Piyango talihlilerinin yaptığı en büyük hata: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, varsayımsal 3 milyon dolarlık bir ikramiye üzerinden 30 yıla yayılan yıllık ödemelerle hemen alınan fakat daha düşük tutardaki toplu ödemeyi karşılaştırıyor. Borç kapatma, acil durum fonu, vergiler ve bileşik büyümeyi ele alıyor; en uygun seçimin kişisel hedeflere bağlı olduğunu gösterdikten sonra aynı uzun vadeli yaklaşımı düzenli yatırıma uyguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. odds of roughly 1 in 300 million. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Piyango, istatistik ve risk konularında son derece düşük bir olasılığı ifade etmenin yaygın bir yolunu öğrenin. odds sözcüğünün burada bir olayın gerçekleşme ihtimalini anlattığını, roughly sözcüğünün ise verilen sayının kesin değil yaklaşık bir değer olduğunu belirttiğini ayırt edebilirsiniz. 2. compound interest. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir yatırımın hem başlangıçtaki ana para hem de daha önce birikmiş faiz üzerinden getiri üretmesini anlatan temel finans terimini kavrayın. Böylece sabır ve uzun vadeli yatırımın başlangıçtaki bir tutarı neden çok daha büyük bir meblağa dönüştürebileceğini açıklayan görüşleri takip edebilirsiniz. 3. comes down to knowing your own goals and priorities. — Öbek fiiller: Karmaşık bir karşılaştırmayı asıl belirleyici etkene indirgemek için come down to yapısını kullanın. Bu ifade, yıllık ödemeler ile toplu para arasındaki seçimin herkes için geçerli tek bir cevaba değil, sonuçta kişinin kendi hedeflerine ve önceliklerine bağlı olduğunu özetlemenizi sağlar.
Bu derste
In January 2016, the US Powerball made history by awarding the first jackpot to exceed $1 billion. Notlar
0:07Ocak 2016'da ABD Powerball, 1 milyar doları aşan ilk büyük ikramiyeyi vererek tarih yazdı.
US Powerball: bir Amerikan piyango oyununun adı
US Powerball, ABD'deki birçok eyalette oynanan büyük bir piyango oyunu olan Powerball'ı ifade eder. Bu özel ad, büyük ikramiyenin ait olduğu bölgesel ve kurumsal bağlamı verir; elektrikle veya bir topla ilgili sıradan bir ifade değildir. Bu adı tanımak, jackpot sözcüğünün piyangodaki en büyük ödülü ifade ettiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümlede US Powerball neyi ifade ediyor?
- Bir Amerikan elektrik şirketi
- Amerika Birleşik Devletleri'ndeki büyük bir piyango oyunu
- Bir sporda kullanılan top türü
Cevabı göster
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki büyük bir piyango oyunu
made history: tarihi bir ilki başarmak
made history, make history deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Bir eylemin veya olayın tarihsel açıdan önemli olduğunu anlatır; bunun nedeni çoğu zaman kendi türünün ilk örneği olması ya da büyük bir rekor kırmasıdır. Tarihi kelimenin gerçek anlamıyla “üretmek” demek değildir. Burada 1 milyar doların üzerindeki ilk büyük ikramiye, daha önce görülmemiş bir dönüm noktası olarak sunulur. made history by + -ing kalıbı, bu dönüm noktasını oluşturan eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “önemli bir ilki başardı” anlamındaki iki sözcüklü deyimle tamamlayın: The pilot ____ by completing the first solo flight across the region.
Cevabı göster
made history
the first jackpot to exceed $1 billion: isimden sonra gelen mastar
the first jackpot to exceed $1 billion ifadesinde to exceed $1 billion mastar grubu jackpot isminden sonra gelir ve hangi büyük ikramiyenin kastedildiğini belirtir: değeri 1 milyar doları aşan ilk ikramiye. Burada to exceed amaç bildirmez. Tekrar kullanılabilen the first/only/next + isim + to'lu mastar yapısı, bir kişiyi veya şeyi yaptığı eylem ya da elde ettiği başarıyla tanımlar.
Alıştırma
reach fiilini the first + isim + to'lu mastar yapısında kullanın: Omar was the first climber ____ the summit.
Cevabı göster
to reach
The three winning ticket holders were incredibly lucky with odds of roughly 1 in 300 million. Kelime
0:17Kazanan üç biletin sahibi, yaklaşık 300 milyonda 1 olan ihtimalle inanılmaz derecede şanslıydı.
odds of roughly 1 in 300 million: olasılık ifade etme
Odds of roughly 1 in 300 million yaklaşık bir olasılığı ifade eder: yaklaşık her 300 milyon fırsatta bir kazanan sonuç. Roughly, sayının kesin bir değer değil tahmin olduğunu gösterir. Olasılık ifadelerinde 1 in N, 1/N olasılık anlamına gelir. Burada odds, günlük dilde kazanma ihtimali veya olasılığı anlamında kullanılmıştır.
Alıştırma
"The odds are roughly 1 in 500" ne anlama gelir?
- Olayın yaklaşık 500 dakika sürmesi
- Yaklaşık her 500 fırsatta bir gerçekleşme
- Her seferinde tam olarak 500 başarılı sonuç olması
Cevabı göster
Yaklaşık her 500 fırsatta bir gerçekleşme
By some estimates, you're statistically more likely to be killed by a nearby meteor strike. Notlar
0:26Bazı tahminlere göre, istatistiksel olarak yakınınızdaki bir göktaşının düşmesi sonucu ölme ihtimaliniz daha yüksek.
By some estimates: belirsiz bir tahmini tanıtmak
By some estimates, bir veya daha fazla yaklaşık hesaplamaya dayanan bir iddiayı tanıtır. Buradaki by, eylemi yapan kişi veya şeyi değil, “-e göre” ya da “temel alınarak” anlamını belirtir. Bu giriş iddiayı daha temkinli hâle getirir: ardından gelen sayının veya karşılaştırmanın hesaplama yöntemine göre değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
Belirtilmemiş bir tahminler grubundan gelen sayıyı temkinli biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- I estimate that the repairs will cost over five million dollars.
- The repairs will definitely cost exactly five million dollars.
- By some estimates, the repairs could cost over five million dollars.
Cevabı göster
By some estimates, the repairs could cost over five million dollars.
statistically more likely to: olasılıkları karşılaştırmak
Statistically more likely to, verilerin ardından gelen eylem veya sonucun daha yüksek bir olasılığa sahip olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Statistically, dayanağın kişisel görüş değil sayısal kanıt olduğunu belirtir. More likely karşılaştırma biçimidir; bu nedenle referans noktası bir than yapısıyla veya bağlamdan açık olmalıdır. likely to + fiilin yalın hâli yapısında to, olası sonucu tanıtır; amaç bildirmez. Daha yüksek olasılık yine de kesinlik veya olasılığın mutlaka %50’den fazla olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “verilere göre daha olası” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the study, people who skipped the safety training were ____ to make errors than those who completed it.
Cevabı göster
statistically more likely
After winning such a huge jackpot, you might assume your life would immediately become simpler. Dilbilgisi
0:33Böylesine devasa bir büyük ikramiyeyi kazandıktan sonra hayatınızın anında daha da basitleşeceğini varsayabilirsiniz.
might assume ... would become: olası bir beklentiyi sunmak
Bu cümlede might assume, “doğruluğunu kontrol etmeden böyle düşünebilmek” anlamına gelir. your life would immediately become simpler bölümü, varsayılan düşüncenin içeriğidir. Would, bu hayalî durum içinde beklenen sonucu gösterir; geçmişten bakılan bir geleceği belirtmek zorunda değildir. Bu kalıp, makul görünen bir beklentiyi ortaya koyup ardından, çoğu zaman but ile, onu düzeltmeye zemin hazırlayabilir. Might ifadeyi temkinli yapar: konuşan kişi herkesin kesinlikle böyle düşündüğünü söylemek yerine dinleyicinin bu görüşe sahip olabileceğini belirtir.
Alıştırma
“You might assume the shorter route would save time, but traffic often makes it slower,” cümlesinde would neyi ifade eder?
- Varsayımın içindeki beklenen sonuç
- Geçmiş bir zamandan bakılan gelecekteki bir olay
- Daha kısa yolu kullanma emri
Cevabı göster
Varsayımın içindeki beklenen sonuç
But there are plenty of new challenges to navigate. Kalıp ifadeler
0:41Ancak üstesinden gelinmesi gereken pek çok yeni zorluk var.
plenty of new challenges to navigate: çok sayıda karmaşık zorluğu yönetmek
Plenty of new challenges, “çok sayıda yeni zorluk” anlamına gelir. to navigate mastar yapısı challenges sözcüğünü niteler; bunlar dikkatle yönetilmesi gereken zorluklardır. Navigate burada mecaz anlamda kullanılır. Karmaşık bir durumla dikkatli biçimde ilgilenirken süreç boyunca kararlar almak ve uyarlamalar yapmak demektir. Gerçek anlamda yön tarifi kullanmayı veya bütün sorunları bir kerede ortadan kaldırmayı değil, zorlukların içinden uygun bir yol bularak ilerlemeyi anlatır.
Alıştırma
“Starting a business brings plenty of challenges to navigate,” cümlesinde challenges to navigate ne anlama gelir?
- Dikkatli biçimde ele alınması gereken zorluklar
- Zaten ortadan kaldırılmış zorluklar
- Harita üzerinde işaretlenmesi gereken rotalar
Cevabı göster
Dikkatli biçimde ele alınması gereken zorluklar
First, most experts advise hiring a lawyer to protect you from fraud, harassment, and other legal risks. Notlar
0:45Öncelikle uzmanların çoğu sizi dolandırıcılıktan, tacizden ve diğer yasal risklerden koruması için bir avukat tutmanızı tavsiye ediyor.
First, ile ilk noktayı işaretleme
Burada First, bir öneri listesindeki ilk maddeyi tanıtır. Temel işlevi açıklamayı düzenlemektir; eylemin ne zaman gerçekleştiğini söylemek değildir. Bu işaretleyiciyi gördüğünüzde veya duyduğunuzda, konuşmacının ya da yazarın başka noktalar da sunmasını bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Örnek cümlede First, ifadesinin temel işlevi nedir?
- En yüksek sıradaki uzmanı belirtir.
- Düzenli bir listedeki ilk öneriyi tanıtır.
- Uzmanların ilk kez konuştuğunu söyler.
Cevabı göster
Düzenli bir listedeki ilk öneriyi tanıtır.
advise hiring a lawyer: advise + -ing yapısı
advise hiring a lawyer ifadesinde advise fiilini doğrudan -ing biçimindeki hiring izler. Bu -ing öbeği tavsiye edilen eylemi belirtir; avukat tutma işinin zaten sürmekte olduğu anlamına gelmez. Tavsiyenin kime verildiği belirtilmiyorsa genel öneriler için advise + -ing doğal bir yapıdır. Kişiyi belirtirseniz advise you to hire a lawyer örneğindeki gibi advise + kişi + to-infinitive kullanın.
Alıştırma
advise ve hire sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi tamamlayın: Before signing a complex contract, experts ____ a lawyer.
Cevabı göster
advise hiring
protect you from fraud: protect A from B yapısı
Protect A from B, A ile gösterilen kişi veya şeyi B ile gösterilen tehlike, zarar ya da istenmeyen etkiden korumak demektir. Bu cümlede korunan kişi you, tehditler ise fraud, harassment ve other legal risks ifadeleridir. to protect biçimindeki to mastarı, avukat tutmanın amacını açıklar. From, korumanın önlemeyi amaçladığı şeyi belirtir; bir varış noktası göstermez.
Alıştırma
Alıcıların dolandırıcılıktan korunduğunu anlatmak için protect A from B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Strong consumer laws protect fraud from buyers.
- Strong consumer laws protect buyers to fraud.
- Strong consumer laws protect buyers from fraud.
Cevabı göster
Strong consumer laws protect buyers from fraud.
It's also critical to safeguard yourself against impulsive spending, Kalıp ifadeler
0:54Kendinizi fevri harcamalara karşı korumanız da kritik önem taşıyor,
a trap many lottery winners fall into. Deyimler
0:59ki bu pek çok piyango talihlisinin düştüğü bir tuzaktır.
critical to safeguard yourself against impulsive spending: dürtüsel harcamayı önlemenin önemi
It's critical to..., eylemin son derece önemli veya gerekli olduğu anlamına gelir. Yapı it + be + critical + to mastarı biçimindedir; bu nedenle konuşan kişi kendini korumayı isteğe bağlı değil, zorunlu olarak sunar. Safeguard yourself against impulsive spending, dürtüsel harcamanın size zarar vermesini önlemek için adım atmak demektir. Safeguard A against B yapısında A korunur, B risktir; against burada karşı çıkmayı değil, önlemeyi gösterir.
Alıştırma
critical to ve safeguard A against B yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It is critical to safeguard your personal data against misuse.
- It is critical to safeguard misuse against your personal data.
- It is critical to safeguard your personal data to misuse.
Cevabı göster
It is critical to safeguard your personal data against misuse.
a trap many lottery winners fall into: birçok kişinin düştüğü tuzak
Burada trap, insanların tam olarak farkına varmadan içine girebileceği zararlı bir düzeni ifade eder. Dürtüsel harcama fiziksel bir tuzağa benzetilir; bu nedenle fall into, gerçekten düşmek değil, o zararlı davranışa kapılmak anlamına gelir. many lottery winners fall into sözleri trap sözcüğünü niteler. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: a trap that many lottery winners fall into. Bu kalıp, insanların tekrar tekrar kapıldığı bir hatayı, alışkanlığı veya durumu anlatabilir.
Alıştırma
Skipping backups is a trap many teams fall into. cümlesinde a trap many teams fall into ne anlama gelir?
- Birçok ekip farkında olmadan zararlı bir uygulamayı benimser.
- Birçok ekip fiziksel bir tuzak kurar.
- Birçok ekip bilinçli olarak en güvenli uygulamayı seçer.
Cevabı göster
Birçok ekip farkında olmadan zararlı bir uygulamayı benimser.
Take one Pennsylvania Lotto winner, who, after winning $16.2 million, Anlatım akışı
1:02Pennsylvania Lotto'yu kazanıp 16,2 milyon dolar elde ettikten sonra
made so many extravagant purchases Dilbilgisi
1:09o kadar çok fuzuli alışveriş yapan birini düşünün ki,
that he ended up in $500,000 of debt within 3 months. Öbek fiiller
1:12sadece 3 ay içinde 500.000 dolar borca girmişti.
Take one Pennsylvania Lotto winner: bir örnek sunmak
Take one Pennsylvania Lotto winner, “Pensilvanya Piyangosu'nu kazanan bir kişiyi örnek olarak ele alın” anlamına gelir. Take biçim olarak emir kipindedir, ancak söylemdeki işlevi dikkati bir vakaya yöneltmektir; bir kişiyi fiziksel olarak almak veya götürmek değildir. Bu ifade, genel bir iddiadan belirli bir kanıta geçiş sağlar. One, bu kazananı başka örnekler arasındaki tek bir vaka olarak sunar; ardından gelen who yan cümlesi de örneği konuyla ilgili kılan ayrıntıları verir.
Alıştırma
Bu cümlede Take one local clinic ifadesinin işlevi nedir? Take one local clinic that reduced waiting times by offering online appointments.
- Birine kliniği fiziksel olarak götürmesini söyler.
- Kliniği belirli bir örnek olarak tanıtır.
- Birinden tedavi için bir klinik seçmesini ister.
Cevabı göster
Kliniği belirli bir örnek olarak tanıtır.
so many extravagant purchases that: sonuca yol açan miktar
so many extravagant purchases that, so many + çoğul sayılabilen isim + that + sonuç cümleciği kalıbını kullanır. Savurgan alışverişlerin sayısının, ardından gelen sonuca yol açacak kadar fazla olduğunu anlatır. Purchases çoğul ve sayılabilen bir isim olduğu için many kullanılır. Burada that bir şeyi işaret etmez; sonuç cümleciğini başlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so many + çoğul sayılabilen isim + that + cümleciktir.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlayın: The website received ____ requests that it crashed.
Cevabı göster
so many
ended up in $500,000 of debt: nihai sonuç
ended up in $500,000 of debt, kişinin sonunda 500.000 dolar borçlu duruma geldiği anlamına gelir. End up, bir sürecin ardından ortaya çıkan nihai sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya istenmeyen bir sonuçtur. Burada in fiziksel bir konumu değil, borçlu olma durumunu belirtir. Tutar, kişinin ne kadar borcu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? After months of overspending, Lena ended up in $20,000 of debt.
- Sonunda 20.000 dolar borcu vardı.
- 20.000 dolar biriktirmeyi planladı.
- 20.000 dolarlık borcunu ödedi.
Cevabı göster
Sonunda 20.000 dolar borcu vardı.
And you'll need to make one more decision, Kalıp ifadeler
1:18Ve bir karar daha vermeniz gerekecek,
make one more decision: make a decision eşdizimi
Make a decision, seçenekleri değerlendirdikten sonra seçim yapmayı anlatan standart İngilizce eşdizimdir. Make one more decision ifadesinde decision ile doğal olarak kullanılan fiil make olur; do a decision standart bir ifade değildir. One more, “bir tane daha” anlamına gelir. Daha önce belirtilen karar veya seçimlere ek olarak başka bir karar gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Standart make a decision eşdizimindeki fiili kullanın: The team chose the date, but it still has to ____ one more decision about the venue.
Cevabı göster
make
one that could dramatically shape the course of your financial future. Kalıp ifadeler
1:20finansal geleceğinizin seyrini dramatik bir şekilde şekillendirebilecek bir karar.
shape the course of your financial future: uzun vadeli mali yönü etkilemek
Shape the course of your financial future ifadesinde shape mecazidir; güçlü biçimde etkilemek veya yönünü belirlemeye yardımcı olmak anlamına gelir. The course of something, bir şeyin gelişirken izlediği yön veya yol demektir; okul dersi anlamına gelmez. Bu ifade, bir kişinin mali durumunun nasıl gelişeceği üzerinde büyük ve kalıcı etkisi olan bir kararı anlatır. Dramatically, bu etkinin büyüklüğünü daha da vurgular.
Alıştırma
shape the course of your financial future ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Uzun vadeli mali durumunuzun nasıl gelişeceğini güçlü biçimde etkilemek
- Finansla ilgili bir okul dersi seçmek
- Paranızın fiziksel şeklini değiştirmek
Cevabı göster
Uzun vadeli mali durumunuzun nasıl gelişeceğini güçlü biçimde etkilemek
Lottery winnings are typically paid out in one of two ways. Notlar
1:25Piyango kazançları tipik olarak iki yoldan biriyle ödenir.
paid out: hak edilen paranın alıcıya ödenmesi
Bu cümlede paid out, “paranın onu almaya hak kazanan kişiye verilmesi” anlamına gelir. Edilgen are paid out yapısı, ödemeyi yapan kurumdan çok piyango ikramiyesine ve onun nasıl verildiğine odaklanır. Out, pay out öbek fiilinin bir parçasıdır; fiziksel bir yön belirtmez. Bu mali anlamda söz konusu para bir ödül, sigorta ödemesi, tazminat ya da bir fon veya kurum tarafından serbest bırakılan başka bir tutar olabilir.
Alıştırma
Cümleyi pay out fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Once the claim is approved, the insurance money will be ____ within five days.
Cevabı göster
paid out
one of two ways: iki yöntemden birini seçmek
one of two ways, “iki seçenekten oluşan bir kümedeki bir yöntem” anlamına gelir. one of + sayı + sayılabilen isim kalıbında isim bütün kümeyi belirtir ve bu nedenle çoğul olur: one of two ways doğrudur; one of two way değildir. Buradaki ways “yöntemler” anlamındadır, yollar anlamında değildir. Bu ifade ayrıca dinleyiciye iki yöntemin bulunduğunu ve her ödemenin bunlardan birine göre yapıldığını bildirerek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Cümleyi hangi seçenek doğru şekilde tamamlar? You can verify your identity in ___: by text message or by email.
- one of two way
- one of two ways
- one way of two
Cevabı göster
one of two ways
You can choose the full jackpot amount paid out in annual installments over 30 years. Kelime
1:30Büyük ikramiye tutarının tamamını 30 yıl boyunca yıllık taksitler halinde almayı seçebilirsiniz.
in annual installments over 30 years: 30 yıl boyunca yıllık taksitlerle
In annual installments, toplam tutarın bölünerek planlı biçimde yılda bir kez ödenmesi demektir. Birbiriyle ilgisiz ayrı ödemeleri değil, ödeme takvimini açıklar. Over 30 years, bu yıllık ödemelerin yayıldığı toplam süreyi belirtir. İfade bir bütün olarak tutarın tamamını tek seferde almakla karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan metindeki taksit ifadesiyle tamamlayın: The compensation will be paid ____ over ten years.
Cevabı göster
in annual installments
known as the annuity option: anüite seçeneği olarak bilinir
Be known as yapısından sonra bir ad geldiğinde bu yapı “olarak bilinmek” veya “diye adlandırılmak” anlamına gelir ve açıklamayı bir şeyin kabul edilmiş adıyla bağlar. Buradaki This, daha önce açıklanan uzun vadeli ödeme yöntemine gönderme yapar ve ifade bu yöntemi the annuity option olarak adlandırır. An annuity, planlanmış aralıklarla yapılan bir dizi ödemedir. Piyango bağlamında the annuity option, ikramiyeyi hemen tek seferde almak yerine zaman içinde bu ödemelerle almayı seçmek demektir; annuity yalnızca “yıllık” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki adlandırma ifadesi ve finans terimiyle tamamlayın: The choice to receive a prize through scheduled payments ____.
Cevabı göster
is known as the annuity option
Or you can take a much smaller lump sum paid out immediately. Kelime
1:40Ya da çok daha küçük bir toplu ödemeyi hemen alabilirsiniz.
lump sum: tek seferde ödenen toplam tutar
Lump sum, toplam bir tutarın taksitlere bölünmek yerine tek seferde ödenmesini veya alınmasını ifade eden kalıplaşmış bir finans terimidir. Bu cümlede take a ... lump sum, hemen yapılan bu tek ödemeyi almayı seçmek anlamına gelir. Much smaller, tutarın daha düşük olduğunu belirtir; tek seferde ödeme anlamını değiştirmez.
Alıştırma
Tek seferlik toplam ödemeyi ifade eden kalıplaşmış finans terimiyle cümleyi tamamlayın: The settlement was paid as a ____ rather than in monthly installments.
Cevabı göster
lump sum
To better understand the financial implications of this choice, Kelime
1:47Bu seçimin finansal etkilerini daha iyi anlamak için,
the financial implications of this choice: bir kararın finansal etkileri
Bu ifadede implications, bir kararın ardından ortaya çıkabilecek olası etkiler veya sonuçlar anlamına gelir. Financial, bu etkileri maliyetler, gelir, vergiler, nakit akışı veya risk gibi parayla ilgili konularla sınırlar. the implications of X yapısı, X'in neye yol açabileceğini incelemeye yöneltir. Seçimin sözcük anlamını sormaz ve implications tek başına sonuçların olumsuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Before choosing a repayment plan, consider the financial implications of each option,” cümlesinde “financial implications” ne anlama gelir?
- Finance sözcüğünün sözlük anlamı
- Olası finansal etkiler veya sonuçlar
- Seçimin para tasarrufu sağlayacağının garantisi
Cevabı göster
Olası finansal etkiler veya sonuçlar
walk through both: ikisini de adım adım açıklamak
Bu cümlede walk through, bir yeri yürüyerek geçmek değil, bir şeyi adım adım açıklamak veya incelemek anlamına gelir. Both, scenarios sözcüğünü niteler; yani konuşmacı yalnızca birini değil, iki senaryoyu da ele alacaktır. Let's, cümleyi dinleyiciye rehberlik eden bir davete dönüştürür: konuşmacı birazdan düzenli bir karşılaştırma yapacaktır. Bu kalıp süreçler, planlar, örnekler ve seçeneklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede walk through both scenarios ne anlama gelir?
- Gerçek iki yeri yürüyerek geçmek
- İki senaryoyu adım adım açıklamak
- İki senaryoyu atlayıp devam etmek
Cevabı göster
İki senaryoyu adım adım açıklamak
assuming you're the sole winner of a $3 million jackpot. Dilbilgisi
1:533 milyon dolarlık büyük ikramiyenin tek kazananı olduğunuzu varsayalım.
assuming you're the sole winner: bir öncül oluşturmak
Assuming, you're the sole winner yan cümlesini tartışmanın öncülü olarak sunar. Konuşmacı bunun doğru olduğunu iddia etmez; daha sonraki bir hesaplama veya sonuca geçebilmek için dinleyiciden bu koşulu geçici olarak kabul etmesini ister. Sole, tek veya yegâne anlamına gelir. Sole winner olan kişinin ikramiyeyi paylaşacağı başka kazanan yoktur. Başka bağlamlara da aktarılabilen assuming + yan cümle kalıbı, sonraki ifadenin hangi koşula bağlı olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Tek kazanan olduğunuz öncülünü oluşturmak için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: ____, you won't need to split the prize.
Cevabı göster
Assuming you're the sole winner
The annuity would pay roughly $50,000 the first year.
1:59Yıllık ödeme sistemi ilk yıl için yaklaşık 50.000 dolar ödeyecektir.
You'd then receive increasing annual payments Kalıp ifadeler
2:03Daha sonra artan yıllık ödemeler alırsınız
giderek artan yıllık ödemeler
increasing annual payments ifadesinde increasing, payments sözcüğünü niteler: ödenen miktar zamanla artar. Annual ise ödemelerin her yıl yapıldığını belirtir. İfade bir bütün olarak, giderek daha sık yapılan ödemeleri değil, her yılki tutarı büyüyen bir ödeme dizisini anlatır.
Alıştırma
increasing annual payments ne anlama gelir?
- Her yıllık ödeme aynı tutardadır.
- Ödemeler her yıl daha sık yapılır.
- Her yıl ödenen tutar zamanla artar.
Cevabı göster
Her yıl ödenen tutar zamanla artar.
toplamda 3 milyona ulaşmak
Reaching, ödeme planının sonucunu belirtir: tüm ödemeler toplandığında birikmiş tutar 3 milyona ulaşır. -ing yan cümlesi bu sonucu daha önce anlatılan sürece bağlar. A grand total of, nihai birleşik rakamı vurgulayarak sunmanın bir yoludur. Burada grand, total sözcüğünü güçlendirir; görkemli anlamına gelmez. Ayrıca 3 milyon, tek bir ödeme değil, tüm dönemin toplamıdır.
Alıştırma
Birikmiş tutarın nihai rakama ulaştığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Donations came in all week, ____ 80,000 dollars.
Cevabı göster
reaching a grand total of
Zaman çerçevesi belirten In the short term
In the short term, ardından gelen ifadenin zaman çerçevesini belirler. Yalnızca nispeten yakın bir döneme bakıldığını anlatır; dolayısıyla yargı her zaman dilimi için geçerliymiş gibi sunulmaz. Buradaki term, bir zaman dönemi anlamındadır; okul dönemi veya teknik terim anlamına gelmez. short term ifadesinin ne kadar uzun bir süreyi kapsadığı konuya ve bağlama bağlıdır.
Alıştırma
Yargıyı nispeten yakın bir dönemle sınırlayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, renting may be cheaper, but buying could help later.
Cevabı göster
In the short term
it might make sense to pay off any high-interest debts, Notlar
2:13yüksek faizli borçları ödemek mantıklı olabilir,
Dikkatli bir öneri için might make sense to
It might make sense to + fiilin yalın hâli, bir eylemin makul veya pratik bir seçenek olabileceğini belirtir. Bu cümlede make sense, mantıklı veya pratik olmak anlamındadır; pay ise to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Might, konuşanın kesinlik düzeyini ve karşı tarafa uyguladığı baskıyı azaltır. Konuşan kişi dikkatli bir öneride bulunur; dinleyenin harekete geçmek zorunda olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hedef ifadeyle dikkatli öneriyi tamamlayın: With prices changing every week, it ____ wait before buying.
Cevabı göster
might make sense to
like credit cards, auto loans, student loans, or mortgages.
2:17kredi kartları, taşıt kredileri, öğrenci kredileri veya ipotekler gibi.
pay off any high-interest debts: yüksek faizli borçları tamamen kapatmak
pay off any high-interest debts ifadesinde pay off, bir borcu tamamen geri ödemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Off tamamlanma anlamı katar: borca yalnızca bir ödeme yapılmaz, borç tümüyle kapatılır. high-interest, debts sözcüğünü niteler ve bu borçların yüksek faiz oranına sahip olduğunu belirtir. Any, tavsiyenin kişinin sahip olduğu yüksek faizli borçlardan herhangi birine uygulanmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tamamen geri ödemek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After receiving her bonus, Maya decided to ____ her high-interest loan.
Cevabı göster
pay off
the average American owed around $100,000
2:24ortalama bir Amerikalının borcu yaklaşık 100.000 dolardı
So the first few annuity payments could clear much of it. Kelime
2:30Bu yüzden ilk birkaç yıllık ödeme bunun büyük bir kısmını temizleyebilir.
borç bağlamında clear much of it
Burada clear, borcu ödeyerek ortadan kaldırmak anlamına gelen geçişli bir finans fiilidir. It zamiri daha önce söz edilen borca gönderme yapar. Much of it, bu borcun tamamını değil büyük bir kısmını ifade eder. Bu nedenle ilk birkaç ödeme, borç miktarını önemli ölçüde azaltabilir ancak bakiyenin tamamını ortadan kaldırmayabilir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: A tax refund could clear much of the outstanding debt. Burada clear much of ne anlama gelir?
- Borcun büyük bir kısmını geri ödemek
- Borcun büyük bir kısmını daha kolay görünür hâle getirmek
- Borcun büyük bir kısmını başka bir kredi verene aktarmak
Cevabı göster
Borcun büyük bir kısmını geri ödemek
Alternatively, initial payments could go towards building an emergency fund, Notlar
2:34Alternatif olarak, ilk ödemeler bir acil durum fonu oluşturmaya gidebilir,
Alternatively: başka bir seçenek sunmak
Alternatively, okuyucuya veya dinleyiciye sıradaki ifadenin daha önce değerlendirilen bir seçenekten farklı bir seçenek sunduğunu bildiren bir cümle zarfıdır. Burada dikkati ilk ödemelerin daha önce konuşulan kullanımından acil durum fonu oluşturma seçeneğine kaydırır. Zamanı değil, seçenekleri düzenler. “Daha sonra” veya “aynı anda” değil, “başka bir seçenek olarak” anlamında okunmalıdır. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bilgi eklemek veya eş zamanlı olayları anlatmak yerine açıkça alternatif bir seçenek sunuyor?
- Additionally, we should send everyone the agenda.
- Meanwhile, the support team is testing the connection.
- Alternatively, we could hold the meeting online.
Cevabı göster
Alternatively, we could hold the meeting online.
go towards building an emergency fund: paranın kullanımını belirtmek
Bu cümlede go towards building an emergency fund, ilk ödemelerin acil durum fonu oluşturmaya yardımcı olacak şekilde kullanılabileceği anlamına gelir. Buradaki go towards fiziksel bir hareketi anlatmaz; özne para veya başka bir kaynak olduğunda, desteklediği amacı belirtir. Genellikle toplam maliyetin tamamını karşılamayı değil, maliyete katkı sağlamayı ifade eder. Towards bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Bu yüzden build değil building kullanılır: go towards + building an emergency fund.
Alıştırma
Hangi cümle hibenin bir kısmının laboratuvar inşaatı masraflarına katkı sağlayacağı anlamına gelir?
- Some of the grant will go towards build a new lab.
- The team will walk towards the new lab after lunch.
- Some of the grant will go towards building a new lab.
Cevabı göster
Some of the grant will go towards building a new lab.
that could cover 3 to 6 months of expenses. Dilbilgisi
2:423 ila 6 aylık masrafları karşılayabilecek.
an emergency fund: kişisel acil durum birikimi
Acil durum fonu, beklenmedik zorunlu masraflar veya ani gelir kaybı için bilinçli olarak ayrılan paradır. Bu cümlede ardından gelen ilgi cümleciği yaygın bir ölçütü açıklar: Para genellikle bir tasarruf hesabında tutulur ve birkaç aylık gideri ödeyebilir. Buradaki fund, özel bir yatırım ürününü ya da devlet veya sağlık programını değil, paranın amacını anlatır. Bunu kişisel veya ailevi bir mali güvence olarak düşünebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kişisel finans terimiyle tamamlayın: Money set aside for unexpected essential costs is called an ____.
Cevabı göster
emergency fund
that could cover ... expenses: mali kapasiteyi anlatan ilgi cümleciği
That, önceki savings account adını niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik hesabın amaçlanan kapasitesini ekler: Hesapta üç ila altı aylık gideri ödemeye yetecek kadar para bulunacaktır. Finans bağlamında cover + gider, maliyet veya fatura, onu ödemeye yetecek durumda olmak anlamına gelir. Could bunu olası veya planlanan bir kapasite olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: ad + that could cover + miktar veya maliyet.
Alıştırma
Cümleyi that + could + ödemeye yetmek anlamındaki fiille tamamlayın: We need savings ____ three months of rent.
Cevabı göster
that could cover
This would put you ahead of most Americans. Kalıp ifadeler
2:45Bu sizi çoğu Amerikalının önüne geçirecektir.
put you ahead of most: göreli bir avantaj yaratmak
put + kişi + ahead of + karşılaştırma grubu kalıbı, bir şeyin kişiye ilerleme, hazırlık, performans veya konum bakımından göreli bir avantaj sağladığını belirtir. Bu cümlede avantaj, çoğu Amerikalıyla karşılaştırılarak ölçülüyor. Ahead burada karşılaştırma bildirir; fiziksel olarak onların önünde durmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “başkalarına göre size avantaj sağlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Learning the software early could ____ most new employees.
Cevabı göster
put you ahead of
A 2024 survey found that only 46% of adults
2:492024 yılında yapılan bir anket, yetişkinlerin yalnızca %46'sının
had enough saved funds to pay 3 months of bills.
2:543 aylık faturalarını ödeyecek kadar birikmiş fonu olduğunu ortaya koymuştur.
might not be as thrilling as an immediate tidal wave of cash. Notlar
3:02aniden gelen bir nakit dalgası kadar heyecan verici olmayabilir.
in a slow drip: azar azar gelmek
In a slow drip, uzun bir süre boyunca bir şeyi küçük miktarlar hâlinde almayı sıvı damlamasına benzeten bir mecazdır. Burada gerçek bir sıvıyı değil, kazancın nasıl geldiğini anlatır. Yalnızca slowly demekle karşılaştırıldığında bu görüntü, küçük parçaların tekrar tekrar gelmesini vurgular ve deneyimin daha az ani veya heyecanlı olduğu izlenimini verebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede in a slow drip, bir şeyin zaman içinde küçük miktarlarda açıklandığını anlatmak için mecazi olarak kullanılmıştır?
- The agency published the full report at noon.
- Water dripped slowly from the broken pipe.
- The agency released the details in a slow drip over several weeks.
Cevabı göster
The agency released the details in a slow drip over several weeks.
not be as thrilling as ...: daha düşük bir dereceyi karşılaştırma
Bu ifade, not be as + sıfat + as + karşılaştırma ögesi kalıbını kullanır. Burada thrilling sıfat, an immediate tidal wave of cash ise karşılaştırma ögesidir. İkinci as karşılaştırılan ögeyi getirir; 'çünkü' ya da '-iken' anlamına gelmez. Bu olumsuz eşitlik karşılaştırması, kazancı yavaş yavaş almanın büyük bir miktarı hemen almak kadar heyecan verici olmayabileceğini anlatır. Heyecan derecelerini karşılaştırır; bu nedenle kademeli seçeneğin hiç heyecan verici olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha düşük bir dereceyi karşılaştırmak için not as ... as yapısıyla cümleyi tamamlayın: The sequel was not ____ exciting ____ the first film.
Cevabı göster
as · as
immediate tidal wave of cash: paranın bir anda gelmesini anlatan mecaz
an immediate tidal wave of cash ifadesinde tidal wave, çok büyük miktarda paranın ani ve güçlü biçimde gelmesini anlatan bir mecazdır; immediate ise paranın bir kerede hemen geldiğini vurgular. Gerçek bir dalgadan söz edilmez. Bu imge, paranın tek seferde gelişini yavaş veya kademeli olmaktan ziyade çarpıcı ve heyecan verici gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede an immediate tidal wave of cash neyi vurguluyor?
- Küçük ödemelerin azar azar gelmesi
- Para taşıyan gerçek bir okyanus dalgası
- Büyük miktarda paranın aniden gelmesi
Cevabı göster
Büyük miktarda paranın aniden gelmesi
However, when used wisely: karşıtlık ve kısaltılmış edilgen when cümlesi
However, ardından gelen iddianın önceki açıklamayla karşıtlık kurduğunu gösterir. When used wisely, when ile kurulan edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir; burada örtük özne the annuity olduğundan tam biçim when it is used wisely olur. when + geçmiş zaman ortacı kalıbı bir koşulu veya durumu daha kısa ifade eder. Atlanan özne, ana cümlenin öznesinden açıkça anlaşılmalı ve ortaç edilgen anlamı korumalıdır: anüite kullanma eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan şeydir.
Alıştırma
"However, when used wisely," içindeki kısaltılmış yan cümleyi en doğru şekilde açan ifade hangisidir?
- when it is used wisely
- when it uses wisely
- when wisdom is used
Cevabı göster
when it is used wisely
the annuity can provide financial stability from the start Kalıp ifadeler
3:09yıllık ödeme baştan itibaren finansal istikrar sağlayabilir
provide financial stability from the start: en başından itibaren mali istikrar sağlamak
Provide financial stability, bir kişinin mali durumunun istikrarlı ve güvenli olmasına yardımcı olmak demektir. Financial stability, provide fiilinin doğrudan nesnesidir ve bu eşdizim gelir planlarını, poliçeleri veya programları nötr ile resmî arası bir dille anlatırken doğal kullanılır. From the start, en erken aşamadan itibaren anlamına gelen bir zaman zarfı ifadesidir. Faydanın ancak daha sonra değil, hemen mevcut olduğunu vurgular; start burada fiziksel bir yer değildir.
Alıştırma
Cümleyi “ilk andan itibaren mali güvence vermek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A reliable income plan can ____.
Cevabı göster
provide financial stability from the start
while ensuring a steady income stream for the future. Kalıp ifadeler
3:13gelecek için istikrarlı bir gelir akışı sağlarken.
steady income stream: istikrarlı gelir akışı
Steady income stream, düzenli ve güvenilir biçimde gelmeye devam eden para anlamına gelir. Steady istikrarı vurgularken income stream geliri zaman içinde akan bir şey olarak anlatır; gerçek bir su akıntısını ifade etmez. Bu cümlede ifade, tek seferlik bir ödeme yerine gelecekte güvenilebilecek devamlı gelire odaklanır. Kişisel finans ve iş dünyasında düzenli gelirlerden söz ederken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi devam eden güvenilir gelir anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A pension can provide a ____ after retirement.
Cevabı göster
steady income stream
But maybe your goal is strictly to maximize your winnings. Kalıp ifadeler
3:18Ancak belki de hedefiniz tamamen kazancınızı en üst düzeye çıkarmaktır.
strictly to maximize your winnings: yalnızca kazancı en üst düzeye çıkarmak
Burada strictly, amacın kapsamını sınırlar: dikkate alınan tek hedef maximize your winnings, yani kazanılan parayı olabildiğince artırmaktır. Birinin sert veya aşırı katı olduğunu anlatmaz. goal is strictly to + fiilin yalın hâli kalıbı, dar ve açık biçimde tanımlanmış bir amaç sunar. Maximize + isim, o ismin belirttiği miktarı veya düzeyi olabildiğince büyütmek anlamına gelir; winnings ise oyun, yarışma veya bahisten kazanılan paradır.
Alıştırma
Her goal is strictly to maximize her winnings cümlesinde strictly ne işe yarar?
- Amacını, kazandığı parayı olabildiğince artırmakla sınırlar.
- Kazandığı paranın kesinlikle artacağını garanti eder.
- Kurallara sert bir biçimde uyduğunu söyler.
Cevabı göster
Amacını, kazandığı parayı olabildiğince artırmakla sınırlar.
the upfront lump sum might actually be the better choice. Kelime
3:24peşin toplu ödeme aslında daha iyi bir seçim olabilir.
In that case: bir durumu sonuca bağlamak
In that case, “o durumda” veya “eğer durum buysa” anlamına gelir. That, az önce sözü edilen bir koşula ya da gerçeğe gönderme yapar; case ise burada “durum” demektir. Cümlenin başında kullanıldığında önceki öncülü ardından gelen yargıya, karara veya sonuca bağlar. Sonucun o belirli duruma bağlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir toplantı iptal edildi ve bu haber nedeniyle yeni bir plan önermek istiyorsunuz. Bağlayıcı ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?
- In any case, let's meet online instead.
- In that case, let's meet online instead.
- In the case, let's meet online instead.
Cevabı göster
In that case, let's meet online instead.
The upfront lump sum: başlangıçta yapılan tek ödeme
The upfront lump sum, toplam bir tutarın başlangıçta tek seferde ödenmesini veya alınmasını anlatan bir isim öbeğidir. Lump sum temel isimdir ve tek bir tam ödeme anlamına gelir; upfront ise ödemenin ne zaman yapıldığını belirtir. Burada upfront, dürüst veya doğrudan bir tavrı değil, ödemenin zamanını anlatır. Bu ifade, paranın taksitlere ya da zamana yayılan düzenli ödemelere bölünmesiyle karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Hangi teklif an upfront lump sum niteliğindedir?
- Tutarın tamamı başlangıçta tek seferde ödenir.
- Tutar yalnızca iş tamamlandıktan sonra ödenir.
- Tutar on iki aylık ödemeye bölünür.
Cevabı göster
Tutarın tamamı başlangıçta tek seferde ödenir.
and it's often subject to a higher tax rate. Kalıp ifadeler
3:33ve genellikle daha yüksek bir vergi oranına tabidir.
Even though: ödünleme bildirmek
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: bir sonucun aleyhine sayılabilecek bir gerçeği sunarken o sonucun yine de geçerli kaldığını belirtir. Burada ikramiyenin bir bölümünün kaybedilmesi ve daha yüksek vergi oranı dezavantaj olarak kabul edilir. Bunlar sonucun nedeni değil, çevredeki savın ana iddiasını değiştirmeden kabul ettiği engellerdir.
Alıştırma
even though ile kurulan ilişkiyi hangi seçenek doğru açıklar?
- Ana iddianın doğru olmasının nedenini verir.
- Karşıt bir gerçeği kabul ederken ana iddiayı korur.
- Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir koşul belirtir.
Cevabı göster
Karşıt bir gerçeği kabul ederken ana iddiayı korur.
forfeit about half the advertised ...: duyurulan ödülün bir bölümünü kaybetmek
Vurgulanan sözcükler sonraki jackpot sözcüğüyle birlikte okunmalıdır: forfeit about half the advertised jackpot. Forfeit, genellikle bir seçim, kural veya sonuç nedeniyle, normalde almaya hak kazanacağınız bir şeyi kaybetmek demektir. About half yaklaşık bir miktar verir; advertised ise kamuya duyurulan büyük ikramiye tutarını niteler. Dolayısıyla ifade, bir reklamın yarısını kaybetmek değil, duyurulan büyük ödülün yaklaşık yarısını kaybetmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede forfeit about half the advertised jackpot ne anlama gelir?
- Kamuya duyurulan büyük ikramiye tutarının yaklaşık yarısını kaybetmek
- Paranın yaklaşık yarısını reklama harcamak
- Duyurulmadan önce büyük ikramiyenin tamamını almak
Cevabı göster
Kamuya duyurulan büyük ikramiye tutarının yaklaşık yarısını kaybetmek
be subject to a higher tax rate: daha yüksek bir vergi oranına tabi olmak
be subject to + isim öbeği yapısında subject, bir kuralın, koşulun, ücretin veya riskin yönetimine ya da etkisine tabi olmayı anlatan bir sıfattır. Burada paranın daha yüksek bir oranla vergilendirildiği anlamına gelir. Kuraldan etkilenen kişi veya şey be fiilinden önce gelir: a payment can be subject to tax bir ödemenin vergiye tabi olabileceğini, a plan can be subject to approval ise bir planın onay gerektirebileceğini belirtir. Burada subject, “konu” veya “ders” anlamında değildir.
Alıştırma
be subject to yapısını tamamlayın: Under the new rules, this bonus is ____ federal tax.
Cevabı göster
subject to
A $3 million jackpot might leave you with just $850,000 Kalıp ifadeler
3:383 milyon dolarlık büyük ikramiye size sadece 850.000 dolar bırakabilir
leave you with just $850,000 after deductions: kesintilerden sonra elinizde yalnızca 850.000 dolar bırakmak
Leave someone with + isim öbeği, bir olayın veya sürecin yol açtığı sonucu anlatır: sonrasında o kişi belirtilen miktara, şeye, soruna veya duyguya sahip olur ya da onu elinde tutar. Burada kesintiler 3 milyon dolarlık ikramiyeyi azaltabilir ve elinizde yalnızca 850.000 dolar kalmasına neden olabilir. Might bunun olası bir sonuç olduğunu gösterir; just ise kalan miktarın şaşırtıcı derecede az olduğunu vurgular. After all these deductions, sonucun tüm kesintilerden sonra ölçüldüğünü belirtir. Bu yapıda leave, “bir yerden ayrılmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede leave someone with, masraflardan sonra kalan sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- Ana left the hospital with $300 in her bag.
- The hospital bills left Ana with only $300 in savings.
- Ana left $300 for the hospital at the front desk.
Cevabı göster
The hospital bills left Ana with only $300 in savings.
Still, with some patience: devam etmeden önce olumsuzluğu kabul etmek
Burada Still, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelen bir cümle zarfıdır; “devam etme” ya da “hareketsiz olma” anlamında değildir. Daha önce belirtilen bir zorluğa veya olumsuzluğa gönderme yapar, bunu kabul eder ve ardından konuşanın ya da yazarın ana düşüncesini ilerletmesini sağlar. With some patience kısa bir koşul ekler: sabırlı olmak, ardından gelen daha olumlu sonucu mümkün kılabilir. Bu sözler birlikte düşünceyi “sorunu kabul et, sonra olasılığı koru” şeklinde düzenler.
Alıştırma
Hangi seçenekte Still bir aksiliği kabul edip ardından hâlâ mümkün olan bir düşünceyi sürdürür?
- She is still reading the report.
- Hold still for the photograph.
- The first test failed. Still, with a little time, the team can recover.
Cevabı göster
The first test failed. Still, with a little time, the team can recover.
end up with more: nihai bir sonuca ulaşmak
End up with + isim öbeği, bir süreç sonunda birinin sahip olduğu veya karşı karşıya kaldığı şeyi belirtir. Bu cümlede isim öbeği more money olduğundan, olası nihai miktar karşılaştırılan miktardan daha büyüktür. End up çoğu zaman bu sonucun başlangıçta kesin veya açık olmadığını düşündürür. With, nihai sahip olunan şeyi veya sonucu tanıtır; sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi end ile başlayan ve “sonunda sahip olmak” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After comparing several offers, we could ____ more money in our savings account.
Cevabı göster
end up with
compound interest (bileşik faiz)
Compound interest, «bileşik faiz» demektir: faiz hem başlangıçtaki ana para hem de bakiyeye daha önce eklenmiş faiz üzerinden hesaplanır. Basitçe söylemek gerekirse, faizin kendisi de yeni faiz getirebilir. Bu cümlede ifade, konuşmacının yararlanılabileceğini söylediği büyüme mekanizmasını adlandırır; compound, faizin sonraki hesaplamalara tekrar tekrar katıldığını belirtir.
Alıştırma
Compound interest kavramını doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Daha önce kazanılan faiz de faiz getirir.
- Faiz yalnızca başlangıçtaki ana para üzerinden hesaplanır.
- Hesap bakiyesi hiç değişmez.
Cevabı göster
Daha önce kazanılan faiz de faiz getirir.
builds like a snowball (kartopu gibi büyür)
Builds like a snowball, büyümenin daha fazla büyümeyi beslediğini anlatan bir benzetmedir. Yuvarlanan bir kartopu daha fazla kar toplar ve büyür; burada bileşik faiz, gittikçe büyüyen bir bakiye üzerinde birikir. Like gerçek bir olayı değil, bir karşılaştırmayı başlatır. Bu ifade, soyut bir birikim düzenini gözde canlandırması kolay bir sürece dönüştürür.
Alıştırma
"Small problems can build like a snowball," cümlesindeki benzetme ne anlama gelir?
- İlk değişiklikten sonra kaybolurlar.
- Her yeni etki var olana eklendikçe büyüyebilirler.
- Soğuk ve yuvarlak hâle gelirler.
Cevabı göster
Her yeni etki var olana eklendikçe büyüyebilirler.
and then start earning interest on that interest. Kelime
4:02ve sonra o faiz üzerinden de faiz kazanmaya başlarsınız.
start earning interest on that interest: bileşik faizin işleyişi
Burada earn interest on that interest, daha önce kazanılmış faizin yeni faiz üretebilen tutarın bir parçası hâline gelmesi demektir. That, önceden kazanılan faize gönderme yapar; dolayısıyla interest sözcüğünün iki kullanımı da finansal anlamdadır. Bu, bileşik büyümenin temel mekanizmasıdır: getiri yalnızca ana paradan değil, önceki getirilerden de elde edilir.
Alıştırma
“The account starts earning interest on the interest it earned last year,” cümlesinde ne oluyor?
- Hesap sahibi bankacılığa ilgi duymaya başlıyor.
- Önceden kazanılan faiz artık ek faiz üretiyor.
- Yalnızca ilk yatırılan para faiz üretiyor.
Cevabı göster
Önceden kazanılan faiz artık ek faiz üretiyor.
Benjamin Franklin famously illustrated this
4:06Benjamin Franklin bunu meşhur bir şekilde örneklendirmiştir
by leaving just 1,000 pounds in two accounts in 1790
4:091790 yılında iki hesapta sadece 1.000 pound bırakarak
with instructions to let it compound. Dilbilgisi
4:14bunun bileşik faizle büyümesine izin verilmesi talimatıyla.
with instructions to let it compound: eşlik eden bir talimat
With instructions to + fiilin yalın hâli, daha önceki bir eylem veya düzenlemeye eşlik eden talimatı ekleyen bir with öbeğidir. Burada to let it compound talimatların içeriğini belirtir: para yerinde bırakılmalı ve bileşik faiz yoluyla büyümeye devam etmelidir. Let sonrasında nesne + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu nedenle doğru yapı let it compound biçimindedir; let it to compound kullanılmaz. Bu cümlede it parayı belirtir ve compound bir fiildir.
Alıştırma
Yatırılan paranın bileşik büyüme talimatıyla bırakıldığını belirten hedef ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The money was deposited ____.
Cevabı göster
with instructions to let it compound
So, if you took the $850,000 lump sum Dilbilgisi
4:24Dolayısıyla, eğer 850.000 dolarlık toplu parayı alır
if you took ... and invested ..., it could ...: varsayımsal koşul ve olası sonuç
if yan tümcesi, toplu ödemeyi alıp yatırıma yönlendirmek gibi hayalî bir seçimi ortaya koyar. Took ve invested geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada daha önce gerçekleşmiş eylemleri değil, varsayımsal bir durumu belirtir. Ana tümcede could, bir vaat değil, olası bir sonuç verir. if + geçmiş zaman biçimi, ... could + fiilin yalın hâli yapısı, gerçek dışı veya belirsiz bir koşul altında neler olabileceğini değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Burada if you took ... and invested ..., it could ... ne anlatıyor?
- Tamamlanmış bir geçmiş eylem ve bilinen sonucu
- Varsayımsal bir seçim ve olası bir sonuç
- Yatırım yapılmasını isteyen doğrudan bir emir
Cevabı göster
Varsayımsal bir seçim ve olası bir sonuç
grow exponentially over time: zaman içinde üstel olarak büyümek
Grow exponentially over time, tekrarlanan oransal artışlarla büyümek ve sonraki artışların daha büyük bir taban üzerinden gerçekleşmesi demektir. Bu nedenle eklenen miktar zaman geçtikçe giderek büyüyebilir. Exponentially yalnızca “çok” veya “çok hızlı” anlamına gelmez. Bir büyüme modelini adlandırır; over time ise bu modelin tek bir anda değil, bir dönem boyunca geliştiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi durum grow exponentially over time ifadesini en iyi örnekler?
- Bir mağaza bir fiyatı bir kez artırır ve sonra değiştirmez.
- Bir kumbaraya her ay tam olarak on dolar eklenir.
- Mevcut kullanıcılar yeni kullanıcılar davet ettikçe kullanıcı tabanı her ay ikiye katlanır.
Cevabı göster
Mevcut kullanıcılar yeni kullanıcılar davet ettikçe kullanıcı tabanı her ay ikiye katlanır.
and is typically considered a stable long-term investment. Kalıp ifadeler
4:41ve tipik olarak istikrarlı bir uzun vadeli yatırım olarak kabul edilir.
S&P 500: önemli bir ABD borsa endeksi
S&P 500, yaklaşık 500 önde gelen büyük ABD şirketinin performansını izleyen önemli bir Amerikan borsa endeksinin adıdır. Buradaki 500, temsil edilen şirketleri belirtir; bir para tutarı ya da ürün numarası değildir. Teknik olarak S&P 500 bir endekstir, fon değildir. Yatırımcılar S&P 500'ü takip etmek üzere tasarlanmış bir endeks fonu satın alabilir.
Alıştırma
Bu finans bağlamında S&P 500 neyi ifade eder?
- 500 ABD dolarlık bir yatırım tutarı
- Yaklaşık 500 önde gelen şirketi temsil eden önemli bir ABD borsa endeksi
- Tek bir şirketin adı
Cevabı göster
Yaklaşık 500 önde gelen şirketi temsil eden önemli bir ABD borsa endeksi
index fund: piyasa endeksini takip eden fon
Bir index fund, bir piyasa endeksinin performansını takip etmek üzere tasarlanmış yatırım fonudur. Genellikle birkaç başarılı şirket seçmeye çalışmak yerine parayı endekse göre birçok yatırıma dağıtır. Buradaki index, kitabın sonundaki alfabetik dizin değil, bir piyasayı ölçen finansal göstergedir. Bir endeks fonunun değeri piyasayla birlikte yükselebilir veya düşebilir; bu nedenle nakit tutmak için kullanılan bir tasarruf hesabıyla aynı değildir.
Alıştırma
index fund için en doğru tanım hangisidir?
- Bir piyasa endeksini takip etmek üzere tasarlanmış yatırım fonu
- Bir finans kitabının sonundaki alfabetik dizin
- Nakit tutmak için kullanılan sıradan bir banka hesabı
Cevabı göster
Bir piyasa endeksini takip etmek üzere tasarlanmış yatırım fonu
stable long-term investment: istikrarlı uzun vadeli yatırım
stable long-term investment, görece istikrarlı olması ve uzun yıllar elde tutulmaya uygun olması beklenen bir yatırımı anlatır. stable ve long-term sözcüklerinin ikisi de investment sözcüğünü niteler; long-term, isimden önce gelen birleşik bir sıfat olduğu için kısa çizgiyle yazılır. Buradaki stable bir karşılaştırmadır, vaat değildir. Daha riskli seçeneklere göre daha az dalgalanma veya daha fazla öngörülebilirlik belirtir; ancak risksiz ya da garantili anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin tam ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Many investors consider the fund a ____.
Cevabı göster
stable long-term investment
Historically, it's returned an average of 10.5% per year. Kelime
4:45Tarihsel olarak, yılda ortalama %10,5 getiri sağlamıştır.
return an average of ... per year: yıllık ortalama getiriyi ifade etmek
Bu finans bağlamında return, “bir yatırım kazancı veya kaybı üretmek” anlamına gelen bir fiildir. it's returned, it has returned ifadesinin kısaltmasıdır ve it, S&P 500'ü belirtir. Present perfect, referans alınan zamana kadar olan tarihsel performansı özetler. An average of 10.5% per year, yıllık ortalama %10,5 getiri demektir. Bazı yıllar daha yüksek, daha düşük veya negatif olabilir; dolayısıyla her yıl tam olarak %10,5 getiri sağlandığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede returned ne anlama geliyor? The index returned an average of 10.5% per year.
- Endeks yılda bir kez sahibine geri verildi.
- Endeks daha önce ulaştığı bir seviyeye geri döndü.
- Endeks yılda ortalama %10,5 yatırım getirisi sağladı.
Cevabı göster
Endeks yılda ortalama %10,5 yatırım getirisi sağladı.
If you'd won ... it'd be worth ... today: gerçek dışı geçmiş ve şimdiki sonuç
Bu, karma bir gerçek dışı koşul cümlesidir: farklı bir geçmiş hayal eder ve bunun şimdiki zamandaki gerçek dışı sonucunu verir. Kazanma ve yatırım yapma, hayal edilen biçimde gerçekleşmemiştir; 19 milyon doların üzerindeki değer de varsayımsaldır. you'd won, you had won anlamına gelir. if yan cümlesinde had + past participle kullanılır ve had hem won hem de invested için geçerlidir. Sonuç cümlesinde would + fiilin yalın hâli kullanılır: it'd be worth, it would be worth demektir; today ise sonucu şimdiki zamana yerleştirir.
Alıştırma
Parantezdeki fiilleri kullanarak karma gerçek dışı koşul cümlesini tamamlayın: If Lena ____ the money ten years ago, it ____ much more today. (invest; be worth)
Cevabı göster
had invested · would be worth
Ultimately, choosing between the lump sum and the annuity
5:02Sonuç olarak, toplu para ile yıllık ödeme arasında seçim yapmak
comes down to knowing your own goals and priorities. Öbek fiiller
5:05kendi hedeflerinizi ve önceliklerinizi bilmeye bağlıdır.
comes down to knowing your own goals and priorities: sonuçta kendi hedeflerini ve önceliklerini bilmeye bağlı olmak
Come down to, “diğer ayrıntılar değerlendirildikten sonra en önemli etken tarafından belirlenmek” anlamına gelir. Burada konuşmacı karmaşık bir finansal seçimi tek bir belirleyici konuya indirger: kendi hedeflerinizi ve önceliklerinizi anlamak. comes down to knowing ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir, knowing gibi bir gerund veya soru sözcüklü bir yan cümle gelebilir. Burada aşağı doğru hareket anlamı yoktur.
Alıştırma
“Sonuçta ... tarafından belirlenmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After all the discussion, the decision ____ one question: can we afford it?
Cevabı göster
comes down to
Are you content to wait decades as your fortune builds? Kelime
5:09Servetiniz inşa edilirken onlarca yıl beklemeye razı mısınız?
content to wait: sıfat content ile sakin kabulleniş
content to wait ifadesinde content, durumdan memnun olmak veya durumu sakin biçimde kabullenmeye razı olmak anlamındaki bir sıfattır. Soru, dinleyicinin onlarca yıl beklemeyi kabul edip edemeyeceğini sorar; content burada içerik veya malzeme anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp be content to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp, eylemi mutlaka heyecanlı veya keyifli olmasa da kabul edilebilir bir seçenek olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: Leo is content to wait for the next bus?
- Bir sonraki otobüsü bekleyemiyor.
- Bir sonraki otobüs hakkında bilgi okuyor.
- Bir sonraki otobüsü beklemeyi sakince kabul ediyor.
Cevabı göster
Bir sonraki otobüsü beklemeyi sakince kabul ediyor.
feel more reassuring than one big payout? Kelime
5:16büyük bir ödemeden daha mı güven verici geliyor?
a lifetime of steady paychecks: uzun vadeli düzenli gelir
A lifetime of steady paychecks, tüm çalışma hayatı veya başka çok uzun bir dönem boyunca düzenli biçimde güvenilir gelir elde etmek anlamına gelir. A lifetime of zaman aralığını belirler, steady güvenilirliği vurgular ve paychecks tekrar tekrar alınan geliri adlandırır. Bu karşılaştırmada paychecks, bir yığın kâğıt çek anlamına gelmez. Uzun vadeli taksitleri maaşa benzer bir mali güvence olarak sunar ve tek seferde alınan one big payout ile karşılaştırır.
Alıştırma
a lifetime of steady paychecks ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Ömür boyu saklanan bir yığın eski kâğıt çek.
- Tek seferde alınan çok büyük bir ödeme.
- Uzun yıllar boyunca alınan düzenli gelir.
Cevabı göster
Uzun yıllar boyunca alınan düzenli gelir.
one big payout: tek seferde alınan büyük bir miktar
Bu karşılaştırmada one big payout, tek seferde alınan büyük miktarda para anlamına gelir. Ömür boyunca düzenli olarak gelen steady paychecks, yani istikrarlı maaş ödemeleriyle karşılaştırılır. Payout; piyango, sigorta şirketi, yatırım, işveren veya benzer bir kaynağın dağıttığı parayı belirten sayılabilir bir isimdir. Alıcının eline geçen miktara odaklanır; alıcının ödediği sıradan bir harcama anlamına gelmez.
Alıştırma
En uygun ismi seçin: The lottery winner chose one large ______ instead of annual installments.
- expense
- payout
- paycheck
Cevabı göster
payout
What kind of life do you want to live? düşünmeye yönelten bir soru olarak
Bu bağlamda What kind of life do you want to live? yalnızca bir kategori isteyen değil, düşünmeye yönelten bir sorudur. Dinleyicilerden seçimlerinin hangi değerleri, öncelikleri ve günlük yaşam deneyimini desteklemesini istediklerini düşünmelerini ister. Doğrudan sorulan bu soru, tartışmayı finansal seçenekleri karşılaştırmaktan kişisel bir değerlendirme yapmaya taşır. Konuşmalarda ve ikna edici yazılarda, sözlü bir yanıt beklenmese bile böyle bir soru dinleyiciyi düşünmeye katabilir.
Alıştırma
Bir konuşmada What kind of life do you want to live? sorusunun temel amacı nedir?
- Dinleyicilerden hayatlarını resmî bir kategoriye yerleştirmelerini istemek.
- Dinleyicileri kendi değerleri ve öncelikleri üzerine düşünmeye davet etmek.
- Dinleyicilerin finansal bir bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığını sınamak.
Cevabı göster
Dinleyicileri kendi değerleri ve öncelikleri üzerine düşünmeye davet etmek.
Understanding your values also makes it easier to spend with intention Notlar
5:22Değerlerinizi anlamak, bilinçli harcamayı da kolaylaştırır
Understanding your values also makes it easier to...: X, Y'yi yapmayı kolaylaştırır
Understanding your values, özne görevi gören -ing yapılı bir isim-fiil grubudur. Bir etkinliği tek bir fikir olarak sunduğu için makes tekil fiili grubun tamamıyla uyum sağlar. makes it easier to spend yapısında it, önden kullanılan biçimsel nesnedir; kolaylaşan asıl eylem, arkadaki to-infinitive olan to spend ile verilir. Aktarılabilir kalıp Doing X makes it easier to do Y şeklindedir ve X'in Y'yi yapma zorluğunu azalttığını anlatır. Also, bunun ek bir yarar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi make + it + easier + to yapısıyla tamamlayın ve make fiilini özneye uygun biçimde kullanın: Planning your week ____ finish homework on time.
Cevabı göster
makes it easier to
spend with intention: bilinçli ve amaçlı harcama yapmak
Spend with intention, ihtiyaçlara, hedeflere ve değerlere göre düşünerek harcama kararı vermek; otomatik ya da dürtüsel davranmamak demektir. with intention edat grubu, harcamanın nasıl yapıldığını açıklar. Burada intention, belirli bir şeyi satın alma niyetini değil, harcamaya yönelik genel bir yaklaşımı anlatır. İfade hiç para harcamamak anlamına gelmez; satın almadan önce o alışverişin neden uygun olduğunu düşünmek demektir.
Alıştırma
Hangi davranış spend with intention ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- Hiçbir koşulda para harcamayı kabul etmez.
- Gözüne çarpan her şeyi hemen satın alır.
- Bir alışveriş yapmadan önce hedeflerini ve bütçesini kontrol eder.
Cevabı göster
Bir alışveriş yapmadan önce hedeflerini ve bütçesini kontrol eder.
avoid impulsive buys: dürtüsel alışverişlerden kaçınmak
To avoid impulsive buys, bir şeye gerçekten ihtiyaç olup olmadığına karar vermeden önce ani bir dürtüyle alışveriş yapmamak için kendini tutmak demektir. Bütçe ve kişisel finans tavsiyelerinde sık kullanılan bir ifadedir. Burada buys, satın alma eylemlerini veya satın alınan şeyleri ifade eden çoğul bir isimdir; She buys cümlesindeki gibi fiil değildir. impulsive bu satın alımları niteler ve isim grubunun tamamı avoid fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
“Ani bir dürtüyle yapılan satın alımları önlemek” anlamını veren vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: A 24-hour waiting rule can help you ____.
Cevabı göster
avoid impulsive buys
And this mindset isn't just for lottery winners. Anlatım akışı
5:31Ve bu zihniyet sadece piyango talihlileri için değildir.
this mindset isn't just for lottery winners: bu düşünce biçimi yalnızca piyango kazananlar için değildir
This mindset, daha önce anlatılan para hakkındaki düşünme biçimine gönderme yapar: ne istediğini bilmek ve önem verdiğin şeylere göre harcama yapmak. İşaret sözcüğü this, önceki bu fikirleri tek bir konu altında toplar. Isn't just for lottery winners dar bir sınırı ortadan kaldırır. Dinleyicilere aynı yaklaşımın piyango kazananlar gibi özel bir örneğin ötesinde, sıradan insanlar için de geçerli olduğunu söyler. Böylece cümle, tavsiyenin kapsamını genişleterek örneği sonlandırır.
Alıştırma
This mindset isn't just for lottery winners cümlesi konuşmada ne yapar?
- Piyango ödüllerinin nasıl ödendiğini açıklar.
- Önceki tavsiyeyi piyango kazananların ötesine genişletir.
- Tavsiyeyi piyango kazanan kişilerle sınırlar.
Cevabı göster
Önceki tavsiyeyi piyango kazananların ötesine genişletir.
Say you spend: “varsayalım” anlamındaki Say
Burada cümlenin başındaki Say, “söylemek” değil, “varsayalım” veya “hayal edelim” anlamındadır. Varsayımsal bir durum kurar: Dinleyiciden, konuşmacının sonraki hesabını veya açıklamasını takip edebilmesi için günde 3 dolar harcadığını hayal etmesi istenir. Tekrar kullanılabilen kalıp Say + özne + fiildir. Açıklamalarda ve tahminlerde, gerçek olduklarını ileri sürmeden örnek sayı veya koşulları hızlıca tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümlede Say “varsayalım” anlamındadır?
- Say you have thirty minutes before the train leaves. What can you finish?
- Please say your name clearly.
- She said she would arrive at noon.
Cevabı göster
Say you have thirty minutes before the train leaves. What can you finish?
you had instead chosen to invest that money consistently,
5:45bunun yerine bu parayı istikrarlı bir şekilde yatırmayı seçmiş olsaydınız,
you could likely retire with over a million dollars.
5:49muhtemelen bir milyon doların üzerinde bir parayla emekli olabilirdiniz.
If ... had chosen ..., you could likely retire ...: gerçek dışı geçmiş ve şimdiki ya da gelecek sonuç
If you had ... chosen, 18 yaşında farklı bir seçim yapıldığını hayal etmek için if + past perfect kullanır. Kişinin gerçek geçmişte bu yatırım tercihini yapmadığını ima eder; instead ise bunu gerçekte olanın alternatifi olarak gösterir. Buradaki had chosen gerçek bir seçimi bildirmez. Sonuç cümleciği you could likely retire ..., gerçekleşmemiş geçmiş seçimin olası şimdiki veya gelecekteki sonucunu verir. Likely tahmini temkinli hâle getirir; have retired yerine retire kullanılması da emekliliği tamamlanmış bir geçmişe yerleştirmez.
Alıştırma
Nora 18 yaşında biriktirmeye başlamadı ve erken emeklilik hâlâ şimdiki veya gelecekteki varsayımsal bir sonuç. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- If Nora had started saving at 18, she could have retired years ago.
- If Nora had started saving at 18, she could retire early.
- If Nora starts saving now, she can retire early.
Cevabı göster
If Nora had started saving at 18, she could retire early.
In other words: bir fikri başka sözlerle ifade etme
In other words, bir düşüncenin yeniden ifade edileceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Ardından gelen bölüm yeni bir sav eklemek yerine aynı ana fikri daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde anlatır. Sonraki ifadeyi önceki ifadeye bağlayarak bilgiyi düzenler ve “Aynı noktayı başka bir şekilde söylüyorum” mesajını verir.
Alıştırma
Yeniden ifade etmeyi başlatan, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair costs more than a new phone. ____, replacing it is the cheaper choice.
Cevabı göster
In other words
building up your own million-dollar jackpot doesn't have to be. Deyimler
5:56kendi milyon dolarlık büyük ikramiyenizi yaratmanız öyle olmak zorunda değildir.
while ... doesn't have to be: ödünleyici karşıtlık ve eksiltme
Burada while, “... olsa da” anlamına gelir ve aynı anda gerçekleşen iki olayı değil, bir ödünleme ilişkisini ifade eder. İlk yan cümle piyango kazananların nadir olduğunu kabul ederken ana cümle karşıt noktayı verir: zamanla servet biriktirmek aynı ölçüde nadir olmak zorunda değildir. doesn't have to be ifadesindeki be, be rare yerine geçer; rare ilk yan cümleden zaten anlaşıldığı için söylenmez. While A is true, B does not have to be kalıbı, A'yı bir gerçek olarak kabul eder ancak A'nın B'yi belirlemesine izin vermez.
Alıştırma
Hangi cümle örneğin anlamını ve yapısını en iyi biçimde yeniden ifade eder?
- Lottery winners are rare only during the time when people build wealth.
- Although lottery winners are rare, building your own wealth does not have to be rare.
- Because lottery winners are rare, building your own wealth must also be rare.
Cevabı göster
Although lottery winners are rare, building your own wealth does not have to be rare.
Bir mecaz olarak building up your own million-dollar jackpot
Burada building up, bir şeyi zaman içinde yavaş yavaş biriktirmek anlamına gelir. Your own million-dollar jackpot, kendi tasarrufunuz veya yatırımınız yoluyla oluşturduğunuz büyük bir finansal sonucu anlatır. Jackpot burada mecazdır; gerçek bir piyango ödülü değildir. İfade, adım adım servet oluşturmayı çarpıcı bir ödül gibi sunar ve uzun vadeli çabayı büyük ikramiye kazanmanın heyecanıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede building up your own million-dollar jackpot ne anlama geliyor?
- Bir milyon dolarlık piyango ödülünü hemen kazanmak
- Kendi tasarrufunuz veya yatırımınızla zaman içinde önemli bir servet oluşturmak
- Piyango bileti satan bir makine inşa etmek
Cevabı göster
Kendi tasarrufunuz veya yatırımınızla zaman içinde önemli bir servet oluşturmak
TED-Ed has partnered with Gifted Savings, Kalıp ifadeler
6:04TED-Ed, Gifted Savings ile ortaklık kurdu,
has partnered with Gifted Savings: kurulmuş bir iş birliği
Partner with, ortak bir hedef için bir kişi veya kuruluşla birlikte çalışmak anlamına gelir. Burada partnered bir fiildir ve with, iş birliği yapılan kuruluş olan Gifted Savings’i tanıtır. Has partnered present perfect yapıdadır. İş birliğini bu duyurudan önce kurulmuş ve TED-Ed’in şu anda tanıttığı konuyla ilgili olarak sunar; ancak zaman yapısı tek başına ortaklığın süresiz devam edeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi partner with ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The clinic has ____ a local charity to offer free checkups.
Cevabı göster
partnered with
a nonprofit that gifts $1,000 investment portfolios Kelime
6:06gençlere 1.000 dolarlık yatırım portföyleri
nonprofit that gifts $1,000 investment ifadesinde fiil olan gifts
nonprofit that gifts $1,000 investment portfolios ifadesinde gifts, gift fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “hediye olarak vermek” anlamına gelir. That, tekil nonprofit ismine gönderme yapar; $1,000 investment portfolios ifadesi ise kuruluşun verdiği şeyi belirtir. Gift fiil olarak kullanıldığında aktarımın satış veya borç verme değil, bilinçli bir hediye olduğunu vurgular. Yaygın yapılar gift something to someone ve gift someone something şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede gifts, “hediye olarak vermek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- Her birthday gifts arrived early.
- The foundation gifts a starter investment account to each teenager.
- The shop sells gifts near the register.
Cevabı göster
The foundation gifts a starter investment account to each teenager.
and free financial education to young people,
6:10ve ücretsiz finansal eğitim hediye eden, kar amacı gütmeyen bir kuruluş,
helping them learn how to grow their wealth over time. Kalıp ifadeler
6:13onların zamanla servetlerini nasıl büyüteceklerini öğrenmelerine yardımcı oluyor.
grow their wealth over time: zaman içinde servetlerini büyütmek
Grow their wealth, paralarının ve diğer finansal varlıklarının değerini artırmak anlamına gelir. Burada grow geçişli bir fiildir: artırılan şey their wealth ifadesidir; ekilip yetiştirilen bir şey değildir. Over time, belirli bir süre içinde kademeli olarak anlamına gelir. Servet artışını hemen elde edilen bir sonuç değil, uzun vadeli bir süreç olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kademeli finansal büyümeyi doğal biçimde anlatır?
- Regular investing means people must spend their wealth immediately.
- Regular investing guarantees that people will double their wealth tomorrow.
- Regular investing can help people grow their wealth over time.
Cevabı göster
Regular investing can help people grow their wealth over time.