ChatGPT Aslında İçeride Ne Yapıyor?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
373 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Radyo benzetmesiyle bir sinir ağının örneklerden öğrenip yeni görüntüleri nasıl tanıdığı anlatılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “checks out” — Öbeksi fiiller: bir fikrin hâlâ geçerli olduğunu kavrayın ve kanıtlar onu desteklediğinde bu ifadeyi kullanın. 2. “Is that still a thing?” — Konuşma edimbilimi ve tutum: bir nesne, alışkanlık veya eğilimin hâlâ var ya da önemli olup olmadığını esprili biçimde soran ifadeyi tanıyın; thing sözcüğünü gerçek anlamıyla okumayın. 3. “may the bots have mercy on us all.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: may + özne + yalın fiili dilek olarak okuyun ve dua tonunun yapay zekâ tahminini kaygılı bir şakaya çevirdiğini görün.

Bu derste

The main video is talking about a genetic breeding model of how to make machines learn. Dilbilgisi

0:00

Ana videoda makinelerin nasıl öğreneceğine dair genetik bir üreme modelinden bahsediliyor.

Dilbilgisi

make machines learn: make + nesne + fiilin yalın hâli

make machines learn ifadesinde make ettirgen anlam taşır; birinin ya da bir şeyin bir eylem yapmasını sağlamak demektir. Machines nesnedir, learn ise makinelere yaptırılan eylemi belirtir. Etken make + nesne yapısından sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: make machines learn doğrudur, make machines to learn değildir. Bu kalıp, bir kişinin veya şeyin başka bir kişiyi ya da şeyi harekete geçirmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ettirgen make etken yapıda doğru kullanılmıştır?

  1. The new software makes the robot recognizing faces.
  2. The new software makes the robot recognize faces.
  3. The new software makes the robot to recognize faces.
Cevabı göster

The new software makes the robot recognize faces.

This method is simpler to explain or just show.

0:05

Bu yöntemi açıklamak veya sadece göstermek daha basittir.

Here's a machine learning to walk or play Mario or jump really high. Dilbilgisi

0:08

İşte yürümeyi, Mario oynamayı ya da gerçekten yükseğe zıplamayı öğrenen bir makine.

Dilbilgisi

a machine learning to walk: isimden sonra gelen -ing öbeği

a machine learning to walk ifadesinde learning to walk, machine isminden sonra gelen bir -ing öbeğidir. Makinenin ne yaptığını açıklar; bu nedenle anlamı a machine that is learning to walk ifadesine yakındır. Bu, bir isimden sonra o ismin yaptığı eylemi kısa biçimde ekleme yoludur. Eylemi yapan isimdir: learning eylemini machine yapar ve yapmayı öğrendiği eylem walk olur.

Alıştırma

a machine learning to walk öbeğinde vurgulanan bölüm ne anlama gelir?

  1. Bir makine yürümeyi öğreniyor.
  2. Bir makine başka bir şeye yürümeyi öğretiyor.
  3. Konu, akademik bir alan olan makine öğrenmesidir.
Cevabı göster

Bir makine yürümeyi öğreniyor.

A genetic code is an older code,

0:13

Genetik kod daha eski bir koddur,

but it still checks out and I personally suspect in the future genetic models will have a resurgence Öbek fiiller

0:15

ancak hala geçerliliğini koruyor ve kişisel olarak gelecekte genetik modellerin yeniden canlanacağından şüpheleniyorum

Öbek fiiller

checks out: kontrol edilince geçerli çıkmak

Burada checks out, “incelendiğinde geçerli veya tutarlı olduğu görülür” anlamındadır. Kod daha eskidir, ancak konuşmacı onun hâlâ kanıtlarla uyuştuğunu ve sağlam bir yaklaşım olmaya devam ettiğini söylüyor. Özne bir fikir, iddia, hikâye, sonuç veya yöntem olduğunda check out, doğrulama sonucunda önemli bir sorun bulunmadığını anlatabilir. Bu yapıda “bir şeye bakmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef öbek fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: After I compared the receipt with my bank statement, the total ____.

Cevabı göster

checks out

as compute power approaches crazy pants.

0:20

işlem gücü çılgın seviyelere yaklaştıkça.

However,

0:23

Ancak,

the current hotness is deep learning and recursive neural networks Kelime

0:23

şu anki trend derin öğrenme ve özyineli sinir ağları

Kelime

current hotness: şu anda ilgi gören trend

Burada current hotness, şu anda en moda olan veya en fazla ilgi gören teknolojiyi adlandırmanın eğlenceli ve gayriresmî bir yoludur. Derin öğrenme ve özyinelemeli sinir ağları, alanın şu anki gözde akımı veya en çok konuşulan konusu olarak sunuluyor. Hotness sözcüğü gerçek anlamda sıcaklıkla ilgili olabilir ve çekiciliği de ifade edebilir, ancak burada bu anlamların hiçbiri kastedilmiyor. Current zaman aralığını belirler: ifade, kalıcı önemi veya kanıtlanmış üstünlüğü değil, şimdiki popülerliği anlatır.

Alıştırma

Bir araştırmacı resmî bir bilim raporu yazıyor. Bu cümle tarafsız bir ifade olarak uygun mudur? “The current hotness is quantum computing.”

  1. Evet; current hotness resmî ve kesin bir ifadedir.
  2. Hayır; current hotness gündelik ve eğlenceli bir ifadedir, bu nedenle current trend gibi tarafsız bir ifade daha iyidir.
Cevabı göster

Hayır; current hotness gündelik ve eğlenceli bir ifadedir, bu nedenle current trend gibi tarafsız bir ifade daha iyidir.

and that's where the linear algebra really increases

0:27

ve doğrusal cebirin gerçekten arttığı

and explainability in a brief video really decreases.

0:29

ve kısa bir videoda açıklanabilirliğin gerçekten azaldığı yer burasıdır.

But if I had to kind of explain how they work in a footnote Notlar

0:33

Ama nasıl çalıştıklarını bir dipnotta açıklamam gerekirse,

Dilbilgisi

Varsayımsal bir zorunluluk için if I had to

Burada if I had to, varsayımsal bir zorunluluk ortaya koyar: konuşan kişi “açıklamam gerekseydi” demektedir. had geçmiş biçimde olsa da zorunluluğu geçmiş zamana yerleştirmez; bu if yan cümlesinde koşulu varsayımsal yapar. Bu kalıp bir seçim, özet ya da görüşe daha fazla pay bırakır: if I had to choose/sum it up/guess. Konuşanın kesin bir iddiada bulunmak yerine yalnızca bu koşul altında yanıt verdiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “bunu yapmam gerekseydi” anlamındaki varsayımsal kalıpla tamamlayın: ____ choose one route, I'd take the coastal road.

Cevabı göster

If I had to

Ton ve niyet

Gündelik bir yumuşatıcı olarak kind of

Burada kind of, explain fiilini niteler ve ifadeyi yumuşatır. “Kabaca” ya da “tam olarak kesin olmayan bir şekilde” anlamındadır: konuşan kişi basitleştirilmiş bir açıklama yapacak, bir kategori belirtmeyecektir. Gündelik konuşmada kind of bir ifadenin kesinliğini, gücünü veya doğrudanlığını da azaltabilir. Bir fiil ya da sıfattan önce geldiğinde onu yaklaşıklık veya tereddüt işareti olarak anlayın.

Alıştırma

“I kind of understand the plan,” cümlesinde kind of ne yapar?

  1. Planın belirli bir kategoriye ait olduğunu söyler.
  2. İddiayı yumuşatır ve anlamanın tam ya da kesin olmadığını belirtir.
  3. İddiayı güçlendirir ve tam kesinlik ifade eder.
Cevabı göster

İddiayı yumuşatır ve anlamanın tam ya da kesin olmadığını belirtir.

just for the record, Ton ve niyet

0:37

sadece kayıtlara geçmesi adına,

it's like this.

0:38

bu şöyle bir şey.

Ton ve niyet

Açıklama işareti olarak just for the record

Just for the record, “Bunu açıkça belirtmek istiyorum” anlamına gelir. Konuşanın açıkça ifade etmek istediği bir gerçeği, düzeltmeyi veya kişisel görüşü başlatan bir söylem belirleyicisidir; gerçekten yazılı bir kayıt bulunması gerekmez. Buradaki just, girişin daha hafif ve daha az resmî duyulmasını sağlar. Yine de ifade, ardından gelen sözün önemli bir açıklama olduğunu belirtir.

Alıştırma

Yalnızca konuyu değiştirmek yerine açıkça bir açıklama yaptığınızı en iyi hangi başlangıç gösterir?

  1. Just for the record, I sent the form yesterday.
  2. For example, I sent the form yesterday.
  3. By the way, I sent the form yesterday.
Cevabı göster

Just for the record, I sent the form yesterday.

No infinite warehouse, Anlatım akışı

0:39

Sonsuz bir depo yok,

just one student.

0:40

sadece bir öğrenci var.

Anlatım akışı

Bir fikri reddedip değiştiren No X, just Y

No X, just Y, bazı kelimelerin çıkarıldığı kısa bir karşıtlık yapısıdır; bu tür çıkarıma ellipsis denir. Bu cümlede No infinite warehouse büyük ve karmaşık resmi reddederken just one student onun yerine odaklanılacak tek unsuru getirir. Tam düşünce There is no X; there is just Y ifadesine benzer. Bir beklentiyi düzeltmek ve dinleyenin dikkatini hızla asıl noktaya çekmek için bu kısa yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak No X, just Y kalıbıyla tamamlayın: ____ complicated setup, ____ one clear example.

Cevabı göster

No · just

Teacher bot has the same test,

0:42

Öğretmen botta aynı test var,

but this time builder bot is dial adjustment bot

0:43

ancak bu sefer kurucu bot bir kadran ayarlama botu

where each dial is how sensitive one connection in the student bot's head is. Dilbilgisi

0:46

ki her bir kadran, öğrenci botun kafasındaki bir bağlantının ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

each dial is how sensitive ... is: gömülü how yan cümlesi

Cümle, each dial is + bilgi düzenini izler. Gömülü how sensitive one connection in the student bot's head is yan cümlesi, o bağlantının hassaslık derecesini belirtir ve böylece her kadranın neyi temsil ettiğini açıklar. Gömülü bir how yan cümlesi how + sıfat + özne + fiil düzenini kullanır. Bir soru fikrini, daha büyük bir cümlenin içinde kullanılabilecek bilgiye dönüştürür.

Alıştırma

how hot, the soup ve is parçalarını gömülü yan cümle sırasına koyarak cümleyi tamamlayın: The thermometer shows ____.

Cevabı göster

how hot the soup is

There's a lot of connections in its head,

0:51

Kafasında bir sürü bağlantı var,

so a lot of dials,

0:53

bu yüzden bir sürü kadran var,

a lot a lot. Kelime

0:55

çok ama çok fazla.

Kelime

a lot a lot: eğlenceli tekrar vurgusu

Bu cümlede a lot zaten büyük bir sayı anlamına gelir. Konuşan kişi bunu a lot a lot şeklinde tekrarlayarak anlamı 'çok, çok büyük bir sayı' düzeyine çıkarır ve sona eğlenceli bir konuşma ritmi verir. Bu tekrar, doğaçlama bir vurgudur; standart ve kalıplaşmış bir ifade değildir. Düzenlenmiş bir metinde fikir genellikle a very large number, an enormous number ile veya tekrarın kasıtlı olduğunu gösteren noktalama işaretleriyle ifade edilir.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir bilim raporunda a lot a lot, çok büyük sayıda bağlantıyı anlatmanın uygun ve standart bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Teacher bot shows student bot a photo

0:57

Öğretmen bot öğrenci bota bir fotoğraf gösterir

and dial adjustment bot adjusts that dial stronger or weaker

0:58

ve kadran ayarlama botu, o kadranı daha güçlü veya daha zayıf olacak şekilde ayarlar

to get student bot closer to the answer. Dilbilgisi

1:02

öğrenci botu cevaba yaklaştırmak için.

Dilbilgisi

get student bot closer: get + nesne + karşılaştırma sıfatı kalıbı

get + nesne + karşılaştırma sıfatı kalıbı, “nesnenin değişmiş bir duruma gelmesini sağlamak” anlamına gelir. get student bot closer ifadesinde student bot nesne, closer ise sonuç tümlecidir; robotun cevaba göre ulaştığı yeni durumu açıklar. Burada get, “elde etmek” değil, “bir duruma gelmesini sağlamak” demektir. to the answer gibi bir ifade, değişimin hedefini gösterebilir. Bu kalıp farklı bir dereceye ulaşmaya odaklandığı için ayarlama ve iyileştirmeleri anlatmada kullanışlıdır: get the image clearer, get the estimate closer.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + karşılaştırma sıfatı kalıbıyla tamamlayın: “A small adjustment can ____ the estimate ____ to the correct answer.”

Cevabı göster

get · closer

It's a bit like adjusting the dial on a radio. Anlatım akışı

1:05

Bu biraz radyo kadranını ayarlamaya benziyor.

Anlatım akışı

It's a bit like ...: yaklaşık bir benzetme sunmak

It's a bit like + isim veya -ing biçimi kalıbı bir benzetme sunar. Kalıptan sonra tanıdık bir görüntü vererek dinleyicinin daha az tanıdığı bir süreci bu görüntü yardımıyla anlamasını sağlar. Burada radyonun ayar düğmesini çevirmek somut karşılaştırmadır. A bit, like ifadesinin gücünü azaltır: karşılaştırma yararlıdır ama tam değildir. Ayarlama eyleminin yalnızca biraz yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“It's a bit like adjusting the dial on a radio,” cümlesinde a bit ne işe yarar?

  1. Radyo ayarlamanın zor olduğunu söyler.
  2. Düğmenin yalnızca kısa bir mesafe hareket ettirilmesi gerektiğini söyler.
  3. Karşılaştırmayı kesin değil, yaklaşık hâle getirir.
Cevabı göster

Karşılaştırmayı kesin değil, yaklaşık hâle getirir.

Is that still a thing? Ton ve niyet

1:07

O iş hala yapılıyor mu?

Ton ve niyet

Is that still a thing?: bir şeyin hâlâ var veya geçerli olup olmadığını sormak

Is that still a thing? bir etkinliğin, akımın, özelliğin veya uygulamanın hâlâ var olup olmadığını, yaygınlığını ya da güncelliğini samimi bir dille sorar. still, konuşanın bunun eskiden geçerli olduğunu düşündüğünü ancak şimdi de geçerli olup olmadığından emin olmadığını gösterir. Burada thing fiziksel bir nesne değil, bilinen bir olgu veya uygulama anlamındadır. Ses tonuna göre soru merak, şaşkınlık, takılma ya da kişinin çağın gerisinde kalmış olabileceğine dair öz farkındalık ifade edebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız faks göndereceğinden söz ediyor. Is that still a thing? en doğal biçimde neyi sorar?

  1. İnsanların hâlâ faks kullanıp kullanmadığını
  2. Faksın dün gönderilip gönderilmediğini
  3. Bir faks makinesinin nasıl göründüğünü
Cevabı göster

İnsanların hâlâ faks kullanıp kullanmadığını

Do cars have radios still?

1:08

Arabalarda hala radyo var mı?

I don't know.

1:10

Bilmiyorum.

Anyway,

1:11

Her neyse,

you might not know the exact frequency of the station, Anlatım akışı

1:11

istasyonun tam frekansını bilemeyebilirsiniz,

but you can tell if you're getting closer or further away.

1:14

ama yaklaşıyor mu yoksa uzaklaşıyor mu olduğunuzu anlayabilirsiniz.

Anlatım akışı

might not know X, but can tell if Y: kesin bilgi ile yön değerlendirmesinin karşıtlığı

might not know X, but can tell if Y kalıbı iki bilgi düzeyini birbirinden ayırır. İlk bölüm kesin bilginin mevcut olmadığını söyler; but ise ardından hâlâ kullanılabilen yararlı bir beceriyi, yani bir durumu veya yönü değerlendirme becerisini sunar. Burada tell, birine bir şey söylemek değil, değerlendirmek veya ayırt etmek anlamındadır. if henüz yanıtlanmamış soruyu başlatır; closer or further away ise iki olası yönü verir. Geri bildirim kesin yanıtı göstermeden iyileşme veya kötüleşme yönünü gösterdiğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi might not know ... but you can tell ile tamamlayın: You ____ the exact temperature, ____ whether the room is getting warmer or cooler.

Cevabı göster

might not know · but you can tell

It's like that but with a 100,000 dials and a lot of math.

1:17

Buna benziyor ama 100.000 kadran ve bir sürü matematik var.

And that's just for one test question.

1:22

Ve bu sadece tek bir test sorusu için.

When teacher bot introduces the next photo,

1:24

Öğretmen bot bir sonraki fotoğrafı sunduğunda,

dial adjustment bot needs to adjust all the dials

1:27

kadran ayarlama botunun tüm kadranları ayarlaması gerekir

so that student bot can answer both questions. Dilbilgisi

1:29

böylece öğrenci bot her iki soruyu da cevaplayabilir.

Dilbilgisi

so that student bot can answer: amaç ifade etme

Burada so that, kadranları ayarlamanın amacını açıklar. Ayarlama, öğrenci bota iki soruyu da yanıtlama becerisi kazandırmak için yapılır; yanıtlamanın zaten gerçekleştiğini söylemez. Amaç bildiren bir yan cümlede can, ana cümledeki eylemin mümkün kıldığı bir beceriyi gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: eylem + so that + özne + can/could + fiil.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik amaç bağlacıyla tamamlayın: We moved the lamp closer ____ Maya can see the page.

Cevabı göster

so that

As the test gets longer, Dilbilgisi

1:33

Test uzadıkça,

this becomes an insane amount of math

1:34

bu, kadran ayarlama botu için çılgınca miktarda matematik

and fine tuning for dial adjustment bot. Kelime

1:37

ve ince ayar anlamına gelir.

Dilbilgisi

As the test gets longer: gelişen iki değişimi birbirine bağlamak

Burada As, bir değişim ilerlerken başka bir şeyin de değişmesi anlamındadır. As the test gets longer yan cümlesi kademeli bir değişimi ortaya koyar; ana cümle de onunla birlikte gelişen değişimi verir: hesaplama ve ince ayar miktarı çok büyür. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: As + özne + get/become + karşılaştırma biçimi, ana cümle. Yalnızca tek bir zamanı belirtmek yerine gelişen iki eğilimi birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle birlikte gelişen iki kademeli değişimi en iyi şekilde gösterir?

  1. When the cyclists reach the hill, they move slowly.
  2. Because the road is steep, the cyclists move slowly.
  3. As the road gets steeper, the cyclists move more slowly.
Cevabı göster

As the road gets steeper, the cyclists move more slowly.

Kelime

fine tuning: dikkatli ve küçük ayarlamalar

Burada fine tuning, bir sistemin daha iyi çalışması için çok sayıda küçük ve dikkatli ayarlama yapmak demektir. İfade, bir kumandayı her seferinde biraz çevirme görüntüsünü korur; tek ve büyük bir değişiklik anlamına gelmez. Makine öğrenmesinde fine-tuning daha dar bir anlam da taşıyabilir: mevcut bir modeli belirli bir görev veya veri kümesi için eğitmeye devam etmek. Bu cümledeki düğme benzetmesi, parametrelerin tekrar tekrar ayarlanması şeklindeki daha geniş anlamı destekler. Bu yüzden ifade tek başına konuşmacının o belirli eğitim yöntemini kastettiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede fine-tuning büyük olasılıkla ne anlama geliyor? After the basic controls worked, the team spent two days fine-tuning the sensitivity settings.

  1. Tüm ayarları tamamen yeni bir sistemle değiştirmek
  2. Ayarları iyileştirmek için küçük ve dikkatli ayarlamalar yapmak
  3. Makineye okulda bir final sınavı yaptırmak
Cevabı göster

Ayarları iyileştirmek için küçük ve dikkatli ayarlamalar yapmak

But

1:40

Ama

when it's done,

1:40

iş bittiğinde,

there's a student bot who can do a pretty good job at recognizing new photos, Kalıp ifadeler

1:41

yeni fotoğrafları tanıma konusunda oldukça iyi bir iş çıkaran bir öğrenci bot ortaya çıkar,

Kalıp ifadeler

do a pretty good job at recognizing: tanıma işini oldukça iyi yapmak

Do a pretty good job at recognizing, tanıma görevini oldukça iyi yapmak demektir. Burada job, ücretli bir işi değil, bir görevin ne kadar iyi tamamlandığını belirtir. Pretty ise oldukça veya epey anlamına gelen bir derece zarfıdır. Kalıp do a pretty good job at + -ing şeklindedir. Olumlu ama ölçülü bir övgü ifade eder: performansın açıkça iyi olduğunu söyler, ancak mükemmel veya kusursuz olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi do a pretty good job at + -ing kalıbıyla tamamlayın. Fiili özneyle uyumlu hâle getirin. The museum guide ____ answering children's questions.

Cevabı göster

does a pretty good job at

though still suffers from some of the problems mentioned in the main video. Kalıp ifadeler

1:46

ana videoda bahsedilen bazı sorunlardan hala muzdarip olsa da.

Kalıp ifadeler

suffer from: sürekli olarak olumsuz etkilenmek

Burada suffers from, “olumsuz etkilenir” anlamına gelir. Özne bir kişi olabileceği gibi bir bot, sistem, plan veya sav da olabilir; bu ifade gerçek anlamda acı hissetmeyi gerektirmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı suffer from + isim öbeğidir: suffer from delays, suffer from flaws veya suffer from a lack of evidence. Bu cümlede suffers from, devam eden ve olumsuz etki yaratan sorunları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tekil özneyle uyumlu suffer from biçimiyle tamamlayın: The old website ____ frequent crashes.

Cevabı göster

suffers from

Anyway,

1:50

Neyse,

that's the most baby's first introduction to neural networks you will ever hear. Deyimler

1:51

bu, sinir ağlarına duyabileceğiniz en bebek adımı giriş seviyesindeki açıklamadır.

Deyimler

“baby's first introduction to neural networks” ifadesindeki başlangıç düzeyi şakası

baby's first X kalıbında baby's first, X'in çok temel ve yeni başlayanlara uygun bir sürümünü adlandırmak için şakacı biçimde kullanılır. Burada gerçek bir bebeğe yönelik bir anlatım değil, sinir ağlarına son derece basit bir giriş anlamına gelir. Çevresindeki the most baby's first abartısı, şaka yapmak için bilerek alışılmadık bir dil bilgisi kullanır. Konuşanın kendi anlatımıyla dalga geçmesini güçlendirir: bu açıklama kapsamlı veya ileri düzey değil, olabilecek en temel açıklamadır.

Alıştırma

Konuşan burada “baby's first introduction to neural networks” ifadesiyle ne demek istiyor?

  1. Konuşanın sinir ağlarını ilk kez öğrendiği zamanı anlatır.
  2. Gerçek bebekler için hazırlanmış bir sinir ağları dersidir.
  3. Mevcut en kapsamlı ve ileri düzey giriştir.
  4. Hiç bilgisi olmayan yeni başlayanlar için son derece basit bir giriştir.
Cevabı göster

Hiç bilgisi olmayan yeni başlayanlar için son derece basit bir giriştir.

If it sounds interesting to you and you like math and code,

1:55

Kulağa ilginç geliyorsa ve matematik ile kodu seviyorsanız,

go dig into the details. Öbek fiiller

1:59

gidin ve detayları araştırın.

Öbek fiiller

dig into the details: derinlemesine incelemek

Burada dig into, bir şeyi dikkatle ve derinlemesine incelemek ya da araştırmak anlamına gelir. Eylem fiziksel değil zihinseldir: konuşmacı, ilgilenen izleyicileri bu kısa girişte ele alınmayan ayrıntıları araştırmaya davet eder. Kalıp dig into + konu şeklindedir. Into sözcüğünden sonra daha derinden anlamak istediğiniz konu gelir; dig into the evidence buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “derinlemesine incelemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before the meeting, let's ____ the sales figures.

Cevabı göster

dig into

Machines that learn are the future of everything.

2:01

Öğrenen makineler her şeyin geleceğidir.

Maybe quite literally the future of everything. Anlatım akışı

2:04

Belki de kelimenin tam anlamıyla her şeyin geleceğidir.

Anlatım akışı

Maybe quite literally the future of everything: tekrar ve konuşmacının tutumu

İkinci cümle yeni bilgi eklemek yerine the future of everything ifadesini bilinçli olarak tekrar eder. Bu tekrar, ilk geniş kapsamlı iddiayı daha güçlü ve akılda kalıcı bir kapanış cümlesine dönüştürür. Maybe tahmini belirsiz bırakırken quite literally, sözcüklerin mecazî değil sıradan ve gerçek anlamlarıyla doğru olabileceğini söyler. İkisini bir araya getirmek eğlenceli bir gerilim yaratır: konuşmacı aynı anda hem temkinli hem de dramatik biçimde ciddi görünür.

Alıştırma

Tekrarlanan ikinci cümlede Maybe quite literally nasıl bir etki yaratır?

  1. Konuşmacının ilk cümlenin yalnızca bir mecaz olduğundan emin olduğunu gösterir.
  2. Tahmini geri çeker ve yerine olgusal bir açıklama getirir.
  3. Tahmini güçlendirirken yine de biraz belirsizlik bırakır.
Cevabı göster

Tahmini güçlendirirken yine de biraz belirsizlik bırakır.

And given what we've put them through, Notlar

2:08

Ve onlara çektirdiklerimizi göz önüne alırsak,

Dilbilgisi

given what we've put them through: onlara neler yaşattığımızı düşünürsek

Burada given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamındadır. Ana cümledeki yargıyı destekleyen bilgiyi sunar; bir şeyin birine verilmesini anlatmaz. What we've put them through, “onlara yaşattığımız şeyler veya deneyimler” anlamına gelen, what ile başlayan isim görevli bir yan cümledir. given what... bütünü “neyi dikkate aldığımızda...” anlamına gelir ve ana düşünceden önce bir gerekçe sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede given what, “elimizdeki bilgileri dikkate alırsak” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Given what we know about the storm, we should stay home.
  2. Given that what we know about the storm, we should stay home.
  3. Giving what we know about the storm, we should stay home.
Cevabı göster

Given what we know about the storm, we should stay home.

Öbek fiiller

put them through: onlara zorlu bir süreç yaşatmak

Put someone through something, “birine zor, stresli veya ağır bir şey yaşatmak ya da çektirmek” anlamına gelir. Burada makineler insan gibi ele alındığı için tekrar tekrar yapılan testler, onların çektiği bir çileymiş gibi şakacı biçimde anlatılır. Yaygın put + kişi + through + deneyim yapısında kişi put ile through arasına gelir: We put them through several tests. what we've put them through ifadesinde what, zor deneyimleri temsil eder ve cümleciğin başında yer alır.

Alıştırma

Hangi cümle, yöneticinin çalışanlara zor bir süreç yaşattığı anlamına gelir?

  1. The manager went through weeks of stressful interviews with the staff.
  2. The manager put the staff through weeks of stressful interviews.
  3. The manager put the caller through to the hiring director.
Cevabı göster

The manager put the staff through weeks of stressful interviews.

may the bots have mercy on us all. Dilbilgisi

2:10

umarım botlar hepimize merhamet eder.

Dilbilgisi

May the bots have mercy on us all: May + özne + fiilin yalın hâli

Burada May the bots have mercy on us all bir olasılık veya izin bildirmez; bir dileği ifade eder. Konuşan kişi, “Umarım...” anlamında May + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. May özneden önce gelir ve have yalın hâlde kalır. Dua havası taşıyan have mercy on ifadesi, “birine merhamet göstermek” veya “onu cezalandırmayıp bağışlamak” anlamına gelir. Botları güçlü yargıçlar gibi hayal etmek, bu dileği makinelerin kontrol ettiği bir geleceğe dair kaygıyı mizahi ve dramatik biçimde anlatan bir söze dönüştürür.

Alıştırma

Resmî dileği doğru kip belirteciyle tamamlayın: “____ your new home bring you years of happiness.”

Cevabı göster

May