Karbonhidratlar sağlığınızı nasıl etkiler? - Richard J. Wood: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu animasyonlu bilim dersi, karbonhidratların yapısının sindirimi, kan şekerini, insülin duyarlılığını ve uzun vadeli metabolik sendrom riskini nasıl etkilediğini; ayrıca tatlılıkları farklı yiyeceklerin vücutta neden benzer etkiler yaratabildiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Consider starch and fiber, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: consider + isim yapısını, genel bir açıklamadan karşılaştırılacak iki somut örneğe geçildiğini gösteren kısa bir işaret olarak tanıyın; uzun bir giriş yapmadan dinleyicinin dikkatini belirli örneklere yöneltmek için kullanın. 2. The more a given unit of insulin lowers blood sugar, the more sensitive you are to insulin. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: The more ..., the more ... yapısının değişen iki miktarı nasıl ilişkilendirdiğini anlayın ve bu paralel kalıbı bilimsel açıklamalarda, analizlerde ve günlük karşılaştırmalarda orantılı ilişkiler anlatmak için kullanın. 3. take a pass on — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi kelimesi kelimesine bir “geçiş kartı” olarak değil, bir şeyi kibarca reddetmenin veya ondan kaçınmanın samimi bir yolu olarak yorumlayın; yiyecek, teklif ya da fırsatı fazla sert görünmeden geri çevirmek için kullanın.
Bu derste
Which of these has the least carbohydrates? Dilbilgisi
0:06Bunlardan hangisi en az karbonhidrata sahiptir?
the least carbohydrates: toplam miktarları karşılaştırma
The least, bir gruptaki en düşük miktarı belirten en üstünlük biçimidir. Burada carbohydrates, genellikle gramla ölçülen toplam besin miktarı olarak topluca anlaşılır. Bu nedenle the least carbohydrates, en düşük toplam karbonhidrat miktarı demektir. Toplam miktar yerine ayrı ayrı öğeleri veya türleri sayarken the fewest kullanılır; örneğin the fewest kinds of carbohydrates.
Alıştırma
Üç atıştırmalığın etiketlerindeki toplam karbonhidrat miktarını karşılaştırıyorsunuz. Bu karşılaştırmayı hangi soru ifade eder?
- Which snack has the least carbohydrates overall?
- Which snack has the fewest kinds of carbohydrates?
- Which snack has fewer carbohydrates than the cereal bar?
Cevabı göster
Which snack has the least carbohydrates overall?
This roll of bread, this bowl of rice, or this can of soda? Kalıp ifadeler
0:09Bu ekmek mi, bu kase pirinç mi, yoksa bu kutu kola mı?
a roll of bread ... a bowl of rice ... a can of soda: birimler ve kaplar
Bu ifadeler a/this + sayılabilen birim veya kap + of + yiyecek veya içecek yapısını izler. Belirleyici ve çoğul eki birim ya da kap ismine gelir: a bowl of rice, this can of soda ve two bowls of rice. Roll, belirli bir şekle sahip tek parça ekmeği anlatır; bowl ve can ise genellikle kabın adını kullanarak bir porsiyonu belirtir. Günlük Amerikan İngilizcesinde a roll veya a bread roll çoğu zaman a roll of bread ifadesinden daha doğaldır, ancak buradaki anlam açıktır.
Alıştırma
Hangi cümle masada yalnızca boş olabilecek kaplar değil, bir porsiyon çorba ile bir kutu gazlı içecek bulunduğunu söyler?
- There is a bowl of soup and a can of soda on the table.
- There is a soup bowl and a soda can on the table.
- There is a roll of bread and a bowl of rice on the table.
Cevabı göster
There is a bowl of soup and a can of soda on the table.
trick question: yanlış cevaba yöneltmek için tasarlanmış soru
trick question, çoğu zaman yanıltıcı bir ifade ya da gizli bir varsayım yoluyla sizi yanlış cevap vermeye yöneltmek için hazırlanmış sorudur. Basit görünebilir; asıl zorluk tuzağı fark etmektir. Burada trick, sorunun bir tuzak içerdiğini belirtir; sorunun özel bir beceriyi ölçtüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama trick question ifadesine en uygun anlamı verir?
- Fiziksel bir beceri göstermenizi isteyen bir soru.
- Uzmanlık bilgisi gerektirdiği için zor olan bir soru.
- İfadesi veya varsayımları yoluyla sizi yanlış cevaba yöneltmek için tasarlanmış bir soru.
Cevabı göster
İfadesi veya varsayımları yoluyla sizi yanlış cevaba yöneltmek için tasarlanmış bir soru.
Although they may differ in fats, vitamins, and other nutritional content, Notlar
0:15Yağlar, vitaminler ve diğer besin içerikleri açısından farklılık gösterseler de,
differ in fats: farkın olduğu alanı belirtme
Differ in + isim, kişi veya şeylerin hangi özellik ya da kategoride aynı olmadığını belirtir. Burada fats, karşılaştırılan şeylerin değişebileceği beslenmeyle ilgili alanları sıralamaya başlar. Differ bir fiildir, bu nedenle tek başına ana fiil olabilir: They differ in size. Önüne be getirmeyin; sıfat kullanılan yapı be different in şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi differ ve doğru edatla tamamlayın: The two jackets ____ size and weight.
Cevabı göster
differ in
when it comes to carbs, they're pretty much the same. Kalıp ifadeler
0:19konu karbonhidratlara geldiğinde, neredeyse aynıdırlar.
Although ... they're pretty much the same: ana fikirden önce ödünleme
Although they may differ in ... bölümünde although yan cümlesi olası farklılıkları kabul eder; may bu farklılıkların kesin değil, mümkün olduğunu gösterir. Temel yargı they're pretty much the same ifadesidir ve burada kapsamı when it comes to carbs ile sınırlandırılır. Although X, Y kalıbı X'i ödünleyici bir arka plan bilgisi olarak verir ve Y'yi konuşanın vurgulamak istediği sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede although önce bir farklılığı kabul edip ardından ana sonucu vermek için doğru kullanılmıştır?
- Although do the two phones look different, they work in much the same way.
- Although the two phones look different, but they work in much the same way.
- Although the two phones look different, they work in much the same way.
Cevabı göster
Although the two phones look different, they work in much the same way.
when it comes to carbs: tek bir ölçüte odaklanma
Cümlenin başındaki when it comes to carbs ifadesi, ardından gelen açıklamanın özel ölçütünü carbs olarak belirler. Karşılaştırma karbonhidratlarla sınırlandırılır; karşılaştırılan şeyler başka yönlerden farklı olsa da bu noktada neredeyse aynıdır. Buradaki when zaman sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı when it comes to + isim veya -ing biçimidir ve ana cümleden önce konuyu çerçeveler.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak açıklamayı güvenlik konusuna odaklayın: ____ safety, we always check the doors twice.
Cevabı göster
When it comes to
pretty much the same: benzer, fakat özdeş değil
Pretty much the same, “aynı kabul edilebilecek kadar benzer” demektir, ancak küçük farklılıklara da yer bırakır. Bu cümlede konuşan kişi yaklaşık bir karşılaştırma yapıyor; karbonhidrat miktarlarının tam olarak eşit olduğunu söylemiyor. Buradaki pretty, “oldukça” veya “büyük ölçüde” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır; “güzel” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp be + pretty much the same şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle iki planın neredeyse aynı olduğunu, ancak küçük farklılıklar bulunabileceğini doğal biçimde söyler?
- The two plans are pretty the same much.
- The two plans are exactly the same in every detail.
- The two plans are pretty much the same.
Cevabı göster
The two plans are pretty much the same.
So what exactly does that mean for your diet? Anlatım akışı
0:22Peki bu diyetiniz için tam olarak ne anlama geliyor?
What exactly does that mean for ...?: olgudan pratik etkiye geçmek
“What exactly does that mean for your diet?” hemen önce belirtilen bilginin pratik etkisini sorar. Burada mean for bir sözlük tanımı istemez; bu bilginin dinleyicinin beslenme düzenini nasıl etkilediğini sorar. Exactly, belirli ve açık bir cevap istendiğini gösterir. Bilgiyi düzenleyen bir soru olarak What exactly does that mean for + person or situation? kalıbı, açıklamayı bir olgudan onun sonuçlarına veya ilgisine taşır. Konuşan kişi bu soruyu sorup sonraki bölümde kendisi cevaplayabilir.
Alıştırma
Bir şirket uzaktan çalışmanın gelecek ay sona ereceğini duyurdu. Hangi takip sorusu bu olgudan çalışanlar üzerindeki pratik etkisine geçer?
- How do you spell remote?
- So what exactly does that mean for employees?
- What exactly did the company announce?
Cevabı göster
So what exactly does that mean for employees?
First of all: ilk noktayı tanıtmak
First of all bir sıralama ifadesidir. Burada dinleyiciye konuşmacının ilk nokta veya adımla başladığını bildirir. Bu nedenle bir olayı anlatmak yerine sonraki açıklamayı düzenler. Konuşmacı daha sonra second of all demese bile bir listeyi başlatmak için kullanılabilir. Sonraki noktalar genellikle second, next, also veya finally ile tanıtılır.
Alıştırma
Hangi cümle, güvenlik adımları listesinin ilk maddesini açıkça tanıtır?
- At first, the machine was off.
- For the first time, the machine was off.
- First of all, turn off the machine.
Cevabı göster
First of all, turn off the machine.
carbohydrate is the nutritional category for sugars and molecules that your body breaks down to make sugars. Notlar
0:27karbonhidrat, şekerlerin ve vücudunuzun şeker yapmak için parçaladığı moleküllerin besin kategorisidir.
nutritional category for: bir sınıflandırmanın neleri kapsadığını belirtmek
Bu cümlede nutritional category, beslenme alanında kullanılan bir sınıf anlamına gelir. Carbohydrate sözcüğünün bu maddelerin nutritional category ifadesi olarak kullanılması, şekerleri ve vücudun parçalayarak şekere dönüştürebildiği molekülleri carbohydrate etiketi altında toplar. a category for + isim yapısında for, kategorinin kapsadığı veya sınıflandırdığı şeyleri tanıtır. Kimin bu kategoriden yararlandığını göstermez.
Alıştırma
Cümlede nutritional category for ne anlama gelir?
- Bu maddeleri fiziksel olarak içinde tutan bir kap
- for sözcüğünden sonra sıralanan maddeleri kapsayan beslenmeyle ilgili bir sınıf
- Bir kategoriyi şekere dönüştüren bir süreç
Cevabı göster
for sözcüğünden sonra sıralanan maddeleri kapsayan beslenmeyle ilgili bir sınıf
breaks down: bir maddeyi daha basit parçalara ayırmak
Bu cümlede breaks down, bir maddeyi daha küçük ve daha basit parçalara ayırmak anlamına gelir. Vücut, şekere dönüşebilmeleri için moleküller üzerinde işlem yapar; onları fiziksel olarak kırdığı anlamına gelmez. Bu kullanımda break down ayrılabilir bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem break down the molecules hem de break the molecules down kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: break them down.
Alıştırma
Hangi cümlede break down, daha basit parçalara ayırmak anlamında kullanılmıştır?
- Digestion breaks food down into smaller substances.
- The old elevator breaks down once a week.
- After the bad news, he breaks down and cries.
Cevabı göster
Digestion breaks food down into smaller substances.
simple or complex: karbonhidratların yapısal kategorileri
Burada simple ve complex, karbonhidratlar için bilimsel kategori etiketleridir. Basit karbonhidratlar bir veya iki şeker birimi içerirken karmaşık karbonhidratlar daha uzun şeker birimi zincirlerinden oluşur. Bu sözcükler burada günlük hayattaki kolay ve zor anlamlarını taşımaz. Depending on their structure ifadesi, sınıflandırmanın moleküler yapıya dayandığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede simple ve complex neyi tanımlar?
- Yiyeceğin ne kadar kolay pişirildiği.
- Yiyeceğin her bakımdan sağlıklı mı sağlıksız mı olduğu.
- Karbonhidratlardaki şeker birimlerinin sayısı ve düzeni.
Cevabı göster
Karbonhidratlardaki şeker birimlerinin sayısı ve düzeni.
depending on their structure: bir sonucun neye bağlı olduğunu belirtmek
Burada depending on their structure, önündeki tamamlanmış cümleciğe sınıflandırma ölçütünü ekler. Karbonhidratların basit mi yoksa karmaşık mı olduğunu yapılarının belirlediği anlamına gelir. depending on ifadesinden sonra bir isim, zamir veya cümlecik getirerek sonucu hangi koşulun, özelliğin ya da bilginin değiştirebileceğini gösterebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir ana cümlecikten sonra koşul eklemek için depending on kullanıyor?
- The delivery date depends on the weather.
- Bad weather may change the delivery date.
- The delivery date may change, depending on the weather.
Cevabı göster
The delivery date may change, depending on the weather.
simple sugar or monosaccharide: açıklama yapan or
Bu cümlede or iki seçenek sunmaz. Önce a simple sugar olarak tanımlanan aynı şeyin daha kesin teknik adı olarak monosaccharide terimini tanıtır. Bu açıklayıcı kullanımda, bilinen bir tanımın ardından daha kesin bir terim gelir. Buradaki or, “başka bir deyişle” veya “diğer adıyla” anlamındadır; “birini seç” anlamına gelmez.
Alıştırma
a simple sugar or monosaccharide ifadesinde or sözcüğünün işlevi nedir?
- İkinci ifade, birinci ifadenin teknik adını verir.
- Birbiriyle ilgisiz iki seçenek sunar.
- İki ifadenin zıt anlamlı olduğunu gösterir.
Cevabı göster
İkinci ifade, birinci ifadenin teknik adını verir.
Glucose, fructose, and galactose are all simple sugars.
0:42Glikoz, fruktoz ve galaktoz basit şekerlerdir.
Link two of them together and you've got a disaccharide, Notlar
0:46İkisini birbirine bağladığınızda bir disakkarit elde edersiniz,
Link ... and you've got ...: bir eylemi sonucuna bağlamak
Bu kalıp emir cümlesi + and + sonuç cümlesi biçimindedir. Link two of them together eylemi belirtir; and you've got a disaccharide ise bu eylemin doğrudan ve beklenen sonucunu verir. Bir açıklamada emir cümlesi, dinleyiciye gerçekten emir vermek yerine bir adımı hayal etmesine veya takip etmesine yardımcı olabilir. Bu kalıp çoğu zaman If you do X, Y happens şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Gösterim cümlesini emir + and you've got kalıbıyla tamamlayın: Mix blue and yellow, ____ green.
Cevabı göster
and you've got
you've got a disaccharide: sonucu bildirmek
You've got, you have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Link two of them together eyleminden sonra gelen you've got a disaccharide, bu eylemin ne ürettiğini bildirir: sonuç bir disakkarittir. Burada dinleyicinin bir şeye sahip olduğunu anlatmaz. Günlük açıklamalarda bir adım doğrudan bir sonuca yol açtığında you've got, artık bir şeyin ortaya çıktığı veya sonuçta bir şey elde edildiği anlamına gelebilir.
Alıştırma
Mix red and blue, and you've got purple cümlesinde you've got ne anlama gelir?
- Mor rengin sahibisiniz.
- Mor boya satın almalısınız.
- Sonuç mordur.
Cevabı göster
Sonuç mordur.
on the other hand: karşıtlık oluşturan bir ögeyi tanıtmak
On the other hand, daha önce ele alınan ögeyle karşıtlık oluşturan ikinci bir ögeye geçildiğini gösterir. Bu cümlede dinleyiciye, yeni cümleyi ilgisiz bir bilgi olarak görmek yerine karmaşık karbonhidratları önceki kategoriyle karşılaştırması gerektiğini bildirir. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler; gerçek anlamda bir elden söz etmez. Bir cümlenin içinde yer aldığında parantez içi bir geçiş ifadesi gibi çalışır.
Alıştırma
İlk cümle The first room is bright. İkinci odanın daha sessiz olduğunu söyleyerek doğal bir karşıtlık kuran sonraki cümle hangisidir?
- The second room, on the other hand, is bright for the same reason.
- On the contrary and the second room is quieter.
- The second room, on the other hand, is quieter.
Cevabı göster
The second room, on the other hand, is quieter.
have three or more simple sugars strung together. Kalıp ifadeler
0:57birbirine bağlı üç veya daha fazla basit şekere sahiptir.
strung together: art arda birbirine bağlanmış
Strung together, ipe dizilmiş boncuklar gibi şeylerin art arda bağlanması anlamına gelir. Burada üç veya daha fazla basit şeker biriminin zincir biçiminde birbirine bağlandığı bir görüntü oluşturur. Strung, string fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş ortaç biçimidir. have three or more simple sugars strung together yapısında ortaç, şekerlerin bağlı durumunu anlatır; karbonhidratların bilinçli olarak bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
The colored beads were strung together across the doorway. cümlesinde strung together ne anlama gelir?
- Birbiri ardına bağlanmışlardı.
- Ayrı kutulara saklanmışlardı.
- Birer birer sayılmışlardı.
Cevabı göster
Birbiri ardına bağlanmışlardı.
Complex carbohydrates with three to 10 linked sugars are oligosaccharides. Kelime
1:00Üç ila 10 arası bağlı şekere sahip karmaşık karbonhidratlara oligosakkarit denir.
with three to 10 linked sugars ... are oligosaccharides: bir kategoriyi özelliğe göre tanımlama
with ile başlayan ifade Complex carbohydrates söz öbeğini niteler ve sınıflandırılan üyeleri, yani birbirine bağlı üç ila 10 şeker birimine sahip olanları seçer. Ana yüklem olan are oligosaccharides daha sonra bu gruba bilimsel adını verir. Bilimsel bir aralık three to 10 şeklinde yazıldığında genellikle iki uç da aralığa dahildir; yani hem 3 hem de 10 sayılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: çoğul kategori + with + tanımlayıcı özellik + are + sınıf adı.
Alıştırma
Hangi cümle kategori + with + tanımlayıcı özellik + be + sınıf adı kalıbını kullanır?
- With plants thick leaves are succulents.
- Plants are with thick leaves succulents.
- Plants with thick leaves are succulents.
Cevabı göster
Plants with thick leaves are succulents.
with more than 10 ... are polysaccharides: kesin bir eşik belirleme
Those, daha önce söz edilen complex carbohydrates ifadesinin yerini alır. with more than 10 bu grubu daraltır; linked sugars tekrar edilmese de önceki cümleden anlaşılır. are polysaccharides ise ortaya çıkan sınıfın adını belirtir. more than 10 kesin bir eşiktir: 10'dan büyük anlamına gelir ve 10'un kendisini kapsamaz. Tam şeker birimleri sayıldığında koşulu sağlayan en küçük sayı 11'dir. Bu kısaltılmış yapı, teknik bir açıklamada sınıflandırmaya devam edilirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Kural şöyledir: Teams with more than 10 points advance. Hangi puan bu kuralı karşılar?
- 11 puan
- 9 puan
- 10 puan
Cevabı göster
11 puan
During digestion: bir sürecin zaman çerçevesini belirtmek
During digestion ifadesi, ardından gelen bilgiyi sindirim sürecinin zaman aralığı içine yerleştiren bir edat öbeğidir. Cümlenin başında önce süreç arka planını verir; ana cümle de bu sırada ne olduğunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp during + isim veya isim öbeğidir; örneğin during the lesson. Cümle başındaki bu kullanımda virgül, arka plan öbeğini ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle zaman arka planını belirtmek için during + isim öbeği yapısını doğru kullanır?
- During we tested the sample, the temperature rose.
- During the temperature rose, we took notes.
- During the experiment, the temperature rose.
Cevabı göster
During the experiment, the temperature rose.
your body breaks down those complex carbohydrates Öbek fiiller
1:11vücudunuz o karmaşık karbonhidratları
breaks down ... into ...: bir şeyi daha küçük parçalara ayırmak
Burada breaks down, karmaşık bir maddenin daha basit parçalara ayrılmasını sağlamak demektir. Eylemi yapan your body, eylemin yöneldiği şey ise those complex carbohydrates olduğundan burada “çalışmayı durdurmak” anlamı yoktur. Sonuç bildiren kalıp break down A into B şeklindedir. A bir isim öbeğiyse break A down into B de kullanılabilir. A ayrılan şeyi, into B ise ortaya çıkan parçaları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: An enzyme ____ starch into simpler sugars.
Cevabı göster
breaks down
monosaccharide building blocks: inşaat malzemeleri değil, temel birimler
Burada building blocks, birleşerek daha büyük bir şey oluşturan küçük ve temel parçaları anlatan bir benzetmedir. Monosaccharide, yapı taşının türünü belirtir: daha büyük bir karbonhidratın içinde bulunan tek şekerli birimdir; inşaatta kullanılan bir blok veya malzeme değildir. X is a building block of Y kalıbı, X'i Y'nin temel bileşenlerinden biri olarak sunar. Karmaşık bir maddenin, sistemin veya fikrin nasıl oluştuğunu hızlıca açıklamanın bir yoludur.
Alıştırma
Temel bileşenleri anlatan yaygın benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Amino acids are the ____ of proteins.
Cevabı göster
building blocks
which your cells can use for energy. Dilbilgisi
1:16ve hücreleriniz bunları enerji için kullanabilir.
which your cells can use for energy: ek bilgi
Which your cells can use for energy, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Which, önceki monosaccharide building blocks ifadesine gönderme yapar ve use fiilinin nesnesi olur: your cells can use those units for energy. Tam cümlede which sözcüğünün hemen önünde virgül bulunur. Bu virgül, cümleciğin hangi birimlerin kastedildiğini belirlemek için değil, bu birimler hakkında ek bilgi vermek için kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğini tek bir sözcükle tamamlayın: The process makes glucose, ____ cells can use for energy.
Cevabı göster
which
So when you eat any carbohydrate-rich food, Dilbilgisi
1:19Yani karbonhidrat açısından zengin herhangi bir yiyecek yediğinizde,
when you eat any carbohydrate-rich food: olağan bir koşul oluşturma
When ile başlayan yan cümle önce durumu belirtir: karbonhidrat açısından zengin yiyecek yemek. Ardından gelen ana cümle vücudun olağan tepkisini açıklar. Düzenli süreçler açıklanırken when çoğu zaman “bu her gerçekleştiğinde” anlamına gelir; bu nedenle hem zaman hem de genel koşul anlamı taşır. Tekrarlanan durum-sonuç örüntüsünde geniş zaman kullanılır: When X happens, Y happens.
Alıştırma
Hangi cümle egzersizi normalde fiziksel bir tepki oluşturan düzenli bir durum olarak sunar?
- If you exercise, your heart rate might rise.
- Because you exercise, your heart rate rises.
- When you exercise, your heart rate rises.
Cevabı göster
When you exercise, your heart rate rises.
the sugar level in your blood ... goes up: bir artışı anlatmak
Özne the sugar level in your blood, fiil öbeği ise goes up ifadesidir. Araya giren normally about a teaspoon ek bilgi verir; bu kısmı geçici olarak atlayıp ana yapıyı görebilirsiniz: the level ... goes up. Burada go up, ölçülen bir miktarın veya seviyenin artması anlamına gelir; bir şeyin fiziksel olarak yukarı hareket etmesi anlamına gelmez. Bu geçişsiz yapı level, rate, price veya temperature gibi ölçüm ifadeleriyle sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “artar” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After a sugary drink, the blood sugar level ____.
Cevabı göster
goes up
But your digestive tract doesn't respond to all carbohydrates the same. Kalıp ifadeler
1:26Ancak sindirim sisteminiz tüm karbonhidratlara aynı tepkiyi vermez.
doesn't respond to all carbohydrates the same: karbonhidrata göre değişen tepkiler
doesn't respond to all carbohydrates the same ifadesinde respond to bir şeye tepki vermek, the same ise aynı şekilde demektir. Sindirim kanalı, karbonhidratın türüne bağlı olarak farklı tepki verir. Olumsuzluk, karbonhidratlara hiç tepki verilmediği anlamına gelmez. Her karbonhidratın aynı tür tepkiye yol açtığı düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan bölümle aynı anlama gelir?
- The body responds to every carbohydrate in exactly the same way.
- The body does not respond to any carbohydrates.
- The body responds differently to different carbohydrates.
Cevabı göster
The body responds differently to different carbohydrates.
Consider starch and fiber: karşılaştırılacak örnekleri tanıtmak
Consider starch and fiber, öznesi söylenmemiş you olan bir emir cümlesidir. Burada consider, bu örneklere bakmak veya bunlar üzerinde düşünmek anlamına gelir; onlar hakkında karar vermek anlamına gelmez. Bir açıklamada Consider + isim öbeği, genel bir fikirden belirli örneklere geçildiğini gösterir. Dinleyiciyi bu örnekleri incelemeye veya karşılaştırmaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle sırada iki örneğin inceleneceğini doğal biçimde belirtir?
- Choose glass instead of plastic.
- Consider two materials: glass and plastic.
- Glass and plastic are always identical.
Cevabı göster
Consider two materials: glass and plastic.
both composed of hundreds to thousands of monosaccharides joined together, Notlar
1:36ikisi de birbirine bağlı yüzlerce ila binlerce monosakkaritten oluşur,
composed of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
be composed of, belirli parçalardan oluşmak anlamına gelir. Özne bütünü, of'tan sonraki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları belirtir: The panel is composed of six members. Altyazıdaki both composed of ..., both are composed of ... anlamına gelen kısaltılmış bir paralel ifadedir. Bu kısa paralel listede tekrarlanan are atılmıştır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The panel is ____ four doctors and two nurses.
Cevabı göster
composed of
hundreds to thousands of monosaccharides: yaklaşık bir miktar aralığı
“Hundreds to thousands of monosaccharides” yaklaşık bir aralık verir: miktar alt uçta yüzler, üst uçta ise binler düzeyinde olabilir. Hundreds ve thousands kesin sayıları değil, geniş miktar düzeylerini belirttiği için çoğul biçimdedir. Miktar büyük ölçüde değiştiğinde hundreds to thousands of + çoğul isim yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Hundreds sonrasındaki to ve of farkına odaklanın.
- The database contains hundreds of thousands of records.
- The database contains hundreds to thousands of records.
Cevabı göster
The database contains hundreds to thousands of records.
and that changes the effects they have on your body. Anlatım akışı
1:44ve bu, vücudunuz üzerindeki etkilerini değiştirir.
both ... both ... both ..., but ...: temel farktan önce ortak özellikler
Both sözcüğünün tekrarlanması, iki şeyin ortak özelliklerini paralel bir liste hâlinde verir. Burada both polysaccharides, both are polysaccharides ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Sonraki ifadelerde de tekrarlanan are atılır: both are derived from plants ve both are composed .... Ardından but, odağı bu ortak arka plandan temel farka çevirir: parçalar farklı biçimlerde bağlanmıştır. Bu karşılaştırma kalıbında both bulunan cümlecikler benzerlikleri kurar, but bulunan cümlecik ise sonraki açıklama için önemli olan noktayı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kalıbı kullanıyor: önce ortak özellikler, sonra temel bir fark?
- Both laptops are lightweight and both use the same operating system.
- Both laptops are lightweight and both have long battery life, but they use different operating systems.
- One laptop is lightweight, but both laptops have long battery life.
Cevabı göster
Both laptops are lightweight and both have long battery life, but they use different operating systems.
and that changes the effects they have on your body: önceki bir gerçeği sonucuna bağlamak
Burada that, önceki gerçeğin tamamına, yani farklı biçimde bağlanmış olmalarına gönderme yapar. Yakındaki tek bir ismi göstermez. Önceki gerçek + and that changes ... yapısı, önceki gerçeği neden olarak sunar ve ardından sonucunu belirtir. Böylece açıklama, yapıdaki bir farklılıktan etkideki farklılığa açıkça ilerler.
Alıştırma
Örnek cümlede that nasıl bir görev üstleniyor?
- Yalnızca body sözcüğüne gönderme yapar ve moleküllerin nerede olduğunu açıklar.
- Farklı biçimde bağlanmış olmaları gerçeğine gönderme yapar ve bu gerçeği etkilerin değişmesine bağlar.
- Nasıl bağlandıklarıyla ilgisiz, ayrı bir örnek başlatır.
Cevabı göster
Farklı biçimde bağlanmış olmaları gerçeğine gönderme yapar ve bu gerçeği etkilerin değişmesine bağlar.
which plants mostly store for energy in roots and seeds, Kalıp ifadeler
1:48ki bitkiler bunları çoğunlukla köklerinde ve tohumlarında enerji için depolar,
store ... for energy: bir şeyi daha sonra enerji için saklamak
Which plants mostly store for energy in roots and seeds ilgi yan tümcesinde which, hemen önce sözü edilen maddeyi temsil eder ve store fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Yeniden kullanılabilen tam kalıp store + something + for energy biçimindedir. Burada for energy, depolama amacını belirtir: Bitkiler maddeyi daha sonra enerji kaynağı olarak kullanabilmek için saklar. Bu, depolama eyleminin kendisinin enerji tükettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir hayvanın bir maddeyi daha sonra enerji sağlamak üzere rezerv olarak sakladığını anlatır?
- Before winter, the animal stores energy for fat.
- Before winter, the animal stores fat for energy.
- During a long run, the animal uses fat for energy.
Cevabı göster
Before winter, the animal stores fat for energy.
glucose molecules are joined together by alpha linkages, Dilbilgisi
1:51glikoz molekülleri alfa bağlarıyla birbirine bağlanmıştır,
most of which can be easily cleaved by enzymes in your digestive tract. Notlar
1:55ve bunların çoğu sindirim sisteminizdeki enzimler tarafından kolayca parçalanabilir.
are joined together by ...: bağlantıyı anlatan edilgen bir kalıp
Yan tümce be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapıyı kullanır: glucose molecules are joined together. Glikoz molekülleri eylemden etkilenen ögedir; by alpha linkages ise onları bağlayan araç veya mekanizmayı belirtir. Yeniden kullanılabilen A is/are joined together by B kalıbı, eylemi yapan yerine ortaya çıkan yapıya ve bağlantı yöntemine odaklandığı için bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için join together yapısını geniş zamanda edilgen biçime getirin: In this design, the two panels ____ a flexible hinge.
Cevabı göster
are joined together by
most of which can be ...: önceki bir gruba gönderme yapmak
Most of which, “onların çoğu” anlamına gelir. Which daha önce sözü edilen çoğul bir gruba, burada bir grup bağa gönderme yapar; most of ise bu grubun büyük kısmını seçer. Most of which can be ... bölümü, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Önceki ismi tekrarlamadan o grup hakkında bilgi ekler. some/many/none/most of which + fiil kalıbı resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi most of which ilgi yapısıyla tamamlayın: The museum displayed thirty photographs, ____ were taken locally.
Cevabı göster
most of which
easily cleaved by enzymes: edilgen bir ifadede bilimsel cleave
Biyoloji ve kimyada cleave, bir molekülü, bağı veya yapıyı belirli bir noktadan ayırmak ya da parçalamak anlamına gelir. Easily cleaved by enzymes, enzimlerin ilgili bağları fazla zorlanmadan parçalayabildiğini belirtir. Cleaved, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: can be + easily + cleaved + by enzymes. Parçalanan şey dil bilgisel öznedir; by enzymes ise parçalanmaya neden olan etkeni belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede cleave bilimsel anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?
- Enzymes can cleave the chemical bonds in the molecule.
- The chemical bonds can cleave the enzymes during digestion.
- Please cleave this sandwich in half for lunch.
Cevabı göster
Enzymes can cleave the chemical bonds in the molecule.
the bonds between monosaccharide molecules are beta bonds, Kelime
2:01monosakkarit molekülleri arasındaki bağlar beta bağlarıdır,
bonds between monosaccharide molecules: moleküller arasındaki kimyasal bağlar
Bu cümlede bonds, kimyasal bağlar anlamına gelir: atomları veya moleküler birimleri bir arada tutan bağlantılardır. between monosaccharide molecules ifadesi bağların neleri bağladığını, beta bonds ise bağın türünü belirtir. molecules ve beta gibi kelimeler bilimsel anlamı gösterir. Buradaki bond, insanlar arasındaki duygusal bir bağı ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bond, örnektekiyle aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?
- The twins have always had a close bond.
- The shared trip created a strong bond between the friends.
- The reaction broke the bonds between the atoms.
Cevabı göster
The reaction broke the bonds between the atoms.
can't break down: bir şeyi parçalayamamak
can't break down ifadesinde break down, bir şeyi daha basit parçalara ayırmak veya sindirmek anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi, önceki beta bonds ifadesine gönderme yapan which sözcüğüdür; normal söz diziminde anlatılan düşünce your body can't break down the bonds şeklindedir. Can't, bir seçim veya reddetme değil, yetersizlik ifade eder. Cümle, vücudun bu işlemi gerçekleştirecek biyolojik yeteneğe sahip olmadığını söyler.
Alıştırma
Biyolojik yetersizliği göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Humans ____ cellulose without help from microbes.
Cevabı göster
can't break down
trap some starches: bir maddeyi bulunduğu yerde tutmak
Burada trap, “bir maddeyi hareket edemeyecek veya kolayca erişilemeyecek şekilde tutmak ya da çevrelemek” anlamına gelir. Fiber bu işi yapan ögedir; some starches ise tutulan maddedir. Trap sözcüğünün bu kullanımı bir mekanizmayı anlatır. Bir insanı veya hayvanı yakalamak için tuzak kurmak anlamına gelmez. Filtre, katman ya da malzeme parçacıkları, sıvıyı veya gazı tuttuğunda da bu fiil sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede trap, örnektekiyle aynı mekanizma anlamında kullanılmıştır?
- The lawyer traps the witness with a difficult question.
- The filter traps tiny particles before they enter the room.
- The hunter traps rabbits for food.
Cevabı göster
The filter traps tiny particles before they enter the room.
preventing them from being cleaved: prevent ... from being + geçmiş zaman ortacı
Prevent + nesne + from + V-ing, “nesnenin bir şey yapmasını engellemek” veya “ona bir şey olmasını engellemek” anlamına gelir. Burada them önceki starches sözcüğüne gönderme yapar; from being cleaved ise nişastaların parçalanmaya uğramasının engellendiğini belirtir. Being cleaved edilgen bir gerund yapısıdır: nişastalar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen öge olduğu için being + past participle kullanılır. Baştaki -ing biçimi preventing, bu ifadeyi önceki yan cümleye bağlar ve onun sonucunu gösterir.
Alıştırma
it zamirini ve preventing ... from being ... yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The coating blocks moisture, ____ absorbed by the wood.
Cevabı göster
preventing it from being
resulting in something called resistant starch. Kalıp ifadeler
2:12dirençli nişasta adı verilen bir şeye yol açar.
resulting in something called ...: bir sonucu tanıtıp adlandırma
Resulting in, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu belirtir. Resulting bir -ing biçimi olduğu için bu ifade yeni ve tam bir cümle başlatmak yerine önceki sürece bağlanır. Something called + ad yapısı önce bir şeyi tanıtır, ardından hemen adını verir. Birlikte resulting in something called resistant starch, önceki sürecin dirençli nişasta olarak bilinen bir madde oluşturduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle soğuma ve sertleşmenin jel adlı bir madde oluşturduğunu anlatır?
- The liquid cools and hardens because of something called a gel.
- The liquid cools and hardens, resulting in something called a gel.
- The liquid cools and hardens despite something called a gel.
Cevabı göster
The liquid cools and hardens, resulting in something called a gel.
foods high in ...: bir bileşenin miktarının yüksek olduğunu anlatma
Foods high in starch ifadesinde high in + madde, “o maddeden büyük miktarda içeren” anlamına gelir. Burada fiziksel yükseklik veya konum değil, nişasta miktarı anlatılır. High in starch, foods sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu kısaltılmış isim öbeği, foods that are high in starch ile temelde aynı anlama gelir.
Alıştırma
Cümleyi high ve doğru edatla tamamlayın: This cereal is ____ fiber.
Cevabı göster
high in
quickly releasing a whole bunch of glucose into your blood, Notlar
2:21ve kanınıza hızla bir sürü glikoz salgılar,
are digested easily: edilgen yapıyla sürece odaklanma
Are digested, are + geçmiş zaman ortacı biçimindeki geniş zaman edilgen yapısıdır. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; yani yiyecek sindirilir. Easily, sürecin fazla zorluk olmadan gerçekleştiğini belirtir. Bilimsel açıklamalarda edilgen yapı, dikkati sindirimi yapan vücut veya organlardan çok maddeye ve sürece yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi, sindirimin fazla zorluk olmadan gerçekleştiğini belirten geniş zaman edilgen bir ifadeyle tamamlayın: These foods ____ by the body.
Cevabı göster
are digested easily
quickly releasing ... into ...: sonuç bildiren bir -ing öbeği
Quickly releasing ..., virgülden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Önceki sürecin sonucunu belirtir: yiyecek sindirilirken büyük miktarda glikoz hızla kana girer. “Cümlecik, -ing öbeği” yapısında -ing öbeği yalnızca aynı anda gerçekleşen bir eylemi değil, doğal bir sonucu da gösterebilir. Öbeğin örtük eyleyeni veya nedeni, önceki cümleciğin öznesi ya da olayıyla mantıksal olarak bağlantılı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle doğal bir sonucu göstermek için virgül + -ing öbeğini doğru kullanır?
- Walking to school, the rain soaked Maya.
- The pipe burst, flooding the basement.
- The pipe burst, to flooding the basement.
Cevabı göster
The pipe burst, flooding the basement.
a whole bunch of glucose: gündelik dilde büyük bir miktar
a whole bunch of glucose ifadesinin tamamında a whole bunch of, “çok” veya “büyük miktarda” anlamına gelir. Burada bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir demet değildir; whole ise miktarın büyük olduğu düşüncesini güçlendirir. Anlatıcı, bu gündelik miktar ifadesini bilimsel glucose sözcüğüyle birlikte kullanır. Bu ifade kesin bir ölçüm değil, yaklaşık bir miktar belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gündelik miktar ifadesiyle tamamlayın: We found ____ mistakes in the draft.
Cevabı göster
a whole bunch of
exactly what would happen if you drank something high in glucose, Dilbilgisi
2:24ki bu, glikoz oranı yüksek bir şey içtiğinizde olacak şeyin aynısıdır,
exactly what would happen if ...: varsayımsal bir sonucu eşleştirmek
Exactly what would happen, “gerçekleşecek olanla tamamen aynı sonuç” anlamına gelir. Burada what would happen bir sonucu adlandıran yan cümledir, doğrudan soru değildir; exactly ise bu sonucun az önce anlatılan sonuçla tamamen aynı olduğunu belirtir. If ile başlayan yan cümle hayal edilen bir karşılaştırma kurar: would happen, drank geçmiş zaman biçimiyle eşleşir. Buradaki drank, eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; glikoz oranı yüksek bir içecek içmeyi varsayımsal bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Varsayımsal yapıyı happen ve die fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The screen could go dark; that is exactly what ____ if the battery ____.
Cevabı göster
would happen · died
the amount that a particular food raises the sugar level in your blood. Anlatım akışı
2:31yani belirli bir gıdanın kanınızdaki şeker seviyesini ne kadar yükselttiğinin ölçüsü.
high glycemic index: kan şekerinin daha hızlı yükselmesi
Glisemik indeks (GI), karbonhidrat içeren yiyeceklerin tüketildikten sonra kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiğini karşılaştırmak için kullanılan bir ölçektir. Bu cümlede a high glycemic index, bu yiyeceklerin kan şekerini daha hızlı yükseltme eğiliminde olduğunu belirtir; high, ölçekteki değerlerini anlatır, yalnızca içerdikleri şeker miktarını değil.
Alıştırma
a high glycemic index bir yiyecek hakkında temel olarak neyi belirtir?
- Her zaman diğer bütün yiyeceklerden daha fazla şeker içerir.
- Kan şekerini nispeten hızlı yükseltme eğilimindedir.
- Çok miktarda protein içerir.
Cevabı göster
Kan şekerini nispeten hızlı yükseltme eğilimindedir.
the amount that ...: açıklayıcı bir tanım olarak kullanımı
Virgülden sonraki the amount that ... isim öbeği, glycemic index terimini hemen daha basit sözlerle açıklar. Terimi başka bir ifadeyle yeniden adlandırdığı için açıklayıcı bir eşleme, yani appositive definition görevi görür; yaklaşık olarak “yani, ... miktarı” demektir. Açıklayıcı İngilizcede teknik terim, tanımlayıcı isim öbeği düzeni, virgülden sonraki sözlerin yeni bir olay başlatmak yerine terimi açıkladığını gösterir. Bu tanımın içinde that, amount ile eylem arasında bağlantı kurar: yiyecek kan şekerini o miktarda yükseltir.
Alıştırma
Örnekte virgülden sonraki öbeğin görevi nedir?
- glycemic index terimini daha basit sözlerle tanımlar.
- glycemic index ifadesinin telaffuzunu düzeltir.
- Başka bir yiyecekle ilgili ayrı bir olay başlatır.
Cevabı göster
glycemic index terimini daha basit sözlerle tanımlar.
Soda and white bread have a similar glycemic index Kalıp ifadeler
2:36Gazlı içecekler ve beyaz ekmek benzer glisemik indekse sahiptir
because they have a similar effect on your blood sugar. Kalıp ifadeler
2:39çünkü kan şekeriniz üzerinde benzer bir etkiye sahiptirler.
a similar glycemic ...: glisemik indeks değerlerini karşılaştırmak
Tam isim öbeği olan a similar glycemic index ifadesinde similar, iki yiyeceğin glisemik indeks değerlerinin birbirine yakın olduğunu belirtir. Karşılaştırma yalnızca bu ölçüt üzerindedir; yiyeceklerin her yönden birbirine benzediğini söylemez. Similar, yakın veya karşılaştırılabilir demektir; değerlerin kesinlikle eşit olduğunu göstermez. a similar + tekil isim kalıbı, aynı tür ölçüm, sonuç veya özelliği karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iki cihazın fiyatlarının yakın, ancak mutlaka aynı olmadığını söyler?
- The two devices have a similar price.
- The two devices have the same price.
- The two devices look similar.
Cevabı göster
The two devices have a similar price.
a similar effect on ...: etkileri karşılaştırmak
have a similar effect on + isim kalıbı, iki şeyin aynı kişiyi, durumu veya sonucu büyük ölçüde aynı şekilde etkilediğini belirtir. Effect bir isimdir; on ise etkilenen şeyi gösterir. Bu cümlede karşılaştırılan, gazlı içecek ile beyaz ekmeğin kan şekeri üzerindeki etkisidir; yiyeceklerin genel olarak birbirine benzemesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük ölçüde aynı şekilde etkilemek” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: Background chatter and quiet music can ____ concentration.
Cevabı göster
have a similar effect on
those indigestible beta bonds slow the release of glucose into the blood. Kalıp ifadeler
2:47o sindirilemeyen beta bağları glikozun kana salınımını yavaşlatır.
when you eat foods high in fiber: genel bir koşulu çerçevelemek
when you eat foods high in fiber yan cümlesi önce durumu belirler; ana cümle de bu durumda ortaya çıkan sonucu verir. Buradaki when, “her ... olduğunda” veya “... durumlarında” anlamına yakındır; çünkü cümle belirli bir öğünü değil, genel bir biyolojik süreci açıklar. Tam cümlenin başındaki But, önceki durumdan onunla karşıtlık oluşturan bu duruma geçildiğini gösterir. when yan cümlesi açıklamayı önce koşul, sonra sonuç sırasına göre düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu vermeden önce genel bir durumu when ile kurar?
- When will the water freeze?
- When water freezes, it expands.
- I do not know when the water froze.
Cevabı göster
When water freezes, it expands.
slow the release of glucose into the blood: slow sözcüğünü fiil olarak kullanmak
Burada slow, “bir şeyin daha yavaş ve aşamalı gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelir. Geçişli bir fiildir ve nesnesi the release of glucose into the blood isim grubudur. slow the release of X into Y kalıbında X salınan şeyi, Y ise hedefi belirtir. Bu yapı, bir etkenin bir sürecin hızını nasıl azalttığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede slow, slow the release of X into Y kalıbında fiil olarak kullanılmıştır?
- A special coating can release medicine slowly into the body.
- A special coating can slow the release of medicine into the body.
- The medicine has a slow-release coating.
Cevabı göster
A special coating can slow the release of medicine into the body.
lower glycemic index: bir değeri diğeriyle karşılaştırmak
a lower glycemic index ifadesinde lower, low sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. İndeksin başka bir yiyecek, grup veya referans noktasının indeksinden daha düşük olduğunu belirtir. Karşılaştırılan şey bağlamdan zaten anlaşılıyorsa than ile başlayan bölüm kullanılmayabilir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı low sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: In this chart, Meal B has a ____ glycemic index than Meal A.
Cevabı göster
lower
cheese, and meats have the lowest glycemic index. Kelime
2:56peynir ve et gibi gıdalar en düşük glisemik indekse sahiptir.
the lowest glycemic index: gruptaki en düşük değeri belirtmek
the lowest glycemic index ifadesinde lowest, low sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Karşılaştırılan gruptaki en düşük değeri gösterir ve normalde önünde the bulunur. En üstünlük biçimi bir karşılaştırma grubu gerektirir. Bu grup of the four meals örneğindeki gibi açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi low sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: In this chart, Meal B has ____ glycemic index of the four meals.
Cevabı göster
the lowest
When sugar moves from the digestive tract to the bloodstream, Anlatım akışı
2:59Şeker, sindirim sisteminden kan dolaşımına geçtiğinde,
your body kicks into action to transfer it into your tissues, Notlar
3:04vücudunuz onu dokularınıza aktarmak için harekete geçer,
kicks into action: hızla tepki vermeye başlamak
Kick into action, genellikle bir şeyin tepkiyi tetiklemesinden sonra “hızla çalışmaya veya tepki vermeye başlamak” anlamına gelen bir deyimdir. Burada vücut gerçekten tekme atmaz; vücudun sistemleri kandaki şekeri işlemeye başlar. Bu ifade, başlangıca canlı ve ani bir his verir. Hızla etkinleşen insanları, ekipleri, makineleri, sistemleri veya vücut mekanizmalarını anlatabilir.
Alıştırma
“Tetiklendikten sonra hızla çalışmaya başlar” anlamındaki deyimi tamamlayın: When smoke reaches the detector, the alarm system ____.
Cevabı göster
kicks into action
where it can be processed and used for energy. Dilbilgisi
3:08ve orada işlenerek enerji olarak kullanılabilir.
When ... moves from ... to ...: sürecin aşamasını ve hareket yolunu göstermek
Cümlenin başındaki When yan cümlesi, süreçteki bir zamanı belirler: şeker sindirim kanalından çıkarak kan dolaşımına girer. Ana cümle de vücudun bu aşamada ne yaptığını açıklar. from A to B kalıbı, hareketin başlangıç ve varış noktalarını gösterir. Bilimsel açıklamalarda When ile from A to B yapısının birlikte kullanılması, hem olayların sırasını hem de bir maddenin veya bilginin izlediği yolu takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümledeki When data moves from a sensor to the central computer başlangıç bölümü hangi işlevi görür?
- Süreçteki bir aşamayı belirler ve verinin izlediği yolu gösterir.
- Sensör ile bilgisayarın aynı yerde olduğunu söyler.
- Yazılımın veriyi hareket etmeden önce kontrol ettiğini söyler.
Cevabı göster
Süreçteki bir aşamayı belirler ve verinin izlediği yolu gösterir.
transfer it into your tissues: transfer + nesne + into kalıbı
transfer + nesne + into + hedef kalıbı, bir şeyi bir yerin ya da sistemin içine girecek şekilde taşımak veya aktarmak anlamına gelir. Burada it daha önce sözü edilen maddeyi, your tissues ise hedefi gösterir. Into içeriye doğru hareketi gösterir. Maddenin nereye aktarıldığını belirtir; in ise yalnızca bir şeyin zaten nerede bulunduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi transfer + nesne + into + hedef kalıbıyla tamamlayın: Yesterday, the technician ____ the records ____ the new database.
Cevabı göster
transferred · into
where it can be processed and used for energy: yer bildiren ilgi cümleciği
Where, önceki yan cümledeki your tissues ifadesine gönderme yapan bir ilgi cümleciği başlatır. Virgülden sonraki cümlecik, o yerde neler olabileceğini ekler: madde orada işlenebilir ve enerji üretmek için kullanılabilir. İlgi cümleciğinde where yer bağlantısını kurarken it işlenen maddeyi gösterir. Can be hem processed hem de used için geçerlidir; bu nedenle madde iki eylemden de etkilenir.
Alıştırma
Bir yerde ne olduğunu eklemek için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The batteries go to a recycling center, where their materials can be reused.
- The batteries go to a recycling center, where can reuse their materials.
- The batteries go to a recycling center, which their materials can be reused.
Cevabı göster
The batteries go to a recycling center, where their materials can be reused.
is one of the body's main tools for sugar management. Deyimler
3:14vücudun şeker yönetimi için ana araçlarından biridir.
synthesized in the pancreas: geçmiş zaman ortaçlı niteleyici
Geçmiş zaman ortacı içeren synthesized in the pancreas öbeği hormone sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler: hormon pankreasta üretilir. Hormone eylemden etkilenen varlık olduğu için synthesized edilgen bir anlam taşır. Bu kısa niteleyici, a hormone that is synthesized in the pancreas yapısına denktir. Bilimsel metinlerde kaynak, yer veya üretim bilgisi eklemek için tam bir ilgi cümleciği yerine çoğu zaman isimden sonra geçmiş zaman ortaçlı bir öbek kullanılır.
Alıştırma
Edilgen niteleyiciyi tamamlamak için develop fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The app, ____ by a small team, won an award.
Cevabı göster
developed
one of the body's main tools for ...: mekanizma için araç mecazı
one of + çoğul isim yapısı, daha büyük bir grubun bir üyesini anlatır. Tools çoğuldur çünkü insülin, vücudun şekeri yönetmek için kullandığı birkaç önemli yöntemden biridir; önemlidir ama tek yöntem değildir. Tools burada mecaz anlamdadır. Fiziksel nesneleri değil, vücudun bir işi yapmasına yardımcı olan mekanizmaları veya yolları ifade eder. for ile başlayan öbek bu mekanizmaların amacını, yani şeker düzeylerini yönetmeyi belirtir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? Sleep is one of the body's main tools for recovery.
- Uyku, vücudun toparlanmasına yardımcı olan birkaç önemli mekanizmadan biridir.
- Uyku, vücudun toparlanmasının tek yoludur.
- Vücut uykuyu fiziksel bir ekipman olarak kullanır.
Cevabı göster
Uyku, vücudun toparlanmasına yardımcı olan birkaç önemli mekanizmadan biridir.
is secreted into the blood: edilgen süreç ve hedef
Bu bilimsel cümlede is secreted, secrete fiilinin edilgen biçimidir. Odak insüline ne olduğu için salgılayan bezin veya hücrelerin adını vermek gerekmez. Into the blood hedefi gösterir: insülin salınır ve kan dolaşımına girer. be secreted into + yer kalıbı, biyolojik bir maddenin bezden ya da hücreden vücudun başka bir bölümüne geçtiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi secrete fiilinin edilgen biçimi ve into ile tamamlayın: After a meal, the hormone is ____ the bloodstream.
Cevabı göster
secreted into
It prompts your muscle and fat cells to let glucose in Notlar
3:22Kas ve yağ hücrelerinizi glikozu içeri almaları için teşvik eder
prompt + nesne + to + fiil: bir tepkiye yol açmak
Prompt + nesne + to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin bir kişiyi, hayvanı veya nesneyi harekete geçirmesi ya da bir eyleme yöneltmesi anlamına gelir. Bu cümlede your muscle and fat cells nesne grubudur; to let glucose in ise ortaya çıkan tepkiyi belirtir. Vücut süreçleri açıklanırken prompt, hücrelerin bilinçli bir seçim yaptığı anlamına gelmez. Bir tetikleyiciyi ardından gelen tepkiye bağlar.
Alıştırma
Cümleyi prompt fiilinin geçmiş zamanı ve me nesnesiyle tamamlayın: The reminder ____ check the deadline.
Cevabı göster
prompted me to
let glucose in: let + nesne + in
let glucose in ifadesinde let “izin vermek” veya “mümkün kılmak”, in ise içeri doğru hareket anlamı taşır. Önceki muscle and fat cells öbeği hedef yeri belirtir; dolayısıyla cümle, bu hücrelerin glikozun içlerine girmesini mümkün kıldığını anlatır. Aktarılabilir kalıp let + nesne + in şeklindedir: let the dog in, let some light in. Let sözcüğünden sonra nesne ve in parçacığı gelir; burada in önüne to eklenmez.
Alıştırma
some fresh air ifadesini nesne olarak kullanıp cümleyi let ... in ile tamamlayın: Please open the window and ____.
Cevabı göster
let some fresh air in
and jump-starts the conversion of sugar to energy. Kalıp ifadeler
3:26ve şekerin enerjiye dönüşümünü başlatır.
jump-starts the conversion of sugar to energy: dönüşüm sürecini hızla başlatmak
Jump-starts, “bir şeyi hızla başlatmak” anlamına gelen canlı bir mecazdır. Asıl anlamıyla başka bir aküden güç alarak bir aracı çalıştırmayı ifade eder; burada ise otomobille ilgili gerçek bir eylemi değil, biyolojik bir süreci harekete geçirmeyi anlatır. The conversion of X to Y, “X’i Y’ye dönüştürme süreci” anlamına gelen resmî bir isim kalıbıdır. Burada sugar X, energy ise Y’dir; dolayısıyla ifadenin bütünü, şekerin enerjiye dönüşme sürecinin hızla başlatıldığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, maddi desteğin bir dönüşüm sürecini hızla harekete geçirdiğini doğal biçimde anlatır?
- The grant jump-started the conversion of paper records to digital files.
- The grant delayed the conversion of paper records to digital files.
- The grant paid for paper records after the digital files were completed.
Cevabı göster
The grant jump-started the conversion of paper records to digital files.
The degree to which a unit of insulin lowers the blood sugar Dilbilgisi
3:30Bir birim insülinin kan şekerini ne kadar düşürdüğü,
helps us understand something called insulin sensitivity. Kalıp ifadeler
3:33insülin duyarlılığı adı verilen şeyi anlamamıza yardımcı olur.
The degree to which ... helps us understand ...: bir dereceyi anlamanın temeli olarak kullanmak
The degree to which + yan cümle, bir şeyin ne ölçüde gerçekleştiğini veya doğru olduğunu anlatır. Burada a unit of insulin lowers the blood sugar yan cümlesi ölçülen eylemi verir; odak noktası kan şekerinin ne kadar düştüğüdür. The degree ile blood sugar arasındaki bütün bölüm cümlenin öznesidir. Ana fiil helps olduğundan bu yapı, ölçülebilen bir dereceyi o derecenin anlamaya yardımcı olduğu şeyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi The degree ile başlayan hedef yapıyla tamamlayın: ____ noise affects sleep varies from person to person.
Cevabı göster
The degree to which
called insulin sensitivity: called ile bir terim tanıtmak
something called insulin sensitivity ifadesinde called insulin sensitivity, something sözcüğünden sonra gelir ve kavramın adını bildirir. Burada called bir geçmiş zaman ortacıdır; açık biçimi something that is called insulin sensitivity şeklindedir. noun + called + ad veya terim yapısı, bir açıklamada yeni bir sözcüğü kısa yoldan tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Terim tanıtan noun + called + term yapısını tamamlayın: Scientists study a process ____ photosynthesis.
Cevabı göster
called
The more a given unit of insulin lowers blood sugar, Dilbilgisi
3:36Belirli bir birim insülin kan şekerini ne kadar çok düşürürse,
The more ..., the more ... ile iki değişimi bağlamak
The more ..., the more ... iki değişen dereceyi birbirine bağlayan bağıntılı bir karşılaştırma kalıbıdır. İlk yan cümledeki miktar veya derece arttıkça ikinci yan cümledeki derece de artar. Bu cümlede ilk more, bir birim insülinin kan şekerini ne kadar düşürdüğünü ölçerken ikinci more, sensitive sözcüğünün derecesini artırır. Tekrarlanan the bu kalıbın işaretidir; bir ismi belirten sıradan tanımlık değildir.
Alıştırma
Standart The more ..., the more ... kalıbını tamamlayın: The ____ you read, the ____ new words you learn.
Cevabı göster
more · more
that's known as ...: bir durumu adlandırma
That, az önce açıklanan durumun tamamına, yani insülin duyarlılığının azalmasına gönderme yapar. Yalnızca insulin sensitivity isim grubuna gönderme yapmaz. Be known as + ad, “bu kabul edilmiş ada sahip olmak” anlamına gelir. Burada duruma insulin resistance teknik adı verilir. Bu kalıp, bir açıklamada terim tanıtılırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Kabul edilmiş bir adı tanıtan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A solid changing directly into a gas is ____ sublimation.
Cevabı göster
known as
sends out insulin: bir maddeyi salmak
Burada sends out insulin, pankreasın insülini vücuda salması anlamına gelir. Bu cümlede send out, bir şeyi postayla göndermek anlamında değildir. send out + isim yapısı, bir şeyin bir kaynaktan dışarı çıkmasını veya yayılmasını anlatır. Bir vücut bölümü bir maddeyi, bir cihaz ise bir sinyali send out edebilir.
Alıştırma
The pancreas sends out insulin cümlesinde sends out ne anlama gelir?
- bir paketi postalar
- bir maddeyi salar
- bir maddeyi içeride tutar
Cevabı göster
bir maddeyi salar
less and less responsive to: giderek zayıflayan bir tepki
Less and less + sıfat, bir niteliğin derecesinin giderek azaldığını gösterir. Bu nedenle less and less responsive, tepkinin yalnızca bir kez zayıf olması değil, zamanla giderek zayıflaması demektir. Responsive sözcüğünden sonra, tepki verilen şeyin önünde to kullanılır: be responsive to something. Bu cümlede it, insulin sözcüğünü gösterir.
Alıştırma
Uygulamanın tepkisinin sürekli zayıfladığını anlatan hedef ifadenin tamamıyla cümleyi tamamlayın: As the connection worsened, the app became ____ user commands.
Cevabı göster
less and less responsive to
sugar fails to decrease: beklenen düşüş gerçekleşmez
fail to + fiilin yalın hâli yapısında fail, beklenen bir eylem ya da sonucun gerçekleşmediğini belirtir. Burada blood sugar fails to decrease, kan şekerinin beklendiği gibi düşmediği anlamına gelir. Öznenin insan olması gerekmez. Bir değer, tedavi veya sistem de değişmeyi ya da bir sonuç üretmeyi başaramayabilir.
Alıştırma
Tedavinin ağrıda beklenen azalmayı sağlamadığını anlatan cümle hangisidir?
- The treatment failed reducing the pain.
- The treatment failed for reduce the pain.
- The treatment failed to reduce the pain.
Cevabı göster
The treatment failed to reduce the pain.
continues to rise: yükseliş eğilimi sürer
Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya eğilimin durmak yerine sürmesi anlamına gelir. Burada continues to rise, kandaki insülin miktarının yükselmeye devam ettiğini belirtir. Rise geçişsizdir: yükselen şey öznenin kendisidir ve fiil doğrudan nesne almaz. Tekil bir isim öbeği olan blood insulin, -s eki taşıyan continues ile kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi continues to rise ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Even with more supply, the price ____.
Cevabı göster
continues to rise
Chronically consuming a lot of carbohydrates Kalıp ifadeler
3:59Kronik olarak çok fazla karbonhidrat tüketmek
Chronically consuming ... may lead to: uzun vadeli neden-sonucu temkinli anlatmak
Chronically consuming... ifadesinde -ing yan cümleciğinin tamamı cümlenin öznesidir. Chronically, davranışın yalnızca bir kez değil, uzun süre devam ettiğini veya tekrarlandığını belirtir. May lead to olası bir sonucu tanıtır. May, neden-sonuç iddiasını temkinli hâle getirir; lead to ifadesinden sonra ise bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Bu kalıp, uzun süreli bir davranışı olası bir sonuca bağlar ancak sonucun kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle uzun süre tekrarlanan bir davranışı ve kesin olmayan olası bir sonucu doğru biçimde anlatır?
- Chronically skipping meals may leads to low energy.
- Skipping one meal always causes permanent illness.
- Chronically skipping meals may lead to low energy.
Cevabı göster
Chronically skipping meals may lead to low energy.
and many scientists believe that insulin resistance Anlatım akışı
4:06ve birçok bilim insanı insülin direncinin
leads to a serious condition called metabolic syndrome, Kalıp ifadeler
4:09metabolik sendrom adı verilen ciddi bir duruma yol açtığına inanmaktadır;
many scientists believe that: bir iddiayı uzman grubuna dayandırmak
Many scientists believe that, bir görüşün kaynağını belirten bir çerçevedir. Önce görüşü taşıyan grubu adlandırır, ardından bu görüşü that yan cümleciğinde sunar. Böylece iddianın kaynağını iddianın kendisinden ayırarak bilgiyi düzenler. Many herkes anlamına gelmez; believe burada dinsel anlamda inanmak değil, bir görüşe sahip olmak veya bir yargıya varmak demektir. Bu çerçeve, karmaşık bir iddiayı doğrudan söylemeye göre daha az kesin gösterebilir, ancak destekleyici kanıtların ne kadar güçlü olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
many scientists believe that ifadesinin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Sonraki iddiayı birçok bilim insanının benimsediği bir görüş olarak sunar.
- Konuşmacının araştırmayı bizzat yaptığını gösterir.
- Her bilim insanının iddiayı kanıtladığını söyler.
Cevabı göster
Sonraki iddiayı birçok bilim insanının benimsediği bir görüş olarak sunar.
leads to a serious condition called ...: bir sonucu belirtip adını verme
Lead to + isim öbeği, bir şeyin bir sonuca neden olduğunu veya o sonucu ortaya çıkardığını belirtir. Burada özne insulin resistance olduğu için üçüncü tekil kişi biçimi leads kullanılır; sonuç ise a serious condition ifadesidir. Called metabolic syndrome, condition sözcüğünü niteler ve durumun adını verir. Bu, that is called metabolic syndrome yapısının kısaltılmış biçimidir. Yapının tamamı önce nedeni sunar, ardından ortaya çıkan durumun adını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Repeated exposure to very loud sounds can ____ a condition called tinnitus.
Cevabı göster
lead to
involves a constellation of symptoms: bağlantılı belirtilerden oluşan bir örüntüyü içerir
Tıp İngilizcesinde a constellation of symptoms, birbiriyle bağlantılı olan ve çoğu zaman birlikte ortaya çıkarak tanınabilir bir örüntü oluşturan birkaç belirtiyi anlatan bir benzetmedir. Burada constellation yıldızları ifade etmez. Involves, belirtilerin durumun bir parçası olarak içerildiği anlamına gelir. Bu yan cümle, durumu tek bir belirtiyle veya ilişkisiz bir listeyle değil, bağlantılı belirtilerin oluşturduğu örüntüyle açıklar.
Alıştırma
Tıbbi bir açıklamada a constellation of symptoms ne anlama gelir?
- belirtileri yıldızlar şeklinde gösteren bir çizim
- birlikte ortaya çıkan bağlantılı belirtiler grubu
- alışılmadık derecede şiddetli tek bir belirti
Cevabı göster
birlikte ortaya çıkan bağlantılı belirtiler grubu
high blood sugar: hedef aralığın üzerindeki kan şekeri
High blood sugar, kandaki glikoz miktarının normal ya da hedef aralığın üzerinde olması demektir. Sağlık bağlamında blood sugar, blood glucose ifadesinin günlük dildeki karşılığıdır; sıradan sofra şekerinin gerçekten kanda bulunduğu anlamına gelmez. Bu isim öbeğinde high, kan şekeri düzeyini niteler. İfade, bağlama göre bir test sonucunu ya da bir sağlık durumunu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi blood ve sugar sözcüklerini kullanan yaygın sağlık ifadesiyle tamamlayın: The lab result shows ____.
Cevabı göster
high blood sugar
increased waist circumference: artmış bel çevresi ölçümü
Waist circumference, belin çevresinden ölçülen uzunluktur. Circumference, yaklaşık olarak dairesel bir şeklin çevresindeki uzunluğu anlatan kesin ve resmî bir sözcüktür; bu nedenle ifade kıyafet bedenini değil, bir sağlık ölçümünü belirtir. Increased, ölçümün önceki bir değerden ya da referans aralığından daha büyük olduğunu gösterir. Tıbbi listelerde ve raporlarda increased waist circumference çoğu zaman olası bir sağlık riski göstergesi olarak yer alır.
Alıştırma
Resmî sağlık raporu ifadesini tamamlayın: The screening identified ____ as a possible risk factor.
Cevabı göster
increased waist circumference
high blood pressure: yüksek tansiyon
High blood pressure, kan basıncının normal aralığın üzerinde olduğunu belirten standart ve kalıplaşmış ifadedir. Buradaki pressure, duygusal baskıyı değil, kanın damar duvarlarına uyguladığı kuvveti ifade eder. Bir ölçüm anlatılırken someone's blood pressure is high denebilir. Bir sağlık durumundan söz edilirken ise yaygın olarak someone has high blood pressure kullanılır.
Alıştırma
Bir sağlık kontrolünde kişinin kan basıncının normal aralığın üzerinde olduğunun görüldüğünü doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The checkup showed high pressure blood.
- The checkup showed highly blood pressure.
- The checkup showed high blood pressure.
Cevabı göster
The checkup showed high blood pressure.
increases the risk of developing conditions: hastalık geliştirme riskini artırır
Increase the risk of + isim veya -ing biçimi kalıbı, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak anlamına gelir. Increases the risk of developing conditions ifadesinde of bir edattır; bu nedenle develop, developing biçimini alır. Sağlıkla ilgili İngilizcede develop a condition, bir hastalığa veya sağlık sorununa yakalanmaya başlamak anlamına gelir; hastalığı oluşturmak anlamına gelmez. Buradaki conditions genel bir sözcüktür ve ardından gelen like ifadesi örnekler sunar.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular smoking ____ lung disease.
Cevabı göster
increases the risk of developing
like cardiovascular disease and type two diabetes: kronik hastalık örnekleri
Burada like, riski artan rahatsızlıklara örnekler verir. “Örneğin” veya “gibi” anlamındadır; “sevmek” anlamındaki like değildir. Cardiovascular disease, kalbi veya kan damarlarını etkileyen hastalıkların genel adıdır. Type two diabetes ise kan şekeri kontrolüyle ilgili uzun süreli bir rahatsızlıktır. risk of developing conditions like ... yapısında developing, bir hastalığı yaratmak değil, o hastalığa yakalanmak veya hastalığın ortaya çıkmaya başlaması demektir.
Alıştırma
Hangi seçenek cümlede örnek olarak verilen iki kronik rahatsızlığın adını içerir?
- cardiovascular disease and type two diabetes
- seasonal allergies and a common cold
- back pain and a broken arm
Cevabı göster
cardiovascular disease and type two diabetes
and its prevalence is rapidly increasing all over the world. Kelime
4:27ve dünyadaki yaygınlığı hızla artmaktadır.
prevalence is rapidly increasing: nüfus içindeki oranın yükselmesi
Prevalence, belirli bir anda veya belirtilen bir dönem boyunca bir nüfusta hastalığa ya da duruma sahip olan kişilerin oranıdır. Prevalence is rapidly increasing, bu oranın hızla yükseldiği anlamına gelir. Halk sağlığı dilinde bir durumun ne kadar yaygın olduğunu anlatır; ne kadar popüler olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bir rapor, şu anda astımı olan bölge sakinlerinin oranının yükseldiğini söylüyor. Hangi cümle raporla eşleşir?
- The prevalence of asthma is increasing.
- The incidence of asthma is increasing.
- Asthma is becoming more popular.
Cevabı göster
The prevalence of asthma is increasing.
As much as 32%: yüksek bir oranı vurgulamak
As much as 32%, oranın yüzde 32'ye ulaşabileceğini belirtir ve konuşmacı bu sayıyı dikkat çekici ölçüde yüksek gösterir. Yalnızca yüzde 32 bilgisini tarafsız biçimde vermekle kalmaz. Bu kalıpta as much as ifadesinden sonra bir miktar, düzey veya oran gelir. Burada 32% tek bir genel oran ölçüsü olarak ele alındığı için much doğaldır.
Alıştırma
Dikkat çekici ölçüde yüksek bir oranı vurgulayan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ 40% of the lake can freeze during a severe winter.
Cevabı göster
As much as
let's get back to: önceki bir konuya dönmek
Let's get back to your diet, beslenme düzenin hakkında konuşmaya geri dönelim anlamına gelir. Konuşmacı bu ifadeyi bir duraklamadan veya yan konudan sonra konuşmayı daha önceki bir konuya yönlendirmek için kullanır; fiziksel bir geri dönüşü anlatmaz. Kalıp, let's get back to + konu veya etkinlik biçimindedir. Buradaki to bir edat olduğu için ardından the plan örneğindeki gibi bir isim ya da planning the trip örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Önceki konuya dönmek anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We paused the budget discussion for a quick update, so let's ____ the budget now.
Cevabı göster
get back to
Whether your food tastes sweet or not, Dilbilgisi
4:40Yiyeceklerinizin tadı ister tatlı olsun ister olmasın,
Whether ... or not: sonuç iki durumda da aynı kalır
Whether X or not iki olasılığı da kapsar: X'in doğru olması ve doğru olmaması. Ana cümlenin sonucunu değiştirmeyen bir koşul sunar. Burada yan cümle, yemeğin tatlı olmasının belirleyici etken olmadığını anlatır. Örnek virgülle bittiği için, her iki durumda da neyin geçerli olduğunu belirten bir ana cümlenin ardından gelmesi gerekir.
Alıştırma
Havanın planı değiştirmediğini göstermek için cümleyi whether ... or not ile tamamlayın: ____ it rains ____, the game will continue indoors.
Cevabı göster
Whether · or not
sugar is sugar: A is A ile temel gerçeğin hâlâ geçerli olduğunu vurgulamak
sugar is sugar ifadesinde aynı isim is sözcüğünün iki yanında yer alır. Bu A is A kalıbı retorik bir totolojidir: sugar sözcüğünü tanımlamak yerine, sugar'ın bağlamda önemli olan niteliğini veya statüsünü koruduğunu vurgular. Konuşan kişi bu kalıpla bir tartışmayı kesin bir sonuca indirger ve çoğu zaman ‘temel gerçek değişmez’ tavrını yansıtır. Tam olarak hangi gerçeğin ima edildiği bağlama bağlıdır; bu nedenle kalıp küçük farklılıkları bilerek göz ardı edebilir.
Alıştırma
Bir konuşmacı A promise is a promise. dediğinde büyük olasılıkla neyi anlatır?
- Koşullar elverişsiz olsa bile yükümlülük hâlâ geçerlidir.
- Koşullar değiştiği için verilen söz artık önemli değildir.
- Her söz tamamen aynı kelimelerle ifade edilir.
Cevabı göster
Koşullar elverişsiz olsa bile yükümlülük hâlâ geçerlidir.
too many carbs can be a problem: too many + çoğul isim
Too many + sayılabilen çoğul isim, sayının uygun ya da yararlı olandan fazla olduğunu belirtir. Carbs, carbohydrates kelimesinin gündelik dilde kullanılan çoğul kısaltmasıdır; bu yüzden much değil many alır. Can be a problem içindeki can, kesinlik değil olasılık ifade eder. İfade bütünü aşırı miktar konusunda uyarı verir; many carbs tek başına yalnızca miktarın fazla olduğunu söyler.
Alıştırma
Aşırı sayıda anlamını vermek için cümleyi too ve doğru miktar sözcüğüyle tamamlayın: Bringing ____ bags can be a problem on a small boat.
Cevabı göster
too many
take a pass on: kabul etmemeyi veya katılmamayı nazikçe seçmek
Take a pass on + isim ya da -ing biçimi, bir şeyi almamayı, kabul etmemeyi veya bir şeye katılmamayı seçmek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada, deyimden sonra sıralanan yiyecekleri yememeyi seçmek anlamındadır. Baştaki maybe you'll want to öğüdün tonunu yumuşatır; yani konuşan kişi emir vermek yerine öneride bulunur. Take a pass on, bilet ya da izin almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşlarınız sizi geç saatteki bir filme çağırıyor ve siz rahat bir dille reddetmek istiyorsunuz. Hedef ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?
- I'll pass the movie tickets on to Maya tonight.
- I think I'll take a pass on the late movie tonight.
- I think I'll take part in the late movie tonight.
Cevabı göster
I think I'll take a pass on the late movie tonight.