Seks Sırasında Vücudunuza Neler Olur?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.560 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Videonun heteroseksüel seksle ilişkilendirdiği kadın ve erkeklerdeki fiziksel ve duygusal değişimler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a point of no return. ifadesini geri döndürülemez bir aşamayı anlatan Deyim ve Mecazi İfade olarak okuyun; burada teknik bir terime bağlanır. 2. İki eğilimi ilişkilendirmek için Dilbilgisi ve Cümle Kalıbı the less of it you have, the more likely you will go for round two quicker. yapısını kullanın; özgün cümlenin olasılıkla hızı karıştırdığını fark edin. 3. up for a chat ifadesini sohbet etmeye istekli olmak anlamındaki Kalıplaşmış İfade ve Eşdizim olarak tanıyın; samimi teklifleri ve sosyal farkı anlamada kullanın.

Bu derste

As the Hollywood cliché goes, Anlatım akışı

0:00

Hollywood klişesinde olduğu gibi,

Anlatım akışı

As the Hollywood cliché goes: tanıdık bir film klişesiyle çerçeveleme

Burada As the Hollywood cliché goes, devamındaki düşünceyi tanıdık bir film klişesi olarak çerçeveler. Goes fiziksel hareketi değil, ‘genellikle böyle sunulur veya anlatılır’ anlamını taşır. As + tanıdık söz, hikâye veya klişe + goes yapısı, konuşanın sonraki iddiayı doğrulanmış bir gerçek olarak sunmak yerine yaygın biçimde bilinen bir çerçeveyi ödünç aldığını gösterir. Hollywood, bu çerçevenin kaynağının filmler olduğunu belirtir.

Alıştırma

As the Hollywood cliché goes dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşan, Hollywood hakkında doğrulanmış kanıt sunuyor.
  2. Konuşan, bir Hollywood klişesinin nereye gittiğini anlatıyor.
  3. Sonraki düşünce, tanıdık bir film klişesiyle çerçeveleniyor.
Cevabı göster

Sonraki düşünce, tanıdık bir film klişesiyle çerçeveleniyor.

post-coital, some of us sit back against the headboard, Kelime

0:01

cinsel ilişki sonrası, bazılarımız yatak başlığına yaslanır,

Kelime

Post-coital: cinsel ilişkiden sonrayı anlatan resmî ifade

Post-coital, ‘cinsel ilişkiden sonra meydana gelen’ anlamına gelir. post- ön eki ‘sonra’ demektir; coital ise özellikle cinsel birleşmeyle ilgilidir. Genel olarak romantik veya yakın davranışları ifade etmez. Normalde post-coital care örneğindeki gibi bir sıfattır. Bu altyazıda, zamanı ‘cinsel ilişkiden sonra’ diye belirtmek için cümlenin başında tek başına, kısaltılmış ve biraz üsluplu bir biçimde kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle post-coital sözcüğünü doğru ve doğal bir bağlamda kullanıyor?

  1. The clinic provides information about post-coital contraception.
  2. The office scheduled a post-coital meeting after the budget review.
  3. After we only held hands, I described the moment as post-coital.
Cevabı göster

The clinic provides information about post-coital contraception.

proud of our accomplishment at gratifying our lover, spouse, or one-night stand, Kelime

0:04

sevgilimizi, eşimizi veya tek gecelik partnerimizi tatmin etmenin gururuyla,

Kelime

one-night stand: tek seferlik cinsel partner veya birliktelik

Bu cümlede one-night stand, devam eden romantik bir ilişki beklentisi olmadan yalnızca bir kez cinsel birliktelik yaşanan kişiyi ifade eder. Bu ifade, birlikteliğin kendisini de adlandırabilir. Burada lover ve spouse ile aynı sıralamada kullanıldığı için kastedilen anlam kişidir. Bu, kalıplaşmış birleşik bir ifadedir; kelimesi kelimesine bir gece boyunca ayakta durmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“They both knew it was a one-night stand,” cümlesinde one-night stand en açık biçimde neyi ifade eder?

  1. Gece boyunca çalışan biri
  2. Gece yarısından önce bitmesi gereken bir buluşma
  3. Devam eden bir ilişkiye dönüşmesi beklenmeyen tek bir cinsel birliktelik
  4. Ciddi bir evlilikteki eş
Cevabı göster

Devam eden bir ilişkiye dönüşmesi beklenmeyen tek bir cinsel birliktelik

and then light up a cigarette. Öbek fiiller

0:09

ve sonra bir sigara yakarız.

Öbek fiiller

light up a cigarette: sigarayı yakmak

Bu cümlede light up, içilebilmesi için bir sigarayı yakmak anlamına gelir. Doğrudan nesne a cigarette bu anlamı seçer. Aynı sözcükler farklı özne veya nesnelerle başka anlamlara gelebilir; bu yüzden neyin aydınlatıldığını ya da yakıldığını belirleyin. Sigara içmeyle ilgili bu anlamda geçmiş zaman biçimi lit up olur; örneğin She lit up a cigarette.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “yakmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: Before the break ended, Maya stepped outside to ____ a cigarette.

Cevabı göster

light up

How was it for you? Ton ve niyet

0:10

Senin için nasıldı?

Ton ve niyet

How was it for you?: anlamı bağlama bağlı bir deneyim sorusu

How was it for you?, dinleyenden henüz sona ermiş bir deneyimi değerlendirmesini ister. it zamirinin neyi gösterdiği ortak durumdan anlaşılır; for you ise nesnel bir yargıdan çok dinleyenin kişisel deneyimini vurgular. Bu mahrem bağlamda it, cinsel birlikteliğe gönderme yapar; dolayısıyla soru karşı tarafın deneyimini ve duygularını sorar. İfadenin kendisi cinsel değildir; başka bir bağlamda ders, gezi, mülakat veya başka herhangi bir ortak deneyimi gösterebilir.

Alıştırma

Videodaki mahrem bağlamda How was it for you? neyi soruyor?

  1. Diğer kişinin saatin kaç olduğunu bilip bilmediği
  2. Konuşanın bir yere nasıl gitmesi gerektiği
  3. Diğer kişinin cinsel birlikteliği nasıl deneyimlediği ve bu konuda ne hissettiği
Cevabı göster

Diğer kişinin cinsel birlikteliği nasıl deneyimlediği ve bu konuda ne hissettiği

Good enough, you surmise,

0:11

Yeterince iyiydi diye düşünürsün,

as you take a well-earned drag. Kalıp ifadeler

0:12

hak ettiğin o derin nefesi çekerken.

Kalıp ifadeler

take a well-earned drag: bir duman çekişini hak edilmiş ödül olarak sunmak

Take a drag, sigara, puro veya benzeri bir şeyden bir kez duman çekmek anlamına gelen yerleşik bir kelime birleşimidir. Burada drag, tek bir duman çekişini gösteren sayılabilir bir isimdir; bir şeyi yerde sürüklemek anlamına gelmez. Well-earned, harcanan emek veya yaşanan zorluk nedeniyle hak edilmiş demektir. Duman çekişinin well-earned diye nitelenmesi, az önce yaşananlardan sonra kişinin hak ettiği bir ödülmüş gibi biraz mizahi biçimde sunulmasını sağlar. Bu değerlendirme nesnel bir gerçek değil, anlatıcının tonudur.

Alıştırma

Bu cümlede take a well-earned drag ne anlama geliyor?

  1. Zor bir işi bitirdikten sonra ağır bir nesneyi sürüklemek
  2. Bir ödül sözü verildiği için bir etkinliği uzatmak
  3. Bir kez duman çekmek ve bunu mizahi biçimde hak edilmiş bir ödül gibi sunmak
Cevabı göster

Bir kez duman çekmek ve bunu mizahi biçimde hak edilmiş bir ödül gibi sunmak

Or are you the kind of person to roll over in an instant, Dilbilgisi

0:14

Yoksa sen anında diğer tarafa dönenlerden misin,

Dilbilgisi

the kind of person to + fiil: kişiyi karakteristik davranışıyla anlatma

the kind of person to + fiil kalıbı, bir kişiyi konuşanın o kişi için tipik ya da olası gördüğü bir davranış üzerinden sınıflandırır. Burada to roll over, kişinin hangi tipe yerleştirileceğini belirleyen davranışı ifade eder. Bu yapı basit bir etiket kullanmadan alışkanlığı, eğilimi veya karakteri dolaylı biçimde anlatır. Buradaki kind, “nazik veya düşünceli” değil, “tür” anlamındadır.

Alıştırma

Birini tipik bir davranışına göre sınıflandıran dersteki sabit kalıpla cümleyi tamamlayın: Nina always checks every detail before sending a report; she's ____ catch small errors before anyone else does.

Cevabı göster

the kind of person to

perhaps leaving your bedfellow exasperated and hardly ready to catch some Z's? Deyimler

0:17

belki de yatak arkadaşını çileden çıkararak uyumaya zar zor hazır bir halde bırakarak?

Deyimler

catch some Z's: biraz uyumak için kullanılan gündelik ifade

Catch some Z's, “biraz uyumak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede hardly ready to catch some Z's, diğer kişinin henüz uyumaya hazır olmadığını belirtir. Z's, çizgi romanlarda uyumayı veya horlamayı göstermek için tekrarlanan harflerdir; bu nedenle catch burada gerçek anlamıyla kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “biraz uyumak” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: I have an early start tomorrow, so I'm going to ____.

Cevabı göster

catch some Z's

Or perhaps you spare just a moment reposing and then compose yourself and start again. Kalıp ifadeler

0:21

Ya da belki sadece bir an dinlenip ardından toparlanıp yeniden başlarsın.

Kalıp ifadeler

Compose yourself: bilinçli biçimde öz denetimi yeniden kazanmak

Burada compose yourself, kısa bir dinlenmenin ardından duygular ve dışarıdan görülen davranışlar üzerindeki kontrolü yeniden kazanmak demektir. Compose, özneye gönderme yapan bir dönüşlü zamirle kullanılır: compose myself, yourself, herself ve benzerleri. Bu ifade öz denetimi bilinçli bir eylem olarak sunar: durmak, içsel olarak toparlanmak ve devam etmeye hazır hâle gelmek. Burada compose, yazmak veya yaratmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi compose oneself ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the interruption, Maya paused to ____ before continuing her presentation.

Cevabı göster

compose herself

Do you cuddle up, Öbek fiiller

0:25

Sarılıp,

Öbek fiiller

Cuddle up: sevgiyle yaklaşıp sokulmak

Burada cuddle up, sıcaklık, rahatlık veya yakınlık için birine yaklaşarak sevgi dolu fiziksel temas içinde rahatça yerleşmek demektir. Up, öbeksi fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi anlatmaz. Cuddle tek başına kullanıldığında yalnızca sarılmayı anlatabilirken cuddle up yaklaşma ve o konumda rahatça yerleşme eylemini vurgular. Bu bağlamda soru, insanların yakın bir karşılaşmadan sonra fiziksel sevgiyi sürdürüp sürdürmediğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi cuddle up ile tamamlayın: Every night, Lena and her cat ____ on the sofa before bedtime.

Cevabı göster

cuddle up

have a chat, talk about deep things,

0:26

sohbet edip derin konulardan mı konuşursunuz,

or even request a favor of your lover? Kalıp ifadeler

0:29

hatta sevgilinizden bir iyilik mi istersiniz?

Kalıp ifadeler

request a favor of someone: birinden resmî biçimde iyilik istemek

request a favor of your lover ifadesinde request, bir şeyi resmî biçimde istemek anlamına gelen bir fiildir. A favor istenen yardımı, of your lover ise bu yardımı sağlaması beklenen kişiyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp request a favor of someone biçimindedir. Favor, request fiilinin doğrudan nesnesidir; kişi ise of sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi request ... of kalıbıyla tamamlayın: In her formal letter, she chose to ____ the committee chair.

Cevabı göster

request a favor of

According to research,

0:31

Araştırmalara göre,

these are all common.

0:32

bunların hepsi yaygındır.

But what happens to our bodies during and after sex?

0:33

Peki seks sırasında ve sonrasında bedenimize ne olur?

That's what we'll find out today.

0:36

Bugün bunu öğreneceğiz.

In this episode of The Infographics Show,

0:37

The Infographics Show'un bu bölümünde,

what happens to your body while you are having sex.

0:39

seks yaparken vücudunuzda neler olduğu anlatılıyor.

Today,

0:42

Bugün,

we'll talk about what happens to both men and women having heterosexual sex,

0:42

heteroseksüel seks yapan hem erkeklere hem de kadınlara ne olduğundan bahsedeceğiz,

and when we say sex, Anlatım akışı

0:46

ve seks dediğimizde,

we mean intercourse,

0:47

cinsel birleşmeyi,

Anlatım akışı

when we say X, we mean Y ile anlamın kapsamını belirlemek

when we say X, we mean Y kalıbı, dinleyicilere X'in mevcut tartışmada hangi anlamda kullanılacağını bildirir. X geniş veya belirsiz olabilecek bir terimi, Y ise kastedilen daha dar anlamı gösterir; burada sex, intercourse anlamıyla sınırlandırılmaktadır. Bu, kapsam belirleyen bir anlatım aracıdır; X'in her bağlamda her zaman Y anlamına geldiği iddiası değildir. Tartışma sürmeden önce konuşanın benimsediği geçerli anlamı tanımlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Kapsam belirleyen kalıbı tamamlayın: In this report, when we ____ 'active users,' we ____ people who signed in this month.

Cevabı göster

say · mean

lovemaking, copulation, fornication,

0:48

sevişmeyi, çiftleşmeyi, zinayı,

or as the Brits say, Kültür

0:50

veya İngilizlerin deyimiyle,

having it off. Deyimler

0:52

"having it off" (birlikte olmayı) kastediyoruz.

Kültür

as the Brits say: bir ifadeyi Britanya İngilizcesi olarak etiketlemek

as the Brits say ifadesi, hemen ardından gelen sözlerin Britanya İngilizcesine özgü bir kullanım olarak sunulduğunu dinleyiciye bildirir. Burada Britanya İngilizcesindeki having it off argo ifadesini tanıtır. Brits, British people ifadesinin gayriresmî bir kısaltmasıdır. Bu atıf bölgesel bir bağlantıyı gösterir; her İngilizin bu ifadeyi kullandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede as the Brits say neyi gösteriyor?

  1. Ardından gelen sözlerin İngilizcenin tüm çeşitlerinde resmî olduğunu gösterir.
  2. Ardından gelen sözlerin Britanya İngilizcesi olarak etiketlendiğini gösterir.
  3. Konuşmacının bütün İngilizleri kelimesi kelimesine alıntıladığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Ardından gelen sözlerin Britanya İngilizcesi olarak etiketlendiğini gösterir.

Deyimler

having it off: cinsel ilişki için gayriresmî Britanya İngilizcesi argosu

Bu cümlede having it off, cinsel ilişkiye girmek anlamındaki Britanya İngilizcesi argo ifadesi have it off'un -ing biçimidir. Bu, kalıplaşmış ve gerçek anlamıyla kullanılmayan bir ifadedir; bir şeyi çıkarmak veya kapatmak anlamına gelmez. -ing biçimi, ifadeyi başka bir terimin yanında bir eylem olarak sunar. Öğrencilerin bunu tarafsız bir kelime olarak kullanmaktan çok yetişkinlere yönelik diyaloglarda, komedilerde, magazin gazetelerinde veya altyazılarda tanıması gerekir.

Alıştırma

having it off ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?

  1. Bir nesneyi kaldırmak anlamına gelir ve İngilizcenin her çeşidinde tarafsızdır.
  2. Cinsel ilişkiye girmek anlamına gelir ve resmî bağlamlara uygun olmayan gayriresmî bir Britanya İngilizcesi argosudur.
  3. Bir cihazı kapatmak anlamına gelir ve resmî teknik yazılarda kullanıma uygundur.
Cevabı göster

Cinsel ilişkiye girmek anlamına gelir ve resmî bağlamlara uygun olmayan gayriresmî bir Britanya İngilizcesi argosudur.

So,

0:53

Öyleyse,

let's start with the man.

0:53

erkekten başlayalım.

What happens to him?

0:54

Ona ne oluyor?

At some point during sex,

0:55

Seks sırasında bir noktada,

men reach a point of no return. Deyimler

0:57

erkekler geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşır.

Deyimler

a point of no return deyimi

Bu cümlede a point of no return, erkeğin cinsel tepkisinde boşalmanın artık durdurulamadığı aşamayı ifade eder. Gerçek anlamda bir yeri değil, bir eşiği adlandırır. Daha genel olarak a point of no return, bir süreçte geçildikten sonra geri dönmenin, iptal etmenin veya yönü tersine çevirmenin artık mümkün olmadığı kritik aşamadır.

Alıştırma

Bir görevin artık iptal edilemeyeceği eşiği anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: Once the final launch sequence began, the mission had passed the ____.

Cevabı göster

point of no return

This is sometimes called ejaculatory inevitability. Kelime

0:59

Buna bazen boşalma kaçınılmazlığı denir.

Kelime

Resmî terim ejaculatory inevitability

Bu cümlede ejaculatory inevitability, boşalmanın fizyolojik olarak kaçınılmaz hâle geldiği aşamayı anlatan resmî bir cinsel sağlık terimidir. Ejaculatory, inevitability sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade bir yetenek veya kararı değil, boşalmanın kaçınılmazlığını belirtir. Burada önceki cümlede point of no return şeklinde gündelik dille anlatılan aşamaya teknik bir ad verir.

Alıştırma

Bir cinsel sağlık metninde ejaculatory inevitability neyi ifade eder?

  1. Boşalmanın kaçınılmaz hâle geldiği aşama
  2. Boşalmayı süresiz olarak geciktirme yeteneği
  3. Bir kişinin boşalmaya karar vermesi
  4. Boşalma gerçekleşsin veya gerçekleşmesin her türlü orgazm
Cevabı göster

Boşalmanın kaçınılmaz hâle geldiği aşama

Pulse rate and blood pressure rise,

1:02

Nabız hızı ve tansiyon yükselir,

the sperm leaves him,

1:03

sperm vücudundan çıkar,

and his penis has contractions.

1:04

ve penisinde kasılmalar olur.

Now,

1:06

Şimdi,

he can return to resting and let his body calm down, Öbek fiiller

1:07

dinlenmeye çekilip vücudunun sakinleşmesine izin verebilir,

Öbek fiiller

calm down: vücudun dinlenme durumuna dönmesi

Burada calm down, vücudun artmış fiziksel tepkisinin giderek azalması ve dinlenme durumuna yaklaşması anlamına gelir. Sakinleşen şey his body olduğu için cümle doğal bir süreci anlatır; birine duygularını kontrol etmesini söyleyen bir emir değildir. let + object + base verb kalıbı, “nesnenin bir şey yapmasına izin vermek” anlamına gelir. Bu nedenle let his body calm down, vücudun etkinlik düzeyinin azalması için ona zaman tanımaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede calm down, fiziksel bir tepkinin şiddetinin azalmasını anlatır?

  1. She shouted, “Calm down!” at her brother.
  2. After the sprint, he waited for his body to calm down.
  3. He calmly wrote the answer down.
Cevabı göster

After the sprint, he waited for his body to calm down.

which apparently happens faster for men than women.

1:09

ki bu görünüşe göre erkeklerde kadınlardan daha hızlı gerçekleşir.

The penis becomes flaccid,

1:12

Penis gevşer,

and most men will have to wait some time before they can go at it again, Öbek fiiller

1:13

ve çoğu erkek tekrar yapabilmek için bir süre beklemek zorunda kalacaktır,

Öbek fiiller

go at it: bağlama bağlı bir örtmece

Burada go at it, bir etkinliğe enerjik biçimde girişmek anlamına gelir. it zamiri etkinliğin ne olduğunu açıkça söylemez. Bu bağlamda wait some time ve again cinsel ilişkiye gönderme yapar; bu yüzden ifade, yeniden cinsel ilişkiye girmek için kullanılan gündelik ve dolaylı bir anlatımdır. İfadenin kendisi doğası gereği cinsel değildir. Anlamı ortak bağlamdan gelir; başka durumlarda go at it sıkı çalışmak, bir şeye saldırmak, rekabet etmek veya hararetle tartışmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Şu cümlede go at it ne anlama gelir: “The two debaters went at it over the new policy”?

  1. Cinsel ilişkiye girmek
  2. Sessizce beklemek
  3. Hararetli biçimde tartışmak
Cevabı göster

Hararetli biçimde tartışmak

but it all depends on age, fitness,

1:17

ama her şey yaşa, kondisyona,

and of course,

1:19

ve tabii ki,

the urge to return to the hearth of passion. Deyimler

1:19

tutku ocağına geri dönme dürtüsüne bağlıdır.

Deyimler

Yaratıcı “the hearth of passion” metaforu

“The hearth of passion”, bilinçli biçimde romantik ve mizahi kurulmuş bir metafordur. Hearth, evde ateşin yandığı ocak yeridir; bu yüzden anlatıcı tutkuyu, kişinin geri dönebileceği bir ateş veya sıcaklık kaynağı olarak hayal eder. Bu bağlamda “return to”, iyileşmenin ardından cinsel etkinliğe yeniden başlamak anlamına gelir; gerçek bir şöminenin yanına yürüyerek dönmeyi anlatmaz. Bu ifade video için yaratılmıştır ve İngilizcede yerleşik bir deyim değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “return to the hearth of passion” ne anlama gelir?

  1. Cinsel etkinliğe yeniden başlamak; mizahi biçimde sıcak bir ateşe geri dönmek gibi betimlenmiştir
  2. Gerçek bir şöminenin yanına oturmak için geri dönmek
  3. Egzersiz yaparak fiziksel kondisyonu geri kazanmak
Cevabı göster

Cinsel etkinliğe yeniden başlamak; mizahi biçimde sıcak bir ateşe geri dönmek gibi betimlenmiştir

Some guys at this point will just want to go to sleep.

1:22

Bu noktada bazı erkekler sadece uyumak isteyecektir.

Is this plain rude,

1:24

Bu sadece kabalık mı,

or is it a biological necessity?

1:25

yoksa biyolojik bir zorunluluk mu?

Well,

1:27

Pekala,

listen up, disgruntled women. Ton ve niyet

1:28

dinleyin, hoşnutsuz kadınlar.

Ton ve niyet

Güçlü dikkat çağrısı “listen up”

“Listen up”, “birazdan söylenecek şeye çok dikkat edin” anlamına gelen bir emir ifadesidir. “Up” parçacığı dikkat çağrısını güçlendirir; yukarı yönü anlatmaz. Burada belirli bir dinleyici grubuna seslenir ve ardından bir açıklama geleceğinin işaretini verir. Tek başına kullanılan “listen”a kıyasla daha güçlüdür ve konuşana buyurgan, hafif alaycı bir ton verebilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok dikkat edin” anlamındaki güçlü ve gündelik emirle tamamlayın: “____, everyone: the evacuation route has changed.”

Cevabı göster

Listen up

Science says it's natural for men to want to sleep, Dilbilgisi

1:29

Bilim, erkeklerin uyumak istemesinin doğal olduğunu söylüyor,

Dilbilgisi

it's natural for men to ...: It is + sıfat + for someone + to do

It's natural for men to want to sleep cümlesinde it, biçimsel öznedir. Asıl değerlendirilen içerik for men to want to sleep mastar yapısıdır; natural bu durumu beklenen veya normal bir durum olarak niteler. It is + sıfat + for + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli kalıbı bir eylemi değerlendirmeye yarar. for öbeği mastarın anlaşılan öznesini belirtir; dolayısıyla for men, want eylemini yapanların men olduğunu gösterir ve amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi It is + adjective + for someone + to do kalıbıyla tamamlayın. It's kısaltmasını ve important sıfatını kullanın: ____ every applicant ____ read the instructions carefully.

Cevabı göster

It's important for · to

and for various reasons.

1:32

ve bunun çeşitli nedenleri var.

Not withstanding the obvious in that it's often nighttime and tiredness might be normal,

1:33

Genellikle gece vakti olması ve yorgunluğun normal olabileceği gerçeğini bir kenara bırakırsak,

another reason is because upon reaching orgasm, Dilbilgisi

1:38

bir diğer neden de orgazma ulaşıldığında,

men release lots of pent up anxiety. Kalıp ifadeler

1:41

erkeklerin birikmiş kaygılarının çoğunu serbest bırakmasıdır.

Dilbilgisi

upon reaching ...: zaman yan cümlesi olarak upon + -ing

Upon reaching orgasm, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Upon + -ing, -ing ile belirtilen olay gerçekleştiğinde veya gerçekleşir gerçekleşmez anlamına gelir; dolayısıyla ifade, ardından gelen olayın zamanını ya da tetikleyicisini gösterir. reaching fiilinin belirtilmeyen öznesi, ana cümlenin öznesi men olarak anlaşılır. Bu kısa yapı resmî açıklamalarda yaygındır; upon burada zaman bildirir, fiziksel olarak ‘üzerinde’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Zaman yan cümlesini upon + -ing ile yeniden yazın: When Maya opened the email, she called me immediately. ____, Maya called me immediately.

Cevabı göster

Upon opening the email

Kalıp ifadeler

pent-up anxiety: birikmiş kaygı

Bu cümlede pent up, anxiety sözcüğünü niteler ve kaygının ifade edilmek veya serbest bırakılmak yerine içeride tutulduğu için biriktiğini anlatır. Release fiili, depolanmış duygusal baskıyı dışarı bırakma imgesini güçlendirir. Bir isimden önce kullanıldığında modern standart yazım genellikle kısa çizgilidir: pent-up anxiety. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, pent-up + zaman içinde bastırılmış duygu, baskı veya enerjidir.

Alıştırma

Cümleyi, uzun süre içeride tutulmuş kaygı anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: After months of pressure, she finally found a safe way to release her ____.

Cevabı göster

pent-up anxiety

So do women, Dilbilgisi

1:43

Kadınlar da öyle yapar,

and they might feel tired too,

1:44

ve onlar da yorgun hissedebilirler,

Dilbilgisi

So do women: So + yardımcı fiil + özne

So do women, önceki olumlu ifadenin kadınlar için de geçerli olduğu anlamına gelir. Buradaki do, önceki release lots of pent-up anxiety fiil öbeğinin yerini alarak gereksiz tekrarı önler. Kalıp So + yardımcı fiil + yeni özne şeklindedir. Yardımcı fiil önceki cümlenin dil bilgisine uyar: sıradan fiillerle do, does veya did; be ya da have yardımcı fiil olduğunda bunların uygun biçimi; kiplik fiil varsa aynı kiplik fiil kullanılır. Bu kalıpta so sonuç değil, ekleme veya aynı görüşü belirtme işlevindedir.

Alıştırma

Lena'nın da uzaktan çalıştığını belirtmek için ikinci cümleyi So + yardımcı fiil + özne ile tamamlayın: Amir works remotely. ____.

Cevabı göster

So does Lena

but it seems men sleep more after sex,

1:46

ama araştırmalara göre,

according to research.

1:48

erkekler seksten sonra daha fazla uyuyor gibi görünüyor.

Another thing is brain chemistry.

1:49

Bir diğer şey ise beyin kimyasıdır.

All these chemicals spill out in the brain when men ejaculate, Öbek fiiller

1:51

Erkekler boşaldığında beyinde tüm bu kimyasallar salgılanır,

Öbek fiiller

spill out: bir kaynaktan canlı biçimde dışarı akan şeyler

Bu cümlede spill out, kimyasalların beyinde salındığını anlatan canlı ve teknik olmayan bir ifadedir. Bir sıvının dışarı kaçması veya taşması şeklindeki fiziksel görüntüyü kullanır; ancak gerçekte bir kabın devrildiği anlamına gelmez. Daha genel olarak bir şey bir yerden veya kaynaktan bol, ani ya da zor denetlenen bir akış hâlinde çıkabilir. Özne, dışarı çıkan şeyi belirtir: sıvı, insanlar, bilgi, sözler veya duygular.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “ani, akış hâlinde dışarı çıkmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the interviewer asked one gentle question, all the details began to ____.

Cevabı göster

spill out

including serotonin,

1:54

buna serotonin,

oxytocin,

1:56

oksitosin,

norepinephrine,

1:57

norepinefrin,

vasopressin,

1:57

vazopressin,

and nitric oxide.

1:58

ve nitrik oksit dahildir.

Some of these chemicals are related to destressing and the readiness to sleep.

2:00

Bu kimyasallardan bazıları stresi azaltma ve uykuya hazır olma ile ilgilidir.

This can lead to that feeling of phew, Notlar

2:03

Bu, o "oh" hissine yol açabilir,

Kalıp ifadeler

lead to + sonuç: neden ve sonuç ifade etmek

Lead to bir nedeni onun sonucuna bağlar. Lead to ifadesinden önceki ad öbeği nedeni, to sonrasındaki ad, zamir veya -ing biçimi ise sonucu belirtir. Burada This neden, that feeling of phew ise sonuçtur. Can önemlidir: can lead to, sonucun mümkün veya olağan olduğunu, ancak kesin olmadığını belirtir. Bu ifadede to bir edattır; bu nedenle ardından bir fiil gelirse fiil normalde -ing biçimini alır: lead to feeling calmer.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bu sonuca neden olmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Skipping regular backups can ____ permanent data loss.

Cevabı göster

lead to

Kelime

phew: duygusal bir ünlem

Phew bir ünlemdir: bir gerçeği bildiren yan cümle değil, kısa bir duygu sesidir. Burada gerginliğin sona ermesini ve ardından gelen rahatlamayı gösterir. Tam olarak hangi duyguyu verdiği bağlama ve söyleniş biçimine bağlıdır. Başka sahnelerde yorgunluk, sıcaklık veya bir tehlikeyi kıl payı atlatma duygusunu da gösterebilir; bu nedenle sözcüğü kelimesi kelimesine değil, duyguyu çevirin.

Alıştırma

Phew! ünlemine en uygun durum hangisidir?

  1. Birinden nesnel bilgi istiyorsunuz.
  2. Sıradaki konuyu resmî biçimde tanıtıyorsunuz.
  3. Sorunun güvenli bir şekilde sona erdiğini yeni öğrendiniz.
Cevabı göster

Sorunun güvenli bir şekilde sona erdiğini yeni öğrendiniz.

and then men want to relax just as they would after any strenuous exercise. Dilbilgisi

2:06

ve sonrasında erkekler tıpkı yorucu bir egzersizden sonra yapacakları gibi rahatlamak isterler.

Dilbilgisi

just as they would: düşürülen bir fiil öbeğiyle karşılaştırma

Just as bir karşılaştırma kurar: şu anda dinlenme isteği, yorucu bir egzersizden sonra ortaya çıkan tepkiyle aynı türdedir. they would yapısında would’dan sonra gelen fiil öbeği düşürülür. Dinleyici ana cümleden want to relax ifadesini tamamlar: just as they would [want to relax] after any strenuous exercise. Bu, karşılaştırmalı eksiltidir; would burada istek bildirmez.

Alıştırma

take a short break ifadesini tekrarlamamak için just as ve would kullanın: They take a short break after the drill, ____ after a long match.

Cevabı göster

just as they would

It's kind of like getting a hit of morphine, Notlar

2:10

Bu bir nevi morfin vuruşu almak gibidir,

Anlatım akışı

Yumuşatılmış bir benzetme için It's kind of like

It's kind of like, ardından gelen benzetmeyi başlatır ve dinleyiciye bilgiyi nasıl düzenlemesi gerektiğini gösterir: yabancı bir hissi daha tanıdık bir görüntü ya da deneyim üzerinden anlamak. Kind of, like ifadesinin kesinliğini azaltır. Konuşmacı morfin benzetmesini güçlü bir rahatlama etkisine odaklanan yaklaşık bir karşılaştırma olarak sunar; iki deneyimin tıbben aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

B'nin yanıtını, yumuşatılmış bir benzetme başlatan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A: What is starting a new job like? B: ____ learning the rules of a new game.

Cevabı göster

It's kind of like

Kelime

Uyuşturucuyla ilgili gündelik bir ifade olarak a hit of morphine

getting a hit of morphine ifadesinde hit, bir uyuşturucunun bir kez kullanılması veya uygulanması ve bunun uzantısı olarak ortaya çıkardığı anlık etki için kullanılan gündelik bir sayılabilir isimdir. Burada darbe anlamına gelmez. İfade like sözcüğünden sonra geldiği için konuşmacı hayalî bir karşılaştırma yapar: rahatlama, morfinle ilişkilendirilen güçlü etkiye benzemektedir; gerçekten morfin alındığı söylenmemektedir.

Alıştırma

“It's kind of like getting a hit of morphine,” cümlesinde a hit of morphine ne anlama gelir?

  1. Morfini bir kez kullanmayı veya almayı, anlık etkisine odaklanarak gündelik biçimde anlatmak
  2. Morfinle gerçekleştirilen fiziksel bir darbe
  3. Morfinle tekrarlanan uzun süreli tedavi
  4. Morfinin tarafsız ve kesin bir klinik ölçümü
Cevabı göster

Morfini bir kez kullanmayı veya almayı, anlık etkisine odaklanarak gündelik biçimde anlatmak

and apparently that hit is much stronger when having sex than when masturbating. Dilbilgisi

2:11

ve görünüşe göre bu vuruş seks yaparken mastürbasyon yapmaktan çok daha güçlüdür.

Dilbilgisi

Paralel koşulları karşılaştırmak için much stronger when A than when B

“much stronger when having sex than when masturbating” ifadesinde stronger, aynı “etkinin” şiddetini iki koşul altında karşılaştırır; much ise aradaki farkın büyük olduğunu belirtir. Bir karşılaştırma sıfatını güçlendirmek için genellikle much, far veya a lot kullanılır; very kullanılmaz. İlk when öbeği sonucun daha güçlü olduğu koşulu verir; than ise karşılaştırma ölçütü olan ikinci paralel koşulu tanıtır. having sex ve masturbating, genel bir öznesi örtük olan iki -ing yan cümlesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şudur: result + be + much + comparative + when A + than when B.

Alıştırma

Cümleyi much ve strong sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The signal is ____ when the device is charging than when it is idle.

Cevabı göster

much stronger

One doctor puts it like this when talking about the release of chemicals. Anlatım akışı

2:15

Bir doktor kimyasalların salınımı hakkında konuşurken bunu şöyle ifade ediyor.

Anlatım akışı

Birinin sözlerini tanıtmak için puts it like this

“puts it like this” ifadesinde put, bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak değil, “ifade etmek” veya “söze dökmek” anlamına gelir. it, daha önce konuşulmuş konuya gönderme yaparken like this hemen ardından gelecek ifadeyi ileriye dönük olarak gösterir. Bu ifade, bir alıntının veya aslına yakın bir yeniden anlatımın geleceğini haber vererek sonraki bilgiyi düzenler: “Bu kişi düşünceyi şöyle ifade ediyor.” Yeniden kullanılabilir kalıp “X puts/put it like this: …” şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi put it like this ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Whenever she explains the policy, she ____: 'We need more time, not more people.'

Cevabı göster

puts it like this

"They give you a very relaxed feeling,

2:19

"Size çok rahatlamış bir his veriyor,

slow down your brain waves and cerebral functioning,

2:21

beyin dalgalarınızı ve beyin işlevlerinizi yavaşlatıyor,

and make you feel pleasantly tired."

2:23

ve tatlı bir yorgunluk hissetmenizi sağlıyor."

But it's thought the hormone that is released called prolactin is the main reason men want to sleep. Dilbilgisi

2:25

Ancak salgılanan prolaktin adlı hormonun, erkeklerin uyumak istemesinin temel nedeni olduğu düşünülüyor.

Dilbilgisi

It's thought (that) + yan cümle

It's thought (that) + yan cümle, kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. Görüşü savunan kişiler belirtilmez ve konuşmada that sık sık atılır. Burada prolaktinle ilgili yan cümlenin tamamı thought fiilinin içeriğidir. Bu yapı, konuşan kişiyle iddia arasına mesafe koyar. Prolaktinle ilgili açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, genel bir inanış veya hipotez olarak sunar; böylece konuşanın iddiaya bağlılık derecesini azaltır.

Alıştırma

Cümleyi think fiilinin kısaltılmış kişisiz edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ that the painting was made in the 1600s.

Cevabı göster

it's thought

It gives you satisfaction,

2:30

Size tatmin duygusu verir,

and the less of it you have, Dilbilgisi

2:31

ve buna ne kadar az sahipseniz,

the more likely you will go for round two quicker.

2:32

ikinci raunda o kadar çabuk çıkma ihtimaliniz artar.

Dilbilgisi

The less ..., the more likely ... yapısı

The less ..., the more ... bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır. İlk yan cümle bir miktarın azalmasını izlerken ikinci yan cümle başka bir derecenin veya olasılığın artmasını gösterir. Burada daha düşük prolaktin miktarı, yeniden cinsel ilişkiye girme olasılığının artmasıyla ilişkilendiriliyor; go for round two bir cinsel birliktelik daha yaşamak anlamına gelir. Yapı bağlantılı değişimi ifade eder, nedenselliği kanıtlamaz. Her iki kısmı da aynı ilişkiye odaklamak daha doğaldır. Olasılık için doğal ve yeniden kullanılabilir biçim the less ..., the more likely + özne + be + to-infinitive şeklindedir; the less you sleep, the more likely you are to make mistakes buna örnektir. quicker eklemek, ikinci bir ölçü olarak hızı devreye soktuğu için özgün ifade sıkışık görünür.

Alıştırma

Daha az hazırlığın bir şeyi gözden kaçırma olasılığını artırdığını gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you prepare, ____ likely you are to overlook an important detail.

Cevabı göster

The less · the more

Really satisfied men may just turn over and start to snore.

2:35

Gerçekten tatmin olmuş erkekler sadece arkalarını dönüp horlamaya başlayabilir.

Another thing is, Dilbilgisi

2:38

Bir diğer şey ise,

is that he might want to go for a pee.

2:39

işemeye gitmek isteyebilmesidir.

Dilbilgisi

“Another thing is, is that” ifadesindeki sözlü yeniden başlangıç

Bu cümlede ilk is yarıda bırakılan bir başlangıçtır: konuşmacı Another thing is diye başlar, duraklar ve is that ile yeniden başlar. İki is özel bir zaman ya da vurgu oluşturmaz; konuşmanın gerçek zamanlı olarak planlandığını gösterir. Düzeltilmiş yapı Another thing is that + yan cümle biçimindedir. Dinlerken that sonrasındaki yan cümlenin anlamını koruyun ve fazladan is sözcüğünü tekrarlanacak bir dil bilgisi kuralı değil, bir akıcılık kesintisi olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümleyi resmî bir rapora uygunluğu açısından değerlendirin: “Another thing is, is that the costs may rise.”

  1. Uygun değildir; “Another thing is that the costs may rise.” olarak düzeltilmelidir.
  2. Resmî rapor için uygundur.
Cevabı göster

Uygun değildir; “Another thing is that the costs may rise.” olarak düzeltilmelidir.

The reason?

2:41

Nedeni mi?

It's chemicals again.

2:42

Yine kimyasallar.

Oxytocin and prolactin affect the kidneys,

2:43

Oksitosin ve prolaktin böbrekleri etkiler,

and this makes him run off to the bathroom. Dilbilgisi

2:46

ve bu onun tuvalete koşmasına neden olur.

Dilbilgisi

“this makes him run off” ifadesindeki ettirgen yapı

Burada this, daha önce söz edilen böbrekler üzerindeki etkiye gönderme yapar. Makes bu etkiyi neden, him sözcüğünü etkilenen kişi ve run sözcüğünü to almayan yalın fiil olarak sunar: make + nesne + fiilin yalın hâli; make + nesne + to + fiil değil. Bu bağlamda run off hızlıca ya da aniden ayrılmak demektir. Makes him run off bütünü, neden olunan bir sonucu ifade eder: fiziksel etki onun aceleyle tuvalete gitmesine yol açar.

Alıştırma

Run off ifadesini make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında kullanın: The sudden alarm made the dog ____ toward the gate.

Cevabı göster

run off

Some experts also think it's to clean the urethra from bacteria,

2:48

Bazı uzmanlar da bunun üretrayı bakterilerden temizlemek için olduğunu düşünüyor,

a kind of natural need.

2:51

bir nevi doğal ihtiyaç.

It might also just be because he's been holding it in during all that messing around. Öbek fiiller

2:53

Ayrıca sadece o kadar oynaşma sırasında tuttuğu için de olabilir.

Öbek fiiller

“hold it in”: bedensel bir ihtiyacı bastırmak

Bu cümlede “holding it in”, vücudun idrarı dışarı atmasına izin vermek yerine idrar yapma ihtiyacına direnmek anlamına gelir. “It” zamirinin neyi gösterdiği çevredeki konuşmadan anlaşılır; tek başına idrar anlamına gelmez. “Hold in” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: “hold it in” denir, “hold in it” denmez. Bağlam “it”in ne olduğunu gösterdiğinde aynı yapı gözyaşını, kahkahayı veya bir duyguyu bastırmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “idrar yapma ihtiyacına direnmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The next rest stop is ten minutes away, so you'll have to ____ until then.

Cevabı göster

hold it in

Öbek fiiller

“messing around”: bağlama bağlı cinsel bir örtmece

Burada “messing around”, cinsel etkinliğe yönelik kasıtlı olarak belirsiz ve gayriresmî bir göndermedir. Yetişkinlere yönelik konu ve “all that”, ifadeyi aptalca davranmak veya zaman kaybetmek şeklindeki yaygın anlamları yerine bu örtmeceli yoruma yöneltir. İfade tek başına cinsel anlam taşımaz. Dinleyiciler amaçlanan anlamı konudan, katılımcılardan ve ardından gelen herhangi bir tamamlayıcıdan çıkarır; bu yüzden bağlam çok önemlidir.

Alıştırma

Yetişkinlerin yakınlığı hakkındaki bir konuşmada “messing around” en çok neyi düşündürür?

  1. Çalışmak yerine zaman kaybetmek
  2. Ekipmanı ayarlamak veya kurcalamak
  3. Belirsiz biçimde anlatılan cinsel etkinlik
Cevabı göster

Belirsiz biçimde anlatılan cinsel etkinlik

He then finds the pee won't come out.

2:56

Daha sonra idrarının çıkmadığını fark eder.

That is normal because for the sperm to come out,

2:58

Bu normaldir çünkü spermin çıkması için,

your internal sphincter muscle clamps,

3:01

iç sfinkter kasınız kenetlenir,

and this is to close the bladder.

3:03

ve bu mesaneyi kapatmak içindir.

This is to stop the semen from entering the bladder. Dilbilgisi

3:05

Bunun amacı meninin mesaneye girmesini engellemektir.

Dilbilgisi

is to stop the semen from entering: amaç ve engelleme

Bu cümlede This, mesane sfinkterinin kapanmasına gönderme yapar; is to ise bu eylemin amacını ya da işlevini, yani bir sonucu önlemeyi belirtir. Açıklayıcı bağlamlarda be + to-infinitive, “Ne işe yarıyor?” sorusunu yanıtlayabilir. stop + isim + from + -ing yapısı, isimle belirtilen kişi ya da şeyin bir eylemi yapmasını veya yaşamasını engellemek demektir. Burada the semen, stop fiilinin nesnesidir; entering ise from edatından sonra gelen -ing biçimidir, yalın enter biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi amaç yapısıyla ve -ing biçiminden önce gereken edatla tamamlayın: The safety lock ____ children ____ opening the cabinet.

Cevabı göster

is to stop · from

In a recent article in Cosmopolitan Magazine,

3:08

Cosmopolitan Dergisi'ndeki yakın tarihli bir makalede,

it was suggested that men who want to cuddle are keepers, Kelime

3:10

sarılmak isteyen erkeklerin ideal eş olduğu öne sürüldü,

Kelime

keepers: bırakılmaması gereken değerli partnerler

Flört ve ilişki konuşmalarında a keeper, uzun süreli bir ilişki sürdürmeye değer görülen kişi demektir. Burada çoğul keepers, sarılmak isteyen erkeklere gönderme yapar ve onları bir şeyi koruyan ya da saklayan kişiler olarak değil, tercih edilen partnerler olarak değerlendirir. Birine a keeper demek olumlu bir kişisel değerlendirmedir. Bu, kişinin özelliklerinin ilişkiyi sürdürmeye değer kıldığını ve onu bırakmanın hata olacağını düşündürür.

Alıştırma

Gayriresmî flört konuşmalarında “Jordan is a keeper” ne anlama gelir?

  1. Jordan'ın işi bir şeyi korumaktır.
  2. Flört partneri olarak Jordan'dan kaçınılmalıdır.
  3. Jordan ile ilişkiyi sürdürmeye değer.
Cevabı göster

Jordan ile ilişkiyi sürdürmeye değer.

but it also says that men who don't might just be succumbing to their own body's demands. Kalıp ifadeler

3:13

ama aynı zamanda istemeyen erkeklerin sadece kendi bedenlerinin taleplerine boyun eğiyor olabileceği de yazıyor.

Kalıp ifadeler

kendi bedeninin taleplerine yenik düşmek

Bu cümlede succumbing to, güçlü bir kuvvete veya ihtiyaca karşı koyamamak anlamına gelir. Bedenin talepleri, kişiyi harekete geçiren bir baskı gibi kişileştirilir; dolayısıyla eylem tamamen gönüllü olmayan bir davranış olarak sunulur. Kalıp succumb to + isim veya isim öbeğidir ve to bir edattır. Yalnızca respond to demekten daha güçlüdür; direnişin başarısız olduğunu ima eder.

Alıştırma

Cümleyi succumb to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of resisting the temptation, he finally ____ it.

Cevabı göster

succumbed to

You might find that your penis feels a bit sore,

3:17

Penisinizde biraz ağrı hissedebilirsiniz,

but this is just normal after all that contracting.

3:20

ama onca kasılmadan sonra bu oldukça normaldir.

Don't worry, Ton ve niyet

3:22

Endişelenmeyin,

it shouldn't last long.

3:23

uzun sürmemelidir.

Ton ve niyet

Endişelenmeyin, uzun sürmemeli

Don't worry doğrudan bir rahatlatma ifadesidir. Ardından gelen it shouldn't last long, ağrının beklenen süresinin kısa olduğunu belirterek dinleyenin kaygısını azaltır. Buradaki it, ağrıyı ifade eder. Shouldn't kesin bir söz değil, makul bir beklenti bildirir: konuşan kişi rahatsızlığın muhtemelen yakında geçeceğini düşünmektedir.

Alıştırma

Rahatlatma cümlesini beklenen süreyi belirten ifadeyle tamamlayın: The screen may flicker while it restarts. Don't worry, it ____.

Cevabı göster

shouldn't last long

And don't be shocked if your testicles have shrunk,

3:24

Ve testisleriniz küçüldüyse şaşırmayın,

because this is normal too.

3:26

çünkü bu da normaldir.

A doctor talking to Men's Health Magazine explained it like this:

3:28

Men's Health Dergisi'ne konuşan bir doktor bunu şöyle açıkladı:

"When you ejaculate,

3:31

"Boşaldığınızda,

the cremaster muscle contracts and brings your testicles up closer to your body,

3:32

kremaster kası kasılır ve testislerinizi vücudunuza yaklaştırır,

giving you the perception that they're smaller."

3:36

bu da size onların daha küçük olduğu algısını verir."

Lastly,

3:38

Son olarak,

you may get a cramp in the toe.

3:38

ayak parmağınıza kramp girebilir.

Apparently,

3:40

Görünüşe göre,

this happens a lot,

3:40

bu sık sık oluyor,

but it's just because orgasm causes stimulation in the nerves,

3:41

ama bunun tek nedeni orgazmın sinirlerde,

especially S1 in the spinal column,

3:45

özellikle de omurgadaki S1 sinirinde uyarılmaya neden olmasıdır,

and that nerve affects the toes.

3:47

ve o sinir ayak parmaklarını etkiler.

If you look at some research,

3:49

Bazı araştırmalara bakarsanız,

it also says some men's moods change dramatically after sex,

3:50

seksten sonra bazı erkeklerin ruh hallerinin dramatik bir şekilde değiştiğini de söyler,

but given the release of all that tension and all those chemicals flooding out, Dilbilgisi

3:54

ancak tüm o gerginliğin atılması ve onca kimyasalın açığa çıkması göz önüne alındığında,

that's not so surprising.

3:57

bu o kadar da şaşırtıcı değil.

Dilbilgisi

given the release of: bir olguyu sonuca dayanak yapmak

Burada given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. the release of all that tension ad öbeğini getirir ve bu olguyu ruh hâli değişikliğinin şaşırtıcı olmadığı sonucuna dayanak yapar. Kalıp given + ad öbeğidir ve ardından bir değerlendirme ya da sonuç gelir. Arka plandaki gerekçeyi tam bir because cümleciğine göre daha özlü biçimde sunar.

Alıştırma

Hedef given + ad öbeği kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the budget limits, the smaller plan is the practical choice.

Cevabı göster

Given

Some men have reported feeling emotionally handicapped after a great orgasm, Kelime

3:59

Bazı erkekler harika bir orgazmdan sonra duygusal olarak engelli hissettiklerini bildirmişlerdir,

Kelime

emotionally handicapped: anlamı ve güncel kullanım riski

Bu aktarımda emotionally handicapped, yoğun bir fiziksel deneyimden sonra kişinin duygusal düzeyde normal biçimde işlev gösteremediğini veya tepki veremediğini geçici olarak hissetmesini mecazi biçimde anlatır. Gerçek anlamda fiziksel bir engeli tanımlamaz ve klinik bir tanı sunmaz. Bu ifade, bildirilen hissi nitelemek için kullanılan sözleri yansıtır; amaçlanan anlamı kavramak, bu etiketi güncel veya tarafsız hâle getirmez.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Güncel bir iş yeri esenlik rehberi, stresli çalışanları tarafsız bir klinik tanım olarak “emotionally handicapped” diye adlandırıyor.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

and that's thought to be because huge amounts of dopamine were released.

4:03

ve bunun çok büyük miktarda dopamin salgılanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

It's like coming down from a drug that makes you feel happy or ecstatic. Öbek fiiller

4:06

Bu, sizi mutlu veya kendinden geçmiş hissettiren bir uyuşturucunun etkisinden çıkmak gibidir.

Öbek fiiller

coming down from a drug: coşkunluğun azalması

Bu benzetmede coming down from a drug, uyuşturucunun etkileri geçerken onun yarattığı coşkunluk hâlinin düşüşünü yaşamak anlamına gelir. Kişi heyecanlı veya öforik bir durumdan normale doğru döner ve sonrasında bazen keyifsizlik veya rahatsızlık hisseder. Burada bu bir benzetmedir; herhangi birinin gerçekten uyuşturucu kullandığı iddia edilmez. Come down, fiziksel olarak aşağı inme fikrini uyarılma, ruh hâli veya yoğunluktaki düşüşe taşır. Yeniden kullanılabilir kalıp come down from + bir uyuşturucu, bir coşkunluk hâli veya son derece heyecan verici bir deneyim şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle uyarıcı bir maddenin etkilerinin geçmekte olduğunu anlatır?

  1. She is coming down with the flu now.
  2. She is coming down from the stimulant now.
  3. She is coming down the stairs now.
Cevabı göster

She is coming down from the stimulant now.

In women,

4:10

Kadınlarda,

the feelings can be similar,

4:10

duygular benzer olabilir,

as we shall see.

4:12

göreceğimiz gibi.

So,

4:13

Öyleyse,

what about post-coital women?

4:13

cinsel ilişki sonrası kadınlara ne demeli?

Well,

4:15

Pekala,

women may not always orgasm. Dilbilgisi

4:16

kadınlar her zaman orgazm olmayabilir.

Dilbilgisi

may not always orgasm: not always ifadesinin kapsamı

May not always orgasm ifadesinde not, always sözcüğünü kapsar: orgazmın her durumda gerçekleşmeme ihtimali vardır. Bazı durumlarda gerçekleşebileceği olasılığı açık kalır. Cümle yetenekten değil, sıklıktan söz eder. Burada may izin değil, belirsizlik veya ihtiyatlı bir olasılık ifade eder. May ile not always birleşimi, iddiayı never demekten daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

women may not always orgasm ne anlama gelir?

  1. Orgazmın her seferinde gerçekleşmeme olasılığı vardır.
  2. Orgazm hiçbir durumda gerçekleşemez.
  3. Kadınların orgazm olmasına izin verilmez.
Cevabı göster

Orgazmın her seferinde gerçekleşmeme olasılığı vardır.

According to an article in Psychology Today,

4:18

Psychology Today'deki bir makaleye göre,

which cited a number of studies,

4:20

bir dizi çalışmaya atıfta bulunan,

around half of women will regularly orgasm during intercourse,

4:21

kadınların yaklaşık yarısı cinsel ilişki sırasında düzenli olarak orgazm olacaktır,

about 20% of women rarely orgasm,

4:25

kadınların yaklaşık %20'si nadiren orgazm olur,

20% consistently orgasm,

4:28

%20'si sürekli orgazm olur,

and 5% never orgasm.

4:30

ve %5'i asla orgazm olmaz.

When they do,

4:33

Orgazm olduklarında,

it's different from a man's one great push to the sun,

4:34

bu bir erkeğin güneşe doğru yaptığı o tek büyük hamleden farklıdır,

as women have what has been called rapid rhythmic contractions.

4:36

çünkü kadınlar hızlı ritmik kasılmalar denilen şeyi yaşarlar.

This can be quite the event, Deyimler

4:41

Bu oldukça büyük bir olay olabilir,

Deyimler

Quite the event: vurgulu quite the + isim yapısı

Quite the + tekil sayılabilen isim, vurgu ve değerlendirme taşıyan bir kalıptır. Burada quite the event, yalnızca belli ölçüde bir olay değil, alışılmadık derecede dikkat çekici veya yoğun bir olay anlamına gelir. Bu ifade durumu kayda değer ya da dramatik olarak çerçeveler. Aynı kalıp ses tonuna göre hayranlık, şaşkınlık, eleştiri veya ironi ifade edebilir.

Alıştırma

Production sözcüğünü isim olarak kullanıp İngilizce cümleyi vurgulu quite the + isim kalıbıyla tamamlayın: The small product launch had a marching band and indoor fireworks. It became ____.

Cevabı göster

quite the production

and some women certainly show this in their face,

4:42

ve bazı kadınlar bunu yüzlerinde kesinlikle gösterirler,

sometimes looking like they've had an ecstatic experience. Dilbilgisi

4:45

bazen kendinden geçmiş bir deneyim yaşamış gibi görünürler.

Dilbilgisi

Looking like they've had...: mevcut kanıtlardan yakın zamandaki bir deneyimi çıkarma

Sometimes looking like... sıfat-fiil öbeği, bazı kadınların bunu aynı anda ve görünür biçimde nasıl gösterdiğini ekler; ayrı bir ana eylemi değil, onların görünüşünü betimler. Look like + yan cümle, mevcut kanıtlardan çıkarım yapar. They've had içindeki present perfect, daha önceki bir deneyimi şimdi görülen yüz ifadesine bağlar. Yani konuşmacı, ifadelerinin kısa süre önce kendilerinden geçiren bir şey yaşadıklarını düşündürdüğünü söyler; bunu kesin bir gerçek olarak ileri sürmez.

Alıştırma

Rina is beaming and holding an acceptance letter. Bu durumda hangi cümle, şimdi görülenlerden yakın zamandaki bir deneyimi çıkarır?

  1. She looks at the good news.
  2. She looks like she's received good news.
  3. She likes receiving good news.
Cevabı göster

She looks like she's received good news.

These shock waves go through her genitals,

4:47

Bu şok dalgaları onun cinsel organlarından,

her anus,

4:49

anüsünden,

her uterus,

4:50

rahminden,

and her pelvis,

4:51

ve pelvisinden geçer,

and she too will have a magnificent rush of chemicals flooding through her brain.

4:52

ve onun da beynine muhteşem bir kimyasal hücumu akın edecektir.

She may experience female ejaculation,

4:56

Kadın boşalması yaşayabilir,

which is when a milky liquid will come out of her urethra.

4:58

ki bu üretresından süt rengi bir sıvının gelmesidir.

Don't worry,

5:01

Endişelenmeyin,

women,

5:01

kadınlar,

there's nothing wrong with this. Ton ve niyet

5:01

bunda yanlış bir şey yok.

Ton ve niyet

Rahatlatmak için there's nothing wrong with this

There's nothing wrong with this, this ile belirtilen durumun kabul edilebilir, normal veya utanılacak bir şey olmadığını ifade eder. Kaynak bağlamda this kadın ejakülasyonuna gönderme yapar; dolayısıyla konuşmacı dinleyicileri bunun utanılacak veya endişe edilecek bir şey olmadığı konusunda doğrudan rahatlatır. Aktarılabilir kalıp there's nothing wrong with + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bir seçimi savunmak ya da bir farklılık konusunda kaygılanan kişiyi rahatlatmak için kullanılabilir. Neyin değerlendirildiği çevredeki bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Tercihin kabul edilebilir olduğunu belirten hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: You prefer to work alone sometimes, and ____ that.

Cevabı göster

there's nothing wrong with

But what about when a lot of liquid comes out?

5:03

Peki ya çok miktarda sıvı çıkarsa?

A neurophysiologist from Rutgers University in Newark says it's not the same milky stuff if it comes out in large amounts.

5:05

Newark'taki Rutgers Üniversitesi'nden bir nörofizyolog, büyük miktarlarda çıkarsa bunun aynı süt rengi madde olmadığını söylüyor.

In that case,

5:11

O durumda,

she says,

5:12

şöyle diyor,

"It is urine diluted with substances from the female prostate."

5:12

"Kadın prostatından gelen maddelerle seyreltilmiş idrardır."

Scientists are still not clear as to why some women do this and others don't, Kalıp ifadeler

5:16

Bilim insanları hala bazı kadınların neden bunu yaptığı ve diğerlerinin yapmadığı konusunda net değiller,

Kalıp ifadeler

Çözülmemiş bir neden için are still not clear as to why

Scientists are still not clear as to why... cümlesindeki are not clear as to why, henüz çözülememiş bir açıklamayı sunar: mevcut kanıtlar bu farklılığın neden ortaya çıktığını belirlememiştir. Bu yapı, bilim insanlarının konuşma veya yazma biçiminin açıklığını değil, bilgi ve anlayış düzeyini anlatır. Still, sorunun bugüne kadar yanıtsız kaldığını belirtir. As to why, cevabı belirsiz olan belirli soruyu sunmanın görece resmî bir yoludur; bu nedenle temkinli araştırma ve açıklama metinlerine uygundur.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda Researchers are still not clear as to why the material fails cümlesi ne anlama gelir?

  1. Araştırmacılar nedeni belirsiz bir şekilde açıklamıştır.
  2. Neden henüz belirlenmemiştir.
  3. Araştırmacılar nedeni biliyor ama açıklamayacaktır.
Cevabı göster

Neden henüz belirlenmemiştir.

but it's certainly not harmful.

5:19

ama kesinlikle zararlı değil.

So,

5:21

Peki,

why are women often up for a chat about tomorrow's activities or the meaning of life Kalıp ifadeler

5:22

neden kadınlar sık sık yarının aktiviteleri veya hayatın anlamı hakkında sohbete hazırken,

Kalıp ifadeler

Be up for a chat: sohbet etmeye istekli olmak

Be up for + isim ya da -ing biçimi, bir şeyi yapmaya istekli veya ilgili olmak ya da bunun için yeterli enerjiye sahip olmak demektir. Burada cinsel ilişkiden sonraki davranışlardan söz edilir ve up for a chat, hâlâ sohbet etmeye istekli olmak anlamına gelir. Bu ifade, bir etkinliği kişinin kabul ya da reddedebileceği bir seçenek olarak sunar. Are you up for...? gibi bir soruda fiziksel konumu anlatmak yerine karşıdakinin isteğini doğal biçimde yoklar.

Alıştırma

Cümleyi istekliliği soran iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: After work, we could try the new café. Are you ____ a quick coffee?

Cevabı göster

up for

while some men are already halfway to la la land? Deyimler

5:26

bazı erkekler çoktan rüyalar alemine yarı yolda kalmış oluyor?

Deyimler

Halfway to la la land: rüyalar âlemine doğru yolun yarısında

La la land, hayalî bir yer üzerinden uyku, dalgın hayalcilik ya da gerçeklikten kopuk olma durumunu şakacı biçimde anlatan bir ifadedir. Cinsel ilişki sonrasındaki bu karşılaştırmada uyku bağlamı, uykuya dalmaya başlama anlamını seçer. Halfway to bu durumu, bir yolculukta varılan mizahi bir hedefe dönüştürür: erkekler gerçekten bir yere gitmez; çoktan uykuları gelmiştir ve uyumaya yakındırlar.

Alıştırma

Bu cümlede halfway to la la land ne anlama gelir: "By ten o'clock, Maya was halfway to la la land on the sofa."

  1. Los Angeles'a seyahat ediyordu.
  2. Bir film hakkında konuşmaya hazırlanıyordu.
  3. Tamamen uyanık ve odaklanmıştı.
  4. Uykuya dalmaya çoktan yaklaşmıştı.
Cevabı göster

Uykuya dalmaya çoktan yaklaşmıştı.

According to a study in the Netherlands undertaken in 2005,

5:28

2005 yılında Hollanda'da yapılan bir araştırmaya göre,

women are more focused than men during sex,

5:32

kadınlar seks sırasında erkeklerden daha fazla odaklanıyor,

their minds completely set to the task of reaching orgasm.

5:34

zihinleri tamamen orgazma ulaşma görevine kilitleniyor.

This is because their amygdala and hippocampus,

5:37

Bunun nedeni duyguları düzenleyen,

which regulate feelings,

5:40

amigdala ve hipokampuslerinin,

kind of turns off.

5:41

bir nevi kapanmasıdır.

They are at one with sex, Deyimler

5:42

Onlar seks ile bütünleşirler,

well,

5:44

yani,

at least if they are fully immersed in it.

5:44

en azından kendilerini tamamen kaptırmışlarsa.

Deyimler

Be at one with ...: tam bütünlük veya uyum

Burada are at one with sex, “cinsel deneyime tamamen dalmış ve onunla uyum içinde bağlı hissetmek” anlamındadır. İfade, kişiyle deneyimi artık birbirinden ayrı değilmiş gibi sunar; “bir sayısına dönüşmek” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp be at one with + isim veya zamir biçimindedir. Doğa, çevre, bir etkinlik ya da kişinin kendisi gibi bir şeyle güçlü bir bütünlük veya uyum hissini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede are at one with sex ne anlama geliyor?

  1. Başka bir kişinin deneyim hakkındaki görüşüne katılmak.
  2. Fiziksel olarak tek bir bedende birleşmek.
  3. Deneyime tamamen dalmış ve onunla uyum içinde bağlı olmak.
Cevabı göster

Deneyime tamamen dalmış ve onunla uyum içinde bağlı olmak.

"Once we've come, Kelime

5:46

"Bir kez boşaldığımızda,

we return to our bodies,

5:47

bedenlerimize geri döneriz,

our consciousness recalibrates,

5:49

bilincimiz yeniden kalibre olur,

Kelime

Come fiilinin ‘orgazma ulaşmak’ anlamı

Burada come, “orgazma ulaşmak” anlamına gelen, yetişkin bağlamına ait gayriresmî bir fiildir. we’ve come ifadesindeki present perfect, doruk noktasının tamamlandığını gösterir; bu yüzden Once we’ve come, “orgazm gerçekleştikten sonra” anlamına gelir ve ardından gelen durumu tanıtır. Bu anlam büyük ölçüde cinsel bağlama bağlıdır. Come here gibi cümlelerdeki come fiilinin sıradan hareket anlamıyla ilişkili değildir.

Alıştırma

Bu yetişkin bağlamında we’ve come ne anlama geliyor?

  1. Orgazma ulaştık.
  2. Bir varış noktasına ulaştık.
  3. Bedenlerimize geri döndük.
Cevabı göster

Orgazma ulaştık.

and our emotional intelligence returns,"

5:50

ve duygusal zekamız geri döner,"

said an article in Bustle about this phenomenon.

5:52

diyordu bu fenomenle ilgili Bustle'daki bir makale.

But after sex,

5:55

Ancak seksten sonra,

they switch back, Öbek fiiller

5:56

eski hallerine geri dönerler,

and it's then they get that lovely hit of oxytocin,

5:57

ve işte o zaman o güzel oksitosin etkisini hissederler,

sometimes called the cuddle chemical. Kelime

5:59

bazen sarılma kimyasalı olarak adlandırılan.

Öbek fiiller

switch back: önceki bir duruma dönmek

Burada switch back, “daha önce etkin olan duruma veya moda geri dönmek” demektir. back parçacığı eski hâli geri getirme fikrini taşır: özne bir durumdan ayrılmış, ardından seksten sonra yeniden o duruma dönmüştür. Kalıp switch back biçimindedir ve ardından çoğu zaman to + önceki mod, konu, rol veya etkinlik gelir. Bu cümlede olduğu gibi önceki durum bağlamdan zaten belliyse to ... bölümü kullanılmayabilir.

Alıştırma

“Önceki uygulamaya dönmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After checking the weather, ____ to the music app.

Cevabı göster

switch back

Kelime

the cuddle chemical: oxytocin için gayriresmî bir etiket

Bu cümlede the cuddle chemical, oksitosin için kullanılan gayriresmî bir lakaptır. cuddle ismi, sıcaklık, fiziksel sevgi ve sosyal bağ kurma çağrışımı yaratmak için chemical sözcüğünün önüne gelir; sometimes called ifadesi bunun resmî ad değil, bir etiket olduğunu gösterir. Bu lakap, karmaşık bir bilimsel konuyu akılda kalıcı bir görüntüye indirger. Oksitosinin yalnızca sarılmayla üretildiği veya sadece tek bir etkisinin olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede the cuddle chemical ifadesinin işlevi nedir?

  1. oxytocin için bağ kurmayla ilişkili, basitleştirilmiş ve gayriresmî bir lakap kullanır.
  2. oxytocin maddesinin yalnızca sarılmalarda bulunan bir kimyasal olduğunu söyler.
  3. oxytocin maddesinden farklı bir bilimsel maddenin adını verir.
Cevabı göster

oxytocin için bağ kurmayla ilişkili, basitleştirilmiş ve gayriresmî bir lakap kullanır.

One study found that people with high levels of testosterone release less of this after sex,

6:01

Bir çalışma, yüksek testosteron seviyelerine sahip kişilerin seksten sonra bundan daha az salgıladığını buldu,

and men generally have high levels.

6:06

ve erkeklerin genel olarak seviyeleri yüksektir.

Some women do too, Dilbilgisi

6:08

Bazı kadınların da öyledir,

of course,

6:09

elbette,

just not as much.

6:09

sadece o kadar değil.

Dilbilgisi

do too ... not as much: iki katmanlı eksiltme

Burada do, daha önce geçen have high levels of testosterone yükleminin yerini tutan bir fiil işlevindedir. Too “de/da” anlamı katar; dolayısıyla Some women do too, yüklemin tamamını tekrarlamadan kadınlarla ilgili bir istisna ekler. Not as much ifadesinde ikinci bir eksiltme vardır: much, testosteronun miktarına veya düzeyine gönderme yapar; erkeklerle karşılaştırma ise bağlamdan anlaşılır. Tam anlam, bazı kadınların da yüksek düzeylere sahip olduğu, ancak bu düzeylerin genellikle erkeklerdeki kadar yüksek olmadığıdır. İngilizcede önceki ifade ve karşılaştırma noktası açıksa tekrarlanan unsurlar sıkça düşürülür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki eksiltme kalıbıyla tamamlayın: Her teammates practice after work. Nina ____, just not ____.

Cevabı göster

does too · as much

So,

6:10

Yani,

men,

6:10

erkekler,

next time you turn over,

6:11

bir dahaki sefere arkanızı döndüğünüzde,

blame your lack of oxytocin.

6:12

bunun suçunu oksitosin eksikliğinize atın.

And women may not experience a refractory period at all. Kelime

6:14

Ve kadınlar hiçbir şekilde direnç (refrakter) dönemi yaşamayabilir.

This is the downtime men need to get ready to do it again.

6:17

Bu, erkeklerin bunu tekrar yapmaya hazırlanmak için ihtiyaç duyduğu dinlenme süresidir.

Kelime

refractory period: orgazm sonrası toparlanma süresi

Bu cinsel sağlık bağlamında refractory period, orgazmdan sonraki geçici toparlanma evresidir. Bu evrede kişi — kavram çoğunlukla erkeklerle ilgili olarak ele alınsa da — geçici olarak yeniden cinsel uyarılma veya bir kez daha orgazma ulaşma konusunda yetersiz ya da daha az yeterli olabilir. Sonraki cümle bunu yeniden cinsel etkinliğe hazır olmadan önce gereken downtime şeklinde sadeleştirir. Refractory tek başına başka teknik anlamlara da sahiptir; bu nedenle buradaki anlamı tam ifade ve bağlam belirler.

Alıştırma

Cinsel sağlıkla ilgili bir yazıda refractory period en özel olarak neyi ifade eder?

  1. Ergenlikten önce hormon düzeylerinin yükselmeye başladığı evre.
  2. Bir doğum kontrol yönteminin etkili kaldığı sürenin uzunluğu.
  3. Orgazmdan sonra cinsel tepkinin yeniden kolayca mümkün olmasından önceki geçici toparlanma evresi.
Cevabı göster

Orgazmdan sonra cinsel tepkinin yeniden kolayca mümkün olmasından önceki geçici toparlanma evresi.

Note,

6:20

Unutmayın,

teenagers may not need much downtime,

6:20

gençlerin fazla dinlenme süresine ihtiyacı olmayabilir,

but then again, Anlatım akışı

6:22

ama öte yandan,

sex doesn't always last that long for these hyper carnal kids.

6:23

bu aşırı bedensel arzuları olan çocuklar için seks her zaman o kadar uzun sürmez.

Anlatım akışı

Yeniden değerlendirme belirteci olarak but then again

But then again, dinleyiciye az önce söylenen şeyi yeniden değerlendirmesi gerektiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada, ergenlerin uzun bir toparlanma süresine ihtiyaç duymayabileceği iddiasını ayarlayan başka bir noktayı devreye sokar; again, bir olayın gerçekten bir kez daha gerçekleştiği anlamına gelmez. Konuşan kişi, ilk değerlendirmeden sonra başka bir açıyı da kabul ederek bu değerlendirmeyi daha az kesin göstermek için bu kalıbı kullanabilir: önce bir iddia gelir, ardından but then again bu iddiayı sınırlayan bir düşünceyi sunar.

Alıştırma

Örnekte but then again ne işe yarıyor?

  1. Olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
  2. Önceki iddiayı sınırlayan başka bir noktayı devreye sokar.
  3. Aynı olayın bir kez daha gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki iddiayı sınırlayan başka bir noktayı devreye sokar.

Women are multi-orgasmic,

6:26

Kadınlar çoklu orgazm olabilir,

and they usually could just start again.

6:28

ve genellikle hemen yeniden başlayabilirler.

But be careful there,

6:30

Ancak orada dikkatli olun,

women,

6:30

kadınlar,

because sex can be more painful for you than it can be for men. Dilbilgisi

6:31

çünkü seks sizin için erkekler için olduğundan daha acı verici olabilir.

Dilbilgisi

more painful for A than it can be for B karşılaştırması

more + adjective + for A + than it can be for B kalıbı, aynı şeyin iki deneyim sahibi kişiyi veya grubu nasıl farklı etkileyebileceğini karşılaştırır. Örnekte değerlendirilen şey sex, ölçeği sağlayan sözcük painful, deneyim sahiplerini belirten bölümler for you ve for men, sex sözcüğüne gönderme yapan unsur ise it'tir. İkinci bölümde can be ifadesinin tekrarlanması, özne ile sıfat öbeğinin tamamını yinelemeden olasılık anlamını korur. Bu nedenle can, her kadının bu deneyimi mutlaka yaşayacağını iddia etmez; olası bir karşılaştırmalı etki sunar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı, the commute ifadesine gönderme yapan zamir ve kiplik öbeğiyle tamamlayın: The commute can be more stressful for night-shift workers than ____ for daytime workers.

Cevabı göster

it can be

Women might cramp up in the uterus,

6:34

Kadınların rahmine kramp girebilir,

and this is due to the cuddle drug oxytocin.

6:36

ve bunun nedeni sarılma ilacı oksitosindir.

Let's now call that the double-edged sword chemical. Deyimler

6:38

Şimdi ona iki ucu keskin kılıç kimyasalı diyelim.

Deyimler

double-edged sword: yarar ve zararların bir arada olması

“Double-edged sword”, gerçek bir fayda sağlarken aynı zamanda gerçek bir dezavantaj veya risk yaratan bir şeyi anlatan mecazdır. Burada gerçek bir silahı tarif etmez. Yaygın kalıp “X is a double-edged sword.” şeklindedir. Altyazıda ifade, “chemical” sözcüğünden önce gelen sıkıştırılmış bir niteleyici olarak kullanılır ve kimyasalın hem yararlı hem de zararlı etkileri olduğunu belirtir.

Alıştırma

Aynı şeyin hem avantajı hem de dezavantajı olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “Constant connectivity can be a _____: it helps teams respond quickly, but it can also cause burnout.”

  1. last straw
  2. double-edged sword
  3. silver lining
Cevabı göster

double-edged sword

There might also be some burning because of the vaginal tissues getting dry,

6:41

Ayrıca vajinal dokuların kuruması nedeniyle bir miktar yanma olabilir,

but lubrication can help.

6:44

ancak kayganlaştırıcı yardımcı olabilir.

The stinging doesn't mean there is a problem, Ton ve niyet

6:46

Sızı bir sorun olduğu anlamına gelmez,

but obviously if it persists longer than a day or two,

6:48

ama belli ki bir veya iki günden uzun sürerse,

it might be something else.

6:50

başka bir şey olabilir.

Ton ve niyet

doesn't mean ..., but if ... might ...: dengeli bir ihtiyat

Konuşmacı önce “doesn’t mean there is a problem” ifadesiyle otomatik bir sonucu reddeder: batma hissi tek başına bir sorun olduğunun kanıtı değildir. Bu, hiçbir sorun olmadığını söylemekten daha zayıf bir iddiadır. Ardından “but”, bu rahatlatıcı mesaja bir sınır getirir. “If” yan cümlesi, bir veya iki günden uzun sürmeyi yeniden dikkat edilmesi gereken koşul olarak belirlerken “might be something else” tanı koymadan başka bir neden olasılığını öne sürer. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: “A doesn’t necessarily mean B, but if C happens, it might be D.”

Alıştırma

Hangi mesaj rahatlatma ile koşullu uyarıyı en iyi şekilde dengeler?

  1. A brief delay means the system isn't broken, so there is no need to check it.
  2. A brief delay doesn't mean the system is broken, but if it continues, there might be an underlying problem.
  3. A brief delay proves the system is broken, even if it stops immediately.
Cevabı göster

A brief delay doesn't mean the system is broken, but if it continues, there might be an underlying problem.

And if men see shrinkage,

6:52

Ve erkekler küçülme görürse,

then women see the opposite,

6:53

o zaman kadınlar bunun tersini görür,

in their breasts at least.

6:55

en azından göğüslerinde.

Many women's breasts get bigger after sex,

6:56

Pek çok kadının göğüsleri seksten sonra büyür,

and in some women by as much as 25%, Kalıp ifadeler

6:58

ve Women's Health Dergisi'ne göre,

according to Women's Health Magazine,

7:01

bazı kadınlarda bu %25'e kadar çıkabilir,

Kalıp ifadeler

by as much as 25%: en fazla %25'lik değişim

By as much as 25%, get bigger ifadesini niteler ve olası artış miktarını belirtir. By edatı değişimin miktarını gösterdiğinden 25% son boyut ya da seviye değildir. As much as, 25% oranını dikkat çekici bir üst sınır olarak sunar: bireysel artışlar daha düşük olabilir, ancak %25'e ulaşabilir. by as much as + sayı kalıbı, büyük olması mümkün bir değişimi aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir raporda farklı mağazalarda farklı artışlar ve en yüksek %25 artış saptanmıştır. Bu bulguyu hangi cümle doğru aktarır?

  1. Sales rose to 25% across different stores.
  2. Sales rose by 25% at every store.
  3. Sales rose by as much as 25% across different stores.
Cevabı göster

Sales rose by as much as 25% across different stores.

just how swollen the breasts become differs from woman to woman. Kalıp ifadeler

7:03

göğüslerin ne kadar şiştiği kadından kadına değişir.

Kalıp ifadeler

differs from woman to woman: bireyler arasındaki farklılık

Özne, just how swollen the breasts become yan cümlesinin tamamıdır. Differs from woman to woman, bu derecenin her kadın için aynı olmadığını ve kadınlar arasında değiştiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen differ from X to X kalıbında aynı tekil sayılabilir isim genellikle tanımlık olmadan iki kez kullanılır: from person to person, from case to case veya from country to country. Burada from ... to ... üyeleri ya da örnekleri karşılaştırır; hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi differ from X to X yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The exact recovery time ____.

Cevabı göster

differs from patient to patient

The same article also said a woman's clitoris will become very small at point of orgasm,

7:07

Aynı makale ayrıca, bir kadının klitorisinin orgazm noktasında çok küçüleceğini,

almost disappearing.

7:11

neredeyse kaybolacağını da belirtiyor.

At the same time,

7:13

Aynı zamanda,

women's nipples may become more sensitive,

7:14

kadınların göğüs uçları daha hassas hale gelebilir,

but this is very natural.

7:16

ama bu çok doğaldır.

Other reports say some women become giddy after sex,

7:17

Diğer raporlar, bazı kadınların seksten sonra baş dönmesi hissettiğini,

and others feel great confidence,

7:20

ve bazılarının ise büyük bir özgüven hissettiğini,

seeing their bodies as much more attractive than before.

7:22

bedenlerini eskisinden çok daha çekici gördüklerini söylüyor.

Most reports we can find state that while some women may experience a slump after the sex, Dilbilgisi

7:25

Bulabildiğimiz çoğu rapor, bazı kadınlar seksten sonra bir çöküş yaşasa da,

it's the men that really suffer from depression,

7:29

depresyondan asıl acı çekenin erkekler olduğunu,

sometimes a week long.

7:32

bunun bazen bir hafta sürdüğünü belirtiyor.

Dilbilgisi

While A may ..., it's B that ...: ödünleme ve it-cleft vurgusu

Buradaki while, ‘-dığı sırada’ anlamına gelmez. Bir ödünleme kurar: Konuşan kişi bazı kadınların bir düşüş yaşayabileceğini kabul eder, ardından bunu erkeklerle ilgili daha güçlü iddiayla karşılaştırır. it's the men that really suffer... biçimindeki it-cleft yapısı the men bölümünü odağa yerleştirir. Daha düz olan men really suffer... yalnızca düşünceyi bildirirken, cleft yapısı dikkati güçlü biçimde erkeklere yöneltir ve beklenen odağı düzeltir. Bu vurgu iddiadaki bilgiyi düzenler; sağlıkla ilgili iddianın doğru olduğuna kanıt oluşturmaz.

Alıştırma

Bir olasılığı kabul edip diğer grubu vurgulamak için kısaltılmış it's ... that it-cleft kalıbıyla cümleyi tamamlayın: While some interns may feel nervous on day one, ____ the new managers ____ face the greatest pressure.

Cevabı göster

it's · that

But as the saying goes,

7:33

Ama söylendiği gibi,

what goes up must come down, Deyimler

7:34

çıkan şey inmeli,

Deyimler

Mecazi bir söz olarak What goes up must come down

What goes up must come down, sözcük anlamıyla bir şeyin yükselip ardından düşmesini anlatır. Tanıdık bir söz olarak ise sonsuza kadar sürmeyecek bir zirveye, iyi talihe, hızlı büyümeye veya coşkuya mecazi biçimde uygulanır. Bu cümlede söz, duygusal yükselişi doğal olarak bir düşüşün izleyeceği biçimde çerçeveler. As the saying goes, konuşanın yeni veya kesin bir kural ortaya koymak yerine ortak ve yerleşik bir düşünceyi aktardığını gösterir.

Alıştırma

Düşüşü kaçınılmaz gösteren kip ifadesiyle tanıdık sözü tamamlayın: What goes up ____.

Cevabı göster

must come down

and most of the time,

7:36

ve çoğu zaman,

it's worth the ride. Deyimler

7:37

bu yolculuğa değer.

Deyimler

It’s worth the ride: bütün deneyimi değerlendirmek

Bu cümlede it’s worth the ride, bütün deneyimin zorluklarına katlanmayı haklı çıkaracak kadar değerli olduğunu anlatır. Ride burada mecazdır: iniş çıkışlı bir yolculuk gibi, yalnızca gerçek bir araç yolculuğunu değil, baştan sona tüm süreci temsil eder. be worth + isim kalıbı, bir şeyin ilgili bedel, zaman veya deneyime değdiğini belirtir. It, daha önce sözü edilen deneyime gönderme yapar. Bağlamdaki iniş-çıkış imgesi cinsel bir çift anlam yaratabilir; ancak bu, ifadenin kendi başına sabit anlamı değildir.

Alıştırma

“After months of setbacks, the project succeeded, and it was worth the ride,” cümlesinde worth the ride ne anlama gelir?

  1. Süreç yalnızca çabuk bittiği için önemliydi.
  2. Konuşan kişi belirli bir araca binmeyi öneriyor.
  3. Süreç inişli çıkışlıydı, ancak genel deneyim buna değdi.
Cevabı göster

Süreç inişli çıkışlıydı, ancak genel deneyim buna değdi.

So,

7:39

Peki,

does this video accurately describe what happens to your body during sex,

7:39

bu video seks sırasında vücudunuza neler olduğunu doğru bir şekilde açıklıyor mu,

or did we leave something out?

7:43

yoksa bir şeyleri dışarıda mı bıraktık?

Let us know in the comments.

7:44

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

7:45

Ayrıca,

be sure to check out our other video called What Happens When You Die.

7:45

Öldüğünüzde Ne Olur adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın.

Thanks for watching,

7:48

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

7:49

ve her zamanki gibi,

don't forget to like,

7:50

beğenmeyi,

share,

7:51

paylaşmayı,

and subscribe.

7:51

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:52

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.