Bir kelimeyi hatırlayamadığınızda beyninizde işte bunlar olur - Cella Wright: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
774 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel animasyon, bildiğimiz bir sözcüğün neden geçici olarak erişilemez hâle gelebildiğini; özel adların, stresin, çok dilliliğin ve yaşın bu deneyimi nasıl etkileyebildiğini açıklar. Yanıtın gelmek üzere olduğu hissinin aramayı sürdürmeye yardımcı olabileceğini gösterir ve sonunda, anıları ya da harfleri izleyerek eksik sözcüğe ulaşmayı sağlayan ipucu yöntemini tanıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Researchers call this tantalizing torment a tip of the tongue state, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: call this ... a ... yapısını, araştırmacıların veya başka konuşmacıların bir deneyime, nesneye ya da olguya verdiği terimi veya etiketi tanıtmak için tanıyıp kullanmayı öğrenin. 2. But while tip of the tongue states may feel like the brain is failing, they seem to have a positive function. — Söylem, anlatı ve retorik: while yan cümlesinin önce sezgisel ve olumsuz bir yorumu kabul ettiğini, ana cümlenin ise araştırmaya dayalı olası bir olumlu işlev sunarak beklentiyi nasıl tersine çevirdiğini görün. 3. leaning into the clues your brain surfaces, — Öbek fiiller: lean into ifadesini, ortaya çıkan ipuçlarından kaçmak yerine onları etkin biçimde kullanmak şeklindeki mecazi anlamıyla kavrayın; anıları, sesleri veya harfleri izleyerek bir sözcüğü hatırlama sürecini anlatırken kullanın.

Bu derste

You're sure you know your third grade teacher's name.

0:07

Üçüncü sınıf öğretmeninizin adını bildiğinizden eminsiniz.

It's like you're hovering over it in your mind, but it just won't materialize. Notlar

0:10

Sanki zihninizde onun üzerinde dolaşıyorsunuz ama bir türlü somutlaşmıyor.

Deyimler

like you're hovering over it in your mind: bir şeyi hatırlamaya çok yaklaşmış hissetmek

like sözcüğü bir metafor başlatır. Hovering over something normalde bir şeyin hemen üstünde havada kalmak anlamına gelir; ancak in your mind bu sahneyi kişinin düşüncelerine taşır. Buradaki görüntü, hatırlanamayan sözcüğün veya cevabın çok yakında hissedildiğini anlatır: zihinsel olarak ona neredeyse ulaşacak gibisindir ama hâlâ açıkça hatırlayamazsın. Bu mekânsal görüntü, soyut bir hafıza sorununu gözünde canlandırabileceğin bir şeye dönüştürür.

Alıştırma

Burada hovering over it in your mind nasıl bir duyguyu anlatıyor?

  1. Onu hatırlamaya çalışmayı bıraktın.
  2. Onu hatırlamaya zihinsel olarak çok yakınsın ama hâlâ ulaşamıyorsun.
  3. Fiziksel olarak bir nesnenin üzerinde havada duruyorsun.
Cevabı göster

Onu hatırlamaya zihinsel olarak çok yakınsın ama hâlâ ulaşamıyorsun.

Kelime

it just won't materialize: bir düşünce bir türlü ortaya çıkmadığında

Burada materialize, “açıkça ortaya çıkmak” veya “şekillenmek” anlamına gelir. it zamiri, katı bir hâle gelen fiziksel bir nesneyi değil, hatırlanamayan sözcüğü veya düşünceyi ifade eder. Won't, düşünceyi kendi iradesi varmış gibi gösterir: düşünce ortaya çıkmayı “reddeder”. Bu kişileştirme, düşüncenin gerçekten karar verdiğini değil, konuşanın yaşadığı hayal kırıklığını anlatır. Bu soyut anlamda materialize, beklenen bir planın, fırsatın, sonucun veya çözümün ortaya çıkmasını ya da gerçeğe dönüşmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede materialize “ortaya çıkmak veya şekillenmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. A practical solution materialized after the meeting.
  2. I materialized that I had left my keys at home.
  3. Please materialize the instructions before class.
Cevabı göster

A practical solution materialized after the meeting.

Researchers call this tantalizing torment a tip of the tongue state, Notlar

0:15

Araştırmacılar bu kışkırtıcı eziyete "dilimin ucunda" durumu diyorlar,

and it's something everyone experiences.

0:20

ve bu herkesin deneyimlediği bir şeydir.

Dilbilgisi

call this ... a ...: call A B ile adlandırma

call A B yapısında A, adlandırılan kişi, şey veya fikirdir; B ise ona verilen ad ya da etikettir. Bu cümlede this tantalizing torment A, a tip of the tongue state ise B'dir. Ad, nesnenin hemen ardından gelir: call + nesne + ad. Bu yapıda as kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne + ad yapısıyla tamamlayın: Astronomers ____ the path of a planet around a star an orbit.

Cevabı göster

call

Kültür

tip of the tongue state: bir kelimeyi neredeyse hatırlamak

A tip of the tongue state, bir kelimeyi veya adı bildiğinizden emin olduğunuz hâlde onu kısa süreliğine hatırlayıp söyleyememe deneyimidir. Çoğu zaman eksik kelimenin zihninize gelmek üzere olduğunu hissedersiniz. Bu ifade bir bellek ve dil olgusunu adlandırır; fiziksel olarak dilin üzerinde duran bir şeyi anlatmaz. Günlük İngilizcede ilgili It's on the tip of my tongue cümlesi aynı deneyimi ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum bir tip-of-the-tongue state örneğidir?

  1. Şarkıcının adını hiç öğrenmediniz.
  2. Bir şarkıcının adını bildiğinizden eminsiniz, ancak kısa bir süre söyleyemiyorsunuz.
  3. Dilinizi ısırdıktan sonra diliniz acıyor.
Cevabı göster

Bir şarkıcının adını bildiğinizden eminsiniz, ancak kısa bir süre söyleyemiyorsunuz.

But what's actually happening when a word gets caught here? Deyimler

0:23

Ancak bir kelime buraya takıldığında gerçekte ne oluyor?

Deyimler

a word gets caught here: kelimeyi hatırlamanın geçici olarak tıkanmasını anlatan benzetme

a word gets caught here ifadesi, kelimeyi bir yere takılabilen fiziksel bir nesne gibi gösterir. Bu soruda anlatılmak istenen, konuşanın bir kelimeyi bildiği ya da söylemek istediği hâlde o anda onu dile getirememesidir; birinin kelimeyi gerçekten yakalaması değildir. Here, söz konusu zihinsel sürecin bir yerini veya aşamasını gösterir. Bu benzetme, görünmeyen bir bellek ya da konuşma sorununu geçici bir tıkanıklık resmiyle anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a word gets caught here ne anlama gelir?

  1. Kelime, düşünceden konuşmaya geçerken geçici olarak tıkanmıştır.
  2. Kelime fiziksel olarak bir nesnenin içine hapsolmuştur.
  3. Konuşan kişi kelimeyi hatırlayıp başarıyla söylemiştir.
Cevabı göster

Kelime, düşünceden konuşmaya geçerken geçici olarak tıkanmıştır.

And how can you best get it unstuck? Kalıp ifadeler

0:26

Ve onun sıkıştığı yerden en iyi nasıl kurtulmasını sağlayabilirsiniz?

Kalıp ifadeler

best get it unstuck: sonuç bildiren get + nesne + sıfat yapısı

Get it unstuck, get + nesne + sıfat yapısını kullanır: get bir durum değişikliğine neden olmayı belirtir, it etkilenen nesnedir, unstuck ise ortaya çıkan durumu gösterir. İfade bütünüyle “onun artık sıkışmış olmamasını sağlamak” ya da “onu kurtarmak” demektir. Buradaki it, hatırlama sırasında takılıp kalan kelimeye gönderme yapar. Best, get fiilini niteler ve hangi yöntemin bu sonucu en etkili biçimde sağlayacağını sorar. Aynı sonuç yapısı get it ready ve get the door open ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Fermuar sıkışmış. “Artık sıkışmış olmamasını sağlamak” anlamını vermek için cümleyi get + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: A little soap may ____.

Cevabı göster

get it unstuck

Most of the time,

0:30

Çoğu zaman,

our brains seamlessly summon words from vast stores of knowledge, Deyimler

0:31

beyinlerimiz kelimeleri uçsuz bucaksız bilgi depolarından sorunsuzca çağırır,

Deyimler

summon words from vast stores of knowledge: geniş bilgi depolarından sözcükleri çağırmak

Burada summon words, sözcükleri zihne getirmek, yani bellekten geri çağırmak demektir. Summon mecazidir; sözcükler gerçekten ortaya çıkmaları için çağrılan insanlar değildir. Vast stores of knowledge, beynin bildiklerini daha sonra kullanılmak üzere saklanan büyük bir kaynak gibi sunar. Bu iki imge, görünmeyen sözcük hatırlama sürecini bir depodan bir şey çıkarma gibi somut bir eyleme dönüştürür.

Alıştırma

Burada summon words from vast stores of knowledge ne anlama geliyor?

  1. Beyin, önceden bildiği hiçbir şeyi kullanmadan her sözcüğü yeniden yaratır.
  2. Beyin, gerçek bir depoda duran sözcüklere yüksek sesle seslenir.
  3. Beyin, bellekte tutulan geniş bir bilgi kaynağından sözcükleri geri çağırır.
Cevabı göster

Beyin, bellekte tutulan geniş bir bilgi kaynağından sözcükleri geri çağırır.

pairing their meaning and sounds and stringing them into sentences. Öbek fiiller

0:35

anlamlarını ve seslerini eşleştirir ve onları cümleler halinde dizer.

Öbek fiiller

stringing them into sentences: sözcükleri birbirine bağlayıp cümleler oluşturmak

Burada string, ayrı öğeleri belirli bir sırayla birbirine bağlamak anlamında kullanılan bir fiildir. Them, daha önce geçen words ifadesine gönderme yapar; bu yüzden stringing them into sentences, sözcükleri düzenleyip birleştirerek cümleler oluşturmak demektir. string A into B kalıbında A ayrı parçalar, B ise bu parçaların oluşturduğu bütün olarak sunulur. İngilizcede bağlantıyı vurgulamak için A’dan sonra sık sık together eklenir: string A together into B.

Alıştırma

Cümleyi string ... into ... kalıbıyla tamamlayın: When we speak, we choose words and ____ sentences.

Cevabı göster

string them into

But in a tip of the tongue moment,

0:40

Ancak dilimin ucunda anında,

this retrieval process derails, Deyimler

0:41

bu geri çağırma süreci raydan çıkar,

Deyimler

this retrieval process derails: soyut bir süreç rotasından çıktığında

Derail sözcüğünün gerçek anlamı bir trenin raydan çıkmasıdır. Burada hatırlama süreci ray üzerinde ilerleyen bir şeye benzetilir; this retrieval process derails, sürecin aniden bozulduğu ve beklendiği gibi devam edemediği anlamına gelir. Bu benzetme, ciddi bir aksaklık yüzünden planların, tartışmaların ve başka süreçlerin amaçlanan yönden sapması için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede derail soyut anlamda, ciddi bir yön kaybını göstermek için kullanılmıştır?

  1. The train derailed just outside the station.
  2. A sudden argument derailed the meeting before anyone reached a decision.
  3. The meeting began five minutes late but continued as planned.
Cevabı göster

A sudden argument derailed the meeting before anyone reached a decision.

and there's the sensation of remembering the word, Anlatım akışı

0:44

ve kelimeyi hatırladığınız hissi vardır,

but the struggle to recall it.

0:47

ama onu anımsama mücadelesi verirsiniz.

Anlatım akışı

the sensation of ... but the struggle to ...: bildiğini hissetmek ile gerçekten hatırlamakta zorlanmayı karşılaştırmak

Tek bir there's, birbiriyle bağlanan iki isim öbeğini tanıtır: the sensation of remembering the word ve the struggle to recall it. Birincisi, biliyormuş gibi hissetmeyi; ikincisi ise kelimeyi gerçekten zihne getirmekte yaşanan zorluğu adlandırır. But, görünürde bilmekten bunu uygulamada başaramamaya geçiş yapar. İki tarafı da aynı dil bilgisel düzeye yerleştiren cümle, tek bir deneyimin içindeki çelişkiyi açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir deneyimi, önce hissedilen olumlu bir yönü, ardından onunla çatışan uygulamadaki bir zorluğu vererek düzenler?

  1. There was the comfort of recognizing every face, but the struggle to remember anyone's name.
  2. She recognized every face and remembered every name without difficulty.
  3. Every face was unfamiliar, so she did not try to remember any names.
Cevabı göster

There was the comfort of recognizing every face, but the struggle to remember anyone's name.

In these moments,

0:49

Bu anlarda,

on top of the usual brain activity associated with word retrieval, Kalıp ifadeler

0:50

kelime hatırlama ile ilişkili olağan beyin aktivitesinin yanı sıra,

Kalıp ifadeler

on top of the: zaten var olana bir şey eklemek

Burada on top of the ek bir katman sunar: konuşmacı, olağan beyin etkinliğine eklenen başka bir şeyi ele almaktadır. Yapı on top of + isim öbeğidir ve the, ardından gelen the usual brain activity isim öbeğine aittir. Bu ekleme anlamında on top of fiziksel bir konumu anlatmaz. Bilgiyi temel bir miktar ya da durum ve ona eklenen başka bir unsur şeklinde düzenler; çoğu zaman birikme hissi verir.

Alıştırma

Bu cümlede on top of the ne anlama geliyor? On top of the regular homework, we have a quiz tomorrow.

  1. Fiziksel olarak normal ödevlerin üstünde.
  2. Normal ödevlere ek olarak.
  3. Normal ödevlerin yerine.
Cevabı göster

Normal ödevlere ek olarak.

Kalıp ifadeler

associated with word retrieval: isimden sonra bağlantı kuran yapı

Associated with word retrieval, brain activity ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. brain activity that is associated with word retrieval biçiminde açılabilir ve hangi etkinliğin kastedildiğini belirtir: sözcükleri bulup erişme süreciyle bağlantılı etkinlik. Associated with bir bağlantı bildirir. Tek başına word retrieval sürecinin bu etkinliğin tek nedeni olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlamak için doğru edatı ekleyin: The report describes health risks associated ____ long working hours.

Cevabı göster

with

we also see other brain regions light up, Öbek fiiller

0:55

diğer beyin bölgelerinin de aydınlandığını görürüz,

Öbek fiiller

light up: beyin taramasında etkinleşmek

Burada light up, “etkinleşmek” veya “daha fazla etkinlik göstermek” anlamına gelir. Beyin taraması açıklamalarında etkin bir bölge, görüntüde daha güçlü veya daha parlak bir sinyal olarak görünebilir. Bu ifade görsel bir kısa anlatımdır. Beyin dokusunun gerçekten görünür ışık yaydığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede light up ne anlama geliyor? During the memory test, several brain regions light up.

  1. Bu bölgeler görünür ışık üretmeye başlar.
  2. Bu bölgeler daha etkin hâle gelir.
  3. Bu bölgeler kalıcı olarak kapanır.
Cevabı göster

Bu bölgeler daha etkin hâle gelir.

like the conflict detecting anterior cingulate, Kültür

0:58

örneğin çatışmayı algılayan anterior singulat gibi,

which generates that urgently frustrating feeling.

1:01

bu da o acil sinir bozucu hissi yaratır.

Kültür

the conflict detecting anterior cingulate: bir beyin bölgesi ve işlevi

Anterior cingulate genellikle anterior cingulate cortex ifadesinin kısa biçimidir ve bir beyin bölgesini adlandırır. Bu söz öbeğinde conflict detecting, bağlantılı bir işlevi açıklar: sinyallerin, seçeneklerin veya olası tepkilerin birbiriyle yarıştığını fark etmek. Bu ifade bölgeyi işleviyle tanımlar; conflict detecting bölgenin adının bir parçası değildir. Cümlenin geri kalanı bu bölgedeki etkinliği sözü edilen acil ve engellenmişlik yaratan hisle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümledeki the conflict detecting anterior cingulate ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Acil hissin kendi adıdır.
  2. Vücudun ön kısmında bulunan bir çatışmadır.
  3. Yarışan sinyalleri veya tepkileri fark etmeye yardım ettiği belirtilen bir beyin bölgesidir.
Cevabı göster

Yarışan sinyalleri veya tepkileri fark etmeye yardım ettiği belirtilen bir beyin bölgesidir.

It's unclear whether the target word is directly detected and just not successfully recalled, Dilbilgisi

1:04

Hedef kelimenin doğrudan tespit edilip sadece başarılı bir şekilde hatırlanıp hatırlanmadığı,

or associations are simply helping the brain infer that it has the word.

1:10

yoksa çağrışımların beynin o kelimeye sahip olduğu çıkarımını yapmasına sadece yardımcı mı olduğu belirsizdir.

Dilbilgisi

whether A or B: kesin olmayan iki açıklamayı sunmak

Whether A or B, henüz kesinleşmemiş iki olasılığı sunar. Burada A, hedef sözcüğün algılandığını ancak başarılı biçimde hatırlanamadığını; B ise çağrışımların beyni bu sözcüğe sahip olduğu sonucuna götürdüğünü söyler. Bu yapı, birini seçmeden birbiriyle yarışan açıklamaları yan yana getirir. Daha geniş kalıp olan It's unclear whether A or B, araştırmalarda veya dikkatli tartışmalarda çözülmemiş bir sorunu belirtmek için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

İki olası açıklama sunmak için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: The team is testing ____ the error comes from the sensor ____ the software.

Cevabı göster

whether · or

The reality could also be some combination of these hypotheses. Kalıp ifadeler

1:16

Gerçek, bu hipotezlerin bir kombinasyonu da olabilir.

Kalıp ifadeler

some combination of these hypotheses: karma bir açıklamaya olanak tanımak

some combination of these hypotheses ifadesi, gerçek durumun önerilen açıklamalardan birden fazlasına ait parçaları veya mekanizmaları içerebileceği anlamına gelir. Tek bir hipotezin doğru olmasını gerektirmez ve bütün hipotezlerin tamamen doğru olduğunu da ileri sürmez. Some, kesin birleşimin ne olduğunu belirtmez. Bu cümlede could also iddiayı daha da temkinli hâle getirir: bu birleşim kesinleşmiş bir sonuç değil, olası açıklamalardan biridir.

Alıştırma

some combination of these hypotheses neyi ifade eder?

  1. Her hipotezin tamamen doğru olması gerekir.
  2. Tam olarak bir hipotez zaten kanıtlanmıştır.
  3. Birden fazla hipotezin bazı kısımları doğru olabilir.
Cevabı göster

Birden fazla hipotezin bazı kısımları doğru olabilir.

But the experience is pretty consistent with how psycholinguistic theorists think we mentally organize language-related information, Notlar

1:21

Ancak bu deneyim, psikodilbilim teorisyenlerinin dille ilgili bilgileri zihinsel olarak nasıl düzenlediğimizi düşünme biçimleriyle oldukça tutarlıdır,

Kalıp ifadeler

pretty consistent with: oldukça yakın uyum

Pretty consistent with, bir şeyin başka bir şeyle makul ölçüde uyuştuğunu ve onunla belirgin biçimde çelişmediğini anlatır. Consistent with genellikle bir gözlemi veya sonucu bir teori, tahmin, açıklama ya da başka bir referans noktasıyla ilişkilendirir. Buradaki pretty, fairly veya quite anlamında derece bildiren bir zarftır; «güzel» anlamına gelmez. Bu ifade küçük farklılıklara izin verir: kusursuz bir eşleşme olduğunu söylemez ve teorinin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlenin en uygun anlamını seçin: The evidence is pretty consistent with the theory.

  1. Kanıt teorinin yanında güzel görünüyor.
  2. Kanıt teoriyle oldukça iyi uyuşuyor.
  3. Kanıt teorinin her ayrıntısını kanıtlıyor.
Cevabı göster

Kanıt teoriyle oldukça iyi uyuşuyor.

Kelime

psycholinguistic theorists: dil ve zihin kuramcıları

Psycholinguistic, dilin algı, bellek, anlama ve üretim gibi zihinsel süreçlerle nasıl etkileştiğinin incelenmesini anlatır. Theorists, açıklayıcı modeller geliştiren veya değerlendiren araştırmacılardır. Bu nedenle psycholinguistic theorists, dil ve zihin hakkındaki teorilere odaklanan araştırmacılar anlamına gelir. Bu cümlede, dille ilgili bilgilerin zihinde nasıl düzenlendiğine ilişkin teorik görüşleri aktarılmaktadır.

Alıştırma

psycholinguistic theorists en doğru biçimde kimi ifade eder?

  1. Dille ilgili her türlü fiziksel sorunu tedavi eden klinisyenler
  2. Konuşma kayıt cihazları tasarlayan mühendisler
  3. Dil ile zihinsel süreçlerin nasıl etkileştiğine dair açıklamalar geliştiren araştırmacılar
Cevabı göster

Dil ile zihinsel süreçlerin nasıl etkileştiğine dair açıklamalar geliştiren araştırmacılar

going from the word's meaning and associations to how it sounds. Dilbilgisi

1:29

kelimenin anlamı ve çağrışımlarından kulağa nasıl geldiğine doğru giden süreç gibi.

Dilbilgisi

Sıra veya yol bildiren going from ... to ...

go from A to B kalıbı bir başlangıç ve bir bitiş noktası belirtir. Burada süreç, bir kelimenin anlamı ve çağrışımlarıyla başlayıp kelimenin nasıl duyulduğuyla sona erer. Going, go fiilinin -ing biçimidir. Bu cümlede gerçek bir hareketi değil, bilgiler arasında izlenen düzenli yolu anlatır. Aynı kalıp başka konulardaki aşamaları, düzeyleri veya değişimleri de düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi going from ... to ... ile tamamlayın: The reading program becomes more challenging, ____ short stories ____ full novels.

Cevabı göster

going from · to

Some researchers think that the last layer of information, Deyimler

1:33

Bazı araştırmacılar son bilgi katmanının,

sound,

1:37

yani sesin,

might be the most vulnerable to glitches. Kelime

1:38

aksaklıklara karşı en savunmasız olanı olabileceğini düşünüyor.

Deyimler

last layer of information, sound: katman metaforu ve açıklayıcı ifade

Layer burada kavramsal bir metafordur: bir kelimeye ait bilgileri birkaç düzeyden oluşan bir sistem gibi gösterir. Sound sözcüğüne last layer denmesi, ses bilgisinin bu açıklamadaki son aşamada bulunduğu anlamına gelir; gerçek bir fiziksel katmandan söz edilmez. Sound ismi iki virgül arasında açıklayıcı, eş görevli bir ifade olarak yer alır. the last layer of information ifadesinin neyi belirttiğini açıklar; yani virgüller 'başka bir deyişle sound' anlamını ekler.

Alıştırma

Bu cümlede last layer of information, sound ne anlama gelir?

  1. Sound ifadesi konuyla ilgisiz bir örnek verir.
  2. Ses, her kelimenin çevresini saran fiziksel bir tabakadır.
  3. Ses, kelime bilgisini katmanlı biçimde açıklayan sistemdeki son düzey olarak sunulur.
Cevabı göster

Ses, kelime bilgisini katmanlı biçimde açıklayan sistemdeki son düzey olarak sunulur.

Kelime

most vulnerable to glitches: küçük aksaklıklardan en kolay etkilenen

Vulnerable to + isim, bir şeyin o isimle belirtilen etkenden kolayca zarar görebildiğini veya olumsuz etkilenebildiğini anlatır. Most vulnerable to, bir karşılaştırmadaki en yüksek dereceyi gösterir: glitches tarafından en kolay etkilenen budur. Buradaki glitches, küçük ve genellikle geçici teknik sorunlardır. İfade, hata oluşmasına yatkınlığı anlatır; fiziksel olarak kırılgan olmayı anlatmaz.

Alıştırma

Vulnerable sözcüğünün en üstünlük biçimini ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Of all our devices, the oldest model is ____ software glitches.

Cevabı göster

the most vulnerable to

Lots of things seem to influence how likely you are to enter a tip of the tongue state, Dilbilgisi

1:41

Pek çok şeyin dilimin ucunda durumuna girme olasılığınızı etkilediği görünüyor,

Dilbilgisi

how likely you are to enter ...: dolaylı soruda olasılık derecesi

How likely you are to enter ... bir duruma girme olasılığının derecesini anlatır. Tüm yan cümle, influence fiilinin etkilediği şeydir: pek çok etken bu olasılığı artırabilir veya azaltabilir. Bu, başka bir cümle içine yerleşmiş dolaylı soru yapısıdır ve düz cümle söz dizimini kullanır: how likely + özne + be + to-infinitive. Daha büyük bir düz cümlenin içinde how likely you are kullanılır; how likely are you kullanılmaz.

Alıştırma

Dolaylı soru söz dizimi doğru olan cümleyi seçin.

  1. The survey measures how likely are users to forget a password.
  2. The survey measures how users are likely to forget a password.
  3. The survey measures how likely users are to forget a password.
Cevabı göster

The survey measures how likely users are to forget a password.

all the way from what kinds of words are involved to your experiences and environment. Anlatım akışı

1:47

ne tür kelimelerin dahil olduğundan deneyimlerinize ve çevrenize kadar her şey.

Anlatım akışı

all the way from A to B: geniş bir aralığı belirtmek

All the way from A to B iki uç nokta sunar ve aralığın ne kadar geniş olduğunu vurgular. Burada A, hangi tür sözcüklerin söz konusu olduğunu; B ise deneyimlerinizi ve çevrenizi belirtir. Bu yapı, etkenlerin sözcüklerin özelliklerinden kişinin geçmişine ait özelliklere kadar uzandığını göstererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi all the way from ... to ... yapısıyla tamamlayın: The festival offers activities ____ morning yoga ____ late-night concerts.

Cevabı göster

all the way from · to

For example,

1:52

Örneğin,

tip of the tongue states occur most frequently with proper nouns. Kelime

1:53

dilimin ucunda durumları en sık özel isimlerde meydana gelir.

Kelime

proper nouns: belirli kişilerin, yerlerin ve şeylerin adları

Proper noun, yani özel ad; belirli bir kişinin, yerin, kuruluşun, kitabın, filmin veya adı olan başka bir şeyin adıdır. Maya, Brazil ve the United Nations buna örnektir. İngilizcede özel adlar normalde büyük harfle başlar. Bu cümlede with proper nouns, bir sözcüğün dilin ucunda olduğu durumlarda en sık söz konusu olan sözcük türünü belirtir: insanlar en çok belirli adları hatırlamaya çalışırken takılır. Burada with, yalnızca “özel adlarla birlikte” değil, “özel adların söz konusu olduğu durumlarda” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek bir proper noun örneğidir?

  1. mountain
  2. Mount Everest
  3. a climber
Cevabı göster

Mount Everest

Infrequently used words and ones that are more abstract and less visual, Dilbilgisi

1:58

Sık kullanılmayan kelimeler ile daha soyut ve daha az görsel olan kelimeler,

like idiosyncrasy or revelation.

2:03

örneğin mizaç (idiosyncrasy) veya vahiy (revelation) gibi.

Dilbilgisi

ones that are ...: çoğul bir ismin yerine kullanma

Burada ones, daha önce geçen çoğul ve sayılabilen words isminin yerini alır; böylece words tekrarlanmaz. İfade, “daha soyut ve görselliği daha az olan sözcükler” demektir. that are more abstract and less visual ilgi cümleciği hangi sözcüklerden söz edildiğini belirtir. Sayılabilen tekil bir isim için one, çoğul bir isim için ones kullanılır.

Alıştırma

files sözcüğünü yinelememek için one sözcüğünün çoğul biçimini ve ardından that kullanarak cümleyi tamamla: The app shows recent files and ____ need attention.

Cevabı göster

ones that

Cognitively,

2:06

Bilişsel olarak,

recognizing a face and associating it with general information, Dilbilgisi

2:07

bir yüzü tanımak ve onu genel bilgilerle ilişkilendirmek,

like someone's profession,

2:11

örneğin birinin mesleği gibi,

is often easy,

2:13

genellikle kolaydır,

Dilbilgisi

recognizing ... and associating ... is: -ing öbeklerini tek özne olarak kullanma

Recognizing a face ve associating it with general information, and ile bağlanmış iki -ing öbeğidir. Birlikte, tüm ifade is often easy yükleminin öznesini oluşturur. Bu yapı, eylemlerin cümlede özne olmasını sağlar. Burada recognizing ve associating, birleşik tek bir zihinsel süreç olarak görülür; bu nedenle tekil is fiili kullanılır. it zamiri a face ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

İki eylemi birleşik tek bir yöntem olarak doğru biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. Reading the instructions and checking each step is a good way to avoid mistakes.
  2. Read the instructions and checking each step is a good way to avoid mistakes.
  3. Reading the instructions and checking each step are useful habits.
Cevabı göster

Reading the instructions and checking each step is a good way to avoid mistakes.

while names tend to trip us up. Öbek fiiller

2:14

ancak isimler genelde bizi tökezletir.

Öbek fiiller

tend to trip us up: genellikle hata yapmamıza veya kafamızın karışmasına neden olur

tend to + fiilin yalın biçimi, her zaman değil ama genellikle gerçekleşen bir durumu anlatır. Burada isimlerin sık sık zorluk çıkardığını belirtir. trip someone up ayrılabilen bir öbek fiildir. trip gerçek anlamda birini tökezletmek olabilir; burada ise birinin hata yapmasına, kafasının karışmasına veya takılıp kalmasına neden olmak anlamındadır. Nesne us zamiri olduğunda trip ile up arasına gelir: trip us up denir, trip up us denmez.

Alıştırma

Derste geçen ve “genellikle hata yapmamıza neden olur” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Similar street names ____ when we give directions.

Cevabı göster

tend to trip us up

And retrieval of unintended words is also a common problem,

2:18

Kasıtlı olmayan kelimelerin hatırlanması da yaygın bir sorundur,

like if you're trying to summon the star of The Wizard of Oz's name and keep getting stuck on Dorothy instead of Judy Garland. Öbek fiiller

2:22

örneğin Oz Büyücüsü'nün yıldızının adını hatırlamaya çalışıp Judy Garland yerine sürekli Dorothy'de takılıp kalmak gibi.

Öbek fiiller

keep getting stuck on X instead of Y: X noktasında sürekli kalıp Y'ye ulaşamamak

keep + -ing, bir eylemin veya durumun sürdüğünü ya da tekrarlandığını anlatır. get stuck on X, düşüncenin X noktasında kalıp ileri gidememesi demektir. instead of Y, X'i aslında aranan yanıt veya eylemle karşılaştırır. Burada Dorothy karakterin, Judy Garland ise konuşanın hatırlamaya çalıştığı oyuncunun adıdır.

Alıştırma

Derste geçen ve “bir noktanın ötesine tekrar tekrar geçememek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: During long division, I ____ the first step instead of finishing the problem.

Cevabı göster

keep getting stuck on

In these situations,

2:31

Bu durumlarda,

the words seem to work as distracting red herring-like blockers in the retrieval pathway. Notlar

2:33

kelimeler geri çağırma yolunda dikkat dağıtıcı hedef şaşırtıcı engelleyiciler olarak işlev görüyor gibi görünüyor.

Deyimler

work as distracting red herring-like blockers: dikkati dağıtan yanlış iz benzeri engeller olarak işlev görmek

Work as, “olarak işlev görmek” veya “görevini üstlenmek” anlamına gelir. Burada kelimeler, kişinin aradığı kelimeyi hatırlamasını zorlaştırdıkları için blockers olarak tanımlanır. Red herring, dikkati doğru cevaptan uzaklaştıran yanıltıcı bir ipucudur. -like eklendiğinde ifade sıfat olur; dolayısıyla red herring-like blockers, zihni yanlış yöne çekerek dikkat dağıtan engellerdir.

Alıştırma

Bir polisiye yazarı, okuyucuları gerçek suçludan uzaklaştırmak için sahte bir ipucu ekliyor. Bu ipucuna ne denir?

  1. a roadblock
  2. a red flag
  3. a red herring
Cevabı göster

a red herring

Kelime

in the retrieval pathway: bellekten geri çağırma yolunda

Bu bilişsel bağlamda retrieval, depolanmış bilgiyi bellekten yeniden getirmek anlamına gelir. Pathway ise bu süreçteki bağlantılı yolu veya adımlar dizisini anlatır. Bu nedenle in the retrieval pathway, “bir anıya erişmek için kullanılan sürecin içinde” demektir. Burada pathway gerçek bir yol veya yürüme parkuru değil, mecazi bir anlatımdır.

Alıştırma

Hangi cümlede pathway fiziksel bir yol yerine bir mekanizmadaki adımlar zincirini anlatıyor?

  1. The stones formed a pathway to the gate.
  2. The drug blocks one step in a signaling pathway.
  3. We walked along a narrow pathway through the park.
Cevabı göster

The drug blocks one step in a signaling pathway.

And one study found that stressful test conditions made participants report more tip of the tongue experiences, Dilbilgisi

2:40

Ve bir çalışma, stresli test koşullarının katılımcıların daha fazla dilimin ucunda deneyimi bildirmesine neden olduğunu buldu,

Dilbilgisi

made participants report: make + nesne + fiilin yalın hâli

made participants report yapısında made sözcüğünden sonra nesne olan participants ve fiilin yalın hâli olan report gelir. made geçmiş zamanda olsa da report değişmez ve önüne to gelmez. Burada neden stressful test conditions ifadesidir. Bu yapı, söz konusu koşulların katılımcıların daha fazla dilimin ucunda deneyimi bildirmesine yol açtığını anlatır; birinin onları bunu yapmaya zorladığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi smile sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The funny photo made everyone ____.

Cevabı göster

smile

suggesting that environmental conditions,

2:47

bu da çevresel koşulların,

including stress,

2:50

stres dahil,

can exacerbate them. Kelime

2:51

bunları şiddetlendirebileceğini gösteriyor.

Kelime

can exacerbate them: mevcut sorunları kötüleştirmek

Exacerbate, zaten var olan bir sorunu, belirtiyi veya başka bir olumsuz durumu daha kötü hâle getirmek demektir. Bu cümlede them, hemen önce sözü edilen dilimin ucunda deneyimlerini ifade eder. Can, stres gibi çevresel koşulların bu deneyimleri kötüleştirme ihtimali bulunduğunu gösterir; bunun her seferinde gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Poor ventilation can ___ breathing problems.

  1. exasperate
  2. celebrate
  3. exacerbate
Cevabı göster

exacerbate

But some people tend to have more tip of the tongue moments than others. Dilbilgisi

2:53

Ancak bazı insanların diğerlerinden daha fazla dilimin ucunda anları yaşamaya eğilimi vardır.

Dilbilgisi

some people tend to have more ... than others: grup içinde temkinli bir karşılaştırma

some people ... more ... than others kalıbı, bir grubun bazı üyelerini aynı grubun diğer üyeleriyle karşılaştırır. Burada others, other people anlamına gelir ve people sözcüğünün tekrarını önler. Tend to kesin bir kuralı değil, genel olarak görülen bir eğilimi anlatır. some people, tend to ve more ... than others birlikte kullanıldığında, grup içindeki bir fark temkinli biçimde ifade edilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir grup içindeki genel farkı temkinli biçimde anlatır?

  1. Some plants tend to need more water as others.
  2. Some plants tend to need more water than others.
  3. All plants need the same amount of water.
Cevabı göster

Some plants tend to need more water than others.

This seems to be true for people who speak multiple languages,

2:57

Bu durum, birden fazla dil konuşan kişiler için geçerli gibi görünüyor,

perhaps because they know more than one word to describe the same thing. Dilbilgisi

3:01

belki de aynı şeyi tanımlamak için birden fazla kelime bildikleri içindir.

Dilbilgisi

more than one word: tekil adla çoğul miktar anlatımı

More than one, iki veya daha fazla anlamına gelir. Anlam çoğul olsa da one sözcüğünün hemen ardından gelen sayılabilen ad tekil kalır: more than one word denir, more than one words denmez. to describe the same thing mastar öbeği, bu sözcüklerin ne işe yaradığını açıklar: her biri aynı düşünceyi veya nesneyi tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için more than one ifadesini tekil method adıyla birlikte kullanın: The team tried ____ before solving the problem.

Cevabı göster

more than one method

So,

3:05

Yani,

a word in one language might become an interfering blocker for the target word in another. Notlar

3:06

bir dildeki kelime, başka bir dildeki hedef kelime için engelleyici bir araya girici olabilir.

Dilbilgisi

in one language ... in another: paralel bir karşılaştırma

in one language ve in another edat öbekleri paralel bir çerçeve oluşturur. Aynı konuyu iki farklı dil içine yerleştirerek her birinde ne olduğunu karşılaştırmayı sağlar. in another ifadesinde language sözcüğü, anlamı zaten belli olduğu için düşürülmüştür; tam biçim in another language olur. in one X ... in another kalıbı, aynı türden iki farklı üyeyi karşılaştırabilir ancak bu türde yalnızca iki üye bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Paralel karşılaştırmayı doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: This word is polite in one region but rude ___.

  1. on another
  2. in another
  3. in the another
Cevabı göster

in another

Kelime

an interfering blocker for the target word: hedef sözcüğü engelleyen bir etken

Target word, kişinin hatırlamaya, söylemeye veya belirlemeye çalıştığı belirli sözcüktür. An interfering blocker, bu hedefle rekabet eden ve hedef sözcüğün geri çağrılmasını zorlaştıran bir şeyi —burada başka bir dildeki sözcüğü— anlatır. Interfering, blocker sözcüğünü niteler; for the target word ise neyin engellendiğini gösterir. Blocker burada mecazidir: fiziksel bir bariyeri değil, zihinsel bir süreçteki engeli ifade eder.

Alıştırma

Bu bağlamda "an interfering blocker for the target word" ne anlama gelir?

  1. Konuşmacının hatırlamak istediği hedef sözcüğün kendisi.
  2. Hedef sözcüğü doğru biçimde çeviren bir araç.
  3. Söylenmek istenen sözcüğün hatırlanmasını zorlaştıran bir şey.
Cevabı göster

Söylenmek istenen sözcüğün hatırlanmasını zorlaştıran bir şey.

This seems to be especially true when someone's switching between languages,

3:13

Bu durum özellikle birisi diller arasında geçiş yaptığında doğru görünüyor,

but it might also depend on their fluency. Kalıp ifadeler

3:17

ancak akıcılıklarına da bağlı olabilir.

Kalıp ifadeler

might also depend on their fluency: akıcılıklarına da bağlı olabilir

Depend on, bir sonucun bir koşula göre değişebileceğini veya o koşuldan etkilenebileceğini belirtir. Buradaki koşul their fluency, yani kişinin dili akıcı biçimde kullanabilmesidir. Might bunun kesinlik değil olasılık olduğunu gösterir; also ise akıcılığı daha önce değerlendirilen etkenlere ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp something might also depend on + isim veya isim öbeğidir.

Alıştırma

Ek bir etkenin sonucu etkileyebileceğini anlatan dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The final date ____ the weather.

Cevabı göster

might also depend on

One study suggested that people who learned their second language before age five had fewer tip of the tongue stumbles. Deyimler

3:20

Bir araştırma, ikinci dilini beş yaşından önce öğrenen kişilerin dilimin ucunda tökezlemelerini daha az yaşadığını ileri sürdü.

Deyimler

fewer tip of the tongue stumbles: kelimeyi bulurken daha az takılma

Burada stumble fiziksel olarak tökezlemek anlamına gelmez. Konuşurken veya bir kelimeyi hatırlamaya çalışırken yaşanan kısa bir hata ya da duraksamadır. Tip of the tongue, kelimeyi bildiğiniz hâlde kısa bir süre hatırlayamadığınız hissini anlatır. Stumbles sayılabilen çoğul bir isimdir; bu yüzden fewer bu anların sayısının daha az olduğunu belirtir. İfadenin bütünü, kelimeyi bulurken yaşanan kısa takılmaların daha az olması demektir.

Alıştırma

Küçük bir konuşma hatasını tökezlemeye benzeten isimle cümleyi tamamlayın: While giving my speech, I forgot one word and had a brief ____, but I kept going.

Cevabı göster

stumble

And sometimes even just hearing a language participants didn't know Dilbilgisi

3:28

Ve bazen sadece katılımcıların bilmediği bir dili duymak bile

has proven to be enough to increase their tip of the tongue incidents.

3:32

dilimin ucunda vakalarını artırmak için yeterli olduğu kanıtlanmıştır.

Dilbilgisi

even just hearing ... has proven to be enough: yalnızca duymak bile yeterli olduğunu kanıtladı

Even just hearing ... çok küçük bir koşulun bile yeterli olduğunu ve bunun biraz şaşırtıcı olduğunu vurgular: dili anlamak ya da konuşmak gerekmiyordu. even just hearing a language participants didn't know adlı -ing öbeğinin tamamı öznedir; bu yüzden tekil has kullanılır. participants didn't know, a language ifadesini niteleyen ve that sözcüğü düşürülmüş bir ilgi cümleciğidir. has proven to be enough, şimdiye kadarki sonuçların bu koşulun ardından belirtilen etkiyi yaratmaya yeterli olduğunu gösterdiği anlamına gelir.

Alıştırma

Kanıtların küçük bir koşulun yeterli olduğunu gösterdiğini anlatmak için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: In repeated trials, even just moving the reminder earlier ____ to reduce missed appointments.

Cevabı göster

has proven to be enough

They also seem to rise with age, Kalıp ifadeler

3:36

Ayrıca yaşla birlikte artıyor gibi görünüyorlar,

Kalıp ifadeler

seem to rise with age: yaşla birlikte artıyor gibi görünmek

Seem to rise, yükselme eğilimini kesin bir gerçek olarak değil, temkinli biçimde sunar. With age, “insanlar yaşlandıkça” anlamına gelir; dolayısıyla rise with age bir sayının, oranın, riskin veya sıklığın daha ileri yaş gruplarında arttığını anlatır. Bu ifade bir ilişki bildirir, ancak mutlaka neden bildirmez. Tek başına yaşlanmanın artışı doğrudan oluşturduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, insanlar yaşlandıkça riskin artıyor gibi göründüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. The risk seems to rise with age.
  2. The risk seems to raise with age.
  3. The risk seems to rise by age.
Cevabı göster

The risk seems to rise with age.

perhaps from a cognitive decline in speech-related brain areas, Kelime

3:39

belki konuşma ile ilgili beyin alanlarındaki bilişsel bir gerilemeden,

Kelime

cognitive decline in speech-related brain areas: konuşmayla ilişkili beyin bölgelerinde bilişsel gerileme

Cognitive decline; bellek, akıl yürütme veya bilgiyi işleme gibi yetilerin zamanla zayıflaması anlamına gelir. in speech-related brain areas bölümü, konumu konuşma üretimi veya işlemesiyle ilgili beyin bölgeleriyle sınırlar. İsim öbeğinin tamamı, olası bir biyolojik açıklamayı resmî ve bilimsel bir dille sunar. Yakındaki perhaps, kanıtlanmış bir nedeni değil, bir olasılığı belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede cognitive decline in speech-related brain areas ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Çok fazla konuşmanın yol açtığı ani beyin hasarı
  2. Konuşma üretimi veya işlemesiyle ilgili beyin bölgelerinde bilişsel işlevin zamanla zayıflaması
  3. Daha seyrek konuşmayı seçmek
Cevabı göster

Konuşma üretimi veya işlemesiyle ilgili beyin bölgelerinde bilişsel işlevin zamanla zayıflaması

greater accumulation of knowledge to search through, Kelime

3:43

aranacak bilginin daha fazla birikmesinden,

Kelime

accumulation of knowledge to search through: içinde arama yapılacak bilgi birikimi

An accumulation of knowledge, zaman içinde birikmiş bilgi miktarıdır. Greater, depolanan bu miktarın daha büyük olduğunu belirtir. to search through mastar öbeği knowledge sözcüğünden sonra gelir ve bilgiyi incelenen bir koleksiyon gibi sunar. Bu ifade, belleği giderek büyüyen bir bilgi deposuna benzetir: bilgi arttıkça tek bir gerçeği hatırlarken gözden geçirilecek malzeme de artabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin tek bir ayrıntıyı bulmak için mevcut bir kayıt koleksiyonunu incelediği anlamına gelir?

  1. We added the archive to the database.
  2. We searched for the archive because it was missing.
  3. We searched through the archive for the missing date.
Cevabı göster

We searched through the archive for the missing date.

or a combination of both.

3:46

veya her ikisinin bir kombinasyonundan.

But while tip of the tongue states may feel like the brain is failing, Anlatım akışı

3:49

Ancak dilimin ucunda durumları beynin iflas ettiği hissini verse de,

they seem to have a positive function.

3:53

olumlu bir işlevi var gibi görünüyor.

Anlatım akışı

But while ... may feel like ..., they seem to ...: önce kabul etmek, sonra yeniden yorumlamak

But, düşüncenin yön değiştireceğini gösterir. while yan cümlesi önce sezgisel ve olumsuz izlenimi kabul eder: Bir kelimenin dilin ucuna gelip hatırlanamaması, beynin düzgün çalışmadığı hissini verebilir. Ana cümle daha sonra bu beklentinin yerine daha olumlu bir olasılık koyar. Burada while, ‘bir şey olurken’ anlamında değil, ‘-se de’ veya ‘-e rağmen’ anlamındadır. may feel like ve seem to ifadeleri, bir izlenim ile yorumu birbirinden ayırır ve ikisini de kesin bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

But while ..., ... bu cümlede bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki gerçeği eşit vurguyla sıralar.
  2. Olumsuz bir izlenimi kabul eder, ardından buna karşıt bir yorum sunar.
  3. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Olumsuz bir izlenimi kabul eder, ardından buna karşıt bir yorum sunar.

Words don't usually go past the point of no return and get permanently forgotten, Notlar

3:57

Kelimeler genellikle geri dönüşü olmayan bir noktayı geçip kalıcı olarak unutulmazlar,

Deyimler

go past the point of no return ... get permanently forgotten: geri dönüşü olmayan eşiği aşıp kalıcı olarak unutulmak

Point of no return, geçildikten sonra bir sürecin artık tersine çevrilemediği eşiktir. Go past it, bu eşiği aşmak demektir. Burada get permanently forgotten geri döndürülemez sonucu belirtir. Bu cümlede don't usually tüm süreci olumsuz yapar: kelimeler normalde sonsuza dek kayboldukları bir aşamaya ulaşmaz. İfade, unutmayı teoride geri döndürülemez hâle gelebilecek bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Bilinçli bir abartı olmadan go past the point of no return ifadesine doğal biçimde uyan durum hangisidir?

  1. Bir kitap ayracını sonraki sayfaya taşırsınız ve istediğiniz zaman geri koyabilirsiniz.
  2. Bir oyuna kısa bir ara verir ve beş dakika sonra dönmeyi planlarsınız.
  3. Bir roket, güvenli iptal için son aşamayı geçer ve fırlatmaya devam etmek zorunda kalır.
Cevabı göster

Bir roket, güvenli iptal için son aşamayı geçer ve fırlatmaya devam etmek zorunda kalır.

so much as they tend to get tougher to access.

4:02

daha çok erişilmeleri zorlaşma eğilimindedirler.

Dilbilgisi

don't ... so much as ...: bir tanımı başka bir tanımla düzeltmek

Don't A so much as B, ‘A demek daha az doğrudur; B daha iyi bir tanımdır’ anlamına gelir. İlk bölüm bir yorum önerir, so much as ile başlayan bölüm ise bu yorumu düzeltir. Burada A, kelimelerin son bir sınırı aşıp kalıcı olarak yok olmasıdır. B ise kelimelere erişmenin zorlaşmasıdır. Cümle, kalıcı unutmanın her durumda imkânsız olduğunu söylemez; usually ve tend to ifadeleri iddiayı genel ve temkinli tutar.

Alıştırma

‘... olmaktan ziyade’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meeting was not canceled ____ postponed until Friday.

Cevabı göster

so much as

That tough to shake tip of the tongue feeling of impending success just around the corner Notlar

4:05

Kurtulması zor, başarının hemen köşeyi dönünce beklediği hissini veren dilimin ucunda hissi,

Kalıp ifadeler

tough to shake: kurtulması zor

Tough to shake, kurtulması veya ortadan kaldırılması zor demektir. Burada shake mecaz anlamdadır: bir duygu, düşünce, alışkanlık veya sürüp giden başka bir etkiden kendini kurtarmak. Altyazıda tough to shake, tip of the tongue feeling ifadesinden önce gelir ve onu tanımlar. Tam düşünce The tip-of-the-tongue feeling is tough to shake şeklindedir: bu his kaybolmak yerine devam eder.

Alıştırma

Cümleyi kurtulması zor anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Even after I checked the lock twice, the uneasy feeling was ____.

Cevabı göster

tough to shake

Deyimler

impending success just around the corner: başarı çok yakın hissediliyor

Bu cümlede impending success, gerçekleşmek üzereymiş gibi hissedilen bir başarıyı anlatır. Just around the corner, gelecekteki olay yakında olduğu hâlde henüz görünmüyormuş gibi “çok yakında gerçekleşmesi bekleniyor” anlamına gelen bir deyimdir. İki ifade birlikte, başarının çok yakın olduğu hissini güçlendirir. Buradaki “başarı”, sonunda o sözcüğü hatırlamaktır; gerçek bir sokak köşesine ulaşmak değildir.

Alıştırma

Örnekte just around the corner ne anlama geliyor?

  1. Başarı uzun zaman önce gerçekleşti.
  2. Başarı gerçek bir sokak köşesinin yanında saklı.
  3. Başarının çok yakında gerçekleşmesi bekleniyor.
Cevabı göster

Başarının çok yakında gerçekleşmesi bekleniyor.

may help motivate us and make us more likely to remember. Dilbilgisi

4:12

bizi motive etmeye yardımcı olabilir ve hatırlama olasılığımızı artırabilir.

Dilbilgisi

help motivate us and make us more likely to remember: iki etkiyi bağlamak

Help motivate us and make us more likely to remember, iki etkiyi and ile bağlar. Help sözcüğünden sonra motivate fiilin yalın hâlindedir; help to motivate us da kullanılabilir. Make us more likely to remember yapısında make sözcüğünü nesne us ve tümleç more likely to remember izler. Bu kalıp, tek bir nedenin hem motivasyonu hem de sonraki bir eylemin gerçekleşme ihtimalini etkileyebileceğini gösterir. Help ve more likely, ihtimalin arttığını anlatır; sonucu garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle help ... and make ... more likely to ... yapısıyla iki etkiyi doğru biçimde bağlıyor?

  1. A clear plan can help reduce stress and make us more likely to finish on time.
  2. A clear plan can help reduce stress and make more likely us to finish on time.
  3. A clear plan can help reducing stress and make us more likely finishing on time.
Cevabı göster

A clear plan can help reduce stress and make us more likely to finish on time.

And researchers have observed that participants in tip of the tongue states

4:17

Ve araştırmacılar dilimin ucunda durumundaki katılımcıların

are more likely to spend more time and effort searching for answers. Kalıp ifadeler

4:21

cevap bulmak için daha fazla zaman ve çaba harcamaya daha meyilli olduklarını gözlemlediler.

Kalıp ifadeler

more likely to spend more time and effort searching for: aramaya daha fazla zaman ve çaba harcama olasılığının yüksek olması

Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya grubun bir şeyi yapma olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Burada likely sözcüğünden sonra to spend gelir. Spend time and effort doing something, zaman ve çabayı bir etkinliğe ayırmak demektir; bu yüzden searching, etkinliği belirten -ing biçimidir. İlk more olasılığı, ikinci more ise zaman ve çaba miktarını karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi search fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We spent a lot of time and effort ____ for the missing document.

Cevabı göster

searching

One method for getting something off the tip of your tongue is cueing. Deyimler

4:27

Dilinizin ucundaki bir şeyi ortaya çıkarmanın bir yöntemi ipucu kullanmaktır.

Deyimler

getting something off the tip of your tongue: dilinin ucundaki şeyi hatırlayıp söylemek

Yaygın deyim have something on the tip of your tongue ifadesidir: bir sözcüğü, adı veya yanıtı bilirsiniz ama o anda tam olarak hatırlayamaz ya da söyleyemezsiniz. Bu cümlede get something off the tip of your tongue, bu durumu bir eyleme dönüştürür: bir ipucu, eksik bilgiyi hatırlayıp söylemenize yardımcı olur. Dilden fiziksel olarak hiçbir şey çıkarılmaz. Bu, yaygın deyimin bağlama göre genişletilmiş hâlidir; get ... off ifadesinin olağan anlamı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede getting something off the tip of your tongue ne anlama gelir?

  1. neredeyse hatırlanan bir sözcüğü söyleyebilmek için yeniden akla getirmek
  2. rahatlamak için bir kaygıyı veya sırrı paylaşmak
  3. dilin üzerinden fiziksel bir şeyi kaldırmak
Cevabı göster

neredeyse hatırlanan bir sözcüğü söyleyebilmek için yeniden akla getirmek

This means leaning into the clues your brain surfaces, Öbek fiiller

4:31

Bu, beyninizin yüzeye çıkardığı ipuçlarına yaslanmak anlamına gelir,

Öbek fiiller

leaning into the clues your brain surfaces: ortaya çıkan ipuçlarını etkin biçimde takip etmek

Burada leaning into, bedeni gerçekten bir şeye doğru eğmek değil, bir şeyi etkin biçimde takip edip kullanmak demektir. Konuşmacı, akla gelen ipuçlarına dikkat etmeyi ve hatırlamanın bir sonraki adımında onların yol göstermesine izin vermeyi anlatıyor. the clues your brain surfaces yapısında that ilgi zamiri düşürülmüştür; açık biçim the clues that your brain surfaces olur. Burada surface fiildir ve “bir şeyi bilince çıkarmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekte leaning into the clues your brain surfaces ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak beynin yüzeyine doğru eğilmek
  2. Akla gelen ipuçlarını etkin biçimde takip edip kullanmak
  3. Her ayrıntı kesinleşene kadar ilk ipuçlarını görmezden gelmek
Cevabı göster

Akla gelen ipuçlarını etkin biçimde takip edip kullanmak

like associated memories and letters.

4:35

örneğin ilişkili anılar ve harfler gibi.

For example,

4:38

Örneğin,

if you're trying to remember the name of the ancient city with the legendary hanging gardens, Notlar

4:39

efsanevi asma bahçeleri olan antik kentin adını hatırlamaya çalışıyorsanız,

you might recall they're one of the Seven Wonders of the Ancient World

4:46

onların Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olduğunu hatırlayabilir

Kültür

efsanevi Asma Bahçeleri ... Antik Dünyanın Yedi Harikası: Babil'e götüren ipuçları

Efsanevi Asma Bahçeleri geleneksel olarak antik Babil kentiyle ilişkilendirilir ve Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri sayılır. Bu cümlede they're, the Hanging Gardens ifadesine gönderme yapar. Bu ipuçları birlikte Babylon adını akla getirmeyi amaçlar. Hafıza örneğini anlamak için bu geleneksel bağlantıyı bilmek yeterlidir. Tarihçiler bahçelerin gerçekten var olup olmadığını ve tam olarak nerede bulunduğunu hâlâ tartışıyor.

Alıştırma

Asma Bahçeleri ve Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri şeklindeki geleneksel ipuçları hangi kenti gösterir?

  1. Roma
  2. Atina
  3. Babil
Cevabı göster

Babil

and run through the alphabet to see if any letters stand out. Öbek fiiller

4:50

ve herhangi bir harfin öne çıkıp çıkmadığını görmek için alfabeyi gözden geçirebilirsiniz.

Dilbilgisi

if you're trying to remember ..., you might recall ...: sorunu belirtip yumuşak bir strateji önermek

if yan cümlesi önce sorunu veya hedefi belirtir: dinleyen kişi bir adı hatırlamaya çalışmaktadır. Ana cümle daha sonra yardımcı olabilecek bir strateji verir: bağlantılı bir gerçeği anımsamak. Bu kalıpta might + fiilin yalın hâli, öneriyi yumuşak ve isteğe bağlı yapar. “Deneyebileceğiniz bir şey ...” anlamına gelir; sonucun kesin olduğunu göstermez. Kalıp, önce durumu, ardından olası bir adımı sunarak öneriyi düzenler.

Alıştırma

If ... might öneri kalıbını tamamlayın: ____ you're trying to remember where you left your keys, you ____ retrace your steps.

Cevabı göster

If · might

Öbek fiiller

run through the alphabet: harfleri sırayla hızlıca gözden geçirmek

run through the alphabet, harfleri genellikle A'dan Z'ye hızlıca gözden geçirmek demektir. Burada kişi, bir harfin öne çıkıp bir adı hatırlamasına yardım edip etmediğini görmek için her harfi zihninden geçirir. run through + liste, adımlar veya malzeme yapısında run fiziksel hareketi anlatmaz. Bu ifade, bütün grubu sırayla ve çoğu zaman oldukça hızlı biçimde gözden geçirmek, prova etmek veya kontrol etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Before the drill begins, let's ____ the safety steps.

Cevabı göster

run through

Öbek fiiller

if any letters stand out: dikkat çeken bir harf olup olmadığını kontrol etmek

if any letters stand out ifadesinde if kontrol edilecek durumu sunar; any ise dikkat çeken bir harf olabileceğini de hiç olmayabileceğini de gösterir. Stand out, “diğerlerine kıyasla özellikle kolay fark edilmek” anlamına gelir. Stand out burada geçişsiz bir öbek fiildir: dikkati harflerin kendisi çektiği için nesne almaz. İfade, harflerin neden dikkat çektiğini ya da bunun iyi mi kötü mü olduğunu belirtmez; bunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kutunun diğerlerine göre özellikle kolay fark edildiğini anlatır?

  1. On the map, the red box stands for a train station.
  2. The bright red box stands out among the gray boxes.
  3. The red box stands beside the gray boxes.
Cevabı göster

The bright red box stands out among the gray boxes.

Because tip of the tongue moments don't seem to be just your brain babbling, Anlatım akışı

4:54

Çünkü dilimin ucunda anları sadece beyninizin saçmalaması gibi görünmüyor,

but perhaps trying to jog its own extensive memory, Deyimler

4:59

belki de kendi geniş hafızasını harekete geçirmeye çalışıyor,

Anlatım akışı

don't seem to be just ..., but perhaps ...: bir açıklamayı yeniden değerlendirmek

don't seem to be just A, but perhaps B kalıbı, dinleyeni ilk ve sınırlı bir açıklamadan daha iyi olabilecek başka bir açıklamaya yönlendirir. Burada A, beynin yalnızca gevelediği düşüncesidir; B ise beynin geniş anı deposunu harekete geçirmeye çalışıyor olabileceği düşüncesidir. Just, A'yı “bundan başka bir şey değil” anlamıyla sınırlar. Cümle A'yı mutlaka tamamen reddetmez. Don't seem to ve perhaps, iddiayı temkinli hâle getirir; bu nedenle B kanıtlanmış bir gerçek değil, bir olasılık olarak sunulur.

Alıştırma

don't seem to be just A, but perhaps B yapısı bu cümlede ne yapıyor?

  1. İkinci açıklamanın tamamen kanıtlandığını belirtir.
  2. Her iki açıklamayı da imkânsız diye reddeder.
  3. Bir miktar belirsizliği koruyarak sınırlı bir açıklamadan daha yararlı bir olasılığa geçer.
Cevabı göster

Bir miktar belirsizliği koruyarak sınırlı bir açıklamadan daha yararlı bir olasılığa geçer.

Deyimler

jog its own extensive memory: depolanmış bilgiyi yeniden hatırlamak

Jog someone's memory, bir kişiye zaten bildiği bir şeyi hatırlamasına yardım eden bir ipucu vermek demektir. Burada trying to jog its own extensive memory, önceden depolanmış bilgiyi yeniden zihne getirmeye çalışmak anlamındadır. Bu ifade beyni veya bellek sistemini insan gibi gösterir; sanki kendi kendine ipucu verebiliyormuş gibi davranır. Extensive, depolanan bilgilerin fiziksel boyutunu değil, miktarının çok veya kapsamının geniş olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, jog içeren deyimle tamamlayın: I forgot the door code. Maybe this hint will ____.

Cevabı göster

jog my memory

where your third grade teacher's name is surely stored somewhere.

5:04

nitekim üçüncü sınıf öğretmeninizin adı kesinlikle bir yerlerde saklanıyordur.

The ability to express yourself with clarity and confidence can have a major impact on your life. Kalıp ifadeler

5:10

Kendinizi netlik ve güvenle ifade etme yeteneğiniz hayatınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir.

Kalıp ifadeler

express yourself with clarity and confidence: kendini açık ve özgüvenli biçimde ifade etmek

Express yourself, düşüncelerini, duygularını veya görüşlerini iletmek demektir. With clarity and confidence bunu nasıl yaptığını anlatır: mesajın kolay anlaşılır ve kendinden emin bir izlenim verirsin. with + soyut isim yapısı, bir eylemin nasıl yapıldığını anlatabilir. Burada with clarity and confidence, clearly and confidently gibi işlev görür; ancak dengeli isim grubu biraz daha resmî duyulur ve konuşma, yazma, mülakat ve sunumlarla ilgili önerilerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve «açık ve özgüvenli biçimde» anlamına gelen isim grubuyla tamamlayın: During the debate, Leo expressed himself ____.

Cevabı göster

with clarity and confidence

Kalıp ifadeler

have a major impact on your life: hayatınız üzerinde büyük bir etki yaratmak

Have a major impact on your life, “hayatınızı güçlü biçimde etkilemek” anlamına gelir. Major, etkinin büyüklüğünü veya önemini belirtir; ifade, etkinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu tek başına söylemez. Yapı have + a/an + sıfat + impact on + etkilenen kişi veya şey biçimindedir. Burada impact isimdir ve on, etkilenen unsur olan your life ifadesini tanıtır.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: A regular sleep schedule can have a major impact ____ your concentration.

Cevabı göster

on

That's why we've partnered with Immersive Education to create TED Summer School,

5:15

Bu yüzden TED Summer School'u oluşturmak için Immersive Education ile ortaklık kurduk,

a global program experienced in person or virtually that empowers young people to develop their voice, Notlar

5:18

yüz yüze veya sanal olarak deneyimlenen bu küresel program gençlerin seslerini geliştirmelerine,

build confidence,

5:23

güven inşa etmelerine,

and communicate their ideas with impact. Kalıp ifadeler

5:24

ve fikirlerini etki bırakacak şekilde iletmelerine güç veriyor.

Kelime

experienced in person or virtually: yüz yüze veya çevrim içi katılmak

Experienced in person or virtually, program sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir. a program that can be experienced in person or virtually biçiminde açılabilir; yani program, insanların deneyimlediği veya katıldığı şeydir. In person, fiziksel olarak mekânda bulunmak anlamına gelir. Bu karşılaştırmada virtually, “neredeyse” değil, internet veya dijital bir platform üzerinden katılmak demektir. İfade, hem yüz yüze hem de çevrim içi katılımın mümkün olduğunu belirtir.

Alıştırma

Burada experienced in person or virtually ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar programa fiziksel bir mekânda veya çevrim içi katılabilir.
  2. Programa yalnızca önceden deneyimi olan kişiler katılabilir.
  3. Program neredeyse hazır, ancak henüz başlamadı.
Cevabı göster

İnsanlar programa fiziksel bir mekânda veya çevrim içi katılabilir.

Deyimler

empowers young people to develop their voice: gençlerin kendi bakış açılarını ve ifade biçimlerini geliştirmelerini sağlamak

Bu cümlede empower someone to do something, birine harekete geçmesi için gerekli beceriyi, güveni veya fırsatı vermek anlamına gelir. Program gençlerin yerine konuşmaz; kendilerini ifade edebilecek duruma gelmelerine ve buna hazır olmalarına yardımcı olur. Burada voice mecaz anlamdadır. Develop their voice, özellikle yazı, konuşma veya yaratıcı çalışmalarda kişinin kendi fikirlerini ve kendine özgü ifade biçimini zamanla oluşturması demektir.

Alıştırma

Burada empowers young people to develop their voice ne anlama geliyor?

  1. Gençlerin fiziksel seslerini daha yüksek çıkacak şekilde eğitmek
  2. Gençlerin kendi fikirlerini oluşturmalarına ve bunları kişisel, özgüvenli bir biçimde ifade etmelerine yardımcı olmak
  3. Gençlerden uzman bir konuşmacının tarzını kopyalamalarını istemek
Cevabı göster

Gençlerin kendi fikirlerini oluşturmalarına ve bunları kişisel, özgüvenli bir biçimde ifade etmelerine yardımcı olmak

Kalıp ifadeler

communicate their ideas with impact: fikirlerini iz bırakan bir biçimde iletmek

Communicate their ideas, düşüncelerini başkalarının anlayacağı şekilde iletmek demektir. With impact bu eylemin sonucunu ekler: mesaj güçlü bir izlenim bırakır ve dinleyicilerin ne düşündüğünü, hissettiğini veya yaptığını etkileyebilir. With impact edat öbeği communicate fiilini niteler. Burada impact fiziksel bir çarpışma değil, dinleyici üzerinde oluşan belirgin bir etkidir.

Alıştırma

Communicate their ideas with impact ifadesinde with impact hangi anlamı ekliyor?

  1. Fikirler daha yüksek bir ses düzeyiyle ifade edilir.
  2. Fikirler güçlü bir izlenim bırakır ve dinleyicileri etkileyebilir.
  3. Fikirler paylaşılmadan önce yazılır.
Cevabı göster

Fikirler güçlü bir izlenim bırakır ve dinleyicileri etkileyebilir.

Learn more and apply today at ted.com/summerschool.

5:26

Daha fazlasını öğrenin ve bugün ted.com/summerschool adresinden başvurun.