Kötü bir alışkanlığı bırakmak neden bu kadar zordur?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
720 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Bu video, ipucu–davranış–ödül döngülerinin alışkanlıkları nasıl otomatikleştirdiğini, yalnızca niyet etmenin neden kalıcı değişim yaratmaya çoğu zaman yetmediğini ve rutinleri değiştirmenin ya da istenmeyen bir tepkiyi başka bir davranışla değiştirmenin nasıl yardımcı olabileceğini anlatıyor. Ayrıca sabrın ve iyi alışkanlıkların yararlı rolünü vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. go to great lengths — Deyimler ve Mecazi İfadeler: try hard ifadesinden daha canlı olan bu kalıbı anlayın; birinin bir şeyi değiştirmek, gizlemek veya başarmak için olağanüstü çaba gösterdiğini ya da pek çok yönteme başvurduğunu anlatırken kullanın. 2. not all habits are bad. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Kısmi olumsuzluğu fark edin: ifade, bütün alışkanlıkların kötü olduğunu değil, bazı alışkanlıkların kötü olmadığını söyler. not all ile dikkatli, sınırları belirli iddialar kurun. 3. give yourself grace — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Zorlu bir süreçte kendini sertçe yargılamak yerine hataları kabullenmeyi, aşamalı ilerlemeye zaman tanımayı ve kendine şefkat göstermeyi öğütlemek için bu destekleyici ifadeyi kullanın.

Bu derste

Billions of people deal with a nail-biting habit at some point in their lives. Kalıp ifadeler

0:07

Milyarlarca insan hayatlarının bir noktasında tırnak yeme alışkanlığı ile uğraşır.

Kalıp ifadeler

deal with a nail-biting habit: tırnak yeme alışkanlığıyla başa çıkmak

Bu cümlede deal with a nail-biting habit, tırnak yeme alışkanlığını bir sorun olarak ele alıp yönetmek anlamına gelir. deal with ifadesinden hemen sonra ilgilenilmesi gereken şey gelir: deal with + bir sorun, stres veya alışkanlık. Buradaki deal, satın alma, satma ya da anlaşma yapma anlamında değildir. Ardından gelen habit sözcüğü, deal with ifadesinin “bir zorlukla başa çıkmak” anlamında kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede deal with, “istenmeyen bir alışkanlıkla yüzleşip onu yönetmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Leo is learning to make a deal with his habit of staying up too late.
  2. Leo is learning to deal with his habit of staying up too late.
  3. Leo is learning to deal his habit of staying up too late.
Cevabı göster

Leo is learning to deal with his habit of staying up too late.

Kalıp ifadeler

at some point in their lives: hayatlarının bir döneminde

At some point in their lives, “hayatlarının belirtilmemiş bir zamanında veya döneminde” anlamına gelir. Konuşan kişi tam olarak ne zaman olduğunu söylemez ve farklı insanlar bu deneyimi farklı yaşlarda yaşayabilir. Buradaki point bir yeri değil, zamandaki bir noktayı belirtir. Their, çoğul people ismiyle uyumludur. Tek bir kişiden söz ederken at some point in her life veya tekil they ile at some point in their life denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, tam zamanın belirtilmediğini ve her kişi için farklı olabileceğini ifade eder?

  1. Many people change careers at one specific age.
  2. Many people change careers at some point in their lives.
  3. Many people change careers throughout their lives.
Cevabı göster

Many people change careers at some point in their lives.

Many will go to great lengths to try to stop, Deyimler

0:12

Çoğu bunu bırakmaya çalışmak için elinden geleni yapacak,

Deyimler

go to great lengths to + fiilin yalın hâli

Go to great lengths, bir şeyi başarmak için olağanüstü büyük bir çaba göstermek veya birçok yola başvurmak anlamına gelir. Bu cümlede insanların alışkanlığı bırakmak için ne kadar çok şey yapabileceğini vurgular; uzun bir mesafe yürümeyi anlatmaz. Yaygın yapı go to great lengths to + fiilin yalın hâli şeklindedir. go fiilinin zamanı değişebilir; örneğin went to great lengths.

Alıştırma

“Olağanüstü büyük çaba göstermek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The rescue team ____ to reach the hikers before dark.

Cevabı göster

went to great lengths

employing strategies like rubbing chili peppers on their cuticles,

0:14

tırnak etlerine acı biber sürmek,

wearing gloves all day,

0:17

bütün gün eldiven takmak,

dipping their hands in salt and envisioning bacteria crawling on their fingers.

0:19

ellerini tuza batırmak ve parmaklarında gezinen bakterileri hayal etmek gibi stratejiler kullanacaktır.

And while not all of us are nail biters, Anlatım akışı

0:25

Ve hepimiz tırnak yiyen kişiler olmasak da,

most of us do have a habit we'd like to kick. Deyimler

0:27

çoğumuzun kurtulmak istediği bir alışkanlığı vardır.

Anlatım akışı

while not all of us ... most of us: önce istisna, sonra çoğunluk

Burada while, “... sırasında” değil, although gibi “... olsa da” anlamındadır. while yan cümlesi önce bir sınırlamayı kabul eder: herkes tırnak yiyenler grubunda değildir. Ardından ana cümledeki most of us... ile daha geniş bir çoğunluğa geçilir. “Önce istisnayı kabul etme, sonra çoğunluğu anlatma” düzeni, düşünceyi hem doğru hem de geniş bir kitleyle ilgili tutar. While not every X..., most X.... biçiminde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir istisnayı kabul edip ardından çoğunluk hakkında bir iddiada bulunuyor?

  1. Most students enjoy group work, and the lesson starts at nine.
  2. While not every student enjoys group work, most of them like choosing their own partners.
  3. While the students were doing group work, the teacher checked their notes.
Cevabı göster

While not every student enjoys group work, most of them like choosing their own partners.

Deyimler

a habit we'd like to kick: kick a habit deyimi

kick a habit ifadesinde kick, yerleşmiş bir alışkanlığı, özellikle istenmeyen bir davranışı bırakmak anlamına gelir. Bu bir deyimdir; fiziksel olarak bir şeyi tekmelemekten söz edilmez. a habit we'd like to kick ifadesinde we'd like to kick sözleri habit sözcüğünü niteler. Dil bilgisi açısından bu bölüm, nesnesi bağlamdan anlaşılan bir ilgi yan cümlesidir; tam anlamı we'd like to kick the habit biçimindedir. Aynı kalıp, birinin bırakmak istediği herhangi bir alışkanlık için kullanılabilir.

Alıştırma

kick içeren hedef deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: Maya wants to stop biting her nails, so she is trying to ____.

Cevabı göster

kick the habit

So what's the best way to break one? Kalıp ifadeler

0:31

Peki bir alışkanlığı bırakmanın en iyi yolu nedir?

Kalıp ifadeler

break one: one, habit sözcüğünün yerine geçer

Burada one, önceki cümledeki tekil ve sayılabilen habit isminin yerine geçer. a habit ifadesini tekrarlamayı önler ve 1 sayısı değildir. one sözcüğünün bu kullanımını anlamak için onun yerine geçtiği ismi önceki sözlerde arayın. Break a habit, tekrarlanan bir davranış kalıbını durdurmak anlamına gelir. Bu nedenle break one, break a habit demektir: soru, bir alışkanlığın nasıl bırakılacağını sorar.

Alıştırma

Aşağıdaki konuşmada one neyin yerine geçiyor? Bad habits can be hard to change. What's the best way to break one?

  1. kötü bir alışkanlık
  2. bir sayısı
  3. en iyi yol
Cevabı göster

kötü bir alışkanlık

Scientists define habits as behaviors that are performed regularly Kalıp ifadeler

0:33

Bilim insanları alışkanlıkları, düzenli olarak gerçekleştirilen

Kalıp ifadeler

define habits as behaviors: define X as Y yapısı

Define X as Y, “X’in anlamını ya da kategorisini Y olarak belirtmek” demektir. Bu cümlede habits X, behaviors ise Y’dir; cümlenin geri kalanı bunların ne tür davranışlar olduğunu daha ayrıntılı biçimde sınırlar. Burada as tanımı başlatır. “Aynı şekilde” anlamına gelmez ve bir karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

a minor ifadesini tanımlanan terim olarak kullanıp define X as Y yapısıyla cümleyi tamamlayın: The policy ____ anyone under eighteen.

Cevabı göster

defines a minor as

and cued subconsciously in response to certain environments, Kelime

0:37

ve belirli ortamlara tepki olarak bilinçaltında tetiklenen davranışlar olarak tanımlıyor,

Kelime

cued subconsciously in response to: bilinçli olarak fark edilmeden tetiklenmek

Davranış biliminde cue fiil olarak “bir işaret yoluyla davranışı harekete geçirmek veya tetiklemek” anlamına gelir. Cued edilgen kullanımdadır: davranış tetikleyici işaretten etkilenir. Subconsciously, kişinin bu süreci fark etmeyebileceğini belirtir. In response to, tepkiyi neyin ortaya çıkardığını belirtir. İfade bir bütün olarak, belirli çevresel işaretlerin davranışı bilinçli bir kararın ardından değil, otomatik olarak ortaya çıkarabileceğini anlatır.

Alıştırma

“The routine was cued subconsciously in response to the setting” ifadesini en iyi hangi cümle farklı sözlerle anlatır?

  1. The person carefully planned the routine after studying the setting.
  2. The setting triggered the routine before the person consciously chose it.
  3. The routine waited in a line inside the setting.
Cevabı göster

The setting triggered the routine before the person consciously chose it.

whether it be a location, Dilbilgisi

0:41

bu ister bir yer,

time of day,

0:42

günün bir saati,

or even an emotional state.

0:43

isterse de duygusal bir durum olsun.

Dilbilgisi

whether it be: olasılıkları sıralayan resmî yapı

Whether it be A, B, or C birkaç olası durumu tanıtır ve hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin aynı ifadenin geçerli olduğunu anlatır. Buradaki olasılıklar bir yer, günün bir zamanı ve duygusal bir durumdur. Bu resmî yapıda be fiili yalın hâlde kalır; bu bir hata değildir. Daha az resmî İngilizcede whether it is veya whether it's çoğu zaman aynı fikri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, be fiilini yalın hâlde tutan resmî whether yapısıyla tamamlayın: The guarantee covers any defect, ____ minor or serious.

Cevabı göster

whether it be

They can include simple actions like picking your hair when stressed, Dilbilgisi

0:45

Stresliyken saçınızla oynamak gibi basit eylemleri içerebileceği gibi,

Dilbilgisi

when stressed: kısaltılmış bir when yan cümlesi

when stressed, when you are stressed ifadesinin kısaltılmış biçimidir. when ile kurulan bir yan cümlede, gizli özne açıkça anlaşılıyor ve ilgili eylemdeki kişi ya da şeyle aynıysa özne ile be biçimi atılabilir. Burada stressed, saçı değil, saçını kurcalayan kişiyi anlatır. Tam anlam picking your hair when you are stressed şeklindedir.

Alıştırma

"When Maya is stressed" ifadesini kısaltılmış when yan cümlesiyle değiştirin: ____, Maya takes three slow breaths.

Cevabı göster

When stressed

but also more complex practices ingrained in daily routines, Kalıp ifadeler

0:48

geç saatlere kadar uyanık kalmak veya sabah kahve demlemek gibi

Kalıp ifadeler

ingrained in daily routines: günlük alışkanlıklara derinden yerleşmiş

Burada ingrained in daily routines, tekrar sayesinde bu uygulamaların günlük yaşamın sabit bir parçası hâline geldiğini anlatır. Ingrained mecaz anlamdadır; tahıl anlamındaki grain sözcüğünden söz etmez. Dil bilgisi açısından ingrained in daily routines, practices sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Yeniden kullanılabilen be/become ingrained in + isim kalıbı; fark edilmesi veya değiştirilmesi zor alışkanlıkları, inançları ve davranış biçimlerini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir uygulamanın günlük yaşamın sabit bir parçası hâline geldiğini gösterir?

  1. The team tried the safety check once yesterday.
  2. The safety check is ingrained in the team's daily routine.
  3. The safety check is listed as an optional idea for next month.
Cevabı göster

The safety check is ingrained in the team's daily routine.

like staying up late or brewing your coffee in the morning. Öbek fiiller

0:53

günlük rutine kök salmış daha karmaşık uygulamaları da içerebilirler.

Öbek fiiller

staying up late: geç saatlere kadar uyanık kalmak

Stay up late, uyumak yerine normalden daha geç bir saate kadar uyanık kalmak anlamına gelir. Buradaki up, uyanık olma durumunu anlatır; yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Örnekte staying biçiminin -ing eki almasının nedeni, staying up late ile brewing your coffee ifadelerinin like sözcüğünden sonra paralel iki etkinlik öbeği olmasıdır. Yeniden kullanılabilen temel ifade stay up late şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin fen projesini bitirmek için gece geç saatlere kadar uyanık kaldığı anlamına gelir?

  1. I slept in because school was closed.
  2. I stayed up late to finish a science project.
  3. I got up late and missed the morning bus.
Cevabı göster

I stayed up late to finish a science project.

If you do something frequently without much deliberation, Notlar

0:56

Eğer bir şeyi üzerinde çok düşünmeden sık sık yapıyorsanız,

Kelime

without much deliberation: fazla düşünüp tartmadan

without much deliberation, harekete geçmeden veya karar vermeden önce dikkatlice düşünmeye fazla zaman ya da bilinçli çaba ayırmamak demektir. Bu cümlede neredeyse otomatik gerçekleşen bir davranışı anlatmaya yardımcı olur. Deliberation, bir karardan önce yapılan dikkatli değerlendirmedir; bu nedenle ifade, seçeneklerin pek tartılmadığını vurgular.

Alıştırma

“Maya accepted the offer without much deliberation,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Konuyu kalabalık bir grupla görüştü.
  2. Teklifi üzerinde pek dikkatlice düşünmeden kabul etti.
  3. Uzun süre her ayrıntıyı inceledi.
Cevabı göster

Teklifi üzerinde pek dikkatlice düşünmeden kabul etti.

then it's likely a habit.

1:00

o zaman bu muhtemelen bir alışkanlıktır.

Dilbilgisi

If ... then ...: koşulu ve sonucunu belirtme

If bir koşulu tanıtır, then ise bu koşuldan çıkan sonucu ya da yargıyı gösterir. Buradaki koşul, bir şeyi fazla düşünmeden sık sık yapmaktır; sonuç ise bu davranışın muhtemelen bir alışkanlık olduğudur. Then birçok if cümlesinde atılabilir: “If X happens, Y happens” zaten dil bilgisi açısından doğrudur. Açıklamalarda, tanımlarda ve adım adım akıl yürütmede then sözcüğünü korumak, koşul-sonuç ilişkisini daha kolay izlenir hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi If ... then ... yapısıyla tamamlayın: ____ the timer reaches zero, ____ the oven turns off automatically.

Cevabı göster

If · then

They form because at some point your brain learns that the behavior is beneficial.

1:02

Alışkanlıklar oluşur çünkü bir noktada beyniniz o davranışın faydalı olduğunu öğrenir.

Let's say after opening a stressful email, Notlar

1:08

Diyelim ki stresli bir e-postayı açtıktan sonra,

Anlatım akışı

Let's say: varsayımsal bir örnek sunmak

Burada Let's say, “bu durumu hayal edelim” ya da “örneğin” anlamına gelir. Konuşmacının soyut bir fikri daha kolay anlaşılır hâle getirmesi için varsayımsal bir durum sunar. Bu, ardından gelecek bilgiyi düzenleyen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciyi bazı sözcükleri sesli söylemeye davet etmez ve durumun gerçekten yaşandığını ileri sürmez.

Alıştırma

Hangi cümlede Let's say varsayımsal bir durum sunmak için kullanılmıştır?

  1. She says she missed the last bus yesterday.
  2. Let's say you miss the last bus. What would you do?
  3. Let's say the word schedule together.
Cevabı göster

Let's say you miss the last bus. What would you do?

Dilbilgisi

after opening a stressful email: sıralama için after + -ing

after opening a stressful email, bir eylemin ana cümledeki eylemden önce gerçekleştiğini göstermek için after + -ing yan cümlesini kullanır. Önceki eylemi kısa bir zaman arka planı olarak verir; eylemi yapan kişi belliyse after you open a stressful email gibi tam bir yan cümleye gerek yoktur. -ing yan cümlesinde açıkça belirtilmiş bir özne olmadığı için eylemi yapan kişinin normalde ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Böylece ilk eylemi kimin yaptığını gizlemeden sıra kısa ve açık biçimde anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümlede after + -ing doğru ve açık biçimde kullanılmıştır?

  1. After finish the report, Lina sent it to her manager.
  2. After finishing the report, Lina sent it to her manager.
  3. After finishing the report, the deadline was extended.
Cevabı göster

After finishing the report, Lina sent it to her manager.

you bite your nails.

1:10

tırnaklarınızı yiyorsunuz.

This is rewarding as it's enough to focus your attention, Dilbilgisi

1:11

Bu, dikkatinizi odaklamaya yeterli olduğu için ödüllendiricidir,

Dilbilgisi

as it's enough to ifadesindeki neden bildiren as

as it's enough to focus your attention ifadesinde as, bir şeyin neden tatmin edici olduğunu açıklar. Burada “-iken” değil, “çünkü” anlamındadır: dikkatinizi çekebildiği için tatmin edicidir. enough to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya yetecek kadar” demektir. Birlikte kullanıldıklarında as + yan cümle açıklamayı verirken enough to bu etkiyi oluşturmak için gereken dereceyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, örnekteki gibi bir neden sunuyor?

  1. As we crossed the bridge, the sun came out.
  2. We stayed inside, as the roads were icy.
  3. She works as a music teacher.
Cevabı göster

We stayed inside, as the roads were icy.

curbing your email-fueled anxiety. Kelime

1:15

ve e-postanın körüklediği kaygınızı dizginler.

Kelime

email-fueled anxiety ve X-fueled kalıbı

Email-fueled anxiety, e-postanın neden olduğu, sürdürdüğü veya şiddetlendirdiği kaygı demektir. Fueled burada mecazdır: e-posta, kaygının sürmesini sağlayan bir yakıt gibi davranır. Email-fueled, anxiety sözcüğünden önce gelen kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen X-fueled Y kalıbı, X'i Y'yi harekete geçiren veya güçlendiren bir etken olarak gösterir. Özellikle duygu, eğilim, çatışma ve eylemleri anlatmak için uygundur.

Alıştırma

Cümleyi “paniğin yönlendirdiği” anlamındaki X-fueled birleşik sözcüğüyle tamamlayın: The crowd made several ____ decisions during the emergency.

Cevabı göster

panic-fueled

Within your brain,

1:18

Beyninizin içinde,

positive experiences can trigger the release of dopamine, Kalıp ifadeler

1:19

olumlu deneyimler, dopamin salınımını tetikleyebilir,

Kalıp ifadeler

trigger the release of dopamine: kimyasal madde salınımını başlatmak

trigger the release of dopamine ifadesinde trigger, bir sürecin başlamasına neden olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Özne olan positive experiences uyarıcı etken olarak sunulur; ardından gelen biyolojik süreç ise the release of dopamine ifadesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp X can trigger the release of Y şeklindedir. Bir uyarıcının kimyasal madde veya hormon salınımını başlattığını anlatan bilimsel açıklamalarda yaygındır; trigger burada silahın fiziksel tetiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi trigger the release of kalıbını kullanarak tamamlayın: A sudden scare can ____ stress hormones.

Cevabı göster

trigger the release of

a neurotransmitter that mediates feelings of pleasure. Kelime

1:22

bu, zevk hislerine aracılık eden bir nörotransmitterdir.

Kelime

mediates feelings of pleasure: bilimsel İngilizcede mediate

mediates feelings of pleasure ifadesinde mediates bilimsel bir anlam taşır: nörotransmitterin hazla ilgili biyolojik sürecin aktarılmasına, bağlantı kurulmasına veya düzenlenmesine yardımcı olduğunu belirtir. Günlük dildeki bir anlaşmazlığı uzlaştırma eylemini değil, bir mekanizma içindeki rolü anlatır. Mediate, cause sözcüğünden daha zayıf ve daha kesin bir ifadedir. Bir şey mediates an effect olarak tanımlandığında, etkinin gerçekleşme biçimine katılır; ancak mutlaka onun tek doğrudan nedeni değildir. Bu ifade ayrıca hazzın her seferinde oluşacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede mediates feelings of pleasure ne anlama gelir?

  1. Hazzın oluşacağını doğrudan garanti eder.
  2. Hazla ilgili biyolojik sürecin aktarılmasına veya düzenlenmesine yardımcı olur.
  3. Farklı duygular arasındaki bir anlaşmazlığı çözer.
Cevabı göster

Hazla ilgili biyolojik sürecin aktarılmasına veya düzenlenmesine yardımcı olur.

Dopamine is also a driver of neuroplasticity, Kelime

1:26

Dopamin aynı zamanda nöroplastisitenin de itici gücüdür,

Kelime

a driver of neuroplasticity: değişimi harekete geçiren bir etken

Burada driver, araç kullanan kişi demek değildir. Bir sürecin gerçekleşmesine yardımcı olan etken veya güç demektir. Bu nedenle a driver of neuroplasticity, nöroplastisiteyi destekleyen bir şey anlamına gelir. a driver of + isim kalıbı, değişimin nedenlerini açıklarken sık kullanılır. Bir şeyi önemli bir etki olarak sunar ancak onun mutlaka tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

"Regular exercise is a major driver of better sleep," cümlesinde driver ne anlama gelir?

  1. daha iyi uyumaya yardımcı olan bir etken
  2. insanları arabayla yatağa götüren bir kişi
  3. daha iyi uyumayı engelleyen bir şey
Cevabı göster

daha iyi uyumaya yardımcı olan bir etken

meaning it can change how your neurons wire and fire. Notlar

1:30

yani nöronlarınızın birbirine bağlanma ve ateşlenme şeklini değiştirebilir.

Anlatım akışı

meaning it can...: önceki ifadeyi açıklama

Meaning it can..., önceki ifadeye dönüp onun ne anlama geldiğini açıklayan, meaning sözcüğünün -ing biçimiyle kurulmuş bir yan cümleciktir. Burada neuroplasticity terimini somut bir etkiye dönüştürür. Bu kalıpta meaning, which means veya this means ifadelerine yakındır. İsim olan meaning değildir; açıklama veya sonuç ekleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede meaning, önceki ifadenin sonucunu açıklamak için kullanılmıştır?

  1. I checked the meaning of the word flooded.
  2. The road is flooded, meaning we can't drive through.
  3. The sign has a clear meaning.
Cevabı göster

The road is flooded, meaning we can't drive through.

Kelime

wire and fire: nöron bağlantıları ve etkinliği

Bu sinirbilim bağlamında wire, nöronların bağlantılar kurması veya mevcut bağlantıları değiştirmesi; fire ise nöronların etkinleşip elektrik sinyalleri göndermesi anlamına gelir. Kafiyeli bu iki sözcük, nöronların nasıl bağlandığı ve nasıl sinyal gönderdiği süreçlerini akılda kalıcı ve kısmen mecazlı biçimde özetler. Nöronların gerçek elektrik telleri olduğu veya alev aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede wire and fire ne anlama gelir?

  1. Nöronlar bağlantılar kurar ve etkinleşir.
  2. Nöronlar aşırı ısınıp yanar.
  3. Nöronlar elektrik tellerinden yapılmıştır.
Cevabı göster

Nöronlar bağlantılar kurar ve etkinleşir.

Your brain builds connections that link the reward with the behavior, Kalıp ifadeler

1:34

Beyniniz, ödülü davranışla ilişkilendiren bağlantılar kurar

Kalıp ifadeler

link the reward with the behavior: link X with Y yapısı

link X with Y, iki şey arasında bağlantı kurmak veya var olan bağlantıyı göstermek anlamına gelir. Burada the reward X, the behavior ise Y'dir: beyin bu ikisi arasında bir ilişki kurar. Bu yapıda with, bağlantı kurulan ikinci şeyi tanıtır. Ödülün davranışa fiziksel olarak eşlik ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

link X with Y yapısını doğru biçimde kullanın: The lesson ____ new vocabulary ____ familiar pictures.

Cevabı göster

links · with

driving you to repeat it. Dilbilgisi

1:39

ve sizi onu tekrarlamaya iter.

Dilbilgisi

driving you to repeat it: drive someone to do something ile güçlü bir nedeni ifade etmek

Burada drive someone to do something, “birinin bir şeyi yapmasına neden olmak veya onu güçlü biçimde buna yöneltmek” demektir. Driving bir araç sürmek anlamında değildir; daha önce anlatılan mekanizma davranışı tekrarlamanıza neden olur. driving you to repeat it biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki düşüncenin sonucunu verir. Virgülden sonra kullanılan bu yapı, bütün bir durumun neye yol açtığını gösterebilir: ..., driving someone to do something.

Alıştırma

Bir durumun bir sonuca yol açtığını göstermek için driving someone to do something yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The thick smoke spread through the hall, driving everyone to leave the building.
  2. The thick smoke spread through the hall, driving everyone leaving the building.
  3. The thick smoke spread through the hall, driving everyone leave the building.
Cevabı göster

The thick smoke spread through the hall, driving everyone to leave the building.

It also starts associating the behavior with other cues, Kalıp ifadeler

1:41

Aynı zamanda davranışı diğer işaretlerle ilişkilendirmeye başlar,

Kalıp ifadeler

associating the behavior with other cues: associate X with Y ile iki şeyi ilişkilendirmek

Associate X with Y, “X ile Y’yi zihinde veya anlama sürecinde birbirine bağlamak” demektir. Burada X, the behavior; Y ise other cues olduğundan cümle, eylem ile ek sinyaller arasında yeni bir zihinsel bağ kurulmasını anlatır. Associating, starts sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir; with ise bağlantıdaki ikinci unsuru tanıtır. Associate burada fiildir; iş arkadaşı veya ortak anlamındaki associate ismi değildir.

Alıştırma

Cümleyi associate X with Y yapısının gerektirdiği iki sözcükle tamamlayın: Many people ____ the smell of sunscreen ____ summer vacations.

Cevabı göster

associate · with

like your environment.

1:45

örneğin çevrenizle.

Eventually,

1:46

Sonunda,

all it takes is the context of sitting at your desk Dilbilgisi

1:47

tek gereken masanızda oturma bağlamıdır

to subconsciously trigger a nail-biting habit.

1:50

tırnak yeme alışkanlığını bilinçaltında tetiklemek için.

Dilbilgisi

all it takes is: Tek Bir Koşul Yeterlidir

All it takes is Y, yalnızca Y’nin yeterli olduğu anlamına gelir. Küçük veya basit bir koşulun bir sonuç doğurabileceğini vurgular; burada take fiziksel olarak bir şeyi taşımak veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Bu cümlede Y, the context of sitting at your desk ifadesidir. Tam kalıp all it takes is Y to do X şeklindedir: yalnızca bu bağlam, alışkanlığı bilinçaltı düzeyde tetikleyebilir.

Alıştırma

Tek bir açık talimatın başlamak için yeterli olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. All it takes are one clear instruction to get started.
  2. All it takes is one clear instruction to get started.
  3. All it is takes one clear instruction to get started.
Cevabı göster

All it takes is one clear instruction to get started.

No stressful email or sense of relief required. Dilbilgisi

1:54

Stresli bir e-posta veya rahatlama hissi gerekmez.

Dilbilgisi

No ... required: Bir Şeyin Gerekli Olmadığını Söylemek

No X required, No X is required ifadesinin kısaltılmış biçimidir. X’in gerekli olmadığı anlamına gelir. Required, önündeki isim öbeğinin tamamını niteler; bu nedenle özne ve yüklem içeren tam bir cümleden çok, kısa bir ifadedir. No A or B required yapısında olumsuzluk iki ögeyi de kapsar: ne A ne de B gereklidir. Burada alışkanlığın tetiklenmesi için ne stresli bir e-postaya ne de rahatlama hissine ihtiyaç vardır.

Alıştırma

Ziyaretçilerin rezervasyon yaptırmasına gerek olmadığını hangi kısa ilan doğal biçimde anlatır?

  1. No required reservation is.
  2. No reservation required.
  3. No reservation requiring.
Cevabı göster

No reservation required.

Once established, Dilbilgisi

1:57

Bir kez yerleştiğinde,

Dilbilgisi

Once established: once + özne + be + geçmiş zaman ortacının kısaltılması

Once established, zaman ve koşul bildiren kısaltılmış bir yan cümledir. Bu cümlede tam biçimi once these cue-behavior-reward loops are established şeklindedir. Established bir geçmiş zaman ortacıdır; özne ve be biçimi düşürülmüştür, bu yüzden cümlenin çekimli fiili değildir. Kısaltılmış yan cümle önce arka planı verir: döngüler kurulduğunda ya da yerleştiğinde ana cümledeki sonuç ortaya çıkar. Bu yapı, açıklayıcı metinleri daha kısa ve öz hâle getirir.

Alıştırma

once the safety plan is established ifadesini kısaltarak cümleyi tamamlayın: ____, the safety plan is easy to follow.

Cevabı göster

Once established

these cue-behavior-reward loops work fast, Kültür

1:59

bu işaret-davranış-ödül döngüleri hızlı çalışır,

Kültür

these cue-behavior-reward loops: üç bölümlü alışkanlık düzeni

Burada these cue-behavior-reward loops ifadesi, alışkanlık oluşturabilen ve üç bölümden oluşan tekrarlı düzenleri anlatır. Cue bir işaret ya da tetikleyicidir; behavior ile sonuçlanır ve behavior sonrasında gelen reward, davranışın tekrarlanma olasılığını artırabilir. Kısa çizgilerle bağlanan sözcükler, loops sözcüğünün önünde tek bir niteleyici olarak birlikte görev yapar. Burada loop fiziksel bir çemberi değil, sıranın tekrarlandığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum bir cue-behavior-reward loop gösterir?

  1. Bir hatırlatma sesi çalar, Leo oyuncaklarını kaldırır ve ardından bir oyun seçebilir.
  2. Leo bir ödül alır ve sonrasında hiçbir işaret ya da davranış ortaya çıkmaz.
  3. Leo oyuncaklarını kaldırır, ancak bu davranışı hiçbir şey tetiklemez ve sonrasında hiçbir şey olmaz.
Cevabı göster

Bir hatırlatma sesi çalar, Leo oyuncaklarını kaldırır ve ardından bir oyun seçebilir.

outpacing the decision-making process. Kelime

2:03

ve karar verme sürecini geride bırakır.

Kelime

outpacing the decision-making process: karar verme sürecinden daha hızlı ilerlemek

Outpace, başka bir şeyden daha hızlı hareket etmek, büyümek, gelişmek veya tepki vermek demektir. Burada outpacing the decision-making process, alışkanlığın bilinçli düşünce onu değerlendirip devam edip etmemeye karar veremeden önce başlaması anlamına gelir. Bu karşılaştırma mecazidir; gerçek bir yarıştan söz edilmez. outpace + nesne yapısı, bir süreci diğerinden daha hızlı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi outpace fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Online orders are ____ the warehouse's ability to pack them.

Cevabı göster

outpacing

You may find yourself engaging in a habit Kalıp ifadeler

2:06

Kendinizi bir alışkanlığı yaparken bulabilirsiniz

before you have the chance to notice and stop. Kalıp ifadeler

2:08

fark etme ve durma şansınız olmadan önce.

Kalıp ifadeler

find yourself engaging in a habit: kendinizi farkında olmadan bir alışkanlığı yaparken bulmak

find + dönüşlülük zamiri + -ing yapısı, çoğu zaman planlamadan veya başlangıcını fark etmeden zaten bir şey yaptığınızı anlamanız demektir. Bu cümlede find yourself engaging in a habit, alışkanlığı fark ettiğinizde onun çoktan başlamış olabileceğini anlatır. Burada find, fiziksel olarak bulmak anlamına gelmez. Dönüşlülük zamiri kendi eylemini fark eden kişiyi, -ing biçimi ise devam eden eylemi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi find myself yapısının geçmiş zaman biçimi ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: While waiting for the bus, I ____ my phone again.

Cevabı göster

found myself checking

Kalıp ifadeler

before you have the chance to: bir şeyi yapmaya fırsat bulamadan

before + özne + have fiilinin uygun biçimi + the chance to + fiilin yalın hâli kalıbı, özne harekete geçemeden bir noktaya çok hızlı ulaşıldığını anlatır. Burada, olanları fark edip durdurmak için yeterli zaman bulamadığınız anlamına gelir. Buradaki chance, harekete geçme fırsatı veya yeterli zaman demektir; bir şeyin gerçekleşme olasılığı anlamına gelmez.

Alıştırma

have the chance to ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The email was sent before I ____ review it.

Cevabı göster

had the chance to

But this can be a good thing

2:11

Ancak bu iyi bir şey olabilir

because not all habits are bad. Dilbilgisi

2:13

çünkü tüm alışkanlıklar kötü değildir.

Dilbilgisi

not all habits are bad: not all ile kısmi olumsuzluk

Not all + çoğul isim + are + sıfat yapısı kısmi olumsuzluk bildirir. Gruptaki her üyenin o özelliğe sahip olduğu düşüncesini reddeder. Bu nedenle not all habits are bad, en az bir alışkanlığın kötü olmadığı anlamına gelir. Cümle, hiçbir alışkanlığın kötü olmadığını mantıksal olarak söylemez ve bazı alışkanlıkların kötü olduğunu da kanıtlamaz. Yalnızca all habits are bad iddiasının doğru olmadığını bildirir.

Alıştırma

not all habits are bad bize kesin olarak ne anlatır?

  1. Bazı alışkanlıklar kötüdür.
  2. En az bir alışkanlık kötü değildir.
  3. Hiçbir alışkanlık kötü değildir.
Cevabı göster

En az bir alışkanlık kötü değildir.

They're stored memories of what's worked in the past, Dilbilgisi

2:16

Bunlar geçmişte neyin işe yaradığına dair depolanmış anılardır,

Dilbilgisi

what's worked in the past: what has worked anlamı

Bu cümlede what's, what is ifadesinin değil, what has ifadesinin kısaltmasıdır. What's worked in the past, “daha önce etkili olduğu kanıtlanmış şeyler veya yöntemler” anlamına gelir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı of sözcüğünden sonra isim gibi görev yapar. Burada work, “bir işte çalışmak” değil, “amaçlanan sonucu vermek” veya “işe yaramak” demektir. Bu yapı, işe yarayan her yöntemi tek tek saymadan geçmişteki başarılı deneyimlere topluca gönderme yapmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki what's ifadesini doğru biçimde açar ve worked sözcüğünün anlamını korur?

  1. They are memories of what was working at a job in the past.
  2. They are memories of what has worked in the past.
  3. They are memories of what is worked in the past.
Cevabı göster

They are memories of what has worked in the past.

which allow you to take swift action in the present. Kalıp ifadeler

2:19

bu da şu anda hızlı hareket etmenizi sağlar.

Kalıp ifadeler

take swift action: hızlı ve kararlı davranmak

Take action, “bir duruma karşılık olarak bir şey yapmak” anlamındaki standart fiil ve isim eşleşmesidir. Swift, action sözcüğünü niteler ve gereksiz yere gecikmeden hızlı davranma anlamını ekler. Örnekte take swift action, şimdi hızlı ve kararlı biçimde karşılık vermek demektir. Tek bir fiziksel hareketi yüksek hızla yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “hızlı ve kararlı davranmak” anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: When the pipe burst, the building manager had to ____.

Cevabı göster

take swift action

One study estimated that on average people spend more than 40% Notlar

2:23

Bir çalışma, ortalama olarak insanların günlerinin %40'ından fazlasını

Kalıp ifadeler

on average: istatistiksel ortalama bildirmek

On average, bir grubun, birkaç olayın veya bir zaman döneminin istatistiksel ortalamasını ya da genel sonucunu bildiren bir zarf ifadesidir. Burada yüzdenin her kişiyle ilgili bir iddia değil, araştırmanın bütününe dayanan bir tahmin olduğunu gösterir. Cümlenin başında veya ortasında bütün ifadeyi niteleyebilir. Bu kullanımda average, sıradan anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi istatistiksel ortalama anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the school bus arrives in twelve minutes.

Cevabı göster

On average

of their days performing regularly repeated behaviors

2:27

düzenli olarak tekrarlanan davranışları gerçekleştirerek geçirdiğini,

Dilbilgisi

spend ... of their days performing: spend time doing kalıbı

spend + bir zaman miktarı veya oranı + V-ing kalıbı, o zamanı bir etkinlik için kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede more than 40% of their days zaman oranını, performing regularly repeated behaviors ise yapılan etkinliği belirtir. spend bu şekilde zaman kullanmak anlamına geldiğinde etkinlik -ing biçimiyle yazılır: spend an hour reading denir, spend an hour to read denmez.

Alıştırma

Cümleyi study fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: He spends thirty minutes every morning ____ French.

Cevabı göster

studying

while their minds are occupied with other thoughts. Kalıp ifadeler

2:30

bu sırada zihinlerinin diğer düşüncelerle meşgul olduğunu tahmin etmiştir.

Kalıp ifadeler

minds are occupied with other thoughts: dikkatin başka düşüncelerle meşgul olması

be occupied with kalıbı, birinin with'ten sonra gelen şeyle meşgul olduğunu veya dikkatinin o şey tarafından tutulduğunu anlatır. their minds are occupied with other thoughts ifadesinde başka şeyler düşünüyorlar, bu yüzden dikkatleri boşta değildir. Buradaki occupied zihinsel dikkatle ilgilidir. Bir ordunun bir yerin kontrolünü ele geçirmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be occupied with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the meeting, Lena's mind ____ plans for her vacation.

Cevabı göster

was occupied with

A seemingly automated morning routine,

2:33

Görünüşte otomatikleştirilmiş bir sabah rutini,

for example,

2:35

örneğin,

saves you both time and precious mental energy. Dilbilgisi

2:36

size hem zaman hem de değerli zihinsel enerji kazandırır.

Dilbilgisi

both time and precious mental energy: both...and... kalıbı

both X and Y ikili yapısı, X ve Y'nin birlikte kapsandığını anlatır. Burada time ve precious mental energy, rutinin tasarruf ettirdiği iki kaynağı adlandıran paralel isim öbekleridir; both iki faydadan hiçbirinin dışarıda kalmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi both...and... ile tamamlayın: The new schedule saves ____ time ____ energy.

Cevabı göster

both · and

Still,

2:40

Yine de,

many people have habits that no longer serve them. Kelime

2:40

birçok insanın artık kendilerine hizmet etmeyen alışkanlıkları vardır.

Kelime

no longer serve them: artık onlara yararlı veya faydalı olmamak

Burada serve, yemek getirmek veya orduda görev yapmak değil, birine yararlı olmak ya da ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelir. Bu alışkanlıklar geçmişte yardımcı olmuş olabilir, ancak no longer durumun değiştiğini ve artık yardımcı olmadıklarını gösterir. Bu soyut yapı, bir alışkanlığın, kuralın, planın veya sistemin bir kişiye ya da gruba hâlâ fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirmek için kullanılabilir: something serves someone veya serves their needs.

Alıştırma

Hangi cümlede serve, yararlı veya faydalı olmak anlamında kullanılmıştır?

  1. That old rule no longer serves the community.
  2. She no longer serves in the navy.
  3. The café no longer serves breakfast after ten.
Cevabı göster

That old rule no longer serves the community.

Yet research shows that intentions alone Dilbilgisi

2:43

Ancak araştırmalar, yalnızca niyetin

Dilbilgisi

intentions alone: yalnızca niyetler

intentions alone ifadesinde alone isimden sonra gelir ve kendi başına ya da başka hiçbir etken olmadan anlamına gelir. intentions sözcüğünü sınırlar: anlatılmak istenen, niyetlerin tek başına yeterli olmadığıdır; bir kişinin fiziksel olarak yalnız olması değildir. Yeniden kullanılabilen yapı noun phrase + alone şeklindedir. Bu yapı, tek bir etkenin eylem, destek veya başka koşullar olmadan sonuç oluşturamayacağını belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

İyi niyetlerin eylem olmadan yetersiz olduğunu ifade eden tam hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Good ____ are not enough to change behavior.

Cevabı göster

intentions alone

often fail to lead to long-term behavior change. Kalıp ifadeler

2:46

genellikle uzun vadeli davranış değişikliğine yol açmada başarısız olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

fail to lead to + bir sonuç

Fail to + fiilin yalın hâli, beklenen bir eylemin veya sonucun gerçekleşmediğini belirtir. Sonucu nesnel olarak anlatabilir; her zaman birinin denediği ve kişisel olarak başarısız olduğu anlamına gelmez. Burada lead to, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamındadır ve ardından sonuç olan long-term behavior change gelir. fail to lead to + isim öbeği kalıbının tamamı, bir şeyin beklenen sonucu ortaya çıkarmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “ortaya çıkarmadı” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: The one-day workshop ____ lasting improvements.

Cevabı göster

failed to lead to

This isn't to say you can't break a habit. Anlatım akışı

2:50

Bu, bir alışkanlığı kıramayacağınız anlamına gelmez.

Anlatım akışı

Önceki çıkarımı sınırlamak için This isn't to say...

This isn't to say... önceki ifadeye geri gönderme yapar ve o ifadenin fazla geniş veya mutlak yorumlanmasını önler. Say sözcüğünden sonraki yan cümle, konuşanın reddettiği sonucu belirtir. Burada konuşan yalnızca “you can't break a habit” ifadesini olumsuzlamaz. Niyetlerin çoğu zaman değişim yaratmamasının, alışkanlıkları değiştirmenin imkânsız olduğu anlamına gelmediğini açıklığa kavuşturur.

Alıştırma

İkinci cümleyi hedef açıklama ifadesiyle tamamlayın: The new schedule is demanding. ____ it is impossible to follow.

Cevabı göster

This isn't to say

Rather,

2:52

Aksine,

by understanding the basis of habits, Dilbilgisi

2:53

alışkanlıkların temelini anlayarak,

you can create better plans for changing them.

2:55

onları değiştirmek için daha iyi planlar oluşturabilirsiniz.

Dilbilgisi

by understanding...: by + -ing ile yöntem belirtme

by understanding... ifadesindeki by, sonraki sonucu mümkün kılan yöntemi gösterir. Alışkanlıkların temelini anlamak, daha iyi planlar yapmanın aracıdır. Bu kullanımda by sözcüğünden sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir: by + fiil-ing. Bu yapı “Nasıl?” veya “Hangi yöntemle?” sorusuna cevap verir; “yakınında” ya da “yanında” anlamındaki yeri belirtmez.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi by + -ing biçimiyle tamamla. Lena became a faster reader ____ every day. (practice)

Cevabı göster

by practicing

For example,

2:59

Örneğin,

we know habits are often cued by environments and routines.

3:00

alışkanlıkların genellikle ortamlar ve rutinler tarafından tetiklendiğini biliyoruz.

lying in bed may cause you to endlessly scroll through your phone, Notlar

3:04

Yatakta yatmak, telefonunuzu durmadan kaydırmanıza neden olabilir,

Öbek fiiller

scroll through your phone: telefondaki içerikleri kaydırarak incelemek

Burada scroll through your phone, gönderi, mesaj, fotoğraf veya video gibi telefondaki içeriklere ekranda hareket ettirerek art arda bakmak demektir. Scroll ekran içeriğini yukarı ya da aşağı hareket ettirmeyi, through ise içeriğin bir dizi hâlinde gözden geçirilmesini anlatır. Gündelik dilde phone, telefonda gösterilen içeriğin yerine kullanılabilir. Through cihazın içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi scroll through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday before class, I ____ my messages.

Cevabı göster

scrolled through

or watching TV on the couch may lead you to grab a sugary snack.

3:08

veya kanepede TV izlemek sizi şekerli bir atıştırmalık almaya itebilir.

Dilbilgisi

may cause you to... / may lead you to... ile olası sonuçları belirtme

May cause you to... ve may lead you to... yapıları, bir durumu daha sonra gerçekleşebilecek bir eyleme bağlar. Kalıp may + cause/lead + kişi + to + fiilin yalın biçimidir. May, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir. Kişi + to + fiil bölümü, ortaya çıkan eylemi belirtir. Kişinin bu eylemi hangi amaçla yaptığını açıklamaz.

Alıştırma

Olası bir sonucu anlatmak için lead someone to do yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The reminder may lead you to check your calendar.
  2. The reminder may lead to you check your calendar.
  3. The reminder may lead you check your calendar.
Cevabı göster

The reminder may lead you to check your calendar.

One of the most effective ways to manage behavior Dilbilgisi

3:12

Davranışı yönetmenin en etkili yollarından biri

is to identify these locations or times of day,

3:15

bu yerleri veya günün saatlerini belirlemek,

Dilbilgisi

One of the most effective ways to... is to...: etkili bir yöntem sunma kalıbı

One of the most effective ways to do A is to do B kalıbı, bir hedefe ulaşmak için özellikle etkili olan yöntemlerden birini sunar. İlk to yan cümlesi hedefi, is sonrasındaki to yan cümlesi ise önerilen eylemi belirtir. Bu cümlede manage behavior hedeftir; identify these locations or times of day ise eylemdir. One of the sonrasında sayılabilen isim çoğul kullanılır; bu yüzden ways denir. Ancak dil bilgisel öznenin merkezi One olduğu için bağ fiili tekildir: are değil, is kullanılır.

Alıştırma

One of the ... ways to ... is to ... kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. One of the best ways to learn new words are to use them in sentences.
  2. One of the best ways to learn new words is to use them in sentences.
  3. One of the best way to learn new words is to use them in sentences.
Cevabı göster

One of the best ways to learn new words is to use them in sentences.

then try to modify them by changing your routine Dilbilgisi

3:19

ardından rutininizi değiştirerek bunları değiştirmeye çalışmak

Dilbilgisi

by changing your routine: by + -ing ile yöntem belirtme

by changing your routine ifadesinde by, bir şeyi değiştirmek için kullanılan yöntemi gösterir. changing your routine kullanılan araçtır; yalnızca aynı anda gerçekleşen ikinci bir eylem değildir. Burada by bir edattır, bu yüzden sonraki fiil -ing biçimini alır: by change değil, by changing. Routine, düzenli olarak tekrarlanan etkinlik veya alışkanlık örüntüsü anlamına gelir.

Alıştırma

Yöntem belirtmek için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. You can reduce distractions by changed your routine.
  2. You can reduce distractions by changing your routine.
  3. You can reduce distractions by change your routine.
Cevabı göster

You can reduce distractions by changing your routine.

or creating obstacles that make it more difficult to perform the habit in that space. Dilbilgisi

3:22

veya o alanda alışkanlığı gerçekleştirmeyi zorlaştıran engeller yaratmaktır.

Dilbilgisi

make it more difficult to perform: make + it + sıfat + to-infinitive yapısı

make + it + sıfat + to-infinitive kalıbı, “bir eylemin belirtilen niteliğe sahip olmasına neden olmak” anlamına gelir; örneğin eylemi kolaylaştırır ya da zorlaştırır. Burada engeller, alışkanlığı gerçekleştirmeyi daha zor hâle getirir. it, nesne yerini dolduran ve belirli bir şeye gönderme yapmayan yer tutucu nesnedir. Asıl değerlendirilen eylem daha sonra to-infinitive içinde gelir: to perform the habit. Sıfat, make it easier to start örneğindeki gibi değiştirilebilir.

Alıştırma

make + it + sıfat + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The extra password makes it more difficult to access the account.
  2. The extra password makes more difficult it to access the account.
  3. The extra password makes it more difficult accessing the account.
Cevabı göster

The extra password makes it more difficult to access the account.

Moving switching jobs or even starting a new schedule Kalıp ifadeler

3:28

Taşınmak, iş değiştirmek veya yeni bir programa başlamak

Kalıp ifadeler

starting a new schedule: yeni bir programa geçmek

Starting a new schedule, planlanmış yeni bir saat düzenine göre yaşamaya veya çalışmaya başlamak demektir. Buradaki schedule; iş, okul, uyku veya başka etkinlikler için düzenli bir zaman planını kapsar ve yalnızca yazılı bir çizelge değildir. starting sözcüğünün -ing biçimi, yaşam değişikliklerinin sıralandığı Moving ve switching jobs ifadeleriyle uyumludur. İfade, yeni düzenin uygulanmaya başladığı zamana odaklanır.

Alıştırma

Bir şirket yeni çalışma saatlerinizi önceden belirledi. Pazartesi günü bu düzeni kullanmaya başlayacağınızı hangi cümle anlatır?

  1. I'm starting a new work schedule on Monday.
  2. I'm creating a new work schedule on Monday.
  3. I'm following an old work schedule on Monday.
Cevabı göster

I'm starting a new work schedule on Monday.

are particularly great times to break a habit or build a new one. Kalıp ifadeler

3:31

bir alışkanlığı kırmak veya yeni bir alışkanlık inşa etmek için özellikle harika zamanlardır.

Kalıp ifadeler

break a habit ... build a new one: bir alışkanlığı bırakıp yenisini geliştirmek

Break a habit, zaten var olan ve genellikle sürdürmek istemediğiniz bir alışkanlığı bırakmak demektir. Build a habit ise tekrarlanan davranışlarla bir alışkanlığı yavaş yavaş geliştirmek demektir. Bunlar zıt yönleri anlatan fiil ve isim eşleşmeleridir. build a new one ifadesinde one, tekil ve sayılabilen habit adının yerini alır; böylece build a new habit tekrarlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi break ve build sözcüklerini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: To sleep better, I want to ____ my late-night snacking habit and ____ a healthier one.

Cevabı göster

break · build

One 2005 study tracked university students

3:36

2005 yılında yapılan bir araştırma, üniversite öğrencilerinin

exercising, reading, and TV watching habits

3:39

egzersiz yapma, okuma ve televizyon izleme alışkanlıklarını

before and after they transferred schools. Dilbilgisi

3:42

okul değiştirmeden önce ve sonra izledi.

Dilbilgisi

before and after they transferred schools: iki dönemi karşılaştırma

before and after + yan cümle, aynı olayı bir karşılaştırmanın merkezine yerleştirir. Burada olay they transferred schools olduğundan çalışma, bu değişiklikten önceki ve sonraki dönemlerdeki alışkanlıkları incelemiştir. Aynı yan cümle hem before hem de after için geçerlidir, bu nedenle tekrar edilmesi gerekmez. Bu cümlede transferred schools, öğrencilerin bir okuldan başka bir okula geçtiği anlamına gelir. Okul değiştiren öğrencilerdi; okul binaları taşınmadı.

Alıştırma

Değişikliğin hem öncesinde hem de sonrasında ölçüm yapıldığını gösteren ikili zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The clinic measured sleep quality ____ patients began the new treatment.

Cevabı göster

before and after

When students were no longer around old environments and routines,

3:45

Öğrenciler artık eski ortamların ve rutinlerin etrafında olmadıklarında,

their habits, even the strong ones, significantly changed.

3:48

güçlü olanlar bile olsa alışkanlıkları önemli ölçüde değişti.

For behaviors like nail-biting or hair-pulling,

3:52

Tırnak yeme veya saç çekme gibi davranışlar için,

a practice called habit reversal training can be helpful. Kültür

3:55

alışkanlık tersine çevirme eğitimi adı verilen bir uygulama yardımcı olabilir.

Kültür

habit reversal training: yapılandırılmış bir davranışsal tedavi

Habit reversal training, yapılandırılmış bir davranışsal tedavi yönteminin adıdır. Tırnak yeme veya saç yolma gibi tekrarlanan davranışlar için sıkça kullanılır. Kişi önce alışkanlıktan önce gelen işareti veya dürtüyü fark etmeyi öğrenir, ardından alışkanlığı yapmayı zorlaştıran daha güvenli bir eylem olan rakip bir tepkiyi uygular. Buradaki reversal, asıl hareketi geriye doğru yapmak değil, işaretten alışkanlığa giden olağan düzeni değiştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Habit reversal training yöntemini en iyi açıklayan ifade hangisidir?

  1. Kişiye alışkanlığı geriye doğru yapmayı öğretir.
  2. Bütün dürtülerin anında kaybolacağını garanti eder.
  3. Kişinin alışkanlık işaretlerini fark etmesine ve rakip bir tepki uygulamasına yardımcı olur.
Cevabı göster

Kişinin alışkanlık işaretlerini fark etmesine ve rakip bir tepki uygulamasına yardımcı olur.

Developed by psychologists in the 1970s, Dilbilgisi

3:59

1970'lerde psikologlar tarafından geliştirilmiştir,

Dilbilgisi

Developed by psychologists in the 1970s: edilgen bir arka plan öbeği

Developed by psychologists in the 1970s, edilgen anlam taşıyan bir past participle, yani geçmiş ortaç öbeğidir. Burada ayrı bir arka plan bilgisi parçası olarak kullanılmıştır; eksik öznenin the practice olduğu bağlamdan anlaşılır. Tam biçimi "The practice was developed by psychologists in the 1970s." olur. Developed burada çekimli ana fiil değildir. Bu tür bir öbek tam bir cümlenin başında kullanıldığında, anlamca öznesi hemen ardından gelen isim olmalıdır: "Developed by psychologists, the practice ...". Bu yapı, resmî yazıda edilgen bir arka plan yan cümlesini kısaltır; ancak hangi ismi nitelediği açık kalmalıdır.

Alıştırma

Baştaki öbeği the app sözcüğünü nitelemek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Developed by a small team, the app became popular.
  2. Developed by a small team, users downloaded the app.
  3. Developing by a small team, the app became popular.
Cevabı göster

Developed by a small team, the app became popular.

the aim is to change a habit Dilbilgisi

4:02

amacı bir alışkanlığı

by replacing it with another one that's less detrimental. Kelime

4:04

daha az zararlı olan başka bir alışkanlıkla değiştirerek değiştirmektir.

Dilbilgisi

the aim is to ... by replacing ...: hedefi ve yöntemi belirtme

The aim is to + fiilin yalın biçimi, ulaşılmak istenen sonucu belirtir. Burada to change a habit hedeftir. Ardından by + -ing biçimi yöntemi belirtir; by replacing it, değişimin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Tam kalıp "The aim is to do A by doing B." şeklindedir. replace A with B yapısında A kaldırılan, B ise onun yerine kullanılan şeydir; burada it ilk alışkanlığı, another one ise daha az zararlı olan yeni alışkanlığı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedefi ve yöntemi belirten sözcüklerle tamamlayın: The aim ____ cut plastic waste ____ replacing disposable cups with reusable ones.

Cevabı göster

is to · by

Kelime

less detrimental: daha düşük ölçüde zararlı

Detrimental, özellikle sağlık, gelişim, performans veya bir sonuç üzerinde zarar ya da olumsuz etki oluşturan anlamına gelir. Less detrimental, bir şeyin başka bir seçeneğe göre daha düşük ölçüde zararlı olduğunu belirtir. Bu karşılaştırma, yerine konan şeyin güvenli veya yararlı olduğunu söylemez. Bu cümlede yeni davranış, kusursuz bir seçenek olarak değil, daha az zarar veren seçenek olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle less detrimental ifadesinin anlamını doğru gösterir?

  1. Of the two plans, the new plan is less detrimental, so it must be beneficial.
  2. Of the two plans, the new plan is less detrimental, so it cannot cause any harm.
  3. Of the two plans, the new plan is less detrimental, but it may still cause harm.
Cevabı göster

Of the two plans, the new plan is less detrimental, but it may still cause harm.

The training requires you to analyze and understand your habit cues, Dilbilgisi

4:08

Eğitim, alışkanlık ipuçlarınızı analiz edip anlamanızı gerektirir,

Dilbilgisi

requires you to analyze and understand: require + kişi + to + fiil

Require someone to do something, bir kuralın, görevin veya durumun bir kişinin belirli bir eylemi yapmasını gerekli kılması demektir. Requires you to analyze and understand ifadesinde eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişi you sözcüğüdür. Analyze ve understand, to ile your habit cues nesnesini paylaşan, birbirine bağlanmış iki yalın fiildir. Yapı require + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; iki eylem bağlandığında ikinci to kullanılmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi require someone to do yapısıyla tamamlamak için complete kullanın: The safety course requires every participant ____ a short quiz before entering the lab.

Cevabı göster

to complete

so you can effectively intervene at the right times. Dilbilgisi

4:12

böylece doğru zamanlarda etkili bir şekilde müdahale edebilirsiniz.

Dilbilgisi

so you can effectively intervene: amaç veya beklenen sonuç

Burada so, daha önceki bir eylemi veya hazırlığı onun mümkün kıldığı şeye bağlar ve “bunun sonucunda ... yapabilirsin” anlamını verir. Bu cümlede ipuçlarını anlamak, doğru zamanlarda etkili biçimde müdahale etmeyi mümkün kılar. Bu bağlantı önceki eylemin amacı veya beklenen sonucu olarak anlaşılabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen so + özne + can/could + fiil yapısı, önceki eylem sayesinde birinin ne yapabileceğini açıklar. Effectively, intervene fiilini niteler ve “gerçekten işe yarayacak biçimde” demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede so you can bir eylemin pratik amacını veya beklenen sonucunu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The deadline is so close that we need to hurry.
  2. Write down the deadline so you can plan your work.
  3. So, what should we do next?
Cevabı göster

Write down the deadline so you can plan your work.

For example,

4:15

Örneğin,

if you tend to bite your nails at work, Kalıp ifadeler

4:16

işte tırnaklarınızı yeme eğilimindeyseniz,

Kalıp ifadeler

tend to bite your nails: tekrarlanan bir eğilim

tend to + fiilin yalın hâli yapısı, sık gerçekleşen veya gerçekleşme olasılığı yüksek olan, ancak her seferinde olmayan bir davranışı anlatır. Bu nedenle tend to bite your nails, tırnak yemenin tekrarlanan bir alışkanlık veya eğilim olduğunu belirtir. bite your nails ifadesinde iyelik sözcüğü normalde eylemi yapan kişiyle eşleşir: I bite my nails; she bites her nails. Burada tend, “eğilimli veya yatkın olmak” demektir; “bakımını yapmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi tend to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When I feel nervous, I ____ bite my nails.

Cevabı göster

tend to

preemptively keep a fidget toy at your desk.

4:18

önlem olarak masanızda bir stres oyuncağı bulundurun.

Then if a stressful email comes in, Öbek fiiller

4:21

Sonra, stresli bir e-posta gelirse,

Öbek fiiller

comes in: bir e-posta ulaşır

Bu cümlede comes in, bir şeyin gelip alınması anlamındadır. Gelen şey e-postadır; onu alan kişi ya da sistem bağlamdan anlaşılır. Come in; e-posta, mesaj, telefon, sipariş ve taleplerin alıcı tarafa ulaşmasını anlatabilir. Buradaki in, öbeksi fiilin bir parçasıdır; bir odaya fiziksel olarak girmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir şeyin ulaşıp alındığını ifade etmek için cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If a new request ____, tell me right away.

Cevabı göster

comes in

use the toy when you feel the urge to bite your nails. Kalıp ifadeler

4:23

tırnaklarınızı yeme dürtüsü hissettiğinizde oyuncağı kullanın.

Kalıp ifadeler

feel the urge to bite your nails: güçlü bir dürtü

Feel the urge to do something, bir şeyi yapmak için güçlü bir dürtü hissetmek anlamına gelir. Cümlede to bite your nails, dürtünün hangi eyleme yönelik olduğunu belirtir. Yapı feel the urge to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir urge, sıradan bir düşünce veya tercihten daha güçlüdür; ancak bunu hissetmek kişinin mutlaka harekete geçeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşanın karşı koymaya çalıştığı güçlü bir dürtüyü en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. I feel like checking my phone because I have a free minute.
  2. I feel the urge to check my phone, even though I know I shouldn't.
  3. I want to check my phone after dinner.
Cevabı göster

I feel the urge to check my phone, even though I know I shouldn't.

Breaking a habit takes time, Dilbilgisi

4:27

Bir alışkanlığı bırakmak zaman alır,

Dilbilgisi

Breaking a habit takes time: özne olarak kullanılan -ing yapısı

Breaking a habit, bir eylemi adlandıran -ing yapısıdır. İfadenin tamamı takes fiilinin öznesidir; bu nedenle Breaking burada progressive yapının bir parçası değildir ve önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen Doing something takes time kalıbı, bir etkinliğin hemen gerçekleşmek yerine zaman gerektirdiğini anlatır. Etkinlik tek bir şey olarak görüldüğü için fiil tekil olur: take değil, takes.

Alıştırma

learn ve take fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a new instrument ____ time.

Cevabı göster

Learning · takes

so remember to give yourself grace and have patience through the process. Kalıp ifadeler

4:29

bu nedenle süreç boyunca kendinize karşı nazik olmayı ve sabırlı olmayı unutmayın.

Kalıp ifadeler

give yourself grace: kendinize anlayış göstermek

give yourself grace ifadesinde grace, kendinize sabır ve anlayış göstermek ve hata yapmanıza alan tanımak demektir. Bu ifade, değişim yavaş veya kusurlu olduğunda kendinizi fazla sert yargılamamanızı söyler. Burada grace fiziksel zarafet anlamına gelmez. Daha geniş anlamıyla, kendi aksiliklerinize başka birine göstereceğiniz nezaketle karşılık vermektir.

Alıştırma

Bu cümlede give yourself grace ne anlama gelir?

  1. Kendinizi zarif ve şık göstermek.
  2. Gelişirken kendinize sabır ve anlayışla davranmak.
  3. Sorumluluk almadan her zararlı davranışı mazur göstermek.
Cevabı göster

Gelişirken kendinize sabır ve anlayışla davranmak.

And while many focus on their bad habits, Anlatım akışı

4:33

Ve birçok kişi kötü alışkanlıklarına odaklansa da,

it's also worth celebrating the good ones

4:35

günlük rutinlerimizi hızlı ve başarılı bir şekilde atlatmamıza yardımcı olan

Anlatım akışı

while many focus on ... it's also worth celebrating: iki odağı dengelemek

while many focus on ... önce genellikle dikkat çeken noktayı ortaya koyar. Ana cümle olan it's also worth celebrating ... ise dikkati başka bir olumlu noktaya yöneltir. Böylece ilk kaygının yanlış olduğunu söylemeden anlatıma denge kazandırır. worth kelimesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada celebrating, değerli görülen eylemi adlandırır; bu yüzden worth celebrating doğrudur, worth to celebrate değildir.

Alıştırma

Düşünceleri dengeleyen, dersteki iki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the mistakes, ____ the progress the team made.

Cevabı göster

While many focus on · it's also worth celebrating

that help us move swiftly and successfully through our daily routines. Kalıp ifadeler

4:37

iyi alışkanlıkları da kutlamaya değer.

Kalıp ifadeler

move swiftly and successfully through our daily routines: günlük rutinde hızlı ve başarılı ilerlemek

move through a routine, hareket fikrini mecazlı olarak kullanır; bir rutindeki görevler veya aşamalar boyunca ilerlemek demektir. through, rutini fiziksel bir alan olarak değil, başlangıçtan sona uzanan bütün bir süreç olarak sunar. swiftly ilerlemenin hızlı olduğunu, successfully ise işlerin amaçlandığı gibi tamamlandığını belirtir. Birlikte bu ifade, günlük işleri takılmadan ve verimli biçimde yürütmeyi anlatır.

Alıştırma

Bir kontrol listesinin, bir kişinin sabah rutininin tüm aşamalarında hızlı ve başarılı biçimde ilerlemesine yardımcı olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. A checklist helps me move swiftly and successfully through my morning routine.
  2. A checklist helps me remove several tasks from my morning routine.
  3. A checklist helps me move my morning routine to a later time.
Cevabı göster

A checklist helps me move swiftly and successfully through my morning routine.

Speaking of good habits, Anlatım akışı

4:44

İyi alışkanlıklardan bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of good habits: bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of + ad ya da -ing biçimi, daha önce sözü edilen bir şeyin bağlantılı bir konuyu akla getirdiğini belirtir. Burada Speaking of good habits mevcut konuşmayı sonraki ilgili soruya bağlar; birine alışkanlıklardan söz etmesini emretmez. Bu ifade genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir: Speaking of + konu, ... Daha önce geçen bir fikri alıp konuşmayı onunla bağlantılı yeni bir noktaya taşır.

Alıştırma

Arkadaşların zaten kitaplardan söz ediyor. Cümleyi bu dersteki geçiş ifadesiyle tamamla: ____ books, have you read the new mystery novel?

Cevabı göster

Speaking of

do you know what it takes to be a good listener? Kalıp ifadeler

4:45

iyi bir dinleyici olmak için ne gerektiğini biliyor musunuz?

Kalıp ifadeler

what it takes to be a good listener: gerekli koşulları sormak

What it takes to be a good listener, iyi bir dinleyici olmak için gereken nitelikleri, çabayı veya becerileri ifade eder. Bu kalıpta takes, «alıp götürür» değil, «gerektirir» anlamındadır. Kalıp what it takes to + fiilin yalın hâli şeklindedir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı know veya understand gibi fiillerden sonra gelebilir. Bir işin nasıl yapılacağını değil, başarı için gereken koşulları sorar.

Alıştırma

Cümleyi yönergeleri değil, gerekli koşulları anlatan ders kalıbıyla tamamla: Do you know ____ be a reliable teammate?

Cevabı göster

what it takes to

Learn more about this invaluable skill with this video.

4:48

Bu paha biçilmez beceri hakkında daha fazla bilgiyi bu videoda öğrenin.

Or for more actionable science-based advice Kelime

4:52

Veya kalbin, zihnin ve iradenin güçlü yönlerinin nasıl geliştirileceğine dair

Kelime

actionable science-based advice: uygulanabilir ve bilime dayalı tavsiye

Burada actionable, tavsiyenin kullanılabilecek ve net bir sonraki adıma dönüştürülebilecek kadar pratik olduğu anlamına gelir. Science-based ise bilimsel araştırmaya veya kanıta dayandığını belirtir. İki sıfat da advice sözcüğünü niteler: actionable tavsiyenin uygulamaya konup konamayacağını, science-based ise onu neyin desteklediğini gösterir. Science-based, science ve based birlikte tek bir sıfat olarak çalıştığı için advice sözcüğünden önce kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi açıklama actionable science-based advice ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Bilim insanlarına karşı hukuki işlem başlatmakla ilgili tavsiye.
  2. Bilimsel kanıtlarla desteklenen ve harekete geçmeye yetecek kadar açık olan tavsiye.
  3. İlgi çekici olan ancak uygulanabilir bir sonraki adım sunmayan tavsiye.
Cevabı göster

Bilimsel kanıtlarla desteklenen ve harekete geçmeye yetecek kadar açık olan tavsiye.

on how to build strengths of heart, mind, and will,

4:54

bilime dayalı daha uygulanabilir tavsiyeler için,

visit ed.ted.com/buildcharacter.

4:56

ed.ted.com/buildcharacter adresini ziyaret edin.