullanımda actually, “aslında” anlamına gelir; “şu anda” anlamına gelmez. İfade düşünceli bir sıra izler: önce hayal kırıklığını kabul eder, sonra gerçeği düzeltir.
Alıştırma
Unfortunately, the answer is actually ... bu bağlamda ne işe yarar?
- Herhangi bir cevap vermekten kaçınır.
- İlk cevabın doğru olmasını kutlar.
- Üzüntü belirtir ve ardından bir düzeltme sunar.
Cevabı göster
Üzüntü belirtir ve ardından bir düzeltme sunar.
about 1.5 m long: yaklaşık uzunluk belirtmek
About, 1,5 metrenin kesin bir ölçüm değil tahmin olduğunu göstermek için sayıdan önce gelir. Uzunluğu belirtmek için be + about + sayı + birim + long yapısını kullanın. m birim sembolü metre anlamına gelir; dolayısıyla about 1.5 m long, uzunluğun yaklaşık 1,5 metre olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle ipin tahmini uzunluğunun beş metre olduğunu söyler?
- The rope is about five metres long.
- The rope is exactly five metres long.
- The rope is about five metres away.
Cevabı göster
The rope is about five metres long.
Okay, let's recap the rest of the vocabulary we've learned. Kalıp ifadeler
5:27Tamam, öğrendiğimiz kelimelerin geri kalanını tekrarlayalım.
let's recap: kısa bir gözden geçirmeye davet etmek
Let's recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek anlamına gelir. Recap burada fiildir; let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte bir şey yapmaya davet eder. Bu ifade konuşmayı da düzenler: konuşanın yeni bilgilerden daha önce ele alınmış konuların kısa bir tekrarına geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Daveti let's recap ile tamamlayın: Before we finish, ____ the three decisions.
Cevabı göster
let's recap
A chap is an informal word for a man.
5:30Bir 'chap', bir erkek için kullanılan gayri resmi bir kelimedir.
A turning point is when a situation starts to change,
5:33Bir 'turning point' (dönüm noktası), bir durumun değişmeye başladığı andır,
To give a shout-out to someone means to publicly praise them.
5:42Birine 'shout-out' vermek, onları açıkça övmek anlamına gelir.
you are skillful at using media outlets to convey a message to the public.
5:48halka bir mesaj iletmek için medya organlarını kullanmakta ustasınız demektir.
our 6 minutes are up: ayrılan altı dakika sona erdi
“our 6 minutes are up” ifadesinde be up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı doğru hareketi değil, zamanın bitmesini anlatır. Aktarılabilir kalıp “süre + be + up” şeklindedir; “Your time is up” buna bir örnektir. Genellikle bir etkinliğin durması veya toparlanmaya başlaması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini be up ile gösterin: Our ten minutes ____, so let's wrap up.
Cevabı göster
are up
but remember, you can find worksheets, quizzes, and loads more resources to improve your English Kelime
5:55ancak İngilizcenizi geliştirmek için çalışma kağıtları, testler ve daha birçok kaynağı bulabileceğinizi unutmayın
loads more resources: çok daha fazla kaynak demenin gündelik yolu
“loads more resources” ifadesinde loads, “çok sayıda” anlamına gelen gündelik bir miktar ifadesidir. More, bu kaynakların daha önce belirtilen çalışma kâğıtları ve kısa sınavlara ek olduğunu gösterir; dolayısıyla ifade “çok daha fazla kaynak” anlamına gelir. “loads more + isim” kalıbı güçlü ve samimi bir vurgu katar: ek miktar yalnızca birkaç tane değil, oldukça fazladır.
Alıştırma
Cümleyi “çok daha fazla” anlamındaki gündelik Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The library has workshops, reading clubs, and ____ activities for children.
Cevabı göster
loads more
See you there soon, but for now, it's goodbye. Anlatım akışı
6:04Yakında orada görüşmek üzere, ama şimdilik hoşça kalın.
but for now, it's goodbye: şimdi bitirmek, sonsuza dek vedalaşmak değil
Bu kapanış cümlesinde but, odağı “See you there soon” vaadinden şu anda yapılması gereken şeye çevirir. for now, goodbye sözünü içinde bulunulan anla sınırlar: konuşan kişi gelecekte yeniden görüşmeyi bekler, ancak programı ya da konuşmayı şimdi bitirir. Bu yapı, gelecekte devam etme fikrini şimdiki kapanışla karşı karşıya getirir. it's goodbye, mevcut bölümün bittiğini duyurur; kalıcı bir vedayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede but for now, it's goodbye iki fikri nasıl birbirine bağlıyor?
- Konuşan kişi gelecekteki buluşmayı iptal eder ve sonsuza dek veda eder.
- Konuşan kişi mevcut programı veya konuşmayı bitirmemeye karar verir.
- Konuşan kişi yeniden görüşmeyi bekler, ancak mevcut programı veya konuşmayı şimdi bitirir.
Cevabı göster
Konuşan kişi yeniden görüşmeyi bekler, ancak mevcut programı veya konuşmayı şimdi bitirir.